WorldWideScience

Sample records for biyokatilarinda bulunan mikroorganizmalar

  1. Bitlis Etnografya Müzesi'nde Bulunan Geleneksel Giysiler

    OpenAIRE

    Sökmen, Sultan

    2016-01-01

    Bu çalışmada, Bitlis Etnografya Müzesi'nde sergilenmekte olan geleneksel giysilerin kumaş, renk, süsleme ve teknik özelliklerinin tanıtımı amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilgili makamlardan yazılı izin alınarak müze vitrinlerinde sergilenmekte olan ve depolarda koruma altına alınan giysilerin fotoğrafları çekilmiş, gerekli ölçümleri yapılarak teknik özellikleri belirlenmiş, hammadde ve süsleme özellikleri incelenmiştir. Müzede bulunan geleneksel giysi örnekleri yeterince zengin olma...

  2. ERZURUM/İSPİR YEDİGÖL KÖYÜNDE BULUNAN GELENEKSEL EVLER

    OpenAIRE

    KÖŞKLÜ, Zerrin

    2017-01-01

    İspir,Erzurum il merkezine 144 km. mesafede bulunan, Doğu Anadolu ile Doğu KaradenizBölgesi arasında geçiş özelliği gösteren bir ilçedir. İlçe merkezine bağlı 101köy (köyler 2014 Mahalli Seçimlerinin ardından mahalle olarak tanımlanmaktadır)ve köylere bağlı mezralarıyla oldukça geniş bir alanı kaplayan İspir’in 44 km.kuzeyinde Rize il sınırına en yakın köylerinden biri olan Yedigölbulunmaktadır. KaradenizBölgesine yakınlığı, iklim ve arazi koşulları ile Doğu Anadolu Bölgesindenayrılan Yedigöl...

  3. Sıcaklık ve Sürenin Havuç ve Yeşil Fasulyelerde Bulunan Pektin Metilesteraz Enzimi Üzerindeki Etkisinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Yemenicioğlu

    2015-02-01

    Full Text Available Havuç ve yeşil fasulyelerden elde edilmiş ekstrakt ve homojenatlarda PME enziminin aktivite düzeyi ve termal karakteristikleri belirlenmiştir. Yeşil fasulyelerden elde edilmiş homojenatlarda havuçlara kıyasla 2,6 kat daha fazla PME aktivitesi bulunduğu saptanmıştır. Çözünür, iyonik ve kovalent bağlı PME fraksiyonlarının yüzde dağılımı y. fasulyelerde sırasıyla; 3, 88, 9 ve havuçlarda 0, 81, 19 düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Homojenatlarda bulunan PME enzimlerinin optimum sıcaklıkları y. fasulyelerde; 40°C, buna karşın havuçlarda; 50°C'dır. Her iki sebzede de iyonik olarak bağlı PME enzimleri, benzer termal karakteristiklere sahip olup 40°C'de optimum aktivite göstermektedir. Buna karşın kovalent bağlı enzim fraksiyonunun optimum sıcaklığı, havuçlarda 55°C, y. fasulyelerde 50°C dır.

  4. Okulöncesi Yaşta işitme Engelli Çocuğu Bulunan Ailelerin Anasınıfına Geçiş Sürecindeki Gereksinimlerinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tevhide Kargın

    2001-02-01

    Full Text Available Bu araştırma okul öncesi yaştaki işitme engelli çocukların anasınıfına geçişlerinde ailelerinin gereksinimlerini belirlemeyi amaçlamıştır. Araştırma grubunun okul öncesi dönemde yaşları 3 ile 5 arasında işitme engelli çocuğu bulunan 94 anne-baba oluşturmuştur. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından geliştirilen ve geçerlik güvenirlik çalışması yapılan “Anasınıfına Geçişte Aile Gereksinimleri Belirleme Aracı” ile toplanmıştır. Anne-babaların “Anasınıfına Geçişte Aile Gereksinimleri Belirleme Aracı” na verdikleri tepkiler aritmetik ortalama ve yüzdelerle belirlenmiştir. Ayrıca aile gereksinim düzeyinin çocuğun eğitime başlama yaşına, annenin ve babanın yaşları ve eğitim düzeylerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı Kruskal Wallis H Testi ile irdelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre araştırmaya katılan anne-babalar anasınıfına geçişte aile gereksinimlerini belirleme ölçeğinde yer alan tüm ifadelerle gereksinimleri olduğunu belirtmişlerdir. This study investigated the information needs of parents with children in transition into public kindergarten. The research group consisted of 94 parents with children with hearing impairment with ages ranging from 3 to 5. “ The Sacale Parental Information Needs in Transition to Kindrgarten” was used. The scale was developed by researchers. Parents responses to the items of the questionnaires were determined by the means and percentages. This research also examined the effects of different variables such as the age at which children began education, age and educational level of parents. The data was anlayzed by Kruskal Wallis H Test. The results in this study that parents have information needs in all items of the scale.

  5. Aşırı asidik ortamlarda prokaryotik çeşitliliğin geleneksel ve moleküler yöntemlerle belirlenmesi ve biyodesülfürizasyonda kullanılabilirliği

    OpenAIRE

    Aytar, Pınar

    2012-01-01

    Biyoteknolojik potansiyele sahip yeni mikroorganizmalara kaynak olabileceğinden dolayı asidik ortamlarda bulunan mikroorganizmaları belirlemek ekolojik ve pratik açıdan önemlidir. Bu tez çalışmasının öncelikli hedefi asidik maden drenajı (AMD) gibi asidik sularda yaşayan asidofilik mikroorganizmaların çeşitliliğinin belirlenmesidir. Ülkemizde asidik çevrelerdeki mikrobiyal çeşitlilik hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Balıkesir ve Çanakkale’de bulunan Balya ve Çan asidik maden drenajları ol...

  6. THE RESTORATION OF PAINTING “NUDE” BY SAİP TUNA FOUND IN COLLECTION OF THE ANKARA STATE MUSEUM OF PAINTINGS AND SCULPTURES [Tr: ANKARA DEVLET RESİM VE HEYKEL MÜZESİ KOLEKSİYONUNDA BULUNAN, SAİP TUNA’YA AİT “NÜ” İSİMLİ TABLONUN RESTORASYONU

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Berna ÇAĞLAR ERYURT

    2018-04-01

    . [TR: Yağlı boya tablo konservasyonu, depolamadan sergilemeye, taşımadan paketlemeye, temizlikten rötuş yöntemlerine değin oldukça hassas ve farklı uzmanlık alanı gerektiren bir koruma dalıdır. Ülkemizde bu alanda uzman sayısının azlığı, araştırma ve yayınların yetersizliği dikkat çekmekte, yapılan sayılı çalışmanın ise genelde bilimsel esaslara dayalı olmadığı gözlenmektedir. Müzelerimizde, özel koleksiyonlarda uzman olmayan kişilerce hatalı uygulamalara maruz bırakılmış veya uygun koşullarda saklanmadıkları için zarara uğramış pek çok eserle karşılaşılmaktadır. Bu eserlerden biri de çalışmamıza konu olan, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nin deposunda bulunan, Cumhuriyet Dönemi’nin önemli ressamlarından Saip Tuna’ya (1904-1974 ait “Nü” isimli yağlı boya tablodur. Bu çalışmamızda söz konusu tablo üzerinde bilimsel yöntemlerle gerçekleştirilen inceleme, belgeleme işlemleri ile koruma ve onarım yöntemleri ele alınmıştır. Bu kapsamda söz konusu tablo tahribatsız (görsel ve mikroskobik yöntemlerle incelenmiş; eğimli ışık, arkadan aydınlatma ve mor ötesi ışık yardımıyla tabloyu oluşturan katmanlardaki bozulmalar ve önceki onarımlar tespit edilmiştir. Yoğun vernik uygulaması, hatalı rötuş gibi, eserin özgün yapısına uygun olmayan malzeme/yöntemler kullanılarak yapılmış önceki onarım müdahaleleri ile elverişsiz depolama koşullarından kaynaklanan sorunların eserde bozulmalara/hasarlara yol açtığı gözlenmiştir. Tespit edilen bozulmalar ve hasarlar doğrultusunda tablonun onarım çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışma ile elde edilen veriler, koruma ve onarım uygulamalarının başarısında alan uzmanlığının önemi kadar, bilimsel araştırma ve incelemeye dayalı tespit ve teşhisin de gerekliliğini ortaya koymaktadır.

  7. WOLFRAM (DIDMOAD) SENDROMU BULUNAN BİR OLGUDAKİ ORAL BULGULAR (OLGU BİLDİRİMİ)

    OpenAIRE

    Hatipoğlu, Hasan; Hatipoğlu, Müjgan Güngör; Kansu, Özden

    2018-01-01

    Wolfram Sendromu, nadir görülen konjenital, birçok sistemi etkileyebilen sendromdur. Diabetes mellitus,diabetes insipidus, optik atrofi ve sağırlık ile karakterizedir. Hastalarda nörolojik rahatsızlıklar ile üriner sistemrahatsızlıkları ve psikolojik rahatsızlıklar da izlenir. Diabetes mellitus ve optik atrofi ilk ortaya çıkan bulgulardır.Bu olgu raporunda 20 yaşındaki Wolfram sendromlu erkek hastanın klinik ve radyografik ağız bulgularısunulmaktadır.

  8. Farklı dentin bağlayıcı sistemlerin antimikrobiyal özelliklerinin in vitro değerlendirilmesi

    OpenAIRE

    Kaya, Alev Ateşağaoğlu; Ömürlü, Hüma; Sultan, Nedim; Sipahioğlu, Bilge

    2008-01-01

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, antibakteriyel monomer (methacryloyloxydo-decylpyridinium bromide, MDPB) içeren yeni geliştirilmiş bir dentin bağlayıcı sistem ile farklı özelliklere sahip diğer bazı dentin bağlayıcı sistemlerin, çürük lezyonlarında bulunan farklı mikroorganizmalar üzerine antimikrobiyal etkilerinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada farklı özelliklere sahip dentin bağlayıcı sistemlerin (Clearfil Protect Bond, Clearfil SE Bond, SL Bond, i-Bond) Streptococcus mutans, Lact...

  9. Domates Salçalarının Mikroflorası ve Depolama Sürecinde Miktarlarındaki Değişiklikler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fikri Başoğlu

    2015-02-01

    Full Text Available - Ticari sterilize edilen domates salçasının muhafazası esnasında sterilliği azalmaktadır. 12 aylık muhafaza süresinde sterillik %100’den %15 ve 8’e hatta daha aza düşebilir. - Pastörizasyonda tatbik edilen sıcaklık derecesi (89-93 oC laktik asit bakterileri ile maya ve küflerin yaşamasına imkan vermemektedir. - Domates salçasının kalıntı mikroflorasını umumiyetle spor yapan bakteriler (B. subtilis, B. mesentericus, B. cereus ..... temsil etmektedir. - Domates salçasının kuru maddesi %28-30 veya %38-40 olması B. subtilis ve B. mesentericus’un ölmesine tesir etmemektedir. - Salçanın 10-15 oC ta muhafaza edilmesi termofil mikroorganizmaların çoğalmasına engel olmaktadır. - Salçanın pH’sı yükseltilirse sporlar çabuk gelişmektedir. - Hermetikli kapatmadaki hatalarda laktik asit bakterileri ve mayalar salçayı bozmaktadırlar. - Salçada bulunan bazı sporlu ve sporsuz mikroorganizmaların termal ölüm müddetlerine ortamın pH’sı, organik asitler ve spor konsantrasyonu etki etmektedir.

  10. Gıdalarda Bulunan L-Triptofan, Serotonin, Melatonin Profilleri ve Sağlık Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seda Kurtulmuş

    2015-11-01

    Full Text Available Günümüzde bilim ve teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak beslenme alışkanlıklarımız değişmiştir. Beslenme şekli ve kalitesi insan sağlığı için önemlidir. Özellikle bazı gıda bileşenleri, merkezi sinir sistemi üzerine depresyon, anksiyete, uyku, iştah gibi çeşitli etkilere sahiptir. Gıda bileşenleri merkezi sinir sistemine; fenilalanin, lösin, izolösin, valin ve tirosin gibi nötral amino asitler aracılığıyla taşınmaktadır. Amino asitler insan beslenmesinde önemli bir yere sahiptirler. Vücutta sentezlenemeyen ve dışarıdan alınması gereken esansiyel amino asitlerden L-triptofan (L-Trp, metabolizmada birçok işlevinden dolayı insan beslenmesinde elzemdir. Son yıllarda bilim dünyası, L-Trp’ın insan vücudundaki serotonin ve melatonin hormonlarının salgılanmasında öncü olması gibi çeşitli fonksiyonları üzerine yoğunlaşmıştır. Serotonin ve melatonin hormonları insan vücudunda; psikoloji, uyku, vücut sıcaklığı, kan basıncı dengesi, antioksidan etkisi, kanser inhibitörü, cinsellik, otizm ve sirkadiyen ritim gibi faaliyetlerden sorumlu olup; süt, kefir, yoğurt, portakal, çilek, üzüm, zeytinyağı, ceviz, erik, fındık, nar, kahve, kivi ve muz gibi çeşitli gıdalarda bulunmaktadır. Bu makalede triptofan, serotonin ve melatoninin biyosentezi ve metabolizması, çeşitli gıdalardaki profilleri ve bunların fizyolojik ve biyolojik açıdan insan sağlığı üzerine etkileri hakkında son yıllarda yapılan çalışmalar derlenmiştir.

  11. Antalya İlinde Kesme Çiçek Seralarında Bulunan Zararlı Böcek ve Akar Türleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zeliha TIRAŞ

    2016-09-01

    Full Text Available Antalya ili ve ilçelerinde 2014-2015 yıllarında yürütülen bu çalışmada 28 serada 13 kesme çiçek türünde Insecta sınıfına ait 64 tür ve Arachnida sınıfına ait bir tür saptanmıştır. Elde edilen 16 türün kesme çiçeklerde ekonomik düzeyde zararlı, beş türün ise ana zararlı olduğu belirlenmiştir. Önem sırasına göre bu türler; Tetranychus urticae Koch, Frankliniella occidentalis Pergande, Bemisia tabaci Gennadius, Helicoverpa armigera Hübner ve Spodoptera littoralis Boisduval’dir. T. urticae ve F. occidentalis çalışma yapılan tüm ilçelerdeki kesme çiçek seralarında saptanmıştır. F. occidentalis dokuz, H. armigera yedi, T. urticae üç, B.tabaci iki ve S. littoralis iki farklı kesme çiçek türü üzerinde saptanmıştır.

  12. HARRAN'DA YETİŞMİŞ HADİS BİLGİNLERİ (Kütüb-i Sitte'de Rivayeti Bulunan Harrani Nisbesiyle Anılan Raviler)

    OpenAIRE

    Dilek, Mehmet

    2003-01-01

    Harran, İslam tarihçilerine göre el-Cezire veya Asur ceziresi adı verilen Yukarı Mezopotamya'nın Diyar-ı Mudar kısmının çoğu zaman merkezi olmuştur. El-Cezire bölgesinin kuzey yarısı Türkiye, güney yarısı ise Suriye ve Irak toprakları içerisinde bulunmaktadır. ElCezire, İslam' dan önce ve İslam tarihinin başlarında bu bölgeye yerleşen Arap kabilelerine göre; "Diyar-ı Mudar", " Diyarı- Rebia", ve "Diyar-ı Bekr" olmak üzere üç tarihi bölgeye ayrılmıştır. ...

  13. SOME THOUGHTS ABOUT CRAFTSMAN INSCRIPTIONS PRESENT AT THE TURKISH ERA BUILDINGS IN NORTHERN AZERBAIJAN / KUZEY AZERBAYCAN’DAKI TÜRK DÖNEMI YAPILARINDA BULUNAN USTA KITABELERI ÜZERINE BAZI DÜSÜNCELER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dr. Ersel ÇAĞLITÜTÜNCĐGĐL

    2008-12-01

    Full Text Available Turkic republics, which gained theirindependency after the collapse of Soviet Union, get intouch with the other states on social, economic andcultural relations, especially with Türkiye. Manyscientists have had the chance to go to these regions forthe scientific researches and to examine the artmonuments, which are the most important evidences ofthe Turkish identity, after the collapse.Turkish art, which takes its strength fromthe depth of history, has been fed continually from itsroots extended to Central Asia and Caucasus. In thisstudy, the inscriptions, which are the primary sources ondating the architectural monuments constructed inAzerbaijan between XI-XIX centuries, have beenexamined and the superscriptions of the constructionand decoration masters’ and some other problems havebeen introduced.

  14. Pelemir Tohum (C. syriaca schrad. Yağında Bulunan Epoksi Yağ Asitlerinin İnce Tabaka (TLC ve Gaz Kromatografisi (GLC Metodları İle Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nejat Altıniğne

    2015-02-01

    Full Text Available Bu araştırmada pelemir tohum (C. syriaca schrad. yağındaki epoksi yağ asitleri, ince tabaka (TLC ve gaz kromatografisi (GLC metodları ile saptanmaya çalışılmıştır. Mono ve diepoksi yağ asitleri ile birlikte monohidroksi ve a-b-keto yağ asitleri de bulunmuştur.

  15. Samanlarda Biyolojik Muamelelerle Lignoselüloz Kompleksin Sindirilebilirliğinin Artırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aydan Atalar

    2017-12-01

    Full Text Available Samanların hücre duvarında bulunan lignoselüloz kompleksin parçalanması ile selüloz ve hemiselüloz gibi rumen fermantasyonuyla sindirilebilir fraksiyonlar elde edilir. Rumende sindirilmeyen ligninin biyoteknolojik metotlarla parçalanarak samandan yararlanılabilirliğin artırılması son yıllarda hayvan beslemecilerin odak noktası olan alanlarından birisi olmuştur. Lignoselüloz kompleksin biyolojik metotlarla muamelesinde bakteriler, mantarlar ve bu mikroorganizmalardan elde edilen enzimler kullanılmaktadır. Bakteri muamelesinde Mycobacterium, Arthrobacter ve Flavobacterium türü bakterilerin lignini parçalayabilme özelliğinden yararlanılmaktadır. Enzim muamelesi etkili olmasına rağmen yüksek maliyet nedeniyle uygulamada yer bulamamıştır. Mantar muamelesinde beyaz, kahverengi ve yumuşak çürüme yapan 3 tür mantar kullanılmaktadır. Kahverengi çürükçül mantarlar tercihen selüloz ve hemiselüloza saldırır, ancak lignini parçalayamaz. Beyaz çürükçül mantarlar lignine saldırarak lignol bağları ve aromatik halkayı parçalarlar. Beyaz çürükçül mantarlar selülaz, ksilanaz gibi hidrolitik enzimlerle polisakkaritleri ve lignin peroksidaz ve lakkaz gibi oksidatif ligninolitik enzimlerle lignini parçalarlar. Lignoselülozik materyalleri en iyi parçalayabilen mikroorganizmaların mantarlar olması ve maliyetin düşük olması nedeniyle özellikle beyaz çürükçül mantarların uygulama potansiyeli bulunmaktadır. Bu bildiride biyoçeşitliliğin sağladığı avantajla biyolojik metotlarla samanların sindirilebilirliğinin artırılması tartışılacaktır.

  16. Gıda Kaynaklı Antihipertensif Peptitlerin Biyoyararlılığı, Üretimi Ve İlaç Olarak Kullanım Olanakları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aslı Akpınar

    2015-02-01

    Full Text Available Kardiyovasküler rahatsızlıklar, obezite, hipertansiyon, diyabet ve kanser gibi birçok hastalıkların görülme sıklığı besinsel faktörlerden etkilenmektedir. Son yıllarda gıda kaynaklı proteinlerden meydana gelen biyolojik aktif peptitlerin insan sağlığına yararlı etkileri ile ilgili olarak kapsamlı birçok çalışma bulunmaktadır. Biyoaktif peptit olarak bilenen bu protein parçaları ya gastrointestinal sindirim sırasında ya da starter mikroorganizmalar tarafından yapılan fermantasyon veya olgunlaşma yoluyla gıda işlenme sırasında açığa çıkarlar. Biyoaktif peptitler kardiyovasküler, sindirim, immun ve sinir sistemi gibi vücudun başlıca sistemlerini etkileyen antimikrobiyal, antioksidan, antitrombik, antihipertensif, bağışıklık sistemini düzenleyen aktiviteler sergilerler. Farklı grup biyoaktif peptitler arasında bulunan ACE inhibitörleri, hipertansiyonun yaygın olarak görüldüğü batılı ülkelerde ayrı bir öneme sahiptir. Hipertansiyonun engellenmesinde beslenme faktörü oldukça önemli bir role sahiptir. Yapılan çalışmalar antihipertensif peptitleri taşıyan gıdaların tüketilmesiyle kan basıncında önemli oranda düşme olduğunu göstermiştir, bu yüzden antihipertensif aktiviteye sahip yeni gıdaların üretimi gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Söz konusu peptitlerin endüstriyel uygulaması sırasında; gıda içine katılım şekli, duyusal özelliklere katkısı, depolama ve gıda işleme sırasında stabiliteleri göz önüne alınmalıdır. Bu makalede süt proteini bazlı antihipertensif etkili peptitlerin yapıları, biyoyararlılıkları ve ilaç olarak kullanım olanakları değerlendirilecektir.

  17. TÜRKİYE’DE ORDU İLİNDEN ELDE EDİLEN PROPOLİSİN ANTİMİKROBİYAL AKTİVİTESİ

    OpenAIRE

    Ertürk, Ömer; Yavuz, Ceren; Sıralı, Recep

    2015-01-01

    Bu çalışmada Türkiye’nin Ordu ilinden propolis örneklerine aseton, etil asetat, kloroform, etanol, metanol, dimetil sülfoksit ve su ekstraklarıyla antimikrobiyal ve antifungal etkiler araştırılmıştır. Propolisin antimikrobiyal aktivitesi propolis türlerine, propolis dozuna ve tüm mikrobiyal organizmalar için ekstraksiyon çözücülerine bağlı olarak değişmektedir. On beş türe ait mikroorganizmalar Staphylococcus aureus, Stereptococcus salivarius, Klebsiella pneumonia, Escherichia coli, Salmonell...

  18. Mikrobiyal Proteinlerin Yüksek Düzeydeki Nükleik Asitlerini Azaltma Yöntemleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa Özyurt

    2015-02-01

    Full Text Available Tarımsal ve endüstriyel artıklardan mikroorganizmalar kullanılarak elde edilen mikrobiyal proteinler (tek hücre proteinleri bugün için hayvan yemi olarak kullanılabilmektedir. Ancak dünya nüfusunun hızla artışı gelecekte ortaya çıkabilecek gıda sorunu karşısında, bu kaynaklardan insanlar tarafından da yararlanılabileceğini akla getirmektedir. Mikrobiyel proteinlerin insan gıdası amacıyla kullanılmasında bu nonkonvansiyonel besin kaynaklarının yüksek orandaki nükleik asit içerikleri bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorun çeşitli yöntemler kullanarak mikrobiyal proteinlerin nükleik asitlerinin daha düşük düzeye indirilmesi çalışmalarıyla çözümlenmeye çalışılmaktadır. Mikroorganizmaların nükleik asit içeriği: Algler: %3-8, mayalar. %6-12, bakteriler: %8-16, fungusların da %10’dan azdır.

  19. Probiyotikler ve Kullanım Alanları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Başar Uymaz

    2010-01-01

    Full Text Available Gıdaların üretiminde tüketici sağlığını destekleyici ve immün sistemi uyaran etkilere sahip mikroorganizmaların kullanımı giderek artmaktadır. Bu mikroorganizmaların önemli bir grubunu teşkil eden probiyotiklerin gastrointestinal sistem hastalıklarının engellenmesi ve tedavisinde ve normal mikrofloranın oluşumunda önemli bir rol oynadığı klinik denemelerle belirlenmiştir. Diğer yandan probiyotiklerin, suştan suşa farklılık gösteren gıda koruyucu etkileri ve değişik hastalıkların tedavisinde kullanım potansiyelleri üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Özellikle çocuklarda görülen akut diyare ve antibiyotik kullanımına bağlı diyarenin tedavisinde etkin kullanım potansiyeli taşıyan probiyotik preparatları geliştirilmiştir. Bu derleme makalesinde probiyotik suşların seçiminde kullanılan karakteristikler, kullanım olanakları ve tedavi edici potansiyelleri, güncel bilgiler taranarak verilmiştir.

  20. Kefir

    OpenAIRE

    Koçak, Celalettin; Gürsel, Asuman

    1981-01-01

    Kefir çok eski bir fermente süt mamülü olup, hammaddesi keçi, koyun ve inek sütüdür. %0.6-0.8 alkol içermesi nedeniyle fermente süt içkisi olarak tanınır. Günümüzde kefirin birçok hastalıklar üzerindeki iyileştirici etkisinden dolayı önemi artmıştır. Kefir üretiminde fermantasyonu sağlamak üzere kefir tanelerinden yararlanılır. Kefir taneleri sarımtırak renkte olup takriben bezelye büyüklüğündedir. Bu taneler kazein ve birbirleri ile ortaklaşa yaşayan mikroorganizmaların meydana getirdiği j...

  1. Kefir

    OpenAIRE

    Celalettin Koçak; Asuman Gürsel

    2015-01-01

    Kefir çok eski bir fermente süt mamülü olup, hammaddesi keçi, koyun ve inek sütüdür. %0.6-0.8 alkol içermesi nedeniyle fermente süt içkisi olarak tanınır. Günümüzde kefirin birçok hastalıklar üzerindeki iyileştirici etkisinden dolayı önemi artmıştır. Kefir üretiminde fermantasyonu sağlamak üzere kefir tanelerinden yararlanılır. Kefir taneleri sarımtırak renkte olup takriben bezelye büyüklüğündedir. Bu taneler kazein ve birbirleri ile ortaklaşa yaşayan mikroorganizmaların meydana getirdiği j...

  2. Kefir

    OpenAIRE

    Koçak, Celalettin; Gürsel, Asuman

    2014-01-01

    Kefir çok eski bir fermente süt mamülü olup, hammaddesi keçi, koyun ve inek sütüdür. %0.6-0.8 alkol içermesi nedeniyle fermente süt içkisi olarak tanınır. Günümüzde kefirin birçok hastalıklar üzerindeki iyileştirici etkisinden dolayı önemi artmıştır. Kefir üretiminde fermantasyonu sağlamak üzere kefir tanelerinden yararlanılır. Kefir taneleri sarımtırak renkte olup takriben bezelye büyüklüğündedir. Bu taneler kazein ve birbirleri ile ortaklaşa yaşayan mikroorganizmaların meydana getirdiği j...

  3. Patojen Bakterilerin Dondurmada Canlı Kalma Sürelerinin Tespiti Üzerinde bir Araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Necati Akbulut

    2015-02-01

    Full Text Available Araştırmada patojen olarak bilinen Escherichia coli, Salmonella typhimurium, Staphylococcus aureus, Yersinia enterocolitica ve Klebsiella pneumonia türü mikroorganizmaların dondurmanın depolanması sırasındaki canlı kalma düzeyleri incelenmiştir. Yukarıda adı geçen patojenlerin ürünün iki aylık depolama periyodunda canlılıklarını devam ettirebildikleri ve özellikle Klebsiella pneumonia ile Yersinia enterocolitica’ nın diğerlerine göre soğuğa karşı dirençli oldukları, buna paralel olarak da mililitredeki sayılarının daha yüksek olduğu saptanmıştır.

  4. Bahar GEDİKa,*, Görkem DÜLGERb

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bahar GEDİK

    2015-05-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, beş patojenik Candida türü üzerindeki Lavandula stoechas L. ekstrelerinin antimikrobiyal aktivtesini belirlemektir. Test mikroorganizmaları olarak, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesine başvuran hastalardan izole edilmiş olan Candida (Candida albicans, Candida krusei, Candida tropicalis, Candida guilliermondii ve Candida glabrata türleri kullanıldı. Etil alkol, kloroform ve etil asetat ekstreleri, Soxhlet aracılığıyla bitkiden elde edildi. Bu ekstrelerden 25 ul, 50 ul ve 75 ul si steril disklere emdirildi ve anti-candidal aktivite spektrumları test mikroorganizmaları üzerinde disk difuzyon metodu kullanılarak belirlendi. Kontrol grubu olarak, standart antifungal antibiyotikler (Griseofulvin, Fluconazole, Amphotericin B, Miconazole, Nystatin, Flucytosine, Clotrimazole, Ketoconazole, Itraconazole kullanıldı ve sonuçlar karşılaştırıldı. Sonuç itibariyle, L. stoechas L. bitkisiden elde edilen ekstrelerin standart antibiyotiklerle karşılaştırıldığında oldukça etkili anti-candidal bir aktiviteye sahip olduğu ortaya çıktı. Sonuçlarımıza göre, L. stoechas L. ekstrelerinden elde edilen anti-candidal aktivite standart antifungal antibiyotiklerden çok daha fazladır. Bu yüzden, bu durum bitkinin etnobotanik kullanımını desteklemektedir. Buna ilaveten, alternatif tıpta yaygın olarak kullanılan bitkinin potansiyel ekstreleri gelecekte Candidemia tedavisi için de kullanılabilecektir

  5. Sığır Papillomatozis’inde Lipid Peroksidasyon Düzeyi ve Antioksidan Enzim Aktiviteleri

    OpenAIRE

    ASLAN, Ö.; SARAÇ, Ş.

    2014-01-01

    Bu çalışmada, Kırıkkale merkez ve ilçelerinde bulunan ineklerde, subklinik mastitis olgularının prevalansınınbelirlenmesi, mastitise neden olan etkenlerin izolasyonu, identifikasyonu ve bunların antibiyotik direnç durumlarınınsaptanması amaçlandı. Çalışma kapsamında, 629 sağmal inekten alınan sütler California Mastitis Testi (CMT) ile muayene edildi. CMT pozitif bulunan 342 (%54.37) inekten alınan 836 adet süt örneğinin mikrobiyolojik olarak incelenmesisonucunda 213’ünde (%25.47) etken izole ...

  6. Şehir akvaryumlarında ele alınan Türkiye deniz balıkları türlerinin araştırılması.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kemal Burak Gültekin

    2015-12-01

    Full Text Available Dünya çapında halk akvaryumlarına ve deniz canlılarına olan ilgi giderek artmaktadır. Bu duruma paralel olarak Türkiye’de de halk akvaryumları ilgi çekmeye başlamıştır. Çalışmada İstanbul, Ankara, Bursa ve Antalya’da bulunan halk akvaryumlarındaki sistemler ve sergilenen türler incelenmiş, yetkilileri ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Çalışma sonucunda, Chondrichthyes (kıkırdaklı balıklar grubundan 4 ordo ve 8 familyaya ait 8 tür, Osteichthyes (kemikli balıklar grubundan ise 9 ordo ve 24 familya ait 59 tür olmak üzere toplamda 67 adet Türkiye sularından kayıt edilmiş balık türü tespit edilmiştir. Tespit edilen türlerin habitatları incelendiğinde 57 türle en çok bentik türlerin halk akvaryumlarında tercih edildiği görülmüştür. Bundan başka 6 adet semipelajik, 3 adet epipelajik ve 1 adet pelajik tür tespit edilmiştir. Ayrıca türlerin denizlerimizdeki dağılımı incelendiğinde Karadeniz’de bulunan 40, Marmara Denizi’nde bulunan 48, Ege Denizi’nde ve Akdeniz’de bulunan 62 türün halk akvaryumlarında sergilendiği belirlenmiştir

  7. Varroa destruktor’un Kontrolünde Yeni Stratejiler

    OpenAIRE

    AYDIN, Levent

    2005-01-01

    Bu derlemede daha önce Varroa jacobsoni olarak bilinen Varroa destructor Kore hattının ülkemizde bulunuşu ve bu parazite karşı uygulanan koruma ve kontrol önlemlerinde yeni stratejilerden söz edilmiştir. Toprakta bulunan iki mantar türünün Varroa kontrolü için önemi vurgulanmıştır

  8. Salça Üretim Aşamalarına Göre Bakteri ve Maya Florasındaki Değişim ve Bozulmadaki Etkileri Üzerinde Araştırmalar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Vildan Uylaşer

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışma salça üretim sanayiinde büyük bir sorun oluşturan ve bu nedenle ekonomik kayıplara yol açan mikrobiyolojik bozulmalara ışık tutması, bu bozulmaların etkileri olan mikroorganizmaların hangileri olduğu ve üretimin hangi aşamasında ne yoğunlukta bulunduklarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bunun için iki farklı firmadan, salça üretiminin tüm aşamalarını kapsayacak şekilde örnekler alınarak hem mikrobiyolojik, kimyasal ve fiziksel analizler, hem de bakteri ve maya izolasyonları yapılmıştır. Analizler sonucu elde edilen bulgulara göre salça üretimi sırasında rastlanılan bakterilerin Bacillus, Lactobacillus, Listeria, Corynebacterium, Kurthia ve Streptococcus cinslerinin; mayaların ise Aureobasidium, Candida, Endomycopsis, Hansenula, Kloeckera, Saccharomyces, Torulopsis ve Trichrosporon cinslerinin temsilcileri oldukları belirlenmiştir. Bu mikroorganizmaların salça üretimi sırasında sayıca en fazla bulundukları aşamaların ise hammadde, yıkama sonrası, palper çıkışı ve 1. evaporasyon sonrası (1. efekt olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca salça üretiminin 6 değişik aşamasından 2 üretim sezonunda 14 farklı zamanda alınan örneklerde kuru madde, briks, pH, asit tuz ve invert şeker analizleri yapılmış ve değişimleri izlenmiştir.

  9. Natürel Zeytinyağındaki Uçucu Aroma Bileşenleri ve Duyusal Kalite Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dilşat Bozdoğan Konuşkan

    2015-02-01

    Full Text Available Natürel zeytinyağında bulunan uçucu aroma bileşenlerinin, zeytinyağının lezzet ve aroması üzerine etkisi oldukça önemlidir. Zeytinyağında 280’e yakın uçucu bileşen tespit edilmiş olup, bunlardan 70 kadarının aromaya direkt etkisi olduğu belirlenmiş ve zeytinyağında lezzetten sorumlu grup olarak tanımlanmıştır. Zeytinyağındaki uçucu aroma bileşenlerinin kompozisyonu, başta enzimatik reaksiyonlar olmak üzere, çevresel ve teknolojik faktörlere bağlı olarak değişmektedir. Yüksek kalitedeki zeytinyağlarında bulunan 5 ve 6 karbonlu bileşenler ile özellikle 6 karbonlu uçucu bileşenler, toplam uçucu bileşenlerin % 60-80’ini oluşturmaktadır. Natürel zeytinyağında algılanan meyvemsi, acı-yakıcı (bitter ve keskin-buruk tatlar, duyusal kaliteyi olumlu yönde etkileyerek, tüketici beğenisini sağlamaktadır. Bu çalışmada, natürel zeytinyağında bulunan uçucu aroma bileşenleri ve oluşumları üzerinde etkili olan faktörler ile bunların yağın duyusal kalitesi üzerine olan etkileri üzerinde durulmuştur.

  10. Balıkta Avlanma Sonrası Meydana Gelen Biyokimyasal Değişmeler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayla Soyer

    2015-02-01

    Full Text Available Balık, et kalitesinin ve besin değerinin yüksekliğinden dolayı sevilen bir gıdadır. Balıktaki lipidler, proteinler ve protein olmayan bileşikler ölüm sonrası oluşan ortam nedeniyle biyokimyasal reaksiyonlara maruz kalmaktadırlar. Balıktaki temel enerji kaynakları olan adenozin trifosfat (ATP ve kas glikojeni, ölüm sonrası sürekli üretimin durması sonucu süratle harcanmaktadır. ATP’nin harcanması ve membran bütünlüğünün bozulması sonucu aktin ve miyosin köprüleri geri dönüşsüz olarak oluşmaktadır (rigor-mortis. ATP’nin hipoksantine parçalanması, oluşan anaerobik ortamda glikoliz yoluyla kas glikojeninden laktik asit oluşması, trimetilamin oksitten trimetilamin oluşması ortamdaki enzimler ve mikroorganizmaların varlığında ileri düzeyde biyokimyasal reaksiyonlara neden olmakta, lipidler ve proteinlerde meydana gelen değişmeler balık tat, koku ve tekstüründe değişmelere yol açmaktadır.

  11. Anne Sütü ve Mikrobiyota Gelişimi

    OpenAIRE

    GÜNEY, Rabiye; ÇINAR, Nursan

    2017-01-01

    Sağlıklı mikrobiyotanın etkisine yönelik yapılan çalışmalarda, çocukların gelecekteki sağlığı için mikrobiyota gelişiminin büyük önem taşıdığı vurgulanmaktadır. Astım, şeker hastalığı, obezite gibi birçok hastalığın zarar görmüş ya da gelişmemiş bağırsak mikrobiyotası ile yakın ilişkisi bulunmaktadır. Anne sütü, sağlıklı bir bağırsak mikrobiyotasının gelişmesi için bebeğe aktarılan çok sayıda non-patojen bakteriyi içinde barındırmaktadır. Bununla birlikte, anne sütündeki mikroorganizmaların n...

  12. Lactobacillus casei’nin Sağlık Üzerine Etkileri ve Gıda Endüstrisinde Kullanımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Vesile Funda Sömer

    2015-02-01

    Full Text Available Lactobacillus casei suşları çiğ ve fermente süt ürünleri, taze sebzeler, bitkisel fermente ürünler, anne sütü, insan ve diğer sıcakkanlıların sindirim sistemi, toprak ve göl gibi çeşitli ortamlarda yaygın olarak bulunmaktadır. Bu bakteriler yüksek miktarda laktik asit üretimi, ürünlerin lezzet, aroma ve duyusal özelliklerini iyileştirme, düşük pH ve safra tuzuna yüksek tolerans, antimikrobiyel ve antidiyarejenik gibi özellikleri sayesinde gıda endüstrisinde, özellikle fermente süt ürünlerinin üretilmesinde başlatıcı kültür ve probiyotik olarak kullanılmaktadır. L. casei suşlarının kanser tedavi sürecini hızlandırma, bağışıklık sistemini uyarma, kolesterol seviyesini düşürme, çeşitli kronik hastalıklara karşı etki gösterme, patojen mikroorganizmaların gelişmesinin engellenmesi gibi sağlık üzerine pek çok olumlu etkisi belirlenmiştir. Bu derlemede L. casei’nin sağlık üzerindeki olumlu etkileri ve endüstriyel kullanım alanlarına değinilirken, bu konuda yapılan çalışmalardan örnekler verilmektedir.

  13. Kefir

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Celalettin Koçak

    2015-02-01

    Full Text Available Kefir çok eski bir fermente süt mamülü olup, hammaddesi keçi, koyun ve inek sütüdür. %0.6-0.8 alkol içermesi nedeniyle fermente süt içkisi olarak tanınır. Günümüzde kefirin birçok hastalıklar üzerindeki iyileştirici etkisinden dolayı önemi artmıştır. Kefir üretiminde fermantasyonu sağlamak üzere kefir tanelerinden yararlanılır. Kefir taneleri sarımtırak renkte olup takriben bezelye büyüklüğündedir. Bu taneler kazein ve birbirleri ile ortaklaşa yaşayan mikroorganizmaların meydana getirdiği jelatinimsi kolonilerden oluşmuştur. Bu kolonilerin florasına bakteri ve mayalar hakimdir. Kefir üretiminde kullanılacak sütler homojenize ve ısıtma işlemlerine tabi tutulduktan sonra, kefir taneleri kullanılarak hazırlanan bulk starter ilave edilerek inkübasyona alınır. Bu evrede, laktik asit, alkol CO2 oluşmakta, kefir özel maya tat ve aroması kazanmaktadır. İnkübasyondan sonra olgunlaştırılarak paketlenen kefir tüketime sunulmaya hazır hale gelir.

  14. opraktan izole edilen Bacillus türlerinin tanımlanması ve biyolojik özelliklerinin araştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice Katı

    2016-08-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Giresun adasından toplanan toprak örneklerinden Bacillus izolasyonu yapılmıştır. Bu izolatlar morfolojik, biyokimyasal ve moleküler olarak tanımlanmıştır. Tanımlanan Bacillus’larda bazı ekstrasellüler enzimlerinin varlığı kalitatif olarak incelenmiştir. Ayrıca Bacillus izolatlarının bazı bakterilere karşı antibakteriyal aktiviteleri agar difüzyon metoduna göre araştırılmıştır. Sonuç olarak 38 izolat B. cereus grubu üyesi, 7 izolat B. thuringiensis, 10 izolat B. megaterium, 6 izolat B. pumilus ve 12 izolat Bacillus sp. olarak tanımlanmıştır. Bacillus izolatlarının ekstrasellüler enzim aktivite sonuçları değerlendirildiğinde 38 izolatın amilaz, 53 izolatın lipaz/esteraz, 16 izolatın kitinaz, 7 izolatın ksilanaz, 2 izolatın pektinaz, 73 izolatın proteaz ve 35 izolatın selülaz enzim aktivitesi pozitif olarak bulunmuştur. Çalışmada kullanılan Bacillus izolatları test edilen mikroorganizmaların gelişmelerini değişik oranlarda engellemiştir. Dokuz izolat yüksek antibakteriyal aktivite göstermiştir.

  15. Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nalan YILMAZ SARIÖZLÜ

    2010-10-01

    Full Text Available Eskişehir/Türkiye’deki ılıca sularındaki bakteriyel topluluğun ortaya konulması ve incelenmesi için 7 ılıca su örneği 7 farklı ılıcadan toplanmıştır. Tüm örnekler dört farklı besi ortamına (nutrient agar, su-maya ekstraktı agar, triptik soy agar, nişasta-kazein agar inoküle edilmiştir. 50 °C’de 14 günlük inkübasyondan sonra tüm bakteri kolonilerinin sayımı yapılıp saflaştırılmıştır. Tüm izolatların gram reaksiyonları, katalaz veoksidazözellikleri belirlenmişve BIOLOG, VITEK veotomatikribotiplendirme sisteminde (RiboPrinter incelenmişlerdir. Bu bakterilerin ampisilin, gentamisin, trimetoprim-sülfametoksazol ve tetrasiklin antibiyotiklerine karşı dirençliliği incelenmiştir. Sonuç olarak normal insan florasına ilaveten ısıya dirençli patojenik mikroorganizmalar incelenen alandaki ılıca sularında (43-50 °C belirlenmiştir. Altı genusa ait 10 farklı tür Alysiella filiformis, Bordetella bronchiseptica, B. pertussis, Molexalla caprae, M. caviae, M. cuniculi, M. phenylpyruvica, Roseomonas fauriae, Delftia acidovorans ve Pseudomonas taetrolens olarak tanımlanmıştır

  16. Listeria monocytogenes’in Gıdalarla Olan Kişisel Özellikler, İzolasyonu ve Patojenitesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mert Kaytanlı

    2015-02-01

    Full Text Available 1930’lu yıllara kadar Listeria monocytogenes’in yalnızca hayvanlar için patojen bir mikroorganizma olduğu görüşü yaygındı. Ve mikroorganizma henüz yeteri kadar iyi tanımlanamadığı için L. monocytogenes içeren örnekler çoğu kez patojenite açısından negatif olarak kabul edilmişlerdir. Tesadüfen mikroorganizma varlığı fark edildiği zaman laboratuvar kontaminasyonu kabul edilip, gereken önem verilmiyor, sonuç olarak Listeria infeksiyonlarından başka mikroorganizmalar sorumlu tutuluyorlardı. Mikroorganizmanın tanımlanmasından sonra gıda zehirlenmelerindeki rolü ve epidemiyolojisi açıklık kazanmaya başladı. Eldeki verilere göre 1979 yılında Boston’da, 1983 yılında Massachusettes ve 1985 yılında Kaliforniya’da görülen listeriosis vakalarında infekte olan insanların %30’unun ölümüyle L. monocytogenes’in patojenik potansiyelinin çok yüksek olduğu kanıtlanmıştır. Gerekli önlemler alınmadığı taktirde gelecekte yüksek ölüm oranına yol açan Listeria infeksiyonlarından sıkça söz edileceği muhakkaktır.

  17. Web Tabanlı Öğretim Yönteminin Turizm Eğitiminde Akademik Başarıya Etkisi

    OpenAIRE

    Köksalan, Bahadır; Sevindik, Tuncay; Olcay, Atınç

    2011-01-01

    Bu araştırmanın amacı, web tabanlı öğretim yönteminin turizm eğitimi alan yükseköğretim öğrencilerinin akademik başarısına etkisini belirlemektir. Araştırma, 2009-2010 akademik yılı güz döneminde Gaziantep il merkezinde bulunan Gaziantep Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu Turizm ve Seyahat İşletmeciliği Programı ile Turizm ve Otel İşletmeciliği Programında öğrenim gören toplam 50 (25 deney grubu, 25 kontrol grubu) öğrenci üzerinde yapılmıştır. Araştırma öntest-sontest ve dene...

  18. Tutum, Değer Ve Özyeterlik Değişkenlerinin TIMSS-1999 ve TIMSS-2007 Sınavlarında Öğrencilerin Matematik Başarılarını Yordama Düzeyleri

    OpenAIRE

    DOĞAN, Nuri; BARIŞ, Fulya

    2010-01-01

    Bu araştırmada TIMSS–1999 ve TIMSS–2007 uygulamalarına giren Türk öğrencilerin bazı duyuşsalözelliklerinin matematik puanlarını yordama düzeyi incelenmiştir. TIMSS anketlerinde bulunan ve duyuşsalboyutları ölçen; tutum, değer ve öz-yeterlik puanları bağımsız değişken ve öğrencilerin matematik başarıpuanları bağımlı değişken olarak ele alınmıştır. Verilerin analizinde standart çoklu regresyon tekniğindenyararlanılmıştır. Analizler sonucunda, TIMSS-1999 ve TIMSS-2007 sınavlarında öğrencilerin m...

  19. Turunçgil Sularında Acılık Ögesi Olarak Limonin

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali Altan

    2015-02-01

    Full Text Available Flavonoid yapısındaki acılık etmenlerinin yanısıra turunçgillerde bulunan diğer bir acılık etmeni de Limonindir. Limonin turunçgil meyvelerindeki triterpenoid metabolizmasının ara ürünlerinden olan bir limonoiddir. Yapılan araştırmalar bu maddenin limon ve altıntoplarla Washington Navel, Valencia ve yafa portakallarının kabuklarında, çekirdeklerinde ve bu meyvelerden elde edilen meyve sularında değişik miktarlarda bulunduğunu göstermiştir.

  20. Çoruh Havza’sındaki Günlük Maksimum Yağış Serilerinin Trend Analizi

    OpenAIRE

    TOSUNOĞLU, Fatih

    2017-01-01

    Bu çalışmada, yıllık, mevsimlik ve aylık üç zaman dilimdeki günlük maksimum yağışların trendleriMann-Kendall (MK), modifye edilmiş Mann-Kendall (mMK), Theil-Sen (TH) ve Mann-Kendall Sıra Korelasyon(MKSK) testleri kullanılarak araştırılmıştır. Bu testler, Çoruh havzasında bulunan 5 adet istasyonun günlükmaksimum yağış verilerine uygulanmıştır. MK ve mMK testleri trendlerin anlamlılığını belirlemede, TH testitrendin büyüklüğünü hesaplamada ve MKSK testi ise ele alınan verilerdeki anlamlı trendl...

  1. Düşük Maliyetli Metro Ethernet Bağlantısı Ve Güvenlik Duvarı Uygulaması

    OpenAIRE

    YAVUZ, Esin; SARICA, Sertaç

    2011-01-01

    Ethernet teknolojisi, günümüzde en yaygın olarak kullanılan Yerel Alan Ağı (LAN) teknolojisidir. Bunun sebepleri arasında, güvenilir olması, yeni teknolojilere kolay uygulanabilmesi, bakımının kolay olması, kurulumunun ve güncellenmesinin maliyetinin düşük olması gelmektedir. Metro Ethernet teknolojisi de, LAN'larda kullanılan Ethernet teknolojisinin tüm şehre uygulanması fikrinden doğmuştur. Fiber optik kablolar aracılığıyla, yerel ağda bulunan yönlendirici ya da modem gibi herhangi bir...

  2. Suudi Mentha longifolio ve Lavandula dentata türlerinin Callosobruchus maculatus (F.) (Coleoptera: Bruchidae)'a karşi fümigant toksisite ve antiasetilkolinesteraz etkinliği

    OpenAIRE

    ALSARAR, Ali S.; HUSSEIN, Hamdy I.; ABOBAKR, Yasser; BAYOUMI, Alaa E.; ALOTAIBI, Mubarak T.

    2015-01-01

    Mentha longifolia (L.) ve Lavandula dentata (L.) (Lamiaceae) Suudi Arabistan’da bulunan iki yabani akraba tıbbi bitkidir. Bu çalışma, bu bitkilerin kimyasal bileşimini araştırmak ve depolanan bakliyatın önemli bir zararlısı olan börülce tohum böceği [Callosobruchus maculatus (F) (Coleoptera: Bruchidae)] erginine (3-5-gün yaşında) karşı esansiyel yağların fümigant toksisitesini değerlendirmek için yapılmıştır. M. longifolia yağı içinde ana bileşikler, pulegon (% 74,95), 1,8-cineole (% 7.35), l...

  3. Dönüşümsel Elektromanyetik Yaklaşımı ile Dalgalı Deniz Yüzeyi ve Üzerindeki Cisimlerden Saçılma Probleminin Etkin Monte Carlo Simülasyonu / Efficient Monte Carlo Simulation of Scattering from Rough Sea Surfaces with Objects via Transformation Electromagne

    OpenAIRE

    Kuzuoğlu, Mustafa; Özgün, Özlem

    2013-01-01

    Dalgalı deniz yüzeyi üzerinde bulunan gemi ve aldatıcı gibi cisimlerden saçılan elektromanyetik alana (veya bu alandan türetilen radar kesit alanı parametresine) ait olan istatistiksel özellikler; dönüşümsel elektromanyetik, sonlu elemanlar yöntemi (SEY) ve Monte Carlo yaklaşımları kullanılarak elde edilmiştir. Deniz yüzeyi profili, bir rasgele süreç olarak modellenmiş ve bu sürece ait spektral güç yoğunluğu fonksiyonu kullanılarak deniz yüzeyi profili için örnek fonksiyonlar elde edilmiştir....

  4. The deadlock of post-colonial intellectual: The re/presentation of "the other"

    OpenAIRE

    Kayıcan, İlkem

    2009-01-01

    142 pages Bu çalışmada doğdukları yer ve biyografik özelliklerinden ötürü Doğulu kabul edilen koloni dönemi sonrası yazarların Öteki sorununu temsil biçimleri irdelenecektir. Çalışmada yer alan yazarlar Öteki sorununu temsillerinde postkolonyal teoriye ve postkolonyal edebiyata yenilikçi müdahalelerde bulunan entellektüellerden seçilmiştir. Araştırma öncelikli olarak Birinci Dünya Entellektüeli olarak temsil edilip eserlerinde Üçüncü Dünya öznesi üzerine yazan ya da konuşan entellektüeller...

  5. Elastofibroma Dorsi'de MRG Bulguları

    OpenAIRE

    BAŞARAN, Ceyla; DÖNMEZ, Fuldem YILDIRIM; ÖZTÜRK, Ahmet; TARHAN, Nefise Çağla

    2014-01-01

    Amaç: Elastofibroma dorsi nadir, benign ve yavaş büyüyen bir yumuşak doku tümörüdür. Bizim çalışmamızın amacı elastofibroma dorsinin MRG bulgularının gösterilmesidir. Gereç ve Yöntem: Elastofibroma dorsi bulunan 7 hastanın MRG bulguları retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların ortalama yaşı 58 (yaş aralığı, 49-75) olup 5 hastada tek taraflı 2 hastada bilateral elastofibroma dorsi bulunuyordu. Tüm hastalar yumuşak doku kitlesi nedeniyle başvurdu. 2 hastada ise ilave olarak ağrı bulunuy...

  6. Elastofibroma Dorsi'de MRG Bulguları

    OpenAIRE

    BAŞARAN, Ceyla; DÖNMEZ, Fuldem YILDIRIM; ÖZTÜRK, Ahmet; TARHAN, Nefise Çağla

    2009-01-01

    Amaç: Elastofibroma dorsi nadir, benign ve yavaş büyüyen bir yumuşak doku tümörüdür. Bizim çalışmamızın amacı elastofibroma dorsinin MRG bulgularının gösterilmesidir. Gereç ve Yöntem: Elastofibroma dorsi bulunan 7 hastanın MRG bulguları retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların ortalama yaşı 58 (yaş aralığı, 49-75) olup 5 hastada tek taraflı 2 hastada bilateral elastofibroma dorsi bulunuyordu. Tüm hastalar yumuşak doku kitlesi nedeniyle başvurdu. 2 hastada ise ilave olarak ağrı bulunuy...

  7. Almanya İzlenimleri: Kütüphaneciler için Mesleki Deneyim ve Gelişim Fırsatı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esmeray Karataş Ateş

    2014-06-01

    Türk kütüphanecilerin Almanya’da kendilerini geliştirecek ve farklı bakış açısı kazandıracak ne tür fırsatlar elde edebileceğini ortaya koymaktır. Bibliothek & Information International - BII (Uluslararası Kütüphane ve Enformasyon Grubu davetlisi olarak orada bulunan bizler Leipzig izlenimlerimizi, Almaya’daki kütüphaneciliği, iki ülke arasındaki ilişkileri ve her zaman başvurulabilecek burs imkanlarını sizlerle paylaşmayı amaçladık.

  8. Ali Emiri Efendi’nin Mir’atü’l-Fevaid Notlarında Diyarbakır’ın Anıtsal Tarihi Yapıları

    OpenAIRE

    MERMUTLU, Bedri

    2015-01-01

    Her tarihi şehir gibi Diyarbakır şehrinde bulunan tarihi anıtsal yapıların şehir kültüründe derin izleri bulunmaktadır. Bu yapılar mimari değer ve etkileriyle toplum üzerinde devamlı bir işleve sahip oldukları gibi şehir tarihinin anlaşılması yolunda önemli işaretler olarak da işlev görürler. Diyarbakır Ulucamii’nin tarihini izleyerek Diyarbakır şehri hakkında tarihi pek çok olayın gün yüzüne çıkması ya da hatırlanması mümkündür

  9. Tanenler ve Hayvan Besleme Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esin Ünver

    2014-06-01

    Full Text Available Tanenler; bitkilerin yapısında doğal olarak bulunan, kendilerini patojen mikroorganizmalara ve virüslere karşı korumak için ürettikleri fenolik bileşiklerdir. Hayvan besleme açısından ise tanenler; hayvanın türü, fizyolojik durumu, tanenin yapısı ve miktarına bağlı olarak olumlu ve olumsuz etkilere sebep olabilmektedirler. Bu çalışmanın amacı; tanenler, etkileri ve hayvan beslemede kullanımları ile ilgili bir derleme sunmaktır.

  10. Kars ilinde şeker pancarı üretiminin beşeri ve ekonomik önemi, sürdürülebilirliği

    OpenAIRE

    DEMİR, MUCİP

    2017-01-01

    Türkiye’nin kuzeydoğusunda yer alan Kars İlinin büyük kısmı ortalama irtifası 2000 metre civarında bulunan ve volkanik malzemelerle örtülmüş plato sahasında yer almaktadır. İldeki genel morfolojik ve jeolojik özellikler nedeniyle kışları oldukça soğuk, karlı, yazları serin ve yağışlı sert karasal iklim görülmekte bu nedenle bitkisel üretim faaliyetleri yerine daha çok hayvancılık faaliyetleri yapılmaktadır. İlde şeker pancarı üretimi daha çok ilin kuzeyindeki Akyaka ve Arpaçay ilçelerinde...

  11. Kornison (Cucumis sativus Pektin Metilesteraz Enziminin bazı Nitelikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Yemencioğlu

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada hıyarlarda bulunan pektin metilesteraz enziminin (PME işleme açısından önemli olabilecek bazı nitelikleri belirlenmiştir. Buna göre hıyar PME enziminin 60°C ve daha düşük sıcaklıklarda ısıya oldukça dirençli olduğu, hatta 55 °C'de aktive olduğu, buna karşın 80° ve 90 °C'lerde hızla inaktive olduğu belirlenmiştir. Ayrıca PME enziminin optimum sıcaklığı 60°C, optimum pH'sı ise 9.0 olarak belirlenmiştir.

  12. Gömülü 20 yaş dişi cerrahisinde kemik dokusuna yapılan müdahalelerde kullanılan Er:YAG lazer, piezocerrahi ve konvansiyonel frez yöntemlerinin birbirleriyle klinik olarak karşılaştırılmalı incelenmesi

    OpenAIRE

    ÇELEBİOĞLU, Bedriye Gizem

    2011-01-01

    Gömülü 20 yaş dişi çekimleri oral ve maksillofasiyal cerrahide en sık yapılan uygulamalardır. Cerrahi işlemlerin tamamında amaç doku hasarını minimalize ederek az komplikasyon yaratmak ve postoperatif iyleşme periodunda hastalara daha az ağrı ve daha fazla rahatlık sağlamaktır.Çalışmamız Pell-Gregory Sınıflaması'na göre klas 2, pozisyon B vertikal pozisyonda bilateral alt gömülü yirmi yaş dişi bulunan 30 hasta üzerinde gerçekleştirmiştir. Hastalar rastgele 2 gruba ayrıldı...

  13. Adana İlindeki Echinococcus granulosus İzolatlarının PCR-RFLP Yöntemi ile Genotiplendirilmesi

    OpenAIRE

    Eroglu, Fadime; Genç, Ahmet; Koltaş, İsmail Soner

    2018-01-01

    Amaç: Kistik ekinokokkozis Echinococcus granulosus larva formunun neden olduğu bir hastalıktır. Bu hastalık, ülkemizde tarım ekonomisini olumsuz etkilediği ve insanlarda yıllık cerrahi sayısında artışa neden olduğu için önemli derecede sosyo-ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu çalışmada koyun ve insan kist sıvılarından izole edilen Echinococcus granulosus izolatlarını genotiplendirmek amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Türkiye’nin güneyinde bulunan Çukurova bölgesinde 50 koyundan ve 20 insand...

  14. Türkiye Türkçesi Ağızlarında Lambdasizm Sigmatizm Meselesinin İzleri

    OpenAIRE

    YILDIZ, Hüseyin

    2015-01-01

    Lambdasizm / sigmasizm konusu gerek Türk lehçeleri arasında, gerekse Türkçeyle akraba olan diğer diller arasında tanıklanan örneklerden ortaya çıkmış problemlerdir. İçinde /l/ ünsüzü bulunan bazı kelimelerin bir başka dilde ya da lehçede /ş/’li olarak görülmesi, probleme sebep olan soruyu sordurmuştur: Hangisi daha arkaiktir? İlk olarak W. Schoot’un ortaya koyduğu bu problem hakkında Radloff, Gombocz, Németh, Benzing, Clauson, Meyer, Róna-Tas, Nauta, Scherner, Adamović, Ramstedt, Poppe, Räsän...

  15. Artvin, Rize ve Trabzon’daki Doğal Kaynak Sularında Toplam Alfa, Toplam Beta Aktivite Değerlerinin Belirlenmesi ve Jeoistatistiksel Olarak Modellenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yaşar Kobya

    2014-11-01

    Full Text Available Trabzon, Rize ve Artvin yaklaşık 18000km2 alan üzerine kurulmuş ve yaklaşık 2 milyon insanın yaşadığı Türkiye’nin en kuzey doğusunda bulunan üç ildir. Bu üç ilde toplam 20 tane içme suyu kaynağından örnekler alındı ve bunların toplam alfa, toplam beta aktivite değerleri Berthold LB770 marka alfa, beta sayım cihazı kullanılarak belirlendi. Toplam alfa aktivite değerleri 1.7-114.2 Bq/L ve toplam beta aktivite değerleri ise 2.9-90.8 Bq/L aralıklarında ölçüldü. Bulunan bu değerler dünya sağlık örgütü (WHO’nün limit değerleri ve yapılmış diğer benzer çalışmalarla karşılaştırıldı. Elde edilen veriler için klasik istatistik hesaplamalar yapıldı. Ayrıca jeoistatistik analiz yöntemi kullanılarak eş-doz eğrileri oluşturuldu ve harita üzerinde gösterilerek bölge için bir risk haritası oluşturuldu.

  16. TÜRKİYE'DEKİ 22 BARALI 380 kV'LUK GÜÇ SİSTEMİ İÇİN EKONOMİK DAĞITIM VE OPTİMAL GÜÇ AKIŞI YÖNTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet KURBAN

    2007-03-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Türkiye'deki 380 kV'luk enerji iletim hatlarıyla birbirine bağlı EÜAŞ (Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından işletilen 8 tane termik santral bulunan 22 baralı 380 kV'luk güç sistemi için santrallerin en düşük maliyetle yük talebini karşılaması amacıyla ekonomik dağıtım ve optimal güç akışı yöntemleri kullanılmış ve bulunan sonuçlar karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçları tablo ve şekillerle verilmiştir. Yapılan ekonomik dağıtım ve optimal güç akışı (OGA analizleri, MATLAB®'de geliştirilen yazılımlarla gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda bu yazılımlar, grafiksel kullanıcı ara yüzü (GUI oluşturularak farklı güç sistemleri için güç akışı, optimal güç akışı ve ekonomik dağıtım analizleri yapabilmektedir. Bu çalışmada kullanılan tüm veriler, TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi ve EÜAŞ 'tan alınmıştır.

  17. Kemikleşmiş Ligamentum Stylohyoideumun Boyuna Yönelik Travma Olgularındaki Önemi Bir Olgu Sunumu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gürcan Altun

    2005-04-01

    Full Text Available Ligamentum stylohyoideum (LS temporal kemikte bulunan styloid çıkıntı ile hyoid kemiğin cornu minus'u arasında uzanan bir yapıdır. LS daha çok uzamış styloid çıkıntı şeklinde olmak üzere parça parça veya tamamen kemikleşebilmektedir. Uzamış styloid çıkıntı veya kemikleşmiş LS'un neden olduğu baş ve boyun ağrısı, yutma güçlüğü ve boğazda yabancı cisim hissi gibi kompleks belirtiler Eagle tarafından tanımlanmıştır ve Eagle Sendromu olarak adlandırılır. 82 yaşında asıya bağlı mekanik asfiksi nedeniyle ölen olguda boyun organlarının incelenmesi sırasında kemikleşmiş LS görülmüştür. Boyuna yönelik travma bulunan otopsi olgularında, bu yapıda görülen kemikleşmenin önemi adli tıp açısından değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Boyun yaralanması, ligamentum stylohyoideum, ası

  18. Laktik Asit Bakterileri Tarafından Üretilen Antifungal Bileşenler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Didem Akpınar

    2015-02-01

    Full Text Available Maya ve küfler depolanan gıda ve yemlerde bozulmaya neden olan mikroorganizmalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle süt ve et ürünleri, ekmek, meyve suları, reçel ve salça gibi farklı ürünlerde maya ve küfler tat, koku ve dış görünüşte yarattıkları bozulmalar, kalite kayıpları ve ekonomik kayıpların yanı sıra ürettikleri mikotoksinler ile de çeşitli sağlık problemlerine neden olmaktadır. Tüketicilerin fazla işlem görmemiş gıdalara olan talebinin artması ve kimyasal koruyucu maddelerin gıda endüstrisinde kullanımının azaltılması yönündeki talepleri, laktik asit bakterilerinin maya ve küf gelişimi üzerinde biyokoruyucu olarak kullanılmalarıyla ilgili çalışmaların artmasına sebep olmuştur. Lactobacillus plantarum, L. rhamnosus ve L. reuteri başta olmak üzere farklı laktik asit bakterilerinin ürettikleri organik asitler, hidrojen peroksit, reuterin, yağ asitleri, siklik dipeptitler gibi çeşitli antifungal bileşenlerin gıda endüstrisinde biyokoruyucu olarak özellikle Aspergillus, Fusarium, Penicillium ve Candida gibi farklı küf ve mayalar üzerinde kullanılmaları gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Bu derlemede laktik asit bakterileri tarafından üretilen antifungal bileşenler ve özellikleri açıklanmaya çalışılmıştır.

  19. UV-C ve Ultrason Önişlemlerinin Çilek Kalitesi Üzetine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hayriye Bozkurt

    2015-02-01

    Full Text Available Çilekte bozunma sonucu meydana gelen fizikokimyasal ve biyolojik reaksiyonlar doku, renk, aroma, tat ve vitamin kaybına neden olmaktadır. Bu nedenle çileklerin raf ömrünü arttırmak için çeşitli ön işlemler uygulanmaktadır. Bu çalışmada; çilek örneklerine uygulanan ultrason (32 kHz’de 20; 50 ve 65 ºC ve UV-C (12.36 W/m2 uygulamalarının, çilek kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Uygulanan işlemlerin mikrobiyal açıdan etkinliğini saptamak için ise toplam mezofil mikroorganizmaların sayımına bakılmıştır. UV-C uygulamasının renk, doku, pH, antosiyanin miktarı gibi kalite özelliklerinin korunması açısından en etkili alternatif yöntem olduğu, ancak bu tekniğin mikrobiyal açıdan yeterli inaktivasyon sağlayamadığı belirlenmiştir. Isı uygulanarak yapılan ultrason işleminin ise mikrobiyal etkinliğe sahip olmasına rağmen renkte bozulma ve dokuda yumuşamaya neden olduğu gözlenmiştir. Isıtma ve ultrasonun birlikte kullanıldığı işlemin özellikle 65 °C’de, mikrobiyal inaktivasyon üzerine ısıl etkisinin yanı sıra ultrasonik etkisinin de olduğu saptanmıştır. Alternatif bir teknolojinin ticari kullanıma adapte edilebilmesi için temel amaç hem yüksek derecede güvenilirliğe sahip olması hem de duyusal ve besin içeriği açısından daha az değişime neden olmasıdır. Alternatif metotların kombinasyonları endüstriyel ölçekte en uygun tekniğin uygulanmasına olanak sağlayabilir.

  20. Görme Yetersizliğinden Etkilenmiş ve Normal Gelişim Gösteren Çocukların Sosyal Becerilerinin Karşılaştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ufuk Özkubat

    2012-01-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, 7–12 yaşlarındaki, görme yetersizliğinden etkilenmiş çocukların sosyal beceri düzeylerini normal gelişim gösteren akranları ile karşılaştırmak ve görme yetersizliğinden etkilenmiş çocukların sosyal beceri düzeylerini eğitim ortamı, yaş ve cinsiyet değişkenlerine bağlı olarak değerlendirmektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2009–2010 eğitim-öğretim yılında, Đstanbul Đli’nde yer alan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi Đlköğretim Okulları’nda bulunan 100 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Sosyal Beceri Derecelendirme Sistemi (SBDS anasınıfı–6.sınıf öğretmen formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonuçları, normal gelişim gösteren çocukların sosyal beceri düzeylerinin, görme yetersizliğinden etkilenmiş çocuklara göre daha gelişmiş olduğunu göstermiştir. Ek olarak, araştırma verileri kaynaştırma ortamlarında bulunan görme yetersizliğinden etkilenmiş çocukların sosyal beceri düzeylerinin ayrıştırılmış eğitim ortamlarında bulunan görme yetersizliğinden etkilenmiş akranlarına göre daha gelişmiş olduğunu göstermiştir. Araştırma bulguları tartışılmış ve uygulamalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. The purpose of this study was to compare the social skills of children with visual impairments between the ages of 7 to 12 and typically developing children and to examine children’s social skill differences across their age, gender, and educational settings. The study group consisted of 100 participants attending National Ministry of Education elementary schools located in Istanbul during the academic year of 2009-2010. Study data were gathered using the Social Skills Rating System (SSRS-Teacher report-Turkish form. Findings from the study showed that typically developing children display higher levels of social skills when compared to children with visual impairments

  1. Diatom İncelemelerinde Kalitatif Değerlendirmenin Uygulandığı Bir Ön Çalışma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Coşkun Yorulmaz

    1999-12-01

    Full Text Available Suda boğulma şüphesi bulunan ve özellikle su içerisinden çürümenin ilerlediği dönemlerde çıkartılan cesetlerde, kullanılabilen tek tanı yöntemi kantitatif ve kalitatil cliatom incelemeleridir. Son yıllarda ülkemizde de kullanılmaya başlanan kantitatif cliatom incelemelerinin yanı sıra, yapılacak kalitatil di- atom incelemeleri, hem adli incelemeyi bir basamak yukarı taşıyacak hem de bu test için duyulan bazı kuşkuları giderecektir, Diatomların kalitatif tayini ve ortamdan elde edilen su ile karşılaştırılması amacı ile yapılan bu çalışmada; suda boğulma şüphesi bulunan ve otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Daiıesi'ne gönderilerek İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından diatom incelemesi yapılan, tatlı suda 6, tuzlu suda 7 olmak üzere toplam 13 suda boğulma şüphesi bulunan olgu ile, bunlara ait keşif sırasında cesedin bulunduğu yerden alınan 12 su örneği, (olayların birinde 2 olgu mevcuttur kalitatif ve kantitatif olarak değerlendirildi. Bu olguların yanı sıra 3 ayrı gölette ve eşzamanlı olarak suda boğulma şüphesi olduğu bildirilen, ancak keşif sırasında su örneği alınmayan 7 olgu ise dokulardaki diatomların kantitatif incelemelerine ek olarak aynı gölde boğulanların birbirlerinin kontrolü olma özelliği açısından kalitatif olarak ayrıca değerlendirileli. Gerek su örneklerinin gönderildiği olgularda, gerekse aynı gölde eşzamanlı olarak boğulma şüphesi nedeni ile olguların birbirleri ile karşılaştırılmaları sonucunda, özellikle cliatom varlığına dayalı kantitatif incelemeye oranla daha güvenilir sonuçlar elde edilebileceği görüldü. Anahtar Kelimeler: Suda boğulma, otopsi, diatom.

  2. Balıklarda Sperm Kalitesine Yağ Asitlerinin Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayşe Gül HARLIOĞLU

    2011-10-01

    Full Text Available Kontrollü şartlar altında balık üretimini gerçekleştirebilmek için damızlık olarak kullanılmaları amaçlanan balıklarda sperm kalitesi büyük önem taşımaktadır. Sperm kalitesi üzerinde etkili olan ve üreme fizyolojisini etkileyen en önemli faktörler arasında ise anaç erkek balıkların beslenmeleri gelmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda; tatlı su balıklarında spermada n-3 serisi doymamış yağ asitleri ve linoleik asidin yemlerde azalması ile sperm motilitesinin azaldığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, birçok deniz balığında spermadaki linolenik yağ asidinin spermanın kalitesini yükselttiği, kısırlığı giderdiği ve sperma fonksiyonlarını düzenlediği gözlemlenmiştir. Ayrıca, yağ asitlerinin spermanın kısa süreli muhafazasında canlı kalma süresini uzattığı, sperm motilitesi ile fertiliteye pozitif etkisi olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, balıklarda seminal sıvıda kalite ve miktar konusunda yapılan araştırmalarda ise lipidlerin spermadabulunan büyük kompanentler olduğu ve seminal sıvıdaki lipidlerin anaç balıkların beslenmeleriyle etkilendiği belirlenmiştir. Diğer taraftan, diyette bulunan farklı düzeylerde eikosapentaenoik asit (EPA ve araşidonik asit (AA döllenme oranını etkileyebilmektedir. Spermada bulunan yağ asitlerinin, anaç balıkların diyetlerinde bulunan esansiyel yağ asitleri düzeylerine bağlı olduğu da bildirilmiştir. Sonuç olarak; beslenmenin gamet kalitesi üzerinde önemli etkilerinin olduğu görülmektedir. Anaç balıkların çoklu doymamış yağ asitlerini, özellikle linolenik yağ asidi, EPA, AA ve dokosaheksaenoik asit (DHA içeren diyetlerle beslenmesi sperma kalitesini ve döllenme oranını önemli oranda artırmaktadır. Anaç balıkların farklı besin maddeleriylebeslenmesi ve besinlerin üreme verimi üzerindeki etkileri konusundaki gelişmelerin izlenilmesi, bu yeniliklerin takip edilip ülkemiz ko

  3. Öğretmen Adaylarının Biyoloji Dersinde Bilgisayar Animasyonlarının Kullanılması Hakkında Görüşleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    MURAT GENÇ

    2013-04-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı öğretmen adaylarının biyoloji dersinde kullanılan bilgisayar animasyonları hakkında görüşlerinin araştırılmasıdır. Bu amaçla Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği ve Fen Bilgisi Öğretmenliği Genel Biyoloji derslerindeki hücre ve dokular konularında bilgisayar animasyonları kullanılmıştır. Animasyonların oluşturulması için çeşitli hücre ve doku resimlerinin bulunduğu mikroskop görüntülerinden faydalanılmıştır. Konular kullanılan görsellerle birlikte konu anlatım içerikleri ile hazırlanan bilgisayar animasyonları ile desteklenmiştir. Ayrıca yapılmış olan bilgisayar animasyonlarında bulunan içeriklerden de faydalanılmıştır. Araştırma sonunda her iki sınıfta bulunan öğretmen adayları animasyon destekli ders işlemenin daha zevkli, daha faydalı ve daha öğretici olduğunu belirtmişlerdir. Bu yöntemin konuyu anlamada iyi derecede etkili olduğu görüşünü savunmuşlardır. Özellikle sınıf öğretmenliği öğrencileri görselliği ön planda tutan bu tür çalışmaların ilkokuldaki öğrencilerin derse yönelik ilgisini arttıracağını, dersin daha verimli geçeceğini söylemişlerdir.

  4. Trakya Bölgesinde Üretilen Çeşitli Süt Ürünlerinin Nitrat ve Nitrit Düzeylerine Göre Kemometrik Yöntemlerle Sınıflandırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Harun Dıraman

    2015-02-01

    Full Text Available Bu araştırma ile Türkiye süt ürünleri üretiminde önemli bir yeri olan Trakya Bölgesinde iki üretim yılı süresince üretilen beyaz peynir (28 adet, kaşar (19 adet, eritme peyniri (1 adet, yoğurt (16 adet, çiğ süt (5 adet ve pastörize-steril (7 adet sütlerdeki nitrat ve nitrit miktarları tespit edilmiş ve bulunan sonuçlar kemometrik yöntemler (Temel Bileşenler [PCA] ve Kümeleme [HCA] Analizleri yardımıyla yörelere göre sınıflandırılmıştır. Gıdalarda bulunan nitrat ve nitrit düzeyleri, çevresel kirliliğin önemli bir parametresi olarak kabul edilmektedir. Beyaz peynirlerin (% 11.11’i nitrat, (% 51.85’i nitrit, kaşarların (% 21.05’i nitrat ve (%31.58’i nitrit, yoğurtların (%18.75’i nitrat ve (%6.25’i nitrit ve süt örneklerinin de (%25’i nitrat ve tamamının ise nitrit içermediği görülmüştür. Trakya Bölgesi orijinli süt ürünlerinin tamamına ilişkin birleştirilmiş temel bileşenler analizi (PCA sonuçlarına göre, PC1’in %83,04 oranında ve PC2’nin de %16.96 oranında toplam varyansı açıkladığı gözlemlenmiştir. Kemometrik analizlerden Kümeleme (HCA analizi sonuçları temelinde, süt ürünleri (beyaz peynir, kaşar, yoğurt ve süt örnekleri orijinlerine göre üçer ana gruba ayrılmış ve sınıflanmıştır.

  5. İçme ve sulama sularında bor kirliliği ve bor giderme yöntemleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Meltem Bilici Başkan

    2014-03-01

    Full Text Available Periyodik cetvelin 3A grubunda yer alan bor yüksek iyonlaşma potansiyeline sahip olması nedeniyle yarı metal olarak kabul edilir. Yerkabuğundaki ortalama bor konsantrasyonu 10 mg/kg'dır. Bor doğada Ca, Na ve Mg'un tuzları şeklinde bulunur. Yüksek konsantrasyonlarda ve ekonomik boyutlardaki bor yatakları; borun oksijen ile bağlanmış bileşikleri şeklinde daha çok Türkiye ve ABD'nin kurak, volkanik ve hidrotermal aktivitesi olan bölgelerinde bulunmaktadır. Bor, bitkiler için gerekli bir mikro besin elementi olmanın yanı sıra, gerekli tüm besin elementleri içerisinde, eksiklik belirtilerine neden olan miktarı ile toksik etki yapan miktarı, birbirine çok yakın olan tek elementtir. Bor su ortamında genellikle borik asit ve kısmen de borat tuzları formlarında bulunmaktadır. Pek çok endüstride kullanım alanı bulan bor bileşiklerinin endüstriyel gelişmelere bağlı olarak yüzeysel sularda bulunan konsantrasyonu artış göstermektedir. Yüzeysel sularda bulunan bor aynı zamanda evsel atıksulardan da kaynaklanmaktadır. Türkiye'de içme ve sulama sularını en çok kirleten toksik elementlerin başında bor gelmektedir. Bu nedenle bor giderimi hem insan sağlığı açısından hem de sağlıklı tarım ürünü yetiştirilebilmesi açısından oldukça önemlidir. Sulardan bor giderimi için uygulanan temel yöntemler arasında iyon değişimi, ultrafiltrasyon, ters osmoz ve adsorbsiyon gelmektedir.

  6. Neonikotinoid İnsektisitlere Bağlı Olarak Drosophila melanogaster’in AChE Aktivitesinde Meydana Gelen Değişikliklerin Bitkisel Ekstraktlar ile Giderilmesi Üzerine Araştırmalar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sedat Ünver

    2014-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Drosophila melanogaster’in ergin bireylerinde bulunan asetil kolinesteraz (AChE enzim aktivitesi üzerine İmidakloprid (İMİ ve Asetamiprid (ASE  insektisitlerinin etkileri araştırılmıştır. Ayrıca farklı bitkilere ait su ekstraktlarının (Salvia lavandulifolia, Hypericum scabrum, Capsella bursa-pastoris ve Teucrium orientale iyileştirici etkileri de in vivo olarak incelenmiştir. Bu amaçla iki deney grubu oluşturulmuştur. İlk deney grubunda ergin bireylere yalnızca farklı dozlarda insektisit (0,5; 1,0; 1,5 ve 2,0 ppm, diğer deney grubunda ise insektisit + bitki ekstraktları (1:1 v/v birlikte uygulanmıştır. Uygulamalar sonucunda insektisitler doz artışına bağlı olarak ergin bireylerde AChE aktivitesini artırmıştır (P<0,05. Ancak insektisitler bitkisel ekstraktlar ile birlikte uygulanınca enzim aktivitesi tekrar kontrol grubuna yaklaşmıştır (P<0,05.

  7. Ascidianlar ve Akdeniz Havzasındaki Dağılımları.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Herdem Aslan

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışma Ege Denizi’nin kuzeydoğusunda bulunan Bozcaada kıyılarının Ascidian faunası ve bazı ekolojik özelliklerini ortaya çıkarmak için yapılmıştır. Dünya denizlerinde 2500’den fazla tür ile temsil edilen Ascidian türleri infralittoral zondan hadal zona kadar geniş bir alanda sessil olarak yaşarlar. Ülkemiz sularında dağılımları hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz Ascidianların Doğu Akdeniz’den 86, Batı Akdeniz’den 165 türü bilinmektedir. Bu çalışmada ise 2000-2001 yıllarında Bozcaada’nın ifralittoralinde beam trol, drej ve spatula kullanılarak altı Ascidian türü (Aplidium conicum (Olivi, 1792, Didemnum maculosum (Milne-Edwards,1841, Ascidiella aspersa (Müller, 1776, Ascidia mentula Müller, 1776, Styela plicata (Lesueur, 1823, Molgula manhattensis (De Kay, 1841 elde edilmiştir

  8. GATT VE URUGUAY-RAUNT: GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN DÜNYA TİCARETİNDEKİ YAPISAL BAĞIMLILIKLARININ ARTMASI

    OpenAIRE

    Kartal, Zeki

    2018-01-01

       Bu makalenin problem alanını dünya pazarı ile bu pazarda ticaretin en büyük bölümünü düzenleyen GATT ve Uruguay-Raunt'u oluşturdu. Bu alanın aktörleri olarak da sanayi ülkeleri ve gelişmekte olan ülkeler seçildi. Çalışma bakımından anlamlı bulunan sorular şöyle formüle edildi: GATT ve Uruguay-Raunt'un dünya pazarında gelişmekte olan ülkelerin bağımlılığını arttırdı mı yoksa azalttı mı? GATT ve Uruguay-Raunt'un kazananları ve kaybedenleri kimlerdir?   Yukarıdaki sorulara şu m...

  9. Fermente bir Soya Ürünü “Miso”

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kamuran Ayhan

    2015-02-01

    Full Text Available Miso, Uzakdoğu’da üretilen ve insanlarca fazla miktarda tüketilen fermente bir soya ürünüdür. Miso üretiminde hammadde olarak soya fasulyesi, pirinç veya arpa, tuz ve mikroorganizma kültürü (Aspergillus oryzae kullanılmaktadır. Miso’nun rengi koyu kahverenginden açık sarıya kadar değişim göstermektedir. Fermentasyon sırasında soya fasulyesinde bulunan protein, karbonhidrat ve yağlar daha basit bileşim unsurlarına parçalanmaktadır. Miso, %12.5-19.0 protein, %1.4-6.9 yağ, %5.5-13 oranında tuz içermekte, lezzet verici bir gıda maddesi özelliği taşımaktadır. Miso özellikle esansiyel amino asitlerce zengindir. Protein kalitesini belirleyen NPU (Net protein kullanımı değeri misoda %72’dir. Protein kalitesi açısından bilinen protein kaynaklı gıdalar içinde ilk sırayı almaktadır.

  10. MOLEKÜLER CIMBIZLAMAYA DAYALI YENİ BİR BISFENOL-BIPHENANTHROLINE SENTEZİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Said nadeem

    2015-11-01

    Full Text Available 1,10-fenantrolin’den elde edilen "dugdugi" 8 molekülü sentezlendi ve NMR, EIMS ve UV kullanılarak yapısı aydınlatıldı. Bisfenol 8’I elde etmek için 1,3dibrompropan kullanılarak alkillendi ve 4-(1H-imidazo[4,5-f][1,10]phenanthrolin-2-ylphenol ile reaksiyona sokuldu. Molekül 8’in 30 molL-1 çözeltisi %10 DMF içeren etanolde hazırlandı, ve etanol ile hazırlanmış 30 m L-1 Co2+, Cr3+, Cu2+, Fe3+, Mn2+, Ni2+, Ag+, and Zn2+ çözeltisi ile 30 dakika karıştırıldı.Kemosensör 8, Fe3+ varlığında pembe renk vererek çalışırken, diğer metallerin varlığında ayırt edici bir renk gözlenmedi. "Dugdugi" nin moleküler UV spektrumunda 279 nm’de bulunan pik Fe3+ ile etkileştirilince 290 nm’ye kaydı. Ayrıca, 524 nm’de yeni bir pik oluştuğu görüldü

  11. Ses veya Arayüz Yardımı ile Kontrol Edilebilen Mobil Robot Kol Tasarımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Köksal GÜNDOĞDU

    2014-06-01

    Full Text Available Robot teknolojisinin hızlı gelişimine paralel olarak mobil araç, robot kol ve ses işleme teknolojisi de hızlı bir gelişim göstermiştir. Bu teknolojik gelişmede robotlardan beklenen en önemli parametrelerin başında güvenlik, çözüm üretme ve hız gelmektedir. Bu çalışmada, mobil araç üzerine bir robot kol yerleştirilmesi ve bu sitemlerin tasarlanan arayüz ve ses sistemi ile kontrol edilerek daha verimli ve hızlı çalışması amaçlanmıştır. Amaçlar doğrultusunda önce üzerinde bir robot kol bulunan bir mobil araç tasarımı gerçekleştirilmiş, sonrada bu mobil aracın ve robot kolun hem arayüz hem de ses komutları ile kontrol edilmesi sağlanmıştır. Yapılan test sonuçları incelendiğinde ses komutları ile kontrol sisteminin, arayüz ile kontrol sistemine göre daha verimli olduğu gözlenmiştir

  12. İzmir'in inanç turizmi potansiyelinin seyahat acentaları açısından değerlendirilmesi

    OpenAIRE

    Avcı, Eda

    2011-01-01

    Alternatif turizm çeşitleri kapsamında İzmir'in inanç turizmin potansiyeli ve Kuşadası'ndaki seyahat acentalarının konuya bakış açılarının değerlendirilmesi isimli bu yüksek lisans tezi çalışmasının amacı, İzmir'in inanç turizmi bakımından uluslararası turizm hareketliliğini sağlayacak yeterli turizm arzına sahip olup olmadığının araştırılması ve Kuşadası'nda bulunan seyahat acentalarının konuya bakış açılarının değerlendirilmesidir. Çalışmanın birinci bölümünde alternatif turizm kavramı, çeş...

  13. İNAÇ TURİZMİ İŞLEVİYLE GELİŞMEKTE OLAN HAÇKA YAYLASI

    OpenAIRE

    Çavuş, Ahmet

    2013-01-01

    Trabzon’a bağlı Düzköy ilçesinde bulunan Haçka Yaylası; Düzköy’e 12, Akçaabat’a 40, Trabzon’a 52 km uzaklıktadır. Yöredeki sevilen ve benimsenen bir din aliminin türbesinin bulunduğu Haçka Yaylası, daha çok inanç turizmi işleviyle gelişme göstermektedir. Trabzon ve çevre iller başta olmak üzere, Türkiye’nin farklı şehirlerinden ziyaretçiler ve yurtdışından gurbetçiler buraya gelmektedir. Haçka Yaylası’nda, 1996’dan beri bu alimi anma törenleri yapılmakta olup, 2011 yılında 16.sı düzenlenen bu...

  14. Bel Ağrısında Tamamlayıcı ve Alternatif Tedavi

    OpenAIRE

    Yaraşır, Ezgi; Pirinçci, Edibe; Deveci, Süleyman Erhan

    2018-01-01

    ÖZET Bel ağrısı terimi; birinci lomber vertebra, sakrum ve sakroiliyak bağlar arasındaki bölgede bulunan kaslar, kemik yapılar, eklemler ve ligamanlardan kaynaklanan bel bölgesi ve alt ekstremite ağrıları için kullanılmaktadır. Bel ağrısının; ülkemizde ve gelişmiş ülkelerde  ekonomiyi tehdit edecek boyutlarda mali kayıplara yol açtığı, birçok ülkede iş günü kaybında baş ağrısından sonra ikinci sırada görüldüğü, Amerika Birleşik Devletleri(ABD)’nde hastaneye yatırılma sırasında ikinci ve dokto...

  15. Kısa Mesafe RF Algılayıcı ile Telemetri Uygulaması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muhammet Sinan BAŞARSLAN

    2016-03-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Telemetri bir sistem ya da tesisin, uzaktan kablo veya kablosuz olarak izlenmesi ve/veya kontrol edilmesidir. Uygulama alanları olarak petrol, su veya gaz boru hatlarının izlenmesi, uydu ve telekom antenlerinin izlenmesi, içme veya atık su tesislerinin izlenmesi sayılabilir. Günümüzde çoğunlukla kablosuz (wireless haberleşme tercih edilmektedir. Kablosuz iletişim teknolojilerinden de en yaygın kullanılanları bluetooth, radyo modem cihazları, GSM sistemleridir.Haberleşme yapılacak olan arazi düz olmak zorunda değildir. Antenler arasında dağ, tepe vb. haberleşmeyi engelleyici unsurlar olsa bile repeater özellikli RF data modemler ile bu tür engeller aşılabilmektedir. Bu sayede noktalar arası uzaklıklar kilometrelerce olabilir.Sunulan uygulamada telemetri yöntemi ile bir model araca dair verilerin uzak bir noktada bulunan Android işletim sistemli bir mobil cihaz üzerinden izlenmesi gerçekleştirilmiştir. Uzaktan izleme işlemleri için kısa mesafe RF teknolojisi (433 MHz kullanılmıştır.

  16. FATİH Projesi Kapsamında Kullanılan LCD Panelli Etkileşimli Tahtaların Kullanılabilirlik Problemlerinin Tespiti

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Meva BAYRAK

    2014-05-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, FATİH Projesi kapsamında ortaöğretim düzeyindeki okullarda kullanılmaya başlanan etkileşimli tahtaların donanımsal, yazılımsal ve fiziksel ortamdan kaynaklanan kullanılabilirlik problemlerini öğretmenlerin görüşlerine dayalı olarak belirlemektir. Veriler, Erzurum ili merkezinde bulunan 5 ortaöğretim kurumunda görev yapan 15 öğretmen ve bir ilçe eğitici formatör öğretmeninden görüşme yoluyla toplanarak analiz edilmiş ve elde edilen bulgular kullanılabilirlik kavramının temel bileşenleri olan etkililik, verimlilik ve memnuniyet kavramları esas alınarak yorumlanmıştır. Öğretmenler etkileşimli tahta kullanırken karşılaştıkları donanımsal, yazılımsal ve fiziksel ortamdan kaynaklanan kullanılabilirlik problemlerini ifade etmişlerdir. Çalışma sonunda ortaya çıkan kullanılabilirlik problemlerine yönelik önerilerde bulunulmuştur.

  17. ALIENS IN LIGHT IN AUGUST / LIGHT IN AUGUST’DAKİ YABANCILAR

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Srebren DIZDAR

    2012-12-01

    Full Text Available Yabancılaşma bir uyumlu olarak karışmama duygusudur. Bu duygu kendisini fiziksel, psikolojik, ekonomik, zihinsel, sosyal, dini, siyasi ya da manevi gibi farklı şekillerde açığa çıkarabilir. ‘Yabancılaşma’ terimi Amerikan edebiyatında yaygın bir şekilde kullanılan bir terim olmasa bile, kendisini bir çok yirminci yüzyıl yazarlarının eserlerinde oldukça sık ve aktif bir şekilde gösteren bir sorundur. Yabancılaşma sorununu kıskacına alan çağdaş yazarlar arasında, William Faulkner’ın eserlerindeki yirminci yüzyıl insanının kendini arayışını tasvir eden etkili beyanları yabancılaşmış olma duygusunun korkunç yönlerini okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Bu yazı Faulkner’ın Light in August eserinde bulunan muhtelif kişilerdeki yabancılaşma izlerini ortaya çıkarmak ve soyutlanmalarının esas nedenlerini araştırmaya çalışmaktadır.

  18. LIGHT IN AUGUST’DAKİ YABANCILAR / ALIENS IN LIGHT IN AUGUST

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Srebren DIZDAR

    2012-07-01

    Full Text Available Yabancılaşma bir uyumlu olarak karışmama duygusudur. Bu duygu kendisini fiziksel, psikolojik, ekonomik, zihinsel, sosyal, dini, siyasi ya da manevi gibi farklı şekillerde açığa çıkarabilir. ‘Yabancılaşma’ terimi Amerikan edebiyatında yaygın bir şekilde kullanılan bir terim olmasa bile, kendisini bir çok yirminci yüzyıl yazarlarının eserlerinde oldukça sık ve aktif bir şekilde gösteren bir sorundur. Yabancılaşma sorununu kıskacına alan çağdaş yazarlar arasında, William Faulkner’ın eserlerindeki yirminci yüzyıl insanının kendini arayışını tasvir eden etkili beyanları yabancılaşmış olma duygusunun korkunç yönlerini okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Bu yazı Faulkner’ın Light in August eserinde bulunan muhtelif kişilerdeki yabancılaşma izlerini ortaya çıkarmak ve soyutlanmalarının esas nedenlerini araştırmaya çalışmaktadır.

  19. Türkiye’de Organik Arıcılık

    OpenAIRE

    Ertürk, Yakup Erdal; Yılmaz, Orhan

    2013-01-01

    2010 yılı Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerine göre; dünyada bulunan 77.619.201 adet arı kolonisinin 5.602.670 adedi, 1.540.242 ton balın yaklaşık 81.115 tonu Türkiye’de üretilmektedir. Türkiye koloni sayısı ve bal üretiminde dünya üretiminde ilk sıralarda bulunmaktadır. Aynı verilere göre bal üretim miktarı açısından Çin’den sonra ikinci sırada, koloni varlığı açısından ise; Hindistan ve Çin’den sonra üçüncü sıradadır. Türkiye’de 200,000 tarım işletmesinde arıcılık faaliyetleri yapılmak...

  20. Kdz. Ereğlisi - Kocaman Orman İşletme Şefliğinde Gerçekleştirilen Kayın (Fagus orientalis Lipsky.) Yapay Gençleştirme Çalışmalarının Değerlendirilmesi

    OpenAIRE

    TUNÇTANER, Prof. Dr. Korhan; ÖZEL, Arş. Gör. Halil Barış; UZUNER, Orm.Yük. Müh. Tuğba

    2006-01-01

    Bu çalışmada, Kdz. Ereğli-Kocaman Orman İşletme Şefliğinin bazı bölmelerinde, değişik yıllarda gerçekleştirilen Kayın yapay gençleştirme çalışmalarının başarı durumu değerlendirilmiştir. Yapılan ölçüm ve tespitler sonucunda, farklı yaşlarda bulunan Kayın bireylerinin gelişimlerinin genel olarak tatmin edici düzeyde olduğu, ancak sayılarının çok yetersiz olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan, Kayın bireylerinin mevcut gövde düzgünlüklerinin ve tepe formlarının iyi durumda olduğu söylenebilir. ...

  1. ÖĞRENCİ YURDU KATI ATIKLARININ GERİ KAZANIMININ EKONOMİK AÇIDAN ARAŞTIRILMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nilüfer (NACAR KOÇER

    2005-03-01

    Full Text Available Katı atıkların etkin ve verimli bir şekilde toplanması, taşınması, değerlendirilmesi ve uygun bir yöntemle zararsızlaştırılması yerel yönetimler için temel çevresel sorunlardan birisidir. Günümüz şartlarında katı atıkların çevre ve ekonomi açısından en etkin değerlendirilme şekli kaynakta geri kazanımdır. Bu çalışmada; yurtlarda oluşan ve ekonomik değeri bulunan katı atıkların bertaraf yöntemlerinden atık geri kazanma sisteminin Elazığ'da uygulanabilme imkanı araştırılmıştır. Yapılan çalışmadan elde edilen sonuçlar değerlendirilerek, Elazığ öğrenci yurdunda 'kaynakta geri kazanma' sisteminin uygulanmasının yararları ortaya konmuş ve geri kazanılan maddelere ait maliyet analizi yapılmıştır.

  2. Şaraplarda Malolaktik Fermantasyon

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Arif Akman

    2015-02-01

    Full Text Available Şıradan şarap oluşurken, mayalar tarafından yapılan etilalkol fermentasyonundan başka, daha çok fermantasyonun büyük ölçüde sona ermesinden sonra, ya da daha sonraları bir fermantasyon olur ki, bu da Malolaktik Fermantasyondur. Bu fermantasyonda malik asit, bazı bakterilerin etkisi altında laktik aside dönüşür. Bilindiği gibi üzüm şırasındaki başlıca asitler tartarik asitle malik asit olup, ayrıca çok az miktarlarda sitrik asitle oksalik asit de bulunursa da bunların önemi çok azdır. Tartarik asit şıra ve şarapta serbest ve aynı zamanda bu asidin ekşi bir tuzu olan, yani yapısında bir karboksil grubu serbest bulunan potasyum bitartarat (şarap taşı halinde bulunduğu halde, malik asit daha çok serbest durumdadır.

  3. DİL SORUNLARINA YÖNELİK TARTIŞMALARDA KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI FAKTÖRÜ

    OpenAIRE

    AKMAN, Erdoğan; ÜNAL, Uğur

    2015-01-01

    Dil birliği, ulusal kimliğin ve ulusal bütünlüğün oluşumunda ve devamında son derece önemli bir unsurdur. Ancak, kültürel ve siyasal tarihi geçmişi, coğrafi ve demografik özellikleri itibariyle çok dilli sosyal yapısı ve farklı dillerde yayın yapan kitle iletişim araçlarının yaygın olduğu bir ülkede bunun sağlanması oldukça zor olmaktadır. Bunun en çarpıcı örneklerinden birini çok dilli sosyo-demografik yapısı ve medyası bulunan Kırgızistan oluşturmaktadır. Bu nedenle dil sorunu, Kırgızistan ...

  4. Kronik Enfekte Yaralı Bir Köpekte Kına (Lawsonia inermis) Bitkisinin Tedavi Amaçlı Kullanılması

    OpenAIRE

    POLAT, Eren

    2014-01-01

    Bu çalışmada olgumuzu, Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi Cerrahi Kliniği’ne getirilen ön sol bacağının anterior yüzü ile medialinde, arka sol bacağının ise medialinde iki adet maddi kayıplı yarası bulunan bir sokak köpeği oluşturmuştur. Bu çalışmada her iki yara içinde belli oranlarda kına, tereyağı ve tentürdiyottan oluşan karışım hazırlanarak bölgeye tatbik edilmiş ve 3., 6., 9., 12., 15. ve 18. günlerde yaralar kontrol edilmiştir. Sonuç olarak; çalışmada hızlı bir yar...

  5. Melas Teknolojisinde bazı Enfeksiyon Etkenleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Işıl Fidan

    2015-02-01

    Full Text Available Melas, içinde takriben %50 kadar kristalize olmayan şeker bulunan  bir şeker fabrikasyonu artığıdır. Bileşiminde organik maddeler ve tuzlar da bulunmaktadır. Su %15-25; kuru madde %78-85; invert şeker %48-52 arasındadır. İslâmlığın ilk devirlerinden bu yana tanınan melasın geçmişi, M.S: 600 yıllarında Persler tarafından beyaz şeker üretiminin öğrenilmesine kadar dayanmaktadır. Teknolojisinin başlangıcı ise 300 yıl geride kalmıştır. Tüketimi, günümüze dek değişik şekillerde ve koşullarda süregelmiştir. Bugün ise, çok geniş bir teknolojinin konusu olmuştur.

  6. Phenolic contents of myrtle (Myrtus communis L.) fruits

    OpenAIRE

    Arzu BAYIR YEĞİN; Halil İbrahim UZUN

    2015-01-01

    Mersin (Myrtus communis L.) Akdeniz Bölgesinin önemli bir doğal bitkisidir. Meyveleri siyah ve beyaz renklidir. Mersin bitkisi hakkında yapılan çalışmaların çoğu özellikle yapraklarında bulunan uçucu yağların tespiti ile ilgili iken, son yıllarda sağlık üzerine etkileri nedeniyle mersinin içerdiği fenolik bileşikler ve bunların etkileri üzerine çalışmalar yoğunlaşmıştır. Çalışmanın amacı, mersin meyvelerinin içerdiği fenolik bileşik miktarlarını ve bunların genotiplere göre değişimini saptama...

  7. Decapod Crustaceans on the Coast of Gökova Bay (the southeastern Aegean Sea.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    A. Suat Ateş

    2015-12-01

    Full Text Available Gökova Körfezi (güneydoğu Ege Denizi kıyıları dekapod krustaseleri. Mevcut çalışma Gökova Körfezi (güneydoğu Ege Denizi kıyılarında bulunan dekapod krustaseler üzerinedir. Alandaki deneysel bentoz örneklemeleri sırasında toplam 51 türe (17 Caridea, 11 Anomura, 1 Thalassinidea, ve 22 Brachyura ait 358 birey toplanmıştır. Brachyuran yengeçler toplam 22 tür ve %43,13’lük oluşum frekansıyla alandaki dekapod topluluğunun baskın parçasıydı. Caridean karides, Lysmata seticaudata (Risso, 1816 %19,83’lük baskınlık değeriyle en dominant türdü

  8. Safran (Crocus Sativus Yapaklarınıin Kimyasal Bileşimi ve Hayvan Yemi Olarak Değerlendirilmesi (İngilizce

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Niloofar Khoshbakht Fahim

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, safran yapraklarının bileşimi ve mineral içeriği standart analitik yöntemlerle belirlenmiştir. Safran yaprağı numuneleri Torbateheydariyeh bölgesindeki safran çiftliklerinden sağlanmış ve yaprakların; metaller, protein, selüloz, yağ ve kül içeriği belirlenmiştir. Safran yapraklarında bulunan protein miktarı (%10.20, yağ (%5.3, kül (%7.00, selüloz (%8.80, sodyum (25.75 mg/100g, potasyum (542.13 mg/100g, kalsiyum (486.25 mg/100g, bakır (0.87 mg/100g, demir (17.99 mg/100g, magnezyum (2.93 mg/100g, çinko (1.80 mg/100g ve fosfor (209.90 mg/100g İran ulusal hayvan yemi standardı ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak safran yapraklarının hayvan yemi olarak kullanılabileceği görülmüştür.

  9. Fransa'nın Kuzey ve Batı Afrika'da Uyguladığı İslam Siyaseti, Sultan Reşad'ın Yayınladığı Cihad Çağrısının Reddi Meselesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Kavas

    2015-11-01

    Full Text Available Osmanlı devletinin 1. Dünya savaşına girmesinin ardından Enver Paşa kurmaylarından gizli olarak Osmanlı Genelkurmay ikinci reisi Alman subay Bronzart ile bir plan hazırladı. Plana göre Osmanlı resmen savaşa girdiğinde Osmanlı padişahı İtilaf devletlerine cihat ilan edecekti. Enver Paşa gazete haberleri ile bir kamuoyu oluşturmaya çalıştı. bu çağrı ile İngiltere, Rusya ve Fransa sömürgelerinde bulunan Müslümanların mevcut idareye itaati bırakarak Padişaha tabi olmaları bekleniyordu. Makalede Arapça olarak hazırlanan ve Fas'tan Hindistan'a kadar tüm Müslüman topluluklara ulaşacak şekilde dağıtılan çağrı ve Müslümanların bu çağrıya cevapları konu edilmiştir.

  10. PROPİYONİK ASİT-SU-ÇÖZÜCÜ (n-AMİL ALKOL VE n-AMİL ASETAT ÜÇLÜ SİSTEMLERİNİN SIVI-SIVI DENGELERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dilek ÖZMEN

    2005-02-01

    Full Text Available Propiyonik asit-su-n-amil alkol ve propiyonik asit-su-n-amil asetat üçlü sistemlerine ait sıvı-sıvı dengeleri 25 oC'de izotermal şartlarda incelenmiştir. Elde edilen bağlantı doğrusu verilerinin doğruluğu Othmer-Tobias ve Hand korelasyonları kullanılarak test edilmiştir. Deneysel verilerden yararlanarak dağılma katsayıları ve ayırma faktörleri hesaplanmıştır. İncelenen her bir sisteme ait denge verileri, UNIFAC metodu ile de hesaplanmıştır. Deneysel denge verileri ve UNIFAC metodu ile bulunan veriler karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Deneysel veriler değerlendirildiğinde n-amil alkol ve n-amil asetat'ın propiyonik asitin sulu çözeltilerinden ekstraksiyonla geri kazanımında, çözücü olarak kullanılabileceği söylenebilir.

  11. DENTIN TABAKASINDA OSTEOKALSİN DÜZEYİ VE MİKROSERTLİK ÖLÇÜMÜ*-OSTEOCALCIN LEVELS AND MICROHARDNESS OF HUMAN DENTINAL TISSUE

    OpenAIRE

    Koray, Fatma; Güven, Yegane; Özgümüş, Saadet; Duç, Sevde

    2013-01-01

    ÖzetBu çalışmada 20-35 yaşlarındaki kişilerden ortodontik ve protetik nedenlerle çekilen 20 çürüksüz, 10 çürüğü bulunan toplam 30 adet küçük ve büyük azı dişin dentin tabakasında osteokalsin düzeyleri radioimmunoassaya ile saptanmıştır. Çürük dişlerde osteokalsin düzeyleri, çürüksüz dişlere göre azaldı (p<0.05). Kadın ve erkekler arasında fark bulunmadı. Çürük ve çürüksüz dişlerde mikrosertlik ölçümleri arasında bir fark bulunmadı.AbstractIn this research, osteocalcin levels of dentin ...

  12. Atomik Absorpsiyon Spektrofotometresi ile Deodorant ve Rimel Örneklerinde Eser Element Tayini

    OpenAIRE

    Yıldırım, Merve

    2018-01-01

    Kozmetikler oldukça karmaşık yapılı olan kimyasal bileşiklerdir ve bu nedenle kullanımları sonucu insan sağlığına etkileri de büyük önem taşımaktadır. Günümüzde kozmetik ürünlerinin kullanım oranları gözönüne alınırsa kozmetik ürünlerin içeriği daha da önem arz etmektedir. Bu nedenle, kozmetik ürünlerinin eser element içeriğinin belirlenmesi ve kontrol altında tutulması gerekir. Bu çalışmada; çeşitli markalara ait deodorantlarda ve rimellerde bulunan eser elementler Grafit Fırınlı Atomik Abso...

  13. Sakarya ili kavak üreticilerinin sosyo- ekonomik yapısı ve başarı düzeylerini etkileyen faktörler

    OpenAIRE

    Karakaya, Selda

    2009-01-01

    Bu çalışma, Sakarya ilinin Akyazı, Adapazarı, Karapürçek, Geyve, Taraklı, Hendek, Kaynarca, Karasu ve Kocaali ilçelerinde bulunan kavak üreticilerinin, sosyo-ekonomik yapısını ve kavak odunu üretimindeki başarı düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla ele alınmıştır. Araştırmada kullanılan verilerin büyük bir bölümü anket yolu ile kavak üreticilerinden, bir bölümü de daha önce yapılmış çalışmalardan ve çeşitli kamu kurumlarının kayıtlarından elde edilmiştir. Toplanan veriler yüzde...

  14. IDEOLOGICAL APPROACH TO THE TEXTS OF FOLK LITERATURE AT THE PERIOD OF USSR: IN THE CONTEXT OF ALANKAY BATIR HALK EDEBİYATI METİNLERİNE SOVYETLER BİRLİĞİ DÖNEMİNDE İDEOLOJİK YAKLAŞIM: ALANKAY BATIR ÖRNEĞİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bülent BAYRAM

    2009-12-01

    Full Text Available Folk Literature was under the ideologic pressure during the USSR period. From time to time it was prohibited to publish some of the literary works. Some of the works were published after they had undergone some change with the excuse that they convey idiology opposite to that of the USSR. Some of the chapters were dropped out of the literary Works: for example, this kind of changes have been done to the Epic of Alankay Batır of the Kazak Turks. Halk edebiyatı eserleri Sovyetler Birliği’nde ideolojik baskılara maruz kalmıştır. Zaman zaman bazı eserlerin yayınlanması tamamen yasaklanmıştır. Bazı eserler de Sovyet ideolojisine ters düştüğü gerekçesiyle değiştirilerek yayınlanmıştır. Bazı bölümler eserlerden çıkarılmıştır. Kazak Türklerinin Alankay Batır destanında da bu tür oynamalar görülmektedir. Elde bulunan orijinal nüsha ile yayınlanan nüsha arasındaki farklılıklar bunu açıkça göstermektedir.

  15. İNCELE-SORGULA-OKU-TEKRAR ET-GÖZDEN GEÇİR TEKNİĞİNİN BEŞİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN OKUDUĞUNU ANLAMA BAŞARISI VE OKUMAYA YÖNELİK TUTUMLARI ÜZERİNE ETKİSİ: YİBO ÖRNEĞİ

    OpenAIRE

    SABAN, Ayten İZLAZOĞLU; AYÇİN, Aslı AYŞE

    2011-01-01

    Bu deneysel çalışma, yatılı ilköğretim bölge okulu 5. sınıf öğrencilerine okuduğunu anlama becerisinin kazandırılmasında incele- sorgula- oku- tekrar et-gözden geçir (İSOTEG) tekniğinin akademik başarı, kalıcılık puanları ile okumaya yönelik tutum puanları üzerindeki etkilerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2007–2008 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında, Adana ili Feke ilçesinde bulunan iki yatılı ilköğretim bölge okulundaki toplam 50 5. sınıf öğrencisiyle gerçekleştir...

  16. DOKUMA TEZGAHLARINDAN DENETLEYİCİ ALAN AĞI İLE VERİ TOPLAMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bedri BAHTİYAR

    2007-03-01

    Full Text Available Dokuma salonlarının verim analizini yapmak ve verimini arttırmak için her bir dokuma tezgahından tezgaha ait teknik veriler ve günlük dokuma verilerinin elde edilmesi ve bu verilerin analizlerinin yapılması gerekmektedir. Küçük ve orta ölçekli dokuma salonlarında tezgahlara ait teknik veriler genel olarak sorumlu personel tarafından tutulmaktadır. Verilerin belirli bir otomasyon çerçevesinde işlenmemesi dokuma salonlarının verimlilik analizlerini güçleştirmekte veya güvenilirliğini düşürebilmektedir. Bu makalede, orta ölçekli bir tekstil dokuma salonunda tezgahların verim analizini yapabilmek amacıyla geliştirilen ve uygulanan denetleyici alan ağını (DAA kullanan bir veri toplama sistemi sunulmaktadır. Sistemde dokuma tezgahına ait teknik ve dokuma verileri tezgah üzerinde bulunan bağlantı noktalarından alınan veriler DAA üzerinden merkez bilgisayara iletilmekte ve merkez bilgisayarda işlenmektedir.

  17. Bal Verimini Etkileyen Bazı Faktörlerin Path Analizi Yöntemi ile İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Melis Çelik Güney

    2016-10-01

    Full Text Available Path analizi, korelasyon katsayısını, kısmi korelasyon katsayısını ve path katsayısını kullanarak değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemektedir. Bu çalışmada, bal verimi üzerine etki eden; yavrulu alan, uçuş etkinliği, polen toplama, nektar toplama ve temizleme davranışı faktörlerinin doğrudan ve dolaylı etkileri incelenmiştir. Araştırmada, Ç.Ü.Z.F. Zootekni Bölümü, Arıcılık Araştırma Ünitesi'nde bulunan kolonilerden alınan kayıtlar kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, bal verimi üzerine yavrulu alanın etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Deneme kolonilerinde yavrulu alanın, bal verimi üzerine en yüksek doğrudan etkiye sahip bir faktör, nektar toplama davranışının ise bal verimi üzerine en yüksek dolaylı etkiye sahip bir faktör olduğu ortaya konmuştur.

  18. Kars ilinde örgün eğitimin gelişimi ve mevcut durumu

    OpenAIRE

    DEMİR, MUCİP

    2016-01-01

    Doğu Anadolu Bölgesinin Kars Erzurum bölümünde yer alan Kars İli ortalama irtifası 2000 metre civarında olan ve birçok yeri volkanik materyallerle örtülü Kars Platosu üzerinde bulunmaktadır. Mevcut topografik koşulların etkisiyle sert karasal iklimin görüldüğü ilde başta nüfus olmak üzere diğer beşeri faaliyetler bu coğrafik faktörlerin yoğun etkisiyle şekillenmektedir. İlde halen 300.000 civarında bulunan nüfus il dışına doğru meydana gelen göçlerle azalış eğilimi göstermektedir. 373 ilko...

  19. KARS İLİNDE ÖRGÜN EĞİTİMİN GELİŞİMİ VE MEVCUT DURUMU

    OpenAIRE

    DEMİR, MUCİP

    2016-01-01

    Doğu Anadolu Bölgesinin Kars Erzurum bölümünde yer alan Kars İli ortalama irtifası 2000 metre civarında olan ve birçok yeri volkanik materyallerle örtülü Kars Platosu üzerinde bulunmaktadır. Mevcut topografik koşulların etkisiyle sert karasal iklimin görüldüğü ilde başta nüfus olmak üzere diğer beşeri faaliyetler bu coğrafik faktörlerin yoğun etkisiyle şekillenmektedir. İlde halen 300.000 civarında bulunan nüfus il dışına doğru meydana gelen göçlerle azalış eğilimi göstermektedir.373 ilkokul,...

  20. Marmara Denizi Farklı Kıyısal Alan Yüzey Suyunda Anyonik Deterjan Kirliliği Üzerine Bir Ön Araştırma (022205) (39-44)

    OpenAIRE

    BALCIOĞLU, Esra Billur

    2014-01-01

    Bu çalışmada İstanbul ve Çanakkale Boğazları da dahil olmak üzere Marmara Denizi’ nin farklı kıyılarından alınan yüzey suyu örneklerinde deterjan kirliliği seviyeleri araştırılmıştır. Çalışma kapsamında Ocak 2013 döneminde Marmara Denizi’ nin farklı bölgelerinden seçilen 16 istasyondan yüzey suyu örnekleri alınarak 2 paralel halinde çalışılmıştır. Bulunan sonuçlara göre anyonik deterjan konsantrasyonları 20,14 – 77,44 µg/L arasında değişiklik göstermiştir. En düşük değer Anadolu Feneri istasy...

  1. Etlik Piliçlerin Beslenmesinde Böceklerin Kullanılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özgün Işık

    2017-07-01

    Full Text Available Hızlı ve yüksek canlı ağırlık artışının esas alındığı etlik piliç üretiminde, hayvanların besin maddesi ve enerji ihtiyaçlarını karşılamak önemlidir. Bu ihtiyaçları karşılamak için kullanılan geleneksel yem hammaddelerinin üretiminde ve ithalatında yaşanan sorunlar nedeniyle, alternatif yem hammaddeleri aranmaktadır. Bu amaçla tavukların doğal rasyonlarında bulunan böcekler umut verici gözükmektedir. Özellikle protein yemlerine alternatif olarak üzerinde en çok çalışma yapılan türler arasında asker sineği (Hermetica illucens, karasinek (Musca domestica, çayır cırcır böceği (Gryllus testaceus, ipek böceği (Bombyx mori, çekirge (Acrididae ve un kurdu (Tenebrio molitor yer almaktadır.

  2. Limon (Citrus Limon Kabuklarının Kimyasal Bileşimi ve Hayvan Yemi Olarak Değerlendirilmesi (İngilizce

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Somayeh Sadat Fakoor Janati

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, limon kabuklarının; bileşimindeki ham protein, fosfor, kalsiyum, bakır, manganez, demir, çinko, sodyum, potasyum ve diğer bazı kimyasal bileşenler nedeni ile yem olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Limon kabuklarında bulunan protein miktarı (%9.42, yağ (%4.98, kül (%6.26, selüloz (%15.18, sodyum (755.5 mg/100g, potasyum (8600 mg/100g, kalsiyum (8452.5 mg/100g, bakır (4.94 mg/100g, demir (147.65 mg/100g, magnezyum (1429.50 mg/100g, çinko (13.94 mg/100g ve fosfor (6656 mg/100g İran ulusal hayvan yemi standardı ile karşılaştırılmıştır. Yağ, protein ve selüloz miktarlarının bu standardı karşılayabildiği görülmüştür.

  3. AZERBAYCAN DİLİ DİYALEKTLERİNDE VE TÜRK EDEBİ DİLİNDE KULLANILAN ORTAK KELİMELER / COMMON WORDS USED IN AZERBAIJANI TURKISH AND THE LITERARY TURKISH

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zabite TEYMURLU

    2010-01-01

    Full Text Available Tarihî ve siyasi sebeplerden dolayı Türk lehçeleri arasında farklılıklar bulunmaktadır. Türkçe geniş bir coğrafyada konuşulan üstün dilllerden biri olmasına rağmen, Türk dillerinin tamamı karşılaştırmalı olarak ele alınıp incelenmemiştir. Bu bakımdan Azerbaycan diyalektlerinde ve  Türkiye Türkçesinin edebî dilinde kullanılan ortak kelimeler çoktur. Bu incelemenin belirtilen Türkçelerin söz varlığında bulunan yakınlığın hem etimolojik hem de edebî dil yönünden gösterilmesinde yararlı olacağı kanaatindeyiz. 

  4. ‘ÖTEKİ’NİN ALGISI: SPOR SEKTÖRÜNDE KADINLARCA ALGILANAN CİNSİYET ÖNYARGILARI VE AYRIMCILIĞI

    OpenAIRE

    KARA, Feyza Meryem; YILDIRAN, İbrahim

    2018-01-01

    Bu araştırma, özel spor tesislerinde görev yapan kadın eğitmen ve yöneticilerin, cinsiyet kimliği, kadınlara karşı cinsiyet önyargıları ve ayrımcılığını nasıl algıladıklarını belirlenmesi ve bu boyutların “örgütsel aidiyet” ve “işten ayrılma niyeti” ile ilişkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Ankara’nın 6 merkez ilçesinde bulunan, eğitmen ve yönetici olarak kadınların da çalıştığı özel spor tesisleri, bulundukları bölge, tesislerin üyelik ücretleri ve...

  5. Hıyarda (Cucumis sativus L. yabancı ot çıkış zamanın tahminine yönelik araştırmalar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nihat Tursun

    2015-01-01

    Full Text Available İstatistiki modellerin geliştirilmesi için hıyar bitkisinde on bir önemli yabancı otun çıkış zamanın belirlenmesinde modellemeler yapılmıştır. Hıyar deneme arazisinde bulunan önemli yabancı otlar çıkış zamanlarına göre gruplara ayrılmıştır. Bu yabancı otlardan; Amaranthus retroflexus, Chenopodium album, Heliotropium europaeum, Polygonum aviculare ve Solanum nigrum erken, Convolvulus arvensis, Cyperus rotundus, Cynodon dactylon, Portulaca oleracea ve Sorghum halepense bütün vejetasyon boyunca ve Tribulus terrestris ise geç çimlenen yabancı ot türü olarak belirlenmiştir. Farklı doğrusal olmayan büyüme eğrileri (Chapman-Richard, Weibull, logistic, Gompertz ve cubic spline farklı yabancı ot türleri ve yıllar için çıkış yüzdeleri verileri esas alınarak uyarlanmıştır. Cubic splin model birçok yabancı ot türü için en iyi model olarak saptanmıştır.

  6. Ayçiçeği Tablalarından Pektin Eldesi I. Sıcaklığın Ekstraksiyona Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Feral Turmuçin

    2015-02-01

    Full Text Available Pektin en çok elma posası, turunçgil kabukları, şeker pancarı artıkları ve ayçiçeği tablalarında bulunan bir polisakkarittir. Türkiye’de büyük bir potansiyel olduğu halde üretilmemekte ve dış ülkelerden ithal edilmektedir. Bu araştırmada ayçiçeği tablalarından pektin üretimi incelenmektedir. Ekstraksiyon parametreleri sıcaklık, pH, süre ve tanecik büyüklüğüdür. pH’sı 2.9 olan 9.5’lik okzalat çözeltisi ile 30’ar dakikalık iki basamakta yapılan ekstraksiyon işleminde optimum sıcaklık 90 oC olarak bulunmuştur. Bu şartlarda elde edilen saflaştırılmış pektin verimi %14’dür.

  7. Ayçiçeği Tablalarından Pektin Eldesi I. Sıcaklığın Ekstraksiyona Etkisi

    OpenAIRE

    Turmuçin, Feral; Ungan, Suat; Yıldız, Fatih

    1981-01-01

    Pektin en çok elma posası, turunçgil kabukları, şeker pancarı artıkları ve ayçiçeği tablalarında bulunan bir polisakkarittir. Türkiye’de büyük bir potansiyel olduğu halde üretilmemekte ve dış ülkelerden ithal edilmektedir. Bu araştırmada ayçiçeği tablalarından pektin üretimi incelenmektedir. Ekstraksiyon parametreleri sıcaklık, pH, süre ve tanecik büyüklüğüdür. pH’sı 2.9 olan 9.5’lik okzalat çözeltisi ile 30’ar dakikalık iki basamakta yapılan ekstraksiyon işleminde optimum sıcaklık 90...

  8. Çocuk Kitaplarına Yeni Bir Yaklaşım: İnternet'te Resimli Çocuk Kitapları (e-books

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mübeccel Gönen

    2002-06-01

    Full Text Available Elektronik kitaplar (e-books yurtdışında oldukça yaygın bir biçimde kullanılmakta ve kullanıcı sayısı da giderek artmaktadır. İnternette yer alan bu kitaplar, her yaştaki insanın ilgi alanına hizmet edecek kadar çok ve çeşitlidir. Bu tür kitaplara internette yer alan kütüphanelerden, yayınevlerinden ve yazarlardan ulaşılmaktadır. Çocuk edebiyatı ile ilgili sitelerden de her konuda resimli çocuk kitaplarına ulaşılabilir. İnternette Türkçe resimli çocuk kitapları ve çocuk edebiyatı ile ilgili sitelere rastlanmamaktadır. Ancak elektronik çocuk kitaplarına yabancı sitelerden ulaşılabilir ve bazı sitelerden ücretsiz olarak da temin edilebilir. Bu yeni uygulama ile ülkemizde bulunan yayınevleri ve yazarların, iletişim ve bilgi teknolojisinden yararlanarak daha fazla aileye, okul ve çocuğa hizmet götürebileceği düşünülmektedir.

  9. DOĞAL ÇEVRE FELAKETLERİNİN SUÇA ETKİSİ

    OpenAIRE

    AKKUŞ, Zafer; EFE, Tamer

    2016-01-01

    Doğalçevrenin değişik zamanlarda maruz kaldığı felaketler, binlerce/milyonlarcacanlının ölmesine ve/veya yaralanmasına neden olurken beraberinde yaşamortamlarında bulunan her türlü yapı/yapılara geçici/sürekli tahribatlarbırakmıştır/bırakmaktadır. İnsanoğlunun doğal çevreye bilinçli/bilinçsizmüdahaleleri ile dünya gittikçe savunmasız bir hale dönüşmeye başlamıştır.Kendini koruma olgusundan insan faktörü ile uzaklaşan dünya, tarihsel süreçiçerisinde birçok doğal felaketin yaşandığı gezegen olm...

  10. Örgütlerde Çalışanların Yöneticilere Yönelik Güveni ve Konuyla İlgili Bir Araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Evren AYRANCI

    2008-04-01

    Full Text Available Bu araştırmada, öncelikle örgüt içindeki güven konusu ele alınmış ve konu ile ilgili çeşitli güncel araştırmalardan bahsedilmiştir. Ardından da, İstanbul-Merter'de bulunan tekstil firmalarında yapılan görüşme ve anketlerin sonuçları değerlendirilmiştir. Amaç, bu fırmalardaki çalışanların kendi bir üst amirlerine ve tepe yöneticilerine değişik konular bakımından ne kadar güvendiklerini bulmaktır. Çalışanların yöneticilerine güven duymaları, örgütlerin başarılı olmaları açısından önemlidir.

  11. Effect of Different Cooling Rates on Embryo Survivability and Pregnancy Rates in Freezing Sheep Embryos

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elif KARAMAN ÖZTÜRK

    2016-07-01

    Full Text Available Çalışmanın ilk bölümünde, mezbahadan sağlanan ovaryumlardan kazanılan oositler (n=2990 olgunlaştırma medyumu içerisinde 24 saat süreyle olgunlaştırıldı. Ardından, 20 saat süreyle İn Vitro Fertilizasyona (İVF bırakıldılar. Yarıklanma gösteren embriyolar (n=1305, Sentetik Ovidukt Fluid (SOF medyumu içerisine alınarak altı gün süresince İn Vitro Kültüre (İVK bırakıldılar. İVK sonrası elde edilen morula-blastosist aşamasındaki embriyolar rastlantısal şekilde üç farklı dondurma hızı grubuna eşit olarak ayrıldılar (Grup I: 0,5 °C /dk, Grup II: 0,8 °C /dk, Grup III: 1 °C /dk. Her bir gruptaki embriyolar (n=50, 1,5 M etilen glikol bulunan dondurma medyumu içerisinde farklı soğutma hızlarında donduruldu. Sonuçta 0,5 °C/dk soğutma hızının en başarılı grup olduğu belirlendi (P<0,05. Çalışmanın ikinci bölümünde, verici koyunlardan elde edilen in vivo embriyolar (Morula-Blastosist çalışmanın birinci bölümünde bulunan en başarılı soğutma hızı (0,5 °C/dk ile soğutularak donduruldu. Dondurulan 19 adet embriyo hormonel olarak hazırlanmış 17 alıcı koyuna transfer edildi. Transfer sonrası 60. günde yapılan ultrason muayenesinde üç adet koyunda gebeliklere ait embriyonik keseler gözlendi ve bu koyunlardan birinde de ikiz gebelik saptandı. Gebe koyunlardan bir tanesinde doğum gerçekleşti; diğer iki koyunda ise ileriki dönemde yapılan ultrason muayenesinde gebeliklerin sonlandığı gözlendi. Çalışma sonucunda, koyun embriyolarının dondurulması sırasında 0,5°C/dk soğutma hızının en başarılı hız olduğu ve bu yöntemle dondurulan embriyoların transferinden de gebelik elde edilebildiği saptandı.

  12. Anadolu Kültüründe Nazar ve Nazarlıklar: Safranbolu Örneği /Evil Eye and Amulets in Anatolian Culture: The Case of Safranbolu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Durmuş Gür

    2013-10-01

    Full Text Available Öz Bu araştırma, Anadolu kültüründe yer alan nazar inancı ve bu inancın somut bir yansıması olan nazarlıklarla ilgili günümüze ulaşan bazı örnekleri incelemektedir. Araştırma kapsamında, günümüzde Safranbolu’da bulunan sivil ve dini mimaride, özellikle su yapılarında görülen nazarlık çeşitleri, teknik, tür ve çeşitlilik açısından incelenmiş ve fotoğraflarla belgelenmiştir. Safranbolu’nun Bağlarbaşı, Kıranköy (Atatürk Mahallesi, Gümüş, Hacı Halil, Baba Sultan, Çeşme, Karaali, Çavuş Mahalleleri’ndeki mimari eserlerde bulunan nazarlıklar, araştırma konumuzun kaynağını oluşturmaktadır. Araştırmada önce nazar inancı ile ilgili yaklaşımlar ve bu inancın tarihi kökenleri incelenmiştir. Daha sonra nazara inanan insanların, kötü niyetli insanların bakışlarıyla yaydıkları olumsuz enerjiyi başka alanlara yönlendirebilmek amacıyla kullanmış oldukları nazarlıklar incelenmiştir. Kullanılan nazarlık çeşitleri sınıflandırılarak benzer uygulamalar aynı başlık altında incelenmiştir. Araştırmanın son kısmında ise bu nazarlıkların özelliklerini gösteren bir tablo ile birlikte kullanılan malzeme ve teknikler hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca, araştırma evreninde yer alan nazarlıklara ait bazı fotoğraflar araştırma sonuna eklenmiştir. Abstract This article examines the belief in evil eye in Anatolian culture and its concrete reflection, using amulets to defend oneself against it. The aim of this essay is to investigate and to certificate the types of amulets in civil and religious architecture, especially in water structures, in Safranbolu. In the study, the amulets existing in Baglarbasi, Kirankoy, Gumus, Haci Halil, Baba Sultan, Cesme, Karaali, and Cavus districts of Safranbolu is handled. The first part of the article examines the belief in evil eye and the historical basis of this belief. The second part examines the amulets used by the

  13. Pantograf-Katener Sistemler için Bulanık Mantık Tabanlı Belirlenen Pantograf Modeli Kullanılarak Ark Tespiti Yaklaşımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Orhan Yaman

    2017-08-01

    Full Text Available Elektrikli trenler, günümüzde yaygın olarak kullanılan, önemli bir ulaşım türüdür. Diğer ulaşım türleri ile karşılaştırıldığında elektrikli trenlerin güç tüketimi ve çevre kirliliğine olan etkisi daha azdır. Ayrıca konfor ve güvenlik gibi birçok avantajı vardır. Elektrikli trenlerde kullanılan en önemli bileşenlerden biri pantograf katener sistemidir. Pantograf katener sistemi, demiryolu hattı boyunca bulunan katener sistemi ve lokomotif üzerinde bulunan pantograf sisteminden oluşmaktadır. Lokomotifin ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisi pantograf üst bölgesi ile katener telinin teması sonucunda sağlanmaktadır. Temas sırasında birçok nedenden dolayı arklar oluşmaktadır. Oluşan arklar elektrik enerjisinin sağlıklı aktarılmasını engellemektedir. Lokomotifin sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için elektrik enerjisinin sürekli alınabilmesi gerekmektedir. Bu nedenle pantograf katener sistemi elektrikli trenler için oldukça kritik bileşenlerdir. Bu çalışmada, pantograf katener sistemi için model ve ark tespiti için yeni bir yöntem önerilmektedir. Görüntü işleme ve bulanık mantık tabanlı bu yöntemde, birçok farklı türde pantograf sisteminin görüntüsü kullanılmıştır. Kullanılan görüntüler üzerinde Canny kenar çıkarımı yapıldıktan sonra Hough dönüşümü ile doğrular elde edilmektedir. Elde edilen doğruların bazı özellikleri bulanık mantığın giriş verileri olarak kullanılmaktadır. Bulanık mantık sonucunda pantograf sisteminin modeli tespit edilmektedir. Tespit edilen pantograf modeli kullanılarak pantograf temas bölgesinde oluşan arklar tespit edilmektedir.

  14. Ankara’daki Üniversite ve Halk Kütüphanelerinde Çalışan Kütüphanecilerin İş Doyumları Üzerine Bir Araştırma =A Research on Job Satisfaction of Librarians Employed at University and Public Libraries in Ankara

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yılmaz, Bülent

    2010-04-01

    Full Text Available Kişinin yaptığı işten hoşnut olması anlamına gelen iş doyumu genelde ve kütüphanecilik alanı açısından işteki başarı ve verimliliği etkileyen, aynı zamanda insanın yaşamdan doyum almasına önemli katkıda bulunan çok boyutlu bir olgudur. Bu çalışmada, öncelikle iş doyumu hakkında genel ve kütüphanecilik temelli kuramsal bilgi verilmiştir. Daha sonra yapılan araştırma sonuçları değerlendirilmiş ve konu ile ilgili öneriler sunulmuştur. Bu çalışmaya konu olan araştırma Ankara'da bulunan üniversite ve halk kütüphanelerinde çalışan kütüphaneciler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Ankara'daki on üniversite kütüphanesinden 69, altı halk kütüphanesinden 20 olmak üzere toplam 89 kütüphaneciye Mayıs 2009 tarihinde anket uygulanmıştır. Anket için Spector'un "İş Doyumu Ölçeği" temel alınmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, üniversite ve halk kütüphanelerinde çalışan kütüphanecilerin genelde iş doyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı, ancak, bazı unsurlar arasında anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır.Job satisfaction, which signifi es an individual's happiness in his/her occupation, is a multidimensional case that aff ects success and productivity at work, in general terms and in the fi eld of librarianship. This article off ers primarily general information on job satisfaction and librarianship-based theoretical information. It also evaluates the conclusions of a questionnaire and off ers related suggestions. The research focused on the librarians employed at university and public libraries in Ankara. A questionnaire was administered in May 2009 to 69 university librarians and 20 others employed by public libraries, bringing the total to 89 professional men and women. The questionnaire has been based on the Spector's "Job Satisfaction Survey". According to the conclusions that may be derived from the research

  15. KONİK BOBİNLİ ROTOR İPLİK MAKİNASINDA KUŞAK OLUŞUMUNUN İNCELENMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Resul FETTAHOV

    2001-03-01

    Full Text Available Bu çalışmada konik bobinlerin sarımı sırasında iplik dolaklarının (sarımlarının üst üste gelecek şekilde sarılması ile oluşan ve kuşak olarak tanımlanan bobin sarım hatası matematiksel olarak incelenmiştir. İplik kılavuzunun bir gidiş-gelişinde (double traverse bobin tur sayısı (n iki yöntem ile hesaplanmıştır. Birincisi iplik kılavuzunun bir gidiş-geliş süresinde bobine sarılan toplam iplik miktarı ile bobinin üzerine sarılan tek bir sarımın uzunluğunun hesaplaması yöntemiyle, ikincisi ise konik bobin silindirik tambur hareket iletim oranıyla hesaplanmıştır. Bu iki farklı yöntem ile bulunan formüllerin birbirine oldukça yakın değerler verdiği görülmüş ve Schalfhorst Autocoro rotor iplik makinasında olası kuşak oluşum çaplarının belirlenmesinde kullanılmıştır.

  16. Sebze Püresi ile Üretilen Yoğurtların Tekstürel ve Duyusal Özelliklerinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tülay Özcan

    2016-07-01

    Full Text Available Bu çalışmada kontrol (K; balkabağı (YBK, havuç (YHA, bezelye (YBE ve yeşil kabak püreli (YYK yoğurt olmak üzere 5 farklı set tipi yoğurt üretilmiştir. Sebzeli yoğurtlarda bulunan diyet liflerinin bakteri gelişmesini teşvik eden potansiyel etkisi sonucu Streptococcus thermophilus ile Lactobacillus delbrueckii subsp. bulgaricus sayılarının arttığı saptanmıştır. Yoğurtların sebze püreleri ile zenginleştirilmesinin pH, titrasyon asitliği, serum ayrılması, duyusal özelikler ile sertlik, iç yapışkanlık, konsistens ve viskozite indeksi gibi tekstürel özellikler üzerinde etkili olduğu gözlenmiştir. Havuç püresi ile üretilen yoğurtlarda viskozite, konsistens ve sertliğin yüksek olduğu saptanırken, yeşil kabak ilaveli olanlar daha zayıf tekstürel özellikler göstermiştir. Sonuç olarak sebze püresi ilavesinin set tipi yoğurtlarda tekstürel özelliklerinin iyileştirilmesi konusunda önemli rol oynadığı ve fonksiyonel süt ürünlerinin geliştirilmesinde kullanılabileceği belirlenmiştir.

  17. A WOMEN AUTHOR OF THE AGE OF WARS: SALİME SERVET SEYFİ SAVAŞLAR ÇAĞINDA YETİŞMİŞ BİR KADIN YAZAR: SALİME SERVET SEYFİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Betül COŞKUN

    2012-06-01

    Full Text Available Salime Servet is an author, who wrote books during the period of Constitutional Monarchy and National Struggle for Independence. Having published two books, poetry and a novel, her place among the women author is notable. She among the rare women authors to contribute to war literature. She mainly wrote didactic prose and poems. Her works attract our attentions for they inspire readers about national conscience. Salime Servet, who wrote mainly during the years of the Balkan Wars, played active role in Müdafaa-i Milliye Cemiyeti (National Resistance Community. Furthermore, she contributed to the literature with her journal of Seyyale. This study will publicize the unforgotten author of literature history and emphasize on the elements that make her significant Salime Servet, Meşrutiyet ve Millî Mücadele dönemlerinde eser vermiş bir yazardır. Biri şiir, diğeri roman olmak üzere iki eser yayımlayan Salime Servet’in kadın yazarlar içerisindeki yeri dikkate değerdir. Savaş edebiyatına katkıda bulunan nadir kadın yazarlardandır. Daha ziyade didaktik yazı ve şiirler kaleme alır. Eserlerinde topluma millî şuur aşılama kaygısı dikkati çeker. Genellikle eserlerini Balkan harbi yıllarında yazan Salime Servet, Müdafaa-i Milliye Cemiyeti’nde de aktif rol alır. Ayrıca çıkarmış olduğu Seyyaledergisiyle de edebiyata katkıda bulunur. Bu çalışmada, edebiyat tarihinin unutulmuş bu ismi tanıtılacak ve onu önemli kılan hususlar üzerinde durulacaktır.

  18. Çanakkale Bölgesinde Germeli Tuzaklar (Fyke-Net Üzerine Bir Ön Çalışma.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adnan Ayaz

    2015-12-01

    Full Text Available Germeli tuzaklar göl, nehir, ırmak gibi iç sulara kurulabildiği gibi, deniz kıyısı, dalyan, lagün gibi sığ deniz kıyılarına ve akıntı sistemi bulunan denizlere de kurulabilen bir tür tuzaktır. Germe vasıtasıyla balıkların tuzağa yönelmelerini ve tuzak içine girerek yakalanmasını sağlarlar. Bu çalışmada 36 mm göz uzunluğuna sahip ağlardan yapılmış 6 m uzunluk ve 1x1.5 m ağız genişliğine sahip bir germeli tuzak Çanakkale Boğazı’nda denenmiştir. Germeli tuzak akıntıya dik yerleştirilerek takımın av verimine bakılmıştır. Yapılan denmelerde, tuzak içerisine karagöz (Diplodus vulgaris, iskorpit (Scorpaena sp., ısparoz (Diplodus annularis, çizgili hani (Serranus scriba, barbun (Mullus surmuletus ve mıgri (Conger conger balıkları girmiştir. Ayrıca germe ağı üzerinde de kupes (Boops boops, melanur (Oblada melanura ve çizgili hani (Serranus scriba balıkları galsamalarından yakalanmıştır

  19. Rize Merkez Kurşunlu Camisi’nin deprem davranışının incelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kasım Armağan Korkmaz

    2014-12-01

    Full Text Available Tarihi yapıların mevcut yüklere ve ileride olabilecek zorlanmalara karşı yapısal davranışlarının belirlenmesi, korunması, sağlamlaştırılması, restorasyon ve mühendislik açısından oldukça önemlidir. Bu kapsamda, tarihi yapılar bilgisayar programları ile modellenerek analizleri yapılmakta ve davranışları belirlenmektedir. Bu çalışmada, SAP2000 programı kullanılarak Rize Merkez’de bulunan ve 1570 yılında İskender Cafer Paşa tarafından yaptırılan Kurşunlu Camisi üzerinde Cape Mendocino, Düzce ve Landers depremleri uygulanarak, zaman tanım alanında dinamik analizler gerçekleştirilmiştir. Yığma taşıyıcı sisteme sahip olan tarihi yapıda her bir ivme kaydı için ortaya çıkan yer değiştirme ve gerilme değerleri elde edilmiş ve analiz sonuçları doğrultusunda bir değerlendirme yapılmıştır.

  20. İskenderun Körfezi'nde Dağılım Gösteren İki Makroalg Türünde [Cystoseira corniculata (Phaeophyta, Laurencia papillosa (Rhodophyta] Ağır Metallerin Mevsimsel Değişimi.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    M. Perçin Piner Olgunoğlu

    2015-12-01

    Full Text Available Doğu Akdeniz’in Kuzeydoğu köşesinde yer alan İskenderun Körfezi, balıkçılık, deniz trafiği ve kıyısal kesimlerde birçok sanayii kuruluşunun bulunması nedeniyle potansiyel kirlilik tehditi altında bulunan bir alandır. Bu kirlilik unsurlarının tespit edilebilmesi amacıyla İskenderun Körfezi kıyılarında belirlenen üç farklı istasyondan, makroalg örnekleri toplanarak, Demir (Fe, Bakır (Cu, Kurşun (Pb ve Kadmiyum (Cd konsantrasyonları spektrofotometrik yöntemlerle belirlenmiştir. Cystoseira corniculata (Phaeophyta ve Laurencia papillosa (Rhodophyta’da ağır metal konsantrasyonlarının sıralaması Fe > Pb > Cu > Cd olarak belirlenmiştir. Aynı istasyonlardan toplanan C. corniculata ve L. papillosa’da belirlenen ağır metal konsantrasyonları karşılaştırıldığında L. papillosa’nın C. corniculata’ya göre daha fazla Fe, Cu ve Pb biriktirdiği ettiği belirlenmiştir. L. papillosa, C. corniculata ile birlikte ağır metal kirliliğinin izlenme çalışmalarında indikatör tür olarak kullanılabileceği önerilebilir

  1. Gemi Kazalarına Neden Olan Köprü Üstü Kaynaklı Eksikliklerin İstatistiksel Açıdan İncelemesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tuba KEÇECİ

    2014-06-01

    Full Text Available Denizcilik sektörü için en önemli konulardan biri, insana, çevreye ve eşyaya gelebilecek zararların en aza indirilmesi amaçlanarak, ileride meydana gelecek kazaların önlenmesine çalışılmasıdır. Deniz kazalarının incelenmesi ve gemide emniyeti etkileyen faktörlerin belirlenmesi, bu amaca ulaşmada en önemli adımı oluşturmaktadır. Gemilerin emniyetli şekilde işletilmesi ve yönetilmesi için, gemilerin uluslararası standartlara uygunluğu sürekli olarak bayrak devleti ve liman devleti yetkililerince denetlenmektedir. Tanker şirketleri bu denetimlere ek olarak, yük taşıtan petrol ve kimyasal endüstrisi tarafından da denetime tabi tutulmaktadır. Bu çalışmada, Türk tanker şirketlerinin SIRE (Ship Inspection Report Programme ve CDI (Chemical Distribution Institute kapsamında gerçekleştirilen denetim sonuçları incelenerek, bulunan eksikliklerin ve bunlara ait kök sebeplerin araştırılmasına çalışılmıştır. En sık görülen hatalardan biri olan köprü üstü kaynaklı eksiklikler istatistiksel olarak ortaya konularak, bu hataların oluşmasında rol oynayan kök sebepler tartışılmıştır.

  2. Alternatif Kanatlı Yetiştiriciliği: Beç Tavuğu Yetiştiriciliği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sezai Alkan

    2015-10-01

    Full Text Available Beç tavuğu Afrika kıtasında yabani olarak yaşamakta ve buradaki aile işletmelerinde yoğun bir şekilde yetiştirilmektedir. Anavatanı Afrika kıtası olmasına rağmen dünyada yetiştiriciliği hızla artmaktadır. Günümüzde hızlı bir şekilde gelişmekte olan organik hayvancılıkta kullanılabilecek önemli bir alternatif gen kaynağıdır. Farklı iklim koşullarına uyum sağlayabilmeleri, iyi olmayan çevre koşullarında ekonomik düzeyde verim verebilmeleri ve hastalıklara karşı dayanıklı olmaları en büyük avantajlarıdır. Bunun yanında özellikle kırsaldaki işletmelerinin çevresinde bulunan böcekleri, keneleri, kurtçukları, fareleri ve yılanları rahatlıkla yiyebildiklerinden bu zararlılarla biyolojik mücadelede rahatlıkla kullanılabilirler. Bu avantajlarından olayı Beç tavukları Türkiye’de de alternatif kanatlı üretiminde kullanılabilecek bir potansiyele sahip bulunmaktadır. Bu makalede Beç tavuklarının önemi ve genel özellikleri üzerinde durulmuştur.

  3. Kent Mobilyalarının Bulundukları Mekânlara Etkileri: Düzce Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emine ÇOBAN

    2014-09-01

    Full Text Available Kent mobilyaları kentsel açık alanların vazgeçilmez öğeleridir. Düzce ili önemli ölçüde açık alanlara sahiptir. Bu alanların planlanması, kullanımı, tasarımı konusunda çalışmalar yapılmaktadır. Kentsel mobilyalarda bu tasarım çalışmalarının önemli bir parçasıdır. Kentsel mobilyaların işlevsel, anlamsal, simgesel ve psikolojik etkileri göz önünde bulundurularak çalışmalara yön verilebilir. Bu bağlamda bu çalışmada kent mobilyaları ve yer aldıkları mekânlara etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. İl genelinde farklı özellikler içeren alanlar (ticari, eğitim, sanayi vb seçilerekbu mekânlarda bulunan aynı kent mobilyalarının farklı etkileri ve farklı kent mobilyalarının aynı etkileri değerlendirilmiş sonuç olarak kent mobilyaları bulundukları mekânların fonksiyonelliklerini arttırdığı, bulundukları mekânları daha fonksiyonel hale getirdiği ve mekânların estetik kalitesini arttırdığı bulgulanmıştır

  4. Otlu Peynir Yapımında Farklı Hammadde Karışımlarının Peynir Parametreleri Üzerine Etkisinin Anova ve Manova Metotları Kullanılarak Araştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zahide Kocabaş

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada otlu peynir yapımında hammadde olarak kullanılan farklı süt çeşitlerinin ve ot karışımlarını peynirde kuru-madde (KM, kurumaddede yağ (Y/KM, protein (PRO ve titrasyon asitliği (TAS üzerine etkileri tek değişkenli varyans analizi (ANOVA ve çok değişkenli varyans analizi (MANOVA metotları kullanılarak araştırılmıştır. 15. gün uygulanan ANOVA ve MANOVA sonuçları aynı bulunmuştur. Buna karşın 1., 30., 60. ve 90. günler için bu iki metot kullanılarak bulunan sonuçlar arasında farklılıklar gözlenmiştir. ANOVA metodu kullanılarak analiz edildiği zaman iki faktör arasındaki interaksiyon sadece bazı peynir parametreleri için önemli bulunurken, MANOVA metodu kullanıldığı zaman 1., 30., 60. ve 90. günde bütün peynir parametreleri bakımından iki faktör arasındaki interaksiyonun önemli olduğu gözlenmiştir.

  5. Işıklı Gölü ve Kaynaklarının (Çivril-Denizli Crustacea Faunası.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cem Aygen

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Işıklı Gölü Crustacea faunasının taksonomik açıdan incelenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla Şubat 1998-Ocak 1999 ayları arasında, gölde ve göle akan kaynak bölgesinde belirlenen 6 istasyondan aylık periyotlarla biyolojik örnekler ve su örnekleri alınmıştır. Araştırma sonunda Işıklı Gölü ve Kaynağı’nda bulunan Crustacea faunasının başlıca Cladocera (16 tür, Copepoda (12 tür, Ostracoda (1 tür, Amphipoda (2 tür, Isopoda (1 tür, Mysidacea (1 tür ve Decapoda (1 tür gruplarından oluştuğu saptanmıştır. Tespit edilen türlerden Cladocera grubundan Diaphanosoma brachyurum, Diaphanosoma mongolianum, Ceriodaphnia pulchella, Simocephalus vetulus, Macrothrix laticornis, Alona rectangula, Alona guttata, Graptoleberis testudinaria, Leydigia leydigi, Biapertura affinis, Chydorus sphaericus, Pleuroxus aduncus ve Disparalona rostrata; Copepoda grubundan Macrocyclops albidus, Eucyclops serrulatus, Eucyclops speratus, Eucyclops macruroides, Metacyclops gracilis, Mesocyclops leuckarti, Cyclops vicinus, Cyclops abyssorum, Cyclops strenuus, Megacyclops viridis, Acanthocyclops robustus, Canthocamptus staphylinus; Ostracoda grubundan Psychrodromus olivaceus; Amphipoda grubundan Gammarus balcanicus, Gammarus obnixus; Isopoda grubundan Asellus aquaticus türleri Işıklı Gölü’nden ilk kez bildirilmektedir

  6. Mersin Bitkisi (Myrtus communis L.'nde Farklı Hasat Zamanlarının

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayşe Betül AVCI

    2009-04-01

    Full Text Available Bu çalışma Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bornova araştırma alanında bulunan Mersin (Myrtus communis L. bitkilerinde farklı hasat zamanlarının uçucu yağ oranlarına etkisini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada, Mersin bitkisinden Ekim 2002 tarihinden itibaren bir yıl boyunca her ayın 15'inde ve günün üç farklı saatinde (08:00, 13:00, 18:00 olacak şekilde yapraklı dal örnekleri alınmıştır. Mersin (Myrtus communis L. bitkisinde en yüksek uçucu yağ oranı ortalama % 0.725 ile Temmuz ayında saat 18.00'de yapılan hasatta, en düşük oran ise ortalama % 0.250 ile mart ayında saat 13.00'de yapılan hasatta elde edildiği gözlenmiştir. Yapılan LSD testine göre farklı aylara ve saatlere göre belirlenen uçucu yağ değerleri arasındaki fark istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur.

  7. Kahramanmaraş’ta Dondurma Tüketim Alışkanlığı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gülgün Yıldız Tiryaki

    2015-02-01

    Full Text Available Kahramanmaraş dondurması şehrin adıyla simgeleşmiş özel bir üründür. Bu çalışmada, Kahramanmaraş merkez ilçede tüketicilerin sosyoekonomik ve demografik yapıları dikkate alınarak dondurma tüketim alışkanlıkları incelenmiştir. Araştırmada, 2005 yılında tesadüfen seçilen yaşı 18 ve üstünde bulunan bireylerle yüz yüze yapılmış olan anketler kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Kahramanmaraş ilinde tüketicilerin önemli bir bölümünün (%70.8 Kahramanmaraş dondurması tükettikleri saptanmıştır. Bununla birlikte, araştırma alanında anket yapılan tüketicilerden dondurma tüketen bireylerin %8.2’si daha çok markalı dondurmaları tercih ederken %21’inin de hem Kahramanmaraş dondurması hem de markalı dondurmaları tükettikleri belirlenmiştir.

  8. Sera Domateslerinde Bazı Fungisidlerin Kalıntı Düzeyleri Üzerinde Çalışmalar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Miray Bekbölet

    2015-02-01

    Full Text Available Sera domateslerinde sık görülen Botrytis cinerea, Alternaria solani ve Pseudomonas syringas pv. tomato önemli ürün kayıplarına neden olmaktadır. Her üç hastalığa etkili olacak şekilde geliştirilmiş olan üç ayrı ilaçlama programı Muğla ili Fethiye ilçesinde bulunan seralarda uygulanmıştır. Hasat döneminde yoğun kullanılan bakır, dithiocarbomate, dichlofluanid ve ipradione içeren fungisid karışımlarının meyvede bıraktıkları kalıntı düzeyleri araştırılmıştır. Gazkromatografik yöntemle saptanan dithiocarbomate düzeyleri 0.84-1.30 ppm. ve dichlofluanid düzeyleri ise 0.108-0.132 ppm. değerleri arasında bulunmuştur. Dithiocarbomate düzeyleri, sıfır toleranslı pestisit gurubunda bulunmaları nedeni ile yüksek bulunmuş dichlofluanid düzeylerinin ise mevcut tolerans değerlerinin altında olduğu anlaşılmıştır.

  9. Günümüz Fıkhî-İktisadî Problemlerin Değerlendirilmesinde Fıkıh Mirasımız İle İlişki Biçimimiz

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Soner Duman

    2015-07-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı günümüzde ortaya çıkan iktisadî problemlerin İslamî açıdan değerlendirilmesinde fıkıh geleneğimizin ne ölçüde işlevsel olabileceği tartışmalarına ışık tutmaktır. Konuya ilişkin üç temel bakış açısından birine göre fıkıh geleneği bu konuda işlevsel olmadığından günümüze bir katkı sunamaz. Bir başka yaklaşım ise fıkıh geleneğinden herhangi bir usule dayanmaksızın gelişi güzel tercihlerde bulunan telfikçi yaklaşımdır. Bizim savunduğumuz yenilikçi yaklaşım ise fıkıh geleneğinin aynen değil ancak yenilenerek günümüz sorunlarının çözümüne katkı sunabileceği yönündedir.

  10. Balık Etinin Besin Değeri ve İnsan Sağlığındaki Yeri.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hülya Turan

    2015-12-01

    Full Text Available Deniz ve tatlı sulardan sağlanan balıklar, beslenmemizde önemli ve besleyici bir yere sahiptir. Pek çok su ürünü, insan beslenmesi için mükemmel bir vitamin ve mineral kaynağıdır. Protein kaynakları içerisinde sindirilme derecesi yüksek olan su ürünleri diğer yüksek proteinli besinlerle karşılaştırıldığında yağ oranı bakımından oldukça düşüktür. Ayrıca, su ürünleri sağlığa yararı kanıtlanan n-3 serisi çok doymamış uzun zincirli yağ asitlerinin tek kaynağıdır. Yapılan çeşitli çalışmalarla su ürünlerinde bulunan iki predominant omega-3 yağ asiti Eicosapentaenoic asit (EPA ve Docosahexaenoic asit (DHA’in sağlık açısından olumlu etkide olduğu belirlenmiştir. Bu iki yağ asiti vücutta önemli biyokimyasal ve fizyolojik değişikliklere yol açar. Omega-3 yağ asitleri, insan sağlığını etkileyen kalp hastalığı, kanser, şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde yararlı etkilerinden dolayı önerilmektedir

  11. Pişirme Öncesinde Hamurun Kısa Süre Bekletilmesinin Pandispanya Nitelikleri Üzerine Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halef Dizlek

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, hazırlanan kek hamurunun fırına beklemeksizin (doğrudan konulmasının ve kısa süre (10 d bekletildikten sonra konulmasının pandispanya nitelikleri (hacim, gözenek yapısı, yumuşaklık, nem içeriği vb. üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, farklı bileşimlere sahip dört kabartma tozu kek hamurunda üç ayrı düzeyde (%0.25, %1.25 ve %2.25 kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, pandispanya hamurunun pişirme öncesinde kısa süre bekletilmesinin denemede ele alınan 12 farklı pandispanya formülünde ürün özelliklerini çok sınırlı ölçüde olumsuz etkilediği, genel olarak önemli bir değişikliğe (gerilemeye yol açmadığı belirlenmiştir. Bu durumun, pandispanya hamurunun formülünde temel bileşen olarak bulunan yumurta ve yüzey aktif maddenin hamura stabil ve kuvvetli bir yapı kazandırmasından ileri geldiği düşünülmektedir.

  12. Soğan (Allium cepa ve Sarımsaktaki (Allium sativum Bazı Fenolik Bileşiklerin HPLC Yöntemiyle Tayin Edilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sibel YÜNLÜ

    2016-09-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Isparta yöresindeki soğan ve sarımsak örneklerinin fenolik madde profilleri yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC metodu ile belirlenmiştir. Tayini yapılan fenolik maddeler, gallik asit, protokateşuik asit, p-hidroksibenzoik asit, klorojenik asit, kafeik asit, ferulik asit, ellagik asit gibi fenolik asitlerle; miyrisetin, kuersetin, luteolin, kamferol, isorhamnetin gibi flavonoidlerdir. Üç farklı yöntemle hazırlanan örnekler için en iyi ekstraksiyon yönteminin, 1,2 M HCl içeren %50 metanol ile 80 °C’de 2 saat hidroliz olduğu belirlendi. Buna göre en çok bulunan fenolik maddeler kırmızı soğanda kuersetin iken, yeşil soğanda ve beyaz soğanda p-hidroksibenzoik asit, sarımsakta ise miyrisetin olarak tespit edildi. Kırmızı soğanda, 13,6±0,06 µg/g kuersetin, yeşil soğanda 18,6±0,6 µg/g p-hidroksibenzoik asit, beyaz soğanda 10,5±0,07 µg/g p-hidroksibenzoik asit, sarımsakta ise 4,5±0,10 µg/g miyrisetin belirlendi.

  13. LAWRENCE'IN OĞULLAR VE SEVGİLİLER'İNDE SINIF BİLİNCİNE İLİŞKİN DİYALOG ÇÖZÜMLEMELERİ / STYLISTIC ANALYSIS OF THE DIALOGUES IN RELATION TO CLASS DINSTINCTION IN SONS AND LOVERS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gülbün ONUR

    2016-02-01

    Full Text Available Lawrence, Oğullar ve Sevgililer adlı romanında kendisinin de yakından tanıdığı sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan kömür işçilerinin yaşamını, çektikleri sıkıntıları betimlerken farklı sınıflara ait karakterlerin iç dünyaları, birbirleriyle olan ilişkileri ve sınıf ayrımı nedeniyle ortaya çıkan savunma bilinçleri üzerinde durur.Lawrence, romanda orta sınıf ve işçi sınıfı arasındaki çatışmayı diyaloglar yoluyla okura aktarmaktadır. Bu çalışmada yer alan iki diyalog biçem açısından ele alınmıştır. Diyalogların kurucu öğeleri olan tümcelerin içlerindeki ve aralarındaki dilbilimsel ilişkiler incelenerek romanın derin yapısında bulunan sınıf farklılığı/çatışması üzerinde durulmuştur. Kişilerin sarf ettiği tümcelerin bu gerçeğe işaret etmesi ve bu gerçek karşısında takınılan tavır, duygu aşamalarıyla birlikte vurgulanmıştır.

  14. SELF ELEKTRO-OPTİK CİHAZLARIN KUANTUM ÇUKURLU YAPILARI VE GALYUM-ARSENİT

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa TEMİZ

    1996-02-01

    Full Text Available Çoklu kuantum çukurlu elektroapsorptiv self elektro-optik cihazlar optik anahtarlama ve hesaplamalarında kullanılması için yoğun bir şekilde araştırılmaktadır. Kuantum çukurlu yapılara sahip self elektro-optik cihazlar, galyum-arsenit/aliminyum galyum-arsenit elektronik devrelerine ait giriş ve çıkış işaretlerinin her ikisinin birden optik olarak elde edildiği yeni bir optoelektronik teknolojidir. Optik giriş ve çıkışlar kuantum çukurlu emme özelliklerine dayanır. Bu kuantum çukurlu yapılar, günümüzde yeni boyutlar meydana getirmekte olan GaAs/AlGaAs'li yarıiletken malzemelerle yapılan pek çok ince katmanlardan meydana gelir. İlk günlerden beri bu malzemelerin fiziğinde bulunan en önemli ilerleme şu anda GaAs teknolojisinin dayandığı farklı jonksiyonlu yapıların keşfidir. GaAs/AlGaAs'li yapılar kuantum çukurlu yapıları oluşturmak ve keza yarıiletken laser, dedektör ve optik dalga klavuzlarına ilişkin anahtarlar yapmak için yasak bant ve kırılma indisi ile ilgili bazı önemli avantajlar sunar.

  15. Mermer Kesme İşleminde Spesifik Enerji Faktörünün ANFIS ve YSA Yöntemleri ile Tahmini

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    MURAT CANER

    2009-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, mermer kesme parametrelerinin enerji tüketimine etkisi, Yapay Sinir Ağları ve ANFIS kullanılarak tahmin edilmiştir. Tahmin metotlarında giriş olarak mermerin sertliği, testere dönüş hızı ve kesme hızı parametreleri kullanılmış ve birim hacim başına harcanan kesme enerjisinin bir ifadesi olan spesifik enerji faktörü çıkış olarak alınmıştır. Ağların eğitimi için kullanılan veriler, Afyon Kocatepe Üniversitesi laboratuarlarında bulunan, mermer kesilebilirlik analizleri için geliştirilmiş, bilgisayar tabanlı, dairesel testereli blok kesme (S/T makinesinde yapılan bir deneysel çalışmadan alınmıştır. Bu veriler Denizli Traverteni ve Bilecik Bej tipi mermerlere ait kesim parametreleridir. Bu verilerin bir kısmı eğitimde kullanılmış ve tüm veriler daha sonra eğitilen ağlarda test edilmiştir. Tahmin edilen sonuçlar elde edilmiş deney sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak tahmin edilen verilerin deneysel verilere oldukça yakın olduğu görülmüştür.

  16. Lider-Üye Etkileşiminin İşgören Performansına Etkisinde Çalışanların Örgütsel Adalet Algılarının Rolü

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hakan TURGUT

    2015-09-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, lider-üye etkileşiminin çalışanların örgütsel adalet algıları ile performansları üzerindeki etkilerini belirlemek ve örgütsel adaletin, lider-üye etkileşimi ile işgören performansı arasındaki ilişkide aracılık rolünün bulunup bulunmadığını araştırmaktır. Bu amaçla Çorum’da bulunan orta öğretim seviyesindeki 20 farklı okulda görevli 471 öğretmenin katılımı ile bir çalışma yapılmıştır. Araştırma sonucunda; lider üye etkileşiminin, örgütsel adalet boyutlarını (dağıtım, işlemsel, kişilerarası, bilgisel ve işgören performansını, işlemsel, kişilerarası ve bilgisel adaletin de işgören performansını anlamlı ve pozitif yönde etkilediği görülmüş, ayrıca işlemsel, kişilerarası ve bilgisel adaletin lider üye etkileşimi ile işgören performansı ilişkisinde tam aracılık rollerinin bulunduğu belirlenmiştir.

  17. Pizza ve Milföy Hamurlarının Özgül Isılarının Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seher Kumcuoğlu

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada milföy ve pizza hamurlarının özgül ısıları fark tarama kalorimetresi (DSC kullanılarak -60 °C ile 100 °C sıcaklık aralığında deneysel olarak belirlenmiştir. Örneklerin donmuş durumdaki özgül ısı değerlerinin donmamış durumuna ait özgül ısı değerlerinden daha düşük olduğu ve sıcaklığın artmasıyla arttığı bulunmuştur. Donmamış durumda ise örneklerin özgül ısı değerlerinin sıcaklıkla artış gösterdiği saptanmıştır. Milföy hamurunun özgül ısı değerinin donmuş ve donmamış durumda pizza hamurunun özgül ısı değerinden daha düşük olduğu saptanmıştır. Ölçüm sonuçlarının literatürde bulunan değerlerle uyumlu olduğu görülmüştür.

  18. Information Seeking Behaviours on the Internet Internet'te Bilgi Arama Davranışları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazan Özenç Uçak

    2000-09-01

    Full Text Available Although the Internet has a rich content in terms of information, users are introuble while making search on the Internet. In this study we focused on not only studies in the literature about information seeking behaviour on the Internet but also Internet users which have different features and usage patterns. In addition to this the importance of user-system interaction, common user errors and the importance of user education for reducing these errors. Internet bilgi yönünden zengin bir içeriğe sahip olmasına rağmen, kullanıcıların Internet'te bilgi ararken sıkıntıya düştükleri bir gerçektir. Internefi kullananların Internefi niçin ve nasıl kullandıkları konusu oldukça önemlidir. Bu çalışmada internette bilgi arama davranışları ile ilgili literatürde bulunan çalışmalara yer verilmekle birlikte, birbirinden farklı özellikler gösteren Internet kullanıcıları ve bunların Internet'i kullanım özellikleri üzerinde durulmaktadır. Ayrıca kullanıcı sistem etkileşimi, sık yapılan hatalar ve bu hataların en aza indirgenmesi için yapılması gereken kullanıcı eğitiminin önemi dile getirilmektedir.

  19. AZERBAYCAN TİCARİ BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN CAMELS YÖNTEMİ İLE PERFORMANS ANALİZİ - PERFORMANCE ANALYSIS OF COMMERCIAL BANKING SECTOR OF AZERBAIJAN BY CAMELS METHOD

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gülcan ÇAĞIL

    2014-01-01

    Full Text Available Özet1980’li yıllardan itibaren serbestleşme ile birlikte finansal piyasalarda özellikle bankacılık sektöründe işlemlerin karmaşıklaştığı, yaşanan yoğun rekabetin de etkisiyle risk yönetimi, performans ölçümü, denetim gibi konuların daha önemli hale geldiği gözlenmektedir. Bankaların düzenli çalışmalarını teminen uzaktan gözetim ve yerinden denetimin bir aracı olarak kullanılan CAMELS dereceleme sistemi çeşitli ülkelerde yıllardır kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı 2007-2010 döneminde Azerbaycan’da faaliyette bulunan yerli ve yabancı sermayeli bankalarda CAMELS analizinin uygulanması ve çeşitli önerilerde bulunmaktır.AbstractIt’s seen that transactions have become complex in financial markets, especially in banking sector, with liberalization as from 1980s and that issues such as risk management, performance measurement, inspection have become more important with the effect of severe competition. CAMELS rating system that is a means of remote surveillance and on-site inspection in order for regular works of banks has been used in various countries for years. The aim of this study is to make CAMELS analysis in foreign and domestic banks operating in Azerbaijan in 2007-2010 periods and to make various suggestions.

  20. AZERBAYCAN TİCARİ BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN CAMELS YÖNTEMİ İLE PERFORMANS ANALİZİ - PERFORMANCE ANALYSIS OF COMMERCIAL BANKING SECTOR OF AZERBAIJAN BY CAMELS METHOD

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gülcan ÇAĞIL

    2014-03-01

    Full Text Available Özet1980’li yıllardan itibaren serbestleşme ile birlikte finansal piyasalarda özellikle bankacılık sektöründe işlemlerin karmaşıklaştığı, yaşanan yoğun rekabetin de etkisiyle risk yönetimi, performans ölçümü, denetim gibi konuların daha önemli hale geldiği gözlenmektedir. Bankaların düzenli çalışmalarını teminen uzaktan gözetim ve yerinden denetimin bir aracı olarak kullanılan CAMELS dereceleme sistemi çeşitli ülkelerde yıllardır kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı 2007-2010 döneminde Azerbaycan’da faaliyette bulunan yerli ve yabancı sermayeli bankalarda CAMELS analizinin uygulanması ve çeşitli önerilerde bulunmaktır.AbstractIt’s seen that transactions have become complex in financial markets, especially in banking sector, with liberalization as from 1980s and that issues such as risk management, performance measurement, inspection have become more important with the effect of severe competition. CAMELS rating system that is a means of remote surveillance and on-site inspection in order for regular works of banks has been used in various countries for years. The aim of this study is to make CAMELS analysis in foreign and domestic banks operating in Azerbaijan in 2007-2010 periods and to make various suggestions.

  1. Gıda Teknolojisinde Öncelikler ve Araştırma Gereksinimleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sedat Velioğlu

    2015-02-01

    Full Text Available Gıda endüstrisi, endüstrideki en tutucu branşlardan birisidir. Ancak, özellikle 20 yıl içerisinde ortaya çıkan bazı faktörler gıda endüstrisini ciddi değişimler yapmaya zorlamıştır. Yerleşmiş bulunan ticari ve organize değişikliklerin yanı sıra, bu durum gıda endüstrisine yeni bir yön çizmiş ve araştırma-geliştirme faaliyetlerini bu yönde zorlamıştır, dahası çözülmesi gereken yeni sorunları da ortaya çıkarmıştır. Bu makalede gıda endüstrisinde görev yapan yönetici ve araştırmacılar ile 50 kadar kamu ve endüstri kuruluşunda 1986-1987 yıllarında yapılan anketlerin bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Anket, Batı ve Orta Avrupa’da, Amerika, Kanada, Japonya, Avustralya ve Kore’de yürütülmüştür.

  2. AutoLISP KULLANILARAK ÜÇ KOLLU ROBOTUN HAREKET SİMÜLASYONU

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa BOZDEMİR

    2000-01-01

    Full Text Available İstenilen görev ve amaca en uygun biçimde robot geliştirmek tasarımcılar için çok büyük önem taşır. Diğer bir deyişle üzerinde çok uğraşıldığı halde tasarlanan robotlar her zaman görev yerlerinde başarılı olmayabilir. Bu nedenle tasarımı düşünülen robot sistemlerin imalinden önce, bir simülasyon programı hazırlanarak, iş alanının incelenmesi, yörünge planlamasının yaptırılması, tasarımcıya eğer var ise yanlışlıkların daha robot yapılmadan giderilmesi imkanını sağlayabilir. Bu konuda AutoCAD programının içerisinde bulunan AutoLISP programlama dili kullanılarak, üç kollu bir robotun hareket simülasyonu yapılmıştır. Simülasyon denklemlerinde analitik ve matris çözüm metotları kullanılmıştır.

  3. Bazı Zeytin Çeşitlerinin (Samanlı, Domat, Manzanilla, Ascolana Mineral Madde Miktarlarının Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gülnur Fehmiye Biricik

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada Samanlı, Domat, Manzanilla, Ascolana zeytin çeşitlerinin yeşil olum döneminde taze olarak ve yeşil salamuraya işleme sonrası mineral madde (sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, mangan, demir, çinko, bakır, kurşun, kadmiyum, arsenik, cıva miktarları belirlenmiştir. Zeytin çeşitlerinin yeşil olum döneminde taze olarak mineral madde miktarları 8.90-17.20 mg/100 g sodyum, 441-751 mg/100 g potasyum, 10.60-26.60mg/100 g kalsiyum, 5.50-37.20 mg/100 g magnezyum, 1.42-2.68 mg/kg mangan, 3.24-14.88 mg/kg demir, 2.00-5.06 mg/kg çinko, 3.59-7.19 mg/kg bakır, 0.013-0141 mg/kg kurşun, 0.009-0.056 mg/kg kadmiyum, 0.010-0.050 mg/kg arsenik şeklinde belirlenmiş olup civa ise tespit edilebilir düzeyde bulunamamıştır. Yeşil zeytin salamurasına işlemeden sonra zeytinlerin mineral madde miktarları 1564-2051 mg/100 g sodyum, 412.30-740.10mg/100 g potasyum, 42.16-85.03 mg/100 g kalsiyum, 4.75-36.70 mg/100 g magnezyum, 1.40-2.72 mg/kg mangan, 3.23-15.10 mg/kg demir, 2.18-4.10 mg/kg çinko, 3.28-6.67 mg/kg bakır, 0.012-0138 mg/kg kurşun, 0.007-0.056 mg/kg kadmiyum, 0.009-0.052 mg/kg arsenik olarak saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular TS 774'de bildirilen meyve etinde toplam metalik madde içeriğinin kurşun için en çok 1 mg/kg, bakır için 5 mg/kg olması gereken değerlerden oldukça düşük olarak belirlenmiştir. Türk Gıda Kodeksi'nde sert çekirdekli meyveler için kadmiyum miktarı en çok 0.05 mg/kg olarak belirtilmektedir. Çalışmamızda bulunan kurşun ve kadmiyum ağır metallerine ait değerlerin belirtilen sınırların altında olduğu tespit edilmiştir. Bakır miktarı bakımından ise Samanlı çeşidi zeytinlerin taze ve işlenmiş halde TS 774'de belirtilen sınırdan yüksek olduğu belirlenmiştir. Zeytinlerde az da olsa bulunan kurşun, kadmiyum ve arsenik elementlerinin, zeytinlere çevre koşullarının etkisi ile bulaştığı düşünülmektedir. Araştırma sonucu

  4. Manisa İli'nde özkıyım girişimlerine ilişkin özellikler: Beş yıllık verinin değerlendirilmesi/Retrospective evaluation of attempted suicides based on a register in the province of Manisa: Age and gender based variations of methods and reasons

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice Şimşek

    2014-04-01

    Full Text Available ÖzetAmaç: Manisa’da 2007-2011 yılları arasındaki özkıyım girişiminde bulunan olguların özelliklerinin cinsiyete göre incelenmesidir. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki araştırma, Manisa Halk Sağlığı Müdürlüğü’nün intihar girişimleri kayıt formlarının incelemesiyle yapılmıştır.  Bulgular: Toplam 6827 olgunun 5311’i (%77.8 kadındır. Özkıyım girişiminde bulunan olguların %57.3’ü 15-24 yaş grubunda, %51.6’sı bekar, %62.2’si ilköğretim mezunudur. Olguların %95.8’inin özkıyım girişimi yöntemi zehirleyici maddedir. En yaygın özkıyım nedeni genel toplamda ve kadınlarda aile geçimsizliği-evlilik-çocuklarken, erkeklerde ruhsal hastalıktır. Özkıyım nedeni en sık, 15 yaş altında ve 15-24 yaş grubunda ebeveyn çatışmaları, 25-64 yaş grubunda aile geçimsizliği-evlilik-çocuklar, 65 yaş ve üzerinde ruhsal ve bedensel hastalıktır. Sonuç: Özkıyım girişiminde bulunan olguların çoğunluğu kadın, ergen/genç yaş grubu, ilköğretim mezunu olanlar, çalışmayanlardır. Başlıca özkıyım girişimi yöntemi ilaç ve zehirleyici madde kullanımıdır. Nedenler de yaş grubu ve cinsiyete göre değişmektedir.Anahtar Kelimeler: Özkıyım,  özkıyım girişimi, epidemiyoloji, risk etmeniAbstractObjective: The study determined, by gender and age group, the characteristics of individuals who had attempted suicide in Manisa between the years 2007-2011.Method: This was a descriptive study conducted by retrospective research of "suicide attempt entry forms". Results:A total of 6827 suicides were evaluated. 5311 (77.8% were women, 57.3% were aged 15-24 years, 51.6% were single, 62.2% had graduated from primary schools. In 95.8% of the suicides the method of suicide was self-poisoning with drugs. The most common reasons for the suicide attempts in total and among women were family problems, marriage and children; mental illness among men. The most frequent reasons for the

  5. Dokuzuncu Sınıf Tarih Ders Kitabında Yer Alan Görseller Hakkında Öğretmen Görüşleri: Trabzon Örneği Perceptions of History Teachers about Visual Materials of Ninth Grade History Textbook

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ebru DEMİRCİOĞLU

    2013-09-01

    Full Text Available Textbooks are important tools of teaching and learning process ineducation system. There are some important criteria in preparingtextbooks. Especially visual materials which should be paid attention inthe preparation process of textbooks are important. Visual materials ofa qualified textbook should also have the following criteria which are asfollows: harmony between text and visual materials, clarity andcatching attention of students.The purpose of this thesis is to determine perceptions of historyteachers about visual materials of ninth grade history textbooks. Theresearch carried out experienced history teachers who teach history inthe city center of Trabzon and on the coast of the province of Trabzon.The purposive sampling was used in the research to choose historyteachers. A qualitative approach was used in the study and two datacollection tools which are an open-ended questionnaire and a semistructuredinterview to gather data. 49 history teachers participatedopen-ended questionnaire and semi-structured interviews carried outwith 8 teachers. In the light of the data, it seems that the great majorityof history teachers do not know how to use visual materials in historytextbooks and think that visual materials in the ninth grade historytextbooks do not explain texts properly. Furthermore, they also statedthat some visual materials in the ninth grade history textbook are notclear and understandable. Ders kitapları eğitim ve öğretim sürecinin en önemli unsurları arsında yer almaktadır. Bu materyallerin hazırlanmasında pek çok husus dikkate alınmalıdır. Ders kitabı hazırlama sürecinde dikkat edilmesi gereken hususların başında görseller gelmektedir. Nitelikli bir ders kitabında görseller metinle uyumlu olmanın yanında, açık, anlaşılır ve öğrencilerin ilgisini çekecek şekilde yapılandırılmalıdır.Bu çalışmanın amacı, Trabzon ilinde bulunan tarih öğretmenlerinin, dokuzuncu sınıf Tarih ders kitab

  6. Gayrimüslimlerin Osmanlı Devleti’ne Bağlılık Nedenleri Reasons Behind Non-Muslims’ Allegiance To The Ottoman State

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ramazan GÜNAY

    2012-12-01

    Full Text Available From the year of establishment on, the Ottoman Empire carried out a policy of enlargement towards the west where non-Muslim inhabited. As it set out with the idea of “Gaza” (holy war, the Ottoman Empire first annexed the west of Anatolia and later the central regions of Europe and the Balkans. The Ottoman State did not interfere with the established rules, traditions and beliefs of people who were old residents in the new conquered lands. It gave large freedoms to people in conquered lands and preferred to make a harmony with them and classified the citizens under its rule according to their religion/sect. It is not sensible to claim that just military power led non-Muslims, who lived under the Ottoman rule for about five/six centuries, to live under the rule of another state for so long. Within the frame of the rights of Dhimmies and national system, religious, juridical, economic and social rights granted to non-Muslims help us understand the reason why non-Muslims were loyal to the Ottoman State for so long.In this article, the causes of faith of non-Muslims to the Ottoman State have been assessed and this assessment has been made based on the sources of that period. These documents from Ottoman Archives, which have not been used yet, belong to Ottoman period from 16th to 19th century. These documents have been selected from Şer’iye Sicilleri (the Qadi’s archives/Shari’a local court records and Ahkâm-Şikâyet Defterleri (Register of Verdicts-Complaint called records of Divan-ı Hümayun (Council of State. Osmanlı Devleti, kuruluş yıllarından itibaren gayrimüslimlerin meskun olduğu Batı’ya doğru genişleme siyaseti izlemiştir. Gaza düşüncesiyle hareket ettiğinden dolayı da öncelikle Anadolu’nun batısı, daha sonra Balkanlar ve Avrupa’nın içlerine kadar olan bölgeyi hakimiyeti altına almıştır. Osmanlı Devleti, yeni ele geçirdiği yerlerde bulunan o yörenin eski sakinlerinin yerleşik birçok kural

  7. İlköğretim 8. Sınıf Türkçe Ders Kitaplarında Öğrencilere Kazandırılması Hedeflenen Sözcüklerin Öğretimi ve İç Sözlük İlişkisi (Mersin İli Örneği Instruction Of Words In 8th Grade Turkish Course Books Which Are Targeted To Get Acquired To Students And Their Relation To Internal Lexicon (The Case Of Mersin

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erdost ÖZKAN

    2013-03-01

    Full Text Available In this study, the target words formed by the themes of 8th gradeTurkish course boks and their acquisition into the internal lexicon ofthe students were focused on. The research was carried out in Mersin,Silifke with three different settlements in the district, county-townvillage.The study was realized with the participation of one hundredstudents who were treated with an application file of one hundredninety-three words.The raw data obtained at the end of research was analyzed withdata analysis package, SPSS 16. The target words were focused on inaccordance with the residential units and the relation between thegender and other themes. Considering the compliance with the alreadydetermined criteria, obtained frequencies and percentages weredisplayed with the use of charts and graphs. Additionally, in order toidentify and signify the difference between the gender of participantsand the averages of the words stored in their internal dictionaries, t-testwas used.For the display of the difference between the students’ types ofsettlements and the average of the target words, one-way analysis ofvariance (one way ANOVA; and to determine the group and groups thatthis difference was in favor of, the post hoc data analysis techniqueswere used. The findings of this study can be summarized as follows: Interms of teaching the target words contained in readings of Turkishcourse boks and aimed to be included in the participants’ internaldictionaries, with the significant difference of p Bu araştırmada ilköğretim sekizinci sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan temaların barındırdığı, öğrencilere kazandırılması hedeflenen sözcüklerin öğretimi ve bu sözcüklerin öğrenci iç sözlüğüne alınabilirliği araştırılmıştır. Araştırma, Mersin ili, Silifke ilçesinde bulunan üç farklı yerleşim yeri, ilçe-belde-köy okullarında öğrenim gören toplam yüz öğrenciye, yüz doksan üç sözcüğün yer aldığı veri

  8. Büyükbaş Hayvan Atıkları için Kurulacak Havasız Çürütme Tesisinin Ekonomik Analizi / The Economical Analysis of Cattle Manure Treatment by Anaerobic Digestion Process

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tamer Coşkun

    2012-12-01

    Full Text Available Büyükbaş hayvan atıkları, içeriğindeki yüksek katı madde, organik kirlilik ve patojen mikroorganizmalar sebebiyle halk sağlığı açısından olumsuz etkiler yapabilecek bir atıktır. Bu çalışmada havasız çürütme ile atıkların stabilize edilerek biyogaz elde edilmesi ve çürümüş atıkların toprakta doğal gübre olarak kullanılmasını içeren bir yönetim modeli uygulanmıştır. Bunun için pilot ölçekli bir havasız çürütme reaktörü işletilmiş ve çürümüş atıklar çeşitli dozlarda yonca, Macar fiğ ve arpa karışımı ile mısır silajı bitkilerinin ekildiği alanlarda doğal gübre olarak toprağa eklenmiştir. Havasız çürütme işleminde yarımcı materyal olarak mısır silajı da reaktöre beslenmiştir. Çalışma sonunda elde edilen sonuçlar ve literatür yardımıyla 1000 baş hayvan için kurulum ve işletme maliyetleri hesaplanmıştır. Kurulum maliyeti; elektrik üretim sisteminin kurulup kurulmaması açısından iki farklı değer olarak hesaplanmıştır. İşletme maliyetleri farklı tarla ürünleri ve yine elektrik sisteminin kurulup kurulmaması açılarından çeşitli durumlar için hesaplanmıştır. Sonuç olarak elde edilen en iyi sonuçlara göre; çürümüş atıklar Macar fiğ ve arpa karışımı bitkisinin ekiminde kullanıldığında kurulacak tesisin elektrik üretim sistemi de kurulduğunda 2,5 yılda, elektrik üretim sistemi kurulmadığında ise 2,1 yılda kendisini amorti ettiği bulunmuştur. The Economical Analysis of Cattle Manure Treatment by Anaerobic Digestion Process Cattle manure is a potential for causing detrimental effects on human health due to its high solid matter and pathogen microorganism content. In this study, it was aimed to achieve biogas production by stabilizing the waste using anaerobic digestion. Digested waste was utilized as natural fertilizer. For that reason, a pilot-scale anaerobic digestion tank was operated and digested wastes

  9. Büyükbaş Hayvan Atıkları için Kurulacak Havasız Çürütme Tesisinin Ekonomik Analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tamer Coşkun

    2012-12-01

    Full Text Available Özet Büyükbaş hayvan atıkları, içeriğindeki yüksek katı madde, organik kirlilik ve patojen mikroorganizmalar sebebiyle halk sağlığı açısından olumsuz etkiler yapabilecek bir atıktır. Bu çalışmada havasız çürütme ile atıkların stabilize edilerek biyogaz elde edilmesi ve çürümüş atıkların toprakta doğal gübre olarak kullanılmasını içeren bir yönetim modeli uygulanmıştır. Bunun için pilot ölçekli bir havasız çürütme reaktörü işletilmiş ve çürümüş atıklar çeşitli dozlarda yonca, Macar fiğ ve arpa karışımı ile mısır silajı bitkilerinin ekildiği alanlarda doğal gübre olarak toprağa eklenmiştir. Havasız çürütme işleminde yarımcı materyal olarak mısır silajı da reaktöre beslenmiştir. Çalışma sonunda elde edilen sonuçlar ve literatür yardımıyla 1000 baş hayvan için kurulum ve işletme maliyetleri hesaplanmıştır. Kurulum maliyeti; elektrik üretim sisteminin kurulup kurulmaması açısından iki farklı değer olarak hesaplanmıştır. İşletme maliyetleri farklı tarla ürünleri ve yine elektrik sisteminin kurulup kurulmaması açılarından çeşitli durumlar için hesaplanmıştır. Sonuç olarak elde edilen en iyi sonuçlara göre; çürümüş atıklar Macar fiğ ve arpa karışımı bitkisinin ekiminde kullanıldığında kurulacak tesisin elektrik üretim sistemi de kurulduğunda 2,5 yılda, elektrik üretim sistemi kurulmadığında ise 2,1 yılda kendisini amorti ettiği bulunmuştur. Abstract Cattle manure is a potential for causing detrimental effects on human health due to its high solid matter and pathogen microorganism content. This study aims to achieve biogas production by stabilizing the waste using anaerobic digestion. Digested waste was utilized as natural fertilizer. For that reason, a pilot-scale anaerobic digestion tank was operated and digested wastes were added to soil in diverse dosages where alfalfa, the mixture of Hungarian

  10. Elektroerozyon Tezgahları İçin Geliştirilen PLC Tabanlı Divizör

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İsmail COŞKUN

    2009-04-01

    Full Text Available Bu çalışmada, elektroerozyon tezgahları için bilgisayar kontrollü yeni bir divizör modeli geliştirilerek, elektroerozyon tezgahlarında kullanılması amaçlanmıştır. Daha çabuk ve hatasız ölçümler yapmak için klasik divizör mekanizmasında bulunan yardımcı elemanlar kaldırılarak bunların yerine başka araçlar kullanılmıştır. Bu işlem için bilgisayar kontrollü bir divizör tasarlanıp imal edilmiştir. Sistem için servomotor sürücüsü, PLC ve bilgisayar programı arayüzü geliştirilmiştir. Sistemde kullanılan servomotor 36/1000 oranında bölme işlemi yapabilmektedir. Böylece mekanik olarak çalışan divizör, bilgisayar kontrollü divizör haline dönüştürülerek, doğrusal ve açısal bölüntülerin yapılmasında zorunlu olan bir takım hesaplamaların basitleştirilmesi sağlanmış ve dişli çark mekanizması ortadan kaldırılmıştır. Geliştirilen divizör, prototip elektroerozyon tezgahında kullanılmış ve amaç doğrultusunda başarılı sonuçlar elde edilmiştir.

  11. DBYBHY2007 ve FEMA440 da Önerilen Performans Noktası Belirleme Yaklaşımlarının Karşılaştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Konuralp Girgin

    2013-03-01

    Full Text Available Mevcut betonarme yapı sistemlerinin performansa dayalı hesabında, kapasite ve istem eğrilerinin kesiştirilmesi ile elde edilen performans noktasının belirlenmesi için farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (DBYBHY2007 de, TB'den daha uzun peryotlu yapılar için eşit yerdeğiştirme prensibine dayalı bir yöntem izlenirken, FEMA440 da efektif periyot ve sönüm tanımlarına dayalı bir ardışık yaklaşım yöntemi önerilmektedir. Bu çalışmada, düzenli betonarme yapı sistemlerini temsil edecek şekilde seçilen, farklı kat sayılarına sahip çerçeve ve perde-çerçeve türü taşıyıcı sistemi olan binalar üzerinde çalışılmıştır. Bu binalar için DBYBHY2007 ve FEMA440 da tanımlanan performans noktası belirleme yaklaşımları kullanılarak elde edilen deprem istemleri, birbirleriyle ve "kesin çözüm" olarak kabul edilen Zaman Tanım Alanında Doğrusal Olmayan Analiz (ZTADOA ile bulunan deprem istemleriyle karşılaştırılmıştır. Bu istemler arasında tepe yerdeğiştirmesi, taban kesme kuvveti, göreli kat ötelemeleri bulunmaktadır. İncelenen sistemlerde, DBYBHY2007 ile belirlenen istemlerin "kesin çözüm" olarak kabul edilen ZTADOA sonuçlarına daha yakın olduğu gözlenmiştir.

  12. AS A SYMBOLICAL LANGUAGE TREASURE: FOLK NARRATIVES SEMBOLİK BİR DİL HAZİNESİ: HALK ANLATILARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nilüfer YILDIRIM

    2009-12-01

    Full Text Available Folk narratives, as for language, are the products of the common experiences. Narratives ascertain the agony, life style or pleasure of the society and therefore it is also flourished. They are inherited from generation to generation by means of language and above mentioned language is the main carrier of the cultural elements. However, the language emerges differently from these function. In folk narratives, there are also language functions that communicate the heroes. This language is constituted various symbolical expressions. The purpose of this study is to exemplify the symbolical communication language in folk narratives and give general information about the usages of symbolical functionof language. Halk anlatıları da tıpkı dil gibi ortak yaşanmışlığın ürünüdür. Anlatılar, toplumun acısını, hayat tarzını, zevklerini gözler önüne serer, gün ışığına çıkarır ve buna bağlı olarak zenginleşir. Halk anlatıları, dil sayesinde nesilden nesle aktarılır, anlatıların içinde bulunan kültürel unsurların taşıyıcısı yine dildir. Ancak dil, anlatılarda bu işlevlerinden farklı olarak karşımıza çıkar. Çeşitli konuların işlendiği halk anlatılarında kahramanlar arasında iletişimi sağlayan dil unsurları mevcuttur. Bu dil, çeşitli sembolik ifadelerle oluşturulmuştur. Bu çalışmanın amacı, halk anlatılarından verilecek örneklerle kahramanlar arasındaki sembolik iletişim dilini ortaya çıkarmak ve dilin sembolik işlevinin anlatılardaki kullanım şekilleri hakkında genel bilgi vermektir.

  13. TEK-SÜT İşletmesine Süt Veren Üreticilerin Süt Üretim, Kullanım, Pazarlama Durumları ve Sorunları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hayri Coşkun

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Gönen’de faaliyet gösteren ve Tek-Süt işletmesine süt veren üreticilerin süt üretim, kullanım, pazarlama durumları ve sorunları incelenmiştir. Anketten elde edilen sonuçlara göre; üreticilerin çoğunluğunun (% 65 bulundurduğu süt ineği sayısı 1-4 arasındadır. Üreticinin elinde bulunan ineklerin büyük bir kısmı (% 95 kültür ırkıdır. Süt verimleri ise 10-25 kg/gün arasındadır. Kültür ineklerinin ortalama kasaplık yaşı ağırlıklı olarak 5-8 yıl, laktasyon süresi ise 7-9 ay arasında değişmiştir. Sağım sayısı % 75 oranında 2 ve % 25 oranında 3 şeklindedir. Üreticilerin yarısına yakın bölümü 30-59 kg arasında süt üretimine sahiptir. Anket sonuçlarına göre, süt hayvanları periyodik veteriner kontrolünden geçmemektedir. Süt ineklerinin % 29’u 1 ya da 2 defa mastitis hastalığına yakalanmıştır. Üreticilerin önemli bir kısmı antibiyotikli sütün mahsurlu olduğunu bildiği halde ve işletmeyi ikaz etmeden sütünü göndermektedir. Üreticilerin çoğu sağımdan önce meme temizliğinin nasıl yapılacağı hakkında bilgiye sahip değildir.

  14. KONFEKSİYON İŞLETMELERİNDEKİ MAKİNELERİN KRLILIK ÜZERİNE ETKİLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    KONFEKSİYON İŞLETMELERİNDEKİ MAKİNELERİN ÜNAL

    2005-02-01

    Full Text Available Dünya ticaretinde önemli bir yeri bulunan konfeksiyon ürünleri pazarında zorlu rekabet koşulları hakimdir. Son yıllarda kalite ve teknolojinin öncelikli duruma gelmesi nedeniyle sektörde teknoloji geliştirme ve araştırma faaliyetleri özel bir öneme sahip olmuştur. Ülkemizde birçok üretici firma sıradan ürünler yerine katma değeri, kalitesi ve kâr oranı yüksek ürünlere yönelmişlerdir. Bu durumda yeni teknolojilerin kullanımı kaçınılmaz hale gelmiştir. Ancak bu teknolojilerin kullanımı her işletme için uygun olmamaktadır. Bir engelin ortadan kaldırılmasıyla, herhangi bir dikim işlemini kendi başına yapan sistem grubu dikiş otomatı olarak tanımlanmaktadır. Bu kompleks makineler daha az sayıda fakat daha usta işçiler gerektirmektedir. Küçülen sipariş büyüklükleri, hızla değişmesi gereken ürün ve üretim tipleri, çalışanlara bu değişen işlemlere hızlı bir şekilde uyma zorunluluğu getirmektedir. Bu araştırmada üretim miktarının kaliteyi bozmadan artırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla, klasik dikiş makineleri ile dikiş otomatları üretim yöntemleri ekonomiklikleri açısından karşılaştırılarak en uygun üretim yöntemi önerileri ortaya konulmuştur.

  15. Döşemelerdeki Boşluk Konumunun Kayma Gerilmesine Etkisinin İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Burak Yön

    2010-01-01

    Full Text Available Bu çalışmada, betonarme binaların döşemelerinde oluşturulan boşlukların plandaki yerleşiminin yapıların davranışına etkisi incelenmiştir. Döşemelerdeki düzensizliğin incelenmesi için yapı planının değişik yerlerinde boşluk bulunan üç adet çok katlı düzensiz bina ve bir adet düzenli bina modeli tasarlanmıştır. Zaman Tanım Alanında Hesap yöntemi kullanılarak, bu bina modellerinin doğrusal dinamik analizleri yapılmıştır. Bu analizler için 13 Mart 1992 yılında meydana gelen Erzincan Depreminin ivme kayıtları kullanılmıştır. Seçilen binaların döşemelerinin esnek diyafram şeklinde davrandığı kabul edilmiştir. Çözümlerde SAP2000 Yapısal Analiz Programı kullanılmıştır. Seçilen binaların dinamik analizinden elde edilen boşluğa komşu döşemelerdeki kayma gerilmeleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Buna göre bina döşemelerindeki boşluk yerinin yapıların davranışını değiştirdiği ve döşemelerde büyük kayma gerilmeleri oluşturduğu belirlenmiştir.

  16. Tekirdağ İlinde Yetiştirilen Bazı Sebze ve Meyvelerde Nitrat ve Nitrit Miktarları Üzerinde Araştırmalar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Harun Dıraman

    2015-02-01

    Full Text Available Meyve ve sebzelerin doğal yapılarında bulunan nitrat ve nitritin miktarları, günümüzde çevre kirlenmesinin gıdalar üzerindeki etkisini gösteren önemli parametrelerdendir. Nitrat ve nitritler gerekli ortamı buldukları zaman kanserojen bileşenlere dönüşmektedirler. Nitrat ve nitritin tayininde çeşitli kimyasal yöntemler kullanılmaktadır. Bu araştırmada ISO tarafından meyve ve sebzelerde nitrat ve nitrit belirlenmesinde referans metot olarak verilen moleküler absorpsiyon spektrofotometrik metot kullanılmıştır.Tekirdağ ilinin farklı yerleşim birimlerinden toplanan toplam 96 örnek üzerinde çalışılmıştır. Ispanak, marul, taze fasulye, patates, elma ve üzümde mg/kg taze ağırlık üzerinden belirlenen ortalama nitrat değerleri sırası ile 362.5, 685.6, 168.6, 777.9, 18.1, 16.6 olmuştur. Nitrit miktarları ise  çok düşük ve önemsiz düzeyde bulunmuştur. Örnekler üzerindeki nitrat ve nitrit miktarlarıyla ilgili istatistiki değerlendirmede  yapılan gruplar arasında önemli farklılık olduğu bulunmuştur. Örneklerin nitrat miktarlarının Türk Gıda Kodeksi tarafından izin verilen  maksimum değerlerin altında ve düşük  olduğu görülmüştür.

  17. Cimil Deresi (Rize, Türkiye’nin Epilitik Alg Çeşitliliği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Beyhan Taş

    2015-10-01

    Full Text Available “Cennet Vadi” olarak adlandırılan İkizdere Vadisi (Rize dünyada korunmada öncelikli 200 ekolojik bölgeden biridir. Aynı zamanda doğal sit alanıdır. Bu çalışmada sit alanının en önemli lokalitelerinden biri olan Cimil (Tiron Vadisi’ndeki Cimil Deresi’nin epilitik alg çeşitliliği incelenmiştir. İndikatör alglerden yararlanarak derenin ekolojik durumunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Yağışlı ve kurak sezonlarda (Kasım-2010 ve Ağustos-2011 dört farklı istasyonda yapılan örneklemeler sonucunda, 5 farklı divizyoya ait 113 takson tespit edilmiştir. Diyatomeler tür çeşitliliği en fazla olan gruptur (74 takson, %65. Bunu sırasıyla Cyanophyta (28, %25, Charophyta (6, %5, Chlorophyta (4, %4 ve Euglenophyta (1, %1 takip etmiştir. Achnanthidium minutissimum, Cocconeis pediculus, C. placentula, Cymbella affinis, Gomphonema parvulum, G. truncatum, Encyonema minutum, Hannaea arcus, Navicula menisculus, N. salinarum ve Nitzschia palea Cimil Deresi’nde yaygın ve baskın bulunan diyatome türleridir. İndikatör türler Cimil Deresi’nin ekolojik durumunun henüz yoğun bir kirlilik baskısı altında olmadığını göstermiştir. Ancak, derenin yukarıdan aşağıya doğru oligosaprobikten β-α-mezosaprobik koşullara doğru değişim gösterdiği kaydedilmiştir. Alanın turizm potansiyeli çok yüksek olduğu için, mevcut ekosistemin yapısı çok bozulmadan şimdiden gerekli tedbirlerin alınması önerilir.

  18. Cabernet Sauvignon ve Merlot Şarapların Resveratrol Düzeyleri ve Ekolojik Koşulların Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Belkıs Çaylak Adıgüzel

    2015-02-01

    Full Text Available Fitoaleksinler bitkilerde patojen enfeksiyonuna bir reaksiyon olarak veya çeşitli biyotik ve abiyotik tetikleyicilerin etkisi sonucu oluşan fenolik madde karakterli, düşük molekül ağırlıklı antimikrobiyal bileşiklerdir. Resveratrol (trans–3,5,4’-trihidroksistilben de bir fitoaleksin olup, asma (Vitis vinifera, yer fıstığı (Arachis hypogaea ve diğer pek çok bitki türünde yaprak veya diğer organlarda yüksek miktarlarda bulunabilmektedir. Resveratrol asmada gövde, sürgün ve yapraklar yanında, özellikle renkli çeşitlerin tane kabuğunda bol miktarda sentezlenebilmekte ve şarap yapımı sırasında şıraya, şıradan da şaraba geçmektedir. Son yıllarda resveratrolün antikanserojen özelliği ve antioksidan karakteri nedeniyle sağlık yararları üzerine yoğun araştırmalar yapılmakta ve günlük diyette alımı önerilmektedir. Bu çalışmada, Ege, Marmara ve Trakya Bölgeleri’nde üretilen kimi bağlardan sağlanan Cabernet sauvignon ve Merlot siyah üzümlerinden üretilmiş şaraplarda bulunan resveratrol miktarları Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar bölgelerin ekolojik koşulları açısından birbirleriyle karşılaştırılmış ve resveratrol miktarı ile bu parametreler arasındaki korelasyon araştırılmıştır. Resveratrol konsantrasyonunun üzüm çeşidi ve bölgelerin iklim şartlarına bağlı olarak farklılıklar gösterebileceği görülmüştür.

  19. Kağıt Geri Dönüşümünde Enzim ve Ultrasonik Enerji Kullanımı / Use of Enzyme and Ultrasonic Energy in Paper Recycling

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Arif Karademir

    2012-12-01

    Full Text Available Medeniyetin kurulmasında, bilgi depolama ve aktarımında tartışmasız bir yeri olan kâğıt, günümüzde artık çok çeşitli amaçlar için hayatın her kademesinde yer almakta, giderek tüketimi inanılmaz boyutlara ulaşmaktadır. Kâğıt sektöründe hammadde problemine çözüm için, sürdürülebilir ormancılık çalışmalarından daha ziyade, sürdürülebilir geri dönüşüm teknolojilerini geliştirmek gerekmektedir. Bu anlamda atık sınıfına giren kâğıtın, lifler dışında bulunan bütün bileşenlerini en ekonomik ve çevreci metotlarla ayırmak son derece önemlidir. Bu çalışmada, toner baskılı ofis kâğıtlarının mürekkep ve kirliliklerinden arındırılmasında enzim ve ultrasonik enerji kullanımı konusunda elde edilen bazı sonuçlar tartışılmış ve geri dönüşüm açısından kâğıt sektörü çevresel açıdan irdelenmiştir. Use of Enzyme and Ultrasonic Energy in Paper Recycling Paper has undeniable key roles in establishing civilization, archiving and transferring knowledge. Paper is in all parts of daily life for different purposes today and its consumption is getting at unbelievable level. For solving the problems related to insufficient raw materials, the sustainable recycling technologies should be developed rather than concentrating on sustainable forestry practices. In this sense, extracting all materials from waste papers with economical and environmentally friendly methods are extremely important. In this study, some results obtained from an experimental study carried out on the deinking of toner printed office papers with the help of enzymes and ultrasonic energy were discussed and paper industry was examined in respect to recycling and environment.

  20. INFORMATION ABOUT THE VILLAGES DULKADIRLI IN KIRSEHIR (History, Tradition, Custom, Customary, Piece, livelihoods KIRŞEHİR’DE DULKADİRLİ ADINI TAŞIYAN KÖYLER HAKKINDA BİLGİLER (Tarihi, Gelenek, Görenek, Örf, Adet, Geçim Kaynakları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet GÜNDÜZ

    2011-09-01

    Full Text Available This article consists of two parts. In the first part of this article, a brief information about the history of Dulkadirliler in Kırsehir has been given. Dulkadirli villages are Dulkadirli İnli Murat, Dulkadirli Kara İsa, Dulkadirli Karşıyaka, Dulkadirli Yarımkale, Dulkadirli Hasöyük, Dulkadirli Kartalkaya have been presented. In addition, all the tribes and clans who settled and live in Dulkadirli Province have been determined. In the second part of this article, the customs of these tribes such as; source of living, the types of food, marriage customs and rites, evil eye, rain prayer, folk beliefs, customs related funerals, farewell ceremonies for pilgrims and soldiers. Briefly, some information have been given concerning customary traditions. This study have also been supported with the photos taken in the villages of Dulkadirli. Hazırlanan bu makale iki kısımdan meydana gelmektedir. Birinci kısımda Dulkadirlilerin tarihi hakkında bilgi verildikten sonra Kırşehir’de bulunan Dulkadirli köyleri (olan Dulkadirli İnli Murat, Dulkadirli Kara İsa, Dulkadirli Karşıyaka, Dulkadirli Yarımkale, Dulkadirli Hasöyük, Dulkadirli Kartalkaya’nin tanıtımı yapılmıştır. Bunun yanı sıra Dulkadirli Eli (İli’ni meydana getiren diğer oymakların ve boyların Kırşehir’de hangi köylere yerleştikleri de tespit edilmiştir. İkinci kısımda ise bu köylerin geçim kaynakları, yemek çeşitleri, düğün-evlilik adetleri, nazar değmesi, yağmur duası, halk inanışlarından gece tırnak kesmeme, kapı eşiğinde oturmama vb. ölen kişiler ile ilgili adetler, hacı uğurlama ve asker uğurlama gelenekleri. Kısaca örf, adet, gelenek ve görenekleri hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca yapılan bu çalışma Dulkadirli köylerinden çekilen fotoğraflarla da desteklenmiştir.

  1. A PROSAIC BOOK OF ADVICES WRITTEN IN 16. CENTURY: ABDULKERIM BIN MEHMED’S NESAYIHU’L-EBRAR 16. ASIRDA YAZILMIŞ MENSUR BİR NASİHAT-NÂME: ABDÜLKERİM BİN MEHMED’İN NESÂYİHÜ’L-EBRÂR’I

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ramazan EKİNCİ

    2012-06-01

    Full Text Available Works that direct people to the good, the beauty, the truth and raise moral and benefical individuals for society are called book of advice. These moral and didactic works have poetical and prosaic samples. One of the prosaic book of advices is Nesayihu’l-Ebrar, which was written by Abdulkerim bin Mehmed, grandson of Şeyhulislam Ebussuud Efendi who was famous for his shaykh al-islam position and his many books written in law, hermeneutics, doctrines, language and literature.In this article, Nesayihu’l-Ebrar, which has many transcripts in national libraries and libraries in abroad, will be introduced. The life of Abdulkerim bin Mehmed will be laid emphasis on and four transcripts of the work will be criticized comperatively. İnsanları iyiye, doğruya ve güzele yöneltmek; topluma faydalı, ahlâklı bireyler yetişmesini sağlamak maksadıyla kaleme alınan eserlere nasihat-nâme, pend-nâme, öğüt-nâme vb. adlar verilir. Ahlâkî-didaktik nitelikteki bu eserlerin manzum ve mensur örnekleri mevcuttur. Mensur nasihat-nâmelerden biri de tefsir, hukuk, akaid, dil ve edebiyat alanında birçok eser yazan, fetvalarıyla ve uzun süre şeyhülislâmlık makamında bulunmasıyla meşhur olan Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi’nin torunu Abdülkerim bin Mehmed tarafından kaleme alınan Nesâyihü’l-Ebrâr adlı eserdir. Bu makalede, yurtiçi ve yurtdışındaki kütüphanelerde ondan fazla nüshası bulunan Nesâyihü’l-Ebrâr tanıtılacak; ulaşabildiğimiz kaynaklar doğrultusunda eserin müellifi Abdülkerim bin Mehmed’in hayatı üzerinde durulacak ve söz konusu nasihat-nâmenin dört nüshası esas alınarak tenkitli metni verilecektir.

  2. TİCARİ FİRMA KREDİ TALEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİNDE AHY İLE FARKLI BULANIK SIRALAMA YÖNTEMLERİNİN DENENDİĞİ BAHY’NİN İNCELENMESİ - ANALYZING AHP AND FAHP WITH DIFFERENT FUZZY RANKING METHODS IN THE ASSESSMENT OF COMMERCIAL COMPANY CREDIT DEMANDS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Semra ERPOLAT

    2012-11-01

    Full Text Available Özet:Ticari faaliyete atılan tüm işletmelerin olduğu gibibankaların da hedefi, kaynaklarını en verimli şekildekullanarak maksimum kara ulaşmaktır. Bu amaçla rekabetçipiyasa koşullarında kredi talebinde bulunan firmaları analizederek, kararı mümkün olduğunca en kısa sürede vermelerigerekmektedir.Çalışmanın amacı, kredi almak üzere bankaya başvuranfirmalardan hangilerine kredi verileceği hangilerineverilmeyeceği kararının alınmasında banka yöneticilerinedestek sağlamaktır. Bu amaçla sektör notu ve firma notuolmak üzere iki hesaplamadan yararlanılmış, yöntem olarakise AHY ve BAHY kullanılmıştır. Farklı şekillerdeoluşturulabilen BAHY, çalışmada Chang’in yöntemiuygulanarak gerçekleştirilmiştir. Ayrıca BAHY’de bulanıksıralama yöntemlerinden Liou ve Wang ile Abdel-Kader veDugdale yöntemleri de incelenmiş ve sonuçlar tartışılmıştır.Abstract:The goal of the banks is achieving maximum profitby using their resources the most efficient way as allbusinesses that embark on commercial activity. For thispurpose in competitive market condition they must give theirdecisions as much as possible the shortest period of time byanalyzing the companies who demands credit.The aim of the study is providing support to the bank managerabout making decision of giving credit to the companies whichare applied to the bank for receiving the credit or not giving.For this purpose two different calculation methods such assector note and company note is applied, using AHP andFAHP. In the study FAHP is conducted with Chang’s methodwhich can be formed in different ways. Additionally, forFAHP fuzzy ranking methods such as Liou and Wang, Abdel-Kader and Dugdale were examined and the results werediscussed.

  3. Toplumumuzda Sıklıkla Kullanılan Bazı Bitkilerin Toplam Fenolik Madde Miktarlarının Saptanması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Banugül Barut Uyar

    2015-02-01

    Full Text Available Bazı besinlerin, özellikle dejeneratif hastalıklar üzerinde yararlı etkileri olduğu ve etkilerinin temel olarak içlerinde bulunan biyoaktif bileşenlerden ileri geldiği düşünülmektedir. Bu biyoaktif bileşenlerden en yaygını olan fenolik bileşikler kuvvetli antioksidan aktiviteye sahiptirler. Çalışmamızda toplumumuzda sıklıkla tüketilen bazı bitkilerin toplam fenolik madde miktarlarını belirlemek amacı ile semt pazarından satın alınan maydanoz, tere, roka, kuzukulağı, dereotu, nane, semizotu ve radikanın kuru madde ve toplam fenolik madde miktarları incelenmiştir. Sebzelerin kuru madde miktarlarının %2.97 ile %13.06 arasında değiştiği ve kuru madde miktarı en yüksek olan sebzenin maydanoz olduğu belirlenmiştir. Sebzelerin toplam fenolik madde konsantrasyonları 1091.23- 4201.75 mg/kg arasında değişmektedir. En yüksek fenolik madde içeriğine sahip olan sebze nanedir. Naneyi azalan sırayla dereotu, maydanoz, kuzukulağı, roka, semizotu, tere ve radika takip etmiştir. Besinlerdeki fenolik maddeler bitkinin olgunluğuna, çevresel faktörlere, besinin işlenmesi ve saklanması gibi yöntemlere bağlı olarak değişiklik gösterdiğinden bu besinlerin tüketiminde besin çeşitliliğine dikkat edilerek, uygun pişirme ve saklama yöntemlerinin kullanılması ile en yararlı etkinin sağlanacağı unutulmamalıdır.

  4. Minci (Minzi Peynirinin Özelliklerinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice Şanlıdere Aloğlu

    2015-02-01

    Full Text Available Minci (Minzi, Karadeniz bölgesinde geleneksel yöntemlerle üretilen bir peynir çeşidimizdir. Bu çalışmada Trabzon ve Rize’de piyasada satılan Minci peynirlerinin (21 adet mikrobiyolojik, kimyasal ve duyusal analizleri yapılarak kalite özellikleri araştırılmıştır. Örneklerde ortalama olarak toplam mezofilik aerop bakteri 8.39 log kob/g, Lactococcus sp. 6.34 log kob/g, Lactobacillus sp. 6.74 log kob/g, maya-küf 2.89 log kob/g, koliform grubu 3.94 log kob/g, E. coli 3.83 log kob/g, Staphylococcus sp. 2.65 log kob/g olarak tespit edilmiştir. Kimyasal analiz ortalama sonuçlarına göre kuru madde % 31.31, yağ % 7.22, kül % 1.68, % laktik asit % 1.24 ve su aktivite değerleri 0.98 olarak belirlenmiştir. Renk analiz cihazı ile L, a, b değerleri saptanmıştır. Görünüş, tat, koku lezzet açısından duyusal değerlendirme yapılmıştır. Güvenli gıda üretimi için gereken mikrobiyolojik kriterler Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliğinde ve süt ve ürünleri ile ilgili Türk Standartlarında belirtilmektedir. Ancak farklı üretim teknikleri ile üretilen ve ambalajlanmadan satışa sunulan dolayısı ile kontaminasyon riskine açık bulunan Minci’nin bu kriterlere uyması için özellikle ısıl işlem ve uygun ambalaj materyali ile paketlenerek kontaminasyon kaynaklarının giderilmesi gerekmektedir.

  5. Kuru Üzüm ve Şarap Sirkelerinin Bileşimleri ve Kontrol Yöntemleri Üzerinde Araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İsmet Şahin

    2015-02-01

    Full Text Available Daha önceki çalışmalarımızın devamı niteliğinde olan bu çalışmada 45 adet doğal sirke örneği gerçek durumlarıyla ve teknik asetik asit, kurumadde arttırıcı ve renk verici maddelerle değişik oranlarda tağşiş edildikten sonra analiz edilmiş ve hileli sirkelerin saptanmasında kullanılabilecek kontrol yöntemleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Doğal kuru üzüm ve şarap sirkelerinin bir kısmı genel kurumadde, şekersiz kurumadde ve kül miktarları yönünden Gıda Maddeleri Tüzüğü’nün öngördüğü sınırların altında kalmıştır. Bu yönden tüzükte gereken düzeltmeler yapılmalıdır. Öteden beri kullanılan klasik yöntemlerle sirkelere yapılan hilelerin saptanması olanaksızdır. Sirkelere yapılabilecek hilelerin saptanması amacıyla, sirke bileşiminde bulunan maddelerin birbirlerine olan 7 oranının durumları ve tağşiş derecesine bağlı olarak değişmeleri araştırılmıştır. Uçucu asit/kurumadde, uçucu asit/şekersiz kurumadde, uçucu asit/uçmayan asit ve uçucu asit/kül olmak üzere 4 oranının, işletmelerde üretilen her parti sirke için önceden belirlenmek koşuluyla hile kontrolünde etkili bir şekilde kullanılabileceği saptanmıştır.

  6. COSO İÇ KONTROL MODELİNDE RİSK DEĞERLENDİRME FAALİYETLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hasan TÜREDİ

    2016-08-01

    Full Text Available İşletmeler belirli amaçlarla kurulmakta ve hedeflerini gerçekleştirecekleri faaliyetleri sürdürürken sürekli risk ve belirsizliklerle karşılaşmaktadırlar. İşletmelerin sonsuza dek yaşayacakları varsayılmaktadır. İşletmenin sürekliliği olarak adlandırılan bu kavram, kurumun değişen dışsal koşullara sürekli uyum sağlayabilmesini, hayatta kalmasını sağlayacak özel yetkinlikler geliştirmesini ve maruz kaldığı riskleri değerlendirip yönetebilmesini gerektirmektedir. COSO iç kontrol çerçevesi, kurumların sürdürülebilir başarıyı yakalayabilmesinin ön koşullarından biri olan iç kontrol yapısının kurulması, yönetilmesi ve gözetilip geliştirilmesini amaçlayan ve uygulamaya yönelik önerileri bulunan uluslararası iş dünyasında geniş kabul görmüş bir yaklaşımdır. COSO iç kontrol yapısının beş ana unsurundan biri olan risklerin değerlendirilmesi, işletmelerin maruz kaldığı riskleri tanımlayıp değerlendirdikten sonra önem derecesini de dikkate alarak en doğru yöntemlerle yönetmesini kapsamaktadır. Bu çalışmada COSO iç kontrol yapısı ve unsurları tanıtılmış ve risklerin değerlendirilmesi kavramı, reel sektörden örnekler verilerek irdelenmiştir.

  7. Dilemmas of Democratization in Turkey with Special Reference to “Modernization From Above” / Yukarıdan Modernleşme Bağlamında Türkiye’de Demokratikleşme Çıkmazı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    H. Emre BAĞCE

    2015-01-01

    Full Text Available The social and political structure of the Ottoman Empire and the basic principles upon which the Turkish modernization was established are to be strictly scrutinized in order to understand the problems concerning the institutionalization of democracy in Turkey. In this article, which covers the period from the establishment of the new state to 1980s, it is argued that the implementation of the “modernization from above” has undermined the consolidation of democratic institutions. That the politics in Turkey has a narrow social base exaggerated the question of institutionalization and widened the controversy between the political/bureaucratic/ military elite and the people. The populist policies which were favored especially by Democrat Party and its heirs could not surmount the issue. On the contrary, reproducing patrimonial relations, it prevented the formation of a civil and political society which might be regarded as a constituting part of democracy. / Türkiye’de demokrasinin kurumsallaşması ile ilgili sorunların anlaşılabilmesi için Osmanlı toplum ve siyasal yapısının dikkate alınması ve Türk modernleşmesinin üzerine kurulduğu temel ilkelerin sıkı şekilde gözden geçirilmesi gerekir. Yeni devletin kuruluşundan 1980’lere kadarki dönemi kapsayan bu makalede Türk modernleşmesinin “yukarıdan aşağıya” doğru uygulanışının demokrasinin kurumsallaşmasını ve sağlam dayanaklar üzerinde yükselmesini engellediği tartışılmıştır. Siyasetin toplumsallaşamamış olması, dolayısıyla dar bir çerçeve içinde kalması bu zaafın derinleşmesine ve siyasal, bürokratik ve askeri elitle halk arasındaki karşıtlığın kronikleşmesine yol açmıştır. Zaman zaman uygulanan popülist politikalar da bu sorunu aşamadığı gibi, patrimonyal ilişkileri yeniden üreterek demokrasinin gelişimi ile sıkı şekilde bağlantılı bulunan sivil ve siyasal bir toplumun oluşumunu engellemiştir.

  8. Yapı Malzemesi Olarak Denizli Civarında Çıkartılan Kayraktaşlarının Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Saffet Yağız

    2011-03-01

    Full Text Available Denizli ili çevresinde işletilen doğaltaş ocaklarında, farklı yapıtaşları çıkarılmaktadır. Bunlardan en yaygın olanlar, traverten, kireçtaşı ve kayrak taşı (şist ocaklarıdır. Denizli ilinin kuzey doğusunda, Çal, Bekilli ve Baklan üçgeninde, Mendere masifinin bir üyesi olan kayraktaşları bölgenin önemli doğaltaş kaynaklarındandır. Bu çalışmanın amacı, bölgede işletilen kayrak taşlarının yapıtaşı olarak kullanılabilirliklerinin araştırılmasıdır. Amacı gerçekleştirmek için, bölgede bulunan taş ocakları ve sahalarda jeolojik çalışmalar yapılarak, kayaçların özelliklerini temsil eden örnekler alınmıştır. Kayaç örneklerinde, petrografik, mineralojik (XRD, kimyasal (XRF analizler ve jeomekanik deneyler (tek eksenli sıkışma dayanımı, Schmidt sertlik değeri, ağırlıkca su emme, etkili gözeneklilik, doluluk oranı, eğilme dayanımı, sonik hızı, elastisite modülü, doğal ve doygun birim hacim ağırlık yapılarak elde edilen bulgular kayaçların yapıtaşı olabilirlikleri açısından değerlendirilmiştir. Kayaçlarda yapılan deney ve analizler, uluslararası doğal taş standard ve metotlarına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, işletilen kayrak taşları özelikleri itibariyle, binaların iç ve dış cephelerinde, açık mekanlarda ve çevre düzenlemelerinde yapıtaşı ve kaplama malzemesi olarak kullanılabilirler.

  9. RECONCILIATION UNDER THE SHADOW OF DIASPORA POLITICS: SOME LESSONS FROM THE TURKISH-ARMENIAN RECONCILIATION COMMISSION (TARC (DİYASPORA SİYASETİ GÖLGESİNDE UZLAŞMA: TÜRK-ERMENİ UZLAŞMA KOMİSYONU’NDAN BAZI DERSLER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazif MANDACI

    2014-04-01

    Full Text Available ABSTRACT: Reconciliation is beyond diplomatic rapprochement and consequently strategic partnership in its maxim. It is irrelevant to transaction costs; moreover, “independent from them” since it is normative-oriented. Literature of reconciliation contains some concepts which cannot be “appreciated”, literally, in diplomatic realm, such as forgiving and forgetting, having theological connotations. To the contrary, international relations literature generally accept that “primordial factors like ethnicity and religion had no part in rational explanations for the way the world works”(Fox and Sandler 2004: 9; and nobody appreciates any political decision that sacrifices national interest on the altar of virtue. This study aims at elaborating on the Turkish-Armenian Reconciliation Commission which Turkey and Armenia had formed in 2001 within the framework of the aforementioned arguments. Keywords: Reconciliation, TARC, Diaspora. ÖZ: Uzlaşma süreçleri diplomatik yakınlaşmalar ve en azamisinden stratejik ortaklıkların çok ötesindeki durumsallıkları ifade etmektedir. Normatif yönlü olduklarından diplomatik anlamda ilişki kurmanın beraberinde getirebileceği maliyetlerden tamamıyla bağımsızdırlar. Uzlaşma literatürü diplomatik platformda genel olarak önemsenmeyen, hatta ötesinde teolojik yönü bile bulunan bağışlamak ya da affetmek gibi kavramlara yer vermektedir. Bunun tersine uluslararası ilişkiler literatürüne bakıldığında etnisite ya da din gibi primordiyal faktörlerin dünyada işlerin nasıl yürüdüğüne dair akılcı açıklamalar içinde kendilerine pek yer bulamadıkları gözlemlenmektedir (Fox ve Sandler, 2004: 9. Dahası, kimse ulusal çıkarları erdemlilik altarında feda edecek politik kararları onaylamamaktadır. Bu çalışma, Türkiye ve Ermenistan arasında 2001 yılında oluşturulan Türk-Ermeni Uzlaşma Komisyonu’nu bu çerçeve içinde değerlendirmeyi ama

  10. Satış personeline yönelik performans değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi ve psikometrik özelliklerinin incelenmesi [The study of the development of performance evaluation scale and psychometric qualities research towards sales personnel

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şule AKALIN

    2014-10-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, mağazalarda çalışan satış personelinin iş performansını ölçmede kullanılabilecek performans değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi ve geliştirilen ölçeğin psikometrik özelliklerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 200 satış personeli oluşturmaktadır. Ölçeğin yapı geçerliği için açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucuna göre ölçek, “Satışa Yönelik Bilgi, Beceri ve Kişisel Özellikler” ve “İş Yerine Uyum Özellikleri” olmak üzere iki alt boyuttan ve 31 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı .96, test tekrar test güvenirlik katsayısı ise .88 bulunmuştur. İki faktör tarafından açıklanan toplam varyans % 50.36’dır. Ölçek ve alt boyutlarının Cronbach Alfa ve test tekrar test güvenirliklerine bakılmış ve ilk analizde bulunan değerlerle aralarında manidar bir değişiklik görülmemiştir. Bu bulgulara dayanarak, geliştirilen performans değerlendirme ölçeğinin; satış personelinin performansını ölçmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir psikometrik araç olduğu sunucuna ulaşılmıştır.

  11. Ekonomik Beslenme İlkeleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seniha Hasipek

    2015-02-01

    Full Text Available Günlük beslenme, ailelerin sağlık ve mutluluğunun bir temeli olduğuna göre ailelerin meydana getirdiği toplum ve milletlerin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmelerinde de önemli bir faktördür. Bütün dünyada büyük bir önem taşıyan beslenmenin, ülkemiz içinde önemli bir dava olması tabiidir. İnsan vücut yapısı yiyeceklerle beslenme düzenine göre ayarlanmıştır. Yeterli ve dengeli beslenebilmek ve ekonomik bir beslenme sağlayabilmek için ilk önce yiyeceklerimizi iyice tanımamız gerekmektedir. Her yerde ve her zaman kolaylıkla bulunabilen ve aynı zamanda zevk duyarak yenilebilen ve besin ihtiyaçlarını sağlayabilmek için besin değerleri birbirinden fraklı binlerce çeşit yiyecek insanlara sunulmuş nimetlerdir. Binlerce çeşitteki yiyeceklerin herbirini ayrı ayrı tanımak ve buna göre beslenme düzeni ayarlamak olanaksızdır. Bu nedenle beslenme uzmanlarınca gerekli bütün besin maddelerinin günlük yemek listelerine katılmasını sağlamak için kolay bazı yollar bulunmuş ve yiyecekler gruplandırılmıştır. Türkiye’de bulunan besin çeşitleri ve halkın yeme alışkanlıkları göz önünde tutularak yiyecekler dört temel ve bir yardımcı grup içinde toplanabilir. 1 nci grupta süt ve sütten yapılan yoğurt, ayran, çökelek, peynirler ve süt tozları yer alır. Bu gruptaki yiyecekler besin elementlerimizden kalsiyumun en iyi kaynağıdır. Ayrıca iyi kaliteli proteinlerle B1, B2 ve Niacin vitaminleri bu yiyeceklerde bol bulunur.

  12. Farklı Vinifikasyon Tekniklerinin Kalecik Karası Şaraplarındaki Fenolik Bileşik İçeriklerine Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hande Tahmaz

    2015-02-01

    Full Text Available Fenolik bileşikler şaraba duyusal özelliklerini katmakla beraber, insan sağlığı açısından yararları olduğu bilinen bileşiklerdir ve miktarları vinifikasyon tekniklerine göre değişiklik göstermektedir. Bu araştırmada Kalecik Karası üzüm çeşidinden termovinifikasyon ve soğuk maserasyon uygulamaları ile elde edilen şaraplarda toplam antosiyanin, toplam fenolik bileşik, antioksidan aktivite, kateşin, epikateşin, rutin, trans-resveratrol ve cis-resveratrol miktarlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın bitkisel materyalini oluşturan Kalecik Karası üzüm çeşidi, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Kalecik Bağcılık Araştırma ve Uygulama İstasyonu’nda bulunan bağdan 1,100 dansitede hasat edilmiştir. Soğuk maserasyon ve termovinifikasyon uygulamaları öncesi üzümler şaraba işlenmeden önce 72 saat soğuk hava deposunda tutulmuşlar ve sırası ile 1,116 ve 1,115 dansitede şaraba işlenmişlerdir. Araştırma sonucunda soğuk maserasyon uygulamasının fenolik bileşik içeriklerinde düşüşe sebep olduğu, termovinifikasyon uygulamasının ise şaraplarda antioksidan aktivite, toplam fenolik bileşik, kateşin, rutin ve trans-resveratrol içeriklerini artırdığı tespit edilmiştir.

  13. KONTRAST ALGILAYICISI KULLANILARAK FPGA TABANLI ŞERİTTEN AYRILMA UYARI SİSTEMİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hale Yenginer

    2014-05-01

    Full Text Available Bu çalışmada, karayollarında çizili bulunan şerit çizgilerinin durumunu (düz veya kesik aracın sağ ve sol alt kenarlarına yerleştirilmiş algılayıcılardan gelen bilgileri kullanarak gerçek zamanlı olarak değerlendirebilen; gerektiğinde yazılı ve sesli uyarılar üretebilen bir prototip araç tasarlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Burada amaç, insan kontrolüne gerek kalmaksızın güvenli bir sürüş sağlamak ve insan hatalarından kaynaklanan kazaları engellemeye yardımcı olacak elektronik sistemlerin otomotiv teknolojilerindeki yerine işaret etmektir. FPGA tabanlı olarak geliştirilen sistemde, VHDL dili kullanılarak ilk olarak algılayıcılardan elde edilen işaretler uygun sayısal formata dönüştürülerek; çizgilerin kesik veya düz olarak devam ettiğini algılayan, araç sürücüsünün istemli (sürücü şerit değiştirme amaçlı sağ/sol sinyali kullanıyorsa veya istem dışı şerit değiştirme durumlarını (sürücü şerit değiştirme amaçlı sağ/sol sinyali kullanmadan şerit ihlali yapıyorsa değerlendiren ve yazılı/sesli bir uyarı verilmesi sağlanmıştır.

  14. Bir Su Ürünleri İşleme Tesisinde İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Analizi Uygulaması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Servet Atayeter

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Bodrum’da bulunan bir su ürünleri işleme ve paketleme tesisinde TS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Sistemi çerçevesinde pilot bir risk analizi uygulaması gerçekleştirilerek sonuçları değerlendirilmiştir. Çalışanların kendilerini güvende hissetme gereksinimi ile doğrudan ilgili olan iş sağlığı ve güvenliği konusu, günümüzde tüm sektörlerde olduğu gibi su ürünleri işletmeleri için de rekabet edilebilirlik, verimlilik, sosyal sorumluluk ve ülke ekonomisi açılarından üzerinde önemle durulması gereken bir konu haline gelmiştir. TS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Sistemi bir işletmede insan sağlığı ve güvenliğini sağlamaya, can ve mal kayıplarını önlemeye, bu konudaki riskleri azaltmaya odaklı dinamik ve esnek bir sistemin kurulmasını amaçlar. Sistemin amaç ve hedeflerine ulaşılması ve etkinliğinin sürekli iyileştirilebilmesi ise gerçekçi bir risk analizinin yapılmasına bağlıdır. Risk analizinin sonuçları değerlendirilerek, işletmede can güvenliği ve maddi kayıpların önlenmesine yönelik önleyici tedbirlerin alınması yönünde önemli bir adım atılmış olmakta, böylelikle faaliyetlerle ilgili risklerin azaltılması ve ortadan kaldırılması olanaklı hale gelmektedir.

  15. Türkçe Ders Kitaplarında (6-8. Sınıflar Yer Alan Okuma Kültürü Teması Metinlerinin Metinler Arasılık Bakımından İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Akif ÇEÇEN

    2014-07-01

    Full Text Available Bu araştırmada ortaokul Türkçe ders kitaplarındaki metinlerin metinler arasılık bakımından incelemesi yapılmıştır. Araştırmada, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2011-2012 öğretim yılında okutulan ortaokul Türkçe ders kitaplarında okuma kültürü temasını içerenler arasından ulaşılabilen üç kitapta bulunan on altı metin, metinler arasılık ölçütüne göre incelenmiştir. Metinlerin incelenmesinde betimsel analiz kullanılmıştır. Metinler arası ilişkileri sağlayan “yazarlar arası, eserler arası, türler arası, açık ve örtük göndermeler” bakımından incelenen on altı metinden dördünde (Kütüphane, Kitap Saygısı, Rejin Hanım ve İmza Günü hiçbir metinler arası söyleme rastlanmamıştır. Geriye kalan on iki metinde ise en fazla metinler arası söylem “Kitaplarda Gezmek”, “Sait Faik Adasında” ve “Çocuk Kitaplığında Sabah Tartışması” metinlerinde tespit edilmiştir. Çalışmanın sonunda ders kitapları için metin seçilirken metinler arası anlam kurmayı sağlayabilecek metinlere yer verilmesi önerilmiştir.

  16. Okulda Diyalog: Okul Yönetiminin Rolü / Dialogue at School: The Role of the School Administration

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Rüveyde İŞGİNÖZ

    2012-06-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, okulda diyalog sürecini oluşturma ve geliştirmede okul yönetiminin rolünü resmi ortaöğretim kurumlarına görev yapan okul yöneticilerinin görüşlerine dayalı olarak ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bulunan 3 resmi ortaöğretim okulunda görev yapan 12 okul yöneticisi oluşturmuştur. Araştırma verileri, yüz yüze görüşme tekniğiyle, yarı yapılandırılmış bir görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Bu araştırmadan elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir; araştırmaya katılan okul yöneticileri, okulda diyaloğun önemli ve gerekli olduğuna inanmaktadırlar ve bu konuda eksiklikleri olduğunu kabul etmektedirler. Yöneticiler okulda diyaloğun eğitim-öğretime birçok katkısının olacağını düşünmektedirler. Yöneticiler ayrıca, okulda ve toplumda diyalog sorunlarının olduğunu, bu sorunları çözmek ve diyalog sürecini geliştirmek için okul yöneticilerine, öğretmenlere, velilere ve öğrencilere önemli bazı görevler düştüğünü belirtmişlerdir.

  17. Karagöl'ün (Erzin-Hatay Bazı Fiziko-Kimyasal Özellikleri.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yalçın Tepe

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada Hatay ili Erzin ilçesi Gökdere yaylasında bulunan; yüzölçümü 0,15 km2, deniz’den yüksekliği 273 m, yağmur ve kar suları ile beslenen ayrıca doğal bir göl olan Karagöl’ün su kalitesi özelliklerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmaya Mayıs 2003’te başlanmış olup su örneklerinde su kalitesi parametrelerinden pH, çözünmüş oksijen, sıcaklık, tuzluluk, kimyasal oksijen ihtiyacı(KOİ, toplam alkalinite ve sertlik, amonyak, nitrit, nitrat, fosfat, sülfit, sülfat, klor, potasyum, sodyum, silisyum ve askıda katı madde (AKM analizleri 12 ay boyunca aylık olarak yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda Karagöl’ün mevcut su kalitesi durumu ve su kalitesi parametrelerinin aylara göre değişimleri belirlenmiş olup kış aylarında kar sularının göle karışmasıyla su sıcaklığının düştüğü ve aynı zamanda oksijen miktarının arttığı; alkalinite ve sertliğin yıl boyunca yaklaşık olarak birbirine eşit olduğu görülmüştür. Sonuç olarak gölün alabalık yetiştiriciliği için uygun olmadığı ancak sazan, tilapya gibi ılıman su türleri için uygun olduğu belirlenmiştir

  18. Köyyollarının Takibi, Bakım Ve Onarımı İçin Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS Esaslı Yönetim Modeli: Denizli Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yetiş Şazi Murat

    2013-06-01

    Full Text Available Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS özellikle gelişmiş ülkelerde her alanda sıklıkla kullanılan bir araç haline gelmişken Türkiye' de, merkezi ve yerel yönetimlerce benimsenmiş olmakla birlikte kamu hizmetlerinde kullanımı ise henüz emekleme aşamasındadır. Denizli İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde il sınırları içindeki sorumluluk ve hizmet alanında bulunan köyyolları envanterinin güncellenmesi, farklı analiz sonuçları üzerinden Müdürlüğün kırsal altyapı hizmetlerine modern ve teknik yöntemlerle yön verilmesi amaçlı CBS destekli bir çalışma ortaya konulmuştur. Strateji Geliştirme Müdürlüğü ile birlikte yürütülen bu çalışmada farklı amaçlar için geliştirilmiş olan katmanlar, topoğrafik haritalar, uydu fotoğrafları vb. araçlardan istifade edilerek köyyolları ile ilgili yürütülen hizmetin doğru ve güncel verilere dayalı olmasına çalışılmıştır. Kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını sağlayabilecek hassas ve hızlı analiz sonuçlarına göre köyyolları ulaşımının yeniden planlanması, eksik ve hatalı durumların tespiti ile tam ve bütünleşik bir yönetim sistemi kurulması amaçlı pilot bir proje ortaya konulmaya ve ürün olarak kullanılması yoluna gidilmiştir.

  19. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin 4+4+4 eğitim sistemine yönelik tutumlarının incelenmesi [Determining the attitudes of school administrators and teachers on 4+4+4 education system

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet ÜSTÜN

    2014-04-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, eğitim sisteminde 4+4+4 olarak bilinen yeni düzenlemenin etkililiği hakkında yönetici ve öğretmenlerin görüşünü belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde bir çalışma olup, veriler okul müdürlerine ve öğretmenlere anket uygulanarak elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini, Amasya İli Merkezinde bulunan ilkokul ve ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenler, örneklemini ise on ilkokul ve on ortaokulda görev yapan ve amaçlı örneklem yöntemine göre seçilen yönetici ve öğretmenler oluşturmaktadır. Uygulama yapılırken, farklı sosyo-ekonomik yapıya, öğrenci sayısına, yerleşim yerlerine ve farklı okul tipine sahip okul müdürleri ve farklı branşlardan öğretmenler bir arada bulunarak çalışılmıştır. Bu çalışmada 4+4+4 Eğitim Sistemine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, yönetici ve öğretmenlerin 4+4+4 eğitim sistemine yönelik tutumlarında cinsiyete, yaşa ve kıdeme göre farklılıklar olduğu, kadınların ve mesleki kıdemi az yönetici ve öğretmenlerin tereddütlerinin olduğu ve geleceğe yönelik olumlu beklentiye sahip olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır.

  20. Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kazım UYSAL

    2011-02-01

    Full Text Available Yoğun zirai faaliyetlerin yapıldığı Antalya’nın batı sahillerinden yakalanan ekonomik önemi olan bazı deniz balıklarının (Diplodus sargus, Siganus rivulatus, Lithognathus mormyrus, Liza aurata, Chelon labrasus kas, deri ve solungaçlarındaki bakır, çinko, mangan, demir ve magnezyum (Genellikle zirai aktivitelerden kaynaklanırlar biyoakümülasyon seviyeleri araştırılmıştır. Balıkların dokularında incelenen elementlerin minimum ve maksimum seviyeleri (mg kg-1 yaş ağırlık bakır için 0.541.69; çinko için 4.14-407.23; mangan için 0.15-9.17; demir için 3.45-104.49 ve magnezyum için 204.33- 784.30 olarak tespit edilmiştir. İncelenen elementlerin en düşük biyoakümülasyon seviyeleri kas dokularda, en yüksek seviyeler (Bakır hariç ise solungaçlarda tespit edilmiştir. İncelenen türlerin kas dokularındaki bakır ve çinko seviyeleri (Dünya Sağlık Örgütü (WHO, Gıda ve Tarım Örgütü (FAO ve Türk Gıda Kodeksi’nde belirtilen kabul edilebilir maksimum seviyelerden daha düşük, bazı türlerin (D. sargus, S. rivulatus, L. mormyrus and L. aurata derilerinde bulunan çinko seviyeleri ise kabul edilebilir maksimum seviyelerden daha yüksek bulunmuştur

  1. Kimyasal Kabartılan Ürünlerde Kabartma Asitlerinin Fonksiyonel Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Önder Yıldız

    2015-02-01

    Full Text Available Kimyasal olarak kabartılan ürünlerde kullanılan kabartma tozları sodyum bikarbonat (soda ve bir ya da birden fazla kabartma asidinin birleşmesinden oluşur. Fırın ürünlerinin içyapısına katkıda bulunan koşulları ve reaksiyonları harekete geçiren kabartma asitleri tat, gözenek özelliklerini, kabuk ve iç rengini etkiler. Ayrıca, diğer bileşenler üzerine yaptıkları anyonik ve katyonik etkileşim vasıtasıyla pişmiş ürün kalitesi de değişir. Kalsiyum ve alüminyum iyonlarını içeren kabartma asitleri ince gözenek duvar kalınlığı sağlar ve glüten gelişimine katkıda bulunarak kek tekstürüne esneklik kazandırır. Sonuçta küçük hava kabarcıklarının birleşerek büyük gözenek oluşturma eğilimi azalır. Diğer yandan sülfat ve fosfatları içeren kabartma asitleri glüten gelişimini ve gaz tutulmasını olumsuz etkilerler. Her bir asidin farklı reaksiyon hızı ve CO2 salınım süresine sahip olması son ürün özelliklerine yansır. Son ürünün pH’sı da kek iç rengini etkiler. Düşük pH daha beyaz kek rengi verirken, yüksek pH daha koyu renk verir. Bu çalışmada kimyasal kabartılan ürünlerde kabartma asitlerinin fonksiyonel özellikleri tartışılacaktır.

  2. Düzce Orman Ürünleri Sanayi İşletmelerinin Yeşil Pazarlama Konusunda Tutum ve Davranışlarının İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tarık GEDİK

    2015-06-01

    Full Text Available Gelişen teknoloji ile birlikte çevrenin korunmasına verilen önem giderek artmaktadır. Hem bireysel hem de sivil toplum örgütlerinin çevreye karşı duyarlılığının günden güne artması sonucunda üretici konumunda bulunan işletmeler rakiplerinin önüne geçmek için çevreye daha fazla önem verdiklerini faaliyetlerinde tüketicilere yansıtmak istemektedirler. Bu bağlamda işletmelerin yeşil pazarlama kavramına olan ilgileri de günden güne artış göstermektedir. Yapılan bu çalışma Düzce orman ürünleri sanayi işletmelerinin yeşil pazarlama konusunda tutum ve davranışlarını belirlemeye yönelik bir araştırma niteliğindedir. Bu amaç doğrultusunda Ocak-Nisan 2014 döneminde Düzce ilinde Düzce Ticaret ve Sanayi Odasına Kayıtlı 66 orman endüstri işletmesinin anket yardımıyla incelenmesi hedeflenmiştir. İnceleme sonucunda yapılan istatitiksel analizlerle yeşil pazarlama konusunda Düzce orman ürünleri sanayi işletmelerinin yeşil pazarlama kapsamında yaptıkları faaliyetlerle daha yüksek bir tatmine ve müşteri memnuniyetine ulaştıkları belirlenmiştir. Yeşil pazarlama kapsamında işletmelerin daha fazla sorumluluk almaları gerektiği ve bunun sonucunda da daha yüksek finansmana gereksinim duydukları belirtilirken, işletmelerin yeşil pazarlamaya verecekleri önemle güvenilirliklerini arttıracağı görülmüştür.

  3. MARKA ÖZGÜNLÜĞÜNÜN MARKA TERCİHİ, MÜŞTERİ TATMİNİ VE MARKA SADAKATİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: BİLGİSAYAR MARKALARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elif ÜLKER DEMİREL

    2015-09-01

    Full Text Available ÖzetSunulan ürün ve hizmetlerin tek başına yeterli olmadığı günümüz ortamında tüketiciler, kendileri içinbir anlam ifade edebilecek, kendisini diğer markalardan farklılaştıracak ve .zgün bir değere sahip olanmarkaları tercih etmektedirler. .zgün olmak işletmeler açısından önemli bir unsur olarak g.rülmektedir.Ancak işletmeler ve literatür açısından artan önemine rağmen, marka .zgünlüğüne yönelik olarak yapılançalışmalar oldukça kısıtlıdır. Bu araştırmanın amacı, günümüzde markalar açısından fark yaratan bir unsurolarak .zgünlük kavramının pazarlama dinamikleri açısından irdelenmesi ve tüketicilerin tercihleri,tatmin dereceleri ve marka sadakatleri üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bilgisayar markalarına yönelikolarak yapılan araştırmada, 415 tüketiciye ulaşılmış ve verilerin analizinde yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır.Araştırma sonucunda tüketicilere farklı deneyimler sunan, güvenilir vaatlerde bulunan ve bunlarıgerçekleştiren markaların, tüketicilerin tercihlerini önemli .l.üde biçimlendirdikleri g.rülmektedir.

  4. Gıda Ambalajlarında Nanoteknolojik Uygulamalar ve Faz Değişim Materyalleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Merve Yılmazer

    2015-02-01

    Full Text Available Tüketicilerin gıda güvenliği ve kalitesi konusundaki bilinçlerinin ve taleplerinin artması, araştırmacıları ve gıda endüstrisini yeni eğilimlere yönlendirmektedir. Yeni teknolojilerin ve değişik özelliklere sahip materyallerin kullanımı ile gıda ambalajlarının fonksiyonları değiştirilebilmekte ve/veya arttırılabilmektedir. Son yılların en dikkat çeken teknolojisi nano ölçekli materyal üretimi ve bunların çeşitli malzemelerle birleştirilerek kompozitler elde edilmesi ile değişik alanlarda umut vadeden gelişmeler elde edilmektedir. Bu alanlardan biri aktif ve akıllı gıda ambalajlama sistemleridir. Nanoteknolojik uygulamalarla ve nanokompozitlerin ilave edilmesiyle tüketici ile iletişime geçen ve gıdayı daha güvenli bir şekilde tüketiciye ulaştıran ambalajların elde edilmesi mümkün olmaktadır. Bu derlemede nanoteknolojinin gıda ambalajlarındaki uygulamalarının özetlenmesine ilave olarak faz değişim materyallerinin (FDM ve nanoteknolojik yöntemlerle özellikleri değiştirilmiş FDM’lerin gıda ambalajlarında kullanılabilirliğine değinilmiştir. Çeşitli alanlarda uygulamaları bulunan FDM’ler, gıdaların taşınma ve muhafazasında kullanılmaktadır. Nanoteknolojik uygulamalarla özellikleri geliştirilen FDM’lerin gıda ambalajlarında kullanımının artacağı öngörülmektedir.

  5. Yabancı Çizgi Filmlerde “Kardeşlik” İlişkileri Üzerine Bir Değerlendirme

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nur Hümeyra Özdemir Erem

    2017-10-01

    Full Text Available Yabancı çizgi filmlerdeki kardeşlik ilişkilerini değerlendirmek amacıyla yapılmış bu çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada incelenen çizgi filmleri belirleyebilmek için Erzincan, Kırıkkale ve İstanbul merkezde bulunan üç ortaokulun öğrencileriyle görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sırasında öğrencilere beğenerek seyrettikleri ve içinde kardeş karakterlerin olduğu yabancı çizgi filmlerin hangileri olduğu sorulmuş, onlardan alınan yanıtlar doğrultusunda frekansları en çok tekrar eden dört çizgi film veri kaynağı olarak seçilmiştir. Bu çizgi filmler sırasıyla Esrarengiz Kasaba, Fineas ve Förb, Gumball ve Kafadar Ayılar’dır. Kardeşlik ilişkileri açısından yabancı çizgi filmlerin incelendiği çalışmada kardeşliğin genellikle iyi ilişkiler üzerine kurulduğu; cinsiyet, yaş ve ilgi alanı gibi faktörlerin kardeşlik ilişkilerini etkilediği görülmüştür. Bunun yanında çizgi filmlerde kardeşlerin genellikle akıl ve duygu metaforları üzerinden çatıştırıldığı ve aklı temsil eden karakterlerin/ davranışların daima olumlandığı; aklın kardeşleri yönlendirmede bir güç unsuru olarak kullanıldığı; buna mukabil duygu, değer ve inançları ile hareket eden karakterlerin ikinci planda kaldığı tespit edilmiştir.

  6. Ortaokul 8. Sınıf Öğrencilerinin Okur Özyeterlikleri ile Okuduklarını Anlama Becerileri Arasındaki İlişki

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice ALTUNKAYA

    2018-01-01

    Full Text Available Çalışmada, ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin okur özyeterlik algıları ile okuduklarını anlama becerileri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Veri toplama araçları olarak Ülper, Yaylı ve Karakaya (2013 tarafından geliştirilmiş “Okur Özyeterlik Ölçeği” ve Dedebali ve Saracaloğlu (2010 tarafından geliştirilen “Okuduğunu Anlama Akademik Başarı Testi” kullanılmıştır. Söz konusu ölçek ve test Türkiye’nin batısında bir ilde ortaokul sekizinci sınıfta öğrenim gören 364 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerin okur özyeterlik algı düzeyi düşüklüğünün okuduğunu anlama düzeyini azalttığı tespit edilmiştir. Kızların özyeterlik algıları erkeklerden düşük olarak bulunan araştırmada, kızların okuduğunu anlama seviyelerinin erkeklerden yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anne eğitim durumu ve aile aylık geliri değişkenlerine göre öğrencilerin özyeterlikleri ile okuduklarını anlama seviyeleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Baba eğitim durumu değişkenine göre öğrencilerin okur özyeterliğinde anlamlı bir farklılık bulunmazken okuduğunu anlama üzerinde anlamlı bir farklılık bulunduğu, üniversite mezunu babaların çocuklarının okuduklarını anlama seviyelerinin daha yüksek olduğu ortaya konulmuştur.

  7. Ortaöğretim Öğrencilerinin Tarih Kavramına İlişkin Sahip Oldukları Metaforlar / Secondary School Students’ Metaphors about the History Concept

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Sait Candan

    2017-04-01

    Full Text Available Abstract A metaphor is a figure of speech that refers to one thing by mentioning another thing via comparison, fictionalizing and expression.  This study is revealing, in terms of metaphor concept, what the perceptions of the secondary school students with relate to “History” term are. Accordingly, comments of 160 students who are educating in secondary schools in Karabük city center are referred. In this research, the secondary school students’ perceptions about “History” term are tried to be determined via metaphors. The obtained data were analyzed with content analysis method by using the phenomenological pattern in terms of qualitative research method. As a result of this analysis, it has been revealed that metaphor is an effective factor in determining and expressing the perceptions of the secondary education students about “History” term. Öz Metafor bir şeyi başka bir şey ile benzetmeye, kurgulamaya, anlatmaya yarayan mecazlardır. Bu çalışma ortaöğretim öğrencilerinin “Tarih” kavramına ilişkin algılarının neler olduğunu metaforlar bağlamında ortaya koymaya yöneliktir. Bu doğrultuda Karabük il merkezinde bulunan ortaöğretim okullarında öğrenim gören 160 öğrencinin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırmada çalışma grubundaki öğrencilerin “Tarih” kavramına yönelik algıları metaforlar üzerinden belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen veriler, nitel araştırma yöntemi bağlamında olgubilim deseni kullanılarak içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda, ortaöğretim öğrencilerinin “Tarih” kavramına ilişkin sahip oldukları algıları belirlemede ve açıklamada metaforların etkin bir araç olduğu ortaya çıkmıştır.

  8. Tarımsal Sellülozlu Atık Maddeler ve Biyolojik Parçalanma Yoluyla Bunlardan Faydalanma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    M. Hilmi Pamir

    2015-02-01

    Full Text Available Sellüloz, dünyamızda miktarı en çok bulunan maddelerden biri olarak en önemli bir potansiyel enerji kaynağını teşkil etmektedir. Yeni bilgilerin ve yöntemlerin gelişmesiyle, sellülozun içinde sakladığı enerjiden ekonomik olarak çeşitli alanlarda yararlanmak mümkün olmaktadır. Örneğin sellüloz miktarı, giderek azalan petrol v.b. fosil kaynaklı ham maddelerin yerine geçebilecek sıvı yakıt, protein ve bir çok kimyasal maddelerin üretimini içeren faydalanma alanlarında kullanılabilir. Bu amaçlar için kullanılacak atık sellülozlu maddelerin çeşitleri çok olmakla beraber, ön planda ekonomik koşullar bunların sayısını tayin etmektedir. Bunların toplanması ve sevkiyatı karşılaşılan ilk sorundur. Diğer taraftan kullanma biçimlerinin kendine özgü özellikleri kullanılacak maddelerin karakteristik ve bileşimleri üzerinde durulmasını da icab ettirir. Örneğin enzimatik dönüşüm ile glikoz elde olunacaksa, sellüloz nispeten saf bir madde halinde olmalıdır. Sellülozdtan protein üretimi söz konusu olduğu zaman, daha az olmakla beraber sellülozlu maddenin kalitesinin yüksek olması prosesin seyrine olumlu etki yapar. Hayvan yemi üretimi için de sellülozlu maddenin bileşim ve temizliği biyolojik dönüşüm için gerekli olmayabilir. Keza atık sellülozlu maddelerin hayvan yemine dönüştürülmesinde kullanılan yöntemler ya fiziksel yahut biyolojik olabilir. Kuşkusuz, konumuz olan biyolojik parçalanma ancak bu prosese elverişli olan maddeler için kullanılabilir.

  9. Divan Şiirinde Hz. Musa / The Prophet Moses In Divan Poetry

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adnan UZUN

    2016-01-01

    Divan Şiiri, İslam Medeniyetinin şekillendirdiği Müslüman Doğu toplumlarının ortak kültüründen ve çeşitli milletlerle paylaştığı coğrafyanın değerlerinden etkilenerek oluşan, devrin sanat anlayışıyla yoğrulmuş bir birikimdir.  Hz. Musa, Firavun tarafından yeni doğan bütün erkek çocukların öldürüldüğü bir dönemde dünyaya gelmesi, İsrail oğullarına zulmeden ve tanrılık iddiasında bulunan Firavun’un sarayında yetişmesi, gençliğinde yaşadığı olaylar nedeniyle Mısır’ı terketmek zorunda kalması, peygamber oluşu, mücadelesi ve halkına karşı gösterdiği sabır gibi özelliklerinin yanında başta Yahudilik olmak üzere bütün semavi dinlerde en önemli peygamberler arasında yer alması gibi nitelikleriyle İslam Dini ve diğer ilahi dinlerin inanç ve kültür değerlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Divan şairleri Hz. Musa’yı, Firavun’a karşı duruşu, Tûr Dağı’nda Allah ile tekellümü, Şecer-i Tûr, mucizevi asası, yed-i beyza sahibi oluşu gibi yönleri ve göstermiş olduğu mucizeleriyle şiirlerine konu etmişlerdir. Hz. Musa, Klasik Türk edebiyatı şairleri için tasavvufî duygu, düşünce ve heyecanların ifadesinde ilham kaynağı olmuştur. Bu makalede, Hz. Musa ve onun mucizeleri ile ilgili Divan şiirinde yer alan ifade ve anlatımlar incelenmiştir.

  10. Selüloz İçeren Gıdaların Sağlık Açısından Önemi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ömer Lütfi Gürses

    2015-02-01

    Full Text Available Modern bilim selülozun sağlık yönünden büyük hayati önemi olduğunu ortaya koymuştur. Şöyle ki; tehlikeli ve sinsi hastalıklardan olan damar sertliği, omur hastalıkları ve kalın bağırsak kanserinin oluşması olasılığını azaltmaktadır. Bitkisel kaynaklı yiyeceklerin vücut hazım sistemi salgıları ile parçalanıp beslenmede faydalanılamayan yapı taşlarına kabaca besinsel selüloz (lif denmektedir. Bu maddeler grubu; hazmedilemeyen karbonhidratlar (pektin gibi ve selüloz, hemiselülozlar ve lignin benzeri karbonhidrat yapısında olmayan bileşikleri içerir. Bu maddeler ham selüloz olarak mütalâa edilmemelidir. Ancak gıda tabelalarında bunlar öteden beri ham selüloz kapsamında düşünülmüşlerdir. Halbuki ham selüloz; yukarıda anılan gruptaki maddelerin sıcak sülfürik asit, baz, etanol ve diğer fizyolojik olmayan kimyasal maddelerle yakılmasından arta kalan kısımdır. Bu nedenle, ham selüloz ve besinsel selüloz terimleri birbirleri yerine kullanılmamalıdırlar. Gerçekten de bu iki madde birbirlerinden çok farklılık gösterirler. Bitkisel kaynaklı yiyeceklerde bulunan toplam besinsel selülozun beşte biri veya yarısı ham selüloz yapısındadır.

  11. Kadın Çalışanların Yöneticilere İlişkin Algıları: Bir Alan Çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İsmail BAKAN

    2013-09-01

    Full Text Available İşletmelerde yönetim kademesinde yer alan kişilerin ne tür bir liderlik tarzına sahip oldukları çalışanların davranışları ve işletmeye ilişkin tutumları üzerinde önemli etkiye sahiptir. Bu nedenle işletmelerdeki yöneticilerin liderlik tarzlarının çalışanlar açısından nasıl algılandığının tespit edilerek ortaya konulması yöneticiler tarafından başarılı bir yönetim sergilenmesinde yol gösterici olacaktır. Literatürde liderlik tarzlarına ilişkin çeşitli ayrımlar bulunmakta olup bu çalışmada öncelikle liderlik kavramı ve liderlik tarzlarına ilişkin genel bilgiler verilerek, daha sonra otokratik, demokratik ve serbest bırakıcı liderlik tarzları açıklanacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Kahramanmaraş’ta lokomotif sektör olarak görülen tekstil sektöründe, kadın çalışanların çalıştıkları işletmelerde bulunan yöneticilerin, liderlik tarzlarına ilişkin algılarını ölçmek amacıyla yapılan bir alan araştırmasına yer verilecektir.

  12. Antalya İlinde Portakal Bahçelerinde Gözlenen Önemli Zararlı ve Yararlı Böcek Popülasyonları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Vildan GÖL

    2016-06-01

    Full Text Available Bu çalışmada, 2014 yılında, Antalya ilinde bulunan iki portakal bahçesinde önemli zararlı ve yararlı böcek popülasyonları belirlenmiştir. Bahçelerde ağırlıklı olarak portakal bulunması nedeniyle örneklemeler de bu tür üzerinde yapılmıştır. Çalışma süresince zararlılara karşı herhangi bir mücadele yöntemi uygulanmamıştır. Çalışmada örneklerin toplanması için gözle kontrol yöntemi, yaprak, sürgün, meyve örnekleme yöntemi, darbe ve tuzakla yakalama yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda zararlı türler olarak Tetranychus urticae (Koch (Acarina: Tetranychidae, Empoasca decipiens (Paoli, Asymmetrasca decedens (Paoli (Hemiptera: Cicadellidae, Dialeurodes citri (Ashmead, Aleurothrixus floccosus (Maskell (Hem.: Aleyrodidae, Aphis craccivora (Koch (Hem.: Aphididae, Icerya purchasi Maskell (Hem.: Margarodidae, Coccus hesperidum (Linnaeus, Ceroplastes floridensis (Comstock (Hem.: Coccidae, Aonidiella aurantii (Maskell, Aonidiella citrina (Coquillet, Parlatoria pergandii (Comstock (Hem.: Diaspididae, Planococcus citri (Risso (Hem.: Pseudococcidae, Ceratitis capitata (Wiedemann (Diptera: Tephritidae ve Phyllocnistis citrella (Stainton (Lepidoptera: Gracillaridae saptanmıştır. Bunlardan E. decipiens (Paoli, A. decedens (Paoli, A. floccosus (Maskell, A. aurantii (Maskell ve Parlatoria pergandii (Comstock en yaygın türler olarak belirlenmiştir. Ayrıca 2 takıma bağlı 7 avcı ve asalak tür saptanmıştır. Bu türler: Chrysoperla carnea (Stephens (Neuroptera: Chrysopidae, Coccinella septempunctata L., Chilocorus bipustulatus L., Rhyzobius lophantae (Blaisdell, Oenopia conglobata (L. (Coleoptera: Coccinellidae, Aphytis melinus DeBach ve Comperiella bifasciata (Coleoptera: Aphelinidae’ dır. Çalışmada ayrıca zararlı iki cicadellid türü ile A. floccosus, A. aurantii, P. pergandii, C. capitata‘nın ve doğal düşmanlardan C. carnea’nın, coccinellidlerin, A. melinus ve E. citrina

  13. KERÎMÎ’NİN EDİRNE ŞEHRENGİZİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zehra Gmre

    2015-07-01

    Full Text Available Bu makalede Kerîmî’nin şehrengizinin şekil ve muhteva özellikleri ile eserin tenkitli metnine yer verilmiştir. Kanunî devri şairlerinden olan ve hayatı hakkında oldukça sınırlı bilgilere ulaşılan Kerîmî’nin Edirne şehrengizinin iki nüshasına ulaşılmıştır. Bu nüshaların karşılaştırılması neticesinde oluşan metne göre eser 202 beyittir. Tevhid, münâcât, sebeb-i te’lif, Edirne şehrinin övgüsü, Edirne güzellerinin övgüsü, dua ve hâtime bölümleri bulunan manzumede Kerîmî 59 güzelin övgüsünü yapmaktadır. Kerîmî’nin Edirne şehrengizi, XVI. yüzyıldan itibaren görülmeye başlayan ve yazılması bir süre moda haline gelen Divan şiiri içerisinde özgün yapısıyla dikkat çeken türün tipik bir örneğidir. Sanat kaygısının görülmediği, çarşı esnafından meslek sahibi erkek güzellerin mesleklerine, ad ve lakaplarına uygun cinas ve teşbihlerle tasvir edildiği karakteristik bir yapı arz etmektedir.

  14. Türkiye’deki Üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. Sınıf Öğrencilerinin Türkoloji Kavramına İlişkin Algıları Perception Of The Turkology Concept Among Fourth Grade Students Of The Departments Of Turkish Language And Literature In The Unıversities In Turkey

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Serdar YAVUZ

    2013-03-01

    sında İslam, Doğu ve dil araştırmaları ekseninde gelişen Türkoloji, günümüzde Türk’e ait ne varsa inceleyen bir bilim hâline gelmiştir. Özellikle ilk dönemlerde Türkologların dil araştırmalarına yoğunlaşması, onun bakış açısı ve yöntemlerini kullanması nedeniyle Türkolojinin sadece kavramsal olarak Türk diliyle özdeşleşmesine neden olmuştur. Bu çalışmaların etkisiyle Türkoloji, Türk dili gibi algılanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. sınıf öğrencilerinin “Türkoloji” kavramına ilişkin algılarını, geliştirdikleri metaforlar aracılığıyla ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında bulunan yedi coğrafi bölge (Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi, Akdeniz Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi, Karadeniz Bölgesi, Doğu Anadolu bölgesi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve bu bölgeler içerisinde bulunan 7 üniversitenin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. sınıfında okuyan 320 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri her öğrencinin “Türkoloji… gibidir, çünkü …” cümlesini tamamlamasıyla elde edilmiştir. Verilerin analiz edilmesinde ise toplanan verileri açıklayabilecek kavramlara ve ilişkilere ulaşılabilecek olan içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. sınıf öğrencilerinin % 87,7’sinin Türkoloji kavramına ilişkin olumlu, % 11,4’ünün olumsuz ve % 0,9’unun ise hem olumlu hem de olumsuz bir algıya sahip oldukları tespit edilmiştir. Olumlu algıya sahip öğrenciler; değer katma, disiplin, inceleme alanı; olumsuz algıya sahip öğrenciler bilimsel eksiklik, iş kaygısı, olumsuz tutum; hem olumlu hem de olumsuz algıya sahip öğrenciler ise hem olumlu hem de olumsuz tutum kodu altında toplanan metaforlar geliştirmiştir.

  15. Ziştovi ve Yaş Antlaşması Arasında Tuna Kıyısında Bir Osmanlı Kenti: Silistre (1791–1793 The Danube Coast Between The Treaty Of Ziştovi And Yaş An Ottoman City: Silistra (1791 – 1793

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hava SELÇUK

    2013-07-01

    Full Text Available Silistra Otoman Empire was an important port city on the banksthe Danube River. Therefore, especially in the river trade and battelswere important tasks. The Province of Silistra had a strategical importance by economical and military means. İt was also on the route of Ottoman-Russian and Otoman-Austria wars geographically. Silistra which is consulted both İbrail and rationing of İstanbul has an important function (cureal, hardtack, Weapons etc.. This study has been used as a source the book number 50 of Şeryiyye registries((1791-1793. Before and after the book number 50 in these treaties treaties from Silistra political, social, economic, and military issues contains information . Ser’iyye Sicilleri, that's court records, is an important source in revealing the political, judicial and social conditions of Ottoman society. Seri'yye Sicili Numbered 50 of Silistra, at Bulgarian archive “National Biblioteque”, forms the backbone of this paper. The record book in question includes 233 documents covering (apostasy, Austrian Prisoners such the economic and social events as heritage cases, family, appointment decisions of some officials, ship building, ambassy, tax (cereal, duhan, adat-ı ağnam. Bandit, the grain ship with move conversion topics are explored. The imperial orders (ferman and emir which all shed light on the military issues have been recorded in the ser'iye sicilleri. Based on the court records between 1791 and 1793 of Silistra, it will be mentioned about the social life of the town. Silistre Osmanlı Devleti’nin Tuna Nehri kıyısında bulunan önemlibir liman kenti idi. Bu nedenle özellikle nehir ticareti ve donanmasavaşlarında önemli görevler üslenmekte idi. Ekonomik ve askerî açıdanstratejik bir konuma sahip olan Silistre coğrafi açıdan da Osmanlı-Rusve Osmanlı-Avusturya savaşlarının ana güzergâhı üzerindeydi. Bunedenle Silistre gerek İbrail, gerek İstanbul’un iaşe ihtiyac

  16. The Architectural-Historical Analysis and Restitution of 'Alvan Aqueduct Remnant Setting Light to the Historical Water Wheels of Antakya: "Nauras" / Antakya’nın Tarihi Su Dolapları “Naura”lara Işık Tutan ‘Alvân Su Kemeri Kalıntısının Mimarî-Tarihî Analizi ve Restitüsyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ender ÖZBAY

    2014-04-01

    Full Text Available Constructed for the purpose of water-lifting through the rivers to the high residential areas and fields, naura (noria is a type of monumental water wheel in which a wooden wheel and masonry elements comprise a functional features as well as aesthetic aspects. The researches and investigations conducted on the ruins of the aqueduct which is located by side of Asi River in Haraparası district of Antakya city have shown that this structure descends from a naura type that has not survived to the present day. Suggestions related to the original condition of the aqueduct remnants whose layout plan and façade surveys are produced after an on-the-spot-check by making consistent restitution plans and three-dimensional modeling with some historical records, old photographs and measurements are put forward. Accordingly, the aqueduct remnant, which is resolved and reviewed as the set-out part, arched and solid part having diverse features from the west to the east, originally belongs to a twin wheel naura structure. The wooden wheels, existing among the towered pillar units jointed to the west end of the aqueduct and raising water from the river to the aqueduct by means of the divisions within by turning with the driving power of the river current, serve to water the famous Alvân Gardens of the region. Naura and the aqueduct belonged to a big complex which consistsed of two buildings of a mill. The proposed naura bears the characteristics special to Antakya region's surroundings having different features of samples which are widely known and available in Hama. [TR: Naura, yüksekte kalan yerleşim ve tarlalara nehirden su aktarmak üzere inşa edilen, ahşap bir çarkın kâgir unsurlarla bir arada, işlevsel olduğu kadar estetik bir bütün oluşturduğu anıtsal bir su dolabı türüdür. Antakya’nın Haraparası Mahallesi’nde, Asi Nehri kenarında bulunan su kemeri kalıntısı üzerinde yapılan incelemeler ve araştırmalar, bu yapının, g

  17. Bir Kitap Arkası Sözlük Çevirisi: Kutadgu Bilig A Back Of The Book Dıctıonary Translatıon: Kutadgu Bilig

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Komisyon

    2012-12-01

    ılan ve içerisinde 6645 beyit bulunan bu eser toplam on sekiz ayda tamamlanmıştır. Genel olarak çeşitli bilgi ve öğütlerin yanı sıra erdem, mutluluk gibi kavramların da işlendiği eserde dört sembolik karakter birbirleriyle konuşturulmaktadır. Bunlardan “Kün Togdı” adaleti; “Ay Toldı” mutluluğu; “Odgurmış” akıbeti, yani hayatın sonunu; “Ögdülmiş” ise aklı temsil etmektedir. Bu makalede, Kutadgu Bilig’in 1984 yılında sekiz kişilik bir komisyon tarafından Urumçi’de yayımlanan Yeni Uygurca çevirisinin sonunda bulunan sözlük üzerine çalışılmıştır. Toplam 273 maddelik açıklamanın bulunduğu bu sözlükte 244 tanesi için madde başı kullanılmışken, 29’u için herhangi bir madde başı kullanılmamıştır. Bu sözlüğü önemli kılan, içerisinde bugün için unutulmuş veya kullanımdan kalkmış Orta Türkçe kelime ve ifadelerin yer almasıdır. Sözlükteki madde başı ve açıklamaların transkripsiyonu ve Türkiye Türkçesine aktarımı burada bir tablo hâlinde yan yana verilmiş; kullanılan çeviri yazı işaretleri de çalışmanın sonunda bir arada gösterilmiştir. Sözlükte dikkati çeken başka bir nokta ise bazı madde başlarından hemen sonra kullanılan “Ķ. U”, “E” ve “P” kısaltmalarıdır. Bunlardan en çok kullanılanı “Ķ. U” Kutadgu Bilig-Uygurca; “E” Arapça; “P” ise Farsça anlamlarına gelmektedir. Bunların dışında, Sanskritçeden alınan kelimelerin yanına da “Sanskiritçe” ibaresi yazılmıştır.

  18. Cold Ironing Yöntemi; Marport Limanı Uygulaması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    N. Hakan PEKŞEN

    2014-06-01

    Full Text Available Deniz taşımacılığı, bilinen en çevre dostu taşımacılık türü olmasına rağmen, büyüyen deniz trafiği neticesinde gemi emisyonlarının sebep olduğu hava kirliliği ve bunların olumsuz etkileri kayda değer bir şekilde artmaktadır. Egzoz emisyonlarından kaynaklanan sera gazları ve hava kirleticileri; küresel ısınmaya, asit yağmurlarına ve hava kalitesinin azalmasına neden olarak, insan sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkilere sahiptir. Bu konuda, MARPOL 73/78 Sözleşmesinin EK-VI: Gemilerden Kaynaklanan Hava Kirliliği’nin Önlenmesine İlişkin Kurallar isimli protokolüyle, gemilerin egzoz gazlarından çıkan başlıca azot-oksit (NOX ve kükürt-oksit (SOX gibi emisyonların küresel ve özel bölgeler ilanı ile bölgesel boyutta sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemeler getirilmiş olup Türkiye 26.02.2013 tarihinde kabul edilen 6438 sayılı Kanun ile bu protokole taraf olmuştur. “Gemilerden Kaynaklanan Emisyonların Azaltılması IPA Eşleşme Projesi” ve diğer resmi çalışmalar ile Marmara Denizinin en kısa sürede Emisyon Kontrol Alanı (ECA olarak özel bölge ilan edilmesi gündemdedir. Marmara Denizi ve Türk Boğazlarının ECA bölgesi ilan edilmesinden sonra, bu rotayı kullanacak olan gemilerin, ya içeriğindeki kükürt oranı %1 m/m den fazla olamayan fuel oil kullanması ya da alternatif teknoloji ve yöntemler kullanarak ana makine ve yardımcı makinelerinden salınan egzoz gazındaki toplam kükürt oksit miktarını 4.0 g SOX/kWh oranına düşürmesi gerekecektir. 2015 yılından sonra, bu rakamlar sırasıyla %0,1 m/m S ve 0,4 g SOX/kWh seviyesine düşecektir. Ayrıca mevcut “Bazı Akaryakıt Türlerindeki Kükürt Oranının Azaltılmasına İlişkin Yönetmelik” hükümlerine göre, Türk Karasularındaki rıhtımlarda bulunan gemilerin, kükürt miktarı kütlece %0,1’i aşan denizcilik yakıtlarını hali hazırda kullanmamaları gerekmektedir. Gemilerin

  19. Kütüphanelerdeki El Yazması Eserlere Yönelik Bir Belgeleme Önerisi: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Nadir Eserler Kitaplığı Örneği=A Documentation Proposal for Manuscripts in Libraries A Case Study: İstanbul University Faculty of Letters Rare Books Library

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alpaslan Hamdi Kuzucuoğlu

    2015-06-01

    Full Text Available Kütüphaneler geçmişin eşsiz kültürel mirasını günümüze taşıyan önemli kurumlardır. Bu kurumların bünyesindeki tarihi belge niteliğindeki kitap ve el yazması eserler ile yakın geçmişi yansıtan belgelerin gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde ulaştırılması için koruma çalışmalarının rolü büyüktür. Kütüphane ortamlarındaki iç konfor (klimatik koşullarının ideal seviyelere getirilmesi korumaya yönelik çalışmalardandır. Kütüphane yapılarına ve içindeki eserlere sıcaklık, bağıl nem, ışık, radyasyon, toz, titreşim gibi çevresel faktörler; mikrobiyolojik aktivite, böcekler ve kemirgenler gibi biyolojik faktörler, kasıtlı/kasıtsız insan kaynaklı faktörler ile afet faktörleri etki etmektedir. Kimyasal yapıları nedeniyle hasar görebilir nitelikte olan eserler çok çabuk bozulma ya da yok olma tehdidi ile karşı karşıya kalmaktadır. Tüm bu sayılan nedenlerden dolayı iç ortamlarda bulunan kütüphane malzemesinin ölçme, değerlendirme, sürekli izleme faaliyetleri yapılarak bozulma meydana gelmeden önce gerekli önlemlerin alınması sağlanmalıdır. Çalışmada, tarihi bir elyazması üzerinde zaman içinde meydana gelen bozulmaların teşhisine yönelik hızlı veri analizi sağlayan Raman spektroskopik analizleri ile Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS tabanlı bir çözüm önerisi sunulmuştur. Çalışma kapsamında kütüphanelerdeki el yazması eserlerdeki bozulmaların, ortam koşullarına bağlı olarak değişimlerinin Raman spektroskopi yöntemi, CBS, dijital ve optik görüntüleme yöntemleri kullanılarak belgelemesinin yapılması ve ileride bu kayıtların bir veri tabanında toplanması amaçlanmıştır. Bu çalışma sonucunda elde edilen verilerin, teşhis ve restorasyon çalışmalarında dayanak noktası olarak kullanılması kullanılması ve koruma politikalarının geliştirilmesine bir araç olması vurgulanmıştır. Spektroskopik analizler

  20. Turkish Journal of Chemistry’nin Bibliyometrik Analizi / Bibliometric Analysis of Turkish Journal of Chemistry

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice Gülşen Birinci

    2008-10-01

    Full Text Available [Turkish abstract]Bu makalede 1995 yılından beri Science Citation Index (SCI ve Chemical Abstracts tarafından indekslenen Turkish Journal of Chemistry (TJC bibliyometrik açıdan ele alınarak, bu dergide 1995-2007 yılları arasında yayınlanan 861 makale incelenmiştir. Araştırmada cevap aranan sorular şunlardır: TJC’de en verimli yazarlar kimlerdir ve yazarlar arasındaki ilişki durumu nedir? TJC’de çok yazarlılık durumu nedir? TJC’ye katkıda bulunan yazarların kurumları nelerdir? TJC’de yayınlanan makaleler Bradford, Lotka, Price Yasası ve 80/20 Kuralı’na uymakta mıdır? TJC’de yazarların atıf yaptıkları kaynak türleri nelerdir? En sık atıf yapılan dergiler hangileridir? Yapılan atıflar gözönüne alıdığında Kimya alanındaki çekirdek dergiler hangileridir? TJC’de yayınlanan makalelerin aldıkları ortalama atıf sayısı nedir ve atıflarda yıllara göre bir artış söz konusu mudur? Journal Citation Reports (JCR’da ve SCI’de TJC’nin yeri nedir? Yazarlara ve kurumlara özgü tekil sonuçlar, makalede açıklanmıştır. Diğer taraftan yazarların durumu, Price ve Lotka Yasası ve 80/20 Kuralı’na uymamaktadır., Öte yandan, TJC’de yapılan atıfların Bradford Yasası’na ve 80/20 Kuralı’na uyduğu saptanmıştır. Yazarlar ağ analizi ile incelendiğinde ise, beş ve daha fazla makale ile katkıda bulunan yazarların iki ayrı etkileşimli grup oluşturduğu saptanmıştır. TJC’ye yapılan atıflar 1996 yılından beri istikrarlı bir atış göstermektedir.[English abstract] This article dealing with the bibliometric analysis of 861 articles published between the years 1995-2007 of Turkish Journal of Chemistry which has been indexed by the Social Science Citation Index and Chemical Abstract since 1995. The following research questions have been discussed: Who are the most productive author? What is the relationship between the authors? What is the trend towards

  1. HOW TO DATE YENISEI INSCRIPTIONS? YENİSEY YAZITLARI NASIL TARİHLENDİRİLEBİLİR?

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erhan AYDIN

    2012-06-01

    Full Text Available Yenisei inscriptions are inscriptions along the Yenisei River having a total number of 250 and thought to have been erected by the Kyrgyz. Among these inscriptions, although the first discovered one was Uybat III (E 32 Inscription, not much had been known about the characteristics of the alphabet and who they belonged to until the inscriptions remained from the Second East Turkic Khanate was found in 1889 by N. Yadrintsev. After the decipherment of the letters in this alphabet by Thomsen, researches mostly focused on the Mongolian area, and attempts were also made to read these inscriptions. In this sense, we should mention the names Radloff, S. Ye. Malov and H. N. Orkun. None of the Yenisei inscriptions bear a date. Maybe they did not have advanced calendar systems to be used in the inscriptions. The common characteristic of almost every inscription is that they mention, rather than historical events, what the hero of the inscription did, why he died, and longing for family members, homeland, sky and sun as told from his mouth; as a result, they did not caught the attention of researches apart from scientists on Turkish language. In this article, 170 inscriptions, whose texts are available, have been analyzed in detail, and our attention has been devoted to the narrations in the texts which might be dated. It has been attempted to determine at least when a few of the inscriptions were erected Yenisey yazıtları, Yenisey Irmağı boyunca, Kırgızlar tarafından dikildiği sanılan ve bugün toplam sayısı 250’ye yaklaşan yazıtlardır. Bu yazıtlardan Uybat III (E 32 Yazıtı ilk bulunan yazıt olduğu hâlde N. Yadrintsev tarafından 1889 yılında II. Doğu Türk Kağanlığı’ndan kalan yazıtlar bulununcaya kadar bu yazıtların kimlere ait olduğu ve alfabenin niteliği hakkında pek bir şey bilinmiyordu. Thomsen’in bu alfabedeki harfleri çözmesinden sonra çalışmalar, daha çok Moğolistan bölgesi üzerinde yo

  2. Edirne’de süpürge üretimi çalışanlarında SO2 etkisinin değerlendirilmesi - 2012/Evaluation of SO2 effetcs among workers of the broom-making business in Edirne-2012

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ufuk berberoğlu

    2013-08-01

    Full Text Available Özet Amaç: İşyeri ortam havasında bulunan SO2, çalışanların özellikle solunum sistemini etkileyen bir gazdır. Bu araştırma, Edirne’de süpürge üretiminde çalışanların, islemede kullanılan SO2 den etkilenme durumlarını değerlendirmek amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma 2012 Ocak-Şubat aylarında Edirne’de gerçekleştirilmiştir. Oluşturulan veri toplama formu ile süpürgeciler sitesinde çalışan 25 kişiden ve konfeksiyon işinde çalışan 25 kişiden veri toplanmıştır. Demografik bilgiler, solunum sistemi öykü-fizik muayeneleri ve solunum fonksiyon testleri sonucunda elde edilen veriler araştırmacılar tarafından hazırlanan veri formuna kaydedilmiştir. Kükürt dioksit kullanılarak, isleme ve sarartma işleminin yapıldığı odaların iç ortam havasında ise, GasAlertMicro 5 marka cihaz ile SO2 düzeyi ölçülmüştür. Bulgular: SO2’ye maruz kalan ve kalmayan grupların yaş ortalamaları (sırasıyla 47.6±1.2, 45.2±3.4 ve sigara kullanma oranları (%64, %64 benzer idi (p>0.05. SO2’ye maruz kalanlarda balgam (%32 ve %16, p<0.05 ve öksürük varlığı (%24 ve %12, p<0.05, diğer gruptan anlamlı olarak yüksek bulunurken, zorlu solunum (%20 ve %20, p>0.05 ve patolojik solunum sesi varlığı (% 12 ve % 12, p>0.05 benzer bulunmuştur. Çalışanlarda, solunum fonksiyon testlerinden FEV1, FVC, FEV1/FVC, MEF (FEF25-75% değerleri, kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük bulunmuştur (hepsi için p<0.05. Sonuç: İsleme odalarında ölçülen SO2 düzeyi DSÖ ve NIOSH standartlarına göre yüksek bulunmuştur. İşyeri ortam havasında izin verilen değerlerin üzerinde bulunan SO2, çalışanların sağlığını, öncelikle de solunum sistemini etkilemektedir. Çalışanlar, bu risk etmeni konusunda bilgilendirilmeli ve korunma yöntemlerine ilişkin olarak eğitilmelidir. SO2’nin yoğun olduğu isleme bölümünde, havalandırma sistemlerinin iyileştirilmesinin yanı sıra, bu

  3. AHMEDİYE FLOATING ISLAND AHMEDİYE YÜZENADASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Pınar TAŞKIRAN (M.A.H.

    2006-09-01

    ının inceleme konusu olmuştur. Söz konusu oluşum, başta coğrafya olmak üzere biyoloji, jeoloji ve çevre bilimlerinin de inceleme alanına girmektedir. Ancak yüzenada terimi Coğrafya ilmi sayesinde literatüre girmişve adaların oluşumu, tanımı ve tanıtımı üzerine ilk çalışmalar yine coğrafyacılar tarafından yapılmıştır. Bu konuda Prof. Dr. İhsan BULUT’ un önemli çalışmalarıbulunmaktadır. Yüzenadalar çok çeşitli özellikleri ile bilim dünyasının dikkatini çekmektedir. Başta zengin flora ve faunasıyla içerisinde bulunduğu ortamdan belirgin bir şekilde ayrılmaktadır. Bu adalar, göl alanı içerisinde gelişmeleri dolayısıyla,insanların hep dikkatini çeken sulak alanlar durumundadır. Doğal ve beşerî faktörlerle ekosistemde meydana gelen bozulmaların en bariz olarak gözlenebildiği kesimler yine bu sulak alanlardır. İnorganik ve organik minerallerin uygun iklim koşulları altında optimum karışımı yine sulak alanlarda gerçekleşirken, inorganik minerallerde bulunan fosfat ve serbest atmosferden sağlanan nitratla gür ve türce zengin sulak alan bitkileri yetişmektedir. Yüzenadalar hemen her iklim kuşağında görülmesine rağmen yine de dünyamızın bu oluşumlar bakımından fakir olduğu söylenebilir. Ancak bu durum, şüphesiz bu alandaki çalışmaların yetersiz olmasının bir sonucudur. Kendine özgü doğal ortamıyla çevresinden ayrılan ve göl alanında yüzer halde her yöne kolayca hareket edebilen yüzenadalar, çevrelerinin adeta bir sembolü rolünü üstlenirken, bölge insanını kendisine çeken görsel doğal bir turistik cazibe merkezi olma özelliğini de taşırlar. Ülkemizde kayıtlara geçen yüzenada bulunan il sayısı 8’dir. Ancak ülkemizin farklı kesimlerinde büyüklü küçüklü çok sayıda sulak alan bulunmaktadır. Dolayısıyla da araştırmalar arttıkça farklı kesimlerde yüzenadalarla karşılaşılacaktır. İşte bilinenlere ilave edebileceğimiz bir

  4. Farklı Bölgelerin Üzümlerinden Üretilen Türk Şaraplarında Resveratrol Düzeyleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Belkıs Adıgüzel Çaylak

    2015-02-01

    Full Text Available Resveratrol (3,5,4’ trihidroksistilben, fitoaleksin adı verilen bir polifenol çeşididir. Polifenoller üzümlerin kabuklarında, çekirdeklerinde ve saplarında bulunan maddelerdir. Fenolik bileşikler, özellikle flavanoller şarap alımıyla ilgili bilinen sağlık yararları açısından antioksidan özelliklere sahiptirler. Birçok çalışma, üzümlerde stres koşullarında bir savunma metaboliti olarak sentezlenen resveratrolün şarapta bulunduğunu göstermiştir. Şarap insanlarda kansere, iltihaplanmalara ve koroner kalp hastalıklarına karşı koruyucu özellikleri olduğu bilinen polifenol bileşikleri büyük oranda içermektedir. Hücre ve hayvanlarda yapılan çalışmalar, kırmızı şarabın, lösemi, deri, akciğer ve prostat kanserleri gibi pek çok kanser türünde koruyucu etkisi olduğunu göstermektedir. In-vivo çalışmalardan alınan son bilgiler, resveratrolün kanserin başlangıç, gelişme ve ilerleme safhalarında etkili bir ajan olabileceği hakkında bilgi vermektedir. Farklı ülkelerdeki şarapların içerdiği resveratrol miktarının belirlenmesi ile ilgili birçok araştırma olmasına rağmen, Türkiye’de çok az benzer çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yetişen üzümlerden üretilen şaraplar önemli şarap üreticilerinden temin edilmiş ve resveratrol miktarları Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi cihazı kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar resveratrol konsantrasyonunun üzüm çeşidine ve bölgelere göre değişebileceğini göstermiştir.

  5. Adli Belge İncelemesinde Yazıcı Krampının Değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nevzat Alkan

    2000-08-01

    Full Text Available El yazısı ve imzalar üzerinde, değişiklik yaratan, çok sayıda faktör bulunmaktadır. Bunlar arasında, yazının yazıldığı vücut pozisyonu, yazı yazılan yüzey, yazı enstrümanı, yazı yazan kişinin o anki ruhsal durumu, kullanılan ilaçlar, alkol, uyutucu-uyuşturucu-uyarıcı maddeler, fiziksel-ruhsal hastalıklar ve yaşlanma sayılabilir. Yazıcı krampı, el yazısı ve imzalar üzerinde, önemli derecede değişiklik yaratabilen bir hastalık olmakla birlikte, yazı incelemelerinde sıklıkla göz ardı edilebilen bir hastalıktır. Bu hastalık, fokal distoniler içerisinde, üst ekstremiteleri en sık olarak tutan distoni tipi olup, el yazısını süratli ve ciddi bir biçimde değiştirmektedir. Çalışmamızda, yazıcı krampı bulunan 38 hastanın, el yazısı örnekleri adli tıbbi yönden değerlendirilmiştir. Bu amaçla, ön tanıları yazıcı krampı ya da yazıcı krampı + yazıcı tre- moru olan hastalar incelenmiştir. İncelenen 38 hastanın 5' i kadın olup, yaşları 24 ile 80 arasında değişmektedir. Hastaların, ortalama hastalık süreleri, 3.3 yıl olarak belirlenmiştir. Yapılan yazı incelemelerinde 20 hastanın, yazmaya normal başladığı, ancak birkaç cümle yazdıktan sonra yazının bozulduğu, 18 hastanın yazısının ise, yazmaya başlandığı ilk andan itibaren bozuk olduğu ve yazdıkça daha da bozulduğu, 6 hastanın yazısının ise püeril karekterde bulunduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, ele geçen bulgular, adli belge incelemesinin genel prensipleri yönünden değerlendirilmiş ve bu tip hastalıklarda, hatalı sonuçlara varılmasının önlenmesi yönünden yapılabilecekler ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yazıcı krampı, adli belge incelemesi, adli tıp, el yazısı

  6. Düzce Üniversitesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aysun TUNA

    2015-06-01

    Full Text Available Çevre sorunlarının başında yer alan hızlı nüfus artışı, yoğun yapılaşma ve hatalı kent planlamaları, kentsel ekolojik dengenin bozulmasına neden olmaktadır. Kentsel açık yeşil alan sistemleri, insan ve doğa arasındaki bozulan ilişkiyi dengelemek ve kentsel yaşam koşullarını iyileştirmek gibi önemli işlevlere sahiptir. Kentlerin yaşanabilirliği, ekolojik çevre koruması, kent estetiği, eğitim ve rekreasyon gibi kent üzerinde önemli katkıları bulunan parklar, açık yeşil alan sisteminin bileşenleridir. Kentsel doku içinde birçok fonksiyona sahip olan parklar, kentsel dinlenme ve eğlenmeye olanak sağlayan rekreasyon alanlarıdır. Kentin tümüne hizmet veren ve bireylerin dinlenme, eğlenme ve sosyal etkinliklere katılma ihtiyacını karşılayan en kapsamlı rekreasyon birimleri ‘Kent Parkları’ olarak tanımlanmaktadır. Kent parkları sadece insan yaşam kalitesi üzerinde değil, yaban hayatının korunması ve geliştirilmesini sağlayan önemli habitatlardır. Bu çalışmada kent ekolojisi servislerinden biri olan kent parkları, hava filtreleme, gürültü perdeleme, mikro iklim düzenleme, rekreasyon ve kültürel kalite, sosyal ve psikolojik etkileri Türkiye’nin Eskişehir kentinde yer alan kent parkları örnekleri üzerinden değerlendirilmiştir. Kentin yaşayan dokusu olan, çeşitli fonksiyonlara sahip kent parklarının özellikleri irdelenerek, kent ekolojisi içinde yeri ve önemi vurgulanmıştır. Sonuç olarak kentsel yaşam kalitesinin arttırılması ve daha yaşanabilir kentler oluşturmak için sürdürülebilirlik ilkesinin ekolojik temel ile ele alınması ile ilgili öneriler geliştirilmiştir

  7. Webquest (Web macerası öğrenme yönteminin Türkçe dersindeki akademik başarı ve tutuma etkisi / Effect of WebQuest learning method on academic success and attitude in Turkish lessons

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Abdullah ŞAHİN

    2012-12-01

    Full Text Available ÖZETAraştırmanın amacı, Web Macerası öğretim yönteminin 6.sınıf öğrencilerinin Türkçe dersi akademik başarı düzeylerinde ve Türkçe dersine yönelik tutumlarında bir etkiye sahip olup olmadığını incelemektir. Araştırma, 2008-2009 öğretim yılında Erzurum il merkezinde bulunan Şair Nef’i İlköğretim Okulunda öğrenim gören 20 deney grubunda, 20 kontrol grubunda olmak üzere toplam 40 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma ön test- son test kontrol gruplu deneysel desende tasarlanmıştır. Araştırmada biri deney diğeri kontrol grubu olmak üzere toplam iki grup yer almaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ve 6. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersi akademik başarı düzeylerini belirlemeyi amaçlayan “Türkçe Dersi Başarı Testi”, Acat (2000 tarafından geliştirilen öğrencilerin Türkçe dersine yönelik tutumlarını belirlemeyi amaçlayan “Türkçe Dersine İlişkin Tutum Ölçeği” ve grupların denkleştirilmesinde kullanılan ve araştırmacı tarafından oluşturulan “Kişisel Bilgi Formu” kullanılmıştır. Araştırma sonunda Web Macerası öğretim yönteminin 6. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersine ilişkin akademik başarı düzeylerini ve Türkçe dersine yönelik tutumlarını yükseltmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  8. Otistik Çocuklar İçin Davranışsal Eğitim Programı (OÇİDEP Ev Uygulamasının Bir Çocukla İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yeşim Güleç-Aslan

    2009-01-01

    Full Text Available Yoğun davranışsal eğitim, otizm tanılı çocuklar üzerindeki etkileri bilimsel araştırma bulgularıyla desteklenmiş bir uygulamadır. Otistik Çocuklar için Davranışsal Eğitim Programı (OÇİDEP Türkiye’de bu tür eğitim sunmak üzere geliştirilen öncü programlar arasında yer almaktadır. Bu araştırmada OÇİDEP ev uygulamasının bir çocukla yürütülme süreci incelenmiştir. Araştırma, program uygulama sürecinin incelenmesi amacıyla yürütülen, nicel veri toplama ve analiz tekniklerini de içeren bir nitel araştırmadır. Araştırmanın katılımcısı dokuz yaşında, otizm tanılı bir erkek çocuktur. Bulgular; (a OÇİDEP ev uygulamasının planlama aşamasında belirlenen genel ilkelerde değişiklikler ya da uyarlamalar yapılarak yürütülebildiğini, (b uygulama boyunca çeşitli davranış ve öğretim sorunları yaşandığını ve bu sorunlara yönelik uygun önlemler alınarak yürütmenin sürdürüldüğünü, (c uygulama süresince OÇİDEP ekip üyelerinin bilgi ve becerilerinde artışlar olduğunu, (d OÇİDEP ev uygulaması katılımcısında program içinde ve dışında çeşitli gelişmeler görüldüğünü, (e ekip üyelerinin ve ailenin OÇİDEP’in çocukların gelişimine önemli katkılarda bulunan, ancak, belirli unsurlara dikkat edilerek uygulanması gereken bir program olduğu yönünde görüşleri olduğunu göstermiştir. Intensive Behavioral Intervention (IBI is an evidence-based practice for children with autism. Intensive Behavioral Home Intervention Program called OCIDEP is one of the first IBI-type programs in Turkey. The purpose of the present study was to investigate the implementation process of the OCIDEP home program with one nine-years- old boy with autism. During the study both qualitative and quantitative data collection and analysis methods were systematically utilized on a regular basis. Findings of the study were as follows: (a some of the guidelines did not

  9. Diminishing the Undesirable Effects of the Computer Games with the Kinect Sensors

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ömür Akdemir

    2015-04-01

    Full Text Available Abstract The popularity of the computer games are increasing every day. Spending time in front of the computers with almost no physical activity causes many health related problems. Recent technologies such as Kinect sensors may have the potential to reduce the physical side effects of the computer games. Nevertheless, the physical and emotional effects of playing computer games with the Kinect on users are still not clear. The effects of playing computer games with and without Kinect were compared in the study with 21 prospective teachers studying at the Education Faculty located in Zonguldak, Turkey in 2014. The mixed method research design was used to explore the research questions. The game playing motivation scale, self-reported muscular activity figure and structured interview questions were used to collect data. Besides t-test, descriptive analyses of the qualitative and quantitative data were conducted for analysis. Findings revealed that using the games with Kinect sensors improved users’ motivation and muscular activity. Also the Kinect has changed game players’ opinions on games. Further research should investigate the correlation between the motivation and emotional effects of the Kinect use on computer game players. Keywords: Kinect, computer games, motivation scale, physical activity   Öz Her geçen gün bilgisayar oyunlarının popülaritesi artmaktadır. Bilgisayarın önünde hiçbir fiziksel hareket yapmadan oturmak birçok sağlık problemine neden olmaktadır. Son teknolojiler örneğin Kinect sensörler bilgisayar oyunlarının yan etkilerini azaltacak potansiyele sahiptir. Ne var ki, bilgisayar oyunlarını Kinect sensör ile uygulamanın fiziksel ve duygusal etkileri hala netlik kazanmamıştır. Bu araştırmada 2014 yılında Zonguldak, Türkiye’de bulunan Ereğli Eğitim Fakültesinde okumakta olan 21 öğretmen adayının Kinect sensörü kullanarak ve Kinect sensör kullanmadan bilgisayar oyunlar

  10. I. Dünya Savaşı’nda Müttefiklerin (İngiltere-Fransa İskenderun Çıkarması Planı ve İkinci Çanakkale Korkusu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ümmü Gülsüm Polat

    2014-06-01

    Full Text Available Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesinden kısa süre sonra başlatılan Çanakkale Harekâtı başta İngiltere olmak üzere müttefiklerin büyük umutlar bağladığı ve neticesinin kolay ve hızlı biçimde alınacağına inandıkları bir operasyondu. İngiliz savaş kadrosunun en tepe noktasındaki isim olarak Savaş Bakanı Lord Kitchener başta olmak üzere diğer bazı yöneticiler eş zamanlı olarak İskenderun’a da bir çıkarma operasyonu başlatılması konusunda girişimde bulunmuşlar ve bu konuda Fransız müttefikleriyle fikir birliğine ulaşmaya çalışmışlardı. Oysaki daha Çanakkale operasyonunun ilk günlerinden itibaren beklenenin aksine kolay ve hızlı bir deniz zaferi elde edilemeyeceği anlaşılmıştı. Ayrıca İngiltere ve Fransa arasındaki müttefik olmalarına rağmen yaşanan güç mücadelesi, fikir ayrılıkları ve bilhassa Suriye’nin savaş sonrası statüsü noktasında mutabakatın tam olmaması nedeniyle İskenderun üzerine bir operasyon planı hayata geçirilemedi. Bu noktada İngiliz makamları bölgedeki Ermeni nüfusunun desteğini alacaklarını ve burada bulunan az sayıda Osmanlı birliğinin harekâtın başarısını kolaylaştıracağını hesaplamalarına rağmen böylesi bir operasyona kalkışamadılar. Çanakkale’de sergilenen direniş önce Fransız müttefiklerini ve İngiliz savaş ekibini her türlü hazırlığa rağmen ikinci bir operasyon fikrinden kesin olarak vazgeçirdi.

  11. Investigation of Maths Oriented Academic Risk-Taking Behaviours of Secondary School Students by Some Variables [Ortaokul Öğrencilerinin Matematik Odaklı Akademik Risk Alma Davranışlarının Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esat Avcı

    2016-08-01

    Full Text Available In this study, secondary school students' academic risk-taking behaviours have been investigated to understand whether they vary according to some variables or not. These variables are: Gender, grade level, town, type of school, parents education level, economic status of the family, the previous year's maths scores. Survey method was used in the study. The population is students who are studying in secondary schools located in Akdeniz, Mezitli, Toroslar and Yenişehir provinces of Mersin, in the 2014 - 2015 academic year. The research sample is 1054 students who are studying at 14 of these schools. “Mathematics-oriented academic risk taking behaviors scale” was used for data collection. Data for the analysis of independent samples t-test and ANOVA were used. There is no significant variance between maths-oriented academic risk-taking behaviours of students based on variables such as gender, town, school type and economic status of the family whereas there is meaningful variance based on variables such as grade level, level of parents education and last year's mathematics score. [Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin akademik risk alma davranışlarının bazı değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Bu değişkenler şunlardır: Cinsiyet, sınıf düzeyi, ilçe, okul türü, anne ve baba eğitim düzeyi, ailelerin ekonomik durumu, bir önceki seneki matematik puanları. Çalışmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma evreni, 2014 – 2015 eğitim öğretim yılında Mersin ili Akdeniz, Mezitli, Toroslar ve Yenişehir ilçelerinde bulunan ortaokullarda okumakta olan öğrencilerdir. Araştırma örneklemi ise bu okullardan 14 tanesinde okumakta olan 1054 öğrencidir. Veri toplama aracı olarak “Matematik Odaklı Akademik Risk Alma Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizi için bağımsız örneklem t testi ve ANOVA uygulanmıştır. Öğrencilerin matematik odakl

  12. THE LIFE OF HOCAZADE ES’AD EFENDI, A SHEIKHULISLAM, AUTHOR AND INTERPRETER, AND HIS WORKS MÜTERCİM VE MÜELLİF BİR ŞEYHÜLİSLAM: HOCAZADE ES’AD EFENDİ VE ESERLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet ÖZDEMİR

    2011-06-01

    Full Text Available Hocazade Es’ad Mehmed Efendi was the youngest of the two sons whose father, Hoca Sadettin Efendi, was also a şeyhülislam.He held an important position such as the that of Şeyhülislam between 1615 and 1622, 1623 and 1625, when many important events took place in the history of the ottoman empire. In addition to his efficient position in state administration, he was also a literate scholar, making him and his works important. Es’ad Efendi was one of the first interpreters translating Sa’di’s book ‘Gülistân’ considered as an eastern classic into Turkish. Sadi is regarded as one of the three representatives, including Firdevsî and Hâfız. He also wrote Gülistân-ı Şemâil and Kaside-i Bürde Tahmisi in which he narrated the importance of Friday. In this study, the life of Es’ad Efendi, his personality and his works were analyzed Şeyhülislam Hoca Sa’dettin Efendi’nin -babaları gibi şeyhülislamlık makamında bulunan iki oğlundan biri olan- küçük oğlu Hocazâde Es’ad Efendi, Osmanlı tarihinde önemli olaylara sahne olan bir dönemde (1615-1622 ve 1623-1625 şeyhülislamlık gibi mühim bir makamı temsil etmiştir. Devlet idaresinde etkili konumumun yanında, eli kalem tutan bir müellif / aydın olarak önemli bir sima olması onu ve eserlerini mühim kılmaktadır. Es’ad Efendi, Firdevsî ve Hâfız ile birlikte İran edebiyatının üç büyük temsilcilerinden biri kabul edilen Sa’dî’nin şark klasikleri arasına girmiş eseri Gülistân’ı, Gül-i Handân adıyla Tükçe’ye tercüme eden ilk mütercimlerden biridir. Ayrıca Gülistân-ı Şemâil adıyla kaleme aldığı manzum şemâili, Kaside-i Bürde Tahmisi ve cuma gününün önemini ve faziletlerini anlattığı Fezâil-i Cuma adlı eserleri de vardır. Bu yazıda Es’ad Efendi’nin hayatı, şahsiyeti ve eserleri hakkında tanıtıcı bilgiler verilmeye çalışılacaktır.

  13. Küf Koleksiyonlarının Oluşturulması ve Korunumu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şeminur Topal

    2015-02-01

    Full Text Available Çeşitli amaçlarla saf küf kültürlerinin uygun koşullarda ve özgün karakterlerini değiştirmeden korunmasını esas alan küf koleksiyonunun varlığı pek çok durum ve kuruluşun çalışmalarına destek sağlayabilir. Bu gerçekten hareketle NATO destekli ve 6 yıl süren Türkiye’de çeşitli tarımsal ürün ve gıdaların tarladan-tüketime kadarki küf floralarının taranmasına yönelik proje çalışmasında izole ve identifiye edilen küflerin bir koleksiyon bünyesinde değerlendirilmesi planlanmıştır. Pek çoğu, önemli dış koleksiyon merkezleri olan CBS-Hollanda ve CMI-İngiltere’deki uzmanların teyidini alan ve identifikasyonları tarafımızdan yapılan 10.000 civarındaki küf izolatından duplikasyon yaratabilecekleri elemine edilmiş, diğerleri korunuma alınmıştır. Yatık ve liyofilize kültürler olarak koleksiyonda bulunan küf suşlarının büyük bir kısmı için sistematik arşivleme çalışması tamamlanmış ve bilgisayar yardımı ile sınıflandırılmıştır. Bu sınıflama mevcut küflerin, izole edildiği örnek cinsi ve kayıt numaralarına, sağlandığı bölgelerin il trafik kod numaralarına, küf kültürlerinin cins ve tür isimlerine, liyofilize numaralarına ve koleksiyon odasındaki konumunun yer numaralarına göre olmak üzere 6 ayrı parametre için tek tek yapılarak arşivleme gerçekleştirilmiştir. Ayrıca identifiye edilen küflerin cins ve türlerine göre kartoteksleme işlemi yapılmıştır. Bu çalışmada koleksiyon ve korunumuna ilişkin ayrıntılı bilgiler verilmiştir.

  14. YGS 2013 matematik soruları ile ortaöğretim 9. sınıf matematik sınav sorularının Bloom taksonomisine ve öğretim programına göre karşılaştırılması [A comparison of mathematics questions in the 2013-YGS examination and the teacher made ninth-grade class, using Bloom’s taxonomy

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali DURSUN

    2014-04-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı ülke çapında üniversiteye giriş sınavında (YGS sorulan matematik soruları ile lise 9. sınıf matematik derslerinde yazılı sınavlarda sorulan soruların öğretim programı ve Bloom’un sınıflandırması çerçevesinde karşılaştırılmasıdır. Bu çalışmanın evrenini İstanbul Bağcılar ilçesindeki liseler, örneklemini ise bu ilçede bulunan Bağcılar Lisesi, Orhangazi Lisesi ve Osmangazi Lisesinde son sınıfa devam eden öğrenciler ve bu okullarda çalışan öğretmenler oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak da bu okullardaki 9.sınıf matematik dersine giren 11 öğretmenin 668 sınav sorusu, eğitim programı ve Bloom taksonomisi göz önünde bulundurularak analiz edilmiş ve aynı okullara devam eden 403 öğrencinin YGS matematik başarı oranları karşılaştırılmıştır. Veriler betimsel istatistikler, kay-kare, ANOVA ve korelasyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda öğretmenlerin yazılı sorularının ve 2013 YGS matematik sorularının Bloom’un bilişsel basamaklarından uygulama basamağı ağırlıklı olduğu bulunmuş ve öğretmen yazılı soru adetlerinin müfredatta ayrılan süreyle uyumluluk sağlamadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin 2013 YGS sorularını çözme oranlarına baktığımızda ise müfredat ve Bloom basamaklarına göre doğru yapma düzeyleri açısından araştırmada yer alan okullar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.

  15. Danışma Hizmetlerinde Bulut Bilişim Uygulamalarının Kullanımı = Use of Cloud Computing Applications in Reference Services

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Canan Tavluoğlu

    2014-12-01

    Full Text Available Bulut bilişim, herhangi bir yazılım ve depolama birimi olmaksızın, masaüstü-dizüstü bilgisayar, tablet PC veya akıllı telefonlar kullanılarak internet üzerinden bilgiye erişim sağlayan bir bilişim platformudur. Kütüphaneler gibi birçok kurum zamandan ve paradan tasarruf etmek için bu uygulamaları kullanmaktadır. Kütüphaneler danışma hizmetlerini yeni teknolojilere göre uyarlamakta ve hizmetlerini söz konusu bilişim ortamına taşımaktadır. Bu çalışmada bulut bilişimin tanımı, sunduğu fırsatlar ve zorluklardan kısaca bahsedilmekte ayrıca danışma hizmetlerinde bulut tabanlı uygulamaların nasıl kullanılabileceğine yer verilmektedir. Bu bağlamda Ankara’da bulunan üniversite kütüphanelerinde çalışan danışma kütüphanecilerinin bulut tabanlı yazılım olarak hizmet (Software as a Service - SaaS araçlarının ne ölçüde kullandıklarını belirlemek amacıyla bir anket uygulanmıştır. Anket sonuçlarına göre, danışma hizmetlerinde bu araçların kullanım oranlarının çok düşük olduğu görülmektedir. / Cloud computing is a computing platform that allows access the information over internet by using desktop computers, laptops, tablet PCs and smart phones without any software and storage unit. Many organizations use this technology and save time and money, such as libraries. Libraries have been adopting their reference services to the new technology and library services have been moving to the cloud. This paper defines cloud computing, presents the opportunities and challenges, also include how to use cloud based applications in reference services. A survey was applied to identify the use of cloud based Software as a Service (SaaS models by references librarians who work at university libraries in Ankara. According to results, the degree of usage of this tools generally low.

  16. Deri Endüstrisi Atıksularından Kromun Çeşitli Alglerle Biyosorpsiyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    T. NAKİBOĞLU

    2009-04-01

    Full Text Available Bu makalede yapılan kinetik testlerin amacı, deri endüstrisi atıksularından Cr(VI metalinin Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile biyosorpsiyonu için optimum reaksiyon süresinin ve optimum karıştırma hızının belirlenmesidir. Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile orijinal atıksu ve sentetik atıksuda yapılan Cr(VI biyosorpsiyon çalışmaları sonucunda optimum karıştırma süreleri sırasıyla 24 saat ve 6 saat olarak belirlenmiştir. Optimum karıştırma hızı her iki alg biyokütlesi için orijinal atıksu ve sentetik atıksuda 150 devir/dakika olarak belirlenmiştir. Makalede yapılan izoterm testlerinin amacı, deri endüstrisi atıksularından Cr(VI metalinin Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile biyosorpsiyonu için optimum pH, optimum sıcaklık ve optimum alg dozajını belirlemektir. Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile orijinal atıksu ve sentetik atıksuda yapılan biyosorpsiyon çalışmaları sonucunda optimum pH'lar sırasıyla 2 ve 1 olarak belirlenmiştir. Her iki alg türü için orijinal atıksu ve sentetik atıksuda optimum biyosorpsiyon sıcaklığı 250C olarak bulunmuştur. Optimum şartlarda orijinal atıksu ve sentetik atıksuda en yüksek Cr(VI giderimi yapan alg dozajları, her iki alg türü için 0.5 g/L olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, deri endüstrisi atıksularında bulunan Cr(VI ağır metal iyonlarının, Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile maksimum biyosorpsiyon kapasiteleri araştırılmış ve maksimum biyosorpsiyon kapasiteyi sağlayacak reaktör işletme koşulları (optimum karıştırma süresi, optimum karıştırma hızı, optimum pH, optimum sıcaklık, optimum alg dozajı belirlenmiştir.

  17. Üstün Yetenekli Çocukları Belirlemede Öğretmen Öncelikleri: İkili Karşılaştırma Yöntemiyle Bir Ölçekleme Çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Eren Halil Özberk

    2016-08-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı üstün yetenekli çocukları belirlemede öğretmen önceliklerinin tespit edilmesidir. Bu doğrultuda alanyazına ve uzman görüşüne dayalı olarak üstün yetenekli bireylere ait özellikler belirlenmiş, ardından bu öğrencileri seçmede en önemli referans kaynağı olan öğretmenlere bu kriterler sunularak onların görüşlerine göre ölçekleme yöntemi ile önem dereceleri tespit edilmiş ve bu önem derecelerinin öğretmenlerin demografik özelliklerine göre nasıl değişkenlik gösterdiği incelenmiştir. Bu amaçla ölçekleme çalışmasında üstün yetenekli öğrencilerin özellikleri yedi ifade altında toplanmıştır. Araştırmada Ankara ili merkez ilçelerinde bulunan 785 öğretmenden bu 7 özelliği ikili karşılaştırma yaparak sıralamaları istenmiştir. Yapılan ölçekleme işlemi sonunda öğretmenlerin üstün yetenekli çocukları belirlemede ilk önce tercih ettiği özellik, çevreye ve sosyal olaylara karşı duyarlı olması, son tercih ettiği özellik ise arkadaş çevresinde liderlik özelliğine sahip olması olmuştur. Öğretmenlerin demografik özelliklerine göre önem sıralamasında ise üstün yetenekli çocukları belirlemede ilk tercih edilen özellik, çevreye ve sosyal olaylara karşı duyarlı olması olmuştur. The aim of the research is to determine teacher priorities on identifying gifted children. The study is based on the principle of comparison of seven different specifications which were determined by literature and professionals majored in gifted education according to the judgments of the primary and secondary school teachers using pairwise comparison method according to various demographic variable. In that particular scaling study, specifications of gifted children have been summarized in seven statements. These seven statements have been asked 785 teachers in Ankara province to compare by using pairwise comparison. As a result of scaling study

  18. Gemilerde Uygun Olmayan Yakıt ve Yetersiz Silindir Yağlama Yağının Ağır Devirli Gemi Dizel Motorlarına Etkileri Üzerine Bir Çalışma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Murat Yapıcı

    2015-12-01

    Full Text Available Amaç: Çalışmanın amacı; gemilerde kullanılan yakıtların uygunluğu açısından önemli noktaları irdelemek, ayrıca ana makine olarak kullanılan iki zamanlı ağır devirli gemi dizel motorlarında silindir yağlama yağına olan etkileri incelemektir. Yöntem: Çalışmada 2007-2015 yılları arasındaki gemi kayıtları incelenmiş ve tablo 3’de bulunan veriler elde edilmiştir. Geminin 39000 saatlik ana makine piston ve silindir bakım saatleri tablosu oluşturulmuştur. Bulgular: Uygun yakıt ve silindir yağlama yağı ile ilgili bakım sonrası uygun yağ miktarının tespiti yapılmıştır. Değişken kükürt oranlarına göre ayarlanabilen silindir yağlayıcıları (cylinder oil lubricator için kükürt oranı ve yüke göre veriler girilerek Excel tabanlı yağ miktarı hesaplama uygulaması modellenmiştir. Sonuç: Yapılan çalışma sayesinde başka tonaj ve tipteki makinelere aynı model uygulanarak makine bakım geçmişi çıkarılarak eksiklikler saptanabilir veya hazırlıklar yapılabilir. Örneğin 15000-19999 çalışma saati aralığında 16 kez piston bakımı yapıldığına göre layner değişiminden sonraki ikinci 20000 saatlik dilimde 35000-40000 saatlik dilimde piston ve layner değişimlerinin olacağı önceden tespit edilerek gerekli yedek malzeme erken tedarik edilerek zamandan kazanılmış olur. Bu sayede daha büyük arızaların önü kesilmiş olur. Şirket ve gemi arasında planlı bakım sistemi daha verimli hale getirilmiş olur. Bu kapsamda yapılan çalışma ile literatüre gerçek bir uygulamadan yola çıkılarak ilerideki çalışmalar için başlangıç olması hedeflenmiştir.

  19. TÜKETİCİLERİN FUTBOL İLE İLGİLENİM SEVİYELERİNE GÖRE KÜMELENMESİ VE KÜMELER ARASINDAKİ FARKLILIKLAR

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Çağrı DUMAN

    2015-03-01

    Full Text Available Günümüzde rekabetin çok yoğun olduğu sektörlerin başında futbol sektörü gelmektedir. Başta oyuncu bonservis ve ücret giderleri olmak üzere çok yüklü operasyonel giderleri bulunan futbol kulüplerinin, yoğun rekabete ayak uydurmak adına lisanslı ürün satışı gelirlerini artırmaları gerekmektedir. Futbol kulüplerinin taraftarlarının futbol maçlarına ilgi seviyelerine göre hangi kümelere (segmentlere ayrıl- dıklarını bilmelerinin pazarlama stratejilerini oluştururken fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışma futbol maçlarına ilgi seviyesi farklı düzeylerde olan tüketicilerin demografik özellikleri, satınalma niyeti, taraftarı oldukları takımı algıladıkları marka kişiliği, taraftarı oldukları takıma ait lisanslı ürün satınalma sıklıkları ve futbol ile ilgili faaliyetlere katılımlarına göre farklılık gösterip göstermediklerini araştırmaktadır. Çalışmada, tüketicileri futbol ile ilgilerine göre gruplandırabilmek amacıyla hiyerarşik olmayan kümeleme analizi kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla, faktör, ki-kare ve anova analizleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda katılımcıların futbol ile ilgilerine göre iki küme oluşturdukları ve iki kümenin bazı lisanslı ürünlerin satınalma sıklığı, satınalma niyeti, taraftarı oldukları takımın marka kişiliğini algılamaları ve futbol ile ilgili faaliyetlere katılımda farklılaştıkları tespit edilmiştir.

  20. Sosyal Medyada Kitle Çeviri Üzerine Bir Araştırma / A Study on Crowdsourcing Translation in Social Media

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ezgi Keskin GAGA

    2017-05-01

    Full Text Available Bu araştırma, Türkiye’de “Sosyal Medya Çevirileri” örneğinde yaygınlaşan ve giderek po¬püler bir eylem haline geldiği düşünülen “Kitle Çeviri (crowdsourcing translation” yöntemini inceleme amacını taşımaktadır. Çalışmanın temel sorunsalları; kitle çeviri yöntemiyle kitlesel üretimi yapılan çeviri eyleminin giderek popüler kültür ürünü haline gelmesi, popüler zeminde üretilen bu çevirilerin kalitesi, çeviriyi üreten çevirmenlerin kimliğidir. Araştırma kapsamında sosyal medya sitelerinden Facebook incelenerek Facebook’un Türkçeye çevrilmesine katkıda bulunan gönüllü çevirmenlere 16 soruluk anket uygulanmıştır. Araştırma sonucu yapılan değerlendirmeler uygulanan anket çerçevesinde ortaya çıkmıştır. Değerlendirmeler yalnızca an-ket uygulanan grupla sınırlıdır. Araştırmanın ilk bölümünde kitle çevirinin popüler kültürdeki konumu değerlendirilmiş, ikinci bölümde sosyal medya sitesi Facebook örneğinde “kitle çeviri” olgusu incelenmiştir. Araştırmanın sonunda, kitle çeviri yöntemiyle kitlesel üretimi yapılan çeviri eyleminin nasıl bir dönüşüm içine girdiği izlenmektedir. Çeviri eyleminin giderek popüler kültür ürünü haline geldiği görülmektedir. / This research aims to examine the Crowdsourcing Translation that is supposed to become a popular action recently in the example of “Social Media Translation” in Turkey. The main problematic of the study is translation (as an action becoming popular culture material through crowdsourcing translation; the quality of the translations produced in that popular ground and identity of translators translating. Within the research, by examining one of the social media website called Facebook, 16 question survey was conducted to volunteer transla¬tors contributing Facebook Turkish translation. The results of the evaluation have emerged in the framework of the implementation of the

  1. Kentteki Yabancıların Sosyal Medya Aracılığıyla Bir Araya Gelişi: “Muğla İtiraf” adlı Facebook Sayfası Üzerine Bir Örnek Olay Analizi / Strangers in the City Coming Together through Social Media: A Case Study Analysis on “Muğla Confession” Facebook Page

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Pınar BAYRAM

    2016-01-01

    Full Text Available Günümüzün en yaygın iletişim kanallarından biri olan sosyal medya, her gün milyonlarca insanı bir araya getirmektedir. Sosyal medya aracılığıyla, bir araya gelen “yabancılar”, yabancı kalarak (kimliğini deşifre etmeden birbirlerine “ne”yi (hangi mesajı iletir? Sosyal medya kullanımının insani ilişkiler üzerinde ne gibi bir etkisi var? Bu soruların yanıtını arayan çalışmanın, aynı zamanda sosyal medya çalışmalarına katkı sağlama amacı da bulunmaktadır. Bu bağlamda çalışma için seçilen örneklem, facebook sitesinde yer alarak 2013 yılından günümüze dek aktif olarak kullanılan ve 3 Kasım 2014’te 15.094 takipçisi bulunan “Muğla İtiraf” isimli sayfadır. Çalışmada, belirtilen tarihler arasında, sayfada paylaşılan gönderiler incelenmiş ve paylaşım yoğunluklarına göre kategorileştirilmiştir. Buna göre en yoğun paylaşımlar, şikayet, beklenti ve deşifre odaklı olmuştur. Çalışmanın teorik çerçevesini ise Zygmunt Baumann’ın insani ilişkiler yaklaşımı ve Huizinga’nın oyun teorisi oluşturmuştur. / Social media, one of the most widespread communication channels of today, brings together millions of people every day. What (which message do the strangers who come together through social media convey to each other by remaining stranger (without revealing their identity? What kind of impacts do social media usage have on people’s lives? The study seeks answers to this question and it aims to make contribution to social media studies. In this context the sample chosen for the study is the “Muğla Confessions” page which is active since 2013 on Facebook site and has 15.094 followers on the 3rd of November, 2014. In the paper the messages shared on the page between the given dates has been examined and categorised according to their sharing traffic. Accordingly the most frequent sharings are complaints, expectation and decipher. Theoretical framework

  2. Sağlık Kurumlarında Çalışanların Kurumda Kalma ya da Ayrılma Kararlarının Belirlenmesinde Örgütsel Bağlılığın Etkisi: İzmir İlinde Bir Araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Suna AKÇA

    2017-12-01

    Full Text Available Sağlık hizmetlerinde hastalara güvenli ve kaliteli sağlık hizmeti sunmak kadar sağlık hizmet sunucularının memnuniyeti ve kuruma bağlılıkları da o kadar önemlidir. Daha verimli ve performansı yüksek çalışmayı amaç edinen sağlık kurum ve kuruluşları, çalışanlarının örgütsel bağlılıklarını artırmak için çeşitli politikalar geliştirmek zorundadırlar. Bu çalışma İzmir’de bulunan bir kamu diş merkezinde sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılıkları ve işten ayrılma eğilimleri arasındaki ilişkiyi test etmek için yapılmıştır. Araştırma konularının arasındaki ilişkiyi test etmek için Allen ve Mayer tarafından geliştirilen “Örgütsel Bağlılık Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma sonuçları; sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılıklarının düzeylerinin düşük olduğuna, örgütsel bağlılık faktörleri arasında pozitif bir ilişkinin mevcut olduğuna ve işten ayrılma düzeyleri ile negatif orantı gösterdiğine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Kurumları, Örgütsel Bağlılık, İşten Ayrılma JEL Sınıflandırma Kodları: I19, M19

  3. Zihin Özürlü Öğrencilere Okuma Yazma Öğretme Konusunda Alt Özel Sınıf Öğretmenlerinin Görüş ve Önerileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mine Başal

    2002-07-01

    Full Text Available Niteliksel olarak planlanan bu araştırmanın amacı, zihin özürlü öğrencilere okuma yazma öğretme konusunda alt özel sınıf öğretmenlerinin görüş ve Önerilerini incelemektir. Araştırmanın verileri yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığı ile toplanmıştır. Eskişehir ilinde bulunan yedi ali Özel sınıfın özel eğitim bölümü mezunu olmayan öğretmeni araştırmanın katılımcılarını oluşturmuştur. Görüşmeler 25-70 dakika arasında sürmüştür. Tümevarım yoluyla analiz edilen verilerden 29 temaya ulaşılmıştır. Daha sonra birleştirilerek 10 tema haline getirilen araştırmanın bulguları, öğretmenlerin okuma yazma öğretimine yönelik amaçlarım belirlemede farklı yollar izlediklerini, okuma yazma öğretiminde genellikle cümle yöntemini kullandıklarını ancak gerektiğinde farklı yöntemlerden de yararlandıklarını, aileden destek olmaksızın öğretimin zor olduğunu, araç-gereç sıkıntısı, kaynak eksikliği gibi sorunların yaşandığını ortaya kovmaktadır. Araştırma bulgularının zihin özürlü Öğrencilere okuma yazma öğreten öğretmenlere, özel eğitim bölümlerinde okuma yazma öğretimi lisans dersini okutan öğretim elemanlarına yol göstereceği düşünülmekledir. The purpose of the present study was to examine the opinions and suggestions of the teachers of special education classes towards leaching reading and writing to students with mental retardation. The data of the qualitative study were collected via semi-structured interviews. The participants of the study were seven teachers of special education classes in Eskişehir who did not have special education degrees. Interviews lasted about 25- 70 minutes. 29 themes were derived from the data. The related themes have been consolidated and ten themes remained. The results of the study revealed that teachers prefered to use different ways in order to determine their aims about teaching

  4. MIR’ÂTÜ’L-AHLÂK BY BOSTANZÂDE YAHYÂ EFENDI BOSTANZÂDE YAHYÂ EFENDİ’NİN MİR’ÂTÜ’L-AHLÂK ADLI ESERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nurgül SUCU

    2011-06-01

    Full Text Available Mir’âtü’l-Ahlâk by Bostanzâde Yahyâ Efendi, a seventeenth century author, is a prose type and didactic book of morals consisting of twenty-four chapters, each dealing with an aspect of morals from a religious, mystical and philosophical perspective. The topics that the book handles include virtues such as prayers, patience, thankfulness, bravery, intelligence, seriousness, consent, loyalty, secretiveness, generosity, forgiveness, chastity, modesty, coyness, confidence, compassion, protectiveness, consultation, softness of manner, industriousness, foresight, seizing opportunity, caution, establishing good rapport with the good, and abiding by the law and obligations originating from official duties such as emirate, vizierdom, governorship and kingdom. The book contains Arabic, Persian and Turkish poetry of moral and judgmental nature between sentences, is embellished with exemplary parables from prophets’ lives and Islamic history and makes quotations from prominent philosophers and scholars such as Plato, Avicenna and Hüseyin Vâiz-i Kâshifî. The book contains 854 poems and 113 parables. In this study, describes major aspects of Mir’âtü’l-Ahlâk by Bostanzâde Yahyâ Efendi, focuses on its contents of chapters On yedinci yüzyıl müelliflerinden Bostanzâde Yahyâ Efendi’nin Mir’âtü’l-Ahlâk adlı eseri; yirmi dört bölümden oluşan ve her bölümde ahlak bahislerinden birinin ele alındığı, dinî-tasavvufi-felsefi cepheleri bulunan, mensur ve didaktik bir ahlak kitabıdır. Eserde işlenen konular; ibadet, sabır, şükür, şecaat, zekâ, ciddiyet, rıza, vefa, sır saklama, cömertlik, af, iffet, tevazu, hayâ, emanet, sadakat, şefkat, alicenaplık, müşavere, hilm, gayret, feraset, fırsatı değerlendirme, temkin, iyilerle dostluk kurma, hukuka riayet gibi faziletler ve hükümdarlık, emirlik, vezirlik, valilik gibi resmî görevlerin gerektirdiği yükümlülüklerdir. Cümle aralarında Arap

  5. HÜMİK ASİT VE HÜMİK ASİT KAYNAKLARININ ÖNEMİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Faruk AY

    2014-10-01

    Full Text Available İnsanoğlu tarımsal alanda verimi arttırmak ve kaliteli ürün elde etmek için çok eski çağlardan günümüze değin bir çaba içerisindedir. Bu amaca yönelik olarak kimyasal gübre kullanımı uzun zamandan beri başvurulan yöntemlerden biridir. Kimyasal gübreleme ile bitkiler bazı inorganik besin maddelerini bu yolla temin edebilmekte fakat toprağa karıştırılan kimyasal gübreler bitki tarafından yeterince kullanılamamakta, bitki tarafından kullanılmayan kısım yağmur, kar ve sulama suyu vasıtasıyla topraktan uzaklaşıp yer altı kaynak sularına, denizlere, göllere karışarak önemli ekolojik sorunlara neden olmaktadır. Bu nedenle tarımda organik madde kullanımı giderek önem kazanmaktadır. En önemli toprak organik maddelerinden olan hümik asit ve fulvik asidin bitki gelişimi üzerindeki yararlı etkileri yapılan pek çok araştırmayla belirlenmiştir. Bu hümik maddelerin toprağın fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerini, dolayısıyla da bitki gelişimini etkilediği bilinmektedir.Ülkemizin birçok bölgesinde linyit ve turba rezervleri bulunmaktadır. Türkiye’de yaklaşık 8,4 milyar ton linyit rezervi saptanmıştır. Bu tür kömürler genellikle ısınma ve Hidroelektrik Santrallerinde kullanılmaktadır. Ancak bu yöntemlerde kullanılan linyitlerden fazla miktarda verim sağlanamamaktadır. Topraklarımızın kimyasal gübreler sonucu oluşan deformasyonunu ve verimini artırmak için, ülkemizin birçok alanında bulunan özellikle düşük kalorili linyit yataklarının ekonomik açıdan değerlendirilmesi ve ülkemizin topraklarının zenginleştirilmesi için gerekli olan organik gübre (Hümik Asit üretiminde kullanılması daha yararlı olacağı görüşü gittikçe dikkat çekici olmaktadır.Anahtar Kelimeler: Linyit, hümik asit, fülvik asit, organik gübre.

  6. Bafa Gölü'nde biyotik ve abiyotik ortamda pestisit ve pcb dağılımı.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İdil Pazı

    2015-12-01

    Full Text Available Çalışma kapsamında Bafa Gölü’nden alınan sediment ve kefal balığı (Mugil cephalus, Linnaeus 1758 örneklerinde tarımsal pestisit ve endüstriyel kaynaklı PCB gibi organik kirleticilerin kalıntıları ölçülmüş ve bu bileşiklerin dağılımları, muhtemel kaynakları ve potansiyel biyolojik riskleri incelenmiştir. DDT ve türevleri açısından dünyanın farklı bölgelerindeki göllerin yüzey sedimentleri ile kıyaslandığında Bafa Gölü sedimentlerinde DDT kirlilik seviyesinin oldukça düşük olduğu bulunmuştur. Sedimentte Endrin baskın kirletici olarak belirlenmiştir. Sediment örneklerinde ölçülen DDT ve metabolitleri, Dieldrin, Lindan ve Heptaklor konsantrasyonları sediment kalite indekslerine göre değerlendirildiğinde, kirleticilerin göldeki canlı yaşamına olumsuz bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. ∑PCB konsantrasyonlarının ise göl kıyısında bulunan endüstriyel kuruluşlara yakın istasyonlarda sadece düşük değerli etki sevisini aşıp, diğer tüm istasyonlarda canlılar için risk yaratmayacağı belirlenmiştir. Mugil cephalus karaciğer dokusu için hesaplanan biyota sediment akümülasyon faktörü (BSAF 0.44-3.16 arasında değişmektedir. Bafa Gölü Mugil cephalus örneklerinde ölçülen kirletici konsantrasyonları dikkate alındığında Gıda ve Tarım Kurumu (FAO ve Dünya Sağlık Örgütüne (WHO göre Aldrin, Dieldrin, Endrin, Heptaklor ve DDT türevleri için hesaplanan Günlük Alım Miktarı değerlerinin (EDI Kabul Edilebilir Günlük Alım miktarlarının (ADI oldukça altında kaldığı belirlenmiştir. Ancak, balık örneklerindeki PCB seviyelerinin WHO tarafından belirlenen ADI değerini aştığı saptanmıştır

  7. Tekrarlama ve Sunum Türünün Semantik Bellekte Almanca Sözcüklerin Kodlanmasına Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İbrahim And UYANIK

    2017-07-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı yabancı dil öğrenmede çalışma ve semantik belleğin rollerini artırmak için verilen kavramların yazıyla tekrar edilmesinin veya edilmemesinin etkisini incelemektir. Bilişsel psikolojide kavramın tekrar edilmesinin uzun süreli bellekte kalıcılığı artırdığı öne sürülmektedir. Ancak bu durumun yabancı dilde kavramlar için söz konusu olup olmadığı belli değildir. Ayrıca, yeni öğrenilen kavramların görsel ve yazılı olarak sunulmasının da etkisi bu araştırmada incelenmektedir. Sunumun görsel olmasının ve tekrarlanmasının çalışma belleğinin yükünü hafifletmesi ve aynı zamanda semantik bellekte yeni kavramların veya şemaların oluşumunu artırması beklenilmektedir. Bu araştırmada daha önce hiç Almanca bilmeyen katılımcılara Almanca dilinde yazılı veya hem yazılı hem de resimli uyaranlar 3 saniye aralıklarla sunulmuştur. Bu sunumdan sonra katılımcıların yarısı sunulan uyaranları hatırlayabildikleri kadar yazmıştır. Kontrol koşulunda bulunan katılımcılara bu tür bir alıştırma yapılmamıştır. Araştırmanın sonuçları sunum türünün yabancı dilde hatırlamada bir etkisinin olmadığını göstermektedir. Buna ek olarak, yazma alıştırması yapanların yapmayanlara göre hatırlama performansı yaklaşık % 40 daha fazladır. Bu bulgular çalışma belleği ve semantik bellekte aktivasyon açısından tartışılmaktadır.

  8. TÜKENMİŞLİK SENDROMU VE ÖRGÜTSEL BAĞLILIK: SU ÜRÜNLERİ İŞLETMELERİ ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA (BURNOUT SYNDROME AND ORGANIZATIONAL COMMITMENT AN INVESTIGATION ON FISHERIES AND AQUACULTURE ENTERPRISES

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ömer Akgün TEKİN

    2014-01-01

    Full Text Available ÖZ: Tükenmişlik ve örgütsel bağlılık son yıllarda sosyal bilimler alanında en çok araştırılan konular arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, su ürünleri işletmeleri çalışanlarının tükenmişlik düzeylerini ve örgütsel bağlılık seviyelerini tespit etmek, tükenmişlik, örgütsel bağlılık ve çalışanların demografik özellikleri arasındaki olası ilişkileri sorgulamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için Akdeniz Bölgesinde faaliyette bulunan üç ayrı su ürünleri işletmesinden 125 çalışan üzerinde araştırma yapılmıştır. Analizler sonucunda çalışanların tükenmişlik ve örgütsel bağlılık durumları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca çalışanların demografik özellikleri ile tükenmişlik düzeyleri ve örgütsel bağlılık seviyeleri arasında anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Örgütsel Bağlılık, Su Ürünleri İşletmeleri. ABSTRACT: Burnout syndrome and organizational commitment are among one of the most searched topics in social sciences in recent years. The aim of this study is to specify levels of burnout syndrome and organizational commitment and; the employees of fisheries and aqauculture enterprises. To realize this aim, this investigation is applied on 125 employee from three different fisheries and aquaculture enterprises in Akdeniz Region. Results of analysis, siginificant relationships found between burnout and organizational commitment levels of employees. Furthermore, siginificant relationships are found between demographic characteristics, burnout and organizational commitment levels of employees. Keywords: Burnout Syndrome, Organizational Commitment, Fisheries and Aquaculture Enterprises.

  9. DERVISH QUALIFACITIONS IN RELATION TO HAJI BEKTASH VELÎ WORKS AND BEKTASHI RULES HACI BEKTAŞ VELİ’NİN ESERLERİNDE VE BEKTAŞÎ ERKÂNNÂMELERİNDE DERVİŞİN NİTELİKLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hüseyin ÖZCAN

    2012-01-01

    ş özelinde insandan beklenen tavır ve davranışlar tespit edilmeye çalışılacaktır. Bu bağlamda yeni bir kaynak olan Hacı Bektaş Velî’nin İngiltere’de tarafımızdan bulunan kayıp kitabı Hadis-i Erbaîn Şerhi’nde dervişin özellikleri ile ilgili seçilmiş hadisler ele alınacaktır. Sonuçta, Hacı Bektaş Velî’nin derviş algısı ve Bektaşî erkânnâmelerinde yer alan dervişin niteliklerine yer verilerek sûfîlik yoluyla eğitimini tamamlayacak ideal insan tipolojisi üzerine tespit ve değerlendirmeler yapılacaktır.

  10. Simidin Demir ve Çinko Mineralleriyle Zenginleştirilmesi ve in vitro Mineral Biyoyararlılığının Saptanması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Melis Sözer Güzelcan

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Türkiye’de sıklıkla görülen mineral yetersizliğine bağlı beslenme sorunlarına bir yaklaşım olması açısından geleneksel bir gıda olan simidin demir ve çinko mineralleri ile zenginleştirilmesi, bu mi­nerallerin biyoyararlılığı ve genellikle simit ile birlikte tüketilen çay ve ayran içeceklerinin mineral biyoya­rarlılığı üzerine etkileri ve ayrıca tahıllı gıdalarda bulunan fitik asidin mineral biyoyararlılığına etkisinin saptanması amaçlanmıştır. Bu amaçla, simit, demir ve çinko mineralleri ile zenginleştirilmiş simit, çay + zenginleştirilmiş simit ve ayran + zenginleştirilmiş simit örneklerinde demir ve çinko minerallerinin içe­rikleri ve in vitro mineral biyoyararlılıkları saptanmıştır. Simit, demir ve çinko mineralleri ile zenginleşti­rilmiş simit örneklerinde fitik asit içerikleri de belirlenmiştir. Çalışma sonucunda; simitteki demir ve çinko minerallerinin biyoyararlılıkları sırasıyla % 3.14 ve % 6.78; zenginleştirilmiş simitteki bu minerallerin biyo­yararlılıkları sırasıyla % 1.96 ve % 2.84 olarak saptanmıştır. Demir mineralinin biyoyararlılığı simit ayran ve çayla tüketildiği zaman sırasıyla % 2.14 ile % 2.23; çinko mineralinin biyoyararlılığı sırasıyla % 6.38 ve % 5.09 olarak belirlenmiştir. Çay ve ayran zenginleştirilmiş simit ile birlikte tüketildiği zaman demir mineralinin biyoyararlılığının değişmediği; çinko mineralinin biyoyararlılığının arttığı saptanmıştır. Simit ve zenginleş­tirilmiş simitteki fitik asit içerikleri sırasıyla 0.154 g/100g ve 0.159 g/100g olarak belirlenmiştir. Fitat:demir minerali ve fitat:çinko minerali molar oranları hesaplanarak mineral biyoyararlılığı değerlendirilmiştir.

  11. Meta Analiz Yaklaşımı ile Laktasyon Sırası ve Buzağılama Mevsiminin 305 Günlük Laktasyon Süt Verimi Üzerindeki Etki Büyüklüğünün Tahmini

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hande Küçükönder

    2014-08-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Siyah Alaca ırkı ineklerde süt verimini etkileyen faktörlerden laktasyon sırası ve buzağılama mevsimin etkisi meta analiz yöntemi ile incelenmiştir. Meta analiz aynı amaca yönelik olarak başka araştırıcılar tarafından yapılmış olan çalışmaların bir araya getirilerek yeniden değerlendirilmesini sağlayan istatistiksel bir tekniktir. Bu yöntem, çeşitli alanlarda yapılmış olan çalışmaların sonuçlarını birleştirir, özetler ve araştırıcılar arasında ortak bir yargının oluşturulmasında katkı sağlar. Bu sebeplerden ötürü, bu çalışmada 7 farklı araştırıcının çalışmaları meta analiz ile birleştirilmiş ve incelenen parametreler hakkında ortak bir bakış açısının yaratılması hedeflenmiştir. Ayrıca araştırmada etki büyüklüklerinin heterojenlik durumu Ki kare ve I2 test istatistikleri ile araştırılmış ve bu değerler sırasıyla ×^2=50,205 ve I2=%88 olarak bulunmuştur. Bundan dolayı çalışmaların birleştirilmesi için sabit etki modeli kullanılmamıştır. Araştırmada, söz konusu konuya ilişkin olarak araştırıcıların bulmuş oldukları çalışma sonuçları meta analitik tarama yöntemi ile taranmış meta analizde etki büyüklüğü ölçütü olan odds oranının (OR kullanılması ile birleştirilmiştir. Meta analiz sonucunda Odds oranı değeri 0,759 bulunmuş olup, bulunan etki düzeyi orta olarak tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmayla Siyah Alaca sığırlarda 305 günlük laktasyon süt verimi üzerinde, laktasyon sırasının yüksek süt verimi elde edilmesinde Yapmış olduğu katkı payının buzağılama mevsimine nazaran 0,759 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir.

  12. OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN SINIF YÖNETİMİ BECERİLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatma YAŞAR EKİCİ

    2017-11-01

    Full Text Available Bu araştırmanın temel amacı okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerilerinin incelenmesidir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evrenini Türkiye’de okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise 2016-2017 eğitim öğretim yılının güz döneminde İstanbul, Yalova, Trabzon, Afyon, Bursa, Kayseri, Tekirdağ, Sakarya, İzmit, İzmir, Antalya, Adana, Ordu, Batman ve Mardin illerindeki devlet ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan 300 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanmış olan Kişisel Bilgi Formu ve Denizel Güven ve Cevher tarafından geliştirilmiş olan Sınıf Yönetimi Beceri Düzeyi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS.20 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şöyledir: Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri yaş, çalışılan kurum türü, medeni durum, gelir düzeyi, görevdeki kadro durumu, eğitim düzeyi, sınıfta bulunan öğrenci sayısı ve sınıf yönetimiyle ilgili eğitim alma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır. Bundan farklı olarak okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri düzeyleri mesleki kıdeme göre farklılaşmaktadır. Buna göre mesleki kıdemi 10 yıl ve üzeri olan okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri, mesleki kıdemi 0-11 ay arasında olan okul öncesi öğretmenlerinden daha yüksektir.

  13. Farklı Beton Dayanımlarındaki Kolonlarda, Eksenel Yük Seviyelerine Göre Geri Sıçramalı Çekiç Verilerinin Korelasyonu İçin Deneysel Bir Öneri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yusuf DEMİREL

    2014-11-01

    Full Text Available Betonun basınç dayanımı, betonarme sistemin yapısal bütünlüğü açısından hayati önem taşımaktadır. Gerek inşaat aşamasında gerekse inşaat tamamlandıktan sonra, farklı yapı elemanlarındaki basınç dayanımlarının bilinmesi, kontrol ve değerlendirme yapılabilmesi açısından oldukça önemlidir. Standartların ve yönetmeliklerin değişimiyle kontrol ve değerlendirme için beton dayanımının tespiti daha da önem kazanmıştır.Yapıya az hasar verecek şekilde, beton dayanımının bulunması önemlidir. Geri sıçramalı çekiç ile beton dayanımı tespiti ekonomik, pratik ve hasarsız olması nedeniyle çok kullanışlı bir yöntemdir. Yapılan çalışmalarda, geri sıçramalı çekiç ile karot numunesinden bulunan beton dayanımı arasında tutarsızlıklar gözlenmiştir. Geri sıçramalı çekiç okumaları herhangi bir düzeltme faktör dikkate alınmadan kullanılmaktadır. Bu da geri sıçramalı çekicin kullanımını ve güvenirliğini azaltmaktadır.Bu çalışmada, fck=14, fck=20 ve fck=24 MPa dayanımlara sahip deney elemanlarında 0.013N0-0.2N0-0.3N0-0.4N0-0.5N0-0.6N0-0.7N0 yük düzeylerinde her dört yüzeyinden en az beşer adet geri sıçramalı çekiç okuması alınmış, standart sapma analizi yapılmıştır. Elde edilen dayanımların, eksenel yük düzeyi ile değişimi irdelenmiştir. Eksenel yük düzeyinin de ayrı bir sapma yarattığı tespit edilmiştir. Eksenel yük düzeyine göre,  geri sıçramalı çekiç verileri için rekrasyon doğrusu bulunmuştur. Geri sıçramalı çekiç ile beton dayanımın elde edilmesinde eksenel yük düzeyinin de bir düzeltme faktörü olarak dikkate alması gerektiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Beton dayanımı tespiti, Geri sıçramalı çekiç, Eksenel yük düzeyi, Rekrasyon doğrusu

  14. Interreligiöser Dialog als Herausforderung in der Türkei und aus Türkischer Sicht/ Türkiye'de ve Türk Bakışı Açısından Dinler Arası Diyalog

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cemal Tosun

    2015-11-01

    Full Text Available Küreselleşen dünyada yaşanan sorunların önemli bir kısmı doğrudan veya dolaylı din ile bağlantılıdır. Bu tür sorunların çözümü için Dinler Arası Diyalog bir zorunluluktur. Türkiye ve Türk hâlkı da hem böyle bir diyalogun meydan okuması ile karşıkarşıyadır hem de bu tür sorunlara çözüm üretmede tarihi tecrübesi bulunmaktadır. Dinler uzun süre istismar edilmiştir, artık onların gerçek rollerini işe koşma zamanıdır. Banş arayışlarında en doğru yol, herkesin kendi dinini doğru öğrenmesi’ diğerlerinin dinleri hakkında doğru bilgiler edinmesidir. Farklı din mensuplarının birlikte müzakere etmesi gereken ve münferit, tek taraflı çözümlerin yeterli olmadığı birçok problem vardır. Ortak problemlere ortak çözümler üretmek ve bu ortak çözümleri din ve ahlak eğitimine konu etmek gerekmektedir. Bulunan bu ortak çözüm sonuçlarının eğitimde işlenmesi ve kullanılması Din Eğitimi Bilimcilerinin işidir. Sadece okulda değil ibadethanede, medyada ve ailede din eğitimini de bu sürece katılmalıdır. Hukuki açıdan Türkiye de sadece üç dini cemaat azınlık olarak kabul edilmektedir Hepsi de kanun Önünde eşittir. Diyanet İşleri Başkanlığı dinler arası diyalogla ilgili bir kısım faaliyetlerde bulunmuştur. Tarsus Beyannamesi ve İyi Niyet Bildirisi bunlar arşındadır. Okulda din öğretimi alanında yapılan çalışmalarda da dinler arası diyaloga katkı sağlayacak nitelikler bulunmaktadır. Türkiye’nin dinler arası diyalog tecrübesi, arayışlarda bulunanlara örneklik edecek niteliktedir

  15. Lise Öğrencilerinin Radon Gazına Yönelik Farkındalıklarının Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi: Nevşehir İli Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mahmut POLAT

    2016-02-01

    Full Text Available Bu çalışmanın temel amacı Radon gazı ve onun çevresel etkilerine ilişkin lise öğrencilerinin farkındalık düzeyinin belirlenmesidir. Çalışmanın bir diğer amacı ise katılımcıların lise öğrenim süresince almış oldukları ilişkili derslere ait kazanımları belirleyerek bunların farkındalık seviyeleriyle olan ilişkilerini ortaya koymaktır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama (surway yöntemi kullanılmıştır. Öğrencilerin ortaöğretimin başında ve sonundaki sınıf seviyelerinden seçilmiş olması, öğrenim süreci içindeki değişimi belirleyebilmek açısından kesit araştırma olarak ta kabul edilebilir. Çalışmada ayrıca fen bilimleri derslerinin ilgili sınıf seviyelerine ait öğretim programları incelendiği için doküman taraması da yapılmıştır. Çalışmanın örneklemi; Nevşehir şehir merkezinde bulunan üç farklı okul türünden rastgele olarak seçilen 554 (278 erkek ve 276 kız dokuzuncu ve on ikinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından oluşturulan Radon Farkındalık Anketi (RFA kullanılmıştır. Bu anket üç bölümden ve toplam on maddeden oluşmuştur. Kullanılan veri toplama aracı RFA süreksiz (kesikli türde veriler sağladığından bu verilerin analizinde ki-kare testi, frekans ve yüzde değerleri kullanılmıştır. Örneklemin büyük bir bölümünün Radon farkındalık düzeyi oldukça düşük çıkmıştır. Çalışmaya katılan lise öğrencilerinin büyük çoğunluğu (% 55 Radonu hiç duymadıklarını belirtmişlerdir. Radonu bildiğini ifade edenlerin okul türü ve sınıf seviyelerine göre aralarında anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu fark, okul türüne göre fen lisesi ve sınıf seviyesi açısından da 12. sınıf lehine ortaya çıkmıştır.

  16. Zihin engelli birey için hazırlanan akran aracılı sosyal beceri öğretim programının etkiliğini incelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elif Sazak Pınar

    2003-07-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, akran aracılı sosyal beceri öğretim programının, zihin engelli öğrencinin “kendini tanıtma”, “yardım ya da bilgi isteme” ve “paylaşma” becerilerini kazanmasında etkili olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmaya, Bolu ilinde bulunan bir ilköğretim okulunun 1. sınıfına devam eden normal gelişim gösteren iki öğrenci ile aynı okulun özel eğitim sınıfına devam eden bir öğrenci katılmıştır. Araştırmada, tek denekli araştırma yöntemlerinden Becerilerarası Çoklu Yoklama Modeli kullanılmıştır. Hedef sosyal beceriler olan; kendini tanıtma, yardım ya da bilgi isteme ve paylaşma becerilerinin akran aracılığıyla zihin engelli öğrenciye kazandırılması için, akran aracılı öğretim yöntemine dayalı öğretim planları geliştirilmiştir. Geliştirilen öğretim planları, haftada 30 dakikalık oturumlar şeklinde uygulanmıştır. Öğretim oturumları sonunda, izleme oturumları yapılmıştır. Araştırmanın sonunda, akran aracılı sosyal beceri öğretiminin, öğrenciye öğretilmesi hedeflenen kendini tanıtma, yardım ya da bilgi isteme ve paylaşma becerilerinin kazandırılmasında etkili olduğu görülmüştür. The purpose of this study was to present the effectiveness of Peer Tutoring Socaial Skills Intervention Program in acquisition of “self-introduction”, “asking for information or help”, and “sharing skills” sby student with mental retardation. Two normally developing first graders, attending to a regular classroom, an done student, attending to a self-contained special education classroom of the same primary school in Bolu, participated in this study. Multiple probe model with probe condition across behavior, which is one of the single subject research designs, was used for this research. The intervention programs were developed to make the student with mental retardation acquire self-introduction, asking for information

  17. Bilgi Erişim Platformu Olarak Bulut Bilişim: Riskler ve Hukuksal Koşullar Üzerine Bir İnceleme= Cloud Computing as an Information Access Platform: A Study on Threats and Legal Requirements

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özgür Külcü

    2013-06-01

    Full Text Available Bulut bilişim, bilgiye her yerden ve her an erişebilme kolaylığı ile internet üzerinden sunulan çok yönlü ve hızlı gelişen servis araçlarından biridir. Ancak bu yeni teknoloji servisi birçok faydasının yanı sıra; göz ardı edilmesi halinde büyük kayıplara neden olabilecek riskleri de içermektedir. Çalışma genelinde, küresel çapta yoğun olarak tartışılmakta olan “Bulut üzerinde bulunan bilgilerin sahibi kim? Kişisel verilerin korunmasından kim sorumlu? Kayıp ve zararların telafi edilmesi mümkün mü?” gibi birçok sorunun yanıtı literatür ve mevcut uygulamalar içinde aranarak; bulut bilişimde verilerin güvenliği ve gizliliği konusunda toplumda bilinçlenmenin artırılması hedeflenmiştir. Bu çalışmada, bulut bilişimin faydalı ve olumsuz yönleri ile birlikte; mevcut ABD hukuk mevzuatı, AB direktifleri ve AB sözleşmeleri kapsamlı olarak incelenerek, tüm hukuksal risk ve problemlere dikkat çekilmiştir. Çalışma sonunda, mevcut bulut hizmet sözleşmeleri ve yasal düzenlemeler çerçevesinde; Türkiye’de bulut bilişim kullanıcılarının veri güvenliğini ve gizliliğini yeterli seviyede koruyan bir hukuksal düzenlemenin bulunmadığı ortaya konulmuştur. Ayrıca; veri öznelerinin bulut bilişime olan güveninin sağlanabilmesi ve kişisel verilerin korunabilmesi amacıyla temel olarak kabul edilebilecek güvenli bulut bilişim modeli önerisinde bulunulmuştur./ Cloud computing is one of the services that are delivered over internet for transmission and access to user data at anytime from anywhere. In spite of numerous advantages provided with cloud computing, it is important to recognize the potential threats, including loss of user data, when disregarded. In scope of the study, it is aimed to raise public awareness on cloud computing by investigating security and privacy issues related to user data stored on remote servers based on the questions like “Who is the owner

  18. Gelişimsel Yetersizliği Olan Çocukların Annelerinin, Dil Edinimine ve Dilin Desteklenmesine İlişkin Görüşlerinin İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ceyhun Servi

    2016-04-01

    Full Text Available Bu çalışmada, annelerin gelişimsel yetersizliği olan çocuklarının dil edinimine, dil gelişimlerinin desteklenmesine ve çocuklarının iletişim ve dil performanslarına ilişkin düşünceleri incelenmiştir. Çalışmaya, gelişimsel geriliği bulunan ve yaşları 30-60 aylar arasında çocuğu olan 14 anne katılmıştır. Annelerin eğitim düzeyleri en az lise mezunu olarak belirlenmiştir. Çocukların hepsinde iletişim ve dil ile ilgili gerilik bulunmaktadır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile veriler toplanmıştır. Annelere, dil edinimine, çocuklarının dil ve iletişim performanslarına ve dil gelişimi desteklenmesine yönelik görüşleri sorulmuştur. Anneler, dil ve iletişim becerilerinin çocuklar tarafından taklitle, herhangi bir etki olmadan kendi başlarına ya da çevre ile sosyal etkileşime girilerek edinildiğini ifade etmişlerdir. Dil ve iletişim becerilerini desteklemede, taklide dayalı tekniklerin, çocuğun ilgisini çeken etkinliklerin ve doğal yöntemlerin etkili olduğunu dile getirmişlerdir. Çocuklarının dil ve iletişim performanslarını ise alıcı dili iyi ifade edemiyor, sözel dili tercih etmiyor ve söylediklerimizi anlamıyor Ģeklinde belirtmişlerdir. Sonuç olarak anneler, çocukların dil ediniminde taklidin etkili olduğunu ve çocuklarının söylenenleri anladıklarını ancak sözel olarak ifade edemediklerini düşünmektedirler. This study examined the views of mothers on the language acquisition and their children‟s language performance. Also mothers‟ views in supporting language development and communication skills has been investigated. The participants were 14 mothers who had children having developmental disabilities and their children aged between 30-60 months old. The education levels of the mothers were at least high school. All children had disability related to communication and language. In the study, the data were gathered

  19. DEWANS OF SEYYID NIGARI PUBLISHED IN AZERBAIJAN AND TURKEY AZERBAYCAN VE TÜRKİYE’DE YAYIMLANAN SEYYİD NİGÂRÎ DİVANLARI HAKKINDA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Parvana BAYRAM

    2012-01-01

    Full Text Available One of the most crucial representatives of the 19th century Azerbaijan-Turk literature of Sufism, Seyyid Mir Hamza Nigârî was born in the village of Cicimli Azerbaijan which is in Karabag region. Due to the pressure of the Russia, he came to Anatolia and became a student of İsmail Siraceddin Şirvânî in Amasya and got an authorization diploma from him. Nigari who educated people from e religious perspective in Ottoman Empire and different part of Azerbaijan succeeded in constituting both a religious and literal surrounding. Having still some effects lasted up to now, Nigari is a member of Halidiye branch of Nakşibendiye tariqah. Seyyid Nigârî’s Turkish Dewan was published a couple of times in Turkey and Azerbaijan by various researchers. In this paper, I will give information about all academic works done about Nigari and will talk about the poet’s Turkish Dewan publishing and differences among these publishing. 19. yüzyıl Azerbaycan-Türk tasavvuf edebiyatının önemli temsilcilerinden Seyyid Mir Hamza Nigârî, Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinin Cicimli köyünde doğmuştur. O, Rus baskısı sebebiyle Anadolu’ya gelerek Amasya’da İsmail Siraceddin Şirvânî’nin müridi olmuş, ondan icazet almıştır. Osmanlı Devletinde ve Azerbaycan’ın çeşitli yerlerinde irşad faaliyetlerinde bulunan şair, bulunduğu çevrelerde hem tasavvufî hem de edebî muhit oluşturmayı başarmıştır. Etkileri günümüze kadar devam eden şair, Nakşibendiye tarikatının Halidiye koluna mensuptur. Seyyid Nigârî’nin Türkçe divanı, Türkiye ve Azerbaycan’da birkaç defa farklı araştırmacılar tarafından yayımlanmıştır. Bu çalışmada Türkiye ve Azerbaycan’da Seyyid Nigârî ile ilgili yapılan bütün akademik çalışmalar hakkında bilgi verilerek şairin Türkçe divanının neşirleri ve bu neşirler arasındaki farklardan bahsedilecektir.

  20. ZEHİRLİ GAZ SALDIRILARINA KARŞI HALKIN BİLİNÇLENDİRİLMESİ VE EĞİTİMDEKİ YANSIMASI: GAZDAN KORUNMA DERSİ (1931-1940

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sena COŞĞUN KANDAL

    2016-10-01

    Full Text Available 19. yüzyılın ortalarına doğru gelişen kimya sanâyisi savaşların seyrini değiştirecek kadar önemli buluşlar ortaya çıkarmıştır. Kuşkusuz bu buluşların başında zehirli gazlar gelir. I. Dünya Savaşı boyunca kullanılan zehirli gazların yarattığı tehlike, savaş sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde göz ardı edilmemiştir. Bu sebeple Maarif Vekâleti, Millî Savunma Vekâleti ve Kızılay işbirliği ile lise/muallim mektepleri ve ortaokul müfredât programlarına gazdan korunma dersi eklenmiş, öğrenciler ve memurlar için gazdan korunma kursları açılmış, yurtdışından, özellikle Almanya’dan uzmanlar getirilerek gerçekleşebilecek bir taarruzu en az zararla atlatmak için önlemler alınmıştır.Bu makalede “Gazdan Korunma Dersi” nin ortaya çıkışı ve gelişimi, Millî Talîm ve Terbiye Dâiresi ile Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi belgeleri, dönemin gazeteleri ve ders kitaplarında bulunan bilgiler ışığında nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme kullanılarak ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Gaz Taarruzu, Gaz Saldırısı, Atatürk Dönemi Müfredât Programları, Kimya Dersi RAISE AWARENESS of PUBLIC AGAINST POISON GAS and its REFLECTIONS on EDUCATION: PROTECTION from GAS ATTACKS (1931-1940Abstract: The developing chemistry industry towards the middle of the 19th century provided significant inventions which had even the power to change course of events at war. Certainly, one of the main inventions was toxic gases. The toxic gases, which had been used during the World War I, and not neglected by the post-war government; Turkish Republic. For these reasons, by courtesy of The Board of Education, The Ministry of Defense and Red Crescent Society, “Protection from Gas Attacks” courses were added to the curriculum of high/teacher and mid school, gas protections courses were opened for students and officers, and from abroad; especially from Germany

  1. Esnek ve Rijit Yol Üst Yapılarında Gürültü Seviyelerinin Eş Zamanlı Ölçümü ve Analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hakan Yıldırım

    2014-06-01

    Full Text Available Beton yollar dünyada yaygın olarak kullanılmasına karşın ülkemizde gelişim gösterememiş, bu nedenle de genel olarak bitümlü sıcak karışım asfalt yollar tercih edilmiştir.Bu çalışmada, Türkiye'de yaygın olarak kullanılan bitümlü sıcak karışım asfalt yollar ve henüz yaygınlaşmamış olan beton yollar arasında gürültü seviyeleri yönünden bir karşılaştırma yapılmıştır. Bunun için Afyonkarahisar-Emirdağ arasında inşa edilmiş 2 km'lik beton yol ile bu yolun devamı olan bitümlü sıcak karışım asfalt yol arasındaki geçiş noktası çalışma koridoru olarak kullanılmıştır.Bu koridordaki beton yol ve bitümlü sıcak karışım asfalt yolun kenarlarına, ses girişimlerini en aza indirecek şekilde, ayrı ayrı gürültü ölçüm cihazı ve kamera düzenekleri yerleştirilmiş, yol yapım malzemesine bağlı olarak değişen gürültü seviyeleri eş zamanlı olarak kaydedilmiş, bulunan değerler analiz edilerek kaplama türleri ile gürültü seviyeleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bu aşamada, kurulan düzenekler arasındaki mesafe trafik yoğunluğunun ve akış hızının değişimini engellemek için mümkün olduğunca kısa tutulmuştur.Yapılan ölçüm ve analizler sonunda beton yolların bitümlü sıcak karışım asfalt yollara göre ortalama gürültü seviyesinin aynı taşıt kompozisyonu ve trafik hacmi için yaklaşık 4 dB(A daha düşük olduğu ortaya konmuş ve ülkemizde de beton yolların gelişim göstermesi gerektiği vurgulanmıştır.

  2. Women Factor in Urban Economy of Eyup in Tulip Era (LALE DEVRİ EYÜP KENT EKONOMİSİNDE KADIN FAKTÖRÜ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yasemin Keskin

    2016-07-01

    Full Text Available Osmanlı toplumunda kadınların ekonomik alanda aktif olmadıkları kanaati yaygındır. Hâlbuki son zamanlarda yapılan bazı araştırmalar ve kaynaklardaki veriler bunun doğru olmadığını göstermiştir. Kadınların da İslam hukukunun bir gereği olarak babalarından ve kocalarından bağımsız bir şekilde mal, mülk ve servet sahibi oldukları görülmüştür. Onların servetleri menkul (ev eşyası, giyim-kuşam, ziynet, takı eşyaları, ziraat aletleri vs. ve gayrimenkul mallar (ev, arsa, tarla, bağ, bahçe, değirmen, dükkân, çiftlik, nakit para, köle ve cariyelerden oluşmaktadır. Bu servetlerini iki yoldan elde etmişlerdir. Ticaret ve emekleriyle elde ettikleri kazançlar, kira gelirleri ve vakıf görevleri sebebiyle aldıkları ücretler onların doğrudan gelirlerini oluştururken, miras, çeyiz, mihr (mihr-i muaccel, mihr-i müeccel, nafaka (evlilik, iddet, hidane ve çocuk hibe ve tazminatlar (öldürme veya yaralama ise onların dolaylı gelirlerini oluşturmuştur. Erkekler kadar yoğun bir çalışma hayatında olmasalar da ev ve ziraat işleri ile aile ekonomisine katkıda bulunan kadınlar, daha ziyade satarak veya tüketerek kent ekonomisinin pasif aktörü olmuşlardır. Abstract: It is a common idea that women did not take an active role in Ottoman society. However, collected data from sources and recent research show that this is not accurate. As a requirement of the Islamic Law, women are found to have property, domain and fortune separately from their husband and father. Their fortune consists of personal (furniture, tureng, jewellery, jewellery items, agricultural tools etc and immovable properties (house, buildingland, field, vineyard, garden, mill, shop, farm, cash, slave and odalisque. They generate this income in two ways. Whereas rental income, commercial and charitable foundation earning constitute women’s direct income; inheritance, dowery, bridewealth (mihr-i muaccel, mihr-i m

  3. İşveren Markası Oluşturma: Katılım Bankası Örneği(Creating Employer Brand: Participation Bank Example

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elif Narcıkara

    2016-03-01

    Full Text Available Günümüz firmaları, ürün ve hizmetlerinin pazarlanmasında dış müşterinin yanısıra iç müşterinin de öneminin farkına varmışlardır.  Bu bağlamda, Simon Borrow tarafından geliştirilen İşveren Markası kavramı 1990’ların önemli gelişmelerinden biri olmuş ve birçok firma tarafından dikkate alınan bir kavram haline gelmiştir (Tüzüner vd., 2009. Yetenekli iş gören bulma konusundaki zorluklar, hizmet sektöründe İşveren Markası uygulamalarını öne çıkarmıştır (Berthon vd. 2005; Knox ve Freeman, 2006. Kariyer portallarında en çok başvurunun hizmet sektörü içerisinde bankacılık sektörüne yapılması da araştırmacıları bankacılık sektörüne yöneltmiştir. Bu çalışmanın ana örneklemini katılım bankacılığı alanında hizmet veren Albaraka Türk Katılım Bankası’ na daha güncel ve sağlıklı verilere ulaşılacağı varsayımıyla sadece son 3 ayda başvuruda bulunun adaylar oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı Albaraka Türk’e iş başvurusunda bulunan adayların tercihlerinde etkili olan İşveren Marka çekiciliği faktörlerini ölçmek ve tercihlerinde tecrübe ve eğitim durumlarının etkisinin olup olmadığını görmektir. Bu amaçla geçerliliği ve güvenilirliği tespit edilmiş olan Berthon’un İşveren Çekiciliği Ölçeği (Employer Attractiveness Scale kullanılmıştır. Araştırma ile ilgili anket, pazarlama pozisyonlarına son 3 ayda başvuru yapan, farklı tecrübe seviyelerindeki 500 kişilik bir aday grubuna uygulanmıştır. Adayların seçiminde kolayda örnekleme metodu kullanılıp, Berthon’un 25 soruluk ölçeğinden oluşan anket 7’li Likert cevap ölçeği kullanılarak e-mail aracılığıyla adaylara gönderilmiştir. Elde edilen sonuçlar da SPSS programı ile analiz edilmiştir.

  4. Digenean parasites of Atlantic horse mackerel (Trachurus trachurus in the Turkish Black Sea coast

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Türkay Öztürk

    2016-03-01

    Full Text Available Bu araştırmada, karagöz istavrit balığının, Trachurus trachurus (L., 1758 digenea parazitleri Türkiye’nin Karadeniz kıyısıında ilk kez araştırıldı. Balıklar 1 yıl boyunca Sinop’taki yerel balıkçılardan temin edildi. Toplam 256 adet istavrit balığının boyları ve ağırlıkları ölçüldü, ardından dijital kamera (DP50 ile donatılmış Olympus (BX53 marka bir mikroskop altında rutin parazitolojik metotlar kullanılarak parazitleri tanımlandı. Solungaç, yutak, vücut boşluğu ve iç organlar (mide, bağırsak, karaciğer, yüzme kesesi ve gonadlar incelendi. Bulunan parazitler yaygın olarak uygulanan yöntemler kullanılarak fikse edildi ve saklandı. Ergin Prodistomum polonii (Molin 1879 Bray ve Gibson 1990, Ectenurus lepidus Looss, 1907, Monascus filiformis (Rudolphi, 1819 Looss, 1907, Lasiotocus typicus (Nicoll, 1912 ve metaserker Stephanostomum cesticillum (Molin, 1858 Looss, 1899 olmak üzere toplam beş tür tespit edildi. Her bir parazit türü sayıldı ve onların enfeksiyon oranı (% ile enfekte balık başına ortalama parazit sayısı Bush ve ark. (1997 göre belirlendi. İki boy sınıfındaki parazit yükü arasındaki fark MannWhitney U testi ile test edildi. Tüm istatistiksel testler %5 önem seviyesine göre değerlendirildi. İncelenen balıkların tamamındaki enfeksiyon oranı %48.8 ve enfekte balık başına ortalama parazit sayısı ise 3.78±0.34 olarak hesaplandı. Bu veriler Türkiye’nin Karadeniz kıyısından yakalanan karagöz istavrit balığı için bir ilktir. Lasiotocus typicus ve Stephanostomum cesticillum türleri Türkiye parazit faunası için yeni kayıttırlar

  5. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mete Korkut Gülmen

    1997-10-01

    Full Text Available ANİ BEBEK ÖLÜMÜNE PATOLOJİ AÇISINDAN YAKLAŞIM - ANLAŞMA VEYA KARARSIZLIK? The Pathological Approach to Sudden Infant Death - Consensus or Confusion? RW Byard, LE Becker, PJ Berry, PE Campbell, K Fitzge- rald, JMN Hiltorı, HF Krous, TO Rogrıum AmJ Forensic Med Pathol 1996;17(2:103-5. Ani bebek ölümü sendromu (ABÖS ile ilgili temel sorun, otopsiyi yapan hekim tarafından diğer ani bebek ölüm nedenlerini araştırma ve dışlama işlemlerine gösterilen özenin derecesine bağlı bir eleyici tanı olmasıdır. Ama dikkatli bif otopsi yapıldıktan sonra bile, sadece patolojik zemine dayanarak kasıtlı ya da kaza sonucu oluşan asfiksiyi ani bebek sendromundan ayırmak mümkün olmayabilir. Ayrıca, ülkelerin kendi içinde veya ülkeler arasında protokoller farklıdır. Yatağında ölü bulunan ve ABÖS olarak tanımlanan her bebeğe otopsi yapılmamaktadır. Bu çerçevede ABÖS tanısı konamadığı ve ölüm nedeninin saptanmadan kaldığı vurgulanmalıdır. Olası etyolojik mekanizmaların (ki bunlar kompleks, birden fazladır ve birbirleri ile ilgili değildir anlaşılma eksikliği nedeni ile ilgili diğer güçlükler de ortaya çıkmaktadır. Makroskopik inceleme ve cesedin disseksiyonundan sonra histolojik muayene, araştırma ve saklama için dokuların alıkonulması da dava ile ilgili bir sorun olabilir. İkinci ABÖS global strateji toplantısında (Stavan- gerda yapılmıştır aşağıdaki asgari standardlar savunulmuştur. Toplum ve ailenin yararına, tüm beklenmeyen bebek ölümleri tam olarak incelenmelidir. Ölüm nedeni ve şeklinin saptanması için aşağıdakilerin yapılması gereklidir. 1.\tOlay yeri ve çevresinin değerlendirilmesi eğitimli ve işin uzmanı kişiler tarafından yürütülmelidir. 2.\tBebeğin veya çocuğun ve ailenin öyküsünü de içeren anamnez gözden geçirilmelidir. 3.\tAyrıntılı otopsi ve uygun yardımcı çalışmalar yapılmalıdır. 4.\tOlgu baştan başa gözden ge

  6. İznik Müzesindeki Kandil ve Şamdan Motifli Mezar Taşları Patterned Lamp and Candlestick Gravestones in İznik Museum

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    H.Kâmil BİÇİCİ

    2012-09-01

    gravestones in the Museum of lamps and candelabra motifs is important. İznik ilçesinin güzel tarihi binalarından biri olan müze, Nilüfer Hatun İmareti denilen bir yapıdır. İmaret, Osmanlı hükümdarı Orhan Gazi'nin karısı Nülüfer Hatun tarafından 1388 yılında yapılmıştır. Yapı, kubbe ve tonozların örttüğü sütun ve payelerin taşıyıcı oldukları bir revakla başlamaktadır. Üzerinde kitabe bulunan bir kapı ile ana bölüme girilmektedir. Ana bölüm, merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Ana bölümden üzerleri birer kubbeyle örtülü yan mekânlara geçilmektedir. Müze koleksiyonunu yeni keşfedilen bazı Selçuklu, Osmanlı çinileri ve mezar taşları ile Roma kalıntıları ve cam eserler oluşturmaktadır. İznik Müzesindeki mezar taşlarından 11 tanesinde kandil, 5 tanesinde şamdan motifi bulunmaktadır. Örneklerin 9 tanesinde kitabe yer almaktadır. Taşlardan biri sağlam durumda iken, diğerleri eksik, kırık ve aşınmış durumdadır. Malzeme olarak bütün mezar taşlarında mermer kullanılmıştır. Kandil motiflerinin çoğu çift zincirli ve çift kulplu verilmiştir. Kitabeli olan mezar taşlarının hepsinin ön üst yüzüne bitkisel unsurlar, rumi, palmet motifleri yerleştirilmiştir. Mezar taşlarının boyu 125 cm. ile 46 cm., eni 54 cm. ile 26 cm., kalınlığı 15 cm. ile 6 cm. arasında değişmektedir. Şahidelerin hepsi oyma tekniğiyle yapılmıştır. Süsleme tekniği olarak oyma ve kazıma tekniği de 13 mezar taşında uygulanmıştır. Kitabelerin ve bezemelerin çoğu kabartma görünümünde ele alınmıştır. İncelediğimiz mezar taşları örnekleri bitkisel, geometrik, nesneli ve yazı bezemelidir. 13 mezar taşı bitkisel bezemeli, 9 tanesi yazı bezemeli, 7tanesi geometrik bezemeli, 14 tanesi ise nesneli bezemelidir. Bitkisel bezemeler; kır çiçeği, kıvrık dal, palmet, palmiye, rozet, rumi, yaprak şekillerinde olup, taşlar üzerinde az sayıda ele alınmışlardır. Geometrik bezemeler

  7. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şebnem Korur Fincancı

    1999-04-01

    ğrenildiğine de dikkat edilmelidir. GAZLARDAN KAYNAKLANAN OKSİJEN YETERSİZLİĞİNE BAĞLI ASFİKSİ Asphyxia due to oxygen deficiency by gaseous substances Watanabe T, Morita M. Forensic Sci Int 1998 Aug 31;96(l:47-59- Asfiksiye yol açan gaz olgularında bu tür ölümlerde ortam koşullarındaki değişkenlik nedeniyle ölüm nedenini belirlemek çok zordur. Ölüm nedenini aydınlatmak ve asfiksideki etkenleri saptamak amacıyla, asfiksi bulguları, solunum durması sırasındaki gaz konsantrasyonları, ölüm zamanı ve dokulardaki gaz konsantrasyonları sıçanlar ve altı gaz kullanılarak çalışılmıştır. Üç tür inhalasyon kullanılmıştır: (1 hızlı asfiksi (2-3 dakika oksijenin tümüyle ortadan kaldırıldığı bir oda, (2 uzamış asfiksi (20-25 dakika oksijenin yavaşça yok edildiği, ve (3 % 20 02 bulunan bir odada kritik konsantrasyonda gaz varlığı ile inhalasyon (60 dakika. Hızlı asfiksi gruplarında 2 veya 3 dakika içinde kalp durmasının eşlik ettiği solunum durması 30 ila 40 saniyede meydana geldi. Şiddetli konvulsiyonlar yalnız nitrojen kullanıldığında gözlendi. Uzamış asfiksi gruplarında, solunum durması %4-5’lik 02 konsantrasyonu ve non-toksik gazlar (N2, CH4, N20, ve propan ile meydana geldi. C02 ve Freon-22 gibi toksik gazlarda solunum durması 6.6-%8.0’lik 02 (%60-67 C02 ve % 13-l4’lük 02 (%30-35 Freon-22 konsantrasyonlarında ortaya çıktı. Dokulardaki gaz konsantrasyonlarının asfiksi tipine, gaz türüne ve maruz kalınan süreye göre değiştiği gözlendi. Yağda eriyen gazların yağ dokusunda süre ile belirgin değişiklik gösterdiği saptandı. Metan gazının diğer gazlardan farklı olarak dokulardaki dağılımı akciğerler dışında hem hızlı hem de uzamış as- fikside küçük farklılıklar gösterdi. Bu durumun gazların kan ve dokularda eriyebilir olma özelliklerine bağlı olduğu düşünüldü. C02 ve N20 ile hızlı asfik- side akciğer alveollerinde atrofi gözlendi. Özellikle C

  8. RUMELIAN OTTOMAN VOLUNTEERS IN BRITISH P.O.W. CAMPS (1916-1923 *BRİTANYA İMPARATORLUĞU SAVAŞ KAMPLARINDA ESİR DÜŞEN BATI RUMELİ ASILLI OSMANLI GÖNÜLLÜLERİ (1916-1923

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Redžep ŠKRİJELJ

    2016-11-01

    Full Text Available Doğu cephesindeki başarısızlıklar, 1916 yılının Avusturya-Macaristan için askerî açıdan en zor yıllardan biri olduğunu kanıtlamıştır. İtilaf Devletleri Rusya’nın yanı sıra İtalya ve Romanya tarafından desteklenmiş olduğu için Avusturya-Macaristan askerî birlikleri birkaç cephe arasında püskürtülmüştür ki böyle bir durumda personel ve kadro açısından yardıma ihtiyaç görmüştür. Bu arada Almanya İmparatorluğu askerî güçlerini Batı Cephesi’nde yoğunlaştırdığı için Avusturya-Macaristan devleti askerî yardım için diğer İttifak Devletlerine başvurmak zorunda kalmıştır. Avusturya-Macaristan mücadele birliklerini kuvvetlendirmek maksadıyla yapılan şiddetli askerî propaganda sonucu olarak 1916 sonbaharı ve 1917 ilkbaharı arasında Galiçya Cephesi’ne XV. Osmanlı Kolordusu kapsamında 10 bin gönüllü ve acemi asker gönderilmiştir. Osmanlı Askerî Karargâhı böyle bir kararı Balkanlar üzerinden Anadolu’ya Rus işgalini önlemek için getirdiğini savunmuştur. Kötü örgütleme, disiplinsizlik, zayıf giyim, açlık, büyük sayıda yaralı ve engelli, bulaşıcı hastalıkların salgını esnasında aşı yetersizliği askerlerin morallerini yitirmiştir. Çok sayıda ölü ve esir veren Osmanlı askeri, Avrupalı müttefiklerini karşılamak için Galiçya, Romanya ve Selânik Cephelerinde ikinci sıradan görevler yapmak zorunda kalmıştır. Avusturya, Alman, Yugoslav, Sırp, Britanya ve Osmanlı arşivlerinde bulunan kaynaklardan Galiçya, Kafkas, Çanakkale, Filistin, Suriye ve Arabistan cephelerinde kanlı ve şiddetli mücadele gören çok sayıda Rumelili gönüllü Britanya savaş kamplarında esir kalmıştır. Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan raporlara göre Avusturya-Macaristan ve Bulgar işgalci iktidarı tarafından çok sayıda genç erkek 1917 yılı boyunca seferber edildikten sonra Suriye

  9. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman Eren Karpuzoğlu

    2000-08-01

    siyah erkek ve Latin kökenli kız öğrencilerin, annelerinin eğitimi aynı düzeyde olan beyaz öğrencilerle karşılaştırıldığında, yasa dışı maddelere, yasal maddelerden önce başlama olasılıkları daha yüksek olarak bulunmuştur.Her iki tip maddeye de aynı zamanda başlayanlar için de benzer eğilimler gözlenmiştir. Tütün, alkol, marihuana ve kokain kullanımına başlama özelliği etnik kökenle farklılık göstermektedir. Annenin eğitimi diğer önemli düzeydeki risk faktörleri için onların yerine geçebilen bir değişken olabilir. TRAVMA, EGZERSİZ ve Mİ YORARI ENFARKTÜSLÜ HASTALARDA MİYOGLOBİN, KARBONİK ANHİDRAZ HI ve MİYOGLOBİN/KARBONİK ANHİDRAZ IH ORANININ ÖZELLİKLERİ Characteristics of myoglobin, carbonic anhydrase III and the myoglobin/carbonic anhydrase HI ratio in trauma, exercise, and myocardial infarction patients. Beuerle JR, Azzazy HM, Styba G, Dub SH, Christenson RH. Clin Chem Acta 2000 Apr; 294 (1-2: 115-28. İskelet kasında bulunan karbonik anhidraz III (CAIII yaralanmayı takiben dolaşıma salınan bir enzimdir. Miyoglobin (Mb de iskelet, düz ve kalp kasında bulunan ve yaralanmadan sonra dolaşıma salınan bir hem proteinidir. CAIII’ün kalp kasında bulunmaması nedeniyle, serum CAIII ve Mb ölçümleri, yaralanmayı takiben iskelet kasından salınan CAIII ve Mb oranının sabit olması nedeniyle Mb’nin miyokard enfarktüsünün (MI erken teşhisinde spesifitesini arttırabilir. Acil birimine başvuruyu takiben egzersiz olguları (n=12, travma hastaları (n=18 ve MI hastalarında (n=10 Mb ve CAIII salınımını inceledik. Olaydan sonra 5 saat içerisinde alınan örneklerde egzersiz ve travma olgularında Mb/CAIII sabit oranının medyanları sırasıyla 3.505 (aralık: 1.05-6.76 ve 2.890 (aralık: 0.97-3.97 bulundu. Aynı zaman aralığında, MI hastalarında Mb/'CAIII oranları belirgin olarak yüksek (p

  10. Popüler Roman ve Gençler Üzerindeki Etkileri- Bursa Örneği- Popular Novel and Its Effects on the Young-Bursa Example-

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih ACER

    2013-07-01

    study many topics such as why popular novel has such popularity among the young, what it adds to the young's lives, the family and the environment factors in the preference of this novel, whether it will become a transition step to the aesthetic novel, the meaning of popular novel in the eye of the young, the influence of the school types on the novels selected, have been presented through the questionnaires and conclusions from their results. The research area was restricted to Bursa province. The questionnaires were conducted in 2011-2012 Education Year in a sample school from each type of the secondary education institutions in Bursa. In these schools, the questionnaires were applied to 421 students who were reading popular novel and chosen by literature teachers. In this study cross-graphics were obtained by using SPSS programme 15. In conclusion and suggestions part of this study, the results were presented as conclusions deduced from the comparisons made in the tables. Bu makalenin amacı öncelikle gençlerin popüler romanları tercih sebeplerini tespit etmektir. Tercih edilen popüler romanların gençlerin hayatına nasıl bir anlam kattığı ve bu türün estetik romanlara oranla çok okunmasının altında yatan sebepler ortaya konmuştur. Giriş bölümünde popüler romanın genel özellikleri verilmiştir. Bu bölümde popüler romanın çok da kayda değer bir tür olmadığı algısının yaygın olduğu belirtilmiştir. Yazarı açısından estetik gaye güdülmeksizin kaleme alınan; yayılıp yazılmasında başta ticari kaygı olmak üzere, sanat dışı sebepler bulunan; okurun fikrinden çok duygu ve heyecanlarını harekete geçirmeyi hedefleyen; çok sayıda okura ulaşan; kolay anlaşılıp rahat çözümlenen; okurda belli bir seviye aramayan basma kalıp bir yapı arz eden; bir çoğu filme alınarak okur dışında sinema ve televizyonda da çok sayıda izleyiciye ulaşmış nitelikteki romanlardır. Bunun yanında yazarı taraf

  11. Osmanlı İdaresinde Kıbrıs Adasında Faaliyet Gösteren Konsoloslar ve Faaliyetleri (1571-1878 The Consuls And Their Activities In Cyprus Under The Ottoman Administration (1571-1878

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali Efdal ÖZKUL

    2013-03-01

    on consulate activities in Cyprus during theOttoman period including consuls, their interpreters, and the tradecarried out by the traders and their trading products.This study has been supported by the data gained from CyprusNicosia judicial record (Şer-i Sicil registers and from the diary entries of the consuls, vice-consuls of the other countries and those of Europeantravellers.The findings of the study aims to demonstrate and reachconclusions on the importance of Cyprus in terms of trade in theMediterranean Sea, the influence of such trade on Cypriot citizens, thepositive effects and negative effects of the consuls and their interpreterson the socio-economic structure in Cyprus. Kıbrıs, Akdeniz’de ve özellikle Doğu Akdeniz’de stratejik ve coğrafibakımdan çok önemli bir konuma sahip bulunmaktaydı. Söz konusukonumundan dolayı tarih boyunca Akdeniz ticaretinde önemli bir payasahip olmuştur. Tarih boyunca Akdeniz’de ticaret yapan devletler Kıbrısadasını da çeşitli amaçları için kullanmaktaydılar. Dolayısıyla Osmanlıülkesinde ticaret yapan devletlerin hemen hemen hepsinin adadatüccarları bulunmaktaydı. Kıbrıs adasında bulunan yabancı tüccarlarınsorunlarıyla ilgilenmeleri için İstanbul’da elçileri bulunan devletleradaya vekilleri olan konsolosları atamaktaydılar. Söz konusukonsoloslara ticareti canlandırmak için Osmanlı Devleti tarafındangeniş yetkiler verilmiştir. Başlangıçta Osmanlı Devleti konsoloslarınKıbrıs adasında sadece Tuzla kazasında kalmalarına izin vermişti.Ancak 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılda adada konsolosları olandevletlerin Limasol’da, Mağusa’da, Baf’ta ve hatta Lefkoşa’da konsolosvekilleri olmaya başlamıştı.Kıbrıs adasının ticaretinde söz sahibi ülkelerin başında daİngiltere, Fransa ile Hollanda ve onun adadaki temsilcisi olan konsolosuve konsolos tercümanı gelmekteydi. Osmanlı idaresinde adada görevyapan konsoloslar ve terc

  12. Kongre İzlenimleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yasemin Günay Balcı

    1999-12-01

    Full Text Available XVIII. IALM (ULUSLARARASI ADLİ TIP AKADEMİSİ KONGRESİ, 6-9 Eylül 2000, Santiago de Compostela, İSPANYA Kongre Santiago de Compostela Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirildi. Özel oturum ve konferansların düzenlendiği, "İnsanlığa Karşı Suçlar", "Kardiyak Orijinli Ani Ölümler", "Vertebral Yaralanmalar", “Cinsel Çocuk İstismarı", "Avrupa’da DNA Veri Tabanı", "Alkol, İlaç ve Uyuşturucuların Postmortem Dağılımı" konuları aynı zamanda kongrenin ana temaları idi. Ayrıca kongrede "Acili Tıp ve Etik" alanında 4 sözlü 11 poster, "Adli Patoloji" alanında 36 sözlü 95 poster, "Klinik Adli Tıp" alanında 9 sözlü 18 poster, "Adli Genetik" alanında 10 sözlü 23 poster olmak üzere toplam 70 sözlü 190 poster bildirisi sunuldu. Yaklaşık 400 kişiden fazla katılımcısı bulunan kongreye Türkiye’den Doç.Dr. M.Ercüment Aksoy 1, Doç. Dr. Derya Azmak 4, Doç.Dr. Dilek Durak 1, Doç.Dr. M.Akif İnanıcı 3, Uzm.Dr. Yasemin Günay 2, Doç.Dr. Ahmet Yılmaz 3 poster bildirisi ile katıldılar. Ayrıca Doç.Dr. Emre Albek, Dr. S Altaner, Yard. Doç. Dr. Gürcan Altun, Uzm. Dr. Nezih Anolay, Dr. S Bilgi, Uzm.Dr. Nur Birgen, Dr. L Candan, Arş.Gör. Dr. Burcu Eşiyok, Uzm. Dr. Önder Özkalıpçı, Dr. F Özyıl- maz, Uzm. Dr. Bülent Uluakay, Dr. F Varol da katıldıkları çalışmalarla gıyaben temsil edildiler. Postmortem interval ve ani kalp ölümlerinin postmortem tanısı ile ilgili immüno-histo-kimyasal çalışmalar uluslararası adli tıp otoritelerince en ilgi çeken bildiri ve çalışmalar arasında idi. Sunulan bildirilerde katılımcılar önemli oranda kendi departmanlarında yaptıkları pratik uygulamalardan örnekler sundular. Kongrenin sosyal boyutuna gelince; bir akdeniz ülkesi olması dolayısıyla deniz ürünleriyle zenginleştirilmiş yemekler harika idi. Katılan arkadaşlar Portekiz gezisinden çok memnun kaldıklarını belirttiler. Kaldığımız manastır ve Santiago de

  13. Kütüphanelerde İç Hava Kalitesinin İncelenmesi: Marmara Üniversitesi Merkez Kütüphanesi=An Investigation of the Indoor Air Quality in Libraries: Marmara University Central Library

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Güssün Güneş

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada Marmara Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nde iç ortam hava kalitesi incelenmiştir. İç ortam hava kalitesinin yetersizliği bireylerin çalışma verimlerini düşürebildiği gibi çeşitli sağlık sorunlarına da sebep olabilmektedir. İç ortam hava kalitesini etkileyen önemli kirletici kaynaklarından bir tanesi de partikül maddelerdir. İç hava ortamında bulunan partikül madde (PM, boyutlarına göre (PM10, PM2.5, PM1 insan sağlığını etkileyen hava kirleticilerden biridir. İç ortam hava kirleticileri oranı binaya, yaşanılan bölgeye ve mevsimsel dönemlere göre değişim göstermektedir. Partikül maddeye uzun süre maruz kalındığında göz, burun ve boğaz tahrişi, kaşınma, alerji, kanser, solunum yolu hastalıkları, kalp problemleri gibi çeşitli sağlık sorunlarının oluşumuna yol açabilmektedir. Çalışmamızda kütüphane binasının iç hava ortamında bulunan havadaki 10 mikrondan küçük çaptaki partiküllerin (PM10 kütüphane çalışanları ve kullanıcılarının sağlığına etkisi belirlenmiştir. 05/01/2014-01/06/2014 tarihleri arasında PM10 konsantrasyonu ve kullanıcı sayısı verileri toplanmıştır. PM10 için 2014 kış aritmetik ortalaması 23 μg/m3 ve maksimum değer 130 μg/m3 iken, ilkbaharda aritmetik ortalama 19 μg/m3 ve maksimum değer 127 μg/m3’tür. 05/01/2014-01/06/2014 tarihleri arasında kütüphaneye giren kişi sayısı 09:00-18:59 saatleri arasında ortalama 228 ve maksimum 546’dır. 19:00-08:59 saatleri arasında ise aritmetik ortalama 94 ve maksimum 312 kişi olmuştur. Toz konsantrasyonu ve kullanıcı sayıları karşılaştırıldığında ikisinde de sınav dönemlerinde toz artışı gözlenmiştir. Hem gündüz, hem de gece için PM10 konsantrasyonları ile kişi sayısı arasında korelasyonun yüksek olduğu gözlenmiştir. Dolayısıyla kütüphanedeki kişi sayısı arttıkça havadaki toz miktarı da artmaktadır. Hava Kalitesi

  14. CHAY KARAGACH’S POEM CONSISTENCY EVALUATION RELATED TO SOCIOCULTURAL STRUCTURE OF KASHQAI TURKS ÇAY KARAGAÇ ŞİİRİ BAĞLAMINDA KAŞKAY TÜRKLERİNİN SOSYOKÜLTÜREL YAPISINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet KARAASLAN

    2011-12-01

    ısmı geleneksel göçebeyaşantısını sürdürebilmektedir. Hüseyin Ali Kaimi konargöçer bir KaşkayTürkü olarak bütün ömrünü “Kaşkay Eli”nin içinde geçirmiş obanındertlerini, başından geçenleri, Kaşkayların şu anki halleriyle eski halleriarasındaki farkları, Kaşkay Türklerinin tarihini, geleneğini, kültürünü;göç güzergâhı üzerinde bulunan Karagaç Çayı ile dertleşerek ona sorularsorarak anlatmaya çalışmıştır. Koşma destan biçiminde kaleme alınmışbu yüz elli kıtayı aşkın manzumede birçok yönüyle Kaşkay Türklerinigörmek, şehir hayatının içerisinde kaybolmaya ve hâkim unsurlararasında erimeye yüz tutmuş kadim Kaşkay kültürünün, özlemini, onunmısralarıyla hissetmek mümkündür. Yapılan çalışmada, Karagaç nehrinibir metafor olarak topyekun bir Kaşkay kültürünü tanımlamak içinkullanan ve aşık tarzı kültür geleneğinin önemli bir temsilcisi olanHüseyin Ali Kaimi‟nin bu önemli şiiri çerçevesinde Kaşkaylar hakkındabilgi vermek öte yandan Güney‟in Şehriyarı diyebileceğimiz Kaimi‟yi ve Çay Karagaç şiirini Türkoloji dünyasına tanıtmak amaçlanmıştır.

  15. Health promotion in the “Cancer Early Diagnosis, Screening and Education Centers”in Ankara: Mixed methods research among women/Ankara’daKanser Erken Teşhis Tarama Eğitim Merkezlerinde sağlığı geliştirme:Kadınlar ile yürütülen karma yöntemli bir araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ozge Karadag Caman

    2013-12-01

    itim Merkezleri’nin (KETEM hizmetlerinin, özellikle hizmetlerin sağlığı geliştirme boyutuna odaklanarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Yöntem: Araştırma grubunu, Ankara’da bulunan KETEM’lere başvuran ve izleme dönemi ile birlikte çalışmaya katılmayı kabul eden 30-70 yaş arası 332 kadın oluşturmaktadır. Çalışmada, karma veri toplama yöntemi (hizmet öncesi ve sonrası anket formları, tıbbi kayıtlar ve odak grup görüşmeleri kullanılmıştır. Niceliksel verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, ki-kare testi, Fisher’in kesin ki-kare testi, McNemar`ın ki-kare testi, Bowker’in simetri testi ve bağımlı gruplarda t-testi kullanılmış, niteliksel verilerin analizinde ise görünür/açık içerik analizi yapılmıştır. Bulgular: Hizmet sonrası görüşülen katılımcıların (n=319 %97.5’i KETEM’lerin sunduğu hizmetlerden memnun kalmıştır. Katılımcıların kanserden korunmak için alınabilecek önlemler konusunda bilgi düzeyi, hizmet sonrasında anlamlı düzeyde artmıştır (p<0.001. Merkezlerde verilen eğitimler, kanserden korunmaya yönelik önlemler konusundaki bazı bilgileri artırmakla beraber, kendi kendine meme muayenesi sıklığının artması (p<0.001 dışında, diğer sağlık davranışları ile ilişkili bulunmamıştır (p>0.05. Sonuç: KETEM’lerden hizmet alan kadınların çoğu hizmetlerden memnun kalmış ve kanser taramaları ile ilgili sorun yaşamamıştır; ancak bulgular, merkezlerin mevcut hizmetlerinin, kanser konusunda farkındalığı arttırmakla birlikte sağlık davranışlarını önemli düzeyde etkilemediğini göstermektedir. Sağlığı geliştirme hizmetleri kapsamında; kanıta dayalı eğitim ve davranış müdahaleleri ile bu müdahaleleri izleme dönemlerini de içeren çok boyutlu bir yaklaşıma gereksinim vardır. Anahtar Kelimeler: Kanser taraması, sağlığı geliştirme, sağlık eğitimi, sağlık davranışı, koruyucu sağlık hizmetleri   

  16. San Remo Konferansı’nda İngiltere’nin Ermeni Politikası (18-26 Nisan 1920 Britain’s Armenian Policy on San Remo Conference (18-26 April 1920

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Evren KÜÇÜK

    2012-09-01

    Ahoranian Osmanlı Devleti’nden toprak talebinde bulunmaya devam etmişlerdir. Bu taleplerin gerçekleşmesi için Ermeni varlığını koruyacak, geliştirecek ve finanse edecek bir gücün mandaterliğine ihtiyaç vardı. Bu durum konferans esnasında İngiltere’nin de diplomatik manevralar gerçekleştirmesine yol açmıştır. Özellikle İngiltere için Mezopotamya bölgesi önemli olduğundan Anadolu’daki mandaterlik görevi ABD’ye bırakılmaya çalışılmıştır. ABD’nin bu teklifi kabul etmemesi durumunda ise Türk-Ermeni sınırının ABD Başkanı Wilson hakemliğinde çözülmesi öngörülmüştür. San Remo’da bulunan diğer devlet başkanları ise Ermenistan mandaterliğini alma sorumluluğundan rahatsızlık duyup ne mali ne de askeri yardımda bulunamayacaklarını açık bir dille ifade etmişlerdir. Demografik bakımdan sağlam gerekçelere dayanmayan ve uygulanabilirlik ilkesine ters düşen bu taleplerin Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki hareket tarafından kabul edilmesi beklenemezdi. Ayrıca Doğu Cephesi’nde elde edilen askeri zaferler, İngiltere’nin Ermenistan politikasının iflasına neden olduğu gibi ABD Başkanı Wilson’un da Sevr Antlaşması’nın 89. maddesine atfen hazırladığı Türk-Ermeni sınırı hakkındaki 22 Kasım 1920 tarihli raporunu da devre dışı bırakmıştır. Varolmak için verilen bu savaş, sonunda, İtilâf blokunun tamamen parçalanıp Fransa ve İtalya’nın milli mücadele hareketine destek vermesiyle sonuçlandığı gibi hem Lloyd George hükümetinin hem de Osmanlı imparatorluk sisteminin sonunu getirmiştir.

  17. Myndos (Asar Adası Geç Antik Dönem Seramikleri / Late Antiquity Pottery Of (Asar Island Myndos

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sinan Mimaroğlu

    2017-10-01

    ında sualtında tip olarak İS. 4. yüzyıl Yassıada batığında bulunan amphoralara benzer 10 kadar amphora bulunmuştur. 2004 ve 2006 yılları arasında Prof. Dr.Mustafa Şahin başkanlığında su altı çalışmaları ve yüzey araştırmaları gerçekleştirilmiştir. Kentteki 2008 yılında yaptırılan zemin etütleri esnasında detaylı bir şekilde incelenen Asar Adası’nda, anıtsal bir yapının varlığı tespit edilmiş ve 2009 yılında ilk bilimsel kazı çalışmalarına başlanmıştır. Tepe üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılan yapı katmanları, en erken Helenistik dönemden itibaren başlamaktadır. Geç Antik Dönemde tepe üzerine bazilika ve etrafına konutlar ve sarnıçlar inşa edilmiştir. En son tabakayı ise, Geç Bizans Dönemine tarihlendirilen sur duvarları temsil etmektedir. Bu makalede ilk kez ele alınan seramikler, Myndos kentinde 2009-2013 yılları arasında antik kentin limanını koruyan Asar Adası (Tavşan Adasıüzerinde sürdürülen kazı çalışmaları sırasında bulunmuşlardır. Değerlendirilen Geç Antik Döneme ait günlük seramik grupları arasında pişirme ve ısıtma kapları, kapaklar ve Kırmızı Astarlı Geç Roma Seramikleri yer almaktadır. Alanın Geç Antik Dönem yerleşimi açısından önemli veriler sunan seramikler yerleşimin dokusunu anlamamız için gerekli ipuçlarını vermektedir.

  18. İlköğretim Okullarında Görev Yapan Öğretmenlerin Örgütsel Sinizm Düzeylerinin Belirlenmesi (Uşak İli Örneği Assessment of Cynicism Level of Primary School Teachers (Uşak Sample

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Akif HELVACI

    2012-09-01

    neticilerin sinizminin sebep ve sonuçlarını bilmeleri örgütteki başarı ve var ise sinizmin olumsuz sonuçlarını en etkili ve en uygun bir şekilde yönetme imkanı vermektedir. Örgütsel sinizmi etkileyen faktörlerin bilinmesi ya da algılanması yöneticilerin bu konuda duyarlı olup olumsuz sonuçlar doğurabilecek adım atmalarına engel olmaktadır. Bu araştırma, Uşak ili Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kamu ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Aynı zamanda öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerinin cinsiyet, branş, kıdem, öğrenim durumu, okulda çalışma süresi değişkenlerine göre faklılaşıp farklılaşmadığı saptanmak istenmiştir. Araştırma 2010-2011 eğitim-öğretim yılında yürütülen betimsel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın evreni Uşak ili sınırları içerisinde bulunan tüm kamu ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Örneklemini ise tesadüfi örnekleme yolu ile seçilen 311 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Apaydın (2012 tarafından geliştirilen örgütsel sinizm ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulguları ilköğretim öğretmenlerin sinizm algılarının “Az düzeyinde” olduğunu göstermektedir. İlköğretim öğretmenlerinin sinizme ilişkin görüşleri cinsiyet, branş, kıdem, öğrenim durumu bakımından değişmemektedir. Okuldaki çalışma süresi bakımından, bulunduğu okulda 6-10 yıl çalışan öğretmenlerin, 1-5 yıl çalışan öğretmenlere göre daha çok sinizme sahip olduklarını göstermektedir.

  19. S-29: Osgood Schlatter Olan ve Olmayan Adölesan Sporcularda; Patellar Yüksekliğin İzokinetik Sonuçlara Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Canan Gönen Aydın

    2017-03-01

    Full Text Available GİRİŞAraştırmamızın amacı;os good schlatter tanısı olan ve patella yüksekliği bulunan adölesan sporcuların izokinetik kas kuvvetlerinin değerlendirmek.Biz patella yüksekliğinin kas gücünü etkileyeceğini düşünmekteyiz. GEREÇ ve YÖNTEMÇalışmamıza 73 sporcu, 146 diz dahil edildi. (yaş ortalaması 13,6 ± 1,8, body mass index 20,6± 3,3 kg/m2 Dizleri; OGS olan(n=95 ve olmayan( WOGS n=51 olarak ikiye ayırdık. Ayrıca Caton-Deschamps metodu kullanarak PA olanları tespit ettik.Sporcuların dizlerinin Cybex norm (CSMI Humac Norm, ABD izokinetik dinamometre ile değerlendridik.(Resim 1BULGULAROGS ve WOGS dizlerin kas kuvveti değerlendirmesinde; 60 ° / s açısal hızda peak torque flexion ve ekstansiyonda (PT p=0,01 daha kuvvetli olduğunu tespit ettik.(tablo 1 PA olan grupla PA olmayan dizlere baktığımızda ise; PTF (60°/s ve total work flexion (180°/s anlamlı bir farklılık vardı.(p=0,01 Fakat peak torque/body weight (PT/BW değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu.TARTIŞMA / SONUÇÇalışmamız; radyolojik olarak yüksekte olan patellaların; izokinetik değerlendirmeyi etkilemediğini ortaya koymuştur. PA'li sporcuların daha güçlü kuadriseps kasına sahip olabileceğini ve sonuç olarak OGS'ye yol açtığını varsaydık. Ancak OGS ile dizde kas kuvveti ve PA varlığı arasında herhangi bir ilişki bulamadık.OGS veWOGS lerin demografik özellikleri.İzokinetik değerlendirmeleriOGSMean±SSWithoutOGSMean±SSpn9551Age13,2 ±1,814,2±1,70,002*BMI (kg/m220,3±321,2±3,70,12PTE 60°/s (Nm92 ± 35111 ± 490,01*PT/BW E 60°/s (Nm157 ± 55171 ± 540,14PTF 60°/s (Nm53 ±2065 ±310,01*PT/BWF 60°/s (Nm88 ±2997 ±360,13F/E ratio 60°/s (Nm60 ±1759 ±160,71TWE 180°/s (Nm685±286771±3310,12TW/BW E 180°/s (Nm1171±4841182±4540,88TWF 180°/s (Nm427±220510±2100,05TW/BWF180°/s (Nm717±352807±3460,14F/E ratio 180°/s (Nm67±3171±270,5BMI= body mass index. PTE = peak torque

  20. İdrarda 11-Nor-Delta-9-Tetrahidrokannabinol-9-Karboksilik Asit’in (Thc-Cooh GC-MS ile Analizinde Ekstraksiyon Yöntemlerinin Karşılaştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aslı Erdem Yayayürük

    2016-04-01

    Full Text Available Amaç: Günümüzde kötüye kullanılan yasadışı maddeler arasında en yaygın kullanılan madde esrardır. Esrarın saptanmasına yönelik yapılan çalışmalarda, idrarda ana metaboliti olan THC-COOH’un kat-faz (SPE ve sıvı-faz (ELE ekstraksiyon teknikleri ile analizi yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, sentetik idrar örneklerinde THC-COOH analizi için GC-MS ile tayini öncesinde SPE ve LLE metodlarını kullanarak örnekleri analize hazırlamak ve bu yöntemlerin örnek hazırlamadaki verimleri ve etkinlikleri karşılaştırmaktır. Aynı zamanda bu yöntemlerin tekrarlanabilirlik, seçimlilik, doğruluk, kesinlik ve doğrusallık gibi validasyon parametreleri inceleyerek yöntem geçerliliğini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Ana standart olarak (±-ll-nor-9-carboxy-A9-THC ve iç standart olarak (±-ll-nor-9-carboxy-A9-THC-D3 kullanılmıştır. LLE için Toxi-tube B, SPE için Clean Screen THC kartuşları kullanılmıştır. Türevlendirme için BSTFA+%1 TMCS kullanılmıştır. Analizler Thermo Finnigan Trace Gaz Kromatografisi-Kütle Spektrometrisi (GC-MS cihazı ile yapılmıştır. SPE ve LLE metodlarının karşılaştrılması Minitabll istatistik paket programı ile yapılmıştır. Bulgular: Çalışmamızda en düşük tayin sınırı olarak (LOD 2 pg/L elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlarda geri kazanım değerleri %90’nın üzerinde ve %RSD değerleri %10’nun altında bulunmuştur. 25-500 pg/L arasındaki konsantrasyonlarda kantitatif tayin yapılabilmesi için gerekli olan doğrusallığın var olduğu tespit edilmiştir. Uygulanan Anderson-Darling testi ile LLE ve SPE sonuçlarının normal bir dağılıma uymadığı görüldüğünden non-parametrik test olan Wilcoxon signed-rank testi uygulanmıştır. Sonuç: Çalışmamızda bulunan doğrusallık, tekrarlanabilirlik ve geri kazanılabilirlik değerleri, biyoanalitik validasyon kriterleri doğrultusunda kabul edilebilir düzeyde bulunmu

  1. Türkçede Ön Seste Y Initial Phonem Y In Turkish

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sertan ALİBEKİROĞLU

    2013-03-01

    Full Text Available The Turkish language, which has an ancient history, is spread to a wide geography in the old continents. In classification of Turkish, Turcologists use different measures because this spread and natural qualifier of languages which is being alive are the main reasons that Turkish to branch into many dialects and accents. Studies ofTurcologists who use dialect for the classification of Turkish show thatthere are equivalences between West and East branches of theFirst/Proto Turkish on “l-ş”, “r-z” in internal and final phoneme; andon y-s/ş in initial phonemes. Between the Ancient and ModernTurkish, there emerged-especially base on time and place-manyphoneme evaluations and formed phoneme equivalences betweendialects. These equivalences allow us to understand current situationof the language and have information for the future while they shedlight evaluation of Turkish in its long historical journey. This studyaims to show the changes of the initial phoneme y which is used inclassification based on dialects. These changes will be shown byfirstly, determining if during the First Turkish, there were theconsonant primarily “y-” in initial phonemes of words, anddetermining the position of “y-” before the written era of Turkish; andsecondly, presenting the positions of initial phoneme y- during thewritten era of Turkish. Following these motivations, the study onlyconsiders the initial phoneme “y-” and does not include the changes ininternal and final phonemes. Kökleri çok eski tarihlere uzanan Türkçe, eski kıtalar üzerinde çok geniş coğrafyalara yayılmıştır. Bu coğrafyalara yayılım ve dilin doğasında bulunan canlı bir varlık olma vasfının Türkçenin çok çeşitli lehçe ve şivelere ayrılarak dallanmasının ana sebeplerini oluşturması, Türkologların, Türkçeyi tasnif ederken değişik ölçüler kullanmalarına neden olmuştur. Coğrafya, boy adları ve lehçe özelliklerine göre tasnif edilmeye

  2. Çivi Yazılı Hukukta Kölelere Verilen Cezalar Punishments Given To Slaves In Cuneiform Law

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yusuf KILIÇ

    2013-09-01

    varlığını yararlı görmüşlerdir. Böylece savaş tutsakları, kötü veya hastalıklı ürün yıllarından dolayı istenilen miktarda hasat elde edemeyip fakir düşerek mülkünü başkasına devretmek zorunda kalan insanlar, borcunu ödeyemeyen borçlular, ailesine karşı gelen ve bu sebeple cezalandırılarak evlatlıktan çıkarılan kişilerden bir köle sınıfı oluşturmuşlardır. Köleleri ucuz ve daimi emek olarak görenbu toplumlar bu sınıfın sürekliliğini sağlamak için kölelerin bazı davranışlarını suç kabul ederek, gelir-geçer olan hukuki normlarında buna karşılık bazı cezai müeyyideler öngörmüşlerdir. Bu çalışmanın amacı kölelerin hukuk nazarında suç kabul edilen fiillerine karşılık verilen cezaları ortaya koymaktır. Bu noktada çivi yazılı hukuk sistemine sahip olan Eski Mezopotamya toplumları Sümer, Babil ve Asur ile Anadolu’daki Hititlerin neşredilmiş olan kanun metinleriüzerinde inceleme yapılmıştır. Söz konusu toplumların çivi yazılı kanun metinlerinden çıkarılan neticelere göre, kölelerin cezalandırılmasını gerektiren davranışlar şunlardır: KöleninEfendisinin Evinden Kaçması, Bir Cariyenin (kadın kölenin Efendisinden Habersiz Başını Örtmesi, KöleninHırsızlık Yapması ve KöleninEfendisineKarşı Gelmesi. Bu tür davranışlarda bulunan kölelere bazı organları sakatlanmaktadır. Bununla birlikte evden kaçan bir köleyi saklayan kişiye ise ölüm cezası verilmektedir.

  3. İlköğretim Öğrencilerinin İletişim Becerilerinin Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi Investigation of Primary School Students

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kadir KARATEKİN

    2012-09-01

    . Bu sosyal becerilerden birisi de iletişim becerisidir. Daha küçük yaşlardan itibaren verilecek beceri eğitimi ile öğrencilerimize iletişim becerileri kazandırarak içinde yaşadığı toplumda mutlu, üretken ve etkili bir insan olmasını sağlayabiliriz. Bunun için öğrencilerimizin iletişim becerileri üzerinde etkili olabilecek faktörlerin bilinmesi önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı da ilköğretim öğrencilerinin iletişim becerileri üzerinde etkili olan faktörleri ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Ersanlı ve Balcı (1998 tarafından geliştirilen “İletişim Becerileri Envanteri" Ankara ve Kırşehir'de bulunan iki ilköğretim okulunun 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim gören 373 öğrenciye uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 15 istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistik, ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ilköğretim öğrencilerinin iletişim becerileri üzerinde öğrencilerin yaşadıkları ilin, cinsiyetin, okul öncesi eğitimin, anne-baba eğitim durumunun ve sınıf düzeyinin etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin, Türkçe dersinden aldıkları not, okudukları kitap sayısı, günlük kitap okuma süreleri arttıkça iletişim becerileri artarken günlük televizyon izleme ve bilgisayar kullanma süreleri arttıkça iletişim becerileri azalmaktadır. Bu sonuçlar doğrultusunda öğretmenlerin derslerdeöğrencilerin kendilerini daha iyi ifade edebilecekleri ortamları oluşturmaları, öğrencilerin daha fazla kitap okuması için teşvik edilmesi, çocukların okul öncesi eğitime mümkün olduğunca erken başlatılması ve ebeveynlerin çocuklarının TV ve bilgisayar başında çok fazla zaman geçirmelerine izin verilmemeleri önerilmiştir.

  4. HERSEKLİ (FROM HERZEGOVİNA ÂRİF HİKMET AND HIS DIVAN (COLLECTION OF POEMS AS A CRADLE IN PASSING FROM THE CLASSICAL TURKISH LITERATURE TO THE MODERN ONE ESKİ EDEBİYATTAN YENİ EDEBİYATA GEÇİŞİN EŞİĞİNDE ÖNEMLİ BİR İSİM: HERSEKLİ ÂRİF HİKMET VE DİVANI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tevfik SÜTÇÜ

    2010-04-01

    ı esmeye başlar. Bununla beraber, belli bir nesle mensup olan şairlerin eski şiir geleneğinden kopmama çabaları da dikkat çeki¬cidir. XIX. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış olan Hersekli Ârif Hikmet, edebiyat tarihlerinde genellikle eski edebiyat taraftarları içindeymiş gibi gösterilegelir. Şairin divanı incelendiği zaman, genel bir değerlendirmeyle, yapı ve biçim bakımından eski geleneğe mensup olduğu görül¬mekle birlikte, içerik olarak divan şiirinin klâsik konula¬rından din, tasavvuf, kadın, aşk vb. gibi konuları işleyen şiirlerle karşılaşılır. Hersekli Ârif Hikmet Divanı’nda yer alan bazı beyit ve mısralar ise, döneminin şiirinde çok yeni bulunan düşünce, görüş ve kavramları ihtiva et¬mektedir. Şair, bazı şiirlerinde hikemî tarzda şiirler söyle¬yen divan şairlerinin etkisiyle toplumla ilgili sosyal ko¬nuları da dile getirmiştir. Fakat bunların yanında inkılap, adalet, eşitlik gibi o dönem itibariyle yeni olan bazı kav¬ramlar ise, devrinde ihtilal ve anarşi kaynağı kabul edile¬bilecek fikirleri hazırlamaktadırlar. Biz bu çalışmamızda Hersekli Ârif Hikmet Divanı’nı tanıtıp, şiirlerindeki tema¬ları ortaya koyarken; şairin, şiirlerinde yer alan yeni kav¬ram ve görüşleri de dikkatlere sunacağız.

  5. Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretimi Türkçede Zaman Kiplerinin Anlamı Teaching Turkish as a Foreign Language the Definition Of Mood in Turkish

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Spartak KADIU

    2012-09-01

    ının birleşiğidir. Eylemin belirttiği işin ne zaman yapıldığını çok önemlidir. Bu nedenle Türkçedeki bütün kiplerde zaman temel unsur olarak kabul edilir. Geleneksel dilbilgisinde bileşik zaman olarak adlandırılan ve hikâye, rivayet, koşul gibi türleri bulunan eylem çekimlerinde Türkçenin bir özelliği ortaya çıkar: Bu zamanlar birçok dildeki gibi, ayrı ayrı yardımcı eylemlerin de yardımıyla değil, çekim eklerinin bir araya gelerek kaynaştığı [-(iyor+-di], [-ecek+-di],[-(ir+miş] gibi bileşik biçimbirimlerin yanı sıra ekeylemin [-dir] biçimbirimiyle oluşmuş [-(iyor+-dir], [-miş+dir] gibi kalıplaşmış biçimbirimlerle de anlatılır. Bu ek kalıplaşmasıyla zaman, kip ve görünüş açısından önemli anlam özellikleri, ayrımları dile getirilir. Bu kalıplaşmış biçimbirimlerin tümü değil, yalın zamanlara ait çekim ekleriyle bir ölçüde yakınlık ya da eşitlik gösteren bileşik zaman biçimbirimleri de vardır. Türkçede ek eylemini bileşik zamanların oluşmasında görüyoruz. Bir yapancı öğrenci için Türkçede zaman ve kip kavramları ayıramak çok zordur. Özellikle eğer öğrencilerin ana dili bir Hint-Avrupa dili ise bu kavramların anlaması zor olur. Bu makalenin amacı bir yabancı öğrenci için bu iki kavramaları açıklamak ve ayıramak ve aynı zaman –dır koşacının bazı özelliklerini ve kullanımlarını açıklamaktadır.

  6. Okul Öncesi Öğretmenlerinin Riskli Oyunlara Yönelik Görüş ve Algıları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    B. İpek Güler

    2016-08-01

    Full Text Available Çocukların oyunlarında heyecan aramak için yaptıkları ve fiziksel olarak yaralanma riski olan oyunlar riskli oyun kavramı altında tartışılmaktadır. Bu çalışmada, okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çocukların riskli oyunlarına yönelik görüş ve algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma nitel araştırma yaklaşımıyla açımlayıcı bir araştırma olarak yürütülmüştür. 2015-2016 eğitim ve öğretim yılında Ankara ilindeki altı farklı okul öncesi eğitim kurumunda görev yapan toplam 25 öğretmen çalışma grubunu oluşturmuştur. Veriler araştırmacılar tarafından geliştirilen bir görüşme formu kullanılarak ve birebir görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Görüşmelerin dökümü ile elde edilen dokümanlar üzerinde belge tarama yapılmış ve öğretmen görüşlerinin sıklık dağılımları üzerinden analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, çalışma grubunda bulunan öğretmenlerin riskli oyunlara karşı temkinli yaklaştıkları belirlenmiştir. Çocukların fiziksel sağlıklarına verilen önem onların risk almalarının önünde bir engel olarak görülmektedir. Bunun, risk kavramının tehlikeli ve zarar verici olarak algılanmasından kaynaklanabileceği gözlemlenmiştir. Diğer taraftan velilerin ve idarecilerin öğretmenler ve oyunlara yönelik tutumlarının, ayrıca fiziksel altyapı sorunlarının da riskli oyunları engelleyen diğer etkenler arasında olabileceği görülmüştür. The concept of risky play is discussed under the name of play, which seeks excitement and involves a risk of physical injury. In this study, it was aimed to examine the pre-school teachers’ opinions and perceptions toward risky play. This study was conducted as a basic and exploratory research according to the qualitative approach Totally 25 pre-school teachers working at six different schools at 2015-2016 term dates in Ankara

  7. Örgütsel Bağlılık ile Örgütsel Sinizm ve Örgütsel Muhalefet Arasındaki İlişki The Relationship Between Organizational Commitment and Organizational Cynicism and Organizational Dissent

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kaya YILDIZ

    2013-07-01

    örülmektedir. Örgütsel sinizm ve örgütsel muhalefet bu değişkenlerden biridir. Son yıllarda örgütsel sinizm ve örgütsel muhalefet örgütsel davranış disiplininin ilgilendiği yeni konular içerisinde yer almaktadır. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerini etkileyen sinizm ve muhalefet algılarının bilinmesi önemli görülmüştür. Bu araştırmanın amacı; İlkokullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel bağlılık ile örgütsel sinizm ve örgütsel muhalefet algıları arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırmanın çalışma evrenini, 2012-2013 öğretim yılında Bolu ili merkez ilçe sınırlarında bulunan ilkokullarda görev yapan 219 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri, ölçeklerle toplanmıştır. Araştırma verileri öğretmenlerden Meyer ve Allen (1984 tarafından geliştirilen ve Boylu, Pelit ve Güçer (2007 tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Örgütsel Bağlılık Ölçeği”, Brandes, Dharwadkar ve Dean (1999 tarafından geliştirilen Kalağan (2009 tarafından Türkçeye uyarlanan “Örgütsel Sinizm Ölçeği” ve Özdemir (2010 tarafından geliştirilen Örgütsel Muhalefet ölçeğinin “Muhalif Davranışlar Alt Ölçeği” ile toplanmıştır. Araştırmada veriler; SPSS 16.0 paket programında frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma ve korelasyon gibi betimsel istatistiksel işlemlerle analiz edilmiştir. Araştırmada İlkokullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel bağlılık ile örgütsel sinizm ve örgütsel muhalefet algıları arasında bir ilişki olduğu sonucuna ulaşımıştır. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık ile örgütsel sinizm algıları arasında yüksek düzeyde negatif, örgütsel muhalefet algıları ile ise orta düzeyde negatif bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  8. Haşim Bey Mecmuasının “Makam Ve Tonalite Karşılaştırması” Yönünden İncelenmesi The Analysis Of Haşim Bey’s Anthology For “Comparison Of Maqam And Tonality”

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gökhan YALÇIN

    2013-07-01

    tanımlamış olmasıdır. Kimi müzikologlar tarafından bu karşılaştırma tamamen reddedilmiş, kimileri tarafından bir ilk olarak kabul edilmiştir. İlgili araştırmalar incelenmiş Haşim Bey mecmuasının çevirisinin yapıldığı fakat Batı müziği teorisi ile ilgili bölümün analizinin yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışmanın amacı da, Haşim Bey mecmuasının Batı müziği ile ilgili bölümlerinin incelenmesi ve Türk müziği makamları ile Batı müziği tonal dizileri karşılaştırmasında bulunan benzerliklerin neler olduğunun ortaya konulması olarak belirlenmiştir.Elde edilen bulgulara göre benzerliklerin, “karar seslerine göre”, “seyir ve hareketlerine göre”, “kullandığı değiştirici işaretlere göre” ve “tüm yönleriyle benzerlik” şeklinde sınıflandığı görülmüştür. Aynı dönemde ve sonraki yıllarda bestelenen makamsal çok sesli eserlerin armonik analizi yapılmış ve kullanılan armoniye göre tonalitelerin Haşim Bey’in benzerlikleri ile örtüştüğü görülmüştür. Ayrıca bir nazariyat kitabı olarak bu mecmuada karşılaştırmanın, tonalitelerin tanıtılması ve öğretilmesinde bir yöntem olarak ya da makamların tanıtılması ve öğretilmesinde bir yöntem olarak kullanıldığı, bu türden çalışmaların daha sonraki yıllarda özellikle Batı müziği notalarının öğretilmesinde bir yöntem olarak kullanıldığı görülmüştür.

  9. Nâbî'nin Münşeâtında Biyografik Bilgiler Biographical Accounts In Nabi’s Munsheat

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halil İbrahim HAKSEVER

    2013-03-01

    Full Text Available An eminent representative of erudite poetry, Nabi is compiled several prosal and poetic works. Born in Edessa, he had been to Istanbul before living for a long time in Aleppo. He turned back toIstanbul and died there at the age of 70. He has been remembered for afamous and wise poet. Among his works, his Munsheaat, whichincludes monobiographical accounts about his life, is a significant book.His letters mostly written to his friends especially in Aleppo gives usbrief accounts and clues about literary aspects of his personality.Analysis of these letter helps us to have knowledge about his relationswith the bureaucracy elites around him and the civil servants on theone hand; his expectations, his appointments, difficult life conditions helived in. In these letters, there are some remarks about the problemsrelated to official institutions of his time, civil unrest in some regions.There are also mention of some of his appointments, official duties,psychological problems he suffered from, his endeavours to send hisworks to the officials and friends. In this article, using the publishedversion of the Munsheat, we will try to quote and analyze some parts ofthese letters. We will also quote and discuss some passages giving usinformation about Nabi, his ideas and observations. Hikemî şiirin büyük temsilcisi Nabî, manzum mensur birçok eserin sahibidir. Urfa’da başlayan hayatı İstanbul’da devam etmiş, çeşitli memuriyetlerde bulunmuş, uzun yıllar Halep’te yaşamıştır.Uzun gurbet hayatından sonra tekrar İstanbul���a dönmüş, yetmiş yaşını aşmış olarak itibarlı, şöhretli, hikmetli bir şair kimliğiyle hayata veda etmiştir.Yazdığı eserler arasında, hayatına dair kendi kaleminden aktarma bilgiler bulunan Münşeatı önemlidir. Daha çok İstanbul dışında -özellikle Halep’te- iken dost ve tanıdıklarına yazdığı çeşitli konulardaki mektupları, Nabi’nin sosyal ve edebî hayatına dair k

  10. An Evaluation on Library Cooperation in Turkey Türkiye'de Kütüphanelerarası İşbirliği Üzerine Bir Değerlendirme

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Emin Küçük

    2004-06-01

    ütüphaneler, derme geliştirmede, kataloglamada, kendi dermelerinde bulunmayan kaynaklara erişim sağlamada, kaynaklarını kullanmada, işbirliği olarak adlandırabileceğimiz ortak çalışmaları gerçekleştirmektedirler. Cumhuriyet dönemi işbirliği çalışmalarını değerlendirmeyi amaçlayan bu çalışma kapsamında, ülkemizdeki kütüphanelerarası işbirliği uygulamaları tarihsel, işbirliğini yönlendirici örgütler ve potansiyel uygulama alanları perspektifi içinde ele alınmıştır. Mevcut durumu saptamak amacıyla, Milli Kütüphane, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, ULAKBİM, Ankara'da bulunan özel kütüphaneler, okul kütüphaneleri, Milli Eğitim Bakanlığı, üniversite kütüphaneleri, konsorsiyumlar ve meslek derneklerinin çalışmaları incelenmiş, yapılan görüşmeler sonucu ve literatürden elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, son yıllarda işbirliği çalışmalarının hız kazandığı, elektronik kaynakların sağlanmasına yönelik iki konsorsiyumun ortaya çıktığı, üniversite kütüphaneleri arasında belge sağlamada işbirliği projelerinin başlatıldığı ancak işbirliğinin diğer alanları olan toplu katalogların hazırlanması, bibliyografik bilgi paylaşımı, otorite dizinlerinin geliştirilmesi gibi alanlarda başarısız olunduğu, üniversite kütüphaneleri dışında kalan kütüphanelerde işbirliğinin olmadığı, kurumların konuyla ilgili "ortak aklı" ve dolayısıyla bilgi, kaynak paylaşımının, planlama ve örgütlenme becerisini geliştiremediği görülmüştür. Kaynak, mevzuat, alt yapıdaki yetersizlikle nedeniyle, ortaya atılan projelerin sürekliliğinin sağlanamamış, hepsinden önemlisi işbirliği çalışmalarının temelini oluşturan adanmışlık ilkesinden yoksun olması, çalışmaların sürdürülebilirliğini ve yeni işbirliği çalışmalarının doğmasını engelleyen nedenler olarak karşımıza çıkmaktadır.

  11. Üniversite Kütüphanelerinde Kişisel Verilerin Korunması=Protection of Personal Data in University Libraries

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Türkay Henkoğlu

    2015-05-01

    Full Text Available Güvenilir bilgiye erişim ve büyük ölçüde elektronik ortamda saklanan mevcut bilginin korunmasına yönelik ihtiyaçların arttığı günümüzde, korunacak bilgi varlıkları içinde kişisel veriler önemli bir yer tutmaktadır. Bu bilgi varlıklarının korunması hukuksal, teknik ve idari boyutların dikkate alındığı bilgi güvenliği politikalarının gücü ile mümkün olabilmektedir. Bu çalışmada, kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel ilkeler ve hukuksal düzenlemeler çerçevesinde üniversite kütüphanelerindeki mevcut durum değerlendirilerek, eksikliklerin giderilmesine yönelik önerilerde bulunulmuş ve bilgi güvenliği kültürünün oluşmasına katkı sağlanması hedeflenmiştir. Bu amaçla Ankara’da bulunan 15 üniversite kütüphanesini kapsayacak şekilde görüşme yoluyla anket uygulanmış ve alınan bilgi güvenliği önlemleri mevcut hukuksal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda; yasal düzenlemelerin yeterli ve önleyici nitelikte olmadığı, üniversitelerde kişisel verilerin korunmasına ve verilerin güvenli olarak imha edilmesine ilişkin politikaların bulunmadığı, risk yönetiminin yapılmadığı, üniversite birimleri arasında sorumlulukların paylaşılmadığı, kişisel verileri işleyen personele veri korumaya ilişkin bilinçlendirme eğitimi verilmediği ve kişisel verileri işleyen birimlerin hangi verilerin kişisel veri olduğu konusunda dahi tereddütlerinin bulunduğu görülmektedir./Today, with the significant increase in the need for the access to reliable information andfor the protection of available information stored electronically; personal data has becomeone of the most important information assets that must be protected. The protection of theseinformation assets is only possible with the power of information security policies including legal,technical, and administrative dimensions. In this study, current situation of

  12. Öğretmenlerin Akademik Erteleme Davranışı İle Teknoloji Kullanım Özellikleri Arasındaki İlişki The Relationship Between Academic Procrastination And Technology Usage Of Teachers

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gonca KIZILKAYA CUMAOĞLU

    2012-12-01

    Full Text Available There are a lot of factors that affect the professional developmentof teachers. The academic procrastination and technology is the subjectof this research. The purpose of this research is identifying thetechnology usage and academic procrastination levels and investigatingthe relationship of technology usage and academic procrastination. Thisdescriptive study is conducted with teachers (115 of two schools inIstanbul by survey method. Data are collected with two tools for thestudy. One is procrastination scale which is developed by Aitken (1982and adapted to Turkish by Balkıs (2006 and the other is technologyquestionnaire (12 questions. SPSS 16.0 programmer was used inanalyzing the data. Pearson correlational analysis was used toidentifying the relationship of variables and t test, ANOVA was used inidentifying the significant difference between the variables. Determiningthe answers of teachers on questionnaire items mean and standarddeviation are used. The academic procrastination levels of teachers wasfound in middle level ( X =52,63 and there is no significant differencewas found between gender, branch, course load and academicprocrastination while their procrastination level was differentiaterespect to following agenda (p Öğretmenlerin mesleki gelişimlerini etkileyen pek çok etmenbulunmaktadır. Bu etmenlerden teknoloji kullanımı ve akademikerteleme davranışı bu araştırmanın konusudur. Bu araştırmanın amacıöğretmenlerin akademik erteleme ve teknoloji kullanım düzeylerininbelirlenmesi ve akademik erteleme davranışı ile teknoloji kullanımıarasındaki ilişkinin incelenmesidir. Betimsel çalışma olan bu araştırma,tarama (survey modeli ile İstanbul ilinde bulunan iki okulda çalışan115 kişilik bir öğretmen grubu üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanınverileri Aitken (1982 tarafından geliştirilen, Balkıs (2006 tarafındanTürkçe’ye uyarlaması yapılan Erteleme Eğilimi Ölçeği (α = .89 ve 12

  13. Liselerde Madde Bağımlılığı – Mevcut Durum ve Önerilere İlişkin Okul Müdürleri ve Öğretmenlerin Bakış Açıları Opinions of Schoolmaster and Teachers on Drug Addiction – Present Situation and on Advices in Secondary Schools

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yasemin KUBANÇ

    2013-03-01

    bulunan liselerde görev yapan okul yöneticileri ve rehber öğretmenleriyle görüşülmüş ve öğrencilerinin uyuşturucu kullanımına ilişkin bakış açıları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda yöneticilere ve rehber öğretmenlere 10 açık uçlu soru yöneltilmiştir. Verilerin analizi ile elde edilen bulgularda uyuşturucuya başlama nedeninin daha çok ailevi nedenlerden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Arkadaş grubu, çevre, medya, diğer etkili görülen unsurlar içerisindedir. Okullarda en çok esrar, eroin ve ecstacy kullanılmakta ve öğrenciler uyuşturucu maddeyi, okul dışında ara sokak satıcılarından, internet kafelerden ve okul içinden temin edebilmektedir. Uyuşturucu kullanımı konusunda kız ve erkek öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Çözüm yolları olarak, aile, eğitim ve devlet politikaları önde gelen unsurlar olarak göze çarpmaktadır.

  14. Seyyid Vehbi'nin Divanında Yer Almayan Bir Kasidesi The Kaside That Doesn’t Take Place In Divan Of Seyyid Vehbi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Haluk GÖKALP

    2013-03-01

    ıları üç başlıkta toplanabilir. İlk olarak mecmualar, içerdikleri zengin malzeme ile dönemin şiir zevkini yansıtırlar. Mecmua sayfalarını dolduran şiirler, nazire yazılacak kadar ya da şiir defterine kaydedilecek kadar beğenilen şiirlerin tespit edilmesini sağlar. İkinci olarak edebiyat tarihinde adı geçmeyen şairlerin tanınmasına yardımcı olur, üçüncü olarak ise yaşadığı dönemde ve sonrasında tanınan şairlerin bilinmeyen şiirlerini edebiyat araştırmacılarının istifadesine sunar. Mecmualar, divan sahibi olmayan şairlerin tanınmasına olanak sağlamanın yanı sıra tanınmış şairlerin divanlarının herhangi bir nüshasında yer almayan şiirlerinin edebiyat tarihine kazandırılmasında önemli rol oynar. Bu sayede divan şairinin tüm şiirlerini içeren mükemel divana bir adım daha yaklaşma imkânı doğar. Bu vesileyle biz de yazımızda şiir mecmualarının divan şiiri araştırmalarına katkılarını genel olarak değerlendirdikten sonra Topkapı Sarayı Kütüphanesinde bulunan Sıhhat-nâme ve Sûr-ı Hıtâna Müteallik Kasâid başlıklı şiir mecmuasında yer alan Seyyid Vehbî’nin “sıhhatnâme kasidesi”nin transkripsiyonlu metnini yayımlayacağız. Böylece on sekizinci yüzyılın önemli şairlerinden Seyyid Vehbî’nin otuz bir nüshaya dayalı divan neşrinde bulunmayan bir kasidesi literatüre kazandırılırken yeni bir sıhhatnâme metni araştırmacıların istifadesine sunulacaktır.

  15. Hekimlerin Ölümle Karşılaşma Sıklıklarına Gore Ötenazi Harkındaki Görüşlerinin Değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cem Uysal

    2014-07-01

    Full Text Available Giriş Ötenazi, tedavisi mümkün olmayan ve insanda acıma duygusu uyandıran bir rahatsızlığı bulunan kişinin acılarını dindirmek için hastanın talebiyle ya da iradesinin alına­madığı hallerde kanuni temsilcisi veya mirasçıla­rının izni ile icrai ya da ihmali bir davranışla, tıbbi yoldan hastanın hayatına son verilmesidir. Dünyada bir çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de ötenazinin her şekli suç olarak sayılmaktadır. Bu çalışmada; terminal dönemde durumu kötü olan veya sonu ölümcül olabilecek derecede hastalığı olan hastalarla ilgilenen hekimler ile sonu ölümcül derecede hastalıkları olmayanlar ile ilgilenen hekimlerin ötenazi hakkındaki görüşlerinin karşılaştırılmasını kapsamaktadır.   Materyal ve Metod Anket çalışmamız 2013 yılı içerisinde Dicle ve Gaziantep Üniversiteleri Tıp Fakültesi Hastanelerinde Temel Bilimler Bölümlerinde, hemodiyaliz, yoğun bakım ünitelerinde, hematoloji ve onkoloji servislerinde, dahiliye, pediatri, psikiyatri ve fizik tedavi kliniklerinde görev yapan hekimlere uygulanmıştır. 169 olgu cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sayısı, yaşadıkları aile tipi, çalıştıkları bölüm, ölümle karşılaşma sıklıkları, mesleki deneyimi, yatağa bağımlı bir yakınları olup-olmaması, kendilerine ve yakınlarına ötenazi isteyip-istememe görüşlerine göre incelenmiştir.   Bulgular Olguların çalıştıkları bölümler genel durumu ağır ve mortalitesi yüksek olan hastalarla karşılaşma sıklığına göre 3 alt grupta değerlendirilmiştir. Ankete katılanların 60 (%35.5’ı kadın ve 109 (%64.5’u erkektir. Olgularımızdan 105’i (%62.1 evli, 63'ü (%37.3 bekar, 1'i (%0.6 dul olduğunu belirtmiştir.  Ankete katılanların 85 (%50.3’i yaşına ve tanısına bağlı olarak ötenaziyi düşünebileceğini, 20 (%11.8 olgu kararsız olduklarını ve 64 (%37.9 olguda hangi durumda olursa olsun d

  16. Tanzimat Döneminde Kıbrıs Ticareti / Trade in Cyprus during the Tanzimat Period

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hasan Samani

    2017-09-01

    brıs’ta ticarî faaliyetleri konu edinmektedir.Tanzimat dönemi, sadece Osmanlı devletinin merkezi ve etkin bir idari mekanizma kurmak için bir çok yeni kurumun tesis edildiği bir dönem değil, buna paralel olarak Avrupa devletleriyle ticari ilişkilerde istikrarlı bir biçimde artış yaşandığı bir dönemdir de. Dolayısıyla bu idarî yeniden yapılanma süreci, artan ticarî faaliyetleri düzenleyip kolaylaştıracak yeni kurumlar ve mevzuatı da içermektedir. Dönemin bu dinamikleri Doğu Akdeniz ticaretinde önemli bir uğrak limanı konumunda bulunan Kıbrıs’ta da etkilerini hissettirmiştir. Bu bağlamda mevcut çalışmada Kıbrıs’ta ticarî faaliyetler çerçevesinde, ada ticaretine konu olan emtiânın neler olduğu, dışsatımda öne çıkan alıcı yabancı devletler ile bölge ülkelerinin hangileri olduğuincelenmiştir. Kıbrıs ticaretinde fââl olan yerli tüccar çalışmanın konu edindiği diğer bir başlık olmuştur. Son olarak Kıbrıs ticaretini artırmaya yönelik ıslahatlara değinilmiştir. Çalışma, Başbakanlık Osmanlı Arşivi Bâb-ı Ali Belgeleri ile genel literatürden yararlanılarak hazırlanmıştır. Sonuç olarak Kıbrısın ticaret hacmi dönem boyunca artış göstermiştir. Kıbrıs’ın dışsatımında şarap, harnup ve pamuk en önemli emtia olmuştur. Bazı emtiânın dışsatımı denetim altında tutulmuştur. Kıbrıs dış ticaretini büyük ölçüde elinde tutan tüccar gayrimüslimler olmuş, Müslüman tüccar ise ada dahilinde aktif olarak yabancı ve gayrimüslim tüccara mal tedarik eden kesimi oluşturmuştur. Tuzla (Larnaka ’da bir ticaret mahkemesinin kurulması, Lefkoşa-Tuzla şose yolunun yapımı ve tarihi Lefkoşa Panayırı’nın yeniden açılması Kıbrıs ticaretini canlandırmak için yapılan en önemli ıslahatlar olarak tespit edilmiştir.

  17. İkinci Dünya Savaşı Sırasında Yaşanan Gıda Sıkıntısı Ve Ekmek Karnesi Uygulaması Food Shortage And Pass In Bread During The World War II

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sabit DOKUYAN

    2013-07-01

    erçevesinde yürürlüğe giren ekmek karnesi uygulaması, vatandaşı çok az miktarda bir ekmekle yaşayabilmeye mahkûm etmiştir. Maddi durumu iyi olanların pek de etkilenmediği karne ile ekmek dağıtımı uygulaması, daha çok dar gelirlileri zorlamıştır. Devlet, memurunu ve askerini gıda temini konusunda olabildiğince korumaya çalışmıştır. Karaborsacılık en üst seviyelerde kendini göstermiş, kolay yoldan para kazanabilme yolları sıkça kullanılmıştır. Devlet, sıkıntılar karşısında almaya çalıştığı tedbirlerde beklenen başarıyı sağlayamamıştır. Yaşanan sıkıntılar savaşın sona ereceğinin anlaşılmasıyla birlikte bir miktar azalış gösterse de, gıda temini sıkıntısı savaş sonrası dönemde de devam etmiştir. Halk, çektiği yoklukların temel nedeni olarak iktidarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi’ni görmüş ve 1950 yılında yapılan seçimlerle bu partiyi iktidardan uzaklaştırmıştır. Bu çalışma içerisinde; 1942–1946 yılları arasında yürürlükte olan ekmek karnesi uygulamasının gerekçeleri, uygulama şekilleri, yürürlük sürecinde gerçekleşen değişiklikler ve karne sisteminin etkileri değerlendirilmiştir.

  18. İşitme Yetersizliği Olan Öğrencilerin Eğitimlerinde Bilgisayar Destekli Kelime Öğretim Materyali Kullanımının İncelenmesi(Examination of the Use of Computer Aided Word Teaching Material for the Education of Students with Hearing Impairment

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hacer Keser

    2018-03-01

    Full Text Available Bu çalışmada, işitme yetersizliği olan öğrenciler için Mayer’in (2001 Türetimci Çoklu Ortam Öğrenme Kuramı’na dayalı bilgisayar destekli bir kelime öğretim materyalinin geliştirilmesi, uygulanması ve materyalin öğrencilere katkısının öğretmen görüşleriyle incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun yanında öğretmenlerden alınan görüşlerle işitme engelli okullarında yaşanan sorunlara ve çözüm önerilerine yer verilmiştir. Çalışma, Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan bir İşitme Engelliler Ortaokulu’nda öğrenim gören 27 öğrenci ve okulda görev yapan 14 öğretmen ile yürütülmüştür. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji yöntemi kullanılmıştır. Geliştirilen kelime öğretim materyali sınıflarda akıllı tahta aracılığıyla ve öğretmen gözetiminde sekiz hafta boyunca haftada bir ders saati olarak öğrencilerin kullanımına sunulmuştur. Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, geliştirilen kelime öğretim materyalinin öğrencilerin kelime bilgisini ve derse katılımını arttırdığı, okuduğunu anlamasını ve bilgiye ulaşmasını kolaylaştırdığı gibi olumlu sonuçlar ortaya çıkmıştır. Ayrıca araştırma sonucunda, öğrencilerin kelime öğrenmede yaşadıkları güçlüklerin çözümüne yönelik olarak bilişim teknolojilerinden yararlanılarak hazırlanacak görsel yönden zengin ve etkileşimli materyallerin kullanımı önerilmektedir. In this study, it was aimed to develop and apply a vocabulary teaching material based on Mayer's Cognitive Theory of Multimedia Learning for the students with hearing impairment and to examine the effect of the material on the students via the observations of the teachers. In addition to this, considering the opinions of the teachers, the problems experienced in the schools for the students with hearing impairment and the solutions for these problems are presented. The study was

  19. Almanca Derslerinde Metne Dayalı Dil Bilgisi Öğretiminin On Birinci Sınıf Öğrencilerinin Dil Bilgisi Başarısına Etkisi Impact Of Teaching Grammar Through Text On 11th Grade Students’ Grammar Achievement In German Lessons

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bülent KIRMIZI

    2013-09-01

    ığını belirlemektir. Öğrencilerin belirlenen dil bilgisi konularındaki becerilerini ölçmek amacıyla yirmi sorudan oluşan çoktan seçmeli bir test hazırlanmıştır. Çalışmanın evreni, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Adana’da bulunan iki farklı Anadolu Lisesinin 179 (deney grubu 89 ve kontrol grubu 90 on birinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmaya dâhil edilen ve aralarında Almanca dil bilgisi bakımından anlamlı bir fark bulunmayan Piri Reis Anadolu Lisesi kontrol grubu; Adana Anadolu Lisesi de deney grubu olarak alınmıştır. Çalışmanın başlangıcında her iki gruba ön test uygulanmıştır. Uygulama materyali olarak da Deney grubu öğrencilerine “Grammatik Geschichten” (Aral & Haase, 2011 kitabından, hedef dil bilgisi kurallarına uygun metinler olan “Mein Alptraum” ve “die Lüge” adlı okuma parçaları seçilmiş ve bunlara dayalı olarak etkinlikler hazırlanarak deney grubuna on iki saat süresince uygulanmıştır. Her iki gruba son test uygulanarak toplanan verilerin analizinde SPSS 11,5 programı kullanılmıştır. Elde edilen veriler, t-testi kullanılarak çözümlenmiş ve sonuç olarak, deney grubundaki öğrencilerin kontrol grubundaki öğrencilere göre daha başarılı oldukları tespit edilmiştir. Almancanın ikinci yabancı dil olarak öğretiminde metinlerden daha fazla yararlanılmalıdır. Gramer öğretiminde metin odaklı yöntemle diğer yöntemler karşılaştırılmalı ve öğrenciler üzerindeki etkileri araştırılmalıdır.

  20. MKE Kurumu Yapımı Tabanca Mermileriyle Yapılan Atışlarda El Üzerinde Kalan Atış Artıklarının Alevsiz Atomik Absorpsiyon Spektrofotometri Yöntemiyle Tespiti

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muhammet Can

    2005-04-01

    Full Text Available Ateşli silah kullanılan kriminal olaylarda ateş eden kişinin saptanması, olayın orijininin (intihar, cinayet, kaza açıklığa kavuşturulmasında büyük önem taşır. Ateş eden kişinin saptanması da esas olarak ateş eden el üzerinde kalan atış artıklarının tespiti ile olasıdır. Çalışmada, Makine Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından üretilen tabanca mermileri ile deneysel atışlar yapdarak Alevsiz Atomik Absorpsiyon Spektrofotometri cihazı kullamlmış, atış artıklarının kalitatif ve kantitatif olarak saptanması ve standartlarının oluşturulması amaçlanmıştır. Makine Kimya Endüstrisi Kurumu yapımı 7.65mm Browning ve 9mm Parabellum tipi tabanca mermileri ile sağ el, sol el ve her iki el tutuş pozisyonunda tek atış, iki atış ve üç atış şeklinde deneysel atışlar yapılmıştır. Türkiye'de atış artığı numunelerinin olay yeri inceleme ekiplerince yapışkan bantlarla alınıp gönderilmesi nedeniyle kıyaslanabilir sonuçlar elde edebilmek için; atış artıkları atış yapan kişilerin her iki elinin iç ve dış kısımlarından “surgical zincoxide tape" yapışkan bantlarla toplanmıştır. Yapışkan bantlardan atış artıklarını ayrıştırmada tüm örneklerde %5'lik HN03 kullandarak Alevsiz Atomik Absorpsiyon Spektrofotometri cihazı ile kapsül içeriğinde bulunan antimon, kurşun ve baryum düzeyleri kantitatif olarak analiz edilmiştir. Literatürle uyumlu olarak atış sayısının artması ile analiz sonucu elde edilen atış artıklarının miktarında lineer bir artış tespit edilmemiştir. Benzer şekilde, 7.65mm Browning tipi ile 9mm Parabellum tipi mermilerle yapılan atışlar sonucu analiz edilen atış artıkları miktarları arasmda çap artışına bağlı lineer bir artış saptanmamıştır. Çalışmada kullanılan atış artığı toplama ve analiz yönteminin, Türkiye'de inceleme için numunelerin yapışkan bantlarla gönderilmesi, kolay ulaşdır ve

  1. Tankerlerde Yükleme-Tahliye Operasyon Sisteminin Otomasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Murat H. A. ALTUN

    2015-12-01

    Full Text Available Tanker tipi gemiler için yükleme tahliye operasyonları en kritik operasyonlardır. (1 Gemi limanda iken çevre kirliliği, yangın ve patlama riski ile kaza sonucunda doğabilecek zararların büyük ölçeklerde olma olasılığı yükleme-tahliye operasyonlarını kritik hale getirmektedir. (2. Bu kazaların oluşmasındaki nedenlerin başında personelin üzerine düşen ağır iş yükü neticesinde oluşan aşırı yorgunluk gelmektedir.(3 Bu çalışmada, insan hatasını ve doğabilecek operasyonel riskleri en aza indirgemek için yükleme ve tahliye operasyonunun operatör tarafından belirlenecek kriterlere göre çalışan bir otomasyon sisteminin oluşturulması hedeflenmiştir. Bu sistemin oluşturulması için gemi stabilite formüllerinden yararlanılarak oluşturulacak bilgisayar programları kullanılacaktır. Oluşturulan bilgisayar yazılımı sayesinde geminin kargo ve balast tanklarında bulunan mevcut değerler belirli aralıklarla ölçülüp operatör tarafından belirlenen trim, meyil, kargo akış miktarı, basınç ve geminin intakt stabilite kriterleri hiçbir safhada aşılmadan operasyon gerçekleştirilebilecektir. Sistem, otomasyon sistemine bağlı olan kargo ve balast tanklarının valflerini belirlenen kriterlere bağlı kalarak ayarlamaktadır. Tüm bunları yaparken girilen kargo akış miktarı ve basınç değerlerine bağlı olarak kargo pompasının cinsine bağlı olarak devir sayısını ayarlayabilmektedir. Otomasyon sistemi emniyet açısından beklenmedik durumlarda alarm vererek operatörü uyarmaktadır. Alarm sistemi meyil, basınç, intakt stabilite, akış miktarı ve trim değerleri için farklı olarak ayarlanmakla beraber operatörün belirleyeceği periyotlarda susturulmaması neticesinde genel alarm devreye girecek şekilde tasarlanmıştır. Ayrıca geminin fribord ve draft değerleri arasındaki fark hesaplanarak geminin ne kadar yükseldiği ve alçaldığı hesaplanmaktadır. Yap

  2. Köy Edebiyatı Ve Türk Edebiyatında Köye “İçerden” Bakış Doğuşu, Etkileri, Sonuçları Village Literature And An “Emic Look” At The Village In Turkish Literature: Its Birth, Effects And Results

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erol ÇANKAYA

    2013-07-01

    . Therefore, these works can be valued associological documentsas well as literary pieces. This movement notonly conveyed the reality of the village from first hand as a mainstreamuntil 1970s in Turkish literature, but also affected the non-ruralauthors’ interest in the village reality. Türkiye’de modern edebiyat 1839’da Tanzimat hareketi ile başlamakla beraber, uzun yıllar İstanbul merkezli kalmış, Anadolu’ya açılamamıştır. Anadolu’nun Türk edebiyatındaki varlığının ancak Türkçülük akımına bağlı olarak ortaya çıktığı görülür. Bu süreçte aydın, hem halktaki milli kültürü özümsemek ve hem de köyü canlandırmak gibi ikili bir görevle halka, köye gitmek durumundadır. Yeni Türkiye’nin kuruluşuyla, edebiyattaki bu yönelişin hızlandığı görülmektedir. Ne var ki Halkevleri kanalıyla sürdürülen bu Halka Doğru hareketi büyük ölçüde “turistik” kalmış, kentli aydının köyde yaptığı “piknik” olmaktan kurtulamamıştır. Cumhuriyetin “sınıfsız Halkçılık” ilkesinin sonucu olarak bu hareket romantik bir Köycülük hareketi olmaktan öteye gidememiştir. Bu edebiyat, büyük ölçüde, köyü ziyarete gelen kentli aydının “ordaki köy”e “dışarıdan bakış”ının eseri olmaktan öteye gidememiştir.Bu yapının ancak, Cumhuriyet döneminde Anadolu insanının, eğitim olanaklarına kavuşması, bir kısmının yazar olmaya başlamasıyla değiştiği görülür. Bu noktada ise 1940’larda faaliyette bulunan Köy Enstitüleri önemli rol oynamıştır. Köy Enstitüleri’nde eğitim gören on binlerce gençten kimilerinin yazar olacağı bir süreç başlamıştır. Bunların ilk örneği Mahmut Makal ve Bizim Köy (1950 adlı yapıtıdır. Bizim Köy ile başlayan bu yöneliş, Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Başaran, Dursun Akçam vb. Köy Enstitüsü mezunu köy kökenli gençlerin edebiyata girişleriyle güçlenerek bir “köy edebiyatı”nın oluşmasını sa

  3. Hilye-i Şerife’nin Dinî, Edebî ve Estetik Boyutları Religional, Literatural and Aesthetical Dimensions of Hilyah

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih ÖZKAFA

    2012-09-01

    şlerdir. Türk-İslam kültür ve medeniyetinde ise Peygamber aşkı, edebiyata na’t, hilye; hat sanatına da hilye-i şerife gibi formlarla yansımıştır. Hat sanatında klasik hilye-i şerife kompozisyonunu ilk kez Hâfız Osman’ın (1642-1698 tertip ettiği bilinir. Dolayısıyla Hz. Peygamber (s.a.v.’in fiziksel özelliklerini ihtiva eden ve bütün İslâm coğrafyasında benimsenerek asırlardır yazılagelen hilye-i şerife levhasının hat sanatı tarihinde ilk kez İstanbul’da tertip edildiği kabul edilmektedir. Günümüzde de hilye-i şerife yazmayan veya farklı bir hilye tasarımı yapmayan hattat yok denilebilir. Hatta içinde hilye-i şerife bulunan bir evin yangın, deprem, hırsızlık vs. musibetlerden korunacağına inanıldığı için de bu levhalar, halk arasında büyük rağbet görmüştür. Sanatkârlar, bu sanat dallarını, muhabbetlerinin tezahür aracı olarak kullanmışlar ve estetik eserler ortaya koymuşlardır. Böylece çok zengin içeriğe sahip ve hepsi birbirinden farklı eserlerle, kültür tarihi renklilik ve çeşitlilik kazanmıştır. Bu makalede hilye-i şerife kültürünün edebiyata ve sanata yansımaları incelenmeye çalışılmıştır.

  4. Türk Dil Kurumu Kütüphanesi Yz. A. 210 Numarada Kayıtlı Lügat Mecmuası Üzerine Bir Değerlendirme An Assessment On Dictıonary Corpus Registered On Yz. A 210 Turk Dil Kurumu Library

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa ARSLAN

    2013-03-01

    Full Text Available In this study we mention dictionary corpuses that have not been studied much before. It is possible to find that dictionary corpuses in which some of the dictionaries memorized and studied as text books in medresseh are brought together in the same manuscript. Manuscripts found in Turk Dil Kurumu Library are fully sufficient in dictionaries and dictionary corpuses. In this paper the most voluminous one is chosen and studied. Dictionaries are specialised dictionaries and works written to teach Persian. Information about the context, sections and vocabulary is given. By comparing other works, controversial points are tried to be explained. Almost all of the dictionaries are between the line dictionaries written for educational purposes. Some of them contain Persian grammar sections. There are not editor names or compilation date in most of the dictionaries. It is detected that there is deficiency of definition, leaf number and classification in the corpus we study. It is also seen that a dictionary was not registered. In the light of the results, works and characteristics are evaluated. It will be useful for researchers and for the correction of the defective information in the library records. Bu yazıda, henüz üzerinde çok fazla çalışma yapılmayan “lügat mecmuaları” üzerinde durulmuştur. Medreselerde ders kitabı olarak okutulan ve ezberletilen sözlüklerden bir kaçının aynı yazma içerisinde bir araya getirildiği lügat mecmualarına kütüphane kataloglarında sıkça rastlamak mümkündür. Türk Dil Kurumu Kütüphanesinde bulunan yazma eserler içerisinde de bol miktarda lügat mecmuasının bulunduğu görülmüştür. Bu yazıda bu mecmualardan en hacimli olanı seçilmiş ve değerlendirilmiştir. Taranan mecmua içerisindeki sözlüklerin, Farsça öğretmek amacıyla yazılan eser ve konu sözlükleri olduğu görülmüştür. Bu sözlüklerin bölümleri, içeriği ve kelime hazinesi hakkında bilgi verilmi

  5. 25-27 Kasım 2015 Adli Toksikoloji Kursu Advances Updated in Forensic Toxicology Ardından

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nebile Dağlıoğlu

    2015-12-01

    şyeri uyuşturucu testi ile ilgili analizler bilim alanina ait çalışmalar biyokimya laboratuarları ve biyokimya ile sınırlı olamaz. Çeşitli bilimsel disiplinlerden deneyimli ve iyi eğitimli uzmanlar kombine güç olmalıdır. Sonuç olarak, Türk Hükümeti uyuşturucu ve uyuşturucu bağımlılığı ile mücadelede daha bilimsel, etkin ve güncel uygulamaları planlamalı ve yürürlüğe koymalıdır. Ayrıca uyuşturucu ve uyuşturucu bağımlılığı konusunda çalışmalar yapacak yetkinlikte ve yeterlilikte insan gücünü yetiştirmek üzere Türkiye Ulusal Uyuşturucu Enstitüsünü oluşturmalıdır. Bu uyuşturucu ve uyuşturucu bağımlılığı ile mücadelede daha bilimsel yöntemler kullanılarak ilerleme anlamı taşıyacaktır. Amerika Sağlık Bilimleri Enstitüleri bünyesinde bulunan Amerika Ulusal Uyuşturucu Bağımlılığı Enstitüsü’nün (NIH/NIDA genel yapılanması Türkiye Ulusal Uyuşturucu Enstitüsü için bir örnek olabilir. Not: Adli ve Klinik Toksikoloji Derneği –AKTOD (Society of Forensic and Clinical Toxicology-SoFoCT başkanlığını Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü’nden Doç.Dr. Serap Annette Akgür yapmaktadır. Dernek iletişimi için www.adlikliniktoksikoloji.org sitesine başvurabilirsiniz.

  6. Deşifre Şarkı Söyleme Eğitimine Yönelik Öğretim Metodu Önerisi A Recommended Teaching Method For Sight-Singing Education

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sevan NART

    2013-03-01

    şkilidir. Deşifre şarkı söyleme, sözlü bir müzikeserini ilk görüşte müzik yazısına uygun olarak doğrudan sözleriyleçözümleyerek seslendirebilme becerisidir. Mesleki müzik eğitimindemüziksel okuryazarlığın en üst basamağı sayılabilecek bu beceri müzikeğitimi alan her bireyin geliştirmesi gereken bir beceridir ve her bireydebelli düzeyde bulunan deşifre şarkı söyleme becerisi planlı, programlı,sistemli ve düzenli çalışmalarla geliştirilebilir.Ülkemizde deşifre okuma becerisini geliştirmeye yönelik özgünçalışmalar birkaç kaynak kitapla sınırlı bulunmaktadır. Deşifre şarkısöylemeye yönelik ise sistemli ve planlı hiçbir uygulama yapılmamakta,bilimsel araştırma ya da kaynak bulunmamaktadır. Yurt dışında ise1800’lü yıllardan bu yana deşifre şarkı söyleme öğretimine yönelik çoksayıda yayımlanmış kaynak bulunmaktadır ve pek çok yöntem başarılıbir şekilde uygulanmaktadır.Bu çalışmada deşifre şarkı söyleme öğretim materyali olarakönerilen metot, deşifre şarkı söyleme alanındaki bu kaynak eksikliğinigiderme düşüncesiyle yapılan doktora araştırmasında geliştirilip,uygulanmış özgün bir öğretim metodudur. Çalışmada deşifre şarkısöyleme için önerilen öğretim yöntemi ve öğretim sistemi ile deşifreşarkı söyleme öğretim programı ve materyallerinin oluşturulmasınailişkin açıklamalara yer verilmiştir. Söz konusu metot deşifre şarkısöyleme eğitimine yönelik Türkiye’de yazılmış “ilk” öğretim metoduniteliğini taşıdığından ve bu alanda yapılabilecek başka araştırmalara,eğitim-öğretim programlarına ve uygulamalarına yol gösterip kaynakoluşturması açısından önem taşımaktadır.

  7. Determining the Opinions of Preschool Teachers Regarding Inclusion

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emine Sema BATU

    2017-12-01

    analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları, katılımcıların kaynaştırma uygulamasına ilişkin olumlu görüşlere sahip olmalarına karşın kaynaştırma ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıkları yönündedir. Katılımcı öğretmenler bilgi eksikliklerinin kaynaştırma, özel gereksinim türleri ve özellikleri, etkili öğretim yöntemleri, uyarlama yapma ve benzeri konularda olduğunu belirtmişlerdir. Çalışmadan elde edilen bulgular alanyazında bulunan kaynaklarla karşılaştırılarak tartışılmıştır.

  8. ŞAH İSMAİL (HATÂYÎ DÎVÂNI’NIN MEVCUT NEŞİRLERİNDE KULLANILMAYAN YAZMA NÜSHALARI [UNUSED MANUSCRIPTS OF SHAH ISMAIL (HATAYİ DİVANI IN PRESENT PUBLICATIONS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muhsin MACİT

    2017-09-01

    Full Text Available Erdebil Tekkesinin şeyhi ve Safevî Devletinin kurucusu Şah İsmail (1487-1524, aynı zamanda Hatâyî mahlasıyla Türkçe şiirler söyleyen bir şairdir. Şiirleri Deh-nâme, Nasihat-nâme ve Dîvân-ı Hatâyî adlı eserlerinde toplanmıştır. Daha hayattayken divanı istinsah edilmiştir. Dîvân-ı Hatâyî’nin tespit edilen yirmi beş yazma nüshasının yanı sıra mecmua ve cönklerde yüzlerce Hatâyî mahlaslı şiir vardır. Yurt içinde ve yurt dışındaki kütüphanelerde bulunan Hatâyî Dîvânı nüshaları, mecmua ve cönklerdeki Hatâyî mahlaslı şiirler de ilave edilerek araştırmacılar tarafından Bakü, İstanbul, Napoli, Tebriz ve Tahran’da yayımlanmıştır. Mevcut neşirlerde Hatâyî Dîvânı’nın Berlin, Erdebil, İstanbul, Londra, Mezar-ı Şerif, Paris, Tahran, Taşkent, Tebriz ve Vatikan nüshaları kullanılmıştır. Hatâyî Dîvânı’nın on bir yazma nüshası mevcut neşirlerde kullanılmamıştır. Bu nüshaların bir kısmı çok önemli müstensih ve müzehhiplerin ürettiği yazmalardır. Bir kısmı da mevcut neşirlerde bulunmayan Hatâyî mahlaslı şiirleri ihtiva ettikleri için önemlidir. Ayrıntılı biçimde tanıtılacak olan bu nüshalar, ihtiva ettikleri farklı şiirler ve ketebe kayıtlarındaki veriler açısından Şah İsmail’in şairliğine dair mevcut bilgileri gözden geçirmeyi gerektirecek düzeydedir. Shah Ismail (1487-1524, the Erdebil Dervish Monastery’s Shaykh and the founder of Safavid Dynasty, is a poet who also writes Turkish poems under the pseudonym Hatayi. His poems were collected in his works named Deh-name, Nasihat-name and Divan-ı Hatayi. When he was alive, his divan was copied by many. In addition to the twenty-five manuscripts of Divan-ı Hatayi, there are hundreds of Hatayi poems in magazines and poetry books. By adding the poems under the psuedonym Hatayi, the copies of Hatayi Divanı in magazines and poetry books, found in the literature

  9. ENVIRONMENTAL AWARENESS AND SENSITIVITY IN AYTÜL AKAL’S CHILD BOOKS AYTÜL AKAL’IN ÇOCUK KİTAPLARINDA ÇEVRE BİLİNCİ VE DUYARLIĞI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hülya YAZICI OKUYAN

    2012-06-01

    olan aileden, eğitimcilere, yerel yönetimlerden vatandaşlara kadar toplumun her kesiminden ve her yaştan insana çok büyük sorumluluklar ve görevler düşmektedir. Çevre eğitimi sürecinde çocuk kitaplarının önemi yadsınamaz; çünkü yazılı ve görsel öğeleri, anlatım dilinin olanaklarıyla çocuğa göre olan bir kurgu içinde sunma başarısı gösteren çocuk kitaplarının en önemli yazınsaleğitsel işlevlerinden biri de çocuklara yaşam ve insan gerçekliğinin sezdirilmesidir. Bu çalışmada, Aytül Akal’ın ilköğretim dönemine yönelik çocuk kitaplarında, çevre eğitiminin önemli bir konusu olan çevre sorunlarına ne düzeyde yer verildiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş olup Aytül Akal’ın 4 çocuk romanı ve 31 masal kitabında bulunan toplam 64 çocuk masalı içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Yazarın incelenen kitaplarında hava, su, toprak ve gürültü kirliliğine yönelik çevre sorunlarına yer verdiği belirlenmiştir. Buna karşın kitaplarda flora-faunanın bozulmasına ve kültürel çevre sorunlarına yönelik bir ifadeye rastlanmamıştır.

  10. Hayat Bilgisi Dersi Kazanımlarının Değerler Eğitimi Açısından İncelenmesi Investigation of Life Science Objectives in Terms of Values Education

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cihat YAŞAROĞLU

    2013-09-01

    ekilde rol oynayabilir. Öğrenmelerin tesadüfe bırakılmaması için hazırlanan öğretim programlarında bu tür toplumsal sorunların çözümüne yönelik kazanımlar konulmalıdır. Erken yaşlarda gelişen tutumların kalıcı hale geldiği gerçeği dikkate alındığında, ilkokul derslerinin kazanımlarında ve içeriğinde değerler eğitimine yer verilmesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Mevcut programların kazanımlarının değerler eğitimi açısından incelenmesi, öğretmenlere tanıtıcı bilgiler sunabildiği gibi program geliştirme merkezlerine de veri kaynağı oluşturmaktadır. Bilişsel, duyuşsal ve devinişsel alanların hazırlanan eğitim programlarında yeterli ve dengeli bir şekilde dağılım sağlamasına dikkat edilmelidir. Bu bağlamda eğitim programlarında duyuşsal özelliklerin ne ölçüde yer aldığının bilinmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Hayat Bilgisi Öğretim Programı’nda yer alan kazanımlar, değerler eğitimi açısından incelenmiştir. Çalışma 2. Sınıf Hayat Bilgisi Öğretim Programı ile incelenen değerler ise 27 farklı insani değer ile sınırlandırılmıştır. Hayat Bilgisi 2. sınıflarda üç tema, temalarda toplam olarak 94 kazanım yer almaktadır. Çalışmanın sonucunda 33 kazanımı bulunan “Okul Heyecanım” temasında 15 kazanımın; 37 kazanımı olan “Benim Eşsiz Yuvam” temasında 9 ve “Dün, Bugün, Yarın” temasında ise 24 kazanımdan 7 kazanımın değerler ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca bütün kazanımlarda en fazla “sorumluluk” değerine en az ise “barış”, “şiddetsiz hayat” ve “ahlak” değerlerine yer verildiği belirlenmiştir. 10 değer ifadesine ise kazanımlarda hiç yer verilmemiştir. Çalışmanın sonuçlarına dayanılarak çeşitli öneriler sunulmuştur.

  11. XIX. Yüzyılın Sonu XX. Yüzyılın Başlarında Basra Körfezi’nde Uluslararası Hâkimiyet Mücadelesi International Struggle of Sovereignty in Persian Gulf at the End of the Nineteenth Century and the Beginning of the Twentieth Century

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Oktay KIZILKAYA

    2013-09-01

    will be reviewed. XIX. Yüzyıldan itibaren uluslararası arenada Basra Körfezi’nin önemi artmıştır. Körfezde, Osmanlı ve İran dışında Avrupalı devletlerin faaliyetleri dikkate değer bir hal almıştır. İlk aşamada Avrupalı devletler ticaret amacıyla gelmişlerdir. Körfezdeki ticaretin karlı olduğunu fark etmişlerdir. Bu nedenle, siyasi hâkimiyet kurmak amacıyla askeri faaliyetlerine hız vermişlerdir. Özellikle İngiltere’nin siyasi hâkimiyet sağlama konusunda ön planda olduğu görülmektedir. İngiltere’nin dışında, Almanya, Rusya ve Fransa’nın da körfez bölgesinde varlıklarını hissettirmek düşüncesinde olduğu anlaşılmaktadır. Rusya’nın körfez bölgesine bakışı Şark Meselesi doğrultusundaydı. Bu amaçla Ruslar, ileride hak talebinde bulunmak amacındaydılar. Bu nedenle zaman zaman Basra Körfezine savaş gemisi göndermek suretiyle kendilerine alt yapı oluşturmak istiyorlardı. Almanya ve Fransa ise ülkelerinde yayınladıkları hem askeri hem de sivil gazetelerde bölge üzerinde olan projelerini veya başka devletlerin planlarını açıklamaktan çekinmiyorlardı.Bölge üzerinde sömürge faaliyetlerinde bulunan bu Avrupalı devletlere karşı Osmanlı devlet de sınırlarını ve haklarını korumak amacıyla harekete geçmiştir. Bu doğrultuda, bölgede hâkimiyetini sağlamlaştırmak için kendine taraftar emir ve şeyhlerin merkezi otoriteden izinsiz Avrupalı devletlerle yapmış oldukları gizli anlaşmalar yapmamasını istemiştir. Daha önce yapılmış olan antlaşmaların hükümsüz olduğunu açıklamıştır. Ayrıca antlaşmaları yapan emir ve şeyhlerin buna yetkisi olmadığını vurgulamıştır. Basra Körfezinde kendisinin de varlığını hissettirmek amacıyla bölgeye devriye gemileri göndermiştir. Osmanlı Devleti bu durumu bölgede yapılan silah vb. kaçakçılık faaliyetlerini engellemek için yaptığını vurgulamıştır. Gerçekte ise Osmanlı Devleti, b

  12. Türkçe Söz Varlığı İçinde Türetme Gücü En Yüksek Yirmi Arapça Kök Üzerine Morfolojik Bir İnceleme A Morphological Study On The Twenty Arabic Roots Which Have The Hightest Derivation Power In The Turkish Vocabulary

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hamza ERMİŞ

    2013-09-01

    ل : ĥ-v-l”, “ع ر ف : ǿ-r-f”, “ع ل م : ǿ-l-m”, “ن ظ ر : n-ž-r”, “ج م ع : c-m-ǿ”, “ح ر م : ĥ-r-m”, “ح ق ق : ĥ-ķ-ķ”, “خ ص ص : ħ-ś-ś”, “س ل م : s-l-m”, “ظ ه ر : ž-h-r”, “ع م ل : ǿ-m-l”, “ق ب ل : ķ-b-l”, “ح س ب : ĥ-s-b”, “ح م ل : ĥ-m-l”, “و ل د : v-l-d”. Tespit edilen bu yirmi kökün her birine ait kelime aileleri Türkçe imlası, Arapça ve transkripsiyonlu yazımlarıyla birlikte tablolarda gösterilmiştir.Daha sonra bu kelimeler, Arapçadaki morfolojik özelliklerine göre tasnif edilerek sıklık sırasıyla tanıtılmıştır. Mastar kalıpları, buradaki kelime çeşitleri içinde en fazla örneği olan kelime grubu olarak tespit edilmiştir. İsm-i fâil kalıpları, mastarlardan sonra ikinci sırayı almaktadır. Çoğul kalıpları, ism-i fâil kalıplarından sonra üçüncü sırayı almaktadır. Diğer kalıplar ise sırasıyla şunlardır: İsm-i mef‘ûl kalıpları, ism-i mensûblar, yapma mastarlar, mansûb hâlde bulunan kelimeler, ism-i zaman ve mekân kalıbındaki kelimeler.

  13. Kazakistan Sovyet Cumhuriyeti Örneğinde Edebiyat Eğitimi ve İdeoloji Literature Education and Ideology - Case of the Soviet Republic of Kazakhstan

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bahadır GÜCÜYETER

    2012-12-01

    üdahale alanında bulunan ve toplumu istedikleri şekilde yönlendirebilecekleri en önemli araçtır. Toplumun gideceği yöne karar verenler belirledikleri yön doğrultusunda toplumdaki bireylerin düşünce yapısını tayin etmek için eğitim sistemlerini kurgularlar. Bu kurgu okullarda okutulacak dersler, kullanılacak kitaplar, yararlanılacak kaynaklar gibi pek çok unsuru içerisinde barındırmaktadır.Edebî yapılanmaların kurgulanması ise biraz daha zor ve karmaşık bir süreci ihtiva etmektedir. Bu kurgunun hayata geçirilmesi için ya mevcut edebiyatçıların düşünce yapısının ideolojik sistemin istediği şekle dönüştürülmesi ya da bu sistemi benimseyen bir edebiyatçı grubunun teşvik edilerek yetiştirilmesi gerekmektedir.Sovyetler Birliği döneminde edebî yapılanmanın kurgulanması için bahsedilen bu yöntemlerin her ikisi de kullanılmıştır. Birtakım yazarlar ve şairler desteklenirken belli bir grup ise dışlanarak ötekileştirilmiş, hatta ortadan kaldırılmıştır. Yeni kurulan bu yapılanmanın içerisinde sistemin dışına çıkan veya sisteme muhalefet eden herhangi bir unsur varlığını devam ettirememiştir. Edebî üretimi bu şekilde kurgulayan ideolojik yönetim, yeniden üretimi sağlamak için edebiyat eğitimini de yeni kurulan bu edebiyat çerçevesinde kurgulamıştır.Kazakistan Sovyet Cumhuriyeti’nde uzunca bir süre okutulan lise 10. sınıf Kazak Sovyet Ädebiyeti ders kitabını bu kurgusal planlama perspektifinden ele alan çalışmamız, Sovyetler Birliği yönetimi tarafından edebiyat eğitiminin ne ��ekilde ideolojik bir hâle getirildiğini ortaya koymaktadır.

  14. Prof Dr İhsan Sarıkardaşoğlu’nun Ardından

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tarık Gündüz

    1999-04-01

    Full Text Available Adli tıp camiası değerli bir hocasını daha kaybetmenin acısını taşıyor. Hocamız Prof. Dr. İhsan Sarıkardaşoğlu 25 Temmuz 1999 günü kalp krizini bahane ederek aramızdan ayrıldı. Prof. Dr. İhsan Sarıkardaşoğlu 5 Şubat 1925’de Sivrihisar’da doğmuştur. İlkokulu Sivrihisar’da, orta ve lise öğrenimini Eskişehir lisesinde, yüksek öğrenimini ise İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamıitır. 1952’de Sivrihisar Belediye Tabipliği, 1953’de Cide ilçesi Hükümet Tabipliği, 1954 ve 1955 yılları arasında da Alay Başhekimliği görevinde bulunmuştur. 1955 yılında Adli Tıp ve Ruh Hastalıkları dalında ihtisasa başlamış, Morg ve Toksikoloji Laboratuvar- ları, Balistik, Grafoloji ve Psikiyatri bölümlerinde çalışarak, 1958 yılı başında Adli Tıp ve Ruh Hastalıkları uzmanı olarak Eskişehir Adli Tabipliği’ne atanmış, 13 Kasım 1962’de üniversite doçenti olmuş ve Kasım 19ö8’e kadar Eskişehir’deki görevinde kalmıştır. Bu süre içinde esrar ve esrarkeşler, uyuşturucu maddeler, toksikomanlar, eroinmanlar üzerinde araştırmalar yapmış, on bine yakın ölü muayenesinin, iki binden fazla otopsisini bizzat yaparak adalete ışık tutmuştur. 1968 yılında Eskişehir’de açılmış bulunan Eczacılık Özel Yüksek Okulu’nda yönetici ve öğretim üyesi olarak görev yapmış ve bu okulların 1971’de devletleştirilmesi üzerine Eskişehir İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ne bağlanan Eczacılık Yüksek Okulu ile Kimya Mühendisliği Yüksek Okulu gündüz ve gece bölümlerinin Müdürlük görevini üstlenmiştir. Eczacılık Yüksek Okulu’nda İnsan Anatomisi, Toksikoloji, Deontoloji ve Eczacılık Tarihi derslerinin öğretim üyeliği görevini yapmıştır. 1971- 1979 yılları arasında her iki okulda 13 eğitim laboratuvarı kurmuş, 660 eczacı, 710 kimya mühendisinin yetiştirilmesinde emeği geçmiştir. 1982 yılında Profes

  15. Bir Ritüel Pratiği Üretme Denemesi: Şeyh Gâlib İçin Düzenlenen İlk İhtifal An Attempt To Produce A Ritual Practice: The First Memorial Ceremony Held For Sheik Ghâlib

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayşe DEĞERLİ

    2013-07-01

    . Osmanlı Devleti’yle ve Mevlevilikle iyi ilişkiler içinde bulunan bir ailede dünyaya gelmiştir. İlköğrenimini babasından görmüş; değişik hocalardan Arapça ve Farsça dersler almıştır. Şeyh Gâlib’in yetişmesinde o dönemin edebiyat, musikî ve tasavvuf mektebi mahiyetinde olan mevlevîhanenin rolü büyüktür. Divan şiirinin son büyük şairi olarak kabul edilen Şeyh Gâlib, Mevlevi kişiliği ve güçlü şairliği ile kendisinden sonra gelen nesilde büyük bir etki bırakmıştır. Buna rağmen Osmanlı Devleti zamanında Şeyh Gâlib’i anmak adına düzenlenen ilk tören, onun ölümünden 113 yıl sonrasına tarihlenmektedir.Din ve toplumsal tarih araştırmalarında merkezî bir konumda olan törenler, kültürel dinamiklerin analizinde önemli odak noktalarından biridir. Ritüeller devamlılık gösterip tekrarlanırsa, uygulama törensel bir nitelik kazanır. Bu nedenle Şeyh Gâlib adına dönemin önde gelen kimselerinin öncülüğünde ve belirli bir program dâhilinde hazırlanıp icra edilen; padişahın da desteğini alan ilk anma töreni “ritüeli törenselleĢtirme”ye yönelik bir girişim olarak kabul edilebilir. Toplumların ve özellikle yönetimlerin, insanlara verdikleri önemle ölçülür hale geldikleri düşünülecek olursa, Şeyh Gâlib’i anmak için düzenlenen ilk ihtifal dikkate değer bir girişimdir. Bu çalışmada dönemin kaynakları temel alınarak, ilk anma töreni ayrıntısı ile incelenecektir.

  16. Osmanlı Devletinin Son Yıllarında Ağnam Vergisine Yapılan Zamlar Rise In Ağnam (Sheep Tax In The Recent Years Of Ottoman State

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ünal TAŞKIN

    2013-07-01

    ılık faaliyetlerinde bulunan her reaya,beslediği hayvanın cinsine göre belirli oranlarda ödemeler yapardı.Devletin klasik döneminde ağnam olarak bilinen koyun ve keçi vergisi,sonraki dönemlerde daha genel bir anlam kazanmış ve düzenlemeleretabi tutulmuştur. Osmanlı Devleti’nin XVII. yüzyılından itibarenmukataa adı verilen ve önceden belirlenmiş bir miktarı ifade eden usulletoplanmaya başlanmıştır. Ağnam Mukataası denilen bu gelir, merkezhazinenin önemli bir gelir kalemi haline gelmiştir. XIX. yüzyıldanitibaren aynî olarak alınma usulü terk edilerek çeşitli adlarla yüklenenek resimler de kaldırılmıştır. Ağnam Mukataası ise, yeniteşkilatlandırılan Ağnam Müdürlüğü’ne dönüştürülmüştür.Vergi miktarı olarak belirlenen fiyat, koyun fiyatlarındaki bölgeselfarklılıktan dolayı devletin bazı bölgelerine ağır gelmiştir. Bu sebepten,XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yapılan düzenlemeyle her koyunve keçinin sütü ve yapağısının bölgelere göre ne kadar gelir sağladığıtespit edilmeye başlanmıştır. Mahalli idarelerce ayrı ayrı tespit edilen bumiktarlar değerlendirilerek, vergi oranı merkezde belirlenmiştir.XIX. yüzyılın sonlarına doğru, vergi miktarlarının arttırılması halküzerinde olumsuz etkiler yarattığından yeniden düzenlenmesi yolunagidilmiştir. Devletin içinde bulunduğu sosyal durum, mali kaynakyaratma endişesi ve birtakım siyasi hadiseler, ağnam grubu olarakadlandırılan vergilerin tahsilinde değişikliklere sebep olmuştur. Buçalışmamızda Osmanlı Devleti’nin bütçe açığını gidermeye yönelik, enönemli kaynaklardan birisi olarak kabul edilen ağnam vergisine yapılansekiz katlık zam incelenecektir.

  17. Üç Dostun Birlikte Meşki: Nev’î, Bâkî ve Muradî’nin Nazireleşmeleri Joint Meşk (Exercıse Of Three Fellows:Nazire (Mutual Imitation Of Nev’î, Bâkî And Muradî

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yaşar AYDEMİR

    2013-03-01

    şılar. Divan edebiyatında şairin yetişmesinde önemli rol oynayan uygulamaların başında meşk geleneği gelir. Şairler, nazire sayesinde dile ve geleneğin bütün üsluplarına aşina olurlar. Bir tür egzersiz görünen nazire sayesinde herhangi bir şairin şairlik serüvenini takip edebildiğimiz gibi bir bütün olarak şiirin gelişimini, aşamalarını da takip edebiliriz.Bâkî ve Nev’î aynı dönemde yaşamış, eğitim öğretimleri ve şairlik serüvenleri aynı çevrede geçmiş iki dost şairdir. Şairlik açısından verimli oldukları dönemde kendisi de divan tertip edecek kadar şiirleri bulunan Sultan III. Murad hükümdardır. Bu üç şairin biri birilerinin şiirlerine nazireleri vardır. Çalışmamızda bir mecmuadan hareketle adı geçen şairlerin yazdıkları nazireleri ve nazirelerinin boyutları ele alınacaktır. Ayrıca Nev’î ve Muradî divanları üzerine yapılan çalışmalarda yer almayan kimi şiirler de ilk defa bu yazımızda kendisine yer bulacaktır.Kaynaklar nazire kavramını geniş bir yelpazede değerlendirmektedirler. Aynı durum incelenen mecmuada da karşımıza çıkmıştır. Derleyenin nazire gösterdiği metinlerin bu geniş yelpazenin neresine düştüğünü de okuyucu ile paylaşmak istedik. Bu amaçla nazire gösterilen şiirleri belli başlıklar altında işlemeyi uygun bulduk. Nazire yazan ve kendisine nazire yazılan şairleri belirterek zemin şiir ile nazirenin boyutlarını ortaya koymaya çalıştık.

  18. THE EFFECT OF 4+1 PLANNED WRITING AND EVALUATION MODEL TO DEVELOP THE ATTITUDES OF PRESERVICE TEACHERS AS TO WRITTEN EXPRESSION AND THEIR WRITING SKILLS 4+1 PLANLI YAZMA VE DEĞERLENDİRME MODELİNİN ÖĞRETMEN ADAYLARININ YAZILI ANLATIM TUTUMLARINI VE YAZMA BECERİLERİNİ GELİŞTİRMEYE ETKİSİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halit KARATAY

    2011-09-01

    ında yazılı anlatım derslerine yer verilir. Bu derslerde yapılan yazılı anlatım etkinliklerinde genellikle öğrencilere yazma ürünlerinin niteliği ile ilgili yeteri kadar dönüt verilmez ve yazma süreci belli aralıklarla öğretmenler tarafından gözden geçirilerek öğrencilere dönüt verilmediği için doğrusal ilerler. Bu geleneksel yazma eğitimi anlayışında öğrencilerin yazma ürünlerinin şekilsel özellikleri; yazının okunaklığı yazım ve noktalama kurallarının doğru kullanılıp kullanılmadığı önemlidir. Oysa iyi bir yazma ürünü ortaya koymak iyi tasarlanmış, belli aralıklarla izlenerek yönlendirilmiş bir yazma süreci ile elde edilebilir. Sürece dayalı yazma eğitimi çalışmalarında öğretmenler, öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini geliştirmek için yazma sürecinin belli aşamalarında yazılarının gelişimleri hakkında onlara dönütler verir. Yazma sürecinin bir aşamasını tamamlamadan diğer aşamaya geçmelerine izin vermez, nerede, neyi, eksik yaptıklarını göstererek yazma süreci hakkında bilişsel farkındalık edinmelerini sağlar. Bu araştırmada, hazırlık, plan, düzenleme, düzeltme ve yayınlama aşamalarını içeren sürece dayalı 4+1 Planlı Yazma ve Değerlendirme Modelinin öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini ve yazılı anlatıma karşı tutumlarını geliştirmeye etkisi incelenmiştir. Çalışma ön test-son test kontrol gruplu deneysel modelde desenlenmiştir. Batı Karadeniz’de bulunan iki üniversitenin Türkçe öğretmenliği 1. sınıfları araştırmada örneklem alınmıştır. Sürece dayalı 12 haftalık deneysel uygulama sonunda 4+1 Planlı Yazma ve Değerlendirme Modelinin öğretmen adaylarının hem yazılı anlatım becerilerini hem de yazılı anlatıma karşı tutumlarını anlamlı düzeyde geliştirdiği belirlenmiştir.

  19. Allah’ın Varlığını Aklen Bilmeye İlişkin Mâtürîdî'nin Gâye ve Nizam Delili / The Argument of “Hikmah and Tadbir” to Prove The Existence of God According to al-Maturidi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatma Aygün

    2015-05-01

    Full Text Available Öz Mâtürîdî İslâm düşünce tarihinde önemli bir yere sahip bulunan düşünürlerden biridir. Öyle ki Mâtürîdî (333/944 Ebû Hanîfe geleneğinin en güçlü simasıdır ve Ehl-i Sünnet kelâmının kuruluşunda en büyük paya sahiptir. Mâtürîdî'nin düşüncesinde "hikmet" ve "tedbîr" kavramları çok önemli bir yere sahiptir, o Allah'ın varlığını bilmek için hikmet ve tedbîr terimleriyle ilşkilendirdiği gâye ve nizam delilini kullanmıştır. Ayrıca o kötülük (şer olarak gördüğümüz şeyler dahil var olan tüm şeylerin "hikmet"in bir tezahürü olarak ortaya çıktığından bahsetmiştir. Mâtürîdî'nin düşünce sisteminde Allah'ın varlığı bilmek için kullanılan teleolojik delil ki doğadaki düzenlilik, güzellik ve tedbirin gözlemlerinden, analojik veya endüktif muhakemenin bazı türleri aracılığıyla ilerler, sonuç olarak bunlar bir tasarımcının (Allah işi olmalıdır. Bu Makalede gâye ve nizam delili ile ilgili Mâtürîdî'nin evrendeki düzeni ispat etmeye yönelik ortaya koymuş olduğu argümanlar ayrı başlıklar halinde ele alınmış ve tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kelâm, Mâtürîdî, Allah'ın Varlığının Delilleri, Hikmet, Tedbîr, Gâye ve Nizâm Delili (Teleolojik Delil. The Argument of “Hikmah and Tadbir” to Prove The Existence of God According to al-Maturidi Abstract Al-Maturidi is one of the foremost and most important thinkers in the history of Islamic thought. So that al-Maturidi (333/944 is the most powerful figure in Ebû Hanîfe School and has the biggest share in the establishment of Followers of Sunnah kalam. The "hikmah" (wisdom and "tadbir" (order concepts are very important terms in the thought of al-Maturidi. He used the argument of “aim and order" (teleological argument -that he links with the term hikmah and tadbir- to prove the existence of God. He also stated that all things, including even the bad things (malignity, come

  20. Ekonomik Büyüme ve Çevresel Vergilerin Emisyon Miktarına Etkileri / The Effect of Economic Growth and Environmental Taxes On Quantity of Emissions

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hakan Akar

    2012-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada, daha müreffeh bir hayat yaşama gayesiyle gerçekleştirilen sınırsız üretim ve tüketim faaliyetlerinin, çevre tahribatı yoluyla tam aksi yönde etki yapıp yapmadığı incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın temel amacı, üretim ve tüketim faaliyetlerinin çevreye zarar vermesi durumunda, çevresel vergilerin bu tahribatı azaltmada etkili bir çözüm olup olamayacağı hakkında çıkarımda bulunmaktır. Çalışmanın problemi genelde çevresel bozulma, özelde de emisyondur. Öncelikle çevre ekonomisi başlığı altında çevre ile ekonomi arasındaki ilişki ortaya konulmaya çalışılmış, sonrasında analizimize hazırlık olması mahiyetinde emisyon, çevresel vergiler, GSYİH, kişi başına düşen milli gelir hakkında bilgi verilmiştir. İktisadi büyüme süreciyle çevresel bozulma arasındaki etkileşimi açıklarken Çevresel Kuznets Eğrisi (ÇKE ve Kirlilik Sığınağı Hipotezi veya Kirlilik Cenneti’nden faydalanılmıştır. Türkiye’nin de ÇKE ile uyumlu olduğu ve milli geliri reel olarak 4090 dolardan sonra çevreye verilen zararların azalacağı tespit edilmiştir. Ayrıca milli gelir hesaplamalarında da çevresel maliyetlerin hesaba katılması zaruretine değinilmiştir. Çevresel bozulmayla çevre vergileri arasındaki ilişki de çevresel vergi gelirlerinin toplam vergi gelirlerine oranlanarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Nitel analizlerimize temel teşkil edecek veriler Avrupa Çevre Ajansı, Avrupa Komisyonu ve Dünya Bankası’nın internet sitelerinden elde edilmiş, AB ve OECD ülkelerinin iktisadi büyüme, çevresel vergi ve emisyon hacimlerine ilişkin veriler arasındaki ilişki gözlemlenmeye çalışılmıştır. Buna göre; iktisadi büyüme, farklı gelişmişlik düzeylerine göre ülkeden ülkeye farklı çevre tahribatı sonuçları vermektedir. Çevresel vergilerin etkin bir şekilde vergi sistemlerinde bulunan ülkelerde ise, emisyon

  1. Sahra Tozunun Elemental Yapısının Bitkilerin Büyümesi Üzerindeki Göreceli Etkisinin İncelenmesi / Investigation of the Relative Effect of Sahara Dust's Elemental Structure on Plants' Growth

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayşe Nihal Yücekutlu

    2012-12-01

    kalitesine olan katkısı, yapısında bulunan kullanılabilir demir üretiminin fidelerin açılımını tamamlamış genç yaprak segmentlerinin klorofil miktarındaki artış grafikleri, fide uzunlukları artış grafikleri (Hewitt besin çözeltisi ve deiyonize su uygulamasına göre ve bitki örneklerinin gelişim evrelerinde alınan fotoğrafları sunulacaktır. Investigation of the Relative Effect of Sahara Dust's Elemental Structure on Plants' Growth In the process of atmospheric convection, Sahara Desert dust, originated from North Africa, is the most significant source of mineral aerosol. In this research, behaviors of the desert soil samples, brought from Sahara, inside the cloud were practiced under laboratory conditions they were simulated and the effects of certain types of bread wheat (Triticum aestivum L. and durum wheat (Triticum durum L. grown inside germination tanks as receiving environment were analyzed. Seedling length (cm.seedling-1 and photosynthetic pigments [chlorophyll a, chlorophyll b, total chlorophyll (a+ b and carotenoids (c+x, mg ml-1 g Fresh Weight-1] have been determined. Plants were grown in controlled climate chamber, and the results were analyzed statistically. The results of this study indicate that, wheat cultivars fed by irradiated Saharan soil solution application length and its effects on photosynthetic pigments gave comparable results to Hewitt nutrient solution.

  2. Osmanlı Devrinde Vize Sancağındaki Selâtin ve Ümera Vakıfları (1530-1613 Selatin And Umera Foundations In The District Of Vize During The Ottoman Empire (1530-1613

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Volkan ERTÜRK

    2013-07-01

    Full Text Available This study examined selatin foundations (the foundations established by sultans and umera foundations (the foundations established by emirs, which had sources of income in the townships of Vize district, within the bounds of possibility provided by the accounting summary book of Vize district dated 1530 and the book offoundations of Vize district dated 1613. The changes experienced bythese foundations as well as the increases and decreases in theirsources of income in approximately 80-year period were revealed in thisstudy. It is known that the foundations established made a greatcontribution to the social and economic development of Vize district,and enabled the urbanization of that region. Standing as a bridgebetween Istanbul and the Balkans, Vize region changed into a Muslim-Turkish city with the alms houses created by the foundationsestablished by sultans, state dignitaries, and benefactors among thecommon people in a short span of time.This study concluded that there were villages bringing aconsiderable amount of income to selatin and umera foundations intownships affiliated to the district of Vize. It is surely beyond doubt thatthe fact that Vize region was very close to Istanbul, the capital of theempire, and the soils of that region were quite productive and incomegeneratingcaused the villages subject to selatin and umera foundationsto become dense in that region. At the end of our study, we tried toelaborate the roles Vize foundations played in socio-economic structure.İt is understood that in the Ottoman period Vize foundations had asignificant place within the practice of Ottoman foundations with regardto both their revenues and their spheres of influence. Bu makalede 1530 tarihli Vize sancağı muhasebe-i icmal defteri ile 1613 tarihli Vize sancağı evkaf defterinin verdiği bilgiler çerçevesinde Vize sancağı kazalarında gelir kaynakları bulunan selâtin ve ümera vakıfları incelenmiştir. Bu bağlamda vakıfların takriben

  3. Kuva-yi Milliye Müzesindeki Sırp Kralı II. Stefan Uroš Milutin (1282-1321 Dönemine Ait Gümüş Sikke A Silver Coin of Serbian King Stephan Uros II Milutin (1282-1321 from Kuva-yi Milliye Museum

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ceren ÜNAL

    2012-12-01

    bulunmaktadır. Kuva-yi Milliye Müzesi’nde, 2011 ve 2012 yılı Ağustos ayları arasında yapılan çalışmalar sonucu Ortaçağ Sırbistan dönemine tarihlenen bir adet nadir buluntu gümüş sikke tespit edilmiştir.Kuva-yi Milliye Müzesi’ndeki1 Sırp hükümdar II. Stefan Uroš Milutin (1282-1321 iktidarına tarihlenen bir adet gümüş sikke/dinar2, Anadolu’ya ticaret yoluyla girmi�� olmalıdır. Bir grup gümüş Venedik sikkesi ile beraber bulunan Sırp dinarı, dönemin etkin kültürlerinden Bizans İmparatorluğuna ait sanılarak sınıflanmıştır. Yapılan araştırmalar sonucu 13. yüzyıl sonu Sırp Krallığı dönemine tarihlenen gümüş sikkenin Anadolu’ya girişi ise muhtemelen Venedik ile yapılan ticaretle gerçekleşmiştir. Müzede korunan sikke Doğu ile Batı arasında, özellikle deniz aşırı ticaretin merkezi konumunda olan Anadolu’nun zengin kültürünün yansımasıdır.12. yüzyılda Bizans İmparatorluğunun gücünün zayıflamasıyla, Balkanlarda yaşayan toplumlar arasında bağımsızlık düşüncesi gelişmiştir. 12. yüzyılda kurulan Sırp Krallığı giderek güçlenerek Balkanlarda sınırlarını genişletmiş ve Bizans İmparatorluğu ile Batıdaki devletler arasında denge unsuru olarak önemli bir konuma ulaşmıştır. Sırp Krallığının, Batı’nın Doğu’ya karadan açılan yolu üzerinde olması Batı ile çeşitli ittifak ilişkileri kurmalarında etkindir. Stratejik konumu Bizans İmparatorluğunun da her zaman dostane ilişkiler kurma eğiliminde olmasına neden olmuştur.Dönemin deniz aşırı ticaretteki hakim gücü olan Venedikli tüccarlar kanalıyla Anadolu’ya girmiş olduğu düşünülen gümüş sikke nadir bir buluntudur. Bu nadir gümüş sikke Balkanlar ve Sırbistan’ın tarihi arka planı eşliğinde tanıtılacaktır.

  4. Tendency towards the Self-Citation among Journals in Iran and Turkey / İran ve Türkiye Dergilerinde Kendine Atıf Yapma Eğilimleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mohammad Hossein Biglu

    2007-10-01

    .088 dergiden yalnızca üçer (%0,05 dergi İran’da ve Türkiye’de yayınlanmaktadır. JCR’deki 6.088 dergide bulunan 847.114 makaleden, 159’u (%0,02 İran, 352’si (%0,04 Türkiye adreslidir. Aynı dönemdeki 2.353.992 atıfın, 214’ü (%0,001 İran, 911’i (%0,004 Türk dergilerinde görülmektedir.İran dergilerinde kendine atıf eğiliminin dramatik biçimde artarak, 2000’de %8 olan kendine atıf oranının 2005 yılında %18’e yükseldiği; Türk dergilerinde ise 2002 yılında %22 olan oranın 2005’de %15’e düştüğü görülmektedir. Türk dergilerinin etki faktörleri, İran dergilerinden daha hızlı bir gelişme göstermiştir. Türk dergileri 2000’de 0,49 etki faktörüyle, İran dergilerinin altında yer alırken, 2005’de bu oran 0,14 kadar artarak, İran dergilerinin etki faktöründen daha yükseğe çıkmıştır.

  5. Bile: Kullanım Değerleri Even: Use-Values

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ece KORKUT

    2012-12-01

    Full Text Available In this article, different values of the word “even” in Turkish were studied and discussed, with the adverb and conjunction functions. 87 usages of “even” in the corpus obtained from Cumhuriyet news portal between 22 to 29 July 2012 is classified in terms of the values assumed in the utterance, and also is evaluated in terms of "presupposition" and "implied meaning" (implicit. Presupposition, producing an utterance, is supposed as a true knowledge, and it can be found in the informationgiven. As a result of the examination, it is reached in all to 7 use values:one to be associated with the "even-adverb" ("time" value, others whitthe “even-conjunction”: 1. time; 2. probability / hypothesis; 3. expectedto be, but not realized; 4. considered as the last (most surprisinglysituation, case or person; 5. the lower limit to be thought; 6. the mostunfavorable situation, case or person to be thought; 7. in thecomparison, the increased content or importance. Each use-value of“even” takes one syntax up to six. The results obtained are comparedand shown numerically. Although the presupposition in all uses,suggestive significance used frequently was determined in only 2 usevalues(third and fourth values. In addition, in some stereotypes werefound a cultural presupposition generally accepted, and in the outers,subjective value judgments and implicit meanings. Finally, someproblematic uses have been examined and analyzed. Bu makalede zarf ve bağlaç işlevleriyle ele alınan “bile” sözcüğünün kullanım değerleri incelenmiştir. 22-29 Temmuz 2012 tarihleri arasında Cumhuriyet Haber Portalı’nda yer alan 84 sözceden oluşturulan bütüncede bulunan 87 “bile” kullanımı, sözce içinde üstlendiği değerler açısından sınıflandırılmış, ayrıca “önvarsayım” ve “imalı anlam” açısından değerlendirilmiştir. Önvarsayım, bir sözce üretilirken gerçek olduğu varsayılan bilgidir ve verili bilgiden

  6. Safranbolu İlçesinde Yemeni Yapımı Kerchief Making In Safranbolu Sub-Province

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Melda ÖZDEMİR

    2013-07-01

    çıklanmıştır.Bu illerimizden biri de Karadeniz bölgesinde yer alan Safranbolu ilçesidir. Safranbolu, Karabük ilinin en büyük ve gelişmiş ilçesidir. Konumu Ankara'nın 200 km kuzeyinde ve Karadeniz'in 100 km güneyindedir. Karabük ilçe merkezinin de 8 km kuzeyinde bulunmaktadır.Bugün günlük yaşamda işlevlerini yitirdikleri için ortadan kalkan ya da işlev değiştirerek kullanımda kalan el sanatları ve ürünlerinin henüz yok olmadan belgeleme çalışmaları ile gelecek nesillere aktarılması önem kazanmaktadır.Derinin en önemli kullanım alanlarından birisi ayakkabılardır. Geçmişte Anadolu’nun hemen her bölgesinde üretilen ve ortak yapım özellikleri gösteren el yapımı ayakkabı üretimi artık pek çok yerde makineleşmeye yenik düşmüş, ancak bir kaç ilde az sayıda sanatkâr sayesinde sürdürülür durumdadır.El Sanatları bütün folklorik sanatlar gibi bir milletin kültürel kişiliğinin en canlı belgeleridir. El sanatları içerisinde yer alan deri sanatı teknik, malzeme, süsleme, renk, desen açısından Türk kültür ve sanatında çok önemli bir yere sahiptir. Türkler, dünyada dericiliğin ve deri sanatının ilerleyip yayılmasında çok büyük katkıda bulunmuşlardır. Kuşaklardan kuşağa aktarılarak günümüze ulaşan, müze, kütüphane ve koleksiyonlarda bulunan deri örnekleri, Türk insanının üstün teknik gücünü, sanat zevkini ve yaratıcılığını göstermesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

  7. Bâbürnâme'deki Bazı Cümle Yapıları Üzerine Some Sentences Structure In Bâbürnâme

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adnan Rüştü KARABEYOĞLU

    2012-12-01

    eşitli anlam ilişkilerinin kurulmasını sağlayan ammâ, bâvücûd, çü, çün, çün kim, egerçi, gerçi, herçi, her neçe, ne, neçük, neçükin, neçete, neçete kim, neteg, kaçan, kaçan kim, kaltı, kim, ki, takı, tâ, tâ ki, vâkıa, vaktâ ki, vakt-î, velî, zîrâ gibi cümle başı edatlarının kullanımı çerçevesinde Eski Türkçe, Orta Türkçe, Eski Anadolu Türkçesi ve Çağatay dönemi ekseninde Türk dilinin cümle yapıları irdelenerek tahlil ve tanımlanmaya çalışılır.Bu yazıda ise, Türkçenin tarihî dönemlerinden birini oluşturan Çağatay Türkçesinin nesir sahasındaki örneklerinden Bâbürnâme’de karşılaşılan ve cümle bağlayıcıları olarak görev yapan egerçi-velî, bâvücûd, her néçe, néçük (kim gibi cümle başı edatlarıyla kurulu ve aralarında karşıtlama anlam ilişkileri bulunan cümle yapıları üzerinde durulacak, böylece yukarıda anılan çalışmalara hem Çağatay sahası hem de üslup çalışması yönüyle katkıda bulunulmaya çalışılacaktır.

  8. Evli erkeklerde eşlerine yönelik şiddet ve ilişkili etmenler/Spouse violence and related factors in married men

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Guljan Dönmez

    2012-12-01

    Full Text Available Amaç: Araştırmanın amacı 25-49 yaş arası evli erkeklerde eşlerine yönelik şiddet uygulama durumunun, türlerinin ve etkileyen etmenlerin belirlenmesidir. Yöntem: Kesitsel tipteki çalışmanın evreni, İzmir’in Konak İlçesi’nde bulunan Esentepe Sağlık Ocağı Bölgesi’nde yaşayan 25-49 yaş arası 2615 evli erkektir. Sistematik örnekleme yöntemi ile seçilen 254 kişiye ulaşılmıştır. Bağımlı değişken olan şiddet varlığı “Yeniden Gözden Geçirilen Çatışma Taktikleri Ölçeği” (The Revised Conflict Tactics Scales=CTS 2 ile belirlenmiştir. Bağımsız değişkenler erkeğe ve eşine ilişkin sosyodemografik değişkenler, evliliğe ve aileye, sağlık durumuna, cinsel yaşama ilişkin özelliklerdir. Veri t Testi, Ki-kare, Lojistik Regresyon Analizi ile çözümlenmiştir. Bulgular: Eşe yönelik psikolojik şiddet sıklığı %93, fiziksel şiddet %37.5, ekonomik şiddet %34.4, cinsel şiddet %3.9 olarak saptanmıştır. Psikolojik şiddete maruziyet, ortaokul ve üzeri öğrenimli kadınlarda anlamlı olarak daha fazladır. Erkeklerin işsiz olması ya da düzensiz işlerde çalışması, haftada birkaç kez ya da her gün alkol kullanması, istenmeyen gebelik varlığı, kadının 25-34 yaş grubunda olması fiziksel şiddette belirleyici etmenler olarak saptanmıştır. Sonuç: Eşleri tarafından kadına yönelik olarak uygulanan psikolojik şiddet sıklığı beklenenden çok yüksek bulunmuştur. Üç erkekten biri ekonomik ve fiziksel şiddet uygulamaktadır. Cinsel şiddet düşük saptanmasına karşın sorunun daha büyük boyutlarda olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile içi şiddet, toplumsal cinsiyet, kadın sağlığı Spouse violence and related factors in married men Objective:The purpose of this study is to examine the presence, patterns and related factors of spouse violence among 25-49 years old men. Methods: The cross-sectional study was conducted in the

  9. İlköğretim Öğretmenlerinin Sınıf Yönetimi Becerilerine İlişkin Algılarının Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zeynep YILMAZ

    2014-09-01

    Full Text Available Araştırmanın ilk aşamasında ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenleri ile birinci ve ikinci kademe branş öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerilerine ilişkin algı düzeyleri ve algı düzeyleri ile cinsiyet, yaş, mesleki deneyim ve branş gibi değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının belirlenmesi amaçlamıştır. İkinci aşamada ise branş öğretmenleri arasındaki farklılaşmanın nedenleri incelendmiştir. Nicel ve nitel veri toplama yöntemlerinin birlikte kullanıldığı araştırmada; nicel veriler Delson (1982 tarafından geliştirilen (Classroom Management Scale, Yalçınkaya ve Tonbul (2002 tarafından Türkçe’ye uyarlanan ve Babaoğlan ve Korkut tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan “Sınıf Yönetimi Ölçeği” ile nitel veriler ise araştırmacılar tarafından geliştirilen “görüşme formu” ile toplanmıştır. Çalışma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Hakkari il merkezinde bulunan toplam 19 ilköğretim okulunda görev yapan 367 öğretmenle gerçekleştirilmiştir. Ayrıca 15 matematik ve din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeninin görüşleri alınmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde t-testi ve tek yönlü varyans analizinden;  nitel verilerinin analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizinden yararlanılmıştır.  Elde edilen bulgular doğrultusunda, öğretmenlerin sınıf yönetimi becerilerine ilişkin algı düzeylerinin iyi düzeyde olduğu, bu algı düzeylerinin cinsiyet, yaş ve mesleki deneyimlerine göre farklılaşmadığı; branş değişkenine göre ise matematik ve din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri algılarının diğer branşlardaki öğretmenlere göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.  Matematik ve din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerine uygulanan görüşme formlarının analizi sonucunda dokuz farklı tema elde

  10. Arnavutluk’taki Osmanlı Dönemi Mimarisinde İstanbul Tasvirli Duvar Resimleri İstanbul Depiction Mural Paintings in Architecture of Ottoman Period in Albania

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Metin UÇAR

    2013-09-01

    öre değerlendirilmiştir. Ayrıca, resimlerdeki üslup özellikleri ve dönemin etkileri irdelenerek, teknik ve düzenleme açısından analiz edilerek, Anadolu’daki çağdaşlarıyla karşılaştırılmaya çalışılmıştır.Osmanlı İmparatorluğu’nda XVIII. yüzyıl ortalarından itibaren başkent İstanbul ve Anadolu’daki dini ve sivil mimaride uygulanmaya başlayan duvar resimleri Arnavutluk’taki yapıların duvar yüzeylerinde de görülmeye başlar. Günümüzde çok az sayıdaki yapıda örnekleri kalmış olan duvar resimleri, yapıların iç ve dış duvar yüzeylerindeki madalyonlar, panolar, kuşaklar ve çerçevelerin içlerinde yer almaktadır. Resimlerde ele alınan konular, ağırlıklı olarak natürmort, manzara ve kent tasvirlerinden oluşmaktadır. Konu olarak seçilen kent tasvirleri içerisinde İstanbul, dönemin başkenti olması nedeniyle öncelikli bir yer teşkil eder. Genellikle hayali olarak ele alınan İstanbul tasvirleri, Akçahisar (Kruje Toptaniler Konağı, Berat Bekarlar Camii, Berat Cako (Xhaxhi Qako Evi, ve Görice (Korçe Mirahor İlyas Bey Camii duvar yüzeylerinde yer almaktadır.Konusu İstanbul olan ve günümüzde farklı ülke toprakları içerisinde kalan duvar resimleri, bölgedeki yerel sanatçılar tarafından yapılmış olmasına rağmen özellikle Ege ve Marmara bölgesinde bulunan çağdaşları ile teknik, üslup ve düzen açısından büyük benzerlikler gösterir.

  11. “Beyhude Ömrüm” Adlı Hikâyenin Greımas’ın Eyleyenler Modeline Göre İncelenmesi Analysıs Of Story “Beyhude Ömrüm” Accordıng To Greımas’ Actants Model

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice ALTUNKAYA

    2012-12-01

    önüştürmek, anlamsal bağlarını keşfetmek okurun işidir. Eski Yunancada gösterge anlamına gelen semeion ile bilim anlamına gelen logos sözcüğünün birleşmesiyle meydana gelen semology Türkçede gösterge bilimi terimiyle karşılanmaktadır.Göstergebilimin öncüleri olarak iki isimden söz etmek mümkündür. Bunlar Charles Sanders Peirce ve İsviçreli dilbilimci Ferdinand de Saussure’dür. Peirce, “Tüm evren, yalnızca göstergelerden oluşmamış olsa bile, göstergelerle dolup taşar” sözü ile bütün bilgi nesnelerinin göstergebilimin konusu olabileceğini ifade etmiştir.Bu çalışmada Mustafa Kutlu’nun “Beyhude Ömrüm” adlı hikâyesi göstergebilimsel bir çözümleme modeli olan Greimas’ın eyleyenler modeline göre incelenmeye çalışılmıştır. A.J. Greimas’a göre anlatının oluşabilmesi için öyküyü başlatacak bir olay ve bu başlangıç durumunu bozacak dönüştürücü ögeye ihtiyaç vardır. Çalışmada söz konusu olay ve dönüştürücü ögenin var olduğundan hareketle hikâye beş kesite ayrılmıştır. Bu kesitlerde eyleyenler modelinde bulunan altı eyleyenin bulunduğu, anlatı izlencesinden eyletim, edinç, edim ve yaptırım izlence evrelerinin yer aldığı tespit edilmiş ve eyleyenler modelindeki öznelerin yetilendirici, sonuçlandırıcı ve onurlandırıcı deneyimleri gerçekleştirdikleri görülmüştür. Ayrıca eserde ben anlatıcı olan yazarın “öldüm” ifadesini kullanmasının ben anlatıcının anlatımına uygun düşen bir anlatım olmadığı görülmüştür.

  12. Examining Middle School Mathematics Teachers’ Use of Information and Communication Technologies and Psychomotor Skills [Ortaokul Matematik Öğretmenlerinin Bilgi İletişim Teknolojisi ve Psikomotor Beceri Kullanımlarının İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alattin Ural

    2015-04-01

    , hangi sınıfta, ne şekilde kullanıldığını ve bunların kullanımına yönelik öğretmen görüşlerini araştırmaktır. Yazışma tekniği kullanılarak, Burdur merkezde bulunan 7 ortaokuldaki 25 matematik öğretmeninin 22’ sine açık uçlu sorulardan oluşan bir soru formu elden dağıtılmış ve aynı yolla yanıtlar yazılı olarak alınmıştır. Araştırma tarama modelinde olup nitel bir çalışmadır. Öğretmenlerin yanıtları betimsel analiz yöntemiyle incelenmiş, doğrudan alıntılara yer verilerek kategorik olarak sunulmuştur. Psikomotor beceriler açısından sırasıyla; geometride pergel-cetvel-iletki, noktalı–izometrik-milimetrik kâğıt, kâğıt kesme-katlama; cebirde ise kesir şeritleri ve cebir karoları kullanıldığı belirlenmiştir. Kullanılan sınıflar ise sırasıyla 5, 6, 7 ve 8 şeklindedir. BİT kullanımı açısından sırasıyla; Morpa ve MEB Vitamin (geometride görsellik gerektiren konularda, PowerPoint sunusu (katı cisimler, fraktallarda ve internetteki animasyon ve videolar (katı cisimler, üçgenler, fraktalar, örüntü ve süslemeler, denklemler, simetri konularında kullanıldığı görülmüştür. Kullanılan sınıflar ise sırasıyla 8, 7, 6 ve 5’ dir. Öğretmenler, BİT ve psikomotor kapsamındaki faaliyetlerin yapılamamasının gerekçesi olarak, yeterince zaman olmamasını, bilgisayarların yetersizliğini, sınıf mevcutlarının çok olmasını ve beklentilerin sınavlara hazırlık olmasını başlıca neden olarak ifade etmiştir.

  13. Farklı Çalışma Ortamlarında Oluşabilecek Hava Kirliliğinin Çalışanların Sağlığı Üzerindeki Etkileri / The Effects of Air Pollution on Workers’ Health In Different Work Places

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Simge Taner

    2012-12-01

    Full Text Available Endüstriyel ve endüstriyel olmayan (okul, ofis, fotokopi merkezleri, restoran vb. çalışma alanlarındaki hava kalitesi, çalışma ortamında bulunan personelin sadece konforu için değil, sağlığı için de büyük önem taşımaktadır. İç ortam hava kalitesi değerlendirmesi yapılırken genellikle sıcaklık, nem oranı, hava akım hızı, kükürtdioksit (SO2, karbondioksit (CO2, solunabilinir asılı partikül madde (PM, hidrojen sülfür (H2S, uçucu organik bileşikler (VOC, azot oksitler (NOx, karbonmonoksit (CO, ozon (O3, radon, hidrojenflorür, formaldehitler (HCHO, mikrobiyal kontrol gibi parametrelerin analizleri yapılmaktadır. Yapılan bu analizler sonucunda elde edilen veriler eşliğinde, çalışanların sağlığı hakkında daha doğru ve emin adımlar atılabilir. Bu durum çevresel analizlerin, işçi sağlığı ve iş güvenliği prensipleriyle birebir örtüştürülmesinin gerekliliğini gözler önüne sermektedir. Özellikle metal işleme, demir-çelik vb. imalat ortamlarında, diğer çalışma ortamlarına göre çok daha fazla kirletici parametre tanımlanabilir. Bu ortamlarda yapılacak ortam ölçümlerinin doğruluğu, çalışma bölgesinin temizlenmesi ve yeterli koruma önlemlerinin alınması konusunda işverenlere kolaylık tanımaktadır. Ülkemizde yalnızca imalat sektörleri değil maden ocakları da çevre ve insan sağlığı açısından ciddi riskler taşımaktadır. Maden ocaklarında çalışanların sağlıklarının korunması adına yapılması gerekli ortam ölçümlerinin yeterli düzeyde olmadığı bilinmektedir. Bu durum maden sektöründe çalışan kişilerin meslek hastalıklarına yakalanma riskini arttırmaktadır. Bu çalışmada ülkemizde iş sahası bakımından geniş bir alana sahip olan maden ve metal sektörlerindeki iç ortam hava kalitesini olumsuz yönde etkileyen parametreler irdelenerek, sözü edilen sektörlerde çalışanların sağlıklarının korunmas

  14. Şeyhülislam Bostanzade Mehmed Efendi Ve Nazmen Verilmiş Fetvâları Shaykh Al-Islam Bostanzadah Mehmed Effendi And His In Verse Fatwas

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muhittin ELİAÇIK

    2012-12-01

    manzum hâlde verilenlerine de rastlanmıştır. Böyle fetvâlar mensur hâlde verilen fetvâlara göre çok az sayıda olmuş ve Divan şairleri arasında özel ve imtiyazlı bir yerde bulunan şeyhülislâmların kalemlerinden çıkmıştır. Bu şeyhülislâmlardan birisi de Bostanzâde Mehmed Efendi’dir. Şeyhülislâm Bostanzâde Mehmed Efendi, Osmanlı’da birçok olayın ilk örneğinin kendi zamanında yaşandığı ilgi çekici bir şeyhülislâmdır. Onun kahve hakkında verdiği 52 beyitlik manzum fetvâ da bu ilgi çekici olaylardan olup, bu fetvâsıyla mühim bir tartışmaya son noktayı koymuştur. Aynı zamanda güçlü bir divan şairi olan Bostanzâde Mehmed Efendi, hatırı sayılır sayıda manzum fetvâ yazmıştır. Bu fetvâların soru ve cevaplarının beyit sayılarının hayli uzun olması da dikkat çekici bir durumdur. Bu makalede onun manzum fetvâlarından tespit edilebilen dört örnek dikkatlere sunulmaktadır.

  15. Almancada ve Türkçede Davetiye Örneklerinin Biçim, İçerik ve Dil İşlevi Açısından Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi Comparative Analysis of Invitation Card Samples in Terms of Design, Text Type and Linguistic Function in German and Turkish

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Faik ÖMÜR

    2012-09-01

    incelenmiştir. Bu çalışmada ele alınan davetiye örneklerinin bir kısmı elde bulunan, biriktirilmiş davetiyelerden, bir kısmı da internet ortamında çok sık kullanılan davetiye örneklerinden seçilmiştir. Türkçe davetiyelerde geçen metinler, veciz sözler ve diğer sözceler Almancaya çevrilmiştir. Metinlerde yer alan dizeler, nazım özelliği taşıdığı için biçimsel olarak birebir çevrilemeyeceğinden dolayı, anlam bütünlüğü veya anlam eşdeğerliliği göz önünde bulundurularak çevirinin kolayca görülebilmesi için tablo biçiminde verilmiştir. Türkçe ve Almancada davetiye örnekleri üzerinde çok fazla çalışma olmadığından bu çalışmanın önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülmüş olup davetiyelerin kapsamı belirli konu ve bakış açısıyla sınırlandırılmıştır. Çalışma daha ziyade sosyokültürel ve sosyodilbilimsel açıdan ele alınmıştır. Kullanmalık metin özelliği taşıyan davetiyeler; içerik, biçim ve dil işlevleri açısından incelenmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde davetiye metin tanımları verilmiştir. İkinci bölümde Türkçe sünnet ve evlenme, Almancada vaftiz ve evlenme ile ilgili davetiye örnekleri seçilmiştir. Üçüncü bölümde davetiye örnekleri; tasarım, metin türü, dil ve içerik bakımından karşılaştırılmıştır. Dördüncü bölümde davetiye örneklerinin kültürel, kültürlerarasılık, ekonomik, yabancı dil öğretimi, edebi yönü, tarihsel gelişimi ve değişimi bakımından benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konulmuştur.

  16. Ortaokul Öğrencilerinin Bilgiye Erişim Aracı Olarak İnternete Yaklaşımları: Betimleyici Bir Çalışma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halise Şerefoğlu Henkoğlu

    2015-01-01

    Full Text Available Bu çalışma, ortaokul öğrencilerinin bilgi kaynağı olarak internete yaklaşımlarının, bilgi arama sürecinde internetin sunduğu üstünlüklere ilişkin düşüncelerinin, internet ortamında bilgi ararken karşılaştıkları problemlerin ve elde ettikleri bilgiyi kullanma sürecinde kaynak gösterme özelliklerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş nitel bir çalışmadır. Çalışmanın amacını gerçekleştirmek için ortaokul beşinci ve altıncı sınıf öğrencileri seçilmiştir. Araştırmanın gerçekleştirildiği ortaokulda öğrenim gören öğrencilerden çalışmaya katılmayı kabul eden 165 öğrenciye 10 adet açık uçlu sorudan oluşan bir form uygulanmış ve elde edilen veriler içerik analizi tekniğinden yararlanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda; öğrencilerin interneti bir bilgi kaynağı olarak nasıl değerlendirdikleri, bilgiye erişiminde internetin sunduğu üstünlükler ve karşılaşılan problemler, öğrencilerin bilgi arama sürecinde internette tercih ettikleri öncelikli kaynaklar ve öğrencilerin kaynak gösterme özellikleri ve kaynak gösterme konusundaki farkındalıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen bulgular öğrencilerin bilgiye erişimde interneti öncelikli olarak tercih ettiklerini; interneti kolay ulaşılabilen, bilgiye daha hızlı ve rahat bir şekilde erişim olanağı sağlayan ve aranan her türlü bilginin bulunabileceği bir ortam olarak algıladıklarını; internetin sunduğu üstünlüklerin yanı sıra bilgiye erişimde bireyden ve ortamdan kaynaklanan birtakım problemleri de beraberinde getirdiğini ve öğrencilerin internetten bulunan bilgileri ödevlerinde kullanırken kaynak belirtme konusunda yeterli bilince sahip olmadıklarını ortaya koymaktadır.Anahtar Sözcükler: İnternet, bilgi arama, bilgi okuryazarlığı, ortaokul öğrencileri, arama motoruApproaches of Middle School Students to Internet as an

  17. “Kavram-Çağrışım-Kelime” Bağlamında Bitki Adlarına Anlam Bilimsel Bir Yaklaşım A Semantic Approach To The Significance Of Plant Names In The Context Of "Concept-Connotation-Word"

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İlhan UÇAR

    2013-03-01

    Full Text Available Human beings have made various markings after their own genusto distinguish the animals and plants that are located in the nearestplace in the nature. The emergence of plant names in Turkish is aprocess that begins with the existence of language and continues untilpresent day.The method that is used in Turkish plant naming overlaps withmany languages. The concept areas that form word transfers especiallyin translation works, the limited connotation ranges reveals manyparallels in the language of plant naming.The formation of plant names that are used in Turkish should beevaluated in terms of semantic and many classifications should bemade at this point. The markings of some concepts in the so-calledlanguage system brings meaning to a variety of events. These meaningevents raise solidifying the concept and concerns of conversion.While examing the connotation range of plant namings,theyshould be considered as multi-faceted.While plants are termed, markingfeatures such as; organ names, animal names, numbers, names ofpersons, names of various diseases, mining ( ore names, names ofsmell, astronomy terms, geography where they grow up/come orethnic/religious factors are taken into consideration. Experiment,experience and observation is important in these markings.Human beings, who began to recognize the various characteristicsof animals and plants, have marked the useful ones in a separateaccount and contract and the harmful ones in a separate account andcontract both in animals and plants.The namings of plants with various objects by using analogyaspect have obtained the use of the word as more than one name.In this article, " fields of meaning " and " connotation ranges " thatcame out from word transition concept in plant namings are taken intoconsideration and it is focused on methods of plant markings. İnsan, tabiatta kendi cinsinden sonra en yakınında bulunan hayvanları ve bitkileri birbirinden ayırmak için çeşitli işaretleme yollar

  18. A COMPARATIVE STUDY ON THE NOVELS “BLUE AND BLACK” AND “THE SORROWS OF YOUNG WERTHER” MAİ VE SİYAH VE GENÇ WERTHER’İN ACILARI ROMANLARI ÜZERİNE KARŞILAŞTIRMALI BİR İNCELEME

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hacer GÜLŞEN

    2012-01-01

    Genç Werther’in Acıları” romanıdır. Diğeri ise Türk edebiyatının usta yazarı, Halit Ziya tarafından 1897 yılında yazılan “Mai ve Siyah” romanıdır. Hayat ve eser arasındaki ilişkileri keşfetmek amacını taşıyan bu metoda göre görülmektedir ki, her iki romanın kahramanı da biraz yazarlarıdır. Goethe, Genç Werther’dir; Ahmet Cemil ise, Halit Ziya. Hatta etraflarında bulunan kişiler de örneğin Mai ve Siyah’ta Raci, Muallim Naci’ye şaşılacak derecede benzer. Her iki kahraman da dönemlerini çok iyi yansıtmıştır. Sadece fikirleriyle değil, kılık kıyafet ve hareketleriyle hatta aşklarıyla da etkilidirler. Ahmet Cemil, emellerine kavuşamayınca büyük bir hayal kırıklığına uğrar. Mavi bir gecede kurduğu hayaller, siyah bir gecede sona erer. Hayal - hakikat tezadı renklerle de ifade edilir. Genç Werther’de de renkler dikkat çeker. Mai ve Siyah romanı bu noktada bir hayal kırıklığıyla, Genç Werther romanı ise intiharla sona erer. İncelemede karşılaştırmalı edebiyat metodu olan ve edebiyat eserlerini karşılaştırmayı bir sanat edinen Pozitivist metot kullanılmıştır.

  19. Nabi'nin Şiirlerinde Nostaljik Hususlar In the Nabi's Poems Nostalgic Issues

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gencay ZAVOTÇU

    2012-09-01

    zaferlerle dolu günler geride kalmıştır. Ordu, artık savaş meydanlarından zaferle ayrılamamakta, yönetenlerle yönetilenler arasındaki bağlar zayıflayıp sarsılmakta, insanlar arası ilişkiler bozulup güven azalmakta ve halk giderek yoksullaşmaktadır. Bu ve benzeri olumsuz durumlar aydınları üzmekte, halkın gören gözü, işiten kulağı ve söyleyen dili olan yazar ve şairleri sorun üzerinde düşünüp çözüm aramaya sevk etmektedir. Olumsuz olaylara sahne olan bu yüzyılda aksaklıkları ve yanlış uygulamaları dile getirip eleştiren ve geçmişteki olumlu örneklere atıfta bulunan aydınlardan biri de Nâbî’dir. Nâbî’nin geçmişteki mutlu, huzurlu, sağlıklı ve çeşitli yönlerden hayırla yad olunan yıllara özlem duymasının temelinde yaşadığı dönemin olumlu özelliklere sahip olmaması, iç açıcı bir görünüm arz etmemesi, geçmişi aratacak nitelikte bozukluklar içermesi ve bütün bunların yanında inançlı ve sağlam bir kişiliğe sahip olması etkili olur. Onun şiir ve mesnevilerinde temas ettiği bozuklukların ekseninde insan vardır. Nâbî’nin eserlerinde nostalji kapsamında değerlendirilebilecek hususlara ağırlıklı olarak Hayriyye adlı eserinde değinilir. Nâbî Dîvânı’nda geçmişe özlemi çağrıştıran şiirlerin gitmiş, kalmamış, tükenmiş ve unudulmuş redifli gazeller olduğunu söylemek yanlış olmaz. Diğer bir deyişle, Nâbî Dîvânı’nda nostaljik konuların işlendiği şiirlerin ilk akla gelenleri ve en belirgin olanları gitmiş, kalmamış, tükenmiş ve unudulmuş redifli gazellerdir. Bu gazellerde genel olarak âile, yakın çevre, toplum ve millet düzeyinde geçmişte olan ve yaşanılan zamanda yokluğu hissedilen, özlemi çekilen ve olması istenen ahlâkî ve insânî değerler, görgü kuralları, gelenekler, uygulamalar ve diğer kültür öğelerine çağrışım yapılır.

  20. XVIII-XIX. Y��zyılın İlk Yarısında Gebze Menzilhanesi Gebze Range Area (Menzilhane During First Half Of The 18th-19th Centuries

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yaşar BAŞ

    2013-07-01

    ihtiyaçlarının karşılanması için geçmiş zamanlarda muhtelif teşkilat ve tesisler oluşturulmuştur. Bunlardan biri de menzil teşkilatı ve menzilhanelerdir. Bu teşkilat, haberleşme, ulaşım, konaklama, dinlenme, hayvan temini gibi hususlarda önemli roller oynamışlardır. Osmanlı Devri’nde, özellikle Kanuni Sultan Süleyman’ın Veziri Lütfi Paşa, teşkilatı geliştirmiş ve belli esaslara bağlamıştır. XVII. yüzyılın sonlarına doğru, aynı teşkilatın yapısı, idaresi ve işleyişi günün şartlarına uyumlu hale getirilmiştir. Buna göre, Anadolu ve Rumeli tarafında mevcut menziller yanında, belli aralıklarla yeni menziller açılmıştır. Söz konusu merkezler arasında, ana yolların birleşip kesiştiği kavşaklarda bulunan ve merkezî büyük şehirlere yakın olanları önem kazanmıştır. Bu bakımdan Gebze Menzilhanesi, benzerleri arasında Anadolu’da öne çıkan en önemli müessese olmuştur. Merkezî konumu dolayısıyla ulak, hac ve sefer menzili görevi yapmıştır. Ancak ulak menzilhanesi özelliği öne çıkmıştır. Sivil kişilerin de kullandığı bir mekân özelliğini taşımıştır. Bu mevkide, eskiden beri menzil hizmeti verilmekle beraber, Menzilhane’nin kuruluşu tahminen XVII. yüzyılın sonlarında gerçekleşmiştir. Tanzimat İdaresi’nin getirdiği yeni sistem ve zamanın ihtiyacı göz önünde bulundurulmak suretiyle bu dönemden itibaren postahane şeklinde emaneten veya kiraya verilerek idare edilmeye başlanmıştır. Bununla beraber, eski sistem ve idare şeklini kısmen muhafaza etmiştir. Kuruluşundan kapanışına kadar, kalabalık bir görevli grubu ve ziyaretçileri eksik olmamıştır. Menzilhane hakkında bol miktarda belge ve defter kaydı bugüne kadar ulaşmıştır. Ulak, hac ve sefer organizasyonlarındaki önemine binaen incelemeye değer görülmüştür. 27 Ekim 1862 tarihinde lağvedilmiş ve demirbaş eşyası satılmak suretiyle geliri hazineye devredilmiştir.

  1. Amasya Taş Kesilme Efsaneleri ve Motifleri Üzerine On Amasya Petrifaction Legends and Motives

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tuğrul BALABAN

    2013-09-01

    alanın efsaneyi kendi bakış, düşünüş ve algılayış biçimlerine göre tanımlamaları farklı yönlerini görmeleri sonucunu doğurmuştur. Bu sebeple efsane tanımları türün belirgin özelliklerinin sıralanması sureti ile yapılabilmektedir. Çünkü efsane aynı anda birden çok şeydir. Özellikle mitolojik kaynaktan beslenen ve oluşum-dönüşüm efsaneleri adı ile anılan şekil değişikliğine bağlı anlatmalar, geçmiş kültürel deneyimlerin bugünkü inanmalara yansımaları olmaları sebebiyle binlerce yıllık bir deneyimi ifade ederler. Bu şekilde ait oldukları toplumun yaşam serüveni içerisinde geçirdiği evreleri ve sahip oldukları değerlerin bugüne etkilerini yansıtırlar. Bu çalışmada, Amasya ilinde maddi izi bulunan ve halk tarafından tanınarak etrafında çeşitli pratikler oluşmuş olan 19 taş kesilme efsanesinin motif yapısının ortaya konulması amaçlanmıştır. Alan/saha araştırması ile "yönlendirilmiş ve yönlendirilmemiş görüşme/mülakat" ve "gözlem" yöntemleri kullanılarak tespit edilen efsanelerin genellikle tarım arazileri dışında ve sarp bölgelerde bulunduğu görülür. Arazi yapısı içerisinde açıklanma hissi ve ihtiyacı uyandıracak şekilde topografik bir farklılık gösterirler. Bu sebeple çoğu zaman benzetme yoluyla anlamlandırılmaya çalışılırlar. Şekil değiştirme efsaneleri içerisinde taş kesilme anlatmaları, bir taşın, kayanın ya da dağın teşekkülünü ve menşeini izah ederler. Bu anlamda bildirme ve açıklama fonksiyonunu yerine getirmiş olurlar. Çalışmada yer alan ve tarafımızdan Amasya ili sınırları içerisinde derlenmiş 19 “taş kesilme efsanesi”nde istenmeyen bir durumdan kurtulmanın çareleri tükendiğinde, düşmana ya da istenilmeyene teslim olmaktansa taşa döndürülmeyi dileyerek, durumdan kurtulma dile getirilmektedir.

  2. Bireysel Barışa Yönelik Tutum Ölçeğinin Geliştirilmesi: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışmaları / Development of a Scale Measuring Attitudes towards Individual Peace: A Validity and Reliability Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bahadır Kılcan

    2018-03-01

    Full Text Available Abstract This study aims to develop a scale to measure eight-grade secondary school students' attitudes towards individual peace. The items of the scale have been prepared by the researcher based on a literature review. The study sample included 223 eight grade students from different schools in the Mamak district of Ankara for the 2015-2016 school year. At the end of the analysis, the correlation coefficients obtained from item-factor total and adjusted correlation were found to be above .21 and all items were statistically significant. In the exploratory factor analysis (EFA, the scale items were split into four dimensions: "State before Peace", "Factors for Peace", "Factors for Sulking" and "Assitance in Peacemaking". The Chi-square (X2 value appropriate for the model developed based on the results of the Confirmatory Factor Analysis (CFA and statistical significance levels showed that the proposed model was appropriate for the collected data. Reliability coefficients tested for the whole scale and its sub-dimensions revealed that the scale was suitable to measure eight-grade secondary school students' attitudes towards peace.   Öz Bu çalışmanın amacı, ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin bireysel barışa yönelik tutumlarının belirlenmesinde kullanılacak bir ölçme aracı geliştirmektir. Ölçme aracının maddeleri araştırmacı tarafından ilgili alanyazın incelenerek hazırlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2015-2016 öğretim yılının bahar döneminde Ankara İli Mamak İlçesinde bulunan okullarda öğrenim gören toplam 223 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Yapılan istatistikler sonucunda ölçeğin madde-faktör toplam ve düzeltilmiş korelasyonlarında elde edilen korelasyon katsayıları .21’in üzerinde olduğu ve tüm maddelerin istatiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi (AFA sonucunda ölçek maddeleri; “Barışma

  3. Milli Kütüphane 2727 Numaralı Mecmû’a’da Kayıtlı Manzum Bir Melheme A Melheme Written In Verse Registered In The Periodical No:2727 In The National Library

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa ALKAN

    2012-12-01

    slam sonrası edebiyatımızda fal ile ilgili eserler görülmektedir.İnsanın geleceğe dair merakını gidermek için kullandığı olaylardan bazıları da Ay veya Güneş tutulması, yeni ay görünmesi, yıldız kayması, şiddetli yağmur veya dolu yağması ya da rüzgâr esmesi, gök kuşağı, şimşek, yıldırım ve deprem gibi bir takım tabiat olaylarıdır. Başka bir deyişle merak hissi, insana tabiat olaylarını kullandırarak gelecekten haber verme konusunda farklı bir yöntem oluşturtmuştur ki buna “melheme” adı verilmektedir. Arap, Fars ve Türk edebiyatında birçok örneği bulunan melhemeler, eski eserlerimiz arasında önemli bir yekün oluşturmaktadır.Bu melhemelerden biri de Milli Kütüphane 2727 numaralı mecmûada kayıtlı olan manzum bir metindir. Bu metinde ayın hangi burçta olduğunu çıkarma yöntemi ile ayın bulunduğu burca göre yapılması uygun olan ya da olmayan işler anlatılmıştır.İlgili metni konu alan bu çalışmamızda fal ve melhemelerle ilgili bilgi verildikten sonra adı geçen mecmuada kayıtlı bu manzum metin incelenmiş, transkribe edilmiş, ayrıca metinde geçen kelimeleri içeren bir sözlük de yazıya eklenmiştir.

  4. İkinci/Yabancı Dil Öğretiminde Özgün ve Değiştirilmiş Dilsel Girdi Üzerine On The Authentic And Modified Input In The Second/Foreign Language Teaching

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa DURMUŞ

    2013-03-01

    ğrenici tarafından anlaşılma (comprehension düzeyi konuları, üzerinde önemle durulan çalışma alanlarından birini oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu dilsel girdinin öğrenicilerin öğrenme süreçlerinde hangi biçimde sunulduğu önemli bir konudur. Öğrenicilerin dil öğrenim sürecinde öğrenebildiklerinin içinde, duyduğu veya maruz kaldığı bu dilsel girdiler, hedef dili ana dili olarak konuşanların doğal iletişim ortamlarında üretilmiş özgün (authentic metinler olabildiği gibi, öğrenici kaygıları gözetilerek doğal yolla veya özgün metinleri hedef kitlenin yeterlilik düzeylerine göre değiştirim yoluyla üretilmiş değiştirilmiş (modified metinler de olabilir. Değiştirilmiş metinler yine, sadeleştirilmiş (simplified veya genişletilmiş (elaborated metinler olarak sunulabilir. Yazıda, dil öğretim sürecinde okuduğunu anlamanın önemi, özgün veya değiştirilmiş metin seçimi ve değiştirim türleri ele alınacaktır. Şunu da belirtmek gerekir ki, önerilen herbir metin türünün, ikinci/yabancı dil öğretim sürecinde tek ve mutlak kullanım sahası bulması mümkün görünmemektedir. Buna karşılık öğretim malzemeleri oluşturulurken, okuma metinlerinin özgün, sadeleştirilmiş ve genişletilmiş örneklerinden yararlanılarak, öğretim süreci zenginleştirilebilir. Çünkü, sadeleştirilmiş ve genişletilmiş metinler, öğrenicilerin anlama düzeylerini yukarılara çekerek onların öğrenme güdülerini olumlu etkilerken; özgün metinler, sundukları doğal dil malzemesi nedeniyle, öğrenicilerin hedef dilde iletişim becerilerini geliştirmelerine yardımcı olamaktadır. Yazı, dil öğretim sürecinde otantik metinleri veya dönüştürülmüş metin türlerini ortaya çıkaran kuramsal özellikleri, bu türlerin biribirlerine göre yararlı bulunan veya anlamayı güçleştiren yönlerini konuyla ilgili oluşmuş temel literatüre de işaret ederek ortaya koymaktadır. Bu yönüyle yaz

  5. Râhatü’l-İnsân (Pend-Nâme-i Enûşîrvân’ın Türkçe Bir Tercümesi A Turkish Translation of Râhatü’l-İnsân (Pend-Nâme-i Enûşîrvân

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Müjgân ÇAKIR

    2012-09-01

    ı kaynaklarda Râhatü’l-insân veya Pend-nâme-i Enûşîrvân diye adlandırılmış olanıdır. Rıza Kulı Han Hidayet’in Bedâyi‛-i Belhî’ye ait olduğunu belirttiği metnin şairi meselesi ihtilaflıdır. Charles Schefer’in Chrestomathie Persane adlı eserinde neşrettiği metnin mukaddimesinde adı geçen “Şerîf-i Şair”in Ebû Şerîf Muhalledi-yi Gurgânî olduğu da iddia edilmektedir. Râhatü’l-insân Türkiye Kütüphanelerinde nüshaları olan bir eserdir. Bu makalede metin ve onun Süleymaniye Kütüphanesi, Fatih Bölümü, No. 5385’te “Pend-i Nûşîrevân-ı Âdil” adıyla kayıtlı bulunan Türkçe mensur bir tercümesi üzerinde durulacaktır. Bu tercümede Nûşîrevân’ın tacının onyedi diliminde (küngüre yazılı olan nasihatlar sıralanmakta ve bu âdil hükümdarın nasihatlarını askerlerinin okuyabilmesi için yılda bir kez tacını uygun bir yere astırdığından bahsedilmektedir. Nûşîrevân’ın nasihatlarında amacının insanlarını ahlâkî bakımdan eğitmek, insanlar arası ilişkileri düzenlemek kadar tebaa ile hükümdar arası münasebete yön vermek olduğu da görülmektedir. “İhtiyar ve zayıflara hürmet edin, ana baba hakkını gözetin, işlerinizi âlimlere danışarak yapın, dilinize hakim olun, emanete hıyanet etmeyin, düşündükten sonra konuşun” vb. Nûşîrevân’ın tacında kayıtlı olan nasihatlardan bazılarıdır. Makalede eserin Farsça nüshalarıyla Türkçe tercümesi arasındaki farklılıklara da temas edilmeye çalışılacak ve Türkçe tercümenin transkripsiyonlu şekline yer verilecektir.

  6. Depo Gazı Enerji Üretim Tesisi Baca Gazı Atık Isısının Seralarda Değerlendirilmesi: İstanbul Örneği / Utilization of Waste Heat in Energy Production Plant from Landfill Gas at Greenhouses – Case Study in Istanbul

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Volkan Enç

    2012-12-01

    Full Text Available Evsel atık düzenli depolama sahaları kullanım ömrü dolduktan sonra yararlı kullanım alanları sınırlı sahalardır. Çoğunlukla yeşil alan olarak kullanılan bu yerler ekonomik ve çevresel anlamda atıl durumda bulunmaktadır. Depolama sahalarının İstanbul gibi arazi sıkıntısı çeken bir şehirde yararlı amaçlar için kullanılması elzemdir. Depolama sonrası sahalarda metan gazı oluşmakta ve farklı yöntemlerle kontrol altına alınmaktadır. Bu gazların toplanması, taşınması ve özel motorlarda yakılması ile elektrik enerjisi üretilmektedir. Tesislerde gazın yakılması, depo gazı içerisinde bulunan CH4 (metan gazının CO2’e indirgenmesini sağlayarak sera etkisini azaltmakta, elektrik enerjisi üreterek ekonomiye katkı sağlamaktadır. Çevresel ve ekonomik yarar göz önüne alındığında, depo gazından enerji üretim tesislerinde, enerji üretiminde mümkün olabilecek maksimum verime ulaşılmalıdır. Bu düşünce ile bakıldığında, depo gazı enerji üretim tesisinde oluşan atık ısının değerlendirilemeden atmosfere verilmesi önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Oldukça yüksek debi ve sıcaklığa sahip bu ısı, enerji bakımından önemli bir potansiyele sahiptir. Bu sıcaklıktaki ve debideki ısının değerlendirilmeden atmosfere verilmesi, çevreyi olumsuz etkilemesinin yanında ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Seralarda mevsimlik çiçek üretimi, maliyeti yüksek bir faaliyettir. Maliyetlerin önemli bir kısmını sera ısıtılması ve gübre kullanımı oluşturmaktadır. Isıtma işlemi için Türkiye’nin büyük bir bölümünde kömür ve doğalgaz kullanılmaktadır. Kışın seraların ısıtılması için kullanılan fosil yakıtların hem maliyeti yüksek, hem de çevresel standardı düşüktür. Bu çalışma, İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA tarafından desteklenen “Depo Gazı Enerji Üretim Tesisi Atık Isının ve Kompostun Seralarda

  7. Bölgesel gebeliği önleyici modern yöntem kullanma oranı tahmin modelleri/Predictive models for the regional usage rate(s of modern contraceptive method(s

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Burak Tunc

    2014-08-01

    Full Text Available ÖzetAmaç: Türkiye’de Aile hekimliği sürecinde 15-49 yaş kadın nüfusa yönelik aile planlaması sürveyansı aksamaktadır. Çalışmamızda modern aile planlaması kullanım sıklığı üzerine etkili faktörlerin dâhil edildiği tahmin modelleri yardımıyla bölgesel modern yöntem kullanım sıklıklarını tahmin edebilmek amaçlanmıştır. Yöntem: Ekolojik tipte bir araştırmadır. Uluslararası ve ulusal veriler yardımıyla Modern aile planlaması yöntem kullanım sıklığını tahmin etmek istenmiştir. Tahmin modelleri: Adımsal Çok Değişkenli Doğrusal Model; bu modelde bağımlı değişken modern AP kullanımı, bağımsız değişkenler ise toplam doğurganlık hızı, 15 yaş üzeri kadınların ortalama eğitim süresi,  kişi başı gayri safi yurt içi hâsıla verileri, , kadınlar için ortalama ilk evlenme yaşı belirlenmiş ve 164 ülke verisi kullanılmıştır. Tek Değişkenli Doğrusal Modeller; Diğer verilere ulaşılamayacağı düşünülerek toplam doğurganlık hızıyla 2 ayrı model (164 ülke verisi ve 2008 TNSA bölge verileri kurulmuştur. Bulgular: Adımsal Çoklu Doğrusal Regresyon Modelinde R2 0.503bulunmuş ve modelin anlamlı olduğu görülmüştür. Anlamlı bulunan değişkenler, toplam doğurganlık hızı (TDH ve kişi başına düşen gayri safi yurt içi hâsıla değeridir.Model denklemi: (y= 56.401 – 7.127 X (x1 + 0.001 X (x2                (y = Gebeliği önleyici modern yöntem kullanım oranı(x1=  Toplam doğurganlık hızı(x2=  Kişi Başına Düşen GSYİHBasit Doğrusal Regresyon Modelleri; 2 ayrı basit doğrusal regresyon modelinin açıklayıcılık düzeyleri 0.421 ve 0.600’dur.Ülke verileri ile kurulan model (y1 = 71.645-10.215 x (X1   2008 TNSA bölge verileri ile kurulan model (y2 = 58.031-6.739 x (X1(y=Gebeliği önleyici modern yöntem kullanım oranı(x1= Toplam doğurganlık hızıSonuç: Bölgesel modern AP sıklığı tahmini i

  8. Müzik Öğretmeni Adaylarinin Bireysel Çalgi Öğretimi Yeterlik Düzeyleri İle İlgili Görüşlerinin İncelenmesi Examination Of Music Teacher Candidates’ Opinions On Their Individual Instrument Teaching Competence

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şehriban KOCA

    2013-09-01

    for instrument teaching rather than instrument learning,respective literature be introduced to the candidate teachers and theybe informed about measurement –evaluation which is the mostimportant part of education-teaching. Bu araştırmada, müzik öğretmeni adaylarının bireysel çalgı öğretimi yeterlik düzeyleri ile ilgili görüşlerinin incelenerek mevcut durumlarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2012-2013 eğitim yılı bahar yarıyılında İç Anadolu bölgesinde bulunan bir Üniversitenin Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Müzik Öğretmenliği Anabilim dalı 4. sınıfında öğrenim gören müzik öğretmeni adayları oluşturmaktadır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının seçiminde, adayların bireysel çalgı öğretimine yönelik “bireysel çalgı öğretimi” dersini almış ve bireysel çalgı eğitimlerini tamamlamış olan Müzik Öğretmenliği 4. sınıf öğrencisi olmaları temel ölçüt olarak belirlenmiştir. Araştırmaya 4. sınıf öğrencisi olan öğretmen adaylarının tamamı katılmışlardır.Araştırma betimsel bir çalışma olup, nicel ve nitel araştırma teknikleri kullanılarak desenlenmiştir.Araştırmada veri toplama aracı olarak “kişisel bilgi formu” ve açık uçlu sorular kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre müzik öğretmeni adaylarının büyük bir kısmının (%73.3 Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi mezunu oldukları görülmüştür. 8 yıllık eğitimleri sonucu öğretmen adaylarının yarısı almış oldukları çalgı eğitimini meslek yaşantılarında öğretecek kadar yeterli bulduklarını, etüt seçiminde bilgi sahibi olduklarını, öğrencilerinin karşılaşabilecekleri güçlüklere yönelik uygulamalar yapabileceklerini ifade etmişlerdir. Öğretmen adaylarının kendilerini yetersiz buldukları konular ise; çalgı

  9. Ortaçağ ve Sonrası Muş İli Yüzey Araştırması -2008- Malazgirt / A Survey on Medieval and Later Periods of Malazgirt, Muş (2008

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bülent Nuri KILAVUZ

    2013-03-01

    çesi Uzgörür Beldesinde bir ev ve bir kaya kilisesi; Malazgirt ilçesinde on iki mezarlık, Bulanık Uzgörür Beldesinde iki mezarlık incelenmiştir. Anıt eserler ve mezar taşları bölgeye ve dönemlerine göre malzeme, form ve üslup açısından farklılıklar göstermektedir. Tespit edilen eserler az sayıda Selçuklu ve sonrası (XI-XV. Yüzyıl ile genellikle Osmanlı (XVI-XIX Yüzyıl dönemlerine aittir. İncelenen mezarlıklar birbirlerinden farklı özellikler sergilemektedir. Bu durum Muş coğrafyasının zenginliğini ortaya koyması açısından önemlidir. Mezar taşları üzerindeki bazı motiflerin işlenişi bölgedeki diğer illerde bulunan örneklerle farklılıklar sergilemektedir. Tarihi mezarlıklar ve mezar taşları doğal ve insani etkenlerle günden güne hızla tahrip olmaktadır. Ayrıca bütün mezarlıklarda günümüzde de yeni gömülerin devam etmesi tahribi artırmaktadır. Enquête du terrain de la ville de Muş dans la période médiévale et postmédiévale – 2008 Malazgirt Résumé Cette étude a été réalisée du 22 juillet jusqu’en aoûte 2008 – avec l’autorisation du Ministère de la culture et du tourisme de la République turque et de la Direction générale des monuments culturels et des musées – dans le district de Malazgirt de la ville de Muş et dans ses villages. Dans cette recherche, on a identifié les patrimoines culturels comme les monuments commémoratifs: Mosquées, Eglises, Hôtels, Ponts, Maisons, cimetières et pierres tombales. Dans les derniers jours de notre recherche, les villages du district de Bulanık ont été englobé dans le cadre du travail. Tout au long de cette étude, dans deux villages au centre de Malazgirt, on a étudié les ruines d’une auberge, d’une masdjid, d’une Mosquée et de deux ponts, dans l’agrandissement d’Uzgörür du district de Bulanık, sans oublier une maison et une église rupestre. Dans le district de Malazgirt, on a étudié douze cimetières et deux

  10. Ortaçağ ve Sonrası Muş İli Yüzey Araştırması -2008- Malazgirt

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bülent Nuri KILAVUZ

    2013-03-01

    örür Beldesinde bir ev ve bir kaya kilisesi; Malazgirt ilçesinde on iki mezarlık, Bulanık Uzgörür Beldesinde iki mezarlık incelenmiştir.Anıt eserler ve mezar taşları bölgeye ve dönemlerine göre malzeme, form ve üslup açısından farklılıklar göstermektedir. Tespit edilen eserler az sayıda Selçuklu ve sonrası (XI-XV. Yüzyıl ile genellikle Osmanlı (XVI-XIX Yüzyıl dönemlerine aittir.İncelenen mezarlıklar birbirlerinden farklı özellikler sergilemektedir. Bu durum Muş coğrafyasının zenginliğini ortaya koyması açısından önemlidir. Mezar taşları üzerindeki bazı motiflerin işlenişi bölgedeki diğer illerde bulunan örneklerle farklılıklar sergilemektedir.Tarihi mezarlıklar ve mezar taşları doğal ve insani etkenlerle günden güne hızla tahrip olmaktadır. Ayrıca bütün mezarlıklarda günümüzde de yeni gömülerin devam etmesi tahribi artırmaktadır.Enquête du terrain de la ville de Muş dans la période médiévale et postmédiévale – 2008 MalazgirtRésuméCette étude a été réalisée du 22 juillet jusqu’en aoûte 2008 – avec l’autorisation du Ministère de la culture et du tourisme de la République turque et de la Direction générale des monuments culturels et des musées – dans le district de Malazgirt de la ville de Muş et dans ses villages. Dans cette recherche, on a identifié les patrimoines culturels comme les monuments commémoratifs: Mosquées, Eglises, Hôtels, Ponts, Maisons, cimetières et pierres tombales. Dans les derniers jours de notre recherche, les villages du district de Bulanık ont été englobé dans le cadre du travail. Tout au long de cette étude, dans deux villages au centre de Malazgirt, on a étudié les ruines d’une auberge, d’une masdjid, d’une Mosquée et de deux ponts, dans l’agrandissement d’Uzgörür du district de Bulanık, sans oublier une maison et une église rupestre. Dans le district de Malazgirt, on a étudié douze cimetières et deux cimetières dans l

  11. Ortaöğretim T. C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersinde “Şiir Kullanımına” İlişkin Öğretmen Görüşleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Namık Çencen

    2014-05-01

    Full Text Available Değişen ve gelişen günümüz eğitim sisteminde “orkestra şefi” rolü biçilen öğretmenden, öğrenme-öğretme sürecini planlarken farklı öğretim yöntemleri ve materyalleri kullanarak İnkılâp tarihi derslerini ezberden, tek düze anlatımdan kurtarabilmesi, hedeflenen beceri ve davranışları gerçekleştirebilecek ortamları sağlaması beklenmektedir. Bu ortamı sağlayabilmek amacıyla İnkılâp Tarihi dersi sürecinin planlanmasında edebi ürünlerden şiirin kullanılmasının öğretmenlere bu anlamda bir fırsat sunacağı söylenebilir. Bu araştırmada, 11. sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersinde tarih öğretmenlerinin bir edebi ürün olarak şiirin kullanımına ilişkin görüşleri üzerinde durulacaktır. Tarama modelinde gerçekleştirilen bu araştırmanın örneklemi uygun örnekleme (Convenience Sampling yöntemi ile belirlenen 2009–2010 öğretim yılında Ankara ili Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde bulunan 8 merkez ilçenin ortaöğretim okulunda görevli 80 tarih öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veriler araştırmacılar tarafından geliştirilen ölçme aracı ile toplanmıştır. Güvenirlik çalışması için hesaplanan iç tutarlılık katsayısı (Cronbach Alpha değerinin α= 0.76 olduğu görülmüştür. Sonuçların değerlendirilmesinde frekans, yüzdelik, aritmetik ortalama, t-testi ve one-way anova istatistik değerleri kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda; tarih öğretmenlerine ortaöğretim 11. sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde şiir kullanımına yönelik uygulanan anket sonucunda cinsiyetleri, çalışıyor oldukları okul türleri, mesleki kıdemleri ve mezun oldukları okul türüne göre aralarında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Tarih öğretmenlerine ortaöğretim 11. sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atat

  12. İŞGALLERİNDEN ÖNCE TÜRKİSTAN HANLIKLARINDA TARİH YAZICILIĞI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muhammed Çelik

    2014-08-01

    Full Text Available XVI. yüzyılın başından itibaren Türkistan bölgesinde, yöneticileri Cengiz Kağan soyundan ve Müslüman olan, halkı ise ekseriyeti Türk ve Müslüman olan parçalı siyasi yapılar ortaya çıkmıştır. Türkistan Hanlıkları olarak isimlendirilen bu devletler bütün bölgeye hâkim olabilecek bir konuma erişemedikleri gibi, biri diğeri üzerinde kesin ve uzun süreli bir hâkimiyet kuramamıştır. Hanlıkların başında bulunan ve han olarak isimlendirilen hükümdarlar, kendi meşruiyetlerini temin konusunda bir yandan Cengiz Kağan soyundan olduklarını vurgularlarken, bir yandan da Müslüman halkı kendi yanlarında tutabilmek için İslami söylemlere önem vermişlerdir. XVIII. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren Rus işgaline uğrayan Batı Türkistan’da kurulan Buhara, Hive, Hokand ve Kazak Hanlıklarının yanı sıra, XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Çin işgaline uğrayan Doğu Türkistan’da varlık göstermiş olan Yarkend Hanlığı ile Hocalar Devleti’nin tarih kayıtları bu tebliğin konusu olacaktır.Vakayiname, biyografi, coğrafya, menakıpname gibi alanlarda verilen eserlerin çok büyük bir kısmı çevrilmemiş durumda olup onların yazım dili büyük oranda Farsça, az bir kısmı Türkçedir. Türkçe olarak kaleme alınan eserlerin sayısı az olsa da bu eserler dil ve üslup yönünden dönemin gelişmişlik düzeyini yansıtabilecek durumdadırlar. Eserlerin büyük bir kısmında siyasi meselelere odaklanılmış iken, iktisadi ve toplumsal hadiselere daha az yer verilmiştir. İçinde yaşadıkları toplumun değer yargıları bu tarihî eserleri kaleme alanları etkilemiştir. Bu yüzden ifadelerde özellikle İslami söylem dikkat çekicidir. Eserler incelendiğinde kimi zaman muhtemelen siyasi zayıflık nedeniyle tarihî hadiseleri kayda geçirecek kimse olmayınca bu işi bizzat hükümdarlar üstlenmişlerdir. Eserlere ya dünyanın yaratılışı ve ilk

  13. Ortaöğretim Öğrencilerinin Savaş Ve Barış Kavramı İle İlgili Düşüncelerinin Çeşitli Değişkenler Açısından Değerlendirilmesi An Evaluation Of The Views Of Secondary Education Students Over The A Of War And Peace In Terms Of Different Variables

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özgür AKTAŞ

    2013-09-01

    ılının birinci döneminde Ankara ilinin Altındağ, Çankaya, Mamak ve Yenimahalle ilçelerinde bulunan liselerde uygulama yapılmıştır. Araştırma tarama yöntemine dayanmaktadır. Çalışma 3026 ortaöğretim öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Ortaöğretim öğrencilerinin savaş ve barış konuları ile ilgili tutumları tespit edilmeye çalışılmıştır. Savaş ve barış tutum ölçeği 40 maddeden oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 15,0 paket programıyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde öğrencileri cinsiyet, savaş oyunu oynayıp oynamama ve bilgisayar oyunu oynayıp oynamama değişkenlerine göre farklıkları olduğu gözlenmiştir. Öğrenciler arasında en az farklılığın ise baba eğitim düzeyi ve sınıf düzeyi arasında olduğu görülmüştür.Ortaöğretim öğrencileri insanın savaşçılık özelliği ile doğduğu şeklindeki önermeye kararsız kalmıştır. Öğrenciler savaşların Tanrının takdiri olduğu görüşüneyse katılmamıştır. Ortaöğretim öğrencileri savaşların masum insanlara acı getirdiği ve savaşların başka savaşlara yol açtığı görüşünde olmuştur. Öğrencilere göre savaşı kazanan da savaşı kaybeden de savaşsın sonuçlarından acı çekmektedir. Ortaöğretim öğrencileri en büyük başarıların savaş meydanlarında kazanıldığı fikrine kararsız bir tutum sergilemiştir. Yine öğrenciler vatanseverlik gibi yüce duyguların savaş meydanlarında doğduğu fikrinde de kararsızdır. Buna karşı öğrenciler savaş kazanmak kadar barış kazanmanın da önemli olduğunu belirtmiştir. Öğrencilere göre barışa katkı sağlayan insanlar da kahraman ilan edilmelidir.Türkiye’de savaş ve barış kavramının hangi yaşlarda anlaşılabildiğine dair araştırmalar yapılmamıştır. Bu alanda araştırmalar alana katkı sağlayacaktır. Ayrıca savaşların niteliğine göre ayrılarak da araştırma yapılmasının önemli olduğu düşünülmektedir.

  14. Hilmi Celik’s Contributions to the World of Parliamentary and Research Librarianship: A Memorial Tribute from an American Colleague

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Jane Ann Lindley

    2016-03-01

    Full Text Available Hilmi Çelik ile ilk defa 1981’de Ankara’ya yaptığım ziyaret sırasında tanışmıştım. Bu ziyaretim sırasında, dünyadaki en genç parlamento kütüphane yöneticilerinden biri olan 39 yaşındaki Hilmi Çelik’in başında olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphanesi’ni de görme fırsatım olmuştu.  O dönemde Türkiye’de sıkıyönetim olmasına rağmen, Parlamento sekretaryasına kütüphane de dâhil olmak üzere personel alımına devam ediliyordu. Hizmet sunulacak parlamento üyesi bulunmamasını fırsat bilen Hilmi Çelik, parlamento bilgi kaynaklarının otomasyona geçirilerek üyelere sunulması için çalışmalara başlamıştı. Türkiye’de o zamanlar otomasyon devlet, ticaret ve akademik sektörler için oldukça yeniydi ve istihdam edilebilecek çok az sayıda bilgisayar programcısı vardı. Hilmi Bey devlet yöneticilerini ikna ederek ilk yasama veri tabanını hazırlamak üzere genç ve nitelikli bir programcıyı kadrosuna katmayı başarmıştı. Bu oldukça dikkat çekiciydi; zira Amerika, Kanada ve Kuzey Avrupa dışında çok az parlamento kütüphanesi benzeri bir iş yapıyordu. Hilmi Bey aslında dünya parlamentolarının otomasyona geçirilmesi konusunda öncülerden biri olmuştu. Benim ziyaretim sonrası Hilmi Bey de Library of Congress’in Kongre Araştırma Servisi’ne bir iade-i ziyarette bulunmuştu. O zamanlar bu Servis’in başında bulunan Gilbert Gude, IFLA Parlamento Kütüphaneleri Bölümü’nün de başkanıydı. Parlamentonun bilgi kaynaklarını otomasyona geçirmedeki başarısından etkilenen Mr. Gude, Başkanı olduğu Bölümün Daimi Komitesi’nde görev almak üzere Hilmi Bey’i davet etmişti. Hilmi Bey Sabancı Üniversitesi kurucu direktörlüğü görevini üstlenmek üzere Parlamento Kütüphanesi’nden emekli olana kadar Komite’deki bu görevine devam etmiştir. Daimi Komite üyesi olarak Hilmi Bey, Güney Avrupa - özellikle de İspanya,

  15. Niğde Türk Ocağı’nın Kuruluşu ve İlk Faaliyetleri (1924-1926 The Establishment And First Activities Of Niğde Türk Ocağı (1924-1926

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nevzat TOPAL

    2013-09-01

    ğın kuruluşunu ve ilk faaliyetlerini Niğde’de yayınlanan ve elimize ulaşabilen gazete nüshalarında yer alan haberlerden istifade ederek değerlendirdik. Bugüne kadar kütüphane ve arşivlerde Niğde Gazetelerine ait tam bir koleksiyon bulmam mümkün olmamıştır. Bu sebepten de Niğde Türk Ocağının kuruluşu ve faaliyetlerine dair bir çalışma yapılamamıştır. Ancak Niğde Türk Ocağına 1925 tarihinde başkanı seçilen Hasan Hüsnü (Savaşçın Bey’in oğlu Mehmet Yılmaz Savaşçın vasıtasıyla temin ettiğimiz gazete ve belgelerden Ocağın kuruluşu ve faaliyetlerini aydınlatmak mümkün olmuştur.Elimizde mevcut olan gazete ve belgelerden Niğde Türk Ocağı Eylül 1924’te kurulmuştur. İlk İdari Heyeti Reisi C. Şehabeddin (Tüzün Bey’dir. Bu kişinin meşhur şair C. Şehabeddin olabileceği şeklinde yanlış bir kanaat hâkimdir. Ancak yapılan çalışmada Şehabeddin’in Niğde’de avukatlık mesleğini icra ettiği ortaya çıkarılmıştır. Şehabeddin Bey’in kısa süreli (yaklaşık altı ay yönetimini takiben 9 Ocak 1925’te yapılan kongrede yönetim değişmiştir. İkinci İdari Heyet Reisi olarak Hasan Hüsnü (Savaşçın Bey seçilmiştir. Elimizdeki bulunan Türk Ocakları Üyelerine Mahsus Hüviyet varakasında Niğde Türk Ocağı’nın 1 numaralı üyesi Hüsnü Beydir. Hüsnü Bey kısa sürede Ocağı teşkilatlandırıp faal hale getirmiştir. Niğde Türk Ocağı yaptıkları etkinlikler ile Niğde’nin kültürel hayatına önemli hizmetlerde bulunmuştur. Elimizdeki sınırlı belgeler ışığında bugüne kadar çalışılmamış olan Niğde Türk Ocağının kuruluşu ve ilk faaliyetleri değerlendirilmiştir.

  16. Burdur’da Evde Sağlık Hizmeti Alan Yaşlı Hastaların Profili ve Evde Verilen Sağlık Hizmetleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Binali Çatak

    2012-04-01

    Full Text Available Amaç: 2011 yılında ülkemizde kamusal düzeyde evde sağlık hizmeti verilmesi fiili olarak başlatılmıştır. Çalışmada; Burdur’da evde sağlık hizmeti kullanan 65 yaş ve üzeri yaşlı hastaların profilini ve evde verilen sağlık hizmetlerini tanımlamak amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu araştırmanın evrenini, Nisan 2011 tarihinde Burdur İl Sağlık Müdürlüğü Evde Sağlık Hizmeti Koordinasyon Merkezi’ne kayıtlı 65 yaş ve üzeri 140 kişi oluşturmaktadır. Çalışmada örneklem seçilmemiş olup, evrenin tümüne ulaşılması hedeflenmiştir. Veriler anket yöntemiyle, yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmış ve SPSS paket programı kullanılarak analizler tamamlanmıştır. Bulgular: Yaş ortalaması 79.6 olan yaşlıların %67.6’sı kadın, %53.7’sinin eşi ölmüş, %52.8’i okuryazar değil, %47.2’sinin sosyal güvencesi bulunmamakta ve %25.9’unun sağlık güvencesi yeşil karttır. Yaşlılarda en çok bulunan hastalıklar hipertansiyon (%48.1 ve inmedir (%39.8. Yaşlıların kolaylıkla yapabildikleri eylemlerin başında yemek yeme gelirken (%30.6; fatura yatırma, hastaneye gitme vb. gibi aktivitelerde hemen hemen tamamen bağımlıdırlar (%99.1. Yaşlılara evde verilen tıbbi hizmetler %46.3 muayene ve ilaçla tedavi, %26.9 muayene, tetkik ve ilaçla tedavi, %14.8 enjeksiyon, sonda takma ve yara bakımıdır. Yaşlılara evde verilen sağlık hizmetlerinin %87.0’sini sadece devlet hastanesi, %3.7’sini ise aile hekimi vermiştir. Evde sağlık hizmeti verenlerin büyük kısmını (%92.6 hekimler oluşturmuştur. Sonuç: Evde sağlık hizmeti sunulan yaşlıların sosyodemografik özellikleri, hastalık örüntüleri ve bağımlılık durumu toplumdaki yaşlı populasyonundan farklıdır. Sağlık hizmet sunumuna birden fazla sağlık kurumu dâhil olmaktadır, sunulan sağlık hizmeti kapsamlı değildir ve multidisipliner ekip anlayışından yoksundur

  17. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mete Korkut Gülmen

    1997-10-01

    Full Text Available ANİ BEBEK ÖLÜMÜNE PATOLOJİ AÇISINDAN YAKLAŞIM - ANLAŞMA VEYA KARARSIZLIK? The Pathological Approach to Sudden Infant Death - Consensus or Confusion? RW Byard, LE Becker, PJ Berry, PE Campbell, K Fitzge- rald, JMN Hiltorı, HF Krous, TO Rogrıum AmJ Forensic Med Pathol 1996;17(2:103-5. Ani bebek ölümü sendromu (ABÖS ile ilgili temel sorun, otopsiyi yapan hekim tarafından diğer ani bebek ölüm nedenlerini araştırma ve dışlama işlemlerine gösterilen özenin derecesine bağlı bir eleyici tanı olmasıdır. Ama dikkatli bif otopsi yapıldıktan sonra bile, sadece patolojik zemine dayanarak kasıtlı ya da kaza sonucu oluşan asfiksiyi ani bebek sendromundan ayırmak mümkün olmayabilir. Ayrıca, ülkelerin kendi içinde veya ülkeler arasında protokoller farklıdır. Yatağında ölü bulunan ve ABÖS olarak tanımlanan her bebeğe otopsi yapılmamaktadır. Bu çerçevede ABÖS tanısı konamadığı ve ölüm nedeninin saptanmadan kaldığı vurgulanmalıdır. Olası etyolojik mekanizmaların (ki bunlar kompleks, birden fazladır ve birbirleri ile ilgili değildir anlaşılma eksikliği nedeni ile ilgili diğer güçlükler de ortaya çıkmaktadır. Makroskopik inceleme ve cesedin disseksiyonundan sonra histolojik muayene, araştırma ve saklama için dokuların alıkonulması da dava ile ilgili bir sorun olabilir. İkinci ABÖS global strateji toplantısında (Stavan- gerda yapılmıştır aşağıdaki asgari standardlar savunulmuştur. Toplum ve ailenin yararına, tüm beklenmeyen bebek ölümleri tam olarak incelenmelidir. Ölüm nedeni ve şeklinin saptanması için aşağıdakilerin yapılması gereklidir. 1.\tOlay yeri ve çevresinin değerlendirilmesi eğitimli ve işin uzmanı kişiler tarafından yürütülmelidir. 2.\tBebeğin veya çocuğun ve ailenin öyküsünü de içeren anamnez gözden geçirilmelidir. 3.\tAyrıntılı otopsi ve uygun yardımcı çalışmalar yapılmalıdır. 4.\tOlgu baştan başa gözden ge

  18. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zeki Kır

    2006-04-01

    ın kimliği tespit edilmiştir. Çürümüş vakalarda soyulan el ya da parmak derilerinin eldiven tarzında kullanılmasıyla elde edilecek parmak izleri, kimlik tespiti için kullanışlı sonuçlar doğuracaktır. SAF ALKOL ZEHİRLENMESİNE BAĞLI ÖLÜM OLGUSU Forensic Sei Int. 2005;10;149(2-3:243-7 A fatal case of pure ethanol ingestion Hieda Y, Takeshita H, Fujihara J, Takayama K Yetişkin bir erkek üzerinde dehidrate alkol (>%99 yazısı bulunan 2 adet boş şişe (500ml?2 ile bir araba içerinde ölü olarak bulunmuştur. Otopside şiddetli hemoroji ve pankreatik nekroz görülmüştür. Kanda ve idrar yüksek miktarda (8,12 mg/ml ve 8,14 mg/ml alkol saptanmıştır. Ani ölüm yaklaşık 1 litre dehidrate alkol alındıktan sonra alkol zehirlenmesi sonucu gerçekleşmiştir. TAYLAND TUSUNAMİSİNDE ADLİ TIP DOKTORLARININ ROLÜ: CHULALONGKORN TIP FAKÜLTESİNİN DENEYİMLERİ J Med Assoc Thai, 2005;88:Suppl 4:335-8 Role of forensic doctors in Thailand's tsunami: experiences from Chulalongkorn Medical School. Sirisup N, Kanluen S. Tayland’daki tusunami felaketinde adli tıp doktorlarının en önemli problemi ölenlerin kimliklerini belirlemek olmuştur. Kimlik belirleme işlemi; ölen kişinin yakınlarınca tanınması, diş kayıtları, parmak izi ve DNA analizi çalışmalarına dayanılarak yapıldı. Yapılan kimlik analizleri esnasında DNA analizi ve parmak izi yöntemlerinden sonra en etkili faktörün diş kayıtları olduğu görüldü. Çalışmalarımız esnasında felaket kim-liklendirme birimlerinin eldeki problemleri gözden geçirip gelecek için plan yapmalarının önemli olduğu kanaatine varıldı. GENÇLERDEKİ ANİ ÖLÜMLER Heart Rhythm. 2005;2(12:1277-82 Sudden death in the young Puranik R, Chow CK, Duflou JA, Kilborn MJ, McGuire MA. Genç insanlardaki ani ölümler seyrek rastlanmakla beraber toplumda derin izler bırakırlar. Çalışmamızdaki amaç 5-35 yaş arası ani ölüm vakalarında ölüm sebeplerini araştırmaktır. 1995

  19. Eskişehir’de Hava Kirliliği ve Doğal Gazın Tarihçesi: Genel Değerlendirme / History of Air Pollution and Natural Gas Usage in Eskişehir: A General Review

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazmi Oruç

    2012-12-01

    şehir temiz hava planı (2011-2014 hazırlanmıştır. Partikül Madde ve SO2 yanında NO2,O3 ve PAH gibi kirleticilerin ve ulaşım araçlarının neden olduğu kirliliğin de irdelendiği bu raporda, Eskişehir için ulusal yasal sınır değerleri zorlayan bir durum söz konusu olmasa da geniş ölçekte Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ gibi kuruluşların oluşturmuş olduğu standartların üzerinde değerlere rastlandığı kaydedilmektedir. Hava kirliliğinin önlenmesi amacıyla doğal gaz kullanımına ilk kez Eskişehir Organize Sanayi Bölgesinde (EOSB Botaş bünyesinde 1990 yılında başlanılmış daha sonra bu hizmet özelleştirme kapsamı içerisinde 2004 yılında Eskişehir Doğal Gaz Dağıtım A.Ş. (ESGAZ firmasına devredilmiştir. ESGAZ, Büyükşehir Belediyesi mücavir alanlarda yer alan imara açık tüm cadde ve sokaklara doğal gaz hizmeti vermekte olup 2004 yılında devir alınan 107.000 bağımsız birim sayısını 2011 yılı sonu itibariyle 300.000’e çıkartmıştır. EOSB bölgesi hariç evsel ve şehir içi sanayi tüketimi de 2005 yılında 211.756.888 m3 iken, 2011 yılında 348.974.147 m3’e çıkmıştır. Tüm bu olumlu gelişmelere karşın doğal gaz alt yapısı bulunan bazı semt ve apartmanlarda günümüzde de ithal ve yerli kömür kullanılması zaman zaman hava kirliliğine neden olmaktadır. İlk aşamada kent merkezinde özellikle kış aylarında kömür yerine tamamen doğal gaza geçilmesi ve ulaşım kaynaklı hava kirliğinin azaltılması için gereken önlemlerin alınması önerilmiştir. History of Air Pollution and Natural Gas Usage in Eskişehir: A General Review The aim of this study is to investigate the use of natural gas and air pollution levels in Eskişehir City Center in the last 30 years. Air pollution has been phenomena in Eskişehir since the beginning of 1980s, due to the use of low quality coal, unplanned and irregular urbanization and negative climate factors. First air

  20. İznik Çini Fırınları Kazı Buluntularından Çini Örneklerin Değerlendirilmesi / Evaluation of Iznik Tiles Examples from Iznik Tile Excavation

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Belgin Demirsar Arlı

    2018-03-01

    tile and ceramic art, these finds contributed to obtaining new information in terms of technique/production, form, design and composition. This studyaimstoin traduce the interesting tile finds uncovered in Iznik Excavations and to conduct and evaluation.  We will concentrate on the similarities between the tiles unearthed in the excavations and the tiles used in the Ottoman Era buildings and the pieces we know from the collections.   Öz İznik’in tarihi ve kültürel mirasını toplu olarak ve çeşitli yönleriyle ele alan İznik Kazıları iki dönem halinde incelenir. I. Dönem çalışmaları Prof. Dr. Oktay Aslanapa’nın Orhan İmareti ve Hamamı Kazısı ile başlamıştır. İki sezon süren Orhan İmareti çalışmalarının ardından İznik’e asıl ününü sağlayan çini ve seramikle ilgili araştırmalara yönelinmiştir. Çalışmalarda genellikle satın alındıkları yerlere göre isimlendirilen Osmanlı seramik ve çinilerinin üretim merkezlerini ve tekniklerini tespit yanında, üretildikleri fırın ve atölyeleri de açığa çıkarmak amaçlanmıştır. 1969 yılı da dâhil olmak üzere düzenli olarak sürdürülen kazı ve sondaj çalışmalarıyla; Milet işi, Haliç işi, Şam işi, Rodos işi gibi isimlerle tanımlanmaya çalışılan Osmanlı seramik ve çinilerinin asıl ve önemli üretim merkezinin İznik olduğu, deforme ve yanık parçalar, yarı mamul fragmanlar, pişirim malzemeleri yanında içi doluyken çökmüş durumda bulunan fırın kalıntılarıyla bilim çevrelerine kanıtlanmıştır. 1969 yılından itibaren ekibin Van Kazısına ağırlık vermesi nedeniyle İznik’te son verilen araştırmalara, 1980 yılındaki yol çalışmaları sırasında ortaya çıkan fırın kalıntısının değerlendirilmesinin ardından, 1981 yılından itibaren II. Dönem ve İznik Çini Fırınları Kazısı adı ile yeniden başlanmıştır. 1981 yılından itibaren üç yıl oldukça geniş bir ekiple boş alanlardaki sondajlara

  1. III Adli Bilimler Kongresi - Posterler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adli Tıp Uzmanları Derneği ATUD

    1999-12-01

    ında peroneal sinir (12 olgunun 4’ünde ve brakiyal pieksus zedelenmesi ( 12 olgunun 3’ünde, olarak belirlendi. Serimizde tıbbi girişim hataları da azımsanmayacak bir yer tutmaktadır. Bu olgularda en sık hasar siyatik sinirde gözlenmiştir. Yazıda, etyolojik nedenlerle sonuç arasındaki ilişki ve elektronöromiyografinin tanı, prognoz tayini ve acili yargı süreçlerine katkısı tartışıldı. TRAFİK KAZASINA BAĞLI ÖLÜMLERİN İNCELENMESİ Ercüment AKSOY*, Nur BIRGEN**, Tarnl BAŞKAN***, Mehmet Akif INANICI* ÖZET Trafik kazalarının sayısının çok fazla olması, bu konuda sebebe yönelik araştırmaların yapılmasını gerekli kılmaktadır. 1994-1996 yılları arasında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi’nde otopsileri yapılan 250 trafik kazasına bağlı ölüm olgusu retrospektif olarak incelenmiştir. Olguların yıllara göre dağılımdaki artış dikkat çekicidir. Bunun trafikte bulunan araç sayısı artışı ile orantılı olduğu düşünülmektedir. Ölümlü trafik kazalarda davaların daha süratli karara bağlandığı ve kararların genellikle mahkumiyet yönünde olduğu dikkat çekicidir.

  2. İlk “Mûsikî” Ders Programları ve Zati Bey’in “Talim-i Kıraat-i Mûsikî” İsimli Eserinin Analizi The First “Mûsıkî” Curriculums And The Analysis Of The Work Of Art Named “Talim-i Kıraat-i Mûsıkî” Of Zati Bey

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cahit AKSU

    2013-03-01

    cumhuriyet döneminde üretilen müzik eğitimikitaplarına rehberlik etmiştir. Bu kitapta yer alan çocuk şarkılarındakikonular, Türk insanının o zamanki duygu, düşünce, hissiyat veihtiyaçlarına işaret etmektedir. Savaşta şehirlerin kaybedilmesindenkaynaklanan büyük üzüntü, mücadele eden orduya maddi olarak dayardım etmenin erdemi, İstiklal Savaşı ile Türklük gururu, tarımsalkalkınmanın, üretimin ve tutumlu olmanın önemi bu kitaptakişarkılarda ele alınan başlıca konulardır. Kitapta bulunan şarkılarda elealınan konular şu şekildedir: “Oyun, Organlar, Günler, Sayılar,Mevsimler, Tasarruf Bilinci, Çalışmanın Önemi, Allah Sevgisi,Beslenme, Doğa Sevgisi, Anne-Baba Sevgisi, Eğitimin Önemi, Özlem,Kahramanlık, Vatan Sevgisi.”Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında yazılan „Talim-i Kıraat-iMusiki” isimli eserde yer alan şarkılardaki konu çeşitliliğini diğerçalışmalarla karşılaştırdığımızda, konuların doğru bir pedagojikyaklaşımla ele alındığını ve bu karakteristiğiyle de ondan sonra yazılanbenzer müzik eğitimi kitaplarına öncülük ettiğini görmekteyiz.

  3. Güvahî'nin Bilinmeyen Eseri: Tazarru'-Nâme Unknown Work of Guvahi: Tazarru-name

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hasan GÜLTEKİN

    2012-09-01

    ölümünde bulunması gereken sebeb-i telif kısmı ise hatime bölümüne konmuştur. Hatime bölümü bir başlıkla belirtilmemekle birlikte eserin sonunda, okuyanlardan dua isteği, eserin adı ve yazıldığı tarihin söylendiği beyitler bulunmaktadır. Şair eserini herhangi bir olaya dayandırmamış sadece günahkâr olduğunu ve affedilme isteğini dile getirmiştir. Aralarda bulunan meviza başlıklı manzumelerde ise insanın aczinden, günahkâr oluşundan, dünyanın geçiciliğinden bahsedilmekte, günahların bağışlanması için Allah’a yalvarılması gerektiği öğütlenmektedir.Divan edebiyatında Tazarru’-nâme denilince Sinan Paşa’nın XV. asırda manzum ve mensur karışık olarak yazdığı ünlü eseri akla gelir. Güvahî’nin de Tazarru’-nâme’sini kaleme alırken Sinan Paşa’nın Tazarru’-nâme’sinden tevhid ve na’t kısımları ile altı büyük peygambere, Hz. Muhammed’e, dört büyük halifeye, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e yer vermesiyle şekil olarak esinlemiş olduğunu görülmektedir. Bunun yanında muhteva açısından da dinî mahiyeti nedeniyle iki eser benzerlik göstermektedir. İki eserin ortak noktası, dünyanın ve zenginliğinin geçici olduğu, ahirette mutlu olmak için dünyada ibadetle meşgul olunması gerektiği ve ayrıca peygamberler ile mübarek kabul edilen kişilerin manevi himmetinin istenmesi, Allah’tan günahlar için bağışlanma dilenmesidir.

  4. Cumhuriyet İdaresi'nin Nüfusu Kayıt Altına Alma Girişimlerine Bir Örnek: 1934 Yılı Nüfus Taraması An Illustration For The Civil Registry Processes During The Republican Era: The Census Of 1934

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fevzi ÇAKMAK

    2013-09-01

    rkiye Cumhuriyeti’nin önemle üzerinde durduğu konuların başında, Nüfus siyaseti geliyordu. Devletin uygulamaya çalıştığı nüfus siyasetinin iki önemli ayağı bulunuyordu. Bunlardan biri genel olarak nüfusun azalmasını önlemek ve artmasına yönelik tedbirler almak, diğer ayağı ise nüfusun nitelik ve nicelik olarak kayıt altına alınmasıydı.Bu çalışmada Cumhuriyet idaresinin nüfusu kayıt altına almaya yönelik siyasetin önemli bir parçası olan gizli nüfusların yazımına yönelik çabalarına değineceğiz. Özellikle 1927 nüfus sayımı sonrası pek çok nüfusun saklı kaldığı gerçeği karşısında devlet, nüfus kayıtlarına yönelik çeşitli af düzenlemelerine gidecekti. 1933 yılında çıkarılan Af Kanunu içinde, nüfus kayıtlarının affına dair hükümler bulunuyordu. Kanun sonrası halk, nüfus dairelerine koşarken, devlet karşı karşıya kaldığı yoğun talep karşısında çıkış çareleri arayacaktı. Bulunan çıkış yolu, nüfus kayıt işlemlerinde, taşrada görev yapan, durumu görev almaya müsait olan tüm devlet memurlarının kullanılmasıydı.1934 yılının Mart ayında bu yönde çıkarılan talimatname ile kısa sürede başarı yakalanmış ve ardından 1934 yılının Temmuz ayında çıkarılan Gizli Nüfusların Yazımına ilişkin kanunla, işleyişin yasal dayanakları oluşturulmuştu. Buradaki çalışmamızda, sözü edilen işleyişi tahlil etmeye çalışacağız. Çalışmamıza nüfus kayıt defterleri temel kaynak teşkil edecektir.

  5. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Akif İnanıcı

    1998-12-01

    VENTRİKÜLER DİSPLAZİ Arrhythmogenic Right Ventricular Dysplasia as a Cause of Sudden Death. Scbionning JD, Frederikson P, Kristensen IB. Am J Forensic Pathol 1997:18/4;345-8 Aritmojenik sağ ventriküler displazi (ARVD myo- kardiyumun fibroadipöz doku ile yer değiştirmesi, aritmik belirtiler ve ani ölüm ile karakterize, çok az anlaşılabilen ve sıklıkla teşhisi konulamayan bir sağ ventrikül rahatsızlığıdır. Hastalık ailesel oluşmakta ve otozomal dominant olarak ailesel geçmektedir. Bu yazı otopside teşhisi konulan beş ARVD olgusunu tanımlamaktadır. Olguların üçünde, ölüm gençlerde (16-28 yaş arası egzersiz sonrası aniden oluşmuştur. Bir olgu, uygun tıbbi öyküsü olmayan ve banyoda ölü olarak bulunan 46 yaşında erkek, diğer olgu ise pulmoner tromboemboliden ölmüş 57 yaşında bir kadındır. Olguların hiçbirinde ölümden önce ne hastalığın teşhisi yapılmış ne de şüphelenilmiştir. Sadece bir olguda (21 yaşında erkek daha önceden hastalığın tipik semptomları mevcut imiş. Otopside, sağ ventrikül dilatasyonu ve dört olguda da kardiyomegali saptanmıştır. Tüm kalplerin sağ ventrikül miyokardiyumları hemen hemen tamamen yağ dokusuyla ve farklı derecelerde fibröz doku ile yer değiştirmişti, sol ventrikül myokardiumunda fibröz doku ve yağ infiltrasyonu yoktu ya da sadece serpilme tarzında idi. ARVD’nin ölüm sonrası teşhisi, tedaviye başlanması amacıyla aile üyelerindeki olası hastalığın tanımlanması bakımından çok önemlidir. 13 YAŞINDAKİ ERKEK ÇOCUKTA SAKKÜLER İNTRAKRANYAL ANEVRİZMA RÜPTÜRÜNE BAĞLI ANİ ÖLÜM Sudden Death Due to Rupture of a Saccular Intracranial Aneurysm in a 13-Year-Old Boy. Meldgaard K, Vesterby A, Ostergaard JR. Am J Forensic Pathol 1997:18/4;342-344 İntrakranyal sakküler anevrizmalar beyin arterlerinin zayıf noktalarından çıkıntı yapmasıyla oluşmaktadır, bunların rüptiirü de ölümle sonuçianabilen suba- raknoidal

  6. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Akif İnanıcı

    1997-12-01

    Full Text Available GÖZ YARALANMASI OLAN KİŞİLERDE YAPILAN BİR ÇALIŞMA A Study on patients presenting with injuries to the eye N.L. Abeyasinghe. J. Clinical Forensic Medicine 1997; 4/2 : 77-80. Gözün travmaya çok hassas bir organ olması nedeniyle göz yaralanmaları sıkça ortaya çıkan olaylardır. Bu çalışma göz yaralanmalarının gerçek nedenlerini belirlemeyi ve bu şekildeki yaralanmaların neden olduğu görme kaybının derecesini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bir yıllık dönemde adli tıbbi muayenesi yapılan toplam 191 kurban cins, yaş, travma tipi ve görme kaybının derecesine göre incelenmiştir. Bu çalışma grubundaki kurbanların çoğu saldırı sonrası yaralanmaları olduğunu iddia etmişlerdir. Silah kullanımı ve göz yaralanmasının ağırlık derecesi arasında herhangi bir bağlantı kurulamamıştır. Kurbanların çok azında asit yanığı görülmekle birlikte, görme kaybı derecesinin ağırlığı açısından en ağır hasarlar bu grupta oluşmaktadır. YÜKSEK DOZ ALKOL ALIMI İLE İNTİHAR Suicide by alcohol overdose M.N. Michalodimitrakis, R. La Grange, A.M. Tsatsakis J. Clinical Forensic Medicine 1997; 4/2 : 91- 4. İntihar girişiminde bulunan kişinin vücudunda alkol sıkça saptanabilen bir maddedir. Alkol, intihar girişiminde bulunacak kişinin yaşamını sonlandırmada ortaya çıkabilecek son içgüdüsel direnmeyi azaltmak amacıyla kullanılabilir. Özellikle kanserli hastalarda görülen intihar girişimleri birbirlerine benzer özellik- dedir. Depresyon içerisindeki kanserli bir kişi alkolü sıklıkla duygularını baskılamak amacıyla kullanır. Ancak akut entoksikasyon düşüncesiyle ve kendini öldürme amacıyla kullanımı nadirdir. Bununla birlikte bu çalışmada iki şişe ispirto içerek intihar eden kanserli bir hastadan elde edilen sonuçlar bildirilmiştir. Postmortem kalp kanı ve göziçi sıvısında alkol seviyeleri 9.0 ve 6.2 mg/ml olarak bulunmuştur. CAM PAR

  7. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ümit Ünüvar Atılmış

    2002-08-01

    MLİĞİ Dentistry in ancient mesopotamia. Neihurger EJ. J Mass Dent Soc. 2000; 49(2:16-9 Antik mezopotamyada (bu günkü güney Irak modern uygarlığımızın kökeni ve İbrahim peygamberin vatanı olarak bilinene sümer imparatorluğu mecvcuttu. antik Ur ve Kish şehirlerinden elde edilen insan iskeleti kalıntılarrı (MÖ 2000 yılına ait üzerinde yapılan analizler göstermiştir ki genetik olatrak homojen hastalıklı ve kısa yaşam süreleri olan bnir halk topluluğu bu bölgede yaşamıştır, bu antik mezopotamyalıların % 95 in dişlerinin yıpranma olduğu, % 42 sinin periodental hastalıklara sahip olduğu, % 2 sinde diş çürüğü olduğu görülmüştür. Ağız boşluğunda pek çok konjenital ve neoplastik lezyonlar belirlenmiştir, fakat bu çağlarda o devrin diş hekimleri günümüz diş tedavi teknikleri hakkında pek az şey biliyordu, iskelet ve diş kalıntıları kamtlamaktadoır ji tüm toplum kronik malnüt-risyondan muzdaripti. bu malnitrüsyon büyük ihtimalle kıtlıktan kaynaklanıyordu, bu kıtlık hem tarihi kayıtrlar-da hem İncilde, hem de iskelet ve adli odontolokik inceleme sonuçları ile kanıtlanmıştır, bu insanların dişleri modern insanınki ile aynı ancak karşılaştırınca diş sağlıkları çok kötü idi. bu popülasyonda maloklüzyon, çürük ve TMJ problemlerinin olmaması flat planeden dolayıydı. (The population's lack of malocclusions, caries, and TMJ problems appear to be due to flat plane occlusion. FORENSIC PATOLOJİ UYGULAMASINDA SEREBRAL AMlLOlD ANJİOPATÎNİN TANISAL İLİŞKÎSÎ. ÎKİ OLGU SUNUMU VE LÎTERATÜR TARAMASI. The diagnostic relevance of cerebral amyloid angiopathy in the setting of forensic pathology - a report of two cases and review of the literature. B/ittner A, Weis S, Mall G, Gall C, Eisenmenger W. Leg Med (Tokyo. 2001;3(3:141-8. Serebral amiloid anjiopatili iki vakada nöropatolojik özellikler gösterildi. Evinde koma halinde bulunan 85 yaşındaki bir kadın, hastaneye g

  8. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şebnem Korur Fincancı

    1998-08-01

    birlikte, modern uygulamalar Prof. Lin Ji ile 1930 yılında başlamıştır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin 1949’da kurulmasının ardından hızlı bir gelişme dönemi olmuş ancak bu 1966-76 yılları arasındaki Kültür Devrimi ile kesintiye uğramıştır. Bugün Çin'de polis, savcılık büroları, mahkemeler, üniversiteler ve adalet bakanlığı içinde ayrı ayrı kurulmuş acili tıp yapılanmaları içinde yaklaşık 10000 bilirkişi vardır. 8 tıp fakültesi, Shanghai’da The Journal of Forensic Medicine dergisini yayınlayan Adalet Bakanlığı Adli Bilimler Enstitüsü ve The Chinese Journal of Forensic Medicine yayınlayan Çin Adli Tıp Derneği temel kuruluşlardır. İNTRAREKTAL ATEŞLİ SİLAH YARALANMASI İLE İNTİHAR Suicide by intrarectal gunshot wound. PrahloıvJA Am J Forensic Med Pathol 1998 Dec;19(4:356-6l Bu yazıda değişik bir intihar olgusu sunulmuştur. Cinsel mazoşizm ve fetişizm de dahil çeşitli parafili öyküsü bulunan olgu, kendisi tarafından gerçekleştirilen intrarektal ateşli silah yaralanması sonucu ölmüştür.

  9. Kemalettin Kamu’nun Hayatı, Sanatı, Şahsiyeti ve Hicret Şiirinin Tahlili The Life, Art, Personalitey Of Kemalettin Kamu And The Analysis Of His Poem "Hicret"

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet ADIGÜZEL

    2013-09-01

    s thought’s centre in 18.19.20 centuries even civilazition of World. But Kemalettin Kamu couldn’t take advantage of art in Paris. Perhaps he could have done the art in a high leval, but he couldn’t. He only wrote two or three poems in five years. Nearly he finished his poetess. Unfortunately, this duration contunied until his death.When he was a young in peroid of indepence war, he wrote several poems which was his heritage. Nearly he gyved his poetess and finished the art. His poetess was excellent in same poems. He was one of the first poet of the history republic and wrote poems sincerely. Although he had some oppornities and luck to be a master in Turkish literatüre, he couldn’t compose it and catch that atmosphere. Her insan bir dünyadır. Bu dünyanın sınırlarını belirleyen ise o insanın evreni kaplayan tahayyülleri ve tasavvurlarıdır. O insanın hayat hikâyesini inşa eden, hadiselerin çeşitliliği ve zenginliğidir. Alelade yaşanan bir hayat hikâyesi mahduttur, fakat sanatkârane yaşanan bir hayat hikâyesinin oluşturduğu dünyaya sınırlar koymak – ki bu yüksek seviyede bir sanatkâr kudreti ise – muhaldir. Sanatkârane farkındalık hayatın her safhasına yansımıştır. Eser-müessir bağlamında bu farkındalık daha şeffaf gözlemlenebilir. Sanatkârı farklı kılan, onun duyuş ve algılayışıdır. Ahmet Haşim dolunaya bakınca “mehtab”ı duyar, algılar, oysa alelade bir bakışa sahip fert, dolunayı “kabak” olarak algılayabilir. Bu perspektifin, müessiri ve inşası nedir, nasıldır? Konumuzu zorlayan, çerçevesinden taşıyacak bir mevzudur. Zira üslup, dil, musiki, tema, konu ve diğerleri sanatın çatısı altında bulunan birimleridir. Bu malzemelerden her biri kuvvetine ve kelime servetine göre bir ehemmiyet arz etmektedir. Bir birini tamamlayan ve aynı zamanda o bütünün her bir özelliğini, vasfını kendisinde taşıyan ve temsil eden birer uzuvdur. Sanatçının üslubuna, fikir, duygu, his

  10. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şebnem Korur Fincancı

    1999-08-01

    olguda görüldü, 6 olguda hemotoraks ile birlikteydi. 7 olguda kaburgalarda yaralanma, 4 olguda pnömomediastinum, 3 olguda pulmoner atelektazi ve 4 olguda da diyafragma rüp- türü vardı. BT’de 11 hastada spinal tutulum gözlendi ve 4 hastada D3, 3 hastada ise D5 hasarı ile 7 olguda omurilik bütünlüğünde bozulmaya ait bulgular mevcuttu. 3 olguda karaciğer, 2 olguda dalak, 3 olguda kafatası ve 10 olguda da ekstremite yaralanmaları vardı. TARTIŞMA VE SONUÇ: Toraks grafisi ateşli\tsilah yaralanmalarında kalp yaralanması ve minimal pnömotoraks dışındaki göğüs ve akciğer harabi- yetini gösterir. Batın ve kafatası yaralanmaları eşlik ettiğinde, pulmoner ve göğüs dışı yaralanmanın ağırlığını bütün olarak ve hızla belirleyebilmek için yöntem olarak BT seçilmelidir. Bu seçim gereksiz gecikmelerle hastanın daha fazla zarar görmesini önleyerek hızlı ve hedefe yönelik tedaviyi olanaklı kılacaktır. SPİNAL KANALDA GEZEN MERMİ ÇEKİRDEĞİ Wandering intraspinal bullet. Gupta S, Senger RL. Br J Neurosurg 1999 Dec;13(6:606-7. Göğsün alt kısmında sağdan tekal keseye girerek subaraknoid boşlukta serbestçe gezen bir ateşli silah mermi çekirdeği yaralanması olgusu sunulmuştur. Başlangıçta nörolojik defisiti olmayan hastada yaralanmanın 3- günü düşük ayak ve idrar retansiyonu ile birlikte kök basısı bulguları gelişti. Radyolojik bulgular ve cerrahide karşılaşılan sorunlar tartışılarak nadir görülen bu durum ile ilgili kaynaklar gözden geçirildi. ATEŞLİ SİLAHA BAĞLI OMURGA YARALANMASI BULUNAN VE LAMİNEKTOMİ UYGULANAN HASTALARDA PROGNOSTİK FAKTÖRLER Prognostic factors related to gunshot wounds to the spine in patients submitted to laminectomy “Makale portekizcedir” Flores LP, Nascimento Filho J de S, Pereira Neto A, Suzuki K. Arq Neuropsiquiatr 1999 Sep;57(3B:836-42. Sivil ateşli silah yaralanmalarına bağlı spinal hasar halen ciddi bir nörolojik durum olmayı ve hemen t

  11. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muhammet Ziya Kır

    2004-12-01

    öntemdir. Çalışmamızda ölmüş kadınların vajinalarından alınan ve spermatozoa bakılan svablarla, ticari olarak kullanılan immünoradyometrik analizleri (IRMA karşılaştırdık. Çahşmada kullandığımız 80 olgunun 67 (%84 sinde her iki yöntemle aym sonuç tespit edilirken, 18 olguda hem PSA pozitif çıkmış hem de sperm görülmüştür. Geriye kalan bir olguda bir pozitif birde negatif sonuç elde edilmiştir. PSA analizi ile svablarda sperm tespit yöntemlerinin birbirini desteklediği sonucuna vardık. Çalışmamız sonucunda seksüel şiddete bağh ölümlerde her iki yönteminde seksüel aktiviteyi tespit etmede yararlı olabileceği kanaatindeyiz. ANİ ÖLÜMLERDE SERUMDA KARDİYAK TRO-PONİN T KONSANTRASYONU Serum concentrations of cardiac troponin T in sudden death. Ellingsen CL, Hetland O. Am J Forensic Med Pathol. 2004;25(3:213-5. Department of Pathology, Rogaland Central Hospital, Stavanger, Norway, c.l.ellingsen@labmed.uio.no Gelişmiş toplumlarda doğal sebeplere bağh ani ölümlerde iskemik kalp hastalıkları en fazla görülen sebeptir. Akut miyokard enfarktüsü geçiren olguların kalplerinde olay üzerinden birkaç saat geçmedikçe yapılan histolojik analizlerde bulgu görülmez. Klinikte kardiyak troponin miyokard hasarım göstermekte kullanılan önemli bir biyokimyasal belirteçtir. Çalışmamızda Norveç Central Hospital of Rogaland, Stavanger, de otopsisi yapılan 102 olguyu inceledik. Kardiyak troponin T tespiti için femoral kandan örnek aldık. Çalışmamızda olgulardan alınan kanda, kalpte morfolojik bulguları bulunan olgularda 1.95mgr/L, kardiyak olmayan sebeplere bağh ölüm olgularında 0.16mgr/L, muhtemelen kardiyak sebeplere bağh olan fakat kalpte morfolojik bulgular görülmeyen olgularda 0.61mgr/L kardiyak troponin T tespit ettik. Kandaki troponin T miktarıyla ilgili bu gruplarla ilgili yaptığımız istatistiksel çalışmaların anlamlı olduğunu gördük (P < 0.0001.Kalpte morfolojik bulgu g

  12. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mete Korkut Gülmen

    1996-10-01

    .1 mg/kg midozalam her 200 olgudan birinde dokunarak uyarmaya bağlı farklı algılanabilir davranışların etkisi ile ortaya çıkan cinsel fantazilere sebep olur. Ayrıca otoerotik uyarım ela rapor edilmiştir. Uygulanan doz ve şekil ile birlikte iddia sahibi hastaların sayısı ve içeriğindeki artış incelendiğinde, bu başlıkta konu edilen olgulardaki cinsel fantazilerin mümkün olabileceği görülecektir. MORFİNİN ÖLÜM SONRASI VÜCUTTA YAYILIMI Postmortem distribution and redistribution of morphine in man. Logan BK, Smimow D. J Forensic Sci 1996;4l/2:221-229. Bu çalışma, vücutta ölüm sonrası morfin konsantrasyonlarındaki zamana bağlı değişiklikleri ve bölgelere bağlı farklıkları değerlendirmektedir. Morfin içeren 32 ölüm olgusunda sol ventrikül kanı, femoral kan ve beyin omurilik sıvısı mümkün olan en kısa zamanda ölümden hemen sonra alındı (Tl ve otopsi sırasında tekrar iliak kan alındı (T2. Örnekler morfin için radioimmunossay ile analiz edildi. Morfin konsantrasyonundaki değişimlerde ne merkezi ne de periferik bölgelerde ve beyin omurilik sıvısında zamana göre bir farklılık saptanmadı. Ancak ventriktiler kandaki morfin konsantrasyonu, femoral veya iliak kanıyla örnek alınan periferik bölgedeki konsantrasyondan daima yüksek bulundu. Bu ventriküler morfin konsantrasyonu 0.3 mg/L'yi geçtiğinde kısmen doğru kabul edildi. Periferik kısımlarda femoral ve iliak kan morfin konsantrasyonları toksikolojik test için periferik kan alınlında uygun bir yer teşkil edecek şekilde birbirleriy- le uyumlu olduğu saptandı. SCANING ELEKTRON MİKROSKOPİSİ, ADLİ DİŞ ÇALIŞMALARINDA FAYDALI BİR ARAÇ Scaning electron microscopy, a useful tool in forensic dental work. Jakobsen J, Holmen L, Fredebo L, Serjsen B. J Forensic Odonto-stomatol 1995;13/2:36-40. Bazı olgularda, diş örneklerinin yüzeylerinde bulunan oluşumlar hakkında mikroskopik bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bilgiler Scaning

  13. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mete Korkut Gülmen

    1997-04-01

    Full Text Available ASI İLE İNTİHARDA GECİKMİŞ ÖLÜM Delayed death after attempted suicide by hanging Hausmann R, Batz P. Int J Legal Med 1997; 110: 164-6. Ası olgularında genellikle ölüm, strangülasyonun boyun bölgelerine uygulandığı basınç ile respiratuar obstrüksiyon ve iskemik serebral hasarlanmaya bağlı derhal oluşmaktadır. Ası yolu ile intihar girişiminde bulunan ve muayenesinde bilinci açık olup, hiçbir bozukluk göstermeyen 4 gün yaşadıktan sonra ortaya çıkan bir gecikmiş ölüm olgusu sunulmaktadır. Bu olguda ölüm nedeninin; karotid arterlerin subtotal rüptüründen kaynaklanan travmatik tromboza bağlı serebral infarktüsler olduğu bildirilmektedir. TURİN İTALYA’DA OTOPSİLERDE MİYOKARDİT RASTLANMA SIKLIĞI Prevalance of myocarditis at autopsy in Turin, Italy Passarino G, Bur/o P, Ciccone G, Comma A, et al. Arch Pathol Lab Med 1997; 121: 619-22. Miyokardit rastlanma sıklığının araştırıldığı bu çalışmada, retrospektif olarak 17.162 postmortem kaydı, San Giovanni Battista Hastanesi, Turin’de 1965-1994 yılları arasında rutin olarak uygulanan otopsilerin gözden geçirilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Dallas kriterinin uygulanması ile histolojik olarak 91 olguda miyokardit bulunduğu (bu %95 doğruluk paylı olarak olguların %0.53’dür, 1985-1994 yılları arasında bu prevalansta artma (bu %95 doğruluk paylı olguların %1.2’sidir. Hastalığın daha sıklıkla 20-39 yaşları arasında ve kadın/erkek ayrımı olmaksızın görüldüğü belirtilmektedir. Yine aynı ekip tarafından 605 otopsilik prospektif olarak, miyokardial örneklerin standart alanlardan alındığı bir çalışmada miyokardit prevalansı %5.1 olarak yaklaşık bu çalışmanın beş katı olarak bulunmuştur. Bu nedenle yazarlar eğer mikroskobik inceleme için standardize edilmiş bir miyokardial örnekleme takip edilmediği takdirde miyokarditin şüphelenilmeyen bir çok olguda gözden kaçabileceğini ileri

  14. Nostalgic Paradigm in Classical Sociology and Longing for Golden Age in Islamism

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İrfan Kaya

    2017-12-01

    ürokratik ilişkilere giderek daha fazla maruz kalması, Weberci sosyolojide demir kafes metaforuyla kavramsallaştırılmıştır. Aydınlanmanın özgürlük vaadi, insanı panoptik topluma hapsetmesi şeklinde netice almıştır. Dolayısıyla nostaljik paradigmanın bu bileşkesinde, özerk-ben’in, modern devletin hakimiyeti altında bürokratik yapılar dünyası içerisinde tuzağa düşmesi nedeniyle kaybedildiğine dair, nostaljik bir izlek bulunmaktadır.Nostaljik paradigmada son bileşen, sadeliğin, kendiliğindenliğin ve doğallığın kaybedilmesi duygusudur. Burada birey, sadece makro-toplumsal süreçler tarafından değil, mikro- ahlaklar bazında da dolayımlanıp denetime tabidir. Yani, Adorno’nun “yönetilen toplum”u ya da Foucault’un kapatma nosyonu bireyin gerçek duygu ve coşkularını engellemekte, tüketim kültürünün egemen olduğu bir dünyada önceden tasarlı belli yapıp etme biçimlerince gözetlendiği anlaşılmaktadır. Özetle, nostalji metaforu; bireyin ahlaki kesinliğini ve özerkliğini yitirmiş bir halde merkezî bir devletin yönetimsel kuralları tarafından ele geçirildiği bir dünyada yaşadığımızı ileri sürer. İslamcılık adına ortaya konan metin ve pratiklerin önemli bir kısmında bulunan eve dönüş mitosuna, tıpkı klasik sosyolojide olduğu gibi determinist bir tavırla ulaşılmıştır. Şimdiyle baş edemeyenlerin güvenli bir liman olarak düşündükleri nostaljik tahayyülde, kutsalı basitleştiren, dolayısıyla tahrif eden determinist ve ideolojilere has bir tavır vardır. Nitekim, Asr-ı Saadet söylemi gibi bir kereliğine ve tüm zamanlar için geçerli tarih-üstü, toplum-üstü bir model tasavvurunun kendisi her şeyden önce başından sonuna kadar tarihseldir. Dolayısıyla, büyük ölçüde belli bir tarihsel sürecin ve toplumsallığın ideolojik tasarımının tezahürüdür. Şimdiye çare olarak sunulan sahihlik söylemi, geçmişi idealize eden, anakronik bir bakış a

  15. Kongre İzlenimleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yasemin Balcı

    2007-12-01

    çilere açtığı şarap mahzenleri var. Görülmeye değerdi. Kongrenin son günü, Portoya özel bir festival vardı. S. Joe festival olarak anılıyor. Bu festivalin özelliği bir nevi şaka ya da hoşgörü günü gibi olması idi. Bu festival nedeniyle Portekiz’in diğer şehirlerinden pek çok kişi şehre geldi. Her ne kadar herkes sabaha kadar sokaklarda olup eğlense de otellerde yer kalmıyor. Her tarafta rengârenk plastik çekiçler satılıyor. Çoluk çocuk, genç ihtiyar herkes bu çekiçlerden satın alıyor. Sokaklarda yanında bulunan ya da yanından geçen herkese bu çekiçle vuruyor. Kongre organizasyon komitesi de bu nedenle bizi çekiçsiz bırakmadı. Katılımcılara çekiç verdiler. Ayrıca, sokaklarda kötü koku ile özdeşleştirilen fesleğen saksıları (bizde güzel koku olarak bilinir ile çiçeklenmiş/tohuma dönmüş erkek soğanlar satılıyor. İnsanlar yapraklarını koparıp elini yanındaki-nin burnuna sürüyor. Soğanın tohumlu kısmını yüzüne kulağına vs. sürtüyor. Tüm bunlar bir nevi şaka, kimse kimseye kırılmıyor. Şehrin tüm meydanlarında konser platformları kuruluyor, herkes sokaklarda dans ediyor, Super Bock adlı bira çeşmelerinden biralar alınıp içiliyor. Ezilme tehlikesi geçirecek kadar insan seli olmasına karşın, en küçük bir taşkınlıkla karşılaşılmaması oldukça ilgimizi çekti. Gece yarısından sonra nehri baştan yaratacak şekilde yapılan havai fişek gösterisi ile havaya fırlatılan yüzlerce ateş balonları görmeye değerdi. Türkiye’den kongre katılımcıları Uzm. Dr. Özlem Ersoy Adli Tıp Kurumu Prof. Dr. Mete Gülmen Çukurova Üniversitesi Dr. Hüsniye Canan, Phd. Çukurova Üniversitesi Dr. Demet Meral Çukurova Üniversitesi Dr. Dilek Battal, Phd. Çukurova Üniversitesi Prof. Dr. Yasemin Balcı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Yard. Doç. Dr. Birol Demirel Gazi Üniversitesi Doç. Dr. Coşkun Yorulmaz İstanbul Üniversitesi Yard. Doç. Dr. Gökhan Ersoy

  16. Journal Abstracts

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mete Korkut Gülmen

    1996-07-01

    Full Text Available ALKOLİZME BAĞLI ÖLÜMLER VE PARAFİLİLER Co-Morbidity of Alcoholism and the Paraphilias Journal of Forensic Sciences, JFSCA, 1996; 41: 234-9- Alkolizm geniş çeşitlilikteki suçlarla ilişkilidir. Çeşitli yazarlar alkolizmin insest, ırza geçme ve pedofili ile ilişkisi ve rastlanma sıklığını çalıştılar. Bu çalışma alkolizme bağlı ölümler ve seksüel sadizm, fetişizm, insest, pedofili, eksihibisyonizm, transvestizm gibi özgül parafilileri değerlendirmektedir. Tecavüzcüler, tanımsal olarak kesinlikle bir parafilik bozukluk olmamalarına rağmen çalışmaya dahil edildiler. 728 parafilik birey değerlendirildi. Seksüel sadistlerin %50'den fazlası alkolikti. Seksüel sadistlerin alkolizmle olan bağıntıları, transvestiler, tecavüzcüler, pedofililer ve insest saldırganlarına oranla istatiksel olarak belirgin fark gösterdi. Transvestizm relatif olarak en düşük alkolizm oranına sahipti. Yazarlar, parafilisi bulunan bireylerdeki şiddet içeren seksüel davranışları, bu bulgular ve alkolizmin buna neden oluştaki rolü açısından tartışmaktadır. VAGİNAL YAYMALARDA SEMİNAL SIVININ GÖSTERİLMESİNDE MHS-5'İN DEĞERİ. Evaluation of MHS-5 in detecting seminal fluid in vaginal swabs. Keil W, Backus J, Tröger HD. Int J Legal Med, 1996; 108: 186-190. Seksüel saldırı iddiası olan 211 olguda vaginal yaymalar alınarak, seminal vezikül özgül antijen (SVSA, MHS-5-ELISA (SEMA kiti kullanılarak incelendi. Sonuçlar, Phosphatesmo-KM kağıtları kullanılarak uygulanan asid fosfataz reaksiyonu (ACP ve ışık mikros- kopik sperm taramalarından elde edilen değerlerle karşılaştırıldı. Özellikle daha taze olan örneklerde (saklanma süresi 10 gün ila 21/2 ay arasındaydı, MHS-5 yöntemiyle ışık mikroskopik olarak elde edilen sonuçlar arasında yüksek oranda bir ilişki gözlendi. Bir çok MHS-5 pozitif olgu, mikroskopik olarak sper- matozoa saptanmamasına rağmen, aynı zamanda ACP