WorldWideScience

Sample records for igast olmpiapevast fakte

  1. Bal Verimini Etkileyen Bazı Faktörlerin Path Analizi Yöntemi ile İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Melis Çelik Güney

    2016-10-01

    Full Text Available Path analizi, korelasyon katsayısını, kısmi korelasyon katsayısını ve path katsayısını kullanarak değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemektedir. Bu çalışmada, bal verimi üzerine etki eden; yavrulu alan, uçuş etkinliği, polen toplama, nektar toplama ve temizleme davranışı faktörlerinin doğrudan ve dolaylı etkileri incelenmiştir. Araştırmada, Ç.Ü.Z.F. Zootekni Bölümü, Arıcılık Araştırma Ünitesi'nde bulunan kolonilerden alınan kayıtlar kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, bal verimi üzerine yavrulu alanın etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Deneme kolonilerinde yavrulu alanın, bal verimi üzerine en yüksek doğrudan etkiye sahip bir faktör, nektar toplama davranışının ise bal verimi üzerine en yüksek dolaylı etkiye sahip bir faktör olduğu ortaya konmuştur.

  2. Kayma Mod Denetleyici Kullanılarak Aktif Güç Faktörü Düzeltimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Korhan KAYIŞLI

    2008-03-01

    Full Text Available Bu makalede, yükseltici tip dönüstürücü devresinde giris akımının aktif sekillendirilmesi için bir kayma mod denetleyici tasarlanmıstır. Tasarlanan denetleyicinin dayanıklılıgı giris hat gerilimindeki degisimlerin yanı sıra dönüstürücünün çıkıs katındaki yük degisimleri ve farklı çıkıs gerilim referanslarına göre test edilmistir. Benzetim çalısmaları MATLAB/Simulink programı kullanılarak gerçeklestirilmistir. Benzetim sonuçlarından, giris gerilimi ile giris akımının aynı fazda olması saglanmıs ve yaklasık birim güç faktörü elde edilmistir.

  3. Dijital Bölünmeyi Etkileyen Faktörler Üzerine Bir Uygulama: Panel Veri GMM Analizleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nadide HÜSNÜOĞLU

    2017-07-01

    Full Text Available Bu çalışmada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde dijital bölünmeye neden olan faktörlerin belirlenmesi ve IDI endeksinin hesaplanması amaçlanmıştır. Çalışmada 20 gelişmiş ve 16 gelişmekte olan ülke için 1995-2013 dönemini kapsayan dinamik panel regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Kişi başına düşen gelir bütün modellerde bağımlı değişkeni açıklamakta anlamlı bulunmuştur. Bunun yanında mevzuatın kalitesi ve şehir nüfusu gelişmiş ülkelerde, kişi başına düşen elektrik tüketimi ve yaş bağımlılık oranı ise gelişmekte olan ülkelerde bağımlı değişkeni açıklamakta anlamlı bulunmuştur.

  4. Kafes İşletmeciliğinde Orkinos (Thunnus thynnus L., 1758 Sağlığını Olumsuz Etkileyen Faktörler.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih Perçin

    2015-12-01

    Full Text Available 1990’lı yılların ortalarından bu yana, Asya piyasalarındaki tüketime bağlı olarak, orkinos ticareti Akdeniz’de önemli bir artış göstermiştir. Orkinosların (Thunnus thynnus ekonomik öneminin artması ve tüketiminin yükselmesi, orkinos kafes besiciliğinin gelişiminin önünü açmıştır. Bunun yanında işletmeler her an farklı boyutlarda taze olarak orkinos sağlayabilmektedir. Orkinos yetiştiriciliğindeki amaç besiye alınan balıkların etinin kısa sürede yağlandırılarak ağırlık artışının sağlanmasıdır. Orkinos besiciliği genel akuakültür yöntemlerine göre kendine özgü farklı özellikler taşımaktadır. Bu türün yetiştiriciliği üzerinde etkili en önemli faktörler: fiziko-kimyasal ve oseonolojik etkenler, toksikolojik faktörler ve pollusyon, beslemenin etkileri ve doğal düşmanlardır. Bu derlemede, orkinoslar ve orkinos kafes işletmeciliğinde olumsuz etkileri olan bu faktörler üzerinde durulmuştur

  5. F(akt)

    Index Scriptorium Estoniae

    2009-01-01

    EKA tudengite Johannes Säre, Taaniel Raudsepa, Karel Koplimetsa, Sigrid Viiru fotode näitus Eesti Kunstiakadeemia galeriis 14.01.-23.01.2009. Juhendaja Tanja Muravskaja. Näitusel eksponeeritud töödest, nende valmimisest vestlevad fotode autorid

  6. Sakarya ili kavak üreticilerinin sosyo- ekonomik yapısı ve başarı düzeylerini etkileyen faktörler

    OpenAIRE

    Karakaya, Selda

    2009-01-01

    Bu çalışma, Sakarya ilinin Akyazı, Adapazarı, Karapürçek, Geyve, Taraklı, Hendek, Kaynarca, Karasu ve Kocaali ilçelerinde bulunan kavak üreticilerinin, sosyo-ekonomik yapısını ve kavak odunu üretimindeki başarı düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla ele alınmıştır. Araştırmada kullanılan verilerin büyük bir bölümü anket yolu ile kavak üreticilerinden, bir bölümü de daha önce yapılmış çalışmalardan ve çeşitli kamu kurumlarının kayıtlarından elde edilmiştir. Toplanan veriler yüzde...

  7. Mermer Kesme İşleminde Spesifik Enerji Faktörünün ANFIS ve YSA Yöntemleri ile Tahmini

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    MURAT CANER

    2009-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, mermer kesme parametrelerinin enerji tüketimine etkisi, Yapay Sinir Ağları ve ANFIS kullanılarak tahmin edilmiştir. Tahmin metotlarında giriş olarak mermerin sertliği, testere dönüş hızı ve kesme hızı parametreleri kullanılmış ve birim hacim başına harcanan kesme enerjisinin bir ifadesi olan spesifik enerji faktörü çıkış olarak alınmıştır. Ağların eğitimi için kullanılan veriler, Afyon Kocatepe Üniversitesi laboratuarlarında bulunan, mermer kesilebilirlik analizleri için geliştirilmiş, bilgisayar tabanlı, dairesel testereli blok kesme (S/T makinesinde yapılan bir deneysel çalışmadan alınmıştır. Bu veriler Denizli Traverteni ve Bilecik Bej tipi mermerlere ait kesim parametreleridir. Bu verilerin bir kısmı eğitimde kullanılmış ve tüm veriler daha sonra eğitilen ağlarda test edilmiştir. Tahmin edilen sonuçlar elde edilmiş deney sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak tahmin edilen verilerin deneysel verilere oldukça yakın olduğu görülmüştür.

  8. Harry Potter tungib peale igast suunast / Hindrek Riikoja

    Index Scriptorium Estoniae

    Riikoja, Hindrek

    2001-01-01

    Eesti kauplustes saadab suur müügiedu kõikvõimalikke mänguasju, kleepse ja muud atribuutikat mis seondub Joanne Rowling'u Potteri-raamatutega ja nüüd ka meie kinno jõudnud "Harry Potter ja Tarkade kivi" ekraniseeringuga

  9. Meme kanseri riskinin beslenme ile ilişkili faktörler açısından değerlendirilmesi/The evaluation of risk of breast cancer from the perspective of nutritional factors

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    M. Soner Yılmaz

    2014-04-01

    Full Text Available ÖzetBu çalışmanın amacı, meme kanseri riskinin beslenme ile ilişkili faktörler açısından değerlendirilmesidir. Gelişmiş ülkelerde önemli bir Halk Sağlığı sorunu olan meme kanserinin, gelişmekte olan ülkelerde de doğumda beklenen yaşam süresinin uzaması ve batılı yaşam biçiminin benimsenmesi sonucu insidansı artmaktadır. Yaşam biçimi davranışlarının özellikle de beslenmenin, kronik hastalıklarla olan ilişkisinin belirlenmesi ile birlikte, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki kadınlarda en sık görülen kanser olan meme kanserinde, beslenme ile ilişkili faktörlerin etkisini değerlendirmek amacıyla geçerli veri tabanları ve arama motorlarına “meme kanseri biyolojisi”, “meme kanseri prevalansı”, “meme kanseri ve risk faktörleri”, “meme kanseri ve beslenme” anahtar sözcükleri girilerek tam metnine ulaşılabilen ilgili makaleler çalışma kapsamına alınmıştır. Meme kanseri, çok nedenli bir sağlık sorunudur. Erken menarş, nulliparite, ilk doğumun geç yaşlarda yapılması, kısa süreli emzirme, geç menopoz değiştirilmesi güç olan temel risk faktörleri olup, meme kanserinin % 25’inden sorumludur. Bu faktörlerin yanı sıra obezite, fiziksel inktivite, beslenme ve diyet gibi değiştirilebilir risk faktörleri de hastalığın ortaya çıkmasını etkilemektedir. Korunma açısından değerlendirildiğinde, birincil koruma kapsamında sağlıklı beslenme, özellikle hormon bağımlı kanserler başta olmak üzere kanser riskini azaltmaktadır. Beslenme, kardiyometabolik hastalıklarla da ilişkili olup, meme kanseri gelişiminde de rol oynamaktadır. Bu konuda bazı önemli sonuçlara ulaşılmış olsa da, beslenme ve meme kanseri arasındaki karmaşık ilişkilerin aydınlatılması için, ileriye dönük geniş kapsamlı çalışmalara gereksinim bulunmaktadır.Anahtar Kelimeler: Meme kanseri, risk faktörleri, beslenme ile ilişkili fakt

  10. İşitme Engelli Çocukların Konuşmalarının Anlaşılabilirliğini Etkileyen Faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zehra Pınar Çeliker

    2005-01-01

    Full Text Available İşitme engeli sözel becerilerin kazanımında önemli güçlüklere neden olmaktadır. Dil ve konuşma gelişimi önemli ölçüde işitmeye dayalı olduğundan, işitme engelli çocukların bu becerilerin ediniminde büyük bir dezavantaja sahip oldukları gözlenmektedir. Gerçekleştirilen pek çok araştırma işitme engellilerin konuşma anlaşılabilirliğinin çok düşük olduğunu göstermektedir. Bu araştırmada, işitme engellilerin konuşmalarının anlaşılabilirliğini etkileyebilecek faktörlerden işitme kaybı derecesi (dB, süre (konuşma hızı, artikülasyon (seslerin doğru üretimi ve cümle vurgusu gibi faktörler arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma grubu, işitme kayıpları 75dB ile 118dB arasında değişen ve rasgele seçilmiş 17 öğrenciden oluşmuştur. Önceden hazırlanmış cümleleri okuyan öğrencilerden alınan ses kayıtları 19 kişiden oluşan bir jüriye dinletilerek anlaşılabilirlikleri 5’li bir derecelendirme ölçeği üzerinden değerlendirilmiştir. Sözü geçen faktörler içinde anlaşılabilirliği en fazla etkileyen faktörün artikülasyon becerileri olduğu ve bunu işitme kaybının izlediği görülmüştür. Hearing impairment presents considerable problems in the acqusition of verbal skills. Children with hearing impairement are at a disadvantage when developing speech and language because development of those skills relies mostly on hearing. Studies reveal that speech intelligibility of the hearing impaired is low. This study investigated the relationship between speech intelligibility and factors such as degree of hearing loss, speech rate, articulation and sentence stress, that are likely to influence it in children with hearing impairment. The study group consisted of 9-14 yearold 17 school children with hearing losses between 75 and 118 dB. The children were asked to read pre-prepared lists of sentences and then were rated by a jury of 19 on a 5-degree scale of

  11. Serebral palsili çocuklarda ayak-ayak bileği ortezi kullanım süresini etkileyen faktörlerin incelenmesi: pilot çalışma

    OpenAIRE

    DİLEK, Burcu; GÜR, Gözde; YAKUT, Yavuz

    2015-01-01

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, gece ve yürüme ayak-ayak bileği ortezi (AFO) kullanan, serebral palsili (SP) bireylerde AFO kulanım süresini etkileyen faktörlerin incelenmesiydi. Yöntem: Çalışmamıza 3-18 yaşları arasında, AFO kullanan, SP tanılı 100 birey alındı. Bireylerin demografik özellikleri, SP tipleri, Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi’ne (KMFSS) göre fonksiyonel seviyeleri değerlendirildi. Gece ve gündüz AFO kullanan bireylerin ortezlerini günlük kullanma süreleri ve rehabilitasyo...

  12. Aile Destek Ölçeği: Faktör Yapısı, Güvenirlik ve Geçerlik Çalışmaları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sema Kaner

    2003-01-01

    Full Text Available Aile Destek Ölçeği (ADO yetersizliğe sahip çocuğu olan anababaların sosyal destek algılarını ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu makalede ADO'nın faktör yapısı, geçerliği ve güvenirliği ile ilgili çalışmaların sonuçları özetlenmiştir. Faktör analizi sonucunda duygusal destek, bilgi desteği, bakım desteği, yakın ilişki desteği ve maddi destek olarak kavramsallaştırılan 5 alt boyut bulunmuştur. Hesaplanan test-yeniden test, iki yarım güvenirliği ve Cronbach Alfa güvenirlik katsayıları doyurucu düzeydedir. Çok boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ile yapılan geçerlik çalışması iki araç arasındaki ilişki katsayısının anlamlı ve yüksek olduğunu göstermiştir. Algılanan anababa desteğinin çocukların yaşlarına ve cinsiyetlerine göre farklılaştığı bulunmuştur. Family Support Scale (FSS ıs developed to investigate the perceived social suport of parents' with disabled children. The aim of this article is to summarize the results of studies related with factorial structure, reliability and validity of the FSS. The results of factor analysis indicated that the FSS had fiv e factors which were conceptualized as emotional support, informational support, caregiving support, intimate relations support and financial support. According to the results of reliability studies, the internal consistency and test-retest reliabilities of both total and subscale scores were quite high. The criterion validity study showed that the correlations between FSS and Multidimensional Percieved Social Support Scale scores were significantly high. Perceived parental support varied by the gender and the ages of the children.

  13. Tüketicilerin ambalajlı ve açık süt tüketim tercihlerini etkileyen faktörler: Erzincan ili örneği

    OpenAIRE

    Erdal, Gülistan; Tokgöz, Kübra

    2011-01-01

    Bu araştırmada Erzincan’da yaşayan ailelerin açık ve ambalajlı süt tüketimlerini etkileyen faktörler incelenmiştir. Çalışmada kullanılan veriler Erzincan merkez ilçede yaşayan 273 aile ile yapılan anketlerden elde edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, incelenen ailelerin yıllık kişi başına süt tüketimi 59,52 litre olarak belirlenmiştir. Ailelerin süt tüketimlerinde alışkanlıklarından dolayı daha çok açık sütü tercih ettiği belirlenmiştir. Araştırma bölgesinde ailelerin gelir seviyesi, eğiti...

  14. Kriz Dönemlerinde Türk Bankacılık Sektörünün Toplam Faktör Verimlilik Değişimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ferda Keskin Önen

    2016-10-01

    Full Text Available Bankaların etkinliğini arttırabilmenin ön koşulu rekabet edilebilirliktir. Rekabet gücü yüksek bankacılık sektörü ile ekonomik dinamizm arttırılır ve ekonomik istikrar ortamı sağlanır. Makro ekonomik koşullardaki değişim, bankacılık sektörünün performansını ve finansal istikrarı etkilemektedir. Bu çalışmada 1990 - 2012 döneminde faaliyet gösteren 19 mevduat bankasının aracılık ve karlılık yaklaşımına göre etkinliklerini analiz etmek için Malmquist Verimlilik Endeksi kullanılmıştır. Bankalar, kriz dönemlerinde her iki yaklaşıma göre de verimlilik kaybı yaşamıştır. Kriz sonrası dönemde karlılık yaklaşımına göre büyük ölçekli bankaların verimlilik kaybının daha düşük olduğu görülmektedir. Bankaların aracılık fonksiyonunun etkinliği; bankacılık sektörü yeniden yapılandırma programı dahilinde yapılan regülasyonlar ve dezenflasyon süreci dolayısıyla artmıştır. Bankalar, kriz dönemlerinde her iki yaklaşıma göre de verimlilik kaybı yaşamıştır. karlılık yaklaşımına göre büyük ölçekli bankaların verimlilik kaybının kriz sonrası dönemde daha düşük olduğu görülmektedir. bankacılık sektöründe aracılık fonksiyonunun etkinliği; bankacılık sektörü yeniden yapılandırma programı dahilinde yapılan regülasyonlar ve dezenflasyon süreci dolayısıyla artmıştır. Regresyon analizi sonuçları; mevduatın krediye dönüşüm oranı, ROA, ROE ve TUFE oranının bankaların toplam faktör verimliliğine etkisinin pozitif olduğunu göstermektedir. Aracılık yaklaşımına göre ROE artınca, bankaların toplam faktör verimliliği azalmıştır. Aracılık ve karlılık yaklaşımına göre GSYH oranındaki artış bankaların teknik etkinliklerinde artışa yol açmıştır.

  15. Heterotopie aus Fakt und Fiktion. Beispiel Venedig

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Wiebke Amthor

    2009-10-01

    Full Text Available Heterotopia are spatial challenges to social order. They are energized not only by real spatial conditions but also by established ascriptions. The example of Venice displays the entanglement and efficacy of the interplay between a specific spatial order and venerable images. The aesthetic realization of the image of the city in Rilke’s New Poems (“Venice Morning” (1908, “The Courtesan” (1907 and in Madonna’s music video “Like a Virgin” (1984 accentuates the manner in which city space is related to the female body and proves once more the importance of using a conscious approach to Foucault’s concept of heterotopia.

  16. Çevre faktörlerinin Spirulina platensis'in C (askorbik asit ve E (Alfa-tokoferol vitaminleri, β-karoten içeriği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Oya Işık

    2015-12-01

    Full Text Available Çevre faktörlerinin Spirulina platensis’in C (askorbik asit ve E (Alfa-tokoferol vitaminleri, β-karoten içeriği ve yağ asidi kompozisyonuna etkisi. Bu çalışma, subtropik bir bölgede mevsime bağlı iklim değişikliğinin havuzlarda kültüre alınan Spirulina platensis’in C (askorbik asit ve E (alfa-tokoferol vitaminleri, β- karoten içeriği ve yağ asiti kompozisyonuna etkilerini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Işık yoğunluğu, pH ve tuzluluk günlük olarak ölçülürken, sıcaklık ve çözünmüş Oksijen ölçümleri gece ve gündüz yapılmıştır. Yaz mevsiminde ortalama gündüz sıcaklığı 33.9±0.4 ºC olarak belirlenirken kış mevsimi için 18.6±0.5 ºC değeri belirlenmiştir. Yaz ve kış için gece ortalama sıcaklık değerleri ise sırasıyla 29.9±0.2 ºC ve 14.4±0.2 ºC olarak saptanmıştır. Ortalama ışık yoğunluğu yaz mevsiminde 848.3 µmol/m2/s iken kışın 506.26±48 µmol/m2/s olmuştur. Kış büyüme döneminde S. platensis’e ait C vitamini içeriği 39.31±3.63 mg/100 g ile yaz dönemine gore daha yüksek bulunmuştur. Alfa-tokoferol içeriği, 6.57±1.18 mg/100 g ile yazın daha yüksek saptanmıştır. Β-karoten miktarı ise yaz ve kış mevsimleri için benzer bulunmuştur. Yağ asitleri kompozisyonu çevre koşullarından önemli ölçüde etkilenmiştir. En yüksek γ-linolenik asit miktarı (22.221±0.388 % yaz koşullarında saptanmıştır

  17. Hizmet Odaklılık ve Beş Faktör Kişilik Özellikleri Arasındaki İlişkiler: Otel Çalışanları Üzerine Bir Araştırma

    OpenAIRE

    Tekin, Ömer Akgün

    2018-01-01

    Otelcilik sektöründe sürdürülebilir rekabet üstünlüğünün sağlanmasında en önemli faktörlerden biri hizmet olgusudur. Sunulan hizmetin memnuniyet sağlamasında hizmetin niteliği kadar sunucunun hizmet odaklılığı, yetenekleri ve diğer bireysel özellikleri de önemlidir. Çünkü hizmet doğası itibariyle sunucusuna bağımlı olup, bireysel niteliklerinden ciddi düzeyde etkilenebilen bir olgudur. Sunucunun tutum ve davranışlarına yön veren bireysel niteliklerden biri de şüphesiz kişilik özellikleridir v...

  18. The Social Media Factor In The Development And Promotion Of Religious Tourism İnanç Turizminin Tanıtımında ve Gelişiminde Sosyal Medya Faktörü

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    M. Murat YEŞİL

    2013-09-01

    bu destinasyonlardauygulayacakları gezi programlarını pazarlamaya ihtiyaçları vardır.İnternet teknolojisinin gelişmesiyle ortaya çıkan “sosyal medya”organları, her iki alanda da rahatlıkla kullanılabilecek uygun araçlarolarak görülmektedir. Yapılan bilimsel araştırmalarda sosyal medyakullanımı ile müşterilerin satınalma veya vazgeçme kararları arasındagüçlü bir ilişkinin var olduğu ortaya çıkmıştır. Bu ilişki, inanç turizmisektöründe destinasyonların ve tur programlarının pazarlanmasındaetkin bir destek olarak kullanılabilir. Araştırmacılara göre, sosyalmedya organları aracılığıyla gezi izlenimlerini eş, dost arkadaşlarıylapaylaşan kişiler, yakın bir zaman içinde bir yerlere gezi yapmayıplanlayan başka kişilerin gezi destinasyonlarından, kalacakları otellere,yemek yiyecekleri lokantaların seçimine kadar tüm gezi planlarıüzerinde büyük ölçüde etkili olabilmektedirler. Sosyal medya her tür işkolu için çok faydalı bir tanıtım ve pazarlama aracı olarakgörülmektedir. Ancak her araç gibi sosyal medyanın da faydalı vezararlı yönleri vardır. Sosyal medya, kendisini akıllıca kullananişyerlerini hayalini bile kuramayacakları uzak ufuklara taşır ama aksidurumlarda ise faydadan daha çok zarar getirir. Literatürde, sosyalmedya faktörünün, inanç turizminin tanıtım ve gelişmesindeoynayabileceği rol üzerinde yapılmış bir araştırmaya rastlanmıyor. Buçalışmanın amacı, hem literatürdeki bu boşluğu doldurmak hem desosyal medyanın, inanç turizminin tanıtım ve pazarlamasındaoynayabileceği rolün öneminin araştırmak ve ortaya çıkabilecekmuhtemel sorunlara çözüm yolları üretilmesi olacaktır.

  19. Fusarium ründab igast asendist / Elina Akk, Heino Lõiveke

    Index Scriptorium Estoniae

    Akk, Elina, 1968-

    2012-01-01

    Seeneperekond Fusarium spp. toodab toksilisi mükotoksiine ja põhjustab üle maailma suuri saagikadusid. Uute ning ohtlikumate Fusarium'i liikide levik teraviljakasvatuses üha laieneb, ka Põhja- ja Baltimaades

  20. Üniversite Öğrencilerinin Öznel İyi Oluşlarını Yordamada Beş Faktör Kişilik Özellikleri, Mizah Tarzları ve Duygusal Zekânın Rolü / The Role of University Students’ Five Factor Personality Traits, Humor Styles, and Emotional Intelligence on Their Interpretation of Subjective Well-Being

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Serpil Reisoğlu

    2017-09-01

    Üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluş düzeylerini yordayan birtakım psikolojik ve demografik değişkenler vardır. Bu araştırmada beş faktör kişilik özellikleri, mizah tarzları ve duygusal zekâ, yaş ve cinsiyetin öznel iyi oluşu yordama düzeylerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma 1534 üniversite öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, öznel iyi oluşu ölçmek için Yaşam Doyumu ve Pozitif-Negatif Duygulanım Ölçeği (PANAS, Beş Faktör Kişilik Ölçeğinin kısa formu, Mizah Tarzları Ölçeği ve Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizleri için Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı, çoklu doğrusal regresyon analizi ve bağımsız t testiteknikleri kullanılmıştır. Kurulan çoklu doğrusal regresyon analizinde öznel iyi oluş bağımlı, kişilik, mizah, duyusal zekâ, yaş ve cinsiyet bağımsız değişkenler olarak yer almıştır. Sonuçlar beş faktör kişilik özelliklerinden nevrotiklik, dışadönüklük, sorumluluk ve deneyime açıklık, mizah tarzlarından kendini yıkıcı mizah, duygusal zekâ özelliklerinden genel ruh durumu, kişisel beceriler, kişilerarası beceriler ve stresle başa çıkma ile demografik özelliklerden yaş ve cinsiyetin öznel iyi oluşu anlamlı düzeyde açıkladığını göstermektedir.

  1. Health-promoting lifestyles and related factors among pregnant women/Gebelerde sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve ilişkili faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Güliz Onat

    2014-08-01

    açısından özellikle gebelik sürecinde oldukça önemlidir. Bu çalışmada gebe kadınlaın sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve ilişkili faktörlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı nitelikte olan bu çalışma, Uşak’ta 255 gebe kadın üzerinde gerçekleşmiştir. Çalışmada Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II (SYBDÖ-II kullanılmıştır. İstatistiksel değerlendirmede sıklık ve yüzdelik dağılım, t test, Mann Whitney U test and ANOVA kullanılmıştır. Bulgular:Kadınların yaş ortalaması 26.7±5.1 ve gestasyonel yaşı 25.2±10.9 haftadır. Toplam SYBDÖ-II puanı 130.7.±20.0 idi. Ölçeğe ait en düşük puan “fiziksel aktivite” alt grubuna, (14.4±5.0 en yüksek puan ise “manevi gelişim” e aittir (26.1±4.2. Gebelik öncesi sigara içme sıklığı %16.9 iken, gebelikte bu oran %3.9’dur (ortalama 4 sigara/gün. Kadınların gebelikte beslenme alışkanlıkları iyileşmiştir; öte yandan halen sigara içen gebeler bulunmaktadır ve fiziksel aktivitelerindeki değişimler yetersizdir. Ayrıca kadınlar gebelik ve doğum hakkında bilgi alma gereksinimindedir. Sonuç: Gebe kadınlarda SYBDÖ-II puanı üst-orta seviyededir. Eğitim seviyesi düşük, işsiz ve gebeliğini sonlandırmak isteyen kadınların, sağlıksız davranışlar açısından risk grubunda olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, doğum öncesi kliniklerde çalışan sağlık personeline riskli grubu belirleme açısından ipuçları sunar. Sağlık bakımı sunanların, sağlıklı yaşam biçimi davranışları açısından belirlenen riskli grubu daha dikkatli değerlendirilmesi önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları; gebe kadınlar; Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II

  2. Kızılırmak Vadisinde Kuşları Etkileyen Olumsuz Faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayşegül İLİKER

    2015-03-01

    Full Text Available Totally, 263 bird species were observed in the Kızılırmak valley between 2010-2012 years. Among them were 93 residents, 82 summer migrants, 51 winter migrants and 37 transit migrants. When evaluated in IUCN criteria, Egyptian vulture (Neophron percnopterus, saker falcon (Falco cherrug and velvet scoter (Melanitta fusca are endengared (EN, marbled teal (Marmaronette angustirostris, great bustard (Otis tarda and aquatic warbler (Acrocephalus paludicola are vulnareble (VU and ferruginous duck (Aythya nyroca, red kite (Milvus milvus, pallid harrier (Circus macrourus, red footed falcon (Falco vespertinus, great snipe (Gallinago media, rock partridge (Alectoris graeca, black tailed godwit (Limosa limosa, European roller (Coracias garrulus and semi collared flycatcher (Ficedula semitorquata are near threatened (NT. Among negatively affecting factors the birds, in Kızılırmak Valley; reed cutting, water regime changing, recreational activities in riverside, stubble burning, agricultural land expansion, chemical and noise pollution can be considered

  3. six six six paradox : [luuletused] / Triin Tasuja

    Index Scriptorium Estoniae

    Tasuja, Triin

    2008-01-01

    Sisu: six six six paradox ; cat stevens ; "vahel tundub, et mu ümber..." ; sääse ; Salaalaealised ; kolkalapsed ; longin mööda lumiseid tänavaid ; punkrock dekadents ; "Igast kirjaneitsist..." ; "mina olengi see saikochick..."

  4. Nazofarenks kanserli hastalarda geç yan etki olarak ortaya çıkan trismus gelişimine etkili faktörler

    OpenAIRE

    ÖZYAR, Enis; KARAKAYA, Ebru; YILDIZ, Ferah; ATAHAN, İ. Lale

    2014-01-01

    OBJECTIVES Our objective is to analyse the rate of trismus induced after treatment for nonmetastatic nasopharyngeal cancer patients and to assess the factors on development of it. METHODS The files of 292 patients with more than two years follow-up between November 1993-2001 were investigated retrospect ively. The patient related factors (gender, age), tumor related factors (stage, histopathological diagnosis, trismus at the time of diagnosis, cranial nerve involvement), tretment related fac...

  5. Hemşirelik Öğrencilerinin Mesleki Güdülenme Düzeyleri Ve Etkileyen Faktörler

    OpenAIRE

    ÇELİK, Sevim

    2014-01-01

    Aim: The aim of this study is to determine nusring students’ level of vocational motivation and affecting factors. Method: The sample of cross-sectional descriptive study was consisted of 622 nursing students. Data were gathered using questionnaire form and Motivation’s Resources and Problems Scale. It was used descriptive statistics, pearson correlation analysis, student t-test and Mann Whitney U test in data analysis.Results: It was determined that mean score of intrinsic motivation of the ...

  6. Beş Faktörlü İyilik Hali Ölçeği-Ergen Formu: Türk Ergenler

    OpenAIRE

    Owen, Fidan Korkut; Öğretmen, Tuncay

    2014-01-01

    The purpose of this study was to determine the psychometric qualities of a Turkish adaptation of The Five Factor Wellness Inventory Teen Version 5F Wel T; Myers amp; Sweeney 2004 This study was conducted at the suggestion and with the encouragement of Drs Myers and Sweeney The participants in this investigation were 328 6th to 9th grade students nbsp; Initial factor analysis failed to demonstrate a good correspondence with the originally identified factors reported by Myers and Sween...

  7. PENGARUH FAKT0R – FAKTOR AUDIT DELAY PADA PERUSAHAAN MANUFAKTUR SEKTOR BARANG KONSUMSI SUB SEKTOR MAKANAN DAN MINUMAN YANG TERDAFTAR DI BURSA EFEK INDONESIA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Waode Siti Aisyah

    2017-06-01

    Full Text Available This research was conducted at the Company's consumer goods sub-sector Manufacturing Food and beverages are listed on the stock exchange Indonesia as many as 12 companies, with the audited financial statements were 36 taken in 2013-2015.This study used two methods of analysis, descriptive and analytical methods linear with three independent variables and one dependent variable (Y. On the results of this study indicate regression, where Fhitung greater than Ftable is 3.159> 2.90 higher with a significance of 0.014. Because the F test significance value smaller than the implied value is 0.05 then there are significant among all independent variables on the dependent variable. Overall the independent variable in this study is profitability, firm size and firm size together (simultaneously affects audit delay (Y.

  8. Kasiinosõltlase pihtimus : mängsin 48 tundi järjest / Kristjan Roos

    Index Scriptorium Estoniae

    Roos, Kristjan, 1978-

    2004-01-01

    Eestis on ligi 25000 hasartmängusõltlast ja 152 mängupõrgut - igast sajast inimesest vähemalt kaks põeb vaimu ja rahakotti laastavat haigust. Kommenteerib Tallinna Tehnikaülikooli emeriitprofessor Leo Võhandu

  9. Maavalitsus kutsus kauni kodu loojad ilusasse aeda / Helgi Kaldma

    Index Scriptorium Estoniae

    Kaldma, Helgi, 1933-2011

    2003-01-01

    Tarvastu valla Lusika talus antakse 72-le Viljandimaa ilusa majapidamise omanikule üle lipumastivimplid ja peaministri tänukirjad. Omavalitsused olid valinud igast vallast või linnast neli väärilist kandidaati, talude ja linnamajade kõrval ka koole, hooldekodusid ja suurelamuid

  10. Akrüülmaja / Sergio Pirrone

    Index Scriptorium Estoniae

    Pirrone, Sergio

    2007-01-01

    2006. a. valminud valge eramu (ehitusalune pind 73,28 m2) Jaapanis Fuji mäe lähistel Yamanashis. Arhitekt Takeshi Hosaka, konstruktor Hirofumi Ono. Igast ruumist avaneb vaade aeda ja eemale loodusele, kuid säilib vajalik privaatsus. I ja II korruse plaan, lõige, 9 värv. vaadet

  11. Kliendisuhte juhtimine algab kliendi tundmisest / Philip Kotler

    Index Scriptorium Estoniae

    Kotler, Philip

    2003-01-01

    Peatükk P. Kotleri raamatust "Turundusvaatenurgad Ast Zni". Autori sõnul seisneb kliendisuhte turundus riist- ja tarkvara hankimises, mis võimaldab ettevõttel saada detailset informatsiooni igast kliendist, mida saab omakorda kasutada paremaks turundustegevuseks. Põhjustest, miks pole ettevõtted kliendisuhte juhtimise süsteemide rakendamise tulemustega rahul

  12. Beş Faktör Kişilik Özellikleri ve Öznel İyi Oluş = The Five Factor Personality Traits and Subjective Well-Being

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tayfun DOĞAN

    2013-01-01

    Full Text Available The aim of this research is to analyze the relations between personality traits and subjective well-being. The number of the participants of the research was 234 (98 women/136 men. The age range of the study group was 18-61. The Oxford Happiness Scale-Short Form and the Big Five Personality Scale were used. Findings showed that there was a significantly negative relationship between neurotic personality trait and subjective well-being. Findings also revealed that there were positive relationships between subjective well-being and extraversion, conscientiousness, agreeableness, openness. Besides, it was found that neurotic personality trait was a negative and extraversion was a positive predictor of subjective well-being.

  13. Beş Faktör Kişilik Özellikleri ve Cam Tavan Algısı Arasındaki Etkileşim

    OpenAIRE

    TEKİN, Ömer Akgün; KESKİN, Emine

    2017-01-01

    Özellikle Sanayi Devrimi'nden sonra çalışma hayatında daha çok yer almaya başlayan kadınlar, günümüzde birçok sektörde erkekler ile birlikte görev yapmaktadırlar. Ancak günümüze kadar yaşanan gelişmeler, kadınların çalışma hayatına daha fazla dâhil olmasını sağlamasına rağmen erkekler ile eşit kariyer imkânlarına sahip olmalarına olanak vermemiştir. Kadınların kariyer hayatında karşılaştıkları bu probleme farklı bir bakış açısı ile yaklaşan cam tavan kavramı bu araştırmanın temel konusud...

  14. Ankara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Programına Katılan Öğrencilerin Akademik Başarılarını Yordayan Faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Selma Şenel

    2015-12-01

    Full Text Available The aim of this study was to determine the factors predicting academic achievement of Ankara University Distance Education students. The study group of the research consists of 302 first grade students from Ankara University Distance Education Center (ANKUZEM 2010-2011 associate degree programs. Data were formed in four groups respectively “individual characteristics”, “characteristics related with family and working environment”, “characteristics related with usage of information and communication technologies” and “characteristics related with education”. Data were analyzed by stepwise multiple regression analysis. According to the results, individual characteristics as “age”, “working in a full time job” and “being divorced” were found as predictors of students’ academic achievement. Additionally, characteristics related with family and working place as “number of family members living with”, “mothers’ full time working” and “mothers’ graduation type” were other variables predicting academic achievement of students. The characteristics related with education; graduation from “college” and “vocational high school”, “studying with different methods“, “choosing distance education as a university degree”, “studying for getting a degree” are also predictors of academic achievement of students. The characteristics of students related with usage of information and communication technologies were not predictors of academic achievement of students.

  15. Kriz Dönemlerinde Türk Bankacılık Sektörünün Toplam Faktör Verimlilik Değişimi

    OpenAIRE

    Ferda Keskin Önen; Mehmet Hasan Eken; Süleyman Kale

    2016-01-01

    Bankaların etkinliğini arttırabilmenin ön koşulu rekabet edilebilirliktir. Rekabet gücü yüksek bankacılık sektörü ile ekonomik dinamizm arttırılır ve ekonomik istikrar ortamı sağlanır. Makro ekonomik koşullardaki değişim, bankacılık sektörünün performansını ve finansal istikrarı etkilemektedir. Bu çalışmada 1990 - 2012 döneminde faaliyet gösteren 19 mevduat bankasının aracılık ve karlılık yaklaşımına göre etkinliklerini analiz etmek için Malmquist Verimlilik Endeksi kullanılmıştır. Bankalar, ...

  16. S-33: Atletik Performans Testleri U-14 Yaş Erkek Futbolcuların Elit Düzeye Kabülündeki Seçme Faktörlerinden Biri Olabilir Mi?

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bernard Tahirbegolli

    2017-03-01

    Full Text Available GİRİŞ: Son yıllarda sporda yetenek seçimi ve geliştirme programları gündemdedir. Futbolda da yeteneğin seçilmesinde, geliştirilmesinde pratik uygulamada kabul gören tek bir rehber yoktur. Fakat tercih edilen erken dönem futbola başlanması, yeteneğin ortaya çıkarılması ve antreman programlarıyla geliştirilmesidir. Bu adolesan dönemde kolay görülmemektedir. Aynı yaş gruplarındaki fiziksel farklılıklar, performans test kriterleri, adolesan sporcunun potensiyelinin anlaşılmasını zorlaştırmaktadır.AMAÇ: U-14 yaş erkek futbolculardan milli takım seçmelerine davet edilen ve sonrasında milli takıma seçilen ve seçilmeyenler arasında lig maçlarındaki durumları ile atletik performans test sonuçlarının seçim kriterleri olarak kullanılabilirliğini değerlendirmek.GEREÇ-YÖNTEM: 2015-2016 sezonunun U-14 milli takım seçme kampına davet edilen ve 2016-2017 sezonun ilk yarısında aktif futbol oynayan sporcuların maç, toplam dakika, sarı/kırmızı kart, gol sayısı ve sporcuların kamp esnasında ölçülen MaxV02, agility test, atlama, sürat ve YOYO IRT1 dayanıklılık testleri ile karşılaştırıldı. Nitel veriler % olarak özetlendi. Gruplar arası farklılıkların saptanmasında Mann-Whitney testi kullanıldı. P0,20.SONUÇ: Büyüme ve gelişmenin, yetenek gelişim programlarını ve gelecekteki performansı etkilediği dönem adolesan dönemdir. Adolesan futbolcularda müsabaka için performans göstergeleri olarak değerlendirilebilen oynadıkları maç sayısı, toplam oyunda kaldığı dakika, sarı/kırmızı kart sayılarında anlamlı fark saptamadık. Bu yaş grubundaki futbolcuların elit düzeye kabulünde atletik performans test sonuçlarının daha etkin bir gösterge olabileceği düşünülmektedir.

  17. Yeni Kitap Seçiminde Etkili Olan Biçimsel Faktörlerin Okuyucu Perspektifinden Değerlendirilmesi / The Evaluation of Readers’ Viewpoint on Formal Factors Affecting New Book Selection

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mesut Kurulgan

    2006-10-01

    Full Text Available Attitudes of students who used Anadolu University central library were examined by means of a questionnaire, which was applied to 353 students. The results indicate that five factors (being expressed through 13 items had substantial effects on book choice. They were the kinds of cover and paper being used, characteristics of dimensions and writing style, drawings and pictures, shape and colour of the cover, and the table of contents and references.The results indicated that kind of cover and paper, and drawings within the text were statistically significant in determining the selection of book genres. Findings also comprised that book gender and academic study areas affect the choices concerning table of contents and references. Conclusions that might be drawn are apt to imply clues for publishers on matters that attract attention by the production of a new book.

  18. Konsantre Yoğurt Jelinin Oluşumunda Etkili Faktörler II. Hidrofobik ve İyonik İnteraksiyonların Rolü

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Barbaros H. Özer

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, hidrofobik ve iyonik interaksiyonların koyulaştırılmış yoğurt jellerinin fiziksel özellikleri üzerindeki rolü araştırılmıştır. Konsantre yoğurt üretiminde, ultrafiltrasyon (UF, reverse osmosis (RO ve direk rekonstitüsyon (DR teknikleri kullanılmıştır. Yoğurtların fiziksel özellikleri bir dinamik reometre aracılığı ile ölçülmüştür. Reometrenin çalışma parametreleri 1.5x10-2-1.5x10-1 mNm ve frekansı 0.25 Hz olarak kalibre edilmiştir. Farklı kurumadde artırım tekniklerinin süt proteinlerinde yarattığı değişimler ise doğal-poliakrilamid jel elektroforez ile incelenmiştir. Sonuçlara göre, hidrofobik interaksiyonların en az kovalent bağlar kadar yoğurt jelinin oluşumunda etkin rol oynadığı saptanmıştır. 2 oC’de glucono-delta-lactone ile asitlendirilen yoğurtlarda pıhtının son derece zayıf olduğu ve proteinler arası interaksiyonların tamamlanmadığı gözlenmiştir. Buna karşın, CaCl2 katımı UF-yoğurt dışında tüm örneklerde herhangi bir fiziksel değişime neden olmamıştır. Ancak, UF-yoğurtta CaCl2 konsantrasyonuna bağlı olarak dereceli bir düşüş saptanmıştır.

  19. Türkiye’de Sağ-Muhafazakâr Siyasetçilerin Siyasal Toplumsallaşmalarını ve Kimlik Aidiyetlerini Belirleyen Faktörler Üzerine

    OpenAIRE

    Suveren, Yaşar

    2014-01-01

    The understanding of the processes which shape the political belonging and political socialization of the right-wing conservative politicians in Turkey is crucial for clarifying right wing political tradition and the series of factors influencing political views of the politicians who belonged to this specific tradition. Figuring out these factors would at least make it possible to explain and evaluate the political culture in Turkey by focusing on a single dimension constituted by the politi...

  20. Zdrojový kód jako literární technologie? O vytváření faktů v digitálním výzkumu

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Hladík, Radim

    2017-01-01

    Roč. 39, č. 1 (2017), s. 31-56 ISSN 1210-0250 Institutional support: RVO:67985955 Keywords : literary technology * source code * e-research * scientific knowledge * digital humanites Subject RIV: AJ - Letters, Mass-media, Audiovision OBOR OECD: Information science (social aspects)

  1. Çocuklu Ailelerin Otel İşletmesi Seçiminde Etkili Olan Faktörler: Afyonkarahisar’da Bir Uygulama(Important Factors for Families with Children in Hotel Establishment Selection: An Application in Afyonkarahisar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Oktay EMİR

    2010-01-01

    Full Text Available The aim of this study is to define the factors influential in hotel selection for families with children in 5-6 age group, to find out the influence of children among these factors and to contribute to the marketing activities of tourism establishments by setting out the criterion for families with children about the hotels they are going to accommodate. Questionnaire technique was used in order to find out the influential factors for families with children in 5-6 age group for hotel selection. 14 schools in Afyonkarahisar province were taken as a cluster and 50 surveys for each school were handed over to be filled by either the father or mother of the children and from the total 700 questionnaires 514 were found valid to be evaluated. The results were evaluated with Variance Analysis, T-test and Duncan test. According to the results gained from the results of the study, security, the availability of child bed and closets suitable for children, the availability of child menus at restaurants, the importance given to hygiene, the availability of pools for children and the availability of banisters near staircases are important topics for families with children in hotel selection. In literature, while there are many studies about purchase decisions of families with children focusing on 12-16 age group, the influence of children below the age of 12 in this process has not been studied sufficiently. This study carries importance since it aims to define the influential factors for families with children in 5-6 age group on holiday destination selection and their criterion in hotel establishment selection.

  2. Kamu Üniversiteleri Öğretim Elemanlarının İş Tatmini Düzeyini Etkileyen Faktörler(The Factors Affecting Job Satisfaction Level of Public Universities’ Academics

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Filiz KARAMAN

    2007-01-01

    Full Text Available Job satisfaction is one of the most discussed subjects in the management pschology field. However, there are not sufficient research concerning with job satisfaction level of academics. The aims of this research are to fill this gap to some extent and to point out the factors affecting job satisfaction. For this reason, the data were collected from 138 academics working in eight different public universities. According to the research, job satisfacton is affected by freedom to give decisions, good conditions for implementing new programs, cooperation with colleagues and wage factors.

  3. Kamu Üniversiteleri Öğretim Elemanlarının İş Tatmini Düzeyini Etkileyen Faktörler(The Factors Affecting Job Satisfaction Level of Public Universities’ Academics)

    OpenAIRE

    Filiz KARAMAN; Ali Ender ALTUNOĞLU

    2007-01-01

    Job satisfaction is one of the most discussed subjects in the management pschology field. However, there are not sufficient research concerning with job satisfaction level of academics. The aims of this research are to fill this gap to some extent and to point out the factors affecting job satisfaction. For this reason, the data were collected from 138 academics working in eight different public universities. According to the research, job satisfacton is affected by freedom to give decis...

  4. Beş Faktör Kişilik Özellikleri ve Yabancılaşma Arasındaki İlişki: Beş Yıldızlı Otel Çalışanları Üzerine Bir Uygulama

    OpenAIRE

    DEVELİOĞLU,   Doç.Dr.Kazim; TEKİN, Dr.Ömer Akgün

    2013-01-01

    The state of alienation, which has some significant impact on work conditions, societal relationships and indivuals’personal lives, is expected to be, strongly, influenced by individuals’ personality traits. This study aims to investigate the relationship between five factor personality traits and alienation in Antalya-Kemer region’s five-star hotels. For this purpose; we used a structured questionnaire to collect data from 539 employees of 18 five-star hotels, who work in reception, service,...

  5. Kargo Kullanıcılarının Önem Verdikleri Faktörlerin, Kargo Firmaları Tarafından Başarım Düzeylerinin İncelenmesi / The Achievement Level of Factors which Cargo Users Care about by Cargo Companies

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali Çağlar Çakmak

    2017-10-01

    Full Text Available Abstract The service which is provided by courier companies that we often use in our daily life has a great importance for their customers. To deliver a received or sent cargo on time without having damage is one of the most effective factors that comprise this importance. From this point of view, the main purpose of this study is to determine the services that the customers set great care about and to find out to what extent can the courier companies fulfill these demands. For this purpose, in this study the evaluation of the companies by the customers are assessed by using importance-performance analysis. According to the obtained results, the factors which the customers set care the most are; “delivering the post without any deficiency”, “not to open” and “delivering to designated address”. The least important factors are; “to ask help while carrying the cargo”, “the physical conditions of the company” and “applying existing campaigns”. When we look at the courier companies, through the most preferred three companies: Yurtiçi Cargo, Aras Cargo and PTT Cargo, “PTT Cargo” has the highest performance average while “Yurtiçi Cargo” has the lowest.   Öz Günlük hayatımızda sıklıkla kullandığımız kargo firmalarının verdikleri hizmet, bu hizmeti alan kullanıcıları için büyük önem arz etmektedir. Gönderilen veya alınan kargonun zamanında teslim edilmesi, herhangi bir hasar görmemesi de bu önemin oluşmasındaki en etkili unsurlardandır. Buradan hareketle bu çalışmanın ana amacı, kullanıcıların en çok önem verdikleri hizmetlerin belirlenmesi ve çalıştıkları kargo firmalarının bu hizmetleri ne ölçüde yerine getirebildiklerinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaçla, bu çalışmada kullanıcıların kargo firmalarını değerlendirmeleri önem-başarım analizi kullanılarak ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre kullanıcıların en çok önem verdiği unsurlar; gönderinin eksiksiz teslimi, açılıp kurcalanmaması ve belirtilen adrese teslimidir. En az önem verdiği unsurlar ise; kargo taşınırken müşteriden yardım istenmesi, firmanın fiziksel koşulları ve mevcut kampanyaların uygulanmasıdır. Kargo firmalarına bakıldığında, en çok kullanılan üç kargo firmasında (Yurtiçi kargo, Aras kargo, PTT kargo başarım ortalaması en yüksek PTT kargo iken, en düşük olan Yurtiçi kargodur.

  6. Müşteri tatmin araştırmalarının stratejik önemi ve kritik başarı faktörleri: Sağlık sektöründe bir örnek uygulama

    OpenAIRE

    TAK, Bilçin; EROĞLU, Umut

    2010-01-01

    Customer satisfaction Surveys might provide top management with critical information that have a vital importance for the organization. For instance, top management can assess corporate performance and develop adequate strategies for the future by using customer satisfaction results. Thus, customer satisfaction surveys should be conducted regarding critical success factors (CFS's) which are mentioned in this study. Otherwise all efforts related to customer satisfaction measurement might ...

  7. Venöz Tromboz Ön Tanısı Olan Hastalarda Faktör V Leiden, Protrombin G20210A, MTHFR C677T ve MTHFR A1298C Mutasyonlarının Dağılımı

    OpenAIRE

    FİDANCI, Şenay BALCI; YAROĞLU, Hatice YILDIRIM; ÜNAL, Nil; GÜNEŞ, Gülcan; SERT, Gökçen ALICI; SUCU, Nehir; AYAZ, Lokman; GÜMÜŞ, Lülüfer TAMER

    2010-01-01

    AbstractDistribution of Factor V Leiden, Prothrombine G20210A, MTHFR C677T and MTHFR A1298C Mutations in Venous Thrombosis Pre-diagnosed Patients Aim: Thrombotic diseases in the world are regarded as one of the major causes of morbidity and mortality. Various acquired and hereditary factors are implicated in the development of thrombotic diseases. Screening of the mutations related to venous thrombosis with the multifactorial pathogenesis may help for the confirmation of clinical diagnosis...

  8. Türkiye’de Kredi Kartı Kullanımını Etkileyen Faktörleri Belirlemeye Yönelik Bir Model Çalışması(A Model Study Based on Setting The Factors Affecting The Credit Card Usage in Turkey

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nevin UZGÖREN

    2007-01-01

    Full Text Available The usage of credit cards as a mean for payment and consumer credits is consistently increasing worldwide and Turkey.In this study, analyzing the factors that affect the expenditures by credit cards is aimed and multiple regression analysis is applied. The model which is gained through this analysis has shaved appropriate results for economic and statistical expectations. It has been realized that, the crisis in November 2000 and February 2001 in Turkey had an important role in the decrease of credit card usage giro. On the other hand, it has been concluded that the gross national product per capita, the number of pos machines and credit cards and the inflation rate increased the card usage giro.

  9. Takipteki Kredi Oranını Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi: Mevduat Bankaları Üzerinde Bir Dinamik Panel Veri Uygulaması (Assessing the Factors that Impact Non-Performing Loan Ratio: An Application On Deposit Banks By Using Dynamic Panel Data

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nida ABDİOĞLU

    2016-03-01

    Full Text Available This study aims to determine the factors that are effective on non-performing loans ratio after the 2001 local financial crisis. State-owned banks, privately-owned banks and foreign banks that operate in Turkey between the years 2002 and 2014 are examined. According to System-GMM and Difference GMM results, lagged value of non-performing loans, net interest margin, capital adequacy and solvency ratio have negative effects on non-performing loans ratio. On the other hand, interest applied to loans, loans/ deposits ratio, inefficiency and operating efficiency have positive effects on non performing loans. Although the results are consistent with moral hazard and bad managemet hypothesis, they are inconsistent with diversification hypothesis

  10. Kolayda Mallarda Marka Bağlılığını Etkileyen Faktörler: Hazır Kahve Üzerine Bir Çalışma(Factors Affecting the Brand Loyalty for Convenience Goods: A Study on Instant Coffee

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gül BAYRAKTAROĞLU

    2004-01-01

    Full Text Available The primary rule to create brand equity is to have loyal customers. Determining the variables that are important in brand decision and analyzing the reasons why customers shift to other brands are essential to plan and develop effective marketing policies. This study examines the degree of effect of some variables on coffee brand choice and which factors affect the change in brand usage in somewhat or non-loyal customers. The package usefulness, taste & smell affect brand loyal customers more. Decrease in quality, figuring out harmful effects, change in price and decrease in purchasing power are found to be the most important factors affecting the change in brand choice. Besides, age, income, marital status and consumption level are found to be related with brand loyalty.

  11. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları ve Etkileyen Faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Ali Şen

    2017-03-01

    Full Text Available Giriş: Bu çalışma Dicle Üniversitesi (D.Ü. Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu 1.sınıfında öğrenim gören öğrencilerin sağlıklı yaşam davranışı biçimlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Yöntemler: Araştırmanın evrenini Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokul’u 1.sınıf öğrencileri (251 öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcılara demografik verileri içeren yapılandırılmış bir anket ile Walker tarafından düzenlenen ve 2008 yılında Bahar ve arkadaşları tarafından Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış olan “Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II” (SYBDÖ uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı-yüzdelik hesaplama, ortalama, t testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin yaş ortalaması 20,46±3,7, %70.5’i kadın, %90,2’i bekâr, %69,3’ünün aile evi, %16’sı yurt, %14,7’side öğrenci evinde kalmakta, %27,9’u okurken ek bir işte çalışmakta, %77,7 sinin anne eğitim durumunun en fazla ilkokul olduğu saptanmıştır. Öğrencilerinin toplam SYBDÖ puan ortalamaları orta düzeyde bulunmuştur 118,0±21,0. Anne eğitim durumu yüksek olan öğrencilerin, kişilerarası ilişki puan ortalaması yüksek olmakla birlikte istatistiksel açıdan anlamlı bulunmamıştır. Anne eğitimi yüksek olan öğrencilerin beslenme, kişilerarası ilişkiler ve toplam puan ortalaması anlamlı bulunmuştur (p<0.05. Sonuç: Çalışma yaptığımız üniversite öğrencilerinin SYBDÖ puan ortalamalarının orta düzeyde olduğu ve annenin eğitim düzeyi ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Sağlık sektöründe görev alacak olan öğrencilerin sağlığı geliştirme davranışlarının önemini kavramaları ve bilgilerini davranışa dönüştürmeleri yönünde eğitimler yapılması gerekmektedir.

  12. Beş Faktör Kişilik Özelliklerinin Çatışma Yönetim Tarzlarına Etkisi: Yöneticiler Üzerinde Bir Araştırma

    OpenAIRE

    Tozkoparan, Güler

    2013-01-01

    Conflict is inevitable phenomena of the life of the individual and the organizations. Effectively managing conflict rather than avoiding or ignoring conflict is important for the health of the individual and the organization. Effective management of conflict plays a role in determining conflict management styles and is affected by a variety of variables. The personality traits among these variables are of great importance in conflict management. Managers, who are responsible for the managemen...

  13. İş Tatminini Etkileyen İşletme İçi Faktörlerin Eğitim Sektörü Açısından Değerlendirilmesine Yönelik Bir Alan Araştırması = A Field Study on Job Satisfaction Effecting Internal Factors in Education Sector

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Öznur BOZKURT, İlhan BOZKURT

    2008-01-01

    Full Text Available In order to ensure that the education institutions that raise the qualified labour force of the future in the required manner, the educators that train this labour force should be satisfied in their work environments. In the literature, there are variety of internal and external factors affecting the job satisfaction. In this study, some of internal factors, i.e. lack of communication, friendship relations, career opportunities, management style and wage system, affecting the job satisfaction in education sector are explained. As a result of this study, the educators implied that they were satisfied with friendship relations but they were not satisfied with their wages. Also, they implied that they were undecided if they were satisfied with management style and communication. Besides these, it is determined that collection of samples established a strong relation among three factors. These are to be satisfied with rise of wages, career change and management style. In addition, the results of analysis had shown that educators evaluated their works as pleasurable even they mentioned negative conditions in which they were.

  14. Sağlık Kuruluşu Çalışanlarının (Hemşire Motivasyonlarını Belirleyici Faktörler Üzerine Bir Araştırma(A Research on Determinant Factors of Motivation among Health Institutions’ Staff (Nurses

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bilge DOĞANLI

    2014-06-01

    Full Text Available Today, the most frequently used tool that is utilized within the operations of the institutions in order to make them productive and effective is motivation. An institution’s success depends on the employee’s occupational knowledge, skills and enthusiasm. State hospitals are institutions which bring many different occupations together in order to meet the health needs of the society. It is obvious that one of the most important factors which affect the success of these institutions is motivating the employees in accordance with the aims and goals of the institution. Within this study, it is aimed to determine the factors that affect the motivation of the nurses working at the Muğla State Hospital. The questionnaire is applied to 117 of 476 nurses working at the hospital. In the analysis of data; average, stantard deviation, factor analysis, and chi square tests are used. As a result of factor analysis, 20 different motivation tools are grouped under 7 factors. At the end of the tryouts, it is observed that harmony in work between employees & administrators and improvement of working conditions of the nurses bear significance for occupational satisfaction.

  15. Mida õppida vanalt healt Inglismaalt? / Margit Sutrop

    Index Scriptorium Estoniae

    Sutrop, Margit, 1963-

    2002-01-01

    Filosoofiaprofessor Margit Sutrop kirjutab teenindajate lojaalsusest. Autorit hämmastab fakt, et presidendi kantselei peakokk räägib leheveergudel sellest, kuidas presidendi perekond mingit sööki omavahel "möksiks" nimetab

  16. Proposed Stalin statue causes outrage / Milda Seputyte

    Index Scriptorium Estoniae

    Seputyte, Milda

    2005-01-01

    Teade Jossif Stalini uue kuju avamisest 9. mail Moskva pidustustel võib mõjutada Leedu presidendi Valdas Adamkuse otsust Moskvasse sõitmise suhtes. Lisa: Fakte riigijuhtide osalemise kohta 9. mail pidustustel

  17. Helena Jonsdottiri tantsud kaameraga / Helena Jonsdottir ; interv. Margit Tõnson

    Index Scriptorium Estoniae

    Jonsdottir, Helena

    2005-01-01

    Tartu vanglas filmitud tantsufilm "Teine" ("Another"), režissöör Rene Vilbre. Islandi koreograaf ja stsenaariumi autor Helena Jonsdottir räägib filmi tegemisest, lisatud fakte koreograafi loomingust

  18. Üts ummamuudu liin = Gorod bez zhilishtshnogo hozjaistva?! / Veronika Nuter

    Index Scriptorium Estoniae

    Nuter, Veronika

    2008-01-01

    Korteriühistutest ja korterelamute olukorrast Võrus. Fakte Võru linna kaugemast ja lähemast minevikust. Esimene nõukogudeaegne generaalplaan koostati 1945. aastal, kolmas generaalplaan kinnitati 1974. aastal

  19. Mr Bean külvab taas segadust - sedapuhku Prantsusmaal puhates / Triin Tael

    Index Scriptorium Estoniae

    Tael, Triin

    2007-01-01

    Koomik Rowan Atkinsoni loodud ja kehastatud Mr Beani tegelaskujust seoses filmi "Mr Beani puhkus" esilinastumisega. Lisaks fakte "Mr Beani lood on jõudnud 250 riiki" ja "Menukoomik vajus musta masendusse"

  20. CSCE/OSCE ja meie / Riina Kionka

    Index Scriptorium Estoniae

    Kionka, Riina, 1960-

    2005-01-01

    Euroopa Liidu Nõukogu peasekretariaadi transatlantiliste suhete juht analüüsib CSCE/OSCE rolli Balti riikide lähiajaloos. Helsingi ja Pariisi tippkohtumised. Lisa: Fakte OSCE kohta: üldine; struktuur; ajalugu

  1. Lufthansa lennukihooldus võib tulla Eestisse / Sirje Niitra

    Index Scriptorium Estoniae

    Niitra, Sirje, 1948-

    2005-01-01

    Lennukite hooldusfirma Lufthansa Technik kaalub, kas teha hiigellennukite Airbus'ide tehnohoolduskeskus Tallinnasse Dvigateli territooriumile. Lisad: Fakte Lufthansa Techniki kohta; Airbus 380 on maailma suurim lennuk. Vt. samas: Priske: Lufthansa tulek oleks meile kasulik

  2. Marina Kaljurand - Eesti hääl Moskvas / Marina Kaljurand ; interv. Margus Saar

    Index Scriptorium Estoniae

    Kaljurand, Marina, 1962-

    2007-01-01

    Eesti suursaadik Moskvas vastab küsimustele, mis on seotud saatkonna ees toimunud meeleavaldustega, saatkonnas valitsenud olukorraga, ajalehe Argumentõ ja Faktõ pressikonverentsil juhtunuga, suursaadiku puhkuselelubamisega, Eesti-Vene suhetega

  3. Sidney Poitier sillutas mustanahalistele staaridele teed / Triin Tael

    Index Scriptorium Estoniae

    Tael, Triin

    2007-01-01

    20. veebr. täitub 80. eluaastat esimesel mustanahalisel filminäitlejal, kes võitis oma rolliga Oscari. Näitlejast, tema rollidest. Lisaks fakte "Esimene mustanahaline meespeaosatäitja Oscari laureaat"

  4. Ennekõike insener / Kertu Ruus

    Index Scriptorium Estoniae

    Ruus, Kertu, 1977-

    2008-01-01

    Internetifirma Yahoo! kaasasutaja ja tegevjuhi Jerry Yangi elust ja karjäärist. Vt. samas: CV; Fakte; Tudengite hobi osutus populaarseks ja lennutas mehed tippu. Kommenteerivad Danny Sullivan ja Miguel Helft

  5. Rahvusvaheline mees Mart Laar = Mart Laar, international man / Ingvar Bärenklau

    Index Scriptorium Estoniae

    Bärenklau, Ingvar, 1967-

    2006-01-01

    Eesti ekspeaministri Mart Laari uutest väljakutsetest pärast Milton Friedmani nimelise auhinna saamist. Lisad: Fakte Mart Laari kohta; Teised Mart Laarist. Vt. samas: Laar soovitab suvisel Eestimaal ringi sõita

  6. Eesti esimene välismaalasest advokaat tegi partneriks naisadvokaadi / Airi Ilisson

    Index Scriptorium Estoniae

    Ilisson, Airi, 1980-

    2005-01-01

    Advokaadibüroost Sorainen Law Offices. Lisad: kui palju maksab advokaadi tund? ; riik ostis õigusabi 1,1 miljoni krooni eest ; fakte advokaadibüroo Sorainen Law Offices kohta ; miljonid kroonid dividendideks

  7. Inga Kuusik vallutas tippe Kõrgõzstanis / Heli Talinurm

    Index Scriptorium Estoniae

    Talinurm, Heli

    2007-01-01

    Saku Õlletehase uus finantsdirektor tööst tubakatootja Imperial Tobacco Grupi Kesk-Aasia regiooni finantsdirektorina Kõrgõzstanis, kohalikest inimestest ja töökultuurist. Lisa: Fakte Kõrgõzstani kohta

  8. Euroraha investeerimine Eesti tööturule = EU investment in the Estonian labour market / Kerli Lorvi

    Index Scriptorium Estoniae

    Lorvi, Kerli

    2006-01-01

    Riiklikku arengukava meedet "Võrdsed võimalused tööturul" rahastatakse Euroopa Sotsiaalfondist aastatel 2004-2006 kokku 413 miljoni krooni ulatuses, programm EQUAL. Lisad: Majanduslik aktiivsus 15-64-aastaste hulgas, 1997-2005; Kõnekaid fakte

  9. PÖFFil ärkab ellu ooperifantoom / Immo Mihkelson

    Index Scriptorium Estoniae

    Mihkelson, Immo, 1959-

    2004-01-01

    Tallinna VIII Pimedate Ööde Filmifestivali avalöögiks on kontsertlinastus USA 1925.a. õudusfilmist "Ooperifantoom", mida saadab Carl Davise muusika Vanemuise Sümfooniaorkestri esituses Timothy Redmondi juhatusel. Lisatud "Fakte PÖFFist"

  10. Johnny Depp : "Sellise lõbu eest raha saamine on peaaegu et kriminaalne!" / Triin Thalheim

    Index Scriptorium Estoniae

    Thalheim, Triin, 1982-

    2006-01-01

    Näitlejast seoses tema rolliga äsja esilinastunud Gore Verbinski piraaditriloogia teises filmis "Kariibi mere piraadid : Surnud mehe aardekirst" : Ameerika Ühendriigid 2006. Lisaks tutvustus ja filmitegemise fakte ""Kariibi mere piraatide" inspiratsiooniks oli Disneylandi atraktsioon"

  11. Rukkileib tuleb jälle moodi / Madli Kents

    Index Scriptorium Estoniae

    Kents, Madli

    2003-01-01

    Ilmunud ka: Delovõje Vedomosti : Desjatiletnije firmõ 12. veebruar lk. 13. Pagaritööstuste arengust: Leibur, ETK Leib, Fazer Pagarid, Pere Leib, Cibus. Vt. samas: Fakte 10 aasta tagusest perioodist

  12. KORONA KAYIPLARININ- MODELLENMESI

    OpenAIRE

    Sesil Doğan GUNEŞ

    2003-01-01

    Enerji üretim merkezlerinin ttiketimmerkezlerine uzak yerlerde kurulmasından dolayıkilometrelerce uzunlukta yüksellt; gerilim iletimhatlarının tasarımı yapılırken kayıp verileri dikkatealınmak zoı4undadır. Kayıptart oluşturandeğiştirilebilir ve planlanabilir faktör iletkenin çapıve iletkenler arası mesafe ise de müdahaleedilemeyen faktörler vardır. Bu faktörler iletkeninçahşacağı oı4tamdaki atmosferik koşuHar vekirlenme sebebiyle iletkende oluşan tabakalardır.Yapılan çalışmada, yüksek gerilim...

  13. KORONA KAYIPLARININ MODELLENMESİ

    OpenAIRE

    GUNEŞ, Sesil

    2018-01-01

    Enerji üretim merkezlerinin ttiketimmerkezlerine uzak yerlerde kurulmasından dolayıkilometrelerce uzunlukta yüksel< gerilim iletimhatlarının tasarımı yapılırken kayıp verileri dikkatealınmak zoı4undadır. Kayıptart oluşturandeğiştirilebilir ve planlanabilir faktör iletkenin çapıve iletkenler arası mesafe ise de müdahaleedilemeyen faktörler vardır. Bu faktörler iletkeninçahşacağı oı4tamdaki atmosferik koşuHar vekirlenme sebebiyle iletkende oluşan tabakalardır.Yapılan çalışmada, yüksek ge...

  14. Girişimcilik Eğiliminde Kişilik Özelliklerinin Önemi

    OpenAIRE

    Bozkurt, Öznur

    2006-01-01

    Bu çalısmada, girisimci ve girisimcilik kavramları tanımlanmakta, girisimciyi desteklemenin ve girisimci kisilik özelliklerini gelistirmenin önemine deginilmektedir. Girisimcilerin önemli kisilik özellikleri, girisimciligi etkileyen demografik, sosyal ve psikolojik faktörler detaylı olarak anlatılmakta, girisimciligi etkileyen faktörler ve girisimci kisilik özellikleri arasındaki iliskiler incelenmektedir. Ayrıca girisimci kisiligin tanımı yapılmakta ve risk alma, yenilikleri kabul, belirsizl...

  15. Sõit teisel lainel / Villu Zirnask

    Index Scriptorium Estoniae

    Zirnask, Villu, 1966-

    2004-01-01

    Autor analüüsib Ida -Euroopa maade finants- ning majandusnäitajaid Euroopa Liidu kontekstis. Lisad: Fakte teise laine riikide kohta; Eesti ja teise laine riigid. Tabelid: Finantsturud ja intressimäärad; Eestis müüdavate fondide ülevaade

  16. Pärnus valmivad kalapüügilandid 150 riigi tarvis / Raigo Neudorf

    Index Scriptorium Estoniae

    Neudorf, Raigo

    2007-01-01

    Kuigi Rapala Eesti näol on tegu Soomes asuva kontserni ühe tütarfirmaga, on Pärnus asuv tehas kontserni suurim tootmisüksus, kelle toodangut eksporditakse 150 riiki. Lisa: Fakte Rapala kohta; 1936: eduloo algus. Vt. samas: Korzhets hindab Rapala kvaliteeti

  17. Struktuurireform muutis töö tõhusamaks = Structural reform makes work more effective / Aljona Mändlo

    Index Scriptorium Estoniae

    Mändlo, Aljona

    2006-01-01

    Tööturuameti ja tööhõiveametite haldussuutlikkuse tõstmiseks käivitatud projektist, struktuuri ja koosseisude muutustest. Vt lisad: Aktiivsed tööturumeetmed, toetuste saajate arv 1995-2005; Aktiivsed tööturumeetmed, koolitusel ja nõustamisel osalenute arv 1995-2005; Kõnekaid fakte

  18. Miljonäre varasemast kolmandiku rohkem / Silva Männik

    Index Scriptorium Estoniae

    Männik, Silva, 1974-

    2004-01-01

    Autor teeb maksuameti andmeile tuginedes ülevaate oma nime avalikustamisega nõustunud Eesti maksumiljonäridest. Kaart ja diagramm: Enim tulumiljonäre pärineb Tallinnast. Vt. samas: Võimalik suurima tulu deklareerijaid üks Sylvesteri eksomanikke. Lisa: Fakte 2003. a miljonäride kohta

  19. Ines Karu tantsis end raamatusse / Kais Allkivi

    Index Scriptorium Estoniae

    Allkivi, Kais

    2008-01-01

    USAs ilmus raamat kõhutantsust "Kõhutants tähistamas püha naiselikkust" ("Belly Dance Celebrating the Sacred Feminine"). Raamatu autor on Martha Elena Burns. Eestlannadest on raamatus Ines Karu ja tema trupikaaslane Janne Mõistus. Lisaks fakte Ines Karust "Pühendunud tantsule"

  20. India poliitikas lendavad kingad kergelt jalast / Evelyn Kaldoja

    Index Scriptorium Estoniae

    Kaldoja, Evelyn, 1980-

    2009-01-01

    India sisepoliitikasse on jätnud sügava jälje fakt, et Iraagi ajakirjanik Al Zaid heitis mullu 14. detsembril kinga USA lahkuva presidendi Georg W. Bushi pihta. Vt. samas: Al-Zaidi järgijaid maailmas

  1. Aasta tegu teadus- ja erialaraamatukogus / Ave Janu

    Index Scriptorium Estoniae

    Janu, Ave

    2010-01-01

    Teadusraamatukogu aasta teoks 2008 tunnistati RR-i virtuaalnäitus "Meie parlament ja aeg: fakte, sündmusi, dokumente, inimesi". Erialaraamatukogu aasta teo 2008 vääriliseks tunnistati nägemispuudega lugejatele heliteavikute automatiseeritud paljundamise ja posti teel laenutamise süsteem Eesti Pimedate Raamatukogus

  2. Eestlane saab tööd ka Mustal Mandril / Reelika Võsang

    Index Scriptorium Estoniae

    Võsang, Reelika

    2005-01-01

    Heategevusorganisatsiooni Humana People to People projektidega on võimalik liituda igaühel, kes ei karda väljakutseid, pingelist koolitust ja tööd ning soovib teisi aidata. Samas räägib vabatahtliku elust Aafrikas Jana Teppih. Lisa: Fakte aidsist

  3. KGB skandaal lämmatab Itaalia peaministrit / Heiki Suurkask

    Index Scriptorium Estoniae

    Suurkask, Heiki, 1972-

    2006-01-01

    FSB kindralpolkovnik Anatoli Trofimov olevat kinnitanud Itaalia peaministri Romano Prodi sidemeid KGB-ga. Autori väitel kuulis itaallane Mario Scaramella Aleksandr Litvinenkolt ilmselt uusi fakte R. Prodi kohta. M. Scaramella organismist leiti jälgi poloonium 210 isotoopidest, polooniumi jäljed viivad Moskvasse. Lisa: Mürgitamise uurimine Venemaale

  4. Putin rõhutas oma parteijuhirolli / Jaanus Piirsalu

    Index Scriptorium Estoniae

    Piirsalu, Jaanus, 1973-

    2008-01-01

    Venemaa peaminister Vladimir Putin ütles intervjuus Prantsuse päevalehele Le Monde enda peaministriks hakkamise kohta, et see on huviäratav fakt, kuid veelgi tähtsam on see, et ta asus samal ajal juhtima ka parteid, millel on liidri roll riigi poliitilises elus ja kindel enamus parlamendis

  5. Tööturuasutuste võrgustik EURES = The European employment services network in Estonia / Heleri Hermanson

    Index Scriptorium Estoniae

    Hermanson, Heleri

    2006-01-01

    EURES (EURopean Employment Services) on Euroopa Komisjoni riiklike tööturuasutuste koostöövõrgustik. Eestlaste võimalustest leida tööd Euroopa Liidu liikmesmaades. Lisad: Töötu sotsiaalse kaitse kulutuste jaotus, 2005; Töötu sotsiaalse kaitse kulutused, 1994-2005; Kõnekaid fakte

  6. Aardeid eesti heliplaadi ajaloost / Katre Riisalu

    Index Scriptorium Estoniae

    Riisalu, Katre, 1966-

    2011-01-01

    Eesti esimese heliplaadi 110. aastapäeva tähistati Rahvusraamatukogus näituse "Eesti vinüül" ja raamatu "Eesti vinüülplaatide diskograafia 1954-2010" ilmumisega, näitust ette valmistades ja heliplaadi kogu uurides leidis artikli autor uusi põnevaid fakte

  7. Katalekte. Breyten Breytenbach. Kaapstad: Human & Rousseau ...

    African Journals Online (AJOL)

    I. Katalekte vorm 'n drieluik met Breyten Brey- tenbach se vorige twee bundels, Die wind- vanger en Die beginsel van stof. Die woord- goëlaar en oëverblinderaar is hier aan die woord in 'n bundel wat die subtitel dra: “arte- fakte vir die stadige gebruike van doodgaan”. By Breytenbach is die ewige verbintenis tussen.

  8. Nobeli rahupreemia pälvisid tuumarelva leviku takistajad / Kaivo Kopli

    Index Scriptorium Estoniae

    Kopli, Kaivo

    2005-01-01

    Selle aasta Nobeli rahupreemia pälvisid Rahvusvaheline Aatomienergiaagentuur ja selle juht Mohamed ElBaradei. Norra Nobeli komitee selgitusest. Lisa: Fakte Nobeli rahupreemiast. Kommenteerivad: Terumi Tanaka, Shimon Peres, Hamid Reza Asefi, Aida ElBaradei, Hans Blix. Vt. samas: Õigusteadlasest tuumarelvade jahtija eelistab läbirääkimisi

  9. R&D craves business involvement / Aleksei Gunter

    Index Scriptorium Estoniae

    Gunter, Aleksei, 1979-

    2005-01-01

    Eesti teadus- ja arendustegevus vajaks rohkem ettevõtete majanduslikku toetust. Kuigi Tartu Ülikoolis on alustatud paljusid teadusprojekte, tunnevad ettevõtted uute tehnoloogiate vastu vähe huvi. Tallinna Tehnikaülikool aga pikendas lepingut laevaehitusettevõttega BLRT Grupp. Lisa: Eesti teadus- ja arendustegevuse fakte

  10. Režissöör George Lucase loodud "Tähesõjad" elasid üle külma sõja / Andres Laasik

    Index Scriptorium Estoniae

    Laasik, Andres, 1960-2016

    2007-01-01

    Mängufilmide triloogia "Tähesõjad" ("Star Wars") esimene film esilinastus 30 aastat tagasi. Filmi tähendustest läbi aja, nõukogude tsensuurist, mis ei lubanud filmi NSV Liitu. Lisa : "Fakte "Tähesõdadest"

  11. Urve Palo : mõ võpolnjajem postavlennõje tseli / Urve Palo

    Index Scriptorium Estoniae

    Palo, Urve, 1972-

    2008-01-01

    Ilmunud ka: Põhjarannik 9. juuli 2008, lk. 2 ; Severnoje Poberezhje 9. juuli 2008, lk. 2. Rahvastikuminister Urve Palo väidab, et 8. juuli Eesti Päevalehes tema tegevuse aadressil esitatud kriitika sisaldab moonutatud ja ebaõigeid fakte

  12. Reality show'd : teletööstuse päästerõngas / Neeme Raud

    Index Scriptorium Estoniae

    Raud, Neeme, 1969-

    2005-01-01

    Formaaditelevisioon tagab teleärimeestele praegustel majanduslikult ebakindlatel aegadel, kus reklaamiraha hulk teletööstuses on vähenenud ja telekanalite hulk suurenenud, suuri tulusid. Tõsielutelevisiooni arengust USA-s, selle populaarsuse põhjustest. Lisad: Fakte. Vt. samas: Eurosaavutus : seekord mitte Ameerikast!

  13. Kõik tänapäeva noored ei ole sellised!

    Index Scriptorium Estoniae

    2008-01-01

    Sass Henno romaan "Mina olin siin. Esimene arest", Rene Vilbre mängufilm "Mina olin siin". Film ja raamat "Mina olin siin" on tekitanud arutelu : kas tõesti on noorus hukas!? Filmi sündmustiku reaalsuse kohta avaldavad küsitluses oma arvamuse Leo Suik, Merily Kihuoja, Janika Hendrikson, Gert Gurjev ja Arto Vaha. Lisaks fakte raamatu ja filmi kohta

  14. Rezension zu: Renate Hof, Susanne Rohr (Hg.: Inszenierte Erfahrung. Gender und Genre in Tagebuch, Autobiographie, Essay. Tübingen: Stauffenburg Verlag 2008.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aleksandra Bednarowska

    2009-10-01

    Full Text Available Die literarischen Genres Tagebuch, Essay und Autobiographie stehen zwischen Fakt und Fiktion und spiegeln eine spezifische Art der Relation von Erfahrung und Schreiben wider. Die Frage, inwieweit die Strategien, mit denen Authentizität sowohl in den erwähnten Genres als auch im Film und Musik als Darstellungseffekt erzielt wird, genderspezifisch sind, soll im Zentrum dieses interdisziplinär angelegten Sammelbandes stehen. In den im Band versammelten fünfzehn Beiträge wird untersucht, wie in den jeweiligen Gattungen die Wechselbeziehung zwischen Fakt und Fiktion die Rezeption der Leserin bzw. des Lesers und damit die Wahrnehmung – hier als soziale und individuelle Praxis verstanden – der dargestellten Realität mit strukturiert. Nur aus einzelnen Beiträgen ergibt sich dabei ein neuer methodischer Zugang zu Problemen der Autobiographik.

  15. Kommivabriku aura jääb Tondile. Ideid Kalevi kvartali tulevikuks / Piret Peensoo

    Index Scriptorium Estoniae

    Peensoo, Piret

    2003-01-01

    Tallinnas Järvevana tee ja Pärnu maantee vahelise ala ruumilise planeerimise ideeprojekti avalik arhitektuurikonkurss, võitjad Nikolai Volkov ja Liis Sagadi, 2. koht - Irina Raud, Toomas Tammis, Tarmo Teedumäe, Karl Luik, Renee Puusepp, 3. koht - Veronika Valk. Laste Maailma Galeriis võistlusprojektide näitus "Magus urbanism". Fakte kommivabriku "Kalev" ajaloost. Vabrik jätkab tööd Rae vallas Põrguväljal

  16. Enesetapjate klubi saehambulise lae all / Uno Mereste

    Index Scriptorium Estoniae

    Mereste, Uno, 1928-2009

    2006-01-01

    Olles VII riigikogu saadik, meenus autorile arhitekt Aleksander Vladovski kriitiline artikkel Riigikogu hoone kohta aastast 1922 ning fakt, et VI Riigikogu saadikutest tapeti või hukkus vangilaagrites ligi kaks kolmandikku. Autor peab tõestatuks, et Eesti okupeerimise järel toimunud genotsiidi plaanid koostati Venemaal juba 1939. aastal ning juhib tähelepanu 1996. aastal ajalehes Zavtra avaldatud Venemaa kaitsekontseptsioonile, mis sisaldas üksikasjalikku plaani kaotatud alade, nende hulgas ka Balti riikide, tagasivallutamiseks

  17. Bussijuhtide kindrali rasked päevad / Peep Peterson ; interv. Tanel Raig

    Index Scriptorium Estoniae

    Peterson, Peep, 1975-

    2007-01-01

    Eesti Transpordi- ja Teetöötajate Ametiühingu esimees Peep Peterson vastab bussijuhtide ja tööandjate vahelisi lahkhelisid, ametiühinguliikumist ning kokkuleppe sõlmimist puudutavatele küsimustele. Kommenteerivad: Villem Tori. Streikija iseloomuga raske vastane; Henn Pärn. Peterson saavutas maksimumide maksimumi; Harri Taliga. Ametiühingu liidritel erinevad arusaamad. Lisa: Fakte eluloost

  18. Indrek Saar kehastub Pilistveres Rasputiniks / Aarne Mäe

    Index Scriptorium Estoniae

    Mäe, Aarne, 1967-

    2008-01-01

    7. aug. esietendub Pilistvere vanas rehehoones Ain Saviaugu kirjutatud ja lavastatud suvetükk "Rasputin". Suvelavastuse tõi välja Põltsamaa Teater Ellunäod koos professionaalsete näitlejatega. Nimiosas mängib näitlejast riigikogulane Indrek Saar. Lisaks lühike intervjuu lavastajaga "Lavastaja Ain Saviauk : "Ajalugu on karm" ja fakte Rasputinist - "Grigori Jefimovitsh Rasputin-Novõhh"

  19. Teadus- ja erialaraamatukogudel oma päev ja aasta teo auhind / Kristina Rallmann

    Index Scriptorium Estoniae

    Rallmann, Kristina

    2008-01-01

    Esimene teadus- ja erialaraamatukogude päev toimus 22. oktoobril 2008 Tallinna majanduskoolis, teadusraamatukogu aasta teo auhind läks RR-i virtuaaalnäitusele "Meie parlament ja aeg: fakte, sündmusi, dokumente, inimesi" ning erialaraamatukogu aasta teo auhind Eesti Pimedate Raamatukogu töörühmale heliteavikute CD-plaatidele automatiseeritud paljundamise ja posti teel laenutamise süsteemi eest

  20. KORONA KAYIPLARININ- MODELLENMESI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sesil Doğan GUNEŞ

    2003-08-01

    Full Text Available Enerji üretim merkezlerinin ttiketimmerkezlerine uzak yerlerde kurulmasından dolayıkilometrelerce uzunlukta yüksellt; gerilim iletimhatlarının tasarımı yapılırken kayıp verileri dikkatealınmak zoı4undadır. Kayıptart oluşturandeğiştirilebilir ve planlanabilir faktör iletkenin çapıve iletkenler arası mesafe ise de müdahaleedilemeyen faktörler vardır. Bu faktörler iletkeninçahşacağı oı4tamdaki atmosferik koşuHar vekirlenme sebebiyle iletkende oluşan tabakalardır.Yapılan çalışmada, yüksek gerilim enerji iletimbatıarında meydana gelen korona kayıplarınınmodellenebilnıesi için gerekli devre parametreleriincelenmiş, Peek ve Peterson formüllerikullanılarak örnel" bir iletinı hattına ait kayıplarhesaplanmıştır.

  1. TERMAL TURİZMDE TÜKETİCİ SATIN ALMA DAVRANIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN BELİRLENMESİ: GÖNEN ÖRNEĞİ - DETERMINATION OF THE FACTORS AFFECTING CONSUMER PURCHASE BEHAVIOR IN THERMAL TOURISM

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet İLBAN

    2012-11-01

    Full Text Available Özet:Günümüzde turistik bölgeler arasında yaşanan yoğunrekabet, tüketicilerin satın alma davranışlarını etkileyebilmeyi,buna bağlı olarak benzersiz bir ürün yaratmayı ve ürününfarklılığını ortaya koyabilmeyi son derece önemli halegetirmiştir. Bu durum turistik bölgenin turist sayısı ve eldeedeceği gelir düzeyini de yakından ilgilendirmektedir.Dolayısıyla, tüketiciler açısından turistik bölge tercihinde satınalma davranışını etkileyen faktörlerin öncelikle nelerolduğunun tespiti ve tüketicilerin belirli özelliklerine görehedef pazarların belirlenmesi bu çabaları yerine getirmedemuhakkak ki oldukça önemli katkılar sağlayacaktır. Bunoktadan hareketle, demografik özelliklerine göre termalturizme yönelik tüketicilerin satın alma davranışlarınıetkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla bir anket çalışmasıuygulanmıştır. Anketlerden elde edilen verilerden hareketle,turistik tüketicilerin satın alma davranışlarını etkileyenfaktörlerin öncelik sırasına göre şu şekilde sıralanmıştır;pazarlama çabaları, ekonomik faktörler, sosyal faktörler,psikolojik faktörler ve kişisel ve kültürel faktörler. Ayrıcaaraştırmada, turistik tüketicilerin demografik özelliklerinegöre satın alma davranışlarını etkileyen faktörleri algılamalarıarasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur.Abstract:Today, fierce competition among the tourist areasmade affecting buying behavior of the consumers andcorrespondingly creating a unique product and putting forththe difference of the product extremely important. This case isa particular concern to tourist number of the tourist area andthe income level. Hence, firstly, from the perspective of touriststo choose a tourist place, determination of the factors affectingthe buying behaviors of the consumers and specifying thetarget markets according to the certain features of theconsumers, will make a significant contribution

  2. KALİTE YÖNETİM SİSTEMİNE SAHİP ORMAN ÜRÜNLERİ SANAYİ İŞLETMELERİNDE ÇALIŞAN PERFORMANSINI ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLER BAKIMINDAN İNCELENMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aytaç AYDIN

    2016-10-01

    Full Text Available Öz Endüstriyel üretim sistemlerinde birçok açıdan değerlendirilmesi gereken özelliklere sahip olan çalışanın başarısı, onun çalışmasını etkileyecek olan unsurların analizi ve uygun koşullara getirilmesi ile sağlanabilir. Bu amaçla çalışan performansını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve geliştirici tedbirlerin alınması işletmeler için vazgeçilemeyecek unsurlar arasındadır. Bu çalışma kapsamında orman ürünleri sanayinde çalışan performansını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörlerin bazı demografik özellikler bakımından farklılaşma durumları araştırılmıştır. Anket verileri SPSS 16.0 ve AMOS 16.0 istatistik paket programlarında yer alan doğrulayıcı faktör analizi ve varyans analizi ile değerlendirilerek sonuçlar ortaya koyulmuştur. Sonuç olarak, orman ürünleri sanayinde çalışan performansını etkileyen faktörlerin stres, motivasyon, çalışma ortamı, iş koşulları ve iş doyumu olduğu belirlenmiştir. Bununla beraber belirlenen performans faktörlerinin cinsiyet, yaş, pozisyon ve toplam çalışma süresine göre farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Abstract The success of employees, which has the features needed to evaluate in many respects in industrial production systems, can be achieved by analysis of the elements affecting its study and bringing appropriate conditions. For this purpose, the determination of factors affecting employee performance and taking the improving precautions is among the indispensable elements for businesses. In this study, determination of factors affecting employee performance in the forest products industry and differentiation status in terms of some demographic characteristics of these factors was investigated. The survey data were evaluated by using the confirmatory factor analysis and analysis of variance located in SPSS 16.0 and AMOS 16.0 statistical software package, and the results were revealed. As a

  3. MTHFR A1298C Mutasyonuna Bağlı Santral Retinal Arter Oklüzyonu

    OpenAIRE

    Demir, Turgay; Kara, Harun; Koç, Filiz; Demirkıran, Meltem

    2015-01-01

    Santral retinal arter tıkanıklıkları (SRAT) ender görülen önemli akut görme kaybı nedenlerinden biridir. Etyopatogenezde özellikle genç hastalarda rol oynayan faktörler biri hiperkoagülabilitedir. Bu makalede santral retinal arter tıkanıklığına bağlı nörolojik bulgular ile kliniğe kabul edilen ve metilentetrahidrofolat redüktaz (MTHFR) A1298C mutasyonu saptanan bir olgu sunulmuştur.

  4. Bruksizm ve İmplant Başarısı: Literatür Derleme

    OpenAIRE

    YILDIZ, Kübra; KAHRAMANOĞLU, Erkut; KULAK ÖZKAN, Yasemin

    2016-01-01

    ÖzetAMAÇ: Derlememizin amacı implant destekli rehabilitasyonlarda meydana gelen farklı komplikasyonlara bruksizmin risk faktörü olarak etkisinin literatürlerle sistematik olarak değerlendirilmesidir.MATERYAL METOD: 10 Mart 2014’te elektronik arama moturunda, İngiliz literatüründeki bruksizm dental implant komplikasyon iliskisini konu alan calışmalar aşağıda açıklanan arama stratejileri dahilinde araştırılmıştır. Literatürler PICO arama kriterlerine uygun olarak incelendi: P, populasyon/proble...

  5. TRAFiK KAZALARlNDA İNSAN FAI(.TÖRÜ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali TÜRKOGLU

    2002-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada trafikte insan faktörü üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Önce trafikte insanın önemi ve e�kili parametreler üzerinde durulınuş, devamında ise konuyla ilgili olarak yapılnnş bir anket çalışması S"nuçları verilerek genel bir değerlendirıne yapılmıştır

  6. BİREYLERİN FUTBOL TARAFTARI OLMASINI ETKİLEYEN GÜDÜLER İLE SADAKAT ARASINDAKİ İLİŞKİ: FENERBAHÇE TARAFTARLARI ÜZERİNE BİR UYGULAMA-THE RELATIONSHIP BETWEEN MOTIVATION, WHICH PROMPTS INDIVIDUALS TO BE SOCCER FANS, AND LOYALTY: A STUDY ON FENERBAHCE FANS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gülberk GÜLTEKİN SALMAN

    2012-06-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, bireyleri futbol izleyicisi ve taraftarı olmaya motive eden güdüler ile, Fenerbahçe taraftarlarının takımlarına yönelik sadakati arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Sadakat davranışsal ve tutumsal olarak iki boyut halinde incelenirken, motivasyon değişkeni 8 boyut (ekonomi, kaçış, gruba bağlılık, aile, hoş gerilim (eustress, özdeğerlilik (self-esteem, estetik ve eğlence olarak  incelenmiştir. Araştırma için 796 Fenerbahçe taraftarına anket uygulanmıştır. Motivasyon boyutları faktör analiziyle test edilip yeni 4 faktör (heyecanı paylaşım, haz alma, estetik ve eğlence yaratılırken, sadakat ile motivasyon faktörleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca sadakat ve motivasyon faktörleri demografik değişkenler ile test edilmiş ve farklılıklar araştırma bulgularında belirtilmiştir.-The purpose of this study is to explore the relations between motives that impact individuals to be soccer spectators and fans and loyalty toward Fenerbahçe soccer team. Loyalty is measured in both behavioral and attitudinal dimensions; on the other hand motivation has eight dimensions including economic, escape, group affiliation, family, eustress, self-esteem, aesthetics, and entertainment. 796 Fenerbahçe fans were surveyed for this study. Motivation dimensions were included in factor analysis and four dimensions were finalized for Fenerbahçe fans including sharing excitement, having pleasure, aesthetic and entertainment. The motivation factors and loyalty have a significant relationship. Loyalty and motivation factors have also been tested with demographics and findings are included in the study.

  7. Peynirde Tekstür Oluşumu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Celalettin Koçak

    2015-02-01

    Full Text Available Tekstür ve tat, peynirin kalitesini belirleyen en önemli iki faktördür. Bu nedenle, peynir teknolojisinde tekstür ve tat yönünden kabul edilebilir bir ürün elde edilmesi, esas amaç olmalıdır. Bunlardan tekstür reolojik bir özellik olup, tanımlanmasında, sertlik, yumuşaklık, ufalanırlık, gözeneklilik gibi terimler kullanılır.

  8. Yeni Ürün Geliştirme Takımlarında Güven ve Takım Öğrenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Volkan POLAT

    2018-01-01

    Full Text Available Farklı örgütsel seviyelerde güven ve öğrenme üzerine yapılan çalışmaların yanı sıra, güvenin takım bağlamında bilgi paylaşımı ve edinimi için önemli bir faktör olduğunu bildiren birtakım çalışmalar bulunmaktadır. Ancak bugüne kadar yeni ürün geliştirme takımlarında (new product development – NPD Takım Güveni ve Takım Öğrenmesi ilişkileri hakkında çok az tartışma yapılmıştır. Bu çalışma, Takım Güveninin, çeşitli takım faktörleri (Takım Üyesi Deneyimi, Takım İstikrarı ve Takım Otonomisi ve Takım Öğrenimi arasında arabuluculuk etkisi olup olmadığını incelemeyi amaçlamaktadır.

  9. PARA VE KREDİ KARTINA İLİŞKİN TUTUMLARIN İNTERNET ÜZERİNDEN YAPILAN ALIŞVERİŞLE İLİŞKİSİ

    OpenAIRE

    KONAÇ, Deniz

    2016-01-01

    Tüm dünyada hızla yayılan internet, alışveriş için de giderek daha çok kullanılmaya başlanmıştır. Önceki araştırmalarda internet üzerinden alışveriş yapma davranışını paraya karşı ve kredi kartına karşı tutumların, internet üzerinden alışverişte algılanan riskler ile yararların ve demografik değişkenlerin ayrı ayrı etkilediği saptanmış ancak bu faktörlerin hepsinin birbiriyle olan ilişkisi incelenmemiştir. Bu çalışmada yukarıda bahsedilen faktörlerin tümünün arasındaki ilişk...

  10. ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BÖLÜM TERCİHLERİNİN VE TERCİH SONUÇLARININ İSTATİSTİKİ ANALİZLER İLE İNCELENMESİ

    OpenAIRE

    DEMİRCİ, Melike

    2017-01-01

    Bu çalışmada, genel olarak, üniversite çağındaki öğrencilerin bölüm tercihi yaparken hangi faktörlerden etkilenebilecekleri ve bu faktörlerin öğrencilerin bölüm memnuniyetleri üzerindeki etkileri araştırılmak istenmektedir. Bu amaçla başlatılan çalışmanın evreni, çalışmanın yapıldığı dönemde ülke çapında tercih yapacak ve yapmış olan tüm öğrenciler olarak belirlenmiştir. Ancak, zaman kısıtı nedeniyle tüm öğrencilere ulaşılamadığı için, evrenden örneklem alım yoluna gidilmiştir. Örneklem; Osma...

  11. MÜŞTERİLERİN INTERNET BANKACİLİĞİNİ KULLANMASINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER: KAYSERİ İLİNDE BİR UYGULAMA

    OpenAIRE

    ÖZ, Mustafa

    2009-01-01

    Araştırmada, müşterilerin, internet bankacılığını kullanmasını etkileyen faktörler incelenmiştir. Araştırma kapsamında, önce mevcut literatür özetlenmiş, sonrasında Kayseri’deki tüketicilerin, internet bankacılığını kullanmasını etkileyen faktörleri belirleme amacıyla bir anket uygulaması yapılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, internet bankacılığını tercih edenler, genellikle daha genç, yüksek eğitimli ve yüksek gelir seviyesine sahip insanlardan oluşmaktadır. Internet bankacılığının tercih ...

  12. ENDÜSTRİYEL NİSİN ÜRETİMİNDE ETKİLİ FAKTÖRLER VE MODEL SİSTEMLER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ömer ŞİMŞEK

    2007-01-01

    Full Text Available Nisin tip I lantibiyotik grubuna dahil olan ve Lactococcus lactis'de tanımlanan ilk bakteriyosindir. Kültür ortamlarında yüksek miktarda nisin üretimi; fermentasyon ortamının kompozisyonu, pH, ortamda üretilen nisin konsantrasyonu ve en önemlisi hücrenin gelişimi ile ilişkilidir. Bu faktörler dikkate alınarak endüstriyel üretim amacıyla kesikli, yarı kesikli ve sürekli fermentasyon sistemleri geliştirilmiştir. Gıda koruyucusu olarak önemli potansiyele sahip olan nisinin daha verimli üretiminin sağlanması, hem endüstriyel açıdan ve hem de bu suşların starter kültür olarak kullanımı açısından önem taşımaktadır. Bu derlemede nisin üretimi üzerinde fermentasyon faktörlerinin etkileri belirtilerek kurulmuş model sistemler karşılaştırılmıştır.

  13. The Differences in Perception of Brand Loyalty to Coffee Shops and its Antecedents Among Customer Groups in Famagusta

    OpenAIRE

    Homayoon, Fateme

    2014-01-01

    ÖZ: Bu tez marka sadakati ile diğer faktörleri kullanarak Magusa‟da yer alan 5 popüler Kahve dükkanı ampirik olarak inceler. Kahve dükkanı piyasasında 250 kişiyi hedef alınmıştır. Ortalama değerler, t değerleri ve anova analizi kullanılarak bu faktörlerin burada yaşayan kişiler üzerindeki etkisi mukayese edilmiştir. Ampirik Sonuçlar genel olarak Mağusa kentinde 5 Kahve dükkanı üzerinden 250 öğrenciye anket yapılmıştır. Kahve içme deneyimini 5 Kahve dükkanı arasında zayıf yönlerini ve ye...

  14. POSTERIOR KOMPOZÎT RESTORASYONLARDA MİKROSIZINTI VE BU OLAYDA ETKİLİ OLAN FAKTÖRLER-MICROLEAKAGE OF POSTERIOR COMPOSITE RESTORATIONS AND INFLUENTIAL FACTORS

    OpenAIRE

    Benderli, Yasemin

    2013-01-01

    ÖZETBu makalede, posterior kompozit reçine restorasyonlarının en önemli sorunu olan mikrosızınlı ve özellikle dişeti basamağı bölgesindeki başarısızlıkların gözden geçirilmesi ve bu durumda etkili olan faktörlerin ele alınarak incelenmesi amaçlanmıştır.Çalışmalar sonucunda, pulpayı olumsuz yönde etkileyen en önemli faktörün, ağız ortamından diş dokusuna ulaşabilen bakteri ve toksinlerinin olduğu belirlenmiştir. Bu, mİkrosızıntı olayının önemini arttırmıştır. Belirlenen mik-rosızıntı ve buna b...

  15. Güvenlik Kameraları Ve Okul Güvenliği: Bir Ölçek Geliştirme Çalışması Surveillance Cameras & School Safety: A Scale Development Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Niyazi ÖZER

    2013-03-01

    ınırları içerisinde, 2007-2008 eğitim-öğretim yılında güvenlikkameralarının kullanıldığı ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görevyapan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 119 öğretmendentoplanmıştır. Geçerlik çalışmaları kapsamında açımlayıcı ve doğrulayıcıfaktör analizi yapılmış, ayrıca madde-test kolerasyonları ve alt-üst gruportalama puanlarına ilişkin farklılıklar incelenmiştir. Güvenirlikçalışmaları kapsamında ise Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı vetest-tekrar test katsayıları hesaplanmıştır. Yapılan açımlayıcı faktöranalizi sonucunda ölçeğin tek bir boyut ve dokuz maddeden oluşan biryapıya sahip olduğu ve ölçekte yer alan maddelerin faktör yüklerinin“.460” ile “.838” arasında değiştiği belirlenmiştir. Açımlayıcı faktöranalizi sonucunda ölçeğin, toplam varyansı açıklama düzeyinin % 53.85olduğu belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra ölçeğin tek faktörlü yapısınınuygun olup olmadığı doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiştir.Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda elde edilen uyum indeksi değerleri(χ2=54.97, df=26, RMSEA=0.097, GFI=0.91, AGFI= 0.84, CFI=0.94,NNFI=0.91, RMR=0.084, SRMR=0.050 ölçeğin yapı geçerliğine sahipolduğunu göstermiştir. Güvenirlik çalışmaları kapsamında yapılananalizler sonucunda ölçeğin Cronbach alpha iç tutarlık katsayısı “.886”olarak hesaplanmıştır. Üç hafta ara ile 21 öğretmenden toplanan verilerüzerinden yapılan test-tekrar test güvenirlik katsayısı (.807, ölçeğinzamana karşı tutarlı olduğunu göstermiştir. Analizlerden elde edilenbulgular, ölçeğin geçerli ve güvenilir bir araç olduğunu göstermektedir.

  16. Satış personeline yönelik performans değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi ve psikometrik özelliklerinin incelenmesi [The study of the development of performance evaluation scale and psychometric qualities research towards sales personnel

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şule AKALIN

    2014-10-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, mağazalarda çalışan satış personelinin iş performansını ölçmede kullanılabilecek performans değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi ve geliştirilen ölçeğin psikometrik özelliklerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 200 satış personeli oluşturmaktadır. Ölçeğin yapı geçerliği için açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucuna göre ölçek, “Satışa Yönelik Bilgi, Beceri ve Kişisel Özellikler” ve “İş Yerine Uyum Özellikleri” olmak üzere iki alt boyuttan ve 31 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı .96, test tekrar test güvenirlik katsayısı ise .88 bulunmuştur. İki faktör tarafından açıklanan toplam varyans % 50.36’dır. Ölçek ve alt boyutlarının Cronbach Alfa ve test tekrar test güvenirliklerine bakılmış ve ilk analizde bulunan değerlerle aralarında manidar bir değişiklik görülmemiştir. Bu bulgulara dayanarak, geliştirilen performans değerlendirme ölçeğinin; satış personelinin performansını ölçmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir psikometrik araç olduğu sunucuna ulaşılmıştır.

  17. Üniversite Öğrencisi Kızların Yeme Tutumlarının Duygudurum Bozukluğu İle İlişkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ester Deveci

    2016-04-01

    Full Text Available Amaç: Bu çalışmada üniversite öğrencisi kızlarda yeme tutumları ile duygudurum bozukluklarıarasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın örneklemi, İstanbul ilindeki sekiz farklı üniversitede eğitim görenve rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 189 kız öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veritoplama araçları olarak Yeme Tutumu Testi (YTT ve Duygudurum Bozuklukları Ölçeği (DBÖ vearaştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgi formu kullanılmıştır.Bulgular: Araştırmanın sonuçlarına göre, vücut kitle indeksinin duygudurum bozukluğu için riskfaktörü olduğu, ayrıca anne–baba ile beraber yaşama durumunun, anne ile olan ilişkinin, güniçerisinde herhangi bir öğünü aile ile aynı sofrada yeme tutumu sergilemenin, fast-food veyaabur cubur yeme sıklığının ve diyet yapma eğiliminin yeme tutum ve davranışlarını istatistikselaçıdan anlamlı olarak etkilediği ve yeme bozukluğu gelişmesi açısından bir risk faktörü olabileceğisaptanmıştır. Ek olarak, yeme tutumundaki bozulmaların duygudurumda bozulmaya nedenolabileceği tespit edilmiştir.Tartışma ve Sonuç: Araştırma sonucunda yeme tutum ve davranışlarının duygudurum üzerindeanlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu görülmüştür. Kişilerin aile sofrasına oturma alışkanlıklarının,anne–baba birlikteliğinin, abur cubur yeme ve sık diyet yapma eğilimlerinin duygudurum bozukluğubelirtilerini istatistiksel olarak anlamlı şekilde etkilediği bulunmuştur. Dolayısıyla bu faktörlerleilgili özelliklerin duygudurum bozukluğu açısından risk faktörü oluşturabileceği kanaatinevarılmıştır. Sonuç olarak; söz konusu faktörlere yönelik çocukluktan itibaren alınacak tedbirlergerek yeme bozukluğunun gerekse duygudurum bozuklarının ortaya çıkışını önlemeye yardımcıolabilir. Bu konuda daha geniş kapsamlı çalışmaların yap

  18. Tanin Kimyası Ve Teknolojisi

    OpenAIRE

    Özacar, Mahmut; Şengil, İ.

    2018-01-01

    Taninierin deri üretimindeki geleneksel kullanımıve daha sonralan da odun yapıştıncılar olarakuygulamalanndan başka, özel kimyasallar olarakkullanımlannın sınırlı olduğu göıiilmüştür. Tanin esaslıkimyasallan geliştirmek için yapılan daha öncekigirişimler; tamamen ekonomik ihtiyaçlar, saflık vestabilite faktörlerinin yanında endüstriyel proseslerin uygulama gereksinimlerini değerlendirmedekibaşansızlıktan dolayı sıkıntılı olmuştur. Taninierin sonzamanlardaki kullanım alanlan hakkında bilgi sağ...

  19. Przebieg ciąży i porodu u pacjentki z ostrą białaczką szpikową. Opis przypadku

    OpenAIRE

    Michał Krekora; Lidia Biesiada; Anna Kędzierska; Agnieszka Pluta; Piotr Krajewski; Tadeusz Robak; Grzegorz Krasomski

    2011-01-01

    Szacuje się, że ok. 1/1000 ciąż jest powikłana występowaniem nowotworu złośliwego, z czego największyodsetek dotyczy zachorowalności na raka szyjki macicy. Rozpoznanie białaczki przypada na ok. 1/100 000 ciężarnychi do dziś nie ma wystarczających doniesień na temat postępowania leczniczego w trakcie ciąży, jak i odległegowpływu ewentualnych terapii na dzieci urodzone z ciąż objętych leczeniem jeszcze za życia płodowego.Leczenie białaczek podczas ciąży jest o wiele trudniejsze z uwagi na fakt ...

  20. İnsan Mikrobiyom Projesi, Mikrobiyotanın Geleceği ve Kişiye Özel Tıp Uygulamaları

    OpenAIRE

    Aslan, Ferhat Gürkan; Altındiş, Mustafa

    2017-01-01

    İnsan mikrobiyomu, gelişim, fizyoloji ve sağlığımızla sıkı sıkıya bağlantılı olan son derece karmaşık bir ekosistemi temsil eder. Mikrobiyom doğumda oluşmaya başlar, konakçısı ile birlikte gelişir ve diyet ve diğer çevresel faktörlerden büyük ölçüde etkilenir. Yüksek verimli moleküler teknolojilerdeki son gelişmelerin getirdiğiomik verinin çok kanallı üretilmesi konusundaki artan kapasite, sadece mikrobiyomdaki gen ve türlerin kompozisyonunu değil aynı zamanda bu bileşenler arasındaki etkileş...

  1. Biochemical Factors Influencing Autolysis Of Leuconostocs in Buffer

    OpenAIRE

    ÇIBIK, Recep

    2010-01-01

    Orta ve daha yüksek oranda otolitik özelliğe sahip olan süt orjinli iki adet leukonostok susunun otolizine etki eden biyokimyasal faktörler tamponlanmış ortamda test edildi. Logoritmik büyüme fazının erken safhasında tampon ortamına alınan bakterilerin daha yüksek litik özelliğe sahip oldukları gözlendi. Asidik ve bazik ortamlarda aktivitenin azaldığı gözlenirken optimal aktivite için gerekli pH ortamının 6 ile 7 değerleri arasında olduğu saptandı. En uygun inkübasyon ısısı da yine leukonosto...

  2. Yerel Girişimcilik Dinamikleri : Adapazarı'nda Mobilyacılık Sektörünün Sözlü Tarih Yöntemiyle Anlaşılması

    OpenAIRE

    Bayraktaroğlu, Serkan; Özdemir, Yasemin

    2010-01-01

    Ekonomik yapı içinde oldukça önemli bir yere sahip olan küçük işletmeler ve yerel girişimcilik giderek daha fazla incelenen bir konu haline gelmiştir. Bu konudaki çalışmalarda özellikle girişimcileri etkileyen ‘itici ve çekici’ faktörler belirlenmeye çalışılmış ve imalat sektörü öncelikli olarak ele alınmıştır. Bu çalışmada da Sakarya ilindeki mobilyacılık sektöründeki yerel girişimcilerin, nasıl başladıkları ve daha sonra nasıl bir örgütlenme süreci izlediklerinin nitel ...

  3. Adaptation of Student Engagement in Mathematics Scale into Turkish [Matematik Dersine Bağlılık Ölçeği’nin Türkçeye Uyarlama Çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sacide Güzin Mazman Akar

    2017-04-01

    Full Text Available The purpose of this study is to adapt “Student Engagement in Mathematics Scale”, developed by Rimm-Kauffman (2010, into Turkish and to determine validity and reliability of the scale in Turkish form. The study group is consisted of 602 secondary school students. The original scale consisted of 13 items with three factors (social, emotional and cognitive. Adapted scale’s test-retest reliability coefficient was found .591 and Cronbach alpha value was found .872. Item-total correlations of scale items ranged between .30 to .66. First order and second order confirmatory factor analyses were executed for construct validity. As a result of confirmatory factor analyses, the scale was confirmed consisting of three factors namely “social”, “cognitive” and “emotional” as in original scale. These results showed that Turkish form of the scale, being reliable and valid, can be used in studies related to mathematics engagement. [Bu araştırmanın amacı Rimm-Kauffman (2010 tarafından geliştirilen “Matematik Dersine Bağlılık Ölçeği”ni Türkçeye uyarlamak, geçerlik ve güvenirlik çalışma sonuçlarını ortaya koymaktır. Çalışma grubunu “Matematik Dersine Bağlılık Ölçeği’ni” yanıtlayan 602 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Orijinal ölçek 13 madde ve üç faktörden (sosyal, duyuşsal ve bilişsel oluşmaktadır. Ölçeğin test tekrar test güvenirlik katsayısı .591 hesaplanırken, iç tutarlılık katsayısı .872 olarak elde edilmiş ve maddelerin birbiri ile ilişkisini gösteren madde-toplam korelasyonlarının .30 ile .66 arasında değer aldığı saptanmıştır. Ölçeğin yapı geçerlik çalışmaları için birinci ve ikinci düzey doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Yapılan doğrulayıcı faktör analizleri sonunda ölçeğin orijinal ölçekteki gibi “sosyal”, “bilişsel” ve “duyuşsal” bağlılık olmak üzere üç faktörden oluştuğu doğrulanmış ve

  4. İÇİNDEKİLER/TABLE OF CONTENTS

    OpenAIRE

    Aralık 2015, Cilt 6, Sayı 24, Mustafa Kemal Üniv Tıp Derg

    2015-01-01

    ÖZGÜN MAKALE/ORIGINAL ARTICLEBireye Özgü Optimum Beslenme Çizelgesinin Yapay Atom Algoritması Kullanılarak Hazırlanması Ayse Erdogan Yildirim, Ali KarciPreparing Personalized Optimum Nutrition Plan Using Artificial Atom Algorithm……………….........1-11Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hekimlerinin Doğum Şekline Yönelik Tercihleri Ve Bunları Etkileyen FaktörlerBeril Yuksel, Murat Polat, Ali Seven, Suna Kabil Kucur, Halime Sencan, Nuh Mehmet Erbakirci, Nadi...

  5. Kocaeli Üniversitesi Öğrencilerinin Gelir ve Tüketim İlişkisi Üzerine Ekonometrik Bir İnceleme

    OpenAIRE

    Tarı, Recep; Çalışkan, Şadan; Bayraktar, Yüksel

    2006-01-01

    Bu çalışmada, 2004 Yılında Kocaeli Üniversitesi öğrencilerine uygulanan anketten elde edilen veriler kullanılarak, öğrencilerin tüketim fonksiyonları tahmin edilmiştir. Cinsiyet faktörü ile öğrencilerin devam ettikleri programların tüketim davranışları üzerinde etkili olup olmadığı araştırılmıştır. Ayrıca, öğrencilerin tüketim (harcama) bütçesi içinde yer alan 9 ayrı harcama grubunun engel fonksiyonları tahmin edilmiştir

  6. MARKALI ALTIN TAKI SATIN ALINMASINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER VE BİR UYGULAMA

    OpenAIRE

    Gülmez, Mustafa

    2010-01-01

    Özet: Günümüzde önemi giderek artmaya başlayan markalaşmakavramı, altın sektöründe de yaygınlaşmaya başlamıştır. Bundan böyle pek çoktüketici altın takı satın alırken markalı ürünleri tercih eder hale gelmiştir. Buçalışmanın amacı, markalı altın takı satın alan tüketicilerin marka tercihinietkileyen faktörleri ortaya koymaktır. Toplam 374 cevaplayıcı araştırmakapsamında olup, hazırlanan anketler yüz yüze ...

  7. BAĞIMSIZ DENETİME DUYULAN GÜVENİN VE DENETİMİN BAĞIMSIZLIĞININ MUHASEBE MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tuğba DÖLEN

    2015-04-01

    Full Text Available ÖZ: Bu çalışma, Ankara ilinde faaliyet gösteren muhasebe meslek mensuplarının denetimin bağımsızlığı hakkındaki düşüncelerini ve bağımsız denetime duydukları güven duygusunu ortaya koymayı hedeflemektedir. Çalışmada öncelikle bağımsız denetim kavramı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurum’u tarafından yayınlanan bağımsız denetim yönetmeliği dikkate alınarak denetime duyulan güven ve denetimin bağımsızlığı ile ilgili düzenlemeler açıklanmıştır. Daha sonra çalışmanın amacı doğrultusunda bir alan araştırılması gerçekleştirilmiştir. Yeni bağımsız denetim yönetmeliği dikkate alınarak araştırmanın amacına yönelik anket soruları hazırlanmıştır. Yüz yüze gerçekleştirilen anket sonucunda elde edilen cevaplar kodlanmış ve SPSS 17.0 Sürümü ile analiz edilmiştir. Çalışmada faktör analizi yapılmış ve faktör analizi sonucunda bağımsız denetime duyulan güven ve denetimin bağımsızlığı olarak iki faktör tespit edilmiştir. Belirlenen faktörler ile meslek mensuplarının mesleki unvanları, bağımsız denetçi olmaları ve mesleki tecrübeleri arasındaki ilişkiler ANOVA test ve t testi ile analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağımsız Denetim, Muhasebe Meslek Mensupları, Bağımsız Denetim Yönetmeliği. ABSTRACT: This study aims to present the opinions about the independence of the accounting profession audit operated in Ankara and the feeling of confidence reposed in the independent audit. The confidence reposed in the audit and the regulations related to the independence of the audit were expressed by taking into consideration firstly the independent audit notion, Public Oversight and Independent Audit Regulations published by Accounting and Audit Standards Authority in the study. Afterwards, a field analysis was carried out for the aim of the study. For the purpose of research, the questionnaire has been prepared by

  8. III Adli Bilimler Kongresi - Posterler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adli Tıp Uzmanları Derneği ATUD

    2000-12-01

    Kadınların büyük çoğunluğunu, 30 yaşın altında, ilkokul düzeyinde öğrenime sahip, gelir getiren bir işte çalışmayan, 10 yıldan az. süredir evli ve çocuk sahibi olanlar oluşturmuştur. Araştırmaya katılan kadınların ekonomik bağımsızlığının olmamasının önemli bir risk faktörü okluğu istatistiksel olarak anlamlı bulunurken (X2=39.76 SD=5 p

  9. TÜRKİYE MEDİKAL TURİZM SEKTÖRÜNDE HİZMET KALİTESİ VE MEMNUNİYET ÜZERİNE BİR ALAN ARAŞTIRMASI

    OpenAIRE

    KILINÇ, İsmail

    2017-01-01

    Dünya genelinde olduğu gibiTürkiye’de de medikal turizm hızla gelişmektedir. Hindistan, Tayland, Malezya,Singapur, Güney Kore, Kosta Rika, Meksika gibi ülkelerin yanında Türkiye de medikalturizmde öne çıkan destinasyonlardan birisi olmaya başlamıştır. Türkiye’ninuygulamaya koyduğu sağlıkta dönüşüm programı sağlık hizmetlerinin kalitesini vememnuniyeti artırmış ve medikal turizmin gelişmesine katkı sağlamıştır. Çalışmakapsamında medikal turizmde hizmet kalitesini etkileyen faktörler beşeri,fiz...

  10. Ispartada meme kanserli hastalarda BRCA1 ve BRCA2 ekspresyonu

    OpenAIRE

    Çandır, Özden; Karahan, Nermin; Bülbül, Mahmut; Kılınç, Fahriye; Başpınar, Şirin

    2009-01-01

    SüleymanDemirel Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ: 2005 Haziran; 12(2) Ispartada meme kanserli hastalarda BRCA1 ve BRCA2 ekspresyonu Özden Çandır, Nermin Karahan, Mahmut Bülbül, Fahriye Kılınç, Şirin Başpınar, Özet Amaç: BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonlar, kalıtımsal meme kanserlerinde predispozan faktördür. Sporadik meme kanserlerinde de BRCA proteini ekpresyonunda kayıp olduğu görülmektedir. Bu çalışmada amacımız, Isparta'da meme kanserleri...

  11. GİRİŞİMCİLİKTE KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ BELİRLEYİCİ MİDİR?

    OpenAIRE

    Keskin, Gulseren; Tasdemir, Gulay; Aktekin, Elif; Gumussoy, Sureyya

    2016-01-01

    Son zamanlarda girişimcilik ekonomik büyüme ve istihdam yaratılmasında önemli bir kavram olarak dikkati çekmektedir. İnsan faktörü girişimcilikte başta değerlendirilmesi gereken yapıdır. Bu çalışmada girişimcilikle bireysel kişilik özelikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Pubmed, Medline, EBSCOHost, PsycINFO, Türk Medline veri tabanlarında ve Google Akademik’te yer alan girişimcilik, kişilik gibi anahtar kelimeler kullanılarak ilgili makaleler taranmış ve gözden geçirme için...

  12. Hastanede Yatarak Tedavi Gören 3-6 Yaş Çocukların Uyku Alışkanlıklarının Belirlenmesi

    OpenAIRE

    AKGÜN KOSTAK, Melahat; KOCAASLAN, Esra; BİLSEL, Ayşegül; MUTLU, Aysel

    2016-01-01

    Amaç: Çalışma 3-6 çocukların uyku alışkanlıklarını ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metod: Tanımlayıcı tipteki çalışma bir Üniversite ve Devlet Hastanesinin çocuk kliniklerinde yatan 3-6 yaş çocuğa sahip 189 anne ile gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri aile ve çocuğun sosyo-demografik ve uyku alışkanlıkları ile ilgili sorulardan oluşan “Anket Formu” ile toplandı. Veriler yüzdelik, ortalama ve standart sapma ve ki- kare testi ile analiz edildi. Bulgular: Çoc...

  13. PROPİYONİK ASİT-SU-ÇÖZÜCÜ (n-AMİL ALKOL VE n-AMİL ASETAT) ÜÇLÜ SİSTEMLERİNİN SIVI-SIVI DENGELERİ

    OpenAIRE

    ÖZMEN, Dilek

    2005-01-01

    Propiyonik asit-su-n-amil alkol ve propiyonik asit-su-n-amil asetat üçlü sistemlerine ait sıvı-sıvı dengeleri 25 oC'de izotermal şartlarda incelenmiştir. Elde edilen bağlantı doğrusu verilerinin doğruluğu Othmer-Tobias ve Hand korelasyonları kullanılarak test edilmiştir. Deneysel verilerden yararlanarak dağılma katsayıları ve ayırma faktörleri hesaplanmıştır. İncelenen her bir sisteme ait denge verileri, UNIFAC metodu ile de hesaplanmıştır. Deneysel denge verileri ve UNIFAC metodu ile bu...

  14. İlköğretim okulu yöneticilerinin aile memnuniyetini karşılama düzeyine ilişkin veli görüşleri [Views of parents related to elementary education school administrators’ level of ensuring family satisfaction

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet ÖZBAŞ

    2014-04-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okulu yöneticilerinin aile memnuniyetini hangi yönde karşıladığını ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın evrenini 2012-2013 öğretim yılında, Ankara ili Çankaya ilçesi Ayten-Şaban Diri İlköğretim Okulu’nda çocukları öğrenim gören 782; örneklemini ise bu evrenden seçkisiz örnekleme tekniğiyle belirlenen 264 veli oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan “İlköğretim Aile Memnuniyet Ölçeği” araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Faktör analizleri sonucu ölçeğin 4 faktörlü; faktörlerce açıklanan toplam varyansın ise % 70.252 olduğu saptanmıştır. Faktörlere göre Cronbach Alfa güvenirlik katsayılarının ise .906 ile .931 arasında değişmektedir. Araştırma bulgularına göre, araştırma sosyal çevresinde, anne ve baba öğrenim düzeyinin oldukça yüksek; baba öğreniminin, anneden hem orta hem de yükseköğretimde daha fazla olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları, aile memnuniyetinin; anne-baba öğrenim düzeyi; anne-baba mesleği ve gelirine doğrudan bağlı olduğunu göstermektedir. Özellikle ebeveynin yükseköğrenim görmüş olmasının aile memnuniyet düzeyinin artışında önemli fark yarattığı ortaya çıkmıştır. Araştırma sonuçları doğrultusunda, ilköğretimin aile memnuniyetini hangi yönde karşıladığının saptanması amacıyla Türkiye çapında “aile memnuniyet araştırmalarının” desteklenmesi gerektiği önerilmiştir.

  15. Diş hekimliğinde Emdogain

    OpenAIRE

    Özerol, Neslihan Büşra; Yılmaz, Nasibe Aycan; Bodrumlu, Emre

    2014-01-01

    Bir mine matriks türevi olan Emdogain (EMD), dişi destekleyen dokuların rejenerasyonunda klinik olarak kullanılan bir materyaldir. EMD, yüzey detoksifikasyonu, demineralizasyonu ve kollajen liflerin açığa çıkması ve biyouyumlu bir yüzey oluşturulmasını sağlamaktadır. EMD, alkalin fosfataz aktivitesini ve osteoblastlardaki kemik matriks proteinlerinin salınımını arttırmaktadır. Amelogeninler mezenşimal hücreleri stimüle ederek iyileşme, büyüme ve rejenerasyon için gerekli olan faktörlerin açığ...

  16. FTTH AĞLARDA PERFORMANS ANALİZİ

    OpenAIRE

    HOCAOĞLU, Sakine; YÜCEL, Murat

    2017-01-01

    Bu çalışmada, optik kod bölmeli çoklu erişim (OCDMA) tekniği kullanarak eve kadar fiber (FTTH) ağ sistemi tasarlanmış ve bu sistemin performans analizi yapılmıştır. Daha sonra hat boyunu uzatmak için sisteme erbiyum katkılı fiber yükselteç (EDFA) eklenerek OptiSystem 7.0 simülasyon programı ile Bit Hata Oranı (BER) performans sonuçları ve Q faktör değerleri karşılaştırmalı olarak sunulmuştur.

  17. Genetik ve Postmortem Mekanizmaların Sığır Eti Renk Özellikleri Üzerine Etkisi

    OpenAIRE

    Ardicli, Sena

    2018-01-01

    Bu makale genetik ve çevresel faktörlerinsığır eti renk özelliklerine etkileri hakkındaki güncel bilgilerin birderlemesidir. Sığır eti üretim işletmelerinde, renk özellikleri bakımındantercih edilen et ürünlerinin üretilebilmesi için çevresel ve genetikfaktörlerden oluşan mekanizmaların anlaşılabilmesi gerekmektedir. Bu bağlamdagenotipik ve çevresel etkiler arasındaki interaksiyonların bu özelliği nasıletkilediği hakkında genel bir bakış açısı sunulmuştur. Et rengi, tüketicilerinseçimini ve d...

  18. PSİKOLOJİK SERMAYE ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİLİK VE GÜVENİLİRLİK ÇALIŞMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Turhan ERKMEN

    2013-02-01

    Full Text Available PSİKOLOJİK SERMAYE ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİLİK VE GÜVENİLİRLİK ANALİZİÖzet: Bu çalışmada, Fred Luthans ve arkadaşları (2007 tarafından geliştirilen Psikolojik Sermaye Ölçeği’nin (Psychological Capital Scale Türkçe uyarlamasını yapmak, geçerlilik ve güvenilirlik analizini gerçekleştirmek amaçlanmıştır. Ülkemizde yapılan bu çalışma, Örgütsel Davranış literatüründe önemli bir kavram olan Psikolojik Sermaye ile ilgili yapılacak çalışmalara da referans olabilecektir. Çalışma, bilişim sektöründe çalışan toplam 158 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin geçerlilik çalışmaları için doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirlik çalışmaları için ise iç tutarlılık analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, psikolojik sermaye kavramının; orijinal ölçekteki faktör yapısından farklı olarak 3 faktörle ifade edildiği, bu faktörlerin de öz-yeterlilik, umut ve iyimserlik olduğu, psikolojik dayanıklılık boyutunun ortadan kalktığı, ölçeğin Türkçe versiyonunun uygulama alanı çerçevesinde güvenilir ancak geçerli olmadığı sonucu bulunmuştur.VALIDITY AND RELIABILITY STUDY OF THE PSYCHOLOGICAL CAPITAL SCALEAbstract: The purpose of the study is to adapt Psychological Capital Scale into Turkish and to conduct validity and reliability analysis of the Scale which was developed by Fred Luthans and his colleagues (2007. This study intends to be referred to the future studies in our country as psychological capital has become an important concept in the field of Organizational Behavior. The study was conducted among 158 employees who work in information sector. For validity studies, confirmatory factor analysis; for internal consistency, reliability analyses were performed. According to the results of the study, it was found that psychological capital was explained by 3 factors in contrast to the 4 factors of the original scale. The factors remained

  19. AKCİĞER SURFAKTAN SİSTEMİ

    OpenAIRE

    Durgun, Zafer; Keskin, Ercan

    1997-01-01

    Pulmoner surfaktanlar tip ll alveoler epiteliyal hücrelerce salgılanan, alveol ve küçük hava yollarını kaplayan bir fosfolipid ve protein kompleksidir. Surfaktanların bilinen fonksiyonları (1) alveol duvarını uygun bir nemiilikle tutmak; (2) pasif akspirasyon esnasında daha kolay elastik büzülme için sabit esansiyel bir faktör olarak rol oynamak; (3) hava-sıvı tabakasında yüzey gerilimini azaltarak alveollerin stabilizasyonunu sağlamak ya da akspirasyon esnasında küçük alveollerin kollapsını ...

  20. İŞLETMELERDE STRATEJİK BİLGİ YÖNETİMİNİN YENİLİKÇİ FAALİYETLERİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİNE ETKİSİ

    OpenAIRE

    İRAZ, Rıfat; YILDIRIM, Ebru

    2004-01-01

    Günümüzde bilgi ve bilgi yönetimi yenilik ile ilgili örgütsel kararlar açısından son derece önemli faktörlerdir. İşletmeler için taşıdığı önemden dolayı, yenilik kavramı rekabetçi üstünlüğün iki önemli kaynağı olan kalite ve etkinlik kavramlarının yerini almıştır. Bugün artık stratejik bilgi yönetimi, örgütlerin yenilikçi potansiyellerinin önde gelen kaynağı konumundadır. Bu makalede, SBY ile Yenilik arasındaki ilişki incelenmiştir.

  1. Uzaktan Yükseköğretim Öğrencilerinin Sosyal Medyanın Eğitim Boyutu Konusundaki Algıları ve Eğitim Amaçlı Sosyal Medya Kullanımlarının Belirlenmesi

    OpenAIRE

    Özen, Üstün; Çam, Handan; Can, Dilara; Dönmez, Özge

    2018-01-01

    Bu çalışmanın amacı, uzaktan eğitim yoluylaeğitim alan öğrencilerin sosyal medyadan eğitim amaçlı olarak nasılyararlandıklarını belirlemektir. Bu bağlamda Atatürk Üniversitesi AçıköğretimFakültesi öğrencileri hedef kütle olarak belirlenmiş ve örnekleme 587 öğrencidahil edilmiştir. Öğrencilerden veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. Amaçkapsamında veri setine faktör analizi, tanımlayıcı ve ilişkisel analizleruygulanarak sonuçlar değerlendirilmiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde,öğrencile...

  2. Periodontal sağlıkla ilgili hasta şikayetleri ile klinik değerlendirmelerin tutarlılığı ve sınırlarının saptanması

    OpenAIRE

    YILMAZ, Hasan Güney

    2007-01-01

    Bireysel değerlendirme, bir çok popülasyon karakteristiği, risk faktörü vehastalıkların tanısının etkili ve kabul edilmiş bir yoludur ancak periodontalhastalık (kronik periodontitis) için nadir olarak kullanılmıştır. Uygunbireysel değerlendirilmiş periodontal hastalık ölçütlerinin mevcudiyeti dahageniş ölçekteki epidemiyolojik çalışmaları kolaylaştırır, periodontalhastalıkların yeni çalışmalarının devam eden geniş çalışmalarlaentegrasyonunu olanaklı kılar ve daha düşük maliyetli peri...

  3. Affective temperament and other factors as influences on vocational choice in a group of senior year high school adolescents in Turkey A descriptive, cross-sectional field study

    OpenAIRE

    Malakcıoğlu, Cem

    2009-01-01

    177 pages Bu çalışmanın amacı meslek seçimine etki eden faktörler hakkında alanda çalışan uzmanlara ve lise öğrencilerine gerekli bilgileri sunmaktır. Temelde yeterli düzeyde teknik ve psikolojik destek alamamaları nedeniyle, Türkiye'de çok sayıda lise son sınıf öğrencisi ergen, meslek seçimi sürecinde ciddi psikososyal sorunlar yaşamaktadır. Bu açıdan çalışmamız, bir anlamda, konuyla ilgili sorunlara ilişkin bir çeşit koruyucu ruh sağlığı müdahelesi olarak kabul edilebilir. Araştırma örne...

  4. Sigmoid Kolonda İskemiye Sebep Olan Akut Kolonik Psödoobstrüksiyon: Olgu Sunumu

    OpenAIRE

    KARAKÖSE, Oktay; PÜLAT, Hüseyin; ÇETİN, Recep; BENZİN, Mehmet Fatih; ÇELİK, Girayhan; AVŞAR, Gökhan

    2015-01-01

    Akut kolonik psödoobstrüksiyon (Ogilvie sendromu), mekanik bir obstrüksiyon olmadan ileri derecede kolon dilatasyonu ile karakterize bir sendromdur. Önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir. İskemi ve perforasyon korkulan komplikasyonlarıdır. Kliniği hakkında çok fazla bilgi olmasına rağmen, tanısı zordur ve genellikle gecikmektedir. Hastaların büyük bir çoğunluğunda beraberinde travma, enfeksiyon, kardiyak hastalıklar, geçirilmiş cerrahi ve nörolojik hastalıklar gibi predispozan bir faktö...

  5. X ve Gama-Işını Dedektörlerinde Ölü Zaman Düzeltmesi - Kısım 1-İntegral Düzeltme

    OpenAIRE

    KARABIDAK, Salih Mustafa

    2014-01-01

    Yarıiletken dedektörlerinin kullanıldığı spektrometrik kantitatif ve kalitatif analizlerinde, analizlerin doğruluğu için sayma kayıplarının belirlenmesi ve telafi edilmesi önemlidir. Spektrometrelerdeki bu sayma kayıpları yığılma pulsları, uzatılan ve uzatılmayan sistem ölü zamanlarından veya bu üç mekanizmanın ikili ve üçlü bileşimlerinden meydana gelir. Bu çalışmada, yukarıda ifade edilen üç faktörden ileri gelen sayma kayıplarını telafi etmek için yeni bir yöntem önerilmiştir. Bu doğrultud...

  6. Extruder ile Pişirme Yönteminin Gıda Bileşim Öğeleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nevzat Artık

    2015-02-01

    Full Text Available Gıdalara uygulanan diğer ısıl işlemler gibi extruder ile pişirme yönteminde yararlı ve zararlı etkileri birlikte söz konusudur. Bu yöntemin yararlı etkisi; gıdanın özelliklerini olumsuz etkileyen faktörlerin elemine edilmesi; olumsuz etkisi ise, proteinler ile şekerler arasında oluşan Maillard tepkimesidir. Anılan tepkime ile proteinlerin besleyici niteliği azalmaktadır. Ayrıca ısıl işlem nedeniyle vitamin kayıpları söz konusu olmaktadır (Bjorck ve Asp, 1982.

  7. SERAMİK İNLEY RESTORASYONLAR

    OpenAIRE

    ÖZTÜRK, Özgür

    2015-01-01

    ÖZETDental seramiklerin fiziksel özelliklerinin ve seramik-rezin siman bağlantısının geliştirilmesi ile seramik restorasyonların posterior bölgede kullanımı yaygınlaşmıştır. Seramik inleyler adeziv teknikle beraber kullanıldığında minimal preparasyonla kalan diş yapısını koruyan estetik bir tedavi alternatifi sunarlar. Bu derlemenin amacı seramik inleylerin endikasyon ve kontrendikasyonları, avantaj ve dezavantajları, restorasyonun başarısını etkileyen faktörler hakkında genel bilgi vermektir...

  8. Diyabetik El Komplikasyonu Gelişen Mikrovasküler ve Makrovasküler Komplikasyonların Birlikte Olduğu Bir Tip 2 Diyabet Olgusu

    OpenAIRE

    KUZU, Fatih; Öz, İlker; BAYRAKTAROĞLU, Taner

    2017-01-01

    GirişDiyabetik el sendromu gelişimi kompleks ve multifaktöriyeldir. Risk faktörleri ve patogenezi diyabetik ayak ile benzerlik göstermektedir. Burada diabetes mellitus tanısı aldıktan yıllar sonra vasküler komplikasyonların oluştuğu, özellikle nadir komplikasyonlardan diyabetik el sendromunun ortaya çıktığı bir olguyu sunmaktayız.OlguEllidört yaşında kadın hasta 20 yıldır tip 2 diyabet tanısıyla son 10 yıldır insulin kullanmaktadır. Evde kan şekerleri 300mg/dl üzerinde seyretmekteymiş. Sol ko...

  9. KANATLI ETLERİNİN MARİNASYON TEKNiĞİ İLE İŞLENMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Haluk ERGEZER

    2004-02-01

    Full Text Available Taze tüketime sunulan kanatlı etlerinde et kalitesini, dayanıklılığını ve verimini arttırmak amacıyla uygulanan marinasyon, günümüzde oldukça yaygın bir et işleme tekniğidir. Daldırma, tamburlama ve enjeksiyon yöntemleriyle uygulanabilen bu teknikte temel ingredientler; tuz, fosfatlar, çeşni vericiler ve bazı aroma maddeleridir. Marinasyon öncesi et kompozisyonu, ete uygulanan elektriksel stimulasyon ve kullanılan ingredient bileşimi, son ürün kalitesi üzerinde önemli etkileri olan faktörlerdir.

  10. Natürel Zeytinyağındaki Uçucu Aroma Bileşenleri ve Duyusal Kalite Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dilşat Bozdoğan Konuşkan

    2015-02-01

    Full Text Available Natürel zeytinyağında bulunan uçucu aroma bileşenlerinin, zeytinyağının lezzet ve aroması üzerine etkisi oldukça önemlidir. Zeytinyağında 280’e yakın uçucu bileşen tespit edilmiş olup, bunlardan 70 kadarının aromaya direkt etkisi olduğu belirlenmiş ve zeytinyağında lezzetten sorumlu grup olarak tanımlanmıştır. Zeytinyağındaki uçucu aroma bileşenlerinin kompozisyonu, başta enzimatik reaksiyonlar olmak üzere, çevresel ve teknolojik faktörlere bağlı olarak değişmektedir. Yüksek kalitedeki zeytinyağlarında bulunan 5 ve 6 karbonlu bileşenler ile özellikle 6 karbonlu uçucu bileşenler, toplam uçucu bileşenlerin % 60-80’ini oluşturmaktadır. Natürel zeytinyağında algılanan meyvemsi, acı-yakıcı (bitter ve keskin-buruk tatlar, duyusal kaliteyi olumlu yönde etkileyerek, tüketici beğenisini sağlamaktadır. Bu çalışmada, natürel zeytinyağında bulunan uçucu aroma bileşenleri ve oluşumları üzerinde etkili olan faktörler ile bunların yağın duyusal kalitesi üzerine olan etkileri üzerinde durulmuştur.

  11. Otlu Peynir Yapımında Farklı Hammadde Karışımlarının Peynir Parametreleri Üzerine Etkisinin Anova ve Manova Metotları Kullanılarak Araştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zahide Kocabaş

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada otlu peynir yapımında hammadde olarak kullanılan farklı süt çeşitlerinin ve ot karışımlarını peynirde kuru-madde (KM, kurumaddede yağ (Y/KM, protein (PRO ve titrasyon asitliği (TAS üzerine etkileri tek değişkenli varyans analizi (ANOVA ve çok değişkenli varyans analizi (MANOVA metotları kullanılarak araştırılmıştır. 15. gün uygulanan ANOVA ve MANOVA sonuçları aynı bulunmuştur. Buna karşın 1., 30., 60. ve 90. günler için bu iki metot kullanılarak bulunan sonuçlar arasında farklılıklar gözlenmiştir. ANOVA metodu kullanılarak analiz edildiği zaman iki faktör arasındaki interaksiyon sadece bazı peynir parametreleri için önemli bulunurken, MANOVA metodu kullanıldığı zaman 1., 30., 60. ve 90. günde bütün peynir parametreleri bakımından iki faktör arasındaki interaksiyonun önemli olduğu gözlenmiştir.

  12. Türkiye’de İmalat Sanayinin İthalata Bağımlılığının Analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sabriye KUNDAK

    2018-01-01

    Full Text Available Bu çalışmada Türkiye’de imalat sanayi sektörü ve imalat sanayi alt sektörlerinin ithalata bağımlılığını etkileyen faktörlerin geçerliliği amprik olarak araştırılmıştır. İmalat sanayi sektörü ve imalat sanayi alt sektörlerinin ithalat bağımlılığını etkileyen faktörlerin uzun dönem, kısa dönem ve birim etkileri açısından TUİK verileri referans alınarak hazırlanan dinamik panel veri (panel havuzlanmış ortalama grup tahmincisi ve ortalama grup tahmincisi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlara göre; uzun dönem parametrelerinde; döviz kurunda, sabit sermaye yatırımında, GSYH’da meydana gelen artışlar ithalat bağımlılığını arttırırken, ücretlerde meydana gelen artışların ithalat bağımlılığını azaltmakta olduğu saptanmıştır. Kısa dönem parametrelerinde ise; döviz kurunda ve GSYH meydana gelen artışların ithalat bağımlılığını azalttığı saptanmıştır.

  13. Tortum Gölü Yüzey Sedimentlerindeki Metal Birikiminin Ekolojik İndeksler Yolu ile Kapsamlı Risk Değerlendirmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Serkan Kürker

    2016-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada Tortum Gölü yüzey sedimentindeki bazı ağır metallerin birikiminden kaynaklanan ekolojik riskler zenginleşme faktörü (EF, kontaminasyon faktörü (CF, kirlilik yük indeksi (PLI, potansiyel ekolojik risk indeksi (PER ve ortalama muhtemel etki konsantrasyonu oranı (mPEC-Q indeksi kullanılarak değerlendirilmiştir. Sediment örnekleri altı istasyondan Van Veen Grap kullanılarak toplanmış ve sedimentin ağır metal ve organik karbon içeriği belirlenmiştir. Sonuçlara göre sedimentte düşük-orta düzeyli kontaminasyon belirlenmiştir. En yüksek EF değeri bölgede kullanılan fosil yakıt kullanımından kaynaklı olduğu düşünülen Cd 'ye aittir. PLI ve PER değerleri gölde ağır metallere bağlı düşük ekolojik risk işaret ederken, mPEC-Q değerleri Gölü %15-29 risk ile düşük-orta öncelikli alan olarak değerlendirmektedir.

  14. Akhisar Bölgesi için Ortalama Rüzgar Hızlarına Bağlı Rüzgar Esme Sürelerinin Yapay Sinir Ağları ile Tahmini

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Raşit Ata

    2014-05-01

    Full Text Available Günümüzde enerjinin temiz, yerli ve yenilenebilir olması sadece ülkemizde değil tüm dünya ülkelerinde çoğunlukla kabul görmektedir. Alternatif ve temiz olan bu enerji kaynaklarından biri ve en önemlisi de rüzgar enerjisidir. Atmosferi kirleten fosil yakıtlarla karşılaştırıldığında rüzgar enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren sistemlerin hızlı bir şekilde geliştiği ve kullanıldığı görülmektedir. Rüzgar türbinlerinden elde edilen elektrik enerjisi birkaç faktöre bağlı olarak değişir. Bu faktörlerden ikisi ortalama rüzgar hızı ve rüzgar esme süreleridir. Bu çalışmada, Akhisar bölgesi için yıllık ortalama rüzgar hızı, Hellmann katsayısı, kule yüksekliği gibi parametrelere bağlı rüzgar esme süreleri Yapay Sinir Ağları (YSA ile analiz edilmektedir. Rüzgar esme süreleri analizinde Rayleigh dağılımı'nın kullanıldığı geleneksel yöntem(GY ile YSA'nın karşılaştırılması yapılmaktadır.

  15. ENGELLİ BİREYLERİN TURİZM DENEYİMLERİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA: ALANYA ÖRNEĞİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Boran TOKER

    2015-04-01

    Full Text Available ÖZ: Bu çalışmanın amacı, Alanya destinasyonunu ziyaret eden engelli bireylerin turizm deneyimlerine yönelik algılarını ve memnuniyet düzeylerini tespit etmektir. Anket tekniğinin kullanıldığı çalışma, 151 engelli turistle gerçekleştirilmiştir Anket sonucunda; engelli bireylerin Alanya’daki tatillerinden, destinasyon imkanlarından, konakladıkları tesislerden ve seyahat acentaları hizmetlerinden genel anlamda memnun oldukları belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada engelli turistlerin Alanya destinasyonunu tekrar ziyaret etme niyetlerinin yüksek olduğu ve tatilleri sonrası diğer engellilere destinasyonu önerebilecekleri de tespit edilmiştir. Çalışmada uygulanan faktör analizi sonucunda engelli turistlerin algı ve memnuniyetini etkileyen dört faktör belirlenmiştir. Bu faktörler “destinasyon imkanları”, “tesisin genel özellikleri”, “tesis içi erişilebilirlik” ve “seyahat acentası hizmetleri” olarak adlandırılmıştır. Belirlenen bu dört faktör ile “genel tatil memnuniyeti” ve “tavsiye etme niyeti” arasında anlamlı ilişki varken; “tekrar gelme niyeti” ile sadece “tesisin genel özellikleri” ve “tesis içi erişilebilirlik” faktörleri arasında ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca, engelli turistlerin genel tatil memnuniyeti, tavsiye etme niyeti ve tekrar gelme niyeti üzerinde “konaklama tesisinin genel özellikleri”nin etkili olduğu da tespit edilmiştir. Çalışmada, engellilik çeşidinin bu bireylerin turizm deneyimine yönelik algı ve memnuniyetinde bir farklılık yaratmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Engelsiz Turizm, Engellilik, Alanya, Turizm Deneyimi. ABSTRACT: The purpose of this study is to determine the disabled people’s perceptions and satisfaction levels towards their tourism experiences visiting Alanya destination. A questionnaire-based study was conducted on 151 disabled tourists. People with disabilities were

  16. SOSYAL PAYLAŞIM AĞLARINDA KONUM BELİRLEME ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet ARSLAN

    2013-07-01

    Full Text Available SOSYAL PAYLAŞIM AĞLARINDA KONUM BELİRLEME ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASIÖzet: Bu çalışmanın amacı “Sosyal Paylaşım Ağlarında Konum Belirleme Ölçeği”nin geliştirilmesi ve bu ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizlerinin yapılmasıdır. Bu ölçeğin sosyal medya ile ilgili çalışmalara referans olabileceği düşünülmektedir. Çalışma, başta Facebook, Twitter olmak üzere sosyal paylaşım ağlarında hesabı olan 275’i (%42 erkek, 375’i ise (%58 bayan olmak üzere toplam 650 sosyal medya kullanıcısıyla gerçekleştirilmiştir. Betimleyici faktör analizi işlemleri ve sonrasında AMOS kullanılarak doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Betimleyici faktör analizi ölçeğin üç boyutlu bir yapıya sahip olduğunu ve bu üç boyutun bir arada toplam varyansın %45’ini açıkladığını göstermiştir. Boyutlar; bağımlılık, etik ve yakınsama şeklinde isimlendirilmiştir. Ardından, ölçeğin güvenirlik analizleri yapılmıştır. Ölçeğin madde-toplam ve madde-kalan korelasyonları ile madde-ayırdedicilik değerleri hesaplanmıştır. Bu çalışma ile “Sosyal Paylaşım Ağlarında Konum Belirleme Ölçeği”nin uygulama alanı çerçevesinde geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu sonucuna varılmıştır.VALIDITY AND RELIABILITY STUDY OF THE SOCIAL NETWORKING STATUS SCALEAbstract: The aim of this study is to develop social networking status scale and perform the validity and reliability analysis of this scale. This scale can be a reference measurement tool for studies on young people's social networking and social media status. A research is conducted on a total of 650 social media users -275 male (42% and 375 female (58 %- most of whom has Facebook and Twitter accounts. An exploratory factor analysis followed by a confirmatory factor analysis using AMOS is conducted. Exploratory factor analysis showed the scale has three dimensions and all these

  17. TÜRKİYE’DE İŞYERİNDE PSİKOLOJİK TACİZ ORANININ VE TÜRLERİNİN BELİRLENMESİ: BİR ÖLÇEK GELİŞTİRME ÇALIŞMASI, MEASURING THE OCCURRENCE AND TYPES OF WORKPLACE BULLYING IN TURKEY: A SCALE DEVELOPMENT STUDY

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sibel GÖK

    2012-11-01

    Full Text Available Özet:Bu araştırmanın amacı, Türk çalışma hayatındapsikolojik taciz oranını ve türlerini belirlemek içinkullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmekolarak belirlenmiştir. Araştırma Mart-Haziran 2009 tarihleriarasında, İstanbul’da hizmet sektöründe istihdam edilen 908katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olaraktarafımızdan hazırlanan soru formu kullanılmıştır. İstatistikselanalizde, açıklayıcı faktör analizi ve güvenirlik analizindenyararlanılmıştır. Açıklayıcı faktör analizi sonucunda 28maddeden oluşan dört faktörlü “İşyerinde Psikolojik TacizÖlçeği” (İPTÖ geliştirilmiştir (KMO katsayısı = 0,950,Barlettt testi χ2(378 = 10523,337, P(sigma = 0.000. Güvenirlikanalizi sonucu, ölçeğin yüksek bir iç tutarlılık katsayısınasahip olduğunu göstermiştir (α = 0,933. Katılımcıların%13,5’inin İPTÖ’ye göre işyerinde psikolojik taciz mağduruolduğu saptanmıştır. “Yukarıdan aşağıya doğru” ve “işeyönelik davranışların yöneltildiği” psikolojik taciz, en sıkkarşılaşılan türler arasında yer almıştır. Araştırma bulgularıİPTÖ’nün, bundan sonra gerçekleştirilecek ve Türk çalışmahayatında psikolojik taciz oranını ve türlerini belirlemeyihedefleyen çalışmalar için geçerli ve güvenilir bir ölçekolduğunu desteklemektedir.Abstract:The aim of the present study was to develop a validand reliable scale investigating the occurrence and types ofworkplace bullying in Turkey. The sample consisted of 908employees from the services sector in Istanbul and the datawere collected between March and June 2009 using aquestionnaire developed for this purpose. Reliability andexploratory factor analysis were used. Exploratory factoranalysis indicated that four factor scale comprising 28 itemsprovided the best fit to the data (χ2(378=10523.337, KMO=0.95,p=0.000. Reliability analysis showed that the

  18. Prevalence of depression among Turkish University Students and related factors

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman Gunay

    2011-12-01

    Full Text Available Objective: This investigation was performed to determine the prevalence rate of depression and its correlates in students at Erciyes University. Method: A total of 1003 university students at the Medical, Theology and Engineering Faculties of Erciyes University in Kayseri, Turkey were included in the study. A socio–demographic questionnaire and a Beck Depression Inventory were completed by the students. An unpaired t test, a one way ANOVA test and a logistic regression analysis were used for the statistical analyses. Results: Total numbers of male and female students in the study group were similar and the mean age was 20.3±1.8. The mean Back Depression Inventory Beck Depression Inventory score was 11.3±8.6 points and prevalence rate of depression (Beck Depression Inventory ≥17 was 21.2%. The Mean Beck Depression Inventory score and depression prevalence were found higher among the students who had a physical illness, who were not satisfied with their body image or their faculty and who rated the economic level of their families as poor. Conclusion: It was concluded that approximately one–fifth of the students had depression. For the students, studying in a faculty which they are not satisfied is a major factor affecting depression. A better leadership should be provided for the students during the faculty selection procedure. Key Words: University student, depression, Beck Depression Inventory Üniversite öğrencilerinde depresyon prevalansı ve ilişkili faktörler Amaç: Bu çalışma, Erciyes Üniversitesi öğrencilerinde depresyon prevalansını ve bununla ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Erciyes Üniversitesinin Tıp, İlahiyat ve Mühendislik fakültelerinde okuyan toplam 1003 öğrenci araştırma kapsamına alındı. Öğrencilere sosyo-demografik anket ve Beck Depresyon Ölçeği uygulandı. Verilerin istatistiksel analizinde unpaired t testi, tek yönlü ANOVA testi ve logistik regresyon

  19. Bitki Sıklığının İki Farklı Kişniş (Coriandrum sativum L. Çeşidinde Verim ve Verim Unsurları Üzerine Etkisinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Duran Katar

    2016-05-01

    Full Text Available Çalışma; çeşitlerin ve bitki sıklığının kişniş (Coriandrum sativum L. bitkisinin verim, verim unsurları ve uçucu yağ verimi üzerine etkisini belirlemek amacıyla; 2012 ve 2013 yıllarında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme tarlasında, Tesadüf Bloklarında Faktöriyel Deneme Desenine göre 8 uygulama ve 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Faktörler; çeşitler (Arslan ve Gürbüz ve 4 farklı bitki sıklığı (20, 30, 40 ve 50 bitki m-2’dır. Çalışma sonuçları; Arslan çeşidine kıyasla Gürbüz çeşidinden daha yüksek bitki boyu, uçucu yağ oranı ve uçucu yağ verimi elde edildiğini göstermiştir. Ayrıca bitki sıklığı değerlendirmeye alınan özelliklerin tümü üzerinde önemli etkiler göstermiştir. Maksimum bitki boyu, uçucu yağ oranı ve uçucu yağ verimi 50 bitki m-2; en yüksek bitki başına şemsiye sayısı, 1000 tohum ağırlığı ve tohum verimi sırasıyla 20, 30 ve 40 bitki m-2 bitki sıklıklarından elde edilmiştir.

  20. Ölüm Nedeninin Tespitinde Yardımcı Bir Bulgu Diagonal Kulak Lobu Çizgisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Birol Demirel

    2005-08-01

    Full Text Available Koroner arter hastalıkları, doğal sebeplerle meydana gelen ölüm nedenlerinin başında gelmektedir. Bu hastalıkların yüksek insidans ve mortalité oranları, bilinen risk faktörlerinden çok, olası risk faktörlerinin araştırılmasını gerekli kılmıştır. Bir fizik muayene bulgusu olan diagonal kulak lobu çizgisi (DKLÇ, 1973 yılında tanımlanmıştır. Çalışmamızda, DKLÇ’nin, ölü muayenesi yapan hekim için ölüm nedeninin tespitinde yardımcı bir bulgu olup olamayacağının saptanması amaçlanmıştır. Çalışmamızın bulguları, vakalara uygulanan anjiografiler sonucunda; a. coronaria sinistranın dalları olan ramus interventricularis anterior (RIA ve ramus circumflexus (RC ile a. coronaria dextra’da (ACD saptanan daralma yüzdeleri arttıkça DKLÇ görülme sıklığının da arttığını göstermektedir. Bu durum DKLÇ ve koroner arter hastalıkları arasmda anlamlı ilişkiler bildiren daha önceki çalışmaların bulguları ile uyumludur. Özellikle öyküye ulaşma olanağı bulunmayan ve herhangi bir travmatik bulgu saptanmayan vakalarda DKLÇ’nin, ölümün koroner arter hastalığından meydana geldiği yönünde destekleyici bir bulgu olarak muayeneyi yapan hekimin dikkatini çekmesi gereken bir işaret olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Diagonal kulak lobu çizgisi, koroner arter hastalığı, ölü muayenesi.

  1. Hızlı Feribotlarda Makine Dairesi Kaynaklı Yangın Koşullarında Tahliye Operasyonunun Yönetimine Yönelik Benzetim Destekli Metodoloji Önerisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Peiman Alipour SARVARI

    2017-12-01

    Full Text Available Toplu deniz taşımacılığında artan talep ve sefer çeşitliliği neticesinde, yolcu gemilerinde daha kalabalık insan grupları bir arada bulunur hale gelmektedir. Denizcilikte acil durum tahliye operasyonunun etkin planlama ile gerçekleştirilmesi, gemilerdeki yolcular ve mürettebat için hayati öneme sahiptir. Bu makalenin amacı, gemideki yolcu faktörleri ve makine dairesi kaynaklı yangınları içeren olası senaryoları değerlendirerek, tahliye operasyonunun hızlı ve emniyetli bir şekilde gerçekleştirilmesine katkı sağlamaktır. Bu çerçevede, yolcu rotalamasını da içeren bütünsel bir yöntem geliştirilerek, literatüre katkı sağlanmıştır. Çalışmada geliştirilen yöntem kapsamında yolcuların demografik ve fiziksel özellikleri ile ilgili bilgi anket ile elde edilmiştir. Daha sonra, makine dairesi yangını koşullarında gemi acil durum tahliye operasyonu benzetimi (simülasyonu “Maritime EXODUS V5.1” ve “SMARTFIRE V4.3” yazılımları ile yapılmıştır. Benzetim sonuçlarının istatistiksel analizi gerçekleştirilerek, tahliye faktörlerinin etkileri saptanmıştır. Geliştirilen yöntem, bir hızlı feribotta gerçek işletim şartları dikkate alınarak uygulanmıştır. Uygulama sonuçları, önerilen rotalama sistematiğinin etkinliğini göstermiştir.

  2. ULUSLARARASI MUHASEBE HARMONİZASYONU VE ÇEVRESEL FAKTÖRLER-INTERNATIONAL ACCOUNTING HARMONIZATION AND ENVIRONMENTAL FACTORS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Banu DİNCER

    2012-06-01

    Full Text Available Küreselleşmenin artan etkileri ve ulusal muhasebe sistemlerindeki farklılıklar nedeni ile finansal bilgi sağlayan işletmeler uluslararası anlamda finansal tablo kullanıcılarının ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çekmektedirler. Bu çalışmanın amacı Uluslararası Muhasebe Standartları/ Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’nın (UMS/UFRS az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde uygulamaya konulmasını açıklayan faktörleri ortaya koyarak, bunları uygulayan ve uygulamayan ülkelerdeki farklılıklarını belirlemektir. Çalışmada kullanılmak üzere ilgili yazın taraması sonucu seçilen faktörler  ekonomik büyüme, eğitim seviyesi, ülkenini dışarıya olan açıklığı, belli bir kültür grubuna bağlı olunması, finansal bir pazarın varlığıdır. Sonuçlar okur-yazarlık oranı ve ekonomik büyüme oranının daha yüksek olduğu az gelişmiş/ gelişmekte olan ülkeler UMS uygulamayı benimsemeye daha yatkın olduğunu ortaya koymuştur.-The financial information service companies are struggling to meet the needs of international financial statement users due to the growing effect of the globalization and the difficulties caused by the differences in national accounting systems. The purpose of this study is to determine the differences that are adopted and non-adopted International Accounting Standards/ International Financial Reporting Standards (IAS /IFRS by identifying the factors that could explain the adoption of international accounting standards in less developed/developing countries. According to the literature review, the following factors have been selected: economic growth, education level, the degree of external economic openness, cultural membership in a group of countries, and the existence of a capital market. The results indicate that less developed/ developing countries with the higher literacy rates, that have higher economic growth are the most likely to adopt

  3. KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE TARIM KOOPERATİFLERİ VE KÜRESELLEŞMENİN TARIM KOOPERATİFLERİNE ETKİSİ

    OpenAIRE

    SERİNİKLİ, Nilüfer; İNAN, İ Hakkı

    2011-01-01

    Küreselleşme; ülke sınırlarının olmadığı, emeğin, sermayenin, insanların, üretim faktörlerinin, malların ve hizmetlerin sınır tanımadan dolaşmasıdır. Sınırların ortadan kalkması, ulusal ve uluslararası mal ve hizmet piyasalarında rekabeti arttırmıştır. Artan rekabet tüm sektörleri etkilediği gibi kooperatifleri de etkilemiştir. Böylece, birçok ülkedeki kooperatifler küreselleşmenin yarattığı fırsatlardan yararlanmak ve sakıncalarını en aza indirmek amacıyla yatay ve dikey bütünleşme yoluna gi...

  4. Militanların, Şehitlerin ve Casusların Anlatılmamış Öyküsü: Hamas

    OpenAIRE

    Süer, Berna

    2016-01-01

    Ortadoğu, Arap-İsrail meselesi ve Hamas ile ilgili bir çok kitapta Hamas’ın pek değinilmeyen yönlerine ışık tutan, insan faktörü üzerinden yazılan bu kitap Al-Hayat gazetesinin politika editörü olan Zaki Chehab tarafından kaleme alınmıştır. Zaki Chehab’ın hem bir gazeteci hem de Güney Lübnan’daki Filistin mülteci kampı Burj el-Shamali’de büyüyen bir Filistinli oluşu ona, Hamas ve el-Fetih’in kilit isimleri ile kolayca görüşme olanağı sağlamıştır. Böylece ilk elden kaynaklarla yapılan örüşmele...

  5. Przebieg ciąży i porodu u pacjentki z ostrą białaczką szpikową. Opis przypadku

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Michał Krekora

    2011-12-01

    Full Text Available Szacuje się, że ok. 1/1000 ciąż jest powikłana występowaniem nowotworu złośliwego, z czego największyodsetek dotyczy zachorowalności na raka szyjki macicy. Rozpoznanie białaczki przypada na ok. 1/100 000 ciężarnychi do dziś nie ma wystarczających doniesień na temat postępowania leczniczego w trakcie ciąży, jak i odległegowpływu ewentualnych terapii na dzieci urodzone z ciąż objętych leczeniem jeszcze za życia płodowego.Leczenie białaczek podczas ciąży jest o wiele trudniejsze z uwagi na fakt konieczności doboru terapii do każdejciąży z osobna, uwzględniając zaawansowanie ciąży oraz stan zdrowia zarówno matki, jak i dziecka. Mimokontrowersji, jakie wzbudza zastosowanie chemioterapii u kobiet ciężarnych, to dziś takie postępowanie wydajesię najlepszym sposobem leczenia, a negatywne skutki terapii zmniejszają się wraz z wiekiem ciąży.

  6. İŞ YAŞAMINDA ÇALIŞANLARIN ETİK OLMAYAN İŞ UYGULAMALARINA YÖNELİK TUTUM VE DAVRANIŞLARI ÜZERİNE BİR ALAN ÇALIŞMASI

    OpenAIRE

    YEŞİL, Salih; DERELİ, Selçuk Ferit

    2013-01-01

    Son zamanlarda dünya çapında yaşanan çeşitli etik skandallar, etik konusuna dikkatleri çekmiş ve konu üzerinde çalışmaların artmasına ön ayak olmuştur. Konu, gerek özel gerekse kamu sektörü açısından büyük önem arz eden ve şirketlerin uzun dönemde yaşamlarını sürdürmelerinde en etkili faktörlerden biri olarak gösterilmektedir. Bu çalışmada çalışanların etik dışı uygulamalara yönelik algıları ölçülmeye çalışılmıştır. Özellikle çalışanların çeşitli özellikleri açısından etik dışı uygulamalara y...

  7. ÖRGÜTSEL MUHALEFET ÖLÇEĞİNİN TÜRKÇE’ YE UYARLANMASI: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI

    OpenAIRE

    DAĞLI, Abidin

    2015-01-01

    Bu araştırmanın amacı, Kassing (2000) tarafından geliştirilen Örgütsel Muhalefet Ölçeği’nin (ÖMÖ) Türkiye koşullarında geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapmaktır. Özgün ölçek İngilizce olup, iki faktörlü bir yapı altında toplam 18 maddeden oluşmaktadır. Uyarlama çalışması için öncelikle orijinal ölçeğin Türkçeye çevirisi yapılmış, daha sonra dil, içerik, ölçme ve değerlendirme alanlarındaki uzmanların görüşlerine sunulmuştur. Uzmanların önerileri doğrultusunda ölçek üzerinde bazı değişiklik...

  8. FİBERGLAS, YARIİLETKEN LAZERLER VE KAZANÇ SABİTİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa TEMİZ

    1999-02-01

    Full Text Available AlxGa1-xAs kristalinde x'in çeşitli oranlarda seçimi yapılarak kırılma indisine istenilen değişimin verilmesiyle, elektromanyetik dalga ve enjekte edilen taşıyıcıların (akımın lazerin aktif bölgesinde aynı anda tuzaklanmalarını gerçekleştirmek için yapılan GaAs/AlxGa1-xAs heterojonksiyon (farklı yapılı eklem yapılar vasıtasıyla meydana getirilen yarıiletken lazerlerle optik kazanç sağlanır. Fiber glas liflerinde enformasyonun nakli de aynı esasa dayanır. Bu çalışmada fiber glas ve yarıiletken lazerlerde optik kazancın değişimine etki eden faktörler incelenmektedir.

  9. Energy Transition-Index Germany. Costs are increasing steadily; Energiewende-Index Deutschland. Die Kosten steigen weiter

    Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

    Vahlenkamp, Thomas; Kropeit, Julia [McKinsey and Company, Duesseldorf (Germany); Ritzenhofen, Ingmar [McKinsey and Company, Koeln (Germany); Gersema, Gerke [McKinsey and Company, Hamburg (Germany)

    2017-03-15

    How expensive the energy transition truly will be? The question of costs is coming more and more into the focus: The Bundesrechnungshof calls for more transparency, the policy confronted with the complexity of the subject matter is not able to quantify concrete costs. At the same time, all participants are working to curb spending growth. The fact is, the total costs will continue to rise. It is already foreseeable that by 2025 the annual electricity costs will increase by Euro 14 billion - to then Euro 77 billion. The main drivers are grid charges and rising fuel costs. [German] Wie teuer wird die Energiewende wirklich? Die Frage nach den Kosten geraet zunehmend in den Fokus: Der Bundesrechnungshof fordert mehr Transparenz, die Politik sieht sich mit Blick auf die Komplexitaet der Thematik ausserstande, konkrete Kosten zu beziffern. Gleichzeitig treten alle Beteiligten dafuer ein, die Ausgabenentwicklung zu bremsen. Fakt ist: Die Gesamtkosten werden weiter steigen. Bereits heute ist absehbar, dass sich bis 2025 die jaehrlich anfallenden Stromkosten um 14 Mrd. Euro erhoehen werden - auf dann 77 Mrd. Euro. Haupttreiber sind die Netzentgelte und steigende Brennstoffkosten.

  10. Otel İşletmelerinde Çalışanların Duygusal Emek Boyutlarının Belirlenmesi ve Duygusal Emek Boyutlarının İş Tatmini ve İşte Kalma Niyeti Üzerine Etkisi

    OpenAIRE

    PALA, Tuğba; TEPECİ, Mustafa

    2014-01-01

    Bu çalışmanın amacı, otel işletmelerinde çalışanların duygusal emek düzeylerini ve duygusal emek boyutlarını belirlemek ve duygusal emeğin çalışanların tutumları üzerinde etkilerini araştırmaktır. Bu araştırma, Muğla ilinin ilçelerinde (Bodrum, Datça ve Marmaris) faaliyet gösteren 5 yıldızlı, 5 otel işletmesinde çalışan, 174 otel çalışandan toplanan veriler ile gerçekleştirilmiştir. Turizm işletmeleri duygusal emek ölçeğiyle (Chu ve Murrmann, 2006), toplanan verilere yapılan faktör analizi so...

  11. Hemşirelik Öğrencilerinin Kişilerarası Çatışmaları Çözme Yaklaşımları

    OpenAIRE

    ÖZ, Prof. Dr. Fatma; HİÇDURMAZ, Öğr. Gör. Dr. Duygu

    2014-01-01

    Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin kişilerarası çatışma çözme yaklaşımlarının ve bu yaklaşımları etkilediği düşünülen faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemini 2009-2010 öğretim yılında bir devlet üniversitesinin sağlık bilimleri fakültesi hemşirelik bölümünde öğrenim görmekte olan 181 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak “Öğrenci Bilgi Formu” ve Goldstein tarafından geli...

  12. TÜRKİYE’DE UYGULANAN NÜFUS POLİTİKALARINA GENEL BAKIŞ

    OpenAIRE

    DOĞAN, MESUT

    2013-01-01

    ÖZET:Dünya nüfusunun hızlı bir şekilde artması, bir yandan sınırlı doğal kaynakları tüketmekte, diğer yandan ise; siyasi, askeri, beslenme ve işgücü gibi sebeplerden dolayı ülkeler için önemli olmaya devam etmektedir.1900’lü yılların ikinci yarısına kadar ülkeler, nüfusun sayısal olarak fazlalığını özellikle savunma bakımından güçlü olmak için gerekli ve yeterli bir faktör olarak görüyorlardı. Ancak günümüzde nüfusun sayısal fazlalığından çok, nitelikleri üzerinde durulmaktadır. Sosyo-ekonomi...

  13. Dünya Ekonomisinin Alacakaranlığında Güney Kore'nin Kalkınma Deneyimini Yeniden Düşünmek / Rethinking The Development Experience Of South Korea Within The Twillight Of World Economy

    OpenAIRE

    Eşiyok, B. Ali

    2014-01-01

    Özet1960’lı yılların başlarında kalkınma göstergeleri açısından Türkiye’den daha gerilerde yeralan Güney Kore, sanayileşmeye geç katılan (late comer) bir ülke olarak, 1960’lı ve izleyenyıllarda uygulamaya koyduğu planlamaya dayalı kalkınma stratejisi sayesinde merkez ülkeleriyakalamada önemli gelişmeler göstermiştir. Bu çalışmada Kore’nin hızlı sanayileşme sürecindeesas belirleyici faktörün kalkınmacı devlet ve onun uyguladığı sanayi politikaları olduğuileri sürülmektedir. Kore kalkınmacı dev...

  14. Nozīmīgākie riska faktori vēnu varikozes attīstībai operējošā personāla vidū

    OpenAIRE

    Kvasova, Inguna

    2014-01-01

    Bakalaura darba tēmas „Nozīmīgākie riska faktori vēnu varikozes attīstībai operējošā personāla vidū” aktualitāti nosaka fakts, ka vēnu varikoze ir plaši izplatīta problēma gan ārstniecības personāla vidū, gan sabiedrībā kopumā. Darba mērķis: noskaidrot riska faktorus vēnu varikozes attīstībai operējošā personāla vidū. Izvirzīta hipotēze: nozīmīgākie riska faktori vēnu varikozes attīstībai operējošā personāla vidū ir piespiedu darba poza un fiziskā slodze, kas apstiprinājās pētījumā. ...

  15. Y Kuşağı Turistlerin Destinasyon İmaj Algıları Üzerine Bir Araştırma A Research On Generation Y Tourists Perceptions Of Destination Image

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aslı ALBAYRAK

    2013-07-01

    şağı turistlerin tatil yerlerine karar vermeleri üzerine destinasyon imajını oluşturan faktörlerin etkisini saptamak ve Y kuşağı turistlerin yapısal özellikleri ile destinasyon algıları arasındaki ilişkiyi inceleyerek söz konusu kuşak için destinasyon pazarlamasına ilişkin önerilerde bulunmak amacıyla yapılmıştır.Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniğinden yararlanılmış, İstanbul’da bu kuşağı temsil eden ve kota örnekleme yöntemiyle belirlenen 384 kişiyle yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Elde elde verilerin analizinde betimsel istatistik, t-testi ve Anova Analizi kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre destinasyon imajı katılımcıların cinsiyetlerine, eğitim durumlarına ayrıca gelir düzeylerine göre farklılık göstermektedir. Diğer yandan, Y Kuşağı turistlerinin dinlenme, eğlenme ve yeni yerler görme isteği ile hareket ettikleri, kalite ve lüks bir tatili uygun fiyata arayan bireylerden oluştuğu söylenebilir.Turistik satın alma süreci birçok faktörün etkisiyle şekillenmektedir. Bu süreci etkileyen faktörlerden birisi de destinasyon imajıdır. En genel tanımıyla destinasyon imajı bireylerin bir yer hakkındaki genel algılarıdır ve bu algılar yaş, eğitim, gelir, kültür gibi bir çok faktörden etkilenmektedir. Geçmişte turistlerin destinasyon tercihleri ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalarda genel olarak turistlerin yaş, eğitim, kültür, gelir gibi özelliklerinin destinasyon imaj algıları üzerine etkileri incelenmiştir ancak farklı kuşakların destinasyon imaj algıları ile ilgili herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle bu çalışma sonucunda elde edilen sonuçların turizm pazarlamacılarına katkı sağlayabileceği düşünülmüştür.

  16. OKALİPTUS (EUCALYPTUS COMALDULENSIS DEHN. ODUNUNUN YANMA ÖZELLİKLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yalçın ÖRS

    1999-03-01

    Full Text Available Bu çalışmada, okaliptus odununun iç ve dış ortamlarda korunması amacıyla (biotik ve abiotik faktörler kullanılan çeşitli emprenye maddelerinin yanma özelliklerine etkileri araştırılmıştır. Bu maksatla, okaliptus (Eucalyptus comaldulensis Dehn. odunundan hazırlanan deney örnekleri, ASTM-D 1413-76 esaslarına göre emprenye edilmiştir. Emprenye maddesi olarak; tanalith-CBC, boraks, borik asit, vacsol-WR, immersol-WR, polietilenglikol-400 ve amonyum sülfat kullanılmıştır. Sonuç olarak, ülkemizde yetişen okaliptus türünün vakumlu emprenyesinde tuzların retensiyonu (tutunma düşük çıkmış, tuz + borlu bileşikler odunun yanma direncini arttırmış, su itici maddelerin yanmayı artırıcı etkilerini ise azaltmıştır.

  17. Invesitgation of Drilling Parameters on Thrust Force on AZ91 Magnesium Alloy by Genetic Expression Programming

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kemal ALDAŞ

    2014-09-01

    Full Text Available Bu çalışmada AZ91 magnezyum alaşımının farklı parametreler altında işlenmesi ile oluşan kesme kuvvetlerinin deneysel tabanlı teorik bir model ile tahmin edilmesi sunulmuştur. Modelleme için gerekli deneyler kuru işleme ortamında ve işleme devri ilerleme hızı ve 4 farklı matkap ucunun tam faktöriyel deney tasarımı kullanarak gerçekleştirilmiştir. Deneyler sonucunca elde edilen veriler Genetic Expression yazılımı ile modellenerek kesme kuvveti tahmini için formulasyon oluşturulmuştur. Bu formulasyon kullanılarak deneyde kullanılan parametrelerin kesme kuvveti üzerindeki etkileri detaylı olarak analiz edilmiştir

  18. Gökkuşağı Alabalığı Rasyonlarında Protein Kaynağı Olarak Balık Unu Yerine Farklı Oranda Gammarus spp. Ununun Kullanımının Büyüme Parametreleri Üzerine Etkileri

    OpenAIRE

    YEŞİLAYER, Nihat; BUHAN, Ekrem; KAYMAK, Nehir; AKIN, Şenol

    2016-01-01

    Alabalık büyütme yemlerine % 5 oranında ilave edilmiş Gammarus spp. türünün, Gökkuşağı alabalığının canlı ağırlık artışı, spesifik büyüme oranı, kondisyon faktörü, yem değerlendirme oranı (FCR) ve yaşama oranı ile toplam yem, protein, lipid ve enerji tüketimi üzerine etkileri araştırılmıştır. Deneme, 2 farklı grupta ve 3 tekerrürlü olarak tesadüf parselleri deneme planına göre dizayn edilmiştir. Başlangıç ağırlığı 154.26 g olan gökkuşağı alabalıkları 3 tekerrürlü olarak ortalama 14.74 ºC su s...

  19. YouTube izmantošana vācu valodas kā svešvalodas stundās rakstītprasmes attīstīšanai pamatskolā

    OpenAIRE

    Krūma, Līga

    2014-01-01

    Diplomdarba tēma ir „YouTube izmantošana vācu valodas kā svešvalodas stundās rakstītprasmes attīstīšanai pamatskolā. Diplomdarba tēmas izvēli noteica fakts, ka Latvijā nav daudz pētījumu par YouTube, un ka šī video interneta mājaslapa, var piedāvāt jauninājumus vācu valodas kā svešvalodas stundās rakstītprasmes attīstīšanai. Darba teorētiskā daļa veido pedagoģiskās un metodiskās literatūras analīze. Teorētiskās pētniecības darba gaitā tika izstrādāti un izmēģināti rakstītprasmes attīsto...

  20. İŞ AİLE YAYILIMI VE ÖLÇME ARACININ TÜRKÇE’DE GEÇERLİK VE GÜVENİLİRLİK ANALİZİ

    OpenAIRE

    POLATCI, Sema

    2014-01-01

    Bu çalışmada, iş aile yayılımı kavramı incelenerek, Grzywacz ve Marks (2000) tarafından geliştirilmiş olan İş Aile Yayılımı Ölçeği’nin Türkçe formunun geçerlilik ve güvenilirliğinin sınanması amaçlanmıştır. Çalışma iki farklı örneklemden (n=150, n=320) elde edilen verilerle yürütülmüştür. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre, orijinal ölçekten 2 madde çıkarılmış ve ölçek 4 boyut ve 12 ifade ile doğrulanmıştır. Ayrıca işgören performansı ölçeğinden yararlanılarak, ölçeğin ölçüt bağımlı ...

  1. Müşteri İlişkileri Yönetimi Programının Bir Parçası Olarak Satış Görüşmelerinde Müşteri Memnuniyetinin Ölçülmesi Üzerine Bir Pilot Araştırma

    OpenAIRE

    Ovalı, Elif

    2014-01-01

    Özet Rekabette üstünlük sağlayan bir faktör olarak müşteri memnuniyeti işletmeler için yaşamsal önem taşımaktadır. Müşteri memnuniyeti ise müşterinin beklentilerinin karşılanması ile sağlanmaktadır. Araştırmada, müşteri ilişkileri yönetiminin etkinliğini ve müşteri mem­nuniyetini ölçmeye yönelik özgün bir model oluşturulmuştur. Araştırma, servis ve satın alma deneyimini içeren satış sistemi memnuniyetini ölçmeyi hedeflemektedir. Araştırma Antakya'da faaliyet gösteren bir otomotiv bayiind...

  2. Systémová dynamika a její modely jako součást Competitive Intelligence

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Stanislava Mildeová

    2014-12-01

    Full Text Available Obchodní konkurence je oblast, která zatím plně nevyužívá výhod modelování a simulace. V reakci na tento fakt je cílem článku ukázat model simulující konkurenční boj. Model, vycházející z logiky Systémové dynamiky, slouží ke zkoumání efektu vývoje produktů na konkurenceschopnost podniku. V rámci tvorby tohoto vlastního modelu a provedených experimentů autor dokazuje, že použití modelování a simulací je užitečné při získávání nových informací, které nejsou obsaženy v podnikových informačních systémech. I když je prezentovaný model zjednodušením skutečného trhu, takový systémový model může být perspektivním nástrojem Competitive Intelligence.

  3. Odoroloģiskā izpēte kriminālprocesā

    OpenAIRE

    Brīvers, Jēkabs

    2014-01-01

    Kriminālistiskā odoroloģija ir vienīgā tiesu ekspertīžu klase, kas savā izpētē izmanto dzīvu būtni kā pierādījuma līdzekli un instrumentu. Šis fakts vienlaikus ieintriģē un sarežģī šīs ekspertīzes izmantošanu kriminālprocesuālajā darbībā. Darba mērķis ir analizēt odoroloģisko izpēti, kā arī pierādīt odoroloģiskās izpētes perspektīvas un izmantošanas iespējas noziedzīgu nodarījumu atkrāšanā ar personas vainas pierādīšanu. Lai sasniegtu izvirzīto mērķi, ir veicami šādi uzdevumi: 1.Norm...

  4. PMBOK BILIŞIM TEKNOLOJILERI PROJELERININ KRITIK BAŞARI FAKTÖRLERINI NASIL ELE ALIR?

    OpenAIRE

    KARAMAN, Ersin; KURT, Murat

    2015-01-01

    Kritik başarı faktörleri (KBFler) bir projenin başarısını yönetici ya da kurum açısından temin eden ve projenin başarı olasılığını yükselten ölçütlerdir. KBFler projeden projeye ya da sektörden sektöre farklılık gösterirler. Proje başarısında bir diğer önemli etken de proje yönetim yaklaşımıdır. Bu alanda PMBOK, PRINCE2 ve APMBOK gibi bir takım iyi bilinen tanımlanmış proje yönetim çerçeveleri vardır. Bu çalışmanın amacı, Proje Yönetim Bilgi Tabanı (PMBOK) çerçevesini KBFleri nasıl kapsadığı ...

  5. Ürdün\\'de 1989-2005 Arası Demokratik Dönüşüm

    OpenAIRE

    ABU-RUMMAN, Mohamed A. A.

    2009-01-01

    Bu çalışma Ürdün’de 1989-2005 arasında yaşanan demokratik dönemi incelemeyiamaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmada, modern Ürdün tarihi boyuncademokrasinin gelişimi, 1989’daki demokratik dönüşümü etkileyen faktörler,karşılaşılan zorluklar ve Ürdün demokrasisinin geleceğine dair beklentiler analizedilmektedir. Dahası Çalışma, 1989’dan 2005’e kadar Ürdün’de demokrasiningörünümlerini ve demokratik pratiklerin yapısını, Arap bağlamıyla karşılaştırmalıolarak, modern demokrasi teorisi içinde ele alar...

  6. Sea Surface Variability in the Aegean Sea.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şeniz Uçkaç

    2015-12-01

    Full Text Available Ege Denizi’nde yüzey suyu değişimleri. Ege Denizi’nde fiziksel parametreler iklimsel değişimler, tatlısu girdileri ve su döngüsü gibi faktörlere bağlı olarak yer ve zamana göre değişim göstermektedir. Farklı su kütleleri, özellikle Çanakkale boğazından gelen soğuk Karadeniz suyu ve güney kısımdan girmekte olan Levanten suyu Ege Denizi su özelliklerinin karmaşık yapısına katkıda bulunmaktadır. Bu çalışmada Ege Denizi yüzey suyu sirkülasyonu ve fiziksel özelliklerinin değişimi yerinde ölçümler kullanılarak 1986-1994 periyodunda incelenmiştir. Yüzey verisi analizleri yüksek tuzluluk ve yoğunluk değerlerinin ilk olarak Kuzey Ege’de oluştuğunu göstermektedir

  7. PROPİYONİK ASİT-SU-ÇÖZÜCÜ (n-AMİL ALKOL VE n-AMİL ASETAT ÜÇLÜ SİSTEMLERİNİN SIVI-SIVI DENGELERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dilek ÖZMEN

    2005-02-01

    Full Text Available Propiyonik asit-su-n-amil alkol ve propiyonik asit-su-n-amil asetat üçlü sistemlerine ait sıvı-sıvı dengeleri 25 oC'de izotermal şartlarda incelenmiştir. Elde edilen bağlantı doğrusu verilerinin doğruluğu Othmer-Tobias ve Hand korelasyonları kullanılarak test edilmiştir. Deneysel verilerden yararlanarak dağılma katsayıları ve ayırma faktörleri hesaplanmıştır. İncelenen her bir sisteme ait denge verileri, UNIFAC metodu ile de hesaplanmıştır. Deneysel denge verileri ve UNIFAC metodu ile bulunan veriler karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Deneysel veriler değerlendirildiğinde n-amil alkol ve n-amil asetat'ın propiyonik asitin sulu çözeltilerinden ekstraksiyonla geri kazanımında, çözücü olarak kullanılabileceği söylenebilir.

  8. Banka Kredilerinde Ters Seçim ve Ahlaki Tehlike Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şehnaz Bakır YİĞİTBAŞ

    2015-01-01

    Full Text Available Stiglitz-Weiss modelinde, kredi piyasalarında ters seçim ve ahlaki tehlike problemlerinin derecesini etkileyen en önemli faktör olarak faiz oranı gösterilmektedir. Daha yüksek faiz oranının, daha riskli kredi müşterilerinin sayısını artırarak, kredilerin geri ödenme ihtimalini azaltacağı ileri sürülmektedir. Bu makalede, kredi faiz oranlarının geri ödenmeyen krediler oranına etkisi incelenmektedir. 2003:01-2013:02 dönemi kredi faiz oranları ile geri ödenmeyen krediler arasında Granger nedensellik testi uygulanmış, her iki değişken arasında iki yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.

  9. Bilgi ve Haberleşme Teknolojilerinin Sağlık Göstergelerine Etkisi

    OpenAIRE

    Lorcu, Fatma; Erduran, Gamze Yıldız

    2016-01-01

    Günümüzde her sektörde olduğu gibi sağlık sektörünün gelişmesinde ve farklılaşmasında etki alanınıönemli ölçüde arttıran bilgi ve haberleşme teknolojileri (ICT), özellikle kamu sağlığınıniyileştirilmesinde de göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir faktör olmaya devam etmektedir.ICT’nin halk sağlığı hizmetlerini hızlandırma potansiyeli ve etkililiğini arttırma rolü olduğundan,ülkelerin kamu sağlığı sunum göstergeleri ile ICT arasındaki ilişkinin de belirlenmesi önemlidir.Ancak ülkelerin hem ka...

  10. Kütüphanelerdeki El Yazması Eserlere Yönelik Bir Belgeleme Önerisi: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Nadir Eserler Kitaplığı Örneği=A Documentation Proposal for Manuscripts in Libraries A Case Study: İstanbul University Faculty of Letters Rare Books Library

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alpaslan Hamdi Kuzucuoğlu

    2015-06-01

    Full Text Available Kütüphaneler geçmişin eşsiz kültürel mirasını günümüze taşıyan önemli kurumlardır. Bu kurumların bünyesindeki tarihi belge niteliğindeki kitap ve el yazması eserler ile yakın geçmişi yansıtan belgelerin gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde ulaştırılması için koruma çalışmalarının rolü büyüktür. Kütüphane ortamlarındaki iç konfor (klimatik koşullarının ideal seviyelere getirilmesi korumaya yönelik çalışmalardandır. Kütüphane yapılarına ve içindeki eserlere sıcaklık, bağıl nem, ışık, radyasyon, toz, titreşim gibi çevresel faktörler; mikrobiyolojik aktivite, böcekler ve kemirgenler gibi biyolojik faktörler, kasıtlı/kasıtsız insan kaynaklı faktörler ile afet faktörleri etki etmektedir. Kimyasal yapıları nedeniyle hasar görebilir nitelikte olan eserler çok çabuk bozulma ya da yok olma tehdidi ile karşı karşıya kalmaktadır. Tüm bu sayılan nedenlerden dolayı iç ortamlarda bulunan kütüphane malzemesinin ölçme, değerlendirme, sürekli izleme faaliyetleri yapılarak bozulma meydana gelmeden önce gerekli önlemlerin alınması sağlanmalıdır. Çalışmada, tarihi bir elyazması üzerinde zaman içinde meydana gelen bozulmaların teşhisine yönelik hızlı veri analizi sağlayan Raman spektroskopik analizleri ile Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS tabanlı bir çözüm önerisi sunulmuştur. Çalışma kapsamında kütüphanelerdeki el yazması eserlerdeki bozulmaların, ortam koşullarına bağlı olarak değişimlerinin Raman spektroskopi yöntemi, CBS, dijital ve optik görüntüleme yöntemleri kullanılarak belgelemesinin yapılması ve ileride bu kayıtların bir veri tabanında toplanması amaçlanmıştır. Bu çalışma sonucunda elde edilen verilerin, teşhis ve restorasyon çalışmalarında dayanak noktası olarak kullanılması kullanılması ve koruma politikalarının geliştirilmesine bir araç olması vurgulanmıştır. Spektroskopik analizler

  11. MANYETiK DENETiMLi BOBiN iLE ELEKTRONiK BALAST GÜÇ DENETiMi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Selim BÖREKCİ

    2008-03-01

    Full Text Available Elektronik balastlar manyetik balastlara kıyasla, daha yüksek etkinlik faktörüne, daha iyi ısık kalitesine, daha uzun lamba ömrüne ve daha küçük hacme sahiptir. Bu çalısmada, lamba gücü, balast empedansını ve rezonans frekansını degistiren manyetik kontrollü bobin tarafından yapılmaktadır ve bu yöntem kendinden tetiklemeli akim beslemeli push pull tipi elektronik balastlarda gerçeklestirilmistir. Burada sunulan güç kontrolü yönteminde, sıfır voltaj anahtarlaması gerçeklestirilmistir. Elde edilen sonuçları karsılastırmak için, sunulan yöntemin aynı zamanda simulasyonuda yapılmıstır. Deneysel ve simulayon sonuçları uyum göstermektedir.

  12. Lactococcus lactis Subsp. Lactis Suşlarında Yüksek Sıklıkta Konjugal Transfer Sistemlerinin Analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Çağla Tükel

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada L. lactis subsp. lactis suşlarında laktoz fermentasyonu özelliğini kodlayan altı farklı plazmidin yüksek sıklıkta konjugal aktarım yeteneği araştırıldı. Bu plazmidlerin konjugal transfer sıklıkları; iki seks faktörünün interaksiyonuna bağlı olarak (Clu ve Agg, Clu-/Agg-, Agg+ x Clu-/Agg+, Agg- ya da Clu+/Agg- x Clu-/Agg- konjugasyon eşleri için 1.5x10-5–1.0x10-7 ve Clu+/Agg- x Clu-/Agg+ konjugasyon eşleri için 7.1x10-2-2.7x10-3 oranlarında değişim gösterdi. Laktoz plazmidlerinin stabiliteleri ise; doğal suşlarda %82-96, MG1390 alıcı suşu için tanımlanan konjugantlarda %77-98 ve MCL8060 alıcı suşu için tanımlanan konjugantlarda ise %44-67 arasında saptandı.

  13. KASKO SİGORTA TERCİHİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN BELİRLENMESİ: CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ PERSONELİNE UYGULAMA

    OpenAIRE

    DEMİRAY EROL, Ece; ALMA, Dilek

    2016-01-01

    Kasko sigortacılığında müşteri davranışlarının belirlenmesinde demografik, psikolojik, ekonomik ve sosyo-kültürel özellikler hem müşterinin satın alma ya da almama davranışını etkilemesi bakımından hem de sigortacının üreteceği ürüne ait özelliklerin belirlenmesi açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı, kasko alıcılarının kasko sigortası hakkındaki düşüncelerini daha iyi anlamak ve kasko sigortası tercihinde etkili olan faktörleri belirleyerek hem müşteri sayısını artırmaya çalışan hem de ka...

  14. Al/CuO/p-Si/Al Diyot Yapısının Elektriksel Özellikleri

    OpenAIRE

    KARABAT, Mehmet Faruk; ARSEL, İsmail

    2015-01-01

    Bu çalışmada, Metal-yarıiletken arasına yerleştirilen ince metal-oksit (CuO) filmin diyot karakteristikleri üzerine etkisi araştırıldı. Metal yarıiletken arasına yerleştirilen CuO nano yapılı ince filmleri büyütmek için spin coating metodu kullanıldı ve bir Al/CuO/p-Si/Al diyot yapısı üretildi. Üretilen Al/CuO/p-Si/Al diyot yapısının geleneksel (I-V) karakteristiklerinden, idealite faktörü (n), engel yüksekliği (ΦB0) ve Norde fonksiyonları kullanılarak seri direnç (Rs) değerleri hesaplandı....

  15. Privāta CLIL bērnu valodu centra organizācijas iespējas Rīgā

    OpenAIRE

    Burova, Inna

    2014-01-01

    Ar katru gadu svešvalodu apguve agrīnā vecumā kļūst arvien populārāka. Iemesls tam ir fakts, ka bērns jaunākā vecumposmā ir spējīgāks ātrāk un vieglāk apgūt valodu, nekā pieaugušais. Tomēr Latvijas skolās un pirmsskolas izglītības iestādēs (PII) nav līdzekļu, lai organizēt angļu valodas nodarbības ar tik lielu intensitāti un papildus izmaksām. Darba mērķis ir izanalizēt privāto CLIL valodu centra organizācijas iespējas Rīgā. Datu savākšanas metodes ir intervijas un aptaujas. Darba uzdevumi ir...

  16. Tendency towards the Self-Citation among Journals in Iran and Turkey / İran ve Türkiye Dergilerinde Kendine Atıf Yapma Eğilimleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mohammad Hossein Biglu

    2007-10-01

    Full Text Available AbstractThis paper investigates the trends of Impact Factors and self-citation rates of journals indexed in the JCR by two neighbouring countries Iran and Turkey for a period of five years (2000- 2005. All data extracted from the Journal Citation Reports – Science Edition (2000-2005. The study showed that the portion of Turkish journals entering data to the JCR data bank is two times higher than the portion of Iranian journals. From a total number of 6,088 journals in the JCR in 2005, 3 (0.05% were published in Iran and the same number of journals published in Turkey. The 6,088 journals in the JCR produced 847,114 articles, 159 (0.02% appeared in the Iranian journals and 352 (0.04% in the Turkish journals. Of the 22,353,992 citations in 2005, 214 (0.001% came from Iranian journals and 911 (0.004% came from Turkish journals.The self-citation tendency by Iranian journals has increased dramatically throughout the period of study, it reached from 8% self-citation rate in 2000 to 18% in 2005, an increase of 2.25 times, whereas the self-citation rate by Turkish journals showed a negative trend, its self-citation rate fell from 22% in 2002 to 15% in 2005. The Impact Factors of Turkish journals showed faster growth than the Iranian journals, the mean value of Impact Factor for Turkish journals in 2000 was 0.49 under than the mean value of Impact Factor for Iranian journals, but in 2005 the mean value of Impact Factor for Turkish journals stayed 0.14 higher than the mean value of Impact Factor for Iranian journalsÖzBu makale, iki komşu ülke, İran ve Türkiye tarafından 5 yıl (2000-2005 içinde üretilen yayınlardan JCR’de dizinlenen dergilerdeki kendine atıfları ve etki faktöründeki eğilimleri incelemektedir. Bütün veriler JCR-Science Edition (2000-2005’den alınmıştır. Çalışma, Türk dergilerinin İran dergilerinden iki kat fazla miktarda JCR’ye girdiğini göstermektedir. 2005 yılında JCR’de yer alan toplam 6

  17. Kars ilinde örgün eğitimin gelişimi ve mevcut durumu

    OpenAIRE

    DEMİR, MUCİP

    2016-01-01

    Doğu Anadolu Bölgesinin Kars Erzurum bölümünde yer alan Kars İli ortalama irtifası 2000 metre civarında olan ve birçok yeri volkanik materyallerle örtülü Kars Platosu üzerinde bulunmaktadır. Mevcut topografik koşulların etkisiyle sert karasal iklimin görüldüğü ilde başta nüfus olmak üzere diğer beşeri faaliyetler bu coğrafik faktörlerin yoğun etkisiyle şekillenmektedir. İlde halen 300.000 civarında bulunan nüfus il dışına doğru meydana gelen göçlerle azalış eğilimi göstermektedir. 373 ilko...

  18. KARS İLİNDE ÖRGÜN EĞİTİMİN GELİŞİMİ VE MEVCUT DURUMU

    OpenAIRE

    DEMİR, MUCİP

    2016-01-01

    Doğu Anadolu Bölgesinin Kars Erzurum bölümünde yer alan Kars İli ortalama irtifası 2000 metre civarında olan ve birçok yeri volkanik materyallerle örtülü Kars Platosu üzerinde bulunmaktadır. Mevcut topografik koşulların etkisiyle sert karasal iklimin görüldüğü ilde başta nüfus olmak üzere diğer beşeri faaliyetler bu coğrafik faktörlerin yoğun etkisiyle şekillenmektedir. İlde halen 300.000 civarında bulunan nüfus il dışına doğru meydana gelen göçlerle azalış eğilimi göstermektedir.373 ilkokul,...

  19. DUYGUSAL ZEKA VE DÜRTÜSEL SATIN ALMA DAVRANIŞI İLİŞKİSİ

    OpenAIRE

    BÜYÜKER İŞLER, Didar; ATİLLA, Gaye

    2013-01-01

    Bireylerin kişilik özelliklerinin farklı olması tüketicilerin satın alma davranışında birbirinden farklı olmasında etkindir. İnsan davranışını yönlendiren biyolojik ve psikolojik etmenler de sürece eklendiğinde satın alma davranışı pekçok faktörün bombardımanı altında gerçekleşmektedir denilebilir. Fiziksel ve işlevsel faydaların ötesinde “duygu” son yıllarda pek çok alanda olduğu gibi tüketici davranışları konusunda önem kazanmaya başlamıştır. Duyguya hitap etmeyen bir ürünün satın alınabili...

  20. İŞLETME İÇİ FAKTÖRLERİN ÇALIŞANLARIN STRES DÜZEYİ ÜZERİNE ETKİLERİNİ BELİRLEMEYE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA

    OpenAIRE

    AYDIN, Aytaç; AKYÜZ, Işıl; ÜÇÜNCÜ, Kemal; TAŞDEMİR, Taner

    2018-01-01

    Yaşamının büyükkısmını çalışarak geçiren insan, çalışma hayatı boyunca yoğun bir stres altındadır.Örgüt içerisinde görev alan çalışan yaptığı işin yanında diğer insanlarlailişki kurmakta, örgütsel yapıya uyum sağlamaya çalışmaktadır. Bu süreçteçalışan ciddi bir uyum çabası içine girmekte ve böylece çalışan üzerinde stresoluşmaktadır. Ortaya çıkan düşük veya yüksek stres çalışan performansınıolumsuz etkileyebilmektedir.Bu çalışmakapsamında çalışanların stres düzeyini etkileyen faktörlerin beli...

  1. Od iluminatorstwa do grafiki książkowej. Kilka uwag o graficznych pracach Mistrza Collectarium wawelskiego

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Katarzyna Krzak-Weiss

    2010-01-01

    Full Text Available Jedną z poważniejszych konsekwencji wynalezienia druku była konieczność przekwalifikowania się wielu osób związanych z produkcją książki rękopiśmiennej. Niniejszy artykuł jest próbą analizy owego problemu, skupioną przede wszystkim na iluminatorach, a konkretnie na jednym - Mistrzu Collectarium wawelskiego. Choć ten anonimowy artysta działający w środowisku krakowskim w pierwszej połowie XVI wieku znany jest najlepiej ze swych dzieł miniatorskich (którym zresztą zawdzięcza przydomek, to równie ciekawe i dobre artystycznie są jego projekty graficzne służące do opracowania klocków drzeworytniczych oraz plakiet introligatorskich. Biorąc zaś pod uwagę fakt, że ilustracje wykonane według jego rysunków zdobiły najlepsze wydawnictwa tamtych czasów, m.in. Chronica Polonorum Miechowity (1519 i 1521 i Contenta de vetustatibus Polonorum Josta Decjusza (1521, warto przyjrzeć się bliżej jego graficznej działalności.

  2. Düşünme Stilleri Ve Anne-Baba Tutumları Arasındaki İlişki

    OpenAIRE

    Palut, Birsen

    2008-01-01

    Düşünme stili bireyin zihninde olup bitenlerin ve düşünme süreçlerinin farklı şekillerde dışa yansıması olarak tanımlanmaktadır. Düşünme stillerinin oluşum ve gelişim sürecinde bireyin sosyalleşme süreci önemli bir yer tutmaktadır. Bu süreçte anne ve baba tutumları bireylerde hangi tür düşünme süreçlerinin baskın hale geleceğinin belirlenmesinde en önemli faktörlerden birini oluşturmaktadır. Ailelerin içinde yaşadığı kültürel değerler ve inançlar ebeveynlerin çocuk yetiştirme değerlerini, gel...

  3. AZERBAYCAN’IN ŞİRVAN BÖLGESİNDE SULANAN KİLLİ BİR TOPRAĞIN BAZI

    OpenAIRE

    EKBERLİ, İmanverdi; KERİMOVA, Ellada

    2012-01-01

    Günümüzde tarım alanlarının bilinçsiz kullanımı ve ekoloji faktörlerin olumsuz etkisi sonucunda, toprakların fiziksel – kimyasal özelliklerinin optimum düzeyde olmaması ve bunların aradan kaldırılması büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada Azerbaycan’ın kurak iklime sahip Şirvan bölgesinin sulanan topraklarının bazı fiziksel- kimyasal parametrelerinin değişimi belirlenmiştir. Toprakların pH, değişebilir Na, bazı değişebilir bazik katyonların (Na, Ca.Mg) toplamı (DKT), humus ve...

  4. Tautas partijas reklāmas un sabiedrisko attiecību kampaņas pirms 7. un 9. Saeimas vēlēšanām

    OpenAIRE

    Velika, Anna

    2007-01-01

    Tautas partija tika nodibināta 1998.gada maijā, īsi pirms 7.Saeimas vēlēšanām. Pateicoties harizmātiskajam līderim A.Šķēlem, masīvai reklāmas un sabiedrisko attiecību kampaņai, kā arī tautas uzticībai un cerībām jaunā partija gūst uzvaru vēlēšanās. Taču uzmanību piesaista fakts, ka šī partija, kas ir neraksturīgi pašreizējai Latvijas politiskajai skatuvei, spēj iekarot stabilu vietu gan valdībā, gan pašvaldībās, un ar profesionālu kampaņu palīdzību gūt panākumus arī divās nākamajās Saeimas vē...

  5. İŞ MOTİVASYONU İLE İŞ TATMİNİ ÜZERİNE OTEL İŞLETMELERİNDE KARŞILAŞTIRMALI BİR ARAŞTIRMA

    OpenAIRE

    GÖKKAYA, Samet; TÜRKER, Nuray

    2018-01-01

    Bu çalışmada,‘‘Herzberg’in Çift Faktör Teorisi’’ çerçevesinde, Antalya ve Ankara’daki dörtve beş yıldızlı konaklama işletmesi çalışanlarının, iş motivasyonu ve iştatmini düzeyleri ölçülerek, işgörenlerin motivasyon düzeyleri ile iştatminleri temelinde kent ve kıyı oteli çalışanları arasında bir farklılaşmaolup olmadığı araştırılmıştır. Bu amaçla ilgili çalışmada iş motivasyonu ve iştatmini anketleri kullanılmış olup görgül çalışmadan elde edilen verilerinanalizinde istatistiksel analiz progra...

  6. ANAHTAR ELEMANI OLARAK KULLANILAN BJT DEVRESİNDE ÇALIŞMA GERİLİMİNİN (DAYANMA GERİLİMİ YÜKSELTİLMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa SÖNMEZ

    1997-03-01

    Full Text Available Transistör kullanılarak yapılan devre tasarımında transistörün elektriksel parametreleri dikkate alınmak durumundadır. Bu parametrelerden VCBO (Kollektör-Baz ters dayanma gerilimi ise tasarımcıya engel oluşturan en önemli faktördür. Dayanma gerilimi 50 V olan transistör kullanılarak 80 V genliğinde, darbe şeklinde çıkış işareti almak normal koşullarda mümkün değildir. Bunun sebebi, çıkış işaret genliğinin besleme gerilimini aşamamasıdır. Bu çalışmada ortaya atılan ve hem deneysel hem de simülasyon yoluyla gerçekleştirilen yöntemle, besleme gerilimi transistörlerin dayanma geriliminin üstüne çıkarılarak istenilen genlikte çıkış işareti alınabilmektedir.

  7. Ergenlerde Mobil Telefon Bağımlığı İle Sosyal Kaygı Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    OpenAIRE

    YILMAZ, Gül; ŞAR, Ali Haydar; CİVAN, Sema

    2015-01-01

    Araştırmanın amacı mobil telefon bağımlılığının ergenlerin sosyal kaygı düzeyleri üzerindeki işleyişlerini incelemektir. Sosyal kaygı düzeyleri incelenirken gittikçe artan ve hayatımızın her anını saran telefon kullanımlarının ergenler üzerindeki sosyal kaygı derecesini ve bunların yaş, cinsiyet, eğitim gibi faktörlere bağlı olarak nasıl değişkenlik gösterdiği araştırılmıştır.Araştırma da öncelikle sosyal kaygı kavramının gelişimine ve aşamalarına bakılmış ardından ergenlik dönemlerinin özell...

  8. FORECASTING OF THE GROSS DOMESTIC PRODUCT İN TURKEY VIA NEURAL NETWORKS USING MACROECONOMIC FACTORS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elmas Anli AK

    2010-05-01

    Full Text Available Bu çalışmada, mevduat faizi, kredi hacmi, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (IMKB-100 endeksi, kapsite kullanım oranı, net uluslararası rezervler, üretici fiyat endeksi, US dolar oranı, M1, M2 M2Y ihracat, ithalat, iç borç stoğu ve dış borç stoğu gibi makro ekonomik faktörler kullanılarak Tükiye' nin gayri safi yurtiçi hasılasının tahmin edilebilmesini araştırıldı. 1991-2004 yılları arasındaki 168 aylık makro ekonomik veri, geri beslemeli yapay sinir ağı ile eğitildi. Toplam 64 farklı yapı uygulanarak en düşük toplam hataya yakınsayanı seçildi. 2005 yılı aylık datası yapay sinir ağının tahmin kapasitesini test etmek için kullanıldı.

  9. DOĞAL ÇEVRE FELAKETLERİNİN SUÇA ETKİSİ

    OpenAIRE

    AKKUŞ, Zafer; EFE, Tamer

    2016-01-01

    Doğalçevrenin değişik zamanlarda maruz kaldığı felaketler, binlerce/milyonlarcacanlının ölmesine ve/veya yaralanmasına neden olurken beraberinde yaşamortamlarında bulunan her türlü yapı/yapılara geçici/sürekli tahribatlarbırakmıştır/bırakmaktadır. İnsanoğlunun doğal çevreye bilinçli/bilinçsizmüdahaleleri ile dünya gittikçe savunmasız bir hale dönüşmeye başlamıştır.Kendini koruma olgusundan insan faktörü ile uzaklaşan dünya, tarihsel süreçiçerisinde birçok doğal felaketin yaşandığı gezegen olm...

  10. Osmanlı Devletinde Kıtlık ve İç Göç: 1870-1900 Arası İç Anadolu Örneği

    OpenAIRE

    AYBAR, Meriç

    2017-01-01

    İlk insanlarlabaşlayan göç olayı günümüze kadar hız kesmeden varlığını hissettirmeye devametmiştir. Tarihte göç kavramı farklı nedenlerden dolayı ortaya çıkmıştır. Bazenbir yiyecek bulma isteği tıpkı ilk insanlarda olduğu gibi, bazen de yeniyurtlar keşfetme isteği ilk Türk devletlerinde olduğu gibi. Ya da bir deprem,bir salgın, savaş ya da aşırı nüfus artışı beraberinde göçü tetiklemiştir. Herne sebeple olursa olsun göç faktörü kitleleri yerinden etmiş hem terk edilenyerlerde hem de yeni gidi...

  11. AYVALIDERE HAVZASINDA (SÜLEYMANPAŞA / TEKİRDAĞ JEOMORFOLOJİK FAKTÖRLERİN TOPRAK ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE ETKİLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emre ÖZŞAHİN

    2016-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, jeomorfolojik faktörlerin toprak özellikleri üzerine etkileri Ayvalıdere Havzası örneğinde incelenmiştir. Bu etkilerin örnek bir havza dâhilinde incelenmesi çalışmanın önemini teşkil etmektedir. Çalışmada 1:25.000 ölçekli KIRKLARELİ F19-d4 ve BANDIRMA G19-a1 numa- ralı topoğrafya haritaları kullanılmıştır. Yöntem olarak ise öncelikle havza alanının jeomorfolojik özellikleri tespit edilmiştir. Ardından başka araştırmacılar tarafından yaptırılan toprak örneklerinin analizlerinden ve çalışma bulgularından istifade edilerek havzanın detaylı toprak haritası oluşturul- muştur. Gerek jeomorfolojik özellikler (yer şekilleri, eğim, bakı, yükselti gerekse toprak özellikleri CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri ortamında karşılaştırılarak, havzada toprakların dağılışında jeomor- folojik faktörlerin etkisi irdelenmiştir. Çalışma sonunda yer şekilleri ile toprak özellikleri arasındaki ilişkinin kısa mesafeler dâhilinde büyük değişiklikler sunduğunu belirlenmiş ve vurgulanmıştır. Bu ilişkinin daha detaylı çalışmalarla ortaya konması gereklidir. Böylece elde edilen sonuçlarla toprak kaynaklarının korunması, doğru kullanımı ve planlanması konusunda önemli adımlar atılabilir. Nihai olarak gerek jeomorfolojik gerekse pedolojik özellikleri konu alan benzer çalışmalarda toprak ve yer şekilleri arasındaki münasebetin araştırılması doğal ortamı daha iyi anlayıp, analiz etmemize yardımcı olacaktır.

  12. YÖNETİCİLERİN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ İLE LİDERLİK TARZLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ: İSTANBUL’DAKİ BEŞ YILDIZLI OTELLER ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Derman KÜÇÜKALTAN

    2014-01-01

    Full Text Available ÖzetEtkili liderlik, yoğun rekabet ortamı içerisinde faaliyet gösteren otel işletmelerinin de ihtiyaç duydukları bir kavramdır. Liderliği etkileyen faktörlerden bir tanesi de demografik özelliklerdir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; yöneticilerin demografik özellikleri ile benimsenen liderlik tarzları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır.Bu amaçla oluşturulan anket, İstanbul’daki beş yıldızlı otel işletmelerinin genel müdürleri ile departman müdürleri üzerinde uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Anket içerisindeki Likert ölçekli sorularda alt boyutların belirlenmesi için faktör analizi yapılmıştır. Elde edilen alt boyutların, yöneticilerin demografik özelliklerine göre bir farklılık gösterip göstermedikleri Mann-Whitney U ve Kruskal- Wallis testleri ile sınanmıştır. Farklılık gözüken maddelerde farkın nereden kaynaklandığını bulmak amacıyla Tukey testi uygulanmış ve elde edilen sonuçlar üzerinde yorumlar yapılmıştır. Üç liderlik tarzını birden etkileyen herhangi bir demografik özellik bulunmamakla birlikte, bazı değişkenlerin liderlik tarzları ile anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu görülmüştür.AbstractEffective leadership has become a notion that is needed by the hotel enterprises which function in a competition-intensive sector. Demographic characteristics are one of the factors which affect leadership most. In this context; the purpose of this study is to display the relationshipbetween the managers’ demographic characteristics and adopted leadership styles. The questionnaire that has been developed for this purpose, has been implemented on the general managers and departmental managers of the five star hotels in Istanbul. The gained data has been evaluated by SPSS. Factor analysis has been done to determine the sub-dimensions in Likert scale questions. The sub-dimensions have been

  13. Depolama Sıcaklığı ve Modifiye Atmosferde Ambalajlamanın Gökkuşağı Alabalığı Filetolarının Toplam Bakteriyel Yük ve Renk Değerleri (L*, a*,b* Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şükriye Aras Hisar

    2015-02-01

    Full Text Available Araştırmada depolama sıcaklığı (4 ve 10 oC ve değişik atmosfer şartlarının (hava, vakum, %100 CO2,  %2,5 O2- %7.5 N2-%90 CO2,  %30 O2-%30 N2-%40 CO2 gökkuşağı alabalığı filetolarının toplam bakteri  sayısı ve renk değerleri üzerine etkileri incelenmiştir. Muhafaza sıcaklığı 4 oC olduğunda gökkuşağı alabalık filetolarının farklı iki inkübasyon sıcaklığında (25 oC’de 3 gün ve 37 oC’de 2 gün belirlenen toplam bakteri sayıları üzerinde depolama süresi, atmosfer ve depolama süresi X atmosfer interaksiyonunun çok önemli (p<0,01 etkileri tespit edilmiştir. Depolama süresinin hem L* değeri hem de a* değeri üzerinde çok önemli (p<0,01 etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Atmosfer şartlarının da her iki değer üzerinde çok önemli (p<0,01 etkileri görülmüştür. Filetoların b* değeri üzerinde ise her iki faktörün de önemli bir etkisi olmamıştır(p>0,05. Depolama sıcaklığı 10 oC olduğunda toplam bakteri sayısı üzerine depolama süresi ve atmosfer faktörleri çok önemli (p<0,01 etkilerde bulunurken, depolama süresi X atmosfer interaksiyonunun etkisi önemsiz bulunmuştur (p>0,05. Filetoların L* değerleri üzerine depolama süresi çok önemli (p<0,01 etkide bulunmuştur. Atmosfer ile depolama süresi X atmosfer interaksiyonunun bu değer üzerine etkisi olmamıştır (p>0,05. Filetoların a* ve b* değerlerine ise ana varyasyon kaynaklarının etkileri önemsiz (p>0,05 bulunmuştur.

  14. ŞEHİR İÇİ DENİZYOLU ULAŞIMINDA MÜŞTERİLERİN HİZMET ALGISI VE MEMNUNİYETİ: BİR UYGULAMA - CUSTOMER’S PERCEPTION OF SERVICE AND SATISFACTION IN MARITIME TRANSPORT IN THE CITY: AN APPLICATION

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa KARADENİZ

    2014-07-01

    Full Text Available ÖzetTaşımacılık ve ulaştırma sektörü lojistiğin önemli bir faaliyet alanıdır. Teknolojide ve hizmet sektöründeyaşanan gelişmeler bu sektörü de her yönüyle değiştirmiştir. Müşteri memnuniyetini sağlamak rekabetgücünü arttırmada en etkili faktörlerden biridir. Günümüz çağdaş rekabet dünyasında ulaştırma sektöründede büyük bir çekişme mevcuttur. Bu gelişmeleri göz önünde bulunduran işletmeler, insanların hizmetalgısı-memnuniyet ilişkisine önem vermeye başlamıştır. İşletmeler, müşteri memnuniyetini sağlamak içinmüşterilerinin alışkanlıklarını, beklentilerini, algılarını ve sosyo-demografik özelliklerini iyi tespit etmeyeçalışmaktadırlar.Yapılan bu çalışmanın literatür bölümünde lojistik, taşımacılık, şehir içi deniz yolu taşımacılığı, hizmetkavramı ve müşteri memnuniyeti üzerinde durulmuş ve İstanbul Şehir Hatları hakkında genel bilgiverilmiştir. Araştırmanın uygulama kısmında ise İstanbul Şehir Hatlarını kullanan 396 müşterinin, sunulanhizmete ilişkin algısı ve memnuniyetleri incelenmiştir. Veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmış, anketverileri frekans analizi, güvenilirlik analizi, faktör analizi, t-testi, Anova, korelasyon analizi ve regresyonanalizine tabi tutularak araştırmadan elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır.AbstractThe transportation sector is one of the important activity field in logistics. Developments in technologyand the service sector has changed every aspect of this industry. Customer satisfaction is one of the most important factor in increasing competitiveness. In today’s modern competitive world, there is also a greatcontention in the transportation sector. Considering these developments, businesses began to give attentionto the relationship between the service perception and satisfaction of people. Business tries to identifycustomers’ habits, expectations, perceptions and socio

  15. The Development Study of Thoughts Scale Towards Measurement and Assessment Course in Higher Education

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Serhat Süral

    2016-11-01

    dallarındaki öğrencilere ulaşılmaya çalışılmış ve 433 öğretmen adayına ulaşılmıştır. Çalışmada Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA analizi yapılmıştır. Öğretmen adaylarının ölçme değerlendirme dersine yönelik düşüncelerin ölçülmek istendiği ölçekte, dersin gerekliliği dersin içeriği ve son olarak öğretim elemanı şeklinde 3 alt boyut yer almaktadır.

  16. Gıda Kaynaklı Antihipertensif Peptitlerin Biyoyararlılığı, Üretimi Ve İlaç Olarak Kullanım Olanakları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aslı Akpınar

    2015-02-01

    Full Text Available Kardiyovasküler rahatsızlıklar, obezite, hipertansiyon, diyabet ve kanser gibi birçok hastalıkların görülme sıklığı besinsel faktörlerden etkilenmektedir. Son yıllarda gıda kaynaklı proteinlerden meydana gelen biyolojik aktif peptitlerin insan sağlığına yararlı etkileri ile ilgili olarak kapsamlı birçok çalışma bulunmaktadır. Biyoaktif peptit olarak bilenen bu protein parçaları ya gastrointestinal sindirim sırasında ya da starter mikroorganizmalar tarafından yapılan fermantasyon veya olgunlaşma yoluyla gıda işlenme sırasında açığa çıkarlar. Biyoaktif peptitler kardiyovasküler, sindirim, immun ve sinir sistemi gibi vücudun başlıca sistemlerini etkileyen antimikrobiyal, antioksidan, antitrombik, antihipertensif, bağışıklık sistemini düzenleyen aktiviteler sergilerler. Farklı grup biyoaktif peptitler arasında bulunan ACE inhibitörleri, hipertansiyonun yaygın olarak görüldüğü batılı ülkelerde ayrı bir öneme sahiptir. Hipertansiyonun engellenmesinde beslenme faktörü oldukça önemli bir role sahiptir. Yapılan çalışmalar antihipertensif peptitleri taşıyan gıdaların tüketilmesiyle kan basıncında önemli oranda düşme olduğunu göstermiştir, bu yüzden antihipertensif aktiviteye sahip yeni gıdaların üretimi gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Söz konusu peptitlerin endüstriyel uygulaması sırasında; gıda içine katılım şekli, duyusal özelliklere katkısı, depolama ve gıda işleme sırasında stabiliteleri göz önüne alınmalıdır. Bu makalede süt proteini bazlı antihipertensif etkili peptitlerin yapıları, biyoyararlılıkları ve ilaç olarak kullanım olanakları değerlendirilecektir.

  17. Isıl İşlem Uygulanmış Et ve Et Ürünlerinde Heterosiklik Aromatik Aminler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih Öz

    2015-02-01

    Full Text Available 1977 yılında Japon bilim adamları, kızartılmış et ve balık ürünlerinden Heterosiklik Aromatik Amin (HAA olarak sınıflandırdıkları yüksek oranda toksik yeni bir grup bilesikler belirlemişlerdir. HAA’ler balık ve et gibi protein bakımından zengin gıdaların 150 °C’nin üzerindeki sıcaklıklarda pişirilmesi esnasında oluşan mutajenik ve/veya kanserojenik bileşiklerdir. Bu bileşikler aminoasitler ve karbonhidratlar ile kreatin veya kreatininin reaksiyon ürünleridir. Bu çalışmada HAA’lerin oluşumu, prekürsörleri, oluşum seviyelerinin azaltılması ve analiz metotları ile ilgili araştırmalar derlenmiştir. Gıda mutajenleri ile karşılaştırıldığında HAA’lerin aflatoksin B1 den 100 kat, benzo[a]pyrene den ise 2000 kat daha fazla mutajenik oldukları belirtilmiştir. Güçlü mutajen olan bu bileşikleri içeren gıdaların birçok ülkede yaygın olarak tüketilmesi ve epidemiyolojik çalışmaların bu tür gıdaları fazlaca tüketen ülkelerde kanser oranının çok daha yüksek olduğunu belirtmesinden dolayı konu dünya çapında büyük öneme sahiptir. Günümüze kadar, gıdalardan ve model sistemlerden 25’i aşkın HAA izole edilmiştir. HAA’ler genelde ısıl işlem uygulanmış et ve et ürünlerinde bulunurlar. HAA’lerin konsantrasyonları ısıl işlem gören ürünün tipi, pişirme sıcaklığı ve süresi,  pişirme ekipman ve metodu, pH ve su aktivitesi gibi fiziksel faktörler ile karbonhidratlar, serbest aminoasitler ve kreatin gibi kimyasal faktörlere bağlıdır. Ayrıca, ısı ve kütle transferi, yağlar, yağ oksidasyonu ve antioksidanların HAA’lerin konsantrasyonuna etki ettiği saptanmıştır.

  18. Farklı Beton Dayanımlarındaki Kolonlarda, Eksenel Yük Seviyelerine Göre Geri Sıçramalı Çekiç Verilerinin Korelasyonu İçin Deneysel Bir Öneri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yusuf DEMİREL

    2014-11-01

    Full Text Available Betonun basınç dayanımı, betonarme sistemin yapısal bütünlüğü açısından hayati önem taşımaktadır. Gerek inşaat aşamasında gerekse inşaat tamamlandıktan sonra, farklı yapı elemanlarındaki basınç dayanımlarının bilinmesi, kontrol ve değerlendirme yapılabilmesi açısından oldukça önemlidir. Standartların ve yönetmeliklerin değişimiyle kontrol ve değerlendirme için beton dayanımının tespiti daha da önem kazanmıştır.Yapıya az hasar verecek şekilde, beton dayanımının bulunması önemlidir. Geri sıçramalı çekiç ile beton dayanımı tespiti ekonomik, pratik ve hasarsız olması nedeniyle çok kullanışlı bir yöntemdir. Yapılan çalışmalarda, geri sıçramalı çekiç ile karot numunesinden bulunan beton dayanımı arasında tutarsızlıklar gözlenmiştir. Geri sıçramalı çekiç okumaları herhangi bir düzeltme faktör dikkate alınmadan kullanılmaktadır. Bu da geri sıçramalı çekicin kullanımını ve güvenirliğini azaltmaktadır.Bu çalışmada, fck=14, fck=20 ve fck=24 MPa dayanımlara sahip deney elemanlarında 0.013N0-0.2N0-0.3N0-0.4N0-0.5N0-0.6N0-0.7N0 yük düzeylerinde her dört yüzeyinden en az beşer adet geri sıçramalı çekiç okuması alınmış, standart sapma analizi yapılmıştır. Elde edilen dayanımların, eksenel yük düzeyi ile değişimi irdelenmiştir. Eksenel yük düzeyinin de ayrı bir sapma yarattığı tespit edilmiştir. Eksenel yük düzeyine göre,  geri sıçramalı çekiç verileri için rekrasyon doğrusu bulunmuştur. Geri sıçramalı çekiç ile beton dayanımın elde edilmesinde eksenel yük düzeyinin de bir düzeltme faktörü olarak dikkate alması gerektiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Beton dayanımı tespiti, Geri sıçramalı çekiç, Eksenel yük düzeyi, Rekrasyon doğrusu

  19. ENVIRONMENTAL STRATEGIC ANALYSIS ON VOIP (Voice Over Internet Protocol SERVICES INDUSTRY IN TURKEY - TÜRKİYE’DEKİ TELEKOMUNİKASYON ENDÜSTRİSİ VOIP (Voice over IP SEKTÖRÜNÜN STRATEJİK DIŞ ÇEVRE ANALİZİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nihan YILDIRIM

    2012-11-01

    ıyla,PEST, Rekabet (Beş Güç, değer zinciri ve SWOT analizleriuygulayarak Türkiye’deki VoIP servisleri endüstrisine, fırsatve tehdit teşkil eden çevresel stratejik faktörleri incelemektedir.Çalışma sonuçları, karmaşık bir değer zincirine sahip buendüstride, alıcı ve tedarikçilerin pazarlık güçleri yüksek;ikame tehdit ve fırsatlarının belirgin olduğu, teknolojikfaktörler kadar, sosyal, ekonomik ve özellikle yasal faktörlerendüstrideki rekabeti artırdığnı göstermektedir.

  20. Orman Kaynaklarının Konumsal ve Zamansal Değişiminin Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama Teknikleri İle İrdelenmesi: İnayet ve Yenice Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali İhsan KADIOĞULLARI

    2009-04-01

    Full Text Available Orman ekosistemlerinin sürdürülebilir planlaması ve isletilmesi için, geçmisteki durumlarıyla birlikte orman kaynaklarının zamansal degisimlerinin ve buna etki eden faktörlerin anlasılması oldukça önemlidir. İnayet ve Yenice Orman İşletme Seflikleri'nde (32 660 ha, orman kaynaklarının degisimi zamansal ve konumsal olarak incelenmistir. Çalısma kapsamında, alanın 1987-2001 yılı Landsat uydu görüntüleri sınıflandırılmıs ve 1972, 1993, 2004 yılı mescere tipleri haritaları Cografi Bilgi Sistemleri (CBS ile sayısallastırılarak konumsal analizleri yapılmıstır. Ayrıca, orman kaynaklarının konumsal yapısındaki (orman parçalarının sayı ve konumsal dagılımları değişimi FRAGSTATSTM programı ile belirlenmistir. Ormanlık alanlarda amenajman planları mescere haritasına göre 1972 ve 1993 yılları arasında %3.61; 1987 ve 2001 yılları arasında da %4.74, 1993 ve 2004 yılları arasında %3.37; 1972 ve 2004 yılları arasında %7.10 oranında artış olmustur. Ormanlık alanların kapalılıgı artması nedeniyle kalitesi artmıs ve “c, cd” çag sınıfındaki alan artısı sebebiyle ise orta yaslı bir yapıya dogru ilerlemistir. Konumsal yapı bakımından incelendiginde; dogal gençlestirme, agaçlandırma çalısmaları, yogun orman kullanımı, yasadısı kullanım, yerlesim alanlarının artması ve düz alanlardaki altyapısal gelismeler nedeniyle ortalama orman parça alanı (MPS ve en büyük parça indeksi (LPI azalmıs, parça sayısı (NP ve ormanların parçalılıgı genel olarak artmıstır. Ayrıca, 1972 ve 2001 döneminde arazi kullanımı demografik dinamiklere ragmen ve uygun ormancılık faaliyetlerine baglı olarak ormancılık lehine gelisme göstermistir. Demografik hareketliliginin genelde ilçe merkezinde olması, köy merkezlerinde (kırsal kesimde nüfusun fazla degismemesi nedeniyle orman yapısının degisiminde kısmen etkili oldugu belirlenmistir. Sonuçta; orman

  1. ŞEHİR İÇİ DENİZYOLU ULAŞIMINDA MÜŞTERİLERİN HİZMET ALGISI VE MEMNUNİYETİ: BİR UYGULAMA - CUSTOMER’S PERCEPTION OF SERVICE AND SATISFACTION IN MARITIME TRANSPORT IN THE CITY: AN APPLICATION

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa KARADENİZ

    2014-08-01

    Full Text Available ÖzetTaşımacılık ve ulaştırma sektörü lojistiğin önemli bir faaliyet alanıdır. Teknolojide ve hizmet sektöründeyaşanan gelişmeler bu sektörü de her yönüyle değiştirmiştir. Müşteri memnuniyetini sağlamak rekabetgücünü arttırmada en etkili faktörlerden biridir. Günümüz çağdaş rekabet dünyasında ulaştırma sektöründede büyük bir çekişme mevcuttur. Bu gelişmeleri göz önünde bulunduran işletmeler, insanların hizmetalgısı-memnuniyet ilişkisine önem vermeye başlamıştır. İşletmeler, müşteri memnuniyetini sağlamak içinmüşterilerinin alışkanlıklarını, beklentilerini, algılarını ve sosyo-demografik özelliklerini iyi tespit etmeyeçalışmaktadırlar.Yapılan bu çalışmanın literatür bölümünde lojistik, taşımacılık, şehir içi deniz yolu taşımacılığı, hizmetkavramı ve müşteri memnuniyeti üzerinde durulmuş ve İstanbul Şehir Hatları hakkında genel bilgiverilmiştir. Araştırmanın uygulama kısmında ise İstanbul Şehir Hatlarını kullanan 396 müşterinin, sunulanhizmete ilişkin algısı ve memnuniyetleri incelenmiştir. Veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmış, anketverileri frekans analizi, güvenilirlik analizi, faktör analizi, t-testi, Anova, korelasyon analizi ve regresyonanalizine tabi tutularak araştırmadan elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır.AbstractThe transportation sector is one of the important activity field in logistics. Developments in technologyand the service sector has changed every aspect of this industry. Customer satisfaction is one of the most important factor in increasing competitiveness. In today’s modern competitive world, there is also a greatcontention in the transportation sector. Considering these developments, businesses began to give attentionto the relationship between the service perception and satisfaction of people. Business tries to identifycustomers’ habits, expectations, perceptions and socio

  2. Teaching Vocabulary Through Sentences

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    irfan tosuncuoglu

    2015-12-01

    Öğretmenler, ikinci bir dil öğrenmede kelimenin önemli bir yere sahip olduğu konusunda neredeyse hemfikirdirler. Kelime birikiminin, dilde akıcılık için önemli bir faktör olması sebebiyle, dilbilgisinden daha önemli yere sahip olduğu söylenebilir. Kural olarak, algısal kelime bilgisi oranı üretimsel kelime bilgisini geçmekte ve dinleme kavrama ve konuşma kavrama iki farklı unsur olup ve burada ikinci saydığımız unsur birincisinden daha zor bir bilişsel işlevselliğe sahiptir. Bundan başka, kelime edinimi yüksek derecede kendine özgü olup öğrenene, öğrenenin öğrenme tarzına ve bilişsel kabiliyetine büyük ölçüde bağlıdır. Hiç bir insan aynı değildir. Özellikle anlama ve akıcılık arttığında, bireysel ilgiler ve hatta ihtiyaçlar değişecek, daha sonra öğretmen destekli rehberliğe ihtiyaç duyulacak ve karşılıklı iletişimle ve her ne için olursa olsun öğrencinin dilbilimsel ihtiyaçlarına göre belirlenen detaylı kelime bilgileri daha iyi bir seviyeye gelebilecektir. Bu makalede, kelimelerin cümleler yoluyla nasıl öğretilebileceği konusu araştırılmıştır.

  3. Web Tabanlı Eğitimde Veri Madenciliği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tuncay Sevindik

    2012-12-01

    Full Text Available Günümüzde, web tabanlı eğitim ortamları klasik bir içerik yapılanma sistemi ile yürütülmektedir. Ancak, tüm dünyadaki en önemli eksikliklerden biri de öğrencilerin web platformundaki davranışlarının analiz edilememesidir. En yüksek performansın sistemden elde edilebilmesi için sistem gereksinimleri, zaman içerisinde kullanıcıların taleplerindeki değişimler ve hayatın getirmiş olduğu yeniliklere açık tasarım gibi birçok durum web tabanlı uzaktan eğitim sistemlerinin tasarlanmasında önemli birer faktördür. Bu sebeplerden ötürü, web tabanlı uzaktan eğitim sistemlerinin iyi bir şekilde analiz edilmeleri ve gereksinimlere cevap verebilecek seviyede olmaları şarttır. Bu amaçla internet ve web tabanlı uzaktan eğitim sistemlerinde ihtiyaçlarımıza cevap verebilecek en önemli uygulamalardan biri de veri madenciliği ve yöntemlerinin kullanılmasıdır.Anahtar Kelimeler: Uzaktan Eğitim, web tabanlı eğitim, veri madenciliği

  4. Directions in the Development of Commercial Insurance in Poland and Lithuania

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Witkowska Justyna

    2014-03-01

    Full Text Available Celem artykułu jest określenie kierunków rozwoju ubezpieczeń gospodarczych w Polsce i na Litwie w ostatnim dziesięcioleciu. Rynek ubezpieczeniowy w latach 2002- 2011 zmienił się. Zmiany te są widoczne w różnych obszarach ubezpieczeń gospodarczych. W nakreśleniu kierunków rozwoju rynku pomocne były informacje na temat liczby ubezpieczycieli przypisu składki i jej dynamiki. wypłaty świadczeń. odszkodowań i ich dynamiki oraz wskaźnika szkodowości. Podkreślenia wymaga fakt. iż Polska później niż Litwa odczuła skutki kryzysu finansowego na rynku ubezpieczeniowym. co jest widoczne w poszczególnych analizowanych wskaźnikach. Na Litwie pod względem wydatków na ubezpieczenia zdecydowanie większym zainteresowaniem cieszą się produkty ubezpieczeń majątkowych. w Polsce natomiast ubezpieczenia na życie. W ramach ubezpieczeń działu I Polacy kupują najwięcej ubezpieczeń z grupy 1. Litwini z grupy 3. Jeżeli chodzi o dział II. zarówno wśród osób mieszkających w Polsce. jak i na Litwie. a także w całej Europie największym powodzeniem cieszą się ubezpieczenia komunikacyjne (OC i AC oraz ubezpieczenia nieruchomości.

  5. HASTA VERİLERİ ÜZERİNDE VERİ MADENCİLİĞİ UYGULAMASI İLE KALP KRİZİ RİSKİNİN TESPİTİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İlhan TARIMER

    2015-04-01

    Full Text Available Bu çalışmada, veri tabanları içerisinde, karar verme süreçlerine etki edebilecek anlamlı bilgileri çıkarmak için kullanılan veri madenciliğinin sağlık alanında uygulanabilirliği araştırılmıştır. Alan çalışmasına örnek olarak, kalp krizi geçiren hastaların kan değerlerinde meydana gelen ortak değişimler tespit edilerek kalp krizini tetikleyen faktörlerin tespitine çalışılmış; elde edilen sonuçlar hasta grubu üzerinde test edilerek yapılan analizin başarımı ölçülmüştür. Bu çalışmada birliktelik kuralı algoritmalarından Apriori ve Gri algoritmaları kullanılmış; bunların oluşturdukları kural kümelerinin başarımı, karşılaştırmalar yapılarak incelenmiştir. Gri algoritmasının Apriori’ye göre daha az kural ürettiği halde aynı başarımı gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak kan değerleri verilen bir hasta grubu verilerinden kalp krizi riskinin tespiti için ön sinyaller anlamına gelen çeşitli desenler ortaya konmuştur

  6. UHT Yöntemiyle İşlenmiş Sterilize Sütün Besin Değeri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emel Sezgin

    2015-02-01

    Full Text Available Sütün bir gıda olarak değeri günümüzde artık çok iyi bilinmektedir. Özellikle ülkemiz gibi hayvansal proteinin az tüketildiği yerlerde, içinde ihtiyacımız olan besin elementlerinin hemen hemen hepsini yeterli ve dengeli bir şekilde bulunduran sütün önemi daha da artmaktadır. Bilindiği gibi sütün besin değeri tamamen sütün bileşimiyle ilgili bulunmakta ve bu da hayvanın, türü, ırkı, yem, laktasyon mevsim ve benzeri faktörlerle geniş ölçüde değişmektedir. Süt esas olarak protein, kalsiyum ve bazı suda eriyen vitaminler yönünden önem taşımaktadır. Örneğin, 0.5 L süt 5 yaşındaki bir çocuğun protein ihtiyacının %40’ını kalsiyum ve riboflavin ihtiyacının %70’ni, tiamin, folik asit, A vitamini ihtiyacının 1/3’ni, B12 vitamini ihtiyacının ise tamamını karşılayabilmektedir.

  7. Kurutulmuş Sebzelerin Besin Değerleri Üzerine Bir Araştırma (İngilizce

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Necla Çağlarırmak

    2015-02-01

    Full Text Available Beslenme hayat için elzem olan olgudur. Gıda prosesleri kurutma gibi çeşitli gıda işlemleri bazında geliştirilmektedir. Araştırmada kurutulmuş patlıcan, pırasa, karnabahar ve brokolinin besin değerleri mevsim ya da hava koşullarına bağlı olarak güneşte veya serada kurutulduktan sonra belirlenmiştir. Kurutulmuş patlıcanının araştırılan başlıca besin ögeleri ; tiamin (B1, riboflavin (B2, retinol (A, pridoksin (B6, askorbik asit (C, folik asit, magnezyum (Mg, potasyum (K, sodyum (Na, fosfor (P, Çinko (Zn, Demir (Fe ve Bakır (Cu'dır. Çalışmada kurutulmuş pırasa, karnabahar ve brokolide aynı bileşenler P ve Cu hariç ancak niacin ve Ca dahil olmak üzere saptanmıştır. Kurutma işleminin koşulları ısı, hava oksijeni ve gün ışığı gibi çeşitli fiziksel faktörlere maruz kalmaktadır. Araştırılan sebzelerin kuru maddelerindeki artış, kuru madde bazında besin öğelerinin konsantre olmasına neden olmaktadır. Çalışılan kurutulmuş sebzeler genellikle besin bileşenlerini koruduklarından beslenme düzeyine katkıda bulunmaları gerektir.

  8. Gemi Kazalarına Neden Olan Köprü Üstü Kaynaklı Eksikliklerin İstatistiksel Açıdan İncelemesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tuba KEÇECİ

    2014-06-01

    Full Text Available Denizcilik sektörü için en önemli konulardan biri, insana, çevreye ve eşyaya gelebilecek zararların en aza indirilmesi amaçlanarak, ileride meydana gelecek kazaların önlenmesine çalışılmasıdır. Deniz kazalarının incelenmesi ve gemide emniyeti etkileyen faktörlerin belirlenmesi, bu amaca ulaşmada en önemli adımı oluşturmaktadır. Gemilerin emniyetli şekilde işletilmesi ve yönetilmesi için, gemilerin uluslararası standartlara uygunluğu sürekli olarak bayrak devleti ve liman devleti yetkililerince denetlenmektedir. Tanker şirketleri bu denetimlere ek olarak, yük taşıtan petrol ve kimyasal endüstrisi tarafından da denetime tabi tutulmaktadır. Bu çalışmada, Türk tanker şirketlerinin SIRE (Ship Inspection Report Programme ve CDI (Chemical Distribution Institute kapsamında gerçekleştirilen denetim sonuçları incelenerek, bulunan eksikliklerin ve bunlara ait kök sebeplerin araştırılmasına çalışılmıştır. En sık görülen hatalardan biri olan köprü üstü kaynaklı eksiklikler istatistiksel olarak ortaya konularak, bu hataların oluşmasında rol oynayan kök sebepler tartışılmıştır.

  9. Altın Fiyatlarının Yapay Sinir Ağları ile Tahmini ve Bir Uygulama

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Rıdvan YÜKSEL

    2016-03-01

    Full Text Available Bu çalışmada altın fiyatlarını yapay sinir ağları ile öngörmek amacıyla, altın fiyatlarını etkileyebileceği düşünülen değişkenler olan Gümüş fiyatları, Brent Petrol fiyatları, ABD doları/ EUR paritesi, EuroNext100 endeksi, Amerika Dow Jones Endeksi, 13 Hafta vadeli ABD bonosu faiz oranı ve ABD TÜFE endeksi kullanılarak modeller kurulmuştur. Yapay sinir ağları ile kurulan modellerden elde edilen tahmin sonuçları, gerçek değerler ile R2, RMSE, MAE ve MAPE (% gibi performans kriterleri hesaplanarak karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular yapay sinir ağlarının altın fiyatlarının tahmininde başarı ile kullanılabileceğini göstermektedir. Yapılan duyarlılık analizinin sonuçları değerlendirildiğinde altın fiyatlarını etkileyen faktörlerin başında gümüş ve petrol fiyatlarının geldiği tespit edilmiştir.

  10. Biyometrik Güvenlik Sistemlerinin İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nursel YALÇIN

    2015-02-01

    Full Text Available Biyometrik sistemler, bireylerin fiziksel ve davranışsal özelliklerini tanımlayarak kimliklendirme yapan sistemlerdir. En yaygın kullanılanları ise parmak izi, el geometrisi, ses, retina, yüz, imza vb. biyometriklerdir. Bu sistemler günümüzde hava alanlarında, fabrikalarda ve yüksek güvenlik gerektiren binalar gibi alanlarda, giriş çıkışları kontrol etmede ya da girilen verileri onaylama gibi süreçlerde kullanılmaktadır. Bunun yanında yaşam içerisinde bireylerin hayatını kolaylaştıracak akıllı sistemlerde, dijital fotoğraf makinelerinde, e-ticarette, kriminal incelemelerde vb. birçok alanda kullanılmaktadır. Her bir sistemin kendi içerisinde avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Bu nedenle bu tür teknolojilerin başarısını belirlemek özellikle güvenliğin ön planda olduğu durumlarda kritik faktörler öngörmek çalışmalara yardımcı olacaktır. Bu çalışmada da genel olarak kullanılan biyometrik sistemler araştırılmış ve incelenen güncel çalışmalar içerisinde bu sistemlerle ilgili karşılaşılan sorunlara, biyometrik sistemlerinin birbirlerine göre avantajlarına yer verilmiş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.

  11. Mobilya sektöründe bulanık TOPSIS yöntemi ile tedarikçi seçimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esra Kurt Tekez

    2016-04-01

    Full Text Available Tedarikçi seçimi, karlılık, büyüme ve artan küresel rekabet ortamında işletmeler açısından stratejik önem taşımaktadır. Tedarikçi seçim kararı, işletmede karar sahibi olan kişilerin grupça değerlendirmesi bakımından oldukça önemlidir. Ancak bu tür kararlar, niteliksel ve niceliksel birçok faktör ve birden fazla karar verici içerdiği için genellikle belirsiz ve karmaşıktır. Bu nedenle bulanık çok kriterli karar verme yöntemleri bu sorunların çözümü için geliştirilmiştir. Bu yöntemler karar vericilerin tercihlerindeki belirsizliği ortaya koyup birçok kriteri aynı anda değerlendirir. Bu nedenle bu çalışmada çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan bulanık TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solutions yöntemi kullanılarak Türkiye’de faaliyet gösteren bir mobilya fabrikasının tedarikçi seçimi incelenmiştir. Çalışma, bulanık TOPSIS yönteminin tedarikçi seçiminde etkin bir yöntem olarak kullanılabileceğini göstermiştir.

  12. Mavi Yüzgeçli Orkinosların (Thunnus thynnus L., 1758 Avcılığı ve Kafes Tesislerine Transferinde Karşılaşılan Sorunlar.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih Perçin

    2015-12-01

    Full Text Available Ağ kafeslerde orkinosların besiciliği denizden balıkların canlı yakalanması ve çiftliklere canlı nakledilmeleri ile başlamaktadır. Türkiye’de orkinoslar ağırlıklı olarak Levantin Denizi’nden yakalanmakta ardından Antalya Körfezi ya da İzmir-Ildır Körfezi’ne taşınmaktadır. Bu süreç on gün ile kırk beş gün arasında sürmektedir. Dolayısıyla taşıma sırasında bazı önemli faktörler ortaya çıkmaktadır. Operasyonlar sırasında balıklar özellikle stres ve travmalara bağlı yaralanma ve ölümlerden korunmalıdır. Bu derlemede amaç orkinosların canlı yakalanması, kafeslere nakledilmeleri ve çifliklere taşınması sürecinin ve bu süreçte meydana gelen sorunların (tekneler arası iletişim, operasyonlarda görevli ekip, kullanılan malzeme ve ekipman, deniz trafiği ve taşımacılık, çevresel etkenler, tecrübe, balıklarda stres ve kontrolü, yake, yırtıcı balıklar ve memeliler ortaya konmasıdır

  13. Patents and Trademarks as Information Sources and the Turkish Patent Institute Bilgi Kaynağı Olarak Patentler, Markalar ve Türk Patent Enstitüsü

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erdoğan Karaahmet

    1995-12-01

    Full Text Available The protection of industrial property rights in a country is an important factor in encouraging the invention activities, application of new technologies to industry, increasing foreign investment and supporting national and international trade. The present industrial property system of Turkey, which is one of the first countries in the world that started the protection of industrial property rights, includes protection of patents and trademarks only. This paper discusses the importance of access to technological and commercial information, describes the basic concepts of industrial property rights, and introduces the Turkish Patent Institute, its structure and func-tions along with information and documentation services it offers. Bir ülkedeki sınai mülkiyet haklarının korunması, buluş faaliyetlerinin gelişmesi, sanayie yeni teknolojilerin uygulanması, yabancı yatırımların artması, ulusal ve uluslararası ticaretin desteklenmesi için çok önemli bir faktördür. Dünyadaki sınai mülkiyet haklarını koruyan ilk ülkelerden biri olan Türkiye'de bugünkü sınai mülkiyet sistemi sadece patent ve marka korunmasını içermektedir. Bu çalışmada teknolojik ve ticari bilgiye erişimin önemi tartışılmakta, sınai mülkiyet hakları ile ilgili temel kavramlar açıklanmakta, Türk Patent Enstitüsünün yapısı, işlevleri ve verdiği enformasyon ve dokümantasyon hizmetleri ve sahip olduğu olanaklar tanıtılmaktadır.

  14. Moringa (Moringa Oleifera’nın Kanatlı ve Ruminant Hayvan Beslemede Kullanılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tugay Ayasan

    2015-03-01

    Full Text Available Gelişmekte olan ülkeler, protein ve enerji kaynağı yem hammaddelerinin fiyatlarının yüksek olması nedeniyle yem maliyetlerindeki artış sebebiyle, bazı zorluklara maruz kalmışlardır. Moringa, protein ve ham selüloz bakımından zengin bir yem kaynağıdır. Moringanın ham protein düzeyi %7,12 ile %39,17 arasında değişim göstermektedir. Tanen ve diğer anti besleme faktörlerini göz ardı edilebilir düzeyde içermesi sebebiyle, ruminantlar ve ruminant olmayan hayvanlar için alternatif bir protein kaynağıdır. Protein ve mineraller bakımından zengin olmasına rağmen, Moringa uzun yıllar boyunca üzerinde çalışılmayan bitkilerden birisi olmuştur. Ayrıca, aşırı düzeyde antibiyotik kullanımının sonucu olarak, antibiyotiklere dayanıklı patojenlerin gelişmesi problemiyle de karşı karşıya kalınmıştır. Bu makalede, hayvan beslemede kullanılan moringa ile bu yem maddesiyle kanatlı ve ruminant hayvanlar üzerinde yapılan besleme çalışmaları ele alınmıştır.

  15. Süt ve Süt Ürünlerinin Çinko ile Zenginleştirilmesine İlişkin Yaklaşımlar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özge Kahraman

    2015-02-01

    Full Text Available Çinko vücutta pek çok temel fizyolojik fonksiyonda yer alır ve eksikliği ciddi hastalıklara yol açar. Yanlış beslenme alışkanlıkları, fakirlik, besin yetersizliği, parazitik enfeksiyonlar, hatta çevre kirliliği gibi pek çok primer ve sekonder faktörler vücutta çinko düzeyinin düşmesine neden olur. Kalsiyum, metalkompleksleri, proteinler, fitat, buğday kepeği, lignin ve hemiselülozlar da vücutta çinko emilimini etkilemektedir. Bu nedenle, son zamanlarda gıda zenginleştirme çalışmalarında çinko ilavesi de ele alınmaya başlanmıştır. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA tarafından beş çinko bileşiği genellikle güvenli olarak (GRAS tanınmaktadır. Bu bileşiklerden bazıları, tüketimi fazla olan süt ve bazı süt ürünlerinin zenginleştirilmesinde kullanılmaktadır. Çünkü süt ve süt ürünleri bazı mineraller bakımından zengin ama çinko açısından yeterince zengin değildir. Makalede de süt ve süt ürünlerinin çinko ile zenginleştirilmesine ilişkin yaklaşımlar tartışılacaktır.

  16. KALKINMADA İNSAN SERMAYESİ: İÇ GETİRİ ORANI YAKLAŞIMI VE TÜRKİYE UYGULAMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    MEHTAP TUNÇ

    2013-05-01

    Full Text Available Kalkınmada fiziki sermaye birikimindeki yetersizliklerin yanısıra insan faktörünün niteliği, fiziki sermayenin gelişimini ve kaynakların kullanımını önemli ölçüde etkilemektedir. İnsan sermayesini açıklamaya yönelik ileri sürülen iç getiri oranı yaklaşımları, insanın niteliğini belirleyen başlıca insan sermayesi unsuru eğitimin gerek ulusal ekonomi gerekse kişisel açıdan ekonomik getirilerini analiz etmektedir. Eğitimin getirilerinin bilinmesi, kişisel gelir dağılımı ve iktisat politikası önceliklerinin belirlenmesinde önemli bir analiz aracıdır. Bu çalışmada, eğitimin getiri oranının hesaplanmasına yönelik yaklaşımlar ele alınmakta ve Türkiye’de kamu ve özel sektör için eğitim türlerine göre kişisel getiri oranları hesaplanarak, iktisat politikalarında hangi eğitim türüne ağırlık verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

  17. HİZMET KALİTESİ VE MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNİN ŞUBE-İNTERNET BANKACILIĞINDA KARŞILAŞTIRILMASI - COMPARISON OF SERVICE QUALITY OF CUSTOMER SATISFACTION IN BRANCH-INTERNET BANKING

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tolga DURSUN

    2014-01-01

    Full Text Available ÖzetKüreselleşme ve teknolojik gelişmelerle birlikte işletmelerin sürdürülebilirliklerinde ve birbirleriyle olan rekabetlerinde hizmet, hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetinin önemi artmıştır. Bu nedenle bu araştırma müşteri memnuniyetini, müşteri memnuniyetinde etkili olan hizmet kalitesi faktörlerini (fiziksel unsurlar, heveslilik, güvenlik, güvenilirlik, işlemleri gerçekleştirme, servis çeşitliliği, işlem ücreti bankacılık sektöründe iki farklı kanal olan Şube ve İnternet bankacılığında değerlendirerek karşılaştırma yapmaktadır. İki kanal arasındaki farkların ortaya konularak nedenlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Veri toplama yöntemi olarak uygulanan anket internet üzerinden yapılmış ve 429 katılımcıdan elde edilen veriler istatistiksel tekniklerle değerlendirilmiştir.AbstractGlobalization and technological developments, the competitiveness of enterprises and between sustainability services, service quality and customer satisfaction has increased in importance. Therefore, this research aims to evaluate customer satisfaction in branch and internet banking by addressing the factors affecting the quality of service (tangibles, responsiveness, trust, reliability, fulfillment, service portfolio and transaction fees in customer satisfaction. It is intended to determine the causes of the differences between the two channels and is to put forth. The survey made on the internet as a method of data collection and statistical analysis of the data from 429 participants were statistically evaluated.

  18. HİZMET KALİTESİ VE MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNİN ŞUBE-İNTERNET BANKACILIĞINDA KARŞILAŞTIRILMASI - COMPARISON OF SERVICE QUALITY OF CUSTOMER SATISFACTION IN BRANCH-INTERNET BANKING

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tolga DURSUN

    2014-03-01

    Full Text Available ÖzetKüreselleşme ve teknolojik gelişmelerle birlikte işletmelerin sürdürülebilirliklerinde ve birbirleriyle olan rekabetlerinde hizmet, hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetinin önemi artmıştır. Bu nedenle bu araştırma müşteri memnuniyetini, müşteri memnuniyetinde etkili olan hizmet kalitesi faktörlerini (fiziksel unsurlar, heveslilik, güvenlik, güvenilirlik, işlemleri gerçekleştirme, servis çeşitliliği, işlem ücreti bankacılık sektöründe iki farklı kanal olan Şube ve İnternet bankacılığında değerlendirerek karşılaştırma yapmaktadır. İki kanal arasındaki farkların ortaya konularak nedenlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Veri toplama yöntemi olarak uygulanan anket internet üzerinden yapılmış ve 429 katılımcıdan elde edilen veriler istatistiksel tekniklerle değerlendirilmiştir.AbstractGlobalization and technological developments, the competitiveness of enterprises and between sustainability services, service quality and customer satisfaction has increased in importance. Therefore, this research aims to evaluate customer satisfaction in branch and internet banking by addressing the factors affecting the quality of service (tangibles, responsiveness, trust, reliability, fulfillment, service portfolio and transaction fees in customer satisfaction. It is intended to determine the causes of the differences between the two channels and is to put forth. The survey made on the internet as a method of data collection and statistical analysis of the data from 429 participants were statistically evaluated.

  19. Yenilikçi Bir Fiyatlandırma Yöntemi Olarak Dilediğin Kadar Öde Fiyatlandırması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dilaysu Çınar

    2017-06-01

    Full Text Available Artan teknolojik gelişim ve beraberinde tüketiciye sunulan yenilik ve kolaylıklar, firmaları da her geçen gün rekabet üstünlüğü elde edebilme amacıyla farklı uygulamalar yapmaya teşvik etmektedir. Firmaların tüketici nezdinde rakiplerine göre daha üstün olarak algılanması için çoğunlukla ürüne yönelik yenilikler getirdikleri gözlemlenmekle birlikte bunun tek başına yeterli olmayacağı aşikârdır. Bu sebeple, firmalar fiyat stratejileri konusunda da yenilikçi stratejileri gittikçe artan biçimde uygulamaya başlamıştır. Söz konusu stratejilerden en dikkat çekenlerden biri de dilediğin kadar öde fiyatlandırması yöntemidir. Bu yöntemde, satıcı fiyatın belirlenmesi yetkisini tamamen tüketiciye devretmektedir. Araştırmada dilediğin kadar öde fiyatlandırmasına ilişkin literatür incelemesi gerçekleştirilmiş ve söz konusu fiyatlandırma yönteminde ödeme gönüllülüğüne etki eden faktörler ortaya konulmuştur. Ek olarak, dilediğin kadar öde fiyatlandırması yöntemi teorik perspektiften ele alınmış

  20. TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİNDE GÜÇ İLİŞKİSİNİN STRATEJİK BOYUTU VE TEDARİKÇİ TATMİNİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hande AKGÜNLÜ

    2015-09-01

    Full Text Available ÖzetAlıcı-tedarikçi ilişkilerinde tedarikçi tatmini üzerine yapılan çalışma, kavramsal bir çalışmadır. Buçalışmadaki amaçlardan biri; bilimsel olarak tedarik zinciri gücünün tedarikçi tatmini üzerindeki etkisiniölçmektir. Tedarikçi tatminindeki faktörler üzerinde gücün etkilerini araştırmak, tedarik zinciri ilişkilerindekigü.-tatmin bağlantısını anlamada kilit bir rol üstlenmektedir. Bu çalışma alıcı-tedarikçi ilişkisinintedarikçi tatminini nasıl etkilediğini göstermektedir. Çalışmada ü. amaç sözkonusudur; farklı gü. unsurlarınınsatış yapan firmalarda tatmini nasıl etkilediğini kanıtlamak, gücü düzenleyen ilişkilerin tedarikçitatminini nasıl etkilediğini araştırmak ve gü. etkilerinin otomobil sekt.ründeki tedarikçi tatmininde nasıletkili olduğunu ölçmek. Modelde; performans ve tatminin sürekli olarak anlamsız çıkmasına rağmen,belirgin pozitif etkiye sahip olmak hem performans hem de tatmin üzerinde gü.-etkilenen alıcı-tedarikçiilişkisi bulunmuştur.

  1. Prezentacja innych dochodów całkowitych w sprawozdaniach finansowych wybranych spółek publicznych w Polsce w latach 2009–2011

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bogusława Bek-Gaik

    2013-04-01

    Full Text Available Inne całkowite dochody to nowa kategoria ekonomiczna, dopiero testowana w praktyce gospodarczej. Oczywi-sty wydaje się fakt zapotrzebowania na badanie aspektów praktycznych dotyczących prezentacji innych całkowitych dochodów w sprawozdaniu z dochodów całkowitych. Zasadniczym celem niniejszego artykułu jest zbadanie, jaką formę prezentacji innych całkowitych dochodów w sprawozdaniu z całkowitych dochodów wybrały polskie spółki giełdowe, jaka jest istotność wyniku całkowitego oraz średnia liczba pozycji ujawnia-nych w ramach innych zysków całkowitych przez badane spółki publiczne (struktura innych zysków całko-witych. Metodą badawczą zastosowaną w artykule były studia literaturowe, analiza regulacji dotyczących sprawozdania z całkowitych dochodów (głównie MSR 1 oraz analiza sprawozdań finansowych sporządzo-nych zgodnie z Międzynarodowymi Standardami Sprawozdawczości Finansowej wybranych polskich spółek publicznych w latach 2009–2011. Wyniki badań wskazują, że w praktyce mamy do czynienia z indywidual-nym podejściem do zasad prezentacji informacji o innych całkowitych dochodach. Niewątpliwą wadą takie-go sposobu prezentacji jest brak możliwości porównywania poszczególnych kategorii sprawozdań między spółkami; analiza porównawcza jest pracochłonna i wymaga poszukiwania danych w wielu notach.

  2. Gıda Teknolojisinde Öncelikler ve Araştırma Gereksinimleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sedat Velioğlu

    2015-02-01

    Full Text Available Gıda endüstrisi, endüstrideki en tutucu branşlardan birisidir. Ancak, özellikle 20 yıl içerisinde ortaya çıkan bazı faktörler gıda endüstrisini ciddi değişimler yapmaya zorlamıştır. Yerleşmiş bulunan ticari ve organize değişikliklerin yanı sıra, bu durum gıda endüstrisine yeni bir yön çizmiş ve araştırma-geliştirme faaliyetlerini bu yönde zorlamıştır, dahası çözülmesi gereken yeni sorunları da ortaya çıkarmıştır. Bu makalede gıda endüstrisinde görev yapan yönetici ve araştırmacılar ile 50 kadar kamu ve endüstri kuruluşunda 1986-1987 yıllarında yapılan anketlerin bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Anket, Batı ve Orta Avrupa’da, Amerika, Kanada, Japonya, Avustralya ve Kore’de yürütülmüştür.

  3. Die drei Vorführungen eines geheimen Dokumentarfilms. Eine kritische Revision von Theresienstadt

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Natascha Drubek

    2017-04-01

    Full Text Available Dieser Artikel liefert auf der Grundlage einer gründlichen Lektüre von tschechischen, deutschen und französischen Quellen eine neue Perspektive auf das Filmmaterial, das im Ghetto von Theresienstadt gedreht wurde und unter den Titeln Ghetto Theresienstadt, Theresienstadt 1942 und Theresienstadt. Ein Dokumentarfilm aus dem jüdischen Siedlungsgebiet bzw. auch als Der Führer schenkt den Juden eine Stadt bekannt ist.  In einer Revision des allgemeinen Konsensus der letzten zwei Jahrzehnte argumentiert der Artikel, dass die verschiedenen Filmaufnahmen zwischen 1942 und 1945 ein zusammenhängendes Filmprojekt bilden. Die Autorin schlägt Korrekturen der filmographischen Daten vor, wie etwa die Einbindung des letzten „Jewish Elder“ des Ghettos, Benjamin Murmelstein, als Ko-Autor des Scripts. Eine Rekonstruktion des Datums, des Zeitpunkts und des Orts der ersten offiziellen Vorführung des Films für Delegierte des Komitees des Internationalen Roten Kreuzes wird durch eine komparative Untersuchung von verschiedenen Quellen und auf Textanalyse basierenden Ausschlussverfahren möglich. Bisherige Auffassungen des beabsichtigten Effekts und der Zielgruppe des Films revidierend, lenkt der Artikel die Aufmerksamkeit auf den Fakt, dass der Film vom Reichssicherheitshauptamt (RSHA 1942 initiiert und zum Kriegsende drei sorgfältig ausgewählten Gruppen vorgeführt wurde. Eine Untersuchung des Publikums der Premiere am 6. April 1945 lässt eine Neubewertung der Frage zu, ob der Film als Propagandafilm eingestuft werden kann oder eher als Strategem des deutschen Geheimdienstes.

  4. Development of the Teacher Candidates’ Level of being Affected from Public Personnel Selection Examination Scale

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatma SUSAR KIRMIZI

    2015-07-01

    şılmıştır. Ölçeğin geçerlik ve güvenirliği Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim İş Öğretmenliği, Müzik Öğretmenliği, Türkçe Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Fen Bilgisi Öğretmenliği, Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Sınıf Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği ana bilim dallarında öğrenim gören öğretmen adaylarında elde edilen veriler üzerinden gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin uzmanlar tarafından değerlendirilmesinde Lawshe tekniğinden yararlanılmıştır. Yapı geçerliğinin belirlenmesi için verilere faktör analizi uygulanmış ve iki alt ölçek belirlenmiştir. Birinci alt ölçekte yer alan maddelerin faktör yük değerleri 0,65 ile 0,35; ikinci alt ölçekte yer alan maddelerin faktör yük değerleri ise 0,75 ile 0,39 arasında değişmektedir. Yapılan analizler sonucunda, 23’ü olumsuz, 10’u olumlu olmak üzere 33 maddeden ve iki alt ölçekten oluşan “Öğretmen Adaylarının Kamu Personeli Seçme Sınavından Etkilenme Düzeyi Ölçeği (ÖKAPSÖ” ortaya çıkmıştır. Ölçeğin Cronbach’s Alpha güvenirlik katsayısı birinci alt boyut için 0,86; ikinci alt boyut için 0,73; tümü için ise 0,91’dir. Bu sonuca göre ölçeğin güvenilir bir ölçek olduğunu belirtmek mümkündür.

  5. Muhammed Esed’de Dini Değişimin Psikolojik Analizi The Psychological Analysis Of Religious Conversion In Muhammad Asad

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Saffet KARTOPU

    2013-07-01

    ğişimin incelendiği bu çalışmada öncelikle dini değişim kavramına, bu konuda yapılan çalışmalara ve dini değişim olgusunun Din Psikolojisindeki yerine değinilmiştir. Sonra Esed’in kısa yaşam öyküsüne yer verilmiş, Esed’deki dini değişim kuramsal bir yaklaşımla ele alınarak din değiştirmenin güdüleri, dini değişimde gelişimsel faktörler, dini değişimin evreleri ve din değiştirmenin motifleri incelenmiştir. Esed’deki dini değişim kendi eserleri temel alınarak Din Psikolojisinde kabul gören din değiştirme modelleri açısından analiz edilmiştir. Bu bağlamda Esed’de din değiştirmenin güdüleri Snow ve Phillips, Glock ve Gillespie’nin yaklaşımlarıyla değerlendirilirken dini değişimde gelişimsel faktörler Erikson’un düşünceleriyle ele alınmıştır. Dini değişimin evreleri ise Lofland ve Stark, Clark, Batson ve Ventis ve Köse’nin aşamalı sınıflamalarıyla değerlendirilmiştir. Din değiştirmenin motifleri analiz edilirken de Lofland ve Skonovd’un modelleri kullanılmıştır.Psikolojik faktörlerin, Esed’in dini değişimine etkisini değerlendirdiğimizde Esed’in ilk gençlik yıllarından itibaren anlama isteği ve zihinsel tatmin ihtiyacının belirgin olduğu görürüz. Esed içinde bulunduğu kültürün empoze ettiği temel noktaları yeniden gözden geçirme ihtiyacı içindedir. Toplumdaki ve kendi hayatındaki belirsizliklerden rahatsız olmuş hayatın evrensel anlamı ve neyin doğru, neyin yanlış olduğu sorularına cevaplar aramıştır. Bu arayışları neticesinde İslam’ı kabul ederek, bir aidiyet, kabul edilme duygusu ve kendisini köklü olarak yeniden düzenleme imkânı kazanmıştır. İslam’ı kabul etmekle bütün arayışlarının bittiğini, belli bir fikrî yörüngeye bağlı olmak ve bir kardeşler topluluğunun parçası olmak arzusuzunun gerçekleştiğini hissetmiştir.

  6. Zeytin Posasının Ruminantlar İçin Besin ve Besleme Değeri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gürhan Keleş

    2015-10-01

    Full Text Available Bu çalışmada zeytin posasının (ZP besin ve besleme değerini etkileyen faktörler incelenmiş ve posanın ruminant beslemede kullanımına yönelik bazı öneriler getirilmiştir. Genel olarak birçok faktörce etkilense de ham ZP’nin ruminantların yaşama payı besin madde ihtiyaçlarını karşılayabilecek besin değerine sahip olduğu değerlendirilmektedir. Ancak ZP’nin muhafazası için yapılacak maliyetler (kurutma, silolama, nakliye gibi göz önünde bulundurulduğunda, posanın çekirdeklerinden elendikten sonra kullanımının daha ekonomik olacağı değerlendirilmektedir. Çekirdeklerinden eleme ile ZP’nin ham protein, ham yağ, NDF, lignin ve lif olmayan karbonhidrat içeriğinin sırasıyla, 75 (56-93, 126 (68-184, 571 (443-700, 222 (174-269 ve 141 (55-227 g/kg kuru madde (KM olduğu belirlenmiştir. Bu değerler elenmiş ZP’nin (EZP önemli bir yem kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca kaliteli ve yüksek yağ içeriği, ZP’yi diğer yem kaynaklarından ayıran önemli bir özellik olarak ortaya çıkmakta ve posayı özel bir yem kaynağına dönüştürmektedir. Ayrıca 2 fazlı sistemlerden üretilen EZP’nin içerdiği antioksidan etkili fenolik bileşiklerde besin değerini artırmaktadır. Elenmiş ZP’de yüksek lif içerse de alkali özellikte katkı maddeleri ile rumen parçalanabilirlik ve in-vivo sindirilebilirlik değerleri büyük ölçüde yükselmektedir. Bu nedenle katkı maddeleri ile muameleye olanak sağladığı için EZP’nin kurutma yerine silolanarak değerlendirilmesi daha avantajlı olmaktadır. Elenmiş ZP’den yağ alımı posanın besin değerini düşürse de yapılan çalışmalar yağı alınmış EZP’nin de ekonomik bir yem kaynağı olduğunu göstermektedir. Besi kuzuları ile yapılan çalışmalar EZP’nin rasyon KM’sinin %20’sine kadar katılabileceğini göstermektedir. Süt hayvanları ile yapılan çalışmalar ise EZP’nin rasyona 15-20 g/kg KM ya

  7. Bibliometric Analysis of Journal Usage Data and Its Use in Collection Management Dergi Kullanım Verilerinin Bibliyometrik Analizi ve Koleksiyon Yönetiminde Kullanımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yaşar Tonta

    2008-09-01

    ımının izlenmesi ve izleme sonuçlarının politika oluştururken mutlaka dikkate alınması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM Belge Sağlama Hizmetleri ve Okuyucu Salonu Referans Hizmetleri Birimine yapılan toplam 884.593 makale isteğini analiz edip ULAKBİM için “çekirdek dergi” koleksiyonu belirlemek ve dergi kullanım sıklıkları ile dergi etki faktörü ve yarı-yaşamı (eskime arasındaki olası ilişkileri incelemektir. Tüm belge sağlama isteklerinin üçte biri 127 çekirdek dergiden sağlanmıştır. Belge Sağlama Hizmetleri Biriminde isteklerin üçte birinin sağlandığı çekirdek dergi sayısı 184, Okuyucu Salonu Referans Hizmetleri Biriminde ise 97’dir. İki Birimde de kullanılan ortak çekirdek dergi sayısı 87’dir. Belge Sağlama Hizmetleri Biriminde kullanılan tüm dergiler için yarı-yaşam ortalaması 10 yıl, çekirdek dergiler için 10,3 yıl, Journal Citation Reports’tan (2004 alınan ve atıf sayısına göre hesaplanan yarıyaşam ortalaması ise 7,8 yıldır. Okuyucu Salonu Referans Hizmetleri Biriminde kullanılan tüm dergiler için yarı-yaşam ortalaması 9 yıldır. Çekirdek dergiler için hem kullanım sayısına hem de atıf sayısına göre hesaplanan yarı-yaşam ortalaması 7,6 yıldır. Çekirdek dergilerin kullanım sıklığı ile etki faktörü arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki yoktur. Okuyucu Salonu Referans Hizmetleri Biriminde kullanılan çekirdek dergilerin toplam atıf sayısı ile kullanımı arasında ise düşük ama istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki gözlenmiştir (Pearson’s r = 0,280, p küçüktür 0,01. Bulgular dergilerin yerel kullanım sayısının süreli yayın koleksiyon geliştirme ve yönetiminde etki faktörü ve atıf sayısından daha önemli olduğunu göstermektedir.

  8. Bireysel Barışa Yönelik Tutum Ölçeğinin Geliştirilmesi: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışmaları / Development of a Scale Measuring Attitudes towards Individual Peace: A Validity and Reliability Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bahadır Kılcan

    2018-03-01

    Full Text Available Abstract This study aims to develop a scale to measure eight-grade secondary school students' attitudes towards individual peace. The items of the scale have been prepared by the researcher based on a literature review. The study sample included 223 eight grade students from different schools in the Mamak district of Ankara for the 2015-2016 school year. At the end of the analysis, the correlation coefficients obtained from item-factor total and adjusted correlation were found to be above .21 and all items were statistically significant. In the exploratory factor analysis (EFA, the scale items were split into four dimensions: "State before Peace", "Factors for Peace", "Factors for Sulking" and "Assitance in Peacemaking". The Chi-square (X2 value appropriate for the model developed based on the results of the Confirmatory Factor Analysis (CFA and statistical significance levels showed that the proposed model was appropriate for the collected data. Reliability coefficients tested for the whole scale and its sub-dimensions revealed that the scale was suitable to measure eight-grade secondary school students' attitudes towards peace.   Öz Bu çalışmanın amacı, ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin bireysel barışa yönelik tutumlarının belirlenmesinde kullanılacak bir ölçme aracı geliştirmektir. Ölçme aracının maddeleri araştırmacı tarafından ilgili alanyazın incelenerek hazırlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2015-2016 öğretim yılının bahar döneminde Ankara İli Mamak İlçesinde bulunan okullarda öğrenim gören toplam 223 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Yapılan istatistikler sonucunda ölçeğin madde-faktör toplam ve düzeltilmiş korelasyonlarında elde edilen korelasyon katsayıları .21’in üzerinde olduğu ve tüm maddelerin istatiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi (AFA sonucunda ölçek maddeleri; “Barışma

  9. Bibliometric Profile of Turkish Journal of Psychology Türk Psikoloji Dergisi'nin Bibliyometrik Profili

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Umut Al

    2007-06-01

    at the bottom of psychology journals which indexed by the Social Science Citation Index. Türk Psikoloji Dergisi (TPD 1995 yılından beri Social Science Citation Index tarafından dizinlenmektedir. Bu çalışmada Türk Psikoloji Dergisi (TPD ve Türk Psikoloji Dergisi 'ndeki makaleler bibliyometrik özellikleri açısından ele alınmaktadır. Çalışmamızda 1995-2005 yılları arasında yayımlanan 118 makale incelenmektedir. Araştırmamızda yanıt aranmakta olan sorular şunlardır: 1 TPD 'de yayımlanan makaleler psikolojinin hangi alt alanlarında yoğunlaşmaktadır? 2 TPD'nin çok yazarlık durumu nedir? 3 TPD'de yayımlanan makalelerin yazarları hangi kurumlarda çalışmaktadır? 4 TPD 'de yayımlanan yazıların atıf alanlarının özellikleri nelerdir? 5 TPD 'de yayımlanan makalelerde en sık atıf yapılan kaynak türü (dergi, kitap vb. hangisidir? 6 TPD 'de en sık atıf yapılan dergiler hangileridir? 7 TPD'de yayımlanan makalelerde dergilere yapılan atıfların dağılımı Bradford Yasasına uymakta mıdır? 8 TPD'deki makalelerin atıfları ile JCR'deki etki faktörü arasında bir ilişki bulunmakta mıdır? 9 Psikoloji literatürünün yaşlanma hızı nedir? 10 Etki faktörü açısından TPD'nin JCR'deki psikoloji dergileri arasındaki konumu nedir? Yayımlanan makalelerin neredeyse tamamı Türkçe'dir. Dergide makale yayımlayan kişilerin bağlı bulundukları kurumlara göre yapılan değerlendirmede en çok katkının Hacettepe, Ankara ve Orta Doğu Teknik Üniversitelerindeki araştırmacılar tarafından gerçekleştirildiği görülmektedir. TPD 'de yayımlanan makalelerin %57'sine (67 makale atıf dizinleri kapsamında yayımlanan makaleler tarafından hiç atıf yapılmamıştır. TPD 'de 1995-2005 yılları arasında yayımlanan makalelere toplam 135 atıf yapılmıştır. Bu atıfların %34'ü yazarların kendi makalelerine yapmış olduğu atıflardır. Ayrıca TPD'ye yapılan atıfların %41'i yine TPD'de yay

  10. Camili (Macahel Havzasının (Artvin, KD Türkiye Heyelan Duyarlılık Analizi Landslide Susceptibility Analysis of Camili (Macahel Basin (Artvin, NE Turkey

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emre ÖZŞAHİN

    2013-03-01

    isdestroyed of weakened.Risk factor should be kept in mind when utilizing the zones withhigh landslide risk for settlement or any other human related activity.Disaster management planning should be undertaken and implementedimmediately. Dünya’da ve Türkiye’de en sık olarak görülen doğal afetlerdenbirisi de heyelanlardır. Türkiye’nin son 50 yıllık afet profiliincelendiğinde heyelanların % 45’lik oranla en sık gerçekleşen doğal afetolduğunu görülmektedir.Bu çalışmada fauna ve flora özellikleriyle eşine az rastlananyerlerden birisi olan ve Türkiye’nin ilk Biyosfer Rezerv Alanı olarak ilanedilen Camili (Macahel’nin heyelan analizi yapılmıştır. Çünküuluslararası öneme sahip bu alandaki en büyük doğal afet risklerindenbirisi olan heyelanlar hem yerleşme, hem de planlama açısından önemlibir tehdit unsurudur. Bu anlamda biyosfer rezerv alanında heyelananeden olan faktörler, etki dereceleri, potansiyel heyelan alanlarınınoranları ve coğrafi dağılışlarının nasıl olduğu araştırılmıştır.Çalışmada farklı kaynaklardan elde edilen değişik ölçeklerdekifaktör haritalarından yararlanılmıştır. Bu haritalardan elde edilen 17parametre faktörü ayrı ayrı değerlendirilmiş ve koşullara bağlı ağırlıklıçakıştırma yöntemi ile birleştirilerek, heyelan risk alanları tespitedilmiştir. 1/25.000 ölçekli topografya haritaları temelli olaraksürdürülen çalışmada, farklı parametrelere ait değişik ölçeklerdeharitalardan ve Landsat uydu görüntüsünden de faydalanılmıştır.Çalışmanın haritalama ve analiz aşaması Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS veUzaktan Algılama (UA temelli olarak gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamdaArcGIS/ArcMap 10 CBS ve ERDAS 2012 UA yazılımları kullanılmıştır.Çalışma sonucunda inceleme alanında % 56 oranla (14284 ha enfazla orta duyarlılıkta alanların yayılış gösterdiği tespit edilmiştir. Buyayılışı % 30 oranla yüksek (6972 ha - % 28

  11. Typologia sygnetów drukarskich (na przykładzie znaków stosowanych przez polskich impresorów od XV do połowy XVII wieku

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Katarzyna Krzak-Weiss

    2009-01-01

    Full Text Available Celem niniejszego artykułu jest przedstawienie typologii sygnetów drukarskich stosowanych przez impresorów działających na ziemiach polskich od XV do połowy XVII stulecia, a zatem od momentu, gdy ów element wytłoczony został w polskim druku po raz pierwszy, do chwili, gdy polska typografia (a wraz z nią i sygnet przeżywać zaczęły wyraźny kryzys. Wydzielony tymi ramami chronologicznymi zbiór liczy ponad 100 znaków impresorskich, a zatem na tyle dużo, by potrzebne, a wręcz konieczne, było jego uporządkowanie. Metodą, która pozwala uczynić to możliwie najprzejrzyściej, jest wyodrębnienie w ramach przedmiotu badań poszczególnych typów, co odbywa się na podstawie odpowiednio dobranych kryteriów. Odpowiednio, czyli tak, by uwzględniały każdy aspekt badanej materii i pozwalały na ukazanie jej w sposób jak najpełniejszy. W przypadku sygnetów drukarskich kryteria te muszą mieć nade wszystko na względzie fakt, że godła impresorskie są nie tylko elementami typograficznymi, ale i graficznymi, co powoduje, że rozpatrywać je należy w świetle zarówno typografii (czy szerzej bibliologii, jak i sztuki graficznej. Wziąwszy to pod uwagę, bogaty i wielce zróżnicowany zespół, jaki tworzą polskie sygnety używane od XV do połowy XVII wieku, uporządkować można na podstawie trzech kryteriów: chronologicznego, ikonograficznego i związanego z morfologią książki.

  12. TÜRKİYE HAVAYOLU YOLCU TAŞIMACILIĞI SEKTÖRÜNDE HİZMET KALİTESİNİN KARŞILAŞTIRMALI ÖLÇÜMLENMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Oğuz YILDIZ

    2013-02-01

    Full Text Available Yeni müşteriler kazanmak ve mevcut müşterileri elde tutmak bir süredir hizmet işletmeleri için iki önemli konu olmuştur. Hizmetin her aşamasında fark yaratmak bu iki amacın başarılmasında anahtar bir etkendir. Hizmet sunumunun farklılaştırılması açısından hizmet kalitesi göz önüne alındığında, müşterilere sağlanan hizmetin kalitesini ölçmenin önemi ortaya çıkmaktadır. Hizmet işletmeleri için hizmet kalitesini ölçmek zor bir konudur çünkü hizmet soyuttur, değişkendir, dayanıksızdır ve son olarak hizmetin üretimi ve tüketimi aynı anda gerçekleşmektedir. Hizmet kalitesinin ölçümü işletmelere pazarlama faaliyetlerini nasıl yönetecekleri bilgisini sağlar. Bu nedenle bu ölçme işlemi doğru ölçeklerle yapılmalıdır. Bu çalışmada ilk olarak hizmet kalitesi yazınsalı incelenmiş daha sonra yüz yüze anket yöntemiyle araştırmaya temel teşkil edecek veriler toplanmıştır. Araştırmada son olarak, keşifsel faktör analizi yapılmış ve hizmet kalitesini ölçen iki model karşılaştırılmıştır. Araştırmadaki bulgular, ağırlıklı SERVPERF ölçeğinin algılanan hizmet kalitesini ağırlıklı SERVQUAL ölçeğinden daha fazla açıkladığını ortaya koymuştur.

  13. Çiğ Sütten İzole Edilen Enterosin B Üreticisi Enterococcus Faecalis Mye58 Suşunun Güvenlik Değerlendirmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Merve Tuncer

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, çiğ sütten izole edilen bakteriyosin üreticisi Enterococcus faecalis MYE58’de enterosin, virülens faktör ve vankomisin direnç genlerinin varlığını araştırdık. Ayrıca, bu suşun hemolitik aktivite, jelatinaz üretimi ve antibiyotik dirençlilik özelliklerini de test ettik. MYE58 suşunun Listeria monocytogenes, Bacillus cereus ve Staphylococcus aureus gibi Gram pozitif bakterileri inhibe ettiği belirlenmiştir. MYE58 suşunda enterosin B yapısal geninin (entB varlığı tespit edilmiştir. MYE58 suşu hemoliz ve jalatinaz aktivitesi göstermemiştir. MYE58 suşunda gelE ve espfs genlerinin varlığı tespit edilmiş fakat agg, ace, efaAfs, ccf, cob, cpd, cat, cylM, cylB, cylA, vanA ve vanB genlerinin varlığı tespit edilmemiştir. MYE58 suşu streptomisin ve tetrasikline dirençli bulunmuştur. Bu çalışmanın sonuçları, enterosin B üreticisi E. faecalis MYE58 suşunun starter kültür olarak kullanılmasının tüketici sağlığı açısından risk teşkil edebileceğini göstermiştir. Ancak, MYE58 suşu tarafından üretilen enterosin B’nin saflaştırılmış veya kısmi saflaştırılmış preparatlarının Listeria monocytogenes, Bacillus cereus'e Staphylococcus aureus’a karşı gıda muhafazasında kullanılabilme potansiyeli vardır.

  14. Etkin Piyasalar Hipotezi ve Davranışsal Finans Çatışması(A Conflict Beetween The Efficient Market Hypothesis and Behavioral Finance

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İhsan Kulali

    2016-03-01

    Full Text Available Etkin piyasalar hipotezi (EPH, çoğu finansal iktisatçı tarafından yaygın şekilde kabul görmektedir. Modeli savunanlar sermaye piyasalarının, hisse senedi fiyatlarının ilgili elde edilebilir tüm bilgileri yansıtması nedeniyle, etkin olduğuna inanmaktadır. Yeni bir bilgi ortaya çıktığı zaman, haberler anında yayılmakta ve hisse senedi fiyatlarına gecikmeksizin yansımaktadır. Bu görüşe göre hisse senetlerinin gelecek fiyatlarının tahmini için teknik ve temel analize ihtiyaç bulunmamaktadır çünkü hiçbir yatırımcının piyasayı yenmesi ve aşırı kar elde etmesi mümkün değildir. Model, bütün yatırımcıların rasyonel ve faydalarını maksimize etmeye çalışan kişiler olduğunu varsaymaktadır. Yirminci yüzyılın başlarında davranışsal finans gündeme gelmiştir. Birçok finansal iktisatçı hisse senedi fiyatlarının en azında belirli ölçülerde tahmin edilebilir olduğuna inanmaktadır. Pek çok piyasa anomalisi ise psikolojik ve davranışsal faktörler ile açıklanmaktadır. Davranışsal finans yatırımcıları rasyonel değil normal olarak kabul etmektedir. Buna göre piyasa balonları ve krizler bilişsel ön yargılardan kaynaklanmaktadır.

  15. Lisanslı Spor Ürünlerinin Algılanan Değer Bileşenlerinin Satın Alma Niyeti ile İlişkisi: Türkiye’nin En Büyük Üç Futbol Kulübünün İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İpek KAZANÇOĞLU

    2016-03-01

    Full Text Available Lisanslı ürünler futbol kulüplerine hem düzenli bir gelir kaynağı, hem de taraftarlarıyla olan duygusal bağlarını geliştirme imkânı sunmaktadır. Araştırmanın amacı; taraftarların takımla özdeşleşme düzeyleri ve lisanslı ürünlerin algılanan değeri arasındaki ilişkileri incelemek, bu faktörlerin satın alma niyeti üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Türkiye’nin üç büyük futbol kulübünün taraftarlarından toplam 953 kişiyle anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, taraftarların takımla özdeşleşme düzeyi ile lisanslı ürünleri satın alma niyeti arasında doğrudan ilişkinin olmadığı, algılanan değerin etkisi aracılığıyla takımla özdeşleşmenin satın alma niyetine etkisi olduğu belirlenmiştir. Kulüpler temelindeki farklılıkların görülmesi için yapılan analizler, her kulüp için lisanslı ürünlerin öne çıkan algılanan değer boyutlarının farklılaştığını göstermektedir.

  16. Roma Ordusunda Beslenme Düzeni

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Olcay TURAN

    2016-12-01

    Full Text Available Tarih boyunca ortaya çıkmış önemli devletlerin tamamı varlıklarını korumak ve sürdürebilmek için güçlü silahlı kuvvetlere ihtiyaç duymuşlardır. Bir ordunun savaşta ve barışta güçlü olmasını sağlayan pek çok etken söz konusudur. Komuta kademesinin becerisi, uygulanan taktikler, çağa ayak uydurabilme becerisi ve kullandıkları silah araç ve gereçleri bir ordunun güçlü olabilmesinin en önemli faktörleri asında yer almaktadır. Fakat tüm bu şartlar sağlanmış olsa bile sürdürülebilir bir lojistik olmadan başarısızlık kaçınılmaz olacaktır. Bu bağlamda Roma’da hem Cumhuriyet hem de İmparatorluk dönemlerinde askeri başarılar elde etmesinin temelinde sürdürülebilir bir lojistiğe sahip olması yatmaktadır. Eskiçağ tarihi içerisinde lojistikten kasıt ise askerler için gerekli yiyecek ve içeceğin temin edilmesidir. Roma da kurulduğu andan itibaren askerlerin bedensel ihtiyaçlarını gerçekleştirmek gayesi ile askerleri için gerekli her tür besin kaynağını düzenli bir şekilde sağlamıştır

  17. Barbunya Galsama Ağlarında Kullanılan Poliamid Monofilament ve Multifilament Ağ İpinin Av Kompozisyonuna Olan Etkisi.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İlker Aydın

    2015-12-01

    Full Text Available Galsama ağları, deniz ve içsularda, çeşitli demersal, bentik ve pelajik türlerin avcılığında kullanılan pasif av araçlarıdır. Bu ağlar ile yapılan avcılık küçük ölçekli balıkçılık sınıfına girmektedir. Poliamid malzemenin perlon (PA 6, monofilament ve naylon (PA 6.6, multifilament lifleri uzatma ağları yapımında kullanılmaktadır. Bu liflerden yapılan galsama ağlarının arasındaki en önemli fark, monofilament ağın sudaki görünürlüğünün çok düşük olmasıdır. Denemeler Ekim 2003 – Mayıs 2004 tarihleri arasında İzmir Körfezinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 36 mm ağ göz uzunluğuna sahip, 35 göz yüksekliğinde, %41 donam faktörüne göre donatılmış, monofilament malzemeden üretilen 0,20 mm çapında ve multifilament malzemeden üretilen 210d/2 numaraip kalınlığına sahip ağlar kullanılmıştır. Ağlarda avlanan toplam 32 türün 16’sı ekonomik değere sahip iken 16’sı ise ekonomik değere sahip değildir. Monofilament ağ ipliğinden yapılmış galsama ağları, multifilamentlere göre av miktarı ve kompozisyonu açısından daha etkin bulunmuştur. Iskarta oranının monofilament ağlarda fazla olması ve bu ağlarda oluşan hasarların tamirinin zor oluşu nedeniyle ticari balıkçılar tarafından tercih edilmemelidir

  18. DOLGULU BİR KOLONUN PERFORMANS ANALİZİ : ORİFİZMETRE KALİBRASYONU

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aynur ŞENOL

    2003-01-01

    Full Text Available Bu çalışmada, dolgu çapı 6.25 mm, ıslanabilen dolgu dış yüzey alanı 2.3 cm2, spesifik yüzey alanı ap = 1037.3 m2/m3 ve boşluk kesri ? = 0.545 m2/m3 geometrik özelliklere sahip halkalı dolgu maddesinin işletme parametreleri 9 cm iç çapındaki cam bir destilasyon kolonunda araştırılmıştır. Trikloretilen/n-heptan sistemini kullanarak, muhtelif kolon basınç düşüşü (buhar hızı değerlerine karşılık dolgu maddesinin ayırma etkinliği (HETP ve gaz fazı transfer birimi yüksekliği, HOG sonsuz refluks çalışma koşulları altında test edilmiştir. BravoFair'ın etkin fazlar arası yüzey alanı (ae yaklaşımı ile Onda'nın ıslak yüzey alanı (aw ve kütle transfer katsayısımodelleri aracılığı ile, değişik buhar yükü değerlerine karşılık dolgunun ayırma etkinliği teorik olarak analiz edilmiştir. Buhar yükleme faktörü olarak Eckert'in boğulma hızı modeline göre hesaplanan %boğulma oranı(%Fl niceliği kullanılmıştır. Ayrıca, kolon kuru basınç düşüşü denemelerinde yer alan "orifizmetre" hava debisi ölçü aletinin kalibrasyonuna yönelik olarak, aletteki kapiler (orifiz çapı (d ve manometrik cıva seviyesi farkına (?ho dayalı bir hava hızı korelasyonu türetilmiştir.

  19. AISI D2 Soğuk İş Takım Çeliğinin Frezelenmesinde Yüzey Pürüzlülüğünün Taguchi Metodu İle Optimizasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emine ŞİRİN

    2014-12-01

    Full Text Available Yüzey kalitesi, birbiriyle etkileşim içinde olan makina ekipmanlarının çalışma verimini ve ömrünü önemli derecede etkilemektedir. Kesici takım, işlenen malzeme, kesme parametreleri gibi yüzey pürüzlülüğünü etkileyen birçok parametre vardır. Bu sebeple işleme parametrelerinin optimize edilerek, uygun işleme şartlarının ortaya konulması büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, farklı sertliklerdeki AISI D2 soğuk iş takım çeliğine kuru işleme şartlarında, simetrik yüzey frezeleme yöntemi uygulanmıştır. İşleme parametrelerine bağlı olarak yüzey pürüzlülükleri araştırılarak, optimum işleme şartları tespit edilmiştir. Deneyler Taguchi L9 dikey dizilimine göre yapılmış ve deney sonuçlarının değerlendirilmesinde sinyal/gürültü (S/N oranları kullanılmıştır. Taguchi optimizasyonuyla, optimum yüzey pürüzlülüğü değerleri belirlenmiştir. Kontrol faktörlerinin sonuçlara etkisi Varyans analizi (Anova yardımıyla bulunmuştur. Anova sonuçlarına göre; yüzey pürüzlülüğüne etki eden en önemli parametrelerin sırasıyla kesme ve ilerleme hızı olduğu tespit edilmiştir. Doğrulama deneyleri yapılarak, optimizasyonun başarıyla uygulandığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: AISI D2, Yüzey pürüzlülüğü, Taguchi optimizasyonu

  20. Toplumumuzda Sıklıkla Kullanılan Bazı Bitkilerin Toplam Fenolik Madde Miktarlarının Saptanması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Banugül Barut Uyar

    2015-02-01

    Full Text Available Bazı besinlerin, özellikle dejeneratif hastalıklar üzerinde yararlı etkileri olduğu ve etkilerinin temel olarak içlerinde bulunan biyoaktif bileşenlerden ileri geldiği düşünülmektedir. Bu biyoaktif bileşenlerden en yaygını olan fenolik bileşikler kuvvetli antioksidan aktiviteye sahiptirler. Çalışmamızda toplumumuzda sıklıkla tüketilen bazı bitkilerin toplam fenolik madde miktarlarını belirlemek amacı ile semt pazarından satın alınan maydanoz, tere, roka, kuzukulağı, dereotu, nane, semizotu ve radikanın kuru madde ve toplam fenolik madde miktarları incelenmiştir. Sebzelerin kuru madde miktarlarının %2.97 ile %13.06 arasında değiştiği ve kuru madde miktarı en yüksek olan sebzenin maydanoz olduğu belirlenmiştir. Sebzelerin toplam fenolik madde konsantrasyonları 1091.23- 4201.75 mg/kg arasında değişmektedir. En yüksek fenolik madde içeriğine sahip olan sebze nanedir. Naneyi azalan sırayla dereotu, maydanoz, kuzukulağı, roka, semizotu, tere ve radika takip etmiştir. Besinlerdeki fenolik maddeler bitkinin olgunluğuna, çevresel faktörlere, besinin işlenmesi ve saklanması gibi yöntemlere bağlı olarak değişiklik gösterdiğinden bu besinlerin tüketiminde besin çeşitliliğine dikkat edilerek, uygun pişirme ve saklama yöntemlerinin kullanılması ile en yararlı etkinin sağlanacağı unutulmamalıdır.

  1. RECONCILIATION UNDER THE SHADOW OF DIASPORA POLITICS: SOME LESSONS FROM THE TURKISH-ARMENIAN RECONCILIATION COMMISSION (TARC (DİYASPORA SİYASETİ GÖLGESİNDE UZLAŞMA: TÜRK-ERMENİ UZLAŞMA KOMİSYONU’NDAN BAZI DERSLER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazif MANDACI

    2014-04-01

    Full Text Available ABSTRACT: Reconciliation is beyond diplomatic rapprochement and consequently strategic partnership in its maxim. It is irrelevant to transaction costs; moreover, “independent from them” since it is normative-oriented. Literature of reconciliation contains some concepts which cannot be “appreciated”, literally, in diplomatic realm, such as forgiving and forgetting, having theological connotations. To the contrary, international relations literature generally accept that “primordial factors like ethnicity and religion had no part in rational explanations for the way the world works”(Fox and Sandler 2004: 9; and nobody appreciates any political decision that sacrifices national interest on the altar of virtue. This study aims at elaborating on the Turkish-Armenian Reconciliation Commission which Turkey and Armenia had formed in 2001 within the framework of the aforementioned arguments. Keywords: Reconciliation, TARC, Diaspora. ÖZ: Uzlaşma süreçleri diplomatik yakınlaşmalar ve en azamisinden stratejik ortaklıkların çok ötesindeki durumsallıkları ifade etmektedir. Normatif yönlü olduklarından diplomatik anlamda ilişki kurmanın beraberinde getirebileceği maliyetlerden tamamıyla bağımsızdırlar. Uzlaşma literatürü diplomatik platformda genel olarak önemsenmeyen, hatta ötesinde teolojik yönü bile bulunan bağışlamak ya da affetmek gibi kavramlara yer vermektedir. Bunun tersine uluslararası ilişkiler literatürüne bakıldığında etnisite ya da din gibi primordiyal faktörlerin dünyada işlerin nasıl yürüdüğüne dair akılcı açıklamalar içinde kendilerine pek yer bulamadıkları gözlemlenmektedir (Fox ve Sandler, 2004: 9. Dahası, kimse ulusal çıkarları erdemlilik altarında feda edecek politik kararları onaylamamaktadır. Bu çalışma, Türkiye ve Ermenistan arasında 2001 yılında oluşturulan Türk-Ermeni Uzlaşma Komisyonu’nu bu çerçeve içinde değerlendirmeyi ama

  2. Nieswoiste zapalenia jelit a płodność, przebieg ciąży, porodu i karmienie piersią

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dorota Szczeblowska

    2011-07-01

    Full Text Available Do nieswoistych zapaleń jelit zaliczamy wrzodziejące zapalenie jelita grubego i chorobę Leśniowskiego-Crohna. Ponieważ szczyt zapadalności na te choroby przypada między 15. a 35. rokiem życia, a więc dotyczy osób w okresie prokreacyjnym, rodzi się szereg pytań i wątpliwości na temat wpływu tych schorzeń oraz ich leczenia na płodność, a także przebieg ciąży, porodu i ewentualne bezpieczeństwo późniejszego karmienia piersią. W opracowaniu zostały przedstawione zasady leczenia nieswoistych zapaleń jelit u mężczyzn oraz u kobiet planujących posiadanie potomstwa, jak również kobiet będących w ciąży i karmiących. Należy podkreślić, że sam fakt rozpoznania nieswoistych chorób zapalnych jelit nie jest bezpośrednim przeciwwskazaniem do zajścia w ciążę. Ciąża nie stanowi również wskazania do przerwania leczenia tych chorób, tj. nieswoistych zapaleń jelit, gdyż zaostrzenie ich przebiegu wiąże się z większym ryzykiem dla potomstwa w porównaniu z niebezpieczeństwem wynikają- cym z wdrożenia nawet agresywnego, a skutecznego leczenia. Aktywacja tych chorób zwiększa zarówno ryzyko poronień, jak i porodów przedwczesnych oraz wewnątrzmacicznego obumarcia płodu. Nieprzerwana farmakoterapia nieswoistych zapaleń jelit środkami niemającymi działania karcynogennego ma istotny wpływ na urodzenie zdrowego dziecka. Optymalnym czasem do zajścia w ciążę w takim przypadku jest okres po trwającej przynajmniej 3 miesiące remisji choroby. W okresie planowania ciąży zaleca się suplementację kwasu foliowego.

  3. Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sevil PİLATİN

    2011-07-01

    Full Text Available Çağımızda endüstri ürünlerinin üretimi ve tüketimi hızla artmıştır. Bunun yanında oluşan endüstriyel atıkların birikimi ve bunların doğa üzerine olan etkileri ciddi problemlere yol açmaktadır. Tekstil atık suları içerdikleri çok değişik kimyasallardan ve özellikle de boyar maddelerden dolayı arıtılması zor olan endüstriyel atık sulardan birisidir. Renk atıksu içerisindeki en önemli kirleticidir ve bu ortamlara ulaşmadan önce mutlaksuretle renginin giderilmesi gerekir. Atık sudan rengin giderimi çözünmüş organik maddelerin gideriminden daha fazla önemlidir. Çünkü suda çok az miktarda bile boya bulunması rengi arttırır ve nehirlerin, göllerin ve diğer su kaynaklarının ışık geçirgenliğini ve gazların çözünürlüğünü etkiler. Beyaz çürükçül funguslar boyarmaddelerin yıkımı ve renginin giderimi çalışmalarında biyolojik sistem olarak kullanılmaktadır. boya konsantrasyonu ve sıcaklık gibi faktörlerin önemli olduğu belirlenmiştir. Maksimum renk giderimi; pH 4.5 , inokulum miktarı 50 ml, çalkalama hızı 200 rpm, boya konsantrasyonu 50 mg/l ve sıcaklık 30 °C’bulunmuştur

  4. Oyun Motivasyonu Ölçeği’nin Geçerliği ve Güvenirliği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet AKIN

    2014-05-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı Oyun Motivasyonu Ölçeği’nin (OMÖ; Lafrenière, Verner-Filion, & Vallerand, 2012 Türkçe formunun geçerlik ve güvenirliğini incelemektir. Araştırma 400 üniversite öğrencisi üzerinden yürütülmüştür. Ölçeğin yapı geçerliği için uygulanan doğrulayıcı faktör analizi sonucunda 18 maddenin altı boyutta toplandığı (İçsel Motivasyon, Bütünleşme, Kimliğe katma, İçe yansıtma, Dışsal düzenleme, Motivasyonsuzluk altı boyutlu modelin iyi uyum verdiği görülmüştür (x²= 320.39, sd= 117, RMSEA= .066, NFI= .94, NNFI= .95, CFI= .96, IFI= .96, GFI= .92, and SRMR=.042. Ölçeğin iç tutarlılık güvenirlik katsayıları altı alt boyut için sırasıyla .84, .89, .85, .87, .88 ve .76 olarak bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları ölçeğin Türkçe formunun bireylerin video oyunlarını oynamaya yönelik motivasyonlarını değerlendirmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.

  5. Bulanık DEMATEL ve Bulanık TOPSIS Yöntemleri Kullanılarak Limanlarda Yaşanan İş Kazalarının İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ünal ÖZDEMİR

    2016-09-01

    Full Text Available Bu çalışma ile limanlarda meydana gelen iş kazalarının nedenleri ve bu kazaların önlenebilmesi/azaltılabilmesi için yapılması gerekenler ele alınmıştır. Çalışmada limanlarda yaşanan iş kazalarına neden olan etkenler tespit edilmiş ve bu soruna ilişkin uygulanabilir, alternatif çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. Kazaya sebep olan nedenlerin birbirleri ile olan ilişkileri, önem dereceleri bulanık DEMATEL (The Decision Making Trial and Evaluation Laboratory ve alternatif çözüm önerileri arasında sıralama yapabilmek için de bulanık TOPSIS (Technique for Order Performance by Similarity to Ideal Solution yönteminin ele alındığı bir model yaklaşımı kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre limanlarda yaşanan kazalara neden olan en önemli faktörlerden bazıları sırasıyla; “insan hatasına bağlı kazalar”, “yönetimsel sebeplere bağlı kazalar”, “uygunsuz ve yetersiz ekipman kullanımına bağlı kazalar” ve “çalışma ortamı ve şartlarına bağlı kazalar” olarak tespit edilmiştir. Bu soruna çözüm getirebilecek en önemli alternatiflerden bazıları ise; “yeterli eğitim ve tecrübeye sahip daimi kadrolu personel çalıştırılması”, “çalışma koşulları, saatleri ve personel sayılarında düzenlemelerin yapılması” ve “limanlarda ihtisaslaşmaya gidilmesi” olarak tespit edilmiştir.

  6. Ekonomik Beslenme İlkeleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seniha Hasipek

    2015-02-01

    Full Text Available Günlük beslenme, ailelerin sağlık ve mutluluğunun bir temeli olduğuna göre ailelerin meydana getirdiği toplum ve milletlerin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmelerinde de önemli bir faktördür. Bütün dünyada büyük bir önem taşıyan beslenmenin, ülkemiz içinde önemli bir dava olması tabiidir. İnsan vücut yapısı yiyeceklerle beslenme düzenine göre ayarlanmıştır. Yeterli ve dengeli beslenebilmek ve ekonomik bir beslenme sağlayabilmek için ilk önce yiyeceklerimizi iyice tanımamız gerekmektedir. Her yerde ve her zaman kolaylıkla bulunabilen ve aynı zamanda zevk duyarak yenilebilen ve besin ihtiyaçlarını sağlayabilmek için besin değerleri birbirinden fraklı binlerce çeşit yiyecek insanlara sunulmuş nimetlerdir. Binlerce çeşitteki yiyeceklerin herbirini ayrı ayrı tanımak ve buna göre beslenme düzeni ayarlamak olanaksızdır. Bu nedenle beslenme uzmanlarınca gerekli bütün besin maddelerinin günlük yemek listelerine katılmasını sağlamak için kolay bazı yollar bulunmuş ve yiyecekler gruplandırılmıştır. Türkiye’de bulunan besin çeşitleri ve halkın yeme alışkanlıkları göz önünde tutularak yiyecekler dört temel ve bir yardımcı grup içinde toplanabilir. 1 nci grupta süt ve sütten yapılan yoğurt, ayran, çökelek, peynirler ve süt tozları yer alır. Bu gruptaki yiyecekler besin elementlerimizden kalsiyumun en iyi kaynağıdır. Ayrıca iyi kaliteli proteinlerle B1, B2 ve Niacin vitaminleri bu yiyeceklerde bol bulunur.

  7. Gıda Kaynaklı Enterokokların Gıda ve İnsan Sağlığı Yönünden Önemi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sine Özmen Toğay

    2015-02-01

    Full Text Available Enterokoklar, proteolitik ve lipolitik aktivitelerinden dolayı pek çok fermente gıdanın duyusal özelliklerinde rol oynayan, bazı suşları bakteriyosin üretebilen, pastörizasyon sıcaklıklarına dirençli ve farklı sıcaklıklara ve üreme koşullarına adapte olabilme yeteneğine sahip bakterilerdir. Son yıllarda yapılan çalışmalar bu özelliklerinden dolayı gıda endüstrisinde enterokokların starter, yardımcı kültür ve probiyotik olarak kullanımının arttığını göstermektedir. Bazı suşlarının iyi bilinen yararlı etkilerinin yanında enterokokların bakteriyemi, endokarditis, üriner sistemde ve diğer dokularda enfeksiyonlara neden olan hastane kaynaklı patojen olduğu da bilinmektedir. Enterokokların patojenitesi virülens faktörleri ve antibiyotiklere direnç özellikleri ile ilişkilendirilmektedir. Antibiyotiklere dirençli suşlar et ürünleri, süt ürünleri ve hazır gıdalarda bulunabilmekte, hatta probiyotik olarak kullanılan suşlar dahi antibiyotiklere dirençli olabilmektedir. Bu derlemede enterokokların genel özellikleri, gıdalardan izolasyon ve tanımlama yöntemlerinin yanında gıda ve insan sağlığı açısından önemi üzerinde durulmuştur.

  8. Trafik Kazalarının Tehlike İndeksi Metodu ile Analizi: Denizli Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cenk OZAN

    2010-03-01

    Full Text Available Trafik kazaları pek çok etkenin bileşkesi sonucu meydana gelen, karmaşık ve analizi zor bir konudur. Şehiriçi ulaşım ağlarında trafik kazalarının azaltılması için birçok çalışma yapılmakla beraber kaynağında insan ve çevre faktörünü barındıran trafik kazalarının tam olarak önlenebilmesi mümkün olamamaktadır. Bu nedenle özellikle şehiriçi ulaşım ağlarında kaza riski taşıyan linklerin belirlenmesi ve buna bağlı olarak gerekli önlemlerin alınabilmesi oldukça önem arz etmektedir. Bu çalışmada kaza riski taşıyan linklerin belirlenmesi amacıyla tehlike indeksi metodu kullanılmıştır. Çalışma alanı olarak Denizli kentinin trafik hacmi açısından en yoğun bölgelerini içeren ulaşım ağı seçilmiştir. Belirlenen ulaşım ağında tehlike indeksi uygulamasında kullanılacak veriler toplanmış, bölgedeki linkler için tehlike indeksleri hesaplanmış ve risk derecelendirilmesi yapılmıştır. Analizlerde kullanılmak üzere, linkler üzerinde, sabah ve akşam zirve saatlerinde hız ve hacim ölçümleri yapılmıştır. Yapılan risk analizi ve derecelendirilmesi sonucunda tehlike indeksi metodunun trafik kaza risk analizlerinde kullanılabileceği ve bu sayede kaza sayılarının azaltılabilmesi yönünde yapılacak çalışmalara temel oluşturabileceği belirlenmiştir.

  9. Dziedzictwo Wielkiego Księstwa Litewskiego i Kresów północno-wschodnich w świetle ustaleń językoznawstwa erudycyjnego

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Katarzyna Węgorowska

    2014-12-01

    Full Text Available Heritage of the Grand Duchy of Lithuania and the Polish Northeastern Borderlands in the light of erudite linguistics The essay contains reflections on the ways of using erudite linguistics, a young discipline created by me, in the study of the Grand Duchy of Lithuania and the Polish Northeastern Borderlands. Correlation of linguistic and extralinguistic conclusions (culture, history, art, gemology permits us to look in a new way at many facts of the Polish Northeastern Borderlands that linguists had not been interested in before, such as old Polish Northeastern Borderlands museum artifacts, jewelry of Grand Duchy of Lithuania, icon of Our Lady of the Gate of Dawn, cult of the dead in the Polish Northeastern Borderlands, architecture of the old Vilnius, manor house in Czombrów – the prototype of Soplicowo (the village in Pan Tadeusz epic poem, descriptions of Henryk Poddębski’s daguerreotype images, Vilnius identity of Henryk Szylkin or symbolic-figurative nicknames of Vilnius.   Dziedzictwo Wielkiego Księstwa Litewskiego i Kresów północno-wschodnich w świetle ustaleń językoznawstwa erudycyjnego Szkic jest refleksją o sposobach wykorzystywania stworzonego przeze mnie, kilkunastoletniego zaledwie, językoznawstwa erudycyjnego w badaniach nad problematyką wielkoksiążęcą i północnokresową. Korelacja ustaleń językoznawczych z ustaleniami pozajęzykowymi (kultura, historia, sztuka, gemmologia… pozwoliła na nowe odczytanie wielu kresowych faktów, które nie były dotąd  przedmiotem zainteresowania językoznawców, jak np.: artefakty dawnych północnokresowych muzeów, wielkoksiążęce precjoza, Ikona Ostrobramska, północnokresowy kult zmarłych, architektura dawnego Wilna, prototyp Soplicowa – dwór w Czombrowie, opisy dagerotypów Henryka Poddębskiego, wileńska tożsamość Henryka Szylkina czy symboliczno-metaforyczne nazwy Wilna.

  10. Örgütsel Çekicilik : Bir Ölçek Uyarlama Çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seda DURAL

    2014-12-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, Highhouse vd. (2003 tarafından geliştirilen Örgütsel Çekicilik Ölçeğini (ÖÇÖ Türkçe’ye kazandırmak ve geçerlik ve güvenirlik analizlerini yapmaktır. Ölçek, öncelikle araştırmacılar ve bir dil uzmanı tarafından Türkçe’ye çevrilmiş, ardından ifadeler iki dilli 15 uzmanın görüşüne başvurularak dil ve anlam uygunluğu bakımından değerlendirilmiştir. Öneriler doğrultusunda son şeklini alan Türkçe form iki aşamada uygulanmıştır. İlk aşamada, test-tekrar test güvenirliğini sınamak amacıyla ölçek iki hafta ara ile 50 öğrenciye uygulanmıştır. Test tekrar-test güvenirlik katsayısı birincil değerlendirme için 0,85, ikincil değerlendirme için 0,89 olarak bulunmuştur. Uygulamanın ikinci aşamasında anket 257 öğrenciye uygulanarak ölçeğin iç tutarlılık katsayısı 0,89 olarak bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda ÖÇÖ’nün özgün ölçekte olduğu gibi üç faktörlü bir yapı gösterdiği belirlenmiştir. Hiçbir madde atılmadan 15 madde ile üç boyutu ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçek elde edilmiştir.

  11. İNTERNET KULLANICILARININ İNTERNETTEN ALIŞ-VERİŞE YÖNELİK SATIN ALMA KARAR SÜREÇLERİNİN İNCELENMESİ ve KULLANIM YOĞUNLUKLARI AÇISINDAN SINIFILANDIRILMASI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA-INVESTIGATING INTERNET USERS DECISION MAKING PROCESSES REGARDING THEIR INTERNET

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emrah CENGİZ

    2012-06-01

    Full Text Available Tüketici satın alma karar süreci uzun yıllardır işletmelerin ve akademisyenlerin ilgi odaklarından birisidir. Tüketicilerin hangi faktörlerin etkisi altında ve hangi aşamalardan geçerek satın alma kararını verdikleri çeşitli modellerle açıklanmaya çalışılmış, karar sürecine hangi aşamalarda ne şekilde etki edilebileceği araştırma konusu olmuştur. Son zamanların önemle üzerinde durulan pazarlama fenomenlerinden biri de internet ve internet üzerinden satın alma eğilimleridir. İnternet üzerinden satın alma davranışı da aynı şekilde gerek işletmelerin gerekse akademisyenlerin önemle üzerinde durup inceledikleri bir konudur. Bu çalışmada tüketicilerin internet kullanma yoğunluğu temelinde, “internetten alış-verişe yönelik satın alma karar süreçleri”, “internette gerçekleştirdikleri faaliyetler” ve “demografik özellikler” açısından fark olup olmadığını incelenmiştir. Ayrıca, interneti yoğun veya az kullanmakla birlikte, internetten alış-veriş yapan tüketicilerin ayırt edici özellikleri belirlenmiştir.-Consumer buying process is one of the center of attention both businesses and academics for many years. Which factors influence the consumer decision making and buying stages have trying to explain by various models and which factors affecting the decision process have been investigated by many researcher. Internet and purchasing via internet are one of the very important marketing phenomenons of last decades. Purchasing via internet is also a hot topic among the business and academics. In this study consumers use the Internet on the basis of intensity, “internet shopping for the purchase decision process”, “internet activities performed”, and “demographic characteristics” in term of whether the differences were examined. In addition consumer’s distinctive characteristics have been identified in order to internet usage frequencies.

  12. REKABET AVANTAJI KURAMININ TANIMLANMASI VE ÖLÇÜMLENMESİ - CONCEPTUALIZATION AND MEASUREMENT OF COMPETITIVE ADVANTAGE CONSTRUCT

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    F. Esra GENÇTÜRK

    2012-11-01

    Full Text Available Özet:Üstün performans elde etmek için, rakiplere karşısürdürülebilir avantajlara sahip olmak prensibi günümüzstrateji düşüncesinin temelini oluşturmaktadır. Ancak, buavantajların neler olması gerektiği konusunda sınırlı veçelişkili bilgiler bulunmaktadır. Bu çalışmada, sürdürülebilirrekabet avantajlarının neler olduğunu ve nasıl elde edildiğinianlamak için kaynak bazlı firma teorisi temel yapı olarakbenimsenmiş ve rekabet avantajı literatürü ile sentezedilmiştir. Araştırmamızda rekabetçi avantaj kuramınınliteratürde belirlenmiş tüm farklı boyutları sunulmuş vebunları içeren sermaye bazlı üç ana üstünlük tanımlanmıştır.Önerilen çok boyutlu ölçüm modelinin ampirik testi ihracatyapan 184 Türk firmasının verilerine dayanmaktadır. Önanalizlerle psikometrik özellikleri sınanan ölçekler doğrulayıcıfaktör analizinde yapısal eşitlik modeliyle test edilmiştir.Abstract:The notion that superior performance requiressustainable advantage over competitors is central tocontemporary strategic thinking. Yet, limited and conflictinformation is available as to what these advantages should be.In this study, we adopt the resource based view of the firm as atheoretical foundation and synthesize it with the competitiveadvantage literature to understand what these advantages areand how they are achieved. Our research considers thedifferent dimensions of competitive advantage suggested in theliterature and defines three fundamental equity basedcompetitive advantages. The proposed multidimensionalmeasurement model is tested empirically with data obtainedfrom 184 Turkish exporting firms. After preliminary test ofthe psychometric properties of the scales they are subjected toa Confirmatory Factor Analysis with Structural EquationsModeling.

  13. Kiedy specjalista z zakresu zdrowia psychicznego spotyka się z przemocą – rozpoznawanie i zgłaszanie krzywdzenia dziecka

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Krzysztof Szwajca

    2014-06-01

    Full Text Available Specjaliści pracujący z dziećmi i rodzinami z reguły nie mają wątpliwości, że dzieciom krzywdzonym w rodzinie należy pomagać. Ale między deklaracjami pomocy a praktyką istnieje przepaść. Krzywdzenie w rodzinie jest rozpoznawane i zgłaszane (systemom ochrony dzieci, sądom rodzinnym czy organom ścigania stosunkowo rzadko. W Polsce – ekstremalnie rzadko. Wskaźniki oficjalnie odnotowanej przemocy wobec dzieci od lat utrzymują się na bardzo niskim poziomie. Tymczasem rozpoznanie krzywdzenia, które nie powoduje uruchomienia systemowego, skoordynowanego działania, a pomoc ogranicza się do wsparcia psychologicznego udzielanego maltretowanemu dziecku, nie przerywa krzywdzenia i nie może być skuteczne. Dziecko (niezależnie od wieku nie potrafi skutecznie przeciwstawić się przemocy. Specjaliści z zakresu zdrowia psychicznego zbyt rzadko uwzględniają kwestię krzywdzenia wewnątrzrodzinnego w swojej pracy klinicznej. Diagnoza krzywdzenia nie jest łatwa. Wymaga specjalistycznej wiedzy, interpretacji faktów często z różnych obszarów – zachowania dziecka, jego dolegliwości somatycznych, problemów emocjonalnych, zachowań i wyjaśnień opiekuna. Standardowy wywiad psychiatryczny nie jest wystarczająco czułym narzędziem do identyfikacji krzywdzenia. W artykule omówiono najpoważniejsze trudności diagnostyczne. Porównano także powstający w Polsce system ochrony dziecka do modelu amerykańskiego, opartego na agencjach ochrony dziecka. W Polsce nie dokonał się jeszcze proces, który w krajach Zachodu miał miejsce w latach osiemdziesiątych XX wieku – wzrostu społecznej wrażliwości, zmiany patrzenia na zjawiska przemocy przez specjalistów i poważnego wzrostu wykrytych przypadków krzywdzenia.

  14. WPŁYW ZMIAN KLIMATU NA OSADNICTWO PREHISTORYCZNE MAZUR W KONTEKŚCIE BADAŃ OSADÓW JEZIORNYCH

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Marta CHODYKA

    Full Text Available Badania zmian klimatu odbywają się z dużym sukcesem na osadach jeziornych. Przedstawione w artykule dotychczasowe badania ujmowały zagadnienia antropopresji na dużym obszarze przy uwzględnianiu badań pojedynczych jezior, co dawało wnioski ciekawe ale dosyć ogólne. Zaproponowana w pracy koncepcja badań stawia na pierwszym miejscu bezpośredni związek obiektu archeologicznego z towarzyszącym mu jeziorem. Badanie i tym samym wyszczególnienie faz osadniczych opiera się głównie na analizie materiału archeologicznego pozyskanego w trakcie wykopalisk. W przypadku regionu Warmii i Mazur odtworzenie poszczególnych etapów dawnego osadnictwa utrudnia nie tylko brak źródeł pisanych ale również fragmentaryczność danych archeologicznych. Przedstawione przez autorów analizy palinologiczne i diatomologiczne pozwoliły na wstępną charakterystykę litologiczno – sedymentologiczną osadów dennych tego zbiornika. Wykazały, iż dno jeziora wyściełają głównie osady organogeniczne  (gytie, które nie są przewarstwione osadami piaszczystymi, co wskazuje na bardzo spokojne środowisko sedymentacji  oraz ciągły zapis procesów depozycyjnych. Co więcej, wykonane już pomiary podatności magnetycznej wstępne dane geochemiczne z analizy SEM/EDS (mikroskop skaningowy z mikrosondą, w celu korelacji opisywanych rdzeni, ujawniły, iż charakteryzują  się one niemal identycznym zapisem sedymentacyjnym i tym samym paleośrodwiskowym, co potwierdza fakt, iż w zbiorniku zachodziła ciągła i spokojna sedymentacja, która doskonale odzwierciedla lokalne ale i też regionalne przemiany środowiskowe.  Z przeprowadzonych badań wynika, że w osadach jeziornych zanotowane są wyraźne zmiany, które można utożsamiać z momentami antropopresji oraz/lub zmianami klimatycznymi powiązanymi z wahaniami poziomu wód w jeziorze.

  15. Kıl Keçi ve Saanen x Kıl Keçi Melezlerinin (F1, G1, Üretici Şartlarında Döl Verim Özellikleri Bakımından Karşılaştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hilal Tozlu Çelik

    2014-11-01

    Full Text Available Bu araştırma, Amasya ili Sarılar köyünde (40°54'23"N, 35°08'dk5"E özel bir işletmede 2011-2012 yılları arasında yetiştirilen Saanen x Kıl keçi melezleri (F1, G1 ve Kıl keçilerinde döl verimi özelliklerini tespit etmek ve bu özellikler üzerine genotip ve yıl faktörlerinin etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada döl verim özelliklerinden 2011 yılı için sadece ikiz doğuran keçi oranı bakımından genotipler arasında istatistiki farklılık belirlenmiştir. İkiz doğuran keçi oranı Kıl keçilerle, F1 melezlerinde benzer bulunmuş ve G1 melezlerinde ise her iki genotipten farklı bulunmuştur. 2012 yılında genotipler arasında kısır kalan keçi, ikiz doğuran keçi ve ölü doğum yapan keçi oranı bakımından istatistiki farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Kısırlık oranının, Saanen x Kıl keçi F1, G1 melezlerinde Kıl keçilerinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. İkiz doğuran keçi oranı F1 genotipinde yüksek, G1 genotipinde ve Kıl keçilerinde benzer bulunmuştur.

  16. Kıl Keçi ve Saanen x Kıl Keçi Melezlerinin (F1, G1, Çiftçi Şartlarında Süt Verim Özellikleri Bakımından Karşılaştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hilal Tozlu Çelik

    2014-11-01

    Full Text Available Bu araştırma, Amasya ili Sarılar köyü, özel bir işletmede 2011-2012 yılları arasında yetiştirilen Saanen x Kıl keçi melezleri (F1, G1 ve Kıl keçilerinde süt verimi özellikleri üzerine genotip, yıl ve yaş faktörlerinin etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada 2011 ve 2012 yıllarında günlük ortalama süt verimi (GOSV, laktasyon süresi (LS ve laktasyon süt verimi (LSV üzerine genotipin etkili olduğu bulunmuştur. 2011 yılında yaşın tüm genotiplerde GOSV ve LSV etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada 2012 yılında yaşın tüm genotiplerde GOSV ve LS'ne etkisinin olduğu saptanmıştır. F1 genotipinde ve Kıl keçilerde yılın GOSV, LSV ve LS üzerine etkili olduğu bulunmuştur. G1 genotipinde yılın sadece LS üzerine etkisi olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak çiftçi şartlarında yetiştirilen Saanen x Kıl keçi F1 ve G1 genotipinin süt verim özelliklerinin Kıl keçilerden daha yüksek olduğu söylenebilir.

  17. Laser CO2 metodą z wyboru w terapii naczyniaków moszny u pacjentów z hemofilią A

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tomasz Ząbkowski

    2012-11-01

    Full Text Available W artykule przedstawiono przypadek 31-letniego pacjenta chorego na hemofilię A, z licznymi rozsianymi zmianami naczyniowymi na skórze moszny. Hemofilia jest chorobą dziedziczną, należącą do wrodzonych skaz osoczowych, recesywną sprzężoną z płcią (sprzężoną z chromosomem X. Chorują na nią głównie męż‑ czyźni, kobiety są nosicielkami zmutowanego genu. Częstość jej występowania w Polsce wynosi 1:16 000. Zarejestrowanych jest około 2000 chorych. Powyżej wspomniane zmiany naczyniowe moszny stanowiły istot‑ ny problem zarówno kosmetyczny, jak i psychologiczny pacjenta, dlatego wykonano ich resekcję. Kwalifika‑ cję do postępowania operacyjnego znacznie utrudniał fakt, że pacjent chorował na hemofilię A. Zwiększyła ona ryzyko krwawienia w przypadku usunięcia zmian o charakterze naczyniowym. Standardowym schema‑ tem procedury przedoperacyjnej u chorych na hemofilię jest włączenie do leczenia czynnika VIII. W celu zmniejszenia ryzyka krwawienia do usuwania zmian użyto lasera CO2 CTL 1401. W artykule opisano trzy etapy postępowania: przedoperacyjny, zabieg oraz przebieg pooperacyjny z pomyślnym wynikiem. Zastoso‑ wanie chirurgii laserowej przyczyniło się do skrócenia czasu zabiegu, który przebiegł bez powikłań. Po 4 dniach hospitalizacji pacjent został wypisany do domu w stanie ogólnym i miejscowym dobrym, bez cech krwawie‑ nia. Autorzy artykułu są zdania, że zastosowanie CO2 w chirurgii laserowej u chorych na hemofilię zajmuje ważne miejsce wśród metod nowoczesnej technologii laserowej, która zapewnia standardowe środki ostrożności i charakteryzuje się powszechną dostępnością aparaturową.

  18. TV REKLAMLARINDAN KAÇINMA: DAVRANIŞSAL VE MEKANİK KAÇINMAYA ETKİ EDEN FAKTÖRLER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayşen AKYÜZ

    2012-11-01

    Full Text Available TV ADVERTISING AVOIDANCE: THE FACTORS INFLUINCING BEHAVIOURAL AND MECHANISTIC AVOIDANCEAbstract: TV advertising avoidance, presents a main issue for advertisers and marketers. Creation of TV ads involves great effort, imaginative strategy formulation and high expenditures. The expectations of the companies and advertisers from the medium are intrinsically high. The current study examines the influence of both the general attitude towards advertising and the belief factors (product information, good for economy, hedonic/pleasure and materialism on behavioral (e.g .making phone calls and mechanical avoidance (e.g. zapping by conducting surveys with the university students. Structural Equation Model is employed to investigate the relationship between the dependent and independent variables. It is believed that, the findings would make a significant contribution towards a development of the theory and create bases for a further research on this topic. Keywords: Ad Avoidance, Behavioral Avoidance, Mechanical Avoidance, Beliefs, Attitude Toward Advertising.  TV REKLAMLARINDAN KAÇINMA: DAVRANIŞSAL VE MEKANİK KAÇINMAYA ETKİ EDEN FAKTÖRLER Özet: Reklamdan kaçınma davranışı, reklamcılar ve pazarlamacılar için oldukça önemli bir gündem oluşturmaktadır. Televizyon reklamlarının yaratılması yoğun çaba, yaratıcı strateji ve yüksek harcamaları kapsar. Firmaların ve reklamcıların bu iletişim aracından beklentileri ise doğal olarak yüksek olacaktır. Bu çalışma, hem inanç faktörlerinin (bilgilendirme, ekonomik fayda, zevk/hoşnutluk, materyalizm; hem de reklama yönelik genel tutumun, davranışsal ve mekanik kaçınma üzerindeki etkilerini üniversite öğrencileri ile yapılan bir anket çalışması ile incelemektedir. Bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Bulguların hem konuyla ilgili gelecekte yapılacak araştırmalarda hem de

  19. Yabancı Çizgi Filmlerde “Kardeşlik” İlişkileri Üzerine Bir Değerlendirme

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nur Hümeyra Özdemir Erem

    2017-10-01

    Full Text Available Yabancı çizgi filmlerdeki kardeşlik ilişkilerini değerlendirmek amacıyla yapılmış bu çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada incelenen çizgi filmleri belirleyebilmek için Erzincan, Kırıkkale ve İstanbul merkezde bulunan üç ortaokulun öğrencileriyle görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sırasında öğrencilere beğenerek seyrettikleri ve içinde kardeş karakterlerin olduğu yabancı çizgi filmlerin hangileri olduğu sorulmuş, onlardan alınan yanıtlar doğrultusunda frekansları en çok tekrar eden dört çizgi film veri kaynağı olarak seçilmiştir. Bu çizgi filmler sırasıyla Esrarengiz Kasaba, Fineas ve Förb, Gumball ve Kafadar Ayılar’dır. Kardeşlik ilişkileri açısından yabancı çizgi filmlerin incelendiği çalışmada kardeşliğin genellikle iyi ilişkiler üzerine kurulduğu; cinsiyet, yaş ve ilgi alanı gibi faktörlerin kardeşlik ilişkilerini etkilediği görülmüştür. Bunun yanında çizgi filmlerde kardeşlerin genellikle akıl ve duygu metaforları üzerinden çatıştırıldığı ve aklı temsil eden karakterlerin/ davranışların daima olumlandığı; aklın kardeşleri yönlendirmede bir güç unsuru olarak kullanıldığı; buna mukabil duygu, değer ve inançları ile hareket eden karakterlerin ikinci planda kaldığı tespit edilmiştir.

  20. SOSYAL CRM UYGULAYAN ŞİRKETLER TARAFINDAN SUNULAN HİZMET KALİTESİNİN MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ ÜZERİNE ETKİSİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa KARADENİZ

    2015-09-01

    Full Text Available ÖzetSosyal CRM (Customer Relationship Management - Müşteri İlişkileri Yönetimi uygulayan yani sosyalmedya üzerinden müşteri ilişkileri faaliyeti sürdüren işletmeler gün geçtikçe artmaktadır. Bunun enönemli nedeni internet kullanımının yaygınlaşması neticesinde sosyal medya kullanımının artmasıdır.Günümüzde artık müşteriler şikayet ve memnuniyetlerini sosyal medyada çevresiyle paylaşmakta veya birürün satın almadan önce internetten danışarak arkadaş çevresinin deneyimlerini ve g.rüşlerini sormaktadır.Sosyal medyada yer alan firmalar müşterileri ile kolay ve hızlı bir şekilde iletişim kurarak memnuniyetsağlamaya çalışmaktadırlar.Bu çalışmada sosyal CRM uygulayan şirketlerdeki hizmet kalitesinin müşteri memnuniyetine etkisiincelenmiştir. Bu maksatla hizmet kalitesi SERVQUAL yöntemi ile .l.ülmüştür. Araştırmanın ana kütlesini,İstanbul ilinde yaşayan 18 yaş ve üzeri 342 kişi oluşturmaktadır. Veri toplama yöntemi olarak anketkullanılmış, anket verilerine SPSS paket programı kullanılarak faktör analizi, güvenilirlik analizi, bağımsızgruplar t-testi ve ANOVA/Welch testleri yapılmıştır. Aynı zamanda kurulan araştırma modeli ve hipotezlerLISREL yapısal eşitlik modeliyle test edilmiştir.

  1. Radon Ölçümünde Kullanılan Lr-115 Tip-II Detektörlerinin Kalibrasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emre Tabar

    2017-06-01

    Full Text Available Katıhal nükleer iz film dedektörleri uzun yıllardan beri farklı ortamlardaki radon aktivite konsantrasyonun ölçümünde sıklıkla tercih edilmektedir. Ölçüm tekniği radon ve bazı kısa yarı ömürlü (218Po ve 214Po ürünlerinin yaydıkları alfa parçacıklarının dedektör üzerinde bıraktığı izlerin tespitine dayanmaktadır. Ayrıca 220Rn (toron gibi bazı radon izotopları da alfa parçacığı yaymaktadır ve bu alfalar da dedektör üzerinde iz oluşturabilir. Dedektör üzerinde oluşan izlerin sayısı radon aktivite konsantrasyonu ile orantılıdır. Yapılan ölçümlerde radon ve ürünlerinin dedektör üzerinde oluşturduğu izlerin aktivite biriminde ifade edilebilmesi için dedektörlerin kalibrasyonu gerekmektedir. Bu çalışmada Sakarya Üniversitesi Fizik Bölümünde çevresel örneklerde radon aktivite konsantrasyonu ölçümlerinde kullanılan LR-115 Tip-II katıhal nükleer iz dedektörlerinin kalibrasyon işlemi gerçekleştirilmiştir. Kullanılan dedektörler için kalibrasyon faktörü 0,0514 izcm-2Bq-1m3gün-1 olarak hesaplanmıştır.

  2. Endüstriyel İşletmelerde Franchising Model Önerisi: Hazır Beton Sektöründe Bir Uygulama

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İpek Kazançoğlu

    2016-12-01

    Full Text Available Endüstriyel pazarda faaliyet gösteren firmaların daha hızlı büyüyerek, yeni pazarlara açılmasında franchising sistemi bir yeni bir satış, dağıtım kanalı olarak değerlendirilmektedir. Bu araştırmada amaç,  hazır beton sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın franchising sistemini bir iş modeli olarak benimseme kararında dikkat etmesi gereken unsurları ve karşılaşılan zorlukları incelemektedir. Örnek olay çalışması olarak ele alınan çalışmada,  BATIBETON A.Ş. firmasının yedi yöneticiyle BATIBETON markasının franchising uygulamalarına ilişkin görüşlerini öğrenmek amacıyla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmeler sonucunda, franchising sisteminin hazır beton sektöründe bir model önerisi olarak uygulanıp/uygulanmayacağı değerlendirilmiştir. Yapılan görüşmelerden elde edilen bulguların diğer endüstriyel işletmeler içinde geliştirilebilecek bir franchising iş modeli kararında etkili olabilecek faktörlerin anlaşılması yönünden uygulamaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  3. The Problem of Anonymity in Archives: A Literature Review=Arşivlerde Anonimlik Sorunu: Bir Literatür Değerlendirmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emily Ross

    2013-12-01

    Full Text Available Archivists processing documents rely on factors such as authorship and provenance to contextualize their materials and render them searchable. But in my past experience as an archives user, I repeatedly came across instances of anonymity: letters and diaries by unnamed authors or to unknown recipients, photographs of unknown subjects. In some cases this anonymity is a loss of information that was once there, but in other case it enabled the material to come into existence in the first place: such as in the case of satirical political poetry, for which a writer might face legal censure. In this literature review, the issue of anonymity in the archives is explored, both in a pragmatic sense (recommended strategies for managing it, and a philosophical sense (according anonymous documents the same status as documents with known authors./Arşivcilikte belgelerin işlenmesi, materyallerin kavramsallaştırılması ve aranabilir hale gelmesinde önemli olan yazarlık ve kaynak (menşe gibi faktörlere dayanmaktadır. Ancak bir arşiv kullanıcısı olarak deneyimlerimizde defalarca isimsiz yazarlar tarafından bilinmeyen kişilere atfedilmiş mektuplar ve günlükler, bilinmeyen konuların fotoğrafları gibi anonim eserlerle karşılaşmaktayız. Bir zamanlar bu anonimlik bazen bir bilgi kaybı olarak görülürken bazen de belgenin yazarının yasal kınamaya maruz kalabildiği hicivli siyasi bir şiir örneğinde olduğu gibi eserin ilk etapta ortaya çıkmasını sağlamaktaydı. Bu literatür taramasında arşivlerde anonimlik sorunu hem pragmatik anlamda (konunun yönetimi için önerilen stratejiler hem de felsefi anlamda (anonim belgelere uygun olarak bilinen yazarlı belgelerle aynı statüde ele alınmaktadır.

  4. Marka Genişleme Stratejilerinin Üniversite Öğrencilerinin Satın Alma Niyetleri Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şükran KARACA

    2015-04-01

    Full Text Available Belirli bir marka imajı yaratmış olan firmaların yeni ürünlerini mevcut marka ismi ile pazarlaması ve bu şekilde mevcut markanın tüketici gözündeki değerini ve itibarını yeni ürünlere transfer etmek istemesi olan marka genişleme stratejisi, bugün birçok firmanın tercih ettiği bir uygulamadır. Bu çalışmada işletmelerin uyguladıkları marka genişleme stratejilerine yönelik tüketici tutumları ve bu tutumları etkileyen değişkenleri tespit etmek suretiyle marka genişleme stratejisinin tüketicilerin satın alma niyetleri üzerindeki etkilerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında Cumhuriyet Üniversitesi’nde öğrenim gören 445 öğrenciye yüz yüze anket uygulanmıştır. Sonuçlar SPSS 20.0 programında değerlendirilerek öğrencilerin verdiği cevapların frekans ve yüzdeleri alınmış, cevaplar t testi ve ANOVA analizi ile değerlendirilmiştir. Çalışmada öğrencilerin Adidas firmasının marka genişlemesine yönelik uygulamalarının hayali ürün kategorisi olan kot pantolon ürününe karşı olumlu tutum sergilediklerini, diğer hayali ürün kategorileri olan cep telefonu ve dizüstü bilgisayar açısından bazı faktörler dışında olumlu bir tutum sergilemedikleri ortaya çıkmıştır.

  5. Obezite İle Mücadelede Bir Kamu Politikası Aracı Olarak Vergilerin Değerlendirilmesi(Evaluation Of Taxes As A Political Tool Concern In Sruggle With Obesity

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alper DOĞAN

    2015-12-01

    Full Text Available Recently, obesity as an common public, is increasing in almost every country. From now on obesity is not only an illness but also an economic phenomenon. Governments are in the need of dealing with this problem. In this respect, interventions are required for obesity problem. In order to effectively deal with the obesity problem, it is of great importance to describe the problem and its reasons in detail and to identify and measure the negative consequences. Fiscal intermediaries of interventions have great significance because of their effects through diminishing food consumption. Aforementioned fiscal intermediaries may vary in different countries due to socioeconomic reasons such as income distribution differences, consumption habits, urbanization, technology usage rate differences, etc. This study explains increasing obesity problem and current fiscal solutions developed for the obesity problem. Son zamanlarda obezite hastalığı hemen hemen her ülkede artmaktadır. Artık obezite sadece bir sağlık sorunu değildir, bununla beraber ekonomik bir sorundur. Bu sorunla devletler mücadele etme ihtiyacı duymaktadırlar. Dolayısıyla obezite sorunu, devlet müdahalesini gerektirmektedir. Obezite ile etkin mücadelede; sorunun ayrıntılı olarak tanımlanması, soruna neden olan faktörlerin belirlenmesi ve olumsuz sonuçlarının saptanması ile bunların ölçümü önem taşır. Müdahalelerin mali araçları, gıda tüketimini azaltması etkisinden ötürü önemlidir. Söz konusu mali araçlar, çeşitli ülkelerde gelir dağılımı farklılıkları, beslenme alışkanlıkları, kentleşme, teknoloji kullanımı oranı farklılıkları v.b. sosyoekonomik farklılıklar nedeni ile çeşitlilik gösterebilmektedir. Bu çalışmada, artan obezite sorunu için üretilen güncel çözümler açıklanmaktadır.

  6. Determination of Risk Perceptions of University Students and Evaluating Their Environmental Awareness in Poland

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayla BİLGİN

    2016-11-01

    788 öğrenciye 2014-2015 yılında toplam 11 başlık altında soru yönlendirilmiştir. Soru sorma biçimi olarak; yüzyüze sorma yöntemi tercih edilmiştir. Anket formlarıyla elde edilen veriler SPSS 20.0 paket programıyla değerlendirilmiş ve sıklık analizi ve çapraz sorgulama yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; üniversite öğrencilerinin çevresel ve sosyal risk faktörlerinden en fazla sosyal riskleri önemsedikleri ve terörizmin birinci sırada en önemli risk faktörü olarak değerlendirdikleri ortaya çıkmıştır. Öğrenciler teknolojik ve doğal afetler ve gelecekte olabilecek çevresel problemler konusunda ise; en fazla su kirliliğinden kaygılanmakta ve teknolojik kazalar içerisinde ise en tehlikeli teknolojik risk olarak nükleer enerji santralleri (%51, ikinci sırada kimyasal fabrikaları (%39, üçüncü sırada nükleer atıkların depolanmasını (%37 risk olarak değerlendirmişlerdir. Polonya’da nükleer santral yapılıp yapılmaması konusunda; öğrencilerin %38 nükleer santral yapılmasını isterken, %37 si nükleer santral istemediğini, %25 si ise bu konuda herhangi bir fikri olmadığını beyan etmiştir. Olabilecek bir kaza sonucunda yöneticilerin doğru bilgilendirme yapacağı konusunda kaygılarının olduğu (%48 ve herhangi kaza durumda kendilerini korumak amacıyla sivil savunma eğitimi almadıkları anket sonucunda ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin çevresel konularda en önemli bilgi edinme kaynaklarının internet olduğu (%92 ve medyanın önemli bir bilgi edinme kaynağı olduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Çevresel algı; çevresel farkındalık, Teknolojik risk algısı; Sosyal Risk algısı

  7. TURİZM EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN KARİYER SEÇİMİNE ETKİ EDEN KARİYER ÇAPALARININ BELİRLENMESİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA (AN INVESTIGATION TO DETERMINE THE CAREER ANCHORS WHICH AFFECT THE CAREER DECISION OF TOURISM STUDENTS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tuba GEZEN

    2014-04-01

    Full Text Available ÖZ: Kariyer çapaları örgütlerde kariyer aracı olarak kullanılmasına rağmen birçok sınırlı araştırmaya da konu olmuştur. Bu araştırmanın amacı turizm eğitimi alan öğrencilerin meslek ve kariyer seçimine etki eden kariyer çapalarının belirlenmesidir. Bu amaçla Balıkesir Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu’nda öğrenim gören öğrencilere anket uygulanmıştır. Turizm eğitimi alan öğrencilerin kariyer çapalarının belirlenmesi amacıyla Schein (1990 tarafından geliştirilen kariyer çapaları ölçeği kullanılmış ve ölçeğin geçerlilik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Ölçeğe ilk olarak açıklayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi ile de modelin uygunluğu test edilmiştir. Araştırmada ayrıca öğrencilerin demografik özellikleri ile kariyer çapaları arasında anlamlı bir fark olup olmadığı da belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda turizm eğitimi alan öğrenciler için teknik fonksiyonel yetkinlik, hayat tarzı, girişimcilik ve özerklik ve otonomi kariyer çapalarının diğerlerinden daha önemli olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu kariyer çapalarının, öğrencilerin cinsiyeti, yaşı, mesleği seçmede etkili olan durumu ve mezun olduktan sonra mesleği yapma isteğine göre farklılıklar gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kariyer, Kariyer Çapaları, Turizm Öğrencileri, Demografik Özellikler. ABSTRACT: Although career anchors are used as a career tool in organizations, are examined in many limited researches. The purpose of this study is to determine the career anchors which affect the job and career decision of the tourism students. Therefore, Tourism and Hotel Management students who attend four-year programs/departments of Balikesir University have been conducted surveys. The Career Anchors Scale developed by Schein (1990 has been used to determine the

  8. İlköğretim Öğrencilerinin İletişim Becerilerinin Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi Investigation of Primary School Students

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kadir KARATEKİN

    2012-09-01

    . Bu sosyal becerilerden birisi de iletişim becerisidir. Daha küçük yaşlardan itibaren verilecek beceri eğitimi ile öğrencilerimize iletişim becerileri kazandırarak içinde yaşadığı toplumda mutlu, üretken ve etkili bir insan olmasını sağlayabiliriz. Bunun için öğrencilerimizin iletişim becerileri üzerinde etkili olabilecek faktörlerin bilinmesi önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı da ilköğretim öğrencilerinin iletişim becerileri üzerinde etkili olan faktörleri ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Ersanlı ve Balcı (1998 tarafından geliştirilen “İletişim Becerileri Envanteri" Ankara ve Kırşehir'de bulunan iki ilköğretim okulunun 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim gören 373 öğrenciye uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 15 istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistik, ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ilköğretim öğrencilerinin iletişim becerileri üzerinde öğrencilerin yaşadıkları ilin, cinsiyetin, okul öncesi eğitimin, anne-baba eğitim durumunun ve sınıf düzeyinin etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin, Türkçe dersinden aldıkları not, okudukları kitap sayısı, günlük kitap okuma süreleri arttıkça iletişim becerileri artarken günlük televizyon izleme ve bilgisayar kullanma süreleri arttıkça iletişim becerileri azalmaktadır. Bu sonuçlar doğrultusunda öğretmenlerin derslerdeöğrencilerin kendilerini daha iyi ifade edebilecekleri ortamları oluşturmaları, öğrencilerin daha fazla kitap okuması için teşvik edilmesi, çocukların okul öncesi eğitime mümkün olduğunca erken başlatılması ve ebeveynlerin çocuklarının TV ve bilgisayar başında çok fazla zaman geçirmelerine izin verilmemeleri önerilmiştir.

  9. Ergenlik Dönemi Okuma Tutumu Ölçeği’nin Türkçe’ye Uyarlanması The Adaptasyon Of Survey Of Adolescent Reading Attitudes (Sara Into Turkish

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muhammet BAŞTUĞ

    2013-07-01

    şmaktadır. Uyarlama çalışması sürecinde yapılan Açımlayıcı Faktör Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi çalışmalarına göre 3 maddenin çıkarılmasıyla, ölçeğin orijinal halindeki 4 alt boyutu koruduğu görülmüştür. Cronbach alfa güvenirlik katsayısı ölçeğin tamamı için .691, Serbest Dijital alt boyutu için .802, Serbest Kağıt alt boyutu için .690, Akademik Kağıt alt boyutu için .660 ve Akademik Dijital alt boyutu için .623 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar ölçeğin güvenilir ve geçerli olduğunu göstermektedir. Uyarlanan ölçeğin 15 maddelik son halinin Türkçe dili için ve Türkiye’de kullanılmasının uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Okuma ortamlarının ve materyallerinin geliştirilmesinde, öğrencilerin okuma tutumlarının dijital kaynaklar da dahil çok boyutlu olarak ortaya konması daha nitelikli öğrenme ortamlarının oluşturulmasına katkı sunabileceği düşünülmektedir.

  10. A RESEARCH REGARDING FUTURE EXPECTATIONS OF UNIVERSITY YOUTH YÜKSEKÖĞRETİM GENÇLİĞİNİN GELECEK BEKLENTİLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Murat TUNCER

    2011-06-01

    Full Text Available In this research, future expectations of the students in the vocational school of higher education, which grows intermediate staff for business world and thus is the place exposing to the global effects mostly, are the most mass exposing to global effects were evaluated. To this end, a scale for future expectations was created by literature review. As a result of factor analysis of future expectations scale, single factorial structure was preferred, and cronbach alpha coefficient of the scale was found to be .84. The scale prepared was applied to 430 students in different departments of Tunceli Vocational School of Higher Education. For analysis of data obtained as a result of performance of the scale, independent groups t test, Anova test, Mann Whitney U test, Kruskal Wallis H and Tukey HSD test were used. According to the results of the analysis, a reasonable difference between the genders in favour of female students was found with respect to future expectations of students of Vocational School of Higher Education. It was also found that there was a reasonable difference between the student having 3-4 brothers and/or sisters and the students having 5 and more brothers and/or sisters. For removing uncertainty about future expectations believed to occur in relation to globalisation and technology, it is thought that strengthening relation with the sector will be beneficial. In addition, it is proposed that the students must be made ready for the future by optional courses and by educating them in fields of profession outside the vocational programme via flexible education models. Bu araştırmada iş yaşamına ara eleman yetiştiren ve bu özelliği nedeniylede küresel etkilere en çok maruz kalan meslek yüksek okullarında öğrenim gören öğrencilerin gelecek beklentileri değerlendirilmiştir. Bu amaçla literatür taramasına göre gelecek beklentileri ölçeği oluşturulmuştur. Gelecek beklentileri ölçeğinin faktör analizi yap

  11. Enforced linguistic conversion: translation of the Macedonian toponyms in the 20th century

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Katica Kulavkova

    2015-08-01

    towards a systematic negation of the Macedonian linguistic and cultural identity, and with that, they deny the right of Macedonian people for their own national country, for every negation lies under the intention of re‑interpreting and retouching the historical reality. Wymuszona konwersja językowa: tłumaczenie macedońskich toponimów w XX wieku W artykule podjęto zagadnienia związane z wymuszoną konwersją toponimów ma­cedońskich, co może być traktowane jako forma językowego i kulturowego przemieszcze­nia / zwichnięcia / luxatio (łac. luxatio, luxare, luxus – zwichnięcie. Toponimy są nie tylko szczególnymi znakami językowymi, świadczą też o cywilizacyjnej pamięci narodów i całej ludzkości, stanowią przy tym odbicie faktów i dziedzictwa kulturowego, chronionego mocą międzynarodowych regulacji prawnych. Przekład toponimów z jednego języka na inny w ra­mach jednej przestrzeni kulturowej i etnicznej oznacza niewątpliwie przemoc wobec tego dziedzictwa. Zamiana toponimu i jego wymuszone tłumaczenie na inny język na mocy usta­nawianych w tym celu aktów prawnych staje się przestępstwem (zbrodnią wobec kultury. Toponim jest bowiem rzeczywistym odbiciem faktów i wspomnień historycznych. Toponimy można przepisywać innym alfabetem, litera po literze (łac. transliteratio, ale nie można ich przekładać, zwłaszcza na terytorium, na którym były ustanowione, stosowane i dziedziczone. Wymuszona zamiana prowadzi faktycznie do przekształcenia narracji historycznych i tożsa­mości etniczno‑kulturowej. Historia dowodzi, że istnieją pewne formy przemocy prowadzące do dyslokacji językowej, religijnej i etnicznej. Radykalna rewizja macedońskich toponimów zidentyfikowanych jako słowiańskie jest prawdopodobnie jednym z nielicznych przykładów, jakie zna współczesna historia. Tak dzieje się od prawie stu lat – od początku 1920 roku aż do pierwszej dekady XXI stulecia. Toponimy, które pojawiły się na etnicznym

  12. Türkçe Dersinde “Tablet Pc Pilot Uygulaması”Yla Öğretim Gören Öğrencilerin Tutumlarını Belirlemeye Yönelik Ölçek Çalışması A Scale Study that Determines the Attitudes of the Students Who Study by "Pilot Application Of Tablet Pc” in Turkish Lesson

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Süleyman BALCI

    2013-03-01

    rünü (tablet pc kullanımına yönelik tutumlarını belirlemeye yarayan maddeler yer almaktadır. Taslak ölçek FATİH projesi kapsamında pilot bölge olarak seçilen Uşak İl Merkezi Yaşar Akar İlköğretim Okulu ile Bingöl İl Merkezi İMKB Fatih İlköğretim Okulu I. kademe 5. sınıfta okuyan öğrencilerden 114 öğrenciye uygulanıp, ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Ölçeğin kapsam geçerliliği uzman görüşleri alınarak sağlanmıştır. Yapı geçerliliği için yapılan faktör analizi sonucunda tutumları ölçmeyen 5 madde çıkarılıp 15 maddeden oluşan ve faktör yükleri .59-.82 arasında, toplam varyansın % 60’ını açıklayan üç alt boyutu kapsayan bir ölçek elde edilmiştir. Ölçek maddelerinin 10 tanesi olumlu, 5 tanesi olumsuz ifade içermektedir. Ölçeğin Kaiser-Meyer-Olkin değeri .81, Bartlett testi anlamlılık değeri .00 ve Cronbach-alpha iç tutarlılık katsayısının ise .84 olduğu bulunmuştur. Yapılan araştırmalar sonucunda, Türkçe dersi alanında, bu anlamda bir ölçeğin olmaması bir eksiklik olarak görülmüştür. Bu bağlamda projenin uygulandığı okullardan elde edilen verilerden hareketle oluşturulan ölçeğin, alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bunun yanında Türkçe dersinde teknolojinin kullanılmasına yönelik daha detaylı çalışmaların yapılmasının da yararlı olacağı gerçeği ortaya çıkmaktadır.

  13. DIŞ ÇEVRE VE BİREYSEL GÜÇ ODAKLI STRATEJİ GELİŞTİRME SÜREÇLERİNİN ARAŞTIRMACI VE FIRSATÇI YENİLİKÇİLİK ÜZERİNDEKİ ETKİSİ-THE IMPACT OF ENFORCED CHOICE AND COMMAND STRATEGY DEVELOPMENT PROCESSES ON EXPLORATORY AND EXPLOITATIVE INNOVATIVENESS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İbrahim PINAR

    2012-06-01

    Full Text Available Strateji geliştirme süreçleri ile yenilikçilik arasındaki ilişki özellikle son yıllarda stratejik yönetim alanında giderek artan bir önem kazanmaya başlamıştır. Strateji geliştirme süreçlerinin değişik parametreler aracılığı ile açıklanabilirliği, söz konusu süreçlerin çok boyutlu olduğunu düşündürmekte ve birçok yazarın da bu görüşü savunduğu görülmektedir. Yenilikçilik, ya işletmelerin yetkinliklerinden yararlanarak mevcut ürün, hizmet ve süreçlerini geliştirmesi, diğer bir deyişle fırsatçı yenilikçiliği benimsemesi, ya da araştırmacı yenilikçilik yolunu seçerek tamamen farklı ve yepyeni ürün, hizmet ve süreçleri geliştirmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. 246 işletme üzerinde yapılan bu çalışmada, işletmelerin strateji geliştirme süreçleri ile yenilikçilik tarzları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Ölçüm araçlarının güvenilirlikleri için alfa katsayıları hesaplanmış, faktör analizine tabi tutulan ölçüm aracına ait sorular ise, teoriye uyumlu olarak araştırmacı ve fırsatçı yenilik olmak üzere iki faktör altında toplanmışlardır. Araştırmaya ait hipotezlerin test edilmesinde regresyon analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, bireysel güç odaklı strateji geliştirme süreçlerinin gerek fırsatçı yenilikçilik, gerekse araştırmacı yenilikçilik üzerinde olumsuz etkisi olduğunu ortaya koyarken, dış çevre odaklı strateji belirleme süreçlerinin ne araştırmacı yenilikçilik ne de fırsatçı yenilikçilik üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı görülmüştür.-The existing literature on strategic management attempts to demonstrate theoretically and empirically that a variety of decision making approaches are employed throughout the strategy development process. Although a multitude of largely contingent internal and external parameters can be identified towards explaining the actual

  14. İŞTEN AYRILMA NİYETİ VE AŞIRI ROL YÜKÜNÜN OTEL ÇALIŞANLARININ SOSYAL AYLAKLIK DAVRANIŞLARINA ETKİSİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yılmaz AKGÜNDÜZ

    2014-10-01

    Full Text Available ÖZ: Bu çalışmanın amacı otel işletmelerinde çalışan işgörenlerin sosyal aylaklık (kaytarma davranışlarına işten ayrılma niyetleri ve aşırı rol yükü algılarının etkisini belirlemektir. Ayrıca çalışma kapsamında aşırı rol yükünün işten ayrılma niyetine olan etkisinin belirlenmesi de amaçlanmaktadır. Bu kapsamda sosyal aylaklık, işten ayrılma niyeti ve aşırı rol yükü ölçeklerini içeren bir anket, İzmir’deki dört ve beş yıldızlı otellerde çalışan 354 işgörene seçkisiz örnekleme yöntemi ile 15 Eylül-15Kasım 2013 döneminde uygulanmıştır. Sosyal aylaklık ölçeği ve işten ayrılma niyeti ölçeği yapılan açıklayıcı faktör analizi sonucunda tek boyutta, aşırı rol yükü ölçeği ise zaman yetersizliği ve aşırı sorumluluk olmak üzere iki faktör altında toplanmıştır. Araştırmada hiyerarşik regresyon analizi yapılarak hipotezler test edilmiştir. Analiz sonucunda, aşırı rol yükü -zaman yetersizliği- algısının ve işten ayrılma niyetinin çalışanların sosyal aylaklık davranışını artırdığı ortaya koyulmuştur. Ayrıca çalışanların aşırı rol yükü -zaman yetersizliği- algısının işten ayrılma niyetlerini artırdığı; aşırı rol yükü -aşırı sorumluluk- algısının ise işten ayrılma niyetini azalttığı da belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Aylaklık, İşten Ayrılma Niyeti, Aşırı Rol Yükü, Oteller. ABSTRACT: The aim of this research is to investigate the effect of turnover intention and role overload on social loafing behavior of hotel employees. Besides, the effect of role overload on turnover intention has been investigated. In the scope of research, questionnaire of the scales of turnover intention, role overload and social loafing have been applied to 354 employees working in the hotels including four and five stars through random sampling between September 15 and December 15, 2013. As a result

  15. İŞE GÖMÜLMÜŞLÜK KAVRAMININ FARKLI SOSYO DEMOGRAFİK DEĞİŞKENLERLE İLİŞKİSİ-JOB EMBEDDEDNESS IN RELATION WITH DIFFERENT SOCIO DEMOGRAPHIC CHARCTERISTICS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Melek BİRSEL

    2012-07-01

    Full Text Available Bu çalışmada “İşe Gömülmüşlük” kavramı ele alınarak demografik deşikenlerle ilişkisi incelenmiştir. Gömülmüşlük sosyolojide kişiler arasındaki etkileşimleri açıklarken, kurum açısından bireyin kalma ya da ayrılma niyeti ile ilişkilendirilebilir. İşe gömülmüşlük ise, çalışanları halen çalışmakta oldukları işte devamlarını sağlayan tüm unsurlar olarak tanımlanabilir. Teoride üç boyut içerisinde ele alınmaktadır: bağlantı, uyma ve fedakarlık. Çalışmada Mitchell, ve arkadaşlarrının [5] işe gömülmüşlük ölçeği kullanılmıştır. Öncelikle ölçeğin tanımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Analizlerde “kuruma bağlı fedakarlık”, “topluluğa uyma & topluluğa bağlı fedakarlık”, “kuruma uyma & yönetim felsefesi” ve “kuruma-işe uyma” olarak adlandırılan dört boyuta ulaşılmıştır. Demografik değişkenler açısından yapılan analizlerde “kuruma bağlı fedakarlık” boyutunun erkekler, “topluluğa uyma & topluluğa bağlı fedakarlık” boyutunun bekarlar açısından daha anlamlı olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca aile kökleri yaşadıkları toplulukta olanların “topluluğa uyma & topluluğa bağlı fedakarlık”; yakın çevresinde arkadaşları olmayan ya da çok az olanların da genel olarak “işe gömülmüşlük”, “topluluğa uyma & topluluğa bağlı fedakarlık” ve “kuruma uyma & yönetim felsefesi” faktörlerine daha çok anlam yükledikleri görülmüştür.-This study aims to analyze job embeddedness in terms of its relationship with demographic variables. Embeddedness in sociology refers to interaction between people whereas it refers to intent to leave or stay in organization studies. Moreover, job embeddedness refers to all the factors that lead people to stay in their organizations. In theory it is considered in three dimensions namely, fit, links and sacrifice. In this study

  16. SURFACE DISTRIBUTION MODELLING FOR PRECIPITATION IN THE EGE REGION EGE BÖLGESİ’NDE YAĞIŞIN YÜZEYSEL DAĞILIM MODELLEMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muhammet BAHADIR

    2011-06-01

    Full Text Available The scope of this study was the surface distribution modeling of precipitation in Anatolia and the Aegean Region which covers the western part of our country. The precipitation was handled in terms of 10 year segments and applied with Interactive 3D Analysis, Geographically Intensive Regression, Radial Basis Function and Quadratic Trend Analysis after which a precipitation dispersion map was established. It was concluded that planetary factors had a primary impact on the dispersion and change of precipitation in the region. On the other hand, topographical characteristics were determining for local precipitation changes, it was particularly evident that the northern parts of the mountains subject to exposure received more precipitation. The temporal changes in the precipitation of the region has shown a general declining trend from 1975 up to 2010. Although the declined amount is more pronounced on the coastal parts, the situation is more critical in the inland parts with less precipitation. According to trend analysis results targeting the future, indications pertaining to the continuation of the declining precipitatıon trend have been observed Bu çalışmada Anadolu’nun ve ülkemizin batı kesimini kapsayan Ege Bölgesi’nde yağışın yüzeysel dağılım modellemesi gerçekleştirilmiştir. Yağışa 10’ar yıllık dönemler halinde Etkileşimli 3D Analizi, Coğrafi Ağırlıklı Regresyon, Radial Basis Function ve Quadratic Trend Analizleri uygulanmış ve yağış dağılış haritaları oluşturulmuştur. Bölgede yağışın dağılışı ve değişimi üzerinde plenater faktörlerin birinci derecede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yağışın lokal değişimleri üzerinde ise topoğrafik özellikler belirleyici olmuş, özellikle dağların kuzey kesimleri bakıya bağlı olarak daha fazla yağış aldığı tespit edilmiştir. Bölgede yağışın zamansal değişiminde, 1975’den 2010 yılına kadar genel anlamda

  17. REKLAMLARDA ÜNLÜ KULLANIMINDA CİNSİYETİN MARKA İMAJI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ceyda DENEÇLİ

    2015-09-01

    Full Text Available Özet.rünlerle ilişkili gerek kültürel gerekse faydacı anlamları tüketicilere aktarmaya yardımcı olan reklamlardatüketicileri ikna etmek amacıyla ünlü kullanımına yer verildiği g.rülmektedir. Tüketicilerin reklamdayer alan ünlü kişileri uzman, güvenilir, inanılır bulması, bu kişileri sevmesi, beğenmesi vb. faktörlertüketicilerin reklama karşı tutumlarını etkileyebilmekte ve bu durum tüketicilerin marka imajına ilişkindeğerlendirmelerinde farklılıklara neden olabilmektedir. Ancak reklamda yer alan ünlünün cinsiyeti dereklam mesajını alan bireylerin reklama karşı tutumlarında farklılıklara yol açabilmektedir. Çalışmadareklamlarda kullanılan ünlülerinin erkek ya da kadın olmasının marka imajı üzerindeki etkisinin belirlenmesiamaçlanmıştır. Araştırmada kadın ve erkek ünlünün yer aldığı iki reklam tüketicilere gösterilmiş vetüketicilerin reklama karşı tutumlarının marka imajına yönelik algılamalarındaki değişiklik üzerindekietkisi belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre reklamda ünlü kullanımının marka ile ilgili algıyıolumlu yönde etkilediği g.rülmektedir. Ayrıca reklamda yer alan ünlünün cinsiyetinin kadın olmasının,hem kadın hem erkek tüketicilerin marka imajına ilişkin değerlendirmelerini, reklamda kullanılan ünlününerkek olmasına göre daha olumlu etkilediği saptanmıştır.

  18. Adli Belge İncelemesinde Yazıcı Krampının Değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nevzat Alkan

    2000-08-01

    Full Text Available El yazısı ve imzalar üzerinde, değişiklik yaratan, çok sayıda faktör bulunmaktadır. Bunlar arasında, yazının yazıldığı vücut pozisyonu, yazı yazılan yüzey, yazı enstrümanı, yazı yazan kişinin o anki ruhsal durumu, kullanılan ilaçlar, alkol, uyutucu-uyuşturucu-uyarıcı maddeler, fiziksel-ruhsal hastalıklar ve yaşlanma sayılabilir. Yazıcı krampı, el yazısı ve imzalar üzerinde, önemli derecede değişiklik yaratabilen bir hastalık olmakla birlikte, yazı incelemelerinde sıklıkla göz ardı edilebilen bir hastalıktır. Bu hastalık, fokal distoniler içerisinde, üst ekstremiteleri en sık olarak tutan distoni tipi olup, el yazısını süratli ve ciddi bir biçimde değiştirmektedir. Çalışmamızda, yazıcı krampı bulunan 38 hastanın, el yazısı örnekleri adli tıbbi yönden değerlendirilmiştir. Bu amaçla, ön tanıları yazıcı krampı ya da yazıcı krampı + yazıcı tre- moru olan hastalar incelenmiştir. İncelenen 38 hastanın 5' i kadın olup, yaşları 24 ile 80 arasında değişmektedir. Hastaların, ortalama hastalık süreleri, 3.3 yıl olarak belirlenmiştir. Yapılan yazı incelemelerinde 20 hastanın, yazmaya normal başladığı, ancak birkaç cümle yazdıktan sonra yazının bozulduğu, 18 hastanın yazısının ise, yazmaya başlandığı ilk andan itibaren bozuk olduğu ve yazdıkça daha da bozulduğu, 6 hastanın yazısının ise püeril karekterde bulunduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, ele geçen bulgular, adli belge incelemesinin genel prensipleri yönünden değerlendirilmiş ve bu tip hastalıklarda, hatalı sonuçlara varılmasının önlenmesi yönünden yapılabilecekler ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yazıcı krampı, adli belge incelemesi, adli tıp, el yazısı

  19. Wpływ niskich nierumieniotwórczych dawek promieniowania ultrafioletowego B na ekspresję reduktazy metylenotetrahydrofolianowej w skórze

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Anna Sysa-Jędrzejowska

    2011-03-01

    Full Text Available Wprowadzenie: Promieniowanie ultrafioletowe (ultraviolet radiation –UVR jest jednym z głównych czynników zaangażowanych w procesfo to kancerogenzy. Powszechnie uznany jest fakt niszczenia folianówprzez ekspozycję na promieniowanie UVA, jednakże do chwili obecnejnie został do końca wyjaśniony wpływ promieniowania UVB na stężenietych związków. Dane z piśmiennictwa sugerują, że foliany, a zwłaszczaich metabolit 5-metylenotetrahydrofolian, jest niezbędny w procesach na -praw czych zmian w DNA zachodzących pod wpływem UVR. Reduktazametylenotetrahydrofolianowa (methylenetetrahydrofolate reductase – MTHFRjest enzymem odgrywającym istotną rolę w metabolizmie folianów. Cel pracy: Ocena wpływu promieniowania UVB na ekspresję MTHFRw skórze. Materiał i metodyka: Badaniem objęto cztery grupy zdrowych wolontariuszy.Pierwszą grupę stanowiły osoby naświetlane nierumieniotwórczymidawkami UVB przez 10 kolejnych dni (10 × 0,7 MED – całeciało. Grupę drugą stanowili wolontariusze eksponowani równieżprzez 10 kolejnych dni na nierumieniotwórcze dawki UVB, a następnienaświetlani aplikowaną miejscowo (10 × 10 cm, skóra pośladkawysoką dawką 3 MED UVB. Kolejną grupę ochotników poddawanoekspozycji jedynie na pojedynczą, miejscowo aplikowaną dawkę3 MED. Grupę kontrolną stanowiły osoby nienaświetlane. U wszystkichwolontariuszy pobierano biopsje ze skóry pośladka, w którychoceniano ekspresję MTHFR przy zastosowaniu metody Western blot. Wyniki: Ekspresja MTHFR była istotnie wyższa w grupie naświetlanejprzez 10 kolejnych dni nierumieniotwórczymi dawkami UVBw porównaniu z ekspresją tego białka u wolontariuszy eksponowanychprzewlekłe przez 10 kolejnych dni na nierumieniotwórcze dawkiUVB, a następnie naświetlanych w obrębie skóry pośladka dawką3 MED (p < 0,05. Wnioski: Wzrost ekspresji MTHFR występujący pod wpływem niskichprzewlekłych dawek UVB może być dowodem na fotoprotekcyjne właściwościfolianów.

  20. Çoklu Primer Tümörler - Tek Merkez Deneyimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gökşen İnanç İmamoğlu

    2017-12-01

    Full Text Available Amaç: Onkolojik hastalıkların erken tanı ve tedavisinde yeni gelişmeler hayatta kalma oranlarının artmasına neden olsa da, artmış sağ kalım oranlarına bağlı olarak gelişen uzun takipler sırasında ikinci primer maligniteler ortaya çıkabilmektedir. İkincil primer tümörlerin gelişimi için birçok faktör vardır. En önemlisi, yaşlı hastalar ın uzun vadede kanserojenlere maruz kalma olasılıkları daha yüksektir. Çoklu primer tümörler, genellikle iki malignite tanısı arasındaki zaman çizelgesine bağlı olarak metakron veya senkron olarak görülür. Senkron hastalıklar sıklıkla benzer karsinojenlere maruz kalma sonucu oluşsa da, metakron olanlar daha çok primer tümörün tedavisine bağlı advers etkilerle ilişkili olabilir. Bu tek merkezli çalışma, Ocak 2007 ile Aralık 2016 arasında multipl primer tümörlü hastaların klinikopatolojik özelliklerini araştırmayı amaçladı ve bunlardan 20'si senkron, 36'sı metakron olarak toplam 56 hasta dahil edildi. En yaygın kanser çiftlerinin erkeklerde kolon-akciğer ve prostat-mesane, kadınlarda meme-kolon ve meme-tiroid olduğu tespit edilmiştir. Yöntemler: Ocak 2007 ile Aralık 2017 tarihleri arasında merkezimizde takip edilen ÇPT’ lü hastaların dosyaları retrospektif olarak incelendi, 56 hastada multiple primer tümör olduğu tespit edildi. Hastaların cinsiyetler, yaşları tespit edildi. Tümörün hangi organlarda oluştuğu, ne zaman geliştiği, bulunabilen etyolojik veriler, sağ kalım oranları araştırıldı. Tüm istatistiksel analizler Package for Social Sciences (SPSS v 15.0, SPSS Inc., Chicago, IL, USA ile yapıldı. Sonuç: Senkron hastalıklar genellikle benzer kanserojenlere maruz kalmanın bir sonucu olarak ortaya çıkarken, metakronöz hastalıkların primer tümörlerin tedavisinin yan etkileri ile ilişkili olması muhtemeldir

  1. YEŞİL SATINALMA DAVRANIŞININ İNCELENMESİ: ÇEVRESEL KAYGININ, ALGILANAN TÜKETİCİ ETKİNLİĞİNİN VE DEMOGRAFİK FAKTÖRLERİN ETKİLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nur BİNER UYSAL

    2017-04-01

    Full Text Available Öz: Bu araştırmanın amacı yeşil satınalma davranışını incelemek ve çevresel kaygı ve algılanan tüketici etkinliğinin Trakya Bölgesin’deki tüketicilerin yeşil satınalma davranışları üzerindeki etkilerini test etmektir. Araştırmada ayrıca, tüketicilerin tutumlarının ve yeşil satın alma davranışlarının üç demografik faktöre (yaş, cinsiyet, SES göre değişip değişmediğine de cevap aranmaktadır. Araştırmanın analizleri, Trakya bölgesinde yaşayan 500 tüketiciden toplanan verilere dayanmaktadır. Veriler, çoklu regresyon analizi, t-testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları hem çevresel kaygının hem de algılanan tüketici etkinliğinin i tüketicilerin yeşil satınalma davranışları üzerinde etkiye sahip olduklarını ortaya koymaktadır. Ayrıca, tüketicilerin çevresel kaygıları ve yeşil satın alma davranışlarında yaş farklılıkları bulunmuştur. Bununla beraber, yaşın çevresel kaygı ve yeşil satınalma davranışı arasındaki ilişkide düzenleyici etkiye sahip olduğu ve yaş büyüdükçe bu ilişkinin güçlendiği ortaya konulmuştur. Son olarak, cinsiyetin ve SES’in yeşil tutum ve davranışlarda etkili olmadıkları görülmüştür. Abstract: The purpose of this research is to examine green purchasing behavior and to test the role of environmental concern and perceived consumer effectiveness on green purchasing behavior in Thrace Region. Moreover the research tries to understand the role of three demographic variables (age, gender SES on the consumers’ attitudes and behavior. The empirical analysis of the research is based on data obtained from 500 consumers living in Thrace Region. The data were analyzed using multiple regression analysis, and t-test analysis. Results of the study highlights that both environmental concern and perceived consumer effectiveness exert influences on consumers' green purchasing behavior. Besides, significant

  2. KURUMLARDA YARATICILIK ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA - A STUDY ON CREATIVITY IN ORGANIZATIONS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Neslihan OKAKIN

    2014-03-01

    Full Text Available ÖzetGünümüzde bilgiye kolay ulaşılmakla birlikte önemli olan, bilgiler arasında yeni bağlantılar kurmaktır. Bu yaratıcılığın en temel tanımını oluşturmaktadır. Yaratıcılık herkes tarafından sergilenemese dahi, yapılan araştırmalar herkesin yaratıcılığını geliştirebileceğini göstermektedir. Bu çalışmada yaratıcılık tanımından başlanarak, bireysel ve kurumsal yaratıcılığı etkileyen tüm faktörler üzerinde durulmuştur ve yaratıcılığı geliştiren teknikler detaylı olarak incelenmiştir. Araştırmanın konusunu kurumlarda yaratıcılığın nasıl uygulandığı ve teşvik edildiği oluşturmaktadır. Çalışmanın araştırma evrenini Capital Dergisi tarafından 2009 yılında belirlenen Türkiye’nin en inovatif yirmi şirketi oluşturmaktadır. Bu çalışmada kurumların yaratıcılık adına ne yaptıkları, neyi teşvik ettikleri ve daha başka nelerin yapılabileceğine ilişkin veriler sunularak tartışılmıştır.AbstractNowadays, it’s easy to access information, nonetheless the important part is to establish new connections between the information. This is the most basic definition of the creativity. In this study, the factors which affect individual and organizational creativity to be examined starting from the definition of the creativity and techniques which enhance individual and group creativity to be examined in detail. Finally, a research takes place expressing how creativity is implemented and promoted in the organizations. The research enviroment in this study is composed by Turkey’s most innovative twenty companies determined by Capital magazine in 2009. In this study, what the organizations do, promote and what else can be done in the name of creativity tobe discussed by presenting related data.

  3. KURUMLARDA YARATICILIK ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA - A STUDY ON CREATIVITY IN ORGANIZATIONS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Neslihan OKAKIN

    2014-01-01

    Full Text Available ÖzetGünümüzde bilgiye kolay ulaşılmakla birlikte önemli olan, bilgiler arasında yeni bağlantılar kurmaktır. Bu yaratıcılığın en temel tanımını oluşturmaktadır. Yaratıcılık herkes tarafından sergilenemese dahi, yapılan araştırmalar herkesin yaratıcılığını geliştirebileceğini göstermektedir. Bu çalışmada yaratıcılık tanımından başlanarak, bireysel ve kurumsal yaratıcılığı etkileyen tüm faktörler üzerinde durulmuştur ve yaratıcılığı geliştiren teknikler detaylı olarak incelenmiştir. Araştırmanın konusunu kurumlarda yaratıcılığın nasıl uygulandığı ve teşvik edildiği oluşturmaktadır. Çalışmanın araştırma evrenini Capital Dergisi tarafından 2009 yılında belirlenen Türkiye’nin en inovatif yirmi şirketi oluşturmaktadır. Bu çalışmada kurumların yaratıcılık adına ne yaptıkları, neyi teşvik ettikleri ve daha başka nelerin yapılabileceğine ilişkin veriler sunularak tartışılmıştır.AbstractNowadays, it’s easy to access information, nonetheless the important part is to establish new connections between the information. This is the most basic definition of the creativity. In this study, the factors which affect individual and organizational creativity to be examined starting from the definition of the creativity and techniques which enhance individual and group creativity to be examined in detail. Finally, a research takes place expressing how creativity is implemented and promoted in the organizations. The research enviroment in this study is composed by Turkey’s most innovative twenty companies determined by Capital magazine in 2009. In this study, what the organizations do, promote and what else can be done in the name of creativity tobe discussed by presenting related data.

  4. EĞİTİM KURUMLARINDA HİZMET KALİTESİNİN ÖLÇÜMÜ VE BİR ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULUNDA UYGULAMA-SERVICE QUALITY MEASURING IN EDUCATION INSTITUTES AND AN APPLICATION A PRIVATE EDUCATION INSTITUTE

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Selda ENE

    2012-06-01

    Full Text Available Ulusal ve uluslararası boyutta artan rekabet koşulları ve artan tüketici beklentileri, işletmeleri kaliteli ürün ve hizmetler sunmaya zorlamaktadır. Bu anlamda ortaya çıkan “hizmet kalitesi” kavramı, işletmelerin üzerinde önemle durması gereken bir konudur. Kaliteli hizmet üretimi, yoğun rekabet ortamında var olmanın bir gereğidir. Hizmet kalitesi, üretim sektörünün yanı sıra hizmet sektörü için ölçülebilir bir kavramdır. Gelişen kaliteli hizmet anlayışı ve hizmetin ölçülebilmesi, hizmet sektöründeki tüm işletmeleri etkilediği gibi özel eğitim kurumlarını da etkilemiştir. Bu noktadan yola çıkarak hazırlanan bu çalışmada,  hizmet kalitesinin ölçümüne yönelik olarak Parasuraman, Zeithhaml ve Berry tarafından geliştirilen SERVQUAL hizmet kalitesi ölçüm modeli kullanılmıştır. Model, hizmet sektörü içersinde yer alan özel bir eğitim kurumunda uygulanmıştır. Hizmet kalitesinin 21 özelliği üzerinde durularak velilerin algıadıkları hizmet ile beklenen hizmet arasında fark olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca velilerin hizmet kalitesini algılamalarını etkileyen faktörler belirlenmeye çalışılmıştır.-The increasing competition conditions in national and international dimensions and rising consumer expectations are forcing businesses to present high quality products and services. Service quality is a measurable concept for the service sector as well as the production sector As it has influenced every business in the service sector, the developing high quality service conception and the measurability of service quality has also influenced private education institutes. In this study which started out from this point of view, the SERVQUAL service quality measuring model developed by Parasuraman, Zeithhaml and Berry has been used for the measurement of service quality. The model has been practised in a private education institute in the

  5. BEŞ FAKTÖR KİŞİLİK MODELİ VE ÖRGÜTSEL MUHALEFET ARASINDAKİ İLİŞKİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayşe Begüm ÖTKEN

    2013-02-01

    Full Text Available BEŞ FAKTÖR KİŞİLİK MODELİ VE ÖRGÜTSEL MUHALEFET ARASINDAKİ İLİŞKİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMAÖzet: Örgüt içerisindeki ya da örgüt ile ilgili anlaşmazlıkların ve karşıt fikirlerin sözlü ifadesi [1] olarak tanımlanan örgütsel muhalefet, daha çok bireysel bir davranış olarak görülmektedir. Bu nedenledir ki, özellikle, kişilik özellikleri ile muhalefet arasındaki ilişkinin araştırılması konuya önemli bakış açısı sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı örgütsel muhalefete bireysel açıdan yaklaşmak ve beş faktör kişilik modeli ile muhalefet arasındaki ilişkiyi incelemektir. İstanbul’da çeşitli sektörlerde (tekstil, bankacılık, otomotiv, vb. faaliyet gösteren örgütlerde görev yapan 350 beyaz yakalı çalışandan alınan veriler doğrultusunda sorumlu ve düzenli kişilerin hem yapıcı hem de sorgulayıcı açık muhalefette bulunduğu, dışadönüklüğün yapıcı açık muhalefeti açıkladığı anlaşılmıştır. Öte yandan, uyumluluk ve yaratıcılık kişilik özelliklerinin sorgulayıcı açık muhalefeti negatif yönde açıkladığı bulgulanmıştır. Buna ek olarak, duygusal dengenin hem dışsal hem de gizli muhalefeti negatif yönde açıkladığı görülmüştür.A STUDY ON THE RELATIONSHIP BETWEEN THE BIG FIVE PERSONALITY MODEL AND ORGANIZATIONAL DISSENTAbstract: Organizational dissent, defined as the expression of disagreement or contradictory opinions within organizations [1], is seen mostly an individual behavior. Thus, investigating the relationship between personality and organizational dissent can bring an important perspective to the subject. The purpose of this study is to approach organizational dissent from an individual perspective and investigate the relationship between the Big Five personality model and organizational dissent. 350 white collar employees working in different sectors (such as textile, banking, automobile in Istanbul participated to

  6. TALYUMUN LUCILIA SERICATA MEIGEN 1826’NIN LARVAL GELİŞIMİ VE PMI TAHMİNİ ÜZERİNE ETKİLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ferhat ALTUNSOY

    2011-07-01

    Full Text Available Calliphoridae larvalarının adli analizlerle yaşlarının ve larval büyüme oranlarının belirlenmesi adli incelemelerde minimum ölüm zamanının ve ölüm sonrasında geçen sürenin ölüm sonrası zamanın belirlenmesinde kullanışlı delillerdir. Ancak sıcaklık, larvaların beslendiği doku tipi ve dokuların ilaç veya toksinlerle kontamine olması gibi birçok faktör yapışkan sinek larvalarının gelişimini dolayısıyla ölüm sonrası zamanın tahminini etkilemektedir. Bu çalışmada adli açıdan son derece önemli olan yapışkan sinek türü olan Lucilia sericata Meigen 1826’nın toksik ağır metal olan Talyumun farklı konsantrasyonlarındaki (0,12; 0,25; 0,50; 1 and 2 µg/g gelişimi kontrol altındaki laboratuvar koşullarında incelenmiştir. Larvaların boy, ağırlık değişimi ile larval ve pupal ölüm oranları kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır. Sonuçlar doğrultusunda, kontrol grubu ile deney gruplarının gelişimleri arasında önemli ölçüde farkların olduğu belirlenmiştir. Kısaca, kontrol grubuna oranla, daha geç deri değiştirdikleri, maksimum uzunluğa daha geç ulaştıkları ve dozaja bağlı olarak oldukça küçük pupa oluşturdukları tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, adli çalışmalarda, standart besi ortamında yetiştirilen larval örneklerin gelişim süreleri kullanıldığında, adli araştırmacının dokulardaki kontaminasyonu belirlemesinin önemini vurgulamaktadır.

  7. A Rare Cause of Chronic Headache that May Be Misdiagnosed as Migraine: Chronic Carbon Monoxide Poisoning

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Kenan KANBUROGLU

    2014-09-01

    Full Text Available SUMMARY: Differential diagnosis of primary headache disorders can be challenging for physicians. Although the association of headache with acute carbon monoxide intoxication is very well-defined, in refractory nonspecific headaches associated with chronic low dose exposure to carbon monoxide, CO intoxication is usually overlooked, mostly due to vague symptoms. Herein we present a 15-year-old female patient with chronic carbon monoxide poisoning who was undergoing two years of follow-up care for migraines. Chronic carbon monoxide intoxication may mimic the episodic nature and familial predisposition of migraine attacks. Normal carboxyhemoglobin levels do not exclude the diagnosis, and smoking is a confounding factor. In emergency rooms, patients presenting with headaches had higher levels of carboxyhemoglobin, but, as far as we know, there have been no studies investigating carboxyhemoglobin levels in migraine patients. Chronic carbon monoxide poisoning should be suspected in migraine patients, especially if the attacks occur during winter months. ÖZET: Primer baş ağrısında ayırıcı tanının yapılması bazen doktorlar açısından zor olabilmektedir. Literatürde karbon monoksit ile baş ağrısı arasındaki ilişki çok iyi ortaya konulmuş olmasına karşın, dirençli ve nonspesifik başağrısı nedenlerinden biri olan kronik düşük doz karbon monoksit maruziyeti kendine özgü bulgusu olmadığından sıklıkla atlanmaktadır. Bu yazıda, iki yıl migren tanısı ile takip ve tedavi edilen kronik karbon monoksit zehirlenmesi olan bir olgu sunuldu. Kronik karbon monoksit zehirlenmesi epizodik paterni ve aile fertlerinde benzer şikayetlerin olması nedeniyle migren ataklarını andırabilmektedir. Karboksihemoglobin konsantrasyonlarının normal saptanması tanıyı ekarte ettirmemekte, ayrıca sigara kullanımı da karıştırıcı bir faktör olabilmektedir. Acil servislerine baş ağrısı ile başvuran hastalar

  8. Kredi Kartının Plansız Satın Alma Davranışına Etkisi: Karabük Üniversitesi Akademik Personeline Yönelik Bir Uygulama / The effect of Credit Card on Impulse Purchase: An application for the Academic staff of Karabuk University

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Selçuk Yurtsever

    2012-12-01

    Full Text Available Kredi kartı kullanımının giderek yaygınlaşması, satın alma eylemlerinde ödeme kolaylığı sağlayarak hayatı kolaylaştırmasının yanı sıra tüketimi ve ihtiyaç fazlası satın almayı artırarak tüketicilerin gereksiz ürünlere sahip olmalarına ve kredi kartı borçlarını ödemede zorluk çekmelerine neden olmaktadır. Bu araştırma kredi kartının kontrolsüz bir tüketici davranışı olan plansız satın alma davranışlarına etkisini incelemektedir. Araştırma kapsamında Türkiye’de sosyo-ekonomik sınıf olarak en üst sınıfın bir altı olan B sosyo-ekonomik sınıf içerisinde yer alan akademisyenlerin kredi kartı kullanımları ele alınmaktadır. Bu bağlamda Karabük Üniversitesi akademik personeline anket uygulaması yapılmıştır. Anket sonucu ulaşılan verilere, Yüzde Analizi, Mertebeli Dereceleme ve Tek Faktörlü Çoklu Varyans Analizi (MANOVA uygulanmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre araştırmaya katılan akademisyenlerin kredi kartını kontrollü ve bilinçli kullandıkları ve kredi kartı kullanımlarının plansız satın alma davranışına neden olmadığı ifade edilebilir. The effect of Credit Card on Impulse Purchase: An application for the Academic staff of Karabuk University Along with providing facility in payment, the widening use of credit cards also increases consumption and causes consumers to buy non-essential products and experience difficulties in paying their credit card debts by increasing surplus purchases. This research focuses on the effects of credit cards on impulse purchase, which is an uncontrolled consumer behavior. Within the scope of the research, the use of credit cards by academicians in the socio-economic class B which comes next after the top level socio-economic class in Turkey is assessed. In this context, a survey is carried out with the academic staff of Karabuk University. The data acquired as the result of the survey is evaluated with

  9. THE NOTION OF HIGHLAND IN THE POLYES IN AND AROUND MUĞLA IN TERMS OF CULTURAL GEOGRAPHY KÜLTÜREL COĞRAFYA BAKIMINDAN MUĞLA VE ÇEVRE POLYELERDE YAYLACILIK

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa ERTÜRK

    2010-07-01

    Full Text Available Bu çalışmada başta Muğla polyesi olmak üzere yakın çevresindeki Ula, Yeşilyurt, Yerkesik, ve Yenice polyelerinde yer alan yayla yerleşmeleri kültürel coğrafya prensipleri çerçevesinde incelenmiştir. Muğla ve çevresi üzerinde karstik şekillerin geliştiği bir plato görünümündedir. Su ve toprak koşullarının kısıtlı olduğu ve yoğun maki örtüsünün geliştiği bu plato üzerinde yerleşmeler daha çok polyeler üzerinde gelişmiştir. Polyelerin kazandırdıkları tarımsal zenginlik, su kaynaklarının varlığı ve çevre fiziki koşullarının rüzgâr yönüne etkisi gibi faktörler, Anadolu yaylacılık anlayışının Muğla çevresinde farklılaşmasına sebep olmuştur. Devamlı yerleşme merkezlerinden daha aşağıda ve genellikle “yayla” denilen bu bahçe içi yerleşmeler, şekil olarak çoğunlukla toplu, çitlerle çevrili bahçeler içinde yapılmış evler ile dar ve dolambaçlı çıkmaz yollu sokaklardan meydana gelir. Yaylalar konutları, kahveleri, mescitleri, yolları, yurtları ve bazılarındaki kent mekânlarıyla farklı kültür mekânları sunarlar. In this study, highlands located mainly in Muğla Polye and nearby areas such as those in Ula, Yeşilyurt, Yerkesik and Yenice have been investigated in the framework of the principles of cultural geography. Muğla and its environs look like a plateau where carstic features have been formed. The settlements have mostly been developed in the polyes on the plateau where there is a shortage of water and arable land and where densely populated bushes are grown. The factors such as agricultural richness that polyes provide, the availability of the water sources, and the effects of the physical conditions on the directions of the wind made common Anatolian concept of highland settlement different in Muğla. The highland settlements which are typical of this area consist of patch of lands or gardens with a small house and bordered with bushes

  10. BİR İŞLETMENİN UYGULADIĞI FARKLILAŞTIRMA STRATEJİSİNİN PAZARIN KURUMSAL DEĞİŞİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: TÜRKİYE KUPON PAZARI ÖRNEĞİ - THE EFFECT OF ONE FIRM’S DIFFERENTIATION STRATEGY ON THE INSTITUTIONAL CHANGE OF THE MARKET: THE CASE OF TURKEY COUPON MARKET

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Eyüp TAYŞİR

    2012-11-01

    Full Text Available Özet:Günümüzde stratejik yönetim düşüncesi işletmeleraçısından büyük önem taşımaktadır. Hemen tüm işletmelervizyonlarından bahsetmekte ve bu vizyona ulaşmak için nasılbir strateji seçmeleri gerektiğini belirlemeye çalışmaktadırlar.Stratejik yönetimin başarıya ulaşmasında birçok faktörün rolüolduğu bilinmektedir. Bu anlamda teknoloji kavramı ileişletme stratejisi arasında da güçlü bir ilişki söz konusudur.Çalışma içerisinde hizmet sektöründe faaliyet gösteren vefarklılaştırma stratejisini benimseyen bir işletmenin teknolojistratejiuyumunu başarıyla ilişkilendirerek stratejikamaçlarına nasıl ulaştığı incelenmektedir. Buna ek olarak budurumun rakipler ve pazar yapısı üzerinde ne gibi etkileriolduğu da çalışma içerisinde ele alınan bir diğer konudur.Araştırmada incelenen örnek olay göstermektedir ki teknolojistratejiuyumunu sağlayan bir işletme; giriş engellerini aşma,rakiplerin öğrenme eğrilerini silme, farklılık yaratma,maliyetleri azaltma, yenilik ve iyileştirme elde etme gibiavantajlara sahip olabilmekte ve bu avantajlarla pazaryapısında özellikle yapılan işin teknolojisine ilişkinkurumların değişimini tetikleyebilmektedir.Abstract:Nowadays companies matter strategic managementidea. Almost every company mention their vision and try tofind out that which strategy should be followed in order toreach this vision. It is well known that various factors affectthe success of strategic management. One of these factors isabout the technology-strategy relation. In this study, it isanalyzed that how a service sector company could achieve itsstrategic goals by ensuring technology-strategy harmony. Inaddition, the effects of this case on the market structure andcompetition are analyzed. This case shows that companieswhich ensure the technology-strategy harmony gain thefollowing advantages: getting over the entry barriers, reducingthe effect of competitors

  11. Yoğurt Yapımında Yararlanılan L. bulgaricus ve S. thermophilus’un Proteolitik Aktivitelerinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sevda Kılıç

    2015-02-01

    Full Text Available Yoğurt bakterilerinin süte aşılandıktan sonra enzimatik etkinlikleri sonucu proteinleri parçalamaları olayına proteoliz adı verilir. Bu olay sırasında ortamda gerekli gelişme faktörleri meydana geldiğinden S. thermophilus’un gelişmesi ve çoğalması hızlandırılmış olur. Simbiyotik faaliyet gösteren bu bakteriler için gerekli ve yararlı olan proteoliz olayının yoğurt yapımında ancak belirli bir düzeyde meydana gelmesi istenir. ASPERGER, tirosin aminoasiti ile aroma oluşumu arasında bir ilişkinin olduğunu, tirosin içeriğinin 0.05-0.1 mg/ml olması durumunda yoğurtların istenen aromaya sahip olabileceğini bildirmiştir. 0.125 mg/ml tirosin içeren yoğurt örneklerinde ise hafif acı tat oluştuğu bildirilmiştir. Bundan hareketle yoğurt bakterileri olan L. bulgaricus ile S. thermophilus’ a ait suşların proteolitik aktiviteleri HULL yöntemine göre tirosin ekivalantı üzerinden belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada genellikle yüksek asitlik oluşturabilen L. bulgaricus suşlarının daha fazla proteolitik aktivite gösterdikleri saptanmıştır. Ancak bütün bakteri suşları için bu durumun geçerli olmadığı da belirlenmiştir. 20 L. bulgaricus suşuna ait değerlerin 0.105-0.215 mg tirosin/ml sınırları arasında değiştiği gözlenmiştir. S. thermophilus’un denemeye alınan 20 suşu için saptanan değerler de 0.080-0.070 mg tirosin/ml arasında belirlenmiş olup değerlerin L. bulgaricus’ a ait değerlerden çok düşük olduğu anlaşılmıştır.

  12. Occupational accidents and affecting factors of metal industry in a factory in Ankara

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Buket Gulhan

    2012-08-01

    Full Text Available Abstract Objective:According to the statistics of the Social Security Institution, 18672 occupational accidents occurred in the metal industry in 2008 in Turkey. Whereas 78 of these accidents resulted in death, 252 people became permanently incapable of working. In 2008, 369677 working days were lost as a result of occupational accidents. Evaluating the reasons for and the results of accidents in the metal industry and contributing to the development of recommendations for prevention in accordance with the information obtained. Method: The study was conducted with 201 of 210 workers working in heavy metal manufacturing and construction in the building company between April 2008 and June 2008. Results: The frequency of occupational accidents among the metal workers was 22% between January 2007 and June 2008. The reasons for the workers’ accidents are listed as; insufficient use of personal protective equipment (44%, carelessness (37%, and personal reasons, not to be taken of security measures at machines and looms/ unsuitable machines (both 17%.Conclusion: The study demonstrates that the accidents mostly occur because of failure to use of personal protective equipment, insufficient vocational training. Key Words: Occupational, accident, metal industry, preventionAnkara’da bir metal sanayi fabrikasında iş kazaları ve etkileyen faktörler Özet Amaç: 2008 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun verilerine göre metal sanayisinde 18672 iş kazası meydana gelmiş ve 369677 işgünü kaybı olmuştur.  Bu kazalardan 78 tanesi ölümle sonuçlanırken, 252 kişi kalıcı olarak işgöremez hale gelmiştir. Metal sanayisinde meydana gelen kazaların sebep ve sonuçlarını inceleyerek, elde edilen bilgiler doğrultusunda kazaların önlenmesine yönelik tavsiyelerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma, Ankara’da faaliyet gösteren ağır metal imalat, konstrüksiyon ve inşaat sanayi şirketinde 2008 Nisan-2008 Haziran d

  13. Geçici Eğitim Merkezindeki Sığınmacı Ortaokul Öğrencilerinin İkinci Dil Olarak Türkçe Konuşma Kaygılarının Değerlendirilmesi: Sakarya Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gökhan YILMAZ

    2017-12-01

    Full Text Available Yabancı dili veya ikinci dili öğrenmenin en iyi yolu onu konuşarak etkin bir şekilde kullanmaktan geçer. Ne yazık ki hedef dilde konuşmak, özellikle de o dili hızlı bir şekilde öğrenmek zorunda olan sığınmacı öğrenciler için yüksek seviyede kaygıya sebep olabilir. Bu araştırma, sığınmacı öğrencilerin ikinci dil olarak Türkçe dersinde konuşma kaygısına ve bu konuşma kaygısının ardında yatan sebeplere dair algılarını incelemektedir. Araştırma, 51 sığınmacı ortaokul öğrencisinin katılımıyla Karaman Geçici Eğitim Merkezinde yürütülmüştür. Veriler yazılı bir anket aracılığıyla elde edilmiştir. Katılımcılara, Young tarafından geliştirilen Yabancı Dil Konuşma Kaygısı Ölçeğinin Türkçeye çevrilmiş ve basitleştirilmiş bir örneği verilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre öğrenciler genellikle; konuştukları konular hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığından, öğretmenlerinin hatalarını çok sık düzeltmesinden, Türkçenin kurallarını iyi bilmediklerinden ve öğretmenlerinin önünde Türkçe konuşurken hata yapma korkusundan kaygılanmaktadır. Sığınmacı öğrenciler aynı zamanda not verileceğini bildiklerinde ve kısa süre içerisinde çok konu öğrendiklerinde kaygılandıklarını belirtmişlerdir. Bunun yanı sıra, sınıflardaki öğrenci sayısı ve sınıf arkadaşı faktörlerinin onlarda ciddi seviyede kaygıya sebep olmadığı bulunmuştur. Öğrencileri sınıfta konuşmaya teşvik etmek için öğretmenlerin en fazla düşük seviyede kaygıya sebep olacak ortam yaratmaları gerekmektedir. Az seviyede kaygı birçok araştırmacı tarafından faydalı görülmektedir çünkü az seviyede kaygı konuşma etkinliğinin bir parçası olmak için gerekli olan motivasyonu ve enerjiyi öğrencilere sağlayarak onların performansını iyileştirir.

  14. Acute Coronary Syndrome During Pregnancy: A Case Report and Literature Review

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sabiye YILMAZ

    2014-09-01

    Full Text Available SUMMARY: A 32-year-old multiparous woman who presented with chest pain at seven weeks gestation was admitted to our hospital 35 minutes after the onset of symptoms. Sudden cardiac arrest developed while the patient was waiting in the triage room. Cardiopulmonary resuscitation was performed, and the patient was immediately intubated. Electrocardiography revealed an inferior myocardial infarction. The patient underwent coronary angiography, which revealed slow coronary flow of the circumflex and left anterior descending coronary arteries. For treatment, the combination of aspirin with clopidogrel and unfractionated heparin was initiated. She had previously had three healthy children and hadn't had any problems during her previous pregnancies. She had a history of family and smoking, but no history of other coronary risk factors such as diabetes mellitus, hypertension, or dyslipidemia. She was discharged home on day five after admission with clopidogrel, aspirin and a beta-blocker with close outpatient follow-up. Elective abortion was planned for two weeks after the myocardial infarction. ÖZET: Otuz iki yaşında yedi haftalık multipar gebe bir kadın, acil servisimize 35 dakika önce başlayan göğüs ağrısı şikayeti ile başvurdu. Hasta bekleme odasında beklerken ani kardiyak arrest gelişti. Kardiopulmoner resüsitasyon yapılıp hasta hemen entübe edildi. Elektrokardiyografide inferior miyokart enfaktüsü saptandı. Hastaya koroner anjiyografi yapıldı ve sirkumfleks arter ile sol ön inen arterde yavaş akım izlendi. Medikal tedavide asetilsalisilik asit ve klopidogrel kombinasyonu ile unfraksiyone heparin başlandı. Hastamız üç tane sağlıklı çocuğa sahipti ve önceki gebeliklerinde herhangi bir problem yaşamamıştı. Risk faktörlerinden aile öyküsü ve sigara içiciliği mevcuttu ancak diyabetes mellitus, hipertansiyon, dislipidemi yoktu. Çıkış tedavisi asetilsalisilik asit, klopidogrel ve beta bloker olarak d

  15. Duma i uprzedzenie. Znaczenie wyboru osoby transseksualnej na „przedstawiciela Narodu”

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Anna Jawor

    2014-12-01

    ą rodziną i podziałem ról płciowych, dla których norma jest jedna, a wartości prawdziwe albo nieprawdziwe. I naród tych, którzy Polskę swą widzą barwną, różnorodną, wielokulturową, otwartą i zmienną. Fakt wyboru Anny Grodzkiej do Sejmu stał się więc jedną z soczewek, w której ogniskuje się współczesna wojna kultur, która jest w istocie symboliczną walką o to, kim jesteśmy jako Polacy i w jakim społeczeństwie chcemy żyć. Stosując, proponowaną przez Allana McKee, interpretatywną analizę tekstów kulturowych, w tym przypadku artykułów prasowych, staram się przybliżyć znaczenie tego wydarzenia dla procesów tożsamościowych Polaków.

  16. Balıklarda Sperm Kalitesine Yağ Asitlerinin Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayşe Gül HARLIOĞLU

    2011-10-01

    Full Text Available Kontrollü şartlar altında balık üretimini gerçekleştirebilmek için damızlık olarak kullanılmaları amaçlanan balıklarda sperm kalitesi büyük önem taşımaktadır. Sperm kalitesi üzerinde etkili olan ve üreme fizyolojisini etkileyen en önemli faktörler arasında ise anaç erkek balıkların beslenmeleri gelmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda; tatlı su balıklarında spermada n-3 serisi doymamış yağ asitleri ve linoleik asidin yemlerde azalması ile sperm motilitesinin azaldığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, birçok deniz balığında spermadaki linolenik yağ asidinin spermanın kalitesini yükselttiği, kısırlığı giderdiği ve sperma fonksiyonlarını düzenlediği gözlemlenmiştir. Ayrıca, yağ asitlerinin spermanın kısa süreli muhafazasında canlı kalma süresini uzattığı, sperm motilitesi ile fertiliteye pozitif etkisi olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, balıklarda seminal sıvıda kalite ve miktar konusunda yapılan araştırmalarda ise lipidlerin spermadabulunan büyük kompanentler olduğu ve seminal sıvıdaki lipidlerin anaç balıkların beslenmeleriyle etkilendiği belirlenmiştir. Diğer taraftan, diyette bulunan farklı düzeylerde eikosapentaenoik asit (EPA ve araşidonik asit (AA döllenme oranını etkileyebilmektedir. Spermada bulunan yağ asitlerinin, anaç balıkların diyetlerinde bulunan esansiyel yağ asitleri düzeylerine bağlı olduğu da bildirilmiştir. Sonuç olarak; beslenmenin gamet kalitesi üzerinde önemli etkilerinin olduğu görülmektedir. Anaç balıkların çoklu doymamış yağ asitlerini, özellikle linolenik yağ asidi, EPA, AA ve dokosaheksaenoik asit (DHA içeren diyetlerle beslenmesi sperma kalitesini ve döllenme oranını önemli oranda artırmaktadır. Anaç balıkların farklı besin maddeleriylebeslenmesi ve besinlerin üreme verimi üzerindeki etkileri konusundaki gelişmelerin izlenilmesi, bu yeniliklerin takip edilip ülkemiz ko

  17. Historia i znaczenie zbiorów Biblioteki Katedry Filologii Germańskiej Uniwersytetu Mikołaja Kopernika w Toruniu – depozyt w Bibliotece Uniwersyteckiej w Toruniu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Wiesław Sieradzan

    2014-12-01

    Full Text Available Jedną z bardziej interesujących części zbiorów Biblioteki Głównej UMK jest znajdujący się tam od niedawna depozyt Biblioteki Katedry Filologii Germańskiej. Jego geneza łączy się nierozerwalnie z dziejami Uniwersytetu oraz samej Katedry, kształcącej germanistów już od ponad 40 lat. Celem autora jest poznanie tego księgozbioru, zarówno pod względem jego proweniencji, jak i wartości dla germanistów i historyków. Ważną kwestia jest ustalenie głównych twórców biblioteki germanistycznej po II wojnie światowej, jak również po reaktywacji Katedry Filologii Germańskiej w 1969 r. Depozyt Katedry Filologii Germańskiej w BG UMK liczy 7627 tomów. Już sam fakt sposobu jego powstawania, szczególnie po II wojnie światowej, głównie drogą zabezpieczania zbiorów poniemieckich, a ponadto zakupów i darów, musiał wpłynąć na różnorodność gatunkową oraz proweniencję. W depozycie daje się zauważyć mnogość ośrodków, z których nastąpiło rozproszenie zbiorów bibliotecznych. W ujęciu geograficznym jest to obszar od Greifswaldu na zachodzie po Królewiec na wschodzie. Od Gdańska i Słupska na północy aż po Dzierżoniów (Reichenbach, Świdnicę (Schweidnitz oraz Wrocław na południu. W księgozbiorze tym można wyróżnić prozę i poezję niemiecką ze szczególnym uwzględnieniem twórców z XIX i pierwszej połowy XX w., następnie opracowania krytyczne literatury niemieckiej, słowniki języka niemieckiego w tym rozmaitych jego dialektów.Ustalenia niewątpliwie autora potwierdzają tezę, że charakteryzowany księgozbiór ma niewątpliwie nie tylko ciekawą proweniencję, często udokumentowaną znakami własnościowymi w postaci pięknych exlibrisów lub superexlibrisów, ale przede wszystkim znaczną wagę dla filologów germańskich. Może bowiem stanowić cenną pomoc naukową dla badań językoznawczych i historycznych (historia Niemiec i Skandynawii. Kryje on jeszcze, pomimo powyższych ustale

  18. Bibliografia literacka w Instytucie Badań Literackich Polskiej Akademii Nauk (1948-2010 – geneza, dokonania, perspektywy

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zyta Szymańska

    2010-01-01

    Full Text Available Artykuł omawia bibliografie literackie opracowywane w Instytucie Badań Literackich PAN, ich genezę, specyfikę i założenia leżące u podstaw opracowań różnych typów bibliografii. Szczególną uwagę poświęcono bibliografiom literackim, które są dziełami zespołowymi, mającymi szeroki zakres i zasięg – takim jak: Bibliografia literatury polskiej „Nowy Korbut” oraz należące do tej serii słowniki: Słownik pisarzy polskich (Seria I i II i Współcześni polscy pisarze i badacze literatury; Dawni pisarze polscy. Od początków piśmiennictwa do Młodej Polski. Przewodnik biograficzny i bibliograficzny; Słownik pseudonimów pisarzy polskich (XV w.-1995; Literatura polska i teatr w latach II wojny światowej. Bibliografia; Polska Bibliografia Literacka; Literatura i krytyka literacka poza cenzurą 1977-1989; Kto był kim w drugim obiegu? Słownik pseudonimów pisarzy i dziennikarzy. 1976--1989; Bez cenzury 1976-1989. Literatura, ruch wydawniczy, teatr. Bibliografia; Bibliografia Bara. Kartoteka Bibliografii Literackiej Zawartości Czasopism Polskich XIX i XX wieku (do roku 1939. Bibliografie te mają na celu ukazanie faktów życia literacko-kulturalnego od początków piśmiennictwa do czasów współczesnych. Zaprezentowano dwie elektroniczne wersje bibliografii literackiej: PBL online – jako kontynuację książkowej bibliografii drukowanej Polska Bibliografia Literacka – oraz Bibliografię Bara – elektroniczną wersję kartoteki bibliograficznej Bibliografia Bara. Kartoteka Bibliografii Literackiej Zawartości Czasopism Polskich XIX i XX wieku (do roku 1939, opracowanej pod kierownictwem Adama Bara, zapoczątkowanej w latach II wojny światowej i ukończonej w latach 50. XX wieku. Poruszono także zagadnienie cenzury bibliografii literackich w latach 1948--1989, obecnej sytuacji opracowywania bibliografii literackich oraz zarysowano problem dokumentacji obszarów nieobjętych rejestracją bibliograficzn

  19. S-31: Aynı Kronolojik Yaştaki Adolesan Erkek Futbolcularda Relatif Yaşın Psikolojik Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Raziye Dut

    2017-03-01

    Full Text Available GİRİŞ: Futbol gibi fiziksel performansa dayalı takım sporunda özel yaş grupları vardır. İlk milli takım seçmelerinin yapıldığı U-14 yaş kategorisi bunlardan biridir. Özellikle adolesanlarda aynı kronolojik yaş grubundaki futbolcular fiziksel ve psikolojik olarak belirgin farklılıklar gösterebilirler.AMAÇ: Relatif yaşın bilinen fiziksel olgunluk ve atletik performans etkisine ek olarak psikolojik etkilerini değerlendirmeyi hedefledik.Gereç ve YÖNTEMLER: Çalışmaya 2017 yılında U-14 yaş kategorisinde milli takım seçmelerine davet edilen 286 erkek futbolcu dahil edildi. Prospektif olarak antrenör eşliğinde bilgilendirme yapılarak sporculara demografik bilgi formu, sporda güdülenme ölçeği (SGÖ, çocukluk çağı depresyon anketi (CDI, çocuklarda anksiyete bulguları tarama ölçeği (ÇATÖ doldurtuldu.Nitel veriler n ve %, nicel veriler ortanca ve Inter Quartile Rate (IQR ile özetlendi. Gruplar arası farklılıkların saptanmasında chi-square, likelihood ratio, Mann-Whitney, ANOVA, post hoc Tukey testleri kullanıldı. P0,05. 172 (%60.1 futbolcuda CDI puanı patolojik bulundu. Yılın ilk çeyreğinde doğanların diğerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı daha fazla CDI patolojik puana sahip olduğu saptandı (p=0,029. Ortalama ÇATÖ puanı 20,63±10,65 olarak tespit edildi ve yaş çeyreklerine göre istatistiksel anlamlı fark saptanmadı (p=0,904. Forvet oyun pozisyonunda oynayanların ÇATÖ puanı diğer oyun pozisyonlarına göre daha düşük bulundu (p<0,05.SONUÇ: Yetenek seçimlerinde ve yeteneğin geliştirilmesinde fiziksel olgunluk performans gibi faktörler ile birlikte psikolojik gelişim de değerlendirilmeli ve desteklenerek takip edilmesi elit futbolcu yetiştirilmesine fayda sağlayacaktır. Bu süreçte relatif yaşın etkileri de gözönünde bulundurulmalıdır.

  20. İtibar Yönetimi Açışından Yeşil Pazarlama: Örnek Olay İncelemesi / Green Marketing in Terms of Reputation Management: A Case Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Samet Kavoğlu

    2012-12-01

    Full Text Available 21.yy modern işletmecilik mantığı çerçevesinde üretimin sorun olmaktan çıktığı, işletmeler için en önemli sıkıntının pazarlama faaliyetleri kapsamında yaşandığı düşünüldüğünde, alana dair çok sayıda yenilikçi fikrin ortaya çıkması oldukça normaldir. Bu fikri akımlar içerisinde yer alan, çalışma kapsamında incelenecek yeşil pazarlama uygulamalarını, diğerlerinden ayıran başlıca özellik pazarlama karması içerisinde yer alan tutundurma faaliyetlerinin her bir faktörüyle ilişkilendirilebilir olmasıdır. Çalışmanın sınırlarını çizebilmek ve derinlemesine araştırma olanağını arttırmak adına araştırma kapsamında yeşil pazarlamanın, tutundurma faaliyetlerinden halkla ilişkilerin, itibar yönetimi fonksiyonuyla olan ilişkisi, ödüllü bir proje olan “Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı” örneği üzerinden incelenmiştir. Çalışmanın sonunda, kuruluşun paydaşları nezdinde itibarını arttırmak gayesiyle hayata geçirilen yeşil pazarlama temalı, küresel ölçekli projenin hedefleri açısından genel değerlendirmesi yapılmıştır. Green Marketing in Terms of Reputation Management: A Case Study When it is taken into account that the production is no longer a problem within the framework of the modern business management logic of the 21st century and the primary difficulty is experienced by the businesses within the scope of the marketing activities, it is natural that a great number of innovative ideas emerge concerning the field. The main characteristic which distinguishes the practices of the green marketing which is in these streams of ideas and which will be examined within the scope of study from others is that they can be associated with each factor of promotional activities in the marketing mix. To be able to draw the lines of the study and to increase the possibility of the in-depth research, within the scope of the research, the relationship of

  1. RASYONEL KARAR ALAN EKONOMİK BİRİMİN RİSK ALTINDA VERDİĞİ KARARLARA DAVRANIŞSAL YAKLAŞIM: KAHNEMAN-TVERSKY BEKLENTİ TEORİSİ PERSPEKTİFİNDEN ELEŞTİREL BİR BAKIŞ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih ŞENTÜRK

    2014-08-01

    Full Text Available ÖzetEkonomi literatüründe neo-klasik döneme kadar ekonomi ve psikoloji bilimleri arasındaki bağ göz ardıedilerek, insanın salt rasyonel kararlar alan bir varlık olduğu ifade edilmiştir. Ancak son otuz yıllık dönemdeinsanların, ekonomik kararlar alırken psikolojiye ilişkin çeşitli faktörlerden de etkilendiğini savunan“Davranışsal Yaklaşım”, farklı bir bakış ortaya koymuştur. Bu yaklaşımın öncüleri, D. Kahneman ve A.Tversky belirsizlik ortamında karar alan bireylerin davranışlarını incelemiş ve insanların, riskten kaçınmaeğilimlerinin kazanma isteklerine galip geldiğini ve her zaman rasyonel davranışlar sergileyemedikleriniileri sürmüşlerdir. Yapmış oldukları birçok deneysel çalışma ile kayıpların verdiği acının, kazançların verdiğitatminden iki kat daha fazla olduğunu tespit etmişlerdir. Bu makalede insan psikolojisinin ekonomiktercihlere etkilerine değinilmiş ve özellikle risk altında karar verme konusunda bireyin irrasyonel davranışlargösterdiği çeşitli örnekler ışığında açıklanmaya çalışılmıştır.AbstractIgnoring the connection between the economics and psychological sciences until the neo-classical termin economics literature, it has been stated that human is a creature taking only rational decisions. However,in the last thirty years, a different approach named “Behavioural Approach” that argues that people are influenced also by various factors related with psychology while taking decisions with economy has occured.The pioneers of this approach, D. Kahneman and A. Tversky examined the behaviours of the individualswho make decision in an uncertainty environment and put forward that people’s tendency of avoidingrisks defeats their willing to win and that they cannot always behave rationally. With many experimentalstudies they carried out, they determined that the sadness caused by the losses are two times more than thesatisfaction given by

  2. MARMARA ÜNİVERSİTESİ’NDE MUHASEBE EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN MUHASEBE ALANINA BAKIŞ AÇILARININ DEĞERLENDİRİLMESİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA-A RESEARCH FOR THE EVALUATION OF THE STANDPOINT OF THE ACCOUNTING STUDENTS IN RESPECT OF THE FIELD OF ACCOUNTING AT MA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hakan ÇELENK

    2012-06-01

    Full Text Available Ülkemizde muhasebe eğitimi lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde birçok üniversitede verilmektedir. Öğrencilerin almış oldukları muhasebe eğitimi hem iş dünyası açısından hem de akademik açıdan önemli bir bilgi birikimi sunmaktadır. Ancak öğrencilerin aldıkları muhasebe eğitiminden sonra muhasebeye veya muhasebe alanına karşı tutumları ve muhasebeye ilişkin algıları bilinmeden verilen eğitimin etkileri, başarısı ve sonuçları hakkında bir bilgi sahibi olunamamaktadır. Bu bağlamda Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümünde lisans ve lisansüstü (yüksek lisans ve doktora eğitimi alan öğrencilerin muhasebe eğitimi üzerine bakış açılarını ölçmeye yönelik bir anket çalışması yapılmıştır. Ankette yöneltilen sorular öğrencilerin; muhasebeye, muhasebe eğitimine, muhasebede hoca faktörüne ve muhasebe ile ilgili mesleklere ilişkin bakış açılarını değerlendirmeye yönelik olarak belirlenmiştir. Anket çalışmasından elde edilen veriler istatistiksel analizlere tabi tutulmuş ve sonuçlar yorumlanmıştır.-In our country, accounting education is given in undergraduate, graduate and doctoral levels in many universities. Accounting education that has been received by the students provides significant knowledge in terms of both business and academic. However, it is not possible to obtain any information pertaining to the effects, success and results of the education without knowing the students’ attitude and perception in respect of the accounting and field of accounting. In this context, a survey study was conducted for the evaluation of the standpoint of the undergraduate and graduate (MA and Ph.D. students in the respect of the field of accounting at the Department of Business of Marmara University Faculty of Economics and Administrative Sciences. Questions that have been asked in the survey were determined to evaluate the

  3. Sağlık Kurumlarında Çalışanların Kurumda Kalma ya da Ayrılma Kararlarının Belirlenmesinde Örgütsel Bağlılığın Etkisi: İzmir İlinde Bir Araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Suna AKÇA

    2017-12-01

    Full Text Available Sağlık hizmetlerinde hastalara güvenli ve kaliteli sağlık hizmeti sunmak kadar sağlık hizmet sunucularının memnuniyeti ve kuruma bağlılıkları da o kadar önemlidir. Daha verimli ve performansı yüksek çalışmayı amaç edinen sağlık kurum ve kuruluşları, çalışanlarının örgütsel bağlılıklarını artırmak için çeşitli politikalar geliştirmek zorundadırlar. Bu çalışma İzmir’de bulunan bir kamu diş merkezinde sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılıkları ve işten ayrılma eğilimleri arasındaki ilişkiyi test etmek için yapılmıştır. Araştırma konularının arasındaki ilişkiyi test etmek için Allen ve Mayer tarafından geliştirilen “Örgütsel Bağlılık Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma sonuçları; sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılıklarının düzeylerinin düşük olduğuna, örgütsel bağlılık faktörleri arasında pozitif bir ilişkinin mevcut olduğuna ve işten ayrılma düzeyleri ile negatif orantı gösterdiğine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Kurumları, Örgütsel Bağlılık, İşten Ayrılma JEL Sınıflandırma Kodları: I19, M19

  4. OMNeT++ BENZETİM ARACI KULLANILARAK MOBİL IPV6 KATMAN-2 HÜCRE GEÇİŞİ BAŞARIMININ ANALİZİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gürcan ÇETİN

    2015-04-01

    Full Text Available Bir Mobil Düğüm (Mobile Node - MN aktif iletişimi sürdürürken pürüzsüz bir hücre geçişi sağlamak Mobil IP sürüm 6 (MIPv6 için en önemli etkenlerden birisidir. Pürüzsüz bir hücre geçişi, MIPv6 protokolünde açıkça tanımlanan hareketliliğin tespit edilmesi, yeni bir adresin yapılandırılması ve bağlama güncellemesi işlemleri sırasındaki gecikme sürelerinin azaltılması ya da sonlandırılması ile gerçekleştirilebilir. Ancak, MIPv6 hücre geçişi süreci Katman2 (Layer2- L2 ve Katman-3 (Layer 3 – L3 işlemleri nedeniyle oldukça karmaşıktır ve bu dezavantaj özellikle makro hareketlilikte ve gerçek zamanlı iletişimde performansta önemli derecede azalmaya neden olur. L3 hücre geçişi MIPv6 hücre geçişinin en önemli faktörüdür çünkü toplam hücre geçişi gecikmesinin büyük bir bölümü bu aşamada meydana gelir. Diğer taraftan, L2 hücre geçişişi L3 hücre geçişine göre çok daha az kayıp ile sonuçlanır. Ancak, L2 hücre geçişi üzerine yapılan çalışmalar da literatürde önemli yer tutmaktadır. Çünkü L2 hücre geçişi sırasında gerçekleşen olaylar L3 hücre geçişini önceden tetikleyebilmektedir. Bu sayede, pürüzsüz hücre geçişi teknikleri bu şekilde gerçekleştirilmektedir. L2 yaklaşımı L3 tabanlı çözümlere göre çok daha hızlıdır. Buna rağmen bu yöntemlerde L2 hücre geçişi gecikmesi kadar sınırlıdırlar. Bu makalede, biz MIPv6 hücre geçişindeki L2 gecikmelerini OMNeT++ benzetim ortamını kullanarak analiz ettik. Bu analizler, L2 hücre geçişi gecikmelerinin bileşenlerini ayrı ayrı gösterecektir

  5. INTERMODAL TAŞIMACILIĞIN MALİYET AVANTAJLARI: KARAYOLU-DENİZYOLU ENTEGRASYONU ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA - COST BENEFITS OF INTERMODAL TRANSPORTATION: A RESEARCH ON ROAD AND MARITIME INTEGRATION

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Sıtkı SAYGILI

    2014-03-01

    Full Text Available ÖzetDünya üzerinde uluslararası ticaret her geçen gün gelişmektedir. Küresel pazarlardaki yoğun rekabet ortamında işletmeler kar marjlarını arttırmak için ticari bakış açılarında ve yöntemlerinde değişiklikler yapmaktadır. Toplam maliyetlerin düşürülmesi ve zaman faktörü açısından, günümüzde üreticiler tarafından lojistik hizmetlerin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda üreticilerin talepleri lojistik işletmelerinin operasyonlarına da etki etmektedir.Lojistik işletmelerinin müşterilerine rekabet avantajı oluşturacak bir taşıma fiyatı sunabilmesi için finansal durumlarını analiz etmeleri ve maliyetlerini kontrol altında tutmaları gerekmektedir. Taşıma maliyetlerinin düşürülmesi ile birlikte çevreye verilen zararın azaltılması için tüm taşıma türlerinin üstün yönlerinden yararlanarak birden fazla taşıma türünü bir araya getiren intermodal taşıma sistemi önem kazanmaktadır.Bu araştırma kapsamında öncelikle intermodal taşımacılıkla ilgili temel konular açıklanarak, taşıma türlerinin entegrasyonunda etkili olan etmeler ortaya konulmaktadır. Lojistik işletmelerinin maliyet yönetimi hakkında bilgi verilmektedir. Intermodal taşımacılıkta taşıma maliyetlerinin analizine yönelik karayolu taşımacılığına alternatif olarak karayolu-denizyolu entegrasyonu üzerine güzergah maliyetlerinin karşılaştırılması açısından örnek bir uygulama yapılmaktadır.AbstractInternational trade globally develops day by day. In highly competitive global markets, companies make changes in their trading perspectives and methods in order to increase their profit margin. Currently, suppliers recognize the importance of logistics services better in terms of diminishing total costs and time factor. In this sense, demands of suppliers also influence operations of logistics companies.Logistics companies are supposed to analyze their financial

  6. A Multidimensional Analysis of the Events in Eski Foça (Παλαιά Φώκαια on the period of Summer 1914 Une ville ottomane dans la tourmente : une analyse multidimensionnelle des événements à Phocée (Eski Foça, Παλαιά Φώκαια dans l’été 1914

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emre Erol

    2012-05-01

    zerinden bunu örneklemektir. Makale Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne olan geçiş ile ilgili teorilerimzin yerel tarih düzleminde tekrar gözden geçirilmesi ile zenginleşeceğini söylemektedir. Temel argüman yerel tarihin dinamiklerinin iktidar, söylem ve yapısal faktörlerin tamamının aynı ada ele alınması ile anlaşılabileceği ve ancak bu şekilde yerel tarihin özgünlüklerinin anlamlı kılınabileceğidir.

  7. Bafa Gölü'nde biyotik ve abiyotik ortamda pestisit ve pcb dağılımı.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İdil Pazı

    2015-12-01

    Full Text Available Çalışma kapsamında Bafa Gölü’nden alınan sediment ve kefal balığı (Mugil cephalus, Linnaeus 1758 örneklerinde tarımsal pestisit ve endüstriyel kaynaklı PCB gibi organik kirleticilerin kalıntıları ölçülmüş ve bu bileşiklerin dağılımları, muhtemel kaynakları ve potansiyel biyolojik riskleri incelenmiştir. DDT ve türevleri açısından dünyanın farklı bölgelerindeki göllerin yüzey sedimentleri ile kıyaslandığında Bafa Gölü sedimentlerinde DDT kirlilik seviyesinin oldukça düşük olduğu bulunmuştur. Sedimentte Endrin baskın kirletici olarak belirlenmiştir. Sediment örneklerinde ölçülen DDT ve metabolitleri, Dieldrin, Lindan ve Heptaklor konsantrasyonları sediment kalite indekslerine göre değerlendirildiğinde, kirleticilerin göldeki canlı yaşamına olumsuz bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. ∑PCB konsantrasyonlarının ise göl kıyısında bulunan endüstriyel kuruluşlara yakın istasyonlarda sadece düşük değerli etki sevisini aşıp, diğer tüm istasyonlarda canlılar için risk yaratmayacağı belirlenmiştir. Mugil cephalus karaciğer dokusu için hesaplanan biyota sediment akümülasyon faktörü (BSAF 0.44-3.16 arasında değişmektedir. Bafa Gölü Mugil cephalus örneklerinde ölçülen kirletici konsantrasyonları dikkate alındığında Gıda ve Tarım Kurumu (FAO ve Dünya Sağlık Örgütüne (WHO göre Aldrin, Dieldrin, Endrin, Heptaklor ve DDT türevleri için hesaplanan Günlük Alım Miktarı değerlerinin (EDI Kabul Edilebilir Günlük Alım miktarlarının (ADI oldukça altında kaldığı belirlenmiştir. Ancak, balık örneklerindeki PCB seviyelerinin WHO tarafından belirlenen ADI değerini aştığı saptanmıştır

  8. Nie tylko Dzierżon: wprowadzenie do bibliografii piśmiennictwa pszczelniczego na Śląsku

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Roman Tomaszewski

    2011-01-01

    Full Text Available Zadaniem artykułu jest ukazanie dorobku piśmiennictwa pszczelniczego na Śląsku. Pretekstem do poruszenia tego tematu jest przypadająca w 2011 roku dwusetna rocznica urodzin wybitnego pszczelarza Jana Dzierżona. Osoba i dokonania najsłynniejszego chyba w świecie Ślązaka do tego stopnia zdominowały historię pszczelarstwa tego regionu, że właściwie bardzo niewiele mówi się o dorobku innych działających aktywnie śląskich pszczelarzach praktykach i publicystach. Tymczasem dorobek ten jest imponujący. W części pierwszej artykułu przypomniano Nickela Jacoba ze Szprotawy, autora pierwszej wydanej na Śląsku książki pszczelarskiej, uznanego jednocześnie za ojca niemieckiej bibliografii pszczelarskiej. Wśród pionierów niemieckiej literatury fachowej dotyczącej pszczół znajduje się też Johann Coler ze Złotoryi. W XVIII wieku swą działalność praktyczną i publicystyczną w znacznej mierze związali ze Śląskiem Łużyczanin Adam Gottlieb Schirach i Niemiec Johann Riem. W dziełach innych autorów z zakresu gospodarstwa wiejskiego pojawiają się również fragmenty poświęcone pszczelarstwu. Dorobek swych poprzedników wzbogacił i swą działalnością rozsławił śląskie pszczelarstwo ksiądz dr Jan Dzierżon, odkrywca partenogenezy, konstruktor nowoczesnego ula, autor licznych publikacji. „Księciu pszczół” poświęcona została druga część artykułu. Przedstawiono w niej pokrótce jego życie i działalność, dzieje walki o uznanie teorii partenogenezy, ogromny dorobek publicystyczny. Wskazano jednocześnie na brak opracowania pełnej bibliografii podmiotowej. Dzierżon był wydawcą jednego z pierwszych na Śląsku czasopism pszczelarskich. Dorobek śląskiego czasopiśmiennictwa pszczelarskiego jest bogaty i dziwi fakt, że właściwie w bardzo małym dotychczas stopniu został poznany. Część trzecią poświęcono niemieckim i polskim czasopismom pszczelarskim wydawanym na Śląsku. Uwzgl

  9. The Relationship between Spatial Skill and Spatial Anxiety: A Research on Pre-Service Primary-School Teachers [Uzamsal Beceri ve Uzamsal Kaygı Arasındaki İlişki: Sınıf Öğretmeni Adayları Üzerine Bir Araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Hayri Sarı

    2016-12-01

    Full Text Available The aim of this study was to investigate the relationship between the spatial skills and anxiety levels of pre-service primary-school teachers. Gender that was considered as an important variable on spatial ability and spatial anxiety was also taken into account in the study. Totally 267 pre-service primary-school teachers studying at the third grades of totally four universities including two in the province and two in the district area participated into the research. “Spatial Visualization Test” and “Spatial Anxiety Scale” were used for collecting the data from pre-service teachers. It was determined as result of the study that pre-service male teachers were more successful rather than the female pre-service teachers in terms of spatial skills. Furthermore, female pre-service teachers were noticed to have higher spatial anxiety rather than the male pre-service teachers. Also it was found a significant negative correlation between the spatial anxiety and spatial skill. Some suggestions were offered within the framework of obtained findings. [Bu çalışmada, sınıf öğretmeni adaylarının uzamsal becerileri ile uzamsal kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Uzamsal beceri ve uzamsal kaygı üzerinde önemli bir değişken olduğu düşünülen cinsiyet faktörü de bu araştırmada dikkate alınmıştır. Araştırmaya merkezde iki ve taşrada iki olmak üzere toplam dört üniversitenin üçüncü sınıflarında öğrenim görmekte olan 267 sınıf öğretmeni adayı katılmıştır. Öğretmen adaylarından elde edilen verilerin toplanmasında "Uzamsal Görselleştirme Testi" ile "Uzamsal Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler sonucunda, uzamsal beceriler açısından erkek öğretmen adaylarının kız öğretmen adaylarına göre daha başarılı olduğu bulunmuştur. Ayrıca kız öğretmen adaylarının erkek öğretmen adaylarına göre daha y

  10. Meta Analiz Yaklaşımı ile Laktasyon Sırası ve Buzağılama Mevsiminin 305 Günlük Laktasyon Süt Verimi Üzerindeki Etki Büyüklüğünün Tahmini

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hande Küçükönder

    2014-08-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Siyah Alaca ırkı ineklerde süt verimini etkileyen faktörlerden laktasyon sırası ve buzağılama mevsimin etkisi meta analiz yöntemi ile incelenmiştir. Meta analiz aynı amaca yönelik olarak başka araştırıcılar tarafından yapılmış olan çalışmaların bir araya getirilerek yeniden değerlendirilmesini sağlayan istatistiksel bir tekniktir. Bu yöntem, çeşitli alanlarda yapılmış olan çalışmaların sonuçlarını birleştirir, özetler ve araştırıcılar arasında ortak bir yargının oluşturulmasında katkı sağlar. Bu sebeplerden ötürü, bu çalışmada 7 farklı araştırıcının çalışmaları meta analiz ile birleştirilmiş ve incelenen parametreler hakkında ortak bir bakış açısının yaratılması hedeflenmiştir. Ayrıca araştırmada etki büyüklüklerinin heterojenlik durumu Ki kare ve I2 test istatistikleri ile araştırılmış ve bu değerler sırasıyla ×^2=50,205 ve I2=%88 olarak bulunmuştur. Bundan dolayı çalışmaların birleştirilmesi için sabit etki modeli kullanılmamıştır. Araştırmada, söz konusu konuya ilişkin olarak araştırıcıların bulmuş oldukları çalışma sonuçları meta analitik tarama yöntemi ile taranmış meta analizde etki büyüklüğü ölçütü olan odds oranının (OR kullanılması ile birleştirilmiştir. Meta analiz sonucunda Odds oranı değeri 0,759 bulunmuş olup, bulunan etki düzeyi orta olarak tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmayla Siyah Alaca sığırlarda 305 günlük laktasyon süt verimi üzerinde, laktasyon sırasının yüksek süt verimi elde edilmesinde Yapmış olduğu katkı payının buzağılama mevsimine nazaran 0,759 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir.

  11. BANKA KARLILIĞININ BELİRLEYİCİ ETKENLERİ: TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜ ÜZERİNE BİR İNCELEME-DETERMINANTS OF BANK PROFITABILITY:AN INVESTIGATION ON TURKISH BANKING SECTOR

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halil Emre AKBAŞ

    2012-07-01

    Full Text Available Bu çalışma; bankaya özgü, sektöre özgü ve makroekonomik faktörlerin Türkiye’deki 26 bankanın 2005-2010 dönemi boyunca karlılıklarını nasıl etkilediğini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada Aktif Karlılığı ve Özsermaye Karlılığı, banka karlılığının ölçüleri olarak kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçları; kredi kayıpları karşılıklarının brüt kredilere oranının, toplam giderlerin toplam gelirlere oranının, mevduat türünden Herfindahl–Hirschman Endeksinin ve enflasyonun Aktif Karlılığı ile istatiksel olarak anlamlı ve ters yönlü ilişkileri bulunduğunu göstermektedir. Karlılık ölçüsü olarak Özsermaye Karlılığı alındığında ise özkaynakların aktife oranının, kredi kayıpları karşılıklarının brüt kredilere oranının, toplam giderlerin toplam gelirlere oranının, toplam varlıkların logaritmasının ve aktif türünden Herfindahl–Hirschman Endeksinin, karlılıkla istatistiksel olarak anlamlı ve ters yönlü ilişkili oldukları görülmektedir. -This paper aims to examine how bank-specific, industry-specific and macroeconomic factors affect the profitability of 26 commercial banks in Turkey over the period from 2005 to 2010. Return on Assets (ROA and Return on Equity (ROE are used as the profitability measures of banks in the study. The results of the study indicate that the ratio of loan loss provisions to gross loans, the ratio of total costs to total income, Herfindahl–Hirschman Index (HHI for deposits and inflation have a statistically significant and negative relationship with ROA. When the ROE is taken as the measure of profitability; it was found that the ratio of equity to total assets, the ratio of loan loss provisions to gross loans, the ratio of total costs to total income, logarithm of total assets, and finally, HHI for assets are negatively and significantly related to profitability.

  12. Strategie tłumaczy wobec zjawiska obcości kulturowej w przekładach dwudziestowiecznej prozy nowogreckiej na język polski

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Natalia Jędraszak

    2015-09-01

    óre mogą u odbiorcy tłumaczenia wywoływać poczucie obcości. Wybór pomiędzy tymi strategiami zależy od tłumacza oraz jego wizji czytelnika docelowego. Przedmiotem tego artykułu jest analiza przekładów trzech wybranych powieści nowogreckich na język polski, ze szczególnym uwzględnieniem rozwiązań zastosowanych przez tłumaczy w obliczu dwóch głównych problemów tłumaczeniowych, które wynikają z kulturowej specyfiki tekstu: problemów leksykalnych oraz odniesień do wydarzeń historycznych i faktów społecznych, jak również wiedzy, którą te rozwiązania dostarczają nam na temat wyobrażeń tłumaczy o czytelnikach docelowych przekładanych tekstów.

  13. Türkiye’de yaşam boyu kanser olma yığılımlı riskleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sultan Eser

    2015-08-01

    Full Text Available Amaç: Epidemiyolojik kavramlar olan yığılımlı hız ve yığılımlı risk ülkemizde çok bilinmeyen, yerinde kullanılmayan kavramlardır. Bu çalışmada, başlıca kanserlerin dört ilimizdeki yığılımlı riskleri hesaplanmış ve bu kavramların uygun kullanımları tartışılmıştır. Yöntem: Bu çalışmada, Cancer Incidence in Five Continents (CI5C vol.10’da yayımlanmış olan İzmir, Antalya, Edirne ve Trabzon iline ait yığılımlı insidans hızları kullanılarak erkek ve kadınlar için bütün kanserler, erkeklerde akciğer ve kadınlarda meme kanseri başta olmak üzere sık görülen kanserler için yığılımlı riskler hesaplanmıştır. Türkiye için yığılımlı riskler, Globocan 2012 tahminlerinden alınmıştır. Bulgular: Başka ölüm nedenlerinin olmadığı, yani doğan her kişinin 75 yaşına kadar yaşadığının varsayıldığı hipotetik durumda, İzmir'de yaşayan üç erkekten, Antalya, Edirne ve Trabzon ve Türkiye genelinde dört erkekten birisi, yaşamları boyunca herhangi bir kansere yakalanmaktadır. Bu dört ilde ve Türkiye genelinde yaklaşık altı kadından birisi yaşamlarının bir döneminde kanser tanısı almaktadır. Türkiye genelinde 25 kadından birisi yaşamının bir döneminde meme kanserine yakalanmaktadır. İzmir’de 9 erkekten, Türkiye genelinde ise 13 erkekten birisi yaşamı boyunca, öldürücülüğü çok yüksek ancak basitçe tütünden kaçınarak korunabilecek olan akciğer kanserine yakalanmaktadır. Sonuç: Bu çalışmada verilen kanser yığılımlı riskleri, özellikle birincil ve ikincil korunma çalışmalarında, risk faktörlerinden kaçınma, sağlıklı yaşam davranışları edinme, taramalara katılım ve erken tanı konularında toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik olarak araştırmacıların, hizmet planlayıcı ve yürütücülerin kullanımına sunulmuştur. 

  14. Organoleptic Evaluation of Vacuum and Non-Packaged Frozen, Stored Beef Patties and Relationship of These With the Fat Oxidation and Lipid Soluble Carbonyls

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hüsnü Yusuf Gökalp

    2015-02-01

    Full Text Available Vakum (VP uygulanarak paketlenmiş ve paketlenmemiş (NONP ve –23±1 oC’de 3 gün, 1.5, 3 ve 4.5 ay süre ile depolanmış, iyi kalitede ve düşük yağ oranlı %7.5 sığır kıymasından yapılmış hamburgerlerin, pişirilmeden önce genel renk görünümleri ve yüzeysel don yanığı dereceleri ve pişirildikten sonra ise, tat, yağ oksidasyonundan dolayı olan acılaşma (rancidity, koku ve genel kabullenme değerleri, 8 kişilik eğitilmiş panel tarafından değerlendirilmiştir. Et örneği orta derecede yağlı 2 yaşlı tosun karkasının semimembranosus kasından sağlanmış, kas üzerindeki fazla yağ iyice ayrılmış, kıyma haline getirilmiş ve 1.5-2.0 cm kalınlıkta hamburgerler yapılmıştır.Panel neticeleri, depolama süresince hamburgerlerde ransiditenin devamlı yükseldiğini, tat, koku ve genel kabullenmenin ise devamlı düşüş gösterdiğini belirtmiştir. Fakat bu özellikler, 1’den 9’a kadar verilen rakamsal değerlerde hiçbir zaman orta değer olan 5’in altına düşmemiştir. Bu çalışma ve buna paralel olarak yürütülen ve neticeleri başka yerlerde açıklanan çalışmaların sonuçları, düşük yağ oranlı ve iyi kaliteli sığır kıymasından yapılmış hamburgerlerin –23±1 oC’de 4.5 ay süreye kadar özelliğinde pek büyük değişiklik olmadan depolanabileceğini göstermektedir. Fakat, paketlenmemiş örneklerde oluşan renk bozuklukları ve ileri derecedeki yüzeysel don yanığı ve oluşacak yüksek fire düzeyi bu hamburgerlerin depolanma süresini limitleyen en önemli faktörlerdir. Bu nedenle, uygun bir paketlemeye ihtiyaç duyulacaktır.

  15. IS THE SPATIAL CONSERVATION OF A HISTORICAL NEIGHBOURHOOD ALONE, ABLE TO MAKE IT SUSTAINABLE?

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İ. Bakır KANLI

    2015-07-01

    şkiyi ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında mahallede gerçekleştirilen anket ve mülakatlardan elde edilen veriler ile belediye tarafından uygulanan sokak sağlıklaştırma projesi, sürdürülebilirliğin temel faktörleri göz önünde tutularak analitik bir süreçten geçirilerek yorumlanmıştır.

  16. Stwardnienie rozsiane a padaczka – złożone zależności

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aleksandra Waszczuk

    2015-12-01

    Full Text Available Stwardnienie rozsiane jest jedną z najczęściej występujących przewlekłych chorób neurodegeneracyjnych ośrodkowego układu nerwowego o prawdopodobnym podłożu autoimmunizacyjnym. Rozpowszechnienie napadów padaczkowych w grupie pacjentów chorujących na stwardnienie rozsiane waha się od 0,5% do ponad 10%. Z kolei w populacji ogólnej wskaźnik ten wynosi od 0,5% do 1%. Badania kliniczne dowodzą, że w przebiegu choroby mogą pojawić się wszystkie typy napadów padaczkowych. Jednocześnie należy mieć na uwadze fakt, iż nie wszystkie objawy napadowe odpowiadają napadom padaczkowym. Wśród niepadaczkowych zdarzeń napadowych wymienia się: skurcze toniczne (napadowe dystonie, napadowe akinezje i parastezje czy neuralgię nerwu trójdzielnego. Z informacji zawartych w literaturze wynika, że większość dostępnych leków przeciwpadaczkowych miała szerokie zastosowanie w leczeniu napadów u pacjentów ze stwardnieniem rozsianym. Jednakże istnieje grupa leków zarejestrowanych w terapii choroby, które w nielicznych przypadkach mogą nieznacznie obniżać próg drgawkowy i w ten sposób wywoływać lub nasilić epizody napadów padaczkowych. Są to 4-aminopirydyna i baklofen stosowane w leczeniu objawowym stwardnienia rozsianego, a według niektórych źródeł także leki immunomodulujące (interferon beta. Najnowsze badania dowodzą, iż leki działające poprzez blokadę kanałów sodowych (m.in. lamotrygina, fenytoina mają potencjalny udział w neuroprotekcji poprzez zahamowanie aksonalnej degeneracji będącej główną przyczyną niepełnosprawności ruchowej pacjentów. Dodatkowo fenytoina znalazła zastosowanie w leczeniu zapalenia nerwu wzrokowego, również w przebiegu stwardnienia rozsianego. Stwardnienie rozsiane jest niewątpliwie schorzeniem, które przebiegu nie jesteśmy w stanie do końca przewidzieć, a jednoczesna koincydencja napadów padaczkowych i  objawów klinicznych choroby

  17. PORÓWNANIE WYBRANYCH WŁAŚCIWOŚCI ZAPRAW ŻYWICZNYCH ZAWIERAJĄCYCH ODPADOWE TWORZYWA SZTUCZNE

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bernardeta DĘBSKA

    Full Text Available Racjonalna gospodarka odpadami stanowi jeden z priorytetowych kierunków szeroko rozumianej ochrony środowiska. Fakt umiejętnego zagospodarowania odpadów jest także ważny w kontekście zrównoważonego rozwoju społeczeństw. Do odpadów wyjątkowo uciążliwych dla środowiska zaliczyć należy tworzywa sztuczne. Wzrastające nieustannie ilości tego typu odpadów powodują występowanie problemów zarówno ekologicznych, jak i gospodarczych, co związane jest ze słabą biodegradacją tworzyw. Odpady te zaczęto wykorzystywać do produkcji materiałów budowlanych. Badania nad zagospodarowaniem odpadów z tworzyw sztucznych prowadzone są obecnie w różnych ośrodkach naukowych na świecie. W literaturze można znaleźć opisy wykorzystania odpadów m.in. polietylenu i polipropylenu, styropianu, poliuretanów, poliwęglanu, poliamidu, czy poli(chlorku winylu, jako modyfikatorów betonów i zapraw cementowych. W niniejszym artykule przedstawiono wyniki porównania wybranych właściwości czterech serii zapraw żywicznych zawierających różne odpady tworzyw sztucznych tj.: polipropylen (PP, polietylen (PE, piankę poliuretanową (PU oraz ekspandowany polistyren (EPS. Odpady te pochodziły odpowiednio z kubków po jogurtach, pianki podkładowej pod panele, pianki montażowej oraz płyt styropianowych. Zostały one rozdrobnione i stanowiły częściowy zamiennik kruszywa w zaprawach epoksydowych. Zbadano takie właściwości zapraw, jak: wytrzymałość na zginanie i ściskanie, gęstość objętościowa oraz nasiąkliwość. Wskazano materiał odpadowy, umożliwiający otrzymanie zaprawy cechującej się najkorzystniejszymi wartościami oznaczonych parametrów. Na podstawie uzyskanych wyników badań stwierdzono, że nawet przy 20% substytucji piasku odpadami tworzyw sztucznych, można otrzymać kompozyt charakteryzujący się bardzo dobrymi parametrami wytrzymałościowymi oraz niską nasiąkliwością wodą.

  18. Yaygın Gelişimsel Bozukluk Tanılı Çocukların Anne-Babalarının Yas Tepkilerinin, Evlilik Uyumlarının ve Sosyal Destek Algılarının Đncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Deniz Karpat

    2012-07-01

    Full Text Available Bu çalışma, yaygın gelişimsel bozukluk tanılı çocukların anne babalarının bu tanı nedeniyle yaşadıkları yas sürecini, evlilik uyumlarını ve algıladıkları sosyal desteği etkileyen faktörleri incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler, 3-18 yaş aralığında yaygın gelişimsel bozukluk (YGB tanılı çocuğu olan gönüllü 103 anne-babaya uygulanan Hogan Yas Tepkileri Tarama Listesi, Çiftler Uyum Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Yaş, evlilik uyumu ve algılanan sosyal desteğin çeşitli demografik değişkenler açısından farklılaştığı bulunmuştur. YGB tanılı çocukların anne-babalarında yasın olumsuz yanını yordayan değişkenlerin annebabaların cinsiyet ve eğitim düzeyi, evlilik süresi, özel insan kategorisinden algılanan sosyal destek, arkadaş kategorisinden algılanan sosyal destek ve çift bağlılığı olduğu görülmüştür. Yasın olumlu yanını yordayan değişkenlerin ise anne-babanın cinsiyeti ve eğitim düzeyi, tanıdan sonra geçen süre ve çift uyumu olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar ilgili alanyazın verileri ışığında tartışılmıştır. The aim of this study is to examine the factors effecting grief, marital adjustment and social support and relationship between grief, marital adjustment and social support of the parents of children with pervasive development disorder. Hogan Grief Reaction Checklist, Multidimensional Scale of Perceived Social Support, Dyadic Adjustment Scale and Personal Information Form which was developed by the researcher were used for this purpose. The sample of the study consists of 103 parents of the children between 3 and 18 years old with PDD. The results showed that the grief, marital adjustment and social support differentiated among the demographic variables. The variables that predict the grief of the parents of the children with PDD in a negative

  19. Gaz Kromatografisinde Farklı Polaritede İki Farklı Kapiler Kolon Kullanılarak Çeşitli Yağlardaki Yağ Asitlerinin Cis-Trans İzomerlerinin Analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Harun Dıraman

    2015-02-01

    Full Text Available Kromatografik yöntemler sayesinde belirli bir karışım, en mükemmel bir şekilde bileşenlerine ayrılabilmektedir. Son yıllarda gaz kromatografisinde yüksek ayrım gücüne sahip olmalarından dolayı kapiler kolon kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu çalışmada gaz kromatografisinde farklı polaritede iki kapiler (J&W DB-23 ve HP-5 kolon kullanılarak çeşitli yağlarda (tereyağı, palm-olein yağı, rafine mısır özü yağı, naturel zeytinyağı, susam yağı, rafine ayçiçek yağı yağ asitlerinin cis-trans izomerleri incelenmiştir. Yağlardaki trans yağ asitleri düzeylerinin tıp dün­yası tarafından kalp rahatsızlıklarına ilişkin bir risk faktörü olarak önem arzettiği bilinmektedir. Diyetlerdeki trans yağ asitlerinin kandaki HDL kolesterolü düşürürken LDL kolesterolü arttırdığı çeşitli klinik araştırmalar ile gösterilmiştir. Kromatografik analizlerin tamamı aynı şartlar altın­da DB-23 ve HP-5 kapiler kolonlar kutlanılarak HP-6890 - GC cihazında yapılmıştır. Analiz edilen bütün yağ örneklerinde sadece DB-23 kolonu ile trans yağ asitleri tesbit edilebilmiştir. HP-5 kolonu trans yağ asitleri ve linoleik ve linolenik asit gibi asitleri izomerlerini ayıramamıştır. Her iki kolon­dan elde edilen kromatogramlardan, DB-23 kolonunun HP-5 kolonundan daha iyi ayırdığı anlaşılmaktadır. Analiz edilen tereyağı örneklerinde trans yağ asitleri değişim sınırlan sırası ile C14: -, t 0,67-0,91, C16: -(t 0,29 -0,37; C18: -,t (elaidik asit olarak %0,65-1,64; (C18:2 t + C18:3 t toplam değerleri ise %0,14-0,28 arasında bulunmuştur. Bitkisel sıvı yağ örneklerinde ise bu değerler - miristik asidin trans değeri hariç - sırası ile %0,005-0,03, %0,009-0,05 (elaidik asit, %0,08-0,34 olmuştur. Araştırma örneklerinde en yüksek elaidik asit değeri de tereyağında %1,64 olarak belirlenmiştir.

  20. The origin of the type Lith. bliáuti, bliáuja, Latv. bļaût, bļaûju in a Balto-Slavic perspective

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Miguel Villanueva Svensson

    2011-12-01

    Full Text Available LIE. bliáuti, bliáuja, LA. bļaût, bļaûju VEIKSMAŽODŽIŲ TIPO KILMĖ IŠ BALTŲ-SLAVŲ PROKALBĖS PERSPEKTYVOSSantraukaAnkstesniame straipsnyje autorius yra kėlęs darbinę hipotezę, kad ide. (tranzityviniai-aktyviniai prezensai ir aoristai vystėsi baltų-slavų prokalbėje tokiu būdu: i ide. prezensai iš „prezenso šaknų“ įgijo naują nulinio laipsnio bendraties ir aoristo (ko gero, ā-aoristas kamieną, ii ide. šakniniai aoristai iš „aoristo šaknų“ buvo tęsiami kaip pamatinio laipsnio bendraties ir aoristo kamienai (žr. Villanueva Svensson 2011, 317tt..Šiame straipsnyje tikrinama, ar ši hipotezė tinka baltų ir slavų kalbų pirminiams veiksmažodžiams iš ide. šaknų, kurios baigiasi *°eu‑, *°eHu‑, *°euH‑. Rytų baltų kalbose įsitvirtino reguliarus tipas lie. bliáuti, bliáuja / bliáuna, blióvė, la. bļaût, bļaûju / bļaûnu, bļâvu, tačiau lietuvių ir latvių kalbose pasitaiko nemažai faktų, liudijančių ganėtinai sudėtingesnę priešistorę (pvz., lie. briáutis šalia bráutis, la. raût šalia pļaũt, lie. trm. būt. l. šãvo ir kt.. Slavų prokalbėje šių šaknų veiksmažodžiai vystėsi įvairiau negu (rytų baltų kalbose, su kuriomis dažnai nesutampa (pvz., lie. bliáuti, bliáuja ~ sl. *bl’ьvti, *bljűjǫ, la. maût, maûju ~ sl. *mti, *mjǫ, plg. pr. aumūsnan. Straipsnyje analizuojami visi baltų ir slavų paveldėti pirminiai veiksmažodžiai, siekiant nustatyti tikslią jų rekonstrukciją baltų-slavų prokalbėje. Rezultatai iš esmės patvirtina keliamą hipotezę.

  1. Ücretsiz mevsimsel grip aşılarını yaptıran kişilerin, ücretsiz pandemik grip aşısı karşısındaki tutum ve davranışları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muzaffer Eskiocak

    2011-09-01

    Full Text Available Amaç: Bu çalışma, mevsimsel grip aşısına (MGA ücretsiz erişen insanların tutum ve davranışlarını, yine ücretsiz, ama çeşitli tartışmalara konu olan pandemik grip aşısı (PGA karşısındaki tutum ve davranışlarıyla karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte bir araştırmadır ve Kırklareli-Evrensekiz Sağlık Ocağı bölgesinde, Şubat,2009–Şubat,2010 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışma anketi yüz-yüze görüşme yöntemiyle doldurulmuştur. Bulgular: Katılımcıların %99,2’si (n=125 kamu kurumlarının ücretsiz MGA sağlamasını destekliyordu ve tamamı (N=126 gelecek yıl da ücretsiz MGA temin edilmesini istiyordu. 2010 yılında yapılan ikinci ankette ücretsiz sağlanan PGA olanların oranının ise %4 (n=5 olduğu tespit edildi. Sonuç: Bağışıklama hizmetlerinden yararlanmada ekonomik faktörlerin çok önemli olduğu, ancak toplumun güven duygusunun zedelenmesinin, ücretsiz sağlansa da aşılamayı ciddi düzeyde engellediği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Mevsimsel grip aşısı, pandemik grip aşısı Attitudes and behaviors related to free pandemic influenza vaccination of who gets vaccinated with free seasonal influenza vaccine  Objective: This study aims to compare attitudes and behaviors of the people who receive free Seasonal Influenza Vaccine (SIV with their attitudes and behaviors against Pandemic Influenza Vaccine (PIV which is also free, but controversial. Method: This study is a descriptive survey which was carried out within the service area of Evrensekiz Primary Healthcare Center (PHC in Kırklareli province and it was conducted between February 2009 and February 2010. The questionnaire has been applied by face to face interviews. Results: 99,2%of participants (n=125 supported providing free influenza vaccine by governmental organizations and all of them (N=126 wanted to get free influenza vaccine the next year

  2. İşveren Markası Oluşturma: Katılım Bankası Örneği(Creating Employer Brand: Participation Bank Example

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elif Narcıkara

    2016-03-01

    Full Text Available Günümüz firmaları, ürün ve hizmetlerinin pazarlanmasında dış müşterinin yanısıra iç müşterinin de öneminin farkına varmışlardır.  Bu bağlamda, Simon Borrow tarafından geliştirilen İşveren Markası kavramı 1990’ların önemli gelişmelerinden biri olmuş ve birçok firma tarafından dikkate alınan bir kavram haline gelmiştir (Tüzüner vd., 2009. Yetenekli iş gören bulma konusundaki zorluklar, hizmet sektöründe İşveren Markası uygulamalarını öne çıkarmıştır (Berthon vd. 2005; Knox ve Freeman, 2006. Kariyer portallarında en çok başvurunun hizmet sektörü içerisinde bankacılık sektörüne yapılması da araştırmacıları bankacılık sektörüne yöneltmiştir. Bu çalışmanın ana örneklemini katılım bankacılığı alanında hizmet veren Albaraka Türk Katılım Bankası’ na daha güncel ve sağlıklı verilere ulaşılacağı varsayımıyla sadece son 3 ayda başvuruda bulunun adaylar oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı Albaraka Türk’e iş başvurusunda bulunan adayların tercihlerinde etkili olan İşveren Marka çekiciliği faktörlerini ölçmek ve tercihlerinde tecrübe ve eğitim durumlarının etkisinin olup olmadığını görmektir. Bu amaçla geçerliliği ve güvenilirliği tespit edilmiş olan Berthon’un İşveren Çekiciliği Ölçeği (Employer Attractiveness Scale kullanılmıştır. Araştırma ile ilgili anket, pazarlama pozisyonlarına son 3 ayda başvuru yapan, farklı tecrübe seviyelerindeki 500 kişilik bir aday grubuna uygulanmıştır. Adayların seçiminde kolayda örnekleme metodu kullanılıp, Berthon’un 25 soruluk ölçeğinden oluşan anket 7’li Likert cevap ölçeği kullanılarak e-mail aracılığıyla adaylara gönderilmiştir. Elde edilen sonuçlar da SPSS programı ile analiz edilmiştir.

  3. A Comparison of job selection by students with and without hearing impairment

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Oya Kanyilmaz

    2011-03-01

    that may benefit young people, especially those who are hard of hearing was seen. In order to meet these needs, specialized instructional programs for dormitory counselors in schools for the deaf should be implemented.Key Words: Preferred job, hearing-impaired students, career counselingÖzetAmaç: Bu çalışma ile sağlıklı ve işitme engelli öğrencilerin mesleki tercihlerinin karşılaştırılması, olası farklılıklar ile bunu etkileyen faktörlerin saptanması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma Mayıs 2004’te Ankara’da, 70 dB üzerinde işitme kayıbı olanların devam ettiği Yahya Özsoy İşitme Engelliler İlköğretim Okulu öğrencileri (n=119 ile belirlenmiş engeli olmayanların devam ettiği bir İlköğretim Okulu öğrencileri (n=119 üzerinde yürütülmüştür. Öğrencilere uygulanan anket formlarında, sosyodemografik bilgilerin yanı sıra ileride kendileri için hangi mesleği düşündükleri ve bu meslek için gereken eğitim seviyesi sorgulanmıştır. Seçilen meslek için gereken eğitim seviyesi kriteri olarak 11 yıl alınmıştır. Ayakkabı boyacılığı, terzilik, demircilik, marangozluk, boyacılık, tır şoförlüğü gibi meslekler 11 yıldan az süre eğitim gerektiren meslekler grubuna dahil edilmiş olup; öğretmen, pilot, doktor, hemşire gibi meslekler 11 yıl ve üzerinde bir süre eğitim gerektiren meslekler grubunda ele alınmıştır. İstatistiksel analiz yöntemi olarak lojistik regresyon kullanılmıştır. Bulgular: Seçilen meslek için gereken eğitim seviyesini etkileyen faktörlere bakıldığında, işitme engelli okuluna devam eden öğrenciler ile erkek öğrencilerin diğer gruplara göre daha fazla oranda 11 yıldan az eğitim gerektiren meslek tercihinde bulundukları saptanmıştır. Halen devam edilen sınıf, annenin yaşı, çalışma durumu ve eğitimi ile, babanın yaşı, çalışma durumu ve eğitiminin tercih edilen meslek için gereken eğitim seviyesi ile ilişkili olmadığı g

  4. Influence of the Plow Filling and Thread Angle onto the Plow Head Efficiency / Wpływ Współczynnika Wypełnienia Organu Oraz Kąta Nawinięcia Płata Ślimaka Na Sprawność Ładowania Frezującymi Organami Ślimakowymi

    Science.gov (United States)

    Wydro, Tomasz

    2015-03-01

    sprawność ładowania ηl. Uzyskane wyniki i ich analiza pozwoliły stwierdzić, że badane organy wykazywały bardzo zróżnicowane sprawności ładowania, w zależności od zmiennych parametrów ruchowych, czyli prędkości posuwu vp i obrotów n, a także przy różnym kącie nawinięcia płata ślimaka. Również istotnym wnioskiem z badań, który może w praktyce zostać wykorzystany, jest fakt, że dla stałych obrotów organu n i zwiększanej prędkości posuwu vp spadała sprawność ładowania ηł (dla pracy organu bez ładowarki). Fakt ten jest ważny, ponieważ w warunkach dołowych w trakcie eksploatacji kombajnu ścianowego istnieje tylko możliwość regulacji jego prędkości posuwu. Istotnym dla wykorzystania w praktyce, może być również fakt, iż przy pracy organu z ładowarką występuje wzrost poboru mocy organu przy wzroście współczynnika wypełnienia kw. Jest to istotne z punktu widzenia ekonomi eksploatacji i dążenia do minimalnego zużycia energii. Zrealizowane badania laboratoryjne sprawności procesu ładowania, pozwoliły uzyskać szeroki zakres wyników, które mogą pomóc przy doborze parametrów ruchowych kombajnu ścianowego w trakcie jego eksploatacji, a nawet wcześniej, na etapie projektowania organów ślimakowych (Wydro, 2011).

  5. Comments on "Determination and Analysis of the Theoretical Production of a Bucket Wheel Excavator" / Uwagi I Komentarze Do Pracy: "Określanie I Analiza Teoretycznej Wydajności Pracy Koparki Wielonaczyniowej Kołowej"

    Science.gov (United States)

    Bošnjak, Srđan M.

    2015-03-01

    żne przeoczenie. Che i Chen (2014) kwestionują prawidłowość równania (6), lecz przedstawione w niniejszej pracy analizy i uwagi prowadzą do następujących wniosków: • Stwierdzenie w pracy (Che i Chen 2014) że równanie (6) nie uwzględnia wpływu tmax i h nie jest prawdziwe. Dowód: Równanie (6'). • Stwierdzenie że równanie (6) nie uwzględnia wpływu R_s^' - "...czyli obrotowego promienia działania..." (Che i Chen 2014) jest prawdziwe, w przeciwnym razie równanie (6) byłoby nieprawdziwe. Równanie (6) uwzględnia odpowiedni promień zdefiniowany w równaniu (i), które jest prawdziwe. Dowód: Równanie (6'). W rozdziale 2 pracy (Che i Chen 2014) zatytułowanym: "Analiza teoretycznej wydajności koparki kołowej wielonaczyniowej" kierując się błędnymi wnioskami odnośnie niedokładności równania (6) autorzy podjęli próbę skorygowania powyższej niedokładności, by w ten sposób poprawić istniejącą teorię, W trakcie realizacji koncepcji wykorzystania równania (11) do zdefiniowania zasad rządzących zmianą prędkości kątowej wysięgnika Che i Chen (2014) popełnili błąd. Przyjęli oni mianowicie, że wyrażenie (14), otrzymane dla górnego przekroju wykopu e odnosić się będzie także do wszystkich przekrojów, dla całej wysokości wrębu. Pominęli w ten sposób fakt iż prędkość w ruchu łukowym wysięgnika nie jest wielkością stałą, patrz: równania (f) i (f'), i przyjęli jej wartość maksymalną, równanie (f'). Dlatego też równania (15), (16), (18) i (19) nie są prawidłowe. Wszystkie wejściowe dane obliczeniowe a także sposób ich zapisu (Tabela 1) zostały zaczerpnięte z pracy (Che i Chen 2014). Ponadto, zaprezentowane dane o pracy koparki wielonaczyniowej SchRs wykorzystywanej w kopalni "Zukunft" w Reńskim Zagłębiu Węglowym, zaczerpnięto z pracy (Durst i Vogt 1988). Osiągnięcia badań teoretycznych Che i Chen (2014, strona 289) przedstawione dla konkretnej koparki wielonaczyniowej kołowej eksploatowanej w

  6. Öğretim Elemanlarının Kişilik Özellikleri ile Örgütsel Bağlılık Düzeyleri Arasındaki İlişki The Relationship Between Instructors' Personality Traits And Organizational Commitment

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ergün RECEPOĞLU

    2013-07-01

    Alkan (2007 tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan Beş Faktör Kişilik Envanteri ve Meyer ve Allen (1991 tarafından geliştirilen ve Wasti (2000 tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPPS 13 programı kullanılmıştır. Öğretim elemanlarının kişilik özelliklerini ve örgütsel bağlılık düzeylerini belirlemek amacıyla aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca, değişkenler arasındaki ilişkilerin hesaplanmasında Pearson momentler çarpım korelasyon katsayısı (r ve bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenleri yordama düzeylerini belirlemek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Regresyon analizinin yorumlanmasında standartlaştırılmış Beta (β katsayısı ve bunun anlamlılığına ilişkin t-testi sonuçları dikkate alınmıştır. Araştırma sonuçları, öğretim elemanlarının kişilik özelliklerinde en yüksek ortalamanın uyumluluk, en düşük ortalamanın ise nevrotizm boyutunda oluştuğunu göstermektedir. Bununla birlikte araştırma sonuçları, öğretim elemanlarının kişilik özellikleri ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında anlamlı ilişkilerin olduğunu göstermiştir. Kişilik özelliklerinin deneyime açıklık boyutu örgütsel bağlılığın alt boyutlarıyla ilişkili bulunmamıştır. Ayrıca, duygusal ve normatif bağlılığın tek anlamlı yordayıcısının öz-disiplin boyutu olduğu ortaya konmuştur. Araştırma sonuçları alanyazınla ilişkilendirilerek tartışılmıştır.

  7. KOSOVO FORCE (KFOR ORGANIZATION IMAGE: EMPIRICAL RESEARCH ON KOSOVO SECURITY FORCES (KSF

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Korhan ARUN

    2014-10-01

    kararların alınmasında önemli rol oynamasıdır. İmajın, işlevsel ve duyuşsal iki bileşeni vardır. Bunlar NATO’yu (KFOR temsil eden askeri işaretler ve üniformaların oluşturduğu işlevsel bileşen ve katılımcı ülkelerin Kosova Gücü (KFOR personeli ile ilişkilerinin oluşturduğu duygusal bileşen. Bu araştırmanın temel amacı KFOR’un imajını belirleyen temel etkenlerin araştırılmasıdır. Alt amaçlar ise KFOR’un imajını belirlemede KFOR’a dâhil ülkeler ile Kosova’nın ve KSF (Kosova Güvenlik Kuvvetleri personelinin ilişkisi ile algılanan görev başarısının etkisinin belirlenmesidir. Bu etkileri belirleme amacıyla 3 hipotez oluşturulmuş ve ülke imajını belirlemede etkili KSF personelinin duygusal ilişkilerini anlamak amacıyla ampirik çalışma yapılmıştır. Anketlerin doğrusal regresyon, korelasyon ve faktör analizleri ile değerlendirilmesinden sonra görülmüştür ki etnik merkeziyetçilik ve vatan severlik etkileri göz ardı edildiğinde; askeri personelin güce destek veren ülkeler ile olan askeri ilişkileri ve faaliyetleri KFOR’un imajında önemli tahminleyicidirler. Doğal olarak bu imaj hakkındaki duyguların bu temelleri organizasyonel imajın gelecek alan yazınına ışık tutacaktır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel İmaj, Ülke İmajı, İmaj, KFOR (Kosova Gücü.

  8. İlköğretim Okullarında Görev Yapan Öğretmenlerin Örgütsel Sinizm Düzeylerinin Belirlenmesi (Uşak İli Örneği Assessment of Cynicism Level of Primary School Teachers (Uşak Sample

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Akif HELVACI

    2012-09-01

    neticilerin sinizminin sebep ve sonuçlarını bilmeleri örgütteki başarı ve var ise sinizmin olumsuz sonuçlarını en etkili ve en uygun bir şekilde yönetme imkanı vermektedir. Örgütsel sinizmi etkileyen faktörlerin bilinmesi ya da algılanması yöneticilerin bu konuda duyarlı olup olumsuz sonuçlar doğurabilecek adım atmalarına engel olmaktadır. Bu araştırma, Uşak ili Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kamu ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Aynı zamanda öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerinin cinsiyet, branş, kıdem, öğrenim durumu, okulda çalışma süresi değişkenlerine göre faklılaşıp farklılaşmadığı saptanmak istenmiştir. Araştırma 2010-2011 eğitim-öğretim yılında yürütülen betimsel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın evreni Uşak ili sınırları içerisinde bulunan tüm kamu ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Örneklemini ise tesadüfi örnekleme yolu ile seçilen 311 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Apaydın (2012 tarafından geliştirilen örgütsel sinizm ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulguları ilköğretim öğretmenlerin sinizm algılarının “Az düzeyinde” olduğunu göstermektedir. İlköğretim öğretmenlerinin sinizme ilişkin görüşleri cinsiyet, branş, kıdem, öğrenim durumu bakımından değişmemektedir. Okuldaki çalışma süresi bakımından, bulunduğu okulda 6-10 yıl çalışan öğretmenlerin, 1-5 yıl çalışan öğretmenlere göre daha çok sinizme sahip olduklarını göstermektedir.

  9. S-24: Hamstring Tendon Otogrefti ile Ön Çapraz Bağ Rekonstrüksiyonu Sonrasında Modifiye ve Hızlandırılmış Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Programının Propriosepsiyon Denge ve Koordinasyon Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İbrahim Babayiğit

    2017-03-01

    ım atlama test sonucunu etkileyen bağımsız faktörler olarak bulunmuştur ( p<0.05 . Çalışmamızda yaralandıktan sonra 5 ay içinde ameliyat olan olguların Lysholm skorları 5 ay ve daha ileri zamanlarda ameliyat olanlara oranla daha yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak; olguların ölçülen propriosepsiyon değerleri ile Post operatif 6. aydaki fonksiyonel performans sonuçları ilişkili gözükmektedir.

  10. Lietuviškas Adomo Mickevičiaus autografas

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zigmas Zinkevičius

    2011-12-01

    eksperymencie, autor artykułu czyni następujące wnioski:Zapisane w tekście fragmenty litewskich pieśni ludowych były odśpiewane w obesności A. Mic­kiewicza przez L. Korylskiego w jego rodzinnym dialekcie północno żemajtskim, który można zlokalizować na przestrzeni między Palanga, Darbėnai i Lenkimai. To odgałęzenie wymienionego dialektu bardzo różni się od powszechnie używanego języka litewskiego i A. Mickiewicz na pewno nie byl z nim obznajmiony. Znał on jednak dwa pierwsze fragmenty pieśni w dialekcie auksztajtskim (zbliżonym do powszechnie używanego języka litewskiego. Toteż A. Mickiewicz, zapisując owe fragmenty, wahał się między formami dialektu żemajtskiego, w którym odśpiewał je L. Korylski, a znanymi formami dialektu auksztajtskiego. Na tym tle powstał między nimi spór, o ktorym upominają dzieci A. Mickiewicza (co pozostaje w sprzeczności z wnioskami M. Brensztejna i J. Otrębskiego, że zawiodła dzieci pamięć. Trzeciego fragmentu A. Mickiewicz nie znał. Zapisał go ze słuchu niezupełnie (przynajmniej z początku rozumiejąc tekst w dialekcie żemajtskim. Rozbiór tekstu i analiza ekstralingwistycznych faktów dowodzi, że język litewski nie mógł być A. Mickie­wiczowi całkiem nieznany. Jednakże nie mamy dowodów, na podstawie których można byłoby ustalić stopień opanowania języka litewskiego przez A. Mickiewicza.

  11. SELF EFFICACY PERCEPTIONS OF TURKISH TEACHER CANDIDATE TÜRKÇE ÖĞRETMENİ ADAYLARININ ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE DÖNÜK ÖZ YETERLİK ALGILARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hasan BAĞCI

    2012-06-01

    Full Text Available The main purpose of the study is to investigate Turkish teacher candidates’ self-efficacy levels according to their gender, kind of education, graduated type of high school and academic achievement. In the study data was collected by “Turkish Teacher Candidates’ Self Efficacy Perception Scale” developed by the researchers. The scale consisting of five sub-factors is five-item Likert-type scale. 351 Turkish teacher candidates whose 179 female and 172 male attended to the study. The participants of the study consisted of 4th grade students enrolled in Turkish Teaching Departments of Mehmet Akif Ersoy University, Inönü University, Ondokuz Mayıs University, Sakarya University, Gaziantep University, Dokuz Eylül University and Gazi University Faculties of Education. Data was analysed by using SPSS 15.0 package program. The results of the study indicated that, Turkish teachercandidates’ self-efficacy levels is “good”. Turkish teacher candidates' self-efficacy scores did not show any changes according to their gender, kind of education, graduated type of high school. But it was observed that according to academic achievement Turkish teacher candidates’ self-efficacy scores there was significant relationship. Bu araştırmanın temel amacı Türkçe öğretmeni adaylarının öz yeterlik algılarının cinsiyete, öğretim türüne, mezun olunan lise türüne ve akademik başarı durumlarına göre incelenmesidir. Çalışmadaki veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen “Türkçe Öğretmeni Adaylarının Öz Yeterlik Algısı Ölçeği” aracılığıyla toplanmıştır. Beş alt faktörden oluşan ölçek, beşli likert tipi bir ölçme aracıdır.Araştırmaya 179’u kız, 172’si erkekten oluşan 351 Türkçe öğretmeni adayı katılmıştır. Katılımcılar Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Dokuz Eylül

  12. Sınıf Öğretmeni Adaylarının Müzik Öğretimine İlişkin Tutumlarını Ölçmeye Yönelik Ölçek Geliştirme Çalışması A Study on Developing a Scale to Determine Classroom Teacher Candidate’s Attitudes towards Teaching Music

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sadullah Serkan ŞEKER

    2013-09-01

    birlikte sınıf öğretmeni de çocuğun yaşamında okulu ve öğretmenliği temsil eden bir bireydir. Çocuk bu dönemde sanat ve bilimle akademik anlamda iletişime geçer. Sanatın önemli kollarından bir tanesi de müziktir. Kalıcı, nitelikli, etkili bir müzik eğitiminin gerçekleşebilmesi için sınıf öğretmenlerinin temel bilgi ve beceriler, müzik öğretimiyle ilgili çağdaş yöntem ve yaklaşımlarına ilişkin kuramsal ve uygulamalı bilgilerin yanı sıra derse yönelik tutumları da önemlidir. Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin müzik öğretimiyle ilgili tutumlarını ölçmek amacıyla bir tutum ölçeği oluşturmaktır. Araştırma tarama yöntemi ile yürütülmüştür. Yapılan çalışmada yürütülen işlem basamakları; madde havuzu aşaması, kapsam geçerliği (uzman görüşü ve pilot uygulamanın yapılması olarak izlenmiştir. Ölçeğin pilot uygulaması Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı’nda öğrenim gören olan Müzik ve Müzik Öğretimi dersi almakta olan 282 öğrenciye uygulanmıştır. Analizler sonucunda elde edilen bulgular; verilerin faktör analizi için uygunluğunun belirlenmesi, taslak ölçeğin yapı geçerliğinin incelenmesi ve taslak ölçeğin güvenirliliğinin incelenmesi şeklinde sunulmuştur. Toplanan verilerin KMO (Kaiser-Meyer-Olkin katsayısı 0,92 Barlett testi sonucu ise 0.05’dir. 19 maddeden oluşan Müzik Öğretimine İlişkin Tutum Ölçeği’nin (MÖTÖ Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0.90’dır.

  13. Asya Politik Sineması Üzerine Notlar / Notes on Asian Political Cinema

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa Ali MİNARLI

    2015-01-01

    Full Text Available Sinema, diğer sanat dalları gibi, topluma ve onu etkileyen faktörlere kayıtsız kalmamış ve hangi biçim ya da dil vasıtasıyla olursa olsun yaşama ayna olma vazifesini yerine getirmekten geri durmamıştır. Sinemanın toplumu yine kendisine yansıtarak tanıtması ve onu eleştirmesi bölgeden bölgeye ve kültürden kültüre farklılıklar göstermektedir. Sinema, tıpkı Lumiere Kardeşler’in sinematografından hareketle dünyaya yayılıp biçim ve dil değiştirerek yaşamını çok yönlü sürdürdüğü gibi, bugün de çeşitliliğini ve zenginliğini muhafaza etmeye devam etmektedir. Asya politik sineması günümüzde toplumsal hareketler ve sinema ilişkisi bağlamında en özgün örneklerin ortaya çıktığı alanlardan birini teşkil etmektedir. Asyalı sinemacılar, kendi ülkelerindeki toplumsal hareketlenmeleri veya siyasi değişimleri işlerken sinemanın farklı anlatım biçimlerini kullanmışlardır. Özellikle dünyanın kanayan yarası Ortadoğu’nun sinemacılarının toplumu nasıl gördükleri ve toplumun kendi kendisini nasıl tanıması gerektiği konusunda yaptıkları çalışmalar tüm dünyada ilgiyle takip edilmektedir. Bu çalışmada, Asya politik sineması önde gelen ülkeler bazında tek tek incelenerek, bölgelerin ve ülkelerin geçmişten günümüze gelişimleri mercek altına alınacaktır. Rus sinemasının çevre bölgesine etkisi, İran sinemasının kendine has özellikleri ve onu öne çıkaran nedenler, son olarak bu ekollerin Batılı örneklerle olan ilişkisi tartışılacaktır. / Cinema does not stay indifferent to the society and the factors effecting it and does not abstain from the duty for reflecting the life by means of every language and every form like the other branches of art do. Cinema’s process of introducing society by reflecting it to itself and criticizing society varies from region to region and culture to culture. In addition to the fact that cinema led a

  14. The Analysis of Poisoning Cases Presented to the Emergency Department within a One-Year Period

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatma SARI DOGAN

    2014-12-01

    şvuran erişkin hastaların demografik ve etiyolojik faktörlerini araştırdık. Gereç ve Yöntem: Çalışma geriye dönük bir çalışma olup veriler adli defter, protokol defteri ve hasta dosyalarından elde edilmiştir. Bir yıllık süre içerisinde (Eylül 2011-Eylül 2012 Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne zehirlenme ile başvuran 14 yaş üstü hastalar çalışmaya dahil edildi. Bulgular: Çalışmaya toplam 430 hasta dahil edildi. Olguların 278'i kadın (%64.7, 152'si erkekti (%35.3. Kadın/erkek (K/E oranı 1.82/1, yaş ortalaması 27.4±11.75 idi. Zehirlenme nedeni incelendiğinde; 348'inin (%80.93 ilaç, 39'unun (%9.06 alkol ve ilaç, 37'sinin (%8.6 fare zehiri, dördünün (%0.93 kostik madde, ikisinin (%0.46 organofosfat olduğu görüldü. En yüksek başvurunun sırasıyla temmuz, ağustos, eylül aylarında olduğu görüldü. Mevsimlere göre başvuru sıklığına bakıldığında %35.6 yaz, %29.1 sonbahar, %19.8 ilkbahar ve %15.6 kışın başvuru olduğu tespit edildi. Sonuç: Çalışmamızın sonuçları literatürde Türkiye'de daha önce yapılan çalışmalarla benzerlik göstermektedir. Zehirlenme olguları kadınlarda daha sık olup en sık ilaç alımı yolu ile olmaktadır. Literatürden farklı olarak en sık yaz mevsiminde zehirlenme tespit edildi. Key words: Emergency services, poisoning, suicide, Anahtar sözcükler: Acil servis, zehirlenme, intihar

  15. Antakya Şehri ve Yakın Çevresinde Meydana Gelen Erozyonun Coğrafi Dağılışı ve Analizi Geographical Distribution And Analysis Of The Erosion Occurred In Aktakya And Its Close Environment

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet DEĞERLİYURT

    2013-09-01

    üfusunun hızla artmasından dolayı daha da fazla kullanılmıştır. Bu durum toprak üzerindeki baskıyı giderek arttırmıştır ve düz alanlar dışında eğimli sahalarda da tarım yapılmaya başlanmıştır. Buna karşılık, mera ve orman arazisi olarak kullanılması gereken sahalar da tarıma açılmıştır. Sonuçta, farklı amaçlarla toprağın daha yoğun kullanımı ve çevreye yapılan olumsuz müdahaleler erozyon gibi önemli bir çevre sorununu da beraberinde getirmiştir.Bu çalışmada Hatay İli’nin merkezi olan Antakya Şehri’nin yakın çevresinde erozyonla meydana gelen sediment kaybının hesaplanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda Yağış Erozif (R, Toprak Direnç (K, Yamaç Eğim Uzunluğu (LS, Zemin Örtüsü (C ve Erozyon Önleyici Çalışmalar (P Faktörlerinin kullanıldığı RUSLE yöntemi kullanılmıştır. Analiz sonucunda inceleme alanında meydana gelen toprak kaybı 0-26.02 ton/ha/yıl olarak hesaplanmıştır. Ayrıca inceleme alanının % 22’sinde şiddetli ve çok şiddetli erozyon olduğu tespit edilmiştir. Çalışma Akdeniz iklim bölgesindeki erozyona duyarlı alanların tespit edilmesi bakımından önemlidir. Ayrıca konusunda önlem alma ve karar verme yetkisine sahip kurum ve kuruluşlar için yol gösterici bir eser olması açısından önem arz etmektedir.

  16. S-19: Futbolculara Uygulanan Üç Farklı Germe Tekniğinin Hamstring Esnekliğine Akut Etkisi: Pilot Bir Çalışma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erkan Erol

    2017-03-01

    Full Text Available GİRİŞ: Fiziksel olarak aktif kişilerde ve sporcularda hamstring yaralanmaları yaygın görülür. Yetersiz ısınma, esnekliğin az olması, kas imbalansı, nöral gerginlik ve daha önce geçirilen yaralanmalar hamstring yaralanmalarına zemin hazırlar. Hamstring yaralanmasına neden olan faktörler arasında posterior kompartımanın yetersiz esnekliği en yaygın kabul gören nedenlerden biridir ve fiziksel aktiviteden önce germe uygulanmasının kasın, fasyanın ve nöral dokuların esnekliğini artırarak yaralanma riskini azaltacağı önerilmektedir. AMAÇ: Bu çalışmanın amacı futbolculara uygulanan üç farklı germe tekniğinin hamstring esnekliğine etkisini incelemektir.GEREÇ YÖNTEM: Çalışmaya yaşları 16 ile 20 yıl arasında olan 38 erkek futbolcu dahil edildi. Katılımcılar 3 gruba ayrıldı: 1. gruba sırtüstü pozisyonda statik hamstring germe, 2. gruba siyatik sinir nöral mobilizasyonu, 3. gruba mulligan yöntemine göre traksiyonla düz bacak kaldırma tekniği uygulandı. Uygulama süresi her 3 teknik için de 60 saniye olarak belirlendi. Uygulama öncesi ve sonrası katılımcıların dominant alt ekstremitesi gonyometre kullanılarak düz bacak kaldırma testi ile aktif ve pasif olarak değerlendirildi. Sonuçlar derece olarak kaydedildi.BULGULAR: Düz bacak kaldırma testi başlangıç değerleri karşılaştırıldığında müdahale öncesinde gruplar arası fark olmadığı görüldü. Uygulamalar sonrası her 3 grupta düz bacak kaldırma testinin aktif ve pasif eklem hareket açıklığında (EHA istatistiksel olarak anlamlı artış saptandı (p<0,05. Gruplar kendi arasında kıyaslandığında, mulligan yönteminin kullanıldığı grupta, uygulama sonrası hem aktif hem pasif EHA’nın diğer 2 gruptan daha fazla artış olduğu kaydedildi (p<0,05. Nöral mobilizasyon ve statik germe gruplarının EHA artışları arasında fark olmadığı görüldü (p<0,05.TARTIŞMA / SONUÇ: Bu sonu

  17. P-16: Takım Sporu Yapan Bireylerde Görülen Sakatlık Türleri ve Bu Sakatlıkların Çeşitli Değişkenlere Göre İncelenmesi (Bursa Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İlker Kirişci

    2017-03-01

    , üst bölgenin alt bölgeye göre daha güçsüz olmasından kaynaklandığı düşünülebilir. Isınma ve soğuma süreleri yeterli olmasına rağmen yetersiz ısınmadan dolayı sakatlanma 2. sırada yer almakta, buda ısınmanın bilinçsiz yapıldığı anlamına gelebilir. Sporcuların % 74’ü hırçın, cesur-atak, asi, sinirli kişilik yapısına sahip oldukları için sakatlık riskini arttırır. Sakatlığa neden olan faktörlerde ilk sırada rakibin darbesiyle sakatlanma, ikinci sırada yetersiz ısınma, üçüncü sırada ise zemin bozukluğu sakatlıkların oluşmasında etkili olmuş ve %51,6’sı maç ortasında gerçekleşmiştir. Maçlarda sağlık personeli bulunmasına rağmen antrenmanlarda bulunmadığı ortaya çıkmıştır.

  18. Dede Korkut Hikâyelerinde Savaşçı Eğitimi Warrior Training In Dede Korkut Stories

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Lütfü Kerem BAŞAR

    2012-12-01

    ı, devamlı hareket ve mücadeleye dayanır. Bu mücadeleler ise, sadece tabiat ve çevre şartlarıyla değil, aynı zamanda düşmana karşı da verilmiştir. Bu nedenle kuvvet ve savaşçılık, böyle bir hayat tarzını devam ettiren asıl unsurlar olmuştur. Doğa şartlarının sertliği, avcılıkla uğraşma ve çevredeki toplumlarla sürekli mücadele gibi faktörler, göçebe insana savaşçı ve mücadeleci bir kimlik kazandırmada birinci derecede etkili olmuştur. Mücadelelere dayalı olan Dede Korkut Hikâyeleri’nde, savaşçı bir kimliğe sahip olması beklenen kahramanın yetiştirildiğini gösteren sahneler çokça yer almaktadır. Kuvvetli insana dayanan göçebe toplumlarda da, erkek çocuğa büyük bir değer verilmiştir. Bu nedenle özellikle erkek çocuklar, hem boylar arasındaki mücadelede, hem zor durumdaki ve tutsak olan aile bireylerini kurtarmada, hem de avlanma amacıyla yapılan vahşi hayvanlarla mücadelede âdeta özel bir savaş eğitimine tâbi tutulmuştur. Bu çalışmada, Dede Korkut Hikâyelerindeki kahramanların savaşçı bir kimlik kazanmada geçirdiği aşamalar ve hikâyelerin, savaşçı eğitimiyle ilgili olarak vermiş olduğu mesajlar tespit edilmeye çalışılmıştır.

  19. The Effects of migratory seasonal farmwork on psychomotor development and growth among children ages 0-5 years in Southeastern Anatolia

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zeynep Simsek

    2011-12-01

    ocuklarında %21.3’dür. Mevsimlik tarım işçisi anneler çocuklarının büyüme ve gelişme izlemlerinin yapılmadığını bildirmişlerdir. Ekonomik durum, çocuk sayısı, hanehalkı büyüklüğü ve annenin yaşı kontrol edildiğinde, mevsimlik tarım işçisi ailenin çocuğu olma (OR 2.6; %95 GA 1.4-4.7; p=0.001 ve annenin öğrenim düzeyi (OR 0.88; 95% CI = 0.78-0.99; p=0.040 bodurluk için ilişkili faktörler olarak saptanmıştır. Sonuç: Hassas bir grup olan mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocuklarının temel sağlık hizmetlerine ve sağlık haklarına erişimlerinin sağlanması için çaba harcanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Göçebe tarım işi, çocuklar, büyüme, gelişme 

  20. Avrupa Ekseninde Yabancı Korkusu Ve İslamofobi Algısının Değerlendirilmesi Evaluation About Perception Of Xenophobia And Islamophobia Within The Scope Of Europe

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nesrin AKINCI ÇÖTOK

    2013-07-01

    Full Text Available Undoubtedly, migration is the most basic factor that insures thesocial dynamism. Therefore, it plays an important role in the process ofcreating and re-creating of the relations between the immigrant societyand the native society. Besides the fact that in macro scale, migration isin a determiner position for intercultural relations, it is also the mainsource for the shaping of the relations between communities in certainsocieties. Migration is also the fundamental reason in the association indiversity- multiculturalism- idea that represents the expression ofdifferent cultures and identities. Migration is seen as a political issueand country’s migration policies are shaped according to thisphenomenon and its practice. The conditions brought about by theconcepts of xenophobia and Islamophobia emerging in Europe and theUnited States of America in the 1970s owing mainly to the prejudicesappear as the negative outcomes of migration. These terms have beendiscussed all over the world. Xenophobia and Islamophobia stand out inthe wake of the right movements’ along with conservative parties’gathering strength and the acts within this context accelerate. In thisterm, not procuring a hierarchical structure between cultures andobviating xenophobia and Islamophobia will be one of the basicformulas of Europe enabling intercultural communications andinteractions. Sosyal dinamizmi sağlayan en temel faktör olan göç olgusunun, göç eden topluluk ve ev sahibi topluluk ilişkilerinin üretilmesi ve yeniden üretilmesi sürecinde önemi büyüktür. Makro ölçekte göçün toplumlararası ilişkileri belirleyici bir konuma sahip olması yanında, göç belli toplum içinde de topluluklar arası ilişkilerin şekillenmesinde ana kaynaktır. Özellikle son dönemde yükselen eğilim olarak farklı kültür ve kimliklerin kendilerini ifade ederek” farklılık içinde birlik” oluşturma idealinin de temelinde göç gerçeği yatmaktadır. Göç ger

  1. Malezya’da Din-Devlet İlişkisine Kısa Bir Bakış / A Short Overview of the Relationship between Religion and State in Malaysia

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Özay

    2013-03-01

    Full Text Available Abstract Starting from the second half of the 1960s onwards, socio-religious youth movements, which are regarded as the initial element of civil expressions on university campuses, were constructively influential on the perception of the political elites’ understanding of Islam and political evolution of the Islamisation policies in the process in Malaysia. There are opinions that this effect encompassed the efforts of Islamisation particularly in the 1980s. In this process, the task of the state apparatus, as a political power, which managed the religious domain mostly considered belonging to the civil sector, deserves to be scrutinized in relation with at least some influential factors in the near and distant past of the Muslim Malay community. And, it cannot be overseen that the functions of the traditional Malay rulers, say, Sultans, were transferred, to some or larger extent, to the Federal government after the independence. With regard to this, in this article, the present writer will focus on some aspects of the policies of Dr. Mahathir Mohamad, who has molded majorily the history of modern Malaysia, regarding his Islamisation policy aligned with the state-religion relationship. Özet Malezya’da 1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren üniversite kampüslerinde başlayan ve sivilleşmenin bir unsuru olarak telâkki edilen dini-toplumsal hareketlerin İslam’ın ülke siyasi elitince algılanmasında ve pratikte İslamlaştırma adıyla anılabilecek politikalara evrilmesinde önemli etkisi olmuştur. Bu etkinin, özellikle 1980’li yıllarda devlet eliyle İslamlaştırma çabalarına yol açtığı konusunda görüşler bulunmaktadır. Bu süreçte, yani devletin siyasi bir güç olarak sivil alana dahil olan dini çekip çevirme işini üstlenmesinde, özellikle Müslüman Malay toplumunun yakın ve uzak geçmişindeki kimi faktörler dikkate alınmayı hak etmektedir. Bu bağlamda, geleneksel Malay devletlerinde

  2. Malezya’da Din-Devlet İlişkisine Kısa Bir Bakış

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Özay

    2013-03-01

    Full Text Available AbstractStarting from the second half of the 1960s onwards, socio-religious youth movements, which are regarded as the initial element of civil expressions on university campuses, were constructively influential on the perception of the political elites’ understanding of Islam and political evolution of the Islamisation policies in the process in Malaysia. There are opinions that this effect encompassed the efforts of Islamisation particularly in the 1980s. In this process, the task of the state apparatus, as a political power, which managed the religious domain mostly considered belonging to the civil sector, deserves to be scrutinized in relation with at least some influential factors in the near and distant past of the Muslim Malay community. And, it cannot be overseen that the functions of the traditional Malay rulers, say, Sultans, were transferred, to some or larger extent, to the Federal government after the independence. With regard to this, in this article, the present writer will focus on some aspects of the policies of Dr. Mahathir Mohamad, who has molded majorily the history of modern Malaysia, regarding his Islamisation policy aligned with the state-religion relationship.ÖzetMalezya’da 1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren üniversite kampüslerinde başlayan ve sivilleşmenin bir unsuru olarak telâkki edilen dini-toplumsal hareketlerin İslam’ın ülke siyasi elitince algılanmasında ve pratikte İslamlaştırma adıyla anılabilecek politikalara evrilmesinde önemli etkisi olmuştur. Bu etkinin, özellikle 1980’li yıllarda devlet eliyle İslamlaştırma çabalarına yol açtığı konusunda görüşler bulunmaktadır. Bu süreçte, yani devletin siyasi bir güç olarak sivil alana dahil olan dini çekip çevirme işini üstlenmesinde, özellikle Müslüman Malay toplumunun yakın ve uzak geçmişindeki kimi faktörler dikkate alınmayı hak etmektedir. Bu bağlamda, geleneksel Malay devletlerinde Sultanlar

  3. Toplumsal Cinsiyet Bağlamında Türkiye’de Kadınların Bestecilik Eğitimine Erişimi ve Bestecilik Kariyeri Women’s Access to Composition Education and Career of Composition in Turkey in the Context in Gender

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zeynep Gülçin ÖZKİŞİ

    2012-09-01

    Full Text Available Expectations and attitudes related to gender roles are important factors in accessing education, career choices and careers of women and men. Throughout the music history literature, musical creativity has been always accounted to male artists, whereas women are mostly accepted as prominent and talented music performers. The scarcity of women composers in musical canon is caused by several social, cultural and economic factors. The myth of female incapacity for musical creativity, which was rather a strong prejudice until the mid of 20th century and women’s limited access to musical education in the area of composition were among these factors. Although to a lesser extent, gender and gender-based inequality in educational and professional guidance, continues today, as well. Women’s access to composition education and, affects of gender and gender roles to choice of career in the case of composition; profiles of students in the context of gender in general music and composition schools which offer undergraduate composition programmes on Europian academic music are analysed. The lists of students who graduated from these institutions since their foundations are examined on the basis of gender and the numbers of graduate girls/boys are obtained and comprised. The gender profile of age to start composition education in the institutions of undergraduate composition education and academicians who born in 1960-1977 and received an undergraduate education of composition are observed. Cinsiyet rollerine ilişkin beklenti ve tutumlar, kadınlar ve erkeklerin eğitime erişimleri, meslek seçimleri ve kariyerlerinde önemli birer faktördür. Müzik tarihi literatüründe kadınlar, önemli müzik icracıları olarak kabul görürken, bestecilik ve müzikal yaratıcılık, daha çok erkeklerle ilişkilendirilen bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bestecilik özelinde, kadınların müzikal kanonda erkeklere oranla daha az yer buluyor olmalar

  4. Osmanlı Mîrî Rejiminin Suriye ve Irak’ta Uygulanmasının Sonuçları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa

    2016-06-01

    ütünleşmeyi ve özdeşleşmeyi sağlayan önemli faktörlerdir. Yüzyıllara dayanan bu iktisadî ve sosyal düzen, Birinci Dünya Savaşından sonraki geliş­melerde, bölge halkının Osmanlı Devletinin yanında mücadelelere katılması sonucunu doğurmuştur. Nihayet bu bütünlük, Türk, Kürt, Arap ayırmaksızın Misâk-ı Millî’nin tarihî zeminini oluşturmuştur.

  5. Sağlık ve Beslenme Açısından Sebzelerin Önemi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Atilla Eriş

    2015-02-01

    Full Text Available Sağlıklı bir yaşam için en önemli faktör dengeli beslenmedir. Bu ise, gerek hayvansal gerek bitkisel besin maddelerinden bilinçli biçimde yararlanmakla sağlanır. Tek taraflı bir beslenme insan metabolizmasında çok kısa sürede anormalliklere yol açar ve fizyolojik dengeyi bozar. İnsan büyümesi, gelişmesi ve yaşamındaki bir çok fonksiyonun etkilendiği beslenme olayı üzerinde dururken; bitkisel besin maddelerinden sebzelere özel bir yer vermek gerekir. Esas olarak besinlerin değerlendirilmesi, bunların kapsadıkları kimyasal öğelere göre yapılır. Böylece bir kimsenin vücudunun gereksinimleri de biyokimyasal kavramlarla saptanabilir. Sebzelerin bünyesinde temel besin maddelerinden karbonhidratlar, proteinler, yağlar, madensel maddeler, vitaminler ve su bulunur. Genel olarak 100 g sebzenin bünyesinde karbonhidrat 2.2-28.2 g; protein 0.6-7.0 g; yağ 0.1-1.3 g; madensel maddelerden demir 0.2-12.7 mg; kalsiyum 6-392 mg arasında bulunur. Keza vitamin yönünden oldukça zengin olmaları, sebzelerin temeldeki değerini bir kat daha arttırmaktadır. Bu konudaki veriler Cetvel 2’de görülmektedir. Özellikle A, B, C, E, K ve PP vitaminlerince zengin olan sebzelerin bu vitaminlerinden gereği gibi yararlanmak için bozulmamalarına dikkat etmek gerekir. Bunun için sebzelerin hasadından taze tüketimine kadar geçen süreyi oldukça kısa tutmalıdır. Sebzeler pişirilerek yenecek ise, sularını atmamalı ve kızartmamalıdır. Özellikle haşlama olarak veya buğday pişirilmelidir. Taze olarak veya işlenecek tüketimde sebzeleri fazla hırpalamamalıdır. Böylece olanaklar içinde vitaminlerden daha çok yararlanılabilir. Sebzelerin beslenme ve sağlık için gerekli olmalarının nedenlerini de şöyle sıralayabiliriz. a Vitamin kapsamları geniştir, b Madensel maddeler yönünden vücudun gereksinimini karşılarlar, c Az miktarda kalori sağladıklarından genellikle kilo aldırmazlar, d İştah a

  6. Koroner kalp hastalığı(KKH riski olup Toplum Tabanlı Sigara Bırakma Merkezi’ne davet edilenlerin başvurusunu etkileyen etmenler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özlem Pekel

    2012-08-01

    Full Text Available Özet Amaç: Bu çalışmada amaç, KKH riski olup Toplum Tabanlı Sigara Bırakma Merkezi’ne davet edilenlerin başvurusuna etki eden faktörlerin belirlenmesidir. Yöntem: Balçova’da yaşayan 30 yaş üzeri kişilerin KKH risk durumlarının belirlendiği ve buna yönelik girişimlerin planlandığı Balçova’nın Kalbi(BAK projesi kapsamında 2008 yılında yapılan durum saptama çalışmasında belirlenen Framingham risk düzeylerine göre KKH riski orta ve yüksek düzeyde riski olup sigara içen kişiler (1390 kişi veri tabanından seçilmiştir.  Projede eğitimli yedi kişiden oluşan Toplum Sağlığı Destek Grubu (TSDG hedef gruba ev ziyaretleri ya da telefonla ulaşarak projeye katılmaları için merkeze davet etmişlerdir. Sigara Bırakma Merkezi’nde tüm hizmetler ücretsiz olarak sunulmuştur. Araştırmanın bağımlı değişkeni, Sigara Bırakma Merkezi’ne başvuru durumudur. Bağımsız değişkenleri ise yaş, cinsiyet, öğrenim durumu, medeni durum, sosyal güvence durumu, düzenli sigara içmeye başlama yaşı, günlük içilen sigara sayısı, sigara bırakmayı deneme, sigara bırakmayı düşünme, sigara bırakma hizmeti almak istemedir.    Bulgular: Hedef grup olan 1390 kişiden %49’una(681 evinde ulaşılmıştır.  Sigara Bırakma Merkezi’ne davet edilip randevu alan 444 kişiden %68.2’si başvurmuş, randevu almadığı halde başvuran 28 kişi de izleme alınmışlardır(n=330. Hedef grubun başvurusunu yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, sosyal güvence durumu anlamlı olarak etkilememektedir. Sigarayı bırakmayı düşünenlerde, daha önce bırakmayı deneyenlerde ve sigara bırakma hizmeti almak isteyenlerde merkeze başvuru anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Toplum tabanlı olarak çalışmaya başlayan, KKH riski orta ve üzerinde olan kişilerin davet edilerek, ücretsiz hizmet sunulan bir sigara bırakma merkezinde davete yanıt verme d

  7. Sınıf İçi Disiplin Kurallarının Benimsetilmesinde Öğretmen Rolleri Teacher Roles Adopting Disciplinary Rules In Classroom

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İbrahim HABACI

    2013-09-01

    sınıf düzeninin olması gerekir. Bu düzeni engelleyen faktörlerden birisi de disiplin sorunu oluşturan davranışlardır. Disiplin, öğrenme ortamının düzenini bozan, öğretim yaşantılarını aksatan öğrenci davranışlarına öğretmenin gösterdiği tepkidir. Her öğretmenin aynı davranışa verdiği tepki birbirinden farklıdır. Gerek öğretmenlerin disiplin anlayışındaki farklılıklar gerekse her sınıfın farklı nitelik ve yoğunlukta olması disiplin modellerinin uygulanmasında çeşitlilik oluşturmuştur. Bu farklılığa rağmen disiplin modellerinin ortak amacı, etkili eğitim ve öğretimin sağlanmasıdır. Disiplin sorunu oluşturan davranışın nedeni öğrenci, öğretmen ve aileden kaynaklı olabilir. Öğretmene düşen görev, sınıfın koşullarına uygun ve öğrenci farklılıklarını göz önüne alarak en uygun modelleri birleştirerek istenmeyen davranışları ortamdan uzaklaşmasını sağlamaktır.Sınıf içerisinde karşılaştığımız disiplin; okulun genel işleyişini öğrenci haklarını ve eğitim iş görenlerinin haklarına bir saldırı olan davranışlardır. Disiplin modelleri olarak öğretmenlerin benimsediği yöntemler çok sayıda olabilir, ancak bunlar içerisinde en iyi diyebileceğimiz bir model yoktur. Öğretmen gerektiği yerde her bir modelden bir kısmını kullanarak sınıfın disiplinini sağlamak durumundadır. Her ne kadar her türlü önlemi alsak bile sınıf ortamında istenmeyen davranışlar ortaya çıkar. Öğretmen böyle bir durumda mutlaka bir tepkiyle karşılık vermelidir. Disiplin kuralları oluşturulurken hem okul idaresi, anne babalar hem tüm öğretmenlerimiz bu sürece dahil edilmelidir ki uygulanan yöntemlerde başarılı olabilelim. Biz burada uygulanan farklı disiplin modellerinden bahsederken aynı zamanda bunlarında ötesinde bu gün daha da muhtaç olduğumuz sevgi modeli üzerinde durulması gerektiğine inanıyoruz. Sevgi modeli mesleğini i

  8. DENEYİMSEL DEĞER, TÜKETİCİ TATMİNİ VE TÜKETİCİ SADAKATİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN BELİRLENMESİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA (A RESEARCH TO DETERMINE RELATIONSHIP BETWEEN EXPERIENTIAL VALUE, CUSTOMER SATISFACTION AND CUSTOMER LOYALTY

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Saime ORAL

    2014-07-01

    Full Text Available ÖZ: Bu çalışmanın amacı turizm sektöründe toptancı konumunda olan tur operatörlerinin Uzak Doğulu turistlere sundukları deneyimsel değeri belirlemek; deneyimsel değer ile müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu araştırma, Türkiye’yi Uzak Doğu’dan ziyaret eden ve Kapadokya’ya tur operatörleri aracılığı ile gelen Japon, Çinli ve Güney Koreli turistlerin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Pilot çalışma için 150, ana çalışma için 780 turistten bilgi toplanmıştır. Tesadüfî olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmada, veri analizi aşamasında ilk olarak Uzak Doğulu turistlerin demografik bilgileri incelenmiştir. Daha sonra verilere faktör ve regresyon analizi uygulanmıştır. Deneyimsel değer bağlamında tüketici memnuniyetinde sosyal etkileşim, eğitsel, fonksiyonel, restoran estetiği, hediyelik eşya işletmesi estetiği, müze estetiği, otel estetiği, tur otobüsü estetiği, verimlilik, hatıra ve durumsallık değerlerinin önemli olduğu ortaya çıkarılmıştır. Deneyimsel değer bağlamında tüketici sadakatinde sosyal etkileşim, eğitsel, fonksiyonel, restoran estetiği, hediyelik eşya işletmesi estetiği, müze estetiği, verimlilik ve hatıra değerlerinin önemli olduğu ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Deneyimsel Değer, Müşteri Memnuniyeti, Müşteri Sadakati, Tur Operatörleri, Uzak Doğu Turizm Pazarı. ABSTRACT: The purpose of this study is to determine the experiential values presented to the Far East tourist by tour operators in a position as a wholesaler to the tourism sector; to exhibit the relationship between experiential value with customer satisfaction and customer loyalty. This study was performed with the participation of Japanese, Chinese and Korean tourists who came to Cappadocia from Far East with tour operators. The data was collected from

  9. Karşılaştırmalı Edebiyat Araştırmalarının Yeni Türk Edebiyatındaki Gelişme Çizgisi Development Course Of Comparative Literature Studies In Modern Turkish Literature

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali DONBAY

    2013-09-01

    ğitim, sinema, televizyon, resim ve müzik eserleriyle karşılaştırılmaya başlanmıştır. Disiplinler arası oluş, karşılaştırmacı bakışa bütün dünyada popülerlik kazandıran asıl nedenlerin başında gelmektedir. Edebiyat kuramlarında görülen köklü değişiklikler ve yeni yöntem arayışları da, karşılaştırmalı edebiyatın güçlenmesinde etkili olan faktörlerdendir. Bizde de bu yöntemle en çok araştırmanın yapıldığı alan Yeni Türk Edebiyatı’dır. Araştırmamız Yeni Türk Edebiyatı dönemine ait eserlerin kendi aralarında ya da yabancı edebiyatlardan seçilmiş örneklerle yapılan karşılaştırmalarını konu edinmektir. I. Bölümde, öncelikle, ‘Karşılaştırmalı Edebiyat’, tanım, terim ve kavram olarak kısaca değerlendirilmiştir. II. Bölümde, Yeni Türk Edebiyatındaki gelişme çizgisi üzerinde durulmuştur. III. Bölümde ise, Yeni Türk Edebiyatı alanını ilgilendiren başlıca çalışmaların bibliyografik künyeleri sıralanmıştır. Bunlar, araştırma yapılırken okunan, görülen, fişlenen, telif ve tercüme kitap, makale, ansiklopedi maddesi, tanıtma yazıları, sempozyum-kongre bildirileri, söyleşi vd. çalışmalardan seçilmiştir.

  10. Türkiye’de Seçilmiş Bazı İllerde Arı Ürünlerinin Tüketim Alışkanlıklarının ve Farkındalık Düzeylerinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Rahşan İvgin Tunca

    2015-07-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, Türkiye genelinde seçilmiş illerde, bal başta olmak ve arı ürünleri tüketimini etkileyen faktörler ile arı ürünlerinin tüketim alışkanlık ve farkındalık düzeylerini değerlendirmektir. Çalışmanın ana materyalini, 2014 yılı içerisinde Batman, Bursa, Diyarbakır, Erzincan, Kayseri, Kırşehir, Mersin, Muğla, Muş, Ordu ve Samsun illerinden tesadüfî olarak seçilen 1112 kişiye yapılmış olan anket çalışmasından elde edilen orijinal veriler oluşturmuştur. Çalışmadaki veriler iki kısımda incelenmeye alınmıştır. İlk kısım ankete katılanların bal tüketim alışkanlık ve farkındalıklarını içerirken, ikinci kısımda bireylerin polen, propolis, arı sütü ve zehiri gibi arı ürünlerinin kullanım tercihleri incelenmiştir. Her bir kısım için arı ürünleri üzerinde çalışılan değişkenlere ait verilere çok değişkenli lojistik regresyon modeli uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, tüketicilerin % 39.6’sı aylık olarak 0-500 gram arasında bal tükettiği tespit edilmiştir. Tüketicilerin % 51.2’ si balı genel olarak tanıdıklardan, % 41’i ise market ve pazardan aldıklarını belirtmişlerdir. Televizyonda yapılan reklamları inandırıcı bulanların oranı % 5.9 olarak belirlenmiştir. Bal kullananların % 45.8’ i balın kalitesini anlayabildiğini ifade etmişlerdir. Marka olmasına dikkat edenlerin oranı % 52.7 olarak belirlenmiştir. Tüketicilerin yaşı, balı nereden aldığı, balda marka tercihi ve bal reklamlarını inandırıcı bulma durumları 0.05’e göre, eğitim seviyesi, aylık gelir, bal tipi tercihi ve bal reklamından etkilenme durumları ise 0.01’e göre önemli bulunmuştur. Tüketicilerin propolis, polen, arı zehri ve arı sütünü duyma oranları sırasıyla % 28.2 , % 22.9, % 56.8 ve % 23.3 olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak çalışma, tüketicilerin arı ürünlerinin faydaları konusunda

  11. KÜRESEL EKONOMİK KRİZİN SEYAHAT ACENTELERİNE ETKİLERİ VE TÜRKİYE’DE KRİZ YÖNETİMİ UYGULAMALARI (EFFECT OF GLOBAL ECONOMIC CRISIS ON TRAVEL AGENCIES AND CRISIS MANAGEMENT PRACTICES IN TURKEY

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nilgün AVCI

    2013-10-01

    Full Text Available ÖZ: Kriz yönetimi özellikle turizm sektöründeki işletmeler için bir gereklilik haline gelmiştir. Türkiye'de bu alanda yapılan sınırlı çalışmalara rağmen, turizm sektörünün bel kemiğini de oluşturan seyahat acentelerinde, konunun araştırılması önemli bulunmuştur. Bu bağlamda, kriz dönemlerinde seyahat acenteleri tarafından alınan önlemler ve uygulamaları belirlemek, kriz dönemlerinde bu önlemlerin ve uygulamaların kullanım sıklığını ölçmek, ekonomik krizin seyahat acentelerine olumlu ve olumsuz etkilerini analiz etmek amaçlanmıştır. Çalışmada nicel yaklaşım benimsenmiş ve 357 geçerli veri analiz edilmiştir. Bulgular yeni pazarlama politikaları geliştirme uygulamalarının ilk faktör olarak ortaya çıktığını ve diğer uygulamalara göre daha sıklıkla uygulandığını göstermektedir. Çalışmada, kriz sürecine uyum ve örgütsel hazırlık çalışmalarının on plana çıktığı görülmektedir. Özellikle iş süreçlerinin yeni koşullara uyumlaştırılması ve yönetimin gözden geçirilerek yeni yaklaşımların benimsenmesi gerektiği, esnek ve yeni koşullara çabuk uyum sağlayan bir yönetim anlayışının benimsenmesi en önemli uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Elde edilen bulgular, seyahat acenteleri yöneticilerinin tehlikelere karşı önlem alma ihtiyacı ve potansiyel krizlere karşı hazırlıklı olma önerilerini içermektedir. Kriz öncesinde, seyahat acentelerinin kriz yönetimi planlamaları yapmaları, tepkisel uygulamalar yerine politikalar belirlemeleri önerilebilir. Ayrıca, seyahat acenteleri üzerinde yapılan bu araştırma, Türkiye'de kriz planlama ve yönetimi literatürüne katkıda bulunacaktır. Anahtar Kelimeler: Seyahat Acenteleri, Ekonomik Kriz, Kriz Yönetimi. ABSTRACT: Crisis management has become a requirement for businesses particularly in tourism industry. In spite of the limited studies carried out in this field in

  12. Okul Müdürlerinin Kültürel Liderlik Rollerinin Öğretmenlerin Örgütsel Bağlılık Düzeyine Etkisi The Effects of School Administrators’ Cultural Leadership Roles on Organizational Commitment Level of Teachers

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sinan YÖRÜK

    2012-09-01

    ğretmenlerin okulda bulunmalarını gerektirecek maddi manevi duygunun kendilerinde bulunmasıdır. Kültürel liderlik de okul müdürünün okula öğretmenleri bağlı hale getirecek yeni ve etkileyici eylemlerde bulunmasıdır. Örgütsel kültür kurumun başarılı veya başarısız olmasında önemli bir faktördür. Yöneticilerin kültürel liderlik özelliklerini daha fazla taşımasıyla okulların başarısı da daha fazla olacaktır. Kurumların daha başarılı olabilmesi için iyi eğitilmiş, profesyonel ve kültürel liderlik rollerinin sergileyebilen liderlere ihtiyaç vardır. Bu çalışma okul müdürlerinin kültürel liderlik rollerinin, öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyi üzerine etkisini incelenmiştir. Ayrıca çalışmada cinsiyet, görev, hizmet yılı, eğitim durumu ve okul türü değişkenlerinin, katılımcıların örgütsel bağlılık düzeyi ve kültürel liderlikle ilgili görüşlerine etkisi incelenmiştir. Örneklem olarak Afyonkarahisar Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarındaki okul müdürleri, okul müdür yardımcıları ve öğretmenler ele alınmıştır. Ölçeğin birinci bölümünde demografik bilgiler sorulurken, ikinci bölümünde daha önceden güvenirliliği ve geçerliliği test edilen ve 18 maddeden oluşan “Örgütsel Bağlılık Anketi” (Organizational Commitment Questionnaire (Allen & Meyer, 1991; akt. Demirkıran, 2004 kullanılmıştır. Ölçeğin 3. bölümünde ise yine daha önceden güvenirliliği ve geçerliliği test edilen ve 21 maddeden oluşan “Kültürel Liderlik Anketi” (Yıldırım, 2001 yer almaktadır. Araştırma verilerinin analiz edilmesinde t testi, anova ve kanonik korelasyon analiz testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyinin artırılmasında okul yöneticisinin kültürel liderlik rollerinin etkili olduğu görülmektedir. Bir diğer ifadeyle, kültürel liderlikle örgütsel ba

  13. THE RESPONSIBILITY FOR PREVENTING AND DETECTING ACCOUNTING FRAUDS FROM THE VIEWPOINT OF SELF-REGULATORY AGENCIES IN TURKEY: DE JURE STATUS AND DE FACTO APPLICATION

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Canol KANDEMİR

    2013-07-01

    Full Text Available TÜRKİYE’DE DÜZENLEYİCİ KURULUŞLAR AÇISINDAN MUHASEBE HİLELERİNİN ÖNLENMESİ VE ORTAYA ÇIKARILMASI SORUMLULUĞU: HUKUKÎ DURUM VE FİİLÎ UYGULAMAÖzet: Düzenleyici kuruluşların yaklaşımı ve uygulamaları muhasebe hilelerinin önlenmesi ve ortaya çıkarılması sorumluluğunun kapsamının açıklığa kavuşturulmasına yardımcı olabilmektedir. Bu kuruluşların kamunun büyük bir çoğunluğunu adîl ve yansız bir şekilde temsil edeceği varsayılmaktadır. Ayrıca aldıkları kararlar ve karar alma mantıkları hem araştırmacılara, hem de finansal bilgi kullanıcılarına olası hile şüphelileri, bu kuruluşların sorumlulardan özellikle önlemesi ve ortaya çıkarmasını istedikleri hile yöntemleri, hilelerin cezaî yönleri, hilelerin önlenmesi ve ortaya çıkarılmasında temel sorumluluklar ve denetim beklenti boşluğu konularında önemli ipuçları verebilmektedir. Yine bunlar ilgili standart, yasa ve diğer düzenlemelerin oluşturulması ve uygulanmasında önemli etki sahibi olmaktadır. Bu nedenle, bağımsız denetimle ilgili faktörleri de kapsayan bir dizi değişken ile muhasebe hileleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olup olmadığını sınayan bir çalışma yapılmış ve sonuç olarak Türkiye’deki düzenleyici kuruluşun muhasebe hilelerinin önlenmesi ve ortaya çıkarılması sorumluluğunu aynı tarafa, müşteri işletme ve yönetimine yüklediği bulunmuştur. Araştırmanın bulguları Türkiye’de bir denetim-beklenti boşluğu olmadığına da işaret etmektedir.THE RESPONSIBILITY FOR PREVENTING AND DETECTING ACCOUNTING FRAUDS FROM THE VIEWPOINT OF SELF-REGULATORY AGENCIES IN TURKEY: DE JURE STATUS AND DE FACTO APPLICATIONAbstract: Self-regulatory agencies’ way of understanding and practices can help clarify the scope of the responsibility for preventing and detecting frauds. They are assumed to represent a vast majority of the public in an unbiased and

  14. Postmodern Dönemde Ontolojik Anlam Aracı Olarak Dinî Kimlik Religious İdentity as Means of Ontological Meaning in Postmodern Period

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erol ERKAN

    2013-09-01

    ürece onun bu çabası da devam edecektir. Tarihi süreç içerisinde insan bu ihtiyaç doğrultusunda çeşitli girişimlerde bulunmuştur. İnsanın varlığı anlamlandırma çabalarından biri de kuşkusuz din olmuştur. İnsan din aracılığıyla evreni tutarlı bir varlık olarak algılama gayretine girmiştir. Din, bireyin tutarlı bir anlam dünyası inşa etmesine zemin teşkil etmiştir. Böylelikle din varlık dünyasıyla bağları koparılan insanın kimlik bunalımına düşmesini engellemiştir. Din, insanın kendisini ve evreni anlamlandırma çabalarına özellikle modernlik öncesi cevap sunmuştur. Fakat modernlik ile birlikte dinin varlığı tartışma konusu olmuş, hatta dinin zamanla yok olacağı öngörülmüştür. Ancak her ne kadar dinin toplum üzerinde etkisi nispeten zayıflasa da devam etmiş, din hâlâ günümüz dünyasında insanların anlam ve istikamet referansı olarak varlığını sürdürmüştür. Böylelikle bugün için din kimliğin teşekkülünde önemli bir faktör olarak yerini almıştır. Ayrıca din, bireylerin gündelik yaşamda kendilerini farklı konumlandırmalarına imkân tanıyarak alternatif bir kimlik sunmuştur.

  15. Üniversite öğrencilerinde madde kullanımı, şiddet ve bazı psikolojik özellikler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ebru Turhan

    2011-06-01

    Full Text Available ÖzetAmaç: Madde bağımlılığı günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışma, üniversite öğrencilerinde sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımının yaygınlığını ve bunu etkileyen faktörleri araştırmak amacı ile yapıldı. Yöntem: Kesitsel tipteki bu araştırmada veriler, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Ziraat Fakültesi ve Reyhanlı Sağlık Meslek Yüksek Okulu öğrencilerinden elde edildi.  Her fakülte ya da yüksek okuldan bir, iki, üç ve dördüncü sınıflardan birer şube seçildi ve sınıflarda ½ sistematik örneklem ile de öğrenciler seçildi. Çalışmaya toplam 396 öğrenci katıldı. Araştırmaya katılmayı kabul edenlere gözlem altında soru kağıdı uygulandı. Bulgular: Katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20.9±2.3 ve %55.1’i erkektir.  Yaşam boyu sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı sırasıyla %73.2, %56.6 ve %9.6 idi. Erkeklerde sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı daha yüksek bulundu. Babasında ve kardeşinde sigara ve alkol kullanımı öyküsü olanlarda sigara ve alkol kullanımı daha yüksek saptandı.  Yakın akrabalarında uyuşturucu madde kullanımı bildirenlerde, uyuşturucu madde kullanımı daha fazla bulundu. Sigara kullananlarda şiddete uğrama ve şiddet uygulama, sigara içmeyenlere göre daha yüksek idi (p<0.001. Hayat boyu şiddete uğrayanların özgüven ve sosyal destek skorları düşük, sürekli kaygı puanları yüksek bulundu (p<0.01. Uçucu madde kullananlarda sürekli kaygı puanı yüksek (p<0.05, sosyal destek puanı düşük idi (p<0.05. Sonuç: Sigara içme, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı Hatay’da üniversite öğrencilerinde yaygındır. Bulgularımız uçucu madde kullanımı ile yüksek sürekli kaygı ve düşük sosyal destek arasında ilişki olduğunu desteklemektedir.Anahtar Kelimeler: Madde kullanımı, üniversite öğrencileri, özsaygı, özgüven, kaygı,

  16. The Qur'an, Interpretation And The Ma~ter Of Gender

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    TALİP ÖZDEŞ

    2008-06-01

    Full Text Available Kur'an, AIIah tarafından Cebrail aracılığı ile Hz. Muhammed'e gönderilmiş, hiçbir değişikliğe uğramadan bizlere kadar intikal ettirilmiştir. Vahiylerin amacı, yeryüzünde yaşamakta olan insanlara Allah'ın varlık ve birliğini, hayatın anlam ve gayesini kavrama noktasında yardımcı olmak, onları doğru yola ve dine· .irşad etmektir. Kur'an'a göre Kur'an'ın ayetleri ile bilimsel- gerçekler arasında yakın bir ilişki vardır. Kur'an'da hem Kur'an'ın cümlelerine hem de olgulara/gerçeklere ayet ismi verilmektedir. Allah, kendi ayetlerine insanların dikkatini çekmekte ve onları gerçek hidayete ulaşmaları, Kur'an ayetlerinin, yaratıl­ışın, bilimsel gerçeklerin ve peygamberlerin mucizelerinin arkasındaki sınırsız gücü idrak etmeleri için derin bir şekilde düşünmeye davet etmektedir. Kur'an, Hz. Peygamber'e gönderilen Allah kelami olmasına rağmen, onun yorumu ve tefsiri insanlara aittir. Bundan dolayı, Kur'an metninin anlaşılıp yorumlanmasını subjektif kılan bazı faktörler vardır; yani Kur'an ve Kur'an'ın yorumu aynı şeyler değildir ve seviyeleri farklıdır. Örneğin, aynı ayet veya ayetler üzerinde yapılmış farklı yorumları bulabilir ve onlardan· birini doğru/sahih yorum olarak seçebiliriz. Dolayısı ile yorumu yanlış anlamalardan, spekülatif görüş ve değerlendirmelerden kurtarmak için Kur'an'a yaklaşımda tutarlı ve doğru bir metodumuzun olması gerekir. Cinsiyet konusunda da Kur'an'ın kendisi ile geleneklerin, adetlerin ve ataerkil zihniyetierin etkisi altında şekillenen birtakım yorumlar ve dini anlayışlar arasında farklılıklar söz konusudur. Çoğu defa cinsiyet ayrımı ile cinsiyet ayrımcılığı birbirine karıştırılmıştır. Halbuki onlar aynı şeyler değildir. İslam, erkekle kadın arasında aile ve toplumda gerçek olarak kendisini hissettiren doğal farklılıkları görmekte ve hayatın organizasyonu noktasında onları dikkate

  17. Wpływ nakładów na badania i rozwój na rentowność przedsiębiorstw

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Barbara Grabińska

    2018-03-01

    Full Text Available Celem artykułu jest zbadanie wpływu wydatków na badania i rozwój na wzrost rentowności przedsię- biorstw. Sformułowana na podstawie badań literaturowych hipoteza badawcza zakłada statystycznie istotny i dodatni wpływ intensywności wydatków B+R na wzrost rentowności w roku następnym. Została ona zweryfikowana za pomocą dwóch modeli, które, oprócz czynników wpływających na rentowność i zmiennych kontrolnych, obejmują dwie różne miary intensywności wydatków badawczo-rozwojowych, których wpływ na rentowność został stwierdzony w pracach innych autorów. Badanie zostało przeprowa- dzone za pomocą analizy regresji panelowej w wariancie odpornym (tzw. robust za pomocą modelu I (II na próbie 2123 (1940 rocznych sprawozdań finansowych 458 (384 amerykańskich spółek giełdowych z okresu obejmującego lata 2007–2016. Spółki amerykańskie zostały wybrane do próby badawczej ze względu na fakt, że US GAAP zasadniczo nie dopuszczają możliwości ujęcia (kapitalizacji w bilansie wydatków na badania i rozwój. W rezultacie wszystkie tego typu wydatki są widoczne bezpośrednio w sprawozdaniu finansowym. Badania zostały przeprowadzone z uwzględnieniem jednorocznego opóź- nienia czasowego wpływu wydatków B+R na wzrost rentowności. Wyniki analizy wskazują, że inten- sywność wydatków na badania i rozwój w sposób statystycznie istotny wpływają na wzrost rentowności badanych jednostek, co tym samym dostarcza argumentów na rzecz pozytywnej weryfikacji przyjętej w pracy hipotezy. Powyższe wyniki mogą mieć znacznie dla organów stanowiących regulacje rachunko- wości, jak również kadry zarządczej spółek przy podejmowaniu inwestycji w B+R, jak również użyt- kowników sprawozdań finansowych. The main aim of the paper is to investigate the impact of R&D expenditures on the growth of company profitability. On the basis of literature review a main hypothesis was formulated as follows: the

  18. Kütüphanecilik ve Bilgi Yönetimi Literatüründe Kullanıcı / Users in Literature of Librarianship and Information Management

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazan Özenç Uçak

    2008-04-01

    Full Text Available [Turkish abstract]Bu çalışmada Türkiye’de kütüphanecilik ve bilgi yönetimi alanlarında kullanıcılar konusunda yapılan tez ve makaleler incelenmiştir. Bu amaçla yüksek lisans ve doktora tezleri ile alanın önemli süreli yayınları olan Türk Kütüphaneciler Derneği Bülteni (1952-1986, Türk Kütüphaneciliği (1987-2006 ve Bilgi Dünyası (2000-2006 dergilerinde yayımlanan makaleler araştırılmıştır. İncelenen 239 tezin 42’sinde (%17,57 ve 1788 makalenin 44’ünde (%2,4 kullanıcılara doğrudan veya dolaylı olarak yer verildiği saptanmıştır. Tezlerin %88’i (42 tez 1990 sonrasında yapılmıştır. İçerik analizi sonuçlarına göre tezlerin %69’unda kullanıcıların bir bilgi merkezi veya sistemiyle ilişkilendirildiği; %83’ünde betimleme yönteminin kullanıldığı; anketin en sık kullanılan veri toplama tekniği olduğu ve araştırmaların akademisyenler üzerinde yoğunlaştığı anlaşılmaktadır. Makalelerde ise 1971 yılına kadar kullanıcı faktörünün incelenmediği, 1980’li yıllarda bu konuya gösterilen ilginin nispeten arttığı, 1990 sonrasında ise ilgili makale sayısında büyük bir artış olduğu görülmektedir. Makalelerde en sık (%40 araştırılan kullanıcı grubunun öğrenciler olduğu; ağırlıkla bilgi okuryazarlığı ve okuma alışkanlığı konularına değinildiği; betimleme yöntemi ile anket ve görüşme tekniklerinin en sık tercih edilen yöntem ve veri toplama teknikleri olduğu anlaşılmaktadır.[English Abstract]In this paper, theses and articles on librarianship and information management focusing on users are studied. Masters and PhD theses along with articles published in the most important periodicals of the field, Türk Kütüphaneciler Derneği Bülteni (1952-1986, Türk Kütüphaneciliği (1987-2006 and Bilgi Dünyası (2000-2006, are examined. Some 42 out of 239 theses (17.57% and 44 out of 1788 articles (2.4% focused on users either

  19. Ortak Çalışma ve Ekip Bilimi: Teoriden Pratiğe=Collaboration and Team Science: From Theory to Practice

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    L. Michelle Bennett

    2013-07-01

    Full Text Available Disiplinler arası çalışmalar, bilimsel buluşlar ve dönüşümsel araştırma çalışmaları için giderek daha önemli hale gelmektedir. Yüksek katılımlı ve aralarında etkileşim halinde olan araştırma ekipleri birtakım ortak özellikleri paylaşırlar. Bu özellikler çalışmalarının geliştirilmesi ve zamanla sürdürülebilirliğine ilişkin başarılarına katkıda bulunur. Çok başarılı araştırma ekipleri ile hedeflerine ulaşamayan veya aralarındaki uyuşmazlıklar nedeniyle dağılan ekiplerin üyeleriyle etraflıca yaptığımız görüşmelerle, ekip başarısı ve etkinliği için gerekli anahtar unsurları belirledik. Hiç kuşkusuz bilimsel hedef ortak çalışmanın merkezinde yer almaktadır. Buna karşın ekibin raydan çıkmasını önlemek için destekleyici ögelere de ihtiyaç vardır. Bunların içinde en önemlisi güvendir; güven olmadan ekip dinamikleri zamanla bozulma riskiyle karşı karşıya kalır. Hem liderler hem de diğer katılımcılar için farkında olunması gereken diğer kritik faktörler; ortak bir vizyon geliştirmek, ekip üyelerini stratejik olarak belirlemek ve ekibin kurulmasında kararlı davranmak, uyuşmazlık çıktığında ihtilafları ortaya koymak ve kredi (itibar, destek vb.ile yazarlığı paylaşırken beklentileri açıkça ortaya koymaktır. Özfarkındalık ve güçlü iletişim becerilerine sahip olmak, etkin bir liderliğe ve bilim ekiplerinin yönetim stratejilerine önemli katkı sağlar. Tüm başarılı ekipler bu aktiviteleri etkin olarak gerçekleştirme özelliğini paylaşırken, farklı güçlü ve zayıf özelliklere sahip her liderle başarıya ulaşmak için tek bir formül yoktur. Başarılı bilimsel ortaklıklar, kendisini bilen, düşünceli, işin merkezinde bilimin olmasını destekleyen kritik unsurları önemseyen güçlü liderlere sahiptir./Interdisciplinary efforts are becoming more critical for scientific discovery and translational

  20. CBS Kullanılarak Kıbrıs’ta Fırtına Riski Duyarlılık Analizi Storm Risk Sensitivity Analysis In Cyprus Using GIS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emre ÖZŞAHİN

    2012-12-01

    ılda ortalama 2685 kişi etkilenirken, ekonomik olarak 14.340 milyon dolar zarar yaşanmıştır. Bu afetler içerisinde ise en büyük ekonomik zararı fırtınalar meydana getirmiştir. Yıllık ortalama 0.10 olarak yaşanan fırtınalardan çeşitli yıllarda 40 kişi etkilenirken, 10 milyon dolar ekonomik zarar yaşanmıştır.Bu çalışmada Kıbrıs’taki ülke ekonomilerine çok ciddi manada zarar veren fırtınalar, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS yöntem ve tekniklerinden yararlanılarak meydana getirebileceği risk kapsamında analiz edilecektir. Acaba Kıbrıs adasında fırtına riskinin boyutları nasıldır? Adadaki hangi alanlar risk altındadır? Bu risk hangi yerleşmeleri en fazla etkileyecektir? Bu kapsamda yapılması gerekenler nelerdir? şeklindeki araştırma sorularına yanıtlar aranacaktır. Çalışmada değişik ölçeklerde ve farklı kaynaklardan elde edilen faktör haritalarından yararlanılmıştır. Bu haritalardan elde edilen jeoloji, jeomorfoloji, eğim, bakı, yağış, akarsuya uzaklık, yeraltı suyu, toprak ve arazi kullanım özelliklerine ait veriler koşullara bağlı ağırlıklı çakıştırma yöntemi ile birleştirilerek, taşkın risk alanları belirlenmiş ve haritalanmıştır.Çalışmanın zarar analizi sonuçlarına göre Kıbrıs’ta, geçmiş yıllarda yaşanmış, günümüz ve gelecekte yaşanabilecek fırtına değerleri geleceğe doğru 24.514.7 oranında artmaktadır. Fırtına risk analizi sonucuna göre ise adanın % 51.19’unun risk altında, % 27.51’ininde risk altında olmadığı anlaşılmıştır. Adada en riskli alanlar Lefkoşa yerleşim merkezi çevresidir. Riskin en az olduğu alanlar ise Girne ve Limasol çevreleri ile Trodos Dağları civarıdır. Bu kapsamda öncelikli olarak multidisipliner bir bilim anlayışıyla daha kapsamlı planlamaların yapılması ve halkın konu hakkında bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

  1. Fen Edebiyat Ve Eğitim Fakültesi Öğrencilerinin Dil Kirliliğine Duyarlılığı Üzerine Bir Araştırma: Afyonkarahisar Örneği A Research On Sensitivity Of University Students To Degeneration Of Language

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özge KARAKAŞ

    2013-07-01

    Türkçe karşılığı bulunmasına rağmen yabancı kelimelerin kullanımının daha fazla tercih edilmesi, internetin kullanımının artması ile gençlerin dilimizde olmayan birtakım sözcükler uydurmaları; dilin doğru kullanımına karşı çok fazla duyarlılık geliştirilmediğinin ve dil bilincinin gelişmediğinin göstergesidir. Bu tür kullanımlar, dilimizde kirliliğe sebep olmakta; dilimize yeterince önem verilmemesi, bu hususta etkili olacak önlemler alınmaması da bu kirliliği gün geçtikçe artırmaktadır.Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin dil bilincine ve dil kirliliği ile ilgili duyarlılığa ne kadar sahip olduğunu tespit edilmeye çalışılmıştır. Dil kirliliği üzerinde etkili faktörleri tespit etmek amacıyla bir anket geliştirilmiştir. Ankette yer alan likert ölçeği ile öğrencilere ait dil kirliliği puanları elde edilmiştir. Dil kirliliği puanları ile puanlar üzerinde etkili olduğu düşünülen demografik özellikler arasındaki ilişki, karar ağaçları yöntemlerinden biri olarak bilinen CHAID (Otomatik Ki-kare etkileşim belirleme/Chi-squared Automatic Interaction Detection analizi ile incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin dil kirliliği puanları ile bölüm, cinsiyet ve para harcama alışkanlıkları bilgileri ilişkilidir.

  2. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şebnem Korur Fincancı

    2000-04-01

    zerinde çalışma, afet bölgesi çalışanları ve gönüllüler ile morg çalışanlarında önemli stress faktörleri ve bu etkiyi önlemek için gerçekleştirilen sosyal hizmetler ile destek faaliyetlerine ilişkin kaynaklar gözden geçirildi. Öncelik li\tgörev cesetlerin bulunması, bir araya getirilmesi ie ilgili çalışmalardaki stress ile başa çıkılması birincil görevdir. Sosyal hizmetler eğitimi ile birlikte bu hizmetin sunumu ve olanakları tartışıldı. ÇOCUKLUK ÇAĞI CİNSEL İSTİSMARINA MARUZ KALANLARIN YENİDEN KI RIİAM AŞ I IKILMASI: ÜNİVERSİTELİ KADINLARIN ÇOCUK İSTİSMARI, ERİŞKİN CİNSEL İSTİSMARI VE FİZİKSEL İSTİSMARI İLE UYUM MUAYENESİ The revictimization of child sexual abuse survivors: an examination of the adjustment of college women with child sexual abuse, adult sexual assault, and adult physical abuse. Messman-Moore TL, Long PJ, Siegfried NJ. Child Maltreat 2000 Feb;5(l:18-27. Çocuğun cinsel istismarı (ÇCİ erişkini kurban olmaya açık kılmaktadır. Bu tür deneyimlerin biriken bir etkisi olabilir. Bu çalışmada yeniden kurbanlaştı- rılma, çok sayıda erişkin dönemi kurbanlığı, tek bir erişkin dönem kurbanlığı, yalnız ÇCİ yaşamış veya hiçbir kurbanlık deneyimi olmayan 633 kadın karşı laştırıldı. Somatizasyon, depresyon, anksiyete, ilişki duyarlılığı, düşmanlık duygusu ve TSSB’nun semptomları araştırıldı. Sonuçlar travmanın biriken etkisini desteklemekte fakat çocukluk döneminin erişkinde yeniden kurbanlaştırıcı belirgin etkisini göstermemektedir. Tekrarlayan kurbanlık veya birden fazla saldırı yaşayan kadınlar tek bir tür erişkin istismarı yaşayan veya hiç travma yaşamamış kadınlara göre daha fazla zorluk yaşadıklarını bildirdiler. Yalnız ÇCİ’na maruz kalmış kadınlar tekrarlayan kurbanlık benzer semptomlar tanımladılar ve birden fazla saldırı yaşayan kadınlar istismara uğramamış olanlardan daha yüksek endişe d

  3. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Adaylarının Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Yeterlilik Algıları ve Tutumları Üzerine Bir Araştırma Qualification Perception Of The Turkish Language And Literature Education Teacher Candidates And Attitudes To Teaching Occupation

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cem ERDEM

    2012-12-01

    ınan verilerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Anket aracılığıyla toplanan veriler istatistikî olarak bağımsız örneklem t testi ve tek faktörlü varyans analizi (Anova ile anlamlandırılmış ve sonuçlar tablolaştırılmıştır. Sonuç olarak öğretmen adaylarının mesleğe ilgi duydukları, öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının yüksek olduğu belirlenmiş bununla birlikte özel alan bilgisi ve meslek bilgisi konularında kendilerini yetersiz hissettikleri tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının pedagojik becerileri ve özel alan bilgisi bakımından yetkinleşebilmelerine imkan sağlayacak derslerin arttırılmasının, mesleki yeterlilik algılarını olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir.

  4. Bölgesel gebeliği önleyici modern yöntem kullanma oranı tahmin modelleri/Predictive models for the regional usage rate(s of modern contraceptive method(s

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Burak Tunc

    2014-08-01

    Full Text Available ÖzetAmaç: Türkiye’de Aile hekimliği sürecinde 15-49 yaş kadın nüfusa yönelik aile planlaması sürveyansı aksamaktadır. Çalışmamızda modern aile planlaması kullanım sıklığı üzerine etkili faktörlerin dâhil edildiği tahmin modelleri yardımıyla bölgesel modern yöntem kullanım sıklıklarını tahmin edebilmek amaçlanmıştır. Yöntem: Ekolojik tipte bir araştırmadır. Uluslararası ve ulusal veriler yardımıyla Modern aile planlaması yöntem kullanım sıklığını tahmin etmek istenmiştir. Tahmin modelleri: Adımsal Çok Değişkenli Doğrusal Model; bu modelde bağımlı değişken modern AP kullanımı, bağımsız değişkenler ise toplam doğurganlık hızı, 15 yaş üzeri kadınların ortalama eğitim süresi,  kişi başı gayri safi yurt içi hâsıla verileri, , kadınlar için ortalama ilk evlenme yaşı belirlenmiş ve 164 ülke verisi kullanılmıştır. Tek Değişkenli Doğrusal Modeller; Diğer verilere ulaşılamayacağı düşünülerek toplam doğurganlık hızıyla 2 ayrı model (164 ülke verisi ve 2008 TNSA bölge verileri kurulmuştur. Bulgular: Adımsal Çoklu Doğrusal Regresyon Modelinde R2 0.503bulunmuş ve modelin anlamlı olduğu görülmüştür. Anlamlı bulunan değişkenler, toplam doğurganlık hızı (TDH ve kişi başına düşen gayri safi yurt içi hâsıla değeridir.Model denklemi: (y= 56.401 – 7.127 X (x1 + 0.001 X (x2                (y = Gebeliği önleyici modern yöntem kullanım oranı(x1=  Toplam doğurganlık hızı(x2=  Kişi Başına Düşen GSYİHBasit Doğrusal Regresyon Modelleri; 2 ayrı basit doğrusal regresyon modelinin açıklayıcılık düzeyleri 0.421 ve 0.600’dur.Ülke verileri ile kurulan model (y1 = 71.645-10.215 x (X1   2008 TNSA bölge verileri ile kurulan model (y2 = 58.031-6.739 x (X1(y=Gebeliği önleyici modern yöntem kullanım oranı(x1= Toplam doğurganlık hızıSonuç: Bölgesel modern AP sıklığı tahmini i

  5. Reşadiye Yöresinde Yas Geleneği The Mourning Tradition In Reşadiye Region

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Samettin GÜNDÜZ

    2012-12-01

    yapılan yüz yüze görüşmelerle toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre askerlik, gurbet ve ölüm olaylarına ilişkin ağıt söyleme ritüelinin canlı bir şekilde devam ettiği görülmektedir.Kültür, ‘toplumun yaşam tarzı olarak tanımlanmaktadır.’Böyle bir tanımlama her toplumun kendine özgü kültürü olduğunu ifade etmektedir. Görülüyor ki her yönüyle kültür toplumları birbirinden ayıran temel faktörlerden birisidir. Kültürün hem değişimci hem de gelenekçi olması doğasında vardır. Cemaatçi veya cemiyetçi toplumlarda genellikle kültürün değişimci kimliğini yazılı kültür, gelenekçi kimliğini ise sözlü kültür oluşturmaktadır. Gelenekselci toplumlarda gelişmiş toplumlara göre yazılı kültürden sözlü kültür daha etkilidir. Sözlü kültürün etkin olduğu gelenekçi toplumlarda değişime karşı gelenekçi refleks daha güçlüdür. Toplumlardaki gelenekçi yapı ne kadar güçlü olursa olsun değişimin etkisi ve sözlü kültürün kayıt altına alınmaması dolayısıyla kültürün yapısında büyük kayıplar yaşanmaktadır. Sözlü kültürdeki kayıpları dünyadaki teknolojik ve iktisadi gelişmelerin daha da hızlandırdığı tüm yönleriyle görülmektedir. Hem bu eksendeki gelişmeler hem de kültürlerin etkin ve beklenmedik ortamlarda karşılaşmaları ve kültürlerin birbirlerine etki etme çabaları sözlü kültürü yazılı kültüre göre daha derinden olumsuz etkilemektedir. Yani gelenekçi kültür böyle bir etkileşime kendisini hazırlayamadığı için yapısından çok şey kaybetmektedir.

  6. Tablet PC Destekli Fen Ve Teknoloji Dersine Yönelik Öğrenci Velilerinin Tutumları The Attitudes Of Students’ Parents Towards Tablet PC Supported Science And Technology Course

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Melek BALCI

    2013-09-01

    students who are in theexperimental group identified the tablet pc usage in the coursesbeneficial in terms of trainer, applicability in the schools and studentperformance at the level of ineligibility. In addition, the attitudes ofparents of students who are studying with the support of tablet pc werefound to be positive and significant increase in level in favour of theexperimental group. Bu araştırmada, tablet pc destekli fen ve teknoloji dersine yönelik ilkokul 4. ve 5. sınıf öğrenci velilerinin tutumlarının belirleyebilmek için likert tipi geçerli ve güvenilir bir tutum ölçeğinin geliştirilmesi ve bu ölçek kapsamında öğrenci velilerinin tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Ölçeğin geliştirilmesi aşamasında alanyazındaki mevcut ölçekler incelenmiş olup, bu çalışmalardan yola çıkılarak özgün tutum maddeleri belirlenerek taslak ölçek oluşturulmuştur. Taslak ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları Uşak İl Merkezi İlköğretim 4. ve 5. sınıfta okuyan öğrenci velilerinden 134 öğrenci velisine uygulanarak yapılmıştır. Ölçeğin kapsam geçerliliği uzman görüşleri alınarak sağlanmıştır. Yapı geçerliliği için faktör analizi yapılmıştır. Ölçekte yer alan maddelerin Kaiser-Meyer-Olkin değeri 0.84 ve Bartlett’s testi anlamlılık değeri ise 0.00 bulunmuştur. Ölçeğin Cronbach’s alpha güvenirlik katsayısı 0.88 olarak tespit edilmiştir. Ölçekte 12 olumlu, 10 olumsuz olmak üzere toplamda 22 madde bulunmaktadır. Tüm bu aşamalardan sonra geliştirilen ölçek, Uşak ili merkez Yaşar Akar ilköğretim okulundaki 27 deney, 27 kontrol grubu olmak üzere toplam 54 öğrenci velisine uygulanmıştır. Fen ve teknoloji dersi, kontrol grubundaki öğrencilere geleneksel yöntemlerle işlenirken, deney grubundaki öğrencilere ise tablet pc ve akıllı tahta desteğiyle işlenmiştir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmış olup, ölçekten elde edilen veriler SPSS

  7. The Effects of the Sleep Quality of 112 Emergency Health Workers in Kayseri, Turkey on Their Professional Life

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Vesile SENOL

    2014-12-01

    fatigue, loss of attention-concentration, and low levels of motivation, performance and efficiency. ÖZET: Amaç: Uyku yeterliliği başarılı iş yaşamının temel belirleyicilerindendir. Bu çalışmanın amacı acil sağlık çalışanlarında uyku kalitesini belirlemek, mesleki ve sosyal yaşam üzerine etkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Araştırma 2011 yılında Kayseri ilinde aktif hizmet veren 112 Acil Yardım İstasyonunda görev yapan gönüllü 121 Acil Sağlık Çalışanı üzerinde yürütüldü. Araştırmada, Sosyo-demografik Veri Formu ve Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçeği (PSQI kullanıldı. Veriler SPSS 18.00 versiyonu ile değerlendirildi, istatiksel analizde yüzde ve frekans dağılımları, ortalama±standart sapma, ki kare testi, korelasyon ve lojistik regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Pittsburgh Uyku Kalitesi puan ortalaması 4.14±3.09 olan grubun %28.9'unun uyku kalitesi kötü idi. Kötü uyku kalitesinin %11'inden (p=0.009, %95 GA: 0.111–0.726 bekar olmak, %7'sinden (p=0.003, %95 GA: 0.065–0.564 ise kadın olmak sorumlu idi. Uyku kalitesi puanları ile mesleki ve sosyal yaşam etkinliklerinin olumsuz etkilenimi pozitif korelasyon gösterdi, uyku kalitesi kötü olan acil sağlık çalışanlarında, genellikle dikkat ve konsantrasyon kaybı (%40.0, p=0.016, acil müdahalelerde başarısızlık (%57.9, p=0.001, motivasyon (%46.2, p=0.004, performans (%41.4, p=0.024 ve iş verimi (%48.1, p=0.008 düşüklüğü yaşayanların oranı anlamlı düzeyde daha yüksekti. Düşük uyku kalitesi çalışanların günlük yaşam düzenini (%51.6, p=0.004 genellikle olumsuz etkiledi, sosyal yaşam sınırlılıkları (%45.7, p=0.034 ve iletişim güçlüğüne (%34.7, p=0.229 neden oldu. Sonuç: Acil sağlık çalışanlarının üçte birinin uyku kalitesi kötü olup, grup düşük düzeyde uyku yeterliliği sorunu yaşamaktadır. Kadın ve bekar olmak uyku kalitesini düşüren en önemli faktörlerdir. Kötü uyku kalitesi

  8. Türkiye’de Formel Piyasaya Yönelmede Kadın İşgücü Arzı Ve Gsyh Etkileri: Ampirik Bir Çalışma Female Labor Supply And Gdp Effects In Orientation To Formal Market In Turkey: An Empirical Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Murat KORKMAZ

    2013-09-01

    and E-views 5.1programs. Kadının işgücü piyasasında yerini alması ile birey bazında ve toplum bazında oluşturacağı pozitif dışsallık tartışılamaz bir konudur. Özellikle eğitimli bir kadının işgücü piyasasında oluşu annelik statüsünden dolayı lokomotif görevi görmektedir. Bu olumlu dışsallık giderek genişlemekte ve ülkenin kalkınmasından büyümesine geçmesinin kaynağı olarak dahi görülebilmektedir. Çünkü ülkenin gelişmiş olması üretimine, üretimi ise sahip olduğu beşeri sermayeye bağlıdır. Ancak kadın haklarının en gelişmiş haliyle yaşandığı Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde bile, sosyal ve kültürel etkilerin yanında kadınlar işgücü piyasalarında düşük düzeyde iş güvenliği, sosyal koruma ve düşük ücret gibi olumsuz koşullarla karşı karşıya kaldıkları için işgücüne katılma oranlarındaki artış “informel” piyasalarda daha fazla yoğunlaşmaktadır. Yapılan birçok çalışma Türkiye’de de ekonomik, sosyal, kültürel, demografiksel faktörlerin etkisiyle kadınların işgücüne katılımının yeterli düzeyde gerçekleşemediğini göstermektedir. Çalışmada kadın istihdamı ile emek pazarındaki toplam istihdam arasındaki ilişkiler ve istihdamın GSYH üzerindeki etkilerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Bu amaçla Türkiye istatistik kurumunun web sitesinde yayınlanmış olan sektörlere göre kadın istihdamı, illere ve sektörlere göre toplam istihdam rakamları, illere göre sigortalı sayısı ve işsizlik sigortası başvuruları ile Türkiye GSYH verileri analize dahil edilmiştir. Çalışmada genel olarak yatay kesit verisi kullanılarak Mart 2013 tarihi ile bir sene önceki senenin aynı dönemi arasındaki farklar belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca istihdamın GSYH büyümesi üzerindeki etkilerinin belirlenmeye çalışıldığı regresyon modelinde 2008-2012 yılları arasında çeyrek dönemlik GSYH ve cinsiyetlere g

  9. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zeki Kır

    2006-04-01

    ın kimliği tespit edilmiştir. Çürümüş vakalarda soyulan el ya da parmak derilerinin eldiven tarzında kullanılmasıyla elde edilecek parmak izleri, kimlik tespiti için kullanışlı sonuçlar doğuracaktır. SAF ALKOL ZEHİRLENMESİNE BAĞLI ÖLÜM OLGUSU Forensic Sei Int. 2005;10;149(2-3:243-7 A fatal case of pure ethanol ingestion Hieda Y, Takeshita H, Fujihara J, Takayama K Yetişkin bir erkek üzerinde dehidrate alkol (>%99 yazısı bulunan 2 adet boş şişe (500ml?2 ile bir araba içerinde ölü olarak bulunmuştur. Otopside şiddetli hemoroji ve pankreatik nekroz görülmüştür. Kanda ve idrar yüksek miktarda (8,12 mg/ml ve 8,14 mg/ml alkol saptanmıştır. Ani ölüm yaklaşık 1 litre dehidrate alkol alındıktan sonra alkol zehirlenmesi sonucu gerçekleşmiştir. TAYLAND TUSUNAMİSİNDE ADLİ TIP DOKTORLARININ ROLÜ: CHULALONGKORN TIP FAKÜLTESİNİN DENEYİMLERİ J Med Assoc Thai, 2005;88:Suppl 4:335-8 Role of forensic doctors in Thailand's tsunami: experiences from Chulalongkorn Medical School. Sirisup N, Kanluen S. Tayland’daki tusunami felaketinde adli tıp doktorlarının en önemli problemi ölenlerin kimliklerini belirlemek olmuştur. Kimlik belirleme işlemi; ölen kişinin yakınlarınca tanınması, diş kayıtları, parmak izi ve DNA analizi çalışmalarına dayanılarak yapıldı. Yapılan kimlik analizleri esnasında DNA analizi ve parmak izi yöntemlerinden sonra en etkili faktörün diş kayıtları olduğu görüldü. Çalışmalarımız esnasında felaket kim-liklendirme birimlerinin eldeki problemleri gözden geçirip gelecek için plan yapmalarının önemli olduğu kanaatine varıldı. GENÇLERDEKİ ANİ ÖLÜMLER Heart Rhythm. 2005;2(12:1277-82 Sudden death in the young Puranik R, Chow CK, Duflou JA, Kilborn MJ, McGuire MA. Genç insanlardaki ani ölümler seyrek rastlanmakla beraber toplumda derin izler bırakırlar. Çalışmamızdaki amaç 5-35 yaş arası ani ölüm vakalarında ölüm sebeplerini araştırmaktır. 1995

  10. Kongre İzlenimleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adli Tıp Uzmanları Derneği ATUD

    1996-10-01

    alışma Bakanı konuştular. Konuşmalarda ICOH'un yeni mücadele alanları, 2000'li yıllarda ve ötesinde herkes için sağlık, iş sağlığı ve iş güvenliğine global yaklaşım ve perspektifler ve 21.yüzyılda sosyal boyut üzerinde duruldu. Kongre süresince açılışın yapıldığı büyük salonda kongre temel konuları üzerinde 10 konferans verildi. Ayrıca 15 ayrı salonda sürdürülen kongre bilimsel programı çerçevesinde, 50'den fazla minisempozyum (panel, 50 komite toplantısı, 83 sözlü bildiri oturumunda 100 den fazla konu ele alındı. Yaklaşık 650 sözlü bildiri sunuldu. Ayrıca poster salonunda 4 gün boyunca günde, her biri için 4 metre karelik alan ayrılan 200 poster sergilendi. Kongrede yeterince konu çeşitliliği olmakla birlikte, kas-iskelet hastalıkları tüm dünyanın üzerinde durduğu meslek hastalığı idi. Ayrıca kimyasal maddelere maruz kalma sonucu gelişen meslek hastalıkları da ilgi çeken ve üzerinde durulan konulardandı. Psikosos- yal faktörler ve iş organizasyonu da yine tüm dünyanın üzerinde önemle durduğu ve kongre ana temalarından birisi idi. Sergilenen posterler arasından her gün bir postere ödül verildi. Her günün ödüllü poster başlıkları şöy- leydi. 1.\tGün:\tManganeze maruz kalan çelik işçilerinde nörolojik etkiler (Danimarka 2.\tGün:\tBir plastik fabrikasında mesleki astımın patlak vermesi (Belçika 3.\tGün:\tAnanas çiftliğinde pestisid kullanımı ve ananas işçilerinin sağlığı (Filipinler 4.\tGün:\tBir muz çiftliğinde deri yoluyla pestisitlere maruz kalma. (Kosta-Rika Kongreye Türkiye'den Dr.Yasemin GÜNAY katıldı ve çalışma arkadaşları Dr.Server YARAR, Dr.Emre AL- BEK ve Dr.Özdemir KOLUSAYIN ile birlikte hazırladıkları "Maden İşçilerinde Ölüm Nedeni Olarak Mesleki ve Mesleki Olmayan Hastalıkların Değerlendirilmesi" başlıklı poster sundu. Dr.Yasemin Günay, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, İstanbul XXXII. Ulusal Psikiyatri Kongresi, 25

  11. Journal Abstracts

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mete Korkut Gülmen

    1996-07-01

    yaraladığı kurban ilişkilendirilebilir. Bu da, birden fazla kişinin yer aldığı silahlı çatışmalarda oluşan ateşli silah ölümlerinin soruşturulmasında yardımcı olabilir. AV TÜFEKLERİ İLE OLUŞAN ATEŞLİ SİLAH YARALARINDA RADYOLOJİK BULGULAR. DENEYSEL BİR ÇALIŞMA. Radiological findings in gunshot wounds caused by hunting ammunition. An experimental study. Schyma C, Placidi P, Schild HH. Int J Legal Med, 1996; 108: 201-205- Deri ve köpüklü lastikten yapılmış bir manken modelin hedef olarak kullanıldığı, av tüfekleri ile deneysel silah atışları yapıldı. Ara hedef olan tahtanın mermi ile penetrasyonu sonrasında, yaraların karakteristik özellikleri değişti ve boyutları arttı. Yaraların morfolojileri çok çeşitli bir spektrum gösterdi. Silah atışları ilk olarak 50mm kalınlıktaki tahtadan geçtiklerinde, deri radyografilerinde 10mm1 den lmm'ye varan miktarlarda metalik artıklar görüldü. Mermi yüzeyindeki metalik parçacıklar en iyi silme özelliğine sahip olan deri tarafından hedef alanında silindi. Deneysel çalışmalar, saf metalik artık oluşumunun, kurşun mermilerde oluşan mermi silinme gelişiminin anoloğu olduğunu önermektedir. Daha büyük fragmanlar hedefe, ara ve son hedef noktasının uzaklığına bağlı, mermiden bağımsız olarak yönelirler. Bir olgu örneği sunuldu. FARE CİLT YARASININ İYİLEŞME SÜRECİNDE İNFLAMATUAR SİTOKİNLERİN DİNAMİĞİ. OLASI YARA YAŞI TAYİNİ İÇİN BİR ÖN ÇALIŞMA. The dynamics of inflammatory cytokines in the healing process of mouse skin wound: a preliminary study for possible wound age determination. Kondo T, Ohshima T. Int J Legal Med, 1996; 108: 231-236. İnterlökin-la (IL-la, interlökin-lb (IL-lb, interlö- kin-6 (IL-6 ve tümör nekroz faktör-alfa (TNFa gibi inflamatuar sitokinlerin fare cildindeki yaraların iyileşme sürecindeki dinamiği enzinvbağlı immunosorbent assay ve immun boyama kullanılarak incelendi. Bu inceleme y

  12. Eskişehir’de Hava Kirliliği ve Doğal Gazın Tarihçesi: Genel Değerlendirme / History of Air Pollution and Natural Gas Usage in Eskişehir: A General Review

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazmi Oruç

    2012-12-01

    Full Text Available Bu çalışmanın temel amacı Eskişehir kent merkezinde son 30 yılda hava kirliliği ve doğalgaz uygulamaları konusunun irdelenmesidir. Genel olarak kış aylarında ısınma amacıyla kalitesiz kömür kullanımı, plansız ve düzensiz kentleşme ve olumsuz iklim faktörlerine bağlı olarak ortaya çıkan hava kirliliği 1980’li yıllarda Eskişehir’de de yaşanmaya başlanmıştır. Kent merkezindeki ilk hava kirliliği ölçümleri Eskişehir Devlet Mühendislik-Mimarlık Akademisi tarafından 20 Ocak - 20 Nisan, 1982 ve 1 Aralık 1982 - 28 Şubat, 1983 tarihleri arasında asidimetrik yöntemle yapılan SO2 ölçümleridir. Bu süreler içerisinde, Arifiye Mahallesinde ölçülen 24 saatlik ortalama değerlere göre SO2 derişiminin 22-727 µg/m3 arasında değiştiği, aritmetik ortalamanın ise 304 µg/m3 olduğu belirlenmiştir. Sağlık Bakanlığı’nca 1985-1990 yılları arasında Köprübaşı mevkiinde yapılan hava kirliliği ölçümlerinde Hava Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinde (HKKY SO2 için verilen Kısa Vadeli Sınırın(KVS= 400 µg/m3 aşıldığı gün sayısı Aralık 1986 de 11, Ocak 1987 de 22, Şubat 1988 de 5, Aralık 1989 de 3, Ocak 1990 da 19 ve Şubat 1990 da ise 11 gün olarak verilmiştir. Eskişehir İl Çevre Durum Raporu’nda 1992-2009 yılları arasında 1992-1993, 1993-1994 ve 1994-1995 kış dönemlerinde, SO2 için verilen Kısa Vadeli Sınır değerinin özellikle Aralık, Ocak ve Şubat aylarında aşıldığı, 1995-1996 döneminden sonraki yıllarda ise Uzun Vadeli Sınır Değeri (UVS olan 150’nin de altına düştüğü kaydedilmiştir. Hava kirliliğindeki bu azalışın temel nedeni 1996 yılından itibaren sanayide tamamen ve evsel ısınmada pek çok bölgede doğal gaza geçilmesiyle ilgilidir. Bu arada son 20 yılda Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünce hava kirliliği konusunda çok detaylı bilimsel araştırmalar yapılmış ve 2010 yılında Eski

  13. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman Eren Karpuzoğlu

    2000-08-01

    siyah erkek ve Latin kökenli kız öğrencilerin, annelerinin eğitimi aynı düzeyde olan beyaz öğrencilerle karşılaştırıldığında, yasa dışı maddelere, yasal maddelerden önce başlama olasılıkları daha yüksek olarak bulunmuştur.Her iki tip maddeye de aynı zamanda başlayanlar için de benzer eğilimler gözlenmiştir. Tütün, alkol, marihuana ve kokain kullanımına başlama özelliği etnik kökenle farklılık göstermektedir. Annenin eğitimi diğer önemli düzeydeki risk faktörleri için onların yerine geçebilen bir değişken olabilir. TRAVMA, EGZERSİZ ve Mİ YORARI ENFARKTÜSLÜ HASTALARDA MİYOGLOBİN, KARBONİK ANHİDRAZ HI ve MİYOGLOBİN/KARBONİK ANHİDRAZ IH ORANININ ÖZELLİKLERİ Characteristics of myoglobin, carbonic anhydrase III and the myoglobin/carbonic anhydrase HI ratio in trauma, exercise, and myocardial infarction patients. Beuerle JR, Azzazy HM, Styba G, Dub SH, Christenson RH. Clin Chem Acta 2000 Apr; 294 (1-2: 115-28. İskelet kasında bulunan karbonik anhidraz III (CAIII yaralanmayı takiben dolaşıma salınan bir enzimdir. Miyoglobin (Mb de iskelet, düz ve kalp kasında bulunan ve yaralanmadan sonra dolaşıma salınan bir hem proteinidir. CAIII’ün kalp kasında bulunmaması nedeniyle, serum CAIII ve Mb ölçümleri, yaralanmayı takiben iskelet kasından salınan CAIII ve Mb oranının sabit olması nedeniyle Mb’nin miyokard enfarktüsünün (MI erken teşhisinde spesifitesini arttırabilir. Acil birimine başvuruyu takiben egzersiz olguları (n=12, travma hastaları (n=18 ve MI hastalarında (n=10 Mb ve CAIII salınımını inceledik. Olaydan sonra 5 saat içerisinde alınan örneklerde egzersiz ve travma olgularında Mb/CAIII sabit oranının medyanları sırasıyla 3.505 (aralık: 1.05-6.76 ve 2.890 (aralık: 0.97-3.97 bulundu. Aynı zaman aralığında, MI hastalarında Mb/'CAIII oranları belirgin olarak yüksek (p

  14. Popüler Roman ve Gençler Üzerindeki Etkileri- Bursa Örneği- Popular Novel and Its Effects on the Young-Bursa Example-

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih ACER

    2013-07-01

    ından estetik bir gaye ile yazılan; Yine yazarı tarafından ciddi bir uğraş olarak kabul edilen; yayınlanması sadece ticari sebeplere dayanmayan; okuru hazır duygu ve düşünce kalıplarından sıyırıp, onu her şeyi sorgulayıcı bir konuma getiren; yine okurda belli bir seviye estetik birikim arayan; bu yüzden az sayıda okura ulaşan; kurgusu ve anlatım tekniği açısında orijinallik arz eden nitelikte romanlara da estetik roman denir Bu çalışmada gençlerin popüler romanları yukarıdaki tanımdaki gibi algılamadığı ortaya çıkmıştır. Giriş bölümünde belirtildiği gibi estetik roman karşısında olumsuz değerlendirmelere maruz kalsa da bu durum popüler romanın çok okunan bir tür olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Bu gerçekten yola çıkarak bu çalışmada gençler arasında popüler romanın niçin bu kadar rağbet gördüğü, gençlerin dünyasına neler kattığını, aile ve çevrenin bu roman tercihlerindeki faktörü, estetik romanlara geçiş için bir basamak teşkil edip etmeyeceğini, gençlerin gözünde popüler romanın anlamını, okul türünün seçilen romanlara etkisi gibi bir çok konu yapılan anketler ve bu anketlerin çıkarımlarıyla ortaya konulmuştur. Araştırma alanı Bursa İliyle sınırlandırılmıştır. Anket 2011-2012 eğitim ve öğretim yılında Bursa’da bulunan orta öğretim kurumlarının her birinden bir örnek okulda uygulanmıştır. Bu okullarda edebiyat öğretmenlerinin tespit ettiği popüler roman okuyan 421 öğrenci üzerinde uygulanmıştır. Bu çalışmada çapraz grafikler SPSS 15. programı kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmanın sonuç ve öneriler kısmında tablolarda yapılan mukayeselerden elde edilen çıkarımlar halinde sunulmuştur.

  15. AHMEDİYE FLOATING ISLAND AHMEDİYE YÜZENADASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Pınar TAŞKIRAN (M.A.H.

    2006-09-01

    ının inceleme konusu olmuştur. Söz konusu oluşum, başta coğrafya olmak üzere biyoloji, jeoloji ve çevre bilimlerinin de inceleme alanına girmektedir. Ancak yüzenada terimi Coğrafya ilmi sayesinde literatüre girmişve adaların oluşumu, tanımı ve tanıtımı üzerine ilk çalışmalar yine coğrafyacılar tarafından yapılmıştır. Bu konuda Prof. Dr. İhsan BULUT’ un önemli çalışmalarıbulunmaktadır. Yüzenadalar çok çeşitli özellikleri ile bilim dünyasının dikkatini çekmektedir. Başta zengin flora ve faunasıyla içerisinde bulunduğu ortamdan belirgin bir şekilde ayrılmaktadır. Bu adalar, göl alanı içerisinde gelişmeleri dolayısıyla,insanların hep dikkatini çeken sulak alanlar durumundadır. Doğal ve beşerî faktörlerle ekosistemde meydana gelen bozulmaların en bariz olarak gözlenebildiği kesimler yine bu sulak alanlardır. İnorganik ve organik minerallerin uygun iklim koşulları altında optimum karışımı yine sulak alanlarda gerçekleşirken, inorganik minerallerde bulunan fosfat ve serbest atmosferden sağlanan nitratla gür ve türce zengin sulak alan bitkileri yetişmektedir. Yüzenadalar hemen her iklim kuşağında görülmesine rağmen yine de dünyamızın bu oluşumlar bakımından fakir olduğu söylenebilir. Ancak bu durum, şüphesiz bu alandaki çalışmaların yetersiz olmasının bir sonucudur. Kendine özgü doğal ortamıyla çevresinden ayrılan ve göl alanında yüzer halde her yöne kolayca hareket edebilen yüzenadalar, çevrelerinin adeta bir sembolü rolünü üstlenirken, bölge insanını kendisine çeken görsel doğal bir turistik cazibe merkezi olma özelliğini de taşırlar. Ülkemizde kayıtlara geçen yüzenada bulunan il sayısı 8’dir. Ancak ülkemizin farklı kesimlerinde büyüklü küçüklü çok sayıda sulak alan bulunmaktadır. Dolayısıyla da araştırmalar arttıkça farklı kesimlerde yüzenadalarla karşılaşılacaktır. İşte bilinenlere ilave edebileceğimiz bir

  16. Geotechnical Aspects of Revitalisation of Post-Mining Areas - An Example of the Adaptation of Katowice Hard Coal Mine for the New Silesian Museum / Geotechniczne aspekty rewitalizacji terenów pogórniczych - przykład adaptacji KWK "KATOWICE" na nowe muzeum śląskie

    Science.gov (United States)

    Cała, Marek; Ostręga, Anna

    2013-06-01

    Regionalnego w ramach Regionalnego Programu Operacyjnego Województwa Śląskiego na lata 2007-2013 oraz środków Ministra Kultury i Dziedzictwa Narodowego. Zakończenie realizacji planuje się na 2013 r. Wartością dodaną opisanego przedsięwzięcia jest fakt ulokowania nowej siedziby Muzeum Śląskiego na terenie dawnej Kopalni "Katowice". Zabytkowa zabudowa dawnej Kopalni sama w sobie tworzy "żywe muzeum" górnictwa węglowego. Poza ekspozycjami związanymi z malarstwem, rzeźbą itp., w muzeum planuje się prezentować również przemysłowe dziedzictwo kulturowe Górnego Śląska. Rozpoczęto już gromadzenie eksponatów. Dlatego w artykule podkreślono, że opisana inwestycja wpisuje się w działania na rzecz zachowania przemysłowej części materialnego dziedzictwa kulturowego Górnego Śląska, od wieków związanego górnictwem węgla kamiennego i ma szansę stać się wizytówką nie tylko Katowic, ale i regionu śląskiego.

  17. НЕПОМІТНІ ДОКОРІННІ ЗМІНИ: ПАМ'ЯТЬ І ЗАБУВАННЯ У ІСТОРИЧНІЙ ПРОЗІ СУЧАСНОЇ УКРАЇНСЬКОЇ ЛІТЕРАТУРИ / INCONSPICUOUS FUNDAMENTAL CHANGES: REMEMBRANCE AND FORGETTING IN MODERN UKRAINIAN HISTORICAL FICTION

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Антоніна АНІСТРАНЕНКО

    2017-11-01

    бенностей, что можно объяснить необходимостью реорганизации в постколониальную природу литературного процесса.Anistratenko A. Inconspicuous fundamental changes: remembrance and forgetting in modern Ukrainian historical fiction. A modern Ukrainian novel acquires a new face. This process includes the erosion of genre markers and the latest historical prose genre redefinition. For example, since 2000 years, genrestyle markers of historical prose have been gained a whole palette: a historical-fantastic novel, a novel of alternative history, a political joke novel, historical fantasy, historical travesty, etc. up to nowadays mixed changes result processing. It is difficult to name even a dozen historical novels that would not contain other genre connotations, but it would have become the actual historical prose product of the epic kind. The aim of investigation. In the article we are going to indicate the role and significance of the history as a kind of reflection of memory and its antinomy forgetting in the modern Ukrainian prose genre matrix. Research methodologies are such as comparative analysis, descriptive method, contextual imagination as well as conceptive investigation. Scientific novelty consists in systematization of historical prose genre markers according to its specific and main features of the terms “remembrance” and “forgetting” in the context of the history writing and fiction novel. Verbal creativity plays a special role in this process. P. Nora examines the problem of memory in historical terms as well as J. Assmann gives also own literary dimension. It should be mentioned, that P. Nora argues that memory has undergone in fact only two forms of legitimation: historical and literary. 20 Kononovych L. Ya, zombi [I am a zombie], Kyiv, Dzherela M, 2000, P. 124. 21 Hundorova T. Kitch i Literatura. Travestiyi [Kitsch and Literature. Travesti], Kyiv, Fakt, P. 248. 179 Ан

  18. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Akif İnanıcı

    1998-12-01

    HAZLARININ YARARLILIĞI Postmortem Lipid Levels for the Analysis of Risk Factors of Sudden Death, Usefulness of the Ektachem and Monarch Analyzers. Hart AP, Zumwalt RE, Dasgupta A. Am J Forensic Pathol 1997:18/4;354-9 Serum kolesterol, trigliserid ve serbest yağ asit seviyelerinin yükselmesi kardiyovasküler hastalıklara bağlı ani ölüm risk faktörleri ve miyokardiyal iskemi ya da aritmiler için artan risk olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle, ölüm öncesi ve sonrası lipid seviyelerinin ilişkisi ani ölümlerin nedeni, fizyopatolojisi ve ailesel risk faktörlerinin saptanmasında yararlı olabilmektedir. Bu çalışmada, ölüm öncesi (72 saat içinde ve ölüm sonrası (24 saat içinde kolesterol, trigliserid, serbest yağ asiti ve albümin seviyeleri New Mexico Hastanesinde yatan 7 hastadan analiz edilmiştir. Kolesterol, trigliserid ve albümin seviyeleri Ektachem 700 analiz cihazıyla dry-slide teknolojisi ve serbest yağ asidi seviyesi de kiti Wako Kimyadan ticari olarak temin edilebilen Monarch analiz cihazıyla ölçülmüştür. Ölüm sonrası kolesterol seviyeleri ölüm öncesi seviyelerden ortalama olarak %13 daha az idi, ölüm sonrası trigliserid seviyeleri ölüm öncesi seviyelerden ortalama olarak 538 kat daha yüksek idi, ölüm sonrası serbest yağ asidi seviyeleri ölüm sonrası seviyelerden ortalama olarak %23 daha az idi ve ölüm sonrası albümin seviyeleri (ölüm öncesi seviyelerden < %0.01 daha yüksek esas itibariyle değişmemişti. Lipid seviyelerindeki ölüm öncesi ve ölüm sonrası arasındaki bu farklılıklar ölüm sonrası ürünlerin yıkımı sonucudur. Farklı enzim yıkımları gibi genel kanı ya da Ektachem ve Monarch sistemlerin duyarlılığı tam olarak saptanamamıştır. Bu ilk sonuçlar Ektachem ya da Monarch sistemlerle analiz edilen ölüm sonrası kolesterol, trig- liserid ve serbest yağ asidi seviyelerinin yorumlanması sırasında dikkatli olunmasını önermektedir. ANİ ÖLÜM NEDENİ OLARAK ARİTMOJENİK SA

  19. Dočasná symetrie zdravých a protetických končetin během chůze osoby s transtibiální amputací s různým protetickým zařazením Temporal symmetry of sound and prosthetic limbs during transtibial amputee gait with various prosthetic alignment

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Miroslav Janura

    2007-01-01

    é protézy. Vliv protetické nohy na proměnné chůze ve skupině těchto probandů zkoumal Gitter et al. (1991. Efektivnost chůze je také významně ovlivněna nastavením protézy nebo protetické nohy. Rehabilitaci osoby s amputací lze považovat za úspěšnou pouze tehdy, pokud tato osoba považuje protézu během chůze za estetickou a pohodlnou. Nastavení protézy musí vyhovovat potřebám postiženého (Fridman, Ona, & Isakov, 2003. Když protetická noha není optimálně vyladěna, může se tento fakt projevit v různých cyklech chůze. Během analýzy chůze je protéza úmyslně "neoptimálně" nastavena, aby se vyvolaly skryté následky. Fridman, Ona a Isakov (2003 pozorovali vliv protetické nohy umístěné ve vnější rotaci. Schmalz, Blumentritt a Jarasch (2002 použili sagitální posun nohy vpřed a vzad a nastavení nohy do plantární a dorzální flexe. Blumentritt et al. (1999 se zaměřil na účinky nastavení protézy v sagitální rovině na velikost zatížení kolenního kloubu u stojící osoby s transtibiální amputací. Nastavení protézy u osob s amputací dolní končetiny má pomoci zvýšit pohodlí zdravé nohy a maximalizovat možnosti chůze těchto osob. V rámci biomechanické analýzy chůze je důležité prošetřit nejen vztah mezi nastavením protetické nohy a protetické končetiny, ale také vztah mezi tímto nastavením a aktivitou druhé, zdravé končetiny (Pinzur et al., 1995. V jiných studiích se objevuje důraz na zdravou končetinu (Nolan & Lees, 2000; Hurley et al., 1990, ale v nich není řešena otázka různých nastavení protéz. Tento vztah mezi zdravou a protetickou končetinou může být kvantitativní, měřený dle symetrie nebo asymetrie měřených proměnných. The term "gait" refers to fundamental locomotion by means of which the individual moves him/herself from one place to another. For people afflicted by some involvement of the lower limbs, this activity is partially or completely

  20. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şebnem Korur Fincancı

    1999-08-01

    üm olgularda kötü bir prognoza sahip olmayı sürdürmektedir. Cerrahi endikasyon da tartışmalıdır. Amacımız bu tür olgularda cerrahi sonrası prognoza etkili özellikleri tanımlamaktır. Laminektomi için de Base do Distrito Federal Hastanesine ( Brezilya peşpeşe gelen 45 hastada retrospektif bir çalışma yürüttük. Başlangıçtaki nörolojik durumları, defisitin düzeyi, cerrahinin zamanlaması, methilprednisolone kullanımı ve dura yırtığının varlığı gibi özellikleri araştırdık. Bunlar arasında gelişteki klinik bulgular ve lezyon düzeyi (Cauda equina sendromu olan hastaların %60’ında ve lomber bölge lezyonları olanların %53’ünde laminektomi sonrası nörolojik durumda gelişme olmuştu sonucu etkileyen en önemli faktörlerdi. Cerrahi girişim sonrası hastaların %70’inde ağrı geçmişti. ATEŞLİ SİLAH YARALANMASI VE MORTALİTE: ERGEN KURBANLARIN SUÇ GEÇMİŞİ Gun injury and mortality: the delinquent backgrounds of juvenile victims. Loeber R, DeLamatre M, Tita G, Cohen J, Stouthamer- Loeber M, Farrington DP . Violence Viet 1999 Winter;l4(4:339-52. Şehir merkezinde yürütülen yatay bir çalışmada 3 örneklem grubundaki erkek çocuklarda ciddi yaralanma ve ölümler saptandı. En eski örneklem grubundaki 506 katılımcının her onundan birinde 19 yaşına kadar bir ciddi yaralanma veya öldürülme söz konusuydu. Bu grubun üçte ikisi ateşli silahla yaralanmış veya öldürülmüştü. Kontrollere göre kurbanların ciddi suçlara, çete kavgalarına ve ilaç satışına karışma öyküsü daha fazlaydı. Daha çok silah taşıyorlardı. Kurbanların suçlu yaşam biçimi mahkeme kayıtlarından da görülebiliyordu. Okul başarıları kötü, aile denetimi zayıf ve aileleri ile iletişimleri kötü idi. Davranış sorunları vardı. TANI KONAMAYAN SANTRAL ANTİKOLİNERJİK SENDROM TEHLİKELİ KOMLİKASYONLARA YOL AÇABİLİR Undiagnosed central anticholinergic syndrome may lead to dangerous complications