WorldWideScience

Sample records for ve undan mamul

  1. Kabak çekirdeği kabuğundan kimyasal aktivasyonla aktif karbon üretimi boya ve ağır metal gideriminde değerlendirilmesi

    OpenAIRE

    Şamdan, Canan Aydın

    2013-01-01

    Bu çalışmada kabak çekirdeği kabuğundan çinko klorür ve fosforik asitle kimyasal aktivasyon sonucu iki farklı tipte aktif karbon üretimi ve karakterizasyonu gerçekleştirildi. Emdirme oranı (1:1, 2:1, 3:1) ve karbonizasyon sıcaklığı (400, 500, 600°C) gibi süreç değişkenlerinin üretilen aktif karbonların gözenek hacmi, BET yüzey alanı, ortalama gözenek çapı ve gözenek boyut dağılımı gibi yapısal özellikleri üzerindeki etkileri araştırıldı. Aktif karbonların yapısal özellikleri BET, elementel, F...

  2. Öğrenme Ortamına Çoklu Zeka Kuramını Taşıyan İki Öğretmen ve İki Araştırmacının Yolculuğundan Yansıyanlar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ramazan Gürbüz

    2011-01-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, Çoklu Zeka Kuramı'na göre tasarlanan öğrenme ortamlarında gerçekleştirilen matematik öğretimini “öğretmen rolü” teması bağlamında değerlendirmektir. Bu araştırma ilköğretim okullarında çalışan iki öğretmenle özel durum çalışması yöntemi kullanılarak yürütülmüştür. Veriler öğretmenlerle gerçekleştirilen mülakatlar ve bu süreçteki gözlemler yoluyla elde edilmiştir. Mülakat ve gözlemler içerik analizi yapılarak çalışmanın amacı doğrultusunda verilerden kodlar ve temalar oluşturularak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonunda tasarlanan öğrenme ortamında gerçekleştirilen öğretimin öğretmen rolünde değişimin kaçınılmaz olduğu ortaya çıkmıştır. Bu tür uygulamalar, öğretmenlerin öğretim ortamlarındaki uygulamalarının değişiminde katalizör görevi gördüğü için benzer uygulamalar sıklıkla yapılmalıdır.Anahtar Kelimeler: Matematik öğretimi, çoklu zeka kuramı, öğrenme ortamı tasarımı, öğretmen görüşleri, öğretim materyali

  3. An offshore LNG first for Undan/Bayu? Laminaria goes deep; Timor Sea heats up

    Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

    Cottrill, A.

    1997-04-01

    Three offshore developments in the Timor Sea are described as part of a series of linked articles looking at the development of the petroleum and natural gas industries in the region. Progress towards the Australian/Indonesian joint exploitation of the Undan/Bayu fields is described in the first article. Deep water schemes are being developed using floating production units in the Laminaria and Corallina fields between Australia and Timor. It seems likely that the first field in operation in the zone of cooperation will be the highly productive Elang/Kakatua field. The final article looks at new drilling records being set by BHP Petroleum in this region. (UK)

  4. Milli Kütüphanelerin Ekonomik-Sosyal ve Kültürel Kalkınmadaki Önemi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Leman Şenalp

    2002-12-01

    Full Text Available Milli kütüphanelerin ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmalarında önemli bir rol oynadıkları bilinmektedir. Bu yazıda, milli kütüphanelerin önemleri, Batı'da XVIII. yüzyıldan itibaren süregelen gelişim ve değişimleri; bu gelişim ve değişimlerin ülkemizdeki yansımaları ve Türk Milli Kütüphanesi' nin kuruluşundan günümüze kaydettiği ilerlemeler ile sorunlarına değinilmektedir.

  5. Akciğer rezeksiyonu sonrası gelişen ampiyem ve septik şok tablosu (Olgu sunumu)

    OpenAIRE

    Gürsu, Soner; Sırmalı, Mehmet; Aydın, Ertan; Yazıcı, Ülkü; Güven, Tayfun; Fındık, Göktürk; Kaya, Sadi

    2009-01-01

    SüleymanDemirel Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ: 2004 Aralık; 10(4) Akciğer rezeksiyonu sonrası gelişen ampiyem ve septik şok tablosu (Olgu sunumu) Soner Gürsu, Mehmet Sırmalı, Ertan Aydın, Ülkü Yazıcı, Tayfun Güven, Göktürk Fındık, Sadi Kaya, Özet Onaltı yaşında bronşektazi tanısıyla sol alt lobektomi ve lingulektomi uygulanan olgu taburculuğundan 19 gün sonra ateş, nefes darlığı ve ağızdan kötü koku gelmesi şikayetleriyle başvurdu. Hastaneye yatır...

  6. Popüler Dini Yönelimlerin İncelenmesinde Karşılaşılan Güçlükler ve Çözüm Önerileri

    OpenAIRE

    Arslan, Mustafa

    2008-01-01

    Popüler din karmaşık bir konu içeriğine sahip olduğundan kimi problem ve güçlüklere sahiptir. Bilim problemlerle gelişir. Bilimsel ürünler, bilimsel problemlerin ele alınıp incelenmesi sonucu ortaya çıkarlar. Bu makalede halk kitlesi arasında yaygın dini inanç ve uygulamaların bilimsel tetkikinde karşılaşılan güçlüklere ve alanın kendine has problemlerine makale sınırları çerçevesinde değinilmiş, popüler din incelemelerinde dikkat edilmesi gereken noktalara yer verilmiştir....

  7. Cinema on Cinema: The Kinship between Cinema Paradiso and Zıkkımın Kökü, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, Sinema Bir Mucizedir

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Basak Demiray

    2011-08-01

    Full Text Available This study consists of a comparative analysis of four films which fall under the category of “cinema on cinema”. These films are Cinema Paradiso (Giuseppe Tornatore, 1988, Italy, Zıkkımın Kökü (Memduh Ün, 1993, Turkey, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak/ Boats out of Watermelon Rinds ( Ahmet Uluçay, 2004, Turkey, Sinema Bir Mucizedir/ Cinema is a Miracle (Memduh Ün- Tunç Başaran, 2005, Turkey. It will be argued that these films have four main points of similarity. First, they are the instances of “cinema on cinema”; second, they are biographical films; third, their plots are constructed upon the rural lives of the past; fourth, they are about cinephilia.

  8. Hareketli Heykel ve Dans

    OpenAIRE

    RUIZ, Manuel Adsuara

    2016-01-01

    Heykel tarihinin ve anlamının içinden bir yolculukta hareketli heykel ve dans…Dans gibi hareketler ve dansın kinetik değeri, heykelin birden fazla bakış açısı ile yapmacıklıktan beri, birliği kırıyoruz ve çok küçük bir bakış açısı değişikliği ile şekil değişikliğine ulaşıyoruz, başka bir değişle, bir balonun bir kesiti gibi. Hatta mimari bile, uzay, ışık, gölge ve yanlış perspektifleri(bakış açıları) ile yeni, göz kamaştırıcı ve teatral bir hareket ve görüş açısı sunuyor. Bu bize, heykele yük...

  9. Kupa Tedavisi ve Hacamat

    OpenAIRE

    Okumuş, Müyesser

    2016-01-01

    Antik çağlardan bu yana, tamamlayıcı ve geleneksel tedavi, insan sağlığı için önemli bir rol oynamıştır. Tamamlayıcı ve geleneksel tedavi uygulamalarından olan kupa (yaş veya kuru kupa tedavisi) tedavisi konvansiyonel tedaviye cevap vermeyen birçok bozukluklarda terapötik etkiye sahip olduğu iddia edilmektedir. Bu derleme, ilgili literatürün ışığında kupa tedavisi tanımlamasını, tarihçesini, uygulama tekniklerini, mekanizmasını, uygulama bölgelerini ve yan etkilerini özetlemektedir....

  10. Vejetatif ve Tohum Olgunlaştırma Döneminde Salsola tragus L. ve Noaea mucronata (Forssk. Asch. & Schweinf.’nin Yem Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Süleyman TEMEL

    2015-08-01

    Full Text Available Türkiye de olduğu gibi Iğdır da da, kurak ve yarı kurak bölgelerde otlanan hayvanlar sürekli yetersiz beslenme ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu amaçla hayvan sahipleri geç sonbahar ve erken ilkbahar aylarında ovada, yılın diğer aylarında ise yüksek rakımlarda hayvanlarını otlatma meylindedirler. Özellikle erken ilkbahar ve geç sonbahar dönemlerinde otsu türlerin çoğu dormant ve kurumuş olduğundan kaliteli yem açığı ve hayvanların yetersiz beslenmesi daha fazladır. Oysa kurak şartlara adapte olmuş çok sayıda tür yeşilliklerini ve besin değerlerini koruyarak, otlanan hayvanlara kalteli bir yem kaynağı sağlamaktadırlar.  Bu amaçla bölgede yaygın olarak yetişen Salsola tragus L. ve Salsola kali bu araştırmada bitki materyali olarak kullanılmış ve bu türlerin erken ilkbahar (vejetatif ve geç sonbahar (tohum olgunlaştırma dönemlerinde bazı yem kalite özellikleri incelenmiştir. Deneme kurak iklim özelliğe sahip Aralık (Iğdır rüzgar erozyon sahası meralarında 2013 yılında şansa bağlı tam bloklar deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada, her iki türün de hayvan besleme açısından arzulanan ham protein, kuru madde sindirilebilirliği, sindirilebilir enerji, metabolik enerji ve nispi yem değerleri erken vejetatif gelişme döneminde, arzulanmayan nötr çözücülerde çözünemeyen lif, asit çözücülerde çözünemeyen lif ve asit çözücülerde çözünemeyen lignin içerikleri ise tohum olgunlaştırma döneminde belirlenmiştir. Türler arasında ise S.tragus, S.kali ile kıyaslandığında daha yüksek bir besin içeriğine sahip olmuştur. Sonuç olarak besin değeri açısından her iki fenolojik dönemin otlatma için uygun olduğu ve her iki türün geleneksel yem kaynaklarına göre azımsanmayacak kalitede yem sağlayabildiği ortaya konulmuştur.

  11. Sanat ve taklit

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muhammed NACAR

    2011-04-01

    Full Text Available Bu çalışma tarih boyunca sanat üzerine konuşmuş önemli düşünürlerin sanat kavramına yaklaşımlarını incelemektedir. Sanatın taklit(mimesis olduğuna dair ilk yaklaşım Plato'nun Devlet kitabında yer almıştır. Plato, sanatın aslında gerçeğin üçüncü kez taklit edildiğini iddia eder ve bunu örneklendirirken de sofa örneğini verir. Plato bir ressamın çizmiş olduğu bir sofanın idea'lar dünyasında bir imajı olduğunu marangozun bunu taklit ettiğini, sanatçının da marangozu taklit ettiğini dolayısıyla üçüncü kez orijinalinden uzaklaşmış bir imitasyon olduğunu söyler. Dolayısıyla da gerçek olmadığı için de yasaklanmasını savunur.

  12. Mikrobiyota ve Nörodejenerasyon

    OpenAIRE

    Alagöz, Aybala Neslihan

    2017-01-01

    İnsan bağırsağı; bakteriler, mantarlar, parazitler ve virüsler gibi çeşitli mikroorganizmaları içerir ve mikrobiyota; insanlarla birlikte yaşayan özel türlerin tamamını ifade eder. Pekçok iç ve dış etken sonucu gelişebilen sağlıksız mikrobiyota için, “disbiyozis” terimi kullanılmaktadır. Beyin ve bağırsak; enterik sinir sistemi (ESS), vagus siniri, immün sistem veya bağırsak mikroorganizma-larının metabolik süreçleri de dahil olmak üzere çeşitli yollarla bağlanabilir. Disbiyozis durumunda, bu...

  13. KARTEZYEN GEOMETRİDE FAZ DEĞİŞİMLİ VE FAZ DEĞİŞİMSİZ ISI TRANSFERİ PROBLEMLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hüseyin GÜNERHAN

    2004-02-01

    Full Text Available Bu çalışma, bir ortam içerisinde zamana bağlı faz değişimsiz ısı iletiminin olması durumunda eşsıcaklık eğrilerinin hareket hızı ile, aynı ortam içerisinde faz değişimi olması durumundaki eşsıcaklık eğrilerinin hızıarasında bir ilişkinin olduğu fikrine dayanmaktadır. Bu ilişki, malzemenin iki fazına ait fiziksel özeliklere bağlıdır. Faz değişimi olmayan ısı iletimi problemlerinin analitik çözümleri var olduğundan bu tür bir ilişkinin bilinmesi, faz değişimi olması halinde katı-sıvı ara yüzeyinin bulunmasına olanak sağlayacaktır. Bu fikirden hareketle, kartezyen geometride üç farklı sınır koşul için katılaşma problemi analitik ve sayısal yöntemler kullanılarak çözülmüş ve faz değişimsiz problemlere ait çözümlerin sonuçlarıyla çoklu regresyon analizleri yapılarak korelasyon katsayıları 0.98 ile 1.00 arasında değişen ilişkiler elde edilmiştir.

  14. Peynircilikte Sorbik Asit ve Sorbatların Kullanım Olanakları

    OpenAIRE

    Üçüncü, Mustafa

    2015-01-01

    Gıda maddelerinin mikrobiyal bozulmalarında 5 koşulun varlığından söz edilebilir. 1) Bozulmaya neden olan etkenler, yani mikroorganizmalar, 2) Besin maddeleri, 3) Mikroorganizmalar için elverişli yaşam koşulları, 4) Bozulmanın ortaya çıkabilmesine olanak sağlayabilecek uzunlukta depolama süresi, 5) Mikroorganizmaların yaşam etkinlikleri. Peynir, tüm bu sözkonusu koşulları içeren bir süt mamulüdür. Bozulmaya neden olan etkenler, diğer bir deyişle, mikroorganizmalar; bakteriler, küf mant...

  15. RİSKİN İZLENMESİ VE RAPORLANMASI AÇISINDAN CİRO MUHASEBESİNE ULUSLARARASI FİNANSAL RAPORLAMA STANDARTLARI PENCERESİNDEN BAKIŞ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Recep ÖKTEM

    2012-11-01

    Full Text Available THE VIEW POINT OF INTERNATIONAL FINANCIAL REPORTING STANDARDS REPORTING AND TRACKING OF RISKAbstract: In Turkey accounting applications, when the cheque endorsed, the accountants’ records this transaction like the receivables is collected, the credit is paid. This method due to a problem about reporting misstatement of financial activities. As a result, information asymmetry was created, because the risks derived from the can not include financial reports.The economic reality in the endorsement transaction is the cheque endorsing means a warranty promise for the receivables and credits. In the context of IAS/IFRS/TMS/TFRS, to reporting the risks derived from the endorsement transaction, it is recommended that these accounts (Giving Guaranty, Providing Guaranty are useful fort his reasons. Keywords:                UFRS, TFRS, Risk, Endorsement, Accounting, Financial Reporting.RİSKİN İZLENMESİ VE RAPORLANMASI AÇISINDAN CİRO MUHASEBESİNE ULUSLARARASI FİNANSAL RAPORLAMA STANDARTLARI PENCERESİNDEN BAKIŞÖzet: Ticari hayatta çek ciro edildiğinde borcun ödenmiş olması ve çek alındığında alacağın tahsil edildiği kabulünden hareket eden muhasebe kayıtları yapılmaktadır. Bu kayıtlarda şirketlerin ciro işleminden doğan ciranta yükümlülükleri ihmal edilmektedir. Bu durum ise ciro işleminden doğan risklerin finansal tablolarda raporlanamaması sonucunu doğurmakta ve finansal tablo kullanıcılarına yanlış/eksik raporlama yapılarak bilgi asitmerisi yaratılmaktadır.IAS/IFRS/TMS/TFRS bağlamında raporlama yapabilmek için ciro işlemlerindeki esas ekonomik gerçeğin alacak veya borç için teminat alma veya verme olduğundan hareket edilerek “Verilen Teminatlar Hesabı” ve “Alınan Teminatlar Hesabı” kullanılması önerilmektedir.

  16. The CEVALE2VE case

    CERN Document Server

    Sanchez Pineda, Arturo; The ATLAS collaboration

    2016-01-01

    A virtual research and learning community can be a powerful tool for educational purposes. It has a wide range of possibilities for multi-institution participation, such as synchronous and asynchronous online engagement, decentralized student discussions and academic networking - as well as being cost effective. In this context, the CEVALE2VE virtual community (Centro de Altos Estudios de Altas Energías) is a Venezuelan initiative to support the new generation of researchers in high energy physics (HEP). Its goal is to contribute to the scientific dissemination of fundamental physics and the regional modernization of university education. The members of CEVALE2VE are a group of Venezuelan researchers, currently involved in projects related to the HEP field, and geographically located in different academic institutions of Europe and North America. The project involves several academic institutions in Venezuela and Colombia in order to reach a wide audience, and exploits current communications technologies, wh...

  17. The CEVALE2VE case

    CERN Document Server

    AUTHOR|(INSPIRE)INSPIRE-00237353; The ATLAS collaboration

    2017-01-01

    A virtual research and learning community can be a powerful tool for educational purposes. It has a wide range of possibilities for multi-institution participation, such as synchronous and asynchronous online engagement, decentralized student discussions and academic networking - as well as being cost effective. In this context, the CEVALE2VE virtual community (Centro de Altos Estudios de Altas Energías) is a Venezuelan initiative to support the new generation of researchers in High Energy Physics (HEP). Its goal is to contribute to the scientific dissemination of fundamental physics and the regional modernization of university education. The members of CEVALE2VE are a group of Venezuelan researchers, currently involved in projects related to the HEP field, and geographically located in different academic institutions of Europe and North America. The project involves several academic institutions in Venezuela and Colombia in order to reach a wide audience, and exploits current communications technologies, w...

  18. Gustav Klimt Ve "Beethoven Friz"

    OpenAIRE

    Fırıncı, Mehmet; Zencirci, Dizan Ercivan

    2006-01-01

    Bu makalede, tarihin hemen hemen her döneminde, paralel gelişim gösteren sanatın üç kolu olan resim, müzik ve mimariyi bir araya getiren "Gustav Klimt" ve sanatçının "Ayrılma (Secession)" döneminde meydana getirdiği başyapıt Beethoven Friz incelenecektir.Avusturyalı sanatçı Klimt, Secession binasının mimari durumunu değerlendirip, Beethoven' in 9.Senfonisi'nden ilham alarak yaptığı Beethoven Friz'i resmetmiştir. Döneminde sanat çevresince pek de anlaşılamamı...

  19. Multiple Organ Disfonksiyonu Sendromu ve mekanik ventilasyon

    OpenAIRE

    Eroğlu, Füsun; Yavuz, Lütfi; UÇAR, Ayşegül

    2009-01-01

    SüleymanDemirel Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ: 2004 Mart; 11(1) Multiple Organ Disfonksiyonu Sendromu ve mekanik ventilasyon Fusun Eroglu, Lutfi Yavuz, Aysegul Ucar Özet Sistemik inflamatuar cevap sendromu ve multiple organ disfonksiyonu sendromu (MODS) yoğun bakım ünitelerinde karşılaşılan ortak bir sendromdur. Etkili bir önleme ve tedavi yöntemi henüz bulunamamıştır. Yüksek mortalite oranları erken tanı ve k...

  20. VE for Lua game programming

    CERN Document Server

    Mishra, Brij Bhushan

    2013-01-01

    This book follows a tutorial approach with examples and step-by-step instructions to help explain the key concepts of the LÖVE framework as well as everything you need to know about game development using the Lua programming language.LÖVE2d for Lua Game Programming is for anyone who is interested in learning about desktop game development.

  1. Mo(ve)ment-methodology

    DEFF Research Database (Denmark)

    Mørck, Line Lerche; Christian Celosse-Andersen, Martin

    2017-01-01

    of major identity formation and gang exit processes, done together with a former biker gang member, Martin, becoming a research apprentice and more academically reflective, while moving beyond gang involvement. The paper empirically exemplifies the mo(ve)ment methodology presenting and analyzing one...... experienced moment called “Sp(l)itting on the street”. It is a moment which captures multiple and double feelings of conflictual concerns, frustrations, anger, a new feeling of insecurity of masculinity, as well as the feeling of engagement and deep meaningfulness, when becoming a more reflective academic....... These various conflictual feelings, also includes a sense of being split into conflicting identities. The paper analyzes how such conflictual feelings also can be productive, and produce movements and change in identity formation through our social practice research analysis and joint venture. The analyzed...

  2. Genève Reconnaissante

    CERN Multimedia

    2001-01-01

    Robert Cailliau (centre), with Geneva's Mayor Alain Vaissade (left) and Jean Erhardt, Secretary General of the Administrative Council of Geneva (right). Geneva recognised the contribution of two CERN people to the reputation of the city last Tuesday when Mayor Alain Vaissade presented the Genève Reconaissante Medal to Tim Berners-Lee and Robert Cailliau. Berners-Lee, who was not able to be present in person, invented the World Wide Web at CERN just over a decade ago, while Cailliau was his first collaborator. Quoting Cailliau, Vaissade said that whilst there is no doubt that something like the Web would have appeared sooner or later, the fact that it happened at CERN, in Geneva, was no accident. Both the Laboratory and the city are places where people from around the world meet and work in harmony.

  3. CDNA cloning and characterization of the Ve homologue gene StVe from Solanum torvum Swartz.

    Science.gov (United States)

    Fei, Jiong; Chai, Yourong; Wang, Jin; Lin, Juan; Sun, Xiaofen; Sun, Chao; Zuo, Kaijing; Tang, Kexuan

    2004-04-01

    Verticillium wilt is a disastrous disease causing significant yield losses of many crops. Isolation of verticillium wilt resistance gene is a fundamental work for controlling this disease through genetic engineering. In this report, we describe the cloning and characterization of a Ve like gene (StVe) from Solanum torvum Swartz. The nucleotide sequence of StVe is 3640 bp long with an open reading frame of 3414 bp encoding a protein precursor of 1138 aa. Sharing high homologies to tomato verticillium wilt disease resistance genes Ve1 and Ve2, the leucine rich (15.89%) protein StVe has a calculated molecular weight of 126.48kDa with an isoelectric point of 5.62. It possesses a hydrophobic N-terminal signal peptide of 20 aa and 38 predicted leucine-rich repeats containing 32 potential N-glycosylation sites (28 being significant). Fifty-seven predicted phosphorylation sites (36 for S, 8 for T and 13 for Y) distribute in StVe protein. A PEST-like sequence and a mammalian endocytosis signals YCVF are found within the C-terminal region. The C terminus of StVe concludes with the residues KKF similar to the KKX motif that confers endoplasmic reticulum localization in plants as well as mammals and yeast. The sequence analysis of the StVe gene implies that the StVe is a potential verticillium wilt disease resistance gene encoding a cell surface-like receptor protein.

  4. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak İçindekiler

    2014-09-01

    Full Text Available Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract ve EBSCO Host indeksleri tarafından taranmaktadır. Indexed in Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract and EBSCO Host indexes

  5. 40 CFR 35.926 - Value engineering (VE).

    Science.gov (United States)

    2010-07-01

    ... 40 Protection of Environment 1 2010-07-01 2010-07-01 false Value engineering (VE). 35.926 Section... engineering (VE). (a) Value engineering proposal. All step 2 grant applications for projects having a... completion of VE analysis and submittal of VE summary reports). (b) Value engineering analysis. For projects...

  6. Ergonomia ambiental em veículos

    OpenAIRE

    Alcobia, Carlos José de Oliveira Pereira e Jorge

    2007-01-01

    Tese de doutoramento em Ciências de Engenharia Mecânica (Aerodinâmica) apresentada à Fac. de Ciências e Tecnologia de Coimbra As condições ambientais no interior dos veículos representam, hoje em dia, uma área de investigação e desenvolvimento preferencial por parte de muitos fabricantes. Face ao incremento da análise entre o ser humano e os diversos estímulos ambientais que influenciam o conforto no interior dos veículos, surge a necessidade de desenvolver metodologias que permitam mod...

  7. Kokkeuddannelse for døve

    DEFF Research Database (Denmark)

    Hansen, Niels-Henrik Møller; Wittendorff, Nina

    I denne rapport præsenterer vi en evaluering af projektet "Nye veje for unge døve, døvblinde og hørehæmmede i Danmark". Hensigten med dette projekt er at kunne tilbyde døve, døvblinde og hørehæmmede personer et uddannelsestilbud inden for fremstilling af mad. Konkret handler det bl.a. om en kokke......- og catering-uddannelse rettet mod personer med hørevanskeligheder....

  8. Using VE to Strategically Plan Our Future

    Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

    Margie Jeffs; Lori Braase; Alison Conner; Darcie Martinson; Jodi Grgich

    2009-06-01

    The Value Engineering (VE) Methodology is an effective tool for business or project strategic planning. In conjunction with the “Balanced Scorecard Approach” (Drs. Robert Kaplan, PhD, and David Norton, PhD, from the Balanced Scorecard Collaborative/Palladium Group), function analysis can be used to develop strategy maps and scorecards. The FAST diagram provides an integrated approach to strategy map development by formulating a cause and effect relationship and establishing the “how” and “why” behind the strategy map. By utilizing the VE Job Plan, one is able to move from strategic thinking all the way through to execution of the strategy.

  9. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak ve İçindekiler

    2015-12-01

    Full Text Available Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, Chemical Abstracts Service , EBSCO Discovery Service, Google Scholar, WorldCat ve Zentralblatt MATH indekslerinde taranmaktadır.Süleyman Demirel University Journal of Natural and Applied Sciences is indexed in Chemical Abstracts Service, EBSCO Discovery Service, Google Scholar, WorldCat and Zentralblatt MATH.

  10. Birgivi’nin Tasavvuf ve Tarikatlere Bakışı / The Understanding of Tasawwuf and Tariqat in al-Birgiwi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bayram Demircigil

    2017-09-01

    husustaki bakış açısı ve sergilediği mücadeleyle ilgili lehte ve aleyhte değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bu değerlendirmelerin ana temasını onun, temelde dini toplum hayatından ayrı düşündüğü, örf ve adetlere itibar etmediği ve selefi çizginin etkisinde kaldığı yönündeki tenkitler oluşturmaktadır. Ne var ki bu tenkitlerin önemli bir kısmı, Birgivî’nin kitaplarında konuyla ilgili serdettiği yaklaşımlarının bütün halinde incelenmemesinden kaynaklanmakta olup, ya eksik ya da hatalıdır. Bu nedenle, Birgivî’nin çalışmalarında konuyla ilgili dillendirdiği görüşler ayrıntılı olarak ele alındığında  söz konusu yaklaşımlarıyla ilgili kimi tespitlerin gerçekte olduğundan farklı bir portre ortaya çıkardığı görülmektedir. Biz bu makalemizde, eserlerinde serdettiği mülahazalarından yola çıkarak Birgivî’nin tasavvuf ve tarikatlara bakışını ayrıntılı olarak ele alacak ve bu hususla ilgili görüş ve iddiaları inceleyecek, ardından konuyla ilgili tespitlerimizi ortaya koyacağız.

  11. Genève grandeur cultures.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Vincent Kaufmann

    2005-04-01

    Full Text Available Equinoxe , revue genevoise de sciences humaines, consacre son dernier numéro à l’émergence et au développement des contre-cultures à Genève depuis la fin des années 1960. Celui-ci se présente comme « une réflexion critique sur trois décennies de pratiques culturelles et sur la manière dont celles-ci sont parvenues non sans heurts à se faire une place dans la cité ». L’intérêt de la démarche réside dans le fait qu’à Genève, contrairement à Berlin, Paris, Barcelone ...

  12. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak ve İçindekiler

    2016-04-01

    Full Text Available Bu dergi, aşağıda listelenen veri tabanları tarafından taranmaktadır / This journal is indexed by the following abstracting and indexing databasesBASE, CAB Abstracts, CAS (Chemical Abstracts Service, DOAJ, EBSCO Discovery Service (EDS, Google Scholar, JournalTOCs, OAJI, ResearchBib, Ulakbim TR Dizin (Mühendislik ve Temel Bilimler, WorldCat (OCLC, Zentralblatt MATH

  13. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak İçindekiler

    2016-08-01

    Full Text Available Bu dergi, aşağıda listelenen veri tabanları tarafından taranmaktadır / This journal is indexed by the following abstracting and indexing databasesBASE, CAB Abstracts, CAS (Chemical Abstracts Service, CiteFactor, DOAJ, DRJI, EBSCO Discovery Service (EDS, Google Scholar, JournalTOCs, OAJI, ResearchBib, Ulakbim TR Dizin (Mühendislik ve Temel Bilimler, WorldCat (OCLC, Zentralblatt MATH

  14. Din ve Kişilik

    OpenAIRE

    GÖCEN, Gülüşan

    2014-01-01

    1 Robert A. Emmons ,“Religion and Personality”, (Ed.) Harold G. Koing, Handbook of Religion and Mental Health . California, 1998, Akademik Press. 2 California Üniversitesi Psikoloji Bölümü, Davis Davis California 95616. 3 Dr., Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni, Bayrampaşa İmam Hatip Ortaokulu. İstanbul,

  15. Filizlenen okuryazarlık ve desteklenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Berrin Baydık

    2003-07-01

    Full Text Available Günümüzde, erken okuryazarlık eğitimcileri ve diğer uzmanlar okuryazarlık gelişiminin çocukluğun çok erken dönemlerinde başladığına inanmaktadırlar. Filizlenen okuryazarlık terimi günümüz okuryazarlık gelişimi görüşünü betimlemek için kullanılmaktadır. Bu derlemede, filizlenen okuryazarlık görüşünün özellikleri, filizlenen okuryazarlık bilgi ve becerilerinin iki alanı; yazılı dil farkındalığı ve sesbilgisel farkındalık betimlenmiştir. Ayrıca bu alanların nasıl destekleneceği açıklanmıştır. Today, early childhood educators and other professionals believe that literacy development begins in the very early stages of childhood. Emergent literacy is a term used to describe the present day view of early literacy development. In this review, the characteristics of the notion of emergent literacy and two domains of emergent literacy knowledge and skills; written language awareness and phonological awareness were described. ln addition, how these domains were promoted was explained.

  16. COLORFUL VERSES IN CAHİT KÜLEBİ’S POEMS AND COLORS OF TURKISH CAHİT KÜLEBİ’NİN ŞİİRLERİNDE RENKLİ MISRALAR VE TÜRKÇENİN RENKLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gülşah DURMUŞ

    2010-07-01

    çısından değerlendirmektir. Şairin şiirlerinde kullanılan renkler ve renk çağrıştıran kelimeler ile ışık-gölge unsurunun tamamı tespit edilmiş olmakla birlikte bütün şiirlerde kullanılan bu unsurlar bir yazının sınırlarına sığamayacak kadar fazla olduğundan kitaplardaki renklerin genel görünüşüne dair önemli noktaların verilmesi ile yetinilmiş ve çalışma şairin kırk (40 şiirden oluşan Adamın Biri kitabı ile sınırlandırılmıştır.Bir şairin şiirlerinde sıkça kullanmayı tercih ettiği kelimeler, onun psikolojisini; kendisini, dünyayı ve hayatı algılayış biçimini ele veren önemli ipuçları taşır. Şairin şiirlerinde kullandığı kelimeler arasında sıkça kullanmayı tercih ettiği renkler ile ışık ve gölge unsurları ve bunların kullanılış biçimi de bu ipuçları arasında önemli bir alt kategoriyi teşkil eder. Varılmak istenilen esas nokta, kullanılan her bir rengin şiirsel işlevine ulaşmaktır.Külebi’nin Adamın Biri’ndeki şiirlerinde renkler “insan ve duyguları”, “doğa”, “yer”, “kavram”, “renksizlik” ve “zaman” açısından anlamlıdır. Külebi’nin en sık kullandığı renklerin sırasıyla “sarı”, “beyaz” ve “mavi” olduğu görülür. Bu renkleri “siyah”, “yeşil” ve “kahverengi” takip eder. Şairin en az kullandığı renk “tütün rengi”, hiç kullanmadığı renkler ise, “eflatun”, “mor” ve “kül rengi (gri’dir. Aydınlık, sevinç ve aşk; “sarı”, “beyaz” ve “mavi”yi mısralara davet ederken karanlık, hüzün ve ayrılık “kara”nın hissî ağırlığı ile mısralara taşınır.

  17. ve og døvblevne mennesker

    DEFF Research Database (Denmark)

    Larsen, Lena Bech; Lindsay Sommer, Mette; Bengtsson, Steen

    Denne rapport giver et bredt billede af levevilkår for personer i den erhvervsaktive alder (16-64 år), der er døve eller døvblevne. Samlet set er gruppen af døve og døvblevne dårligere stillet end befolkningsgennemsnittet i dagens Danmark. Både døve og døvblevne bliver i mindre grad uddannet, og...

  18. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak İçindekiler

    2016-12-01

    Full Text Available Bu dergi, aşağıda listelenen veri tabanları tarafından taranmaktadır / This journal is indexed by the following abstracting and indexing databasesBASE, CAB Abstracts, CAS (Chemical Abstracts Service, CiteFactor, CNKI Scholar, DOAJ, DRJI, EBSCO Discovery Service (EDS, Google Scholar, Index Copernicus, InfoBase Index, JournalTOCs, OAJI, ResearchBib, Ulakbim TR Dizin (Mühendislik ve Temel Bilimler, WorldCat (OCLC, Zentralblatt MATH

  19. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak ve İçindekiler

    2017-04-01

    Full Text Available Bu dergi, aşağıda listelenen veri tabanları tarafından taranmaktadır / This journal is indexed by the following abstracting and indexing databases:BASE, CAB Abstracts, CAS (Chemical Abstracts Service, CiteFactor, CNKI Scholar, DOAJ, DRJI, EBSCO Discovery Service (EDS, Google Scholar, Index Copernicus, InfoBase Index, JournalTOCs, OAJI, ResearchBib, Ulakbim TR Dizin (Mühendislik ve Temel Bilimler, WorldCat (OCLC, Zentralblatt MATH

  20. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak ve İçindekiler

    2017-08-01

    Full Text Available Bu dergi, aşağıda listelenen veri tabanları tarafından taranmaktadır / This journal is indexed by the following abstracting and indexing databases:BASE, CAB Abstracts, CAS (Chemical Abstracts Service, CiteFactor, CNKI Scholar, DOAJ, DRJI, EBSCO Discovery Service (EDS, Google Scholar, Index Copernicus, InfoBase Index, JournalTOCs, OAJI, ResearchBib, Ulakbim TR Dizin (Mühendislik ve Temel Bilimler, WorldCat (OCLC, Zentralblatt MATH

  1. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak ve İçindekiler

    2017-12-01

    Full Text Available Bu dergi, aşağıda listelenen veri tabanları tarafından taranmaktadır / This journal is indexed by the following abstracting and indexing databases:BASE, CAB Abstracts, CAS (Chemical Abstracts Service, CiteFactor, CNKI Scholar, DOAJ, DRJI, EBSCO Discovery Service (EDS, Google Scholar, Index Copernicus, InfoBase Index, JournalTOCs, OAJI, ResearchBib, Ulakbim TR Dizin (Mühendislik ve Temel Bilimler, WorldCat (OCLC, Zentralblatt MATH

  2. Din ve Gelenek Bağlamında Kadın ve Kadınlık Tartışmaları: Diyanet Hutbeleri Örneği (2006-2016 / Women and Womanhood Debates in the Context of Religion and Tradition: Example of Religious Khutbahs (2006-2016

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adem Sağır

    2017-06-01

    ğu toplumlarında kadının ikincil planda kalmasının temel nedeni olarak görülmektedir. Çalışma, bu kabule bir parantez açma çabasını yansıtmaktadır. Çabayı besleyen damar, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaygın din eğitimi kapsamında kullandığı hutbelerde yer alan kadın ve kadınlık olmuştur. Araştırmada, 2006-2016 yılları arasında yayınlanan 599 hutbe içerisinde kadın olgusunun hangi söylemlerle ifade edildiğini saptamak amaçlanmıştır. Bu kapsamda Türkiye geneli için yayınlanmış 43 hutbe seçilmiştir. Bu hutbeler mahremiyet, aile ve kadına şiddet kategoriler başlığında içerik analizine tabi tutulmuştur. Yaygın din eğitimi aracı olan hutbeler, toplumun her kesiminden insanı toplayan camilerde okutulduğu düşünüldüğünde dikkate değer bulunmuştur. Böylece hutbelerde kadının nasıl anlatıldığı, İslam dini içerisinde kadına yüklenen sorumluluklar ve kadınların rollerinin tanımlanma biçimleri çalışmanın amacı için önemlidir. Kadına değer verilmesinin İslam dini açısından zorunlu olduğundan bahsedilen hutbelerde, kadının olması gereken konuma dair bir projeksiyon sunmaktadır. Bu bağlamda da hutbelerde kadına yönelik temalar işlenerek, İslam’ın kadına verdiği önem vurgulanmaya çalışılmıştır. Toplumda kadına yönelik yapılan haksızlıkların yanlış olduğu ve bunların ne İslam ne de Müslümanlıkla bağdaşmadığı mesajı verilerek, toplumda var olan sorunların önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

  3. Geneviève Leguerrier | IDRC - International Development Research ...

    International Development Research Centre (IDRC) Digital Library (Canada)

    Geneviève Leguerrier is the Director of Finance and Administration. Geneviève held various managerial positions within IDRC's Finance and Administration division as well as its Grants Administration division. Prior to joining IDRC in 1998, she worked at the Office of the Auditor General. She has a Bachelor's degree in ...

  4. Naïve Bayes classification in R

    OpenAIRE

    Zhang, Zhongheng

    2016-01-01

    Naïve Bayes classification is a kind of simple probabilistic classification methods based on Bayes’ theorem with the assumption of independence between features. The model is trained on training dataset to make predictions by predict() function. This article introduces two functions naiveBayes() and train() for the performance of Naïve Bayes classification.

  5. BProVe: Tool support for business process verification

    DEFF Research Database (Denmark)

    Corradini, Flavio; Fornari, Fabrizio; Polini, Andrea

    2017-01-01

    This demo introduces BProVe, a tool supporting automated verification of Business Process models. BProVe analysis is based on a formal operational semantics defined for the BPMN 2.0 modelling language, and is provided as a freely accessible service that uses open standard formats as input data...

  6. Morbidity Pattern among Under-five Children

    African Journals Online (AJOL)

    Morbidity Pattern among Under-five Children. A of Market Women in Ibadan. FO Omokhodion*,A Oyemade**,MKC Sridhar+. Summary. Omokhodion OF, Oyemade A, Sridhar MKC. Morbidity Pattern among Under-five. Children of Market Women in Ibadan. Nigerian journal of Paedialrz'rr 2003; 30:135. Background: The study ...

  7. Genç erkek ve bayanlarda ayakta ve yatar pozisyonlarda quadriceps açısının mukayesesi ve değerlendirilmesi

    OpenAIRE

    Olcay, Ercan; Cetinus, Ercan; Mert, Murat; Kara, Ayhan

    2004-01-01

    Bu çalışmamızda genç populasyondaki bayan ve erkeklerde quadriceps açısı (Q açısı) değerlendirmeye alınmıştır. Q açısı 143 erkek ve 98 bayanda modifiye edilmiş ve goniometre kullanılarak hem ayakta, hem de yatar pozisyonlarda ölçüldü. Biz ortalama Q açısı değerlerini hesapladık ve kendi bulgularımızın sonuçlarını tartıştık.

  8. İDARİ USUL VE DİNLENİLME HAKKI

    OpenAIRE

    ÇEBİ BUĞDAYCI, Melike Özge

    2016-01-01

    İdarenin tesis edeceği işlem ve alacağı kararlarında genel idari usul kurallarına bağlı hareket etmesi, demokratik hukuk devletinin bir gereği ola- rak kabul görmektedir. Bu şekilde bireyin, kamu gücü ile donatılmış olan idare karşısında korunması ve idare ile yakınlaşması sağlanır. En önemli idari usul ilkelerinden biri olan dinlenilme hakkı gereğince de, hakkında tesis edilen ida- ri işlem ve kararlardan etkilenecek ilgililere, idare tarafından kendini savunma ve görüşünü açıklama imkânı ve...

  9. Mobbing ve zdravotnické profesi

    OpenAIRE

    Panáčková, Zdeňka

    2011-01-01

    Autor: Zde ka Paná ková Instituce: Ústav sociálního léka ství LF UK v Hradci Králové Odd lení ošet ovatelství Název práce: Mobbing ve zdravotnické profesi Vedoucí práce: Doc. PhDr.Jana Kutnohorská, CSc. Po et stran: 103 Po et p íloh: 4 Rok obhajoby: 2011 Key words: bullying, mobbing, mobber, victim, conflict, prevention, defense. Bachelor thesis explores bullying in the workplace, especially one of its forms - mobbing. The theoretical part focuses on clarifying the concept of mobbing. Charact...

  10. Kinestetik Zeka ve Beden Eğitimi

    OpenAIRE

    KURU, Emin

    2014-01-01

    Her öğrencinin farklı türden zekaya sahip olduğunu göz önüne alarak onlara hedeflerine ulaşmaları konusunda yardımcı olabiliriz. Howard Gardner (1983) sekiz farklı zeka türünden bahsetmektedir ve bunlar: 1. Sözel dilsel zeka. 2. Mantıksal matematiksel zeka. 3. Müziksel ritmik zeka. 4. Görsel uzaysal zeka. 5. Bedensel kinestetik zeka. 6. Kişilerarası zeka. 7. İçsel zeka. 8. Doğal zeka. Bedensel kinestetik zekaya sahip olanlar belli bir yerde uzun süre kalamazlar. Biz bunlara hiperaktif d...

  11. SOSYAL VE EKONOMİK HAKLAR: SÖZLER VE SINIRLAR

    OpenAIRE

    Dişbudak, Cem; Bozkulak, Serpil

    2010-01-01

    Kapitalizm kendisini tarihsel olarak sosyal haklar söylemi üzerine temellendirmiştir. Bu söylemin tarih içerisinde önemli ölçüde gerçekleştiği dönem ise yalnızca ‘altın çağ' olarak bilinen 1945-1975 arasıdır. 1970'lerin ortasındaki petrol krizi ile birlikte hem merkez hem de çevre ülkelerde sosyal haklarda önemli kesintiler oldu ve bu süreç neoliberal çağda hızlanarak devam etti. Bu dönem boyunca sosyal politikalar üst sınıfların ‘merhamet'ine indirgendi ve STK'lara havale edildi....

  12. Flow sitometri ve kullanım alanları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Martin Orlinov Kanev

    2016-04-01

    Full Text Available Hücrelerin biyokimyasal ve fiziksel özelliklerinin senelerdir primer mikroskop özellikleri kullanılarak saptanmasına karşılık, günümüzde flow sitometri tekniği kullanılmaya başlanmıştır. Flow sitometri, çeşitli hücrelerin bir süspansiyon halinde bir akış kanalı boyunca tek tek geçmesi ve bu sırada hücre büyüklüğü ve granülaritesine göre sınıflandırılması esasına dayanan bir teknik ve cihazdır. Bu cihaz ile hücrenin yüzey ve iç proteinleri, organelleri ve diğer bileşenleri analiz ve ayrımı, lazer ve elektronik teknolojisi kullanılarak büyüklük, granülarite ve floresans emisyonu esasına göre gerçekleştirilmektedir. Flow sitometri tekniğinin temelini iyi bilmemiz bu tekniği birçok patolojide kullanmamızı sağlayarak sonuçlarının standardizasyonunu ve tanı koydurucu değerini de arttıracaktır.

  13. I bought a freezer - you´ve bought a freezer - they´ve bought a freezer

    OpenAIRE

    Bublitz, Wolfram

    1996-01-01

    I bought a freezer - you´ve bought a freezer - they´ve bought a freezer : repetition as a text-building device. - In: Repetition in dialogue / ed. by Carla Bazzanella. - Tübingen : Niemeyer, 1996. - S. 16-28. - (Beiträge zur Dialogforschung ; 11)

  14. Yerelden Evrensele Japon Anime ve Manga Sanatı

    OpenAIRE

    TAŞ ALİCENAP, Çiğdem

    2014-01-01

    Anime ve manga kültürü Uzakdoğu çizgi roman sanatının yoğun üretimi, tarih, din, kültür ve felsefenin konulara yansıması ve Batı çizgi film ve çizgi romanlarından ayrılan farklı tarzlarıyla araştırılması ve öğrenilmesi gereken değerler içermektedir. Japonya’ da çizgi film sanatının Batı’ daki Disney gibi bir endüstrinin dışında bu denli özgün ve başarılı örnekleri elbette o sanatçıların yetiştiği kültürün, tarihin, sanatın ve felsefi değerlerin olduğu kadar eski...

  15. GÖRÜNTÜ KURGUSU VE DEVAMLILIK

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kağan OLGUNTÜRK

    2011-01-01

    Full Text Available CONTINUITY EDITINGAbstract: As all filmmakers would know, film production is requires three steps. Pre-production, production and post-production (including editing. Although these steps seem detached, they are interrelated. It is impossible for a director to make his plans by avoiding editing which makes editing also a part of pre-production. When we talk about editing, compositional adjustment of two neighbor frames is the main point because it affects directly the viewer. By avoiding jump-cuts the director cannot reach the viewers, which also mean the emotional affect cannot be created. Editing which is called the invisible art, will look more successful if it’s not noticed: Whether it manipulates the viewer or keeps away from that manipulation. Keywords: Editing, Montage, Post-Production, Video. GÖRÜNTÜ KURGUSU VE DEVAMLILIKÖzet: Bilindiği gibi film yapımı, ister film, ister video malzemesi kullanılsın üç aşamadan oluşur. Ön-yapım, yapım, ve son-yapım (bu aşama çekilen filmin kurgulanmasını da içermektedir. Her ne kadar bir film çekimi bu üç farklı aşamadan oluşsa da, bu aşamalar pratikte iç içe geçmiş bir şekildedir. Bir yönetmenin filmini planlarken kurgu aşamasını öngörmemesi oldukça büyük bir eksiklik olacaktır ki, bu durum kurgunun planlanmasını ön-yapım aşamasının parçası haline getirir. Kurgu söz konusu olduğunda arka arkaya gelen iki komşu çerçevenin birbirine uyacak şekilde çekimi, yönetmenin izleyicisi ile buluşup buluşamaması durumunu ortaya çıkarır. Görünmeyen sanat denen, kurgu fark edilmediği oranda başarılı olacaktır. İster izleyiciyi yönlendiren bir eğilime sahip olsun isterse bu yönlendirmeden uzak durmayı amaçlasın.

  16. ABoVE: Study Domain and Standard Reference Grids

    Data.gov (United States)

    National Aeronautics and Space Administration — The Arctic - Boreal Vulnerability Experiment (ABoVE) has developed two standardized spatial data products to expedite coordination of research activities and to...

  17. Aileler, Öğretmenler ve Dil ve Konuşma Terapistlerinin Çocuklardaki Dil ve Konuşma Bozukluklarına Yönelik Tutum ve Bilgilerinin Değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bülent Toğram

    2009-01-01

    Full Text Available Çocuklardaki iletişim sorunları aile bildirimleri, öğretmen raporları ve dil ve konuşma terapistleri (DKT tarafından yapılan değerlendirmeler ile saptanmaktadır. Dil ve konuşma bozukluklarının önlenmesi ve terapisinde işbirliği içinde bulunmaları gereken bu üçlü grubun konuya ilişkin görüş ve tutumları alanyazında önemli bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ebeveynlerin, öğretmenlerin ve DKT’lerin dil ve konuşma bozuklukları alanındaki sorumluluk ve rollerini nasıl algıladıklarını, dil ve konuşma bozukluğu olan çocuğun akademik ve sosyal başarısına yönelik tutumlarını, dil ve konuşma bozukluklarının nedenleri ve terapisine yönelik düşüncelerini betimlemektir. Çalışmaya 37 aile bireyi, 46 öğretmen ve 35 DKT katılmıştır. Anket yoluyla elde edilen veriler her grubun konuya ilişkin bilgisini ortaya koymak için karşılaştırılmıştır. Dil ve konuşma bozukluğu olan çocukların akademik/sosyal başarılarına yönelik tutumlarında diğer katılımcı gruplara göre öğretmenlerin, çocukların terapi gereksinimlerine yönelik tutumlarında ise ailelerin daha kararsız tutumlar geliştirdikleri dikkat çekmektedir. Dil ve konuşma bozukluklarının nedenleri ve terapi eksikliklerine yönelik bilgilerinde grupların öncelikli sıralamalarının farklılaştığı görülmüştür. Speech and language disorders (SLD in children have been determined by parental reports, teacher reports and assessments by speech-language therapists. Therefore, the family members, teachers and speech and language therapists should be in continuous collaboration during the intervention and therapy process of the individuals with SLD. The collaborators’ attitudes toward the impact of SLD on the child have been highlighted in the literature. The purpose of the study is to determine parents’ and teachers’ and speech and language therapists’ awareness toward their roles and

  18. Galdos’un Dona Perfecta ve Misericordia eserlerinde realizm

    OpenAIRE

    YÜCEL, Aslıhan

    2013-01-01

      XIX. yüzyılda İspanya, ülkeyi ekonomik bir krize sürükleyen Güney Amerika sömürgelerinin kaybedilmesi ve Bağımsızlık Savaşı yüzünden zor zamanlar geçiriyordu. Ayrıca, Carlistler ve liberaller arasındaki savaş, politik ve sosyal olarak ülkeyi yıpratmıştı.

    Böyle bir zamanda, insanları rüyalarından uyandırmak ve ne kadar üzücü olursa olsun onlara gerçeği göstermek için Realizm akımı ortaya çıktı. Benito Pé...

  19. Veri Madenciliği ve Bilgi Merkezleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sacit Arslantekin

    2003-12-01

    Full Text Available Günümüzde bir çok kurum ve kuruluş işlem ve hizmetlerini otomasyona geçirmiş­tir. Bu kurum ve kuruluşlar kullanıcı odaklı olarak faaliyetlerini Internet üzerin­den de sürdürmeye çalışırken, daha büyük kazanımlar elde etme amacındadır. Elde etmek istedikleri kazanımlar kalitelerini arttırmalarının yanında, kullanıcı memnuniyetine de dayanmaktadır. Kullanıcılarının ürün ve hizmetlerinden ne ka­dar yararlandıkları, memnun kalıp kalmadıkları ancak, onların davranışları iz­lenerek ortaya konabilir. Bilgi merkezleri de kullanıcı davranışlarını izleyen ve elde ettiği bilgilere göre işlem ve hizmetlerini geliştiren kurumlardandır. Bilgisa­yara dayalı işler sürecinde otomatik olarak oluşan verinin işlenip analiz edilme­si, bilgi merkezlerine çalışanları ve kullanıcıları hakkında anlamlı bilgiler suna­caktır. İşlemler ve kullanım sırasında oluşan veri büyük bir yığın halinde olup, bu yığından anlamlı veri elde edilmesi bazı özel yöntem ve tekniklerin kullanıl­masını gerektirmektedir. Veri madenciliği oluşan verilerin toplanması, bir yapay zeka aracılığıyla analiz edilmesi ve yorumlanarak amaç ve hedeflere ulaşmada gerekli adımları önermesi sürecidir.

  20. Veri Madenciliği ve Bilgi Merkezleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sacit Arslantekin

    2003-12-01

    Full Text Available Günümüzde bir çok kurum ve kuruluş işlem ve hizmetlerini otomasyona geçirmiştir. Bu kurum ve kuruluşlar kullanıcı odaklı olarak faaliyetlerini Internet üzerinden de sürdürmeye çalışırken, daha büyük kazanımlar elde etme amacındadır. Elde etmek istedikleri kazanımlar kalitelerini arttırmalarının yanında, kullanıcı memnuniyetine de dayanmaktadır. Kullanıcılarının ürün ve hizmetlerinden ne kadar yararlandıkları, memnun kalıp kalmadıkları ancak, onların davranışları izlenerek ortaya konabilir. Bilgi merkezleri de kullanıcı davranışlarını izleyen ve elde ettiği bilgilere göre işlem ve hizmetlerini geliştiren kurumlardandır. Bilgisayara dayalı işler sürecinde otomatik olarak oluşan verinin işlenip analiz edilmesi, bilgi merkezlerine çalışanları ve kullanıcıları hakkında anlamlı bilgiler sunacaktır. İşlemler ve kullanım sırasında oluşan veri büyük bir yığın halinde olup, bu yığından anlamlı veri elde edilmesi bazı özel yöntem ve tekniklerin kullanılmasını gerektirmektedir. Veri madenciliği oluşan verilerin toplanması, bir yapay zeka aracılığıyla analiz edilmesi ve yorumlanarak amaç ve hedeflere ulaşmada gerekli adımları önermesi sürecidir.

  1. Probiyotikler ve Kullanım Alanları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Başar Uymaz

    2010-01-01

    Full Text Available Gıdaların üretiminde tüketici sağlığını destekleyici ve immün sistemi uyaran etkilere sahip mikroorganizmaların kullanımı giderek artmaktadır. Bu mikroorganizmaların önemli bir grubunu teşkil eden probiyotiklerin gastrointestinal sistem hastalıklarının engellenmesi ve tedavisinde ve normal mikrofloranın oluşumunda önemli bir rol oynadığı klinik denemelerle belirlenmiştir. Diğer yandan probiyotiklerin, suştan suşa farklılık gösteren gıda koruyucu etkileri ve değişik hastalıkların tedavisinde kullanım potansiyelleri üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Özellikle çocuklarda görülen akut diyare ve antibiyotik kullanımına bağlı diyarenin tedavisinde etkin kullanım potansiyeli taşıyan probiyotik preparatları geliştirilmiştir. Bu derleme makalesinde probiyotik suşların seçiminde kullanılan karakteristikler, kullanım olanakları ve tedavi edici potansiyelleri, güncel bilgiler taranarak verilmiştir.

  2. Enterococcus faecium ve Enterococcus faecalis 'in Starter ve Probiyotik Kültür Özellikleri

    OpenAIRE

    Erginkaya, Zerrin; Yurdakul, Naci Erhan; Karakaş, Ayşegül

    2007-01-01

    ÖzetEnterococcus faecium ve Enterococcus faecalis bazı gıdalarda organoleptik özellikleri iyileştirmenin yanı sıra lipolitik ve esterolitik aktivite, sitrattan yararlanma ile uçucu aromatik bileşikleri sentezleme gibi özellikleri nedeniyle bazı fermente süt ve et ürünlerinin olgunlaştırılması sırasında diğer laktik asit bakterileri ile birlikte starter kültür olarak kullanılmaktadır. Günümüzde Enterococcus 'ların gıda üretiminde starter kültür ve/veya probiyotik olarak kullanılmaları s...

  3. Enterococcus faecium ve Enterococcus faecalis 'in Starter ve Probiyotik Kültür Özellikleri

    OpenAIRE

    Erginkaya, Zerrin; Yurdakul, Naci Erhan; Karakaş, Ayşegül

    2015-01-01

    ÖzetEnterococcus faecium ve Enterococcus faecalis bazı gıdalarda organoleptik özellikleri iyileştirmenin yanı sıra lipolitik ve esterolitik aktivite, sitrattan yararlanma ile uçucu aromatik bileşikleri sentezleme gibi özellikleri nedeniyle bazı fermente süt ve et ürünlerinin olgunlaştırılması sırasında diğer laktik asit bakterileri ile birlikte starter kültür olarak kullanılmaktadır. Günümüzde Enterococcus 'ların gıda üretiminde starter kültür ve/veya probiyotik olarak kullanılmala...

  4. Ebe ve Hemşirelerin Mesleki Sorunları ve Anksiyete İle İlişkisi

    OpenAIRE

    Aslankoç, Rahime; Öztürk, Mustafa; Yıldırım, Nurhan G.

    2009-01-01

    SüleymanDemirel Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ: 2001 ; 8(2) Ebe ve Hemşirelerin Mesleki Sorunları ve Anksiyete İle İlişkisi Rahime Aslankoç,Mustafa Öztürk ,Nurhan G. Yıldırım Özet,Bu çalışmada klinikte ve sahada çalışan ebe ve hemşirelerin karşılaştıkları sorunlar ve bunlara getirdikleri çözüm önerileri ile anksiyete durumları incelendi. Tıp fakültesi (n=95) ve İsparta Doğumevi (n=60) hastaneleri ile rasgele seçilen il merkezin¬deki beş sağlık ocağındaki f» =55J personelin tümü araştı...

  5. Okült Spinal Disrafi ve Spinal Ultrason

    OpenAIRE

    Çalışkan, Mine; Aydınlı, Nur; Tonguç, Erdem; Uncuoğlu, Ayşen; Ünüvar, Emin; Gökçay, Gülbin; Özmen, Meral

    2014-01-01

    Orta hatta deri bulguları nedeniyle okült spinal disrafi şüphesi olan bebeklerin omurgaların arka kısmının kemikleşmesinin tamamlanmamış olmasından yararlanılarak ultrasonografi ile kord ve kanal anomalileri açısından incelenmeleri mümkündür Bu çalışmada ultrasonografi ile okült spinal disrafi tanısı alan ve manyetik rezonans görüntüleme ile tanısı doğrulanan üç olgu sunulmuş ve erken tanının önemi vurgulanmıştır Anahtar kelimeler: Okült Spinal Disrafi Spinal Ultrason...

  6. ASTIMLI ÇOCUKLARIN VE ANNELERİNİN DEPRESYON VE KAYGI DÜZEYLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

    OpenAIRE

    Sevinç, Şehmus; Pirinçcioğlu, Ayfer; Kelekçi, Selvi; Şen, Velat; Gürkan, Fuat

    2010-01-01

    Giriş ve Amaç: Astım, sık hastane yatışlarından, uzun süreli ilaç tedavisi ve kısıtlanmış sosyal hayattan dolayı psikolojik problemlere sebep olan bir hastalıktır. Bu çalışmada astımlı çocuklarda ve annelerinde depresyon ve kaygı düzeylerinin saptanması amaçlandı.Materyal ve Metot: Çalışmaya elli astımlı çocuk ve annesi, elli diyabetli, elli akut üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuk annesi, elli sağlıklı çocuk ve annesi alındı. Annelere Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği (HADÖ-Hospital ...

  7. MATLAB GUI TABANLI ELEKTROMIKNATIS DEVRE TASARIMI VE ANALİZİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gürsel ŞEFKAT

    2005-01-01

    Full Text Available Günümüzde mühendislik sistemleri ve problemlerinin çözümünde bilgisayar kullanımı kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu çalışmada tekrarlı işlemler gerektiren tasarım ve analiz problemlerinin çözümünde kullanımı kolay ve uygulamaya özel bilgisayar programının geliştirilmesi ele alınmıştır. Bu program mühendislik alanında yaygın olarak kullanılan MATLAB teknik programlama dilinde grafik kullanıcı arayüzü (GUI dayanarak hazırlanmıştır. Programın hazırlanmasında farklı tipteki elektromıknatısların statik ve dinamik karakteristikleri ile ilgili problemlerin çözümü ele alınmıştır. Hazırlanan program yardımıyla mıknatıs tipi ve kullanılan malzeme seçimi yapılabilmekte, gerekli tasarım verileri girildikten sonra elektromıknatısın boyutları hesaplanabilmektedir. Boyutlandırılması yapılan elektromıknatısın statik ve dinamik karakteristiklerinin analizi grafik kullanıcı arayüzü altında çözüme ulaşılmaktadır.

  8. Etniklik ve Uluslararası İlişkiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Abdullah Buksur

    2013-06-01

    Full Text Available Bu çalışmada etnik varlık üzerinden yaşananlara ve uluslararası mekanizmaların işleyişine bakmaya çalışacağız. İmparatorluklar sonrası Ulus devletlerde ve Küreselleşme sürecinde, etnisitenin süreçlerdeki rolüne bakmaya çalışacağız. Etnisite, ulus-devlet ve küresel süreci anlamaya çalıştık. Etnik gurupların dış politikada baskı ve yaptırım aracı gibi kullanılmasının ortaya çıkardığı sorunlar, etnik varlığın demokraside yaşanan sorunlara etkisi, etnik kimlik ve ekonomik, sosyal ve toplumsal statü arasındaki bağların diplomasiye yansımaları ele alınmıştır. Etnik varlığın, nasıl zenginlik olmaktan çıkarılarak, sorun haline dönüştüğü ile ilgili ulusal - uluslararası örnekler ve sorun yaşayan ülkelerin yöneticilerimi bu süreçteki rolleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda, küreselleşme ile birlikte ulus devletin temel niteliklerinin birçok açıdan aşındırıldığı ve ulus devletin yeniden şekillendirildiği; etnik kimlik üzerinden problemlerin yeniden tanımlandığını gözlemledik.

  9. Ortopedik Engelli ve Engelli Olmayan Erkek Ergenlerde Benlik Saygısı ve Beden İmajı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sema Kaner

    2000-02-01

    Full Text Available Bu araştırma, ortopedik engelli ve engelli olmayan ergenlerin benlik saygılarını ve beden imajı algılarını karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Veriler 55 ortopedik engelli erkek ve 123 normal erkek ergenden Kendine Saygı Ölçeği ve Beden İmajı Anketi ile toplanmıştır. Sonuçlar, grupların benlik saygıları açısından farklı olmadığım, ancak ortopedik engelli erkeklerin beden imajı algılarının engelli olmayan erkeklerinkinden daha olumlu olduğunu göstermektedir. Engelli olmayan erkeklerde benlik saygısı ve beden imajı arasında anlamlı ve olumlu yönde bir ilişki olmasına rağmen, ortopedik engelli erkeklerde bu iki değişken arasında bir ilişki bulunamamıştır. Engelli olmayan erkeklerde benlik saygısını en iyi yordayıcı değişkenler cinsel organlar, boy, ayaklar ve spor yeteneği, ortopedik engellilerde ise bacaklar, ten, omuzlar, beden kılı ve saçlardır. This study was designed to determine whether self-esteem and body image perception differed among orthopedically handicapped and normal adolescents. Data were collected from 55 orthopedically handicapped males and 123 normal males using Self-Esteem Scale and Body image Questionnaire. The results show that there were no significant differences on the self-esteem scores between groups but body image scores ofthe handicapped males in two groups were higher than the normal femalesAlthough it was found that a positive and significant correlation exist between self-esteem and body image perceptions of nonhandicapped males, no such correlation was foundfor handicapped males. The most predictive body aspects of self-esteem were genital organs, height, legs and sports ability in nonhandicapped males, and legs, skin, shoulders, amount of hair on theface and scalp in orthopedically handicapped males.

  10. THE ROLE OF PROVERBS ON UNDERSTANDING DIFFERENT CULTURES AND LANGUAGES ATASÖZLERİNİN DEĞİŞİK KÜLTÜR VE DİLLERİ ANLAMADAKİ ROLÜ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gülden TÜM

    2010-10-01

    Full Text Available Literature, philosophy, art, culture, thoughts, traditions, and values are important components taking part in any language and are hardly separated from the language. Besides, language is one of the important devices to transfer all these values from generation to generation and from culture to culture. Especially, when any language is learnt as a foreign language, it plays an important role to strengthen or to establish cultural awareness. Erasmus students, speaking different languages continue their education for one term or academic year in Turkiye. During their education, they also take Turkish lessons to learn culture and language. While learning Turkish, they have difficulties to produce Turkish structure as it has linguistic differences. Thus, the main question of this study is that if their difficulty with learning Turkish comes from the differences in the language families or the lack of cultural components in curriculum for language courses. In this study, it is aimed at a sorting out how Erasmus students become aware of cultural values; how they perceive the linguistic differences; if they could make comparisons with their native language and Turkish language; and b preparing a new curriculum to integrate proverbs, sayings and cultural values in the Turkish course books. Toplumun edebiyatı, felsefesi, sana¬tı, kültürü, düşünceleri, âdet ve gelenekleri dil ile bir bağ¬lılık içinde olduğundan dil toplumdan ve kültürden ayrı tutulamaz. Bu değerlerin başka kültürler tarafından öğrenilmesi ya da gelecek nesillere aktarılması bir bil¬dirmeyle gerçekleşir ki bunu da ancak dil başarır. Kültürler arası bilinçlenmenin de oluşmasına yardımcı olan dil, yabancı dil olarak öğrenildiği zaman da büyük önem taşır çünkü dil toplumu oluşturan değerlerin taşıyıcısıdır. Farklı dilleri konuşan yabancı Erasmus öğrencileri eğitim almak üzere eğitimlerinin bir bölümünü Türk

  11. Göran Greider, Ingen kommer undan Olof Palme (Stockholm: Ordfront, 2011

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Monica Quirico

    2012-03-01

    Full Text Available In 2011 within the Swedish labour movement many activists dissatisfied with the Social Democratic Party (SAP – who in 2010 suffered from the second electoral defeat in succession and fell into a never-ending crisis – turned to the legacy of Olof Palme (whose XXV death anniversary was celebrated on February, 28 as a flag of the true Social Democratic tradition, to which it is urgent to come back before the centre-right government achieves a full “paradigm shift”, deregulating further the labour market and privatizing the Welfare State.

  12. Metalurjik süreçler ve arkeometalurji

    National Research Council Canada - National Science Library

    YILMAZ, Şenol; KURNAZ, S. Can

    2001-01-01

    ... değişimler sunulmakta ve metalürjinin günümüze değin geçirdiği süreçler anlatılmaktadır. In this study, historical development of metallurgy and information about archeometallurgy are given...

  13. MATLAB GUI TABANLI ELEKTROMIKNATIS DEVRE TASARIMI VE ANALİZİ

    National Research Council Canada - National Science Library

    Gürsel ŞEFKAT; İbrahim YÜKSEL

    2005-01-01

    ... olarak kullanılan MATLAB teknik programlama dilinde grafik kullanıcı arayüzü (GUI) dayanarak hazırlanmıştır. Programın hazırlanmasında farklı tipteki elektromıknatısların statik ve dinamik karakteristikleri ile ilgili problemlerin...

  14. Electrocardiographic abnormalities among dialysis naïve chronic ...

    African Journals Online (AJOL)

    Electrocardiographic abnormalities among dialysis naïve chronic kidney disease patients in Ilorin. Nigeria. A. Chijioke, A. M. Makusidi, P. M. Kolo. Department of Medicine, University of Ilorin Teaching Hospital, Ilorin, Kwara, Nigeria. Correspondence to: Dr. Aliyu Mohammad Makusidi, Baboko Post Office, PO Box 13945, ...

  15. I've been shocked by the recent Panama [...

    NARCIS (Netherlands)

    Benneworth, Paul Stephen

    2016-01-01

    I'VE been shocked by the recent Panama Papers revelations. We all knew that the rich stashed their wealth overseas away from the taxman, but the way it reaches to the top of British government is mind-boggling. The Panama Papers point up the media's importance as the Fourth Estate - a watchdog

  16. Membran Distilasyon ve Ozmotik Distilasyon ile Meyve Suyu Konsantrasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Pelin Onsekizoğlu

    2015-02-01

    Full Text Available Geleneksel termal evaporasyonla meyve suyu konsantresi üretiminde uygulanan yüksek sıcaklıklar, uçucu aroma maddeleri, vitaminler ve diğer besin öğelerinde kayıplar, pişmiş tat oluşumu, renk bozulması ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Geleneksel uygulamaların yerini almak üzere, hem iyi kalitede hem de güvenilir ürün üretimine olanak tanıyan alternatif konsantrasyon teknolojileri gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bu teknolojiler arasında, membran distilasyon ve ozmotik distilasyon gibi membran uygulamaları meyve sularının oda sıcaklığında veya buna yakın sıcaklıklarda 60-65 ˚Briks ve hatta daha yüksek seviyelere konsantrasyonuna olanak sağlamaları bakımından ön plana çıkmışlardır. Çalışmada, taze ürün karakteristiklerine yakın ürün üretiminde gelecek vadeden bu membran uygulamalarının temel ilkeleri ve meyve suyu sanayinde kullanım potansiyelleri hakkında bilgi verilmiştir.

  17. İshak Bağlamında Onat Kutlar’ın Öykücülüğü ve “Çatı” Öyküsünün Tahlili Onat Kutlar’s Story Telling In The Context Of The Ishak And Analysis Of “Çatı”

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa KARADENİZ

    2013-03-01

    çilerin birikimini Varoluşçuluk, Sürrealizm gibi Batı kaynaklı düşünce ve sanat akımlarından mülhem etkilerle sentezleyen bu öykücüler, “birey”i ve onun iç yaşantısını, yalnızlığını, bunalımını, iletişimsizliğini modernist tekniklerle kurgu düzlemine taşımıştır.Onat Kutlar, henüz yirmi üç yaşındayken yazdığı İshak adlı öykü kitabıyla bu kuşağın önemli yazarlarından biri olarak değerlendirilmektedir. Dokuz öyküden oluşan bu tek öykü kitabıyla 1960 Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü’nü kazanan Kutlar, İshak’ta, dâhil olduğu edebî anlayışa paralel temaları ve teknik özellikleri kendine özgü bir tutumla kullanmıştır. Hayatın monotonluğundan bunalarak bulunduğu ortamdan kaçıp kurtulmak, yeni ve başka bir yaşam kurmak isteyen muhtelif insanların çabaları, İshak’taki öykülerin tematik bağlamını oluşturmaktadır. Bu paralelde, öykülerde, ev içi yaşantıların ve aile çevresinin sert kalıpları içinden çıkmanın yolunu / yordamını arama çabasındaki karakterlerle karşılaşılır. Fantastik / gerçeküstü / kafkaesk öğeler, öykülerin kurgu düzlemindeki temel motifler olarak dikkat çeker. Genel bir nazarla bakıldığında, İshak’taki öykülerin dil, kurgu, atmosfer ve içerik özellikleri bakımından bütünlüklü bir yapıya sahip olduğu söylenebilir.Kitaptaki dördüncü öykü olan “Çatı”ya yönelik bir tahlil denemesi bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Tahlile katkıda bulunulacağı düşüncesiyle, çalışmanın giriş bölümünde, kabaca, “1950 Kuşağı” öykücülüğünü hazırlayan iç ve dış dinamiklere işaret edilmiş, ardından İshak dolayımında, Kutlar’ın öykücülüğüne dair genel birtakım tespitlerde bulunulmaya çalışılmıştır.

  18. Tüketim Toplumlarında Kentsel Dönüşüm Projelerinin ve Çevre-Toplum Anlayışının Sosyolojik Analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alı Fatih UYSAL

    2012-12-01

    Full Text Available Özetİnsanoğlu var olduğundan bu yana sürekli olarak doğal çevre ile etkileşim içerisinde olmuştur. İlk dönemlerde insanlar çevrenin bir parçası olan insan, daha sonra onu kirletir hale gelmiştir. Son zamanlarda çevreyle ilgili artan sorunları giderebilmek için sürdürülebilir kalkınma/gelişme adı altında birçok proje geliştirilmesine rağmen, çalışmaların yetersiz kaldığı gözlenmektedir. Bunun en önemli nedeni ise insan-doğa ilişkilerinin pazar mekanizması içerisinde düzenlenmesi, arazi kullanmada verimlilik-sosyal adalet-çevre korunması üçlüsündeki bilinen çelişkiyi doğurmasıdır. Örneğin, Türkiye’de kentsel alanları şekillendiren 3194 sayılı imar kanunu ile ortak amaçları olan 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda, belediyelerin kentsel fiziki kalitenin yüksek değerlerde olmasına yönelik çalışmalar yapması gerektiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda günümüzde yoğun gündem konusu olan kentsel dönüşümün vadettiği kentsel çevre ile mevcut olan sosyal-kültürel değişim karşılaştırılmalı olarak ele alınmıştır. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, insan-çevre ilişkilerinin kısa bir tarihi, bu ilişkilerin geliştiği kavramsal çerçeveyi kapsamaktadır. İkinci bölümde, sosyolojik analizlerde ortaya çıkan, insan ve toplum üzerine çevre etmenlerinin etkisinin de vurgulanmaya başlamasını sağlayan geleneksel “insan merkezli çevre anlayışından”, “doğa merkezli çevre anlayışına” geçiş süreci üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise, kamuoyunda çokça konuşulan kentsel dönüşüm projelerinin, çevreye duyarlı bir medeniyet inşası sürecinde, merkezi idare ve yerel idarelerin insanların en büyük tüketim mekânı olan kentsel alan yapılanmalarıyla birlikte ekonomik kalkınma modellerinde göz ardı edilen ve “kayıp halka” olarak tanımladığımız çevre ve toplum ilişkisi analiz

  19. UZMAN VERİ-TABANI SİSTEMLERİ VE ÖNERİLER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    TALAT FIRLAR

    2003-04-01

    Full Text Available Bu çalışmada uzman sistemler, ilişkisel veri­tabanı sistemleri ve nesneye -dayalı veri-tabanı sistemleri çalışıldı. Dinamik tip, Ad-hoc sorguları ve bildirimselJik , nesneye-dayalı sistemlerde ve uzma n sistemJerde tartışıldı. Prolog ve SQL arasında bir front end tanı mlamak için Arity Prolog ve SQL paketi kullanıldı. Bu proje yeni öneriler belirler.

  20. Naïve advice in financial decision making: Hidden costs of a free offer

    OpenAIRE

    Sprenger, Julia

    2016-01-01

    The current study examines individual decision making in the field of personal finance. A laboratory experiment investigates the way naïve advice influences the decisionmaking process. When advice is offered on demand, participants prefer expert over naïve advice. Although naïve advice is only half the price of expert advice, demand for naïve advice is negligible. When naïve advice is given unsolicited, however, it has nevertheless a strong impact on the decision process by lowering engagemen...

  1. LANGUAGE SKILLS AND THE CRITICAL THINKING DİL BECERİLERİ VE ELEŞTİREL DÜŞÜNME

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adnan KARADÜZ

    2010-07-01

    , grupla çalışabilen ve iş birliği yapan kişilerdir. Eleştirel anlayışın egemen olduğu öğrenme ortamında öğrenciler kendilerini yazılı ya da sözlü olarak ifade ederken olay ve durumlara tarafsız bakma, yorum yapma, fikrî çözüm üretme becerilerini geliştirme becerileri kazanırlar. Eleştirel yazma sürecinde birey yeni düşünceler ortaya koyarken kendi bakış açısını geliştirir, olgunlaştırır. Metin oluşturma becerisinin kazanılmasında çıkılan yolda özgünlük ve içtenlik gibi metne değer kazandıran ögelerin varlığına ihtiyaç duyulduğundan bu anlayış kendiliğinden gelişir.Bu çalışma, genel tarama modelindedir. Araştırmaya kaynak oluşturmak için eleştirel düşünme becerilerine yönelik alan yazını taranacaktır. Daha sonra Türkçe derslerinde öğrenme ortamında bu becerinin kazandırılmasına yönelik yöntem ve tekniklere yer verilerek konunun önemi üzerinde durulacaktır.

  2. MEHMET KAPLAN AND ANATOLIANIST MOVEMENT MEHMET KAPLAN VE ANADOLUCULUK HAREKETİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ümmühan BİLGİN TOPÇU

    2012-01-01

    Full Text Available Anatolia which had been dominated and ruled by Ottomans for so many years, had been rather known as nation then land. In the time of social crise which loyalty gains great value, Anatolia, has started to receive attention with being neglected. The idea of Anatolianism that has deep historical, ideological and cultural roots was being formed under above dynamics. Conjoctural atmosphere of that period was also contributing the idea of Anatolianism. Today, we could have been talking about a “Turkish Ronesans”, if there was a great consensus among the Anatolianists. This movement has been melted into Turkish Intellectual History with having no influence. Mehmet Kaplan, in his college years, met with the books of Hilmi Ziya Ulken who is one of the prime actors of Anatolianism movements. He was following Ulken’s class in his university years and claiming that he is one of the active persuants of that movement. As an active intelectual, he has never changed his position regarding to that movement and exposed his active position by the end of his life for his passion to Anatolian movement with different occasions. Kaplan’s passion to Anatolia was very well known but his close connections toAnatolianist has never been examined. In this research, as first, the both his connections and passions is taken into consideration as together. Anadolu, asırlarca Osmanlı’nın elinin altında mazbut bir evlât olarak varlığını sürdürmüş, bir coğrafya adından çok bir teba olarak algılanmıştır. Sadakatin değer kazandığı buhranlı dönemler yaşanınca bu kaynak ve yıllarca ihmal edilmişliği dikkat çekmeye başlamıştır. Tarihî, ideolojik ve kültürel temelleri olan Anadoluculuk fikri bu dinamiklerle şekillenir. Devrin siyasî ve sosyal şartları bu fikri besleyebilecek nitelikteydi. Anadolucuların yoğunlaştıkları noktalar ortak olsaydı bugün çok daha güçlü bir hareketten ve onların iddiasıyla söylersek bir

  3. Sledování objektu ve videosekvenci

    OpenAIRE

    Nešpor, Zdeněk

    2013-01-01

    Diplomová práce se zabývá problematikou sledování předem definovaného objektu ve videosekvenci. Po krátkém úvodu je popsán postup vhodný k detekci objektu ve videosekvenci, jehož metody jsou dále podrobně rozebrány. Je zde řešena problematika předzpracování obrazu, segmentace obrazu a detekce objektu v obraze. Hlavní důraz je kladen na detektory využívající body zájmů a deskriptory oblastí - SURF a SIFT. Druhá část práce se zabývá praktickou realizací programu vhodného ke sledování předem def...

  4. I've been shocked by the recent Panama [...

    OpenAIRE

    Benneworth, Paul Stephen

    2016-01-01

    I'VE been shocked by the recent Panama Papers revelations. We all knew that the rich stashed their wealth overseas away from the taxman, but the way it reaches to the top of British government is mind-boggling. The Panama Papers point up the media's importance as the Fourth Estate - a watchdog against the rich and powerful. The old saying goes, news is anything that someone does not want you to read - the rest is just public relations....

  5. Soluble VE-cadherin in rheumatoid arthritis patients correlates with disease activity: evidence for tumor necrosis factor α-induced VE-cadherin cleavage.

    Science.gov (United States)

    Sidibé, Adama; Mannic, Tiphaine; Arboleas, Mélanie; Subileau, Mariela; Gulino-Debrac, Danielle; Bouillet, Laurence; Jan, Mary; Vandhuick, Thibault; Le Loët, Xavier; Vittecoq, Olivier; Vilgrain, Isabelle

    2012-01-01

    Rheumatoid arthritis (RA) is a chronic, systemic inflammatory disorder that principally attacks synovial joints. However, accelerated atherosclerosis and increased cardiovascular morbidity and mortality are major clinical consequences of endothelial dysfunction in RA patients. Tumor necrosis factor α (TNFα) is the major mediator of inflammation in RA, related to vascular injury by targeting VE-cadherin, an endothelium-specific adhesion molecule of vital importance for endothelium integrity and angiogenesis. We undertook this study to examine the mechanisms regulating VE-cadherin processing by TNFα and their occurrence in RA. Human umbilical vein endothelial cells were used in primary culture and treated with recombinant TNFα to study VE-cadherin cleavage. Cell lysates and conditioned media were analyzed by Western blotting for VE-cadherin cytoplasmic domain and extracellular domain (VE-90) generation, respectively. VE-90 was analyzed at baseline and at the 1-year followup in sera from 63 RA patients (from the Very Early Rheumatoid Arthritis cohort) with disease duration of genistein and PP2) or by knocking down Src kinase. In contrast, tyrosine phosphatase blockade enhanced VE-cadherin cleavage, confirming the requirement of tyrosine phosphorylation processes. In addition, using the matrix metalloproteinase (MMP) activator APMA and the MMP inhibitor GM6001, we demonstrated that MMPs are involved in TNFα-induced VE-cadherin cleavage. Of major importance, VE-90 was detected in sera from the 63 RA patients and was positively correlated with the Disease Activity Score at baseline and after 1-year followup. These findings provide the first evidence of VE-cadherin proteolysis upon TNFα stimulation and suggest potential clinical relevance of soluble VE-cadherin in management of RA. Copyright © 2012 by the American College of Rheumatology.

  6. Manevî Gelişim: Yorumlar ve Uygulamalar

    OpenAIRE

    HULL, John M.; KAPAKLIKAYA, İbrahim

    2003-01-01

    Bu makalenin ilk bölümünde manevî gelişimin müphemiyeti ele alınmıştır. Tanımlamalar yapmaya çalışmak yerine, bir yandan manevîyi yalnızca biyolojikten, diğer yandan ise daha spesifik nosyonlar olan din ve inançtan ayıran bir dizi yorum sunulmuştur. Manevî gelişimin ayrıca ahlâkî ve sosyal gelişimden farklılığı gösterilmiş ve bu yorumların belirsizliği sahtelik sınırlayıcı nosyonu belirlenmek suretiyle daha da aydınlatılmıştır. Makalenin ikinci kısmında; içinde insan maneviyatının müphemiyeti...

  7. Grounding Naïve Physics and Optics in Perception

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ivana Bianchi

    2014-12-01

    Full Text Available Many adults hold mistaken beliefs concerning the behavior of mechanical motion and reflections. In the field of psychology this has been investigated in the areas of naïve physics and naïve optics. The interesting question regards where these false beliefs come from. Particularly thought-provoking is the case of errors which are at odds not only with (presumably or even actually known physical/optical concepts, but also with what people would actually perceive. Some errors are in fact consistent with what people see in ecological conditions while others apparently are not. This has led to the former being referred to as perceptual errors and the latter as conceptual errors (Lawson and Bertamini 2006. We propose that many of these ‘conceptual errors’ are generalizations of what can be actually perceived under some conditions that are then incorrectly applied under others. In this sense, they can be thought of as a second way in which perception shapes naïve beliefs.

  8. Havayolu Operasyonlarında Planlama ve Çizelgeleme

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İlkay ORHAN

    2010-02-01

    Full Text Available Türk Sivil Havacılık sektörü, 2002-2008 yılları arasında gelişen ekonomi ve havacılık alanındaki bazı kısıtlamaların kaldırılmasıyla % 53 oranında büyümüştür. Havayolu sektöründe başarılı uluslararası firmalar planlama ve çizelgeleme problemlerini çözmede gelişmiş bilgisayar-destekli çözüm yöntemleri kullanmaktadır. Bu yöntemler işletmelere ciddi rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Havayolu sektöründe dört temel operasyonel planlama ve çizelgeleme problemi bulunmaktadır: uçuş çizelgeleme, uçak çizelgeleme, ekip çizelgeleme ve düzensiz olayların yönetimi. Tüm havayolu işletmelerinin karşı karşıya kaldığı söz konusu operasyonel planlama ve çizelgeleme problemleri bu çalışmada ayrıntılı olarak incelenmiştir. İncelemeler, işletmelerin söz konusu yöntemleri kullanarak maliyetlerinde önemli kazanımlar sağladığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, büyük ölçekli problemlerin çözümü için gereken süre karar vericilerin arzu ettikleri karar kalitesini tatmin etmeyebilmektedir. Böylesi durumlarda gelişmiş teknolojilerle bütünleştirilmiş modern karar yöntemlerinin kullanılması da işletmelere ciddi maliyet üstünlüğü fırsatı sunmaktadır.

  9. Ectopic expression of a Ve homolog VvVe gene from Vitis vinifera enhances defense response to Verticillium dahliae infection in tobacco.

    Science.gov (United States)

    Tang, Juan; Lin, Jing; Yang, Yuwen; Chen, Tianzi; Ling, Xitie; Zhang, Baolong; Chang, Youhong

    2016-01-15

    Verticillium wilt is a soil borne disease that can cause devastating losses to the production of many economically important crops. A Ve1 homologous gene responding to Verticillium dahliae infection was identified in Vitis vinifera cv. "HeiFeng" by semi-quantitative reverse transcription polymerase chain reaction and was designated as VvVe. The overexpression of VvVe in transgenic Nicotiana benthamiana plants significantly enhanced the resistance to isolate V991 of V. dahliae when compared with the wild type plants. The expressions of defense-related genes including the salicylic acid regulated gene pathogen-related 1 (PR1) but not PR2, the ethylene- and jasmonic acid-regulated genes ethylene response factor 1 (ERF1) and lipoxygenase (LOX) were significantly increased due to over expression of VvVe. And greater accumulation of active oxygen, callose and phenylalanine-ammonia lyase were observed in the leaves of transgenic VvVe tobacco plants than the wild type when under infection by V. dahliae. Moreover, the hypersensitive response mimicking cell death was exclusively occurred in the transgenic VvVe tobacco plants but not in the wild type. Taken together, the VvVe gene is a Ve1 like gene which involves in the signal cascade of salicylic acid, jasmonate, and ethylene defense pathways and enhances defense response to V. dahliae infection in the transgenic tobacco. Copyright © 2015 Elsevier B.V. All rights reserved.

  10. Vermikompost ve Mikorizanın Biber Bitkisinin Gelişimi ile Mineral Beslenmesi Üzerine Etkisi

    OpenAIRE

    Zeliha KÜÇÜKYUMUK; GÜLTEKİN, Mehmet; İbrahim ERDAL

    2014-01-01

    Bu çalışmada vermikompost ve mikorizanın ayrı ayrı ve birlikte kullanılmasıyla biber gelişimi ve mineral beslenmesi üzerine olan etkileri incelenmiştir. Çalışmada, mikoriza ( 0, 1 ve 2 g saksı -1) ve vermikompost dozları ( 0, 2.5, 5 ve 10 g saksı -1) kullanılmıştır. Biber bitkisinde besin elementi ve biber bitkisi yaş ve kuru ağırlıkları belirlenmiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde mikoriza ve vermikompost uygulamalarının biber bitkisi yaş, kuru ağırlığı ve besin elementi içerikleri üzerine ...

  11. Estetik Bir Öğe Olarak Sinemada Ses Tasarımı Ve Örnek Bir Film Çözümlemesi Sound Design As An Aesthetical Element In Cinema And An Example Of A Film Analysis

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa SÖZEN

    2013-09-01

    Full Text Available It is a well-known fact that the image itself, even in a film having the simplest story, does not provide enough message. Due to a spesific aesthetic predication of audio phonemena, the films, right from the beginning, started to be shown in accompany with sound. The soundelement in cinematography which produces the semantic expression asa parlance by means of images and sounds has its own ways of use.The sound universe of cinematography is composed of dialogs, effectsand music each having different ontologies. In today’s cinematography,all these three elements were given in. For all that, in some filmsproduced for certain aesthetic considerations and in limited numbersthe usage of effects and music are avoided. Looking at the elementsmaking up the universe of sound in a film from the perspective ofessential functions it is seen that the dialogs are used to provideinformation, effects to create a real spatial and temporal feeling, andmusic to conceive the ambiance required by narrative. By doing so,matching the sounds in harmony with images is achieved and so theenhancement of the narrative’s reality illusion is expected. Somedirectors on the other hand, by pushing the sound out of its basicfunctions, rendering images and sounds contrary oppose this approachgo in search of producing different and new meanings. This studyinvestigates the how the sound universe design of the film “Deli DeliOlma” directed by Murat Saracoğlu, as an aesthetic element ismanipulated. In analysis, sound universe has been assesed either bystructural or dramatic functional dimensions. En basit öyküye sahip bir filmde bile sadece görüntülerin yeteri kadar ileti sağlamadığı bilinen bir gerçekliktir. Ses olgusunun kendine özgü estetik bir yükleme sahip oluşundan ötürü, sinemanın ilk anlarından itibaren filmler ses eşliğinde gösterilmeye başlanmıştır. Bir dil olarak anlamsal ifadeyi görüntü ve sesler aracılığıyla üreten sinemada ses

  12. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Yazılan Tiyatro Eserlerinde Atatürk ve Atatürkçülük An Examination of Atatürk and Kemalism in the Works of Theater in the Early Years of the Republic

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ertan EROL

    2012-09-01

    Full Text Available A new move of renovation started with the foundation of the Republic of Turkey after the country was freed from enemy invasion. At that time it was the Western nations who made up the modern worldand owned the cutting edge science and technology. Consequently thenew Turkish republic looked to the Western civilization whichrepresented "the modern". Renovation involved not only the fields ofscience and technology which were deemed as the catalysts ofmodernization but also cultural issues. In the aftermath of thefoundation of the republic modernization was directed toward culturalissues. Various cultural activities were organized in order to make thepublic adopt the new regime through and increase public interest in art.Among these cultural activities production and staging on theaters ofnew plays are remarkable.The aim in this study is to examine the works of theater producedafter the proclamation of the Republic, between 1923-1938 from thepoint of view of Kemalism. In this paper, those theater works whichwere produced between 1923 and 1938 (the year when M.KemalAtatürk passed away are examined. It was observed that the “MaviYıldırım/Blue Lightening” by Aka Gündüz “Gavur İmam/Infidel Imam”by Burhan Cahit, “Destan/Legend” by Galip Naşit, “Kahraman/Hero”and “Akın/Raid” by Faruk Nafiz, “On Yılın Destanı/The Legend of theDecade” by Halit Fahri, “Beş Devir/Five Eras” by Yaşar Nabi,“Bayönder/Mr. Leader” by Münir Hayri, “Oğuz Destanı/Oğuz Legend”by Vehbi Cem Aşkun were produced during the aforementioned period.In this study, the question as to what extend these works oftheater reflect Kemalist thinking and Kemalism with respect to theirthemes, characters and the characteristics is examined. Türk ulusunun düşman işgalinden kurtuluşundan sonra Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte yeni bir çağdaşlaşma hamlesi başlamıştır. O dönemin şartları içinde çağdaş dünya ülkeleri arasında yer

  13. MONSOONS MUDE AND GOLD MUSONLAR GEMİ VE ALTIN

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Paul LUNDE

    2009-12-01

    Full Text Available The “global economy” of the Middle Ages was created by linking the Indian Ocean trading networks with those of the Mediterranean Sea and its African and European hinterlands. These products, together with ceramics, textiles and sugar provided from Egypt and Syria, reached European markets almost exclusively through the Italian maritime republics of Amalfi, Pisa, Genoa and Venice. Especially the direction of the monsoon winds in the Indian Ocean and the course of the Venice trade ships were at the same direction. Thereby, Venice trade ships set out toward the end of August and made their way slowly through the Adriatic and the Aegean to Cyprus and Alexandria, timing their arrival there to coincide with the availability of monsoon-borne and by this way the products which are ned carried through Europe. İt is important to emphasize this subject that North Europe economy depends on this Monsoons where they became at Indian Ocean. As a maritime republic dedicated itself to the international trade, Venice was an anomaly in a feudal Europe that measured wealth by land, not money. Therefor this idea were encouraging their believing about ending the monopoly of the Muslim trade at the Indian Ocean. Ortaçağın global ekonomisini Hint Okyanusu ticaret hattı ile Akdeniz, Afrika ve Avrupa Hinterlantları arasındaki ticaret bağlantısı teşkil ediyordu. Avrupa ekonomisindeki gelişmelere paralel olarak Batı dünyasının gereksinim duyduğu ve Mısır ile Suriye’den tedarik edilen şeker, tekstil, seramik gibi ürünler Amalfi, Pisa, Ceneviz ve Venedik gibi İtalyan Cumhuriyetleri aracılığıyla Avrupa pazarlarına taşınmaktaydı. Özellikle Hint Okyanusu üzerindeki muson rüzgârlarının yönleriyle Venedik ticaret gemilerinin rotaları aynı doğrultudaydı. Bu suretle Ağustos ayının sonuna doğru İtalya’dan ayrılan gemiler, Adriyatik, Ege ve Kıbrıs rotasından İskenderiye’ye ulaştığı esnada musonlarla kar

  14. Hristiyanlık, Roma ve Yunan edebiyatı ve realizm'in anlatım formları üzerindeki etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nurgül ÖZCAN

    2010-10-01

    Full Text Available Edebiyata dair her eser, dönemin sosyal, ekonomik, kültürel ve filozofik değişimlerine dair bir çok kanıtı içide barındırır. Bu kanıtların yanı sıra, dönemin baskın inanç sistemi dili ve yapıtın kendisini şekillendirir. Bu makalede, Hristiyanlık, Roma ve Yunan Edebiyatı ve Realizm'in anlatım formları üzerindeki etkisi ele alınacak ve bu tez edebi eserlerden alınan örnek parçalarla güçlendirilecektir

  15. İNOVASYON VE İNOVASYON GÖSTERGELERİ: AB ÜLKELERİ VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI

    OpenAIRE

    ŞAHİNLİ, Mehmet Arif; KILINÇ, Efecan

    2013-01-01

    Literatürde inovasyonu ölçen ve ülkelerin inovasyon performanslarını ortaya koyan birçok gösterge bulunmaktadır. Bilgi yoğun sektörlerdeki istihdam, Toplam Faktör Verimliliği (TFV), AR&GE harcamaları, patent başvuru ve tescil sayıları, girişimci, araştırmacı ve teknisyen sayıları, ileri teknoloji ihracatı, royalti ve lisans ücretleri, endüstri katma değeri, inovasyon kapasitesi ile Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT)’nin ihracatı bu göstergelerden bazılarıdır. İnovasyonun en önemli ...

  16. Sodyum Akrilat Esaslı Hidrojel ve Kriyojellerin Şişme, Adsorpsiyon ve Mekanik Özelliklerinin İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayça Bal

    2014-07-01

    Full Text Available Bu çalışmada, sodyum akrilat esaslı hidrojel ve kriyojellerin şişme davranışları (şişme kapasitesi, denge şişme değeri ve şişme kinetiği, boyar madde (metilen mavisi adsorpsiyonu ve mekanik özellikleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Kinetik paramatreler, doğrusal ve doğrusal olmayan metotlar kullanılarak belirlenmiştir. Buna ek olarak, kriyojel ve hidrojel yapıların yüzey morfolojileri, taramalı elektron mikroskobu (SEM kullanılarak karakterize edilmiştir. Analizlerden elde edilen tüm sonuçlar karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.

  17. Relation between VE/VCO2 slope and maximum phonation time in chronic heart failure patients.

    Science.gov (United States)

    Izawa, Kazuhiro P; Watanabe, Satoshi; Brubaker, Peter H; Tochimoto, Shinobu; Hirano, Yasuyuki; Matsushima, Shinya; Suzuki, Tomohiro; Oka, Koichiro; Saito, Takashi; Omori, Yutaka; Suzuki, Kengo; Osada, Naohiko; Omiya, Kazuto; Shimizu, Hiroyuki; Akashi, Yoshihiro J

    2014-12-01

    This study aimed to determine the relation between the regression slope relating minute ventilation to carbon dioxide output (VE/VCO2 slope) and maximum phonation time (MPT), and the MPT required to attain a threshold value for VE/VCO2 slope of ≤ 34 in chronic heart failure (CHF) patients. This cross-sectional study enrolled 115 CHF patients (mean age, 54.5 years; men, 84.9%). VE/VCO2 slope was assessed during cardiopulmonary exercise testing (CPX). Thereafter, patients were divided into 2 groups according to exercise capacity: VE/VCO2 slope ≤ 34 (VE/VCO2 ≤ 34 group, n = 81) and VE/VCO2 slope > 34 (VE/VCO2 > 34 group, n = 34). For MPT measurements, all patients produced a sustained vowel/a:/ for as long as possible during respiratory effort from the seated position. All subjects showed significant negative correlation between VE/VCO2 slope and MPT (r = -0.51, P 34 group (21.4 ± 6.4 vs 17.4 ± 4.3 s, F = 7.4, P = 0.007). The appropriate MPT cut-off value for identifying a VE/VCO2 slope ≤ 34 was 18.12 seconds. An MPT value of 18.12 seconds may be a useful target value for identifying CHF patients with a VE/VCO2 slope ≤ 34 and for risk management in these patients.

  18. Walter Benjamin'de Tipler, İmge ve Deneyim

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Engin Ümer

    2017-12-01

    Full Text Available Modernite, deneyimin tehlikeye girmesidir. Bu tehlike deneyimin otantik benliği besleyen bilme, eyleme ve tat alma yetilerinin başkalaşmasıdır. Bu başkalık toplumsal biraradalığın kalmaması, doğa ile birey arasındaki mesafenin artması, deneyimin araçsallaşması gibi bir dizi semptomla anlaşılabilir. Walter Benjamin bu perspektifi güçlü bir şekilde kurmuş ve modernliğin sonuçları ve onların nasıl aşılması gerektiği konusunda düşünmüş isimlerdendir. Bu çalışma günümüzde Benjamin’in önerilerini düşünmeyi amaçlamıştır. Benjamin’in yaşamının izinde düşüncesinin önemli figürlerini (çocuk, koleksiyoncu, hikâye anlatıcısı, flaneur, üretici olarak yazar ele alan çalışma devam eden kısımlarda fotoğraf ve sinema deneyimine yer vermektedir. Temel sorun insanın kendi varoluşunun tehlikeye girdiği bir rüyayı yaşamasıdır. Buna karşılık imgeler yabancılaştırıcı teknikler kullanılarak bu rüyayı dönüştürme gücünü elinde tutmaktadır. Benjamin bu düşünceyi savunmuş ve son dönem eserlerinde sanat yapıtının teknolojiyle olan dönüşümünü konu edilmiştir. İmgenin deneyimde açtığı genişleme ve imkânlar üzerine Benjamin’in olumlu bakış açısı günümüzde kimi sanat stratejilerinde güncelliğini korumaktadır. Ancak Benjamin’in arzuladığı dönüştürücü güçlerden de yoksundurlar. Bunun nedeninin ‘çocukluğun kaybedilmesi’, çocukluğun deneyimden elini ayağını çekmesi olduğu bu çalışmada iddia edilmektedir. İdeolojilerin sonu (iddiasından sonra kültürün çocukluğu düzenlemeye devam etmesi, deneyimin enformasyona dönüşmesi Benjaminci devrim düşüncesinden uzakta olduğumuzu göstermektedir.

  19. “Yonetsel Zeka”Ya Dogru: Yonetsel Zeka Ve Bilesenlerini Tanimlamaya Yonelik Kavramsal Bir Calisma

    OpenAIRE

    Burak Capraz; Julide Kesken; Nazli Ayse Ayyildiz; Derya Ilic

    2009-01-01

    Zeka kavrami disiplinlerarasi yapisi nedeni ile tip, psikoloji, davranis ve yonetim bilimleri ve ilgili diger yazinda gittikce artan bir ilgi ile calisilmaktadir. Bu ilginin dogal sonucu ise sozu edilen alanlarin hemen hemen tumunde zeka ve zeka turlerine iliskin calismalarin artarak devam etmesidir. Ozellikle is dunyasinda yonetme eyleminin onemli bir belirleyicisi olan “yonetsel zeka” kavramina iliskin calismalarin sayisi oldukca azdir. Yonetsel zekaya iliskin onemli bir calisma olan Sternb...

  20. KOMBINASI METODE K-NEAREST NEIGHBOR DAN NAÏVE BAYES UNTUK KLASIFIKASI DATA

    OpenAIRE

    Kartika Sari, Mega; .,, Ernawati; .,, Pranowo

    2015-01-01

    Data mining banyak digunakan untuk membantu menentukan keputusan dengan memprediksi tren data masa depan. K-Nearest Neighbor dan Naïve Bayes merupakan metode-metode data mining untuk klasifikasi data yang cukup populer. Kedua metode tersebut masing-masing memiliki kelemahan. Proses pengolahan data dengan metode KNN lebih lama dibanding dengan Naïve Bayes. Berdasarkan penelitian yang dilakukan oleh beberapa peneliti, metode KNN dan Naïve Bayes memiliki nilai keakuratan yang cukup tinggi Pada p...

  1. Arctic Boreal Vulnerability Experiment (ABoVE) Science Cloud

    Science.gov (United States)

    Duffy, D.; Schnase, J. L.; McInerney, M.; Webster, W. P.; Sinno, S.; Thompson, J. H.; Griffith, P. C.; Hoy, E.; Carroll, M.

    2014-12-01

    The effects of climate change are being revealed at alarming rates in the Arctic and Boreal regions of the planet. NASA's Terrestrial Ecology Program has launched a major field campaign to study these effects over the next 5 to 8 years. The Arctic Boreal Vulnerability Experiment (ABoVE) will challenge scientists to take measurements in the field, study remote observations, and even run models to better understand the impacts of a rapidly changing climate for areas of Alaska and western Canada. The NASA Center for Climate Simulation (NCCS) at the Goddard Space Flight Center (GSFC) has partnered with the Terrestrial Ecology Program to create a science cloud designed for this field campaign - the ABoVE Science Cloud. The cloud combines traditional high performance computing with emerging technologies to create an environment specifically designed for large-scale climate analytics. The ABoVE Science Cloud utilizes (1) virtualized high-speed InfiniBand networks, (2) a combination of high-performance file systems and object storage, and (3) virtual system environments tailored for data intensive, science applications. At the center of the architecture is a large object storage environment, much like a traditional high-performance file system, that supports data proximal processing using technologies like MapReduce on a Hadoop Distributed File System (HDFS). Surrounding the storage is a cloud of high performance compute resources with many processing cores and large memory coupled to the storage through an InfiniBand network. Virtual systems can be tailored to a specific scientist and provisioned on the compute resources with extremely high-speed network connectivity to the storage and to other virtual systems. In this talk, we will present the architectural components of the science cloud and examples of how it is being used to meet the needs of the ABoVE campaign. In our experience, the science cloud approach significantly lowers the barriers and risks to organizations

  2. An investigation of the thermodynamic miscibility between VeTPGS and polymers.

    Science.gov (United States)

    Li, Jinjiang; Chiappetta, Doris

    2008-02-28

    Within the past decade, more than half of the drug candidates generated are poorly water soluble and therefore overcoming the low aqueous solubility of drug candidates becomes critical for product development. Vitamin E TPGS (VeTPGS), a non-ionic surfactant, has been used in both liquid and solid dosage forms to solubilize compounds and improve their bioavailability. To prepare solid dosage forms using VeTPGS, VeTPGS is often mixed with other excipients, mostly polymers. However, there is still a lack of understanding of miscibility between VeTPGS and polymers from a thermodynamic point of view. In this paper, the miscibility of VeTPGS with polymers has been studied in the light of the Flory-Huggins (F-H) theory with an objective to understand the effect of dispersion forces (solubility parameter) and nondispersive interactions on the miscibility between VeTPGS and polymers. A series of polymers with similar solubility parameters and structure similarity were selected. Binary blends of polymers and VeTPGS were prepared using a vapor evaporation technique followed by XRPD, DSC, and SEM characterization. Results suggest that the miscibility between VeTPGS and PMMA is very likely due to a specific interaction between the hydrophobic portion of VeTPGS (Vitamin E) and PMMA.

  3. Ameliyat Sonrası Ağrıda El ve Ayak Masajı

    OpenAIRE

    Değirmen, Nuriye

    2014-01-01

    Masaj, vücut dokular›na uygulanan bilimsel ve sistematik manipulasyonlara denir. Ameliyat sonras› a¤r›; cerrahi travmanedeniyle nosiseptörlerin uyar›lmas› ile oluflur ve hastalar›n metabolizmas›nda stres tepkisi meydana getirir. Cerrahigiriflimler sonras› hastalara uygulanan masaj; hastalarda, A-beta (kal›n lifleri) liflerini uyar›r ve nosiseptif uyar›n›ntransmisyonunu bask›layarak a¤r›y› azalt›r. Nosiseptörler daha çok cilt yüzeyinde özellikle de el ve ayaklarda yo¤un birflekilde bulunmaktad...

  4. Mamul Geliştirme Sürecinde Hedef Maliyetleme(Target Costing in Product Development Process

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayşe N. YERELİ

    2012-01-01

    Full Text Available Organizations aimed at saving or increasing market share have to find alternative ways to reduce costs in every step of production. In that sense, target costing is seen as a market and customer oriented costing model. The first object of this study is creating cost parameters for new product development in a large sized Turkish white goods company. Second object is creating an application model to provide cost control through product development process by dividing costs into product components and features. In case study first product costs have been forecasted and then compared with the cost parameters determined before. If the predicted costs exceed the cost parameters alternative ways such as using cost reducing formules in those components whose costs expected to be reduced have to be found to reduce costs. Contrary to that cost increasing methods have been used in those components whose costs expected to be increased. By ths way it has become possible to integrate product features and their costs.

  5. Mamul Geliştirme Sürecinde Hedef Maliyetleme(Target Costing in Product Development Process)

    National Research Council Canada - National Science Library

    Ayşe N. YERELİ; Semra DOĞAN; Damla ŞAHİN

    2012-01-01

    .... In that sense, target costing is seen as a market and customer oriented costing model. The first object of this study is creating cost parameters for new product development in a large sized Turkish white goods company...

  6. REKLAM VE POPÜLER KÜLTÜR

    OpenAIRE

    YAVUZ, Şahinde

    2012-01-01

    Reklam metinleri, içinde yer aldıkları kültürden izler taşır. Çünkü reklamcılar, hazırladıkları reklamın izleyiciler tarafından kodaçımlamalarının kendi istekleri doğrultusunda gerçekleşmesini umarlar. Bu dileğin gerçekleşmesi, hazırlanan mesajların doğru kişilere ulaşması anlamına gelecektir. Reklamcılar ürünlerini uygun biçimde konumlamak için, tüketiciler, pazar ve ürünler üzerine sürekli araştırma yaparlar. Bu açıdan değerlendirildiğinde reklamcılık, sosyal değişimi yorumlamak ve kendini...

  7. Université de Genève

    CERN Multimedia

    2008-01-01

    Ecole de physique - Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, quai Ernest-Ansermet - 1211 GENÈVE 4 Tél: (022) 379 62 73 - Fax: (022) 379 69 92 Lundi 1er décembre 2008 PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17.00 hrs – Stückelberg Auditorium Superconducting Interfaces between Insulating Oxide Prof. Jean-Marc TRISCONE / Université de Genève At interfaces between complex oxides, electronic systems with unusual properties can be generated. A striking example is the interface between LaAlO3 and SrTiO3, two good insulating perovskite oxides, which was found in 2004 to be conducting with a high mobility. We recently discovered that the ground state of this system is a superconducting condensate, with a critical temperature of about 200 mK. The characteristics observed for the superconducting transitions are consistent with a two-dimensional superconducting sheet as thin as a few nanometers. Recent field effect experiments revealed the sensitivity of the normal and superconducting states to the carrier ...

  8. Hra ve virtuální realitě

    OpenAIRE

    Čeleďa, Jan

    2017-01-01

    V posledních letech zaznamenaly headsety pro virtuální realitu značný posun kupředu jakz hlediska dostupnosti pro širší veřejnost, tak z hlediska inovací, které vývoj v oblastivirtuální reality přinesl. Nové technologie přináší mnoho změn a vylepšení v manipulaciuživatele s virtuálním světem, kvalitnější obraz a vhodnější napájení. Cílem této prácebylo vytvoření akční hry ve virtuální realitě. Jedná o simulaci lovu kachen dvouhlavňovoubrokovnicí v prostředí venkova. Při tvorbě práce byl klade...

  9. Metin Kavramı ve Tanımları

    OpenAIRE

    Aksan, Mustafa; Aksan, Yeşim

    2017-01-01

    Her bilimsel çalışma alanının araştırma nesnesini, kavramsal araçlarını ve yöntemini tanımlaması, sınırlarını çizmesi bilimsel etkinliğin sürdürülebilmesinin zorunlu bir önkoşuludur. Doğa bilimlerinde göreceli olarak daha kolay yerine getirilebilen bu önkoşulun gerekliliklerinin insan bilimlerinde pek de o kadar kolay sağlandığı söylenemez. Özellikle toplumsal yaşamın ve kültürün tüm alanlarında oldukça önemli birrolü olan 'dil'i kendisine nesne edinen dilbilimde bu önkoşulun gerekl...

  10. MIKRODENETLEYICI TABANLI GÜNEŞ TAKIP SISTEMI VE UYGULAMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Okan BİNGÖL

    2006-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, mikrodenetleyici tabanlı bir güneş takip sistemi önerilip gerçeklenmiş ve test edilmiştir. Sunulan tasarım, sistemin kurulmuş olduğu coğrafik bölgeden bağımsız olarak çalışabilmektedir. Sistem, güneş ışığının güneş panelleri yüzeyine dik gelmesini sağlamak için güneşin konumunu test edip güneş panellerinin hareketini kontrol eder. Geliştirilen güneş takip sistemi güneşi, yükselti ve açıklık düzlemlerinin her ikisinde de izleyebilmektedir. Tasarıma, bilgisayar tabanlı sistem gözetleme birimi de ilave edilmiştir.

  11. AMOK SALDIRILARI VE MÜDAHALE TEKNİĞİ

    OpenAIRE

    KARA, Hakan Batırhan; ÖZKAN, Özcan

    2015-01-01

    Genelde psiko-sosyal bir travma geçiren kişilerce, mağdur seçmeksizin ve rastgele açılan ateşler sonucu kitlesel ölüm ve yaralamalara neden olan Amok saldırıları, günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde çok sık rastlanan bir fenomen olmuştur. Aktif silahlı saldırgan olarak da nitelendirilen Amok saldırganı, kendi silahıyla intihar etmesine ya da polisin olay yerinde müdahaleye başlamasına kadar öldürme olayını sürdürmektedir. Saldırıyı öncesinde haber alma olasılığının çok düşük olduğu Amok...

  12. Université de Genève

    CERN Multimedia

    2008-01-01

    Ecole de physique - Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, quai Ernest-Ansermet 1211 GENÈVE 4 Tél: (022) 379 62 73 - Fax: (022) 379 69 92 Lundi 1er décembre 2008 PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17.00 hrs – Stückelberg Auditorium Superconducting Interfaces between Insulating Oxide Prof. Jean-Marc TRISCONE / Université de Genève At interfaces between complex oxides, electronic systems with unusual properties can be generated. A striking example is the interface between LaAlO3 and SrTiO3, two good insulating perovskite oxides, which was found in 2004 to be conducting with a high mobility. We recently discovered that the ground state of this system is a superconducting condensate, with a critical temperature of about 200 mK. The characteristics observed for the superconducting transitions are consistent with a two-dimensional superconducting sheet as thin as a few nanometers. Recent field effect experiments revealed the sensitivity of the normal and superconducting states to the carrier d...

  13. SCHIFF BAZI VE MAKROSİKLİK HALKA İÇEREN, POLİMER-METAL KOMPLEKSLERİNİN HAZIRLANMASI VE YAPILARININ AYDINLATILMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    SEDA TIĞLI

    2005-01-01

    Full Text Available Bu çalışmada, polimerik-ınetal kompleksleri hazırlamaya elverişli bifonksiyonel ligandlar sentezlendi.Bu ligandların Ni(In Co(D polimerik kompleksleri hazırlandı. Ligand ve polimerik kompleksierin yapıları FT-IR, 1H-NMR, 13C-NMR ve Kütle spektroskopisi gibi spekstroskopik yöntemlerle avdtnlatıldı.

  14. Türkiye Ve Mısır Sosyal Bilgiler Ders Kitaplarında Milliyetçi Değerler: Karşılaştırmalı Bir Analiz Nationalist Values Appearing In The Social Studies Textbooks Taught In Turkey And Egypt: A Comparative Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmed Emin OSMANOĞLU

    2013-09-01

    şkinin yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca çeteleme alanda uzmanlara da yaptırılarak aradaki görüş birlikteliği test edilmiştir. Araştırma sonucunda Türkiye’de en yoğundan en aza doğru sırasıyla Millet, Vatan, Devlet, Ordu ve Kahramanlık kategorilerine, Mısır’da ise Vatan, Devlet, Millet, Ordu ve Kahramanlık kategorilerine yer verildiği, Türkiye’nin Mısır’a göre daha demokratik, objektif olduğu ve daha az milliyetçi söylem kullandığı, orduyu daha çok önemsediği tespit edilmiştir.

  15. Building Students' Understanding of Quadratic Equation Concept Using Naïve Geometry

    Science.gov (United States)

    Fachrudin, Achmad Dhany; Putri, Ratu Ilma Indra; Darmawijoyo

    2014-01-01

    The purpose of this research is to know how Naïve Geometry method can support students' understanding about the concept of solving quadratic equations. In this article we will discuss one activities of the four activities we developed. This activity focused on how students linking the Naïve Geometry method with the solving of the quadratic…

  16. Local VE-cadherin mechanotransduction triggers long-ranged remodeling of endothelial monolayers.

    Science.gov (United States)

    Barry, Adrienne K; Wang, Ning; Leckband, Deborah E

    2015-04-01

    In this study, we present results demonstrating that mechanotransduction by vascular endothelial cadherin (VE-cadherin, also known as CDH5) complexes in endothelial cells triggers local cytoskeletal remodeling, and also activates global signals that alter peripheral intercellular junctions and disrupt cell-cell contacts far from the site of force application. Prior studies have documented the impact of actomyosin contractile forces on adherens junction remodeling, but the role of VE-cadherin in force sensation and its ability to influence endothelial cell and tissue mechanics globally have not been demonstrated. Using mechanical manipulation of VE-cadherin bonds and confocal imaging, we demonstrate VE-cadherin-based mechanotransduction. We then demonstrate that it requires homophilic VE-cadherin ligation, an intact actomyosin cytoskeleton, Rho-associated protein kinase 1 (ROCK1) and phosphoinositide 3-kinase. VE-cadherin-mediated mechanotransduction triggered local actin and vinculin recruitment, as well as global signals that altered focal adhesions and disrupted peripheral intercellular junctions. Confocal imaging revealed that VE-cadherin-specific changes appear to propagate across cell junctions to disrupt distant inter-endothelial junctions. These results demonstrate the central role of VE-cadherin adhesions and the actomyosin cytoskeleton within an integrated, mechanosensitive network that both induces local cytoskeletal remodeling at the site of force application and regulates the global integrity of endothelial tissues. © 2015. Published by The Company of Biologists Ltd.

  17. Morbidity and nutrition status of rural drug-naïve Kenyan women ...

    African Journals Online (AJOL)

    This paper describes morbidity in a group of HIV-positive drug-naïve rural women in western Kenya. A total of 226 drug-naïve HIV-positive women were evaluated for baseline morbidity, immune function, and anthropometry before a food-based nutrition intervention. Kenyan nurses visited women in their homes and ...

  18. Urine Osmolality in Treatment-naïve HIV-positive Subjects in ...

    African Journals Online (AJOL)

    2017-09-14

    Sep 14, 2017 ... protein, 24-h urine protein, spot urine creatinine, serum HDL, and CD4 cell count predicted concentrated urine. Conclusion: The prevalence of dilute urine was high among the treatment-naïve HIV subjects. Abnormalities of serum lipids, renal function, and weight were common in treatment-naïve HIV ...

  19. Kuzey Ege ve Marmara Denizi Kıyısal Yüzey Sularında Scyphomedusae ve Ctenophora Üzerine Yerinde Gözlemler.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Süleyman Mavili

    2015-12-01

    Full Text Available Skifomedüz ve ktenoforların dağılımı ve bolluğu, 1998 ve 2005 arasında yaz ve sonbahar dönemlerinde yerinde gözlemlerle incelenmiştir. Skifomedüzler (A. aurita, R. pulmo Kuzey Ege ve Marmara Denizi’nde geniş bir dağılım göstermiştir. Yazın baskın olan A. aurita sonbaharda azalmış, oysa R. pulmo bu dönemde belirgin olarak artmıştır. Ktenoforlar (M. leidyi, B. ovata Kuzey Ege’de bulunmamıştır. M. leidyi Marmara Denizi’nde 1999’da bol olarak bulunmuş, B. ovata’nın ortaya çıktığı 2000’de belirgin bir azalma göstermiştir. Her iki ktenofor da 2004 ve 2005’de çalışma bölgesinde bulunmamıştır. Bu da pek muhtemelen M. leidyi yoğunluğunda büyük bir azalmaya işaret etmektedir

  20. Temettuat Defterine Göre Mut'un Sosyo-Ekonomik ve Demografik Yapısı (1844-1845 Socıo-Economıc And Demographıc Structure Of Mut Accordıng To Temettuat Defter (1844-1845

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet GEÇER

    2012-12-01

    ılan sosyo-ekonomik tarihi araştırmalarında, defter koleksiyonları önemli bir yere sahiptir. Tapu Tahrir defterleri, Mühimme defterleri, Temettuat defterleri, bu defter koleksiyonlarının en önemlilerindendir. Çalışmamızda, Konya vilayetine bağlı, İçel sancağının, Mut kazasına ait temettuat defteri incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaca yönelik olarak Başbakanlık Osmanlı Arşivinden, 10498 defter numaralı Mut’a ait, toplam 154 sayfa temettuat defteri önce transkripsiyon edilip tablolar oluşturulmuştur. Temettuat defterinde olduğu gibi, köyler ayrı ayrı alınarak oluşturulan bu tablolar Microsoft Excel programında hazırlandığından ve uzun listeler halinde olduğundan burada verilememiştir. Tablolama işleminden elde edilen veriler; İdarî Yapı, Nüfus, İsimler, Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kolları ve Sosyal Durumu, Virgi-yi Mahsusa, Tarımsal Üretim Yapısı, Arazi Çeşitleri, Hayvan Çeşitleri ve Vergilendirilmeleri, Elde Edilen Gelirlerin Dağılımı ara başlıkları altında değerlendirilerek, araştırmamızın konusu olan Mut kazasının sosyo-ekonomik ve demografik yapısına dair bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Defterdeki veriler değerlendirilirken, defterde olmayan ancak kolay anlaşılması için zaman zaman, Vergilendirme Bölümü, Kazançlar Bölümü gibi ifadeler kullanılmıştır. Bu bölümler defterdeki tasnife göre yapılmıştır. Mut Temettuat defterinde, her hane reisinin ismi, mesleği, her bir hanenin tarımsal üretimden sağladığı kazanç ve bu kazanç üzerinden ödediği aşar vergisi, bu verginin tarımsal faaliyetlere dağılımı, işlenen toprak miktarı, tarımsal işletme büyüklüklerinin yanında sosyo-ekonomik tarihe ışık tutacak önemli bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgilerle birlikte dönemin diğer kaynakları göz önüne alındığında Mut’un sosyo-ekonomik yapısı tam anlamıyla ortaya konulmuş olacaktır.

  1. THE CONTEXT OF EXILE SOCIOLOGY ON VAN-ULUPAMIR KYRGYZ TURKS WITH OŞH-KARADENİZ TURKS A APPLIED AND COMPARATIVE ANALYSIS SÜRGÜN SOSYOLOJİSİ BAĞLAMINDA VAN-ULUPAMİR KIRGIZ TÜRKLERİ İLE OŞ-KARADENİZLİ TÜRKLER ÜZERİNE UYGULAMALI ve KIYASLAMALI BİR ÇÖZÜMLEME

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adem SAĞIR

    2011-12-01

    ilkzamanlar demografik yapısı küçük olmakla birlikte zamanla artan nüfus,ekonomik sorunların üzerlerinde oluşturduğu baskı, köyde çoğunluğunmeslek olarak korucu olması, tarım ve hayvancılıkla uğraşmaları ve bölgeninözel konumundan dolayı oluşan maddi-manevi baskılar Kırgız Türkleri’ninözel bir konumda” olmalarından kaynaklanmaktadır. Çalışma uygulamalıolarak tasarlanmış ve Ulupamir Kırgızları ile yapılan mülakat ve anketsonuçlarının değerlendirilmesini kapsamıştır. Çalışmanın bilimselliteratüre birkaç farklı şekilde katkı yapacağı düşünülmüştür. İlk olarakbu tür çalışmalar laboratuar çalışmalar olması ve her türlü sosyal-kültürelanaliz biçimleri kapsaması bakımından sonraki çalışmalardakullanılabilecek önemli bulguların ortaya çıkmasını sağlar. AyrıcaUlupamir Kırgızları için kültürel bir dönüşüm ve kaybolma durumu sözkonusu olduğundan hazırlanmış bu çalışmanın bu süreci tespit etmesibakımından da önemli bir konumda olduğu görülecektir.

  2. Polis Ve Emniyet Görevlilerinde Mesleki Tükenmişlik

    OpenAIRE

    Yılmaz, Ali

    2017-01-01

    Mesleki tükenmişlik, ilk kez 1970 li yılların ortalarında, sosyal hizmet uzmanlığı gibi hizmet üreten mesleklere has bir sendromu ifade eden bir kavram olarak kullanılmaya başlanmıştır (Cherniss, 1980). İlk kez Freudenberger (1974 ve 1975) tarafından ortaya konan tükenmişlik kavramı, daha sonra Maslach ve Jackson (1981,1982 ve 1986) tarafından tanımlanmıştır. Maslach ve Jackson (1986) tükenmişlik kavramının İşe vuruk tanımını yaparken duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı eksikliğ...

  3. KLİNİK VE BİLİMSEL ARAŞTIRMALARDA ETİK KURALLAR

    OpenAIRE

    Esenlik, Elçin; Bolat, Esra

    2011-01-01

    Özet Klinik ve bilimsel çalışmalardan elde edilen sonuçların topluma duyurulması önemli bir husustur. Bilim hayatının ortaya çıkarttığı ürünlerin hatalı ve yanıltıcı olması tüm toplumu etkileyebilir. Bu durumdan kaçınmak için, bilimsel çalışmalar etik ilkeler tarafından düzenlenmektedir. Bu derlemede; bilimsel çalışmalar ve bunların sağlık alanındaki izdüşümleri olan klinik araştırmalar ve bu araştırmalarda uyulması gereken etik kavramlar ve kurallar hakkında bilgi verilecek, etik ihl...

  4. Gastronomi ve Turizm İlişkisi Üzerine Bir Değerlendirme

    OpenAIRE

    YILMAZ, Gökhan

    2017-01-01

    Çalışmada Türkiye ve Kapadokya bölgesindeki turizmpaydaşlarının bakış açısıyla gastronomi ve turizm ilişkisinin mevcut durumununtespit edilmesi, gastronomi ve turizm ilişkisinin başlıca karakteristiklerininbelirlenmesi ve turizm potansiyeli içerisinde gastronominin rolünün ne olduğununderinlemesine incelenmesi amaçlanmaktadır. Nitel yaklaşım çerçevesinde veritoplama tekniği olarak doküman incelenmesi; veri analizi olarak da içerikanalizinden yararlanılmıştır. Gastronomi ve turizm ilişkisi üze...

  5. Yeni heterosiklik disazo boyarmaddelerin sentezi ve spektroskopik özelliklerinin incelenmesi

    OpenAIRE

    Demirçalı, Aykut

    2012-01-01

    Bu çalışmada, ilk etapta anilin ve anilin türevleri 3-aminokrotononitril ile kenetlenmiş daha sonra hidrazin monohidrat ve fenil hidrazin ile halka kapama reaksiyonu sonucu 5-amino-4-arilazo-3-metil-1H-pirazol (2a-2e) ve 5-amino-4-arilazo-3-metil-1-fenil-pirazol (3a-3e) türevi mono azo boyarmaddeler sentezlenmiştir. İkinci aşamada sentezlenen bu bileşikler önce diazolanmış sonrasında etil benzoil asetat ile kenetlenmiş ve yine hidrazin mono hidrat ve fenil hidrazin ile halka kapama reaksiyonu...

  6. OCAK SÖZÜ VE AİLESİ

    OpenAIRE

    Vahit TÜRK

    2015-01-01

    Ocak sözü, başlangıçta ancak ateş yakılan yeri ifade edebilirken zaman içerisinde mecaz anlamlar da yüklenmiş ve ateşin olduğu yer anlamına gelecek olan “ev” i de karşılar duruma gelmiştir. Türkçenin bütün komşularına da aynı anlamla verdiği bu kelimenin karşılığı olan kelimeler, diğer dünya dillerinde de benzer anlamlarla kullanılmaktadır

  7. Festival du rire de Genève

    CERN Multimedia

    Staff Association

    2015-01-01

    Connaissez-vous le Festival du rire de Genève ? La deuxième édition aura lieu du 25 au 28 mars 2015 au Casino-Théâtre à Carouge. Côté programmation, Marc Donnet-Monay ouvre les festivités avant trois autres soirées de folie et d’humour que nous vous laissons le soin de découvrir dans le programme : http://www.rire-geneve.ch/#programme. Réduction de 30% sur l’achat de places pour les membres du personnel du CERN. Pour cela, il suffit de se rendre sur la billetterie en ligne de notre site : www.rire-geneve.ch et d’utiliser le code promotionnel. Contacter le secrétariat de l’Association du personnel (Staff.Association@cern.ch) pour connaitre ce code promotionnel.

  8. Une grève sur la Toile.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Patrick Rérat

    2007-03-01

    Full Text Available La Suisse est un pays réputé pour sa paix du travail. Les rapports peu conflictuels entre les partenaires sociaux sont considérés comme faisant partie intégrante de ses avantages comparatifs. Dès lors, toute grève y fait figure de phénomène inhabituel. C’est le cas des événements qui se sont déroulés à l’usine Swissmetal Boillat (appelée familièrement « la Boillat » du nom de son fondateur, située à Reconvilier dans la partie francophone du canton de Berne. Ce ...

  9. Université de Genève

    CERN Multimedia

    2008-01-01

    Ecole de physique - Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, quai Ernest-Ansermet 1211 GENÈVE 4 Tél: (022) 379 62 73 - Fax: (022) 379 69 92 Wednesday 19 November 2008 PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17.00 hrs – Stückelberg Auditorium The Sudbury Neutrino Observatory: Early searches for new physics at the CMS experiment Dr Filip Moortgat, ETH Zurich The CMS experiment at the LHC will provide unprecedented opportunities to discover new forms of matter and energy. This talk will first introduce the CMS experiment, its physics potential and general analysis strategy. It is followed by examples of possible searches for new phenomena in CMS, including Higgs, SUSY, and other exotic particles, with early LHC data. Information: http://dpnc.unige.ch/seminaire/annonce.html Organizer : J.-S. Graulich

  10. Institutional Repository saber.ula.ve: A testimonial perspective

    CERN Document Server

    Briceno, Y; Nunez, L A; Salager-Meyer, F; Rojas, A; Torrens, R

    2009-01-01

    In this paper, we describe our decade-long experience of building and operating one of the most active Institutional Repository in the world: www.saber.ula.ve (University of the Andes, Merida-Venezuela). In order to share our experience with other institutions, we firstly explain the steps we followed to preserve and disseminate the scientific production of the University of Los Andes' researchers. We then present some recent quantitative results about our repository activities and we outline some methodological guidelines that could be applied in order to replicate similar experiences. These guidelines list the ingredients or building blocks as well as the processes followed for developing and maintaining the services of an Institutional Repository. These include technological infrastructure; institutional policies on preservation, publication and dissemination of knowledge; recommendations on incentives for open access publication; the process of selection, testing and adaptation of technological tools; th...

  11. Üstün Zekâlı ve Yetenekli Öğrencilerin Okuma İlgisi, Tutumu ve Eleştirel Okuma Becerileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Üzeyir Ogurlu

    2014-08-01

    Full Text Available Genel olarak üstün zekâlı ve yetenekli çocukların akranlarına göre okumaya erken başladıkları ve okumaya karşı ilgilerinin de yüksek olduğu belirtilmektedir. Eleştirel okuma becerisi, okuma alışkanlığının üst düzey becerileri arasında kabul edilmektedir. Bu araştırmada Bilim Sanat Merkezine devam eden 50 üstün zekâlı ve yetenekli öğrencinin okuma ilgileri, tutumu ve eleştirel okuma becerileri tespit edilmiştir. Ayrıca bu öğrencilerin okuma tutumları ile eleştirel okuma becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonucunda üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin orta ve üst düzey okuyan grup içerisinde yer aldıkları, okurken gizem ve bilim kurgu konularındaki roman türü kitapları tercih ettikleri belirlenmiştir. Bununla birlikte öğrencilerin tercihlerine göre kitap okudukları görülmüştür. Ayrıca, üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin okuma tutumu ve eleştirel okuma becerilerinin yüksek olduğu ve okuma tutumu ile eleştirel okuma becerisi arasında yüksek bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. It was stated that gifted children read earlier than their peers and their reading interests and attitude were high. Critical reading skills are considered as one of the top-level reading skills. In this study, it was examined interest and attitudes in reading and critical reading skills of 50 gifted students. Also the relationship between critical reading skills and reading attitude was examined. It was found that gifted students read more books, prefer mystery and science fiction novel and read books according to their choice and preference. Also it was observed a high correlation between critical reading skills and reading attitude.

  12. Şiddet Eğilimli ve Direniş Temelli Şii Aktivizmi: Hizbullah’ın Fikirsel ve Örgütsel Zemini

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Arş.Gör. Mustafa Yetim

    2016-04-01

    Full Text Available Bu çalışma Ortadoğu bölgesinde önemli bir etkisi bulunan şiddet eğilimli devlet dışı aktör (Violent Non-State Actors Hizbullah’ın (Hezbollah-Allahın Taraftarları/Partisi fikirsel ve örgütsel yapısını analiz etmektedir. Bu oluşum Lübnan’da 1960’lı ve 1970’li yıllarda gelişen Şii radikalizmi sonucu yerel bir direniş hareketi olarak ortaya çıkmıştır. Sonrasında Lübnan ve Ortadoğu politikasında etkili bir aktöre dönüşen Hizbullah, İran’daki İslami yönetime ve Şii aktivizmi fikrine benzer şekilde din adamlarının önemli politik roller üstlendiği bir oluşumdur. Bu çerçevede, Ortadoğudaki ve Lübnan içerisindeki zaman-mekan koşullu sosyo-politik gelişmelerin şekillendirdiği Hizbullah’ın fikirsel ve örgütsel zeminine Kum (İran ve Necef (Irak gibi önemli Şii din okullarında (havza eğitim gören Lübnanlı dini figürler katkı sağlamıştır. İsrail’i “ebedi” düşman olarak gören ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD genel olarak uluslararası ve özel olarak Ortadoğu bölgesindeki hegemonyasına radikal şekilde karşı çıkan İslamcı (Şii hareket, özellikle oluşumunun ilk yıllarında “canlı bomba” eylemlerini de kapsayan şiddet araçlarına başvurmuştur. Bu çerçevede, bu makale Hizbullah oluşumunun fikirsel ve örgütsel temelini hangi aktörlerin, bölgesel ve yerel olayların, tarihsel olayların ve özellikle dini figürlerin etkilediğini tartışmaktadır. Ayrıca, bu çalışma örgütsel zeminin ve önemli bir meşrulaştırma aracı olan fikirsel unsurların bu aktörün eylemleri ve söylemleri üzerindeki etkisini açıklamaya çalışmaktadır.

  13. GO-KART SPOR ARAÇLARININ BILGISAYAR DESTEKLI ŞASI TASARIMI VE ANALİZİ

    National Research Council Canada - National Science Library

    Sedat İRİÇ; Abdullah MİMAROĞLU; İsmail ÇALLI

    2001-01-01

    .../CAEprogramları kullanılarak araçların şasi modellernesiyapılmış ve analizlere tabi tutulmuştur. Mevcut ş asimodeli oluşturulmuş ve şasi tasarınıında önemli olanağırlık, rijitlik ve emniyet kriterleri...

  14. Biyodizel ve Karışımlarının Kullanıldığı bir Dizel Motorda Performans ve Emisyon Analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Necati ÖZSEZEN

    2009-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, atık palmiye yağı kökenli biyodizel ve petrol kökenli dizel yakıtı (PKDY ile karışımlarının, bir dizel motordaki performans ve emisyon karakteristikleri üç boyutlu haritalar üzerinden analiz edilmiştir. Biyodizel ve karışımlarının performans ve emisyon karakterlerini belirlemek amacıyla, motor tam yük ve değişik devir testlerine tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda, karışımdaki biyodizel oranı arttıkça PKDY'a göre özgül yakıt tüketiminde artış olduğu, motorun döndürme momentinde ise azalma meydana geldiği tespit edilmiştir. Emisyon analizi sonucunda ise, karışımdaki biyodizel oranı ile ilişkili olarak PKDY'a kıyasla yanmamış hidrokarbon (HC, karbon monoksit (CO ve duman koyuluğu emisyonlarında iyileşmeler olduğu, bununla birlikte karbon dioksit (CO2 ve azot oksit (NOx emisyonlarının motor devrine göre kararlı bir yapı sergilemediği belirlenmiştir.

  15. ÜNİVERSİTE FUTBOL VE BASKETBOL TAKIMLARININ FİZYOLOJİK VE ANTROPOMETRİK DEĞERLERİNİN KARŞILAŞTIRlLMASI / THE COMPARISON OF PHYSIOLOGIC AND ANTROPOMETRIC PROPERTIES OF UNIVERSITY FOOTBALL AND BASKETBALL TEAMS

    OpenAIRE

    Çoğalgil, Şirzat; Kishalı, Necip Fazıl; BAŞ, Mustafa

    2017-01-01

    Bu tyall$mada universite futbo/ ve basketbo/ tak/mlannda g6rev yapan sporcularm baz/ antropometrik vefizy%jik 6zelliklerinin incelenmesi ve bu ozelliklerin birbir/eriyle kar:;lla§tmlmas/ amatylandl.Bu amatyla deneklerin akciger vilal kapasitesi, sag ve sol el kavrama gucu, 51ft kuvveti, bacak kuvveti, dikeySltyrama, anaerobik guty ve vucut yag oran/an 61tyumleri yapildl.YapJlan 619um/er sonucunda; subskapula, gogus, midaksilla ve karin b61gelerindeki yag oranlanbasketbo/cularda futbo...

  16. VeA of Aspergillus niger increases spore dispersing capacity by impacting conidiophore architecture.

    Science.gov (United States)

    Wang, Fengfeng; Dijksterhuis, Jan; Wyatt, Timon; Wösten, Han A B; Bleichrodt, Robert-Jan

    2015-01-01

    Aspergillus species are highly abundant fungi worldwide. Their conidia are among the most dominant fungal spores in the air. Conidia are formed in chains on the vesicle of the asexual reproductive structure called the conidiophore. Here, it is shown that the velvet protein VeA of Aspergillus niger maximizes the diameter of the vesicle and the spore chain length. The length and width of the conidiophore stalk and vesicle were reduced nearly twofold in a ΔveA strain. The latter implies a fourfold reduced surface area to develop chains of spores. Over and above this, the conidial chain length was approximately fivefold reduced. The calculated 20-fold reduction in formation of conidia by ΔveA fits the 8- to 17-fold decrease in counted spore numbers. Notably, morphology of the ΔveA conidiophores of A. niger was very similar to that of wild-type Aspergillus sydowii. This suggests that VeA is key in conidiophore architecture diversity in the fungal kingdom. The finding that biomass formation of the A. niger ΔveA strain was reduced twofold shows that VeA not only impacts dispersion capacity but also colonization capacity of A. niger.

  17. Inhibition of cultured cell growth by vascular endothelial cadherin (cadherin-5/VE-cadherin).

    Science.gov (United States)

    Caveda, L; Martin-Padura, I; Navarro, P; Breviario, F; Corada, M; Gulino, D; Lampugnani, M G; Dejana, E

    1996-01-01

    Endothelial cell proliferation is inhibited by the establishment of cell to cell contacts. Adhesive molecules at junctions could therefore play a role in transferring negative growth signals. The transmembrane protein VE-cadherin (vascular endothelial cadherin/cadherin-S) is selectively expressed at intercellular clefts in the endothelium. The intracellular domain interacts with cytoplasmic proteins called catenins that transmit the adhesion signal and contribute to the anchorage of the protein to the actin cytoskeleton. Transfection of VE-cadherin in both Chinese hamster ovary (CHO) and L929 cells confers inhibition of cell growth. Truncation of VE-cadherin cytoplasmic region, responsible for linking catenins, does not affect VE-cadherin adhesive properties but abolishes its effect on cell growth. Seeding human umbilical vein endothelial cells or VE-cadherin transfectants on a recombinant VE-cadherin amino-terminal fragment inhibited their proliferation. These data show that VE-cadherin homotypic engagement at junctions participates in density dependent inhibition of cell growth. This effect requires both the extracellular adhesive domain and the intracellular catenin binding region of the molecule. PMID:8770858

  18. Fibroblast growth factor signaling potentiates VE-cadherin stability at adherens junctions by regulating SHP2.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kunihiko Hatanaka

    Full Text Available The fibroblast growth factor (FGF system plays a critical role in the maintenance of vascular integrity via enhancing the stability of VE-cadherin at adherens junctions. However, the precise molecular mechanism is not well understood. In the present study, we aimed to investigate the detailed mechanism of FGF regulation of VE-cadherin function that leads to endothelial junction stabilization.In vitro studies demonstrated that the loss of FGF signaling disrupts the VE-cadherin-catenin complex at adherens junctions by increasing tyrosine phosphorylation levels of VE-cadherin. Among protein tyrosine phosphatases (PTPs known to be involved in the maintenance of the VE-cadherin complex, suppression of FGF signaling reduces SHP2 expression levels and SHP2/VE-cadherin interaction due to accelerated SHP2 protein degradation. Increased endothelial permeability caused by FGF signaling inhibition was rescued by SHP2 overexpression, indicating the critical role of SHP2 in the maintenance of endothelial junction integrity.These results identify FGF-dependent maintenance of SHP2 as an important new mechanism controlling the extent of VE-cadherin tyrosine phosphorylation, thereby regulating its presence in adherens junctions and endothelial permeability.

  19. Melatonin ve Bağışıklık Sistemi

    OpenAIRE

    ÇETİN, E.

    2005-01-01

    Melatonin, pineal bezin beta adrenerjik reseptörlerinin aktivasyonu ile triptofandan sentezlenen bir hormondur.Üretim ve salınımı karanlık ile başlar ve aydınlıkla sona erer. Melatonin, birçok biyolojik fonksiyonun düzenlenmesinderol oynar. Bu derlemede melatonin hakkında genel bilgiler verilerek, melatoninin lenfoid dokular, humoral bağışıklık,hücresel bağışıklık ve kanser üzerine etkileri tartışılmıştır

  20. Kolorektal Karsinomlarda p53 İmmunoreaktivitesinin Klinik ve Histopatolojik Parametreler ile ilişkisi

    OpenAIRE

    Karahan, Nermin; Çandır, Özden; Çetin, Recep

    2009-01-01

    SüleymanDemirel Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ: 2001 ; 8(2) Kolorektal Karsinomlarda p53 İmmunoreaktivitesinin Klinik ve Histopatolojik Parametreler ile ilişkisi Nermin Karahan, Özden Çandır, Recep Çetin Özet Kolorektal karsinomlar tümör süpresör genlerde mutasyonel inaktivasyonlar ve onkojenlerde mutasyonlar sonucu ortaya çıkarlar. Kolorektal karsinoma etyoloji ve patogenezinde bütün genetik değişikliklerin içinde en önemlilerinden birisi p53 g...

  1. Varikoselli Olgularda Spermatik ve Periferik Yen Lipid Peroksidasyon Düzeyleri

    OpenAIRE

    Atilla, M.Kemal; Şekeroğlu, M. Ramazan; Yılmaz, Yüksel; Noyan, Tevfik; Aydoğmuş, Ahmet

    2009-01-01

    üleymanDemirel Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ: 1997 Mart; 4(1) Varikoselli Olgularda Spermatik ve Periferik Yen Lipid Peroksidasyon Düzeyleri M. Kemal Atilla M. Ramazan Şekeroğlu Yüksel Yılmaz Tevfik Noyan Ahmet Aydoğmuş Özet Varikoselin venöz staza ikincil hipoksiye yol açtığı bilinmektedir. Bu durum organizmada oksidatif hasar ve antioksidan mekanizmaların bozulmasına yol açabilmektedir. Bu çalışmada varikoselin serbest oksijen radikalleri ve bunun bir...

  2. Osman Turan'ın Siyasetçi Kimliği ve Yassıada'da Yargılanması (1954-1961 Political Identity Of Osman Turan And His Trial In Yassıada (1954-1961

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zehra ARSLAN

    2013-09-01

    Darbesi'ne kadar bu görevini sürdürmüştür. Milletvekilliği süresince mensubu bulunduğu Demokrat Partinin Kırşehir'in ilçe haline getirilmesi, üniversitelerde yapılan düzenlemeler, muhalefete karşı alınan tedbirler vb. uygulamalarını tasvip etmediğini TBMM ve parti grubunda yaptığı konuşmalarda dile getirmiştir. 27 Mayıs Darbesi sonrası DP mensuplarına yönelik suçlamaların başını çeken Tahkikat Encümeni oluşturulması ve bu encümene olağanüstü yetkiler veren kanunların çıkartılması sırasında da Osman Turan, sağlık problemleri nedeniyle mecliste bulunamamış dolayısı ile bu kanunlara lehte veya aleyhte oy vermemiştir. Menderes'le zaman zaman ters düştüğü için parti içerisinde adı, muhaliflerle birlikte anılmış hatta ihraç edileceği yönünde söylentiler ortaya atılmıştı. Fakat mücadelesini DP içerisinde sürdürme yolunu seçen Osman Turan, darbe ile birlikte tutuklanmış, ilk ifadesini de 30 Haziran 1960 tarihinde vermiştir. İddia makamı tarafından hazırlanan kararnamede, Türk Ceza Kanununun 141 ve 146ncı maddeleri kapsamında yargılanmıştır. Kararnamede Osman Turan'ın adının geçtiği tek suçlama ise bir miktar döviz aldığı iddiası olmuştur. Savunmasına ek olarak sunduğu deliller ve yapılan soruşturmalar sonucunda aleyhinde yapılan suçlamaların gerçek dışı olduğu kanıtlanmıştır. Toplam 16,5 ay tutukluluk döneminde sağlık problemleri yaşamış ve garnizondaki hastanede tedavi altına alındığı için duruşmaların tümüne iştirak edememiştir. Osman Turan, 15 Eylül 1961 tarihinde anayasayı ihlal suçundan tutuklu bulunup beraatına karar verilen 45 sanık arasında yer almıştır.

  3. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocuk ve Ergenlerde Tiyol/Disülfit Dengesi ve Oksidatif Stres Parametreler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Vahdet Görmez

    2016-09-01

    Full Text Available Amaç: Bilimsel çalışmalar dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB ve oksidatif stres arasındaki ilişki ile ilgili farklı ve tutarsız veriler sunmaktadır. Bu çalışmada DEHB hastalarında tiyol/ disülfit homeostazı gibi yeni bir oksidatif stres markırını incelemek ve sonuçları sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırmak amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya psikotrop ilaç kullanım öyküsü olmayan 6–17 yaş aralığında ve DEHB tanılı 47 çocuk (35 erkek ve 12 kız ve yaş ve cinsiyet olarak benzer 41 sağlıklı çocuk (28 erkek, 13 kız dâhil edilmiştir. Total antioksidan seviyesi (TAS, total oksidan seviyesi (TOS, oksidatif stres indeksi (OSI, miyeloperoksidaz (MPO ve dinamik tiyol/disülfit homeostazı gibi oksidatif stres parametreleri bu iki grup arasında karşılaştırılmıştır. Eş tanı durumu Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli-Türkçe Uyarlaması (ÇDŞG-ŞY-T kullanılarak değerlendirilmiştir.Bulgular: TOS, OSI ve MPO değerleri DEHB grubunda anlamlı olarak düşük bulunmuştur (sırasıyla p=0,001; p=0,022; p=0,007. Dikkat-eksikliği-baskın-tip DEHB grubunda TAS (p=0.014 ve TOS (p=0.01 değerleri kombine alt tipe oranla anlamlı olarak daha düşük çıkmıştır. Oksidatif stres indeksi (OSI, hem hasta ve kontrol gruplarında hem de iki grup birlikte değerlendirildiğinde artan yaş ile birlikte istatistiksel olarak anlamlı bir azalma göstermiştir (sırasıyla r= - 0.376, p=0.009; r= - 0.479, p= 0.002 ve r= - 0.367, p<0.001. TAS değerleri kontrol grubunda, TOS değerleri ise hasta grubunda yaş ile anlamlı bir ilişki göstermiştir. Tiyol/disülfit dengesi iki grup arasında anlamlı bir fark göstermemiştir.Tartışma ve Sonuç: Mevcut çalışmada, dinamik tiyol/disülfit dengesi ve çocukluk çağı DEHB’si arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Diğer

  4. Yenidoğan Kedi ve Köpeklerde Resusitasyon Girişimleri ve Köpeklerde Apgar Skorlama Sistemi

    OpenAIRE

    Anadol, Elvan; GÜLTİKEN, Nilgün

    2016-01-01

    Güç doğum veya sezaryen operasyonuyla doğan kedi ve köpek yavrularında, hipoksi veya anestezik maddelerinyan etkisine bağlı olarak depresyon oluşabilmektedir. Son yıllarda yenidoğana uygulanması gereken resusitasyonişlemlerinin yoğunluğunu belirlemek amacıyla Apgar skorlama sistemi kullanılmaktadır. Resusitasyon işlemleri,sırasıyla solunumun ve kardiyovaskuler sistemin uyarılması, termoregülasyonun sağlanması ve hipoglisemininönlenmesini kapsamaktadır

  5. Flepsiz cerrahi ile yerleştirilen ve immediat yüklenen implanların stabilite ve marjinal kemik seviyelerinin değerlendirilmesi

    OpenAIRE

    2014-01-01

    İmmediat yüklemede atravmatik cerrahi ve primer stabilitenin elde edilmesine odaklanan cerrahi prensipler büyük önem taşır. Atravmatik cerrahi, hücresel canlılığı koruyarak kemik-implant arayüzeyinde epitelyal konnektif doku oluşumunu önler ve iyileşmeyi indükler. Kısa dişsiz sahalar ve ince kret bölgelerine sahip hastalarda implant uygulaması ileri cerrahi tekniklerin uygulanmasını zorunlu kılarken bazı olgularda mümkün olamamaktadır. Yüksek dayanıklılıkta, dar çaplı Roxolid implant...

  6. Université de Genève

    CERN Multimedia

    2008-01-01

    Ecole de physique - Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, quai Ernest-Ansermet 1211 GENÈVE 4 Tél: (022) 379 62 73 - Fax: (022) 379 69 92 Wednesday 17 décembre 2008 PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17.00 hrs – Stückelberg Auditorium Bent crystals: a long story and its new frontiers by Dr Michela Prest / Universita degli Studi dell’Insubria, sede di Como When a particle physicist hears the world "crystal", he usually thinks of calorimeters, silicon detectors, a state of matter. When he hears the word "magnet", he thinks of bulky, heavy objects. In 1976, E. H. Tsyganov experimentally demonstrated how a bent crystal 1 mm thick, a couple of mm wide and a few cm high can steer particles as a dipole of several tens of Tesla. Crystals and the channelling phenomena have been studied for around 30 years. Hadron beam collimation has been immediately identified as their main application and the understanding of the physics of crystals and their experimental stu...

  7. Université de Genève

    CERN Multimedia

    2008-01-01

    Ecole de physique - Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, quai Ernest-Ansermet - 1211 GENÈVE 4 Tél: (022) 379 62 73 - Fax: (022) 379 69 92 Lundi 8 décembre 2008 PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17.00 hrs – Stückelberg Auditorium The Galaxy in a new light: High energy gamma ray astronomy with H.E.S.S. Prof. Werner Hofmann / MPI für Kernphysik, Heidelberg During its first years of operation, the H.E.S.S. array of imaging atmospheric Cherenkov telescopes has revealed a sky full of sources of very high energy gamma rays and has demonstrated the great power of the Cherenkov technique for exploring non-thermal processes in the Universe. High-energy gamma ray astronomy is now delivering sky maps, sources with resolved morphology, and high-resolution light curves, joining up with mainstream astronomy. The talk will illustrate some of the key results from H.E.S.S., mention some of the open questions, and present ideas for the next-generation CTA observatory. Organizer : Prof. Markus Büttiker W...

  8. Talent management ve vybrané společnosti

    OpenAIRE

    Šimonová, Lucie

    2015-01-01

    Tato diplomová práce se zaměřuje na oblast Talent managementu, přičemž její první část je věnována předložení teoretických poznatků, které se týkají vymezení a popisu základních pojmů jako je „talent“, „Talent management“ či „motivace“. Tyto poznatky jsou následně využity při zpracování části praktické, a to ve spolupráci s vybranou společností, jež má o zavedení Talent managementu zájem. This master’s thesis is focused on Talent management. First part is devoted to theoretical knowledge w...

  9. ABoVE: Study Domain and Standard Reference Grids, Version 2

    Data.gov (United States)

    National Aeronautics and Space Administration — The Arctic - Boreal Vulnerability Experiment (ABoVE) has developed two standardized spatial data products to expedite coordination of research activities and to...

  10. İLK VE ORTA ÖGRETİMDE ASTRONOMİ UYGULAMALARI

    OpenAIRE

    SAKALLI, Sevda

    2008-01-01

    Gök cisimlerinin hareketini, dogasını daha genis anlamda evrenin sırlarını arastıranAstronomi bu yönde dogru bilgilere Matematik, Fizik, Kimya ve Biyoloji gibi temelbilimlerin yardımıyla ulasmaktadır. Bir baska ifadeyle Astronomi tüm temel bilimlerinen genis uygulama alanıdır. Bu tez çalısmasında, ilk ve orta ögretim ögrencilerininözellikle Matematik ve Fen Bilgisi (ve/veya Fizik) derslerinde gördükleri bazıkavramların daha iyi anlasılabilmesine yönelik uygun astronomi problemleribelirlenmist...

  11. PREEKLAMPSİ: TANILAMA, DEĞERLENDİRME VE YÖNETİM

    OpenAIRE

    Durgun Ozan, Yeter; Ertuğrul, Merve; Okumuş, Hülya

    2012-01-01

    ÖZET Preeklampsi, maternal mortalite ve morbidite, perinatal ölüm, erken doğum ve inrauterin gelişme geriliğinin temel nedenleri arasında yer almaktadır. Preeklampsinin önlenmesinde ve tedavisinde ilk adım, erken tanı olup, ikinci adım ise preeklampsinin doğru bir şekilde yönetilmesidir. Anne ve bebek sağlığını etkileyen önemli bir sorun olan preeklampsinin yönetimi için hemşirelere rehber olabilecek güncel literatür gözden geçirilmiştir. Bu derlemenin amacı, preeklampsinin erken tanılanması,...

  12. Oral liken planuslu olguların demografik ve klinik özellikleri

    OpenAIRE

    B, Gerçeker Türk; B, Taşkın; C, an; P, Güneri; G, Öztürk; D, Aytimur; İ, Ünal; F, Apaydın; H, Çankaya; B, Sezer; T, Dereli

    2013-01-01

    Amaç: Oral liken planus (OLP) retiküler, eritematöz-atrofik, eroziv lezyonlar ile karakterize, kronik inflamatuvar bir hastalıktır. Bu çalışmada oral liken planus tanısı alan olguların demografik ve klinik özelliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu amaçla çalışmaya Kasım 2006-Haziran 2008 tarihleri arasında polikliniğimize ve “Yüz ve Ağız İçi Lezyonları Konseyi”ne başvuran OLP tanısı almış 48 olgu dahil edildi. Lezyonların klinik özellikleri (retiküler, eroziv, erite...

  13. Terapötik Ultrason ve Diz Osteoartritinde Etkinliği

    OpenAIRE

    Ganidağlı, Emine; Güzel, Rengin

    2014-01-01

    Türkiye'de uygulanan fizik tedavi yaklaşımları içinde osteoartritte ultrason kullanımı oldukça yaygındır. Terapötik ultrason hücreler ve dokular üzerinde termal ve nontermal yolla etki eder. Derin ısıtıcı olarak kullanılmasının yanı sıra doku rejenerasyonunun uyarılması, yumuşak doku onarımı, kronik iskemik dokularda kan akımı düzenlenmesi, protein sentezi ve kemik onarımı gibi etkileri vardır. Bu derlemede ultrason ile ilgili detaylı teknik bilgiler verilmiş ve son yıllarda diz osteoar...

  14. VE/VCO2 slope and its prognostic value in patients with chronic heart failure.

    Science.gov (United States)

    Shen, Yuqin; Zhang, Xiaoyu; Ma, Wenlin; Song, Haoming; Gong, Zhu; Wang, Qiang; Che, Lin; Xu, Wenjun; Jiang, Jinfa; Xu, Jiahong; Yan, Wenwen; Zhou, Lin; Ni, Y I; Li, Guanghe; Zhang, Qiping; Wang, Lemin

    2015-04-01

    The minute ventilation/carbon dioxide production (VE/VCO2) slope has been widely demonstrated to have strong prognostic value in patients with chronic heart failure (CHF), and the risk of mortality is believed to increase when the VE/VCO2 slope is >32.8; however, there is little evidence concerning the prognostic value of the VE/VCO2 slope in Chinese patients. In the present study, the prognostic value of the VE/VCO2 slope was investigated in patients with CHF. A total of 258 subjects underwent symptom-limited cardiopulmonary exercise testing (CPET) and were divided into CHF (113 males and 16 females; LVEF slope was significantly different between the CHF and control groups (Pslope in predicting cardiac-related mortalities in the patients with CHF was 0.670 (Pslope were 0.667 and 0.620, respectively. The optimal threshold of the VE/VCO2 slope for predicting cardiac-related mortalities in patients with CHF was ≥39.3. The AUC for the VE/VCO2 slope in predicting cardiac-related hospitalizations in patients with CHF was 0.682 (Pslope were 0.631 and 0.778, respectively. The optimal threshold of the VE/VCO2 slope for predicting cardiac-related hospitalizations in patients with CHF was ≥32.9. In conclusion, ventilatory efficiency decreases in patients with CHF. The VE/VCO2 slope is a strong predictor of cardiac-related mortalities in the patients with CHF analyzed.

  15. Micro-Trottoir à Genève à propos du CERN et du LHC

    CERN Multimedia

    CERN Video Productions

    2009-01-01

    Questions : Qu'est-ce-que le LHC? Quelle est la fonction du LHC? Qu'est-ce-que le CERN? D'après vous, les recherches engendrées pour le LHC peuvent-elles ?tre bénéfiques, utiles pour la société? Où a été inventé le Web? Lieux : Forum Meyrin Université de Genève Genève Centre

  16. Relationship between leg muscle endurance and (.)VE/(.)VCO2 slope in patients with heart failure.

    Science.gov (United States)

    Saval, Matthew A; Kerrigan, Dennis J; Ophaug, Kristin M; Ehrman, Jonathan K; Keteyian, Steven J

    2010-01-01

    Ventilatory efficiency, as measured by the slope of the relationship between minute ventilation and carbon dioxide production ((.)VE/(.)VCO2 slope) during cardiopulmonary exercise (CPX) testing, is an important prognostic measure in patients with heart failure (HF). An abnormal slope is linked to the skeletal muscle metaboreflex. In addition, skeletal muscle endurance is reduced in patients with HF. However, the relationship between (.)VE/(.)VCO2 slope and skeletal muscle endurance is not known. This investigation tests the hypothesis that reduced knee extensor muscle endurance is inversely related to an elevated (.)VE/(.)VCO2 slope during CPX testing in patients with HF and that these variables are not related in normal subjects. Patients with HF (n = 32) and 6 age-matched normal subjects performed CPX testing and isokinetic dynamometry to determine the (.)VE/(.)VCO2 slope and knee extensor muscle endurance, respectively. The (.)VE/(.)VCO2 slope and leg muscle endurance percentage were significantly related in patients with HF (r = -0.68, P slope. This finding helps explain, in part, the factors that influence an established prognostic indicator, elevated (.)VE/(.)VCO2 slope. Future research is needed to determine whether the relationship between skeletal muscle dysfunction and ventilatory efficiency is directly mediated through the skeletal muscle ergoreflex.

  17. The aged lymphoid tissue environment fails to support naïve T cell homeostasis

    Science.gov (United States)

    Becklund, Bryan R.; Purton, Jared F.; Ramsey, Chris; Favre, Stéphanie; Vogt, Tobias K.; Martin, Christopher E.; Spasova, Darina S.; Sarkisyan, Gor; LeRoy, Eric; Tan, Joyce T.; Wahlus, Heidi; Bondi-Boyd, Brea; Luther, Sanjiv A.; Surh, Charles D.

    2016-01-01

    Aging is associated with a gradual loss of naïve T cells and a reciprocal increase in the proportion of memory T cells. While reduced thymic output is important, age-dependent changes in factors supporting naïve T cells homeostasis may also be involved. Indeed, we noted a dramatic decrease in the ability of aged mice to support survival and homeostatic proliferation of naïve T cells. The defect was not due to a reduction in IL-7 expression, but from a combination of changes in the secondary lymphoid environment that impaired naïve T cell entry and access to key survival factors. We observed an age-related shift in the expression of homing chemokines and structural deterioration of the stromal network in T cell zones. Treatment with IL-7/mAb complexes can restore naïve T cell homeostatic proliferation in aged mice. Our data suggests that homeostatic mechanisms that support the naïve T cell pool deteriorate with age. PMID:27480406

  18. Slow Learner Prediction Using Multi-Variate Naïve Bayes Classification Algorithm

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Shiwani Rana

    2017-01-01

    Full Text Available Machine Learning is a field of computer science that learns from data by studying algorithms and their constructions. In machine learning, for specific inputs, algorithms help to make predictions. Classification is a supervised learning approach, which maps a data item into predefined classes. For predicting slow learners in an institute, a modified Naïve Bayes algorithm implemented. The implementation is carried sing Python.  It takes into account a combination of likewise multi-valued attributes. A dataset of the 60 students of BE (Information Technology Third Semester for the subject of Digital Electronics of University Institute of Engineering and Technology (UIET, Panjab University (PU, Chandigarh, India is taken to carry out the simulations. The analysis is done by choosing most significant forty-eight attributes. The experimental results have shown that the modified Naïve Bayes model has outperformed the Naïve Bayes Classifier in accuracy but requires significant improvement in the terms of elapsed time. By using Modified Naïve Bayes approach, the accuracy is found out to be 71.66% whereas it is calculated 66.66% using existing Naïve Bayes model. Further, a comparison is drawn by using WEKA tool. Here, an accuracy of Naïve Bayes is obtained as 58.33 %.

  19. Endodontide büyütme ve aydınlatma

    OpenAIRE

    Uzun, Özgür; Yalpı, Fatma

    2012-01-01

    Bu çalışmanın amacı diş hekimliğinde ve özellikle endodonti alanında kullanılan büyütme ve aydınlatma araçları konusunda bilgi vermektir.Makalede ‘görsel algı’nın tarihi gelişimi ve güncel teorileri, insan gözünün sınırları ve diş hekimliğinde ‘geliştirilmiş görme’ hakkında bilgisunulmuştur. Makalede ayrıca güncel endodontide büyütme ve aydınlatma araçları olarak kullanılan büyüteç ve operasyon mikroskopları hakkındaayrıntılı bilgi verilmiştir. Bunlara ek olarak bu cihazların kullanımının fay...

  20. İLAÇ ENDÜSTRİSİNDE UZMAN SİSTE MLER VE UYGULAMALARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    TUBA CANVAR

    2002-06-01

    Full Text Available Insan zekasını ve becerisini her alanda yakalama isteği araştırmaları bu alana yoğunlaştırmıştır. Günümüzde, Yapay Zeka yöntemleri ile çözülmüş bir çok gerçek dünya problemi ve Yapay Zeka' nın bir çok ticari uygulaması vardır. Bu çalışmada, Yapay Zeka' nın en yaygın dalı, Uzman Sistem' ler ve tıp ile farmasotikte uygulamalarından bahsedilmiştir. B una ilave olarak, farmasotik prosesler için Delphi 'de geliştirilmiş basit ve küçük bir Uzman Sistemin tasarımı ve bilgisayar programı da anlatılmıştır. Bu çalışmanın amacı Uzman Sistem' lere dikkati çekmek ve bu metodu kuJianarak farmasotik proseslerin verimliliğini arttırma olasılığını göstermektir.

  1. Formik Asitin İn Vitro Rumen Fermentasyonu ve Metan Üretimine Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kanber Kara

    2015-11-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, in vitro gaz üretim tekniği ile yonca kuru otunun rumen fermentesyonu ve metan üretimine formik asitin etkisini belirlemektir. Çalışmada rumen sıvısı inokulumuna 0,0 (kontrol grubu, YF0, 0,1, 0,2, 0,3, 0,4 ve 0,5 ml/L (deneme grupları, sırasıyla YF1, YF2, YF3, YF4 ve YF5 düzeylerinde formik asit (Amasil85-liquid ilavesinin yonca kuru otunun toplam gaz üretimi (TGÜ, metabolik enerji (ME, organik madde sindirimine (OMS, pH ve metan üretimine etkisi belirlenmiştir. Rumen sıvısına artan düzeylerde formik asit katılması yonca kuru otunun in vitro TGÜ, ME ve OMS’ni linear, quadratik ve kübik kontrastta, metan üretimini ise linear kontrastta (yaklaşık %17’den % 20’e kadar farklılıklar ortaya çıkarmıştır. Formik asitin çalışılan parametrelere etkisi kullanılan dozuna göre farklılık göstermiştir. Formik asitin düşük dozları (0,1 ml/L ve 0,2 ml/L in vitro TGÜ, ME ve OMS’ni önemli düzeyde azaltırken, yüksek dozu (0,5 ml/L bu parametreleri önemli oranda arttırmıştır. Öte yandan orta dozlarının (0,3 ml/L ve 0,4 ml/L yonca kuru otunun in vitro TGÜ, ME ve OMS’ne önemli bir etkisi görülmedi. Ruminal pH değeri formik asit ilavesiyle değişmemiştir. Antibakteriyel, lezzet verici ve silajda fermentasyonu arttırıcı niteliğinden dolayı güvenli bir yem katkısı olarak nitelendirilen formik asitin çalışmada kullanılan tüm dozlarının in vitro metan üretimini arttırdığı belirlenmiştir. Yüksek dozlarının yonca kuru otunun ME ve OMS’ne olumlu etkisi olsa da sera gazlarını arttıran olumsuz etkisinden dolayı yemlerde sınırlı düzeyde kullanılması gerekir. Daha sonraki in vitro ve in vivo çalışmalarda, tüm çiftlik hayvanlarının yem ham maddeleri ve rasyonlarına formik asit ilavesinin sindirim sistemi parametreleri ve küresel ısınma üzerine etkisinin araştırılması faydalı olacaktır.

  2. Vitamins in Spanish food patterns: the eVe Study.

    Science.gov (United States)

    Aranceta, J; Serra-Majem, L; Pérez-Rodrigo, C; Llopis, J; Mataix, J; Ribas, L; Tojo, R; Tur, J A

    2001-12-01

    To describe vitamin intakes in Spanish food patterns, identify groups at risk for inadequacy and determine conditioning factors that may influence this situation. Pooled-analysis of eight cross-sectional regional nutrition surveys. Ten thousand two hundred and eight free-living subjects (4728 men, 5480 women) aged 25-60 years. Respondents of population nutritional surveys carried out in eight Spanish regions (Alicante, Andalucia, Balearic Islands, Canary Islands, Catalunya, Galicia, Madrid and Basque Country) from 1990 to 1998. The samples were pooled together and weighted to build a national random sample. Dietary assessment by means of repeated 24-hour recall using photograph models to estimate portion size. Adjusted data for intra-individual variation were used to estimate the prevalence of inadequate intake. A Diet Quality Score (DQS) was computed considering the risk for inadequate intake for folate, vitamin C, vitamin A and vitamin E. DQS scores vary between 0 (good) and 4 (very poor). Influence of lifestyle (smoking, alcohol consumption and physical activity) was considered as well. Inadequate intakes (<2/3 Recommended Dietary Intake) were estimated in more than 10% of the sample for riboflavin (in men), folate (in women), vitamin C, vitamin A, vitamin D and vitamin E. More than 35% of the sample had diets classified as poor quality or very poor quality. Factors identified to have an influence on a poor-quality diet were old age, low education level and low socio-economical level. A sedentary lifestyle, smoking, usual consumption of alcohol and being overweight were conditioning factors for a poor-quality diet as well. Results from The eVe Study suggest that a high proportion of the Spanish population has inadequate intakes for at least one nutrient and nearly 50% should adjust their usual food pattern towards a more nutrient-dense, healthier diet.

  3. NANO-SILIKON YUMUŞATICININ ÖRME KUMAŞLARIN AŞINMA VE BONCUKLANMA DAYANIMI VE RENK HASLIĞI ÜZERINDEKI ETKISI

    OpenAIRE

    ÇELİK, Nihat; DEĞİRMENCİ, Züleyha; KAYNAK, H Kübra

    2010-01-01

    Tekstil endüstrisinde en geniş kullanımı olan yumuşatıcılar silikonlardır. Parçacık büyüklüğüne göre silikon yumuşatıcılar üç gruba ayrılır; makro, mikro ve nano-silikonlar. Nano-silikon yumuşatıcılar kumaşın içyapısına diğerlerinden daha kolay nüfuz ederler. Ticari kullanımda nano-silikon yumuşatıcıların uygulama alanının giderek artmasından dolayı bu çalışmada nano-silikon yumuşatıcı uygulanmış ve uygulanmamış örgü kumaşların performans ve renk haslığı özellikleri açısından bir kıyaslama ve...

  4. İKTİSADİ VE TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM VE YENİLİKÇİ GİRİŞİMCİ

    OpenAIRE

    KILIÇ, Seyfi; GÜLER AYDIN, Derya

    2014-01-01

    Bu çalışmanın amacı, Schumpeter’in girişimci kavramından yola çıkarak iktisadi ve toplumsal değişimi anlamak ve Schumpeter’in yenilikçi girişimci anlayışının iktisadi teorik çerçeveyi reel politik ile genişletmede kullanılabilecek bir analitik araç olabileceğini ortaya koymaktır.Bu bağlamda, çalışmada iktisadi ve toplumsal dönüşüm konusu sırasıyla “denge içinde dengesizlik”, “yaratıcı girişimci” ve “teknolojik gelişme” konularıyla ilişkilendirilerek üç bölüm halinde incelenmiştir. Birinci bö...

  5. Kavramlar Tarihi: Politik ve Sosyal Dilin Semantiği ve Pragmatiği Üzerine Araştırmalar - Reinhart Koselleck

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halil İbrahim EROL

    2015-10-01

    Full Text Available Kavramlar tarihi adı zikredildiğinde kuşkusuz akla, çalışmaya saha açan ve kavram tarihçiliği araştırmalarında öncü konumda olan Almanlar ve Almanca konuşan ilim çevreleri gelmektedir. Otto Brunner, Werner Conze, Reinhart Koselleck ve Quentin Skinner Almanca; Raymond Williams ise İngilizce konuşulan dünyada ön plana çıkan isimlerdendir. Kavramlar tarihi çalışmaları ya da kavram tarihçiliğinin geçmişi yirminci asrın başlarına kadar geri götürülebilir. Koebner’e göreyse kavram tarihçiliği Hegel ve çevresindekilere kadar geri giden bir geçmişe sahiptir (s. 56. 

  6. Kavramlar Tarihi: Politik ve Sosyal Dilin Semantiği ve Pragmatiği Üzerine Araştırmalar - Reinhart Koselleck

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halil EROL

    2015-10-01

    Full Text Available Kavramlar tarihi adı zikredildiğinde kuşkusuz akla, çalışmaya saha açan ve kavram tarihçiliği araştırmalarında öncü konumda olan Almanlar ve Almanca konuşan ilim çevreleri gelmektedir. Otto Brunner, Werner Conze, Reinhart Koselleck ve Quentin Skinner Almanca; Raymond Williams ise İngilizce konuşulan dünyada ön plana çıkan isimlerdendir. Kavramlar tarihi çalışmaları ya da kavram tarihçiliğinin geçmişi yirminci asrın başlarına kadar geri götürülebilir. Koebner’e göreyse kavram tarihçiliği Hegel ve çevresindekilere kadar geri giden bir geçmişe sahiptir (s. 56.

  7. Ankara ve yöresindeki tavşanlarda solunum ve sindirim sistemi helmintlerinin yaygınlığı

    OpenAIRE

    GÜRLER, Ali Tümay

    2006-01-01

    Bu çalışma, Ankara ve yöresinde bulunan evcil ve yaban tavşanların sindirim ve solunumsistemi helmintlerinin yayılışlarını ve enfeksiyondan sorumlu türleri belirlemek amacıylayapılmıştır. Bu amaçla 102'si evcil, 8'i yaban toplam 110 tavşanın nekropsisi ile 502 evciltavşanın dışkı bakısı yapılmıştır.Nekropsi yapılan tavşanların % 10'u, dışkı muayenesi yapılan tavşanların % 6,18'içeşitli helmint türleri ile enfekte bulunmuştur. Nekropside, D. dendriticum % 1,82, T.retortaeformis % 2,73...

  8. Asimetrik Küreselleşme ve Şiddet, %1’in Postmodern Jeopolitiği ve Sera Etkisi

    OpenAIRE

    ERGÜN, Oğuzhan

    2017-01-01

    XXI. Yüzyıl başlangıcında, bütün canlı varlıkların ortak özelliği olanyaşama/canlılık olgusu “Hayat”(bios) küresel güç mücadelesinin hem özne hem de nesnesiniteşkil etmiştir. İnsan “şey”leştirilmekte ve biyolojik indirgemeye maruz kalmaktadır.Çıkar grupları ve teritoryal ağlarının eşitsizlik ve adaletsizlik yaratan rant arayışları,hiddete ve sonuçta şiddete bu da yönetimlerin karşı şiddet kartını yeniden ön planaçıkarmasına neden olmuş, kişiselleşen iktidarlar ile XIX. yüzyılın postmodern sür...

  9. Şiddet Eğilimli ve Direniş Temelli Şii Aktivizmi: Hizbullah’ın Fikirsel ve Örgütsel Zemini

    OpenAIRE

    Yetim, Mustafa

    2016-01-01

    Bu çalışma Ortadoğu bölgesinde önemli bir etkisi bulunan şiddet eğilimli devlet dışı aktör (Violent Non-State Actors) Hizbullah’ın (Hezbollah-Allahın Taraftarları/Partisi) fikirsel ve örgütsel yapısını analiz etmektedir. Bu oluşum Lübnan’da 1960’lı ve 1970’li yıllarda gelişen Şii radikalizmi sonucu yerel bir direniş hareketi olarak ortaya çıkmıştır. Sonrasında Lübnan ve Ortadoğu politikasında etkili bir aktöre dönüşen Hizbullah, İran’daki İslami yönetime ve Şii aktivizmi fikrine benzer şekild...

  10. Kabak Çekirdeği Kabuğundan Elde Edilen Aktif Karbon İle Metilen Mavisi Giderimi

    OpenAIRE

    Demiral, İlknur; Aydın Şamdan, Canan

    2015-01-01

    Today, industrialization and population growth have led to an increasing ofenvironmental pollution that is becoming a threat for human life. Synthetic dyes are widely used in various areas such as textile, paper, food, cosmetics, paint and plastic industries. Dyes usually have a synthetic origin and complex aromatic molecular structures which make them more stable and more difficult to biodegrade. Thus, discharging the wastewaters including dyes to natural receiving waters is an undesirable c...

  11. İçme ve sulama sularında bor kirliliği ve bor giderme yöntemleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Meltem Bilici Başkan

    2014-03-01

    Full Text Available Periyodik cetvelin 3A grubunda yer alan bor yüksek iyonlaşma potansiyeline sahip olması nedeniyle yarı metal olarak kabul edilir. Yerkabuğundaki ortalama bor konsantrasyonu 10 mg/kg'dır. Bor doğada Ca, Na ve Mg'un tuzları şeklinde bulunur. Yüksek konsantrasyonlarda ve ekonomik boyutlardaki bor yatakları; borun oksijen ile bağlanmış bileşikleri şeklinde daha çok Türkiye ve ABD'nin kurak, volkanik ve hidrotermal aktivitesi olan bölgelerinde bulunmaktadır. Bor, bitkiler için gerekli bir mikro besin elementi olmanın yanı sıra, gerekli tüm besin elementleri içerisinde, eksiklik belirtilerine neden olan miktarı ile toksik etki yapan miktarı, birbirine çok yakın olan tek elementtir. Bor su ortamında genellikle borik asit ve kısmen de borat tuzları formlarında bulunmaktadır. Pek çok endüstride kullanım alanı bulan bor bileşiklerinin endüstriyel gelişmelere bağlı olarak yüzeysel sularda bulunan konsantrasyonu artış göstermektedir. Yüzeysel sularda bulunan bor aynı zamanda evsel atıksulardan da kaynaklanmaktadır. Türkiye'de içme ve sulama sularını en çok kirleten toksik elementlerin başında bor gelmektedir. Bu nedenle bor giderimi hem insan sağlığı açısından hem de sağlıklı tarım ürünü yetiştirilebilmesi açısından oldukça önemlidir. Sulardan bor giderimi için uygulanan temel yöntemler arasında iyon değişimi, ultrafiltrasyon, ters osmoz ve adsorbsiyon gelmektedir.

  12. Hafik-Düzyayla (Sivas Kd Yöresinin Stratigrafisi ve Küçük Memeli Fosillerinin Taksonomik Biyokronolojik ve Paleobiyocoğrafik İncelemesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fadime SUATA ALPASLAN

    2016-09-01

    Full Text Available Özet. Bu çalışma, Sivas’ın kuzey doğusunda yer alan Orta-Geç Miyosen yaşlı Hafik ve İncesu formasyonlarında gerçekleştirilmiştir. Düzyayla Orta-Geç Miyosen lokalitesinden bulunan Rodentia, Lagomorpha ve Insectivora fosilleri taksonomik olarak incelenmiş ve bu fauna topluluğunun bileşimi biyokronokronolojik ve paleobiyocoğrafik olarak yorumlanmıştır.Hafik-Düzyayla lokalitesinde 11 takson tanımlanmıştır. Bu taksonlar, altısı Rodentia, (Muridae, Cricetidae, Gerbillidae, Gliridae, Sciuridae, Eomyidae, biri Lagomorpha takımından  (Ochotonidae diğeri Insectivora takımından (Soricidae olmak üzere sekiz aileye aittir.Fauna topluluğunun göreli yaşı Rodentia ve Lagomorpha dişlerinin evrimsel aşamasına dayalı olarak çıkarılmıştır. Fauna Geç Miyosen (MN 12 olarak dikkate alınmıştır.Hafik-Düzyayla Geç Miyosen Rodentia ve Lagomorpha faunalarında geniş coğrafik dağılımları olan Avrupa ve Asya türleri baskındır.Anahtar Kelimeler: Hafik-Düzyayla, Orta-Geç Miyosen, Stratigrafi, Rodentia-Lagomorpha, Taksonomi, Biyokronoloji Abstract: This study is occurred in İncesu and Hafik formations of Middle-Late Miocene age located in the northern of Sivas. The taxonomy of the Rodentia and Lagomorpha from the Düzyayla Middle-Late Miocene locality is studied and the composition of this assemblage is interpreted in terms of biostratigraphy and palebiogeography.Eleven species of rodents belonging to six families (Muridae, Cricetidae, Gerbillidae, Gliridae, Sciuridae, Eomyidae, one of Insectivora and one of Ochotonidae are recognised.The relative age of the assemblage is inferred on the basis of the stage-of-evolution of the rodent dentitions. The fauna is considered to be of Late Miocene age (MN 12.The Middle-Late rodent and lagomorph faunas are dominated by European and Asiatic species with large geographical ranges.Keywords: Hafik-Düzyayla, Middle-Late Miocene, Stratigraphy Rodentia

  13. Bafa Gölü'nde biyotik ve abiyotik ortamda pestisit ve pcb dağılımı.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İdil Pazı

    2015-12-01

    Full Text Available Çalışma kapsamında Bafa Gölü’nden alınan sediment ve kefal balığı (Mugil cephalus, Linnaeus 1758 örneklerinde tarımsal pestisit ve endüstriyel kaynaklı PCB gibi organik kirleticilerin kalıntıları ölçülmüş ve bu bileşiklerin dağılımları, muhtemel kaynakları ve potansiyel biyolojik riskleri incelenmiştir. DDT ve türevleri açısından dünyanın farklı bölgelerindeki göllerin yüzey sedimentleri ile kıyaslandığında Bafa Gölü sedimentlerinde DDT kirlilik seviyesinin oldukça düşük olduğu bulunmuştur. Sedimentte Endrin baskın kirletici olarak belirlenmiştir. Sediment örneklerinde ölçülen DDT ve metabolitleri, Dieldrin, Lindan ve Heptaklor konsantrasyonları sediment kalite indekslerine göre değerlendirildiğinde, kirleticilerin göldeki canlı yaşamına olumsuz bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. ∑PCB konsantrasyonlarının ise göl kıyısında bulunan endüstriyel kuruluşlara yakın istasyonlarda sadece düşük değerli etki sevisini aşıp, diğer tüm istasyonlarda canlılar için risk yaratmayacağı belirlenmiştir. Mugil cephalus karaciğer dokusu için hesaplanan biyota sediment akümülasyon faktörü (BSAF 0.44-3.16 arasında değişmektedir. Bafa Gölü Mugil cephalus örneklerinde ölçülen kirletici konsantrasyonları dikkate alındığında Gıda ve Tarım Kurumu (FAO ve Dünya Sağlık Örgütüne (WHO göre Aldrin, Dieldrin, Endrin, Heptaklor ve DDT türevleri için hesaplanan Günlük Alım Miktarı değerlerinin (EDI Kabul Edilebilir Günlük Alım miktarlarının (ADI oldukça altında kaldığı belirlenmiştir. Ancak, balık örneklerindeki PCB seviyelerinin WHO tarafından belirlenen ADI değerini aştığı saptanmıştır

  14. Modern ve Postmodern Değerlerin Yabancılaşmaya Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mahmut ŞAYLIKAY

    2016-08-01

    Full Text Available Bilindiği üzere, yabancılaşma, kişinin kendi benliğinden, çevresinden ve sosyalyaşamdan uzaklaşarak bu kavramların etkisi altına girmek olarak tanımlanabilir. Buyönüyle yabancılaşma, sendikalaşmaya hizmet etmesi açısından son derece önemlidir.Diğer taraftan modern ve post modern değerlerin sendikalaşmaya etkisi ise, bireyin belirlibir sendikayla özdeşleşmesi, sendikaya bağlılığı ve kendini adamasıdır. „‟Modernizationand postmodernization: Cultural, economic and political change in 43 societies„‟ adlıçalışmasıyla, Inglehart (1997, „‟Post modern Values in Seven Confucian Societies:Political Consequences of Changing World Views‟‟ adlı çalışmasıyla Wang(2007 ve ‘’Alienation and freedom: The factory worker and his industry.‟‟ adlı çalışmasıyla Blauner(1964 modern - post modern değerler ve yabancılaşma kavramlarına ilişkin literatüre katkısağlamışlardır. Bu çalışmada, sendika üyesi işçilere yönelik söz konusu değişkenlerarasındaki ilişki ve ilişkinin boyutu araştırılmaktadır. Çalışma sayesinde sendika üyelerininsahip oldukları modern ve post modern değerlerinin sosyal yaşama etkileri ve yabancılaşmaboyutlarına göstermiş olduğu tutum ve davranışlar ortaya koyularak sonuçlarıpaylaşılmıştır. Bu bağlamda, çalışmanın temel amacı, sendika üyeleri temelinde, ilişki veetkiler bakımından modern ve post modern değerlerin yabancılaşma ile ilişkisini ele alıp,sendika üyelerinin “yabancılaşma” davranışında bulunma algılarını yapılan araştırmabulgularıyla ortaya koymaktır. Araştırmada, birincil veri toplama yöntemlerinden yüz yüzeanket yöntemi gerçekleştirilmiş ve modern-post modern değerler için, Inglehart‟ın(1997,Fries ve arkadaşları (2007 ve Wang (2007 tarafından geliştirilen modernizm-postmodernizm ölçeği kullanılmıştır. Yabancılaşma ölçeği olarak Blauner‟s (1964 taraf

  15. Dynamic phosphorylation of VE-cadherin Y685 throughout mouse estrous cycle in ovary and uterus.

    Science.gov (United States)

    Sidibé, Adama; Polena, Helena; Razanajatovo, Jeremy; Mannic, Tiphaine; Chaumontel, Nicolas; Bama, Soumalamaya; Maréchal, Irène; Huber, Philippe; Gulino-Debrac, Danielle; Bouillet, Laurence; Vilgrain, Isabelle

    2014-08-01

    We previously reported that vascular endothelial growth factor induced vascular endothelial (VE)-cadherin tyrosine phosphorylation at Y685 in a Src-dependent manner in vitro. Here, we studied the occurrence of Y685 phosphorylation in vivo in the female reproductive tract because it is a unique model of physiological vascular remodeling dependent on vascular endothelial growth factor. We first developed and characterized an anti-phospho-specific antibody against the site Y685 of VE-cadherin to monitor VE-cadherin phosphorylation along the four phases of mouse estrous cycle, termed proestrus, estrus, metestrus, and diestrus. A dynamic profile of tyrosine phosphorylated proteins was observed in both uterus and ovary throughout mouse estrous cycle, including kinase Src, which was found highly active at the estrus phase. The extent of tyrosine phosphorylated VE-cadherin was low at proestrus but strongly increased at estrus and returned to baseline at metestrus and diestrus, suggesting a potent hormonal regulation of this specific process. Indeed, C57Bl/6 female mice treatment with pregnant mare serum gonadotropin and human chorionic gonadotropin confirmed a significant increase in phosphoY685-VE-cadherin compared with that in untreated mice. These results demonstrate that VE-cadherin tyrosine phosphorylation at Y685 is a physiological and hormonally regulated process in female reproductive organs. In addition, this process was concomitant with the early steps of vascular remodeling taking place at estrus stage, suggesting that phosphoY685-VE-cadherin is a biomarker of endothelial cell activation in vivo. Copyright © 2014 the American Physiological Society.

  16. An Overview of the 2017 Airborne Campaign for NASA's Arctic Boreal Vulnerability Experiment (ABoVE)

    Science.gov (United States)

    Miller, C. E.; Goetz, S. J.; Griffith, P. C.; Margolis, H. A.; Kasischke, E. S.

    2016-12-01

    Airborne research during ABoVE will link field-based, process-level studies with geospatial data products derived from satellite remote sensing, spanning the critical intermediate space and time scales that are essential for a comprehensive understanding of scaling issues across the ABoVE Study Domain and extrapolation to the pan-Arctic. ABoVE airborne campaigns provide remote sensing data with higher spatial and temporal resolution than available from satellite sensors as well as measurements that are not currently available from space. Addtionally, ABoVE airborne campaigns provide unique opportunities to validate satellite data for northern high latitude ecosystems, develop and advance fundamental remote sensing science, and explore scientific insights from innovative sensor combinations. ABoVE envisions major airborne campaigns in 2017 and 2019 with the potential for less comprehensive bridging activities in 2018. The strategy involves Foundational Measurements made with the NASA facility instruments UAVSAR, AirMOSS LVIS and AVIRIS-NG. These will provide domain-wide sampling and coverage of ABoVE field sites. Additional measurements will be made by other sensors with an emphasis on higher resolution coverage over specific field sites or portions of the experimental domain. The strategy will seek to leverage complementary NASA airborne activities such as ICEBridge and SnowEx, pre-launch airborne acquisitions for NISAR, HyspIRi and ASCENDS, as well as activities sponsored by partner agencies. Coordination with ongoing or planned Canadian airborne remote sensing (eg lidar-based boreal forest inventories) is key to this approach. Selections for participation in the 2017 airborne campaign will be announced in Fall 2016. We will provide an overview of the 2017 campaign structure, timing, the measurements to be acquired, and how these all integrate into the broader ABoVE science strategy.

  17. Plasmodium vivax sporozoite challenge in malaria-naïve and semi-immune Colombian volunteers.

    Science.gov (United States)

    Arévalo-Herrera, Myriam; Forero-Peña, David A; Rubiano, Kelly; Gómez-Hincapie, José; Martínez, Nora L; Lopez-Perez, Mary; Castellanos, Angélica; Céspedes, Nora; Palacios, Ricardo; Oñate, José Millán; Herrera, Sócrates

    2014-01-01

    Significant progress has been recently achieved in the development of Plasmodium vivax challenge infections in humans, which are essential for vaccine and drug testing. With the goal of accelerating clinical development of malaria vaccines, the outcome of infections experimentally induced in naïve and semi-immune volunteers by infected mosquito bites was compared. Seven malaria-naïve and nine semi-immune Colombian adults (n = 16) were subjected to the bites of 2-4 P. vivax sporozoite-infected Anopheles mosquitoes. Parasitemia levels, malaria clinical manifestations, and immune responses were assessed and compared. All volunteers developed infections as confirmed by microscopy and RT-qPCR. No significant difference in the pre-patent period (mean 12.5 and 12.8 days for malaria-naïve and malaria-exposed, respectively) was observed but naïve volunteers developed classical malaria signs and symptoms, while semi-immune volunteers displayed minor or no symptoms at the day of diagnosis. A malaria-naïve volunteer developed a transient low submicroscopic parasitemia that cured spontaneously. Infection induced an increase in specific antibody levels in both groups. Sporozoite infectious challenge was safe and reproducible in semi-immune and naïve volunteers. This model will provide information for simultaneous comparison of the protective efficacy of P. vivax vaccines in naïve and semi-immune volunteers under controlled conditions and would accelerate P. vivax vaccine development. clinicaltrials.gov NCT01585077.

  18. Plasmodium vivax sporozoite challenge in malaria-naïve and semi-immune Colombian volunteers.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Myriam Arévalo-Herrera

    Full Text Available Significant progress has been recently achieved in the development of Plasmodium vivax challenge infections in humans, which are essential for vaccine and drug testing. With the goal of accelerating clinical development of malaria vaccines, the outcome of infections experimentally induced in naïve and semi-immune volunteers by infected mosquito bites was compared.Seven malaria-naïve and nine semi-immune Colombian adults (n = 16 were subjected to the bites of 2-4 P. vivax sporozoite-infected Anopheles mosquitoes. Parasitemia levels, malaria clinical manifestations, and immune responses were assessed and compared.All volunteers developed infections as confirmed by microscopy and RT-qPCR. No significant difference in the pre-patent period (mean 12.5 and 12.8 days for malaria-naïve and malaria-exposed, respectively was observed but naïve volunteers developed classical malaria signs and symptoms, while semi-immune volunteers displayed minor or no symptoms at the day of diagnosis. A malaria-naïve volunteer developed a transient low submicroscopic parasitemia that cured spontaneously. Infection induced an increase in specific antibody levels in both groups.Sporozoite infectious challenge was safe and reproducible in semi-immune and naïve volunteers. This model will provide information for simultaneous comparison of the protective efficacy of P. vivax vaccines in naïve and semi-immune volunteers under controlled conditions and would accelerate P. vivax vaccine development.clinicaltrials.gov NCT01585077.

  19. Kemal Sunal'ın Şaban tiplemesinde Charlie Chaplin ve Şarlo tiplemesinin etkileri

    OpenAIRE

    Teksoy, Efe

    2015-01-01

    "Kemal Sunal'ın Şaban Tiplemesinde Charlie Chaplin ve Şarlo Tiplemesinin Etkileri" başlıklı bu çalışmada, Kemal Sunal sinemasında Chaplin etkisinin araştırması amaçlanmaktadır. Araştırmada, öncelikli olarak komedi sineması ve bu türdeki tiplemeler irdelenmiştir. Bu bağlamda dünya ve Türk sinemasındaki belli başlı komedyenler ve tiplemeleri ele alınmıştır. Yönetmen-oyuncu Charlie Chaplin'in Şarlo tiplemesi, komedyen Kemal Sunal'ın sinemasını ve bilhassa ve Şaban tiplemesini oldukça etkilemişti...

  20. KÖPEKLERDE KOLUMNA VERTEBRALİS VE MEDULLA SPINALIS LEZYONLARININ KLİNİK DEĞERLENDİRİLMESİ

    OpenAIRE

    DEVECİOĞLU, Yalçın; YÜCEL, Rauf

    2017-01-01

    ÖzetBu çalışmada, nörolojik şikayetlerle getirilen değişik ırk, yaş ve cinsiyetteki 103 köpek değerlendirildi.Hastaların klinik ve nörolojik muayeneleri yapıldı. Nörolojik muayene için, ön bacaklarda biseps, triseps ve ekstensor karpi radialis refleksleri, arka bacaklarda da patellar, gastroknemius ve kranial tibial refleksler test edildi. Ayrıca tüm bacaklarda proprioseptif tutma reaksiyonu belirlendi.Klinik ve nörolojik muayeneleri takiben hastaların latero-lateral ve ventro-dorsal pozisyon...

  1. İnsan Üzerindeki Deneyler ve İlgili Etik– Yasal Metinler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hakan Ertin

    2016-09-01

    Full Text Available İnsanlar üzerinde gerek geçmişte Nazi Almanyası’nda yapılan deneyler, gerekse sonraki yıllarda gerçekleştirilen Tuskegee sifilis ve Guatemala CYBH araştırmaları ve de günümüzde de sürmekte olan klinik farmasötik deneyler sonucunda, insan deneklerin uğrayabileceği zararlar ve sömürü uzun zamandır ciddi bir sorun olarak tartışılagelmiştir. Özellikle Nazi bilim adamlarınca insanlar üzerinde yapılan deneylere dair Nürnberg’de gerçekleştirilen yargılamalar sırasında bu çalışmaları düzenleyici, uluslararası geçerlilikte bir kod olmadığı fark edilmiş ve bu eksikliği gidermek için Nürnberg Kodu oluşturularak ülkelerce kabul edilmiştir. Günümüzde in vivo farmasötik deneyler, in vitro prosedürler, kök hücre çalışmaları vb. ile, insanlar ve de insan doku ve hücreleri üzerinde tarihte daha önce hiç olmadığı kadar çeşitli ve karmaşık bilimsel araştırmalar gerçekleştirilmektedir. İnsan üzerindeki deneyler konusunda temel gerilim, bu deneyler sonucunda insan deneklerin uğrayabileceği zararlar ile bilim ve tüm insanlık için sağlanabilecek yararlar arasındadır. Bu yararlardan vazgeçmeden, ama söz konusu deneklere de zarar vermeden ilerleyebilmek için, birtakım bilimsel ve ahlaki kod ve kurallar geliştirilmiş, bunlar etik bildirgelerde ve hukuki mevzuatta ilan edilmiştir. Söz konusu deney ve araştırmalarda gerçekleşen değişikliklere paralel olarak, bu metinler de yeni gereksinimlere göre tadil edilmekte ya da bunlara yeniler eklenmektedir. Örneğin Helsinki Bildirgesi bugüne dek yedi kez revize edilmiştir. Sistematik bir derleme olan bu makale, insan denekli araştırmalarla ilgili ulusal ve uluslararası geçerlilikteki bu etikolegal metinleri bir yerde toplayan bir kaynak olmak amacındadır.

  2. KADIN YOKSULLUĞU VE KADIN SAĞLIĞI ÜZERİNE YANSIMALARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seda KOCABACAK

    2014-08-01

    Full Text Available Cinsiyet eşitsizliği, yoksulluk ve iyi olmayan sağlık durumunun önemli nedenlerinden biridir. Kadınlar sosyal hayatın birçok alanında cinsiyet ayrımcılığı ile karşı karşıya kalırlar: sağlık hizmetlerinden yararlanma, eğitim, istihdam koşulları, sosyal ve ekonomik yaşam, politik haklar ve ahlaki sorumluluklar bunların bazılarıdır. Bazı toplumsal kabuller ya da ailelerin ekonomik zorlukları kız çocukların okuldan uzak kalmasına yol açabilmektedir. Eğitimsizlik ya da yetersiz eğitim ise özel nitelikler gerektirmeyen ya da düşük gelir sağlayan işlerde çalışılmasına yol açmaktadır. Bu kısıtlılıklar ve eşitsizlikler kadın sağlığı ve refahı üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkilere sahiptir. Eğitimli ve refah sahibi kadınlar kadın sağlığı, çocuk sağlığı, aile sağlığı ve hatta tüm toplumun sağlığının geliştirilmesine katkı sağlarlar. Bu çalışmanın amacı ilk olarak kadın yoksulluğu ve sağlığı arasındaki ilişkiyi tartışmak ve Türkiye’ye ilişkin verilerle değerlendirmeler yapmaktır.

  3. Stable vascular connections and remodeling require full expression of VE-cadherin in zebrafish embryos.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mercedes Montero-Balaguer

    Full Text Available BACKGROUND: VE-cadherin is an endothelial specific, transmembrane protein, that clusters at adherens junctions where it promotes homotypic cell-cell adhesion. VE-cadherin null mutation in the mouse results in early fetal lethality due to altered vascular development. However, the mechanism of action of VE-cadherin is complex and, in the mouse embryo, it is difficult to define the specific steps of vascular development in which this protein is involved. METHODOLOGY AND PRINCIPAL FINDINGS: In order to study the role VE-cadherin in the development of the vascular system in a more suitable model, we knocked down the expression of the coding gene in zebrafish. The novel findings reported here are: 1 partial reduction of VE-cadherin expression using low doses of morpholinos causes vascular fragility, head hemorrhages and increase in permeability; this has not been described before and suggests that the total amount of the protein expressed is an important determinant of vascular stability; 2 concentrations of morpholinos which abrogate VE-cadherin expression prevent vessels to establish successful reciprocal contacts and, as a consequence, vascular sprouting activity is not inhibited. This likely explains the observed vascular hyper-sprouting and the presence of several small, collapsing vessels; 3 the common cardinal vein lacks a correct connection with the endocardium leaving the heart separated from the rest of the circulatory system. The lack of closure of the circulatory loop has never been described before and may explain some downstream defects of the phenotype such as the lack of a correct vascular remodeling. CONCLUSIONS AND SIGNIFICANCE: Our observations identify several steps of vascular development in which VE-cadherin plays an essential role. While it does not appear to regulate vascular patterning it is implicated in vascular connection and inhibition of sprouting activity. These processes require stable cell-cell junctions which are

  4. FINDIK KABUKLARININ, ÇAY VE TÜTÜN ATIKLARININ HAMMADDE OLARAK KULLANILMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ş. İsmail KIRBAŞLAR

    2001-01-01

    Full Text Available Bu çalışmada, fındık kabukları, çay ve tütün atıklarındaki nem, kül, yağ ve sellüloz miktarları analiz edilmiştir. Ayrıca, fındık kabukları, çay ve tütün atıklarının içerdiği pentosan, pentos ve furfural miktarları belirlenmiştir. Furfural her üç atıktan destilasyon metoduyla ayrılmıştır. Atıklardan ayrılan furfural örneklerinin IRspektrumları ile standart furfuralin IR-spektrumları karşılaştırılmıştır. Fındık kabuklarından farklı sıcaklıklarda aktif karbon elde edilmiştir. Bu aktif karbon kullanılarak organik ve anarganik atıklar adsorbsiyonla uzaklaştırılmıştır.

  5. Plasminogen Activator Inhibitor-1 Controls Vascular Integrity by Regulating VE-Cadherin Trafficking.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Anna E Daniel

    Full Text Available Plasminogen activator inhibitor-1 (PAI-1, a serine protease inhibitor, is expressed and secreted by endothelial cells. Patients with PAI-1 deficiency show a mild to moderate bleeding diathesis, which has been exclusively ascribed to the function of PAI-1 in down-regulating fibrinolysis. We tested the hypothesis that PAI-1 function plays a direct role in controlling vascular integrity and permeability by keeping endothelial cell-cell junctions intact.We utilized PAI-039, a specific small molecule inhibitor of PAI-1, to investigate the role of PAI-1 in protecting endothelial integrity. In vivo inhibition of PAI-1 resulted in vascular leakage from intersegmental vessels and in the hindbrain of zebrafish embryos. In addition PAI-1 inhibition in human umbilical vein endothelial cell (HUVEC monolayers leads to a marked decrease of transendothelial resistance and disrupted endothelial junctions. The total level of the endothelial junction regulator VE-cadherin was reduced, whereas surface VE-cadherin expression was unaltered. Moreover, PAI-1 inhibition reduced the shedding of VE-cadherin. Finally, we detected an accumulation of VE-cadherin at the Golgi apparatus.Our findings indicate that PAI-1 function is important for the maintenance of endothelial monolayer and vascular integrity by controlling VE-cadherin trafficking to and from the plasma membrane. Our data further suggest that therapies using PAI-1 antagonists like PAI-039 ought to be used with caution to avoid disruption of the vessel wall.

  6. ELEKTRİKLİ EV ALETLERİNDE CE UYUMLULUĞU VE BİR UYGULAMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazmi EKREN

    2009-01-01

    Full Text Available Hızla gelişen teknoloji, artan rekabet ortamı ve kullanıcının bilinçlenmesi gibi nedenlerden dolayı kaliteli üretim yapmanın gerekliliği günümüzde daha da artmıştır. Ürün kalitesinin ve güvenilirliğinin belgelenmesi tüketici açısından şart olmuştur. Ürün güvenliğinin belgelenmesinde kullanılan birçok belge vardır. Bu belgelerden biri de CE belgesidir. Bu makalede, CE işareti ile ilgili temel bilgi verilmiş ve elektrikli ev aletleri için gerekli CE standartları ve testlerinden bahsedilmiştir. Örnek olarak elektrikli ev aletlerinden tost makinesi ele alınmış, incelenmiştir. Tost makinesine CE belgesi almak için EN60335-2-9 direktifine göre gerekli testler yapılmış ve CE belgesi alınmıştır.

  7. Bel Ağrısında Tamamlayıcı ve Alternatif Tedavi

    OpenAIRE

    Yaraşır, Ezgi; Pirinçci, Edibe; Deveci, Süleyman Erhan

    2018-01-01

    ÖZET Bel ağrısı terimi; birinci lomber vertebra, sakrum ve sakroiliyak bağlar arasındaki bölgede bulunan kaslar, kemik yapılar, eklemler ve ligamanlardan kaynaklanan bel bölgesi ve alt ekstremite ağrıları için kullanılmaktadır. Bel ağrısının; ülkemizde ve gelişmiş ülkelerde  ekonomiyi tehdit edecek boyutlarda mali kayıplara yol açtığı, birçok ülkede iş günü kaybında baş ağrısından sonra ikinci sırada görüldüğü, Amerika Birleşik Devletleri(ABD)’nde hastaneye yatırılma sırasında ikinci ve dokto...

  8. Hava Filtrasyonu Amacıyla Kullanılan Tekstillerin Verimlilikleri ve Toz Tutma Kapasiteleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gonca Alan

    2013-04-01

    Full Text Available Son yıllarda artan nüfusa ve gelişen teknolojiye bağlı olarak hava kirliliği canlıların sağlığını tehdit eden ciddi bir sorun haline gelmiştir. İç ve dış ortamlarda maruz kalınan havanın kalitesi insan sağlığı üzerinde oldukça büyük öneme sahiptir. Farklı tiplerdeki kirleticilerden arınmış temiz hava solumak adına hava filtrasyonu uygulamaları hayatımızda geniş yer bulmaktadır. Bu nedenle filtrasyon verimliliğinin ölçülmesi, verimlilik ölçümü ile ilgili standartlar, işlem kalitesinin saptanması ve filtre malzemesinin konstrüksiyonunun optimum hale getirilmesi açısından araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Bu yazıda genel olarak verimlilik ölçüm yöntemleri ve hava filtrasyonu ile ilgili standartlar detaylandırılmış ve başlıca hava filtrasyonu uygulama alanları sunulmuştur.

  9. Intracellular formyl peptide receptor regulates naïve CD4 T cell migration.

    Science.gov (United States)

    Lee, Ha Young; Jeong, Yu Sun; Lee, Mingyu; Kweon, Hee-Seok; Huh, Yang Hoon; Park, Joon Seong; Hwang, Ji Eun; Kim, Kyuseok; Bae, Yoe-Sik

    2018-02-08

    We found that formyl peptide receptor (FPR) 1 and FPR3 were expressed intracellularly and/or the nucleus of naïve CD4 T cell. Activation of naïve CD4 T cells with synthetic intracellular agonists dTAT-WKYMVm and CTP-WKYMVm for FPR members stimulated CD4 T cell migration via pertussis toxin-sensitive manner. Knockdown of FPR1, but not knockdown of FPR3, blocked dTAT-WKYMVm-induced naïve CD4 T cell migration. Stimulation of naïve CD4 T cells with dTAT-WKYMVm elicited the activation of ERK, p38 MAPK, and Akt. Activation of CD4 T cells with anti-CD3 and anti-CD28 antibodies caused surface expression of FPR1 and FPR3, but not FPR2. CD4 T cells isolated from sepsis patients expressed the three members of FPR family on their cell surface. Taken together, our results suggest that intracellular FPR in naïve CD4 T cells and surface FPRs in activated CD4 T cells might regulate immune responses by regulating CD4 T cell activity. Copyright © 2018 Elsevier Inc. All rights reserved.

  10. NORM KADRO SAPTAMA TEKNİKLERİ VE NORM KADRO KILAVUZUNU HAZIRLAMA YÖNTEMİ

    OpenAIRE

    TİMUR, Hikmet

    2017-01-01

    Bu makalede, ülkemizde oldukça güncel bir konu olan norm kadro üzerinde durulmuştur. Makale iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde norm kadronun anlamı, amacı, yararları ve norm kadro saptanmasında izlenmesi gerekli yol ve yöntemler ayrıntılı bir şekilde kaleme alınmıştır. İkinci bölümde ise, norm kadro saptanmasına ilişkin bazı örnekler verilmiş ve norm kadro kılavuzunu hazırlama yöntemi üzerinde durulmuştur.

  11. Elektrikli Otomobil, Küresel Rekabet ve Gelişmeler

    OpenAIRE

    Yılmaz, Fevzi

    2017-01-01

    Önceki Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık Mayıs 2016'da verdiği beyanatta yerli otomobil projesiyle Google ve Tesla gibi devlerin rakibi olacağımızı belirtmişti. Bakan Işık o tarihte, “Tüm otomotiv devleri, işbirliği için sırada bekliyor. Sonuçta bizim de elimizde önemli teknolojiler var.” diyerek moral tazelemişti. Sözü edilen Google, araç otomasyonu ve sürücüsüz araç projesi yürütmekte iken, Tesla ise dünyanın en büyük farklı konsept elektrikli araç üreticisidir. Tesla'nın CEO’su ...

  12. Anterior Cingulate Volumetric Alterations in Treatment-Naïve Adults With ADHD

    Science.gov (United States)

    Makris, Nikos; Seidman, Larry J.; Valera, Eve M.; Biederman, Joseph; Monuteaux, Michael C.; Kennedy, David N.; Caviness, Verne S.; Bush, George; Crum, Katherine; Brown, Ariel B.; Faraone, Stephen V.

    2013-01-01

    Objective We sought to examine preliminary results of brain alterations in anterior cingulate cortex (ACC) in treatment-naïve adults with ADHD. The ACC is a central brain node for the integration of cognitive control and allocation of attention, affect and drive. Thus its anatomical alteration may give rise to impulsivity, hyperactivity and inattention, which are cardinal behavioral manifestations of ADHD. Method Segmentation and parcellation of the ACC was performed on controls (n = 22), treated (n = 13) and treatment-naïve adults with ADHD (n = 13). Results There was a 21% volume reduction in the left ACC of the treatment-naïve group relative to the control group. Also, there was a 23% volume reduction in the right ACC of the treated group relative to the control group. Conclusion These results raise the possibility that in ADHD there are volumetric deficits persistent into adulthood, that are independent of medical treatment. PMID:20008822

  13. Siber Saldırılar Siber Savaşlar ve Etkileri

    OpenAIRE

    Kara, Mahruze

    2013-01-01

    74 pages. İnternetin ortaya çıkması ile yararlarından faydalanılmaktadır. Ancak internetin zararları da mevcuttur. İnternet, dünya dengelerini değiştirmektedir. İnternet, siber saldırılara ve siber savaşlara aracılık eden bir alan olmuştur. Siber saldırılar, ülkelerin ulusal ve ekonomik güvenliğini sarsmaktadır. Siber savaşlar 5. boyutta yapılmaktadır. Bu çalışmada siber silahlar ile siber saldırılar ve siber savaşların etkileri işlenmiştir. Siber güvenlik önlemleri için çöz...

  14. Yara ve Yanık Tedavisinde Kullanılan Örtüler

    OpenAIRE

    KOYUTÜRK, Ahmet; DEMİRAY SOYASLAN, Devrim

    2016-01-01

    Tıbbi tekstiller, teknik tekstiller alanında en hızlı büyüyen sektörlerden biridir. Günümüzde tıbbi tekstiller; cerrahi giysilerden sargı bezlerine, yapay organlardan damar greftlerine kadar çok farklı ürünlerde kullanılmaktadırlar. Bu yapıların kullanımı; yumuşaklık, hafiflik, esneklik, emilim ve filtreleme gibi tekstil malzemelerinin bazı temel özelliklerine dayanmaktadır. Özellikle, son yıllarda poliüretan filmler, hidrojel örtüler, hidrokolloid örtüler ve köpükler, nanolif örtüler ve bakt...

  15. Pazaryeri (Bilecik) ve çevresinin damarlı bitkiler florası

    OpenAIRE

    Onur Koyuncu; Beyza Güler Kocaman; Ömer Koray Yaylacı; Kurtuluş Özgişi; Okan Sezer; İsmühan Potoğlu Erkara

    2017-01-01

    Araştırma alanı Pazaryeri (Bilecik) ve çevresini kapsamakta olup Davis’inkareleme sistemine göre A2 ve B2 kareleri içinde yer almaktadır. 2013-2014yılları arasında araştırma alanından floranın belirlenmesi için 2472 adet bitkiörneği toplanmıştır. Toplanan bitki örnekleri herbaryum tekniklerine uygunolarak preslenip kurutulmuştur. Floristik liste APG III sistemi esas alınarakdüzenlenmiştir. Yapılan teşhisler sonucunda çalışma bölgesinde; 61 familya, 312cins, 532 tür ve tür altı damarlı bitki t...

  16. Sosyal kimlik kuramı, temel kavram ve varsayımlar

    OpenAIRE

    DEMİRTAŞ, H. Andaç

    2003-01-01

    Henri Tajfel ve John Turner tarafından 1970'lerinortalarında geliştirilmiş olan Sosyal Kimlik Kuramı, grupüyeliğini, grup süreçlerini ve gruplararası ilişkileri elealan bir sosyal psikoloji kuramıdır. Kuram, grupüyeliğini, süregelen çoğu yaklaşım gibi kurumsal ya dabiçimsel bir kavram olarak değil, birlikteliği, bizliği, aitolmayı içeren psikolojik bir kavram olarak ele almakta,grup üyeliğinin algısal ve bilişsel temelleri üzerindedurmaktadır. Grup araştırmalarına yeni bir solukgetir...

  17. AYNI SEANSTA AÇIK KALP CERRAHİSİ VE SERVİKAL SEMPATEKTOMİ OPERASYONUNUN YAPILMASI

    OpenAIRE

    Cihan, Dr. Hasan Berat; Ege, Dr . Erdal; Gülcan, Dr . Öner; Türköz, Dr . Rıza; Paç, Dr .Mustafa

    2015-01-01

    Açık kalp operasyonu gerektiren hastalıklar, servikal sempatektomi gerektiren hastalıklarla birlikte olduğu zaman, median sternotomi insizyonuyla heriki işlem aynı seansta yapılabilir. Bu yazıda mitral stenoz ve raynoud hastalığı tanısıyla operasyona alınan ve median sternotomi insizyonuyla operasyon başlatılarak aynı seansta sırasıyla servikal sempatektomi ve mitral valve replasmanı operasyonları gerçekleştirilen 76 yaşında kadın hasta vaka olarak sunulmuştur. Postoperatif seyir normal ol...

  18. FItness programy a individuální přístup ve fitness

    OpenAIRE

    Rambous, Milan

    2008-01-01

    Souhrn: Tato diplomová práce se zabývá problematikou fitness programů a individuálru'ho přístupu ve fitness centrech. Celé téma zahrnuje rozpracování postupu při vytváření fitness programů a roli osobního trenéra ve fitness. Dále jsou zde uvedeny specifika některých fitness programů a v empirické části pak příklad dvou individuálních fitness programů. Název práce: Fitness programy a individuálnípřístup ve fitness Title: FITNESS PROGRAMS AND INDIVIDUAL CARE IN FITNESS Cíle práce: 1. podrobný p...

  19. Verticillium Ave1 effector induces tomato defense gene expression independent of Ve1 protein.

    Science.gov (United States)

    Castroverde, Christian Danve M; Nazar, Ross N; Robb, Jane

    2016-11-01

    Verticillium resistance is thought to be mediated by Ve1 protein, which presumably follows a "gene-for-gene" relationship with the V. dahliae Ave1 effector. Because in planta analyses of Ave1 have relied so far on transient expression of the gene in tobacco, this study investigated gene function using stably expressing 35S:Ave1 transgenic tomato. Transgenic Ave1 expression was shown to induce various defense genes including those coding for PR-1 (P6), PR-2 (βbeta-1,3-glucanase) and peroxidases (anionic peroxidase 2, Cevi16 peroxidase). Since a Ve1(-) tomato cultivar served as germplasm, these results indicate that Ave1 induces these defense genes independently of Ve1.

  20. Uluslararası ticari boyutuyla organik tarım ve devlet destekleri

    OpenAIRE

    İpek, Selçuk; Çil, Gözde Yaşar

    2010-01-01

    Küresel düzeyde yaşanan çevre kirliliği ve buna bağlı olarak doğal dengenin korunması ihtiyacı, beraberinde bazı alternatif üretim şekillerini de gündeme getirmiştir. Bu üretim şekillerinin tarımsal alana yansıması organik tarım şeklinde olmuştur. Toplumlarda çevre ve sağlığa ilişkin bilinç düzeyiyle birlikte organik tarıma ilgi artmakta ve dünyada organik tarım pazarı artan oranlarda genişlemektedir. Organik tarım açısından gelişmiş ülkeler kendi iç taleplerini ka...

  1. Q-VE-OPh, a Negative Control for O-Phenoxy-Conjugated Caspase Inhibitors

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Benjamin Southerland

    2010-06-01

    Full Text Available The broad-spectrum apoptosis (caspase inhibitor, Q-VD-OPh, has been shown to have no side effects and is effective at a much lower concentration than other FMK-type caspase inhibitors. However, an appropriate negative control to use with this inhibi- tor has not been available. In this study, we developed and analyzed a new compound, based on the Q-VD-OPh backbone, which acts as a cognate negative control. To create the negative control, we substituted a glutamate residue for the aspartate residue to create Q-VE-OPh, thereby retaining the identical charge and molecular properties with only the addition of an extra –CH2 group. The purity and quality were assessed by ion trap mass spectrometry and verified by nuclear magnetic resonance. We determined the effectiveness of Q-VE-OPh, in comparison to Q-VD-OPh, to prevent DNA fragmentation in human Jurkat T leukemia cells that were induced to undergo apoptosis. DNA fragmentation was analyzed by agarose gel electrophoresis for the presence of DNA laddering, the hallmark indicator of apoptosis. Our results indicate that apoptosis was potently inhibited by Q-VD-OPh. In stark contrast, Q-VE-OPh did not inhibit apoptosis at a similar dose but required at least 20 times greater concentration than Q-VD-OPh to have any inhibitory effect. Western blot analysis showed that Q-VE-OPh was similarly less effective at inhibiting the activation of the extrinsic (caspase 8 and intrinsic (caspase 9 initiator caspases. Cell proliferation and viability studies further demonstrate that Q-VE-OPh is non-toxic, even at high concentration. Our data indicate that the specificity, effectiveness, and absence of toxicity of Q-VE-OPh provides the appropriate and superior negative control for in vitro and in vivo studies when analyzing the effects of o-phenoxy caspase inhibitors.

  2. Q-VE-OPh, a Negative Control for O-Phenoxy-Conjugated Caspase Inhibitors

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Benjamin Southerland

    2010-01-01

    Full Text Available The broad-spectrum apoptosis (caspase inhibitor, Q-VD-OPh, has been shown to have no side effects and is effective at a much lower concentration than other FMK-type caspase inhibitors. However, an appropriate negative control to use with this inhibitor has not been available. In this study, we developed and analyzed a new compound, based on the Q-VD-OPh backbone, which acts as a cognate negative control. To create the negative control, we substituted a glutamate residue for the aspartate residue to create Q-VE-OPh , thereby retaining the identical charge and molecular properties with only the addition of an extra -CH2 group. The purity and quality were assessed by ion trap mass spectrometry and verified by nuclear magnetic resonance. We determined the effectiveness of Q-VE-OPh, in comparison to Q-VD-OPh, to prevent DNA fragmentation in human Jurkat T leukemia cells that were induced to undergo apoptosis. DNA fragmentation was analyzed by agarose gel electrophoresis for the presence of DNA laddering, the hallmark indicator of apoptosis. Our results indicate that apoptosis was potently inhibited by Q-VD-OPh. In stark contrast, Q-VE-OPh did not inhibit apoptosis at a similar dose but required at least 20 times greater concentration than Q-VD-OPh to have any inhibitory effect. Western blot analysis showed that Q-VE-OPh was similarly less effective at inhibiting the activation of the extrinsic (caspase 8 and intrinsic (caspase 9 initiator caspases. Cell proliferation and viability studies further demonstrate that Q-VE-OPh is non-toxic, even at high concentration. Our data indicate that the specificity, effectiveness, and absence of toxicity of Q-VE-OPh provides the appropriate and superior negative control for in vitro and in vivo studies when analyzing the effects of o-phenoxy caspase inhibitors.

  3. İRAN VE REJİM İSTİKRARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özgür ÜŞENMEZ

    2015-07-01

    Full Text Available ÖZ: Bu çalışma, İran rejiminin son yıllarda Orta Doğu'yu sarsan isyanlar ve istikrarsızlıklara-Batı'daki beklentilerin aksine- geçmişten, özellikle 1979'daki devrimden miras kalan sosyal yapı ve politikaların etkisiyle direnebildiğini iddia ediyor. Tunus ve Mısır'daki halk isyanları, temel aktör olan alt sınıflar ve onların neo-liberal ekonomik politikalara muhalefetiyle yayılırken, İran’da devrim sonrası gelişen sosyal devlet mekanizması hala halk ile rejimin tamamen birbirine yabancılaşmasını önlemekte. Ancak son yıllarda ortaya çıkan yeni gerilimler ve İran'ın uyguladığı ekonomi politikaları rejimin krizini derinleştirebilir. Bu nedenledir ki Orta Doğu'yu ve özelde İran'ı anlamak için hegemonik blokların tarihsel değişimini inceleyen ucu açık bir analiz elzemdir. ABSTRACT: This article argues that contrary to the expectations of the Western World, Iranian regime successfully resisted the revolutionary tides of the Arab Spring. Most important determinant of this process for Iran was the legacy of the 1979 revolution and it's associated structures that relatively protects the most vulnerable parts of the population against the wide spread neo-liberal economic policies in the Middle East. So with that feature Iran differs from the Tunisian and the Egyptian examples. In order to understand these features further this essay adapts a historical analysis of changes in hegemonic blocs in Iran since 1979.

  4. SANATORIUMS AND THEIR APPLICATIONS IN AND AROUND TARSUS TARSUS VE ÇEVRESİNDE SAĞALTMA OCAKLARI VE BUNLARA BAĞLI UYGULAMALAR

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adem ÖGER

    2010-01-01

    Full Text Available Folk medicine and its applications have great importance in Turkish popular culture. These applications that compose a keystone for Turkish culture were carried from Middle Asia to Anotalia and they have obtained till today by undergoing some changes and development. Sanatoriums and their applications that bear the trace of old Turkish believes commonly proceed in and around Tarsus like many other places in Anatolia. In this article, first of all, we will inform about some people named “ocak” or “ocakli” in and around Tarsus and how this custom is maintained.Afterwards, we will introduce sanatoriums and their applications and evaluate them in terms of their stuructural and functional features. Finally, we will try to explain the relations between these applications that were performed by someone called “ocak” and old Turkish belief system. Türk halk kültürü i��inde halk hekimliğinin ve bu çerçevedeki uygulamaların önemli bir yeri vardır. Türk kültürünün temel taşlarından birini oluşturan bu uygulamalar, Orta Asya’dan Anadolu’ya taşınmış, birtakım değişme ve gelişme göstererek günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Eski Türk inançlarının izlerini taşıyan sağaltma ocakları ve bunlara bağlı uygulamalar, Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi, Tarsus ve çevresinde de yaygın olarak devam etmektedir. Makalemizde, ilk olarak Tarsus ve çevresinde “ocak” veya “ocaklı” olarak kabul edilen kimselerin özellikleri ve “ocak” geleneğinin ne şekilde sürdürüldüğü konusunda bilgi vereceğiz. Daha sonra sağaltma ocakları ve bunlara bağlı uygulamaları tanıtıp, yapısal ve işlevsel özellikleri bakımından değerlendireceğiz. Son olarak da “ocak” olarak adlandırılan kimselerin yaptığı bu uygulamaların eski Türk inanç sistemiyle ilişkisini açıklamaya çalışacağız.

  5. Evre IV küçük hücreli dışı akciğer kanserinde serum vasküler endotelyal büyüme faktörü ve Bcl-2 düzeyleri ve aralarındaki ilişki

    National Research Council Canada - National Science Library

    TAŞ, Faruk; ÖZGÜL, Akif; YAZAR, Aziz; ÇAMLICA, Hakan; SOYDİNÇ, Hilal Oğuz; YILMAZ, Veysel; YASASEVER, Vildan; YAZAR, Esra Ertan

    2007-01-01

    ... amacımız evre III ve evre IV hücreli dışı akc iğer kans eri'nde (KHDAK) VEBF ve Bcl-2 düzeylerini ve aralarındaki olası ilişkiyi araştırmaktır. GEREÇ VE YÖNTEM Çalışmaya 28 evre III ve 24 evre IV KHDAK'li hasta ile kontrol grubuna...

  6. The natural history of surgically treated but radiotherapy-naïve nonfunctioning pituitary adenomas.

    LENUS (Irish Health Repository)

    O'Sullivan, Eoin P

    2009-11-01

    Transsphenoidal surgery is indicated for patients with nonfunctioning pituitary adenomas (NFPAs) causing compressive symptoms. Previous studies attempting to define the rate of recurrence\\/regrowth of surgically treated but radiation-naïve NFPAs were somewhat limited by selection bias and\\/or small numbers and\\/or lack of consistency of findings between studies. A better understanding of the natural history of this condition could allow stratification of recurrence risk and inform future management. We aimed to define the natural history of a large, mainly unselected cohort with surgically treated, radiotherapy (RT)-naïve NFPAs and to try to identify predictors of recurrence\\/regrowth.

  7. MARS APAREYİ VE KLİNİK UYGULAMASI- THE CLINICAL ASPECTS OF THE MARS APPLIANCE

    OpenAIRE

    Öztürk, Yıldız; erbay, elif

    2013-01-01

    Anahtar kelimeler: Herbst apareyi, Mars apareyi, Class II maloklüzyon, Fonksiyonel ortopedik tedaviMars apareyi, iskeletsel II. sınıf düzensizliklerin tedavisinde başarı ile kullanılan ve hasta işbirliğini gerektirmeyen sabit bir fonksiyonel aygıttır. Bu yazıda Mars apareyinin özelliklerinden söz edilerek, bu aparey ile tedavi edilen bir vakadan elde edilen klinik ve radyolojik bulgular bildirilmektedir.Key Words: Herbst appliance, Mars appliance, Class II malocclusion, Functional orthopedic ...

  8. Forskerspirer jagter ræve i marskens mørke

    DEFF Research Database (Denmark)

    Pedersen, Jens Christian

    2008-01-01

    Marie Skøt Hoelgaard og Katrine Meisner skriver specialer om ræve i Tøndermarsken. Det har betydet mange mørke nætter udendørs, unikke naturoplevelser og en snak med politiet. Udgivelsesdato: 18. juni......Marie Skøt Hoelgaard og Katrine Meisner skriver specialer om ræve i Tøndermarsken. Det har betydet mange mørke nætter udendørs, unikke naturoplevelser og en snak med politiet. Udgivelsesdato: 18. juni...

  9. İŞKOLİKLİK VE KARİYER TATMİNİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esra ULUKÖK

    2016-12-01

    Full Text Available Çalışanların örgütsel taleplerden daha fazla çalışması ve kendini işe adaması olarak ifade edilenişkoliklik kavramı, hem çalışanlar hem de örgütler açısından önemli bir konu olarak görülmesinerağmen ülkemizde bu konuda yapılan çalışmaların yeterli olmadığı görülmektedir. Bu çalışmanıntemel amacı, işkoliklik ile kariyer tatmini arasındaki ilişkiyi ve çalışmanın kapsamını oluşturanKırıkkale Üniversitesi’nde görev yapmakta olan akademik personelin çeşitli demografikdeğişkenler açısından kariyer tatmini ve işkoliklik düzeylerini tespit etmektir. Bu kapsamda,işkolikliği ölçmek amacıyla, Schaufeli, Taris ve Bakker (2006 tarafından geliştirilen ve Doğan veTel (2011 tarafından türkçeye uyarlanan kompulsif çalışma ve aşırı çalışma olmak üzere 2boyuttan oluşan DUWAS ölçeği, kariyer tatminini ölçmek için ise Greenhaus vd. (1990 tarafındangeliştirilen 5 maddelik ölçek kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; işkoliklik veişkolikliğin boyutlarından aşırı çalışma ve kompulsif çalışma boyutu ile kariyer tatmini arasındaanlamlı bir ilişki tespit edilememiştir.

  10. ICoVeR - an interactive visualization tool for verification and refinement of metagenomic bins.

    Science.gov (United States)

    Broeksema, Bertjan; Calusinska, Magdalena; McGee, Fintan; Winter, Klaas; Bongiovanni, Francesco; Goux, Xavier; Wilmes, Paul; Delfosse, Philippe; Ghoniem, Mohammad

    2017-05-02

    Recent advances in high-throughput sequencing allow for much deeper exploitation of natural and engineered microbial communities, and to unravel so-called "microbial dark matter" (microbes that until now have evaded cultivation). Metagenomic analyses result in a large number of genomic fragments (contigs) that need to be grouped (binned) in order to reconstruct draft microbial genomes. While several contig binning algorithms have been developed in the past 2 years, they often lack consensus. Furthermore, these software tools typically lack a provision for the visualization of data and bin characteristics. We present ICoVeR, the Interactive Contig-bin Verification and Refinement tool, which allows the visualization of genome bins. More specifically, ICoVeR allows curation of bin assignments based on multiple binning algorithms. Its visualization window is composed of two connected and interactive main views, including a parallel coordinates view and a dimensionality reduction plot. To demonstrate ICoVeR's utility, we used it to refine disparate genome bins automatically generated using MetaBAT, CONCOCT and MyCC for an anaerobic digestion metagenomic (AD microbiome) dataset. Out of 31 refined genome bins, 23 were characterized with higher completeness and lower contamination in comparison to their respective, automatically generated, genome bins. Additionally, to benchmark ICoVeR against a previously validated dataset, we used Sharon's dataset representing an infant gut metagenome. ICoVeR is an open source software package that allows curation of disparate genome bins generated with automatic binning algorithms. It is freely available under the GPLv3 license at https://git.list.lu/eScience/ICoVeR . The data management and analytical functions of ICoVeR are implemented in R, therefore the software can be easily installed on any system for which R is available. Installation and usage guide together with the example files ready to be visualized are also provided via

  11. Dieu et l'Homme dans le Microcosme de Maurice Scève

    OpenAIRE

    Antkowiak, Krystyna

    1990-01-01

    Poemat M. Scève'a nawiązuje poprzez swój tytuł do filozoficznej koncepcji człowieka jako mikrokosmosu, poprzez aluzje w tekście - do tradycji godności człowieka, poprzez opis stworzenia świata - do literatury heksameralnej, a poprzez wątek dramatyczny (historia człowieka od upadku po odkupienie) - do teatru religijnego (Jeu d'Adam). Ten ostatni element wydaje się najistotniejszy w poemacie Scève'a: moment, w którym Bóg mimo grzechu Adama czyni go kontynuatorem dzieła stworze...

  12. ATATÜRK DÖNEMİNDE BASIN VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esra OĞUZHAN

    2010-05-01

    Full Text Available Bireyin her türlü bilgi alma ve yayma özgürlüğü anlamına gelen basın özgürlüğü, geçmişten günümüze dek tartışılan bir konu olarak halen güncelliğini korumaktadır. Geçmişte dönemin dinî ve siyasî otoriteleri tarafından, kendi çıkarları doğrultusunda kullanılan bir araç olarak görülen bilgi edinme ve yayma özgürlüğü, günümüzde demokrasi ile yönetilen ülkelerde Anayasa tarafından belirlenen özgürlükler ve sınırlar çerçevesinde, herkese tanınmış bir hak olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada Atatürk döneminde basının yeri ve basın özgürlüğü konusu incelenmiştir. Osmanlı İmparatorluğumun dağılması ile birlikte, Atatürk' ün önderliğinde başlatılan Millî Mücadele, Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması ile sonuçlanmış ve yeni bir ülkenin temelleri atılmıştır. Bu süreçte basın, halkı bilinçlendirmede ve yönlendirmede önemli bir görev üstlenmiştir. Çalışmada durum analizi yöntemi kullanılarak, dönemin siyasî ve sosyal olaylarına bağlı olarak basın alanında yapılan çalışmalar incelenmiştir.

  13. Retroperitoneal kistik lenfanjiomada ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi bulguları

    OpenAIRE

    Ünlübay, D.; Uysal, S.; Kaçar, M.; Karaman, A.; Koşar, U.

    2002-01-01

    Retroperitoneal kistik lenfanjioma hayatın erken yıllarında, nadir görülen benign lenfatik sistem tümörüdür. Bu sunumda, radyolojik verilerle retroperitoneal kistik lenfanjioma düşünülen ve histopatolojik bulgularla doğrulanan bir olgunun, ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi bulguları tartışılmaktadır. Retroperitoneal lymphangiomas are uncommon benign tumors usually presenting in early life. In this report the ultrasonographic and computed tomographic findings suggestive of a ca...

  14. Almanca ve Türkçede Düz ve Dolaylı Tümleçler Direct And Indirect Objects In German And Turkish

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Umut BALCI

    2013-03-01

    distinction between directand indirect objects. Bu çalışmanın çıkış noktasını yabancı dil eğitiminde dört temel becerinin (dinleme, okuma, yazma, konuşma temel özellikleri ve bu becerilerin geliştirilmesi için kullanılabilecek yöntemler oluşturmaktadır. Dil öğrenimi dört temel becerinin eşit oranda kullanımı ve geliştirilmesine bağlı olmasına rağmen, bu çalışmada dilbilgisi öğretimi üzerine ağırlık verilmektedir. Özellikle konuşma ve yazma becerileriyle direk ilintili olan dilbilgisi öğretimi konusunda bazı yöntemlerde dil öğrenimini zorlaştıran gereksiz bilgilere yer verilmektedir. Bu noktadan hareketle bu çalışmada, dilbilgisinin alt konularından biri olan düz ve dolaylı tümleçlerin dilbilgisi kitaplarında ele alınış şekli üzerinde durulmaktadır.Nesneler, dilin kaynaşmalı, eklemeli ya da bükümlü oluşuna göre morfolojik, konumsal ya da yapısal olarak tanımlanan sözdizimsel işlevlerdir ve cümlede, yüklemin gösterdiği eylemle /oluşla /durumla ilgili olan kişi ya da konu olarak görünürler. Cümlede anlatılmak isteneni tümlerler, bu yüzden Türkçede tümleç diye adlandırılırlar. Geleneksel Türkolojide nesne, belirli ya da belirsiz akuzatif durumunda olabilen ve geçişli eylemi tümleyen cümle öğesi olarak tanımlanmaktadır. Almanca bilimsel dilbilgisi ile Türkçe bilimsel ve eğitsel dilbilgisi kitaplarında düz ve dolaylı tümleç ayrımı yapılmakta ve akuzatif tümleçler dolaylı tümleç, datif tümleçler ise düz / dolaysız tümleç olarak kabul edilmektedir. Ancak bu ayrım kimseye yaramamakta ve karışıklıklara neden olmaktadır; çünkü tutarlı ölçütlere dayanmamaktadır. Ayrıca Almanca öğretiminde düz tümleç / dolaylı tümleç ayrımı yapılmaz; buna karşılık Türkçe öğretiminde ve dilbilgisinde bu ayrıma çok önem verilmektedir. Tutarlı ölçütlere dayanmayan bu ayrım anadili Türkçe olan kişilerin yabancı dil öğrenimini de zorla

  15. Mısır'da Otoriter Rejimin Sürekliliği ve Ordu:"Arap Baharı" ve Sonrası Sürecin Analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Edip Asaf Bekaroğlu

    2016-04-01

    Full Text Available Mısır otoriter rejiminde ordu kurucu bir role sahiptir. Bununla birlikte tarihsel süreç içinde kazandığı siyasal pozisyon ve ekonomik gücü sayesinde sistem içinde gittikçe özerkleşen bir pozisyona evirilmiştir. Rejim, ordu ile cumhurbaşkanı arasındaki güçlü koalisyonla varlığını sürdüre gelmiştir. 25 Ocak 2011’de başlayan ayaklanma sürecinde sona eren bu koalisyon, Mübarek iktidarının yıkılmasının temel nedeni olmuştur. Ayaklanma sürecinin başlangıcında kararsız ve tutarsız görünen ordu, Mısır siyaseti ve ekonomisindeki imtiyazlı konumunu sürdürecek kontrollü bir geçişin önünü açmıştır. Bu anlamda Mübarek’in devrilişine göz yummak ile 3 Temmuz askeri darbesi aynı stratejinin parçalarıdır.

  16. DOMATES DOKU VE KÜF KARAKTERİSTİKLERİ, DOMATES ÜRÜNLERİNDE KÜF SAYIMI VE KÜFÜ AZALTMA OLANAKLARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Çetin KADAKAL

    2001-02-01

    Full Text Available Domates ve ürünlerinde en önemli kalite kriterlerinden biri, ürünün küf yüküdür. Domates ve ürünlerinde küf yükü; Howard küf sayım (HMC metoduna göre yapılmaktadır. Küf yükü, son ürünün hijyenik koşullarda üretilip üretilmediğini göstermesi açısından önemlidir. Küf yükünün maksimum sınırı ülkeden ülkeye değişmekle birlikte % 40-60 (pozitif alan arasındadır. Son yıllarda domates ve ürünlerinde ergosterol düzeyi küf yükü yerine yeni bir kriter olarak kabul edilmeye başlanmıştır.

  17. NEPOTİZM VE ÖRĞÜTSEL BAĞLILIK ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ VE BİR UYGULAMA

    OpenAIRE

    Atila KARAHAN; YILMAZ, Hüseyin

    2014-01-01

    Bu çalışmada çalışanların nepotizm algısının, üyesi oldukları örgüte olan bağlılıkları üzerine etkisi incelenmiştir. İş görenlerdeki nepotizm algısı; terfide kayırmacılık, işe alma sürecinde kayırmacılık ve işlem kayırmacılığı olmak üzere üç boyutta ele alınmıştır. Ayrıca Çalışanların işletmeye olan bağlılıkları da duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık olmak üzere üç farklı boyutta incelenmiştir. Bu çalışmada anket tekniği kullanılarak, nepotizm ve örgütsel bağlılık arasında...

  18. Antalya Körfezi ve civarındaki sert substratumda dağılım gösteren Polyplacophora ve Gastropoda türleri

    OpenAIRE

    Banu Bitlis Bakır; Bilal Öztürk

    2016-01-01

    Bu çalışma, Türkiye’nin Levant Denizi kıyılarında yer alan Antalya Körfezi ve civarında dağılım gösteren Polyplacophora ve Gastropoda türlerini tespit etmek için gerçekleştirilmiştir. İncelenen bentik materyal, kuadrat örnekleme yöntemiyle supralittoral ve mediolittoral zonların derinliklerinde yer alan kayalık, kırmızı alg ve kahverengi alglerden oluşan biyotop yapısına sahip, 14 farklı istasyondan alınmıştır. Elde edilen materyalin incelenmesi sonucunda Polyplacophora ve G...

  19. Ruminantlarda Kulak ve Kuyruk Kesme: Hayvan Refahı (Gönenci) Bakımından Dünyada ve Türkiye’deki Durumun Karşılaştırılması

    OpenAIRE

    Çağrı Çağlar SİNMEZ; YİĞİT, Ali; ÜLGER, İsmail; Yaşar, Aşkın

    2015-01-01

    Bu derlemede, sığır ve koyun yetiştiriciliğinde uygulanan kuyruk ve kulak kesme işlemleri nedeniyle oluşan fizyolojik vedavranışsal tepkilerin tanımlanması, hayvanlara yapılan bu işlemlerin bilimsel gerekliliğinin doğrulanması, yasal mevzuat vehayvan refahı (gönenci) açısından dünyadaki ve Türkiye’deki durumunun değerlendirilmesi amaçlandı. Bilimsel araştırmalarkoyunlarda kuyruk kesme uygulamasının hafif-orta şiddette akut ağrı ve davranışsal tepkilere yol açtığını ve sinek istilasınakarşı ko...

  20. The presence of alpha-catenin in the VE-cadherin complex is required for efficient transendothelial migration of leukocytes

    NARCIS (Netherlands)

    van Buul, J.D.; van Alphen, F.P.; Hordijk, P.L.

    2009-01-01

    The majority of the leukocytes cross the endothelial lining of the vessels through cell-cell junctions. The junctional protein Vascular Endothelial (VE)-cadherin is transiently re-distributed from sites of cell-cell contacts during passage of leukocytes. VE-cadherin is part of a protein complex

  1. Bor (B Toksisitesine Toleranslı ve Duyarlı Buğday Fidelerinde Bazı Fizyolojik ve Biyokimyasal Değişimlerin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aylin BAŞALP

    2014-07-01

    Full Text Available Bu çalışmada, iki buğday türüne ait iki genotipin (Triticum aestivum L. cv. Kıraç 66 ve Triticum durum Desf. cv. Kunduru 1149 bor (B toksisitesine tepkileri incelenmiştir. Sera koşullarında 6 hafta süreyle yetiştirilen fideler toprak yüzeyinden hasat edilmiştir. B toksisitesi uygulaması toprağa 0 (Kontrol, 10, 20, 30, 40 ve 50 mg/kg B eklenmesiyle gerçekleştirilmiştir. Denemeler sonunda B toksisitesi altındaki bitkilerde fide boyunun azaldığı, B miktarının arttığı, % kuru madde ve oransal su içeriğinde ise önemli bir değişikliğin olmadığı tespit edilmiştir. Serbest prolin miktarının Kıraç 66 ve Kunduru 1149 çeşitlerinde arttığı saptanmıştır. Glukoz miktarının Kıraç 66 çeşidinde 10, 30, 50 mg/kg B konsantrasyonlarında arttığı, Kunduru 1149 çeşidinde ise 20 mg/kg B konsantrasyonunda artarken 40 ve 50 mg/kg B konsantrasyonlarında azaldığı belirlenmiştir. Fruktoz miktarı Kıraç 66 çeşidinde 10, 20, 30, 40 mg/kg B konsantrasyonlarında, Kunduru 1149 çeşidinde ise 20 mg/kg'lık B uygulamasında artış göstermiştir. Sonuçlar, incelenen iki genotip arasında B toksisitesine toleransta önemli farklılıklar olduğunu ortaya koymaktadır.

  2. KARAGÖZ VE HACİVAT: BAŞKALDIRI VE İTAATİN YANSIMALARI / KARAGÖZ AND HACİVAT: PROJECTIONS OF SUBVERSION AND CONFORMANCE

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    ONUR AYKAÇ

    2016-12-01

    Full Text Available Bu yazı, James Smith’in Asian Theatre Journal’da 2004 yılında yayımladığı “Karagöz and Hacivat: Projections of Subversion and Conformance” adlı makalesinin tercümesidir. Smith, İslam dünyasında tiyatro temsillerinin tarihini kısaca anlattıktan sonra, sözü Türklerde karagöz, Yunanlarda karagiozis adıyla bilinen gölge oyunlarına getirir. Bu oyunlara dair kısa tanıtıcı bilgiler verdikten sonra, Peter Burke’ün Popular Culture in Early Modern Europe (Erken Modern Avrupa’da Popüler Kültür adlı eserinde hemen her karnavalda görüldüğünü söylediği “yemek, cinsellik ve şiddet” unsurlarına karagöz oyunlarından örnekler verir. Akabinde, gölge oyununu Mikhail Bakhtin’in dinsel eğlence teorisi çerçevesinde inceler. Bilhassa, sözü edilen teoride yer alan “bir maskaraya taç giydirilip kral yapılması ve karnavalın sonunda sahte kralın tahttan indirilmesi hadisesi” ile “Hacivat tarafından önemli bir mevkie getirildikten sonra çevresindekileri alt etmeye çalışan ve sonunda bütün gücü elinden alınan Karagöz’ün durumu” arasında ciddi bir benzerlik olduğu kanısına varır. Son aşamada, gölge oyununun, ezilen toplum kitlesinin özkimliğini yeniden oluşturmadaki rolüne değinerek, meseleyi Türk ve Yunan halkları üzerinden örneklendirir. Bu yazı, hem Batılı eğlence kuramlarının karagöz ve karagiozis oyunlarına uygulanmış olması, hem de bu oyunların yeni bir özkimlik oluşturmada nasıl bir görev üstlendiğini göstermesi bakımından önemlidir.

  3. Bir hastaneye başvuran annelerin D vitamini hakkındaki bilgileri ve kullanma tutumları

    OpenAIRE

    T, Çataklı; S, Taşar; M, Oğulluk; Y, Dallar Bilge

    2014-01-01

    Amaç: Bu çalışma, annelerin D vitamini hakkındaki bilgileri ve D vitamini kullanma tutumlarının değerlendirilmek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Ankara Eğitim ve Araştırma hastanesi sağlam çocuk polikliniğine Mart 2013-Nisan 2014 tarihleri arasında başvuran ve 0-3 yaş arasında çocuğu olan 476 anne çalışmaya alınmıştır. Yüz yüze anket metodu yöntemi kullanarak anneye ait sosyodemografik özellikler, D vitamini hakkındaki bilgileri ve kullanma tutumlarına ait sorular sorularak veriler to...

  4. Broad taxonomic characterization of Verticillium wilt resistance genes reveals an ancient origin of the tomato Ve1 immune receptor.

    Science.gov (United States)

    Song, Yin; Zhang, Zhao; Seidl, Michael F; Majer, Aljaz; Jakse, Jernej; Javornik, Branka; Thomma, Bart P H J

    2017-02-01

    Plant-pathogenic microbes secrete effector molecules to establish themselves on their hosts, whereas plants use immune receptors to try and intercept such effectors in order to prevent pathogen colonization. The tomato cell surface-localized receptor Ve1 confers race-specific resistance against race 1 strains of the soil-borne vascular wilt fungus Verticillium dahliae which secrete the Ave1 effector. Here, we describe the cloning and characterization of Ve1 homologues from tobacco (Nicotiana glutinosa), potato (Solanum tuberosum), wild eggplant (Solanum torvum) and hop (Humulus lupulus), and demonstrate that particular Ve1 homologues govern resistance against V. dahliae race 1 strains through the recognition of the Ave1 effector. Phylogenetic analysis shows that Ve1 homologues are widely distributed in land plants. Thus, our study suggests an ancient origin of the Ve1 immune receptor in the plant kingdom. © 2016 BSPP AND JOHN WILEY & SONS LTD.

  5. Triyas ve Jura sırasında Kosova’nın jeodinamik evrimi

    OpenAIRE

    ELEZAJ, Zenun

    2009-01-01

    Triyas ve Jura dönemlerinde, Kosova’da önemli jeolojik olaylar kaydedilmiştir. İlk kıtasal riftleşme Erken-Orta Triyas döneminde gerçekleşmiştir. Bunu, Korab-Pelogoniyen ve Peje-Drina-Ivanice mikro bloklarının doğuda Avrasya ve batıda Adria (Apulia) levhalarından ayrılmasıyla sonuçlanan kıtasal kırılma izlemiştir. Geç Anisiyen-Erken Jura, Vardar ve Mirdite-Gjakove–Dinar alanlarında havza farklılaşması ve okyanusal yayılma ile temsil edilmektedir. Okyanusal litosfer yavaş yayılan sırtlarda tür...

  6. Aspir (Carthamus tinctorius L.'in Büyüme ve Gelişme Dönemlerinde Vejetatif ve Genaratif Organlarda Kuru Madde Birikimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hasan BAYDAR

    2014-02-01

    Full Text Available Bu araştırma, Isparta ekolojik koşullarında yazlık olarak yetiştirilen aspir çeşitlerinin gelişme dönemlerine göre farklı bitki kısımlarında kuru madde (KM birikimini belirlemek amacıyla Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama alanında yürütülmüştür. Araştırmada Dinçer 5-118, Yenice 5-38, Remzibey 05 çeşitleri ve Gelendost 1 hattı materyal olarak kullanılmıştır. Çalışmada aspir genotiplerinin gelişme dönemlerine (rozetleşme, tomurcuklanma başı, tomurcuklanma, çiçekleme başı, çiçeklenme, tane dolum ve olgunlaşma göre vejetatif ve generatif organlarındaki kuru madde birikimi incelenmiştir. Toplam KM üretimi ve farklı bitki organlarındaki KM birikimi çeşitlere göre önemli farklılıklar göstermiştir. Olgunlaşma döneminde aspir genotiplerinde kuru maddenin %6.00-6.93'ü köklerde, %21.97-33.12'si sapta, %4.98-6.69'u yaprakta, %39.39-48.00'i tablada ve %15.58-19.96'sı tohumda biriktiği saptanmıştır. Genotipler arasında en yüksek tane KM birikimi Dinçer 5-118 çeşidinde, en düşük tane KM birikimi Gelendost 1 hattında (116 g/m2 tespit edilmiştir. Özellikle aspir ıslahında seleksiyon yaparken, vejetatif büyüme döneminde biriktirilen fotosentetik kuru maddenin önemli bir kısmını genetatif gelişme dönemi süresince sapları yerine tabla ve tohumlarında biriktiren genotiplere öncelik verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Aspir, Carthamus tinctorius L., Kuru Madde Birikimi, Gelişme Dönemleri

  7. Analysis of Naïve Bayes Algorithm for Email Spam Filtering across Multiple Datasets

    Science.gov (United States)

    Fitriah Rusland, Nurul; Wahid, Norfaradilla; Kasim, Shahreen; Hafit, Hanayanti

    2017-08-01

    E-mail spam continues to become a problem on the Internet. Spammed e-mail may contain many copies of the same message, commercial advertisement or other irrelevant posts like pornographic content. In previous research, different filtering techniques are used to detect these e-mails such as using Random Forest, Naïve Bayesian, Support Vector Machine (SVM) and Neutral Network. In this research, we test Naïve Bayes algorithm for e-mail spam filtering on two datasets and test its performance, i.e., Spam Data and SPAMBASE datasets [8]. The performance of the datasets is evaluated based on their accuracy, recall, precision and F-measure. Our research use WEKA tool for the evaluation of Naïve Bayes algorithm for e-mail spam filtering on both datasets. The result shows that the type of email and the number of instances of the dataset has an influence towards the performance of Naïve Bayes.

  8. Induced pluripotent stem cells derived from rabbits exhibit some characteristics of naïve pluripotency

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Pierre Osteil

    2013-05-01

    Not much is known about the molecular and functional features of pluripotent stem cells (PSCs in rabbits. To address this, we derived and characterized 2 types of rabbit PSCs from the same breed of New Zealand White rabbits: 4 lines of embryonic stem cells (rbESCs, and 3 lines of induced PSCs (rbiPSCs that were obtained by reprogramming adult skin fibroblasts. All cell lines required fibroblast growth factor 2 for their growth and proliferation. All rbESC lines showed molecular and functional properties typically associated with primed pluripotency. The cell cycle of rbESCs had a prolonged G1 phase and a DNA damage checkpoint before entry into the S phase, which are the 2 features typically associated with the somatic cell cycle. In contrast, the rbiPSC lines exhibited some characteristics of naïve pluripotency, including resistance to single-cell dissociation by trypsin, robust activity of the distal enhancer of the mouse Oct4 gene, and expression of naïve pluripotency-specific genes, as defined in rodents. According to gene expression profiles, rbiPSCs were closer to the rabbit inner cell mass (ICM than rbESCs. Furthermore, rbiPSCs were capable of colonizing the ICM after aggregation with morulas. Therefore, we propose that rbiPSCs self-renew in an intermediate state between naïve and primed pluripotency, which represents a key step toward the generation of bona fide naïve PSC lines in rabbits.

  9. Induced pluripotent stem cells derived from rabbits exhibit some characteristics of naïve pluripotency.

    Science.gov (United States)

    Osteil, Pierre; Tapponnier, Yann; Markossian, Suzy; Godet, Murielle; Schmaltz-Panneau, Barbara; Jouneau, Luc; Cabau, Cédric; Joly, Thierry; Blachère, Thierry; Gócza, Elen; Bernat, Agnieszka; Yerle, Martine; Acloque, Hervé; Hidot, Sullivan; Bosze, Zsuzsanna; Duranthon, Véronique; Savatier, Pierre; Afanassieff, Marielle

    2013-06-15

    Not much is known about the molecular and functional features of pluripotent stem cells (PSCs) in rabbits. To address this, we derived and characterized 2 types of rabbit PSCs from the same breed of New Zealand White rabbits: 4 lines of embryonic stem cells (rbESCs), and 3 lines of induced PSCs (rbiPSCs) that were obtained by reprogramming adult skin fibroblasts. All cell lines required fibroblast growth factor 2 for their growth and proliferation. All rbESC lines showed molecular and functional properties typically associated with primed pluripotency. The cell cycle of rbESCs had a prolonged G1 phase and a DNA damage checkpoint before entry into the S phase, which are the 2 features typically associated with the somatic cell cycle. In contrast, the rbiPSC lines exhibited some characteristics of naïve pluripotency, including resistance to single-cell dissociation by trypsin, robust activity of the distal enhancer of the mouse Oct4 gene, and expression of naïve pluripotency-specific genes, as defined in rodents. According to gene expression profiles, rbiPSCs were closer to the rabbit inner cell mass (ICM) than rbESCs. Furthermore, rbiPSCs were capable of colonizing the ICM after aggregation with morulas. Therefore, we propose that rbiPSCs self-renew in an intermediate state between naïve and primed pluripotency, which represents a key step toward the generation of bona fide naïve PSC lines in rabbits.

  10. Predicting Student Success: A Naïve Bayesian Application to Community College Data

    Science.gov (United States)

    Ornelas, Fermin; Ordonez, Carlos

    2017-01-01

    This research focuses on developing and implementing a continuous Naïve Bayesian classifier for GEAR courses at Rio Salado Community College. Previous implementation efforts of a discrete version did not predict as well, 70%, and had deployment issues. This predictive model has higher prediction, over 90%, accuracy for both at-risk and successful…

  11. YARATICI PROBLEM ÇÖZME VE MÜZİK EĞİTİMİ

    OpenAIRE

    Küpana, M. Nevra

    2016-01-01

    Yaratıcı problem çözme, yaratıcı düşüncenin varlığını gerektiren ve eleştirel düşünce, analitik düşünce gibi düşünce türlerinden de yararlanan bir yaklaşımdır. Problem çözme becerisinin geliştirilmesi eğitimin her kademesinde önem taşımaktadır.  Bu çalışmada müzik eğitiminde yaratıcı problem çözmenin yeri ve önemi üzerinde durularak yaratıcı problem çözmeyi geliştiren çeşitli yaklaşımlar ve stratejilere yer verilmiştir. Müzik eğitimi sürecinde besteleme, doğaçlama, dinleme ve performans aktiv...

  12. Biosorption of lead by Gram-ve capsulated and non-capsulated ...

    African Journals Online (AJOL)

    2005-07-03

    Jul 3, 2005 ... Saleh M Al-Garni. Biological Sciences Department, Faculty of Science, King Abdulaziz University, PO Box 80203, Jeddah 21589, Saudi Arabia. Abstract. The biosorption of lead by two Gram-ve bacteria, either non-capsulated (Citrobacter freundii ) or capsulated (Klebsiella pneumoniae) was characterised.

  13. Lgr5(+ve) stem/progenitor cells contribute to nephron formation during kidney development

    NARCIS (Netherlands)

    Barker, N.; Rookmaaker, M.B.; Kujala, P.; Ng, A.; Leushacke, M.; Snippert, H.; van de Wetering, M.; Tan, S.; van Es, J.H.; Huch, M.; Poulsom, R.; Verhaar, M.C.; Peters, P.J.; Clevers, H.

    2012-01-01

    Multipotent stem cells and their lineage-restricted progeny drive nephron formation within the developing kidney. Here, we document expression of the adult stem cell marker Lgr5 in the developing kidney and assess the stem/progenitor identity of Lgr5(+ve) cells via in vivo lineage tracing. The

  14. DIJKSTRA VE BELLMAN-FORD EN KISA YOL ALGORİTMALARININ KARŞILAŞTIRILMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    ÖZMEN EMRE DEMİRKOL

    2003-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada bilgisayar ağlarında kullanılan en temel iki algoritmanın, kullanım yöntemleri ve farkları araştırılmıştır. Bu iki algoritmanın., kullanıldığı yerler ve çalışma prensipleri in celenmiştir. �fatematikscl çözüınler üzerinde örnek uygulamalar ve çözümleri aniatılımştır. Çalışmaının temel amacı bilgisayar ağları üzerinde uzak noktalar arasındaki iletiş imlerde en kısa yolun hesaplanması ve bu hesapların güvenilirliğini ölçmektir. Bu çerçevede tespit edilmiştir ki, Bellman-Ford algoritmasın, özellikle geniş ağlardaki perforn1ansının büyük ölçüde tahınine dayalı olması nedeniyle, Dij kstra algoritması daha iyi sonuç vermektedir.

  15. Spontaneous resolution of a case of anti-retroviral treatmentnaïve ...

    African Journals Online (AJOL)

    The outcomes of some ARDs may be better in individuals with HIV when compared with individuals without HIV. Here we report the first case of spontaneous resolution of HIV-Associated Polymyositis (HAM) presenting with profound proximal muscle weakness occurring in a treatment-naïve patient with HIV and discuss the ...

  16. First-Year Medical Students' Naïve Beliefs about Respiratory Physiology

    Science.gov (United States)

    Badenhorst, Elmi; Mamede, Silvia; Abrahams, Amaal; Bugarith, Kishor; Friedling, Jacqui; Gunston, Geney; Kelly-Laubscher, Roisin; Schmidt, Henk G.

    2016-01-01

    The present study explored the nature and frequency of physiology naïve beliefs by investigating novices' understanding of the respiratory system. Previous studies have shown considerable misconceptions related to physiology but focused mostly on specific physiological processes of normal respiration. Little is known about novices' broader…

  17. Kentleşme ve Dile Yansıması

    OpenAIRE

    AKSAN, Doğan

    2015-01-01

    Bilindiği gibi kentleşme, bugün ülkemizde bütün açıklığıyla ortaya çıkan toplumsal, ekonomik ve kültürel bir olgudur. Toplumla ilgili her gelişmede olduğu gibi, bu olgunun da dile yansıması kaçınılmazdı. Kentleşmenin şehirlilik ve toplumdilbilim açısından ayrıntılarını ve değerlendirilmesini bu alanların uzmanlarına bırakmak gerekir. Burada değinmeden geçemeyeceğimiz bir nokta, nüfus artışına koşut olarak kentleşmenin özellikle son yıllarda durmadan artmış ve ken...

  18. KAMU SANAYİ VE ÜNİVERSİTE İŞBİRLİĞİ

    OpenAIRE

    Aydınol, Mahmut

    2012-01-01

    Hiçbir endüstriyel sorunu, endüstride çalışanlar tek başlarına kendi Ar-Ge kuruluşlarını kullanarak tam anlamıyla çözemezler. Hepsi bilimsel dünyayla kuvvetli bir haberleşme ve iletişim içinde olmalıdır. Bu durum, küçük orta ölçekli firmalar ve büyük endüstriyel kuruluşlar için de geçerlidir. Büyük Ar-Ge grupları olan şirketler, şirketin ilgi alanlarından ve hedeflerinden sapmaksızın yeni araştırma projeleri yürüterek üretimdeki ürünlerinin modifikasyonlarını ve iyileştirme yöntemlerini ...

  19. Cardiovascular risk factors in a treatment-naïve, human ...

    African Journals Online (AJOL)

    Felistas Mashinya

    immunodeficiency virus (HIV)-infected rural African people in Limpopo province. Design: This was a case .... Cardiovascular risk factors in a treatment-naïve, human immunodeficiency virus-infected rural population in Dikgale, South Africa. 192. Total cholesterol ..... Hattingh Z, Walsh C, Veldman FJ, Bester CJ. The metabolic ...

  20. Cortisol awakening response in drug-naïve panic disorder

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Jakuszkowiak-Wojten K

    2016-06-01

    Full Text Available Katarzyna Jakuszkowiak-Wojten, Jerzy Landowski, Mariusz S Wiglusz, Wiesław Jerzy Cubała Department of Psychiatry, Medical University of Gdansk, Gdansk, Poland Background: It is unclear whether hypothalamic–pituitary–adrenal axis is involved in the pathophysiology of panic disorder (PD. The findings remain inconsistent. Cortisol awakening response (CAR is a noninvasive biomarker of stress system activity. We designed the study to assess CAR in drug-naïve PD patients.   Materials and methods: We assessed CAR in 14 psychotropic drug-naïve outpatients with PD and 14 healthy controls. The severity of PD was assessed with Panic and Agoraphobia Scale. The severity of anxiety and depression was screened with Hospital Anxiety and Depression Scale.   Results: No significant difference in CAR between PD patients and control group was found. No correlations were observed between CAR and anxiety severity measures in PD patients and controls.   Limitations: The number of participating subjects was relatively small, and the study results apply to nonsuicidal drug-naïve PD patients without agoraphobia and with short-illness duration. There was a lack of control on subjects’ compliance with the sampling instructions.  Conclusion: The study provides no support for elevated CAR levels in drug-naïve PD patients without agoraphobia. Keywords: panic disorder, PD, CAR, cortisol awakening response, HPA axis, hypothalamic–pituitary–adrenal axis

  1. Endüstride Su Güvenliği, Dezenfeksiyon ve Sanitasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayla ÜNVER

    2011-01-01

    Full Text Available Gelişmekte olan ülkelerde, her yıl suyla bulaşan hastalıklar yüzünden milyonlarca kişi ölmekte, milyarlarca kişi de hasta olmaktadır. Dünya nüfusunun artması sonucu, içme ve kullanma suyu ihtiyacı hızla artmıştır. Ayrıca çevre kirliliği su kaynaklarında kirlenmeye sebep olmuştur. Su endüstride en çok kullanılan hammaddelerden biridir. Su kalitesi standartları ülke yönetimleri ve uluslararası standartlarca belirlenir. Suyun saflaştırılması; istenmeyen kimyasalların, diğer materyallerin ve biyolojik kontaminantların sudan uzaklaştırılması prosesidir. Su saflaştırma, sağlıklı dağıtım sistemleri, su dezenfeksiyon prosesleri, medikal, gıda sektörü, kimyasal ve endüstriyel uygulamalar için önemli gerekliliklerdir.

  2. Enzalutamide in Men with Chemotherapy-naïve Metastatic Castration-resistant Prostate Cancer

    DEFF Research Database (Denmark)

    Beer, Tomasz M; Armstrong, Andrew J; Rathkopf, Dana

    2017-01-01

    Enzalutamide significantly improved radiographic progression-free survival (rPFS) and overall survival (OS) among men with chemotherapy-naïve metastatic castration-resistant prostate cancer at the prespecified interim analysis of PREVAIL, a phase 3, double-blind, randomized study. We evaluated...

  3. The impact of naïve advice and observational learning in beauty-contest games

    NARCIS (Netherlands)

    Kocher, M.; Sutter, M.; Wakolbinger, F.

    2007-01-01

    We study the impact of advice or observation on the depth of reasoning in an experimental beauty-contest game. Both sources of information trigger faster convergence to the equilibrium. Yet, we find that subjects who receive naïve advice outperform uninformed subjects ermanently, whereas subjects

  4. TeVeS/MOND is in harmony with gravitational redshifts in galaxy clusters

    NARCIS (Netherlands)

    Bekenstein, Jacob D.; Sanders, Robert H.

    Wojtak, Hansen & Hjorth have recently claimed to confirm general relativity (GR) and to rule out the tensor-vector-scalar (TeVeS) gravitational theory based on an analysis of the gravitational redshifts of galaxies in 7800 clusters. However, their ubiquitous modelling of the sources of cluster

  5. Undernutrition and anaemia among HAART-naïve HIV infected ...

    African Journals Online (AJOL)

    Introduction: Case control studies that assess the burden and factors associated with undernutrition and anaemia among HAART naïve HIV infected children in Nigeria is very sparse. This will help to formulate nutritional programs among these children. Methods: Seventy HAART naive HIV infected children aged 18 months ...

  6. HIV integrase variability and genetic barrier in antiretroviral naïve and experienced patients

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Comolli Giuditta

    2011-03-01

    Full Text Available Abstract Background HIV-1 integrase (IN variability in treatment naïve patients with different HIV-1 subtypes is a major issue. In fact, the effect of previous exposure to antiretrovirals other than IN inhibitors (INI on IN variability has not been satisfactorily defined. In addition, the genetic barrier for specific INI resistance mutations remains to be calculated. Methods IN variability was analyzed and compared with reverse transcriptase (RT and protease (PR variability in 41 treatment naïve and 54 RT inhibitor (RTI and protease inhibitor (PRI experienced patients from subjects infected with subtype B and non-B strains. In addition, four HIV-2 strains were analyzed in parallel. Frequency and distribution of IN mutations were compared between HAART-naïve and RTI/PI-experienced patients; the genetic barrier for 27 amino acid positions related to INI susceptibility was calculated as well. Results Primary mutations associated with resistance to INI were not detected in patients not previously treated with this class of drug. However, some secondary mutations which have been shown to contribute to INI resistance were found. Only limited differences in codon usage distribution between patient groups were found. HIV-2 strains from INI naïve patients showed the presence of both primary and secondary resistance mutations. Conclusion Exposure to antivirals other than INI does not seem to significantly influence the emergence of mutations implicated in INI resistance. HIV-2 strain might have reduced susceptibility to INI.

  7. Orbital frontal cortex in treatment naïve pediatric obsessive-compulsive disorder

    OpenAIRE

    MacMaster, Frank; Vora, Anvi; Easter, Phillip; Rix, Carrie; Rosenberg, David

    2010-01-01

    The orbital frontal cortex (OFC) has been implicated in obsessive-compulsive disorder (OCD). Twenty-eight treatment-naïve pediatric OCD patients and twenty-one controls were examined using magnetic resonance imaging. OCD patients had larger right but not left OFC white matter volume than controls. This is fresh evidence implicating white matter in OCD.

  8. Haematological aspects of antiretroviral naïve HIV patients in a ...

    African Journals Online (AJOL)

    There was a no significant correlation between the lymphocyte count and the CD4+ cell count. This study establishes local standard values for haematological indices including CD4+ cell count in naïve HIV infected Nigerians. International Journal of Biological & Chemical Sciences Vol. 1 (2) 2007: pp. 176-180 ...

  9. NetRaVE: constructing dependency networks using sparse linear regression

    DEFF Research Database (Denmark)

    Phatak, A.; Kiiveri, H.; Clemmensen, Line Katrine Harder

    2010-01-01

    NetRaVE is a small suite of R functions for generating dependency networks using sparse regression methods. Such networks provide an alternative to interpreting 'top n lists' of genes arising out of an analysis of microarray data, and they provide a means of organizing and visualizing the resulting...... information in a manner that may suggest relationships between genes....

  10. Urine osmolality in treatment-naïve HIV-positive subjects in ...

    African Journals Online (AJOL)

    Only high‑density lipoprotein cholesterol (HDL) predicted dilute urine, whereas BMI, spot urine protein, 24‑h urine protein, spot urine creatinine, serum HDL, and CD4 cell count predicted concentrated urine. Conclusion: The prevalence of dilute urine was high among the treatment‑naïve HIV subjects. Abnormalities of serum ...

  11. Characterization of naïve, memory and effector T cells in progressive multiple sclerosis

    DEFF Research Database (Denmark)

    Nielsen, Birgitte Romme; Ratzer, Rikke; Börnsen, Lars

    2017-01-01

    We characterized naïve, central memory (CM), effector memory (EM) and terminally differentiated effector memory (TEMRA) CD4+ and CD8+ T cells and their expression of CD49d and CD26 in peripheral blood in patients with multiple sclerosis (MS) and healthy controls. CD26+ CD28+ CD4+ TEMRA T cells were...

  12. Sequential Therapy for Helicobacter pylori Infection in Treatment-naïve Children

    NARCIS (Netherlands)

    Schwarzer, Andrea; Bontems, Patrick; Urruzuno, Pedro; Kalach, Nicolas; Iwanczak, Barbara; Roma-Giannikou, Elefteria; Sykora, Josef; Kindermann, Angelika; Casswall, Thomas; Cadranel, Samy; Koletzko, Sibylle

    2016-01-01

    The goal of first-line Helicobacter pylori therapy is to reach an eradication rate of 90% to avoid further investigations, antibiotic use, and spreading of resistant strains. To evaluate the eradication rate of high-dose sequential therapy in treatment-naïve children and to assess factors associated

  13. Asi Nehri (Hatay, Türkiye Cladocera ve Copepoda (Crustacea Faunası.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Münir Ziya Lugal Göksu

    2015-12-01

    Full Text Available Bu araştırmada, Doğu Akdeniz Bölgesinin önemli bir akarsuyu olan Asi Nehri’nin, Hatay (Türkiye sınırları içinde kalan bölümündeki Kopepoda ve Kladosera (Crustacea faunası, 1 yıl süreyle (1996 Eylül - 1997 Ağustos kalitatif yönden incelenmiştir. Örnekler, çalışma alanındaki 5 istasyondan aylık dönemlerde, göz açıklığı 60 µm olan plankton kepçesi ile toplanmış ve %4’lük formaldehit ile korunmuştur. Araştırmada, Kladosera grubuna dahil 15 tür ve Kopepoda grubuna dahil 7 tür olmak üzere, toplam 22 tür tanımlanmıştır. Kladosera grubundan Bosmina longirostris (O.F.Muller, 1785 yılın büyük bölümünde; Kopepoda grubundan Nitocra hibernica (Brady, 1880 12 ay süresince ve Cyclops vicinus Uljanıne, 1975 türü ise 11 ay boyunca gözlenmiştir

  14. Dokuma Karbon Elyaf Takviyeli Karbon Nano Tüp-Epoksi Kompozit Malzemelerin Mekanik ve Termal Karakterizasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazife KORKMAZ

    2016-06-01

    Full Text Available Bu çalışmada karbon elyaf takviyeli-karbon nano tüp ile modifiye edilmiş epoksi kompozit malzemelerin üretilmesi ve üretilen kompozit malzemelerin mekanik, termal ve kırılma yüzeylerinin karakterizasyonu hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda matris elemanı olarak çok katmanlı karbon nano tüp içeren epoksi nano kompozit, dokuma karbon kumaş ise 4/4 dimi takiveye elemanı olarak kompozit malzeme üretiminde kullanılmıştır. Çalışma kapsamında ayrıca, karbon nano tüp ile matris modifikasyonu işleminin etkisini belirlemek için saf epoksi reçine sisteminin matris malzemesi olarak kullanıldığı kompozit numuneleri de üretilmiştir. Üretilen kompozitlerde karbon nano tüp ile matris modifikasyonu işleminin mekanik performans özellikleri üzerindeki etkisi çekme, eğilme ve düzlem içi kayma testleri ile değerlendirilmiştir. Kompozit malzemlerin termal karakterizasyonu ise simültane termal analiz ünitesinde (TG-DTG/TG-DSC/TG, diferansiyel termal gravimetre (TG-DTG ve diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC analizleri ile yapılmıştır. Çekme testi sonucu kırılmış veya hasarlı parçalardan optik mikroskop ve taramalı elektron mikroskobu (SEM cihazı ile alınan yüzey görüntüleri incelenerek kompozit malzemelerde hasar ilerleme mekanizmaları tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, epoksi reçine sistemine karbon nano tüp dispersiyonu ile karbon elyaf takviyeli polimerik kompozit malzemelerin mekanik ve termal özelliklerinde iyileşmeler sağlandığını göstermektedir. Ayrıca, SEM ve optik mikroskop görüntüleri de mekanik karakterizasyon aşamasında elde edilen kompozit malzeme performans iyileşmesini desteklemektedir.

  15. YAZILIM TEKRAR KULLANIMI VE NESNEYE YÖNELİK YAKLAŞIM

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halil ŞENGONCA

    1995-02-01

    Full Text Available Yazılımın tekrar kullanımı, bir yazılım sisteminin geliştirilmesinde kullanılan bilginin ve ürünlerin, başka bir yazılım sistemi için kullanılmasıdır. Yazılımın tekrar kullanımı için kaynak kod bileşenlerinden oluşan bir kütüphane ve karmaşık sistemlerin bu yapı bloklarından oluşturulması fikri, ilk olarak 1968'te Dough McIlroy tarafından önerilmiştir. Günümüzde programlama dilleri, kullanılan teknikler ve araçlar çok değişmesine rağmen yazılımın tekrar kullanımı yazılım geliştirme maliyetlerini azaltmak ve kaliteyi yükseltmek için hala bir çözüm olarak görülmektedir. Nesneye yönelik programlama, kalıtım, koruma gibi özellikleriyle, kaynak kod bileşenlerinin oluşturulmasını ve kullanımını desteklemektedir. Yine de yazılım tekrar kullanımını bir kuruluş düzeyinde gerçekleştirmek için planlı ve koordineli bir programa gereksinim vardır. Bu makalede, yazılım tekrar kullanımı tanımlanmış ve nesneye yönelik yaklaşım ile yazılım tekrar kullanımını amaçlayan bir yazılım geliştirme süreci tanıtılmıştır. Ayrıca bir kuruluşun yazılım tekrar kullanımını kurumsallaştırma süreci için bir strateji önerilmiştir.

  16. Muş İlinde Tekrarlayan Gebelik Kayıpları İle Mthfr C677t ve A1298c ve Pai-1 4g/5g Polimorfizmleri Arasındaki İlişki ve Alel rekansları

    OpenAIRE

    BAYRAM, Banu; KILIÇÇI, Çetin; BOZARI, Sedat; ÖNLÜ, Harun; ŞAHİN, Fezan

    2015-01-01

    Amaç: Bu çalışmada plazminojen aktivator inhibitör tip1 geni 4G/5G ile metilentetrahidrofolat redüktaz geni C677T ve A1298C polimorfizmlerinin Muş ilinde tekrarlayan gebelik kayıpları ile arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve alel frekanslarının saptanması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Genomik DNA tekrarlayan gebelik kayıpları olan 34 hasta ve 34 sağlıklı kontrolün kan örneklerinden izole edilmiştir. DNA PAI-1 geni 4G/5G polimorfizmi için 4G ve 5G spesifik primerler ile amplifiye edilerek, M...

  17. Gabriel Tarde ve Medya-Toplum İlişkisini Yeniden Keşfetmek

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Murat Sadullah Çebi

    2013-09-01

    Full Text Available ÖzBu çalışmanın amacı, Fransız sosyolog Gabriel Tarde’ın geliştirdiği ‘kamusal alan modeli’ üzerinden medya ve toplum ilişkisini yeniden keşfetmek, anlamak ve açıklamaktır. Tarde’ın kamusal alan modeli, karşılıklı etkileşen dört unsurdan oluşur: Basın, sohbet, kamuoyu, eylem. Tarde, modern toplumda basına önemli işlevler yükler. Tarde’a göre basın; bilgili, eleştirel ve rasyonel bir kamunun ortaya çıkmasını ve gelişmesini sağlamıştır. İkinci olarak; kahvehane ve salonlarda cereyan eden bir kamusal tartışma ve müzakere biçimine, yani sohbetlere zemin oluşturmuştur. Üçüncü olarak; kamuoyunu dillendirmiş ve oluşturmuştur. Dördüncü olarak; bireylerin sosyal, politik ve ekonomik süreçlerdeki seçim ve kararlarını etkilemiştir. Nihayetinde, zihinlerde hayalî bir kurgu olarak millet ve milliyet fikrini oluşturmuştur. Araştırmada; Tarde’ın kamusal alan modelinin, iletişim biliminde ‘iki aşamalı iletişim akışı modeli’ olarak bilinen ‘sınırlı medya etkileri modeli’nin ilk örneklerinden biri olduğu sonucuna ulaşılacaktır. AbstractThe purpose of this study is to rediscover, to understand and to interpret, relationships between the mass media and society through public sphere model developed by French sociologist Gabriel Tarde. Tarde’s public sphere model consists of four elements: Press, conversation, public opinion and action. Tarde attributed important roles to press in modern society. Firstly, according to Tarde press provided to emerge and to develop of a knowledgeable, critical and rational public. Secondly, it formed a basis for public discussions and deliberations, in other words for conversations that took place in coffee houses and saloons. Thirdly, it expressed and created public opinion. Fourthly, it determined choices and decisions of people in social, economic and political processes. Lastly, it created the idea of nation and nationality

  18. Atatürk ve Güzel Sanatlar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nurgün Koç

    2012-06-01

    Full Text Available ÖzetBilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından kısa süre sonra hemen hemen her alanı kapsayan bir reform süreci başlatılmıştır. Bu yenilik hareketleri sosyal, siyasal, ekonomik vb. alanlarda görüldüğü gibi kültürel konularda da karşımıza çıkmaktadır. Atatürk kültürün önemli unsurlarından biri olan güzel sanatlardaki gelişime çok önem vermiş ve teşvik etmiştir. Uygar ülkeler arasına girmenin güzel sanatlar alanındaki başarılara bağlı olduğunu belirtmiştir. Bu yüzden 1936 yılında Devlet Konservatuarı kurulmuş, sahne sanatları, resim, müzik, heykel v.b güzel sanatların her alanında sanatçıların yetişmesi sağlanmıştır. Bu arada geleneksel sanatlara da önem verilmiş fakat Batılılaşma sürecinin hızıyla biraz geri planda kalmışlardır.Abstract As known, soon after Turkish Republic was founded, a reform process covering almost all fields was launched. These reform movements are also seen in cultural issues as well as in social, political and economic fields. Ataturk attached great importance to the development in fine arts which is one of the important elements of the culture and encouraged it. He stated that entering into civilized countries is up to the achievements in the field of fine arts. Therefore, state conservatory was founded in 1936 and artists in all fields of fine arts like performing arts, painting, music, sculpture were raised. Meanwhile, traditional arts were also emphasized, but remained a bit in the background because of fast process of Westernization. RésuméComme on le sait, peu de temps après la fondation de la République de Turquie, le processus de réforme a été lancé dans presque tous les domaines. Ces mouvements d’innovation apparaissent dans les domaines culturels ainsi que dans les domaines sociaux, politiques et économiques. Atatürk a aussi accordé une grande importance au développement des beaux-arts qui sont un des

  19. Atatürk ve Güzel Sanatlar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nurgün Koç

    2012-07-01

    Full Text Available Özet Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından kısa süre sonra hemen hemen her alanı kapsayan bir reform süreci başlatılmıştır. Bu yenilik hareketleri sosyal, siyasal, ekonomik vb. alanlarda görüldüğü gibi kültürel konularda da karşımıza çıkmaktadır. Atatürk kültürün önemli unsurlarından biri olan güzel sanatlardaki gelişime çok önem vermiş ve teşvik etmiştir. Uygar ülkeler arasına girmenin güzel sanatlar alanındaki başarılara bağlı olduğunu belirtmiştir. Bu yüzden 1936 yılında Devlet Konservatuarı kurulmuş, sahne sanatları, resim, müzik, heykel v.b güzel sanatların her alanında sanatçıların yetişmesi sağlanmıştır. Bu arada geleneksel sanatlara da önem verilmiş fakat Batılılaşma sürecinin hızıyla biraz geri planda kalmışlardır. Ataturk and Fine Arts Abstract As known, soon after Turkish Republic was founded, a reform process covering almost all fields was launched. These reform movements are also seen in cultural issues as well as in social, political and economic fields. Ataturk attached great importance to the development in fine arts which is one of the important elements of the culture and encouraged it. He stated that entering into civilized countries is up to the achievements in the field of fine arts. Therefore, state conservatory was founded in 1936 and artists in all fields of fine arts like performing arts, painting, music, sculpture were raised. Meanwhile, traditional arts were also emphasized, but remained a bit in the background because of fast process of Westernization. Atatürk et Les Beaux-Arts Résumé Comme on le sait, peu de temps après la fondation de la République de Turquie, le processus de réforme a été lancé dans presque tous les domaines. Ces mouvements d’innovation apparaissent dans les domaines culturels ainsi que dans les domaines sociaux, politiques et économiques. Atatürk a aussi accordé une grande importance au d

  20. Rabies virus infection in Eptesicus fuscus bats born in captivity (naïve bats.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    April D Davis

    Full Text Available The study of rabies virus infection in bats can be challenging due to quarantine requirements, husbandry concerns, genetic differences among animals, and lack of medical history. To date, all rabies virus (RABV studies in bats have been performed in wild caught animals. Determining the RABV exposure history of a wild caught bat based on the presence or absence of viral neutralizing antibodies (VNA may be misleading. Previous studies have demonstrated that the presence of VNA following natural or experimental inoculation is often ephemeral. With this knowledge, it is difficult to determine if a seronegative, wild caught bat has been previously exposed to RABV. The influence of prior rabies exposure in healthy, wild caught bats is unknown. To investigate the pathogenesis of RABV infection in bats born in captivity (naïve bats, naïve bats were inoculated intramuscularly with one of two Eptesicus fuscus rabies virus variants, EfV1 or EfV2. To determine the host response to a heterologous RABV, a separate group of naïve bats were inoculated with a Lasionycteris noctivagans RABV (LnV1. Six months following the first inoculation, all bats were challenged with EfV2. Our results indicate that naïve bats may have some level of innate resistance to intramuscular RABV inoculation. Additionally, naïve bats inoculated with the LnV demonstrated the lowest clinical infection rate of all groups. However, primary inoculation with EfV1 or LnV did not appear to be protective against a challenge with the more pathogenic EfV2.

  1. Rabies Virus Infection in Eptesicus fuscus Bats Born in Captivity (Naïve Bats)

    Science.gov (United States)

    Davis, April D.; Jarvis, Jodie A.; Pouliott, Craig; Rudd, Robert J.

    2013-01-01

    The study of rabies virus infection in bats can be challenging due to quarantine requirements, husbandry concerns, genetic differences among animals, and lack of medical history. To date, all rabies virus (RABV) studies in bats have been performed in wild caught animals. Determining the RABV exposure history of a wild caught bat based on the presence or absence of viral neutralizing antibodies (VNA) may be misleading. Previous studies have demonstrated that the presence of VNA following natural or experimental inoculation is often ephemeral. With this knowledge, it is difficult to determine if a seronegative, wild caught bat has been previously exposed to RABV. The influence of prior rabies exposure in healthy, wild caught bats is unknown. To investigate the pathogenesis of RABV infection in bats born in captivity (naïve bats), naïve bats were inoculated intramuscularly with one of two Eptesicus fuscus rabies virus variants, EfV1 or EfV2. To determine the host response to a heterologous RABV, a separate group of naïve bats were inoculated with a Lasionycteris noctivagans RABV (LnV1). Six months following the first inoculation, all bats were challenged with EfV2. Our results indicate that naïve bats may have some level of innate resistance to intramuscular RABV inoculation. Additionally, naïve bats inoculated with the LnV demonstrated the lowest clinical infection rate of all groups. However, primary inoculation with EfV1 or LnV did not appear to be protective against a challenge with the more pathogenic EfV2. PMID:23741396

  2. 8051 Mikrodenetleyicili Bir Sumo Robot Tasarımı ve Uygulaması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet ALBAYRAK

    2009-04-01

    Full Text Available Bu çalısmada, 8051 mikrodenetleyici kontrollü bir sumo robotun mekanik tasarımı, kontrol kartı ve yazılımı gerçeklestirilmistir. Robot, yarısma ve egitim amaçlı tasarlandıgı için hücum amaçlı strateji içeren yazılım gelistirilerek yüklenmistir. 8051 mikrodenetleyici içindeki kontrol yazılımı PC 'nin seri portuna baglı mikrodenetleyici programlama kartına takılıp, kolaylıkla güncellenebildigi için yazılım stratejisi her yarısma için degistirilebilir niteliktedir. Microdenetleyici yazılımı μVision Keil derleyicisinde C kodu kullanılarak hazırlanmıstır. Mekanik tasarım asamasında robot dıs yüzeyinin darbelere dayanıklı malzemeden seçilmesine ve tekerleklerin sürtünmesinin fazla (kaymaz olmasına özen gösterilmistir. Robotun gücünü belirlenen agırlık sınırları içinde en fazla hale getirebilmek için 4 ayrı disli DC motor ve 4 amperlik akü kullanılmıstır. Rakip algılama mesafe sensörü ve kontrast sensörü (beyaz algılama seçiminde cevap verme süresi çok az olan sensörler tercih edilmistir.

  3. 65 Yaş ve Üzeri Bireylerin Depresyon ve Malnutrisyon Durumları Arasındaki İlişki

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elçin Balcı

    2012-04-01

    Full Text Available Amaç: Ülkemizde yaşlı nüfus artmakta ve yaşlılık dönemi sorunları da giderek önem kazanmaktadır. Yaşlı bireylerin zihinsel sağlıkları ve beslenme durumları birbiriyle ilişkilidir ve özenle ele alınmalıdır. Bu çalışmada 65 yaş üstü bireylerde depresyon ve malnutrisyon oranları, depresyonu etkileyen faktörler ve malnutrisyon-depresyon ilişkisi araştırılmıştır. Yöntem: Çalışma; Kayseri ili Hacılar ilçesinde 65 yaş ve üzerinde olan 101 kişide yapılmıştır. Olası depresyon tanımlaması için Geriatrik Depresyon Ölçeği (GDÖ, beslenme durumu tespiti için Mini Nutrisyon Anketi (MNA, yüz yüze görüşme yöntemiyle sorgulanmıştır. Bulgular: Araştırmaya alınan 101 kişinin yaş ortalaması 73.63 ± 5.74 (min:65-max:94 yıldır. Grubun %83.2’si halen kendi evinde yaşamakta olup, %74.3’ünde en az bir kronik hastalık mevcuttur. Depresyon puanlarına göre %7.9’unun depresif yakınmaları mevcuttur. Depresyon puanı ortalaması: 10,26 ± 5,48 (min:1-max:23 dir. Kadınlarda, aylık ortalama eğitim ve geliri düşük olanlarda, kronik hastalığı olanlarda, diyet uygulayanlarda depresyon puanları daha yüksektir. Beslenme puanlarına göre %4.0’ünde malnutrisyon, %66.3’ünde malnutrisyon riski mevcuttur. Depresyon puanı ile yeme puanı arasında ilişki vardır. Beslenme puanı düştükçe (malnutrisyon, depresyon puanı (depresyona doğru artmaktadır. Sonuç: Depresyon puanları kadınlarda, düşük eğitim ve gelir düzeyi olanlarda, kronik hastalık varlığında ve beslenmesi kötü olan yaşlı bireylerde yüksekti. Yaşlılık döneminde depresyon ve beslenme bozukluklarının birbirine yol açabilen durumlar olarak çok yönlü ele alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, depresyon, malnutrisyon The Relationship between Malnutrition and Depression in People Aged Over 65 Years Objective: The nutritional status and mental health of

  4. Orman Kaynaklarının Konumsal ve Zamansal Değişiminin Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama Teknikleri İle İrdelenmesi: İnayet ve Yenice Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali İhsan KADIOĞULLARI

    2009-04-01

    Full Text Available Orman ekosistemlerinin sürdürülebilir planlaması ve isletilmesi için, geçmisteki durumlarıyla birlikte orman kaynaklarının zamansal degisimlerinin ve buna etki eden faktörlerin anlasılması oldukça önemlidir. İnayet ve Yenice Orman İşletme Seflikleri'nde (32 660 ha, orman kaynaklarının degisimi zamansal ve konumsal olarak incelenmistir. Çalısma kapsamında, alanın 1987-2001 yılı Landsat uydu görüntüleri sınıflandırılmıs ve 1972, 1993, 2004 yılı mescere tipleri haritaları Cografi Bilgi Sistemleri (CBS ile sayısallastırılarak konumsal analizleri yapılmıstır. Ayrıca, orman kaynaklarının konumsal yapısındaki (orman parçalarının sayı ve konumsal dagılımları değişimi FRAGSTATSTM programı ile belirlenmistir. Ormanlık alanlarda amenajman planları mescere haritasına göre 1972 ve 1993 yılları arasında %3.61; 1987 ve 2001 yılları arasında da %4.74, 1993 ve 2004 yılları arasında %3.37; 1972 ve 2004 yılları arasında %7.10 oranında artış olmustur. Ormanlık alanların kapalılıgı artması nedeniyle kalitesi artmıs ve “c, cd” çag sınıfındaki alan artısı sebebiyle ise orta yaslı bir yapıya dogru ilerlemistir. Konumsal yapı bakımından incelendiginde; dogal gençlestirme, agaçlandırma çalısmaları, yogun orman kullanımı, yasadısı kullanım, yerlesim alanlarının artması ve düz alanlardaki altyapısal gelismeler nedeniyle ortalama orman parça alanı (MPS ve en büyük parça indeksi (LPI azalmıs, parça sayısı (NP ve ormanların parçalılıgı genel olarak artmıstır. Ayrıca, 1972 ve 2001 döneminde arazi kullanımı demografik dinamiklere ragmen ve uygun ormancılık faaliyetlerine baglı olarak ormancılık lehine gelisme göstermistir. Demografik hareketliliginin genelde ilçe merkezinde olması, köy merkezlerinde (kırsal kesimde nüfusun fazla degismemesi nedeniyle orman yapısının degisiminde kısmen etkili oldugu belirlenmistir. Sonuçta; orman

  5. Tüketim Toplumlarında Kentsel Dönüşüm Projelerinin ve Çevre-Toplum Anlayışının Sosyolojik Analizi / A Sociological Analysis of the Urban Transformation Projects and the Perception of the Environment and Society in the Consumption Societies

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    ALI FATIH UYSAL

    2012-12-01

    Full Text Available İnsanoğlu var olduğundan bu yana sürekli olarak doğal çevre ile etkileşim içerisinde olmuştur. İlk dönemlerde insanlar çevrenin bir parçası olan insan, daha sonra onu kirletir hale gelmiştir. Son zamanlarda çevreyle ilgili artan sorunları giderebilmek için sürdürülebilir kalkınma/gelişme adı altında birçok proje geliştirilmesine rağmen, çalışmaların yetersiz kaldığı gözlenmektedir. Bunun en önemli nedeni ise insan-doğa ilişkilerinin pazar mekanizması içerisinde düzenlenmesi, arazi kullanmada verimlilik-sosyal adalet-çevre korunması üçlüsündeki bilinen çelişkiyi doğurmasıdır. Örneğin, Türkiye’de kentsel alanları şekillendiren 3194 sayılı imar kanunu ile ortak amaçları olan 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda, belediyelerin kentsel fiziki kalitenin yüksek değerlerde olmasına yönelik çalışmalar yapması gerektiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda günümüzde yoğun gündem konusu olan kentsel dönüşümün vadettiği kentsel çevre ile mevcut olan sosyal-kültürel değişim karşılaştırılmalı olarak ele alınmıştır. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, insan-çevre ilişkilerinin kısa bir tarihi, bu ilişkilerin geliştiği kavramsal çerçeveyi kapsamaktadır. İkinci bölümde, sosyolojik analizlerde ortaya çıkan, insan ve toplum üzerine çevre etmenlerinin etkisinin de vurgulanmaya başlamasını sağlayan geleneksel “insan merkezli çevre anlayışından”, “doğa merkezli çevre anlayışına” geçiş süreci üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise, kamuoyunda çokça konuşulan kentsel dönüşüm projelerinin, çevreye duyarlı bir medeniyet inşası sürecinde, merkezi idare ve yerel idarelerin insanların en büyük tüketim mekânı olan kentsel alan yapılanmalarıyla birlikte ekonomik kalkınma modellerinde göz ardı edilen ve “kayıp halka” olarak tanımladığımız çevre ve toplum ilişkisi analiz edilmi

  6. Hemodynamic, not ventilatory, inefficiency is associated with high VE/VCO2 slope in repaired, noncyanotic congenital heart disease.

    Science.gov (United States)

    Mezzani, Alessandro; Giordano, Andrea; Moussa, Nidhal Ben; Micheletti, Angelo; Negura, Diana; Saracino, Antonio; Canal, Elena; Giannuzzi, Pantaleo; Chessa, Massimo; Carminati, Mario

    2015-07-15

    A high slope of the ventilation vs. carbon dioxide relationship (VE/VCO₂ slope) during incremental exercise has been reported in several congenital heart disease (CHD) types, but it is not clear whether the main cause of high VE/VCO₂ slope is excessive ventilation or reduced perfusion. We studied 169 adolescent and adult patients with repaired, noncyanotic CHD, divided into 2 groups according to VE/VCO₂ slope %predicted values (≤120 and >120), and 15 age- and sex-matched normals. VCO₂/VE max and VO₂/VE max were considered proxies of the perfusion/ventilation relationship, with VCO₂ and VO₂ as indirect descriptors of cardiac output. VCO₂/VE max was significantly and inversely related to VE/VCO₂ slope (r=-0.73, p120 (39.6 ± 7.7, 36.1 ± 5.3 and 28.5 ± 4.1, respectively, p120 (1701 ± 474, 1480 ± 492 and 1169 ± 388 ml/min, respectively, pheart when addressing exercise pathophysiology of this patient population. Copyright © 2015 Elsevier Ireland Ltd. All rights reserved.

  7. Osmanlı Seferlerinde Organizasyon Ve Lojistik The Organization And Logistics Of The Ottoman Flights

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Uğur KURTARAN

    2012-12-01

    Full Text Available Understanding how the army, one of Ottoman Empire’s main dynamics and whose number reached over hundreds of thousands on occasions, was organized and how its needs were taken care of is not only important in better understanding the founding and the rising of the state but also important in better understanding the reasons for its downfall. Because just like other states founded throughout history, the political history and development of the Ottoman State has beenshaped in connection to its military operations. The success of themilitary operations is dependent on logistics activities, the preparationsand organizations before the military campaign. Indeed, when theOttoman State decided to go in to war, it has made importantpreparations in elevating the administrative and logistical organizationin the country to a more effective level. These preparations beforemilitary campaigns and strategies implemented called today as logisticshave led to the success of the military campaigns carried out in theOttoman State. At this point, the preparations implemented before thecampaigns play a big role in the growth of the state and expansion ofthe boundaries of the empire. So the key element that won or lost thewars for the Ottoman State throughout history was the far better prewarpreparations and organizations they applied much moresuccessfully than their contemporaries. Knowing how and in what waysthese preparations were implemented in the Ottoman State will broadenour perspective and help us better understand the underlying causes inOttoman victories. This study has been prepared in accordance withthese goals and objectives. In this study, it is intended to put forth howthe Ottomans did their preparations before and during the war and togive a different perspective to the current knowledge and experience inthe light of new resources. Osmanlı Devleti’nin temel dinamiklerinden birisi olan ve sayıları bazı dönemlerde yüz binleri geçen ordusunun

  8. Prognostic ability of VE/VCO2 slope calculations using different exercise test time intervals in subjects with heart failure.

    Science.gov (United States)

    Arena, Ross; Humphrey, Reed; Peberdy, Mary Ann

    2003-12-01

    The minute ventilation-carbon dioxide production (VE/VCO2) slope, obtained during exercise testing, possesses prognostic value in heart failure (HF). The VE-VCO2 relationship is generally linear thereby hypothetically producing similar slope values regardless of the exercise-test time interval used for calculation. This study assesses the ability of the VE/VCO2 slope, calculated at different time intervals throughout a progressive exercise test, to predict 1-year cardiac-related hospitalization and mortality in subjects with HF. Seventy-two subjects underwent symptom-limited exercise testing with ventilatory expired gas analysis. Mean age and left ventricular ejection fraction for 44 male and 28 female subjects were 51.2 years (+/-13.0) and 27.0% (+/-12.3) respectively. The VE/VCO2 slope was calculated from time 0 to 25, 50, 75 and 100% of exercise time and subsequently used to create five randomly selected VE/VCO2 slope categories. (The intraclass correlation coefficient found calculation of the VE/VCO2 slope, when divided into quartiles, to be a reliable measure (alpha=0.94, Pslope categories (25-100% and random selections) were significant predictors of cardiac-related hospitalization and mortality over a 1-year period. Multivariate Cox regression analysis revealed all VE/VCO2 slope categories outperformed peak oxygen consumption (VO2) in predicting hospitalization and mortality at 1 year. Although the different classification schemes were not identical, these results suggest VE/VCO2 slope maintains prognostic significance regardless of exercise-test time interval. Calculation of VE/VCO2 slope may therefore still be valuable in subjects putting forth a sub-maximal effort while effort-dependent measures, such as peak VO2, are not.

  9. In vitro Culture of Naïve Human Bone Marrow Mesenchymal Stem Cells: A Stemness Based Approach

    Science.gov (United States)

    Pal, Bidisha; Das, Bikul

    2017-01-01

    Human bone marrow derived mesenchymal stem cells (BM-MSCs) resides in their niches in close proximity to hematopoietic stem cells (HSCs). These naïve MSCs have tremendous potential in regenerative therapeutics, and may also be exploited by cancer and infectious disease agents. Hence, it is important to study the physiological and pathological roles of naïve MSC. However, our knowledge of naïve MSCs is limited by lack of appropriate isolation and in vitro culture methods. Established culture methods use serum rich media, and serial passaging for retrospective isolation of MSCs. These primed MSCs may not reflect the true physiological and pathological roles of naive MSCs (Figure 1). Therefore, there is a strong need for direct isolation and in vitro culture of naïve MSCs to study their stemness (self-renewal and undifferentiated state) and developmental ontogeny. We have taken a niche-based approach on stemness to better maintain naïve MSCs in vitro. In this approach, stemness is broadly divided as niche dependent (extrinsic), niche independent (intrinsic) and niche modulatory (altruistic or competitive). Using this approach, we were able to maintain naïve CD271+/CD133+ BM-MSCs for 2 weeks. Furthermore, this in vitro culture system helped us to identify naïve MSCs as a protective niche site for Mycobacterium tuberculosis, the causative organism of pulmonary tuberculosis. In this review, we discuss the in vitro culture of primed vs. naïve human BM derived MSCs with a special focus on how a stemness based approach could facilitate the study of naïve BM-MSCs. PMID:28884113

  10. In vitro Culture of Naïve Human Bone Marrow Mesenchymal Stem Cells: A Stemness Based Approach.

    Science.gov (United States)

    Pal, Bidisha; Das, Bikul

    2017-01-01

    Human bone marrow derived mesenchymal stem cells (BM-MSCs) resides in their niches in close proximity to hematopoietic stem cells (HSCs). These naïve MSCs have tremendous potential in regenerative therapeutics, and may also be exploited by cancer and infectious disease agents. Hence, it is important to study the physiological and pathological roles of naïve MSC. However, our knowledge of naïve MSCs is limited by lack of appropriate isolation and in vitro culture methods. Established culture methods use serum rich media, and serial passaging for retrospective isolation of MSCs. These primed MSCs may not reflect the true physiological and pathological roles of naive MSCs (Figure 1). Therefore, there is a strong need for direct isolation and in vitro culture of naïve MSCs to study their stemness (self-renewal and undifferentiated state) and developmental ontogeny. We have taken a niche-based approach on stemness to better maintain naïve MSCs in vitro. In this approach, stemness is broadly divided as niche dependent (extrinsic), niche independent (intrinsic) and niche modulatory (altruistic or competitive). Using this approach, we were able to maintain naïve CD271+/CD133+ BM-MSCs for 2 weeks. Furthermore, this in vitro culture system helped us to identify naïve MSCs as a protective niche site for Mycobacterium tuberculosis, the causative organism of pulmonary tuberculosis. In this review, we discuss the in vitro culture of primed vs. naïve human BM derived MSCs with a special focus on how a stemness based approach could facilitate the study of naïve BM-MSCs.

  11. Elektronik Dergilerin Gelecekteki Gelişimi: Bir Delfî Saptama ve İncelemesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alice Keller

    2005-06-01

    Full Text Available This paper presents the results of an international and interdisciplinary Delphi survey on the future development of electronic journals. The expert panel comprised 45 scientists, publishers, librarians, journal agents and consultants. The survey covered five areas of interest regarding e-journals: future role of scholarly journal literature; scenarios for the journal of the future; serials crisis; archiving of e-journals; and new pricing and access models. The Delphi survey studied changes expected within the next five to ten years. The results are discussed and indicate that, throughout their 300-year history, journals have never been faced with as many changes as we are experiencing now, or expect to see within the next five to ten years. Bu makale, elektronik dergilerin gelecekteki gelişimleri üzerine yapılan uluslararası ve disiplinlerarası bir Delfi saptama ve incelemesinin (Delphi survey sonuçlarını vermektedir. Görüşleri alınan uzmanlar grubu, bilimci, yayıncı, kütüphaneci, dergi aracısı ve danışman olmak üzere 45 kişiden oluşmuştur. Saptama ve inceleme çalışması, e-dergilere yönelik 5 inceleme alanını kapsamıştır. Bunlar: Bilimsel dergilerin gelecekteki rolü, geleceğin dergisiyle ilgili senaryolar, süreli yayın krizi, e-dergilerin arşivlenmesi, yeni fiyatlandırma ve erişim modelleridir. Delfi saptama ve incelemesi, gelecek beş ile on yıl içinde yaşanması beklenen değişimleri incelemiştir. Sonuçlar gösteriyor ki, dergiler, 300 yıllık tarihleri boyunca şu sıra yaşamakta olduğumuz ya da önümüzdeki 5 ila 10 içinde görmeyi beklediğimiz kadar fazla değişimle hiç karşılaşmamışlardır.

  12. iÇME SUYU ARITIMINDA KiMYASAL MADDE KULLANIMI VE OPTİMİZASYONU

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali BERKTAY

    1997-01-01

    Full Text Available Su ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak yüzeysel suların arıtılmasında kimyasal madde kullanımı gerekmektedir. Koagülasyon (pıhtılaştırma ve flokülasyon (yumuşaklaştırma işlemlerinde kullanılan kimyasal maddelerin optimum miktarlarının bulunması sağlık ve işletme ekonomisi açısından önemlidir.Bu çalışmada, içme suyu arıtımında kimyasal madde kullanımı, bunların optimum miktarlarının bulunması üzerinde durulmuş ve Konya içme suyu arıtma tesisinde kullanılan kimyasal maddelerin optimum miktarları belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun için laboratuarda çeşitli şartlarda bir dizi jar-test deneyleri sürdürülmüş ayrıca giriş ve çıkış suyuna ait pH, sıcaklık ve bulanıklık ölçümleri yapılmıştır. Deneysel çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre, hamsu bulanıklığını 5.0 NTU değerinin altına düşürmek için yaklaşık 35.0 mg/L alüminyum sülfat dozunun yeterli olabileceği belirlenmiştir. Koagülant yardımcısı olarak polielektrolit kullanımına devam edilmesinin yararlı olacağı ve ayrıca kimyasal madde kullanımında yapılacak optimizasyon ile kimyasal madde sarfiyatında yaklaşık % 15 tasarruf sağlanacağı sonucuna varılmıştır.

  13. Budget Impact of Enzalutamide for Chemotherapy-Naïve Metastatic Castration-Resistant Prostate Cancer.

    Science.gov (United States)

    Bui, Cat N; O'Day, Ken; Flanders, Scott; Oestreicher, Nina; Francis, Peter; Posta, Linda; Popelar, Breanna; Tang, Hong; Balk, Mark

    2016-02-01

    Prostate cancer is expected to account for approximately one quarter of all new diagnoses of cancer in American men in 2015. The cost of prostate cancer care is expected to reach $15.1 billion by the year 2020, up from $11.9 billion in 2010. Given the high burden of prostate cancer, health care payers are interested in quantifying the potential budget impact of new therapies. To estimate the budget impact of enzalutamide for the treatment of chemotherapy-naïve metastatic castration-resistant prostate cancer (mCRPC) from a U.S. payer perspective. A model was developed to assess the budget impact of enzalutamide for treatment of chemotherapy-naïve mCRPC patients in a hypothetical 1-million-member U.S. health plan over a 1-year time horizon. Comparators included abiraterone acetate, sipuleucel-T, radium Ra 223 dichloride, and docetaxel. Epidemiologic data, including National Cancer Institute Surveillance, Epidemiology, and End Results (SEER) incidence rates, were used to estimate the number of chemotherapy-naïve mCRPC patients. Dosing, administration, duration of therapy, and adverse event rates were based on package inserts and pivotal studies. Drug costs were obtained from RED BOOK and Centers for Medicare & Medicaid Services (CMS) average sales price pricing files, costs of administration and monitoring from the CMS physician fee schedule, and adverse events from the Agency for Healthcare Research and Quality Healthcare Cost and Utilization Project and published literature. Market shares were estimated for each comparator before and after adoption of enzalutamide. The incremental aggregate budget impact, per patient per year (PPPY), per patient per month (PPPM), and per member per month (PMPM), was calculated. One-way sensitivity analyses were performed. In a population of 115 chemotherapy-naïve mCRPC patients, adopting enzalutamide had an annual incremental budget impact of $510,641 ($4,426 PPPY, $369 PPPM, and $0.04 PMPM). Results were most sensitive to

  14. EBÛ BEKİR EL-HADDÂD VE TEFSİR KAYNAKLARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ferihan Özmen

    2013-12-01

    Full Text Available Bu  makalede,  hicrî  VIII.  asırda  yaşayan  Yemenli  Hanefî  fakîhi  ve  müfessir  Ebû  Bekir  elHaddad'ın  ve  onun  “Tefsîru'l-Haddad”  ismiyle  meşhur  “Keşfü't-tenzîl  fî  tahkîki'l-mebahis  ve'tte'vîl”  adlı eserinin tanıtılması konu edilmiş; dolayısıyla Haddad'ın ilmî kişiliği ile tefsir yönteminin  saptanması  ve  eserinin  tefsir  metodolojisi  açısından  incelenerek  tefsir  tarihindeki  yeri  ve öneminin  ortaya  çıkarılması  amaçlanmıştır.  Bu  çerçevede  tefsirin  muhtevası  kısaca  tanıtılmış; bununla  birlikte  eserin  genel  özellikleri  tetkik  ve  kaynakları  tespit  edilmiş;  eser  bu  kaynaklarla karşılaştırılarak  müellifin  tefsirini  oluştururken  bunlardan  ne  ölçüde  istifade  ettiği  irdelenmiştir. Bu şekilde Ebû Bekir el-Haddad'ın genelde temel İslam bilimlerine özelde ise tefsir ilmine katkı-larının belirlenmesine çalışılmıştır.

  15. Defining the molecular basis of interaction between R3 receptor-type protein tyrosine phosphatases and VE-cadherin.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Olga Dorofejeva

    Full Text Available Receptor-type protein tyrosine phosphatases (RPTPs of the R3 subgroup play key roles in the immune, vascular and nervous systems. They are characterised by a large ectodomain comprising multiple FNIII-like repeats, a transmembrane domain, and a single intracellular phosphatase domain. The functional role of the extracellular region has not been clearly defined and potential roles in ligand interaction, dimerization, and regulation of cell-cell contacts have been reported. Here bimolecular fluorescence complementation (BiFC in live cells was used to examine the molecular basis for the interaction of VE-PTP with VE-cadherin, two proteins involved in endothelial cell contact and maintenance of vascular integrity. The potential of other R3-PTPs to interact with VE-cadherin was also explored using this method. Quantitative BiFC analysis, using a VE-PTP construct expressing only the ectodomain and transmembrane domain, revealed a specific interaction with VE-cadherin, when compared with controls. Controls were sialophorin, an unrelated membrane protein with a large ectodomain, and a membrane anchored C-terminal Venus-YFP fragment, lacking both ectodomain and transmembrane domains. Truncation of the first 16 FNIII-like repeats from the ectodomain of VE-PTP indicated that removal of this region is not sufficient to disrupt the interaction with VE-cadherin, although it occurs predominantly in an intracellular location. A construct with a deletion of only the 17th domain of VE-PTP was, in contrast to previous studies, still able to interact with VE-cadherin, although this also was predominantly intracellular. Other members of the R3-PTP family (DEP-1, GLEPP1 and SAP-1 also exhibited the potential to interact with VE-cadherin. The direct interaction of DEP-1 with VE-cadherin is likely to be of physiological relevance since both proteins are expressed in endothelial cells. Together the data presented in the study suggest a role for both the ectodomain and

  16. Süt ve daimi dişlerde bağlayıcı ajanların etkinliği, biyouyumluluğu ve sitotoksisitesi

    OpenAIRE

    KÜÇÜKEŞMEN, Çiğdem; ERDOĞAN, Yıldırım

    2009-01-01

    Süleyman Demirel Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ: 2009 Mart; 16 (1)Süt ve daimi dişlerde bağlayıcı ajanların etkinliği, biyouyumluluğu ve sitotoksisitesiÇiğdem Küçükeşmen, Yıldırım ErdoğanÖzetSon yıllarda estetik kaygısının artmasıyla, diş sert dokularına bağlanabilen estetik dolgu materyalleri ve adeziv sistemler geliştirilmiştir. Kullanılacak restoratif materyalin seçiminde diş, çevre dokular, hastaya bağlı faktörler ve materyalin özellikleri gibi birçok etken rol oynar. Günümüzde adeziv...

  17. KENTSEL VE KOLEKTİF BELLEKTE KIRILMALAR VE KAMUSAL ALANIN DÖNÜŞÜMÜ: GİRNE ŞEHRİ LİMANI ÖRNEĞİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ümmü ALTAN BAYRAKTAR

    2015-09-01

    Full Text Available Özet Günümüzde modernleşme ve kapitalizm etkisinde, maddi, toplumsal ve bireysel yaşam büyük bir hız ve ölçekle değişmektedir. Yaşamlarımızın geçtiği mekanların da aynı hız ve ölçekle değişip dönüşmesi, insanların geçmiş ile bugün arasındaki dinamikleri daha fazla sor- gulamasına neden olmuştur. Bu da bellek ve mekan arasındaki ilişkiyi araştırmayı gündeme getirmiş; diğer çalışmaların yanında, kamusal alan olarak kentin ve kentselliğin sürdürülebil- mesini sağlayan kent merkezlerinin çok katmanlı tarihi dokusunun varlığı, geçirdiği değişim ve dönüşümü anlama çabalarını arttırmıştır. Günümüzde ekonomik rasyonalite mantığıy- la atılan adımlar sonucunda tarihsel-kültürel miras ve tarihsel kentsel dokular yitirilmeye başlanmıştır. Bu değişim ve dönüşüm kentsel ve kolektif bellekte kırılmalar yaşanmasına ve kamusal alanların yaşanan mekanlar olmaktan çıkmasına neden olmuştur. Kıbrıs’ın Girne Şehri’nde yer alan ‘Liman’, tarihsel süreç içerisindeki gelişimi, fiziki ve sosyal özellikleriyle kentsel ve kolektif bellekte varolan kırılmalar ve kamusal alanın dönüşümünde mekan ve iktidar açısından bu çalışma kapsamında ele alınmıştır. Çalışmanın kuramsal alt yapısı Jür- gen Habermas’ın Kamusal Alan ve Maurice Halbwachs’ın Kolektif Bellek kavramı üzerine kurulmaya çalışılmıştır.

  18. Kedi ve Köpeklerde Güç Doğum Olgusuna Şirurjikal Yaklaşım ve Anestezi Seçenekleri

    OpenAIRE

    Anadol, Elvan; GÜLTİKEN, Nilgün

    2014-01-01

    Kedi ve köpeklerde güç doğum olgularında medikal ya da cerrahi yaklaşıma zamanında karar verilmesi hem anne hem de yavruların sağlığı açısından çok önemli olup olguların çoğunda operasyon sezaryen veya en-blok ovaryohisterektomi gibi şirurjikal yaklaşımlar kaçınılmaz olmaktadır. Operasyonunun gerekliliği; doğumun aşamalarının ilerleyişine, annenin genel durumuna ve fötal yaşamsal parametrelere bağlı olarak değişmektedir. Bu derlemede evcil karnivorlarda güç doğum olgusuna şirujikal yaklaşım y...

  19. Sarı prenses çiklit (Labidochromis caeruleus Fryer, 1956) balığında embriyolojik ve larval gelişim: morfometrik ve histolojik inceleme

    OpenAIRE

    QARANJIKI , Abdolsaleh

    2017-01-01

    Bu tez ile Afrika çikliti sarı prenses (Labidochromis caeruleus Fryer, 1956) balığının embriyonik ve larval gelişimi incelenmiştir. 27±1 ºC su sıcaklığında havalandırmalı koşullarda tutulan 5 adet dişi damızlıktan (TB:7,46±0,68, K: 1,73±0,16, Toplam yumurta sayısı 140 adet, yumurta verimi: 28,0±13,13 adet/dişi) elde edilen yumurtaların kısa eksen boyu (YKEB) 2,84±0,06 mm (R2=0,53) ve uzun eksen boyu (YUEB) 3,86±0,04 mm (R2=0,24) olarak belirlenmiştir. Döllenmeden sonra ilk bölünme 1,...

  20. GELECEĞİN MALİYETLERİNİN KONTROLÜNDE YENİ BİR YAKLAŞIM: HEDEF VE KAIZEN MALİYETLEME

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    ZEYNEP TÜRK

    2013-05-01

    Full Text Available Firmalar tarafından modern üretim teknolojilerinin kullanılması yeni maliyet ve yönetim muhasebesi yöntemlerinin geliştirilmesine ve uygulanmasına neden olmuştur. Hedef ve kaizen maliyetleme bu yeni sistemlerin örneklerindendir. Japon elektronik ve araç üreticileri hedef ve kaizen maliyetlemeyi yoğun bir şekilde kullanmışlardır. Hedef ve kaizen maliyetleme, firmalara bugünün dizaynı ile geleceğin maliyetlerinin düşürülmesinde ve kontrol edilmesinde yardımcı olmaktadır. Çalışmamızda, söz konusu maliyet sistemleri ayrıntıları ile incelenecektir.

  1. Türkiye’deki Ebeveynlerin Çocuklarının İnternet ve Sosyal Paylaşım Siteleri Kullanımına Yönelik Bilgi Seviyeleri ve Algıları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Saniye TOKEL

    2012-09-01

    Full Text Available Günümüzde, ebeveynlerin, güvenli ve bilinçli İnternet ve sosyal paylaşım siteleri kullanımındabilinçlendirilmesi ve çocuklarına rehberlik etmesi büyük önem taşımaktadır. Bu amaç doğrultusunda,ilköğretim okulu öğrencilerinin ebeveynlerini bilinçlendirmeye yönelik “Bilgi Toplumunda Aile” seminerleriverilmiştir. Bu çalışma, seminere katılan ebeveynlerin bilgisayar, İnternet ve sosyal paylaşım sitelerikullanımına yönelik algı ve bilgi seviyelerini betimlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunuAnkara’nın farklı bölgelerindeki okullarda çocukları ilköğretim öğrencisi olan 40 ebeveyn oluşturmaktadır.Ebeveynlerin, çocuklarının İnternet ve sosyal paylaşım sitelerini kullanımları ile ilgili algı ve bilgiseviyelerini belirlemek için ebeveynlerden seminer öncesinde anket yoluyla veri toplanmış ve betimleyicianaliz yöntemi ile incelenmiştir. Anket sonuçları, ebeveynlerin çoğunlukla çocuklarının bilgisayar ve İnternetkullanımı konusunda rehberlik etmeye yönelik isteklerinin olması yanında, bilgi ve farkındalık konusundayeterli olmadıklarını göstermiştir. Bulgular, alan yazındaki çalışmaları destekleyen nitelikte olup, bilinçli veverimli Internet ve sosyal paylaşım siteleri kullanımı konusunda ebeveynlerin bilgilendirilmesi vebilinçlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur.

  2. FREDERICK WINSLOW TAYLOR VE FİZYOLOJİK ÖRGÜT KURAMI

    OpenAIRE

    Asunakutlu, Tuncer; Bayram COŞKUN

    2005-01-01

    Bilimsel Yönetimin İlkeleri (The Principles of Scientific Management) adlı eserin yayınlanması yönetim tarihi açısından bir dönüm noktası kabul edilmektedir. Bilimsel anlamda yönetimi ilk kez ele alan ve analiz eden bu eser yayınlandığında çok önemli etkiler yaratmıştır. Bu eserin sahibi yönetim bilimi tarihinde önemli bir yeri olan F.W.Taylor’dur. Bu çalışma Taylor’un kişilik özellikleri ile geliştirdiği kuramı bütünsel olarak incelemek ve bu teorinin almış olduğu eleştirileri açıklamak amac...

  3. Tekstil sanayiinde madde ve enerji bilançoları, örnek boya sanayii

    OpenAIRE

    Öcal, Fatma

    2006-01-01

    Rekabetin her geçen gün arttığı tekstil sektöründe firmaların rekabet edebilirliğini sürdürmeleri büyük oranda girdi maliyetlerini düşürmekle mümkün olabilecektir. Türkiye'de tekstil işletmelerinde madde ve enerji en önemli girdilerdir. Özellikle enerji, yenilenebilir kaynakların azalmasıyla daha önemli bir konuma gelmiştir. Bunun için enerji tüketimlerinin üretimle ilişkisinin belirlenmesi ve enerji yönetim programlarının uygulanması rekabet şansını yükseltecektir. Bu yüksek lisans tez çalış...

  4. The Naïve Utility Calculus: Computational Principles Underlying Commonsense Psychology.

    Science.gov (United States)

    Jara-Ettinger, Julian; Gweon, Hyowon; Schulz, Laura E; Tenenbaum, Joshua B

    2016-08-01

    We propose that human social cognition is structured around a basic understanding of ourselves and others as intuitive utility maximizers: from a young age, humans implicitly assume that agents choose goals and actions to maximize the rewards they expect to obtain relative to the costs they expect to incur. This 'naïve utility calculus' allows both children and adults observe the behavior of others and infer their beliefs and desires, their longer-term knowledge and preferences, and even their character: who is knowledgeable or competent, who is praiseworthy or blameworthy, who is friendly, indifferent, or an enemy. We review studies providing support for the naïve utility calculus, and we show how it captures much of the rich social reasoning humans engage in from infancy. Copyright © 2016 Elsevier Ltd. All rights reserved.

  5. BProVe: A formal verification framework for business process models

    DEFF Research Database (Denmark)

    Corradini, Flavio; Fornari, Fabrizio; Polini, Andrea

    2017-01-01

    Ve. It is based on an operational semantics, implemented using MAUDE, devised to make the verification general and effective. A complete tool chain, based on the Eclipse modelling environment, allows for rigorous modelling and analysis of Business Processes. The approach has been validated using more than one......Business Process Modelling has acquired increasing relevance in software development. Available notations, such as BPMN, permit to describe activities of complex organisations. On the one hand, this shortens the communication gap between domain experts and IT specialists. On the other hand...... thousand models available on a publicly accessible repository. Besides showing the performance of BProVe, this validation demonstrates its practical benefits in identifying correctness issues in real models....

  6. Ramsay Hunt sendromunda fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamaları: olgu raporu

    OpenAIRE

    BÜYÜKTURAN, Öznur; Kurt, Emine Eda; BÜYÜKTURAN, Buket

    2015-01-01

    Ramsay Hunt sendromu, varisella zoster virüsünün enfeksiyonuna bağlı olarak ortaya çıkar. Fasiyal sinir parezisi veya paralizisi, sinir trasesi boyunca veziküller ve otalji bu sendromun major klinik bulgularıdır. Özellikle etkilenmiş fasiyal sinir sebebiyle yüzde asimetri oluşur. Bu sendromun yaşamsal prognozunun iyi olmasına karşın, fasiyal semptomların prognozu kötüdür ve sinirde tam dejenerasyon meydana gelebilir. Kötü prognostik kriterler ile başvuran Ramsay Hunt sendromlu 60 yaşındak...

  7. Kombucha ve Sağlık Üzerine Etkileri

    OpenAIRE

    İLERİ, Tülay; BÜYÜKOĞLU,; TAŞÇI, Fulya; ŞAHİNDOKUYUCU, Fatma

    2014-01-01

    Kombucha, maya ve asetik asit bakterilerinin simbiyotik ilişkisi neticesi tatlandırılmış siyah çayın geleneksel fermentasyonudur. Sağlık üzerine muhtemel etkileri Kombucha’ya olan ilginin artmasına yol açmaktadır. Bu derlemede, biz Kombucha’nın bazı bileşenlerinin özelliklerine ışık tutan çalışmaları ortaya koyduk. Böylece, Kombucha’nın karmaşık mekanizmalarının daha iyi anlaşılması sağlanabilir ve sağlık üzerine Kombucha’nın etkileri hakkında yeni çalışmalar üretilebilir...

  8. The Vertex detector of the LHCb Experiment The VeLo

    CERN Document Server

    Saavedra, Aldo F

    2007-01-01

    The LHCb experiment is the dedicated b physics experiment of the LHC that will study CP violation and rare b decays. Its vertex detector called VeLo (Vertex Locator) has been designed to achieve an impact parameter resolution of 14μm + 35μm/pT and a propertime resolution of 40fs−1. The main components of the detector and module are introduced focusing on the radiation hard front end Beetle chip, the radiation tolerant silicon sensors and the readout system of the detector. In preliminary testbeam results a resolution of 8μm and 4μm for tracks of angle 0.16rad has been measured. Construction, assembly and commissioning are currently on going. The latest commissioning showing the successful performance of the VeLo alignment algorithm.

  9. Farklı tam seramik sistemlerinin translusensi ve maskeleme özelliklerinin değerlendirilmesi

    OpenAIRE

    ÇETİN, Gürcan

    2011-01-01

    Bu çalışmanın amacı değişik kalınlıklarda kor içeren üç farklı tam seramik sisteminin translusensi ve maskeleme yeteneklerinin mukayeseli olarak değerlendirilmesidir. Farklı tam seramik sistemlerine ait 0,3-0,5 mm alumina (Turkom-cera), zirkonya (3M Lava) ve 0,6 mm lityum disilikatla güçlendirilmiş cam seramik (IPS e.max Press) kor örnekler, klinik olarak uygun, üretici firmaların tavsiye ettiği minimal kalınlıklarda hazırlanmıştır. Her gruptan A2 renginde, 10 mm çapında 15’er adet ö...

  10. TARİHÎ POETİKA VE AZERBAYCAN ÇAĞDAŞ YAZINBİLİMİ

    OpenAIRE

    Alışanlı, Dr. Şirindil

    1999-01-01

    Bu makalede, edebî eserlerin oluşturulma süreci tarihi poetika bağlamında incelenmiş; Sovyet zamanında ortaya çıkan sosyalizm-realizm akımı ve bu akımın öncesi ve sonrasınki özgürlük dönemi zamanında edebî düşüncenin durumu ile tarihi poetikanın edebî tekâmüldeki yeri gün ışığına çıkarılmaya çalışılmıştır.

  11. Beta talasemi mutasyonları ve beta globin gen ailesi haplotip ilişkileri

    OpenAIRE

    Bahadır, Anzel

    2009-01-01

    Bu tez, Pamukkale Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından 2008SBE001 proje numarası ile desteklenmiştir. Kalıtsal kan hastalıkları içerisinde yer alan talasemiler, hemoglobin molekülünün üretimi süresince, alfa (?) ve beta (ß) globin zincir sentezlerindeki düzenlenme dengesizliklerine dayalı, globin zincir sentez bozukluğudur. Beta talasemi mutasyonları molekülsel ve fenotipik açıdan büyük çeşitlilik göstermektedir. Denizli ülkemizde hemoglobinopati kontrol programı uyg...

  12. Punica granatum L. Çekirdek ve Kabuk Ekstrelerinin Antioksidan Aktiviteleri

    OpenAIRE

    DEMİR, Hülya

    2008-01-01

    Bu çalışmada, Punica granatum L.(Punicaceae) "Nar", meyve çekirdeği ile kabuk ekstraklarının antioksidan aktiviteleri araştırıldı. Punica granatum L. çekirdek ve kabuğunun metanol ve hekzan ekstrelerinde serbest radikal giderme aktivite, indirgenme gücü analizleri yapıldı. Elde edilen sonuçlar standart antioksidan olarak bilinen askorbik asit ile karşılaştırıldı. Bu çalışmada elde edilen sonuçlara göre antioksidan aktivite Askorbik asit> Punica granatum L. kabuğu> Puni...

  13. Endoskopik ultrasonografinin geleceği: Girişimsel ve tedavi edici endoskopik ultrasonografi

    OpenAIRE

    ATTİLA, Tan

    2009-01-01

    Endoskopik ultrason 1980'lerin başında sadece görüntüleme için geliştirilen bir teknoloji iken, 1990'larda lineer endoskopik ultrason skoplarının geliştirilmesiyle ince iğne aspirasyon biyopsisi alarak doku teşhisi koymakta kullanı lmaya başlandı. Endoskopik ultrason skoplarının kanal çaplarının artmasıyla ve yeni geliştirilen aksesuar aletlerle endoskopik ultrason kılavuzluğunda girişimsel ve tedavi edici işlemlerin önü açıldı. Günümüzde bu işlemlerin bir kısmı hala araştırma ...

  14. ASTM VE TSE DOĞAL TAŞ STANDARTLARININ KARŞILAŞTIRILMASI

    OpenAIRE

    BÜYÜKSAĞIŞ, İ. Sedat; GÜRCAN, Sevgi

    2005-01-01

    Doğal taşların kullanım yerlerini belirlemede ve kullanım yerine uygun olup olmadıklarını saptamada standartlar etkin rol oynar. Standartlara uygun olan doğal taşlar ticari olarak alınıp satılabilirken, standart dışı olan doğa taşlar ise piyasadan çıkartılmakta veya yaygın kullanım olanağı bulamamaktadır. Bu yolla daha kaliteli ve dayanımı yüksek olan doğal taşlar renk, desen gibi benzerliklerinden dolayı standart dışı olan doğal taşlardan ayrılarak, gereksiz rekabet önlenmiş olmaktadır. Türk...

  15. Sanat Sosyolojisi Üzerine: Belirli Kavramsal Gerilimler ve İkilikler

    OpenAIRE

    DEĞİRMENCİ, Koray

    2017-01-01

    Bu makale sanat sosyolojisi ile sanat yazını arasındaki disipliner sınırlardan ve sanatın farklı tariflerinden kaynaklanantemel bir kavramsal ve metodolojik gerilimden yola çıkmaktadır. Bu makale, sanat sosyolojisi alanına giren yaklaşımlarıele almaktan ziyade birbiriyle bağlantılı iki temel iddia üzerinde temellenmektedir. Makalenin ortaya koyacağı birinciiddia sanatın Arthur Danto tarafından yapılan ontolojik tanımından esinlenilerek bir imge olarak tanımlanabileceği iddiasıdır.Bir imge ola...

  16. Karhunen-Loève Expansion for the Second Order Detrended Brownian Motion

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yongchun Zhou

    2014-01-01

    Full Text Available Based on the norm in the Hilbert Space L2[0,1], the second order detrended Brownian motion is defined as the orthogonal component of projection of the standard Brownian motion into the space spanned by nonlinear function subspace. Karhunen-Loève expansion for this process is obtained together with the relationship of that of a generalized Brownian bridge. As applications, Laplace transform, large deviation, and small deviation are given.

  17. Mit, Tarih ve Gerçeklik Sorunu Üzerine Notlar

    OpenAIRE

    BATUK, Cengiz

    2014-01-01

    The term of Myth is possible to define in very different ways. But, myth is sacred story or sacred narrative for the history of religions. Therefore, myth is true according to the historians of religions, such as Eliade and Pettazzoni and according to the thinkers such as Vico, Nieztsche, Tillich ve Ricoeur. On the other hand, myths are equated with fallacy, ignorance, illusion and error for the modern world. Myths are not meaningless and useless tales. They are real/true narrative. However, ...

  18. Man kan ikke dumpe til folkeskolens afgangsprøve – eller kan man?

    DEFF Research Database (Denmark)

    Ejersbo, Lisser Rye

    2016-01-01

    Indførelse af karakterkravet 2 som adgangsgivende til de erhversfaglige uddannelser har forvandlet 9. klasses prøven i dansk og matematik til en ”high-stakes-eksamen”, altså en vind-eller-forsvind-prøve. Hvad betyder det for de elever, der ligger på grænsen? Og hvor ”sikker” er en sådan sortering...

  19. Taoistický pohled na trénování ve fotbalu a triatlonu

    OpenAIRE

    Skála, Tomáš

    2009-01-01

    Nazev: Taoisticky pohled na trenovani ve fotbalu a triatlonu Cile prace: Objasnit pojmy taoismus a Tao, pomoci jejich charakteristiky osvetlit taoisticke vnimani sebe sama, okolniho sveta a pohybove aktivity, s naslednou aplikaci na konkretni sporty fotbal a triatlon. Metody: Deskripce, analyza, spekulace Klicova slova: Taoismus, Tao, Cchi, Jin a Jang, Wu-Wej, fotbal, triatlon, zacatecnicka mysl SUMMARY Title: The taoistic view in the football and triatlon training Objective: To explain terms...

  20. Yunusemre Beldesi (Eskişehir ve Çevresinin Florası

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kurtuluş ÖZGİŞİ

    2016-11-01

    Full Text Available Araştırma alanı Yunusemre Beldesi (Eskişehir ve çevresini kapsamaktadır. Araştırma alanının tamamı Davis’in kareleme sistemine göre B3 karesinde yer almaktadır. Floranın belirlenmesi için 2012-2013 yılları arasında araştırma alanından 1900 damarlı bitki örneği toplanmıştır. Toplanan bitki örnekleri herbaryum tekniklerine uygun olarak preslenip kurutulmuştur. Floristik liste hazırlanırken APG III sistemi kullanılmıştır. Yapılan teşhisler sonucunda; 83 familya, 383 cins, 671 tür ve tür altı damarlı bitki taksonu tespit edilmiştir. Araştırma alanındaki bitki taksonları fitocoğrafik bölgelerine göre; % 20,72’si İran-Turan, % 9,39'u Akdeniz ve % 6,11’i Avrupa-Sibirya elementi olarak tespit edilmiştir. Çok bölgeli veya fitocoğrafik bölgesi bilinmeyenlerin oranı ise % 63,77’dir. Endemizm oranı % 17,59’dur. Tür ve tür altı seviyede 16 takson B3 karesi için yeni kayıttır.

  1. New Middle Permian palaeopteran insects from Lod?ve Basin in southern France (Ephemeroptera, Diaphanopterodea, Megasecoptera)

    OpenAIRE

    Jakub Prokop; André Nel

    2011-01-01

    Three new palaeopteran insects are described from the Middle Permian (Guadalupian) of Salagou Formation in the Lodève Basin (South of France), viz. the diaphanopterodean Alexrasnitsyniidae fam. n., based on Alexrasnitsynia permiana gen. et sp. n., the Parelmoidae Permelmoa magnifica gen. et sp. n., and Lodevohymen lapeyriei gen. et sp. n. (in Megasecoptera or Diaphanopterodea, family undetermined). In addition the first record of mayflies attributed to family Syntonopteridae (Ephemerop...

  2. The Impact of Naïve Advice and Observational Learning in Beauty-contest Games

    OpenAIRE

    Kocher, Martin G.; Sutter, Matthias; Wakolbinger, Florian

    2007-01-01

    We study the impact of advice or observation on the depth of reasoning in an experimental beauty-contest game. Both sources of information trigger faster convergence to the equilibrium. Yet, we find that subjects who receive naïve advice outperform uninformed subjects permanently, whereas subjects who observe others’ past behavior before making their decision do only have a temporary advantage over uninformed subjects. We show in a simulation that the latter result is due to subjects failing ...

  3. Naïve realism: folk fallacies in the design and use of visual displays.

    Science.gov (United States)

    Smallman, Harvey S; Cook, Maia B

    2011-07-01

    Often implicit in visual display design and development is a gold standard of photorealism. By approximating direct perception, photorealism appeals to users and designers by being both attractive and apparently effortless. The vexing result from numerous performance evaluations, though, is that increasing realism often impairs performance. Smallman and St. John (2005) labeled misplaced faith in realistic information display Naïve Realism and theorized it resulted from a triplet of folk fallacies about perception. Here, we illustrate issues associated with the wider trend towards realism by focusing on a specific current trend for high-fidelity perspective view (3D) geospatial displays. In two experiments, we validated Naïve Realism for different terrain understanding tasks, explored whether certain individuals are particularly prone to Naïve Realism, and determined the ability of task feedback to mitigate Naïve Realism. Performance was measured for laying and judging a concealed route across realistic terrain shown in different display formats. Task feedback was either implicit, in Experiment 1, or explicit in Experiment 2. Prospective and retrospective intuitions about the best display formats for the tasks were recorded and then related to task performance and participant spatial ability. Participants generally intuited they would perform tasks better with more realism than they actually required. For example, counter to intuitions, lowering fidelity of the terrain display revealed the gross scene layout needed to lay a well-concealed route. Individuals of high spatial ability calibrated their intuitions with only implicit task feedback, whereas those of low spatial ability required salient, explicit feedback to calibrate their intuitions about display realism. Results are discussed in the wider context of applying perceptual science to display design, and combating folk fallacies. Copyright © 2010 Cognitive Science Society, Inc.

  4. Abacavir-reactive memory T cells are present in drug naïve individuals.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Andrew Lucas

    Full Text Available Fifty-five percent of individuals with HLA-B*57:01 exposed to the antiretroviral drug abacavir develop a hypersensitivity reaction (HSR that has been attributed to naïve T-cell responses to neo-antigen generated by the drug. Immunologically confirmed abacavir HSR can manifest clinically in less than 48 hours following first exposure suggesting that, at least in some cases, abacavir HSR is due to re-stimulation of a pre-existing memory T-cell population rather than priming of a high frequency naïve T-cell population.To determine whether a pre-existing abacavir reactive memory T-cell population contributes to early abacavir HSR symptoms, we studied the abacavir specific naïve or memory T-cell response using HLA-B*57:01 positive HSR patients or healthy controls using ELISpot assay, intra-cellular cytokine staining and tetramer labelling.Abacavir reactive CD8+ T-cell responses were detected in vitro in one hundred percent of abacavir unexposed HLA-B*57:01 positive healthy donors. Abacavir-specific CD8+ T cells from such donors can be expanded from sorted memory, and sorted naïve, CD8+ T cells without need for autologous CD4+ T cells.We propose that these pre-existing abacavir-reactive memory CD8+ T-cell responses must have been primed by earlier exposure to another foreign antigen and that these T cells cross-react with an abacavir-HLA-B*57:01-endogenous peptide ligand complex, in keeping with the model of heterologous immunity proposed in transplant rejection.

  5. OSSEÖZ DİSPLAZİ: KLİNİK VE RADYOGRAFİK BULGULARLA ÜÇ VAKA SUNUMU

    OpenAIRE

    YEŞİLTEPE, Selin; YAŞA, Yasin; YILMAZ, Ahmet Berhan

    2015-01-01

     ÖZET  Osseöz displaziler (OD) periodontal ligament kaynaklı olduğu düşünülen, kemik yapısının fibroblastlar ve mineralize materyal bulunduran kollajen liflerle yer değiştirdiği, benign fibro-osseöz lezyonlardır. Etiyolojisi bilinmemesine rağmen, hafif kronik travma ve travmatik okluzyon sonucu olabileceği öne sürülmüştür. OD lezyonları genellikle asemptomatiktir ve tedavi gerektirmez. Periapikal, fokal,  florid OD ve familial gigantiform sementoma olmak üzere dört gruba ayrılırlar. Bu makale...

  6. BrahmVE platform for design and test of Large Scale Multi-agent Human-centric Mission Concepts Project

    Data.gov (United States)

    National Aeronautics and Space Administration — This Phase I proposal seeks support to extend the BrahmsVE architecture to support a multi-agent human-centric simulation of a hypothetical future ISS which is...

  7. Internet Use by Children Çocuk ve Internet Kullanımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nilüfer Tuncer

    2000-06-01

    Full Text Available Computers and Internet, which have started to dominate our modern lives, have no doubt became part of children's living too. It is a fact that Internet has many advantages in several areas, mainly in education, communication and creativity. However, Internet also has many disadvantages, i.e., physical, psychological and social effects and dangers to children. In this article, the object is to emphasize not only these negative aspects, but also to point out the preventive measures, particularly for the parents. Modern çağın bir gereği haline gelen bilgisayar ve İnternet, kuşkusuz çocukların da yaşamına girmiştir.Internet'in, başta eğitim, iletişim, yaratıcılık olmak üzere çeşitli alanlarda yararları olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Ancak, bilgisayar ve Internet kullanımının, çocuklar için olumsuz fiziksel, psikolojik ve sosyal etkilerinin yanında, tehlikeler de içerdiği yadsınamaz. Bu makalede, olumsuz yönlerin yanında, alınabilecek önlemlere, özellikle de ana-babaların yapabileceklerine değinilmiştir.

  8. SÜRTÜNME KAYNAK MAKİNASI OTOMATİK KUMANDA DEVRESİ TASARIMI VE UYGULAMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hakan ATEŞ

    2003-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada laboratuar boyutlu sürtünme kaynak cihazının otomatik olarak kumanda edilebilmesi araştırılmıştır. Laboratuar boyutlarında geliştirilmiş olan sürtünme kaynak cihazı tahrik motoru, fren, dönen ve sabit parça aynaları ile hidrolik ünite gibi ana elemanlardan oluşmaktadır. Sürtünme süresi, sürtünme basıncı, yığma süresi ve yığma basıncı gibi kaynak parametreleri kullanılan zaman röleleri ve kontaktörler yardımıyla otomatik olarak hassas bir şekilde uygulanmıştır. Yapılan çalışma sonunda otomatik kontrollü kumanda devresinin başarı ile çalıştığı sürtünme kaynaklı birleştirme sonuçlarından da görülmüştür.

  9. YAHUDiLİK'TE KOŞER VE KOŞER EKONOMİSİ

    OpenAIRE

    KURT, Ali Osman

    2010-01-01

    Bu çalışma, Yahudiliğin aynlmaz bir parçası sayılan "koşer" hakkındadır. Yahudilerin beslenme·yasalannauygun üretilmiş gıdalar, günümüzde farklı din ve kültürden insanlarca datercih edilmekte ve tüketilmektedir. Buna bağlı olarak koşer marka ürünler dünya gıda pazanndaçok önemli bir yer edinmiş ve her geçen gün ürün çeşitliliği artmıştır. Bu da beraberindedünyada "koşer ekonomisin diye bilinen ayn bir sektörün doğması na yol açmıştır.Burada öncelikle, konunun daha iyi anlaşılab...

  10. Movimento de veículos descrito por técnicas geodésicas

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Érica Santos Matos

    2016-03-01

    Full Text Available A determinação de grandezas com acuracidade é tema recorrente nos dias atuais, principalmente no campo da metrologia. Sendo assim, este trabalho visa apresenta uma proposta para descrever o movimento de veículos com uso de técnicas geodésicas. A verificação do movimento do veículo foi realizada por meio do método de posicionamento relativo cinemático sobre uma via de geometria conhecida, adaptada para a execução dos ensaios. Foi desenvolvido ainda, protótipo de programa de processamento capaz de apresentar as características gerais da trajetória e os valores de velocidade e aceleração desenvolvidos pelo veículo nos ensaios realizados. Estes testes tinham três objetivos específicos: a verificação de velocidades constantes;  a determinação de alterações na velocidade e; a verificação de frenagem. Os resultados alcançados foram positivos indicando a viabilidade da metodologia proposta.

  11. Les bibliothèques à Genève essai de chronologie : 1478-2013

    CERN Document Server

    Jacquesson, Alain

    2014-01-01

    Genève a toujours bénéficié, dans les bibliothèques publiques comme dans les fonds privés, de collections imprimées abondantes et remarquables. Le botaniste, historien des sciences et précurseur de la scientométrie Alphonse de Candolle, écrit en 1873 que « les cantons suisses de Genève, Vaud et Neuchâtel achètent plus de livres et de journaux sur les sciences que les populations vingt fois plus nombreuses des pays adjacents ». La vie intellectuelle du 21e siècle est évidemment différente, mais la qualité et la quantité des publications conservées à Genève restent toujours impressionnantes. Les quelques tableaux figurant en fin de cet ouvrage, inédits jusqu’ici, devraient stimuler toute personne intéressée par cet aspect de la culture. En effet, notre cité possède plus de 10 millions de documents imprimés. Il s’agit là d’une richesse remarquable. Ces collections couvrent une très grande partie du savoir humain et s’étendent des origines de l’imprimerie jusqu’aux publ...

  12. BUILDING STUDENTS’ UNDERSTANDING OF QUADRATIC EQUATION CONCEPT USING NAÏVE GEOMETRY

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Achmad Dhany Fachrudin

    2014-07-01

    Full Text Available The purpose of this research is to know how Naïve Geometry method can support students’ understanding about the concept of solving quadratic equations. In this article we will discuss one activities of the four activities we developed. This activity focused on how students linking the Naïve Geometry method with the solving of the quadratic equation especially on how student bring geometric solution into algebraic form. This research was conducted in SMP Negeri 1 Palembang. Design research was chosen as method used in this research that have three main phases. The results of this research showed that manipulating and reshaping the rectangle into square could stimulate students to acquire the idea of solving quadratic equations using completing perfect square method. In the end of the meeting, students are also guided to reinvent the general formula to solve quadratic equations.Keywords: Quadratic Equations, Design Research, Naïve Geometry, PMRI DOI: http://dx.doi.org/10.22342/jme.5.2.1502.191-202

  13. In silico prediction of drug-induced myelotoxicity by using Naïve Bayes method.

    Science.gov (United States)

    Zhang, Hui; Yu, Peng; Zhang, Teng-Guo; Kang, Yan-Li; Zhao, Xiao; Li, Yuan-Yuan; He, Jia-Hui; Zhang, Ji

    2015-11-01

    Drug-induced myelotoxicity usually leads to decrease the production of platelets, red cells, and white cells. Thus, early identification and characterization of myelotoxicity hazard in drug development is very necessary. The purpose of this investigation was to develop a prediction model of drug-induced myelotoxicity by using a Naïve Bayes classifier. For comparison, other prediction models based on support vector machine and single-hidden-layer feed-forward neural network  methods were also established. Among all the prediction models, the Naïve Bayes classification model showed the best prediction performance, which offered an average overall prediction accuracy of [Formula: see text] for the training set and [Formula: see text] for the external test set. The significant contributions of this study are that we first developed a Naïve Bayes classification model of drug-induced myelotoxicity adverse effect using a larger scale dataset, which could be employed for the prediction of drug-induced myelotoxicity. In addition, several important molecular descriptors and substructures of myelotoxic compounds have been identified, which should be taken into consideration in the design of new candidate compounds to produce safer and more effective drugs, ultimately reducing the attrition rate in later stages of drug development.

  14. Afro-Türklerde kimlik: Temsiliyet,gelenek ve kolektif bellek

    OpenAIRE

    AKPINAR, Müge

    2016-01-01

    Bu tez, Afro-Türkler özelinde kimlik ve kimliklenmeyi sorunsallaştırmaktadır. Kimlik meselesi temsiliyet ve gelenek ile birlikte incelenmekte; Afro-Türk topluluğunun dünüyle bugününün bağını kurarken kölelik geçmişinin izinden gidilmektedir. İzmir'e bağlı Hasköy, Yeniçiftlik ve Çırpı köylerinde bir yıllık katılımlı gözlemle tasarlanan etnografik çalışma ile yürütülen bu tezde; etno-kültürel kimliğin nasıl tanımlanacağı, ayrımcılığın temsillerde nasıl yer bulduğu, Afrika d...

  15. Nejčastější zranění ve volejbale

    OpenAIRE

    Pálová, Helena

    2008-01-01

    Název práce: Nejčastější zranění ve volejbale Cíl práce: Analýza nejčastějších typů zranění u hráčů různých výkonnostních kategorií ve volejbale, zjištění počtu a typů zranění, která prodělali během své kariéry a jakou prevenci a regeneraci používají. Porovnání se zahraničními studiemi. Metoda: Analýza teoretického základu z prostudované české i zahraniční literatury, zabývající se problematikou úrazovosti ve sportu. Expertní zjištění v terénu formou dotazníku. Výsledky: Přehled procentuelníh...

  16. 4-Piridinetiyonamid ile Zn(II kompleksinin spektroskopik özelliklerinin deneysel ve teorik olarak incelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice Vural

    2016-12-01

    Full Text Available Zn(II iyonunun yeni bir kompleksi olan [ZnCl2(peta2] [peta: 4-Pyridinethioamide] sentezledi. Yapısı tek kristal X-ışınları kırınım yöntemi ve FT-IR spektroskopisi kullanılarak aydınlatıldı. Zn(II merkezi etrafındaki geometrinin bozulmuş tetrahedron olduğu belirlendi. Moleküller arası N–H∙∙∙Cl, N–H∙∙∙S ve C–H∙∙∙S hidrojen bağlarının kristal paketlenmeyi dengelediği görüldü. Yapının moleküler modellemesi Hartree-Fock (HF ve yoğunluk fonksiyonel teorisi (YFT ile 6-311++G (d, p baz seti kullanarak yapıldı. Deneysel olarak elde edilmiş titreşim frekansları teorik olarak hesaplanan değerlerle karşılaştırıldı. Çözücü ortamındaki elektronik geçiler zamana bağlı yoğunluk fonksiyonel teorisine sürekli polarizasyon modeli (IEF-PCM uygulanarak hesaplandı.

  17. Dijital Koruma (Arşivleme Stratejileri ve Bazı Uygulama Örnekleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Emin Küçük

    2003-12-01

    Dijital kaynakların korunması çalışmalarına katkıda bulunmak ve standart­lar, rehberler geliştirmek üzere üniversitelerden ulusal kütüphanelere, uluslara­rası kuruluşlardan derneklere kadar pek kuruluş araştırmalara başlamıştır. Bazı pilot uygulamalar, test çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, dijital ko­rumaya yönelik bazı araştırma projeleri hakkında bilgi verilmektedir. Kuşkusuz tüm projeleri bir makale kapsamında incelemek olanaklı olmayıp, bunlar arasın­da önemli ve standartlaşma çalışmalarına zemin oluşturacağına inanılan proje­ler, uygulama açısından ele alınmıştır. İlaveten, ilgili projelerin özellikleri ve he­deflenen uygulamalarda elde edilen sonuçlar da makalenin ana temasını oluştur­muştur.

  18. Primary drug resistance among pulmonary treatment-naïve tuberculosis patients in Amazonas State, Brazil.

    Science.gov (United States)

    da Silva Garrido, M; Ramasawmy, R; Perez-Porcuna, T M; Zaranza, E; Chrusciak Talhari, A; Martinez-Espinosa, F E; Bührer-Sékula, S

    2014-05-01

    Multidrug-resistant tuberculosis (MDR-TB) is the main indicator of previous treatment in tuberculosis (TB) patients. MDR-TB among treatment-naïve patients indicates infection with drug-resistant Mycobacterium tuberculosis strains, and such cases are considered primary drug-resistant cases. To estimate the prevalence of drug resistance in pulmonary TB (PTB) treatment-naïve patients and to identify the socio-demographic and clinical characteristics of the resistant population. A total of 205 treatment-naïve PTB patients from Manaus, Amazonas State, Brazil, were enrolled. Drug susceptibility testing (DST) was performed on all positive mycobacterial cultures using the 1% proportion method. Positive M. tuberculosis cultures were obtained from only 175 patients for DST. The prevalence of primary MDR-TB was 1.7% (3/175); 14.3% (25/175) of the cultures presented resistance to at least one of the drugs. Resistance to streptomycin, isoniazid, rifampicin and ethambutol was respectively 8.6%, 6.9%, 3.4% and 2.3%. An association between TB patients with resistance to more than one drug and known previous household contact with a TB patient was observed (P= 0.008, OR 6.7, 95%CI 1.2-67.3). Although the prevalence of primary MDR-TB currently is relatively low, it may become a major public health problem if tailored treatment is not provided, as resistance to more than one drug is significantly associated with household contact.

  19. Didaktikte Antropolojik Kuram ve Kullanımına Yönelik Örnekler

    OpenAIRE

    ARSLAN, Ayşegül SAĞLAM

    2008-01-01

    Alan öğretimi araştırmalarında teorik çerçeve olarak kullanılabilecek bir kuramı tanıtmayı hedefleyen ve doküman analizi yöntemi kullanılarak yürütülen bu çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır: İlk bölüm didaktik bilimini tanıtmayı ve benzer bilim dalları ile arasındaki farklılıkları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda didaktik biliminin kendine öz bazı kavramları tanıtılacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise didaktik biliminin en önemli teorik çerçevelerden biri olarak anılan ve 198...

  20. Outreaching particle physics to Latin America: CEVALE2VE and the use of ATLAS open data

    CERN Document Server

    Camacho Toro, Reina; The ATLAS collaboration

    2017-01-01

    Particle physics outreach can play a key role in promoting scientific culture and in the modernisation of university education in Latin America. In this context, the CEVALE2VE virtual community (Centro de Altos Estudios de Altas Energías in Spanish) builds collaborative networks with and between Latin American institutions and motivates physics undergraduate and master students to consider a career in scientific research by introducing them to cutting-edge research and tools used in High Energy Physics (HEP). The ATLAS open data project has been fundamental to achieve these goals as one of our main educational tools. As part of its commitment to open access and public engagement the ATLAS experiment has made available a large dataset to the public for the first time in 2016 and CEVALE2VE have been using this dataset for HEP virtual courses and Physics Without Frontiers roadshows. In this contribution we will present the different activities hosted by CEVALE2VE and discuss the importance of using open data an...

  1. El’ Lisickij grafico costruttivista. La rivista “Vešč’-Gegenstand-Objet”

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alice Bravin

    2016-02-01

    Full Text Available This paper analyzes the graphic design of the international art journal “Vešč’-Gegenstand-Objet”, published in Berlin in 1922 by the Russian architect, painter, photographer and designer Lazar’ Markovič Lisickij (1890-1941, better known as El’ Lisickij, together with the Russian writer Il’ja Grigor’evič Èrenburg (1891-1967.Although it lasted only three issues (issues one and two were combined in a single volume which appeared in March/April 1922, while the last number appeared in May 1922, “Vešč’” had a strong influence on contemporary art. It was published in German, French and Russian and was meant both as a bridge between Russia and Europe after the years of war and revolution and as a symbol of the beginning of a new creative era. Mainly focusing on new Suprematist and Constructivist works, the journal included essays on several fields of art such as literature, cinema, theatre, painting, sculpture, architecture and music.In this paper I focus on the innovative graphic design of the two volumes of “Vešč’” entirely realized by El’ Lisickij. Referring to his own theories about book design, Lisickij created a functional and innovative layout and a striking cover, challenging the traditional graphic design practice by using exclusively standard typographic elements such as punctuation marks, typographic lines, geometric forms and typesetting.

  2. Inter-Cellular Exchange of Cellular Components via VE-Cadherin-Dependent Trans-Endocytosis

    Science.gov (United States)

    Sakurai, Takashi; Woolls, Melissa J.; Jin, Suk-Won

    2014-01-01

    Cell-cell communications typically involve receptor-mediated signaling initiated by soluble or cell-bound ligands. Here, we report a unique mode of endocytosis: proteins originating from cell-cell junctions and cytosolic cellular components from the neighboring cell are internalized, leading to direct exchange of cellular components between two adjacent endothelial cells. VE-cadherins form transcellular bridges between two endothelial cells that are the basis of adherence junctions. At such adherens junction sites, we observed the movement of the entire VE-cadherin molecule from one endothelial cell into the other with junctional and cytoplasmic components. This phenomenon, here termed trans-endocytosis, requires the establishment of a VE-cadherin homodimer in trans with internalization proceeding in a Rac1-, and actomyosin-dependent manner. Importantly, the trans-endocytosis is not dependent on any known endocytic pathway including clathrin-dependent endocytosis, macropinocytosis or phagocytosis. This novel form of cell-cell communications, leading to a direct exchange of cellular components, was observed in 2D and 3D-cultured endothelial cells as well as in the developing zebrafish vasculature. PMID:24603875

  3. A Multilayer Naïve Bayes Model for Analyzing User's Retweeting Sentiment Tendency.

    Science.gov (United States)

    Wang, Mengmeng; Zuo, Wanli; Wang, Ying

    2015-01-01

    Today microblogging has increasingly become a means of information diffusion via user's retweeting behavior. Since retweeting content, as context information of microblogging, is an understanding of microblogging, hence, user's retweeting sentiment tendency analysis has gradually become a hot research topic. Targeted at online microblogging, a dynamic social network, we investigate how to exploit dynamic retweeting sentiment features in retweeting sentiment tendency analysis. On the basis of time series of user's network structure information and published text information, we first model dynamic retweeting sentiment features. Then we build Naïve Bayes models from profile-, relationship-, and emotion-based dimensions, respectively. Finally, we build a multilayer Naïve Bayes model based on multidimensional Naïve Bayes models to analyze user's retweeting sentiment tendency towards a microblog. Experiments on real-world dataset demonstrate the effectiveness of the proposed framework. Further experiments are conducted to understand the importance of dynamic retweeting sentiment features and temporal information in retweeting sentiment tendency analysis. What is more, we provide a new train of thought for retweeting sentiment tendency analysis in dynamic social networks.

  4. AHMET RIZA’NIN SOSYOLOJİK VE DİNİ GÖRÜŞLERİ

    OpenAIRE

    SARI, Süleyman Arif

    2004-01-01

    Bu tez giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Türkiye’de Pozitivizm akımının öncüsü durumunda olan Ahmet Rıza Bey, ülkeye pozitivist zihniyetin girmesini isterken, dinin sosyal içerikli konularına getirdiği değişik yorumlar ile Türk aydınlarının düşünce ufkunda ve sisteminde farklı bir yol açmıştır. Açtığı bu yol, bazı düşünce kalıpları içerisinde günümüzde de etkisini sürdürmektedir. Giriş bölümünde tezin konusu, amacı, önemi ve yöntemi ortaya konmuştur. Birinci bölümde din sosy...

  5. Naïve Simplicity: The Overlooked Piece of the Complexity-Simplicity Paradigm.

    Science.gov (United States)

    Schwartz, Franklin W; Liu, Ganming; Aggarwal, Pradeep; Schwartz, Cynthia M

    2017-09-01

    Concepts of simplicity and complexity in modeling have been explored in papers, editorials, and talks. The concept is not well understood because there are at least two flavors of simplicity. Modelers envision simplicity (i.e., elegant simplicity) as the sought-after goal in modeling, but naïve simplicity, which is the focus of this paper, is commonly unrecognized and dangerous. The problem is that naïve or simple ideas are often mistaken for settled science and come with the prospect of being more wrong than right. The concept of the so-called simplicity cycle, in relation to classical problems of carbon-14 age and salinity in closed-basin lakes, is used to illustrate these points. The emerging problems of water-mosquitoes-diseases show the value of mapping new problems to the simplicity cycle. Researchers can "know what they do not know" and avoid the dangers of naïve simplicity. © 2017, National Ground Water Association.

  6. KAYAKÖY POLYESİ ve YAKIN ÇEVRESİNİN JEOMORFOLOJİSİ

    OpenAIRE

    BİRİCİK, ALİ; BOZYİĞİT, RECEP; KURT, HALİL

    2013-01-01

    ÖZETKayaköy Polye Havzası ve yakın çevresi, Güneybatı Anadolu'da, Akdeniz Bölgesi'nin Teke Yöresinde yer almaktadır. Burası Fethiye Ovası ve Körfezinin de bulunduğu doğu-batı yönünde yer alan tektonik bir depresyonla, bunun yak­laşık 7.5 km. güneyinde denizin çevrelediği, batıya doğru bir çıkıntı halinde uzanan Kayaköy Yarımadası'nın merkezi yerleri ve yakın çevresidir. Bu Yarımada'nın doğusunda azami yükseltisi 1758 m. olan Arı Dağı ile güneydoğusunda azami yükseltisi 196...

  7. RGloVe: An Improved Approach of Global Vectors for Distributional Entity Relation Representation

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ziyan Chen

    2017-04-01

    Full Text Available Most of the previous works on relation extraction between named entities are often limited to extracting the pre-defined types; which are inefficient for massive unlabeled text data. Recently; with the appearance of various distributional word representations; unsupervised methods for many natural language processing (NLP tasks have been widely researched. In this paper; we focus on a new finding of unsupervised relation extraction; which is called distributional relation representation. Without requiring the pre-defined types; distributional relation representation aims to automatically learn entity vectors and further estimate semantic similarity between these entities. We choose global vectors (GloVe as our original model to train entity vectors because of its excellent balance between local context and global statistics in the whole corpus. In order to train model more efficiently; we improve the traditional GloVe model by using cosine similarity between entity vectors to approximate the entity occurrences instead of dot product. Because cosine similarity can convert vector to unit vector; it is intuitively more reasonable and more easily converge to a local optimum. We call the improved model RGloVe. Experimental results on a massive corpus of Sina News show that our proposed model outperforms the traditional global vectors. Finally; a graph database of Neo4j is introduced to store these relationships between named entities. The most competitive advantage of Neo4j is that it provides a highly accessible way to query the direct and indirect relationships between entities.

  8. ELMA VE ELMA ÜRÜNLERİNDE PATULİN MİKTARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Çetin KADAKAL

    2000-01-01

    Full Text Available Patulin bazı Penicillium, Aspergillus ve Byssochlamys türleri tarafından üretilen metabolittir. Doğada çeşitli ürünlerde ve bu arada elma ve elma ürünlerinde de yaygın olarak bulunur. Patulin, insan sağlığı üzerine olan olumsuz etkisinden dolayı elma suyu ve çeşitli elma ürünlerinde önemli kalite parametresi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca patulinin suda çözünme özelliği ve ısıya karşı dirençliliği patuline elma suyu ve konsantresi üretiminde ayrı bir önem kazandırmıştır. Elma suyu ve konsantresine işlenecek elmaların çürük kısımlarının uzaklaştırılması, son ürünü patulin açısından güvenli kılmaktadır. Elma suyu ve konsantresi işleyen fabrikalarda elma suyuna geçen patulinin uzaklaştırılmasında aktif kömür yaygın şekilde kullanılmaktadır. Aktif kömür dışında elma suyuna askorbik asit ve/veya sorbatlar, sülfidril bileşikleri veya çeşitli gıda ingredientlerinin (tarçın yağı, potasyum sorbat vb. ilavesi ile düşük dozda radyasyon ve modifiye atmosfer uygulaması patulinin azaltımında etkili olmaktadır. Isıl işlem ve depolamanın patulin stabilitesine etkisi üzerinde ise çelişkili sonuçlar mevcuttur.

  9. Is ventilatory efficiency (VE/VCO(2) slope) associated with right ventricular oxidative metabolism in patients with congestive heart failure?

    Science.gov (United States)

    Ukkonen, Heikki; Burwash, Ian G; Dafoe, William; de Kemp, Robert A; Haddad, Haissam; Yoshinaga, Keiichiro; Davies, Ross A; Gannon, Edward K; Dasilva, Jean N; Beanlands, Rob S B

    2008-11-01

    The relationship between minute ventilation and the rate of CO2 elimination (VE/VCO2 slope) is associated with mortality in patients with congestive heart failure (CHF). The VE/VCO2 slope > or =34 denotes a poor prognosis and has been proposed to reflect abnormalities in pulmonary perfusion. To study whether increased VE/VCO2 slope is associated with elevated right ventricular (RV) oxidative metabolism relative to the left ventricle (LV). 21 patients with stable NYHA II-III CHF underwent symptom limited cardiopulmonary exercise testing. Dynamic [(11)C]acetate positron emission tomography (PET) was used to measure oxidative metabolism (k(mono)) of the LV and RV. Corrected RV oxidative metabolism (RVOx) was calculated as RV/LV k(mono) ratio. Peak VO2 was 16.2+/-4.1 ml/min/kg and the VE/VCO2 slope was 33.4+/-6.1. LV and RV k(mono) were 0.046+/-0.009 and 0.037+/-0.007 min(-1), respectively, with a RVOx of 0.83+/-0.17. There was a good correlation between RVOx and the VE/VCO2 slope (r=0.61, p=0.0034). RVOx was 0.77+/-0.16 in patients with a VE/VCO2 slope slope > or =34 (p=0.047). RVOx correlates with VE/VCO2 slope in CHF patients. This supports the hypothesis that pulmonary vascular resistance is a determinant of the VE/VCO2 slope.

  10. GRUNWALD-LETNIKOV, RIEMANN-LIOUVILLE VE CAPUTO KESİRSEL TÜREVLERİ ÜZERİNE

    OpenAIRE

    ÖZEN, Saime; ÖZTÜRK, İlhan

    2004-01-01

    Bu çalışmada Grünwald-Letnikov, Riemann-Liouville ve Caputo kesirsel türevleri üzerinde duruldu. Ayrıca GrünwaldLetnikov, Riemann-Liouville ve Caputo kesirsel türevlerinin birbiriyle olan ilişkilerini gösteren bazı özel örnekler bulundu

  11. Çocuk Diş Hekimliğinde Oral ve İntranazal Yollarla Orta Dereceli Sedasyon

    NARCIS (Netherlands)

    Özen, B.

    2013-01-01

    Çocuk Diş Hekimliğinde Oral ve İntranazal Yollarla Orta Dereceli Sedasyon Çocuk diş hekimliğinde korkulu, kaygılı ve uyumsuz hastaların tedavileri, midazolam gibi spesifik ilaçların oral veya intranazal yolla kullanılmıyla, sedasyon yönergelerine uyan hekimler tarafından orta dereceli sedasyon

  12. Fizik Öğretmenlerinin Elektrik ve Manyetizma Konusuna İlişkin Pedagojik Alan Bilgilerinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nedim Alev

    2012-12-01

    Full Text Available Özet: Bu çalışmanın amacı fizik öğretmenlerinin 9. sınıf elektrik ve manyetizma konusunda konu alanı bilgisi, sunum bilgisi, öğrenici bilgisi ve oryantasyonları bileşenlerine bağlı olarak Pedagojik alan bilgilerini belirlemeye çalışmaktır. Özel durum araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada katılımcılar Trabzon ilinde farklı liselerde çalışan 6 deneyimli fizik öğretmeninden oluşmaktadır. PAB testi, gözlemler, ders planları ve yapılandırılmamış mülakatlar gibi çoklu veri toplama araçları ile toplanan veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Öğretmenlerin alan bilgilerinin birbirine yakın ve öğretim programı ile yakından ilişkili olduğu, bağlamdan kaynaklanan farklı ve kararlı oryantasyonlar geliştirdikleri, ağırlıklı olarak didaktik ve alıştırma-uygulama oryantasyonları sergiledikleri, sunumlarını oryantasyonları doğrultusunda şekillendirdikleri ve öğrenci hakkındaki bilgilerinin deneyim yılıyla ilişkili olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: pedagojik alan bilgisi, fizik öğretmenleri, elektrik ve manyetizma

  13. The role of the multiparametric MRI in the diagnosis of prostate cancer in biopsy-naïve men

    OpenAIRE

    Rhudd, A.; McDonald, J.; Emberton, M.; Kasivisvanathan, V.

    2017-01-01

    PURPOSE OF REVIEW: To review the role of prebiopsy multiparametric MRI in biopsy-naïve men for the detection of clinically significant prostate cancer. RECENT FINDINGS: Recent level 1 evidence shows that multiparametric MRI has high sensitivity and negative predictive value for the detection of clinically significant prostate cancer in biopsy-naïve men. Concurrent developments include important work in the standardization of MRI reporting. The low specificity and positive predictive value of ...

  14. KOMPARASI ALGORITMA LDA DAN NAÏVE BAYES DENGAN OPTIMASI FITUR UNTUK KLASIFIKASI CITRA TUNGGAL PAP SMEAR

    OpenAIRE

    Yudi Ramdhani

    2016-01-01

    ABSTRACT - Cervical cancer is the growth of a group of abnormal cells on the cervix (cervical). According to the WHO (2003), Indonesia is a country with cervical cancer the number one in the world. Algorithm applied in image classification algorithm using the Pap Smear Linear Discriminant Analysis (LDA) and Naïve Bayes algorithm, Genetic Algorithm uses feature selection. The results obtained using the LDA algorithm and Naïve Bayes algorithm do comparisons, the results obtained that the LDA al...

  15. XIII.Yüzyılda Eyyubiler, Memlükler ve Latin Doğu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    R. Stephen HUMPREYS

    2007-06-01

    Full Text Available Müslüman yöneticiler ve güney batı Asya halkları arasında, kendi aralarında yaşayan (protoemperyalist veya kafir gibi betimlemeleri bulunan Haçlılara karşı koyma ve onları defetme miti baş­ langıçtan beri mevcuttu.

  16. Maskeleme Maddeleri Kullanılarak Kromla Tabaklanmış Giysilik Mamul Derilerin Bazı Kimyasal Özelliklerinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatma ÇETİNKAYA

    2014-06-01

    Full Text Available This study has been conducted for the purpose of determine the some chemical characteristics of leather by making use of masking materials in tanning process. During the process of tanning, traditionally chromium salts and masking materials such as sodium formate, sodium acetate, sodium citrate, phthalic acid, sodium oxalate were used. At the end of these process, determination of volarite matter, determination of matter soluble in dichloromethane, chromium oxide in leather, determination of nitrojen content and hide substance and pH as well as chemical analyzes were applied. According to the findings, on the effect of some chemical characteristics of leather masking materials were ascertained. Findings suggested that sodium asetate and sodium oxalate gave the best results

  17. Inhibition of prostaglandin (PG) synthesis in sheep vesicular gland microsomes (SVGM) by nitroblue tetrazolium (NBT) and vitamin E (VE).

    Science.gov (United States)

    Rao, G H; Burris, S M; Gerrard, J M; White, J G

    1979-02-01

    Previous studies have shown that NBT and VE together are potent inhibitors of platelet aggregation, secretion and PG synthesis. In this study, we evaluated the capacity of NBT to detect PG synthesis by SVGM. Aspirin pretreatment of SVGM decreased the amount of NBT reduced after addition of arachidonic acid, demonstrating that products generated by the cyclo-oxygenase were involved in NBT reduction. The influence of NBT and VE on PG synthesis by SVGM was then evaluated by measuring malondialdehyde (MDA) production. NBT or VE alone had no significant effect, but together these agents were as effective as aspirin in preventing MDA formation. The effect of NBT and VE on 14C-arachidonic acid conversion was followed by thin layer chromatography and radioscanning. Again, NBT or VE alone were ineffective, whereas the combination was as effective as aspirin in preventing conversion of arachidonic acid. We speculate NBT and VE together inhibit pg synthesis by scavenging a free radical species of arachidonic acid generated in the initial step of fatty acid peroxidation.

  18. Distinct TLR-mediated cytokine production and immunoglobulin secretion in human newborn naïve B cells.

    Science.gov (United States)

    Pettengill, Matthew A; van Haren, Simon D; Li, Ning; Dowling, David J; Bergelson, Ilana; Jans, Jop; Ferwerda, Gerben; Levy, Ofer

    2016-08-01

    Neonatal innate immunity is distinct from that of adults, which may contribute to increased susceptibility to infection and limit vaccine responses. B cells play critical roles in protection from infection and detect PAMPs via TLRs, that, when co-activated with CD40, can drive B-cell proliferation and Ab production. We characterized the expression of TLRs in circulating B cells from newborns and adults, and evaluated TLR- and CD40-mediated naïve B-cell class-switch recombination (CSR) and cytokine production. Gene expression levels of most TLRs was similar between newborn and adult B cells, except that newborn naïve B cells expressed more TLR9 than adult naïve B cells. Neonatal naïve B cells demonstrated impaired TLR2- and TLR7- but enhanced TLR9-mediated cytokine production. Significantly fewer newborn naïve B cells underwent CSR to produce IgG, an impairment also noted with IL-21 stimulation. Additionally, co-stimulation via CD40 and TLRs induced greater cytokine production in adult B cells. Thus, while newborn naïve B cells demonstrate adult-level expression of TLRs and CD40, the responses to stimulation of these receptors are distinct. Relatively high expression of TLR9 and impaired CD40-mediated Ig secretion contributes to distinct innate and adaptive immunity of human newborns and may inform novel approaches to early-life immunization. © The Author(s) 2016.

  19. A recombinant bivalent fusion protein rVE confers active and passive protection against Yersinia enterocolitica infection in mice.

    Science.gov (United States)

    Singh, Amit Kumar; Kingston, Joseph Jeyabalaji; Murali, Harishchandra Sripathy; Batra, Harsh Vardhan

    2014-03-05

    In the present study, a bivalent chimeric protein rVE comprising immunologically active domains of Yersinia pestis LcrV and YopE was assessed for its prophylactic abilities against Yersinia enterocolitica O:8 infection in murine model. Mice immunized with rVE elicited significantly higher antibody titers with substantial contribution from the rV component (3:1 ratio). Robust and significant resistance to Y. enterocolitica infection with 100% survival (Penterocolitica O:8 against the 75%, 60% and 75% survival seen in mice immunized with rV, rE, rV+rE, respectively. Macrophage monolayer supplemented with anti-rVE polysera illustrated efficient protection (89.41% survival) against challenge of Y. enterocolitica O:8. In contrast to sera from sham-immunized mice, immunization with anti-rVE polysera provided complete protection to BALB/c mice against I.P. challenge with 10(8)CFU of Y. enterocolitica O:8 and developed no conspicuous signs of infection in necropsy. The histopathological analysis of microtome sections confirmed significantly reduced lesion size or no lesion in liver and intestine upon infection in anti-rVE immunized mice. The findings from this study demonstrated the fusion protein rVE as a potential candidate subunit vaccine and showed the functional role of antibodies in protection against Y. enterocolitica infections. Copyright © 2014 Elsevier Ltd. All rights reserved.

  20. Stem cells. m6A mRNA methylation facilitates resolution of naïve pluripotency toward differentiation.

    Science.gov (United States)

    Geula, Shay; Moshitch-Moshkovitz, Sharon; Dominissini, Dan; Mansour, Abed AlFatah; Kol, Nitzan; Salmon-Divon, Mali; Hershkovitz, Vera; Peer, Eyal; Mor, Nofar; Manor, Yair S; Ben-Haim, Moshe Shay; Eyal, Eran; Yunger, Sharon; Pinto, Yishay; Jaitin, Diego Adhemar; Viukov, Sergey; Rais, Yoach; Krupalnik, Vladislav; Chomsky, Elad; Zerbib, Mirie; Maza, Itay; Rechavi, Yoav; Massarwa, Rada; Hanna, Suhair; Amit, Ido; Levanon, Erez Y; Amariglio, Ninette; Stern-Ginossar, Noam; Novershtern, Noa; Rechavi, Gideon; Hanna, Jacob H

    2015-02-27

    Naïve and primed pluripotent states retain distinct molecular properties, yet limited knowledge exists on how their state transitions are regulated. Here, we identify Mettl3, an N(6)-methyladenosine (m(6)A) transferase, as a regulator for terminating murine naïve pluripotency. Mettl3 knockout preimplantation epiblasts and naïve embryonic stem cells are depleted for m(6)A in mRNAs, yet are viable. However, they fail to adequately terminate their naïve state and, subsequently, undergo aberrant and restricted lineage priming at the postimplantation stage, which leads to early embryonic lethality. m(6)A predominantly and directly reduces mRNA stability, including that of key naïve pluripotency-promoting transcripts. This study highlights a critical role for an mRNA epigenetic modification in vivo and identifies regulatory modules that functionally influence naïve and primed pluripotency in an opposing manner. Copyright © 2015, American Association for the Advancement of Science.

  1. Prevalence of Thrombocytopenia among Chinese Adult Antiretroviral-naïve HIV-positive Patients

    Science.gov (United States)

    Fan, Hong-Wei; Guo, Fu-Ping; Li, Yi-Jia; Li, Ning; Li, Tai-Sheng

    2015-01-01

    Background: The prevalence of thrombocytopenia among Chinese antiretroviral therapy (ART)-naïve HIV-infected adults has not been well-described. The aim of this study was to investigate the prevalence and associated risk factors of thrombocytopenia among Chinese ART-naïve HIV-infected adults. Methods: We performed a cross-sectional study of Chinese adult ART-naïve HIV-infected patients from September 2005 through August 2014. Socio-demographic variables and laboratory results including platelets, CD4+ cell count, and viral load were obtained from medical records. Factors and outcomes associated with thrombocytopenia were assessed using logistic regression. Results: A total of 1730 adult ART-naïve HIV-infected patients was included. The mean age was 38 years. The prevalence of thrombocytopenia was 4.5%. There were significant differences in the prevalence of thrombocytopenia between patients thrombocytopenia was also significantly different between patients with CD4+ counts of 200–349 cells/mm3 (3.3%) and >350 cells/mm3 (2.8%) compared with patients with CD4+ counts of 50–199 cells/mm3 (7.1%) (P = 0.002 and P = 0.005, respectively). The prevalence of thrombocytopenia was significantly different by hepatitis C virus antibody (HCV-Ab) seropositivity (10.2% for HCV-Ab positive vs. 3.9% for HCV-Ab negative, P = 0.001). We observed differences in prevalence of thrombocytopenia by mode of transmission of HIV infection: Blood transmission (10.7%) versus men who have sex with men (3.9%) (P = 0.002) and versus heterosexual transmission (3.9%) (P = 0.001). In binary logistic regression analyses, age ≥50 years, HCV-Ab positivity and having a CD4+ cell count of 50–199 cells/mm3 were significantly associated with thrombocytopenia with adjusted odds ratio of 2.482 (95% confidence interval [CI]: 1.167, 5.281, P = 0.018), 2.091 (95% CI: 1.078, 4.055, P = 0.029) and 2.259 (95% CI: 1.028, 4.962, P = 0.042), respectively. Conclusions: Thrombocytopenia is not common among

  2. Çeviri: Tarihimizi Öğrenmeli ve Öğretmeliyiz - Mehmed ZEKİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Uğur Akbulut

    2013-05-01

    Full Text Available Tarih vekayi-i güzeştenin bir mirât-ı meclâsıdır. Orada ebnâ-yı âdemin hüsn-i idare yüzünden mazhar olduğu saadet, sû-i idare cihetinden uğradığı felaket pek ayân bir surette görülür. Bunun içindir ki hemen herkeste tarih okumak merakı günden güne tezâyüd ediyor. Ancak müstebidd idareler geçmiş zamanlara ve o zamanların ahvâl ve hadisâtına taht-ı kahırlarında bulundurdukları halkın vukuf hâsıl etmelerini arzu itmedikleri için okunmasını, okutmasını istemedikleri ulûmun birisi de tarihtir. İşte bu sebeple bizde tarih okunmuyor, okutulmuyordu. Vakta ki şems-i münîr-i hürriyet mülkün afâk-ı garbîsinden sâha-pervez-i tulû oldu, herkeste tarih okumak ve yazmak hevesi de uyandı. Gazeteler, mecmûalar muttasıl tarihimizden, onun sahâif-i müşâşâsından bahsediyor, vakit vakit kitaplar da neşr olunuyordu. Fakat itiraf zaruretinde bulunuyoruz, bu sa‘ylar hakkıyla müsmir olamadı ve yazılan makalelerden, bastırılan kitaplardan pek azı felsefe-i tarihin ruh ve manasına muvafık düştü. Sonra harplerin birbirini takip etmesi gibi gavâil în ü ân her şeyde olduğu vechle bu sahada da sükûtı istilzâm etti, maa-hazâ şâyân-ı şükrandır ki son zamanlarda yine böyle bir merak uyandı.

  3. Yabancı Dil Öğrenmenin Önemi ve Gerekliliği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ufuk SERENGİL

    2007-07-01

    Full Text Available Dil bir iletişim aracıdır. Bir toplumda yaşayan bireyler birbirleriyle aynı dili konuşarak iletişim kurarlar. Bugün hızla gelişen ve değişen dünyamızda diğer uluslarla da iletişim sağlamak zorundayız. Başka bir deyişle, diğer ülkelerle her alanda bilgi alışverişi yapabilmek, ekonomik ilişkilerimizi yürütebilmek ve kendi düşüncelerimizi ifade edebilmek için anadilimizden başka en az bir yabancı dili bilmek zorundayız. Günümüzde ekonomik ve teknolojik gelişmeler sonucunda, İngilizce neredeyse tüm ülkelerde kullanılan 'dünya dili' haline gelmiştir. Bu nedenle ülkemizde de yabancı dil öğretimi daha çok İngilizce öğretimi üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu, üzerinde uzun yıllardan beri titizlikle durulan bir konudur. Küreselleşmenin gereği olarak çağı yakalamak, çağdaş olabilmek, diğer ülkelerle teknolojik, ekonomik ve kültürel açıdan iletişim sağlayabilmek için İngilizce öğretiminin iyi eğitilmiş ve alanında yeterli bilgisi olan öğretmenlerce yürütülmesi gerekmektedir. İçinde bulunduğumuz çağ 'bilgi' çağıdır. Bireyler ve toplumlar bilgiye ulaşmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Küreselleşme anlamında giderek 'küçülen' dünyamızda farklı toplumlar arasında 'iletişim' çok önemlidir. Günümüzde iletişim hem görsel ve yazılı basın hem de bilgisayarlar yardımıyla gerçekleştirilmektedir. Bu küresel iletişimin ortak dili İngilizce'dir. İletişim kanallarının hızla artması ülkemizde de işadamları, parlamenterler, yöneticiler gibi her kesimde çalışan kişilerin yabancı dil öğrenmeyi özellikle İngilizce öğrenmeyi talep etmesine neden olmaktadır. Bu büyük talebi gerektiği şekilde karşılayabilmek için, her dalda olduğu gibi, İngilizce öğretiminde iyi eğitim almış öğretmenlere ihtiyaç vardır.Bir yabancı dili bilmek bireyin o dildeki sözcükleri ve dilbilgisi yapılarını bilmesinin yanı s

  4. Şeyl Gazı (Kaya Gazı ve Çevresel Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazan YALCIN ERİK

    2016-11-01

    Full Text Available Özet. Son yıllarda şeyl formasyonlarından doğal gaz üretimi (şeyl gaz karadaki hidrokarbon (petrol ve gaz arama ve üretimlerindeki en hızlı gelişen eğilimdir. Şeyl gaz operasyonlarında teknolojik gelişmeler özellikle Amerika’da son birkaç yılda daha da hızlanmış ve bu süreç küresel olarak ilerlemeye devam etmektedir. Petrol ve gaz sektöründeki yeni gelişmeler çevre ve sosyo-ekonomik alanda, özellikle de doğal gaz gelişiminin yeni olduğu alanlarda birçok değişimi de beraberinde getirmiştir. Şeyl gaz ile ilgili çevresel etkiler küresel ve yerel düzeylerde etkili olmaktadır. Bunlar iklim değişikliği, sera gazı (GHG emisyonları, yerel hava kalitesi, su temini, su kalitesi, sismik aktivite, yerleşim yeri ve toplumsal etkilerdir. Yoğun kuyu aralıkları, operasyonlardan dolayı oluşan gürültü, artan kamyon trafiği halk ve çevre için düşünülmesi gereken diğer konuları oluşturmaktadır. Bazı çevresel etkiler ise yeni teknolojik gelişmeleri kullanarak azaltılmıştır. Örneğin, şeyl gazı üretimi sırasındaki sera gazları azaltılmaya başlanmış ve tatlı su ihtiyacı ise operasyonda kullanılan suyun arıtılması ve yeniden kullanılmasının yaygınlaşması sonucunda azalmaya başlamıştır. Sismik aktivitenin önlenmesi gibi diğer konular ise hala detaylı inceleme ve araştırmaya ihtiyaç duymaktadır. Anahtar Kelimeler: Şeyl gazı, hidrokarbon, çevre kirliliği, sera gazı, doğal gaz, su kirliliği Abstract. In recent years, natural gas production from shale formations (shale gas is one of the most rapidly expanding trends in onshore hydrocarbon (oil and gas exploration and production. Especially in the United States the development of technology within shale gas operations has been rapid within the last few years and is still ongoing globally. New developments about oil and gas sector create change to the environmental and socio-economic view, particularly in those

  5. ULUSLARARASI TİCARET TEORİLERİ ve PAUL R.KRUGMAN’IN KATKILARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esra YÜKSEL

    2011-01-01

    Full Text Available INTERNATIONAL TRADE THEORIES AND THE CONTRIBUTIONS OF PAUL R. KRUGMANAbstract: International trade theories try to explain that free international trade provides increasing welfare for countries under given conditions. International trade theories are transformed and developed by differentiating conditions of natural and acquired endowments of countries by time. Main aim of this study is to investigate contribution of Krugman by comparing literature on international trade theories. In addition to traditional international trade theories, Krugman states that international trade can occur and can be profitable among countries whose technology, production cost and preferences are similar. Krugman emphasizes that monopolistic competition and product differentiation can contribute international trade. Free international trade expands markets for the firms and countries, in this way, expanding markets increases production scale of firms leading to decreasing costs. Main result of study is that Krugman contributes international trade theory by developing models indicating increasing gains for countries from international trade and by explaining differentiating dynamics of international trade. Keywords: International Trade Theories, Paul Krugman, Gains From International Trade. ULUSLARARASI TİCARET TEORİLERİ vePAUL R.KRUGMAN’IN KATKILARIÖzet: Uluslararası ticaret teorileri, uluslararası serbest ticaretin, belirli koşullar altında, ülkeler için önemli refah artışları sağlayacağını ortaya koymaya çalışmaktadır. Geliştirilen teoriler, ülkelerin doğal ve kazanılmış üstünlüklerindeki dinamizmine bağlı olarak değişim göstermekte ve gelişmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, Krugman’nın uluslararası ticaret teorilerine yaptığı katkıyı, uluslararası ticaret literatürünü karşılaştırmalı olarak inceleyerek ortaya koymaktır. Krugman’ın görüşleri, geleneksel uluslararası ticaret teorilerinden

  6. ULUSLARARASI TİCARET TEORİLERİ ve PAUL R.KRUGMAN’IN KATKILARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esra YÜKSEL

    2012-11-01

    Full Text Available INTERNATIONAL TRADE THEORIES AND THE CONTRIBUTIONS OF PAUL R. KRUGMANAbstract: International trade theories try to explain that free international trade provides increasing welfare for countries under given conditions. International trade theories are transformed and developed by differentiating conditions of natural and acquired endowments of countries by time.  Main aim of this study is to investigate contribution of Krugman by comparing literature on international trade theories. In addition to traditional international trade theories, Krugman states that international trade can occur and can be  profitable among countries whose technology, production cost and preferences are similar. Krugman emphasizes that monopolistic competition and product differentiation can contribute international trade. Free international trade expands markets for the firms and countries, in this way, expanding markets increases production scale of firms leading to decreasing costs. Main result of study is that Krugman contributes international trade theory by developing models indicating increasing gains for countries from international trade and by explaining differentiating dynamics of international trade.   Keywords: International Trade Theories, Paul Krugman,  Gains From International Trade. ULUSLARARASI TİCARET TEORİLERİ vePAUL R.KRUGMAN’IN  KATKILARIÖzet: Uluslararası ticaret teorileri, uluslararası serbest ticaretin, belirli koşullar altında, ülkeler için önemli refah artışları sağlayacağını ortaya koymaya çalışmaktadır.    Geliştirilen teoriler,  ülkelerin doğal ve kazanılmış üstünlüklerindeki dinamizmine bağlı olarak değişim göstermekte ve gelişmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, Krugman’nın uluslararası ticaret teorilerine yaptığı katkıyı, uluslararası ticaret literatürünü karşılaştırmalı olarak inceleyerek ortaya koymaktır. Krugman’ın görüşleri, geleneksel uluslararas

  7. VE-cadherin Y685F knock-in mouse is sensitive to vascular permeability in recurrent angiogenic organs.

    Science.gov (United States)

    Sidibé, Adama; Polena, Helena; Pernet-Gallay, Karin; Razanajatovo, Jeremy; Mannic, Tiphaine; Chaumontel, Nicolas; Bama, Soumalamaya; Maréchal, Irène; Huber, Philippe; Gulino-Debrac, Danielle; Bouillet, Laurence; Vilgrain, Isabelle

    2014-08-01

    Covalent modifications such as tyrosine phosphorylation are associated with the breakdown of endothelial cell junctions and increased vascular permeability. We previously showed that vascular endothelial (VE)-cadherin was tyrosine phosphorylated in vivo in the mouse reproductive tract and that Y685 was a target site for Src in response to vascular endothelial growth factor in vitro. In the present study, we aimed to understand the implication of VE-cadherin phosphorylation at site Y685 in cyclic angiogenic organs. To achieve this aim, we generated a knock-in mouse carrying a tyrosine-to-phenylalanine point mutation of VE-cadherin Y685 (VE-Y685F). Although homozygous VE-Y685F mice were viable and fertile, the nulliparous knock-in female mice exhibited enlarged uteri with edema. This phenotype was observed in 30% of females between 4 to 14 mo old. Histological examination of longitudinal sections of the VE-Y685F uterus showed an extensive disorganization of myometrium and endometrium with highly edematous uterine glands, numerous areas with sparse cells, and increased accumulation of collagen fibers around blood vessels, indicating a fibrotic state. Analysis of cross section of ovaries showed the appearance of spontaneous cysts, which suggested increased vascular hyperpermeability. Electron microscopy analysis of capillaries in the ovary showed a slight but significant increase in the gap size between two adjacent endothelial cell membranes in the junctions of VE-Y685F mice (wild-type, 11.5 ± 0.3, n = 78; and VE-Y685F, 12.48 ± 0.3, n = 65; P = 0.045), as well as collagen fiber accumulation around capillaries. Miles assay revealed that either basal or vascular endothelial growth factor-stimulated permeability in the skin was increased in VE-Y685F mice. Since edema and fibrotic appearance have been identified as hallmarks of initial increased vascular permeability, we conclude that the site Y685 in VE-cadherin is involved in the physiological regulation of capillary

  8. SABAHATTİN ALİ VE GERHART HAUPTMANN'IN ESERLERİNDE SOSYO-KÜLTÜREL OLGU VE İLETİŞİM ÇATIŞMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali BAYKAN

    2016-02-01

    Full Text Available Aynı yüzyılda yaşamış olan Ali ve Hauptmann, hem kendi ülkelerinde hem de dünyada meydana gelen sosyal, siyasal, iktisadi, kültürel vb. değişimleri yakından takip etmiş ve bu olguları eserlerine yansıtmışlardır. Toplumda meydana gelen olayların her iki yazarın eserlerine yansıtılmasının yanı sıra, yazarların özel hayatlarındaki kişi, kurum, çevre ve olayları da kurgulanmıştır. Yazarların eserlerinde tek bir edebi yöntem ve devir özelliğinden ziyade, birkaç yöntem ve devir özelliği dikkat çeker. Geçmişten günümüze kadar Alman ve Türk sosyal, kültürel, iletişim biçim ve çeşitlerinin gerek kendi aralarında, gerekse iki toplum arasındaki karşılaştırılmalarında çeşitli farklılıklar ortaya çıkar. Buna karşın iki toplum arasında bazı benzerlikler de bulunur.

  9. Risk of fracture in transfusion-naïve thalassemia population: A nationwide population-based retrospective cohort study.

    Science.gov (United States)

    Chen, Yu-Guang; Lu, Chieh-Sheng; Lin, Te-Yu; Lin, Cheng-Li; Tzeng, Huey-En; Tsai, Chun-Hao

    2018-01-01

    In thalassemia major or transfusion-dependent thalassemia patients, osteoporosis-related bone complications such as fracture events are common. However, no studies have investigated the risk of fracture in transfusion-naïve thalassemia population. Therefore, we conducted a longitudinal nationwide cohort study to determine whether this population has an increased risk of fracture. This nationwide, population-based cohort study analyzed data from 1998 to 2010 obtained from the Taiwanese National Health Insurance Research Database, with a follow-up period extending until the end of 2011. We identified cases with transfusion-naïve thalassemia and selected a comparison cohort that was frequency-matched according to age and year of diagnosis of thalassemia at a ratio of one subject with thalassemia to four subjects in the control group. We analyzed the risk of fracture events to occur in transfusion-naïve thalassemia cases by using Cox proportional hazards regression models. Totally, the study recruited 1369 transfusion-naïve thalassemia subjects and 5416 controls. We identified a total of 71 cases with fracture events within the thalassemia group and 204 within the control group. The overall risks for developing fracture events were 1.35-fold higher in transfusion-naïve thalassemia individuals than the comparison cohort after adjusting for age, sex and comorbidities. Most fracture events were observed in male transfusion-naïve thalassemia individuals rather than the normal population. In subgroup analysis, there was a 1.46-fold higher risk to develop upper-limb fracture in the thalassemia group than in the control groups. In conclusion, our long-term, cohort study results showed that there was a higher risk for the development of fractures in transfusion-naïve thalassemia individuals, particularly in male cases. Copyright © 2017 The Authors. Published by Elsevier Inc. All rights reserved.

  10. Balıklarda ağır metal ve pestisitler tarafından indüklenen oksidatif stres mekanizmaları.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cansu Akbulut

    2015-12-01

    Full Text Available Sucul organizmalar endüstriyel ve tarımsal başta olmak üzere birçok antropojenik aktivite nedeniyle önemli miktarlarda ağır metal ve pestisitlere maruz kalırlar. Ağır metal ve pestisitlerin balıklarda birikmesi oksidatif strese nedeni olan reaktif oksijen türlerinin (ROT artmasına sebep olur. Bu tip çevresel kirleticiler, reaktif oksijen türlerin hücrelerde direkt olarak artmasına neden olur ve antioksidan kapasiteyi azaltırlar. Bu derleme çalışmasının amacı ağır metal ve pestisitlere maruz kalan balıklarda oksidatif stres belirteçleri ve antioksidan savunma mekanizmalarını irdelemektir

  11. Finans sektöründe kamunun aydınlatılması ve Türkiye uygulaması

    OpenAIRE

    CANBALOĞLU, Ayşe Nur

    2011-01-01

    ÖZET 1990’lı yıllardan itibaren bilgilendirme eksikliği ve yetersiz denetim faaliyetleri nedeniyle dünya çapında muhasebe ve denetim skandalları ya anmı , irket batmaları ve finansal krizler ortaya çıkmı tır. Bu nedenle kamunun zamanında, gerçeğe uygun ve güvenilir bir biçimde bilgilendirilmesi, mali tablo ve raporların iyi bir biçimde denetlenmesi konularındaki düzenleme ve denetleme eksikliklerinin giderilmesine ihtiyaç olduğu anla ılmı tır. Diğer taraftan; sermaye piyasalarının ...

  12. TÜRKİYE’DE BASEL I, II ve III KURALLARINA UYUM SÜRECİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ezgi ASLAN KÜLAHİ

    2013-07-01

    Full Text Available Bu çalışma, Basel Kriterleri çerçevesinde Türk Bankacılık Sektörü’nde yapılan çalışmaları değerlendirerek sektörün Basel Kriterleri’ne uyum sürecinde hangi aşamada olduğunu incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada; Türkiye’de Basel I ve II Kriterleri’ne geçiş süreci: Basel I ve II’ye yönelik yapılan hazırlık çalışmaları , Basel Kriterleri’ne uyum kapsamında Türk Bankacılık Mevzuatı’nda yapılan yasal düzenlemeler ve BDDK tarafından gerçekleştirilen yerel sayısal etki çalışmaları incelenmiş, sektörün Basel II Kriterleri’ne uyum kabiliyeti değerlendirilmiştir. Ayrıca, çalışmada henüz nihaî şekli verilmeyen Basel III Kriterleri’nin Türk Bankacılık Sektörü’ne muhtemel etkileri ele alınmıştır. Türkiye bankacılık kesimi Haziran 2012 itibariyle Basel II kurallarını sorunsuz bir şekilde uygulamayı başarmıştır. Halihazırda dünya genelinde nihai şekli verilmeye çalışılan ve bazı yönlerden ciddi eleştirilere maruz kalan Basel III kurallarına uyum konusunda da Türkiye Bankacılık Kesiminin mevcut verilerin analizinden hareketle bir sıkıntısı olmayacağı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan; Türkiye’nin uluslararası kurallara intibak konusunda finansal kesimde göstermiş olduğu söz konusu uyum kabiliyetinin, genel olarak sürdürülebilir büyüme, ekonomik kalkınma ve ülkenin yapısal dönüşümü açısından daha olumlu sonuçlar vermesi, Türkiye ekonomisinin diğer yapısal sorunları ve başlıca makro ekonomik istikrarsızlıklarının çözümüne bağlı olduğu değerlendirilmektedir.

  13. AJAN TABANLI MODELLEME VE HESAPLAMALI İKTİSAT - AGENT-BASED MODELLING AND COMPUTATIONAL ECONOMICS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emrah KELEŞ

    2014-07-01

    Full Text Available ÖzetRasyonellik ve homojenlik varsayımları ile iktisadi ajanlar arasındaki etkileşimi göz ardı eden temsiliajan yaklaşımı, dinamik stokastik genel denge modellerine dayanan yerleşik iktisada duyulan güveninazalmasına yol açmıştır. 1990’ların sonlarından itibaren ajan tabanlı hesaplamalı yaklaşım finansal iktisat,endüstriyel organizasyon, makro iktisat, politik iktisat ve iktiadi ağ oluşumu başta olmak üzere sosyalbilimlerde yaygınlaşmaya başlamıştır. Son olarak 2008 küresel finansal kriz yerleşik, iktisadın dahayüksek sesle tartışılmasına ve ajan tabanlı yaklaşımın daha çok benimsenmesine neden olmuştur. Bu yeniyaklaşım araştırmacılara pasif haldeki fiziksel varlıklardan durumları, inanışları ve davranış kuralları olanaktif karar alıcılara kadar çeşitli ajanların bulunduğu yapay bir dünya kurmalarına imkân vermektedir.Bu yapay dünyalarda ajanların birbirleriyle ya da çevreleriyle etkileşimi onların adaptif (uyarlanabilirolmasına ve kompleks adaptif bir sistem meydana getirmelerine izin vermektedir. Bu çalışmada, ajantabanlı yaklaşımın temel unsurlarının incelenmesi ve DSGE modellerine göre üstünlüklerinin gösterilmesiamaçlanmıştır.AbstractAssumptions of rationality and homogeneity, and framework of representative agent that rule out interactionsbetween agents have led to a decline in confidence to mainstream economics based on dynamicstochastic equilibrium models. Starting from late 1990s, agent-based computational approach has becomeincreasingly popular in social sciences, especially in financial economics, industrial organization, macroeconomics,political economy, and economic network formation. Finally, 2008 global financial crisis hascaused mainstream to be argued loudly and agent-based approach to be adopted more. This new approachenables researchers to construct artificial worlds where various agents ranging from passive entities to active

  14. AJAN TABANLI MODELLEME VE HESAPLAMALI İKTİSAT - AGENT-BASED MODELLING AND COMPUTATIONAL ECONOMICS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emrah KELEŞ

    2014-08-01

    Full Text Available ÖzetRasyonellik ve homojenlik varsayımları ile iktisadi ajanlar arasındaki etkileşimi göz ardı eden temsiliajan yaklaşımı, dinamik stokastik genel denge modellerine dayanan yerleşik iktisada duyulan güveninazalmasına yol açmıştır. 1990’ların sonlarından itibaren ajan tabanlı hesaplamalı yaklaşım finansal iktisat,endüstriyel organizasyon, makro iktisat, politik iktisat ve iktiadi ağ oluşumu başta olmak üzere sosyalbilimlerde yaygınlaşmaya başlamıştır. Son olarak 2008 küresel finansal kriz yerleşik, iktisadın dahayüksek sesle tartışılmasına ve ajan tabanlı yaklaşımın daha çok benimsenmesine neden olmuştur. Bu yeniyaklaşım araştırmacılara pasif haldeki fiziksel varlıklardan durumları, inanışları ve davranış kuralları olanaktif karar alıcılara kadar çeşitli ajanların bulunduğu yapay bir dünya kurmalarına imkân vermektedir.Bu yapay dünyalarda ajanların birbirleriyle ya da çevreleriyle etkileşimi onların adaptif (uyarlanabilirolmasına ve kompleks adaptif bir sistem meydana getirmelerine izin vermektedir. Bu çalışmada, ajantabanlı yaklaşımın temel unsurlarının incelenmesi ve DSGE modellerine göre üstünlüklerinin gösterilmesiamaçlanmıştır.AbstractAssumptions of rationality and homogeneity, and framework of representative agent that rule out interactionsbetween agents have led to a decline in confidence to mainstream economics based on dynamicstochastic equilibrium models. Starting from late 1990s, agent-based computational approach has becomeincreasingly popular in social sciences, especially in financial economics, industrial organization, macroeconomics,political economy, and economic network formation. Finally, 2008 global financial crisis hascaused mainstream to be argued loudly and agent-based approach to be adopted more. This new approachenables researchers to construct artificial worlds where various agents ranging from passive entities to active

  15. NATURALIZATION AND SEYHULISLAM YAHYA MAHALLÎLEŞME VE ŞEYHÜLİSLAM YAHYA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hakan YEKBAŞ

    2009-08-01

    Full Text Available Local factors which are important source of our classical literature in terms of contents were used more characteristicly by some classic poets. One of these poets, Şeyhülislam Yahya, although he has an identity of Muslim preacher, employed the delight and entertainment of life with elegant Turkish of Istanbul. Above all in his ghazals, he is highly successful in expressing the coloured stage chosen in daily life by using elegant Turkish, idioms proverbs, and folk sayings. Understanding of this art is effective in his being one of the most important represantative of naturalization at XVII. century. Klasik edebiyatımızın dil ve muhteva bakımından önemli kaynaklarından olan mahallî unsurlar, bazı klasik şairlerimiz tarafından daha belirgin bir şekilde kullanılmıştır.. Bu şâirlerden biri olan Şeyhülislam Yahya, bir din adamı kimliğine sahip olmasına rağmen hayatın zevk ve eğlencelerini sade İstanbul Türkçesini kullanarak şiirlerinde işlemiştir. Özellikle gazellerinde kullandığı sade Türkçesi, deyimleri, atasözleri ve halk deyişleri vasıtasıyla günlük hayatın içinden seçtiği canlı sahneleri anlatmada çok başarılıdır. Bu sanat anlayışı, onun mahallîleşmenin XVII. yüzyıldaki en önemli temsilcilerinden biri olmasına neden olmuştur.

  16. Gene expression analysis of embryonic stem cells expressing VE-cadherin (CD144 during endothelial differentiation

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Libermann Towia

    2008-05-01

    Full Text Available Abstract Background Endothelial differentiation occurs during normal vascular development in the developing embryo. This process is recapitulated in the adult when endothelial progenitor cells are generated in the bone marrow and can contribute to vascular repair or angiogenesis at sites of vascular injury or ischemia. The molecular mechanisms of endothelial differentiation remain incompletely understood. Novel approaches are needed to identify the factors that regulate endothelial differentiation. Methods Mouse embryonic stem (ES cells were used to further define the molecular mechanisms of endothelial differentiation. By flow cytometry a population of VEGF-R2 positive cells was identified as early as 2.5 days after differentiation of ES cells, and a subset of VEGF-R2+ cells, that were CD41 positive at 3.5 days. A separate population of VEGF-R2+ stem cells expressing the endothelial-specific marker CD144 (VE-cadherin was also identified at this same time point. Channels lined by VE-cadherin positive cells developed within the embryoid bodies (EBs formed by differentiating ES cells. VE-cadherin and CD41 expressing cells differentiate in close proximity to each other within the EBs, supporting the concept of a common origin for cells of hematopoietic and endothelial lineages. Results Microarray analysis of >45,000 transcripts was performed on RNA obtained from cells expressing VEGF-R2+, CD41+, and CD144+ and VEGF-R2-, CD41-, and CD144-. All microarray experiments were performed in duplicate using RNA obtained from independent experiments, for each subset of cells. Expression profiling confirmed the role of several genes involved in hematopoiesis, and identified several putative genes involved in endothelial differentiation. Conclusion The isolation of CD144+ cells during ES cell differentiation from embryoid bodies provides an excellent model system and method for identifying genes that are expressed during endothelial differentiation and that

  17. Maurice Scève - Délie, object de plus haulte vertu. Approche

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Crina Zărnescu

    2009-11-01

    Full Text Available Parler de Maurice Scève dans la lignée des symbolistes et de Mallarmé n’est pas chose surprenante mais édifiante parce que censée opérer des perspectives valorisantes sur les processus sémiotiques qui réactivent à chaque nouvelle lecture des directions inédites qui font le passage d’un parcours linéaire du poème à un parcours volumique. Cette approche poïétique, centrée sur le livre fondamental de Maurice Scève, Délie, object de plus haulte vertu, poursuit à travers certaines techniques formelles la configuration d’un dispositif sémiotique supposé créer des rapports intra- et intertextuels des plus évocateurs. Le symbolisme numéral relevant en égale mesure de Pythagore et de la Cabale, le chiasme qui établit une série de parallélismes sur la verticale et l’horizontale du texte poétique, le jeu d’équivoques ou les écarts délibérés de la norme grammaticale contribuant eux-aussi à la sensation d’hermétisme représentent autant de niveaux d’analyse que de procédés poétiques qui rattachent Maurice Scève aux poètes modernes des XIXe et XXe siècles.

  18. Unutulan Elementin Bilinmeyen Mucizesi: “Magnezyum ve İmmünite”

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zerrin Demirtürk

    2017-08-01

    Full Text Available Bu derleme magnezyumun pek çok kullanım alanına ek olarak kritik hastada enflamasyon sürecine etkisi, immün sisteme olan katkısını göstermeyi amaçlamıştır. Magnezyum insan vücudunda ekstrasellüler alanda dördüncü sırada, intrasellüler olarak da ikinci olarak en sık bulunan katyonu olup; nükleik asit ve protein sentezi gibi birçok temel reaksiyonda enzim kofaktörü olarak rol alması, hücre membran stabilizasyonunu sağlaması gibi görevleri göz önüne alındığında son derece önemli bir elementtir. Diğer pek çok elektrolite kıyasla en önemli özelliği immün sisteme ve canlı immünitesine olan etkisidir. Yoğun bakımda yatan immünosüpresif ya da immünokompetan olan her grup hastada magnezyum eksikliği desteklenmeli ve pek çok yararına ek olarak magnezyumun immmün sisteme katkısı akılda tutulmalıdır.

  19. Serum uric acid is associated with apathy in early, drug-naïve Parkinson's disease.

    Science.gov (United States)

    Picillo, Marina; Santangelo, Gabriella; Moccia, Marcello; Erro, Roberto; Amboni, Marianna; Prestipino, Elio; Longo, Katia; Vitale, Carmine; Spina, Emanuele; Orefice, Giuseppe; Barone, Paolo; Pellecchia, Maria Teresa

    2016-04-01

    Both low serum uric acid (UA) levels and apathy are considered biomarkers of cognitive decline and dementia in Parkinson's disease (PD). There is an urgent need to combine different biomarkers to predict disease course in PD. Data on the relationship between serum UA levels and apathy in PD are lacking. The aim of this study is to evaluate the relationship between serum UA levels and pure apathy in early, drug-naïve PD patients. Forty-nine early, drug-naïve PD patients were enrolled and stratified into two groups using the median serum UA levels at diagnosis (Group 1 serum UA ≤ 4.8 mg/dl; Group 2 serum UA > 4.8 mg/dl). The cohort was followed for the first 2 years of disease. Apathy was evaluated with the Apathy Evaluation Scale (AES). Patients with lower serum UA levels presented significant higher AES score compared to patients with higher serum UA levels. Regression analysis showed that baseline serum UA levels were significant determinants of AES scores at both baseline and 2-year follow up, irrespective of gender, age, attention/executive functions and dopamine replacement therapy when applicable. This is the first study showing a link between serum UA levels and apathy in non-demented, non-depressed, early, drug-naïve PD, being lower serum UA levels associated with greater apathy. Further follow up of our patients and replication of this observation in independent cohorts are needed to establish if this combination of biomarkers may help in characterizing a subgroup of PD patients at diagnosis.

  20. Effects of Risperidone on Cytokine Profile in Drug-Naïve First-Episode Psychosis

    Science.gov (United States)

    Noto, Cristiano; Ota, Vanessa Kiyomi; Gouvea, Eduardo S.; Rizzo, Lucas B.; Spindola, Leticia M. N.; Honda, Pedro H. S.; Cordeiro, Quirino; Belangero, Sintia Iole; Bressan, Rodrigo Affonseca; Gadelha, Ary; Maes, Michael

    2015-01-01

    Background: There is robust evidence that schizophrenia is characterized by immune-inflammatory abnormalities, including variations on cytokine levels. The results of previous studies, however, are heterogeneous due to several confounding factors, such as the effects of antipsychotic drugs. Therefore, research on drug-naïve first-episode psychosis (FEP) patients is essential to elucidate the role of immune processes in that disorder. Methods: The aim of this study is to compare cytokine levels (IL-2, IL-10, IL-4, IL-6, IFN-γ, TNF-α, and IL-17) in drug-naïve FEP patients both before and after treatment with risperidone for 10 weeks, and to investigate possible associations between cytokine levels and clinical responses to treatment and presence of depressive symptoms. It this study, we included 55 drug-naïve FEP patients who had repeated measurements of cytokine levels and 57 healthy controls. Results: We found that FEP patients had significantly higher IL-6, IL-10 and TNF-α levels than healthy controls. After risperidone treatment, these three cytokines and additionally IL-4 decreased significantly. No significant difference was found between the post-treatment cytokine levels in FEP patients and in healthy controls, suggesting that these alterations in cytokine profiles are a state marker of FEP. No significant association was found between risperidone-induced changes in cytokines and the clinical response to treatment or the presence of depression. There was a significant inverse association between the risperidone-induced changes in IL-10 and the negative symptoms. Conclusions: In conclusion, our results show a specific cytokine profile in FEP patients (monocytic and regulatory T-cell activation) and suggest immunoregulatory effects of risperidone treatment, characterized by suppressant effects on monocytic, Th2, and T-regulatory functions. PMID:25522386

  1. Hilbert-space Karhunen-Loève transform with application to image analysis.

    Science.gov (United States)

    Levy, A; Rubinstein, J

    1999-01-01

    A generalization of the Karhunen-Loève (KL) transform to Hilbert spaces is developed. It allows one to find the best low-dimensional approximation of an ensemble of images with respect to a variety of distance functions other than the traditional mean square error (L2 norm). A simple and intuitive characterization of the family of Hilbert norms in finite-dimensional spaces leads to an algorithm for calculating the Hilbert-KL expansion. KL approximations of ensembles of objects and faces optimized with respect to a norm based on the modulation transfer function of the human visual system are compared with the standard L2 approximations.

  2. Synthesis of electronically modified Ru-based neutral 16 VE allenylidene olefin metathesis precatalysts.

    Science.gov (United States)

    Lichtenheldt, Martin; Kress, Steffen; Blechert, Siegfried

    2012-05-04

    Electronic modifications within Ru-based olefin metathesis precatalysts have provided a number of new complexes with significant differences in reactivity profiles. So far, this aspect has not been studied for neutral 16 VE allenylidenes. The first synthesis of electronically altered complexes of this type is reported. Following the classical dehydration approach (vide infra) modified propargyl alcohols were transformed to the targeted allenylidene systems in the presence of PCy₃. The catalytic performance was investigated in RCM reaction (ring closing metathesis) of benchmark substrates such as diallyltosylamide and diethyl diallylmalonate.

  3. Systemic effects in naïve mice injected with immunomodulatory lectin ArtinM.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Patrícia Kellen Martins Oliveira Brito

    Full Text Available Toll-like receptors (TLR contain N-glycans, which are important glycotargets for plant lectins, to induce immunomodulation. The lectin ArtinM obtained from Artocarpus heterophyllus interacts with TLR2 N-glycans to stimulate IL-12 production by antigen-presenting cells and to drive the immune response toward the Th1 axis, conferring resistance against intracellular pathogens. This immunomodulatory effect was demonstrated by subcutaneously injecting (s.c. ArtinM (0.5 μg in infected mice. In this study, we evaluated the systemic implications of ArtinM administration in naïve BALB/c mice. The mice were s.c. injected twice (7 days interval with ArtinM (0.5, 1.0, 2.5, or 5.0 μg, LPS (positive control, or PBS (negative control and euthanized after three days. None of the ArtinM-injected mice exhibited change in body weight, whereas the relative mass of the heart and lungs diminished in mice injected with the highest ArtinM dose (5.0 μg. Few and discrete inflammatory foci were detected in the heart, lung, and liver of mice receiving ArtinM at doses ≥2.5 μg. Moreover, the highest dose of ArtinM was associated with increased serum levels of creatine kinase MB isoenzyme (CK-MB and globulins as well as an augmented presence of neutrophils in the heart and lung. IL-12, IFN-γ, TNF-α, and IL-10 measurements in the liver, kidney, spleen, heart, and lung homogenates revealed decreased IL-10 level in the heart and lung of mice injected with 5.0 μg ArtinM. We also found an augmented frequency of T helper and B cells in the spleen of all ArtinM-injected naïve mice, whereas the relative expressions of T-bet, GATA-3, and ROR-γt were similar to those in PBS-injected animals. Our study demonstrates that s.c. injection of high doses of ArtinM in naïve mice promotes mild inflammatory lesions and that a low immunomodulatory dose is innocuous to naïve mice.

  4. Systemic effects in naïve mice injected with immunomodulatory lectin ArtinM.

    Science.gov (United States)

    Oliveira Brito, Patrícia Kellen Martins; Gonçalves, Thiago Eleutério; Fernandes, Fabrício Freitas; Miguel, Camila Botelho; Rodrigues, Wellington Francisco; Lazo Chica, Javier Emílio; Roque-Barreira, Maria Cristina; da Silva, Thiago Aparecido

    2017-01-01

    Toll-like receptors (TLR) contain N-glycans, which are important glycotargets for plant lectins, to induce immunomodulation. The lectin ArtinM obtained from Artocarpus heterophyllus interacts with TLR2 N-glycans to stimulate IL-12 production by antigen-presenting cells and to drive the immune response toward the Th1 axis, conferring resistance against intracellular pathogens. This immunomodulatory effect was demonstrated by subcutaneously injecting (s.c.) ArtinM (0.5 μg) in infected mice. In this study, we evaluated the systemic implications of ArtinM administration in naïve BALB/c mice. The mice were s.c. injected twice (7 days interval) with ArtinM (0.5, 1.0, 2.5, or 5.0 μg), LPS (positive control), or PBS (negative control) and euthanized after three days. None of the ArtinM-injected mice exhibited change in body weight, whereas the relative mass of the heart and lungs diminished in mice injected with the highest ArtinM dose (5.0 μg). Few and discrete inflammatory foci were detected in the heart, lung, and liver of mice receiving ArtinM at doses ≥2.5 μg. Moreover, the highest dose of ArtinM was associated with increased serum levels of creatine kinase MB isoenzyme (CK-MB) and globulins as well as an augmented presence of neutrophils in the heart and lung. IL-12, IFN-γ, TNF-α, and IL-10 measurements in the liver, kidney, spleen, heart, and lung homogenates revealed decreased IL-10 level in the heart and lung of mice injected with 5.0 μg ArtinM. We also found an augmented frequency of T helper and B cells in the spleen of all ArtinM-injected naïve mice, whereas the relative expressions of T-bet, GATA-3, and ROR-γt were similar to those in PBS-injected animals. Our study demonstrates that s.c. injection of high doses of ArtinM in naïve mice promotes mild inflammatory lesions and that a low immunomodulatory dose is innocuous to naïve mice.

  5. Statična analiza večetažne zidane stavbe v Hrpeljah

    OpenAIRE

    Mugerli, Matija

    2017-01-01

    V diplomski nalogi sem analiziral in dimenzioniral karakteristične elemente nosilne konstrukcije večetažne zidane stanovanjske stavbe v Hrpeljah. Vsebinsko je naloga sestavljena iz dveh delov in sicer iz analize nosilnosti medetažne armiranobetonske (AB) plošče ter iz analize nosilnosti zidanih sten v pritličju stavbe. Pri analizi sem se poslužil metod mejnih stanj in sicer mejnih stanj nosilnosti (MSN) in mejnih stanj uporabnosti (MSU). Analizo AB plošče sem izvedel s pomočjo idealizira...

  6. A multi-omic analysis of human naïve CD4+ T cells.

    Science.gov (United States)

    Mitchell, Christopher J; Getnet, Derese; Kim, Min-Sik; Manda, Srikanth S; Kumar, Praveen; Huang, Tai-Chung; Pinto, Sneha M; Nirujogi, Raja Sekhar; Iwasaki, Mio; Shaw, Patrick G; Wu, Xinyan; Zhong, Jun; Chaerkady, Raghothama; Marimuthu, Arivusudar; Muthusamy, Babylakshmi; Sahasrabuddhe, Nandini A; Raju, Rajesh; Bowman, Caitlyn; Danilova, Ludmila; Cutler, Jevon; Kelkar, Dhanashree S; Drake, Charles G; Prasad, T S Keshava; Marchionni, Luigi; Murakami, Peter N; Scott, Alan F; Shi, Leming; Thierry-Mieg, Jean; Thierry-Mieg, Danielle; Irizarry, Rafael; Cope, Leslie; Ishihama, Yasushi; Wang, Charles; Gowda, Harsha; Pandey, Akhilesh

    2015-11-06

    Cellular function and diversity are orchestrated by complex interactions of fundamental biomolecules including DNA, RNA and proteins. Technological advances in genomics, epigenomics, transcriptomics and proteomics have enabled massively parallel and unbiased measurements. Such high-throughput technologies have been extensively used to carry out broad, unbiased studies, particularly in the context of human diseases. Nevertheless, a unified analysis of the genome, epigenome, transcriptome and proteome of a single human cell type to obtain a coherent view of the complex interplay between various biomolecules has not yet been undertaken. Here, we report the first multi-omic analysis of human primary naïve CD4+ T cells isolated from a single individual. Integrating multi-omics datasets allowed us to investigate genome-wide methylation and its effect on mRNA/protein expression patterns, extent of RNA editing under normal physiological conditions and allele specific expression in naïve CD4+ T cells. In addition, we carried out a multi-omic comparative analysis of naïve with primary resting memory CD4+ T cells to identify molecular changes underlying T cell differentiation. This analysis provided mechanistic insights into how several molecules involved in T cell receptor signaling are regulated at the DNA, RNA and protein levels. Phosphoproteomics revealed downstream signaling events that regulate these two cellular states. Availability of multi-omics data from an identical genetic background also allowed us to employ novel proteogenomics approaches to identify individual-specific variants and putative novel protein coding regions in the human genome. We utilized multiple high-throughput technologies to derive a comprehensive profile of two primary human cell types, naïve CD4+ T cells and memory CD4+ T cells, from a single donor. Through vertical as well as horizontal integration of whole genome sequencing, methylation arrays, RNA-Seq, miRNA-Seq, proteomics, and

  7. SEYRÎ ve HALEP ŞEHRENGİZİ / SEYRİ AND ALEPPO SEHRENGİZ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Siyabend EBEM

    2015-03-01

    Full Text Available Bu makale XVI. yüzyıl şairi Seyrî'nin Halep Şehrengizi’ni şekil ve muhteva özellikleri açısından ele almakta ve eserin tenkitli metnini içermektedir. Klasik edebiyatta ilk ürünlerini XVI. yüzyılda vermiş manzum bir edebî tür olan şehrengizlerde genel olarak bir şehrin doğal ve tarihî güzellikleri anlatılır. Bu türde yazılmış eserlerde konu edilen güzeller, şehrin çeşitli zanaat ve meslek dallarında ün yapmış esnaf sınıfından genç erkeklerdir. Türk edebiyatında, sözü edilen niteliklerde toplam 82 şehrengizin varlığı tespit edilmiştir.Seyrî dışında Halep şehri hakkında şehrengiz yazan başka şair tespit edilemediğinden Seyrî'nin Halep Şehrengizi, Türk edebiyatında yazılmış şehrengizler arasında tespit edilebilmiş tek örnek olarak özgün bir eserdir. Eser, şairin henüz tek nüshasına ulaşılabilen Divan'ının içinde yer almaktadır. This article examines the style and content of Aleppo Şehrengiz written by the sixteenth century poet Seyrî and critiques the text of his work. Emerged in classical literature during the 16th century, Şehrengizs generally depict natural and historical beauties of a city. Young and reputable men from the artisan class or other occupational fields were the subjects of this poetry form. In Turkish literature so far 82 şehrengizs have been found, one of which is the Aleppo Şehrengiz of poet Seyrî. Because no poet other than Seyrîhas written şehrengiz about the city of Aleppo, His Aleppo Şehrengiz is unique in Turkish literature. Seyrî’s work is placed in his Divan, which has only a single accessible copy.

  8. Kuşlarda Hava Keselerinin (Sacci pneumatici) Morfolojisi ve Fonksiyonel Özellikleri.

    OpenAIRE

    ERDOĞAN, Serkan; Kilinç, Mehmet

    2009-01-01

    Hava keseleri doğrudan akciğerler ile bağlantı sağlayan ince membranöz yapılar olup solunum sistemi hacminin büyük kısmını oluşturmaktadır. Bu derlemede kuşlara özgü yapılar olan hava keselerinin morfolojik ve fonksiyonel özellikleri açıklanmıştır.

  9. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 6 May

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    The Standard Model of Nature: Lessons from Two Success Stories, by Professeur Gabriele Veneziano, Collège de France (Paris) and CERN.   Monday 6 May 2013, 5 p.m. École de Physique, Auditoire Stueckelberg Quai Ernest-Ansermet, 24 1211 Genève 4 Abstract: Our present standard model of Nature is based on general relativity for gravity and on a gauge theory for all other fundamental interactions. Its amazing successes - and its puzzles - may carry some important lessons for our quest of a truly unified theory of space, time, and matter. More information here.

  10. Synthesis of Electronically Modified Ru-Based Neutral 16 VE Allenylidene Olefin Metathesis Precatalysts

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Siegfried Blechert

    2012-05-01

    Full Text Available Electronic modifications within Ru-based olefin metathesis precatalysts have provided a number of new complexes with significant differences in reactivity profiles. So far, this aspect has not been studied for neutral 16 VE allenylidenes. The first synthesis of electronically altered complexes of this type is reported. Following the classical dehydration approach (vide infra modified propargyl alcohols were transformed to the targeted allenylidene systems in the presence of PCy3. The catalytic performance was investigated in RCM reaction (ring closing metathesis of benchmark substrates such as diallyltosylamide (6 and diethyl diallylmalonate (7.

  11. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 26 February

    CERN Multimedia

    2014-01-01

    Neutrino physics in the Planck era, Prof. Gennaro Miele, University of Naples   Wednesday 26 February 2014, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: I briefly summarize the status of art about the properties of relic neutrino distributions and the implications of different neutrino scenarios on cosmological observables after the first measurements by Planck. In particular, I will pay particular attention to the effects due to neutrino-antineutrino asymmetry and to the presence of sterile degrees of freedom. Organised by Prof. Teresa.Montaruli@unige.ch and Prof. Giuseppe.Iacobucci@unige.ch. More information here.

  12. HEINRICH BÖLL’DE SAVAŞ VE EVLİLİK

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bülent KIRMIZI

    2017-06-01

    Full Text Available Savaş sonrası Alman romanında savaş ve evlilik konulu bu çalışmada, Heinrich Böll’ün eserlerinde savaşın neden olduğu yıkımın aileleri nasıl etkilediği gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Edebiyat, dönemsel olarak ele alındığında, roman türünün her akımın kendine özgü çatışma eksenlerine paralel konular işlediği görülür. Olay örgüsü de bu eksen etrafında meydana gelir. Savaş temasının ekseninde bir arka plan konusu olarak evlilik, açlık, hastalık vb. daha birçok yaşantı romanlara konu olmuştur. Çalışma sosyolojik bir çalışma olmamakla beraber Böll’ün romanları veri tabanı olarak kullanılarak insan ilişkileri, aile ve evlilik gibi kavramların Alman toplumunda o günün şartlarında nasıl karşılık bulduğu ortaya konulmuştur. Çalışmanın yapısı savaş ve aile temalarını vurgulayacak şekilde kurgulanmış, savaşla birlikte meydana gelen değişmeler ve bu değişimlerin bireyler üzerindeki etkileri irdelenmiştir. Savaş sonrası Alman edebiyatının büyüyüp gelişmesine ivme kazandıran Heinrich Böll, eserlerindeki karakterlerin şahsiyetinde dönemin toplum yapısına ayna tutmuştur.

  13. HEINRICH BÖLL’DE SAVAŞ VE EVLİLİK

    National Research Council Canada - National Science Library

    Bülent KIRMIZI

    2017-01-01

    Savaş sonrası Alman romanında savaş ve evlilik konulu bu çalışmada, Heinrich Böll’ün eserlerinde savaşın neden olduğu yıkımın aileleri nasıl etkilediği gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Edebiyat, dönemsel olarak ele...

  14. Peak VO2 and VE/VCO2 slope in patients with heart failure: a prognostic comparison.

    Science.gov (United States)

    Arena, Ross; Myers, Jonathan; Aslam, Syed Salman; Varughese, Elsa B; Peberdy, Mary Ann

    2004-02-01

    Exercise testing with ventilatory expired gas analysis has proven to be a valuable tool for assessing patients with heart failure (HF). Peak oxygen consumption (peak VO2) continues to be considered the gold standard for assessing prognosis in HF. The minute ventilation--carbon dioxide production relationship (VE/VCO2 slope) has recently demonstrated prognostic significance in patients with HF, and in some studies, it has outperformed peak VO2. Two hundred thirteen subjects, in whom HF was diagnosed, underwent exercise testing between April 1, 1993, and October 19, 2001. The ability of peak VO2 and VE/VCO2 slope to predict cardiac-related mortality and hospitalization was examined. Peak VO2 and VE/VCO2 slope were demonstrated with univariate Cox regression analysis both to be significant predictors of cardiac-related mortality and hospitalization (P slope in predicting cardiac-related hospitalization, but not cardiac mortality. The VE/VCO2 slope was demonstrated with receiver operating characteristic curve analysis to be significantly better than peak VO2 in predicting cardiac-related mortality (P slope was greater than peak VO2 in predicting cardiac-related hospitalization (0.77 vs 0.73), the difference was not statistically significant (P =.14). These results add to the present body of knowledge supporting the use of cardiopulmonary exercise testing in HF. Consideration should be given to revising clinical guidelines to reflect the prognostic importance of the VE/VCO2 slope in addition to peak VO2.

  15. Adölesan Dönemi Beslenme ve Sorunları Nutrition and Issues in Adolescence Period

    OpenAIRE

    Aydenk Köseoğlu, Sabiha Zeynep; Çelebi Tayfur, Aslı

    2017-01-01

    Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olarak bilinen ergenlikdönemi; fiziksel, psikolojik ve sosyal olgunluğa erişmenin tamamlandığı birdönemdir. Büyüme ve gelişme, adölesanlarda hızlanma gösterir ve bu döneminsonunda erişkin hayattaki antropometrik ölçüm değerlerine ulaşılır. Adölesandönemde büyüme ve gelişmenin hızlanması bu dönemdeki beslenme gereksinimlerinietkiler. Günlük kalorinin %10-15’i yüksek kaliteli proteinlerden, %30-35’iyağlardan ve %50-60’ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır.Kalor...

  16. Mouse Naïve CD4+ T Cell Isolation and In vitro Differentiation into T Cell Subsets

    Science.gov (United States)

    Flaherty, Stephanie; Reynolds, Joseph M.

    2015-01-01

    Antigen inexperienced (naïve) CD4+ T cells undergo expansion and differentiation to effector subsets at the time of T cell receptor (TCR) recognition of cognate antigen presented on MHC class II. The cytokine signals present in the environment at the time of TCR activation are a major factor in determining the effector fate of a naïve CD4+ T cell. Although the cytokine environment during naïve T cell activation may be complex and involve both redundant and opposing signals in vivo, the addition of various cytokine combinations during naive CD4+ T cell activation in vitro can readily promote the establishment of effector T helper lineages with hallmark cytokine and transcription factor expression. Such differentiation experiments are commonly used as a first step for the evaluation of targets believed to promote or inhibit the development of certain CD4+ T helper subsets. The addition of mediators, such as signaling agonists, antagonists, or other cytokines, during the differentiation process can also be used to study the influence of a particular target on T cell differentiation. Here, we describe a basic protocol for the isolation of naïve T cells from mouse and the subsequent steps necessary for polarizing naïve cells to various T helper effector lineages in vitro. PMID:25938923

  17. Children Culture and Library Çocuk Kültürü ve Kütüphane

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sekine Karakaş

    2001-09-01

    Full Text Available Libraries, especially children's libraries, are institutions for upgrading cultural level and living standards of children in preparing them for adulthood. As is known the relationship between libraries and children's culture is as old as the history of the library itself. This subject has not been treated sufficiently both in the world and in Turkey. Our intention is to provide a general framework in bringing light on this important topic. Kütüphaneler ve özellikle çocuk kütüphaneleri çocukların ve gençlerin kültür düzeyini yükseltmelerinde ve yaşam kalitesini iyileştirmelerinde uzun dönemde etkisi olan kurumlardır. Oysa kütüphanelerin çocuk kültürü ile doğrudan ilişkisi, kütüphanelerin tarihi kadar eski olmakla birlikte bu konu ülkemizde ve dünya literatüründe gereğince yer almamıştır. Bu çalışmada çocuk kültürü ve kütüphane bağlantısı genel çizgileri ile verilmeye çalışılmıştır.

  18. SICAK TÜRBİN PARÇALARINDA SICAK KOROZYONDAN VE EROZYONDAN KORUNMA İÇİN KAPLAMALARIN KULLANIMI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hayrettin AHLATCI

    1999-01-01

    Full Text Available Yüksek sıcaklık türbin malzemeleri sülfat ve klorürle birlikte aşındırıcı partiküllerin bulunduğu ortamda termal ve mekaniksel yüklenmeyle karşı karşıyadırlar. Bu incelemede gaz türbinlerinde kullanılan parçaların korunması için mevcut olan çeşitli kaplama ve biriktirme prosesleri özetlenmiştir. Basit diffüzyon kaplamadan modifiye alüminyum kaplamaya ve CoCrAlY tabakalı kaplamaya kadar birçok kaplama türü vardır. Koruyucu kaplamaların geliştirilmesinin altında yatan prensipler, diğer yüksek sıcaklık uygulamaları için kaplamaların geliştirilmesi ve seçiminde kullanışlı rehber olarak hizmet verir.

  19. Kurutulmuş alglerin besin değeri ve gıda olarak kullanımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seda Oğur

    2016-03-01

    Full Text Available Latince “deniz otu” anlamına gelen, deniz yosunları olarak da adlandırılan algler birçok ülkede gıda, tarım, tıp, eczacılık, kozmetik, biyoteknoloji, enerji, kimya sanayi gibi pek çok alanda ve farklı amaçlarla kullanılmaktadır. Uzak Doğu ve Güney Asya ülkelerinde özelliklerine göre farklı şekillerde kurutulan denizel makroalglerin en önemlileri: Nori, aonori, kombu, hiziki, wakame, mozuku, deniz üzümü, dulse, İrlanda yosunu, kanatlı kelpi, ogo, ogonori ve carola’dır. Güneşte veya yapay kurutucularda kurutulan alglerden daha sonra değişik salatalar, yemekler, çorbalar, soslar ve çaylar hazırlanabilmektedir. Bu derlemede besinsel açıdan oldukça yüksek değere sahip, fakat yeterince önem gösterilmeyen denizel makroalglerin kurutulma yöntemleri, besin değerleri ve kurutulmuş alglerden üretilen farklı gıdalar hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır

  20. Akdeniz Meyve Sineğinin Feromon Tuzaklarla (Ceratitis capitata Wied.) (Diptera: Tephritidae)’nin Nar ve Hurmadaki Populasyon Takibi ve Zarar Oranının Tespiti

    OpenAIRE

    KASAP, Aziz; ASLAN, Mahmut

    2016-01-01

    ÖZET: Bu çalışma 2015 yılında Adana ilinde trabzon hurma (Rojo brillante) çeşidi ve nar (Acco) çeşidinin bulunduğu bahçelerde yürütülmüştür. Çalışmada; Akdeniz meyve sineği (Ceratitis capitata Wied.) (Diptera: Tephritidae)’nin nar ve trabzon hurması çeşidindeki popülasyon gelişimleri ve meyvedeki zarar oranının belirlenmesi amaçlanmıştır. Akdeniz meyve sineğinin popülasyon gelişimi SEDQ sarı tuzak+feromon (cezbedici+insektisit) kullanılarak yapılmıştır. Popülasyon takibi sonucu tuzaklarda yak...

  1. Affetme, Dindarlık ve Hayat Memnuniyeti İlişkisi: Türk ve Ürdünlü Üniversite Öğrencileri Üzerine Bir Araştırma

    OpenAIRE

    Ayten, Ali; Ferhan, Hamza

    2016-01-01

    Affetme; sağlık, kişilik, bağlanma ve dindarlıkla ilişkilendirilerek başta din psikolojisi olmak üzere psikolojinin farklı alt dallarında incelenmiştir. Bu makalede affetme, dindarlık ve hayat memnuniyetiyle (yaşam doyumu) ilişkisi bağlamında araştırılmaktadır. Araştırmanın temel amacı dindarlığın hem affetme hem de hayat memnuniyeti üzerindeki rolünün belirlenmesi, aynı zamanda affetmenin hayat memnuniyeti üzerindeki rolünün tespitidir. Ayrıca araştırmada cinsiyet ve yaşın affetme eğ...

  2. Benzo-15-taç-5 bileşiği içeren yeni ligand ve komplekslerin sentezi ve yapılarının aydınlatılması

    OpenAIRE

    ŞAHİN, Onur

    2011-01-01

    Bu tez çalışmasında, öncelikle çıkış bileşikleri tetraetilenglikoldiklorür (1), benzo-15-taç-5 (2), 4'-formilbenzo-15-taç-5 (3) ve 4',5'-bis(bromometil)-benzo-15-taç-5 (4) elde edildi. Çıkış bileşiklerinden bileşik (3)'ün 1,3-diaminopropan ve 1,4-diaminobutan ile reaksiyonundan bis(taç eter) Schiff bazı ligandları (5, 6) sentezlendi. Bileşik (4)`ün vanilin, izo-vanilin ve salisilaldehit ile reaksiyonundan formil grubu içeren yeni çift kollu taç eterler (7-9) sentezlendi. ...

  3. Fasulye (Phaseolus Vulgaris L.) yetiştiriciliğinde hümik asit, mikrobiyal gübre ve fosfat kayası uygulamalarının verim ve verim öğelerine etkisi

    OpenAIRE

    ÖZAKTAN, Hamdi

    2017-01-01

    Deneme, 2015 ve 2016 yılları üretim sezonunda Erciyes Üniversitesi Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne ait merkez kampüs arazilerinde yürütülmüştür. Deneme tesadüf bloklarında bölünen bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak ve Göynük 98 kuru fasulye (Phaseolus vulgaris L.) çeşidi kullanılarak kurulmuştur. Denemede ana parsellere dekara 2 kg hesabıyla hümik asit (2 uygulama), alt parsellere Bacillus pumilus C26 fosfat çözücü özelliğe sahip mikrobiyal gübre (2...

  4. The Late-Type Extension to MoVeRS (LaTE-MoVeRS): Proper Motion Verified Low-mass Stars and Brown Dwarfs from SDSS, 2MASS, and WISE

    Science.gov (United States)

    Theissen, Christopher A.; West, Andrew A.; Shippee, Guillaume; Burgasser, Adam J.; Schmidt, Sarah J.

    2017-03-01

    We present the Late-Type Extension to the Motion Verified Red Stars (LaTE-MoVeRS) catalog, containing 46,463 photometric late-type (>M5) dwarfs within the Sloan Digital Sky Survey (SDSS) footprint. Proper motions were computed for objects combining astrometry from the SDSS Data Release 12 (DR12), the Two-micron All-Sky Survey (2MASS) Point Source Catalog, and the Wide-field Infrared Survey Explorer (WISE) AllWISE data sets. LaTE-MoVeRS objects were required to have significant proper motion ({μ }{tot}≥slant 2{σ }{μ {tot}}). Using the LaTE-MoVeRS sample and Gaia Data Release 1, we estimate Gaia will be ˜64% complete for very low-mass objects (>M5) in comparison to the combined SDSS+2MASS+WISE data set (i< 21.3). We computed photometric distances and estimated stellar effective temperatures for the LaTE-MoVeRS catalog. The majority of the dwarfs in the sample have distances < 150 pc and {T}{eff}< 3000 K. Thirteen objects that have not been previously identified as nearby objects were identified within LaTE-MoVeRS with estimated photometric distances within 25 pc. We also identified one new object that has not been previously identified with a large amount of excess mid-infrared flux (2MASS J11151597+1937266). This object appears to be an L2γ at ˜50 pc showing spectroscopic signs of a flaring event (e.g., strong hydrogen Balmer emission lines). This object does not exhibit kinematics similar to any known kinematic association. The LaTE-MoVeRS catalog is available through SDSS CasJobs and VizieR.

  5. Otizm Spektrum Bozukluğu ve Video Modelle Öğretim

    OpenAIRE

    Derya Genç-Tosun; Onur Kurt

    2015-01-01

    Bu çalışmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin eğitiminde giderek daha sık kullanılan video modelle öğretimi tanıtmak, bu öğretim stratejisine ilişkin hazırlık çalışmalarını ve uygulama basamaklarını açıklayarak video modelle öğretimin uygulanması sırasında dikkat edilmesi önerilen noktaları sıralamaktır. Ayrıca, çalışmada video modelle öğretimin etkililiğinin ortaya konduğu araştırmalara değinerek, uygulamacı ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur The purpose of t...

  6. FİBERGLAS, YARIİLETKEN LAZERLER VE KAZANÇ SABİTİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa TEMİZ

    1999-02-01

    Full Text Available AlxGa1-xAs kristalinde x'in çeşitli oranlarda seçimi yapılarak kırılma indisine istenilen değişimin verilmesiyle, elektromanyetik dalga ve enjekte edilen taşıyıcıların (akımın lazerin aktif bölgesinde aynı anda tuzaklanmalarını gerçekleştirmek için yapılan GaAs/AlxGa1-xAs heterojonksiyon (farklı yapılı eklem yapılar vasıtasıyla meydana getirilen yarıiletken lazerlerle optik kazanç sağlanır. Fiber glas liflerinde enformasyonun nakli de aynı esasa dayanır. Bu çalışmada fiber glas ve yarıiletken lazerlerde optik kazancın değişimine etki eden faktörler incelenmektedir.

  7. HÜCRESEL OTOMATA VE BİLGİSAYAR GRAFİKLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şen ÇAKIR

    1999-01-01

    Full Text Available Hücresel Otomata (CA çeşitli fiziksel işlemler için model temin eden basit matematik sistemleridir. Önemsiz veya küçük değişikliklerin ve basit kuralların sistemlerin davranışlarında nasıl çok büyük değişikliklere yolaçtığını gösterirler. İlginç şekillerin zengin bir kaynağı olarak bilgisayar grafikleri aracı olarak da kullanılmaktadırlar. Son yıllarda CA birçok bilim adamının dikkatini çekmiştir. Günümüzde CA ekolojiden görüntü işlemeye kadar birçok alanda kullanılır. Bu makalede oldukça basit CA kuralları ile çok sayıda karmaşık ve harika modelin yaratılabileceği gösterilmektedir

  8. Espresso Book Machine (EBM and Libraries Espresso Kitap Makinesi ve Kütüphaneler (EKM

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emre Çetin

    2010-06-01

    Full Text Available This article, which is in the form of a short opinion paper, gives introductory information about Espresso Book Machines (EBM that convert digital content into books in five minutes and concludes with the idea that EBMs have enabled the utilisation of new methods in improving library collections. Kısa bir görüş niteliğindeki bu yazıda çok sayıda sayısal içeriği 5 dakikada kitaba dönüştüren Espresso Kitap Makinesi (EKM hakkında tanıtım bilgisi verilmekte ve yazı, EKM’nin kütüphane dermesinin geliştirilmesinde yeni yöntemlerin kullanılmasına yol açtığı ve açmakta olduğu düşüncesi üzerinde noktalanmaktadır.

  9. Ascidianlar ve Akdeniz Havzasındaki Dağılımları.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Herdem Aslan

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışma Ege Denizi’nin kuzeydoğusunda bulunan Bozcaada kıyılarının Ascidian faunası ve bazı ekolojik özelliklerini ortaya çıkarmak için yapılmıştır. Dünya denizlerinde 2500’den fazla tür ile temsil edilen Ascidian türleri infralittoral zondan hadal zona kadar geniş bir alanda sessil olarak yaşarlar. Ülkemiz sularında dağılımları hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz Ascidianların Doğu Akdeniz’den 86, Batı Akdeniz’den 165 türü bilinmektedir. Bu çalışmada ise 2000-2001 yıllarında Bozcaada’nın ifralittoralinde beam trol, drej ve spatula kullanılarak altı Ascidian türü (Aplidium conicum (Olivi, 1792, Didemnum maculosum (Milne-Edwards,1841, Ascidiella aspersa (Müller, 1776, Ascidia mentula Müller, 1776, Styela plicata (Lesueur, 1823, Molgula manhattensis (De Kay, 1841 elde edilmiştir

  10. ANALISIS SENTIMEN MENGGUNAKAN METODE NAÏVE BAYES CLASSIFIER DENGAN SELEKSI FITUR CHI SQUARE

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    JUEN LING

    2014-08-01

    Full Text Available Sentiment analysis is the computational study of opinions, sentiments, and emotions expressed in texts. The basic task of sentiment analysis is to classify the polarity of the existing texts in documents, sentences, or opinions. Polarity has meaning if there is text in the document, sentence, or the opinion has a positive or negative aspect. In this study, classification of the polarity in sentiment analysis using machine learning techniques, that is Naïve Bayes classifier. Criteria for text classification decisions, learned automatically from learning the data. The need for manual classification is still required because training the data derived from manually labeling, the label (feature refers to the process of adding a description of each data according to its category. In the process of labeling, feature selection is used and performed by chi-square feature selection, to reduce the disturbance (noise in the classification. The results showed that the frequency of occurrences of the expected features in the true category and in the false category have an important role in the chi-square feature selection. Then classification breaking news by Naïve Bayes classifier obtained an accuracy of 83% and a harmonic average of 90.713%.

  11. Clevudine demonstrates potent antiviral activity in naïve chronic hepatitis B patients.

    Science.gov (United States)

    Lee, June Sung; Park, Eun Taek; Kang, Seung Sik; Gu, Eun Sil; Kim, Jong Sun; Jang, Dong Seob; Lee, Kyoung Seog; Lee, Jae-Su; Park, Nung Hwa; Bae, Chang Hwang; Baik, Soon Koo; Yu, Byeong Jeon; Lee, Soon Hyung; Lee, Eun Jong; Park, Sung Il; Bae, Myoung; Shin, Jung Woo; Choi, Jae Hong; Gu, Chul; Moon, Sin Kil; Chun, Gab Jin; Kim, Ju Hyun; Kim, Hong Soo; Choi, Sung-Kyu

    2010-01-01

    Clevudine has demonstrated antiviral potency in the treatment of naïve chronic hepatitis B patients in pivotal studies. The objectives of this study were to evaluate the safety and efficacy of a 1-year treatment with clevudine in chronic hepatitis B patients. This is a post-marketing surveillance using case report forms which were submitted to the health authorities. Analysis of individual data showed that hepatitis B virus (HBV) DNA after a 1-year treatment was viral suppression up to week 48. The proportion of patients who showed normal alanine aminotransferase at week 48 was 86% in HBeAg-positive patients and 87% in HBeAg-negative patients. The rates of HBeAg-loss were 21%. Two patients showed viral breakthrough during treatment. Clevudine monotherapy demonstrates potent antiviral activity as well as biochemical and serological response with a 0.7% rate of viral breakthrough in naïve chronic hepatitis B patients. Copyright 2009 S. Karger AG, Basel.

  12. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 29 May

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    AMS – First results, Dr Mercedes Paniccia, Université de Genève.   Wednesday 29 May, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 30, quai Ernest-Ansermet, 1211 Genève 4 Abstract: The Alpha Magnetic Spectrometer is a state-of-the-art particle physics detector operating as an external module on the International Space Station. It uses the unique environment of space to study the universe and its origin by searching for antimatter, dark matter while performing precision measurements of cosmic rays composition and flux. Since its installation on May 19, 2011 it has collected over 30 billion cosmic rays of energies ranging from several hundred MeV up to few TeV. In this talk we will present the precision measurement of the positron fraction in cosmic rays in the energy range from 0.5 to 350 GeV based on 6.8 million positron and electron events collected in the initial 18 month period of operation in space. Organised by Prof. Teresa.Montaruli@unige.ch and Prof....

  13. CERN signs with the Hôpitaux Universitaires de Genève

    CERN Multimedia

    2002-01-01

    Signature of the CERN-HUG agreements. From left to right: J. van der Boon, CERN Director of Administration, P. Pachoud (H.U.G.), M. Vieli (H.U.G.), A.-S. Cerne (CERN) and W. Kindl, Director of UNIQA Assurances S.A. On 4 July 2002, Mario Vieli, the Finance Director of the Hôpitaux Universitaires de Genève (H.U.G.), Pierre Pachoud, the vice-chairman of the H.U.G. Board of Directors and Anne-Sylvie Cerne, who is responsible for the Organization's health insurance contract, signed agreements on tariffs between the Organization and the Hôpitaux Universitaires de Genève. The main hospital of the H.U.G. group is the Cantonal Hospital. These agreements, approved by the Republic of Geneva's State Council last April, are the outcome of extensive negotiations. In fact, CERN is the first international organization to arrange for tariff agreements for the members of its Health Insurance Scheme (CHIS) with the H.U.G. directly. Moreover, these agreements are fully in line with CHIS's new tariff agreement policy, with ...

  14. Lgr5+ve Stem/Progenitor Cells Contribute to Nephron Formation during Kidney Development

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nick Barker

    2012-09-01

    Full Text Available Multipotent stem cells and their lineage-restricted progeny drive nephron formation within the developing kidney. Here, we document expression of the adult stem cell marker Lgr5 in the developing kidney and assess the stem/progenitor identity of Lgr5+ve cells via in vivo lineage tracing. The appearance and localization of Lgr5+ve cells coincided with that of the S-shaped body around embryonic day 14. Lgr5 expression remained restricted to cell clusters within developing nephrons in the cortex until postnatal day 7, when expression was permanently silenced. In vivo lineage tracing identified Lgr5 as a marker of a stem/progenitor population within nascent nephrons dedicated to generating the thick ascending limb of Henle’s loop and distal convoluted tubule. The Lgr5 surface marker and experimental models described here will be invaluable for deciphering the contribution of early nephron stem cells to developmental defects and for isolating human nephron progenitors as a prerequisite to evaluating their therapeutic potential.

  15. Balance deficits and ADHD symptoms in medication-naïve school-aged boys

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Konicarova J

    2014-01-01

    Full Text Available Jana Konicarova,1 Petr Bob,1,2 Jiri Raboch11Center for Neuropsychiatric Research of Traumatic Stress, Department of Psychiatry and UHSL, 1st Faculty of Medicine, Charles University, Prague, Czech Republic; 2Central European Institute of Technology, Faculty of Medicine, Masaryk University, Brno, Czech RepublicBackground and objectives: Functional disturbances developed early in life include balance deficits which are linked to dysfunctions of higher levels of cognitive and motor integration. According to our knowledge, there are only a few studies suggesting that balance deficits are related to behavioral disturbances in attention-deficit/hyperactivity disorder (ADHD.Methods: We tested the extent to which balance deficits were related to ADHD symptoms in 35 medication-naïve boys of school age (8–11 years and compared the results with a control group of 30 boys of the same age.Results: ADHD symptoms in medication-naïve boys had specific relationships to disturbances of postural and gait balance.Conclusion: To our knowledge, this study provides the first evidence in the medical literature for a direct relationship between ADHD symptoms and balance deficits, that cannot be attributed to medication and the presence of any neurological disease.Keywords: ADHD, balance deficits, conduct problems, developmental disorders, inhibitory deficits, impulsivity

  16. HyVE: hybrid vibro-electrotactile stimulation for sensory feedback and substitution in rehabilitation.

    Science.gov (United States)

    D'Alonzo, Marco; Dosen, Strahinja; Cipriani, Christian; Farina, Dario

    2014-03-01

    Electro- or vibro-tactile stimulations were used in the past to provide sensory information in many different applications ranging from human manual control to prosthetics. The two modalities were used separately in the past, and we hypothesized that a hybrid vibro-electrotactile (HyVE) stimulation could provide two afferent streams that are independently perceived by a subject, although delivered in parallel and through the same skin location. We conducted psychophysical experiments where healthy subjects were asked to recognize the intensities of electroand vibro-tactile stimuli during hybrid and single modality stimulations. The results demonstrated that the subjects were able to discriminate the features of the two modalities within the hybrid stimulus, and that the cross-modality interaction was limited enough to allow better transmission of discrete information (messages) using hybrid versus singlemodality coding. The percentages of successful recognitions (mean ± standard deviation) for nine messages were 56 ± 11 % and 72 ± 8 % for two hybrid coding schemes, compared to 29 ±7 % for vibrotactile and 44 ± 4 % for electrotactile coding. The HyVE can be therefore an attractivesolution in numerous application for providing sensory feedbackin prostheses and rehabilitation, and it could be used to increase the resolution of a single variable or to simultaneously feedback two different variables.

  17. Kıymalarda Bazı Patojenlerin İzolasyon ve İdentifikasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Meryem AYDEMIR ATASEVER

    2015-01-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Erzurum ilinde tüketime sunulan kıymalarda toplam mezofilik aerobik bakteri, Staphylococcus aureus sayısı ile Listeria monocytogenes, Salmonella spp. ve E. coli O157:H7 varlığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla klasik kültür yöntemi ile otomatize identifikasyon sistemi (Vitek 2 kullanılmıştır. Toplam mezofilik aerobik bakteri sayısı ortalama 7,33±1,22 log kob/g düzeyinde belirlendi. Bu çalışmada 100 numunenin 5 tanesinden S. aureus izole edildi. Kıyma örneklerinin %24’ünde L. monocytogenes bulundu. İncelenen örneklerde Salmonella spp. üremesi görülmedi. Kıyma örneklerinin 3’ünde E. coli O157:H7 izole edildi. Sonuçta, kıymaların bazı patojenleri içerebildiği ve bu durumun halk sağlığı açısından risk oluşturabileceği kanaatine varıldı.

  18. ÖMER RIZA DOĞRUL (1893-1952) VE TEFSÎRE KATKISI

    OpenAIRE

    AKPINAR, Ali

    2002-01-01

    Ömer Rıza, aslen Burdur’lu olup Mısır’a yerleşmiş bir ailenin çocuğu olarak Kahire’de doğdu. Tahsilini Ezher Üniversitesinde tamamlayıp Mısır’da gazeteciliğe başladı. Kahire’de yayınlanan es-Siyâse ve eş-Şa’b gazetelerinde; İstanbul’da yayınlanan Tasvîr-i Efkâr, Tevhid-i Efkâr, Sebîlü’rReşâd ve Vakit gazetelerinde yazılar yazdı. 1915 de İstanbul’a geçerek yazarlığını sürdürdü. Mehmet Akif’in kızı Cemile Hanımla evlendi

  19. Towards the Integration of APECS and VE-Suite for Virtual Power Plant Co-Simulation

    Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

    Zitney, S.E.; McCorkle, D. (Iowa State University, Ames, IA); Yang, C. (Reaction Engineering International, Salt Lake City, UT); Jordan, T.; Swensen, D. (Reaction Engineering International, Salt Lake City, UT); Bryden, M. (Iowa State University, Ames, IA)

    2007-05-01

    Process modeling and simulation tools are widely used for the design and operation of advanced power generation systems. These tools enable engineers to solve the critical process systems engineering problems that arise throughout the lifecycle of a power plant, such as designing a new process, troubleshooting a process unit or optimizing operations of the full process. To analyze the impact of complex thermal and fluid flow phenomena on overall power plant performance, the Department of Energy’s (DOE) National Energy Technology Laboratory (NETL) has developed the Advanced Process Engineering Co-Simulator (APECS). The APECS system is an integrated software suite that combines process simulation (e.g., Aspen Plus) and high-fidelity equipment simulations such as those based on computational fluid dynamics (CFD), together with advanced analysis capabilities including case studies, sensitivity analysis, stochastic simulation for risk/uncertainty analysis, and multi-objective optimization. In this paper we discuss the initial phases of the integration of the APECS system with the immersive and interactive virtual engineering software, VE-Suite, developed at Iowa State University and Ames Laboratory. VE-Suite uses the ActiveX (OLE Automation) controls in the Aspen Plus process simulator wrapped by the CASI library developed by Reaction Engineering International to run process/CFD co-simulations and query for results. This integration represents a necessary step in the development of virtual power plant co-simulations that will ultimately reduce the time, cost, and technical risk of developing advanced power generation systems.

  20. Clinical correlates of hippocampus volume and shape in antipsychotic-naïve schizophrenia.

    Science.gov (United States)

    Kalmady, Sunil Vasu; Shivakumar, Venkataram; Arasappa, Rashmi; Subramaniam, Aditi; Gautham, S; Venkatasubramanian, Ganesan; Gangadhar, Bangalore N

    2017-05-30

    While volume deficit of hippocampus is an established finding in schizophrenia, very few studies have examined large sample of patients without the confounding effect of antipsychotic treatment. Concurrent evaluation of hippocampus shape will offer additional information on the hippocampal aberrations in schizophrenia. In this study, we analyzed the volume and shape of hippocampus in antipsychotic-naïve schizophrenia patients (N=71) in comparison to healthy controls (N=82). Using 3-T MRI data, gray matter (GM) volume (anterior and posterior sub-divisions) and shape of the hippocampus were analyzed. Schizophrenia patients had significant hippocampal GM volume deficits (specifically the anterior sub-division) in comparison to healthy controls. There were significant positive correlations between anterior hippocampus volume and psychopathology scores of positive syndrome. Shape analyses revealed significant inward deformation of bilateral hippocampal surface in patients. In conclusion, our study findings add robust support for volume deficit in hippocampus in antipsychotic-naïve schizophrenia. Hippocampal shape deficits in schizophrenia observed in this study map to anterior CA1 sub-region. The differential relationship of anterior hippocampus (but not posterior hippocampus) with clinical symptoms is in tune with the findings in animal models. Further systematic studies are needed to evaluate the relationship between these hippocampal gray matter deficits with white matter and functional connectivity to facilitate understanding the hippocampal network abnormalities in schizophrenia. Copyright © 2017 Elsevier Ireland Ltd. All rights reserved.

  1. JOHN LOCKE EPİSTEMOLOJİSİNDE BİLGİ VE İMAN

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İbrahim Bor

    2011-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada bilgi kuramının kurucularından kabul edilen J. Locke'ta söz konusu kuramın başlıca öğelerinin açıklanması, bunların gerekçelendirilme yolu ve birbirleriyle epistemolojik ilişkileri açıklanmaya çalışılacaktır. Çalışmanın kanıtlamaya çalıştığı tezlerin başında, Locke'çu epistemolojide “bilgi”nin başlıca niteliğini tecrübe ve/veya aklî çıkarıma dayalı “kesinlik” oluştururken kesin bilginin sınırlarının bittiği yerde “iman”ın epistemik işlevinin devreye girdiği iddiası gelmektedir. Bu açıdan Locke'çu epistemolojide imanın bilgiyle ilişkisinin negatif epistemoloji denebilecek bir yolla temellendirildiği savunulmaktadır.

  2. LA COMÉDIE DE GENÈVE FÊTE SES CENT ANS !

    CERN Multimedia

    Association du personnel

    2013-01-01

    SPECTACLE du 31 janvier au 9 février 2013 1913 de Mathieu Bertholet mise en scène Nalini Menamkat Le 24 janvier 1913, on lève le rideau de la Comédie de Genève pour la première fois. Le discours d'ouverture était-il émouvant? Qui était assis au premier rang? La fanfare de Plainpalais jouait-elle? Pour fêter l’anniversaire de ce centenaire, l’écrivain Mathieu Bertholet et la metteure en scène Nalini Menamkat proposent un spectacle qui nous plonge sans nostalgie dans un passé bouillonnant, à l’image des débuts du XXe siècle. On y croise – entre autres – un directeur de théâtre pragmatique, un administrateur idéaliste, des personnages de pièces oubliées, des comédiens, des ouvriers, des syndicalistes, une chanteuse...

  3. La Comédie de Genève fête ses cent ans !

    CERN Multimedia

    Association du personnel

    2013-01-01

      Spectacle du 31 janvier au 9 février 2013  1913 de Mathieu Bertholet mise en scène Nalini Menamkat Le 24 janvier 1913, on lève le rideau de la Comédie de Genève pour la première fois. Le discours d'ouverture était-il émouvant? Qui était assis au premier rang? La fanfare de Plainpalais jouait-elle? Pour fêter l’anniversaire de ce centenaire, l’écrivain Mathieu Bertholet et la metteure en scène Nalini Menamkat proposent un spectacle qui nous plonge sans nostalgie dans un passé bouillonnant, à l’image des débuts du XXe siècle. On y croise – entre autres – un directeur de théâtre pragmatique, un administrateur idéaliste, des personnages de pièces oubliées, des comédiens, des ouvr...

  4. Morbidity and nutrition status of rural drug-naïve Kenyan women living with HIV.

    Science.gov (United States)

    Neumann, Charlotte G; Nyandiko, Winstone; Siika, Abraham; Drorbaugh, Natalie; Samari, Goleen; Ettyang, Grace; Ernst, Judith A

    2016-09-01

    This paper describes morbidity in a group of HIV-positive drug-naïve rural women in western Kenya. A total of 226 drug-naïve HIV-positive women were evaluated for baseline morbidity, immune function, and anthropometry before a food-based nutrition intervention. Kenyan nurses visited women in their homes and conducted semi-structured interviews regarding symptoms and physical signs experienced at the time of the visit and during the previous week and physical inspection. Blood and urine samples were examined for determination of immune function (CD4, CD8, and total lymphocyte counts), anaemia, malaria, and pregnancy status. Intradermal skin testing with tuberculin (PPD), candida, and tetanus toxoid antigens was also performed to evaluate cell-mediated immunity. Anthropometry was measured, and body mass index (BMI) was calculated. Seventy-six per cent of the women reported being sick on the day of the interview or within the previous week. Illnesses considered serious were reported by 13.7% of women. The most frequent morbidity episodes reported were upper respiratory tract infections (13.3%), suspected malaria (5.85%), skeletal pain (4.87%), and stomach pain (4.42%). The most common morbidity signs on physical inspection were respiratory symptoms, most commonly rhinorrhea and coughing. Confirmed malaria and severe diarrhea were significantly associated with a higher BMI.

  5. Status of the Frankfurt 14 GHz-ECRIS-(ve)RFQ Facility

    CERN Document Server

    Hohn, O; Stiebing, K E; Mironov, V; Shirkov, G D; Biri, S; Dobrescu, S; Schächter, L; Schempp, A; Schmidt-Böcking, H

    1999-01-01

    The accelerator facility installed at the Institut fuer Kernphysik (IKF) combines a 14 GHz electron cyclotron resonance ion source (ECRIS) and a variable energy radio frequency quadrupole accelerator (ve-RFQ)[1,2]. The provided highly charged ions have an energy range between a few keV - using the beam delivered from the source - up to 200 keV/u by using the post acceleration of the ve-RFQ. The setup is designed to deliver a wide spectrum of ions in sufficiently high charged states for atomic physics and materials research. Besides this the ion source is used for studies of the production of highly charged ions with the intention to improve quality and intensity of ion beams. In addition to these activities there are some special topics which deal with the investigation of phenomena on the ECRIS plasma and the production of metal ions by laser ablation technique (see also contributions to this workshop S. Runkel et al. And V. Mironov et. al). The present status and further activities of the facility and a vie...

  6. Kur’an’da Geçen zevc ve imrae Kelimeleri Üzerine

    OpenAIRE

    Sökmen, İsmail

    2014-01-01

    Mecazi söyleyişleriyle, deyimsel ifadeleriyle Arap dilinin bütün inceliklerini taşıyan kendine has yapısıyla Kur’an, mütercimlerin hem kaynak dile hem de hedef dile hâkimiyetlerini zorunlu kılan bir özelliğe sahiptir. Özellikle eş anlamlı ve yakın anlamlı kelimeler arasında nüans farkı bildirmede Kur’an dili önemli incelikler göstermektedir. Günümüz tercümeleri üzerinde sürdürülen tartışma ve incelemelerinin Türk dilinin tarihî dönemlerinde yapılmış olan tercümeler üzerinde de yapılması hem b...

  7. Caffeine Toxicity Due to Supplement Use in Caffeine--Naïve Individual: A Cautionary Tale.

    Science.gov (United States)

    Lystrup, Robert M; Leggit, Jeffery C

    2015-08-01

    Thousands of military members self-medicate with dietary supplements containing unknown quantities of pharmacologically active compounds. These poorly regulated substances can cause real harm to the military population, especially when they contain stimulants such as caffeine. When taken regularly, caffeine has several performance-enhancing benefits. However, when used excessively or in vulnerable populations, caffeine can cause several unwanted side effects such as nervousness, sensory disturbances, insomnia, arrhythmia, excitability, inattentiveness, restlessness, mood changes, gastrointestinal disturbances, and even psychosis. Vulnerable patients include the caffeine-naïve, physiologically stressed, young, and mentally ill patients. One such case describes a caffeine-naïve service member who suffered an adverse reaction after taking an allegedly moderate dose of caffeine from a pill he obtained from a teammate. This case highlights the importance of supplement awareness among service members, increased provider vigilance, third party verification, and enhanced regulation on the approval and marketing of dietary supplements. Reprint & Copyright © 2015 Association of Military Surgeons of the U.S.

  8. Multiple Naïve Bayes Classifiers Ensemble for Traffic Incident Detection

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Qingchao Liu

    2014-01-01

    Full Text Available This study presents the applicability of the Naïve Bayes classifier ensemble for traffic incident detection. The standard Naive Bayes (NB has been applied to traffic incident detection and has achieved good results. However, the detection result of the practically implemented NB depends on the choice of the optimal threshold, which is determined mathematically by using Bayesian concepts in the incident-detection process. To avoid the burden of choosing the optimal threshold and tuning the parameters and, furthermore, to improve the limited classification performance of the NB and to enhance the detection performance, we propose an NB classifier ensemble for incident detection. In addition, we also propose to combine the Naïve Bayes and decision tree (NBTree to detect incidents. In this paper, we discuss extensive experiments that were performed to evaluate the performances of three algorithms: standard NB, NB ensemble, and NBTree. The experimental results indicate that the performances of five rules of the NB classifier ensemble are significantly better than those of standard NB and slightly better than those of NBTree in terms of some indicators. More importantly, the performances of the NB classifier ensemble are very stable.

  9. Dünya’da Yoğurt ve Üretimi

    OpenAIRE

    Konar, Atilla

    2015-01-01

    Bu yayın yoğurt yapımı konusunda en son basılmış bilgileri incelemektedir. Birçok yapım tekniği değerlendirilmiş ve yoğurt üretiminde kullanılan “Katkı maddeleri” (Additives) ve mikroorganizma üzerinde özellikle durulmuştur. Yoğurt’un yapım sonrası dayanıklılık süresinin uzatılabilmesi için gerekli tekniklerde ayrıca görüşülmüştür.  Çeşitli ülkelerin yoğurt ile ilgili yasal standartları, halen mevcut veya ticarette geçerli olabilecek uygulamalar ışığında dikkate alınmıştır....

  10. Using Drama to Promote Argumentation in Science Education. The Case of "Should've"

    Science.gov (United States)

    Archila, Pablo Antonio

    2017-05-01

    The purpose of this study was to use drama as a springboard for promoting argumentation among 91 first-semester undergraduate medical students (56 females and 35 males, 16-30 years old) in Colombia during a complete teaching-learning sequence (TLS) supervised by the same teacher. The drama used was the play Should've, written by Nobel laureate Roald Hoffmann. The data was derived from students' written responses, audio and video recordings, and written field notes. This investigation provides evidence that an approach combining drama and argumentation could increase students' awareness of the relevance of ethics in science as one of the features of science (FOS). The findings show that the play Should've can be useful for promoting students' argumentation and is also appropriate for medical students. Future studies could include other science disciplines (e.g., astronomy, biology, chemistry, earth science, ecology, physics); students of other ages; and other plays and experiments in other parts of the world.

  11. Negative regulators in homeostasis of naïve peripheral T cells.

    Science.gov (United States)

    Modiano, Jaime F; Johnson, Lisa D S; Bellgrau, Donald

    2008-01-01

    It is now apparent that naïve peripheral T cells are a dynamic population where active processes prevent inappropriate activation while supporting survival. The process of thymic education makes naïve peripheral T cells dependent on interactions with self-MHC for survival. However, as these signals can potentially result in inappropriate activation, various non-redundant, intrinsic negative regulatory molecules including Tob, Nfatc2, and Smad3 actively enforce T cell quiescence. Interactions among these pathways are only now coming to light and may include positive or negative crosstalk. In the case of positive crosstalk, self-MHC initiated signals and intrinsic negative regulatory factors may cooperate to dampen T cell activation and sustain peripheral tolerance in a binary fashion (on-off). In the case of negative crosstalk, self-MHC signals may promote survival through partial activation while intrinsic negative regulatory factors act as rheostats to restrain cell cycle entry and prevent T cells from crossing a threshold that would break tolerance.

  12. Long-Term Antitumor Activity and Safety of Enzalutamide Monotherapy in Hormone Naïve Prostate Cancer

    DEFF Research Database (Denmark)

    Tombal, Bertrand; Borre, Michael; Rathenborg, Per

    2018-01-01

    evaluated enzalutamide antitumor activity and safety at 3 years. MATERIALS AND METHODS: In a single arm analysis 67 patients with hormone naïve prostate cancer and noncastrate testosterone (230 ng/dl or greater) received enzalutamide 160 mg per day orally until disease progression or unacceptable toxicity....... CONCLUSIONS: Enzalutamide antitumor activity was maintained in patients with hormone naïve prostate cancer at 3 years. Overall bone mineral density, global health status and safety results were similar to those at 2 years.......PURPOSE: A phase 2 study of enzalutamide monotherapy in patients with hormone naïve prostate cancer demonstrated high prostate specific antigen response rates at 25 weeks, 1 year and 2 years with minimal effects on total body bone mineral density and favorable safety. In this followup analysis we...

  13. Nanopartiküllerin çevresel akıbetleri ve anaerobik parçalanma prosesine etkileri

    OpenAIRE

    Kökdemir Ünşar, Elçin; Perendeci, N. Altınay

    2017-01-01

    boyutlu partiküllerine göre elektrokimyasal,katalitik ve optik özellikler olmak üzere çok daha farklı fiziksel ve kimyasalözellikler göstermektedirler. Bu farklılaşmalardan dolayı endüstridekendilerine kolayca kullanım alanı bulmaktadırlar. Duş, bulaşık, çamaşır veyağmur sularının nanopartikül içeren ürünlere teması ile suya karışannanopartiküller, suyun izlediği yolu izlemekte ve bu şekilde nanopartikülleratıksu arıtma tesisine ulaşmaktadırlar. Bu çalışmada nanopartiküllerinendüstriyel kulla...

  14. Android kötücül yazılım tespit ve koruma sistemleri

    OpenAIRE

    KABAKUŞ, Abdullah Talha; DOĞRU, İbrahim Alper; ÇETİN, Aydın

    2015-01-01

    Açık kaynak kodlu ve Linux tabanlı bir mobil işletim sistemi olan Android, son raporlara göre dünyada en çok kullanılan mobil işletim sistemidir. Bu popülarite ve açık kaynak kodlu yapı sonucunda Android, kötücül saldırıların ve saldırganların hedefi haline gelmiştir. Cisco 2014 güvenlik raporuna göre mobil kötücül yazılımların %99'u Android işletim sistemini hedef almaktadır. Android uygulamaları genellikle resmi uygulama marketi olan Play Store'dan temin edilmektedir. Play Store, ...

  15. Gastronomi Turizm Potansiyeli ve Geliştirilmesi Kapsamında Afyonkarahisar İlinin Değerlendirilmesi

    OpenAIRE

    GÜLEN, Merve

    2018-01-01

    Bu çalışmanın amacı, Afyonkarahisar ilindegastronominin turizmin mevcut durumlarını araştırmak ve gastronomi turizmaçısından değerlendirilmesi ve geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunmaktır.Bu kapsamda, ilgili literatürde konuyla ilgili olan daha önceki çalışmalarincelenmiş; gastronomi turizmin kavramsal çerçevesi adı altında tanımı vetarihçesi verilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Daha sonra Afyonkarahisar’dagastronomi turizm çeşidi açısından arz ve talebin mevcut durumu, dünyadakibenzer ...

  16. Doğumsal ve Edinsel Penis Kısalığında Penis Uzatılması

    OpenAIRE

    Şengezer, Mustafa; ÖZTÜRK, Serdar; Deveci, Mustafa

    1999-01-01

    Bu makalede penis kısalığı olan hastaların tedavisinde uygulanan penis uzatma işlemi ve elde edilen sonuçlar sunulmaktadır. Bu çalışmada; 3 ateşli silah yaralanması, 4 sünnet hatası, 1 köpek ısırması ve 6 hipospadias sonucu penis kısalığı bulunan olgular değerlendirildi. Tüm olgulara penisin suspansuvar ligamanının kesilmesi ve suprapubik cildin ters V-Y plasti ile uzatılması tekniği ile penis uzatılması operasyonu uygulandı. Penis uzunlukları bazı olgularda penis tam ereksiyonda iken, bazıla...

  17. VİDEO KLİPLERDE KULLANILAN SUBLİMİNAL MESAJLAR VE RENK ETKİSİ

    OpenAIRE

    ARISOY, MEHMET BURAK

    2017-01-01

    Video Müzik klipler,toplumun her kesimine ve her yaşa hitap etmektedir..Günümüzde etkisi tam olarak ölçülemese de Bilinçaltı (Subliminal) Mesajlar ve teknikleri her geçen gün gelişmektedir.Bu mesajları üretenler, Subliminal Mesajlar vasıtasıyla, insanları istedikleri hedeflere uygun şekilde etkilemeye ve yönlendirmeyi amaçlamaktadırlar. Renkler, insan yaşamında önemli bir yer tutmaktadır. Dış dünyada çevremizde gördüğümüz her şeyin bir rengi vardır.Renklerin insanlar üzerinde etkisi olduğu bi...

  18. Farklı Olum Aşamalarındaki Kuşburnu (Rosa sp.) nun Fiziksel ve Kimyasal Nitelikleri

    OpenAIRE

    Yamankaradeniz, Reşat

    2015-01-01

    Ülkemizde çeşitli yörelerde doğal ve yaygın olarak yetişen kuşburnu, gerek vitamin ve gerekse mineral madde içiriği yönünden zengin bir meyvedir. Araştırmada materyal olarak, Rosa dumafis  Bechst., subsp. boissieri (Syn: R. Boissieri) Crepin. Var. Boissieri (Syn: R. Glauca vill. Ex Loiss.) var. Antalyensis (Manden.); Rosa canina L.; Rosa montana Chaix in Vill.; Rosa pulverulenta Bieb., türlerinin farklı olum aşamalarındaki meyveleri kullanılmış olup, bu meyvelerin bazı fiziksel ve kimyasal n...

  19. Farklı Olum Aşamalarındaki Kuşburnu (Rosa sp.) nun Fiziksel ve Kimyasal Nitelikleri

    OpenAIRE

    Yamankaradeniz, Reşat

    2014-01-01

    Ülkemizde çeşitli yörelerde doğal ve yaygın olarak yetişen kuşburnu, gerek vitamin ve gerekse mineral madde içiriği yönünden zengin bir meyvedir. Araştırmada materyal olarak, Rosa dumafis  Bechst., subsp. boissieri (Syn: R. Boissieri) Crepin. Var. Boissieri (Syn: R. Glauca vill. Ex Loiss.) var. Antalyensis (Manden.); Rosa canina L.; Rosa montana Chaix in Vill.; Rosa pulverulenta Bieb., türlerinin farklı olum aşamalarındaki meyveleri kullanılmış olup, bu meyvelerin bazı fiziksel ve kimyasal n...

  20. Danish physicians' preferences for prescribing escitalopram over citalopram and sertraline to treatment-naïve patients

    DEFF Research Database (Denmark)

    Poulsen, Karen Killerup; Glintborg, Dorte; Moreno, Søren Ilsøe

    2013-01-01

    PURPOSE: To investigate whether general practitioners, hospital physicians and specialized practitioners in psychiatry have similar preferences for initiating treatment with expensive serotonin-specific reuptake inhibitors (SSRIs). METHODS: All first-time prescriptions for the SSRIs escitalopram....... Of the treatment-naïve patients, 19 % were initially prescribed escitalopram. Hospital physicians prescribed escitalopram to 34 % of their treatment-naïve patients, while practitioners specialized in psychiatry prescribed it to 25 %, and general practitioners prescribed it to 17 %. General practitioners, however......, were responsible for initiating 87 % of all treatment-naïve patients. CONCLUSION: The most expensive SSRI, escitalopram, is prescribed as first choice to one in five patients receiving their first antidepressant of escitalopram, citalopram or sertraline. General practitioners made the bulk of all first...

  1. İyimserliğin Mutluluk ve Yaşam Doyumuna Etkisinin İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatma SAPMAZ

    2012-02-01

    Full Text Available Özet İyimserliğin Mutluluk ve Yaşam Doyumuna Etkisinin İncelenmesi İyimserlik ve mutluluk pozitif psikolojinin iki temel kavramı olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada iyimserlik, mutluluk ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcılarını Sakarya Üniversitesinde öğrenim gören 206 (131 kadın/75 erkek üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama araçları olarak Yaşam Yönelimi Testi, Oxford Mutluluk Ölçeği-Kısa Formu ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular iyimserliğin, mutluluk ve yaşam doyumu ile pozitif yönde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca iyimserliğin mutluluğa ilişkin varyansın % 59’unu, yaşam doyumuna ilişkin varyansın ise % 60’ını açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular alanyazın bağlamında ele alınıp tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İyimserlik, mutluluk, yaşam Doyumu, öznel iyi oluş   Abstract Examination of the Effect of Optimism on Happiness and Life Satisfaction Optimism and happiness are evaluated as two basic concept of positive psychology. In this study, it was aimed to examine the relations between optimism, happiness and life satisfaction. The participants of this research consisted of 206 (131 female/75 male university students studying in Sakarya University. Life Orientation Test (LOT, Oxford Happiness Questionnaire -Short Form (OHQ-SF and the Satisfaction with Life Scale (SWLS, were used as data collection means in the study. The findings obtained proved that optimism is related with happiness and life satisfaction in a positive way. In addition, it was concluded that happiness explained the 59% of the variance of happiness and 60% of the variance of life satisfaction. The obtained findings are addressed and discussed within the context of the literature. Key Words: Optimism, happiness, life satisfaction, subjective well-being

  2. Sosyal Paylaşım Sitelerinin Dijital Yerlilerin Bilgi Edinme ve Mahremiyet Anlayışına Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Asiye KAKIRMAN YILDIZ

    2012-10-01

    Full Text Available Literatürde 1980 ve sonrasında doğanlar dijital yerli olarak tanımlanmaktadır. Adeta teknoloji bilgisiyle doğdukları belirtilen dijital yerlilerin en önemli özelliği aynı anda pek çok işi tek bir cihazla yapabilmeleri ve bunu tanımadıkları insanlar da dâhil olmak üzere başkalarıyla paylaşmakta bir sakınca görmemeleridir. Bunu bilgi edinmek ya da paylaşmak amacıyla yaptıklarını belirtseler de yeni neslin bilgi edinme ve mahremiyet anlayışının sorgulanması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü (BBY öğrencilerinin birer dijital yerli olarak sosyal paylaşım sitelerini nasıl kullandıkları sorgulanmış ve neticesinde öğrencilerin bilgi edinme yaklaşımları ve mahremiyet konusuna bakış açıları incelenmiştir. Çalışma kapsamında BBY’de öğrenim gören 200 öğrenciye anket uygulanmıştır.

  3. Moringa (Moringa Oleifera’nın Kanatlı ve Ruminant Hayvan Beslemede Kullanılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tugay Ayasan

    2015-03-01

    Full Text Available Gelişmekte olan ülkeler, protein ve enerji kaynağı yem hammaddelerinin fiyatlarının yüksek olması nedeniyle yem maliyetlerindeki artış sebebiyle, bazı zorluklara maruz kalmışlardır. Moringa, protein ve ham selüloz bakımından zengin bir yem kaynağıdır. Moringanın ham protein düzeyi %7,12 ile %39,17 arasında değişim göstermektedir. Tanen ve diğer anti besleme faktörlerini göz ardı edilebilir düzeyde içermesi sebebiyle, ruminantlar ve ruminant olmayan hayvanlar için alternatif bir protein kaynağıdır. Protein ve mineraller bakımından zengin olmasına rağmen, Moringa uzun yıllar boyunca üzerinde çalışılmayan bitkilerden birisi olmuştur. Ayrıca, aşırı düzeyde antibiyotik kullanımının sonucu olarak, antibiyotiklere dayanıklı patojenlerin gelişmesi problemiyle de karşı karşıya kalınmıştır. Bu makalede, hayvan beslemede kullanılan moringa ile bu yem maddesiyle kanatlı ve ruminant hayvanlar üzerinde yapılan besleme çalışmaları ele alınmıştır.

  4. A critical appraisal of the prognostic value of the VE/VCO2 slope in chronic heart failure.

    Science.gov (United States)

    Tabet, Jean-Yves; Beauvais, Florence; Thabut, Gabriel; Tartière, Jean-Michel; Logeart, Damien; Cohen-Solal, Alain

    2003-08-01

    Increased ventilatory drive, reflected by the slope of increase of ventilation relative to carbon dioxide production (VE/VCO2 slope), has been shown to have a high prognostic value in patients with chronic heart failure (CHF). However, there is no consensus on how to calculate it, as the relation between VE and VCO2 becomes nonlinear near the end of exercise, when ventilation is driven both by CO2 output and by decrease in plasma pH. This may influence the results. Ninety-seven CHF patients with ejection fraction slope was assessed by linear regression using all the data points (Sl), using only points before (Sli), or after (Slf) the non-linear part of the curve, and using only the first 3-min data (Sl3 min). Peak oxygen uptake (VO2), and circulatory power (VO2 x systolic arterial pressure) were also assessed. Death and transplantation were the end-points considered (mean follow-up 22 months). Mean value of VE/VCO2 overall slope was 39.3 +/- 11.6 (22-78). In 64% of the patients, two distinct slopes could be found: an initial, linear slope (31.8 +/- 7.5, 18-62) and a final, steeper slope (48.6 +/- 15.7, 24-101). Patients in whom no rupture of slope was observed were sicker. There was a relation between initial and overall VE/VCO2 slopes (r=0.915, Pslopes (r=0.808, Pslope correlated with peak VO2 (r=-0.55, Pslope (chi2 25.4, Pslopes (chi2 6.7, P=0.09). By multivariate analysis, the prognostic value of the peak circulatory power was similar to that of the VE/VCO2 overall slope. The VE/VCO2 slope should be computed from all the data points to have its highest prognostic value. Peak circulatory power also has similar prognostic value.

  5. [Correlation between VE/VCO2slope and echocardiographic derived systolic pulmonary artery pressure in patients with chronic heart failure].

    Science.gov (United States)

    Chen, Zhigao; Huang, Jie; Sun, Xingguo; Hu, Shengshou; Wang, Wei; Zheng, Zhe; Song, Yunhu; Zhang, Jian

    2015-12-01

    To explore the relationship between ventilator efficiency of cardiopulmonary exercising test (the slope of the relation between ventilation and carbon dioxide production, VE/VCO(2)slope) and systolic pulmonary artery pressure (sPAP) measured by echocardiography in patients with chronic heart failure (HF). Data from 86 HF patients who were treated in Fuwai Hospital between December 2012 and July 2014 and performed the symptom limited maximal cardiopulmonary exercise test (CPET) and echocardiography were retrospectively analyzed.H F patients were divided into 3 groups (mild, moderate and severe) according to the maximum oxygenconsumption (peakVO(2)). There is a significant linear correlation between VE/VCO(2)slope and sPAP (r=0.260, P=0.016). Using VE/VCO(2)slope>34.2 as a cutoff value to predict patients with sPAP>50 mmHg (1 mmHg=0.133 kPa) yielded a sensitivity of 70.0% and a specificity of 64.3%. The degree of the linear correlation between VE/VCO(2)slope and sPAP is stronger in mild HF patients (peakVO(2)>14 ml·kg(-1)·min(-1), r=0.686, Pslope>34.2 as a cutoff value to predict sPAP>50 mmHg in mild HF patients, the sensitivity is 71.4% and the specificity is 93.8%. There is a significant linear correlation between VE/VCO(2)slope and sPAP in HF patients. VE/VCO(2)slope>34.2 is linked with a high possibility of sPAP>50 mmHg in HF patients, especially for patients with mild HF. Invasive hemodynamic examination and impact of special therapy are warranted in future studies to veryfy present results.

  6. JEOTERMAL ALANLARIN JEOFİZİK YÖNTEMLERLE ARAŞTIRILMASI VE UYGULAMA ÖRNEKLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Züheyr KAMACI

    1997-01-01

    Full Text Available Dünyada yenilenebilen enerji kaynaklarından jeotermal enerjinin elektrik üretimi ve merkezi ısıtmada kullanıldığı düşünülürse, günümüzde yıllık 77 milyon varillik petrol eşdeğer tasarruf sağlar. Jeofizik arama yöntemleri, jeotermal alanların hem araştırılmasında hem de geliştirilmesinde ve doğrudan gözlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Sıcaklık anomalilerini doğrudan doğruya gösteren ve mekanik sondaj yerlerinin belirlenmesinde en etkili yöntemler, termal ve jeoelektrik yöntemlerdir. Ancak söz konusu jeotermal alanların araştırılmasında anılan jeofizik arama yöntemlerinden başka Gravite, Manyetik, Sismik, Radyometrik, Kuyu Jeofiziği ve Kuyu Logu ile jeotomografinin birlikte kullanılması halinde daha iyi sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Buradan hareketle, bu makalede jeofizik arama yöntemleri kullanılarak jeotermal alanların saptanması ile ilgili dünyadan ve ülkemizden iki uygulama örneği verilmiştir. Bunlardan Uşak-Banaz jeotermal alanında jeoelektrik yöntemler kullanılarak yapılan çalışma sonucunda 55 °C'de artezyen yapan sıcak su bulunmuştur.

  7. A two-step non-flowcytometry-based naïve B cell isolation method and its application in Staphylococcal enterotoxin B (SEB) presentation.

    Science.gov (United States)

    Chokeshai-u-saha, Kaj; Buranapraditkun, Supranee; Jacquet, Alain; Nguyen, Catherine; Ruxrungtham, Kiat

    2012-09-01

    To study the role of human naïve B cells in antigen presentation and stimulation to naïve CD4+ T cell, a suitable method to reproducibly isolate sufficient naïve B cells is required. To improve the purity of isolated naive B cells obtained from a conventional one-step magnetic bead method, we added a rosetting step to enrich total B cell isolates from human whole blood samples prior to negative cell sorting by magnetic beads. The acquired naïve B cells were analyzed for phenotypes and for their role in Staphylococcal enterotoxin B (SEB) presentation to naïve CD4+ T cells. The mean (SD) naïve B cell (CD19+/CD27-) purity obtained from this two-step method compared with the one-step method was 97% (1.0) versus 90% (1.2), respectively. This two-step method can be used with a sample of whole blood as small as 10 ml. The isolated naive B cells were phenotypically at a resting state and were able to prime naïve CD4+ T cell activation by Staphylococcal enterotoxin B (SEB) presentation. This two-step non-flow cytometry-based approach improved the purity of isolated naïve B cells compared with conventional one-step magnetic bead method. It also worked well with a small blood volume. In addition, this study showed that the isolated naïve B cells can present a super-antigen "SEB" to activate naïve CD4 cells. These methods may thus be useful for further in vitro characterization of human naïve B cells and their roles as antigen presenting cells in various diseases.

  8. The Ectopic Overexpression of the Cotton Ve1 and Ve2-Homolog Sequences Leads to Resistance Response to Verticillium Wilt in Arabidopsis

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Jieyin Chen

    2017-05-01

    Full Text Available Verticillium wilt, caused by the Verticillium dahliae phytopathogen, is a devastating disease affecting many economically important crops. A receptor-like protein (RLP gene, Ve1, has been reported to confer resistance to V. dahliae in tomato plants, but few genes have been found to be involved in cotton Verticillium wilt resistance. Here, we cloned two RLP gene homologs, Gossypium barbadense resistance gene to Verticillium dahliae 1 (GbaVd1 and GbaVd2, from the Verticillium wilt-resistant cultivar G. barbadense cv. Hai7124. GbaVd1 and GbaVd2 display sequence divergence, but both encode typical RLPs. Virus-induced gene silencing of GbaVd1 or GbaVd2 compromised the resistance of cotton to V. dahliae, and both genes conferred Verticillium wilt resistance after interfamily transfer into Arabidopsis. Microarray analysis revealed that GbaVd1 and GbaVd2 participate in Verticillium wilt resistance in Arabidopsis through activation of defense responses, including the endocytosis process, signaling factors, transcription factors and reinforcement of the cell wall, as demonstrated by lignification in Arabidopsis transgenic plants. In addition, microarray analysis showed that GbaVd1 and GbaVd2 differentially mediate resistance signaling and activation of defense responses after overexpression in Arabidopsis. Thus, GbaVd1 and GbaVd2 encode RLPs and act as disease resistance genes that mediate the defense response against V. dahliae in cotton.

  9. Yozgat İlinin Jeotermal Kaynakları ve Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Galip AKIN

    2016-11-01

    Full Text Available Özet. Dünyada nüfusun hızlı artışı ve sanayileşmenin 18. yüzyılın son çeyreğinden itibaren gelişmesiyle birlikte, enerjiye olan gereksinim de o oranda artmaya başlamıştır. Enerji ihtiyacını karşılayabilmek için kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlar enerji hammaddesi olarak giderek artan miktarlarda kullanılır hale gelmiştir. Bunun sonucu olarak dünyada 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren aşırı fosil yakıt kullanımından kaynaklanan çevre kirlenmesi gündeme gelmeye başlamıştır. 1970’li yılların başından itibaren de dünyada çevre kirlenmesinin varlığı herkes tarafından kabul edilmiştir. Çevre kirlenmesinin kısa sürede ileri boyutlara varacağı endişesiyle fosil yakıtlara alternatif olmak üzere, çevre kirlenmesi oluşturmayan ya da en az çevre kirlenmesi oluşturan enerji kaynaklarına yönelinmeye başlanmıştır. Bu enerji kaynakları güneş, rüzgâr, deniz dalgası ve akıntısı, gel-git olayları, nükleer ve jeotermal enerji kaynaklarıdır. Türkiye başta güneş enerjisi olmak üzere, rüzgâr ve jeotermal enerji kaynaklarından yararlanma potansiyeli yüksek olan bir ülkedir. Türkiye zengin jeotermal enerji kaynakları yönünden yıllık 31.500 MWt tahmin edilen kapasitesi ile dünyanın 5. ülkesidir. Türkiye’de 200’e yakın jeotermal sahası bulunmaktadır. Jeotermal kaynakları, sıcaklık derecelerine                                                                                                                                                                            bağlı olarak konut ısıtmada, termal otelcilik ve turizm de, elektrik üretimi ve sanayi ile seracılıkta kullanılmaktadır. Yozgat coğrafi konumu ve jeolojik özelliklerinden dolayı jeotermal

  10. Bulut Bilişim ve Mali Etkileri: Bulutta Vergi=Cloud Computing And Its Financial Effects: Tax On Cloud

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Metin TURAN

    2014-12-01

    Full Text Available Bulut bilişim genel olarak yazılımın, altyapının ve platformun hizmet olarak sunulması ve bu bilişim kaynaklarına çoğunlukla İnternet üzerinden yerden bağımsız erişim sağlanmasıdır. Bulut bilişim İnternetin gelişmesi ve kullanımının artması ile yaygınlaşmıştır. Bu çalışmanın amacı, kullanılan ya da hizmete sunulan bulut bilişim hizmetleri için oluşan vergi konusunu analiz etmektir. Çalışmada, kurum ve kuruluşların bulut bilişim hizmetleri dolayısıyla hangi tür vergilere tabi oldukları incelenmiş ve ortaya çıkan sorunlar belirtilerek çözüm önerileri sunulmuştur. Bu kapsamda, vergi kanunları ve ikincil mevzuat içerik analizi yöntemi ile incelenmiş ve Türkiye’de vergi mevzuatında doğrudan ve dolaylı olarak bulut bilişime yönelik çeşitli hükümlerin bulunduğu görülmüştür./In general, cloud computing is that software, platform and infrastructure as a service become available, and provide location independent access to these computing resources from anywhere, mostly via the Internet. Cloud computing has become widespread with development of Internet and its increasing use. This study aims to analyze the tax issue arising from cloud computing consumed or provided. In the study, institutions and organizations were examined due to cloud computing to which kind of tax they are subject and solutions recommendations were presented by indicating issues arised. In this context, the tax laws and secondary legislation were examined by content analysis and, it was seen that in Turkey, there were directly and indirectly some provisions in Tax legislation for cloud computing.

  11. POLİKİSTİK OVER SENDROMU VE PERİODONTAL SAĞLIK ARASINDAKİ İLİŞKİ

    OpenAIRE

    KARACAOĞLU, Fatma

    2015-01-01

    ÖzetPolikistik over sendromu (PKOS) üreme çağındaki kadınların %6-8 ini etkileyen yaygın bir endokrin bozukluktur. Hiperandrojenizm ve kronik anovülasyonla karakterize olan bu hastalığın etiyolojisi tam olarak bilinmemektedir. Polikistik over sendromu olan kadınlar insülin direnci, santral obezite, dislipidemi ve artmış kardiyovasküler risk faktörlerini içeren kardiyometabolik risk profiline sahiptir.Periodontal hastalık patojenik bakteriyel mikrofloraya karşı abartılı gingival enflamasyon ce...

  12. Otlatmanın Yonca ve Korunganın köklerinde biriktirilen yedek besin maddelerine etkisi

    OpenAIRE

    Manga, İbrahim

    2010-01-01

    ÖZETMevsim boyunca otlatmamn sun'i mer'a kanşımındaki baklagilbitkilerinin köklerinde depo edilen yedek besin maddelerini neşekilde etkilediğini saptamak üzere girişilen bu denemede Kayseriyoncası ve yerli korunga bitkilerinin köklerinden 4 tekrarlamalıolarak alınan iimekler, O.2N H ıOS 4 ile hidrolize, Heinze ve Murneek'intarif ettiği Shaffer Somogyi metoduyla glikoza diinüştürülerekmiktarları titrasyonla bttlunmuş...

  13. Prebiyotiklerin Probiyotik Bakterilerin Gelişmesi ve Asitleştirme Aktiviteleri Üzerine Etkileri (İngilizce

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayla Şener Mumcu

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada altı adet ticari prebiyotik maddenin in vitro koşullarda iki adet Lactobacillus acidophilus suşu ve iki adet Bifidobacterium spp. suşunun gelişme ve asitleştirme aktivitesi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Prebiyotik olarak frukto-oligosakkarit, inulin, galakto-oligosakkarit, soya fasulyesi oligosakkariti, ksilo-oligosakkarit ve laktuloz kullanılmıştır. Prebiyotikler üç farklı konsantrasyonda denenmiştir. Probiyotik bakterilerin gelişme ve asitleştirme aktivitesi üzerindeki etkileri prebiyotik çeşidine ve konsantrasyonuna bağlı olarak değişim göstermiştir. Genel olarak, prebiyotik konsantrasyonu arttıkça, probiyotik bakteri suşlarının gelişme performansı ve asitleştirme aktivitesinde artışlar meydana gelmiştir. L. acidophilus türündeki suş farklılığı, suşların gelişme performansı ve asitleştirme aktivitesi üzerinde önemli bir etki yaratmamıştır. Buna karşılık Bifidobacterium cinsindeki tür farklılığının bu yönlerdeki etkisi önemli bulunmuştur ( P<0.05. Araştırma sonuçları, bir probiyotik bakteri suşunun iyi bir gelişme ve asitleştirme performansı gösterebilmesi için ona uygun bir prebiyotik madde seçilmesinin gerekliliğine işaret etmektedir.

  14. Screening for Cryptococcal Antigenemia in Anti-Retroviral Naïve AIDS Patients in Benin City, Nigeria

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Favour Osazuwa

    2012-05-01

    Full Text Available Objectives: Cryptococcus neoformans is the most incriminated fungal pathogen causing meningitis in acquired immune deficiency syndrome (AIDS patients, and is known to constitute a major cause of deaths in AIDS patients. This study thus aimed to determine the baseline sero-prevalence of Cryptococcus neoformans infection in anti-retroviral naïve (ART-naïve AIDS patients using the serum Cryptococcal antigen (crag detection method. Baseline effect of variation in CD4 counts, as well as sex and age with sero-positivity for crag were also determined.Methods: This descriptive cross-sectional study included 150 (61 males and 89 females ART-naïve AIDS patients attending the Human Immunodeficiency Virus clinic (HIV at the University of Benin Teaching hospital, Benin City, Nigeria, within the period from February 2011- July 2011. Forty (18 males and 22 females HIV positive outpatients with CD4 counts >200 cells/µl who were ART-naive were recruited and used as controls. The sero-prevalence of crag in the patients and the control group was measured using the cryptococcal antigen latex agglutination system (CALAS (Meridian Bioscience, Europe and CD4 counts were measured using flow cytometry (Partec flow cytometer, Germany.Results: Of the 150 ART-naïve AIDS patients with CD4 counts £200 cells/µL; 19 (12.7% were positive for serum Cryptococcal antigen. ART-naïve AIDS patients with CD4 count ≤50 cells/µl had the highest prevalence of serum crag. Lower CD4 counts were significantly associated with positivity for serum crag (p<0.001. Age and sex had no significant effect on the sero-positivity for serum crag. One (2.5% of the controls was sero-positive for crag. Thus, serum crag was significantly associated with AIDS but not with HIV (p<0.001.Conclusion: This study uncovers a high prevalence of crag in ART- naïve AIDS patients in Benin City. The prevalence of crag was higher in ART-naïve AIDS patients with lower CD4 counts. There is an urgent need to

  15. MARGUERITE YOURCENAR’IN ATEŞLER VE DÜŞ PARASI ADLI YAPITLARINDA MİTOLOJİ VE METİNLERARASILIK / MYTHOLOGY AND INTERTEXTUALITY IN MARGUERITE YOURCENAR’S WORKS ATEŞLER AND DÜŞ PARASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esra BÜYÜKŞAHİN

    2016-06-01

    Full Text Available Mitos insanda varlık düşüncesinin ve dilin gelişimi ile birlikte ortaya çıkmış ve bu ikisi gibi insanın en temel zihinsel etkinliklerinin birer parçası olmuştur. Tarihsel çizgisellik içinde ilkel insan topluluklarından Ortaçağ toplumlarına, sanayileşmiş toplumlara ve günümüz toplumlarına kadar bütün topluluklar kendi mitlerini yaratmış ya da var olan mitleri güncelleyerek onları benimsemiş ve izlemiştir. Mitosun her dönemde canlılığını ve devimselliğini koruması şüphesiz onun ayrım gözetmeksizin her insanda aynı zihinsel gereksinime (varlığını anlamlandırma, kendini evren içinde konumlandırma gereksinimine karşılık gelmesinden kaynaklanmaktadır. Her dönemde ve her bireyde etkili olduğu düşünülen mitosun sanat ve yazında izlerinin bulunmaması olası değildir. Mitos, hem derin simgesel anlamıyla hem de pek çok yazınsal türe ve yoruma uyum sağlayabilen esnek yapısıyla tarih boyunca yazar ve sanatçıları için esin kaynağı olagelmiştir. Batı yazınının temeli sayılan Yunan ve Roma yazınlarının mitolojiyi esas aldığı düşünüldüğünde mitosun Batı yazınındaki önemli yeri de anlaşılır. Yazarlar mitosa çoğunlukla metinlerarasılığın yöntemlerini kullanarak başvurmuşlardır. Böylece mitosu da kendilerinin ve yaşadıkları dönemin estetik anlayışı ve koşullarına göre yeniden güncellemişlerdir. Bu sayede hem mitos yeni anlamlarla ve simgelerle donanarak zenginleşir hem de yapıt mitosun simgeselliğinden yararlanarak çokanlamlı ve evrensel bir boyut kazanır. Yirminci yüzyıl Fransız yazınının en dikkat çekici kadın yazarlarından olan Marguerite Yourcenar da mitosa başvurmaktan çekinmemiş; pek çok yapıtında onu eğip bükerek, bilinen anlamlarından kopararak ya da bunlara yenilerini ekleyerek mitosun sunduğu geniş anlam olanaklarından faydalanmış, kendi anlatımında sıkça yer vermiştir. Bu çalışmada Marguerite

  16. Kurds and Kurdish Language Kürtler ve Kürt Dili

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet BURAN

    2011-09-01

    Full Text Available The word Kurd is a name used both as a common noun and ethnonym in Turkish language since DLT. It can be thought that the word Kurd may be a proper noun used for Kurds who are a hybrid community and come from different origins, just like the word Bulgar, which is a Turkish word, has been accepted as a name for today’s Slavic Bulgarian community. Meanwhile some argue that Kurds come from Arabic, Iranian, Yaphetic, Armenian and Anatolian native tribes.It is known that the area which is called Kurdistan is around Zagros mountains. The Kurds in Turkey are Kurmanç. The history of the Kurds in Anatolia has a parallel time line with the sovereignty of Turks in Anatolia. At the result of the Shia-Sunni fighting between Ottoman State and Iran, Alewi Turkmens in Anatolia went to Iran and Sunni Turkmens and Kurds came to Anatolia. The population of the Kurds is not known exactly and quite different numbers are claimed. Kurdish language is generally thought to be a member of Indo-European family of languages. But it is argued by many researchers that Kurds have changed their language and their first language was rather different than the current one. Both vocabulary and grammatical structure show that Kurdish is a hybrid language. Kurmanci and Sorani are the most important dialects of Kurdish. Zazaki is not a dialect of Kurdish, it is a different language. According to the results of general census in 1965, native language of 7% of the people in Turkey is Kurdish. Kürt sözü, DLT’den itibaren Türkçede hem cins isim olarak hem de etnonim olarak kullanılan bir addır. Türkçe olan Bulgar adının bugünkü Slav Bulgar toplumuna ad olması gibi, Kürt adının da farklı kökenlerden gelen ve karma bir toplum olan Kürtlere özel ad olduğu düşünülebilir. Bu arada Kürtlerin Arap, İrani, Yafetik, Ermeni ve Anadolu yerli kavimlerinden geldiğine dair görüşler vardır. Kürdistan denilen coğrafyanın Zagros dağları civarı oldu

  17. Patateste Rhizoctonia solani’ye Karşı Trichoderma Türlerinin Etkinliği ve Bazı Fungisitlerle Birlikte Kullanılması

    OpenAIRE

    AYDIN, M. Hadi; TURHAN, Gülay

    2018-01-01

    Rhizoctonia solani patateste kök boğazınekrozu ve siyah siğil hastalığına neden olan önemli bir patojendir. Bitkininstolon ve gövdesinde lezyonlara yol açarak gelişme geriliğine ve büyük verimkayıplarına; yine yumru üzerinde oluşturduğu siyah siğiller, çatlamalar veşekil bozuklukları ile kalite ve pazar değeri kayıplarına neden olmaktadır.Fungus, tohum ve toprak kökenli olup mücadelesi genellikle zor ve pahalıdır. Çalışma, sera ve laboratuvar koşullarında 2006-2008yıllarında yürütülmüştür. Bu...

  18. Farik ve Mümeyyizlik Değerlendirmesinde Multidisipliner Yaklaşımın Önemi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ümit Biçer

    2002-08-01

    Full Text Available Çocuklarda işlenen suçun anlam ve sonuçlarını kavrayabilme, sorumluğunu taşıyabilme ve cezaya katlanabilme adli psikiyatrik ve hukuksal açıdan farik ve mümeyyizlik kavramıyla tanımlanmaktadır. Değerlendirmeler sırasında suçun nevi ve işleniş tarzı, çocuğun sosyo-kültürel gelişme özellikleri gibi adli psikiyatrinin temel başlıkları zaman zaman ele alınamamaktadır. “Türk Bayrağına Hakaret” suçunu işlediği iddia edilen dört çocuk nedeniyle konunun tartışılması ve olayda izlenen yolun paylaşılması hedeflenmiştir. Olayda, hazırlık aşamasında çocukların “suçun farik ve mümeyyizi oldukları” yönünde rapor düzenlenmiştir. Adli raporun bulunmasına rağmen, Cumhuriyet Savcısı çocuklarla yaptığı görüşmede, çocukların nasıl bir suç işediklerini, neyle karşı karşıya olduklarını tam olarak kavrayamadıkları, dolayısıyla suçun farik ve mümeyyizi olamıyacakları düşüncesiyle ikinci bir bilirkişi görüşü istemiştir. Adli Tıp ve Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalları tarafından yapılan değerlendirmelerde; çocuklardan birinde zeka geriliği bulunduğu, diğer çocuklarda herhangi bir zeka geriliği veya çocukluk ve ergenlik dönemine özgü ruhsal hastalık belirtilerine rastlanmamış ise de, dört çocuğun söz konusu suçun farik ve mümeyyizi olamıyacakları kanaatine varılmıştır. Çocuklarda bazan kabahat ile suç arasında ince bir çizgi bulunmaktadır. Yargı ve adli tıp bu çizgiyi tanımlaken, aile, çevre ve eğitim sürecinde varolan eksiklikleri çocuğa fatura etmeden, bu toplumun geleceği için o bireyi kazanmak yolunda üstüne düşen rolü eksiksiz yerine getirmelidir. Suçun özelliği, Cumhuriyet Savcısının yaklaşımı ve ikinci bilirkişi görüşü talep etmesi, çocuklarla ilgili yapılacak değerlendirmenin ayrıntılı, multidisipliner olmasının öneminin vurgulanması ve verilen karar ile “farik ve m

  19. Alterations in Polysomnographic (PSG profile in drug-naïve Parkinson′s disease

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sanju P Joy

    2014-01-01

    Full Text Available Objective: We studied the changes in Polysomnographic (PSG profile in drug-naïve patients of Parkinson′s disease (PD who underwent evaluation with sleep overnight PSG. Materials and Methods: This prospective study included 30 with newly diagnosed levodopa-naïve patients with PD, fulfilling the UK-PD society brain bank clinical diagnostic criteria (M:F = 25:5; age: 57.2 ± 10.7 years. The disease severity scales and sleep related questionnaires were administered, and then patients were subjected to overnight PSG. Results: The mean duration of illness was 9.7 ± 9.5 months. The mean Hoehn and Yahr stage was 1.8 ± 0.4. The mean Unified Parkinson′s Disease Rating Scale (UPDRS motor score improved from 27.7 ± 9.2 to 17.5 ± 8.9 with sustained usage of levodopa. Nocturnal sleep as assessed by Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI was impaired in 10 (33.3% patients (mean PSQI score: 5.1 ± 3.1. Excessive day time somnolence was recorded in three patients with Epworth Sleepiness Scale (ESS score ≥ 10 (mean ESS score: 4.0 ± 3.4. PSG analysis revealed that poor sleep efficiency of <85% was present in 86.7% of patients (mean: 68.3 ± 21.3%. The latencies to sleep onset (mean: 49.8 ± 67.0 minutes and stage 2 sleep (36.5 ± 13.1% were prolonged while slow wave sleep was shortened. Respiration during sleep was significantly impaired in which 43.3% had impaired apnoea hyperpnoea index (AHI ≥5, mean AHI: 8.3 ± 12.1. Apnoeic episodes were predominantly obstructive (obstructive sleep apnea, OSA index = 2.2 ± 5.1. These patients had periodic leg movement (PLM disorder (56.7% had PLM index of 5 or more, mean PLMI: 27.53 ± 4 9.05 that resulted in excessive daytime somnolence. Conclusions: To conclude, sleep macro-architecture is altered in frequently and variably in levodopa-naοve patients of PD and the alterations are possibly due to disease process per se.

  20. Emeklilik Fonları ve Finansal İstikrar: Şili ve Türkiye Örneklerinden Dersler(Pension Funds and Financial Stability: Lessons from Chile and Turkey

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Vedat Akgiray

    2016-03-01

    Full Text Available Emeklilik fonları, i uzun vadeli yatırım perspektifine sahip olması, ii finansal piyasalardaki oynaklığı uzun vadeye yayarak absorbe edebilmesi, ve iii yatırımlarını hisse senedi ve altyapı fonları ile reel ekonomiye aktarmaları sayesinde; finansal piyasalardaki oynaklığın azalmasına katkıda bulunmaktadır. Bu çalışma, gelişmekte olan ülkelerde (GOÜ,  emeklilik fonlarının ekonomideki payının en düşük olduğu ülkelerden Türkiye'de (%2 ve en yüksek olduğu ülkelerden Şili'de (%66 emeklilik sistemlerinin karşılaştırmalı analizini sunarak, emeklilik fonlarının finansal piyasalardaki oynaklığa olan etkisini 2004-2014 dönemi için incelemektedir. Çalışma aynı zamanda, Türkiye’de uygulanması planlanan ‘otomatik katılım sistemi’ ve bu sistemi tamamlayıcı ‘fon ürünleri’ üzerine politika önerilerini de kapsamaktadır.

  1. Bazı ağır metallerin (Cu ve Zn) tarla şartlarında ekmeklik buğday verimine ve toksikliğine etkilerinin belirlenmesi

    OpenAIRE

    YURDAKUL, İlknur; Kalınbacak, Kadriye; TERZİ, Dilek; PEKER, Remzi Murat

    2017-01-01

    Tehlikeli atıkların depolanması, işlenmesi, kullanımı,taşınması ve bertarafının kontrolü sağlık, çevre koruma, doğal kaynak yönetimive sürdürülebilir kalkınma açısından önemlidir. Bitkilerin toksik ağırmetalleri almaları ve bünyelerinde biriktirmeleri kendi gelişimlerininkısıtlanmasına, gıda zincirine girerek insan sağlığının tehdit edilmesine nedenolmaktadır. Bu çalışma Bakır (Cu) ve Çinkonun (Zn) tarla şartlarında ekmeklikbuğdayın gelişimine ve verimine etkilerinin, toksik ağır metal miktar...

  2. NİĞDE, ELMALI GÜNEYİ S-TİPİ BİYOTİT GRANİTOİDLERİ VE ANKLAVLARININ PETROLOJİSİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hüseyin KURT

    2006-02-01

    Full Text Available Biyotit granitoidler başlıca kuvars, biyotit, plajiyoklas, K-feldispat, muskovit nadiren amfibol içerirler. Tali bileşen olarak apatit, zirkon, allanit ve ikincil olarak klorit ve serisit içerirler. Anklavlar başlıca plajiyoklas, amfibol, ojit, biyotit, tali bileşen olarak sfen, zirkon ve ikincil olarak kalsit ve epidot minerallerini içerirler. Metalumino bileşimli anklav içeren, granitoidler S-tip granitlere ait kimyasal ve mineralojik özellikler gösterirler: peralumino (A/CNK oranı >1.15 bileşim ve muskovit minerali. Granitoidler büyük iyonlu litofil element (BİLE ve hafif nadir toprak elementlerce (HNTE zenginleşme ve ağır nadir toprak elementlerce fakirleşme (ANTE sunarlar. Bu durum granitoidlerin kabuk ergimesiyle oluştuğunu, negatif Eu anomalisi ve büyük iyon litofil elementlerince zenginlik göstermeleri plajiyoklasların fraksiyonlaşmada etkisini göstermektedir. Anklavlarda büyük iyonlu litofil element (BİLE zenginleşmesi, yüksek alan enerjili elementlerde (YAEE fakirleşme, nadir toprak element (NTE dağılımlarında yataya yakın desen vermeleri ve negatif Eu anomalisi göstermeleri, anklavların litosferik mantodan kaynaklandığını ve hornblend, plajiyoklasların fraksiyonlaşmada etkisini göstermektedir. Arazi, petrografik ve jeokimyasal verilere dayanarak, volkanik yay özellikli granitlerin mafik magmanın kabuğa sokulması ve muhtemelen kabuk kalınlaşması ile oluştuğu ve mafik magma ile fiziksel olarak karışarak anklavları oluşturduğu ileri sürülmüştür.

  3. Tedarikçi Seçiminde İşletmelerde Sistem Yönetimi ve Güvenliği Kriterlerine Dayalı Bir Karar Modeli ve Modelin Uygulaması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Semih Coşkun

    2015-08-01

    Full Text Available Modern piyasa şartlarında rekabet gücünü devam ettirebilmek için tedarik zincirlerinde ana üretici, tedarikçi ve müşteri ilişkilerinin etkin ve sürdürülebilir bir şekilde yönetimini gerektirmektedir. Tedarikçi rolü, bir taraftan müşterisi konumundaki işletmenin taleplerini istenilen maliyette, kalitede, zamanda ve esneklikte sağlayabilmeyi gerektirirken, aynı zamanda sistem, ürün ve çevre güvenliği şartlarını sistematik bir şekilde yönetmesini gerektirmektedir. Etkin bir tedarik zinciri yönetiminde önemli bir yere sahip olan tedarikçi belirleme kararları, nitel ve nicel faktörlerin bir arada değerlendirildiği karma yönetim karar destek modelleri ile daha tutarlı olacaktır. Bu doğrultuda yapılan çalışmada, sistem bütünlüğü esas alınarak, dinamik bir tedarikçi seçim sürecinin tasarlanması ve modellenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Balanced Scorecard perspektifleri temelli ve sistem güvenliği esaslı değerlendirme kriterleri oluşturulmuştur. Kriterlerin önem derecelerinin belirlenmesinde Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi yönteminden faydalanılmıştır. Alternatif tedarikçiler arasından sistem güvenliği esasına göre en uygun olan tedarikçinin seçilmesi ise Fayda Aralığı Temelli Etkileşimli Grup karar verme yöntemi ile belirlenmiştir. Önerilen modelin sınanması için hizmet sektöründe faaliyet gösteren bir havaalanı işletmecisi seçilmiştir. Sonuç olarak sunulan modelin uygulamada tutarlı sonuçlar üreten bir tedarikçi seçim karar modeli olduğu ortaya konulmuştur.

  4. Evsel Atıklardan Elde Edilen Kompostun Mısır ve Biberin Gelişimi ve Besin Elementi İçeriğine Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Derviş AYNACI

    2016-04-01

    Full Text Available Araştırmada, 1 ay süre ile 10 ayrı haneden mutfak atıkları toplanmış, toplanan evsel atıklardan elde edilen kompostun sera koşullarında mısır ve biber bitkilerinin gelişimi ve besin elementi içeriğine etkisi araştırılmıştır. Deneme 2 kg toprak alan saksılarda yürütülmüş olup, kompostun 6 (0, 0.25, 0.50, 1.00, 2.00 ve 4.00 ton/da dozu uygulanmıştır. Araştırma, 4 paralelli olarak, tesadüf parselleri deneme desenine göre planlanmış ve 2 ay süreyle yürütülmüştür. Araştırma sonunda hasat edilen bitkilerde kuru ağırlık değerleriyle N, P, K, Ca, Mg, Fe, Cu, Zn ve Mn konsantrasyonları belirlenmiştir. Uygulanan kompost miktarı arttıkça bitki kuru ağırlığı artmış, biber bitkisinin N konsantrasyonunda 2-2.4 kat arasında artışlar görülmüştür. Mısır bitkisi N konsantrasyonları da kompost dozlarından olumlu etkilenmiş fakat burada dozlar arası fark önemli olmamıştır. Bitkilerde P, K ve Ca konsantrasyonları kompost miktarı arttıkça olumlu yönde etkilenmiş, biberde Fe, Zn ve Mn konsantrasyonları, mısırda ise Mn konsantrasyonu etkisi istatistiksel anlamda önemli bulunmuştur.

  5. Gruplar arası temas, kaygı ve yanlılığın sosyal mesafeye etkisi: Türk ve Kürt kökenli gruplar üzerine bir çalışma

    OpenAIRE

    GÜLER, Meltem

    2013-01-01

    Son altmış yıldır gruplar arasındaki ilişkiler incelenmektedir. Allport (1954), Amir (1969), Şerif (1966), LeVine ve Campbell (1972) ve Tajfel ve Turner (1979) gruplararası ilişkilere yoğunlaşan ilk isimler olmuştur. 1980’lerde Tajfel ve Turner (1979) Sosyal Kimlik Kuramını ve izleyen yıllarda Turner ve arkadaşları (1987) Kendini Sınıflandırma Kuramını ortaya koyarak gruplar arasındaki ilişkileri daha geniş bir bakış açısından ele alınmasını sağlamıştır. Sosyal Kimlik Kuramı, sosyal ...

  6. Siber Kimliklerin Kişiliğe Yansıması: Proteus Etki (Tanımı, Nedenleri Ve Önlenmesi)

    OpenAIRE

    Tanhan, Fuat; ALAV, Özlem

    2015-01-01

    Hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş olan teknoloji ve internet bireyi ve toplumu farklı yönlerden etkisi altına alabilmektedir. Teknoloji ve internet sanal çevre diye bilinen yeni bir sosyal dünyanın oluşmasına neden olmuştur. Sanal dünya, sınırları neredeyse çizilemeyen bir çevre sunmakta ve bu çevre içinde bulunan bireyleri, kurumları etkilemekte ve dönüştürmektedir.  Söz konusu etki, kimi yönlerden olumlu, kimi yönlerden ise olumsuzlaşmaktadır. Sanal dünyadaki ilişkiler, kimlikle...

  7. Çene Eklemi Rahatsızlıklarında Teşhis ve Tedavi Yöntemleri (*)

    OpenAIRE

    YENGİN, Esengün

    2013-01-01

    ÖZETÇene ekleminin fonksiyon bozukluklarında romatoid artrit, osteoartrit ve travmatik artritlerin yanı sıra ruhi bunalımlar, akut eklem romatizması, neoplazmalar ve enfeksiyöz artrit gibi hastalıklar etkili olabilmektedir. Bu hastalıkların ayırıcı teşhisinde klinik muayenenin yanı sıra, TME radyografileri, çiğneme kaslarının elektromiyografik tetkiki ile klinik ve serolojik testler yapmakta fayda vardır.Hastalarda genellikle TME tıkırtısı ve ağrısı, masseler ve dış pterigoid kaslarda ağrı, k...

  8. Yeni o-o'-dihidroksi azo boyarmaddelerin metal komplekslerinin sentezi ve yapılarının aydınlatılması

    OpenAIRE

    Kabay Erkal, Nilgün

    2002-01-01

    Azo boyarmaddeler ve metal kompleksleri, kemoterapik ve antiseptik özellikleri yanında, bazı yiyecek maddelerinin boyanması, yiyecek tohumlarının saklanması için, redoks indikatörû olarak ve en yaygın şekilde de tekstil boyarmaddesi olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, l-(2'-hidroksi-5'-ter^-bütil azo benzen)-2-naftol-4-sülfonik asit, l-(2'- hidroksi-5'~nitro azo benzen)-2-naftol-4-sülfonik asit azo boyarmaddeler ve Cu, Co, Ni, Zn, Cd ve Hg(ü) geçiş metal klorür tuzlan ile komplekslerinin s...

  9. Hipertiroidili ve hipotiroidili kadınlarda metabolik sendrom belirteçleri üzerine tıbbi beslenme tedavisinin etkilerinin değerlendirilmesi

    OpenAIRE

    Bardak Dirikli, Nazal

    2015-01-01

    En sık görülen klinik tiroid fonksiyon bozukluğu hipotiroidizmdir ve tiroid bezinde tiroksin (T4) ve triiyodotironin (T3) yapımı ve sekresyonunda azalmaya yol açan bozukluklar nedeniyle oluşmakta ve varlığında serum tiroid stimule edici hormon (TSH) sekresyonu artmaktadır. Hipertiroidizm ise T4 ve T3 seviyesinin normal olmasına karşın düşük tiroitropin seviyesi ile karakterizedir. Hipotiroidizm erkeklere göre kadınlarda, gençlere göre yaşlılarda daha sık karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma hipo...

  10. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 16 octobre

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    Particle accelerators in tumour therapy, Dr Ugo Amaldi, Technische Universität München and TERA Foundation.   Mercredi 16 octobre 2013, 11h15 Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: "Hadrontherapy", or "particle therapy", is a collective word which covers all cancer therapy modalities which irradiate patients with beams of hadrons. The most used hadrons are protons and carbon ions. Protontherapy is developing very rapidly: more than 100,000 patients have been treated and eight companies offer turn-key centres. Carbon ions, used for about 8,000 patients, have a larger radiobiological effectiveness and, being a qualitatively different radiation, require still radiobiological and, in particular, clinical studies to define the best tumour targets. After a review of the rationale for hadrontherapy and of the accelerators used in protontherapy, the European centres for carbon ion therapy will be discussed. Fin...

  11. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 30 octobre

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    Heavy Ions in Therapy and Space, Dr Marco Durante, Universität Darmstadt.   Mercredi 30 octobre 2013, 11h15 Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: Research in the field of biological effects of energetic charged particles is rapidly increasing. It is needed for both radiotherapy and protection from the exposure to galactic cosmic radiation in long-term manned space missions. Although the exposure conditions are different in therapy and space (e.g. low- vs. high-dose rate; total- vs. partial-body exposure), a substantial overlap exists in several research topics, such as: individual radiosensitivity, mixed radiation fields, normal tissue degenerative effects, biomarkers of risk, radioprotectors, non-targeted effects. Late effects of heavy ions are arguably the main health risk for human space exploration, and with the increasing number of cancer patients (including young adults and children) treated by protons and carbon ions, this iss...

  12. The Digital Exhibition and Keyimage Ontology / Dijital Sergiler ve Anahtar Resim Ontolojisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mícheál Mac an Airchinnigh

    2008-04-01

    Full Text Available [English abstract]The Age of Image predates and is currently contemporaneous with the Information Age. In our times the explosive expansion of Web 2.0 Social Space, typified by the phenomena of De.licio.us, Flickr, MySpace, YouTube…, and the concomitant emergence of folksonomy, present interesting challenges in the management of this information. One key process by which to accomplish this in Social Space, is the wedding of folksonomy (of the people with ontology (of the machine. Such a wedding must necessarily be conducted in the shared physicality of the word, of language. In this respect, WordNet together with OWL, play the role of matchmaker. But the same Social Space also provides an opportunity for natural folksonomical tagging by digiFoto (keyimage. The research harness for experimental keyimage tagging consists of Flickr as the main (digiFoto image Social Space testbed and De.licio.us as the auxillary outreach secondary Social Space. Protégé Editor with OWL-DL provides the support for the bridge from keyimage to the formal ontology. The primary end user application domain is the keyimage tagging of paintings in an online art gallery.[Turkish abstract]Görüntü Çağı, Bilgi Çağından önce gelir ve günümüzde Bilgi Çağıyla çağdaştır. De.licio.us, Flickr, MySpace, YouTube. . . gibi olgularla örneklenen Web 2.0 Sosyal Uzayının tahminlerin ötesinde büyümesi ve bununla birlikte ortaya çıkan etiketleme bilgi yönetiminde ilginç gelişmelere sahne olmaktadır. Sosyal Uzayda bilgi yönetimini başarmak (insanlar tarafından gerçekleştirilen etiketleme ve (makineler tarafından gerçekleştirilen ontolojinin birleştirilmesini gerektirmektedir. Böyle bir birleştirme mutlaka sözün ve dilin ortak fizikselliğiyle gerçekleştirilmelidir. Bu hususta Web Ontoloji Dili (OWL ile WordNet çöpçatan rolü oynarlar. Öte yandan aynı Sosyal Uzay dijiFoto (anahtar resimle doğal folksonomik işaretleme yapmak için de bir

  13. A noise tolerant fine tuning algorithm for the Naïve Bayesian learning algorithm

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Khalil El Hindi

    2014-07-01

    Full Text Available This work improves on the FTNB algorithm to make it more tolerant to noise. The FTNB algorithm augments the Naïve Bayesian (NB learning algorithm with a fine-tuning stage in an attempt to find better estimations of the probability terms involved. The fine-tuning stage has proved to be effective in improving the classification accuracy of the NB; however, it makes the NB algorithm more sensitive to noise in a training set. This work presents several modifications of the fine tuning stage to make it more tolerant to noise. Our empirical results using 47 data sets indicate that the proposed methods greatly enhance the algorithm tolerance to noise. Furthermore, one of the proposed methods improved the performance of the fine tuning method on many noise-free data sets.

  14. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 24 April

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    Ultra low-noise amplifiers for silicon and diamond detectors, by Dr Roberto Cardarelli, University Tor Vergata. Wednesday 24 April 2013 at 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 30, quai Ernest-Ansermet, 1211 Genève 4 Abstract: Thanks to the SiGe heterojunction, in the last years the BJT transistor technology has been experiencing a great development for high frequency and low-noise operation. The performance of an ultra-low-noise preamplifier (500 e- RMS) with low frequency (100 MHz BW) will be shown. This amplifier, given the low dependence of the noise from the source capacitance (up to 1 nF), the very fast rise time (up to 100 ps) and the 50 Ohm input impedance, is particularly promising for silicon, diamond and high rate gas detectors. More information here.

  15. Implementace metody 5S ve výrobním podniku

    OpenAIRE

    Čechová, Petra

    2014-01-01

    Bakalářská práce se zabývá implementací metody 5S v podniku zaměřeném na výrobu a zpracování skelného vlákna. Teoretická část vysvětluje základní principy filozofie Kaizen. V praktické části je navržena a dále implementována metodika 5S ve společnosti. V závěru práce jsou zhodnoceny přínosy aplikace užité metody. This thesis deals with implementation of 5S methods in company focussed on production and processing of fiberglass. The theoretical part explains the basic principles of the philo...

  16. Grand Nain (Musa Acuminata) Muzunun Aroma ve Bazı Fizikokimyasal Özelliklerinin Belirlenmesi

    OpenAIRE

    Sönmezdağ,   Salih; Kelebek, Haşim; Selli, Serkan

    2015-01-01

    Bu çalışmada, Grand Nain (Musa acuminata) muzunun aroma ve bazı fizikokimyasal özellikleri araştırılmıştır. Denemelerde muz örneği olarak, ticari renk skalasının 5. sınıf olgunluk aşamasındaki muzlar kullanılmıştır. Aroma maddelerinin ekstraksiyonunda diklorometan çözgeniyle sıvı-sıvı ekstraksiyon yöntemi kullanılmıştır. Aroma maddelerinin miktarlarının belirlenmesinde gaz kromatografisi (GC), tanımlamalarında ise GC-kütle spektrometresi (MS) kullanılmıştır. Muz örneğinde toplam 49 adet aroma...

  17. İÇ KONTROLDE COSO ve ICFR İLİŞKİSİ

    OpenAIRE

    KARAKOÇ, Mehtap; ÖZDEMİR, Serkan

    2016-01-01

    Bu çalışmada iç kontrol modellerinden COSO tüm boyutlarıyla açıklanmış, Sarbanes Oxley Kanunu (SOA) ile Amerikan Sermaye Piyasası’nın (SEC) şirketlerinden düzenli olarak istediği Finansal Raporlama ile İlgili İç Kontrol Raporu (Internal Control over Financial Reporting-ICFR) arasındaki ilişki üzerinde durulmuştur.Bu bağlamda COSO’nun 1985 yılından itibaren yaşadığı gelişmeler hakkında bilgi verilmiştir. COSO’nun iç kontrole katkıları ve aldığı yollar incelenmiştir. COSO’nun yayınladığı çerçev...

  18. Université de Genève | Particle Physics Colloquium | 30 April

    CERN Multimedia

    2014-01-01

    Astronomical imaging a thousand times sharper than Hubble: optical interferometry with the Cherenkov Telescope Array, Prof. Dainis Dravins, Lund Observatory.   Wednesday 30 April 2014, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: Much of the progress in astronomy is led by improved imaging. In the optical, one tantalizing threshold will be two-dimensional imaging of stellar surfaces. With typical sizes of a few milliarcseconds, bright stars require interferometry over kilometer-long baselines. Although several concepts for such interferometer complexes on the ground and in space have been proposed, their realization is not imminent. However, the availability of large optical flux collectors (air Cherenkov telescopes, in particular CTA – the Cherenkov Telescope Array – primarily erected for gamma-ray studies) enable a revival of the quantum-optical method of intensity interferometry, once developed for astronomy but re...

  19. FARKLI YAŞAMLAR VE MEKÂNLAR OLARAK SİTERİL HAYATLAR

    OpenAIRE

    AKSAN, Gamze

    2016-01-01

    dır. Bu bağlamda dini, etnik, kültürel kimlikler mekânsal ayrışmanın nedeni ola- bilmektedir. Aynı kimlik etrafında toplanan gruplar da birbirlerine yakın durup mekânsal yakınlaşmayı gergekleştirirler. Yine mekânsal ayrışmada farklı bir husus kapitalizm ile yakından ilgilidir. Kapitalist sürecin etkisi ile mekânsal organizasyon- lar kimliklere göre gergekleşebilmekte ve özelde gelir durumuna göre şekillenen mekânsal ayrışmalar ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla da bu yeni mekânları...

  20. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 15 May

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    Thorium or Uranium fuel cycle for advanced nuclear reactors ? Fuel recycling, multi-recycling, breeding and burning, Dr Jiri Krepel, Paul Scherrer Institut (PSI).   Wednesday 15 May, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 30, quai Ernest-Ansermet, 1211 Genève 4 Abstract: The Thorium fuel cycle provides several advantages, which make it very attractive; e.g. lower waste production and possibly improved reactor safety. However, there are also some drawbacks if compared with the Uranium cycle. The seminar will provide an overview of the basic physical features of both the Thorium and the Uranium fuel cycles and comparison of their performance (criticality, breeding gain) and safety-related parameters (Doppler effect, coolant density effect), with respect to fuel recycling, multi-recycling, breeding and burning. Organised by Prof. Teresa.Montaruli@unige.ch and Prof. Giuseppe.Iacobucci@unige.ch. More information here.

  1. Pruvost Geneviève, Profession : policier. Sexe : féminin

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Oumaya Hidri-Neys

    2011-09-01

    Full Text Available Les travaux de Paola Tabet ont mis en évidence les liens existant entre l’accès inégal des hommes et des femmes aux outils et techniques les plus sophistiqués, a fortiori les armes, et la division sexuée du travail. Forte de ce constat, Geneviève Pruvost se propose de mesurer la portée de la féminisation de la police, plus précisément, l’accès des femmes policiers aux « pleins pouvoirs de police », à travers un ouvrage justement intitulé Profession : policier. Sexe : féminin. L’auteure nous i...

  2. CERN hosts Tour du canton de Genève stage

    CERN Multimedia

    Patrice Loïez

    2004-01-01

    CERN hosted the first stage of the 10th Tour du canton de Genève on the evening of Wednesday 26 May. The Tour du canton is an annual race run in four stages over four weeks, and this year started at CERN as part of the Golden Jubilee celebrations. The event attracted over 2000 runners, including over 40 from CERN, as well as a large crowd of onlookers. The 10.5 km route started and finished outside CERN's Main Building, taking in the Swiss countryside, crossing into France and coming back through the tunnel linking the two CERN sites. CERN runners finished in second place in the Enterprise category just 13 seconds behind Rolex S.A., setting up an exciting contest for the remaining stages at Bernex, Meyrin and Jussy.

  3. Skandinavijos krypties patrauklumo Lietuvos vežėjams kelių transportu tyrimas

    OpenAIRE

    Bylaitytė, Rūta

    2013-01-01

    Skandinavijos krypties aktualumas vežant krovinius iš Lietuvos per 2008-2010 m.m. itin sparčiai augo - kasmet vidutiniškai fiksuojamas 15 % еksporto srauto didėjimas. Rinkos pataruklumą įrodo jos aukšti ekonominiai rodikliai: bendrai Švedijos, Norvegijos ir Danijos - dvigubai aukštesni nei Lietuvos bei Baltijos šalių bei trečdaliu - nei Vakarų Europos. Infliacija siekia vos 2 %, nedarbo lygis svyruoja 4-6%, BVP augimas 3.4 %, pagal pasaulinį ekonomikos vertinimą minėtos trys Skandinavijos šal...

  4. Klasifikasi Belimbing Menggunakan Naïve Bayes Berdasarkan Fitur Warna RGB

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fuzy Yustika Manik

    2017-01-01

    Full Text Available Post harvest issues on star fruit are produced on a large scale or industry is sorting. Currently, star fruit classified by rind color analysis visually human eye. This method does not effective and inefficient. The research aims to classify the starfruit sweetness level by using image processing techniques. Features extraction used is the value of Red, Green and Blue (RGB to obtain the characteristics of the color image. Then the feature extraction results used to classify the star fruit with Naïve Bayes method. Starfruit image data used 120 consisting of 90 training data and 30 testing data. The results showed the classification accuracy using RGB feature extraction by 80%. The use of RGB as the color feature extraction can not be used entirely as a feature of the image extraction of star fruit.

  5. Naïve conceptions about multimedia learning: a study on primary school textbooks

    Science.gov (United States)

    Colombo, Barbara; Antonietti, Alessandro

    2013-01-01

    HIGHLIGHTS This interview study explores beliefs about the instructional role of illustrationsWe compared illustrators', teachers', students' and common people's ideasParticipants' responses were internally coherent and close to multimedia learning theoryWe propose and discuss an integrated multimedia learning model An interview study, based on specific pictures taken from textbooks used in primary schools, was carried out to investigate illustrators', teachers', students', and common people's beliefs about the role that illustrations play in facilitating learning. Participants' responses were internally coherent, indicating a systematic nature of the underlying naïve conceptions. Findings disprove Mayer's pessimistic claim that laypersons' conceptions of multimedia learning fail to match experimentally supported principles and theories. On the contrary, interviewees spontaneously came very close to the multimedia learning theory, which states that students learn better from pictures, which fit specific cognitive principles. Implications for school instruction are highlighted. PMID:23908636

  6. Classification of Indonesian quote on Twitter using Naïve Bayes

    Science.gov (United States)

    Rachmadany, A.; Pranoto, Y. M.; Gunawan; Multazam, M. T.; Nandiyanto, A. B. D.; Abdullah, A. G.; Widiaty, I.

    2018-01-01

    Quote is sentences made in the hope that someone can become strong personalities, individuals who always improve themselves to move forward and achieve success. Social media is a place for people to express his heart to the world that sometimes the expression of the heart is quotes. Here, the purpose of this study was to classify Indonesian quote on Twitter using Naïve Bayes. This experiment uses text classification from Twitter data written by Twitter users which are quote then classification again grouped into 6 categories (Love, Life, Motivation, Education, Religion, Others). The language used is Indonesian. The method used is Naive Bayes. The results of this experiment are a web application collection of Indonesian quote that have been classified. This classification gives the user ease in finding quote based on class or keyword. For example, when a user wants to find a 'motivation' quote, this classification would be very useful.

  7. Naïve conceptions about multimedia learning: a study on primary school textbooks.

    Science.gov (United States)

    Colombo, Barbara; Antonietti, Alessandro

    2013-01-01

    HIGHLIGHTSThis interview study explores beliefs about the instructional role of illustrationsWe compared illustrators', teachers', students' and common people's ideasParticipants' responses were internally coherent and close to multimedia learning theoryWe propose and discuss an integrated multimedia learning model An interview study, based on specific pictures taken from textbooks used in primary schools, was carried out to investigate illustrators', teachers', students', and common people's beliefs about the role that illustrations play in facilitating learning. Participants' responses were internally coherent, indicating a systematic nature of the underlying naïve conceptions. Findings disprove Mayer's pessimistic claim that laypersons' conceptions of multimedia learning fail to match experimentally supported principles and theories. On the contrary, interviewees spontaneously came very close to the multimedia learning theory, which states that students learn better from pictures, which fit specific cognitive principles. Implications for school instruction are highlighted.

  8. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 6 November

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    Particle sensors in CMOS Technologies, Dr Ivan Peric, Heidelberg University.   Wednesday 6 November 2013, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: The use of pixel sensors implemented in standard CMOS technologies has gained in popularity over the last decade. The most prominent application is consumer electronics – the sensors for digital cameras. CMOS sensors are also a promising option for high energy physics. An overview of existing CMOS detector structures for particle tracking will be given, and their properties compared. Organised by Prof. Teresa.Montaruli@unige.ch and Prof. Giuseppe.Iacobucci@unige.ch. More information here.

  9. Aspect-based sentiment analysis to review products using Naïve Bayes

    Science.gov (United States)

    Mubarok, Mohamad Syahrul; Adiwijaya, Aldhi, Muhammad Dwi

    2017-08-01

    Product reviews can provide great benefits for consumers and producers. Number of reviews could be ranging from hundreds to thousands and containing various opinions. These make the process of analyzing and extracting information on existing reviews become increasingly difficult. In this research, sentiment analysis was used to analyze and extract sentiment polarity on product reviews based on a specific aspect of the product. This research was conducted in three phases, such as data preprocessing which involves part-of-speech (POS) tagging, feature selection using Chi Square, and classification of sentiment polarity of aspects using Naïve Bayes. Based on evaluation results, it is known that the system is able to perform aspect-based sentiment analysis with its highest F1-Measure of 78.12%.

  10. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 20 November

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    Standard Model measurements at the LHC: importance and prospects, Dr Michelangelo Mangano, CERN.   Wednesday 20 November 2013, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: The key missions of the LHC include the study of the Higgs boson and of electroweak symmetry, and the search for new physics phenomena. These goals, nevertheless, rely on the precise measurements of Standard Model (SM) particles, which are the ultimate measurable decay products of any phenomenon emerging from the LHC. The detailed and accurate study of the dynamics of SM interactions, therefore, becomes a crucial step in fulfilling the LHC's key missions. The dynamical regime exposed by the LHC, with the highest energies ever produced in the laboratory, and the precision required by the experimental measurements, challenge our ability to deliver accurate enough theoretical predictions, and limit the fullest exploitation of the LHC results. A global and coordinat...

  11. "Rencontres de Genève - Histoire et Cité": building peace

    CERN Multimedia

    Laurianne Trimoulla

    2015-01-01

    How did people conceive, picture or imagine peace in former times? How did they contribute to it in concrete terms? Why and how were they sometimes obliged to fight to promote or enforce it? Which material, symbolic, financial, political and economic means were used to foster cohesion between societies, peoples and communities? The Rencontres de Genève - Histoire et Cité festival invites us to learn about the past to better understand the present.   Events taking place at Geneva University (Uni Dufour and Uni Bastions) and elsewhere in the city from Wednesday, 13 May to Saturday, 16 May. Organised by Geneva University’s Maison de l'histoire in collaboration with the Geneva Graduate Institute of International and Development Studies and the University of Applied Sciences and Arts of Western Switzerland (HES-SO), this first festival of history in Switzerland features a comprehensive programme of events taking place at various locations. The cit...

  12. Naïve theories of causal force and compression of elapsed time judgments.

    Science.gov (United States)

    Faro, David; McGill, Ann L; Hastie, Reid

    2010-05-01

    Recent research has shown that when people perceive a causal relation between 2 events, they "compress" the intervening elapsed time. The present work shows that a naïve mechanical-physical conception of causality, in which causal forces are believed to dissipate over time, underlies the estimates of shorter elapsed time. Being primed with alternative, nondissipative causal mechanisms and having the cognitive capacity to consider such mechanisms moderates the compression effect. The studies rule out similarity, mnemonic association, and anchoring as alternative accounts for the effect. Taken together, the findings support the hypothesis that causal cognition plays a major role in judgments of elapsed time. The implications of the compression effect on the timing of future actions, persistence, and causal learning are discussed. 2010 APA, all rights reserved

  13. In vitro readthrough of termination codons by gentamycin in the Stüve-Wiedemann Syndrome.

    Science.gov (United States)

    Bellais, Samuel; Le Goff, Carine; Dagoneau, Nathalie; Munnich, Arnold; Cormier-Daire, Valérie

    2010-01-01

    The Stüve-Wiedemann Syndrome (SWS) is a frequently lethal chondrodysplasia caused by null mutations in the leukemia inhibitory factor receptor gene (LIFR) responsible for an impaired activation of the JAK-STAT pathway after LIF stimulation. Most LIFR mutations are nonsense mutations, thus prompting us to investigate the impact of aminoglycosides on the readthrough of premature termination codons (PTCs). Culturing skin fibroblasts from three SWS patients and controls for 48 h in the presence of gentamycin (200-500 microg/ml) partially restored the JAK-STAT3 pathway when stimulated by LIF. Consistently, quantitative RT-PCR analysis showed that gentamycin stabilized LIFR mRNAs carrying UGA premature termination codons. We conclude that high gentamycin concentrations can partially restore functional LIFR protein synthesis in vitro, prompting us to investigate PTC readthrough using less toxic and more efficient drugs in this presently untreatable lethal condition.

  14. A NAÏVE APPROACH TO SPEED UP PORTFOLIO OPTIMIZATION PROBLEM USING A MULTIOBJECTIVE GENETIC ALGORITHM

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Baixauli-Soler, J. Samuel

    2012-05-01

    Full Text Available Genetic algorithms (GAs are appropriate when investors have the objective of obtaining mean‑variance (VaR efficient frontier as minimising VaR leads to non‑convex and non‑differential risk‑return optimisation problems. However GAs are a time‑consuming optimisation technique. In this paper, we propose to use a naïve approach consisting of using samples split by quartile of risk to obtain complete efficient frontiers in a reasonable computation time. Our results show that using reduced problems which only consider a quartile of the assets allow us to explore the efficient frontier for a large range of risk values. In particular, the third quartile allows us to obtain efficient frontiers from the 1.8% to 2.5% level of VaR quickly, while that of the first quartile of assets is from 1% to 1.3% level of VaR.

  15. [Tree-Augmented NaÏve Bayesian network model for predicting prostate cancer].

    Science.gov (United States)

    Xiao, Li-Hong; Chen, Pei-Ran; Li, Mei; Gou, Zhong-Ping; Xiang, Liang-Cheng; Li, Yong-Zhong; Feng, Ping

    2016-06-01

    To evaluate the integrated performance of age, serum PSA, and transrectal ultrasound images in the prediction of prostate cancer using a Tree-Augmented NaÏve (TAN) Bayesian network model. We collected such data as age, serum PSA, transrectal ultrasound findings, and pathological diagnoses from 941 male patients who underwent prostate biopsy from January 2008 to September 2011. Using a TAN Bayesian network model, we analyzed the data for predicting prostate cancer, and compared them with the gold standards of pathological diagnosis. The accuracy, sensitivity, specificity, positive prediction rate, and negative prediction rate of the TAN Bayesian network model were 85.11%, 88.37%, 83.67%, 70.37%, and 94.25%, respectively. Based on age, serum PSA, and transrectal ultrasound images, the TAN Bayesian network model has a high value for the prediction of prostate cancer, and can help improve the clinical screening and diagnosis of the disease.

  16. [The importance of evaluating the effectiveness of the ventilation VE/VCO2 slope in patients with heart failure].

    Science.gov (United States)

    Dosbaba, Filip; Žurková, Petra; Baťalík, Ladislav; Dosbaba, Hana; Felšőci, Marián; Vysoký, Robert; Špinar, Jindřich; Ludka, Ondřej

    Chronic Heart Failure (CHF) is accompanied by a whole range of symptoms, which significantly decrease the quality of life; these typically concern dyspnoea, fatigue and exercise intolerance. The objectification of the patients condition but must have an effective means of evaluation. One such resource is cardiopolmonary exercise (CPX) testing with it is functional parameters. CPX test with its functional parameters is one of such means. VO2peak is undoubtebly the parameter, which was used the most often in the past 25 years, however, it has many limitations. It is reason, why the evaluation of ventilation effectiveness using the VE/VCO2 slope is becoming more and more the centre of Czech and foreign interest of cardiologists abroad. Foreign studies have unambiguously proven that because of the absence of the fundamental limitations, such as in case of VO2peak, the VE/VCO2 slope is a stronger predictor of the amount of hospitalizations and of mortality in the population of patients suffering from CHF. This short overview intends to inform of the significant merit of this parameter. That is the reason why the VE/VCO2 should be classified as a standard criterion in indication of heart transplantations, but also in evaluation of seriousness and prognosis in population of patient suffering from HF.Key words: heart failure - mortality - prognosis - ventilation efficiency - VE/VCO2 slope.

  17. Peak VO2 and VE/VCO2 slope in betablockers era in patients with heart failure: a Brazilian experience.

    Science.gov (United States)

    Guimarães, Guilherme Veiga; Silva, Mário Sérgio Vaz da; d'Avila, Veridiana Moraes; Ferreira, Silvia Moreira Ayub; Silva, Christiano Pereira; Bocchi, Edimar Alcides

    2008-07-01

    Studies have demonstrated that peak oxygen consumption (peak VO2) and the VE/VCO2 slope are predictors of survival in patients with heart failure (HF). However, with the advent of betablockers in the treatment of HF, the prognostic values of peak VO2 and VE/VCO2 slope have not been fully established. To evaluate the effect of betablocker use on the prognostic value of peak VO2 and VE/VCO2 slope in patients with HF. We studied 391 patients with heart failure, aged 49 +/- 14 years and presenting a left ventricular ejection fraction of 38 +/- 10%. The total number of patients that used (Group I - GI) or did not use (Group II - GII) betablockers was 229 and 162, respectively. All patients were submitted to a cardiopulmonary stress test on a treadmill, using the Naughton protocol. A peak VO2 16 ml x kg(-1) min(-1) categorizes patients with a better mid-term prognosis. Peak VO2 values between > 10 and slope in patients with HF. The prognostic value of the VE/VCO2 slope slope are strong and independent predictors of cardiac events in HF. Thus, both variables remain important survival predictors in patients with HF, especially at the age of betablockers.

  18. The Naïve and the Distrustful: state dependency of hippocampal computations in manipulative memory distortion.

    Science.gov (United States)

    Ludmer, Rachel; Edelson, Micah G; Dudai, Yadin

    2015-02-01

    Flexible mnemonic mechanisms that adjust to different internal mental states can provide a major adaptive advantage. However, little is known regarding how this flexibility is achieved in the human brain. We examined brain activity during retrieval of false memories of a movie, generated by exposing participants to misleading information. Half of the participants suspected the memory manipulation (Distrustful), whereas the other half did not (Naïve). Distrustful displayed more accurate memory performance and a brain signature different than that of Naïve. In Distrustful, the ability to differentiate true from false information was driven by a qualitatively distinct hippocampal activity for endorsed items, consistent with the view that hippocampal encoding allows recollection of a specific source. Conversely, in Naïve, BOLD differences between true and false memories were linearly correlated with accuracy across participants, suggesting that Naïve subjects needed to reinstate and evaluate stored information to discern true from false. We propose that our results lend support to models suggesting that hippocampal activity can exhibit different computational schemes, depending on memorandum attributes. Furthermore, we show that trust, considered as a subjective state of mind, may alter basic hippocampal strategies, influencing the ability to separate real from false memory. © 2014 Wiley Periodicals, Inc.

  19. ESKİŞEHİR YEREL BASININDA “MÜLTECİLER” VE “SURİYELİLER”

    OpenAIRE

    Göktuna Yaylacı, Filiz

    2017-01-01

    Küresel ölçekte kitlesel göçlerin ve sığınma hareketlerinin yaşandığı günümüzde Türkiye çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. Eskişehir de Suriye’ye sınır olan illere ve büyük şehirlere göre daha az Suriyeliye ev sahipliği yapmakla birlikte uydu kentlerden biri olduğu için ev sahipliği yaptığı şartlı mülteci sayısı her geçen gün artmaktadır. Mültecilerin ve Suriyelilerin şehrin toplumsal yaşamında daha çok yer almaya başlaması, ev sahibi toplum ile mülteciler ve Suriyeliler arasındak...

  20. Elektronik ticaret ve Karaman'daki Kobi'ler üzerine bir araştırma

    OpenAIRE

    Arslandere, Murat

    2010-01-01

    Bu çalışmada elektronik ticaret ile ilgili temel kavramlar açıklanmış, dünyada ve Türkiye’de hem genel itibariyle hem de KOBİ’ler açısından durum değerlendirmesi yapılmış, ardından Karaman ilinde Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Bilgi Ağı (KOBİ-NET)’na üye olan firmalarda elektronik ticaretin uygulanma durumunu, faydalarını ve karşılaşılan sorunlarını belirlemek amacıyla bir uygulama çalışması yapılmıştır. Çalışmada veriler anket ve mülakat yöntemi ile elde edilmiştir. Yapılan çalışma sonucun...

  1. Indfødsretsprøve / udarbejdet af Ministeriet for Flygtninge, Indvandrere og Integration ; i samarbejde med Det Historiske Hus

    DEFF Research Database (Denmark)

    Jespersen, Knud J.V.; Mortensen, Finn Hauberg; Outzen, Ove

    200 multiple choice-opgaver inden for Danmarks historie, kultur og samfundsfold samt forholdet til omverdenen. De er beregnet til at bruge i udvalg for den prøve, der skal bestås af ansøgere om dansk indfødsret...

  2. Introduction à l 'Analyse de citations : Brève revue de la littérature ...

    African Journals Online (AJOL)

    Through our short review of the literature we aim to emphasise on the fact that this method arising from bibliometric laws, is still a perpetual subject of study but also a controversial topic. Key-words: Citation Analysis / Quality / Scientific Journal/ Bibliometrics/ Library. Introduction à l 'Analyse de citations : Brève revue de la ...

  3. Do organizational strategies mediate nonverbal memory impairment in drug-naïve patients with obsessive-compulsive disorder?

    Science.gov (United States)

    Shin, Na Young; Kang, Do-Hyung; Choi, Jung-Seok; Jung, Myung Hun; Jang, Joon Hwan; Kwon, Jun Soo

    2010-07-01

    The present study aimed to examine nonverbal memory and organizational skill functions in psychotropic-naïve patients with OCD. Forty-one drug-naïve, 41 medicated OCD patients and 41 healthy controls, all of whom were matched for gender, age, education and intelligence, were included in the study. The Rey-Osterrieth Complex Figure Test (RCFT) was administered to evaluate nonverbal memory ability and organizational skill. OCD patients demonstrated impaired nonverbal memory irrespective of medication status (F = 6.54, p organizational strategies (eta(2)p = .079), which mediated nonverbal memory impairment (Z = -2.20, p = .027). The difference of organizational skill between drug-naïve and control groups did not reach statistical significance (eta(2)p = .054) and the association between organization and nonverbal memory was weak in the drug-naïve sample (Z = -1.74, = .081). There was no significant difference between the patient groups in RCFT indices. Our findings suggest that the organizational strategies may not be an effective mediator of nonverbal memory impairment in OCD and indicate that the clinical characteristics may be important to be considered in future research. Further studies are needed to improve understanding of the nature of nonverbal memory dysfunction in OCD.

  4. Broad taxonomic characterization of Verticillium wilt resistance genes reveals an ancient origin of the tomato Ve1 immune receptor

    NARCIS (Netherlands)

    Song, Yin; Zhang, Zhao; Seidl, Michael F.; Majer, Aljaz; Jakse, Jernej; Javornik, Branka; Thomma, Bart P.H.J.

    2017-01-01

    Plant-pathogenic microbes secrete effector molecules to establish themselves on their hosts, whereas plants use immune receptors to try and intercept such effectors in order to prevent pathogen colonization. The tomato cell surface-localized receptor Ve1 confers race-specific resistance against

  5. The Communication of Naïve Theories of the Social World in Parent-Child Conversation

    Science.gov (United States)

    Chalik, Lisa; Rhodes, Marjorie

    2015-01-01

    Three studies examined the communication of naïve theories of social groups in conversations between parents and their 4-year-old children (N = 48). Parent-child dyads read and discussed a storybook in which they either explained why past social interactions had occurred (Study 1) or evaluated whether future social interactions should occur…

  6. Impaired temporoparietal deactivation with working memory load in antipsychotic-naïve patients with first-episode schizophrenia

    DEFF Research Database (Denmark)

    Nejad, Ayna B; Ebdrup, Bjørn H; Siebner, Hartwig R

    2011-01-01

    Abstract Objectives. Neuroimaging studies have shown abnormal task-related deactivations during working memory (WM) in schizophrenia patients with recent emphasis on brain regions within the default mode network. Using fMRI, we tested whether antipsychotic-naïve schizophrenia patients were impaired...

  7. İş Yaşamında Travmalar: Cinsel Taciz Ve Duygusal Zorbalık/Taciz (Mobbing)

    OpenAIRE

    SOLMUŞ, Tarık

    2005-01-01

    Bu makalede, çalışanların iş yaşamlarında karşılaştıkları saldırganlık, şiddet, cinsel taciz ve duygusal zorbalığa dikkat çekilmiştir. Makale çerçevesinde, iş yerinde yaşanan cinsel taciz ve duygusal zorbalığın nedenlerine, sonuçlarına, ortaya çıkış sürecine-gelişimine ve yaygınlıklarına yer verilmiştir. Makalenin temel amacı, iş yaşamında yaşanan travmalarla ilgili olarak yapılan araştırmaların gözden geçirilmesi ve bundan sonra yapılacak araştırmalara ışık tutabilmektir. Bununla birlikte, b...

  8. Role Of Adhesion Molecules Vcam-1 And Ve-Cadherin In Endothelium Dysfunction Development At Hemorrhagic Fever With Renal Syndrome

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    А.А. Baygildina

    2009-12-01

    Full Text Available The research goal is to determine the changes in concentration of both sVCAM-1 and VE-cadherin in blood serum of patients suffered from hemorrhagic fever with renal syndrome (HFRS. 87 patients aged 15-65 were examined. Concentrations of both sVCAM-1 and VE- cadherin in blood serum by means of "Bender MedSystems" (Austria ELISA test were determined. It was shown that in both medium severe and severe forms of HFRS statistically the significant rise of sVCAM-1 concentration in blood with high indices in oliguric period took place. Complicated form was characterized by high indices of sVCAM-1 level in fever period, extremely decreasing in concentration in oliguric period and tendency to normalizing in clinical convalescence period. VE-cadherin level in blood was predominantly lower than control in all the observed groups with the exception of fever period in group with medium severe disease form. Negative correlation of normal intensity between adhesion molecules levels in blood was revealed. In conclusion it is necessary to point out that high VCAM-1 expression by endotheliocytes evidences the development of an adhesion form of endothelial dysfunction, low VE-cadherin production in a base for development of angiogenic form of endothelial dysfunction and changes in expression of these adhesion molecules that have adaptive metabolic response to macroorganism of HFRS pathogenic action

  9. Ke skladbě dvora olomouckých biskupů ve 13. století

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Janiš, Dalibor

    2008-01-01

    Roč. 11, Suppl. 2 (2008), s. 347-362 ISSN 0862-979X. [Dvory a rezidence ve středověku II. Praha, 18.10.2007-19.10.2007] Institutional research plan: CEZ:AV0Z80150510 Keywords : Olomouc bishops * medieval court * feudal system Subject RIV: AB - History

  10. Cam fiber post uygulaması: iki olgu sunumu ve iki yıllık takibi.

    OpenAIRE

    ÇİÇEK, Araş.Görv.Dt.Ersan; PARLAK, Araş.Görv.Dt.Esra; , Editörden; TUNGA, Umut

    2012-01-01

    Bu çalışmanın amacı aşırı madde kaybına uğramış dişlerde kök kanallarından destek alınarak yapılan restoratif uygulamalarda cam fiber post kullanımının değerlendirilmesidir. Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Endodonti kliniğine başvuran 12 ve 21 yaşlarındaki 2 erkek hastanın yapılan klinik ve radyolojik değerlendirmeleri sonucu 12 yaşındaki hastanın 22 nolu dişine ve 21 yaşındaki hastanın 21 nolu dişine kök kanal tedavisi yapılması ve aşırı madde kaybından dolayı üst restor...

  11. Cognitive effects of six months of treatment with quetiapine in antipsychotic-naïve first-episode schizophrenia

    DEFF Research Database (Denmark)

    Andersen, Rune; Fagerlund, Birgitte; Rasmussen, Hans

    2011-01-01

    Effects of quetiapine on cognition were assessed in a group of first-episode antipsychotic-naïve patients with schizophrenia (N=24). A comprehensive battery of neuropsychological tests was administered at baseline and after 6months of treatment with quetiapine. In order to examine retest effects...

  12. Üstün Zekalı ve Yeteneklilerde Cinsiyet Farklılığı

    OpenAIRE

    Camcı, Sezen

    2012-01-01

    Uzun yıllardır pek çok çalışmaya konu olan eğitimde cinsiyet farklılığı, üstün zekalı ve yeteneklilerin eğitimi ile ilgili çalışmaların son yıllarda ivme kazanması ile “üstün zekalı ve yetenekli bireylerde cinsiyet farklılığı” olarak farklı bir boyut kazanmıştır. Özellikle fen, matematik ve mühendislik alanlarında üstün kadınların temsil düzeyinin düşüklüğünün nedenlerini; üstün zekalı ve yetenekli bireylerde görülen cinsiyet farklılıklarının yetenek, motivasyon ya da sosyal toplumun bu birey...

  13. Homotopic connectivity in drug-naïve, first-episode, early-onset schizophrenia

    Science.gov (United States)

    Li, Hui-Jie; Xu, Yong; Zhang, Ke-Rang; Hoptman, Matthew J.; Zuo, Xi-Nian

    2014-01-01

    Background The disconnection hypothesis of schizophrenia has been extensively tested in adults. Recent studies have reported the presence of brain disconnection in younger patients, adding evidence to support the neurodevelopmental hypothesis of schizophrenia. Because of drug confounds in chronic and medicated patients, it has been extremely challenging for researchers to directly investigate abnormalities in the development of connectivity and their role in the pathophysiology of schizophrenia. The present study aimed to examine functional homotopy – a measure of interhemispheric connection – and its relevance to clinical symptoms in first-episode drug-naïve early-onset schizophrenia (EOS) patients. Methods Resting-state functional magnetic resonance imaging was performed in 26 first-episode drug-naïve EOS patients (age: 14.5 ± 1.94, 13 males) and 25 matched typically developing controls (TDCs) (age: 14.4 ± 2.97, 13 males). We were mainly concerned with the functional connectivity between any pair of symmetric inter-hemispheric voxels (i.e., functional homotopy) measured by voxel-mirrored homotopic connectivity (VMHC). Results EOS patients exhibited both global and regional VMHC reductions in comparison with TDCs. Reduced VMHC values were observed within the superior temporal cortex and postcentral gyrus. These interhemispheric synchronization deficits were negatively correlated with negative symptom of the Positive and Negative Syndrome Scale. Moreover, regions of interest analyses based on left and right clusters of temporal cortex and postcentral gyrus revealed abnormal heterotopic connectivity in EOS patients. Conclusions Our findings provide novel neurodevelopmental evidence for the disconnection hypothesis of schizophrenia and suggest that these alterations occur early in the course of the disease and are independent of medication status. PMID:25130214

  14. Antiretroviral pill count and clinical outcomes in treatment-naïve patients with HIV infection.

    Science.gov (United States)

    Young, J; Smith, C; Teira, R; Reiss, P; Jarrín Vera, I; Crane, H; Miro, J M; D'Arminio Monforte, A; Saag, M; Zangerle, R; Bucher, H C

    2018-02-01

    Treatment guidelines recommend single-tablet regimens for patients with HIV infection starting antiretroviral therapy. These regimens might be as effective and cost less if taken as separate drugs. We assessed whether the one pill once a day combination of efavirenz, emtricitabine and tenofovir reduces the risk of disease progression compared with multiple-pill formulations of the same regimen. We selected treatment-naïve patients starting one-, two- or three-pill formulations of this regimen in data from the Antiretroviral Therapy Cohort Collaboration. These patients were followed until an AIDS event or death or until they modified their regimen. We analysed these data using Cox regression models, then used our models to predict the potential consequences of exposing a future population to either a one-pill regimen or a three-pill regimen. Among 11 739 treatment-naïve patients starting the regimen, there were 386 AIDS events and 87 deaths. Follow-up often ended when patients switched to the same regimen with fewer pills. After the first month, two pills rather than one was associated with an increase in the risk of AIDS or death [hazard ratio (HR) 1.39; 95% confidence interval (CI) 1.01-1.91], but three pills rather than two did not appreciably add to that increase (HR 1.19; 95% CI 0.84-1.68). We estimate that 77 patients would need to be exposed to a one-pill regimen rather than a three-pill regimen for 1 year to avoid one additional AIDS event or death. This particular single-tablet regimen is associated with a modest decrease in the risk of AIDS or death relative to multiple-pill formulations. © 2017 British HIV Association.

  15. Blockade of cholinergic transmission elicits somatic signs in nicotine-naïve adolescent rats

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Clare E. Schmidt

    2015-10-01

    Full Text Available High doses of the nicotinic acetylcholine receptor (nAChR antagonist mecamylamine can elicit somatic signs resembling those associated with nicotine withdrawal in nicotine-naïve adult rats. Understanding this phenomenon, and its possible modulation by acute nicotine and age, could inform the use of mecamylamine as both an experimental tool and potential pharmacotherapy for tobacco dependence and other disorders. This study evaluated the ability of high-dose mecamylamine to elicit somatic signs in adolescent rats, and the potential for acute nicotine pretreatment to potentiate this effect as previously reported in adults. Single or repeated injections of mecamylamine (1.5 or 3.0 mg/kg, s.c. elicited somatic signs in nicotine-naive adolescents, but this effect was not influenced by two hour pretreatment with acute nicotine (0.5 mg/kg, s.c.. In an initial evaluation of the effects of age in this model, mecamylamine (2.25 mg/kg, s.c. elicited somatic signs in nicotine-naive adolescents and adults. This effect was modestly enhanced following acute nicotine injections in adults but not in adolescents, even when a higher nicotine dose (1.0 rather than 0.5 mg/kg, s.c. was used in adolescents to account for age differences in nicotine pharmacokinetics. These studies are the first to show that mecamylamine elicits somatic signs in nicotine-naïve adolescent rats, an effect that should be considered when designing and interpreting studies examining effects of high doses of mecamylamine in adolescents. Our findings also provide preliminary evidence that these signs may be differentially modulated by acute nicotine pretreatment in adolescents versus adults.

  16. HIV-1 drug resistance among antiretroviral treatment-naïve Ethiopian patients

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    A Mulu

    2012-11-01

    Full Text Available Background: In many African countries, access to antiretroviral treatment (ART has been significantly scaled up over the last five years. Nevertheless, data on drug resistance mutation are scarce. The objective of the current study was to determine the predominant subtypes of HIV-1 as well as to identify baseline mutations with potential drug resistance among ART-naïve patients from Ethiopia. Methods: Genotypic drug resistance on the entire protease and partial reverse transcriptase (codons 1–335 regions of the pol gene was determined by an in-house protocol in 160 ART-naïve patients. Genotypic drug resistance was defined as the presence of one or more resistance-related mutations, as specified by the consensus of the Stanford University HIV drug resistance database (HIVDB available at http://hivdb.stanford.edu/ and the 2011 International AIDS Society (IAS mutation list (http://www.iasusa.org/resistance-mutations/. Results: A predominance of HIV-1 subtype C (98.7% was observed. According to the IAS mutation list, antiretroviral drug resistance mutations were detected in 20 patients (13%. However, the level of drug resistance is 5.2% (8/155 when the most conservative method, HIVDB algorithms were applied. In both algorithms, none had major PI mutation and mutation-conferring resistance to NRTI and NNRTI were not overlapping. Conclusions: There is strong evidence for clade homogeneity in Ethiopia and low influx of other subtypes to the country. The level of transmitted drug resistance exceeds that of WHO estimates and indicates that many HIV-infected individuals on ART are practicing risk-related behaviours. The results also show that HIV drug resistance testing should be installed in resource limited settings.

  17. sLORETA intracortical lagged coherence during breath counting in meditation-naïve participants

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Patricia eMilz

    2014-05-01

    Full Text Available We investigated brain functional connectivity comparing no-task resting to breath counting (a meditation exercise but given as task without referring to meditation. Functional connectivity computed as EEG coherence between head-surface data suffers from localization ambiguity, reference dependence, and overestimation due to volume conduction. Lagged coherence between intracortical model sources addresses these criticisms. With this analysis approach, experienced meditators reportedly showed reduced coherence during meditation, meditation-naïve participants have not yet been investigated. 58-channel EEG from 23 healthy, right-handed, meditation-naïve males during resting [3 runs] and breath counting [2 runs] was computed into sLORETA time series of intracortical electrical activity in 19 regions of interest corresponding to the cortex underlying 19 scalp electrode sites, for each of the 8 independent EEG frequency bands covering 1.5-44 Hz. Intracortical lagged coherences and head-surface conventional coherences were computed between the 19 regions/sites. During breath counting compared to resting, paired t-tests corrected for multiple testing revealed 4 significantly lower intracortical lagged coherences, but 4 significantly higher head-surface conventional coherences. Lowered intracortical lagged coherences involved left BA 10 and right BAs 3, 10, 17, 40. In conclusion, intracortical lagged coherence can yield results that are inverted to those of head-surface conventional coherence. The lowered functional connectivity between cognitive control areas and sensory perception areas during meditation-type breath counting compared to resting conceivably reflects the attention to a bodily percept without cognitive reasoning. The reductions in functional connectivity were similar but not as widespread as the reductions reported during meditation in experienced meditators.

  18. Passive smoking alters circulating naïve/memory lymphocyte T-cell subpopulations in children.

    Science.gov (United States)

    Vardavas, Constantine I; Plada, Maria; Tzatzarakis, Manolis; Marcos, Ascension; Warnberg, Julia; Gomez-Martinez, Sonia; Breidenassel, Christina; Gonzalez-Gross, Marcela; Tsatsakis, Aristeidis M; Saris, Wim H; Moreno, Luis A; Kafatos, Anthony G

    2010-12-01

    While it has been indicated that exposure to second-hand smoke (SHS) can cause a local in vivo response, limited evidence exists on its possible systemic effects from population-based levels of exposure. We investigated into a possible systemic response in the immune parameters and lymphocyte subsets, i.e. B cell (CD19+), T cell (CD4+CD45RO+, CD4+CD45RA+, CD3+CD45RO+, CD3+CD45RA+) and natural killer (CD3+CD16CD56+) lymphocyte subsets relative to exposure to SHS. Blood was drawn from healthy, verified non-smoker, adolescent subjects (n = 68, mean age 14.2) and analysed for cotinine, antioxidants and lymphocyte immunophenotyping. SHS exposure was assessed using serum cotinine. Biomarker quantified exposure to SHS was correlated with a linear dose-response reduction in the percentages of memory CD4+CD45RO+ (p = 0.005) and CD3+CD45RO+ T-cell subsets (p = 0.005 and p = 0.003, respectively) and a linear increase in the percentage of naïve CD4+CD45RA+ and CD3+CD45RA+ T-cell subsets (p = 0.006 and p = 0.003, respectively). Additionally, higher exposure to SHS was associated with a higher CD4+CD45RA+ count (532 vs. 409 cells/ml, p = 0.017). Moreover, after controlling for age, gender, body mass index and plasma antioxidants, SHS exposure was found to be associated with the percentage of circulating naïve and memory CD4+ and CD3+ T-cell subpopulations, as revealed through a linear regression analysis. These findings indicate a systemic immunological response in healthy adolescents exposed to population-based levels of SHS exposure and imply an additional biological pathway for the interaction between exposure to SHS and its adverse effects on human health. © 2010 John Wiley & Sons A/S.

  19. Is Tetranychus urticae suitable prey for development and reproduction of naïve Coleomegilla maculata?

    Science.gov (United States)

    Riddick, Eric W; Wu, Zhixin; Rojas, M Guadalupe

    2014-02-01

    The lady beetle Coleomegilla maculata De Geer is an omnivorous predator that could help suppress aphid and spider mite populations on plants in greenhouses, plantscapes or interiorscapes. We are assessing the nutritional requirements and feeding behavior of C. maculata on target prey (spider mites) and factitious (unnatural) food. Our ultimate goal is to develop an efficacious diet to mass produce C. maculata. In this study, we tested the hypothesis that Tetranychus urticae Koch (two-spotted spider mite) is not suitable prey for development and reproduction of naïve C. maculata (i.e., with no prior exposure to T. urticae). Our objectives were to (i) provide baseline data on the effects of consuming T. urticae on C. maculata life history, (ii) to compare the effects of consuming all stages of T. urticae versus eggs of Musca domestica L. (common housefly), and (iii) to determine if the consumption of plant products was beneficial. We used C. maculata from a colony reared only on Ephestia kuehniella Zeller (Mediterranean flour moth) eggs. In experiments, C. maculata larvae were reared from the first instar to adult stage with prey/food in replicated arenas; adult females were paired with a single male with prey/food. The results showed that naïve C. maculata readily attacked and consumed T. urticae. Nevertheless, T. urticae was less suitable than M. domestica eggs for C. maculata development and reproduction. Applying a synthetic pollen-Chlorella alga powder (SPCA) in arenas containing T. urticae appeared to boost C. maculata female development and reproduction. Published 2013. This article is a U.S. Government work and is in the public domain in the U.S.A.

  20. The natural history of surgically treated but radiotherapy-naïve nonfunctioning pituitary adenomas.

    Science.gov (United States)

    O'Sullivan, Eoin P; Woods, Conor; Glynn, Nigel; Behan, Lucy Ann; Crowley, Rachel; O'Kelly, Patrick; Smith, Diarmuid; Thompson, Chris J; Agha, Amar

    2009-11-01

    Transsphenoidal surgery is indicated for patients with nonfunctioning pituitary adenomas (NFPAs) causing compressive symptoms. Previous studies attempting to define the rate of recurrence/regrowth of surgically treated but radiation-naïve NFPAs were somewhat limited by selection bias and/or small numbers and/or lack of consistency of findings between studies. A better understanding of the natural history of this condition could allow stratification of recurrence risk and inform future management. We aimed to define the natural history of a large, mainly unselected cohort with surgically treated, radiotherapy (RT)-naïve NFPAs and to try to identify predictors of recurrence/regrowth. Case-note analysis of all patients who underwent surgery for NFPA in our hospital between 1980 and 2006 was undertaken. Median follow-up was 5.7 (range 1-25) years. A total of 212 patients were identified of which 159 were suitable for analysis. 93% did not receive post-operative RT. Post-operative recurrent/regrowth was defined by any increase in tumour remnant size on serial post-operative pituitary imaging. Recurrence/regrowth was documented in 53 patients (33.5%). Multivariate analysis revealed size of the post-operative tumour remnant and length of follow-up to be the two major determinants of recurrence/regrowth. The presence of a tumour with an extrasellar remnant was associated with the highest risk of recurrence (odds ratio 3.73 [CI: 1.97-7.09]), while no recurrence was seen in those with no residual tumour post-operatively and regrowth risk was intermediate for those with remaining intrasellar remnant. These results indicate that patients with post-operative tumour with an extrasellar remnant should be considered routinely for adjuvant RT to reduce the risk of tumour regrowth while those with no residual tumour can be safely observed. Individualized decisions should be made for patients with an intrasellar remnant.