WorldWideScience

Sample records for melezleme ve mutasyon

  1. Akut miyeloblastik lösemi’li hastalarda FLT3 duplikasyon ve mutasyonlarının saptanması

    OpenAIRE

    AKFIRAT, Hale

    2005-01-01

    AML’li hastalarda FLT3 duplikasyon ve mutasyonlarının saptanması.Yeni tanı de novo AML hastalarında FLT3 tirozin kinaz reseptörlerininyapısal aktivasyonuna neden olan iki tip mutasyonun taraması yapıldı. Birincisi ;FLT3 geninin juksta membran bölgesini kodlayan ITD mutasyonudur. FLT3-ITDmutasyonu; FLT3 geninin juksta membran bölgesini kodlayan bölümünde bazıfragmanların çesitli uzunluk ve sayıda duplikasyonları seklinde olusmusmutasyondur. kincisi mutasyon ise; FLT3 geninin aktivasyo...

  2. Kendilenmiş mısır hatlarının diallel melez döllerinde genel ve özel uyum yetenekleri ile heterosisin belirlenmesi

    OpenAIRE

    KÖSE, A.; TURGUT, İ.

    2014-01-01

    Bu araştırma, 10 mısır saf hattı ve bunların yarım diallel melezlerinden oluşan populasyonun genetik yapısını araştırmak, ataların genel uyum yetenekleri ile kombinasyonların özel uyum yeteneği etkilerini belirlemek ve melez gücü değerlerini bulmak amacı ile yürütülmüştür. Araştırmanın melezleme ve F1’lerin test edilme aşaması Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü deneme alanlarında 2001 ve 2002 yıllarında yürütülmüştür. Çalışma amaçlarını gerçekleştirmede, verilerin analizi Griffing tipi dial...

  3. VeVeRa-IV

    NARCIS (Netherlands)

    Evelien Eggink; Debbie Oudijk; Klarita Sadiraj

    2012-01-01

    Original title: VeVeRa-IV The Dutch population is set to age rapidly in the coming years. More and more people will also attain a very great age. This means that the need for home care and care provided in nursing or residential care homes will also increase. As part of the Long-term Care

  4. Feminist felsefe ve deleuze

    OpenAIRE

    Cingöz, Yonca

    2013-01-01

    118 pages Feminist teorisyenler için felsefe, kendini bilimler-üstü ve tarih-ötesi bir disiplin olarak tanımlayışıyla, içine karışması zor ve zorunlu bir inceleme alanıdır. Feminist felsefe literatürü, feministlerin felsefeyi eleştirel ve yeniden-inşacı yaklaşımlarla elden geçirdikleri, sarstıkları ve dönüştürdükleri çalışmaların birikimidir. Feminizmin 2. Dalgası ile postyapısalcılığın tarihsel ve kavramsal kesişimleri, bu literatürün gelişimini başından bu yana di...

  5. Türkiye'de Kayısı Islah Çalışmaları ve Islah Edilen Yeni Çeşitler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bayram Murat Asma

    2017-11-01

    Full Text Available Kayısı, güzel renk, tat ve aroması, yüksek A vitamini ve diyet lifi içeriğiyle yaz mevsiminde sevilerek tüketilen meyvelerin başında gelir. İlkbahar geç donlarının neden olduğu kayıplar, farklı iklim koşullarına zayıf adaptasyon, sofralık kayısılarda raf ömrünün kısa olması, şarka ve monilya hastalığının yol açtığı zararlar bugün kayısı yetiştiriciliğinde karşılaşılan en önemli sorunlardır. Son yıllarda tüketici tercihlerinde yaşanan hızlı değişimlere birlikte renk, tat, aroma ve irilik bakımından farklı özelliklere sahip yeni kayısı çeşitlerine talep artmıştır. Kayısı ıslah çalışmalarının önemli bölümü kuzey yarımkürede yoğunlaşmış olup 74 çeşit ile ABD ve 70 çeşit ile Fransa en fazla kayısı ıslahı yapılan ülkeler olarak dikkat çekmektedir. Bu süreçte Türkiye’de ise sadece on bir kayısı çeşidi tescil ettirilmiştir. Bu çeşitlerden yedisi tanesi (Alata Yıldızı, Çağataybey, Çağrıbey, Dr. Kaşka, Şahinbey, Dilbay ve Eylül melezleme ıslah yöntemiyle, diğerleri ise seleksiyon yoluyla geliştirilmiştir. Alkaya kayısı çeşidi hem sofralık hem de kurutmalık değerlendirmeye uygundur. Eylül ve Mihrialibey geç, diğer çeşitler ise erkenci ve orta mevsim olgunlaşma özelliğine sahiptir. Bu makalede, ülkemizde bugüne kadar yapılan kayısı ıslah çalışmaları gözden geçirilerek bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar kısaca özetlenmiş, tescil edilerek üretime sunulan yeni kayısı çeşitlerinin önemli özelliklerine yer verilmiştir.

  6. The VE/CAD synergism

    International Nuclear Information System (INIS)

    Sperling, R.B.

    1993-01-01

    Value Engineering (VE) and Computer-Aided Design (CAD) can be used synergistically to reduce costs and improve facilities designs. The cost and schedule impacts of implementing alternative design ideas developed by VE teams can be greatly reduced when the drawings have been produced with interactive CAD systems. To better understand the interrelationship between VE and CAD, the fundamentals of the VE process are explained; and example of a VE proposal is described and the way CAD drawings facilitated its implementation is illustrated

  7. VE for innovative cost reduction

    International Nuclear Information System (INIS)

    1987-07-01

    This book deals with goal of value engineering characteristic of development details and development background of VE, the reason that VE is well appreciated, steps of VE process such as collection of basic information, selection of theme, organization of optimum team, item plan, function design, estimation and explanation of search result of values, item design, practical plan of innovative issue, VE reference data, and development of creative power.

  8. Mo(ve)ment-methodology

    DEFF Research Database (Denmark)

    Mørck, Line Lerche; Christian Celosse-Andersen, Martin

    2017-01-01

    This paper describes the theoretical basis and development of a moment-movement research methodology, based on an integration of critical psychological practice research and critical ethnographic social practice theory. The paper illustrates how the mo(ve)ment methodology was applied in a study...... of major identity formation and gang exit processes, done together with a former biker gang member, Martin, becoming a research apprentice and more academically reflective, while moving beyond gang involvement. The paper empirically exemplifies the mo(ve)ment methodology presenting and analyzing one...

  9. Elektromanyetik Alanlar ve Bioenerji Olgusu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İlhan Koşalay

    2014-08-01

    Full Text Available Elektromanyetik enerji geniş bir frekans aralığında tanımlanmakta ve her frekans aralığında varlığını farklı şekilde hissettirmektedir. İnsanlık tarihi düşünüldüğünde, elektriğin keşfi ve elektrik-elektronik tabanlı cihazların varlığı çok eski değildir. İnsanoğlu kendi meydana getirdiği cihazlar nedeniyle asırlardır daha önce alışık olmadığı frekansta elektromanyetik alan ve dalgalara maruz kalmaktadır. Buna bağlı olarak, bu alanların insanlara zararlı etkileri olabileceği tezi üzerine birçok çalışma yapılmış ve yapılmaktadır. Yapılan çalışmaların kayda değer sonuçları bulunmakla birlikte, genel anlamda henüz fazla sayıda çıktı ve yargı ortaya koymak mümkün olmamıştır. Bu çalışma, süregelen birçok çalışmadan farklı olarak, elektromanyetik enerjinin zararlı etkileri olabileceği yanında bazı frekanslarda faydalı etkilerinin de olabileceği tezini destekleyen bulguların ortaya konması amacıyla meydana getirilmiştir.

  10. Human Papillomavirus ve Oral ve Orofarinjeal Karsinomadaki Rolü

    OpenAIRE

    Buch, Sajad; Babu, Subhas; Castelino, Renita; Rao, Shruthi; Rao, Kumuda; Kamath, Jasmine

    2017-01-01

    İnsan papilloma virüsü (HPV), Papillomaviridae ailesine dahil olan, çift sarmal DNA virüsleri grubundan oluşmaktadır. HPV, skuamöz epitel için afinite gösterir ve cildi veya mukozayı enfekte edebilir. HPV'nin mukozal enfeksiyonu, inokülasyon yaptığı bölgelere göre, anogenital sistem, üretra, deri, larenks, trakeobronşiyal ve oral mukozada ortaya çıkabilir. HPV’nin oral skuamöz hücreli karsinomadaki yüksek frekansına bağlı olarak, bu hastalığın malign potansiyelinde rol oynadığı düşünülme...

  11. Gustav Klimt Ve "Beethoven Friz"

    OpenAIRE

    Fırıncı, Mehmet; Zencirci, Dizan Ercivan

    2006-01-01

    Bu makalede, tarihin hemen hemen her döneminde, paralel gelişim gösteren sanatın üç kolu olan resim, müzik ve mimariyi bir araya getiren "Gustav Klimt" ve sanatçının "Ayrılma (Secession)" döneminde meydana getirdiği başyapıt Beethoven Friz incelenecektir.Avusturyalı sanatçı Klimt, Secession binasının mimari durumunu değerlendirip, Beethoven' in 9.Senfonisi'nden ilham alarak yaptığı Beethoven Friz'i resmetmiştir. Döneminde sanat çevresince pek de anlaşılamamı...

  12. The CEVALE2VE case

    CERN Document Server

    Sanchez Pineda, Arturo; The ATLAS collaboration

    2016-01-01

    A virtual research and learning community can be a powerful tool for educational purposes. It has a wide range of possibilities for multi-institution participation, such as synchronous and asynchronous online engagement, decentralized student discussions and academic networking - as well as being cost effective. In this context, the CEVALE2VE virtual community (Centro de Altos Estudios de Altas Energías) is a Venezuelan initiative to support the new generation of researchers in high energy physics (HEP). Its goal is to contribute to the scientific dissemination of fundamental physics and the regional modernization of university education. The members of CEVALE2VE are a group of Venezuelan researchers, currently involved in projects related to the HEP field, and geographically located in different academic institutions of Europe and North America. The project involves several academic institutions in Venezuela and Colombia in order to reach a wide audience, and exploits current communications technologies, wh...

  13. The CEVALE2VE case

    CERN Document Server

    AUTHOR|(INSPIRE)INSPIRE-00237353; The ATLAS collaboration

    2017-01-01

    A virtual research and learning community can be a powerful tool for educational purposes. It has a wide range of possibilities for multi-institution participation, such as synchronous and asynchronous online engagement, decentralized student discussions and academic networking - as well as being cost effective. In this context, the CEVALE2VE virtual community (Centro de Altos Estudios de Altas Energías) is a Venezuelan initiative to support the new generation of researchers in High Energy Physics (HEP). Its goal is to contribute to the scientific dissemination of fundamental physics and the regional modernization of university education. The members of CEVALE2VE are a group of Venezuelan researchers, currently involved in projects related to the HEP field, and geographically located in different academic institutions of Europe and North America. The project involves several academic institutions in Venezuela and Colombia in order to reach a wide audience, and exploits current communications technologies, w...

  14. Mo(ve)ment-methodology

    DEFF Research Database (Denmark)

    Mørck, Line Lerche; Christian Celosse-Andersen, Martin

    2018-01-01

    conditions and identity formation, are discussed in relation to criminological theories of gang desistance. The paper illustrates how the mo(ve)ment methodology was applied in a study of comprehensive processes of identity (re)formation and gang exit processes. This study was conducted with Martin, a former......This paper describes the theoretical basis for and development of a moment-movement research methodology, based on an integration of critical psychological practice research and critical ethnographic social practice theory. Central theoretical conceptualizations, such as human agency, life...

  15. VE for Lua game programming

    CERN Document Server

    Mishra, Brij Bhushan

    2013-01-01

    This book follows a tutorial approach with examples and step-by-step instructions to help explain the key concepts of the LÖVE framework as well as everything you need to know about game development using the Lua programming language.LÖVE2d for Lua Game Programming is for anyone who is interested in learning about desktop game development.

  16. Aspirinin hepatotoksik etkisi ve Reye sendromu

    OpenAIRE

    Turgut, Nergiz Hacer; Söylemezoğlu, Tülin

    2011-01-01

    ÖzetAnaljeziklerin riskleri ve yararları hakkındaki tartışmalar, analjezikler ilk çıktıklarından beri devam etmektedir. Araştırmacılar hem yeni hem de eskiden denenmiş ve kontrol edilmiş ilaçların, kontrendikasyonlar ve yan tesirler açısından yeniden düzenlemelere maruz kalmaları ile ilgilenmektedir. Bu derlemede, piyasaya giren birçok ilaca karşın halen yaygın olarak kullanılan ve bu gruptaki diğer ilaçlarla değerlendirmek ve karşılaştırmak a&cced...

  17. Hücre siklusu ve kanser

    OpenAIRE

    Cabadak, Hülya

    2008-01-01

    Hücre çogalması ve hücre siklusunun ilerlemesi büyümenin kontrolünde rolü olan genlerin ekspresyonu ile baglantılıdır. Ökaryot hücre siklusuM(mitoz) G , S ve G fazlarından olusmaktadır. Bu süreçte hücre uyarımı ve büyüme meydana gelir veya hücre G fazında durmaktadır. Hücre siklusunda G -S geçisinde, G -Mgeçisinde ve metafaz-anafaz geçisinde kontrol noktaları bulunmaktadır. Hücre siklusu siklin bagımlı kinazlar (cdk, katalitik altbirim) ve siklin (cyc, düzenleyici altbirim) tarafı...

  18. Genève Reconnaissante

    CERN Multimedia

    2001-01-01

    Robert Cailliau (centre), with Geneva's Mayor Alain Vaissade (left) and Jean Erhardt, Secretary General of the Administrative Council of Geneva (right). Geneva recognised the contribution of two CERN people to the reputation of the city last Tuesday when Mayor Alain Vaissade presented the Genève Reconaissante Medal to Tim Berners-Lee and Robert Cailliau. Berners-Lee, who was not able to be present in person, invented the World Wide Web at CERN just over a decade ago, while Cailliau was his first collaborator. Quoting Cailliau, Vaissade said that whilst there is no doubt that something like the Web would have appeared sooner or later, the fact that it happened at CERN, in Geneva, was no accident. Both the Laboratory and the city are places where people from around the world meet and work in harmony.

  19. 40 CFR 35.926 - Value engineering (VE).

    Science.gov (United States)

    2010-07-01

    ... 40 Protection of Environment 1 2010-07-01 2010-07-01 false Value engineering (VE). 35.926 Section... engineering (VE). (a) Value engineering proposal. All step 2 grant applications for projects having a... completion of VE analysis and submittal of VE summary reports). (b) Value engineering analysis. For projects...

  20. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak İçindekiler

    2014-09-01

    Full Text Available Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract ve EBSCO Host indeksleri tarafından taranmaktadır. Indexed in Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract and EBSCO Host indexes

  1. Aspirinin hepatotoksik etkisi ve Reye sendromu

    OpenAIRE

    Turgut, Nergiz; Söylemezoğlu, Tülin

    2010-01-01

    ÖzetAnaljeziklerin riskleri ve yararları hakkındaki tartışmalar, analjezikler ilk çıktıklarından beri devam etmektedir. Araştırmacılar hem yeni hem de eskiden denenmiş ve kontrol edilmiş ilaçların, kontrendikasyonlar ve yan tesirler açısından yeniden düzenlemelere maruz kalmaları ile ilgilenmektedir. Bu derlemede, piyasaya giren birçok ilaca karşın halen yaygın olarak kullanılan ve bu gruptaki diğer ilaçlarla değerlendir...

  2. Kokkeuddannelse for døve

    DEFF Research Database (Denmark)

    Hansen, Niels-Henrik Møller; Wittendorff, Nina

    I denne rapport præsenterer vi en evaluering af projektet "Nye veje for unge døve, døvblinde og hørehæmmede i Danmark". Hensigten med dette projekt er at kunne tilbyde døve, døvblinde og hørehæmmede personer et uddannelsestilbud inden for fremstilling af mad. Konkret handler det bl.a. om en kokke...

  3. Gıdalar ve Mikrobiyolojik Riskler I

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Velittin Gürgün

    2015-02-01

    Full Text Available Enfeksiyona neden olan ve toksijenik mikroorganizmalarla bulaşan gıdaların tüketilmesi sonucu görülen hastalıklar, acı çekmenin ve ölümlerin en önemli nedenlerinden biridir (Alen ve Kaferstein, 1983. Afrika ve Latin Amerika ile Çin dışındaki Asya ülkelerindeki 5 yaşın altındaki çocuklarda, yılda bir milyarın üzerinde gastroenterik vakaların görüldüğü ve kontamine gıdaların tüketilmesi nedeni ile de bu çocuklardan en az beş milyonunun öldüğü tahmin edilmektedir (Kaferstien ve Sims, 1987. Meksika ve Tayland gibi ülkelerde 0-4 yaş grubun çocukların, en az yarısının Campylobacter’in neden olduğu bağırsak enfeksiyonuna yakalandıkları sanılmaktadır. Avrupa’da ise gıdalardan kaynaklanan hastalıklar, solunum hastalıklarından sonra ikinci sırada yer almakta olup, bir çok Avrupa ülkesinde akut gastro-enteritis hastalığının yılda bir milyon kişiden ellibininde görüldüğü, hatta Hollanda’da bu oranın üçyüzbin olduğu tespit edilmiş bulunmaktadır (Guiguet vd. 1992; Notermans ve Van Der Giessen, 1993. Amerika Birleşik Devletleri için yürütülen tahminlerin bu sayıların da üstünde olduğu ve her yıl ABD’de bir milyon kişiden üçyüzellibin kişinin akut gastroenterik hastalıklara uğradıkları ve bunun da ağırlıklı olarak kontamine gıdalardan kaynaklandığı varsayılmaktadır (Archer ve Kvenberg, 1985. Her ne kadar gelişmiş ülkelerde görülen gıda kaynaklı hastalıklar gelişmekte olan ülkelerdekine göre oldukça düşükse de, sıkça kronikleşerek romatizmal hastalıklar (ankylosing spondylitis ve Reiter’s sendromu beslenme ve emilim bozukluğu problemleri, hemolotik-üremik sendromlar (Escherichia coli’nin özellikle 0157: H7 serotipinin ürettiği verotoksinden dolayı, damar sertliği (atherosclerosis ve Campylobacter türlerinin enfeksiyonunu takiben görülen Guillain-Barre sendromu sonucunu doğurmaktadır (Archer, 1984, 1987; Archer ve

  4. Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sevil PİLATİN

    2011-07-01

    Full Text Available Çağımızda endüstri ürünlerinin üretimi ve tüketimi hızla artmıştır. Bunun yanında oluşan endüstriyel atıkların birikimi ve bunların doğa üzerine olan etkileri ciddi problemlere yol açmaktadır. Tekstil atık suları içerdikleri çok değişik kimyasallardan ve özellikle de boyar maddelerden dolayı arıtılması zor olan endüstriyel atık sulardan birisidir. Renk atıksu içerisindeki en önemli kirleticidir ve bu ortamlara ulaşmadan önce mutlaksuretle renginin giderilmesi gerekir. Atık sudan rengin giderimi çözünmüş organik maddelerin gideriminden daha fazla önemlidir. Çünkü suda çok az miktarda bile boya bulunması rengi arttırır ve nehirlerin, göllerin ve diğer su kaynaklarının ışık geçirgenliğini ve gazların çözünürlüğünü etkiler. Beyaz çürükçül funguslar boyarmaddelerin yıkımı ve renginin giderimi çalışmalarında biyolojik sistem olarak kullanılmaktadır. boya konsantrasyonu ve sıcaklık gibi faktörlerin önemli olduğu belirlenmiştir. Maksimum renk giderimi; pH 4.5 , inokulum miktarı 50 ml, çalkalama hızı 200 rpm, boya konsantrasyonu 50 mg/l ve sıcaklık 30 °C’bulunmuştur

  5. Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Rasime DEMİREL

    2010-10-01

    Full Text Available Eskişehir (Türkiye’deki farklı marketlerden toplanmış olan şişelenmiş doğal ve mineral suların mikrobiyal kalitesi incelenmiştir. Membran filtrasyon tekniği uygulanarak su örneklerinin kalitesi; toplam koliform, Escherichia coli, Enterococcus spp., Aeromonas hydrophila’nın varlığı ve miktarı yönünden analiz edilmiştir. Aerobik bakteriler 22 ve 37 ºC’de inkübasyonu sonucunda ml’deki heterotrofik bakteri sayısı (HPC olarak belirlenmiştir. Şişelenmiş mineral su örneklerinde Bacillus türleri belirlenirken, şişelenmiş içme suyu örneklerinde herhangi bir bakteri ya da kontaminasyon bulunmamıştır

  6. Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sevgi ÜNAL ULUKÜTÜK

    2011-05-01

    Full Text Available Bu çalışmada Ağustos 1995 ve Ağustos 1996 yılları arasında Sakarya Nehri’ni de içine alan Eskişehir ili ve çevresinde Hydracarina faunasının sistematiği yapılmıştır. Bu çalışmanın bir başka amacı da Türkiye su akarları faunasına katkıda bulunmaktır

  7. Using VE to Strategically Plan Our Future

    Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

    Margie Jeffs; Lori Braase; Alison Conner; Darcie Martinson; Jodi Grgich

    2009-06-01

    The Value Engineering (VE) Methodology is an effective tool for business or project strategic planning. In conjunction with the “Balanced Scorecard Approach” (Drs. Robert Kaplan, PhD, and David Norton, PhD, from the Balanced Scorecard Collaborative/Palladium Group), function analysis can be used to develop strategy maps and scorecards. The FAST diagram provides an integrated approach to strategy map development by formulating a cause and effect relationship and establishing the “how” and “why” behind the strategy map. By utilizing the VE Job Plan, one is able to move from strategic thinking all the way through to execution of the strategy.

  8. Van Otlu Peynirinin Yapılışı ve Mikrobiyolojik, Fiziksel ve Kimyasal Nitelikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Kurt

    2015-02-01

    Full Text Available Bu araştırmada 10 adet taze Van Otlu peyniri örneklerine; mikrobiyolojik, fiziksel ve kimyasal analizler uygulanmıştır. Peynir teknolojisinde, sağlık, teknik ve ekonomik yönden önemli olan toplam koliform, süt asidi, lipolitik ve proteolitik mikroorganizmalarla maya ve küflerin sayısal değerleri yanında rutubet, yağ, yağsız kurumadde, kurumaddede yağ, protein, suda eriyen protein, kül, tuz, saf kül, kurumaddede tuz ve % asitlik oranları, peynir örneklerinde ayrı ayrı saptanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre peynir yapımı çok dağınık ve ilkel karakter arz etmektedir. Peynirlerin yapımındaki farklı uygulamalar, teknik bilgi ve yöntem noksanlığı yüzünden, gerek mikrobiyolojik analiz ve gerekse fiziksel ve kimyasal analiz sonuçları örnekten örneğe önemli fraklılıklar göstermiştir. Peynir örneklerinde saptanan Koliform organizma sayıları, hem sağlık yönünden hem de peynirlerin olgunlaşmalarında sorunlara neden olabilecek düzeydedir.

  9. Et ve Et Ürünlerinde Baharatın Antioksidan ve Antimikrobiyal Aktivitesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Betül Vazgeçer

    2015-02-01

    Full Text Available Antioksidan ve antimikrobiyal etkiye sahip maddelerin ete eklenmesi etin kalitesini sağlamak, depolama süresini uzatmak ve ekonomik kayıpları engellemek açısından gerekli görülmektedir. Bu nedenle sahip olduğu antimikrobiyal ve antioksidan özelliğinden dolayı baharat; et ürünlerinde kullanılan katkılar içerisinde önemli bir yer tutmaktadır.

  10. Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kazım UYSAL

    2011-02-01

    Full Text Available Yoğun zirai faaliyetlerin yapıldığı Antalya’nın batı sahillerinden yakalanan ekonomik önemi olan bazı deniz balıklarının (Diplodus sargus, Siganus rivulatus, Lithognathus mormyrus, Liza aurata, Chelon labrasus kas, deri ve solungaçlarındaki bakır, çinko, mangan, demir ve magnezyum (Genellikle zirai aktivitelerden kaynaklanırlar biyoakümülasyon seviyeleri araştırılmıştır. Balıkların dokularında incelenen elementlerin minimum ve maksimum seviyeleri (mg kg-1 yaş ağırlık bakır için 0.541.69; çinko için 4.14-407.23; mangan için 0.15-9.17; demir için 3.45-104.49 ve magnezyum için 204.33- 784.30 olarak tespit edilmiştir. İncelenen elementlerin en düşük biyoakümülasyon seviyeleri kas dokularda, en yüksek seviyeler (Bakır hariç ise solungaçlarda tespit edilmiştir. İncelenen türlerin kas dokularındaki bakır ve çinko seviyeleri (Dünya Sağlık Örgütü (WHO, Gıda ve Tarım Örgütü (FAO ve Türk Gıda Kodeksi’nde belirtilen kabul edilebilir maksimum seviyelerden daha düşük, bazı türlerin (D. sargus, S. rivulatus, L. mormyrus and L. aurata derilerinde bulunan çinko seviyeleri ise kabul edilebilir maksimum seviyelerden daha yüksek bulunmuştur

  11. Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Arzu ÜNAL

    2011-07-01

    Full Text Available Bu çalışmada, klorlu fenolik bileşiklerden 2,4,6-triklorofenolün Trametes versicolor olarak bilinen beyaz çürükçül fungusun ürettiği lakkaz enzimi ile muamele edilerek detoksifikasyonu araştırılmıştır. Serbest ve immobilize enzim kullanılarak yapılan enzimatik deklorinasyon deneyleri laboratuar ölçeğinde bir reaktörde gerçekleştirilmiştir. Biyoreaktöre monte edilmiş klor iyon ve çözünmüş oksijen elektrodları, sürekli olarak reaksiyon ortamında klor ve çözünmüş oksijen değişimlerini belirlemek amacıyla kullanılmıştır. Serbest ve immobilize formda lakkazın en yüksek deklorinasyon aktivitesi; substrat konsantrasyonu 160 mM, pH 5.0, reaksiyon süresi 30 dakika ve sıcaklık olarak da 25 °C’de bulunmuştur. Ayrıca klor uzaklaştırılmasının gösterildiği enzimatik yıkım ürünlerinin GC/MS analizi, belirlenen optimum şartlarda lakkazla 2,4,6-triklorofenolün parçalandığı sonucunu vermiştir

  12. Mo(ve)ments Beyond Marginalization

    DEFF Research Database (Denmark)

    Mørck, Line Lerche

    2018-01-01

    , hvordan teorien om grænsefællesskaber er blevet anvendt og videreudviklet over tid i arbejdet med overskridelse af marginalisering i og på tværs af forskellige forskningsprojekter. Artiklen illustrerer bl.a. hvordan ’mo(ve)ments beyond marginalisation’ udforskes og samskabes i forskningssamarbejdet, bl.......a. med en tidligere rocker, der er i gang med sin exitproces. Et samarbejde der bl.a. resulterede i udviklingen af en særlig metode til at udforske identitetstransformation, den såkaldte mo(ve)ment-metodologi og i nye strategier for social praksis etik. Artiklen ender med at præsentere en metode til...

  13. EMEK, SİBERNETİK VE TOPLUM

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gürcan Şevket AVCIOĞLU

    2017-06-01

    Full Text Available Mekanik bilimlerde geliştirilen sibernetik kuram, makine ve insanların geri-besleme ile denetlenmesi ve yönetilmesi ilkesine dayanır. Tanıttığımız kitabın yazarı Norbert Wiener bu kuramın gelişmesinde büyük payı olan isimlerindendir. Wiener, makinelerde tasarlanan sibernetik kuramı topluma veya toplumsal organizasyonlara uyarlama çabasındadır. Sibernetik, haberleşme ve kontrol kavramlarına dayanır. Doğadaki her şey, toplum da buna dâhildir, entropi denilen yok olma veya düzensizleşme eğilimindedir. Toplum entropiye karşı koyabilmek için geri-besleme ile haberleşme ve kontrol yeteneğini geliştirmelidir. Wiener’ın sibernetik kuramı toplumlar için kapsayıcı bir kuram olma iddiasındadır. Sibernetik, bazı iletişim yaklaşımlarına kaynaklık etmiş olsa da toplumların açıklanmasında kullanılabilecek şekilde geliştirilmemiştir. Bu yüzden eleştirimiz sibernetik kuramın küçük gruplar veya küçük toplumsal organizasyonların çözümlenmesi için daha uygun olacağı şeklindedir.

  14. Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nalan YILMAZ SARIÖZLÜ

    2010-10-01

    Full Text Available Eskişehir/Türkiye’deki ılıca sularındaki bakteriyel topluluğun ortaya konulması ve incelenmesi için 7 ılıca su örneği 7 farklı ılıcadan toplanmıştır. Tüm örnekler dört farklı besi ortamına (nutrient agar, su-maya ekstraktı agar, triptik soy agar, nişasta-kazein agar inoküle edilmiştir. 50 °C’de 14 günlük inkübasyondan sonra tüm bakteri kolonilerinin sayımı yapılıp saflaştırılmıştır. Tüm izolatların gram reaksiyonları, katalaz veoksidazözellikleri belirlenmişve BIOLOG, VITEK veotomatikribotiplendirme sisteminde (RiboPrinter incelenmişlerdir. Bu bakterilerin ampisilin, gentamisin, trimetoprim-sülfametoksazol ve tetrasiklin antibiyotiklerine karşı dirençliliği incelenmiştir. Sonuç olarak normal insan florasına ilaveten ısıya dirençli patojenik mikroorganizmalar incelenen alandaki ılıca sularında (43-50 °C belirlenmiştir. Altı genusa ait 10 farklı tür Alysiella filiformis, Bordetella bronchiseptica, B. pertussis, Molexalla caprae, M. caviae, M. cuniculi, M. phenylpyruvica, Roseomonas fauriae, Delftia acidovorans ve Pseudomonas taetrolens olarak tanımlanmıştır

  15. Davras Dagı (Isparta ve Çevresinin Orman ve Çalı Vejetasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Coşkun SAĞLAM

    2009-04-01

    Full Text Available Bu vejetasyon çalısması, 2002-2005 yılları arasında Batı Toroslar'da yer alan Davras Dagı ve çevresinde gerçeklestirildi. Vejetasyon Braun-Blanquet (1964 metoduna göre analiz edilerek orman ve çalı vejetasyonuna ait yedi birlik tespit edildi. Bunlardan bes tanesi yenidir. Orman vejetasyonu: Sınıf : Quercetea pubescentis (Oberd, 1948 Doing Kraft, 1955 Ordo : Querco – Cedretalia libani Barbéro, Loisel ve Quézel, 1974 1. Minuartio globulosi – Juniperetum excelsae ass. nova 2. Sileno squamigeri – Quercetum cerridis ass. nova 3. Astragalo oxytropifolii – Pinetum caramanicae ass. nova Alyans : Lonicero nummulariaefoliae – Cedrion libani Quézel, Barbéro ve Akman 1978 4. Veronico syriaci – Cedretum libani ass. nova 5. Diantho cibrarii – Quercetum vulcanicae Kurt et al. 1996 Sınıf : Quercetea ilicis Br.-Bl., 1947 Ordo : Quercetalia ilicis Br.-Bl., 1947, Rivaz Martinez, 1974 Alyans : Quercion cocciferae Quézel, Barbéro, Akman, 1978 6. Hyperico polyphylli – Pinetum brutiae ass. nova Çalı Vejetasyonu: Sınıf : Quercetea pubescentis (Oberd, 1948 Doing Kraft, 1955 Ordo : Querco – Cedretalia libani Barbéro, Loisel ve Quézel, 1974 7. Astragalo atropurpureus– Quercetum cocciferae Kargıoglu, 19

  16. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak İçindekiler

    2016-12-01

    Full Text Available Bu dergi, aşağıda listelenen veri tabanları tarafından taranmaktadır / This journal is indexed by the following abstracting and indexing databasesBASE, CAB Abstracts, CAS (Chemical Abstracts Service, CiteFactor, CNKI Scholar, DOAJ, DRJI, EBSCO Discovery Service (EDS, Google Scholar, Index Copernicus, InfoBase Index, JournalTOCs, OAJI, ResearchBib, Ulakbim TR Dizin (Mühendislik ve Temel Bilimler, WorldCat (OCLC, Zentralblatt MATH

  17. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak ve İçindekiler

    2017-12-01

    Full Text Available Bu dergi, aşağıda listelenen veri tabanları tarafından taranmaktadır / This journal is indexed by the following abstracting and indexing databases:BASE, CAB Abstracts, CAS (Chemical Abstracts Service, CiteFactor, CNKI Scholar, DOAJ, DRJI, EBSCO Discovery Service (EDS, Google Scholar, Index Copernicus, InfoBase Index, JournalTOCs, OAJI, ResearchBib, Ulakbim TR Dizin (Mühendislik ve Temel Bilimler, WorldCat (OCLC, Zentralblatt MATH

  18. Schumpeter Ve Yeniliklerin Finansmanı

    OpenAIRE

    İÇKE, Mehmet Akif

    2014-01-01

    Joseph A. Schumpeter‟in “yenilik” alanındaki düşünceleri öncü niteliği taşımakta ve günümüze de ışık tutacak niteliktedir. Schumpeter‟e göre kapitalist ekonomik sistemlerin gelişiminde yenilikçi girişimci ve yaratıcı yıkım süreci kilit unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Dikkat çeken nokta ise Schumpeter‟in yeniliklerin finansmanına dair görüşlerinin uzun süre geri planda bırakılmış olmasıdır. Bu çerçevede öncelikle Schumpeter‟in yeniliklerin hayata geçirilmesinde bankacılık sisteminin kredi yar...

  19. Analyzing Program Termination and Complexity Automatically with AProVE

    DEFF Research Database (Denmark)

    Giesl, Jürgen; Aschermann, Cornelius; Brockschmidt, Marc

    2017-01-01

    In this system description, we present the tool AProVE for automatic termination and complexity proofs of Java, C, Haskell, Prolog, and rewrite systems. In addition to classical term rewrite systems (TRSs), AProVE also supports rewrite systems containing built-in integers (int-TRSs). To analyze p...

  20. Geneviève Leguerrier | IDRC - International Development Research ...

    International Development Research Centre (IDRC) Digital Library (Canada)

    Geneviève Leguerrier is the Director of Finance and Administration. Geneviève held various managerial positions within IDRC's Finance and Administration division as well as its Grants Administration division. Prior to joining IDRC in 1998, she worked at the Office of the Auditor General. She has a Bachelor's degree in ...

  1. BProVe: Tool support for business process verification

    DEFF Research Database (Denmark)

    Corradini, Flavio; Fornari, Fabrizio; Polini, Andrea

    2017-01-01

    This demo introduces BProVe, a tool supporting automated verification of Business Process models. BProVe analysis is based on a formal operational semantics defined for the BPMN 2.0 modelling language, and is provided as a freely accessible service that uses open standard formats as input data...

  2. Tanin Kimyası Ve Teknolojisi

    OpenAIRE

    Özacar, Mahmut; Şengil, İ.

    2018-01-01

    Taninierin deri üretimindeki geleneksel kullanımıve daha sonralan da odun yapıştıncılar olarakuygulamalanndan başka, özel kimyasallar olarakkullanımlannın sınırlı olduğu göıiilmüştür. Tanin esaslıkimyasallan geliştirmek için yapılan daha öncekigirişimler; tamamen ekonomik ihtiyaçlar, saflık vestabilite faktörlerinin yanında endüstriyel proseslerin uygulama gereksinimlerini değerlendirmedekibaşansızlıktan dolayı sıkıntılı olmuştur. Taninierin sonzamanlardaki kullanım alanlan hakkında bilgi sağ...

  3. Mobbing ve zdravotnické profesi

    OpenAIRE

    Panáčková, Zdeňka

    2011-01-01

    Autor: Zde ka Paná ková Instituce: Ústav sociálního léka ství LF UK v Hradci Králové Odd lení ošet ovatelství Název práce: Mobbing ve zdravotnické profesi Vedoucí práce: Doc. PhDr.Jana Kutnohorská, CSc. Po et stran: 103 Po et p íloh: 4 Rok obhajoby: 2011 Key words: bullying, mobbing, mobber, victim, conflict, prevention, defense. Bachelor thesis explores bullying in the workplace, especially one of its forms - mobbing. The theoretical part focuses on clarifying the concept of mobbing. Charact...

  4. Maleik Anhidrit Stiren Kopolimerinin Ester ve Karboksilat Tuz Türevlerinin Sentezi ve Karakterizasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ümit Koçyiğit

    2014-06-01

    Full Text Available Özet. Bu çalışmada maleik anhidrit-stiren kopolimerinin ısısal kararlığını artırmak için, maleik anhidrit-stiren kopolimeri; n-propil alkol, n-butil alkol ve amonyak ile tepkimeye sokularak onun  monoester ve karboksilat tuzu türevleri elde edildi. Karakterizasyon için Fourier dönüşümlü infrared spektroskopisi (FTIR  ve ısısal analiz için Termogravimetrik Analiz (TGA  kullanıldı. Çalışma sonucunda TGA eğrilerine göre maleik anhidrit-stiren kopolimerinin ester türevleri normal kopolimere göre ısıya karşı daha az kararlılık göstermesine karşın ester türevlerinden elde edilen karboksilat türevlerinin hem normal kopolimere göre ve hemde onun ester türevine göre ısıya karşı daha kararlı olduğu görülmüştür. Abstract. In this study, to increase thermal stability of maleic anhydride styrene copolymers; monoesters and carboxylate salt derivatives of maleic anhydride styrene were obtained by reaction of maleic anhydride styrene copolymer with n-propyl alcohol, n-butyl alcohol and ammonia. Fourier transform infrared spectroscopy (FTIR was used for characterization and Thermogravimetric Analysis (TGA was used for thermal analysis. As an result of this study, when TGA curves were analyzed, though ester derivatives indicated less stability  against temperature, thermal stability of carboxylate derivatives obtained from ester derivatives were more stable compared to normal copolymer and its ester derivative.

  5. Turist Motivasyonunda Mahalli Kültür ve Etkisi ve Apart Ziyaretlerinde Turist Memnuniyeti

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nguyen Quang VINH

    2013-09-01

    Full Text Available Bu çalışma, apart turizm hizmet sektöründe stratejik pazarlama kararının tesis edilmesi anlayışını sağlamak için turizm planlamacılarına ve turizmcilere yardım etmeyi amaçlamaktadır. Ampirik analiz için Duonglam Eski Köyü’nün apart hizmetinden faydalanmış 150 uluslararası ziyaretçinin oluşturduğu datalar kullanılmıştır. Turist motivasyonu ve nihai varış noktası sadakatindeki memnuniyet arasındaki hipotezleri test etmek amacıyla regresyon yöntemi benimsenmiştir. Bu çalışma Duonglam köyündeki iklim şartları, nihai varış noktasına ulaşım kolaylığı, konaklama kalitesi, doğal güzellikler ve hijyen şartlarının turist memnuniyeti üzerinde önemli etkileri olduğu sonucunu çıkarmıştır. Diğer taraftan da bu sonuçlar Duonglam Eski Köyü’nün kültürel aktiviteleri ve turizm hizmet sektörü hakkında olumsuz bir kanıyı temsil etmektedir. Ayrıca çalışmada, araştırmanın sınırı ve turizm sektörü çalışanları için elde edilen bulguların sonuçları tartışılmıştır.

  6. Yenilebilir Bitki ve Tohum Filizlerinin Fonksiyonel Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hasan Yetim

    2015-02-01

    Full Text Available Yenilebilir filizler; bazı bitki ve tohumlarının belirli sıcaklık ve sürelerde çimlendirilmesi ile elde edilen ve fonksiyonel bileşenlerce zengin gıdalardır. Filizler, besinsel özellikleri yanında çimlendirilmeleri esnasında artış gösteren diyet lifi içeriği ve vitamin, mineral, flavonoidler ve fenolik bileşenler sayesinde önemli fonksiyonel gıdalar arasında değerlendirilmektedirler. Dünyada filiz olarak en fazla tüketilen bitkiler; brokoli, yonca, soya, bezelye, nohut, buğday, arpa, yulaf ve karabuğday gibi ürünlerdir. Bu derlemede, yenilebilir bazı bitki tohum ve filizlerinin çimlendirme sonucu kazanmış oldukları bazı fonksiyonel özellikleri değerlendirilmiştir.

  7. Yerelden Evrensele Japon Anime ve Manga Sanatı

    OpenAIRE

    TAŞ ALİCENAP, Çiğdem

    2014-01-01

    Anime ve manga kültürü Uzakdoğu çizgi roman sanatının yoğun üretimi, tarih, din, kültür ve felsefenin konulara yansıması ve Batı çizgi film ve çizgi romanlarından ayrılan farklı tarzlarıyla araştırılması ve öğrenilmesi gereken değerler içermektedir. Japonya’ da çizgi film sanatının Batı’ daki Disney gibi bir endüstrinin dışında bu denli özgün ve başarılı örnekleri elbette o sanatçıların yetiştiği kültürün, tarihin, sanatın ve felsefi değerlerin olduğu kadar eski...

  8. CELESTINA: CALISTO VE MELİBEA’NIN TRAJIKOMEDYASI’NDA ORTAÇAĞ VE RÖNESANS ARASINDA KALMIŞ BİREY VE KADIN

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nur Gülümser İLKER

    2017-06-01

    Full Text Available İspanyol Edebiyatının Ortaçağ toplumu ve bireyi arasındaki çatışmayı ele almasıyla en önemli eserlerinden biri olan Celestina: Calisto ve Melibea’nın Trajikomedyası, Rönesans’a dönmüş yüzüyle de önem kazanmaktadır. Yazar Fernando de Rojas’ın ustalıkla ve incelikle yarattığı karakterler vasıtasıyla, dönemin birey algısına odaklanırken, toplumun normlarının bireyler üzerindeki üstünlüğüne tanık oluruz. Aynı zamanda kadına karşı olan bakış açısının da vurgulandığı eserde, evrensel konular gün yüzüne çıkarken, insan, doğasıyla ve içgüdüleriyle işlenerek okuyucuya sunulur. Eserde genç, tutkularının kölesi olmuş Calisto ve saf, geleneklerine bağlı Melibea’nın aşkıyla ve de yaşlı büyücü Celestina’nın tamahkârlığıyla insani duyguların aşırıya kaçması eleştirilir. Topluma uygun olmayan eylemler sonucunda cezalandırılan karakterleriyle eser, didaktik bir metin olma özelliği taşımaktadır. Çalışmanın konusu olarak sözü geçen eserdeki birey ve kadın, Ortaçağ ve Rönesans arasında kalmış olarak ele alınacak ve incelenecektir.

  9. Vişne ve Nar Suyu ve Konsantratlarında Antosiyaninlerin Degradasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Narmela Asafı

    2015-02-01

    Full Text Available Nar ve vişne suyu konsantratlarında antosiyaninlerin parçalanması üzerine sıcaklığın etkisi incelenmiştir. 70°Bx'lik konsantratlardan 45°Bx ve 15° Bx lik örnekler hazırlanarak -18°C, 5°C, 20°C ve 37°C depolanmıştır. Depolanma süresince, sıcaklık dercesine bağlı olarak değişik aralıklarla alman örneklerde antosiyanin kaybı saptanarak parçalanma hızı incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre antosiyaninlerin parçalanma­sı birinci dereceden bir reaksiyon kinetiğine göre gelişmektedir. Tüm örneklerde beklendiği gibi sıcaklık derecesi yükseldikçe antosiyaninlerin degradasyon hızları artmaktadır. Örneğin 15° Bx'lik vişne suyunda -18°C'de hız konsantı k=0.534 x 10-3 gün-1 olduğu halde, 37°C'de k= 184 x 10-3 gün-1 'e yükselmiştir. Aynı şekilde 15° Bx'lik vişne suyunda -18°C'de hız konstantı k= 0.203 x 10-3 gün-1 olduğu halde 37°C'de k= 94 x10-3 gün-1'e yükselmiştir. Ayrıca reaksiyonun sıcaklığa bağımlılığı, Arrhenius eşitliğinden yararlanarak açıklanmaya çalışılmıştır. Nar suyu ve konsantratlannda antosiyaninlerin degradasyon hızı, vişne suyu ve konsantratlarında olduğundan daha yüksektir. Böylece nar suyu ve konsantratlarında depolama süresince sıcaklığa bağlı olarak hızla renk kaybı oluşmaktadır. Ayrıca doğal briksindeki vişne suyunda antosiyaninler, konsantratlarda olduğundan daha stabil olduğu halde nar suyunda bunun aksine konsantratlardaki antosiyaninlerin daha stabil ol­duğu anlaşılmaktadır.

  10. Tanenler ve Hayvan Besleme Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esin Ünver

    2014-06-01

    Full Text Available Tanenler; bitkilerin yapısında doğal olarak bulunan, kendilerini patojen mikroorganizmalara ve virüslere karşı korumak için ürettikleri fenolik bileşiklerdir. Hayvan besleme açısından ise tanenler; hayvanın türü, fizyolojik durumu, tanenin yapısı ve miktarına bağlı olarak olumlu ve olumsuz etkilere sebep olabilmektedirler. Bu çalışmanın amacı; tanenler, etkileri ve hayvan beslemede kullanımları ile ilgili bir derleme sunmaktır.

  11. Aileler, Öğretmenler ve Dil ve Konuşma Terapistlerinin Çocuklardaki Dil ve Konuşma Bozukluklarına Yönelik Tutum ve Bilgilerinin Değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bülent Toğram

    2009-01-01

    Full Text Available Çocuklardaki iletişim sorunları aile bildirimleri, öğretmen raporları ve dil ve konuşma terapistleri (DKT tarafından yapılan değerlendirmeler ile saptanmaktadır. Dil ve konuşma bozukluklarının önlenmesi ve terapisinde işbirliği içinde bulunmaları gereken bu üçlü grubun konuya ilişkin görüş ve tutumları alanyazında önemli bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ebeveynlerin, öğretmenlerin ve DKT’lerin dil ve konuşma bozuklukları alanındaki sorumluluk ve rollerini nasıl algıladıklarını, dil ve konuşma bozukluğu olan çocuğun akademik ve sosyal başarısına yönelik tutumlarını, dil ve konuşma bozukluklarının nedenleri ve terapisine yönelik düşüncelerini betimlemektir. Çalışmaya 37 aile bireyi, 46 öğretmen ve 35 DKT katılmıştır. Anket yoluyla elde edilen veriler her grubun konuya ilişkin bilgisini ortaya koymak için karşılaştırılmıştır. Dil ve konuşma bozukluğu olan çocukların akademik/sosyal başarılarına yönelik tutumlarında diğer katılımcı gruplara göre öğretmenlerin, çocukların terapi gereksinimlerine yönelik tutumlarında ise ailelerin daha kararsız tutumlar geliştirdikleri dikkat çekmektedir. Dil ve konuşma bozukluklarının nedenleri ve terapi eksikliklerine yönelik bilgilerinde grupların öncelikli sıralamalarının farklılaştığı görülmüştür. Speech and language disorders (SLD in children have been determined by parental reports, teacher reports and assessments by speech-language therapists. Therefore, the family members, teachers and speech and language therapists should be in continuous collaboration during the intervention and therapy process of the individuals with SLD. The collaborators’ attitudes toward the impact of SLD on the child have been highlighted in the literature. The purpose of the study is to determine parents’ and teachers’ and speech and language therapists’ awareness toward their roles and

  12. Biyoetik çerçevesinde vegan ve vejetaryenlik

    OpenAIRE

    TUNÇAY SON, Güzin Yasemin

    2016-01-01

    Vegan ve vejetaryenlik, bir yaşam tarzı ve bir hayat felsefesi olmasının yanı sıra biyoetik bir yaklaşımdır. İnsanların vegan/vejetaryenliği tercih nedenleri birden fazla olabilmektedir. Bu nedenleri hayvan hakları, etik, canlı yaşamına saygı, ekoloji, feminizm ve sağlık şeklinde geniş bir yelpazede ele almak mümkündür. Bu araştırmada tarihsel gelişimi, çeşitleri ile sağlık, kültürel, feminizm, ekolojik, hayvan hakları ve biyoetik yönleriyle vegan/vejetaryenlik ele alınmıştır. Bunun ...

  13. HARUT VE MARUT İKİ MELEK Mİ?

    OpenAIRE

    Bedir, Ahmet; Tunçbilek, H. Hüseyin

    2002-01-01

    Pek çok Kur'an yorumcusu ve İslam kelamcısı Bakara suresi 102. ayette isimleri geçen Harut ve Marut'un iki melek olduklarını ve insanlara sihri öğrettiklerini ileri sürmektedirler. Diğer bazıları ise bu iki zatın melek alamayacakları esasına göre ilgili ayeti yorumlamışlardır. Harut ve Marut'un melek oldukları düşüncesi, başka bir deyişle, İslami literatüre sihir öğreten melekler veya günahkar melekler sıfatıyla girmeleri, "meleklerin masum" olduklarını açık bir şekil...

  14. POSTMODERNİZM VE FOTOĞRAF

    OpenAIRE

    ŞAHİN, Derya

    2014-01-01

    Fotoğraf, icadından buyana sanata farklı yollarla ve biçimlerle dahil olmayı bilmiştir. Önceleri yardımcı bir malzeme olarak kullanılan fotoğraf, postmodernizmde tek başına sanat dünyasında boy göstermekte, sanatın vazgeçilmezleri arasında yerini sağlamlaştırmaktadır. Postmodern dönemde fotoğrafın, bir olayın şahitliği işlevi artık geçersizdir. Bu dönemde fotoğrafik üretimin orijinalliğinin yıkılması sonucunda, sanatın yalnızca yinelemeye dayalı bir etkinlik olabileceği görüşü egemendir. ...

  15. Banque Cantonale de Genève

    CERN Multimedia

    Banque Cantonale de Genève

    2011-01-01

    7e Salon Immobilier BCGE le samedi 3 septembre 2011, de 8 h 30 à 13 h 00, au Centre de formation de Conches À cette occasion, les meilleurs spécialistes professionnels genevois de l’immobilier seront réunis en un seul et même lieu. Si vous le souhaitez, un conseiller spécialisé dans les financements hypothécaires évaluera vos possibilités d’investissement immobilier adaptées à votre situation personnelle. En parallèle, les plus importantes régies immobilières de Genève seront à votre disposition pour vous présenter leurs offres actuelles, ainsi que les projets immobiliers futurs et discuter avec vous de la meilleure stratégie à adopter pour trouver l’objet de vos rêves. De plus, vous aurez la possibilité...

  16. Probiyotikler ve Kullanım Alanları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Başar Uymaz

    2010-01-01

    Full Text Available Gıdaların üretiminde tüketici sağlığını destekleyici ve immün sistemi uyaran etkilere sahip mikroorganizmaların kullanımı giderek artmaktadır. Bu mikroorganizmaların önemli bir grubunu teşkil eden probiyotiklerin gastrointestinal sistem hastalıklarının engellenmesi ve tedavisinde ve normal mikrofloranın oluşumunda önemli bir rol oynadığı klinik denemelerle belirlenmiştir. Diğer yandan probiyotiklerin, suştan suşa farklılık gösteren gıda koruyucu etkileri ve değişik hastalıkların tedavisinde kullanım potansiyelleri üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Özellikle çocuklarda görülen akut diyare ve antibiyotik kullanımına bağlı diyarenin tedavisinde etkin kullanım potansiyeli taşıyan probiyotik preparatları geliştirilmiştir. Bu derleme makalesinde probiyotik suşların seçiminde kullanılan karakteristikler, kullanım olanakları ve tedavi edici potansiyelleri, güncel bilgiler taranarak verilmiştir.

  17. Poli-Β-Alanin Ve Türevlerinin Sentezi, Karakterizasyonu Ve Antibakteriyel Özelliklerinin İncelenmesi

    OpenAIRE

    ÇATIKER, Efkan; ÇİL, Elif; FİLİK, Tahsin

    2018-01-01

    Yakın zamanda naylon-3 (poli-β-alanin) kopolimerleri ve türevlerinin biyoaktivite özellikleri ileilgili çalışmalar artmıştır. Bu çalışmalarda birçok naylon-3 kopolimeri ve türevlerininantibakteriyel, antifungal hatta hücre tutma aktivitesi gösterdiği saptanmıştır. Mevcut çalışmada,poli-β-alanin, poli(α-metil-β-alanin) ve poli(β-metil-β-alanin) polimerleri sentezlenerek yapısalkarakterizasyonu ortaya konmuş ve antibakteriyel aktivitesi incelenmiştir. Sentezlenen üçpolimerin, üç Gram pozitif (B...

  18. Tom Stoppard'ın Rosencrantz ve Guildenstern Öldüler Adlı Oyununda Mizah ve Kader

    OpenAIRE

    Erkan, Ayça Ülker

    2016-01-01

    Bu çalışmanın amacı karakterlerin kimlik arayışından kaynaklanan fiziksel mizahı tartışmak ve oyundaki ölüm/şans/kader/gerçeklik/yanılsama gibi temaların Rosencrantz ve Guildenstern’nin varoluşçu hayatlarında nasıl işlediğini göstermektir. Mizah, bu trajikomedinin analiz edilmesinde önemli bir rol oynar. Absürd Tiyatro, insanlık durumundaki saçmalığı ifade eder, rasyonel aygıtların kullanımını terk eder, insanın trajik kaybolmuşluk duygusunu yansıtır ve insanlık durumu olan hayat ve ölümle il...

  19. Enterococcus faecium ve Enterococcus faecalis 'in Starter ve Probiyotik Kültür Özellikleri

    OpenAIRE

    Erginkaya, Zerrin; Yurdakul, Naci Erhan; Karakaş, Ayşegül

    2007-01-01

    ÖzetEnterococcus faecium ve Enterococcus faecalis bazı gıdalarda organoleptik özellikleri iyileştirmenin yanı sıra lipolitik ve esterolitik aktivite, sitrattan yararlanma ile uçucu aromatik bileşikleri sentezleme gibi özellikleri nedeniyle bazı fermente süt ve et ürünlerinin olgunlaştırılması sırasında diğer laktik asit bakterileri ile birlikte starter kültür olarak kullanılmaktadır. Günümüzde Enterococcus 'ların gıda üretiminde starter kültür ve/veya probiyotik olarak kullanılmaları s...

  20. Enterococcus faecium ve Enterococcus faecalis 'in Starter ve Probiyotik Kültür Özellikleri

    OpenAIRE

    Erginkaya, Zerrin; Yurdakul, Naci Erhan; Karakaş, Ayşegül

    2015-01-01

    ÖzetEnterococcus faecium ve Enterococcus faecalis bazı gıdalarda organoleptik özellikleri iyileştirmenin yanı sıra lipolitik ve esterolitik aktivite, sitrattan yararlanma ile uçucu aromatik bileşikleri sentezleme gibi özellikleri nedeniyle bazı fermente süt ve et ürünlerinin olgunlaştırılması sırasında diğer laktik asit bakterileri ile birlikte starter kültür olarak kullanılmaktadır. Günümüzde Enterococcus 'ların gıda üretiminde starter kültür ve/veya probiyotik olarak kullanılmala...

  1. Silah, Tasarım ve Kalashnikov Ak-47

    OpenAIRE

    Güneş, Serkan

    2015-01-01

    Silah olgusu insanlığın varoluşundan bu yana saldırmanın ve korunmanın dolayısıyla;yaşamayı sürdürmenin temel araçlarından birisi olarak karşımıza çıkıyor. Medeniyetkavramı ve devletler silah üzerine inşa ediliyor, bekası silah ile korunuyor ve gereklikoşullar oluştuğunda silah vasıtası ile yayılıyor. Güvenlik, huzur ve tehditler için silahlartasarlanıyor, üretiliyor. Silah tasarımı, bekli de insanlık tarihinin en istikrarlı ve en uzuntasarım süreci. Milyonlarca yaratıcı beyin aynı anda öteki...

  2. Mitokondriyal Mutantların Bira Aroma Maddeleri Üzerine Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hasan Tangüler

    2015-02-01

    Full Text Available Biradaki aroma maddeleri üzerine kullanılan bira mayasının önemli bir rolü vardır. Bira mayasının sitoplazmasında çeşitli organeller bulunur ve bu organellerden biri de mitokondridir. Mitokondri, trikarboksilik asit döngüsü ve elektron taşıma zinciri enzimlerini içerir ve böylece hücreye enerji sağlar. Bira mayasında en sık rastlanan ve kendiliğinden ortaya çıkan mutasyon mitokondriyal mutasyondur. Bu mutasyon sonucunda mitokondriyal DNA'sı eksik ya da mitokondriyal DNA'dan tamamen yoksun mutantlar meydana gelir.  Bira mayası mitokondriyal mutasyona uğradığında mayanın fermantasyon hızı, çökelme yeteneği ve aroma maddeleri üretimi ve böylece elde edilen biranın kalitesi önemli derecede etkilenir. Bu nedenle, biracılıkta kullanılacak mayanın mutasyona uğramamış olması tercih edilir. Bu derlemede, mitokondriyal mutasyonun bira aroma maddeleri üzerine etkisi ele alınmıştır.

  3. Kuramsal ve İşlevsel Dil Öğretiminde Tiyatronun Rolü ve Önemi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gıyasettin AYTAŞ

    2017-10-01

    Full Text Available Tiyatro bir sanat faaliyeti olmanın yanında etkili bir iletişim aracıdır. En eski dönemlerden bu yana, hatta insanlığın varlığından itibaren tiyatrodan ve onun etkililiğinden söz etmek olasıdır. Dil edinim süreçleri ile ilgili görüşler birbirinden farklı olmakla birlikte, dilin kullanımında en temel gösterge iletişim ihtiyacıdır. Bununla birlikte dil aynı zamanda bir temsil göstergesidir. Onun aracılığı ile aidiyet ve mensubiyetler hakkında hüküm verilir. Bireyin sosyal ve siyasal özelliklerinin yanında, karakteristik özelliklerini de kullandığı dil aracılığı ile tespit edebilmekteyiz. Tiyatro bu farklılıkların her birini bir arada sergileyen ve somut bir göstergeye dönüştüren bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Tiyatro yaşanmışlıkları bir araya getirerek iletişim çeşitliliğini ve zenginliğini ortaya koyar. Hayatın hem var olanını hem de olması gerekenlerini birlikte sunar. Her ne kadar bir durum veya olay sonsuz olarak değerlendirilmesi mümkün değilse de tiyatro bu mümkün olmayana varsayımlar açısından yaklaşır. İnsan davranışlarının bilinçli ve bilinçsiz olmak üzere iki göstergesi bulunmaktadır. Bu iki durumla ilgili iletişim yeterliliklerini ve farklılıklarını tiyatro aracılığı ile birlikte görebiliriz. Güzel sanatların hemen tamamını bir arada ve birlikte içinde barındıran tiyatro, bütün dil aşamaların birlikte ve bir arada sunar. Hem iç hem de dış konuşmanın bütün inceliklerini birlikte sunan ve bu özelliği ile karşılıklı ifade çeşitliliğini tiyatro birlikte sunar. İletişim ve dil ediniminde tiyatronun önemini ve gerekliliğini anlamak ve sorgulamak için tiyatronun işlevsel özelliğinden bütün ayrıntıları ile yararlanmak kaçınılmazdır.

  4. Haruki Murakami’nin eserlerinde toplumsal bellek ve kimlik

    OpenAIRE

    SANCAKLI, Esma

    2015-01-01

    İkinci Dünya Savaşı’nın yenilgisiyle, Japon toplumu savaşın hemen ardından kimlik ve değerlerine yorum getirmiştir. Savaşın sonuna dek Japon toplumunda kabul gören ideolojilerinden vazgeçmiş ve kapitalist düzenin getirdiği yeni ideoloji, Japon toplumunun toplumsal bellek ve kimlik yapısının form oluşturmasında etkili rol oynamıştır.

    Savaşın hemen ardından hızla büyüme göstererek savaşın getirdiği maddi zararları kapatan Japonya, ekonomide liberalleşt...

  5. Atlarda Alaca Don ve Türkiye’deki Alaca Atlar

    OpenAIRE

    KÖSEMAN, Abdurahman; ŞEKER, İbrahim

    2016-01-01

    Bu çalışma genel olarak atlarda seyrek olarak görülen alaca don ile Türkiye’de oldukça sınırlı birbölgede yetiştiriciliği yapılan ve az sayıda popülasyona sahip alaca atlar ile ilgili bazı bilgileri sunmak amacıylagerçekleştirilmiştir. At yetiştiriciliğinde ırk düzeyinde saflığı koruyabilmek ve ekonomik önem taşıyan özelliklerigeliştirebilmek önemlidir. Bunun için ırklara ait morfolojik ve fzyolojik karakterlerin tespiti ile fenotipik vegenotipik parametrelerin ortaya konulması gerekir. Atın m...

  6. MİT-EFSANE VE EĞİTİM

    OpenAIRE

    Yılar, Ömer

    2010-01-01

    ÖZETBu çalışmada, mit ve efsanelerin eğitimdeki yeri ve önemivurgulanmaya çalışılmıştır. Mit ve efsanelerin toplumsal fonksiyonlarındanyola çıkılarak, eğitimde bir araç olarak bunlardan nasıl faydalanılacağı vehangi yönlerden öğrencilere yarar sağlayacağı irdelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Mit, mitoloji, efsane, halk bilimi, gelenek, eğitim,toplum, ahlak, inanç. ABSTRACTIn this study, it has been targeted to emphasize the place and the...

  7. Unabomber: “Sanayi Toplumu ve Geleceği”

    OpenAIRE

    URAL, Mustafa Nuri; TÜRKAL, İhsan

    2015-01-01

    Ancak çok az şey toplumu Sanayi Devriminin değiştirdiği kadar köklü ve derinden değiştirmiştir. Hiç kimse isteyerek modern hayatın nimetlerinden vazgeçmeye gönüllü gözükmüyor. Ama giderek artan problemler birçok düşünce insanı tarafından yüksek sesle dile getiriliyor. Theodore John Kaczynski kitabında modern toplumun sorunlarını, teknolojinin bu bağlamdaki etkisini, çözümleri ve devrimin önündeki tehlikeleri analitik bir biçimde inceliyor. Gerek yöntemiyle gerek oluşum süreciyle ve içeriğiyle...

  8. Uyku Apne Sendromu ve Trafik Kazaları

    OpenAIRE

    URSAVAŞ, Ahmet; EGE, Ercüment

    2004-01-01

    Uykululuk ve konsantrasyon kaybı trafik kazalarının sık bir nedenidir. Yeni çalışmalar trafik kazalarının %1-16'sının, sürücünün uyuyakalması veya uykulu olmasına bağlı olduğunu göstermiştir. Obstrüktif uyku apne sendromu (OUAS) gibi uykudaki solunum bozuklukları aşırı uykululuğun sık bir nedenidir ve otomobil kazası riskini arttırmaktadır. OUAS uyku sırasında üst solunum yolunun tekrarlayan kollapsı, nokturnal hipoksemi ve fragmente uyku ile karakterizedir. OUAS'lu hastaların tr...

  9. INTERPOL, EUROPOL ve Uluslararası Terörizm

    OpenAIRE

    KAYA, Sezgin

    2015-01-01

    Günümüz dünyasında uluslararası terörizm, genellikle devletlerin güvenliklerine yönelik en önemli tehditlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle devletler, ilgili tehditle mücadele amacıyla çeşitli biçimlerde ve değişik alanlarda is birliği yapmaktadırlar. Bu balgamda, uluslararası terörizme karsı polisiye ve adli meselelere ilişkin olarak is birliği yapmak da oldukça önemlidir. Çalışmada, bu amaçla oluşturulmuş olan INTERPOL ve EUROPOL'ün uluslararası terörizm karsısındaki roll...

  10. Silikon, Yağ Nekrozu ve Meme Kanseri

    OpenAIRE

    Zerrin, Hamit; Bilkay, Banu; Şanlı, Ulus

    2009-01-01

    SüleymanDemirel Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ: 1996 Aralık; 3(4) Silikon, Yağ Nekrozu ve Meme Kanseri Hamit Zerrin Banu Çiçek Bilkay Ulus Ali Şanlı Özet Estetik amaçla silikon yerleştirilen ve daha sonra trafik kazası sırasında meme travması geçiren invaziv duktal karsinomlu bir hasta tanımlanmıştır. Burada silikon, travma ve meme kanseri arasındaki ilişkiler üzerinde durulmuştur. Anahtar kelimeler: Meme kanseri, meme yağ nekrozu, silikon meme ...

  11. MATLAB GUI TABANLI ELEKTROMIKNATIS DEVRE TASARIMI VE ANALİZİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gürsel ŞEFKAT

    2005-01-01

    Full Text Available Günümüzde mühendislik sistemleri ve problemlerinin çözümünde bilgisayar kullanımı kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu çalışmada tekrarlı işlemler gerektiren tasarım ve analiz problemlerinin çözümünde kullanımı kolay ve uygulamaya özel bilgisayar programının geliştirilmesi ele alınmıştır. Bu program mühendislik alanında yaygın olarak kullanılan MATLAB teknik programlama dilinde grafik kullanıcı arayüzü (GUI dayanarak hazırlanmıştır. Programın hazırlanmasında farklı tipteki elektromıknatısların statik ve dinamik karakteristikleri ile ilgili problemlerin çözümü ele alınmıştır. Hazırlanan program yardımıyla mıknatıs tipi ve kullanılan malzeme seçimi yapılabilmekte, gerekli tasarım verileri girildikten sonra elektromıknatısın boyutları hesaplanabilmektedir. Boyutlandırılması yapılan elektromıknatısın statik ve dinamik karakteristiklerinin analizi grafik kullanıcı arayüzü altında çözüme ulaşılmaktadır.

  12. Urfa Peynirlerinin Mikrobiyolojik, Kimyasal ve Duyusal Niteliklerinin Saptanması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Atilla Yetişmeyen

    2015-02-01

    Full Text Available Bu araştırmada Ankara İli merkezinde satışa sunulan Urfa peynirlerinin mikrobiyolojik, kimyasal ve duyusal özellikleri belirlenmiştir. Mikrobiyolojik incelemeler sonucunda, örneklerde ortalama olarak; 1,0x109 kob/g TAMB (toplam aerobik mezofil bakteri, 1,0x107 kob/g maya ve küf, 3,5x106 EMS/g koliform bakteri, 1,1 x106 EMS/g E. coli ve 1,3x103 kob/g S. aureus olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, Urfa peynirlerinin üretiminde ve pazarlanması sırasında hijyenik kurallara uyulmadığını ve kötü bir mikrobiyolojik kaliteye sahip olduğunu göstermektedir. Kimyasal analizler sonucu örneklerin kurumadde, yağ, kurumaddede yağ, protein, tuz, kurumaddede tuz, kül, titrasyon asilliği (yüzde laktik asit cinsinden, pH, toplam azot, suda eriyen azot, olgunlaşma katsayısı ve protein olmayan azot değerleri sırasıyla % 48,33, % 22,96, % 47,48, % 17,53, % 6,80, % 17,53, % 2,107, % 1,23, 5,44 pH, % 2,747, % 0,411, % 15,25 ve % 0,26 olarak belirlenmiştir. Duyusal nitelikler bakımından ise; peynirlerin 100 puan üzerinden ortalama 53,71 puan aldıkları tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlardan Urfa peynirlerinin standart bir kalitede olmadığı, üretiminde ve pazarlanmasında hijyenik kurallara uyulmadığı anlaşılmaktadır.

  13. Ortopedik Engelli ve Engelli Olmayan Erkek Ergenlerde Benlik Saygısı ve Beden İmajı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sema Kaner

    2000-02-01

    Full Text Available Bu araştırma, ortopedik engelli ve engelli olmayan ergenlerin benlik saygılarını ve beden imajı algılarını karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Veriler 55 ortopedik engelli erkek ve 123 normal erkek ergenden Kendine Saygı Ölçeği ve Beden İmajı Anketi ile toplanmıştır. Sonuçlar, grupların benlik saygıları açısından farklı olmadığım, ancak ortopedik engelli erkeklerin beden imajı algılarının engelli olmayan erkeklerinkinden daha olumlu olduğunu göstermektedir. Engelli olmayan erkeklerde benlik saygısı ve beden imajı arasında anlamlı ve olumlu yönde bir ilişki olmasına rağmen, ortopedik engelli erkeklerde bu iki değişken arasında bir ilişki bulunamamıştır. Engelli olmayan erkeklerde benlik saygısını en iyi yordayıcı değişkenler cinsel organlar, boy, ayaklar ve spor yeteneği, ortopedik engellilerde ise bacaklar, ten, omuzlar, beden kılı ve saçlardır. This study was designed to determine whether self-esteem and body image perception differed among orthopedically handicapped and normal adolescents. Data were collected from 55 orthopedically handicapped males and 123 normal males using Self-Esteem Scale and Body image Questionnaire. The results show that there were no significant differences on the self-esteem scores between groups but body image scores ofthe handicapped males in two groups were higher than the normal femalesAlthough it was found that a positive and significant correlation exist between self-esteem and body image perceptions of nonhandicapped males, no such correlation was foundfor handicapped males. The most predictive body aspects of self-esteem were genital organs, height, legs and sports ability in nonhandicapped males, and legs, skin, shoulders, amount of hair on theface and scalp in orthopedically handicapped males.

  14. Paraziti ve vyjadřování

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Michalec, Vít

    2017-01-01

    Roč. 96, č. 6 (2017), s. 368-368 ISSN 0042-4544 Institutional support: RVO:68378092 Keywords : word jakoby Subject RIV: AI - Linguistics OBOR OECD: Linguistics https://vesmir.cz/cz/casopis/archiv-casopisu/2017/cislo-6/paraziti-ve-vyjadrovani.html

  15. Electrocardiographic abnormalities among dialysis naïve chronic ...

    African Journals Online (AJOL)

    Electrocardiographic abnormalities among dialysis naïve chronic kidney disease patients in Ilorin. Nigeria. A. Chijioke, A. M. Makusidi, P. M. Kolo. Department of Medicine, University of Ilorin Teaching Hospital, Ilorin, Kwara, Nigeria. Correspondence to: Dr. Aliyu Mohammad Makusidi, Baboko Post Office, PO Box 13945, ...

  16. KETENİN GENEL ÖZELLİKLERİ VE HAVUZLANMASI

    OpenAIRE

    EKMEKÇİ KÖRLÜ, Ayşegül; GÜMÜŞTÜRKMEN BOZACI, Ebru

    2006-01-01

    Günümüzde keten ve pek çok diğer gövde lifi üzerine yapılan çalışmalar artmıştır. Çünkü keten, tekstil ürünleri yanında yağ ve kompozitler için de bir hammaddedir. Ayrıca teknik tekstiller ve bazı özel tekstil ürünleri hem katma değerlerinin yüksekliği hem de üreticinin rekabet edebilirliğini arttırması nedeniyle avantajlıdır. Keten ve diğer gövde lifleri bu tür ürünlerde rahatlıkla kullanılabilmektedir. Bunun dışında doğal olduklarından çevre sorunu da yaratmamaktadırlar. Ancak kullanılabilm...

  17. Uygulamalı Bilimler ve Mühendislik

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Recep BAKIŞ

    2012-06-01

    Full Text Available Türkiye’de enerji ihtiyacı, ülkenin öz kaynaklarından karşılanamadığı için yurt dışından ithal edilmektedir. Oysa Türkiye’nin zengin yenilenebilir su kaynakları vardır. Bu makalede, Nehil Çayının (Zap suyu alt havzası sahip olduğu hidroelektrik enerji potansiyeli, bu kaynağın efektif kullanımına ve böylece ülkenin enerji açığını kısmen kapatmaya yönelik olarak araştırılmıştır. Araştırma, Coğrafi Bilgi Sistemleri (GIS ve Uzaktan Algılama metotları kullanılarak yapılmıştır. Ön araştırmaya göre, Nehil Çayı havzasında bir adet barajın planlaması yapılmış ve bu barajın olası maliyetleri ve buradan temin edilebilecek yıllık elektrik enerjisi miktarı hesaplanmıştır. Barajın toplam maliyetleri ve kurulu gücü Simahpp yazılımı ile hesaplanmıştır. Simahpp yazılımına göre, Nehil Çayı havzasında planlanan barajın toplam maliyeti ve kurulu gücü, 41,3x106 US$ ve 25,2 MW olarak elde edilmiştir. Yılda üretebileceği elektrik enerjisi miktarı ise 39,8 GWh olarak belirlenmiştir

  18. TeVeS gets caught on caustics

    International Nuclear Information System (INIS)

    Contaldi, Carlo R.; Wiseman, Toby; Withers, Benjamin

    2008-01-01

    TeVeS uses a dynamical vector field with timelike unit-norm constraint to specify a preferred local frame. When matter moves slowly in this frame--the so-called quasistatic regime--modified Newtonian dynamics results. Theories with such vectors (such as Einstein-Aether) are prone to the vector dynamics forming singularities that render their classical evolution problematic. Here, we analyze the dynamics of the vector in TeVeS in various situations. We begin by analytically showing that the vacuum solution of TeVeS forms caustic singularities under a large class of physically reasonably initial perturbations. This shows the classical evolution of TeVeS appears problematic in the absence of matter. We then consider matter by investigating black hole solutions. We find large classes of new black hole solutions with static geometries, where the curves generated by the vector field are attracted to the black hole and may form caustics. We go on to consider the full dynamics with matter by numerically simulating, assuming spherical symmetry, the gravitational collapse of a scalar, and the evolution of an initially nearly static boson star. We find that in both cases our initial data evolves so that the vector field develops caustic singularities on a time scale of order the gravitational in-fall time. Having shown singularity formation is generic with or without matter, Bekenstein's original formulation of TeVeS appears dynamically problematic. We argue that by modifying the vector field kinetic terms to the more general form used by Einstein-Aether, this problem may be avoided.

  19. Gıda Koruyucuları ve Genotoksisite Testleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Deniz Yüzbaşıoğlu

    2015-02-01

    Full Text Available Günümüzde gıda katkı maddeleri gibi kimyasal madde kullanımının her alanda hızla artması sonucunda bu kimyasal maddelerin canlıların genetik yapısında olumsuz etkileri olup olmadığının tespit edilmesi son derece önem kazanmıştır. Gıda katkı maddeleri, lezzet, görünüş, doku ve besin değerini korumak için gıdalara eklenen maddelerdir. Gıda koruyucu maddelerin genotoksik potansiyellerinin araştırılması ve gıda güvenliğinin sağlanması halk sağlığının iyileştirilmesinde önemli konulardan biridir. Genotoksisite çalışmaları, gen mutasyonları, kromozom anormallikleri veya diğer formlardaki DNA hasarının indüksiyonu ile bir maddenin DNA’yı bozma kabiliyetini değerlendirir. Fiziksel ve kimyasal ajanların meydana getirdiği genetik hasarın düzeyi ve insan sağlığı üzerine etkileri memeli hücreleri, bakteri, Drosophila veya bitkilerin kullanıldığı çeşitli test sistemleriyle belirlenebilmektedir. Bu derlemede, gıda koruyucu maddelerinin genotoksik etkileri ile ilgili yapılmış olan yayınlar derlenmiş ve farklı test sistemleriyle gerçekleştirilmiş genotoksisite testlerinin sonuçları sunulmuştur.

  20. Membran Distilasyon ve Ozmotik Distilasyon ile Meyve Suyu Konsantrasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Pelin Onsekizoğlu

    2015-02-01

    Full Text Available Geleneksel termal evaporasyonla meyve suyu konsantresi üretiminde uygulanan yüksek sıcaklıklar, uçucu aroma maddeleri, vitaminler ve diğer besin öğelerinde kayıplar, pişmiş tat oluşumu, renk bozulması ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Geleneksel uygulamaların yerini almak üzere, hem iyi kalitede hem de güvenilir ürün üretimine olanak tanıyan alternatif konsantrasyon teknolojileri gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bu teknolojiler arasında, membran distilasyon ve ozmotik distilasyon gibi membran uygulamaları meyve sularının oda sıcaklığında veya buna yakın sıcaklıklarda 60-65 ˚Briks ve hatta daha yüksek seviyelere konsantrasyonuna olanak sağlamaları bakımından ön plana çıkmışlardır. Çalışmada, taze ürün karakteristiklerine yakın ürün üretiminde gelecek vadeden bu membran uygulamalarının temel ilkeleri ve meyve suyu sanayinde kullanım potansiyelleri hakkında bilgi verilmiştir.

  1. Erken evlenen ve çocuk sahibi olan ergen ve beliren yetişkinlerin kimlik statülerinin incelenmesi

    OpenAIRE

    PEHLİVAN, Reyhan

    2017-01-01

    Bu çalışmada, erken yaşta evlenmiş ve çocuk sahibi olmuş ergen ve beliren yetişkinler ile bekâr ve eğitimine devam eden gençlerin kimlik statüleri incelenmiştir. İlişkisel tarama modeli niteliğinde olan araştırmanın grubunu, 150'si çocuk sahibi anneler (75 ergen ve 75 beliren yetişkin) ile 150'si bekâr ve eğitimine (75 ergen ve 75 beliren yetişkin) devam eden gençler olmak üzere 16-24 yaş grubunda yer alan toplam 300 kişi oluşturmuştur. Araştırma grubuna Kimlik Gelişimini...

  2. Ispartada meme kanserli hastalarda BRCA1 ve BRCA2 ekspresyonu

    OpenAIRE

    Çandır, Özden; Karahan, Nermin; Bülbül, Mahmut; Kılınç, Fahriye; Başpınar, Şirin

    2009-01-01

    SüleymanDemirel Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ: 2005 Haziran; 12(2) Ispartada meme kanserli hastalarda BRCA1 ve BRCA2 ekspresyonu Özden Çandır, Nermin Karahan, Mahmut Bülbül, Fahriye Kılınç, Şirin Başpınar, Özet Amaç: BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonlar, kalıtımsal meme kanserlerinde predispozan faktördür. Sporadik meme kanserlerinde de BRCA proteini ekpresyonunda kayıp olduğu görülmektedir. Bu çalışmada amacımız, Isparta'da meme kanserleri...

  3. ADRENOMEDULLİN VE DİYABET Adrenomedullin And Diabetes

    OpenAIRE

    BAYRAM, Zeliha; S. ÖZDEM, Sadi

    2018-01-01

    ÖZETAdrenomedullin (ADM) son dönemde keşfedilen, çok fonksiyonu olan bir peptiddir. Karakteristiketkileri arasında vazodilatör etkisi ve hipotansif özellikleri yer almaktadır. Farklı organlardayaygın bir üretim ve ekspresyonunun olduğu düşünüldüğünde ADM, çeşitli biyolojik sistemlerdeotokrin, endokrin ya da parakrin bir mediyatör olarak rol oynayabilir. Plazma ADM düzeylerininçeşitli hastalıklarda artması, ADM’nin hastalık durumlarında olası bir modülatör rolüne işaretetmektedir. Kardiyovaskü...

  4. Üniversite Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezleri’nin Rol ve İşlevleri: Gelişmeler ve Sınırlılıklar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cem Ali Gizir

    2011-11-01

    Full Text Available Son yıllardaki hızlı sosyal, kültürel, ekonomik ve politik değişimlere bağlı olarak üniversite Psikolojik Danışma ve Rehberlik (PDR merkezlerinin rol ve işlevlerinde de önemli değişiklikler meydana gelmektedir. Dolayısıyla, geçmişten günümüze akademik ve kariyer gelişimi konusundaki geleneksel temel rollerinin yanı sıra son yıllardaki üniversite öğrencilerinin kişisel ve sosyal problemlerindeki değişiklikler ve artışlara bağlı olarak üniversite PDR merkezlerinin rol ve işlevlerinin yeniden değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Bu bilgiler ışığında, özellikle Türkiye’deki üniversite PDR merkezlerinin rol ve işlevlerinin etkinleştirilmesinde yarar sağlayacağı düşünülen bu derleme çalışmasının amacı, tarihsel gelişim süreciyle birlikte ortaya çıkan ortak temalar doğrultusunda, günümüz üniversite PDR merkezlerinin rol ve işlevlerine yönelik son gelişmeler üzerine bir değerlendirme yapmak ve Uluslararası Psikolojik Danışma Hizmetleri Derneğinin (IACS akreditasyon standartları temelinde varolan sınırlılıklar ile çözüm önerilerini ortaya koymaktır.

  5. İlk Sayfa ve İçindekiler

    OpenAIRE

    First Page and Contents, First Page and Contents

    2013-01-01

    The effects of different salt concentrations on germination and seedling parameters of silage corn (Zea mays L.) varieties Farklı tuz konsantrasyonlarının silajlık mısır (Zea mays L.) çeşitlerinin çimlenme ve fide özelliklerine etkisi K. AYDİNŞAKİR, Ş. ERDAL, M. PAMUKÇU

  6. PLC VE PLC ILE ROTORU SARGILI ASENKRON MOTORA YOL VERME

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İSMAİL COŞKUN

    1998-12-01

    Full Text Available Günilinüzde tcknoloj i hızla ilerlemekte ve bw1a paralel olarak kullanılan sistcnıler de değişmektedir. Bu değişim tasarıını kolay. ckonoınik. luzlı tepkili sistemi elde etıneye yönelik alınaktadır. Değişim zinciri içerisinde Otoınas\\on ve Otoınatik Kumanda sektörü önemli bir halka� ı teşkil etıncktcdir. Bu sektörde, Programlanabilir Mantık Kontrol ( PLC hızla kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışınada PLC' ·ı cr genel olarak değerlendirilmiş olup. PLC ilc rotoru sargılı asenkron ınotora yol veııne işleıni ele alınınıştır.

  7. Manevî Gelişim: Yorumlar ve Uygulamalar

    OpenAIRE

    HULL, John M.; KAPAKLIKAYA, İbrahim

    2003-01-01

    Bu makalenin ilk bölümünde manevî gelişimin müphemiyeti ele alınmıştır. Tanımlamalar yapmaya çalışmak yerine, bir yandan manevîyi yalnızca biyolojikten, diğer yandan ise daha spesifik nosyonlar olan din ve inançtan ayıran bir dizi yorum sunulmuştur. Manevî gelişimin ayrıca ahlâkî ve sosyal gelişimden farklılığı gösterilmiş ve bu yorumların belirsizliği sahtelik sınırlayıcı nosyonu belirlenmek suretiyle daha da aydınlatılmıştır. Makalenin ikinci kısmında; içinde insan maneviyatının müphemiyeti...

  8. Grounding Naïve Physics and Optics in Perception

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ivana Bianchi

    2014-12-01

    Full Text Available Many adults hold mistaken beliefs concerning the behavior of mechanical motion and reflections. In the field of psychology this has been investigated in the areas of naïve physics and naïve optics. The interesting question regards where these false beliefs come from. Particularly thought-provoking is the case of errors which are at odds not only with (presumably or even actually known physical/optical concepts, but also with what people would actually perceive. Some errors are in fact consistent with what people see in ecological conditions while others apparently are not. This has led to the former being referred to as perceptual errors and the latter as conceptual errors (Lawson and Bertamini 2006. We propose that many of these ‘conceptual errors’ are generalizations of what can be actually perceived under some conditions that are then incorrectly applied under others. In this sense, they can be thought of as a second way in which perception shapes naïve beliefs.

  9. Kazak Mitleri ve Mitik Efsaneleri Hakkında

    OpenAIRE

    İBRAYEV, Şakir; ARIKAN, Metin

    2006-01-01

    Kazak halkının geleneksel dünya görüşü ile söz sanatının kaynağı diyebileceğimiz mitler; dünyanın yaratılışı, nelerin, nasıl, nereden meydana çıktığı, sebebi ve safhaları, etrafımızı kuşatan çevrenin sırları ve özellikleri hakkında söylenen, insanoğlunun ilkel düşüncesinin sonucu meydana gelen olağanüstü anlatmalar, belki de inanışlar, anlayışlar. En eski mitlerin arasında gökyüzü cisimleri - güneş, ay, yıldız ve gezegenler hakkında söylenilen mitleri gösterebiliriz. Bu türdeki mitlerin başlı...

  10. Bürokrasi ve suç olgusu

    OpenAIRE

    Çakır, Meryem

    2014-01-01

    Bu çalışmada günümüz ulus-devletinin önemli sorunlarından biri olarak bürokrasideki suç olgusu incelenmeye çalışılmıştır. Bürokrasi ve suç olgusunun incelemesi bürokraside kayırma ve bürokraside rüşvet olguları çerçevesinde teorik olarak ele alınmıştır. Öncelikle bürokrasi kavramının tarihsel süreç içinde geçirdiği evrim açıklanmıştır. Daha sonrasında ise kayırma ve rüşvet kavramlarının tanımları yapılarak nedenleri araştırılmaya çalışılmış, daha sonrasında da çözüm önerileri verilmeye çalış...

  11. Integration of APECS and VE-Suite for Data Overlay

    Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

    McCorkel, Doug (Iowa State University, Ames, IA); Bivins, Gerrick (Iowa State University, Ames, IA); Jordan, Terry; Bryden, Mark (Iowa State University, Ames, IA); Zitney, S.E.; Widmann, John (ANSYS, Lebanon, NH); Osawe, Maxwell

    2008-06-01

    In the design of advanced power generation facilities, process simulation tools are being utilized to model plant behavior and quickly analyze results. While such tools enable investigation of crucial aspects of plant design, typical commercial process simulators still do not explore some plant design information, including high-fidelity data from computational fluid dynamics (CFD) models of complex thermal and fluid flow phenomena, economics data used for policy decisions, operational data after the plant is constructed, and as-built information for use in as-designed models. Software tools must be created that allow disparate sources of information to be integrated for facilitating accurate and effective plant design. At the Department of Energy’s (DOE) National Energy Technology Laboratory (NETL), the Advanced Process Engineering Co-Simulator (APECS) has been developed as an integrated software suite that combines process simulation (e.g., Aspen Plus®) and high-fidelity equipment simulation (e.g., FLUENT®). In this paper, the integration of the high-fidelity CFD data with overall process data in a virtual power simulation environment will be described. More specifically, we will highlight VE-Suite, an open-source virtual engineering (VE) software toolkit, and its support of Aspen Plus® Hierarchy blocks via the VE-AspenUnit.

  12. Integration of APECS and VE-Suite for data overlay

    Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

    McCorkel, D.; Bivins, G.; Jordan, T.; Bryden, M.; Zitney, S.; Widmann, J.; Osawe, M.

    2008-01-01

    In the design of advanced power generation facilities, process simulation tools are being utilized to model plant behavior and quickly analyze results. While such tools enable investigation of crucial aspects of plant design, typical commercial process simulators still do not explore some plant design information, including high-fidelity data from computational fluid dynamics (CFD) models of complex thermal and fluid flow phenomena, economics data used for policy decisions, operational data after the plant is constructed, and as-built information for use in as-designed models. Software tools must be created that allow disparate sources of information to be integrated for facilitating accurate and effective plant design. At the Department of Energy’s (DOE) National Energy Technology Laboratory (NETL), the Advanced Process Engineering Co-Simulator (APECS) has been developed as an integrated software suite that combines process simulation (e.g., Aspen Plus®) and high-fidelity equipment simulation (e.g., FLUENT®). In this paper, the integration of the high-fidelity CFD data with overall process data in a virtual power simulation environment will be described. More specifically, we will highlight VE-Suite, an open-source virtual engineering (VE) software toolkit, and its support of Aspen Plus® Hierarchy blocks via the VE-AspenUnit.

  13. Havayolu Operasyonlarında Planlama ve Çizelgeleme

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İlkay ORHAN

    2010-02-01

    Full Text Available Türk Sivil Havacılık sektörü, 2002-2008 yılları arasında gelişen ekonomi ve havacılık alanındaki bazı kısıtlamaların kaldırılmasıyla % 53 oranında büyümüştür. Havayolu sektöründe başarılı uluslararası firmalar planlama ve çizelgeleme problemlerini çözmede gelişmiş bilgisayar-destekli çözüm yöntemleri kullanmaktadır. Bu yöntemler işletmelere ciddi rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Havayolu sektöründe dört temel operasyonel planlama ve çizelgeleme problemi bulunmaktadır: uçuş çizelgeleme, uçak çizelgeleme, ekip çizelgeleme ve düzensiz olayların yönetimi. Tüm havayolu işletmelerinin karşı karşıya kaldığı söz konusu operasyonel planlama ve çizelgeleme problemleri bu çalışmada ayrıntılı olarak incelenmiştir. İncelemeler, işletmelerin söz konusu yöntemleri kullanarak maliyetlerinde önemli kazanımlar sağladığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, büyük ölçekli problemlerin çözümü için gereken süre karar vericilerin arzu ettikleri karar kalitesini tatmin etmeyebilmektedir. Böylesi durumlarda gelişmiş teknolojilerle bütünleştirilmiş modern karar yöntemlerinin kullanılması da işletmelere ciddi maliyet üstünlüğü fırsatı sunmaktadır.

  14. Siyah Zeytin Dilimlerinin Mikrodalga ile Kurutulması ve Toplam Fenolik Madde ve Renk Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Filiz İçier

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, mikrodalga kullanılarak siyah zeytin dilimlerinin kuruma davranışları incelenmiş ve mikrodalga gücünün toplam fenolik madde ve renk üzerine etkileri belirlenmiştir. Siyah zeytin dilimleri üç farklı güç seviyesinde (180, 360 ve 540 W mikrodalga kabin kullanılarak kurutulmuştur. Sonuçlar zeytin dilimlerinin kuruma süresinin mikrodalga gücü arttıkça önemli ölçüde azaldığını göstermiştir. 540 W gücünde kurutulan ürünün toplam fenolik madde içeriğinin, 180 ve 360 W güçlerinde kurutulanlarınkinden önemli ölçüde daha düşük olduğu belirlenmiştir. Çalışılan mikrodalga güç aralığı için, tersinmez birinci dereceden kinetik modelin kullanılması toplam fenolik madde içeriğindekiazalmayı başarıyla tanımlamıştır. Mikrodalga güç seviyesinin yüzey sıcaklığı ve ağırlık kaybı değişimi üzerine etkileri de incelenmiştir. 540 W gücünde kurutma sırasında sıcaklık artışı ve ağırlık kaybı en fazla olmuştur. Kurutma sırasında her mikrodalga güç seviyesi için siyah zeytin dilimlerinin renk değerlerindeki (L*, a*, b* değişim istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (P<0.05 ve en fazla parlaklık değişimi 360 W gücünde kurutmada gerçekleşmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçların zeytin dilimlerinin pilot veya endüstriyel ölçekte kurutulması amacıyla kullanılacak mikrodalga kurutma sistemlerinin tasarımları için değerli veri sağlayacağı düşünülmektedir.

  15. KONFORMİZM, YOZLAŞMA VE İTAATSİZLİK

    OpenAIRE

    Yeniçeri, Özcan

    2011-01-01

    ÖZETBu çalışmanın temel amacı, örgütsel ve bireysel düzeyde yaratıcılık, beyin gücünün kullanılması ve konformizm ile itaatsizlik arasındaki ilişkiyi kavramsal olarak incelemektir. Toplumların kalkınması zengin ve bol kaynaklara sahip olmakla mümkün olmamaktadır. Bugün dünyada “en etkin” ve “en güçlü” olan ülkeler kaynakları bol olan ülkeler değil, toplumsal aklını ve yaratıcılığını etkin kullanan ülkelerdir. Bireysel, toplumsal ve örgütsel olarak beyin...

  16. Simidin Demir ve Çinko Mineralleriyle Zenginleştirilmesi ve in vitro Mineral Biyoyararlılığının Saptanması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Melis Sözer Güzelcan

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Türkiye’de sıklıkla görülen mineral yetersizliğine bağlı beslenme sorunlarına bir yaklaşım olması açısından geleneksel bir gıda olan simidin demir ve çinko mineralleri ile zenginleştirilmesi, bu mi­nerallerin biyoyararlılığı ve genellikle simit ile birlikte tüketilen çay ve ayran içeceklerinin mineral biyoya­rarlılığı üzerine etkileri ve ayrıca tahıllı gıdalarda bulunan fitik asidin mineral biyoyararlılığına etkisinin saptanması amaçlanmıştır. Bu amaçla, simit, demir ve çinko mineralleri ile zenginleştirilmiş simit, çay + zenginleştirilmiş simit ve ayran + zenginleştirilmiş simit örneklerinde demir ve çinko minerallerinin içe­rikleri ve in vitro mineral biyoyararlılıkları saptanmıştır. Simit, demir ve çinko mineralleri ile zenginleşti­rilmiş simit örneklerinde fitik asit içerikleri de belirlenmiştir. Çalışma sonucunda; simitteki demir ve çinko minerallerinin biyoyararlılıkları sırasıyla % 3.14 ve % 6.78; zenginleştirilmiş simitteki bu minerallerin biyo­yararlılıkları sırasıyla % 1.96 ve % 2.84 olarak saptanmıştır. Demir mineralinin biyoyararlılığı simit ayran ve çayla tüketildiği zaman sırasıyla % 2.14 ile % 2.23; çinko mineralinin biyoyararlılığı sırasıyla % 6.38 ve % 5.09 olarak belirlenmiştir. Çay ve ayran zenginleştirilmiş simit ile birlikte tüketildiği zaman demir mineralinin biyoyararlılığının değişmediği; çinko mineralinin biyoyararlılığının arttığı saptanmıştır. Simit ve zenginleş­tirilmiş simitteki fitik asit içerikleri sırasıyla 0.154 g/100g ve 0.159 g/100g olarak belirlenmiştir. Fitat:demir minerali ve fitat:çinko minerali molar oranları hesaplanarak mineral biyoyararlılığı değerlendirilmiştir.

  17. Beyaz Yaka Suçları ve Finansal Yolsuzluklar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih ŞENTÜRK

    2013-09-01

    Full Text Available Hukuk düzenine aykırı fiil olarak tanımlanan suç, oluşum gösterdiği toplumda hem ekonomik açıdan hem de ruhsal açıdan olumsuz etki meydana getirmektedir. 1939 yılında suç teorisine ilişkin yapmış olduğu bir çalışmada Edwin Sutherland, kişiler tarafından işlenen mesleki suçların nedenini kişinin kazanmış olduğu hayat deneyimine ve çevresinden öğrenmiş olduğu bir takım olgulara bağlamaktadır. Suç türleri içerisinde oluşturduğu tahribat açısından belki de en önemlisi konumunda olan ve bilinenin aksine yüksek sınıfa mensup kişilerin işlemiş olduğu suçlar olarak ifade edebileceğimiz beyaz yaka suçları klasik bir suçtan kat kat daha etkili olmaktadır. Bu çalışma ile beyaz yaka suçları kavramsal bir bakış ile ayrıntılarıyla irdelenmiş ve meydana getirmiş olduğu ekonomik kayıplara ilişkin dikkat çekici örnekler verilerek bu suçların ne kadar etkin bir suç türü olduğu üzerinde durulmuştur.

  18. Dalla relazione : Desiderio e legge nell'opera di Alexandre Kojève

    OpenAIRE

    Cimmarusti, Claudia

    2017-01-01

    This work seeks to explore the potential of the philosophy of Kojève, which has its offspring in the relation between Desire and Law. This plexus is regarded as the hermeneutic theme of the work of Kojève, based on the intuition of a fundamental unity within his thought.This study aims at starting a research about relationship, in the light of Kojève's nouvelle ontologie. Kojève is regarded as “the interpreter” of Hegel and the doctor subtilis of the legendary Seminars on the Phenomenology of...

  19. Verifying SeVeCom Using Set-based Abstraction

    DEFF Research Database (Denmark)

    Mödersheim, Sebastian Alexander; Modesti, Paolo

    We formally analyze the Secure Vehicle Communication system developed by the EU-project SeVeCom, using the AIF framework which is based on a novel set-abstraction technique. The model involves the hardware security modules (HSMs) of a number of cars, a certification authority, and the protocols...... executed between them. Each participant stores a database of keys that can be added or deleted depending on the different operations. The AIF-framework allows us to model and automatically analyze such databases with- out bounding the number of steps that the system can make and, in contrast to previous...

  20. Verifying SeVeCom Using Set-based Abstraction

    DEFF Research Database (Denmark)

    Mödersheim, Sebastian Alexander; Modesti, Paolo

    2011-01-01

    We formally analyze the Secure Vehicle Communication system developed by the EU-project SeVeCom, using the AIF framework which is based on a novel set-abstraction technique. The model involves the hardware security modules (HSMs) of a number of cars, a certication authority, and the protocols...... executed between them. Each participant stores a database of keys that can be added or deleted depending on the dierent operations. The AIF-framework allows us to model and automatically analyze such databases with- out bounding the number of steps that the system can make and, in contrast to previous...

  1. Université de Genève

    CERN Multimedia

    2008-01-01

    Ecole de physique - Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, quai Ernest-Ansermet 1211 GENÈVE 4 Tél: (022) 379 62 73 - Fax: (022) 379 69 92 Lundi 1er décembre 2008 PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17.00 hrs – Stückelberg Auditorium Superconducting Interfaces between Insulating Oxide Prof. Jean-Marc TRISCONE / Université de Genève At interfaces between complex oxides, electronic systems with unusual properties can be generated. A striking example is the interface between LaAlO3 and SrTiO3, two good insulating perovskite oxides, which was found in 2004 to be conducting with a high mobility. We recently discovered that the ground state of this system is a superconducting condensate, with a critical temperature of about 200 mK. The characteristics observed for the superconducting transitions are consistent with a two-dimensional superconducting sheet as thin as a few nanometers. Recent field effect experiments revealed the sensitivity of the normal and superconducting states to the carrier d...

  2. Université de Genève

    CERN Multimedia

    2008-01-01

    Ecole de physique - Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, quai Ernest-Ansermet - 1211 GENÈVE 4 Tél: (022) 379 62 73 - Fax: (022) 379 69 92 Lundi 1er décembre 2008 PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17.00 hrs – Stückelberg Auditorium Superconducting Interfaces between Insulating Oxide Prof. Jean-Marc TRISCONE / Université de Genève At interfaces between complex oxides, electronic systems with unusual properties can be generated. A striking example is the interface between LaAlO3 and SrTiO3, two good insulating perovskite oxides, which was found in 2004 to be conducting with a high mobility. We recently discovered that the ground state of this system is a superconducting condensate, with a critical temperature of about 200 mK. The characteristics observed for the superconducting transitions are consistent with a two-dimensional superconducting sheet as thin as a few nanometers. Recent field effect experiments revealed the sensitivity of the normal and superconducting states to the carrier ...

  3. Türev piyasaları ve vergilendirilmesi

    OpenAIRE

    İşler, İsmail; Utku, Mehmet

    2015-01-01

    Türev piyasaları kavramı, vadeli işlem sözleşmeleri (forward, futures), opsiyon sözleşmeleri, swap sözleşmeleri ve aracı kuruluş varantları işlemlerinin tamamını içermektedir. Bu tür işlemler vadeli işlemlerdir. Vadeli işlemlerin ortak özelliği, ilerideki bir tarihte teslimatı yapılmak üzere herhangi bir malın veya finansal aracın, bugünden alım satımının yapılmasıdır. Bu çalışmada türev araçların tanımları ve vergilendirilmeleri örneklerle açıklanacaktır. The term derivatives market invol...

  4. VE1 immunohistochemistry predicts BRAF V600E mutation status and clinical outcome in colorectal cancer.

    Science.gov (United States)

    Schafroth, Christian; Galván, José A; Centeno, Irene; Koelzer, Viktor H; Dawson, Heather E; Sokol, Lena; Rieger, Gregor; Berger, Martin D; Hädrich, Marion; Rosenberg, Robert; Nitsche, Ulrich; Schnüriger, Beat; Langer, Rupert; Inderbitzin, Daniel; Lugli, Alessandro; Zlobec, Inti

    2015-12-08

    VE1 is a monoclonal antibody detecting mutant BRAFV(600E) protein by immunohistochemistry. Here we aim to determine the inter-observer agreement and concordance of VE1 with mutational status, investigate heterogeneity in colorectal cancers and metastases and determine the prognostic effect of VE1 in colorectal cancer patients. Concordance of VE1 with mutational status and inter-observer agreement were tested on a pilot cohort of colorectal cancers (n = 34), melanomas (n = 23) and thyroid cancers (n = 8). Two prognostic cohorts were evaluated (n = 259, Cohort 1 and n = 226, Cohort 2) by multiple-punch tissue microarrays. VE1 staining on preoperative biopsies (n = 118 patients) was compared to expression in resections. Primary tumors and metastases from 13 patients were tested for VE1 heterogeneity using a tissue microarray generated from all available blocks (n = 100 blocks). Inter-observer agreement was 100% (kappa = 1.0). Concordance between VE1 and V600E mutation was 98.5%. Cohort 1: VE1 positivity (seen in 13.5%) was associated with older age (p = 0.0175) and MLH1 deficiency (p < 0.0001). Cohort 2: VE1 positivity (seen in 12.8%) was associated with female gender (p = 0.0016), right-sided tumor location (p < 0.0001), higher tumor grade (p < 0.0001) and mismatch repair (MMR)-deficiency (p < 0.0001). In survival analysis, MMR status and postoperative therapy were identified as possible confounding factors. Adjusting for these features, VE1 was an unfavorable prognostic factor. Preoperative biopsy staining matched resections in all cases except one. No heterogeneity was found across any primary/metastatic tumor blocks. VE1 is highly concordant for V600E and homogeneously expressed suggesting staining can be analysed on resection specimens, preoperative biopsies, metastatic lesions and tissue microarrays.

  5. Türkiye’de Üretilen Kuru fasulyelerin Pişme Kalitesi ve Kompozisyonu (İngilizce

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Recai Ercan

    2015-02-01

    Full Text Available Türkiye’de 2 bölgede yetiştirilen 8 kuru fasulye genotiplerinin fiziksel kriterleri ve pişme kalitesi ile mineral madde, tiyamin ve riboflavin miktarları saptanmıştır. Genotip ve yetiştirme lokasyonları ile bunların interaksiyonu bütün kriterleri önemli düzeyde etkilemiştir (P<0.05. Kuru ve yaş tohum ağırlığı, şişme kapasitesi ve indeksi, hidrasyon kapasitesi, kuru ve yaş hacim, kuru ve yaş pişme süresi ile Cu, Mn ve Na miktarları başlıca genotipden etkilenmiştir. Zn ve P miktarı ise çevreden etkilenmiştir. Kuru ve yaş tohum ağırlığı, kuru ve yaş hacim, hidrasyon ve şişme kapasitesi önemli düzeyde kuru ve yaş pişme süresi ile ilişkili olmuştur.

  6. Laurus nobilis, Vitex agnus-castus ve Tamarix parviflora Türlerinin Kimyasal İçeriği ve Fenolik Ekstraktiflerinin İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Samim YAŞAR

    2016-05-01

    Full Text Available Bu çalışmada Laurus nobilis, Vitex agnus-castus ve Tamarix parviflora bitkilerinden alınan örneklerde kimyasal bileşim ve fenolik ekstraktifler incelenmiştir. Bu türlerin endüstriyel anlamda oduna alternatif olabilirliği ve antioksidan üretiminde hammadde olarak kullanılabilirliği değerlendirilmiştir. Laurus nobilis, Vitex agnus-castus ve Tamarix parviflora bitkilerine ait örneklerde holoselüloz, selüloz, α-selüloz, lignin ve kül miktarları ile etanol siklohekzan, soğuk su, sıcak su ve %1 NaOH çözünürlükleri sırasıyla %73.26-76.32, %53.58-54.52, %43.28-44.73, %20.39-21.27, %2.12-2.79, %2.49-2.71, %9.67-11.70, %10.77-12.42 ve %21.77-24.48 aralığında bulunmuştur. HPLC analizleri toplam fenolik madde miktarının Vitex agnus-castus’da (2.09 mg/g, Tamarix parviflora’da (1.05 mg/g ve Laurus nobilis’de (0.58 mg/g olduğunu göstermiştir. Laurus nobilis’te en yüksek miktardaki fenolik ekstraktif madde epikateşin (0.23 mg/g ve Tamarix parviflora’da gallik asit (0.17 mg/g olarak belirlenmiş, Vitex agnus-castus’da ise p-hidroksibenzoik asit (0.95 mg/g olarak tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, çalışma konusu bitkilerin iğne yapraklı ve yapraklı türlerle karşılaştırılabilir düzeyde olduğunu göstermiş olup, söz konusu maki türlerinin orman ürünleri endüstrisinde ve ticari antioksidan üretiminde hammadde olarak kullanılabileceklerini ortaya koymuştur.

  7. Building Students' Understanding of Quadratic Equation Concept Using Naïve Geometry

    Science.gov (United States)

    Fachrudin, Achmad Dhany; Putri, Ratu Ilma Indra; Darmawijoyo

    2014-01-01

    The purpose of this research is to know how Naïve Geometry method can support students' understanding about the concept of solving quadratic equations. In this article we will discuss one activities of the four activities we developed. This activity focused on how students linking the Naïve Geometry method with the solving of the quadratic…

  8. Mutational analysis of the Ve1 immune receptor that mediates Verticillium resistance in tomato

    NARCIS (Netherlands)

    Zhang, Z.; Song, Y.; Liu, Chun-Ming; Thomma, B.P.H.J.

    2014-01-01

    Pathogenic Verticillium species are economically important plant pathogens that cause vascular wilt diseases in hundreds of plant species. The Ve1 gene of tomato confers resistance against race 1 strains of Verticillium dahliae and V. albo-atrum. Ve1 encodes an extracellular leucine-rich repeat

  9. Kuzey Ege ve Marmara Denizi Kıyısal Yüzey Sularında Scyphomedusae ve Ctenophora Üzerine Yerinde Gözlemler.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Süleyman Mavili

    2015-12-01

    Full Text Available Skifomedüz ve ktenoforların dağılımı ve bolluğu, 1998 ve 2005 arasında yaz ve sonbahar dönemlerinde yerinde gözlemlerle incelenmiştir. Skifomedüzler (A. aurita, R. pulmo Kuzey Ege ve Marmara Denizi’nde geniş bir dağılım göstermiştir. Yazın baskın olan A. aurita sonbaharda azalmış, oysa R. pulmo bu dönemde belirgin olarak artmıştır. Ktenoforlar (M. leidyi, B. ovata Kuzey Ege’de bulunmamıştır. M. leidyi Marmara Denizi’nde 1999’da bol olarak bulunmuş, B. ovata’nın ortaya çıktığı 2000’de belirgin bir azalma göstermiştir. Her iki ktenofor da 2004 ve 2005’de çalışma bölgesinde bulunmamıştır. Bu da pek muhtemelen M. leidyi yoğunluğunda büyük bir azalmaya işaret etmektedir

  10. Köpeklerde hipertansiyon ve antihipertansif olarak enalapril maleate'ın etkinliği

    OpenAIRE

    GAZYAGCI, Serkal

    2006-01-01

    Bu çalışmada Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı kliniğine getirilen değişik kilo ve yaşlarda, farklı ırk ve cinsiyette 20 hipertansiyonlu köpek deneme grubunu, farklı yaş, ırk ve kilo özelliğinde, her iki cinsiyetten sağlıklı 20 köpek ise kontrol grubunu oluşturdu Araştırmada toplam 40 köpek kullanıldı.  Çalışmada deneme ve kontrol grubunu oluşturan köpeklerin 0. ve 14. günlerde olmak üzere ikikez klinik ...

  11. Une grève sur la Toile.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Patrick Rérat

    2007-03-01

    Full Text Available La Suisse est un pays réputé pour sa paix du travail. Les rapports peu conflictuels entre les partenaires sociaux sont considérés comme faisant partie intégrante de ses avantages comparatifs. Dès lors, toute grève y fait figure de phénomène inhabituel. C’est le cas des événements qui se sont déroulés à l’usine Swissmetal Boillat (appelée familièrement « la Boillat » du nom de son fondateur, située à Reconvilier dans la partie francophone du canton de Berne. Ce ...

  12. Undernutrition in ART-naïve Nigerian children

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Shantakumari N

    2015-07-01

    Full Text Available Nisha Shantakumari,1 Lisha Jenny John,2 Jayadevan Sreedharan31Department of Physiology, 2Department of Pharmacology, 3Statistical Support Facility, Centre for Advanced Biomedical Research and Innovation, Gulf Medical University, Ajman, United Arab EmiratesThis letter is a response to the recent paper by Anigilaje and Olutola entitled "Prevalence and risk factors of undernutrition among antiretroviral-therapy-naïve subjects aged under 5 years old in Makurdi, Nigeria: a retrospective study", published in the International Journal of General Medicine.1 The relevance and importance of any sound research on undernutrition in HIV-infected children is high, and we strongly support publication of papers on this topic. However, while we appreciate the health awareness that could be generated by this paper, we have some concerns regarding this study.View the original paper by Anigilaje and Olutola.

  13. Festival du rire de Genève

    CERN Document Server

    Staff Association

    2015-01-01

    Connaissez-vous le Festival du rire de Genève ? La deuxième édition aura lieu du 25 au 28 mars 2015 au Casino-Théâtre à Carouge. Côté programmation, Marc Donnet-Monay ouvre les festivités avant trois autres soirées de folie et d’humour que nous vous laissons le soin de découvrir dans le programme : http://www.rire-geneve.ch/#programme. Réduction de 30% sur l’achat de places pour les membres du personnel du CERN. Pour cela, il suffit de se rendre sur la billetterie en ligne de notre site : www.rire-geneve.ch et d’utiliser le code promotionnel. Contacter le secrétariat de l’Association du personnel (Staff.Association@cern.ch) pour connaitre ce code promotionnel.

  14. Public Relations ve společnosti Qlik.cz

    OpenAIRE

    Vrkočová, Pavlína Bc.

    2007-01-01

    Diplomová práce se zabývá aktivitami Public Relations ve vybrané organizaci. Teoretická část představuje stručný úvod do problematiky PR. Praktická část se zabývá definováním cílové skupiny a následně přípravou tiskové konference. V práci je také proveden výzkum, který přináší informace o možné budoucí strategii společnosti. Závěrečná kapitola je věnována zhodnocení projektu Public Relations a návrhům na zlepšení pro vybranou společnost.

  15. Cabernet Sauvignon ve Merlot Şarapların Resveratrol Düzeyleri ve Ekolojik Koşulların Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Belkıs Çaylak Adıgüzel

    2015-02-01

    Full Text Available Fitoaleksinler bitkilerde patojen enfeksiyonuna bir reaksiyon olarak veya çeşitli biyotik ve abiyotik tetikleyicilerin etkisi sonucu oluşan fenolik madde karakterli, düşük molekül ağırlıklı antimikrobiyal bileşiklerdir. Resveratrol (trans–3,5,4’-trihidroksistilben de bir fitoaleksin olup, asma (Vitis vinifera, yer fıstığı (Arachis hypogaea ve diğer pek çok bitki türünde yaprak veya diğer organlarda yüksek miktarlarda bulunabilmektedir. Resveratrol asmada gövde, sürgün ve yapraklar yanında, özellikle renkli çeşitlerin tane kabuğunda bol miktarda sentezlenebilmekte ve şarap yapımı sırasında şıraya, şıradan da şaraba geçmektedir. Son yıllarda resveratrolün antikanserojen özelliği ve antioksidan karakteri nedeniyle sağlık yararları üzerine yoğun araştırmalar yapılmakta ve günlük diyette alımı önerilmektedir. Bu çalışmada, Ege, Marmara ve Trakya Bölgeleri’nde üretilen kimi bağlardan sağlanan Cabernet sauvignon ve Merlot siyah üzümlerinden üretilmiş şaraplarda bulunan resveratrol miktarları Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar bölgelerin ekolojik koşulları açısından birbirleriyle karşılaştırılmış ve resveratrol miktarı ile bu parametreler arasındaki korelasyon araştırılmıştır. Resveratrol konsantrasyonunun üzüm çeşidi ve bölgelerin iklim şartlarına bağlı olarak farklılıklar gösterebileceği görülmüştür.

  16. Üstün Zekâlı ve Yetenekli Öğrencilerin Okuma İlgisi, Tutumu ve Eleştirel Okuma Becerileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Üzeyir Ogurlu

    2014-08-01

    Full Text Available Genel olarak üstün zekâlı ve yetenekli çocukların akranlarına göre okumaya erken başladıkları ve okumaya karşı ilgilerinin de yüksek olduğu belirtilmektedir. Eleştirel okuma becerisi, okuma alışkanlığının üst düzey becerileri arasında kabul edilmektedir. Bu araştırmada Bilim Sanat Merkezine devam eden 50 üstün zekâlı ve yetenekli öğrencinin okuma ilgileri, tutumu ve eleştirel okuma becerileri tespit edilmiştir. Ayrıca bu öğrencilerin okuma tutumları ile eleştirel okuma becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonucunda üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin orta ve üst düzey okuyan grup içerisinde yer aldıkları, okurken gizem ve bilim kurgu konularındaki roman türü kitapları tercih ettikleri belirlenmiştir. Bununla birlikte öğrencilerin tercihlerine göre kitap okudukları görülmüştür. Ayrıca, üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin okuma tutumu ve eleştirel okuma becerilerinin yüksek olduğu ve okuma tutumu ile eleştirel okuma becerisi arasında yüksek bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. It was stated that gifted children read earlier than their peers and their reading interests and attitude were high. Critical reading skills are considered as one of the top-level reading skills. In this study, it was examined interest and attitudes in reading and critical reading skills of 50 gifted students. Also the relationship between critical reading skills and reading attitude was examined. It was found that gifted students read more books, prefer mystery and science fiction novel and read books according to their choice and preference. Also it was observed a high correlation between critical reading skills and reading attitude.

  17. Objets de grève, un patrimoine militant

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Jean-Charles Leyris

    2007-03-01

    Full Text Available Les objets de grève sont des produits fabriqués en petite série par des ouvriers à l’occasion de conflits du travail. Ils revêtent des formes et fonctions multiples : ne répondant pas aux standards de fabrication, ils servent notamment à populariser et financer la grève. A partir des années 1980, ces objets ont été collectés et photographiés par Jean-Luc Moulène, artiste contemporain. Les œuvres qui résultent de ce processus ont été plusieurs fois exposées. Les objets eux-mêmes ont été donnés à l’État et sont conservés aux Archives Nationales du Monde du Travail (Roubaix.Strike objects are objects made in small series by workers during industrial conflicts. They have various functions and forms. They do not fit into ordinary industrial production, but are often particularly useful for popularising or financing a strike. From the 1980s, many of these objects have been collected and photographed by Jean-Luc Moulène, a contemporary artist. The results of his work have been exhibited on several occasions and the objects themselves have been given to the State. They are held today at Roubaix, at the national archive depot for the archives of the world of work (Archives Nationales du Monde du Travail.

  18. 76 FR 24883 - DNB Exports LLC, and AFI Elektromekanikanik Ve Elektronik San. Tic. Ltd. Sti. v. Barsan Global...

    Science.gov (United States)

    2011-05-03

    ... FEDERAL MARITIME COMMISSION [Docket No. 11-07] DNB Exports LLC, and AFI Elektromekanikanik Ve Elektronik San. Tic. Ltd. Sti. v. Barsan Global Lojistiks Ve Gumruk Musavirligi A.S., Barsan International... AFI Elektromekanikanik Ve Elektronik San. Tic. Ltd. Sti. (``AFI''), hereinafter ``Complainants...

  19. Biyodizel ve Karışımlarının Kullanıldığı bir Dizel Motorda Performans ve Emisyon Analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Necati ÖZSEZEN

    2009-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, atık palmiye yağı kökenli biyodizel ve petrol kökenli dizel yakıtı (PKDY ile karışımlarının, bir dizel motordaki performans ve emisyon karakteristikleri üç boyutlu haritalar üzerinden analiz edilmiştir. Biyodizel ve karışımlarının performans ve emisyon karakterlerini belirlemek amacıyla, motor tam yük ve değişik devir testlerine tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda, karışımdaki biyodizel oranı arttıkça PKDY'a göre özgül yakıt tüketiminde artış olduğu, motorun döndürme momentinde ise azalma meydana geldiği tespit edilmiştir. Emisyon analizi sonucunda ise, karışımdaki biyodizel oranı ile ilişkili olarak PKDY'a kıyasla yanmamış hidrokarbon (HC, karbon monoksit (CO ve duman koyuluğu emisyonlarında iyileşmeler olduğu, bununla birlikte karbon dioksit (CO2 ve azot oksit (NOx emisyonlarının motor devrine göre kararlı bir yapı sergilemediği belirlenmiştir.

  20. ÜNİVERSİTE FUTBOL VE BASKETBOL TAKIMLARININ FİZYOLOJİK VE ANTROPOMETRİK DEĞERLERİNİN KARŞILAŞTIRlLMASI / THE COMPARISON OF PHYSIOLOGIC AND ANTROPOMETRIC PROPERTIES OF UNIVERSITY FOOTBALL AND BASKETBALL TEAMS

    OpenAIRE

    Çoğalgil, Şirzat; Kishalı, Necip Fazıl; Baş, Mustafa

    2010-01-01

    Bu tyall$mada universite futbo/ ve basketbo/ tak/mlannda g6rev yapan sporcularm baz/ antropometrik vefizy%jik 6zelliklerinin incelenmesi ve bu ozelliklerin birbir/eriyle kar:;lla§tmlmas/ amatylandl.Bu amatyla deneklerin akciger vilal kapasitesi, sag ve sol el kavrama gucu, 51ft kuvveti, bacak kuvveti, dikeySltyrama, anaerobik guty ve vucut yag oran/an 61tyumleri yapildl.YapJlan 619um/er sonucunda; subskapula, gogus, midaksilla ve karin b61gelerindeki yag oranlanbasketbo/cularda futbolculara g...

  1. Fibroblast growth factor signaling potentiates VE-cadherin stability at adherens junctions by regulating SHP2.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kunihiko Hatanaka

    Full Text Available The fibroblast growth factor (FGF system plays a critical role in the maintenance of vascular integrity via enhancing the stability of VE-cadherin at adherens junctions. However, the precise molecular mechanism is not well understood. In the present study, we aimed to investigate the detailed mechanism of FGF regulation of VE-cadherin function that leads to endothelial junction stabilization.In vitro studies demonstrated that the loss of FGF signaling disrupts the VE-cadherin-catenin complex at adherens junctions by increasing tyrosine phosphorylation levels of VE-cadherin. Among protein tyrosine phosphatases (PTPs known to be involved in the maintenance of the VE-cadherin complex, suppression of FGF signaling reduces SHP2 expression levels and SHP2/VE-cadherin interaction due to accelerated SHP2 protein degradation. Increased endothelial permeability caused by FGF signaling inhibition was rescued by SHP2 overexpression, indicating the critical role of SHP2 in the maintenance of endothelial junction integrity.These results identify FGF-dependent maintenance of SHP2 as an important new mechanism controlling the extent of VE-cadherin tyrosine phosphorylation, thereby regulating its presence in adherens junctions and endothelial permeability.

  2. Most B cells in non-lymphoid tissues are naïve.

    Science.gov (United States)

    Inman, Charlotte F; Murray, Tamsin Zangerle; Bailey, Mick; Cose, Stephen

    2012-02-01

    The current view of lymphocyte migration states that naïve lymphocytes re-circulate between the blood and the lymph via the lymph nodes, but are not able to access non-lymphoid tissues. We examined B lymphocytes in peripheral tissues and found that the majority were phenotypically similar to naïve B cells in lymphoid tissues and were located within the parenchyma, not associated with blood vessels. The mutation rate within the Vh region of these cells was substantially less than the rate attributed to somatic hypermutation and was identical to that observed in naïve B cells isolated from the lymph nodes, showing the presence of naïve B cells in the non-lymphoid organs. Further, using FTY720-treated mice, we showed that naïve B cells migrate through the peripheral tissues and, using pertussis toxin, that the entry of B cells was not controlled by chemokine-mediated signalling events. Overall, these results show that naïve B lymphocytes constitute the majority of the total B-cell population in non-lymphoid tissues and suggest that these cells may re-circulate through the periphery as part of their normal migration pathway. This has implications for the current view of the role of naïve B cells in priming and tolerance.

  3. Tulum Peynirlerinden izole Edilen Lactococcus lactis subsp. lactis YBML9 ve

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yasin TUNCER

    2009-04-01

    Full Text Available Bu çalısmanın amacı tulum peynirlerinden izole edilen Lactococcus lactis suslarının fenotipik tanısı ve bu suslar tarafından üretilen bakteriyosinlerin kısmi karakterizasyonlarıdır. Bu amaçla Türkiye'nin sekiz farklı ilinden (Ankara, Antalya, Burdur, Denizli, Erzincan, Isparta, İstanbul ve İzmir yöresel pazarlardan toplanan 60 adet tulum peyniri örneginden 40 adet Lactococcus lactis susu (31 adet L. lactis subsp. lactis ve 9 adet L. lactis subsp. cremoris izole edildi. 40 adet L. lactis susu içerisinden, 2 adet L. lactis subsp. lactis (YBML9 ve YBML21 susu bakteriyosin üretme yeteneginde bulundu. L. lactis subsp. lactis YBML9 ve YBML21 susları tarafından üretilen bakteriyosinler, farklı enzim, pH ve sıcaklık uygulamaları sonucu; sırasıyla nisin ve laktisin 481 olarak tanımlandı.

  4. Mutational analysis of the Ve1 immune receptor that mediates Verticillium resistance in tomato.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zhao Zhang

    Full Text Available Pathogenic Verticillium species are economically important plant pathogens that cause vascular wilt diseases in hundreds of plant species. The Ve1 gene of tomato confers resistance against race 1 strains of Verticillium dahliae and V. albo-atrum. Ve1 encodes an extracellular leucine-rich repeat (eLRR receptor-like protein (RLP that serves as a cell surface receptor for recognition of the recently identified secreted Verticillium effector Ave1. To investigate recognition of Ave1 by Ve1, alanine scanning was performed on the solvent exposed β-strand/β-turn residues across the eLRR domain of Ve1. In addition, alanine scanning was also employed to functionally characterize motifs that putatively mediate protein-protein interactions and endocytosis in the transmembrane domain and the cytoplasmic tail of the Ve1 protein. Functionality of the mutant proteins was assessed by screening for the occurrence of a hypersensitive response upon co-expression with Ave1 upon Agrobacterium tumefaciens-mediated transient expression (agroinfiltration. In order to confirm the agroinfiltration results, constructs encoding Ve1 mutants were transformed into Arabidopsis and the transgenes were challenged with race 1 Verticillium. Our analyses identified several regions of the Ve1 protein that are required for functionality.

  5. Mutational analysis of the Ve1 immune receptor that mediates Verticillium resistance in tomato.

    Science.gov (United States)

    Zhang, Zhao; Song, Yin; Liu, Chun-Ming; Thomma, Bart P H J

    2014-01-01

    Pathogenic Verticillium species are economically important plant pathogens that cause vascular wilt diseases in hundreds of plant species. The Ve1 gene of tomato confers resistance against race 1 strains of Verticillium dahliae and V. albo-atrum. Ve1 encodes an extracellular leucine-rich repeat (eLRR) receptor-like protein (RLP) that serves as a cell surface receptor for recognition of the recently identified secreted Verticillium effector Ave1. To investigate recognition of Ave1 by Ve1, alanine scanning was performed on the solvent exposed β-strand/β-turn residues across the eLRR domain of Ve1. In addition, alanine scanning was also employed to functionally characterize motifs that putatively mediate protein-protein interactions and endocytosis in the transmembrane domain and the cytoplasmic tail of the Ve1 protein. Functionality of the mutant proteins was assessed by screening for the occurrence of a hypersensitive response upon co-expression with Ave1 upon Agrobacterium tumefaciens-mediated transient expression (agroinfiltration). In order to confirm the agroinfiltration results, constructs encoding Ve1 mutants were transformed into Arabidopsis and the transgenes were challenged with race 1 Verticillium. Our analyses identified several regions of the Ve1 protein that are required for functionality.

  6. Rizâeddin b. Fahreddin ve Kütüb-i Sitte ve Müellifleri adlı eseri

    OpenAIRE

    KHAZİEV, Rinat

    2015-01-01

    Tez bir Girişten ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte tezin içerdiği bilgiler ve hazırlanmasında izlenen yöntem hakkında bilgiler verilmiştir.Tezin birinci bölümünde Rizâeddin b. Fahreddin’in hayatına dair bilgiler sunulmuştur. Onun şahsiyeti, âlimliği, başmuharrirliği ve sosyal faaliyetleri gösterilmiştir. Diğer taraftan da onun hayatı, ilmi tahsili, hocaları ve eserleri ele alınmıştır.Araştırmanın ikinci bölümde Rizâeddin b. Fahreddin’n Hadis ilmine bakışı ve yaklaşımı tahlil edilm...

  7. Sıcaklık ve Sürenin Havuç ve Yeşil Fasulyelerde Bulunan Pektin Metilesteraz Enzimi Üzerindeki Etkisinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Yemenicioğlu

    2015-02-01

    Full Text Available Havuç ve yeşil fasulyelerden elde edilmiş ekstrakt ve homojenatlarda PME enziminin aktivite düzeyi ve termal karakteristikleri belirlenmiştir. Yeşil fasulyelerden elde edilmiş homojenatlarda havuçlara kıyasla 2,6 kat daha fazla PME aktivitesi bulunduğu saptanmıştır. Çözünür, iyonik ve kovalent bağlı PME fraksiyonlarının yüzde dağılımı y. fasulyelerde sırasıyla; 3, 88, 9 ve havuçlarda 0, 81, 19 düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Homojenatlarda bulunan PME enzimlerinin optimum sıcaklıkları y. fasulyelerde; 40°C, buna karşın havuçlarda; 50°C'dır. Her iki sebzede de iyonik olarak bağlı PME enzimleri, benzer termal karakteristiklere sahip olup 40°C'de optimum aktivite göstermektedir. Buna karşın kovalent bağlı enzim fraksiyonunun optimum sıcaklığı, havuçlarda 55°C, y. fasulyelerde 50°C dır.

  8. Melatonin ve Bağışıklık Sistemi

    OpenAIRE

    ÇETİN, E.

    2005-01-01

    Melatonin, pineal bezin beta adrenerjik reseptörlerinin aktivasyonu ile triptofandan sentezlenen bir hormondur.Üretim ve salınımı karanlık ile başlar ve aydınlıkla sona erer. Melatonin, birçok biyolojik fonksiyonun düzenlenmesinderol oynar. Bu derlemede melatonin hakkında genel bilgiler verilerek, melatoninin lenfoid dokular, humoral bağışıklık,hücresel bağışıklık ve kanser üzerine etkileri tartışılmıştır

  9. Cabernet Sauvignon ve Merlot Şarapların Resveratrol Düzeyleri ve Ekolojik Koşulların Etkileri

    OpenAIRE

    Belkıs Çaylak Adıgüzel; Nedim Çetinkaya; Ufuk Yücel

    2015-01-01

    Fitoaleksinler bitkilerde patojen enfeksiyonuna bir reaksiyon olarak veya çeşitli biyotik ve abiyotik tetikleyicilerin etkisi sonucu oluşan fenolik madde karakterli, düşük molekül ağırlıklı antimikrobiyal bileşiklerdir. Resveratrol (trans–3,5,4’-trihidroksistilben) de bir fitoaleksin olup, asma (Vitis vinifera), yer fıstığı (Arachis hypogaea) ve diğer pek çok bitki türünde yaprak veya diğer organlarda yüksek miktarlarda bulunabilmektedir. Resveratrol asmada gövde, sürgün ve yapraklar yanında,...

  10. Süt ve Ürünlerinde CO2 Uygulamaları – II: Çiğ ve Pastörize Süt

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Enes Dertli

    2015-02-01

    Full Text Available Ürünlerin üretiminde hammaddeden kaynaklanan başlangıç bakteriyel yükün azaltılması, pastörizasyon sisteminin geliştirilmesi ve üretim işlemlerinden önceki kontaminasyonun önlenmesi gibi uygulamalar raf ömrünün uzatılmasında etkilidir. Karbon dioksit doğal olarak meydana gelen bir süt bileşenidir ve kesin mekanizması henüz anlaşılamamasına rağmen, ürünlerde bazı bozulma oluşturan mikroorganizmalara karşı inhibitör etkilidir. Uygulamada kullanılan yeni CO2 teknolojileri çiğ ve pastörize sütü içeren sütçülük ürünlerinde farklılığın artırılması, raf ömrünün ve kalitenin yükseltilmesi amacıyla sürekli geliştirilmektedir. Bu çalışmada CO2 kullanılarak çiğ ve pastörize sütün kalitesinin geliştirilmesi konusunda geçmişteki ve günümüzdeki araştırmalar detaylı olarak irdelenmiştir.

  11. Semiyoloji ve Semiyotik Üzerine Düşünceler

    OpenAIRE

    Çiçek, Mehmet

    2016-01-01

    Türkçede Göstergebilim diye tek sözcükle karşılanan kavram Fransızca ve İngilizcede iki sözcükle karşılanmaktadır: Semiyoloji ve Semiyotik (Fr. Sémiologie; Sémiotique / İng. Semiology; Semiotics). Semiyoloji ve Semiyotik aynı şeyler midir, farklı şeyler mi? Biz bu kavramların eş anlamlı değil; olsa olsa yakın anlamlı olabileceklerini düşünüyoruz. Bu makalede bu kavramlar ve bu kavramlara ilişkin görüşler irdelenecektir.

  12. Occurrence of transmitted HIV-1 drug resistance among Drug-naïve ...

    African Journals Online (AJOL)

    Occurrence of transmitted HIV-1 drug resistance among Drug-naïve pregnant women in selected HIV-care centres in Ghana. Alexander Martin-Odoom, Theophilus Adiku, Elena Delgado, Margaret Lartey, William K. Ampofo ...

  13. PREEKLAMPSİ: TANILAMA, DEĞERLENDİRME VE YÖNETİM

    OpenAIRE

    Durgun Ozan, Yeter; Ertuğrul, Merve; Okumuş, Hülya

    2012-01-01

    ÖZET Preeklampsi, maternal mortalite ve morbidite, perinatal ölüm, erken doğum ve inrauterin gelişme geriliğinin temel nedenleri arasında yer almaktadır. Preeklampsinin önlenmesinde ve tedavisinde ilk adım, erken tanı olup, ikinci adım ise preeklampsinin doğru bir şekilde yönetilmesidir. Anne ve bebek sağlığını etkileyen önemli bir sorun olan preeklampsinin yönetimi için hemşirelere rehber olabilecek güncel literatür gözden geçirilmiştir. Bu derlemenin amacı, preeklampsinin erken tanılanması,...

  14. Oral liken planuslu olguların demografik ve klinik özellikleri

    OpenAIRE

    B, Gerçeker Türk; B, Taşkın; C, an; P, Güneri; G, Öztürk; D, Aytimur; İ, Ünal; F, Apaydın; H, Çankaya; B, Sezer; T, Dereli

    2013-01-01

    Amaç: Oral liken planus (OLP) retiküler, eritematöz-atrofik, eroziv lezyonlar ile karakterize, kronik inflamatuvar bir hastalıktır. Bu çalışmada oral liken planus tanısı alan olguların demografik ve klinik özelliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu amaçla çalışmaya Kasım 2006-Haziran 2008 tarihleri arasında polikliniğimize ve “Yüz ve Ağız İçi Lezyonları Konseyi”ne başvuran OLP tanısı almış 48 olgu dahil edildi. Lezyonların klinik özellikleri (retiküler, eroziv, erite...

  15. Bibliometrický seminář ve Vídni

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Laiblová Kadlecová, Ivana

    -, č. 2 (2012) E-ISSN 1805-2800 Keywords : bibliography databases * bibliometrics * citation indexes * Web of Science * Austria http://www.lib.cas.cz/casopis-informace/bibliometricky-seminar-ve-vidni/

  16. Tıpta işbirliği ve hukuksal sorunlar

    OpenAIRE

    Rosenau, Henning

    2010-01-01

    Tıpta işbirliği ve hukuksal sorunlar : tarih: 16-17 nisan 2010, Kurupelit Yerleskesi, Samsun = Delegation und Kooperation im Gesundheitswesen / ed.: Henning Rosenau ... - Samsun : Adalet, 2010. - XII, 331 S.

  17. Université de Genève

    CERN Multimedia

    2008-01-01

    Ecole de physique - Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, quai Ernest-Ansermet 1211 GENÈVE 4 Tél: (022) 379 62 73 - Fax: (022) 379 69 92 Wednesday 17 décembre 2008 PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17.00 hrs – Stückelberg Auditorium Bent crystals: a long story and its new frontiers by Dr Michela Prest / Universita degli Studi dell’Insubria, sede di Como When a particle physicist hears the world "crystal", he usually thinks of calorimeters, silicon detectors, a state of matter. When he hears the word "magnet", he thinks of bulky, heavy objects. In 1976, E. H. Tsyganov experimentally demonstrated how a bent crystal 1 mm thick, a couple of mm wide and a few cm high can steer particles as a dipole of several tens of Tesla. Crystals and the channelling phenomena have been studied for around 30 years. Hadron beam collimation has been immediately identified as their main application and the understanding of the physics of crystals and their experimental stu...

  18. Université de Genève

    CERN Multimedia

    2008-01-01

    Ecole de physique - Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, quai Ernest-Ansermet - 1211 GENÈVE 4 Tél: (022) 379 62 73 - Fax: (022) 379 69 92 Lundi 8 décembre 2008 PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17.00 hrs – Stückelberg Auditorium The Galaxy in a new light: High energy gamma ray astronomy with H.E.S.S. Prof. Werner Hofmann / MPI für Kernphysik, Heidelberg During its first years of operation, the H.E.S.S. array of imaging atmospheric Cherenkov telescopes has revealed a sky full of sources of very high energy gamma rays and has demonstrated the great power of the Cherenkov technique for exploring non-thermal processes in the Universe. High-energy gamma ray astronomy is now delivering sky maps, sources with resolved morphology, and high-resolution light curves, joining up with mainstream astronomy. The talk will illustrate some of the key results from H.E.S.S., mention some of the open questions, and present ideas for the next-generation CTA observatory. Organizer : Prof. Markus Büttiker W...

  19. Talent management ve vybrané společnosti

    OpenAIRE

    Šimonová, Lucie

    2015-01-01

    Tato diplomová práce se zaměřuje na oblast Talent managementu, přičemž její první část je věnována předložení teoretických poznatků, které se týkají vymezení a popisu základních pojmů jako je „talent“, „Talent management“ či „motivace“. Tyto poznatky jsou následně využity při zpracování části praktické, a to ve spolupráci s vybranou společností, jež má o zavedení Talent managementu zájem. This master’s thesis is focused on Talent management. First part is devoted to theoretical knowledge w...

  20. Postoje diváků k dopingu ve sportu

    OpenAIRE

    Tichá, Klára

    2008-01-01

    Bibliografická identifikace Jméno a příjmení autora: Název diplomové práce: Název v angličtině: Katedra: Vedoucí diplomové práce: Rok obhajoby: Anotace - česky: Klára Tichá Postoje diváků k dopingu ve sportu Beholder's Attituteds toward Doping in Sports Kinantropologie, obor Managment TVS PhDr. Vladimír Janák, Csc. 2008 Téma dopingových látek je v současné době tématem v souYislosti se sportem často diskutovaným. Předkládaná práce definuje dopingové látky, přináší přehled historie jejich užív...

  1. Serum Leptin Düzeylerinin Prostat Kanserli ve Benign Prostat Hiperplazili Hastalarda ve Sağlıklı Kontrollerde (Genç ve Yaşlı) Saptanması

    OpenAIRE

    CANATAN, Halit; HALİFEOĞLU, İhsan; GÜRSU, M.Ferit; ARDIÇOĞLU, Arslan; DİNÇOĞLU, Dilnur; BAKAN, İbrahim

    2014-01-01

    Ob gen ürünü olan leptin, enerji dengesi, iştah üzerine önemli rolü olan, endokrin ve metabolik sistemlerle sıkı ilişki içerisinde adiposit kaynaklı bir hormondur. Prostat kanseri ve BPH ile leptin arasındaki ilişki halen araştırılmaktadır. Bu çalışmada leptinin prostat hastalıklarının tanı ve tedavisinin izlenmesinde kullanılabilecek ve tümör belirleyici özelliklere sahip bir molekül olup olmadığını araştırdık. Çalışmaya 23 sağlıklı genç kontrol (Grup A), 21 sağlıklı yaşlı kontrol (Grup B), ...

  2. Surke'nin Bazı Kimyasal ve Mikrobiyolojik Kalite Nitelikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ufuk Kamber

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışma, Hatay ilinde tüketilen ve halk arasında Surke peyniri olarak kabul edilen süt ürününün bazı kimyasal ve mikrobiyolojik özeliklerini ortaya koymak ve Surke' yi tanıtmak amacıyla yapılmıştır. On örnek üzerinde yapılan analizlerde Surke peynirinde ortalama mikrobiyolojik analiz sonuçları sırasıyla toplam aerob mezofil bakteri; 6.5x108 kob/g, laktobasiller 4.4x107kob/g, laktokoklar 2.8x102 kob/g, mikrokok ve stafilokoklar 2.5x102 kob/g, enterobakteriler 3.5x102 kob/g, koliform grubu bakteriler <2.0x102kob/g, ve maya/küf ise 2.7x105 kob/g düzeyinde izole edilmiştir. Kimyasal analiz bulgularına göre ortalama; peynirlerde kuru madde miktarı % 52.8, yağ % 11.0, tuz % 8.1 ve asitlik laktik asit (LA cinsinden % 2.1 olarak saptanmıştır.

  3. Slow Learner Prediction Using Multi-Variate Naïve Bayes Classification Algorithm

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Shiwani Rana

    2017-01-01

    Full Text Available Machine Learning is a field of computer science that learns from data by studying algorithms and their constructions. In machine learning, for specific inputs, algorithms help to make predictions. Classification is a supervised learning approach, which maps a data item into predefined classes. For predicting slow learners in an institute, a modified Naïve Bayes algorithm implemented. The implementation is carried sing Python.  It takes into account a combination of likewise multi-valued attributes. A dataset of the 60 students of BE (Information Technology Third Semester for the subject of Digital Electronics of University Institute of Engineering and Technology (UIET, Panjab University (PU, Chandigarh, India is taken to carry out the simulations. The analysis is done by choosing most significant forty-eight attributes. The experimental results have shown that the modified Naïve Bayes model has outperformed the Naïve Bayes Classifier in accuracy but requires significant improvement in the terms of elapsed time. By using Modified Naïve Bayes approach, the accuracy is found out to be 71.66% whereas it is calculated 66.66% using existing Naïve Bayes model. Further, a comparison is drawn by using WEKA tool. Here, an accuracy of Naïve Bayes is obtained as 58.33 %.

  4. Endodontide büyütme ve aydınlatma

    OpenAIRE

    Uzun, Özgür; Yalpı, Fatma

    2012-01-01

    Bu çalışmanın amacı diş hekimliğinde ve özellikle endodonti alanında kullanılan büyütme ve aydınlatma araçları konusunda bilgi vermektir.Makalede ‘görsel algı’nın tarihi gelişimi ve güncel teorileri, insan gözünün sınırları ve diş hekimliğinde ‘geliştirilmiş görme’ hakkında bilgisunulmuştur. Makalede ayrıca güncel endodontide büyütme ve aydınlatma araçları olarak kullanılan büyüteç ve operasyon mikroskopları hakkındaayrıntılı bilgi verilmiştir. Bunlara ek olarak bu cihazların kullanımının fay...

  5. FEMİNİST ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER ELEŞTİRİSİ: CİNSİYET, DEVLET VE GÜVENLİK

    OpenAIRE

    DOĞAN, Fazlı; ÖZLÜK, Duygu

    2016-01-01

    Bu çalışma bir sosyal ve politik teori olarak Feminizm’in Uluslararası İlişkilere (Uİ) girişi ve Feminist Uİ’nin ana akım Uİ teorilerine cinsiyet, devlet ve güvenlik başlıkları üzerinden yönelttiği eleştirileri değerlendirmektedir. Üç ana bölümden oluşan çalışmada öncelikle bir sosyal ve politik teori ve bir hareket olarak feminizmin tarihsel gelişimi kısaca tartışılmıştır. İkinci bölümde feminist hareketlerin uluslararası ilişkilerdeki gelişimi ve bir Uİ teorisi olarak Feminist Uİ’nin genel ...

  6. İKTİSADİ VE TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM VE YENİLİKÇİ GİRİŞİMCİ

    OpenAIRE

    KILIÇ, Seyfi; GÜLER AYDIN, Derya

    2014-01-01

    Bu çalışmanın amacı, Schumpeter’in girişimci kavramından yola çıkarak iktisadi ve toplumsal değişimi anlamak ve Schumpeter’in yenilikçi girişimci anlayışının iktisadi teorik çerçeveyi reel politik ile genişletmede kullanılabilecek bir analitik araç olabileceğini ortaya koymaktır.Bu bağlamda, çalışmada iktisadi ve toplumsal dönüşüm konusu sırasıyla “denge içinde dengesizlik”, “yaratıcı girişimci” ve “teknolojik gelişme” konularıyla ilişkilendirilerek üç bölüm halinde incelenmiştir. Birinci bö...

  7. Kavramlar Tarihi: Politik ve Sosyal Dilin Semantiği ve Pragmatiği Üzerine Araştırmalar - Reinhart Koselleck

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halil EROL

    2015-10-01

    Full Text Available Kavramlar tarihi adı zikredildiğinde kuşkusuz akla, çalışmaya saha açan ve kavram tarihçiliği araştırmalarında öncü konumda olan Almanlar ve Almanca konuşan ilim çevreleri gelmektedir. Otto Brunner, Werner Conze, Reinhart Koselleck ve Quentin Skinner Almanca; Raymond Williams ise İngilizce konuşulan dünyada ön plana çıkan isimlerdendir. Kavramlar tarihi çalışmaları ya da kavram tarihçiliğinin geçmişi yirminci asrın başlarına kadar geri götürülebilir. Koebner’e göreyse kavram tarihçiliği Hegel ve çevresindekilere kadar geri giden bir geçmişe sahiptir (s. 56.

  8. Kavramlar Tarihi: Politik ve Sosyal Dilin Semantiği ve Pragmatiği Üzerine Araştırmalar - Reinhart Koselleck

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halil İbrahim EROL

    2015-10-01

    Full Text Available Kavramlar tarihi adı zikredildiğinde kuşkusuz akla, çalışmaya saha açan ve kavram tarihçiliği araştırmalarında öncü konumda olan Almanlar ve Almanca konuşan ilim çevreleri gelmektedir. Otto Brunner, Werner Conze, Reinhart Koselleck ve Quentin Skinner Almanca; Raymond Williams ise İngilizce konuşulan dünyada ön plana çıkan isimlerdendir. Kavramlar tarihi çalışmaları ya da kavram tarihçiliğinin geçmişi yirminci asrın başlarına kadar geri götürülebilir. Koebner’e göreyse kavram tarihçiliği Hegel ve çevresindekilere kadar geri giden bir geçmişe sahiptir (s. 56. 

  9. Éra opoziční smlouvy ve světle veřejného mínění

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Červenka, Jan

    2016-01-01

    Roč. 14, č. 2 (2016), s. 17-32 ISSN 1214-438X Institutional support: RVO:68378025 Keywords : Czech Republic * opposition agreement * minority government Subject RIV: AD - Politology ; Political Sciences OBOR OECD: Sociology https://cvvm.soc.cas.cz/cz/casopis-nase-spolecnost/prehled-clanku/133-2016-2/4341-era-opozicni-smlouvy-ve-svetle-verejneho-mineni

  10. İçme ve sulama sularında bor kirliliği ve bor giderme yöntemleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Meltem Bilici Başkan

    2014-03-01

    Full Text Available Periyodik cetvelin 3A grubunda yer alan bor yüksek iyonlaşma potansiyeline sahip olması nedeniyle yarı metal olarak kabul edilir. Yerkabuğundaki ortalama bor konsantrasyonu 10 mg/kg'dır. Bor doğada Ca, Na ve Mg'un tuzları şeklinde bulunur. Yüksek konsantrasyonlarda ve ekonomik boyutlardaki bor yatakları; borun oksijen ile bağlanmış bileşikleri şeklinde daha çok Türkiye ve ABD'nin kurak, volkanik ve hidrotermal aktivitesi olan bölgelerinde bulunmaktadır. Bor, bitkiler için gerekli bir mikro besin elementi olmanın yanı sıra, gerekli tüm besin elementleri içerisinde, eksiklik belirtilerine neden olan miktarı ile toksik etki yapan miktarı, birbirine çok yakın olan tek elementtir. Bor su ortamında genellikle borik asit ve kısmen de borat tuzları formlarında bulunmaktadır. Pek çok endüstride kullanım alanı bulan bor bileşiklerinin endüstriyel gelişmelere bağlı olarak yüzeysel sularda bulunan konsantrasyonu artış göstermektedir. Yüzeysel sularda bulunan bor aynı zamanda evsel atıksulardan da kaynaklanmaktadır. Türkiye'de içme ve sulama sularını en çok kirleten toksik elementlerin başında bor gelmektedir. Bu nedenle bor giderimi hem insan sağlığı açısından hem de sağlıklı tarım ürünü yetiştirilebilmesi açısından oldukça önemlidir. Sulardan bor giderimi için uygulanan temel yöntemler arasında iyon değişimi, ultrafiltrasyon, ters osmoz ve adsorbsiyon gelmektedir.

  11. Bafa Gölü'nde biyotik ve abiyotik ortamda pestisit ve pcb dağılımı.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İdil Pazı

    2015-12-01

    Full Text Available Çalışma kapsamında Bafa Gölü’nden alınan sediment ve kefal balığı (Mugil cephalus, Linnaeus 1758 örneklerinde tarımsal pestisit ve endüstriyel kaynaklı PCB gibi organik kirleticilerin kalıntıları ölçülmüş ve bu bileşiklerin dağılımları, muhtemel kaynakları ve potansiyel biyolojik riskleri incelenmiştir. DDT ve türevleri açısından dünyanın farklı bölgelerindeki göllerin yüzey sedimentleri ile kıyaslandığında Bafa Gölü sedimentlerinde DDT kirlilik seviyesinin oldukça düşük olduğu bulunmuştur. Sedimentte Endrin baskın kirletici olarak belirlenmiştir. Sediment örneklerinde ölçülen DDT ve metabolitleri, Dieldrin, Lindan ve Heptaklor konsantrasyonları sediment kalite indekslerine göre değerlendirildiğinde, kirleticilerin göldeki canlı yaşamına olumsuz bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. ∑PCB konsantrasyonlarının ise göl kıyısında bulunan endüstriyel kuruluşlara yakın istasyonlarda sadece düşük değerli etki sevisini aşıp, diğer tüm istasyonlarda canlılar için risk yaratmayacağı belirlenmiştir. Mugil cephalus karaciğer dokusu için hesaplanan biyota sediment akümülasyon faktörü (BSAF 0.44-3.16 arasında değişmektedir. Bafa Gölü Mugil cephalus örneklerinde ölçülen kirletici konsantrasyonları dikkate alındığında Gıda ve Tarım Kurumu (FAO ve Dünya Sağlık Örgütüne (WHO göre Aldrin, Dieldrin, Endrin, Heptaklor ve DDT türevleri için hesaplanan Günlük Alım Miktarı değerlerinin (EDI Kabul Edilebilir Günlük Alım miktarlarının (ADI oldukça altında kaldığı belirlenmiştir. Ancak, balık örneklerindeki PCB seviyelerinin WHO tarafından belirlenen ADI değerini aştığı saptanmıştır

  12. Küf Koleksiyonlarının Oluşturulması ve Korunumu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şeminur Topal

    2015-02-01

    Full Text Available Çeşitli amaçlarla saf küf kültürlerinin uygun koşullarda ve özgün karakterlerini değiştirmeden korunmasını esas alan küf koleksiyonunun varlığı pek çok durum ve kuruluşun çalışmalarına destek sağlayabilir. Bu gerçekten hareketle NATO destekli ve 6 yıl süren Türkiye’de çeşitli tarımsal ürün ve gıdaların tarladan-tüketime kadarki küf floralarının taranmasına yönelik proje çalışmasında izole ve identifiye edilen küflerin bir koleksiyon bünyesinde değerlendirilmesi planlanmıştır. Pek çoğu, önemli dış koleksiyon merkezleri olan CBS-Hollanda ve CMI-İngiltere’deki uzmanların teyidini alan ve identifikasyonları tarafımızdan yapılan 10.000 civarındaki küf izolatından duplikasyon yaratabilecekleri elemine edilmiş, diğerleri korunuma alınmıştır. Yatık ve liyofilize kültürler olarak koleksiyonda bulunan küf suşlarının büyük bir kısmı için sistematik arşivleme çalışması tamamlanmış ve bilgisayar yardımı ile sınıflandırılmıştır. Bu sınıflama mevcut küflerin, izole edildiği örnek cinsi ve kayıt numaralarına, sağlandığı bölgelerin il trafik kod numaralarına, küf kültürlerinin cins ve tür isimlerine, liyofilize numaralarına ve koleksiyon odasındaki konumunun yer numaralarına göre olmak üzere 6 ayrı parametre için tek tek yapılarak arşivleme gerçekleştirilmiştir. Ayrıca identifiye edilen küflerin cins ve türlerine göre kartoteksleme işlemi yapılmıştır. Bu çalışmada koleksiyon ve korunumuna ilişkin ayrıntılı bilgiler verilmiştir.

  13. Plasmodium vivax sporozoite challenge in malaria-naïve and semi-immune Colombian volunteers.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Myriam Arévalo-Herrera

    Full Text Available Significant progress has been recently achieved in the development of Plasmodium vivax challenge infections in humans, which are essential for vaccine and drug testing. With the goal of accelerating clinical development of malaria vaccines, the outcome of infections experimentally induced in naïve and semi-immune volunteers by infected mosquito bites was compared.Seven malaria-naïve and nine semi-immune Colombian adults (n = 16 were subjected to the bites of 2-4 P. vivax sporozoite-infected Anopheles mosquitoes. Parasitemia levels, malaria clinical manifestations, and immune responses were assessed and compared.All volunteers developed infections as confirmed by microscopy and RT-qPCR. No significant difference in the pre-patent period (mean 12.5 and 12.8 days for malaria-naïve and malaria-exposed, respectively was observed but naïve volunteers developed classical malaria signs and symptoms, while semi-immune volunteers displayed minor or no symptoms at the day of diagnosis. A malaria-naïve volunteer developed a transient low submicroscopic parasitemia that cured spontaneously. Infection induced an increase in specific antibody levels in both groups.Sporozoite infectious challenge was safe and reproducible in semi-immune and naïve volunteers. This model will provide information for simultaneous comparison of the protective efficacy of P. vivax vaccines in naïve and semi-immune volunteers under controlled conditions and would accelerate P. vivax vaccine development.clinicaltrials.gov NCT01585077.

  14. Kemal Sunal'ın Şaban tiplemesinde Charlie Chaplin ve Şarlo tiplemesinin etkileri

    OpenAIRE

    Teksoy, Efe

    2015-01-01

    "Kemal Sunal'ın Şaban Tiplemesinde Charlie Chaplin ve Şarlo Tiplemesinin Etkileri" başlıklı bu çalışmada, Kemal Sunal sinemasında Chaplin etkisinin araştırması amaçlanmaktadır. Araştırmada, öncelikli olarak komedi sineması ve bu türdeki tiplemeler irdelenmiştir. Bu bağlamda dünya ve Türk sinemasındaki belli başlı komedyenler ve tiplemeleri ele alınmıştır. Yönetmen-oyuncu Charlie Chaplin'in Şarlo tiplemesi, komedyen Kemal Sunal'ın sinemasını ve bilhassa ve Şaban tiplemesini oldukça etkilemişti...

  15. GÜMÜŞHANE İLİ ÇEVRESİNDE TOPLANAN TOPRAK VE KARAYOSUNU ÖRNEKLERİNDE DOĞAL (226Ra, 232Th ve 40K) ve YAPAY (137Cs) RADYOAKTİVİTE KONSANTRASYONLARININ BELİRLENMESİ

    OpenAIRE

    KAYA, SELİM; KARABIDAK, SALİH MUSTAFA; ÇEVİK, UĞUR

    2015-01-01

    Bu çalışmanın amacı, Gümüşhane çevresinde toplanan toprak ve karayosunu örneklerinde doğal (226Ra, 232Th ve 40K) ve yapay (137Cs) radyoaktivite konsantrasyonlarını belirlemektir. Gümüşhane çevresinde toplanan toplam 28 (12 karayosunu,16 toprak) toprak ve karayosunu örnekleri analiz edildi.Gümüşhane ili çevresinde toplanan toprak ve karayosunu örnekleri için doğal ve yapay radyoaktivite konsantrasyonları iyi kalibre edilmiş yüksek çözünürlüklü germanyum dedektörü (HPGE dedektörü) ile belirlend...

  16. İnsan Üzerindeki Deneyler ve İlgili Etik– Yasal Metinler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hakan Ertin

    2016-09-01

    Full Text Available İnsanlar üzerinde gerek geçmişte Nazi Almanyası’nda yapılan deneyler, gerekse sonraki yıllarda gerçekleştirilen Tuskegee sifilis ve Guatemala CYBH araştırmaları ve de günümüzde de sürmekte olan klinik farmasötik deneyler sonucunda, insan deneklerin uğrayabileceği zararlar ve sömürü uzun zamandır ciddi bir sorun olarak tartışılagelmiştir. Özellikle Nazi bilim adamlarınca insanlar üzerinde yapılan deneylere dair Nürnberg’de gerçekleştirilen yargılamalar sırasında bu çalışmaları düzenleyici, uluslararası geçerlilikte bir kod olmadığı fark edilmiş ve bu eksikliği gidermek için Nürnberg Kodu oluşturularak ülkelerce kabul edilmiştir. Günümüzde in vivo farmasötik deneyler, in vitro prosedürler, kök hücre çalışmaları vb. ile, insanlar ve de insan doku ve hücreleri üzerinde tarihte daha önce hiç olmadığı kadar çeşitli ve karmaşık bilimsel araştırmalar gerçekleştirilmektedir. İnsan üzerindeki deneyler konusunda temel gerilim, bu deneyler sonucunda insan deneklerin uğrayabileceği zararlar ile bilim ve tüm insanlık için sağlanabilecek yararlar arasındadır. Bu yararlardan vazgeçmeden, ama söz konusu deneklere de zarar vermeden ilerleyebilmek için, birtakım bilimsel ve ahlaki kod ve kurallar geliştirilmiş, bunlar etik bildirgelerde ve hukuki mevzuatta ilan edilmiştir. Söz konusu deney ve araştırmalarda gerçekleşen değişikliklere paralel olarak, bu metinler de yeni gereksinimlere göre tadil edilmekte ya da bunlara yeniler eklenmektedir. Örneğin Helsinki Bildirgesi bugüne dek yedi kez revize edilmiştir. Sistematik bir derleme olan bu makale, insan denekli araştırmalarla ilgili ulusal ve uluslararası geçerlilikteki bu etikolegal metinleri bir yerde toplayan bir kaynak olmak amacındadır.

  17. Nitric Oxide Increases Arterial Endotheial Permeability through Mediating VE-Cadherin Expression during Arteriogenesis.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Baolin Yang

    Full Text Available Macrophage invasion is an important event during arteriogenesis, but the underlying mechanism is still only partially understood. The present study tested the hypothesis that nitric oxide (NO and VE-cadherin, two key mediators for vascular permeability, contribute to this event in a rat ischemic hindlimb model. In addition, the effect of NO on expression of VE-caherin and endothelial permeability was also studied in cultured HUVECs. We found that: 1 in normal arteriolar vessels (NAV, eNOS was moderately expressed in endothelial cells (EC and iNOS was rarely detected. In contrast, in collateral vessels (CVs induced by simple femoral artery ligation, both eNOS and iNOS were significantly upregulated (P<0.05. Induced iNOS was found mainly in smooth muscle cells, but also in other vascular cells and macrophages; 2 in NAV VE-cadherin was strongly expressed in EC. In CVs, VE-cadherin was significantly downregulated, with a discontinuous and punctate pattern. Administration of nitric oxide donor DETA NONOate (NONOate further reduced the amounts of Ve-cadherin in CVs, whereas NO synthase inhibitor L-NAME inhibited downregulation of VE-cadherin in CVs; 3 in normal rats Evans blue extravasation (EBE was low in the musculus gracilis, FITC-dextron leakage was not detected in the vascular wall and few macrophages were observed in perivascular space. In contrast, EBE was significantly increased in femoral artery ligation rats, FITC-dextron leakage and increased amounts of macrophages were detected in CVs, which were further enhanced by administration of NONOate, but inhibited by L-NAME supplement; 4 in vitro experiments confirmed that an increase in NO production reduced VE-cadherin expression, correlated with increases in the permeability of HUVECs. In conclusion, our data for the first time reveal the expression profile of VE-cadherin and alterations of vascular permeability in CVs, suggesting that NO-mediated VE-cadherin pathway may be one important

  18. KADIN YOKSULLUĞU VE KADIN SAĞLIĞI ÜZERİNE YANSIMALARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seda KOCABACAK

    2014-08-01

    Full Text Available Cinsiyet eşitsizliği, yoksulluk ve iyi olmayan sağlık durumunun önemli nedenlerinden biridir. Kadınlar sosyal hayatın birçok alanında cinsiyet ayrımcılığı ile karşı karşıya kalırlar: sağlık hizmetlerinden yararlanma, eğitim, istihdam koşulları, sosyal ve ekonomik yaşam, politik haklar ve ahlaki sorumluluklar bunların bazılarıdır. Bazı toplumsal kabuller ya da ailelerin ekonomik zorlukları kız çocukların okuldan uzak kalmasına yol açabilmektedir. Eğitimsizlik ya da yetersiz eğitim ise özel nitelikler gerektirmeyen ya da düşük gelir sağlayan işlerde çalışılmasına yol açmaktadır. Bu kısıtlılıklar ve eşitsizlikler kadın sağlığı ve refahı üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkilere sahiptir. Eğitimli ve refah sahibi kadınlar kadın sağlığı, çocuk sağlığı, aile sağlığı ve hatta tüm toplumun sağlığının geliştirilmesine katkı sağlarlar. Bu çalışmanın amacı ilk olarak kadın yoksulluğu ve sağlığı arasındaki ilişkiyi tartışmak ve Türkiye’ye ilişkin verilerle değerlendirmeler yapmaktır.

  19. Nanoteknolojinin Gıda Bilim ve Teknolojisi Alanındaki Uygulamaları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özgür Tarhan

    2015-02-01

    Full Text Available Nanobilim ve nanoteknoloji çağımızın en önemli araştırma ve uygulama alanlarından biri olarak hızla gelişmektedir. Başlıca, elektronik, bilgisayar, malzeme, tekstil ve ilaç sanayinde kullanımına yönelik çalışmaların yürütüldüğü bu teknolojinin, gıda ve ziraat alanlarında da çok çeşitli uygulamaları öngörülmektedir. Gıda işleme, yeni fonksiyonel ürünlerin geliştirilmesi, biyoaktif maddelerin taşınması ve kontrollü salınımı, patojenlerin tesbiti, yeni paketleme ürünlerinin geliştirilerek raf ömrünün uzatılması gibi uygulamalar nanoteknolojinin potansiyel gıda uygulamaları arasında yer almaktadır. Protein, karbonhidrat ve yağ kaynaklı nanoparçacıklarla, gıda ürünlerine içerik, tekstür, aroma anlamında istenilen özelliklerin kazandırılması sağlanabilecektir. Bu makalede; nanoteknolojinin gıda alanına uygulamaları üzerine yapılan araştırmalar ve öngörüler derlenmiştir. Bunun yanısıra gıda kaynaklı nanoparçacıklar, üretim ve karakterizasyon yöntemleri ve nanoteknoloji ürünü gıdaların güvenliğine ilişkin bilgilerde sunulan derlemede yer almaktadırlar.

  20. Soğukta ve Dondurulmuş Halde Muhafazaları Esnasında Meyve ve Sebzelerin Kalite ve Besleyici Değerlerinde Meydana Gelen Değişiklikler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman Cabı

    2015-02-01

    Full Text Available Kolay bozulabilir gıda maddelerinin daha uzun süre muhafaza edilmeleri amacıyla soğutma yönteminin kullanılmasının geçmişi tarih öncesi zamanlara kadar uzanmaktadır. Adı geçen “muhafaza” veya “korunma” sözcüğü, Weiser ve ark. 1971 tarafından, bir gıda maddesinin fiziksel, kimyasal kalitelerinin ve besleyici özelliklerinin belli bir süre müddetince veya mümkün olduğu kadar uzun bir periyot süresince saklanması şeklinde tanımlanmaktadır. Soğuğun çeşitli uygulamalarıyla muhafaza edilen gıda maddeleri gerek kantite gerekse çeşit ve yapı olarak geçtiğimiz son yıllarda büyük bir artış göstermişlerdir. İki yıl önceki değerlendirmelere göre, dünya kolay bozulabilir gıda maddeleri üretiminin 1 milyar ton olduğu Anquez, M. 1975 ve bu miktarın dörtte birinin (250 milyon ton herhangi bir şekilde işlenmesinde soğuğun kullanıldığı kabul edilmektedir.

  1. Bel Ağrısında Tamamlayıcı ve Alternatif Tedavi

    OpenAIRE

    Yaraşır, Ezgi; Pirinçci, Edibe; Deveci, Süleyman Erhan

    2018-01-01

    ÖZET Bel ağrısı terimi; birinci lomber vertebra, sakrum ve sakroiliyak bağlar arasındaki bölgede bulunan kaslar, kemik yapılar, eklemler ve ligamanlardan kaynaklanan bel bölgesi ve alt ekstremite ağrıları için kullanılmaktadır. Bel ağrısının; ülkemizde ve gelişmiş ülkelerde  ekonomiyi tehdit edecek boyutlarda mali kayıplara yol açtığı, birçok ülkede iş günü kaybında baş ağrısından sonra ikinci sırada görüldüğü, Amerika Birleşik Devletleri(ABD)’nde hastaneye yatırılma sırasında ikinci ve dokto...

  2. KALİTELİ UYKU VE UYKU BOZUKLUKLARI / QUALITY SLEEP AND SLEEP DISORDERS

    OpenAIRE

    Algın, Demet; Akdağ, Gönül; Erdinç, Oğuz

    2018-01-01

    Özet: Uyku sağlık ve yaşamımızın iyi bir şekilde devamı için önemli bir role sahiptir. Kaliteli uyku zihinsel sağlığımızı, fiziksel sağlığımızı, hayat kalitemizı korumamıza yardım eder ve güvenliğimiz için gereklidir. Uykunun başlatılması ve sürdürülmesi kortikal ve subkortikal birçok beyin bölgesinin işlevi ile gerçekleşir. Uykunun başlatılmasında öncelikle ön hipotalamustan gelen döngüsel girdiler ve endojen kimyasal uyarılar doğrultusunda hipotalamusta ventrolateral preoptik çekirdeğin rol...

  3. Tahinde Fiziksel-Kimyasal Analizler ve Yağ Asitleri Bileşiminin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Musa Özcan

    2015-02-01

    Full Text Available Değişik kaynaklardan sağlanan 11 tahin örneğinde su, kül, ham protein, ham yağ, ham selüloz ve tuz miktarları belirlenmiştir. Örneklerde Na, K, P, Cu, Fe, Mn ve Zn miktarları da tespit edilmiştir. Tahin yağlarında nispi yoğunluk, kırılma indisi, serbest yağ asitleri, iyot sayısı, sabunlaşma sayısı ve sabunlaşmayan madde tayin edilmiştir. Gaz kromatografisi yöntemiyle, tahin yağlarında başlıca ve beslenme açısından önemli yağ asitleri olarak %9.55-10.32 palmitik, %37.42-45.04 oleik ve %43.25-52.34 linoleik asit saptanmıştır.

  4. Gebelikte eşlerin cinsel yaşamı ve etkileyen etmenlerin incelenmesi

    OpenAIRE

    Bilen Sadi, Zerrin

    2014-01-01

    Bu araştırma gebelikte eşlerin cinsel yaşamının ve etkileyen etmenlerin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Kesitsel tipteki araştırmanın örneklemini 15.06.11–15.09.11 tarihleri arasında Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Antenatal Bakım Polikliniği'ne başvuran gebeler ve eşleri oluşturmaktadır. Araştırmaya 105 çift katılmaya gönüllü olmuştur. Araştırma verileri araştırmacı tarafından geliştirilen ve kadın ve erkek için ayrı ayrı oluşturulan an...

  5. Analysis and impact of process variability on performance of junctionless double gate VeSFET

    Science.gov (United States)

    Chaudhary, T.; Khanna, G.

    2017-10-01

    This paper presents an in-depth analysis of junctionless double gate vertical slit FET (JLDG VeSFET) device under process variability. It has been observed that junctionless FETs (JLDG VeSFET) are significantly less sensitive to many process parameter variations due to their inherent device structure and geometric properties. Sensitivity analysis reveals that the slit width, oxide thickness, radius of the device, gate length and channel doping concentration imperceptibly affect the device performance of JLDG VeSFET in terms of variation in threshold voltage, on current, off current and subthreshold slope (Ssub) as compared to its junction based counterpart i.e. MOSFET, because various short channel effects are well controlled in this device. The maximum variation in off current for JLDG VeSFET due to variation in different devices parameters is 5.6% whereas this variation is 38.8% for the MOS junction based device. However, variation in doping concentration in the channel region displays a small deviation in the threshold voltage and on current characteristics of the MOSFET device as compared to JL DG VeSFET.

  6. Adana ve Antalya’dan Toplanan Ompholatus olearius’un Oksidatif Stres Durumunun Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa Sevindik

    2017-06-01

    Full Text Available Bu çalışmada, agulu mantar olarak bilinen ve zehirli olan Omphalotus olearius (DC. Singer mantarının Adana ve Antalya illerinden toplanan örneklerinin Toplam antioksidan seviyesi (TAS, toplam oksidan seviyesi (TOS, oksidatif stres indeksi (OSİ değerleri ile ağır metal içeriklerinin belirlenmesi ve kıyaslanması amaçlanmıştır. TAS, TOS ve OSİ değerleri Rel Assay kitleri kullanılarak belirlenmiştir. Ağır metal içerikleri atomik absorpsiyon spektrofotometresi kullanılarak ölçülmüştür. Yapılan çalışmalar sonucunda; Antalya’dan toplanan örneğin oksidatif stres indeksinin ve genel olarak ağır metal içeriklerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.

  7. Zenginleştirilmiş Ekmeklerde İşleme ve Depolama Sırasında Bazı Vitamin ve Mineral Madde Miktarlarındaki Değişmeler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Karagül

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada farklı konsantrasyonlarda tiyamin (7.5, 15.0 ve 22.5 mg/kg, riboflavin (7.5, 15.0 ve 22.5 mg/kg, demir (10, 20 ve 30 mg/100 g, magnezyum (50, 75 ve 100 mg/100 ve kalsiyum (200, 300 ve 400 mg/100 g katılanlardan yapılan hamurlarda ve ekmeklerde besin öğelerinin kalma oranı araştırılmıştır. Ekmek pişirmede uygulanan sıcaklık 250 oC ve süre 25 dakikadır. Un tipi ve katkı konsantrasyonu tiyamin, demir ve kalsiyumun ekmekte kalma oranı üzerinde etkili olmuş, riboflavin ve magnezyumu etkilememiştir. Araştırma sonuçlarına göre; una kıyasla hamurda kalma oranı demir için %89.75-107.54, magnezyum için %97.69-106.00, kalsiyum için %99.59-123.67, tiyamin için %42.34-99.59 ve riboflavin için %86.49-97.46’dır. Una göre ekmekte (72 saat sonra kalma oranı ise demir için %76.21-81.97, magnezyum için %74.54-90.03, kalsiyum için %77.56-95.16, tiyamin için %27.82-58.75 ve riboflavin için %59.78-83.78’dir. Demir, kalsiyum ve magnezyumun katkı konsantrasyonu arttıkça ekmek hacmi azalmış, ekmek içi ve aroması bozulmuştur.

  8. AYNI SEANSTA AÇIK KALP CERRAHİSİ VE SERVİKAL SEMPATEKTOMİ OPERASYONUNUN YAPILMASI

    OpenAIRE

    Cihan, Dr. Hasan Berat; Ege, Dr . Erdal; Gülcan, Dr . Öner; Türköz, Dr . Rıza; Paç, Dr .Mustafa

    2015-01-01

    Açık kalp operasyonu gerektiren hastalıklar, servikal sempatektomi gerektiren hastalıklarla birlikte olduğu zaman, median sternotomi insizyonuyla heriki işlem aynı seansta yapılabilir. Bu yazıda mitral stenoz ve raynoud hastalığı tanısıyla operasyona alınan ve median sternotomi insizyonuyla operasyon başlatılarak aynı seansta sırasıyla servikal sempatektomi ve mitral valve replasmanı operasyonları gerçekleştirilen 76 yaşında kadın hasta vaka olarak sunulmuştur. Postoperatif seyir normal ol...

  9. Müşteri İlişkileri ve CRM = Customer Care & Social CRM

    OpenAIRE

    Yaşar, Azra Betül

    2016-01-01

    Azra Betül Yaşar şu anda Turkcell'de çalışmaktadır ve müşteri ilişkileri yönetimi alanında uzman olarak hizmet vermektedir. Mart 2011'den beri bu görevi yürüten Yaşar; proje yönetimi, stratejik planlama, bilgi yönetimi, sosyal medya, bütçe yönetimi, ve data analizi konularında deneyim kazanmış birisidir. Müşterilerin Turkcell ile en iyi şekilde iletişimde kalmasını sağlamak, ve Turkcell deneyimlerini her zaman en yukarda tutmak için çalışmaktadır. Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Sosyal Med...

  10. Mersin (Myrtus communis L. Meyvesinin bazı Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Musa Özcan

    2015-02-01

    Full Text Available İçel’den (Büyükeceli-Gülnar toplanan farklı büyüklük ve renklerdeki mersin (Myrtus communis L. meyvelerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlenmiştir. Mor meyvelerde antosiyanin tespit edilirken beyaz renklide bulunmamıştır. Mor meyvelerde tanen miktarı beyazlara göre oldukça yüksektir. Titrasyon asitliği mor meyvelerde aynı olup, beyaza göre yüksektir. Meyveler mineral bakımından zengindir ve en yüksek olarak potasyum belirlenmiştir.

  11. Mersin (Myrtus communis L.) Meyvesinin bazı Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri

    OpenAIRE

    Özcan, Musa; Akbulut, Mehmet

    1998-01-01

    İçel’den (Büyükeceli-Gülnar) toplanan farklı büyüklük ve renklerdeki mersin (Myrtus communis L.) meyvelerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlenmiştir. Mor meyvelerde antosiyanin tespit edilirken beyaz renklide bulunmamıştır. Mor meyvelerde tanen miktarı beyazlara göre oldukça yüksektir. Titrasyon asitliği mor meyvelerde aynı olup, beyaza göre yüksektir. Meyveler mineral bakımından zengindir ve en yüksek olarak potasyum belirlenmiştir. 

  12. Agrotis segetum (Dennis ve Schiff.)'un (Lepidoptera: Noctuidae) hemositlerinde bazı histokimyasal incelemeler

    OpenAIRE

    KISACA, Suna

    1990-01-01

       Agrotis segetum'un son larva evresi ve prepupasında pröhemosit, plasmatosit, granülosit, sferül hücre ve önositoid olmak üzere beş tip kan hücresi belirlenmiştir. Bu hücreler, faz-kontrast mikroskobu ve Giemsa ile boyayarak ışık mikroskobunda incelenmişlerdir. Bu çalışmada kan hücrelerine bazı histokimyasal testler uygulanmıştır. Prohemositler, büyük çekirdekli, sitoplazması az olan küçük yuvarlak hücrelerdir. Sitoplasma zayıf PAS-pozitiftir. Sitoplazma Pyronin-M...

  13. İncesu ignimbiritinin (Kayseri) jeolojisi, petrolojisi ve ayırtman özellikleri

    OpenAIRE

    KORALAY, Tamer

    2006-01-01

    Kayseri ve özellikle İncesu çevresinde tip yayılım gösteren ignimbirit İncesu ignimbiriti adıaltında incelenmiştir. İncesu ignimbiriti taban, orta ve tavan olmak üzere 3 farklı seviyedenoluşmaktadır. Taban seviyesi siyahımsı kahverenkli olup, camsal kaynaklaşma göstermektedir.İyi derecede kaynaklaşmış orta seviye kırmızımsı pembe renkli olup, bol miktarda yassılaşmışpomza parçaları (fiamme) içermektedir. İgnimbiritin tavan seviyesi grimsi pembe renkli ve dahaaz kaynaklaşm...

  14. KUTADGU BİLİG’DE KOMUTAN VE ORDUNUN NİTELİKLERİ

    OpenAIRE

    SARICA, Bedri; Sarıca, Bedri

    2010-01-01

    Kutadgu Bilig eski Türk devlet yapısı hakkında bilgi veren kaynaklardan birisidir. Türk ordu terimleri çok eski tarihlere kadar gider. Yûsuf Has Hâcib eserinde kâmil insanı ortaya koymak ister. Bu kitap; iyi bir hükümdarın, iyi bir vezirin ve komutanın nasıl olması gerektiğini anlatır. Ordu komutanlığı önemli bir mevkidir. Bu makalede bir ordunun ve onun komutanının iyi ve kötü özellikleri üzerinde durulmuştur.

  15. FItness programy a individuální přístup ve fitness

    OpenAIRE

    Rambous, Milan

    2008-01-01

    Souhrn: Tato diplomová práce se zabývá problematikou fitness programů a individuálru'ho přístupu ve fitness centrech. Celé téma zahrnuje rozpracování postupu při vytváření fitness programů a roli osobního trenéra ve fitness. Dále jsou zde uvedeny specifika některých fitness programů a v empirické části pak příklad dvou individuálních fitness programů. Název práce: Fitness programy a individuálnípřístup ve fitness Title: FITNESS PROGRAMS AND INDIVIDUAL CARE IN FITNESS Cíle práce: 1. podrobný p...

  16. Elektrikli Otomobil, Küresel Rekabet ve Gelişmeler

    OpenAIRE

    Yılmaz, Fevzi

    2017-01-01

    Önceki Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık Mayıs 2016'da verdiği beyanatta yerli otomobil projesiyle Google ve Tesla gibi devlerin rakibi olacağımızı belirtmişti. Bakan Işık o tarihte, “Tüm otomotiv devleri, işbirliği için sırada bekliyor. Sonuçta bizim de elimizde önemli teknolojiler var.” diyerek moral tazelemişti. Sözü edilen Google, araç otomasyonu ve sürücüsüz araç projesi yürütmekte iken, Tesla ise dünyanın en büyük farklı konsept elektrikli araç üreticisidir. Tesla'nın CEO’su ...

  17. Robotlar İşlerimizi ve Ruhumuzu mu Çalacak?

    OpenAIRE

    Yılmaz, Fevzi

    2018-01-01

    Robotlar, bazen insan formunda bazen ise daha mekanik-elektronik araçlar olarak ekonomik hayatın içindeler. Dijital çağdayız ve robotlar artık kendilerine verilen yetkinlikler sayesinde insanların yapabildiği şeyleri gerçekleştirebiliyor. Robotların işsizliğe yol açacağı ve ekonomik eşitsizliği derinleştireceği sık sık gündeme gelmektedir. Bilim kurgu dizi konusu olan öldüren robotlar ve robotun kendini yapandan daha akıllı robotu üretmesi savı hep endişe vermiştir. Ünlülerden Stephen Hawking...

  18. İRAN VE REJİM İSTİKRARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özgür ÜŞENMEZ

    2015-07-01

    Full Text Available ÖZ: Bu çalışma, İran rejiminin son yıllarda Orta Doğu'yu sarsan isyanlar ve istikrarsızlıklara-Batı'daki beklentilerin aksine- geçmişten, özellikle 1979'daki devrimden miras kalan sosyal yapı ve politikaların etkisiyle direnebildiğini iddia ediyor. Tunus ve Mısır'daki halk isyanları, temel aktör olan alt sınıflar ve onların neo-liberal ekonomik politikalara muhalefetiyle yayılırken, İran’da devrim sonrası gelişen sosyal devlet mekanizması hala halk ile rejimin tamamen birbirine yabancılaşmasını önlemekte. Ancak son yıllarda ortaya çıkan yeni gerilimler ve İran'ın uyguladığı ekonomi politikaları rejimin krizini derinleştirebilir. Bu nedenledir ki Orta Doğu'yu ve özelde İran'ı anlamak için hegemonik blokların tarihsel değişimini inceleyen ucu açık bir analiz elzemdir. ABSTRACT: This article argues that contrary to the expectations of the Western World, Iranian regime successfully resisted the revolutionary tides of the Arab Spring. Most important determinant of this process for Iran was the legacy of the 1979 revolution and it's associated structures that relatively protects the most vulnerable parts of the population against the wide spread neo-liberal economic policies in the Middle East. So with that feature Iran differs from the Tunisian and the Egyptian examples. In order to understand these features further this essay adapts a historical analysis of changes in hegemonic blocs in Iran since 1979.

  19. Q-VE-OPh, a Negative Control for O-Phenoxy-Conjugated Caspase Inhibitors

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Benjamin Southerland

    2010-06-01

    Full Text Available The broad-spectrum apoptosis (caspase inhibitor, Q-VD-OPh, has been shown to have no side effects and is effective at a much lower concentration than other FMK-type caspase inhibitors. However, an appropriate negative control to use with this inhibi- tor has not been available. In this study, we developed and analyzed a new compound, based on the Q-VD-OPh backbone, which acts as a cognate negative control. To create the negative control, we substituted a glutamate residue for the aspartate residue to create Q-VE-OPh, thereby retaining the identical charge and molecular properties with only the addition of an extra –CH2 group. The purity and quality were assessed by ion trap mass spectrometry and verified by nuclear magnetic resonance. We determined the effectiveness of Q-VE-OPh, in comparison to Q-VD-OPh, to prevent DNA fragmentation in human Jurkat T leukemia cells that were induced to undergo apoptosis. DNA fragmentation was analyzed by agarose gel electrophoresis for the presence of DNA laddering, the hallmark indicator of apoptosis. Our results indicate that apoptosis was potently inhibited by Q-VD-OPh. In stark contrast, Q-VE-OPh did not inhibit apoptosis at a similar dose but required at least 20 times greater concentration than Q-VD-OPh to have any inhibitory effect. Western blot analysis showed that Q-VE-OPh was similarly less effective at inhibiting the activation of the extrinsic (caspase 8 and intrinsic (caspase 9 initiator caspases. Cell proliferation and viability studies further demonstrate that Q-VE-OPh is non-toxic, even at high concentration. Our data indicate that the specificity, effectiveness, and absence of toxicity of Q-VE-OPh provides the appropriate and superior negative control for in vitro and in vivo studies when analyzing the effects of o-phenoxy caspase inhibitors.

  20. Q-VE-OPh, a Negative Control for O-Phenoxy-Conjugated Caspase Inhibitors

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Benjamin Southerland

    2010-01-01

    Full Text Available The broad-spectrum apoptosis (caspase inhibitor, Q-VD-OPh, has been shown to have no side effects and is effective at a much lower concentration than other FMK-type caspase inhibitors. However, an appropriate negative control to use with this inhibitor has not been available. In this study, we developed and analyzed a new compound, based on the Q-VD-OPh backbone, which acts as a cognate negative control. To create the negative control, we substituted a glutamate residue for the aspartate residue to create Q-VE-OPh , thereby retaining the identical charge and molecular properties with only the addition of an extra -CH2 group. The purity and quality were assessed by ion trap mass spectrometry and verified by nuclear magnetic resonance. We determined the effectiveness of Q-VE-OPh, in comparison to Q-VD-OPh, to prevent DNA fragmentation in human Jurkat T leukemia cells that were induced to undergo apoptosis. DNA fragmentation was analyzed by agarose gel electrophoresis for the presence of DNA laddering, the hallmark indicator of apoptosis. Our results indicate that apoptosis was potently inhibited by Q-VD-OPh. In stark contrast, Q-VE-OPh did not inhibit apoptosis at a similar dose but required at least 20 times greater concentration than Q-VD-OPh to have any inhibitory effect. Western blot analysis showed that Q-VE-OPh was similarly less effective at inhibiting the activation of the extrinsic (caspase 8 and intrinsic (caspase 9 initiator caspases. Cell proliferation and viability studies further demonstrate that Q-VE-OPh is non-toxic, even at high concentration. Our data indicate that the specificity, effectiveness, and absence of toxicity of Q-VE-OPh provides the appropriate and superior negative control for in vitro and in vivo studies when analyzing the effects of o-phenoxy caspase inhibitors.

  1. Gıda Teknolojisinde Öncelikler ve Araştırma Gereksinimleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sedat Velioğlu

    2015-02-01

    Full Text Available Gıda endüstrisi, endüstrideki en tutucu branşlardan birisidir. Ancak, özellikle 20 yıl içerisinde ortaya çıkan bazı faktörler gıda endüstrisini ciddi değişimler yapmaya zorlamıştır. Yerleşmiş bulunan ticari ve organize değişikliklerin yanı sıra, bu durum gıda endüstrisine yeni bir yön çizmiş ve araştırma-geliştirme faaliyetlerini bu yönde zorlamıştır, dahası çözülmesi gereken yeni sorunları da ortaya çıkarmıştır. Bu makalede gıda endüstrisinde görev yapan yönetici ve araştırmacılar ile 50 kadar kamu ve endüstri kuruluşunda 1986-1987 yıllarında yapılan anketlerin bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Anket, Batı ve Orta Avrupa’da, Amerika, Kanada, Japonya, Avustralya ve Kore’de yürütülmüştür.

  2. BİYOMETRİK PARMAK İZİNİN AKILLI KARTLARLA KULLANIMI VE UYGULAMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Makbule KARAKÜLAH

    2004-04-01

    Full Text Available Bu çalışmada, biyometrik yöntemlerden olan parmak izi tanıma sistemi için parmak izi görüntüsünden öznitelik noktaları elde edilmiştir. Bu öznitelik noktalar, parmak izi görüntüsünün özel donanımlarla sayısallaştırılması ve bu sayısal görüntünün bilgisayarda, bazı işlemler sonucu ortaya çıkarıldığı uç ve çatal noktalardır. Kişiye özgü bu parmak izi noktaların, akıllı kartla nasıl ilişkilendirildiği araştırıldı. Çeşitli akıllı kart okuyucu ve yazıcılarla, veri okuma ve yazma işlemleri gerçekleştirildi. Parmak izli akıllı kart geliştirme kitli cihazlar kullanılarak da biyometrik parmak izi bilgileri ve kimlik bilgileri akıllı kartlara başarıyla yazılarak kimliklendirme işlemi yapıldı. Burada biyometrik yöntemlerden parmak izi ve kart çeşitlerinden akıllı kartı tercih sebepleri de ortaya konulmuştur

  3. The nature of the variability of the morphological characteristics of the taxon Jovibarba heuffelii (Schott A. Löve & D. Löve (Crassulaceae in Serbia

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dimitrijević, D.

    2011-09-01

    Full Text Available The aim of this paper was to investigate the nature of the variability of the morphological characters of the species Jovibarba heuffelii (Schott A. Löve & D. Löve in Serbia. Morphometric analyses were performed on 219 individuals from 10 populations. Total of 38 morphometric characters were analyzed (25 metric and 13 ordinal. Statistical data analyses were done for 25 quantitative morphometric characters. Descriptive statistics (mean, standard deviation, minimum, maximum and standard error, coefficient of variation were calculated for each character, together with correlative variability and variation between each character. Analysis of variance (ANOVA was performed to identify significant variation between each character. The results of the analysis showed significant statistical variability of all investigated characters. Variability of the vegetative characters was higher when compared with reproductive characters. Also, the obtained results pointed to the altitude and geological substratum as the most important factors for morphological differentiation of analyzed populations.

  4. Dalla relazione. Desiderio e Legge nell'opera di Alexandre Kojève

    OpenAIRE

    CIMMARUSTI, CLAUDIA

    2017-01-01

    Questo studio intende sondare la potenzialità speculativa di una filosofia squisitamente kojèviana che nasca dalla relazione originaria e originante tra il Desiderio e la Legge. Il privilegio ermeneutico accordato a questo plesso per un’indagine monografica dell’opera di Kojève si deve all’intuizione di un’unità fondamentale del suo pensiero. Si tratta di iniziare una ricerca sulla relazione analizzata alla luce della nuova ontologia che Kojève cercava di pensare. Noi sappia...

  5. Dieu et l'Homme dans le Microcosme de Maurice Scève

    OpenAIRE

    Antkowiak, Krystyna

    1990-01-01

    Poemat M. Scève'a nawiązuje poprzez swój tytuł do filozoficznej koncepcji człowieka jako mikrokosmosu, poprzez aluzje w tekście - do tradycji godności człowieka, poprzez opis stworzenia świata - do literatury heksameralnej, a poprzez wątek dramatyczny (historia człowieka od upadku po odkupienie) - do teatru religijnego (Jeu d'Adam). Ten ostatni element wydaje się najistotniejszy w poemacie Scève'a: moment, w którym Bóg mimo grzechu Adama czyni go kontynuatorem dzieła stworze...

  6. The natural history of surgically treated but radiotherapy-naïve nonfunctioning pituitary adenomas.

    LENUS (Irish Health Repository)

    O'Sullivan, Eoin P

    2009-11-01

    Transsphenoidal surgery is indicated for patients with nonfunctioning pituitary adenomas (NFPAs) causing compressive symptoms. Previous studies attempting to define the rate of recurrence\\/regrowth of surgically treated but radiation-naïve NFPAs were somewhat limited by selection bias and\\/or small numbers and\\/or lack of consistency of findings between studies. A better understanding of the natural history of this condition could allow stratification of recurrence risk and inform future management. We aimed to define the natural history of a large, mainly unselected cohort with surgically treated, radiotherapy (RT)-naïve NFPAs and to try to identify predictors of recurrence\\/regrowth.

  7. Spletna igra Vislice z več-igralno podporo na platformi Android

    OpenAIRE

    Pregl, Tadej

    2015-01-01

    V diplomskem delu predstavljamo spletno igro Vislice z več-igralno podporo na platformi Android. S pomočjo spletnih tehnologij MySQL in PHP smo uporabnikom omogočili ustvarjanje svojega igralnega profila, s katerim se poveže na namenski strežnik prek mobilne povezave ali povezave Wi-Fi. Nato se vključi v spletno igro, kjer lahko igra istočasno več tekmovalcev, ki tekmujejo za najboljši rezultat.

  8. Kara Havuç Suyu Üretiminde Elektroplazmoliz ve Mikrodalga Uygulamalarının Verim ve Kalite Özellikleri Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Taner Baysal

    2015-02-01

    Full Text Available Güncel gıda işleme yöntemlerinden olan elektriksel işlemlerin kullanıldığı bu çalışmada verim artışı sağlamak amacıyla ön işlem olarak uygulanan elektroplazmoliz ile geleneksel ısıtma yöntemine alternatif olarak uygulanan mikrodalga ısıtma tekniklerinin kara havuç suyu kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Kara havuç suyu üretiminde uygulanan elektroplazmoliz işlemi 22.22 V/cm’de 60 sn ve mikrodalga ısıtma uygulaması 90 mL/dak akış hızı (kalış süresi 2 dak, 900 W güç düzeyinde uygulanmış ve bu koşullar kullanılarak kara havuç suyu üretimleri gerçekleştirilmiştir. Elektroplazmoliz uygulaması ile %4.4 verim artışı; mikrodalga ısıtma uygulaması ile geleneksel pastörizasyona göre daha kısa sürede %100 PME inaktivasyonu sağlanmıştır (P≤0.05. Elektroplazmoliz ve mikrodalga kombinasyonu ile üretilen kara havuç sularının pektin, toplam fenolik madde, antosiyanin içeriği ve antioksidan kapasite gibi kalite özellikleri açısından geleneksel üretim yöntemine kıyasla üstün oldukları saptanmıştır.

  9. DOMATES DOKU VE KÜF KARAKTERİSTİKLERİ, DOMATES ÜRÜNLERİNDE KÜF SAYIMI VE KÜFÜ AZALTMA OLANAKLARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Çetin KADAKAL

    2001-02-01

    Full Text Available Domates ve ürünlerinde en önemli kalite kriterlerinden biri, ürünün küf yüküdür. Domates ve ürünlerinde küf yükü; Howard küf sayım (HMC metoduna göre yapılmaktadır. Küf yükü, son ürünün hijyenik koşullarda üretilip üretilmediğini göstermesi açısından önemlidir. Küf yükünün maksimum sınırı ülkeden ülkeye değişmekle birlikte % 40-60 (pozitif alan arasındadır. Son yıllarda domates ve ürünlerinde ergosterol düzeyi küf yükü yerine yeni bir kriter olarak kabul edilmeye başlanmıştır.

  10. Fonksiyonel dispepsili hastalarda helicobacter pylori infeksiyonunun safra kesesi motilitesi ve plazma kolesistokinin düzeyleri üzerine etkisi

    OpenAIRE

    Akbay Harmandar, Ferda

    2007-01-01

    Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı endoskopi laboratuvarında Temmuz 2006- Haziran 2007 tarihleri arasında, dispeptik yakınmalarla gastroskopi uygulanan ve fonksiyonel dispepsi tanısı alan 50 olgu, hızlı üreaz testi ve histopatoloji ile Helicobacter pylori (+) ve (-) olarak 2 gruba ayrıldı. Grupların, açlık ve postprandiyal 30, 60, 90, 120. dakikalarda ultrasonografik yöntemle kese volümleri ölçüldü ve ejeksiyon fraksiyon değerleri hesaplandı. Tüm olguların açlık pla...

  11. Diyet Lifi Tayin Yöntemlerinin İrdelenmesi I- Temel İlkeler, Asit ve Deterjan Yöntemleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dilek Boyacıoğlu

    2015-02-01

    Full Text Available Son on yılda diyet lifinin insan beslenmesindeki fizyolojik öneminin kanıtlanması bilim adamları ve toplumun bu konuya ilgisinin artmasına yol açmıştır. Diyet lifinin analitik tayin yöntemleri deterjan ve çeşitli enzim sistemlerinin kullanıldığı yöntemleri içermektedir. Bu derlemede diyet lifinin gıda ve özellikle hububat sanayiinde kullanımı ile tayin metodolojisine ilişkin temel ilkeler özetlenmiş ve asit ve deterjan yöntemleri irdelenmiştir.

  12. Beklemeli salınım hareketli rotatif armür makinesinin kinematik ve dinamik analizi

    OpenAIRE

    Hasçelik, Barış

    2008-01-01

    Mühendislik uygulamalarında mekanizmaların tasarımı ve analiz sistemleri için hesaplama metotları artan bir ilgiye sahiptir. Geçmişte çoğunlukla yorucu olan süreç bilgisayarların yardımıyla günümüzde kolayca yapılabilmektedir. Pro/Engineer, ADAMS, DADS ve Working Model gibi genel amaçlı yazılım paketleri zor mühendislik tasarımı ve analiz problemlerini çözmek için geliştirilmişlerdir. LINCAGES, Heron'un Watt, ve Artas düzlem mekanizmaların analizi ve sentezinin yapılabildiği diğer yazılımlard...

  13. Bor (B Toksisitesine Toleranslı ve Duyarlı Buğday Fidelerinde Bazı Fizyolojik ve Biyokimyasal Değişimlerin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aylin BAŞALP

    2014-07-01

    Full Text Available Bu çalışmada, iki buğday türüne ait iki genotipin (Triticum aestivum L. cv. Kıraç 66 ve Triticum durum Desf. cv. Kunduru 1149 bor (B toksisitesine tepkileri incelenmiştir. Sera koşullarında 6 hafta süreyle yetiştirilen fideler toprak yüzeyinden hasat edilmiştir. B toksisitesi uygulaması toprağa 0 (Kontrol, 10, 20, 30, 40 ve 50 mg/kg B eklenmesiyle gerçekleştirilmiştir. Denemeler sonunda B toksisitesi altındaki bitkilerde fide boyunun azaldığı, B miktarının arttığı, % kuru madde ve oransal su içeriğinde ise önemli bir değişikliğin olmadığı tespit edilmiştir. Serbest prolin miktarının Kıraç 66 ve Kunduru 1149 çeşitlerinde arttığı saptanmıştır. Glukoz miktarının Kıraç 66 çeşidinde 10, 30, 50 mg/kg B konsantrasyonlarında arttığı, Kunduru 1149 çeşidinde ise 20 mg/kg B konsantrasyonunda artarken 40 ve 50 mg/kg B konsantrasyonlarında azaldığı belirlenmiştir. Fruktoz miktarı Kıraç 66 çeşidinde 10, 20, 30, 40 mg/kg B konsantrasyonlarında, Kunduru 1149 çeşidinde ise 20 mg/kg'lık B uygulamasında artış göstermiştir. Sonuçlar, incelenen iki genotip arasında B toksisitesine toleransta önemli farklılıklar olduğunu ortaya koymaktadır.

  14. Vişne ve çilek nektarlarının renk yoğunluğu ve stabilitesinin doğal kaynaklardan eklenen kopigmentler ile arttırılması ve depolama boyunca renkte meydana gelen değişimler

    OpenAIRE

    ERTAN, Kübra

    2016-01-01

    Bu çalışmanın amacı, çeşitli kopigment kaynaklarından (gül yaprağı, kiraz sapı, nar kabuğu, vişne sapı ve yeşil çay) elde edilen sulu ekstraktların ve farklı tatlandırıcıların (sakkaroz, maltoz şurubu ve bal), vişne ve çilek nektarlarının renk yoğunluğu ve stabilitesi üzerine etkilerini belirlemek ve 20°C’de sırasıyla 168 ve 42 gün depolanmaları süresince renkte meydana gelen değişimleri saptamaktır. Bu amaçla, nektarlarda hiperkromik etki ve batokromik ka...

  15. The expression of VE-cadherin in breast cancer cells modulates cell dynamics as a function of tumor differentiation and promotes tumor-endothelial cell interactions.

    Science.gov (United States)

    Rezaei, Maryam; Cao, Jiahui; Friedrich, Katrin; Kemper, Björn; Brendel, Oliver; Grosser, Marianne; Adrian, Manuela; Baretton, Gustavo; Breier, Georg; Schnittler, Hans-Joachim

    2018-01-01

    The cadherin switch has profound consequences on cancer invasion and metastasis. The endothelial-specific vascular endothelial cadherin (VE-cadherin) has been demonstrated in diverse cancer types including breast cancer and is supposed to modulate tumor progression and metastasis, but underlying mechanisms need to be better understood. First, we evaluated VE-cadherin expression by tissue microarray in 392 cases of breast cancer tumors and found a diverse expression and distribution of VE-cadherin. Experimental expression of fluorescence-tagged VE-cadherin (VE-EGFP) in undifferentiated, fibroblastoid and E-cadherin-negative MDA-231 (MDA-VE-EGFP) as well as in differentiated E-cadherin-positive MCF-7 human breast cancer cell lines (MCF-VE-EGFP), respectively, displayed differentiation-dependent functional differences. VE-EGFP expression reversed the fibroblastoid MDA-231 cells to an epithelial-like phenotype accompanied by increased β-catenin expression, actin and vimentin remodeling, increased cell spreading and barrier function and a reduced migration ability due to formation of VE-cadherin-mediated cell junctions. The effects were largely absent in both MDA-VE-EGFP and in control MCF-EGFP cell lines. However, MCF-7 cells displayed a VE-cadherin-independent planar cell polarity and directed cell migration that both developed in MDA-231 only after VE-EGFP expression. Furthermore, VE-cadherin expression had no effect on tumor cell proliferation in monocultures while co-culturing with endothelial cells enhanced tumor cell proliferation due to integration of the tumor cells into monolayer where they form VE-cadherin-mediated cell contacts with the endothelium. We propose an interactive VE-cadherin-based crosstalk that might activate proliferation-promoting signals. Together, our study shows a VE-cadherin-mediated cell dynamics and an endothelial-dependent proliferation in a differentiation-dependent manner.

  16. Parasitic diarrhoea in treatment-naïve HIV-positive patients ...

    African Journals Online (AJOL)

    Parasitic diarrhoea in treatment-naïve HIV-positive patients attending the University of Ilorin Teaching Hospital (UITH) Highly Active Antiretroviral Treatment ... Background: HIV is a public health issue with diarrhoea being the commonest gastrointestinal symptom especially in individuals with lower CD4+ cell counts.

  17. NetRaVE: constructing dependency networks using sparse linear regression

    DEFF Research Database (Denmark)

    Phatak, A.; Kiiveri, H.; Clemmensen, Line Katrine Harder

    2010-01-01

    NetRaVE is a small suite of R functions for generating dependency networks using sparse regression methods. Such networks provide an alternative to interpreting 'top n lists' of genes arising out of an analysis of microarray data, and they provide a means of organizing and visualizing the resulting...

  18. HIV integrase variability and genetic barrier in antiretroviral naïve and experienced patients

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Comolli Giuditta

    2011-03-01

    Full Text Available Abstract Background HIV-1 integrase (IN variability in treatment naïve patients with different HIV-1 subtypes is a major issue. In fact, the effect of previous exposure to antiretrovirals other than IN inhibitors (INI on IN variability has not been satisfactorily defined. In addition, the genetic barrier for specific INI resistance mutations remains to be calculated. Methods IN variability was analyzed and compared with reverse transcriptase (RT and protease (PR variability in 41 treatment naïve and 54 RT inhibitor (RTI and protease inhibitor (PRI experienced patients from subjects infected with subtype B and non-B strains. In addition, four HIV-2 strains were analyzed in parallel. Frequency and distribution of IN mutations were compared between HAART-naïve and RTI/PI-experienced patients; the genetic barrier for 27 amino acid positions related to INI susceptibility was calculated as well. Results Primary mutations associated with resistance to INI were not detected in patients not previously treated with this class of drug. However, some secondary mutations which have been shown to contribute to INI resistance were found. Only limited differences in codon usage distribution between patient groups were found. HIV-2 strains from INI naïve patients showed the presence of both primary and secondary resistance mutations. Conclusion Exposure to antivirals other than INI does not seem to significantly influence the emergence of mutations implicated in INI resistance. HIV-2 strain might have reduced susceptibility to INI.

  19. Using Drama to Promote Argumentation in Science Education: The Case of "Should've"

    Science.gov (United States)

    Archila, Pablo Antonio

    2017-01-01

    The purpose of this study was to use drama as a springboard for promoting argumentation among 91 first-semester undergraduate medical students (56 females and 35 males, 16-30 years old) in Colombia during a complete teaching-learning sequence (TLS) supervised by the same teacher. The drama used was the play "Should've," written by Nobel…

  20. "You've Got the Power": Documentary Film as a Tool of Environmental Adult Education

    Science.gov (United States)

    Clover, Darlene E.

    2011-01-01

    Educators call for more creative means to combat the moribund narratives of contemporary environmentalism. Using visual methodology and environmental adult education theory, this article discusses how a documentary film titled "You've Got the Power" works to pose questions about complex environmental issues and develop critical thinking…

  1. Ensemble/Variational Estimation (EnVE) and its application to canonical turbulent flow realizations

    Science.gov (United States)

    Colburn, Christopher; Cessna, Joseph; Bewley, Thomas

    2008-11-01

    The recently-developed hybrid EnVE method for data assimilation incorporates successive adjoint optimizations to update the initial conditions of a flow model, over various horizons of interest, in order to reconcile this model with recent measurements. Such adjoint optimizations typically require the trajectory to be saved over the entire interval over which the optimization is performed; in high-dimensional systems, this can lead to significant storage problems, which can be partially alleviated via checkpointing. In the EnVE framework, this requirement is eliminated, and supplanted by a requirement to march the state of the system backward in time simultaneously with the adjoint. If the system is derived from a PDE with a diffusive component, this backward-in-time state march is ill conditioned, and requires regularization/smoothing to prevent errors from accumulating rapidly at the small scales. The present talk focuses on this peculiar requirement of the EnVE algorithm. As the forecasting problem may itself be considered as a smoothing problem, it is, in fact, expected to find a ``smoothing'' ingredient at the heart of an algorithm of this sort. Various strategies are proposed and tested for accomplishing the required smoothing in the EnVE setting, and are tested on both a chaotic 1D PDE (the Kuramoto-Sivashinsky equation) as well as our in-house spectral 3D DNS/LES code, diablo.

  2. Spontaneous resolution of a case of anti-retroviral treatmentnaïve ...

    African Journals Online (AJOL)

    The outcomes of some ARDs may be better in individuals with HIV when compared with individuals without HIV. Here we report the first case of spontaneous resolution of HIV-Associated Polymyositis (HAM) presenting with profound proximal muscle weakness occurring in a treatment-naïve patient with HIV and discuss the ...

  3. Fúze ve Skunčích dílnách

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Řípa, Milan

    2015-01-01

    Roč. 8, leden (2015) Institutional support: RVO:61389021 Keywords : fusion * tokamak * ITER * divertor * diphasic * reattachment Subject RIV: BL - Plasma and Gas Discharge Physics http://www.3pol.cz/cz/rubriky/jaderna-fyzika-a-energetika/444-fuze-ve-skuncich-dilnach

  4. First-Year Medical Students' Naïve Beliefs about Respiratory Physiology

    Science.gov (United States)

    Badenhorst, Elmi; Mamede, Silvia; Abrahams, Amaal; Bugarith, Kishor; Friedling, Jacqui; Gunston, Geney; Kelly-Laubscher, Roisin; Schmidt, Henk G.

    2016-01-01

    The present study explored the nature and frequency of physiology naïve beliefs by investigating novices' understanding of the respiratory system. Previous studies have shown considerable misconceptions related to physiology but focused mostly on specific physiological processes of normal respiration. Little is known about novices' broader…

  5. Göç, Kültürleşme ve Uyum

    OpenAIRE

    Saygın, Sezel; Hasta, Derya

    2018-01-01

    Göç alan çok uluslu ülkelerde, azınlık ve ana akım topluma üye bireylerin beraber yaşamalarını ve birbirlerine uyum sağlamalarını kolaylaştıracak yöntemler kullanmaları gerekmektedir. Bu insanların bir arada yaşamayı ve birbirlerine uyum sağlamayı öğrenirlerken geçtikleri değişimlerin kültürleşme başlığı altında incelendiği görülmektedir. Bu makalenin amacı, okuru psikoloji alanında yapılan göç çalışmalarının öne çıkan değişkenlerinden olan kültürleşme ve uyum değişkenleri hakkında bilgilen-d...

  6. Down Sendromlu Çocuklar ve Yetişkinlerde Dil Gelişimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Funda Acarlar

    2006-07-01

    Full Text Available Bu yazıda Down sendromlu çocuklar ve yetişkinlerin dil gelişimi incelenmiştir. Dilde gelişimsel olarak gözlenen güçlü ve zayıf oldukları alanlar özetlenmiştir. Özgül güçlüklerinin olduğu alanlar a dili anlama ve kullanma arasındaki ayrılık, b sözcük dağarcığı ve gramer arasındaki ayrılık ile c kısa süreli bellek güçlükleri olarak tanımlanmıştır. This article provides a review about language development in children and adolescents with Down syndrome. The developmentally emerging strengths and weaknesses are summarized. The particular difficulty areas identified are a the divergence of expressive and receptive language, b the divergence of lexical and grammer, and c auditory short-term memory difficulties.

  7. Vědecké osobnosti a vedení ve vědě

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Wiedermann, Jiří

    č. 3 (2005), s. 14-17 ISSN 1210-9525 Institutional research plan: CEZ:AV0Z10300504 Keywords : vědecké osobnosti * talent * grantový systém * vědecká excelence Subject RIV: AM - Education http://abicko.avcr.cz/archiv/2005/3/obsah/vedecke-osobnosti-a-vedeni-ve-vede.html

  8. Cardiovascular risk factors in a treatment-naïve, human ...

    African Journals Online (AJOL)

    Objective: The objective was to determine lipid levels and cardiovascular risk factors in treatment-naïve, human immunodeficiency virus (HIV)-infected rural African people in Limpopo province. Design: This was a case control study. Setting and subjects: The setting was Dikgale Health and Demographic Surveillance ...

  9. Characterization of naïve, memory and effector T cells in progressive multiple sclerosis

    DEFF Research Database (Denmark)

    Nielsen, Birgitte Romme; Ratzer, Rikke; Börnsen, Lars

    2017-01-01

    We characterized naïve, central memory (CM), effector memory (EM) and terminally differentiated effector memory (TEMRA) CD4+ and CD8+ T cells and their expression of CD49d and CD26 in peripheral blood in patients with multiple sclerosis (MS) and healthy controls. CD26+ CD28+ CD4+ TEMRA T cells were...

  10. Aristoteles Ve İbn Sînâ’nın Reenkarnasyonu Reddi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hasan Özalp

    2013-06-01

    Full Text Available Bu makalede düşünce tarihinin iki önemli düşünürü Aristoteles ve İbn Sînâ’nın reenkarnasyon/tenasüh hakkındaki görüşlerini inceledik. Her iki düşünürde reenkar-nasyonu reddetmektedir. Konuyu ele almadan önce kaynak olmaları bakımından Aristoteles ve İbn Sînâ’dan önceki bazı filozofların ruh ve reenkarnasyon hakkındaki görüşlerini araştırdık. Daha sonra da her iki filozofun ruh tanımlarım belirledikten sonra reenkarnasyone niçin reddettiklerini ortaya koymaya çalıştık. Nihayetinde görüşlerinde ki benzer ve farklı noktaları tespit için bir karşılaştırma yaptık

  11. VeA of Aspergillus niger increases spore dispersing capacity by impacting conidiophore architecture

    NARCIS (Netherlands)

    Wang, Fengfeng; Dijksterhuis, Jan; Wyatt, Timon; Wösten, Han A B; Bleichrodt, Robert-Jan

    Aspergillus species are highly abundant fungi worldwide. Their conidia are among the most dominant fungal spores in the air. Conidia are formed in chains on the vesicle of the asexual reproductive structure called the conidiophore. Here, it is shown that the velvet protein VeA of Aspergillus niger

  12. Nasıl Zanaat ve Halk Sanatları Şehri Olunur?

    OpenAIRE

    Yalçın, Bilal

    2016-01-01

    El sanatları ve halk sanatı, içinde barındırdığı çeşitlilik ile beraber insanoğlunun kendisini kültürel anlamda ortak bir ifade ediş şekli olarak değerlendirilebilir. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı, ortak kültürel değerlerin yaşatılması amacı ile dünya üzerinde belirli ölçütlere dayalı olarak el sanatları ve halk sanatı şehirlerini belirlemektedir. Şu ana kadar UNESCO tarafından yalnızca on iki şehre dünya zanaat ve halk sanatları şehri unvanı verilmiştir. Unvana sahip ...

  13. Urine osmolality in treatment-naïve HIV-positive subjects in ...

    African Journals Online (AJOL)

    Urine osmolality is not commonly evaluated in routine clinical practice and in human immunodeficiency virus (HIV) subjects. The factors that influence urine osmolality have not been completely identified. The aim of this study was to evaluate urine osmolality in treatment‑naïve HIV subjects and to identify the factors that may ...

  14. Induced pluripotent stem cells derived from rabbits exhibit some characteristics of naïve pluripotency

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Pierre Osteil

    2013-05-01

    Not much is known about the molecular and functional features of pluripotent stem cells (PSCs in rabbits. To address this, we derived and characterized 2 types of rabbit PSCs from the same breed of New Zealand White rabbits: 4 lines of embryonic stem cells (rbESCs, and 3 lines of induced PSCs (rbiPSCs that were obtained by reprogramming adult skin fibroblasts. All cell lines required fibroblast growth factor 2 for their growth and proliferation. All rbESC lines showed molecular and functional properties typically associated with primed pluripotency. The cell cycle of rbESCs had a prolonged G1 phase and a DNA damage checkpoint before entry into the S phase, which are the 2 features typically associated with the somatic cell cycle. In contrast, the rbiPSC lines exhibited some characteristics of naïve pluripotency, including resistance to single-cell dissociation by trypsin, robust activity of the distal enhancer of the mouse Oct4 gene, and expression of naïve pluripotency-specific genes, as defined in rodents. According to gene expression profiles, rbiPSCs were closer to the rabbit inner cell mass (ICM than rbESCs. Furthermore, rbiPSCs were capable of colonizing the ICM after aggregation with morulas. Therefore, we propose that rbiPSCs self-renew in an intermediate state between naïve and primed pluripotency, which represents a key step toward the generation of bona fide naïve PSC lines in rabbits.

  15. Induced pluripotent stem cells derived from rabbits exhibit some characteristics of naïve pluripotency.

    Science.gov (United States)

    Osteil, Pierre; Tapponnier, Yann; Markossian, Suzy; Godet, Murielle; Schmaltz-Panneau, Barbara; Jouneau, Luc; Cabau, Cédric; Joly, Thierry; Blachère, Thierry; Gócza, Elen; Bernat, Agnieszka; Yerle, Martine; Acloque, Hervé; Hidot, Sullivan; Bosze, Zsuzsanna; Duranthon, Véronique; Savatier, Pierre; Afanassieff, Marielle

    2013-06-15

    Not much is known about the molecular and functional features of pluripotent stem cells (PSCs) in rabbits. To address this, we derived and characterized 2 types of rabbit PSCs from the same breed of New Zealand White rabbits: 4 lines of embryonic stem cells (rbESCs), and 3 lines of induced PSCs (rbiPSCs) that were obtained by reprogramming adult skin fibroblasts. All cell lines required fibroblast growth factor 2 for their growth and proliferation. All rbESC lines showed molecular and functional properties typically associated with primed pluripotency. The cell cycle of rbESCs had a prolonged G1 phase and a DNA damage checkpoint before entry into the S phase, which are the 2 features typically associated with the somatic cell cycle. In contrast, the rbiPSC lines exhibited some characteristics of naïve pluripotency, including resistance to single-cell dissociation by trypsin, robust activity of the distal enhancer of the mouse Oct4 gene, and expression of naïve pluripotency-specific genes, as defined in rodents. According to gene expression profiles, rbiPSCs were closer to the rabbit inner cell mass (ICM) than rbESCs. Furthermore, rbiPSCs were capable of colonizing the ICM after aggregation with morulas. Therefore, we propose that rbiPSCs self-renew in an intermediate state between naïve and primed pluripotency, which represents a key step toward the generation of bona fide naïve PSC lines in rabbits.

  16. Grek ve Roma Dünyasında Gül

    OpenAIRE

    ÖZCAN, Fikret

    2012-01-01

    Gül güzelliğin, gençliğin simgesi olması yanında geçiciliğin de simgesi olmuştur ve pek çok tanrı ve tanrıça için yapılan törenler dışında ölüler için yapılan dinsel törenlerde de kullanılmıştır. Güle en erken M.Ö. 8. yüzyılda değinilir ve o dönemde tanrısal bir çiçek olan gül, M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren ise dünyevileşmiştir. Gülün Aphrodite’nin atribüsü olması da bu dönemde olmalıdır. M.Ö. 8.-5. yüzyıllar arasında yazılı kaynaklarda gülden sık bahsedilmesine karşın mimari ve plastik eserlerd...

  17. Endüstride Su Güvenliği, Dezenfeksiyon ve Sanitasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayla ÜNVER

    2011-01-01

    Full Text Available Gelişmekte olan ülkelerde, her yıl suyla bulaşan hastalıklar yüzünden milyonlarca kişi ölmekte, milyarlarca kişi de hasta olmaktadır. Dünya nüfusunun artması sonucu, içme ve kullanma suyu ihtiyacı hızla artmıştır. Ayrıca çevre kirliliği su kaynaklarında kirlenmeye sebep olmuştur. Su endüstride en çok kullanılan hammaddelerden biridir. Su kalitesi standartları ülke yönetimleri ve uluslararası standartlarca belirlenir. Suyun saflaştırılması; istenmeyen kimyasalların, diğer materyallerin ve biyolojik kontaminantların sudan uzaklaştırılması prosesidir. Su saflaştırma, sağlıklı dağıtım sistemleri, su dezenfeksiyon prosesleri, medikal, gıda sektörü, kimyasal ve endüstriyel uygulamalar için önemli gerekliliklerdir.

  18. Muş İlinde Tekrarlayan Gebelik Kayıpları İle Mthfr C677t ve A1298c ve Pai-1 4g/5g Polimorfizmleri Arasındaki İlişki ve Alel rekansları

    OpenAIRE

    BAYRAM, Banu; KILIÇÇI, Çetin; BOZARI, Sedat; ÖNLÜ, Harun; ŞAHİN, Fezan

    2015-01-01

    Amaç: Bu çalışmada plazminojen aktivator inhibitör tip1 geni 4G/5G ile metilentetrahidrofolat redüktaz geni C677T ve A1298C polimorfizmlerinin Muş ilinde tekrarlayan gebelik kayıpları ile arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve alel frekanslarının saptanması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Genomik DNA tekrarlayan gebelik kayıpları olan 34 hasta ve 34 sağlıklı kontrolün kan örneklerinden izole edilmiştir. DNA PAI-1 geni 4G/5G polimorfizmi için 4G ve 5G spesifik primerler ile amplifiye edilerek, M...

  19. ETANOL + 1-NONANOL İKİLİ SİSTEMİ VE ETANOL + 1-NONANOL + SU ÜÇLÜ SİSTEMİNİN 293.15 K SICAKLIKTAKİ YOĞUNLUKLARININ, REFRAKTİF İNDİSLERİN ÖLÇÜLMESİ VE AŞIRI MOLAR HACİMLERİNİN VE MOLAR REFRAKSİYONLARININ HESAPLANMASI

    OpenAIRE

    MAHRAMANLIOĞLU, Mehmet; KIRBAŞLAR, Ş. İsmail

    2000-01-01

    Etanol+1-nonanol ikili sistemi ve etanol+1-nonanol+su üçlü sistemi için çeşitli karışımlarda yoğunluklar ve kırılma indisleri 293.15 K de ölçülmüştür. İkili ve üçlü sistemler için aşırı molar hacim ve molar refraksiyon sapmaları hesaplanmıştır. Aşırı molar hacim ve molar refraksiyon sapmaları için Redlich–Kister eşitliği uygulanarak eşitlik katsayıları hesaplanmıştır.

  20. YAZILIM TEKRAR KULLANIMI VE NESNEYE YÖNELİK YAKLAŞIM

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halil ŞENGONCA

    1995-02-01

    Full Text Available Yazılımın tekrar kullanımı, bir yazılım sisteminin geliştirilmesinde kullanılan bilginin ve ürünlerin, başka bir yazılım sistemi için kullanılmasıdır. Yazılımın tekrar kullanımı için kaynak kod bileşenlerinden oluşan bir kütüphane ve karmaşık sistemlerin bu yapı bloklarından oluşturulması fikri, ilk olarak 1968'te Dough McIlroy tarafından önerilmiştir. Günümüzde programlama dilleri, kullanılan teknikler ve araçlar çok değişmesine rağmen yazılımın tekrar kullanımı yazılım geliştirme maliyetlerini azaltmak ve kaliteyi yükseltmek için hala bir çözüm olarak görülmektedir. Nesneye yönelik programlama, kalıtım, koruma gibi özellikleriyle, kaynak kod bileşenlerinin oluşturulmasını ve kullanımını desteklemektedir. Yine de yazılım tekrar kullanımını bir kuruluş düzeyinde gerçekleştirmek için planlı ve koordineli bir programa gereksinim vardır. Bu makalede, yazılım tekrar kullanımı tanımlanmış ve nesneye yönelik yaklaşım ile yazılım tekrar kullanımını amaçlayan bir yazılım geliştirme süreci tanıtılmıştır. Ayrıca bir kuruluşun yazılım tekrar kullanımını kurumsallaştırma süreci için bir strateji önerilmiştir.

  1. HEYBELİADA RUHBAN OKULU (HRO MESELESİ: SİYASA, MENFAAT, PARANOYA VE ETKİLER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mete Kaan KAYAPINAR

    2017-11-01

    Full Text Available 1844 yılında Heybeliada’daki Umut Tepesi’nde açılan Heybeliada Ruhban Okulu, İstanbul’un fethi sonrası Türklerin hâkimiyetine girmesine rağmen, Osmanlı İmparatorluğu tarafından varlığı tutulan İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin doğrudan ilgi ve yetki alanında hareket eden bir kurumdur. Doğu Bloku’nun çöküşü ve küreselleşme süreçleriyle birlikte dinî değerlerin toplumlar nezdinde yükselişe geçmesi, dinin dünya siyasetinde öneminin artıp daha belirgin bir araç olarak kullanılması, Türkiye’de hem İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi’ni hem de 1971’de kapatılmış olan HRO’yu gündeme taşımıştır. 1971 yılından bu yana kapalı olan Heybeliada Ruhban Okulu, özellikle bu tarihten sonra Türkiye, Yunanistan ve Patrikhane arasında siyasî, hukukî ve kültürel gelişme ve ihtilaflara konu olan temel kurumsal bir sorun konumu kazanmıştır. Hatta bu sorun, son yıllarda ABD ve AB’nin de müdahil olduğu uluslararası bir nitelik kazanmıştır. Bu çalışmanın amacı, her şeyden önce bir hukuk devleti olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin Heybeliada Ruhban Okulu’nun geleceği konusunda uygulayabileceği siyasayı, söz konusu okulun geçmişten günümüze İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi ile ilişkileri, statüleri ve Türk-Yunan sorunlarına etkileri açısından salt hukukî mülahazalar çerçevesinde irdeleyerek ortaya koymaktır.

  2. Gabriel Tarde ve Medya-Toplum İlişkisini Yeniden Keşfetmek

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Murat Sadullah Çebi

    2013-09-01

    Full Text Available ÖzBu çalışmanın amacı, Fransız sosyolog Gabriel Tarde’ın geliştirdiği ‘kamusal alan modeli’ üzerinden medya ve toplum ilişkisini yeniden keşfetmek, anlamak ve açıklamaktır. Tarde’ın kamusal alan modeli, karşılıklı etkileşen dört unsurdan oluşur: Basın, sohbet, kamuoyu, eylem. Tarde, modern toplumda basına önemli işlevler yükler. Tarde’a göre basın; bilgili, eleştirel ve rasyonel bir kamunun ortaya çıkmasını ve gelişmesini sağlamıştır. İkinci olarak; kahvehane ve salonlarda cereyan eden bir kamusal tartışma ve müzakere biçimine, yani sohbetlere zemin oluşturmuştur. Üçüncü olarak; kamuoyunu dillendirmiş ve oluşturmuştur. Dördüncü olarak; bireylerin sosyal, politik ve ekonomik süreçlerdeki seçim ve kararlarını etkilemiştir. Nihayetinde, zihinlerde hayalî bir kurgu olarak millet ve milliyet fikrini oluşturmuştur. Araştırmada; Tarde’ın kamusal alan modelinin, iletişim biliminde ‘iki aşamalı iletişim akışı modeli’ olarak bilinen ‘sınırlı medya etkileri modeli’nin ilk örneklerinden biri olduğu sonucuna ulaşılacaktır. AbstractThe purpose of this study is to rediscover, to understand and to interpret, relationships between the mass media and society through public sphere model developed by French sociologist Gabriel Tarde. Tarde’s public sphere model consists of four elements: Press, conversation, public opinion and action. Tarde attributed important roles to press in modern society. Firstly, according to Tarde press provided to emerge and to develop of a knowledgeable, critical and rational public. Secondly, it formed a basis for public discussions and deliberations, in other words for conversations that took place in coffee houses and saloons. Thirdly, it expressed and created public opinion. Fourthly, it determined choices and decisions of people in social, economic and political processes. Lastly, it created the idea of nation and nationality

  3. Homeostatically maintained resting naïve CD4+ T cells resist latent HIV reactivation

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yasuko Tsunetsugu-Yokota

    2016-12-01

    Full Text Available Homeostatic proliferation (HSP is a major mechanism by which long-lived naïve and memory CD4+ T cells are maintained in vivo and suggested to contribute to the persistence of the latent HIV-1 reservoir. However, while many in vitro latency models rely on CD4+ T cells that were initially differentiated via T-cell receptor stimulation (TCR into memory/effector cells, latent infection of naïve resting CD4+ T cells maintained under HSP conditions has not been fully addressed. Here we describe an in vitro HSP culture system utilizing the cytokines IL-7 and IL-15 that allows studying latency in naïve resting CD4+ T cells. CD4+ T cells isolated from several healthy donors were infected with HIV pseudotypes expressing GFP and cultured under HSP conditions or TCR conditions as control. Cell proliferation, phenotype and GFP expression were analyzed by flow cytometry. RNA expression was quantified by qRT-PCR. Under HSP culture conditions, latently HIV-1 infected naïve cells are in part maintained in the non-dividing (= resting state. Although a few HIV-1 provirus+ cells were present in these resting GFP negative cells, the estimated level of GFP transcripts per infected cell seems to indicate a block at the post-transcriptional level. Interestingly, neither TCR nor the prototypic HDAC inhibitor SAHA were able to reactivate HIV-1 provirus from these cells. This lack of reactivation was not due to methylation of the HIV LTR. These results point to a mechanism of HIV control in HSP-cultured resting naïve CD4+ T cells that may be distinct from that in TCR-stimulated memory/effector T cells.

  4. Rabies virus infection in Eptesicus fuscus bats born in captivity (naïve bats.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    April D Davis

    Full Text Available The study of rabies virus infection in bats can be challenging due to quarantine requirements, husbandry concerns, genetic differences among animals, and lack of medical history. To date, all rabies virus (RABV studies in bats have been performed in wild caught animals. Determining the RABV exposure history of a wild caught bat based on the presence or absence of viral neutralizing antibodies (VNA may be misleading. Previous studies have demonstrated that the presence of VNA following natural or experimental inoculation is often ephemeral. With this knowledge, it is difficult to determine if a seronegative, wild caught bat has been previously exposed to RABV. The influence of prior rabies exposure in healthy, wild caught bats is unknown. To investigate the pathogenesis of RABV infection in bats born in captivity (naïve bats, naïve bats were inoculated intramuscularly with one of two Eptesicus fuscus rabies virus variants, EfV1 or EfV2. To determine the host response to a heterologous RABV, a separate group of naïve bats were inoculated with a Lasionycteris noctivagans RABV (LnV1. Six months following the first inoculation, all bats were challenged with EfV2. Our results indicate that naïve bats may have some level of innate resistance to intramuscular RABV inoculation. Additionally, naïve bats inoculated with the LnV demonstrated the lowest clinical infection rate of all groups. However, primary inoculation with EfV1 or LnV did not appear to be protective against a challenge with the more pathogenic EfV2.

  5. 8051 Mikrodenetleyicili Bir Sumo Robot Tasarımı ve Uygulaması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet ALBAYRAK

    2009-04-01

    Full Text Available Bu çalısmada, 8051 mikrodenetleyici kontrollü bir sumo robotun mekanik tasarımı, kontrol kartı ve yazılımı gerçeklestirilmistir. Robot, yarısma ve egitim amaçlı tasarlandıgı için hücum amaçlı strateji içeren yazılım gelistirilerek yüklenmistir. 8051 mikrodenetleyici içindeki kontrol yazılımı PC 'nin seri portuna baglı mikrodenetleyici programlama kartına takılıp, kolaylıkla güncellenebildigi için yazılım stratejisi her yarısma için degistirilebilir niteliktedir. Microdenetleyici yazılımı μVision Keil derleyicisinde C kodu kullanılarak hazırlanmıstır. Mekanik tasarım asamasında robot dıs yüzeyinin darbelere dayanıklı malzemeden seçilmesine ve tekerleklerin sürtünmesinin fazla (kaymaz olmasına özen gösterilmistir. Robotun gücünü belirlenen agırlık sınırları içinde en fazla hale getirebilmek için 4 ayrı disli DC motor ve 4 amperlik akü kullanılmıstır. Rakip algılama mesafe sensörü ve kontrast sensörü (beyaz algılama seçiminde cevap verme süresi çok az olan sensörler tercih edilmistir.

  6. Atatürk ve Güzel Sanatlar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nurgün Koç

    2012-06-01

    Full Text Available ÖzetBilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından kısa süre sonra hemen hemen her alanı kapsayan bir reform süreci başlatılmıştır. Bu yenilik hareketleri sosyal, siyasal, ekonomik vb. alanlarda görüldüğü gibi kültürel konularda da karşımıza çıkmaktadır. Atatürk kültürün önemli unsurlarından biri olan güzel sanatlardaki gelişime çok önem vermiş ve teşvik etmiştir. Uygar ülkeler arasına girmenin güzel sanatlar alanındaki başarılara bağlı olduğunu belirtmiştir. Bu yüzden 1936 yılında Devlet Konservatuarı kurulmuş, sahne sanatları, resim, müzik, heykel v.b güzel sanatların her alanında sanatçıların yetişmesi sağlanmıştır. Bu arada geleneksel sanatlara da önem verilmiş fakat Batılılaşma sürecinin hızıyla biraz geri planda kalmışlardır.Abstract As known, soon after Turkish Republic was founded, a reform process covering almost all fields was launched. These reform movements are also seen in cultural issues as well as in social, political and economic fields. Ataturk attached great importance to the development in fine arts which is one of the important elements of the culture and encouraged it. He stated that entering into civilized countries is up to the achievements in the field of fine arts. Therefore, state conservatory was founded in 1936 and artists in all fields of fine arts like performing arts, painting, music, sculpture were raised. Meanwhile, traditional arts were also emphasized, but remained a bit in the background because of fast process of Westernization. RésuméComme on le sait, peu de temps après la fondation de la République de Turquie, le processus de réforme a été lancé dans presque tous les domaines. Ces mouvements d’innovation apparaissent dans les domaines culturels ainsi que dans les domaines sociaux, politiques et économiques. Atatürk a aussi accordé une grande importance au développement des beaux-arts qui sont un des

  7. Atatürk ve Güzel Sanatlar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nurgün Koç

    2012-07-01

    Full Text Available Özet Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından kısa süre sonra hemen hemen her alanı kapsayan bir reform süreci başlatılmıştır. Bu yenilik hareketleri sosyal, siyasal, ekonomik vb. alanlarda görüldüğü gibi kültürel konularda da karşımıza çıkmaktadır. Atatürk kültürün önemli unsurlarından biri olan güzel sanatlardaki gelişime çok önem vermiş ve teşvik etmiştir. Uygar ülkeler arasına girmenin güzel sanatlar alanındaki başarılara bağlı olduğunu belirtmiştir. Bu yüzden 1936 yılında Devlet Konservatuarı kurulmuş, sahne sanatları, resim, müzik, heykel v.b güzel sanatların her alanında sanatçıların yetişmesi sağlanmıştır. Bu arada geleneksel sanatlara da önem verilmiş fakat Batılılaşma sürecinin hızıyla biraz geri planda kalmışlardır. Ataturk and Fine Arts Abstract As known, soon after Turkish Republic was founded, a reform process covering almost all fields was launched. These reform movements are also seen in cultural issues as well as in social, political and economic fields. Ataturk attached great importance to the development in fine arts which is one of the important elements of the culture and encouraged it. He stated that entering into civilized countries is up to the achievements in the field of fine arts. Therefore, state conservatory was founded in 1936 and artists in all fields of fine arts like performing arts, painting, music, sculpture were raised. Meanwhile, traditional arts were also emphasized, but remained a bit in the background because of fast process of Westernization. Atatürk et Les Beaux-Arts Résumé Comme on le sait, peu de temps après la fondation de la République de Turquie, le processus de réforme a été lancé dans presque tous les domaines. Ces mouvements d’innovation apparaissent dans les domaines culturels ainsi que dans les domaines sociaux, politiques et économiques. Atatürk a aussi accordé une grande importance au d

  8. Orman Kaynaklarının Konumsal ve Zamansal Değişiminin Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama Teknikleri İle İrdelenmesi: İnayet ve Yenice Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali İhsan KADIOĞULLARI

    2009-04-01

    Full Text Available Orman ekosistemlerinin sürdürülebilir planlaması ve isletilmesi için, geçmisteki durumlarıyla birlikte orman kaynaklarının zamansal degisimlerinin ve buna etki eden faktörlerin anlasılması oldukça önemlidir. İnayet ve Yenice Orman İşletme Seflikleri'nde (32 660 ha, orman kaynaklarının degisimi zamansal ve konumsal olarak incelenmistir. Çalısma kapsamında, alanın 1987-2001 yılı Landsat uydu görüntüleri sınıflandırılmıs ve 1972, 1993, 2004 yılı mescere tipleri haritaları Cografi Bilgi Sistemleri (CBS ile sayısallastırılarak konumsal analizleri yapılmıstır. Ayrıca, orman kaynaklarının konumsal yapısındaki (orman parçalarının sayı ve konumsal dagılımları değişimi FRAGSTATSTM programı ile belirlenmistir. Ormanlık alanlarda amenajman planları mescere haritasına göre 1972 ve 1993 yılları arasında %3.61; 1987 ve 2001 yılları arasında da %4.74, 1993 ve 2004 yılları arasında %3.37; 1972 ve 2004 yılları arasında %7.10 oranında artış olmustur. Ormanlık alanların kapalılıgı artması nedeniyle kalitesi artmıs ve “c, cd” çag sınıfındaki alan artısı sebebiyle ise orta yaslı bir yapıya dogru ilerlemistir. Konumsal yapı bakımından incelendiginde; dogal gençlestirme, agaçlandırma çalısmaları, yogun orman kullanımı, yasadısı kullanım, yerlesim alanlarının artması ve düz alanlardaki altyapısal gelismeler nedeniyle ortalama orman parça alanı (MPS ve en büyük parça indeksi (LPI azalmıs, parça sayısı (NP ve ormanların parçalılıgı genel olarak artmıstır. Ayrıca, 1972 ve 2001 döneminde arazi kullanımı demografik dinamiklere ragmen ve uygun ormancılık faaliyetlerine baglı olarak ormancılık lehine gelisme göstermistir. Demografik hareketliliginin genelde ilçe merkezinde olması, köy merkezlerinde (kırsal kesimde nüfusun fazla degismemesi nedeniyle orman yapısının degisiminde kısmen etkili oldugu belirlenmistir. Sonuçta; orman

  9. Patrick Mccabe’in Plüton’da Kahvaltı ve Jeffrey Eugenides’in Middlesex adlı romanlarında cinsel kimlik, aile ve göç

    OpenAIRE

    DEMİR, Elif

    2016-01-01

    Cinsiyet  ve  toplumsal  cinsiyet  kavramları  merak  ve  ilham  uyandıran  yapısıyla  pek  çok  bilimsel  alanın  ilgi  konusu  olmuş  ve  kadın/erkek  ikiliği  dışına  çıkan  bireylere  atfedilen  ‘queer’  kavramıyla  edebi  imgelemde &nbs...

  10. Metil ve Etil Ester Kullanılan Bir Common-Rail Dizel Motorda Performans, Yanma ve Enjeksiyon Karakteristiklerinin Karşılaştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ertan ALPTEKİN

    2017-02-01

    Full Text Available Biyodizel, dünyada kullanımı yaygınlaşan yenilebilir ve alternatif bir dizel yakıtıdır. Biyodizel üretiminde kullanılan alkol büyük önem arz etmekte ve üretilen biyodizelin yakıt özelliklerini doğrudan etkilemektedir. Farklı yakıt özellikleri, dizel motorlarda farklı yakıt enjeksiyon ve yanma karakteristiklerine sebep olabilmektedir. Bu nedenle bu çalışmada, metanol ve etanol kullanılarak üretilen iki farklı ester yakıtı ve saf motorin, common-rail yakıt enjeksiyon sistemine sahip bir dizel motorda üç farklı motor yükü (50 Nm, 100 Nm ve 150 Nm ve 2000 dev/dk sabit motor devrinde deney yakıtı olarak kullanılmıştır. Bu yakıtların performans, yanma ve yakıt enjeksiyon analizi karşılaştırmalı olarak gerçekleştirilmiştir. Deney sonuçlarına göre, etil ve metil ester kullanımıyla özgül yakıt tüketimi (ÖYT motorine kıyasla artış göstermiştir. Etil ve metil ester yakıtlarının silindir içi basıncı ve ısı yayılımı değerleri tüm deney şartlarında motorine kıyasla daha yüksek olmuştur. Yakıt enjeksiyon karakteristikleri, yakıt tipi ve motor yüküne bağlı olarak farklılık göstermiştir.

  11. Enhanced Cytotoxic Effects of Combined Valproic Acid and the Aurora Kinase Inhibitor VE465 on Gynecologic Cancer Cells

    Science.gov (United States)

    Li, Yanfang; Liu, Tao; Ivan, Cristina; Huang, Jie; Shen, De-Yu; Kavanagh, John J.; Bast, Robert C.; Fu, Siqing; Hu, Wei; Sood, Anil K.

    2013-01-01

    Increasing evidence shows that targeting epigenetic changes including acetylation and deacetylation of core nucleosomal histones as well as Aurora kinases hold promise for improving the treatment of human cancers including ovarian cancer. We investigated whether the histone deacetylase (HDAC) inhibitor, valproic acid (VPA), and the Aurora kinase inhibitor VE465 can have additive or synergistic effects on gynecologic cancer cells. We tested the in vitro antitumor activity of VPA and VE465, alone and in combination, in gynecologic cancer cells and assessed potential mechanisms of action. 3-[4,5-dimethyl-2-thiazolyl]-2,5-diphenyl-2H-tetrazolium bromide (MTT) analysis revealed that 72 h of treatment with VPA or VE465 alone induced dose-dependent cytotoxic effects in nine gynecologic cancer cell lines (ovarian: 2008/C13, OVCAR3, SKOV3, and A2780; cervical: ME180 and CaSki; endometrial: HEC-1B; and uterine sarcoma: MES-SA and MES-SA/D×5). Co-treatment with VPA and VE465 enhanced cytotoxic effects on five of these cell lines: ovarian: 2008/C13, A2780, and OVCAR3; endometrial: HEC-1B; and cervical: ME180. In ovarian 2008/C13 cells, co-treatment with VPA (2 mM) and VE465 (1 μM) induced more apoptosis than either VPA or VE465 alone. Western blot analysis showed that VPA alone increased the expression of cleaved PARP and p21 in a dose-dependent manner in 2008/C13 cells, while co-treatment with VPA and VE465 induced more cleaved PARP than treatment with VPA or VE465 alone did. The combined use of VPA and VE465 enhanced cytotoxic effects in some ovarian cancer cells, via enhanced induction of apoptosis. Targeting epigenetics with the HDAC inhibitor, in combination with Aurora kinase inhibitors, holds promise for more effective therapy of ovarian cancer. PMID:23519775

  12. Osmanlı Seferlerinde Organizasyon Ve Lojistik The Organization And Logistics Of The Ottoman Flights

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Uğur KURTARAN

    2012-12-01

    Full Text Available Understanding how the army, one of Ottoman Empire’s main dynamics and whose number reached over hundreds of thousands on occasions, was organized and how its needs were taken care of is not only important in better understanding the founding and the rising of the state but also important in better understanding the reasons for its downfall. Because just like other states founded throughout history, the political history and development of the Ottoman State has beenshaped in connection to its military operations. The success of themilitary operations is dependent on logistics activities, the preparationsand organizations before the military campaign. Indeed, when theOttoman State decided to go in to war, it has made importantpreparations in elevating the administrative and logistical organizationin the country to a more effective level. These preparations beforemilitary campaigns and strategies implemented called today as logisticshave led to the success of the military campaigns carried out in theOttoman State. At this point, the preparations implemented before thecampaigns play a big role in the growth of the state and expansion ofthe boundaries of the empire. So the key element that won or lost thewars for the Ottoman State throughout history was the far better prewarpreparations and organizations they applied much moresuccessfully than their contemporaries. Knowing how and in what waysthese preparations were implemented in the Ottoman State will broadenour perspective and help us better understand the underlying causes inOttoman victories. This study has been prepared in accordance withthese goals and objectives. In this study, it is intended to put forth howthe Ottomans did their preparations before and during the war and togive a different perspective to the current knowledge and experience inthe light of new resources. Osmanlı Devleti’nin temel dinamiklerinden birisi olan ve sayıları bazı dönemlerde yüz binleri geçen ordusunun

  13. KARİZMAYA GİRİŞ: MODİFİKASYON, VVEBER ve SONRASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa MENCÜTEKİN

    2006-07-01

    Full Text Available Karizma kelimesi Alman sosyolog Max Weber'in (1864-1920 en uzun süren en çok istismal edilen ve tartışmaya yol açan mirasıdır. Yeni toplumsal ve ekonomik yapılarla yönetim dünyasında gittikçe daha çok önem kazanan karizma kavramını incelendiğinde, ünlü sosyolog Max VVeber'in kelimeyi yeniden anlamlandırdığı ve "tanrı nın rahmetiyle oluşan kutsal hava, veya ilahi gücün teması" şeklinde açıkladığı görülmektedir. VVeber'in bu kavramın kullanılış alanını dini liderlik bağlamıyla beraber tamamen seküler bir tarzda politik liderliğe doğru genişletmesiyle birlikte, kavram birey ve grup arasında bir ilişki formu olarak ifade edilir olmuştur. Günümüzde karizmaya çağdaş siyasal / politik karizmanın yüksek düzeyde seyreden duygusal yoğunluğun ağır bastığı bir bilinç durumu sergilemesi ve bu bilinç durumunu kitlelere bir şekilde aktararak onları da aynı heyecan ve his yoğunluğu ağırlığı altındaki bilinç durumuna yönlendirmesidir, denilmektedir. Karizmatik liderin doğuşunun temel dinamikleri nelerdir? Böyle bir lider nasıl ve hangi koşullar altında ortaya çıkar? Neden karizma bazen her şeyiyle paralel olan iki durumda da sosyal zorluklar aynı derecede yaşanmış olmasına rağmen bir durumda görünürken diğerinde görünmez? Karizmatik lider hangi rolü oynar? Bütünleyen bir güç mü yoksa tam tersi midir? Diğerlerini liderle bağlayan karizmatik bağların özelliği nelerdir? Kitlelerin ve toplumun yönetilen kesiminin siyasal / politik karizmaya kayıtsız şartsız itaat ve bağlılığın arka planında, gözü dönmüş savaşçı liderleri, korsanları ve demagogları görülmektedir. Ve arkatiplerin de arkatipi olarak VVeber, sara hastası özellikleri taşıyan antik büyücü-şaman tipini öne sürmektedir. İsa ile gelen tanrı-insan yaklaşımı da şamandan sonra en önde gelen karizma kaynağı olarak ele alınmaktadır. Kitlelerin karizma

  14. Budget Impact of Enzalutamide for Chemotherapy-Naïve Metastatic Castration-Resistant Prostate Cancer.

    Science.gov (United States)

    Bui, Cat N; O'Day, Ken; Flanders, Scott; Oestreicher, Nina; Francis, Peter; Posta, Linda; Popelar, Breanna; Tang, Hong; Balk, Mark

    2016-02-01

    Prostate cancer is expected to account for approximately one quarter of all new diagnoses of cancer in American men in 2015. The cost of prostate cancer care is expected to reach $15.1 billion by the year 2020, up from $11.9 billion in 2010. Given the high burden of prostate cancer, health care payers are interested in quantifying the potential budget impact of new therapies. To estimate the budget impact of enzalutamide for the treatment of chemotherapy-naïve metastatic castration-resistant prostate cancer (mCRPC) from a U.S. payer perspective. A model was developed to assess the budget impact of enzalutamide for treatment of chemotherapy-naïve mCRPC patients in a hypothetical 1-million-member U.S. health plan over a 1-year time horizon. Comparators included abiraterone acetate, sipuleucel-T, radium Ra 223 dichloride, and docetaxel. Epidemiologic data, including National Cancer Institute Surveillance, Epidemiology, and End Results (SEER) incidence rates, were used to estimate the number of chemotherapy-naïve mCRPC patients. Dosing, administration, duration of therapy, and adverse event rates were based on package inserts and pivotal studies. Drug costs were obtained from RED BOOK and Centers for Medicare & Medicaid Services (CMS) average sales price pricing files, costs of administration and monitoring from the CMS physician fee schedule, and adverse events from the Agency for Healthcare Research and Quality Healthcare Cost and Utilization Project and published literature. Market shares were estimated for each comparator before and after adoption of enzalutamide. The incremental aggregate budget impact, per patient per year (PPPY), per patient per month (PPPM), and per member per month (PMPM), was calculated. One-way sensitivity analyses were performed. In a population of 115 chemotherapy-naïve mCRPC patients, adopting enzalutamide had an annual incremental budget impact of $510,641 ($4,426 PPPY, $369 PPPM, and $0.04 PMPM). Results were most sensitive to

  15. GELECEĞİN MALİYETLERİNİN KONTROLÜNDE YENİ BİR YAKLAŞIM: HEDEF VE KAIZEN MALİYETLEME

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    ZEYNEP TÜRK

    2013-05-01

    Full Text Available Firmalar tarafından modern üretim teknolojilerinin kullanılması yeni maliyet ve yönetim muhasebesi yöntemlerinin geliştirilmesine ve uygulanmasına neden olmuştur. Hedef ve kaizen maliyetleme bu yeni sistemlerin örneklerindendir. Japon elektronik ve araç üreticileri hedef ve kaizen maliyetlemeyi yoğun bir şekilde kullanmışlardır. Hedef ve kaizen maliyetleme, firmalara bugünün dizaynı ile geleceğin maliyetlerinin düşürülmesinde ve kontrol edilmesinde yardımcı olmaktadır. Çalışmamızda, söz konusu maliyet sistemleri ayrıntıları ile incelenecektir.

  16. Isparta ve Civarındaki Aktif Tüberkülozla Olgular ve Tüberküloz İlaçlarına Direnç Durumu

    OpenAIRE

    Akkaya, Ahmet; Benli, Abdullah; Ünlü, Mehmet

    2009-01-01

    Isparta ve Civarındaki Aktif Tüberkülozla Olgular ve Tüberküloz İlaçlarına Direnç Durumu Ahmet Akkaya Abdullah Benli Mehmet Ünlü Özet Çalışma Isparta ve civarındaki 1982 ile 1994 yıllan arasında tedavi gören aktif akciğer tüberkülozdu hastalar üzerinde yapıldı. Olgular tedavi alan hasta sayısı, ölüm sayısı, kültür ve rezistans sonuçlan yönünden retrospektif olarak incelendi Antibiyogram sonuçlarına bakıldığında toplam duyarlılık oranı % 51.5 olarak bul...

  17. Afyon, Konya ve Eskişehir İllerinde Keçilerde Pestivirus ve Parainfluenzavirus Tip 3 Enfeksiyonlarının Serolojik Olarak Araştırılması

    OpenAIRE

    Gür, S; Erol, N; Yapıcı, O

    2014-01-01

    Bu çalışmada sağlıklı ve respiratorik-reprodüktif bozukluklar görülen keçi sürülerinde Pestivirus ve Parainfluenzavirus 3 (PI-3) enfeksiyonları serolojik olarak araştırıldı. Afyonkarahisar, Konya ve Eskişehir illerindeki 7 sürüden toplam 1346 kan örneği elde edildi. Mikronötralizasyon test sonucuna göre, sürü bazında pestivirus spesifik antikorların %35.2 ile %78.8 arasında değiştiği belirlenirken PI-3 için %17.5 ile %62 aralığında olduğu tespit edildi. Toplamda, 933 (%69.3) ve 584 (%43.3) ke...

  18. Model Sistemde Farklı Tür Etlere Yağsız Süttozu ve Peyniraltı Suyu Tozu İlavesinin Süspansiyon ve Emülsiyon pH’sı ve Protein Konsantrasyonu Üzerine Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şükrü Kurt

    2015-02-01

    Full Text Available Bu araştırmada, sığır, tavuk ve hindi etlerine farklı seviyelerde (% 0.0, 0.25 ve 0.50 yağsız süttozu (YST ve peyniraltı suyu tozu (PAST ilavesinin, süspansiyon ve emülsiyon pH’sı (pHs, pHe ve protein konsantrasyonu üzerindeki etkisi model sistem kullanılarak araştırılmıştır. Protein konsantrasyonu üzerinde tür etleri önemli (P<0.01 düzeyde farklılığa neden olurken, en yüksek protein konsantrasyonu sırasıyla, hindi, tavuk ve sığır eti süspansiyonlarında tespit edilmiştir. pHs ve pHe değerleri üzerinde de tür etleri önemli (P<0.01 düzeyde farklılığa neden olurken, en yüksek pHs ve pHe değerleri sırasıyla tavuk, hindi ve sığır eti süspansiyon ve emülsiyonlarında belirlenmiştir. PAST ve YST’nin ilavesi ise protein konsantrasyonunu önemli (P<0.01 düzeyde artırmıştır. YST’nin ilavesi pHs ve pHe değerlerini, PAST’nin ilavesi pHe değerini önemli (P<0.01 düzeyde artırmıştır. Genel olarak, emülsiyon pH’sı süspansiyon pH’sına göre fazla değişmemiş, ancak  0.01 pH birimi  yüksek bulunmuştur.

  19. ÖGRENME VE UYGULAMA DİLLERİ / Learning And Practising Languages

    OpenAIRE

    Gemalmaz, Efrasiyab

    2010-01-01

    ÖZİhtiyaçlar amaçları dogurur; amaçlara ulaşmak içinse dogru ve uygun araçlar gerekir. Dil, insanın, etkin bir hayat sürdürmesinin en gerekli araçlarından biridir. Bu sebeple, insan, ana dili de dahil, edindigi her dili amaçlarına ulaşabilmekte kullanmak için edinir. Daha evrensel bir hayat sürdürmek ve geniş kitlelerle ilişkilerimizi geliştirmek istiyorsak, imkanlarımız elverdigi ölçüde, ön...

  20. Building Students’ Understanding of Quadratic Equation Concept Using Naïve Geometry

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Achmad Dhany Fachrudin

    2014-07-01

    Full Text Available The purpose of this research is to know how Naïve Geometry method can support students’ understanding about the concept of solving quadratic equations. In this article we will discuss one activities of the four activities we developed. This activity focused on how students linking the Naïve Geometry method with the solving of the quadratic equation especially on how student bring geometric solution into algebraic form. This research was conducted in SMP Negeri 1 Palembang. Design research was chosen as method used in this research that have three main phases. The results of this research showed that manipulating and reshaping the rectangle into square could stimulate students to acquire the idea of solving quadratic equations using completing perfect square method. In the end of the meeting, students are also guided to reinvent the general formula to solve quadratic equations.

  1. FREDERICK WINSLOW TAYLOR VE FİZYOLOJİK ÖRGÜT KURAMI

    OpenAIRE

    ASUNAKUTLU, Tuncer; COŞKUN, Bayram

    2005-01-01

    Bilimsel Yönetimin İlkeleri (The Principles of Scientific Management) adlı eserin yayınlanması yönetim tarihi açısından bir dönüm noktası kabul edilmektedir. Bilimsel anlamda yönetimi ilk kez ele alan ve analiz eden bu eser yayınlandığında çok önemli etkiler yaratmıştır. Bu eserin sahibi yönetim bilimi tarihinde önemli bir yeri olan F.W.Taylor’dur. Bu çalışma Taylor’un kişilik özellikleri ile geliştirdiği kuramı bütünsel olarak incelemek ve bu teorinin almış olduğu eleştirileri açıklamak amac...

  2. Kombucha ve Sağlık Üzerine Etkileri

    OpenAIRE

    İLERİ, Tülay; BÜYÜKOĞLU,; TAŞÇI, Fulya; ŞAHİNDOKUYUCU, Fatma

    2010-01-01

    Kombucha, maya ve asetik asit bakterilerinin simbiyotik ilişkisi neticesi tatlandırılmış siyah çayın geleneksel fermentasyonudur. Sağlık üzerine muhtemel etkileri Kombucha’ya olan ilginin artmasına yol açmaktadır. Bu derlemede, biz Kombucha’nın bazı bileşenlerinin özelliklerine ışık tutan çalışmaları ortaya koyduk. Böylece, Kombucha’nın karmaşık mekanizmalarının daha iyi anlaşılması sağlanabilir ve sağlık üzerine Kombucha’nın etkileri hakkında yeni çalışmalar üretilebilir...

  3. Association between auditory P300, psychopathology, and memory function in drug-naïve schizophrenia.

    Science.gov (United States)

    Chang, Wei-Hung; Chen, Kao-Chin; Yang, Yen-Kuang; Chen, Po-See; Lu, Ru-Band; Yeh, Tzung-Lieh; Wang, Carol Sheei-Meei; Lee, I-Hui

    2014-03-01

    The aim of this study was to explore memory deficits and psychopathology and their relationships with P300 in drug-naïve patients with schizophrenia. The Positive and Negative Syndrome Scale (PANSS) and the Wechsler Memory Scale-Revised were administered. Auditory event-related potentials elicited by an oddball paradigm were obtained. After controlling for age, sex, the results showed a statistically significant negative correlation between the total PANSS score and P300 amplitude at the parietal position (r = -0.66, p visual memory was significantly positively correlated with P300 amplitude at the parietal position (r = 0.67, p memory decompensation in P300 among drug-naïve patients with schizophrenia may be considered, and the compensatory or Default Model Network might be a possible explanation of this association. Copyright © 2013. Published by Elsevier B.V.

  4. ULUSLARARASI FİNANS KRİZİ VE SİYASİ SONUÇLARI

    OpenAIRE

    AYBAR, Doç. Dr. Sedat; ÖZGÖKER, Yrd. Doç. Dr. Uğur; AKMAN, Öğ. Gör. Vedat

    2009-01-01

    Bu yazı uluslararası finansal kuruluşlardan kaynaklanan küresel krizin sadece iktisadi değil, aynı zamanda toplumsal, teknolojik ve siyasal yönleri olduğu ileri sürülmektedir. İçinde yaşanılan küresel iktisadi daralma etkisini özellikle mali yapılarını sarsarak göstermiş; kapitalizmin lokomotifi olan teknoloji ağılıklı sektörleri vurmuştur. Bunun yanında; genel talebin düşmesine yol açarak büyük çapta bir işsizlik yaratmıştır. Bunun sonucunda ABD ile G-20 ülkeleri yeni mali ve reel sektör pol...

  5. An Identification of Tuberculosis (Tb Disease in Humans using Naïve Bayesian Method

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Agustin Trihartati S.

    2016-11-01

    Full Text Available Tuberculosis (TB is a disease that can cause a death if not recognized or not treated properly. To reduce the death rate of tuberculosis patients, the health experts need to diagnose that disease as early as possible. Based on the main indication data, laboratory test results and the  rontgen photo, Naïve Bayesian approach in data mining techniques could be optimized to diagnose tuberculosis. Naïve Bayes classifiers predict class membership probabilities with a class that has the highest probability value. The output of the system is an identification Tuberculosis type of the patients. Testing of the system using 237 data sample with variation of cross-validation in 3, 5, 7 and 9-fold cross validation gives an average accuracy 85,95%.

  6. Shewhart CUSUM ve EWMA Kontrol Grafiklerinin Makine Sanayine Uygulanması

    OpenAIRE

    DEMİR, Yıldırım; MİRTAGİOĞLU, Hamit

    2016-01-01

    Bu çalışmada, süreç içerisinde hedeflenen ortalamada meydana gelebilecek büyük veya küçük çaplı kaymaların tespiti amacıyla Shewhart (Değişken nicelikler için kontrol grafikleri), CUSUM (Birikimli toplam kontrol grafikleri), EWMA (Üstel ağırlıklı hareketli ortalama kontrol grafikleri) kontrol grafikleri ve Gebze-Organize sanayi bölgesinden alınan kablolara ait veriler kullanılmıştır. Düzenlenen veri setine önce Shewhart, daha sonra CUSUM ve EWMA kontrol grafikleri uygulanarak süreç hakkında b...

  7. The Naïve Utility Calculus: Computational Principles Underlying Commonsense Psychology.

    Science.gov (United States)

    Jara-Ettinger, Julian; Gweon, Hyowon; Schulz, Laura E; Tenenbaum, Joshua B

    2016-08-01

    We propose that human social cognition is structured around a basic understanding of ourselves and others as intuitive utility maximizers: from a young age, humans implicitly assume that agents choose goals and actions to maximize the rewards they expect to obtain relative to the costs they expect to incur. This 'naïve utility calculus' allows both children and adults observe the behavior of others and infer their beliefs and desires, their longer-term knowledge and preferences, and even their character: who is knowledgeable or competent, who is praiseworthy or blameworthy, who is friendly, indifferent, or an enemy. We review studies providing support for the naïve utility calculus, and we show how it captures much of the rich social reasoning humans engage in from infancy. Copyright © 2016 Elsevier Ltd. All rights reserved.

  8. Tekstil sanayiinde madde ve enerji bilançoları, örnek boya sanayii

    OpenAIRE

    Öcal, Fatma

    2006-01-01

    Rekabetin her geçen gün arttığı tekstil sektöründe firmaların rekabet edebilirliğini sürdürmeleri büyük oranda girdi maliyetlerini düşürmekle mümkün olabilecektir. Türkiye'de tekstil işletmelerinde madde ve enerji en önemli girdilerdir. Özellikle enerji, yenilenebilir kaynakların azalmasıyla daha önemli bir konuma gelmiştir. Bunun için enerji tüketimlerinin üretimle ilişkisinin belirlenmesi ve enerji yönetim programlarının uygulanması rekabet şansını yükseltecektir. Bu yüksek lisans tez çalış...

  9. Punica granatum L. Çekirdek ve Kabuk Ekstrelerinin Antioksidan Aktiviteleri

    OpenAIRE

    DEMİR, Hülya

    2008-01-01

    Bu çalışmada, Punica granatum L.(Punicaceae) "Nar", meyve çekirdeği ile kabuk ekstraklarının antioksidan aktiviteleri araştırıldı. Punica granatum L. çekirdek ve kabuğunun metanol ve hekzan ekstrelerinde serbest radikal giderme aktivite, indirgenme gücü analizleri yapıldı. Elde edilen sonuçlar standart antioksidan olarak bilinen askorbik asit ile karşılaştırıldı. Bu çalışmada elde edilen sonuçlara göre antioksidan aktivite Askorbik asit> Punica granatum L. kabuğu> Puni...

  10. Project VeSElkA: results of abundance analysis for HD 53929 and HD 63975

    Science.gov (United States)

    Ndiaye, M. L.; LeBlanc, F.; Khalack, V.

    2018-03-01

    Project VeSElkA (Vertical Stratification of Element Abundances) has been initiated with the aim to detect and study the vertical stratification of element abundances in the atmosphere of chemically peculiar stars. Abundance stratification occurs in hydrodynamically stable stellar atmospheres due to the migration of the elements caused by atomic diffusion. Two HgMn stars, HD 53929 and HD 63975 were selected from the VeSElkA sample and analysed with the aim to detect some abundance peculiarities employing the ZEEMAN2 code. We present the results of abundance analysis of HD 53929 and HD 63975 observed recently with the spectropolarimeter ESPaDOnS at Canada-France-Hawaii Telescope. Evidence of phosphorus vertical stratification was detected in the atmosphere of these two stars. In both cases, phosphorus abundance increases strongly towards the superficial layers. The strong overabundance of Mn found in stellar atmosphere of both stars confirms that they are HgMn type stars.

  11. Ülkemizde Yetiştirilen Başlıca Buğday Çeşitlerinin ve Unlarının Tiamin ve Riboflavin Miktarları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Recai Ercan

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, ülkemizde yetiştirilen başlıca buğday çeşitlerinin ve bunların laboratuvar değirmeninde öğütülmesiyle elde edilen unlarının B1 ve B2 vitaminleri miktarı saptanmıştır. Araştırmada 18 buğday çeşidi kullanılmıştır. Buğdaylarda B1 ve B2 vitaminleri miktarı çeşit ve yetişme yerine bağlı olarak değişmektedir. Genellikle sert buğdaylar, yumuşaklardan daha zengin bulunmuştur. Unlarda B1 ve B2 vitamin miktarlarının buğday çeşidi ve randımanı ile ilişkili olduğu görülmüştür. Un randımanı arttıkça vitamin miktarları da artmaktadır.

  12. SÜS BİTKİLERİNDE GÖRÜLEN FUNGAL VE BAKTERİYEL HASTALIKLAR

    OpenAIRE

    GÜMRÜKCÜ, Emine; GÖLÜKÇÜ, Ş. Bilge

    2005-01-01

    Sosyal ve ekonomik hayatta önemli bir yer tutan süs bitkileri; kesme çiçek, iç mekan süs bitkileri, dış mekan süs bitkileri ve doğal çiçek soğanları olarak gruplandırılmaktadır. Ülkemizde geniş bir üretim alanına sahip olan süs bitkilerinde fungal ve bakteriyel hastalıklara sıkça rastlanılmaktadır. Fungal kök çürüklüğü ve solgunluk hastalık etmenleri (Fusarium spp., Rhizoctonia spp., Pythium spp., Sclerotonia sclerotiorum, Verticillium spp.) külleme hastalık etmenleri (Sphaerotheca pannosa, O...

  13. Kuzey Anadolu fay zonunun yapısal analizi ve yaşlandırılması

    OpenAIRE

    ÇAĞLAYAN, Ayşe

    2017-01-01

    Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) yerkabuğunun en önemli aktif faylanma bölgelerinden olup tarihsel ve aletsel dönemde büyük depremler üretmiş doğrultu atımlı fay zonudur. Anadolu levhasının oluşumunu ve levhanın B-GB’ya hareketini sağlayan kabuksal ölçekteki bu zon çok sayıda segmentlerden oluşur. 1944 ve 1943 deprem segmentleri KAFZ içerisinde yüzlerce km yanal uzanımlı ve çok sayıda faylardan oluşur. Deprem segmentlerini oluşturan faylar saç örgüsü geometrisinde olup bir kısm...

  14. Duchenne Müsküler Distrofi ve Gilbert"s Sendromu Birlikteliği: Bir Olgu Sunumu

    OpenAIRE

    İncecik, Faruk; Hergüner, Özlem M.; Mert, Gülen; Horoz, Özden; Altunbaşak, Şakir

    2014-01-01

    Gilbert"s sendromu konjuge olmayan hiperbilirubinemi ile karekterize bir hastalıktır. 5 yaşında erkek çocuğu hafif sarılık ile hastanemize getirildi. Hastanın karaciğer enzimleri ve kreatin fosfokinaz yüksekliği ile beraber ısrarcı unkonjuge hiperbilirubinemisi vardı. Normal hemoglobin ve retikülosit değerleri ile hemoliz dışlandı ve Gilbert"s sendromu tanısı konuldu. Kreatin kinaz değeri 15600 U/l idi ve distrofin geninde delesyon mevcuttu. Sonuç olarak hastaya Gilbert"s sendr...

  15. Patatesin Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri Üzerine Depolama Şartlarının Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Memnune Şengül

    2015-02-01

    Full Text Available Depolanan patateslerin besin ögelerinde meydana gelen değişmeleri tespit etmek amacıyla yapılan bu çalışmada Granola çeşidi patatesin normal, yaralı ve yeşil olarak ayrılan gurupları kullanılmıştır. Patatesler normal depo aydınlık (NDA ve normal depo karanlık (NDK; buzdolabı aydınlık (BA ve buzdolabı karanlık (BK depolarda 6 ay depolanmışlardır. Depolama süresince kurumadde ve kurumaddeyi oluşturan bileşenlerin nispi olarak arttığı, rengin giderek matlaştığı belirlenmiştir.

  16. Naïve Conceptions About Multimedia Learning:A Study on Primary School Textbooks

    OpenAIRE

    Barbara eColombo; Alessandro eAntonietti

    2013-01-01

    An interview study, based on specific pictures taken from textbooks used in primary schools, was carried out to investigate illustrators’, teachers’, students’, and common people’s beliefs about the role that illustrations play in facilitating learning. Participants’ responses were internally coherent, indicating a systematic nature of the underlying naïve conceptions. Findings disprove Mayer’s pessimistic claim that laypersons’ conceptions of multimedia learning fail to match experiment...

  17. Soya ve Soya Ürünlerinin Fonksiyonel Gıda Bileşenleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dilara Nilüfer

    2015-02-01

    Full Text Available Soya ürünleri, yüksek miktarda soya proteini, izoflavonlar, omega–3-yağ asitleri ve diyet lifi içerikleri ile çok önemli fonksiyonel gıda bileşenleri veya ürünleridir. Sağlığa olumlu etkilerinden dolayı, ürün geliştirmede soyanın geleneksel gıdalara tamamen veya kısmen ilave edilmesi veya diğer bileşenlerle yer değiştirmesi yönünde eğilimler giderek artış göstermektedir. Soyanın sağlığa yararlı etkileri tüketicilere yaygın olarak tüketilen ve kabul edilebilir nitelikteki soya ürünleri ile ulaştırılabilir. Çok çeşitli soya esaslı bileşen dünya pazarında mevcut olup, formülasyonların optimizasyonu için her birinin fonksiyonu, besin değeri, maliyet ve lezzet özellikleri tam olarak anlaşılmalıdır. Bu çalışmada; soya ürünlerinin fonksiyonel gıda bileşenlerinin sağlığa olan etkileri, gıda süreçlerinden etkilenmeleri ve ürünlerde uygulamalarının irdelenmesi amaçlanmıştır.

  18. Abacavir-reactive memory T cells are present in drug naïve individuals.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Andrew Lucas

    Full Text Available Fifty-five percent of individuals with HLA-B*57:01 exposed to the antiretroviral drug abacavir develop a hypersensitivity reaction (HSR that has been attributed to naïve T-cell responses to neo-antigen generated by the drug. Immunologically confirmed abacavir HSR can manifest clinically in less than 48 hours following first exposure suggesting that, at least in some cases, abacavir HSR is due to re-stimulation of a pre-existing memory T-cell population rather than priming of a high frequency naïve T-cell population.To determine whether a pre-existing abacavir reactive memory T-cell population contributes to early abacavir HSR symptoms, we studied the abacavir specific naïve or memory T-cell response using HLA-B*57:01 positive HSR patients or healthy controls using ELISpot assay, intra-cellular cytokine staining and tetramer labelling.Abacavir reactive CD8+ T-cell responses were detected in vitro in one hundred percent of abacavir unexposed HLA-B*57:01 positive healthy donors. Abacavir-specific CD8+ T cells from such donors can be expanded from sorted memory, and sorted naïve, CD8+ T cells without need for autologous CD4+ T cells.We propose that these pre-existing abacavir-reactive memory CD8+ T-cell responses must have been primed by earlier exposure to another foreign antigen and that these T cells cross-react with an abacavir-HLA-B*57:01-endogenous peptide ligand complex, in keeping with the model of heterologous immunity proposed in transplant rejection.

  19. TURKS, GEOGRAPHY AND HOMELANDS TÜRKLER, COĞRAFYA VE ANAYURTLAR

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dursun YILDIRIM

    2009-12-01

    Full Text Available In this article it has been investigated of the chaos and the blackout situation which the Turks experience today, who have existed on three continents during history and nationalized the geographies where they settled and brought regulation to the world.Ones who do not know yesterday could not understand and construct today, and can never be prepared for tomorrow, therefore, up to the idea, the faith lies deep inside that the Turks would rise out of the ember hidden by the ashes, carry on their existence in the world and go on their journey throughout the history despite the whole difficulties and troubles. Bu yazıda tarih boyunca üç kıta üzerinde mevcut olup gittikleri coğrafyaları vatanlaştıran ve dünyaya düzen veren Türklerin bugün içinde bulunduğu kaos durumu ve yakalandıkları bilinç tutulması sorgulanmaktadır. Dünü bilmeyenler, bugünü anlayamaz ve inşa edemez; yarını ise, asla hazırlayamaz gerçeğinden hareketle bütün güçlüklere ve olumsuzluklara rağmen Türklerin külleri içinde sakladığı kordan bir gün yeniden dirilerek yeryüzündeki varlıklarını sürdürüp tarihî yolcuklarını devam ettireceklerine dair olan inanç ise korunmaktadır.

  20. Taoistický pohled na trénování ve fotbalu a triatlonu

    OpenAIRE

    Skála, Tomáš

    2009-01-01

    Nazev: Taoisticky pohled na trenovani ve fotbalu a triatlonu Cile prace: Objasnit pojmy taoismus a Tao, pomoci jejich charakteristiky osvetlit taoisticke vnimani sebe sama, okolniho sveta a pohybove aktivity, s naslednou aplikaci na konkretni sporty fotbal a triatlon. Metody: Deskripce, analyza, spekulace Klicova slova: Taoismus, Tao, Cchi, Jin a Jang, Wu-Wej, fotbal, triatlon, zacatecnicka mysl SUMMARY Title: The taoistic view in the football and triatlon training Objective: To explain terms...

  1. HIV subtype and drug resistance patterns among drug naïve ...

    African Journals Online (AJOL)

    In the 14 drug-naïve subjects, no primary resistance-associated mutations were found, but secondary mutations were identified in 7 different codons of the gene coding for protease: PR K20I, M36I, L63A/P/V, V82I, L10M/I and I93L. In addition, the K238R mutation was identified in the reverse transcriptase gene of 3 viruses.

  2. Naïve realism: folk fallacies in the design and use of visual displays.

    Science.gov (United States)

    Smallman, Harvey S; Cook, Maia B

    2011-07-01

    Often implicit in visual display design and development is a gold standard of photorealism. By approximating direct perception, photorealism appeals to users and designers by being both attractive and apparently effortless. The vexing result from numerous performance evaluations, though, is that increasing realism often impairs performance. Smallman and St. John (2005) labeled misplaced faith in realistic information display Naïve Realism and theorized it resulted from a triplet of folk fallacies about perception. Here, we illustrate issues associated with the wider trend towards realism by focusing on a specific current trend for high-fidelity perspective view (3D) geospatial displays. In two experiments, we validated Naïve Realism for different terrain understanding tasks, explored whether certain individuals are particularly prone to Naïve Realism, and determined the ability of task feedback to mitigate Naïve Realism. Performance was measured for laying and judging a concealed route across realistic terrain shown in different display formats. Task feedback was either implicit, in Experiment 1, or explicit in Experiment 2. Prospective and retrospective intuitions about the best display formats for the tasks were recorded and then related to task performance and participant spatial ability. Participants generally intuited they would perform tasks better with more realism than they actually required. For example, counter to intuitions, lowering fidelity of the terrain display revealed the gross scene layout needed to lay a well-concealed route. Individuals of high spatial ability calibrated their intuitions with only implicit task feedback, whereas those of low spatial ability required salient, explicit feedback to calibrate their intuitions about display realism. Results are discussed in the wider context of applying perceptual science to display design, and combating folk fallacies. Copyright © 2010 Cognitive Science Society, Inc.

  3. The challenging definition of naïve patient for biological drug use.

    Science.gov (United States)

    Biggioggero, Martina; Danova, Marco; Genovese, Umberto; Locatelli, Francesco; Meroni, Pier Luigi; Pane, Fabrizio; Scaglione, Francesco

    2015-06-01

    Biosimilar is defined by The European Medical Agency as a biological medicinal product, which is similar but not identical to the biological drug already authorized. The biosimilar and its reference product are expected to display the same safety and efficacy profile and are generally used to treat the same conditions. The Italian Medicines Agency considers biosimilars as a valid therapeutic option with an economic advantage, especially in primary naïve patients with no previous exposure to the originator or with a sufficiently long wash-out period ("secondary naïve"). The identification of "secondary naïve" is not well defined and can be subjected to different variables, mainly the drug biologic effect and its immunogenicity. The first one depends on the type of biologics and on their mechanism of action. The second one is related to the fact that biologicals may be immunogenic and can trigger an anti-drug antibody response (ADA). ADA may behave as neutralizing antibodies blocking the active site of the biological but can also recognize other epitopes favoring the formation of immune-complexes that eventually affect the pharmacodynamics. Moreover, the concomitant immune-suppressive treatment can affect the immunogenicity, even if the exact mechanism remains unknown. In conclusion, the development and use of biosimilars represent a tool for increasing health system sustainability. However it is of paramount importance to distinguish between the pharmacodynamics of a given drug and its immunogenicity being the two aspects unrelated. Thus a detailed definition of "secondary naïve" patients is challenging, and may be related to both the two parameters. Copyright © 2015 Elsevier B.V. All rights reserved.

  4. Usûlî Kıyasın Bilgi ve Amel Değeri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yrd.Doç.Dr. Temel Kacır

    2016-06-01

    Full Text Available “Ortak bir illete sahip olmaları nedeniyle, aslın hükmünün fer‘e verilmesidir" şeklinde tanımlanan usûlî kıyasın bilgi ve amel değeri, ilk dönemden itibaren tartışma konusu olmuştur. Şöyle ki; hüküm verme yetkisi sadece Şar‘î’e ait olduğu halde usûlî kıyasın dinde hüküm verme anlamına geldiği ve bilgi değerinin de nasslarca yerilmiş zan olduğu gibi bazı argümanlar ileri sürerek usûlî kıyası reddedenler olsa da, çoğunluk tarafından usûlî kıyas aslî ve şer‘î delil olarak kabul edilmiş ve elde edilen bu hüküm ile amel edilmesi gerekli görülmüştür. Bu çalışma, usûlî kıyası kabul eden ve etmeyenlerin görüşlerini mukayese etmenin ötesinde, usûlî kıyasın salt aklî bir çaba olmadığını, kendisi ile ulaşılan bilginin naslarda yerilen zan olmayıp aksine delile dayalı zannın en üst derecesi olduğunu ve bunun da furû fıkıhta amel için yeterli olduğunu naklî ve aklî deliller ile ele alan bir çalışmadır. Kıyasla ilgili genel bir çerçeve çizildikten sonra, usûlî kıyas ve deliller hiyerarşisindeki yeri ve kıyasın bilgi ve amelî değeri ile sınırlandırılan bu makale ile usûlî kıyasın bilgi ve amel değeri konusundaki tartışmalara açıklık getirilmek istenmektedir.

  5. Gıda Ambalajlarında Nanoteknolojik Uygulamalar ve Faz Değişim Materyalleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Merve Yılmazer

    2015-02-01

    Full Text Available Tüketicilerin gıda güvenliği ve kalitesi konusundaki bilinçlerinin ve taleplerinin artması, araştırmacıları ve gıda endüstrisini yeni eğilimlere yönlendirmektedir. Yeni teknolojilerin ve değişik özelliklere sahip materyallerin kullanımı ile gıda ambalajlarının fonksiyonları değiştirilebilmekte ve/veya arttırılabilmektedir. Son yılların en dikkat çeken teknolojisi nano ölçekli materyal üretimi ve bunların çeşitli malzemelerle birleştirilerek kompozitler elde edilmesi ile değişik alanlarda umut vadeden gelişmeler elde edilmektedir. Bu alanlardan biri aktif ve akıllı gıda ambalajlama sistemleridir. Nanoteknolojik uygulamalarla ve nanokompozitlerin ilave edilmesiyle tüketici ile iletişime geçen ve gıdayı daha güvenli bir şekilde tüketiciye ulaştıran ambalajların elde edilmesi mümkün olmaktadır. Bu derlemede nanoteknolojinin gıda ambalajlarındaki uygulamalarının özetlenmesine ilave olarak faz değişim materyallerinin (FDM ve nanoteknolojik yöntemlerle özellikleri değiştirilmiş FDM’lerin gıda ambalajlarında kullanılabilirliğine değinilmiştir. Çeşitli alanlarda uygulamaları bulunan FDM’ler, gıdaların taşınma ve muhafazasında kullanılmaktadır. Nanoteknolojik uygulamalarla özellikleri geliştirilen FDM’lerin gıda ambalajlarında kullanımının artacağı öngörülmektedir.

  6. AHMET RIZA’NIN SOSYOLOJİK VE DİNİ GÖRÜŞLERİ

    OpenAIRE

    SARI, Süleyman Arif

    2004-01-01

    Bu tez giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Türkiye’de Pozitivizm akımının öncüsü durumunda olan Ahmet Rıza Bey, ülkeye pozitivist zihniyetin girmesini isterken, dinin sosyal içerikli konularına getirdiği değişik yorumlar ile Türk aydınlarının düşünce ufkunda ve sisteminde farklı bir yol açmıştır. Açtığı bu yol, bazı düşünce kalıpları içerisinde günümüzde de etkisini sürdürmektedir. Giriş bölümünde tezin konusu, amacı, önemi ve yöntemi ortaya konmuştur. Birinci bölümde din sosy...

  7. Nigral dopaminergic neuron replenishment in adult mice through VE-cadherin-expressing neural progenitor cells

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Abir A Rahman

    2017-01-01

    Full Text Available The function of dopaminergic neurons in the substantia nigra is of central importance to the coordination of movement by the brain's basal ganglia circuitry. This is evidenced by the loss of these neurons, resulting in the cardinal motor deficits associated with Parkinson's disease. In order to fully understand the physiology of these key neurons and develop potential therapies for their loss, it is essential to determine if and how dopaminergic neurons are replenished in the adult brain. Recent work has presented evidence for adult neurogenesis of these neurons by Nestin+/Sox2– neural progenitor cells. We sought to further validate this finding and explore a potential atypical origin for these progenitor cells. Since neural progenitor cells have a proximal association with the vasculature of the brain and subsets of endothelial cells are Nestin+, we hypothesized that dopaminergic neural progenitors might share a common cell lineage. Therefore, we employed a VE-cadherin promoter-driven CREERT2:THlox/THlox transgenic mouse line to ablate the tyrosine hydroxylase gene from endothelial cells in adult animals. After 26 weeks, but not 13 weeks, following the genetic blockade of tyrosine hydroxylase expression in VE-cadherin+ cells, we observed a significant reduction in tyrosine hydroxylase+ neurons in the substantia nigra. The results from this genetic lineage tracing study suggest that dopaminergic neurons are replenished in adult mice by a VE-cadherin+ progenitor cell population potentially arising from an endothelial lineage.

  8. 4-Piridinetiyonamid ile Zn(II kompleksinin spektroskopik özelliklerinin deneysel ve teorik olarak incelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice Vural

    2016-12-01

    Full Text Available Zn(II iyonunun yeni bir kompleksi olan [ZnCl2(peta2] [peta: 4-Pyridinethioamide] sentezledi. Yapısı tek kristal X-ışınları kırınım yöntemi ve FT-IR spektroskopisi kullanılarak aydınlatıldı. Zn(II merkezi etrafındaki geometrinin bozulmuş tetrahedron olduğu belirlendi. Moleküller arası N–H∙∙∙Cl, N–H∙∙∙S ve C–H∙∙∙S hidrojen bağlarının kristal paketlenmeyi dengelediği görüldü. Yapının moleküler modellemesi Hartree-Fock (HF ve yoğunluk fonksiyonel teorisi (YFT ile 6-311++G (d, p baz seti kullanarak yapıldı. Deneysel olarak elde edilmiş titreşim frekansları teorik olarak hesaplanan değerlerle karşılaştırıldı. Çözücü ortamındaki elektronik geçiler zamana bağlı yoğunluk fonksiyonel teorisine sürekli polarizasyon modeli (IEF-PCM uygulanarak hesaplandı.

  9. Primary drug resistance among pulmonary treatment-naïve tuberculosis patients in Amazonas State, Brazil.

    Science.gov (United States)

    da Silva Garrido, M; Ramasawmy, R; Perez-Porcuna, T M; Zaranza, E; Chrusciak Talhari, A; Martinez-Espinosa, F E; Bührer-Sékula, S

    2014-05-01

    Multidrug-resistant tuberculosis (MDR-TB) is the main indicator of previous treatment in tuberculosis (TB) patients. MDR-TB among treatment-naïve patients indicates infection with drug-resistant Mycobacterium tuberculosis strains, and such cases are considered primary drug-resistant cases. To estimate the prevalence of drug resistance in pulmonary TB (PTB) treatment-naïve patients and to identify the socio-demographic and clinical characteristics of the resistant population. A total of 205 treatment-naïve PTB patients from Manaus, Amazonas State, Brazil, were enrolled. Drug susceptibility testing (DST) was performed on all positive mycobacterial cultures using the 1% proportion method. Positive M. tuberculosis cultures were obtained from only 175 patients for DST. The prevalence of primary MDR-TB was 1.7% (3/175); 14.3% (25/175) of the cultures presented resistance to at least one of the drugs. Resistance to streptomycin, isoniazid, rifampicin and ethambutol was respectively 8.6%, 6.9%, 3.4% and 2.3%. An association between TB patients with resistance to more than one drug and known previous household contact with a TB patient was observed (P= 0.008, OR 6.7, 95%CI 1.2-67.3). Although the prevalence of primary MDR-TB currently is relatively low, it may become a major public health problem if tailored treatment is not provided, as resistance to more than one drug is significantly associated with household contact.

  10. Internet Use by Children Çocuk ve Internet Kullanımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nilüfer Tuncer

    2000-06-01

    Full Text Available Computers and Internet, which have started to dominate our modern lives, have no doubt became part of children's living too. It is a fact that Internet has many advantages in several areas, mainly in education, communication and creativity. However, Internet also has many disadvantages, i.e., physical, psychological and social effects and dangers to children. In this article, the object is to emphasize not only these negative aspects, but also to point out the preventive measures, particularly for the parents. Modern çağın bir gereği haline gelen bilgisayar ve İnternet, kuşkusuz çocukların da yaşamına girmiştir.Internet'in, başta eğitim, iletişim, yaratıcılık olmak üzere çeşitli alanlarda yararları olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Ancak, bilgisayar ve Internet kullanımının, çocuklar için olumsuz fiziksel, psikolojik ve sosyal etkilerinin yanında, tehlikeler de içerdiği yadsınamaz. Bu makalede, olumsuz yönlerin yanında, alınabilecek önlemlere, özellikle de ana-babaların yapabileceklerine değinilmiştir.

  11. Association between auditory P300, psychopathology, and memory function in drug-naïve schizophrenia

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Wei-Hung Chang

    2014-03-01

    Full Text Available The aim of this study was to explore memory deficits and psychopathology and their relationships with P300 in drug-naïve patients with schizophrenia. The Positive and Negative Syndrome Scale (PANSS and the Wechsler Memory Scale—Revised were administered. Auditory event-related potentials elicited by an oddball paradigm were obtained. After controlling for age, sex, the results showed a statistically significant negative correlation between the total PANSS score and P300 amplitude at the parietal position (r = −0.66, p < 0.05. Moreover, visual memory was significantly positively correlated with P300 amplitude at the parietal position (r = 0.67, p < 0.05. After controlling for the duration of illness, the above correlations remained statistically significant. The correlation between P300 and the severity of psychopathology was reconfirmed in drug-naïve patients with schizophrenia. A possible contribution of memory decompensation in P300 among drug-naïve patients with schizophrenia may be considered, and the compensatory or Default Model Network might be a possible explanation of this association.

  12. Outreaching particle physics to Latin America: CEVALE2VE and the use of ATLAS open data

    CERN Document Server

    Camacho Toro, Reina; The ATLAS collaboration

    2017-01-01

    Particle physics outreach can play a key role in promoting scientific culture and in the modernisation of university education in Latin America. In this context, the CEVALE2VE virtual community (Centro de Altos Estudios de Altas Energías in Spanish) builds collaborative networks with and between Latin American institutions and motivates physics undergraduate and master students to consider a career in scientific research by introducing them to cutting-edge research and tools used in High Energy Physics (HEP). The ATLAS open data project has been fundamental to achieve these goals as one of our main educational tools. As part of its commitment to open access and public engagement the ATLAS experiment has made available a large dataset to the public for the first time in 2016 and CEVALE2VE have been using this dataset for HEP virtual courses and Physics Without Frontiers roadshows. In this contribution we will present the different activities hosted by CEVALE2VE and discuss the importance of using open data an...

  13. Zeka, Öğrenme ve Düşünme

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emel Topçu

    2015-11-01

    Full Text Available Sokrates'ten bu yana huzurlu bir toplum için insanların eğitilmeleri ve liyakatlarına göre sınıflandırılmaları gerektiğine dair bir düşünce çeşitli versiyonları ile günümüze kadar gelmiştir. Daha sonraları en üst kategoride yer alan sınıfın üstünlüğünü ispat için çeşitli adlarla bilimsel çalışmalar denenmiştir. Modern çağın genellemeci alışkanlığı zekayı ve öğrenme yollarını da tek tipe indirgemektedir. ancak on dönemlerde inan zekaı ile ilgili çalışmalarla çoklu zeka anlayışı ortaya çıkmış, bu anlayışla birlikte öğrenme yolları da çeşitlenmiştir. Makalede çoklu zeka ve öğrenme yolları arasındaki ilişki incelenmektedir.

  14. Atomik Absorpsiyon Spektrofotometresi ile Deodorant ve Rimel Örneklerinde Eser Element Tayini

    OpenAIRE

    Yıldırım, Merve

    2018-01-01

    Kozmetikler oldukça karmaşık yapılı olan kimyasal bileşiklerdir ve bu nedenle kullanımları sonucu insan sağlığına etkileri de büyük önem taşımaktadır. Günümüzde kozmetik ürünlerinin kullanım oranları gözönüne alınırsa kozmetik ürünlerin içeriği daha da önem arz etmektedir. Bu nedenle, kozmetik ürünlerinin eser element içeriğinin belirlenmesi ve kontrol altında tutulması gerekir. Bu çalışmada; çeşitli markalara ait deodorantlarda ve rimellerde bulunan eser elementler Grafit Fırınlı Atomik Abso...

  15. Enzimatik Yöntemle Bazı Sebze ve Meyvelerde Nitrat Düzeyinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nevzat Artık

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada Ankara ve çevresinde 2000 yılı içerisinde yetiştirilen bazı taze sebze ve meyve örnekleri materyal olarak kullanıldı. Bu örneklere ait nitrat miktarları enzimatik Boehringer Mannheim GmbH metodu ile belirlendi. Nitrat içeriğinin taze sebzelerde 0.00-3019.41 mg/kg, taze meyvelerde ise 0.00-126.19 mg/kg arasında değiştiği saptandı. Nitrat miktarı, kereviz (3667.40 mg/kg, roka (3019,41 mg/kg ve pazı (2621.79 mg/kg örneklerinde yüksek bulunurken, kavun (0.00-47.93 mg/kgt karpuz (47.21-126.19 mg/kg gibi meyveler ile havuç (0.00-47.71 mg/kg, domates (0.00-71.10 mg/kg gibi meyve benzeri sebzelerde düşük düzeyde bulundu.

  16. Metabolic heterogeneity signature of primary treatment-naïve prostate cancer.

    Science.gov (United States)

    Lin, Dong; Ettinger, Susan L; Qu, Sifeng; Xue, Hui; Nabavi, Noushin; Choi, Stephen Yiu Chuen; Bell, Robert H; Mo, Fan; Haegert, Anne M; Gout, Peter W; Fleshner, Neil; Gleave, Martin E; Pollak, Michael; Collins, Colin C; Wang, Yuzhuo

    2017-04-18

    To avoid over- or under-treatment of primary prostate tumours, there is a critical need for molecular signatures to discriminate indolent from aggressive, lethal disease. Reprogrammed energy metabolism is an important hallmark of cancer, and abnormal metabolic characteristics of cancers have been implicated as potential diagnostic/prognostic signatures. While genomic and transcriptomic heterogeneity of prostate cancer is well documented and associated with tumour progression, less is known about metabolic heterogeneity of the disease. Using a panel of high fidelity patient-derived xenograft (PDX) models derived from hormone-naïve prostate cancer, we demonstrated heterogeneity of expression of genes involved in cellular energetics and macromolecular biosynthesis. Such heterogeneity was also observed in clinical, treatment-naïve prostate cancers by analyzing the transcriptome sequencing data. Importantly, a metabolic gene signature of increased one-carbon metabolism or decreased proline degradation was identified to be associated with significantly decreased biochemical disease-free patient survival. These results suggest that metabolic heterogeneity of hormone-naïve prostate cancer is of biological and clinical importance and motivate further studies to determine the heterogeneity in metabolic flux in the disease that may lead to identification of new signatures for tumour/patient stratification and the development of new strategies and targets for therapy of prostate cancer.

  17. Tarih ve Kültür Temalı Parklar

    OpenAIRE

    Gök, Ayşe Betül; Bingöl, Bora

    2017-01-01

     Çalışma saatlerininazalmasıyla boş zamanlardaki artış, insanların yaşam standartlarının yükselmesive rekreasyon faaliyetlerine yönelik isteklerindeki değişiklikler ve değişenturizm talepleri ile turizm sektörünün deniz, kum, güneş üçlemesine alternatifarayışları tema parklarının ortaya çıkmasını sağlamıştır.Tema parklarıbilimsel, kültürel ve tarihsel konuları temel alan bir müze rolündedirler.Ancak konularını belirli bir tema çevresinde canlandırırlar. Bu canlandırmaişlemi işitsel ve görsel ...

  18. BUILDING STUDENTS’ UNDERSTANDING OF QUADRATIC EQUATION CONCEPT USING NAÏVE GEOMETRY

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Achmad Dhany Fachrudin

    2014-07-01

    Full Text Available The purpose of this research is to know how Naïve Geometry method can support students’ understanding about the concept of solving quadratic equations. In this article we will discuss one activities of the four activities we developed. This activity focused on how students linking the Naïve Geometry method with the solving of the quadratic equation especially on how student bring geometric solution into algebraic form. This research was conducted in SMP Negeri 1 Palembang. Design research was chosen as method used in this research that have three main phases. The results of this research showed that manipulating and reshaping the rectangle into square could stimulate students to acquire the idea of solving quadratic equations using completing perfect square method. In the end of the meeting, students are also guided to reinvent the general formula to solve quadratic equations.Keywords: Quadratic Equations, Design Research, Naïve Geometry, PMRI DOI: http://dx.doi.org/10.22342/jme.5.2.1502.191-202

  19. Naïve Simplicity: The Overlooked Piece of the Complexity-Simplicity Paradigm.

    Science.gov (United States)

    Schwartz, Franklin W; Liu, Ganming; Aggarwal, Pradeep; Schwartz, Cynthia M

    2017-09-01

    Concepts of simplicity and complexity in modeling have been explored in papers, editorials, and talks. The concept is not well understood because there are at least two flavors of simplicity. Modelers envision simplicity (i.e., elegant simplicity) as the sought-after goal in modeling, but naïve simplicity, which is the focus of this paper, is commonly unrecognized and dangerous. The problem is that naïve or simple ideas are often mistaken for settled science and come with the prospect of being more wrong than right. The concept of the so-called simplicity cycle, in relation to classical problems of carbon-14 age and salinity in closed-basin lakes, is used to illustrate these points. The emerging problems of water-mosquitoes-diseases show the value of mapping new problems to the simplicity cycle. Researchers can "know what they do not know" and avoid the dangers of naïve simplicity. © 2017, National Ground Water Association.

  20. A Multilayer Naïve Bayes Model for Analyzing User’s Retweeting Sentiment Tendency

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mengmeng Wang

    2015-01-01

    Full Text Available Today microblogging has increasingly become a means of information diffusion via user’s retweeting behavior. Since retweeting content, as context information of microblogging, is an understanding of microblogging, hence, user’s retweeting sentiment tendency analysis has gradually become a hot research topic. Targeted at online microblogging, a dynamic social network, we investigate how to exploit dynamic retweeting sentiment features in retweeting sentiment tendency analysis. On the basis of time series of user’s network structure information and published text information, we first model dynamic retweeting sentiment features. Then we build Naïve Bayes models from profile-, relationship-, and emotion-based dimensions, respectively. Finally, we build a multilayer Naïve Bayes model based on multidimensional Naïve Bayes models to analyze user’s retweeting sentiment tendency towards a microblog. Experiments on real-world dataset demonstrate the effectiveness of the proposed framework. Further experiments are conducted to understand the importance of dynamic retweeting sentiment features and temporal information in retweeting sentiment tendency analysis. What is more, we provide a new train of thought for retweeting sentiment tendency analysis in dynamic social networks.

  1. İbrahim Müteferrika ve İlk Türk Matbaası

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şerif Korkmaz

    2015-11-01

    Full Text Available Osmanlı devletinin Avrupa'dan bilinçli iktibasların yapıldığı ilk dönem 1718-1730 yılları arasındaki "Lale Devri" dir. bu dönemde özellikle eğitimlerini incelemek için Avrupa'nın pek çok ülkesine elçiler gönderilmiştir. Fakat bu devrin en büyük ve en tesirli yeniliği İbrahim Müteferrika ve Sadi Efendi'nin birlikte açtıkları matbaadır. Makalede İbrahim Müteferrikanın kimliği ve fikirleri hakkında bilgi verilmektedir. Onun etkisinin sadece  matbaa ile sınırlı olmadığı, Osmanlı için yeni sayılabilecek ilimlerle ilgili eserleri basarak Avrupa'nın Rönesans'ından ilk haberleri verdiği vurgulanmaktadır.

  2. Les bibliothèques à Genève essai de chronologie : 1478-2013

    CERN Document Server

    Jacquesson, Alain

    2014-01-01

    Genève a toujours bénéficié, dans les bibliothèques publiques comme dans les fonds privés, de collections imprimées abondantes et remarquables. Le botaniste, historien des sciences et précurseur de la scientométrie Alphonse de Candolle, écrit en 1873 que « les cantons suisses de Genève, Vaud et Neuchâtel achètent plus de livres et de journaux sur les sciences que les populations vingt fois plus nombreuses des pays adjacents ». La vie intellectuelle du 21e siècle est évidemment différente, mais la qualité et la quantité des publications conservées à Genève restent toujours impressionnantes. Les quelques tableaux figurant en fin de cet ouvrage, inédits jusqu’ici, devraient stimuler toute personne intéressée par cet aspect de la culture. En effet, notre cité possède plus de 10 millions de documents imprimés. Il s’agit là d’une richesse remarquable. Ces collections couvrent une très grande partie du savoir humain et s’étendent des origines de l’imprimerie jusqu’aux publ...

  3. Fizik Öğretmenlerinin Elektrik ve Manyetizma Konusuna İlişkin Pedagojik Alan Bilgilerinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nedim Alev

    2012-12-01

    Full Text Available Özet: Bu çalışmanın amacı fizik öğretmenlerinin 9. sınıf elektrik ve manyetizma konusunda konu alanı bilgisi, sunum bilgisi, öğrenici bilgisi ve oryantasyonları bileşenlerine bağlı olarak Pedagojik alan bilgilerini belirlemeye çalışmaktır. Özel durum araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada katılımcılar Trabzon ilinde farklı liselerde çalışan 6 deneyimli fizik öğretmeninden oluşmaktadır. PAB testi, gözlemler, ders planları ve yapılandırılmamış mülakatlar gibi çoklu veri toplama araçları ile toplanan veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Öğretmenlerin alan bilgilerinin birbirine yakın ve öğretim programı ile yakından ilişkili olduğu, bağlamdan kaynaklanan farklı ve kararlı oryantasyonlar geliştirdikleri, ağırlıklı olarak didaktik ve alıştırma-uygulama oryantasyonları sergiledikleri, sunumlarını oryantasyonları doğrultusunda şekillendirdikleri ve öğrenci hakkındaki bilgilerinin deneyim yılıyla ilişkili olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: pedagojik alan bilgisi, fizik öğretmenleri, elektrik ve manyetizma

  4. Kükürt Dioksitin (SO2 Şaraptaki Rolü ve Önemi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Arif Akman

    2015-02-01

    Full Text Available Şarabın yapılmasında, olgunlaştırılmasında kaplarda ya da şişelerde saklanmasında, şarap hastalık ve kusurlarının önlenmesinde kükürt dioksitin çok büyük rolü ve vazgeçilemeyecek önemi vardır. Denebilir ki, kükürt dioksitsiz şarabı olgunlaştırmak ve saklamak mümkün değildir. Kükürt dioksit kullanmadan, en geniş bir iyimserlikle, şarap içilemeyecek kadar bozulmasa bile, rengi, görünüşü ve tadı kötü bir durum alır. Şu halde kükürt dioksit kullanmadan değil şöyle böyle bir kalite şarabı, yine eli yüzü düzgün ve tat bakımından en mütevazı ve müsamahalı istekleri bile karşılayabilecek bir şarap yapılamaz

  5. Peskütenin Kimyasal ve Mikrobiyolojik Özellikleri Üzerine bir Araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Kurt

    2015-02-01

    Full Text Available Bu araştırmada Sivas ili ve çevresinden şansa bağlı olarak alınan 14 adet Pesküten örneği üzerinde kimyasal ve mikrobiyolojik araştırmalar yapılmıştır. Belirlenen değerler ortalama olarak şöyledir: Kurumaddede %30.96, su %69.04, yağ %3.66, yağsız kurumadde %27.30, toplam kül %4.92, kurumaddede kül %15.95, kurumaddede tuz %12.18, saf kül %1.13, protein %22.08, şeker ve benzerleri %0.295 ve asitlik derecesi 83.90 SH olmuştur. Bunun yanında ortalama mikrobiyolojik içerik; toplam bakteri sayısı 3.735x106/g, koliform bakteri sayısı 5.69x104/g, maya ve küf sayısı 1.398x104/g, laktik bakteri sayısı 1.997x106/g, proteolitik bakteri sayısı, 12.34x104/g ve lipolitik bakteri sayısı 10.14x104/g olarak belirlenmiştir.

  6. Stem cells. m6A mRNA methylation facilitates resolution of naïve pluripotency toward differentiation.

    Science.gov (United States)

    Geula, Shay; Moshitch-Moshkovitz, Sharon; Dominissini, Dan; Mansour, Abed AlFatah; Kol, Nitzan; Salmon-Divon, Mali; Hershkovitz, Vera; Peer, Eyal; Mor, Nofar; Manor, Yair S; Ben-Haim, Moshe Shay; Eyal, Eran; Yunger, Sharon; Pinto, Yishay; Jaitin, Diego Adhemar; Viukov, Sergey; Rais, Yoach; Krupalnik, Vladislav; Chomsky, Elad; Zerbib, Mirie; Maza, Itay; Rechavi, Yoav; Massarwa, Rada; Hanna, Suhair; Amit, Ido; Levanon, Erez Y; Amariglio, Ninette; Stern-Ginossar, Noam; Novershtern, Noa; Rechavi, Gideon; Hanna, Jacob H

    2015-02-27

    Naïve and primed pluripotent states retain distinct molecular properties, yet limited knowledge exists on how their state transitions are regulated. Here, we identify Mettl3, an N(6)-methyladenosine (m(6)A) transferase, as a regulator for terminating murine naïve pluripotency. Mettl3 knockout preimplantation epiblasts and naïve embryonic stem cells are depleted for m(6)A in mRNAs, yet are viable. However, they fail to adequately terminate their naïve state and, subsequently, undergo aberrant and restricted lineage priming at the postimplantation stage, which leads to early embryonic lethality. m(6)A predominantly and directly reduces mRNA stability, including that of key naïve pluripotency-promoting transcripts. This study highlights a critical role for an mRNA epigenetic modification in vivo and identifies regulatory modules that functionally influence naïve and primed pluripotency in an opposing manner. Copyright © 2015, American Association for the Advancement of Science.

  7. Inhibition of prostaglandin (PG) synthesis in sheep vesicular gland microsomes (SVGM) by nitroblue tetrazolium (NBT) and vitamin E (VE).

    Science.gov (United States)

    Rao, G H; Burris, S M; Gerrard, J M; White, J G

    1979-02-01

    Previous studies have shown that NBT and VE together are potent inhibitors of platelet aggregation, secretion and PG synthesis. In this study, we evaluated the capacity of NBT to detect PG synthesis by SVGM. Aspirin pretreatment of SVGM decreased the amount of NBT reduced after addition of arachidonic acid, demonstrating that products generated by the cyclo-oxygenase were involved in NBT reduction. The influence of NBT and VE on PG synthesis by SVGM was then evaluated by measuring malondialdehyde (MDA) production. NBT or VE alone had no significant effect, but together these agents were as effective as aspirin in preventing MDA formation. The effect of NBT and VE on 14C-arachidonic acid conversion was followed by thin layer chromatography and radioscanning. Again, NBT or VE alone were ineffective, whereas the combination was as effective as aspirin in preventing conversion of arachidonic acid. We speculate NBT and VE together inhibit pg synthesis by scavenging a free radical species of arachidonic acid generated in the initial step of fatty acid peroxidation.

  8. A recombinant bivalent fusion protein rVE confers active and passive protection against Yersinia enterocolitica infection in mice.

    Science.gov (United States)

    Singh, Amit Kumar; Kingston, Joseph Jeyabalaji; Murali, Harishchandra Sripathy; Batra, Harsh Vardhan

    2014-03-05

    In the present study, a bivalent chimeric protein rVE comprising immunologically active domains of Yersinia pestis LcrV and YopE was assessed for its prophylactic abilities against Yersinia enterocolitica O:8 infection in murine model. Mice immunized with rVE elicited significantly higher antibody titers with substantial contribution from the rV component (3:1 ratio). Robust and significant resistance to Y. enterocolitica infection with 100% survival (Penterocolitica O:8 against the 75%, 60% and 75% survival seen in mice immunized with rV, rE, rV+rE, respectively. Macrophage monolayer supplemented with anti-rVE polysera illustrated efficient protection (89.41% survival) against challenge of Y. enterocolitica O:8. In contrast to sera from sham-immunized mice, immunization with anti-rVE polysera provided complete protection to BALB/c mice against I.P. challenge with 10(8)CFU of Y. enterocolitica O:8 and developed no conspicuous signs of infection in necropsy. The histopathological analysis of microtome sections confirmed significantly reduced lesion size or no lesion in liver and intestine upon infection in anti-rVE immunized mice. The findings from this study demonstrated the fusion protein rVE as a potential candidate subunit vaccine and showed the functional role of antibodies in protection against Y. enterocolitica infections. Copyright © 2014 Elsevier Ltd. All rights reserved.

  9. Geleneksel ve Elektronik Eser Sahiplerinin Telif Hakları, Dijital Haklar Yönetimi: Uluslararası Düzenlemeler ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Çerçevesinde Bir Değerlendirme = Copyright of Traditional and Electronic Works’ Owners, Digital Rights Management: An Evaluation within the Framework of International Regulations and Law on Intellectual and Artistic Works

    OpenAIRE

    Metin Turan

    2016-01-01

    Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile fikri haklar alanında da değişiklikler kaçınılmaz olmuştur. Teknolojik imkânların gelişimi ve dijitalleşme ile dijital eserlerin üretimiyle birlikte telif haklarında sorunlar ortaya çıkmaktadır. Çalışmada, genel olarak, telif haklarının dijital eserlere ve dijital haklar yönetimine yönelik incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın kapsamını dijital haklar yönetimi çerçevesinde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu oluşturmaktadır. Bu kapsamd...

  10. Oscillatoria amphibia ve Spirulina platensis'in C-Fikosiyanin ve ham ekstraktlarının antioksidan ve sitotoksik etkileri üzerine karşılaştırmalı çalışma.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Burcu Tepedelen Erbaykent

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada Oscillatoria amphibia (Ege Macc-14, Acıgöl-Denizli, Türkiye anti oksidan ve sitotoksik etkileri, Spirulina platensis’in ham ekstrakt ve fikosiyanini ile karşılaştırılmıştır. S. Platensis’in tek ticari C-fikosiyanin kaynağı olarak görülmesinden dolayı bu çalışma yeni fikosiyanin kaynakları araştırma ve umut vaat eden sitoksik bileşik araştırmalarında yeni veriler sağlayabilir. Her iki tür de laboratuar koşulları altında kültüre alınarak ham ekstrakt ve C-fikosiyanin ekstraksiyonları yapılmıştır. O. amphibia’nın sitokisik bileşikler üretebilme potansiyelinden dolayı biyomasın toksisitesini araştırmak üzere sulu O. amphibia ekstreleri hazırlanmış ve artemialara direkt olarak uygulanmıştır. Sulu ham ekstraktlar en yüksek konsantrasyonda (10 mg.ml-1 bile toksik bulunmamıştır. Ekstraktların sitotoksisitesini belirlemek amacıyla insan karaciğer karsinoma (HEP-3B hücre hattı kullanılmıştır. S. platensis C-fikosiyanini, O. amphibia Cfikosiyaninleri için IC50 değerleri sırasıyla 13,27 μg/ml ve 4,19 μg/ml olarak hesaplanmış ve bu değerler ham ekstratlar içinde yine sırasıyla 16,34 μg/ml ve 12,94 μg/ml olarak bulunmuştur. Ham ekstrakt ve C-fikosiyaninlerin antioksidan potansiyelleri ise DPPH serbest radikal ve hidroksil süpürme aktivite testleriyle belirlenmiştir. Sonuç olarak her iki siyanobakterinin saf C-fikosiyaninleri sitotoksik ve antioksidan aktivite göstermeleriyle birlikte en yüksek değerler O. amphibia ekstraktları için bulunmuştur

  11. Tekirdağ İlinde Yetiştirilen Bazı Sebze ve Meyvelerde Nitrat ve Nitrit Miktarları Üzerinde Araştırmalar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Harun Dıraman

    2015-02-01

    Full Text Available Meyve ve sebzelerin doğal yapılarında bulunan nitrat ve nitritin miktarları, günümüzde çevre kirlenmesinin gıdalar üzerindeki etkisini gösteren önemli parametrelerdendir. Nitrat ve nitritler gerekli ortamı buldukları zaman kanserojen bileşenlere dönüşmektedirler. Nitrat ve nitritin tayininde çeşitli kimyasal yöntemler kullanılmaktadır. Bu araştırmada ISO tarafından meyve ve sebzelerde nitrat ve nitrit belirlenmesinde referans metot olarak verilen moleküler absorpsiyon spektrofotometrik metot kullanılmıştır.Tekirdağ ilinin farklı yerleşim birimlerinden toplanan toplam 96 örnek üzerinde çalışılmıştır. Ispanak, marul, taze fasulye, patates, elma ve üzümde mg/kg taze ağırlık üzerinden belirlenen ortalama nitrat değerleri sırası ile 362.5, 685.6, 168.6, 777.9, 18.1, 16.6 olmuştur. Nitrit miktarları ise  çok düşük ve önemsiz düzeyde bulunmuştur. Örnekler üzerindeki nitrat ve nitrit miktarlarıyla ilgili istatistiki değerlendirmede  yapılan gruplar arasında önemli farklılık olduğu bulunmuştur. Örneklerin nitrat miktarlarının Türk Gıda Kodeksi tarafından izin verilen  maksimum değerlerin altında ve düşük  olduğu görülmüştür.

  12. Nar (Punica granatum L. Çeşit ve Genotiplerin Fizikokimyasal Karakterizasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muttalip GÜNDOĞDU

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada; Türkiye’de yetiştirilen standart nar çeşitleri (Hicaz narı, Silifke Aşısı, Katırbaşı, 33N23-Çevlik, 01N04-Fellahyemez, 33N34, İzmir-26, İzmir-23, İzmir-1513, 33N24, Kuş narı ile Gündoğdu (2006’nun Pervari (Siirt yöresinde daha önceden belirlemiş olduğu en iyi 5 nar genotipinde (56PER021, 56PER022, 56PER020, 56PER019, 56PER003 meyvelerin pomolojik özellikleri ve bazı kimyasal içeriklerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada meyve ağırlığını 251.01-530.25 gr, meyve uzunluğunu 60.30-89.97 mm, meyve enin 75.57- 100.68 mm, meyve hacminin 230.00-542.50 cm3, meyve suyu miktarının 106.66-186 ml ve meyve yoğunluğunun 0.92 -1.19 gr cm-3, SÇKM miktarının % 11.50-14.62, pH 3.45-4.71, şekil indeksinin 0.82-0.92 ve toplam asitliğin % 0.19-1.17 arasında değişiklik gösterdiği tespit edilmiştir. Bunun yanında incelenen çeşit ve genotiplerin kabuk alt zemin rengi, üst zemin rengi, çekirdek sertliği, meyve tadı, dane rengi, üst odacık sayısı, alt odacık sayısı, odacıkların görünümü ve daneleme kolaylığı belirlenmiştir.

  13. Şeyl Gazı (Kaya Gazı ve Çevresel Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazan YALCIN ERİK

    2016-11-01

    Full Text Available Özet. Son yıllarda şeyl formasyonlarından doğal gaz üretimi (şeyl gaz karadaki hidrokarbon (petrol ve gaz arama ve üretimlerindeki en hızlı gelişen eğilimdir. Şeyl gaz operasyonlarında teknolojik gelişmeler özellikle Amerika’da son birkaç yılda daha da hızlanmış ve bu süreç küresel olarak ilerlemeye devam etmektedir. Petrol ve gaz sektöründeki yeni gelişmeler çevre ve sosyo-ekonomik alanda, özellikle de doğal gaz gelişiminin yeni olduğu alanlarda birçok değişimi de beraberinde getirmiştir. Şeyl gaz ile ilgili çevresel etkiler küresel ve yerel düzeylerde etkili olmaktadır. Bunlar iklim değişikliği, sera gazı (GHG emisyonları, yerel hava kalitesi, su temini, su kalitesi, sismik aktivite, yerleşim yeri ve toplumsal etkilerdir. Yoğun kuyu aralıkları, operasyonlardan dolayı oluşan gürültü, artan kamyon trafiği halk ve çevre için düşünülmesi gereken diğer konuları oluşturmaktadır. Bazı çevresel etkiler ise yeni teknolojik gelişmeleri kullanarak azaltılmıştır. Örneğin, şeyl gazı üretimi sırasındaki sera gazları azaltılmaya başlanmış ve tatlı su ihtiyacı ise operasyonda kullanılan suyun arıtılması ve yeniden kullanılmasının yaygınlaşması sonucunda azalmaya başlamıştır. Sismik aktivitenin önlenmesi gibi diğer konular ise hala detaylı inceleme ve araştırmaya ihtiyaç duymaktadır. Anahtar Kelimeler: Şeyl gazı, hidrokarbon, çevre kirliliği, sera gazı, doğal gaz, su kirliliği Abstract. In recent years, natural gas production from shale formations (shale gas is one of the most rapidly expanding trends in onshore hydrocarbon (oil and gas exploration and production. Especially in the United States the development of technology within shale gas operations has been rapid within the last few years and is still ongoing globally. New developments about oil and gas sector create change to the environmental and socio-economic view, particularly in those

  14. Çeviride Sezgi ve İdeal Tarafsızlık

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Davut DİVARCIOĞLU

    2017-12-01

    Full Text Available İnsanoğlunu hatalara karşı duyarlı kılacak en önemli mekanizmaların başında mantık gelmektedir. Mantık, doğruyu yanlıştan ayırmak, hataları düzeltmek için akıl yürütme gibi bir takım zihinsel faaliyetlere yönelten bir iç mekanizma olarak tanımlanabilir. Çevirmen, aktaracağı öğeyi kendi belleğinde kendi düşünceleriyle ve mantık çerçevesinde yeniden inşa eder. Dilin birçok karakteristik özelliklerini ve kendi bilgi birikimini, kaynak metnin ana düşüncesinden sapmadan kullanır. Bu aşamada önemli olan konu, gerçek amaçları doğrultusunda kaynak metnin çevirmen tarafından anlaşılıp anlaşılmadığıdır. Hedef dil kitlesinin düşüncesini yakalamak ve yazarın görüşlerini en ulaşılabilir hale getirmek için ortaya konulan kaynak metnin çevirisi, çevirmen tarafından aynı konular dikkate alınarak gerçekleştirilir. Çeşitli disiplin ve kültürler arasında belirli bir bilgi seviyesiyle ve objektiflik içinde bilişsel faaliyetler sürdüren çevirmenin, çalışmalarında periyodik olarak yükselen bir başarı göstergesi yakalamak için ideal bir tarafsızlık derecesine ulaşması elzemdir. İdeal tarafsızlık sözünden maksat, kişilerin düşüncelerinde tamamen objektif olamayacağı gerçeğidir. İnsan zihninin doğal bir hali olan taraf tutma eğilimi, çeviri çalışmalarında ehemmiyetini korur. Bu çalışmamızda, çeviride tamamen tarafsızlığın mümkün olup olmayacağını ve bu faaliyetin çevirideki makul seviyesinin, akıl yürütme ve sezgi gibi birtakım zihinsel faaliyetlerle gerçekleştirilebileceğini tartışmaya açacağız.

  15. İş Motivasyonunun Çalışan Bağlılığı ve İşten Ayrılma Eğilimi Üzerindeki Etkileri = The Effects of Employee Work Motivation on Employee Commitment and Turnover Intention

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adnan CEYLAN

    2005-01-01

    Full Text Available In this study conducted on 84 public ve private sector employees, the relationships between organizational commitment, motivation to work ve turnover intention are investigated ve to determine the statistically significant relations, Allen ve Meyer's model is used. Statistically coherent corellations between affective, continuance, normative commitment ve motivation to work ve their impact on turnover intention is also investigated by regression analysis. This study serves as an important guide for those who are interested in understanding ve increasing employee commitment.

  16. Marrubium lutescens Boiss. ve M. cephalanthum Boiss. & Noë subsp. akdaghicum (Lamiaceae' un Gövde ve Yaprak Özelliklerinin Anatomik Olarak Karşılaştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Meltem TUYLU

    2016-11-01

    Full Text Available Çalışmada; Lamiaceae familyasındaki Marrubium L. cinsinin iki taksonu olan   Marrubium lutescens Boiss. ve M. cephalanthum Boiss. & Noë subsp. akdaghicum’ da gövde ve yaprak, anatomik olarak incelenerek cinsin taksonomik problemlerinin çözümüne katkı amaçlanmıştır. Işık mikroskobu için iki tip preperasyon yapılmıştır. Parafin içerisindeki gövde ve yaprak örnekleri Safranin-Fast Green ile boyandıktan sonra, epon içerisindeki yarı ince kesitler ise Toluidine blue ile boyandıktan sonra ışık mikroskobunda incelenerek fotoğrafları çekilmiştir. Her iki taksonda gövde; köşeli, kalın kutikulalı, tek sıralı epidermis ile çevrilidir. Köşelerde, epidermisin altında 2-3 sıralı lamellar kollenkima bulunmaktadır. Yaprak; M. lutescens' te bifasiyal iken M. cephalanthum’ da unifasiyaldir. Küçük iletim demetleri kollateraldir ve yaprak amfistomatiktir. Gövdelerde ve yaprakların alt ve üst yüzeyinde örtü ve salgı tüyleri bulunmaktadır. Anatomik sonuçlar karşılaştırıldığında, iki taksonun birbirine yakın oldukları anlaşılmıştır.

  17. İslam ve Batı / Islam and the West

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bayram Demircigil

    2017-12-01

    Full Text Available Abstract The relationships between Islam and the West that has been become high on the agenda for the Islamic world and for our country throughout the last two centuries. It seems that this phenemonen will remain for a long time. Therefore, this topic is one of the major issues that needs to be analyzed extensively because it is mainly concerned with our country’s and Islamic world’s future. The author İbrahim Kalın addressed the historical account of the relationships between Islam and the West quite competently in his book titled “Islam and the West”. The major theme of this work is the way of thinking that there is still a common ground between the two civilisations which have a long history of conflicts, consequently the possibility of creating a peaceful atmosphere between both still exists. We could argue that one of the objectives that the author aimed to accomplish through this book is to provide an intellectual basis for the relations between Islam and the West as well as making a contribution to promoting and developing a dialog and reconcilitation between Muslims and the West. However, it might be an accurate conclusion that the general situation presented or suggestions made by depending on a few good examples in this book rely to a large extent on wishful thinking when we take into consideration that the relations between the two civilisations are based predominantly on prejudice, hostility and aggression along the history. Indeed, the author himself admits this fact in some of the phrases of the book.  Öz İslam dünyasının, özellikle de ülkemizin birkaç asırdır gündemini meşgul eden ve bundan sonra da meşgul edecek gibi görünen İslam-Batı ilişkilerinin doğru ve objektif biçimde derinlemesine ele alınması gerekmektedir. Zira bu konu, İslam dünyasının ve ülkemizin geleceğini çok yakından ilgilendirmektedir. Bu bakımdan, İbrahim Kalın’ın söz konusu eseri büyük önem arz etmektedir. Bu

  18. Difteri boğmaca tetanoz ve oral poliomyelitis aşılarından sonra ortaya çıkan akut infantil trombositopenik purpura Olgu Sunumu

    OpenAIRE

    Koşan, Celalettin; Olgun, Haşim

    2003-01-01

    Difteri boğmaca tetanoz ve oral polio aşılarına bağlı trombositopeni vakası nadiren bildirilmiştir Difteri boğmaca tetanoz ve oral polio aşılarının ilk dozlarından sonra iki süt çocuğunda ortaya çıkan trombositopeni vakaları sunuldu ve klinik özelliklerine dikkat çekildi Birinci ve ikinci hastada aşılama ile trombositopenin ortaya çıkışı arasındaki kuluçka dönemi sırasıyla 7 ve 14 gündü Hastaneye müracaatlarından önce herhangi bir ilaç kullanma ve üst solunum yolu enfeksiyonu geçirme öyküsü y...

  19. Salça Üretim Aşamalarına Göre Bakteri ve Maya Florasındaki Değişim ve Bozulmadaki Etkileri Üzerinde Araştırmalar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Vildan Uylaşer

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışma salça üretim sanayiinde büyük bir sorun oluşturan ve bu nedenle ekonomik kayıplara yol açan mikrobiyolojik bozulmalara ışık tutması, bu bozulmaların etkileri olan mikroorganizmaların hangileri olduğu ve üretimin hangi aşamasında ne yoğunlukta bulunduklarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bunun için iki farklı firmadan, salça üretiminin tüm aşamalarını kapsayacak şekilde örnekler alınarak hem mikrobiyolojik, kimyasal ve fiziksel analizler, hem de bakteri ve maya izolasyonları yapılmıştır. Analizler sonucu elde edilen bulgulara göre salça üretimi sırasında rastlanılan bakterilerin Bacillus, Lactobacillus, Listeria, Corynebacterium, Kurthia ve Streptococcus cinslerinin; mayaların ise Aureobasidium, Candida, Endomycopsis, Hansenula, Kloeckera, Saccharomyces, Torulopsis ve Trichrosporon cinslerinin temsilcileri oldukları belirlenmiştir. Bu mikroorganizmaların salça üretimi sırasında sayıca en fazla bulundukları aşamaların ise hammadde, yıkama sonrası, palper çıkışı ve 1. evaporasyon sonrası (1. efekt olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca salça üretiminin 6 değişik aşamasından 2 üretim sezonunda 14 farklı zamanda alınan örneklerde kuru madde, briks, pH, asit tuz ve invert şeker analizleri yapılmış ve değişimleri izlenmiştir.

  20. Farklı Durum Çeşitlerinden Mahalli ve Laboratuvar Koşullarında Yapılmış Bulguların Bazı Vitamin ve Mineral İçerikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Berrin Özkaya

    2015-02-01

    Full Text Available Araştırmada 5 farklı durum buğdayının, bunlardan mahalli ve laboratuvar koşullarında yapılan bulguların bazı kimyasal özellikleri ile tiamin, riboflavin ve mineral içerikleri karşılaştırılmıştır. Buğdayların yapımı sırasında buğdayların tiamin, özellikle de riboflavin miktarları azalmıştır. Mahalli koşullarda yapılan bulgurların tiamin ve riboflavin miktarları laboratuvarda yapılanlara kıyasla biraz düşük çıkmıştır. Bulgurların mineral içerikleri (Fe, Cu, Zn, Mn, Ca ve Mg miktarları yapıldıktan buğdaylara kıyasla daha düşük çıkmış, mahalli ve laboratuvar koşullarında yapılan bulgurların mineral madde miktarlarında önemli bir fark görülmemiştir.

  1. Söke Ovası'nda II. ürün pamukta toprak işleme, ekim ve dikim yöntemlerinin bazı toprak ve bitki özellikleri üzerine etkisi

    OpenAIRE

    Aşık, Kurşat

    2015-01-01

    Bu çalıĢmada; Söke ovasında II. ürün pamukta toprak iĢleme, ekim ve dikim yöntemlerinin, toprak nem içeriği, hacim ağırlığı, porozite, penetrasyon direnci, agregat büyüklükleri, toprak sıcaklığı, tarla filiz çıkıĢ derecesi, ortalama filiz çıkıĢ süresi, gerçek yapraklılık oranı, bitki boyu, ilk tarak ve çiçeklenme tarihi, tarak ve koza sayısı, kütlü pamuk verimi, birinci el kütlü oranı, çırçır randımanı ve lif kalitesi özelliklerine etkisi incelenmiĢ ve ölçümler değerlendirilmiĢtir. AraĢtırmad...

  2. Karnabaharın Farklı Koşullarda Haşlanması ve Dondurulmasının Fiziksel ve Kimyasal Yapısı Üzerindeki Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nezih Müftügil

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada karnabahar örnekleri faklı sıcaklıktaki su içinde değişik sürelerde haşlanmış ve daha sonra dondurulmuşlardır. Taze, haşlanmış ve dondurulmuş örneklerin kuru madde, kül, pH, toplam asitlik, peroksidaz enzimi, askorbik asit ve toplam şeker miktarlarıyla doku dirençleri saptanmıştır. Haşlama işlemi karnabahar örneklerinin kimyasal ve fiziksel özelliklerinde değişiklikler meydana getirmiştir. Değişme ve kayıplar üzerinde haşlama süresi etkili olmuştur. Dondurulma işlemi örneklerin kimyasal yapısında önemli değişiklik yapmazken, doku direncini azaltarak dokunun yumuşamasına neden olmuştur. Örneklerin doku direncinde haşlama ile %26-38.2, dondurulma ile de %21.1-34.5 oranlarında azalma olduğu saptanmıştır.

  3. TÜRKİYE’DE BASEL I, II ve III KURALLARINA UYUM SÜRECİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ezgi ASLAN KÜLAHİ

    2013-07-01

    Full Text Available Bu çalışma, Basel Kriterleri çerçevesinde Türk Bankacılık Sektörü’nde yapılan çalışmaları değerlendirerek sektörün Basel Kriterleri’ne uyum sürecinde hangi aşamada olduğunu incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada; Türkiye’de Basel I ve II Kriterleri’ne geçiş süreci: Basel I ve II’ye yönelik yapılan hazırlık çalışmaları , Basel Kriterleri’ne uyum kapsamında Türk Bankacılık Mevzuatı’nda yapılan yasal düzenlemeler ve BDDK tarafından gerçekleştirilen yerel sayısal etki çalışmaları incelenmiş, sektörün Basel II Kriterleri’ne uyum kabiliyeti değerlendirilmiştir. Ayrıca, çalışmada henüz nihaî şekli verilmeyen Basel III Kriterleri’nin Türk Bankacılık Sektörü’ne muhtemel etkileri ele alınmıştır. Türkiye bankacılık kesimi Haziran 2012 itibariyle Basel II kurallarını sorunsuz bir şekilde uygulamayı başarmıştır. Halihazırda dünya genelinde nihai şekli verilmeye çalışılan ve bazı yönlerden ciddi eleştirilere maruz kalan Basel III kurallarına uyum konusunda da Türkiye Bankacılık Kesiminin mevcut verilerin analizinden hareketle bir sıkıntısı olmayacağı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan; Türkiye’nin uluslararası kurallara intibak konusunda finansal kesimde göstermiş olduğu söz konusu uyum kabiliyetinin, genel olarak sürdürülebilir büyüme, ekonomik kalkınma ve ülkenin yapısal dönüşümü açısından daha olumlu sonuçlar vermesi, Türkiye ekonomisinin diğer yapısal sorunları ve başlıca makro ekonomik istikrarsızlıklarının çözümüne bağlı olduğu değerlendirilmektedir.

  4. AJAN TABANLI MODELLEME VE HESAPLAMALI İKTİSAT - AGENT-BASED MODELLING AND COMPUTATIONAL ECONOMICS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emrah KELEŞ

    2014-07-01

    Full Text Available ÖzetRasyonellik ve homojenlik varsayımları ile iktisadi ajanlar arasındaki etkileşimi göz ardı eden temsiliajan yaklaşımı, dinamik stokastik genel denge modellerine dayanan yerleşik iktisada duyulan güveninazalmasına yol açmıştır. 1990’ların sonlarından itibaren ajan tabanlı hesaplamalı yaklaşım finansal iktisat,endüstriyel organizasyon, makro iktisat, politik iktisat ve iktiadi ağ oluşumu başta olmak üzere sosyalbilimlerde yaygınlaşmaya başlamıştır. Son olarak 2008 küresel finansal kriz yerleşik, iktisadın dahayüksek sesle tartışılmasına ve ajan tabanlı yaklaşımın daha çok benimsenmesine neden olmuştur. Bu yeniyaklaşım araştırmacılara pasif haldeki fiziksel varlıklardan durumları, inanışları ve davranış kuralları olanaktif karar alıcılara kadar çeşitli ajanların bulunduğu yapay bir dünya kurmalarına imkân vermektedir.Bu yapay dünyalarda ajanların birbirleriyle ya da çevreleriyle etkileşimi onların adaptif (uyarlanabilirolmasına ve kompleks adaptif bir sistem meydana getirmelerine izin vermektedir. Bu çalışmada, ajantabanlı yaklaşımın temel unsurlarının incelenmesi ve DSGE modellerine göre üstünlüklerinin gösterilmesiamaçlanmıştır.AbstractAssumptions of rationality and homogeneity, and framework of representative agent that rule out interactionsbetween agents have led to a decline in confidence to mainstream economics based on dynamicstochastic equilibrium models. Starting from late 1990s, agent-based computational approach has becomeincreasingly popular in social sciences, especially in financial economics, industrial organization, macroeconomics,political economy, and economic network formation. Finally, 2008 global financial crisis hascaused mainstream to be argued loudly and agent-based approach to be adopted more. This new approachenables researchers to construct artificial worlds where various agents ranging from passive entities to active

  5. Effects of Risperidone on Cytokine Profile in Drug-Naïve First-Episode Psychosis

    Science.gov (United States)

    Noto, Cristiano; Ota, Vanessa Kiyomi; Gouvea, Eduardo S.; Rizzo, Lucas B.; Spindola, Leticia M. N.; Honda, Pedro H. S.; Cordeiro, Quirino; Belangero, Sintia Iole; Bressan, Rodrigo Affonseca; Gadelha, Ary; Maes, Michael

    2015-01-01

    Background: There is robust evidence that schizophrenia is characterized by immune-inflammatory abnormalities, including variations on cytokine levels. The results of previous studies, however, are heterogeneous due to several confounding factors, such as the effects of antipsychotic drugs. Therefore, research on drug-naïve first-episode psychosis (FEP) patients is essential to elucidate the role of immune processes in that disorder. Methods: The aim of this study is to compare cytokine levels (IL-2, IL-10, IL-4, IL-6, IFN-γ, TNF-α, and IL-17) in drug-naïve FEP patients both before and after treatment with risperidone for 10 weeks, and to investigate possible associations between cytokine levels and clinical responses to treatment and presence of depressive symptoms. It this study, we included 55 drug-naïve FEP patients who had repeated measurements of cytokine levels and 57 healthy controls. Results: We found that FEP patients had significantly higher IL-6, IL-10 and TNF-α levels than healthy controls. After risperidone treatment, these three cytokines and additionally IL-4 decreased significantly. No significant difference was found between the post-treatment cytokine levels in FEP patients and in healthy controls, suggesting that these alterations in cytokine profiles are a state marker of FEP. No significant association was found between risperidone-induced changes in cytokines and the clinical response to treatment or the presence of depression. There was a significant inverse association between the risperidone-induced changes in IL-10 and the negative symptoms. Conclusions: In conclusion, our results show a specific cytokine profile in FEP patients (monocytic and regulatory T-cell activation) and suggest immunoregulatory effects of risperidone treatment, characterized by suppressant effects on monocytic, Th2, and T-regulatory functions. PMID:25522386

  6. Gene expression analysis of embryonic stem cells expressing VE-cadherin (CD144 during endothelial differentiation

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Libermann Towia

    2008-05-01

    Full Text Available Abstract Background Endothelial differentiation occurs during normal vascular development in the developing embryo. This process is recapitulated in the adult when endothelial progenitor cells are generated in the bone marrow and can contribute to vascular repair or angiogenesis at sites of vascular injury or ischemia. The molecular mechanisms of endothelial differentiation remain incompletely understood. Novel approaches are needed to identify the factors that regulate endothelial differentiation. Methods Mouse embryonic stem (ES cells were used to further define the molecular mechanisms of endothelial differentiation. By flow cytometry a population of VEGF-R2 positive cells was identified as early as 2.5 days after differentiation of ES cells, and a subset of VEGF-R2+ cells, that were CD41 positive at 3.5 days. A separate population of VEGF-R2+ stem cells expressing the endothelial-specific marker CD144 (VE-cadherin was also identified at this same time point. Channels lined by VE-cadherin positive cells developed within the embryoid bodies (EBs formed by differentiating ES cells. VE-cadherin and CD41 expressing cells differentiate in close proximity to each other within the EBs, supporting the concept of a common origin for cells of hematopoietic and endothelial lineages. Results Microarray analysis of >45,000 transcripts was performed on RNA obtained from cells expressing VEGF-R2+, CD41+, and CD144+ and VEGF-R2-, CD41-, and CD144-. All microarray experiments were performed in duplicate using RNA obtained from independent experiments, for each subset of cells. Expression profiling confirmed the role of several genes involved in hematopoiesis, and identified several putative genes involved in endothelial differentiation. Conclusion The isolation of CD144+ cells during ES cell differentiation from embryoid bodies provides an excellent model system and method for identifying genes that are expressed during endothelial differentiation and that

  7. Characterizing vertical heterogeneity of permafrost soils in support of ABoVE radar retrievals

    Science.gov (United States)

    Tabatabaeenejad, A.; Chen, R. H.; Silva, A.; Schaefer, K. M.; Moghaddam, M.

    2017-12-01

    Permafrost-affected soils, including the top active layer and underlying permafrost, have unique seasonal variations in terms of soil temperature, soil moisture, and freeze/thaw-state profiles. The presence of a perennially frozen and impermeable substrate maintains the required temperature gradient for the descending thawing front, and causes meltwater to accumulate and form the saturated zone in the active layer. Radar backscattering measurements are sensitive to dielectric properties of subsurface soils, which are strongly correlated with unfrozen water content and soil texture/composition. To enable accurate radar retrievals, we need to properly characterize soil profile heterogeneity, which can be modeled with layered soil or depth-dependent functions. To this end, we first cross compare the measured radar backscatter and model-predicted radar backscatter using in-situ dielectric profile measurements as well as mathematical or hydrologic-based profile functions. Since radar signal's backscatter has limited penetration, to fully capture the true heterogeneity profile, we determine the optimal profile function by minimizing the error between predicted and measured radar backscatter signals as well as between in-situ and fitted profiles. The in-situ soil profile data (temperature, dielectric constant, unfrozen water content, organic/mineral soils) are collected from the Soil Moisture Sensing Controller And oPtimal Estimator (SoilSCAPE) sensor networks and from the Arctic-Boreal Vulnerability Experiment (ABoVE) field campaign in August 2017 (concurrent with the ABoVE August flights over Alaska North Slope) while the radar data are acquired by NASA's P-band AirMOSS and L-band UAVSAR as part of the ABoVE airborne campaign. The retrieval results using our new heterogeneity model will be compared with the results from retrievals that model soil as a layered medium. This analysis can advance the accuracy of retrieval of active layer properties using low-frequency SAR

  8. Serum uric acid is associated with apathy in early, drug-naïve Parkinson's disease.

    Science.gov (United States)

    Picillo, Marina; Santangelo, Gabriella; Moccia, Marcello; Erro, Roberto; Amboni, Marianna; Prestipino, Elio; Longo, Katia; Vitale, Carmine; Spina, Emanuele; Orefice, Giuseppe; Barone, Paolo; Pellecchia, Maria Teresa

    2016-04-01

    Both low serum uric acid (UA) levels and apathy are considered biomarkers of cognitive decline and dementia in Parkinson's disease (PD). There is an urgent need to combine different biomarkers to predict disease course in PD. Data on the relationship between serum UA levels and apathy in PD are lacking. The aim of this study is to evaluate the relationship between serum UA levels and pure apathy in early, drug-naïve PD patients. Forty-nine early, drug-naïve PD patients were enrolled and stratified into two groups using the median serum UA levels at diagnosis (Group 1 serum UA ≤ 4.8 mg/dl; Group 2 serum UA > 4.8 mg/dl). The cohort was followed for the first 2 years of disease. Apathy was evaluated with the Apathy Evaluation Scale (AES). Patients with lower serum UA levels presented significant higher AES score compared to patients with higher serum UA levels. Regression analysis showed that baseline serum UA levels were significant determinants of AES scores at both baseline and 2-year follow up, irrespective of gender, age, attention/executive functions and dopamine replacement therapy when applicable. This is the first study showing a link between serum UA levels and apathy in non-demented, non-depressed, early, drug-naïve PD, being lower serum UA levels associated with greater apathy. Further follow up of our patients and replication of this observation in independent cohorts are needed to establish if this combination of biomarkers may help in characterizing a subgroup of PD patients at diagnosis.

  9. Grand Nain (Musa Acuminata Muzunun Aroma ve Bazı Fizikokimyasal Özelliklerinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Salih Sönmezdağ

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Grand Nain (Musa acuminata muzunun aroma ve bazı fizikokimyasal özellikleri araştırılmıştır. Denemelerde muz örneği olarak, ticari renk skalasının 5. sınıf olgunluk aşamasındaki muzlar kullanılmıştır. Aroma maddelerinin ekstraksiyonunda diklorometan çözgeniyle sıvı-sıvı ekstraksiyon yöntemi kullanılmıştır. Aroma maddelerinin miktarlarının belirlenmesinde gaz kromatografisi (GC, tanımlamalarında ise GC-kütle spektrometresi (MS kullanılmıştır. Muz örneğinde toplam 49 adet aroma maddesi belirlenmiştir ve bu bileşiklerin miktarı 42082 µg/kg’dır. Aroma maddelerinin önemli bir kısmını esterler oluşturmuş, bunu alkoller izlemiştir. Muzda şekerlerin analizlerinde yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (HPLC kullanılmıştır. Sakkaroz en baskın şeker olup, bunu sırasıyla glikoz ve früktoz izlemiştir.

  10. Adli Muhasebecilik Mesleği ve Aklama Suçuyla Mücadele

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Murat KASAP

    2013-04-01

    Full Text Available Günümüz dünyasında son yıllarda küreselleşme ile birlikte bilişim teknolojilerinin kullanımıyla ekonomik nitelikteki suçlarda önemli düzeyde artışlar olmuştur. Buna bağlı olarak da aklama suçu gibi finansal nitelikte suçlar da önemli düzeyde artmıştır. Türkiye’de aklama ile ilgili suçlarla mücadelede polis etkin görev almaktadır. Ancak aklama sucuyla etkin bir mücadele yapılabilmesi için profesyonel desteğe ihtiyaç bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle sadece iyi ekonomi, finans, muhasebe bilgisinin yanında iyi düzeyde hukuk bilgisi de bu suçların tespiti ve önlenmesinde önemlidir. ABD’de başta olmak üzere etkinliği artan adli muhasebecilik mesleği, aklama suçunun tespiti ve önlenmesinde önemli bir role sahiptir. Çünkü adli muhasebeciler, aklama suçuyla ilgili ihtiyaç duyulan dava desteği danışmanlığı, araştırmacı muhasebecilik ve bilirkişi desteklerini sağlayabilecek yeterliliktedir.

  11. Türkiye’de Yetiştirilen Nohut Çeşitlerinin Pişme Kalitesi ve Kompozisyonu (İngilizce

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Recai Ercan

    2015-02-01

    Full Text Available Türkiye’de 2 bölgede yetiştirilen 7 nohut genotiplerinin fiziksel kriterleri ve pişme kalitesi ile mineral madde, tiyamin ve riboflavin miktarları saptanmıştır. Şişme indeksi, hidrasyon indeksi, kuru ve yaş pişme süresi ile K, Ca, Mg, Na ve riboflavin miktarları başlıca genotipinden etkilenmiştir. Kuru ve yaş ağırlık, kuru ve yaş hacim, hidrasyon ve şişme kapasitesi ile Cu, Zn ve tiyamin miktarı ise çevreden etkilenmiştir. Zn ve P miktarı önemli düzeyde (p<0.05 pişme süresi eli ilişkili olmuştur. Şişme indeksi ise kuru pişme süresi ile önemli düzeyde (p<0.01 ilişkili olmuştur.

  12. Naïve Conceptions About Multimedia Learning:A Study on Primary School Textbooks

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Barbara eColombo

    2013-07-01

    Full Text Available An interview study, based on specific pictures taken from textbooks used in primary schools, was carried out to investigate illustrators’, teachers’, students’, and common people’s beliefs about the role that illustrations play in facilitating learning. Participants’ responses were internally coherent, indicating a systematic nature of the underlying naïve conceptions. Findings disprove Mayer’s pessimistic claim that laypersons’ conceptions of multimedia learning fail to match experimentally supported principles and theories. On the contrary, interviewees spontaneously came very close to the multimedia learning theory, which states that students learn better from pictures, which fit specific cognitive principles. Implications for school instruction are highlighted.

  13. Synnøve Friis. Pioneer på ældreområdet

    DEFF Research Database (Denmark)

    Ridder, Hanne Mette Ochsner

    2004-01-01

    Mange ildsjæle har brugt musik i deres daglige arbejde i socialpædagogisk regi eller indenfor pleje- og behandlingsfeltet. Nogle har set at det var så virkningsfuldt, at de har grebet fat i kolleger, andet fagpersonale, ledere, pårørende og politikere for at vise, at her var der et redskab, der v...... nyttigt. Et redskab som var mere en underholdning; som kunne bevæge på et indre plan og vise nye sider af en person. Synnøve Friis er én af de ildsjæle, som har haft stor betydning for musikterapifaget....

  14. Statična analiza večetažne zidane stavbe v Hrpeljah

    OpenAIRE

    Mugerli, Matija

    2017-01-01

    V diplomski nalogi sem analiziral in dimenzioniral karakteristične elemente nosilne konstrukcije večetažne zidane stanovanjske stavbe v Hrpeljah. Vsebinsko je naloga sestavljena iz dveh delov in sicer iz analize nosilnosti medetažne armiranobetonske (AB) plošče ter iz analize nosilnosti zidanih sten v pritličju stavbe. Pri analizi sem se poslužil metod mejnih stanj in sicer mejnih stanj nosilnosti (MSN) in mejnih stanj uporabnosti (MSU). Analizo AB plošče sem izvedel s pomočjo idealizira...

  15. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 26 February

    CERN Multimedia

    2014-01-01

    Neutrino physics in the Planck era, Prof. Gennaro Miele, University of Naples   Wednesday 26 February 2014, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: I briefly summarize the status of art about the properties of relic neutrino distributions and the implications of different neutrino scenarios on cosmological observables after the first measurements by Planck. In particular, I will pay particular attention to the effects due to neutrino-antineutrino asymmetry and to the presence of sterile degrees of freedom. Organised by Prof. Teresa.Montaruli@unige.ch and Prof. Giuseppe.Iacobucci@unige.ch. More information here.

  16. Şalgam Suyunun Bazı Kimyasal ve Mikrobiyolojik Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nalan Özer, F. Nafi Çoksöyler

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalıflmada; tarafımızdan üretilen 3, piyasadan alınan 14 ve bozuk veya bozulmakta olan 9 olmaküzere toplam 26 adet flalgam suyu örne¤inde; kuru madde (KM, tuz, pH, asitlik, toplam aerobikmezofilik bakteri (TAMB, maya/küf (MK, koliform bakteri (KF, laktik asit bakterisi (LAB tayiniyapılmıfltır. Üretti¤imiz 3 flalgam suyunda; %KM, %tuz, pH, asitlik (g/L, TAMB (KOB/ml, MK(KOB/ml ve LAB (KOB/ml ortalama olarak sırasıyla; 3.2; 1.6; 3.4; 7.3; 5.9x104; 3.2x104ve 3.2x106olmufltur. Piyasadan temin edilen toplam 14 farklı flalgam suyu örne¤inde aynı parametreler sırayla;2.0-2.9; 1.1-2.2; 3.3-3.6; 6.1-9.1; 2.8x104-7.4x106; 6.2x103-1.8x106; 2.4x104-8.6x107aralı¤ında de¤iflmifltir.Bozulmufl veya bozulmakta olan flalgam suyu örneklerinde bu parametreler sırasıyla; 1.9-3.2; 1.1-1.6;3.4-6.8; 0.2-8.7; 1.1x105-8.6x108; 9.2x105-2.2x108; 1.4x106-4.9x108arasında bulunmufltur. fialgam sularınınhiçbirinde koliform bakteriye rastlanmamıfltır. Belirtilen parametreler yönünden; üretti¤imiz 3 adetflalgam suyu örne¤i TS 11149’a uygun bulunurken, 14 piyasa örne¤inden 9’unun KM, 1’inin tuz ve 8’ininTAMB yönünden TS 11149 flalgam suyu standardına uymadı¤ı görülmüfltür. Bozulmufl/ bozulmaktaolan 9 örne¤in hepsi en az bir parametre açısından standarda uygunsuz bulunmufltur

  17. Synthesis of electronically modified Ru-based neutral 16 VE allenylidene olefin metathesis precatalysts.

    Science.gov (United States)

    Lichtenheldt, Martin; Kress, Steffen; Blechert, Siegfried

    2012-05-04

    Electronic modifications within Ru-based olefin metathesis precatalysts have provided a number of new complexes with significant differences in reactivity profiles. So far, this aspect has not been studied for neutral 16 VE allenylidenes. The first synthesis of electronically altered complexes of this type is reported. Following the classical dehydration approach (vide infra) modified propargyl alcohols were transformed to the targeted allenylidene systems in the presence of PCy₃. The catalytic performance was investigated in RCM reaction (ring closing metathesis) of benchmark substrates such as diallyltosylamide and diethyl diallylmalonate.

  18. Synthesis of Electronically Modified Ru-Based Neutral 16 VE Allenylidene Olefin Metathesis Precatalysts

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Siegfried Blechert

    2012-05-01

    Full Text Available Electronic modifications within Ru-based olefin metathesis precatalysts have provided a number of new complexes with significant differences in reactivity profiles. So far, this aspect has not been studied for neutral 16 VE allenylidenes. The first synthesis of electronically altered complexes of this type is reported. Following the classical dehydration approach (vide infra modified propargyl alcohols were transformed to the targeted allenylidene systems in the presence of PCy3. The catalytic performance was investigated in RCM reaction (ring closing metathesis of benchmark substrates such as diallyltosylamide (6 and diethyl diallylmalonate (7.

  19. Enzalutamide in Men with Chemotherapy-naïve Metastatic Castration-resistant Prostate Cancer

    DEFF Research Database (Denmark)

    Beer, Tomasz M; Armstrong, Andrew J; Rathkopf, Dana

    2017-01-01

    Enzalutamide significantly improved radiographic progression-free survival (rPFS) and overall survival (OS) among men with chemotherapy-naïve metastatic castration-resistant prostate cancer at the prespecified interim analysis of PREVAIL, a phase 3, double-blind, randomized study. We evaluated......, back pain, constipation, and arthralgia. This final analysis of PREVAIL provides more complete assessment of the clinical benefit of enzalutamide. PREVAIL is registered on ClinicalTrials.gov as NCT01212991. PATIENT SUMMARY: According to data from longer follow-up, enzalutamide continued to provide...

  20. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 6 May

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    The Standard Model of Nature: Lessons from Two Success Stories, by Professeur Gabriele Veneziano, Collège de France (Paris) and CERN.   Monday 6 May 2013, 5 p.m. École de Physique, Auditoire Stueckelberg Quai Ernest-Ansermet, 24 1211 Genève 4 Abstract: Our present standard model of Nature is based on general relativity for gravity and on a gauge theory for all other fundamental interactions. Its amazing successes - and its puzzles - may carry some important lessons for our quest of a truly unified theory of space, time, and matter. More information here.

  1. Urine creatinine in treatment-naïve HIV subjects in eastern Nigeria

    Science.gov (United States)

    Anyabolu, Ernest Ndukaife

    2016-01-01

    Introduction Human immunodeficiency virus (HIV) infection is a global healthcare problem. Some diseases and physiological states may be altered in HIV-infected individuals. Our objective was to evaluate urine creatinine and factors that influence urine creatinine in treatment-naïve HIV subjects in Nigeria. Methods This was a cross-sectional study involving treatment-naïve HIV subjects in a tertiary hospital in Nigeria. Creatinine in spot and 24-hour urine samples and other relevant investigations were performed. Low urine creatinine or dilute urine was defined as 24-hour urine creatinine (24HUCr) creatinine as 24HUCr 300-3000mg and high urine creatinine or concentrated urine as 24HUCr>3000mg.Theassociation of low urine creatinine and high urine creatinine with potential risk factors was determined. Results The mean spot urine creatinine (SUCr) of the treatment-naïve HIV subjects was 137.21± 98.47(mg/dl), minimum value 13.3mg/dl, maximum value 533.3mg/dl and range of values 520.0mg/dl. The mean 24HUCr was 1507±781mg, minimum value 206mg, maximum value 4849mg and range of values 4643mg. Twenty four-hour urine creatinine3000mg in 24(6.4%) subjects. There was significant association between 24HUCr and serum low density lipoprotein cholesterol (LDL),serum high density lipoprotein cholesterol (HDL). There was high correlation between 24HUCr>3000mg and 24-hour urine osmolality (24HUOsm) (r=0.95), body mass index (BMI) (r=0.74), CD4 cells count (r=-0.71), serum HDL (r=-0.73). Conclusion The prevalence of dilute urine and concentrated urine was low. Twenty-four hour urine osmolality. BMI, CD4 cells count and HDL were strong correlates of high urine creatinine. Lipid abnormalities were common in treatment-naïve HIV subjects with high urine creatinine. There is need for clinicians to routinely conduct urine creatinine and further search for abnormalities of serum lipids, weight changes, depressed immunity and anemia in HIV subjects with dilute or concentrated urine in

  2. Genomic Profiling of Hormone-Naïve Lymph Node Metastases in Patients with Prostate Cancer

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Pamela L. Paris

    2006-12-01

    Full Text Available The progression of organ-confined prostate cancer to metastatic cancer is inevitably fatal. Consequently, identification of structural changes in the genome and associated transcriptional responses that drive this progression is critical to understanding the disease process and the development of biomarkers and therapeutic targets. In this study, whole genome copy number changes in genomes of hormone-naïve lymph node metastases were profiled using array comparative genomic hybridization, and matched primaries were included for a subset. Matched primaries and lymph node metastases showed very similar copy number profiles that are distinct from primary tumors that fail to metastasize.

  3. A multi-omic analysis of human naïve CD4+ T cells.

    Science.gov (United States)

    Mitchell, Christopher J; Getnet, Derese; Kim, Min-Sik; Manda, Srikanth S; Kumar, Praveen; Huang, Tai-Chung; Pinto, Sneha M; Nirujogi, Raja Sekhar; Iwasaki, Mio; Shaw, Patrick G; Wu, Xinyan; Zhong, Jun; Chaerkady, Raghothama; Marimuthu, Arivusudar; Muthusamy, Babylakshmi; Sahasrabuddhe, Nandini A; Raju, Rajesh; Bowman, Caitlyn; Danilova, Ludmila; Cutler, Jevon; Kelkar, Dhanashree S; Drake, Charles G; Prasad, T S Keshava; Marchionni, Luigi; Murakami, Peter N; Scott, Alan F; Shi, Leming; Thierry-Mieg, Jean; Thierry-Mieg, Danielle; Irizarry, Rafael; Cope, Leslie; Ishihama, Yasushi; Wang, Charles; Gowda, Harsha; Pandey, Akhilesh

    2015-11-06

    Cellular function and diversity are orchestrated by complex interactions of fundamental biomolecules including DNA, RNA and proteins. Technological advances in genomics, epigenomics, transcriptomics and proteomics have enabled massively parallel and unbiased measurements. Such high-throughput technologies have been extensively used to carry out broad, unbiased studies, particularly in the context of human diseases. Nevertheless, a unified analysis of the genome, epigenome, transcriptome and proteome of a single human cell type to obtain a coherent view of the complex interplay between various biomolecules has not yet been undertaken. Here, we report the first multi-omic analysis of human primary naïve CD4+ T cells isolated from a single individual. Integrating multi-omics datasets allowed us to investigate genome-wide methylation and its effect on mRNA/protein expression patterns, extent of RNA editing under normal physiological conditions and allele specific expression in naïve CD4+ T cells. In addition, we carried out a multi-omic comparative analysis of naïve with primary resting memory CD4+ T cells to identify molecular changes underlying T cell differentiation. This analysis provided mechanistic insights into how several molecules involved in T cell receptor signaling are regulated at the DNA, RNA and protein levels. Phosphoproteomics revealed downstream signaling events that regulate these two cellular states. Availability of multi-omics data from an identical genetic background also allowed us to employ novel proteogenomics approaches to identify individual-specific variants and putative novel protein coding regions in the human genome. We utilized multiple high-throughput technologies to derive a comprehensive profile of two primary human cell types, naïve CD4+ T cells and memory CD4+ T cells, from a single donor. Through vertical as well as horizontal integration of whole genome sequencing, methylation arrays, RNA-Seq, miRNA-Seq, proteomics, and

  4. Vodní paprsky ve Velkých Losinách

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Sitek, Libor

    2015-01-01

    Roč. 12, č. 12 (2015), s. 22-22 ISSN 1212-2572. [Vodní paprsek 2015 - výzkum, vývoj, aplikace. Velké Losiny, 06.10.2015-08.10.2015] R&D Projects: GA MŠk ED2.1.00/03.0082; GA MŠk(CZ) LO1406 Institutional support: RVO:68145535 Keywords : waterjet technology * research * application Subject RIV: JQ - Machines ; Tools http://www.mmspektrum.com/clanek/vodni-paprsky-ve-velkych-losinach.html

  5. Persistent opioid use following cesarean delivery: patterns and predictors among opioid-naïve women.

    Science.gov (United States)

    Bateman, Brian T; Franklin, Jessica M; Bykov, Katsiaryna; Avorn, Jerry; Shrank, William H; Brennan, Troyen A; Landon, Joan E; Rathmell, James P; Huybrechts, Krista F; Fischer, Michael A; Choudhry, Niteesh K

    2016-09-01

    The incidence of opioid-related death in women has increased 5-fold over the past decade. For many women, their initial opioid exposure will occur in the setting of routine medical care. Approximately 1 in 3 deliveries in the United States is by cesarean, and opioids are commonly prescribed for postsurgical pain management. The objective of this study was to determine the risk that opioid-naïve women prescribed opioids after cesarean delivery will subsequently become consistent prescription opioid users in the year following delivery and to identify predictors for this behavior. We identified women in a database of commercial insurance beneficiaries who underwent cesarean delivery and who were opioid naïve in the year prior to delivery. To identify persistent users of opioids, we used trajectory models, which group together patients with similar patterns of medication filling during follow-up, based on patterns of opioid dispensing in the year following cesarean delivery. We then constructed a multivariable logistic regression model to identify independent risk factors for membership in the persistent user group. A total of 285 of 80,127 (0.36%, 95% confidence interval, 0.32-0.40), opioid-naïve women became persistent opioid users (identified using trajectory models based on monthly patterns of opioid dispensing) following cesarean delivery. Demographics and baseline comorbidity predicted such use with moderate discrimination (c statistic = 0.73). Significant predictors included a history of cocaine abuse (risk, 7.41%; adjusted odds ratio, 6.11, 95% confidence interval, 1.03-36.31) and other illicit substance abuse (2.36%; adjusted odds ratio, 2.78, 95% confidence interval, 1.12-6.91), tobacco use (1.45%; adjusted odds ratio, 3.04, 95% confidence interval, 2.03-4.55), back pain (0.69%; adjusted odds ratio, 1.74, 95% confidence interval, 1.33-2.29), migraines (0.91%; adjusted odds ratio, 2.14, 95% confidence interval, 1.58-2.90), antidepressant use (1

  6. Anneden Allah'a: Bağlanma Teorisi ve İslâm'da Allah Tasavvuru

    OpenAIRE

    HAYTA, Akif

    2006-01-01

    John Bowlby tarafından geliştirilen bağlanma teorisi, yaşam boyu süren psikolojik bir sosyal ve kişilik gelişim teorisidir. Bağlanma teorisi bebek-çocuk ve bakıcısı arasındaki bağın gelişimi ve bu ilişkinin çeşitli fonksiyonlarının daha sonraki psikolojik gelişim üzerindeki etkilerine odaklanmıştır. Bağlanma teorisi bebek ve çocuk üzerine yapılan çalışmaları önemli derecede etkilemiş ve yığınla araştırmaya konu olmuştur. Aynı zamanda geniş bir alana yayılarak din psikolojisi araştırmalarında ...

  7. Single tracking location acoustic radiation force impulse viscoelasticity estimation (STL-VE): A method for measuring tissue viscoelastic parameters.

    Science.gov (United States)

    Langdon, Jonathan H; Elegbe, Etana; McAleavey, Stephen A

    2015-07-01

    Single tracking location (STL) shear wave elasticity imaging (SWEI) is a method for detecting elastic differences between tissues. It has the advantage of intrinsic speckle bias suppression compared with multiple tracking location variants of SWEI. However, the assumption of a linear model leads to an overestimation of the shear modulus in viscoelastic media. A new reconstruction technique denoted single tracking location viscosity estimation (STL-VE) is introduced to correct for this overestimation. This technique utilizes the same raw data generated in STL-SWEI imaging. Here, the STL-VE technique is developed by way of a maximum likelihood estimation for general viscoelastic materials. The method is then implemented for the particular case of the Kelvin-Voigt Model. Using simulation data, the STL-VE technique is demonstrated and the performance of the estimator is characterized. Finally, the STL-VE method is used to estimate the viscoelastic parameters of ex vivo bovine liver. We find good agreement between the STL-VE results and the simulation parameters as well as between the liver shear wave data and the modeled data fit.

  8. Osmanlı Araştırmaları Dergisi ve I-XXX sayılar dizini

    OpenAIRE

    Ülker, Mustafa Birol

    2007-01-01

    nin neşrine, Osmanlı tarih ve kültürüne ait Türkçe, Almanca, İngilizce ve Fransızca yazılmış makalelere yer verilecek 0s— manlı Araştırmaları (The Journal of Ottoman Studies) adlı bir derginin yayınlanması düşünülmüştü. Bu tasavvur, yerli ve yabancı bilim çevrelerinde çok olumlu karşılandı, birçok mes- lektaş maddî ve manevî katkılarda bulundu. Enderun Kitabevi derginin sahipliğini, ilk sayısının dağıtımını ve daha sonraki- lerinin de malî sorumluluğuna büyük katkıda bulunmayı kabul e...

  9. Aşırı asidik ortamlarda prokaryotik çeşitliliğin geleneksel ve moleküler yöntemlerle belirlenmesi ve biyodesülfürizasyonda kullanılabilirliği

    OpenAIRE

    Aytar, Pınar

    2012-01-01

    Biyoteknolojik potansiyele sahip yeni mikroorganizmalara kaynak olabileceğinden dolayı asidik ortamlarda bulunan mikroorganizmaları belirlemek ekolojik ve pratik açıdan önemlidir. Bu tez çalışmasının öncelikli hedefi asidik maden drenajı (AMD) gibi asidik sularda yaşayan asidofilik mikroorganizmaların çeşitliliğinin belirlenmesidir. Ülkemizde asidik çevrelerdeki mikrobiyal çeşitlilik hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Balıkesir ve Çanakkale’de bulunan Balya ve Çan asidik maden drenajları ol...

  10. Orta Asya ve Kafkasya’da Nükleer Enerji Açısından Türkiye’nin Mali Beklenti ve Riskleri: Praksiyolojik Bir İnceleme

    OpenAIRE

    Bahçe, Abdullah; Gümüş, Öner

    2016-01-01

     ÖzNükleer enerji birçok ülkenin birbirine karşı üstünlük sağlamada kullanabildikleri bir araçtır. Bunun temel sebebi de nükleer enerjinin ekonomik ve mali getiri sağlayarak ülkelerin kalkınmalarını etkileyebilecek bir potansiyele sahip olmasıdır. Bu yönüyle nükleer enerji, verginin doğmasına neden olacak bir etkiye de sahiptir. Türkiye’de ise nükleer enerji üretilememektedir. Bununla birlikte diğer enerji çeşitlerinin üretimi söz konusudur ve bu enerji çeşitlerinden üretilen mal ve hizmetler...

  11. Damla Sulama Koşullarında Aşılı ve Aşısız Karpuzlarda Bitki, Su ve Verim İlişkilerinin İrdelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Selçuk ÖZMEN

    2014-09-01

    Full Text Available Bu çalışma, 2006-2008 yılları arasında Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü deneme alanında yürütülmüştür. Araştırmada, damla sulama koşullarında aşılı ve aşısız karpuzlarda bitki, su ve verim ilişkileri irdelenmiştir. Denemede; tam sulanan aşılı (Crimson Tide+Jumbo:CTJ ve aşısız (Crimson Tide: CT konuları ele alınmıştır. Sulama suyu, sulama aralıkları arasında oluşan toplam A Sınıfı buharlaşma kabından okunan değerlere göre hesaplanmıştır. Çalışmada, konulara göre, sulama suyu (IW ve bitki su tüketimleri (ET, sırasıyla, 266.2–413.5 mm (12–16 sulama ve 433.1-520.6 mm arasında değişmiş; en yüksek IW ve mevsimlik ET ise, sırasıyla, 413.5 mm ve 520.6 mm ile CTJ konusundan 2006 yılında elde edilmiştir. Karpuz bitkisinde en yüksek ortalama aylık ET, 214.0 mm ile CTJ konusunda Mayıs ayında ölçülmüş; bu ayda ortalama çim kıyas bitki su tüketimi (ETo, 163.1 mm olarak belirlenmiştir. Bitki katsayısı (Kc değerlerinin; deneme yılları için, başlangıç, mevsim ortası ve mevsim sonudönemlerinde, sırasıyla, 0.240.67, 0.87-1.66 ve 0.83-0.93 olarak değiştiği saptanmıştır. Son yılki çalışmada; toplam kök yoğunluğunun aşılı konularda aşısızlara kıyasla % 4 daha fazla; yaprak su potansiyeli (YSP değerlerlerinin -0.20 ile -0.70 MPa arasında değiştiği ve aşılı konuların daha yüksek YSP değerlerine sahip olduğu saptanmıştır. Aşılama ile verim, toplam su kullanma randımanı (TWUE ve su kullanım randımanı (IWUE artarken sulama suyunun ET içerisindeki kullanım oranı (IWc aşısız konularında daha yüksek olduğu belirlenmiştir. En yüksek verim 712.8 kg/ha ile CTJ konusundan 2008 yılından elde edilmiştir

  12. Fonksiyonel Değişimli Malzemelerle (FDM'lerle) İlgili Gelişmeler Ve FDM İçeren Kabukların Lineer Olmayan Stabili-te Ve Titreşim Analizleri

    OpenAIRE

    Avey, Abdullah

    2015-01-01

    Bu çalışmada, fonksiyonel değişimli (FD) kaplamalarla kaplı kesik konik kabuğun doğrusal olmayan titreşim ve stabilitesi ele alınmıştır. İlk önce fonksiyonel değişimli malzemeler (FDM'ler) ile ilgili bilgi ve gelişimler sunulmuştur. Problemin teorik formülasyonu von Karman-Donnell tipi doğrusal olmayan kinematiğe dayanmaktadır. FDM kaplamalar modellendikten ve temel bağıntılar oluşturulduktan sonra FDM kaplamalı kesik koni kabuklar için modifiye edilmiş Donnell tipi doğrusal olmayan hareket v...

  13. Artvin, Rize ve Trabzon’daki Doğal Kaynak Sularında Toplam Alfa, Toplam Beta Aktivite Değerlerinin Belirlenmesi ve Jeoistatistiksel Olarak Modellenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yaşar Kobya

    2014-11-01

    Full Text Available Trabzon, Rize ve Artvin yaklaşık 18000km2 alan üzerine kurulmuş ve yaklaşık 2 milyon insanın yaşadığı Türkiye’nin en kuzey doğusunda bulunan üç ildir. Bu üç ilde toplam 20 tane içme suyu kaynağından örnekler alındı ve bunların toplam alfa, toplam beta aktivite değerleri Berthold LB770 marka alfa, beta sayım cihazı kullanılarak belirlendi. Toplam alfa aktivite değerleri 1.7-114.2 Bq/L ve toplam beta aktivite değerleri ise 2.9-90.8 Bq/L aralıklarında ölçüldü. Bulunan bu değerler dünya sağlık örgütü (WHO’nün limit değerleri ve yapılmış diğer benzer çalışmalarla karşılaştırıldı. Elde edilen veriler için klasik istatistik hesaplamalar yapıldı. Ayrıca jeoistatistik analiz yöntemi kullanılarak eş-doz eğrileri oluşturuldu ve harita üzerinde gösterilerek bölge için bir risk haritası oluşturuldu.

  14. Klasik ve Vakum Altında Spreylenerek Pişirme Yöntemlerinin Akide Şekerinin bazı Kalite Kriterleri ve Raf Ömrü Üzerine Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa Kürşat Demir

    2015-02-01

    Full Text Available Akide şekeri, Osmanlı mutfağından günümüze kadar gelen, sert şeker olarak da bilenen, geleneksel şekerle­me ürünüdür. Kaliteli akide sert, parlak ve camsı karakterde olan ve bu özelliğini uzun süre koruyan şeker­lemelerdir. Klasik akide şekerlerinin en büyük problemi, bünyesindeki hava kabarcıkları ve çevreden nem çekmesi sonucu renginin matlaşıp, ağarması ve serliğini kaybetmesidir. Bu çalışmada, klasik akide şekerinin raf ömrünü uzatmak amacıyla klasik pişirme işlemi (168 oC ile spreyli vakum ortamında pişirme (138 oC işlemlerinin son ürün kalitesi ve raf ömrüne etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Beş kg şeker lapası ile yapılan ön denemeler sonucunda spreyli vakum sisteminin 135 oC ve 500 milibar vakum uygulamasının optimum norm oluşturduğu, ancak 50 kg üzerinden yürütülen endüstriyel üretim şartlarında 138 oC nin daha uygun olduğu tespit edilmiştir. Akide şekeri örneklerinin renk değişimleri (L, a ve b, %65±5 nispi nemde 15 günlük rutubetli şartlarda su absorbsiyonu (higroskopite, ağızda erime durumlarını da ortaya koymak için 37 oC’da çözünürlük analizleri, aromatik profili değerlendirmede panel testi gerçekleştirilmiş­tir. Sonuç olarak, spreyli vakumlu pişirme sisteminin, klasik sisteme göre çok daha sert, camsı, raf ömrü çok daha uzun, renk ve aromatik profili muhafaza açısından daha etkili akide şekeri verdiği tespit edilmiştir.

  15. Duygusal Zeka Din Öğretimi; Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi ve Duygusal Zeka Gelişim İlişkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Remziye Ege

    2015-11-01

    Full Text Available Duygusal zeka, bireyin, kendi duygularını anlaması, başkalarıın duygularına empati  beslemesi, duygu yönetimi, motivasyon ve duygularını yaşamı zenginleştirecek biçimde düzenleyebilme yetisi olarak tanımlanmaktadır. Din öğretimi yoluyla duygusal zeka becerilerinin ve yerisinin elde edileceği ve geliştirileceği düşünülmektedir. Bu makalede İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinin muhtevasından hareketle duygusal zeka gelişimi ile din öğretimi arasındaki paralel ilişkiye dikkat çekmek hedeflenmiştir. Söz konusu ilişki, din öğretiminin inanç, ibadet, dua, ahlak öğretim alanlarındaki konulardan örnekler üzerinde belirtilmiştir. Duygusal zeka, bireyin, kendi duygularını anlaması, başkalannın duygulanna empati beslemesi, duygu yönetimi, motivasyon ve duygularını yaşamı zenginleştirecek biçimde düzenleyebilme yetisi olarak tanımlanmaktadır. Din öğretimi yoluyla duygusal zeka becerilerinin ve yerisinin elde edileceği ve geliştirileceği düşünülmektedir. Bu makalede İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinin muhtevasından hareketle duygusal zeka gelişimi ile din öğretimi arasındaki paralel ilişkiye dikkat çekmek hedeflenmiştir. Söz konusu ilişki, din öğretiminin inanç, ibadet, dua, ahlak öğretim alanlarındaki konulardan örnekler üzerinde belirtilmiştir

  16. Biber Salçası Yapımında Palper Öncesi Farklı Haşlama Yöntem ve Sürelerinin Palper Verimi ve Şıra Kalitesine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Taner Baysal

    2015-02-01

    Full Text Available Araştırmada son yıllarda üretimi önem kazanan kırmızı biber salçası yapımı aşamalarında palper öncesi ısıl işlem yöntemi ve ısıl işlem sürelerinin palper verimine ve pulp kalitesine etkilerinin incelenmesi amacıyla yıkanıp temizlenen kırmızı biberler su içinde (100±1 oC dakika, buharda (110±1 oC 5, 8 ve 11 dakika haşlanmışlardır. Farklı yöntemlerle ve sürelerde ısıl işlem uygulanmış örnekler elek aralığı 1 mm olan iki aşamalı palperden geçirilerek pulp elde edilmiştir. Haşlamanın pulp kalitesine ve verimine etkilerini incelemek amacıyla suda çözünür kuru madde, pH, asitlik, askorbik asit, pektin, renk ve sertlik değerleri incelenmiştir. Ayrıca palper verimi ve pulp elde edilmesi aşamasındaki kayıplar saptanmıştır. İncelenen özellikler bakımından kırmızı biberin salçaya işlenmesi sırasında yıkanıp temizlenen biberlerin palper öncesi buharda 110±1 oC de 8 dakika süre ile ısıl işlem uygulanması ile elde edilen pulpun kalitesi ve verimi açısından en iyi işleme şekli olduğu belirlenmiştir.

  17. Danish physicians' preferences for prescribing escitalopram over citalopram and sertraline to treatment-naïve patients

    DEFF Research Database (Denmark)

    Poulsen, Karen Killerup; Glintborg, Dorte; Moreno, Søren Ilsøe

    2013-01-01

    PURPOSE: To investigate whether general practitioners, hospital physicians and specialized practitioners in psychiatry have similar preferences for initiating treatment with expensive serotonin-specific reuptake inhibitors (SSRIs). METHODS: All first-time prescriptions for the SSRIs escitalopram....... Of the treatment-naïve patients, 19 % were initially prescribed escitalopram. Hospital physicians prescribed escitalopram to 34 % of their treatment-naïve patients, while practitioners specialized in psychiatry prescribed it to 25 %, and general practitioners prescribed it to 17 %. General practitioners, however......, were responsible for initiating 87 % of all treatment-naïve patients. CONCLUSION: The most expensive SSRI, escitalopram, is prescribed as first choice to one in five patients receiving their first antidepressant of escitalopram, citalopram or sertraline. General practitioners made the bulk of all first...

  18. Akseki-Aydınkent (Antalya) arasının jeolojisi ve petrol olanakları

    OpenAIRE

    ALBAYRAK, Mustafa

    1995-01-01

    Akseki - Aydınkent (Antalya) çevresinin jeolojisi ve petrol olanakları arazi ve laboratuvar çalışmaları ile ortaya konmuştur. Bölgede petrol jeolojisine yönelik yapılan eski çalışmalar yüzey jeolojisine dayanarak gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışması yüzey jeolojisi ve organik jeokimyasal analiz çalışmalarının sentezini teşkil etmektedir. Öncelikle inceleme alanının 1 :25000 ölçekli jeoloji haritası yörenin mevcut jeoloji haritalanndan da yararlanarak hazırlanmıştır. Böl...

  19. BÜROKRASİ KURAMLARI VE TÜRK KAMU YÖNETİMİNDE BÜROKRATİK SORUNLAR

    OpenAIRE

    AKÇAKAYA, Murat

    2016-01-01

    Max Weber'in kuramsal temellerini attığı bürokrasi, çok farklı tanımları yapılan bir kavramdır. Bürokrasinin; "masaların ve büroların egemenliği", "memurların çalıştığı ofis, büro ya da devlet dairesi", "bürokratların yönetimi", "rasyonel örgüt", "verimsizlik ve kötü yönetim", "kamu yönetimi", "memurlar tarafından yönetim", "büyük yapılı örgütler ve modern toplum" gibi tanımları yapılmaktadır. Bürokrasi daha ...

  20. Bazı Tıbbi ve Aromatik Bitkilerde Esansiyel Yağların Antimikrobiyal Aktivitelerinin Belirlenmesi

    OpenAIRE

    UCAR, Esra; ODABAŞ KÖSE, Elif; ÖZYİĞİT, Yaşar; TURGUT, Kenan

    2015-01-01

    Bu çalışma bazı tıbbi ve aromatik bitki yağlarının bakteriler üzerine etkisini belirlemek amacıyla 2014 yılında Akdeniz Üniversitesi’nde yürütülmüştür. Çalışma kapsamında İzmir kekiği (Origanum onites), biberiye (Rosmarinus officinalis) ve şeker otu (Stevia rebaudiana) bitkilerinin esansiyel yağları hidrodistilasyon yöntemiyle çıkartılmış ve elde edilen esansiyel yağların bazı bakteriler (Staphylococcus aureus ATCC 25923, Enterococcus faecalis ATCC 29212, Pseudomonas aeruginosa ATCC 27853 Ent...

  1. Roma Hukuku’nda Gemi, Han ve Ahır İşletenlerin Receptum Sorumluluğu

    OpenAIRE

    YEŞİLLER, Mehmet

    2013-01-01

    Çalışmamızda Roma Hukuku'nda gemi, han ve ahır işleten kimselerin sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler ele alınmıştır. Roma?da özellikle gemi, han ve ahır işleten kimselerin yanlarında çalıştırdıkları kişilerin güvenilir olmamasından dolayı, taraflar arasındaki istisna sözleşmesinden kaynaklanan custodia sorumluluğuna ek olarak "actio de damno aut furto adversus nautas, caupones, stabularios ve receptum, nautae, cauponis, stabularii" sorumluluklarının düzenlendiği kaynaklardan...

  2. Controlo de velocidade de um veículo elétrico autónomo

    OpenAIRE

    Morgado, Diogo Gabriel Rocha

    2013-01-01

    Dissertação para obtenção do Grau de Mestre em Engenharia Eletrotécnica e de Computadores A presente dissertação aborda o controlo de velocidade de um veículo elétrico autónomo. A dinâmica do veículo será testada em diferentes situações de percurso, tais como, curvas e rampas. De modo a simular as diferentes situações com o veículo será necessário fazer um estudo aprofundado sobre a sua dinâmica. Serão usados três tipos de motorizações: motor CC (corrente contínua), Assíncrono ...

  3. Ascidianlar ve Akdeniz Havzasındaki Dağılımları.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Herdem Aslan

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışma Ege Denizi’nin kuzeydoğusunda bulunan Bozcaada kıyılarının Ascidian faunası ve bazı ekolojik özelliklerini ortaya çıkarmak için yapılmıştır. Dünya denizlerinde 2500’den fazla tür ile temsil edilen Ascidian türleri infralittoral zondan hadal zona kadar geniş bir alanda sessil olarak yaşarlar. Ülkemiz sularında dağılımları hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz Ascidianların Doğu Akdeniz’den 86, Batı Akdeniz’den 165 türü bilinmektedir. Bu çalışmada ise 2000-2001 yıllarında Bozcaada’nın ifralittoralinde beam trol, drej ve spatula kullanılarak altı Ascidian türü (Aplidium conicum (Olivi, 1792, Didemnum maculosum (Milne-Edwards,1841, Ascidiella aspersa (Müller, 1776, Ascidia mentula Müller, 1776, Styela plicata (Lesueur, 1823, Molgula manhattensis (De Kay, 1841 elde edilmiştir

  4. Clinical correlates of hippocampus volume and shape in antipsychotic-naïve schizophrenia.

    Science.gov (United States)

    Kalmady, Sunil Vasu; Shivakumar, Venkataram; Arasappa, Rashmi; Subramaniam, Aditi; Gautham, S; Venkatasubramanian, Ganesan; Gangadhar, Bangalore N

    2017-05-30

    While volume deficit of hippocampus is an established finding in schizophrenia, very few studies have examined large sample of patients without the confounding effect of antipsychotic treatment. Concurrent evaluation of hippocampus shape will offer additional information on the hippocampal aberrations in schizophrenia. In this study, we analyzed the volume and shape of hippocampus in antipsychotic-naïve schizophrenia patients (N=71) in comparison to healthy controls (N=82). Using 3-T MRI data, gray matter (GM) volume (anterior and posterior sub-divisions) and shape of the hippocampus were analyzed. Schizophrenia patients had significant hippocampal GM volume deficits (specifically the anterior sub-division) in comparison to healthy controls. There were significant positive correlations between anterior hippocampus volume and psychopathology scores of positive syndrome. Shape analyses revealed significant inward deformation of bilateral hippocampal surface in patients. In conclusion, our study findings add robust support for volume deficit in hippocampus in antipsychotic-naïve schizophrenia. Hippocampal shape deficits in schizophrenia observed in this study map to anterior CA1 sub-region. The differential relationship of anterior hippocampus (but not posterior hippocampus) with clinical symptoms is in tune with the findings in animal models. Further systematic studies are needed to evaluate the relationship between these hippocampal gray matter deficits with white matter and functional connectivity to facilitate understanding the hippocampal network abnormalities in schizophrenia. Copyright © 2017 Elsevier Ireland Ltd. All rights reserved.

  5. Kabartma Tozları ve Unlu Mamullerde Kullanımları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halef Dizlek

    2015-02-01

    Full Text Available Kabartma tozları unlu mamullerin üretiminde yaygın bir kullanım alanına sahiptir. Özellikle kek, bisküvi gibi yumuşak buğday unu ile üretilen ürünlerin karakteristik iç yapılarının oluşmasında kullanılırlar. Genellikle bileşimlerinde tek alkali bileşen (sodyum bikarbonat, bir ya da daha fazla sayıda asidik tuz ve dolgu maddesi (mısır nişastası bulunur. Sulu ortamda bikarbonatın asitle reaksiyona girmesi sonucu oluşan CO2 gazı ürünün kabarmasını sağlar, bunun yanı sıra hazmını kolaylaştırır ve albenisini arttırır.

  6. Kriz yönetimi ve Samsung Note 7 örneklemesi

    OpenAIRE

    ÖZDEMİR, Özden

    2017-01-01

    Dünya üzerinde hızla yayılan rekabet ortamı başta bireyler olmak üzere tüm ülkeleri etkisi altına almakta ve bu durum zamanla olası kriz ihtimallerinin göz önünde bulundurularak hazırlıklı olunması gereken bir kriz yönetimi sürecinin önemini ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı, samsung firmasının galaxy note 7 serisi cep telefonlarında yaşadığı kriz sürecinden yola çıkarak, kriz dönemlerine dair stratejilerin önceden belirlenmesi ve mümkün mertebe krizin tehdidinin önüne geçilmesi, hali h...

  7. FİBERGLAS, YARIİLETKEN LAZERLER VE KAZANÇ SABİTİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa TEMİZ

    1999-02-01

    Full Text Available AlxGa1-xAs kristalinde x'in çeşitli oranlarda seçimi yapılarak kırılma indisine istenilen değişimin verilmesiyle, elektromanyetik dalga ve enjekte edilen taşıyıcıların (akımın lazerin aktif bölgesinde aynı anda tuzaklanmalarını gerçekleştirmek için yapılan GaAs/AlxGa1-xAs heterojonksiyon (farklı yapılı eklem yapılar vasıtasıyla meydana getirilen yarıiletken lazerlerle optik kazanç sağlanır. Fiber glas liflerinde enformasyonun nakli de aynı esasa dayanır. Bu çalışmada fiber glas ve yarıiletken lazerlerde optik kazancın değişimine etki eden faktörler incelenmektedir.

  8. CERN signs with the Hôpitaux Universitaires de Genève

    CERN Multimedia

    2002-01-01

    Signature of the CERN-HUG agreements. From left to right: J. van der Boon, CERN Director of Administration, P. Pachoud (H.U.G.), M. Vieli (H.U.G.), A.-S. Cerne (CERN) and W. Kindl, Director of UNIQA Assurances S.A. On 4 July 2002, Mario Vieli, the Finance Director of the Hôpitaux Universitaires de Genève (H.U.G.), Pierre Pachoud, the vice-chairman of the H.U.G. Board of Directors and Anne-Sylvie Cerne, who is responsible for the Organization's health insurance contract, signed agreements on tariffs between the Organization and the Hôpitaux Universitaires de Genève. The main hospital of the H.U.G. group is the Cantonal Hospital. These agreements, approved by the Republic of Geneva's State Council last April, are the outcome of extensive negotiations. In fact, CERN is the first international organization to arrange for tariff agreements for the members of its Health Insurance Scheme (CHIS) with the H.U.G. directly. Moreover, these agreements are fully in line with CHIS's new tariff agreement policy, with ...

  9. Transgenik Canlılar ve Akuakültürdeki Önemi.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aygül Ekici

    2015-12-01

    Full Text Available Transgen teknolojisi kısaca, bir türe ait genin aynı veya başka bir türe aktarılmasına olanak sağlanması şeklinde ifade edebiliriz. Günümüzde bu teknoloji gen düzenlenmesi, bağışıklık sistemi, kanser araştırmaları ve gelişim biyolojisini de içeren biyomedikal alanlarda uygulanmaktadır. Ancak, hala üzerinde yoğun çalışmalar yapılan teknolojilerden biri olan transgenik hayvan üretiminde çiftlik hayvanlarının genetik alt yapılarının geliştirilmesi hedeflenmektedir. Soğukkanlı canlılarda ilk kez 1985’li yıllarda uygulanan transgen teknolojisinde temel hedef; soğuğa, düşük oksijene, hastalığa karşı balıklarda toleransın arttırılması ve hızlı büyüme elde edilmesi şeklindedir

  10. BEETHOVEN’DE ANLATIMCILIK VE PİYANO TEKNİĞİ

    OpenAIRE

    Eren, Oytun

    2010-01-01

    Bu çalışmada, Beethoven’in piyanist kimliği ve bu kimliğin oluşturduğu müzikal duruş tematikbir yöntemle incelenmektedir. Piyanoyu Beethoven’in bakış açısıyla, hem teknik hem de yorum tarihiaçısından irdeleyerek ele alan bu çalışma, anlatımcı ifade tarzının Beethoven’in piyanistliğini hangiyönlerden etkilediğini ve farklılaştırdığını, döneminin diğer piyanistleriyle karşılaştırarak ayrıntılı birbiçimde ortaya koymayı amaçlamaktadır. Beethoven’le beraber büyük ölçüde şekillenen Orta Avrupaekol...

  11. Dünya’da Yoğurt ve Üretimi

    OpenAIRE

    Konar, Atilla

    2015-01-01

    Bu yayın yoğurt yapımı konusunda en son basılmış bilgileri incelemektedir. Birçok yapım tekniği değerlendirilmiş ve yoğurt üretiminde kullanılan “Katkı maddeleri” (Additives) ve mikroorganizma üzerinde özellikle durulmuştur. Yoğurt’un yapım sonrası dayanıklılık süresinin uzatılabilmesi için gerekli tekniklerde ayrıca görüşülmüştür.  Çeşitli ülkelerin yoğurt ile ilgili yasal standartları, halen mevcut veya ticarette geçerli olabilecek uygulamalar ışığında dikkate alınmıştır....

  12. Using Drama to Promote Argumentation in Science Education. The Case of "Should've"

    Science.gov (United States)

    Archila, Pablo Antonio

    2017-05-01

    The purpose of this study was to use drama as a springboard for promoting argumentation among 91 first-semester undergraduate medical students (56 females and 35 males, 16-30 years old) in Colombia during a complete teaching-learning sequence (TLS) supervised by the same teacher. The drama used was the play Should've, written by Nobel laureate Roald Hoffmann. The data was derived from students' written responses, audio and video recordings, and written field notes. This investigation provides evidence that an approach combining drama and argumentation could increase students' awareness of the relevance of ethics in science as one of the features of science (FOS). The findings show that the play Should've can be useful for promoting students' argumentation and is also appropriate for medical students. Future studies could include other science disciplines (e.g., astronomy, biology, chemistry, earth science, ecology, physics); students of other ages; and other plays and experiments in other parts of the world.

  13. Espresso Book Machine (EBM and Libraries Espresso Kitap Makinesi ve Kütüphaneler (EKM

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emre Çetin

    2010-06-01

    Full Text Available This article, which is in the form of a short opinion paper, gives introductory information about Espresso Book Machines (EBM that convert digital content into books in five minutes and concludes with the idea that EBMs have enabled the utilisation of new methods in improving library collections. Kısa bir görüş niteliğindeki bu yazıda çok sayıda sayısal içeriği 5 dakikada kitaba dönüştüren Espresso Kitap Makinesi (EKM hakkında tanıtım bilgisi verilmekte ve yazı, EKM’nin kütüphane dermesinin geliştirilmesinde yeni yöntemlerin kullanılmasına yol açtığı ve açmakta olduğu düşüncesi üzerinde noktalanmaktadır.

  14. Towards the Integration of APECS and VE-Suite for Virtual Power Plant Co-Simulation

    Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

    Zitney, S.E.; McCorkle, D. (Iowa State University, Ames, IA); Yang, C. (Reaction Engineering International, Salt Lake City, UT); Jordan, T.; Swensen, D. (Reaction Engineering International, Salt Lake City, UT); Bryden, M. (Iowa State University, Ames, IA)

    2007-05-01

    Process modeling and simulation tools are widely used for the design and operation of advanced power generation systems. These tools enable engineers to solve the critical process systems engineering problems that arise throughout the lifecycle of a power plant, such as designing a new process, troubleshooting a process unit or optimizing operations of the full process. To analyze the impact of complex thermal and fluid flow phenomena on overall power plant performance, the Department of Energy’s (DOE) National Energy Technology Laboratory (NETL) has developed the Advanced Process Engineering Co-Simulator (APECS). The APECS system is an integrated software suite that combines process simulation (e.g., Aspen Plus) and high-fidelity equipment simulations such as those based on computational fluid dynamics (CFD), together with advanced analysis capabilities including case studies, sensitivity analysis, stochastic simulation for risk/uncertainty analysis, and multi-objective optimization. In this paper we discuss the initial phases of the integration of the APECS system with the immersive and interactive virtual engineering software, VE-Suite, developed at Iowa State University and Ames Laboratory. VE-Suite uses the ActiveX (OLE Automation) controls in the Aspen Plus process simulator wrapped by the CASI library developed by Reaction Engineering International to run process/CFD co-simulations and query for results. This integration represents a necessary step in the development of virtual power plant co-simulations that will ultimately reduce the time, cost, and technical risk of developing advanced power generation systems.

  15. Lgr5+ve Stem/Progenitor Cells Contribute to Nephron Formation during Kidney Development

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nick Barker

    2012-09-01

    Full Text Available Multipotent stem cells and their lineage-restricted progeny drive nephron formation within the developing kidney. Here, we document expression of the adult stem cell marker Lgr5 in the developing kidney and assess the stem/progenitor identity of Lgr5+ve cells via in vivo lineage tracing. The appearance and localization of Lgr5+ve cells coincided with that of the S-shaped body around embryonic day 14. Lgr5 expression remained restricted to cell clusters within developing nephrons in the cortex until postnatal day 7, when expression was permanently silenced. In vivo lineage tracing identified Lgr5 as a marker of a stem/progenitor population within nascent nephrons dedicated to generating the thick ascending limb of Henle’s loop and distal convoluted tubule. The Lgr5 surface marker and experimental models described here will be invaluable for deciphering the contribution of early nephron stem cells to developmental defects and for isolating human nephron progenitors as a prerequisite to evaluating their therapeutic potential.

  16. Yenidoğanlarda Beslenme İntoleransı ve Gastrik Asit Düzeyleri

    OpenAIRE

    Kışlalı, Fatih Mehmet; Havan, Merve; Sarıcı, Dilek; Kılıç, Mustafa; Razi, Cem Hasan

    2015-01-01

    Amaç: Çalışmamızın amacı, yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde sık karşılaşılan bir sorun olan beslenme intoleransı ile mide sıvısı pH değerleri arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Bu amaçla intolerans bulguları olan preterm/term bebeklerde, gastrik pH değerleri eş zamanlı ölçülerek kontrol grubu ile karşılaştırıldı. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya preterm-term 41 yenidoğan (17 kız, 24 erkek) dahil edildi. Çalışma grubundaki (hasta) 12 yenidoğanın altısı preterm, altısı term ve kontrol grub...

  17. La Comédie de Genève fête ses cent ans !

    CERN Document Server

    Association du personnel

    2013-01-01

      Spectacle du 31 janvier au 9 février 2013  1913 de Mathieu Bertholet mise en scène Nalini Menamkat Le 24 janvier 1913, on lève le rideau de la Comédie de Genève pour la première fois. Le discours d'ouverture était-il émouvant? Qui était assis au premier rang? La fanfare de Plainpalais jouait-elle? Pour fêter l’anniversaire de ce centenaire, l’écrivain Mathieu Bertholet et la metteure en scène Nalini Menamkat proposent un spectacle qui nous plonge sans nostalgie dans un passé bouillonnant, à l’image des débuts du XXe siècle. On y croise – entre autres – un directeur de théâtre pragmatique, un administrateur idéaliste, des personnages de pièces oubliées, des comédiens, des ouvr...

  18. LA COMÉDIE DE GENÈVE FÊTE SES CENT ANS !

    CERN Multimedia

    Association du personnel

    2013-01-01

    SPECTACLE du 31 janvier au 9 février 2013 1913 de Mathieu Bertholet mise en scène Nalini Menamkat Le 24 janvier 1913, on lève le rideau de la Comédie de Genève pour la première fois. Le discours d'ouverture était-il émouvant? Qui était assis au premier rang? La fanfare de Plainpalais jouait-elle? Pour fêter l’anniversaire de ce centenaire, l’écrivain Mathieu Bertholet et la metteure en scène Nalini Menamkat proposent un spectacle qui nous plonge sans nostalgie dans un passé bouillonnant, à l’image des débuts du XXe siècle. On y croise – entre autres – un directeur de théâtre pragmatique, un administrateur idéaliste, des personnages de pièces oubliées, des comédiens, des ouvriers, des syndicalistes, une chanteuse...

  19. Metabolic Syndrome in Drug-naïve Patients with Depressive Disorders.

    Science.gov (United States)

    Grover, Sandeep; Nebhinani, Naresh; Chakrabarti, Subho; Avasthi, Ajit; Kulhara, Parmanand

    2013-04-01

    The prevalence of metabolic syndrome (MS) is found to be higher in patients with depression than in the general population. As there is lack of data from India, this study aimed to assess the prevalence of MS in patients with depression who had never been treated with antidepressants for their depressive disorder and compare the same with a matched group of healthy controls. Forty-three drug-naïve patients with depressive disorders and 43 age- and gender-matched healthy controls were assessed for the prevalence of MS as per the consensus definition. The prevalence of MS in patients with depression was 37.2% and was significantly higher than that seen in the healthy controls (16.3%). Increased waist circumference was the most common abnormality in both the study groups. Compared to healthy controls, a significantly higher proportion of patients with depression had abnormal waist circumference, systolic blood pressure, or high blood pressure. Besides 16 patients with depressive disorders having MS, another 53.5% of patients fulfilled one or two criteria of MS. None of the sociodemographic variables was associated with development of MS in patients with depression. Slightly more than one-third of depressed patients who are drug-naïve have MS and this prevalence rate is significantly higher than in healthy controls.

  20. JOHN LOCKE EPİSTEMOLOJİSİNDE BİLGİ VE İMAN

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İbrahim Bor

    2011-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada bilgi kuramının kurucularından kabul edilen J. Locke'ta söz konusu kuramın başlıca öğelerinin açıklanması, bunların gerekçelendirilme yolu ve birbirleriyle epistemolojik ilişkileri açıklanmaya çalışılacaktır. Çalışmanın kanıtlamaya çalıştığı tezlerin başında, Locke'çu epistemolojide “bilgi”nin başlıca niteliğini tecrübe ve/veya aklî çıkarıma dayalı “kesinlik” oluştururken kesin bilginin sınırlarının bittiği yerde “iman”ın epistemik işlevinin devreye girdiği iddiası gelmektedir. Bu açıdan Locke'çu epistemolojide imanın bilgiyle ilişkisinin negatif epistemoloji denebilecek bir yolla temellendirildiği savunulmaktadır.

  1. Kıymalarda Bazı Patojenlerin İzolasyon ve İdentifikasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Meryem AYDEMIR ATASEVER

    2015-01-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Erzurum ilinde tüketime sunulan kıymalarda toplam mezofilik aerobik bakteri, Staphylococcus aureus sayısı ile Listeria monocytogenes, Salmonella spp. ve E. coli O157:H7 varlığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla klasik kültür yöntemi ile otomatize identifikasyon sistemi (Vitek 2 kullanılmıştır. Toplam mezofilik aerobik bakteri sayısı ortalama 7,33±1,22 log kob/g düzeyinde belirlendi. Bu çalışmada 100 numunenin 5 tanesinden S. aureus izole edildi. Kıyma örneklerinin %24’ünde L. monocytogenes bulundu. İncelenen örneklerde Salmonella spp. üremesi görülmedi. Kıyma örneklerinin 3’ünde E. coli O157:H7 izole edildi. Sonuçta, kıymaların bazı patojenleri içerebildiği ve bu durumun halk sağlığı açısından risk oluşturabileceği kanaatine varıldı.

  2. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 29 May

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    AMS – First results, Dr Mercedes Paniccia, Université de Genève.   Wednesday 29 May, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 30, quai Ernest-Ansermet, 1211 Genève 4 Abstract: The Alpha Magnetic Spectrometer is a state-of-the-art particle physics detector operating as an external module on the International Space Station. It uses the unique environment of space to study the universe and its origin by searching for antimatter, dark matter while performing precision measurements of cosmic rays composition and flux. Since its installation on May 19, 2011 it has collected over 30 billion cosmic rays of energies ranging from several hundred MeV up to few TeV. In this talk we will present the precision measurement of the positron fraction in cosmic rays in the energy range from 0.5 to 350 GeV based on 6.8 million positron and electron events collected in the initial 18 month period of operation in space. Organised by Prof. Teresa.Montaruli@unige.ch and Prof....

  3. DENTAL İMPLANTLARDA YAPISAL VE YÜZEY ÖZELLİKLERİ

    OpenAIRE

    DAĞ, Mustafa; KARAÇAY, Ümit

    2015-01-01

    ÖZETKullanılmaya başlandığı günden itibaren dental implantların yapısal özellikleri hızla değiştirilmiş ve geliştirilmiştir. Dental implantların yapısal özellikleri içinde yüzey modifikasyonları en çok araştırma yapılan konu olmuştur. Dental implant yüzeyi ile çene kemikleri arasındaki biyolojik bağlantı, implant destekli protezlerin uzun dönem başarısı için bir önkoşul olarak düşünülmektedir. Bu derlemede dental implantların yapısal ve yüzey özelliklerindeki gelişmeleri anlatmak amaçlanmıştı...

  4. NAHÇİVAN'DA TUNÇ VE DEMIR ÇAĞINDA KIL KAPLARIN YAPILMASI

    OpenAIRE

    Halilov, Toğrul

    2014-01-01

    Makalede M.Ö. IV-I bin yıllarda kil kabların yapılması öğrenilmiştir. Belirlenmişdir ki, seramikçilig Nahçivan'ın en eski sanat alanıdır. Bu dönemde Azerbaycan'ın diğer ilçeleri gibi Nahçivan da önemli sanat merkezi olmuştur. Seramik ürünleri boyutu, biçimi, üzerindeki desenleri, yapıldığı malzeme ve teknolojisine göre bir-birinden farklıdır. Nahçivan seramikçiglerinin yapmış olduğu kil kaplar sofra ve ya mutfak seramigi olmak üzre iki gruba ayrıliyor. Şunların benzerleri Gü...

  5. Caffeine Toxicity Due to Supplement Use in Caffeine--Naïve Individual: A Cautionary Tale.

    Science.gov (United States)

    Lystrup, Robert M; Leggit, Jeffery C

    2015-08-01

    Thousands of military members self-medicate with dietary supplements containing unknown quantities of pharmacologically active compounds. These poorly regulated substances can cause real harm to the military population, especially when they contain stimulants such as caffeine. When taken regularly, caffeine has several performance-enhancing benefits. However, when used excessively or in vulnerable populations, caffeine can cause several unwanted side effects such as nervousness, sensory disturbances, insomnia, arrhythmia, excitability, inattentiveness, restlessness, mood changes, gastrointestinal disturbances, and even psychosis. Vulnerable patients include the caffeine-naïve, physiologically stressed, young, and mentally ill patients. One such case describes a caffeine-naïve service member who suffered an adverse reaction after taking an allegedly moderate dose of caffeine from a pill he obtained from a teammate. This case highlights the importance of supplement awareness among service members, increased provider vigilance, third party verification, and enhanced regulation on the approval and marketing of dietary supplements. Reprint & Copyright © 2015 Association of Military Surgeons of the U.S.

  6. Balance deficits and ADHD symptoms in medication-naïve school-aged boys

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Konicarova J

    2014-01-01

    Full Text Available Jana Konicarova,1 Petr Bob,1,2 Jiri Raboch11Center for Neuropsychiatric Research of Traumatic Stress, Department of Psychiatry and UHSL, 1st Faculty of Medicine, Charles University, Prague, Czech Republic; 2Central European Institute of Technology, Faculty of Medicine, Masaryk University, Brno, Czech RepublicBackground and objectives: Functional disturbances developed early in life include balance deficits which are linked to dysfunctions of higher levels of cognitive and motor integration. According to our knowledge, there are only a few studies suggesting that balance deficits are related to behavioral disturbances in attention-deficit/hyperactivity disorder (ADHD.Methods: We tested the extent to which balance deficits were related to ADHD symptoms in 35 medication-naïve boys of school age (8–11 years and compared the results with a control group of 30 boys of the same age.Results: ADHD symptoms in medication-naïve boys had specific relationships to disturbances of postural and gait balance.Conclusion: To our knowledge, this study provides the first evidence in the medical literature for a direct relationship between ADHD symptoms and balance deficits, that cannot be attributed to medication and the presence of any neurological disease.Keywords: ADHD, balance deficits, conduct problems, developmental disorders, inhibitory deficits, impulsivity

  7. A naïve bayes approach to classifying topics in suicide notes.

    Science.gov (United States)

    Spasić, Irena; Burnap, Pete; Greenwood, Mark; Arribas-Ayllon, Michael

    2012-01-01

    The authors present a system developed for the 2011 i2b2 Challenge on Sentiment Classification, whose aim was to automatically classify sentences in suicide notes using a scheme of 15 topics, mostly emotions. The system combines machine learning with a rule-based methodology. The features used to represent a problem were based on lexico-semantic properties of individual words in addition to regular expressions used to represent patterns of word usage across different topics. A naïve Bayes classifier was trained using the features extracted from the training data consisting of 600 manually annotated suicide notes. Classification was then performed using the naïve Bayes classifier as well as a set of pattern-matching rules. The classification performance was evaluated against a manually prepared gold standard consisting of 300 suicide notes, in which 1,091 out of a total of 2,037 sentences were associated with a total of 1,272 annotations. The competing systems were ranked using the micro-averaged F-measure as the primary evaluation metric. Our system achieved the F-measure of 53% (with 55% precision and 52% recall), which was significantly better than the average performance of 48.75% achieved by the 26 participating teams.

  8. HÜCRESEL OTOMATA VE BİLGİSAYAR GRAFİKLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şen ÇAKIR

    1999-01-01

    Full Text Available Hücresel Otomata (CA çeşitli fiziksel işlemler için model temin eden basit matematik sistemleridir. Önemsiz veya küçük değişikliklerin ve basit kuralların sistemlerin davranışlarında nasıl çok büyük değişikliklere yolaçtığını gösterirler. İlginç şekillerin zengin bir kaynağı olarak bilgisayar grafikleri aracı olarak da kullanılmaktadırlar. Son yıllarda CA birçok bilim adamının dikkatini çekmiştir. Günümüzde CA ekolojiden görüntü işlemeye kadar birçok alanda kullanılır. Bu makalede oldukça basit CA kuralları ile çok sayıda karmaşık ve harika modelin yaratılabileceği gösterilmektedir

  9. Distinct oxysterol requirements for positioning naïve and activated dendritic cells in the spleen

    Science.gov (United States)

    Lu, Erick; Dang, Eric V.; McDonald, Jeffrey G.; Cyster, Jason G.

    2017-01-01

    Correct positioning of dendritic cells (DCs) is critical for efficient pathogen encounter and antigen presentation. Epstein-Barr virus–induced gene 2 (EBI2) has been identified as a chemoattractant receptor required for naïve CD4+DCIR2+ DC positioning in response to 7α,25-hydroxycholesterol (7α,25-HC). We now provide evidence that a second EBI2 ligand, 7α,27-HC, is involved in splenic DCIR2+ DC positioning and homeostasis. Cyp27a1, the enzyme uniquely required for 7α,27-HC synthesis, is expressed by stromal cells in the region of naïve DC localization. After activation, DCIR2+ DCs move into the T cell zone. We find that EBI2 is rapidly up-regulated in DCIR2+ DCs under certain activation conditions, and positioning at the B-T zone interface depends on EBI2. Under conditions of type I interferon induction, EBI2 ligand levels are elevated, causing activated DCIR2+ DCs to disperse throughout the T zone. Last, we provide evidence that oxysterol metabolism by Batf3-dependent DCs is important for EBI2-dependent positioning of activated DCIR2+DCs. This work indicates that 7α,27-HC functions as a guidance cue in vivo and reveals a multitiered role for EBI2 in DC positioning. Deficiency in this organizing system results in defective CD4+ T cell responses. PMID:28738017

  10. SUÇ HARİTALARI VE BİLGİSAYAR TEKNOLOJİSİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erdal KARAKAŞ

    2004-04-01

    Full Text Available Bilgisayar destekli suç haritaları, suçun nerede olduğunu, lokasyonunu ve yoğunluk değerini gösterir. Bu nedenle suç haritalarıyla suç alanlarının dağılışını çalışmak çok kolaylaşmıştır. Bu yüzden suç haritaları suç analiz safhasının önemli bir parçası olmuştur. Bu çalışmada GIS (Geographic Information System ortamında Elazığ şehrindeki ev hırsızlığı suçlarının dağılış haritaları yapılmıştır. Suç dağılışı ay, gün, saat, gibi değişkenlere göre ele alınmış, şehirdeki hırsızlık suçlarının dağılışı, şehrin mekansal arazi kullanımı (city landuse ile ilişkilendirilmiştir. Sonuçta Elazığ şehrindeki hırsızlık suç dağılışı ve yoğunluğunda şehir içi arazi kullanım özelliğine bağlı olarak farklılaşmaların olduğu tespit edilmiştir Bu araştırmadaki yöntem ve bulgular hızlı etkin ve doğru analizler yapılmasını sağlayacaktır.Bunun yanında suçların yoğunlaştığı mekanların özelliğinin ortaya çıkarılmasıyla, suçun coğrafi mekanla ilişkilendirilmesi, önlenmesi ve şehir güvenliğinin sağlanması açısından önemli katkılarda bulunacaktır.

  11. İyimserliğin Mutluluk ve Yaşam Doyumuna Etkisinin İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatma SAPMAZ

    2012-02-01

    Full Text Available Özet İyimserliğin Mutluluk ve Yaşam Doyumuna Etkisinin İncelenmesi İyimserlik ve mutluluk pozitif psikolojinin iki temel kavramı olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada iyimserlik, mutluluk ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcılarını Sakarya Üniversitesinde öğrenim gören 206 (131 kadın/75 erkek üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama araçları olarak Yaşam Yönelimi Testi, Oxford Mutluluk Ölçeği-Kısa Formu ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular iyimserliğin, mutluluk ve yaşam doyumu ile pozitif yönde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca iyimserliğin mutluluğa ilişkin varyansın % 59’unu, yaşam doyumuna ilişkin varyansın ise % 60’ını açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular alanyazın bağlamında ele alınıp tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İyimserlik, mutluluk, yaşam Doyumu, öznel iyi oluş   Abstract Examination of the Effect of Optimism on Happiness and Life Satisfaction Optimism and happiness are evaluated as two basic concept of positive psychology. In this study, it was aimed to examine the relations between optimism, happiness and life satisfaction. The participants of this research consisted of 206 (131 female/75 male university students studying in Sakarya University. Life Orientation Test (LOT, Oxford Happiness Questionnaire -Short Form (OHQ-SF and the Satisfaction with Life Scale (SWLS, were used as data collection means in the study. The findings obtained proved that optimism is related with happiness and life satisfaction in a positive way. In addition, it was concluded that happiness explained the 59% of the variance of happiness and 60% of the variance of life satisfaction. The obtained findings are addressed and discussed within the context of the literature. Key Words: Optimism, happiness, life satisfaction, subjective well-being

  12. İPLİKLERDE VAKUMLU BUHARLAMA İŞLEMLERİ UYGULAMA ALANLARI VE GELİŞMELER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özcan ÖZDEMİR

    2005-02-01

    Full Text Available Günümüzde tekstil makinalarında üretim hızları devamlı artmaktadır. Dolayısıyla yüksek hızlı makinalarda çalışılacak ipliklerin kalitesinin de yüksek olması istenmektedir. Diğer taraftan da yüksek hız, ipliğin rutubet değerini sık sık minimum değere düşürmektedir. Rutubetdeki bu düşüş de ipliğin mukavemet özelliklerini olumsuz yönde etkilemektedir. Daha iyi nem düzeyi, ipliğin mukavemet özelliklerini arttırdığı için, iplik dokuma ve örmede daha verimli çalışmaktadır. Diğer taraftan tekstil işletmelerinde her işlem lifte ve iplikte gerilime neden olmaktadır. İplikler gerilimlerden kurtulmak için kıvrımlanma, büklümlenme eğilimindedirler. Gerginlik ve kıvrımlanma takip eden proseslerde problemlere yol açmakta ve verimliliği düşürmektedir. Bu gibi sebeplerden dolayı ipliklerin üzerindeki nem miktarı arttırılmalı ve gerilimleri yok edilmelidir. Bu yazıda ipliklerin bu problemlerinin giderilebilmesi için kullanılan yöntemlerden vakumlu buharlama işlemi, uygulama alanları ve bu alandaki gelişmeler hakkında bilgiler verilmiştir.

  13. Yakın Doğu çöllerden, develerden ve palmiyelerden ibaret değildir

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gamze SORAL

    2011-10-01

    Full Text Available Bu makalede, 20. Yüzyıl İngiliz öykü ve roman yazarı William M. Pickthall'un Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suriye gibi Doğu ülkelerini gezip gördükten sonra buradaki insanları ve onların yaşam biçimilerini roman ve öykülerinde tarafsız bir bakış açısıyla anlatması incelenmiştir. Onun, Doğu Dünyasının derinliklerine ışık tutan ve buradaki insanların içten, dost canlısı, sözüne güvenilir, misafir perver ve dürüst olmalarını anlatması ne yazık ki, kendi anayurdu İngiltere'de "A loyal Enemy of England", yani düşmanlarımızın sadık dostu olarak anılmasına sebep olmuştur. Oysa o, bu dünyanın perdesini merakla indirip, gerçekleri tüm çıplaklığıyla sergilemiş bir yazardır. Yine bu makalede, ünlü yazar Edward Said'in Orientalism adlı eserinde bugünkü Doğu'yu değerlendirmesinin İngiliz yazarlardan biri olan Pickthall'un çok daha önceden doğru olarak değerlendirmiş olduğu vurgulanmıştır.

  14. JEOTERMAL ALANLARIN JEOFİZİK YÖNTEMLERLE ARAŞTIRILMASI VE UYGULAMA ÖRNEKLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Züheyr KAMACI

    1997-01-01

    Full Text Available Dünyada yenilenebilen enerji kaynaklarından jeotermal enerjinin elektrik üretimi ve merkezi ısıtmada kullanıldığı düşünülürse, günümüzde yıllık 77 milyon varillik petrol eşdeğer tasarruf sağlar. Jeofizik arama yöntemleri, jeotermal alanların hem araştırılmasında hem de geliştirilmesinde ve doğrudan gözlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Sıcaklık anomalilerini doğrudan doğruya gösteren ve mekanik sondaj yerlerinin belirlenmesinde en etkili yöntemler, termal ve jeoelektrik yöntemlerdir. Ancak söz konusu jeotermal alanların araştırılmasında anılan jeofizik arama yöntemlerinden başka Gravite, Manyetik, Sismik, Radyometrik, Kuyu Jeofiziği ve Kuyu Logu ile jeotomografinin birlikte kullanılması halinde daha iyi sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Buradan hareketle, bu makalede jeofizik arama yöntemleri kullanılarak jeotermal alanların saptanması ile ilgili dünyadan ve ülkemizden iki uygulama örneği verilmiştir. Bunlardan Uşak-Banaz jeotermal alanında jeoelektrik yöntemler kullanılarak yapılan çalışma sonucunda 55 °C'de artezyen yapan sıcak su bulunmuştur.

  15. Moringa (Moringa Oleifera’nın Kanatlı ve Ruminant Hayvan Beslemede Kullanılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tugay Ayasan

    2015-03-01

    Full Text Available Gelişmekte olan ülkeler, protein ve enerji kaynağı yem hammaddelerinin fiyatlarının yüksek olması nedeniyle yem maliyetlerindeki artış sebebiyle, bazı zorluklara maruz kalmışlardır. Moringa, protein ve ham selüloz bakımından zengin bir yem kaynağıdır. Moringanın ham protein düzeyi %7,12 ile %39,17 arasında değişim göstermektedir. Tanen ve diğer anti besleme faktörlerini göz ardı edilebilir düzeyde içermesi sebebiyle, ruminantlar ve ruminant olmayan hayvanlar için alternatif bir protein kaynağıdır. Protein ve mineraller bakımından zengin olmasına rağmen, Moringa uzun yıllar boyunca üzerinde çalışılmayan bitkilerden birisi olmuştur. Ayrıca, aşırı düzeyde antibiyotik kullanımının sonucu olarak, antibiyotiklere dayanıklı patojenlerin gelişmesi problemiyle de karşı karşıya kalınmıştır. Bu makalede, hayvan beslemede kullanılan moringa ile bu yem maddesiyle kanatlı ve ruminant hayvanlar üzerinde yapılan besleme çalışmaları ele alınmıştır.

  16. Gıda Ambalajlamasında Antimikrobiyel Madde İçeren Yenilebilir Filmler/ Kaplamalar ve Uygulamaları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Belgizar Ayana

    2015-02-01

    Full Text Available Son yıllarda minimum işlem görmüş, tüketime hazır, kolay hazırlanan gıda ürünlerine olan talebin artması gıda kalite ve güvenliği açısından yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu sorunların çözümü için ısıl olmayan prosesler (yüksek hidrostatik basınç, vurgulu elektrik alanı gibi, yeni ambalajlama teknikleri (aktif ambalajlama, modifiye atmosferde ambalajlama gibi gibi yaklaşımlar üzerinde çalışılmaktadır. Aktif ambalajlama yöntemlerinden biri olan antimikrobiyel ambalajlama, gıdadaki canlı mikroorganizma sayısını azaltarak gıda güvenliğini sağlayan yeni bir ambalajlama sistemidir. Antimikrobiyel madde içeren ambalajlama sistemlerinden yenilebilir film ve kaplamalar; süt ürünleri, et ve et ürünleri, meyve-sebze gibi gıdalara uygulandığında gıdadaki canlı mikroorganizma gelişimini geciktirir veya engeller dolayısıyla gıdanın raf ömrü ve kalitesini artırır. Bu derlemede, film veya kaplama olarak uygulanabilen antimikrobiyel ambalajların üretiminde kullanılan doğal antimikrobiyel maddelerden, yenilebilir polimerlerden ve antimikrobiyel yenilebilir film ve kaplamaların gıda uygulamalarından bahsedilmektedir.

  17. SELF ELEKTRO-OPTİK CİHAZLARIN KUANTUM ÇUKURLU YAPILARI VE GALYUM-ARSENİT

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa TEMİZ

    1996-02-01

    Full Text Available Çoklu kuantum çukurlu elektroapsorptiv self elektro-optik cihazlar optik anahtarlama ve hesaplamalarında kullanılması için yoğun bir şekilde araştırılmaktadır. Kuantum çukurlu yapılara sahip self elektro-optik cihazlar, galyum-arsenit/aliminyum galyum-arsenit elektronik devrelerine ait giriş ve çıkış işaretlerinin her ikisinin birden optik olarak elde edildiği yeni bir optoelektronik teknolojidir. Optik giriş ve çıkışlar kuantum çukurlu emme özelliklerine dayanır. Bu kuantum çukurlu yapılar, günümüzde yeni boyutlar meydana getirmekte olan GaAs/AlGaAs'li yarıiletken malzemelerle yapılan pek çok ince katmanlardan meydana gelir. İlk günlerden beri bu malzemelerin fiziğinde bulunan en önemli ilerleme şu anda GaAs teknolojisinin dayandığı farklı jonksiyonlu yapıların keşfidir. GaAs/AlGaAs'li yapılar kuantum çukurlu yapıları oluşturmak ve keza yarıiletken laser, dedektör ve optik dalga klavuzlarına ilişkin anahtarlar yapmak için yasak bant ve kırılma indisi ile ilgili bazı önemli avantajlar sunar.

  18. Dikiş iplikleri ve Dikiş ipliği Üretim Metotları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa Nazmi ERCAN

    2007-10-01

    Full Text Available Bu makalede dikiş ipliklerinin dikişte üstlendiği fonksiyonlar ve maruz kaldığı etkiler ele alınmış, hammadde cinslerine göre dikiş ipliklerinin sınıflandırılması ve üretim metodları açıklanmıştır. Anahtar Kelimler: Dikiş iplikleri, Dikiş iplik imalatı, Dikil İpliklerinin fonksiyonu Sewing Yarns and Prodactionmethods of Sewing Yarns

  19. İCMÂ TEORİSİ VE BÂKILLÂNÎ’NİN ETKİSİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Taha NAS

    2014-12-01

    Full Text Available Bu makalede, ilk dönem usûlcülerinden Bâkıllânî’nin icmâ anlayışı, kendisinden önceki iki usûlcü Şafiî ve Cessâs ile sonraki iki usûlcü Cüveynî ve Gazzâlî’nin görüşleri de dikkate alınarak incelenmiştir. Böylece Bâkıllânî’nin görüşleri ile birlikte ilk dönemlerde icmâın gelişimi bir nebze ortaya konulmaya çalışılmıştır. Hanefî usûlcü Cessâs’tan sonra kelamcıusûlcü olarak ilk defa icmâı geniş bir şekilde ele alan Bâkıllânî, aynızamanda icmâıilk tanımlayan usûlcüllerden biri olmuştur. Daha sonra icmâın gerçekleşmesinin imkânını tartışmış ve bunun mümkün olduğunu, ilk dönemlerde bunun sabit olduğunu ve icmâın imkânını ve sübutunu reddedenlerin iddialarının geçersizliğini ifade etmiştir. İcmâın hücciyyetinin delillerinin akli değil, naklî olacağını söylemiş ve bu bağlamda Kur’an’dan bazı ayetleri ve bazı hadislerin ortak manasını delil olarak aktarmıştır. Ayrıca icmâın gerçekleşmesinin şartlarını, geçerli olduğu alanları ve diğer bir takım fer’î meseleleri incelemiştir.

  20. Prebiyotiklerin Probiyotik Bakterilerin Gelişmesi ve Asitleştirme Aktiviteleri Üzerine Etkileri (İngilizce

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayla Şener Mumcu

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada altı adet ticari prebiyotik maddenin in vitro koşullarda iki adet Lactobacillus acidophilus suşu ve iki adet Bifidobacterium spp. suşunun gelişme ve asitleştirme aktivitesi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Prebiyotik olarak frukto-oligosakkarit, inulin, galakto-oligosakkarit, soya fasulyesi oligosakkariti, ksilo-oligosakkarit ve laktuloz kullanılmıştır. Prebiyotikler üç farklı konsantrasyonda denenmiştir. Probiyotik bakterilerin gelişme ve asitleştirme aktivitesi üzerindeki etkileri prebiyotik çeşidine ve konsantrasyonuna bağlı olarak değişim göstermiştir. Genel olarak, prebiyotik konsantrasyonu arttıkça, probiyotik bakteri suşlarının gelişme performansı ve asitleştirme aktivitesinde artışlar meydana gelmiştir. L. acidophilus türündeki suş farklılığı, suşların gelişme performansı ve asitleştirme aktivitesi üzerinde önemli bir etki yaratmamıştır. Buna karşılık Bifidobacterium cinsindeki tür farklılığının bu yönlerdeki etkisi önemli bulunmuştur ( P<0.05. Araştırma sonuçları, bir probiyotik bakteri suşunun iyi bir gelişme ve asitleştirme performansı gösterebilmesi için ona uygun bir prebiyotik madde seçilmesinin gerekliliğine işaret etmektedir.

  1. Screening for Cryptococcal Antigenemia in Anti-Retroviral Naïve AIDS Patients in Benin City, Nigeria

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Favour Osazuwa

    2012-05-01

    Full Text Available Objectives: Cryptococcus neoformans is the most incriminated fungal pathogen causing meningitis in acquired immune deficiency syndrome (AIDS patients, and is known to constitute a major cause of deaths in AIDS patients. This study thus aimed to determine the baseline sero-prevalence of Cryptococcus neoformans infection in anti-retroviral naïve (ART-naïve AIDS patients using the serum Cryptococcal antigen (crag detection method. Baseline effect of variation in CD4 counts, as well as sex and age with sero-positivity for crag were also determined.Methods: This descriptive cross-sectional study included 150 (61 males and 89 females ART-naïve AIDS patients attending the Human Immunodeficiency Virus clinic (HIV at the University of Benin Teaching hospital, Benin City, Nigeria, within the period from February 2011- July 2011. Forty (18 males and 22 females HIV positive outpatients with CD4 counts >200 cells/µl who were ART-naive were recruited and used as controls. The sero-prevalence of crag in the patients and the control group was measured using the cryptococcal antigen latex agglutination system (CALAS (Meridian Bioscience, Europe and CD4 counts were measured using flow cytometry (Partec flow cytometer, Germany.Results: Of the 150 ART-naïve AIDS patients with CD4 counts £200 cells/µL; 19 (12.7% were positive for serum Cryptococcal antigen. ART-naïve AIDS patients with CD4 count ≤50 cells/µl had the highest prevalence of serum crag. Lower CD4 counts were significantly associated with positivity for serum crag (p<0.001. Age and sex had no significant effect on the sero-positivity for serum crag. One (2.5% of the controls was sero-positive for crag. Thus, serum crag was significantly associated with AIDS but not with HIV (p<0.001.Conclusion: This study uncovers a high prevalence of crag in ART- naïve AIDS patients in Benin City. The prevalence of crag was higher in ART-naïve AIDS patients with lower CD4 counts. There is an urgent need to

  2. MARGUERITE YOURCENAR’IN ATEŞLER VE DÜŞ PARASI ADLI YAPITLARINDA MİTOLOJİ VE METİNLERARASILIK / MYTHOLOGY AND INTERTEXTUALITY IN MARGUERITE YOURCENAR’S WORKS ATEŞLER AND DÜŞ PARASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esra BÜYÜKŞAHİN

    2016-06-01

    Full Text Available Mitos insanda varlık düşüncesinin ve dilin gelişimi ile birlikte ortaya çıkmış ve bu ikisi gibi insanın en temel zihinsel etkinliklerinin birer parçası olmuştur. Tarihsel çizgisellik içinde ilkel insan topluluklarından Ortaçağ toplumlarına, sanayileşmiş toplumlara ve günümüz toplumlarına kadar bütün topluluklar kendi mitlerini yaratmış ya da var olan mitleri güncelleyerek onları benimsemiş ve izlemiştir. Mitosun her dönemde canlılığını ve devimselliğini koruması şüphesiz onun ayrım gözetmeksizin her insanda aynı zihinsel gereksinime (varlığını anlamlandırma, kendini evren içinde konumlandırma gereksinimine karşılık gelmesinden kaynaklanmaktadır. Her dönemde ve her bireyde etkili olduğu düşünülen mitosun sanat ve yazında izlerinin bulunmaması olası değildir. Mitos, hem derin simgesel anlamıyla hem de pek çok yazınsal türe ve yoruma uyum sağlayabilen esnek yapısıyla tarih boyunca yazar ve sanatçıları için esin kaynağı olagelmiştir. Batı yazınının temeli sayılan Yunan ve Roma yazınlarının mitolojiyi esas aldığı düşünüldüğünde mitosun Batı yazınındaki önemli yeri de anlaşılır. Yazarlar mitosa çoğunlukla metinlerarasılığın yöntemlerini kullanarak başvurmuşlardır. Böylece mitosu da kendilerinin ve yaşadıkları dönemin estetik anlayışı ve koşullarına göre yeniden güncellemişlerdir. Bu sayede hem mitos yeni anlamlarla ve simgelerle donanarak zenginleşir hem de yapıt mitosun simgeselliğinden yararlanarak çokanlamlı ve evrensel bir boyut kazanır. Yirminci yüzyıl Fransız yazınının en dikkat çekici kadın yazarlarından olan Marguerite Yourcenar da mitosa başvurmaktan çekinmemiş; pek çok yapıtında onu eğip bükerek, bilinen anlamlarından kopararak ya da bunlara yenilerini ekleyerek mitosun sunduğu geniş anlam olanaklarından faydalanmış, kendi anlatımında sıkça yer vermiştir. Bu çalışmada Marguerite

  3. Cevher Hazırlama ve Proses Metalurjisi ile İlgili Anılar 3. BÖLÜM Bakır, Kobalt, Çinko ve Nikel Metalürjisi ve Öğrenim Üzerine Notlar

    OpenAIRE

    REY, Maurice; KARAHAN, Sabri

    1989-01-01

    1930 yılından önce Katanga'da bakır ve kobalt üzerine yapılan hidrometalurjik araştırmalar, liç tesislerinden atılan artıklardan seçimli çöktürme yoluyla metal eldesini ve uranyum cevherlerinin hidroklorik asitle liç edilmesini içermektedir. Liége'de, 1932-1939 yılları arasında, çinko elektrolizinde kurşun anodların korozyonu ve eser miktardaki kobaltın etkisi araştırılmış, daha sonra da Yeni Kaledonya'dan getirilen yüksek tenörlü nikel matlarının elektrolitik rafinasyonu incel...

  4. The Ectopic Overexpression of the Cotton Ve1 and Ve2-Homolog Sequences Leads to Resistance Response to Verticillium Wilt in Arabidopsis

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Jieyin Chen

    2017-05-01

    Full Text Available Verticillium wilt, caused by the Verticillium dahliae phytopathogen, is a devastating disease affecting many economically important crops. A receptor-like protein (RLP gene, Ve1, has been reported to confer resistance to V. dahliae in tomato plants, but few genes have been found to be involved in cotton Verticillium wilt resistance. Here, we cloned two RLP gene homologs, Gossypium barbadense resistance gene to Verticillium dahliae 1 (GbaVd1 and GbaVd2, from the Verticillium wilt-resistant cultivar G. barbadense cv. Hai7124. GbaVd1 and GbaVd2 display sequence divergence, but both encode typical RLPs. Virus-induced gene silencing of GbaVd1 or GbaVd2 compromised the resistance of cotton to V. dahliae, and both genes conferred Verticillium wilt resistance after interfamily transfer into Arabidopsis. Microarray analysis revealed that GbaVd1 and GbaVd2 participate in Verticillium wilt resistance in Arabidopsis through activation of defense responses, including the endocytosis process, signaling factors, transcription factors and reinforcement of the cell wall, as demonstrated by lignification in Arabidopsis transgenic plants. In addition, microarray analysis showed that GbaVd1 and GbaVd2 differentially mediate resistance signaling and activation of defense responses after overexpression in Arabidopsis. Thus, GbaVd1 and GbaVd2 encode RLPs and act as disease resistance genes that mediate the defense response against V. dahliae in cotton.

  5. Afrika’da Çatışmaların Çözümü ve Mitoloji: Politik ve Hukuksal Gereklilikler

    OpenAIRE

    Oyeshile, Olatunji A.

    2007-01-01

    Çağdaş Afrika ulus-devletlerinin, gelişimlerini engelleyecek derecede güçleştiren farklı karakterlerde pek çok çatışmalarla yüz yüze oldukları kuşkusuz doğrudur. Söz konusu çatışmalara ilişkin önerilen yaklaşımların -iki taraflı ya da çok taraflı da olsa- kısmen başarılı oldukları da bir o kadar doğrudur. Bu nedenledir ki daha farklı yaklaşımlara, özellikle de, mitoloji gibi geleneksel kültürlerin işaret ettikleri yaklaşımlara bakma gereği ortaya çıkmaktadır. Bir kriz yönetimi ve çözüm öneris...

  6. Yozgat İlinin Jeotermal Kaynakları ve Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Galip AKIN

    2016-11-01

    Full Text Available Özet. Dünyada nüfusun hızlı artışı ve sanayileşmenin 18. yüzyılın son çeyreğinden itibaren gelişmesiyle birlikte, enerjiye olan gereksinim de o oranda artmaya başlamıştır. Enerji ihtiyacını karşılayabilmek için kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlar enerji hammaddesi olarak giderek artan miktarlarda kullanılır hale gelmiştir. Bunun sonucu olarak dünyada 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren aşırı fosil yakıt kullanımından kaynaklanan çevre kirlenmesi gündeme gelmeye başlamıştır. 1970’li yılların başından itibaren de dünyada çevre kirlenmesinin varlığı herkes tarafından kabul edilmiştir. Çevre kirlenmesinin kısa sürede ileri boyutlara varacağı endişesiyle fosil yakıtlara alternatif olmak üzere, çevre kirlenmesi oluşturmayan ya da en az çevre kirlenmesi oluşturan enerji kaynaklarına yönelinmeye başlanmıştır. Bu enerji kaynakları güneş, rüzgâr, deniz dalgası ve akıntısı, gel-git olayları, nükleer ve jeotermal enerji kaynaklarıdır. Türkiye başta güneş enerjisi olmak üzere, rüzgâr ve jeotermal enerji kaynaklarından yararlanma potansiyeli yüksek olan bir ülkedir. Türkiye zengin jeotermal enerji kaynakları yönünden yıllık 31.500 MWt tahmin edilen kapasitesi ile dünyanın 5. ülkesidir. Türkiye’de 200’e yakın jeotermal sahası bulunmaktadır. Jeotermal kaynakları, sıcaklık derecelerine                                                                                                                                                                            bağlı olarak konut ısıtmada, termal otelcilik ve turizm de, elektrik üretimi ve sanayi ile seracılıkta kullanılmaktadır. Yozgat coğrafi konumu ve jeolojik özelliklerinden dolayı jeotermal

  7. THEME OF METAMORPHOSIS IN THE NOVELS BY ERHAN BENER KEDİ VE ÖLÜM, BÖCEK AND DÖNÜŞLER AND ALIKE POINTS IN THEM ERHAN BENER’İN KEDİ VE ÖLÜM, BÖCEK VE DÖNÜŞLERADLI ROMANLARINDA DÖNÜŞÜM/METAMORFOZ İZLEĞİ VE ORTAK YÖNLER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Abdurrahman KOLCU

    2012-01-01

    Full Text Available Erhan Bener who is a important writer in Turkish literature, especially in the field of novel writing, gave place to theme of metamorphosis in the novels by him Kedi ve Ölüm, Böcek and Dönüşler.Theme of metamorphosis was used in the topic of fatal death of the protagonist and his relations with his wife in the novel named Kedi ve Ölüm. In the novel named Böcek, it fuctioned as a key for the novel as well as Commissar Recai’s views about life and people. In Dönüşler, a fantastic novel, it constituted directly the main topic of the work. In the article, the novels are examined and discussed by considering the novel by Franz Kafka The Metamorphosis that gives place to theme of metamorphosis as a main topic and a classical work of world literature, and Vladimir Nabokov’s views about it. In the context of the theme, alike points and elements in them are pointed out Türk edebiyatında, özellikle roman sahasında, önemli yazarlardan biri olan Erhan Bener, Kedi ve Ölüm, Böcek ve Dönüşler adlı romanlarında dönüşüm/metamorfoz izleğine ağırlıklı olarak yer verir. Dönüşüm/metamorfoz, Kedi ve Ölüm’de başkahramanın mukadder ölümü ve ikinci karısıyla ilgili olarak gündeme gelmekte, Böcek’te Komiser Recai’nin hayata ve insanlara bakışını ve bu arada romanı anlamada başlıca anahtar işlevi görmekte, fantastik bir roman olan Dönüşler’de ise doğrudan doğruya eserin ana konusunu oluşturmaktadır. Bu makalede söz konusu üç eser, Franz Kafka’nın dünya edebiyatının klasiklerinden biri olan ve dönüşüm/metamorfoz izleğini merkeze yerleştirdiği Dönüşüm adlı eseri ile Vladimir Nabokov’un bu eserle ilgili görüşleri de dikkate alınarak incelenmekte ve değerlendirilmektedir. Söz konusu eserlerde dönüşüm izleği bağlamında yer alan ortak yönler ve unsurlar da ele alınmaktadır.

  8. Kurds and Kurdish Language Kürtler ve Kürt Dili

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet BURAN

    2011-09-01

    Full Text Available The word Kurd is a name used both as a common noun and ethnonym in Turkish language since DLT. It can be thought that the word Kurd may be a proper noun used for Kurds who are a hybrid community and come from different origins, just like the word Bulgar, which is a Turkish word, has been accepted as a name for today’s Slavic Bulgarian community. Meanwhile some argue that Kurds come from Arabic, Iranian, Yaphetic, Armenian and Anatolian native tribes.It is known that the area which is called Kurdistan is around Zagros mountains. The Kurds in Turkey are Kurmanç. The history of the Kurds in Anatolia has a parallel time line with the sovereignty of Turks in Anatolia. At the result of the Shia-Sunni fighting between Ottoman State and Iran, Alewi Turkmens in Anatolia went to Iran and Sunni Turkmens and Kurds came to Anatolia. The population of the Kurds is not known exactly and quite different numbers are claimed. Kurdish language is generally thought to be a member of Indo-European family of languages. But it is argued by many researchers that Kurds have changed their language and their first language was rather different than the current one. Both vocabulary and grammatical structure show that Kurdish is a hybrid language. Kurmanci and Sorani are the most important dialects of Kurdish. Zazaki is not a dialect of Kurdish, it is a different language. According to the results of general census in 1965, native language of 7% of the people in Turkey is Kurdish. Kürt sözü, DLT’den itibaren Türkçede hem cins isim olarak hem de etnonim olarak kullanılan bir addır. Türkçe olan Bulgar adının bugünkü Slav Bulgar toplumuna ad olması gibi, Kürt adının da farklı kökenlerden gelen ve karma bir toplum olan Kürtlere özel ad olduğu düşünülebilir. Bu arada Kürtlerin Arap, İrani, Yafetik, Ermeni ve Anadolu yerli kavimlerinden geldiğine dair görüşler vardır. Kürdistan denilen coğrafyanın Zagros dağları civarı oldu

  9. NİĞDE, ELMALI GÜNEYİ S-TİPİ BİYOTİT GRANİTOİDLERİ VE ANKLAVLARININ PETROLOJİSİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hüseyin KURT

    2006-02-01

    Full Text Available Biyotit granitoidler başlıca kuvars, biyotit, plajiyoklas, K-feldispat, muskovit nadiren amfibol içerirler. Tali bileşen olarak apatit, zirkon, allanit ve ikincil olarak klorit ve serisit içerirler. Anklavlar başlıca plajiyoklas, amfibol, ojit, biyotit, tali bileşen olarak sfen, zirkon ve ikincil olarak kalsit ve epidot minerallerini içerirler. Metalumino bileşimli anklav içeren, granitoidler S-tip granitlere ait kimyasal ve mineralojik özellikler gösterirler: peralumino (A/CNK oranı >1.15 bileşim ve muskovit minerali. Granitoidler büyük iyonlu litofil element (BİLE ve hafif nadir toprak elementlerce (HNTE zenginleşme ve ağır nadir toprak elementlerce fakirleşme (ANTE sunarlar. Bu durum granitoidlerin kabuk ergimesiyle oluştuğunu, negatif Eu anomalisi ve büyük iyon litofil elementlerince zenginlik göstermeleri plajiyoklasların fraksiyonlaşmada etkisini göstermektedir. Anklavlarda büyük iyonlu litofil element (BİLE zenginleşmesi, yüksek alan enerjili elementlerde (YAEE fakirleşme, nadir toprak element (NTE dağılımlarında yataya yakın desen vermeleri ve negatif Eu anomalisi göstermeleri, anklavların litosferik mantodan kaynaklandığını ve hornblend, plajiyoklasların fraksiyonlaşmada etkisini göstermektedir. Arazi, petrografik ve jeokimyasal verilere dayanarak, volkanik yay özellikli granitlerin mafik magmanın kabuğa sokulması ve muhtemelen kabuk kalınlaşması ile oluştuğu ve mafik magma ile fiziksel olarak karışarak anklavları oluşturduğu ileri sürülmüştür.

  10. Türkiye’de süs bitkileri sektörünün üretim ve yapısal sorunları ve öneriler

    OpenAIRE

    ONAY, Hatice Aslı

    2008-01-01

    ÖZET:

    Bu tez çalışması Türkiye’de süs bitkileri sektörünün üretim ve yapısal sorunlarını analiz ederek bunlara yapıcı ve sürdürülebilir çözümler üretmek amacıyla yapılmıştır. Bunun için öncelikle sektörün ülkemizdeki mevcut durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Mevcut durumu ortaya koymak için ise sektörün üretim, ithalat ve ihracat verilerinden yararlanılmıştır. Birçok kurum ve kuruluşlardan edinilen bu veriler ışığında sekt...

  11. Etil Paraben ve Metil Parabenin Caenorhabditis Elegans’ta Yumurta Verimi, Yaşama Yüzdesi ve Fiziksel Büyüme Üzerine Olan Etkilerinin Araştırılması

    OpenAIRE

    TÜRKOĞLU, Şifa; PİRİNÇ, Bayram

    2016-01-01

    Özet. Bu çalışmada gıdalarda ve çeşitli kozmetik ürünlerde koruyucu madde olarak kullanılan etil ve metil parabenin Caenorhabditis elegans’ın (C. elegans) yaşama yüzdesi ve yumurta verimi üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Çalışmada etil ve metil parabenin farklı dozlarını içeren Nematod besiyerleri (NGM) hazırlanarak C. elegans bireyleri bu ortamda yaşamaya bırakılmıştır. Bütün petrilerdeki C. elegans bireyleri ölene kadar her gün aynı saatte sayım yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar madde...

  12. İŞ AİLE YAYILIMI VE ÖLÇME ARACININ TÜRKÇE’DE GEÇERLİK VE GÜVENİLİRLİK ANALİZİ

    OpenAIRE

    POLATCI, Sema

    2014-01-01

    Bu çalışmada, iş aile yayılımı kavramı incelenerek, Grzywacz ve Marks (2000) tarafından geliştirilmiş olan İş Aile Yayılımı Ölçeği’nin Türkçe formunun geçerlilik ve güvenilirliğinin sınanması amaçlanmıştır. Çalışma iki farklı örneklemden (n=150, n=320) elde edilen verilerle yürütülmüştür. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre, orijinal ölçekten 2 madde çıkarılmış ve ölçek 4 boyut ve 12 ifade ile doğrulanmıştır. Ayrıca işgören performansı ölçeğinden yararlanılarak, ölçeğin ölçüt bağımlı ...

  13. Emeklilik Fonları ve Finansal İstikrar: Şili ve Türkiye Örneklerinden Dersler(Pension Funds and Financial Stability: Lessons from Chile and Turkey

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Vedat Akgiray

    2016-03-01

    Full Text Available Emeklilik fonları, i uzun vadeli yatırım perspektifine sahip olması, ii finansal piyasalardaki oynaklığı uzun vadeye yayarak absorbe edebilmesi, ve iii yatırımlarını hisse senedi ve altyapı fonları ile reel ekonomiye aktarmaları sayesinde; finansal piyasalardaki oynaklığın azalmasına katkıda bulunmaktadır. Bu çalışma, gelişmekte olan ülkelerde (GOÜ,  emeklilik fonlarının ekonomideki payının en düşük olduğu ülkelerden Türkiye'de (%2 ve en yüksek olduğu ülkelerden Şili'de (%66 emeklilik sistemlerinin karşılaştırmalı analizini sunarak, emeklilik fonlarının finansal piyasalardaki oynaklığa olan etkisini 2004-2014 dönemi için incelemektedir. Çalışma aynı zamanda, Türkiye’de uygulanması planlanan ‘otomatik katılım sistemi’ ve bu sistemi tamamlayıcı ‘fon ürünleri’ üzerine politika önerilerini de kapsamaktadır.

  14. 100 Yıl Öncesine Bir Yolculuk: “Genel ve Endüstriyel Yönetim” ve Fransa’da Fayolizm-Taylorizm Kutuplaşması

    OpenAIRE

    Berber, Aykut

    2017-01-01

    Çağdaş yönetim düşüncesi başyapıtlarından Administration Industrielle et Générale (Genel veEndüstriyel Yönetim) ilk kez 1916 yılında yayınlanmış; yazar Henri Fayol’un doktrini kısa süreiçinde Fransa’da Fayolizm akımına yol açmıştı. Le Chatelier ve Fréminville öncülüğündeki bazıFransız mühendislerin çabaları sonucunda ise Taylorizm, Fayolizm akımının karşısında güçlü biralternatif olarak yerini aldı ve Fransa’da 1920’li yılların ilk yarısı Tayloristler ve Fayolistler olarakşekillenen bir grup ...

  15. Dil ve Güvenlik: Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın Azınlık Dili Politikası

    OpenAIRE

    Erol, Ertan

    2017-01-01

    Soğuk Savaş döneminin sonları ile birlikte askerî güç odaklı güvenlik anlayışı daha fazla sorgulanmaya başlanmış ve özellikle güvenliğin politik, ekonomik, insani, toplumsal ve çevresel boyutları ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu süreç içerisinde AGİT bünyesinde de güvenlik konusu, birbirinden soyutlanamayan; askeri-politik, ekonomik –çevresel ve insani olmak üzere üç boyutta ele alınmaktadır. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT)’nın bu entegre güvenlik yapısı anlayı...

  16. Sanat Yapıtı Sergileme ve Sunum Çeşitlerine Örnekler Eşliğinde Bir Bakış

    OpenAIRE

    AYAN ERGEN, Burcu

    2014-01-01

    Sergi, sahip olunanları gerek göstermek gerekse ticaret amacıyla başkalarına sunmak için oluşturulan bir düzendir. Sergilemek eski kullanımıyla teşhir etmek anlamına gelir. Sergileme ve sunum yöntemleri, gereksinimlerin ve teknolojinin zaman içinde geçirdiği evrime bağlı olarak sürekli değişen ve yenilenen bir biçim alır. Günümüzde müze ve galerilerde sergileme çeşitleri üzerinde durulacak ve sergilerin oluşturulma düşüncesi ile nasıl oluşturulduğunun inceleneceği bu bildiride, örnekler üzeri...

  17. 2001 ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ BAĞLAMINDA TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN SINIRLANMASI (ANAYASA'NIN 13. MADDESİ) :

    OpenAIRE

    FENDOĞLU, Doç.Dr.Hasan Tahsin

    2014-01-01

    İÇİNDEKİLER I.GİRİŞ: 1982 ANAYASASINI YENİDEN DEĞİŞTİRME İHTİYACI VE ÖNCEKİ DEĞİŞİKLİKLER II. GENEL OLARAK 2001 ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ III.OLAĞAN DÖNEMLERDE TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN SINIRLANMASI (AY. 13. md.) A.A. GİRİŞ B. 1961 ANAYASASI DÖNEMİ C.C. 1982 ANAYASASI DÖNEMİ 1.1. ESKİ VE YENİ ŞEKLİN BENZER OLANLARI a.a. Sınırlama ancak kanunla yapılabilir b.b. Sınırlama "Anayasanın sözüne (metnine) ve ruhuna (Anayasanın bütününe ve ondan çıkan temel anlama) [3] uyg...

  18. Yeni o-o'-dihidroksi azo boyarmaddelerin metal komplekslerinin sentezi ve yapılarının aydınlatılması

    OpenAIRE

    Kabay Erkal, Nilgün

    2002-01-01

    Azo boyarmaddeler ve metal kompleksleri, kemoterapik ve antiseptik özellikleri yanında, bazı yiyecek maddelerinin boyanması, yiyecek tohumlarının saklanması için, redoks indikatörû olarak ve en yaygın şekilde de tekstil boyarmaddesi olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, l-(2'-hidroksi-5'-ter^-bütil azo benzen)-2-naftol-4-sülfonik asit, l-(2'- hidroksi-5'~nitro azo benzen)-2-naftol-4-sülfonik asit azo boyarmaddeler ve Cu, Co, Ni, Zn, Cd ve Hg(ü) geçiş metal klorür tuzlan ile komplekslerinin s...

  19. Kanser hastalarında kemoterapinin C-reaktif protein düzeyine ve yaşam kalitesine olan etkileri

    OpenAIRE

    Gürler, Mehmet Yavuz

    2011-01-01

    Giriş ve Amaç: Bir inflamasyon belirteci ve akut faz reaktanı olan C-reaktif protein, karaciğer ve yağ dokusunda üretilen bir beta globulindir. Günümüz pratiğinde pek çok hastalığın tanısını desteklerken bazı hastalıkların ise takibinde ve alevlenmesinde güvenilir bir belirteçtir. Son yıllarda yapılan çalışmalar göstermiş ki kanser hastalarında bakılan serum CRP düzeyi hastalığın yaygınlığı, hastanın yaşam kalitesi, prognozu ve kemoterapiye yanıtı değerlendirmede kullanılabilme...

  20. Alterations in Polysomnographic (PSG profile in drug-naïve Parkinson′s disease

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sanju P Joy

    2014-01-01

    Full Text Available Objective: We studied the changes in Polysomnographic (PSG profile in drug-naïve patients of Parkinson′s disease (PD who underwent evaluation with sleep overnight PSG. Materials and Methods: This prospective study included 30 with newly diagnosed levodopa-naïve patients with PD, fulfilling the UK-PD society brain bank clinical diagnostic criteria (M:F = 25:5; age: 57.2 ± 10.7 years. The disease severity scales and sleep related questionnaires were administered, and then patients were subjected to overnight PSG. Results: The mean duration of illness was 9.7 ± 9.5 months. The mean Hoehn and Yahr stage was 1.8 ± 0.4. The mean Unified Parkinson′s Disease Rating Scale (UPDRS motor score improved from 27.7 ± 9.2 to 17.5 ± 8.9 with sustained usage of levodopa. Nocturnal sleep as assessed by Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI was impaired in 10 (33.3% patients (mean PSQI score: 5.1 ± 3.1. Excessive day time somnolence was recorded in three patients with Epworth Sleepiness Scale (ESS score ≥ 10 (mean ESS score: 4.0 ± 3.4. PSG analysis revealed that poor sleep efficiency of <85% was present in 86.7% of patients (mean: 68.3 ± 21.3%. The latencies to sleep onset (mean: 49.8 ± 67.0 minutes and stage 2 sleep (36.5 ± 13.1% were prolonged while slow wave sleep was shortened. Respiration during sleep was significantly impaired in which 43.3% had impaired apnoea hyperpnoea index (AHI ≥5, mean AHI: 8.3 ± 12.1. Apnoeic episodes were predominantly obstructive (obstructive sleep apnea, OSA index = 2.2 ± 5.1. These patients had periodic leg movement (PLM disorder (56.7% had PLM index of 5 or more, mean PLMI: 27.53 ± 4 9.05 that resulted in excessive daytime somnolence. Conclusions: To conclude, sleep macro-architecture is altered in frequently and variably in levodopa-naοve patients of PD and the alterations are possibly due to disease process per se.

  1. Spiritualita ve vzdělávání v postpozitivistické epistemologii

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Jan Kalenda

    2013-12-01

    Full Text Available Tato studie se zabývá problematikou spirituality ve vzdělávání z hlediska postpozitivistické epistemologie. Přestože se zájem o spiritualitu ve vzdělávání objevil především jako kritická reakce na pozitivistické redukování učení a vzdělávání na empiricky měřitelné jevy, nedomníváme se, že je možné podobným způsobem omezit poznávání spirituality na různé varianty hermeneutických přístupů: fenomenologii, interpretativismus či konstruktivismus. Text argumentuje, že lze tento jev zkoumat i za pomoci inovovaných forem pozitivismu, jež překračují jeho někdejší nedostatky – zejména přehlížení vír a přesvědčení (beliefs v lidském chování a užívání neadekvátních modelů kauzality, sloužících vysvětlování spirituálních jevů. Pro tento účel nabízíme postpozitivistickou epistemologii v podobě analytického a kritického realismu. Oba tyto přístupy by měly umožnit nahlížet spiritualitu ve vzdělávání v rámci programu pozitivistických analýz, a tak doplnit a rozvíjet teoretickou heuristiku daného fenoménu.

  2. İş Motivasyonunun Çalışan Bağlılığı ve İşten Ayrılma Eğilimi Üzerindeki Etkileri = The Effects of Employee Work Motivation on Employee Commitment and Turnover Intention

    OpenAIRE

    Adnan CEYLAN; Nigar Demircan ÇAKAR

    2005-01-01

    In this study conducted on 84 public ve private sector employees, the relationships between organizational commitment, motivation to work ve turnover intention are investigated ve to determine the statistically significant relations, Allen ve Meyer's model is used. Statistically coherent corellations between affective, continuance, normative commitment ve motivation to work ve their impact on turnover intention is also investigated by regression analysis. This study serves as an important ...

  3. Kuru Üzüm ve Şarap Sirkelerinin Bileşimleri ve Kontrol Yöntemleri Üzerinde Araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İsmet Şahin

    2015-02-01

    Full Text Available Daha önceki çalışmalarımızın devamı niteliğinde olan bu çalışmada 45 adet doğal sirke örneği gerçek durumlarıyla ve teknik asetik asit, kurumadde arttırıcı ve renk verici maddelerle değişik oranlarda tağşiş edildikten sonra analiz edilmiş ve hileli sirkelerin saptanmasında kullanılabilecek kontrol yöntemleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Doğal kuru üzüm ve şarap sirkelerinin bir kısmı genel kurumadde, şekersiz kurumadde ve kül miktarları yönünden Gıda Maddeleri Tüzüğü’nün öngördüğü sınırların altında kalmıştır. Bu yönden tüzükte gereken düzeltmeler yapılmalıdır. Öteden beri kullanılan klasik yöntemlerle sirkelere yapılan hilelerin saptanması olanaksızdır. Sirkelere yapılabilecek hilelerin saptanması amacıyla, sirke bileşiminde bulunan maddelerin birbirlerine olan 7 oranının durumları ve tağşiş derecesine bağlı olarak değişmeleri araştırılmıştır. Uçucu asit/kurumadde, uçucu asit/şekersiz kurumadde, uçucu asit/uçmayan asit ve uçucu asit/kül olmak üzere 4 oranının, işletmelerde üretilen her parti sirke için önceden belirlenmek koşuluyla hile kontrolünde etkili bir şekilde kullanılabileceği saptanmıştır.

  4. Evsel Atıklardan Elde Edilen Kompostun Mısır ve Biberin Gelişimi ve Besin Elementi İçeriğine Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Derviş AYNACI

    2016-04-01

    Full Text Available Araştırmada, 1 ay süre ile 10 ayrı haneden mutfak atıkları toplanmış, toplanan evsel atıklardan elde edilen kompostun sera koşullarında mısır ve biber bitkilerinin gelişimi ve besin elementi içeriğine etkisi araştırılmıştır. Deneme 2 kg toprak alan saksılarda yürütülmüş olup, kompostun 6 (0, 0.25, 0.50, 1.00, 2.00 ve 4.00 ton/da dozu uygulanmıştır. Araştırma, 4 paralelli olarak, tesadüf parselleri deneme desenine göre planlanmış ve 2 ay süreyle yürütülmüştür. Araştırma sonunda hasat edilen bitkilerde kuru ağırlık değerleriyle N, P, K, Ca, Mg, Fe, Cu, Zn ve Mn konsantrasyonları belirlenmiştir. Uygulanan kompost miktarı arttıkça bitki kuru ağırlığı artmış, biber bitkisinin N konsantrasyonunda 2-2.4 kat arasında artışlar görülmüştür. Mısır bitkisi N konsantrasyonları da kompost dozlarından olumlu etkilenmiş fakat burada dozlar arası fark önemli olmamıştır. Bitkilerde P, K ve Ca konsantrasyonları kompost miktarı arttıkça olumlu yönde etkilenmiş, biberde Fe, Zn ve Mn konsantrasyonları, mısırda ise Mn konsantrasyonu etkisi istatistiksel anlamda önemli bulunmuştur.

  5. Kazein, Kazeinat ve Soya Proteini ile Hazırlanan Taklit Taze Kaşar Peynirlerinin Fizikokimyasal ve Tekstürel Özellikleri (İngilizce

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Pınar Balkır

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, dört farklı tipte hileli ve iki tipte taklit taze kaşar peyniri üretilmiştir. Hileli taze kaşar üre­timlerinde elastik telemeye, her birinin erimiş kitledeki oranı %5 olacak şekilde rennet kazein, sodium kazeinat, kalsiyum kazeinat ve soya proteini izolatı katılmıştır (sırasıyla CRC, CSC, CCC, CSOY. Birinci parti taklit peynirlerin (R1 üretiminde rennet kazein, soya proteini izolatı, hidrojene pamuk yağı, NaCl, carrageenan, emülgatör, ikinci parti taklit peynirlerin (R2 üretiminde ise NaCl, modifiye nişasta, hidrojene pamuk yağı, su ve emülgatör kullanılmıştır. Kontrol amacıyla yerel bir süt işletmesinden taze kaşar pey­nirleri temin edilmiştir. Tüm peynir örneklerinde fizikokimyasal analizler, tekstür profil analizleri ve erime analizleri yapılmıştır. Taklit taze kaşar gruplarının kontrol ile karşılaştırıldığında, kurumadde (P<0.01 ve protein (P<0.01 içeriğinin daha düşük, kurumadde yağ içeriğinin ise daha yüksek olduğu görülmüştür (P<0.01. Tekstürel özellikler ve eriyebilirlik açısından en iyi sonuçlar rennet kazein içeren grup ve R2 grup­larında elde edilmiştir.

  6. Impaired temporoparietal deactivation with working memory load in antipsychotic-naïve patients with first-episode schizophrenia

    DEFF Research Database (Denmark)

    Nejad, Ayna B; Ebdrup, Bjørn H; Siebner, Hartwig R

    2011-01-01

    Abstract Objectives. Neuroimaging studies have shown abnormal task-related deactivations during working memory (WM) in schizophrenia patients with recent emphasis on brain regions within the default mode network. Using fMRI, we tested whether antipsychotic-naïve schizophrenia patients were impaired...

  7. Danish sponsors, English lead, Vikings, and a new roof for the church of Sainte-Geneviève in Paris

    DEFF Research Database (Denmark)

    Roesdahl, Else

    2010-01-01

    Dansk-franske forbindelse i 2. halvdel af 1100-årene, eksemplificeres ved forsøg fra abbed Stefan fra St. Geneviève i Paris på sponsorat til blytag til hans kirke fra det danske toparistokrati....

  8. Bazı Laktik Asit Bakterilerinin Fizyolojik, Biyokimyasal, Plazmit DNA ve Protein Profil Özelliklerinin İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zehra Nur Yüksekdağ

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalısmada, toplam 36 adet laktik asit bakterisi kefir, beyaz peynir, kasar peyniri ve sucuktan izole edilmistir. Izole edilen kültürler biyokimyasal testler ve API 50 CH kiti ile tanımlanmıs ve toplam protein profilleri Sodyum Dodesil Sülfat Poliakrilamid Jel Elektroforezi (SDS-PAGE ile belirlenmistir. Tanımlama testleri sonucunda 36 adet laktik asit bakterisi, Leuconostoc cremoris (1 sus, Leu. mesenteroides (1 sus, Lactobacillus brevis (1 sus, Lb. casei (2 sus, Lb. lactis (2 sus, Lb. plantarum (2 sus, Lb. helveticus (3 sus, Lactococcus cremoris (3 sus, Lac. lactis (3 sus, Streptococcus durans (1 sus, Strep. thermophilus (2 sus, Pediococcus acidilactici (2 sus, P. pentosaceus (4 sus ve P. dextrinicus (9 sus olarak tanımlanmıstır. 36 adet laktik asit bakteri susunun plazmit DNA incelemesinde, 21 adet susta 1-5 arasında degisen sayılarda plazmit DNA’ya rastlanılmıstır. Bu plazmit DNA’ların moleküler agırlıklarının 3.11-28.07 kb arasında oldugu belirlenmistir. 15 adet laktik asit bakterisinin ise plazmit DNA içermedikleri gözlenmistir.

  9. The Communication of Naïve Theories of the Social World in Parent-Child Conversation

    Science.gov (United States)

    Chalik, Lisa; Rhodes, Marjorie

    2015-01-01

    Three studies examined the communication of naïve theories of social groups in conversations between parents and their 4-year-old children (N = 48). Parent-child dyads read and discussed a storybook in which they either explained why past social interactions had occurred (Study 1) or evaluated whether future social interactions should occur…

  10. Ke skladbě dvora olomouckých biskupů ve 13. století

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Janiš, Dalibor

    2008-01-01

    Roč. 11, Suppl. 2 (2008), s. 347-362 ISSN 0862-979X. [Dvory a rezidence ve středověku II. Praha, 18.10.2007-19.10.2007] Institutional research plan: CEZ:AV0Z80150510 Keywords : Olomouc bishops * medieval court * feudal system Subject RIV: AB - History

  11. Plazmatron a jeho využití ve strojírenském průmyslu

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Janata, Marek; Chráska, Pavel; Mušálek, Radek

    -, 1-2 (2014), s. 6-7 ISSN 1212-2572 Institutional support: RVO:61389021 Keywords : Water stabilized plasma torch * Thermal spray coating * Plasma sprayed deposits of Al2O3 Subject RIV: JK - Corrosion ; Surface Treatment of Materials http://www.mmspektrum.com/clanek/plazmatron-a-jeho-vyuziti-ve-strojirenskem-prumyslu.html

  12. Broad taxonomic characterization of Verticillium wilt resistance genes reveals an ancient origin of the tomato Ve1 immune receptor

    NARCIS (Netherlands)

    Song, Yin; Zhang, Zhao; Seidl, Michael F.; Majer, Aljaz; Jakse, Jernej; Javornik, Branka; Thomma, Bart P.H.J.

    2017-01-01

    Plant-pathogenic microbes secrete effector molecules to establish themselves on their hosts, whereas plants use immune receptors to try and intercept such effectors in order to prevent pathogen colonization. The tomato cell surface-localized receptor Ve1 confers race-specific resistance against

  13. The F-BAR protein pacsin2 inhibits asymmetric VE-cadherin internalization from tensile adherens junctions

    NARCIS (Netherlands)

    Dorland, Yvonne L; Malinova, Tsveta S; van Stalborch, Anne-Marieke D; Grieve, Adam G; van Geemen, Daphne; Jansen, Nicolette S; de Kreuk, Bart-Jan; Nawaz, Kalim; Kole, Jeroen; Geerts, Dirk; Musters, René J P; de Rooij, Johan; Hordijk, Peter L; Huveneers, Stephan

    2016-01-01

    Vascular homoeostasis, development and disease critically depend on the regulation of endothelial cell-cell junctions. Here we uncover a new role for the F-BAR protein pacsin2 in the control of VE-cadherin-based endothelial adhesion. Pacsin2 concentrates at focal adherens junctions (FAJs) that are

  14. The F-BAR protein pacsin2 inhibits asymmetric VE-cadherin internalization from tensile adherens junctions

    NARCIS (Netherlands)

    Dorland, Y.L. (Yvonne L.); Malinova, T.S. (Tsveta S.); Van Stalborch, A.-M.D. (Anne-Marieke D.); Grieve, A.G. (Adam G.); D. van Geemen (D.); Jansen, N.S. (Nicolette S.); B.J. de Kreuk (Bart-Jan); Nawaz, K. (Kalim); Kole, J. (Jeroen); D. Geerts (Dirk); R.J.P. Musters (René); J.D. de Rooij (Johan); P.L. Hordijk (Peter ); H. Huveneers (Hans)

    2016-01-01

    textabstractVascular homoeostasis, development and disease critically depend on the regulation of endothelial cell-cell junctions. Here we uncover a new role for the F-BAR protein pacsin2 in the control of VE-cadherin-based endothelial adhesion. Pacsin2 concentrates at focal adherens junctions

  15. Emergence of Aspergillus fumigatus azole-resistance in azole-naïve COPD patients and their homes

    DEFF Research Database (Denmark)

    Dauchy, Camille; Bautin, Nathalie; Nseir, Saad

    2016-01-01

    Azole-resistant Aspergillus fumigatus (ARAF) has been reported in COPD patients, but has not been specifically assessed so far. Here, we evaluated ARAF prevalence in azole-naïve COPD patients and their homes, and assessed whether CYP51A mutations were similar in clinical and environmental reservo...

  16. Roma Hukuku’nda Gemi, Han ve Ahır İşletenlerin Receptum Sorumluluğu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet YEŞİLLER

    2013-04-01

    Full Text Available Çalışmamızda Roma Hukuku'nda gemi, han ve ahır işleten kimselerin sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler ele alınmıştır. Roma?da özellikle gemi, han ve ahır işleten kimselerin yanlarında çalıştırdıkları kişilerin güvenilir olmamasından dolayı, taraflar arasındaki istisna sözleşmesinden kaynaklanan custodia sorumluluğuna ek olarak "actio de damno aut furto adversus nautas, caupones, stabularios ve receptum, nautae, cauponis, stabularii" sorumluluklarının düzenlendiği kaynaklardan anlaşılmaktadır. Praetor Edictum'larıyla sağlanan ve haksız fiil benzerlerine dayanan söz konusu bu uygulamaların, Roma'da istisna sözleşmesinin koruyamadığı alana ilişkin olarak geniş uygulama imkanı buldukları görülmektedir.

  17. Mursal (Sivas-Divriği) magmatik kayaçlarının jeolojisi ve petrolojisi

    OpenAIRE

    ÇETİN, Nebiye İnci"

    2007-01-01

    Mursal magmatik kayaçları; Divriği (Sivas) ilçesinin yaklaşık 30 km güney batısında Mursal Köyü çevresinde yüzeylemektedir. Bunlar başlıca Mursal siyenitoidi ve Yamadağ volkaniklerinden oluşmaktadır. Mursal Siyenitoidi özellikle Mursal Köyü’nün doğusunda, Höyüktepe’nin ve Hındının Sırtı eteklerinde önemli ölçüde ayrışma göstererek yüzlek vermiş ve yaklaşık olarak 6 km2’ lik küçük bir alanı oluşturmaktadır. Mursal Siyenitoidi ince ve iri kristalinli olup pirokse...

  18. Use of the DynaLearn learning environment by naïve student modelers : Implications for automated support

    NARCIS (Netherlands)

    Noble, R.; Bredeweg, B.; Biswas, G.; Bull, S.; Kay, J.; Mitrovic, A.

    2011-01-01

    This paper shows that naïve students will require coaching to overcome the difficulties they face in identifying the important concepts to be modeled, and understanding the causal meta-vocabulary needed for conceptual models. The results of this study will be incorporated in the automated feedback

  19. Altered Patterns of Reward Activation in a Large Cohort of Antipsychotic Naïve First Episode Schizophrenia Patients

    DEFF Research Database (Denmark)

    Nielsen, Mette Ødegaard; Rostrup, Egill; Wulff, Sanne

    2014-01-01

    not have been caught by the focused analyses. By using a multivariate approach we want to confirm previous findings in a smaller group of patients, and further we expect this method to reveal other important alterations in reward processing. METHODS 53 antipsychotic-naïve first-episode patients...

  20. Naïve conceptions about multimedia learning: a study on primary school textbooks.

    Science.gov (United States)

    Colombo, Barbara; Antonietti, Alessandro

    2013-01-01

    HIGHLIGHTSThis interview study explores beliefs about the instructional role of illustrationsWe compared illustrators', teachers', students' and common people's ideasParticipants' responses were internally coherent and close to multimedia learning theoryWe propose and discuss an integrated multimedia learning model An interview study, based on specific pictures taken from textbooks used in primary schools, was carried out to investigate illustrators', teachers', students', and common people's beliefs about the role that illustrations play in facilitating learning. Participants' responses were internally coherent, indicating a systematic nature of the underlying naïve conceptions. Findings disprove Mayer's pessimistic claim that laypersons' conceptions of multimedia learning fail to match experimentally supported principles and theories. On the contrary, interviewees spontaneously came very close to the multimedia learning theory, which states that students learn better from pictures, which fit specific cognitive principles. Implications for school instruction are highlighted.

  1. A NAÏVE APPROACH TO SPEED UP PORTFOLIO OPTIMIZATION PROBLEM USING A MULTIOBJECTIVE GENETIC ALGORITHM

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Baixauli-Soler, J. Samuel

    2012-05-01

    Full Text Available Genetic algorithms (GAs are appropriate when investors have the objective of obtaining mean‑variance (VaR efficient frontier as minimising VaR leads to non‑convex and non‑differential risk‑return optimisation problems. However GAs are a time‑consuming optimisation technique. In this paper, we propose to use a naïve approach consisting of using samples split by quartile of risk to obtain complete efficient frontiers in a reasonable computation time. Our results show that using reduced problems which only consider a quartile of the assets allow us to explore the efficient frontier for a large range of risk values. In particular, the third quartile allows us to obtain efficient frontiers from the 1.8% to 2.5% level of VaR quickly, while that of the first quartile of assets is from 1% to 1.3% level of VaR.

  2. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 6 November

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    Particle sensors in CMOS Technologies, Dr Ivan Peric, Heidelberg University.   Wednesday 6 November 2013, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: The use of pixel sensors implemented in standard CMOS technologies has gained in popularity over the last decade. The most prominent application is consumer electronics – the sensors for digital cameras. CMOS sensors are also a promising option for high energy physics. An overview of existing CMOS detector structures for particle tracking will be given, and their properties compared. Organised by Prof. Teresa.Montaruli@unige.ch and Prof. Giuseppe.Iacobucci@unige.ch. More information here.

  3. Aspect-based sentiment analysis to review products using Naïve Bayes

    Science.gov (United States)

    Mubarok, Mohamad Syahrul; Adiwijaya, Aldhi, Muhammad Dwi

    2017-08-01

    Product reviews can provide great benefits for consumers and producers. Number of reviews could be ranging from hundreds to thousands and containing various opinions. These make the process of analyzing and extracting information on existing reviews become increasingly difficult. In this research, sentiment analysis was used to analyze and extract sentiment polarity on product reviews based on a specific aspect of the product. This research was conducted in three phases, such as data preprocessing which involves part-of-speech (POS) tagging, feature selection using Chi Square, and classification of sentiment polarity of aspects using Naïve Bayes. Based on evaluation results, it is known that the system is able to perform aspect-based sentiment analysis with its highest F1-Measure of 78.12%.

  4. The Digital Exhibition and Keyimage Ontology / Dijital Sergiler ve Anahtar Resim Ontolojisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mícheál Mac an Airchinnigh

    2008-04-01

    Full Text Available [English abstract]The Age of Image predates and is currently contemporaneous with the Information Age. In our times the explosive expansion of Web 2.0 Social Space, typified by the phenomena of De.licio.us, Flickr, MySpace, YouTube…, and the concomitant emergence of folksonomy, present interesting challenges in the management of this information. One key process by which to accomplish this in Social Space, is the wedding of folksonomy (of the people with ontology (of the machine. Such a wedding must necessarily be conducted in the shared physicality of the word, of language. In this respect, WordNet together with OWL, play the role of matchmaker. But the same Social Space also provides an opportunity for natural folksonomical tagging by digiFoto (keyimage. The research harness for experimental keyimage tagging consists of Flickr as the main (digiFoto image Social Space testbed and De.licio.us as the auxillary outreach secondary Social Space. Protégé Editor with OWL-DL provides the support for the bridge from keyimage to the formal ontology. The primary end user application domain is the keyimage tagging of paintings in an online art gallery.[Turkish abstract]Görüntü Çağı, Bilgi Çağından önce gelir ve günümüzde Bilgi Çağıyla çağdaştır. De.licio.us, Flickr, MySpace, YouTube. . . gibi olgularla örneklenen Web 2.0 Sosyal Uzayının tahminlerin ötesinde büyümesi ve bununla birlikte ortaya çıkan etiketleme bilgi yönetiminde ilginç gelişmelere sahne olmaktadır. Sosyal Uzayda bilgi yönetimini başarmak (insanlar tarafından gerçekleştirilen etiketleme ve (makineler tarafından gerçekleştirilen ontolojinin birleştirilmesini gerektirmektedir. Böyle bir birleştirme mutlaka sözün ve dilin ortak fizikselliğiyle gerçekleştirilmelidir. Bu hususta Web Ontoloji Dili (OWL ile WordNet çöpçatan rolü oynarlar. Öte yandan aynı Sosyal Uzay dijiFoto (anahtar resimle doğal folksonomik işaretleme yapmak için de bir

  5. "Rencontres de Genève - Histoire et Cité": building peace

    CERN Multimedia

    Laurianne Trimoulla

    2015-01-01

    How did people conceive, picture or imagine peace in former times? How did they contribute to it in concrete terms? Why and how were they sometimes obliged to fight to promote or enforce it? Which material, symbolic, financial, political and economic means were used to foster cohesion between societies, peoples and communities? The Rencontres de Genève - Histoire et Cité festival invites us to learn about the past to better understand the present.   Events taking place at Geneva University (Uni Dufour and Uni Bastions) and elsewhere in the city from Wednesday, 13 May to Saturday, 16 May. Organised by Geneva University’s Maison de l'histoire in collaboration with the Geneva Graduate Institute of International and Development Studies and the University of Applied Sciences and Arts of Western Switzerland (HES-SO), this first festival of history in Switzerland features a comprehensive programme of events taking place at various locations. The cit...

  6. İÇ KONTROLDE COSO ve ICFR İLİŞKİSİ

    OpenAIRE

    KARAKOÇ, Mehtap; ÖZDEMİR, Serkan

    2016-01-01

    Bu çalışmada iç kontrol modellerinden COSO tüm boyutlarıyla açıklanmış, Sarbanes Oxley Kanunu (SOA) ile Amerikan Sermaye Piyasası’nın (SEC) şirketlerinden düzenli olarak istediği Finansal Raporlama ile İlgili İç Kontrol Raporu (Internal Control over Financial Reporting-ICFR) arasındaki ilişki üzerinde durulmuştur.Bu bağlamda COSO’nun 1985 yılından itibaren yaşadığı gelişmeler hakkında bilgi verilmiştir. COSO’nun iç kontrole katkıları ve aldığı yollar incelenmiştir. COSO’nun yayınladığı çerçev...

  7. Serum alkaline phosphatase negatively affects endothelium-dependent vasodilation in naïve hypertensive patients.

    Science.gov (United States)

    Perticone, Francesco; Perticone, Maria; Maio, Raffaele; Sciacqua, Angela; Andreucci, Michele; Tripepi, Giovanni; Corrao, Salvatore; Mallamaci, Francesca; Sesti, Giorgio; Zoccali, Carmine

    2015-10-01

    Tissue nonspecific alkaline phosphatase, promoting arterial calcification in experimental models, is a powerful predictor of total and cardiovascular mortality in general population and in patients with renal or cardiovascular diseases. For this study, to evaluate a possible correlation between serum alkaline phosphatase levels and endothelial function, assessed by strain gauge plethysmography, we enrolled 500 naïve hypertensives divided into increasing tertiles of alkaline phosphatase. The maximal response to acetylcholine was inversely related to alkaline phosphatase (r=−0.55; Palkaline phosphatase and serum phosphorus on endothelial function. The steepness of the alkaline phosphatase/vasodilating response to acetylcholine relationship was substantially attenuated (Palkaline phosphatase unit, respectively), and this interaction remained highly significant (Palkaline phosphatase and endothelium-dependent vasodilation, which was attenuated by relatively higher serum phosphorus levels.

  8. Investigation of Blue Bedding in Cages Housing Treatment-Naïve Hamsters

    Science.gov (United States)

    Shah, Vishal D; Walton, Betsy J; Culp, Amanda G; Castellino, Stephen

    2015-01-01

    During the acclimation phase of a preclinical safety study involving Syrian golden hamsters, some of the cages of treatment-naïve animals were noted to contain blue-tinged bedding; the urine of these hamsters was not discolored. We sought to understand the underlying cause of this unusual finding to ensure that the study animals were healthy and free from factors that might confound the interpretation of the study. Analysis of extracts from the blue bedding by using HPLC with inline UV detection and high-resolution mass spectrometry indicated that the color was due to the presence of indigo blue. Furthermore, the indigo blue likely was formed through a series of biochemical events initiated by the intestinal metabolism of tryptophan to an indoxyl metabolite. We offer 2 hypotheses regarding the fate of the indoxyl metabolite: indigo blue formation through oxidative coupling in the liver or through urinary bacterial metabolism. PMID:26632791

  9. BProVe: A formal verification framework for business process models

    DEFF Research Database (Denmark)

    Corradini, Flavio; Fornari, Fabrizio; Polini, Andrea

    2017-01-01

    Business Process Modelling has acquired increasing relevance in software development. Available notations, such as BPMN, permit to describe activities of complex organisations. On the one hand, this shortens the communication gap between domain experts and IT specialists. On the other hand......, this permits to clarify the characteristics of software systems introduced to provide automatic support for such activities. Nevertheless, the lack of formal semantics hinders the automatic verification of relevant properties. This paper presents a novel verification framework for BPMN 2.0, called BPro......Ve. It is based on an operational semantics, implemented using MAUDE, devised to make the verification general and effective. A complete tool chain, based on the Eclipse modelling environment, allows for rigorous modelling and analysis of Business Processes. The approach has been validated using more than one...

  10. Klasifikasi Belimbing Menggunakan Naïve Bayes Berdasarkan Fitur Warna RGB

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fuzy Yustika Manik

    2017-01-01

    Full Text Available Post harvest issues on star fruit are produced on a large scale or industry is sorting. Currently, star fruit classified by rind color analysis visually human eye. This method does not effective and inefficient. The research aims to classify the starfruit sweetness level by using image processing techniques. Features extraction used is the value of Red, Green and Blue (RGB to obtain the characteristics of the color image. Then the feature extraction results used to classify the star fruit with Naïve Bayes method. Starfruit image data used 120 consisting of 90 training data and 30 testing data. The results showed the classification accuracy using RGB feature extraction by 80%. The use of RGB as the color feature extraction can not be used entirely as a feature of the image extraction of star fruit.

  11. Classification of Indonesian quote on Twitter using Naïve Bayes

    Science.gov (United States)

    Rachmadany, A.; Pranoto, Y. M.; Gunawan; Multazam, M. T.; Nandiyanto, A. B. D.; Abdullah, A. G.; Widiaty, I.

    2018-01-01

    Quote is sentences made in the hope that someone can become strong personalities, individuals who always improve themselves to move forward and achieve success. Social media is a place for people to express his heart to the world that sometimes the expression of the heart is quotes. Here, the purpose of this study was to classify Indonesian quote on Twitter using Naïve Bayes. This experiment uses text classification from Twitter data written by Twitter users which are quote then classification again grouped into 6 categories (Love, Life, Motivation, Education, Religion, Others). The language used is Indonesian. The method used is Naive Bayes. The results of this experiment are a web application collection of Indonesian quote that have been classified. This classification gives the user ease in finding quote based on class or keyword. For example, when a user wants to find a 'motivation' quote, this classification would be very useful.

  12. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 30 octobre

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    Heavy Ions in Therapy and Space, Dr Marco Durante, Universität Darmstadt.   Mercredi 30 octobre 2013, 11h15 Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: Research in the field of biological effects of energetic charged particles is rapidly increasing. It is needed for both radiotherapy and protection from the exposure to galactic cosmic radiation in long-term manned space missions. Although the exposure conditions are different in therapy and space (e.g. low- vs. high-dose rate; total- vs. partial-body exposure), a substantial overlap exists in several research topics, such as: individual radiosensitivity, mixed radiation fields, normal tissue degenerative effects, biomarkers of risk, radioprotectors, non-targeted effects. Late effects of heavy ions are arguably the main health risk for human space exploration, and with the increasing number of cancer patients (including young adults and children) treated by protons and carbon ions, this iss...

  13. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 16 octobre

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    Particle accelerators in tumour therapy, Dr Ugo Amaldi, Technische Universität München and TERA Foundation.   Mercredi 16 octobre 2013, 11h15 Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: "Hadrontherapy", or "particle therapy", is a collective word which covers all cancer therapy modalities which irradiate patients with beams of hadrons. The most used hadrons are protons and carbon ions. Protontherapy is developing very rapidly: more than 100,000 patients have been treated and eight companies offer turn-key centres. Carbon ions, used for about 8,000 patients, have a larger radiobiological effectiveness and, being a qualitatively different radiation, require still radiobiological and, in particular, clinical studies to define the best tumour targets. After a review of the rationale for hadrontherapy and of the accelerators used in protontherapy, the European centres for carbon ion therapy will be discussed. Fin...

  14. Patterns of peripheral neuropathy in ART-naïve patients initiating modern ART regimen.

    Science.gov (United States)

    Lee, Anthony J; Bosch, Ronald J; Evans, Scott R; Wu, Kunling; Harrison, Taylor; Grant, Philip; Clifford, David B

    2015-04-01

    The purpose of this study was to evaluate associations of pre-ART CD4 with peripheral neuropathy (PN) and estimate the prevalence of PN in HIV-positive patients starting modern combination antiretroviral therapy (cART) regimens. ART-naïve subjects initiating cART were followed longitudinally and screened for signs/symptoms of PN. Lower pre-ART CD4 count was associated with post-ART PN. After 7 years (n = 117), the prevalence (95% CI) of PN and SPN were 31% (23, 40%) and 5% (2, 11%) with pre-ART CD4 count >250 copies/μL. PN continues to be identified in HIV-infected individuals on modern cART by targeted assessment but is generally without symptoms.

  15. Rehberlik ve Psikolojik Danışma Kuramlarının Felsefi Temelleri

    OpenAIRE

    Topses, Gürsen

    2012-01-01

    Bu makalede, felsefe disiplininin “İnsan nedir?” sorunsalına (proglamatik)bağlı olarak psikoloji biliminin uygulama alanı olarak kabul edilen “Rehberlikve psikolojik yardım alanının” etkinlikleriyle, psikolojik danışma kuramlarınınfelsefi temelleri araştırma ve inceleme konusu yapılmıştır. Psikolojik danışmakuramlarının felsefi köklerinin yanında, temele aldıkları insana varlığına ilişkindünya görüşleri temellendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, günümüzde deişlevselliğini sürdüren psikolojik...

  16. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 20 November

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    Standard Model measurements at the LHC: importance and prospects, Dr Michelangelo Mangano, CERN.   Wednesday 20 November 2013, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: The key missions of the LHC include the study of the Higgs boson and of electroweak symmetry, and the search for new physics phenomena. These goals, nevertheless, rely on the precise measurements of Standard Model (SM) particles, which are the ultimate measurable decay products of any phenomenon emerging from the LHC. The detailed and accurate study of the dynamics of SM interactions, therefore, becomes a crucial step in fulfilling the LHC's key missions. The dynamical regime exposed by the LHC, with the highest energies ever produced in the laboratory, and the precision required by the experimental measurements, challenge our ability to deliver accurate enough theoretical predictions, and limit the fullest exploitation of the LHC results. A global and coordinat...

  17. Université de Genève | Particle Physics Colloquium | 30 April

    CERN Multimedia

    2014-01-01

    Astronomical imaging a thousand times sharper than Hubble: optical interferometry with the Cherenkov Telescope Array, Prof. Dainis Dravins, Lund Observatory.   Wednesday 30 April 2014, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: Much of the progress in astronomy is led by improved imaging. In the optical, one tantalizing threshold will be two-dimensional imaging of stellar surfaces. With typical sizes of a few milliarcseconds, bright stars require interferometry over kilometer-long baselines. Although several concepts for such interferometer complexes on the ground and in space have been proposed, their realization is not imminent. However, the availability of large optical flux collectors (air Cherenkov telescopes, in particular CTA – the Cherenkov Telescope Array – primarily erected for gamma-ray studies) enable a revival of the quantum-optical method of intensity interferometry, once developed for astronomy but re...

  18. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 15 May

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    Thorium or Uranium fuel cycle for advanced nuclear reactors ? Fuel recycling, multi-recycling, breeding and burning, Dr Jiri Krepel, Paul Scherrer Institut (PSI).   Wednesday 15 May, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 30, quai Ernest-Ansermet, 1211 Genève 4 Abstract: The Thorium fuel cycle provides several advantages, which make it very attractive; e.g. lower waste production and possibly improved reactor safety. However, there are also some drawbacks if compared with the Uranium cycle. The seminar will provide an overview of the basic physical features of both the Thorium and the Uranium fuel cycles and comparison of their performance (criticality, breeding gain) and safety-related parameters (Doppler effect, coolant density effect), with respect to fuel recycling, multi-recycling, breeding and burning. Organised by Prof. Teresa.Montaruli@unige.ch and Prof. Giuseppe.Iacobucci@unige.ch. More information here.

  19. CERN hosts Tour du canton de Genève stage

    CERN Multimedia

    Patrice Loïez

    2004-01-01

    CERN hosted the first stage of the 10th Tour du canton de Genève on the evening of Wednesday 26 May. The Tour du canton is an annual race run in four stages over four weeks, and this year started at CERN as part of the Golden Jubilee celebrations. The event attracted over 2000 runners, including over 40 from CERN, as well as a large crowd of onlookers. The 10.5 km route started and finished outside CERN's Main Building, taking in the Swiss countryside, crossing into France and coming back through the tunnel linking the two CERN sites. CERN runners finished in second place in the Enterprise category just 13 seconds behind Rolex S.A., setting up an exciting contest for the remaining stages at Bernex, Meyrin and Jussy.

  20. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 24 April

    CERN Multimedia

    2013-01-01

    Ultra low-noise amplifiers for silicon and diamond detectors, by Dr Roberto Cardarelli, University Tor Vergata. Wednesday 24 April 2013 at 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 30, quai Ernest-Ansermet, 1211 Genève 4 Abstract: Thanks to the SiGe heterojunction, in the last years the BJT transistor technology has been experiencing a great development for high frequency and low-noise operation. The performance of an ultra-low-noise preamplifier (500 e- RMS) with low frequency (100 MHz BW) will be shown. This amplifier, given the low dependence of the noise from the source capacitance (up to 1 nF), the very fast rise time (up to 100 ps) and the 50 Ohm input impedance, is particularly promising for silicon, diamond and high rate gas detectors. More information here.

  1. Akdeniz Bölgesinde Turunçgil Konsantresi Üretimi ve Sorunları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    M. İlhan Tortopoğlu

    2015-02-01

    Full Text Available Turunçgil meyveleri, zengin çeşitli vitaminler, mineral maddeler, tad ve aroma içermeleri nedeniyle önemli bir gıda maddesidir. Konsantrelerinin Avrupa pazarlarında çok aranması nedeniyle, turunçgillerin meyve suyu sanayiinde büyük yeri vardır. Turunçgil meyveleri meyve suyu, konsantre, reçel, marmelat, dilim kompostosu, şarap, likör, turunçgil tozları, işleme artıklarından ise hayvan yemi, pektin, eteri yağı, çekirdek yağı, sirke, turunçgil pekmezi, turunçgil alkolü elde edilerek değerlendirilir.

  2. Persistent opioid use following Cesarean delivery: patterns and predictors among opioid naïve women

    Science.gov (United States)

    Bateman, Brian T.; Franklin, Jessica M.; Bykov, Katsiaryna; Avorn, Jerry; Shrank, William H.; Brennan, Troyen A.; Landon, Joan E.; Rathmell, James P.; Huybrechts, Krista F.; Fischer, Michael A.; Choudhry, Niteesh K.

    2016-01-01

    Background The incidence of opioid-related death in women has increased five-fold over the past decade. For many women, their initial opioid exposure will occur in the setting of routine medical care. Approximately 1 in 3 deliveries in the U.S. is by Cesarean and opioids are commonly prescribed for post-surgical pain management. Objective The objective of this study was to determine the risk that opioid naïve women prescribed opioids after Cesarean delivery will subsequently become consistent prescription opioid users in the year following delivery, and to identify predictors for this behavior. Study Design We identified women in a database of commercial insurance beneficiaries who underwent Cesarean delivery and who were opioid-naïve in the year prior to delivery. To identify persistent users of opioids, we used trajectory models, which group together patients with similar patterns of medication filling during follow-up, based on patterns of opioid dispensing in the year following Cesarean delivery. We then constructed a multivariable logistic regression model to identify independent risk factors for membership in the persistent user group. Results 285 of 80,127 (0.36%, 95% confidence interval 0.32 to 0.40), opioid-naïve women became persistent opioid users (identified using trajectory models based on monthly patterns of opioid dispensing) following Cesarean delivery. Demographics and baseline comorbidity predicted such use with moderate discrimination (c statistic = 0.73). Significant predictors included a history of cocaine abuse (risk 7.41%; adjusted odds ratio 6.11, 95% confidence interval 1.03 to 36.31) and other illicit substance abuse (2.36%; adjusted odds ratio 2.78, 95% confidence interval 1.12 to 6.91), tobacco use (1.45%; adjusted odds ratio 3.04, 95% confidence interval 2.03 to 4.55), back pain (0.69%; adjusted odds ratio 1.74, 95% confidence interval 1.33 to 2.29), migraines (0.91%; adjusted odds ratio 2.14, 95% confidence interval 1.58 to 2

  3. Hair cortisol in drug-naïve first-episode individuals with psychosis

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elvis H. Andrade

    2016-03-01

    Full Text Available Objectives: To compare hair cortisol concentrations (HCC in drug-naïve first-episode psychosis (FEP patients and healthy controls and to investigate the correlations between HCC and psychopathology. Methods: Twenty-four drug-naïve FEP patients and 27 gender- and age-matched healthy control subjects were recruited. The Structured Clinical Interview for DSM-IV (SCID-1 was used to confirm/rule out diagnoses, and the Positive and Negative Symptoms Scale (PANSS was used to assess symptom severity. Hair samples (2-3 cm long obtained from the posterior vertex region of the scalp were processed in 1-cm segments considering a hair growth rate of 1 cm per month. The 1-cm segments were classified according to their proximity to the scalp: segment A was the closest to the scalp and referred to the month prior to inclusion in the study. Segments B and C referred to the 2nd and 3rd months prior to the time of evaluation respectively. Hair steroid extraction was performed using a known protocol. Results: Two-way analysis of covariance (ANCOVA with gender and age as covariates revealed a group effect (F1.106 = 4.899, p = 0.029 on HCC. Between-segment differences correlated with total PANSS score and with PANSS General Psychopathology subscale and total score. Conclusions: Our findings suggest that hypothalamic-pituitary-adrenal (HPA axis, as assessed by long-term (3-month cortisol concentration, is abnormal in the early stages of psychosis. The magnitude of changes in HCC over time prior to the FEP correlates to psychopathology. HPA axis abnormalities might begin prior to full-blown clinical presentation requiring hospital admission.

  4. Differential effects of modafinil on memory in naïve and memory-impaired rats.

    Science.gov (United States)

    Garcia, Vanessa Athaíde; Souza de Freitas, Betânia; Busato, Stefano Boemler; D'avila Portal, Bernardo Chaves; Piazza, Francisco Correa; Schröder, Nadja

    2013-12-01

    Modafinil is a wake-promoting drug and has been approved for the treatment of excessive daytime sleepiness in narcolepsy and obstructive sleep apnea. Modafinil was shown to improve learning and memory in rodents, and to reverse memory deficits induced by sleep deprivation or stress. However, depending on the memory paradigm used, modafinil might also impair memory. We aimed to investigate the effects of modafinil on memory consolidation and retrieval for object recognition and inhibitory avoidance in naïve adult rats. We also investigated whether acute or chronic administration of modafinil would reverse memory deficits induced by iron overload, a model of memory impairment related to neurodegenerative disorders. Adult naïve rats received modafinil (0.0, 0.75, 7.5 or 75 mg/kg) either immediately after training or 1 h prior to testing in object recognition or inhibitory avoidance. Iron-treated rats received modafinil immediately after training in object recognition. In order to investigate the effects of chronic modafinil, iron-treated rats received daily injections of modafinil for 17 days, and 24 h later they were trained in object recognition or inhibitory avoidance. Acute modafinil does not affect memory consolidation or retrieval in naive rats. A single injection of modafinil at the highest dose was able to recover recognition memory in iron-treated rats. Chronic modafinil completely recovered iron-induced recognition memory and emotional memory deficits. Additional preclinical and clinical studies are necessary in order to support the applicability of modafinil in recovering memory impairment associated with neurodegenerative disorders. Copyright © 2013 Elsevier Ltd. All rights reserved.

  5. Antiretroviral pill count and clinical outcomes in treatment-naïve patients with HIV infection.

    Science.gov (United States)

    Young, J; Smith, C; Teira, R; Reiss, P; Jarrín Vera, I; Crane, H; Miro, J M; D'Arminio Monforte, A; Saag, M; Zangerle, R; Bucher, H C

    2018-02-01

    Treatment guidelines recommend single-tablet regimens for patients with HIV infection starting antiretroviral therapy. These regimens might be as effective and cost less if taken as separate drugs. We assessed whether the one pill once a day combination of efavirenz, emtricitabine and tenofovir reduces the risk of disease progression compared with multiple-pill formulations of the same regimen. We selected treatment-naïve patients starting one-, two- or three-pill formulations of this regimen in data from the Antiretroviral Therapy Cohort Collaboration. These patients were followed until an AIDS event or death or until they modified their regimen. We analysed these data using Cox regression models, then used our models to predict the potential consequences of exposing a future population to either a one-pill regimen or a three-pill regimen. Among 11 739 treatment-naïve patients starting the regimen, there were 386 AIDS events and 87 deaths. Follow-up often ended when patients switched to the same regimen with fewer pills. After the first month, two pills rather than one was associated with an increase in the risk of AIDS or death [hazard ratio (HR) 1.39; 95% confidence interval (CI) 1.01-1.91], but three pills rather than two did not appreciably add to that increase (HR 1.19; 95% CI 0.84-1.68). We estimate that 77 patients would need to be exposed to a one-pill regimen rather than a three-pill regimen for 1 year to avoid one additional AIDS event or death. This particular single-tablet regimen is associated with a modest decrease in the risk of AIDS or death relative to multiple-pill formulations. © 2017 British HIV Association.

  6. Susceptibility of naïve and differentiated PC12 cells to Japanese encephalitis virus infection.

    Science.gov (United States)

    Li, Jian-Ri; Wu, Chih-Cheng; Chang, Cheng-Yi; Ou, Yen-Chuan; Lin, Shih-Yi; Wang, Ya-Yu; Chen, Wen-Ying; Raung, Shue-Ling; Liao, Su-Lan; Chen, Chun-Jung

    2017-02-01

    Japanese encephalitis is a mosquito-borne disease caused by Japanese encephalitis virus (JEV) infection. Although JEV infects and replicates in cells with multiple tissue origins, neurons are the preferential cells for JEV infection. Currently, the identities of JEV cell tropism are largely unclear. To gain better insight into the underlying identities of JEV cell tropism, this study was designed to compare the JEV cell tropism with naïve or differentiated PC12 cells. Through nerve growth factor-differentiated PC12 cells, we discovered that JEV efficiently replicated in differentiated PC12 cells rather than naïve cells. Mechanistic studies revealed that viral adsorption/attachment seemed not to be a crucial factor. Supporting data showed that antagonizing postreceptor intracellular signaling of interferons, along with the activation of suppressor of cytokine signaling-3 (SOCS3) expression and protein tyrosine phosphatase activity, were apparent in differentiated PC12 cells after JEV infection. Independent of differentiating inducing agents, the upregulation of SOCS3 expression and protein tyrosine phosphatase activity, as well as preferential JEV tropism, were common in JEV-infected differentiated PC12 cells. Using cultured primary neurons, JEV efficiently replicated in embryonic neurons rather than adult neurons, and the preference was accompanied by higher SOCS3 expression and protein tyrosine phosphatase activity. Given that both SOCS3 and protein tyrosine phosphatases have been implicated in the process of neuronal differentiation, JEV infection seems to not only create an antagonizing strategy to escape host's interferon antiviral response but also takes advantage of cellular machinery to favor its replication. Taken together, current findings imply that dynamic changes within cellular regulators of antiviral machinery could be accompanied by events of neuronal differentiation, thus concurrently playing roles in the control of JEV cell tropism and

  7. Türkiye Balık Ağı Fabrikaları ve Teknolojileri.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Burcu Soyaldın

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada, balıkçılıkta en fazla kullanılan malzeme grubunu oluşturan ağların, Türkiye’deki üretimini yapan fabrikalar incelenmiştir. Bu fabrikalar Afyon’da Ağsan, Isparta’da Ege Balık, Bilecik’te Yunuslar, İstanbul’da; Çeşit Mensucat, Derya Büküm, ve Tunanets olmak üzere 7 adettir. Fabrikaların tümü yerinde ziyaret edilerek üretim ve teknoloji bakımından mevcut durumları değerlendirilmiştir. Türkiye’deki balık ağı fabrikalarının tümünün toplam üretim kapasitesi yaklaşık 3500 tondur. Fabrikalardan alınan bilgilere göre 2005 yılı toplam balık ağı üretimimiz ise 2000 tondur. En fazla üretimi ilk sırada Çeşit Mensucat (500 ton olmak üzere sırasıyla Denizciler (470 ton, Yunuslar (450 ton yapmıştır. Yapılan bu tez çalışmasında öncelikle balık ağının genel üretim aşamaları hakkında bilgi verilmiş, ardından üretim yapan 7 adet fabrika ayrıca tanıtılmıştır

  8. Immunisation with 'naïve' syngeneic dendritic cells protects mice from tumour challenge.

    Science.gov (United States)

    Grimshaw, M J; Papazisis, K; Picco, G; Bohnenkamp, H; Noll, T; Taylor-Papadimitriou, J; Burchell, J

    2008-02-26

    Dendritic cells (DCs) 'pulsed' with an appropriate antigen may elicit an antitumour immune response in mouse models. However, while attempting to develop a DC immunotherapy protocol for the treatment of breast cancer based on the tumour-associated MUC1 glycoforms, we found that unpulsed DCs can affect tumour growth. Protection from RMA-MUC1 tumour challenge was achieved in C57Bl/6 MUC1 transgenic mice by immunising with syngeneic DCs pulsed with a MUC1 peptide. However, unpulsed DCs gave a similar level of protection, making it impossible to evaluate the effect of immunisation of mice with DCs pulsed with the specific peptide. Balb/C mice could also be protected from tumour challenge by immunisation with unpulsed DCs prior to challenge with murine mammary tumour cells (410.4) or these cells transfected with MUC1 (E3). Protection was achieved with as few as three injections of 50,000 naïve DCs per mouse per week, was not dependent on injection route, and was not specific to cell lines expressing human MUC1. However, the use of Rag2-knockout mice demonstrated that the adaptive immune response was required for tumour rejection. Injection of unpulsed DCs into mice bearing the E3 tumour slowed tumour growth. In vitro, production of IFN-gamma and IL-4 was increased in splenic cells isolated from mice immunised with DCs. Depleting CD4 T cells in vitro partially decreased cytokine production by splenocytes, but CD8 depletion had no effect. This paper shows that naïve syngeneic DCs may induce an antitumour immune response and has implications for DC immunotherapy preclinical and clinical trials.

  9. A naïve approach for deriving scoring systems to support clinical decision making.

    Science.gov (United States)

    Barbini, Paolo; Cevenini, Gabriele; Furini, Simone; Barbini, Emanuela

    2014-02-01

    Scoring systems are frequently proposed in medicine to summarize a set of qualitative and quantitative items by means of a numeric score. Their design often requires modelling ability and subjective judgments. This can make it difficult to adapt a scoring system to a clinical setting different from that in which the system was developed. The objective of this study was to discuss an approach to derive scoring systems, which can be easily modified and matched to any scenario. A naïve Bayes approach was used to develop a scoring system that is completely defined by descriptive tables obtained by frequency counts from the training set. The approach was implemented to build a locally customized scoring system for planning transfusion requirements after cardiac surgery. The performance of this system was evaluated and compared with that of a logistic regression model designed using the same predictors. The working sample was a set of 3182 consecutive patients undergoing cardiac surgery at the University Hospital of Siena, Italy. The area under the receiver operating characteristic curve was equal to 0.811 and 0.824 for the scoring system and for the logistic regression model, respectively. This result proves that this global index of discrimination capacity was virtually identical and very good for both models. The values of sensitivity, specificity and overall correct-classification percentage obtained by the leave-one-out method were practically the same for the two models (73.9% versus 75.3%). An easy-fitting and trustworthy scoring system can be directly developed using a naïve Bayes approach. The simplicity of its design allows the system to be customized to any specific institution and updated regularly. This aspect has important practical implications because it can encourage the use of scoring systems among clinicians, enabling their performance to be properly assessed in a wider clinical context. © 2013 John Wiley & Sons, Ltd.

  10. Modeling Lake Storage Dynamics to support Arctic Boreal Vulnerability Experiment (ABoVE)

    Science.gov (United States)

    Vimal, S.; Lettenmaier, D. P.; Smith, L. C.; Smith, S.; Bowling, L. C.; Pavelsky, T.

    2017-12-01

    The Arctic and Boreal Zone (ABZ) of Canada and Alaska includes vast areas of permafrost, lakes, and wetlands. Permafrost thawing in this area is expected to increase due to the projected rise of temperature caused by climate change. Over the long term, this may reduce overall surface water area, but in the near-term, the opposite is being observed, with rising paludification (lake/wetland expansion). One element of NASA's ABoVE field experiment is observations of lake and wetland extent and surface elevations using NASA's AirSWOT airborne interferometric radar, accompanied by a high-resolution camera. One use of the WSE retrievals will be to constrain model estimates of lake storage dynamics. Here, we compare predictions using the lake dynamics algorithm within the Variable Infiltration Capacity (VIC) land surface scheme. The VIC lake algorithm includes representation of sub-grid topography, where the depth and area of seasonally-flooded areas are modeled as a function of topographic wetness index, basin area, and slope. The topography data used is from a new global digital elevation model, MERIT-DEM. We initially set up VIC at sites with varying permafrost conditions (i.e., no permafrost, discontinuous, continuous) in Saskatoon and Yellowknife, Canada, and Toolik Lake, Alaska. We constrained the uncalibrated model with the WSE at the time of the first ABoVE flight, and quantified the model's ability to predict WSE and ΔWSE during the time of the second flight. Finally, we evaluated the sensitivity of the VIC-lakes model and compared the three permafrost conditions. Our results quantify the sensitivity of surface water to permafrost state across the target sites. Furthermore, our evaluation of the lake modeling framework contributes to the modeling and mapping framework for lake and reservoir storage change evaluation globally as part of the SWOT mission, planned for launch in 2021.

  11. Mobilya Markaları ve Toplumsal Sınıflandırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halime Yücel

    2017-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada Bourdieu’nün toplumsal sınıflandırma kavramına dayanılarak, orta sınıfın farklı katmanlarına evlerinin dekorasyonu konusunda kullanmaları için mobilya markalarınca önerilen stratejiler betimlenmeye, eşyaların nasıl ayırt edici göstergelere dönüştüğünü gösterilmeye çalışılmıştır. Araştırmaiçin göstergebilimsel yöntemle Bellona, İkea, Tepe Home, Roche Bobois markaları incelenmiştir. Bu markaların her birinin ortaya koydukları iç dekorasyon söylemleriyle farklı yaşam biçimlerine yöneldiklerini belirlenmiştir. Üretim alanıyla beğenilerin belirlendiği tüketim alanı arasında belirli bir benzerlik olduğu, farklı markaların farklı toplumsal sınıfların -yeni burjuvazi, egemen sınıfın egemenlik altındaki kesimini, geleneksel ve yeni küçük burjuvazi- değerlerine göre konumlandıkları ortaya konulmuştur. Mobilya markalarının söylemlerinin toplumsal ayrım ve toplumsal kabul stratejisine katıldığı saptanmıştır.

  12. Gluten Unu İlavesinin Hamurun Reolojik Özellikleri ve Ekmeğin Kalitesine Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hazım Özkaya

    2015-02-01

    Full Text Available Farklı özellikteki iki un örneğinden laboratuvarda elde edilen değişik özellikteki gluten unları ile bir nişasta fabrikası yan ürünü olan ticari gluten unu 74 ve 80 randımanlı unlara %1, %3, %5, %7 ve %10 oranlarında katılarak hamurun reolojik özellikleri ve ekmeğin kalitesine etkileri araştırılmıştır. Gluten unu katılan örneklerin farinograftaki su absorbsiyonları yükselmiştir. Gelişme süresi 50 oC de kurutulan gluten unlarından olumlu yönde etkilenmiştir. Stabilite değeri, yoğurma tolerans sayısı, yumuşama derecesi ve valorimetre değeri laboratuvarda elde edilen gluten unlarından olumlu, ticari gluten unundan ise olumsuz yönde etkilenmiştir. Ekstensografta hamurun uzama mukavemeti una gluten unu katıldığı zaman artmıştır. Hamurun uzama kabiliyeti 70 oC de kurutulan gluten unu katılmış örneklerde azalmıştır. Enerji değeri ise 70 oC de kurutulan gluten unu ve %10 ticari gluten unu katkılı örnekler dışında olumlu yönde etkilenmiştir. Ekmek hacmi ve değer sayısı, 50 oC de kurutulan gluten unundan olumlu, 70 oC de kurutulandan ise olumsuz yönde etkilenmiştir. Ticari gluten unu 80 randımanlı unların ekmek hacmi ve değer sayısını arttırmıştır.

  13. Dijital Çağda Arşivci: Sahip Olması Gereken Temel Yetkinlikler ve Roller

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seher İnceoğlu

    2014-12-01

    Full Text Available 21. yüzyıl ile bilgi çağı ya da dijital çağ hayatımıza girmiş, teknolojinin gelişimi ile birlikte arşiv bilimi fiziksel ortamla beraber elektronik ortamda da yürütülmeye başlanmış ve arşiv bilimine yeni bir boyut kazandırmıştır. Arşiv biliminin mevcut ve günümüzdeki durumunun incelenmesi özellikle bu çağın arşivcilik bilimi, arşivci ve arşiv kavramlarına kattığı yeni unsurlar ve alandaki uygulamaların tanımlanması açısından önemli görülmektedir. Bu çerçevede arşivci pozisyonundaki 150 katılımcıya anket uygulanmış ve alınan verilerle arşivcinin değişen görev tanımı ve sorumluluklarının ortaya konması, mesleğin mevcut durumu ve sorunlarının tanımlanması hedeflenmiştir./Information age or digital age has come into our lives with 21st century, archival sceince has begun to be implemented playing physical and electronic media along with development of the technology and it has brought new dimensions. Archival science which examination of the previous and current status especially in this era of archival science seems important to define identificaiton of applications in area and new elements at concept of archive and archivist. In this context, 150 participants who position of archivist have applied survey. It has been targeted revealing of archivist of the changing job descriptions and responsibilities by received with data

  14. UV-C ve Ultrason Önişlemlerinin Çilek Kalitesi Üzetine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hayriye Bozkurt

    2015-02-01

    Full Text Available Çilekte bozunma sonucu meydana gelen fizikokimyasal ve biyolojik reaksiyonlar doku, renk, aroma, tat ve vitamin kaybına neden olmaktadır. Bu nedenle çileklerin raf ömrünü arttırmak için çeşitli ön işlemler uygulanmaktadır. Bu çalışmada; çilek örneklerine uygulanan ultrason (32 kHz’de 20; 50 ve 65 ºC ve UV-C (12.36 W/m2 uygulamalarının, çilek kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Uygulanan işlemlerin mikrobiyal açıdan etkinliğini saptamak için ise toplam mezofil mikroorganizmaların sayımına bakılmıştır. UV-C uygulamasının renk, doku, pH, antosiyanin miktarı gibi kalite özelliklerinin korunması açısından en etkili alternatif yöntem olduğu, ancak bu tekniğin mikrobiyal açıdan yeterli inaktivasyon sağlayamadığı belirlenmiştir. Isı uygulanarak yapılan ultrason işleminin ise mikrobiyal etkinliğe sahip olmasına rağmen renkte bozulma ve dokuda yumuşamaya neden olduğu gözlenmiştir. Isıtma ve ultrasonun birlikte kullanıldığı işlemin özellikle 65 °C’de, mikrobiyal inaktivasyon üzerine ısıl etkisinin yanı sıra ultrasonik etkisinin de olduğu saptanmıştır. Alternatif bir teknolojinin ticari kullanıma adapte edilebilmesi için temel amaç hem yüksek derecede güvenilirliğe sahip olması hem de duyusal ve besin içeriği açısından daha az değişime neden olmasıdır. Alternatif metotların kombinasyonları endüstriyel ölçekte en uygun tekniğin uygulanmasına olanak sağlayabilir.

  15. Internet, Electronic Libraries, and Information Retrieval Internet, Elektronik Kütüphaneler ve Bilgi Erişim

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yaşar Tonta

    1996-09-01

    Full Text Available The number of information systems that are accessible through the Internet is constantly increasing. Information systems on those systems are getting varied and occupy more space, too. Up until a few years ago, only textual information sources were accessible via computer networks, whereas today multimedia information sources containing graphics, sound, pictures, and animation are also accessible over the Internet. Geographic information systems, electronic libraries, film and TV archives can he given as examples of multimedia information sources, We point out that information retrieval should he seen as an integral component of the computer networks, and technological, economic, and legal problems in this field should he solved. We end up with what should he done to improve the library and information services that arc accessible through the Internet in Turkey. Günümüzde Internet aracılığıyla erişilebilen bilgi sistemlerinin sayısı hızla artmaktadır. Bu sistemler üzerindeki bilgi kaynakları da giderek çeşitlenmekte ve daha fazla yer kaplamaktadır. Yakın zamana dek bilgisayar ağları aracılığıyla çoğunlukla metin (text türü bilgilere erişim sağlanabilirken, günümüzde grafik, ses, görüntü, canlandırma ve diğer görsel-işitsel veriler içeren çokluortam (multimedia türü bilgiler de Internet üzerinde hizmete sunulabilmektedir. Coğrafik bilgi sistemleri, elektronik kütüphaneler, film ve TV arşivleri bu tür bilgilere örnek olarak gösterilebilir. Bu makalede Internet aracılığıyla bilgi erişim ve bilgi keşfetmede karşılaşılan sorunlar incelenmekte ve sayıca giderek artan ve çeşitlenen bilgi kaynaklarına erişimi kolaylaştırmak için yapılması gerekenler kısaca özetlenmektedir. Sonuç olarak bilgi erişimin, büyük paralar ve entellektüel çabalar harcanarak kurulan bilgisayar ağlarının bir parçası olarak görülmesi gerektiğine işaret edilerek bu alandaki teknolojik

  16. Tofacitinib Therapy for Rheumatoid Arthritis: A Direct Comparison Study between Biologic-naïve and Experienced Patients.

    Science.gov (United States)

    Mori, Shunsuke; Yoshitama, Tamami; Ueki, Yukitaka

    2018-03-01

    Objective This study was designed to directly compare the outcomes of tofacitinib therapy for methotrexate-refractory rheumatoid arthritis (RA) between biologic-naïve patients and patients who had experienced an inadequate response to biological agents. Methods We prospectively enrolled and followed 113 patients who had a high or moderate clinical disease activity index (CDAI) (36 biologic-naïve patients and 77 biologic-experienced patients). Patients received 5 mg of tofacitinib twice daily. Effectiveness and adverse events were examined at month 6 of treatment. Results At month 6, 65 patients (57.5%) reached CDAI50, which is defined as achieving ≥50% improvement. The number of previous biological agents was twice as high in CDAI50 non-responders as in responders (2.2 versus 1.1, pbiological agents [odds ratio (OR) 4.48, p=0.002] and the concurrent use of prednisolone (OR 2.40, p=0.047) were associated with a failure to achieve a CDAI 50 response. Biologic-naïve patients were more likely to achieve CDAI50 than biologic-experienced patients (80.6% versus 46.8%, p=0.001). Mean CDAI values were higher in biologic-experienced patients (11.4 versus 4.8, p=0.001), and remission rates were higher in biologic-naïve patients (41.7% versus 11.7%, p=0.001). Biologic-naïve patients more rapidly achieved remission. Rates of discontinuation resulting from adverse events were similar in both groups. Conclusion Although tofacitinib can provide an effective treatment option for intractable RA patients, its impact on outcomes is lower in patients with previous biologic failure.

  17. Hapten-specific naïve B cells are biomarkers of vaccine efficacy against drugs of abuse.

    Science.gov (United States)

    Taylor, J J; Laudenbach, M; Tucker, A M; Jenkins, M K; Pravetoni, M

    2014-03-01

    Vaccination against drugs of abuse shows efficacy in animal models, yet few subjects achieve effective serum antibody titers in clinical studies. A barrier to translation is the lack of pre-vaccination screening assays that predict the most effective conjugate vaccines or subjects amenable to vaccination. To address this obstacle, we developed a fluorescent antigen-based enrichment method paired with flow cytometry to characterize hapten-specific B cells. Using this approach, we studied naïve and activated B cells specific for structurally-related model haptens based on derivatization of the morphinan structure at the C6 position on oxycodone or at the C8 position on hydrocodone, and showing different pre-clinical efficacy against the prescription opioid oxycodone. Prior to vaccination, naïve B cells exhibited relatively higher affinity for the more effective C6-derivatized oxycodone-based hapten (6OXY) and the 6OXY-specific naïve B cell population contained a higher number of B cells with greater affinity for free oxycodone. Higher affinity of naïve B cells for hapten or oxycodone reflected greater efficacy of vaccination in blocking oxycodone distribution to brain in mice. Shortly after immunization, activated hapten-specific B cells were detected prior to oxycodone-specific serum antibodies and provided earlier evidence of vaccine failure or success. Analysis of hapten-specific naïve and activated B cells may aid rational vaccine design and provide screening tools to predict vaccine clinical efficacy against drugs of abuse or other small molecules. Copyright © 2014 Elsevier B.V. All rights reserved.

  18. Aberrant development of functional connectivity among resting state-related functional networks in medication-naïve ADHD children.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Jeewook Choi

    Full Text Available OBJECTIVE: The aim of this study was to investigate the compromised developmental trajectory of the functional connectivity among resting-state-related functional networks (RSFNs in medication-naïve children with attention-deficit/hyperactivity disorder (ADHD. SUBJECTS AND METHODS: Using both independent component analysis and dual regression, subject-specific time courses of 12 RSFNs were extracted from both 20 medication-naïve children with ADHD, and 20 age and gender-matched control children showing typical development (TDC. Both partial correlation coefficients among the 12 RSFNs and a resting-state resource allocation index (rsRAI of the salience network (SN were entered into multiple linear regression analysis to investigate the compromised, age-related change in medication-naïve ADHD children. Finally, correlation analyses were performed between the compromised RSFN connections showing significant group-by-age interaction and rsRAI of SN or clinical variables. RESULTS: Medication-naïve ADHD subjects failed to show age-related increment of functional connectivity in both rsRAI of SN and two RSFN connections, SN-Sensory/motor and posterior default mode/precuneus network (pDMN/prec--anterior DMN. Lower SN-Sensory/motor connectivity was related with higher scores on the ADHD Rating Scale, and with poor scores on the continuous performance test. The pDMN/prec-aDMN connectivity was positively related with rsRAI of SN. CONCLUSIONS: Our results suggest that medication-naïve ADHD subjects may have delayed maturation of the two functional connections, SN-Sensory/Motor and aDMN-pDMN/prec. Interventions that enhance the functional connectivity of these two connections may merit attention as potential therapeutic or preventive options in both ADHD and TDC.

  19. Aspergillus fumigatus spore proteomics and genetics reveal that VeA represses DefA-mediated DNA damage response.

    Science.gov (United States)

    Shin, Kwang-Soo; Park, Hee-Soo; Kim, Young; Heo, In-Beom; Kim, Young Hwan; Yu, Jae-Hyuk

    2016-10-04

    Aspergillus fumigatus reproduces and infects host by forming a high number of small asexual spores (conidia). The velvet proteins are global transcriptional regulators governing the complex process of conidiogenesis in this fungus. Here, to further understand the velvet-mediated regulation, we carried out comparative proteomic analyses of conidia of wild type (WT) and three velvet mutants (ΔveA, ΔvelB and ΔvosA). Cluster analysis of 184 protein spots showing at least 1.5-fold differential accumulation between WT and mutants reveal the clustering of WT- ΔveA and ΔvelB-ΔvosA. Among 43 proteins identified by Nano-LC-ESI-MS/MS, 23 including several heat shock proteins showed more than two-fold reduction in both the ∆velB and ∆vosA conidia. On the contrary, three proteins exhibited more than five-fold increase in ∆veA only, including the putative RNA polymerase II degradation factor DefA. The deletion of defA resulted in a reduced number of conidia and restricted colony growth. In addition, the defA deletion mutant conidia showed hypersensitivity against the DNA damaging agents NQO and MMS, while the ΔveA mutant conidia were more resistant against to NQO. Taken together, we propose that VeA controls protein level of DefA in conidia, which are dormant and equipped with multiple layers of protection against environmental cues. Copyright © 2016 Elsevier B.V. All rights reserved.

  20. Kadının ve Kaderin “Tırpan”ı Swath Of Woman And Fate

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Salim DURUKOĞLU

    2013-07-01

    Full Text Available The novel Tırpan (Swath would be the most prominent outcome of a historical and literary brainstorming about the World Women’s Day in particular and the unfortunate faith of women in general. The novel Tırpan, which first merges and then separates the concepts of woman and faith, is one or probably the only work with a thesis that comes to the mind first in that it was written with the naïve belief that the faith will show up not before but after it is lived and generally all people particularly the women can write their faith; it questions the faith or the unfortunate faith of people, especially the that of women within the boundaries of the genre of novel, expanding to cover class clashes, the breaths of Marxist ideologies, and feminist viewpoints. Inherited from an image of old tool in our mind, accompanied with the motive of Azrael claiming lives with the swath in its hands, swath gains a function beyond that of an agricultural tool in this novel. Swath changes hand from Azrael to women and the woman punishes the man who disrespects her field of existence and freedom, thus reclaims and rewrites her faith with her own hands using the swath. Swath would preserve its function as a goal and an instrument in the writer’s hand, however, in terms of its consequences it will transform into a symbol of woman’s revolution as the hammer and sickle of the Bolshevist revolution. The author, who wants to create a resisting, active and activist women spirit and mentality instead of an understanding which takes it as an escape to commit suicide by hanging themselves when they are forced to get married as a passive reaction, tries to impose the fatalist Turkish society and Turkish women with the idea that they can reclaim their faiths and direct their own lives, offering and inspiring a shift of awareness through this novel. Özelde Dünya Kadınlar Günü ve genelde kadının makus talihi ve tarihi ekseninde ve edebiyat düzleminde yapaca

  1. Silindir ve Kürelerin Suya Girişlerinde Esnekliğin ve Katı Yüzey Özelliklerinin Dövünme Yüklerine Etkisinin Deneysel Olarak İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih Cüneyt KORKMAZ

    2017-09-01

    Full Text Available Bu çalışmada gemilerdeki dövünme yükleri, dövünme esnasında gerçekleşen enerji transferi gözönünde bulundurularak, deneysel olarak incelenmiştir. Suya giren cisimlerin serbest su yüzeyinde oluşturduğu deformasyonlar incelenmiş ve çarpma kuvvetleri gerinim ölçerler vasıtasıyla farklı giriş hızlarında ölçülmüştür. Deneyler, suya giriş esnasında yüzeylerinin serbest su yüzeyi ile yaptığı giriş açısının her bir derinlik aşamasında farklılık gösterdiği silindir ve küre ile gerçekleştirilmiştir. Serbest düşme deneyleri, araştırılan geometrinin belirli yükseklikten suya girişi sağlanarak üzerine gelen çarpma kuvvetlerini ölçmek ve deforme olan suya transfer edilen enerjinin bu kuvvetlerle olan ilişkisini incelemek üzere kurgulanmıştır. Boyutsuz bir değer olan dövünme katsayısının (Cs deneyler neticesinde elde edilen değerleri, analitik ve nümerik yöntemlerle elde edilen değerlerle karşılaştırılmıştır. Yüzeyi tırtıklı bir silindirin suya giriş esnasında su yüzeyini farklı bir şekilde deforme ettiği ve bu farklılığın dövünme kuvvetini de etkilediği gözlemlenmiştir. Aynı zamanda farklı elastisite modülüne sahip malzemelerle üretilen silindirler kullanılarak elastisitenin dövünme üzerine etkisi araştırılmış ve elastisitenin dövünme kuvvetlerinin etkisini azalttığı gösterilmiştir.

  2. S-24: Hamstring Tendon Otogrefti ile Ön Çapraz Bağ Rekonstrüksiyonu Sonrasında Modifiye ve Hızlandırılmış Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Programının Propriosepsiyon Denge ve Koordinasyon Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İbrahim Babayiğit

    2017-03-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı; izole ön çapraz bağ (ÖÇB veya ön çapraz bağ ile birlikte menisküs yaralanması geçiren kişilerin, hamstring tendon otogrefti ile ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu sonrasında modifiye ve hızlandırılmış fizyoterapi ve rehabilitasyon programının propriosepsiyon, dinamik denge üzerine etkilerini araştırmaktır. Çalışma artroskopik Hamstring Tendon Otogrefti ile Ön Çapraz Bağ Rekonstrüksiyonu Cerrahisi Geçiren 20 kişi (n=20 K/E: 2/18 ile gerçekleştirilmiştir. Tüm olguların operasyon öncesinde (preop diz propriosepsiyon değerleri gözler açık ve kapalı olarak 15, 30, 45 ve 60 derecede Dijital Gonyometre ile ölçüldü. Operasyon sonrası (postop tüm olgular modifiye, hızlandırılmış fizyoterapi ve rehabilitasyon programına alındı. Operasyon sonrası 3., 6., 12. hafta ve 6. Ay’da propriosepsiyon ölçümleri tekrar edildi.Dinamik denge ölçümleri 3., 6., 12. hafta ve 6. Ay’da horizontal, sağ oblik, sol oblik ve tek ayak denge ölçümleri olarak yapıldı. Fonksiyonel seviyelerini değerlendirmek için Lysholm skoru ve ağrıyı değerlendirmek için VAS (Visual Ağrı Skoru, olguların fonksiyonel performansları durumlarını değerlendirmek için tek ayak atlama, çift ayak atlama ve çapraz atlama testleri uygulandı. Çalışmamızda olguların gözler açık ve kapalı durumda propriosepsiyon (15°, 30°, 45° ve 60° ölçüm sonuçları postoperatif dönemde preoperatif döneme göre 12. Hafta ve 6. Ayda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düzelme göstermiştir (p<0.05. Olgularda 3. haftadan sonra dinamik denge testlerinde önemli gelişme saptanmışır, bu artış istatistiksel olarak da anlamlıdır (p<0.05. 6 Ayda yapılan fonksiyonel performans testlerini etkileyen bağımsız değişkenler çoklu regresyon analizinde araştırılmış, 60° ölçülen propriosepsiyon sonuçları ve sol tarafın tek adım atlama test skoru, sağ tarafta tek ad

  3. Akdes Nimet Kurat, Tarihçilik ve Tarih Öğretimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Vurgun

    2012-10-01

    Full Text Available Özet: Türkiye’de tarih ilmi ve tarihçiliğin gelişmesine Rusya Türkleri büyük katkı sağlamışlardır ki bu isimlerden biri de Akdes Nimet Kurat’tır. 1903 yılında Tataristan’da doğan Kurat, 1922’de Türkiye’ye gelerek, Fuad Köprülü’nün yanında tarihle ilgili ilk çalışmalarına başlamıştır. Araştırmalarda bulunmak üzere pek çok kez yurtdışına çıkmış, gittiği ülkelerdeki dili öğrendiği gibi oralarda Türk tarihi ile ilgili olan kaynakları da incelemiştir. Türk lehçelerinin yanı sıra 9 dil bilen Kurat, 23 kitap ve 79 bilimsel makale olmak üzere pek çok eser kaleme almıştır. Türk tarihine bir bütün olarak bakan Kurat, çalışmalarını da bu doğrultuda sürdürmüştür. Ayrıca doğup büyüdüğü ortamın etkisi de Kurat’ın tarihçiliğini şekillendirmiştir. Kurat, tarih araştırmalarında kaynaklar üzerinde önemle durmuş, çalışmaların kaynak ve orijinal vesikalardan yararlanılarak ilmi metotlar çerçevesinde yapılması gerektiğini belirtmiştir. Ezberci tarih öğretimine karşı çıkan Kurat, akademik tarih öğretiminin nasıl olması gerektiğinden de bahsetmiştir. Sadece çalışmaları ile değil aynı zamanda “hoca” kimliği ile de dikkati çeken Kurat, Türk tarihçiliğine bugün de hizmet eden pek çok akademisyenin yetişmesine katkı sağlamıştır. Bu çalışmada Akdes Nimet Kurat’ın hayatı, akademik faaliyetleri, Türk tarihi, tarihçilik ve tarih öğretimi ile ilgili görüşleri, tarih anlayışı hakkında bilgi verilerek bazı değerlendirme ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Akdes Nimet Kurat, Tarihçilik, Tarih Öğretimi, Türk Tarihi, Tarih Anlayışı Abstract: Russian Turks contributed a lot to development of history and historiography in Turkey. Akdes Nimet Kurat is one of those Russian Turks. Kurat, who was born in Tartary in 1903, came to Turkey in 1922 and began his initial studies in history under

  4. Ret ve İnkârın Kıskacındaki Nihilist Karakterler: Bazarov ve Suat The Nihilist Characters surrounded by Denial and Denegation: Bazarov and Suat

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa AYDEMİR

    2013-09-01

    Full Text Available Nihilism which means the loss of the importance of values supports the idea that the man should use the innate instincts which he has. Only through this way will man be able to return to his origin getting rid of the ethical values and authorities of the society. Nihilism, expressing the way of thought in which the emotions of meaninglessness, emptiness and nonbeing is a life-style which accompanies a spiritual condition which appears when the values and ideals people depend on don’t perform their duties.Nihilism which first was used in Germany the first time was pointed out in the middle of the 19th century in Russia, is a philosophical approach which became widespread with Schopenhauer and finally became systemized with Nietzsche. When the faith of the authors who were influenced by Positivism was scattered they found themselves in Nihilism which they saw as a shelter. Turgenyev in Russian Literature and Tanpınar in Turkish literature utilizes such characters in their novels.In this study, the experiences of individuals who suffer similar problems with the society have been emphasized. Bazarov and Suat who differ in personality, view of world and behaviors are hostile to both themselves and others with the influence of Nihilism. They make the novel a nightmare with their atheistical and rebellious feature. They prefer the matter instead of spirit, absence instead of existence. First the description of Nihilism, its features and its origin has been mentioned then some information about Babalar ve Oğullar by Turgenyev and the novel Huzur by Tanpınar and their eras have been given. The Nihilist features of Bazarov and Suat in these novels have been gathered under specific titles, similar and differences have been pointed out. In the conclusion part, general overview of the study has been made. Değerlerin önemini kaybetmesi anlamına gelen Nihilizm, insanın doğuştan getirdiği içgüdülerini kullanması gerektiğini savunur.

  5. Gıdalarda Bulunan L-Triptofan, Serotonin, Melatonin Profilleri ve Sağlık Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seda Kurtulmuş

    2015-11-01

    Full Text Available Günümüzde bilim ve teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak beslenme alışkanlıklarımız değişmiştir. Beslenme şekli ve kalitesi insan sağlığı için önemlidir. Özellikle bazı gıda bileşenleri, merkezi sinir sistemi üzerine depresyon, anksiyete, uyku, iştah gibi çeşitli etkilere sahiptir. Gıda bileşenleri merkezi sinir sistemine; fenilalanin, lösin, izolösin, valin ve tirosin gibi nötral amino asitler aracılığıyla taşınmaktadır. Amino asitler insan beslenmesinde önemli bir yere sahiptirler. Vücutta sentezlenemeyen ve dışarıdan alınması gereken esansiyel amino asitlerden L-triptofan (L-Trp, metabolizmada birçok işlevinden dolayı insan beslenmesinde elzemdir. Son yıllarda bilim dünyası, L-Trp’ın insan vücudundaki serotonin ve melatonin hormonlarının salgılanmasında öncü olması gibi çeşitli fonksiyonları üzerine yoğunlaşmıştır. Serotonin ve melatonin hormonları insan vücudunda; psikoloji, uyku, vücut sıcaklığı, kan basıncı dengesi, antioksidan etkisi, kanser inhibitörü, cinsellik, otizm ve sirkadiyen ritim gibi faaliyetlerden sorumlu olup; süt, kefir, yoğurt, portakal, çilek, üzüm, zeytinyağı, ceviz, erik, fındık, nar, kahve, kivi ve muz gibi çeşitli gıdalarda bulunmaktadır. Bu makalede triptofan, serotonin ve melatoninin biyosentezi ve metabolizması, çeşitli gıdalardaki profilleri ve bunların fizyolojik ve biyolojik açıdan insan sağlığı üzerine etkileri hakkında son yıllarda yapılan çalışmalar derlenmiştir.

  6. Senkron Prostat Kanseri ve Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri: Olgu Sunumu

    OpenAIRE

    Soykut, Ela Delikgöz; Mısırlıoğlu, Hasan Cem; Güney, Yıldız Yükselen

    2012-01-01

    Son zamanlarda yaşam beklentisinin uzaması ve kanser tedavisindeki ilerlemelere bağlı erken tanı olanakları sayesinde birden fazla senkron veya metakron malignite tespiti giderek artmaktadır. Eş zamanlı olarak iki ayrı primer malignite saptandığında tedavi önceliği tümörlerin ciddiyetine göre belirlenmektedir. Primer prostat ve akciğer kanserinin birlikte görülmesi nadirdir. Burada senkron prostat ve akciğer kanser tanılı olgu sunuldu.

  7. Dondurma İşleminde Bazı Ön Uygulamaların Çilek ve Mandalinanin Kalite Özelliklerine Etkilerinin İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Taner Baysal

    2015-02-01

    Full Text Available Dondurma prosesinde; yenilebilir filmle (pullulan kaplama, şeker şurubuna (%40’ lık daldırma ve kalsiyum klorür (CaCl2 çözeltisine daldırma ön işlemlerinin ürün kalitesine etkilerinin incelendiği bu çalışmada çilek ve mandalina örnekleri ayıklandıktan ve yıkandıktan sonra beş gruba ayrılmıştır. Bu gruplar; kontrol grubu (hiçbir işlem uygulanmamış, şeker şurubu, şurup+CaCl2, pullulan ve pullulan+CaCl2 gruplarıdır. Meyve grupları işlemler sonrasında -18 ˚C’de dondurulmuş ve ardından soğuk hava deposunda (-24 ˚C, 15 gün süreyle depolanmıştır. Depolama süresince 0. ve 15. günlerde, örneklerde; ağırlık ve sızıntı kaybı, titre edilebilir asitlik, pH, suda çözünür kuru madde, sertlik ölçümü analizleri gerçekleştirilmiş ayrıca renk ve duyusal özellikler incelenmiştir. Bu analizler sonucunda; ağırlık kaybı, sızıntı kaybı, pH ve suda çözünür kuru madde değerlerinin şurup+CaCl2 ve pullulan+CaCl2 uygulamalarında daha iyi korunduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak meyvelere uygulanan, şeker şurubuna daldırma ve yenilebilir film kaplamaların tek başına uygulanmasına kıyasla bunlara ek olarak CaCl2 eklenmesinin daha iyi sonuçlar verdiği ve bu ön işlemlerin tüketime hazır meyve kalitesi üzerinde olumlu etki sağladığı gözlenmiştir.

  8. Sistemas de controle distribuídos: desenvolvimento de uma aplicação para veículos submarinos não tripulados.

    OpenAIRE

    Marco Antonio Grotkowsky

    2012-01-01

    Neste trabalho, estuda-se o sistema de controle distribuído de um veículo submarino não tripulado, assumindo-se um sistema com recursos computacionais limitados. A princípio, são discutidos as fontes e os efeitos dos atrasos de tempo introduzidos pela escassez de recursos. Após o detalhamento da modelagem do veículo LAURS, compara-se o desempenho de alguns compensadores de atraso encontrados na literatura. Para isso, um simulador do sistema de controle do veículo LAURS é desenvolvido com o au...

  9. TV REKLAMLARINDAN KAÇINMA: DAVRANIŞSAL VE MEKANİK KAÇINMAYA ETKİ EDEN FAKTÖRLER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayşen AKYÜZ

    2012-11-01

    Full Text Available TV ADVERTISING AVOIDANCE: THE FACTORS INFLUINCING BEHAVIOURAL AND MECHANISTIC AVOIDANCEAbstract: TV advertising avoidance, presents a main issue for advertisers and marketers. Creation of TV ads involves great effort, imaginative strategy formulation and high expenditures. The expectations of the companies and advertisers from the medium are intrinsically high. The current study examines the influence of both the general attitude towards advertising and the belief factors (product information, good for economy, hedonic/pleasure and materialism on behavioral (e.g .making phone calls and mechanical avoidance (e.g. zapping by conducting surveys with the university students. Structural Equation Model is employed to investigate the relationship between the dependent and independent variables. It is believed that, the findings would make a significant contribution towards a development of the theory and create bases for a further research on this topic. Keywords: Ad Avoidance, Behavioral Avoidance, Mechanical Avoidance, Beliefs, Attitude Toward Advertising.  TV REKLAMLARINDAN KAÇINMA: DAVRANIŞSAL VE MEKANİK KAÇINMAYA ETKİ EDEN FAKTÖRLER Özet: Reklamdan kaçınma davranışı, reklamcılar ve pazarlamacılar için oldukça önemli bir gündem oluşturmaktadır. Televizyon reklamlarının yaratılması yoğun çaba, yaratıcı strateji ve yüksek harcamaları kapsar. Firmaların ve reklamcıların bu iletişim aracından beklentileri ise doğal olarak yüksek olacaktır. Bu çalışma, hem inanç faktörlerinin (bilgilendirme, ekonomik fayda, zevk/hoşnutluk, materyalizm; hem de reklama yönelik genel tutumun, davranışsal ve mekanik kaçınma üzerindeki etkilerini üniversite öğrencileri ile yapılan bir anket çalışması ile incelemektedir. Bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Bulguların hem konuyla ilgili gelecekte yapılacak araştırmalarda hem de

  10. Geleneksel ve Elektronik Eser Sahiplerinin Telif Hakları, Dijital Haklar Yönetimi: Uluslararası Düzenlemeler ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Çerçevesinde Bir Değerlendirme = Copyright of Traditional and Electronic Works’ Owners, Digital Rights Management: An Evaluation within the Framework of International Regulations and Law on Intellectual and Artistic Works

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Metin Turan

    2016-06-01

    Full Text Available Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile fikri haklar alanında da değişiklikler kaçınılmaz olmuştur. Teknolojik imkânların gelişimi ve dijitalleşme ile dijital eserlerin üretimiyle birlikte telif haklarında sorunlar ortaya çıkmaktadır. Çalışmada, genel olarak, telif haklarının dijital eserlere ve dijital haklar yönetimine yönelik incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın kapsamını dijital haklar yönetimi çerçevesinde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu oluşturmaktadır. Bu kapsamda ilgili Yargıtay kararlarının konuları bazında analizi de hedeflenmektedir. Ayrıca, küresel alanda dijital haklar yönetimi alanında önemli hukuksal düzenlemeler olan WIPO (World Intellectual Property Organization Telif Hakları Sözleşmesi ve WIPO İcralar ve Fonogramlar Sözleşmesi çerçevesinde de değerlendirmeler içerik analizi yöntemi ile yapılmaktadır. Çalışma sonunda, bir yandan, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda dijital haklar yönetimine ilişkin hükümler bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Diğer yandan, bu kanunda dijital eserlerin telif hakları ve dijital haklar yönetimine dair eksiklikler bulunmakta ve bu eksiklikler mali haklar alanında yoğunlaşmaktadır. / With the development of information and communication technologies, changes are inevitable in the field of intellectual property rights. With the progress of the technological opportunities and digitization, issues in copyright emerge along with production of digital works. In the study, generally, it is aimed at examination of digital works and digital rights management within the context of copyright. The Law No. 5846, Law On Intellectual And Artistic Works within the framework of digital rights management constitutes the scope of the study. In this context, it is aimed also at the analysis of the relevant Supreme Court decisions on the basis of their subjects. In addition, it is evaluated within the scope of WIPO

  11. Suudi Mentha longifolio ve Lavandula dentata türlerinin Callosobruchus maculatus (F.) (Coleoptera: Bruchidae)'a karşi fümigant toksisite ve antiasetilkolinesteraz etkinliği

    OpenAIRE

    ALSARAR, Ali S.; HUSSEIN, Hamdy I.; ABOBAKR, Yasser; BAYOUMI, Alaa E.; ALOTAIBI, Mubarak T.

    2015-01-01

    Mentha longifolia (L.) ve Lavandula dentata (L.) (Lamiaceae) Suudi Arabistan’da bulunan iki yabani akraba tıbbi bitkidir. Bu çalışma, bu bitkilerin kimyasal bileşimini araştırmak ve depolanan bakliyatın önemli bir zararlısı olan börülce tohum böceği [Callosobruchus maculatus (F) (Coleoptera: Bruchidae)] erginine (3-5-gün yaşında) karşı esansiyel yağların fümigant toksisitesini değerlendirmek için yapılmıştır. M. longifolia yağı içinde ana bileşikler, pulegon (% 74,95), 1,8-cineole (% 7.35), l...

  12. Analyse optique de la matière organique du Quaternaire : sondage CNR VE-1, Venise Optical Analysis of Quaternary Organic Matter: Cnr Ve-1 Borehole, Venice

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Passega R.

    2006-11-01

    Full Text Available Un carottage de 950 m, presque continu, du Quaternaire du sondage CNR VE-1, Venise, a été discuté dans plusieurs articles. L'environnement de sédimentation varie de celui marin, néritique inférieur, de turbidites à celui de sédiments de rivières et de marais. Les caractéristiques et la concentration de la matière organique dans les argiles du Quaternaire ont été déterminées par analyses géochimiques et discutées dans un article précédent. Dans l'étude présente, cette même matière organique est analysée par une méthode optique. Les résultats des deux méthodes, comparés, sont en accord. La matière organique d'origine terrestre est formée principalement de débris ligneux et charbonneux. Exceptionnellement, dans certains sédiments de marais d'eau douce ou saumâtre cette matière organique est amorphe. En milieu fluvio-palustre, la concentration de la matière organique dans les argiles est très variable. Elle atteint son maximum dans les tourbes. Cette matière organique terrestre est distribuée sous faibles concentrations en milieu marin par les courants de fond qui comprennent des courants de turbidité. La matière organique marine, formée par le phytoplancton, est amorphe. Elle atteint des concentrations assez élevées et pourrait probablement, si elle était mature, être une source de pétrole. Cette matière organique marine est concentrée dans des argiles déposées en milieu néritique inférieur anoxique, caractérisé par l'absence de turbulence de l'eau de fond. C'est cette absence de turbulence, plutôt que le manque d'oxygène qui est le facteur déterminant de la concentration de la matière organique marine. L'étude de la sédimentation de la matière organique peut contribuer à l'évaluation de roches mères de pétrole. A 950 m-long almost-continuons Quaternary coring from well VE-1, Venice, has been discussed in several articles. The sedimentation environments range from a marine lower

  13. Effectiveness of adalimumab for the treatment of ulcerative colitis in clinical practice: comparison between anti-tumour necrosis factor-naïve and non-naïve patients.

    Science.gov (United States)

    Iborra, Marisa; Pérez-Gisbert, Javier; Bosca-Watts, Marta Maia; López-García, Alicia; García-Sánchez, Valle; López-Sanromán, Antonio; Hinojosa, Esther; Márquez, Lucía; García-López, Santiago; Chaparro, María; Aceituno, Montserrat; Calafat, Margalida; Guardiola, Jordi; Belloc, Blanca; Ber, Yolanda; Bujanda, Luis; Beltrán, Belén; Rodríguez-Gutiérrez, Cristina; Barrio, Jesús; Cabriada, José Luis; Rivero, Montserrat; Camargo, Raquel; van Domselaar, Manuel; Villoria, Albert; Schuterman, Hugo Salata; Hervás, David; Nos, Pilar

    2017-07-01

    Ulcerative colitis (UC) treatment is focused to achieve mucosal healing, avoiding disease progression. The study aimed to evaluate the real-world effectiveness of adalimumab (ADA) in UC and to identify predictors of remission to ADA. This cohort study used data from the ENEIDA registry. Clinical response, clinical remission, endoscopic remission, adverse events (AE), colectomy, and hospitalisations were evaluated; baseline characteristics and biological parameters were compared to determine predictors of response. We included 263 patients (87 naïve and 176 previously exposed to anti-tumour necrosis factor alpha, TNF). After 12 weeks, clinical response, clinical remission, and endoscopic remission rates were 51, 26, and 14 %, respectively. The naïve group demonstrated better response to treatment than the anti-TNF-exposed group at short-term. Clinical and endoscopic remission within 1 year of treatment was better in the naïve group (65 vs. 49 and 50 vs. 35 %, respectively). The rates of AE, dose-escalation, hospitalisations, and colectomy during the first year were higher in anti-TNF-exposed patients (40, 43, and 27 % vs. 26, 21, and 11 %, respectively). Patients with primary failure and intolerance to the first anti-TNF and severe disease were associated with worse clinical response. Primary non-response to prior anti-TNF treatment and severe disease were predictive of poorer clinical remission. Low levels of C-reactive protein (CRP) and faecal calprotectin (FC) at baseline were predictors of clinical remission. In clinical practice, ADA was effective in UC, especially in anti-TNF naïve patients. FC and CRP could be predictors of treatment effectiveness.

  14. Tutum, Değer Ve Özyeterlik Değişkenlerinin TIMSS-1999 ve TIMSS-2007 Sınavlarında Öğrencilerin Matematik Başarılarını Yordama Düzeyleri

    OpenAIRE

    DOĞAN, Nuri; BARIŞ, Fulya

    2010-01-01

    Bu araştırmada TIMSS–1999 ve TIMSS–2007 uygulamalarına giren Türk öğrencilerin bazı duyuşsalözelliklerinin matematik puanlarını yordama düzeyi incelenmiştir. TIMSS anketlerinde bulunan ve duyuşsalboyutları ölçen; tutum, değer ve öz-yeterlik puanları bağımsız değişken ve öğrencilerin matematik başarıpuanları bağımlı değişken olarak ele alınmıştır. Verilerin analizinde standart çoklu regresyon tekniğindenyararlanılmıştır. Analizler sonucunda, TIMSS-1999 ve TIMSS-2007 sınavlarında öğrencilerin m...

  15. Süleyman Demirel Üniversitesi Öğretim Elemanları ve Öğrencilerinin Yerleşke İçindeki Rekreasyonel Talep ve Eğilimleri

    OpenAIRE

    GÜL, Atilla; KELEŞ, Emine; UZUN, Ömer Faruk

    2016-01-01

    Günümüzde üniversite yerleşkeleri, eğitim-öğretim vebilimsel çalışmalarının yürütülmesi yanı sıra rekreasyonel, sosyal, ekolojik veekonomik açısından çok yönlü işlevleri ile önemli yaşam mekanlarıdır. Buçalışmada, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDU) öğretim elemanları veöğrencilerinin Yerleşke içinde rekreasyonel eğilimleri ve taleplerininbelirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada SDU 15 Fakültede görev yapan 150akademisyen ve toplam 375 öğrenciye tesadüfi olarak anket yöntemi ile verilerelde edil...

  16. Návrh tvorby rezervy na restrukturalizaci ve společnosti Tesco Stores ČR, a.s.

    OpenAIRE

    Vašulínová, Kateřina

    2010-01-01

    Bakalářská práce se zabývá analýzou rozdílů ve vykazování rezerv dle české účetní legislativy a dle Mezinárodních standardů finančního výkaznictví. Zaměřena je na tvorbu rezervy na restrukturalizaci ve společnosti Tesco Stores ČR, a.s. The bachelor’s thesis analyses the issues differences in the provisions recognition under the Czech Accounting Standards and under International Financial Reporting Standards. The thesis is oriented on restructuring provision recording in company Tesco Store...

  17. Sesli Okuma ve Konuşma Prozodisi: İlişkisel Bir Çalışma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hasan Keskin

    2013-02-01

    Full Text Available Bu araştırma,  ilköğretim dördüncü sınıf öğrencilerinin sesli okuma ve konuşma prozodileri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilişkisel tarama modelinde yapılmıştır. Araştırmaya,  Konya ve Afyonkarahisar’da ilköğretim dördüncü sınıfa devam eden 50 öğrenci katılmıştır.  Öğrencilerin sesli okumaları ve konuşmaları video ile kayıt altına alınmış, daha sonra bu kayıtlar üzerinde ölçekler aracılığıyla puanlamalar yapılmıştır. Sesli okuma ve konuşma prozodisi arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik, Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Tekniği kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, öğrencilerin sesli okuma ve konuşma prozodileri arasında, pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki çıkmıştır. Öğrencilerin sesli okumaları ve konuşma prozodi puanları cinsiyet açısından ayrı ayrı incelenmiş; kız ve erkek öğrencilerin ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık çıkmamıştır. Ayrıca, öğrencilerin sesli okuma ve konuşmalarındaki prozodik düzeyi belirlemeye yönelik ölçümler yapılmıştır. Bu ölçüm sonuçlarına göre, araştırmaya katılan öğrencilerin %52’sinin sesli okuma prozodilerinin,  %48’inin ise konuşma prozodilerinin düşük düzeyde olduğu görülmüştür.

  18. E-Book Technology and Its Use E-Kitap Teknolojisi ve Kullanımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih Rukancı

    2003-06-01

    Full Text Available The book industry that showed extraordinary development with the invention of printing machine by Johann Gutenberg during the 1450's is constantly changing along with new telecommunication and information technologies. The most recent evolution in the book and publishing industry is electronic books. E-book technology supported by hardware, software and standart protocols and some of its advantage and disadvantages had produced e-book readers that became unseparable part of our academic and daily life. E-books, in recent years, has became more widespread in the areas of publishing, education and information services and are reaching larger user groups. It is expected that this new technology will change our way of information acquisition and dissemination. This seems unavoidable despite the views of those who argue that e-books cannot be an alternative to printed books. Widespread of e-books will be added a new dimension to technical and user services in information centers. 1450'li yıllarda Johann Gutenberg'in matbca makinesini icat etmesiyle oldukça büyük bir gelişim gösteren kitap endüstrisi, iletişim ve bilgi teknolojilerine paralel olarak sürekli bir değişim içindedir. Bu değişimin son halkasını kitap endüstrisinde ve yayıncılık sektöründe devrimsel bir nitelik taşıyan elektronik kitaplar oluşturmaktadır. Yazılım, donanım, standart ve protokol bileşenlerinden oluşan e-kitap teknolojisi, bir takım avantaj ve dezavantajlarıyla beraber birçok yeni ekitap okuma cihazının akademik ve gündelik yaşantımıza girmesine neden olmuştur. E-kitaplar, günümüzde yayıncılık, eğitim ve bilgi hizmetleri alanlarında gelişme göstermekte, gün geçtikçe artan sayılarıyla daha geniş kullanıcı kitlelerine hitap etmektedir. Basılı kitaplara alternatif olabileceği tartışılmakta olan bu teknolojinin zamanla bilgi edinme ve bilgiyi yayma yöntemlerimizi değiştirmesi kaçınılmazdır. E-kitapların yayg

  19. Galatasaray’ın ve Fatih Terim’in Kütüphanecilere Söyledikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erol Yılmaz

    2000-06-01

    Full Text Available Bu yazıda ülkemizi Avrupa’da başarıyla temsil etmiş olan Galatasaray futbol takımının takım yönetimi anlayışı ve buna bağlı olarak gösterdiği performans bağlamında kütüphanecilik alanına kısa bir göz atılmış ve kimi küçük karşılaştırmalar yapılmıştır.

  20. Galatasaray'ın ve Fatih Terim'in Kütüphanecilere Söyledikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erol Yılmaz

    2000-06-01

    Full Text Available Bu yazıda ülkemizi Avrupa'da başarıyla temsil etmiş olan Galatasaray futbol takımının takım yönetimi anlayışı ve buna bağlı olarak gösterdiği performans bağlamında kütüphanecilik alanına kısa bir göz atılmış ve kimi küçük karşılaştırmalar yapılmıştır.

  1. Symmetry is in the eye of the beeholder: innate preference for bilateral symmetry in flower-naïve bumblebees.

    Science.gov (United States)

    Rodríguez, Ivana; Gumbert, Andreas; Hempel de Ibarra, Natalie; Kunze, Jan; Giurfa, Martin

    2004-08-01

    Bilateral symmetry has been considered as an indicator of phenotypic and genotypic quality supporting innate preferences for highly symmetric partners. Insect pollinators preferentially visit flowers of a particular symmetry type, thus leading to the suggestion that they have innate preferences for symmetrical flowers or flower models. Here we show that flower-naïve bumblebees (Bombus terrestris), with no experience of symmetric or asymmetric patterns and whose visual experience was accurately controlled, have innate preferences for bilateral symmetry. The presence of color cues did not influence the bees' original preference. Our results thus show that bilateral symmetry is innately preferred in the context of food search, a fact that supports the selection of symmetry in flower displays. Furthermore, such innate preferences indicate that the nervous system of naïve animals may be primed to respond to relevant sensory cues in the environment.

  2. Symmetry is in the eye of the `beeholder': innate preference for bilateral symmetry in flower-naïve bumblebees

    Science.gov (United States)

    Rodríguez, Ivana; Gumbert, Andreas; Hempel de Ibarra, Natalie; Kunze, Jan; Giurfa, Martin

    Bilateral symmetry has been considered as an indicator of phenotypic and genotypic quality supporting innate preferences for highly symmetric partners. Insect pollinators preferentially visit flowers of a particular symmetry type, thus leading to the suggestion that they have innate preferences for symmetrical flowers or flower models. Here we show that flower-naïve bumblebees (Bombus terrestris), with no experience of symmetric or asymmetric patterns and whose visual experience was accurately controlled, have innate preferences for bilateral symmetry. The presence of color cues did not influence the bees' original preference. Our results thus show that bilateral symmetry is innately preferred in the context of food search, a fact that supports the selection of symmetry in flower displays. Furthermore, such innate preferences indicate that the nervous system of naïve animals may be primed to respond to relevant sensory cues in the environment.

  3. HÜMİK ASİT VE HÜMİK ASİT KAYNAKLARININ ÖNEMİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Faruk AY

    2014-10-01

    Full Text Available İnsanoğlu tarımsal alanda verimi arttırmak ve kaliteli ürün elde etmek için çok eski çağlardan günümüze değin bir çaba içerisindedir. Bu amaca yönelik olarak kimyasal gübre kullanımı uzun zamandan beri başvurulan yöntemlerden biridir. Kimyasal gübreleme ile bitkiler bazı inorganik besin maddelerini bu yolla temin edebilmekte fakat toprağa karıştırılan kimyasal gübreler bitki tarafından yeterince kullanılamamakta, bitki tarafından kullanılmayan kısım yağmur, kar ve sulama suyu vasıtasıyla topraktan uzaklaşıp yer altı kaynak sularına, denizlere, göllere karışarak önemli ekolojik sorunlara neden olmaktadır. Bu nedenle tarımda organik madde kullanımı giderek önem kazanmaktadır. En önemli toprak organik maddelerinden olan hümik asit ve fulvik asidin bitki gelişimi üzerindeki yararlı etkileri yapılan pek çok araştırmayla belirlenmiştir. Bu hümik maddelerin toprağın fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerini, dolayısıyla da bitki gelişimini etkilediği bilinmektedir.Ülkemizin birçok bölgesinde linyit ve turba rezervleri bulunmaktadır. Türkiye’de yaklaşık 8,4 milyar ton linyit rezervi saptanmıştır. Bu tür kömürler genellikle ısınma ve Hidroelektrik Santrallerinde kullanılmaktadır. Ancak bu yöntemlerde kullanılan linyitlerden fazla miktarda verim sağlanamamaktadır. Topraklarımızın kimyasal gübreler sonucu oluşan deformasyonunu ve verimini artırmak için, ülkemizin birçok alanında bulunan özellikle düşük kalorili linyit yataklarının ekonomik açıdan değerlendirilmesi ve ülkemizin topraklarının zenginleştirilmesi için gerekli olan organik gübre (Hümik Asit üretiminde kullanılması daha yararlı olacağı görüşü gittikçe dikkat çekici olmaktadır.Anahtar Kelimeler: Linyit, hümik asit, fülvik asit, organik gübre.

  4. Sığır Papillomatozis’inde Lipid Peroksidasyon Düzeyi ve Antioksidan Enzim Aktiviteleri

    OpenAIRE

    ASLAN, Ö.; SARAÇ, Ş.

    2014-01-01

    Bu çalışmada, Kırıkkale merkez ve ilçelerinde bulunan ineklerde, subklinik mastitis olgularının prevalansınınbelirlenmesi, mastitise neden olan etkenlerin izolasyonu, identifikasyonu ve bunların antibiyotik direnç durumlarınınsaptanması amaçlandı. Çalışma kapsamında, 629 sağmal inekten alınan sütler California Mastitis Testi (CMT) ile muayene edildi. CMT pozitif bulunan 342 (%54.37) inekten alınan 836 adet süt örneğinin mikrobiyolojik olarak incelenmesisonucunda 213’ünde (%25.47) etken izole ...

  5. 2001-2010 Basel II kriterleri ve Türk bankacılık sistemine etkileri

    OpenAIRE

    Gökçen, Belgin

    2012-01-01

    Uluslararası piyasalarda son 20 yıl içerisinde meydana gelen krizler bankacılık sektöründe uluslararası farklılıklara yol açmış ve bunların giderilmesi amacıyla Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS-Bank for International Settlements) bünyesinde Basel komitesi kurulmuştur. Basel Komitesi ilk olarak 1988 yılında bankacılık uygulamalarında standartlaşmayı getirmek amacıyla Basel Sermaye Uzlaşısı'nı (Basel I) yayımlamıştır. 1988 sonrası dönemde dünya finans sisteminin karşılaştığı krizler ve Basel ...

  6. MEDYADAKİ ŞİDDET HABERLERİNDEN HAREKETLE TÜRKİYE’DE TOPLUMSAL ÇÖZÜLME ve DİN

    OpenAIRE

    ABUZER, Celil

    2006-01-01

    Toplumsal çözülme; bir toplumda suç, şiddet, alkolizm, zihinsel hastalıklar ve intihar gibi bazı problemlerin artması ile toplumsal yapının bozulması ve toplumsal kontrolün çökmesi olarak açıklanır. Eğer toplumda, toplumsal çatışma, ahlaki çöküntü ve düzensizlik yaygın ise, bu durumda toplumsal çözülme ortaya çıkmaktadır. Toplumu çözülmeye karşı koruyan din, kültür, örf ve adetler gibi toplumsal değerler vardır. Bu değerlerdeki anlam kaymaları toplumsal çözülmenin nedeni olabilmektedir. Son z...

  7. İnsan Mikrobiyom Projesi, Mikrobiyotanın Geleceği ve Kişiye Özel Tıp Uygulamaları

    OpenAIRE

    Aslan, Ferhat Gürkan; Altındiş, Mustafa

    2017-01-01

    İnsan mikrobiyomu, gelişim, fizyoloji ve sağlığımızla sıkı sıkıya bağlantılı olan son derece karmaşık bir ekosistemi temsil eder. Mikrobiyom doğumda oluşmaya başlar, konakçısı ile birlikte gelişir ve diyet ve diğer çevresel faktörlerden büyük ölçüde etkilenir. Yüksek verimli moleküler teknolojilerdeki son gelişmelerin getirdiğiomik verinin çok kanallı üretilmesi konusundaki artan kapasite, sadece mikrobiyomdaki gen ve türlerin kompozisyonunu değil aynı zamanda bu bileşenler arasındaki etkileş...

  8. INFLUENCE OF MOTOR CAPaBILITIES AND COGNITiVE CHARACTERISTICS ON SPEED OF LEADING THE BALL AND ACCURACY IN BASKETBALL

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Rašid Hadžić

    2007-05-01

    Full Text Available In goal of for ti fi ca tion the sca le of in fl u en ce of mo tor ca pa bi li ti es and cog ni ti ve cha rac te ri stics on re sult suc cess in ball le a ding speed and si tu a te ac cu racy in ba sket ball re sults de ri ved from sam ple of 105 boys bet we en 14 and 16 years ha ve been analyzed. Re gres si ve analyze of cri te ria va ri a ble SMKVLS and va ri a ble SMKBVL gi ves suf fi ci ent in for ma tion abo ut in fl u en ce of ap plied mo tor and cog ni ti ve on suc cess of per for ming of tre a ted cri te ria va ri a ble

  9. Tüketici Davranışları Üzerinde Sosyal Medya Etkileri: Apple ve Samsung Örneği

    OpenAIRE

    Yıldız, Yasin

    2014-01-01

    İşletmeler tüm stratejilerini ve faaliyetlerini tüketici davranışlarına göre planlamaktadır. Pazarlama bilimi de insanlarla birebir iletişim halindedir. İnternette yer alan sosyal ağ siteleri, birer iletişim ve reklam aracı olarak, hedef alınacak tüketicilerin gruplandırılmasında ve mesajların iletilmesinde firmalar tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin Apple ve Samsung markalı ürünleri tercih etmelerinde sosyal medyanın etkisini belirlemektir. Ar...

  10. K výsledkům činnosti knihoven AV ČR ve světle statistických údajů

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Burgetová, Jarmila

    -, č. 3 (2012) E-ISSN 1805-2800 Keywords : Academic of Sciences Library * evaluation * statistical survey http://www.lib.cas.cz/casopis-informace/k-vysledkum-cinnosti-knihoven-av-cr-ve-svetle-statistickych-udaju/

  11. Distopyan Perspektiften Bilgi İletişim Teknolojileri ve İnsanlığın Geleceği

    OpenAIRE

    VURAL, Z.Beril; BAKIR, Uğur

    2007-01-01

    Her kurum üretime başladığı andan itibaren kendine özgü prensiplerini de oluşturmaya başlar. Bu prensipler kurumun değerlerini, felsefesini, kimliğini vb. içerir ve nihayetinde kurumun kendine has özelliklerinin ifadesiyle birlikte kurum kültürüne dönüşür. Kurum kültürü çalışanlarla birlikte kurucunun vizyonuyla şekillenerek var edilir ve canlı bir yapı oluşturularak zaman içerisinde sürekli bir gelişim ve değişim geçirir. Her ne kadar bulunulan ülke değerleri, finansal gelişmeler, küresel ve...

  12. BrahmVE platform for design and test of Large Scale Multi-agent Human-centric Mission Concepts, Phase I

    Data.gov (United States)

    National Aeronautics and Space Administration — This Phase I proposal seeks support to extend the BrahmsVE architecture to support a multi-agent human-centric simulation of a hypothetical future ISS which is...

  13. Kur’an’da İyiliği Emretme ve Kötülükten Alıkoyma İlkesi

    OpenAIRE

    Öğmüş, Harun

    2018-01-01

    Toplumla alakalı Kur’an Hükümlerinin en önemlilerinden biri iyiliğiemretme ve kötülükten alıkoymadır. Allah Azze ve celle Kur’an’da bunu emredipyapanı överken terk edeni kınamıştır.  Peygamberefendimiz birçok hadiste bunun konumunu bildirmiş ve bu büyük işi tamamen terkeden toplumun helak olacağını haber vermiştir. Tarihte mutezile ve haricilergibi İslami fırkaların önem gösterdiği bu ilkeye bu gün İslam devleti kurmaiddiasında olan gruplar da önem göstermişlerdir. Bu çalışmada bu konu elealı...

  14. Genetik ve Postmortem Mekanizmaların Sığır Eti Renk Özellikleri Üzerine Etkisi

    OpenAIRE

    Ardicli, Sena

    2018-01-01

    Bu makale genetik ve çevresel faktörlerinsığır eti renk özelliklerine etkileri hakkındaki güncel bilgilerin birderlemesidir. Sığır eti üretim işletmelerinde, renk özellikleri bakımındantercih edilen et ürünlerinin üretilebilmesi için çevresel ve genetikfaktörlerden oluşan mekanizmaların anlaşılabilmesi gerekmektedir. Bu bağlamdagenotipik ve çevresel etkiler arasındaki interaksiyonların bu özelliği nasıletkilediği hakkında genel bir bakış açısı sunulmuştur. Et rengi, tüketicilerinseçimini ve d...

  15. Tükiyenin farklı bölgelerinde üretilen değişik un tiplerinin tiamin ve riboflavin miktarları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Raci Ekinci

    2002-03-01

    Full Text Available Çalışmada, Türkiye'nin 7 ayrı bölgesine ait 19 farklı ilde un üretimi yapan 30 fabrikadan sağlanan (30 adet Tip 550, 30 adet Tip 650 ve 26 adet Tip 850 un örnekleri vitaminlerde tiamin ve riboflavin miktarı açısından incelenmiştir. Un tipleri açısından ortalama tiamin ve riboflavin değerleri arasında önemli farklılıklar olduğu, ancak farklı fabrikalara ait unların tiamin ve riboflavin miktarı arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır (P

  16. Zpřístupňování záznamů z Alephu ve vyhledávači Google

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Šimáček, Marek

    -, 1-2 (2011) E-ISSN 1805-2800 Institutional research plan: CEZ:AV0Z70830501 Keywords : Aleph * search * Google http://www.lib.cas.cz/casopis-informace/zpristupnovani-zaznamu-z-alephu-ve-vyhledavaci- google /

  17. Dünden Bugüne Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı

    OpenAIRE

    DEMİR, Sertif

    2015-01-01

    Soğuk Savaş döneminin diyalog ve işbirliği süreci olarak ortaya çıkan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK), Helsinki Nihai Belgesi, Paris Şartı ve Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması (AKKA) gibi önemli uluslararası belgelerin imzalanmasını sağlayarak Soğuk Savaş'ın bitirilmesine yardımcı olmuştur. 1990'larda Doğu Avrupa'da demokrasinin yerleştirilmesi ve kriz yönetimi konularında ağırlıklı olarak faaliyet gösteren AGİT, ABD'nin NATO'yu, Batı Avrupa ülke...

  18. Genève explore le centre de l'univers le CERN nourrit les espoirs des physiciens

    CERN Multimedia

    Koller, A

    2004-01-01

    "Si Albert Einstein vivait encore, il emménagerait sans doute à Genève ou en France voisine, au moins pour les quinze prochaines années. Moins pour célébrer dès aujourd'hui les 50 ans du CERN que pour travailler dès 2007 avec le Large hadron Collder (LHC)"(1/2 page)

  19. Restless legs syndrome in Korean patients with drug-naïve Parkinson's disease: a nation-wide study.

    Science.gov (United States)

    Shin, Hee-Young; Youn, Jinyoung; Yoon, Won Tae; Kim, Ji Sun; Cho, Jin Whan

    2013-03-01

    Restless legs syndrome is a common neurologic disorder, and there is increasing evidence for a dopaminergic link between Parkinson's disease and restless legs syndrome. However, most previous studies did not take into account the effects of dopaminergic medication. We conducted a nation-wide, cross-sectional study to determine the prevalence and clinical characteristics of restless legs syndrome in Korean drug-naïve Parkinson's disease patients. One hundred and fifty-one drug-naïve patients with Parkinson's disease were enrolled from 18 centers in South Korea over the course of one year. Clinical profiles of parkinsonism, restless legs syndrome, psychiatric symptoms, and laboratory data were collected. The findings of subjects with and without restless legs syndrome were compared. The prevalence of restless legs syndrome in drug-naïve patients with Parkinson's disease was 16.5%. Subjects with restless legs syndrome had a higher mean Hoehn and Yahr stage and more severe limb parkinsonism, especially tremor. There was, however, no difference in iron metabolism between patients with and without restless legs syndrome. Analysis demonstrated that Beck's depression inventory score was associated with the severity of restless legs syndrome. Our study demonstrated an increased prevalence of restless leg syndrome in drug-naïve patients with Parkinson's disease than in the general population. Based on the association between parkinsonism and restless legs syndrome, and the unique characteristics of restless legs syndrome in patients with Parkinson's disease, we suggest that the pathophysiology of restless legs syndrome in Parkinson's disease differs from that in patients without Parkinson's disease. Copyright © 2012 Elsevier Ltd. All rights reserved.

  20. Single Tracking Location Acoustic Radiation Force Impulse Viscoelasticity Estimation (STL-VE): A Method for Measuring Tissue Viscoelastic Parameters

    OpenAIRE

    Langdon, Jonathan H; Elegbe, Etana; McAleavey, Stephen A

    2015-01-01

    Single Tracking Location (STL) Shear wave Elasticity Imaging (SWEI) is a method for detecting elastic differences between tissues. It has the advantage of intrinsic speckle bias suppression compared to Multiple Tracking Location (MTL) variants of SWEI. However, the assumption of a linear model leads to an overestimation of the shear modulus in viscoelastic media. A new reconstruction technique denoted Single Tracking Location Viscosity Estimation (STL-VE) is introduced to correct for this ove...