WorldWideScience

Sample records for igast olmpiapevast fakte

  1. Konuşma Eğitimini Etkileyen Faktörler

    OpenAIRE

    Uçgun, Duygu

    2007-01-01

    İnsanın sosyal ilişkilerini sürdürebilmesi için en fazla ihtiyaç duyduğu beceri olan konuşma, günlük hayatın ayrılmaz bir parçasıdır. İletişim konusunda yapılan araştırmaların sonuçları, konuşmanın iletişimde ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Ne yazık ki taşıdığı öneme rağmen bu dil becerisinin geliştirilmesi için yapılan çalışmalar yeterli değildir. Bu çalışmada konuşma eğitimini etkileyen faktörler üzerinde durulmuş ve bu becerinin geliştirilmesine yönelik öneriler sunulmuştur....

  2. Kahvenin Aroma Bileşikleri ve Kahve Aromasını Etkileyen Faktörler

    OpenAIRE

    Çağlarırmak, Necla; Ünal, Kemal

    1993-01-01

    Bu derlemede, uçucu bileşikler yönünden çok zengin kompozisyona sahip olan kahvenin aroma bileşikleri incelenmiştir. Kahvenin aroma bileşiklerini; kahvenin türü, orijini, kavurma işlemi ve kavurma işlemi ile ilgili parametreler (kavurma sıcaklığı, kavurma süresi, kavurmanın yapıldığı ekipmanın türü, kahvenin çözünürlüğü, depolanması) gibi faktörlerin etkilediği belirtilmektedir. Kahvenin son aromasını daha ziyade kavurma işleminin etkilediği, ısıl işleme bağlı olarak yeni bazı bileşenlerin o...

  3. F(akt)

    Index Scriptorium Estoniae

    2009-01-01

    EKA tudengite Johannes Säre, Taaniel Raudsepa, Karel Koplimetsa, Sigrid Viiru fotode näitus Eesti Kunstiakadeemia galeriis 14.01.-23.01.2009. Juhendaja Tanja Muravskaja. Näitusel eksponeeritud töödest, nende valmimisest vestlevad fotode autorid

  4. F(akt)

    Index Scriptorium Estoniae

    2009-01-01

    EKA tudengite Johannes Säre, Taaniel Raudsepa, Karel Koplimetsa, Sigrid Viiru fotode näitus Eesti Kunstiakadeemia galeriis 14.01.-23.01.2009. Juhendaja Tanja Muravskaja. Näitusel eksponeeritud töödest, nende valmimisest vestlevad fotode autorid

  5. Müşteri Memnuniyetini Oluşturan Faktörlerin Müşteri Sadakatine Etkisinin Lojistik Regresyon Analizi İle İncelenmesi

    OpenAIRE

    Cengiz, Ilgın

    2013-01-01

    İşletme başarısının temelinde müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati bulunmaktadır. Bugün artık işletmeler müşterilerinin sadakatlerini elde etmenin ve onlarla uzun dönemli ilişki içinde olmanın yollarını aramaktadırlar. Bu kapsamda araştırmada, turizm sektörünün içinde yer alan termal otel işletmelerinde konaklayan müşterilerin memnuniyet düzeylerinin belirlenmesi ve memnuniyetlerini oluşturan faktörlerin sadakatleri üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmaktadır. Veri toplama yöntemi olar...

  6. Lise öğrencisi ergenlerde depresyon, internet bağımlılığı ve ilişkili faktörler

    OpenAIRE

    Öner, Kamile

    2015-01-01

    Bu çalışma, lise öğrencisi ergenlerde depresyon, internet bağımlılığı ve ilişkili faktörleri incelemek amacı ile kesitsel bir araştırma olarak yapılmıştır. Trabzon İl Merkezinde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 5 lise de eğitim-öğretim gören 3289 öğrenci üzerinden örneklem büyüklüğü Büyüköztürk ve arkadaşları tarafından önerilen eşitlik ile hesaplanmış olup %95 güven aralığı ile 345 öğrenci olarak bulunmuştur. Araştırmanın desen etkisi 2 kabul edilip 690 öğrenciye ulaşılması hedeflenmiş ancak ö...

  7. Aykırı değer varlığında hızlı minimum kovaryans determinantı kestiricilerinin faktör analizinde kullanımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özlem Alpu

    2016-12-01

    Full Text Available Çok değişkenli analizlerden biri olan faktör analizi veri indirgeme, değişkenler arasındaki ilişkileri belirleme ve aynı zamanda sınıflandırma yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Çok sayıda değişken içeren veri setlerini analiz ederken araştırmacılar problemin sonuçları üzerinde olası zararlı etkileri olabilen ve aykırı değer olarak isimlendirilen olağandışı gözlemlerle karşılaşabilmektedir. Sıklıkla hatalı gözlemler olarak değerlendirilen aykırı değerler, veri seti hakkında önemli bilgileri içinde barındırabileceği gibi kurulan modelin yanlış belirlenmesi, yanlı parametre kestirimi ve yanlış analiz sonuçlarına da neden olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı aykırı değerlerin parametre kestirimlerini yanlı yapmayacak özellikte faktör analizi metodunu kullanmaktır. Bu amaçla aykırı değerlerin etkisini azaltan sağlam konum ve ölçek kestiricileri içinden hızlı minimum kovaryans determinantı kestiricileri tercih edilip, bir faktör analizi uygulaması gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak aykırı değerlerin etkisini azaltarak verilerin çoğunluğuna uyan, açıklanan varyansı daha yüksek ve değişkenlerin daha anlamlı olarak faktörlerde toplandığı sağlam faktör analizi kestirim sonuçları elde edilmiştir.

  8. Bazı kafes kuşu yemlerinde doğal olumsuzluk faktörlerinin (Aflatoksinler, Nitrit, Nitrat, Tanen ve Sodyum Klorür) belirlenmesi

    OpenAIRE

    GÜRELİ, Hakan

    2010-01-01

    Bu çalışmada bazı kafes kuşu yemlerinde doğal olarak bulunan ya da sonradan oluşabilen doğal olumsuzluk faktörlerinden aflatoksinler, nitrat-nitrit, tanen ve tuz miktarları araştırıldı. Bu amaçla Ankara ili sınırları içerisindeki satılan muhabbet kuşu, kanarya ve papağan yemlerinin her birinden 20'şer adet olmak üzere toplam 60 örnek analiz edildi. Aflatoksin analizlerinde yüksek basınçlı sıvı kromatografi cihazı (HPLC) kullanıldı. Nitrat, nitrit ve tanen analizleri spekt...

  9. İşitme Engelli Çocukların Konuşmalarının Anlaşılabilirliğini Etkileyen Faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zehra Pınar Çeliker

    2005-01-01

    Full Text Available İşitme engeli sözel becerilerin kazanımında önemli güçlüklere neden olmaktadır. Dil ve konuşma gelişimi önemli ölçüde işitmeye dayalı olduğundan, işitme engelli çocukların bu becerilerin ediniminde büyük bir dezavantaja sahip oldukları gözlenmektedir. Gerçekleştirilen pek çok araştırma işitme engellilerin konuşma anlaşılabilirliğinin çok düşük olduğunu göstermektedir. Bu araştırmada, işitme engellilerin konuşmalarının anlaşılabilirliğini etkileyebilecek faktörlerden işitme kaybı derecesi (dB, süre (konuşma hızı, artikülasyon (seslerin doğru üretimi ve cümle vurgusu gibi faktörler arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma grubu, işitme kayıpları 75dB ile 118dB arasında değişen ve rasgele seçilmiş 17 öğrenciden oluşmuştur. Önceden hazırlanmış cümleleri okuyan öğrencilerden alınan ses kayıtları 19 kişiden oluşan bir jüriye dinletilerek anlaşılabilirlikleri 5’li bir derecelendirme ölçeği üzerinden değerlendirilmiştir. Sözü geçen faktörler içinde anlaşılabilirliği en fazla etkileyen faktörün artikülasyon becerileri olduğu ve bunu işitme kaybının izlediği görülmüştür. Hearing impairment presents considerable problems in the acqusition of verbal skills. Children with hearing impairement are at a disadvantage when developing speech and language because development of those skills relies mostly on hearing. Studies reveal that speech intelligibility of the hearing impaired is low. This study investigated the relationship between speech intelligibility and factors such as degree of hearing loss, speech rate, articulation and sentence stress, that are likely to influence it in children with hearing impairment. The study group consisted of 9-14 yearold 17 school children with hearing losses between 75 and 118 dB. The children were asked to read pre-prepared lists of sentences and then were rated by a jury of 19 on a 5-degree scale of

  10. Evre IV küçük hücreli dışı akciğer kanserli hastaların sağkalımını etkileyen faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Turgut Kaçan

    2013-09-01

    Full Text Available Amaç. Bu çalışmada evre IV küçük hücreli dışı akciğer kanserli hastalarda tedavi öncesi prognostik faktörlerin sağkalım üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlandı. Yöntem. Bu çalışma 2006-2011 tarihleri arasında merkezimize tedavi edilen evre IV küçük hücreli dışı akciğer kanserli 113 hastanın dosyalarının retrospektif incelenmesi ile yapıldı. Hastalara ait demografik, klinik ve histopatolojik veriler hasta dosya ve hastane kayıtları incelenerek elde edildi. Kontrole gelmemiş hastalar sağkalım analizi için, izin alınarak kimlik sorgulama sisteminde sorgulandı. Analiz için sıklık testleri, Mann-Whitney U testi ve Kaplan-Meier analizi kullanıldı. Bulgular. Yüzü (%88 erkek, 13'ü (%12 kadın toplam 113 hastanın verisi analiz edildi. Ortanca yaş 62 (37-82 idi. Sigara kullanımı 90 (%80 hastada, aile hikayesi 27 (%24 hastada, komorbidite 40 (%35 hastada mevcuttu. Histopatolojik alt tip olarak 24 (%21 hasta epidermoid, 30 (%27 hasta adenokarsinom, 3 (%2 hasta nöroendokrin alt tipine sahipti. Ellialtı (%50 hastanın ise histopatolojik alt tipi belirlenememişti. En sık rastalanan Eastern Cooperative Oncology Group Perfromance Statusu ECOG 1 idi. En sık metastaz yerleri beyin (%35, kemik (%32, karaciğer (%21 ve karşı akciğer (%18 idi. Hastaların 83'üne (%73 kemoterapi uygulanırken 30'una (%27 destek tedavisi verildi. Analjezik kullanımı 84 (%74 hastada var iken palyatif radyoterapi 69 (%61 hastaya uygulandı. Ortanca takip 8 ay (1-47, ortanca sağkalım 8 ay idi. Bir yıllık genel sağkalım %35 olarak tespit edildi. Eastern Cooperative Oncology Group Perfromance Statusu (p<0,001, kemoterapi uygulaması (p<0,001, tedavide cisplatin (p<0,001 ve docetaxel (p=0,043 kullanımı, laktik dehidrogenaz yüksekliği (p=0,007 sağkalımı belirleyen prognostik faktörlerdi. Kemoterapi uygulaması (p<0,001 ve laktik dehidrogenaz yüksekliği (p=0,004 ise bağımsız prognostik faktörlerdi. Sonu

  11. Harry Potter tungib peale igast suunast / Hindrek Riikoja

    Index Scriptorium Estoniae

    Riikoja, Hindrek

    2001-01-01

    Eesti kauplustes saadab suur müügiedu kõikvõimalikke mänguasju, kleepse ja muud atribuutikat mis seondub Joanne Rowling'u Potteri-raamatutega ja nüüd ka meie kinno jõudnud "Harry Potter ja Tarkade kivi" ekraniseeringuga

  12. Harry Potter tungib peale igast suunast / Hindrek Riikoja

    Index Scriptorium Estoniae

    Riikoja, Hindrek

    2001-01-01

    Eesti kauplustes saadab suur müügiedu kõikvõimalikke mänguasju, kleepse ja muud atribuutikat mis seondub Joanne Rowling'u Potteri-raamatutega ja nüüd ka meie kinno jõudnud "Harry Potter ja Tarkade kivi" ekraniseeringuga

  13. Herzberg in Çift Faktörlü Güdüleme Kuramının Öğretmenlerin Motivasyonu Açısından Çözümlenmesi

    OpenAIRE

    KURT, Türker

    2014-01-01

    Öğretmenlerin motivasyonu eğitim liderleri ve yöneticileri için önemli bir konudur. Öğrenme/öğretme sürecinde temel bir öneme sahip olmasına rağmen, öğretmenlerin motivasyon düzeyleri yüksek değildir. Diğer mesleklerde çalışanlarla karşılaştırıldığında, öğretmenlerin motivasyonlarının daha düşük olduğu ve stres düzeylerinin daha yüksek olduğu bilinmektedir. Motivasyon kuramlarından biri olan Herzberg\\'in iki faktörlü motivasyon teorisi, öğretmenlerin motivasyonlarının neden düşük olduğu ...

  14. Meme kanseri riskinin beslenme ile ilişkili faktörler açısından değerlendirilmesi/The evaluation of risk of breast cancer from the perspective of nutritional factors

    OpenAIRE

    Yılmaz, M. Soner; ATAK, Nazlı

    2014-01-01

    ÖzetBu çalışmanın amacı, meme kanseri riskinin beslenme ile ilişkili faktörler açısından değerlendirilmesidir. Gelişmiş ülkelerde önemli bir Halk Sağlığı sorunu olan meme kanserinin, gelişmekte olan ülkelerde de doğumda beklenen yaşam süresinin uzaması ve batılı yaşam biçiminin benimsenmesi sonucu insidansı artmaktadır. Yaşam biçimi davranışlarının özellikle de beslenmenin, kronik hastalıklarla olan ilişkisinin belirlenmesi ile birlikte, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki kadınlarda en s...

  15. Otomobil Sahipliğini Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi: Tokat İli Kentsel Alanda Bir Uygulama(Identifying the Factors Affecting the Car Ownership: A Case Study in Urban Areas of the Province of Tokat

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Rüştü YAYAR

    2015-12-01

    Full Text Available Beğenmeli mal kapsamında ifade edilen otomobillerin tüketiciler tarafından satın alınma evresi uzun bir dönemi kapsayabilmektedir. Otomobil satın alımının yüksek maliyet içermesi, tüketiciler tarafından dikkat edilen en önemli risk unsurlarından birisidir. Küreselleşen dünya ile birlikte otomotiv sektörü günden güne gelişim göstermektedir. Yine Türkiye’de otomotiv sektörü yıllar itibariyle değişim göstermiş ve güçlü bir evrim geçirmiştir. Otomobil markaları, Türkiye’deki otomobil kullanıcılarına yönelik en uygun otomobilleri üretme çabasına girmişlerdir. Türkiye’de ekonominin büyümesine paralel olarak otomobile olan talebin artması sebebiyle otomobil sahipliğinin hangi değişkenlere göre farklılık göstereceği araştırılmak istenmiştir. Bu nedenle Tokat ili kentsel alanda ikamet eden 438 ailenin otomobil sahibi olup olmadıkları incelenmiştir. Otomobil sahipliğini belirleyen sosyoekonomik ve demografik faktörlerin neler olduğu ve bu faktörlerin tüketicilerin otomobil sahibi olup olmamalarını etkileme dereceleri araştırılmıştır. Çalışmada Binary Logit Modeli kullanılmıştır. Modelde aile reisinin erkek, esnaf, yüksek gelirli, ev sahibi ve kredi kartının bulunması değişkenleri istatistiksel olarak anlamlı olup otomobil sahipliğini olumlu yönde etkilediği bulunmuştur. The purchase period of cars expressed within the scope of preferred goods can involve a long period. Car purchase’s including high cost is one of the most important risk factors considered by the consumers. Along with the globalizing world, automotive sector has been developing day by day. In Turkey, the automotive sector has changed in years, and has had an influential evolution. The automobile brands have led to drive for producing the most appropriate cars for the automobile users. In parallel to the growth of economy in Turkey, it was aimed to investigate according to what reasons

  16. Diş çekimi sırasında komplikasyona neden olan risk faktörlerinin etkinliği: kesitsel bir çalışma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Emre Benlidayı

    2012-10-01

    Full Text Available

    Objective: The aim of this cross-sectional study is to make a contribution to the practical dental education by emphasizing and grading the efficiency of risk factors causing complication during tooth extraction.

    Materials and Methods: The study consisted of 186 tooth extraction in 108 patients done by intern dental students between 2008 and 2009. The clinical and radiographic data of the patients and complications during extractions were recorded. Chi-square test and Odds Ratio were used in order to analyze the data statistically.

    Results: The complication rate of intern dental students was 20.43%. The complications were divided into 3 subgroups; crown fracture (%42.1, apical 1/3 root fracture (31.58%, and 2/3 root fracture (%26.32. Root-tip curve, root separation, alveolar bone resorption, crown destruction, restorations, number of roots, and age of the patients increased the complication rate significantly. Gender of the patients and anatomic localization of the teeth did not affect the complication rate significantly.

    Conclusions: The most potent risk factors were root-tip curve and root separation. The minimum effective risk factors were the number of roots and the age of the patients. In order to prevent complications, pre-operative radiological monitoring of the tooth is mandatory.

    Keywords: Tooth extraction, dental student, complication, risk factors.

     

    ÖZET

    Amaç: Bu kesitsel çalışmanın amacı, diş çekimi sırasında komplikasyona neden olan faktörlerin vurgulanması ve etkinliklerinin derecelendirilmesi yoluyla temel klinik diş hekimliği eğitimine katkıda bulunmaktır.

    Gereç ve Yöntem: 2008-2009 yılları arasında, 5. sınıf diş hekimliği öğrencileri tarafından diş tedavileri yapılan 108 hastadaki 186 diş çekimi

  17. Some variables predicting five factor personality of adolescentsErgenlerin beş faktör kişilik özelliğini yordayan bazı değişkenler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Bilgin

    2016-09-01

    Full Text Available In this study, variables predicting the five-factor personality traits of adolescents were examined. These variables are cognitive flexibility, social self-efficacy, and cognitive errors. Research on middle and high school students from 7th.8th.9th.10th.11th.and 12th grades, a total of 441 students, participated to the study. In the study, the Five Factor Personality Inventory, Social Self Efficacy Scale, Cognitive Flexibility Scale and Cognitive Errors Questionnaire were used. The findings of the study show that significant predictied variables for five personality traits are cognitive flexibility, social self-efficacy and cognitive errors. As a result, positive relationship between social self-efficacy and extraversion, aggreeablesness, and openness to experiences personality traits were emerged. It was determined that there was a positive relationship between self-control personality traits and cognitive flexibility, and a negative relationship cognitive flexibility with neuroticism. However, results showed that over-generalization error was commonly used by people who had self-control and neuroticism personality traits. Self-control and agreeablesness of the personality traits were used at the same time personalization errors.  It is determined that only individuals with agreeablesness trait seemed to made error of selective abstraction. Overall, It is seen that people who are cognitive flexibility are extraversion, agreeablesness, self-control and openness to experiences personality traits.    Özet Bu çalışmada, ergenlerin beş faktör kişilik özelliklerini yordayan değişkenler incelenmeye çalışılmıştır.  Bu değişkenler bilişsel esneklik, sosyal yetkinlik ve bilişsel hatalardır. Araştırmaya 7.8.9.10.11.ve 12 sınıf öğrencileri olmak üzere toplam 441 öğrenci katılmıştır. Araştırmada beş faktör kişilik envanteri, bilişsel esneklik ölçeği, bilişsel hatalar ölçeği ve sosyal yetkinlik beklentisi

  18. Teachers’ views on professional image and influential factorsÖğretmenlerin mesleki imajlarina ilişkin görüşleri ve mesleki imaja etki eden faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Serkan Ünsal

    2016-09-01

    ürekli yenilenmenin, değişimin ve mükemmeli arayışın söz konusu olduğu günümüzde, kamu okullarında ve özel okullarda görev yapan öğretmenlerin mesleki imajlarına ilişkin görüşlerini belirlemek ve mesleki imaja etki eden faktörlerin neler olduğunu tespit etmektir. Bu genel amaç çerçevesinde öğretmenlerin mesleki imaj, mesleki imaja etki eden faktörler, mesleğin statüsü, mesleğin saygınlığı ve öğretmenlerin kişisel imaj hakkındaki görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın yöntemi ise nitel araştırma doğrultusunda olgu bilim deseninde tasarlanmıştır.Problemin farklı boyutlarını ortaya koyabilmek ve farklı görüşlere yer verebilmek amacıyla, araştırmanın çalışma grubu, örnekleme tekniklerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi temel alınarak 25 katılımcıdan oluşturulmuştur.Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır.Yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine uygun olarak, görüşmelerden elde edilen veriler, içerik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir.Görüşmelerde kişilerin her bir soruya verdikleri cevaplar, birbirine benzer ve birbirinden farklı olma durumlarına göre analiz edilerek gruplandırılmıştır.Belirlenen görüşler frekans (f ve yüzde (% olarak ilgili tablolarda gösterildikten sonra katılımcıların açıklayıcı ve belirleyici görüşleri doğrudan alınarak bulgulara eklenmiştir.Mesleki imajı etkileyen faktörlere yönelik öğretmen görüşleri, siyasi aktör alt teması altında; hükümetlerin öğretmeni sahipsiz ve yalnız bırakması, öğretmene değer vermemesi yönünde tespit edilmiştir.Milli Eğitim Bakanlığı alt teması altında ise; Milli Eğitimin öğretmene yüklediği anlam ve roller, eğitim politikalarındaki tutarsızlıklar, yapılan çalışmalarda öğretmenlerin görüş ve düşüncelerinin alınmaması, veli ve öğrenci her zaman haklıdır anlayışı doğrultusunda öğretmenin pasif bir

  19. GSM SEKTÖRÜNDE MÜŞTERİ BAĞLILIĞI (Pamukkale Üniversitesi Öğrencilerinin GSM Operatörlerine Bağlılıkları ve Bağlılıklarını Etkileyen Faktörler)

    OpenAIRE

    ,

    2007-01-01

    Bu çalışmada, müşteri bağlılığının önemi, müşteri bağlılığını etkileyen faktörler ve GSM (Global System for Mobile Communications-Mobil İletişim için Küresel Sistem) operatörlerine bağlılığı etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılan araştırma sonuçları açıklanmıştır. 483 Pamukkale Üniversitesi öğrencisi üzerinde yapılan tanımlayıcı araştırma sonuçlarına göre; iletişim kalitesi, iletişim maliyeti, değiştirme maliyeti ve hizmet çeşitliliğinin GSM operatörlerine bağlılık üzerinde öneml...

  20. Heterotopie aus Fakt und Fiktion. Beispiel Venedig

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Wiebke Amthor

    2009-10-01

    Full Text Available Heterotopia are spatial challenges to social order. They are energized not only by real spatial conditions but also by established ascriptions. The example of Venice displays the entanglement and efficacy of the interplay between a specific spatial order and venerable images. The aesthetic realization of the image of the city in Rilke’s New Poems (“Venice Morning” (1908, “The Courtesan” (1907 and in Madonna’s music video “Like a Virgin” (1984 accentuates the manner in which city space is related to the female body and proves once more the importance of using a conscious approach to Foucault’s concept of heterotopia.

  1. The Social Media Factor In The Development And Promotion Of Religious Tourism İnanç Turizminin Tanıtımında ve Gelişiminde Sosyal Medya Faktörü

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    M. Murat YEŞİL

    2013-09-01

    bu destinasyonlardauygulayacakları gezi programlarını pazarlamaya ihtiyaçları vardır.İnternet teknolojisinin gelişmesiyle ortaya çıkan “sosyal medya”organları, her iki alanda da rahatlıkla kullanılabilecek uygun araçlarolarak görülmektedir. Yapılan bilimsel araştırmalarda sosyal medyakullanımı ile müşterilerin satınalma veya vazgeçme kararları arasındagüçlü bir ilişkinin var olduğu ortaya çıkmıştır. Bu ilişki, inanç turizmisektöründe destinasyonların ve tur programlarının pazarlanmasındaetkin bir destek olarak kullanılabilir. Araştırmacılara göre, sosyalmedya organları aracılığıyla gezi izlenimlerini eş, dost arkadaşlarıylapaylaşan kişiler, yakın bir zaman içinde bir yerlere gezi yapmayıplanlayan başka kişilerin gezi destinasyonlarından, kalacakları otellere,yemek yiyecekleri lokantaların seçimine kadar tüm gezi planlarıüzerinde büyük ölçüde etkili olabilmektedirler. Sosyal medya her tür işkolu için çok faydalı bir tanıtım ve pazarlama aracı olarakgörülmektedir. Ancak her araç gibi sosyal medyanın da faydalı vezararlı yönleri vardır. Sosyal medya, kendisini akıllıca kullananişyerlerini hayalini bile kuramayacakları uzak ufuklara taşır ama aksidurumlarda ise faydadan daha çok zarar getirir. Literatürde, sosyalmedya faktörünün, inanç turizminin tanıtım ve gelişmesindeoynayabileceği rol üzerinde yapılmış bir araştırmaya rastlanmıyor. Buçalışmanın amacı, hem literatürdeki bu boşluğu doldurmak hem desosyal medyanın, inanç turizminin tanıtım ve pazarlamasındaoynayabileceği rolün öneminin araştırmak ve ortaya çıkabilecekmuhtemel sorunlara çözüm yolları üretilmesi olacaktır.

  2. A Study on the factors affecting Arabesk music preference as it was perceived and felt emotions by participantsHissedilen ve algılanan duygular bağlamında Arabesk müzik beğenisini etkileyen faktörler üzerine bir araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Barış Erdal

    2015-03-01

    perceptions. The arabesk lovers’ average turned out to be higher than music students for the factors of wonder, peacefulness, power, tenderness, transcendence and joy. On the other hand, the music students’ average came out higher than arabesk lovers’ in two instances regarding the sadness and tension factors. In terms of gender, men preferred it more. Additionally, as average age increased, arabesk preferred also increased. The largest determining factor in preference for this genre was found to be in the lyrics associated with listening needs, compliance with personality traits, reflection of inner world, relaxation and a need to calm down. In terms of social factors, as preference for arabesk increased, the level of education decreased; moreover, feelings of sadness were found more among men and people of a low income level. Additionally, ones social circle was found to be the determiner with the highest frequency value.   ÖzetArabesk müzik Türkiye’ye özgü bir türdür. Teorik düzeyde yoğun olarak üzüntü, öfke, keder gibi depresif duygular içerdiği kabul edilebilir. Ancak günümüze kadar pratikte bu müziğin hangi duyguları içerdiği ya da hissettirdiğiyle ilgili herhangi bir ampirik araştırma yapılmamıştır. Bu çalışmada, arabesk müzikte hissedilen ve algılanan duyguların düzeyi; şarkı sözü, tempo ve makamın hissetme ve algıyı ne düzeyde etkilediği ve arabeskin tercih edilmesinde en çok hangi bireysel/sosyal faktörlerin etkili olduğu incelenmiştir. Elde edilen sonuçlarla bir duygu profili çıkarmak ve bu türün sevilmesinde müziksel, bireysel ve sosyal boyutların etkisini ampirik olarak değerlendirmek amaçlanmıştır. Uygulama 15-49 yaş aralığında (%28 kız (%72 erkek (n=75 arabesk hayranı ve (%53 kız (%47 erkek (n=71 müzik öğrencisi ile toplamda (n=146 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Her iki grup önce kendileri için hazırlanan anketleri doldurmuşlardır. Sonra katılımcılara beş farkl

  3. Fusarium ründab igast asendist / Elina Akk, Heino Lõiveke

    Index Scriptorium Estoniae

    Akk, Elina, 1968-

    2012-01-01

    Seeneperekond Fusarium spp. toodab toksilisi mükotoksiine ja põhjustab üle maailma suuri saagikadusid. Uute ning ohtlikumate Fusarium'i liikide levik teraviljakasvatuses üha laieneb, ka Põhja- ja Baltimaades

  4. Fusarium ründab igast asendist / Elina Akk, Heino Lõiveke

    Index Scriptorium Estoniae

    Akk, Elina, 1968-

    2012-01-01

    Seeneperekond Fusarium spp. toodab toksilisi mükotoksiine ja põhjustab üle maailma suuri saagikadusid. Uute ning ohtlikumate Fusarium'i liikide levik teraviljakasvatuses üha laieneb, ka Põhja- ja Baltimaades

  5. Seçmen Tercihinde Imaj Faktörü: Siyasal Parti ve Aday İmajı Karşılaştırmasına Yönelik Bir Alan Arştırması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esra Aydın Kılıç

    2013-09-01

    Full Text Available Normal 0 false false false EN-US X-NONE X-NONE “Seçmen Tercihinde Imaj Faktörü: Siyasal Parti ve Aday İmajı Karşılaştırmasına İlişkin Bir Alan Arştırması”  adlıbuaraştırma partiimajı veadayimajınınseçmenlerin tercihleri üzerindekietkisiniincelemek amacıylayapılmıştır.Ankara’nın beş ilçesinden seçilen üçer mahallede tesadüfiörnekleme yöntemiilebelirlenen 546kişinin parti ve aday imajı ve bunları oluşturan unsurlar üzerindeki görüşleri anket tekniğinden yararlanılarak belirlenmiştir. /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Table Normal"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin;}

  6. İnternet Üzerinden Alışveriş Niyetini Etkileyen Faktörlerin Genişletilmiş Teknoloji Kabul Modeli Kullanarak İncelenmesi Ve Bir Model Önerisi ( An Investigation And A Model Suggestion For Factors Affecting Online Shopping Intention Using Extended Technology Acceptance Model

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cengiz YILMAZ

    2015-12-01

    Full Text Available İşletmeler için müşterilere ulaşmada internetin kullanımı giderek daha fazla cazip hale gelmektedir. TÜİK’in 2014 Ağustos’ta yayınladığı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre İnternet kullanan bireylerin internet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal veya hizmet siparişi verme ya da satın alma oranı %30,8 olmuştur. İnternet kanalıyla mal ve hizmet satan işletmelere, müşterilerin alışveriş niyetini etkileyen faktörler hakkında yol gösterici olmak giderek daha çok önem kazanmaktadır. Bu nedenle çalışma, internet üzerinden alışveriş yapan tüketicilerin niyetini etkileyen faktörler için, 1989 yılında Davis tarafından geliştirilen Teknoloji Kabul Modeli’nden (TKM yola çıkmıştır. Bu araştırma, internet kullanan toplam 680 kişiden elde edilen verilerle, online alışveriş niyetini etkileyen faktörleri, Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanarak incelemiştir. Algılanan kullanım kolaylığı, algılanan kullanışlılık, algılanan haz, tutum ve niyetin yanı sıra modelde algılanan bilgi kalitesi, algılanan sistem kalitesi, algılanan hizmet kalitesi, mağaza bilinirliği, güven ve öznel norm değişkenlerine de yer verilmiştir. Önerilen model, yeterli uyum iyiliği değerlerini vermiştir. Araştırmanın bulgularına göre öznel norm hariç olmak üzere modelde kullanılan tüm değişkenler arasındaki yol katsayıları anlamlıdır. Çalışmaya göre, öznel norm, tüketicilerin online alışveriş niyetini belirlemede rol oynamamaktadır. The usage of internet while reaching to customers is getting more attractive day by day to firms. According to the TurkStat results of consumers information technology usage report that published in August 2014, individual internet users orders or buyings rate for their own usage was %30,8. It is getting more important today to help firms that are selling goods and services online, understand

  7. İstanbul'da vitamin kullanım alışkanlıkları ve bu alışkanlıkları etkileyen faktörler üzerine bir araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatma Çoşkun

    2010-01-01

    Full Text Available Bu araştırmada İstanbul'da 4 farklı sosyo-kültürel grubu temsil eden 1000 kişilik denek grubunun vitamin kullanım alışkanlıkları ve tercihlerini etkileyen faktörlerin belirlenmesine çalışıldı. Araştırmaya katılan denekler tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçildi ve yüz yüze görüşülerek kendilerinden konu ile ilgili soruları yanıtlamaları istendi. Araştırma sonucu elde edilen veriler, genel olarak ve aynı zaman da genel içerisindeki gruplara göre değerlendirilerek, grafik ve % oran olarak verildi. Araştırma sonucuna göre; kişilerin büyük bir çoğunluğunun düzensiz olarak vitamin kullanım alışkanlığına sahip olduğu, daha çok kendilerini iyi hissetmek, hastalıklara karşı dirençli olmak amacıyla vitamin kullanmayı tercih ettikleri tespit edildi. Daha iyi yaşam koşullarına ulaşmak için beslenmelerinde ki düzensizlik ve gıdalara olan güven kaygısı da kişileri vitamin kullanmaya yöneltmektedir. Bu noktada; vitamin tercihlerini nasıl yaptıkları ve yeterli bilince sahip olup olmadıkları incelendiğinde, sosyo- kültürel grupların birbirinden farklı olduğu tespit edildi. Kişiler beslenme ve vitamin kullanımı konusunda bilinçlendirilmelidir. Kişiler ayni zamanda, vitamin kullanımı ile ilgili tercih yaparken konusunda uzman kişilerden yardım almalıdırlar.

  8. Okul müdürlerine yönelik motivasyonel dil ölçeği: Türk kültürüne uyarlama, dil geçerliği ve faktör yapısının incelenmesi / Motivational language scale for school principals: Adaptation for Turkish culture, language validity, and examination of factor structure

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hamit Özen

    2013-04-01

    Full Text Available ÖZETAraştırmanın amacı, Motivasyonel Dil Ölçeği’nin Türk kültürüne uyarlanmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu 219 ilkokul ve ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Ölçeğin uyarlaması İngilizce dilinden Türkçe’ye çeviri ile başlamış sonra geri çeviri ile İngilizceye dönüştürülmüştür. Çeviri geçerliği amacıyla İngilizce uzmanlarına test-tekrar test uygulaması yapılmış, her iki testin maddeleri arasında korelâsyon yoluyla Pearson Momentler Çarpımı Katsayısı belirlenmiştir. Yapı geçerliği için Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA yapılmıştır. AFA sonucunda ölçeğin üç boyutta oluştuğu görülmüş ve yönlendirici dil, cesaret verici dil ve aitlik yaratıcı dil olarak adlandırılmıştır. Ölçeğin güvenirlik düzeyi ve maddelerin ayrışıklığı Cronbach Alfa Katsayısı, Düzeltilmiş Madde-Toplam Korelâsyon ve % 27’lik alt-üst grup farkına ilişkin t- değerleri hesaplanarak sağlanmıştır. Ayrıca ölçeğin alt faktörlerinin ortalama ve standart sapma değerleri ile alt ölçekleri arasındaki ilişkinin tespitinde Pearson Momentler Çarpımı korelâsyon analizi uygulanmıştır. Bu işlemlerden sonra ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu görülmüştür.

  9. Determining the factors that determine treatment compliance among hypertensive patients undergoing hemodialysis: A qualitative study Hipertansif hemodiyaliz hastalarının tedavi uyumlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Kalitatif çalışma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seval Aker

    2016-11-01

    ını etkileyen faktörleri ve aralarındaki ilişkiyi incelemek amacıyla fenomolojik tipte nitel olarak gerçekleştirildi.  Araştırma kapsamına, Özel Nefro Bolu Diyaliz Merkezi'nde hemodiyaliz tedavisi gören 10 hasta alındı. Araştırmanın uygulanabilmesi için, araştırmanın gerçekleştirileceği kurumdan, etik kuruldan ve hastalardan yazılı izin alındı. Veriler, araştırmacı tarafından yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak, derinlemesine bireysel görüşme yöntemi ile 01-24 Ağustos 2011 tarihleri arasında toplandı. Kaydedilen verilerin çözümlenmesi, tümevarımcı içerik analizi ile yapıldı. İçerik analizi ile tedavi uyumunu etkilediği belirlenen 26 kod belirlendi. Kodlar kategorize edilerek;  sağlık ve hastalık algısı, iş ve sosyal yaşama etki, başetme, korku, beklenti, diyet ve sıvı kısıtlaması, eğitim ve bilgi edinme olmak üzere 7 kategori oluşturuldu. Kategoriler taşıdıkları anlama göre incelenerek,  uyumu etkileyen faktörler teması altında birleştirildi. Hastaların yaş ortalamasının 48,10+14,45 yıl, hemodiyaliz tedavi süresinin 6,35+3,75 yıl, hipertansiyon tedavi süresinin 5,2+3,33 yıl olduğu belirlendi. Hastalığın uzun süreli olmasının sağlık ve hastalık algısını etkilediğini belirten hastaların tedavi süresinin 6-10 yıl arasında olduğu saptandı.  40 yaş üzerinde olan hastaların diyaliz sonrası bedensel yorgunluk şikayetinin daha fazla olduğu; hastalardan 8’inin önerilen diyete uyumla ilgili sorun yaşadığı belirlendi. Hastalardan 7’sinin tedavi nedeniyle fiziksel sınırlılık yaşadığı, bu sınırlılıkların iş ve sosyal yaşamı, aile içindeki rolleri olumsuz olarak etkilediği bulundu.

  10. The attitudes of women towards family planning and related factors in the postpartum periodDoğum sonu dönemdeki kadınların aile planlaması konusundaki tutumları ve ilişkili faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nergiz Eryılmaz

    2016-08-01

    ,000. As a result; it has been determined that of the attitudes of women, with  low socioeconomic level and have not received counseling services, towards family planning is negative and it has been found that these women are in the risk group. Therefore, it can be said that it will be useful for the health workers to be aware of the attitudes of the people towards family planning, and provide consulting services identifying the risk factors affecting adversely the attitudes towards family planning.   Özet Doğumdan sonra erken ikinci bir gebelik ilk çocuğu ve anne sağlığını olumsuz etkileyebilir. Kadınların çoğu doğum sonrası dönemde ileriki gebelikleri ertelemek ya da önlemek ister. Doğum sonu dönem; istenmeyen gebeliklerin önlenmesinde önemli bir dönemdir. Doğum sonu dönemde kontraseptif kullanımı; kadınların kültürel ve dini inançları, partnerlerinin tutumu ve önceki doğum deneyimleri ile ilişkilidir. Doğum öncesi ve sonrası dönemde aile planlaması eğitimi standart bakım olarak kabul edilmektedir. Çalışmanın amacı doğum sonu dönemdeki kadınların aile planlaması konusundaki tutumlarını ve ilişkili faktörleri belirlemektir. Bu çalışma doğum sonu dönemde tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Örneklemi doğum sonu dönemdeki 272 kadın oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında "Aile Planlaması Tutum Ölçeği" (APTÖ ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Doğum sonu dönemdeki kadınların yaş ortalamalarının 26,30±5,60 olduğu ve evlilik süresi (yıl ortalamalarının 5.84 ± 4.92 olduğu bulunmuştur. Kadınların % 72,8’inin son gebeliklerini planladıkları ve bunların % 52,6 ‘sının bir daha çocuk sahibi olmayı düşünmediği saptanmıştır. Kadınların %76,1’inin AP yöntemlerine yönelik danışmanlık hizmeti ald

  11. Analysis of the factors affecting the choice of profession of the first and last students at nursing department in school of healthSağlık yüksekokulu hemşirelik bölümü ilk ve son sınıf öğrencilerinin meslek seçimini etkileyen faktörlerin incelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gül Ergün

    2016-03-01

    çimini etkileyen faktörlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma bir üniversitenin sağlık yüksekokulu hemşirelik bölümü ilk ve son sınıf öğrencilerin katılımı ile mart ayında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini sağlık yüksekokulu hemşirelik bölümü ilk ve son sınıf öğrencileri oluşturmuştur (140 birinci sınıf; 87 son sınıf olmak üzere, toplam 227 öğrenci. Örneklem evren olarak belirlenmiştir. Araştırmanın verileri orijinali Zysberg ve Berry tarafından geliştirilen, Türkçe geçerlilik ve güvenilirliği Önler ve Saraçoğlu (2010 tarafından yapılan ‘‘Hemşirelikte Meslek Seçim Ölçeği (HMSÖ’’ ve araştırmacılar tarafından literatür taraması yapılarak oluşturulan sosyodemografik özellikleri belirlemeye yönelik anket soruları (13 soru aracılığıyla toplanmıştır. Veriler, SPSS 15 paket programında yüzdelik, frekans ve ortalama ile analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin 132'si kız, 58'i erkektir. Öğrencilerin %58.4'ü birinci sınıf, %41.6'sı dördüncü sınıftır. Mesleğin tercih edilmesinde “Her zaman insanlara yardım etmek istemişimdir.” maddesinin puan ortalamaları birinci sınıflarda (x=87.928 dördüncü sınıflarda ise (x=80.886 olarak bulunmuştur. Hemşirelikte işsiz kalınmayacağını düşünüyorum.” Maddesi her iki grupta yüksek oranda puan almıştır (birinci sınıflar; x=82.883, dördüncü sınıflar. Araştırma sonuçlarına göre; örneklem grubunun hemşirelik mesleğini tercih etme nedenleri mezuniyet sonrası işsiz kalınmayacağı düşüncesi ve insanlara yardım etme fırsatı sağlayan bir meslek olması olarak bulunmuştur.

  12. Tarbimislaene võib varsti võtta igast ELi riigist : parlamendi jah-sõna looks Euroopas riigipiire ületava laenuturu / Sirje Rank

    Index Scriptorium Estoniae

    Rank, Sirje, 1966-

    2008-01-01

    EL direktiivist, mille eesmärgiks on ühtlustada 27 liikmesriigis tarbimislaenu taotlemise tingimused ning laenu taotleja teavitamise nõuded. Lisatud: Euroopa Parlamendi liikme Katrin Saksa kommentaar ; tarbija saab igal pool ühesugust infot

  13. Fakt und Fiktion : die Autobiographie im Spannungsfeld zwischen Theorie und Rezeption

    NARCIS (Netherlands)

    Spits, Jerker

    2008-01-01

    Many literary dictionaries still define an autobiography as a deliberate, structured retrospective of the writer’s own life, characterized by a perspective that suggests a certain unity or harmony. Many of these characteristics, however, are now taken for granted less and less. Today, the autobiogra

  14. Open-End Rotor İplik Özelliklerine Etki Eden Faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gözde BUHARALI

    2013-12-01

    Full Text Available İlk olarak 1960’lı yılların sonlarına doğru ticari olarak kullanılmaya başlanılan open-end rotor iplikçiliği, günümüzde konvansiyonel ring iplikçiliği ile birçok yönden boy ölçüşebilecek seviyeye gelmiştir. Open-end rotor iplik makinelerinin otomasyona çok uygun olmaları ve yüksek üretim hızları sayesinde kullanımları sürekli olarak artış göstermiş ve open-end rotor iplikçiliği bugün için dünyada yaklaşık %30 civarında bir paya sahip olmuştur. Open-end rotor iplikçiliğinde elde edilen iplik özellikleri ve üretim başlıca üç grupta toplanan parametrelerden etkilenmektedir. Bu gruplar; hammadde ile ilgili parametreler, şerit hazırlama işlemleri ile ilgili parametreler ve makina parametreleri şeklindedir. Çok yüksek hızlarda üretim yapan ve yüksek bir teknoloji kullanan bu sistemde, iyi kalite değerlerine sahip iplik üretimini yüksek performansla birlikte sağlamak için parametrelerin dikkatli bir şekilde seçilmesi gerekmektedir.

  15. Euroopa ettevõtete maksusüsteemide ühtlustumine : fakt ja fiktsioon

    Index Scriptorium Estoniae

    1999-01-01

    Euroopa Liidu maksusüsteemide ühtlustamise põhiseisukohad: Ühtse Turu Programm (Single Market Program), EMU Stabiilsuse Pakt (The EMU STability Pact), liikumine harmoniseeritud tulumaksu suunas, sotsiaalkindlustusmaksete valdkonna harmoniseerimine, ettevõtte tulumaksusüsteemide ühtlustamine

  16. Vene press üritab fakte laimuga ümber lükata / Ingvar Bärenklau

    Index Scriptorium Estoniae

    Bärenklau, Ingvar, 1967-

    2007-01-01

    Venemaal alanud Postimehe vastasest laimukampaaniast, kui ajaleht kirjutas ENPA presidendi Rene van der Lindeni võimalikest majandushuvidest Venemaal. Postimehe ja Vladimirskije Vedomosti peatoimetaja Grigori Belovi vahelise vestluse täistekst

  17. six six six paradox : [luuletused] / Triin Tasuja

    Index Scriptorium Estoniae

    Tasuja, Triin

    2008-01-01

    Sisu: six six six paradox ; cat stevens ; "vahel tundub, et mu ümber..." ; sääse ; Salaalaealised ; kolkalapsed ; longin mööda lumiseid tänavaid ; punkrock dekadents ; "Igast kirjaneitsist..." ; "mina olengi see saikochick..."

  18. six six six paradox : [luuletused] / Triin Tasuja

    Index Scriptorium Estoniae

    Tasuja, Triin

    2008-01-01

    Sisu: six six six paradox ; cat stevens ; "vahel tundub, et mu ümber..." ; sääse ; Salaalaealised ; kolkalapsed ; longin mööda lumiseid tänavaid ; punkrock dekadents ; "Igast kirjaneitsist..." ; "mina olengi see saikochick..."

  19. Vergi Uyumunu Belirleyen Faktörlere Genel Bir Bakış(An Overview of The Factors Determining Tax Compliance

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Volkan YURDADOĞ

    2016-12-01

    Full Text Available The right to collect taxes is one of the independence indicators of the states. Given the history of the world, there seems to be no state that did not collect taxes from citizens. Topics such as voluntary tax compliance and tax evasion are dated back to the taxation itself. They have constituted an important research area since the early days of tax collection practices. Today, there ise a search for answers in the relevant literature to the following questions; “Why do people pay taxes?” or “Why are people reluctant to pay taxes?”. There is a variety of factors affecting tax compliance that incorporates a range of dimensions including interalia economic, socio-psychological, political, ethical, administrative and legal. Due to the growing need for the establishment of a sustainable public finance system across the world, there is an intensive research agenda on tax compliance. Overall, the purpose of this study is to discuss the factors that affect and determine tax compliance.

  20. Matematik Başarısına Etki Eden Bazı Faktörlerin Hlm İle İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    ibrahim Demir

    2008-10-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, matematik başarısındaki ilgili değişkenlerin etkilerini incelemektir. Örneklem Türkiye'deki Uluslar arası Öğrenci Değerlendirme Programına (PİSA katılan öğrencilerden oluşmaktadır. Bu veri 158 okulda 15 yaşındaki 4810 Türk öğrenciden oluşmaktadır. Analiz çok aşamalı regresyon ile yapılmıştır. Okullar ve okullar içindeki öğrencilerden meydana gelen kümelenmiş veri seti iki aşamalı hiyerarşik bir yapıda incelenmiştir. Çok aşamalı regresyon analizi kullanılarak katsayılar tahmin edilmiş ve okullar karşısında farklılıklar modellenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda matematik başarısı için lokasyon ve matematik aktiviteleri değişkenlerinin pozitif ve öğrenci-öğretmen ilişkisi değişkeninin de negatif etkiye sahip olduğu gösterilmiştir.

  1. Vergi Uyumunu Belirleyen Faktörlere Genel Bir Bakış(An Overview of The Factors Determining Tax Compliance)

    OpenAIRE

    2016-01-01

    The right to collect taxes is one of the independence indicators of the states. Given the history of the world, there seems to be no state that did not collect taxes from citizens. Topics such as voluntary tax compliance and tax evasion are dated back to the taxation itself. They have constituted an important research area since the early days of tax collection practices. Today, there ise a search for answers in the relevant literature to the following questions; “Why do people pa...

  2. Nazofarenks kanserli hastalarda geç yan etki olarak ortaya çıkan trismus gelişimine etkili faktörler

    OpenAIRE

    ÖZYAR, Enis; KARAKAYA, Ebru; YILDIZ, Ferah; ATAHAN, İ. Lale

    2006-01-01

    OBJECTIVES Our objective is to analyse the rate of trismus induced after treatment for nonmetastatic nasopharyngeal cancer patients and to assess the factors on development of it. METHODS The files of 292 patients with more than two years follow-up between November 1993-2001 were investigated retrospect ively. The patient related factors (gender, age), tumor related factors (stage, histopathological diagnosis, trismus at the time of diagnosis, cranial nerve involvement), tretment related fac...

  3. Böbrek nakli alıcılarında hiperlipidemi sıklığı ve risk faktörleri

    National Research Council Canada - National Science Library

    UTAŞ, Cengiz; AKÇAKAYA, Mesut; TOKGÖZ, Bülent; SAV, Tansu; SİPAHİOĞLU, Murat Hayri; ÜNAL, Aydın; OYMAK, Oktay

    2008-01-01

    ...). Ortalama TC, TG, LDL-C, HDL-C düzeyleri; prote-inüri miktarı, serum albümin düzeyi, kreatinin klirensi ile ilişkili değildi (P >0.05). Sonuç: Böbrek nakli hastalarında hiperlipidemi sık görülmektedir. Steroid...

  4. Kamu Üniversiteleri Öğretim Elemanlarının İş Tatmini Düzeyini Etkileyen Faktörler(The Factors Affecting Job Satisfaction Level of Public Universities’ Academics

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Filiz KARAMAN

    2007-01-01

    Full Text Available Job satisfaction is one of the most discussed subjects in the management pschology field. However, there are not sufficient research concerning with job satisfaction level of academics. The aims of this research are to fill this gap to some extent and to point out the factors affecting job satisfaction. For this reason, the data were collected from 138 academics working in eight different public universities. According to the research, job satisfacton is affected by freedom to give decisions, good conditions for implementing new programs, cooperation with colleagues and wage factors.

  5. Çocuklu Ailelerin Otel İşletmesi Seçiminde Etkili Olan Faktörler: Afyonkarahisar’da Bir Uygulama(Important Factors for Families with Children in Hotel Establishment Selection: An Application in Afyonkarahisar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Oktay EMİR

    2010-01-01

    Full Text Available The aim of this study is to define the factors influential in hotel selection for families with children in 5-6 age group, to find out the influence of children among these factors and to contribute to the marketing activities of tourism establishments by setting out the criterion for families with children about the hotels they are going to accommodate. Questionnaire technique was used in order to find out the influential factors for families with children in 5-6 age group for hotel selection. 14 schools in Afyonkarahisar province were taken as a cluster and 50 surveys for each school were handed over to be filled by either the father or mother of the children and from the total 700 questionnaires 514 were found valid to be evaluated. The results were evaluated with Variance Analysis, T-test and Duncan test. According to the results gained from the results of the study, security, the availability of child bed and closets suitable for children, the availability of child menus at restaurants, the importance given to hygiene, the availability of pools for children and the availability of banisters near staircases are important topics for families with children in hotel selection. In literature, while there are many studies about purchase decisions of families with children focusing on 12-16 age group, the influence of children below the age of 12 in this process has not been studied sufficiently. This study carries importance since it aims to define the influential factors for families with children in 5-6 age group on holiday destination selection and their criterion in hotel establishment selection.

  6. KOBİ’lerde İnovasyon Stratejileri ve İnovasyon Yapmayı Etkileyen Faktörler: Bir Uygulama = İnnovation Strategies of SMEs and the Factors Affecting Involvement in Innovation: an Implementation

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Recep KILIÇ

    2011-01-01

    Full Text Available Increasing competitiveness through globalization process, has been forcing enterprises to innovate more than ever before. SMEs are considered to be more advantageous than large enterprises as they have a more flexible structure so as to meet costumers’ varying needs in an immediate manner. This study has been conducted to find out which innovation strategies enterprises prefer and which innovations they are using. Moreover, the study has examined to what extent the number of their employees and the variety in their legal structures influence their innovation activities and investigated the relation between their R&D allocations and innovation strategies. The findings have revealed that innovation success of enterprises improves along with the increase in the number of employees; involvement in innovation activities is unresponsive to type of legal structure of SMEs; and the size of R&D allocations plays a significant role in determining their innovation strategies.

  7. Siber Zorbalık ve Mağduriyetin Yaygınlığının ve Risk Faktörlerinin İncelenmesi

    OpenAIRE

    EROĞLU, Yüksel; evrim AKTEPE; Akbaba, Sırrı; Işık, Adem; Özkorumak, Evrim

    2015-01-01

    The aim of this study was to examine risk factors related to cyber bullying and victimization. The study was carried out with 160 adolescents applying to the Child/Adolescent Psychiatry Outpatient Clinic of the Faculty of Medicine of Süleyman Demirel University in Isparta, Turkey. Data was collected through using the Socio-Demographic Information Form, Internet Addiction Scale, and Cyber Victim and Bullying Scale. The results of the study showed that cyber bullying was related to gender, the ...

  8. Ankara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Programına Katılan Öğrencilerin Akademik Başarılarını Yordayan Faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Selma Şenel

    2015-12-01

    Full Text Available The aim of this study was to determine the factors predicting academic achievement of Ankara University Distance Education students. The study group of the research consists of 302 first grade students from Ankara University Distance Education Center (ANKUZEM 2010-2011 associate degree programs. Data were formed in four groups respectively “individual characteristics”, “characteristics related with family and working environment”, “characteristics related with usage of information and communication technologies” and “characteristics related with education”. Data were analyzed by stepwise multiple regression analysis. According to the results, individual characteristics as “age”, “working in a full time job” and “being divorced” were found as predictors of students’ academic achievement. Additionally, characteristics related with family and working place as “number of family members living with”, “mothers’ full time working” and “mothers’ graduation type” were other variables predicting academic achievement of students. The characteristics related with education; graduation from “college” and “vocational high school”, “studying with different methods“, “choosing distance education as a university degree”, “studying for getting a degree” are also predictors of academic achievement of students. The characteristics of students related with usage of information and communication technologies were not predictors of academic achievement of students.

  9. Beş Faktör Kişilik Özellikleri ve Öznel İyi Oluş = The Five Factor Personality Traits and Subjective Well-Being

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tayfun DOĞAN

    2013-01-01

    Full Text Available The aim of this research is to analyze the relations between personality traits and subjective well-being. The number of the participants of the research was 234 (98 women/136 men. The age range of the study group was 18-61. The Oxford Happiness Scale-Short Form and the Big Five Personality Scale were used. Findings showed that there was a significantly negative relationship between neurotic personality trait and subjective well-being. Findings also revealed that there were positive relationships between subjective well-being and extraversion, conscientiousness, agreeableness, openness. Besides, it was found that neurotic personality trait was a negative and extraversion was a positive predictor of subjective well-being.

  10. “İşletmelerde Girişimcilik Özelliğini Etkileyen Faktörler: İç Girişimcilik”(“Factors Effecting Entrepreneurship Qualities in Companies: Interpreneurship”

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Meltem ONAY

    2010-01-01

    Full Text Available Change is a main rule determining the life nowadays. The organizations which are in interaction with both internal and external environment can not find any opportunity to resume their lives without interaction with this change. For that reason an entrepreneurial organization must recognize change parameters which the environment supplies to them and must live in a harmony with them. The research is focused on two goals. Firstly it is aimed to enlighten the entrepreneurship activities within the organizations and their relationship with environmental characteristics and organizational performance. Our second goal is to find out the discrepancies between different firms from different sectors and two different cities. To achieve these goals, a survey is applied in six firms from different sectors which take place in Izmir and Manisa. The research results showed that the novelty dimension which is one of the entrepreneurship tendency factor is more effective than organizational variables effecting the importance of entrepreneurship. Also it is found out that the organizational and managerial support dimension is more effective than environmental perception level which stresses the importance given to internal entrepreneurship by external environmental characteristics. The environmental dynamism dimension is found out to be more effective on internal entrepreneurship compared to other dimensions. The difference between firms which are in automotive and food sectors are found about the novelty dimension. Finally firms which are in automotive and food sectors are found to be differ in novelty dimension; and firms in chemistry sector are found to be differ in renewal dimension.

  11. Türkiye Maden Sektörü İhracatına Konjonktürel Faktörlerin Etkisi(The Impact of Cyclical Factors on The Export of Mining Industry in Turkey

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alper SÖNMEZ

    2016-08-01

    Full Text Available The main purpose of the study is to analyze the cyclical fluctuations experienced in the export of mining industry in Turkey for the period over 1992-2013, and evaluate the development processes of the sector’s export by analyzing the economic factors behind these fluctuations. For this purpose, by using monthly and yearly time series data related to sector’s export, the estimated trend function is calculated by performing linear and quadratic regression analyses by the method of ordinary least squares. The results revealed that the estimated export trend function is a quadratic. According to the findings, it seems that the export of the sector rises and falls irregularly, it is also seen that these fluctuations have gained the stability especially for the pre-2000 period. This situation indicates that the export of the mining sector is affected from both internal and external many political and economic factors and that somehow it has been unable to stabilize in this period. After the 2000s, due to relatively stable and successful economic management, internal cyclical fluctuations are occurred at lower level. The most important cyclical fluctuation occurred in this period (after 2000s is 2008 global financial crisis, which is an external phenomenon; in subsequent two years the export of the Turkish mining sector declined 22 percent

  12. Factors of affecting students' career values: The example of faculty of sports scienceÖğrencilerin kariyer değerlerini etkileyen faktörler: Spor bilimleri fakültesi örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adem Pala

    2016-04-01

    Full Text Available Purpose of this study was to investigation of factors of affecting students’ values faculty of sports science. The survey population was consisted of Sports Science Faculty students. The sample constituted a total of 400 students from Marmara University, Istanbul University, Mugla Sıtkı Kocman University and Tokat Gazi Osman Pasa University (220 male and 180 female third grade students and fourth grade students in 2015-2016 academic year. The survey “Career Anchor Scale” constituted by Eyuboglu (2006 was used as a data collection tool. Frequency and percentage of the data were calculated, independent t test, one-way ANOVA test and Tukey test was used for data analysis on SPSS 20.0 (Statistical package for social sciences package program. Findings; Participatied students whose 220 male and 180 female and mean of age was 20,9. Consequently, significant differences were found between genders in terms of Career Anchor  “career satisfaction”, “safety/steady” and “ self-commitment” sub dimension (p<0.05. Significant differences were found between university variable  in terms of Career Anchor “safety/steady” “pure defiance”, “life-style”,  and “entrepreneurship/creativity” sub dimension (p<0.05.   Özet Bu çalışma spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin kariyer değer algılarının tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın everenini Türkiye’deki Spor Bilimleri Fakültelerinde 2015-2016 eğitim-öğretim yılında 3.  ve 4. sınıflarda okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise Marmara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Tokat Gazi Osman Paşa Üniversitesi ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültelerinde okuyan 400 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklem grubunun görüşlerini tespit etmek amacıyla Eyüboğlu (2006 tarafından geliştirilen “Kariyer Değerleri Ölçeği” veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20.0 istatistik programında analiz edilerek soruların yüzde ve frekans değerleri, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA, Tukey çoklu karşılaştırma testleri kullanılmıştır. Bulgular; Çalışmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20,9’ dur. Katılımcıların 220’si erkek 180’i ise kadınlardan oluşmaktadır. Araştırma sonucunda (p<0.05. Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin cinsiyetlerine göre, “Kariyer Memnuniyeti”, “Güvenlik/İstikrar”, “Kendini Adama” alt boyutları için istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05. Öğrencilerinin okudukları üniversite değişkenine göre “Özerklik/Bağımsızlık”, “Saf Meydan Okuma”, “Hayat Tarzı” ve “Girişimcilik/ Yaratıcılık” alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05.

  13. Teachers’ views on professional image and influential factorsÖğretmenlerin mesleki imajlarina ilişkin görüşleri ve mesleki imaja etki eden faktörler

    OpenAIRE

    Serkan Ünsal; Birsen Bağçeci

    2016-01-01

    Nowadays, it is essential for teachers to renew themselves, change and continually pursue excellence. Thus, the core purpose of this study was to determine public and private school teachers’ views on professional image and influential factors. Within this framework, the overall objective of this study was to reveal teachers’ views on professional image, factors influencing this image, teaching profession status, profession dignity, teacher qualification and personal image. The study was base...

  14. Üniversite Öğrencilerinin Girişimcilik Niyetlerini Etkileyen Ailesel Faktörleri Belirlemeye Yönelik Bir Çalışma

    OpenAIRE

    Çelik, Adnan; İnce, Mehmet; Bozyiğit, Sezen

    2014-01-01

    Entrepreneurship and tendency to entrepreneurship have been one of the theme which has often been studied recently. People should have the entrepreneurship intention in order to do entrepreneurship activities. Entrepreneurship intention is affected by individual, demographic and enviromental elements. Family is one of the enviromental elements. This study has been done to find out whether there is a relationship between the entrepreneurship intention’ and family elements’ of the student of Th...

  15. 2-5 Yaş Arası Çocuklarda Erken Çocukluk Çürüklerine Neden Olan Risk Faktörleri

    OpenAIRE

    PATIR MÜNEVVEROĞLU, Asli; KORUYUCU, Mine; Seymen, Figen

    2014-01-01

    Amaç: Bu çalışmanın amacı 2-5 yaş arası çocuklarda erken çocukluk çürükleri (EÇÇ) ile beslenme alışkanlıkları ve sosyoekonomik durum arasındaki ilişkinin karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Toplam 200 çocuk (2-5 yaş arası) cinsiyet, dmft, dmfs, beslenme ve fırçalama alışkanlıkları, biberon ile beslenme süresi ve biberon içeriği, ailede ki birey sayısı, anne ve babanın eğitim düzeyi ve iş durumu ile ailenin sosyoekonomik durumu gibi parametreler açısından değerlendirilmiştir. İstatistiksel ...

  16. Kliendisuhte juhtimine algab kliendi tundmisest / Philip Kotler

    Index Scriptorium Estoniae

    Kotler, Philip

    2003-01-01

    Peatükk P. Kotleri raamatust "Turundusvaatenurgad Ast Zni". Autori sõnul seisneb kliendisuhte turundus riist- ja tarkvara hankimises, mis võimaldab ettevõttel saada detailset informatsiooni igast kliendist, mida saab omakorda kasutada paremaks turundustegevuseks. Põhjustest, miks pole ettevõtted kliendisuhte juhtimise süsteemide rakendamise tulemustega rahul

  17. Andre on alati tantsida tahtnud / Anu Mõttus

    Index Scriptorium Estoniae

    Mõttus, Anu

    2009-01-01

    Koolitantsu maakonnavoorud on peetud. Igast maakonnast pääsevad piirkonnavooru kuni pooled tantsud. Umbes sama edasipääsuprotsent on ka Andre Laine tantsudel, kelle koolitantsu vaimustus algas Kanepi Gümnaasiumi õpilasena ja kes praeguseks on selle gümnaasiumi tantsupedagoog

  18. 2. III avati Iiri rahvusgaleriis näitus "New Frontiers : Art from New EU Member States"

    Index Scriptorium Estoniae

    2004-01-01

    Igast Euroopa Liiduga liituvast riigist on 31. maini avatud näitusel väljas kuus rahvuslikku maaliklassikasse kuuluvat teost. Eestit esindavad Konrad Mäe, Arnold Akbergi, Johannes Greenbergi, Andrus Johani, Aleksander Vardi ja Kristjan Raua tööd (loetletud)

  19. Kliendisuhte juhtimine algab kliendi tundmisest / Philip Kotler

    Index Scriptorium Estoniae

    Kotler, Philip

    2003-01-01

    Peatükk P. Kotleri raamatust "Turundusvaatenurgad Ast Zni". Autori sõnul seisneb kliendisuhte turundus riist- ja tarkvara hankimises, mis võimaldab ettevõttel saada detailset informatsiooni igast kliendist, mida saab omakorda kasutada paremaks turundustegevuseks. Põhjustest, miks pole ettevõtted kliendisuhte juhtimise süsteemide rakendamise tulemustega rahul

  20. Akrüülmaja / Sergio Pirrone

    Index Scriptorium Estoniae

    Pirrone, Sergio

    2007-01-01

    2006. a. valminud valge eramu (ehitusalune pind 73,28 m2) Jaapanis Fuji mäe lähistel Yamanashis. Arhitekt Takeshi Hosaka, konstruktor Hirofumi Ono. Igast ruumist avaneb vaade aeda ja eemale loodusele, kuid säilib vajalik privaatsus. I ja II korruse plaan, lõige, 9 värv. vaadet

  1. Andre on alati tantsida tahtnud / Anu Mõttus

    Index Scriptorium Estoniae

    Mõttus, Anu

    2009-01-01

    Koolitantsu maakonnavoorud on peetud. Igast maakonnast pääsevad piirkonnavooru kuni pooled tantsud. Umbes sama edasipääsuprotsent on ka Andre Laine tantsudel, kelle koolitantsu vaimustus algas Kanepi Gümnaasiumi õpilasena ja kes praeguseks on selle gümnaasiumi tantsupedagoog

  2. Akrüülmaja / Sergio Pirrone

    Index Scriptorium Estoniae

    Pirrone, Sergio

    2007-01-01

    2006. a. valminud valge eramu (ehitusalune pind 73,28 m2) Jaapanis Fuji mäe lähistel Yamanashis. Arhitekt Takeshi Hosaka, konstruktor Hirofumi Ono. Igast ruumist avaneb vaade aeda ja eemale loodusele, kuid säilib vajalik privaatsus. I ja II korruse plaan, lõige, 9 värv. vaadet

  3. Ulõbka kreativa / Nina Ratshinskaja

    Index Scriptorium Estoniae

    Ratshinskaja, Nina

    2008-01-01

    Disainerite ja leiutajate poolt loodud fantaasiaküllastest disainiesemetest, mida pakub Tallinna kauplus "ArteFakte". Kirjeldatud on valgusteid ja lillevaase. Kaupluse omanik on disainer Aleksandr Gorodenkov

  4. Kto samõi bogatõi v Estonii / Sten-Aleks Pihlak, Kärt Blumberg, Lemmi Kann

    Index Scriptorium Estoniae

    Pihlak, Sten-Aleks

    2008-01-01

    Eesti laevatranspordi kolmik - Ain Hanschmidt, Enn Pant ja Kalev Järvelill on Äripäeva rikaste edetabelis esimesed. Viimaste kuude suure aktsiahinnalanguse tõttu on paljud Äripäeva rikaste edetabelis olijad kaotanud igast kolmest kroonist kaks. Artiklis selgitatakse miks on Äripäeva Rikaste TOPis vähe naisi. Lisad: Iz TOP-500 samõhh bogatõhh ljudei v Estonii; Reitingi bogatshei za prezhnije godõ; Metodika

  5. Kto samõi bogatõi v Estonii / Sten-Aleks Pihlak, Kärt Blumberg, Lemmi Kann

    Index Scriptorium Estoniae

    Pihlak, Sten-Aleks

    2008-01-01

    Eesti laevatranspordi kolmik - Ain Hanschmidt, Enn Pant ja Kalev Järvelill on Äripäeva rikaste edetabelis esimesed. Viimaste kuude suure aktsiahinnalanguse tõttu on paljud Äripäeva rikaste edetabelis olijad kaotanud igast kolmest kroonist kaks. Artiklis selgitatakse miks on Äripäeva Rikaste TOPis vähe naisi. Lisad: Iz TOP-500 samõhh bogatõhh ljudei v Estonii; Reitingi bogatshei za prezhnije godõ; Metodika

  6. Takım Yönetimi ve Takım Etkinliğini Belirleyen Faktörler : Savunma Sanayinde Ar - Ge Yapan Takımlar Üzerinde Bir Saha Araştırması = Team Management and the Determinants of Team Effectiveness : a Field Research on the Team Operating in Research and Development in Defence Industry

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehtap Özşahin

    2008-06-01

    Full Text Available In order to benefit from teams, the effectiveness of teams should be increased. The role and responsibilities should be defined, team members should be educated to improve their skills, performance objectives should be identified, resources should be used at optimum level, team culture and leadership should be established to increase the team effectiveness. In this study, we aim to examine the relationship among the team effectiveness factors - specified as team synergy, use of resources, skills, communication and performance objectives - innovation orientation and quality orientation at teams in defense industry while leadership effect is high, low and absent. Survey is conducted on 15 team producing equipment for defense industry. Questionnaire form employing five - point Likert Scale is used and data are analyzed through the SPSS statistical program packet.

  7. The Perception of Violence of University Student and Factors Affecting to Perception of Violence/Şiddet algısı: Üniversite öğrencilerinde şiddet algısını etkileyen faktörlerin İncelenmesi

    OpenAIRE

    2013-01-01

    Objective: It was aimed with this study to determine the perception of violence and also the family and personal characteristics and risk factors pertaining to the individual that affect the perception of violence among 1st and 2nd year students at the three Faculties of Hacettepe University with the aim of understanding the perception of violence and the factors affecting. Method: Totally 904 university students were reached. The informed consent form was attached to the questionnaire and s...

  8. Sağlık Kuruluşu Çalışanlarının (Hemşire Motivasyonlarını Belirleyici Faktörler Üzerine Bir Araştırma(A Research on Determinant Factors of Motivation among Health Institutions’ Staff (Nurses

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bilge DOĞANLI

    2014-06-01

    Full Text Available Today, the most frequently used tool that is utilized within the operations of the institutions in order to make them productive and effective is motivation. An institution’s success depends on the employee’s occupational knowledge, skills and enthusiasm. State hospitals are institutions which bring many different occupations together in order to meet the health needs of the society. It is obvious that one of the most important factors which affect the success of these institutions is motivating the employees in accordance with the aims and goals of the institution. Within this study, it is aimed to determine the factors that affect the motivation of the nurses working at the Muğla State Hospital. The questionnaire is applied to 117 of 476 nurses working at the hospital. In the analysis of data; average, stantard deviation, factor analysis, and chi square tests are used. As a result of factor analysis, 20 different motivation tools are grouped under 7 factors. At the end of the tryouts, it is observed that harmony in work between employees & administrators and improvement of working conditions of the nurses bear significance for occupational satisfaction.

  9. Takipteki Kredi Oranını Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi: Mevduat Bankaları Üzerinde Bir Dinamik Panel Veri Uygulaması (Assessing the Factors that Impact Non-Performing Loan Ratio: An Application On Deposit Banks By Using Dynamic Panel Data

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nida ABDİOĞLU

    2016-03-01

    Full Text Available This study aims to determine the factors that are effective on non-performing loans ratio after the 2001 local financial crisis. State-owned banks, privately-owned banks and foreign banks that operate in Turkey between the years 2002 and 2014 are examined. According to System-GMM and Difference GMM results, lagged value of non-performing loans, net interest margin, capital adequacy and solvency ratio have negative effects on non-performing loans ratio. On the other hand, interest applied to loans, loans/ deposits ratio, inefficiency and operating efficiency have positive effects on non performing loans. Although the results are consistent with moral hazard and bad managemet hypothesis, they are inconsistent with diversification hypothesis

  10. Koroner arter hastalığının teşhis ve tedavisi amacıyla anjioplasti geçiren hastalarda periodontal hastalıkla ilişkili risk faktörlerinin değerlendirilmesi

    OpenAIRE

    BİLGİN, Mehtap

    2011-01-01

    Araştırmamız, Türk populasyonunda anjiografi ile koroner arter hastalığı tespit edilen hastalarda periodontal durum ve koroner arter hastalığı arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla planlanmıştır.Araştırmamıza İbni Sina Hastanesi Kardiyoloji bölümünde koroner arter hastalığı riski taşıyıp koroner anjiyografiye giren 309 hasta dahil edilmiştir. Tüm hastaların periodontal ve radyolojik değerlendirilmesi yapılmıştır. Klinik değerlendirme amacıyla PI, GI, CD, SK değerler...

  11. Testing Fama and French's Three-Factor Asset Pricing Model: Evidence from Borsa Istanbul/Fama ve French'in Üç Faktörlü Varlik Fiyatlama Modeli'nin Geçerliligi: Borsa Istanbul Örnegi

    National Research Council Canada - National Science Library

    Esen Kara

    2016-01-01

      The aim of this study is to investigate the validity of the Three Factor Asset Pricing Model, which has been intensively tested in finance literature, in Borsa Istanbul in the period of 2006-2014 on sector base...

  12. Which one is your the favoritte instrument? A Study on the demographic and socio-cultural factors that affect the instrument preferenceSenin favori çalgın hangisi? Çalgı tercihini etkileyen demografik ve sosyo-kültürel faktörler üzerine bir araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tekin Doğan

    2016-12-01

    Full Text Available Music, which is a part of the cultural expression, can be seen in all of the communities or societies of the world. Undoubtedly, instruments are among the most important elements that put music into being. Every culture from past to present has produced numerous musical instruments depending on the geography inhabited, production format, level of access to the technology, their varied customs and traditions. This diversity was also contribute to the formation of various kinds of music in a sense. Especially during the last fifty years research on the diversity of music preferences/tastes gained great momentum but it is amazing that there is limited research on musical instrument taste. In this study, people's musical instrument tastes were examined in accordance with certain demographic and social variables. Research was conducted among participants of 130 female and 102 male who are 18-27 years old (n = 232. Participants were asked to evaluate the selected 10 different instruments from four different continents (Pan Flute, Violin, Sitar, Kavala, Morin Khuur, Classical Guitar, Flute, Erhu, Lute, and Piano with four predetermined simple melodies. The melodies used were selected of 4 different audio systems (tonal, modal, modal, pentatonic. In addition, the instruments were also evaluated with authentic melodies of culture each one belongs to. As a result of the study, a significant relationship has emerged between the levels of musical instrument tastes of the participants and their age, gender, income level and choice of music genre. Based on the relationship between gender and the music genre listened to, it has been identified that women prefer more pop music, while men choose to listen to Turkish music. In addition, while most women prefer the Calssical Guitar, the Flute and Piano, the men chose the lute. The instrument that men and women have preferred least was Morin Khuur. The low-income participants preferred more piano, the middle-income participants preferred Classical Guitar, while high-income participants preferred Oud mostly. At the same time, across all income levels, Morin Khuur was the least popular instrument. As the average age of participants decreases, like for the guitar grows, but as the average age increases, like for the Kavala grows.   Özet İfade kültürünün bir parçası olan müzik bütün dünya topluluk ya da toplumlarında görülebilir. Bunun yanı sıra kuşkusuz müziğe varlık kazandıran en önemli öğelerden biri de çalgılardır. Geçmişten günümüze her kültür, yaşadığı coğrafyaya, üretim biçimine, erişmiş olduğu teknolojik düzeye, birbirinden farklı adet, örf ve geleneklere bağlı olarak sayısız çalgı üretmiştir. Bu çeşitlilik bir anlamda bir çok müzik türünün oluşmasına da katkı sağlamıştır. Özellikle son elli yılda müzik tercihi/beğenisi üzerine yapılan araştırmaların büyük bir ivme ve çeşitlilik kazanmasına rağmen çalgı beğenisine yönelik araştırmaların sınırlı olması şaşırtıcıdır. Bu çalışmada, insanların çalgı beğenileri belirli demografik ve sosyal değişkenler çerçevesinde incelenmiştir. Araştırma 18-27 yaş arasında 102 erkek 130 kadın (n=232 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan belirlenmiş dört yalın ezgiyi, dört farklı kıtadan seçilen 10 farklı çalgı ile (Pan Flüt, Keman, Sitar, Kaval, Morin Khuur, Klasik Gitar, Yan Flüt, Erhu, Ud, Piyano değerlendirmeleri istenmiştir. Kullanılan ezgiler 4 farklı ses sisteminden (tonal, modal, makamsal, pentatonik seçilmiştir. Ayrıca çalgıların her biri ait olduğu kültürün otantik ezgileriyle de değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda katılımcıların çalgı beğeni düzeyleriyle yaş, cinsiyet, gelir düzeyi ve dinlenen müzik türü arasında anlamlı ilişkiler olduğu ortaya çıkmıştır. Dinlenilen müzik türü ve cinsiyet arasındaki ilişkiye göre kadınların daha çok Pop müzik, erkeklerin ise daha çok  Türk müziği dinlemeyi tercih ettikleri tespit edilmiştir. Buna ek olarak kadınlar en çok Gitar, Yan Flüt ve  Piyano’yu tercih ederken, erkekler Ud’u tercih etmiştir. Toplamda erkek ve kadınların en az tercih ettiği çalgı ise Morin Khuur olmuştur. Gelir düzeyi düşük katılımcılar daha çok Piyano’yu, orta gelir düzeyindeki katılımcılar  daha çok Klasik Gitar’ı, yüksek gelir düzeyindeki katılımcılar ise  daha çok Ud’u tercih etmiştir. Aynı zamanda tüm gelir düzeyleri arasında en az beğenilen çalgı Morin Khuur olmuştur. Katılımcıların yaş ortalaması küçüldükçe Gitar beğenisi, yaş ortalaması büyüdükçe Kaval beğenisi artmıştır.

  13. Kolayda Mallarda Marka Bağlılığını Etkileyen Faktörler: Hazır Kahve Üzerine Bir Çalışma(Factors Affecting the Brand Loyalty for Convenience Goods: A Study on Instant Coffee

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gül BAYRAKTAROĞLU

    2004-01-01

    Full Text Available The primary rule to create brand equity is to have loyal customers. Determining the variables that are important in brand decision and analyzing the reasons why customers shift to other brands are essential to plan and develop effective marketing policies. This study examines the degree of effect of some variables on coffee brand choice and which factors affect the change in brand usage in somewhat or non-loyal customers. The package usefulness, taste & smell affect brand loyal customers more. Decrease in quality, figuring out harmful effects, change in price and decrease in purchasing power are found to be the most important factors affecting the change in brand choice. Besides, age, income, marital status and consumption level are found to be related with brand loyalty.

  14. Türkiye’de Kredi Kartı Kullanımını Etkileyen Faktörleri Belirlemeye Yönelik Bir Model Çalışması(A Model Study Based on Setting The Factors Affecting The Credit Card Usage in Turkey

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nevin UZGÖREN

    2007-01-01

    Full Text Available The usage of credit cards as a mean for payment and consumer credits is consistently increasing worldwide and Turkey.In this study, analyzing the factors that affect the expenditures by credit cards is aimed and multiple regression analysis is applied. The model which is gained through this analysis has shaved appropriate results for economic and statistical expectations. It has been realized that, the crisis in November 2000 and February 2001 in Turkey had an important role in the decrease of credit card usage giro. On the other hand, it has been concluded that the gross national product per capita, the number of pos machines and credit cards and the inflation rate increased the card usage giro.

  15. Praktitsheskoje proizvodstvo Sveta i Magii / Olga Marsheva

    Index Scriptorium Estoniae

    Marsheva, Olga

    2002-01-01

    Veel fakte režissöör Chris Columbuse Joanne Rowling'u lasteraamatu "Harry Potter ja Tarkade kivi" ("Harry Potter and the Sorcerer's Stone") järgi tehtud ekraniseeringust : Ameerika Ühendriigid 2001

  16. Ennekõike insener / Kertu Ruus

    Index Scriptorium Estoniae

    Ruus, Kertu, 1977-

    2008-01-01

    Internetifirma Yahoo! kaasasutaja ja tegevjuhi Jerry Yangi elust ja karjäärist. Vt. samas: CV; Fakte; Tudengite hobi osutus populaarseks ja lennutas mehed tippu. Kommenteerivad Danny Sullivan ja Miguel Helft

  17. Üts ummamuudu liin = Gorod bez zhilishtshnogo hozjaistva?! / Veronika Nuter

    Index Scriptorium Estoniae

    Nuter, Veronika

    2008-01-01

    Korteriühistutest ja korterelamute olukorrast Võrus. Fakte Võru linna kaugemast ja lähemast minevikust. Esimene nõukogudeaegne generaalplaan koostati 1945. aastal, kolmas generaalplaan kinnitati 1974. aastal

  18. Ennekõike insener / Kertu Ruus

    Index Scriptorium Estoniae

    Ruus, Kertu, 1977-

    2008-01-01

    Internetifirma Yahoo! kaasasutaja ja tegevjuhi Jerry Yangi elust ja karjäärist. Vt. samas: CV; Fakte; Tudengite hobi osutus populaarseks ja lennutas mehed tippu. Kommenteerivad Danny Sullivan ja Miguel Helft

  19. Euroraha investeerimine Eesti tööturule = EU investment in the Estonian labour market / Kerli Lorvi

    Index Scriptorium Estoniae

    Lorvi, Kerli

    2006-01-01

    Riiklikku arengukava meedet "Võrdsed võimalused tööturul" rahastatakse Euroopa Sotsiaalfondist aastatel 2004-2006 kokku 413 miljoni krooni ulatuses, programm EQUAL. Lisad: Majanduslik aktiivsus 15-64-aastaste hulgas, 1997-2005; Kõnekaid fakte

  20. CSCE/OSCE ja meie / Riina Kionka

    Index Scriptorium Estoniae

    Kionka, Riina, 1960-

    2005-01-01

    Euroopa Liidu Nõukogu peasekretariaadi transatlantiliste suhete juht analüüsib CSCE/OSCE rolli Balti riikide lähiajaloos. Helsingi ja Pariisi tippkohtumised. Lisa: Fakte OSCE kohta: üldine; struktuur; ajalugu

  1. Rauno Pukonen : Meie toodangut armastatakse, meid endid mitte / Rauno Pukonen ; interv. Svea Talving

    Index Scriptorium Estoniae

    Pukonen, Rauno

    2004-01-01

    Farmaatsiafirmast Eli Lilly, ravimifirmade madalast mainest. Eli Lilly filiaali juhi sõnul ei lase väike turg ja tagasihoidlik kompensatsioon võimalikku ravimivalikut Eestisse tuua. Lisa: Fakte ettevõttest

  2. Marina Kaljurand - Eesti hääl Moskvas / Marina Kaljurand ; interv. Margus Saar

    Index Scriptorium Estoniae

    Kaljurand, Marina, 1962-

    2007-01-01

    Eesti suursaadik Moskvas vastab küsimustele, mis on seotud saatkonna ees toimunud meeleavaldustega, saatkonnas valitsenud olukorraga, ajalehe Argumentõ ja Faktõ pressikonverentsil juhtunuga, suursaadiku puhkuselelubamisega, Eesti-Vene suhetega

  3. "Tihhi Don" - za i protiv

    Index Scriptorium Estoniae

    2006-01-01

    Võrdluses on Mihhail Sholohhovi raamatu "Vaikne Don" kaks ekraniseeringut : Sergei Gerassimovi (1975) ja Sergei Bondartshuki (1991) oma. Võrreldakse peaosatäitjaid, meenutatakse huvitavaid fakte filmivõtetelt. Katkend Elina Bõstritskaja mälestusteraamatust

  4. President Andrus Aljase ohtlik lend / Paavo Kangur

    Index Scriptorium Estoniae

    Kangur, Paavo, 1966-

    2009-01-01

    Estonian Airi president ja juhatuse esimees Andrus Aljas ettevõtte arengustsenaariumitest ja tegevusplaanidest järgmisteks aastateks. Estonian Airi positsioonist lennuturul. Vt. samas: Andrus Aljas; Fakte; Andrus Aljas: minu tööpäev

  5. Valveiraanlane / Mari Laaniste, J[aan] R[uus

    Index Scriptorium Estoniae

    Laaniste, Mari, 1977-

    2010-01-01

    Koomiksikunstnik Marjane Satrapi koomiksiraamatu põhjal on tema ise ja režissöör Vincent Paronnaud lavastanud joonisfilmi "Persepolis" (Prantsusmaa-USA 2007). Fakte M. Satrapist (kirja pannud J. R.)

  6. Sidney Poitier sillutas mustanahalistele staaridele teed / Triin Tael

    Index Scriptorium Estoniae

    Tael, Triin

    2007-01-01

    20. veebr. täitub 80. eluaastat esimesel mustanahalisel filminäitlejal, kes võitis oma rolliga Oscari. Näitlejast, tema rollidest. Lisaks fakte "Esimene mustanahaline meespeaosatäitja Oscari laureaat"

  7. Inga Kuusik vallutas tippe Kõrgõzstanis / Heli Talinurm

    Index Scriptorium Estoniae

    Talinurm, Heli

    2007-01-01

    Saku Õlletehase uus finantsdirektor tööst tubakatootja Imperial Tobacco Grupi Kesk-Aasia regiooni finantsdirektorina Kõrgõzstanis, kohalikest inimestest ja töökultuurist. Lisa: Fakte Kõrgõzstani kohta

  8. Johnny Depp : "Sellise lõbu eest raha saamine on peaaegu et kriminaalne!" / Triin Thalheim

    Index Scriptorium Estoniae

    Thalheim, Triin, 1982-

    2006-01-01

    Näitlejast seoses tema rolliga äsja esilinastunud Gore Verbinski piraaditriloogia teises filmis "Kariibi mere piraadid : Surnud mehe aardekirst" : Ameerika Ühendriigid 2006. Lisaks tutvustus ja filmitegemise fakte ""Kariibi mere piraatide" inspiratsiooniks oli Disneylandi atraktsioon"

  9. Rukkileib tuleb jälle moodi / Madli Kents

    Index Scriptorium Estoniae

    Kents, Madli

    2003-01-01

    Ilmunud ka: Delovõje Vedomosti : Desjatiletnije firmõ 12. veebruar lk. 13. Pagaritööstuste arengust: Leibur, ETK Leib, Fazer Pagarid, Pere Leib, Cibus. Vt. samas: Fakte 10 aasta tagusest perioodist

  10. Proposed Stalin statue causes outrage / Milda Seputyte

    Index Scriptorium Estoniae

    Seputyte, Milda

    2005-01-01

    Teade Jossif Stalini uue kuju avamisest 9. mail Moskva pidustustel võib mõjutada Leedu presidendi Valdas Adamkuse otsust Moskvasse sõitmise suhtes. Lisa: Fakte riigijuhtide osalemise kohta 9. mail pidustustel

  11. Johnny Depp : "Sellise lõbu eest raha saamine on peaaegu et kriminaalne!" / Triin Thalheim

    Index Scriptorium Estoniae

    Thalheim, Triin, 1982-

    2006-01-01

    Näitlejast seoses tema rolliga äsja esilinastunud Gore Verbinski piraaditriloogia teises filmis "Kariibi mere piraadid : Surnud mehe aardekirst" : Ameerika Ühendriigid 2006. Lisaks tutvustus ja filmitegemise fakte ""Kariibi mere piraatide" inspiratsiooniks oli Disneylandi atraktsioon"

  12. Tootearendus, kvaliteet ja tervislikkus jäävad Talleggi trumpideks / Kalvar Kase

    Index Scriptorium Estoniae

    Kase, Kalvar

    2004-01-01

    AS-i Tallegg juhatuse esimees ettevõtte tulevikuplaanidest seoses oma turupositsiooni säilitamisega kodumaisel kanalihaturul ning uute võimalustega EL-i turgudele sisenemiseks, investeeringutest tootmisliinide uuendamisse ning tootearendusse. Lisa: Fakte lihatarbimisest

  13. Üts ummamuudu liin = Gorod bez zhilishtshnogo hozjaistva?! / Veronika Nuter

    Index Scriptorium Estoniae

    Nuter, Veronika

    2008-01-01

    Korteriühistutest ja korterelamute olukorrast Võrus. Fakte Võru linna kaugemast ja lähemast minevikust. Esimene nõukogudeaegne generaalplaan koostati 1945. aastal, kolmas generaalplaan kinnitati 1974. aastal

  14. Mr Bean külvab taas segadust - sedapuhku Prantsusmaal puhates / Triin Tael

    Index Scriptorium Estoniae

    Tael, Triin

    2007-01-01

    Koomik Rowan Atkinsoni loodud ja kehastatud Mr Beani tegelaskujust seoses filmi "Mr Beani puhkus" esilinastumisega. Lisaks fakte "Mr Beani lood on jõudnud 250 riiki" ja "Menukoomik vajus musta masendusse"

  15. Euroraha investeerimine Eesti tööturule = EU investment in the Estonian labour market / Kerli Lorvi

    Index Scriptorium Estoniae

    Lorvi, Kerli

    2006-01-01

    Riiklikku arengukava meedet "Võrdsed võimalused tööturul" rahastatakse Euroopa Sotsiaalfondist aastatel 2004-2006 kokku 413 miljoni krooni ulatuses, programm EQUAL. Lisad: Majanduslik aktiivsus 15-64-aastaste hulgas, 1997-2005; Kõnekaid fakte

  16. Helena Jonsdottiri tantsud kaameraga / Helena Jonsdottir ; interv. Margit Tõnson

    Index Scriptorium Estoniae

    Jonsdottir, Helena

    2005-01-01

    Tartu vanglas filmitud tantsufilm "Teine" ("Another"), režissöör Rene Vilbre. Islandi koreograaf ja stsenaariumi autor Helena Jonsdottir räägib filmi tegemisest, lisatud fakte koreograafi loomingust

  17. Mida õppida vanalt healt Inglismaalt? / Margit Sutrop

    Index Scriptorium Estoniae

    Sutrop, Margit, 1963-

    2002-01-01

    Filosoofiaprofessor Margit Sutrop kirjutab teenindajate lojaalsusest. Autorit hämmastab fakt, et presidendi kantselei peakokk räägib leheveergudel sellest, kuidas presidendi perekond mingit sööki omavahel "möksiks" nimetab

  18. PÖFFil ärkab ellu ooperifantoom / Immo Mihkelson

    Index Scriptorium Estoniae

    Mihkelson, Immo, 1959-

    2004-01-01

    Tallinna VIII Pimedate Ööde Filmifestivali avalöögiks on kontsertlinastus USA 1925.a. õudusfilmist "Ooperifantoom", mida saadab Carl Davise muusika Vanemuise Sümfooniaorkestri esituses Timothy Redmondi juhatusel. Lisatud "Fakte PÖFFist"

  19. Rahvusvaheline mees Mart Laar = Mart Laar, international man / Ingvar Bärenklau

    Index Scriptorium Estoniae

    Bärenklau, Ingvar, 1967-

    2006-01-01

    Eesti ekspeaministri Mart Laari uutest väljakutsetest pärast Milton Friedmani nimelise auhinna saamist. Lisad: Fakte Mart Laari kohta; Teised Mart Laarist. Vt. samas: Laar soovitab suvisel Eestimaal ringi sõita

  20. Mr Bean külvab taas segadust - sedapuhku Prantsusmaal puhates / Triin Tael

    Index Scriptorium Estoniae

    Tael, Triin

    2007-01-01

    Koomik Rowan Atkinsoni loodud ja kehastatud Mr Beani tegelaskujust seoses filmi "Mr Beani puhkus" esilinastumisega. Lisaks fakte "Mr Beani lood on jõudnud 250 riiki" ja "Menukoomik vajus musta masendusse"

  1. "Tihhi Don" - za i protiv

    Index Scriptorium Estoniae

    2006-01-01

    Võrdluses on Mihhail Sholohhovi raamatu "Vaikne Don" kaks ekraniseeringut : Sergei Gerassimovi (1975) ja Sergei Bondartshuki (1991) oma. Võrreldakse peaosatäitjaid, meenutatakse huvitavaid fakte filmivõtetelt. Katkend Elina Bõstritskaja mälestusteraamatust

  2. Rahvusvaheline mees Mart Laar = Mart Laar, international man / Ingvar Bärenklau

    Index Scriptorium Estoniae

    Bärenklau, Ingvar, 1967-

    2006-01-01

    Eesti ekspeaministri Mart Laari uutest väljakutsetest pärast Milton Friedmani nimelise auhinna saamist. Lisad: Fakte Mart Laari kohta; Teised Mart Laarist. Vt. samas: Laar soovitab suvisel Eestimaal ringi sõita

  3. Proposed Stalin statue causes outrage / Milda Seputyte

    Index Scriptorium Estoniae

    Seputyte, Milda

    2005-01-01

    Teade Jossif Stalini uue kuju avamisest 9. mail Moskva pidustustel võib mõjutada Leedu presidendi Valdas Adamkuse otsust Moskvasse sõitmise suhtes. Lisa: Fakte riigijuhtide osalemise kohta 9. mail pidustustel

  4. Inga Kuusik vallutas tippe Kõrgõzstanis / Heli Talinurm

    Index Scriptorium Estoniae

    Talinurm, Heli

    2007-01-01

    Saku Õlletehase uus finantsdirektor tööst tubakatootja Imperial Tobacco Grupi Kesk-Aasia regiooni finantsdirektorina Kõrgõzstanis, kohalikest inimestest ja töökultuurist. Lisa: Fakte Kõrgõzstani kohta

  5. Marina Kaljurand - Eesti hääl Moskvas / Marina Kaljurand ; interv. Margus Saar

    Index Scriptorium Estoniae

    Kaljurand, Marina, 1962-

    2007-01-01

    Eesti suursaadik Moskvas vastab küsimustele, mis on seotud saatkonna ees toimunud meeleavaldustega, saatkonnas valitsenud olukorraga, ajalehe Argumentõ ja Faktõ pressikonverentsil juhtunuga, suursaadiku puhkuselelubamisega, Eesti-Vene suhetega

  6. Tallinki laeva ehib kuue jalaga lehm / Toivo Tänavsuu

    Index Scriptorium Estoniae

    Tänavsuu, Toivo

    2006-01-01

    Valmimas on suurim Läänemerel seilav reisilaev Galaxy, mis hakkab sõitma alates suvest Tallinna ja Helsingi vahet. Lisad: Enn Pandi idee: loomad laevale; Alustatud on veel ühe laeva tegemist; Fakte Galaxyst

  7. TEMPOROMANDİBULAR EKLEM DİSFONKSİYON SENDROMUNDA ETYOLOJİK FAKTÖRLERİN DAĞILIMI-THE DISSOCIATION AT THE CAUSATIVE FACTORS IN TEMPOROMANDIBULAR JOINT DYSFUNCTION SYNDROME

    OpenAIRE

    Karan, A; KAVUNCU, V; Değer, A.; Ömer, Ş. R.; Kılıç, Z.; Keskin, C.; Aksoy, C.

    2013-01-01

    ÖzetTemporomandibular eklem disfonksiyon sendromun-da (TMEDS),çok sayıda etyolojik faktör suçlanmaktadır. Çalışmamızda istanbul Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, Çene Eklemi Hastalıkları Tam ve Tedavi Ünitesine (ÇEHTU) başvuran ve TMEDS tanısı ile takip ettiğimiz hastalanmızdaki etyolojik faktörleri belirlemeyi amaçladık. Altiyüzellido-kuz hastanın dosyaları ertrospektif olarak incelendi. Hastaların büyük bir çoğunluğunda bir tek faktör söz konusu değildi. En çok gö...

  8. Dental erozyon

    NARCIS (Netherlands)

    Özen, B.; Yönel, N.; Çetiner, S.

    2015-01-01

    Dental erozyon, plak içermeyen diş yüzeyleri üzerinde içsel ve dışsal asitlerin veya şelatların etkileriyle oluşan kimyasal bir aşınmadır. İçsel ve/veya dışsal kaynaklar nedensel faktörler olarak tanımlanırken tükürük ve pelikıl gibi biyolojik faktörler, yeme ve içme alışkanlıkları ve ağız hijyeni

  9. Kas Soome on paha maa? / Aku Louhimies ; interv. Margit Tõnson

    Index Scriptorium Estoniae

    Louhimies, Aku

    2006-01-01

    Vestlus soome režissööriga tema festivalidel mitmeid auhindu saanud filmist "Paha maa" : Soome 2005. Režissöör filmib Niguliste kirikus stseene oma neljandasse filmi "Paljas mees". Lisaks fakte "Aku Louhimies - laia ampluaaga filmimees"

  10. Urve Palo : mõ võpolnjajem postavlennõje tseli / Urve Palo

    Index Scriptorium Estoniae

    Palo, Urve, 1972-

    2008-01-01

    Ilmunud ka: Põhjarannik 9. juuli 2008, lk. 2 ; Severnoje Poberezhje 9. juuli 2008, lk. 2. Rahvastikuminister Urve Palo väidab, et 8. juuli Eesti Päevalehes tema tegevuse aadressil esitatud kriitika sisaldab moonutatud ja ebaõigeid fakte

  11. Kaks nädalat relvarahus elanud baskid unistavad Põhja-Iiri edust / Kristel Raesaar

    Index Scriptorium Estoniae

    Raesaar, Kristel

    2006-01-01

    Hispaania valitsusega võitlev terrorirühmitus ETA kuulutas välja alalise relvarahu, kutsudes Hispaania ja Prantsuse valitsusi üles austama Baskimaa kodanike õigust enese tuleviku üle otsustada. Lisa: Fakte Baskimaast; Mida kujutab baskide vabaduse eest võitlev ETA? Vt. samas intervjuud ETA ühe liikme Gorka Loran Lafourscade isa Alfonsoga

  12. Kodumaist toidutööstust ootab ees ülesostmine / Urmas Reikop

    Index Scriptorium Estoniae

    Reikop, Urmas

    2004-01-01

    Autor analüüsib olukorda Eesti toiduainetööstuses. Tabelid: Toiduainetööstuse eksport ja import; VTA järelvalve all toidutooret ja toitu käitlevad ettevõtted (seisuga 08.04.2003). Vt. samas: Numbreid ja fakte toiduainetööstusest

  13. JPRS Report, West Europe, Reference Aid, Glossary of Acronyms and Abbreviations of Denmark

    Science.gov (United States)

    2007-11-02

    e.b. efter bemyndigelse EB E j endomsmaegler-Brevskolen or other(s), etc. the business language final examination Southern Jutland West Power...Association of Biochemistry Students F.a.d.L. Foreningen af danske Laege-studerende fakt. faktura fam. familie fam. familiaer (t) FAR

  14. Režissöör George Lucase loodud "Tähesõjad" elasid üle külma sõja / Andres Laasik

    Index Scriptorium Estoniae

    Laasik, Andres, 1960-2016

    2007-01-01

    Mängufilmide triloogia "Tähesõjad" ("Star Wars") esimene film esilinastus 30 aastat tagasi. Filmi tähendustest läbi aja, nõukogude tsensuurist, mis ei lubanud filmi NSV Liitu. Lisa : "Fakte "Tähesõdadest"

  15. Kaks nädalat relvarahus elanud baskid unistavad Põhja-Iiri edust / Kristel Raesaar

    Index Scriptorium Estoniae

    Raesaar, Kristel

    2006-01-01

    Hispaania valitsusega võitlev terrorirühmitus ETA kuulutas välja alalise relvarahu, kutsudes Hispaania ja Prantsuse valitsusi üles austama Baskimaa kodanike õigust enese tuleviku üle otsustada. Lisa: Fakte Baskimaast; Mida kujutab baskide vabaduse eest võitlev ETA? Vt. samas intervjuud ETA ühe liikme Gorka Loran Lafourscade isa Alfonsoga

  16. KGB skandaal lämmatab Itaalia peaministrit / Heiki Suurkask

    Index Scriptorium Estoniae

    Suurkask, Heiki, 1972-

    2006-01-01

    FSB kindralpolkovnik Anatoli Trofimov olevat kinnitanud Itaalia peaministri Romano Prodi sidemeid KGB-ga. Autori väitel kuulis itaallane Mario Scaramella Aleksandr Litvinenkolt ilmselt uusi fakte R. Prodi kohta. M. Scaramella organismist leiti jälgi poloonium 210 isotoopidest, polooniumi jäljed viivad Moskvasse. Lisa: Mürgitamise uurimine Venemaale

  17. Eestlane saab tööd ka Mustal Mandril / Reelika Võsang

    Index Scriptorium Estoniae

    Võsang, Reelika

    2005-01-01

    Heategevusorganisatsiooni Humana People to People projektidega on võimalik liituda igaühel, kes ei karda väljakutseid, pingelist koolitust ja tööd ning soovib teisi aidata. Samas räägib vabatahtliku elust Aafrikas Jana Teppih. Lisa: Fakte aidsist

  18. Tööturuasutuste võrgustik EURES = The European employment services network in Estonia / Heleri Hermanson

    Index Scriptorium Estoniae

    Hermanson, Heleri

    2006-01-01

    EURES (EURopean Employment Services) on Euroopa Komisjoni riiklike tööturuasutuste koostöövõrgustik. Eestlaste võimalustest leida tööd Euroopa Liidu liikmesmaades. Lisad: Töötu sotsiaalse kaitse kulutuste jaotus, 2005; Töötu sotsiaalse kaitse kulutused, 1994-2005; Kõnekaid fakte

  19. Tšiili veinitegijad tulevad Eesti turgu pahupidi pöörama / Gerli Nõu

    Index Scriptorium Estoniae

    Nõu, Gerli

    2005-01-01

    Eestis viibis De Martino veinimaja meister Felipe Müller Tšiilist. Tšiili veinid on maailmas muutumas üha populaarsemaks, eksport kasvab igal aastal viiendiku võrra, veini valmistamiseks on riigis väga head looduslikud eeldused. Lisa: Huvitavaid fakte maailma veiniturust

  20. India poliitikas lendavad kingad kergelt jalast / Evelyn Kaldoja

    Index Scriptorium Estoniae

    Kaldoja, Evelyn, 1980-

    2009-01-01

    India sisepoliitikasse on jätnud sügava jälje fakt, et Iraagi ajakirjanik Al Zaid heitis mullu 14. detsembril kinga USA lahkuva presidendi Georg W. Bushi pihta. Vt. samas: Al-Zaidi järgijaid maailmas

  1. KGB skandaal lämmatab Itaalia peaministrit / Heiki Suurkask

    Index Scriptorium Estoniae

    Suurkask, Heiki, 1972-

    2006-01-01

    FSB kindralpolkovnik Anatoli Trofimov olevat kinnitanud Itaalia peaministri Romano Prodi sidemeid KGB-ga. Autori väitel kuulis itaallane Mario Scaramella Aleksandr Litvinenkolt ilmselt uusi fakte R. Prodi kohta. M. Scaramella organismist leiti jälgi poloonium 210 isotoopidest, polooniumi jäljed viivad Moskvasse. Lisa: Mürgitamise uurimine Venemaale

  2. R&D craves business involvement / Aleksei Gunter

    Index Scriptorium Estoniae

    Gunter, Aleksei, 1979-

    2005-01-01

    Eesti teadus- ja arendustegevus vajaks rohkem ettevõtete majanduslikku toetust. Kuigi Tartu Ülikoolis on alustatud paljusid teadusprojekte, tunnevad ettevõtted uute tehnoloogiate vastu vähe huvi. Tallinna Tehnikaülikool aga pikendas lepingut laevaehitusettevõttega BLRT Grupp. Lisa: Eesti teadus- ja arendustegevuse fakte

  3. ENVAZA VINBERO KAJ KULTIVADO

    Institute of Scientific and Technical Information of China (English)

    HUANG Yinbao

    1997-01-01

    Preskaǔ iuj nacioj tra la mondo ornamassiajn ambrojn kaj domojn kultivante envazajnflorojn.Sed nur malmultaj familioj kultivasvinberojn en vazoj por beligi loejojn.Fakte laenvaza vinbero estas bona kaj ideala planto beli-ganta loejon.La verda foliaro,la zigzaga

  4. Ines Karu tantsis end raamatusse / Kais Allkivi

    Index Scriptorium Estoniae

    Allkivi, Kais

    2008-01-01

    USAs ilmus raamat kõhutantsust "Kõhutants tähistamas püha naiselikkust" ("Belly Dance Celebrating the Sacred Feminine"). Raamatu autor on Martha Elena Burns. Eestlannadest on raamatus Ines Karu ja tema trupikaaslane Janne Mõistus. Lisaks fakte Ines Karust "Pühendunud tantsule"

  5. Tšiili veinitegijad tulevad Eesti turgu pahupidi pöörama / Gerli Nõu

    Index Scriptorium Estoniae

    Nõu, Gerli

    2005-01-01

    Eestis viibis De Martino veinimaja meister Felipe Müller Tšiilist. Tšiili veinid on maailmas muutumas üha populaarsemaks, eksport kasvab igal aastal viiendiku võrra, veini valmistamiseks on riigis väga head looduslikud eeldused. Lisa: Huvitavaid fakte maailma veiniturust

  6. Urve Palo : mõ võpolnjajem postavlennõje tseli / Urve Palo

    Index Scriptorium Estoniae

    Palo, Urve, 1972-

    2008-01-01

    Ilmunud ka: Põhjarannik 9. juuli 2008, lk. 2 ; Severnoje Poberezhje 9. juuli 2008, lk. 2. Rahvastikuminister Urve Palo väidab, et 8. juuli Eesti Päevalehes tema tegevuse aadressil esitatud kriitika sisaldab moonutatud ja ebaõigeid fakte

  7. Estonian Air andis muutustest teada / Mart Relve

    Index Scriptorium Estoniae

    Relve, Mart, 1973-

    2006-01-01

    Autor peab kahetsusväärseks, et Äripäev süüdistab Estonian Air'i avalikkuse eest info varjamises ning kasutab oma väidete tõestuseks avalikkuses jutuks olnud fakte. Vt. samas: Estonian Air saanud meedias kriitikat

  8. Reality show'd : teletööstuse päästerõngas / Neeme Raud

    Index Scriptorium Estoniae

    Raud, Neeme, 1969-

    2005-01-01

    Formaaditelevisioon tagab teleärimeestele praegustel majanduslikult ebakindlatel aegadel, kus reklaamiraha hulk teletööstuses on vähenenud ja telekanalite hulk suurenenud, suuri tulusid. Tõsielutelevisiooni arengust USA-s, selle populaarsuse põhjustest. Lisad: Fakte. Vt. samas: Eurosaavutus : seekord mitte Ameerikast!

  9. Nobeli rahupreemia pälvisid tuumarelva leviku takistajad / Kaivo Kopli

    Index Scriptorium Estoniae

    Kopli, Kaivo

    2005-01-01

    Selle aasta Nobeli rahupreemia pälvisid Rahvusvaheline Aatomienergiaagentuur ja selle juht Mohamed ElBaradei. Norra Nobeli komitee selgitusest. Lisa: Fakte Nobeli rahupreemiast. Kommenteerivad: Terumi Tanaka, Shimon Peres, Hamid Reza Asefi, Aida ElBaradei, Hans Blix. Vt. samas: Õigusteadlasest tuumarelvade jahtija eelistab läbirääkimisi

  10. Tengelpungade sõda / Vitali Portnikov ; tõlk. Marek Laane

    Index Scriptorium Estoniae

    Portnikov, Vitali

    2006-01-01

    Venemaa ja Ukraina gaasitüli mõistmiseks tuli oodata kompromissi sündi. Venemaa ja Ukraina positsioonid ja huvid vaidluses. Nii Venemaal kui Ukrainas on teada fakt, et Gazprom ja Neftegaz Ukrainõ on presidentide kontrolli all, vahendajana esinenud Rosukrenergo osast, Venemaa huvid Gruusias, Venemaa ja Ukraina suhete korporatiivsus

  11. Putin rõhutas oma parteijuhirolli / Jaanus Piirsalu

    Index Scriptorium Estoniae

    Piirsalu, Jaanus, 1973-

    2008-01-01

    Venemaa peaminister Vladimir Putin ütles intervjuus Prantsuse päevalehele Le Monde enda peaministriks hakkamise kohta, et see on huviäratav fakt, kuid veelgi tähtsam on see, et ta asus samal ajal juhtima ka parteid, millel on liidri roll riigi poliitilises elus ja kindel enamus parlamendis

  12. Tallinna Tehnikaülikool soovib olla ettevõtlik

    Index Scriptorium Estoniae

    2008-01-01

    Ilmunud ka: Postimees : na russkom jazõke : v duhhe innovatsii 24. juuli lk. 6. Tallinna Tehnikaülikooli Ettevõtluse Arendamise Sihtasutuse Spinno programmi juht Indrek Jakobson ülikooli ja ettevõtluse vahelise koostöö tähtsusest. Lisa: Fakt. Kommenteerib Tiit Kaps

  13. Reality show'd : teletööstuse päästerõngas / Neeme Raud

    Index Scriptorium Estoniae

    Raud, Neeme, 1969-

    2005-01-01

    Formaaditelevisioon tagab teleärimeestele praegustel majanduslikult ebakindlatel aegadel, kus reklaamiraha hulk teletööstuses on vähenenud ja telekanalite hulk suurenenud, suuri tulusid. Tõsielutelevisiooni arengust USA-s, selle populaarsuse põhjustest. Lisad: Fakte. Vt. samas: Eurosaavutus : seekord mitte Ameerikast!

  14. Struktuurireform muutis töö tõhusamaks = Structural reform makes work more effective / Aljona Mändlo

    Index Scriptorium Estoniae

    Mändlo, Aljona

    2006-01-01

    Tööturuameti ja tööhõiveametite haldussuutlikkuse tõstmiseks käivitatud projektist, struktuuri ja koosseisude muutustest. Vt lisad: Aktiivsed tööturumeetmed, toetuste saajate arv 1995-2005; Aktiivsed tööturumeetmed, koolitusel ja nõustamisel osalenute arv 1995-2005; Kõnekaid fakte

  15. Sõit teisel lainel / Villu Zirnask

    Index Scriptorium Estoniae

    Zirnask, Villu, 1966-

    2004-01-01

    Autor analüüsib Ida -Euroopa maade finants- ning majandusnäitajaid Euroopa Liidu kontekstis. Lisad: Fakte teise laine riikide kohta; Eesti ja teise laine riigid. Tabelid: Finantsturud ja intressimäärad; Eestis müüdavate fondide ülevaade

  16. Aardeid eesti heliplaadi ajaloost / Katre Riisalu

    Index Scriptorium Estoniae

    Riisalu, Katre, 1966-

    2011-01-01

    Eesti esimese heliplaadi 110. aastapäeva tähistati Rahvusraamatukogus näituse "Eesti vinüül" ja raamatu "Eesti vinüülplaatide diskograafia 1954-2010" ilmumisega, näitust ette valmistades ja heliplaadi kogu uurides leidis artikli autor uusi põnevaid fakte

  17. HansaWorldi grupi klientidest enam kui kümnendik Eestis / Raigo Neudorf

    Index Scriptorium Estoniae

    Neudorf, Raigo

    2006-01-01

    Majandustarkvaralahendusi tootva HansaWorld kontserni Eesti tütarfirma juht Kersti Renzer selgitab oma ettevõtte kiire arengu põhjuseid. Kommenteerivad katusetootja AS-i Toode peadirektor Aivo Rosenberg ja Merit Tarkvara finantsjuht Kaja Kert. Lisa: Huvitavaid fakte HansaWorldi kohta

  18. Struktuurireform muutis töö tõhusamaks = Structural reform makes work more effective / Aljona Mändlo

    Index Scriptorium Estoniae

    Mändlo, Aljona

    2006-01-01

    Tööturuameti ja tööhõiveametite haldussuutlikkuse tõstmiseks käivitatud projektist, struktuuri ja koosseisude muutustest. Vt lisad: Aktiivsed tööturumeetmed, toetuste saajate arv 1995-2005; Aktiivsed tööturumeetmed, koolitusel ja nõustamisel osalenute arv 1995-2005; Kõnekaid fakte

  19. India poliitikas lendavad kingad kergelt jalast / Evelyn Kaldoja

    Index Scriptorium Estoniae

    Kaldoja, Evelyn, 1980-

    2009-01-01

    India sisepoliitikasse on jätnud sügava jälje fakt, et Iraagi ajakirjanik Al Zaid heitis mullu 14. detsembril kinga USA lahkuva presidendi Georg W. Bushi pihta. Vt. samas: Al-Zaidi järgijaid maailmas

  20. Eestlane saab tööd ka Mustal Mandril / Reelika Võsang

    Index Scriptorium Estoniae

    Võsang, Reelika

    2005-01-01

    Heategevusorganisatsiooni Humana People to People projektidega on võimalik liituda igaühel, kes ei karda väljakutseid, pingelist koolitust ja tööd ning soovib teisi aidata. Samas räägib vabatahtliku elust Aafrikas Jana Teppih. Lisa: Fakte aidsist

  1. Nobeli rahupreemia pälvisid tuumarelva leviku takistajad / Kaivo Kopli

    Index Scriptorium Estoniae

    Kopli, Kaivo

    2005-01-01

    Selle aasta Nobeli rahupreemia pälvisid Rahvusvaheline Aatomienergiaagentuur ja selle juht Mohamed ElBaradei. Norra Nobeli komitee selgitusest. Lisa: Fakte Nobeli rahupreemiast. Kommenteerivad: Terumi Tanaka, Shimon Peres, Hamid Reza Asefi, Aida ElBaradei, Hans Blix. Vt. samas: Õigusteadlasest tuumarelvade jahtija eelistab läbirääkimisi

  2. R&D craves business involvement / Aleksei Gunter

    Index Scriptorium Estoniae

    Gunter, Aleksei, 1979-

    2005-01-01

    Eesti teadus- ja arendustegevus vajaks rohkem ettevõtete majanduslikku toetust. Kuigi Tartu Ülikoolis on alustatud paljusid teadusprojekte, tunnevad ettevõtted uute tehnoloogiate vastu vähe huvi. Tallinna Tehnikaülikool aga pikendas lepingut laevaehitusettevõttega BLRT Grupp. Lisa: Eesti teadus- ja arendustegevuse fakte

  3. Tööturuasutuste võrgustik EURES = The European employment services network in Estonia / Heleri Hermanson

    Index Scriptorium Estoniae

    Hermanson, Heleri

    2006-01-01

    EURES (EURopean Employment Services) on Euroopa Komisjoni riiklike tööturuasutuste koostöövõrgustik. Eestlaste võimalustest leida tööd Euroopa Liidu liikmesmaades. Lisad: Töötu sotsiaalse kaitse kulutuste jaotus, 2005; Töötu sotsiaalse kaitse kulutused, 1994-2005; Kõnekaid fakte

  4. Ines Karu tantsis end raamatusse / Kais Allkivi

    Index Scriptorium Estoniae

    Allkivi, Kais

    2008-01-01

    USAs ilmus raamat kõhutantsust "Kõhutants tähistamas püha naiselikkust" ("Belly Dance Celebrating the Sacred Feminine"). Raamatu autor on Martha Elena Burns. Eestlannadest on raamatus Ines Karu ja tema trupikaaslane Janne Mõistus. Lisaks fakte Ines Karust "Pühendunud tantsule"

  5. Dental erozyon

    NARCIS (Netherlands)

    Özen, B.; Yönel, N.; Çetiner, S.

    2015-01-01

    Dental erozyon, plak içermeyen diş yüzeyleri üzerinde içsel ve dışsal asitlerin veya şelatların etkileriyle oluşan kimyasal bir aşınmadır. İçsel ve/veya dışsal kaynaklar nedensel faktörler olarak tanımlanırken tükürük ve pelikıl gibi biyolojik faktörler, yeme ve içme alışkanlıkları ve ağız hijyeni g

  6. DİSKRİMİNANT ANALİZİNDE AYIRMA 'NIN GÜCÜ İLE FAKTÖR ANALİZİNDE KULLANILAN KOVARYANS MATRİSİ ARASINDAKİ İLİŞKİ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet KAYA

    2013-05-01

    Full Text Available Bu çalışma çok değişkenli istatistik analizde birimlerin sınıflandırılması ve boyut indirgeme amacına yönelik olarak ayırma analizinde(discriminant analysis, bir veri seti kullanılarak, gruplar içi homojenliği en küçük, gruplararası heterojenliği en büyük yapacak ayırma işlemini ve etkinliğini, bu etkinliğin faktör analizinde(factor analysis, faktörler elde etmek amacıyla kullanılan kovaryans matrisi ile olan ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır.

  7. SOYA VE ÜRÜNLERİNDE FENOLİK BİLEŞİKLER VE BESLENMEYİ KISITLAYICI FAKTÖRLER

    OpenAIRE

    2001-01-01

    Protein bakımından zengin bir ürün olan soya fasulyesinin kullanım alanları hızla artmaktadır. Soya ve soya proteini ürünlerinin teknolojik açıdan çok iyi özellikleri olmasına rağmen, bazı istenmeyen renk ve koku karakteristikleri ile yapılarında bulunan beslenmeyi kısıtlayıcı faktörler kullanımını sınırlandırmaktadır. Bu derlemede, soya fasulyesi ve ürünlerindeki fenolik bileşikler ile beslenmeyi kısıtlayıcı faktörler ve bunların giderilmesi konusu üzerinde durulmuştur....

  8. TERSANELERDE İNŞA EDİLECEK GEMİ TİPİNİN BULANIK TOPSIS ve BULANIK VIKOR YÖNTEMLERİ İLE BELİRLENMESİ

    OpenAIRE

    EROL, AYLİN; GÜLSÜN, BAHADIR; AYDIN, MUHSİN

    2017-01-01

    Gemi inşasektöründe, tersanelerdeki yeni inşa talepleri birçok ulusal ve uluslararasıfaktörlere göre değişim göstermektedir. Bu faktörler başta ekonomik ve siyasalolmak üzere, stratejik ve sosyal birçok değişik nedenlere dayanmaktadır. Dünyagenelinde yaşanan ekonomik krizler özellikle son yıllarda Türkiye’dekitersaneleri de etkilemiş olup, sipariş miktarlarının dolayısıyla üretimmiktarlarının düşmesine neden olarak, tersanecilikte büyük bir tehlike oluşturmaktadır.Bu kapsamda, herhangi bir te...

  9. Bussijuhtide kindrali rasked päevad / Peep Peterson ; interv. Tanel Raig

    Index Scriptorium Estoniae

    Peterson, Peep, 1975-

    2007-01-01

    Eesti Transpordi- ja Teetöötajate Ametiühingu esimees Peep Peterson vastab bussijuhtide ja tööandjate vahelisi lahkhelisid, ametiühinguliikumist ning kokkuleppe sõlmimist puudutavatele küsimustele. Kommenteerivad: Villem Tori. Streikija iseloomuga raske vastane; Henn Pärn. Peterson saavutas maksimumide maksimumi; Harri Taliga. Ametiühingu liidritel erinevad arusaamad. Lisa: Fakte eluloost

  10. Teadus- ja erialaraamatukogudel oma päev ja aasta teo auhind / Kristina Rallmann

    Index Scriptorium Estoniae

    Rallmann, Kristina

    2008-01-01

    Esimene teadus- ja erialaraamatukogude päev toimus 22. oktoobril 2008 Tallinna majanduskoolis, teadusraamatukogu aasta teo auhind läks RR-i virtuaaalnäitusele "Meie parlament ja aeg: fakte, sündmusi, dokumente, inimesi" ning erialaraamatukogu aasta teo auhind Eesti Pimedate Raamatukogu töörühmale heliteavikute CD-plaatidele automatiseeritud paljundamise ja posti teel laenutamise süsteemi eest

  11. Teadus- ja erialaraamatukogudel oma päev ja aasta teo auhind / Kristina Rallmann

    Index Scriptorium Estoniae

    Rallmann, Kristina

    2008-01-01

    Esimene teadus- ja erialaraamatukogude päev toimus 22. oktoobril 2008 Tallinna majanduskoolis, teadusraamatukogu aasta teo auhind läks RR-i virtuaaalnäitusele "Meie parlament ja aeg: fakte, sündmusi, dokumente, inimesi" ning erialaraamatukogu aasta teo auhind Eesti Pimedate Raamatukogu töörühmale heliteavikute CD-plaatidele automatiseeritud paljundamise ja posti teel laenutamise süsteemi eest

  12. Ovoshtshnoje ragu iz "Karnavalnõhh notshei"

    Index Scriptorium Estoniae

    2006-01-01

    Režissöör Eldar Rjazanov on teinud oma kultusfilmile "Karnevaliöö" uue 50 aastat hilisemasse aega, s.o. tänapäeva, toodud variandi "Karnevaliöö 2 ehk 50 aastat hiljem". Kes näitlejatest kehastab keda ja muid huvitavaid fakte. Uue variandi "Karnavalnaja notsh na Intere" on juba loonud ukraina kineastid. Aga kõigis kolmes filmis laulab Ljudmila Gurtshenko oma kuulsat laulu "Pjat minut"

  13. Kommivabriku aura jääb Tondile. Ideid Kalevi kvartali tulevikuks / Piret Peensoo

    Index Scriptorium Estoniae

    Peensoo, Piret

    2003-01-01

    Tallinnas Järvevana tee ja Pärnu maantee vahelise ala ruumilise planeerimise ideeprojekti avalik arhitektuurikonkurss, võitjad Nikolai Volkov ja Liis Sagadi, 2. koht - Irina Raud, Toomas Tammis, Tarmo Teedumäe, Karl Luik, Renee Puusepp, 3. koht - Veronika Valk. Laste Maailma Galeriis võistlusprojektide näitus "Magus urbanism". Fakte kommivabriku "Kalev" ajaloost. Vabrik jätkab tööd Rae vallas Põrguväljal

  14. Kommivabriku aura jääb Tondile. Ideid Kalevi kvartali tulevikuks / Piret Peensoo

    Index Scriptorium Estoniae

    Peensoo, Piret

    2003-01-01

    Tallinnas Järvevana tee ja Pärnu maantee vahelise ala ruumilise planeerimise ideeprojekti avalik arhitektuurikonkurss, võitjad Nikolai Volkov ja Liis Sagadi, 2. koht - Irina Raud, Toomas Tammis, Tarmo Teedumäe, Karl Luik, Renee Puusepp, 3. koht - Veronika Valk. Laste Maailma Galeriis võistlusprojektide näitus "Magus urbanism". Fakte kommivabriku "Kalev" ajaloost. Vabrik jätkab tööd Rae vallas Põrguväljal

  15. Indrek Saar kehastub Pilistveres Rasputiniks / Aarne Mäe

    Index Scriptorium Estoniae

    Mäe, Aarne, 1967-

    2008-01-01

    7. aug. esietendub Pilistvere vanas rehehoones Ain Saviaugu kirjutatud ja lavastatud suvetükk "Rasputin". Suvelavastuse tõi välja Põltsamaa Teater Ellunäod koos professionaalsete näitlejatega. Nimiosas mängib näitlejast riigikogulane Indrek Saar. Lisaks lühike intervjuu lavastajaga "Lavastaja Ain Saviauk : "Ajalugu on karm" ja fakte Rasputinist - "Grigori Jefimovitsh Rasputin-Novõhh"

  16. Revised version of physical education teachers’ self-efficacy scale

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İrfan Yıldırım

    2015-03-01

    Full Text Available The aim of the study is to revised the validity and reliability of physical education teachers’ self-efficacy scale. Sample group of the study was consisted of 567 physical education teachers who is working in different geographic regions of Turkiye. In the study it was performed that explanatory factor analysis and confirmatory factor analysis for determinin the subscales and construct validity. As the result of the analyses; 33 items whose factor loading values were over 0.57 were clustered under nine factors whose eigenvalues were greater than 1. It was found out that the percentage of variance explained by the nine factors was 78.362. When Cronbach Alpha internal consistency tests of the factors were analyzed, it was seen that α values of all factors were greater than 0.83. As a result; it is predicted that the scale can be used in a valid and reliable way in order to measure self-efficacy of the physical education teachers. ÖzetÇalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmenlerinin öz-etkinliğini ölçmek için bir ölçek geliştirmektir. Araştırmanın örneklem grubunu, Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerinde çalışan 567 beden eğitimi öğretmeninden oluşmuştur.Açıklayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapı geçerliliği için yapılmıştır ve alt ölçekleri kuruldu. Analizlerin sonucu olarak; Kimin faktör yükleme değerleri 0,57 üzerinde olan özdeğerleri 1'den büyük olmuştur dokuz faktör tarafından açıklanan varyans yüzdesi 78,36 olduğunu öğrendim dokuz faktör altında kümelenmiş 33 ürün. Faktörlerin Cronbach Alfa iç tutarlılık testleri incelendiğinde, tüm faktörlerin α değerleri 0,83 daha fazla olduğu görüldü.Sonuç olarak; Bu ölçek beden eğitimi öğretmenlerinin mesleki kendine yeterliliğini ölçmek için geçerli ve güvenilir bir şekilde kullanılabileceği tahmin edilmektedir.

  17. TERMAL TURİZMDE TÜKETİCİ SATIN ALMA DAVRANIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN BELİRLENMESİ: GÖNEN ÖRNEĞİ - DETERMINATION OF THE FACTORS AFFECTING CONSUMER PURCHASE BEHAVIOR IN THERMAL TOURISM

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Oğuzhan İLBAN

    2011-07-01

    Full Text Available Özet:Günümüzde turistik bölgeler arasında yaşanan yoğunrekabet, tüketicilerin satın alma davranışlarını etkileyebilmeyi,buna bağlı olarak benzersiz bir ürün yaratmayı ve ürününfarklılığını ortaya koyabilmeyi son derece önemli halegetirmiştir. Bu durum turistik bölgenin turist sayısı ve eldeedeceği gelir düzeyini de yakından ilgilendirmektedir.Dolayısıyla, tüketiciler açısından turistik bölge tercihinde satınalma davranışını etkileyen faktörlerin öncelikle nelerolduğunun tespiti ve tüketicilerin belirli özelliklerine görehedef pazarların belirlenmesi bu çabaları yerine getirmedemuhakkak ki oldukça önemli katkılar sağlayacaktır. Bunoktadan hareketle, demografik özelliklerine göre termalturizme yönelik tüketicilerin satın alma davranışlarınıetkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla bir anket çalışmasıuygulanmıştır. Anketlerden elde edilen verilerden hareketle,turistik tüketicilerin satın alma davranışlarını etkileyenfaktörlerin öncelik sırasına göre şu şekilde sıralanmıştır;pazarlama çabaları, ekonomik faktörler, sosyal faktörler,psikolojik faktörler ve kişisel ve kültürel faktörler. Ayrıcaaraştırmada, turistik tüketicilerin demografik özelliklerinegöre satın alma davranışlarını etkileyen faktörleri algılamalarıarasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur.Abstract:Today, fierce competition among the tourist areasmade affecting buying behavior of the consumers andcorrespondingly creating a unique product and putting forththe difference of the product extremely important. This case isa particular concern to tourist number of the tourist area andthe income level. Hence, firstly, from the perspective of touriststo choose a tourist place, determination of the factors affectingthe buying behaviors of the consumers and specifying thetarget markets according to the certain features of theconsumers, will make a significant contribution

  18. KALİTE YÖNETİM SİSTEMİNE SAHİP ORMAN ÜRÜNLERİ SANAYİ İŞLETMELERİNDE ÇALIŞAN PERFORMANSINI ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLER BAKIMINDAN İNCELENMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aytaç AYDIN

    2016-10-01

    Full Text Available Öz Endüstriyel üretim sistemlerinde birçok açıdan değerlendirilmesi gereken özelliklere sahip olan çalışanın başarısı, onun çalışmasını etkileyecek olan unsurların analizi ve uygun koşullara getirilmesi ile sağlanabilir. Bu amaçla çalışan performansını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve geliştirici tedbirlerin alınması işletmeler için vazgeçilemeyecek unsurlar arasındadır. Bu çalışma kapsamında orman ürünleri sanayinde çalışan performansını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörlerin bazı demografik özellikler bakımından farklılaşma durumları araştırılmıştır. Anket verileri SPSS 16.0 ve AMOS 16.0 istatistik paket programlarında yer alan doğrulayıcı faktör analizi ve varyans analizi ile değerlendirilerek sonuçlar ortaya koyulmuştur. Sonuç olarak, orman ürünleri sanayinde çalışan performansını etkileyen faktörlerin stres, motivasyon, çalışma ortamı, iş koşulları ve iş doyumu olduğu belirlenmiştir. Bununla beraber belirlenen performans faktörlerinin cinsiyet, yaş, pozisyon ve toplam çalışma süresine göre farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Abstract The success of employees, which has the features needed to evaluate in many respects in industrial production systems, can be achieved by analysis of the elements affecting its study and bringing appropriate conditions. For this purpose, the determination of factors affecting employee performance and taking the improving precautions is among the indispensable elements for businesses. In this study, determination of factors affecting employee performance in the forest products industry and differentiation status in terms of some demographic characteristics of these factors was investigated. The survey data were evaluated by using the confirmatory factor analysis and analysis of variance located in SPSS 16.0 and AMOS 16.0 statistical software package, and the results were revealed. As a

  19. Belediye Başkanlığı Aday İmajı Algısı: Gümüşhane Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hasan GÜLLÜPUNAR

    2013-09-01

    Full Text Available Seçmen davranışları bakımından bireyselleşme ile birlikte yeni bir süreç başlamıştır. Bu süreçte oy verme davranışında ideoloji, parti bağlılığı gibi kavramlar etkisini eskiye göre kaybetmiştir. Yeni dönemde proje, hizmet, toplumsal ilişkiler, sivil toplumsallaşma içinde yer alma, yeterlilik gibi kavramlar ön plana çıkmıştır. Bu durum aday merkezli seçim kampanyalarının yaygınlaşmasına neden olmuştur. Özellikle yerel seçimler bağlamında düşünüldüğünde adaylar seçmenin iknası bakımından önemli bir etken olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle siyasal seçim kampanyalarının öncelikli hedeflerinden biri güçlü bir aday imajı oluşturmaktır. Ancak zaman, bölge, seçim atmosferi, seçmenlerin sosyo-demografik özellikleri gibi birçok alt etkene sahip olan aday imajı algısı karmaşık bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla toplam aday imajının çok sayıda alt bileşeni bulunmaktadır.Bu çalışma Gümüşhane seçmeninin aday imajı algısının tespitine dönük olarak yapılmıştır. Basit tesadüfi örneklem yöntemi ile toplam 747 kişiyle görüşülen ve doğrulayıcı faktör analizinin yapıldığı araştırmada aday imajı ile ilgili görsel, siyasal, konu, hitabet ve sosyal olmak üzere beş faktör ortaya konmuştur. Toplam aday imajına etki eden en önemli faktörün sosyal faktör olduğu görülen araştırmada diğer faktörler toplam imaj üzerindeki önem sırasına göre hitabet, konu, siyasal ve görsel faktörler olarak sonuçlanmıştır. 

  20. Personal Cyber Security Provision Scale development studyKişisel Siber Güvenliği Sağlama Ölçeği geliştirme çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman Erol

    2015-07-01

    Full Text Available The aim of this study is to develop a scale to determine internet users behavior related to cyber security. In this context created an item pool in accordance with expert opinion. This item pool was administered to 810 people for exploratory factor analysis. In exploratory factor analysis; principal component analysis method which is commonly used and Varimax vertical rotation method to determine the factor structure was used. Scale was administered to 292 people and structural equation modeling approach was applied to confirmation study.As a result of factor analysis,“Personal Cyber Security Provision Scale" which consists of 5 factors and 25 items and has a good compatibility was occurred.   Özet Bu araştırmanın amacı internet kullanıcılarının siber güvenlik ile ilgili davranışlarını belirlemeye yönelik bir ölçek geliştirmektir. Bu bağlamda öncelikle uzman görüşü doğrultusunda 26 maddelik bir madde havuzu oluşturulmuştur. Bu madde havuzu yapı geçerliliğinin test edilmesi için Facebook sosyal paylaşımda bir uygulamayı kullanan 810 kişiye uygulanarak açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizinde en sık kullanılan yöntem olan temel bileşenler analizi yöntemi kullanılmış, ölçekteki faktör yapısını belirlemek için ise Varimax - dikey döndürme yöntemi kullanılmıştır. Ölçeğin doğrulama çalışması için ise aynı sosyal ağ uygulamasını kullanan ve daha önce ölçeğin uygulandığı kişilerin elendiği292 kişinin verisi kullanılarak yapısal eşitlik modeli yaklaşımı uygulanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda 5 faktörlü ve 25 maddeden oluşan; doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ise elde edilen uyum indekslerine göre iyi bir uyuma sahip "Kişisel Siber Güvenliği Sağlama Ölçeği" ortaya çıkmıştır.

  1. ERGOJENİK YARDIMCI OLARAK KULLANILAN BESİN SUPLEMENTLERİ

    OpenAIRE

    Şemşek, Önder; Yüktaşır, Bekir; Şemşek, Serap

    2010-01-01

    Beslenme sportif perfonnansı etkileyen bir faktördür. Günümüzde sporcular beslenme ile ilgilibir çok yanlış bilgiye sahiptir. Sporcular arasında genellikle hatalı olarak kullanılan besinsuplementlerinin tüketimi hızla artmaktadır. Makalemizde amaçlanan ergojenik besin suplementleri(kreatin, amino-asitler, kafein, anabolik steroidler, büyüme honnonu, L-kamitin. Triptofan, krompikolinat, klenbuterol, ve diğer betaı, agonistler, dehidroepianr...

  2. Nashi aktivistid ei pea rahaga koonerdama / Ingvar Bärenklau

    Index Scriptorium Estoniae

    Bärenklau, Ingvar, 1967-

    2007-01-01

    Ilmunud ka: Postimees : na russkom jazõke, 6. juuni 2007, lk. 6. Vene noorteühendus Nashi motiveerib oma liikmeid Tallinnas Eesti-vastaseid aktsioone korraldama Kremli rahalisel toetusel, millest annab tunnistust fakt, et 4. juunil Tõnismäel Nõukogude sõjaväe vormis mäluvalve aktsiooni korraldanud ja hiljem riigist välja saadetud kolm Vene tudengineiut ööbisid kaitsepolitsei andmetel kallis hotellis ning õhtustasid korralikes restoranides. Lisa: Kolm nashilast saadeti piirilt tagasi

  3. Trebujetsja prezident. Srotshno! / Jevgenija Garanzha

    Index Scriptorium Estoniae

    Garanža, Jevgenija, 1979-

    2006-01-01

    Eesti presidendivalimistel takistab isiksuste kandideerimist fakt, et Eestis ei vali presidenti rahvas, vaid Riigikogu ja valimiskogu, poliitikast eemalseisev kandidaat peaks kandideerimiseks end siduma mõne poliitilise jõuga. Parteid ei kiirusta oma kandidaatide esitamisega. Kas vajame naispresidenti? Arvamust avaldavad Ingrid Rüütel, Natalja Kitam ja Kristiina Ojuland. Vt. samas: Jevgeni Tomberg: Minu osalusega Urmas Oti saate eest tänas Lennart Meri; Presidendiinstitutsiooni tähtsust Soomes selgitab Soome suursaadik Eestis, 32 aastat presidendikantseleis töötanud Jaakko Kalela

  4. Jürjo : poliitikud ei soovinud Aleksius II minevikust teada / Indrek Jürjo ; interv. Anneli Ammas

    Index Scriptorium Estoniae

    Jürjo, Indrek, 1956-2009

    2005-01-01

    KGB dokumendikogumike koostaja ajaloolane Indrek Jürjo vastab küsimustele, kas võib kinnitada, et fakt Aleksius II kui KGB kaastöölise kohta on tõestatud, mis võis olla noore Aleksei Ridigeri põhjus liituda KGB-ga, kas KGB aruandeid saab võtta 100% tõena. Ajaloolane väidab, et ei välisministeerium ega presidendi kantselei pole esitanud arhiivile järelpärimist Aleksius II mineviku kohta. Vt. samas: Küsimused Arnold Rüütlile ja Kristiina Ojulandile. Presidendi avalike suhete nõuniku Eero Rauna vastus

  5. The relationship among expectation, perceived quality-value and satisfaction: A study on undergraduate students of tourismBeklenti, algılanan kalite-değer ve memnuniyet ilişkisi: Turizm lisans öğrencileri üzerine bir uygulama

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şirvan Şen Demir

    2013-02-01

    Full Text Available The main purpose of this study is (1 to analyze the relationship among corporate image, student expectations, perceived quality/value and satisfaction, (2 to determine the effects of external and internal factors on student satisfaction. Questionnaire for this study was developed from prior researches on a 5-point Likert-type. Through conducting a face-to-face interview, a total of 362 questionnaires were collected from students at the tourism department of a state university. LISREL 8.80 was used to analyze the data in context of Structural Equation Modelling (SEM that includes Exploratory Factor Analysis (EFA and Confirmatory Factor Analysis (CFA. As a result, the findings indicate that all factors have positive correlation each other. On the other hand, corporate image, student expectations, perceived quality/value have crucial impact on student satisfaction. Özet Bu çalışmanın temel amacı, (1 kurumsal imaj ile yükseköğretim kurumlarında okuyan öğrencilerin beklenti, algılanan kalite/değer ve memnuniyet ilişkisini ortaya koymak, (2 dışsal ve içsel faktörlerin öğrenci memnuniyeti üzerindeki etkisini belirlemektir. Daha önce yapılmış çalışmalardan elde edilen bilgilerden bir anket geliştirilmiştir. Bir devlet üniversitesinde turizm eğitimi alan öğrencilerle yüz yüze görüşme yöntemi ile 362 adet anket formu toplanmıştır. Verilere Yapısal Eşitlik Modeli (YEMkapsamında LISREL 8.80 istatistik programı kullanılarak Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA uygulanmıştır. Sonuçta tüm faktörlerin birbiri ile pozitif yönlü bir ilişkisi olduğu belirlenmiştir. diğer yandan kurumsal imaj, öğrenci beklentileri, algılanan kalite ve algılanan değerin öğrenci memnuniyeti üzerinde önemli bir etkisinin olduğu ortaya konulmuştur

  6. Örgütsel İmaj Yönetim Sisteminin İncelenmesi ve Bir Uygulama

    OpenAIRE

    Küçükaslan, Aslı

    2014-01-01

    Bu çalışma işletmelerin paydaşları tarafından nasıl algılandıklarını ölçmeye çalışmaktadır. Çalışanların, müşterilerin ve işletme sisteminin diğer unsurlarının algılamalarını etkileyen birçok faktör vardır.

  7. BİREYLERİN FUTBOL TARAFTARI OLMASINI ETKİLEYEN GÜDÜLER İLE SADAKAT ARASINDAKİ İLİŞKİ: FENERBAHÇE TARAFTARLARI ÜZERİNE BİR UYGULAMA-THE RELATIONSHIP BETWEEN MOTIVATION, WHICH PROMPTS INDIVIDUALS TO BE SOCCER FANS, AND LOYALTY: A STUDY ON FENERBAHCE FANS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gülberk GÜLTEKİN SALMAN

    2010-01-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, bireyleri futbol izleyicisi ve taraftarı olmaya motive eden güdüler ile, Fenerbahçe taraftarlarının takımlarına yönelik sadakati arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Sadakat davranışsal ve tutumsal olarak iki boyut halinde incelenirken, motivasyon değişkeni 8 boyut (ekonomi, kaçış, gruba bağlılık, aile, hoş gerilim (eustress, özdeğerlilik (self-esteem, estetik ve eğlence olarak incelenmiştir. Araştırma için 796 Fenerbahçe taraftarına anket uygulanmıştır. Motivasyon boyutları faktör analiziyle test edilip yeni 4 faktör (heyecanı paylaşım, haz alma, estetik ve eğlence yaratılırken, sadakat ile motivasyon faktörleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca sadakat ve motivasyon faktörleri demografik değişkenler ile test edilmiş ve farklılıklar araştırma bulgularında belirtilmiştir.-The purpose of this study is to explore the relations between motives that impact individuals to be soccer spectators and fans and loyalty toward Fenerbahçe soccer team. Loyalty is measured in both behavioral and attitudinal dimensions; on the other hand motivation has eight dimensions including economic, escape, group affiliation, family, eustress, self-esteem, aesthetics, and entertainment. 796 Fenerbahçe fans were surveyed for this study. Motivation dimensions were included in factor analysis and four dimensions were finalized for Fenerbahçe fans including sharing excitement, having pleasure, aesthetic and entertainment. The motivation factors and loyalty have a significant relationship. Loyalty and motivation factors have also been tested with demographics and findings are included in the study.

  8. Koroner arter ektazisi olan hastalarda plazma viskozitesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halil Bilgili

    2014-09-01

    Full Text Available Amaç. Koroner arter ektazisi (CAE koroner arterlerdeki lokalize veya yaygın anevrizmatik genişlemeler olarak tanımlanır. Plazma viskozitesi fibrinojen, immünoglobülinler ve lipoproteinler gibi çeşitli makromoleküller tarafından belirlenir. Bu nedenle kardiyovasküler hastalıklarda klasik risk faktörleri, hemostatik bozukluklar ve enflamasyon etkilerini çeşitli açılardan yansıtabilir. Çalışmada koroner arter hastalığında (KAH risk faktörü olarak kabul edilen plazma viskozitesinin, koroner arter ektazili hastalarda bir farklılık gösterip göstermediğini incelemeyi amaçladık. Yöntem. Çalışmaya rutin koroner anjiyografiler sırasında koroner arter ektazisi (24 hasta ve koroner arter hastalığı (24 hasta tespit edilen hastalar alındı. Hastaların yaş, cinsiyet, diyabet varlığı, hipertansiyon, tütün içiciliği gibi kardiyovasküler risk faktörleri ve aldığı tedaviler sorgulandı. Tüm hastaların plazma viskozite düzeyleri ölçüldü ve istatistiksel olarak karşılaştırıldı. Bulgular. Plazma viskozitesi KAH’lı grupta 1,19 ± 0,70 mPa•s, KAE’li grupta 1,18 ± 0,80 mPa•s olarak ölçüldü. Her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamadı (p>0,05. Sonuç. Plazma viskozitesinin kardiyovasküler risk faktörü olmakla birlikte, KAE hastalığı fizyopatolojisinde, nedensel bir rol oynamadığı söylenebilir. Fibrinojen seviyelerinde gruplar arası değişiklik saptanmaması viskozite değerleri bulgularımızı desteklemektedir.

  9. Eğirdir Gölü Sudakları (Sander lucioperca (L., 1758'nın Bazı Popülasyon Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    L. İZCİ

    2009-04-01

    Full Text Available Eğirdir Gölü sudaklarının (Sander lucioperca (L.,1758 büyüme, yaş ve cinsiyet kompozisyonunu saptamak amacıyla Mayıs 1997 – Haziran 1998 tarihleri arasında yürütülen bu çalışmada toplam 555 balığın yaş, boy-kütle ilişkisi, cinsiyet kompozisyonları, oransal büyümesi, Von Bertalanffy Büyüme Denklemi ve kondüsyon faktörü incelenmiştir. Cinsiyet oranı %39,1 dişi, %60,9 erkek olarak belirlenen sudak stoğunda, (0+-IV yaşlar arasında balık bulunduğu saptanmıştır. Araştırmada boy-kütle ilişkisi W= 0,022 L2,742 Von Bertalanffy Büyüme Denklemi Lt=156,95 [1 – e-0,045 (t +2,622] ve ortalama kondüsyon faktörü 0,962 ± 0,01 olarak hesaplanmıştır.

  10. The Differences in Perception of Brand Loyalty to Coffee Shops and its Antecedents Among Customer Groups in Famagusta

    OpenAIRE

    Homayoon, Fateme

    2014-01-01

    ÖZ: Bu tez marka sadakati ile diğer faktörleri kullanarak Magusa‟da yer alan 5 popüler Kahve dükkanı ampirik olarak inceler. Kahve dükkanı piyasasında 250 kişiyi hedef alınmıştır. Ortalama değerler, t değerleri ve anova analizi kullanılarak bu faktörlerin burada yaşayan kişiler üzerindeki etkisi mukayese edilmiştir. Ampirik Sonuçlar genel olarak Mağusa kentinde 5 Kahve dükkanı üzerinden 250 öğrenciye anket yapılmıştır. Kahve içme deneyimini 5 Kahve dükkanı arasında zayıf yönlerini ve ye...

  11. TURİZM ÖĞRENCİLERİNİN STAJ DENEYİMİNDE ALGILADIKLARI MOTİVASYONUN HERZBERG KURAMINA GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ: NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ TURİZM FAKÜLTESİ ÖRNEĞİ

    OpenAIRE

    ASLAN, ZEYNEP; ÇOBAN, Gamze; Çokal, Zeynep

    2014-01-01

    Turizm sektörü açısından motivasyon kuramları önemli bir yere sahiptir. Bu kuramlardan bir tanesi de Herzberg’in Çift Faktör Kuramı’dır. Bu çalışmanın amacı, turizm sektöründe staj yapan öğrencilerin staj süresince, Herzberg’in belirlemiş olduğu Çift Faktör Kuramının güdülenmeleri üzerinde ne derecede etkili olduğunu ortaya koyarak analiz etmektir. Bu çalışma ile öğrencilerin turizm sektörüne bakış açısını ortaya koyarak, sektörde çalışmaya devam edip etmemelerinde Herzberg’in belirlediği fak...

  12. Güvenlik Kameraları Ve Okul Güvenliği: Bir Ölçek Geliştirme Çalışması Surveillance Cameras & School Safety: A Scale Development Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Niyazi ÖZER

    2013-03-01

    ınırları içerisinde, 2007-2008 eğitim-öğretim yılında güvenlikkameralarının kullanıldığı ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görevyapan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 119 öğretmendentoplanmıştır. Geçerlik çalışmaları kapsamında açımlayıcı ve doğrulayıcıfaktör analizi yapılmış, ayrıca madde-test kolerasyonları ve alt-üst gruportalama puanlarına ilişkin farklılıklar incelenmiştir. Güvenirlikçalışmaları kapsamında ise Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı vetest-tekrar test katsayıları hesaplanmıştır. Yapılan açımlayıcı faktöranalizi sonucunda ölçeğin tek bir boyut ve dokuz maddeden oluşan biryapıya sahip olduğu ve ölçekte yer alan maddelerin faktör yüklerinin“.460” ile “.838” arasında değiştiği belirlenmiştir. Açımlayıcı faktöranalizi sonucunda ölçeğin, toplam varyansı açıklama düzeyinin % 53.85olduğu belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra ölçeğin tek faktörlü yapısınınuygun olup olmadığı doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiştir.Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda elde edilen uyum indeksi değerleri(χ2=54.97, df=26, RMSEA=0.097, GFI=0.91, AGFI= 0.84, CFI=0.94,NNFI=0.91, RMR=0.084, SRMR=0.050 ölçeğin yapı geçerliğine sahipolduğunu göstermiştir. Güvenirlik çalışmaları kapsamında yapılananalizler sonucunda ölçeğin Cronbach alpha iç tutarlık katsayısı “.886”olarak hesaplanmıştır. Üç hafta ara ile 21 öğretmenden toplanan verilerüzerinden yapılan test-tekrar test güvenirlik katsayısı (.807, ölçeğinzamana karşı tutarlı olduğunu göstermiştir. Analizlerden elde edilenbulgular, ölçeğin geçerli ve güvenilir bir araç olduğunu göstermektedir.

  13. Tekrarlayan aftöz ülserasyonlar ve tedavisinde güncel yaklaşımlar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Umut Tunga

    2011-11-01

    Full Text Available

    Recurrent aphthous ulcer (RAU is one of the most common oral mucosal diseases and it affects approximately %25 of the society. It is characterized with recurrent painful, round-shaped ulcers surrounded with erythemathosus halo. Local and systemic conditions together with genetic, immunologic and microbiological factors were shown to be possible etiological factors but there is no consensus for its etiology. Although several immunomodulators, topical and systemic steroid drugs, topical analgesics and antibiotics have shown to be effective for the treatment of RAU, it is not possible to eliminate the recurrence. In this article; etiology, clinical appearance, differential diagnosis and treatment methods are reviewed.

     

    ÖZET

    Tekrarlayan aftöz ülserler (TAÜ en sık rastlanılan ağız mukozası hastalıklarından biridir ve toplumun yaklaşık %25’ini etkilemektedir. Tipik olarak tekrarlayan, sığ ve eritematöz bir hale ile çevrili, oldukça ağrılı ülserler ile karakterizedir. Lokal ve sistemik koşullar ile genetik, immünolojik ve mikrobiyal faktörler olası etiyolojik faktörler arasında gösterilmiş olmakla beraber, kesin bir etiyolojik faktörden söz edilememektedir. TAÜ tedavisi amacıyla çeşitli immün modülatörler, topikal ve sistemik steroidler, topikal analjezikler, topikal antibiyotikler ve çeşitli kaplayıcı ajanların başarılı bir şekilde uygulandığı gösterilmiş olmasına rağmen tekrarları önlemek mümkün olmamıştır. Bu makalede tekrarlayan aftöz ülserlerin etiyolojisi, klinik görünümü, ayırd edici özellikleri ve tedavi seçenekleri ele alınmıştır.

    Anahtar Kelimeler: Aftöz ülserler, etiyoloji, klinik görünüm, tedavi

  14. The relationship among academic expectations, academic satisfaction and career planning: The sample of tourism undergraduate studentsAkademik beklenti, akademik memnuniyet ve kariyer planlaması ilişkisi: Turizm lisans öğrencileri örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mahmut Demir

    2016-01-01

    Yükseköğretim kurumları, bireylerin kariyer planlamasında önemli bir yere sahiptir. Ancak, yükseköğretime giriş sınavının okul seçiminde en önemli faktör olarak görülmesi, bireylerin kariyer tercihlerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemekte ve bu durum onların beklenti ve memnuniyet düzeylerine bağlı olarak olumlu ya da olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Türkiye’deki kamu üniversitelerinde 2012-2013 eğitim öğretim yılında, turizm lisans eğitimi alan dördüncü sınıf öğrencilerini kapsayan bu araştırmanın amacı, kurumlarından akademik beklentileri ile onlara sağlanan akademik hizmetlerden memnuniyet düzeylerini karşılaştırmak ve kariyer planlaması ile ilişkisini ortaya koymaktır. Konuyla ilgili literatürden yararlanılarak, beklenti, memnuniyet ve kariyer planlamasına yönelik beşli Likert türü bir anket formu oluşturulmuştur. Yüz yüze görüşme yöntemi ile 583 adet anket formu toplanmıştır. Verilerin analizinde PASW istatistik programı kullanılarak değişkenlere faktör analizi, korelasyon ve çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. Sonuçta, bireylerin beklentileri ile memnuniyet düzeylerinin ters yönlü bir ilişkisi olduğu, aynı zamanda bu iki temel faktörün kariyer planlamasını etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır.

  15. Adaptation of Student Engagement in Mathematics Scale into Turkish [Matematik Dersine Bağlılık Ölçeği’nin Türkçeye Uyarlama Çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sacide Güzin Mazman Akar

    2017-04-01

    Full Text Available The purpose of this study is to adapt “Student Engagement in Mathematics Scale”, developed by Rimm-Kauffman (2010, into Turkish and to determine validity and reliability of the scale in Turkish form. The study group is consisted of 602 secondary school students. The original scale consisted of 13 items with three factors (social, emotional and cognitive. Adapted scale’s test-retest reliability coefficient was found .591 and Cronbach alpha value was found .872. Item-total correlations of scale items ranged between .30 to .66. First order and second order confirmatory factor analyses were executed for construct validity. As a result of confirmatory factor analyses, the scale was confirmed consisting of three factors namely “social”, “cognitive” and “emotional” as in original scale. These results showed that Turkish form of the scale, being reliable and valid, can be used in studies related to mathematics engagement. [Bu araştırmanın amacı Rimm-Kauffman (2010 tarafından geliştirilen “Matematik Dersine Bağlılık Ölçeği”ni Türkçeye uyarlamak, geçerlik ve güvenirlik çalışma sonuçlarını ortaya koymaktır. Çalışma grubunu “Matematik Dersine Bağlılık Ölçeği’ni” yanıtlayan 602 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Orijinal ölçek 13 madde ve üç faktörden (sosyal, duyuşsal ve bilişsel oluşmaktadır. Ölçeğin test tekrar test güvenirlik katsayısı .591 hesaplanırken, iç tutarlılık katsayısı .872 olarak elde edilmiş ve maddelerin birbiri ile ilişkisini gösteren madde-toplam korelasyonlarının .30 ile .66 arasında değer aldığı saptanmıştır. Ölçeğin yapı geçerlik çalışmaları için birinci ve ikinci düzey doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Yapılan doğrulayıcı faktör analizleri sonunda ölçeğin orijinal ölçekteki gibi “sosyal”, “bilişsel” ve “duyuşsal” bağlılık olmak üzere üç faktörden oluştuğu doğrulanmış ve

  16. Forgiveness Flexibility Scale For Secondary Education: Validity and reliability studyOrtaöğretim Öğrencilerinde Affetme Esnekliği Ölçeği: Geçerlik ve güvenirlik çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tuğba Seda Çolak

    2017-01-01

    Full Text Available The aim of the study is to develop a scale which determines forgiveness flexibility level of secondary education students and to test reliability and validity of the scale. The study was actualized with 651 secondary education students. As result of exploratory factor analysis, which was used to test structure validity of the scale, a structure which explains 45.5% variance of total scale was attained. According to results of exploratory factor analysis, total 14 items collected at three factors. Factors were identified as recognition of forgiveness, internalization of forgiveness and practice of genuine forgiveness. When scale’s reliability study was made by split-half reliability method, correlation found .71 (p<.01. It can be said based on the findings that Forgiveness Flexibility Scale High School Form is a reliable and valid instrument which can be used in the fields of education and psychology.   Özet Araştırmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinde affetme esnekliğini belirleyen bir ölçek geliştirmek ve ölçeğin geçerlik ve güvenirliğini test etmektir. Araştırma 651 ortaöğretim öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliğini test etmek için kullanılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin toplam varyansının %45.5’ini açıklayan bir yapı elde edilmiştir. Açımlayıcı faktör analizi sonuçlarına göre; toplam 14 madde, üç faktörde toplanmaktadır. Faktörler affetmeyi tanıma, affetmeyi içselleştirme ve gerçek affetmeyi uygulama olarak tanımlanmıştır. Ölçeğin güvenirlik çalışması testi ikiye ayırma yöntemi ile gerçekleştirildiğinde .71 (p<.01 korelasyon bulunmuştur. Bu sonuçlara dayanarak Affetme Esnekliği Lise Formu Ölçeğinin eğitim ve psikoloji alanında kullanılabilecek, geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu söylenebilir.

  17. Okul müdürünün öğretimsel denetim davranışları ölçeğinin geçerlik ve güvenirlik çalışması [A validity and reliability study of the principals’ instructional supervision behavior scale

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Abdurrahman İLĞAN

    2014-04-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, okul müdürünün öğretimsel denetim davranışlarının sıklığını betimleyen geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Manisa, Yozgat, Ankara, Adana, İzmir, Van ve Batman illerinde kamu ve özel okullarında çalışan 984 öğretmen oluşturmaktadır. Ölçme aracının geçerliği kapsamında açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri; güvenirlik kapsamında ise Cronbach’s Alfa katsayısı, madde toplam korelasyonları, maddelerin alt ve üst % 27’lik gruplarda t-testi ile karşılaştırılması yapılmıştır. 23 ifadeden oluşan taslak ölçme aracı üzerinde yapılan açımlayıcı faktör analizinde ölçme aracının hem tek boyutlu hem de iki boyutlu olarak kullanılmasının mümkün olduğu ortaya çıkmıştır. Buna göre ölçme aracının iki boyutlu kullanılması durumunda, birinci boyuta “öğretimi ve öğretmeni geliştirme”, ikinci boyuta ise, “sınıf ziyaretleri ve geri bildirim sunma” isimleri verilmiştir. Açımlayıcı faktör analizinin ardından yapılan doğrulayıcı faktör analizi de kabul edilebilir düzeyde uyum indeksleri vermiştir. Yapılan analizler okul müdürü öğretimsel denetim davranışları ölçeğinin geçerli ve güvenilir olduğunu ortaya koymuştur.

  18. Toplumsal Dişhekimliğinde Kronik Periodontal Hastalıkların Epidemiyolojisi

    OpenAIRE

    YARKUT, Erdem

    2013-01-01

    ÖZETBu makalede periodontal hastalıkların epidemiyolojik önemi üzerinde durulmuş ve bugünedek elde edilen neticeler tartışılmıştır. Epidemiyolojik analizler bütün kişilerde kronik enflamatuar periodontal proçeslerin mevcut olduğunu göstermiştir. Bu derecler bilhassa kişinin yaşına ve ağız hijyenine göre de değişmektedir. Ayrıca ırk, cins, sosyalekonomik zeminler ve kişilerin eğitiminde rolü olduğu tesbit edilmiştir.Ayrıca beslenme ve hormona! faktörler üzerinde de durularak epidemiyolojik göz...

  19. Balık ve Balık Ürünlerinde Biyojen Aminler ve Önemi

    OpenAIRE

    Özbay Doğu, Sena; Sariçoban, Cemalettin

    2015-01-01

    ÖZET: Biyojen aminler, gıdalarda bulunan serbest amino asitlerin dekarboksilasyonu sonucunda oluşan bileşiklerdir. Histamin, kadaverin, putresin, tiramin, spermin ve spermidin gıdalarda sıklıkla bulunan biyojen aminlerdir. Özellikle balık ve balık ürünleri, biyojen aminlerin oluşumu açısından büyük önem taşımaktadır. Bu gibi ürünlerde biyojen aminler  mikrobiyal dekarboksilaz aktivite ile hızla oluşmaktadır. Yetersiz hijyen, kontaminasyon, hammaddenin mikrobiyal yükü ve sıcaklık gibi faktörle...

  20. Örgütsel Affedicilik Ölçeğinin Geliştirilmesi ve Öğretmenlerin Örgütsel Affediciliğe İlişkin Görüşleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yasemin KARAMAN KEPENEKÇİ

    2015-08-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin çalıştıkları okulda kişilerarası ilişkilerinde affedicilik davranışına ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla örgütsel affedicilik ölçeğini geliştirmek, geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını yapmak ve öğretmenlerin örgütsel affedicilikle ilgili görüşlerini çeşitli değişkenlere göre ortaya çıkarmaktır. Bu araştırma tarama modelindedir. Araştırmanın verileri 2014-2015 eğitim öğretim yılında Ankara il merkezinde kamu okullarında (ilkokul, ortaokul, lise görevli 650 öğretmenden elde edilmiştir. Toplanan verilerin 605’inin analize uygun olduğu görülmüştür. Verilerin analizinde açımlayıcı faktör analizi (AFA,  madde toplam korelasyonu, Cronbach alfa katsayısı ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA, t-testi, ANOVA, betimsel istatistikler kullanılmıştır. Veriler analiz edilirken veri seti ikiye bölünmüş AFA analizi 305 veri, DFA analizi 300 veri, istatiksel analizler ise AFA verisi üzerinden yapılmıştır. AFA sonuçlarına göre ölçek 21 madde ve 3 faktörden oluşmaktadır. DFA sonuçlarına göre uyum indekslerinin χ2= 400.94; p= 0.00, sd=186, χ2/sd = 2.15, IFI = .95, RFI = .90, RMR = .061, GFI = .89, AGFI = .86, CFI = .95, NNFI = .95, NFI = .91 ve RMSEA = .062 olduğu görülmüştür. Ölçeğin güvenirliği için yapılan analizlere göre Cronbach Alfa katsayısı 70 sınırında ve üzerinde olduğu için ölçek güvenilirdir. Dolayısıyla 21 madde ve üç faktörden oluşan “örgütsel affedicilik ölçeğinin” geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu söylenebilir. Araştırma bulgularına göre öğretmenlerin görüşleri cinsiyet, çocuk sahibi olma durumu, medeni durum ve gelir düzeyi değişkenlerine göre hiç bir boyutta anlamlı bir fark göstermemektedir

  1. Problems experienced by mothers in postpartum period and their associations with quality of lifeAnnelerin doğum sonunda yaşadıkları sorunlar ve yaşam kalitesi ile ilişkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sinem Bağcı

    2016-08-01

    Doğum sonu dönemdeki annelerin kendi bakımları ve bebek bakımında birçok sorunla karşılaştıkları, yaşanan bu sorunların annelerin doğum sonu yaşam kalitesini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Bu faktörlerin önlenmesine yönelik hemşirelik yaklaşımının; uygun destek ve eğitimi içermesi, hem anne, bebek sağlığı korunup geliştirilmesi hem de annenin doğum sonu sürece uyumunu kolaylaştıracak ve doğum sonu yaşam kalitesini yükseltecektir.

  2. Tüketici Etnosentrizmi ve Tüketici Husumetinin X,Y,Z Kuşakları Açısından İncelenmesi

    OpenAIRE

    FETTAHLIOĞLU, H.Seçil; SÜNBÜL, Mehri Banu

    2015-01-01

    Bu çalışmada temel olarak tüketici etnosentrizmi ile tüketici husumetinin X, Y ve Z kuşakları açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun yanında ikincil amacımız tüketici etnosentrizmi ile tüketici husumeti arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmada betimsel analizler, güvenilirlik analizi, faktör analizi, korelasyon ve One Way ANOVA analizleri gibi tekniklerden yararlanılmıştır. Bu analizlerden elde edilen bulgulara göre Türk tüketicilerin etnosentrik eğilimleri dahil oldukları kuşakla...

  3. STRES VE ANKSİYETE İLE TME RAHATSIZLIKLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ (I)-RELATIONSHIP BETWEEN STRESS AND ANXIETY AND TMJ DISORDERS

    OpenAIRE

    Günay, Yumuşhan; Tarhan, Nevzat

    2013-01-01

    ÖZETİskelet kaslarını ilgilendiren bazı rahatsızlıklarda psikojenik etkenlerin rol oynadığı bilinmektedir. Yapılan araştırmalarda TME (Temporo-Mandibular Eklem)'nin de bu faktörlerden etkilenebileceği belirtilmiştir. Ancak bu konuda bir görüş birliği yoktur. Bu derleme çalışması, bu konudaki belli başlı görüşleri ortaya koymak ve yapılacak bir klinik çalışmaya ışık tutmak amacı île yapılmıştır.Anahtar Sözcükler: Stres, anksiyete, TME rahatsızlıkları.ABSTRACTIt is known that skeletal muscles w...

  4. Hizmet kalitesi ölçülebilir mi?

    OpenAIRE

    Bulgan, Uğur; Gürdal, Gültekin

    2005-01-01

    Küreselleşme ve bilgi teknolojilerinin hızla gelişmesi hizmet sektöründe yer alan firmaları derinden etkilemektedir. Firmalar birbirine karşı rekabet avantajı sağlayabilmek, etkinliklerini artırabilmek için yoğun çaba göstermektedirler. Hizmet sektörü kendi içinde sürekli gelişme gösterirken, imalat sektörü içinde de hizmet, rekabet avantajı getiren önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Hizmet kalitesinin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bu alanda yapılan çalışmaların ...

  5. Zasady ujawniania aktywów biologicznychw sprawozdaniach finansowych jednostek rolniczychwedług Międzynarodowych StandardówSprawozdawczości Finansowej

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Teresa Kiziukiewicz

    2009-03-01

    Full Text Available Charakterystycznym dla przedsiębiorstw rolniczych składnikiem aktywów są aktywa biologiczne. Wyróżnia je fakt podlegania przemianie biologicznej, wskutek której przekształcają się one w produkty rolnicze lub inne aktywa biologiczne. W związku z tą specyfiką powstaje problem odpowiedniej prezentacji informacji o nich. W artykule są przedstawione zasady i zakres ujawnień o aktywach biologicznych w sprawozdaniu finansowym i dołączanych do niego raportach szczegółowych, ze szczególnym uwzględnieniem problemów wyceny według wartości godziwej.

  6. Lipoprotein Metabolizması ve Ateroskleroz ile İlişkisi

    OpenAIRE

    Delibaş, Namık; Tahan, Veysel

    2009-01-01

    SüleymanDemirel Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ: 1995 Haziran; 2(2) Lipoprotein Metabolizması ve Ateroskleroz ile İlişkisi Namık Delibaş Veysel Tahan Özet Anormal lipoprotein düzeyleri ateroskleroz risk faktörleri arasındadır ve koroner arter hastalıklarının değerlendirilmesinde biyokimyasal bir markerdir. Apolipo-proteinler lipoproteinlerin sentez ve katabolizmasında önemli rol oynar. Apo A-I, lesitin kolesterol acil transferazı aktive eder. Apo C-II ve C-lIl ...

  7. Diş hekimliğinde Emdogain

    OpenAIRE

    Özerol, Neslihan Büşra; Yılmaz, Nasibe Aycan; Bodrumlu,Emre

    2014-01-01

    Bir mine matriks türevi olan Emdogain (EMD), dişi destekleyen dokuların rejenerasyonunda klinik olarak kullanılan bir materyaldir. EMD, yüzey detoksifikasyonu, demineralizasyonu ve kollajen liflerin açığa çıkması ve biyouyumlu bir yüzey oluşturulmasını sağlamaktadır. EMD, alkalin fosfataz aktivitesini ve osteoblastlardaki kemik matriks proteinlerinin salınımını arttırmaktadır. Amelogeninler mezenşimal hücreleri stimüle ederek iyileşme, büyüme ve rejenerasyon için gerekli olan faktörlerin açığ...

  8. DİŞ HEKİMLİĞİNDE ADEZYON VE ADEZİV REZİN SİMANLARDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

    OpenAIRE

    DİKİCİER, Sibel

    2015-01-01

    ÖzetSabit protetik restorasyonların başarısını etkileyen esas faktörlerden biri, restorasyonun dişe tutunmasını sağlayan simantasyon işlemidir. Son 15-20 yıldır; konvansiyonel simanlara oranla daha az mikrosızıntı ve uzun klinik ömre sahip olduğu için metal desteksiz porselen restorasyonların, laminate veneerlerin, inley ve onleylerin, adeziv köprülerin simantasyonunda adeziv rezin simanlar tercih edilmektedir. Basma ve çekme dayanıklılıklarının diğer simanlara göre daha iyi olması rezin sima...

  9. Cystic Hygroma: Case report

    OpenAIRE

    DEMİRBAŞOĞLU, Sema; MÜLAYİM, Barış; ORAL, Özay

    2002-01-01

    Amaç: Kistik higromanın prenatal tanısının ve prognozunun belirlenmesinin önemi Olgu: Olgumuzda gebeliğin 15. Haftasında yapılan sonografık görüntülemede kistik higroma malformasyonu ve beraberinde polidaktili ve oligohidroamnios saptandı. Kistik higroma sık olarak genetik sendromlarla birlikte görüldüğünden amniosentezle karyotip tayini ve sonrasında fetal prognoz olunsuz olarak değerlendirildiğinden gebelik terminasyonu yapıldı. Sonuç: Prenatal tanısı, saptanan prognostik faktörler (kromozo...

  10. Deneysel Diyabet Modelinde İntraperitoneal ve Subkutan İnsülin Uygulanmasının Peritoneal Solüt Geçirgenliği ve Ultrafiltrasyon Üzerine Etkileri

    OpenAIRE

    ÖZALP, Göksel; Ahmet IŞIK

    2014-01-01

    Giriş: Ultrafiltrasyon (UF) yetersizliği, periton diyalizi hastalarında en önemli diyaliz yetersizliği nedenlerinden birisidir. Diyabetik periton diyalizi hastalarında kan şekeri regülasyonu için intraperitoneal (İP) insülin uygulanabilmektedir. İnsülinin, TGF-β1 ve VEGF gibi büyüme faktörlerini artırarak fibroz gelişimi ve yeni damar oluşumlarına neden olduğu bilinmektedir. Çalışmamızda, deneysel diyabet modelinde, İP ve subkutan (SC) insülin uygulamalarının peritoneal membra...

  11. Sporcularda rotator cuff problemleri

    OpenAIRE

    Guven, Osman; Guven, Zeynep; Gundes, Hakan; Yalcin, Selim

    2004-01-01

    Rotator cuff tendinitinin etyolojisinde genellikle birden çok faktörün kombinasyonu görülür. Yüzme, raket sporları ve fırlatma sporlarının özellikle gelişmiş ülkelerde giderek yaygınlaşması bu konuya olan ilginin artmasına sebep olmuştur. Eski konseptlerde aktif bir sporcuda tedavinin başarısı genellikle eski atletik seviyesine dönmesi ile ölçülürdü. Son zamanlarda atletik tekniklerin analizi, atroskopik evaluasyon gibi yeni bir Iükse sahip olmamız ve Iiteratürün yeniden gözden geçirilmesi il...

  12. Ispartada meme kanserli hastalarda BRCA1 ve BRCA2 ekspresyonu

    OpenAIRE

    Çandır, Özden; Karahan, Nermin; Bülbül, Mahmut; Kılınç, Fahriye; Başpınar, Şirin

    2009-01-01

    SüleymanDemirel Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ: 2005 Haziran; 12(2) Ispartada meme kanserli hastalarda BRCA1 ve BRCA2 ekspresyonu Özden Çandır, Nermin Karahan, Mahmut Bülbül, Fahriye Kılınç, Şirin Başpınar, Özet Amaç: BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonlar, kalıtımsal meme kanserlerinde predispozan faktördür. Sporadik meme kanserlerinde de BRCA proteini ekpresyonunda kayıp olduğu görülmektedir. Bu çalışmada amacımız, Isparta'da meme kanserleri...

  13. PSİKOLOJİK SERMAYE ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİLİK VE GÜVENİLİRLİK ÇALIŞMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Turhan ERKMEN

    2013-01-01

    Full Text Available PSİKOLOJİK SERMAYE ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİLİK VE GÜVENİLİRLİK ANALİZİÖzet: Bu çalışmada, Fred Luthans ve arkadaşları (2007 tarafından geliştirilen Psikolojik Sermaye Ölçeği’nin (Psychological Capital Scale Türkçe uyarlamasını yapmak, geçerlilik ve güvenilirlik analizini gerçekleştirmek amaçlanmıştır. Ülkemizde yapılan bu çalışma, Örgütsel Davranış literatüründe önemli bir kavram olan Psikolojik Sermaye ile ilgili yapılacak çalışmalara da referans olabilecektir. Çalışma, bilişim sektöründe çalışan toplam 158 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin geçerlilik çalışmaları için doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirlik çalışmaları için ise iç tutarlılık analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, psikolojik sermaye kavramının; orijinal ölçekteki faktör yapısından farklı olarak 3 faktörle ifade edildiği, bu faktörlerin de öz-yeterlilik, umut ve iyimserlik olduğu, psikolojik dayanıklılık boyutunun ortadan kalktığı, ölçeğin Türkçe versiyonunun uygulama alanı çerçevesinde güvenilir ancak geçerli olmadığı sonucu bulunmuştur.VALIDITY AND RELIABILITY STUDY OF THE PSYCHOLOGICAL CAPITAL SCALEAbstract: The purpose of the study is to adapt Psychological Capital Scale into Turkish and to conduct validity and reliability analysis of the Scale which was developed by Fred Luthans and his colleagues (2007. This study intends to be referred to the future studies in our country as psychological capital has become an important concept in the field of Organizational Behavior. The study was conducted among 158 employees who work in information sector. For validity studies, confirmatory factor analysis; for internal consistency, reliability analyses were performed. According to the results of the study, it was found that psychological capital was explained by 3 factors in contrast to the 4 factors of the original scale. The factors remained

  14. Alzheimer hastalığında ve depresyonda PPARΓ2-PRO12ALA polimorfizminin rolü

    OpenAIRE

    Özdaş, Şule Beyhan; Akın, Demet; CANKURTARAN, MUSTAFA; Çurgunlu, Aslı

    2012-01-01

    Amaç: Peroksizom proliferatör-aktive reseptör gama (PPAR-γ) adipoz dokunun gelişiminde ve fonksiyonunda önemli bir transkripsiyon faktörüdür. PPARγ genindeki Pro- 12Ala polimorfizmi insülin sensitivitesinde artış ve diabet riskinde azalma ile ilişkili bulunmuştur. Yine PPARγ2-Pro12Ala polimorfizmine sahip yaşlılarda depresyon riskinin azaldığı saptanmıştır. Ayrıca son yıllarda yapılan sınırlı sayıdaki çalışmada PPARγ2-Pro12Ala polimorfizminin Azheimer hastalığı riskinde artışa neden olduğu ve...

  15. The effects of Ankaferd® Blood Stopper on transcription factors in HUVEC and the erythrocyte protein profile.

    Science.gov (United States)

    Yılmaz, Erkan; Güleç, Şükrü; Torun, Didem; Haznedaroğlu, İbrahim Celalettin; Akar, Nejat

    2011-12-05

    AMAÇ: Ankaferd BloodStopper® (ABS) bir bitkisel karışımıdır ve geleneksel Türk tıbbında uzun yıllardır kullanılmaktadır. ABS, T. vulgaris, G. glabra, V. vinifera, A. officinarum ve U. dioica bitkilerinin standartlaştırılmış en uygun karışımını ihtiva etmektedir. Temel etki mekanizması vital fizyolojik eritrosit birikimlerinin protein ağı yapısı oluşturmasıdır. Hemostatik etkileri in vivo ve in vitro çalışmalarda gösterilmiştir. ABS dış kanamalarda ve diş kanamalarında kontrollü klinik çalışmaları yapılmış güvenlik ve etkinlik raporları ile tescillenmiştir. Transkripsiyon faktörleri potansiyel olarak hemostatik ve diğer olası etkilerin merkezinde yer alabilir ve ABS uygulamalarından etkilenebilirler. YÖNTEMLER: Bu çalışmada, ABS’nin endotelde ve olası transkripsiyon faktörleri değişimini HUVEC’lerde (insan umbilikal ven endotelyal hücreleri) ve eritrosit membran profilleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. ABS, HUVE hücrelerine (75cm2 yüzeyde; ~%75 dolulukta), 5 μL ve 50 μL hacimlerde 5 ve 15 dakika uygulanmıştır.

  16. Temettü Ödemelerinin Belirleyicileri ve Firma Değeri: Kavramsal Bir Model ve Tahminlemesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şaban Çelik

    2016-12-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı temettü politikalarının belirleyicileri ile firma değeri arasındaki ilişkiyi kavramsal bir model çerçevesinde açıklayıp tahminlemesini yapmaktır. Bu kapsamda üç temel hipotez grubu oluşturulup test edilmiştir. Birinci hipotez grubu risk faktörü ile temettü politikaları; ikinci hipotez grubu kurumsal yönetim faktörü ile temettü politikaları ve üçüncü hipotez grubu da temettü polikaları ile firma değeri ilişkisi şeklinde oluşturulmuştur. Birinci ve ikinci hipotez gruplarının test sonuçlarına göre, risk ve kurumsal yönetimin temettü politikaları arasındaki ilişkinin, analiz edilen veri seti ve zaman aralığı kısıtları çerçevesinde red edilmediği görülmüştür. Buna karşın üçüncü hipotez grubu olan temettü politikası ve firma değeri ilişkisi kısmi olarak red edilememiştir.

  17. Renate Hof, Susanne Rohr (Hg.: Inszenierte Erfahrung. Gender und Genre in Tagebuch, Autobiographie, Essay. Tübingen: Stauffenburg Verlag 2008.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aleksandra Bednarowska

    2009-11-01

    Full Text Available Die literarischen Genres Tagebuch, Essay und Autobiographie stehen zwischen Fakt und Fiktion und spiegeln eine spezifische Art der Relation von Erfahrung und Schreiben wider. Die Frage, inwieweit die Strategien, mit denen Authentizität sowohl in den erwähnten Genres als auch im Film und Musik als Darstellungseffekt erzielt wird, genderspezifisch sind, soll im Zentrum dieses interdisziplinär angelegten Sammelbandes stehen. In den im Band versammelten fünfzehn Beiträge wird untersucht, wie in den jeweiligen Gattungen die Wechselbeziehung zwischen Fakt und Fiktion die Rezeption der Leserin bzw. des Lesers und damit die Wahrnehmung – hier als soziale und individuelle Praxis verstanden – der dargestellten Realität mit strukturiert. Nur aus einzelnen Beiträgen ergibt sich dabei ein neuer methodischer Zugang zu Problemen der Autobiographik.The journal, essay, and autobiography are literary genres that each straddle fact and fiction and reflect a specific type of relationship between experience and writing. The interdisciplinary collected volume is centrally concerned with the question as to the gender specificity of strategies with which authenticity is achieved as an effect of representation in the afore mentioned genres as well as in film and in music. The authors of the fifteen contributions collected in this volume examine how, in each genre, the interrelation between fact and fiction helps to structure the reader’s reception and thus also perception – understood here as social and individual praxis – of the depicted reality. Only a few of the contributions offer up a new methodological approach to the problem of autobiography.

  18. Halkla İlişkilerde Meslekleşme Sorunu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Burcu Öksüz

    2015-08-01

    Full Text Available Halkla ilişkiler, herkesin yapabildiği belirli bir eğitimi ve yeterliliği gerektirmeyen bir iş olarak görülmektedir. Halkla ilişkilerin bir meslek olmadığı düşüncesi, halkla ilişkiler eğitimi alan kişilerin işsiz kalması, halkla ilişkiler uygulamacılarının alt konumlarda istihdam edilmesi ve düşük ücretle çalıştırılması gibi pek çok sorunun kaynağını oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, halkla ilişkilerin meslekleşme sorununu nedenleri ile irdelemektir. Bu doğrultuda, halkla ilişkilerin meslek konumunu elde edememesine neden olan faktörler tartışılmıştır. Halkla ilişkiler mesleğinin hak ettiği değere sahip olamamasının altında, toplum tarafından tanınmama, imaj sorunu, profesyonel standartların ve yetkinliklerin belirsizliği, kamu yararı sağlamadığı görüşü ile akreditasyon ve lisanslamanın olmaması gibi pek çok faktör yatmaktadır. 

  19. ENGELLİ BİREYLERİN TURİZM DENEYİMLERİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA: ALANYA ÖRNEĞİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Boran TOKER

    2015-04-01

    Full Text Available ÖZ: Bu çalışmanın amacı, Alanya destinasyonunu ziyaret eden engelli bireylerin turizm deneyimlerine yönelik algılarını ve memnuniyet düzeylerini tespit etmektir. Anket tekniğinin kullanıldığı çalışma, 151 engelli turistle gerçekleştirilmiştir Anket sonucunda; engelli bireylerin Alanya’daki tatillerinden, destinasyon imkanlarından, konakladıkları tesislerden ve seyahat acentaları hizmetlerinden genel anlamda memnun oldukları belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada engelli turistlerin Alanya destinasyonunu tekrar ziyaret etme niyetlerinin yüksek olduğu ve tatilleri sonrası diğer engellilere destinasyonu önerebilecekleri de tespit edilmiştir. Çalışmada uygulanan faktör analizi sonucunda engelli turistlerin algı ve memnuniyetini etkileyen dört faktör belirlenmiştir. Bu faktörler “destinasyon imkanları”, “tesisin genel özellikleri”, “tesis içi erişilebilirlik” ve “seyahat acentası hizmetleri” olarak adlandırılmıştır. Belirlenen bu dört faktör ile “genel tatil memnuniyeti” ve “tavsiye etme niyeti” arasında anlamlı ilişki varken; “tekrar gelme niyeti” ile sadece “tesisin genel özellikleri” ve “tesis içi erişilebilirlik” faktörleri arasında ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca, engelli turistlerin genel tatil memnuniyeti, tavsiye etme niyeti ve tekrar gelme niyeti üzerinde “konaklama tesisinin genel özellikleri”nin etkili olduğu da tespit edilmiştir. Çalışmada, engellilik çeşidinin bu bireylerin turizm deneyimine yönelik algı ve memnuniyetinde bir farklılık yaratmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Engelsiz Turizm, Engellilik, Alanya, Turizm Deneyimi. ABSTRACT: The purpose of this study is to determine the disabled people’s perceptions and satisfaction levels towards their tourism experiences visiting Alanya destination. A questionnaire-based study was conducted on 151 disabled tourists. People with disabilities were

  20. Perceptions of Organizational Politics Scale (POPS Questionnaire into Turkish: A Validity and Reliability Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Evrim EROL

    2015-01-01

    Full Text Available In this study it was aimed to make the studies of the translation of Perception of Organizational Politics Scale into Turkish and the validity and reliability of the scale. Perceptions of Organizational Politics Scale’s (POPS validities has been tested in terms of view, content and structure. The application is designed as a two-stage process. In the first stage, face and content validity was tested. In the second stage, it was sought evidences for the construct validity of the scale by making exploratory factor analysis (EFA and then the confirmatory factor analysis (CFA to the data obtained. In determining the reliability of the scale item-total score correlations and Cronbach alpha coefficient was used. The application made for the validity and reliability of the scale was conducted on the data collected from 277 faculty members working in universities’ education faculties. As a method of achieving those faculty members "Simple randomized (random sampling" is used. The psychometric properties of the Turkish version of Perception of Organizational Politics Scale showed that the scale has a satisfactory level of reliability and validity for the Turkish employee sample. Özet: Bu araştırmada Örgütsel Politika Algısı Ölçeğinin (Kacmar ve Ferris, 1991 Türkçeye çevrilmesi ve geçerlik-güvenirlik çalışmalarının yapılması amaçlanmıştır. Çeviri aşamasında Brislin, Lonner ve Thorndike (1973’den Akt. Basım, vd., 2006 tarafından geliştirilen model temel alınmıştır. Ardından Ölçeğin geçerliği için önce yüzey ve içerik geçerliği sınanmış, ardından elde edilen verilere açımlayıcı faktör analizi (AFA ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA yapılarak ölçeğin yapı geçerliği için kanıtlar aranmıştır. Ölçeğin güvenirliğinin belirlenmesinde ise madde-toplam puan korelasyonları ve Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı değeri kullanılmıştır. Bu doğrultuda, basit seçkisiz

  1. The struggles of SMEs to embed the human resources functions into the institutional baseKOBİ’lerin insan kaynakları fonksiyonlarını kurumsal bir tabana oturtma çabaları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hürriyet Bilge

    2016-11-01

    Full Text Available This study aims at emphasizing the functions of Human Resources(HR  that are regarded as the main source  to cope with the problems and to reach the goals. The study deals with the SMEs in the Organized Industrial Zone in Manisa. The data collected from these institutions by through surveys have been subjected to factor analysis and thus seven factors have beeen defined. These factors are namely education, performance, evaluation, wage policy, managerial transparency, human resources database, career management, and occupational health and safety. Through the analysis, it has been found out that the increase in operating period doesn’t have a significant effect on HR functions. Another finding in the study is that professional companies are more effective in the struggle of embedding HR functions into the instutional base than the family companies. Yet another finding is that there is a significant positive relationship between the size of SMEs and the HR functions.   Özet Çalışmanın temel amacı, KOBİ’lerin amaçlanan hedeflere ulaşması ve beliren sorunlarla baş edebilmesi için en önemli kaynak olarak kabul ettiği/etmek zorunda olduğu İKY fonksiyonlarının önemini vurgulamaktır. Araştırmanın kapsamına Manisa OSB’deki KOBİ’ler dâhil edilmişlerdir. Bu kurumlardan anket yoluyla veriler elde edilmiş ve faktör analizi sonucunda yedi adet faktör elde edilmiştir. Bu faktörler sırasıyla eğitim, performans ve değerlendirme, ücret politikası, yönetimsel şeffaflık, insan kaynakları veri tabanı, kariyer yönetimi ve iş sağlığı ve güvenlik başlıkları altında toplanmıştır. Analiz sonucunda, KOBİ’lerde faaliyet süresinin artması İKY fonksiyonları üzerine olumlu fark oluşturmadığı yönünde; aile işletmesi olmayan KOBİ’lerin, olan KOBİ’lere göre İK fonksiyonlarının kurumsal bir tabana oturtma çabalarının daha etkin olduğu görülmüştür. KOBİ’lerin b

  2. Infections in Hospitalised Patients with Multiple Myeloma: Main Characteristics and Risk Factors.

    Science.gov (United States)

    Valković, Toni; Gačić, Vedrana; Ivandić, Jelena; Petrov, Božo; Dobrila-Dintinjana, Renata; Dadić-Hero, Elizabeta; Načinović-Duletić, Antica

    2015-09-01

    Amaç: Multipl miyelom, sık görülen bir hematolojik malignite olup, bağışıklık sistemi disfonksiyonu bu hastalığın en belirgin özelliğidir. Bu hastalığın sebep olduğu ileri düzeyde enfeksiyon riski hala başlıca ölüm sebebidir. Enfeksiyonun spektrumu ve özellikleri, yeni geliştirilen ajanlarla birlikte değişiklik göstermektedir. Enfeksiyonlara hassasiyeti arttıran risk faktörlerinin anlaşılması, bu enfeksiyonlara karşı savaşmak için son derece önemlidir. Bu retrospektif çalışma neticesinde 3 yıldır departmanımızda yatırılarak tedavi gören ve transplantasyon yapılmamış miyelom hastalarımızda görülen enfeksiyonların temel özelliklerinin saptanması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Ocak 2008 ile Aralık 2010 tarihleri arasında departmanımızda tanısı konmuş ve tedavi görmüş toplam 240 multipl miyelom hastası (120 erkek ve 120 kadın; ortalama yaş: 69, yaş aralığı: 41-89) bu çalışmaya dahil edilmiştir ve bu hastalardan elde edilen veriler retrospektif olarak incelenmiştir. Bulgular: Hastanemizde yatan hastaların %17,9’unda enfeksiyona rastlandı. En sık görülen patojenin Pseudomonas aeruginosa olduğu saptandı. Gram pozitif ve gram negatif patojenlerin sıklığı aynıydı. Olguların %37,2’sinde ajan izole edilemedi. Enfeksiyon kaynağının sıklıkla üriner sistem ve kan olduğu görüldü. Hastalık süresince enfeksiyon oranının arttığı ve reenfeksiyon sıklığının % 41,9 olduğu tespit edildi. En sık enfeksiyon bortezomib ile tedavi edilen hastalarda görüldü. Olguların %9,3’ü ölümle sonuçlandı. Sonuç: Bu çalışmada enfeksiyonlarla ilişkilendirilen faktörler kadın cinsiyet, ileri evre (III 3B) hastalık, artmış serum kreatinin ve ferritin düzeyi, nötropeni, genel durumun bozukluğu ve kateterlerin varlığıydı. Bahsi geçen bu faktörlerden bir ya da ikisine sahip miyelom hastalarda görülebilecek enfektif komplikasyon oranını ve

  3. An Experimental Study of Radiation Effect on Normal Tissue: Analysis of HIF-1α, VEGF, eIF2, TIA-1, and TSP-1 Expression.

    Science.gov (United States)

    Aktaş, Caner; Kurtman, Cengiz; Ozbilgin, M Kemal; Tek, Ibrahim; Toprak, Selami Koçak

    2013-12-01

    Amaç: Çalışmada, radyasyonun normal vasküler endotelde oluşturduğu stres ve hipoksiye bağlı olarak HIF-1α, VEGF, eIF2, TIA-1 ve TSP-1 ekspresyonu ile bunların aralarında ilişki olup olmadığı ve bu ekspresyonlar neticesinde anjiojenezin uyarılabileceği hipotezi araştırılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Bu amaç ile 24 adet erkek Swiss albino fare, kontrol grubu (1. Grup) ve sırasıyla 24 saat (2. Grup), 48 saat (3. Grup) ve 7. Günde (4. Grup) ötanazi uygulanmak üzere 4 gruba ayrıldı. Co-60 cihazı ile pelvis bölgesine tek fraksiyonda 10 Gy iyonize radyasyon uygulandı. İmmünhistokimyasal metod ve ışık mikroskobu yöntemi ile HIF-1α, VEGF, eIF2, TIA-1 ve TSP-1 antikorları kullanılarak mesane damar endotelinde anjiojenez yolunda yer alan faktörlerin ekspresyonları değerlendirildi. Bulgular: Çalışmamızda iyonize radyasyon ile mesane damar endotelinde HIF-1α antikoru ile 3. grupta kuvvetli boyanma izlenirken diğer grupların boyanma şiddeti daha az idi. VEGF incelendiğinde, 1. ve 4. grupta zayıf boyanma izlenirken, 2. grupta orta derecede, 3.grupta ise kuvvetli boyanma izlendi. eIF2, 1. ve 4. grupta kuvvetli boyanma göstermiş, 2. ve 3. grupta ise zayıf boyanmıştı. TIA-1 ile yapılan değerlendirmede ise 1. grupta zayıf boyanma özellikleri gözlenirken, 2. ve 4. grup orta derecede, 3. grupta ise oldukça kuvvetli boyanma izlendi. Çalışmamızda TSP-1 ile boyanma 1. grup örneklerde oldukça kuvvetli gözlenirken, diğer gruplarda boyanma özellikleri oldukça zayıf izlendi. Sonuç: Radyasyon uygulaması ile normal dokuda anjiojenez yolundaki pozitif etkili faktörlerin (HIF-1α, VEGF, eIF2, TIA-1) arttığı görülürken, negatif etkili faktörün (TSP-1) düştüğü belirlendi. Bu sonuç ile radyasyona yanıt olarak normal dokuda fizyolojik anjiojenezin başlatılarak doku iyileşmesinin hızlandırılmaya çalışıldığı düşünülmüştür.

  4. SOSYAL PAYLAŞIM AĞLARINDA KONUM BELİRLEME ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet ARSLAN

    2013-07-01

    Full Text Available SOSYAL PAYLAŞIM AĞLARINDA KONUM BELİRLEME ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASIÖzet: Bu çalışmanın amacı “Sosyal Paylaşım Ağlarında Konum Belirleme Ölçeği”nin geliştirilmesi ve bu ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizlerinin yapılmasıdır. Bu ölçeğin sosyal medya ile ilgili çalışmalara referans olabileceği düşünülmektedir. Çalışma, başta Facebook, Twitter olmak üzere sosyal paylaşım ağlarında hesabı olan 275’i (%42 erkek, 375’i ise (%58 bayan olmak üzere toplam 650 sosyal medya kullanıcısıyla gerçekleştirilmiştir. Betimleyici faktör analizi işlemleri ve sonrasında AMOS kullanılarak doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Betimleyici faktör analizi ölçeğin üç boyutlu bir yapıya sahip olduğunu ve bu üç boyutun bir arada toplam varyansın %45’ini açıkladığını göstermiştir. Boyutlar; bağımlılık, etik ve yakınsama şeklinde isimlendirilmiştir. Ardından, ölçeğin güvenirlik analizleri yapılmıştır. Ölçeğin madde-toplam ve madde-kalan korelasyonları ile madde-ayırdedicilik değerleri hesaplanmıştır. Bu çalışma ile “Sosyal Paylaşım Ağlarında Konum Belirleme Ölçeği”nin uygulama alanı çerçevesinde geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu sonucuna varılmıştır.VALIDITY AND RELIABILITY STUDY OF THE SOCIAL NETWORKING STATUS SCALEAbstract: The aim of this study is to develop social networking status scale and perform the validity and reliability analysis of this scale. This scale can be a reference measurement tool for studies on young people's social networking and social media status. A research is conducted on a total of 650 social media users -275 male (42% and 375 female (58 %- most of whom has Facebook and Twitter accounts. An exploratory factor analysis followed by a confirmatory factor analysis using AMOS is conducted. Exploratory factor analysis showed the scale has three dimensions and all these

  5. TÜRKİYE’DE İŞYERİNDE PSİKOLOJİK TACİZ ORANININ VE TÜRLERİNİN BELİRLENMESİ: BİR ÖLÇEK GELİŞTİRME ÇALIŞMASI, MEASURING THE OCCURRENCE AND TYPES OF WORKPLACE BULLYING IN TURKEY: A SCALE DEVELOPMENT STUDY

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sibel GÖK

    2010-07-01

    Full Text Available Özet:Bu araştırmanın amacı, Türk çalışma hayatındapsikolojik taciz oranını ve türlerini belirlemek içinkullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmekolarak belirlenmiştir. Araştırma Mart-Haziran 2009 tarihleriarasında, İstanbul’da hizmet sektöründe istihdam edilen 908katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olaraktarafımızdan hazırlanan soru formu kullanılmıştır. İstatistikselanalizde, açıklayıcı faktör analizi ve güvenirlik analizindenyararlanılmıştır. Açıklayıcı faktör analizi sonucunda 28maddeden oluşan dört faktörlü “İşyerinde Psikolojik TacizÖlçeği” (İPTÖ geliştirilmiştir (KMO katsayısı = 0,950,Barlettt testi χ2(378 = 10523,337, P(sigma = 0.000. Güvenirlikanalizi sonucu, ölçeğin yüksek bir iç tutarlılık katsayısınasahip olduğunu göstermiştir (α = 0,933. Katılımcıların%13,5’inin İPTÖ’ye göre işyerinde psikolojik taciz mağduruolduğu saptanmıştır. “Yukarıdan aşağıya doğru” ve “işeyönelik davranışların yöneltildiği” psikolojik taciz, en sıkkarşılaşılan türler arasında yer almıştır. Araştırma bulgularıİPTÖ’nün, bundan sonra gerçekleştirilecek ve Türk çalışmahayatında psikolojik taciz oranını ve türlerini belirlemeyihedefleyen çalışmalar için geçerli ve güvenilir bir ölçekolduğunu desteklemektedir.Abstract:The aim of the present study was to develop a validand reliable scale investigating the occurrence and types ofworkplace bullying in Turkey. The sample consisted of 908employees from the services sector in Istanbul and the datawere collected between March and June 2009 using aquestionnaire developed for this purpose. Reliability andexploratory factor analysis were used. Exploratory factoranalysis indicated that four factor scale comprising 28 itemsprovided the best fit to the data (χ2(378=10523.337, KMO=0.95,p=0.000. Reliability analysis showed that the

  6. Protein Oksidasyonun Biyokimyasal ve Moleküler mekanizması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ender Buyukguzel

    2013-06-01

    Full Text Available Serbest amino asitler ve proteinlerdeki amino asit kökleri çeşitli reaktif oksijen ve azot türleri (ROT, RAT ve metal iyonlarının okside edici etkilerine karşı oldukça hassastırlar. ROT üretimi çevresel faktörlerin etkisi ile olduğu kadar hücresel metabolik aktiviteler sonucunda da gerçekleşir. ROT’lar karbohidrat, nükleik asit, lipid ve proteinler gibi hücrenin temel makromolekülleri ile etkileşebilir. Proteinler canlı organizmalarda yapısal ve işlevsel olarak önemli rolleri üstlenmiş biyomoleküller olduğundan bu makalede protein ve serbest amino asitlerin ROT aracılığı ile oksidasyonu üzerinde durulmuştur. Proteinlerin oksidasyonu sonucu aromatik grupların ve alifatik amino asit yan zincirlerinin hidroksilasyonu, aromatik amino asit köklerinin ve sülfidril gruplarının nitrolanması, metiyoninin sülfoksitlenmesi, aromatik ve primer amin gruplarının klorlanması ve bazı amino asit köklerinin karbonil türevlerine dönüşümü gerçekleşir. Oksidasyon aynı zamanda çapraz bağlı proteinlerin oluşumu ve polipeptit zincirinin kırılmasına da neden olarak sonuçta bazı radikallerin en önemlisi alkoksil radikallerinin oluşumunu sağlar. Ayrıca proteinlerin fonksiyonel grupları 2-alkenal, 4-hidroksi-2-alkenal, and ketoaldehid gibi çoklu doymamış yağ asitlerinin oksidasyon ürünleri ve bazı karbohidrat türevleri (karbohidrat eklenmesi veya karbohidratların oksidasyon ürünleri ile reaksiyona girerek inaktif türev bileşikleri oluştururlar. Diğer taraftan yaşlanma ve oksidatif hasara uğramış protein lipid ve nükleik asitlerin birikmesi arasında bir ilişki bulunmaktadır. Oksidatif olarak modifiye olmuş proteinlerin miktarında yaşın ilerlemesi ile birlikte artış olduğu ve protein oksidasyonunu azaltan faktörlerin aynı zamanda canlıların yaşam süresini uzattığı bilinmektedir. Ayrıca omurgalılarda diyabet, aterosklerosis, nörodejeneratif hastalıklar, kalp ve

  7. The link between international entrepreneurship and export performance: Example of ManisaUluslararası girişimcilik ve ihracat performansı ilişkisi: Manisa örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İpek Kurt

    2016-11-01

    ğlamda araştırma firmaların dış ticaret departmanlarında çalışanlara dağıtılan 200 ankete sağlıklı cevap veren 120 kişi üzerinde uygulanmıştır. Anket sonucunda veri setinin faktör analizi için uygun olup olmadığı incelenmiş ve 8 faktör elde edilmiştir. Ancak sekizinci faktör 2 değişkeni içerdiği için oluşturulamamıştır. Veri setine daha sonra tek yönlü varyans analizi ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda ihracat pazar performansı ve uluslararası girişimcilik alt boyutları arasında çeşitli yön ve kuvvetlerde ilişki olduğu görülmektedir.

  8. Gözleme Dayalı Çalışmalarda Eğilim Skoru (Propensity Score ve Tıp Bilimleri'nde Bir Uygulama

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elif Çiğdem KASPAR

    2010-01-01

    Full Text Available Amaç: Gözlemsel çalışmalarda ve/veya retrospektif çalışmalarda, araştırmacının olgu ve kontrol gruplarındaki birimleri rastlantısal olarak gruplara atama işleminde kontrolü yoktur. Bu nedenle, olgu-kontrol gruplarına düşen bireylerin ortak değişkenlerinde bazı farklılıklar gözlemlenebilir ve bu farklılıklarda tedavi etkisinin yanlı (biased tahminlerine neden olabilmektedir. Bir dengeleme skoru olarak tanımlayabileceğimiz eğilim skoru (ES, tedavinin gözlenen ortak değişkenlere göre koşullu olasılığı olarak ifade edilir. ES tahmin ettikten sonra eşleştirme, tabakalara ayırma ve regresyon düzeltmesi yöntemleriyle yeniden örnekleme yapılarak retrospektif gözlemsel çalışmalarda örneklemedeki yanlılığın azaltılmasında, prospektif çalışmalardaki gibi kesinliğin artmasında, kanıt seviyesi bakımından göreli düşük olan olgu-kontrol çalışmalarının, prospektif bir çalışmanın kanıt seviyesine çıkartılması ve bazı ortak değişkenlerin etkilerini ortaya koymak amacıyla kullanılır. Çalışmamızda ES öncesi ve sonrası örneklem için olgu ve kontrol bireylerine lojistik regresyon uygulanarak risk faktörlerinin anlamlılıklarındaki farkları ortaya koymak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamızda, göğüs cerrahisi ameliyatı geçirmiş n=478 hasta kullanılmıştır. Ameliyat sonrası delirium tanısı alan ve almayan hastalara ait, 24 risk faktörüne lojistik regresyon uygulanmış ve sonuçlar elde edilmiştir. ES lojistik regresyon ile hesaplanmış, tabakalara ayırma yöntemi kullanılarak oluşan yeni örneğe istatistik analiz uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Bulgular: ES ile oluşturulmuş yeni örneklemdeki olgu ve kontrol grupları hemen hemen aynı karakteristiklere sahip olmuş ve yanlılık azalmıştır. Sonuç: ES öncesi ve sonrası örneklem için olgu ve kontrol bireylerine uygulanan lojistik regresyon sonucunda risk fakt

  9. Dönüşümsel liderlik kavramı hakkında önde gelen teoriler ve Türkiye'de kavramı ele alan çalışmalar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Evren AYRANCI

    2010-01-01

    Full Text Available Günümüzde örgütlerin hiçbirisinin değişim, dönüşüm ve yoğun rekabet gibi faktörlere karşı duyarsız kalması mümkün değildir. Örgütlerin söz konusu faktörlerle başa çıkabilmeleri için örgütlerdeki liderler, örgütlerini yeniden yapılandırmalıdırlar. Diğer bir ifadeyle örgütsel liderler, çevre koşullarının değişimlerini dikkate alarak, örgütlerinde bir değişimi veya dönüşümü hayata geçirmek zorundadırlar. Bu çalışmada, değişim ve / veya dönüşüm sürecini olanaklı kılan ve literatürde dönüşümsel, (transformasyonel" liderlik" olarak adlandırılan kavram konu edilmektedir. Konu için literatür taraması yapılmış ve literatürde önde gelen dönüşümsel liderlik teorileri incelenmiştir. Bu çalışmanın son kısmında ise yakın zamanlarda Türkiye'de işletmecilik bakış açısını kullanan ve dönüşümsel liderliği konu edinen çalışmaların özetleri aktarılmıştır.

  10. First-Step Results of Children Presenting with Bleeding Symptoms or Abnormal Coagulation Tests in an Outpatient Clinic.

    Science.gov (United States)

    Yıldız, İsmail; Ünüvar, Ayşegül; Kamer, İbrahim; Karaman, Serap; Uysalol, Ezgi; Kılıç, Ayşe; Oğuz, Fatma; Ünüvar, Emin

    2015-12-01

    Amaç: Hafif kanama bozukluğu belirtileri toplumda sık görülmektedir. Bu çalışmanın amacı İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Genel Pediatri Polikliniği’ne kanama bozukluğu şüphesi ile sevk edilen hastaların klinik ve laboratuvar özelliklerini belirlemektir. Gereç ve Yöntemler: 31 Ekim 2011 ile 31 Ekim 2012 tarihleri arasında kanama bozukluğu şüphesiyle yönlendirilen 99 hastanın tıbbi kayıtları incelenmiştir. Başvuru semptomları ile pıhtılaşma testlerinin sonuçları değerlendirilmiştir. Bulgular: Olguların 47’si kız çocuğu olup ve yaş ortalaması 9,1±4,1 yıl (2-18 yıl) idi. Kanama semptomları 36 hastada (%36,4) burun kanaması, 32 (%32,3) hastada kolay morarma ve 6 hastada (%6,1) menoraji idi. Birinci basamak testleri sonrasında, 99 hastanın 36’sında (%36,4) primer kanama bozukluğu saptandı. Bunlardan 12’sinde (%12,1) von Willebrand hastalığı, 9’unda (%9,1) hemofili A veya B, 9’unda (%9,1) diğer nadir faktör eksiklikleri ve 6 hastada (%6,1) kombine faktör eksiklikleri saptandı. Otuz altı hastanın 7’sinde ailede kanama öyküsü vardı. Sonuç: Kanama bozukluğu şüphesi ile sevk edilen hastaların %36,4’ünde birinci basamak koagulasyon testleri ışığında kanama bozukluklarından biri saptandı.

  11. Türkiye’de Geliştirilmiş Seyir Konsepti Uygulamalarının Delphi Tekniği İle Değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Güler BİLEN ALKAN

    2014-12-01

    Full Text Available Deniz taşımacılığında gemilerin, deniz çevresinin emniyeti ve korunması için yapılan çalışmalar son zamanlarda teknolojik gelişmelerden faydalanarak olası deniz kazalarındaki insan faktörünün azaltılmasına odaklanmaya başlamıştır. Özellikle Baltık Denizi’nde pilot uygulaması yapılan Mona Lisa projesi, Kuzey Deniz bölge projesi olan ACCSEAS, Avrupa Birliği ülkelerince hazırlanan EfficienSea projesi, Malakka ve Singapur Boğazları’nda pilot uygulaması yapılmakta olan MEHDP vb. projeler bunun en güzel örnekleridir. Türk Boğazları’nda günümüze kadar gerçekleşmiş deniz kazaları ve hali hazırda Boğazları kullanan gemilerden doğması muhtemel riskler göz önünde bulundurulduğunda, bu projelere benzer bir uygulamanın hayata geçirilmesi Türk Boğazları’nın geleceği açısından çok büyük bir önem arz etmektedir. Bu çalışmadaki gaye ise geliştirilmiş seyir konseptinin bir nevi temelini oluşturan bu projelerde de olduğu gibi gemi ve deniz çevresi açısından insan faktörünü minimize etmek ve Delphi Tekniği’ni kullanarak Türkiye’deki geliştirilmiş seyir uygulamalarının mevcut durumu ve potansiyeline ilişkin genel bir değerlendirme ortaya çıkarmak olacaktır

  12. New product development and product launch strategiesYeni ürün geliştirme ve lansman stratejileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Filiz Bozkurt Bekoğlu

    2016-02-01

    Full Text Available In today’s highly competitive environment, a balanced product portfolio, success in new product development and product launch are important factors for the sustainability of organizations. The aim of the study is to reveal the right product launch steps for the companies through theory and case study. In the study, new product development and product launch strategies are first investigated theoretically. Afterwards, a successful product series launch case from cosmetics sector is analyzed. In this exploratory research, the secondary data is collected via literature review. Primary data is collected via in-depth interview. It is found that marketing research and market test can be evaluated as critical success factors in new product launch. Özet Dengeli bir ürün portföyü, yeni ürün geliştirme ve lansman başarısı artan rekabet ortamında işletmelerin devamlılığını sağlayan önemli faktörlerdir. Çalışmanın amacı lansmanda firmaları başarıya götüren adımları teori ve vaka üzerinden ortaya koymaktır. Bu çalışmada yeni ürün geliştirme ve lansman stratejileri önce teorik olarak, ardından kozmetik sektöründen bir ürün serisinin lansman başarısı vaka üzerinden incelenmiştir. Keşifsel türdeki araştırmada, ikincil veriler literatürden, birincil veriler ise derinlemesine mülakat ile elde edilmiştir. Pazarlama araştırması ve pazar testinin yeni ürün lansmanında kritik başarı faktörü olarak değerlendirilebileceği bulgusuna ulaşılmıştır.

  13. ULUSLARARASI MUHASEBE HARMONİZASYONU VE ÇEVRESEL FAKTÖRLER-INTERNATIONAL ACCOUNTING HARMONIZATION AND ENVIRONMENTAL FACTORS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Banu DİNCER

    2010-01-01

    Full Text Available Küreselleşmenin artan etkileri ve ulusal muhasebe sistemlerindeki farklılıklar nedeni ile finansal bilgi sağlayan işletmeler uluslararası anlamda finansal tablo kullanıcılarının ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çekmektedirler. Bu çalışmanın amacı Uluslararası Muhasebe Standartları/ Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’nın (UMS/UFRS az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde uygulamaya konulmasını açıklayan faktörleri ortaya koyarak, bunları uygulayan ve uygulamayan ülkelerdeki farklılıklarını belirlemektir. Çalışmada kullanılmak üzere ilgili yazın taraması sonucu seçilen faktörler ekonomik büyüme, eğitim seviyesi, ülkenini dışarıya olan açıklığı, belli bir kültür grubuna bağlı olunması, finansal bir pazarın varlığıdır. Sonuçlar okur-yazarlık oranı ve ekonomik büyüme oranının daha yüksek olduğu az gelişmiş/ gelişmekte olan ülkeler UMS uygulamayı benimsemeye daha yatkın olduğunu ortaya koymuştur.-The financial information service companies are struggling to meet the needs of international financial statement users due to the growing effect of the globalization and the difficulties caused by the differences in national accounting systems. The purpose of this study is to determine the differences that are adopted and non-adopted International Accounting Standards/ International Financial Reporting Standards (IAS /IFRS by identifying the factors that could explain the adoption of international accounting standards in less developed/developing countries. According to the literature review, the following factors have been selected: economic growth, education level, the degree of external economic openness, cultural membership in a group of countries, and the existence of a capital market. The results indicate that less developed/ developing countries with the higher literacy rates, that have higher economic growth are the most likely to adopt

  14. Üniversite Öğrencilerinin İnternet Üzerinden Alışverişlerine İlişkin Tutum ve Davranışların Önerilen Bir Yapısal Eşitlik Modeliyle Araştırılması (A Proposed Structural Equation Model Research On Attitudes And Behaviours Of University Students Regarding Internet Shopping

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erkan ARI

    2015-12-01

    Full Text Available In the study it is aimed to bring out the factors affect the attitudes and behaviors of University Students' internet shopping by the help of Planned Behavior Theory. For this purpose, a survey was implemented on 385 students of Eskişehir Osmangazi University in the academic year 2014-2015. In analyzing the data, Structural Equation Model (SEM was used in order to determine the relationship between the factors that influence the attitudes and behaviors of university students while making internet shopping and in order to evaluate the coherence of the model. As the result of SEM analysis it was concluded that attitude, perceived behavioral control and satisfaction variables affect the intention towards behavior positively and intention towards behavior affect internet shopping behavior positively. Çalışmada, üniversite öğrencilerinin internet üzerinden alışverişlerine ilişkin tutum ve davranışlarını etkileyen faktörleri Planlı Davranış Teorisi (PDT yardımıyla ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaçla, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde eğitim gören 385 öğrenciye 2014- 2015 eğitim öğretim yılında bir anket uygulanmıştır. Verilerin analizinde, üniversite öğrencilerinin internet üzerinden alışverişlerine ilişkin tutum ve davranışlarını etkileyen faktörler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve modelin uyumunu değerlendirmek amacıyla Yapısal Eşitlik Modeli (YEM kullanılmıştır. YEM Analizi sonucunda, tavır, algılanan davranış kontrolü ve memnuniyet değişkenlerinin davranışa yönelik niyeti pozitif yönde etkilediği, davranışa yönelik niyetin de internet üzerinden alışverişe ilişkin davranışı pozitif yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.

  15. İznik Gölü (Bursa-Türkiye'ndeki Yayın Balığı (Silurus glanis L., 1758 Populasyonunun Büyüme Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Rahmi UYSAL

    2014-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, İznik Gölü'nde bulunan yayın balığı (Silurus glanis L., 1758'nın büyüme özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Ocak- Aralık 2006 tarihleri arasında yakalanan 108 adet (55 erkek, 53 dişi balığın yaş ve eşey kompozisyonu, yaş-boy, yaş-ağırlık ilişkileri, kondisyon faktörü, oransal boy ve ağırlık artışları tespit edilmiştir. Populasyondaki bireylerin 1-6 yaşlar arasında dağılım gösterdiği, 4. yaş grubunun diğer yaşlara oranla daha baskın olduğu saptanmıştır. Yaş gruplarına göre ortalama boy ve ağırlığın 24,8+1,21 cm (1. yaş - 67,9±0,85 cm (6. yaş ve 92,4±10,79 g (1. yaş - 2066,5±128,50 g (6. yaş arasında değiştiği saptanmıştır. Populasyonu oluşturan bireylerin boy-ağırlık ilişkisi W=0,005407L3,023 ve kondisyon faktörü 0,604+0,026 olarak bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Silurus glanis,Yaş-Boy, Yaş-Ağırlık İlişkileri,Kondisyon, İznik Gölü

  16. Algılanan anne-baba ve öğretmen akademik katılım ölçeğinin Türkçeye uyarlanması [The adaptation of the perceived parental and teacher academic involvement scale into Turkish

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şahin DÜNDAR

    2014-04-01

    Full Text Available Bu çalışma Régner, Loose ve Dumas (2009 tarafından geliştirilen Algılanan Anne-Baba ve Öğretmen Akademik Katılım Ölçeğinin Türkçeye uyarlanması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışması ilkokul-ortaokul (n=302 ve lise öğrencilerinden (n=393 elde edilen veriler ile her iki grup için ayrı ayrı yapılmıştır. Yapılan geçerlik ve güvenirlik analizleri, ölçeğin Türkçe formunun her iki grupta da dört faktörlü olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Ölçeğin Cronbach Alfa iç tutarlık katsayıları ilkokul-ortaokul öğrencilerinde .83 ile .87 arasında; lise öğrencilerinde ise .79 ile .83 arasında değişmektedir. Elde edilen sonuçlar, Algılanan Anne-Baba ve Öğretmen Akademik Katılım Ölçeği’nin Türkçe formunun, algılanan anne-baba akademik izleme, algılanan anne-baba akademik destek, algılanan öğretmen akademik izleme ve algılanan öğretmen akademik destek olmak üzere dört faktörlü olarak geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.

  17. Gömülü süt ikinci azı dişine bağlı olarak meydana gelen perikoronitis vakası

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih Sari

    2011-10-01

    Full Text Available

    Primary tooth impaction has been reported to be very rare and studies report prevalence rates of impaction to be form 1:10.000. Primary tooth impactions can occur because of various reasons, including ankylosis, congenitally missing permanent teeth, defects in periodontal membrane, trauma, injury of the periodontal ligament, precocious eruption of the first permanent molar, defective eruptive force, or a combination of these factors. In this article we present a case of impacted mandibular second deciduous molar tooth with pericoronitis and discuss the etiology and its management by surgical intervention in an 8 year old girl.

     

    ÖZET

    Gömülü süt dişlerine ait çok az sayıda rapor vardır ve bu çalışmalarda süt dişlerinin gömülü kalma insidansı 10.000’de 1 olarak belirtilmiştir. Çeşitli nedenler süt dişlerinin gömülü kalmasına neden olabilmektedir. Bunlar; ankiloz, konjenital olarak daimi diş eksikliği, periodontal membranda defekt, travma, periodontal ligamentte yaralanma, erken süren daimi birinci molar, hatalı sürme kuvvetleri ya da bu faktörlerin kombinasyonlarıdır. Bu raporda 8 yaşındaki bir kız çocuğunun gömülü süt alt ikinci azı dişine bağlı olarak gelişen perikoronitis vakası sunulmuş, etyolojik faktörler ve cerrahi tedavi seçeneği tartışılmıştır.

    Anahtar Kelimeler: Gömülü süt dişi, perikoronitis, ankiloz

  18. Realizace zařízení pro komunikaci Car2X a Car2Car

    OpenAIRE

    Štohanzl, Milan

    2011-01-01

    Tato práce zkoumá možnosti Car2Car a Car2X komunikace. Obsahuje p ř ehled vlastností systému, typ ů p ř enášených zpráv, apod. Zobrazuje architekturu systému a zabývá se i technickými p ř edpoklady a omezeními systému. S ohledem na fakt, že práce vzniká ješt ě v dob ě , kdy vývoj tohoto systému není ukon č en, práce neobsahuje detaily, které by umož ň ovaly hlubší technickou p ř edstavu o problematice komunikace mezi pohybujícími se vozidly. Práce se dále zabývá možnostmi realizace za ř ízení...

  19. TAŞIT TASARIMINDA EMNİYET FAKTÖRÜ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman ELDOĞAN

    1996-02-01

    Full Text Available Taşıt tasarımında öncelikle göz önünde bulundurulan konulardan biri emniyettir. Geniş manasıyla emniyet faktörü, otomobilin icadıyla birlikte gündeme gelmiştir. Saatte on kilometreden fazla olan hızlarda, ortaya dönme ve durma problemi çıkmaktadır. Dolayısıyla kaza olayı için dizaynın yanında, taşıtın normal fonksiyonları için de bu alanda uzun zamandır çalışılmaktadır. Bu çalışmada, taşıt tasarımındaki emniyetle ilgili bir takım gelişmeler üzerinde kısaca durulmuş, konu üzerine yapılan çalışmalar ve emniyet parametreleri hakkında kısa bilgiler verilmiştir.

  20. Development of Instrument Performance Self-Efficacy ScaleÇalgı Performansına İlişkin Öz-Yeterlik Ölçeğinin geliştirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sadullah Serkan Şeker

    2016-12-01

    443 kişilik katılımcı grubuna uygulanarak açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin “çalgı performansına yönelik öz-yeterlik inancı”, “çalgı çalışma sırasında hissedilen negatif duygular” ve “model alma” olmak üzere üç alt boyuta sahip olduğu görülmüş, üç alt boyutun total varyansın % 52,5’ini açıkladığı belirlenmiştir. Ölçek maddelerinin faktör yükleri ,45 ile ,98 arasında değişmektedir.  Ölçeğin iç geçerlik katsayıları incelendiğinde ise “çalgı performansına yönelik öz-yeterlik inancı”nın  ,85, “çalgı çalışma sırasında hissedilen negatif duygular”ın ,82 ve “model alma” alt boyutunun ise ,76 olduğu tespit edilmiştir. Ölçeğe yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonucunda oluşturulan modelin x2 = 283.52 df=148 olduğu tespit edilmiş x2/df oranının (1,91 modelin iyi uyum sergilediğini temsil ettiği görülmüştür. Geliştirilen ölçeğin daha sonra benzer ölçek geçerliği analizleri yapılmış ve her iki ölçeğin toplam puanlarına ilişkin pozitif yönde kuvvetli ilişki gösterdiği (r=,651, p<0,01 görülmüştür. son olarak ölçeğe test-tekrar test uygulanmış ve 17 gün arayla ölçeğin yüksek tutarlık gösterdiği görülmüştür (r= ,88, p<0,01.

  1. KİŞİLİK İLE KARİYER SEÇİMİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ

    OpenAIRE

    GÖKDENİZ, İsmail; MERDAN, Ethem

    2016-01-01

    Bu çalışmada, Kırıkkale de özel sektörde yer alan avukat, öğretmen, doktor, muhasebeci ve sigortacıların kişilikleriyle kariyer seçimleri arasındaki ilişki beş faktör kişilik kuramı çerçevesinde incelenmeye çalışılmıştır. Bunun yanında çalışanların kişiliklerine göre kariyer seçimlerinin farklılık arz edip etmediği de çalışma kapsamında araştırılmıştır. Sonuçta kişilikle kariyer seçimi arasında anlamlı ilişkiler olduğu ve her bir kişiliğin kariyer seçiminde farklı boyuta önem verdiği görülmüş...

  2. ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ İÇİN FEN METİNLERİNİ OKUMAYA YÖNELİK TUTUM ÖLÇEĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI

    OpenAIRE

    Kumlu, Gülfem Dilek; Kumlu, Gökhan; YÜRÜK, NEJLA

    2017-01-01

    Bu çalışmanın amacı, üniversitelerde öğrenim gören öğrencilerin fen metinlerini okumaya yönelik tutumlarını ölçebilecek geçerli ve güvenilir bir tutum ölçeği geliştirmektir. Araştırmacılar tarafından hazırlanan 48 maddelik 5’li likert tipindeki fen metinlerini okumaya yönelik tutum ölçeği, Ankara ili Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi’nin beş farklı bölümünde öğrenim gören 251 üniversite öğrencisine uygulanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucu elde edilen 30 maddelik 5’li likert tipin...

  3. MONTE CARLO BENZETİMİNİN BİR KARAR PROBLEMİNE UYGULANMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Çiğdem ALABAŞ

    2001-01-01

    Full Text Available Standart karar ağacı yaklaşımının ana amacı ilgilenilen performans ölçütüne ilişkin beklenen değerin hesaplanmasıdır. Ancak gerçek hayat problemlerinde, belirsizlik faktörleri arttıkça karar problemi çok daha karmaşık bir hale gelmektedir. Böyle durumlarda karar analizinin, standart karar ağacı yaklaşımıyla yapılması kullanışlı değildir. Bu zorluğu yenmek için kullanılan yöntemlerden biri Monte Carlo benzetimidir. Bu çalışmada, karmaşık bir karar problemi için Monte Carlo benzetim modeli kurulmuş ve istatistiksel analiz yapılarak en uygun karar belirlenmiştir.

  4. Banka Kredilerinde Ters Seçim ve Ahlaki Tehlike Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şehnaz Bakır YİĞİTBAŞ

    2015-01-01

    Full Text Available Stiglitz-Weiss modelinde, kredi piyasalarında ters seçim ve ahlaki tehlike problemlerinin derecesini etkileyen en önemli faktör olarak faiz oranı gösterilmektedir. Daha yüksek faiz oranının, daha riskli kredi müşterilerinin sayısını artırarak, kredilerin geri ödenme ihtimalini azaltacağı ileri sürülmektedir. Bu makalede, kredi faiz oranlarının geri ödenmeyen krediler oranına etkisi incelenmektedir. 2003:01-2013:02 dönemi kredi faiz oranları ile geri ödenmeyen krediler arasında Granger nedensellik testi uygulanmış, her iki değişken arasında iki yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.

  5. Mobile phone use, behavioural problems and concentration capacity in adolescents: A prospective study.

    Science.gov (United States)

    Roser, Katharina; Schoeni, Anna; Röösli, Martin

    2016-11-01

    The aim of this study is to prospectively investigate whether exposure to radiofrequency electromagnetic fields (RF-EMF) emitted by mobile phones and other wireless communication devices is related to behavioural problems or concentration capacity in adolescents. The HERMES (Health Effects Related to Mobile phonE use in adolescentS) study sample consisted of 439 Swiss adolescents aged 12-17 years. Behavioural problems were assessed using the Strengths and Difficulties Questionnaire (SDQ), concentration capacity of the adolescents was measured by means of a standardized computerized cognitive test named FAKT. Cross-sectional and longitudinal (1year of follow-up) analyses were performed to investigate possible associations between behavioural problems and concentration capacity and different exposure measures: self-reported and operator-recorded wireless communication device use, cumulative RF-EMF brain and whole body dose and measured personal RF-EMF exposure. In the cross-sectional analyses behavioural problems were associated with several self-reported wireless device use measures but not operator-recorded mobile phone use measures, concentration capacity was associated with several self-reported and operator-recorded exposures. The longitudinal analyses point towards absence of associations. The lack of consistent exposure-response patterns in the longitudinal analyses suggests that behavioural problems and concentration capacity are not affected by the use of wireless communication devices or RF-EMF exposure. Information bias and reverse causality are likely explanations for the observed cross-sectional findings.

  6. Öğretmen Adaylarının Yazılı Anlatım Öz Yeterliklerine İlişkin Ölçek Geliştirme Çalışması The Study Of Improving Scale On The Preservice Teachers’ Written Expression Self Efficacy

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İ. Seçkin AYDIN -

    2013-09-01

    şır. Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının yazılı anlatım öz yeterliklerini değerlendirecek bir ölçme aracı geliştirmektir. Araştırmalara göre bir konuya yönelik öz yeterlik inanışlarıyla o konuya yönelik başarı arasında anlamlı bir ilişki vardır.Araştırmanın evrenini Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi öğretmen adayları, örneklemini ise aynı fakültedeki birinci ve sonuncu sınıfta öğrenim gören adaylar oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde tabakalı tesadüfi örneklem yöntemi kullanılarak adaylara ulaşılmıştır. 67 maddeden oluşan ölçek; 418 kadın, 113 erkek toplam 601 birinci ve son sınıf düzeyindeki öğretmen adayına uygulanmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS 17.0 programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde faktör analizi tekniklerinden temel bileşenler analizi kullanılmıştır. Faktör analizi sonucunda 54 maddeden oluşan ve toplam değişkenliğin %44.7’sini açıklayan üç faktör elde edilmiştir. Ölçeğin alt faktörlerde ve toplam puanda iç tutarlığa sahip olduğu saptanmıştır. Güvenirlik analizi; madde-toplam korelasyonu, alt ve üst %27'lik grupların farklarının ilişkisiz t-testi kullanılarak denenmesi, Spearman Brown iki yarı test korelasyonu ve Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı hesaplanması ile yapılmıştır. Ölçeğin geneli için alfa (α .96 bulunmuştur.Yazılı Anlatım Öz Yeterlik Ölçeği (YAÖYÖ olarak geliştirilen ölçeğin, öğretmen adaylarının öz yeterliklerini ölçmede kullanılabilecek, geçerli ve güvenilir bir araç olduğu belirlenmiştir.

  7. Systémová dynamika a její modely jako součást Competitive Intelligence

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Stanislava Mildeová

    2014-12-01

    Full Text Available Obchodní konkurence je oblast, která zatím plně nevyužívá výhod modelování a simulace. V reakci na tento fakt je cílem článku ukázat model simulující konkurenční boj. Model, vycházející z logiky Systémové dynamiky, slouží ke zkoumání efektu vývoje produktů na konkurenceschopnost podniku. V rámci tvorby tohoto vlastního modelu a provedených experimentů autor dokazuje, že použití modelování a simulací je užitečné při získávání nových informací, které nejsou obsaženy v podnikových informačních systémech. I když je prezentovaný model zjednodušením skutečného trhu, takový systémový model může být perspektivním nástrojem Competitive Intelligence.

  8. DUYGUSAL ZEKA VE DÜRTÜSEL SATIN ALMA DAVRANIŞI İLİŞKİSİ

    OpenAIRE

    BÜYÜKER İŞLER, Didar; ATİLLA, Gaye

    2013-01-01

    Bireylerin kişilik özelliklerinin farklı olması tüketicilerin satın alma davranışında birbirinden farklı olmasında etkindir. İnsan davranışını yönlendiren biyolojik ve psikolojik etmenler de sürece eklendiğinde satın alma davranışı pekçok faktörün bombardımanı altında gerçekleşmektedir denilebilir. Fiziksel ve işlevsel faydaların ötesinde “duygu” son yıllarda pek çok alanda olduğu gibi tüketici davranışları konusunda önem kazanmaya başlamıştır. Duyguya hitap etmeyen bir ürünün satın alınabili...

  9. ELEKTROLİTİK BAZI BAZ Ç ÖZEL TİLERİNİ RADYOFREKANS ETKİLEŞİMLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yılmaz GÜNEY

    2002-12-01

    Full Text Available Bu çalışma, farklı geometrik özellikler taşıyan bobin türü ölçme hücreleri ile deneyler yapılarak gerçekleştirilmişt ir. Bir paralel LRC devresi oluştu rulmu ş ve bu devre ile radyo frekanslar da gözlem ve ölçümler yapılınış, literatürdeki çalışmalar ile karşılaştırılmışt ır. Bobinlerdeki etkileşimler hem sığasal hem de indüktif yapıdadır ·ve sığasal etkileşim; sığasal eşienim modeli ile. açıklanabilmekte, indüktif eşlenim ise yüksek · iletkelik değerlerinde gözlene­bilmektedir. Bu çalışmada, alan- çözelti etkileşiminin, dispersiyon ve kayıp faktörleri belirlenerek devre �ara metreleri ve çözelti türü ile ilişkisi saptanmıştır

  10. SANTRİFÜJ KOMPRESÖR ÇARKININ TASARIM DIŞI ÇALIŞMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Saim KOÇAK

    2004-02-01

    Full Text Available Santrifüj kompresörü çarkının emme kenarı ve basınç kenarı boyutları ön tasarım ile bulundu. Blokaj faktörü ile emme kenarı boyutsuz kütle akış parametresi basınç kenarı bağıl Mach sayısına göre düzenlendi. Tasarım dışı hesaplara esas olacak basınç kenarı bağıl Mach sayısına bağlı denklem, emme kenarı boyutsuz kütle debisi parametresine eşit oluncaya kadar itere edilerek tasarım dışı çalışma şartı için basınç kenarı bağıl Mach sayısı bulundu. Basınç, sıcaklık ve yoğunluk oranlarına göre bulunan sonuçların teori ile uyum içinde olduğu görüldü.

  11. Structure of personality psychology based on cocitation analysis of prominent authors

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Jevremov Tanja

    2007-01-01

    Full Text Available Traditional Author Cocitation Analysis was applied in order to map the personality psychology as a research field. A group of 25 authors were selected from the Haggbloom (1999, 2002 lists of the most cited and prominent psychologists, judged to be the main contributors to the field. All of their cocitations identified in the three year volumes of SSCI were downloaded to be analyzed by cluster analysis and MDS. The analysis resulted in four clusters comprising (1 theorists of individual differences amalgamated with authors of biological orientation with R. Cattell positioned centrally, (2 behaviorists joined by socio-cognitive theorists led by M.E.P. Seligman and A. Bandura, and (3 the group of psychoanalytic (dynamic theorists with A. Adler in the middle. In fourth cluster G. Allport, H. Murray, K. Lewin, W. Mischel, and D. Buss were found mixed together to make a rather heterogeneous group. In two-axes representation one of the dimensions was understood as reflecting methodological and the other one content-specific differences among the authors, although this interpretation is not univocal. The same procedure was repeated on citations given to the same authors in SocioFakt - the Serbian Citation Index for Social Sciences, revealing a reduced picture of the domain. At this portrait, some important authors are missing as a result of their low citation rate, suggesting that in the Serbian personality psychology entire research fields don’t exist. .

  12. OKALİPTUS (EUCALYPTUS COMALDULENSIS DEHN. ODUNUNUN YANMA ÖZELLİKLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yalçın ÖRS

    1999-03-01

    Full Text Available Bu çalışmada, okaliptus odununun iç ve dış ortamlarda korunması amacıyla (biotik ve abiotik faktörler kullanılan çeşitli emprenye maddelerinin yanma özelliklerine etkileri araştırılmıştır. Bu maksatla, okaliptus (Eucalyptus comaldulensis Dehn. odunundan hazırlanan deney örnekleri, ASTM-D 1413-76 esaslarına göre emprenye edilmiştir. Emprenye maddesi olarak; tanalith-CBC, boraks, borik asit, vacsol-WR, immersol-WR, polietilenglikol-400 ve amonyum sülfat kullanılmıştır. Sonuç olarak, ülkemizde yetişen okaliptus türünün vakumlu emprenyesinde tuzların retensiyonu (tutunma düşük çıkmış, tuz + borlu bileşikler odunun yanma direncini arttırmış, su itici maddelerin yanmayı artırıcı etkilerini ise azaltmıştır.

  13. Tendency towards the Self-Citation among Journals in Iran and Turkey / İran ve Türkiye Dergilerinde Kendine Atıf Yapma Eğilimleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mohammad Hossein Biglu

    2007-10-01

    Full Text Available AbstractThis paper investigates the trends of Impact Factors and self-citation rates of journals indexed in the JCR by two neighbouring countries Iran and Turkey for a period of five years (2000- 2005. All data extracted from the Journal Citation Reports – Science Edition (2000-2005. The study showed that the portion of Turkish journals entering data to the JCR data bank is two times higher than the portion of Iranian journals. From a total number of 6,088 journals in the JCR in 2005, 3 (0.05% were published in Iran and the same number of journals published in Turkey. The 6,088 journals in the JCR produced 847,114 articles, 159 (0.02% appeared in the Iranian journals and 352 (0.04% in the Turkish journals. Of the 22,353,992 citations in 2005, 214 (0.001% came from Iranian journals and 911 (0.004% came from Turkish journals.The self-citation tendency by Iranian journals has increased dramatically throughout the period of study, it reached from 8% self-citation rate in 2000 to 18% in 2005, an increase of 2.25 times, whereas the self-citation rate by Turkish journals showed a negative trend, its self-citation rate fell from 22% in 2002 to 15% in 2005. The Impact Factors of Turkish journals showed faster growth than the Iranian journals, the mean value of Impact Factor for Turkish journals in 2000 was 0.49 under than the mean value of Impact Factor for Iranian journals, but in 2005 the mean value of Impact Factor for Turkish journals stayed 0.14 higher than the mean value of Impact Factor for Iranian journalsÖzBu makale, iki komşu ülke, İran ve Türkiye tarafından 5 yıl (2000-2005 içinde üretilen yayınlardan JCR’de dizinlenen dergilerdeki kendine atıfları ve etki faktöründeki eğilimleri incelemektedir. Bütün veriler JCR-Science Edition (2000-2005’den alınmıştır. Çalışma, Türk dergilerinin İran dergilerinden iki kat fazla miktarda JCR’ye girdiğini göstermektedir. 2005 yılında JCR’de yer alan toplam 6

  14. FORECASTING OF THE GROSS DOMESTIC PRODUCT İN TURKEY VIA NEURAL NETWORKS USING MACROECONOMIC FACTORS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elmas Anli AK

    2010-05-01

    Full Text Available Bu çalışmada, mevduat faizi, kredi hacmi, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (IMKB-100 endeksi, kapsite kullanım oranı, net uluslararası rezervler, üretici fiyat endeksi, US dolar oranı, M1, M2 M2Y ihracat, ithalat, iç borç stoğu ve dış borç stoğu gibi makro ekonomik faktörler kullanılarak Tükiye' nin gayri safi yurtiçi hasılasının tahmin edilebilmesini araştırıldı. 1991-2004 yılları arasındaki 168 aylık makro ekonomik veri, geri beslemeli yapay sinir ağı ile eğitildi. Toplam 64 farklı yapı uygulanarak en düşük toplam hataya yakınsayanı seçildi. 2005 yılı aylık datası yapay sinir ağının tahmin kapasitesini test etmek için kullanıldı.

  15. Y Kuşağı Turistlerin Destinasyon İmaj Algıları Üzerine Bir Araştırma A Research On Generation Y Tourists Perceptions Of Destination Image

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aslı ALBAYRAK

    2013-07-01

    şağı turistlerin tatil yerlerine karar vermeleri üzerine destinasyon imajını oluşturan faktörlerin etkisini saptamak ve Y kuşağı turistlerin yapısal özellikleri ile destinasyon algıları arasındaki ilişkiyi inceleyerek söz konusu kuşak için destinasyon pazarlamasına ilişkin önerilerde bulunmak amacıyla yapılmıştır.Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniğinden yararlanılmış, İstanbul’da bu kuşağı temsil eden ve kota örnekleme yöntemiyle belirlenen 384 kişiyle yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Elde elde verilerin analizinde betimsel istatistik, t-testi ve Anova Analizi kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre destinasyon imajı katılımcıların cinsiyetlerine, eğitim durumlarına ayrıca gelir düzeylerine göre farklılık göstermektedir. Diğer yandan, Y Kuşağı turistlerinin dinlenme, eğlenme ve yeni yerler görme isteği ile hareket ettikleri, kalite ve lüks bir tatili uygun fiyata arayan bireylerden oluştuğu söylenebilir.Turistik satın alma süreci birçok faktörün etkisiyle şekillenmektedir. Bu süreci etkileyen faktörlerden birisi de destinasyon imajıdır. En genel tanımıyla destinasyon imajı bireylerin bir yer hakkındaki genel algılarıdır ve bu algılar yaş, eğitim, gelir, kültür gibi bir çok faktörden etkilenmektedir. Geçmişte turistlerin destinasyon tercihleri ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalarda genel olarak turistlerin yaş, eğitim, kültür, gelir gibi özelliklerinin destinasyon imaj algıları üzerine etkileri incelenmiştir ancak farklı kuşakların destinasyon imaj algıları ile ilgili herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle bu çalışma sonucunda elde edilen sonuçların turizm pazarlamacılarına katkı sağlayabileceği düşünülmüştür.

  16. The Validity And Reliability Of The Turkish Version Of The Sexual Self-Consciousness Scale Cinsel Öz-Bilinç Ölçeği’nin Türkçe Versiyonunun Geçerlik ve Güvenirliği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Eyüp ÇELİK

    2013-09-01

    Full Text Available The purpose of this study was adapted Sexual Self-consciousness Scale. This study involved 336 married individuals. In scale adaptation study, structure validity was used for examine the validity of the scale. For structure validity, explanatory and confirmatory factor analyze were used. Cronbach’s Alpha formula was used for determine the reliability of the scale. Furthermore, t-test and corrected item-total correlation were used for item analysis. The original two factor structure of the scale was reproduced which showed that the Turkish form is close to the original, explaining 53.58% of the total variance using factor analysis. Confirmatory factor analysis revealed a significant chi-square result (x²= 108,13 df= 53, p= 0.00; RMSEA fit indices=0.080; AGFI= 0.85; CFI= 0.92; NNFI= 0.90; GFI= 0.90; and SRMR= 0.079. The internal consistency coefficient for the complete scale is 0.84; for the Sexual Embarrassment subscale 0.83; and for the Sexual Self-focus subscale 0.79. T-test results are significant, which results are related to the difference of lower 27% and upper 27% groups, that established in accordance to the total points of test. In the result of the item analysis, corrected item-total correlations are ranged from a low of 0.46 to a high of 0.70; and T –test values are ranged from a low of 6.49 (p Araştırmanın amacı Cinsel Öz-bilinç Ölçeğini Türkçeyeuyarlamaktır. Araştırma 336 evli birey üzerinde yapılmıştır. Ölçeğinuyarlama çalışmasında ölçeğin yapı geçerliği incelemek için açımlayıcıve doğrulayıcı faktör analizi kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliğinibelirlemek için Cronbach Alpha formülü kullanılmıştır. Ayrıca ölçeğinmadde analizi için t-testi ve düzeltilmiş madde-toplam korelasyonukullanılmıştır. Yapılan Açımlayıcı Faktör Analizi sonucu toplamvaryansın %53.58’ini açıklayan ölçeğin original factor yapısına uyguniki faktörlü bir yapı elde edilmi

  17. TÜKETİCİLERİN SOSYOPSİKOLOJİK ve DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ, İLGİLENİM, SUBJEKTİF BİLGİ ve GÜVEN DÜZEYİNE BAĞLI OLARAK MODA GİYSİ PAZARININ BÖLÜMLENDİRİLMESİ-SEGMENTING THE FASHION APPAREL MARKET BASED ON CONSUMERS’ SOCIO-PSYCHOLOGICAL CHARACTERISTICS, INVOLV

    OpenAIRE

    Tuğçe OZANSOY ÇADIRCI

    2010-01-01

    Günümüzde tüketicilerin yaşayış biçimleri ve tüketim tercihleri üzerinde önemli etkiye sahip kavramlardan birisi modadır. Moda günlük tüketim kararlarının önemli bir bölümünü oluşturmanın yanında günlük olayların merkezinde yer alan bir unsurdur. Tüketim kararları ve yönlendirici güdülerdeki farklılığı nedeniyle moda giysilere ilişkin tüketim kararlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi önem taşıyan bir konudur. Moda giysiler genellikle sembolik tüketim kararları ile satın alınan ürünlerdir....

  18. TÜKETİCİLERİN SOSYOPSİKOLOJİK ve DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ, İLGİLENİM, SUBJEKTİF BİLGİ ve GÜVEN DÜZEYİNE BAĞLI OLARAK MODA GİYSİ PAZARININ BÖLÜMLENDİRİLMESİ-SEGMENTING THE FASHION APPAREL MARKET BASED ON CONSUMERS’ SOCIO-PSYCHOLOGICAL CHARACTERISTICS, INVOLV

    OpenAIRE

    ÇADIRCI, Tuğçe OZANSOY

    2012-01-01

    Günümüzde tüketicilerin yaşayış biçimleri ve tüketim tercihleri üzerinde önemli etkiye sahip kavramlardan birisi modadır. Moda günlük tüketim kararlarının önemli bir bölümünü oluşturmanın yanında günlük olayların merkezinde yer alan bir unsurdur. Tüketim kararları ve yönlendirici güdülerdeki farklılığı nedeniyle moda giysilere ilişkin tüketim kararlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi önem taşıyan bir konudur. Moda giysiler genellikle sembolik tüketim kararları ile satın alınan ürünlerdir....

  19. Kriging approach for local height transformations

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ligas Marcin

    2014-06-01

    Full Text Available W artykule przedstawiono lokalną transformację między dwoma układami wysokości (Kronsztadt’60 oraz Kronsztadt’86, ostatni z nich będący obecnie częścią Państwowego Systemu Odniesień Przestrzennych w Polsce z wykorzystaniem metod geostatystycznych - kriging. Ze względu na fakt, iż różnice wysokości między dwoma układami na punktach dostosowania wykazywały silny trend pod uwagę wzięto tylko te metody, które uwzględniają tego typu niestacjonarność procesu. Zastosowano dwie metody: hybrydową (Analiza Trendu Powierzchniowego z interpolacją reszt do modelu za pomocą krigingu zwyczajnego oraz kriging uniwersalny. Przedstawiono rys teoretyczny obydwu metod. Dokonano porównania wyżej wymienionych metod pod względem ich zdolności predykcyjnych w procesie kroswalidacji modeli a zarazem otrzymane wyniki skonfrontowano z wynikami otrzymanymi z regresji wielomianowej. Otrzymane wyniki dowodzą, iż struktura ukryta w rezydualnej części modelu używana przez kriging może podnieść zdolności predykcyjne modelu transformacji

  20. Skin lesions on different fish species caused by bacteria.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şevki Kayış

    2015-12-01

    Full Text Available Balıklarda sıklıkla rapor edilen hastalıkların semptomları benzerdir, fakat bu semptomlar değişik faktörler sonucu meydana gelmektedir. Bu çalışmada Gram negatif, sitokrom oksidaz pozitif olan bakterilerin farklı balıklarda sebep olduğu deri lezyonları sunulmuştur. Pseudoalteromonas haloplanktis ve Vibrio spp. istavritten (Trachurus mediterraneus, Chryseobacterium indologenes melek (Pterophyllum scalare balığından, Pseudomonas putida japon (Carassius auratus balığından ve Aeromonas sobria kaynak alabalığından (Salvelinus fontinalis izole edilmiştir. Bakteriler hem moleküler hem da biyokimyasal metotlara gore karakterize edilmişlerdir. Doğal ve yaralı istavrit örnekleri, Türkiye’nin Doğu Karadeniz sahillerinden gırgır ve uzatma ağları ile örneklenmiştir ve özellikle bu olay ilk kez bu çalışmada rapor edilmiştir

  1. Tautas partijas reklāmas un sabiedrisko attiecību kampaņas pirms 7. un 9. Saeimas vēlēšanām

    OpenAIRE

    Velika, Anna

    2007-01-01

    Tautas partija tika nodibināta 1998.gada maijā, īsi pirms 7.Saeimas vēlēšanām. Pateicoties harizmātiskajam līderim A.Šķēlem, masīvai reklāmas un sabiedrisko attiecību kampaņai, kā arī tautas uzticībai un cerībām jaunā partija gūst uzvaru vēlēšanās. Taču uzmanību piesaista fakts, ka šī partija, kas ir neraksturīgi pašreizējai Latvijas politiskajai skatuvei, spēj iekarot stabilu vietu gan valdībā, gan pašvaldībās, un ar profesionālu kampaņu palīdzību gūt panākumus arī divās nākamajās Saeimas vē...

  2. The relationship between academic self-efficacy and self-efficacy levels of teacher candidatesÖğretmen adaylarının akademik öz-yeterlikleri ile öğretmen öz-yeterlilikleri arasındaki ilişki

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erkan Tabancalı

    2013-04-01

    ılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler normal dağılım göstermediğinden Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testi ile analizi edilmiştir. Araştırma kapsamında ulaşılan 250 öğretmen adayının verileri değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmen adaylarının akademik öz-yeterlik ve öğretmen öz-yeterliliklerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca akademik öz-yeterlik düzeyleri yüksek olan öğretmen adaylarının düşük ve orta olanlara göre öğretmenlik öz-yeterlik inanç ölçeğinin alt faktörlerinde (akademik gelişim dışında  her faktörü daha iyi gerçekleştirdikleri belirlenmiştir. Bir işte çalışıp çalışmama ve cinsiyet değişkenlerinde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öğrenim gördükleri alan değişkeninde sadece etkili öğrenme-öğretme süreci faktöründe, sosyal bilimler alanında öğrenim görenler ile fen-matematik ve yabancı dil alanındakiler arasında sosyal bilimciler lehine anlamlı fark belirlenmiştir. Yine yaş değişkeninde olumlu sınıf ortamı oluşturma ve akademik öz-yeterlik faktörlerinde 20 yaş ve altı lehine anlamlı fark belirlenmiştir.

  3. Māsas profesionālās lomas pacientu baiļu mazināšanā

    OpenAIRE

    Ivanova, Laura

    2016-01-01

    Bakalaura darba tēma: “Māsas profesionālās lomas pacientu baiļu mazināšanā”. Tēmas aktualitāti nosaka fakts, ka mūsdienās sabiedrība ļoti bieži izjūt bailes un stresu, tāpēc ir svarīgi noskaidrot māsu lomas gan māsu, gan pacientu skatījumā, lai turpmāk māsu sniegtā aprūpe tiktu orientēta uz katra konkrēta pacienta vajadzībām un baiļu mazināšanu. Darba mērķis ir noskaidrot māsas profesionālās lomas pacientu baiļu mazināšanā māsu un pacientu skatījumā. Pētniecības uzdevumi ir: 1.Analizēt lit...

  4. ROTOR- YATAK SİSTEMLERİNİN KARARLILIĞI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Uğur YÜCEL

    2003-03-01

    Full Text Available Endüstrideki çeşitli uygulamalarda yüksek hızının yanısıra güvenli olarak çalışan dönen rotorlu makinaya ihtiyaç vardır. Bu tür bir makinayı elde etmedeki anahtar faktörün rotor-yatak sisteminin dinamik tepkisini ve kararlılığını doğru tahmin edebilme olduğu geçerliliğini korumaktadır. Bu makale basit analitik modellerle rotor dinamiği kavramının doğasını tanıştırmakta ve açıklamaktadır. İki ucundan sabit yataklarla desteklenen en basit rotor modeli ile başlanarak, daha gerçekçi ve daha detaylı durumlar esnek yatak etkileri de katılarak ele alınmıştır. Bu olguların bilinmesi gerçek turbomakinaların rotorlarını temsil eden karmaşık modellerin davranışını anlamada esastır.

  5. Development of Entrepreneurship Scale Towards Student Teachers: A validity and reliability studyÖğretmen Adaylarına Yönelik Girişimcilik Ölçeğinin geliştirilmesi: Geçerlik ve güvenirlik çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İsa Deveci

    2015-07-01

    çilen beş üniversitenin fen bilgisi öğretmenliği programında öğrenim gören 730 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Beş alt ölçekten oluşan ölçeğin faktör yapısını oluşturmak için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizinden (DFA yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda; alt ölçeklere ilişkin faktör yük değerleri .51 ve .79, madde toplam korelasyonları .35 ve .68 aralığında değişmektedir. Alt ölçeklere ilişkin en küçük öz değer 3.00 olarak ve en küçük varyans oranı ise % 41 olarak bulunmuştur. Beş faktörlü yapı, DFA sonucunda Ki-kare, RMSEA, CFI, NNFI, RMR, NFI, AGFI, GFI ve SRMR uyum indeksleri dikkate alınarak doğrulanmıştır. Araştırmanın güvenirliği Cronbach Alpha ve test-tekrar test tekniği ile sağlanmış olup, analizler sonucunda; en düşük Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı .77, test-tekrar test tekniği için ise en düşük korelasyon katsayısı .66 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlara bağlı olarak risk alma, yenilikçi olma, kendine güven, fırsatları görme ve duygusal zeka alt ölçeklerinden oluşan ÖAYGÖ’nün geçerli ve güvenilir olduğu söylenebilir. Geliştirilen bu ölçek ile öğretmen adaylarının girişimcilik özellikleri incelenerek, bu özelliklerin geliştirilmesi için eylem planları hazırlanabilir.

  6. Öğretmenlerin Mesleki İmaj Ölçeği

    OpenAIRE

    Bağçeci, Birsen; Çetin, Bayram; Ünsal, Serkan

    2013-01-01

    Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin mesleki imajlarının öğretmenler tarafından nasıl algılandığını ortaya koymaya yönelik bir ölçek çalışmasıdır. Araştırmanının örneklemini Kahramanmaraş’taki farklı okul türlerinde görev yapan 254 öğretmen oluşturmaktadır. Ölçeğin geliştirilmesi amacıyla yapılan çalışmalar, öğretmenlik mesleği imaj ölçeğinin 31 maddeden oluşan geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğunu göstermiştir. Ölçeğin yapı geçerliliğini belirlemek amacıyla yapılan açımlayıcı faktör analizi ...

  7. Police use of force: individualistic, situational, and organizational approachPolisin zor kullanmasi: bireysel, durumsal ve organizasyonel yaklaşım

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İlyas Özgentürk

    2015-04-01

    ğu zor kullanma yetkisinin sınırları hukuk tarafından düzenlenmiştir. Polisin sahip olduğu gücü suiistimal etmesi insani kaygılar, felsefi ikilemler ve politik sonuçlar açısından halk üzerinde büyük etkilere sahiptir. Zor kullanma; direnme ve saldırı karşısında bu fiilleri etkisiz hale getirecek derecede artan nispette bedeni kuvvet her türlü teçhizatı kullanmak şeklinde tanımlanmaktadır. Zor kullanma yetkisi kişilerin temel hak ve özgürlüklerine doğrudan bir müdahaledir.  Bu nedenle zor kullanma yetkisinin aşılması doğrudan insan hakları ihlali sayılmaktadır. Polisin zor kullanması ile ilgili sayısız araştırmalar ve çalışmalar yapılmıştır.  Ancak, zor kullanmanın kompleks yapısı ve  çok çeşitli nedenlerle ilişkili olmasından dolayı bu alanda oldukça fazla sınırlamalar vardır.  Bu nedenle, araştırmacılar polisin kuvvet kullanmasını sistematize ederek bireysel, durumsal ve kurumsal faktörlerin üzerinde durmuşlardır. Polis memurlarının güç ve kuvvet kullanmasını etkileyen bireysel faktörler; polis memurlarının yaşı, eğitim seviyesi, mesleki tecrübesi gibi karakteristikleri üzerinde durulmuştur. Durumsal faktörler; polislerin halk ile karşı karşıya geldikleri olayların cinsi ve şüphelilerin karakteristikleri üzerinde yoğunlaşmıştır. Kurumsal faktörler; polisin memurlarının görev yaptığı polis biriminin kurumsal kültürü ve hizmet anlayışının etkilerini açıklamaya çalışmaktadır.

  8. İlköğretim Okullarında Örgütsel İklim ve Örgüt Sağlığının Örgütsel Bağlılık Üzerindeki Etkisi

    OpenAIRE

    KORKMAZ, Mehmet

    2014-01-01

    Bu araştırmada okul iklimi ve okul sağlığının okul çalışanlarının örgütsel bağlılıkları üzerinde etkili bir faktör olup olmadığı araştırılmıştır. Diğer bir ifadeyle öğretmenlerin okullarına ve diğer meslektaşlarına bağlılığını ifade eden örgütsel bağlılık etkili bir okul iklimi ile okul sağlığının bir göstergesi midir? sorusuna cevap aranmıştır. Bunun için Ankara ili merkez ilçelerinde yer alan 42 ilköğretim okulu ile bu okullarda görev yapan 657 öğretmene 4 dereceli likert tipinde ölçek uygu...

  9. Düşünme Stilleri Ve Anne-Baba Tutumları Arasındaki İlişki

    OpenAIRE

    Palut, Birsen

    2008-01-01

    Düşünme stili bireyin zihninde olup bitenlerin ve düşünme süreçlerinin farklı şekillerde dışa yansıması olarak tanımlanmaktadır. Düşünme stillerinin oluşum ve gelişim sürecinde bireyin sosyalleşme süreci önemli bir yer tutmaktadır. Bu süreçte anne ve baba tutumları bireylerde hangi tür düşünme süreçlerinin baskın hale geleceğinin belirlenmesinde en önemli faktörlerden birini oluşturmaktadır. Ailelerin içinde yaşadığı kültürel değerler ve inançlar ebeveynlerin çocuk yetiştirme değerlerini, gel...

  10. MATEMATİKTE ÖĞRENCİLERE PROBLEM ÇÖZME YETENEĞİNİN KAZANDIRILMASI

    OpenAIRE

    Mustafa AYDOĞDU

    2008-01-01

    Bu çalışmada problem çözmenin eğitim ve matematik için önemi vurgulanıp, problem durumlarının neler olduğu, problemin çeşitleri ve bunların çözüm yolları belirtilmiştir. Problem çözmeyi etkileyen faktörler, problem çözmenin aşamaları açıklanıp matematikte problem çözmede en üst hedef olan problem çözme becerisinin ne olduğu ve problem çözme becerisinin öğrencilere nasıl kazandırılacağı hakkında görev yaptığımız okullardaki gözlemlerimizin yardımıyla tespitlerde bulunulmuştur....

  11. Marketingový plán pro letoun L410 NG společnosti Aircraft Industries, a.s.

    OpenAIRE

    Juráková, Hana

    2014-01-01

    Tato diplomová práce se zabývá sestavením marketingového plánu pro letoun L 410 NG, vyráběný firmou Aircraft Industries a.s. První část práce zahrnuje obecné teoretické poznatky, zaměřující se na proces sestavení plánu pomocí rozboru vnějšího okolí SLEPTE, Porterova modelu pěti konkurenčních sil, analýzy SWOT a marketingového mixu 5P. Ve druhé analytické části je tato základní teorie aplikována na uvedenou firmu. V závěrečné části práce jsou na základě zjištěných fakt a výsledků analýz navrhn...

  12. Development of the Scale on Coping with Cyber Bullying towards AdolescentsErgenlere Yönelik Siber Zorbalıkla Başa Çıkma Ölçeği'nin geliştirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adem Peker

    2015-02-01

    ılında Erzurum ilinde ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören 318 öğrenci oluşturmaktadır. Ölçeğin geçerliği, yapı geçerliği ve ölçüt bağıntılı geçerlikle incelenmiştir. Yapı geçerliği için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda siber zorbalıkla başa çıkma ölçeğinin toplam varyansın %61.36’sını açıklayan 17 madde ve 4 faktörden oluştuğu görülmüştür. Siber zorbalıkla başa çıkma ölçeğinin yapı geçerliği ayrıca doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiştir. Yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin modellerinin kuramsal ve istatistiksel olarak uygun olduğu belirlenmiştir. Ölçüt bağıntılı geçerlik çalışmasında zorbalıkla başa çıkma stratejileri ölçeği ile siber zorbalıkla başa çıkma ölçeği arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır. Ölçeklerin güvenirliği; iç tutarlık, iki yarı güvenirlik ve test-tekrar test yöntemleriyle hesaplanmıştır. Cronbach Alpha iç tutarlık katsayılarının ölçeğin alt boyutları için  .70-.86 arasında değiştiği görülmüştür. İki yarı test güvenirliği katsayılarının ölçeğin alt boyutları için .66-.86 arasında bulunduğu gözlenmiştir.  Ölçeğin test tekrar test güvenirlik katsayıları ölçek alt boyutları için .68-.83 arasında bulunmuştur. Bulunan bu değerler siber zorbalıkla başa çıkma ölçeğinin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.

  13. ERGENLERİN TANRI ALGILARIYLA SOSYAL KAYGI VE UMUT DÜZEYLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLER - RELATIONSHIP BETWEEN ADOLESCENTS’ GOD PERCEPTION AND THEIR LEVELS OF SOCIAL ANXIETY AND HOPE

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Veysel UYSAL

    2014-07-01

    Full Text Available ÖzetBu araştırmada ergenlerin Tanrı algılarıyla sosyal kaygı ve umut düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir.Ayrıca, bu değişkenler ile cinsiyet, okul dışında dinî içerikli eğitim alıp almama, ebeveyn öznel dindarlık algısıve ailenin gelir düzeyine ilişkin algı gibi faktörler arasındaki ilişki de incelenmiştir. Cinsiyet faktörü ergenlerinTanrı’yı algılama biçimlerinde bir farklılık meydana getirmemiştir. Bulgular, kızların erkeklere nazaranulaşmak istedikleri amaca daha çok güdülendiklerini; ancak daha fazla olumsuz değerlendirilme korkusuyaşadıklarını ortaya koymuştur. Okul dışında dinî içerikli eğitim alıp almama ergenlerin sosyal kaygı veumut düzeylerinde bir farklılaşma meydana getirmemiştir. Ancak okul dışında dinî içerikli eğitim faaliyetinekatılanlar Tanrı’yı kendilerine daha yakın hissettiklerini ifade etmişlerdir. Annelerine ilişkin dindarlıkalgıları yüksek olan ergenler Tanrı’yı kendilerine daha yakın bulduklarını belirtmişlerdir. Ekonomik durumergenlerin Tanrı algıları, sosyal kaygı ve umut düzeylerinde fark meydana getirmemiştir. Tanrı’yı olumlubiçimde algılama ve O’nun kendilerini koruduğunu düşünme ergenlerin, sırasıyla, amaçlarına ulaşma yollarıarama ve amaçlarına güdülenme düzeylerini arttırıcı, genel sosyal kaygı düzeylerini düşürücü etki yaratmıştır.AbstractIn this study the relationship between adolescents’ God perception, social anxiety and hope levels wasexamined. In addition, other variables including gender, religious education outside school, adolescents’ perception of their parents’ religiosity and economic levels were analyzed. We found that gender does nothave any impact on their God perception. Girls proved to be more motivated to their personal goals, yetmore in fear of negative evaluation as compared to boys. Our findings also revealed that religious educationactivities

  14. YÖNETİCİLERİN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ İLE LİDERLİK TARZLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ: İSTANBUL’DAKİ BEŞ YILDIZLI OTELLER ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Derman KÜÇÜKALTAN

    2014-01-01

    Full Text Available ÖzetEtkili liderlik, yoğun rekabet ortamı içerisinde faaliyet gösteren otel işletmelerinin de ihtiyaç duydukları bir kavramdır. Liderliği etkileyen faktörlerden bir tanesi de demografik özelliklerdir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; yöneticilerin demografik özellikleri ile benimsenen liderlik tarzları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır.Bu amaçla oluşturulan anket, İstanbul’daki beş yıldızlı otel işletmelerinin genel müdürleri ile departman müdürleri üzerinde uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Anket içerisindeki Likert ölçekli sorularda alt boyutların belirlenmesi için faktör analizi yapılmıştır. Elde edilen alt boyutların, yöneticilerin demografik özelliklerine göre bir farklılık gösterip göstermedikleri Mann-Whitney U ve Kruskal- Wallis testleri ile sınanmıştır. Farklılık gözüken maddelerde farkın nereden kaynaklandığını bulmak amacıyla Tukey testi uygulanmış ve elde edilen sonuçlar üzerinde yorumlar yapılmıştır. Üç liderlik tarzını birden etkileyen herhangi bir demografik özellik bulunmamakla birlikte, bazı değişkenlerin liderlik tarzları ile anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu görülmüştür.AbstractEffective leadership has become a notion that is needed by the hotel enterprises which function in a competition-intensive sector. Demographic characteristics are one of the factors which affect leadership most. In this context; the purpose of this study is to display the relationshipbetween the managers’ demographic characteristics and adopted leadership styles. The questionnaire that has been developed for this purpose, has been implemented on the general managers and departmental managers of the five star hotels in Istanbul. The gained data has been evaluated by SPSS. Factor analysis has been done to determine the sub-dimensions in Likert scale questions. The sub-dimensions have been

  15. ENVIRONMENTAL STRATEGIC ANALYSIS ON VOIP (Voice Over Internet Protocol SERVICES INDUSTRY IN TURKEY - TÜRKİYE’DEKİ TELEKOMUNİKASYON ENDÜSTRİSİ VOIP (Voice over IP SEKTÖRÜNÜN STRATEJİK DIŞ ÇEVRE ANALİZİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nihan YILDIRIM

    2011-07-01

    ıyla,PEST, Rekabet (Beş Güç, değer zinciri ve SWOT analizleriuygulayarak Türkiye’deki VoIP servisleri endüstrisine, fırsatve tehdit teşkil eden çevresel stratejik faktörleri incelemektedir.Çalışma sonuçları, karmaşık bir değer zincirine sahip buendüstride, alıcı ve tedarikçilerin pazarlık güçleri yüksek;ikame tehdit ve fırsatlarının belirgin olduğu, teknolojikfaktörler kadar, sosyal, ekonomik ve özellikle yasal faktörlerendüstrideki rekabeti artırdığnı göstermektedir.

  16. Multilevel analysis of the effects of leardership styles, decision making strategies and personality on decision-making process in schoolsLiderlik stilleri, karar verme stratejileri ve kişiliğin okullardaki karar sürecine etkilerinin çok düzeyli analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nezahat Güçlü

    2015-12-01

    Full Text Available This study aims to identify factors that are effective on decision making at school, to analyse how these processes occur, to investigate whether decision making processes differ from school to school; and to demonstrate whether decision making processes at schools are associated with personality, decision making strategies and principals’ leadership. The research was conducted during 2012-2013 academic year in central districts of Ankara. It covered a total number of 473 participants (22 principals and 449 teachers, who work in 24 different elementary schools. In order to collect necessary data for the research, Adjective Based Personality Scale (Bacanlı, İlhan and Aslan, 2009, Leadership Styles Scale (Çuhadaroğlu, 2008 and Decision-Making Questionnaire at School and Decision Making Process Questionnaire at School, which were developed by the authors, were employed in this study. In analysing the data, two-level hierarchical linear model technique was used. According to the research findings, the most important factors in decision making at schools are deputy principals, senior education managers and teachers. The least effective ones are citizens that are not custodians for students, non-educative personnel at school and representatives of non-governmental organisations.   Özet Bu çalışmada, okullarda karar verme sürecinde etkili olan faktörlerin neler olduğu, okulda karar süreçlerinin nasıl gerçekleştiği, karar verme süreçlerinin okullara göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve okullardaki karar verme süreçlerinin kişilik, karar verme stratejileri ve okul müdürünün liderliği ile ilişkili olup olmadığının ortaya konulması amaçlanmaktadır. Araştırma, 2012-2013 eğitim ve öğretim yılında, Ankara ili merkez ilçelerindeki 24 ilköğretim okulunda görev yapan 22 okul müdürü ve 449 öğretmen olmak üzere toplam 473 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma için gerekli verilerin

  17. Orman Kaynaklarının Konumsal ve Zamansal Değişiminin Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama Teknikleri İle İrdelenmesi: İnayet ve Yenice Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali İhsan KADIOĞULLARI

    2009-04-01

    Full Text Available Orman ekosistemlerinin sürdürülebilir planlaması ve isletilmesi için, geçmisteki durumlarıyla birlikte orman kaynaklarının zamansal degisimlerinin ve buna etki eden faktörlerin anlasılması oldukça önemlidir. İnayet ve Yenice Orman İşletme Seflikleri'nde (32 660 ha, orman kaynaklarının degisimi zamansal ve konumsal olarak incelenmistir. Çalısma kapsamında, alanın 1987-2001 yılı Landsat uydu görüntüleri sınıflandırılmıs ve 1972, 1993, 2004 yılı mescere tipleri haritaları Cografi Bilgi Sistemleri (CBS ile sayısallastırılarak konumsal analizleri yapılmıstır. Ayrıca, orman kaynaklarının konumsal yapısındaki (orman parçalarının sayı ve konumsal dagılımları değişimi FRAGSTATSTM programı ile belirlenmistir. Ormanlık alanlarda amenajman planları mescere haritasına göre 1972 ve 1993 yılları arasında %3.61; 1987 ve 2001 yılları arasında da %4.74, 1993 ve 2004 yılları arasında %3.37; 1972 ve 2004 yılları arasında %7.10 oranında artış olmustur. Ormanlık alanların kapalılıgı artması nedeniyle kalitesi artmıs ve “c, cd” çag sınıfındaki alan artısı sebebiyle ise orta yaslı bir yapıya dogru ilerlemistir. Konumsal yapı bakımından incelendiginde; dogal gençlestirme, agaçlandırma çalısmaları, yogun orman kullanımı, yasadısı kullanım, yerlesim alanlarının artması ve düz alanlardaki altyapısal gelismeler nedeniyle ortalama orman parça alanı (MPS ve en büyük parça indeksi (LPI azalmıs, parça sayısı (NP ve ormanların parçalılıgı genel olarak artmıstır. Ayrıca, 1972 ve 2001 döneminde arazi kullanımı demografik dinamiklere ragmen ve uygun ormancılık faaliyetlerine baglı olarak ormancılık lehine gelisme göstermistir. Demografik hareketliliginin genelde ilçe merkezinde olması, köy merkezlerinde (kırsal kesimde nüfusun fazla degismemesi nedeniyle orman yapısının degisiminde kısmen etkili oldugu belirlenmistir. Sonuçta; orman

  18. Tedarikçi Değerlendirme Sürecinde Yapay Sinir Ağlarının Kullanımı ve Sektörel Bir Uygulama

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    A. Yeşim Yayla

    2011-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Seramik Sektöründe faaliyet gösteren tedarikçi firmaların, eş zamanlı mühendislik metodunu kullanım etkinliğine göre değerlendirilmesi sürecinde kullanmak üzere; üç katmanlı, ileri beslemeli, geriye yayılımlı bir Yapay Sinir Ağı modeli geliştirilerek, bu modelin, tedarikçi değerlendirme sürecinde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Çalışma kapsamında oluşturulan araştırma modelinin bağımsız değişkenleri ağın giriş değişkenleri olarak, bağımlı değişkeni ise çıkış değişkeni olarak kullanılmıştır. Bu değişkenlerin değerleri faktör analizi yardımı ile belirlenmiştir. Analizde kullanılacak veri setinin temini için, ağın giriş ve çıkış değişkenlerini açıklayan otuz dört soruluk bir anket formu hazırlanarak, ilgili sektörde faaliyet gösteren 52 firmayı kapsayan anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Ağın daha doğru sonuçlar vermesi için, analiz sonuçlarına göre faktör yükü 0.6'nın altında değere sahip sorular elenmiştir. Elenen soruların değerlendirme dışı bırakılması ile, 8 giriş değişkenini açıklayan 22 soruya verilen cevaplar ağın giriş değerlerinin belirlenmesinde, çıkış değişkenini açıklayan 3 soruya verilen cevaplar ağın çıkış değerinin belirlenmesinde kullanılmıştır. Ağın giriş ve çıkış değerlerine ilişkin veri seti, k-fold yöntemi ile 4 eşit gruba ayrılarak dört farklı alternatif ağ yapısı oluşturulmuştur. Sonuç olarak, en düşük hatayı veren ağın test simülasyonu sonucunda elde edilen tahmini firma puanları ile gerçek firma puanları birbirine çok yakın çıktığı için, geliştirilen Yapay Sinir Ağı modelinin, tedarikçi değerlendirme sürecinde kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

  19. Akut ve kronik oroantral açıklıkların cerrahi tedavisi: 33 vakalık klinik çalışma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Cihan Bereket

    2013-01-01

    Full Text Available

    Oroantral comunications are known as pathological connections occuring between the oral cavity and maxillary sinus. Early treatment of this condition prevents the development of sinusitis and fistula, as well as the need for more complex methods of treating patients and the possibility of recurrence. In this study; age, sex, etiologic factors, location of the opening, methods of treatment and early complications of 33 patients that surgically treated in Ondokuz Mayıs University, Faculty of Dentistry, Oral and Maxillofacial Surgery Clinic between 2005-2011 were examined. 18 (54.54% of oroantral openings were treated with buccal advancement flap, 4 (12.12% of them were treated with palatal rotational flap, 8 (24.24% of them were treated with iodoform gauze pack strip and the remaining 3 (9.09% cases were treated with buccal fat pad, double-tunnel method and primary closure. In all cases, tooth extraction was the only etiologic factor. 100% (20/20 success was achieved in all patients with acute openings, while the rate was 77% (13/10 in patients with oroantral fistula.

     

    ÖZET

    Oroantral açıklıklar, ağız kavitesi ve maksiller sinüs arasında meydana gelen patolojik bağlantı olarak bilinmektedir. Bu durumun erken dönem tedavisi, sinüzit ve fistül gelişimini önlediği gibi, hastaların daha komplike yöntemlerle tedavi gereksinimlerini ve nüks olasılığını da önlemektedir.  Bu çalışmada, 2005-2011 tarihleri arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi kliniğinde cerrahi tedavisi gerçekleştirilen akut veya kronik açıklığa sahip 33 hastanın yaş, cinsiyet, etyolojik faktörler, açıklığın lokalizasyonu, gerçekleştirilen tedavi yöntemleri ve erken dönem komplikasyonları incelenmiştir. Oroantral açıklıkların, 18’i (%54,54 bukkal ilerletme flebi, 4’ü (%12,12  palatal döndürme flebi, 8’i (24

  20. Effect of the rights of intellectual property on the export revenuesFikri mülkiyet haklarının ihracat gelirleri üzerindeki etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sedat Durmuşkaya

    2016-02-01

    Full Text Available Therise of export revenues in Turkey in the recent years, have been possible to come up with factors that effecting export at the same time and in a positive way. In addition to many studies that aimed which factors effect therise of export revenues and its direction, in this study, exportand the rights of intellectual property, in particular the causality relation of the rights of industrial property were investigated. Some of the industrial property rights of Industrial Design, Utility Model, Trade Mark and Patent aplicant numbers are used as a data set in the analysis in order to investigate this effect quantitatively. Toda-Yamamoto casuality process that particularly gives successful results in the small sample sets is used to reveal the existence of the relationship that mentioned. According to results by obtaining from analysis, while a causal relation was determined from industrial designs and aplicant number of utility models to export, bidirectional causality relation was identified between trademark applications and patent applications and export. This results reveal the importance of protection of intellectual property rights in a beterway to ensure more export growth. Özet Türkiye ihracat gelirlerinde son dönemlerde yaşanan artış, ihracata etki eden faktörlerin aynı anda ve olumlu bir şekilde bir araya gelmesi ile mümkün olmuştur. İhracat gelirlerinin artışına etki eden faktörlerin neler olduğuna ve ne yönde etkilediğine yönelik yapılan birçok çalışmaya ek olarak bu çalışmada, ihracat ve fikri mülkiyet hakları, özelde ise sınai mülkiyet hakların arasındaki nedensellik ilişkisi araştırılmıştır. Bu etkinin nicel olarak araştırılabilmesi için sınai mülkiyet haklarından olan Endüstriyel Tasarım, Faydalı Model, Marka ve Patent başvuru sayıları analizlerde veri seti olarak kullanılmıştır. Bahsedilen ilişkinin varlığını ortaya koyabilmek için özellikle küçük

  1. RELATIONSHIP OF THE SHOPPING ON THE INTERNET AND ATTITUDES TOWARD THE MONEY AND CREDIT CARDS/ PARA VE KREDİ KARTINA İLİŞKİN TUTUMLARIN İNTERNET ÜZERİNDEN YAPILAN ALIŞVERİŞLE İLİŞKİSİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Deniz KONAÇ

    2016-03-01

    Full Text Available Tüm dünyada hızla yayılan internet, alışveriş için de giderek daha çok kullanılmaya başlanmıştır. Önceki araştırmalarda internet üzerinden alışveriş yapma davranışını paraya karşı ve kredi kartına karşı tutumların, internet üzerinden alışverişte algılanan riskler ile yararların ve demografik değişkenlerin ayrı ayrı etkilediği saptanmış ancak bu faktörlerin hepsinin birbiriyle olan ilişkisi incelenmemiştir. Bu çalışmada yukarıda bahsedilen faktörlerin tümünün arasındaki ilişki ilk kez incelenmiştir. Gelir durumunun ve kredi kartı sahibi olmanın Elde Tutma Boyutu ile aynı yönde bir ilişki gösterdiği, kredi kartına ilişkin tutumlar ile Güç/Prestij Boyutunun ve Kaygı Boyutunun aynı yönde bir ilişki gösterdiği, kredi kartına ilişkin tutumların İnternet Üzerinden Alışverişte Algılanan Yararlar puanındaki varyansı açıkladığı ve eğitim düzeyi ile İnternet Üzerinden Alışverişte Algılanan Riskler arasında doğrusal olmayan bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. The internet is being used as a means for shopping ever-increasingly. Attitudes toward money, attitudes toward credit card, perceived benefits and risks of online shopping and demographical variables are separately shown to affect online shopping behavior by previous research. However, the relationship between these factors altogether was not studied. This current study aims to examine the relationship between all factors for the first time. A positive relationship between Retention Dimension and income state was observed. A positive relationship between attitudes toward credit card and Power/Prestige Dimension along with Anxiety Dimension was observed. Attitudes toward credit card explain the variance in Perceived Benefits of Online Shopping scores. A non-linear relationship between educational status and Perceived Risks of Online Shopping was observed.

  2. Reading attitude scale: The reliability and validity studyOkuma tutum ölçeği: Geçerlik ve güvenirlik çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Orhan Çakıroğlu

    2015-04-01

    Full Text Available The purpose of this study was to examine the adaptation, reliability and validity of a “reading attitude scale” that was developed by McKenna and Kear (1990 to determine the reading attitudes of students.  The study was conducted with 318 students attending to 5th,6th,7th, and 8th grades in Trabzon. The scale includes 20 items and two factors called as leisure time reading and academic reading. The analyses were conducted in SPSS 20.0 and AMOS v.22. The final Turkish version of the scale included 20 items and two factors as it was in the original scale. The internal consistency reliability of the scale was 0.84 and 0.78 according to test-retest analysis. This is the first study that examines the reliability and validity of the Turkish version of the scale by using advanced statistics to determine the psychometric characteristics of the measure. Based on the study findings, the Reading Attitude Survey is a practical, feasible, and an understandable measurement tool.ÖzetBu çalışmanın amacı, öğrencilerin okumaya yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla Mckenna ve Kear (1990 tarafından geliştirilmiş olan “Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği”nin (OTÖ uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Trabzon ilinde eğitim görmekte olan ve 5.6.,7., ve 8. sınıfa devam eden toplam 318 öğrenci oluşturmuştur. Veriler SPSS 20.0 ve AMOS versiyon 22 paket programlarıyla yapılmıştır. Ölçek orijinaline uygun madde sayısında ve faktör yapısında oluşmuştur. DFA uyum indeksi ve madde faktör dağılımları istatistiksel olarak beklentilere uygun açığa çıkmıştır.   Ölçeğin güvenirlik katsayısı iç tutarlılık yöntemi ile 0.84 test-tekrar test yöntemiyle 0.78 olarak hesaplanmıştır. İlk kez bu kapsamda ileri veri analizleri ile incelemesi gerçekleştirilen aracın psikometrik özelliklerinin kullanılmaya elverişli geçerli ve güvenilir oldu

  3. The relationship between employees' silence behavior and career expectations within the scope of justice perceptionİşgörenlerin adalet algılamaları kapsamında sessizlik davranışının kariyer beklentisi ile ilişkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mahmut Demir

    2014-05-01

    Full Text Available The purpose of this study is to investigate the effects of employees’ silence behavior on career expectations within scope of justice perception in ground handling business of airports. After a literature search that related to subject, a questionnaire was developed from the previous studies. Data were collected at airports in Antalya, Milas-Bodrum and Dalaman by research groups in face-to-face interviews with 497 employees and were analyzed with PASW statistical program. Firstly, the validity and reliability analysis was conducted on data. Secondly, structural and convergent validity of the data have revealed with the factor analysis. Thirdly, correlation analysis was used to investigate the relationship between independent variables (despair, insensitive, impartiality, distrust and career expectation. Finally, it was tested using a regression analysis to determine the affects of independent variables on the factor of career expectation. As a result, research findings suggest that a significant relationship was found between three of the four independent variables (despair, impartiality, and distrust and employees’ career expectation. Özet Bu çalışmanın amacı, havalimanı yer hizmetleri işletmelerinde işgörenlerin adalet algılaması kapsamında sessizlik davranışının kariyer beklentisi üzerindeki etkisini araştırmaktır. Konuyla ilgili önceki çalışmalardan yapılan alan yazın taramasından sonra bir anket geliştirilmiştir. Antalya, Milas-Bodrum ve Dalaman Havalimanlarında bir grup araştırmacı ile yüz yüze görüşme yöntemiyle 497 kişiden toplanan veriler PASW istatistik programı ile analiz edilmiştir. Öncelikle verilere geçerlik ve güvenirlik analiz uygulanmıştır. İkinci olarak, verilerin yapısal ve yakınsak geçerliliği faktör analizi ile ortaya konulmuştur. Üçüncü aşamada, bağımsız değişkenler (umutsuzluk, duyarsızlık, tarafsızlık ve güvensizlik ile kariyer beklentisi aras

  4. Genetik Epidemiyolojide Kullanılan Bazı Araştırma Tasarımları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esra PAMUKÇU

    2012-01-01

    Full Text Available Genetik epidemiyoloji, insan toplumunda ve onların aileden miras kalan özelliklerinde, hastalığa yol açan gen ve çevresel faktörlerin etkileşimini inceleyen bir bilim dalıdır. Son yıllarda kullanılmaya başlanılan tüm-genom çaplı araştırmalar, geniş hasta ve kontrol gruplarının, kısa sürede ve yüksek çözünürlükle analiz edilmesini mümkün kılarak genetik çalışmalara ivme kazandırmış, kalıtsal hastalıklara genetik bakışı farklılaştırmış ve yeni kavramlar yüklemiştir. Böylece genetiğin sadece basit, yüzeysel ve nadir karakteristiklerin kalıtımı ile ilgilendiği düşüncesi, günümüzde hayatın temel şekillenme süresinde genlerin oynadığı rolün anlaşılması şekline dönüşmüştür. Türkiye'de halk sağlığı çalışmalarında epidemiyolojik yöntemler sık olarak kullanılırken, genetik faktörlerin halk sağlığı üzerindeki olası etkilerinin incelenmesine duyulan ihtiyaç nedeniyle, bu alanda çalışan klinisyenlerin, genetik epidemiyoloji konusundaki ilgisinin arttığı gözlemlenmektedir. Epidemiyoloji, genellikle toplum tabanlı örneklemeyi kullanarak akraba olmayan kişiler üzerinde çalışırken; genetik epidemiyoloji, hastalıkla alakalı bir aile öyküsüne sahip, genetik olarak yüksek risk grubunda ve akraba olan belirli kişiler üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle genetik çalışmalarda kullanılan çalışma tasarımları da epidemiyolojide kullanılan genel tasarımlardan belirli şekillerde farklılıklar gösterebilmektedir. Bu derlemenin amacı, epidemiyolojik araştırmalarda kullanılan olgu kontrol ve kohort araştırma tasarımlarının, hastalıkların genetik yapı ve çevre ile olan ilişkisini incelerken nasıl kullanıldığı, bu tür araştırmaların planlama ve analizinde dikkat edilmesi gereken konuları açıklamak amacıyla literatürde var olan bazı makalelerin ve kitapların incelenmesi ve elde edilen bilgilerin özetlenmesidir.

  5. Matriks metalloproteinazlar: diş dokuları ve çürük üzerine etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Engin Ersöz

    2011-09-01

    Full Text Available

    ÖZET

    Oral kavitede görülen hastalıkların mikroorganizmalarla olan ilişkileri ortaya konduktan sonra tedavi seçenekleri bu organizmaları ortadan kaldırmaya yönelik olmuştur. Ancak günümüzde yapılan çalışmalar bu hastalıkların oluşmalarının yalnızca mikroorganizmalar nedeniyle olmadığını aynı zamanda konak cevabının ve konak kaynaklı faktörlerin de hastalığın oluşması ve seyrini etkilediğini gözler önüne sermiştir. Bu konak kaynaklı faktörlerden bir tanesi ise Matriks Metallo Proteinaz (MMP adı verilen bir enzim grubudur. MMP'ler; yıkımdan sorumlu birçok ekstraselüler matriks proteini ile organogenez, büyüme ve doku dönüşümü sırasında uyum içinde çalışan enzim grubudur. Bu derleme matriks metalloproteinazlarının hem sistemik etkilerine değinecek hem de ağız hastalıklarının seyri ve tedavi seçenekleri içerisinde üstlenebilecekleri rollere ışık tutacak şekilde hazırlanmıştır.

    Anahtar kelimeler: Matriks metalloproteinaz, çürük, kollagen, matriks metalloproteinaz doku inhibitörü.

    ABSTRACT

    Since relationship between oral diseases and microorganisms have been revealed treatment options were focused to terminate those microorganisms. However; today's researches show that host response and host related factors have influence on diseases and their progress. Matrix metalloproteinases (MMP are one of those host related factors. MMP's act as a degradative extracelular matrix protein during organogenesis, growth and tissue transformation processes. This review is about; systemic effects of MMP's and their roles in disease progression and treatment options.

  6. ÜRETİM İLİŞKİLERİ TEMELİNDE MODERNİZM VE POST-MODERNİZMİN AZGELİŞMİŞ ÜLKELER ÜZERİNE ETKİLERİ (ON THE BASIS OF THE PRODUCTION RELATIONSHIP EFFECTS OF MODERNISM AND POST-MODERNISM ON UNDERDEVELOPED COUNTRIES

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kemal ER

    2014-07-01

    Full Text Available ÖZ: Dünya ekonomik sisteminin kapitalizm tarafından şekillendirildiği bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla, ekonomik sistem içinde yer alan fordizm ve post-fordizm de kapitalizmin etkisi altında bulunmaktadır. Burada yapılan araştırmada görüldüğü gibi, fordizm modernizmi etkilemekte, daha sonra gündeme gelen post-fordizm de post-modernizmi etkilemektedir. Öte yandan, modernizm ve post-modernizm, “gelişme yazını” ve “azgelişme yazını” tarafından farklı açılardan ele alınmaktadır. Bu teorilere “azgelişmişlik” açısından bakılmadığında, toplumsal kalkınma sorununa gelişmeyi destekleyici bir çözüm getirilememektedir. O nedenle, bu makalede, ekonomik sistemleri de belirleyen üretim ilişkileri de dikkate alınarak, modernizm ve post-modernizm teorilerinin azgelişme açısından incelenmesi üzerine yoğunlaşılmaktadır. Literatür araştırmalarından elde edilen sonuçla, üretim ilişkileri temelinde modernizm ve post-modernizm gelişmiş devletlerin çıkarlarına işlemektedir. Çalışmada buradan hareketle, azgelişmiş devletlerin zararlarına olabilecek faktörler vurgulanmaya ve bu faktörlerin etkisini ortadan kaldırmaya yönelik politika önerilerinde bulunulmaya çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Azgelişme, Kapitalizm, Modernizm, Post-modernizm, Fordizm, Post-fordizm, Bağımlılık Okulu. ABSTRACT: It is a well-known reality that capitalism forms the economic system of the world. Therefore, fordism and post-fordism contained in the economic system are also under the influence of capitalism. As shown in the research, fordism affects the modernism, and in the next step dealt post-fordism influences the post-modernism. On the other hand, the modernism and post-modernism theories have been considered through different perspectives by the “development literature” and the “underdevelopment literature”. It is not possible to find a solution against the social

  7. ŞEHİR İÇİ DENİZYOLU ULAŞIMINDA MÜŞTERİLERİN HİZMET ALGISI VE MEMNUNİYETİ: BİR UYGULAMA - CUSTOMER’S PERCEPTION OF SERVICE AND SATISFACTION IN MARITIME TRANSPORT IN THE CITY: AN APPLICATION

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa KARADENİZ

    2014-07-01

    Full Text Available ÖzetTaşımacılık ve ulaştırma sektörü lojistiğin önemli bir faaliyet alanıdır. Teknolojide ve hizmet sektöründeyaşanan gelişmeler bu sektörü de her yönüyle değiştirmiştir. Müşteri memnuniyetini sağlamak rekabetgücünü arttırmada en etkili faktörlerden biridir. Günümüz çağdaş rekabet dünyasında ulaştırma sektöründede büyük bir çekişme mevcuttur. Bu gelişmeleri göz önünde bulunduran işletmeler, insanların hizmetalgısı-memnuniyet ilişkisine önem vermeye başlamıştır. İşletmeler, müşteri memnuniyetini sağlamak içinmüşterilerinin alışkanlıklarını, beklentilerini, algılarını ve sosyo-demografik özelliklerini iyi tespit etmeyeçalışmaktadırlar.Yapılan bu çalışmanın literatür bölümünde lojistik, taşımacılık, şehir içi deniz yolu taşımacılığı, hizmetkavramı ve müşteri memnuniyeti üzerinde durulmuş ve İstanbul Şehir Hatları hakkında genel bilgiverilmiştir. Araştırmanın uygulama kısmında ise İstanbul Şehir Hatlarını kullanan 396 müşterinin, sunulanhizmete ilişkin algısı ve memnuniyetleri incelenmiştir. Veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmış, anketverileri frekans analizi, güvenilirlik analizi, faktör analizi, t-testi, Anova, korelasyon analizi ve regresyonanalizine tabi tutularak araştırmadan elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır.AbstractThe transportation sector is one of the important activity field in logistics. Developments in technologyand the service sector has changed every aspect of this industry. Customer satisfaction is one of the most important factor in increasing competitiveness. In today’s modern competitive world, there is also a greatcontention in the transportation sector. Considering these developments, businesses began to give attentionto the relationship between the service perception and satisfaction of people. Business tries to identifycustomers’ habits, expectations, perceptions and socio

  8. Moringa (Moringa Oleifera’nın Kanatlı ve Ruminant Hayvan Beslemede Kullanılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tugay Ayasan

    2015-03-01

    Full Text Available Gelişmekte olan ülkeler, protein ve enerji kaynağı yem hammaddelerinin fiyatlarının yüksek olması nedeniyle yem maliyetlerindeki artış sebebiyle, bazı zorluklara maruz kalmışlardır. Moringa, protein ve ham selüloz bakımından zengin bir yem kaynağıdır. Moringanın ham protein düzeyi %7,12 ile %39,17 arasında değişim göstermektedir. Tanen ve diğer anti besleme faktörlerini göz ardı edilebilir düzeyde içermesi sebebiyle, ruminantlar ve ruminant olmayan hayvanlar için alternatif bir protein kaynağıdır. Protein ve mineraller bakımından zengin olmasına rağmen, Moringa uzun yıllar boyunca üzerinde çalışılmayan bitkilerden birisi olmuştur. Ayrıca, aşırı düzeyde antibiyotik kullanımının sonucu olarak, antibiyotiklere dayanıklı patojenlerin gelişmesi problemiyle de karşı karşıya kalınmıştır. Bu makalede, hayvan beslemede kullanılan moringa ile bu yem maddesiyle kanatlı ve ruminant hayvanlar üzerinde yapılan besleme çalışmaları ele alınmıştır.

  9. Directions in the Development of Commercial Insurance in Poland and Lithuania

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Witkowska Justyna

    2014-03-01

    Full Text Available Celem artykułu jest określenie kierunków rozwoju ubezpieczeń gospodarczych w Polsce i na Litwie w ostatnim dziesięcioleciu. Rynek ubezpieczeniowy w latach 2002- 2011 zmienił się. Zmiany te są widoczne w różnych obszarach ubezpieczeń gospodarczych. W nakreśleniu kierunków rozwoju rynku pomocne były informacje na temat liczby ubezpieczycieli przypisu składki i jej dynamiki. wypłaty świadczeń. odszkodowań i ich dynamiki oraz wskaźnika szkodowości. Podkreślenia wymaga fakt. iż Polska później niż Litwa odczuła skutki kryzysu finansowego na rynku ubezpieczeniowym. co jest widoczne w poszczególnych analizowanych wskaźnikach. Na Litwie pod względem wydatków na ubezpieczenia zdecydowanie większym zainteresowaniem cieszą się produkty ubezpieczeń majątkowych. w Polsce natomiast ubezpieczenia na życie. W ramach ubezpieczeń działu I Polacy kupują najwięcej ubezpieczeń z grupy 1. Litwini z grupy 3. Jeżeli chodzi o dział II. zarówno wśród osób mieszkających w Polsce. jak i na Litwie. a także w całej Europie największym powodzeniem cieszą się ubezpieczenia komunikacyjne (OC i AC oraz ubezpieczenia nieruchomości.

  10. Peer-assisted teaching student tutors as examiners in an orthopedic surgery OSCE station - pros and cons.

    Science.gov (United States)

    Melcher, Peter; Zajonz, Dirk; Roth, Andreas; Heyde, Christoph-E; Ghanem, Mohamed

    2016-01-01

    Hintergrund: Ein OSCE (objective structured clinical examination) ist zusammengestellt aus mündlichen und praktischen Prüfungen um die studentischen Fähigkeiten der klinischen Untersuchung und des Umgangs mit den Patienten zu beurteilen. Als Prüfer können dabei Peers und Dozenten eingesetzt werden. In dieser Arbeit werden studentische „Skills-Lab“-Tutoren als Prüfer einer OSCE-Station Orthopädie evaluiert.Methoden: Wir analysierten die Zahlen der OSCEs von 2013 bis 2015. In jedem Jahr wurden mehr als 300 Studenten geprüft. Die Prüfungsergebnisse nach Einsatz von studentischen „Skills-Lab“-Tutoren als Prüfer einer OSCE-Station Orthopädie werden ausgewertet.Ergebnisse: Die Auswertung der studentischen Peers in unserer Studie zeigt, dass sie flexibler in der zeitlichen Planung sind und gut auf den OSCE vorbereitet waren. Zudem haben studentische Peers einen klaren ökonomischen Vorteil.Nachteile wurden in unserer Untersuchung nicht festgestellt, was mit dem Fakt zusammenhängen kann, dass die Peers gut vorbreitet wurden und die Checklisten regelmäßig überprüft werden. Schlussfolgerung: Studentische Peers im OSCE haben große Vorteile durch ihre zeitliche Flexibilität und relativ geringe Kosten. Sie müssen gut vorbereitet werden und die Checklisten müssen regelmäßig geprüft werden. In den ausgewerteten Prüfungsergebnissen zeigt sich kein Unterschied zwischen studentischen und ärztlichen Prüfern. Die gesetzlichen Grundlagen für den Einsatz von Studenten sollten bedacht werden.

  11. İzmir Körfezi'nde Hamsi (Engraulis encrasicolus L., 1758'nin Yaş ve Büyüme Özellikleri Üzerine Araştırmalar.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dilek Uçkun

    2015-12-01

    Full Text Available Bu araştırmada, Ocak 1997-Aralık 1997 tarihleri arasında İzmir Körfezi’nden gırgır tekneleriyle avlanan balıkçılardan temin edilen 1161 adet hamsi (Engraulis encrasicolus, L., 1758 bireyi incelenmiştir. Örneklerin çatal boyları 6.2-14.0 cm ile ağırlıkları 1.46-22.47 g arasında değişmiştir. Dişi:erkek oranı 1:0.33 ve maksimum yaş III olarak tespit edilmiştir. En fazla bireye I yaş grubunda rastlanmıştır. Tüm bireyler için boy ve ağırlığa göre von Bertalanffy büyüme denklemleri Lt=14.93(1-e-0.628(t-0.710 Wt=26.17 (1-e-0.628(t-0.710değerleri dişi bireylerde 0.449-0.839, erkek bireylerde ise 0.550-0.864 arasında tespit edilmiştir. olarak bulunmuştur. Boy-ağırlık ilişkisi denklemi W=0.0057*L3.130 olarak hesaplanmıştır. Kondisyon faktörü

  12. LİDERLİK HEDEF YÖNETİMİ SÜRECİNİN TANIMLANMASINDA ALTERNATİF BİR YAKLAŞIM: “WALLENDA FAKTÖRÜ”

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bora BALUN

    2015-10-01

    Full Text Available Yönetimsel beceriler, kurumsal kimlik yaratma sürecinin ve bu süreç içerisinde ortaya konulan hedeflerin önemli bir enstrümanıdır. Bu fonksiyonu yerine getirecek yönetim yaklaşımlarında lider; temsil ettiği kurum veya örgütün gelecekte planlanan kısa, orta veya uzun vadeli hedeflere ulaşması doğrultusunda pozisyon alarak insan kaynakları sisteminin bütünlüğünü organize eder. Lider, hedef yönetimi süreci şeklinde nitelendirilen ve organizasyon yapısı içerisinde yer alan bireyler arasında kurumsal bağ oluşturarak arzu edilen hedeflerin gerçekleştirilmesini sağlar. Hedef - sonuç beklentisi doğrultusunda yönetim enstrümanları kullanarak nihai sonuçlar açısından temsil ettiği sistemi ve organizasyonu domine eder. Bu çalışmada; liderlik hedef yönetimi süreci “wallenda faktörü” açısından değerlendirilerek ortak hedefler üzerine etkisi tartışılmıştır.

  13. YABANCI ÇITALI KUTU KONSTRÜKSİYONDA LEVHA VE TUTKAL ÇEŞİDİNİN DİYAGONAL BASINÇ VE ÇEKME DİRENCİNE ETKİLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa ALTINOK

    2003-01-01

    Full Text Available Kutu konstrüksiyonlu mobilya üretiminde önemli faktör köşe birleşme yerlerindeki diyagonal basınç veya diyagonal çekme direncidir. Bu direnç ahşap esaslı levhanın cinsine, birleşme tipine ve tutkal çeşidine göre farklılık göstermektedir. Bu çalışmada, kutu konstrüksiyonlu mobilya üretiminde en çok kullanılan birleştirme tiplerinden yabancı çıtalı birleşmenin değişik ahşap esaslı levhalarda, tutkal çeşidine göre basınç ve çekme dirençlerini nasıl etkilediği deneysel olarak incelenmiştir. Sonuç olarak, ahşap esaslı levhalarda polivinilasetat tutkalı ile yapılan yabancı çıtalı birleşmelerde, diyagonal basınç ve çekme dirençlerinin düşük, desmodur-vtka tutkalı ile yapılan birleşmelerde ise, daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

  14. TERMİT KAYNAĞI İLE BİRLEŞTİRİLEN BİR RAYIN KAYNAK BÖLGESİNDEKİ SERTLİK DAĞILIMI VE METALURJİK ÖZELLİKLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cevdet MERİÇ

    1998-02-01

    Full Text Available Demiryolu taşımacılığında konfor ve emniyete tesir eden faktörler arasında rayların döşenmesi önemli bir yer tutar. Uzun yıllardan beri bilinmekte olan termit kaynağı rayların çökmesini önler, trenin yoldan çıkmasına mani olur ve sarsıntısız bir yolculuk sağlar. Bununla birlikte rayların ve vagonların ömrünü uzatarak çeşitli ekonomik faydalar da temin eder. Bu çalışmada S 49 tipi St 70 çeliğinden imal edilmiş demiryolu rayları termit kaynağı ile birleştirilmiş olup, kaynak bölgesinin sertlik profili, çıkartılmış ve mikro yapısı incelenmiştir. İnceleme sonucunda çıkarılan sertlik profilinde ITAB (Isının Tesiri Altındaki Bölge'de maksimum sertlik değerleri kaynak bölgesinin hemen önünde de tesbit edilmiştir. Isıdan etkilenen bölgede, erime bölgesinin hemen önündeki sahada sertlik değeri 290 HB 5/750 iken, kaynak bölgesinde 260 HB ve ana yapıda ise 220 HB sertlik değerleri elde edilmiştir. Mikroyapı incelemesinde pro-eutectoid ferrit ile birlikte perlit ana yapı tesbit edilmiş, martersit oluşumuna rastlanılmamıştır.

  15. Prezentacja innych dochodów całkowitych w sprawozdaniach finansowych wybranych spółek publicznych w Polsce w latach 2009–2011

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bogusława Bek-Gaik

    2013-04-01

    Full Text Available Inne całkowite dochody to nowa kategoria ekonomiczna, dopiero testowana w praktyce gospodarczej. Oczywi-sty wydaje się fakt zapotrzebowania na badanie aspektów praktycznych dotyczących prezentacji innych całkowitych dochodów w sprawozdaniu z dochodów całkowitych. Zasadniczym celem niniejszego artykułu jest zbadanie, jaką formę prezentacji innych całkowitych dochodów w sprawozdaniu z całkowitych dochodów wybrały polskie spółki giełdowe, jaka jest istotność wyniku całkowitego oraz średnia liczba pozycji ujawnia-nych w ramach innych zysków całkowitych przez badane spółki publiczne (struktura innych zysków całko-witych. Metodą badawczą zastosowaną w artykule były studia literaturowe, analiza regulacji dotyczących sprawozdania z całkowitych dochodów (głównie MSR 1 oraz analiza sprawozdań finansowych sporządzo-nych zgodnie z Międzynarodowymi Standardami Sprawozdawczości Finansowej wybranych polskich spółek publicznych w latach 2009–2011. Wyniki badań wskazują, że w praktyce mamy do czynienia z indywidual-nym podejściem do zasad prezentacji informacji o innych całkowitych dochodach. Niewątpliwą wadą takie-go sposobu prezentacji jest brak możliwości porównywania poszczególnych kategorii sprawozdań między spółkami; analiza porównawcza jest pracochłonna i wymaga poszukiwania danych w wielu notach.

  16. Fotovoltaik Uygulamalar için GLAD Tekniği ile Büyütülen Spiral Nano Şekilli a-Si İnce Filmlerin Elektriksel ve Yapısal Özelliklerinin İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Beyhan TATAR

    2016-12-01

    Full Text Available Spiral nano şekilli a-Si ince filmler c-Si altlıklar üzerine elektron demeti buharlaştırma sistemi içerisinde GLAD tekniği kullanılarak hazırlanmıştır. Spiral nano şekilli ince filmlerin yapısal özellikleri X-ışınları difraksiyonu (XRD analizi ve Raman spektroskopi analizi ile belirlendi. Büyütülen spiral nano şekilli a-Si ince filmlerin yüzey ve arakesit morfolojileri Alan Emisyonlu Taramalı Elektron Mikroskobu (FE-SEM ile incelendi. Spiral nano şekilli a-Si/c-Si heteroeklemlerin elektrik ve fotovoltaik özellikleri karanlık ve aydınlık şartlarda akım-gerilim ölçümleri ile incelendi. Bariyer yüksekliği ΦB, ideallik faktörü ɳ, seri direnç Rs ve şant direnci Rsh gibi spiral nano şekilli a-Si/c-Si heteroeklemlerin karanlık şartlardaki diyot parametreleri I-V karakteristiklerinden belirlendi ve sırasıyla 0,82 eV, 3,34, 1,9 kΩ ve 0,17 MΩ olarak bulundu. Spiral nano şekilli a-Si/c-Si heteroeklemler iyi bir fotovolataik davranış göstermiş ve açık devre gerilimi ve kısa devre akım yoğunluğu gibi fotovoltaik parametreleri sırasıyla Voc=300mV ve Jsc=0,12 mA/cm2 olarak elde edilmiştir.

  17. HİZMET KALİTESİ VE MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNİN ŞUBE-İNTERNET BANKACILIĞINDA KARŞILAŞTIRILMASI - COMPARISON OF SERVICE QUALITY OF CUSTOMER SATISFACTION IN BRANCH-INTERNET BANKING

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tolga DURSUN

    2014-01-01

    Full Text Available ÖzetKüreselleşme ve teknolojik gelişmelerle birlikte işletmelerin sürdürülebilirliklerinde ve birbirleriyle olan rekabetlerinde hizmet, hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetinin önemi artmıştır. Bu nedenle bu araştırma müşteri memnuniyetini, müşteri memnuniyetinde etkili olan hizmet kalitesi faktörlerini (fiziksel unsurlar, heveslilik, güvenlik, güvenilirlik, işlemleri gerçekleştirme, servis çeşitliliği, işlem ücreti bankacılık sektöründe iki farklı kanal olan Şube ve İnternet bankacılığında değerlendirerek karşılaştırma yapmaktadır. İki kanal arasındaki farkların ortaya konularak nedenlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Veri toplama yöntemi olarak uygulanan anket internet üzerinden yapılmış ve 429 katılımcıdan elde edilen veriler istatistiksel tekniklerle değerlendirilmiştir.AbstractGlobalization and technological developments, the competitiveness of enterprises and between sustainability services, service quality and customer satisfaction has increased in importance. Therefore, this research aims to evaluate customer satisfaction in branch and internet banking by addressing the factors affecting the quality of service (tangibles, responsiveness, trust, reliability, fulfillment, service portfolio and transaction fees in customer satisfaction. It is intended to determine the causes of the differences between the two channels and is to put forth. The survey made on the internet as a method of data collection and statistical analysis of the data from 429 participants were statistically evaluated.

  18. Assessment of heavy metal accumulation in Mytilus galloprovincialis and Tapes decussatus (Bivalvia distributed in the Homa Lagoon (Izmir Bay.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa Bilgin

    2015-03-01

    Full Text Available Bu çalışma kapsamında Gediz Deltasında yer alan Kırdeniz, Homa ve Çilazmak Dalyanları ile Çamaltı Tuzlası kıyılarından alınan yüzey sedimentlerinde ağır metal konsantrasyonları saptanmıştır. Zenginleşme faktörleri(EF hesap edilerek, metal kirliliğinin muhtemel kaynakları belirlenmiş ve sediment kalite kriterlerine (SQG göre sediment kalitesi ve kirlilik düzeyleri tespit edilmiştir. En yüksek metal konsantrasyonları, Çamlatı Tuzlası, Kırdeniz ve Çilazmak Dalyanlarında saptanmıştır. Tüm çalışma bölgesi için Pb, Cr, Ni’ nin yansıra özellikle Çilazmak ve Çamaltı Tuzlası alanlarında Hg kirlilikleri antropojenik kaynaklıdır. Çalışma alanının tümünde Ni konsantrasyonları PEL değerinin, Pb ve Cr seviyeleri ise TEL değerinin üstündedir. SOQ kriterlerine göre tüm istasyonlar Ni ve Cr açısından aşırı kirli; Pb için ise kısmen kirli olarak sınıflandırılmıştır. En yüksek kirlilik dereceleri Kırdeniz ve Çilazmak Dalyanlarında tespit edilmiştir.

  19. Institutional Knowledge Sources and Knowledge Management Kurumsal Bilgi Kaynakları ve Bilgi Yönetimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fahrettin Özdemirci

    2007-06-01

    Full Text Available Knowledge has been increasingly seen as a critical institutional source which provides superiority in rivalry. Moreover, the management of knowledge and knowledge sources as a strategic source is the most important factor that increases institutional success. In this framework, it is necessary to determine, arrange and most importantly manage these sources due to a systematic approach. This study focuses on the determination and management of knowledge sources which is the most important factor to achieve successful knowledge management. Bilgi artan bir biçimde rekabette üstünlük sağlayan kritik öneme sahip kurumsal kaynak olarak görülmektedir. Bununla birlikte stratejik bir kaynak olarak bilginin, bilgi kaynaklarının bilinçli bir şekilde yönetilmesi kurumsal başarıyı artıran en önemli faktördür. Bu çerçevede kurumsal bilgi kaynaklarının ne olduğunun tespit edilmesi, düzenlenmesi ve en önemlisi bir sistem dâhilinde yönetilmesi gerekmektedir. Bu çalışma bilgi yönetiminin başarıya ulaşması için en önemli unsur olan kurumsal bilgi kaynaklarının ortaya konulması ve yönetilmesi üzerinde durmaktadır.

  20. Institutional Knowledge Sources and Knowledge Management Kurumsal Bilgi Kaynakları ve Bilgi Yönetimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fahrettin Hanefi Kutluoğlu

    2008-03-01

    Full Text Available Knowledge has been increasingly seen as a critical institutional source which provides superiority in rivalry. Moreover, the management of knowledge and knowledge sources as a strategic source is the most important factor that increases institutional success. In this framework, it is necessary to determine, arrange and most importantly manage these sources due to a systematic approach. This study focuses on the determination and management of knowledge sources which is the most important factor to achieve successful knowledge management. Bilgi artan bir biçimde rekabette üstünlük sağlayan kritik öneme sahip kurumsal kaynak olarak görülmektedir. Bununla birlikte stratejik bir kaynak olarak bilginin, bilgi kaynaklarının bilinçli bir şekilde yönetilmesi kurumsal başarıyı artıran en önemli faktördür. Bu çerçevede kurumsal bilgi kaynaklarının ne olduğunun tespit edilmesi, düzenlenmesi ve en önemlisi bir sistem dâhilinde yönetilmesi gerekmektedir. Bu çalışma bilgi yönetiminin başarıya ulaşması için en önemli unsur olan kurumsal bilgi kaynaklarının ortaya konulması ve yönetilmesi üzerinde durmaktadır.

  1. Social Dynamism and Sports / Toplumsal Dinamizm ve Spor

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Gökhan YAZICI

    2014-03-01

    Full Text Available Society is a living organism. It involves some dynamics on the basis of individual, group and society. Sports are one of the fundamental segments of social dynamism. Sports have a very important role in raising a healthy generation, in supporting social development, in the assurance of social justice, and in the establishment of a clean environment. Some factors that threaten the future of sports: a Doping b Rigged game c Violence The future of sports depends on the clearance of these handicaps. This is not impossible; however, it requires a rigid international collaboration and a constant campaign. Toplum yaşayan bir örgenliktir. Fert, grup ve toplum bazında bazı dinamiklere sahiptir. Toplumsal dinamiğin en temel sektörlerinden birisi de spordur. Spor sağlıklı bir neslin yetiştirilmesinde, toplumsal kalkınmanın desteklenmesinde, sosyal adaletin temininde, temiz bir çevrenin tesisinde çok önemli bir role sahiptir. Sporun geleceğini tehdit eden bazı faktörler bulunmaktadır. Bunlar; a. Doping b. Şike c. Şiddettir. Sporun geleceği bu handikaplardan kendisini temizlemesine bağlıdır. Bu imkânsız değildir. Fakat bu toleranssız, uluslararası işbirliği ve sürekli bir mücadeleyi gerektirmektedir.

  2. Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği (EDDÖ ile Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği (ÇDDÖ’nin Geçerlik ve Güvenirlik Çalışmaları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özlem Diken

    2009-07-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, ebeveyn-çocuk etkileşimlerini, ebeveyn ve çocuk etkileşimsel davranışları açısından değerlendirebilmek için Mahoney (2008, tarafından geliştirilen Ebeveyn Davranışını Değerlendirme ÖlçeğiEDDÖ (Maternal Behavior Rating Scale-MBRS ile Mahoney ve Wheeden (1999 tarafından geliştirilen Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği-ÇDDÖ (Child Behavior Rating Scale-CBRS’nin uyarlama çalışmasını (geçerlik ve güvenirlik yapmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu 123 anne-çocuk çifti oluşturmaktadır. Çalışma grubunda yer alan çocukların 93’ü erkek, 30’u ise kızdır. Çocukların yaşları 18 ay ile 72 ay arasında değişirken ( X =49 ay, ss=11.9, annelerin yaşları ise 21 yıl ile 65 yıl arasında değişmektedir ( X =32 yıl, ss=6.3. Çalışmada anne ve çocuklara ilişkin demografik veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen bir bilgi formu ile toplanmıştır. Anne-çocuk etkileşimleri ise ortalama 15 dakikalık serbest oyun bağlamında video kaydına alınmıştır. EDDÖ ve ÇDDÖ’nün öncelikle yapı, kavram ve dil eşitliği sağlanmış, daha sonra geçerliğe ilişkin açımlayıcı/keşfedici faktör analizi ve madde analizi yapılmıştır. Ölçeklerin güvenirliği iç tutarlık katsayısı (Cronbach Alpha hesaplanarak incelenmiştir. Bulgular 12 maddelik EDDÖ’nün 3 alt faktörde toplandığını; 7 maddelik ÇDDÖ’nün ise 2 alt faktörde toplandığını göstermiştir. EDDÖ ve ÇDDÖ’yü oluşturan alt ölçeklerin güvenirliklerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, EDDÖ ve ÇDDÖ’nün Türkiye’de ebeveyn-çocuk etkileşimlerini hem ebeveynlerin hem de çocukların davranışları bakımından değerlendirmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir ölçekler olduğu görülmüştür. The purpose of this study is to explore the validity and reliability of the Turkish versions of the Maternal Behavior Rating

  3. Muhammed Esed’de Dini Değişimin Psikolojik Analizi The Psychological Analysis Of Religious Conversion In Muhammad Asad

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Saffet KARTOPU

    2013-07-01

    ğişimin incelendiği bu çalışmada öncelikle dini değişim kavramına, bu konuda yapılan çalışmalara ve dini değişim olgusunun Din Psikolojisindeki yerine değinilmiştir. Sonra Esed’in kısa yaşam öyküsüne yer verilmiş, Esed’deki dini değişim kuramsal bir yaklaşımla ele alınarak din değiştirmenin güdüleri, dini değişimde gelişimsel faktörler, dini değişimin evreleri ve din değiştirmenin motifleri incelenmiştir. Esed’deki dini değişim kendi eserleri temel alınarak Din Psikolojisinde kabul gören din değiştirme modelleri açısından analiz edilmiştir. Bu bağlamda Esed’de din değiştirmenin güdüleri Snow ve Phillips, Glock ve Gillespie’nin yaklaşımlarıyla değerlendirilirken dini değişimde gelişimsel faktörler Erikson’un düşünceleriyle ele alınmıştır. Dini değişimin evreleri ise Lofland ve Stark, Clark, Batson ve Ventis ve Köse’nin aşamalı sınıflamalarıyla değerlendirilmiştir. Din değiştirmenin motifleri analiz edilirken de Lofland ve Skonovd’un modelleri kullanılmıştır.Psikolojik faktörlerin, Esed’in dini değişimine etkisini değerlendirdiğimizde Esed’in ilk gençlik yıllarından itibaren anlama isteği ve zihinsel tatmin ihtiyacının belirgin olduğu görürüz. Esed içinde bulunduğu kültürün empoze ettiği temel noktaları yeniden gözden geçirme ihtiyacı içindedir. Toplumdaki ve kendi hayatındaki belirsizliklerden rahatsız olmuş hayatın evrensel anlamı ve neyin doğru, neyin yanlış olduğu sorularına cevaplar aramıştır. Bu arayışları neticesinde İslam’ı kabul ederek, bir aidiyet, kabul edilme duygusu ve kendisini köklü olarak yeniden düzenleme imkânı kazanmıştır. İslam’ı kabul etmekle bütün arayışlarının bittiğini, belli bir fikrî yörüngeye bağlı olmak ve bir kardeşler topluluğunun parçası olmak arzusuzunun gerçekleştiğini hissetmiştir.

  4. The attitudes and behaviours of undergraduate tourism students towards the environmentally friendly productsLisans düzeyinde turizm eğitimi alan öğrencilerin çevre dostu ürünlere ilişkin tutum ve davranışları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Semahat Banu Yıldız

    2016-03-01

    üzeyinde turizm eğitimi alan öğrencilerin çevre dostu ürünlere ilişkin tutum ve davranışlarının belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Balıkesir Üniversitesi Turizm Fakültesi (BTİOYO öğrencilerine anket uygulanmıştır. Demografik değişkenlere ilişkin verilerin yorumlanmasında frekans ve yüzde analizinden yararlanılmıştır. Öğrencilerin çevre dostu ürünlere ilişkin tutum ve davranışlarının hangi boyutlardan oluştuğunu belirleyebilmek amacı ile ifadeler faktör analizine tabi tutulmuştur. Faktör analizinden elde edilen boyutların demografik özellikleri itibari ile farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacı ile Mann Whitney U-Testi ve Kruskal Wallis Testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri ölçmek için regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre turizm öğrencilerinin çevre dostu ürünlere ilişkin tutum ve davranışlarının olumlu düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin çevre dostu ürünlere ilişkin tutum ve davranışlarının faktör analizi sonuçlarına göre çevre ilgisi ve çevre dostu ürün davranışı, çevre duyarlılığı, çevre dostu ürün imajı ve memnuniyet, çevre dostu ürün algısı olmak üzere dört boyut elde edilmiştir. Bu boyutlarda öğrencilerin cinsiyet, okudukları bölüm, okudukları bölümü isteyerek tercih etme, çevre dostu ürün satın alma değişkenleri açısından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Yapılan regresyon analizi sonucunda, öğrencilerin çevre ilgisi ve çevre dostu ürün satın alma davranışını etkileyen en önemli boyutların çevre duyarlılığı ve çevre dostu ürün imajı ve memnuniyet boyutları olduğu belirlenmiştir.

  5. Risky Behaviors of University Students: A Cross-Sectional Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sarp Uner

    2012-04-01

    Full Text Available Objective: This study aimed to identify certain risky behavior patterns (unsafe sex, tobacco and drug use, and binge drinking and the factors affecting these behaviors among first- and third-year students in a university. Method: The study included a total of 8407 students enrolled as first- (4392 and third- (4015 year students. A self-administered questionnaire was used for data collection. In data analysis, respecting sampling weights, models were formed by logistic regression method to determine factors that affect the risky behaviors. Results: 731 male–1114 female students from the first year and 560 male–1096 female students from the third year were interviewed. Male students were found to be engaged in risky behaviors more frequently than females. Logistic models of the study indicated that gender, place of residence, relationship with parents, and socialization with friends have profound effects on risky behaviors. Conclusion: After leaving home, young people develop their own lifestyles, and this study demonstrates that lifestyle is the main effective factor for risky behaviors in this group. Universities need to assume more responsibility to guide students’ lives and to provide the facilities and opportunities that encourage and facilitate their adoption of a healthy lifestyle.   Key Words: University students, risky behaviours Bir Üniversitede Öğrencilerin Riskli Davranışları: Kesitsel Bir Çalışma Amaç: Bu çalışmanın amacı, bir üniversitenin birinci ve üçüncü sınıf öğrencileri arasında bazı riskli davranış modellerini (güvensiz seks, tütün ve uyuşturucu kullanımı ve aşırı alkol ve bu davranışları etkileyen faktörleri saptamaktır. Yöntem: Araştırmanın evrenini birinci (4392 ve üçüncü (4015 sınıflarda kayıtlı 8407 öğrenci oluşturmaktadır. Veri öğrencilerin gözlem altında doldurdukları anket aracılığı ile toplanmıştır. Riskli davranışları etkileyen fakt

  6. Bibliometric Analysis of Journal Usage Data and Its Use in Collection Management Dergi Kullanım Verilerinin Bibliyometrik Analizi ve Koleksiyon Yönetiminde Kullanımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yaşar Tonta

    2008-09-01

    ımının izlenmesi ve izleme sonuçlarının politika oluştururken mutlaka dikkate alınması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM Belge Sağlama Hizmetleri ve Okuyucu Salonu Referans Hizmetleri Birimine yapılan toplam 884.593 makale isteğini analiz edip ULAKBİM için “çekirdek dergi” koleksiyonu belirlemek ve dergi kullanım sıklıkları ile dergi etki faktörü ve yarı-yaşamı (eskime arasındaki olası ilişkileri incelemektir. Tüm belge sağlama isteklerinin üçte biri 127 çekirdek dergiden sağlanmıştır. Belge Sağlama Hizmetleri Biriminde isteklerin üçte birinin sağlandığı çekirdek dergi sayısı 184, Okuyucu Salonu Referans Hizmetleri Biriminde ise 97’dir. İki Birimde de kullanılan ortak çekirdek dergi sayısı 87’dir. Belge Sağlama Hizmetleri Biriminde kullanılan tüm dergiler için yarı-yaşam ortalaması 10 yıl, çekirdek dergiler için 10,3 yıl, Journal Citation Reports’tan (2004 alınan ve atıf sayısına göre hesaplanan yarıyaşam ortalaması ise 7,8 yıldır. Okuyucu Salonu Referans Hizmetleri Biriminde kullanılan tüm dergiler için yarı-yaşam ortalaması 9 yıldır. Çekirdek dergiler için hem kullanım sayısına hem de atıf sayısına göre hesaplanan yarı-yaşam ortalaması 7,6 yıldır. Çekirdek dergilerin kullanım sıklığı ile etki faktörü arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki yoktur. Okuyucu Salonu Referans Hizmetleri Biriminde kullanılan çekirdek dergilerin toplam atıf sayısı ile kullanımı arasında ise düşük ama istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki gözlenmiştir (Pearson’s r = 0,280, p küçüktür 0,01. Bulgular dergilerin yerel kullanım sayısının süreli yayın koleksiyon geliştirme ve yönetiminde etki faktörü ve atıf sayısından daha önemli olduğunu göstermektedir.

  7. A study about strategic management at internal security and governors together with the leadership obstaclesİç güvenlikte stratejik yönetim ve liderlik kısıtlılığı ile mülki amirlerin durumuna dair bir çalışma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cemal Öztürk

    2016-11-01

    to see the opportunities and dangers by making the strategic plan. There are some obstacles in front of the governors and district governors to be strategic leaders that make easy to show strategic approaches. Even though they have leadership qualities and features, for these obstacles it appears that the governors and district governors were also deprived of the benefits of strategic management.     Özet Stratejik yönetim, çevresel faktörlerin de değerlendirilerek örgütün amaç ve hedeflerine ulaşması için yapılan yol haritası, bir örgütün amaçlarına ulaşmak için izleyeceği yol ve yöntemlerdir ve Stratejik Planlamanın uygulanmasıdır. Stratejik planlama bir örgütün günlük faaliyetlerine yön ve anlam sağlayan bir araçtır. Örgütün değerlerini, mevcut durumunu ve çevresini değerlendirip bu faktörleri örgütün arzulanan gelecek durumu ile ilişkilendirir. Stratejik yönetimde hedef; organizasyonun misyon ve vizyonuna sürekli bir bağlılık oluşturmak, misyon ve vizyonu destekleyen ve tanımlayan bir anlayışı devam ettirmektir, ayrıca eylemler ve karar süreçleri açısından örgütün stratejik işlevine dair açık bir odaklanma oluşturmaktır. Kamusal veya özel tüm diğer örgütlerin varlıkları ve devamları iç güvenlik örgütlerinin varlık ve başarısına bağlıdır, çünkü iç güvenlik örgütlerinin yönetimi diğer tüm kurumların çevresel faktörlerini etkilemektedir. Bu nedenle her örgüt ile iç güvenlik yönetimi birbirleriyle ilişkilidir. Son dönem kamu yönetimi yaklaşımları stratejik güvenlik yönetiminin önem kazandığını göstermektedir. Stratejik Yönetimin başlatıcısı olan, Stratejik Planların yapım ve uygulanma aşamasında illerde her bakanlığın tek tek temsilcisi olan valiler anahtar rol oynamaktadırlar. Vali ve kaymakamların İl İdaresi Kanunu başta olmak üzere mevzuattan ve fiili durumdan kaynaklanan mevcut etkin konumları gereği illerde Stratejik

  8. Torus mandibularis varlığında kısmi dişsiz bir hastanın protetik rehabilitasyonu: olgu sunumu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Arife Dogan

    2011-10-01

    Full Text Available

    The torus mandibularis is the one of the most common intraoral exostoses. It is often bilateral, occurs at the canin to premolar region on the lingual aspect of the mandible. It has been reported that the factors such as genetic and environmental factors, masticator hiperfunction, nutrition, race and ethnic groups might play role in occurence of them. Such type of bony protuberances may present many challenges when fabricating a removable partial or complete

    dentures. In this case report, after a general knowledge about mandibular tori, the prosthetic rehabilitation of a partially edentulous patient had bilaterally mandibular tori has been presented.

    ÖZET

    Torus mandibularis ağız içinde en sık görülen eksostoz türlerinden biridir. Genellikle, mandibulanın lingual yüzeyinde, kanin ve premolar bölgesinde yerleşim göstermesiyle karakterizedir. Etyolojisinde kalıtım, çevresel faktörler, artmış çiğneme fonksiyonu, beslenme, ırk ve etnik grup farklılıklarının etkili olduğu düşünülmektedir. Bu tür kemik büyümeleri hareketli parsiyel veya tam protez yapımında güçlüklere neden olabilir. Bu olgu sunumunda kısmi dişsiz ve çift taraflı mandibular torusa sahip bir hastanın protetik tedavisi bildirilmiş ve toruslar hakkında genel bilgi verilmiştir.

    Anahtar sözcükler: Torus mandibularis, kısmi dişsiz hasta

  9. RECONCILIATION UNDER THE SHADOW OF DIASPORA POLITICS: SOME LESSONS FROM THE TURKISH-ARMENIAN RECONCILIATION COMMISSION (TARC (DİYASPORA SİYASETİ GÖLGESİNDE UZLAŞMA: TÜRK-ERMENİ UZLAŞMA KOMİSYONU’NDAN BAZI DERSLER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazif MANDACI

    2014-04-01

    Full Text Available ABSTRACT: Reconciliation is beyond diplomatic rapprochement and consequently strategic partnership in its maxim. It is irrelevant to transaction costs; moreover, “independent from them” since it is normative-oriented. Literature of reconciliation contains some concepts which cannot be “appreciated”, literally, in diplomatic realm, such as forgiving and forgetting, having theological connotations. To the contrary, international relations literature generally accept that “primordial factors like ethnicity and religion had no part in rational explanations for the way the world works”(Fox and Sandler 2004: 9; and nobody appreciates any political decision that sacrifices national interest on the altar of virtue. This study aims at elaborating on the Turkish-Armenian Reconciliation Commission which Turkey and Armenia had formed in 2001 within the framework of the aforementioned arguments. Keywords: Reconciliation, TARC, Diaspora. ÖZ: Uzlaşma süreçleri diplomatik yakınlaşmalar ve en azamisinden stratejik ortaklıkların çok ötesindeki durumsallıkları ifade etmektedir. Normatif yönlü olduklarından diplomatik anlamda ilişki kurmanın beraberinde getirebileceği maliyetlerden tamamıyla bağımsızdırlar. Uzlaşma literatürü diplomatik platformda genel olarak önemsenmeyen, hatta ötesinde teolojik yönü bile bulunan bağışlamak ya da affetmek gibi kavramlara yer vermektedir. Bunun tersine uluslararası ilişkiler literatürüne bakıldığında etnisite ya da din gibi primordiyal faktörlerin dünyada işlerin nasıl yürüdüğüne dair akılcı açıklamalar içinde kendilerine pek yer bulamadıkları gözlemlenmektedir (Fox ve Sandler, 2004: 9. Dahası, kimse ulusal çıkarları erdemlilik altarında feda edecek politik kararları onaylamamaktadır. Bu çalışma, Türkiye ve Ermenistan arasında 2001 yılında oluşturulan Türk-Ermeni Uzlaşma Komisyonu’nu bu çerçeve içinde değerlendirmeyi ama

  10. Diş hekimliğinde estetik ve renk

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erkut Kahramanoğlu

    2012-01-01

    dişlerin renk seçimindeki faktörleri anlatmaktadır.

  11. Dziedzictwo Wielkiego Księstwa Litewskiego i Kresów północno-wschodnich w świetle ustaleń językoznawstwa erudycyjnego

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Katarzyna Węgorowska

    2014-12-01

    Full Text Available Heritage of the Grand Duchy of Lithuania and the Polish Northeastern Borderlands in the light of erudite linguistics The essay contains reflections on the ways of using erudite linguistics, a young discipline created by me, in the study of the Grand Duchy of Lithuania and the Polish Northeastern Borderlands. Correlation of linguistic and extralinguistic conclusions (culture, history, art, gemology permits us to look in a new way at many facts of the Polish Northeastern Borderlands that linguists had not been interested in before, such as old Polish Northeastern Borderlands museum artifacts, jewelry of Grand Duchy of Lithuania, icon of Our Lady of the Gate of Dawn, cult of the dead in the Polish Northeastern Borderlands, architecture of the old Vilnius, manor house in Czombrów – the prototype of Soplicowo (the village in Pan Tadeusz epic poem, descriptions of Henryk Poddębski’s daguerreotype images, Vilnius identity of Henryk Szylkin or symbolic-figurative nicknames of Vilnius.   Dziedzictwo Wielkiego Księstwa Litewskiego i Kresów północno-wschodnich w świetle ustaleń językoznawstwa erudycyjnego Szkic jest refleksją o sposobach wykorzystywania stworzonego przeze mnie, kilkunastoletniego zaledwie, językoznawstwa erudycyjnego w badaniach nad problematyką wielkoksiążęcą i północnokresową. Korelacja ustaleń językoznawczych z ustaleniami pozajęzykowymi (kultura, historia, sztuka, gemmologia… pozwoliła na nowe odczytanie wielu kresowych faktów, które nie były dotąd  przedmiotem zainteresowania językoznawców, jak np.: artefakty dawnych północnokresowych muzeów, wielkoksiążęce precjoza, Ikona Ostrobramska, północnokresowy kult zmarłych, architektura dawnego Wilna, prototyp Soplicowa – dwór w Czombrowie, opisy dagerotypów Henryka Poddębskiego, wileńska tożsamość Henryka Szylkina czy symboliczno-metaforyczne nazwy Wilna.

  12. Örgütsel Çekicilik : Bir Ölçek Uyarlama Çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seda DURAL

    2014-12-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, Highhouse vd. (2003 tarafından geliştirilen Örgütsel Çekicilik Ölçeğini (ÖÇÖ Türkçe’ye kazandırmak ve geçerlik ve güvenirlik analizlerini yapmaktır. Ölçek, öncelikle araştırmacılar ve bir dil uzmanı tarafından Türkçe’ye çevrilmiş, ardından ifadeler iki dilli 15 uzmanın görüşüne başvurularak dil ve anlam uygunluğu bakımından değerlendirilmiştir. Öneriler doğrultusunda son şeklini alan Türkçe form iki aşamada uygulanmıştır. İlk aşamada, test-tekrar test güvenirliğini sınamak amacıyla ölçek iki hafta ara ile 50 öğrenciye uygulanmıştır. Test tekrar-test güvenirlik katsayısı birincil değerlendirme için 0,85, ikincil değerlendirme için 0,89 olarak bulunmuştur. Uygulamanın ikinci aşamasında anket 257 öğrenciye uygulanarak ölçeğin iç tutarlılık katsayısı 0,89 olarak bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda ÖÇÖ’nün özgün ölçekte olduğu gibi üç faktörlü bir yapı gösterdiği belirlenmiştir. Hiçbir madde atılmadan 15 madde ile üç boyutu ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçek elde edilmiştir.

  13. Hedonik tüketim: Kavramsal bir inceleme

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ebru Özlem GÜVEN

    2009-01-01

    Full Text Available Tüketimin insanlar için vazgeçilmez bir eylem olduğu günümüz küresel dünyasında pek çok araştırma, farklı ya da benzer koşullar altında tüketimi etkileyen faktörlerin nedenleri ile bunların etkilerini ve tüketim eylemini gerçekleştiren tüketicilerin özellikleri bakımından benzerlikleri ve farklılıklarını irdelemektedir. Bu noktada farklı nedenlerle tüketim yapan tüketicilerin - tüketim biçimi dikkate alınarak - farklı kavramsal başlıklar altında toplandığı görülmektedir. Bu tüketim şekillerinden biri olan ve alışveriş eylemini hazza ve mutluluğa giden yol olarak gösteren hedonik tüketim özellikle de alternatif ürün ve marka sayısının arttığı günümüz pazar koşullarında tüketicinin satın alma eylemine ve satın alacağı markaya atfettiği hazza ve mutluluğa yönelik düşlerinin ortaya çıkarılması bakımından incelemeye değer bir kavramdır. Bu çalışmada, kavramsal düzeyde hedonik tüketim eylemi irdelenmeye çalışılmıştır.

  14. Endüstriyel İşletmelerde Franchising Model Önerisi: Hazır Beton Sektöründe Bir Uygulama

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İpek Kazançoğlu

    2016-12-01

    Full Text Available Endüstriyel pazarda faaliyet gösteren firmaların daha hızlı büyüyerek, yeni pazarlara açılmasında franchising sistemi bir yeni bir satış, dağıtım kanalı olarak değerlendirilmektedir. Bu araştırmada amaç,  hazır beton sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın franchising sistemini bir iş modeli olarak benimseme kararında dikkat etmesi gereken unsurları ve karşılaşılan zorlukları incelemektedir. Örnek olay çalışması olarak ele alınan çalışmada,  BATIBETON A.Ş. firmasının yedi yöneticiyle BATIBETON markasının franchising uygulamalarına ilişkin görüşlerini öğrenmek amacıyla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmeler sonucunda, franchising sisteminin hazır beton sektöründe bir model önerisi olarak uygulanıp/uygulanmayacağı değerlendirilmiştir. Yapılan görüşmelerden elde edilen bulguların diğer endüstriyel işletmeler içinde geliştirilebilecek bir franchising iş modeli kararında etkili olabilecek faktörlerin anlaşılması yönünden uygulamaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  15. REKABET AVANTAJI KURAMININ TANIMLANMASI VE ÖLÇÜMLENMESİ - CONCEPTUALIZATION AND MEASUREMENT OF COMPETITIVE ADVANTAGE CONSTRUCT

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    F. Esra GENÇTÜRK

    2010-07-01

    Full Text Available Özet:Üstün performans elde etmek için, rakiplere karşısürdürülebilir avantajlara sahip olmak prensibi günümüzstrateji düşüncesinin temelini oluşturmaktadır. Ancak, buavantajların neler olması gerektiği konusunda sınırlı veçelişkili bilgiler bulunmaktadır. Bu çalışmada, sürdürülebilirrekabet avantajlarının neler olduğunu ve nasıl elde edildiğinianlamak için kaynak bazlı firma teorisi temel yapı olarakbenimsenmiş ve rekabet avantajı literatürü ile sentezedilmiştir. Araştırmamızda rekabetçi avantaj kuramınınliteratürde belirlenmiş tüm farklı boyutları sunulmuş vebunları içeren sermaye bazlı üç ana üstünlük tanımlanmıştır.Önerilen çok boyutlu ölçüm modelinin ampirik testi ihracatyapan 184 Türk firmasının verilerine dayanmaktadır. Önanalizlerle psikometrik özellikleri sınanan ölçekler doğrulayıcıfaktör analizinde yapısal eşitlik modeliyle test edilmiştir.Abstract:The notion that superior performance requiressustainable advantage over competitors is central tocontemporary strategic thinking. Yet, limited and conflictinformation is available as to what these advantages should be.In this study, we adopt the resource based view of the firm as atheoretical foundation and synthesize it with the competitiveadvantage literature to understand what these advantages areand how they are achieved. Our research considers thedifferent dimensions of competitive advantage suggested in theliterature and defines three fundamental equity basedcompetitive advantages. The proposed multidimensionalmeasurement model is tested empirically with data obtainedfrom 184 Turkish exporting firms. After preliminary test ofthe psychometric properties of the scales they are subjected toa Confirmatory Factor Analysis with Structural EquationsModeling.

  16. İkinci nesil trombosit konsantrasyonunun klinik uygulamaları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Berkay Tolga Süer

    2012-07-01

    Full Text Available

    The therapeutic use of autologous platelet-rich fibrin constitutes a relatively new biotechnology that has been a breakthrough in the stimulation and acceleration of soft-tissue and bone healing. The efficiency of this process lies in the local and continuous delivery of a wide range of growth factors and proteins, mimicking the needs of the physiological wound healing and reparative tissue processes.

    Platelet-rich fibrin (PRF belongs to a new generation of platelet concentrates, with simplified processing and without biochemical blood handling. This easy protocol allows the production of leukocyte and platelet-rich fibrin clots starting from autologous blood samples.

    PRF is used especially in clinical Periodontal and Oral and Maxillofacial Surgery applications. The significance of the PRF is gradually increasing

    Keywords: Platelet, Autogenous Fibrine, Growth hormone.

     

    ÖZET

    Trombositten zengin otojen ürünlerin tedavi amacı ile kullanılması, güncel bir yaklaşım olarak dikkati çekmektedir. Sert ve yumuşak doku iyileşmelerinde kullanılan ve çok çeşitli büyüme faktörleri ve proteinlerin kontrollü salınımlarını içeren bu preparatların doğal yara iyileşmesi için gerekli olan maddeleri yoğun olarak içerdikleri bilinmektedir.

    Platelet-rich fibrin (PRF, yeni jenerasyon trombositten zengin otojen ürün olarak bilinmektedir. Kolay uygulanabilir ve biyokimyasal herhangi bir işlem gerektirmeyen PRF protokolü, kişinin kendisinden alınan kan örneklerinden lökositten ve trombositten zengin bir otolog biyomateryal elde edilmesine izin vermektedir.

    Diş Hekimliğinde özellikle Periodontoloji ve Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi’ndeki klinik uygulamalarda kullanılmaya başlanan PRF’nin önemi giderek artmaktadır.

     

     

  17. Etkin Piyasalar Hipotezi ve Davranışsal Finans Çatışması(A Conflict Beetween The Efficient Market Hypothesis and Behavioral Finance

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İhsan Kulali

    2016-03-01

    Full Text Available Etkin piyasalar hipotezi (EPH, çoğu finansal iktisatçı tarafından yaygın şekilde kabul görmektedir. Modeli savunanlar sermaye piyasalarının, hisse senedi fiyatlarının ilgili elde edilebilir tüm bilgileri yansıtması nedeniyle, etkin olduğuna inanmaktadır. Yeni bir bilgi ortaya çıktığı zaman, haberler anında yayılmakta ve hisse senedi fiyatlarına gecikmeksizin yansımaktadır. Bu görüşe göre hisse senetlerinin gelecek fiyatlarının tahmini için teknik ve temel analize ihtiyaç bulunmamaktadır çünkü hiçbir yatırımcının piyasayı yenmesi ve aşırı kar elde etmesi mümkün değildir. Model, bütün yatırımcıların rasyonel ve faydalarını maksimize etmeye çalışan kişiler olduğunu varsaymaktadır. Yirminci yüzyılın başlarında davranışsal finans gündeme gelmiştir. Birçok finansal iktisatçı hisse senedi fiyatlarının en azında belirli ölçülerde tahmin edilebilir olduğuna inanmaktadır. Pek çok piyasa anomalisi ise psikolojik ve davranışsal faktörler ile açıklanmaktadır. Davranışsal finans yatırımcıları rasyonel değil normal olarak kabul etmektedir. Buna göre piyasa balonları ve krizler bilişsel ön yargılardan kaynaklanmaktadır.

  18. Typologia sygnetów drukarskich (na przykładzie znaków stosowanych przez polskich impresorów od XV do połowy XVII wieku

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Katarzyna Krzak-Weiss

    2009-01-01

    Full Text Available Celem niniejszego artykułu jest przedstawienie typologii sygnetów drukarskich stosowanych przez impresorów działających na ziemiach polskich od XV do połowy XVII stulecia, a zatem od momentu, gdy ów element wytłoczony został w polskim druku po raz pierwszy, do chwili, gdy polska typografia (a wraz z nią i sygnet przeżywać zaczęły wyraźny kryzys. Wydzielony tymi ramami chronologicznymi zbiór liczy ponad 100 znaków impresorskich, a zatem na tyle dużo, by potrzebne, a wręcz konieczne, było jego uporządkowanie. Metodą, która pozwala uczynić to możliwie najprzejrzyściej, jest wyodrębnienie w ramach przedmiotu badań poszczególnych typów, co odbywa się na podstawie odpowiednio dobranych kryteriów. Odpowiednio, czyli tak, by uwzględniały każdy aspekt badanej materii i pozwalały na ukazanie jej w sposób jak najpełniejszy. W przypadku sygnetów drukarskich kryteria te muszą mieć nade wszystko na względzie fakt, że godła impresorskie są nie tylko elementami typograficznymi, ale i graficznymi, co powoduje, że rozpatrywać je należy w świetle zarówno typografii (czy szerzej bibliologii, jak i sztuki graficznej. Wziąwszy to pod uwagę, bogaty i wielce zróżnicowany zespół, jaki tworzą polskie sygnety używane od XV do połowy XVII wieku, uporządkować można na podstawie trzech kryteriów: chronologicznego, ikonograficznego i związanego z morfologią książki.

  19. Post-Abortion Syndrome and nursing approachesPost-Abortus Sendromu ve hemşirelik yaklaşımları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yılda Arzu Aba

    2016-02-01

    Full Text Available The relation between the life outputs, are associated especially with the mental health outputs at Abortus and the period that follows it. Post-Abortus Syndrome (PAS is the concept of abortus trauma management that show up with the chronic or delayed symptoms as a result of the hidden emotional reactions that are experienced because of the post-abortus physical and psychological trauma. The individual, the systemic and the social factors that are existing at post-Abortus women affect PAS development. The interventions, in general, that are oriented towards mental problems of the individual at the PAS period, focused on the  individual’s sufficiency and efficiency for coping with all the problems that are faced in her life. There is no any program that is developed for post-Abortus women or their family in our country. It is important for the individual who is diagnosed with PAS to receive consultancy from a health professional for her recovery from the period.   Özet Abortus ve bunu izleyen süreçte yaşam sonuçları arasındaki ilişki özellikle mental sağlık sonuçlarıyla ilişkilendirilmektedir. Post-Abortus Sendromu (PAS, abortus sonrası fiziksel ve psikolojik travma nedeniyle deneyimlenen gizlenmiş duygusal tepkiler sonucu, kronik ya da gecikmiş belirtilerle ortaya çıkan abortus travmasını yönetebilme kavramıdır. Abortus sonrası kadınlarda var olan bireysel, sistemik ve sosyal faktörler PAS gelişimini etkilemektedir. PAS dönemindeki bireyin ruhsal sorunlarına yönelik yapılan müdahaleler genel olarak, bireyin yaşamında karşılaştığı tüm sorunlarla başetmesinde yeterli ve etkili hale gelmesine odaklanır. Ülkemizde abortus sonrası kadınlara ya da ailelerine yönelik geliştirilen herhangi bir program bulunmamaktadır. PAS tanısı alan bireyin süreci atlatabilmesi için sağlık profesyoneli tarafından danışmanlık alması önemlidir.

  20. Roma Ordusunda Beslenme Düzeni

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Olcay TURAN

    2016-12-01

    Full Text Available Tarih boyunca ortaya çıkmış önemli devletlerin tamamı varlıklarını korumak ve sürdürebilmek için güçlü silahlı kuvvetlere ihtiyaç duymuşlardır. Bir ordunun savaşta ve barışta güçlü olmasını sağlayan pek çok etken söz konusudur. Komuta kademesinin becerisi, uygulanan taktikler, çağa ayak uydurabilme becerisi ve kullandıkları silah araç ve gereçleri bir ordunun güçlü olabilmesinin en önemli faktörleri asında yer almaktadır. Fakat tüm bu şartlar sağlanmış olsa bile sürdürülebilir bir lojistik olmadan başarısızlık kaçınılmaz olacaktır. Bu bağlamda Roma’da hem Cumhuriyet hem de İmparatorluk dönemlerinde askeri başarılar elde etmesinin temelinde sürdürülebilir bir lojistiğe sahip olması yatmaktadır. Eskiçağ tarihi içerisinde lojistikten kasıt ise askerler için gerekli yiyecek ve içeceğin temin edilmesidir. Roma da kurulduğu andan itibaren askerlerin bedensel ihtiyaçlarını gerçekleştirmek gayesi ile askerleri için gerekli her tür besin kaynağını düzenli bir şekilde sağlamıştır

  1. Empirical tests of performance of some M - estimators

    Science.gov (United States)

    Banaś, Marek; Ligas, Marcin

    2014-12-01

    The paper presents an empirical comparison of performance of three well known M - estimators (i.e. Huber, Tukey and Hampel's M - estimators) and also some new ones. The new M - estimators were motivated by weighting functions applied in orthogonal polynomials theory, kernel density estimation as well as one derived from Wigner semicircle probability distribution. M - estimators were used to detect outlying observations in contaminated datasets. Calculations were performed using iteratively reweighted least-squares (IRLS). Since the residual variance (used in covariance matrices construction) is not a robust measure of scale the tests employed also robust measures i.e. interquartile range and normalized median absolute deviation. The methods were tested on a simple leveling network in a large number of variants showing bad and good sides of M - estimation. The new M - estimators have been equipped with theoretical tuning constants to obtain 95% efficiency with respect to the standard normal distribution. The need for data - dependent tuning constants rather than those established theoretically is also pointed out. W artykule przedstawiono empiryczne porównanie trzech dobrze znanych M - estymatorów (Huber'a, Tukey'a oraz Hampel'a) jak również kilku nowych. Nowe estymatory motywowane były funkcjami wagowymi wykorzystywanymi w teorii wielomianów ortogonalnych, estymacji jądrowej oraz jeden motywowany przez funkcję gęstości "półokręgu" Wigner'a. Każdy z estymatorów został użyty do wykrywania obserwacji odstających w skażonych zbiorach danych. Obliczenia wykonano za pomocą "reważonej" metody najmniejszych kwadratów. Ze względu na fakt, iż wariancja resztowa (używana w konstrukcji macierzy kowariancyjnych) nie jest odpornym estymatorem skali, w testach wykorzystano również odporne miary takie jak: rozstęp ćwiartkowy oraz znormalizowane odchylenie medianowe. Testy wykonano na prostej sieci niwelacyjnej w dużej ilości wariantów ukazuj

  2. Profitability and Productivity Analysis of Fishery Enterprises in Lake Durusu (Terkos.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Meral Soylu

    2015-12-01

    Full Text Available Durusu (Terkos Gölü Balıkçı İşletmelerinin Karlılık ve Verimlilik Analizi. Bu araştırma, Durusu Gölü balıkçı işletmelerinde kullanılan üretim faktörlerinin dağılımlarını ve kaynak kullanım etkinliğini tespit etmek, optimum kaynak kullanımını sağlayarak karlılık ve verimliliği yükseltmek için alınabilecek önlemleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın materyalini gölde tüm balıkçı işletmelerinden (23 adet 2006-2007 yılları arasında anket yoluyla elde edilen veriler oluşturmaktadır. Balıkçı işletmelerinin değerlendirilmesinde Cobb-Douglas üretim fonksiyonu kullanılmıştır. Yapılan çoklu regresyon analizi sonucuna gore balıkçı işletmelerinde ölçeğe göre artan verim tespit edilmiştir. Girdilerin marjinal verimliliği işçilikte 2.15 TL, kumanya -1.62 TL, yakıt 1.81 TL, bakım – onarım 1.16 TL, sermaye amortismanı 2.73 TL ve diğer masraflar 2.88 TL olarak belirlenmiştir. İşletmelerin verimlilik değerleri gerçek ve tahmini üretim değerleri kullanılarak hesaplanmış ve ortalama verimlilik 102.48 olarak belirlenmiştir. İşletmelerin karlılık oranları hesaplanmış ve ortalama karlılık 1.50 olarak belirlenmiştir

  3. Yumurtalı Penaeid Karides (Marsupenaeus japonicus Bate, 1888 ve Penaeus semisulcatus de Hann, 1844 Anaçlarının İki Farklı Yöntem ile Canlı Nakli.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gürel Türkmen

    2015-12-01

    Full Text Available Penaeid karides anaçlarının doğru ve uygun nakli, stresten uzak kaliteli anaç temini ve sağlıklı kuluçkahane postlarva üretiminde önemli bir faktördür. Bu çalışmada, yumurtalı Marsupenaeus japonicus ve Penaeus semisulcatus anaçlarının açık tanklarda 20 anaç/100 lt yoğunluğunda ve çift polietilen torbalarda strafor kutular (40x50x30 cm içinde üç farklı (3, 4 ve 5 anaç/5 lt stok yoğunluğunda 12 saatlik canlı nakilleri araştırılmıştır. Kuluçkahaneye alındıktan sonra, açık tank naklinde yaşama ve yumurtalarını absorbe edenlerin oranı M. japonicus için %90 ve %17 olurken bu oranlar P. semisulcatus için %75 ve %40 olarak gerçekleşmiştir. Polietilen torbalarla yapılan nakilde her iki türde de stok yoğunluğu arttıkça çözünmüş oksijen konsantrasyonu ve pH düşmüştür. 3 ve 4 anaç/5 lt stok yoğunluklarında yaşama oranın %100 olarak kaydedilmesine ve yumurtalarını absorbe edenlerin oranlarının 5 anaç/5 lt stok yoğunluğundakilerden düşük olmasına rağmen tür içi ve türler arası yoğunluklarda yeterli (P < 0.05 fark bulunmamıştır

  4. Wybrane problemy wyceny składnikówaktywów i ich ujęcie w sprawozdaniachfinansowych banków

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Joanna Wielgórska-Leszczyńska

    2010-05-01

    Full Text Available Rachunkowość udostępnia szczegółową i wszechstronną informację o działalności banku. Dla odbiorców najważniejsze są dane o należnościach i depozytach, gdyż to one decydują o kondycji finansowej i płynności banku. Z analizy sprawozdań finan-sowych dwunastu banków, których akcje są notowane na Giełdzie Papierów Warto-ściowych w Warszawie, wynika że nie zawsze są ujawniane wystarczające dane o polityce rachunkowości i zbyt mało miejsca poświęca się należnościom od klien-tów, które stanowią od 30% do 86,8% aktywów. Także nie wskazuje się na fakt, że tylko od 5% do 13,4% aktywów jest finansowanych kapitałami własnymi. Badanie pokazało rozbieżności między bankami w zakresie ujawniania informacji, zastoso-wanych metod wyceny, prezentacji danych w raportach finansowych pod względem ilości i jakości. W najbliższych latach rachunkowość w bankach będzie zmieniała się i rozwijała wraz ze zmianami, jakie są wprowadzane w systemie bankowym. Rozwój ten powinien też iść w kierunku lepszej prezentacji tych składników, które mają zasadniczy wpływ na kondycję i bezpieczeństwo banku. Udostępniane dane powinny być wiarygodne, porównywalne i aktualne oraz podane w sposób syntetyczny (skoncentrowany.

  5. Üstün Verim ve Teknolojik Özelliklere Sahip Bazı Salçalık Domates Çeşitlerinin Isparta Koşullarına Uygunluğunun Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aynur ÖZBAHÇE

    2009-04-01

    Full Text Available Bu arastırma, 1997 yılında Isparta kosullarına uygun üstün verim ve teknolojik özelliklere sahip domates çesitlerinin belirlenmesi amacı ile yürütülmüstür. Arastırmada, çesitli tohum sirketlerinden temin edilen 38 farklı salçalık domates çesidi (Rio Grande, Shasta, Amico, H 3302, Star F1, Nema 1401, APT 127 (XPH 12047, Amico-C, APTX 390, Chibli I-123, Sixtina, Keban F1, Round Firm, Peto-86, Amico-B, Alta, Rio Fuego, Urbana, RS 6515, SC 2121, T2 Improved, Brixy, AG 2206, Coudoulet, T2, VF 6203, AG 2247, H 2274, Arizona, Mandur 1995, APTX 403, Campell-37, E 6203, Cigalou, Petomesch, Hypeel 235, XPH 12066 ve Indiana kullanılmıstır. Çesitler verim, erkencilik, briks, salça verimi, ortalama meyve agırlıgı, pH, renk, Vitamin C ve meyve sertligi gibi kalite ve kantite faktörleri bakımından sınıflandırılmıstır. En yüksek verim (7403 kg/da ve salça verimi (1842 kg/da XPH 12066 çesidinde tespit edilmistir. Ortalama meyve agırlıgında 110 g ile SC 2121; pH degerinde 4.40 ile Coudoulet; briks (% 10.33 ve askorbik asit (23.67 mg/100 g içerigi açısından Sixtina çesitleri digerlerinden daha üstün bulunmustur. Renk (2.52 a/b degeri açısından en iyi çesit T2 olurken, en yüksek meyve delinme direnci (1.826 kg/cm2 Keban F1 çesidinde belirlenmistir.

  6. İNTERNET KULLANICILARININ İNTERNETTEN ALIŞ-VERİŞE YÖNELİK SATIN ALMA KARAR SÜREÇLERİNİN İNCELENMESİ ve KULLANIM YOĞUNLUKLARI AÇISINDAN SINIFILANDIRILMASI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA-INVESTIGATING INTERNET USERS DECISION MAKING PROCESSES REGARDING THEIR INTERNET

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emrah CENGİZ

    2010-01-01

    Full Text Available Tüketici satın alma karar süreci uzun yıllardır işletmelerin ve akademisyenlerin ilgi odaklarından birisidir. Tüketicilerin hangi faktörlerin etkisi altında ve hangi aşamalardan geçerek satın alma kararını verdikleri çeşitli modellerle açıklanmaya çalışılmış, karar sürecine hangi aşamalarda ne şekilde etki edilebileceği araştırma konusu olmuştur. Son zamanların önemle üzerinde durulan pazarlama fenomenlerinden biri de internet ve internet üzerinden satın alma eğilimleridir. İnternet üzerinden satın alma davranışı da aynı şekilde gerek işletmelerin gerekse akademisyenlerin önemle üzerinde durup inceledikleri bir konudur. Bu çalışmada tüketicilerin internet kullanma yoğunluğu temelinde, “internetten alış-verişe yönelik satın alma karar süreçleri”, “internette gerçekleştirdikleri faaliyetler” ve “demografik özellikler” açısından fark olup olmadığını incelenmiştir. Ayrıca, interneti yoğun veya az kullanmakla birlikte, internetten alış-veriş yapan tüketicilerin ayırt edici özellikleri belirlenmiştir.-Consumer buying process is one of the center of attention both businesses and academics for many years. Which factors influence the consumer decision making and buying stages have trying to explain by various models and which factors affecting the decision process have been investigated by many researcher. Internet and purchasing via internet are one of the very important marketing phenomenons of last decades. Purchasing via internet is also a hot topic among the business and academics. In this study consumers use the Internet on the basis of intensity, “internet shopping for the purchase decision process”, “internet activities performed”, and “demographic characteristics” in term of whether the differences were examined. In addition consumer’s distinctive characteristics have been identified in order to internet usage frequencies.

  7. KÜRESEL FİRMALARIN YEREL SOSYAL SORUMLULUK FAALİYETLERİ MARKA DEĞERİ ve MARKA TERCİHİNİ NASIL ETKİLEMEKTEDİR?

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ümit ALNIAÇIK

    2011-01-01

    Full Text Available HOW DO LOCAL-LEVEL SOCIAL RESPONSIBILITY ACTIVITIES OF GLOBAL FIRMS AFFECT BRAND EQUITY AND BRAND PREFERENCESAbstract: The effect of local level corporate social responsibility activities on customer based brand equity and brand preferences is probed by an experimental study. A single factor (socially responsible behavior between subjects experimental design with three levels (neutral, positive and negative is utilized. Data is collected from a convenience sample comprising university students. Results show that, providing positive information about a firm’s socially responsible behavior significantly improves the level of perceived brand equity as well consumers’ preferences towards the firm’s products and services. On the contrary, providing negative information about a firm’s approach to socially responsible behavior decreases the level of perceived brand equity and brand preferences. Keywords: Corporate Social Responsibility, Brand Equity, Brand Preference, Local Marketing, Experimental Design.KÜRESEL FİRMALARIN YEREL SOSYAL SORUMLULUK FAALİYETLERİ MARKA DEĞERİ ve MARKA TERCİHİNİ NASIL ETKİLEMEKTEDİR?Özet: Bu çalışmada, küresel firmaların yerel sosyal sorumluluk faaliyetlerinin tüketici temelli marka değeri ve marka tercihini nasıl etkilediği deneysel bir araştırma ile irdelenmiştir. Araştırmada, tek faktörlü (yerel bazda sosyal sorumluluk faaliyeti üç düzeyli (nötr, olumlu, olumsuz özneler arası deneysel bir tasarım kullanılmıştır. Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan uygulamada, faaliyette bulundukları bölgelerde toplumsal ve çevresel açıdan sorumlu davrandığı bildirilen küresel firmalara ait markaların, bu konularda duyarlı davranmayan firmalarınkilerle karşılaştırıldığında, tüketici temelli marka değeri açısından daha olumlu algılandığı belirlenmiştir. Sosyal sorumluluk ile ilgili olumlu bilgilerin, firmanın ürünlerine yönelik marka tercihi ve sat

  8. Lisanslı Spor Ürünlerinin Algılanan Değer Bileşenlerinin Satın Alma Niyeti ile İlişkisi: Türkiye’nin En Büyük Üç Futbol Kulübünün İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İpek KAZANÇOĞLU

    2016-03-01

    Full Text Available Lisanslı ürünler futbol kulüplerine hem düzenli bir gelir kaynağı, hem de taraftarlarıyla olan duygusal bağlarını geliştirme imkânı sunmaktadır. Araştırmanın amacı; taraftarların takımla özdeşleşme düzeyleri ve lisanslı ürünlerin algılanan değeri arasındaki ilişkileri incelemek, bu faktörlerin satın alma niyeti üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Türkiye’nin üç büyük futbol kulübünün taraftarlarından toplam 953 kişiyle anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, taraftarların takımla özdeşleşme düzeyi ile lisanslı ürünleri satın alma niyeti arasında doğrudan ilişkinin olmadığı, algılanan değerin etkisi aracılığıyla takımla özdeşleşmenin satın alma niyetine etkisi olduğu belirlenmiştir. Kulüpler temelindeki farklılıkların görülmesi için yapılan analizler, her kulüp için lisanslı ürünlerin öne çıkan algılanan değer boyutlarının farklılaştığını göstermektedir.

  9. The Problem of Anonymity in Archives: A Literature Review=Arşivlerde Anonimlik Sorunu: Bir Literatür Değerlendirmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emily Ross

    2013-12-01

    Full Text Available Archivists processing documents rely on factors such as authorship and provenance to contextualize their materials and render them searchable. But in my past experience as an archives user, I repeatedly came across instances of anonymity: letters and diaries by unnamed authors or to unknown recipients, photographs of unknown subjects. In some cases this anonymity is a loss of information that was once there, but in other case it enabled the material to come into existence in the first place: such as in the case of satirical political poetry, for which a writer might face legal censure. In this literature review, the issue of anonymity in the archives is explored, both in a pragmatic sense (recommended strategies for managing it, and a philosophical sense (according anonymous documents the same status as documents with known authors./Arşivcilikte belgelerin işlenmesi, materyallerin kavramsallaştırılması ve aranabilir hale gelmesinde önemli olan yazarlık ve kaynak (menşe gibi faktörlere dayanmaktadır. Ancak bir arşiv kullanıcısı olarak deneyimlerimizde defalarca isimsiz yazarlar tarafından bilinmeyen kişilere atfedilmiş mektuplar ve günlükler, bilinmeyen konuların fotoğrafları gibi anonim eserlerle karşılaşmaktayız. Bir zamanlar bu anonimlik bazen bir bilgi kaybı olarak görülürken bazen de belgenin yazarının yasal kınamaya maruz kalabildiği hicivli siyasi bir şiir örneğinde olduğu gibi eserin ilk etapta ortaya çıkmasını sağlamaktaydı. Bu literatür taramasında arşivlerde anonimlik sorunu hem pragmatik anlamda (konunun yönetimi için önerilen stratejiler hem de felsefi anlamda (anonim belgelere uygun olarak bilinen yazarlı belgelerle aynı statüde ele alınmaktadır.

  10. Między pamięcią a zapomnieniem Shoah. Problem estetycznej neutralizacji przeszłości w myśleniu historycznym Saula Friedländera

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sawicki, Maciej

    2015-06-01

    Full Text Available W tekstach Saula Friedländera problem indywidualnej pamięci Shoahstanowił jedną z głównych granic dla dyskursu. Punktem krytycznym jego refleksji nad pamięcią stała się kwestia społecznego myślenia zbawczego, które stanowiło reakcję obronną wobec katastrofy. Fenomen ten ujawnił się szczególnie wyraźnie w publicznej formie pamięci, która z jednej strony domagała się prostoty i jasnej interpretacji, jako że jej zadaniem było oswojenie niekoherencji, wyeliminowanie bólu oraz rozbudzenie nadziei u współczesnych; z drugiej strony indywidualna pamięć głęboka ocalałych – nie znająca zasad – nie godziła się na formę pamięci publicznej, mimo że nie była w stanie jej się oprzeć. Według Friedländera ekspansja pamięci publicznej i zanikanie pamięci indywidualnej sprawia, iż "pamięć Shoah prawdopodobnie nie ucieknie przed całkowitą rytualizacją"1. W swoich rozważaniach częstokroć zwracał on uwagę na to, że sztuka nie może przeciwdziałać oswajaniu grozy, ponieważ musi wyrażać indywidualną pamięć przeszłości w pewnych prostych formach. Oprócz tego problematyczny stał się fakt, że same kategorie sztuki po Holokauście zostały zawładnięte przez przemysł kulturowy i politykę, przez co problem pamięci stał się środkiem przetargowym dla innych celów. Nawiązując za Friedländerem do aktualnego impasu wobec różnych oswajających mechanizmów pamięci, spróbuję poddać pod rozwagę kwestię granic i możliwości w tworzeniu estetycznego pomostu między teraźniejszością a przeszłością.

  11. TV REKLAMLARINDAN KAÇINMA: DAVRANIŞSAL VE MEKANİK KAÇINMAYA ETKİ EDEN FAKTÖRLER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayşen AKYÜZ

    2011-01-01

    Full Text Available TV ADVERTISING AVOIDANCE: THE FACTORS INFLUINCING BEHAVIOURAL AND MECHANISTIC AVOIDANCEAbstract: TV advertising avoidance, presents a main issue for advertisers and marketers. Creation of TV ads involves great effort, imaginative strategy formulation and high expenditures. The expectations of the companies and advertisers from the medium are intrinsically high. The current study examines the influence of both the general attitude towards advertising and the belief factors (product information, good for economy, hedonic/pleasure and materialism on behavioral (e.g .making phone calls and mechanical avoidance (e.g. zapping by conducting surveys with the university students. Structural Equation Model is employed to investigate the relationship between the dependent and independent variables. It is believed that, the findings would make a significant contribution towards a development of the theory and create bases for a further research on this topic. Keywords: Ad Avoidance, Behavioral Avoidance, Mechanical Avoidance, Beliefs, Attitude Toward Advertising. TV REKLAMLARINDAN KAÇINMA: DAVRANIŞSAL VE MEKANİK KAÇINMAYA ETKİ EDEN FAKTÖRLER Özet: Reklamdan kaçınma davranışı, reklamcılar ve pazarlamacılar için oldukça önemli bir gündem oluşturmaktadır. Televizyon reklamlarının yaratılması yoğun çaba, yaratıcı strateji ve yüksek harcamaları kapsar. Firmaların ve reklamcıların bu iletişim aracından beklentileri ise doğal olarak yüksek olacaktır. Bu çalışma, hem inanç faktörlerinin (bilgilendirme, ekonomik fayda, zevk/hoşnutluk, materyalizm; hem de reklama yönelik genel tutumun, davranışsal ve mekanik kaçınma üzerindeki etkilerini üniversite öğrencileri ile yapılan bir anket çalışması ile incelemektedir. Bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Bulguların hem konuyla ilgili gelecekte yapılacak araştırmalarda hem de

  12. İŞTEN AYRILMA NİYETİ VE AŞIRI ROL YÜKÜNÜN OTEL ÇALIŞANLARININ SOSYAL AYLAKLIK DAVRANIŞLARINA ETKİSİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yılmaz AKGÜNDÜZ

    2014-10-01

    Full Text Available ÖZ: Bu çalışmanın amacı otel işletmelerinde çalışan işgörenlerin sosyal aylaklık (kaytarma davranışlarına işten ayrılma niyetleri ve aşırı rol yükü algılarının etkisini belirlemektir. Ayrıca çalışma kapsamında aşırı rol yükünün işten ayrılma niyetine olan etkisinin belirlenmesi de amaçlanmaktadır. Bu kapsamda sosyal aylaklık, işten ayrılma niyeti ve aşırı rol yükü ölçeklerini içeren bir anket, İzmir’deki dört ve beş yıldızlı otellerde çalışan 354 işgörene seçkisiz örnekleme yöntemi ile 15 Eylül-15Kasım 2013 döneminde uygulanmıştır. Sosyal aylaklık ölçeği ve işten ayrılma niyeti ölçeği yapılan açıklayıcı faktör analizi sonucunda tek boyutta, aşırı rol yükü ölçeği ise zaman yetersizliği ve aşırı sorumluluk olmak üzere iki faktör altında toplanmıştır. Araştırmada hiyerarşik regresyon analizi yapılarak hipotezler test edilmiştir. Analiz sonucunda, aşırı rol yükü -zaman yetersizliği- algısının ve işten ayrılma niyetinin çalışanların sosyal aylaklık davranışını artırdığı ortaya koyulmuştur. Ayrıca çalışanların aşırı rol yükü -zaman yetersizliği- algısının işten ayrılma niyetlerini artırdığı; aşırı rol yükü -aşırı sorumluluk- algısının ise işten ayrılma niyetini azalttığı da belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Aylaklık, İşten Ayrılma Niyeti, Aşırı Rol Yükü, Oteller. ABSTRACT: The aim of this research is to investigate the effect of turnover intention and role overload on social loafing behavior of hotel employees. Besides, the effect of role overload on turnover intention has been investigated. In the scope of research, questionnaire of the scales of turnover intention, role overload and social loafing have been applied to 354 employees working in the hotels including four and five stars through random sampling between September 15 and December 15, 2013. As a result

  13. The development scale of learning strategies used in piano lessonPiyano dersinde kullanılan öğrenme stratejileri ölçeğinin geliştirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özlem Kılınçer

    2013-03-01

    ştir. Her bir maddenin ilgili psikolojik yapıyı ölçtüğü hipotezi doğrulayıcı faktör analizi uygulanarak test edilmiştir. Ölçek 5 alt boyuttan ve toplam 66 maddeden oluşmaktadır. Ölçekte yer alan maddelerin faktör yük değerleri 0.452 ile 0.802 arasında değişmektedir. Ölçeğin bütününe ilişkin güvenirlik katsayısı (Cronbach alfa: 0.955 olarak bulunmuştur. Alt ölçeklere ilişkin güvenirlik katsayıları ise 0.940, 0.888, 0.858, 0.884 ve 0.867 olarak elde edilmiştir. Çalışma sonucunda, bu ölçekten öğrencilerin piyano dersindeki öğrenme stratejilerini kullanma düzeylerinin belirlenmesinde ve öğretme- öğrenme çevrelerinin bu doğrultuda düzenlenmesinde faydalanılabileceği önerisi getirilmiştir.

  14. Free time management scale: Validity and reliability analysisBoş zaman yönetimi ölçeği: Geçerlik- güvenirlik çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Beyza Merve Akgül

    2015-12-01

    Full Text Available The aim of this research is to adapt the Free time management scale (Wei-Ching Wang,  Chin-Hsung Kao, Tzung-Cheng Huan, Chung-Chi Wu, 2011 to Turkish and to examine its psychometric properties. The research was conducted on 447 university students from various faculties of Gazi University, Turkey. First of all, lingual equivalence of the scale was applied.  Explanatory (EFA and confirmatory factor analysis (CFA were used for validity analysis of the scale. In the result of the EFA, Being in English originally, this scale consisted of 15 items and 4 dimensions. While the number of the items were exactly the same in the ‘leisure attitude’ and ‘scheduling’, ‘goal setting and technique’ was 6 items and ‘evaluating’ was 3 items. Confirmatory factor analysis (CFA was applied to test the four factor construct of the scale. Internal consistency coefficient of the whole scale was found to be .83 and test retest reliability of the scale was found to be .86. To this end, According to the validity and reliability analyses, it was found that this scale is a reliable and valid scale to be used to determine free time management  of university students in Turkey.   Özet Bu çalışmanın amacı, Wei-Ching Wang,  Chin-Hsung Kao, Tzung-Cheng Huan, Chung-Chi Wu isimli kişiler (2011 tarafından geliştirilen Boş Zaman Yönetimi Ölçeğini Türkçeye uyarlamak ve ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizlerini yapmaktır. Araştırmaya Gazi Üniversitesi’nin çeşitli bölümlerinde öğrenim gören 447 üniversite öğrencisi katılmıştır. Öncelikle ölçeğin dilsel eşdeğerliği incelenmiş ve dilsel eşdeğerliğe sahip olduğu görüldükten sonra geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Ölçeğin geçerlik çalışmasına, açımlayıcı (AFA ve doğrulayıcı faktör analizleri (DFA kullanılmıştır. AFA sonucunda, , 15 madde ve 4 alt boyuttan oluşan bir ölçme aracı elde edilmiş ve alt boyutlarda yer alan

  15. Öğretmen Adaylarının Meslek Öncesi Tükenmişlik Düzeyleri The Prevocational Burnout Levels of Teacher Candidates

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İbrahim ÇANKAYA

    2012-09-01

    meslek öncesi süreçte yer alan öğretmen adaylarında tükenmişliğin azaltılması onların kişisel başarılarının artırılmasına, yöneticilerin onlara sosyal destek sağlamasına, sürekli öğrenmeyi teşvik etmesine ve takım çalışmasını özendirmesine bağlıdır. Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının meslek öncesi tükenmişlik düzeyine ilişkin görüşlerini tespit etmektir. Araştırma tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubu 2011-2012 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Uşak Üniversitesi Halil Kaya Gedik Eğitim Fakültesinde öğrenim gören matematik, türkçe, fen bilgisi, sınıf ve sosyal bilgiler öğretmenliği son sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada Tümkaya, Çam ve Çavuşoğlu tarafından geliştirilen tükenmişlik ölçeği kullanılmıştır. Ölçek 10 maddeden oluşan tek faktörlü 5’li likert tipi bir ölçektir (tablo 2. Araştırmada ölçeğe doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiştir. Çalışma grubunda bulunan 373 öğretmen adayından geriye dönen 176 ölçek değerlendirilmiştir. Öğretmen adaylarının genel olarak “nadiren” düzeyinde tükenmişlik yaşadıkları belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının tükenmişlik düzeyleri arasında cinsiyet ve ailevi durum değişkeni açısından anlamlı bir farklılık görülmemiştir.

  16. Öğretmen Adaylarının Kitap Okuma Alışkanlığına Yönelik Tutum Ölçeği: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması An Attitude Scale Towards Teacher Candidates’ Reading Habit: Reliability and Validity Analysis

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatma SUSAR KIRMIZI

    2012-09-01

    örülmelidir. Buna bağlı olarak öğretmen adaylarının okuma alışkanlığına yönelik tutumlarını ölçen ölçme araçlarına da gereksinim duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı öğretmen adaylarının kitap okuma alışkanlığına ilişkin tutumlarını ölçebilecek, geçerlik ve güvenirliği belirlenmiş bir ölçek geliştirmektir. Araştırmaya konu olan ölçeğin geliştirilmesi sürecinde uygun örneklem üzerinde deneme çalışması yapıldığından dolayı deneysel süreç benimsenmiştir. Ölçek geliştirme süreci 2011-2012 eğitim öğretim yılının bahar döneminde, 3. sınıf öğrencileriyle Pamukkale Üniversitesinin Eğitim Fakültesinde gerçekleştirilmiştir (n=784. Veri toplama aracının geliştirilmesinde öncelikle araştırma amacı ve problemi belirlenmiş; kompozisyon soruları ve alan taramasıyla madde havuzu oluşturulmuş; oluşturulan maddeler kapsam geçerliliğinin gerçekleştirilmesi açısından uzman görüşüne sunulmuş; belirlenen örneklem üzerinde deneme çalışması gerçekleştirilmiş; güvenirlik ve yapı geçerliliği çözümlemeleri sonrasında ise ölçeğe son şekli verilmiştir. Elde edilen verilere döndürülmüş faktör çözümlemesi uygulanmış ve 34 maddelik ÖRAKOT geliştirilmiştir. Ölçekte üç alt boyut yer almaktadır. Ölçekte yer alan maddelerin faktör yük değerleri, 80 ile, 54 arasında değişmektedir. Deneme sonrasında Cronbach’s Alpha güvenirlik katsayısı 0,95 olarak belirlenmiştir. Yapılan çözümlemeler sonucunda ölçeğin güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir.

  17. Tablet PC Destekli Türkçe Öğretiminin Temel Dil Becerilerine Etkisini Belirlemeye Yönelik Ölçek Çalışması A Scale Study Of Tablet PC Based Teaching Turkish Language To Determine The Effect On Basic Language Skills

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Süleyman BALCI

    2013-07-01

    ılarak madde havuzu oluşturulmuş ve uzman görüşlerine başvurulmuştur. Öncül soru sayısı 20 maddeden oluşan 5’li likert tipi taslak ölçekte, Türkçe dersinde tablet pc kullanımının temel dil becerilerine (okuma, dinleme, konuşma ve yazma etkisinin olup olmadığını belirlemeye yarayan maddeler yer almaktadır. Maddeler, Türkçe dersi öğretim programında belirlenen dil becerileri kazanımlarının soru kalıbına dönüştürülmesi ile elde edilmiştir. Taslak ölçek, Fatih Projesi kapsamında pilot bölge olarak seçilen Uşak İl Merkezi Yaşar Akar İlköğretim Okulu ile Bingöl İl Merkezi İMKB Fatih İlköğretim Okulu I. kademe 5. sınıfta öğretim gören 114 öğrenciye uygulanmıştır. Ölçeğin kapsam geçerliliği uzman görüşleri alınarak sağlanmıştır. Yapı geçerliliğini belirlemek için yapılan faktör analizi sonucunda 16 maddeden oluşan, faktör yükleri .50-.84 arasında, toplam varyansın % 56’sını açıklayan üç alt boyutu kapsayan bir ölçek elde edilmiştir. Ölçek maddelerinin 9’u olumlu, 7 tanesi olumsuz ifade içermektedir. Ölçeğin Kaiser-Meyer-Olkin değeri .85, Bartlett testi anlamlılık değeri .00 ve Cronbach-alpha iç tutarlılık” katsayısının ise .90 olduğu bulunmuştur. Yapılan literatür taraması sonucunda Türkçe dersinde tablet pc kullanımının temel dil becerilerine etkisini belirleme anlamında bir ölçeğin bulunmaması bir eksiklik olarak görüldüğünden, geçerlilik ve güvenirliği sağlanan bu ölçeğin alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  18. KISA AZİM (SEBAT ÖLÇEĞİNİN TÜRKÇEYE UYARLANMASI: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI/TURKISH ADAPTATION OF THE SHORT GRIT SCALE (GRIT-S: VALIDITY AND RELIABILITY STUDY

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hakan SARIÇAM

    2016-06-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı Kısa Azim Ölçeğini Türkçeye uyarlayarak ölçeğin psikometrik özelliklerini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Kütahya ve Ağrı illerinde üniversite eğitimlerine devam eden 186 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcıların 108’i kadın ve 78’i erkek olmakla birlikte yaşları 18 ile 27 arasında değişmekte olup yaş ortalamaları 21.3’tür. Benzer ölçek geçerliliği çalışmasında Motivasyonel Kararlılık Ölçeği kullanılmıştır. Dilsel eşdeğerlik çalışmasında Türkçe ve İngilizce formlar arasında r=.89 (p= .00 ilişki bulunmuştur. KMO örneklem uygunluk katsayısı .83 ve Bartlett Sphericity testi sonucu χ2 = 503,877 (p<.001, sd=24 olarak saptanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucu 8 maddelik 2 boyutlu modelin uyum indeksi değerleri (χ2 /sd=2.06, p=.00011, RMSEA= .046, CFI=.95, GFI=.94, AGFI=.93, SRMR=.047 olup madde faktör yüklerinin .42 ile .77 arasında sıralandığı görülmüştür. Benzer ölçek geçerliği çalışmasında Motivasyonel Kararlılık Ölçeği ve Kısa Azim Ölçeği arasında r=.68 p<.01 önem düzeyinle ilişki bulunmuştur. Cronbach alfa iç tutarlık güvenirlik katsayıları ölçeği bütünü için .83, ilginin tutarlılığı alt boyutu için .80, gayrette ısrar alt boyutu için .71 olarak hesaplanmıştır. Test tekrar test güvenirlik katsayısı .69 olarak hesaplanmış olup düzeltilmiş madde toplam korelasyon katsayılarının .33 ile .65 arasında sıralandığı görülmüştür. Sonuç olarak Kısa Azim Ölçeğinin bireylerde azim, kararlılık, ısrar ve sebatkâr olma düzeyini değerlendirebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu söylenebilir. The aim of this study is the Turkish adaptation of the Grit-S and examination of its psychometric properties. Participants were 186 (108 females and 78 males university students who were enrolled in Kütahya and Ağrı, Turkey

  19. Attitude scale of individuals having mental disabilities towards sports activities (zebseytö: Validity and reliability studyZihinsel engelli bireylerin sportif etkinliklerine yönelik tutum ölçeği (zebseytö: Geçerlik ve güvenirlik çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ekrem Levent İlhan

    2016-02-01

    ıyla düzeltilmiş madde toplam test korelasyonu incelenmiş ve toplam puan üzerinden % 27’lik alt-üst grup karşılaştırmalarına yer verilmiştir. Ölçme aracının yapı geçerliğini sınamak için Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA uygulanmıştır. AFA sonucunda toplam varyansın % 60.988’ ini açıklayan, 28 madde ve iki alt boyuttan oluşan bir yapı elde edilmiştir. Ortaya çıkan bu yapının doğrulanması amacıyla gerçekleştirilen DFA sonucunda, yeterli uyum indekslerine ulaşılmıştır. Ölçme aracının güvenirliği, Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı ve test-tekrar test teknikleri ile incelenmiştir. Cronbach Alfa ve test-tekrar test analizleri, ölçme aracının yüksek düzeyde güvenilir olduğuna dair kanıt sağlamıştır. Bu bulgular ışığında, ZEBSEYTÖ’ nün geçerli ve güvenilir ölçümler yapabilen bir veri toplama aracı olduğu ve üniversite öğrencilerinin zihinsel engelli bireylerin sportif etkinliklerine yönelik tutumlarını ölçebilir nitelik taşıdığı söylenebilir.

  20. A RESEARCH REGARDING FUTURE EXPECTATIONS OF UNIVERSITY YOUTH YÜKSEKÖĞRETİM GENÇLİĞİNİN GELECEK BEKLENTİLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Murat TUNCER

    2011-06-01

    Full Text Available In this research, future expectations of the students in the vocational school of higher education, which grows intermediate staff for business world and thus is the place exposing to the global effects mostly, are the most mass exposing to global effects were evaluated. To this end, a scale for future expectations was created by literature review. As a result of factor analysis of future expectations scale, single factorial structure was preferred, and cronbach alpha coefficient of the scale was found to be .84. The scale prepared was applied to 430 students in different departments of Tunceli Vocational School of Higher Education. For analysis of data obtained as a result of performance of the scale, independent groups t test, Anova test, Mann Whitney U test, Kruskal Wallis H and Tukey HSD test were used. According to the results of the analysis, a reasonable difference between the genders in favour of female students was found with respect to future expectations of students of Vocational School of Higher Education. It was also found that there was a reasonable difference between the student having 3-4 brothers and/or sisters and the students having 5 and more brothers and/or sisters. For removing uncertainty about future expectations believed to occur in relation to globalisation and technology, it is thought that strengthening relation with the sector will be beneficial. In addition, it is proposed that the students must be made ready for the future by optional courses and by educating them in fields of profession outside the vocational programme via flexible education models. Bu araştırmada iş yaşamına ara eleman yetiştiren ve bu özelliği nedeniylede küresel etkilere en çok maruz kalan meslek yüksek okullarında öğrenim gören öğrencilerin gelecek beklentileri değerlendirilmiştir. Bu amaçla literatür taramasına göre gelecek beklentileri ölçeği oluşturulmuştur. Gelecek beklentileri ölçeğinin faktör analizi yap

  1. Ergenlik Dönemi Okuma Tutumu Ölçeği’nin Türkçe’ye Uyarlanması The Adaptasyon Of Survey Of Adolescent Reading Attitudes (Sara Into Turkish

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muhammet BAŞTUĞ

    2013-07-01

    şmaktadır. Uyarlama çalışması sürecinde yapılan Açımlayıcı Faktör Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi çalışmalarına göre 3 maddenin çıkarılmasıyla, ölçeğin orijinal halindeki 4 alt boyutu koruduğu görülmüştür. Cronbach alfa güvenirlik katsayısı ölçeğin tamamı için .691, Serbest Dijital alt boyutu için .802, Serbest Kağıt alt boyutu için .690, Akademik Kağıt alt boyutu için .660 ve Akademik Dijital alt boyutu için .623 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar ölçeğin güvenilir ve geçerli olduğunu göstermektedir. Uyarlanan ölçeğin 15 maddelik son halinin Türkçe dili için ve Türkiye’de kullanılmasının uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Okuma ortamlarının ve materyallerinin geliştirilmesinde, öğrencilerin okuma tutumlarının dijital kaynaklar da dahil çok boyutlu olarak ortaya konması daha nitelikli öğrenme ortamlarının oluşturulmasına katkı sunabileceği düşünülmektedir.

  2. The Cognitive Behavioral Physical Activity Questionnaire: A study of validity and reliabilityBilişsel Davranışçı Fiziksel Aktivite Ölçeği: Geçerlik ve güvenirlik çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ersin Eskiler

    2016-05-01

    ncelikle gençlerin düzenli egzersiz katılımına yönelik tutum ve davranışlarını belirlemek ve anlamak hayati bir öneme sahiptir. Açıklamalar ışığında, bu araştırma; Bilişsel Davranışçı Fiziksel Aktivite Ölçeğini (Cognitive Behavioral Physical Activity Questionnaire; CBPAQ Türkçe’ ye ve Türk popülasyonuna uyarlanmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya Bursa ilinde öğrenim gören 13-17 yaş aralığında 590 (297 erkek ve 293 kadın kişi katılmış ve örnek kütle kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Verilerin analizinde, betimsel analizler, temel bileşenler faktör analizi (AFA ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA kullanılmıştır. Bulgular ışığında ölçeğin orijinal formunda yer alan 15 ifade ve 5 boyutlu yapının istatistiksel olarak doğrulandığı belirlenmiştir. Nihai olarak, Bilişsel Davranışçı Fiziksel Aktivite Ölçeği’nin ilgili örneklem grubu için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

  3. İlköğretim Öğrencilerinin İletişim Becerilerinin Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi Investigation of Primary School Students

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kadir KARATEKİN

    2012-09-01

    . Bu sosyal becerilerden birisi de iletişim becerisidir. Daha küçük yaşlardan itibaren verilecek beceri eğitimi ile öğrencilerimize iletişim becerileri kazandırarak içinde yaşadığı toplumda mutlu, üretken ve etkili bir insan olmasını sağlayabiliriz. Bunun için öğrencilerimizin iletişim becerileri üzerinde etkili olabilecek faktörlerin bilinmesi önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı da ilköğretim öğrencilerinin iletişim becerileri üzerinde etkili olan faktörleri ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Ersanlı ve Balcı (1998 tarafından geliştirilen “İletişim Becerileri Envanteri" Ankara ve Kırşehir'de bulunan iki ilköğretim okulunun 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim gören 373 öğrenciye uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 15 istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistik, ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ilköğretim öğrencilerinin iletişim becerileri üzerinde öğrencilerin yaşadıkları ilin, cinsiyetin, okul öncesi eğitimin, anne-baba eğitim durumunun ve sınıf düzeyinin etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin, Türkçe dersinden aldıkları not, okudukları kitap sayısı, günlük kitap okuma süreleri arttıkça iletişim becerileri artarken günlük televizyon izleme ve bilgisayar kullanma süreleri arttıkça iletişim becerileri azalmaktadır. Bu sonuçlar doğrultusunda öğretmenlerin derslerdeöğrencilerin kendilerini daha iyi ifade edebilecekleri ortamları oluşturmaları, öğrencilerin daha fazla kitap okuması için teşvik edilmesi, çocukların okul öncesi eğitime mümkün olduğunca erken başlatılması ve ebeveynlerin çocuklarının TV ve bilgisayar başında çok fazla zaman geçirmelerine izin verilmemeleri önerilmiştir.

  4. Eğin Türkülerinin Coğrafî Analizi Geographical Analysis Of Eğin Folk Songs

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erdal AKPINAR

    2012-12-01

    rkiye’nin dikkat çeken yörelerinden birisidir. Uzun bir tarihî geçmişin ve zengin kültürel mirasın ürünü olan Eğin türküleri, konunun uzmanları tarafından derlenmiş ve kayda geçirilmiştir. Bu çalışmamızda yazılı kaynaklarda yer alan Eğin türkülerinin temaları ve ifade özellikleri coğrafî bakış açısıyla incelenmektedir.Çalışmada materyal olarak yazılı literatür yanında, sahada tarafımızdan yapılan gözlemler sonucu elde edilen veriler kullanılmıştır. Analiz edilecek türkülerin seçiminde Taş-Turhan, Tarlabaşı ve Gökçe’nin eserlerinden yararlanılmıştır. Türküler öncelikli olarak temalarına ve içerdikleri coğrafî motiflere göre sınıflandırılmışlardır. Daha sonra doğal ve sosyoekonomik özelliklerin toplam 86 Eğin türküsü üzerindeki etkisi coğrafî bakış açısıyla analiz edilmiş ve yorumlanmıştır.Kemaliye, sözlü kültürün temel unsurlarından olan türküler bakımından oldukça zengindir. Bulgularımıza göre bu zenginliğin ortaya çıkmasında çok çeşitli faktörler etkili olmuştur. Bu faktörlerin pek çoğu coğrafya biliminin ilgi alanına girmektedir. Başlıcaları; konum, yerşekilleri, iklim, bitki örtüsü, yaban hayatı, hidrografik özellikler, göçler, ulaşım, meskenler, mimari yapı ve geçim kaynaklarıdır. Bunlar bazen tek, bazen ise bir bütün halinde Eğin türkülerinin dizelerine yansımıştır. Nitekim türkülerde kullanılan sözcüklerin ve motiflerin büyük bir bölümü yöreyle ilgili olduğu gibi, işlenen temalar da genellikle yöreseldir. Ancak bu yerel motifler ve temalar ulusal kültürden kopuk değildir. Eğin türkülerinin Türk Halk Müziği içerisinde özel bir yerinin olması, yerel motifleri ve temaları başarılı bir şekilde işlemiş olmasından kaynaklanmaktadır.

  5. Turkish adaptation of the physical education trait anxiety scale: The validity and reliability studyBeden eğitimi sürekli kaygı ölçeğinin Türkçeye uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yaprak Kalemoğlu Varol

    2014-02-01

    Full Text Available The aim of this study is to adapt the Physical Education Trait Anxiety Scale developed by Barkoukis, Rodafinos, Koidou and Tsorbatzoudis (2012 in Turkish. Being in English originally, this scale consists of 18 items and 3 dimensions. First of all, the original scale was translated into Turkish for adaptation study. It was aimed to determine whether the Turkish form and English form had the same meaning in the practice, the original and then the translated form of the scale were applied two weeks apart on a group of high school students. Pearson Product-Moment Correlation Coefficient was considered to test the consistency between scores obtained from the both scales and it was found to be .995. Accordingly, high-level, positive and significant relationship was found between Turkish and English scales. The scale with lingual equivalence was applied on a total of 190 high-school students. Internal consistency coefficient of the whole scale was found to be .94 and test-retest reliability of the scale was found to be .96. Internal consistency coefficient was found to be .93 for the first sub-dimension "Cognitive Processes"; .97 for the second sub-dimension "Somatic Anxiety" and .98 for the third sub-dimension "Worry". Factor analysis was conducted to determine the construct validity of the scale. To this end, confirmatory factor analysis (CFA was applied to test the three-factor construct of the scale. According to the validity and reliability analyses, it was found that this scale is a reliable and valid scale to be used to determine the trait anxiety levels of high school students towards physical education in Turkey. ÖzetBu çalışmanın amacı, Barkoukis, Rodafinos, Koidou ve Tsorbatzoudis (2012 tarafından geliştirilen Beden Eğitimi Sürekli Kaygı Ölçeğini Türkçeye uyarlamaktır. Özgün formu İngilizce olan ölçek, 3 alt faktör ve 18 maddeden oluşmaktadır. Uyarlama çalışması için öncelikle özgün ölçeğin Türkçeye

  6. Investigation of personality traits and self-esteem levels of substance user and non user adolescents based on certain socio-demographic variablesMadde kullanan ve kullanmayan ergenlerin kişilik özellikleri ve benlik saygısı düzeylerinin sosyo-demografik değişkenlere göre incelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zöhre Kaya

    2016-10-01

    üzeylerinin bazı sosyo-demografik değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın verileri, Beş Faktör Kişilik Envanteri (5FKE ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ ile toplanmıştır. Analizlerde bağımsız iki grup karşılaştırılırken "t testi" ve normal teori varsayımlarının sağlanmadığı durumlarda ise "Mann-Whitney U Testi" kullanılmıştır. İkiden fazla grubun olduğu durumlar için "Tek Yönlü Varyans Analizi ( One-Way ANOVA" ve normal teori varsayımlarının sağlanmadığı durumlarda ise Kruskal-Wallis Testi"’ nden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, madde kullanan kızların özdenetim/sorumluluk puanlarının madde kullanmayan kızlardan daha düşük olduğu; madde kullanan erkeklerin dışadönüklük, yumuşakbaşlılık, özdenetim/sorumluluk ve gelişime açıklık puanlarının madde kullanmayan erkeklerden daha düşük, duygusal tutarsızlık puanlarının ise daha yüksek olduğu bulunmuştur. Yaş değişkenine göre bakıldığında, 17-20 yaş arasındaki madde kullanan ergenlerin yumuşakbaşlılık puanının 14-16 yaş arasındaki ergenlerden yüksek olduğu, madde kullanmayan ergenlerin yaş faktörüne göre kişilik özelliklerinin anlamlı farklılık göstermediği saptanmıştır. Maddeye başlama yaşına göre, madde kullanan ergenlerin kişilik özelliklerinin farklılaşmadığı aynı zamanda madde kullanan ve kullanmayan ergenlerin göç değişkenine göre kişilik özelliklerinin anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur. Benlik saygısı açısından incelendiğinde, madde kullanan ve kullanmayan kızların benlik saygılarının farklılaşmadığı; madde kullanan erkeklerin benlik saygılarının madde kullanmayan erkeklerden daha düşük olduğu görülmüştür. Ulaşılan sonuçlar ilgili literatür ışığında tartışılarak öneriler sunulmuştur.

  7. Examination of the Primary Teachers Candidates' Special Field Competence Perceptions in Terms of Varied Variables / Sınıf Öğretmeni Adaylarının Özel Alan Yeterlik Algılarının Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Recep KAHRAMANOĞLU

    2013-06-01

    level, is meaningful.Sınıf öğretmenleri birden fazla dersten sorumlu olmaları nedeniyle diğer branş öğretmenlerinden yeterlikler bağlamında ayrılmaktadır. Bu durum, sınıf öğretmenlerinin çoklu disiplin ve disiplinler arası anlayışa dayalı yeterliklere sahip olmalarını gerektirmektedir. Bu nedenle yeterliklerin çerçevesinin ortaya konması ve bu yeterlikleri etkileyen faktörlerin belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı da; sınıf öğretmeni adaylarının özel alan yeterlik algılarının cinsiyet, bölümü tercih etme sıralamaları, I. ve II. öğretim olma durumları, akademik ortalamaları değişkenleri açısından incelenmesi ve yeterlik algıları arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümünde öğrenim görmekte olan 188 öğretmen adayı (4. sınıf oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen, beşli likert türünde 39 maddeden ve 8 faktörden oluşan Sınıf Öğretmenliği Özel Alan Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek, öğretmen adaylarına ait kişisel bilgiler ve Sınıf öğretmeni özel alan yeterliklerine ilişkin maddeler olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; sınıf öğretmeni adaylarının özel alan yeterlilik algılarının cinsiyete göre değişmediği, adayların bölümü tercih etme sıralamalarına göre puanlar arasında anlamlı farklılığın olmadığı, adayların I. ve II. öğretim olma durumlarına göre I. öğretim lehine anlamlı farklılık olduğu ve akademik başarılarına göre de puanlar ortalamaları arasında anlamlı derecede farklılık olduğu görülmüştür. Sınıf öğretmeni adaylarının yeterlik algılarının genel olarak “yeterli” seviyesinde olduğu görülmüş ve yeterlik algıları puanları arasındaki ilişkinin pozitif y

  8. The place of affect and emotion in the theories of first language acquisitionİlk dil edinim kuramlarında duygulanım ve duygu olgularının yeri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yunus Pınar

    2015-08-01

    Full Text Available In the basic theories of first-language acquisition that attempt to explain how infants learn their primary languages children are treated some- times as a ‘black box’, at times as a ‘universal grammarian”, and at times almost as a ‘processor’, and they are seen as objects in a laboratory where emotional factors are ignored.  This article is the outcome of a thorough survey of literature and primarily it aims to present the most widely accepted language acquisition theories. In addition, we shall try to describe the restrained position of first language acquisition theories towards the impact of affects and emotional factors on the acquisition process.  Apart from that, our study aims to find out whether or not the classical and popular theories of language acquisition have empirical or theoretical answers as to the effect variables like joy, happiness, worry, anxiety, introversion, aggression or loneliness have on linguistic development.  In the centre of the research are the most widely accepted first-language acquisition theories. In this article, behaviorist (Burrhus F. Skinner, nativist (Noam Chomsky, interactionist (Jerome Brunner, usage-based (Michael Tomasello and linear (William O’Grady theories of first-language acquisition will be generally examined and the connection of affect and emotion with linguistic development will be discussed in detail as to the place it occupies in the literature.   Özet Çocukların anadillerini nasıl öğrendiklerini açıklamaya çalışan temel ilk dil edinim kuramlarında çocuklar kimi zaman: “kara kutu”, kimi zaman: “evrensel bir gramerci”, bazen de adeta bir: “işlemci” olarak ele alınmış ve duygusal faktörlerin sürekli göz ardı edildiği bir laboratuvar objesi olarak görülmüşlerdir.  Elinizdeki bu makale, derinlemesine bir alan yazın taramasının ürünüdür ve herşeyden önce en çok kabul görmüş/gören dil edinim kuramlarını ana hatlar

  9. Enforced linguistic conversion: translation of the Macedonian toponyms in the 20th century

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Katica Kulavkova

    2015-08-01

    towards a systematic negation of the Macedonian linguistic and cultural identity, and with that, they deny the right of Macedonian people for their own national country, for every negation lies under the intention of re‑interpreting and retouching the historical reality. Wymuszona konwersja językowa: tłumaczenie macedońskich toponimów w XX wieku W artykule podjęto zagadnienia związane z wymuszoną konwersją toponimów ma­cedońskich, co może być traktowane jako forma językowego i kulturowego przemieszcze­nia / zwichnięcia / luxatio (łac. luxatio, luxare, luxus – zwichnięcie. Toponimy są nie tylko szczególnymi znakami językowymi, świadczą też o cywilizacyjnej pamięci narodów i całej ludzkości, stanowią przy tym odbicie faktów i dziedzictwa kulturowego, chronionego mocą międzynarodowych regulacji prawnych. Przekład toponimów z jednego języka na inny w ra­mach jednej przestrzeni kulturowej i etnicznej oznacza niewątpliwie przemoc wobec tego dziedzictwa. Zamiana toponimu i jego wymuszone tłumaczenie na inny język na mocy usta­nawianych w tym celu aktów prawnych staje się przestępstwem (zbrodnią wobec kultury. Toponim jest bowiem rzeczywistym odbiciem faktów i wspomnień historycznych. Toponimy można przepisywać innym alfabetem, litera po literze (łac. transliteratio, ale nie można ich przekładać, zwłaszcza na terytorium, na którym były ustanowione, stosowane i dziedziczone. Wymuszona zamiana prowadzi faktycznie do przekształcenia narracji historycznych i tożsa­mości etniczno‑kulturowej. Historia dowodzi, że istnieją pewne formy przemocy prowadzące do dyslokacji językowej, religijnej i etnicznej. Radykalna rewizja macedońskich toponimów zidentyfikowanych jako słowiańskie jest prawdopodobnie jednym z nielicznych przykładów, jakie zna współczesna historia. Tak dzieje się od prawie stu lat – od początku 1920 roku aż do pierwszej dekady XXI stulecia. Toponimy, które pojawiły się na etnicznym

  10. Foreign trade intensities’ development of Ottoman 45 Countries with Turkey and Neo OttomanismOsmanlı 45 Ülkelerinin Türkiye ile dış ticaret yoğunlukları gelişimi ve Yeni Osmanlılık

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa Akal

    2015-04-01

    ğer taraftan, Türkiye ile bireysel ülkeler açısından endeks hesaplarına bakıldığında ise ülkelerin yarısından fazlası ile Yeni Osmanlılığı destekler mahiyette dış ticaret yoğunluklarında artışlar görülmüş, diğerlerinde ise dış ticarette yoğunluk azalması bulunmuştur. Türkiye ile Osmanlı 45 ülkelerinin ticaret yoğunluğunu artırmak için her bir ülkenin Türkiye ile olan dış ticaret yoğunluğunu artıran ve azaltan faktörlerin açıklığa kavuşturulması ve bu doğrultuda stratejiler izlenmesi önerilir.

  11. The effect of psychological well-being, psychological help-seeking attitudes and self-esteem on psychological counselor candidates’ psychological symptomsPsikolojik iyi oluş, yardım arama tutumu ve benlik saygısının psikolojik danışman adaylarının psikolojik belirtilerine etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Firdevs Savi Çakar

    2016-08-01

    ştırma model geliştirme ve model test etmeye yönelik olup, LİSRELL programı-Yapısal Eşitlik modeli kullanılmıştır. Yapılan analizlerde, doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarının ve yapısal eşitlik modeli uyum indekslerinin genel olarak kabul edilebilir düzeyde olduğu belirlenmiştir. Buna göre psikolojik danışman adaylarının psikolojik iyi oluşu, psikolojik yardım arama tutumu ve benlik saygılarının psikolojik belirti düzeyleri üzerinde etkisi olduğu hipotezi doğrulanmıştır. Bu doğrultuda, danışmanlık öğrencilerinin öğretim süreçleri devam ederken psikolojik belirtilerinin incelenmesi, ihtiyaç duyan öğrencilere psikolojik yardım sağlanması ve ruh sağlığının desteklenmesi ile onların profesyonel gelişimlerine de önemli katkı sağlanacağı düşünülmektedir.

  12. ALIŞVERİŞ MERKEZLERİNİN MARKA KİŞİLİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI, İSTANBUL İLİNDE BİR UYGULAMA-COMPARISION on BRAND PERSONALITY of SHOPPINGCENTERS, A PRACTISE in ISTANBUL CITY

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şakir ERDEM

    2010-01-01

    Full Text Available Perakendecilik sektöründe yer alan Galleria ve Akmerkez alışveriş merkezleri marka kişiliklerinin karşılaştırılmasını yapmak ve tüketicilerin alışveriş merkezi tercihlerinde alışveriş merkezlerine atfettiği kişilik boyutlarını ve özelliklerini ortaya çıkarılabilmek amacıyla J. Aaker’ın 1997’de geliştirdiği beş ana marka kişiliği boyutu ve bu boyutların altında toplanan kişilik özellikleri temel alınmıştır. Marka kişiliğine ilişkin literatür taraması yapılmış; araştırma yöntemi olarak nitel araştırma ve nicel araştırma yöntemlerinin birleşmesinden meydana gelen karma araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Nitel veri toplanma araçlarından olan odak grup görüşmesinden faydalanılarak, nicel araştırmanın anketlerinin oluşturulmasında yararlı olabilecek bilgiler ve nicel araştırma örneklem yapısı ve yöntemine ışık tutan bilgiler elde edilmesi sağlanmıştır. Nicel araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi uygulanmış, analiz yapılmaya uygun 272 adet anket elde edilmiştir. Anket sonuçları SPSS programı yardımıyla kodlanmış, verilerin frekans ve yüzde dağılımları verilerek faktör analizleri, güvenirlik analizleri ve T-testi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, alışveriş merkezi sektöründe marka kişiliğine dair dört boyut elde edilebilmiş; elde edilen dört boyut Galeria ve Akmerkez alışveriş merkezleri arasında karşılaştırılmıştır.- The present research aims to compare brand personalities of Galeria and Akmerkez shopping centers and to examine the brand personality traits and dimensions that consumers refer on shopping centers preferences. Research based on J. Aaker’s five dimensions of brand personality and the traits. We looked over the literature of brand personality. This research included pluralistic methodology: First, focus groups method was used to take qualitative research’s survey, sampling and

  13. ORTAKLIK YAPILARININ FİNANSMAN KARARLARI ÜZERİNE ETKİSİ: BIST ENERJİ FİRMALARI İNCELEMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    F. Dilvin TAŞKIN

    2015-01-01

    Full Text Available ÖZ: Modigliani ve Miller’dan (1958 sonra iflas maliyeti, temsilci maliyetleri, bilgi farklılıkları ve vergi konularına dayanarak firmaların optimal sermaye yapısını ne şekilde oluşturacakları finans literatüründe çokça incelenmiştir. Bu çalışmada da amaç, 2008-2012 yıllarında Borsa İstanbul’da işlem gören ve faaliyet konusu enerji olan firmaların sermaye yapısına etki eden faktörleri incelemektir. Bu amaçla finansal kaldıracın açıklayıcı değişkenleri olarak karlılık, teminat değeri, büyüme, borç dışı vergi kalkanı, firmanın farklılığı ve bunların yanında ortaklık yapısı özelliklerinin etkisi panel regresyon yöntemi ile incelenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre en büyük hissedar payı ve halka açıklık oranı ile ölçülen ortaklık yapısının finansal kaldıraç üzerinde dikkate değer bir etkisi olduğu, bunun yanında teminat değeri, borç dışı vergi kalkanı ve firma büyüklüğünün borçları pozitif yönde etkilerken, firma farklılığı ve karlılık oranının borçların kullanımında azalmaya neden olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sermaye Yapısı, Finansman Kararları, Ortaklık Yapısı. ABSTRACT: Following Modigliani and Miller (1958 finance literature widely analyzed how the firm chooses its optimal capital structure based on bankruptcy costs, agency costs, information asymmetries and tax. The aim of this paper is to analyze the factors that affect the capital structure of the companies that are traded in Borsa Istanbul and with the main area of activity is energy for the period 2008 and 2012. For this reason, profitability, collateral value, growth, non-debt tax shield, uniqueness and besides the impact of ownership structure are analyzed as determinants of financial leverage through the use of panel regression analysis. According to the results of the analyses, the ownership structure, that is proxied by the share of the biggest

  14. İtibar Yönetimi Açışından Yeşil Pazarlama: Örnek Olay İncelemesi / Green Marketing in Terms of Reputation Management: A Case Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Samet Kavoğlu

    2012-12-01

    Full Text Available 21.yy modern işletmecilik mantığı çerçevesinde üretimin sorun olmaktan çıktığı, işletmeler için en önemli sıkıntının pazarlama faaliyetleri kapsamında yaşandığı düşünüldüğünde, alana dair çok sayıda yenilikçi fikrin ortaya çıkması oldukça normaldir. Bu fikri akımlar içerisinde yer alan, çalışma kapsamında incelenecek yeşil pazarlama uygulamalarını, diğerlerinden ayıran başlıca özellik pazarlama karması içerisinde yer alan tutundurma faaliyetlerinin her bir faktörüyle ilişkilendirilebilir olmasıdır. Çalışmanın sınırlarını çizebilmek ve derinlemesine araştırma olanağını arttırmak adına araştırma kapsamında yeşil pazarlamanın, tutundurma faaliyetlerinden halkla ilişkilerin, itibar yönetimi fonksiyonuyla olan ilişkisi, ödüllü bir proje olan “Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı” örneği üzerinden incelenmiştir. Çalışmanın sonunda, kuruluşun paydaşları nezdinde itibarını arttırmak gayesiyle hayata geçirilen yeşil pazarlama temalı, küresel ölçekli projenin hedefleri açısından genel değerlendirmesi yapılmıştır. Green Marketing in Terms of Reputation Management: A Case Study When it is taken into account that the production is no longer a problem within the framework of the modern business management logic of the 21st century and the primary difficulty is experienced by the businesses within the scope of the marketing activities, it is natural that a great number of innovative ideas emerge concerning the field. The main characteristic which distinguishes the practices of the green marketing which is in these streams of ideas and which will be examined within the scope of study from others is that they can be associated with each factor of promotional activities in the marketing mix. To be able to draw the lines of the study and to increase the possibility of the in-depth research, within the scope of the research, the relationship of

  15. Ateroskleroz ile il-1α (interleukin-1α -889 c/t gen polimorfizmi arasındaki ilişkinin araştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hasan Başçil

    2014-06-01

    Full Text Available Amaç. Genetik ve çevresel faktörler arasındaki ilişki sonucu ortaya çıkan kardiyovasküler hastalıkların gelişiminde inflamasyon anahtar rol oynamaktadır. İnterlökin-1α (IL-1α nın proinflamasyon regülasyonunda önemli rolü vardır. Bu çalışmada IL-1α-889 C/T polimorfizmi ile ateroskleroz arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem. Bu çalışma popülasyonu 117 hasta (Grup I ve 117 sağlıklı (Grup II bireyden oluşmuştur. Grup I ve Grup II deki bireylerin genomik DNA’sı izole edildi. IL-1α genotipleri rastgele seçilen örneklerden direkt dizi analizi yapılarak doğrulandı. Bulgular. Grup I 78 erkek ve 39 kadın bireyden, Grup II ise 49 erkek ve 68 kadın bireyden oluşmaktadır. Grup I bireylerin yaş ortalaması 61,06; Grup II bireylerin yaş ortalaması ise 59,47’dir. Grup I’de 43 bireyde, Grup II’de ise 28 bireyde yüksek kolesterol (total kolesterol>200 mg/dL bulundu. Grup I’de 62 bireyde, Grup II’de 51 bireyde sigara içiciliği bulundu. Grup I’de 81 bireyde yüksek tansiyon ( sistolik kan basıncı>140 mmHg ve/veya diyastolik kan basıncı >90 mmHg, 42 bireyde diyabet, Grup II’de 32 bireyde yüksek tansiyon, 41 bireyde diyabet bulundu. Aterosklerotik Grup I’de CC genotip taşıyan bireyler grubun %54,70’ini, CT genotip taşıyan bireyler %35,04’nü ve TT genotip taşıyan bireyler ise %10,25’ini oluşturmaktadır. Grup II’de ise bu oranlar CC genotip taşıyanlarda %59,82; CT genotip taşıyanlarda %30,76 ve TT genotip taşıyanlarda %9,40 olarak saptanmıştır. IL-1α polimorfizmi için C allel frekansı Grup II’de %75,21 ve Grup I’de %72,22’dir. T allel frekansı dağılımı Grup II’de %24,78 ve Grup I’de ise %27,77’dir. Sonuç. Koroner Arter hastalığı olan Grup I ile, kontrol grubu olan Grup II arasında yaş, cinsiyet dağılımı, hipertansiyon ve hiperkolesterolemi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanm

  16. ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDE UYKU KALİTESİ VE YORGUNLUK

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sefa Saygılı

    2011-12-01

    Full Text Available Çalışma Kırklareli üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerde uyku kalitesi, yorgunluk vebunlarla ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Çalışma 1-15 Nisan2011 tarihleri arasında Sağlık Yüksekokulu, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, SosyalBilimler Meslek Yüksekokulu, Fen Edebiyat Fakültesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu,İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde öğrenim gören 558 öğrenci üzerinde yapıldı. Verileraraştırmacılar tarafından hazırlanan sosyodemografik özellikleri sorgulama formu, PittsburghUyku Kalitesi İndeksi (PUKİ, Piper Yorgunluk Ölçeği (PYÖ ile toplandı. Öğrencilerin PUKİpuan ortalaması 6.9+2.4; PYÖ puan ortalaması ise 4.3+2.2’dir. Öğrencilerin %69.5’inin PUKİpuan ortalaması 5 ve altındadır. Teknik Bilimler MYO ve Sosyal Bilimler MYO öğrencilerininuyku kalitesi en kötü düzeyde iken, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi ve Sağlık HizmetleriMYO’da öğrenim gören öğrencilerin uyku kalitesi en iyi düzeydedir. Kronik hastalığıolanlarda, sigara içenlerde, her gün aynı saatte yatmayanlarda uyku kalitesi kötüdür. TeknikBilimler MYO ve Sosyal Bilimler MYO öğrencilerinin yorgunluğu en fazla iken, SağlıkHizmetleri MYO ve Fen Edebiyat Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin yorgunluğu en azdüzeydedir. Sigara içenler ve şu anda bir işyerinde çalışanlar daha fazla yorgunlukdeneyimlemektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda Teknik Bilimler MYO ve Sosyal Bilimler MYOöğrencilerinin uyku kalitelerini arttırmak ve yorgunluklarını azaltmak için girişimlerdebulunulması; öğrencilerin uyku kalitesini arttırmak için, kronik hastalığı olanların etkinşekilde tedavi edilmesi, sigaranın azaltılması/bırakılması, her gün aynı saatte yatmayayönelik girişimlerin planlanması önerilmektedir. Yine öğrencilerin yorgunluğunu azaltmakiçin sigara içilmemesine ve bir iş yerinde

  17. Yaygın Gelişimsel Bozukluk Tanılı Çocukların Anne-Babalarının Yas Tepkilerinin, Evlilik Uyumlarının ve Sosyal Destek Algılarının Đncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Deniz Karpat

    2012-07-01

    Full Text Available Bu çalışma, yaygın gelişimsel bozukluk tanılı çocukların anne babalarının bu tanı nedeniyle yaşadıkları yas sürecini, evlilik uyumlarını ve algıladıkları sosyal desteği etkileyen faktörleri incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler, 3-18 yaş aralığında yaygın gelişimsel bozukluk (YGB tanılı çocuğu olan gönüllü 103 anne-babaya uygulanan Hogan Yas Tepkileri Tarama Listesi, Çiftler Uyum Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Yaş, evlilik uyumu ve algılanan sosyal desteğin çeşitli demografik değişkenler açısından farklılaştığı bulunmuştur. YGB tanılı çocukların anne-babalarında yasın olumsuz yanını yordayan değişkenlerin annebabaların cinsiyet ve eğitim düzeyi, evlilik süresi, özel insan kategorisinden algılanan sosyal destek, arkadaş kategorisinden algılanan sosyal destek ve çift bağlılığı olduğu görülmüştür. Yasın olumlu yanını yordayan değişkenlerin ise anne-babanın cinsiyeti ve eğitim düzeyi, tanıdan sonra geçen süre ve çift uyumu olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar ilgili alanyazın verileri ışığında tartışılmıştır. The aim of this study is to examine the factors effecting grief, marital adjustment and social support and relationship between grief, marital adjustment and social support of the parents of children with pervasive development disorder. Hogan Grief Reaction Checklist, Multidimensional Scale of Perceived Social Support, Dyadic Adjustment Scale and Personal Information Form which was developed by the researcher were used for this purpose. The sample of the study consists of 103 parents of the children between 3 and 18 years old with PDD. The results showed that the grief, marital adjustment and social support differentiated among the demographic variables. The variables that predict the grief of the parents of the children with PDD in a negative

  18. TÜRKİYE HAVAYOLU YOLCU TAŞIMACILIĞI SEKTÖRÜNDE HİZMET KALİTESİNİN KARŞILAŞTIRMALI ÖLÇÜMLENMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Oğuz YILDIZ

    2013-01-01

    Full Text Available TÜRKİYE HAVAYOLU YOLCU TAŞIMACILIĞI SEKTÖRÜNDE HİZMET KALİTESİNİN KARŞILAŞTIRMALI ÖLÇÜMLENMESİYeni müşteriler kazanmak ve mevcut müşterileri elde tutmak bir süredir hizmet işletmeleri için iki önemli konu olmuştur. Hizmetin her aşamasında fark yaratmak bu iki amacın başarılmasında anahtar bir etkendir. Hizmet sunumunun farklılaştırılması açısından hizmet kalitesi göz önüne alındığında, müşterilere sağlanan hizmetin kalitesini ölçmenin önemi ortaya çıkmaktadır. Hizmet işletmeleri için hizmet kalitesini ölçmek zor bir konudur çünkü hizmet soyuttur, değişkendir, dayanıksızdır ve son olarak hizmetin üretimi ve tüketimi aynı anda gerçekleşmektedir. Hizmet kalitesinin ölçümü işletmelere pazarlama faaliyetlerini nasıl yönetecekleri bilgisini sağlar. Bu nedenle bu ölçme işlemi doğru ölçeklerle yapılmalıdır. Bu çalışmada ilk olarak hizmet kalitesi yazınsalı incelenmiş daha sonra yüz yüze anket yöntemiyle araştırmaya temel teşkil edecek veriler toplanmıştır. Araştırmada son olarak, keşifsel faktör analizi yapılmış ve hizmet kalitesini ölçen iki model karşılaştırılmıştır. Araştırmadaki bulgular, ağırlıklı SERVPERF ölçeğinin algılanan hizmet kalitesini ağırlıklı SERVQUAL ölçeğinden daha fazla açıkladığını ortaya koymuştur.COMPARATIVE MEASURING OF SERVICE QUALITY IN THE PASSENGER CARRIAGE OF TURKISH AIRLINES INDUSTRYAcquiring new customers and retaining existing customers have been two important subjects for service organizations. Creating difference in every section of the service is a key factor to success on realization of these purposes. When service quality is thought as an important factor for creating difference in service industry, the importance of measuring service quality provided to the customers comes out. Measuring service quality is a hard issue for service firms because services are intangible

  19. Occupational accidents and affecting factors of metal industry in a factory in Ankara

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa N. Ilhan

    2012-08-01

    Full Text Available Abstract Objective:According to the statistics of the Social Security Institution, 18672 occupational accidents occurred in the metal industry in 2008 in Turkey. Whereas 78 of these accidents resulted in death, 252 people became permanently incapable of working. In 2008, 369677 working days were lost as a result of occupational accidents. Evaluating the reasons for and the results of accidents in the metal industry and contributing to the development of recommendations for prevention in accordance with the information obtained. Method: The study was conducted with 201 of 210 workers working in heavy metal manufacturing and construction in the building company between April 2008 and June 2008. Results: The frequency of occupational accidents among the metal workers was 22% between January 2007 and June 2008. The reasons for the workers’ accidents are listed as; insufficient use of personal protective equipment (44%, carelessness (37%, and personal reasons, not to be taken of security measures at machines and looms/ unsuitable machines (both 17%.Conclusion: The study demonstrates that the accidents mostly occur because of failure to use of personal protective equipment, insufficient vocational training. Key Words: Occupational, accident, metal industry, preventionAnkara’da bir metal sanayi fabrikasında iş kazaları ve etkileyen faktörler Özet Amaç: 2008 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun verilerine göre metal sanayisinde 18672 iş kazası meydana gelmiş ve 369677 işgünü kaybı olmuştur.  Bu kazalardan 78 tanesi ölümle sonuçlanırken, 252 kişi kalıcı olarak işgöremez hale gelmiştir. Metal sanayisinde meydana gelen kazaların sebep ve sonuçlarını inceleyerek, elde edilen bilgiler doğrultusunda kazaların önlenmesine yönelik tavsiyelerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma, Ankara’da faaliyet gösteren ağır metal imalat, konstrüksiyon ve inşaat sanayi şirketinde 2008 Nisan-2008 Haziran d

  20. EĞİTİM KURUMLARINDA HİZMET KALİTESİNİN ÖLÇÜMÜ VE BİR ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULUNDA UYGULAMA-SERVICE QUALITY MEASURING IN EDUCATION INSTITUTES AND AN APPLICATION A PRIVATE EDUCATION INSTITUTE

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Selda ENE

    2010-01-01

    Full Text Available Ulusal ve uluslararası boyutta artan rekabet koşulları ve artan tüketici beklentileri, işletmeleri kaliteli ürün ve hizmetler sunmaya zorlamaktadır. Bu anlamda ortaya çıkan “hizmet kalitesi” kavramı, işletmelerin üzerinde önemle durması gereken bir konudur. Kaliteli hizmet üretimi, yoğun rekabet ortamında var olmanın bir gereğidir. Hizmet kalitesi, üretim sektörünün yanı sıra hizmet sektörü için ölçülebilir bir kavramdır. Gelişen kaliteli hizmet anlayışı ve hizmetin ölçülebilmesi, hizmet sektöründeki tüm işletmeleri etkilediği gibi özel eğitim kurumlarını da etkilemiştir. Bu noktadan yola çıkarak hazırlanan bu çalışmada, hizmet kalitesinin ölçümüne yönelik olarak Parasuraman, Zeithhaml ve Berry tarafından geliştirilen SERVQUAL hizmet kalitesi ölçüm modeli kullanılmıştır. Model, hizmet sektörü içersinde yer alan özel bir eğitim kurumunda uygulanmıştır. Hizmet kalitesinin 21 özelliği üzerinde durularak velilerin algıadıkları hizmet ile beklenen hizmet arasında fark olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca velilerin hizmet kalitesini algılamalarını etkileyen faktörler belirlenmeye çalışılmıştır.-The increasing competition conditions in national and international dimensions and rising consumer expectations are forcing businesses to present high quality products and services. Service quality is a measurable concept for the service sector as well as the production sector As it has influenced every business in the service sector, the developing high quality service conception and the measurability of service quality has also influenced private education institutes. In this study which started out from this point of view, the SERVQUAL service quality measuring model developed by Parasuraman, Zeithhaml and Berry has been used for the measurement of service quality. The model has been practised in a private education institute in the

  1. Interesariusze spółek kapitałowych z udziałem państwa

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Igor Postuła

    2014-09-01

    Full Text Available Cel: Celem artykułu jest określenie, kto jest interesariuszem spółki kapitałowej z udziałem państwa. Metodologia: Badania miały charakter interdyscyplinarny; składały się na nie analiza regulacji prawnych oraz badania ankietowe przeprowadzone wśród członków zarządów i rad nadzorczych polskich spółek Skarbu Państwa, a także wśród pracowników Ministerstwa Skarbu Państwa (MSP, nadzorujących spółki. Próba badawcza obejmowała całą populację, czyli wszystkie spółki Skarbu Państwa, w których prawa z akcji wykonuje Minister Skarbu Państwa, oraz wszystkich pracowników MSP nadzorujących spółki. Wnioski: Interesariuszami spółek Skarbu Państwa są członkowie ich zarządów, rad nadzorczych oraz pracownicy spółek. Cechy interesariuszy poosiadają także minister i wiceministrowie Skarbu Państwa oraz pracownicy MSP. Akcjonariusz, czyli Skarb Państwa, nie jest interesariuszem samoistnym (autonomicznym, ponieważ jest reprezentowany przez ministra lub wiceministrów, którzy z kolei są obsługiwani przez pracowników MSP. Implikacje badawcze: Wnioski wyprowadzone w artykule mogą mieć znaczenie nie tylko w odniesieniu do polskich spółek Skarbu Państwa, lecz także mogą mieć charakter uniwersalny, odnosząc się  również do spółek z udziałem państwa w innych krajach. Z uwagi na fakt, iż w reakcji na skutki kryzysu fi nansowego państwa zwiększają swoją aktywność w gospodarce, także jako akcjonariusze spółek kapitałowych, problematyka interesariuszy spółek z udziałem państwa oraz wpływu czynników politycznych i administracyjnych na te spółki może stanowić istotne pole badań w dziedzinie nadzoru korporacyjnego. Oryginalność: Badania są pierwszymi badaniami obejmującymi wszystkie spółki z udziałem Skarbu Państwa. Ich istotnym walorem jest interdyscyplinarność, co pozwoliło wskazać, jakie są implikacje praktyczne przyjętych rozwiązań regulacyjnych. W badaniach

  2. BEŞ FAKTÖR KİŞİLİK MODELİ VE ÖRGÜTSEL MUHALEFET ARASINDAKİ İLİŞKİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayşe Begüm ÖTKEN

    2013-01-01

    Full Text Available BEŞ FAKTÖR KİŞİLİK MODELİ VE ÖRGÜTSEL MUHALEFET ARASINDAKİ İLİŞKİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMAÖzet: Örgüt içerisindeki ya da örgüt ile ilgili anlaşmazlıkların ve karşıt fikirlerin sözlü ifadesi [1] olarak tanımlanan örgütsel muhalefet, daha çok bireysel bir davranış olarak görülmektedir. Bu nedenledir ki, özellikle, kişilik özellikleri ile muhalefet arasındaki ilişkinin araştırılması konuya önemli bakış açısı sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı örgütsel muhalefete bireysel açıdan yaklaşmak ve beş faktör kişilik modeli ile muhalefet arasındaki ilişkiyi incelemektir. İstanbul’da çeşitli sektörlerde (tekstil, bankacılık, otomotiv, vb. faaliyet gösteren örgütlerde görev yapan 350 beyaz yakalı çalışandan alınan veriler doğrultusunda sorumlu ve düzenli kişilerin hem yapıcı hem de sorgulayıcı açık muhalefette bulunduğu, dışadönüklüğün yapıcı açık muhalefeti açıkladığı anlaşılmıştır. Öte yandan, uyumluluk ve yaratıcılık kişilik özelliklerinin sorgulayıcı açık muhalefeti negatif yönde açıkladığı bulgulanmıştır. Buna ek olarak, duygusal dengenin hem dışsal hem de gizli muhalefeti negatif yönde açıkladığı görülmüştür.A STUDY ON THE RELATIONSHIP BETWEEN THE BIG FIVE PERSONALITY MODEL AND ORGANIZATIONAL DISSENTAbstract: Organizational dissent, defined as the expression of disagreement or contradictory opinions within organizations [1], is seen mostly an individual behavior. Thus, investigating the relationship between personality and organizational dissent can bring an important perspective to the subject. The purpose of this study is to approach organizational dissent from an individual perspective and investigate the relationship between the Big Five personality model and organizational dissent. 350 white collar employees working in different sectors (such as textile, banking, automobile in Istanbul participated to

  3. INTERMODAL TAŞIMACILIĞIN MALİYET AVANTAJLARI: KARAYOLU-DENİZYOLU ENTEGRASYONU ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA - COST BENEFITS OF INTERMODAL TRANSPORTATION: A RESEARCH ON ROAD AND MARITIME INTEGRATION

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Sıtkı SAYGILI

    2014-01-01

    Full Text Available ÖzetDünya üzerinde uluslararası ticaret her geçen gün gelişmektedir. Küresel pazarlardaki yoğun rekabet ortamında işletmeler kar marjlarını arttırmak için ticari bakış açılarında ve yöntemlerinde değişiklikler yapmaktadır. Toplam maliyetlerin düşürülmesi ve zaman faktörü açısından, günümüzde üreticiler tarafından lojistik hizmetlerin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda üreticilerin talepleri lojistik işletmelerinin operasyonlarına da etki etmektedir.Lojistik işletmelerinin müşterilerine rekabet avantajı oluşturacak bir taşıma fiyatı sunabilmesi için finansal durumlarını analiz etmeleri ve maliyetlerini kontrol altında tutmaları gerekmektedir. Taşıma maliyetlerinin düşürülmesi ile birlikte çevreye verilen zararın azaltılması için tüm taşıma türlerinin üstün yönlerinden yararlanarak birden fazla taşıma türünü bir araya getiren intermodal taşıma sistemi önem kazanmaktadır.Bu araştırma kapsamında öncelikle intermodal taşımacılıkla ilgili temel konular açıklanarak, taşıma türlerinin entegrasyonunda etkili olan etmeler ortaya konulmaktadır. Lojistik işletmelerinin maliyet yönetimi hakkında bilgi verilmektedir. Intermodal taşımacılıkta taşıma maliyetlerinin analizine yönelik karayolu taşımacılığına alternatif olarak karayolu-denizyolu entegrasyonu üzerine güzergah maliyetlerinin karşılaştırılması açısından örnek bir uygulama yapılmaktadır.AbstractInternational trade globally develops day by day. In highly competitive global markets, companies make changes in their trading perspectives and methods in order to increase their profit margin. Currently, suppliers recognize the importance of logistics services better in terms of diminishing total costs and time factor. In this sense, demands of suppliers also influence operations of logistics companies.Logistics companies are supposed to analyze their financial

  4. Investigation of burnout scores of high school students according to socio-demographic variables, psychological symptoms and attachment stylesLise öğrencilerinin tükenmişlik puanlarının sosyo-demografik değişkenler, psikolojik belirtiler ve bağlanma stilleri açısından incelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Burhan Çapri

    2013-09-01

    -Öğrenci Formu (MTE-ÖF”, “Kısa Semptom Envanteri (KSE”, “İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA” ve “Kişisel Bilgi Formu” kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde doğrulayıcı faktör analizi (DFA, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA, çok yönlü varyans analiz (MANOVA, korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizinin kullanıldığı araştırma sonuçlarında, MTE-ÖF’nun alt ölçek puanları üzerinde, cinsiyet, sınıf düzeyi ve okul türü değişkenlerinin etkili olduğu ve psikolojik belirtiler ile bağlanma stilleri açısından yordayıcı ilişkilerin elde edildiği bulunmuştur. Bulgular literature ışığında tartışılmıştır.

  5. Nie tylko Dzierżon: wprowadzenie do bibliografii piśmiennictwa pszczelniczego na Śląsku

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Roman Tomaszewski

    2011-01-01

    Full Text Available Zadaniem artykułu jest ukazanie dorobku piśmiennictwa pszczelniczego na Śląsku. Pretekstem do poruszenia tego tematu jest przypadająca w 2011 roku dwusetna rocznica urodzin wybitnego pszczelarza Jana Dzierżona. Osoba i dokonania najsłynniejszego chyba w świecie Ślązaka do tego stopnia zdominowały historię pszczelarstwa tego regionu, że właściwie bardzo niewiele mówi się o dorobku innych działających aktywnie śląskich pszczelarzach praktykach i publicystach. Tymczasem dorobek ten jest imponujący. W części pierwszej artykułu przypomniano Nickela Jacoba ze Szprotawy, autora pierwszej wydanej na Śląsku książki pszczelarskiej, uznanego jednocześnie za ojca niemieckiej bibliografii pszczelarskiej. Wśród pionierów niemieckiej literatury fachowej dotyczącej pszczół znajduje się też Johann Coler ze Złotoryi. W XVIII wieku swą działalność praktyczną i publicystyczną w znacznej mierze związali ze Śląskiem Łużyczanin Adam Gottlieb Schirach i Niemiec Johann Riem. W dziełach innych autorów z zakresu gospodarstwa wiejskiego pojawiają się również fragmenty poświęcone pszczelarstwu. Dorobek swych poprzedników wzbogacił i swą działalnością rozsławił śląskie pszczelarstwo ksiądz dr Jan Dzierżon, odkrywca partenogenezy, konstruktor nowoczesnego ula, autor licznych publikacji. „Księciu pszczół” poświęcona została druga część artykułu. Przedstawiono w niej pokrótce jego życie i działalność, dzieje walki o uznanie teorii partenogenezy, ogromny dorobek publicystyczny. Wskazano jednocześnie na brak opracowania pełnej bibliografii podmiotowej. Dzierżon był wydawcą jednego z pierwszych na Śląsku czasopism pszczelarskich. Dorobek śląskiego czasopiśmiennictwa pszczelarskiego jest bogaty i dziwi fakt, że właściwie w bardzo małym dotychczas stopniu został poznany. Część trzecią poświęcono niemieckim i polskim czasopismom pszczelarskim wydawanym na Śląsku. Uwzgl

  6. A research about the effects of personality traits over tourism management department preferencesKişilik özelliklerinin turizm bölümleri tercihlerine etkileri üzerine bir araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ümit Şengel

    2016-07-01

    turizm lisans öğrencilerinden yüz yüze anketler doldurtularak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS ve LISREL programlarından faydalanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları kişilik özelliklerinin turizm bölümü tercih sebeplerini etkileyen bir faktör oluğunu; turizm bölümü tercih sebeplerinin boyutlarından kariyer fırsatlarını yaklaşık %32, mesleki kolaylığı yaklaşık %17 ve sektörel çekiciliği ise yaklaşık %28 oranında açıkladığını ortaya koymaktadır.

  7. Developing a Career Adaptability and Optimism ScaleKariyer Uyumu ve İyimserliği Ölçeği’ nin geliştirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cennet Erdoğmuş Zorver

    2014-07-01

    Full Text Available In this study, the Career Adaptability and Optimism Scale (CAOS was developed for the purpose of evaluating the career adaptability and optimism of the individuals who making the transition from school to work. The participants in this study consisted of three separate groups, totalling 577 individuals, whose responses who utilized for the for pilot, validity and reliability studies.  The participants were senior students studying at state or private universities in 2009-2010 spring and 2010-2011 fall terms (N=281 as well as individuals who were recently graduated from different universities within the preceding 2 years (N= 296 but not working now. A uni-dimensional structure having a quite good adaptability index has been obtained regarding the 18 itemed CAOS during the exploratory and confirmatory factor analysis of the validity studies. The Cronbach alpha coefficient of CAOS was .93 and test-retest reliability was .85. There is a meaningful relation r=, 60 (p<.01 between the Vocational Outcome Expectations Scale (VOES of CAOS. These results have been assessed as the indicators that the scale is valid and reliable. ÖzetBu çalışmada okuldan işe geçiş dönemindeki bireylerin kariyer uyumu ve iyimserliğini değerlendirmeye yönelik “Kariyer Uyumu ve İyimserliği Ölçeği (KUİÖ” geliştirilmiştir.  Ölçeğin pilot uygulaması, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları üç farklı grupla yapılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını 2009– 2010 bahar ve 2010-2011 güz döneminde devlet veya vakıf üniversitesine giden lisans son sınıf (N=281 öğrencileriyle, farklı üniversitelerdenyeni mezun ve bir ya da iki yıl önce mezun olmuş (N=296 fakat bir işte çalışmayan lisans mezunları olmak üzere toplam 577 kişi oluşturmaktadır. Geçerlik çalışmaları kapsamında yapılan açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre KUİÖ’ye ilişkin 18 maddelik, tek boyutlu ve oldukça iyi uyum

  8. Tükenmişlik Ölçeğinin Türkçe Uyarlaması: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Burhan ÇAPRİ

    2006-06-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, yalnızca insanlarla yüz yüze çalışan meslek dallarında değil, tüm meslekdallarında çalışanların tükenmişlik düzeylerini ölçmek amacıyla geliştirilmiş olan TükenmişlikÖlçeği’nin (TÖ (Pines ve Aronson, 1988 Türkçe uyarlama çalışmasını yapmaktır. Araştırmanınçalışma grubu, Mersin İli Belediye sınırları içinde çeşitli meslek gruplarında çalışmakta olan 876çalışandan oluşmaktadır. Ölçeğin yapı geçerliği için yapılan faktör analizi sonucunda, orijinal ölçeğebenzer sonuçlar elde edilmiştir. Ölçeğin güvenirliğini belirlemek için hesaplanan Cronbach alfa iç tutarlık katsayısı α=0,93 olarak bulunmuştur. Test tekrar test güvenirlik katsayısı ise tekstil atölyesigrubu için 0,85, öğretmen grubu için 0,83 olarak bulunmuştur. Ölçeğin ölçüt bağıntılı geçerliğiniincelemek amacıyla Maslach ve Jackson (1981 tarafından geliştirilen ve Ergin (1992 tarafındanTürkçe’ye uyarlanan Maslach Tükenmişlik Envanteri-Eğitimci Formu (MTE-EF uygulanmıştır.Tükenmişlik Ölçeği toplam puanları ve Maslach Tükenmişlik Envanteri-Eğitimci Formu (MTE-EFalt ölçek puanları arasındaki korelasyonlar sırasıyla 0,57, 0,30 ve -0,22 olarak hesaplanmıştır.Bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

  9. Investigating the relationship between gender inequality and happiness of OECD countries using classical and robust canonical correlation analysesOECD ülkelerinde cinsiyet eşitsizliği ve mutluluk arasındaki ilişkinin klasik ve dayanıklı kanonik korelasyon analizleri ile incelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Selay Giray

    2016-12-01

    Full Text Available Gender equality corrresponds to equal rights and opportunities of individuals based on their gender. However, gender inequality refers mostly  lack of women’s  economic and political empowerment. Socially constructed different gender roles can be observed mostly in daily life.  Gender inequality  which can be perceived as an important social dynamic affects the happiness of individuals and hence  happiness of society. In this study, the relationship between the sub indicators of Gender Inequality Index and Happines Index for OECD countries have been investigated using canonical correlation analysis based on both pearson correlation matrix and  MM  covariance estimator. As is known, canonical correlation analysis explores the relationships between two multivariate sets of variables. Findings indicate that there is a strong correlation between Gender Inequality Index and Happines Index.   Özet Toplumsal cinsiyet eşitliği kadınların ve erkeklerin, kız ve erkek çocuklarının eşit hak, sorumluluk ve fırsatlardan yararlanma hakkına sahip oldukları anlamına gelmektedir. Daha çok kadına yönelik cinsiyet eşitsizliği olarak yansıyan cinsiyet eşitsizliği ise kaynaklara ve fırsatlara ulaşmada eşitsizlik, iş hayatı ve siyasette kadının sınırlı olarak yer alması şeklinde tanımlanabilir. Cinsiyet eşitsizliğinin gündelik yaşamdaki yansıması en iyi çiftler arasındaki ilişkilerde ve toplumsal kültürel yapıda gözlenebilmektedir. Toplumsal dinamik olarak önemli bir faktör olan cinsiyet eşitsizliği doğrudan bireylerin mutluluğu ve dolayısıyla toplumun mutluluğu üzerinde oldukça etkilidir. Bu çalışmada OECD ülkelerine ait Cinsiyet eşitsizliği indeksi bileşenleri  ve mutluluk indeksi bileşenleri arasındaki ilişki Pearson korelasyon matrisi ve dayanıklı (robust MM kovaryans tahmincisine dayalı kanonik korelasyon analizleri ile incelenmiştir. Bilindiği gibi kanonik korelasyon analizi, de

  10. An examinationof fear of crime and perception of risk by genderSuç korkusu ve risk algısının toplumsal cinsiyet açısından incelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Meral Öztürk

    2016-03-01

    Full Text Available Fear of crime has become one of the most popular subjects in social sciences in the past fifty years. Primarily an area of interest in criminology, the fear of crime has lately been analysed from a sociological perspective, and personal and environmental factors that generate the fear of victimisation have been examined. Researches conducted so far suggest that the fear of crime has become one of the social problems that modern societies confront and women are more fearful of victimisation when compared to men. This study aims at understanding whether there are any differences on the fear of crime based on gender and what types of precautions females take in order to avoid crime. The survey has been carried out in the city of Mersin. A questionnaire form developed by Ferraro (1995 and adapted to Turkish language by Kul (2009 has been used. The findings obtained from the survey have confirmed the literature. Accordingly, women’s fear of crime has been found to be significantly higher than that of men. Women are most afraid of being exposed to sexual abuse and rape. Additionally, women exhibit more avoidance behaviours in order not to be a victim of crime.    Özet Suç korkusu son 50 yılda sosyal bilimlerde popüler olan konulardandır. Öncelikle kriminolojinin ilgi alanına girdiği görülen suç korkusu daha sonraları sosyolojik perspektiften de incelenmeye başlanmış, mağduriyet korkusuna neden olan bireysel ve çevresel faktörler incelenmiştir. Yapılan araştırmalar suç korkusunun artık modern toplumların karşılaştığı sosyal sorunlardan birisi olduğunu, kadınların erkeklere kıyasla daha çok mağduriyet korkusu yaşadıklarını göstermektedir. Bu çalışma suç korkusunun cinsiyet açısından farklılaşıp farklılaşmadığını, kadınların suçtan korunma amacıyla ne tür önlemler aldığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışma Mersin’de gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Ferraro

  11. BANKA KARLILIĞININ BELİRLEYİCİ ETKENLERİ: TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜ ÜZERİNE BİR İNCELEME-DETERMINANTS OF BANK PROFITABILITY:AN INVESTIGATION ON TURKISH BANKING SECTOR

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halil Emre AKBAŞ

    2012-01-01

    Full Text Available Bu çalışma; bankaya özgü, sektöre özgü ve makroekonomik faktörlerin Türkiye’deki 26 bankanın 2005-2010 dönemi boyunca karlılıklarını nasıl etkilediğini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada Aktif Karlılığı ve Özsermaye Karlılığı, banka karlılığının ölçüleri olarak kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçları; kredi kayıpları karşılıklarının brüt kredilere oranının, toplam giderlerin toplam gelirlere oranının, mevduat türünden Herfindahl–Hirschman Endeksinin ve enflasyonun Aktif Karlılığı ile istatiksel olarak anlamlı ve ters yönlü ilişkileri bulunduğunu göstermektedir. Karlılık ölçüsü olarak Özsermaye Karlılığı alındığında ise özkaynakların aktife oranının, kredi kayıpları karşılıklarının brüt kredilere oranının, toplam giderlerin toplam gelirlere oranının, toplam varlıkların logaritmasının ve aktif türünden Herfindahl–Hirschman Endeksinin, karlılıkla istatistiksel olarak anlamlı ve ters yönlü ilişkili oldukları görülmektedir. -This paper aims to examine how bank-specific, industry-specific and macroeconomic factors affect the profitability of 26 commercial banks in Turkey over the period from 2005 to 2010. Return on Assets (ROA and Return on Equity (ROE are used as the profitability measures of banks in the study. The results of the study indicate that the ratio of loan loss provisions to gross loans, the ratio of total costs to total income, Herfindahl–Hirschman Index (HHI for deposits and inflation have a statistically significant and negative relationship with ROA. When the ROE is taken as the measure of profitability; it was found that the ratio of equity to total assets, the ratio of loan loss provisions to gross loans, the ratio of total costs to total income, logarithm of total assets, and finally, HHI for assets are negatively and significantly related to profitability.

  12. Decision Trees in the Analysis of the Intensity of Damage to Portal Frame Buildings in Mining Areas / Drzewa Decyzyjne W Analizie Intensywności Uszkodzeń Budynków Halowych Na Terenach Górniczych

    Science.gov (United States)

    Firek, Karol; Rusek, Janusz; Wodyński, Aleksander

    2015-09-01

    ększy udział w zużyciu technicznym budynków stwierdzono w przypadku uszkodzeń ścian wypełniających i osłonowych, warstw elewacyjnych oraz wewnętrznych elementów wykończeniowych. Z kolei najmniej istotny wpływ na stopień zużycia budynków mają uszkodzenia elementów stężających oraz zewnętrznych. Z rezultatów przeprowadzonych badań wynika, że wykorzystanie metody drzew decyzyjnych może okazać się przydatne w początkowej fazie analizy danych. Pozwala ona na utworzenie wstępnego modelu oraz wnioskowanie o udziałach poszczególnych zmiennych wejściowych w zmienności zmiennej zależnej. Zaletę metody drzew decyzyjnych stanowi fakt, iż mimo niejawnej reprezentacji ostatecznego podziału przestrzeni wielowymiarowej, struktura drzewa jest w pełni przejrzysta i pozwala na interpretację powiązań przyczynowo-skutkowych w modelu. Drzewa decyzyjne, oprócz aproksymacji funkcji wielu zmiennych, pozwalają na analizę struktury utworzonego systemu z możliwością jego adaptacji do innych modeli wnioskowania (np. sieci Bayesowskich bądź rozmytych systemów regułowych), oraz ocenę istotności poszczególnych zmiennych wejściowych.

  13. İlköğretim Öğrencilerinin Bilgisayara Yönelik Tutumlarının İncelenmesi: Trabzon İli Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Taner Altun

    2011-01-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin bilgisayara yönelik tutumlarını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini 2009-2010 eğitim öğretim yılında Trabzon‟un il, ilçe ve köy okullarının 6, 7, ve 8. sınıflarında öğrenim görmekte olan 164‟ü kız, 150‟si erkek, toplam 314 öğrenci oluşturmaktadır. Bağımsız değişken olarak cinsiyet, sınıf, yerleşim yeri, ailede bilgisayar kullanma, akademik başarı, okulda bilgisayar laboratuarı bulunması, bilgisayar kullanım sıklığı ile ilgili bilgileri içeren bir anket ve öğrencilerin bilgisayara yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla Bilgisayara Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Öğrencilerin bilgisayara yönelik tutumlarını ölçen bu ölçeğin, güven, isteklilik, isteksizlik, inanç olmak üzere dört alt faktörü bulunmaktadır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin cinsiyet, yerleşim yeri, akademik başarı, ailede bilgisayar kullanım durumu, evde bilgisayarın ve internetin olması, okulda bilgisayar laboratuarının bulunma durumu, bilgisayarı kullanım sıklığı ile bilgisayara yönelik tutum arasında anlamlı farklılıklar olduğu, ancak sınıf düzeyi ile bilgisayara yönelik tutum arasında anlamlı farkın olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın sonunda öğrencilerin bilgisayara ilişkin tutumlarının artırılmasına yönelik çeşitli öneriler getirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Bilgisayara yönelik tutumlar, ilköğretim ikinci kademe öğrencileri

  14. TÜKETİCİLERİN SOSYOPSİKOLOJİK ve DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ, İLGİLENİM, SUBJEKTİF BİLGİ ve GÜVEN DÜZEYİNE BAĞLI OLARAK MODA GİYSİ PAZARININ BÖLÜMLENDİRİLMESİ-SEGMENTING THE FASHION APPAREL MARKET BASED ON CONSUMERS’ SOCIO-PSYCHOLOGICAL CHARACTERISTICS, INVOLV

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tuğçe OZANSOY ÇADIRCI

    2010-01-01

    Full Text Available Günümüzde tüketicilerin yaşayış biçimleri ve tüketim tercihleri üzerinde önemli etkiye sahip kavramlardan birisi modadır. Moda günlük tüketim kararlarının önemli bir bölümünü oluşturmanın yanında günlük olayların merkezinde yer alan bir unsurdur. Tüketim kararları ve yönlendirici güdülerdeki farklılığı nedeniyle moda giysilere ilişkin tüketim kararlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi önem taşıyan bir konudur. Moda giysiler genellikle sembolik tüketim kararları ile satın alınan ürünlerdir. Bu sebepten ötürü moda giysilere ilişkin satın alma kararlarını tüketicilerin sahip olduğu pek çok psikolojik unsur etkilemektedir. Tüketicilerin bu özellikleri itibariyle gruplanması ve tanımlanması moda giysilerin pazarlanmasındaki pek çok stratejik kararı etkileyebilmektedir. Bu çalışma sosyo-psikolojik ve demografik özellikler, ilgilenim, satın alma kararına ilişkin güven ve tüketicilerin subjektif bilgi düzeylerini temel alarak moda giysi pazarı için karlı pazar bölümlerinin kümeleme analizi kullanılarak tanımlanabilmesini amaçlamaktadır.- Fashion is one of the major factors that affect the lifestyles and consumption decisions of consumers. Fashion not only forms an important part of everyday consumption decisions, but it also a central component of almost all daily events. Owing to differences in consumption decisions and motives, investigating the factors affecting fashion clothing consumption is an important issue. Fashion clothing is usually consumed because of symbolic reasons. As a result of this fact consumption decisions concerning fashion clothing is affected by many psychological issues. Grouping and defining consumer groups in respect of these issues may and can make strong contributions to strategic planning regarding fashion clothing. By using cluster analysis the main purpose of this study is to identify profitable consumer segments in fashion

  15. Generation of Platelet Microparticles After Cryopreservation of Apheresis Platelet Concentrates Contribute to the Hemostatic Activity.

    Science.gov (United States)

    Eker, İbrahim; Yılmaz, Soner; Çetinkaya, Rıza Aytaç; Pekel, Aysel; Ünlü, Aytekin; Gürsel, Orhan; Yılmaz, Sebahattin; Avcu, Ferit; Muşabak, Uğur; Pekoğlu, Ahmet; Ertaş, Zerrin; Açıkel, Cengizhan; Zeybek, Nazif; Kürekçi, Ahmet Emin; Avcı, İsmail Yaşar

    2016-04-18

    Giriş: Son on yıl içerisinde, dondurulup saklanan trombositlerin özellikle travma hastalarında kullanımı ile ilgili önemli bir bilgi birikimi oluşmuştur. Bununla birlikte bu çalışmalarda trombositlerin morfolojik ve fonksiyonel değişikliklerinden çok az bahsedilmektedir. Son zamanlarda dondurulup saklanan trombositlerin aktive olarak trombosit kaynaklı mikropartikül (PMP) oluşumu ve trombosit kaynaklı büyüme faktörü (PDGF) salınımı ile sonuçlanan prokoagulan membran değişiklikleri olduğu saptanmıştır. Çalışmamızda dondurulup saklanan trombositlerin canlılıkları, PMP ve PDGF düzeyleri incelenerek trombin olumuyla ilişkileri değerlendirildi. Yöntem: Yirmi bağışçıdan alınan aferez trombosit süspansiyonları (ATS) bir gün bekletildikten sonra %6 dimetil sülfoksid ile dondurularak - 80 0C’de bir gün saklandı. Trombositler eritildikten sonra 20 ml. otolog, plazma ile seyreltildi ve alınan örneklerden incelemeler yapıldı. Sonuçlar: Dondurulup çözülmüş ATS’lerdeki PMP seviyeleri tazeATS’lerdekinden anlamlı düzeyde daha yüksekti (2763±399,4/µL ve 319,9±80,5/µL; p PMP düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir pozitif korelasyon mevcuttu (r: .192, p =.014). Tartışma: Çalışmamızdaki sonuçlar dondurulup çözüldükten sonra ATS’lerdeki trombositlerin canlılıklarında önemli düzeyde azalma olsa da, daha erken ve daha yüksek trombin oluşumunun gerçekleştiğini ve bunun da dondurma işlemi sonrası anlamlı düzeyde artan PMP’ler ile ilişkili olarak meydana geldiğini göstermektedir. Dondurma işlemi ile trombositlerde hasarlanmalar meydana gelmektedir ve dondurulmuş trombositlerin in vivo kullanımlarının taze trombositlere göre üstünlüğü ile ilgili bilimsel kanıtlar yetersizdir. Bu sebeple dondurulmuş trombosit süspansiyonlarının travma şartlarında kullanılmalarının ve taze trombosit süspansiyonlarının ise kan bankalarında, profilaktik kullan

  16. Crisis communication management within the context of strategic communication and perception managementStratejik iletişim ve algı yönetimi bağlamında kriz iletişim yönetimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih Demir

    2015-01-01

    Full Text Available In paralel to crisis management, crisis communication management is also one of the leading point that effect the results and success of the crisis management. Crisis communication is a special area of communication which consist of many strategic communication tools and synchronized management of various vendors including government agencies, media and public. The main target of the crisis communication is obtaining crisis and/or eliminating negative effects of crisis and rapid response to match public attention with valid information in a before the crisis, b during the crisis and c after the crisis stages.  This research focus on the steps which needs to be taken on these three stages of crisis communication, implementing strategic communication with media and public and how to deal with crisis in terms of crisis communication management strategies. As part of the study a crisis scale/table has been created to define the possible effects both in current and prospective position. The possible effects and the steps which should be taken to minimize crisis effects could be retrieved by the help of the given scale. ÖzetKriz yönetimine paralel olarak kriz iletişim yönetimi kriz yönetimi başarısı ve sonuçlarına etki eden en önemli faktörlerden biridir. Kriz iletişimi; içerisinde stratejik iletişim araçları, kamu kurumları, medya ve kamuoyunu da içine alan farklı kriz aktörleri arasındaki iletişimin eş güdümle yürütülmesini kapsayan özel bir iletişim alanıdır. Kriz iletişiminin esas amacı krizi engellemek, krizin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak ve kamuoyunun bilgi ihtiyacını a kriz öncesi, b kriz sırası ve c kriz sonrası aşamalarında karşılamaktır. Bu araştırma kriz iletişiminde söz konusu üç aşamada atılması gereken adımları, medya ve kamuoyu ile stratejik iletişim yürütülmesi ve kriz iletişimi yönetimi stratejileri bağlamında krizle nasıl başa çıkılacağı konusunu ele

  17. MARMARA ÜNİVERSİTESİ’NDE MUHASEBE EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN MUHASEBE ALANINA BAKIŞ AÇILARININ DEĞERLENDİRİLMESİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA-A RESEARCH FOR THE EVALUATION OF THE STANDPOINT OF THE ACCOUNTING STUDENTS IN RESPECT OF THE FIELD OF ACCOUNTING AT MA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hakan ÇELENK

    2010-01-01

    Full Text Available Ülkemizde muhasebe eğitimi lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde birçok üniversitede verilmektedir. Öğrencilerin almış oldukları muhasebe eğitimi hem iş dünyası açısından hem de akademik açıdan önemli bir bilgi birikimi sunmaktadır. Ancak öğrencilerin aldıkları muhasebe eğitiminden sonra muhasebeye veya muhasebe alanına karşı tutumları ve muhasebeye ilişkin algıları bilinmeden verilen eğitimin etkileri, başarısı ve sonuçları hakkında bir bilgi sahibi olunamamaktadır. Bu bağlamda Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümünde lisans ve lisansüstü (yüksek lisans ve doktora eğitimi alan öğrencilerin muhasebe eğitimi üzerine bakış açılarını ölçmeye yönelik bir anket çalışması yapılmıştır. Ankette yöneltilen sorular öğrencilerin; muhasebeye, muhasebe eğitimine, muhasebede hoca faktörüne ve muhasebe ile ilgili mesleklere ilişkin bakış açılarını değerlendirmeye yönelik olarak belirlenmiştir. Anket çalışmasından elde edilen veriler istatistiksel analizlere tabi tutulmuş ve sonuçlar yorumlanmıştır.-In our country, accounting education is given in undergraduate, graduate and doctoral levels in many universities. Accounting education that has been received by the students provides significant knowledge in terms of both business and academic. However, it is not possible to obtain any information pertaining to the effects, success and results of the education without knowing the students’ attitude and perception in respect of the accounting and field of accounting. In this context, a survey study was conducted for the evaluation of the standpoint of the undergraduate and graduate (MA and Ph.D. students in the respect of the field of accounting at the Department of Business of Marmara University Faculty of Economics and Administrative Sciences. Questions that have been asked in the survey were determined to evaluate the

  18. Avrasya Su Samuru, Lutra lutra (Linnaeus, 1758’nın Türkiye’deki Yayılış Kayıtları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kubilay TOYRAN

    2016-08-01

    Full Text Available Memeli sınıfının Carnivora takımına ait Lutra cinsi dünyada 13 türle temsil edilmektedir. Bu türlerden Avrasya su samuru (Lutra lutra Palearktik bölgede geniş bir yayılış alanına sahiptir. Avrasya su samurunun Türkiye’deki durumu ile ilgili yapılan ilk üç sempozyumun sonucuna göre Lutra lutra’nın Türkiye’nin her yerinde yayılış gösterdiği belirlenmiştir. Lutra lutra dere, çay, nehir, göl ve akarsuların denize döküldüğü yerlerde kaydedilmiştir. Yapılan dışkı analizlerine göre Avrasya su samurunun yayılış gösterdiği bölgelerde besin tercih oranlarının değişmesine karşın, genel olarak başta balık olmak üzere midye, tatlı su yengeci ve kerevit gibi omurgasız hayvanlar ile iki yaşamlı, sürüngen, küçük yapılı kuş ve memeli gibi omurgalı türlerini besin olarak tercih etmektedir. Su samurunu tehdit eden başlıca faktörler arasında yaşam alanının tahrip edilmesi, araç çarpması, çevre kirliliği, pestisit, çiftlik sahipleri tarafından balık havuzlarını koruma amaçlı öldürme ve kısmen avcılık gelmektedir. Lutra lutra’nın uluslararası koruma statüsü 2000’li yılların başında IUCN kriterlerine göre “Vulnerable” iken, 2004’den bu yana “Near Threatened” olarak değişmiştir. Türkiye’de de bu tür “Near Threatened” kategorisinde yer almaktadır. Türkiye’nin değişik bölgelerinde rastlanan su samuruna yönelik tehditlerin boyutlarına göre koruma önlemleri alınabilir. Bunun için su samurunun yaşam alanlarının ve ekolojik tercihlerinin tam olarak bilinmesi gerekmektedir.

  19. Equivalent Culture-Anchored Units Translation? The Phraseological Units Issue

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Maciej Paweł Jaskot

    2016-12-01

    -linguistic ekwiwalencji. Fakt, że tłumaczenie JF może być wielorakie (tłumacz może parafrazować tekst, twórczo go zmienić lub po prostu wyeliminować JF, oznacza, że ekwiwalencja przekładu JF musi być funkcjonalna. Chociaż podczas międzyjęzykowego porównania (mającego na celu osiągnięcie translacyjnej równoważności JF ich forma jest rzeczą drugorzędną, to wskazane jest, aby zachować ich rozszerzenie znaczeniowe i strukturę semantyczną, aspekt konotacyjno-pragmatyczny oraz łączliwość.

  20. İşveren Markası Oluşturma: Katılım Bankası Örneği(Creating Employer Brand: Participation Bank Example

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elif Narcıkara

    2016-03-01

    Full Text Available Günümüz firmaları, ürün ve hizmetlerinin pazarlanmasında dış müşterinin yanısıra iç müşterinin de öneminin farkına varmışlardır.  Bu bağlamda, Simon Borrow tarafından geliştirilen İşveren Markası kavramı 1990’ların önemli gelişmelerinden biri olmuş ve birçok firma tarafından dikkate alınan bir kavram haline gelmiştir (Tüzüner vd., 2009. Yetenekli iş gören bulma konusundaki zorluklar, hizmet sektöründe İşveren Markası uygulamalarını öne çıkarmıştır (Berthon vd. 2005; Knox ve Freeman, 2006. Kariyer portallarında en çok başvurunun hizmet sektörü içerisinde bankacılık sektörüne yapılması da araştırmacıları bankacılık sektörüne yöneltmiştir. Bu çalışmanın ana örneklemini katılım bankacılığı alanında hizmet veren Albaraka Türk Katılım Bankası’ na daha güncel ve sağlıklı verilere ulaşılacağı varsayımıyla sadece son 3 ayda başvuruda bulunun adaylar oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı Albaraka Türk’e iş başvurusunda bulunan adayların tercihlerinde etkili olan İşveren Marka çekiciliği faktörlerini ölçmek ve tercihlerinde tecrübe ve eğitim durumlarının etkisinin olup olmadığını görmektir. Bu amaçla geçerliliği ve güvenilirliği tespit edilmiş olan Berthon’un İşveren Çekiciliği Ölçeği (Employer Attractiveness Scale kullanılmıştır. Araştırma ile ilgili anket, pazarlama pozisyonlarına son 3 ayda başvuru yapan, farklı tecrübe seviyelerindeki 500 kişilik bir aday grubuna uygulanmıştır. Adayların seçiminde kolayda örnekleme metodu kullanılıp, Berthon’un 25 soruluk ölçeğinden oluşan anket 7’li Likert cevap ölçeği kullanılarak e-mail aracılığıyla adaylara gönderilmiştir. Elde edilen sonuçlar da SPSS programı ile analiz edilmiştir.

  1. Investigation of relationship between pedagogical formation program students’ personality traits and attitudes towards teaching professionPedagojik formasyon öğrencilerinin kişilik özellikleri ve öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa Uslu

    2013-09-01

    ışadönüklük, yumuşak başlılık, deneyime açıklık ve sorumluluk kişilik faktörlerinde .05 düzeyinde anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır.

  2. The effects of perceptions about Turkish baths on future intentions in context of thermal tourismTermal turizm kapsamında hamamlarla ilgili algıların gelecek niyeti üzerine etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Saadet Pınar Temizkan

    2016-04-01

    Full Text Available This study aims to explore the service quality perceptions of visitors who experience the Turkish baths in Eskisehir and determine the effects of these perceptions’ on future intentions. The future intention includes behaviors that formed within customers' experience after the acquired service. Within this context, the future intention topics discussed in the study were revisit intention and recommendation factor. Research population constituted visitors benefiting from Turkish baths in Eskisehir Center hot water region. There are 14 baths businesses located in the area. Data is gathered through survey method. The survey consisted two parts. In the first part, there were six expressions to determine the demographic characteristics of participants. The second part consisted 16 expressions to determine the perception and future intentions of the participants regarding Turkish baths. 369 surveys which are collected by convenience sampling method are analyzed with a statistic software and interpreted in accordance with the aims of study. Results indicate that service quality perceptions about Turkish baths have influence on future intentions (r=,458 and 20,9% of future intentions could be explained with perceptions about Turkish baths.   Özet Bu araştırma Eskişehir’de termal hamam deneyimlerinde bulunan ziyaretçilerin hamamlardaki hizmet kalitesi algılarına ilişkin değerlendirmelerini ortaya koymak ve bu algıların gelecek niyeti üzerindeki etkisini belirlemek maksadıyla yapılmıştır. Çalışmada gelecek niyeti kapsamında ele alınan konu; hamamlardan yararlanan müşterilerinin aldıkları hizmet sonrası sahip olduğu düşüncelerdir. Bu çerçevede tekrar ziyaret niyeti ve tavsiye faktörü gelecek niyeti olarak adlandırılmıştır. Araştırma evrenini Eskişehir Merkez Sıcak Sular bölgesinde yer alan hamamlardan yararlanan ziyaretçiler oluşturmaktadır. Söz konusu bölgede 14 hamam işletmesi yer almaktadır. Ara

  3. The Role of Librarian in Spatial Organization of Libraries Kütüphanelerin Mekansal Organizasyonunda Kütüphanecinin Rolü

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zeynep Onat Öz

    1996-06-01

    Full Text Available Whatever its aim is, spatial organization, which can be denoted as the obtainment of buildings through organization in terms of both physical and habitable environment, should primarily respond to man and his needs. This is valid for library buildings as well. Especially in a period where the demand for libraries is at very low levels in our country, despite the popularity of the concept of information age, it is important to create library buildings to attract people both with their interior and exterior spaces, that suit to their users and staff, and that offer mediums directed to increase happiness and productivity, is important and inevitable as much as other factors. In this sense, librarians, whose job is basically to organize and present information to society and to individuals to be used in both performing and developing their particular roles in the society, should be equipped with the necessary information for spatial organization of their own habitat and should assume their undeniable role within this process as soon as possible. Binaların fiziksel bir çevre olarak, dahası bir yaşam çevresi olarak düzenlenmek suretiyle elde edilmeleri anlamına gelen mekânsal organizasyon, amacı ne olursa olsun öncelikle insana ve onun ihtiyaçlarına cevap vermek durumundadır. Bu durum tüm binalar için geçerli olduğu gibi, kütüphane binaları için de geçerli ve oldukça da önemlidir. Özellikle de, bilgi çağı kavramının dilimizden düşmediği şu dönemlerde dahi kütüphanelere talebin son derece düşük olduğu ülkemizde, gerek dış, gerek iç mekanlarıyla insanları çeken, kullanıcılarına ve personeline yakışır, mutluluğu ve verimliliği artırmaya yönelik ortamlar sunan kütüphane binalarının oluşturulması, en az kütüphaneyi oluşturan diğer faktörler kadar önemli ve kaçınılmazdır. En basitanlamda görevleri, bilgiyi topluma, fertlerin kendi üstlenecekleri rollere ulaşmada ve bu rolleri geli

  4. THE NOTION OF HIGHLAND IN THE POLYES IN AND AROUND MUĞLA IN TERMS OF CULTURAL GEOGRAPHY KÜLTÜREL COĞRAFYA BAKIMINDAN MUĞLA VE ÇEVRE POLYELERDE YAYLACILIK

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa ERTÜRK

    2010-07-01

    Full Text Available Bu çalışmada başta Muğla polyesi olmak üzere yakın çevresindeki Ula, Yeşilyurt, Yerkesik, ve Yenice polyelerinde yer alan yayla yerleşmeleri kültürel coğrafya prensipleri çerçevesinde incelenmiştir. Muğla ve çevresi üzerinde karstik şekillerin geliştiği bir plato görünümündedir. Su ve toprak koşullarının kısıtlı olduğu ve yoğun maki örtüsünün geliştiği bu plato üzerinde yerleşmeler daha çok polyeler üzerinde gelişmiştir. Polyelerin kazandırdıkları tarımsal zenginlik, su kaynaklarının varlığı ve çevre fiziki koşullarının rüzgâr yönüne etkisi gibi faktörler, Anadolu yaylacılık anlayışının Muğla çevresinde farklılaşmasına sebep olmuştur. Devamlı yerleşme merkezlerinden daha aşağıda ve genellikle “yayla” denilen bu bahçe içi yerleşmeler, şekil olarak çoğunlukla toplu, çitlerle çevrili bahçeler içinde yapılmış evler ile dar ve dolambaçlı çıkmaz yollu sokaklardan meydana gelir. Yaylalar konutları, kahveleri, mescitleri, yolları, yurtları ve bazılarındaki kent mekânlarıyla farklı kültür mekânları sunarlar. In this study, highlands located mainly in Muğla Polye and nearby areas such as those in Ula, Yeşilyurt, Yerkesik and Yenice have been investigated in the framework of the principles of cultural geography. Muğla and its environs look like a plateau where carstic features have been formed. The settlements have mostly been developed in the polyes on the plateau where there is a shortage of water and arable land and where densely populated bushes are grown. The factors such as agricultural richness that polyes provide, the availability of the water sources, and the effects of the physical conditions on the directions of the wind made common Anatolian concept of highland settlement different in Muğla. The highland settlements which are typical of this area consist of patch of lands or gardens with a small house and bordered with bushes

  5. The Evaluation of michelin star restaurantsMichelin yıldızlı restoran işletmelerinin değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Serkan Bertan

    2016-08-01

    Full Text Available The purpose of this study is to examine online reviews on michelin star restaurants in terms of which vary according to the user to be useful and to evaluate the factors affecting the overall assessment. For this aim, the online reviews about michelin star restaurants on the website TripAdvisor are examined. Among 32.225 online user reviews in total, 3.622 reviews are analyzed. Considering online reviews with regard to michelin star restaurants, it is concluded that reviews with more helpful than three and three are more negative towards the value, atmosphere, food, service and overall evaluation. When the relationship between overall evaluation and value, atmosphere, food, service is inspected, it is seen that value is the variable that describes the overall evaluation best and then food comes second, third is atmosphere.   Özet Bu çalışmada, michelin yıldızlı restoran yorumlarının, kullanıcılara faydalı olmalarına göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmış ve genel değerlendirmeyi etkileyen faktörler incelenmiştir. Bu amaca yönelik olarak, TripAdvisor seyahat yorum sitesinde üç yıldızlı Michelin restoranlarına ait online yorumlar ele alınmıştır. Yorum sayısı 50’nin altında olan restoranların yorumları araştırmaya dâhil edilmemiş ve sadece İngilizce yazılan yorumlar ele alınmıştır. Bu kriterler dikkate alınarak 3 yıldızlı michelin restoran işletmesine ait 32.225 yorumdan sadece 3.622 tüketici yorumu incelenmiştir. İncelenen yorumlara göre; üç ve üçten daha fazla faydalı olan yorumları yazanlar michelin yıldızlı restoranların değerini, atmosferini, hizmetini, yemeklerini ve genelinde daha olumsuz yaklaşmaktadır. Michelin yıldızlı restoranların genel değerlendirilmesini, en iyi açıklayan değişkenin değer olduğu, sonra yemeğin geldiği daha sonra atmosferin geldiği görülmektedir.

  6. BULANIK ANALİTİK HİYERARŞİ PROSESİ VE MESLEK SEÇİMİNDE UYGULANMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman PALA

    2016-07-01

    Full Text Available ÖZ Günümüzde bireylerin hayatlarında vereceği en önemli kararlardan birisi meslek seçimidir. Kararı etkileyen birden çok ve farklı ağırlıkta kriterlerin mevcut olması ve olası alternatiflerin bu koşullar altında değerlendirilmesi problemin çözümünü zorlaştırmaktadır. Grup karar vermede, klasik çok kriterli karar verme metotlarının kişilerin öznel tercihlerini değerlendirmelere yansıtmadaki zorluklarını aşmak için geliştirilen Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi, tercihleri bulanık sayılarla ifade ederek çok daha etkin çözümler sunmuştur. Bu çalışmanın amacı meslek seçiminde etkin olan faktörlerin belirlenmesi ve alternatiflerle olan ilişkilerinin ortaya konmasıdır. Bunun için Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri Bölümü özelinde gelecek yıl mezun olacak öğrenciler ile bu çalışma gerçekleştirilmiştir. Tüm analizler AHP ve Bulanık AHP yöntemiyle yapılmış ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. ABSTARCT Today job selection is one of the most important decision of every individual in their life. The presence of multiple and different weights of criteria that influence this decision and also evulation of possible alternatives under these circumstances, make hard to solve this problem. Fuzzy Analytic Hierarchy Process which is developed to overcome the diffuculties of classical multi criteria decision making methods in reflecting the subjective prefences of individuals to evulations in group decision making, presented more effective solutions with expressing these choices by fuzzy numbers. The aim of this study is to investigate of effective factors in job selection and relations between alternatives. For this reason an investigation is conducted within the university students who will graduate from Dokuz Eylül University Faculty of Economics and Administrative Sciences Department of Econometrics within the following year. All the

  7. The effect of adolescent-parent relationship enhancement program on adolescent perceived parental acceptance / rejection levels and family functionsErgen-ebeveyn ilişki geliştirme programının ergenlerin algıladıkları ebeveyn kabul/red düzeylerine ve aile işlevlerine etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice Epli Koç

    2016-10-01

    Full Text Available The aim of this research was to study the effect of adolescent-parent relationship enhancement program on adolescent perceived parental acceptance / rejection levels and family unfctions. The experimental group and control group of the research consist of 18 pairs of adolescent and parents. In the study, Parental Acceptance-Rejection Questionnaire(PARQ/Child was used and  the Family Assessment Scale(FAD. Both the experimental and control groups were given these scale as pre-test and post-test. The sessions lasted approximately 120 minutes for 10 weeks. Nothing has been applied toy he control groups. For the statistical analyses of the data, the “2x2 two way ANOVA for Repeated Measures” which is suitable for using with mixed designs was employed. In accordance with the findings gathered from the study, perceived parental rejection scores of adolescents in the experimental group were decreased more as compared with the adolescents in the control group. Moreover, perceived unhealthy family function scores of adolescents in the experimental group were decreased more as compared with the control group.   Özet Bu çalışmanın amacı, ergen-ebeveyn ilişki geliştirme programı’nın ergenlerin ebeveynlerinden algıladıkları red düzeylerine ve aile işlevlerine etkisini araştırmaktır. Araştırmanın deney ve kontrol grubu toplam 18 ergen ve ebeveyn çiftinden oluşmaktadır. Araştırmada Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği (EKRÖ/Çocukve Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarına bu ölçekler ön-test ve son-test olarak uygulanmıştır. Oturumlar yaklaşık 120 dakika olmak üzere 10 hafta sürmüştür. Kontrol grubu ile herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Verilerin analizinde mixed (karışık desenlerde kullanılması uygun bir teknik olan “Tekrarlanmış Ölçümler için 2x2 İki Faktörlü ANOVA” tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ergen ebeveyn ili

  8. Private sports centers in Ankara task levels of job satisfaction of staff engaged in evaluationAnkara’daki özel spor merkezlerinde çalışan personelin iş doyum düzeylerinin değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yalçın Uyar

    2016-08-01

    Full Text Available The aim of this study is to assess job satisfaction levels of the personnel that is working for private sports centers in Ankara. Approximately 700 personnel working for 45 private sports centers in Ankara having at least 400 members constitute universe of the research which is held according to descriptive research model. Also, 87 female (%50,6 and 85 male (%49,4 making total of 172 personnel composed work group of the research. As data collection tool, Balcı (1985 is used to define job satisfaction scale developed by the private sports center staff. Analysis of the data standard deviation, arithmetic means, that we look at the factor analysis and item-total correlations, analysis of variance to compare the differences between groups and t-test was used. In the safety study for overall Cronbach's Alpha coefficient was calculated to be .945. As a result of the work of private sports center staff it has been shown to provide great satisfaction rate.   Özet Bu araştırmanın amacı,Ankara’daki özel spor merkezlerinde çalışan personelin iş doyum düzeylerinin değerlendirilmesidir.Betimsel ilişkisel tarama modeline uygun olarak düzenlenen araştırmanın evrenini,Ankara’da,en az 400 üyesi bulunan yaklaşık 45 özel spor merkezinde görev yapan yaklaşık 700 çalışan oluşturmaktadır.Çalışma grubunu ise,anılan  evren içerisinde tesadüfi yöntem ile seçilmiş Ankara ilindeki özel spor merkezlerinin değişik kademelerinde görev yapan 87 kadın(% 50,6,85 erkek(%49,4 olmak üzere toplam 172 kişi oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak, Balcı(1985tarafından geliştirilen iş doyum ölçeği özel spor merkezi çalışanlarına uyarlanarak  kullanılmıştır. Verilerin analizinde standart sapma, aritmetik ortalamalar, faktör analizi ve madde–toplam test korelasyonuna bakılmış, grup ortalamaları arasındaki farklılıkları karşılaştırmak için varyans analizi ve t-testi kullan

  9. RASYONEL KARAR ALAN EKONOMİK BİRİMİN RİSK ALTINDA VERDİĞİ KARARLARA DAVRANIŞSAL YAKLAŞIM: KAHNEMAN-TVERSKY BEKLENTİ TEORİSİ PERSPEKTİFİNDEN ELEŞTİREL BİR BAKIŞ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih ŞENTÜRK

    2014-07-01

    Full Text Available ÖzetEkonomi literatüründe neo-klasik döneme kadar ekonomi ve psikoloji bilimleri arasındaki bağ göz ardıedilerek, insanın salt rasyonel kararlar alan bir varlık olduğu ifade edilmiştir. Ancak son otuz yıllık dönemdeinsanların, ekonomik kararlar alırken psikolojiye ilişkin çeşitli faktörlerden de etkilendiğini savunan“Davranışsal Yaklaşım”, farklı bir bakış ortaya koymuştur. Bu yaklaşımın öncüleri, D. Kahneman ve A.Tversky belirsizlik ortamında karar alan bireylerin davranışlarını incelemiş ve insanların, riskten kaçınmaeğilimlerinin kazanma isteklerine galip geldiğini ve her zaman rasyonel davranışlar sergileyemedikleriniileri sürmüşlerdir. Yapmış oldukları birçok deneysel çalışma ile kayıpların verdiği acının, kazançların verdiğitatminden iki kat daha fazla olduğunu tespit etmişlerdir. Bu makalede insan psikolojisinin ekonomiktercihlere etkilerine değinilmiş ve özellikle risk altında karar verme konusunda bireyin irrasyonel davranışlargösterdiği çeşitli örnekler ışığında açıklanmaya çalışılmıştır.AbstractIgnoring the connection between the economics and psychological sciences until the neo-classical termin economics literature, it has been stated that human is a creature taking only rational decisions. However,in the last thirty years, a different approach named “Behavioural Approach” that argues that people are influenced also by various factors related with psychology while taking decisions with economy has occured.The pioneers of this approach, D. Kahneman and A. Tversky examined the behaviours of the individualswho make decision in an uncertainty environment and put forward that people’s tendency of avoidingrisks defeats their willing to win and that they cannot always behave rationally. With many experimentalstudies they carried out, they determined that the sadness caused by the losses are two times more than thesatisfaction given by the

  10. KURUMLARDA YARATICILIK ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA - A STUDY ON CREATIVITY IN ORGANIZATIONS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Neslihan OKAKIN

    2014-01-01

    Full Text Available ÖzetGünümüzde bilgiye kolay ulaşılmakla birlikte önemli olan, bilgiler arasında yeni bağlantılar kurmaktır. Bu yaratıcılığın en temel tanımını oluşturmaktadır. Yaratıcılık herkes tarafından sergilenemese dahi, yapılan araştırmalar herkesin yaratıcılığını geliştirebileceğini göstermektedir. Bu çalışmada yaratıcılık tanımından başlanarak, bireysel ve kurumsal yaratıcılığı etkileyen tüm faktörler üzerinde durulmuştur ve yaratıcılığı geliştiren teknikler detaylı olarak incelenmiştir. Araştırmanın konusunu kurumlarda yaratıcılığın nasıl uygulandığı ve teşvik edildiği oluşturmaktadır. Çalışmanın araştırma evrenini Capital Dergisi tarafından 2009 yılında belirlenen Türkiye’nin en inovatif yirmi şirketi oluşturmaktadır. Bu çalışmada kurumların yaratıcılık adına ne yaptıkları, neyi teşvik ettikleri ve daha başka nelerin yapılabileceğine ilişkin veriler sunularak tartışılmıştır.AbstractNowadays, it’s easy to access information, nonetheless the important part is to establish new connections between the information. This is the most basic definition of the creativity. In this study, the factors which affect individual and organizational creativity to be examined starting from the definition of the creativity and techniques which enhance individual and group creativity to be examined in detail. Finally, a research takes place expressing how creativity is implemented and promoted in the organizations. The research enviroment in this study is composed by Turkey’s most innovative twenty companies determined by Capital magazine in 2009. In this study, what the organizations do, promote and what else can be done in the name of creativity tobe discussed by presenting related data.

  11. Nursing students’ views about environmental sensitivity in Turkey

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gönül Bodur

    2013-04-01

    Full Text Available Research was planned as a cross-sectional study to determine nursing students’ views about environmental sensitivity. The sample comprised 553 students studying at a nursing school in Istanbul. No sampling group was created in study; instead, it was aimed to reach the entire sample, 88% of the sample (487 was achieved. Data was collected with “Information Form “and “Environmental Sensibility Questionnaire”. Data were analyzed by SPSS 17.0 package program by percentage, t-test, Oneway ANOVA Test, Spearman’s Rho correlation analysis. Results showed that nursing students had medium-level sensitivity toward environment. However, it was stated that environmental sensitivity was affected from some socio-demographic characteristics (grade, recognize non-governmental organization related environment, attend to seminars, panel as scientific studies, activities of volunteer organizations, taking environmental education. As a result, it can be said that nursing students’ views about environmental sensitivity were positive. ÖzetAraştırma, hemşirelik öğrencilerinin çevre duyarlılığına ilişkin görüşlerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla kesitsel tipte planlanmıştır.  Araştırmanın evrenini İstanbul’daki bir hemşirelik yüksekokulu’nda öğrenim gören 553 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada örneklem grubu oluşturulmayıp evrenin tamamına ulaşılması hedeflenmiş, %88’ine (487 öğrenci ulaşılmıştır. Veri toplama aracı olarak, “Bilgi Formu” ve Çevre Duyarlılığı Formu” kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, SPSS (Sürüm:17.0 paket Programında yüzdeleme, t testi, tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA ve Spearman’s Rho korelasyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada, hemşirelik öğrencilerinin çevreye orta düzeyde duyarlı oldukları belirlenmiştir. Öğrencilerin bazı sosyo-demografik özelliklerinin (sınıf, çevre ile ilgili sivil

  12. EKONOMİDE BİLGİ İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİNİN ÖNEMİ: ÜLKELER BAZINDA KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Çetin Ayhan SEYFULLAHOĞULLARI

    2013-07-01

    Full Text Available EKONOMİDE BİLGİ İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİNİN ÖNEMİ: ÜLKELER BAZINDA KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZÖzet: Bilgi iletişim teknolojileri yaşanmakta olan bilgi devriminin sonucu olarak doğan yeni ekonomi modelidir. İçinde bulunduğumuz dönemde ekonominin aldığı yeni biçim, bilgi ekonomisi, bilgi tabanlı ekonomi, ağ ekonomisi gibi kavramlarla adlandırılmaktadır. Bu adlandırmaların ortak noktası, yeni teknolojileri bilgi ve iletişim teknolojileri aracılığıyla toplanması, işlenmesi, saklanması ve dağıtılması daha kolay ve hızlı olan bilgiyi veya enformasyonu tüm ekonomik ve toplumsal faaliyetlerin merkezine yerleştirmeleridir. Bu çalışmada, gelişmiş ve gelişmekte olan 19 ülkenin çeşitli sosyal ve bilgi iletişim teknoloji değişkenleri arasındaki ilişki ve bilgi iletişim teknolojilerinin ülkelerin büyüme dinamikleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmada değişkenler arasındaki ilişki analizi için çok değişkenli istatistiksel tekniklerden boyut indirgeme amacını güden faktör analizi ve çok boyutlu ölçekleme yöntemleri kullanılmıştır. Bilgi iletişim teknolojileri özellikleri bakımından birbirine en çok benzeyen ve ideal noktada olan ülkeler, Belçika, Hollanda, Fransa, Almanya, ve İsveç olarak görülmektedir.THE SIGNIFICANCE OF INFORMATION TECHNOLOGIES IN ECONOMIES: A COMPARATIVE ANALYSIS ON THE BASIS OF SOME COUNTRIESAbstract: Information and communication Technologies are a form of new economy model as a result of information revolution. In the current period is transformed in a new format and this format is named as information economy or network economy. The common point of this al namings is collecting and storing the new Technologies with the help of information and communication tools and distributing the knowledge to centers of all economic and social activities. In this study, the relationship between variables in a variety of social and

  13. Kliniğimizde ektopik gebelik nedeniyle tedavi edilen 64 olgunun retrospektif analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ünal Turkay

    2013-12-01

    Full Text Available Amaç. Kliniğimizde ektopik gebelik tanısı alan hastaların tanı yöntemleri ve tedavi seçenekleri açısından retrospektif analizlerini yapmak. Yöntem. Ocak 2007-Aralık 2012 tarihleri arasında kliniğimizde ektopik gebelik tanısı alan ve tedavisi yapılan 64 olgu demografik özelliklerine, tanısal yöntemlerine ve tedavi seçeneklerine göre değerlendirildi. Bulgular. Hastalarımızın yaş ortalaması 31,3’tür. Risk faktörleri sıklık sırasına göre abdominopelvik cerrahi öyküsü (%17, rahim içi araç (RİA öyküsü (%6,2, geçirilmiş ektopik gebelik öyküsü (%6,2, pelvik inflamatuar hastalık öyküsü (PID (% 2 idi. Hastaların kliniğimize en sık başvuru şikayeti pelvik ağrı ve amenore (%54,6 olup bunu takiben sırası ile, vajinal kanama ile birlikte pelvik ağrı (%40.6 ve sadece vajinal kanamaydı (%4,6. Başvuru esnasında olguların ortalama insan koryonik gonadotropin (β-HCG değeri 3496mLU/mL olarak tespit edildi. Olguların %96,8’ine yapılan transvajinal ultrasonda (TVUSG ektopik gebelik bulguları mevcuttu. Bütün hastalar cerrahi olarak tedavi edildi. Operasyonların %53’ü laparotomi ile, %47’si laparoskopi ile yapıldı. Yapılan ameliyatlar salpenjektomi (%62,5, salpingostomi (%29,7, parsiyel ooferektomi (%3,1 ve ooferektomi (%1,6 idi. Sonuç. Ektopik gebelikler, hastanın ilerideki hayatta fertilite yeteneğini bozması hatta maternal mortaliteye yol açabilmesi nedeniyle önemli bir sağlık sorunudur. Sunduğumuz çalışma, ektopik gebeliğin tanısında anamnez, β-HCG ve transvajinal ultrasonun önemini göstermektedir. Tedavide ise cerrahi özellikle salpenjektomi; tubal hasarlı ve hemodinamik olarak instabil olgularda en sık tercih edilen yöntem olarak öne çıkmaktadır.

  14. Peri-implant hastalıklar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    M Selim Yavuz

    2011-11-01

    şkili faktörler (sigara içme, sistemik hastalıklar, plak kontrolü ve konak-parazit dengesi ile ilişkilidir. Peri-implant hastalıklar, tek tek veya kombine olarak mekanik, antiseptik, antibiyotik ve cerrahi destekleyici tedavi ile engellenerek başarılı olarak tedavi edilebilir.

    Anahtar kelimeler: İmplant, peri-implant hastalıklar, peri-implant mukositis, peri-implantitis ve tedavileri.

  15. Effect of Tumor Necrosis Factor-Alpha on Erythropoietin and Erythropoietin Receptor-Induced Erythroid Progenitor Cell Proliferation in β-Thalassemia/Hemoglobin E Patients.

    Science.gov (United States)

    Tanyong, Dalina I; Panichob, Prapaporn; Kheansaard, Wasinee; Fucharoen, Suthat

    2015-12-01

    Amaç: Talasemi anemi ve inefektif eritropoeze neden olan genetik hastalıklardan birisidir. Enflamatuvar sitokinlerin bir çoğunun seviyelerinde artma b-talasemide gösterilmiş olup, bu durum inefektif eritropoeze katkıda bulunabilir. Ancak, tümör nekrozlaştırıcı faktör-alfa’nın (TNF-α) talasemik hastalarda inefektif eritropoeze nasıl bir mekanizma ile neden olduğu bilinmemektedir. Bu çalışmanın amacı b-talasemi/hemoglobin (Hb) E eritroid öncül hücrelerinde sağlıklı kontrollerin hücreleri ile karşılaştırıldığında TNF-α’nın eritropoetin (EPO) ve eritropoetin reseptör (EPOR) sunumu üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntemler: CD34-pozitif hücreler EasySep® CD34 seçim kiti yardımı ile heparinli kandan izole edildi. Hücreler 14 gün boyunca uygun kültür ortamında değişik EPO konsantrasyonlarında kültürde bekletildi. TNF-α’nın hücre canlılık yüzdesine etkisi tripan mavisi boyası ile incelendi. Bunun yanında, apopitoz yüzdesi ve EPOR protein seviyeleri akış sitometrisi ile ölçüldü. Bulgular: EPO tedavisi ile eritroid öncül hücrelerinin sayısında hem sağlıklı katılımcılarda hem de b-talasemi/Hb E hastalarında artış olduğu görüldü. Ancak özellikle b-talasemi/Hb E hastalarında EPO ile muamele edilmiş hücrelerde apopitozda azalma görüldü. İlginç olarak, TNF-α talasemik eritroid öncül hücrelerde hücre apopitoz oranında artmaya ve EPOR protein seviyelerinde azalmaya neden oldu. Sonuç: TNF-α EPOR protein düzeyi ve EPO ile uyarılmış eritroid öncül hücre çoğalmasında azalmaya neden oldu. b-talasemia/Hb E hastalarında TNF-α inefektif eritropoez mekanizmasında yer alıyor olabilir.

  16. The effect of mobbing behaviors on burnout of women’s basketball playersMobbing davranışlarının kadın basketbolcuların tükenmişliği üzerine etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Türkan Karık

    2015-08-01

    Burnout Questionnaire kullanılmıştır. Kullanılan veriler Türkiye Kadınlar Basketbol 1. Liginde yer alan basketbol takımlarında görev yapan oyunculardan (n=97 elde edilmiştir. Verilerin analizinde, açımlayıcı faktör analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır.   Çalışmanın sonucunda kişi ilişkili mobbing ile iş ilişkili mobbingin oyuncuların tükenmişliğini anlamlı ve pozitif olarak etkilediği görülmüştür. Oyuncuların duygusal/fiziksel tükenmesi ve başarıda düşüş hissine “kişi ilişkili mobbing” ile “iş ilişkili mobbing” etki ederken, duyarsızlaşmasına sadece “iş ilişkili mobbing”in etki ettiği bulunmuştur.

  17. Duma i uprzedzenie. Znaczenie wyboru osoby transseksualnej na „przedstawiciela Narodu”

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Anna Jawor

    2014-12-01

    ą rodziną i podziałem ról płciowych, dla których norma jest jedna, a wartości prawdziwe albo nieprawdziwe. I naród tych, którzy Polskę swą widzą barwną, różnorodną, wielokulturową, otwartą i zmienną. Fakt wyboru Anny Grodzkiej do Sejmu stał się więc jedną z soczewek, w której ogniskuje się współczesna wojna kultur, która jest w istocie symboliczną walką o to, kim jesteśmy jako Polacy i w jakim społeczeństwie chcemy żyć. Stosując, proponowaną przez Allana McKee, interpretatywną analizę tekstów kulturowych, w tym przypadku artykułów prasowych, staram się przybliżyć znaczenie tego wydarzenia dla procesów tożsamościowych Polaków.

  18. Supporting human resources in educational institutions: Teacher views on administrator supportEğitim kurumlarında insan kaynaklarının desteklenmesi: Yönetici desteğine yönelik öğretmen görüşleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Türkan Argon

    2014-09-01

    ğretmen hem de kendisine hem de işine yönelik olumlu duygular yaşayıp bunu davranışlarına yansıtmaktadır. Okul yöneticilerinin öğretmenleri desteklemesini engelleyen faktörler kişilik ve yöneticilik özellikleri, okul içi uygulamalar, okul çevre ilişkileri ve okulun maddi olanaksızlıklarıdır. Öğretmenlerin 30’una göre Türk Eğitim Sisteminde okul yöneticileri öğretmenleri desteklemekte, 21’ine göre ise engellemektedir.

  19. Kredi Kartının Plansız Satın Alma Davranışına Etkisi: Karabük Üniversitesi Akademik Personeline Yönelik Bir Uygulama / The effect of Credit Card on Impulse Purchase: An application for the Academic staff of Karabuk University

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Selçuk Yurtsever

    2012-12-01

    Full Text Available Kredi kartı kullanımının giderek yaygınlaşması, satın alma eylemlerinde ödeme kolaylığı sağlayarak hayatı kolaylaştırmasının yanı sıra tüketimi ve ihtiyaç fazlası satın almayı artırarak tüketicilerin gereksiz ürünlere sahip olmalarına ve kredi kartı borçlarını ödemede zorluk çekmelerine neden olmaktadır. Bu araştırma kredi kartının kontrolsüz bir tüketici davranışı olan plansız satın alma davranışlarına etkisini incelemektedir. Araştırma kapsamında Türkiye’de sosyo-ekonomik sınıf olarak en üst sınıfın bir altı olan B sosyo-ekonomik sınıf içerisinde yer alan akademisyenlerin kredi kartı kullanımları ele alınmaktadır. Bu bağlamda Karabük Üniversitesi akademik personeline anket uygulaması yapılmıştır. Anket sonucu ulaşılan verilere, Yüzde Analizi, Mertebeli Dereceleme ve Tek Faktörlü Çoklu Varyans Analizi (MANOVA uygulanmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre araştırmaya katılan akademisyenlerin kredi kartını kontrollü ve bilinçli kullandıkları ve kredi kartı kullanımlarının plansız satın alma davranışına neden olmadığı ifade edilebilir. The effect of Credit Card on Impulse Purchase: An application for the Academic staff of Karabuk University Along with providing facility in payment, the widening use of credit cards also increases consumption and causes consumers to buy non-essential products and experience difficulties in paying their credit card debts by increasing surplus purchases. This research focuses on the effects of credit cards on impulse purchase, which is an uncontrolled consumer behavior. Within the scope of the research, the use of credit cards by academicians in the socio-economic class B which comes next after the top level socio-economic class in Turkey is assessed. In this context, a survey is carried out with the academic staff of Karabuk University. The data acquired as the result of the survey is evaluated with

  20. Japon Balığı (Carassius auratus Linnaeus, 1758 Dokularında Bor Akümülasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tuncer Okan Genç

    2015-03-01

    Full Text Available Bu çalışmada, model bir balık türü olabilen Japon balığının (Carassius auratus Linnaeus, 1758 karaciğer ve kas dokusundaki, yem ve su kaynaklı bor birikiminin dağılımı incelenmiştir. Her bir uygulama için her bir akvaryuma 12 adet birey. Uygulamalarda, akvaryum gruplarının suyuna belirli oranlarda (1 mg/L, 10 mg/L ve 20 mg/L borik asit ve borik asit emdirilmesi ile elde edilen yemlerden (1 mg/kg, 5 mg/kg ve 10 mg/kg verilmiştir. Dokulardaki bor birikimi mikrodalga yaş yakma ile çözündürme işleminin ardından indüktif olarak eşleştirilmiş kütle spektroskopisi (ICP-MS tekniği ile belirlenmiştir. Japon balıklarının farklı dokularında belirlenen maksimum bor konsantrasyonu 20mg/L sulandırılmış borik asit uygulamasında karaciğer dokusunda (1.78±0.02 mg/kg tespit edilmiştir. Ancak 1 mg/kg yem uygulamasında kas dokusunda birikim olmadığı gözlemlenmiştir. Borlu su grupların için Transfer faktör (TF en düşük dozda en yüksek oranda iken doz miktarı arttıkça TF azalmış ve neredeyse 0.1’e yakın bir sabitlik göstermiştir. Bor ilaveli yem kullanılan deney gruplarında TF en düşük dozda (1 mg/kg 0 iken yemde kullanılan borun doz miktarı arttıkça (5 mg/kg TF değerinin yaklaşık 0.06’ya kadar çıktığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada önemli iki tespit ortaya konulmuştur; bor birikiminde hedef organlardan biri karaciğer iken kas dokusunun birikim açısından hedef olmadığı ve yem ile alınan borun dokularda birikiminin düşük olmasıdır.

  1. Bilgi Liderliğinin Verimlilik Üzerine Etkisi: Sağlık Sektöründe Bir Araştırma / The Effect of Knowledge Leadership on Productivity: A Research on Health Sector

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Karahan, Atilla

    2009-04-01

    Full Text Available Bilgiyi sistematik bir biçimde yöneten ve katma değer elde eden işletmeler rekabet avantajı sağlayacak ve rekabeti karşılayacaktır. İşletmelerde bilginin elde edilmesi, saklanması, paylaşılması ve kullanılmasına, diğer bir deyişle bilgi yönetiminin etkin ve başarılı bir şekilde gerçekleşmesine etki eden faktörler bulunmaktadır. Araştırmanın temel amacı küresel ekonomide bilgi liderliğinin verimlilik üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Çalışma, bilgiyi üretme ve kullanmada en başarılı örnekleri sergileyen araştırma hastanelerinde görev yapan yöneticiler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın kapsamına Afyon Kocatepe Üniversitesi, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Konya Selçuk Üniversitesi, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi hastanelerinde görev yapan başhekimler, başhekim yardımcıları, hastane müdürleri, müdür yardımcıları, başhemşireler ve başhemşire yardımcılarından oluşan toplam 120 yönetici dahil edilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda ise bilgi liderliğinin verimlilik üzerine olumlu etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.Organisations, which manage knowledge systematically, would have competitive advantage. In this respect, some factors like collecting, saving, using and sharing knowledge should be subjected under consideration. The main objective of the present research is to examine the knowledge leadership in a global economy. Empirical study was performed on managers of Research Hospitals, who were known with their success in producing and using knowledge. Included in the empirical investigation were hospital managers, managerial assistants, head nurses and assistant head nurses of Afyon Kocatepe University, Isparta Süleyman Demirel University, Konya Selçuk University, Kütahya Dumlupınar University and Eskişehir Osmangazi University hospitals. The results revealed a positive effect of knowledge

  2. BİR İŞLETMENİN UYGULADIĞI FARKLILAŞTIRMA STRATEJİSİNİN PAZARIN KURUMSAL DEĞİŞİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: TÜRKİYE KUPON PAZARI ÖRNEĞİ - THE EFFECT OF ONE FIRM’S DIFFERENTIATION STRATEGY ON THE INSTITUTIONAL CHANGE OF THE MARKET: THE CASE OF TURKEY COUPON MARKET

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Eyüp Aygün TAYŞİR

    2010-07-01

    Full Text Available Özet:Günümüzde stratejik yönetim düşüncesi işletmeleraçısından büyük önem taşımaktadır. Hemen tüm işletmelervizyonlarından bahsetmekte ve bu vizyona ulaşmak için nasılbir strateji seçmeleri gerektiğini belirlemeye çalışmaktadırlar.Stratejik yönetimin başarıya ulaşmasında birçok faktörün rolüolduğu bilinmektedir. Bu anlamda teknoloji kavramı ileişletme stratejisi arasında da güçlü bir ilişki söz konusudur.Çalışma içerisinde hizmet sektöründe faaliyet gösteren vefarklılaştırma stratejisini benimseyen bir işletmenin teknolojistratejiuyumunu başarıyla ilişkilendirerek stratejikamaçlarına nasıl ulaştığı incelenmektedir. Buna ek olarak budurumun rakipler ve pazar yapısı üzerinde ne gibi etkileriolduğu da çalışma içerisinde ele alınan bir diğer konudur.Araştırmada incelenen örnek olay göstermektedir ki teknolojistratejiuyumunu sağlayan bir işletme; giriş engellerini aşma,rakiplerin öğrenme eğrilerini silme, farklılık yaratma,maliyetleri azaltma, yenilik ve iyileştirme elde etme gibiavantajlara sahip olabilmekte ve bu avantajlarla pazaryapısında özellikle yapılan işin teknolojisine ilişkinkurumların değişimini tetikleyebilmektedir.Abstract:Nowadays companies matter strategic managementidea. Almost every company mention their vision and try tofind out that which strategy should be followed in order toreach this vision. It is well known that various factors affectthe success of strategic management. One of these factors isabout the technology-strategy relation. In this study, it isanalyzed that how a service sector company could achieve itsstrategic goals by ensuring technology-strategy harmony. Inaddition, the effects of this case on the market structure andcompetition are analyzed. This case shows that companieswhich ensure the technology-strategy harmony gain thefollowing advantages: getting over the entry barriers, reducingthe effect of competitors

  3. Bafa Gölü'nde biyotik ve abiyotik ortamda pestisit ve pcb dağılımı.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İdil Pazı

    2015-12-01

    Full Text Available Çalışma kapsamında Bafa Gölü’nden alınan sediment ve kefal balığı (Mugil cephalus, Linnaeus 1758 örneklerinde tarımsal pestisit ve endüstriyel kaynaklı PCB gibi organik kirleticilerin kalıntıları ölçülmüş ve bu bileşiklerin dağılımları, muhtemel kaynakları ve potansiyel biyolojik riskleri incelenmiştir. DDT ve türevleri açısından dünyanın farklı bölgelerindeki göllerin yüzey sedimentleri ile kıyaslandığında Bafa Gölü sedimentlerinde DDT kirlilik seviyesinin oldukça düşük olduğu bulunmuştur. Sedimentte Endrin baskın kirletici olarak belirlenmiştir. Sediment örneklerinde ölçülen DDT ve metabolitleri, Dieldrin, Lindan ve Heptaklor konsantrasyonları sediment kalite indekslerine göre değerlendirildiğinde, kirleticilerin göldeki canlı yaşamına olumsuz bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. ∑PCB konsantrasyonlarının ise göl kıyısında bulunan endüstriyel kuruluşlara yakın istasyonlarda sadece düşük değerli etki sevisini aşıp, diğer tüm istasyonlarda canlılar için risk yaratmayacağı belirlenmiştir. Mugil cephalus karaciğer dokusu için hesaplanan biyota sediment akümülasyon faktörü (BSAF 0.44-3.16 arasında değişmektedir. Bafa Gölü Mugil cephalus örneklerinde ölçülen kirletici konsantrasyonları dikkate alındığında Gıda ve Tarım Kurumu (FAO ve Dünya Sağlık Örgütüne (WHO göre Aldrin, Dieldrin, Endrin, Heptaklor ve DDT türevleri için hesaplanan Günlük Alım Miktarı değerlerinin (EDI Kabul Edilebilir Günlük Alım miktarlarının (ADI oldukça altında kaldığı belirlenmiştir. Ancak, balık örneklerindeki PCB seviyelerinin WHO tarafından belirlenen ADI değerini aştığı saptanmıştır

  4. A Comparison of job selection by students with and without hearing impairment

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aysun Idil

    2011-03-01

    that may benefit young people, especially those who are hard of hearing was seen. In order to meet these needs, specialized instructional programs for dormitory counselors in schools for the deaf should be implemented.Key Words: Preferred job, hearing-impaired students, career counselingÖzetAmaç: Bu çalışma ile sağlıklı ve işitme engelli öğrencilerin mesleki tercihlerinin karşılaştırılması, olası farklılıklar ile bunu etkileyen faktörlerin saptanması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma Mayıs 2004’te Ankara’da, 70 dB üzerinde işitme kayıbı olanların devam ettiği Yahya Özsoy İşitme Engelliler İlköğretim Okulu öğrencileri (n=119 ile belirlenmiş engeli olmayanların devam ettiği bir İlköğretim Okulu öğrencileri (n=119 üzerinde yürütülmüştür. Öğrencilere uygulanan anket formlarında, sosyodemografik bilgilerin yanı sıra ileride kendileri için hangi mesleği düşündükleri ve bu meslek için gereken eğitim seviyesi sorgulanmıştır. Seçilen meslek için gereken eğitim seviyesi kriteri olarak 11 yıl alınmıştır. Ayakkabı boyacılığı, terzilik, demircilik, marangozluk, boyacılık, tır şoförlüğü gibi meslekler 11 yıldan az süre eğitim gerektiren meslekler grubuna dahil edilmiş olup; öğretmen, pilot, doktor, hemşire gibi meslekler 11 yıl ve üzerinde bir süre eğitim gerektiren meslekler grubunda ele alınmıştır. İstatistiksel analiz yöntemi olarak lojistik regresyon kullanılmıştır. Bulgular: Seçilen meslek için gereken eğitim seviyesini etkileyen faktörlere bakıldığında, işitme engelli okuluna devam eden öğrenciler ile erkek öğrencilerin diğer gruplara göre daha fazla oranda 11 yıldan az eğitim gerektiren meslek tercihinde bulundukları saptanmıştır. Halen devam edilen sınıf, annenin yaşı, çalışma durumu ve eğitimi ile, babanın yaşı, çalışma durumu ve eğitiminin tercih edilen meslek için gereken eğitim seviyesi ile ilişkili olmadığı g

  5. Strengthening Social Inclusion in Multicultural Societies Through Information Literacy=Çok Kültürlü Toplumlarda Bilgi Okuryazarlığı Aracılığıyla Sosyal Bütünleşmenin Artırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esin Sultan Oğuz

    2013-12-01

    ındadır. Bilgiye nasıl erişileceğinin ve kullanılacağının etkin bir şekilde öğrenilmesi göçmenler arasında sosyal bütünleşmeyi artırıcı faktörler arasındadır. Bu nedenle dezavantajlı gruplara yönelik özel hazırlanmış bilgi okuryazarlığı programları halk kütüphanelerinin öncelikleri arasında yer almalıdır. Bu çalışmada, çok kültürlü toplumlarda bilgi okuryazarlığı becerileri göçmenlerin sosyal bütünleşmelerini artırıcı bir faktör olarak ele alınmaktadır. Türkiye’de yaşayan yabancıların bilgi gereksinimlerinin belirlenmesi amacıyla uygulanan anket sonuçları, bilgi gereksinimlerinin önem düzeyi ve bu gereksinimlerin karşılanma düzeyi sunulmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular aynı zamanda kültürel ve dilsel çeşitliliğe sahip toplulukların özel bilgi gereksinimlerini karşılayacak bilgi okuryazarlığı programlarının geliştirilmesine yönelik öneriler sunmak amacıyla kullanılmıştır.

  6. Examination of Turkish extreme athletes' personality traits in terms of gender and some demographic factors

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Merve Ceylan

    2015-09-01

    ekstrem spor tesislerinde gerçekleştirilmiştir.  Araştırmada veri toplamak amacıyla Somer, Korkmaz ve Tatar tarafından geliştirilen beş faktör kişilik envanterinin 85 sorudan oluşan kısa forumu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında kaydedilmiş, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma değerleri hesaplanmış ve cinsiyetler arası farklılığı bulmak için “independent samples t- test” kullanılarak yorumlanmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde, erkek sporcuların erkek sporcuların kadın sporculara oranla daha yüksek dışa dönük özellik gösterdiği görülmektedir (p <0.05. Sonuç olarak; temelde erkek egemen bir toplumda, sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik anlamda kadının daha çok baskıya maruz kalması, sosyal hayatında üstelendiği roller, iş hayatında karşılaşılan zorluk ve baskıların bir sonucu olarak, daha içe kapanık bir yapıya sahip olmalarında önemli bir etken olduğunu düşündürmektedir.

  7. Antakya Şehri ve Yakın Çevresinde Meydana Gelen Erozyonun Coğrafi Dağılışı ve Analizi Geographical Distribution And Analysis Of The Erosion Occurred In Aktakya And Its Close Environment

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet DEĞERLİYURT

    2013-09-01

    üfusunun hızla artmasından dolayı daha da fazla kullanılmıştır. Bu durum toprak üzerindeki baskıyı giderek arttırmıştır ve düz alanlar dışında eğimli sahalarda da tarım yapılmaya başlanmıştır. Buna karşılık, mera ve orman arazisi olarak kullanılması gereken sahalar da tarıma açılmıştır. Sonuçta, farklı amaçlarla toprağın daha yoğun kullanımı ve çevreye yapılan olumsuz müdahaleler erozyon gibi önemli bir çevre sorununu da beraberinde getirmiştir.Bu çalışmada Hatay İli’nin merkezi olan Antakya Şehri’nin yakın çevresinde erozyonla meydana gelen sediment kaybının hesaplanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda Yağış Erozif (R, Toprak Direnç (K, Yamaç Eğim Uzunluğu (LS, Zemin Örtüsü (C ve Erozyon Önleyici Çalışmalar (P Faktörlerinin kullanıldığı RUSLE yöntemi kullanılmıştır. Analiz sonucunda inceleme alanında meydana gelen toprak kaybı 0-26.02 ton/ha/yıl olarak hesaplanmıştır. Ayrıca inceleme alanının % 22’sinde şiddetli ve çok şiddetli erozyon olduğu tespit edilmiştir. Çalışma Akdeniz iklim bölgesindeki erozyona duyarlı alanların tespit edilmesi bakımından önemlidir. Ayrıca konusunda önlem alma ve karar verme yetkisine sahip kurum ve kuruluşlar için yol gösterici bir eser olması açısından önem arz etmektedir.

  8. KAMU HİZMETİNDE ETKİLİLİK VE ETKİNLİK TARTIŞMALARI BAĞLAMINDA 112 ACİL ÇAĞRI HİZMETLERİNİN KÖTÜYE KULLANIMI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali EKŞİ

    2016-07-01

    Full Text Available ÖZ Doğrudan yaşam hakkı ile ilgili olan acil çağrı hizmetlerinin sunumunda, yararlanıcıya bir takım ayrıcalıklar tanınmakta, hizmete başvuru ve hizmete ulaşma kolaylaştırılmaktadır. Ancak hizmetin bizzat yararlanıcısı tarafından suistimal edilmesi, hizmetin sunumunu olumsuz etkilemektedir. Çalışmada, acil çağrı hizmetlerinin kötüye kullanımının, kamu hizmetinde etkililik ve etkinlik tartışmaları bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Türkiye’de hizmetin kötüye kullanım oranının çok yüksek seviyede olması, çalışmayı önemli kılmaktadır. Çalışmada, kamu hizmetinde ve acil çağrı hizmetlerinde etkililik ve etkinlik tartışmaları ile ilgili bir kavramsal çerçeve oluşturulmuş ve Türkiye acil çağrı hizmetlerinde kötüye kullanımın değerlendirilmesi, çözüm önerilerinin geliştirilmesi adına bir anket çalışması yapılmıştır. Acil çağrı hizmetlerinde kötüye kullanım, bilinçli ve bilinçsiz olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Anket çalışmasında, hizmetin ücretsiz olması, 24 saat sunulması ve yararlanıcıların hizmetin doğru kullanımı için yeterli bilgiye sahip olmamaları kötüye kullanımı arttıran faktörler olarak ortaya çıkmıştır. Hizmetin etkililiğini ve etkinliğini kaybetmesi ile oluşacak olan, hak kayıpları ve sosyal maliyetin önlenmesi adına teknik ve idari önlemlerin oluşturulması önemli görülmektedir. ABSTRACT Various privileges are provided to the beneficiary for the provision of emergency call services which are directly related with the right to live thus easing application and access to such services. However, the service provision is adversely affected from the misuse by the beneficiary. The objective of the study is to evaluate the misuse of emergency call services with regard to discussions on effectiveness and efficiency in public services. The study is important especially for Turkey where the

  9. Öğretim Elemanlarının Kişilik Özellikleri ile Örgütsel Bağlılık Düzeyleri Arasındaki İlişki The Relationship Between Instructors' Personality Traits And Organizational Commitment

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ergün RECEPOĞLU

    2013-07-01

    Alkan (2007 tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan Beş Faktör Kişilik Envanteri ve Meyer ve Allen (1991 tarafından geliştirilen ve Wasti (2000 tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPPS 13 programı kullanılmıştır. Öğretim elemanlarının kişilik özelliklerini ve örgütsel bağlılık düzeylerini belirlemek amacıyla aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca, değişkenler arasındaki ilişkilerin hesaplanmasında Pearson momentler çarpım korelasyon katsayısı (r ve bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenleri yordama düzeylerini belirlemek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Regresyon analizinin yorumlanmasında standartlaştırılmış Beta (β katsayısı ve bunun anlamlılığına ilişkin t-testi sonuçları dikkate alınmıştır. Araştırma sonuçları, öğretim elemanlarının kişilik özelliklerinde en yüksek ortalamanın uyumluluk, en düşük ortalamanın ise nevrotizm boyutunda oluştuğunu göstermektedir. Bununla birlikte araştırma sonuçları, öğretim elemanlarının kişilik özellikleri ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında anlamlı ilişkilerin olduğunu göstermiştir. Kişilik özelliklerinin deneyime açıklık boyutu örgütsel bağlılığın alt boyutlarıyla ilişkili bulunmamıştır. Ayrıca, duygusal ve normatif bağlılığın tek anlamlı yordayıcısının öz-disiplin boyutu olduğu ortaya konmuştur. Araştırma sonuçları alanyazınla ilişkilendirilerek tartışılmıştır.

  10. Kütüphanecilik ve Bilgi Yönetimi Literatüründe Kullanıcı / Users in Literature of Librarianship and Information Management

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazan Özenç Uçak

    2008-04-01

    Full Text Available [Turkish abstract]Bu çalışmada Türkiye’de kütüphanecilik ve bilgi yönetimi alanlarında kullanıcılar konusunda yapılan tez ve makaleler incelenmiştir. Bu amaçla yüksek lisans ve doktora tezleri ile alanın önemli süreli yayınları olan Türk Kütüphaneciler Derneği Bülteni (1952-1986, Türk Kütüphaneciliği (1987-2006 ve Bilgi Dünyası (2000-2006 dergilerinde yayımlanan makaleler araştırılmıştır. İncelenen 239 tezin 42’sinde (%17,57 ve 1788 makalenin 44’ünde (%2,4 kullanıcılara doğrudan veya dolaylı olarak yer verildiği saptanmıştır. Tezlerin %88’i (42 tez 1990 sonrasında yapılmıştır. İçerik analizi sonuçlarına göre tezlerin %69’unda kullanıcıların bir bilgi merkezi veya sistemiyle ilişkilendirildiği; %83’ünde betimleme yönteminin kullanıldığı; anketin en sık kullanılan veri toplama tekniği olduğu ve araştırmaların akademisyenler üzerinde yoğunlaştığı anlaşılmaktadır. Makalelerde ise 1971 yılına kadar kullanıcı faktörünün incelenmediği, 1980’li yıllarda bu konuya gösterilen ilginin nispeten arttığı, 1990 sonrasında ise ilgili makale sayısında büyük bir artış olduğu görülmektedir. Makalelerde en sık (%40 araştırılan kullanıcı grubunun öğrenciler olduğu; ağırlıkla bilgi okuryazarlığı ve okuma alışkanlığı konularına değinildiği; betimleme yöntemi ile anket ve görüşme tekniklerinin en sık tercih edilen yöntem ve veri toplama teknikleri olduğu anlaşılmaktadır.[English Abstract]In this paper, theses and articles on librarianship and information management focusing on users are studied. Masters and PhD theses along with articles published in the most important periodicals of the field, Türk Kütüphaneciler Derneği Bülteni (1952-1986, Türk Kütüphaneciliği (1987-2006 and Bilgi Dünyası (2000-2006, are examined. Some 42 out of 239 theses (17.57% and 44 out of 1788 articles (2.4% focused on users either

  11. Comments on "Determination and Analysis of the Theoretical Production of a Bucket Wheel Excavator" / Uwagi I Komentarze Do Pracy: "Określanie I Analiza Teoretycznej Wydajności Pracy Koparki Wielonaczyniowej Kołowej"

    Science.gov (United States)

    Bošnjak, Srđan M.

    2015-03-01

    żne przeoczenie. Che i Chen (2014) kwestionują prawidłowość równania (6), lecz przedstawione w niniejszej pracy analizy i uwagi prowadzą do następujących wniosków: • Stwierdzenie w pracy (Che i Chen 2014) że równanie (6) nie uwzględnia wpływu tmax i h nie jest prawdziwe. Dowód: Równanie (6'). • Stwierdzenie że równanie (6) nie uwzględnia wpływu R_s^' - "...czyli obrotowego promienia działania..." (Che i Chen 2014) jest prawdziwe, w przeciwnym razie równanie (6) byłoby nieprawdziwe. Równanie (6) uwzględnia odpowiedni promień zdefiniowany w równaniu (i), które jest prawdziwe. Dowód: Równanie (6'). W rozdziale 2 pracy (Che i Chen 2014) zatytułowanym: "Analiza teoretycznej wydajności koparki kołowej wielonaczyniowej" kierując się błędnymi wnioskami odnośnie niedokładności równania (6) autorzy podjęli próbę skorygowania powyższej niedokładności, by w ten sposób poprawić istniejącą teorię, W trakcie realizacji koncepcji wykorzystania równania (11) do zdefiniowania zasad rządzących zmianą prędkości kątowej wysięgnika Che i Chen (2014) popełnili błąd. Przyjęli oni mianowicie, że wyrażenie (14), otrzymane dla górnego przekroju wykopu e odnosić się będzie także do wszystkich przekrojów, dla całej wysokości wrębu. Pominęli w ten sposób fakt iż prędkość w ruchu łukowym wysięgnika nie jest wielkością stałą, patrz: równania (f) i (f'), i przyjęli jej wartość maksymalną, równanie (f'). Dlatego też równania (15), (16), (18) i (19) nie są prawidłowe. Wszystkie wejściowe dane obliczeniowe a także sposób ich zapisu (Tabela 1) zostały zaczerpnięte z pracy (Che i Chen 2014). Ponadto, zaprezentowane dane o pracy koparki wielonaczyniowej SchRs wykorzystywanej w kopalni "Zukunft" w Reńskim Zagłębiu Węglowym, zaczerpnięto z pracy (Durst i Vogt 1988). Osiągnięcia badań teoretycznych Che i Chen (2014, strona 289) przedstawione dla konkretnej koparki wielonaczyniowej kołowej eksploatowanej w

  12. A strategic starting point for the elimination of violence against women: Intimate partner violenceKadına yönelik şiddetin önlenmesinde stratejik bir başlangıç noktası: Partner şiddeti

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seref Uluocak

    2014-07-01

    close relative (OR= 1,29 95% CI: 0,030-0,195, intervention to the dressing style (OR= 3,59 95% CI: 0,116-0,662,  humiliation of womanhood (OR= 6,28 95% CI: 0,058-0,439, and humiliating or criticizing a person’s sexuality (OR= 10,20 95% CI: 0,012-0,830. ÖzetÇalışma kadına yönelik şiddet olgusunu yakın partner şiddeti üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Türkiye’de kadına yönelik şiddet çalışmaları genellikle eş şiddeti üzerinden gerçekleştirilmekte ve şiddetin boyutlarını bu yaklaşım üzerinden değerlendirmektedir. Yakın partner şiddeti aile içi şiddet olgusundan farklı olarak sadece evlilikte kadına yönelik şiddet olgusunu değil bekar ya da boşanmış kadınların duygusal ilişki içerisinde oldukları ya da önceki ilişkilerinde yaşadıkları şiddet olgusunu içermektedir. Bu anlamda yakın partner şiddeti olguyu daha kapsamlı bir boyutta ele alarak şiddetin hangi bağlamlarda ortaya çıktığını ortaya koymaktadır.Çalışma yakın partner şiddetinin Çanakkale ilinde toplum merkezlerine başvuran daha önce bir problem yaşadığına dair her hangi bir bildirimde bulunmamış 400 kadın katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kadına yönelik yakın partner şiddeti olgusunu fiziksel, ekonomik, sözel- psikolojik ve cinsel şiddet türleri üzerinden incelemektedir. Çalışma ayrıca yakın partner şiddetinde risk faktörlerini içeren sosyo-ekonomik ve sosyo-bilişsel değişkenleri saptamak amacıyla lojistik regresyon modeli uygulamıştır. Yapılan lojistik regresyon analizi sonucunda eğitim düzeyinin lise altında olması (OR= 2,80 95% CI: 0,151-0,851 yakın akraba şiddetine maruz kalma durumu (OR= 1,29 95% CI: 0,030-0,195 Kadının giyim tarzına müdahale edilmesi (OR= 3,59 95% CI: 0,116-0,662. Kadınlığının aşağılandığı duygusunu yaşama (OR= 6,28 95% CI: 0,058-0,439 ve son olarak cinsel açıdan özgüven kıran davranışlara maruz kalmak (OR= 10,20 95% CI: 0

  13. Avrupa Ekseninde Yabancı Korkusu Ve İslamofobi Algısının Değerlendirilmesi Evaluation About Perception Of Xenophobia And Islamophobia Within The Scope Of Europe

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nesrin AKINCI ÇÖTOK

    2013-07-01

    Full Text Available Undoubtedly, migration is the most basic factor that insures thesocial dynamism. Therefore, it plays an important role in the process ofcreating and re-creating of the relations between the immigrant societyand the native society. Besides the fact that in macro scale, migration isin a determiner position for intercultural relations, it is also the mainsource for the shaping of the relations between communities in certainsocieties. Migration is also the fundamental reason in the association indiversity- multiculturalism- idea that represents the expression ofdifferent cultures and identities. Migration is seen as a political issueand country’s migration policies are shaped according to thisphenomenon and its practice. The conditions brought about by theconcepts of xenophobia and Islamophobia emerging in Europe and theUnited States of America in the 1970s owing mainly to the prejudicesappear as the negative outcomes of migration. These terms have beendiscussed all over the world. Xenophobia and Islamophobia stand out inthe wake of the right movements’ along with conservative parties’gathering strength and the acts within this context accelerate. In thisterm, not procuring a hierarchical structure between cultures andobviating xenophobia and Islamophobia will be one of the basicformulas of Europe enabling intercultural communications andinteractions. Sosyal dinamizmi sağlayan en temel faktör olan göç olgusunun, göç eden topluluk ve ev sahibi topluluk ilişkilerinin üretilmesi ve yeniden üretilmesi sürecinde önemi büyüktür. Makro ölçekte göçün toplumlararası ilişkileri belirleyici bir konuma sahip olması yanında, göç belli toplum içinde de topluluklar arası ilişkilerin şekillenmesinde ana kaynaktır. Özellikle son dönemde yükselen eğilim olarak farklı kültür ve kimliklerin kendilerini ifade ederek” farklılık içinde birlik” oluşturma idealinin de temelinde göç gerçeği yatmaktadır. Göç ger

  14. Sakarya İlinde gerçekleşen intihar girişimi vakalarının değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    M. Fatih Önsüz

    2012-12-01

    Full Text Available

    Amaç: Bu araştırmada 2009-2010 yılları arasında Sakarya’da hastanelerin acil servisine intihar girişimi nedeniyle başvuran vakaların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışma Ocak 2009 ve Aralık 2010 tarihleri arasında Sakarya’da bulunan tüm devlet ve özel hastanelerin acil servislerine intihar girişimi nedeniyle başvuran hastaların (n=1566 verileri incelenerek gerçekleştirilmiştir. Bulgular: İki yıl için 15 yaş ve üzeri kaba intihar girişim hızı kadın ve erkeklerde sırasıyla 100000 nüfusta 191.98 ve 51.88’dir. Toplam 1566 vakanın 1236 (%78.9’sı kadın, 330 (%21.1’u erkektir ve çoğu 15-24 yaş grubundadır. Hem kadınlarda ve hem de erkeklerde en sık başvurulan intihar şekli ise ilaç ve toksik madde kullanımı idi ve sıklık erkek ve kadınlarda sırasıyla %93.8, %96.8 idi. Tekrarlanan intihar girişim sıklığı kadınlarda %17.2 ve erkeklerde %13.9 bulunmuştur. Sonuç: Bu araştırmada intihar girişim sıklığı kadınlarda erkeklerden daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca tekrarlayan intihar girişimi sıklığı araştırma grubunda topluma göre çok yüksek bulunmuştur. İntihar girişimlerini önlemek için risk faktörlerinin ve çözüm yollarının belirlenmesine yönelik topluma dayalı analitik ve müdahale epidemiyolojik araştırmaların yapılmasına ihtiyaç vardır.

    Anahtar Kelimeler: İntihar girişimi, sıklık, tekrarlayan intihar girişimi

    Evaluation of suicide attempts in Sakarya

    Objective: The objectives of this study were to evaluate the general characteristics, the methods that were used and the causes of suicide attempts for the years of 2009-2010 in Sakarya. Methods: The data were gathered from emergency rooms of all public and private hospitals by

  15. The adaptation of Flow Short Scale to Turkish: A validity and reliability studyFlow Yaşantısı Ölçeği Kısa Formunun Türkçeye uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bahar İşigüzel

    2014-10-01

    Full Text Available The aim of this study is to evaluate the validity and reliability of the Flow Short Scale that was developed by Rheinberg, Vollmeyer ve Engeser (2003 in Germany, for Turkey’s conditions. 222 university prep class students (124 female; 98 male participated in the study. The validity of scale was investigated by construct and criterion related validity methods and the reliability analysis of the scale, measured by assessing the internal consistency parameter. The factor structure of the scale was investigated by exploratory factor analysis (EFA. The results of the analysis showed that the factor structures of the scale, which has two complementary sub- scales (flow- anxiety, were similar with the original scale.  It is found that the adapted scales internal reliability co- efficient was .78. The foreign language achievement final points of the semester were used for the criterion validity. There was r=.21 correlation between flow experience and the language achievement final points and r=.34 correlation between anxiety and the language achievement final points (p<.01. The findings revealed that the Flow Short Scale was a reliable and valid instrument for measuring university students’ Flow Experiences by the foreign language lessons in prep- classes. ÖzetBu çalışmanın amacı, Rheinberg, Vollmeyer ve Engeser (2003 tarafından geliştirilen Flow Yaşantısı Ölçeği Kısa Formu’nun (Flow Kurz Skala Türkçeye uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapmaktır. Araştırmaya 124’ü kadın, 98’i erkek toplam 222 yabancı dil hazırlık sınıfı üniversite öğrencisi katılmıştır. Ölçeğin geçerliğine yapı geçerliği ve ölçüt bağlantılı geçerlik yaklaşımlarıyla bakılmıştır. Aracın güvenirliği ise iç tutarlık katsayısı hesaplanarak incelenmiştir. Ölçeğin basit ve kararlı bir yapıya sahip olup olmadığını anlamak için Açıklayıcı Faktör Analizi uygulanmıştır.

  16. İlköğretim 6. Sınıf Öğrencilerinin Okuma Alışkanlıkları, Kütüphane Kullanma Sıklıkları Ve Okumaya Yönelik Tutumlarının İncelenmesi The Examination Of Reading Habits, Frequency To Use Library And Attitudes Towards Reading Of 6th Grade Primary School Students

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kadir Kaan BÜYÜKİKİZ

    2012-12-01

    Full Text Available Reading and reading comprehension are among the mostimportant sub-titles of learning process. The acquisition of readinghabit defines a process which requires stressing many factors. Thecontrol of reading skill is closely related with many factors like attitude,habit and interest. This study aims to examine the reading habit, thefrequency to use library and the attitudes towards reading of 6th gradeprimary school students. The sample group of the study included 6thgrade students having education in the Antakya central district ofHatay Province. 403 students included in the study sample were chosenfrom 5 primary schools from different socioeconomic environments. Theresults obtained from the study indicated that the attitudes of femalestudents towards reading were higher than the ones of male students.The effect of socioeconomic environment on attitudes towards readingwas also found to be insignificant. The results of the study showed thatstudents in the sample group tried to spare sufficient time for reading.In addition, a significant difference was found between attitude towardsreading and sparing time for reading books. The results obtained fromthis study indicated that two out of five students in sample group canbe evaluated as “medium level readers” and two out of five students canbe evaluated as “high level readers”. Low level readers had 14.6% rate.The study concluded that 6th grade students used class/school librariesat high rates (84.9%. However, most of the students were found not tobe member of public library and approximately two out of threestudents were found to never use public libraries. Okuma ve okuduğunu anlama öğrenme sürecinin en önemli alt başlıklarından biridir. Okuma becerisinin kazandırılması farklı etkenlerin dikkate alınmasını gerektiren bir süreci ifade eder. Okuma becerisinin kontrolü ise tutum, alışkanlık, ilgi gibi pek çok faktörle yakından ilgilidir. Bu araştırmada, ilköğretim 6. s

  17. Çürük prevalansındaki yaklaşımlar ve karyogram konsepti

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adil Nalcaci

    2011-09-01

    Full Text Available

    ÖZET

    Toplumlardaki ağız sağlığını belirleyebilmek için çeşitli indeks sistemleri kullanılmaktadır. Toplumdaki diş çürüğü ölçümü ve karşılaştırılması için en yaygın olarak DMFT ve DMFS indeks sistemleri kullanılmaktadır. Bu sistemler Dünya Sağlık Örgütü tarafından tavsiye edilmesine rağmen, DMFT ortalama değerlerinin farklı dağılımları, kimi popülasyonlarda kontrol altında olan ama kiminde hala birçok çürük bulunan bireyleri, doğru bir şekilde yansıtamamaktadır.  Yeni bir indeks önerisi ile uzmanların basit ve açık bir indeksden yararlanması, bununla beraber sağlık otoriteleri, profesyonel olmayan kişilerin de bu uygulamayı kullanabilmesi için Significant Caries Index popülasyonlardaki en yüksek çürük skoruna sahip olan bireylere dikkati çekmek üzere oluşturulmuştur.

    Çürük gelişimine yatkın insanları belirlemek ve bu bireylerde hastalığı durdurmak için koruyucu ve uygun tedavi edici hizmeti sağlamak, çürük riskini ve bakteri diyet ve konak cevabı arasındaki ilişkiyi görsel olarak göstermek için Karyogram geliştirilmiştir. Karyogram, bireye sorulan çeşitli sorularla beraber gelecekteki çürük riskini ortaya koyan bir bilgisayar programı ile çürüğe sebep olan birçok faktörü basit bir şekilde yansıttığı için eğitimsel amaçla kullanılabileceği gibi sağlık personeli olmayan bir araştırmacı tarafından da uygulanabilmektedir.

    Bu makalenin amacı çürük prevalansını hesaplamak için kullanılan indeksleri ve karyogramı ayrıntılı bir şekilde incelemektir.

    Anahtar kelimeler: DMFT, DMFS, Significant Caries Index, karyogram, çürük prevalans

  18. The analysis of recreation entertainment marketing’s role on increasing attendance to basketball matches as a spectatorRekreatif eğlence pazarlamasının basketbol maçlarına seyirci olarak katılımı arttırmadaki rölünün incelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adem Pala

    2015-12-01

    lçeği” kullanılmıştır. 25 sorudan oluşan deneme ölçeği İstanbul İl’inden tesadüfi yöntemle seçilen 100 kişiye uygulanmış yapılan faktör analizi sonucunda 3 madde ölçekten çıkartılmıştır. Örneklemden elde edilen verilerin yeterliliğinin saptanması için KMO (0,887 testi yapılmıştır. Güvenirlik için Crombah Alfa= (0,819 olarak çıkmıştır. Nihai anket Fenerbahçe Ülker ve Anadolu Efes Basketbol kulüplerinin maçlarına gelen ve tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilen 251’i kadın 820’si erkek toplam 1021 kişiye uygulanmıştır. Araştırmanın analizinde istatistik paket programı kullanılmış ve istatistik incelemelerinde frekans dağılımları, çapraz tablolama ve ANOVA testleri uygulanıştır. Bulgular; Maçlara gelen seyircilerinin ağırlıklı olarak 18-35 yaş aralığında erkek seyirciler oldukları belirlenmiştir. Seyircilerin eğitim durumlarında kalite alt boyutu için anlamlı farklılık olduğu görülmektedir. (p<0.05. Katılımcılar basketbolu destekledikleri için maçlara geldiklerini belirtirken, daha çok arkadaşları ile maçlara gelmeyi tercih etmektedirler. Sonuçlar; Seyircilerin maçlara, sadece takımlarını desteklemek için değil aynı zamanda eğlenmek ve maçları aileleri ile güzel vakit geçirebilecekleri rekreatif bir etkinlik olarak gördükleri için katıldıkları tespit edilmiştir.

  19. SELF EFFICACY PERCEPTIONS OF TURKISH TEACHER CANDIDATE TÜRKÇE ÖĞRETMENİ ADAYLARININ ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE DÖNÜK ÖZ YETERLİK ALGILARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hasan BAĞCI

    2012-06-01

    Full Text Available The main purpose of the study is to investigate Turkish teacher candidates’ self-efficacy levels according to their gender, kind of education, graduated type of high school and academic achievement. In the study data was collected by “Turkish Teacher Candidates’ Self Efficacy Perception Scale” developed by the researchers. The scale consisting of five sub-factors is five-item Likert-type scale. 351 Turkish teacher candidates whose 179 female and 172 male attended to the study. The participants of the study consisted of 4th grade students enrolled in Turkish Teaching Departments of Mehmet Akif Ersoy University, Inönü University, Ondokuz Mayıs University, Sakarya University, Gaziantep University, Dokuz Eylül University and Gazi University Faculties of Education. Data was analysed by using SPSS 15.0 package program. The results of the study indicated that, Turkish teachercandidates’ self-efficacy levels is “good”. Turkish teacher candidates' self-efficacy scores did not show any changes according to their gender, kind of education, graduated type of high school. But it was observed that according to academic achievement Turkish teacher candidates’ self-efficacy scores there was significant relationship. Bu araştırmanın temel amacı Türkçe öğretmeni adaylarının öz yeterlik algılarının cinsiyete, öğretim türüne, mezun olunan lise türüne ve akademik başarı durumlarına göre incelenmesidir. Çalışmadaki veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen “Türkçe Öğretmeni Adaylarının Öz Yeterlik Algısı Ölçeği” aracılığıyla toplanmıştır. Beş alt faktörden oluşan ölçek, beşli likert tipi bir ölçme aracıdır.Araştırmaya 179’u kız, 172’si erkekten oluşan 351 Türkçe öğretmeni adayı katılmıştır. Katılımcılar Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Dokuz Eylül

  20. CBS Kullanılarak Kıbrıs’ta Fırtına Riski Duyarlılık Analizi Storm Risk Sensitivity Analysis In Cyprus Using GIS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emre ÖZŞAHİN

    2012-12-01

    ılda ortalama 2685 kişi etkilenirken, ekonomik olarak 14.340 milyon dolar zarar yaşanmıştır. Bu afetler içerisinde ise en büyük ekonomik zararı fırtınalar meydana getirmiştir. Yıllık ortalama 0.10 olarak yaşanan fırtınalardan çeşitli yıllarda 40 kişi etkilenirken, 10 milyon dolar ekonomik zarar yaşanmıştır.Bu çalışmada Kıbrıs’taki ülke ekonomilerine çok ciddi manada zarar veren fırtınalar, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS yöntem ve tekniklerinden yararlanılarak meydana getirebileceği risk kapsamında analiz edilecektir. Acaba Kıbrıs adasında fırtına riskinin boyutları nasıldır? Adadaki hangi alanlar risk altındadır? Bu risk hangi yerleşmeleri en fazla etkileyecektir? Bu kapsamda yapılması gerekenler nelerdir? şeklindeki araştırma sorularına yanıtlar aranacaktır. Çalışmada değişik ölçeklerde ve farklı kaynaklardan elde edilen faktör haritalarından yararlanılmıştır. Bu haritalardan elde edilen jeoloji, jeomorfoloji, eğim, bakı, yağış, akarsuya uzaklık, yeraltı suyu, toprak ve arazi kullanım özelliklerine ait veriler koşullara bağlı ağırlıklı çakıştırma yöntemi ile birleştirilerek, taşkın risk alanları belirlenmiş ve haritalanmıştır.Çalışmanın zarar analizi sonuçlarına göre Kıbrıs’ta, geçmiş yıllarda yaşanmış, günümüz ve gelecekte yaşanabilecek fırtına değerleri geleceğe doğru 24.514.7 oranında artmaktadır. Fırtına risk analizi sonucuna göre ise adanın % 51.19’unun risk altında, % 27.51’ininde risk altında olmadığı anlaşılmıştır. Adada en riskli alanlar Lefkoşa yerleşim merkezi çevresidir. Riskin en az olduğu alanlar ise Girne ve Limasol çevreleri ile Trodos Dağları civarıdır. Bu kapsamda öncelikli olarak multidisipliner bir bilim anlayışıyla daha kapsamlı planlamaların yapılması ve halkın konu hakkında bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

  1. KÜRESEL EKONOMİK KRİZİN SEYAHAT ACENTELERİNE ETKİLERİ VE TÜRKİYE’DE KRİZ YÖNETİMİ UYGULAMALARI (EFFECT OF GLOBAL ECONOMIC CRISIS ON TRAVEL AGENCIES AND CRISIS MANAGEMENT PRACTICES IN TURKEY

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nilgün AVCI

    2013-10-01

    Full Text Available ÖZ: Kriz yönetimi özellikle turizm sektöründeki işletmeler için bir gereklilik haline gelmiştir. Türkiye'de bu alanda yapılan sınırlı çalışmalara rağmen, turizm sektörünün bel kemiğini de oluşturan seyahat acentelerinde, konunun araştırılması önemli bulunmuştur. Bu bağlamda, kriz dönemlerinde seyahat acenteleri tarafından alınan önlemler ve uygulamaları belirlemek, kriz dönemlerinde bu önlemlerin ve uygulamaların kullanım sıklığını ölçmek, ekonomik krizin seyahat acentelerine olumlu ve olumsuz etkilerini analiz etmek amaçlanmıştır. Çalışmada nicel yaklaşım benimsenmiş ve 357 geçerli veri analiz edilmiştir. Bulgular yeni pazarlama politikaları geliştirme uygulamalarının ilk faktör olarak ortaya çıktığını ve diğer uygulamalara göre daha sıklıkla uygulandığını göstermektedir. Çalışmada, kriz sürecine uyum ve örgütsel hazırlık çalışmalarının on plana çıktığı görülmektedir. Özellikle iş süreçlerinin yeni koşullara uyumlaştırılması ve yönetimin gözden geçirilerek yeni yaklaşımların benimsenmesi gerektiği, esnek ve yeni koşullara çabuk uyum sağlayan bir yönetim anlayışının benimsenmesi en önemli uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Elde edilen bulgular, seyahat acenteleri yöneticilerinin tehlikelere karşı önlem alma ihtiyacı ve potansiyel krizlere karşı hazırlıklı olma önerilerini içermektedir. Kriz öncesinde, seyahat acentelerinin kriz yönetimi planlamaları yapmaları, tepkisel uygulamalar yerine politikalar belirlemeleri önerilebilir. Ayrıca, seyahat acenteleri üzerinde yapılan bu araştırma, Türkiye'de kriz planlama ve yönetimi literatürüne katkıda bulunacaktır. Anahtar Kelimeler: Seyahat Acenteleri, Ekonomik Kriz, Kriz Yönetimi. ABSTRACT: Crisis management has become a requirement for businesses particularly in tourism industry. In spite of the limited studies carried out in this field in

  2. Malezya’da Din-Devlet İlişkisine Kısa Bir Bakış / A Short Overview of the Relationship between Religion and State in Malaysia

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Özay

    2013-03-01

    Full Text Available Abstract Starting from the second half of the 1960s onwards, socio-religious youth movements, which are regarded as the initial element of civil expressions on university campuses, were constructively influential on the perception of the political elites’ understanding of Islam and political evolution of the Islamisation policies in the process in Malaysia. There are opinions that this effect encompassed the efforts of Islamisation particularly in the 1980s. In this process, the task of the state apparatus, as a political power, which managed the religious domain mostly considered belonging to the civil sector, deserves to be scrutinized in relation with at least some influential factors in the near and distant past of the Muslim Malay community. And, it cannot be overseen that the functions of the traditional Malay rulers, say, Sultans, were transferred, to some or larger extent, to the Federal government after the independence. With regard to this, in this article, the present writer will focus on some aspects of the policies of Dr. Mahathir Mohamad, who has molded majorily the history of modern Malaysia, regarding his Islamisation policy aligned with the state-religion relationship. Özet Malezya’da 1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren üniversite kampüslerinde başlayan ve sivilleşmenin bir unsuru olarak telâkki edilen dini-toplumsal hareketlerin İslam’ın ülke siyasi elitince algılanmasında ve pratikte İslamlaştırma adıyla anılabilecek politikalara evrilmesinde önemli etkisi olmuştur. Bu etkinin, özellikle 1980’li yıllarda devlet eliyle İslamlaştırma çabalarına yol açtığı konusunda görüşler bulunmaktadır. Bu süreçte, yani devletin siyasi bir güç olarak sivil alana dahil olan dini çekip çevirme işini üstlenmesinde, özellikle Müslüman Malay toplumunun yakın ve uzak geçmişindeki kimi faktörler dikkate alınmayı hak etmektedir. Bu bağlamda, geleneksel Malay devletlerinde

  3. Malezya’da Din-Devlet İlişkisine Kısa Bir Bakış

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Özay

    2013-03-01

    Full Text Available AbstractStarting from the second half of the 1960s onwards, socio-religious youth movements, which are regarded as the initial element of civil expressions on university campuses, were constructively influential on the perception of the political elites’ understanding of Islam and political evolution of the Islamisation policies in the process in Malaysia. There are opinions that this effect encompassed the efforts of Islamisation particularly in the 1980s. In this process, the task of the state apparatus, as a political power, which managed the religious domain mostly considered belonging to the civil sector, deserves to be scrutinized in relation with at least some influential factors in the near and distant past of the Muslim Malay community. And, it cannot be overseen that the functions of the traditional Malay rulers, say, Sultans, were transferred, to some or larger extent, to the Federal government after the independence. With regard to this, in this article, the present writer will focus on some aspects of the policies of Dr. Mahathir Mohamad, who has molded majorily the history of modern Malaysia, regarding his Islamisation policy aligned with the state-religion relationship.ÖzetMalezya’da 1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren üniversite kampüslerinde başlayan ve sivilleşmenin bir unsuru olarak telâkki edilen dini-toplumsal hareketlerin İslam’ın ülke siyasi elitince algılanmasında ve pratikte İslamlaştırma adıyla anılabilecek politikalara evrilmesinde önemli etkisi olmuştur. Bu etkinin, özellikle 1980’li yıllarda devlet eliyle İslamlaştırma çabalarına yol açtığı konusunda görüşler bulunmaktadır. Bu süreçte, yani devletin siyasi bir güç olarak sivil alana dahil olan dini çekip çevirme işini üstlenmesinde, özellikle Müslüman Malay toplumunun yakın ve uzak geçmişindeki kimi faktörler dikkate alınmayı hak etmektedir. Bu bağlamda, geleneksel Malay devletlerinde Sultanlar

  4. “An isolated case”: the Slovene Carinthians and the 1920 plebiscite

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Maria Isabella Reinhard

    2016-08-01

    Wilsonowskiego samostanowienia, skupiając uwagę na przypadku Słoweńców karynckich i korzystnym dla Austrii rezultacie plebiscytu z 1920 roku. Wyniki plebiscytu pokazują, że podejmując decyzję o swej przynależności państwowej, mniejszości kierują się nie tylko względami etniczno-językowymi. Dla Słoweńców karynckich, którzy zdecydowali się na pozostanie z Austrią, oprócz innych czynników kluczowe znaczenie miały motywy o charakterze ekonomicznym i politycznym. Autorka dowodzi, że wielowiekowa akulturacja Słoweńców karynckich w monarchii austro-węgierskiej spowodowała, iż bliższa była im Austria niż Królestwo Serbów, Chorwatów i Słoweńców. Taki wynik plebiscytu spowodowany był także sformułowaniem pytań: pytano o preferowaną państwowość, a nie o tożsamość etniczno-językową. Ponadto, kluczową rolę dla wyniku głosowania odegrał przykry przebieg okupacji części Karyntii przez wojska Królestwa SHS oraz większa skuteczność propagandy austriackiej. Wreszcie, fakt, że większość Słoweńców karynckich stanowili rolnicy, którzy chcieli nadal korzystać z dawnych możliwości, jakie dla tego zawodu stwarzała Austria, wpłynął na to, że głosowali oni za pozostaniem w tym kraju. Plebiscyt karyncki 1920 roku stanowi zatem przekonywające świadectwo niecelności założenia, że same tylko więzi etniczno-językowe mogą stanowić fundament kształtowania państwa, a ponadto dowodzi, że równie ważną rolę odgrywają w tym także inne czynniki.

  5. Okul Müdürlerinin Kültürel Liderlik Rollerinin Öğretmenlerin Örgütsel Bağlılık Düzeyine Etkisi The Effects of School Administrators’ Cultural Leadership Roles on Organizational Commitment Level of Teachers

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sinan YÖRÜK

    2012-09-01

    ğretmenlerin okulda bulunmalarını gerektirecek maddi manevi duygunun kendilerinde bulunmasıdır. Kültürel liderlik de okul müdürünün okula öğretmenleri bağlı hale getirecek yeni ve etkileyici eylemlerde bulunmasıdır. Örgütsel kültür kurumun başarılı veya başarısız olmasında önemli bir faktördür. Yöneticilerin kültürel liderlik özelliklerini daha fazla taşımasıyla okulların başarısı da daha fazla olacaktır. Kurumların daha başarılı olabilmesi için iyi eğitilmiş, profesyonel ve kültürel liderlik rollerinin sergileyebilen liderlere ihtiyaç vardır. Bu çalışma okul müdürlerinin kültürel liderlik rollerinin, öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyi üzerine etkisini incelenmiştir. Ayrıca çalışmada cinsiyet, görev, hizmet yılı, eğitim durumu ve okul türü değişkenlerinin, katılımcıların örgütsel bağlılık düzeyi ve kültürel liderlikle ilgili görüşlerine etkisi incelenmiştir. Örneklem olarak Afyonkarahisar Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarındaki okul müdürleri, okul müdür yardımcıları ve öğretmenler ele alınmıştır. Ölçeğin birinci bölümünde demografik bilgiler sorulurken, ikinci bölümünde daha önceden güvenirliliği ve geçerliliği test edilen ve 18 maddeden oluşan “Örgütsel Bağlılık Anketi” (Organizational Commitment Questionnaire (Allen & Meyer, 1991; akt. Demirkıran, 2004 kullanılmıştır. Ölçeğin 3. bölümünde ise yine daha önceden güvenirliliği ve geçerliliği test edilen ve 21 maddeden oluşan “Kültürel Liderlik Anketi” (Yıldırım, 2001 yer almaktadır. Araştırma verilerinin analiz edilmesinde t testi, anova ve kanonik korelasyon analiz testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyinin artırılmasında okul yöneticisinin kültürel liderlik rollerinin etkili olduğu görülmektedir. Bir diğer ifadeyle, kültürel liderlikle örgütsel ba

  6. THE RESPONSIBILITY FOR PREVENTING AND DETECTING ACCOUNTING FRAUDS FROM THE VIEWPOINT OF SELF-REGULATORY AGENCIES IN TURKEY: DE JURE STATUS AND DE FACTO APPLICATION

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Canol KANDEMİR

    2013-07-01

    Full Text Available TÜRKİYE’DE DÜZENLEYİCİ KURULUŞLAR AÇISINDAN MUHASEBE HİLELERİNİN ÖNLENMESİ VE ORTAYA ÇIKARILMASI SORUMLULUĞU: HUKUKÎ DURUM VE FİİLÎ UYGULAMAÖzet: Düzenleyici kuruluşların yaklaşımı ve uygulamaları muhasebe hilelerinin önlenmesi ve ortaya çıkarılması sorumluluğunun kapsamının açıklığa kavuşturulmasına yardımcı olabilmektedir. Bu kuruluşların kamunun büyük bir çoğunluğunu adîl ve yansız bir şekilde temsil edeceği varsayılmaktadır. Ayrıca aldıkları kararlar ve karar alma mantıkları hem araştırmacılara, hem de finansal bilgi kullanıcılarına olası hile şüphelileri, bu kuruluşların sorumlulardan özellikle önlemesi ve ortaya çıkarmasını istedikleri hile yöntemleri, hilelerin cezaî yönleri, hilelerin önlenmesi ve ortaya çıkarılmasında temel sorumluluklar ve denetim beklenti boşluğu konularında önemli ipuçları verebilmektedir. Yine bunlar ilgili standart, yasa ve diğer düzenlemelerin oluşturulması ve uygulanmasında önemli etki sahibi olmaktadır. Bu nedenle, bağımsız denetimle ilgili faktörleri de kapsayan bir dizi değişken ile muhasebe hileleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olup olmadığını sınayan bir çalışma yapılmış ve sonuç olarak Türkiye’deki düzenleyici kuruluşun muhasebe hilelerinin önlenmesi ve ortaya çıkarılması sorumluluğunu aynı tarafa, müşteri işletme ve yönetimine yüklediği bulunmuştur. Araştırmanın bulguları Türkiye’de bir denetim-beklenti boşluğu olmadığına da işaret etmektedir.THE RESPONSIBILITY FOR PREVENTING AND DETECTING ACCOUNTING FRAUDS FROM THE VIEWPOINT OF SELF-REGULATORY AGENCIES IN TURKEY: DE JURE STATUS AND DE FACTO APPLICATIONAbstract: Self-regulatory agencies’ way of understanding and practices can help clarify the scope of the responsibility for preventing and detecting frauds. They are assumed to represent a vast majority of the public in an unbiased and

  7. Determining the secondary school teachers’ self-efficacy beliefs about teaching professionOrtaokullarda görev yapan öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik öz yeterlik algilarinin incelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bülent Döş

    2016-05-01

    Full Text Available Self-efficacy refers to beliefs about one’s capabilities to learn or perform behaviors at designated levels (Bandura, 1997. The main aim of this study is to determine the self-efficacy beliefs of teachers about teaching profession. The research was designed based on a descriptive survey method. The research group comprised 217 secondary school teachers working in 22 schools in Gaziantep city center in Turkey. The data were collected using the Teachers’ Sense of Efficacy Scale originally developed by Tschannen-Moran ve Woolfolk Hoy (2001 and adapted to Turkish by Çapa, Çakıroğlu, Sarıkaya (2005. The data were analyzed using basic descriptive statistics (arithmetic means and standard deviations, independent samples t test and one way Anova analysis. As a result of the study it was concluded that participating secondary school teachers had favorable beliefs of self-efficacy in terms of teaching profession. We can conclude that gender is not effective according to the context of the self-efficacy. Subjects taught are not related with self-efficacy in this study. Finally this study showed that reward and punishment is very important for the self-efficacy beliefs of the secondary teachers. Because self-efficacy influences academic motivation some activities can be done to increase the self-efficacy beliefs of the teachers by providing different reward system.   Özet Öz-yeterlik bireylerin herhangi bir performansa yönelik kendileri hakkında algıları şeklinde tanımlanmaktadır. Öğretmenlerin mesleklerine ilişkin öz-yeterlik algıları öğretimin kalitesini doğrudan etkileyen faktörlerden birisidir. Ortaokul öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik öz yeterlik algılarının araştırıldığı bu çalışma betimsel bir tarama çalışmasıdır. Araştırma 2013–2014 eğitim-öğretim yılında Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı olan 22 ortaokulda görev yapan 217 öğretmenle ger

  8. Sınıf İçi Disiplin Kurallarının Benimsetilmesinde Öğretmen Rolleri Teacher Roles Adopting Disciplinary Rules In Classroom

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İbrahim HABACI

    2013-09-01

    sınıf düzeninin olması gerekir. Bu düzeni engelleyen faktörlerden birisi de disiplin sorunu oluşturan davranışlardır. Disiplin, öğrenme ortamının düzenini bozan, öğretim yaşantılarını aksatan öğrenci davranışlarına öğretmenin gösterdiği tepkidir. Her öğretmenin aynı davranışa verdiği tepki birbirinden farklıdır. Gerek öğretmenlerin disiplin anlayışındaki farklılıklar gerekse her sınıfın farklı nitelik ve yoğunlukta olması disiplin modellerinin uygulanmasında çeşitlilik oluşturmuştur. Bu farklılığa rağmen disiplin modellerinin ortak amacı, etkili eğitim ve öğretimin sağlanmasıdır. Disiplin sorunu oluşturan davranışın nedeni öğrenci, öğretmen ve aileden kaynaklı olabilir. Öğretmene düşen görev, sınıfın koşullarına uygun ve öğrenci farklılıklarını göz önüne alarak en uygun modelleri birleştirerek istenmeyen davranışları ortamdan uzaklaşmasını sağlamaktır.Sınıf içerisinde karşılaştığımız disiplin; okulun genel işleyişini öğrenci haklarını ve eğitim iş görenlerinin haklarına bir saldırı olan davranışlardır. Disiplin modelleri olarak öğretmenlerin benimsediği yöntemler çok sayıda olabilir, ancak bunlar içerisinde en iyi diyebileceğimiz bir model yoktur. Öğretmen gerektiği yerde her bir modelden bir kısmını kullanarak sınıfın disiplinini sağlamak durumundadır. Her ne kadar her türlü önlemi alsak bile sınıf ortamında istenmeyen davranışlar ortaya çıkar. Öğretmen böyle bir durumda mutlaka bir tepkiyle karşılık vermelidir. Disiplin kuralları oluşturulurken hem okul idaresi, anne babalar hem tüm öğretmenlerimiz bu sürece dahil edilmelidir ki uygulanan yöntemlerde başarılı olabilelim. Biz burada uygulanan farklı disiplin modellerinden bahsederken aynı zamanda bunlarında ötesinde bu gün daha da muhtaç olduğumuz sevgi modeli üzerinde durulması gerektiğine inanıyoruz. Sevgi modeli mesleğini i

  9. Türkçe Öğretmenleri İle Öğretmen Adaylarının Türkçe Bilinç Düzeyleri A Study On Measurement Of Turkish Consciousness Levels Of Turkish Teachers And Teacher Candidates

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Akif ARSLAN

    2012-12-01

    eçen Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümünde öğrenimlerine devam eden 104 öğrenci örneklem olarak seçilmiştir. Veri toplamak amacıyla “Türkçe Bilinci Ölçeği” kullanılmıştır. Ölçekte üç faktörlü toplam 17 madde bulunmaktadır. Araştırmanın sonucunda, toplam puanlar dikkate alındığında, hem Türkçe öğretmenlerinin hem de Türkçe öğretmen adaylarının Türkçe kullanma bilinçlerinin yüksek düzeyde olduğu söylenebilir. Çalışmada Türkçe öğretmenleri ile öğretmen adaylarının Türkçe bilinç düzeylerinin “bireysel kullanım” boyutu açısından öğretmenler lehine farklılaştığı, “ülke bütünlüğü” ve “kitle iletişim” boyutlarında ise bir farklılığın olmadığı da belirlenmiştir. Bu veriye göre öğretmenlerin internet ortamındaki yazışmalarda Türkçenin kurallarına dikkat etme, Türk alfabesinde olmayan harflerin (x, w gibi kullanılmasından ve üzerinde İngilizce yazılar olan giysilerin giyilmesinden rahatsız olma, Türk Dil Kurumu’nun Türkçeye giren yabancı kelimelere önerdiği karşılıkları kullanmaya özen gösterme, anlamını bilmediği bir sözcükle karşılaşıldığında Türkçe Sözlüğe bakma, konuşurken ve yazarken yabancı kelimeler kullanılmasından rahatsız olma, yazım kuralları için gerektiğinde imla kılavuzuna bakma hususlarında öğretmen adaylarına göre daha bilinçli oldukları ifade edilebilir. Bu sonuç aday öğretmenlerin öğretmen olduktan ve “Türkçe” öğretmeye başladıktan sonra dil bilinci hususunda olumlu bir gelişim gösterdikleri biçiminde yorumlanabilir. Araştırmada, ayrıca, Türkçe kullanma bilincinin cinsiyete göre değişmediği de tespit edilmiştir.

  10. Evaluation of public satisfaction with law enforcement services in TurkeyTürkiye’de güvenlik hizmetlerinin vatandaş memnuniyeti açısından değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ekrem Muş

    2014-09-01

    ışlar vatandaşlar tarafından takdir edilmekte ve/veya eleştirilere maruz kalmaktadır. Bu çalışmada, TPT’nın sağladığı güvenlik hizmetlerinden vatandaşların memnuniyet derecelerinin nasıl olduğunu ve bunları etkileyen faktörler bilimsel veriler ışığında incelenerek tartışılacaktır.Bu çalışmada, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK tarafından her sene rastgele örnekleme yolu ile seçilmiş olan vatandaşlara uygulanan Yaşam Memnuniyet Anketi (YMA 2012 yılı mikro verileri (N=7,956 kullanılmıştır. Literatürde, güvenlik hizmetlerinden memnuniyet derecesi demografik, yaşam kalitesi ve karşılaşma modeli olarak üç başlık altında incelenmiştir. Çalışma, iki temel soruya cevap bulmayı amaçlamaktadır; (1 Vatandaşların güvenlik ve asayiş hizmetlerinden memnuniyet dereceleri ile diğer kamu hizmetlerinden (sağlık, eğitim, adli hizmetler memnuniyet oranları yıllara göre (2004-2012 nasıl bir değişim sergilemektedir? (2 Vatandaşların güvenlik ve asayiş hizmetlerinden memnuniyet dereceleri üç farklı modele göre (demografik, yaşam kalitesi ve karşılaşma modeli nasıl etkilenmektedir? TÜİK-2012 mikro verileri R istatistiki programlama dilinde sıralı lojistik regresyon yöntemi ile analiz edilerek sonuçlar ve öneriler çalışmanın sonunda bulgular doğrultusunda tartışılmıştır.

  11. Tüketim Toplumlarında Kentsel Dönüşüm Projelerinin ve Çevre-Toplum Anlayışının Sosyolojik Analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alı Fatih UYSAL

    2012-12-01

    edilmiştir. Böylelikle tüketim toplumlarında kentsel dönüşüm projelerinin yaratmış olduğu sosyal değişim süreci ortaya konularak, sağlıklı, uzun vadeli, başarılı sürdürülebilir bir çevre modelinin gelişmesi için gerekli olan faktörlerin kurumsal ve teorik alt yapısı oluşturulmuşturAbstractSince his creation, human beings have always been in interaction with the natural environment. This has been a direct result of the life activities as human being was a part of the ecosystem in the first ages. However, constantly increasing population, together with developing technology, has caused changes within the ecosystem. The mentioned fact which needs to be considered in the human and nature relations brings out the problem of how the nonrenewable and unenrichable soil and its complementary parts, namely air, water and plants will take form, or rather should be formed as balanced. Although numerous projects titled ‘sustainable development’ have recently been developed to solve the grooving problems concerning the environment, these works are seen insufficient. The most important reason for this situation is the fact that the human-nature relations are organized within the marketing system and thus they lead to well-known contradiction regarding the trio of “productivity”, “social justice” and “environmental protection” in the use of land. For example; in Turkey, the Building Law Code 3194 and the Municipality Law Code 5393, both aiming to form the urban areas, emphasize that the municipalities have to work to upgrade the physical quality of the cities. In this regard, this study deals with the urban environment which ‘the urban transformation project’ vows and the current socio-cultural change in comparison with each other. Moving from that point, the study has examined numerous studies, about the urban transformation and its environmental problems through a sociological point of view. By this study, the social transformation

  12. ÖRGÜTSEL GÜVEN, ÖRGÜTSEL ÖZDEŞLEŞME VE ÖRGÜTSEL VATANDAŞLIK DAVRANIŞI ARASINDAKİ İLİŞKİ: BİR DEVLET HASTANESİNDE ARAŞTIRMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emrah TOKGÖZ

    2013-01-01

    Full Text Available ÖRGÜTSEL GÜVEN, ÖRGÜTSEL ÖZDEŞLEŞME VE ÖRGÜTSEL VATANDAŞLIK DAVRANIŞI ARASINDAKİ İLİŞKİ: BİR DEVLET HASTANESİNDE ARAŞTIRMAÖzet: Bilimciler, örgütsel davranış kavramlarından biri olan örgütsel vatandaşlık davranışını verimlilik ve etkinliği artırıcı en önemli değişkenlerden biri olarak kabul etmişlerdir. Yapılan araştırmalarda örgütsel vatandaşlık davranışlarıyla sonuçlandığı düşünülen birçok bağımsız değişken ileri sürülmüştür. Bu bağımsız değişkenlerden en önemlilerinden biri örgütsel güven kavramıdır. Bu araştırmalarda, örgütsel güven ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkiye aracılık yapabilecek faktörler aranmıştır. Bu çalışmada diğerlerinden farklı olarak, örgütsel özdeşleşmenin, örgütsel güven ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkiye aracılık etkisi yapacağı ileri sürülmüştür. Bu nedenle araştırmanın örneklemi, Balıkesir Devlet Hastanesi ve Balıkesir Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ndeki 220 işgörenden anket aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, örgütsel güven, örgütsel özdeşleşme ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki vardır. Ayrıca, örgütsel özdeşleşme, örgütsel güven ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkide aracılık rolü oynamıştır.RELATIONSHIP BETWEEN ORGANIZATIONAL TRUST, ORGANIZATIONAL IDENTIFICATION AND ORGANIZATIONAL CITIZENSHIP BEHAVIOR: A STUDY AT A STATE HOSPITALAbstract: Organizational citizenship behavior, which increases productivity and efficiency, has been recognized as one of the most important concepts of organizational behavior by scientists. Organizational citizenship behaviors are thought to result in many of the studies suggested that the independent variable. The concept of organizational trust is one of the most important

  13. Ortak Çalışma ve Ekip Bilimi: Teoriden Pratiğe=Collaboration and Team Science: From Theory to Practice

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    L. Michelle Bennett

    2013-07-01

    Full Text Available Disiplinler arası çalışmalar, bilimsel buluşlar ve dönüşümsel araştırma çalışmaları için giderek daha önemli hale gelmektedir. Yüksek katılımlı ve aralarında etkileşim halinde olan araştırma ekipleri birtakım ortak özellikleri paylaşırlar. Bu özellikler çalışmalarının geliştirilmesi ve zamanla sürdürülebilirliğine ilişkin başarılarına katkıda bulunur. Çok başarılı araştırma ekipleri ile hedeflerine ulaşamayan veya aralarındaki uyuşmazlıklar nedeniyle dağılan ekiplerin üyeleriyle etraflıca yaptığımız görüşmelerle, ekip başarısı ve etkinliği için gerekli anahtar unsurları belirledik. Hiç kuşkusuz bilimsel hedef ortak çalışmanın merkezinde yer almaktadır. Buna karşın ekibin raydan çıkmasını önlemek için destekleyici ögelere de ihtiyaç vardır. Bunların içinde en önemlisi güvendir; güven olmadan ekip dinamikleri zamanla bozulma riskiyle karşı karşıya kalır. Hem liderler hem de diğer katılımcılar için farkında olunması gereken diğer kritik faktörler; ortak bir vizyon geliştirmek, ekip üyelerini stratejik olarak belirlemek ve ekibin kurulmasında kararlı davranmak, uyuşmazlık çıktığında ihtilafları ortaya koymak ve kredi (itibar, destek vb.ile yazarlığı paylaşırken beklentileri açıkça ortaya koymaktır. Özfarkındalık ve güçlü iletişim becerilerine sahip olmak, etkin bir liderliğe ve bilim ekiplerinin yönetim stratejilerine önemli katkı sağlar. Tüm başarılı ekipler bu aktiviteleri etkin olarak gerçekleştirme özelliğini paylaşırken, farklı güçlü ve zayıf özelliklere sahip her liderle başarıya ulaşmak için tek bir formül yoktur. Başarılı bilimsel ortaklıklar, kendisini bilen, düşünceli, işin merkezinde bilimin olmasını destekleyen kritik unsurları önemseyen güçlü liderlere sahiptir./Interdisciplinary efforts are becoming more critical for scientific discovery and translational

  14. Sınıf Öğretmeni Adaylarının Müzik Öğretimine İlişkin Tutumlarını Ölçmeye Yönelik Ölçek Geliştirme Çalışması A Study on Developing a Scale to Determine Classroom Teacher Candidate’s Attitudes towards Teaching Music

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sadullah Serkan ŞEKER

    2013-09-01

    birlikte sınıf öğretmeni de çocuğun yaşamında okulu ve öğretmenliği temsil eden bir bireydir. Çocuk bu dönemde sanat ve bilimle akademik anlamda iletişime geçer. Sanatın önemli kollarından bir tanesi de müziktir. Kalıcı, nitelikli, etkili bir müzik eğitiminin gerçekleşebilmesi için sınıf öğretmenlerinin temel bilgi ve beceriler, müzik öğretimiyle ilgili çağdaş yöntem ve yaklaşımlarına ilişkin kuramsal ve uygulamalı bilgilerin yanı sıra derse yönelik tutumları da önemlidir. Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin müzik öğretimiyle ilgili tutumlarını ölçmek amacıyla bir tutum ölçeği oluşturmaktır. Araştırma tarama yöntemi ile yürütülmüştür. Yapılan çalışmada yürütülen işlem basamakları; madde havuzu aşaması, kapsam geçerliği (uzman görüşü ve pilot uygulamanın yapılması olarak izlenmiştir. Ölçeğin pilot uygulaması Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı’nda öğrenim gören olan Müzik ve Müzik Öğretimi dersi almakta olan 282 öğrenciye uygulanmıştır. Analizler sonucunda elde edilen bulgular; verilerin faktör analizi için uygunluğunun belirlenmesi, taslak ölçeğin yapı geçerliğinin incelenmesi ve taslak ölçeğin güvenirliliğinin incelenmesi şeklinde sunulmuştur. Toplanan verilerin KMO (Kaiser-Meyer-Olkin katsayısı 0,92 Barlett testi sonucu ise 0.05’dir. 19 maddeden oluşan Müzik Öğretimine İlişkin Tutum Ölçeği’nin (MÖTÖ Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0.90’dır.

  15. Tożsamość narodowa a konflikty w małżeństwach polsko-rosyjskich

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tatiana Busygina-Wojtas

    2015-06-01

    i przebieg takich dyskusji (nierzadko przeistaczających się w awantury z perspektywy problematyki tożsamości narodowo-kulturowej oraz pamięci historycznej. Przytoczone zostały również przykłady najbardziej typowych nieporozumień. Kluczowym czynnikiem jest odmienność wzorców konstruowania tożsamości. Konsekwencją tych różnic jest niezdolność do głębszego rozumienia argumentacji rozmówcy. Asymetria wiedzy na poziomie znajomości faktów oraz przywiązanie do rodzimych wzorców oceny wydarzeń i postaci historycznych zaburza proces przyswajania nowych informacji i zamyka w sztywnych ramach nabytych schematów myślenia. Najpoważniejsze problemy we wzajemnym rozumieniu swoich racji powstają na poziomie interpretacji i kategoryzacji zjawisk. Snując rozważania o swojej przynależności do ojczyzny, Polacy i Rosjanie odwołują się do zupełnie innych kategorii wartościujących. Każda para opracowuje własną strategię radzenia sobie z konfliktami ideologicznymi. Rozwiązaniem stosowanym najczęściej jest unikanie jakichkolwiek rozmów na drażliwy temat, aż do jego całkowitej tabuizacji. Druga strategia zakłada samoedukację, autorefleksję, przewartościowanie własnych poglądów i otwartość na tezy głoszone przez małżonka. Włożony w te działania świadomy wysiłek prowadzi do wypracowania nowego, wspólnego spojrzenia na trudne tematy.

  16. Avan-zâde Mehmed Süleyman and the first physical anthropology studies in OttomansAvan-zâde Mehmed Süleyman ve Osmanlılarda ilk fizik antropoloji çalışmaları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İsmail Dinçarslan

    2016-10-01

    şıyan eserde, yazar genel hatlarıyla, daha sağlıklı nesillerin yetiştirilebilmesi için boy, kilo ve büyüme-gelişmeyi etkileyen faktörleri ele almıştır. Beslenme, geçim tarzı, toplumun fiziki ve kültürel çevreye uyarlanması gibi konuları içeren eser, toplum ve çocuk sağlığı konularına ilişkin bilgilerde içermektedir. Diğer taraftan çalışmanın konusu gereği (daha sağlıklı nesiller yetiştirmek çalışmacının ırk, ırk ıslahı ve kontrolüne (öjeni ilişkin yaklaşımı kendi dönemi içerisinde değerlendirilmiştir.

  17. Dede Korkut Hikâyelerinde Savaşçı Eğitimi Warrior Training In Dede Korkut Stories

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Lütfü Kerem BAŞAR

    2012-12-01

    ı, devamlı hareket ve mücadeleye dayanır. Bu mücadeleler ise, sadece tabiat ve çevre şartlarıyla değil, aynı zamanda düşmana karşı da verilmiştir. Bu nedenle kuvvet ve savaşçılık, böyle bir hayat tarzını devam ettiren asıl unsurlar olmuştur. Doğa şartlarının sertliği, avcılıkla uğraşma ve çevredeki toplumlarla sürekli mücadele gibi faktörler, göçebe insana savaşçı ve mücadeleci bir kimlik kazandırmada birinci derecede etkili olmuştur. Mücadelelere dayalı olan Dede Korkut Hikâyeleri’nde, savaşçı bir kimliğe sahip olması beklenen kahramanın yetiştirildiğini gösteren sahneler çokça yer almaktadır. Kuvvetli insana dayanan göçebe toplumlarda da, erkek çocuğa büyük bir değer verilmiştir. Bu nedenle özellikle erkek çocuklar, hem boylar arasındaki mücadelede, hem zor durumdaki ve tutsak olan aile bireylerini kurtarmada, hem de avlanma amacıyla yapılan vahşi hayvanlarla mücadelede âdeta özel bir savaş eğitimine tâbi tutulmuştur. Bu çalışmada, Dede Korkut Hikâyelerindeki kahramanların savaşçı bir kimlik kazanmada geçirdiği aşamalar ve hikâyelerin, savaşçı eğitimiyle ilgili olarak vermiş olduğu mesajlar tespit edilmeye çalışılmıştır.

  18. KOSOVO FORCE (KFOR ORGANIZATION IMAGE: EMPIRICAL RESEARCH ON KOSOVO SECURITY FORCES (KSF

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Korhan ARUN

    2014-10-01

    kararların alınmasında önemli rol oynamasıdır. İmajın, işlevsel ve duyuşsal iki bileşeni vardır. Bunlar NATO’yu (KFOR temsil eden askeri işaretler ve üniformaların oluşturduğu işlevsel bileşen ve katılımcı ülkelerin Kosova Gücü (KFOR personeli ile ilişkilerinin oluşturduğu duygusal bileşen. Bu araştırmanın temel amacı KFOR’un imajını belirleyen temel etkenlerin araştırılmasıdır. Alt amaçlar ise KFOR’un imajını belirlemede KFOR’a dâhil ülkeler ile Kosova’nın ve KSF (Kosova Güvenlik Kuvvetleri personelinin ilişkisi ile algılanan görev başarısının etkisinin belirlenmesidir. Bu etkileri belirleme amacıyla 3 hipotez oluşturulmuş ve ülke imajını belirlemede etkili KSF personelinin duygusal ilişkilerini anlamak amacıyla ampirik çalışma yapılmıştır. Anketlerin doğrusal regresyon, korelasyon ve faktör analizleri ile değerlendirilmesinden sonra görülmüştür ki etnik merkeziyetçilik ve vatan severlik etkileri göz ardı edildiğinde; askeri personelin güce destek veren ülkeler ile olan askeri ilişkileri ve faaliyetleri KFOR’un imajında önemli tahminleyicidirler. Doğal olarak bu imaj hakkındaki duyguların bu temelleri organizasyonel imajın gelecek alan yazınına ışık tutacaktır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel İmaj, Ülke İmajı, İmaj, KFOR (Kosova Gücü.

  19. The Qur'an, Interpretation And The Ma~ter Of Gender

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    TALİP ÖZDEŞ

    2008-06-01

    Full Text Available Kur'an, AIIah tarafından Cebrail aracılığı ile Hz. Muhammed'e gönderilmiş, hiçbir değişikliğe uğramadan bizlere kadar intikal ettirilmiştir. Vahiylerin amacı, yeryüzünde yaşamakta olan insanlara Allah'ın varlık ve birliğini, hayatın anlam ve gayesini kavrama noktasında yardımcı olmak, onları doğru yola ve dine· .irşad etmektir. Kur'an'a göre Kur'an'ın ayetleri ile bilimsel- gerçekler arasında yakın bir ilişki vardır. Kur'an'da hem Kur'an'ın cümlelerine hem de olgulara/gerçeklere ayet ismi verilmektedir. Allah, kendi ayetlerine insanların dikkatini çekmekte ve onları gerçek hidayete ulaşmaları, Kur'an ayetlerinin, yaratıl­ışın, bilimsel gerçeklerin ve peygamberlerin mucizelerinin arkasındaki sınırsız gücü idrak etmeleri için derin bir şekilde düşünmeye davet etmektedir. Kur'an, Hz. Peygamber'e gönderilen Allah kelami olmasına rağmen, onun yorumu ve tefsiri insanlara aittir. Bundan dolayı, Kur'an metninin anlaşılıp yorumlanmasını subjektif kılan bazı faktörler vardır; yani Kur'an ve Kur'an'ın yorumu aynı şeyler değildir ve seviyeleri farklıdır. Örneğin, aynı ayet veya ayetler üzerinde yapılmış farklı yorumları bulabilir ve onlardan· birini doğru/sahih yorum olarak seçebiliriz. Dolayısı ile yorumu yanlış anlamalardan, spekülatif görüş ve değerlendirmelerden kurtarmak için Kur'an'a yaklaşımda tutarlı ve doğru bir metodumuzun olması gerekir. Cinsiyet konusunda da Kur'an'ın kendisi ile geleneklerin, adetlerin ve ataerkil zihniyetierin etkisi altında şekillenen birtakım yorumlar ve dini anlayışlar arasında farklılıklar söz konusudur. Çoğu defa cinsiyet ayrımı ile cinsiyet ayrımcılığı birbirine karıştırılmıştır. Halbuki onlar aynı şeyler değildir. İslam, erkekle kadın arasında aile ve toplumda gerçek olarak kendisini hissettiren doğal farklılıkları görmekte ve hayatın organizasyonu noktasında onları dikkate

  20. Okul Öncesi (4-6 Yaş Oyun Gruplarında Eklenti Soruların İşlevleri Üzerine Bir İnceleme A Study On The Functions Of The Tag Questions In Preschool Play Groups (4-6 Years Old

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet TARCAN

    2012-09-01

    zayıf dil” (powerless language şeklinde değiştirilmesinin nedenleri üzerinde durulmuştur. Araştırmanın uygulama boyutunda ise 4-6 yaş grubu çocuklarda eklenti soruların kullanımını ve işlevleri değerlendirilmektedir. Eklenti soru kullanımı ile toplumdilbilimsel faktörler (yaş, cinsiyet vb. arasında bir ilişki bulunup bulunmadığı ele alınmıştır. Bu bağlamda iki grup (kız ve erkek karşılaştırılarak cinsiyete bağlı farklılıkların bulunup bulunmadığı araştırılmaktadır. Araştırmanın veritabanında yer alan eklenti sorular Holmes tarafından yapılan sınıflandırma dikkate alınarak değerlendirilerek, kız ve erkek çocukların hangi tür eklenti soruları tercih ettikleri bu sınıflandırmaya göre araştırılmaktadır. Bu bağlamda kipsel, yumuşatıcı, kolaylaştırıcı eklentilerin daha çok hangi cinsiyet tarafından kullanıldığı üzerinde gözlenmektedir. Genel olarak kızların erkeklerden daha fazla eklenti soru kullandıkları ancak erkeklerin ise kızlardan daha çok kipsel/onay eklenti kullandıkları görülmüştür. İletişimi kolaylaştırıcı eklenti soruların daha çok kızlar tarafından, kullanıldığı tespit edilmiştir. Araştırmada eklenti soruları çocuklar tarafından hangi bağlamlarda daha sık kullanıldığı irdelenmiş, anlaşmazlık anları ile eklenti soru kullanımı arasında bir ilişki olup olmadığı tartışılmaktadır.

  1. A development of motor skills in mental disability interfere?Zihinsel engel motor becerilerin gelişimine de engel mi?

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nurgül Özdemir

    2016-04-01

    engelli olmayan 20 lise öğrencisine motor becerilerin gelişimine yönelik olarak 12 hafta boyunca haftada 3 gün 2 saat antrenman yaptırılmış her iki grubun ön test son test sonuçları karşılaştırılmıştır. Öntest ve sontest ölçümlerinde deneklerin boy, yaş, esneklik, sıçrama, 50 m.sürat, durarak uzun atlama, mekik koşusu gibi değişkenlerinin ölçümleri alınarak karşılaştırmayapılmıştır. Sonuçların değerlendirilmesinde gruplar hem kendi içlerindeki hem de birbiri ile ön-test- sontest ölçümleri bakımından karşılaştırılmıştır. Araştırma verilerinin istatistiksel analizinde SPSS 17.00 İstatistik Paket Programı kullanılmıştır.Verilerinanalizinde aritmetik ortalama, Karışık Ölçüler İçin İki Faktörlü Anova Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi istatistik teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda 12 hafta uygulanan antrenmanların etkisiyle fiziksel gelişim özellikleri benzer fakat zeka düzeyleri farklı iki grupta yer alan deneklerin kilo oranlarında (p=.01, mekik koşusu (p=.04 ve durarak uzunu atlama (p=.04 becerilerinde anlamlı düzeyde gelişme gözlenmiştir. Ayrıca engelli olmayan deneklerin öntest ve sontest puanlarının boy (p=.00, sıçrama (p=.00, sürat (p=.00, esneklik (p=.02 becerilerinde de anlamlı düzeyde gelişme görülmüştür.

  2. Sigara içen ve içmeyen kronik periodontitisli hastalarda başlangıç periodontal tedavinin dişeti oluğu sıvısı myeloperoksidaz seviyeleri üzerine etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kaya Eren

    2011-11-01

    Full Text Available

    Objective: Smoking is an enviromental risk factor in the onset and progression of periodontal diseases. The purpose of this study was to examine the effect of smoking on clinical parameters and GCF MPO levels after initial periodontal therapy in patients with chronic periodontitis.

    Material and method: The study included 17 (the average 44,5±6.0 smoker and 18 (42.3±3.2 non-smoker patient with chronic periodontitis as evidenced by clinically and radiographically. Clinical periodontal evaluations were performed by using plaque index (PI, gingival index (GI, probing depth (PD scores and clinical attachment level (CAL at baseline and four weeks after initial periodontal therapy. Gingival crevicular fluid (GCF was collected from four different space with deep periodontal pocket (pocket depth 9 4 mm in maxilla. DOS MPO samples were assessed by kinetic spectrophotometer method.

    Results: At baseline, there were no significant diffirences in clinical periodontal parameters between smokers and non-smokers. All clinical periodontal parameters were significantly decreased after initial periodontal therapy in both groups. All parameters in smokers were lower than non-smokers at 4 weeks after therapy. The GCF MPO levels were significantly decreased only in non-smokers.

    Conclusion: Within the limits of this study, we found that smoking effects periodontal healing negatively.

     

    ÖZET

    Amaç: Sigara kullanımı, periodontal hastalıkların başlamasında ve ilerlemesinde önemli çevresel risk faktörüdür. Bu çalışmada kronik periodontitis teşhisi konulmuş hastalarda sigaranın, başlangıç periodontal tedavinin klinik parametreler ve dişeti oluğu sıvısı (DOS myeloperoksidaz (MPO düzeylerine etkisininin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.

    Gereç ve Yöntem: Çalışmaya kronik

  3. Okul Öncesi Öğretmenlerinin Öz-Yeterlik İnançlarına İlişkin Görüşleri Pre-School Teachers’ Perceptions Of Self-Efficacy Beliefs

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Nuri GÖMLEKSİZ

    2013-09-01

    ğişip değişmediği belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma verileri Tepe ve Demir (2012 tarafından geliştirilen ‘Okul Öncesi Öğretmenlerinin Öz-yeterlik İnancı Ölçeği’ ile elde edilmiştir. Ölçek, altı faktörlü olup toplam 37 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin alt boyutları sırasıyla şunlardır: öğretme öğrenme süreci (α:.91, iletişim becerileri (α:.90, aile katılımı (α:.90, planlama(α:.87, öğrenme ortamlarının düzenlenmesi (α:.88, sınıf yönetimi(α:.87. Ölçeğin toplam Cronbach alfa güvenirlik katsayısı .97 olarak hesaplanmıştır. Beşli Likert türündeki ölçek maddeleri hiç (1, az (2, orta (3, çok (4 ve tamamen (5 biçiminde derecelendirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Elazığ il merkezinde görev yapan 98 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi ve Mann Whitney U testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin öz-yeterlik inançlarını yüksek düzeyde gördükleri ve bu görüşlerin cinsiyetlerine, hizmet sürelerine, görev yaptıkları kuruma ve bu kurumun içinde bulunduğu sosyo-ekonomik düzeye göre farklılaşmadığı belirlenmiştir. Belirlenen sonuçlar benzer araştırma sonuçları ile karşılaştırılıp tartışılmıştır. Araştırma ile elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli öneriler getirilmiştir.

  4. Investigation of variations in terms of decision making and trait anxiety level of football refereesFutbol hakemlerinin karar verme ve sürekli kaygı düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İlimdar Yalçın

    2016-12-01

    analiz etmek için SPSS 22 paket programı kullanılmış olup anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Çalışmada t testi ve One -Way Anova kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, Karar vermede özsaygı ve dikkatli karar verme düzeylerinde eğitim düzeyi üst seviyede olmasının hakemler lehine önemli bir faktör olduğu tespit edilmiştir. Hakemlik yılı fazla olan futbol hakemlerinin dikkatli karar verme düzeyinin yüksek olduğu gözlenmiştir. Sürekli kaygı düzeyinde yaş ilerledikçe sürekli kaygı düzeyinde de düzenli bir düşüşün olduğu tespit edilmiştir. Eğitimi düzeyi yüksek lisans olan hakemlerin sürekli kaygı düzeyi eğitim durumu ön lisans ve lisans olan hakemlere göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir.

  5. İmplant destekli overdenture ve klasik tam protezlerin hasta memnuniyeti açısından karşılaştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ceyda Ozcakir Tomruk

    2013-01-01

    dentures, implant-retained overdentures, satisfaction.

     

    ÖZET

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, klasik tam protez ve implant destekli tam protez kullanan hastaların memnuniyetlerini değerlendirmek ve demografik özelliklerin memnuniyet üzerine etkisini incelemekti.

    Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, 2011 yılında Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde, alt-üst klasik tam protez ve üst klasik-alt implant destekli tam protez uygulanan, 27’si kadın ve 15’i erkek, toplam 42 hasta dahil edildi. Hastalara, sosyodemografik özelliklerini (cinsiyet, yaş, ömedeni durum, öğrenim durumu, gelir düzeyi içeren ve protezlerinin memnuniyetini değerlendiren anket formları dağıtıldı. Cevapların, memnun değilim/memnunum/çok memnunum şeklinde verilmesi istendi. Niteliksel verilerin karşılaştırılmasında Ki-Kare testi ve Fisher’s Exact Ki-Kare testi kullanıldı. Anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirildi.

    Bulgular: %64,3’ü kadın ve %35,7’si erkek olan toplam 42 hastanın yaş ortalaması 62,26 idi. İmplant destekli protez kullanan lise ve üzeri eğitim düzeyindeki hastaların oranının, klasik tam protezler kullananlardan anlamlı şekilde yüksek olduğu görüldü. Bu hastaların temizlenebilirlikten çok memnun olma düzeylerinin ise klasik tam protez kullanan hastalardan yüksek olduğu belirlendi (p=0,039. İmplant destekli protez kullanan hastalar ile klasik tam protez kullanan hastaların estetik, çiğneme, konuşma, tutuculuk ve rahatlık memnuniyet düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadı.

    Sonuç: Yapılan çalışmada, demografik faktörlerin her iki protez tipinin memnuniyeti üzerine etkisi olmadığı, yalnızca klasik tam protez hastalarının implant destekli tam protez hastalarına kıyasla, temizlenebilirlik a

  6. Determining the Teacher Candidates’ Perceptions on Distance Education by Metaphors [Öğretmen Adaylarının Uzaktan Eğitime Yönelik Algılarının Metaforlar Yoluyla Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gül Kaleli Yılmaz

    2015-08-01

    olan 150 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Bu öğretmen adaylarından 70’i lisans eğitimleri sırasında uzaktan eğitim yoluyla ders almış olan sınıf öğretmeni adaylarıdır. 80’i ise seçmeli ders olarak uzaktan eğitim isimli teorik dersi almış olan fen bilgisi öğretmeni adaylarıdır. Verilerin toplanması için araştırmaya katılan öğretmen adaylarından “Uzaktan eğitim… gibidir çünkü …” cümlesini tamamlamaları istenmiştir. Araştırmada veriler nitel veri analizi yöntemleri içerisinde yer alan içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, öğretmen adaylarının uzaktan eğitime yönelik oluşturdukları metaforların ihtiyaca yönelik, çeşitlilik, isteğe bağlılık, gereklilik gibi farklı kategoriler altında toplandığı görülmüştür. Ayrıca bulgular incelendiğinde eş-zamanlı uzaktan eğitim yoluyla ders alan sınıf öğretmeni adaylarının, fen bilgisi öğretmeni adaylarına kıyasla daha olumsuz algılara sahip oldukları tespit edilmiştir. Eş-zamanlı uzaktan eğitim derslerinin 90 dakikalık blok dersler halinde yürütülmesi, öğretmen adaylarının ders dışında öğretmene soru sorma imkânı bulamayışı, derslerde zaman zaman teknik problemlerin yaşanması gibi faktörlerin olumsuz algıya neden olduğu fark edilmiştir. Uzaktan eğitime yönelik olumlu algı geliştirilebilmesi için; kısa süreli, uygulama öncesinde katılımcıların uzaktan eğitim uygulamaları hakkında bilgilendirildiği, öğretmen ve öğrencinin ders dışında da iletişim kurabildiği ve teknik problemlerin en aza indirildiği uzaktan eğitim ortamlarının tasarlanması önerilmektedir.

  7. Periodontoloji kliniğine başvuran hastalarda anksiyetenin değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Ertuğrul Çiftçi

    2012-10-01

    ğerlendirme yoluyla başarılı bir periodontal tedavi için doğru hasta yaklaşımını belirlemektir.

    Gereç ve Yöntem: Çalışma, Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı’na başvuran 365 hastanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Sosyodemografik bilgiler kaydedildikten sonra anksiyete değerlerini ölçen Spielberger’in Durumluluk–Sürekli Anksiyete Envanteri (STAI tedavi için bekleyen katılımcılara uygulandı. Tedavi öncesi periodontal parametreler ve hasta şikayetleri kaydedildi.

    Bulgular: Durumluluk anksiyete değerleri üzerinde cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, medeni durum, gelir durumu, ikamet edilen yerleşim birimi, sigara kullanımı, periodontal durum, fırçalama alışkanlığı, diş eksikliği ve hasta şikayetleri (dişetlerinde kanama, ağız kokusu, dişlerde mobilite, estetik sorunlar’nin etkili olmadığı saptanmıştır. Çalışma parametreleri arasında durumluluk anksiyete değerlerine etki eden tek parametre ağızda periodontal apse varlığı idi. Sürekli anksiyete değerleri üzerine ise bu parametrelerden yalnızca öğrenim durumu, medeni durum ve ikamet edilen yerleşim merkezi etkiliydi.

    Sonuç: Periodontal tedavi için bekleyen bireylerin durumluluk anksiyetesi üzerine cinsiyet, yaş, sosyoekonomik ve periodontal durumunun etkisi sınırlı olmaktadır. Yalnızca periodontal apse varlığının, bireylerin durumluluk anksiyetesini olumsuz yönde etkilediği gözlenmektedir. Dental tedavilerin başarısında hastaya bağlı faktörlerin özellikle anksiyetenin rolünün klinisyenler tarafından daha iyi anlaşılıp hasta yaklaşımlarının bu yönde şekillendirilmesi gerekmektedir.

  8. Türk sivil havacığı kalite sisteminde teknik personelin yetkilendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hüseyin Besim AKIN

    2014-06-01

    Full Text Available Kalitenin tanımı, bilim adamların yapmış olduğu çalışmalara göre farklılık göstermektedir. Bu tanımlamaların buluştuğu ana nokta müşteri olmaktadır. Müşterinin isteği ve beklentileri kalite tanımlamalarını şekillendirmektedir. Bir lira verdiğiniz bir tükenmez kalemi kulanma süresi hakkındaki beklenti, o kalemin kalitesini belirlemektedir. Beklentiniz bir hafta iken tükenmez kalemi iki ay kullanmanız, o kalemi kaliteli kılar. Kısaca; "Kalite, müşterilerin beklentilerini karşılamak veya üstünü sunmaktır" denilebilinir. Bu kavram dahilinde sivil havacılıkta kalite nasıl şekillenmektedir? Bu sorunun yanıtı için can güvenliği faktörünü kalite tanımlamasında nerede olduğunun bilmek gerekir. Kısaca hiçbir müşteri varmak istediği yere hayatını kaybederek gitmek istemez. Havayolu seyahati sırasında hizmetin mükemmeliği bir kalite kıssası olmakla birlikte, müşterinin sevenlerine zamanmda kavuşması, havacılıkta kalitenin tanımlamasını belirler. Havacılık bünyesinde çalışanların büyük bölümü "Havacılıktaki kurallar kan ile yazılmıştır'' kelimesini sıkça kullanırlar. Bunun nedeni yapılan hatalar neticesinde gerçekleşen ölümlü ve yaralanmalı uçak kazalarıdır. Kazaları önlemek amacıyla yapılan kaza kırım araştırmaları sonucu havacılık kuralları ortaya çıkmaktadır. Bu kurallar havacılıkta kullanılan kalite sistemlerinin ana dayanak noktası olmaktadır. Bu bağlamda Türk sivil havacılık camiasında faliyet gösteren firmaların uçuş emniyetinin üst seviyelerde yeralması için Türk sivil havacılık sisteminin yeniden yorumlanırken gözden kaçan bir hususu inceleme ve değerlendirme fırsatına sahip olduk. Bu değerlendirmemiz de teknik personelin lisanslandınlmasının ICAO (Birleşmiş Milletler sivil havacılık örgütü lisanlandırma sisteminden, JAA (Birleşik havacılık otoriteleri lisanslandırmasına geçişte, u

  9. Dini Sosyalleşme: Etki Kaynakları ve Araçların Etkileri Religious Socialization Sources of Influence and Influences of Agency

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Darren Sherkat

    2013-03-01

    zneleriyle etkileşim içinde olurlar vebu bireyler, organizasyonlar ve tecrübe kanalları inanç ve anlayışları kionlar da dini tercihleri oluştururlar ve bu tercihler diniorganizasyonlara sorumluluklarını gösterme adına yardım ederler. Eğersosyalleşme kaynakları güvenilir ve değerli bağlantı sağlıyorsasosyalleşme araçları bireyleri etkiler ve eğer kaynakların dini inançlarıbelirgin ise yaşantılar da dini anlayışları pekiştirir. Bireylersosyalleşmenin baskısını reddetmek ve hangi araçların dini tecrübelere(tercihlere rehberlik ettiğini seçmek için ciddi araçlara sahiptirler.Sosyalizasyon ajanları ile temasın zamansal sıralaması da açıkçaönemlidir. Bireylerin dini sosyalleşmesinde aile, okul, din kurumları(cami, kilise, arkadaş grubu ve medya etkili faktörler olarak öneçıkmaktadır. Bu çalışmada yazar öncelikle dini sosyalleşme ve dini etkiçalışmalarının teorik temellerilerine dikkatle eğilerek başlıyor. Ardındanözellikle dini tercihlerin niteliğini ve bu tercihlerdeki değişikliğin iç vedış dinamiklerini sosyal hareketler ve din sosyolojisi konusundakiçağdaş kuram ve araştırmaları üzerine bir çerçeve çizerek devam ediyor.Sosyal araştırma ve din araştırmaları alanındaki bağlar çok ideolojikolarak yapılandırılmış kollektif eyleme doğru sosyalleşme üstündebütüncül bir perspektif elde etmek için çok önemlidir. Daha sonrayazar, alanla ilgili yapılan çalışmalarda değişik sosyalleşme araçlarınınetkisini gözden geçiriyor. Nihayet, gelecekte sosyalleşme üzerineyapılacak çalışmalar için konuya ilişkin bakış açılarının geneldeğerlendirmesini ve onların din sosyolojisindeki önemli teorikçalışmalar içinde nereye oturacağına dair fikirler ileri sürüyor.

  10. Toplumsal Cinsiyet Bağlamında Türkiye’de Kadınların Bestecilik Eğitimine Erişimi ve Bestecilik Kariyeri Women’s Access to Composition Education and Career of Composition in Turkey in the Context in Gender

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zeynep Gülçin ÖZKİŞİ

    2012-09-01

    Full Text Available Expectations and attitudes related to gender roles are important factors in accessing education, career choices and careers of women and men. Throughout the music history literature, musical creativity has been always accounted to male artists, whereas women are mostly accepted as prominent and talented music performers. The scarcity of women composers in musical canon is caused by several social, cultural and economic factors. The myth of female incapacity for musical creativity, which was rather a strong prejudice until the mid of 20th century and women’s limited access to musical education in the area of composition were among these factors. Although to a lesser extent, gender and gender-based inequality in educational and professional guidance, continues today, as well. Women’s access to composition education and, affects of gender and gender roles to choice of career in the case of composition; profiles of students in the context of gender in general music and composition schools which offer undergraduate composition programmes on Europian academic music are analysed. The lists of students who graduated from these institutions since their foundations are examined on the basis of gender and the numbers of graduate girls/boys are obtained and comprised. The gender profile of age to start composition education in the institutions of undergraduate composition education and academicians who born in 1960-1977 and received an undergraduate education of composition are observed. Cinsiyet rollerine ilişkin beklenti ve tutumlar, kadınlar ve erkeklerin eğitime erişimleri, meslek seçimleri ve kariyerlerinde önemli birer faktördür. Müzik tarihi literatüründe kadınlar, önemli müzik icracıları olarak kabul görürken, bestecilik ve müzikal yaratıcılık, daha çok erkeklerle ilişkilendirilen bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bestecilik özelinde, kadınların müzikal kanonda erkeklere oranla daha az yer buluyor olmalar

  11. STUDY OF DEVELOPING EFFECTIVE SPEECH SCALE ETKİLİ KONUŞMA ÖLÇEĞİ: BİR ÖLÇEK GELİŞTİRME ÇALIŞMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Derya ÇİNTAŞ YILDIZ

    2012-06-01

    rneklemini 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Selçuk Üniversitesinde öğretmenlik formasyon eğitimi alan 342 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklemde yer alan öğrencilerin 230’u kız, 112’si erkektir. Öğrencilerden bir önceki derslerine giren öğretim elemanının konuşmasını değerlendirmeleri istenmiştir. Ölçek maddeleri araştırmacılar tarafından ilgili alan yazını taranarak ve uzman görüşlerine başvurularak hazırlanmıştır. 111 maddeden oluşan ölçeğin ilk hali, uzman görüşleri ve gerçekleştirilen geçerlik-güvenirlik analizleri sonucunda 24 maddeye indirilmiştir. Maddelerin 20’si olumlu, 4’ü olumsuz yargı içermektedir. Ölçeğin olumsuz yargı içeren maddeleri ters puanlanmaktadır.Ölçeğin geçerliğini sağlamak amacıyla açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Ölçeğin güvenirliği ise Cronbach α, Spearman Brown, Gutmann Split- Half teknikleri, düzeltilmiş madde toplam korelasyonları ve %27'lik alt-üst grup farkına ilişkin t değerleri hesaplanarak sağlanmıştır. Bu işlemlerden sonra ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna varılmıştır.

  12. Effect of organizational culture on organizational citizenship behaviorsÖrgüt kültürünün örgütsel vatandaşlık davranışlarına etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Avcı

    2016-12-01

    effective.   Özet Bu araştırmanın amacı; öğretmen algılarına göre, örgüt kültürü ile örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 2014 yılında, İstanbul ili, Üsküdar ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kamu ve özel okullarda çalışan 1.613 öğretmenden elde edilmiştir. Bu araştırmada veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen “Örgüt Kültürü Ölçeği” ve “Örgütsel Vatandaşlık Davranışları Ölçeği” ile toplanmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin girişi, SPSS aracılığıyla yapılmış; araştırma verileri “ortalama”, “standart sapma”, “pearson moments korelasyon katsayısı” ve “regresyon analizi” ile çözümlenmiştir. Araştırmada elde edilen analiz sonuçlarına göre; öğretmenlerin, örgüt kültürüne ve örgütsel vatandaşlık davranışlarına ilişkin algı ortalaması yüksek düzeydedir. Yine araştırma sonuçlarına göre; örgüt kültürüyle, örgütsel vatandaşlık davranışları arasında orta düzeyde, pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır ve örgüt kültürü, örgütsel vatandaşlık davranışlarının yordayıcısıdır. Eğitim kurumlarında; başarılı, verimli ve etkili bir eğitim ve öğretim sisteminin tesisi ve geliştirilmesi adına kurumda çalışanların ortaya koyacakları örgütsel vatandaşlık davranışlarının çok önemli bir yeri vardır. Kurumdaki örgütsel vatandaşlık davranışlarını geliştirecek en önemli faktörlerden biri de kurumun sahip olduğu olumlu ve güçlü bir örgüt kültürüdür. Bu bağlamda, kurumdaki güçlü örgüt kültürünü oluşturacak ve örgütsel vatandaşlık davranışlarının gelişmesine katkı verecek gerekli çalışmaların yapılması kurumların verimli, etkili ve başarılı olabilmelerinde çok kritik role sahip olacaktır.

  13. İlköğretim Okullarında Görev Yapan Öğretmenlerin Örgütsel Sinizm Düzeylerinin Belirlenmesi (Uşak İli Örneği Assessment of Cynicism Level of Primary School Teachers (Uşak Sample

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Akif HELVACI

    2012-09-01

    neticilerin sinizminin sebep ve sonuçlarını bilmeleri örgütteki başarı ve var ise sinizmin olumsuz sonuçlarını en etkili ve en uygun bir şekilde yönetme imkanı vermektedir. Örgütsel sinizmi etkileyen faktörlerin bilinmesi ya da algılanması yöneticilerin bu konuda duyarlı olup olumsuz sonuçlar doğurabilecek adım atmalarına engel olmaktadır. Bu araştırma, Uşak ili Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kamu ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Aynı zamanda öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerinin cinsiyet, branş, kıdem, öğrenim durumu, okulda çalışma süresi değişkenlerine göre faklılaşıp farklılaşmadığı saptanmak istenmiştir. Araştırma 2010-2011 eğitim-öğretim yılında yürütülen betimsel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın evreni Uşak ili sınırları içerisinde bulunan tüm kamu ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Örneklemini ise tesadüfi örnekleme yolu ile seçilen 311 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Apaydın (2012 tarafından geliştirilen örgütsel sinizm ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulguları ilköğretim öğretmenlerin sinizm algılarının “Az düzeyinde” olduğunu göstermektedir. İlköğretim öğretmenlerinin sinizme ilişkin görüşleri cinsiyet, branş, kıdem, öğrenim durumu bakımından değişmemektedir. Okuldaki çalışma süresi bakımından, bulunduğu okulda 6-10 yıl çalışan öğretmenlerin, 1-5 yıl çalışan öğretmenlere göre daha çok sinizme sahip olduklarını göstermektedir.

  14. Public employee’ job satisfaction, life satisfaction and burnout levels’ assessment by some socia-demographic factorsKamu çalışanlarının iş doyumu, yaşam doyumu ve tükenmişlik düzeylerinin bazı sosyo-demografik unsurlara göre değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yurdanur Ural Uslan

    2016-08-01

    ş doyumu ile ilgili alt boyutların geçerlilik ve güvenirliğini belirlemek için açıklayıcı faktör analizi ve cronbach’salpha analizi yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde  Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı Spearman Sıra Korelasyonu tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma sonunda, iş doyumu ve yaşam doyumu arasında pozitif yönlü, tükenmişlik ile iş doyumu ve yaşam doyumu arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Kamu çalışanlarının iş doyumları, yaşam doyumları ve tükenmişliklerinde demografik değişkenlere göre anlamlı düzeyde farklılaşma görülmüştür.

  15. Explaining destination choices based upon recreational opportunities through ıntrinsic and extrinsic travel motivationsRekreasyonel olanaklara dayalı yapılan destinasyon tercihlerinin içsel ve dışsal seyahat motivasyonlarıyla açıklanması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali Selman Özdemir

    2016-07-01

    ı, rekreasyonel olanaklara dayalı yapılan destinasyon tercihlerinin motivasyonel ve demografik faktörler yoluyla açıklanmasıdır. Örneklem grubunu Ankara ilinde farklı üniversitelerde öğrenim gören 700 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ve geçerlik güvenirliği yapılan “Destinasyon Tercihinde Rekreasyonel Aktiviteler Ölçeği” (DTRAÖ, “İçsel Seyahat Motivasyonları Ölçeği” (İSMÖ ve “Dışsal Seyahat Motivasyonları Ölçeği” (DSMÖ kullanılmıştır. Verilerin analizinde “Hiyerarşik Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi” ve “Çok Değişkenli ANOVA” analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, destinasyon tercihi yaparken rekreasyonel aktivitelere önem verilmesinin içsel ve dışsal seyahat motivasyonları yoluyla açıklanabildiğini göstermektedir. Destinasyon tercihinde rekreasyonel aktivitelere verilen önemin açıklanmasında içsel seyahat motivasyonlarının baskın etken olduğu görülmüştür. Anlamlılık düzeyine göre sırasıyla “hareket”, “görgü-keşif”, “ziyaret” ve “uzaklaşma” motivasyonları yüksek olan öğrenciler destinasyon tercihinde rekreasyonel aktivitelere daha fazla önem vermektedir. Dışsal seyahat motivasyonları bu anlamda ikincil önem arz etmektedir. Buna göre “kültürel zenginlik”, “doğal zenginlik” ve “popülarite” motivasyonları anlamlı düzeyde önemlidir. Araştırmada elde edilen diğer sonuçlar; kadın öğrencilerin erkek öğrencilere, devlet üniversitesi öğrencilerinin vakıf üniversitesi öğrencilerine göre destinasyon tercihinde rekreasyonel aktivitelere daha fazla önem verdiği görülmüştür.

  16. DENEYİMSEL DEĞER, TÜKETİCİ TATMİNİ VE TÜKETİCİ SADAKATİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN BELİRLENMESİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA (A RESEARCH TO DETERMINE RELATIONSHIP BETWEEN EXPERIENTIAL VALUE, CUSTOMER SATISFACTION AND CUSTOMER LOYALTY

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Saime ORAL

    2014-07-01

    Full Text Available ÖZ: Bu çalışmanın amacı turizm sektöründe toptancı konumunda olan tur operatörlerinin Uzak Doğulu turistlere sundukları deneyimsel değeri belirlemek; deneyimsel değer ile müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu araştırma, Türkiye’yi Uzak Doğu’dan ziyaret eden ve Kapadokya’ya tur operatörleri aracılığı ile gelen Japon, Çinli ve Güney Koreli turistlerin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Pilot çalışma için 150, ana çalışma için 780 turistten bilgi toplanmıştır. Tesadüfî olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmada, veri analizi aşamasında ilk olarak Uzak Doğulu turistlerin demografik bilgileri incelenmiştir. Daha sonra verilere faktör ve regresyon analizi uygulanmıştır. Deneyimsel değer bağlamında tüketici memnuniyetinde sosyal etkileşim, eğitsel, fonksiyonel, restoran estetiği, hediyelik eşya işletmesi estetiği, müze estetiği, otel estetiği, tur otobüsü estetiği, verimlilik, hatıra ve durumsallık değerlerinin önemli olduğu ortaya çıkarılmıştır. Deneyimsel değer bağlamında tüketici sadakatinde sosyal etkileşim, eğitsel, fonksiyonel, restoran estetiği, hediyelik eşya işletmesi estetiği, müze estetiği, verimlilik ve hatıra değerlerinin önemli olduğu ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Deneyimsel Değer, Müşteri Memnuniyeti, Müşteri Sadakati, Tur Operatörleri, Uzak Doğu Turizm Pazarı. ABSTRACT: The purpose of this study is to determine the experiential values presented to the Far East tourist by tour operators in a position as a wholesaler to the tourism sector; to exhibit the relationship between experiential value with customer satisfaction and customer loyalty. This study was performed with the participation of Japanese, Chinese and Korean tourists who came to Cappadocia from Far East with tour operators. The data was collected from

  17. Postmodern Dönemde Ontolojik Anlam Aracı Olarak Dinî Kimlik Religious İdentity as Means of Ontological Meaning in Postmodern Period

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erol ERKAN

    2013-09-01

    ürece onun bu çabası da devam edecektir. Tarihi süreç içerisinde insan bu ihtiyaç doğrultusunda çeşitli girişimlerde bulunmuştur. İnsanın varlığı anlamlandırma çabalarından biri de kuşkusuz din olmuştur. İnsan din aracılığıyla evreni tutarlı bir varlık olarak algılama gayretine girmiştir. Din, bireyin tutarlı bir anlam dünyası inşa etmesine zemin teşkil etmiştir. Böylelikle din varlık dünyasıyla bağları koparılan insanın kimlik bunalımına düşmesini engellemiştir. Din, insanın kendisini ve evreni anlamlandırma çabalarına özellikle modernlik öncesi cevap sunmuştur. Fakat modernlik ile birlikte dinin varlığı tartışma konusu olmuş, hatta dinin zamanla yok olacağı öngörülmüştür. Ancak her ne kadar dinin toplum üzerinde etkisi nispeten zayıflasa da devam etmiş, din hâlâ günümüz dünyasında insanların anlam ve istikamet referansı olarak varlığını sürdürmüştür. Böylelikle bugün için din kimliğin teşekkülünde önemli bir faktör olarak yerini almıştır. Ayrıca din, bireylerin gündelik yaşamda kendilerini farklı konumlandırmalarına imkân tanıyarak alternatif bir kimlik sunmuştur.

  18. Üniversite öğrencilerinde madde kullanımı, şiddet ve bazı psikolojik özellikler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cahit Özer

    2011-06-01

    Full Text Available ÖzetAmaç: Madde bağımlılığı günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışma, üniversite öğrencilerinde sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımının yaygınlığını ve bunu etkileyen faktörleri araştırmak amacı ile yapıldı. Yöntem: Kesitsel tipteki bu araştırmada veriler, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Ziraat Fakültesi ve Reyhanlı Sağlık Meslek Yüksek Okulu öğrencilerinden elde edildi.  Her fakülte ya da yüksek okuldan bir, iki, üç ve dördüncü sınıflardan birer şube seçildi ve sınıflarda ½ sistematik örneklem ile de öğrenciler seçildi. Çalışmaya toplam 396 öğrenci katıldı. Araştırmaya katılmayı kabul edenlere gözlem altında soru kağıdı uygulandı. Bulgular: Katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20.9±2.3 ve %55.1’i erkektir.  Yaşam boyu sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı sırasıyla %73.2, %56.6 ve %9.6 idi. Erkeklerde sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı daha yüksek bulundu. Babasında ve kardeşinde sigara ve alkol kullanımı öyküsü olanlarda sigara ve alkol kullanımı daha yüksek saptandı.  Yakın akrabalarında uyuşturucu madde kullanımı bildirenlerde, uyuşturucu madde kullanımı daha fazla bulundu. Sigara kullananlarda şiddete uğrama ve şiddet uygulama, sigara içmeyenlere göre daha yüksek idi (pSonuç: Sigara içme, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı Hatay’da üniversite öğrencilerinde yaygındır. Bulgularımız uçucu madde kullanımı ile yüksek sürekli kaygı ve düşük sosyal destek arasında ilişki olduğunu desteklemektedir.Anahtar Kelimeler: Madde kullanımı, üniversite öğrencileri, özsaygı, özgüven, kaygı, şiddetAbstractAim: Substance abuse is an important public health problem. This study examined the prevalence of cigarette smoking, alcohol and substance use among the university students, as well as factors associated with the use of addictive

  19. Joining together the volunteer and the youth tourism: An implication for Eskişehir/TurkeyGönüllü ve gençlik turizminin birlikte ele alınması: Eskişehir’e yönelik bir öneri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Begüm İlbay

    2015-07-01

    şkilidir. Bu çalışmada gönüllü ve gençlik turizmi birlikte ele alınarak, her ikisinin de temel aktörleri olarak gençler ve kurumsal yetkililerin konuyla ilgili eğilimleri incelenmesi ve uygulamaya yönelik öneri getirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Eskişehir ilinde karma desene dayalı bir araştırma yürütülmüştür. İlk olarak, Eskişehir ilinde yaşayan 384 üniversite öğrencisinden anket tekniği ile veri derlenmiştir. İkinci olarak ise kurumsal yetkililer kapsamında yerel yönetim ve Sivil Toplum Kuruluş’larından 9 kişi ile görüşme tekniği ile veri toplanmıştır. Nicel veriler temel olarak faktör analiziyle değerlendirilirken, nitel verilerde içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, gençler arasında turizme katılım oranı çok fazla değildir, ancak gönüllü turizmine genellikle olumlu yaklaşmaktadırlar. Kurum yetkilileri de gönüllü ve gençlik turizmine olumlu yaklaşırken, destekleri daha çok kaynak sağlama bağlamındadır. Planlama ve uygulamada aracı kişi ya da kurum ihtiyacı, üniversitelerin ve yerli halkın desteği de dikkate alınması gereken diğer önemli boyutlar arasındadır. Araştırma sonuçlarına genel olarak bakıldığında, Eskişehir örneğinde gönüllü ve gençlik turizminin temel aktörleri olarak gençler ve kurum yetkilileri konuya olumlu olarak yaklaştığı görülmüş ve buna göre bir uygulama önerisi getirilmiştir.

  20. Reşadiye Yöresinde Yas Geleneği The Mourning Tradition In Reşadiye Region

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Samettin GÜNDÜZ

    2012-12-01

    yapılan yüz yüze görüşmelerle toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre askerlik, gurbet ve ölüm olaylarına ilişkin ağıt söyleme ritüelinin canlı bir şekilde devam ettiği görülmektedir.Kültür, ‘toplumun yaşam tarzı olarak tanımlanmaktadır.’Böyle bir tanımlama her toplumun kendine özgü kültürü olduğunu ifade etmektedir. Görülüyor ki her yönüyle kültür toplumları birbirinden ayıran temel faktörlerden birisidir. Kültürün hem değişimci hem de gelenekçi olması doğasında vardır. Cemaatçi veya cemiyetçi toplumlarda genellikle kültürün değişimci kimliğini yazılı kültür, gelenekçi kimliğini ise sözlü kültür oluşturmaktadır. Gelenekselci toplumlarda gelişmiş toplumlara göre yazılı kültürden sözlü kültür daha etkilidir. Sözlü kültürün etkin olduğu gelenekçi toplumlarda değişime karşı gelenekçi refleks daha güçlüdür. Toplumlardaki gelenekçi yapı ne kadar güçlü olursa olsun değişimin etkisi ve sözlü kültürün kayıt altına alınmaması dolayısıyla kültürün yapısında büyük kayıplar yaşanmaktadır. Sözlü kültürdeki kayıpları dünyadaki teknolojik ve iktisadi gelişmelerin daha da hızlandırdığı tüm yönleriyle görülmektedir. Hem bu eksendeki gelişmeler hem de kültürlerin etkin ve beklenmedik ortamlarda karşılaşmaları ve kültürlerin birbirlerine etki etme çabaları sözlü kültürü yazılı kültüre göre daha derinden olumsuz etkilemektedir. Yani gelenekçi kültür böyle bir etkileşime kendisini hazırlayamadığı için yapısından çok şey kaybetmektedir.

  1. Türkiye’de Formel Piyasaya Yönelmede Kadın İşgücü Arzı Ve Gsyh Etkileri: Ampirik Bir Çalışma Female Labor Supply And Gdp Effects In Orientation To Formal Market In Turkey: An Empirical Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Murat KORKMAZ

    2013-09-01

    and E-views 5.1programs. Kadının işgücü piyasasında yerini alması ile birey bazında ve toplum bazında oluşturacağı pozitif dışsallık tartışılamaz bir konudur. Özellikle eğitimli bir kadının işgücü piyasasında oluşu annelik statüsünden dolayı lokomotif görevi görmektedir. Bu olumlu dışsallık giderek genişlemekte ve ülkenin kalkınmasından büyümesine geçmesinin kaynağı olarak dahi görülebilmektedir. Çünkü ülkenin gelişmiş olması üretimine, üretimi ise sahip olduğu beşeri sermayeye bağlıdır. Ancak kadın haklarının en gelişmiş haliyle yaşandığı Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde bile, sosyal ve kültürel etkilerin yanında kadınlar işgücü piyasalarında düşük düzeyde iş güvenliği, sosyal koruma ve düşük ücret gibi olumsuz koşullarla karşı karşıya kaldıkları için işgücüne katılma oranlarındaki artış “informel” piyasalarda daha fazla yoğunlaşmaktadır. Yapılan birçok çalışma Türkiye’de de ekonomik, sosyal, kültürel, demografiksel faktörlerin etkisiyle kadınların işgücüne katılımının yeterli düzeyde gerçekleşemediğini göstermektedir. Çalışmada kadın istihdamı ile emek pazarındaki toplam istihdam arasındaki ilişkiler ve istihdamın GSYH üzerindeki etkilerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Bu amaçla Türkiye istatistik kurumunun web sitesinde yayınlanmış olan sektörlere göre kadın istihdamı, illere ve sektörlere göre toplam istihdam rakamları, illere göre sigortalı sayısı ve işsizlik sigortası başvuruları ile Türkiye GSYH verileri analize dahil edilmiştir. Çalışmada genel olarak yatay kesit verisi kullanılarak Mart 2013 tarihi ile bir sene önceki senenin aynı dönemi arasındaki farklar belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca istihdamın GSYH büyümesi üzerindeki etkilerinin belirlenmeye çalışıldığı regresyon modelinde 2008-2012 yılları arasında çeyrek dönemlik GSYH ve cinsiyetlere g

  2. The relation between marriage characteristics and depression and anxiety symptoms in married women aged 15-49 years15-49 yaş evli kadınlarda depresyon ve anksiyete belirtileri ile evlilik özelliklerinin ilişkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şule Ergöl

    2016-02-01

    marriages not approved by their families and who believe their spouses don’t understand them. Additionally, high frequency of depression symptoms can be observed in women who smoke, or whose spouses consume alcohol daily or once in a week. As the age and number of children increases, the level of anxiety also tends to increase in women.   Özet Depresyon, anksiyete ve yüksek komorbidite hızı toplumsal cinsiyete dayalı roller, stresörler, olumsuz yaşam deneyimleri ve sonuçları gibi birbirine bağlı ve birlikte gerçekleşen risk faktörleri ile ilişkilidir. Çalışmanın amacı 15-49 yaş evli kadınlarda depresyon ve anksiyete belirtileri görülme sıklığı ve evlilik özellikleri ile depresyon ve anksiyete belirtileri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Tanımlayıcı olarak yapılan çalışmanın örneklemini Zonguldak ilinde bir sağlık ocağı bölgesinde yaşayan, araştırmaya katılmayı kabul eden 15-49 yaş grubundaki 203 evli kadın oluşturdu. Kadınların %29.1’inde farklı düzeylerde depresyon belirtileri, %38.4’ünde anksiyete belirtileri bulundu. Kadınların eğitim durumları (sırasıyla p<.001; p<.001, eşlerinin eğitim durumları (p<.001; p<.001, eşin alkol kullanma durumu (p<.001; p=.003 ve aylık geliri (p<.001; p<.001’ne göre hem Beck Depresyon Ölçek, hem de Beck Anksiyete Ölçek puanları arasında anlamlı fark bulundu. Ayrıca sigara içen kadınların depresyon puanları diğerlerinden anlamlı derecede yüksekti (p=.005. Evliliğin ailelerce onaylanma durumuna göre kadınların depresyon (p=.014 ve anksiyete (p=.026 puanları arasında diğer kadınlara göre anlamlı fark bulundu. Çalışmaya katılan yalnızca resmi nikâhı olan kadınların depresyon (p=.007 ve anksiyete (p<.001 puanları daha yüksek bulundu. Eşlerinin kendisini hiç anlamadığını ifade eden kadınların depresyon(p<.001 ve anksiyete (p<.001 puanlarının diğerlerinden anlamlı şekilde yüksek olduğu saptandı. 15-49 yaş evli kad

  3. Okul Öncesi Eğitimi Almış Çocukların Akran İlişkileri Değişkenlerinin 5 Ve 6 Yaşta İncelenmesi: İki Yıllık Boylamsal Çalışma Investigation Of Variables Of Peer Relationships Of Children Receiving Preschool Education In Ages 5 And 6: A Two-Year Longitudinal Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice ERTEN SARIKAYA

    2013-09-01

    östermediğinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Denizli il merkezindeki özel anaokulu, Tavas ve Serinhisar ilçelerindeki 2 bağımsız anaokuluna devam etmiş, 5 ve 6 yaş grubundan 78 çocuk ve 7 anaokulu öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada, Ladd ve Profilet Çocuk Davranış Ölçeği ve Akranların Şiddetine Maruz Kalma Ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama süreci aynı örneklem grubuna ölçeklerin bir yıl ara ile iki kere uygulanmasıyla gerçekleşmiştir. Okul öncesi öğretmenleri “Çocuk Davranış Ölçeği, Akran Şiddetine Maruz Kalma Ölçeği’ni her çocuk için her uygulama döneminde bir defa doldurmuştur. Araştırmanın ilk verileri 2011’in mayıs ayında, ikinci veriler ise bir yıl sonra 2012’nin mayıs ayında doldurulmuştur. Verilerin analizinde okul öncesi eğitime devam eden çocuklarının akran ilişkileri değişkenlerinin 5 ve 6 yaşta anlamlı düzeyde değişiklik gösterip göstermediğini incelemek için ilişkili örneklemler için tek faktörlü varyans analizi (ANOVA kullanılmıştır. Araştırmanın genel sonuçlarına göre, okul öncesi eğitimi almış çocukların saldırganlık düzeyleri, sosyal olmayan davranış düzeyleri, korkulu-kaygılı olma düzeyleri, dışlanma düzeyleri ve akran şiddetine maruz kalma düzeyleri 6 yaşta düşüş göstermekte iken olumlu sosyal davranış düzeyleri 6 yaşta artış göstermektedir. Okul öncesi eğitimi almış çocukların akran ilişkilerine bağlı değişkenler 5 ve 6 yaşta değişiklik göstermektedir. Okul öncesi eğitimi almış çocukların akran ilişkilerine bağlı değişkenlerden saldırganlık düzeyi, olumlu sosyal davranış düzeyi, sosyal olmayan davranış düzeyi, korkulu-kaygılı olma düzeyi, dışlanma düzeyi ve akran şiddetine maruz kalma düzeyi 5 ve 6 yaşta sabit kalmamış düşüşler ve artışlar göstermiştir.

  4. Tablet PC Destekli Fen Ve Teknoloji Dersine Yönelik Öğrenci Velilerinin Tutumları The Attitudes Of Students’ Parents Towards Tablet PC Supported Science And Technology Course

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Melek BALCI

    2013-09-01

    students who are in theexperimental group identified the tablet pc usage in the coursesbeneficial in terms of trainer, applicability in the schools and studentperformance at the level of ineligibility. In addition, the attitudes ofparents of students who are studying with the support of tablet pc werefound to be positive and significant increase in level in favour of theexperimental group. Bu araştırmada, tablet pc destekli fen ve teknoloji dersine yönelik ilkokul 4. ve 5. sınıf öğrenci velilerinin tutumlarının belirleyebilmek için likert tipi geçerli ve güvenilir bir tutum ölçeğinin geliştirilmesi ve bu ölçek kapsamında öğrenci velilerinin tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Ölçeğin geliştirilmesi aşamasında alanyazındaki mevcut ölçekler incelenmiş olup, bu çalışmalardan yola çıkılarak özgün tutum maddeleri belirlenerek taslak ölçek oluşturulmuştur. Taslak ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları Uşak İl Merkezi İlköğretim 4. ve 5. sınıfta okuyan öğrenci velilerinden 134 öğrenci velisine uygulanarak yapılmıştır. Ölçeğin kapsam geçerliliği uzman görüşleri alınarak sağlanmıştır. Yapı geçerliliği için faktör analizi yapılmıştır. Ölçekte yer alan maddelerin Kaiser-Meyer-Olkin değeri 0.84 ve Bartlett’s testi anlamlılık değeri ise 0.00 bulunmuştur. Ölçeğin Cronbach’s alpha güvenirlik katsayısı 0.88 olarak tespit edilmiştir. Ölçekte 12 olumlu, 10 olumsuz olmak üzere toplamda 22 madde bulunmaktadır. Tüm bu aşamalardan sonra geliştirilen ölçek, Uşak ili merkez Yaşar Akar ilköğretim okulundaki 27 deney, 27 kontrol grubu olmak üzere toplam 54 öğrenci velisine uygulanmıştır. Fen ve teknoloji dersi, kontrol grubundaki öğrencilere geleneksel yöntemlerle işlenirken, deney grubundaki öğrencilere ise tablet pc ve akıllı tahta desteğiyle işlenmiştir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmış olup, ölçekten elde edilen veriler SPSS

  5. The relationship between the family environment, eating behavior and obesity for the secondary school studentsOrta okul öğrencilerinde aile ortamı, yeme tutumu ve obezite durumları arasındaki ilişki

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Murat İskender

    2014-07-01

    ı farklılık bulunmuştur. Ayrıca bu çalışmada yüksek sosyoekonomik yapının obeziteyi ve anormal yeme davranışını etkilediği sonucuna varılmıştır.  Araştırmadan elde edilen veriler ışığında aile ortamının anormal yeme davranışı üzerinde etkili olduğu, cinsiyetin ve sosyoekonomik düzeyin anormal yeme davranışları ve obezite için risk faktörü olduğu düşünüldüğünde ailelerle yapılacak aile içi ilişkileri geliştirici çalışmaların düzenlenmesi büyük önem taşıyacaktır. Bu yönde yapılacak çalışmaların bozuk yeme davranışlarını klinik düzeye taşımadan, önemli ölçüde önleyeceği düşünülmektedir.

  6. THE RELATIONSHIP BETWEEN UNİVERSITY STUDENTS’ COMMUNICATION SKILLS AND THEIR INTERPERSONAL PROBLEM SOLVING SKILLS/ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN İLETİŞİM BECERİLERİ İLE KİŞİLERARASI PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bozkurt KOÇ

    2015-03-01

    ılımcıların iletişim becerileri puan ortalamaları ailede şiddete uğradığını belirten katılımcılardan daha yüksektir. Yaş ile kişilerarası problem çözme becerileri ve iletişim becerileri puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Çok boyutlu bir niteliğe sahip olan kişilerarası problem çözme ve iletişim becerileri, sonraki çalışmalarda çeşitli psikososyal faktörler de dikkate alınarak farklı örneklemler üzerinde araştırılabilir. Genel olarak araştırma bulguları, bireylerin problem çözme ve iletişim becerilerinin geliştirilmesine yönelik eğitim programları ve uygulamalarının gerekliliğini ortaya koymaktadır.

  7. References to Isocrates in Aristotle‘s Art of Rhetoric. Nuorodos į Isokratą Aristotelio Retorikos mene

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tomas Veteikis

    2011-01-01

    škai visos nuorodos iš taxis srities. Analizės metu pastebėta, kad dauguma Isokrato kal­bų pavyzdžių Aristotelio Retorikoje paimta iš popu­liariausių kalbų, susijusių su politikos, visuomenės santykių, moralės ir ugdymo klausimais. Tai galėjo turėti įtakos Aristotelio ypatingam susidomėjimui retorikos deliberatyviuoju aspektu bei jo idėjai apie retoriką kaip pilietinę veiklą.Iš pateiktos analizės galima išvesti sąlyginį sche­minį ir sisteminį paveikslą. Visos nesusietos nuoro­dos, paimtos į glaudesnę gretą, sudaro nedidelį rin­kinį (tartum simbolinę „bendruomenę“ organiškoje teksto visumoje iš maždaug 40 komponentų (narių, siejamų trijų bendrų dėsnių, atitinkančių tria officia oratoris (heuresis, lexis, taxis. Kiekvieno dėsnio siejamų nuorodų ar citatų grupių skaičius skirtingas: heuresis srityje yra keturi nedideli nariai (Isokrato citatos kaip bendro dėsnio aspekto pavyzdžiai, lexis ir taxis srityse po tris skirtingo dydžio narius, iš ku­rių didžiausi yra lexis sferos nariai (čia randame 20 nuorodų į Isokratą. Tai liudija faktą, kad stilistinis Isokrato retorikos aspektas paliko bene ryškiausią pėdsaką Aristotelio teorijoje. Vis dėlto ir dėme­sys Isokrato kalbose pastebimoms teminėms bei kompozicinėms variacijoms reikšmingai praplečia Stagiriečio retorikos kaip dialektikos „antrininkės“ koncepciją.Aristotelio eksplicitinės pastabos apie Isokratą paprastai esti teigiamos, o priekaištai arba neesmi­niai, arba nepersonalizuoti. Tai rodo ir aukštą ben­dravimo kultūrą, ir tam tikrą pagarbą buvusiam mo­kytojui. Šiuo požiūriu Isokratas užima pakankamai reikšmingą vietą tarp kitų Aristotelio veikale mini­mų retorikos mokytojų.Tai, kad Isokrato veikalų citatos yra skirtingo tikslumo (iš 26 citatų – tiek jų yra tarp visų minėtų 40 nuorodų – su mums išlikusiais Isokrato tekstais tiksliai sutampa tik 8, paremia tyrėjų skelbtą hipote­zę, kad Aristotelis

  8. In-Situ Treatment of Groundwater Contaminated with Underground Coal Gasification Products / Oczyszczanie In-Situ WÓD Podziemnych Zanieczyszczonych Przez Produkty Podziemnego Zgazowania WĘGLA

    Science.gov (United States)

    Suponik, Tomasz; Lutyński, Marcin

    2013-12-01

    ęglowodorów aromatycznych, wolnych cyjanków oraz w mniejszym stopniu również jonów amonowych. Węgle nie wpływały na temperaturę wód oraz na potencjał redox i przewodność elektrolityczną. Zeolity z kolei skutecznie usuwały wolne cyjanki, jony amonowe oraz w pewnym stopniu fenole. W zależności od składu chemicznego wód oraz powinowactwa metali do zeolitów mogły one również usuwać metale ciężkie. Zeolity nie wpływały natomiast na temperaturę i powodowały znaczące obniżenie się wartości pH oraz przewodności elektrolitycznej wody. Przepływająca przez złoże zeolitu woda wzbogacała się z kolei (z całą pewnością w początkowym etapie pracy złoża) w rozpuszczony tlen, co miało odzwierciedlenie w wyższych wartościach potencjału redox w kolejnych punktach poboru wody. Ostatnim analizowanym w pracy materiałem było żelazo metaliczne. Chociaż nie wpływało ono w żaden sposób na stężenie związków organicznych w wodach, przyczyniło się do usunięcia z nich wszystkich metali ciężkich. Żelazo spowodowało ponadto wzrost temperatury i wartości pH oraz zdecydowane obniżenie się potencjału redox i stężenia tlenu rozpuszczonego. Rozważając zastosowanie wymienionych materiałów reaktywnych w technologii PRB do usuwania produktów PZW trzeba pamiętać o ograniczonej pojemności sorpcyjnej węgla aktywnego oraz zeolitów oraz o konieczności poddawania ich reaktywacji. Fakt ten oraz duże trudności technologiczne związane z zainstalowaniem materiału oraz jego wymianą stanowią wyzwanie do dalszych analiz i prac w tym obszarze.

  9. TEKE YÖRESİ EFSANELERİNİN YARATILMA ESTETİĞİ / THE AESTHETIC CREATION OF TEKE REGION LEGENDS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Surur ÇELEPİ

    2015-09-01

    Full Text Available Efsaneler, şahıs, yer ve hadiseler hakkında anlatılan, inandırıcılık vasfı olan tabiatüstü olma özellikleri barındıran anlatılardır. Efsanelerin başlıca niteliği inanış ve gerçekliktir. Efsaneler, halkın hayal dünyasıyla yaratma gücünün en güzel örnekleridir. Görsel ve ses benzerliklerden faydalanılarak oluşturulan bu efsanelerin yaratılmasında halk estetiği ön plana çıkar. Estetik, sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin bilimi anlamına gelir. Bir obje, özel bir duygu, güzellik duygusu uyandırdığı ya da uyandırmaya yetili olduğu için güzeldir. Güzellik bir objenin belli bir etki uyandırma yetisine verilen addır. Estetik, bu etkinin özünü saptamak, çözümlemek, nitelendirmek ve sınırlamak ister. Bir eserin estetikliği, insanda uyandırdığı estetik yaşantılara dayanır. Estetik yargılar kişinin kendisiyle ilgilidir. Efsaneler diğer edebî türlerle karşılaştırıldıklarında ahenk, ritim, ölçü, kafiye söz sanatları gibi unsurları barındırmazlar. Kısa ve yoğun anlatımlardır. Bunlar, metin olarak efsanelerin estetik olma gayesinin olmadığını gösterir. Efsanenin gayesi etki faktörünü, gerginliği artırarak sağlamaktır. Efsaneler, bu etkiyi sağlayabilmek için yaratılma süreçlerinde kendi iç dinamiklerinde estetik kaygı barındırırlar. Bu etki ve gerginliği etkin, güçlü ve kalıcı kılmak için halk estetiğinden faydalanılır. Estetik dil yaratıları olarak kabul edilen efsaneler, dinleyicileri mest eden ve kendine hayran bırakan bir sanat barındırırlar. Halk, efsanelerin yapısı içinde bulunan olay ve olgular örgüsünü, estetik kaygılarla birlikte yaratır. Bu yaratma sürecinde hayal gücü ve estetik beraber rol alır. Örneğin görsel benzerliklerden hareketle doğadaki bir taşı, bir geline; kaplumbağanın yaratılışını sahtekâr bir tüccara bağlayarak var olan gerçekliği, estetik

  10. Journal Abstracts

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman Eren Karpuzoğlu

    2000-08-01

    siyah erkek ve Latin kökenli kız öğrencilerin, annelerinin eğitimi aynı düzeyde olan beyaz öğrencilerle karşılaştırıldığında, yasa dışı maddelere, yasal maddelerden önce başlama olasılıkları daha yüksek olarak bulunmuştur.Her iki tip maddeye de aynı zamanda başlayanlar için de benzer eğilimler gözlenmiştir. Tütün, alkol, marihuana ve kokain kullanımına başlama özelliği etnik kökenle farklılık göstermektedir. Annenin eğitimi diğer önemli düzeydeki risk faktörleri için onların yerine geçebilen bir değişken olabilir. TRAVMA, EGZERSİZ ve Mİ YORARI ENFARKTÜSLÜ HASTALARDA MİYOGLOBİN, KARBONİK ANHİDRAZ HI ve MİYOGLOBİN/KARBONİK ANHİDRAZ IH ORANININ ÖZELLİKLERİ Characteristics of myoglobin, carbonic anhydrase III and the myoglobin/carbonic anhydrase HI ratio in trauma, exercise, and myocardial infarction patients. Beuerle JR, Azzazy HM, Styba G, Dub SH, Christenson RH. Clin Chem Acta 2000 Apr; 294 (1-2: 115-28. İskelet kasında bulunan karbonik anhidraz III (CAIII yaralanmayı takiben dolaşıma salınan bir enzimdir. Miyoglobin (Mb de iskelet, düz ve kalp kasında bulunan ve yaralanmadan sonra dolaşıma salınan bir hem proteinidir. CAIII’ün kalp kasında bulunmaması nedeniyle, serum CAIII ve Mb ölçümleri, yaralanmayı takiben iskelet kasından salınan CAIII ve Mb oranının sabit olması nedeniyle Mb’nin miyokard enfarktüsünün (MI erken teşhisinde spesifitesini arttırabilir. Acil birimine başvuruyu takiben egzersiz olguları (n=12, travma hastaları (n=18 ve MI hastalarında (n=10 Mb ve CAIII salınımını inceledik. Olaydan sonra 5 saat içerisinde alınan örneklerde egzersiz ve travma olgularında Mb/CAIII sabit oranının medyanları sırasıyla 3.505 (aralık: 1.05-6.76 ve 2.890 (aralık: 0.97-3.97 bulundu. Aynı zaman aralığında, MI hastalarında Mb/'CAIII oranları belirgin olarak yüksek (p

  11. Eskişehir’de Hava Kirliliği ve Doğal Gazın Tarihçesi: Genel Değerlendirme / History of Air Pollution and Natural Gas Usage in Eskişehir: A General Review

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazmi Oruç

    2012-12-01

    Full Text Available Bu çalışmanın temel amacı Eskişehir kent merkezinde son 30 yılda hava kirliliği ve doğalgaz uygulamaları konusunun irdelenmesidir. Genel olarak kış aylarında ısınma amacıyla kalitesiz kömür kullanımı, plansız ve düzensiz kentleşme ve olumsuz iklim faktörlerine bağlı olarak ortaya çıkan hava kirliliği 1980’li yıllarda Eskişehir’de de yaşanmaya başlanmıştır. Kent merkezindeki ilk hava kirliliği ölçümleri Eskişehir Devlet Mühendislik-Mimarlık Akademisi tarafından 20 Ocak - 20 Nisan, 1982 ve 1 Aralık 1982 - 28 Şubat, 1983 tarihleri arasında asidimetrik yöntemle yapılan SO2 ölçümleridir. Bu süreler içerisinde, Arifiye Mahallesinde ölçülen 24 saatlik ortalama değerlere göre SO2 derişiminin 22-727 µg/m3 arasında değiştiği, aritmetik ortalamanın ise 304 µg/m3 olduğu belirlenmiştir. Sağlık Bakanlığı’nca 1985-1990 yılları arasında Köprübaşı mevkiinde yapılan hava kirliliği ölçümlerinde Hava Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinde (HKKY SO2 için verilen Kısa Vadeli Sınırın(KVS= 400 µg/m3 aşıldığı gün sayısı Aralık 1986 de 11, Ocak 1987 de 22, Şubat 1988 de 5, Aralık 1989 de 3, Ocak 1990 da 19 ve Şubat 1990 da ise 11 gün olarak verilmiştir. Eskişehir İl Çevre Durum Raporu’nda 1992-2009 yılları arasında 1992-1993, 1993-1994 ve 1994-1995 kış dönemlerinde, SO2 için verilen Kısa Vadeli Sınır değerinin özellikle Aralık, Ocak ve Şubat aylarında aşıldığı, 1995-1996 döneminden sonraki yıllarda ise Uzun Vadeli Sınır Değeri (UVS olan 150’nin de altına düştüğü kaydedilmiştir. Hava kirliliğindeki bu azalışın temel nedeni 1996 yılından itibaren sanayide tamamen ve evsel ısınmada pek çok bölgede doğal gaza geçilmesiyle ilgilidir. Bu arada son 20 yılda Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünce hava kirliliği konusunda çok detaylı bilimsel araştırmalar yapılmış ve 2010 yılında Eski

  12. AHMEDİYE FLOATING ISLAND AHMEDİYE YÜZENADASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Pınar TAŞKIRAN (M.A.H.

    2006-09-01

    ının inceleme konusu olmuştur. Söz konusu oluşum, başta coğrafya olmak üzere biyoloji, jeoloji ve çevre bilimlerinin de inceleme alanına girmektedir. Ancak yüzenada terimi Coğrafya ilmi sayesinde literatüre girmişve adaların oluşumu, tanımı ve tanıtımı üzerine ilk çalışmalar yine coğrafyacılar tarafından yapılmıştır. Bu konuda Prof. Dr. İhsan BULUT’ un önemli çalışmalarıbulunmaktadır. Yüzenadalar çok çeşitli özellikleri ile bilim dünyasının dikkatini çekmektedir. Başta zengin flora ve faunasıyla içerisinde bulunduğu ortamdan belirgin bir şekilde ayrılmaktadır. Bu adalar, göl alanı içerisinde gelişmeleri dolayısıyla,insanların hep dikkatini çeken sulak alanlar durumundadır. Doğal ve beşerî faktörlerle ekosistemde meydana gelen bozulmaların en bariz olarak gözlenebildiği kesimler yine bu sulak alanlardır. İnorganik ve organik minerallerin uygun iklim koşulları altında optimum karışımı yine sulak alanlarda gerçekleşirken, inorganik minerallerde bulunan fosfat ve serbest atmosferden sağlanan nitratla gür ve türce zengin sulak alan bitkileri yetişmektedir. Yüzenadalar hemen her iklim kuşağında görülmesine rağmen yine de dünyamızın bu oluşumlar bakımından fakir olduğu söylenebilir. Ancak bu durum, şüphesiz bu alandaki çalışmaların yetersiz olmasının bir sonucudur. Kendine özgü doğal ortamıyla çevresinden ayrılan ve göl alanında yüzer halde her yöne kolayca hareket edebilen yüzenadalar, çevrelerinin adeta bir sembolü rolünü üstlenirken, bölge insanını kendisine çeken görsel doğal bir turistik cazibe merkezi olma özelliğini de taşırlar. Ülkemizde kayıtlara geçen yüzenada bulunan il sayısı 8’dir. Ancak ülkemizin farklı kesimlerinde büyüklü küçüklü çok sayıda sulak alan bulunmaktadır. Dolayısıyla da araştırmalar arttıkça farklı kesimlerde yüzenadalarla karşılaşılacaktır. İşte bilinenlere ilave edebileceğimiz bir

  13. The Balkan Sprachbund in the Republic of Macedonia Today: 'Eurology' as Discontinuity and Dialectology as Continuity

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Victor Friedman

    2015-07-01

    łady zaczerpnięte ze współczesnych języków, macedońskiego, albańskiego, arumuńskiego i romskiego w miejskim wariancie na terytorium dzisiejszej Republiki Macedonii. O ile jednak klasyczna bałkańska wielojęzyczność jest obecna jako cecha dystynktywna we wszystkich państwach bałkańskich na poziomie lokalnym, to w Macedonii jest to cecha występująca zarówno na poziomie lokalności, jak i w miastach. W związku z tym, w artykule wskazuję na potrzebę badań dialektologicznych w miastach i wielojęzycznych wsiach, a nie tylko na poziomie klasycznej dialektologii z jej narodowo-historycznym i jednojęzycznym ukierunkowaniem, jako że tylko w tych pierwszych można zbadać źródłowe rezultaty kontaktu językowego. Wreszcie podkreślam fakt, że bałkańska liga językowa swój dzisiejszy obraz osiągnęła w czasie, kiedy Zachód, zwłaszcza zaś obszar jądra dzisiejszej Unii Europejskiej, był podzielony na osobne jednostki polityczne, tymczasem po terytorium Imperium Osmanów podróżowało się, jak podkreśla Oliviera Jašar-Nasteva, z jednym dokumentem podróży (teskere. Oznacza to, że idea stworzenia jednego europejskiego językowego sojuszu z centrum w obrębie "starych" państw-członków Unii Europejskiej i Bałkanami jako jego peryferiami jest płodem współczesnej sytuacji politycznej, nie zaś historycznego kontekstu, który umożliwił powstanie bałkańskiej ligi językowej. Балканcки јазичен cојуз во Република Македонија денеc: „eурологија” како неконтинуитет и диjалектологија како континуитет Cо примери од cовремените македонcки, албанcки, влашки, и ромcки градкcи говори во Република Македонија, во оваа cтатија cе докажува дека процеcите што го cоздадоа балканcкиот јазичен cојуз во

  14. Dočasná symetrie zdravých a protetických končetin během chůze osoby s transtibiální amputací s různým protetickým zařazením Temporal symmetry of sound and prosthetic limbs during transtibial amputee gait with various prosthetic alignment

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Miroslav Janura

    2007-01-01

    é protézy. Vliv protetické nohy na proměnné chůze ve skupině těchto probandů zkoumal Gitter et al. (1991. Efektivnost chůze je také významně ovlivněna nastavením protézy nebo protetické nohy. Rehabilitaci osoby s amputací lze považovat za úspěšnou pouze tehdy, pokud tato osoba považuje protézu během chůze za estetickou a pohodlnou. Nastavení protézy musí vyhovovat potřebám postiženého (Fridman, Ona, & Isakov, 2003. Když protetická noha není optimálně vyladěna, může se tento fakt projevit v různých cyklech chůze. Během analýzy chůze je protéza úmyslně "neoptimálně" nastavena, aby se vyvolaly skryté následky. Fridman, Ona a Isakov (2003 pozorovali vliv protetické nohy umístěné ve vnější rotaci. Schmalz, Blumentritt a Jarasch (2002 použili sagitální posun nohy vpřed a vzad a nastavení nohy do plantární a dorzální flexe. Blumentritt et al. (1999 se zaměřil na účinky nastavení protézy v sagitální rovině na velikost zatížení kolenního kloubu u stojící osoby s transtibiální amputací. Nastavení protézy u osob s amputací dolní končetiny má pomoci zvýšit pohodlí zdravé nohy a maximalizovat možnosti chůze těchto osob. V rámci biomechanické analýzy chůze je důležité prošetřit nejen vztah mezi nastavením protetické nohy a protetické končetiny, ale také vztah mezi tímto nastavením a aktivitou druhé, zdravé končetiny (Pinzur et al., 1995. V jiných studiích se objevuje důraz na zdravou končetinu (Nolan & Lees, 2000; Hurley et al., 1990, ale v nich není řešena otázka různých nastavení protéz. Tento vztah mezi zdravou a protetickou končetinou může být kvantitativní, měřený dle symetrie nebo asymetrie měřených proměnných. The term "gait" refers to fundamental locomotion by means of which the individual moves him/herself from one place to another. For people afflicted by some involvement of the lower limbs, this activity is partially or completely