WorldWideScience

Sample records for zatopeni uranovych dolu

  1. Antropogenní transformace reliéfu v oblasti dolu Jeroným

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Kirchner, Karel; Roštínský, Pavel

    2011-01-01

    Roč. 18, č. 1 (2011), s. 92-98 ISSN 1803-1447 R&D Projects: GA ČR GA105/09/0089 Institutional research plan: CEZ:AV0Z30860518 Keywords : geomorphology * anthropogenic transformation * Slavkovský les Forest Subject RIV: DE - Earth Magnetism, Geodesy, Geography www.caag.cz

  2. Hydrogeologické poměry dolu Jeroným v Čisté

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Grmela, A.; Žůrek, P.; Kukutsch, Radovan; Kořínek, R.

    2012-01-01

    Roč. 19, říjen (2012), s. 2-5 ISSN 1210-7697. [Hornická Příbram ve vědě a technice 2012 /51./. Příbram, 16.10.2012-18.10.2012] R&D Projects: GA ČR GA105/09/0089 Grant - others:GA ČR(CZ) GA105/09/0808 Institutional support: RVO:68145535 Keywords : Jeronym Mine * old mine workings * hydrogeology Subject RIV: DA - Hydrology ; Limnology

  3. Smrt dolu Sauersack/Rolava (okres Sokolov). Zánik důlního závodu v mezioborové perspektivě

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Hasil, P.; Novák, David; Hasil, Jan

    2015-01-01

    Roč. 40, č. 1 (2015), s. 179-205 ISSN 0231-5823 R&D Projects: GA MK(CZ) DF12P01OVV003 Keywords : archaeology of modernity * Sauersack/Rolava * Second World War * archaeologization * tin ore mining Subject RIV: AC - Archeology, Anthropology, Ethnology https://digilib.phil.muni.cz/handle/11222.digilib/133832

  4. Vyhodnocení monitoringu důlních vod v okolí zatopeného dolu Turkaňk

    OpenAIRE

    Prylová, Kristýna

    2016-01-01

    Kutná Hora and its outskirts is an area significant for polymetalic ore mining since the Middle Ages. The mining was conducted till 1990s with several interruptions thru history. The latest modern mining operation took place in Turaňk mine, which was reopened in 1950. The production was terminated in 1991 including the operational hutch water pumping. The mine was continuously flooded by groundwater affluents and precipitation water till 2001 and the hutch waters were distinctively enriched w...

  5. Vývoj antropogenních transformací reliéfu v oblasti historického Dolu Jeroným ve Slavkovském lese

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Kirchner, Karel; Roštínský, Pavel

    Prosinec, č. 2012 (2013), s. 132-136 ISSN 0514-8057 R&D Projects: GA ČR GA105/09/0089 Institutional support: RVO:68145535 Keywords : Slavkovský les Mts. * Historical Jeroným Mine * anthropogenic landforms Subject RIV: DE - Earth Magnetism, Geodesy, Geography http://www.geology.cz/zpravy/obsah/2012/Zpravy_2012-24.pdf

  6. Interdisciplinární geovědní studium historického dolu Jeroným a okolí ve Slavkovském lese (západní Čechy)

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Kirchner, Karel; Roštínský, Pavel; Kaláb, Zdeněk; Lednická, Markéta

    -, - (2012), s. 8-8. ISBN 978-80-89580-04-0. [Česko-slovenský geografický akademický seminár /17./. 23.10.2012-24.10.2012, Skalica] R&D Projects: GA ČR GA105/09/0089 Institutional support: RVO:68145535 Keywords : Historical Jeroným Mine * Slavkovský les Forest * geoscience study Subject RIV: DB - Geology ; Mineralogy

  7. FARKLI YÜZDÜRME TEKNİĞİ VE SÜRESİ İLE KAVUN VE KARPUZDA DOLU TOHUMLARIN AYRILABİLMESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

    OpenAIRE

    KABAŞ, Önder

    2006-01-01

    In this study, effects of flotation technique and time on separating filled seeds of watermelon and melon by flotation in water were investigated. Three different flotation techniques and times were used for each seeds. As a result of the tests, the flotation technique in which the seeds were mixed in vertical direction in water, for 1 minute flotation time gave better results than the other used techniques and times. When this technique and 1 minute time were applied, it was determined for w...

  8. THE NARRATION TECHNIQUES IN YUSUF ATILGAN’S NOVEL OF ‘AYLAK ADAM’ YUSUF ATILGAN’IN ‘AYLAK ADAM’ ROMANINDA ANLATIM TEKNİKLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa KARABULUT

    2012-01-01

    Full Text Available Yusuf Atılgan, is important novelist of Republican Turkihs literature. Yusuf Atılgan, uses in novel of Aylak Adam stream of consciousness in this novels interior monologue, leitmotif, dialog, narrative tecniques such as letter writing and journaling. C. is resumes his live in Aylak Adam, had settled some of the fears, desires and tension in the subconscious since childhood there. C. is a person enviromental relations, living in hardship, filled with a sense of loneliness, who is trying to establish its own existence. In this study aim are to express in novel of Aylak Adam narrative techniques with examples Yusuf Atılgan, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli romancılarındandır. Yusuf Atılgan Aylak Adam romanında bilinç akımı, iç monolog, leitmotif, diyalog, mektup yazma ve günlük tutma gibi anlatım tekniklerini kullanır. Aylak Adam’da C., çocukluğundan beri bilinç altına yerleşmiş olan bazı korkuları, arzuları ve tedirginlikleri ile yaşamını devam ettirir. C., çevreyle ilişkilerinde sıkıntı yaşayan, yalnızlık duygusu ile dolu, kendi varoluşunu kurmaya çalışan bir kişidir. Bu çalışmada amaç, Aylak Adam romanındaki anlatım tekniklerini örneklerle ifade etmektir.

  9. WHAT DO WE UNDERSTAND FROM THE TERMS DEEP STRUCTURE AND SURFACE STRUCTURE? DERİN YAPI VE YÜZEY YAPI KAVRAMLARINDAN NE ANLIYORUZ?

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kerim DEMİRCİ

    2010-10-01

    Full Text Available According to the theory developed mostly by Port Royal school in the 17th century and later on formulated by Noam Chomsky, each sentence in a language has two levels of representation: a deep structure and a surface structure. The deep or underlying structure represents the semantic foundations of a sentence. Meanwhile the surface structure is the actual form of a sentence which essentially occurs in speech (the phonetic form or writing. While the speaker or the writer is on the side of deep structure as he/she is the one supposed to know the semantic layer of the sentence, the listener or the reader is passively exposed to the surface structure of a sentence. The surface structure of a sentence may have empty categories and traces that are normally full and existing in the deep layer of representation. In this study we will examine the language-internal and cross-linguistic versions of deep and surface structures. Başlangıçta 17. yüzyılda Port Royal Okulu tarafından ortaya atılan sonra Noam Chomsky tarafından formüle edilen teoriye göre her cümlenin derin yapı ve yüzey yapı olmak üzere iki katmanı vardır. Derin yapı adı verilen katman cümlenin anlambilimsel temelini oluşturur. Öte yandan yüzey yapı ise özellikle cümlenin en son söylenmiş veya yazılmış halini, yani gerçekte üretilmiş biçimini temsil eder. Cümlenin anlamına vakıf olan konuşur veya yazar dilbilimsel olarak derin yapı tarafında iken, dinleyici veya okuyucu yüzey yapı tarafındadır zira dinleyici veya okuyucu cümleye maruz kalan taraftır. Bir cümlenin yüzey yapısı boşluklarla ve izlerle dolu iken derin yapısı doluluk ve tamlık arz eder. Bu çalışmada derin ve yüzey yapı kavramlarının hem dil içi hem de diller arası türleri incelenecektir.

  10. Yüksek Ziraat Enstitüsünün Öyküsü

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Arif Akman

    2015-02-01

    Full Text Available 20. yüzyıl başlarında doğmuş olan bizim kuşak, yani Osmanlı İmparatorluğunun çocukları, biri son derece acı ve  hazin;  ötekisi  ise  son  derece  sevindirici ve mutlu iki olayı  hem de çok kısa aralıklarla birlikte yaşamıştır. Bu iki son derece önemli olaydan acı olanı, 700 yıllık o koca Osmanlı İmparatorluğunun çöküşünü yaşamak talihsizliği; sevinç ve mutluluk dolu ikinci olay ise, o vatanı kurtaran Atatürk sayesinde yepyeni ve dinamik bir Cumhuriyet’in Türkiye Cumhuriyet’inin doğuşunu, yaşamak olmuştur. Kurtuluş Savaşı, düşmanın denizi dökülmesiyle sonuçlandığı mutlu günün hemen arkasından İzmir’e gelen Başkomutan Mareşal Mustafa Kemal Paşa, yanındakilerin “Çok şükür bitti” dediklerini işitince, “Asıl işimiz şimdi başlıyor” demişti. Atatürk bu sözleriyle, belki ta Harbiye’deki  öğrenciliği ve uzun süren askerlik yaşamı boyunca yapmayı tasarlayıp kafasında biçimlendirdiği devrim ve reformları kastediyordu. Atatürk, gençliğinden beri Hilafet, Saltanat, batı uygarlığı ve cumhuriyet hakkındaki düşünce ve tasarımlarını, Kurtuluş Savaşı boyunca kimseye açmamış ve âdeta bir sır gibi kendi içinde saklamıştır. Vakte ki memleket kurtulup Lozan Barış Anlaşması da yapıldıktan sonra barış dönemi başlayınca; artık tasarladığı devrim ve reformları yapmak zamanının geldiğine karar vererek bunları uygulamaya koymuştur. Bildiğimiz bu devrim ve reformlar da 1923 ile 1928 yılları arasında olmak üzere, topu topu 5 yıl içinde gerçekleştirilmiştir.

  11. Milli Kütüphane 2727 Numaralı Mecmû’a’da Kayıtlı Manzum Bir Melheme A Melheme Written In Verse Registered In The Periodical No:2727 In The National Library

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa ALKAN

    2012-12-01

    slam sonrası edebiyatımızda fal ile ilgili eserler görülmektedir.İnsanın geleceğe dair merakını gidermek için kullandığı olaylardan bazıları da Ay veya Güneş tutulması, yeni ay görünmesi, yıldız kayması, şiddetli yağmur veya dolu yağması ya da rüzgâr esmesi, gök kuşağı, şimşek, yıldırım ve deprem gibi bir takım tabiat olaylarıdır. Başka bir deyişle merak hissi, insana tabiat olaylarını kullandırarak gelecekten haber verme konusunda farklı bir yöntem oluşturtmuştur ki buna “melheme” adı verilmektedir. Arap, Fars ve Türk edebiyatında birçok örneği bulunan melhemeler, eski eserlerimiz arasında önemli bir yekün oluşturmaktadır.Bu melhemelerden biri de Milli Kütüphane 2727 numaralı mecmûada kayıtlı olan manzum bir metindir. Bu metinde ayın hangi burçta olduğunu çıkarma yöntemi ile ayın bulunduğu burca göre yapılması uygun olan ya da olmayan işler anlatılmıştır.İlgili metni konu alan bu çalışmamızda fal ve melhemelerle ilgili bilgi verildikten sonra adı geçen mecmuada kayıtlı bu manzum metin incelenmiş, transkribe edilmiş, ayrıca metinde geçen kelimeleri içeren bir sözlük de yazıya eklenmiştir.

  12. Nef’î Hakkında Bir Bibliyografya Denemesi An Essay Of Bibliography About Nef’i

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halil Sercan KOŞİK

    2013-03-01

    Full Text Available Nef’î who lived in the first half of 17th century was born in Hasankale one of districts of Erzurum. The poet whose real name was Ömer had a life full of struggles but he managed to produce some important works through his life. Nef’î, one of the leading poets of divan poetry was celebrated much at his age and after his death. Such a reputation is originated from the sharpness of his pen, his talent as well as his wit. Nef’î whose usage of praise and satire is extreme is known forhis mastership in using rhythm and rhyme in his poems. While attaching importance to meaning and utterance he tried to use a new language and accomplished that to a great degree. His knowledge of Persian Language and Literature played a considerable role.A lot has been written so far about Nef’î and a great many research exists about his works too. However it is obvious that there will be many works about Nef’î, a productive poet. In this study a classification of Nef’î’s works and scientific studies about him and his works will be presented. Our research focuses to illustrate which part of his works is the center of modern researches and which parts are not. In addition, it is expected that our research will provided useful information to researchers studying Nef’î as a guide for sources regarding him. On yedinci yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Nef’î, Erzurum’un Hasankale ilçesinde doğmuştur. Asıl adı Ömer olan şair, oldukça mücadele dolu bir hayat geçirmiş ve bu hayata aynı zamanda önemli denilebilecek eserler de sığdırabilmeyi başarmıştır. Divan şiirinin önde gelen şairlerden biri olan Nef’î, adından hem yaşadığı dönemde hem de sonrasında çokça söz ettirmiştir. Nef’î’nin böyle bir şöhrete kavuşması onun edebi yeteneği ve kıvrak zekası yanında kaleminin keskin olmasından kaynaklanmaktadır. Övdüğünü çok iyi öven, yerdiğini de çok kötü bir şekilde yeren Nef

  13. Safiye Erol’un Dineyri Papazı Romanında Bireyleşim/Kemalat Yolculuğu The Process of Individuation in Dineyri Papazı by Safiye Erol

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gülsemin HAZER

    2012-09-01

    de kahramanın sınav ve çile dolu bir yolculuk yaşaması gerekmektedir. Sonunda ruhsal bütünlüğe ulaşan birey, kendilik değerine kavuşacak ve mutlu olacaktır. Dairesel bir çizgi üzerinde gerçekleşen bu yolculuğu hem tasavvufta yer alan “seyr u sülûk”a göre, hem de Joseph Campbell’ın Kahramanın Sonsuz Yolculuğu adlı eserinde ortaya koyduğu ayrılma -erginlenme-dönüş aşamalarının yardımıyla okumak ve çözümlemek mümkündür. Safiye Erol’un özel hayatından da izler taşıyan ve bu yönüyle otobiyografik bir özellik arz eden roman, yazarın en önemli eseri sayılmaktadır. Yazar, diğer romanlarında olduğu gibi, bu son romanında da aşkı merkeze alır. Aşk mabudunu bulduğuna inanan bir genç kızın, yaşadığı ruh sancıları, anlatının içerik düzlemini oluşturur. Aşkı en saf haliyle yaşayan başkişinin, iç dünyası derin psikolojik tahlillerle ve bütün çıplaklığıyla gözler önüne serilir. Kahramanın erginlenme yolculuğunda bulunduğu mekânlar, ilişki halinde olduğu kişiler ve bazı kavramlar / simgeler, bu yolculuğun şekillenmesine hizmet ederler. Roman kahramanın, farkındalığını idrak ederek kendilik değerine kavuşmasını sağlayan yolculuk, yükselerek bekaya ulaşma anlamına gelmektedir. İçindeki saklı güçleri tanıyan birey, böylece sonsuz mutluluğu kucaklar.

  14. Nef‛î Divanında Gönül Heart in the Dȋvȃn of Nef‛ȋ’

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Münire Nurefşan KAPAL

    2012-09-01

    übalağalı ve övgü dolu bir üslup kullanan şair, gazellerinde ise klasik gazel tarzının çizgisi dışına taşmaz ve âşıkane ve rindçe bir anlatımı benimser. Şairin bu kelimeyi tasavvufi anlamıyla çok nadir kullandığı görülür. Nef‛î Divanı’nda çeşitli anlam ilgileriyle ele alınan gönül mesttir, âşıktır, sevgilinin güzelliğini yansıtan bir aynadır. Sevgilinin güzelliği karşısında darmadağın olan gönül, ondan gelen her türlü cefa ve eziyete rağmen sevmekten vazgeçmez. Bu anlam ilgileri çoğaltılabilir. Makalede beyitlerden örneklendirmeler de yapılarak konu etraflıca ele alınmıştır. Bu makalede gönül kavramının çeşitli kaynaklardan ayrıntılı tanımı ile birlikte, şairin divanında kelimenin hangi münasebet yönleriyle anıldığı anlatılarak istatistikî veriler çerçevesinde sunulmaya çalışılacaktır.

  15. Nabi'nin Şiirlerinde Nostaljik Hususlar In the Nabi's Poems Nostalgic Issues

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gencay ZAVOTÇU

    2012-09-01

    zaferlerle dolu günler geride kalmıştır. Ordu, artık savaş meydanlarından zaferle ayrılamamakta, yönetenlerle yönetilenler arasındaki bağlar zayıflayıp sarsılmakta, insanlar arası ilişkiler bozulup güven azalmakta ve halk giderek yoksullaşmaktadır. Bu ve benzeri olumsuz durumlar aydınları üzmekte, halkın gören gözü, işiten kulağı ve söyleyen dili olan yazar ve şairleri sorun üzerinde düşünüp çözüm aramaya sevk etmektedir. Olumsuz olaylara sahne olan bu yüzyılda aksaklıkları ve yanlış uygulamaları dile getirip eleştiren ve geçmişteki olumlu örneklere atıfta bulunan aydınlardan biri de Nâbî’dir. Nâbî’nin geçmişteki mutlu, huzurlu, sağlıklı ve çeşitli yönlerden hayırla yad olunan yıllara özlem duymasının temelinde yaşadığı dönemin olumlu özelliklere sahip olmaması, iç açıcı bir görünüm arz etmemesi, geçmişi aratacak nitelikte bozukluklar içermesi ve bütün bunların yanında inançlı ve sağlam bir kişiliğe sahip olması etkili olur. Onun şiir ve mesnevilerinde temas ettiği bozuklukların ekseninde insan vardır. Nâbî’nin eserlerinde nostalji kapsamında değerlendirilebilecek hususlara ağırlıklı olarak Hayriyye adlı eserinde değinilir. Nâbî Dîvânı’nda geçmişe özlemi çağrıştıran şiirlerin gitmiş, kalmamış, tükenmiş ve unudulmuş redifli gazeller olduğunu söylemek yanlış olmaz. Diğer bir deyişle, Nâbî Dîvânı’nda nostaljik konuların işlendiği şiirlerin ilk akla gelenleri ve en belirgin olanları gitmiş, kalmamış, tükenmiş ve unudulmuş redifli gazellerdir. Bu gazellerde genel olarak âile, yakın çevre, toplum ve millet düzeyinde geçmişte olan ve yaşanılan zamanda yokluğu hissedilen, özlemi çekilen ve olması istenen ahlâkî ve insânî değerler, görgü kuralları, gelenekler, uygulamalar ve diğer kültür öğelerine çağrışım yapılır.

  16. Prof Dr Zeki Soysal’a Saygı İle

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sermet Koç

    2006-12-01

    koca tarihi mekan büyük İstanbul Depremi’nin ölülerini beklemek üzere terk edildi, ne acı değil mi? Hani, bir yerlerde “kurumsallaşma”, “tarihi miras”, “tarihe saygı”, “duayenlere saygı” gibi kavramlar kalmıştı ya! Şemsi Hoca’nın, Zeki Hoca’nın,... (beni bağışlayın, bu cümlenin sonunu getiremeyeceğim, burnum sızladı. Bunun yerine isterseniz, son bir kez vasiyetini okuyalım, olmaz mı? Belki içinden birkaç ders daha çıkarırız: Değerli Dostlar, Sîzlerle 27 yılı aşkın bir süre birlikte çalıştık. Acı ve tatlı günleri birlikte paylaştık. Adli Tıp biliminin ülkemizde gelişmesi için çalıştık. Meslek hayatımın en güzel günleri eğitim otopsilerini yaptığım günler olmuştur. Adli tıbbı çok sevdiğimi burada belirtmek istiyorum. Bu arada Üniversite Adli Tıp Anabilim Dalları, Adli Tıp Enstitüsü ve Adli Tıp Kurumu’nun birbirlerine sıkıca kenetlenememesi beni her zaman yürekten yaralamıştır. Adli Tıp bir bütündür. Etle tırnağa benzer. Sîzlerden en büyük istirhamım sıkıca birbirlerinize kenetlenerek bu bilim dalını ülkemizde geliştirmenizdir. Bildiğiniz gibi 3 yıldır Akut Myoloid Lösemi hastalığından tedavi görüyordum. Yaşayabilmem amacıyla ülkemizin seçkin hematologları Prof. Dr. Deniz Sargın, Prof. Dr. Burhan Ferhanoğlu ve Prof. Dr. Sevgi Beşışık olağanüstü çaba sarf etmişlerdir. Kalpleri insanlık sevgisi ile dolu olan bu üç büyük hocaya ödeyemeyeceğim minnet borcum olduğunu burada belirtmek istiyorum. Yüce tanrı herkese bir ömür biçmiştir. Benim ölümüme üzülmeyin. Beni aramızda geçen o güzel hatıralarla anın. Belki istemeyerek kalbinizi kırmış olabilirim. Böyle bir şey yaptıysam sîzlerden af diliyorum. Bana karşı haklarınızı lütfen helal edin. Hepinize ailece mutlu ve sağlıklı günler diliyorum. Kalanlara sevgiler ve saygılar. Prof. Dr. Zeki Soysal. Ülkemiz Adli Tıbbına aydınlık bir gelecek

  17. Kongre İzlenimleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adli Tıp Uzmanları Derneği ATUD

    1996-10-01

    ın ticareti ana başlığı; istismar, fahişelik, HIV, AIDS çocuk istismarı ve çocukların korumaya alınması, pornografi, kadın katilleri ve katil kadınlar alt başlıklarında incelendi tartışıldı. Son gün Çocuk istismarı ana başlığı; çocukların cinsel isitismarı, çocuk ticareti, ev içi şiddet ile çocuk istismarı ilişkileri, çocuk istismarı ve toplumda yaygınlaşan şiddetin ilişkileri, çocukların korunabilmesi için yasal ve diğer önlemler incelenditartışıldı. Eylem planları gözden geçirilerek yeni planlar hazırlandı. Her günü birçok yönü ile çok dolu bir o kadar ela yorucu geçen bu toplantı ile ilgili elimdeki dokümanlardan isteklilere iletebilirim. Toplantıda yapılan tüm konuşmaları içeren bir kongre kitabı hazırlanıyor, konuşmacı olduğumdan tamamlandığında elime geçecektir. Bunu da isteyenlere iletmem mümkün. Ayrıca çeşitli kurum ve kuruluşların oluşturdukları adres ve e-mail ağları ile ilgili de bilgi vermem mümkün. Prof.Dr.Serpil Salaçin, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı, Adana.  International Congress of Occupational Health, 15-20 Eylül 1996, Stockholm / İsveç. 25.Uluslararası İşçi Sağlığı Kongresi 15-20 Eylül 1996 tarihleri arasnda Stockholm'de yapıldı. Şehir merkezine metro ile iki durak uzaklıktaki özel olarak inşa edilmiş "Kongre Merkezi"nde gerçekleştirilen kongreye 94 ülkeden yaklaşık 2700 kişi katıldı. Ayrıca kongre merkezi binasının bir kısmında kongre ile aynı tarihlerde olması sağlanmış ve yaklaşık 140 firmanın katıldığı "Uluslararası İş Güvenliği" fuarı da vardı. 16\tEylül 1996 günü İsveç Kralı lö.Gustafın kongre açılışını yapmasından sonra açılış sempozyumunda ICOH (International Congress of Occupational Health Başkanları, Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Çalışma Örgütü, Avrupa Birliği Temsilcileri, İsveç Çalışma Yaşamı Enstitüsü Başkanı ve