WorldWideScience

Sample records for igast olmpiapevast fakte

  1. Bal Verimini Etkileyen Bazı Faktörlerin Path Analizi Yöntemi ile İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Melis Çelik Güney

    2016-10-01

    Full Text Available Path analizi, korelasyon katsayısını, kısmi korelasyon katsayısını ve path katsayısını kullanarak değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemektedir. Bu çalışmada, bal verimi üzerine etki eden; yavrulu alan, uçuş etkinliği, polen toplama, nektar toplama ve temizleme davranışı faktörlerinin doğrudan ve dolaylı etkileri incelenmiştir. Araştırmada, Ç.Ü.Z.F. Zootekni Bölümü, Arıcılık Araştırma Ünitesi'nde bulunan kolonilerden alınan kayıtlar kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, bal verimi üzerine yavrulu alanın etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Deneme kolonilerinde yavrulu alanın, bal verimi üzerine en yüksek doğrudan etkiye sahip bir faktör, nektar toplama davranışının ise bal verimi üzerine en yüksek dolaylı etkiye sahip bir faktör olduğu ortaya konmuştur.

  2. Çiftçilerin Bürokratik Bilgi ve Becerilerine Etki Eden Faktörler; Tokat İli Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gungor Karakas

    2017-03-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, kırsal alanda yaşayan üreticilerin bürokratik bilgi ve becerilerinin gelişmesini etkileyen bazı faktörlerin belirlemesidir. Bu amaca ulaşmak için kırsal alanda yaşayan 110 çiftçi ile yüz yüze anket yapılmıştır. Anketler 2013 yılında Tokat ili merkez köylerinde gerçekleştirilmiştir. Bürokratik süreçler konusundaki bilgi ve becerilerinin gelişmesinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi amacıyla, sırasıyla açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi kullanılmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda 4 faktörlü ve 10 değişkenli bir yapı ortaya çıkmıştır. Toplam varyansın % 76,063’ünü açıklayan bu faktörler ve güvenilirlik katsayıları; Örgütlenme Eğilimi (0,803, Bürokratik İşlem Deneyimi (0,701, Desteklerden Yararlanma Yoğunluğu (0,900 ve Yakın Çevre İletişimi (0,601 olarak belirlenmiştir. Yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre uyum endeks değerleri; GFİ: 0,938, CFİ; 0,934 ve NFİ; 0,913 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca elde edilen RMSEA ve CMİN/DF katsayılarının da uygun ve anlamlı olması elde edilen sonuçların teoriye uygun olduğuna işaret etmektedir. Elde edilen bu katsayıların istenen uyum indeks değerlerinin anlamlı olması sonuçların teoriye uygun olduğuna işaret etmektedir. Sonuç olarak Tokat ili kırsal alanda yaşayan çiftçilerin bürokratik bilgi ve becerilerinde etkili faktörler; tarımsal örgütlenmelerin içinde yer almak, kamu dairelerinde yapılan resmi işlem deneyimi, tarımsal desteklerden faydalanma girişimleri ve yakın çevre iletişimi olarak belirlenmiştir.

  3. Dijital Bölünmeyi Etkileyen Faktörler Üzerine Bir Uygulama: Panel Veri GMM Analizleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nadide HÜSNÜOĞLU

    2017-07-01

    Full Text Available Bu çalışmada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde dijital bölünmeye neden olan faktörlerin belirlenmesi ve IDI endeksinin hesaplanması amaçlanmıştır. Çalışmada 20 gelişmiş ve 16 gelişmekte olan ülke için 1995-2013 dönemini kapsayan dinamik panel regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Kişi başına düşen gelir bütün modellerde bağımlı değişkeni açıklamakta anlamlı bulunmuştur. Bunun yanında mevzuatın kalitesi ve şehir nüfusu gelişmiş ülkelerde, kişi başına düşen elektrik tüketimi ve yaş bağımlılık oranı ise gelişmekte olan ülkelerde bağımlı değişkeni açıklamakta anlamlı bulunmuştur.

  4. Kayma Mod Denetleyici Kullanılarak Aktif Güç Faktörü Düzeltimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Korhan KAYIŞLI

    2008-03-01

    Full Text Available Bu makalede, yükseltici tip dönüstürücü devresinde giris akımının aktif sekillendirilmesi için bir kayma mod denetleyici tasarlanmıstır. Tasarlanan denetleyicinin dayanıklılıgı giris hat gerilimindeki degisimlerin yanı sıra dönüstürücünün çıkıs katındaki yük degisimleri ve farklı çıkıs gerilim referanslarına göre test edilmistir. Benzetim çalısmaları MATLAB/Simulink programı kullanılarak gerçeklestirilmistir. Benzetim sonuçlarından, giris gerilimi ile giris akımının aynı fazda olması saglanmıs ve yaklasık birim güç faktörü elde edilmistir.

  5. Hemşirelerde İşgücü Verimliliğini Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi

    OpenAIRE

    Dikmen, Yurdanur; Kara Yılmaz, Dilek; Başaran, Handenur; Filiz, Nasibe Yağmur

    2016-01-01

    Amaç:Buçalışma, hemşirelerin işgücü verimliliğini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. GereçveYöntemler:Tanımlayıcı ve analitik olarak planlanan araştırma Türkiye’nin kuzeybatısında bulunan bir kamu hastanesinde araştırmaya katılmaya gönüllü olan 156 hemşire ile yürütülmüştür. Veriler “Katılımcı Tanıtım Formu” ile işgücü verimliliğine etki eden faktörleri içeren Türkiye’de Özkoç (2005) tarafından geliştirilen anket formu ile toplanmıştır. Verilerinin analizinde; frek...

  6. F(akt)

    Index Scriptorium Estoniae

    2009-01-01

    EKA tudengite Johannes Säre, Taaniel Raudsepa, Karel Koplimetsa, Sigrid Viiru fotode näitus Eesti Kunstiakadeemia galeriis 14.01.-23.01.2009. Juhendaja Tanja Muravskaja. Näitusel eksponeeritud töödest, nende valmimisest vestlevad fotode autorid

  7. Y Kuşağının Mobil Öğrenme Uygulama Tercihini Etkileyen Faktörlerin İncelenmesi

    OpenAIRE

    ALTUNTAŞ, Başar

    2017-01-01

    Mobilteknolojilerin öğrenme ortamlarına dâhil edilmesiyle birlikte öğrenme faaliyetifiziksel sınırların dışına çıkmış ve farklı bir boyuta evrilmiştir. Tasarlanan öğrenmeuygulamaları kullanıcılarına zamandan ve mekândan bağımsız öğrenme fırsatısunarken, yeni ve farklı deneyimleri de beraberinde getirmiştir. Bu çalışmada,Y kuşağının mobil öğrenme uygulamalarını tercih etmesini ve kullanmasınıetkileyen faktörler incelenmiştir. Teknoloji kabul modeli ile beklenti-kabul modelitemelinde tasarlanan...

  8. Hastanede takipli gebelerin yenidoğan bakımı ile ilgili bilgi düzeyleri ve etkileyen faktörler

    OpenAIRE

    Önsüz, Muhammet Fatih; Köse, Onur Özlem; Demir, Figen

    2014-01-01

    AMAÇ: Bu araştırmada bir hastanenin obstetrik polikliniğinde takip edilen gebelerin yenidoğan bakımı konusundaki bilgi düzeylerinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştı. GEREÇ VE YÖNTEMLER: Tanımlayıcı tipteki bu araştırma bir hastanenin Obstetrik Polikliniği’nde takipli ve araştırmaya katılmayı kabul eden 118 gebe ile yürütüldü. Araştırmanın verileri 23 soru ve iki bölümden oluşan anket formunun yüzyüze gözlem altında uygulanması yoluyla toplandı. Verilerin is...

  9. Lise öğrencisi ergenlerde depresyon, internet bağımlılığı ve ilişkili faktörler

    OpenAIRE

    Öner, Kamile

    2015-01-01

    Bu çalışma, lise öğrencisi ergenlerde depresyon, internet bağımlılığı ve ilişkili faktörleri incelemek amacı ile kesitsel bir araştırma olarak yapılmıştır. Trabzon İl Merkezinde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 5 lise de eğitim-öğretim gören 3289 öğrenci üzerinden örneklem büyüklüğü Büyüköztürk ve arkadaşları tarafından önerilen eşitlik ile hesaplanmış olup %95 güven aralığı ile 345 öğrenci olarak bulunmuştur. Araştırmanın desen etkisi 2 kabul edilip 690 öğrenciye ulaşılması hedeflenmiş ancak ö...

  10. Harry Potter tungib peale igast suunast / Hindrek Riikoja

    Index Scriptorium Estoniae

    Riikoja, Hindrek

    2001-01-01

    Eesti kauplustes saadab suur müügiedu kõikvõimalikke mänguasju, kleepse ja muud atribuutikat mis seondub Joanne Rowling'u Potteri-raamatutega ja nüüd ka meie kinno jõudnud "Harry Potter ja Tarkade kivi" ekraniseeringuga

  11. Sigara karşıtı televizyon reklamlarında kullanılan korku çekiciliği faktörü etkinliğinin beyin görüntüleme tekniği ile ölçümü

    OpenAIRE

    Gürdin, Bahar

    2016-01-01

    Reklam etkinliği işletmelerin çok hassas bir şekilde üzerinde durduğu konulardan bir tanesidir. Reklamların etkinliğinin artırılabilmesi için çeşitli çekicilik faktörleri kullanılmaktadır. Korku çekiciliği faktörü de bu faktörlerden bir tanesidir. Çalışma, sigara karşıtı reklamlarda kullanılan korku çekiciliği faktörünün etkinliği üzerinedir. Etkinliğin ölçümü için fNIRS cihazından yararlanılmış ve bu sayede beyindeki kanın yoğunlaşma durumuna göre deneklerin bu tarz reklamlardan etkilenme dü...

  12. İşitme Engelli Çocukların Konuşmalarının Anlaşılabilirliğini Etkileyen Faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zehra Pınar Çeliker

    2005-01-01

    Full Text Available İşitme engeli sözel becerilerin kazanımında önemli güçlüklere neden olmaktadır. Dil ve konuşma gelişimi önemli ölçüde işitmeye dayalı olduğundan, işitme engelli çocukların bu becerilerin ediniminde büyük bir dezavantaja sahip oldukları gözlenmektedir. Gerçekleştirilen pek çok araştırma işitme engellilerin konuşma anlaşılabilirliğinin çok düşük olduğunu göstermektedir. Bu araştırmada, işitme engellilerin konuşmalarının anlaşılabilirliğini etkileyebilecek faktörlerden işitme kaybı derecesi (dB, süre (konuşma hızı, artikülasyon (seslerin doğru üretimi ve cümle vurgusu gibi faktörler arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma grubu, işitme kayıpları 75dB ile 118dB arasında değişen ve rasgele seçilmiş 17 öğrenciden oluşmuştur. Önceden hazırlanmış cümleleri okuyan öğrencilerden alınan ses kayıtları 19 kişiden oluşan bir jüriye dinletilerek anlaşılabilirlikleri 5’li bir derecelendirme ölçeği üzerinden değerlendirilmiştir. Sözü geçen faktörler içinde anlaşılabilirliği en fazla etkileyen faktörün artikülasyon becerileri olduğu ve bunu işitme kaybının izlediği görülmüştür. Hearing impairment presents considerable problems in the acqusition of verbal skills. Children with hearing impairement are at a disadvantage when developing speech and language because development of those skills relies mostly on hearing. Studies reveal that speech intelligibility of the hearing impaired is low. This study investigated the relationship between speech intelligibility and factors such as degree of hearing loss, speech rate, articulation and sentence stress, that are likely to influence it in children with hearing impairment. The study group consisted of 9-14 yearold 17 school children with hearing losses between 75 and 118 dB. The children were asked to read pre-prepared lists of sentences and then were rated by a jury of 19 on a 5-degree scale of

  13. Kriz Dönemlerinde Türk Bankacılık Sektörünün Toplam Faktör Verimlilik Değişimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ferda Keskin Önen

    2016-10-01

    Full Text Available Bankaların etkinliğini arttırabilmenin ön koşulu rekabet edilebilirliktir. Rekabet gücü yüksek bankacılık sektörü ile ekonomik dinamizm arttırılır ve ekonomik istikrar ortamı sağlanır. Makro ekonomik koşullardaki değişim, bankacılık sektörünün performansını ve finansal istikrarı etkilemektedir. Bu çalışmada 1990 - 2012 döneminde faaliyet gösteren 19 mevduat bankasının aracılık ve karlılık yaklaşımına göre etkinliklerini analiz etmek için Malmquist Verimlilik Endeksi kullanılmıştır. Bankalar, kriz dönemlerinde her iki yaklaşıma göre de verimlilik kaybı yaşamıştır. Kriz sonrası dönemde karlılık yaklaşımına göre büyük ölçekli bankaların verimlilik kaybının daha düşük olduğu görülmektedir. Bankaların aracılık fonksiyonunun etkinliği; bankacılık sektörü yeniden yapılandırma programı dahilinde yapılan regülasyonlar ve dezenflasyon süreci dolayısıyla artmıştır. Bankalar, kriz dönemlerinde her iki yaklaşıma göre de verimlilik kaybı yaşamıştır. karlılık yaklaşımına göre büyük ölçekli bankaların verimlilik kaybının kriz sonrası dönemde daha düşük olduğu görülmektedir. bankacılık sektöründe aracılık fonksiyonunun etkinliği; bankacılık sektörü yeniden yapılandırma programı dahilinde yapılan regülasyonlar ve dezenflasyon süreci dolayısıyla artmıştır. Regresyon analizi sonuçları; mevduatın krediye dönüşüm oranı, ROA, ROE ve TUFE oranının bankaların toplam faktör verimliliğine etkisinin pozitif olduğunu göstermektedir. Aracılık yaklaşımına göre ROE artınca, bankaların toplam faktör verimliliği azalmıştır. Aracılık ve karlılık yaklaşımına göre GSYH oranındaki artış bankaların teknik etkinliklerinde artışa yol açmıştır.

  14. Heterotopie aus Fakt und Fiktion. Beispiel Venedig

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Wiebke Amthor

    2009-10-01

    Full Text Available Heterotopia are spatial challenges to social order. They are energized not only by real spatial conditions but also by established ascriptions. The example of Venice displays the entanglement and efficacy of the interplay between a specific spatial order and venerable images. The aesthetic realization of the image of the city in Rilke’s New Poems (“Venice Morning” (1908, “The Courtesan” (1907 and in Madonna’s music video “Like a Virgin” (1984 accentuates the manner in which city space is related to the female body and proves once more the importance of using a conscious approach to Foucault’s concept of heterotopia.

  15. Fusarium ründab igast asendist / Elina Akk, Heino Lõiveke

    Index Scriptorium Estoniae

    Akk, Elina, 1968-

    2012-01-01

    Seeneperekond Fusarium spp. toodab toksilisi mükotoksiine ja põhjustab üle maailma suuri saagikadusid. Uute ning ohtlikumate Fusarium'i liikide levik teraviljakasvatuses üha laieneb, ka Põhja- ja Baltimaades

  16. Hazır Gıda Ürünleri Satın Alma Davranışını Etkileyen Pazarlama Faktörlerinin İncelenmesi: Iğdır İlinde Bir Araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Faruk BAŞTÜRK

    2014-04-01

    Full Text Available Araştırmanın amacı, Iğdır’daki süper marketlerden hazır gıda satın alan tüketicilerin hazır gıda satın alımını etkileyen pazarlama karması faktörlerini analiz etmektir. Tüketicilerin hazır gıda satın alma davranışlarının yanı sıra bu satın almadan bekledikleri yararları işlevsel ve hazcı bazda incelemek araştırmanın diğer amacıdır. Araştırmanın yöntemi, tanımlayıcı nitelikte ve ampirik şekilde tasarlanmıştır. Araştırmada veri toplama yöntemi ankettir ve kolayda örnekleme yoluyla 408 gözleme ulaşılmıştır. Bulgulara göre, tüketicilerin satın alma davranışını etkileyen pazarlama karması faktörlerinin önem sırasının Ürün-Dağıtım, Fiyat, Ürün, Tutundurma-Dağıtım olduğu; tüketicilerin hazır gıda ürünlerini satın alırken İşlevselci davranışı Hazcılıktan daha fazla sergilediği ve İşlevselcilerin Hazcılara göre 4 pazarlama karması faktörüne daha fazla önem verdiği ortaya çıkmıştır. Sonuçta hazır gıda perakendecilerine özgü öneriler getirilmiştir.

  17. The Social Media Factor In The Development And Promotion Of Religious Tourism İnanç Turizminin Tanıtımında ve Gelişiminde Sosyal Medya Faktörü

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    M. Murat YEŞİL

    2013-09-01

    bu destinasyonlardauygulayacakları gezi programlarını pazarlamaya ihtiyaçları vardır.İnternet teknolojisinin gelişmesiyle ortaya çıkan “sosyal medya”organları, her iki alanda da rahatlıkla kullanılabilecek uygun araçlarolarak görülmektedir. Yapılan bilimsel araştırmalarda sosyal medyakullanımı ile müşterilerin satınalma veya vazgeçme kararları arasındagüçlü bir ilişkinin var olduğu ortaya çıkmıştır. Bu ilişki, inanç turizmisektöründe destinasyonların ve tur programlarının pazarlanmasındaetkin bir destek olarak kullanılabilir. Araştırmacılara göre, sosyalmedya organları aracılığıyla gezi izlenimlerini eş, dost arkadaşlarıylapaylaşan kişiler, yakın bir zaman içinde bir yerlere gezi yapmayıplanlayan başka kişilerin gezi destinasyonlarından, kalacakları otellere,yemek yiyecekleri lokantaların seçimine kadar tüm gezi planlarıüzerinde büyük ölçüde etkili olabilmektedirler. Sosyal medya her tür işkolu için çok faydalı bir tanıtım ve pazarlama aracı olarakgörülmektedir. Ancak her araç gibi sosyal medyanın da faydalı vezararlı yönleri vardır. Sosyal medya, kendisini akıllıca kullananişyerlerini hayalini bile kuramayacakları uzak ufuklara taşır ama aksidurumlarda ise faydadan daha çok zarar getirir. Literatürde, sosyalmedya faktörünün, inanç turizminin tanıtım ve gelişmesindeoynayabileceği rol üzerinde yapılmış bir araştırmaya rastlanmıyor. Buçalışmanın amacı, hem literatürdeki bu boşluğu doldurmak hem desosyal medyanın, inanç turizminin tanıtım ve pazarlamasındaoynayabileceği rolün öneminin araştırmak ve ortaya çıkabilecekmuhtemel sorunlara çözüm yolları üretilmesi olacaktır.

  18. Gümüşhane İli Köse Deresi Yağış Havzasında Hidro-Fiziksel Toprak Özelliklerinin, Toprak Oluşumunda Etkili Faktörlere Bağlı Olarak Değişimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    A. EROL

    2009-04-01

    Full Text Available Bu çalışmada Köse deresi yağış havzasında toprağı oluşturan faktörlerin hidro-fiziksel toprak özellikleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Köse deresi yağış havzasının bu amaçla seçilmesinin nedeni, bu yağış havzasının çıkış yerinde sulama amaçlı bir su depolama tesisinin yapılmakta oluşudur. Bu amaçla yetişme ortamı koşulları olarak da ifade edilebilen toprak oluşum faktörlerinden genel iklim özellikleri, ana materyal ve eğim sabit; yükselti kademesi, bakı, arazi kullanım şekilleri ve derinlik kademeleri değişken faktörler olarak alınmıştır. Bu çalışmada, sabit alınan ana materyal üzerinde 1700-1800 m, 1800-1900 m ve 1900-2000 m yükselti kademelerinde orman, tarım ve mera alanlarının bulunması, 0-20 cm ve 20-40 cm derinlik kademelerinin üst ve alt toprak özelliklerinin karşılaştırılmasına elverişli olması çalışma yönteminin oluşturulmasında etkili olmuştur. Araştırmada incelenen hidro-fiziksel toprak özellikleri; derinlik kademeleri başta olmak üzere, bakı ve yükselti kademeleri etkisinde değişime uğrarken, bu özellikler arazi kullanım şekillerinden daha az etkilenmişlerdir. Bakı, yükselti ve derinlik kademelerinin hidro-fiziksel toprak özelliklerini etkilemeleri, genel iklim koşullarıyla ilişkilendirilebilir. Bu çalışmada, dispersiyon oranı da incelenmiştir. Bu oranda değişime neden olan etkenlerin bakı ve yükselti kademeleri oldukları belirlenmiştir. Dispersiyon oranı sonuçları araştırma alanı topraklarının erozyona yatkın olduklarını göstermiştir.

  19. İnternet Üzerinden Alışveriş Niyetini Etkileyen Faktörlerin Genişletilmiş Teknoloji Kabul Modeli Kullanarak İncelenmesi Ve Bir Model Önerisi ( An Investigation And A Model Suggestion For Factors Affecting Online Shopping Intention Using Extended Technology Acceptance Model

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cengiz YILMAZ

    2015-12-01

    Full Text Available İşletmeler için müşterilere ulaşmada internetin kullanımı giderek daha fazla cazip hale gelmektedir. TÜİK’in 2014 Ağustos’ta yayınladığı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre İnternet kullanan bireylerin internet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal veya hizmet siparişi verme ya da satın alma oranı %30,8 olmuştur. İnternet kanalıyla mal ve hizmet satan işletmelere, müşterilerin alışveriş niyetini etkileyen faktörler hakkında yol gösterici olmak giderek daha çok önem kazanmaktadır. Bu nedenle çalışma, internet üzerinden alışveriş yapan tüketicilerin niyetini etkileyen faktörler için, 1989 yılında Davis tarafından geliştirilen Teknoloji Kabul Modeli’nden (TKM yola çıkmıştır. Bu araştırma, internet kullanan toplam 680 kişiden elde edilen verilerle, online alışveriş niyetini etkileyen faktörleri, Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanarak incelemiştir. Algılanan kullanım kolaylığı, algılanan kullanışlılık, algılanan haz, tutum ve niyetin yanı sıra modelde algılanan bilgi kalitesi, algılanan sistem kalitesi, algılanan hizmet kalitesi, mağaza bilinirliği, güven ve öznel norm değişkenlerine de yer verilmiştir. Önerilen model, yeterli uyum iyiliği değerlerini vermiştir. Araştırmanın bulgularına göre öznel norm hariç olmak üzere modelde kullanılan tüm değişkenler arasındaki yol katsayıları anlamlıdır. Çalışmaya göre, öznel norm, tüketicilerin online alışveriş niyetini belirlemede rol oynamamaktadır. The usage of internet while reaching to customers is getting more attractive day by day to firms. According to the TurkStat results of consumers information technology usage report that published in August 2014, individual internet users orders or buyings rate for their own usage was %30,8. It is getting more important today to help firms that are selling goods and services online, understand

  20. Health-promoting lifestyles and related factors among pregnant women/Gebelerde sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve ilişkili faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Güliz Onat

    2014-08-01

    açısından özellikle gebelik sürecinde oldukça önemlidir. Bu çalışmada gebe kadınlaın sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve ilişkili faktörlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı nitelikte olan bu çalışma, Uşak’ta 255 gebe kadın üzerinde gerçekleşmiştir. Çalışmada Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II (SYBDÖ-II kullanılmıştır. İstatistiksel değerlendirmede sıklık ve yüzdelik dağılım, t test, Mann Whitney U test and ANOVA kullanılmıştır. Bulgular:Kadınların yaş ortalaması 26.7±5.1 ve gestasyonel yaşı 25.2±10.9 haftadır. Toplam SYBDÖ-II puanı 130.7.±20.0 idi. Ölçeğe ait en düşük puan “fiziksel aktivite” alt grubuna, (14.4±5.0 en yüksek puan ise “manevi gelişim” e aittir (26.1±4.2. Gebelik öncesi sigara içme sıklığı %16.9 iken, gebelikte bu oran %3.9’dur (ortalama 4 sigara/gün. Kadınların gebelikte beslenme alışkanlıkları iyileşmiştir; öte yandan halen sigara içen gebeler bulunmaktadır ve fiziksel aktivitelerindeki değişimler yetersizdir. Ayrıca kadınlar gebelik ve doğum hakkında bilgi alma gereksinimindedir. Sonuç: Gebe kadınlarda SYBDÖ-II puanı üst-orta seviyededir. Eğitim seviyesi düşük, işsiz ve gebeliğini sonlandırmak isteyen kadınların, sağlıksız davranışlar açısından risk grubunda olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, doğum öncesi kliniklerde çalışan sağlık personeline riskli grubu belirleme açısından ipuçları sunar. Sağlık bakımı sunanların, sağlıklı yaşam biçimi davranışları açısından belirlenen riskli grubu daha dikkatli değerlendirilmesi önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları; gebe kadınlar; Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II

  1. Fakt und Fiktion : die Autobiographie im Spannungsfeld zwischen Theorie und Rezeption

    NARCIS (Netherlands)

    Spits, Jerker

    2008-01-01

    Many literary dictionaries still define an autobiography as a deliberate, structured retrospective of the writer’s own life, characterized by a perspective that suggests a certain unity or harmony. Many of these characteristics, however, are now taken for granted less and less. Today, the

  2. Bağda silkme ve silkmeye neden olan faktörler

    OpenAIRE

    Korkutal, İlknur

    2009-01-01

    There are many studies concerned with coulure phenomena which is one of major problems in vineyard. This review was prepared to explain causes of the phenomena occurred as a result of physiological and genetic characteristics of species and varieties, soil conditions, climate, disease and insects and inaccurate of insufficient cultural practices. ın this scope; grapevine vigour, imperfect flower structure, insufficient blossom and pollination were examined under this heading: coulure which is...

  3. six six six paradox : [luuletused] / Triin Tasuja

    Index Scriptorium Estoniae

    Tasuja, Triin

    2008-01-01

    Sisu: six six six paradox ; cat stevens ; "vahel tundub, et mu ümber..." ; sääse ; Salaalaealised ; kolkalapsed ; longin mööda lumiseid tänavaid ; punkrock dekadents ; "Igast kirjaneitsist..." ; "mina olengi see saikochick..."

  4. Beş Faktörlü İyilik Hali Ölçeği-Ergen Formu: Türk Ergenler

    OpenAIRE

    Owen, Fidan Korkut; Öğretmen, Tuncay

    2014-01-01

    The purpose of this study was to determine the psychometric qualities of a Turkish adaptation of The Five Factor Wellness Inventory Teen Version 5F Wel T; Myers amp; Sweeney 2004 This study was conducted at the suggestion and with the encouragement of Drs Myers and Sweeney The participants in this investigation were 328 6th to 9th grade students nbsp; Initial factor analysis failed to demonstrate a good correspondence with the originally identified factors reported by Myers and Sween...

  5. Çevresel faktörlerin siyahi alaca sığırda sütün protein kompoziyonuna etkileri

    OpenAIRE

    Çardak, Ayşe Deniz

    2008-01-01

    Çalısmada Siyah-Alaca sıgırlarda sütün protein içerigi ve komposizyonuna mevsim, laktasyon sayısı, laktasyon dönemi ve somatik hücre sayısının (SHS) etkileri arastırılmıstır. Laktasyon boyunca toplanan süt örneklerinde protein fraksiyonları Poliakrilamid-Jel-Elektroforezi’nde ayrılmıs ve densitometre yardımıyla her bir protein fraksiyonunun içerigi belirlenmistir. Sütün protein içerigine mevsim, laktasyon dönemi ve SHS’nın etkileri önemli bulunmustur. aS1-kazein (-Cn) içerigine me...

  6. Konaklama İşletmeleri Yöneticilerinin Stres Nedenlerinin Belirlenmesinde Cinsiyet Faktörü: Adana’da Ampirik Bir Araştırma

    OpenAIRE

    Sökmen, Alptekin

    2005-01-01

    Stres, son yıllarda sıkça duyulan ve kullanılan bir kelime olmakla birlikte, stres kavramı literatürde uzun yıllardır hem nedenleri, hem de sonuçları açısından çeşitli araştırmalara konu olmuştur. Sektörün kendine özgü yapısı nedeniyle, günlük iş hayatları kapsamında çeşitli kritik kararlar verme durumunda kalan otel yöneticileri açısından da stres, önemli bir problem olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada, Adana ilinde faaliyet gösteren dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde görev yapan o...

  7. Kliendisuhte juhtimine algab kliendi tundmisest / Philip Kotler

    Index Scriptorium Estoniae

    Kotler, Philip

    2003-01-01

    Peatükk P. Kotleri raamatust "Turundusvaatenurgad Ast Zni". Autori sõnul seisneb kliendisuhte turundus riist- ja tarkvara hankimises, mis võimaldab ettevõttel saada detailset informatsiooni igast kliendist, mida saab omakorda kasutada paremaks turundustegevuseks. Põhjustest, miks pole ettevõtted kliendisuhte juhtimise süsteemide rakendamise tulemustega rahul

  8. Andre on alati tantsida tahtnud / Anu Mõttus

    Index Scriptorium Estoniae

    Mõttus, Anu

    2009-01-01

    Koolitantsu maakonnavoorud on peetud. Igast maakonnast pääsevad piirkonnavooru kuni pooled tantsud. Umbes sama edasipääsuprotsent on ka Andre Laine tantsudel, kelle koolitantsu vaimustus algas Kanepi Gümnaasiumi õpilasena ja kes praeguseks on selle gümnaasiumi tantsupedagoog

  9. Kişisel Motivasyon Faktörlerinin Olumsuz Elektronik Ağızdan Ağıza İletişim Yapma Niyeti Üzerindeki Etkisi

    OpenAIRE

    ÇELİK, Zübeyir; ÖZKARA, Behçet Yalın

    2017-01-01

    Pazarlama literatürü incelendiğinde, tüketicileriürünlere ilişkin olarak elektronik ağızdan ağıza iletişime yönelten farklımotivasyon kaynakları olduğu görülmektedir. Konuya ilişkin yapılmış çalışmalarilgili motivasyon kaynaklarının ekonomik teşvikler, tavsiye arama, kendinigeliştirme, firmaya yardım etme, olumlu duyguları ifade etme, güç uygulamaolduğuna ilişkin sonuçlara ulaşmışlardır. Ancak literatürde özellikle kişiyeözel motivasyon unsurlarının etkilerinin göz ardı edilmiş olduğu görülme...

  10. Beş Faktör Kişilik Özellikleri ve Öznel İyi Oluş = The Five Factor Personality Traits and Subjective Well-Being

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tayfun DOĞAN

    2013-01-01

    Full Text Available The aim of this research is to analyze the relations between personality traits and subjective well-being. The number of the participants of the research was 234 (98 women/136 men. The age range of the study group was 18-61. The Oxford Happiness Scale-Short Form and the Big Five Personality Scale were used. Findings showed that there was a significantly negative relationship between neurotic personality trait and subjective well-being. Findings also revealed that there were positive relationships between subjective well-being and extraversion, conscientiousness, agreeableness, openness. Besides, it was found that neurotic personality trait was a negative and extraversion was a positive predictor of subjective well-being.

  11. Zdrojový kód jako literární technologie? O vytváření faktů v digitálním výzkumu

    Czech Academy of Sciences Publication Activity Database

    Hladík, Radim

    2017-01-01

    Roč. 39, č. 1 (2017), s. 31-56 ISSN 1210-0250 Institutional support: RVO:67985955 Keywords : literary technology * source code * e-research * scientific knowledge * digital humanites Subject RIV: AJ - Letters, Mass-media, Audiovision OBOR OECD: Information science ( social aspects)

  12. Sosyal Ağlarda Eğlence Faktörü Kullanımının Marka Kişiliğine Etkisi: Starbucks Türkiye Örneği

    OpenAIRE

    Kale, Gözde Öymen

    2016-01-01

    Teknolojik alanda yaşanan gelişmeler her alanda olduğu gibi eğlence endüstrisinde de çok çeşitli değişimlere yol açmaktadır. Bu çalışmada geniş bir uygulama alanına sahip eğlence endüstrisi, sosyal medyada kullanımı itibarıyla ele alınmaktadır. Bu bağlamda, yaratıcı görseller kullanarak kendini ifade etme ve iletişim kurmaya yardımcı olmaya yarayan bir sosyal medya aracı olan Instagram, Starbucks Türkiye hesabında bulunan fotoğraflar aracılığıyla analiz edilmiştir. Öncelikle fotoğraflar Ginsb...

  13. S-33: Atletik Performans Testleri U-14 Yaş Erkek Futbolcuların Elit Düzeye Kabülündeki Seçme Faktörlerinden Biri Olabilir Mi?

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bernard Tahirbegolli

    2017-03-01

    Full Text Available GİRİŞ: Son yıllarda sporda yetenek seçimi ve geliştirme programları gündemdedir. Futbolda da yeteneğin seçilmesinde, geliştirilmesinde pratik uygulamada kabul gören tek bir rehber yoktur. Fakat tercih edilen erken dönem futbola başlanması, yeteneğin ortaya çıkarılması ve antreman programlarıyla geliştirilmesidir. Bu adolesan dönemde kolay görülmemektedir. Aynı yaş gruplarındaki fiziksel farklılıklar, performans test kriterleri, adolesan sporcunun potensiyelinin anlaşılmasını zorlaştırmaktadır.AMAÇ: U-14 yaş erkek futbolculardan milli takım seçmelerine davet edilen ve sonrasında milli takıma seçilen ve seçilmeyenler arasında lig maçlarındaki durumları ile atletik performans test sonuçlarının seçim kriterleri olarak kullanılabilirliğini değerlendirmek.GEREÇ-YÖNTEM: 2015-2016 sezonunun U-14 milli takım seçme kampına davet edilen ve 2016-2017 sezonun ilk yarısında aktif futbol oynayan sporcuların maç, toplam dakika, sarı/kırmızı kart, gol sayısı ve sporcuların kamp esnasında ölçülen MaxV02, agility test, atlama, sürat ve YOYO IRT1 dayanıklılık testleri ile karşılaştırıldı. Nitel veriler % olarak özetlendi. Gruplar arası farklılıkların saptanmasında Mann-Whitney testi kullanıldı. P0,20.SONUÇ: Büyüme ve gelişmenin, yetenek gelişim programlarını ve gelecekteki performansı etkilediği dönem adolesan dönemdir. Adolesan futbolcularda müsabaka için performans göstergeleri olarak değerlendirilebilen oynadıkları maç sayısı, toplam oyunda kaldığı dakika, sarı/kırmızı kart sayılarında anlamlı fark saptamadık. Bu yaş grubundaki futbolcuların elit düzeye kabulünde atletik performans test sonuçlarının daha etkin bir gösterge olabileceği düşünülmektedir.

  14. Türkiye Maden Sektörü İhracatına Konjonktürel Faktörlerin Etkisi(The Impact of Cyclical Factors on The Export of Mining Industry in Turkey

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alper SÖNMEZ

    2016-08-01

    Full Text Available The main purpose of the study is to analyze the cyclical fluctuations experienced in the export of mining industry in Turkey for the period over 1992-2013, and evaluate the development processes of the sector’s export by analyzing the economic factors behind these fluctuations. For this purpose, by using monthly and yearly time series data related to sector’s export, the estimated trend function is calculated by performing linear and quadratic regression analyses by the method of ordinary least squares. The results revealed that the estimated export trend function is a quadratic. According to the findings, it seems that the export of the sector rises and falls irregularly, it is also seen that these fluctuations have gained the stability especially for the pre-2000 period. This situation indicates that the export of the mining sector is affected from both internal and external many political and economic factors and that somehow it has been unable to stabilize in this period. After the 2000s, due to relatively stable and successful economic management, internal cyclical fluctuations are occurred at lower level. The most important cyclical fluctuation occurred in this period (after 2000s is 2008 global financial crisis, which is an external phenomenon; in subsequent two years the export of the Turkish mining sector declined 22 percent

  15. Kriz Dönemlerinde Türk Bankacılık Sektörünün Toplam Faktör Verimlilik Değişimi

    OpenAIRE

    Ferda Keskin Önen; Mehmet Hasan Eken; Süleyman Kale

    2016-01-01

    Bankaların etkinliğini arttırabilmenin ön koşulu rekabet edilebilirliktir. Rekabet gücü yüksek bankacılık sektörü ile ekonomik dinamizm arttırılır ve ekonomik istikrar ortamı sağlanır. Makro ekonomik koşullardaki değişim, bankacılık sektörünün performansını ve finansal istikrarı etkilemektedir. Bu çalışmada 1990 - 2012 döneminde faaliyet gösteren 19 mevduat bankasının aracılık ve karlılık yaklaşımına göre etkinliklerini analiz etmek için Malmquist Verimlilik Endeksi kullanılmıştır. Bankalar, ...

  16. Ankara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Programına Katılan Öğrencilerin Akademik Başarılarını Yordayan Faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Selma Şenel

    2015-12-01

    Full Text Available The aim of this study was to determine the factors predicting academic achievement of Ankara University Distance Education students. The study group of the research consists of 302 first grade students from Ankara University Distance Education Center (ANKUZEM 2010-2011 associate degree programs. Data were formed in four groups respectively “individual characteristics”, “characteristics related with family and working environment”, “characteristics related with usage of information and communication technologies” and “characteristics related with education”. Data were analyzed by stepwise multiple regression analysis. According to the results, individual characteristics as “age”, “working in a full time job” and “being divorced” were found as predictors of students’ academic achievement. Additionally, characteristics related with family and working place as “number of family members living with”, “mothers’ full time working” and “mothers’ graduation type” were other variables predicting academic achievement of students. The characteristics related with education; graduation from “college” and “vocational high school”, “studying with different methods“, “choosing distance education as a university degree”, “studying for getting a degree” are also predictors of academic achievement of students. The characteristics of students related with usage of information and communication technologies were not predictors of academic achievement of students.

  17. Konsantre Yoğurt Jelinin Oluşumunda Etkili Faktörler II. Hidrofobik ve İyonik İnteraksiyonların Rolü

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Barbaros H. Özer

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, hidrofobik ve iyonik interaksiyonların koyulaştırılmış yoğurt jellerinin fiziksel özellikleri üzerindeki rolü araştırılmıştır. Konsantre yoğurt üretiminde, ultrafiltrasyon (UF, reverse osmosis (RO ve direk rekonstitüsyon (DR teknikleri kullanılmıştır. Yoğurtların fiziksel özellikleri bir dinamik reometre aracılığı ile ölçülmüştür. Reometrenin çalışma parametreleri 1.5x10-2-1.5x10-1 mNm ve frekansı 0.25 Hz olarak kalibre edilmiştir. Farklı kurumadde artırım tekniklerinin süt proteinlerinde yarattığı değişimler ise doğal-poliakrilamid jel elektroforez ile incelenmiştir. Sonuçlara göre, hidrofobik interaksiyonların en az kovalent bağlar kadar yoğurt jelinin oluşumunda etkin rol oynadığı saptanmıştır. 2 oC’de glucono-delta-lactone ile asitlendirilen yoğurtlarda pıhtının son derece zayıf olduğu ve proteinler arası interaksiyonların tamamlanmadığı gözlenmiştir. Buna karşın, CaCl2 katımı UF-yoğurt dışında tüm örneklerde herhangi bir fiziksel değişime neden olmamıştır. Ancak, UF-yoğurtta CaCl2 konsantrasyonuna bağlı olarak dereceli bir düşüş saptanmıştır.

  18. Çocuklu Ailelerin Otel İşletmesi Seçiminde Etkili Olan Faktörler: Afyonkarahisar’da Bir Uygulama(Important Factors for Families with Children in Hotel Establishment Selection: An Application in Afyonkarahisar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Oktay EMİR

    2010-01-01

    Full Text Available The aim of this study is to define the factors influential in hotel selection for families with children in 5-6 age group, to find out the influence of children among these factors and to contribute to the marketing activities of tourism establishments by setting out the criterion for families with children about the hotels they are going to accommodate. Questionnaire technique was used in order to find out the influential factors for families with children in 5-6 age group for hotel selection. 14 schools in Afyonkarahisar province were taken as a cluster and 50 surveys for each school were handed over to be filled by either the father or mother of the children and from the total 700 questionnaires 514 were found valid to be evaluated. The results were evaluated with Variance Analysis, T-test and Duncan test. According to the results gained from the results of the study, security, the availability of child bed and closets suitable for children, the availability of child menus at restaurants, the importance given to hygiene, the availability of pools for children and the availability of banisters near staircases are important topics for families with children in hotel selection. In literature, while there are many studies about purchase decisions of families with children focusing on 12-16 age group, the influence of children below the age of 12 in this process has not been studied sufficiently. This study carries importance since it aims to define the influential factors for families with children in 5-6 age group on holiday destination selection and their criterion in hotel establishment selection.

  19. Kamu Üniversiteleri Öğretim Elemanlarının İş Tatmini Düzeyini Etkileyen Faktörler(The Factors Affecting Job Satisfaction Level of Public Universities’ Academics

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Filiz KARAMAN

    2007-01-01

    Full Text Available Job satisfaction is one of the most discussed subjects in the management pschology field. However, there are not sufficient research concerning with job satisfaction level of academics. The aims of this research are to fill this gap to some extent and to point out the factors affecting job satisfaction. For this reason, the data were collected from 138 academics working in eight different public universities. According to the research, job satisfacton is affected by freedom to give decisions, good conditions for implementing new programs, cooperation with colleagues and wage factors.

  20. Üniversite Öğrencilerinin Girişimcilik Niyetlerini Etkileyen Ailesel Faktörleri Belirlemeye Yönelik Bir Çalışma

    OpenAIRE

    Çelik, Adnan; İnce, Mehmet; Bozyiğit, Sezen

    2018-01-01

    Entrepreneurship and tendency to entrepreneurship have been one of the theme which has often been studied recently. People should have the entrepreneurship intention in order to do entrepreneurship activities. Entrepreneurship intention is affected by individual, demographic and enviromental elements. Family is one of the enviromental elements. This study has been done to find out whether there is a relationship between the entrepreneurship intention’ and family elements’ of the student of Th...

  1. Yeni Kitap Seçiminde Etkili Olan Biçimsel Faktörlerin Okuyucu Perspektifinden Değerlendirilmesi / The Evaluation of Readers’ Viewpoint on Formal Factors Affecting New Book Selection

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mesut Kurulgan

    2006-10-01

    Full Text Available Attitudes of students who used Anadolu University central library were examined by means of a questionnaire, which was applied to 353 students. The results indicate that five factors (being expressed through 13 items had substantial effects on book choice. They were the kinds of cover and paper being used, characteristics of dimensions and writing style, drawings and pictures, shape and colour of the cover, and the table of contents and references.The results indicated that kind of cover and paper, and drawings within the text were statistically significant in determining the selection of book genres. Findings also comprised that book gender and academic study areas affect the choices concerning table of contents and references. Conclusions that might be drawn are apt to imply clues for publishers on matters that attract attention by the production of a new book.

  2. Kto samõi bogatõi v Estonii / Sten-Aleks Pihlak, Kärt Blumberg, Lemmi Kann

    Index Scriptorium Estoniae

    Pihlak, Sten-Aleks

    2008-01-01

    Eesti laevatranspordi kolmik - Ain Hanschmidt, Enn Pant ja Kalev Järvelill on Äripäeva rikaste edetabelis esimesed. Viimaste kuude suure aktsiahinnalanguse tõttu on paljud Äripäeva rikaste edetabelis olijad kaotanud igast kolmest kroonist kaks. Artiklis selgitatakse miks on Äripäeva Rikaste TOPis vähe naisi. Lisad: Iz TOP-500 samõhh bogatõhh ljudei v Estonii; Reitingi bogatshei za prezhnije godõ; Metodika

  3. Türkiye’de Kredi Kartı Kullanımını Etkileyen Faktörleri Belirlemeye Yönelik Bir Model Çalışması(A Model Study Based on Setting The Factors Affecting The Credit Card Usage in Turkey

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nevin UZGÖREN

    2007-01-01

    Full Text Available The usage of credit cards as a mean for payment and consumer credits is consistently increasing worldwide and Turkey.In this study, analyzing the factors that affect the expenditures by credit cards is aimed and multiple regression analysis is applied. The model which is gained through this analysis has shaved appropriate results for economic and statistical expectations. It has been realized that, the crisis in November 2000 and February 2001 in Turkey had an important role in the decrease of credit card usage giro. On the other hand, it has been concluded that the gross national product per capita, the number of pos machines and credit cards and the inflation rate increased the card usage giro.

  4. Beş Faktör Kişilik Özelliklerinin Çatışma Yönetim Tarzlarına Etkisi: Yöneticiler Üzerinde Bir Araştırma

    OpenAIRE

    Tozkoparan, Güler

    2013-01-01

    Conflict is inevitable phenomena of the life of the individual and the organizations. Effectively managing conflict rather than avoiding or ignoring conflict is important for the health of the individual and the organization. Effective management of conflict plays a role in determining conflict management styles and is affected by a variety of variables. The personality traits among these variables are of great importance in conflict management. Managers, who are responsible for the managemen...

  5. Kolayda Mallarda Marka Bağlılığını Etkileyen Faktörler: Hazır Kahve Üzerine Bir Çalışma(Factors Affecting the Brand Loyalty for Convenience Goods: A Study on Instant Coffee

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gül BAYRAKTAROĞLU

    2004-01-01

    Full Text Available The primary rule to create brand equity is to have loyal customers. Determining the variables that are important in brand decision and analyzing the reasons why customers shift to other brands are essential to plan and develop effective marketing policies. This study examines the degree of effect of some variables on coffee brand choice and which factors affect the change in brand usage in somewhat or non-loyal customers. The package usefulness, taste & smell affect brand loyal customers more. Decrease in quality, figuring out harmful effects, change in price and decrease in purchasing power are found to be the most important factors affecting the change in brand choice. Besides, age, income, marital status and consumption level are found to be related with brand loyalty.

  6. Takım Yönetimi ve Takım Etkinliğini Belirleyen Faktörler : Savunma Sanayinde Ar - Ge Yapan Takımlar Üzerinde Bir Saha Araştırması = Team Management and the Determinants of Team Effectiveness : a Field Research on the Team Operating in Research and Development in Defence Industry

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehtap Özşahin

    2008-06-01

    Full Text Available In order to benefit from teams, the effectiveness of teams should be increased. The role and responsibilities should be defined, team members should be educated to improve their skills, performance objectives should be identified, resources should be used at optimum level, team culture and leadership should be established to increase the team effectiveness. In this study, we aim to examine the relationship among the team effectiveness factors - specified as team synergy, use of resources, skills, communication and performance objectives - innovation orientation and quality orientation at teams in defense industry while leadership effect is high, low and absent. Survey is conducted on 15 team producing equipment for defense industry. Questionnaire form employing five - point Likert Scale is used and data are analyzed through the SPSS statistical program packet.

  7. İş Tatminini Etkileyen İşletme İçi Faktörlerin Eğitim Sektörü Açısından Değerlendirilmesine Yönelik Bir Alan Araştırması = A Field Study on Job Satisfaction Effecting Internal Factors in Education Sector

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Öznur BOZKURT, İlhan BOZKURT

    2008-01-01

    Full Text Available In order to ensure that the education institutions that raise the qualified labour force of the future in the required manner, the educators that train this labour force should be satisfied in their work environments. In the literature, there are variety of internal and external factors affecting the job satisfaction. In this study, some of internal factors, i.e. lack of communication, friendship relations, career opportunities, management style and wage system, affecting the job satisfaction in education sector are explained. As a result of this study, the educators implied that they were satisfied with friendship relations but they were not satisfied with their wages. Also, they implied that they were undecided if they were satisfied with management style and communication. Besides these, it is determined that collection of samples established a strong relation among three factors. These are to be satisfied with rise of wages, career change and management style. In addition, the results of analysis had shown that educators evaluated their works as pleasurable even they mentioned negative conditions in which they were.

  8. Müşteri tatmin araştırmalarının stratejik önemi ve kritik başarı faktörleri: Sağlık sektöründe bir örnek uygulama

    OpenAIRE

    TAK, Bilçin; EROĞLU, Umut

    2010-01-01

    Customer satisfaction Surveys might provide top management with critical information that have a vital importance for the organization. For instance, top management can assess corporate performance and develop adequate strategies for the future by using customer satisfaction results. Thus, customer satisfaction surveys should be conducted regarding critical success factors (CFS's) which are mentioned in this study. Otherwise all efforts related to customer satisfaction measurement might ...

  9. Varant Yatırımcısının Volatilite Algısına Etki Eden Faktörler: BIST’de Ampirik Bir Uygulama(Factors Affecting the Volatility Perception of Warrant Investors: An Empirical Research on BIST

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İsrafil ZOR

    2013-12-01

    Full Text Available The aim of the study is to determine the factors that affect the volatility perception of warrant investors. By using 3.187 daily data of 61 call warrants whose underlying asset is BIST-30 Index and traded on BIST in 2012, firstly efficient option pricing model for the related market is confirmed and then volatilities that equalizes the efficient model prices to market prices are calculated and regression analysis is applied to determine factors that affect the volatility. The results of the analysis are revealed that if the closing price of the underlying asset, the days to maturity of the warrant and Turkish Lira Interbank rate increase, the volatility perceived by investors will decrease. Also, there is positive relationship between the closing price of warrants and the perceived volatility. In addition perceived volatility is higher on Monday and first decrease in inflation after 4 months increase reduces the perceived volatility.

  10. Takipteki Kredi Oranını Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi: Mevduat Bankaları Üzerinde Bir Dinamik Panel Veri Uygulaması (Assessing the Factors that Impact Non-Performing Loan Ratio: An Application On Deposit Banks By Using Dynamic Panel Data

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nida ABDİOĞLU

    2016-03-01

    Full Text Available This study aims to determine the factors that are effective on non-performing loans ratio after the 2001 local financial crisis. State-owned banks, privately-owned banks and foreign banks that operate in Turkey between the years 2002 and 2014 are examined. According to System-GMM and Difference GMM results, lagged value of non-performing loans, net interest margin, capital adequacy and solvency ratio have negative effects on non-performing loans ratio. On the other hand, interest applied to loans, loans/ deposits ratio, inefficiency and operating efficiency have positive effects on non performing loans. Although the results are consistent with moral hazard and bad managemet hypothesis, they are inconsistent with diversification hypothesis

  11. Akkeçi oğlaklarında doğum ve sütten kesim ağırlığına etki eden bazı çevre faktörleri üzerine araştırmalar

    OpenAIRE

    KAHRAMAN, Züleyha

    1991-01-01

     Bu araştırmada, Akkeçi oğlaklarında doğum ve sütten kesim ağırlıkları üzerine ana yaşı, cinsiyet, doğum şekli, ananın vücut ağırlığı ve bunlara ek ola rak oğlakların doğumdaki ağırlıklarının sütten kesim ağırlığına etkileri incelenmiştir. Araştırmanın ma teryalini Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü' nde yetiştirilen çeşitli yaştaki Akkeçiler ve bunlardan elde edilen oğlaklar oluşturmuştur. Yapılan önem kontrolleri sonucunda; oğlakların doğum ağ...

  12. Sağlık Kuruluşu Çalışanlarının (Hemşire Motivasyonlarını Belirleyici Faktörler Üzerine Bir Araştırma(A Research on Determinant Factors of Motivation among Health Institutions’ Staff (Nurses

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bilge DOĞANLI

    2014-06-01

    Full Text Available Today, the most frequently used tool that is utilized within the operations of the institutions in order to make them productive and effective is motivation. An institution’s success depends on the employee’s occupational knowledge, skills and enthusiasm. State hospitals are institutions which bring many different occupations together in order to meet the health needs of the society. It is obvious that one of the most important factors which affect the success of these institutions is motivating the employees in accordance with the aims and goals of the institution. Within this study, it is aimed to determine the factors that affect the motivation of the nurses working at the Muğla State Hospital. The questionnaire is applied to 117 of 476 nurses working at the hospital. In the analysis of data; average, stantard deviation, factor analysis, and chi square tests are used. As a result of factor analysis, 20 different motivation tools are grouped under 7 factors. At the end of the tryouts, it is observed that harmony in work between employees & administrators and improvement of working conditions of the nurses bear significance for occupational satisfaction.

  13. Kargo Kullanıcılarının Önem Verdikleri Faktörlerin, Kargo Firmaları Tarafından Başarım Düzeylerinin İncelenmesi / The Achievement Level of Factors which Cargo Users Care about by Cargo Companies

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali Çağlar Çakmak

    2017-10-01

    Full Text Available Abstract The service which is provided by courier companies that we often use in our daily life has a great importance for their customers. To deliver a received or sent cargo on time without having damage is one of the most effective factors that comprise this importance. From this point of view, the main purpose of this study is to determine the services that the customers set great care about and to find out to what extent can the courier companies fulfill these demands. For this purpose, in this study the evaluation of the companies by the customers are assessed by using importance-performance analysis. According to the obtained results, the factors which the customers set care the most are; “delivering the post without any deficiency”, “not to open” and “delivering to designated address”. The least important factors are; “to ask help while carrying the cargo”, “the physical conditions of the company” and “applying existing campaigns”. When we look at the courier companies, through the most preferred three companies: Yurtiçi Cargo, Aras Cargo and PTT Cargo, “PTT Cargo” has the highest performance average while “Yurtiçi Cargo” has the lowest.   Öz Günlük hayatımızda sıklıkla kullandığımız kargo firmalarının verdikleri hizmet, bu hizmeti alan kullanıcıları için büyük önem arz etmektedir. Gönderilen veya alınan kargonun zamanında teslim edilmesi, herhangi bir hasar görmemesi de bu önemin oluşmasındaki en etkili unsurlardandır. Buradan hareketle bu çalışmanın ana amacı, kullanıcıların en çok önem verdikleri hizmetlerin belirlenmesi ve çalıştıkları kargo firmalarının bu hizmetleri ne ölçüde yerine getirebildiklerinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaçla, bu çalışmada kullanıcıların kargo firmalarını değerlendirmeleri önem-başarım analizi kullanılarak ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre kullanıcıların en çok önem verdiği unsurlar; gönderinin eksiksiz teslimi, açılıp kurcalanmaması ve belirtilen adrese teslimidir. En az önem verdiği unsurlar ise; kargo taşınırken müşteriden yardım istenmesi, firmanın fiziksel koşulları ve mevcut kampanyaların uygulanmasıdır. Kargo firmalarına bakıldığında, en çok kullanılan üç kargo firmasında (Yurtiçi kargo, Aras kargo, PTT kargo başarım ortalaması en yüksek PTT kargo iken, en düşük olan Yurtiçi kargodur.

  14. Factors Affecting the Level of Test Anxiety among EFL Learners at Elementary Schools/İngilizceyi Yabancı Dil olarak Öğrenen İlköğretim Öğrencilerinde Yabancı Dil Kaygısını Etkileyen Faktörler

    OpenAIRE

    Aydın, Assoc.Prof.Dr.Selami

    2013-01-01

    Many studies on test anxiety among adult language learners have been performed, while only a few studies have dealt with overall test anxiety. In addition, these studies do not specifically address test anxiety in foreign language learning among elementary school language learners. Thus, this study aims to investigate the level of test anxiety among young learners of English as a foreign language (EFL) and the relationship between test anxiety and factors such as gender, age, grade, achieveme...

  15. BALIKLARDA KAN GLUKOZUNU ETKİLEYEN BAŞLICA FAKTÖRLER

    OpenAIRE

    ÇELİK, Ekrem Şanver; ASLAN, Ayhan; ALPARSLAN, Mustafa

    2008-01-01

    Balıklarda kan glukoz düzeyini çevresel ve biyolojik faktörler önemli derecede etkileyebilmektedir. Biyolojik faktörlerin başında balık türü, populasyon, üreme ve cinsiyet gelirken çevresel faktörlerin başında ise suyun özellikleri, sudaki toksik ve kirletici maddeler, mevsim ve yıllık döngü gelmektedir. Balıklarda gözlemlenen kan değerlerinin doğru bir şekilde yorumlanması için onları etkileyen faktörlerin bilinmesi ve göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu makalede, başlıca faktörlerde...

  16. Ennekõike insener / Kertu Ruus

    Index Scriptorium Estoniae

    Ruus, Kertu, 1977-

    2008-01-01

    Internetifirma Yahoo! kaasasutaja ja tegevjuhi Jerry Yangi elust ja karjäärist. Vt. samas: CV; Fakte; Tudengite hobi osutus populaarseks ja lennutas mehed tippu. Kommenteerivad Danny Sullivan ja Miguel Helft

  17. Mr Bean külvab taas segadust - sedapuhku Prantsusmaal puhates / Triin Tael

    Index Scriptorium Estoniae

    Tael, Triin

    2007-01-01

    Koomik Rowan Atkinsoni loodud ja kehastatud Mr Beani tegelaskujust seoses filmi "Mr Beani puhkus" esilinastumisega. Lisaks fakte "Mr Beani lood on jõudnud 250 riiki" ja "Menukoomik vajus musta masendusse"

  18. Mida õppida vanalt healt Inglismaalt? / Margit Sutrop

    Index Scriptorium Estoniae

    Sutrop, Margit, 1963-

    2002-01-01

    Filosoofiaprofessor Margit Sutrop kirjutab teenindajate lojaalsusest. Autorit hämmastab fakt, et presidendi kantselei peakokk räägib leheveergudel sellest, kuidas presidendi perekond mingit sööki omavahel "möksiks" nimetab

  19. Marina Kaljurand - Eesti hääl Moskvas / Marina Kaljurand ; interv. Margus Saar

    Index Scriptorium Estoniae

    Kaljurand, Marina, 1962-

    2007-01-01

    Eesti suursaadik Moskvas vastab küsimustele, mis on seotud saatkonna ees toimunud meeleavaldustega, saatkonnas valitsenud olukorraga, ajalehe Argumentõ ja Faktõ pressikonverentsil juhtunuga, suursaadiku puhkuselelubamisega, Eesti-Vene suhetega

  20. Johnny Depp : "Sellise lõbu eest raha saamine on peaaegu et kriminaalne!" / Triin Thalheim

    Index Scriptorium Estoniae

    Thalheim, Triin, 1982-

    2006-01-01

    Näitlejast seoses tema rolliga äsja esilinastunud Gore Verbinski piraaditriloogia teises filmis "Kariibi mere piraadid : Surnud mehe aardekirst" : Ameerika Ühendriigid 2006. Lisaks tutvustus ja filmitegemise fakte ""Kariibi mere piraatide" inspiratsiooniks oli Disneylandi atraktsioon"

  1. Lufthansa lennukihooldus võib tulla Eestisse / Sirje Niitra

    Index Scriptorium Estoniae

    Niitra, Sirje, 1948-

    2005-01-01

    Lennukite hooldusfirma Lufthansa Technik kaalub, kas teha hiigellennukite Airbus'ide tehnohoolduskeskus Tallinnasse Dvigateli territooriumile. Lisad: Fakte Lufthansa Techniki kohta; Airbus 380 on maailma suurim lennuk. Vt. samas: Priske: Lufthansa tulek oleks meile kasulik

  2. Tallinki laeva ehib kuue jalaga lehm / Toivo Tänavsuu

    Index Scriptorium Estoniae

    Tänavsuu, Toivo

    2006-01-01

    Valmimas on suurim Läänemerel seilav reisilaev Galaxy, mis hakkab sõitma alates suvest Tallinna ja Helsingi vahet. Lisad: Enn Pandi idee: loomad laevale; Alustatud on veel ühe laeva tegemist; Fakte Galaxyst

  3. Proposed Stalin statue causes outrage / Milda Seputyte

    Index Scriptorium Estoniae

    Seputyte, Milda

    2005-01-01

    Teade Jossif Stalini uue kuju avamisest 9. mail Moskva pidustustel võib mõjutada Leedu presidendi Valdas Adamkuse otsust Moskvasse sõitmise suhtes. Lisa: Fakte riigijuhtide osalemise kohta 9. mail pidustustel

  4. Eesti esimene välismaalasest advokaat tegi partneriks naisadvokaadi / Airi Ilisson

    Index Scriptorium Estoniae

    Ilisson, Airi, 1980-

    2005-01-01

    Advokaadibüroost Sorainen Law Offices. Lisad: kui palju maksab advokaadi tund? ; riik ostis õigusabi 1,1 miljoni krooni eest ; fakte advokaadibüroo Sorainen Law Offices kohta ; miljonid kroonid dividendideks

  5. Sidney Poitier sillutas mustanahalistele staaridele teed / Triin Tael

    Index Scriptorium Estoniae

    Tael, Triin

    2007-01-01

    20. veebr. täitub 80. eluaastat esimesel mustanahalisel filminäitlejal, kes võitis oma rolliga Oscari. Näitlejast, tema rollidest. Lisaks fakte "Esimene mustanahaline meespeaosatäitja Oscari laureaat"

  6. President Andrus Aljase ohtlik lend / Paavo Kangur

    Index Scriptorium Estoniae

    Kangur, Paavo, 1966-

    2009-01-01

    Estonian Airi president ja juhatuse esimees Andrus Aljas ettevõtte arengustsenaariumitest ja tegevusplaanidest järgmisteks aastateks. Estonian Airi positsioonist lennuturul. Vt. samas: Andrus Aljas; Fakte; Andrus Aljas: minu tööpäev

  7. Inga Kuusik vallutas tippe Kõrgõzstanis / Heli Talinurm

    Index Scriptorium Estoniae

    Talinurm, Heli

    2007-01-01

    Saku Õlletehase uus finantsdirektor tööst tubakatootja Imperial Tobacco Grupi Kesk-Aasia regiooni finantsdirektorina Kõrgõzstanis, kohalikest inimestest ja töökultuurist. Lisa: Fakte Kõrgõzstani kohta

  8. Rauno Pukonen : Meie toodangut armastatakse, meid endid mitte / Rauno Pukonen ; interv. Svea Talving

    Index Scriptorium Estoniae

    Pukonen, Rauno

    2004-01-01

    Farmaatsiafirmast Eli Lilly, ravimifirmade madalast mainest. Eli Lilly filiaali juhi sõnul ei lase väike turg ja tagasihoidlik kompensatsioon võimalikku ravimivalikut Eestisse tuua. Lisa: Fakte ettevõttest

  9. Euroraha investeerimine Eesti tööturule = EU investment in the Estonian labour market / Kerli Lorvi

    Index Scriptorium Estoniae

    Lorvi, Kerli

    2006-01-01

    Riiklikku arengukava meedet "Võrdsed võimalused tööturul" rahastatakse Euroopa Sotsiaalfondist aastatel 2004-2006 kokku 413 miljoni krooni ulatuses, programm EQUAL. Lisad: Majanduslik aktiivsus 15-64-aastaste hulgas, 1997-2005; Kõnekaid fakte

  10. Helena Jonsdottiri tantsud kaameraga / Helena Jonsdottir ; interv. Margit Tõnson

    Index Scriptorium Estoniae

    Jonsdottir, Helena

    2005-01-01

    Tartu vanglas filmitud tantsufilm "Teine" ("Another"), režissöör Rene Vilbre. Islandi koreograaf ja stsenaariumi autor Helena Jonsdottir räägib filmi tegemisest, lisatud fakte koreograafi loomingust

  11. Rahvusvaheline mees Mart Laar = Mart Laar, international man / Ingvar Bärenklau

    Index Scriptorium Estoniae

    Bärenklau, Ingvar, 1967-

    2006-01-01

    Eesti ekspeaministri Mart Laari uutest väljakutsetest pärast Milton Friedmani nimelise auhinna saamist. Lisad: Fakte Mart Laari kohta; Teised Mart Laarist. Vt. samas: Laar soovitab suvisel Eestimaal ringi sõita

  12. Simpsonid väisavad Rakveret / Andry Ervald

    Index Scriptorium Estoniae

    Ervald, Andry

    2007-01-01

    Matt Groeningi loodud perekond Simpsonite seriaalist "The Simpsons" Simpsonite täispika filmini "Simpsonite film". Lisaks "Huvitavaid fakte seriaalist", "Dialooge seriaalist", "Kuus küsimust kummalise perekonna kohta"

  13. Valveiraanlane / Mari Laaniste, J[aan] R[uus

    Index Scriptorium Estoniae

    Laaniste, Mari, 1977-

    2010-01-01

    Koomiksikunstnik Marjane Satrapi koomiksiraamatu põhjal on tema ise ja režissöör Vincent Paronnaud lavastanud joonisfilmi "Persepolis" (Prantsusmaa-USA 2007). Fakte M. Satrapist (kirja pannud J. R.)

  14. PÖFFil ärkab ellu ooperifantoom / Immo Mihkelson

    Index Scriptorium Estoniae

    Mihkelson, Immo, 1959-

    2004-01-01

    Tallinna VIII Pimedate Ööde Filmifestivali avalöögiks on kontsertlinastus USA 1925.a. õudusfilmist "Ooperifantoom", mida saadab Carl Davise muusika Vanemuise Sümfooniaorkestri esituses Timothy Redmondi juhatusel. Lisatud "Fakte PÖFFist"

  15. TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNDE FİNANSAL GÜÇ DERECELERİNİN TAHMİNİNDE YAPAY SİNİR AĞLARI VE ÇOK DEĞİŞKENLİ İSTATİSTİKSEL ANALİZ TEKNİKLERİNİN PERFORMANSLARININ KARŞILAŞTIRILMASI

    OpenAIRE

    BOYACIOĞLU, MELEK ACAR; KARA, YAKUP

    2007-01-01

    Finansal güç derecelendirmesi (financial strength rating), bir bankanın temel finansal gücünü gösterir. Burada amaçlanan bir bankanın temel finansal gücünün dış faktörlerin değerlendirme harici bırakılması suretiyle ölçülmesidir. Dış faktörler, bankanın faaliyet çevresinden kaynaklanabileceği gibi, koruyucu nitelikteki dış destek mekanizmalarının varlığı ile de bağlantılı olabilir. Yapılan değerlendirme ile bankanın, koruyucu dış faktörlerden tamamen arındırılmış derecelendirmesi nasıl olurdu...

  16. Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Eğitimde Motivasyon Düzeylerinin Ölçülmesi: Ortaca Meslek Yüksekokulu Örneği

    OpenAIRE

    Gürdoğan, Arzu

    2012-01-01

    Çalışma, turizm bölümü öğrencilerinin akademisyenlik mesleğine ilişkin motivasyon düzeylerinin belirlenmesi amacını taşımaktadır. Araştırma tekniklerinden anket kullanılmıştır. Araştırmada, istatistiksel testlerin analizinde SPSS for Windows 15.0 paket programından yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde güvenilirlik, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, korelasyon ve faktör analizi testleri kullanılmıştır. Faktör analizi sonucunda dört faktör elde edilmiştir. Sonuç olarak,...

  17. Girişimcilik Eğiliminde Kişilik Özelliklerinin Önemi

    OpenAIRE

    Bozkurt, Öznur

    2006-01-01

    Bu çalısmada, girisimci ve girisimcilik kavramları tanımlanmakta, girisimciyi desteklemenin ve girisimci kisilik özelliklerini gelistirmenin önemine deginilmektedir. Girisimcilerin önemli kisilik özellikleri, girisimciligi etkileyen demografik, sosyal ve psikolojik faktörler detaylı olarak anlatılmakta, girisimciligi etkileyen faktörler ve girisimci kisilik özellikleri arasındaki iliskiler incelenmektedir. Ayrıca girisimci kisiligin tanımı yapılmakta ve risk alma, yenilikleri kabul, belirsizl...

  18. Dental erozyon

    NARCIS (Netherlands)

    Özen, B.; Yönel, N.; Çetiner, S.

    2015-01-01

    Dental erozyon, plak içermeyen diş yüzeyleri üzerinde içsel ve dışsal asitlerin veya şelatların etkileriyle oluşan kimyasal bir aşınmadır. İçsel ve/veya dışsal kaynaklar nedensel faktörler olarak tanımlanırken tükürük ve pelikıl gibi biyolojik faktörler, yeme ve içme alışkanlıkları ve ağız hijyeni

  19. Kõik tänapäeva noored ei ole sellised!

    Index Scriptorium Estoniae

    2008-01-01

    Sass Henno romaan "Mina olin siin. Esimene arest", Rene Vilbre mängufilm "Mina olin siin". Film ja raamat "Mina olin siin" on tekitanud arutelu : kas tõesti on noorus hukas!? Filmi sündmustiku reaalsuse kohta avaldavad küsitluses oma arvamuse Leo Suik, Merily Kihuoja, Janika Hendrikson, Gert Gurjev ja Arto Vaha. Lisaks fakte raamatu ja filmi kohta

  20. Eestlane saab tööd ka Mustal Mandril / Reelika Võsang

    Index Scriptorium Estoniae

    Võsang, Reelika

    2005-01-01

    Heategevusorganisatsiooni Humana People to People projektidega on võimalik liituda igaühel, kes ei karda väljakutseid, pingelist koolitust ja tööd ning soovib teisi aidata. Samas räägib vabatahtliku elust Aafrikas Jana Teppih. Lisa: Fakte aidsist

  1. Katalekte. Breyten Breytenbach. Kaapstad: Human & Rousseau ...

    African Journals Online (AJOL)

    I. Katalekte vorm 'n drieluik met Breyten Brey- tenbach se vorige twee bundels, Die wind- vanger en Die beginsel van stof. Die woord- goëlaar en oëverblinderaar is hier aan die woord in 'n bundel wat die subtitel dra: “arte- fakte vir die stadige gebruike van doodgaan”. By Breytenbach is die ewige verbintenis tussen.

  2. Nobeli rahupreemia pälvisid tuumarelva leviku takistajad / Kaivo Kopli

    Index Scriptorium Estoniae

    Kopli, Kaivo

    2005-01-01

    Selle aasta Nobeli rahupreemia pälvisid Rahvusvaheline Aatomienergiaagentuur ja selle juht Mohamed ElBaradei. Norra Nobeli komitee selgitusest. Lisa: Fakte Nobeli rahupreemiast. Kommenteerivad: Terumi Tanaka, Shimon Peres, Hamid Reza Asefi, Aida ElBaradei, Hans Blix. Vt. samas: Õigusteadlasest tuumarelvade jahtija eelistab läbirääkimisi

  3. KGB skandaal lämmatab Itaalia peaministrit / Heiki Suurkask

    Index Scriptorium Estoniae

    Suurkask, Heiki, 1972-

    2006-01-01

    FSB kindralpolkovnik Anatoli Trofimov olevat kinnitanud Itaalia peaministri Romano Prodi sidemeid KGB-ga. Autori väitel kuulis itaallane Mario Scaramella Aleksandr Litvinenkolt ilmselt uusi fakte R. Prodi kohta. M. Scaramella organismist leiti jälgi poloonium 210 isotoopidest, polooniumi jäljed viivad Moskvasse. Lisa: Mürgitamise uurimine Venemaale

  4. Struktuurireform muutis töö tõhusamaks = Structural reform makes work more effective / Aljona Mändlo

    Index Scriptorium Estoniae

    Mändlo, Aljona

    2006-01-01

    Tööturuameti ja tööhõiveametite haldussuutlikkuse tõstmiseks käivitatud projektist, struktuuri ja koosseisude muutustest. Vt lisad: Aktiivsed tööturumeetmed, toetuste saajate arv 1995-2005; Aktiivsed tööturumeetmed, koolitusel ja nõustamisel osalenute arv 1995-2005; Kõnekaid fakte

  5. Kas Soome on paha maa? / Aku Louhimies ; interv. Margit Tõnson

    Index Scriptorium Estoniae

    Louhimies, Aku

    2006-01-01

    Vestlus soome režissööriga tema festivalidel mitmeid auhindu saanud filmist "Paha maa" : Soome 2005. Režissöör filmib Niguliste kirikus stseene oma neljandasse filmi "Paljas mees". Lisaks fakte "Aku Louhimies - laia ampluaaga filmimees"

  6. India poliitikas lendavad kingad kergelt jalast / Evelyn Kaldoja

    Index Scriptorium Estoniae

    Kaldoja, Evelyn, 1980-

    2009-01-01

    India sisepoliitikasse on jätnud sügava jälje fakt, et Iraagi ajakirjanik Al Zaid heitis mullu 14. detsembril kinga USA lahkuva presidendi Georg W. Bushi pihta. Vt. samas: Al-Zaidi järgijaid maailmas

  7. R&D craves business involvement / Aleksei Gunter

    Index Scriptorium Estoniae

    Gunter, Aleksei, 1979-

    2005-01-01

    Eesti teadus- ja arendustegevus vajaks rohkem ettevõtete majanduslikku toetust. Kuigi Tartu Ülikoolis on alustatud paljusid teadusprojekte, tunnevad ettevõtted uute tehnoloogiate vastu vähe huvi. Tallinna Tehnikaülikool aga pikendas lepingut laevaehitusettevõttega BLRT Grupp. Lisa: Eesti teadus- ja arendustegevuse fakte

  8. Sõit teisel lainel / Villu Zirnask

    Index Scriptorium Estoniae

    Zirnask, Villu, 1966-

    2004-01-01

    Autor analüüsib Ida -Euroopa maade finants- ning majandusnäitajaid Euroopa Liidu kontekstis. Lisad: Fakte teise laine riikide kohta; Eesti ja teise laine riigid. Tabelid: Finantsturud ja intressimäärad; Eestis müüdavate fondide ülevaade

  9. Režissöör George Lucase loodud "Tähesõjad" elasid üle külma sõja / Andres Laasik

    Index Scriptorium Estoniae

    Laasik, Andres, 1960-2016

    2007-01-01

    Mängufilmide triloogia "Tähesõjad" ("Star Wars") esimene film esilinastus 30 aastat tagasi. Filmi tähendustest läbi aja, nõukogude tsensuurist, mis ei lubanud filmi NSV Liitu. Lisa : "Fakte "Tähesõdadest"

  10. Tšiili veinitegijad tulevad Eesti turgu pahupidi pöörama / Gerli Nõu

    Index Scriptorium Estoniae

    Nõu, Gerli

    2005-01-01

    Eestis viibis De Martino veinimaja meister Felipe Müller Tšiilist. Tšiili veinid on maailmas muutumas üha populaarsemaks, eksport kasvab igal aastal viiendiku võrra, veini valmistamiseks on riigis väga head looduslikud eeldused. Lisa: Huvitavaid fakte maailma veiniturust

  11. Ines Karu tantsis end raamatusse / Kais Allkivi

    Index Scriptorium Estoniae

    Allkivi, Kais

    2008-01-01

    USAs ilmus raamat kõhutantsust "Kõhutants tähistamas püha naiselikkust" ("Belly Dance Celebrating the Sacred Feminine"). Raamatu autor on Martha Elena Burns. Eestlannadest on raamatus Ines Karu ja tema trupikaaslane Janne Mõistus. Lisaks fakte Ines Karust "Pühendunud tantsule"

  12. Aasta tegu teadus- ja erialaraamatukogus / Ave Janu

    Index Scriptorium Estoniae

    Janu, Ave

    2010-01-01

    Teadusraamatukogu aasta teoks 2008 tunnistati RR-i virtuaalnäitus "Meie parlament ja aeg: fakte, sündmusi, dokumente, inimesi". Erialaraamatukogu aasta teo 2008 vääriliseks tunnistati nägemispuudega lugejatele heliteavikute automatiseeritud paljundamise ja posti teel laenutamise süsteem Eesti Pimedate Raamatukogus

  13. Reality show'd : teletööstuse päästerõngas / Neeme Raud

    Index Scriptorium Estoniae

    Raud, Neeme, 1969-

    2005-01-01

    Formaaditelevisioon tagab teleärimeestele praegustel majanduslikult ebakindlatel aegadel, kus reklaamiraha hulk teletööstuses on vähenenud ja telekanalite hulk suurenenud, suuri tulusid. Tõsielutelevisiooni arengust USA-s, selle populaarsuse põhjustest. Lisad: Fakte. Vt. samas: Eurosaavutus : seekord mitte Ameerikast!

  14. Tööturuasutuste võrgustik EURES = The European employment services network in Estonia / Heleri Hermanson

    Index Scriptorium Estoniae

    Hermanson, Heleri

    2006-01-01

    EURES (EURopean Employment Services) on Euroopa Komisjoni riiklike tööturuasutuste koostöövõrgustik. Eestlaste võimalustest leida tööd Euroopa Liidu liikmesmaades. Lisad: Töötu sotsiaalse kaitse kulutuste jaotus, 2005; Töötu sotsiaalse kaitse kulutused, 1994-2005; Kõnekaid fakte

  15. Information Need and Information Seeking Behaviour Bilgi Gereksinimi ve Bilgi Arama Davranışı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazan Özenç Uçak

    1997-12-01

    Full Text Available Information need is one of the cognitive needs of humankind. Information need causes information seeking behaviour and these concepts complement each other. Information need and information seeking behaviour are effected by many factors. It is necessary to know these factors in establishing the effective information centers and services. Bilgi gereksinimi insanın zihinsel gereksinimlerinden birisidir. Bilgi gereksinimi sonuçta bilgi arama davranışını ortaya çıkarmakta ve bu iki kavram birbirini tamamlamaktadır. Bilgi gereksinimi ve bilgi arama davranışı pek çok faktörden etkilenmektedir. Etkili bilgi merkezlen ve hizmetleri kurabilmek için bu faktörlerin bilinmesi gerekmektedir.

  16. Kindrali saatus : Lavastus kindral Laidonerist jõuab Ameerika Ühendriikidesse / Mart Laar

    Index Scriptorium Estoniae

    Laar, Mart

    2008-01-01

    Mart Kivastiku lavastusest "Sõdur" - Johan Laidoneri viimastest aastatest. Etendust mängitakse New Yorgis, Baltimores, Chicagos ja Los Angeleses New Yorgi Eesti Kultuuripäevade 2008 raames. Artikkel sisaldab eluloolisi andmeid Johan Laidonerist, tema naisest Mariast, Konstantin Pätsist ja August Reist ning fakte NSV Liidu ettevalmistustöödest terrori vallandamiseks, rahvusliku eliidi kavakindlaks hävitamiseks juba enne Eesti okupeerimist

  17. Bussijuhtide kindrali rasked päevad / Peep Peterson ; interv. Tanel Raig

    Index Scriptorium Estoniae

    Peterson, Peep, 1975-

    2007-01-01

    Eesti Transpordi- ja Teetöötajate Ametiühingu esimees Peep Peterson vastab bussijuhtide ja tööandjate vahelisi lahkhelisid, ametiühinguliikumist ning kokkuleppe sõlmimist puudutavatele küsimustele. Kommenteerivad: Villem Tori. Streikija iseloomuga raske vastane; Henn Pärn. Peterson saavutas maksimumide maksimumi; Harri Taliga. Ametiühingu liidritel erinevad arusaamad. Lisa: Fakte eluloost

  18. Teadus- ja erialaraamatukogudel oma päev ja aasta teo auhind / Kristina Rallmann

    Index Scriptorium Estoniae

    Rallmann, Kristina

    2008-01-01

    Esimene teadus- ja erialaraamatukogude päev toimus 22. oktoobril 2008 Tallinna majanduskoolis, teadusraamatukogu aasta teo auhind läks RR-i virtuaaalnäitusele "Meie parlament ja aeg: fakte, sündmusi, dokumente, inimesi" ning erialaraamatukogu aasta teo auhind Eesti Pimedate Raamatukogu töörühmale heliteavikute CD-plaatidele automatiseeritud paljundamise ja posti teel laenutamise süsteemi eest

  19. Ovoshtshnoje ragu iz "Karnavalnõhh notshei"

    Index Scriptorium Estoniae

    2006-01-01

    Režissöör Eldar Rjazanov on teinud oma kultusfilmile "Karnevaliöö" uue 50 aastat hilisemasse aega, s.o. tänapäeva, toodud variandi "Karnevaliöö 2 ehk 50 aastat hiljem". Kes näitlejatest kehastab keda ja muid huvitavaid fakte. Uue variandi "Karnavalnaja notsh na Intere" on juba loonud ukraina kineastid. Aga kõigis kolmes filmis laulab Ljudmila Gurtshenko oma kuulsat laulu "Pjat minut"

  20. Kommivabriku aura jääb Tondile. Ideid Kalevi kvartali tulevikuks / Piret Peensoo

    Index Scriptorium Estoniae

    Peensoo, Piret

    2003-01-01

    Tallinnas Järvevana tee ja Pärnu maantee vahelise ala ruumilise planeerimise ideeprojekti avalik arhitektuurikonkurss, võitjad Nikolai Volkov ja Liis Sagadi, 2. koht - Irina Raud, Toomas Tammis, Tarmo Teedumäe, Karl Luik, Renee Puusepp, 3. koht - Veronika Valk. Laste Maailma Galeriis võistlusprojektide näitus "Magus urbanism". Fakte kommivabriku "Kalev" ajaloost. Vabrik jätkab tööd Rae vallas Põrguväljal

  1. Indrek Saar kehastub Pilistveres Rasputiniks / Aarne Mäe

    Index Scriptorium Estoniae

    Mäe, Aarne, 1967-

    2008-01-01

    7. aug. esietendub Pilistvere vanas rehehoones Ain Saviaugu kirjutatud ja lavastatud suvetükk "Rasputin". Suvelavastuse tõi välja Põltsamaa Teater Ellunäod koos professionaalsete näitlejatega. Nimiosas mängib näitlejast riigikogulane Indrek Saar. Lisaks lühike intervjuu lavastajaga "Lavastaja Ain Saviauk : "Ajalugu on karm" ja fakte Rasputinist - "Grigori Jefimovitsh Rasputin-Novõhh"

  2. TERMAL TURİZMDE TÜKETİCİ SATIN ALMA DAVRANIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN BELİRLENMESİ: GÖNEN ÖRNEĞİ - DETERMINATION OF THE FACTORS AFFECTING CONSUMER PURCHASE BEHAVIOR IN THERMAL TOURISM

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet İLBAN

    2012-11-01

    Full Text Available Özet:Günümüzde turistik bölgeler arasında yaşanan yoğunrekabet, tüketicilerin satın alma davranışlarını etkileyebilmeyi,buna bağlı olarak benzersiz bir ürün yaratmayı ve ürününfarklılığını ortaya koyabilmeyi son derece önemli halegetirmiştir. Bu durum turistik bölgenin turist sayısı ve eldeedeceği gelir düzeyini de yakından ilgilendirmektedir.Dolayısıyla, tüketiciler açısından turistik bölge tercihinde satınalma davranışını etkileyen faktörlerin öncelikle nelerolduğunun tespiti ve tüketicilerin belirli özelliklerine görehedef pazarların belirlenmesi bu çabaları yerine getirmedemuhakkak ki oldukça önemli katkılar sağlayacaktır. Bunoktadan hareketle, demografik özelliklerine göre termalturizme yönelik tüketicilerin satın alma davranışlarınıetkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla bir anket çalışmasıuygulanmıştır. Anketlerden elde edilen verilerden hareketle,turistik tüketicilerin satın alma davranışlarını etkileyenfaktörlerin öncelik sırasına göre şu şekilde sıralanmıştır;pazarlama çabaları, ekonomik faktörler, sosyal faktörler,psikolojik faktörler ve kişisel ve kültürel faktörler. Ayrıcaaraştırmada, turistik tüketicilerin demografik özelliklerinegöre satın alma davranışlarını etkileyen faktörleri algılamalarıarasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur.Abstract:Today, fierce competition among the tourist areasmade affecting buying behavior of the consumers andcorrespondingly creating a unique product and putting forththe difference of the product extremely important. This case isa particular concern to tourist number of the tourist area andthe income level. Hence, firstly, from the perspective of touriststo choose a tourist place, determination of the factors affectingthe buying behaviors of the consumers and specifying thetarget markets according to the certain features of theconsumers, will make a significant contribution

  3. The Origin of Tektites

    Science.gov (United States)

    OKeefe, J. A.

    1960-01-01

    Tektites are probably extraterrestrial, rather than the result of heating some terrestrial materials, because they are a chemically homogeneous group with definite peculiarities (high silica, excess of alkaline earths over alkalis, excess of potash over soda, absence of water), and because some of them (the australites) appear to have undergone ablation in flight through the atmosphere. Since comparatively slow heating is required to explain the liquefaction of the tektite material, it is suggested that the tektites arrived along orbits which were nearly parallel to the surface of the earth, and which resulted from the decay of the orbit of a natural satellite. The great meteor procession of February 9, 1913, is an example of such an object. Comparison with the reentry phenomena of the artificial satellite 1957 Beta suggests that the 1913 shower consisted of a single large stone weighing about 400 kilograms, and a few dozen smaller bodies weighing about 40 grams each, formed by ablation from the larger body. It is shown that under the observed conditions considerable liquid flow would be expected in the stone, which would be heated to about 2100 K. Objects falling from such a shower near the perigee point of the orbit would have a considerable distribution along the orbit as a result of slight variations in height or drag coefficient. The distribution in longitude would be made wider by the turning of the earth under the orbit during the time of fall. The ultimate source of the body which produces a tektite shower is probably the moon, which appears, by virtue of its polarization and the phase distribution of the returned light, to contain high-silica materials. It is suggested that the Igast object alleged to have fallen in 1855 is in fact genuine and represents an unmelted portion of the lunar crust.

  4. Altındere Vadisi Milli Parkı kullanıcılarının rekreasyonel memnuniyetinin belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özge Volkan AKSU

    2017-07-01

    Full Text Available Bu çalışma; Altındere Vadisi Milli Parkı kullanıcılarının rekreasyonel memnuniyetinin belirlenmesi amacı ile 2015 yılı yaz dönemi milli park alanında, 308 yerli kullanıcı ile yapılan anket çalışmalarını kapsamaktadır. Anket soruları ile kullanıcılarının bazı kişisel özellikleri, kullanım tercihleri, katıldıkları rekreasyonel etkinlikler, geliş amaçları, alan tercihleri, genel ve beklenen memnuniyetleri, alan farkındalığı, kullanıcı memnuniyet ve memnuniyetsizlik durumunu etkileyen faktörler ve bu faktörlerle kullanıcıların bazı kişisel özellikleri arasındaki ilişkiler istatistiksel yöntemlerle irdelenmiştir. Sonuç olarak; “milli parkın doğal ve kültürel peyzaj değerleri, görsel kalite”, “alandan aktif olarak yararlanma isteği”, “alandan pasif olarak yararlanma isteği”, “macera ve kendini keşfetme”, “açık hava aktivite olanakları”, “sosyalleşme”,  “ulaşılabilirlik ve alan kullanımı” olarak tanımlanabilecek faktörlerin alandaki kullanıcı memnuniyeti üzerinde etkili olduğu, yine; “planlama-tasarım sorunları”, “donatı elemanı eksikliği, yönetim”, “taşıma kapasitesinin aşılması-kalabalık, gürültü kirliliği”, “çevre-görüntü kirliliği, alt yapı-bakım eksikliği”, “bilgi eksikliği ve yönetim” olarak tanımlanabilecek faktörlerin ise kullanıcı memnuniyetsizliği üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Kullanıcıların genel memnuniyet ve beklentilerinin karşılanma durumu orta düzeydir. Kullanıcıların memnuniyet faktörlerinin, geldiği yerin milli parka uzaklığı ve eğitim, memnuniyetsizlik faktörlerinin ise geldiği yerin milli parka uzaklığı, cinsiyet ve yaş olarak belirlenen etmenlerden etkilendiği saptanmıştır.

  5. KALİTE YÖNETİM SİSTEMİNE SAHİP ORMAN ÜRÜNLERİ SANAYİ İŞLETMELERİNDE ÇALIŞAN PERFORMANSINI ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLER BAKIMINDAN İNCELENMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aytaç AYDIN

    2016-10-01

    Full Text Available Öz Endüstriyel üretim sistemlerinde birçok açıdan değerlendirilmesi gereken özelliklere sahip olan çalışanın başarısı, onun çalışmasını etkileyecek olan unsurların analizi ve uygun koşullara getirilmesi ile sağlanabilir. Bu amaçla çalışan performansını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve geliştirici tedbirlerin alınması işletmeler için vazgeçilemeyecek unsurlar arasındadır. Bu çalışma kapsamında orman ürünleri sanayinde çalışan performansını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörlerin bazı demografik özellikler bakımından farklılaşma durumları araştırılmıştır. Anket verileri SPSS 16.0 ve AMOS 16.0 istatistik paket programlarında yer alan doğrulayıcı faktör analizi ve varyans analizi ile değerlendirilerek sonuçlar ortaya koyulmuştur. Sonuç olarak, orman ürünleri sanayinde çalışan performansını etkileyen faktörlerin stres, motivasyon, çalışma ortamı, iş koşulları ve iş doyumu olduğu belirlenmiştir. Bununla beraber belirlenen performans faktörlerinin cinsiyet, yaş, pozisyon ve toplam çalışma süresine göre farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Abstract The success of employees, which has the features needed to evaluate in many respects in industrial production systems, can be achieved by analysis of the elements affecting its study and bringing appropriate conditions. For this purpose, the determination of factors affecting employee performance and taking the improving precautions is among the indispensable elements for businesses. In this study, determination of factors affecting employee performance in the forest products industry and differentiation status in terms of some demographic characteristics of these factors was investigated. The survey data were evaluated by using the confirmatory factor analysis and analysis of variance located in SPSS 16.0 and AMOS 16.0 statistical software package, and the results were revealed. As a

  6. BİREYLERİN FUTBOL TARAFTARI OLMASINI ETKİLEYEN GÜDÜLER İLE SADAKAT ARASINDAKİ İLİŞKİ: FENERBAHÇE TARAFTARLARI ÜZERİNE BİR UYGULAMA-THE RELATIONSHIP BETWEEN MOTIVATION, WHICH PROMPTS INDIVIDUALS TO BE SOCCER FANS, AND LOYALTY: A STUDY ON FENERBAHCE FANS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gülberk GÜLTEKİN SALMAN

    2012-06-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, bireyleri futbol izleyicisi ve taraftarı olmaya motive eden güdüler ile, Fenerbahçe taraftarlarının takımlarına yönelik sadakati arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Sadakat davranışsal ve tutumsal olarak iki boyut halinde incelenirken, motivasyon değişkeni 8 boyut (ekonomi, kaçış, gruba bağlılık, aile, hoş gerilim (eustress, özdeğerlilik (self-esteem, estetik ve eğlence olarak  incelenmiştir. Araştırma için 796 Fenerbahçe taraftarına anket uygulanmıştır. Motivasyon boyutları faktör analiziyle test edilip yeni 4 faktör (heyecanı paylaşım, haz alma, estetik ve eğlence yaratılırken, sadakat ile motivasyon faktörleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca sadakat ve motivasyon faktörleri demografik değişkenler ile test edilmiş ve farklılıklar araştırma bulgularında belirtilmiştir.-The purpose of this study is to explore the relations between motives that impact individuals to be soccer spectators and fans and loyalty toward Fenerbahçe soccer team. Loyalty is measured in both behavioral and attitudinal dimensions; on the other hand motivation has eight dimensions including economic, escape, group affiliation, family, eustress, self-esteem, aesthetics, and entertainment. 796 Fenerbahçe fans were surveyed for this study. Motivation dimensions were included in factor analysis and four dimensions were finalized for Fenerbahçe fans including sharing excitement, having pleasure, aesthetic and entertainment. The motivation factors and loyalty have a significant relationship. Loyalty and motivation factors have also been tested with demographics and findings are included in the study.

  7. BAFRA BALIK GÖLÜ'NDE YAŞAYAN HAVUZ BALIĞI,Carassius gibelio (BLOCH, 1782'NUN KONDİSYON FAKTÖRÜ VE BOY-AĞIRLIK İLİŞKİSİNİN BELİRLENMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Derya BOSTANCI

    2009-02-01

    Full Text Available Özet: Bu çalışmada, Bafra Balık Gölü'ndeki Havuz balığının (Carassius gibelio kondisyon faktörü ve boy-ağırlık ilişkisini belirlemek amacıyla, Ocak 2000-Eylül 2002 tarihleri arasında aylık olarak örneklenen 173 birey incelenmiştir. Populasyonda 168 ♀ (% 97.11, 5 ♂ (% 2.89 birey bulunmaktadır. Populasyonun çatal boy dağılımı 16.9-30 cm arasında, ağırlık dağılımı ise 125-730 g arasında değişmiş, boy-ağırlık ilişkisi W = 0.0265 L2,978 olarak hesaplanmıştır. Kondisyon faktörü ise 1.976–3.776 arasında değişmiş ve ortalama kondisyon faktörü 2.494±0.018 olarak belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Carassius gibelio, Kondisyon faktörü, Boy-ağırlık ilişkisi, Bafra Balık Gölü DETERMINATION OF CONDITION FACTOR AND LENGTH-WEİGHT RELATIONSHIP OF THE CRUCIAN CARP, Carassıus gıbelıo (BLOCH, 1782 INHABITING BAFRA FISH LAKE Abstract: In this study, it is examined the crucian carp (Carassius gibelio which is captured by montly sampling during the period of January 2000 to September 2002 in the Bafra Fish Lake to investigate for the condition factor and length-weight relationship. There are 168 ♀ (% 97.11, 5 ♂ (% 2.89 specimens in the population. The fork length distribution from 16.9 to 30 cm and weight varied between of 125 to 730 g; length-weight relationship was calculated as W = 0.0265 L2.978. Condition factors varied from 1.976 to 3.776 and the mean condition factors were determined as 2.494±0.018. Key words: Carassius gibelio, Condition factor, Length-weight relationship, Bafra Fish Lake

  8. Peynirde Tekstür Oluşumu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Celalettin Koçak

    2015-02-01

    Full Text Available Tekstür ve tat, peynirin kalitesini belirleyen en önemli iki faktördür. Bu nedenle, peynir teknolojisinde tekstür ve tat yönünden kabul edilebilir bir ürün elde edilmesi, esas amaç olmalıdır. Bunlardan tekstür reolojik bir özellik olup, tanımlanmasında, sertlik, yumuşaklık, ufalanırlık, gözeneklilik gibi terimler kullanılır.

  9. Bruksizm ve İmplant Başarısı: Literatür Derleme

    OpenAIRE

    YILDIZ, Kübra; KAHRAMANOĞLU, Erkut; KULAK ÖZKAN, Yasemin

    2016-01-01

    ÖzetAMAÇ: Derlememizin amacı implant destekli rehabilitasyonlarda meydana gelen farklı komplikasyonlara bruksizmin risk faktörü olarak etkisinin literatürlerle sistematik olarak değerlendirilmesidir.MATERYAL METOD: 10 Mart 2014’te elektronik arama moturunda, İngiliz literatüründeki bruksizm dental implant komplikasyon iliskisini konu alan calışmalar aşağıda açıklanan arama stratejileri dahilinde araştırılmıştır. Literatürler PICO arama kriterlerine uygun olarak incelendi: P, populasyon/proble...

  10. Power supply and ethics

    International Nuclear Information System (INIS)

    Anon.

    2004-01-01

    The 'Power Supply and Ethics' workshop was designed on the basis of a recommendation by the Nuclear Technology Committee (FA-KT) of VDI-GET. The topic is part of a series of events and publications by VDI in an area where engineering and the humanities converge. The Workshop comprised presentations and thorough discussions of seven papers on 'Power Supply and Ethics', reflecting a variety of contents and points of view of the different disciplines participating. The Workshop offered another opportunity to take the initiative and influence the public, especially politics. Other activities are planned which also the participants increasingly consider an obligation to the public. (orig.) [de

  11. WYKSZTAŁCENIE ABSOLWENTÓW ELEMENTEM KSZTAŁTOWANIA POZYCJI RYNKOWEJ UCZELNI

    OpenAIRE

    Szczepańska-Woszczyna, Katarzyna

    2004-01-01

    Przyjmując jako fakt powstanie i istnienie w Polsce rynku usług edukacyjnych na poziomie wyższym (koncepcja rynku edukacyjnego) należy traktować wykształcenie jako produkt rynkowy. W artykule przedstawiono wykształcenie jako produkt powstały w wyniku świadczenia usługi edukacyjnej, którego jakość kształtuje wizerunek uczelni, która ten produkt "wytworzyła". Miarą sukcesu uczelni jest pozycja jej absolwentów na rynku pracy. Katarzyna Szczepańska

  12. Kültürel Farklılıkların Yönetiminde İnsan Kaynakları Stratejilerinin Rolü: IKEA Örneği

    OpenAIRE

    HELVACIOĞLU, Nuray; ÖZUTKU, Hatice

    2014-01-01

    Bilginin kaynakları ve çok faktörlü verimlilik (MFP) üzerindeki etkileri Ar-Ge çalışmalarının ana hedefi olmuştur. Ancak, ülkelerin MFP seviyeleri bilgi stokları dışındaki faktörlere duyarlı oldukları görülmektedir ki bu dahil edilmeyen değişkenler ülkeler arasindaki MFP’nin farklılıklarının esaslarını, büyüme oranlarını açıklamada önemli olabilirler. Ar-Ge teorilerine rakip olan teoriler, verimliliği etkileyen diğer fakörler teklif etmişlerdir; beşeri sermaye, kamu altyapı yatırımları, ihrac...

  13. Yeni Ürün Geliştirme Takımlarında Güven ve Takım Öğrenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Volkan POLAT

    2018-01-01

    Full Text Available Farklı örgütsel seviyelerde güven ve öğrenme üzerine yapılan çalışmaların yanı sıra, güvenin takım bağlamında bilgi paylaşımı ve edinimi için önemli bir faktör olduğunu bildiren birtakım çalışmalar bulunmaktadır. Ancak bugüne kadar yeni ürün geliştirme takımlarında (new product development – NPD Takım Güveni ve Takım Öğrenmesi ilişkileri hakkında çok az tartışma yapılmıştır. Bu çalışma, Takım Güveninin, çeşitli takım faktörleri (Takım Üyesi Deneyimi, Takım İstikrarı ve Takım Otonomisi ve Takım Öğrenimi arasında arabuluculuk etkisi olup olmadığını incelemeyi amaçlamaktadır.

  14. Maternal ve fetal MBL2 genotiplerinin preterm doğumlarla ilişkisi

    OpenAIRE

    Taneri, Ayşe

    2009-01-01

    Yenidoğan döneminde, immün sistemin tam olarak gelismemesine bağlı karsılasılan komplikasyonlara ek olarak, yenidoğanın “prematüre” olması prenatal mortalite ve morbidite hızını arttıran baslıca faktördür. Görülme sıklığının %9 olması nedeni ile, günümüz perinatal tıbbının çözmeye çalıstığı ve çevresel, tıbbi ve kalıtsal faktörlerin rol oynadığı çoklu değisimlere bağlı bir yenidoğan sorunudur. Patogenezi aydınlatmaya yönelik yapılan çalısmalarda inflamasyonun gestasyonel sür...

  15. MÜŞTERİLERİN INTERNET BANKACİLİĞİNİ KULLANMASINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER: KAYSERİ İLİNDE BİR UYGULAMA

    OpenAIRE

    ÖZ, Mustafa

    2009-01-01

    Araştırmada, müşterilerin, internet bankacılığını kullanmasını etkileyen faktörler incelenmiştir. Araştırma kapsamında, önce mevcut literatür özetlenmiş, sonrasında Kayseri’deki tüketicilerin, internet bankacılığını kullanmasını etkileyen faktörleri belirleme amacıyla bir anket uygulaması yapılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, internet bankacılığını tercih edenler, genellikle daha genç, yüksek eğitimli ve yüksek gelir seviyesine sahip insanlardan oluşmaktadır. Internet bankacılığının tercih ...

  16. KONFEKSİYON ÜRETİMİNDE ÜRETİM PLANLAMASININ KUMAŞ GİDERLERİNE ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI

    OpenAIRE

    PAŞAYEV, Nazım

    2010-01-01

    Konfeksiyon ürünlerinin maliyetinin yarıya yakınını kumaş giderleri oluştururken kumaş giderlerinin de yaklaşık dörtte birini kumaş kayıpları oluşturmaktadır. Konfeksiyon üretiminde kumaş kayıplarının düşürülmesine yönelik olan bu çalışmada üretim planlamasının ve pastal planı hazırlamanın kumaş giderlerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla kumaş kayıplarını etkileyen faktörler analiz edilmiş, üretim planlama ile bağlı bazı faktörlerin kumaş kayıpları açısından oldukça etkili olduğu görülmü...

  17. Development of a Scale to Address the Acceptance and Use of Online Social Networking Sites for Instructional Purposes [Çevrimiçi Sosyal Ağların Öğretim Amaçlı Kabul ve Kullanımı Ölçeğinin Geliştirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elif Buğra Kuzu Demir

    2017-04-01

    Full Text Available The current study aimed to develop a scale to address the acceptance and use of online social networking sites (SNSs for instructional purposes among information technology teachers. The theoretical framework of the scale was based on The Unified Theory of Acceptance and Use of Technology (UTAUT. Data were collected from computer education departments of three state universities to conduct an exploratory factor analysis (n: 302 followed by a confirmatory factor analysis (n: 210. Analyses revealed a four-factor structure which sheltered 36 items. It was observed that acceptance and use of SNSs for instructional purposes were composed of performance expectancy, effort expectancy, social influence and behavioral intention, which explained 67.02 percent of the total variance with a high internal consistency coefficient (α=.97. The confirmatory analysis on the four-factor structure revealed acceptable fit indices as well (RMSEA= 0.075; SRMR=0.080; NNFI= .094; CFI= .094; α=.93. Higher scores from the scale can be interpreted as higher acceptance rate and tendency to use SNSs for instructional purposes. [Bu çalışmada bilişim teknolojileri (BT öğretmen adaylarının çevrimiçi sosyal ağları (ÇSA öğretim amaçlı kabul ve kullanım süreçlerine ilişkin bir ölçek geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçeğin kuramsal çerçevesini teknoloji kabul modellerinden “Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Model”i oluşturmuştur. Açımlayıcı faktör analizi (AFA için 302, doğrulayıcı faktör analizi (DFA için 210 olmak üzere üç farklı devlet üniversitesinin Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi (BÖTE bölümü öğrencilerinden veri toplanmıştır. Analizler sonucunda 36 maddeden oluşan dört faktörlü bir yapı ortaya konmuştur. ÇSA’ları öğretim amaçlı olarak kabul ve kullanım durumlarının performans beklentisi, çaba beklentisi, sosyal etki ve kullanma niyetlerinden etkilendiği sonucuna ula

  18. Güvenlik Kameraları Ve Okul Güvenliği: Bir Ölçek Geliştirme Çalışması Surveillance Cameras & School Safety: A Scale Development Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Niyazi ÖZER

    2013-03-01

    ınırları içerisinde, 2007-2008 eğitim-öğretim yılında güvenlikkameralarının kullanıldığı ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görevyapan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 119 öğretmendentoplanmıştır. Geçerlik çalışmaları kapsamında açımlayıcı ve doğrulayıcıfaktör analizi yapılmış, ayrıca madde-test kolerasyonları ve alt-üst gruportalama puanlarına ilişkin farklılıklar incelenmiştir. Güvenirlikçalışmaları kapsamında ise Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı vetest-tekrar test katsayıları hesaplanmıştır. Yapılan açımlayıcı faktöranalizi sonucunda ölçeğin tek bir boyut ve dokuz maddeden oluşan biryapıya sahip olduğu ve ölçekte yer alan maddelerin faktör yüklerinin“.460” ile “.838” arasında değiştiği belirlenmiştir. Açımlayıcı faktöranalizi sonucunda ölçeğin, toplam varyansı açıklama düzeyinin % 53.85olduğu belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra ölçeğin tek faktörlü yapısınınuygun olup olmadığı doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiştir.Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda elde edilen uyum indeksi değerleri(χ2=54.97, df=26, RMSEA=0.097, GFI=0.91, AGFI= 0.84, CFI=0.94,NNFI=0.91, RMR=0.084, SRMR=0.050 ölçeğin yapı geçerliğine sahipolduğunu göstermiştir. Güvenirlik çalışmaları kapsamında yapılananalizler sonucunda ölçeğin Cronbach alpha iç tutarlık katsayısı “.886”olarak hesaplanmıştır. Üç hafta ara ile 21 öğretmenden toplanan verilerüzerinden yapılan test-tekrar test güvenirlik katsayısı (.807, ölçeğinzamana karşı tutarlı olduğunu göstermiştir. Analizlerden elde edilenbulgular, ölçeğin geçerli ve güvenilir bir araç olduğunu göstermektedir.

  19. Satış personeline yönelik performans değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi ve psikometrik özelliklerinin incelenmesi [The study of the development of performance evaluation scale and psychometric qualities research towards sales personnel

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şule AKALIN

    2014-10-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, mağazalarda çalışan satış personelinin iş performansını ölçmede kullanılabilecek performans değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi ve geliştirilen ölçeğin psikometrik özelliklerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 200 satış personeli oluşturmaktadır. Ölçeğin yapı geçerliği için açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucuna göre ölçek, “Satışa Yönelik Bilgi, Beceri ve Kişisel Özellikler” ve “İş Yerine Uyum Özellikleri” olmak üzere iki alt boyuttan ve 31 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı .96, test tekrar test güvenirlik katsayısı ise .88 bulunmuştur. İki faktör tarafından açıklanan toplam varyans % 50.36’dır. Ölçek ve alt boyutlarının Cronbach Alfa ve test tekrar test güvenirliklerine bakılmış ve ilk analizde bulunan değerlerle aralarında manidar bir değişiklik görülmemiştir. Bu bulgulara dayanarak, geliştirilen performans değerlendirme ölçeğinin; satış personelinin performansını ölçmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir psikometrik araç olduğu sunucuna ulaşılmıştır.

  20. SERAMİK İNLEY RESTORASYONLAR

    OpenAIRE

    ÖZTÜRK, Özgür

    2015-01-01

    ÖZETDental seramiklerin fiziksel özelliklerinin ve seramik-rezin siman bağlantısının geliştirilmesi ile seramik restorasyonların posterior bölgede kullanımı yaygınlaşmıştır. Seramik inleyler adeziv teknikle beraber kullanıldığında minimal preparasyonla kalan diş yapısını koruyan estetik bir tedavi alternatifi sunarlar. Bu derlemenin amacı seramik inleylerin endikasyon ve kontrendikasyonları, avantaj ve dezavantajları, restorasyonun başarısını etkileyen faktörler hakkında genel bilgi vermektir...

  1. GİRİŞİMCİLİKTE KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ BELİRLEYİCİ MİDİR?

    OpenAIRE

    Keskin, Gulseren; Tasdemir, Gulay; Aktekin, Elif; Gumussoy, Sureyya

    2016-01-01

    Son zamanlarda girişimcilik ekonomik büyüme ve istihdam yaratılmasında önemli bir kavram olarak dikkati çekmektedir. İnsan faktörü girişimcilikte başta değerlendirilmesi gereken yapıdır. Bu çalışmada girişimcilikle bireysel kişilik özelikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Pubmed, Medline, EBSCOHost, PsycINFO, Türk Medline veri tabanlarında ve Google Akademik’te yer alan girişimcilik, kişilik gibi anahtar kelimeler kullanılarak ilgili makaleler taranmış ve gözden geçirme için...

  2. İNOVASYON VE İNOVASYON GÖSTERGELERİ: AB ÜLKELERİ VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI

    OpenAIRE

    ŞAHİNLİ, Mehmet Arif; KILINÇ, Efecan

    2013-01-01

    Literatürde inovasyonu ölçen ve ülkelerin inovasyon performanslarını ortaya koyan birçok gösterge bulunmaktadır. Bilgi yoğun sektörlerdeki istihdam, Toplam Faktör Verimliliği (TFV), AR&GE harcamaları, patent başvuru ve tescil sayıları, girişimci, araştırmacı ve teknisyen sayıları, ileri teknoloji ihracatı, royalti ve lisans ücretleri, endüstri katma değeri, inovasyon kapasitesi ile Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT)’nin ihracatı bu göstergelerden bazılarıdır. İnovasyonun en önemli ...

  3. Prematürite Retinopatisi

    OpenAIRE

    Kırboğa, Kadir; Köşker, Mustafa; Arıcı, Mustafa

    2015-01-01

    Prematürite retinopatisi (PR) gelişmekte olan ülkelerde yenidoğan bakım hizmeti olanaklarının artmasıyla birlikte çocukluk çağı körlük nedenlerinde önemli bir yer tutamaktadır. Bilen en önemli iki risk faktörü; düşük doğum ağırlığı ve gestasyonel haftanın küçük olmasıdır. Riskli bebeklerin tamamının uygun tarama programları ile tespit edilip, takip programına alınması gerekmektedir. Tedavide uygun vakalarda ilk tercih periferal retinal ablasyondur. Cerrahi tedavi fonksiyonel sonuçları yüz gül...

  4. D Vitamininin Fetal ve Maternal Etkileri

    OpenAIRE

    A, Alper Gürz

    2015-01-01

    D vitamini ile insan sağlığı arasındaki ilişki, 1900’lerin başında riketsin tedavisinde D vitamininin etkili olduğunun gözlenmesi ile kurulmuştur. Son yıllarda yapılan çalışmalar, D vitamini yetersizliğinin riketsin yanında, diyabet, koroner kalp hastalığı, psöriazis, multipl skleroz, tüberküloz, enfeksiyonlar gibi klinik problemler için hazırlayıcı risk faktörü oluşturabilmekte olduğunu göstermektedir. Bunun yanında gebelik döneminde maternal D vitamini eksikliğinin, preeklampsi, gestasyonel...

  5. Gıdaların İyonize Radyasyonla Muhafazasında Radyasyonun Mikroorganizmalar Üzerine Etkileri

    OpenAIRE

    Özbilgin, Seher; Acar, Jale

    2015-01-01

    Gıdalarda bulunabilen mikroorganizmalar iyonlaştırıcı radyasyonla öldürülmekte veya gelişmeleri durdurulmaktadır. Bu da iyonlaştırıcı radyasyonun direkt veya indirekt etkisiyle gerçekleşmektedir. Mikroorganizmanın cinsi, vejetatif veya spor formda oluşu, ortamın bileşimi ve sıcaklık gibi faktörler ışınlara karşı duyarlılığı etkilemektedir. Mikroorganizmalar arasında bakteriler, küf ve mayalara kıyasla ışınlara daha dirençli olup, sporlu bakteriler ve özellikle C. botulinum’ un ışınlara karşı...

  6. Extruder ile Pişirme Yönteminin Gıda Bileşim Öğeleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nevzat Artık

    2015-02-01

    Full Text Available Gıdalara uygulanan diğer ısıl işlemler gibi extruder ile pişirme yönteminde yararlı ve zararlı etkileri birlikte söz konusudur. Bu yöntemin yararlı etkisi; gıdanın özelliklerini olumsuz etkileyen faktörlerin elemine edilmesi; olumsuz etkisi ise, proteinler ile şekerler arasında oluşan Maillard tepkimesidir. Anılan tepkime ile proteinlerin besleyici niteliği azalmaktadır. Ayrıca ısıl işlem nedeniyle vitamin kayıpları söz konusu olmaktadır (Bjorck ve Asp, 1982.

  7. BAĞIMSIZ DENETİME DUYULAN GÜVENİN VE DENETİMİN BAĞIMSIZLIĞININ MUHASEBE MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tuğba DÖLEN

    2015-04-01

    Full Text Available ÖZ: Bu çalışma, Ankara ilinde faaliyet gösteren muhasebe meslek mensuplarının denetimin bağımsızlığı hakkındaki düşüncelerini ve bağımsız denetime duydukları güven duygusunu ortaya koymayı hedeflemektedir. Çalışmada öncelikle bağımsız denetim kavramı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurum’u tarafından yayınlanan bağımsız denetim yönetmeliği dikkate alınarak denetime duyulan güven ve denetimin bağımsızlığı ile ilgili düzenlemeler açıklanmıştır. Daha sonra çalışmanın amacı doğrultusunda bir alan araştırılması gerçekleştirilmiştir. Yeni bağımsız denetim yönetmeliği dikkate alınarak araştırmanın amacına yönelik anket soruları hazırlanmıştır. Yüz yüze gerçekleştirilen anket sonucunda elde edilen cevaplar kodlanmış ve SPSS 17.0 Sürümü ile analiz edilmiştir. Çalışmada faktör analizi yapılmış ve faktör analizi sonucunda bağımsız denetime duyulan güven ve denetimin bağımsızlığı olarak iki faktör tespit edilmiştir. Belirlenen faktörler ile meslek mensuplarının mesleki unvanları, bağımsız denetçi olmaları ve mesleki tecrübeleri arasındaki ilişkiler ANOVA test ve t testi ile analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağımsız Denetim, Muhasebe Meslek Mensupları, Bağımsız Denetim Yönetmeliği. ABSTRACT: This study aims to present the opinions about the independence of the accounting profession audit operated in Ankara and the feeling of confidence reposed in the independent audit. The confidence reposed in the audit and the regulations related to the independence of the audit were expressed by taking into consideration firstly the independent audit notion, Public Oversight and Independent Audit Regulations published by Accounting and Audit Standards Authority in the study. Afterwards, a field analysis was carried out for the aim of the study. For the purpose of research, the questionnaire has been prepared by

  8. Fundus Otoflöresans

    OpenAIRE

    ŞERMET, Figen

    2017-01-01

    Fundus otoflöresans görüntüleme, retina hastalıklarında patofizyolojik mekanizmaların anlaşılması, tanı, fenotipgenotipkorelasyonu, hastalık progresyonunu etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve tedavi monitörizasyonunda yararlı birgörüntüleme yöntemidir. Fundus otoflöresans görüntüleme birçok hastalığın tanı ve takibinde kullanılabilir. Bu derlemedefundus otoflöresans görüntülemenin retina hastalıkları ve ayırıcı tanısında önemli rol oynadığı hastalıklar klinik olgufotoğraflarıyla da desteklen...

  9. İÇİNDEKİLER/TABLE OF CONTENTS

    OpenAIRE

    Aralık 2015, Cilt 6, Sayı 24, Mustafa Kemal Üniv Tıp Derg

    2015-01-01

    ÖZGÜN MAKALE/ORIGINAL ARTICLEBireye Özgü Optimum Beslenme Çizelgesinin Yapay Atom Algoritması Kullanılarak Hazırlanması Ayse Erdogan Yildirim, Ali KarciPreparing Personalized Optimum Nutrition Plan Using Artificial Atom Algorithm……………….........1-11Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hekimlerinin Doğum Şekline Yönelik Tercihleri Ve Bunları Etkileyen FaktörlerBeril Yuksel, Murat Polat, Ali Seven, Suna Kabil Kucur, Halime Sencan, Nuh Mehmet Erbakirci, Nadi...

  10. Teknokent’lerde Geliştirilen Yazılım Projelerinin Risk Analizi ve Başarı Düzeyleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    M.Hanefi CALP

    2014-08-01

    Full Text Available Günlük hayatın hemen her alanında ihtiyaç duyulan yazılım projeleri her geçen gün daha fazla büyümekte ve daha çok önem arz etmektedir. Bununla birlikte, büyüyen bu yazılımlar beraberinde daha karmaşık bir yapıyı doğurmaktadır. Bu bağlamda, sözkonusu yazılım projelerinin analiz ve kontrol süreci, ayrıca başarı düzeyleri merak edilmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada, geliştirilen anket formlarında bulunan kontrol listeleri aracılığıyla, Teknokent’lerde geliştirilen yazılım projelerinde karşılaşılan risk faktörlerini belirlemek, analiz etmek ve bu projelerin başarı düzeylerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaçla, gerekli olan veriler toplanmış, yazılım risk faktörleri belirlenmiş ve sözkonusu faktörler analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizi için betimsel analiz yönteminden yararlanılmış olup, Microsoft Excel 2010 ve IBM SPSS Statistics 21.0 programları kullanılmıştır. Ayrıca, çalışmada analiz sonuçlarına ve geliştirilen yazılımların başarı düzeylerine ayrıntılı bir şekilde yer verilmiştir. Elde edilen sonuçlar içerisinde özellikle; proje süresi, bütçesi, personel sayısı ve hedeflerdeki sapmalara rağmen Teknokent’lerde geliştirilen yazılım projelerinin yaklaşık %95’inin başarıyla sonuçlandırılmış ve müşteriye teslim edilmiş olması dikkat çekmektedir.Anahtar Kelimeler: Yazılım, Risk faktörleri, Risk analizi, Proje başarısı

  11. Adaptation of Student Engagement in Mathematics Scale into Turkish [Matematik Dersine Bağlılık Ölçeği’nin Türkçeye Uyarlama Çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sacide Güzin Mazman Akar

    2017-04-01

    Full Text Available The purpose of this study is to adapt “Student Engagement in Mathematics Scale”, developed by Rimm-Kauffman (2010, into Turkish and to determine validity and reliability of the scale in Turkish form. The study group is consisted of 602 secondary school students. The original scale consisted of 13 items with three factors (social, emotional and cognitive. Adapted scale’s test-retest reliability coefficient was found .591 and Cronbach alpha value was found .872. Item-total correlations of scale items ranged between .30 to .66. First order and second order confirmatory factor analyses were executed for construct validity. As a result of confirmatory factor analyses, the scale was confirmed consisting of three factors namely “social”, “cognitive” and “emotional” as in original scale. These results showed that Turkish form of the scale, being reliable and valid, can be used in studies related to mathematics engagement. [Bu araştırmanın amacı Rimm-Kauffman (2010 tarafından geliştirilen “Matematik Dersine Bağlılık Ölçeği”ni Türkçeye uyarlamak, geçerlik ve güvenirlik çalışma sonuçlarını ortaya koymaktır. Çalışma grubunu “Matematik Dersine Bağlılık Ölçeği’ni” yanıtlayan 602 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Orijinal ölçek 13 madde ve üç faktörden (sosyal, duyuşsal ve bilişsel oluşmaktadır. Ölçeğin test tekrar test güvenirlik katsayısı .591 hesaplanırken, iç tutarlılık katsayısı .872 olarak elde edilmiş ve maddelerin birbiri ile ilişkisini gösteren madde-toplam korelasyonlarının .30 ile .66 arasında değer aldığı saptanmıştır. Ölçeğin yapı geçerlik çalışmaları için birinci ve ikinci düzey doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Yapılan doğrulayıcı faktör analizleri sonunda ölçeğin orijinal ölçekteki gibi “sosyal”, “bilişsel” ve “duyuşsal” bağlılık olmak üzere üç faktörden oluştuğu doğrulanmış ve

  12. Cetuximab tedavisine bağlı trikomegali: 4 olgu sunumu

    OpenAIRE

    Ordu, Çetin; Pilancı, Kezban Nur; Okutur, Kerem; Sağlam, Sezer; Demir, Osman Gökhan; Köksal, Ülkühan İner

    2014-01-01

    Amaç: Cetuximab, kolorektal kanserler ve baş-boyun kanserlerinin tedavisinde kullanılan, epidermal büyüme faktörü reseptörüne (EGFR) karşı geliştirilmiş bir monoklonal antikordur. En önemli yan etkisi cilt toksisitesidir. Cetuximab ile ilişkili kıllanma değişiklikleri ise trikomegali (kaş ve kirpiklerde anormal uzama, kıvrılma, kalınlaşma) ve hipertrikozisdir. Çalışmamızda 4 kolorektal kanser olgusunda cetuximaba bağlı trikomegali yan etkisi sunulmuştur. Hastaların genel özellikleri Tablo 1' ...

  13. PSİKOLOJİK SERMAYE ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİLİK VE GÜVENİLİRLİK ÇALIŞMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Turhan ERKMEN

    2013-02-01

    Full Text Available PSİKOLOJİK SERMAYE ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİLİK VE GÜVENİLİRLİK ANALİZİÖzet: Bu çalışmada, Fred Luthans ve arkadaşları (2007 tarafından geliştirilen Psikolojik Sermaye Ölçeği’nin (Psychological Capital Scale Türkçe uyarlamasını yapmak, geçerlilik ve güvenilirlik analizini gerçekleştirmek amaçlanmıştır. Ülkemizde yapılan bu çalışma, Örgütsel Davranış literatüründe önemli bir kavram olan Psikolojik Sermaye ile ilgili yapılacak çalışmalara da referans olabilecektir. Çalışma, bilişim sektöründe çalışan toplam 158 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin geçerlilik çalışmaları için doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirlik çalışmaları için ise iç tutarlılık analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, psikolojik sermaye kavramının; orijinal ölçekteki faktör yapısından farklı olarak 3 faktörle ifade edildiği, bu faktörlerin de öz-yeterlilik, umut ve iyimserlik olduğu, psikolojik dayanıklılık boyutunun ortadan kalktığı, ölçeğin Türkçe versiyonunun uygulama alanı çerçevesinde güvenilir ancak geçerli olmadığı sonucu bulunmuştur.VALIDITY AND RELIABILITY STUDY OF THE PSYCHOLOGICAL CAPITAL SCALEAbstract: The purpose of the study is to adapt Psychological Capital Scale into Turkish and to conduct validity and reliability analysis of the Scale which was developed by Fred Luthans and his colleagues (2007. This study intends to be referred to the future studies in our country as psychological capital has become an important concept in the field of Organizational Behavior. The study was conducted among 158 employees who work in information sector. For validity studies, confirmatory factor analysis; for internal consistency, reliability analyses were performed. According to the results of the study, it was found that psychological capital was explained by 3 factors in contrast to the 4 factors of the original scale. The factors remained

  14. Zarządzanie zasobami wodnymi w kulturze Majów

    OpenAIRE

    Gilewski, Michał

    2011-01-01

    in lieu of an abstract here is a brief excerpt: "Starożytni Majowie zamieszkiwali obszary o trudnych warunkach hydrologicznych, na któ-rych opady były sezonowe i nieprzewidywalne oraz brakowało stałych źródeł wody. Stąd też istotne dla tej kultury było zarządzanie zasobami wodnymi. Przy próbie rekonstrukcji świata Majów nale-ży uwzględnić fakt, że krajobraz, który ich otaczał ulegał licznym zmianom na skutek podejmowa-nych działań w celu pozyskania i kontroli zasobów wodnych[...]" Micha...

  15. Sporcularda rotator cuff problemleri

    OpenAIRE

    Guven, Osman; Guven, Zeynep; Gundes, Hakan; Yalcin, Selim

    2004-01-01

    Rotator cuff tendinitinin etyolojisinde genellikle birden çok faktörün kombinasyonu görülür. Yüzme, raket sporları ve fırlatma sporlarının özellikle gelişmiş ülkelerde giderek yaygınlaşması bu konuya olan ilginin artmasına sebep olmuştur. Eski konseptlerde aktif bir sporcuda tedavinin başarısı genellikle eski atletik seviyesine dönmesi ile ölçülürdü. Son zamanlarda atletik tekniklerin analizi, atroskopik evaluasyon gibi yeni bir Iükse sahip olmamız ve Iiteratürün yeniden gözden geçirilmesi il...

  16. Kauçuk sektörü Poka-Yoke uygulaması

    OpenAIRE

    Pekin, Engin; Çil, İbrahim

    2015-01-01

    Bir üretim tesisinde her zaman gözlemlenmesi ve ortadan kaldırılması gereken konuların başında kalite problemleri vehatalı ürünler gelmektedir. Üretimde insan faktörü ise hatalı ürün ve kalite problemlerinin en önemli kök nedenlerindenbiri olarak değerlendirilmektedir. İlk olarak Toyota’da mühendis olarak çalışan Shigeo Shingo tarafından ortaya atılanPoka-Yoke fikri, insana bağlı hatanın ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir. Poka kelime anlamı olarak;dikkatsizlik, dalgınlık, istenmeyen h...

  17. Biochemical Factors Influencing Autolysis Of Leuconostocs in Buffer

    OpenAIRE

    ÇIBIK, Recep

    2010-01-01

    Orta ve daha yüksek oranda otolitik özelliğe sahip olan süt orjinli iki adet leukonostok susunun otolizine etki eden biyokimyasal faktörler tamponlanmış ortamda test edildi. Logoritmik büyüme fazının erken safhasında tampon ortamına alınan bakterilerin daha yüksek litik özelliğe sahip oldukları gözlendi. Asidik ve bazik ortamlarda aktivitenin azaldığı gözlenirken optimal aktivite için gerekli pH ortamının 6 ile 7 değerleri arasında olduğu saptandı. En uygun inkübasyon ısısı da yine leukonosto...

  18. HASTANELERDE MUHASEBE BİLGİ SİSTEMİ ETKİNLİĞİ: İÇ ANADOLU BÖLGESİNDE FAALİYET GÖSTEREN HASTANELER ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA

    OpenAIRE

    ÖZKAN, Azzem; ÖZŞAHİN KOÇ, Filiz; ÇİDEM, İbrahim

    2013-01-01

    Teknolojide hızlı değişmelerin ve küreselleşmenin yaşandığı günümüzde işletmelerin gereksinimleri de etkilenmiştir. Klasik üretim faktörleri arasında yer alamayan bilgi, günümüzde işletmelere rekabette katkı sağlayan önemli bir unsur haline gelmiştir. İşletmeler ihtiyaç duydukları bilgiyi dış kaynaklardan sağlayabileceği gibi işletme içinden de elde edebilirler. İşletmelerin yapısında bilgi üreten birçok sistem bulunmaktadır. Ancak bunlar içerisinde en eskisinin ve en önemlisinin muhasebe bil...

  19. Tip 2 Diabetes Mellituslu Hastalarda Mikroalbuminüri, İnsülin Direnci ve Kardiyovasküler Risk

    OpenAIRE

    ERSOY, Canan; TAŞLI, Babürşah; YILDIZ, Abdülmecit; İMAMOĞLU, Şazi

    2006-01-01

    Son çalışmalar tip 2 diyabette mikroalbuminüri (MAU) varlığı ile hedef organ hasarları ve kardiyovasküler hastalık riski arasındaki ilişkilere yönelmişlerdir. Bu çalışmada, Tip 2 diabetes mellituslu (DM) hastalarda MAU ile glisemik kontrol, insülin direnci (İR) ve diğer kardiyovasküler risk faktörleri arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. İnsülin gereksinimi olmayan, normal renal fonksiyonlu 29 mikroalbuminürik ve 68 normoalbuminürik tip 2 DM'lu hasta çalışmaya dahil edildi. Tüm hast...

  20. Affective temperament and other factors as influences on vocational choice in a group of senior year high school adolescents in Turkey A descriptive, cross-sectional field study

    OpenAIRE

    Malakcıoğlu, Cem

    2009-01-01

    177 pages Bu çalışmanın amacı meslek seçimine etki eden faktörler hakkında alanda çalışan uzmanlara ve lise öğrencilerine gerekli bilgileri sunmaktır. Temelde yeterli düzeyde teknik ve psikolojik destek alamamaları nedeniyle, Türkiye'de çok sayıda lise son sınıf öğrencisi ergen, meslek seçimi sürecinde ciddi psikososyal sorunlar yaşamaktadır. Bu açıdan çalışmamız, bir anlamda, konuyla ilgili sorunlara ilişkin bir çeşit koruyucu ruh sağlığı müdahelesi olarak kabul edilebilir. Araştırma örne...

  1. Zasady ujawniania aktywów biologicznychw sprawozdaniach finansowych jednostek rolniczychwedług Międzynarodowych StandardówSprawozdawczości Finansowej

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Teresa Kiziukiewicz

    2009-03-01

    Full Text Available Charakterystycznym dla przedsiębiorstw rolniczych składnikiem aktywów są aktywa biologiczne. Wyróżnia je fakt podlegania przemianie biologicznej, wskutek której przekształcają się one w produkty rolnicze lub inne aktywa biologiczne. W związku z tą specyfiką powstaje problem odpowiedniej prezentacji informacji o nich. W artykule są przedstawione zasady i zakres ujawnień o aktywach biologicznych w sprawozdaniu finansowym i dołączanych do niego raportach szczegółowych, ze szczególnym uwzględnieniem problemów wyceny według wartości godziwej.

  2. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde doğan bebeklerin babalarında doğum sonrası depresyon oranının edinburgh doğum sonrası depresyon ölçeği kullanılarak belirlenmesi

    OpenAIRE

    CÖMERT OKUTUCU, Ayşegül

    2013-01-01

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, babalarda doğum sonrası depresyon oranını ve bunu etkileyebilecek risk faktörlerini belirlemektir. Araç- yöntem: Çalışma evrenini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde Nisan 2013- Haziran 2013 tarihlerinde doğan bebeklerin babaları oluşturmuştur. Çalışmaya alınması gereken en az kişi sayısı...

  3. III Adli Bilimler Kongresi - Posterler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adli Tıp Uzmanları Derneği ATUD

    2000-12-01

    Kadınların büyük çoğunluğunu, 30 yaşın altında, ilkokul düzeyinde öğrenime sahip, gelir getiren bir işte çalışmayan, 10 yıldan az. süredir evli ve çocuk sahibi olanlar oluşturmuştur. Araştırmaya katılan kadınların ekonomik bağımsızlığının olmamasının önemli bir risk faktörü okluğu istatistiksel olarak anlamlı bulunurken (X2=39.76 SD=5 p

  4. Wkład Vladislava Vančury w rozwój czeskiej kinematografii

    OpenAIRE

    WALCZAK, Małgorzata

    2011-01-01

    Autorka opisuje znaczenie Vladislav Vančura dla rozwoju kinematografii czeskiej, która została uznana przez niego za nową sztukę. Przedstawia ona wypowiedzi pisarza na temat filmu i kina zawartego w zbiorze pt. Řád nové tvorby. Autorka podkreśla nowość w podejściu do kinematografii, która opiera się głównie na artystycznym eksperymencie. Wskazuje na fakt, że w opinii pisarza, film jest utworzony przez wielu specjalistów. Vančura bowiem postulował wprowadzenie szkolnictwa filmowego, co korespo...

  5. Rhetorical persuasion in advertising

    OpenAIRE

    Gabrėnaitė, Eglė

    2006-01-01

    Vienas iš ryškiausių moderniosios kultūros faktų – reklama – šiandien tyrinėjama kaip tam tikra retorikos forma, siekianti tokių pačių kaip ir retorika tikslų: paveikti protą, valią, jausmus, pa-siekti persvaziją. Retorika, suprantama kaip moks-las apie efektyvios komunikacijos sąlygas ir for-mas, įtikinimo būdus, taikomus ne tik iškalbos, bet ir visokiausio žanro tekstams, kurių autoriai siekia efektyvios, arba paveikios, komunikacijos, yra artimai susijusi su reklama (plg. Diubua, 1986; Kož...

  6. Natürel Zeytinyağındaki Uçucu Aroma Bileşenleri ve Duyusal Kalite Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dilşat Bozdoğan Konuşkan

    2015-02-01

    Full Text Available Natürel zeytinyağında bulunan uçucu aroma bileşenlerinin, zeytinyağının lezzet ve aroması üzerine etkisi oldukça önemlidir. Zeytinyağında 280’e yakın uçucu bileşen tespit edilmiş olup, bunlardan 70 kadarının aromaya direkt etkisi olduğu belirlenmiş ve zeytinyağında lezzetten sorumlu grup olarak tanımlanmıştır. Zeytinyağındaki uçucu aroma bileşenlerinin kompozisyonu, başta enzimatik reaksiyonlar olmak üzere, çevresel ve teknolojik faktörlere bağlı olarak değişmektedir. Yüksek kalitedeki zeytinyağlarında bulunan 5 ve 6 karbonlu bileşenler ile özellikle 6 karbonlu uçucu bileşenler, toplam uçucu bileşenlerin % 60-80’ini oluşturmaktadır. Natürel zeytinyağında algılanan meyvemsi, acı-yakıcı (bitter ve keskin-buruk tatlar, duyusal kaliteyi olumlu yönde etkileyerek, tüketici beğenisini sağlamaktadır. Bu çalışmada, natürel zeytinyağında bulunan uçucu aroma bileşenleri ve oluşumları üzerinde etkili olan faktörler ile bunların yağın duyusal kalitesi üzerine olan etkileri üzerinde durulmuştur.

  7. Nükleer Yakıt Zenginleştirme İşleminde Kullanılan Gaz Santrifüj Yönteminin İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seyit Rıza TOKGÖZ

    2017-02-01

    Full Text Available Özet. Nükleer teknolojiye sahip olmak, günümüz ülkelerinin gelişmişliğinin bir ölçüsü olup, bu çalışmada nükleer reaktörlerde kullanılan yakıtın santrifüj yöntemi ile zenginleştirilmesi incelenmiştir. Santrifüj metodunda ayrıştırma faktörünün hesaplanması, farklı tip santrifüjler’ in ayrıştırma iş birimlerinin bulunması ve bunların performanslarının karşılaştırılması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Nükleer teknoloji; Santrifüj metodu; Ayrıştırma faktörü; Ayrıştırma iş birimi(SWU Abstract. Having nuclear technology is a measure of the development of present-day countries. In this study, the enrichment process of fuel used in nuclear reactors by centrifugation method has been investigated. The centrifugation method has been used to calculate the separation factor, to find the separation units of different types of centrifuges, and their performance has been compared.Keywords: Nuclear technology, Centrifuge method, Separation factor, Separation work unit (SWU

  8. ENGELLİ BİREYLERİN TURİZM DENEYİMLERİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA: ALANYA ÖRNEĞİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Boran TOKER

    2015-04-01

    Full Text Available ÖZ: Bu çalışmanın amacı, Alanya destinasyonunu ziyaret eden engelli bireylerin turizm deneyimlerine yönelik algılarını ve memnuniyet düzeylerini tespit etmektir. Anket tekniğinin kullanıldığı çalışma, 151 engelli turistle gerçekleştirilmiştir Anket sonucunda; engelli bireylerin Alanya’daki tatillerinden, destinasyon imkanlarından, konakladıkları tesislerden ve seyahat acentaları hizmetlerinden genel anlamda memnun oldukları belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada engelli turistlerin Alanya destinasyonunu tekrar ziyaret etme niyetlerinin yüksek olduğu ve tatilleri sonrası diğer engellilere destinasyonu önerebilecekleri de tespit edilmiştir. Çalışmada uygulanan faktör analizi sonucunda engelli turistlerin algı ve memnuniyetini etkileyen dört faktör belirlenmiştir. Bu faktörler “destinasyon imkanları”, “tesisin genel özellikleri”, “tesis içi erişilebilirlik” ve “seyahat acentası hizmetleri” olarak adlandırılmıştır. Belirlenen bu dört faktör ile “genel tatil memnuniyeti” ve “tavsiye etme niyeti” arasında anlamlı ilişki varken; “tekrar gelme niyeti” ile sadece “tesisin genel özellikleri” ve “tesis içi erişilebilirlik” faktörleri arasında ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca, engelli turistlerin genel tatil memnuniyeti, tavsiye etme niyeti ve tekrar gelme niyeti üzerinde “konaklama tesisinin genel özellikleri”nin etkili olduğu da tespit edilmiştir. Çalışmada, engellilik çeşidinin bu bireylerin turizm deneyimine yönelik algı ve memnuniyetinde bir farklılık yaratmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Engelsiz Turizm, Engellilik, Alanya, Turizm Deneyimi. ABSTRACT: The purpose of this study is to determine the disabled people’s perceptions and satisfaction levels towards their tourism experiences visiting Alanya destination. A questionnaire-based study was conducted on 151 disabled tourists. People with disabilities were

  9. İlişkide Karar Verme Ölçeğinin Türk Kültürüne Uyarlanması / The Turkish Adaptation of Relationship Deciding Scale

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cansu Tosun

    2017-06-01

    şmaktadır. İlişkide Karar Verme Ölçeği’nin (İKVÖ geçerlik işlemlerinde, ölçüt bağıntılı geçerlik, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, güvenirlik işlemlerinde ise iç tutarlılık, testi yarıya bölme ve testin tekrarı tekniklerinden yararlanılmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi (AFA sonucunda ölçeğin iki faktörlü yapı gösterdiği ortaya çıkmıştır. Uygun faktör yüklerine sahip olmadıkları için iki madde modelden çıkarılmıştır. 10 maddeden oluşan ölçek toplam varyansın %58.97’sini açıklamıştır. Doğrulayıcı faktör analizli sonuçları (DFA verinin modele iyi uyum sağladığını göstermiştir. AFA ve DFA örneklemleri için yapılan güvenirlik analizlerinde, Cronbach alfa iç tutarlılık kat sayıları sırasıyla .87 ve .86 olarak bulunurken alt ölçekler için bulunan iç tutarlılık kat sayıları ise “İlişkide Kendine Güven” için .83 ve .80, “İlişkiyi Yönetme” için .82 ve .84’tür. Ölçeğin test tekrar test güvenirliğinin r= .67 olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ölçüt geçerliği kapsamında yapılan analizler sonucunda Öz Denetim Ölçeği (Duyan, Gülden ve Gelbal, 2012 ile İKVÖ arasında .33 değerinde beklenen yönde bir ilişki saptanmıştır. Bu çalışma sonucunda İKVÖ’nün Türk kültüründe geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu değerlendirilmektedir.

  10. Perceptions of Organizational Politics Scale (POPS Questionnaire into Turkish: A Validity and Reliability Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Evrim EROL

    2015-01-01

    Full Text Available In this study it was aimed to make the studies of the translation of Perception of Organizational Politics Scale into Turkish and the validity and reliability of the scale. Perceptions of Organizational Politics Scale’s (POPS validities has been tested in terms of view, content and structure. The application is designed as a two-stage process. In the first stage, face and content validity was tested. In the second stage, it was sought evidences for the construct validity of the scale by making exploratory factor analysis (EFA and then the confirmatory factor analysis (CFA to the data obtained. In determining the reliability of the scale item-total score correlations and Cronbach alpha coefficient was used. The application made for the validity and reliability of the scale was conducted on the data collected from 277 faculty members working in universities’ education faculties. As a method of achieving those faculty members "Simple randomized (random sampling" is used. The psychometric properties of the Turkish version of Perception of Organizational Politics Scale showed that the scale has a satisfactory level of reliability and validity for the Turkish employee sample. Özet: Bu araştırmada Örgütsel Politika Algısı Ölçeğinin (Kacmar ve Ferris, 1991 Türkçeye çevrilmesi ve geçerlik-güvenirlik çalışmalarının yapılması amaçlanmıştır. Çeviri aşamasında Brislin, Lonner ve Thorndike (1973’den Akt. Basım, vd., 2006 tarafından geliştirilen model temel alınmıştır. Ardından Ölçeğin geçerliği için önce yüzey ve içerik geçerliği sınanmış, ardından elde edilen verilere açımlayıcı faktör analizi (AFA ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA yapılarak ölçeğin yapı geçerliği için kanıtlar aranmıştır. Ölçeğin güvenirliğinin belirlenmesinde ise madde-toplam puan korelasyonları ve Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı değeri kullanılmıştır. Bu doğrultuda, basit seçkisiz

  11. TÜRKİYE’DE İŞYERİNDE PSİKOLOJİK TACİZ ORANININ VE TÜRLERİNİN BELİRLENMESİ: BİR ÖLÇEK GELİŞTİRME ÇALIŞMASI, MEASURING THE OCCURRENCE AND TYPES OF WORKPLACE BULLYING IN TURKEY: A SCALE DEVELOPMENT STUDY

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sibel GÖK

    2012-11-01

    Full Text Available Özet:Bu araştırmanın amacı, Türk çalışma hayatındapsikolojik taciz oranını ve türlerini belirlemek içinkullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmekolarak belirlenmiştir. Araştırma Mart-Haziran 2009 tarihleriarasında, İstanbul’da hizmet sektöründe istihdam edilen 908katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olaraktarafımızdan hazırlanan soru formu kullanılmıştır. İstatistikselanalizde, açıklayıcı faktör analizi ve güvenirlik analizindenyararlanılmıştır. Açıklayıcı faktör analizi sonucunda 28maddeden oluşan dört faktörlü “İşyerinde Psikolojik TacizÖlçeği” (İPTÖ geliştirilmiştir (KMO katsayısı = 0,950,Barlettt testi χ2(378 = 10523,337, P(sigma = 0.000. Güvenirlikanalizi sonucu, ölçeğin yüksek bir iç tutarlılık katsayısınasahip olduğunu göstermiştir (α = 0,933. Katılımcıların%13,5’inin İPTÖ’ye göre işyerinde psikolojik taciz mağduruolduğu saptanmıştır. “Yukarıdan aşağıya doğru” ve “işeyönelik davranışların yöneltildiği” psikolojik taciz, en sıkkarşılaşılan türler arasında yer almıştır. Araştırma bulgularıİPTÖ’nün, bundan sonra gerçekleştirilecek ve Türk çalışmahayatında psikolojik taciz oranını ve türlerini belirlemeyihedefleyen çalışmalar için geçerli ve güvenilir bir ölçekolduğunu desteklemektedir.Abstract:The aim of the present study was to develop a validand reliable scale investigating the occurrence and types ofworkplace bullying in Turkey. The sample consisted of 908employees from the services sector in Istanbul and the datawere collected between March and June 2009 using aquestionnaire developed for this purpose. Reliability andexploratory factor analysis were used. Exploratory factoranalysis indicated that four factor scale comprising 28 itemsprovided the best fit to the data (χ2(378=10523.337, KMO=0.95,p=0.000. Reliability analysis showed that the

  12. SOSYAL PAYLAŞIM AĞLARINDA KONUM BELİRLEME ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet ARSLAN

    2013-07-01

    Full Text Available SOSYAL PAYLAŞIM AĞLARINDA KONUM BELİRLEME ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASIÖzet: Bu çalışmanın amacı “Sosyal Paylaşım Ağlarında Konum Belirleme Ölçeği”nin geliştirilmesi ve bu ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizlerinin yapılmasıdır. Bu ölçeğin sosyal medya ile ilgili çalışmalara referans olabileceği düşünülmektedir. Çalışma, başta Facebook, Twitter olmak üzere sosyal paylaşım ağlarında hesabı olan 275’i (%42 erkek, 375’i ise (%58 bayan olmak üzere toplam 650 sosyal medya kullanıcısıyla gerçekleştirilmiştir. Betimleyici faktör analizi işlemleri ve sonrasında AMOS kullanılarak doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Betimleyici faktör analizi ölçeğin üç boyutlu bir yapıya sahip olduğunu ve bu üç boyutun bir arada toplam varyansın %45’ini açıkladığını göstermiştir. Boyutlar; bağımlılık, etik ve yakınsama şeklinde isimlendirilmiştir. Ardından, ölçeğin güvenirlik analizleri yapılmıştır. Ölçeğin madde-toplam ve madde-kalan korelasyonları ile madde-ayırdedicilik değerleri hesaplanmıştır. Bu çalışma ile “Sosyal Paylaşım Ağlarında Konum Belirleme Ölçeği”nin uygulama alanı çerçevesinde geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu sonucuna varılmıştır.VALIDITY AND RELIABILITY STUDY OF THE SOCIAL NETWORKING STATUS SCALEAbstract: The aim of this study is to develop social networking status scale and perform the validity and reliability analysis of this scale. This scale can be a reference measurement tool for studies on young people's social networking and social media status. A research is conducted on a total of 650 social media users -275 male (42% and 375 female (58 %- most of whom has Facebook and Twitter accounts. An exploratory factor analysis followed by a confirmatory factor analysis using AMOS is conducted. Exploratory factor analysis showed the scale has three dimensions and all these

  13. Prevalence of depression among Turkish University Students and related factors

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman Gunay

    2011-12-01

    Full Text Available Objective: This investigation was performed to determine the prevalence rate of depression and its correlates in students at Erciyes University. Method: A total of 1003 university students at the Medical, Theology and Engineering Faculties of Erciyes University in Kayseri, Turkey were included in the study. A socio–demographic questionnaire and a Beck Depression Inventory were completed by the students. An unpaired t test, a one way ANOVA test and a logistic regression analysis were used for the statistical analyses. Results: Total numbers of male and female students in the study group were similar and the mean age was 20.3±1.8. The mean Back Depression Inventory Beck Depression Inventory score was 11.3±8.6 points and prevalence rate of depression (Beck Depression Inventory ≥17 was 21.2%. The Mean Beck Depression Inventory score and depression prevalence were found higher among the students who had a physical illness, who were not satisfied with their body image or their faculty and who rated the economic level of their families as poor. Conclusion: It was concluded that approximately one–fifth of the students had depression. For the students, studying in a faculty which they are not satisfied is a major factor affecting depression. A better leadership should be provided for the students during the faculty selection procedure. Key Words: University student, depression, Beck Depression Inventory Üniversite öğrencilerinde depresyon prevalansı ve ilişkili faktörler Amaç: Bu çalışma, Erciyes Üniversitesi öğrencilerinde depresyon prevalansını ve bununla ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Erciyes Üniversitesinin Tıp, İlahiyat ve Mühendislik fakültelerinde okuyan toplam 1003 öğrenci araştırma kapsamına alındı. Öğrencilere sosyo-demografik anket ve Beck Depresyon Ölçeği uygulandı. Verilerin istatistiksel analizinde unpaired t testi, tek yönlü ANOVA testi ve logistik regresyon

  14. ENTERPRISE RESOURCE PLANNING IMPLEMENTATION: A SURVEY OF TURKISH MANUFACTURING ORGANIZATIONS - KURUMSAL KAYNAK PLANLAMASI UYGULAMALARI: TÜRK SANAYİ İŞLETMELERİNDE BİR ARAŞTIRMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Arzu KARAMAN AKGÜL

    2014-01-01

    Full Text Available AbstractEnterprise Resource Planning (ERP systems attempt to integrate all corporate information in one central database, they allow information to be retrieved from many different organizational positions, and in principle they render any organizational object visible [1]. The purpose of this study first of all is to conduct a literature search to identify selection criteria, critical success factors, and advantages of Enterprise Resource Planning and commonly encountered problems in ERP implementation. Hypotheses are developed and tested to investigate the differences in success factors according to the sector, in which the firm operates, ERP level, and ERP implementation stage of the firm. According to the results, functionality, cross module integration and system reliability have been identified as the most important selection criteria.ÖzetKurumsal Kaynak Planlaması (KKP sistemleri, tüm kurumsal bilgileri tek bir merkezi veritabanına entegre etmeye çalışmakta, pek çok farklı organizasyonel pozisyondan bilginin edinilmesine izin vermekte ve esas itibariyle her organizasyonel amacı görünür hale getirmektedir [1]. Bu çalışmanın amacı, öncelikle Kurumsal Kaynak Planlaması için seçim kriterlerini, kritik başarı faktörlerini ve avantajlarını ve KKP uygulamasında genellikle karşılaşılan sorunları tespit etmek üzere bir akademik yazın incelemesi gerçekleştirmektir. Firmanın faaliyet gösterdiği sektöre göre,ERP düzeyine göre ve firmanın ERP uygulama adımına göre başarı faktörlerindeki farklılıkların tespiti için hipotezler geliştirilmiş ve test edilmiştir. Sonuçlar, fonksiyonellik, modüllerin çapraz entegrasyonu ve sistemin güvenilirliğinin en önemli seçim kriterleri olduğunu göstermiştir.

  15. ENTERPRISE RESOURCE PLANNING IMPLEMENTATION: A SURVEY OF TURKISH MANUFACTURING ORGANIZATIONS - KURUMSAL KAYNAK PLANLAMASI UYGULAMALARI: TÜRK SANAYİ İŞLETMELERİNDE BİR ARAŞTIRMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Arzu KARAMAN AKGÜL

    2014-03-01

    Full Text Available AbstractEnterprise Resource Planning (ERP systems attempt to integrate all corporate information in one central database, they allow information to be retrieved from many different organizational positions, and in principle they render any organizational object visible [1]. The purpose of this study first of all is to conduct a literature search to identify selection criteria, critical success factors, and advantages of Enterprise Resource Planning and commonly encountered problems in ERP implementation. Hypotheses are developed and tested to investigate the differences in success factors according to the sector, in which the firm operates, ERP level, and ERP implementation stage of the firm. According to the results, functionality, cross module integration and system reliability have been identified as the most important selection criteria.ÖzetKurumsal Kaynak Planlaması (KKP sistemleri, tüm kurumsal bilgileri tek bir merkezi veritabanına entegre etmeye çalışmakta, pek çok farklı organizasyonel pozisyondan bilginin edinilmesine izin vermekte ve esas itibariyle her organizasyonel amacı görünür hale getirmektedir [1]. Bu çalışmanın amacı, öncelikle Kurumsal Kaynak Planlaması için seçim kriterlerini, kritik başarı faktörlerini ve avantajlarını ve KKP uygulamasında genellikle karşılaşılan sorunları tespit etmek üzere bir akademik yazın incelemesi gerçekleştirmektir. Firmanın faaliyet gösterdiği sektöre göre,ERP düzeyine göre ve firmanın ERP uygulama adımına göre başarı faktörlerindeki farklılıkların tespiti için hipotezler geliştirilmiş ve test edilmiştir. Sonuçlar, fonksiyonellik, modüllerin çapraz entegrasyonu ve sistemin güvenilirliğinin en önemli seçim kriterleri olduğunu göstermiştir.

  16. ULUSLARARASI MUHASEBE HARMONİZASYONU VE ÇEVRESEL FAKTÖRLER-INTERNATIONAL ACCOUNTING HARMONIZATION AND ENVIRONMENTAL FACTORS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Banu DİNCER

    2012-06-01

    Full Text Available Küreselleşmenin artan etkileri ve ulusal muhasebe sistemlerindeki farklılıklar nedeni ile finansal bilgi sağlayan işletmeler uluslararası anlamda finansal tablo kullanıcılarının ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çekmektedirler. Bu çalışmanın amacı Uluslararası Muhasebe Standartları/ Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’nın (UMS/UFRS az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde uygulamaya konulmasını açıklayan faktörleri ortaya koyarak, bunları uygulayan ve uygulamayan ülkelerdeki farklılıklarını belirlemektir. Çalışmada kullanılmak üzere ilgili yazın taraması sonucu seçilen faktörler  ekonomik büyüme, eğitim seviyesi, ülkenini dışarıya olan açıklığı, belli bir kültür grubuna bağlı olunması, finansal bir pazarın varlığıdır. Sonuçlar okur-yazarlık oranı ve ekonomik büyüme oranının daha yüksek olduğu az gelişmiş/ gelişmekte olan ülkeler UMS uygulamayı benimsemeye daha yatkın olduğunu ortaya koymuştur.-The financial information service companies are struggling to meet the needs of international financial statement users due to the growing effect of the globalization and the difficulties caused by the differences in national accounting systems. The purpose of this study is to determine the differences that are adopted and non-adopted International Accounting Standards/ International Financial Reporting Standards (IAS /IFRS by identifying the factors that could explain the adoption of international accounting standards in less developed/developing countries. According to the literature review, the following factors have been selected: economic growth, education level, the degree of external economic openness, cultural membership in a group of countries, and the existence of a capital market. The results indicate that less developed/ developing countries with the higher literacy rates, that have higher economic growth are the most likely to adopt

  17. Vaizlerin İş Doyumu Ölçeği: Geliştirilmesi, Geçerliği ve Güvenilirliği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zeynep Yüksel

    2016-06-01

    Full Text Available İş doyumu, çalışanların işlerinden beklentilerini karşılama durumları sonucundahissettikleri olumlu duygulardır. Vaizlerin iş doyumunun yüksek olması yaygındin eğitiminin verimliliğini etkilemektedir. Vaizlerin iş doyumunu belirleyecek birölçek olmaması ‘vaizlerin iş doyumu’ ölçeğinin geliştirilmesi gerekliliğini ortayaçıkarmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda görev yapan vaizlerin İş Doyumunubelirlemeye yönelik ölçek geliştirme çalışması geçerlik ve güvenirlik analizleriniyapmak araştırmanın amacını oluşturmaktadır.Vaizlerin İş Doyumu Ölçeğini geliştirme sürecinde ilgili literatür taranmıştır.Ölçek, önce pilot olarak 20; sonraki adımda ise 57 vaize uygulanmıştır. Ölçek içinyapılan analiz sonucunda güvenirlik katsayısı (Cronbach’s Alpha 0, 894 bulunmuştur.Ölçeğin yapı geçerliği için en çok olabilirlik (direkt oblimin faktör analizi yapılmıştır.Faktör analizinde elde edilen veriler KMO .603 ve barlett testleri x2 değeri ise634,847 (p< .005 bulunmuştur. Çalışmanın sonucunda 22 maddeli 7 boyutlu, toplamda%68,938 varyans açıklayan, geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirilmiştir. Busonuca göre ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu söylenebilir.

  18. Türkçe Etkinliklerine Yönelik Tutum Ölçeği Geliştirilmesi: Geçerlilik ve Güvenirlik Çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Arif ÇERÇİ

    2016-10-01

    Full Text Available Türkçe eğitiminde etkinlikler önemli yer tutmaktadır. Öğrencilerin etkinliklere karşı olan tutumlarının bilinmesi, Türkçe eğitiminin amaçlarına uygun etkinliklerin geliştirilmesi bakımından oldukça önemlidir. Bu çalışmada ortaokul 6. ve 7. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersi etkinliklerini uygulamaya yönelik tutumlarını ölçebilecek nitelikte bir ölçek geliştirmek amaçlanmaktadır. Türkçe etkinlikleri tutum ölçeğinin geliştirilmesinde, 6. ve 7. sınıf öğrencilerinin etkinlikler konusundaki duygu ve düşüncelerinden hareket edilmiştir. Ölçek, 22 maddeden oluşmaktadır ve likert tipindedir. Ölçeğin geçerlik ve güvenirliğine ilişkin çalışmalar, ortaokul 6 ve 7.sınıf öğrencilerinden rastlantısal örnekleme yöntemiyle seçilen 526 öğrenciden derlenen verilerle gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliği faktör analiziyle belirlenmiştir. Ölçekteki maddelerin faktör yükleri .425 - .719 arasında değer almaktadır. KMO (Kaiser-Meyer-Olkin değeri .962; iç tutarlık katsayı değeri ise .947’dir. Bu sonuçlar ölçeğin geçerlik ve güvenirlik değerlerine sahip olduğunu göstermektedir.

  19. ÇOCUKLARDA ÖLÜM VE YAS ÜZERİNE BİR İNCELEME

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emre Ürer

    2017-12-01

    Full Text Available Yas, kişinin bir yakınının ya da sevdiği bir nesnenin kaybına karşı verdiği tepkilerin bütününü içeren düşünce, duygu ve davranış sürecidir. Çocuklarda yas reaksiyonlarının görülüş şekli yaştan ya da çocuğun bilişsel gelişim kapasitesinden bağımsız düşünülemez. Çocukta zamanla ölüm, kayıp kavramları oturmakta, soyut algı geliştikçe de erişkin tipi yas reaksiyonundan söz edilebilmektedir. Çocuklar ölüm ya da kayıp karşısında çok çeşitli tepkiler verir. Erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da yas sürecini komplike eden faktörler bulunmaktadır. Bu faktörler arasında kişi ya da nesnenin kaybediliş şeklinden, kayıp sonrasındaki psikososyal destek sistemlerinin yeterliliği gibi çok çeşitli nedenler sayılabilir. Hayatta kalan ebeveyn ya da bakım verenin yas sürecini sağlıklı geçirmesi çocuğun yas sürecini de doğrudan etkileyecektir. Yas süreci komplike olduğunda ya da aile içi destek sistemlerinde eksiklikler hissedildiğinde, bu konuda çocuk ruh sağlığı profesyonellerinden destek istenmelidir. Bu yazıda çocuklardaki yas kavramını ve ölüm ya da nesne kaybıyla karşılaşan çocuğa nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda bilgiler vermeyi amaçladık.

  20. Organize Sanayi Bölgelerinde Faaliyet Gösteren Firmaların Karşılaştıkları İhracat Engelleri: Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesinde Bir Uygulama

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Eda YAŞA ÖZELTÜRKAY

    2014-09-01

    Full Text Available Dış ticaret faaliyetleri, ülke ekonomileri açısından çok önemli bir yere sahiptir. Bu ekonomik katılımlardan yararlanılırken çeşitli güçlüklerle de karşılaşılabilinmektedir. Dış ticaret faaliyetlerini yürüten işletmeler açısından maliyet çok önemli bir unsurdur. Hükümetlerin bu unsuru göz önüne alarak gerçekleştirmiş olduğu maliyet azaltıcı alt yapı faaliyetlerinden biri de organize sanayi bölgeleridir. Bu çalışma Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren ve ihracat yapan firmalara ihracat yaparken karşılaşmış oldukları engelleri belirlemek amacıyla uygulanmıştır. 108 firmaya gönderilen anket formlarından 49 tanesi değerlendirmeye uygun olarak geri dönmüştür. Tanımlayıcı bir araştırma olan bu çalışmada literatüre dayalı araştırma soruları oluşturulmuştur. Çalışmadaki verilerin analizinde faktör analizi, güvenilirlik analizi ve tanımlayıcı istatistikî analizlerden faydalanılmıştır. Faktör analizi sonucu, değişkenler yedi alt başlık altında toplanmıştır: firmanın kendi yetersizlikleri, dış pazar ortamına ilişkin engeller, finansal engeller, bilgi eksikliği, bürokratik engeller, kültürel farklılıklar ve ulaşım maliyetleri ve destek eksiklikleri.

    1. Organize Sanayi Bölgelerinde Faaliyet Gösteren Firmaların Karşılaştıkları İhracat Engelleri: Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesinde Bir Uygulama

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Eda YAŞA ÖZELTÜRKAY

      2014-12-01

      Full Text Available Dış ticaret faaliyetleri, ülke ekonomileri açısından çok önemli bir yere sahiptir. Bu ekonomik katılımlardan yararlanılırken çeşitli güçlüklerle de karşılaşılabilinmektedir. Dış ticaret faaliyetlerini yürüten işletmeler açısından maliyet çok önemli bir unsurdur. Hükümetlerin bu unsuru göz önüne alarak gerçekleştirmiş olduğu maliyet azaltıcı alt yapı faaliyetlerinden biri de organize sanayi bölgeleridir. Bu çalışma Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren ve ihracat yapan firmalara ihracat yaparken karşılaşmış oldukları engelleri belirlemek amacıyla uygulanmıştır. 108 firmaya gönderilen anket formlarından 49 tanesi değerlendirmeye uygun olarak geri dönmüştür. Tanımlayıcı bir araştırma olan bu çalışmada literatüre dayalı araştırma soruları oluşturulmuştur. Çalışmadaki verilerin analizinde faktör analizi, güvenilirlik analizi ve tanımlayıcı istatistikî analizlerden faydalanılmıştır. Faktör analizi sonucu, değişkenler yedi alt başlık altında toplanmıştır: firmanın kendi yetersizlikleri, dış pazar ortamına ilişkin engeller, finansal engeller, bilgi eksikliği, bürokratik engeller, kültürel farklılıklar ve ulaşım maliyetleri ve destek eksiklikleri.

    2. Bitki Sıklığının İki Farklı Kişniş (Coriandrum sativum L. Çeşidinde Verim ve Verim Unsurları Üzerine Etkisinin Belirlenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Duran Katar

      2016-05-01

      Full Text Available Çalışma; çeşitlerin ve bitki sıklığının kişniş (Coriandrum sativum L. bitkisinin verim, verim unsurları ve uçucu yağ verimi üzerine etkisini belirlemek amacıyla; 2012 ve 2013 yıllarında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme tarlasında, Tesadüf Bloklarında Faktöriyel Deneme Desenine göre 8 uygulama ve 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Faktörler; çeşitler (Arslan ve Gürbüz ve 4 farklı bitki sıklığı (20, 30, 40 ve 50 bitki m-2’dır. Çalışma sonuçları; Arslan çeşidine kıyasla Gürbüz çeşidinden daha yüksek bitki boyu, uçucu yağ oranı ve uçucu yağ verimi elde edildiğini göstermiştir. Ayrıca bitki sıklığı değerlendirmeye alınan özelliklerin tümü üzerinde önemli etkiler göstermiştir. Maksimum bitki boyu, uçucu yağ oranı ve uçucu yağ verimi 50 bitki m-2; en yüksek bitki başına şemsiye sayısı, 1000 tohum ağırlığı ve tohum verimi sırasıyla 20, 30 ve 40 bitki m-2 bitki sıklıklarından elde edilmiştir.

    3. Liderlik Oryantasyon Ölçeğinin Türkçeye Uyarlanması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Kenan ÖZCAN

      2012-11-01

      Full Text Available Örgüt iklimi örgütsel yapı ve yönetimin bir sonucudur. Çalışanların örgütün yapısı ve yöneticilerin liderlik davranışlarına dair algıları örgüt iklimi hakkında bir fikir vermektedir. Örgütsel iklime dair olumsuz algılar örgütte dengesiz, olumlu algılar ise dengeli bir yönetim yapısı bulunduğunu göstermektedir. Bu çalışma örgütsel yapı hakkında bilgi veren Thompson (2005 tarafından geliştirilen “Liderlik Oryantasyon Ölçeğinin” Türkçeye uyarlanmasını amaçlamaktadır. Ölçeğin orijinal halinde 32 madde ve dört alt boyut bulunmakta ve Türkçeye uyarlanan şekli de aynı formu korumuştur.  Ölçeğin Türkçeye uyarlanması sürecine,  Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA için 300 ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DAF için 234 öğretmen katılmıştır. Ölçeğin uyarlanmasıyla ülkemizde yapılacak araştırmalarla elde edilen bulguların, aynı ölçekle farklı kültürlerde yapılan/yapılacak olan araştırma bulgularıyla karşılaştırılabilmesine olanak sağlayacağında, ölçeğin Türkçeye uyarlanmasının önemli olduğu söylenebilir. Anahtar sözcükler: örgüt iklimi, liderlik, örgüt yönetimi

    4. Düşünme Stilleri Ve Anne-Baba Tutumları Arasındaki İlişki

      OpenAIRE

      Palut, Birsen

      2008-01-01

      Düşünme stili bireyin zihninde olup bitenlerin ve düşünme süreçlerinin farklı şekillerde dışa yansıması olarak tanımlanmaktadır. Düşünme stillerinin oluşum ve gelişim sürecinde bireyin sosyalleşme süreci önemli bir yer tutmaktadır. Bu süreçte anne ve baba tutumları bireylerde hangi tür düşünme süreçlerinin baskın hale geleceğinin belirlenmesinde en önemli faktörlerden birini oluşturmaktadır. Ailelerin içinde yaşadığı kültürel değerler ve inançlar ebeveynlerin çocuk yetiştirme değerlerini, gel...

    5. Tautas partijas reklāmas un sabiedrisko attiecību kampaņas pirms 7. un 9. Saeimas vēlēšanām

      OpenAIRE

      Velika, Anna

      2007-01-01

      Tautas partija tika nodibināta 1998.gada maijā, īsi pirms 7.Saeimas vēlēšanām. Pateicoties harizmātiskajam līderim A.Šķēlem, masīvai reklāmas un sabiedrisko attiecību kampaņai, kā arī tautas uzticībai un cerībām jaunā partija gūst uzvaru vēlēšanās. Taču uzmanību piesaista fakts, ka šī partija, kas ir neraksturīgi pašreizējai Latvijas politiskajai skatuvei, spēj iekarot stabilu vietu gan valdībā, gan pašvaldībās, un ar profesionālu kampaņu palīdzību gūt panākumus arī divās nākamajās Saeimas vē...

    6. Buzağılarda Preruminant Dönem Beslenmesinin Rumen Gelişimi Üzerine Etkisi

      OpenAIRE

      Gümüş, Erinç

      2018-01-01

      Beslenme, hızlı gelişen ve yüksek verime sahip hayvanların elde edilmesinde genetik faktörler kadar önem taşımaktadır. Buzağılarda, özellikle sütten kesim öncesinde sağlıklı bir rumen gelişimi sağlamak, hem kuru yem tüketimine geçişi hızlandırarak maliyeti azaltmada, hem de fizyolojik gelişimi hızlandırmada fayda sağlamaktadır. Buzağıların sütten kesim öncesi beslenmesinde katı gıdalar rumen gelişimi açısından büyük öneme sahiptir. Yapılan çalışmalarda konsantre yemlerin içerdikleri bütirik v...

    7. Energy Transition-Index Germany. Costs are increasing steadily; Energiewende-Index Deutschland. Die Kosten steigen weiter

      Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

      Vahlenkamp, Thomas; Kropeit, Julia [McKinsey and Company, Duesseldorf (Germany); Ritzenhofen, Ingmar [McKinsey and Company, Koeln (Germany); Gersema, Gerke [McKinsey and Company, Hamburg (Germany)

      2017-03-15

      How expensive the energy transition truly will be? The question of costs is coming more and more into the focus: The Bundesrechnungshof calls for more transparency, the policy confronted with the complexity of the subject matter is not able to quantify concrete costs. At the same time, all participants are working to curb spending growth. The fact is, the total costs will continue to rise. It is already foreseeable that by 2025 the annual electricity costs will increase by Euro 14 billion - to then Euro 77 billion. The main drivers are grid charges and rising fuel costs. [German] Wie teuer wird die Energiewende wirklich? Die Frage nach den Kosten geraet zunehmend in den Fokus: Der Bundesrechnungshof fordert mehr Transparenz, die Politik sieht sich mit Blick auf die Komplexitaet der Thematik ausserstande, konkrete Kosten zu beziffern. Gleichzeitig treten alle Beteiligten dafuer ein, die Ausgabenentwicklung zu bremsen. Fakt ist: Die Gesamtkosten werden weiter steigen. Bereits heute ist absehbar, dass sich bis 2025 die jaehrlich anfallenden Stromkosten um 14 Mrd. Euro erhoehen werden - auf dann 77 Mrd. Euro. Haupttreiber sind die Netzentgelte und steigende Brennstoffkosten.

    8. OKALİPTUS (EUCALYPTUS COMALDULENSIS DEHN. ODUNUNUN YANMA ÖZELLİKLERİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yalçın ÖRS

      1999-03-01

      Full Text Available Bu çalışmada, okaliptus odununun iç ve dış ortamlarda korunması amacıyla (biotik ve abiotik faktörler kullanılan çeşitli emprenye maddelerinin yanma özelliklerine etkileri araştırılmıştır. Bu maksatla, okaliptus (Eucalyptus comaldulensis Dehn. odunundan hazırlanan deney örnekleri, ASTM-D 1413-76 esaslarına göre emprenye edilmiştir. Emprenye maddesi olarak; tanalith-CBC, boraks, borik asit, vacsol-WR, immersol-WR, polietilenglikol-400 ve amonyum sülfat kullanılmıştır. Sonuç olarak, ülkemizde yetişen okaliptus türünün vakumlu emprenyesinde tuzların retensiyonu (tutunma düşük çıkmış, tuz + borlu bileşikler odunun yanma direncini arttırmış, su itici maddelerin yanmayı artırıcı etkilerini ise azaltmıştır.

    9. Przypadki obrażeń rąbanych głowy bez skutku śmiertelnego

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Magdalena Cychowska

      2014-10-01

      Full Text Available Rany rąbane, z uwagi na fakt, że zlokalizowane są najczęściej w obrębie głowy, a do ich powstania dochodzi przy użyciu narzędzia o znacznej masie, prowadzą zazwyczaj do zgonu z powodu rozległego uszkodzenia struktur czaszkowo-mózgowych. Przeżyciowe rany rąbane głowy spotykane są niezwykle rzadko w praktyce sądowo-lekarskiej. W niniejszej pracy przedstawiono trzy przypadki, w których do powstania ran doszło przy użyciu siekiery. W pierwszym przypadku odniesione obrażenia skutkowały chorobą realnie zagrażającą życiu. W drugim przypadku odniesione obrażenia wyczerpywały znamiona narażenia na bezpośrednie niebezpieczeństwo utraty życia i zdrowia w rozumieniu odpowiedniego artykułu kodeksu karnego. Trzeci przypadek uznać można za interesujący, nie tylko z uwagi na charakter doznanych zmian pourazowych, ale również okoliczności zgonu pokrzywdzonej w okresie późniejszym.

    10. Structure of personality psychology based on cocitation analysis of prominent authors

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Jevremov Tanja

      2007-01-01

      Full Text Available Traditional Author Cocitation Analysis was applied in order to map the personality psychology as a research field. A group of 25 authors were selected from the Haggbloom (1999, 2002 lists of the most cited and prominent psychologists, judged to be the main contributors to the field. All of their cocitations identified in the three year volumes of SSCI were downloaded to be analyzed by cluster analysis and MDS. The analysis resulted in four clusters comprising (1 theorists of individual differences amalgamated with authors of biological orientation with R. Cattell positioned centrally, (2 behaviorists joined by socio-cognitive theorists led by M.E.P. Seligman and A. Bandura, and (3 the group of psychoanalytic (dynamic theorists with A. Adler in the middle. In fourth cluster G. Allport, H. Murray, K. Lewin, W. Mischel, and D. Buss were found mixed together to make a rather heterogeneous group. In two-axes representation one of the dimensions was understood as reflecting methodological and the other one content-specific differences among the authors, although this interpretation is not univocal. The same procedure was repeated on citations given to the same authors in SocioFakt - the Serbian Citation Index for Social Sciences, revealing a reduced picture of the domain. At this portrait, some important authors are missing as a result of their low citation rate, suggesting that in the Serbian personality psychology entire research fields don’t exist. .

    11. TEDARİK ZİNCİRİ ENTEGRASYONU VE HASTA GÜVENLİĞİ İLİŞKİSİNİN ANALİZİ

      OpenAIRE

      Tütüncü, Özkan; Küçükusta, Deniz

      2014-01-01

      Çalışmanın amacı hastanede görev yapan sterilizasyon sorumlularının tedarik zinciri entegrasyonu ve hasta güvenliği kültürüne ilişkin algılarının belirlemesi ve aralarındaki ilişkinin analiz edilmesidir. Çalışmada, Gaziantep’te düzenlenen 2. Sterilizasyon Semineri’ne katılan Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri sterilizasyon sorumlularının algıları, yapılandırılmış anket tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Yapısal geçerliliği ölçmek için ölçeklere uygulanan faktör analizi ve güvenilirlik a...

    12. Architektúra a nevidiaci

      OpenAIRE

      Luciaková, Katarína

      2010-01-01

      Dizertačná práca rozoberá problematiku nevidiacich žudí vo vzťahu k architektúre. Pre prehžadnosť a určitú chronológiu javov, prácu rozdelím na určité celky, kapitoly. V prvej, úvodnej časti práce budem rozoberať vnímanie priestoru nevidiacou osobou z fyziologicko-psychologického hžadiska. Rozbor je vežmi dôležitý pre pochopenie predstáv, ktoré má nevidiaci človek. Taktiež je dôležitý fakt, akými prostriedkami sa nevidiaci k priestorovým informáciám dostáva a ako je schopný ich spracovať. Tak...

    13. Otel İşletmelerinde Çalışanların Duygusal Emek Boyutlarının Belirlenmesi ve Duygusal Emek Boyutlarının İş Tatmini ve İşte Kalma Niyeti Üzerine Etkisi

      OpenAIRE

      PALA, Tuğba; TEPECİ, Mustafa

      2014-01-01

      Bu çalışmanın amacı, otel işletmelerinde çalışanların duygusal emek düzeylerini ve duygusal emek boyutlarını belirlemek ve duygusal emeğin çalışanların tutumları üzerinde etkilerini araştırmaktır. Bu araştırma, Muğla ilinin ilçelerinde (Bodrum, Datça ve Marmaris) faaliyet gösteren 5 yıldızlı, 5 otel işletmesinde çalışan, 174 otel çalışandan toplanan veriler ile gerçekleştirilmiştir. Turizm işletmeleri duygusal emek ölçeğiyle (Chu ve Murrmann, 2006), toplanan verilere yapılan faktör analizi so...

    14. Hemşirelik Öğrencilerinin Kişilerarası Çatışmaları Çözme Yaklaşımları

      OpenAIRE

      ÖZ, Prof. Dr. Fatma; HİÇDURMAZ, Öğr. Gör. Dr. Duygu

      2014-01-01

      Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin kişilerarası çatışma çözme yaklaşımlarının ve bu yaklaşımları etkilediği düşünülen faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemini 2009-2010 öğretim yılında bir devlet üniversitesinin sağlık bilimleri fakültesi hemşirelik bölümünde öğrenim görmekte olan 181 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak “Öğrenci Bilgi Formu” ve Goldstein tarafından geli...

    15. TÜRKİYE’DE UYGULANAN NÜFUS POLİTİKALARINA GENEL BAKIŞ

      OpenAIRE

      DOĞAN, MESUT

      2013-01-01

      ÖZET:Dünya nüfusunun hızlı bir şekilde artması, bir yandan sınırlı doğal kaynakları tüketmekte, diğer yandan ise; siyasi, askeri, beslenme ve işgücü gibi sebeplerden dolayı ülkeler için önemli olmaya devam etmektedir.1900’lü yılların ikinci yarısına kadar ülkeler, nüfusun sayısal olarak fazlalığını özellikle savunma bakımından güçlü olmak için gerekli ve yeterli bir faktör olarak görüyorlardı. Ancak günümüzde nüfusun sayısal fazlalığından çok, nitelikleri üzerinde durulmaktadır. Sosyo-ekonomi...

    16. Konut Transformasyonu Bağlamında Lefke’deki CMC Evlerinin Zaman İçerisindeki Dönüşümü / The Gradual Transformation of CMC Houses in Lefke within the Context of Housing Transformation

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Çağla Beyaz

      2017-06-01

      Full Text Available Abstract This study aims to determine the reflections of the factors affecting the gradual change of the houses constructed for the American mining company CMC (Cyprus Mines Corporation in Lefke between 1916 and 1974. Research has shown that such factors as life standards, needs, politics, environmental factors, climate, geography and cultural factors have changed the housing demand. Having taken all these factors into consideration, we have reached a conclusion regarding the transformation of the houses by analysing the collected data by field research techniques appropriate to CMC houses in Lefke. The field research has been conducted by taking samples from each category and analysing them; and the gradual transformation and the underlying environmental factors have been determined. The field research techniques used in the study are interviews, photos, relieves and archive research. In the result obtained from the general work; Along with the rapid development caused by the effects of the Industrial Revolution, religious, cultural, economical, political and architectural conditions have been shaped in different forms and values. Along with these circumstances, the changes and transformations that observed in the world and affecting the cities have also affected Cyprus Island. In the Lefke region, along with the establishment of the CMC, the positive and negative effects of the terraced houses, built for the first time in Cyprus in four different categories and their close surroundings, draw quite attention. In the study, the transformations of these houses until today and the factors affecting them have been also determined. Öz Çalışma, Lefke Bölgesinde 1916-1974 yılları arasında faaliyet gösteren Amerikan maden şirketi CMC (Cyprus Mines Corporation için yapılmış olan konutların zaman içerisindeki form değişimine etki eden faktörlerin, konut mekânına olan etkilerini saptamaya yöneliktir. Konut ihtiyacının, yaşam

    17. TÜRKİYE İÇİN İŞ-AİLE DENGESİ ÖLÇEĞİNİN ALT BOYUTLARI VE BELİRLEYİCİLERİ

      OpenAIRE

      GÜLER, Hüseyin; GÜLER, Ebru ÖZGÜR

      2015-01-01

      Bu çalışmanın amacı İş-Aile Dengesi Ölçeğinin (Work-Family Balance Scale, WFBS)faktör yapısını ortaya çıkarmak ve bu ölçeğin Türkiye’deki geçerlilik ve güvenilirliğinibelirlemektir. Ölçek, istatistiki bölge kavramında kullanılmakta olan, 1. Düzeydeki 12İstatistiki Bölgede yaşayan 682 vatandaştan oluşan bir örneklem üzerinde uygulanmıştır.Orijinal halinde 26 ifade bulunan “İş-Aile Kısıtları” ve “İş-Aile Kazanımları” ölçeği, işailedengesini ölçmek amacıyla kullanılan uygun bir ölçektir. Daha ön...

    18. YouTube izmantošana vācu valodas kā svešvalodas stundās rakstītprasmes attīstīšanai pamatskolā

      OpenAIRE

      Krūma, Līga

      2014-01-01

      Diplomdarba tēma ir „YouTube izmantošana vācu valodas kā svešvalodas stundās rakstītprasmes attīstīšanai pamatskolā. Diplomdarba tēmas izvēli noteica fakts, ka Latvijā nav daudz pētījumu par YouTube, un ka šī video interneta mājaslapa, var piedāvāt jauninājumus vācu valodas kā svešvalodas stundās rakstītprasmes attīstīšanai. Darba teorētiskā daļa veido pedagoģiskās un metodiskās literatūras analīze. Teorētiskās pētniecības darba gaitā tika izstrādāti un izmēģināti rakstītprasmes attīsto...

    19. MANYETiK DENETiMLi BOBiN iLE ELEKTRONiK BALAST GÜÇ DENETiMi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Selim BÖREKCİ

      2008-03-01

      Full Text Available Elektronik balastlar manyetik balastlara kıyasla, daha yüksek etkinlik faktörüne, daha iyi ısık kalitesine, daha uzun lamba ömrüne ve daha küçük hacme sahiptir. Bu çalısmada, lamba gücü, balast empedansını ve rezonans frekansını degistiren manyetik kontrollü bobin tarafından yapılmaktadır ve bu yöntem kendinden tetiklemeli akim beslemeli push pull tipi elektronik balastlarda gerçeklestirilmistir. Burada sunulan güç kontrolü yönteminde, sıfır voltaj anahtarlaması gerçeklestirilmistir. Elde edilen sonuçları karsılastırmak için, sunulan yöntemin aynı zamanda simulasyonuda yapılmıstır. Deneysel ve simulayon sonuçları uyum göstermektedir.

    20. Invesitgation of Drilling Parameters on Thrust Force on AZ91 Magnesium Alloy by Genetic Expression Programming

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Kemal ALDAŞ

      2014-09-01

      Full Text Available Bu çalışmada AZ91 magnezyum alaşımının farklı parametreler altında işlenmesi ile oluşan kesme kuvvetlerinin deneysel tabanlı teorik bir model ile tahmin edilmesi sunulmuştur. Modelleme için gerekli deneyler kuru işleme ortamında ve işleme devri ilerleme hızı ve 4 farklı matkap ucunun tam faktöriyel deney tasarımı kullanarak gerçekleştirilmiştir. Deneyler sonucunca elde edilen veriler Genetic Expression yazılımı ile modellenerek kesme kuvveti tahmini için formulasyon oluşturulmuştur. Bu formulasyon kullanılarak deneyde kullanılan parametrelerin kesme kuvveti üzerindeki etkileri detaylı olarak analiz edilmiştir

    1. ÖRGÜTSEL MUHALEFET ÖLÇEĞİNİN TÜRKÇE’ YE UYARLANMASI: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI

      OpenAIRE

      DAĞLI, Abidin

      2015-01-01

      Bu araştırmanın amacı, Kassing (2000) tarafından geliştirilen Örgütsel Muhalefet Ölçeği’nin (ÖMÖ) Türkiye koşullarında geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapmaktır. Özgün ölçek İngilizce olup, iki faktörlü bir yapı altında toplam 18 maddeden oluşmaktadır. Uyarlama çalışması için öncelikle orijinal ölçeğin Türkçeye çevirisi yapılmış, daha sonra dil, içerik, ölçme ve değerlendirme alanlarındaki uzmanların görüşlerine sunulmuştur. Uzmanların önerileri doğrultusunda ölçek üzerinde bazı değişiklik...

    2. İŞ YAŞAMINDA ÇALIŞANLARIN ETİK OLMAYAN İŞ UYGULAMALARINA YÖNELİK TUTUM VE DAVRANIŞLARI ÜZERİNE BİR ALAN ÇALIŞMASI

      OpenAIRE

      YEŞİL, Salih; DERELİ, Selçuk Ferit

      2013-01-01

      Son zamanlarda dünya çapında yaşanan çeşitli etik skandallar, etik konusuna dikkatleri çekmiş ve konu üzerinde çalışmaların artmasına ön ayak olmuştur. Konu, gerek özel gerekse kamu sektörü açısından büyük önem arz eden ve şirketlerin uzun dönemde yaşamlarını sürdürmelerinde en etkili faktörlerden biri olarak gösterilmektedir. Bu çalışmada çalışanların etik dışı uygulamalara yönelik algıları ölçülmeye çalışılmıştır. Özellikle çalışanların çeşitli özellikleri açısından etik dışı uygulamalara y...

    3. DÖNÜŞÜMCÜ LİDERLİK VE DEĞİŞİMDE DÖNÜŞÜMCÜ LİDERLİK PARADİGMASI

      OpenAIRE

      Aksaraylı, Muhammed Fatih

      2015-01-01

      İçinde bulunduğumuz sürekli değişim çağında; çevresel değişimleri fırsatlara çevirebilen liderlik biçimi olarak ifade edilen dönüştürücü liderlik tarzına sahip yönetim anlayışının tüm kurumlarda önemi gittikçe artmaktadır. Dönüştürücü liderlik, çevresel faktörlerin değerlendirilip fırsata dönüştürülmesini, işletmelere rekabet üstünlüğü ve geleceğe dönük vizyoner bir bakış açısının kazandırılmasını amaçlamaktadır. Dönüştürücü liderlik tarzına sahip kurumlar, işletme süreçlerini iyileştirerek, ...

    4. Kars ilinde örgün eğitimin gelişimi ve mevcut durumu

      OpenAIRE

      DEMİR, MUCİP

      2016-01-01

      Doğu Anadolu Bölgesinin Kars Erzurum bölümünde yer alan Kars İli ortalama irtifası 2000 metre civarında olan ve birçok yeri volkanik materyallerle örtülü Kars Platosu üzerinde bulunmaktadır. Mevcut topografik koşulların etkisiyle sert karasal iklimin görüldüğü ilde başta nüfus olmak üzere diğer beşeri faaliyetler bu coğrafik faktörlerin yoğun etkisiyle şekillenmektedir. İlde halen 300.000 civarında bulunan nüfus il dışına doğru meydana gelen göçlerle azalış eğilimi göstermektedir. 373 ilko...

    5. KARS İLİNDE ÖRGÜN EĞİTİMİN GELİŞİMİ VE MEVCUT DURUMU

      OpenAIRE

      DEMİR, MUCİP

      2016-01-01

      Doğu Anadolu Bölgesinin Kars Erzurum bölümünde yer alan Kars İli ortalama irtifası 2000 metre civarında olan ve birçok yeri volkanik materyallerle örtülü Kars Platosu üzerinde bulunmaktadır. Mevcut topografik koşulların etkisiyle sert karasal iklimin görüldüğü ilde başta nüfus olmak üzere diğer beşeri faaliyetler bu coğrafik faktörlerin yoğun etkisiyle şekillenmektedir. İlde halen 300.000 civarında bulunan nüfus il dışına doğru meydana gelen göçlerle azalış eğilimi göstermektedir.373 ilkokul,...

    6. Sea Surface Variability in the Aegean Sea.

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Şeniz Uçkaç

      2015-12-01

      Full Text Available Ege Denizi’nde yüzey suyu değişimleri. Ege Denizi’nde fiziksel parametreler iklimsel değişimler, tatlısu girdileri ve su döngüsü gibi faktörlere bağlı olarak yer ve zamana göre değişim göstermektedir. Farklı su kütleleri, özellikle Çanakkale boğazından gelen soğuk Karadeniz suyu ve güney kısımdan girmekte olan Levanten suyu Ege Denizi su özelliklerinin karmaşık yapısına katkıda bulunmaktadır. Bu çalışmada Ege Denizi yüzey suyu sirkülasyonu ve fiziksel özelliklerinin değişimi yerinde ölçümler kullanılarak 1986-1994 periyodunda incelenmiştir. Yüzey verisi analizleri yüksek tuzluluk ve yoğunluk değerlerinin ilk olarak Kuzey Ege’de oluştuğunu göstermektedir

    7. Y Kuşağı Turistlerin Destinasyon İmaj Algıları Üzerine Bir Araştırma A Research On Generation Y Tourists Perceptions Of Destination Image

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Aslı ALBAYRAK

      2013-07-01

      şağı turistlerin tatil yerlerine karar vermeleri üzerine destinasyon imajını oluşturan faktörlerin etkisini saptamak ve Y kuşağı turistlerin yapısal özellikleri ile destinasyon algıları arasındaki ilişkiyi inceleyerek söz konusu kuşak için destinasyon pazarlamasına ilişkin önerilerde bulunmak amacıyla yapılmıştır.Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniğinden yararlanılmış, İstanbul’da bu kuşağı temsil eden ve kota örnekleme yöntemiyle belirlenen 384 kişiyle yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Elde elde verilerin analizinde betimsel istatistik, t-testi ve Anova Analizi kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre destinasyon imajı katılımcıların cinsiyetlerine, eğitim durumlarına ayrıca gelir düzeylerine göre farklılık göstermektedir. Diğer yandan, Y Kuşağı turistlerinin dinlenme, eğlenme ve yeni yerler görme isteği ile hareket ettikleri, kalite ve lüks bir tatili uygun fiyata arayan bireylerden oluştuğu söylenebilir.Turistik satın alma süreci birçok faktörün etkisiyle şekillenmektedir. Bu süreci etkileyen faktörlerden birisi de destinasyon imajıdır. En genel tanımıyla destinasyon imajı bireylerin bir yer hakkındaki genel algılarıdır ve bu algılar yaş, eğitim, gelir, kültür gibi bir çok faktörden etkilenmektedir. Geçmişte turistlerin destinasyon tercihleri ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalarda genel olarak turistlerin yaş, eğitim, kültür, gelir gibi özelliklerinin destinasyon imaj algıları üzerine etkileri incelenmiştir ancak farklı kuşakların destinasyon imaj algıları ile ilgili herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle bu çalışma sonucunda elde edilen sonuçların turizm pazarlamacılarına katkı sağlayabileceği düşünülmüştür.

    8. Podpora týmové práce ve Visual Studiu 2005

      OpenAIRE

      Bureš, Petr

      2007-01-01

      Cílem práce je seznámit čtenáře se způsoby, jimiž Visual Studio 2005 Team System (VSTS) podporuje týmovou práci při vývoji software. Práce se neomezuje jen na popis faktů, ale snaží se kromě vysvětlení souvislosti mezi jednotlivými prvky tyto prvky prostřednictvím demonstračního projektu použít a zhodnotit. Nejprve se nastiňuje problematika podpory vývojových týmů v kontextu rostoucí náročnosti projektů. Další část se zabývá stručným popisem nových rysů řešení VSTS. Třetí část tyto rysy na de...

    9. Osmanlı Devletinde Kıtlık ve İç Göç: 1870-1900 Arası İç Anadolu Örneği

      OpenAIRE

      AYBAR, Meriç

      2017-01-01

      İlk insanlarlabaşlayan göç olayı günümüze kadar hız kesmeden varlığını hissettirmeye devametmiştir. Tarihte göç kavramı farklı nedenlerden dolayı ortaya çıkmıştır. Bazenbir yiyecek bulma isteği tıpkı ilk insanlarda olduğu gibi, bazen de yeniyurtlar keşfetme isteği ilk Türk devletlerinde olduğu gibi. Ya da bir deprem,bir salgın, savaş ya da aşırı nüfus artışı beraberinde göçü tetiklemiştir. Herne sebeple olursa olsun göç faktörü kitleleri yerinden etmiş hem terk edilenyerlerde hem de yeni gidi...

    10. Permanent Magnet Senkron Bir Motorun Tasarımının Optimizasyonunda Genetik Algoritma Uygulaması

      OpenAIRE

      Mutluer, Mümtaz; Bilgin, Osman

      2012-01-01

      Kalıcı mıknatıslı senkron motorlar, yüksek moment/hacim oranları ve özellikle yüksek verimlerinden dolayı, 1985 yılından itibaren endüstriyel uyuglmarda tercih edilmektedir. Kalıcı mıknatıslı senkron motorların verimini belirleyen temel faktör rotor sargılarının olmaması olsa da, tasarım parametrelerinin ve kalıcı mıknatıslı senkron motor tasarım modelinin etkin seçimi de verimi etkilemektedir. Bu çalışma konsantre-sargılı yüzey-mıknatıslı bir kalıcı mıknatıslı senkron motorun tasarım op...

    11. İŞLETME İÇİ FAKTÖRLERİN ÇALIŞANLARIN STRES DÜZEYİ ÜZERİNE ETKİLERİNİ BELİRLEMEYE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA

      OpenAIRE

      AYDIN, Aytaç; AKYÜZ, Işıl; ÜÇÜNCÜ, Kemal; TAŞDEMİR, Taner

      2018-01-01

      Yaşamının büyükkısmını çalışarak geçiren insan, çalışma hayatı boyunca yoğun bir stres altındadır.Örgüt içerisinde görev alan çalışan yaptığı işin yanında diğer insanlarlailişki kurmakta, örgütsel yapıya uyum sağlamaya çalışmaktadır. Bu süreçteçalışan ciddi bir uyum çabası içine girmekte ve böylece çalışan üzerinde stresoluşmaktadır. Ortaya çıkan düşük veya yüksek stres çalışan performansınıolumsuz etkileyebilmektedir.Bu çalışmakapsamında çalışanların stres düzeyini etkileyen faktörlerin beli...

    12. SANTRİFÜJ KOMPRESÖR ÇARKININ TASARIM DIŞI ÇALIŞMASI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Saim KOÇAK

      2004-02-01

      Full Text Available Santrifüj kompresörü çarkının emme kenarı ve basınç kenarı boyutları ön tasarım ile bulundu. Blokaj faktörü ile emme kenarı boyutsuz kütle akış parametresi basınç kenarı bağıl Mach sayısına göre düzenlendi. Tasarım dışı hesaplara esas olacak basınç kenarı bağıl Mach sayısına bağlı denklem, emme kenarı boyutsuz kütle debisi parametresine eşit oluncaya kadar itere edilerek tasarım dışı çalışma şartı için basınç kenarı bağıl Mach sayısı bulundu. Basınç, sıcaklık ve yoğunluk oranlarına göre bulunan sonuçların teori ile uyum içinde olduğu görüldü.

    13. Tendency towards the Self-Citation among Journals in Iran and Turkey / İran ve Türkiye Dergilerinde Kendine Atıf Yapma Eğilimleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mohammad Hossein Biglu

      2007-10-01

      Full Text Available AbstractThis paper investigates the trends of Impact Factors and self-citation rates of journals indexed in the JCR by two neighbouring countries Iran and Turkey for a period of five years (2000- 2005. All data extracted from the Journal Citation Reports – Science Edition (2000-2005. The study showed that the portion of Turkish journals entering data to the JCR data bank is two times higher than the portion of Iranian journals. From a total number of 6,088 journals in the JCR in 2005, 3 (0.05% were published in Iran and the same number of journals published in Turkey. The 6,088 journals in the JCR produced 847,114 articles, 159 (0.02% appeared in the Iranian journals and 352 (0.04% in the Turkish journals. Of the 22,353,992 citations in 2005, 214 (0.001% came from Iranian journals and 911 (0.004% came from Turkish journals.The self-citation tendency by Iranian journals has increased dramatically throughout the period of study, it reached from 8% self-citation rate in 2000 to 18% in 2005, an increase of 2.25 times, whereas the self-citation rate by Turkish journals showed a negative trend, its self-citation rate fell from 22% in 2002 to 15% in 2005. The Impact Factors of Turkish journals showed faster growth than the Iranian journals, the mean value of Impact Factor for Turkish journals in 2000 was 0.49 under than the mean value of Impact Factor for Iranian journals, but in 2005 the mean value of Impact Factor for Turkish journals stayed 0.14 higher than the mean value of Impact Factor for Iranian journalsÖzBu makale, iki komşu ülke, İran ve Türkiye tarafından 5 yıl (2000-2005 içinde üretilen yayınlardan JCR’de dizinlenen dergilerdeki kendine atıfları ve etki faktöründeki eğilimleri incelemektedir. Bütün veriler JCR-Science Edition (2000-2005’den alınmıştır. Çalışma, Türk dergilerinin İran dergilerinden iki kat fazla miktarda JCR’ye girdiğini göstermektedir. 2005 yılında JCR’de yer alan toplam 6

    14. Ergenlerde Mobil Telefon Bağımlığı İle Sosyal Kaygı Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

      OpenAIRE

      YILMAZ, Gül; ŞAR, Ali Haydar; CİVAN, Sema

      2015-01-01

      Araştırmanın amacı mobil telefon bağımlılığının ergenlerin sosyal kaygı düzeyleri üzerindeki işleyişlerini incelemektir. Sosyal kaygı düzeyleri incelenirken gittikçe artan ve hayatımızın her anını saran telefon kullanımlarının ergenler üzerindeki sosyal kaygı derecesini ve bunların yaş, cinsiyet, eğitim gibi faktörlere bağlı olarak nasıl değişkenlik gösterdiği araştırılmıştır.Araştırma da öncelikle sosyal kaygı kavramının gelişimine ve aşamalarına bakılmış ardından ergenlik dönemlerinin özell...

    15. The effect of leisure behaviours on employees’contextual and task performances

      OpenAIRE

      Demirtas, Ozgur; Bayram, Ali; Ozdevecioglu, Mahmut

      2014-01-01

       Günümüzde   yaşanan   hızlı   ve   dinamik   değişim   hareketleri   birçok   alanda  olduğu  gibi  örgütsel  faaliyetleri  de  önemli  ölçüde  etkilemiş,  modern  yönetim  teknikleriyle  birlikte  de  bu  değişim  içerisinde  fiziksel  ve  ruhsal  yönden  önemli  bileşenler  içeren  insan  faktörü  ve  onun  önemi  daha  da  ön  plana  çıkmıştır.  Bu  kapsamda   örgütlerde   birçok   sosyal   ve   psikolojik   destek   unsurları   vasıtasıyla  çalışanını   daha   değerli   bir   konumda   e...

    16. Lactococcus lactis Subsp. Lactis Suşlarında Yüksek Sıklıkta Konjugal Transfer Sistemlerinin Analizi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Çağla Tükel

      2015-02-01

      Full Text Available Bu çalışmada L. lactis subsp. lactis suşlarında laktoz fermentasyonu özelliğini kodlayan altı farklı plazmidin yüksek sıklıkta konjugal aktarım yeteneği araştırıldı. Bu plazmidlerin konjugal transfer sıklıkları; iki seks faktörünün interaksiyonuna bağlı olarak (Clu ve Agg, Clu-/Agg-, Agg+ x Clu-/Agg+, Agg- ya da Clu+/Agg- x Clu-/Agg- konjugasyon eşleri için 1.5x10-5–1.0x10-7 ve Clu+/Agg- x Clu-/Agg+ konjugasyon eşleri için 7.1x10-2-2.7x10-3 oranlarında değişim gösterdi. Laktoz plazmidlerinin stabiliteleri ise; doğal suşlarda %82-96, MG1390 alıcı suşu için tanımlanan konjugantlarda %77-98 ve MCL8060 alıcı suşu için tanımlanan konjugantlarda ise %44-67 arasında saptandı.

    17. Systémová dynamika a její modely jako součást Competitive Intelligence

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Stanislava Mildeová

      2014-12-01

      Full Text Available Obchodní konkurence je oblast, která zatím plně nevyužívá výhod modelování a simulace. V reakci na tento fakt je cílem článku ukázat model simulující konkurenční boj. Model, vycházející z logiky Systémové dynamiky, slouží ke zkoumání efektu vývoje produktů na konkurenceschopnost podniku. V rámci tvorby tohoto vlastního modelu a provedených experimentů autor dokazuje, že použití modelování a simulací je užitečné při získávání nových informací, které nejsou obsaženy v podnikových informačních systémech. I když je prezentovaný model zjednodušením skutečného trhu, takový systémový model může být perspektivním nástrojem Competitive Intelligence.

    18. DOĞAL ÇEVRE FELAKETLERİNİN SUÇA ETKİSİ

      OpenAIRE

      AKKUŞ, Zafer; EFE, Tamer

      2016-01-01

      Doğalçevrenin değişik zamanlarda maruz kaldığı felaketler, binlerce/milyonlarcacanlının ölmesine ve/veya yaralanmasına neden olurken beraberinde yaşamortamlarında bulunan her türlü yapı/yapılara geçici/sürekli tahribatlarbırakmıştır/bırakmaktadır. İnsanoğlunun doğal çevreye bilinçli/bilinçsizmüdahaleleri ile dünya gittikçe savunmasız bir hale dönüşmeye başlamıştır.Kendini koruma olgusundan insan faktörü ile uzaklaşan dünya, tarihsel süreçiçerisinde birçok doğal felaketin yaşandığı gezegen olm...

    19. ENVIRONMENTAL STRATEGIC ANALYSIS ON VOIP (Voice Over Internet Protocol SERVICES INDUSTRY IN TURKEY - TÜRKİYE’DEKİ TELEKOMUNİKASYON ENDÜSTRİSİ VOIP (Voice over IP SEKTÖRÜNÜN STRATEJİK DIŞ ÇEVRE ANALİZİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nihan YILDIRIM

      2012-11-01

      ıyla,PEST, Rekabet (Beş Güç, değer zinciri ve SWOT analizleriuygulayarak Türkiye’deki VoIP servisleri endüstrisine, fırsatve tehdit teşkil eden çevresel stratejik faktörleri incelemektedir.Çalışma sonuçları, karmaşık bir değer zincirine sahip buendüstride, alıcı ve tedarikçilerin pazarlık güçleri yüksek;ikame tehdit ve fırsatlarının belirgin olduğu, teknolojikfaktörler kadar, sosyal, ekonomik ve özellikle yasal faktörlerendüstrideki rekabeti artırdığnı göstermektedir.

    20. Toros sediri (Cedrus libani A. Rich. ağaçlandırmalarının gelişimi ile yetişme ortamı özellikleri arasındaki ilişkiler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Rıza KARATAŞ

      2017-07-01

      Full Text Available Bu çalışma, Eskişehir, Afyonkarahisar ve Ankara illerindeki toros sediri (Cedrus libani A. Rich. ağaçlandırmalarının boy gelişimi ile bazı yetişme ortamı özellikleri arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Örneklemeler bakı, yükselti, eğim, yamaç konumu ve meşcere gelişimi bakımından farklılık gösteren 55 alanda yürütülmüştür. Her örnek alanda meşcere üst boyunda bulunan bir ağaç kesilmiş ve toprak çukuru açılarak belirlenen horizonlardan toprak örnekleri alınmıştır. Laboratuvarda toprak örneklerinin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlenmiştir. Toros sediri ağaçlandırmalarının gelişimi ile iklim özellikleri arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla örnek alanlara en yakın mesafede bulunan meteoroloji istasyonu verileri kullanılmıştır. Örnek alanlardaki ağaçların üst boy değerleri ile edafik, klimatik ve fizyografik faktörler arasındaki ilişkiler korelasyon, aşamalı regresyon ve regresyon ağacı yöntemleri ile değerlendirilmiştir.Örnek alanlardaki ağaçların üst boy değerleri ile fizyografik yetişme ortamı faktörlerinden enlem ve yamaç konumu; iklim özelliklerinden ortalama yüksek sıcaklık, potansiyel evapotranspirasyon, su fazlası, en soğuk ayın ortalama sıcaklığı, en sıcak ayın ortalama sıcaklığı ve dört yaz ayının ortalama sıcaklığı; toprak özelliklerinden toz miktarı arasında istatistiksel bakımdan önemli ilişkiler bulunmuştur.Sedir ağaçlandırmalarının boy büyümesi aşamalı regresyon analizi ve regresyon ağacı tekniği kullanılarak modellenmiştir. Uygulanan bu analizler sonucunda, boy gelişimini en iyi açıklayan kestirim modeli %65,6 ile regresyon ağacı tekniği kullanılarak elde edilmiştir.

    1. Farklı Beton Dayanımlarındaki Kolonlarda, Eksenel Yük Seviyelerine Göre Geri Sıçramalı Çekiç Verilerinin Korelasyonu İçin Deneysel Bir Öneri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yusuf DEMİREL

      2014-11-01

      Full Text Available Betonun basınç dayanımı, betonarme sistemin yapısal bütünlüğü açısından hayati önem taşımaktadır. Gerek inşaat aşamasında gerekse inşaat tamamlandıktan sonra, farklı yapı elemanlarındaki basınç dayanımlarının bilinmesi, kontrol ve değerlendirme yapılabilmesi açısından oldukça önemlidir. Standartların ve yönetmeliklerin değişimiyle kontrol ve değerlendirme için beton dayanımının tespiti daha da önem kazanmıştır.Yapıya az hasar verecek şekilde, beton dayanımının bulunması önemlidir. Geri sıçramalı çekiç ile beton dayanımı tespiti ekonomik, pratik ve hasarsız olması nedeniyle çok kullanışlı bir yöntemdir. Yapılan çalışmalarda, geri sıçramalı çekiç ile karot numunesinden bulunan beton dayanımı arasında tutarsızlıklar gözlenmiştir. Geri sıçramalı çekiç okumaları herhangi bir düzeltme faktör dikkate alınmadan kullanılmaktadır. Bu da geri sıçramalı çekicin kullanımını ve güvenirliğini azaltmaktadır.Bu çalışmada, fck=14, fck=20 ve fck=24 MPa dayanımlara sahip deney elemanlarında 0.013N0-0.2N0-0.3N0-0.4N0-0.5N0-0.6N0-0.7N0 yük düzeylerinde her dört yüzeyinden en az beşer adet geri sıçramalı çekiç okuması alınmış, standart sapma analizi yapılmıştır. Elde edilen dayanımların, eksenel yük düzeyi ile değişimi irdelenmiştir. Eksenel yük düzeyinin de ayrı bir sapma yarattığı tespit edilmiştir. Eksenel yük düzeyine göre,  geri sıçramalı çekiç verileri için rekrasyon doğrusu bulunmuştur. Geri sıçramalı çekiç ile beton dayanımın elde edilmesinde eksenel yük düzeyinin de bir düzeltme faktörü olarak dikkate alması gerektiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Beton dayanımı tespiti, Geri sıçramalı çekiç, Eksenel yük düzeyi, Rekrasyon doğrusu

    2. ŞEHİR İÇİ DENİZYOLU ULAŞIMINDA MÜŞTERİLERİN HİZMET ALGISI VE MEMNUNİYETİ: BİR UYGULAMA - CUSTOMER’S PERCEPTION OF SERVICE AND SATISFACTION IN MARITIME TRANSPORT IN THE CITY: AN APPLICATION

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa KARADENİZ

      2014-07-01

      Full Text Available ÖzetTaşımacılık ve ulaştırma sektörü lojistiğin önemli bir faaliyet alanıdır. Teknolojide ve hizmet sektöründeyaşanan gelişmeler bu sektörü de her yönüyle değiştirmiştir. Müşteri memnuniyetini sağlamak rekabetgücünü arttırmada en etkili faktörlerden biridir. Günümüz çağdaş rekabet dünyasında ulaştırma sektöründede büyük bir çekişme mevcuttur. Bu gelişmeleri göz önünde bulunduran işletmeler, insanların hizmetalgısı-memnuniyet ilişkisine önem vermeye başlamıştır. İşletmeler, müşteri memnuniyetini sağlamak içinmüşterilerinin alışkanlıklarını, beklentilerini, algılarını ve sosyo-demografik özelliklerini iyi tespit etmeyeçalışmaktadırlar.Yapılan bu çalışmanın literatür bölümünde lojistik, taşımacılık, şehir içi deniz yolu taşımacılığı, hizmetkavramı ve müşteri memnuniyeti üzerinde durulmuş ve İstanbul Şehir Hatları hakkında genel bilgiverilmiştir. Araştırmanın uygulama kısmında ise İstanbul Şehir Hatlarını kullanan 396 müşterinin, sunulanhizmete ilişkin algısı ve memnuniyetleri incelenmiştir. Veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmış, anketverileri frekans analizi, güvenilirlik analizi, faktör analizi, t-testi, Anova, korelasyon analizi ve regresyonanalizine tabi tutularak araştırmadan elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır.AbstractThe transportation sector is one of the important activity field in logistics. Developments in technologyand the service sector has changed every aspect of this industry. Customer satisfaction is one of the most important factor in increasing competitiveness. In today’s modern competitive world, there is also a greatcontention in the transportation sector. Considering these developments, businesses began to give attentionto the relationship between the service perception and satisfaction of people. Business tries to identifycustomers’ habits, expectations, perceptions and socio

    3. AYVALIDERE HAVZASINDA (SÜLEYMANPAŞA / TEKİRDAĞ JEOMORFOLOJİK FAKTÖRLERİN TOPRAK ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE ETKİLERİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Emre ÖZŞAHİN

      2016-02-01

      Full Text Available Bu çalışmada, jeomorfolojik faktörlerin toprak özellikleri üzerine etkileri Ayvalıdere Havzası örneğinde incelenmiştir. Bu etkilerin örnek bir havza dâhilinde incelenmesi çalışmanın önemini teşkil etmektedir. Çalışmada 1:25.000 ölçekli KIRKLARELİ F19-d4 ve BANDIRMA G19-a1 numa- ralı topoğrafya haritaları kullanılmıştır. Yöntem olarak ise öncelikle havza alanının jeomorfolojik özellikleri tespit edilmiştir. Ardından başka araştırmacılar tarafından yaptırılan toprak örneklerinin analizlerinden ve çalışma bulgularından istifade edilerek havzanın detaylı toprak haritası oluşturul- muştur. Gerek jeomorfolojik özellikler (yer şekilleri, eğim, bakı, yükselti gerekse toprak özellikleri CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri ortamında karşılaştırılarak, havzada toprakların dağılışında jeomor- folojik faktörlerin etkisi irdelenmiştir. Çalışma sonunda yer şekilleri ile toprak özellikleri arasındaki ilişkinin kısa mesafeler dâhilinde büyük değişiklikler sunduğunu belirlenmiş ve vurgulanmıştır. Bu ilişkinin daha detaylı çalışmalarla ortaya konması gereklidir. Böylece elde edilen sonuçlarla toprak kaynaklarının korunması, doğru kullanımı ve planlanması konusunda önemli adımlar atılabilir. Nihai olarak gerek jeomorfolojik gerekse pedolojik özellikleri konu alan benzer çalışmalarda toprak ve yer şekilleri arasındaki münasebetin araştırılması doğal ortamı daha iyi anlayıp, analiz etmemize yardımcı olacaktır.

    4. YÖNETİCİLERİN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ İLE LİDERLİK TARZLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ: İSTANBUL’DAKİ BEŞ YILDIZLI OTELLER ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Derman KÜÇÜKALTAN

      2014-03-01

      Full Text Available ÖzetEtkili liderlik, yoğun rekabet ortamı içerisinde faaliyet gösteren otel işletmelerinin de ihtiyaç duydukları bir kavramdır. Liderliği etkileyen faktörlerden bir tanesi de demografik özelliklerdir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; yöneticilerin demografik özellikleri ile benimsenen liderlik tarzları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır.Bu amaçla oluşturulan anket, İstanbul’daki beş yıldızlı otel işletmelerinin genel müdürleri ile departman müdürleri üzerinde uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Anket içerisindeki Likert ölçekli sorularda alt boyutların belirlenmesi için faktör analizi yapılmıştır. Elde edilen alt boyutların, yöneticilerin demografik özelliklerine göre bir farklılık gösterip göstermedikleri Mann-Whitney U ve Kruskal- Wallis testleri ile sınanmıştır. Farklılık gözüken maddelerde farkın nereden kaynaklandığını bulmak amacıyla Tukey testi uygulanmış ve elde edilen sonuçlar üzerinde yorumlar yapılmıştır. Üç liderlik tarzını birden etkileyen herhangi bir demografik özellik bulunmamakla birlikte, bazı değişkenlerin liderlik tarzları ile anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu görülmüştür.AbstractEffective leadership has become a notion that is needed by the hotel enterprises which function in a competition-intensive sector. Demographic characteristics are one of the factors which affect leadership most. In this context; the purpose of this study is to display the relationshipbetween the managers’ demographic characteristics and adopted leadership styles. The questionnaire that has been developed for this purpose, has been implemented on the general managers and departmental managers of the five star hotels in Istanbul. The gained data has been evaluated by SPSS. Factor analysis has been done to determine the sub-dimensions in Likert scale questions. The sub-dimensions have been

    5. Kişiler Arası İletişim Engelleri Ölçeği Geliştirme

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Zeynep Başerer

      2016-12-01

      Full Text Available Bu çalışmanın amacı kişiler arası iletişim engellerinin neler olabileceğini belirlemeye yönelik ölçme aracı geliştirmektir. 47 maddeden oluşan ölçeğin nihai formu rastgele seçilen 20-40 yaş arası yetişkinlere uygulanmıştır. Elde edilen veriler üzerinden ölçeğin geçerliğine ilişkin bilgi elde edebilmek için döndürülmüş temel bileşenler analizi kullanılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi ile elde edilen bulgular analizi sonucunda, ölçeğin 30 madde ve 5 alt boyuttan oluştuğu belirlenmiştir. Bu boyutlar literatür taraması dahilinde “Dilsel-Davranışsal, Kişisel, Duyuşsal, Algısal ve Psikolojik” ifadeler olarak adlandırılmıştır. Ölçeğin geçerliliğine kanıt sağlamak için kapsam geçerliliği ve yapı geçerliliğine bakılmıştır. Kapsam geçerliliğine ilişkin literatür taraması ile uzman görüşü alınırken,  yapı geçerliğine ilişkin bilgi toplamak için de “döndürülmüş temel bileşenler analizi” kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda ise KMO değeri 0,956 olarak bulunmuştur. Ayrıca ölçeğin güvenirliğine kanıt sağlamak amacıyla Cronbach alfa güvenirlik katsayısı hesaplanmış ve ölçeğin tamamı için Cronbach alfa güvenirlik katsayısı 0,946 olarak bulunmuştur. Her bir alt faktör için Cronbach alfa güvenirlik katsayılarının ise 0,931 ile 0,657 arasında olduğu görülmüştür.

    6. Tüketim Dinamikleri Ölçeği: Kurumsal Din Eğitimi Almış Bireylerde Tüketim Eğilimleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Abdullah İnce

      2018-06-01

      uygulanmıştır. İkinci pilot uygulamada 57 soruluk 10’lu Likert tipi anket formu, 54 bireye uygulanmıştır. Pilot çalışma sonrasında veriler Spss 20,0 sürümü kullanılarak analiz edilmiş ve 32 soruluk nihai anket formu oluşturulmuştur. Çalışmada elde edilen verilerin yeterliğinin saptanması için Kaisser-Meyer-Olkin (KMO testi ve değişkenler arasında bir ilişkinin var olup olmadığını belirlemek için Barlett küresellik testinden yararlanılmıştır. 563 katılımcıdan oluşan örneklem için yapılan analiz sonucunda, Barlett Küresellik testi’nin istatistiksel olarak anlamlı olduğu (3358,808, p=0,000 ve KMO testi sonucu (KMO=0,812 hesaplanmıştır. Çalışmada exploratory faktör analizi sonucunda madde yükleri ,40’dan daha küçük olan değerler ölçekten çıkarılmıştır. Böylelikle 29 sorudan oluşan 8 faktörlü bir yapı ortaya çıkmıştır. Ölçeğin boyutlarına ilişkin güvenirlik analizi Cronbach Alfa kat sayısı tekniğiyle ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Güvenirlik analizleri sonucunda ,60 ve altı değer alan faktör grupları ölçekten çıkarılmıştır. İzlenen aşamalar sonucunda 16 madde ve 3 boyuttan oluşan ölçeğin boyutları “gösterişçi tüketim”, “savurgan tüketim” ve “dini öncelikli tüketim” olarak adlandırılmıştır. Faktör1’de yer alan sorularda “lüks, marka, moda, statü” vurguları “gösterişçi tüketim” isminin verilmesine, Faktör 2 için ise “ daha fazla alışveriş-alışveriş isteği, ihtiyaç dışı alma, reklam ve vitrin” vurguları bu faktörü “savurgan tüketim” olarak isimlendirilmesine, Faktör 3 için de “dini hassasiyet-referans” vurguları da bu faktörün “dini öncelikli tüketim” olarak adlandırılmasına sebep olmuştur. Yapılan analizler sonucunda ölçümün geçerli ve güvenilir olduğu ispatlanmıştır. Bu açıdan çalışmanın literatüre önemli bir katkısının olacağı düşünülmektedir.

    7. YÖNETİCİLERİN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ İLE LİDERLİK TARZLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ: İSTANBUL’DAKİ BEŞ YILDIZLI OTELLER ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Derman KÜÇÜKALTAN

      2014-01-01

      Full Text Available ÖzetEtkili liderlik, yoğun rekabet ortamı içerisinde faaliyet gösteren otel işletmelerinin de ihtiyaç duydukları bir kavramdır. Liderliği etkileyen faktörlerden bir tanesi de demografik özelliklerdir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; yöneticilerin demografik özellikleri ile benimsenen liderlik tarzları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır.Bu amaçla oluşturulan anket, İstanbul’daki beş yıldızlı otel işletmelerinin genel müdürleri ile departman müdürleri üzerinde uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Anket içerisindeki Likert ölçekli sorularda alt boyutların belirlenmesi için faktör analizi yapılmıştır. Elde edilen alt boyutların, yöneticilerin demografik özelliklerine göre bir farklılık gösterip göstermedikleri Mann-Whitney U ve Kruskal- Wallis testleri ile sınanmıştır. Farklılık gözüken maddelerde farkın nereden kaynaklandığını bulmak amacıyla Tukey testi uygulanmış ve elde edilen sonuçlar üzerinde yorumlar yapılmıştır. Üç liderlik tarzını birden etkileyen herhangi bir demografik özellik bulunmamakla birlikte, bazı değişkenlerin liderlik tarzları ile anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu görülmüştür.AbstractEffective leadership has become a notion that is needed by the hotel enterprises which function in a competition-intensive sector. Demographic characteristics are one of the factors which affect leadership most. In this context; the purpose of this study is to display the relationshipbetween the managers’ demographic characteristics and adopted leadership styles. The questionnaire that has been developed for this purpose, has been implemented on the general managers and departmental managers of the five star hotels in Istanbul. The gained data has been evaluated by SPSS. Factor analysis has been done to determine the sub-dimensions in Likert scale questions. The sub-dimensions have been

    8. ÜRETİM İLİŞKİLERİ TEMELİNDE MODERNİZM VE POST-MODERNİZMİN AZGELİŞMİŞ ÜLKELER ÜZERİNE ETKİLERİ (ON THE BASIS OF THE PRODUCTION RELATIONSHIP EFFECTS OF MODERNISM AND POST-MODERNISM ON UNDERDEVELOPED COUNTRIES

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Kemal ER

      2014-07-01

      Full Text Available ÖZ: Dünya ekonomik sisteminin kapitalizm tarafından şekillendirildiği bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla, ekonomik sistem içinde yer alan fordizm ve post-fordizm de kapitalizmin etkisi altında bulunmaktadır. Burada yapılan araştırmada görüldüğü gibi, fordizm modernizmi etkilemekte, daha sonra gündeme gelen post-fordizm de post-modernizmi etkilemektedir. Öte yandan, modernizm ve post-modernizm, “gelişme yazını” ve “azgelişme yazını” tarafından farklı açılardan ele alınmaktadır. Bu teorilere “azgelişmişlik” açısından bakılmadığında, toplumsal kalkınma sorununa gelişmeyi destekleyici bir çözüm getirilememektedir. O nedenle, bu makalede, ekonomik sistemleri de belirleyen üretim ilişkileri de dikkate alınarak, modernizm ve post-modernizm teorilerinin azgelişme açısından incelenmesi üzerine yoğunlaşılmaktadır. Literatür araştırmalarından elde edilen sonuçla, üretim ilişkileri temelinde modernizm ve post-modernizm gelişmiş devletlerin çıkarlarına işlemektedir. Çalışmada buradan hareketle, azgelişmiş devletlerin zararlarına olabilecek faktörler vurgulanmaya ve bu faktörlerin etkisini ortadan kaldırmaya yönelik politika önerilerinde bulunulmaya çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Azgelişme, Kapitalizm, Modernizm, Post-modernizm, Fordizm, Post-fordizm, Bağımlılık Okulu. ABSTRACT: It is a well-known reality that capitalism forms the economic system of the world. Therefore, fordism and post-fordism contained in the economic system are also under the influence of capitalism. As shown in the research, fordism affects the modernism, and in the next step dealt post-fordism influences the post-modernism. On the other hand, the modernism and post-modernism theories have been considered through different perspectives by the “development literature” and the “underdevelopment literature”. It is not possible to find a solution against the social

    9. ŞEHİR İÇİ DENİZYOLU ULAŞIMINDA MÜŞTERİLERİN HİZMET ALGISI VE MEMNUNİYETİ: BİR UYGULAMA - CUSTOMER’S PERCEPTION OF SERVICE AND SATISFACTION IN MARITIME TRANSPORT IN THE CITY: AN APPLICATION

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa KARADENİZ

      2014-08-01

      Full Text Available ÖzetTaşımacılık ve ulaştırma sektörü lojistiğin önemli bir faaliyet alanıdır. Teknolojide ve hizmet sektöründeyaşanan gelişmeler bu sektörü de her yönüyle değiştirmiştir. Müşteri memnuniyetini sağlamak rekabetgücünü arttırmada en etkili faktörlerden biridir. Günümüz çağdaş rekabet dünyasında ulaştırma sektöründede büyük bir çekişme mevcuttur. Bu gelişmeleri göz önünde bulunduran işletmeler, insanların hizmetalgısı-memnuniyet ilişkisine önem vermeye başlamıştır. İşletmeler, müşteri memnuniyetini sağlamak içinmüşterilerinin alışkanlıklarını, beklentilerini, algılarını ve sosyo-demografik özelliklerini iyi tespit etmeyeçalışmaktadırlar.Yapılan bu çalışmanın literatür bölümünde lojistik, taşımacılık, şehir içi deniz yolu taşımacılığı, hizmetkavramı ve müşteri memnuniyeti üzerinde durulmuş ve İstanbul Şehir Hatları hakkında genel bilgiverilmiştir. Araştırmanın uygulama kısmında ise İstanbul Şehir Hatlarını kullanan 396 müşterinin, sunulanhizmete ilişkin algısı ve memnuniyetleri incelenmiştir. Veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmış, anketverileri frekans analizi, güvenilirlik analizi, faktör analizi, t-testi, Anova, korelasyon analizi ve regresyonanalizine tabi tutularak araştırmadan elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır.AbstractThe transportation sector is one of the important activity field in logistics. Developments in technologyand the service sector has changed every aspect of this industry. Customer satisfaction is one of the most important factor in increasing competitiveness. In today’s modern competitive world, there is also a greatcontention in the transportation sector. Considering these developments, businesses began to give attentionto the relationship between the service perception and satisfaction of people. Business tries to identifycustomers’ habits, expectations, perceptions and socio

    10. Isıl İşlem Uygulanmış Et ve Et Ürünlerinde Heterosiklik Aromatik Aminler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fatih Öz

      2015-02-01

      Full Text Available 1977 yılında Japon bilim adamları, kızartılmış et ve balık ürünlerinden Heterosiklik Aromatik Amin (HAA olarak sınıflandırdıkları yüksek oranda toksik yeni bir grup bilesikler belirlemişlerdir. HAA’ler balık ve et gibi protein bakımından zengin gıdaların 150 °C’nin üzerindeki sıcaklıklarda pişirilmesi esnasında oluşan mutajenik ve/veya kanserojenik bileşiklerdir. Bu bileşikler aminoasitler ve karbonhidratlar ile kreatin veya kreatininin reaksiyon ürünleridir. Bu çalışmada HAA’lerin oluşumu, prekürsörleri, oluşum seviyelerinin azaltılması ve analiz metotları ile ilgili araştırmalar derlenmiştir. Gıda mutajenleri ile karşılaştırıldığında HAA’lerin aflatoksin B1 den 100 kat, benzo[a]pyrene den ise 2000 kat daha fazla mutajenik oldukları belirtilmiştir. Güçlü mutajen olan bu bileşikleri içeren gıdaların birçok ülkede yaygın olarak tüketilmesi ve epidemiyolojik çalışmaların bu tür gıdaları fazlaca tüketen ülkelerde kanser oranının çok daha yüksek olduğunu belirtmesinden dolayı konu dünya çapında büyük öneme sahiptir. Günümüze kadar, gıdalardan ve model sistemlerden 25’i aşkın HAA izole edilmiştir. HAA’ler genelde ısıl işlem uygulanmış et ve et ürünlerinde bulunurlar. HAA’lerin konsantrasyonları ısıl işlem gören ürünün tipi, pişirme sıcaklığı ve süresi,  pişirme ekipman ve metodu, pH ve su aktivitesi gibi fiziksel faktörler ile karbonhidratlar, serbest aminoasitler ve kreatin gibi kimyasal faktörlere bağlıdır. Ayrıca, ısı ve kütle transferi, yağlar, yağ oksidasyonu ve antioksidanların HAA’lerin konsantrasyonuna etki ettiği saptanmıştır.

    11. Teaching Vocabulary Through Sentences

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      irfan tosuncuoglu

      2015-12-01

      Öğretmenler, ikinci bir dil öğrenmede kelimenin önemli bir yere sahip olduğu konusunda neredeyse hemfikirdirler. Kelime birikiminin, dilde akıcılık için önemli bir faktör olması sebebiyle, dilbilgisinden daha önemli yere sahip olduğu söylenebilir. Kural olarak, algısal kelime bilgisi oranı üretimsel kelime bilgisini geçmekte ve dinleme kavrama ve konuşma kavrama iki farklı unsur olup ve burada ikinci saydığımız unsur birincisinden daha zor bir bilişsel işlevselliğe sahiptir. Bundan başka, kelime edinimi yüksek derecede kendine özgü olup öğrenene, öğrenenin öğrenme tarzına ve bilişsel kabiliyetine büyük ölçüde bağlıdır. Hiç bir insan aynı değildir. Özellikle anlama ve akıcılık arttığında, bireysel ilgiler ve hatta ihtiyaçlar değişecek, daha sonra öğretmen destekli rehberliğe ihtiyaç duyulacak ve karşılıklı iletişimle ve her ne için olursa olsun öğrencinin dilbilimsel ihtiyaçlarına göre belirlenen detaylı kelime bilgileri daha iyi bir seviyeye gelebilecektir. Bu makalede, kelimelerin cümleler yoluyla nasıl öğretilebileceği konusu araştırılmıştır.

    12. HİZMET KALİTESİ VE MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNİN ŞUBE-İNTERNET BANKACILIĞINDA KARŞILAŞTIRILMASI - COMPARISON OF SERVICE QUALITY OF CUSTOMER SATISFACTION IN BRANCH-INTERNET BANKING

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tolga DURSUN

      2014-03-01

      Full Text Available ÖzetKüreselleşme ve teknolojik gelişmelerle birlikte işletmelerin sürdürülebilirliklerinde ve birbirleriyle olan rekabetlerinde hizmet, hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetinin önemi artmıştır. Bu nedenle bu araştırma müşteri memnuniyetini, müşteri memnuniyetinde etkili olan hizmet kalitesi faktörlerini (fiziksel unsurlar, heveslilik, güvenlik, güvenilirlik, işlemleri gerçekleştirme, servis çeşitliliği, işlem ücreti bankacılık sektöründe iki farklı kanal olan Şube ve İnternet bankacılığında değerlendirerek karşılaştırma yapmaktadır. İki kanal arasındaki farkların ortaya konularak nedenlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Veri toplama yöntemi olarak uygulanan anket internet üzerinden yapılmış ve 429 katılımcıdan elde edilen veriler istatistiksel tekniklerle değerlendirilmiştir.AbstractGlobalization and technological developments, the competitiveness of enterprises and between sustainability services, service quality and customer satisfaction has increased in importance. Therefore, this research aims to evaluate customer satisfaction in branch and internet banking by addressing the factors affecting the quality of service (tangibles, responsiveness, trust, reliability, fulfillment, service portfolio and transaction fees in customer satisfaction. It is intended to determine the causes of the differences between the two channels and is to put forth. The survey made on the internet as a method of data collection and statistical analysis of the data from 429 participants were statistically evaluated.

    13. Süt ve Süt Ürünlerinin Çinko ile Zenginleştirilmesine İlişkin Yaklaşımlar

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Özge Kahraman

      2015-02-01

      Full Text Available Çinko vücutta pek çok temel fizyolojik fonksiyonda yer alır ve eksikliği ciddi hastalıklara yol açar. Yanlış beslenme alışkanlıkları, fakirlik, besin yetersizliği, parazitik enfeksiyonlar, hatta çevre kirliliği gibi pek çok primer ve sekonder faktörler vücutta çinko düzeyinin düşmesine neden olur. Kalsiyum, metalkompleksleri, proteinler, fitat, buğday kepeği, lignin ve hemiselülozlar da vücutta çinko emilimini etkilemektedir. Bu nedenle, son zamanlarda gıda zenginleştirme çalışmalarında çinko ilavesi de ele alınmaya başlanmıştır. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA tarafından beş çinko bileşiği genellikle güvenli olarak (GRAS tanınmaktadır. Bu bileşiklerden bazıları, tüketimi fazla olan süt ve bazı süt ürünlerinin zenginleştirilmesinde kullanılmaktadır. Çünkü süt ve süt ürünleri bazı mineraller bakımından zengin ama çinko açısından yeterince zengin değildir. Makalede de süt ve süt ürünlerinin çinko ile zenginleştirilmesine ilişkin yaklaşımlar tartışılacaktır.

    14. Prezentacja innych dochodów całkowitych w sprawozdaniach finansowych wybranych spółek publicznych w Polsce w latach 2009–2011

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bogusława Bek-Gaik

      2013-04-01

      Full Text Available Inne całkowite dochody to nowa kategoria ekonomiczna, dopiero testowana w praktyce gospodarczej. Oczywi-sty wydaje się fakt zapotrzebowania na badanie aspektów praktycznych dotyczących prezentacji innych całkowitych dochodów w sprawozdaniu z dochodów całkowitych. Zasadniczym celem niniejszego artykułu jest zbadanie, jaką formę prezentacji innych całkowitych dochodów w sprawozdaniu z całkowitych dochodów wybrały polskie spółki giełdowe, jaka jest istotność wyniku całkowitego oraz średnia liczba pozycji ujawnia-nych w ramach innych zysków całkowitych przez badane spółki publiczne (struktura innych zysków całko-witych. Metodą badawczą zastosowaną w artykule były studia literaturowe, analiza regulacji dotyczących sprawozdania z całkowitych dochodów (głównie MSR 1 oraz analiza sprawozdań finansowych sporządzo-nych zgodnie z Międzynarodowymi Standardami Sprawozdawczości Finansowej wybranych polskich spółek publicznych w latach 2009–2011. Wyniki badań wskazują, że w praktyce mamy do czynienia z indywidual-nym podejściem do zasad prezentacji informacji o innych całkowitych dochodach. Niewątpliwą wadą takie-go sposobu prezentacji jest brak możliwości porównywania poszczególnych kategorii sprawozdań między spółkami; analiza porównawcza jest pracochłonna i wymaga poszukiwania danych w wielu notach.

    15. Gemi Kazalarına Neden Olan Köprü Üstü Kaynaklı Eksikliklerin İstatistiksel Açıdan İncelemesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tuba KEÇECİ

      2014-06-01

      Full Text Available Denizcilik sektörü için en önemli konulardan biri, insana, çevreye ve eşyaya gelebilecek zararların en aza indirilmesi amaçlanarak, ileride meydana gelecek kazaların önlenmesine çalışılmasıdır. Deniz kazalarının incelenmesi ve gemide emniyeti etkileyen faktörlerin belirlenmesi, bu amaca ulaşmada en önemli adımı oluşturmaktadır. Gemilerin emniyetli şekilde işletilmesi ve yönetilmesi için, gemilerin uluslararası standartlara uygunluğu sürekli olarak bayrak devleti ve liman devleti yetkililerince denetlenmektedir. Tanker şirketleri bu denetimlere ek olarak, yük taşıtan petrol ve kimyasal endüstrisi tarafından da denetime tabi tutulmaktadır. Bu çalışmada, Türk tanker şirketlerinin SIRE (Ship Inspection Report Programme ve CDI (Chemical Distribution Institute kapsamında gerçekleştirilen denetim sonuçları incelenerek, bulunan eksikliklerin ve bunlara ait kök sebeplerin araştırılmasına çalışılmıştır. En sık görülen hatalardan biri olan köprü üstü kaynaklı eksiklikler istatistiksel olarak ortaya konularak, bu hataların oluşmasında rol oynayan kök sebepler tartışılmıştır.

    16. UHT Yöntemiyle İşlenmiş Sterilize Sütün Besin Değeri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Emel Sezgin

      2015-02-01

      Full Text Available Sütün bir gıda olarak değeri günümüzde artık çok iyi bilinmektedir. Özellikle ülkemiz gibi hayvansal proteinin az tüketildiği yerlerde, içinde ihtiyacımız olan besin elementlerinin hemen hemen hepsini yeterli ve dengeli bir şekilde bulunduran sütün önemi daha da artmaktadır. Bilindiği gibi sütün besin değeri tamamen sütün bileşimiyle ilgili bulunmakta ve bu da hayvanın, türü, ırkı, yem, laktasyon mevsim ve benzeri faktörlerle geniş ölçüde değişmektedir. Süt esas olarak protein, kalsiyum ve bazı suda eriyen vitaminler yönünden önem taşımaktadır. Örneğin, 0.5 L süt 5 yaşındaki bir çocuğun protein ihtiyacının %40’ını kalsiyum ve riboflavin ihtiyacının %70’ni, tiamin, folik asit, A vitamini ihtiyacının 1/3’ni, B12 vitamini ihtiyacının ise tamamını karşılayabilmektedir.

    17. Kurutulmuş Sebzelerin Besin Değerleri Üzerine Bir Araştırma (İngilizce

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Necla Çağlarırmak

      2015-02-01

      Full Text Available Beslenme hayat için elzem olan olgudur. Gıda prosesleri kurutma gibi çeşitli gıda işlemleri bazında geliştirilmektedir. Araştırmada kurutulmuş patlıcan, pırasa, karnabahar ve brokolinin besin değerleri mevsim ya da hava koşullarına bağlı olarak güneşte veya serada kurutulduktan sonra belirlenmiştir. Kurutulmuş patlıcanının araştırılan başlıca besin ögeleri ; tiamin (B1, riboflavin (B2, retinol (A, pridoksin (B6, askorbik asit (C, folik asit, magnezyum (Mg, potasyum (K, sodyum (Na, fosfor (P, Çinko (Zn, Demir (Fe ve Bakır (Cu'dır. Çalışmada kurutulmuş pırasa, karnabahar ve brokolide aynı bileşenler P ve Cu hariç ancak niacin ve Ca dahil olmak üzere saptanmıştır. Kurutma işleminin koşulları ısı, hava oksijeni ve gün ışığı gibi çeşitli fiziksel faktörlere maruz kalmaktadır. Araştırılan sebzelerin kuru maddelerindeki artış, kuru madde bazında besin öğelerinin konsantre olmasına neden olmaktadır. Çalışılan kurutulmuş sebzeler genellikle besin bileşenlerini koruduklarından beslenme düzeyine katkıda bulunmaları gerektir.

    18. Altın Fiyatlarının Yapay Sinir Ağları ile Tahmini ve Bir Uygulama

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Rıdvan YÜKSEL

      2016-03-01

      Full Text Available Bu çalışmada altın fiyatlarını yapay sinir ağları ile öngörmek amacıyla, altın fiyatlarını etkileyebileceği düşünülen değişkenler olan Gümüş fiyatları, Brent Petrol fiyatları, ABD doları/ EUR paritesi, EuroNext100 endeksi, Amerika Dow Jones Endeksi, 13 Hafta vadeli ABD bonosu faiz oranı ve ABD TÜFE endeksi kullanılarak modeller kurulmuştur. Yapay sinir ağları ile kurulan modellerden elde edilen tahmin sonuçları, gerçek değerler ile R2, RMSE, MAE ve MAPE (% gibi performans kriterleri hesaplanarak karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular yapay sinir ağlarının altın fiyatlarının tahmininde başarı ile kullanılabileceğini göstermektedir. Yapılan duyarlılık analizinin sonuçları değerlendirildiğinde altın fiyatlarını etkileyen faktörlerin başında gümüş ve petrol fiyatlarının geldiği tespit edilmiştir.

    19. THE IMPOTENCE AS ONE OF THE DETERMINANT FACTORS ON HUSN U ASK’S FICTION HÜSN Ü AŞK’IN KURGUSUNDA BELİRLEYİCİ FAKTÖRLERDEN BİRİ OLARAK ACZ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Abdullah EREN

      2009-10-01

      Full Text Available Hüsn ü Aşk is a mesnevi that built on process of seyr ü sülûk which lived Aşk. A significant part of the elements of this process takes place as the heroes of the story with allegoric way. Another part, even if be out of the such approach, has vital functions both in plot and background. As one of the these types of elements, “impotence” is one of the determinant factors that formative of fiction, by having a wide coverege especially on transition points of journey stages, on existence of Aşk and in the first section of the work. Hüsn ü Aşk, Aşk’ın seyr ü sülûk süreci üzerine kurulmuş bir mesnevidir. Bu süreçte işlevi bulunan unsurların önemli bir kısmı alegorik bir biçimde, hikâyenin kahramanları olarak yer alır. Diğer bir kısmı ise bu tarz bir yaklaşımın dışında kalsa da gerek olay örgüsü içerisinde, gerekse arka planda hayatî işlevlere sahiptir. Bu tip unsurlardan biri olarak “acz”, hem başlangıç bölümünde hem de Aşk’ın varlığı üzerinde ve özellikle yolculuk aşamalarının geçiş noktalarında tuttuğu yer ile eserin kurgusunu şekillendiren belirleyici faktörlerden biridir.

    20. Veritabanı Tasarımının Yazılım Performansına Etkisi: Normalizasyona karşı Denormalizasyon

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Erdinç UZUN

      2018-02-01

      Full Text Available Yazılım performansını etkileyen en önemli faktörlerden biri veritabanı tasarımında yapılabilecek iyileştirmelerdir. Veritabanı tasarımında sıklıkla ilişkisel veritabanı teorisi olan normalizasyon işlemi kullanılır. Fakat veri miktarı arttıkça normalizasyon işleminden kaynaklı performans sorunları ortaya çıkmaya başlar. Performans sorunlarını ortadan kaldırmak için teorisi oluşmamış denormalizasyon işlemi kullanılır. Bu çalışmada, bir anket uygulamasında performans arttırıcı bir veritabanı tasarımı tanıtılmış ve bu veritabanı tasarımının MySQL, PostgreSQL ve Oracle olmak üzere üç farklı ilişkisel veritabanı yönetim sistemindeki performans artışı incelenmiştir. Ayrıca, günümüzün popüler veritabanı sistemlerinden NoSQL’e ne zaman geçilmesi gerektiği CAP teoremi üzerinden anlatılıp, normalizasyon ve denormalizasyon işlemlerinin bu teoremdeki yeri belirtilmiş olacaktır.

    1. Institutional Knowledge Sources and Knowledge Management Kurumsal Bilgi Kaynakları ve Bilgi Yönetimi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fahrettin Özdemirci

      2007-06-01

      Full Text Available Knowledge has been increasingly seen as a critical institutional source which provides superiority in rivalry. Moreover, the management of knowledge and knowledge sources as a strategic source is the most important factor that increases institutional success. In this framework, it is necessary to determine, arrange and most importantly manage these sources due to a systematic approach. This study focuses on the determination and management of knowledge sources which is the most important factor to achieve successful knowledge management. Bilgi artan bir biçimde rekabette üstünlük sağlayan kritik öneme sahip kurumsal kaynak olarak görülmektedir. Bununla birlikte stratejik bir kaynak olarak bilginin, bilgi kaynaklarının bilinçli bir şekilde yönetilmesi kurumsal başarıyı artıran en önemli faktördür. Bu çerçevede kurumsal bilgi kaynaklarının ne olduğunun tespit edilmesi, düzenlenmesi ve en önemlisi bir sistem dâhilinde yönetilmesi gerekmektedir. Bu çalışma bilgi yönetiminin başarıya ulaşması için en önemli unsur olan kurumsal bilgi kaynaklarının ortaya konulması ve yönetilmesi üzerinde durmaktadır.

    2. HASTA VERİLERİ ÜZERİNDE VERİ MADENCİLİĞİ UYGULAMASI İLE KALP KRİZİ RİSKİNİN TESPİTİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İlhan TARIMER

      2015-04-01

      Full Text Available Bu çalışmada, veri tabanları içerisinde, karar verme süreçlerine etki edebilecek anlamlı bilgileri çıkarmak için kullanılan veri madenciliğinin sağlık alanında uygulanabilirliği araştırılmıştır. Alan çalışmasına örnek olarak, kalp krizi geçiren hastaların kan değerlerinde meydana gelen ortak değişimler tespit edilerek kalp krizini tetikleyen faktörlerin tespitine çalışılmış; elde edilen sonuçlar hasta grubu üzerinde test edilerek yapılan analizin başarımı ölçülmüştür. Bu çalışmada birliktelik kuralı algoritmalarından Apriori ve Gri algoritmaları kullanılmış; bunların oluşturdukları kural kümelerinin başarımı, karşılaştırmalar yapılarak incelenmiştir. Gri algoritmasının Apriori’ye göre daha az kural ürettiği halde aynı başarımı gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak kan değerleri verilen bir hasta grubu verilerinden kalp krizi riskinin tespiti için ön sinyaller anlamına gelen çeşitli desenler ortaya konmuştur

    3. HİZMET KALİTESİ VE MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNİN ŞUBE-İNTERNET BANKACILIĞINDA KARŞILAŞTIRILMASI - COMPARISON OF SERVICE QUALITY OF CUSTOMER SATISFACTION IN BRANCH-INTERNET BANKING

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tolga DURSUN

      2014-01-01

      Full Text Available ÖzetKüreselleşme ve teknolojik gelişmelerle birlikte işletmelerin sürdürülebilirliklerinde ve birbirleriyle olan rekabetlerinde hizmet, hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetinin önemi artmıştır. Bu nedenle bu araştırma müşteri memnuniyetini, müşteri memnuniyetinde etkili olan hizmet kalitesi faktörlerini (fiziksel unsurlar, heveslilik, güvenlik, güvenilirlik, işlemleri gerçekleştirme, servis çeşitliliği, işlem ücreti bankacılık sektöründe iki farklı kanal olan Şube ve İnternet bankacılığında değerlendirerek karşılaştırma yapmaktadır. İki kanal arasındaki farkların ortaya konularak nedenlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Veri toplama yöntemi olarak uygulanan anket internet üzerinden yapılmış ve 429 katılımcıdan elde edilen veriler istatistiksel tekniklerle değerlendirilmiştir.AbstractGlobalization and technological developments, the competitiveness of enterprises and between sustainability services, service quality and customer satisfaction has increased in importance. Therefore, this research aims to evaluate customer satisfaction in branch and internet banking by addressing the factors affecting the quality of service (tangibles, responsiveness, trust, reliability, fulfillment, service portfolio and transaction fees in customer satisfaction. It is intended to determine the causes of the differences between the two channels and is to put forth. The survey made on the internet as a method of data collection and statistical analysis of the data from 429 participants were statistically evaluated.

    4. Yenilikçi Bir Fiyatlandırma Yöntemi Olarak Dilediğin Kadar Öde Fiyatlandırması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Dilaysu Çınar

      2017-06-01

      Full Text Available Artan teknolojik gelişim ve beraberinde tüketiciye sunulan yenilik ve kolaylıklar, firmaları da her geçen gün rekabet üstünlüğü elde edebilme amacıyla farklı uygulamalar yapmaya teşvik etmektedir. Firmaların tüketici nezdinde rakiplerine göre daha üstün olarak algılanması için çoğunlukla ürüne yönelik yenilikler getirdikleri gözlemlenmekle birlikte bunun tek başına yeterli olmayacağı aşikârdır. Bu sebeple, firmalar fiyat stratejileri konusunda da yenilikçi stratejileri gittikçe artan biçimde uygulamaya başlamıştır. Söz konusu stratejilerden en dikkat çekenlerden biri de dilediğin kadar öde fiyatlandırması yöntemidir. Bu yöntemde, satıcı fiyatın belirlenmesi yetkisini tamamen tüketiciye devretmektedir. Araştırmada dilediğin kadar öde fiyatlandırmasına ilişkin literatür incelemesi gerçekleştirilmiş ve söz konusu fiyatlandırma yönteminde ödeme gönüllülüğüne etki eden faktörler ortaya konulmuştur. Ek olarak, dilediğin kadar öde fiyatlandırması yöntemi teorik perspektiften ele alınmış

    5. Moringa (Moringa Oleifera’nın Kanatlı ve Ruminant Hayvan Beslemede Kullanılması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tugay Ayasan

      2015-03-01

      Full Text Available Gelişmekte olan ülkeler, protein ve enerji kaynağı yem hammaddelerinin fiyatlarının yüksek olması nedeniyle yem maliyetlerindeki artış sebebiyle, bazı zorluklara maruz kalmışlardır. Moringa, protein ve ham selüloz bakımından zengin bir yem kaynağıdır. Moringanın ham protein düzeyi %7,12 ile %39,17 arasında değişim göstermektedir. Tanen ve diğer anti besleme faktörlerini göz ardı edilebilir düzeyde içermesi sebebiyle, ruminantlar ve ruminant olmayan hayvanlar için alternatif bir protein kaynağıdır. Protein ve mineraller bakımından zengin olmasına rağmen, Moringa uzun yıllar boyunca üzerinde çalışılmayan bitkilerden birisi olmuştur. Ayrıca, aşırı düzeyde antibiyotik kullanımının sonucu olarak, antibiyotiklere dayanıklı patojenlerin gelişmesi problemiyle de karşı karşıya kalınmıştır. Bu makalede, hayvan beslemede kullanılan moringa ile bu yem maddesiyle kanatlı ve ruminant hayvanlar üzerinde yapılan besleme çalışmaları ele alınmıştır.

    6. Biyometrik Güvenlik Sistemlerinin İncelenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nursel YALÇIN

      2015-02-01

      Full Text Available Biyometrik sistemler, bireylerin fiziksel ve davranışsal özelliklerini tanımlayarak kimliklendirme yapan sistemlerdir. En yaygın kullanılanları ise parmak izi, el geometrisi, ses, retina, yüz, imza vb. biyometriklerdir. Bu sistemler günümüzde hava alanlarında, fabrikalarda ve yüksek güvenlik gerektiren binalar gibi alanlarda, giriş çıkışları kontrol etmede ya da girilen verileri onaylama gibi süreçlerde kullanılmaktadır. Bunun yanında yaşam içerisinde bireylerin hayatını kolaylaştıracak akıllı sistemlerde, dijital fotoğraf makinelerinde, e-ticarette, kriminal incelemelerde vb. birçok alanda kullanılmaktadır. Her bir sistemin kendi içerisinde avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Bu nedenle bu tür teknolojilerin başarısını belirlemek özellikle güvenliğin ön planda olduğu durumlarda kritik faktörler öngörmek çalışmalara yardımcı olacaktır. Bu çalışmada da genel olarak kullanılan biyometrik sistemler araştırılmış ve incelenen güncel çalışmalar içerisinde bu sistemlerle ilgili karşılaşılan sorunlara, biyometrik sistemlerinin birbirlerine göre avantajlarına yer verilmiş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.

    7. TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİNDE GÜÇ İLİŞKİSİNİN STRATEJİK BOYUTU VE TEDARİKÇİ TATMİNİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hande AKGÜNLÜ

      2015-09-01

      Full Text Available ÖzetAlıcı-tedarikçi ilişkilerinde tedarikçi tatmini üzerine yapılan çalışma, kavramsal bir çalışmadır. Buçalışmadaki amaçlardan biri; bilimsel olarak tedarik zinciri gücünün tedarikçi tatmini üzerindeki etkisiniölçmektir. Tedarikçi tatminindeki faktörler üzerinde gücün etkilerini araştırmak, tedarik zinciri ilişkilerindekigü.-tatmin bağlantısını anlamada kilit bir rol üstlenmektedir. Bu çalışma alıcı-tedarikçi ilişkisinintedarikçi tatminini nasıl etkilediğini göstermektedir. Çalışmada ü. amaç sözkonusudur; farklı gü. unsurlarınınsatış yapan firmalarda tatmini nasıl etkilediğini kanıtlamak, gücü düzenleyen ilişkilerin tedarikçitatminini nasıl etkilediğini araştırmak ve gü. etkilerinin otomobil sekt.ründeki tedarikçi tatmininde nasıletkili olduğunu ölçmek. Modelde; performans ve tatminin sürekli olarak anlamsız çıkmasına rağmen,belirgin pozitif etkiye sahip olmak hem performans hem de tatmin üzerinde gü.-etkilenen alıcı-tedarikçiilişkisi bulunmuştur.

    8. Die drei Vorführungen eines geheimen Dokumentarfilms. Eine kritische Revision von Theresienstadt

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Natascha Drubek

      2017-04-01

      Full Text Available Dieser Artikel liefert auf der Grundlage einer gründlichen Lektüre von tschechischen, deutschen und französischen Quellen eine neue Perspektive auf das Filmmaterial, das im Ghetto von Theresienstadt gedreht wurde und unter den Titeln Ghetto Theresienstadt, Theresienstadt 1942 und Theresienstadt. Ein Dokumentarfilm aus dem jüdischen Siedlungsgebiet bzw. auch als Der Führer schenkt den Juden eine Stadt bekannt ist.  In einer Revision des allgemeinen Konsensus der letzten zwei Jahrzehnte argumentiert der Artikel, dass die verschiedenen Filmaufnahmen zwischen 1942 und 1945 ein zusammenhängendes Filmprojekt bilden. Die Autorin schlägt Korrekturen der filmographischen Daten vor, wie etwa die Einbindung des letzten „Jewish Elder“ des Ghettos, Benjamin Murmelstein, als Ko-Autor des Scripts. Eine Rekonstruktion des Datums, des Zeitpunkts und des Orts der ersten offiziellen Vorführung des Films für Delegierte des Komitees des Internationalen Roten Kreuzes wird durch eine komparative Untersuchung von verschiedenen Quellen und auf Textanalyse basierenden Ausschlussverfahren möglich. Bisherige Auffassungen des beabsichtigten Effekts und der Zielgruppe des Films revidierend, lenkt der Artikel die Aufmerksamkeit auf den Fakt, dass der Film vom Reichssicherheitshauptamt (RSHA 1942 initiiert und zum Kriegsende drei sorgfältig ausgewählten Gruppen vorgeführt wurde. Eine Untersuchung des Publikums der Premiere am 6. April 1945 lässt eine Neubewertung der Frage zu, ob der Film als Propagandafilm eingestuft werden kann oder eher als Strategem des deutschen Geheimdienstes.

    9. Web Tabanlı Eğitimde Veri Madenciliği

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tuncay Sevindik

      2012-12-01

      Full Text Available Günümüzde, web tabanlı eğitim ortamları klasik bir içerik yapılanma sistemi ile yürütülmektedir. Ancak, tüm dünyadaki en önemli eksikliklerden biri de öğrencilerin web platformundaki davranışlarının analiz edilememesidir. En yüksek performansın sistemden elde edilebilmesi için sistem gereksinimleri, zaman içerisinde kullanıcıların taleplerindeki değişimler ve hayatın getirmiş olduğu yeniliklere açık tasarım gibi birçok durum web tabanlı uzaktan eğitim sistemlerinin tasarlanmasında önemli birer faktördür. Bu sebeplerden ötürü, web tabanlı uzaktan eğitim sistemlerinin iyi bir şekilde analiz edilmeleri ve gereksinimlere cevap verebilecek seviyede olmaları şarttır. Bu amaçla internet ve web tabanlı uzaktan eğitim sistemlerinde ihtiyaçlarımıza cevap verebilecek en önemli uygulamalardan biri de veri madenciliği ve yöntemlerinin kullanılmasıdır.Anahtar Kelimeler: Uzaktan Eğitim, web tabanlı eğitim, veri madenciliği

    10. Bireysel Barışa Yönelik Tutum Ölçeğinin Geliştirilmesi: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışmaları / Development of a Scale Measuring Attitudes towards Individual Peace: A Validity and Reliability Study

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bahadır Kılcan

      2018-03-01

      Full Text Available Abstract This study aims to develop a scale to measure eight-grade secondary school students' attitudes towards individual peace. The items of the scale have been prepared by the researcher based on a literature review. The study sample included 223 eight grade students from different schools in the Mamak district of Ankara for the 2015-2016 school year. At the end of the analysis, the correlation coefficients obtained from item-factor total and adjusted correlation were found to be above .21 and all items were statistically significant. In the exploratory factor analysis (EFA, the scale items were split into four dimensions: "State before Peace", "Factors for Peace", "Factors for Sulking" and "Assitance in Peacemaking". The Chi-square (X2 value appropriate for the model developed based on the results of the Confirmatory Factor Analysis (CFA and statistical significance levels showed that the proposed model was appropriate for the collected data. Reliability coefficients tested for the whole scale and its sub-dimensions revealed that the scale was suitable to measure eight-grade secondary school students' attitudes towards peace.   Öz Bu çalışmanın amacı, ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin bireysel barışa yönelik tutumlarının belirlenmesinde kullanılacak bir ölçme aracı geliştirmektir. Ölçme aracının maddeleri araştırmacı tarafından ilgili alanyazın incelenerek hazırlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2015-2016 öğretim yılının bahar döneminde Ankara İli Mamak İlçesinde bulunan okullarda öğrenim gören toplam 223 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Yapılan istatistikler sonucunda ölçeğin madde-faktör toplam ve düzeltilmiş korelasyonlarında elde edilen korelasyon katsayıları .21’in üzerinde olduğu ve tüm maddelerin istatiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi (AFA sonucunda ölçek maddeleri; “Barışma

    11. THE EXAMINATION OF THE RELATIONSHIP BETWEEN CREATIVITY AND WORK ENVIRONMENT FACTORS WITH A RESEARCH IN WHITE-GOODS SECTOR IN TURKEY

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Aslı KÜÇÜKASLAN EKMEKÇİ

      2012-11-01

      Full Text Available THE EXAMINATION OF THE RELATIONSHIP BETWEEN CREATIVITY AND WORK ENVIRONMENT FACTORS WITH A RESEARCH IN WHITE-GOODS SECTOR IN TURKEYAbstract: The objective of this study is to find out the relationship between work environments and employee creativity. In other words, it is aimed in this study to examine the work environment factors which stimulate and hinder creativity in a detailed way to find out ways to foster creativity in workplace. The effect of work environment on creativity has been studied and the creative work environments have already been indicated by previous researches but those studies were conducted among the R&D workers while this study was conducted within various departments of the two organizations. The hypothesis was generated and empirically tested by the data obtained from two organizations both operating in white-goods sector in Turkey. The results demonstrate that supervisor support; coworker cohesion, autonomy and task involvement factors have positive relationships with creativity. Furthermore, the findings of this study provide insights to organizations aiming to have creativity within the organization.    Keywords: Creativity, Work Environment, Working Conditions, White-Goods Sector. YARATICILIK VE İŞ ÇEVRESİ FAKTÖRLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN TÜRKİYE’DEKİ BEYAZ EŞYA SEKTÖRÜNDE YAPILAN BİR ARAŞTIRMA İLE İNCELENMESİÖzet: Bu çalışmanın amacı iş ortamı ve çalışan yaratıcılığı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Başka bir deyişle, bu çalışma işyerinde yaratıcılığı geliştirme yolları bulabilmek için, yaratıcılığı teşvik eden ve engelleyen iş ortamı faktörlerini incelemeyi amaçlamaktadır. İş ortamının yaratıcılığa etkisi daha once yapılan araştırmalarda incelenmesine rağmen bu çalışmaların daha çok Araştırma&Geliştirme çalışanları arasında yapıldığı görülmektedir. Bu çalışma ise sadece Araştırma&Geliştirme departman

    12. Risky Behaviors of University Students: A Cross-Sectional Study

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hilal Ozcebe

      2012-04-01

      Full Text Available Objective: This study aimed to identify certain risky behavior patterns (unsafe sex, tobacco and drug use, and binge drinking and the factors affecting these behaviors among first- and third-year students in a university. Method: The study included a total of 8407 students enrolled as first- (4392 and third- (4015 year students. A self-administered questionnaire was used for data collection. In data analysis, respecting sampling weights, models were formed by logistic regression method to determine factors that affect the risky behaviors. Results: 731 male–1114 female students from the first year and 560 male–1096 female students from the third year were interviewed. Male students were found to be engaged in risky behaviors more frequently than females. Logistic models of the study indicated that gender, place of residence, relationship with parents, and socialization with friends have profound effects on risky behaviors. Conclusion: After leaving home, young people develop their own lifestyles, and this study demonstrates that lifestyle is the main effective factor for risky behaviors in this group. Universities need to assume more responsibility to guide students’ lives and to provide the facilities and opportunities that encourage and facilitate their adoption of a healthy lifestyle.   Key Words: University students, risky behaviours Bir Üniversitede Öğrencilerin Riskli Davranışları: Kesitsel Bir Çalışma Amaç: Bu çalışmanın amacı, bir üniversitenin birinci ve üçüncü sınıf öğrencileri arasında bazı riskli davranış modellerini (güvensiz seks, tütün ve uyuşturucu kullanımı ve aşırı alkol ve bu davranışları etkileyen faktörleri saptamaktır. Yöntem: Araştırmanın evrenini birinci (4392 ve üçüncü (4015 sınıflarda kayıtlı 8407 öğrenci oluşturmaktadır. Veri öğrencilerin gözlem altında doldurdukları anket aracılığı ile toplanmıştır. Riskli davranışları etkileyen fakt

    13. Muhammed Esed’de Dini Değişimin Psikolojik Analizi The Psychological Analysis Of Religious Conversion In Muhammad Asad

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Saffet KARTOPU

      2013-07-01

      ğişimin incelendiği bu çalışmada öncelikle dini değişim kavramına, bu konuda yapılan çalışmalara ve dini değişim olgusunun Din Psikolojisindeki yerine değinilmiştir. Sonra Esed’in kısa yaşam öyküsüne yer verilmiş, Esed’deki dini değişim kuramsal bir yaklaşımla ele alınarak din değiştirmenin güdüleri, dini değişimde gelişimsel faktörler, dini değişimin evreleri ve din değiştirmenin motifleri incelenmiştir. Esed’deki dini değişim kendi eserleri temel alınarak Din Psikolojisinde kabul gören din değiştirme modelleri açısından analiz edilmiştir. Bu bağlamda Esed’de din değiştirmenin güdüleri Snow ve Phillips, Glock ve Gillespie’nin yaklaşımlarıyla değerlendirilirken dini değişimde gelişimsel faktörler Erikson’un düşünceleriyle ele alınmıştır. Dini değişimin evreleri ise Lofland ve Stark, Clark, Batson ve Ventis ve Köse’nin aşamalı sınıflamalarıyla değerlendirilmiştir. Din değiştirmenin motifleri analiz edilirken de Lofland ve Skonovd’un modelleri kullanılmıştır.Psikolojik faktörlerin, Esed’in dini değişimine etkisini değerlendirdiğimizde Esed’in ilk gençlik yıllarından itibaren anlama isteği ve zihinsel tatmin ihtiyacının belirgin olduğu görürüz. Esed içinde bulunduğu kültürün empoze ettiği temel noktaları yeniden gözden geçirme ihtiyacı içindedir. Toplumdaki ve kendi hayatındaki belirsizliklerden rahatsız olmuş hayatın evrensel anlamı ve neyin doğru, neyin yanlış olduğu sorularına cevaplar aramıştır. Bu arayışları neticesinde İslam’ı kabul ederek, bir aidiyet, kabul edilme duygusu ve kendisini köklü olarak yeniden düzenleme imkânı kazanmıştır. İslam’ı kabul etmekle bütün arayışlarının bittiğini, belli bir fikrî yörüngeye bağlı olmak ve bir kardeşler topluluğunun parçası olmak arzusuzunun gerçekleştiğini hissetmiştir.

    14. Development of the Teacher Candidates’ Level of being Affected from Public Personnel Selection Examination Scale

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fatma SUSAR KIRMIZI

      2015-07-01

      şılmıştır. Ölçeğin geçerlik ve güvenirliği Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim İş Öğretmenliği, Müzik Öğretmenliği, Türkçe Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Fen Bilgisi Öğretmenliği, Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Sınıf Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği ana bilim dallarında öğrenim gören öğretmen adaylarında elde edilen veriler üzerinden gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin uzmanlar tarafından değerlendirilmesinde Lawshe tekniğinden yararlanılmıştır. Yapı geçerliğinin belirlenmesi için verilere faktör analizi uygulanmış ve iki alt ölçek belirlenmiştir. Birinci alt ölçekte yer alan maddelerin faktör yük değerleri 0,65 ile 0,35; ikinci alt ölçekte yer alan maddelerin faktör yük değerleri ise 0,75 ile 0,39 arasında değişmektedir. Yapılan analizler sonucunda, 23’ü olumsuz, 10’u olumlu olmak üzere 33 maddeden ve iki alt ölçekten oluşan “Öğretmen Adaylarının Kamu Personeli Seçme Sınavından Etkilenme Düzeyi Ölçeği (ÖKAPSÖ” ortaya çıkmıştır. Ölçeğin Cronbach’s Alpha güvenirlik katsayısı birinci alt boyut için 0,86; ikinci alt boyut için 0,73; tümü için ise 0,91’dir. Bu sonuca göre ölçeğin güvenilir bir ölçek olduğunu belirtmek mümkündür.

    15. Bibliometric Analysis of Journal Usage Data and Its Use in Collection Management Dergi Kullanım Verilerinin Bibliyometrik Analizi ve Koleksiyon Yönetiminde Kullanımı

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yaşar Tonta

      2008-09-01

      ımının izlenmesi ve izleme sonuçlarının politika oluştururken mutlaka dikkate alınması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM Belge Sağlama Hizmetleri ve Okuyucu Salonu Referans Hizmetleri Birimine yapılan toplam 884.593 makale isteğini analiz edip ULAKBİM için “çekirdek dergi” koleksiyonu belirlemek ve dergi kullanım sıklıkları ile dergi etki faktörü ve yarı-yaşamı (eskime arasındaki olası ilişkileri incelemektir. Tüm belge sağlama isteklerinin üçte biri 127 çekirdek dergiden sağlanmıştır. Belge Sağlama Hizmetleri Biriminde isteklerin üçte birinin sağlandığı çekirdek dergi sayısı 184, Okuyucu Salonu Referans Hizmetleri Biriminde ise 97’dir. İki Birimde de kullanılan ortak çekirdek dergi sayısı 87’dir. Belge Sağlama Hizmetleri Biriminde kullanılan tüm dergiler için yarı-yaşam ortalaması 10 yıl, çekirdek dergiler için 10,3 yıl, Journal Citation Reports’tan (2004 alınan ve atıf sayısına göre hesaplanan yarıyaşam ortalaması ise 7,8 yıldır. Okuyucu Salonu Referans Hizmetleri Biriminde kullanılan tüm dergiler için yarı-yaşam ortalaması 9 yıldır. Çekirdek dergiler için hem kullanım sayısına hem de atıf sayısına göre hesaplanan yarı-yaşam ortalaması 7,6 yıldır. Çekirdek dergilerin kullanım sıklığı ile etki faktörü arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki yoktur. Okuyucu Salonu Referans Hizmetleri Biriminde kullanılan çekirdek dergilerin toplam atıf sayısı ile kullanımı arasında ise düşük ama istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki gözlenmiştir (Pearson’s r = 0,280, p küçüktür 0,01. Bulgular dergilerin yerel kullanım sayısının süreli yayın koleksiyon geliştirme ve yönetiminde etki faktörü ve atıf sayısından daha önemli olduğunu göstermektedir.

    16. Siyasal Kampanya Mesaj Stratejileri ve Seçmen Algısı: Gümüşhane Araştırması Political Campaign Message Strategies and Voter Perception: The Case of Gumushane

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hasan GÜLLÜPUNAR

      2013-09-01

      ğu gibi bu sürecin iyi yönetilmesi kampanya başarısının önemli bir adımıdır. Dolayısıyla mevcut seçim atmosferinin, adayın üstün ve zayıf yönlerinin, rakip adayın üstün ve zayıf yönlerinin, seçmenlerin sosyo-demografik özelliklerinin ve beklentilerinin tespit edilmesi kampanya mesajlarının belirlenmesinde önemli aşamalardandır.Siyasal seçim kampanyası mesajları farklı strateji ya da stratejilere göre oluşturulabilir. Bunlar arasında rasyonel, duygusal, aday önceleme ve saldırgan mesaj stratejileri sayılabilir. Bu çalışma yerel seçimler bağlamında seçmenlerin rasyonel, duygusal, adayı önceleme ve saldırgan mesaj stratejileri ile ilgili algılarını ölçmektedir.Çalışmada mesaj stratejileri ile ilgili yirmi sekiz yargının bulunduğu bir ölçek geliştirilmiş ve elde edilen veriler keşfedici faktör analizi yöntemi ile incelenmiştir. Buna göre mesaj stratejilerinin dört faktörde gruplanabileceği sonucuna varılmıştır. Bu faktörler rasyonel, duygusal, adayı önceleme ve saldırgan mesaj stratejileri olarak isimlendirilmiştir. Araştırmada rasyonel mesaj stratejisinin seçmenler tarafından en olumlu algılanan mesaj stratejisi olduğu görülmüştür. Buna karşın en az desteklenen mesaj stratejisi saldırgan mesaj stratejisi olmuştur. Bununla birlikte rasyonel, duygusal ve adayı önceleme mesaj stratejileri ile saldırgan mesaj stratejisi arasında anlamlı olmayan negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca sosyo-demografik özellikler bakımından orta yaş seçmenlerin genç seçmenlere oranla, eğitim düzeyi yüksek seçmenlerin eğitim düzeyi düşük seçmenlere oranla daha rasyonel tercihlerde bulunması çalışmanın önemli bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

    17. Bibliometric Profile of Turkish Journal of Psychology Türk Psikoloji Dergisi'nin Bibliyometrik Profili

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Umut Al

      2007-06-01

      at the bottom of psychology journals which indexed by the Social Science Citation Index. Türk Psikoloji Dergisi (TPD 1995 yılından beri Social Science Citation Index tarafından dizinlenmektedir. Bu çalışmada Türk Psikoloji Dergisi (TPD ve Türk Psikoloji Dergisi 'ndeki makaleler bibliyometrik özellikleri açısından ele alınmaktadır. Çalışmamızda 1995-2005 yılları arasında yayımlanan 118 makale incelenmektedir. Araştırmamızda yanıt aranmakta olan sorular şunlardır: 1 TPD 'de yayımlanan makaleler psikolojinin hangi alt alanlarında yoğunlaşmaktadır? 2 TPD'nin çok yazarlık durumu nedir? 3 TPD'de yayımlanan makalelerin yazarları hangi kurumlarda çalışmaktadır? 4 TPD 'de yayımlanan yazıların atıf alanlarının özellikleri nelerdir? 5 TPD 'de yayımlanan makalelerde en sık atıf yapılan kaynak türü (dergi, kitap vb. hangisidir? 6 TPD 'de en sık atıf yapılan dergiler hangileridir? 7 TPD'de yayımlanan makalelerde dergilere yapılan atıfların dağılımı Bradford Yasasına uymakta mıdır? 8 TPD'deki makalelerin atıfları ile JCR'deki etki faktörü arasında bir ilişki bulunmakta mıdır? 9 Psikoloji literatürünün yaşlanma hızı nedir? 10 Etki faktörü açısından TPD'nin JCR'deki psikoloji dergileri arasındaki konumu nedir? Yayımlanan makalelerin neredeyse tamamı Türkçe'dir. Dergide makale yayımlayan kişilerin bağlı bulundukları kurumlara göre yapılan değerlendirmede en çok katkının Hacettepe, Ankara ve Orta Doğu Teknik Üniversitelerindeki araştırmacılar tarafından gerçekleştirildiği görülmektedir. TPD 'de yayımlanan makalelerin %57'sine (67 makale atıf dizinleri kapsamında yayımlanan makaleler tarafından hiç atıf yapılmamıştır. TPD 'de 1995-2005 yılları arasında yayımlanan makalelere toplam 135 atıf yapılmıştır. Bu atıfların %34'ü yazarların kendi makalelerine yapmış olduğu atıflardır. Ayrıca TPD'ye yapılan atıfların %41'i yine TPD'de yay

    18. Camili (Macahel Havzasının (Artvin, KD Türkiye Heyelan Duyarlılık Analizi Landslide Susceptibility Analysis of Camili (Macahel Basin (Artvin, NE Turkey

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Emre ÖZŞAHİN

      2013-03-01

      isdestroyed of weakened.Risk factor should be kept in mind when utilizing the zones withhigh landslide risk for settlement or any other human related activity.Disaster management planning should be undertaken and implementedimmediately. Dünya’da ve Türkiye’de en sık olarak görülen doğal afetlerdenbirisi de heyelanlardır. Türkiye’nin son 50 yıllık afet profiliincelendiğinde heyelanların % 45’lik oranla en sık gerçekleşen doğal afetolduğunu görülmektedir.Bu çalışmada fauna ve flora özellikleriyle eşine az rastlananyerlerden birisi olan ve Türkiye’nin ilk Biyosfer Rezerv Alanı olarak ilanedilen Camili (Macahel’nin heyelan analizi yapılmıştır. Çünküuluslararası öneme sahip bu alandaki en büyük doğal afet risklerindenbirisi olan heyelanlar hem yerleşme, hem de planlama açısından önemlibir tehdit unsurudur. Bu anlamda biyosfer rezerv alanında heyelananeden olan faktörler, etki dereceleri, potansiyel heyelan alanlarınınoranları ve coğrafi dağılışlarının nasıl olduğu araştırılmıştır.Çalışmada farklı kaynaklardan elde edilen değişik ölçeklerdekifaktör haritalarından yararlanılmıştır. Bu haritalardan elde edilen 17parametre faktörü ayrı ayrı değerlendirilmiş ve koşullara bağlı ağırlıklıçakıştırma yöntemi ile birleştirilerek, heyelan risk alanları tespitedilmiştir. 1/25.000 ölçekli topografya haritaları temelli olaraksürdürülen çalışmada, farklı parametrelere ait değişik ölçeklerdeharitalardan ve Landsat uydu görüntüsünden de faydalanılmıştır.Çalışmanın haritalama ve analiz aşaması Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS veUzaktan Algılama (UA temelli olarak gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamdaArcGIS/ArcMap 10 CBS ve ERDAS 2012 UA yazılımları kullanılmıştır.Çalışma sonucunda inceleme alanında % 56 oranla (14284 ha enfazla orta duyarlılıkta alanların yayılış gösterdiği tespit edilmiştir. Buyayılışı % 30 oranla yüksek (6972 ha - % 28

    19. Łokieć tenisisty - czy jest to tylko problem lokalny? = Tennis elbow - is it only a local problem?

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Marcin Siedlaczek

      2015-12-01

      • 3.      Uniwersytet Kazimierza Wielkiego w Bydgoszczy, Bydgoszcz, Polska   Correspondence: mgr Marcin Siedlaczek ul. Monte Cassino 55 85-791 Bydgoszcz tel. 604631227 Marcinsied@o2.pl   Streszczenie Łokieć tenisisty jest jedną z najczęstszych dolegliwości rozpoznawanych w obszarze stawu łokciowego. Pomimo tak powszechnego występowania wiele pytań związanych z tą jednostką pozostaje niewyjaśnionych. Doniesienia dotyczące efektywności różnych form terapii również zdają się być niejednoznaczne. Celem pracy jest przybliżenie globalnych zależności występujących w ciele, które mogą wpływać na dolegliwości pacjentów oraz próba odpowiedzi na pytanie, czy zawsze należy szukać przyczyny w miejscu bólu.  Zwrócić uwagę należy na fakt, iż współczesna anatomia bardziej dzieli niż łączy, a co za tym idzie często pośrednie i bezpośrednie zależności pomiędzy nawet blisko położonymi strukturami są w badaniu czy analizie pomijane.   Abstract Tennis elbow is one of the most common disorders diagnosed in the elbow area. Despite such prevalence, lot of questions associated with this disease still remains unexplained. Reports about the effectiveness of treatment also seems to be not clear. The aim of the work is to familiarize with global relationships in a body, that can influence the disorders of patients and attempt to answer the question of whether we should always look for the pain cause in painful localization. We should pay attention to the fact, that classic anatomy divides rather than connect. Because of this fact, therapists often ignore direct and indirect relationships between even closely located structures.   Słowa kluczowe: łokieć tenisisty, powięź.   Key words: tennis elbow, fascia.

    20. Trafik Kazalarının Tehlike İndeksi Metodu ile Analizi: Denizli Örneği

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Cenk OZAN

      2010-03-01

      Full Text Available Trafik kazaları pek çok etkenin bileşkesi sonucu meydana gelen, karmaşık ve analizi zor bir konudur. Şehiriçi ulaşım ağlarında trafik kazalarının azaltılması için birçok çalışma yapılmakla beraber kaynağında insan ve çevre faktörünü barındıran trafik kazalarının tam olarak önlenebilmesi mümkün olamamaktadır. Bu nedenle özellikle şehiriçi ulaşım ağlarında kaza riski taşıyan linklerin belirlenmesi ve buna bağlı olarak gerekli önlemlerin alınabilmesi oldukça önem arz etmektedir. Bu çalışmada kaza riski taşıyan linklerin belirlenmesi amacıyla tehlike indeksi metodu kullanılmıştır. Çalışma alanı olarak Denizli kentinin trafik hacmi açısından en yoğun bölgelerini içeren ulaşım ağı seçilmiştir. Belirlenen ulaşım ağında tehlike indeksi uygulamasında kullanılacak veriler toplanmış, bölgedeki linkler için tehlike indeksleri hesaplanmış ve risk derecelendirilmesi yapılmıştır. Analizlerde kullanılmak üzere, linkler üzerinde, sabah ve akşam zirve saatlerinde hız ve hacim ölçümleri yapılmıştır. Yapılan risk analizi ve derecelendirilmesi sonucunda tehlike indeksi metodunun trafik kaza risk analizlerinde kullanılabileceği ve bu sayede kaza sayılarının azaltılabilmesi yönünde yapılacak çalışmalara temel oluşturabileceği belirlenmiştir.

    1. Lisanslı Spor Ürünlerinin Algılanan Değer Bileşenlerinin Satın Alma Niyeti ile İlişkisi: Türkiye’nin En Büyük Üç Futbol Kulübünün İncelenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İpek KAZANÇOĞLU

      2016-03-01

      Full Text Available Lisanslı ürünler futbol kulüplerine hem düzenli bir gelir kaynağı, hem de taraftarlarıyla olan duygusal bağlarını geliştirme imkânı sunmaktadır. Araştırmanın amacı; taraftarların takımla özdeşleşme düzeyleri ve lisanslı ürünlerin algılanan değeri arasındaki ilişkileri incelemek, bu faktörlerin satın alma niyeti üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Türkiye’nin üç büyük futbol kulübünün taraftarlarından toplam 953 kişiyle anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, taraftarların takımla özdeşleşme düzeyi ile lisanslı ürünleri satın alma niyeti arasında doğrudan ilişkinin olmadığı, algılanan değerin etkisi aracılığıyla takımla özdeşleşmenin satın alma niyetine etkisi olduğu belirlenmiştir. Kulüpler temelindeki farklılıkların görülmesi için yapılan analizler, her kulüp için lisanslı ürünlerin öne çıkan algılanan değer boyutlarının farklılaştığını göstermektedir.

    2. İNTERNET KULLANICILARININ İNTERNETTEN ALIŞ-VERİŞE YÖNELİK SATIN ALMA KARAR SÜREÇLERİNİN İNCELENMESİ ve KULLANIM YOĞUNLUKLARI AÇISINDAN SINIFILANDIRILMASI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA-INVESTIGATING INTERNET USERS DECISION MAKING PROCESSES REGARDING THEIR INTERNET

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Emrah CENGİZ

      2012-06-01

      Full Text Available Tüketici satın alma karar süreci uzun yıllardır işletmelerin ve akademisyenlerin ilgi odaklarından birisidir. Tüketicilerin hangi faktörlerin etkisi altında ve hangi aşamalardan geçerek satın alma kararını verdikleri çeşitli modellerle açıklanmaya çalışılmış, karar sürecine hangi aşamalarda ne şekilde etki edilebileceği araştırma konusu olmuştur. Son zamanların önemle üzerinde durulan pazarlama fenomenlerinden biri de internet ve internet üzerinden satın alma eğilimleridir. İnternet üzerinden satın alma davranışı da aynı şekilde gerek işletmelerin gerekse akademisyenlerin önemle üzerinde durup inceledikleri bir konudur. Bu çalışmada tüketicilerin internet kullanma yoğunluğu temelinde, “internetten alış-verişe yönelik satın alma karar süreçleri”, “internette gerçekleştirdikleri faaliyetler” ve “demografik özellikler” açısından fark olup olmadığını incelenmiştir. Ayrıca, interneti yoğun veya az kullanmakla birlikte, internetten alış-veriş yapan tüketicilerin ayırt edici özellikleri belirlenmiştir.-Consumer buying process is one of the center of attention both businesses and academics for many years. Which factors influence the consumer decision making and buying stages have trying to explain by various models and which factors affecting the decision process have been investigated by many researcher. Internet and purchasing via internet are one of the very important marketing phenomenons of last decades. Purchasing via internet is also a hot topic among the business and academics. In this study consumers use the Internet on the basis of intensity, “internet shopping for the purchase decision process”, “internet activities performed”, and “demographic characteristics” in term of whether the differences were examined. In addition consumer’s distinctive characteristics have been identified in order to internet usage frequencies.

    3. RECONCILIATION UNDER THE SHADOW OF DIASPORA POLITICS: SOME LESSONS FROM THE TURKISH-ARMENIAN RECONCILIATION COMMISSION (TARC (DİYASPORA SİYASETİ GÖLGESİNDE UZLAŞMA: TÜRK-ERMENİ UZLAŞMA KOMİSYONU’NDAN BAZI DERSLER

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nazif MANDACI

      2014-04-01

      Full Text Available ABSTRACT: Reconciliation is beyond diplomatic rapprochement and consequently strategic partnership in its maxim. It is irrelevant to transaction costs; moreover, “independent from them” since it is normative-oriented. Literature of reconciliation contains some concepts which cannot be “appreciated”, literally, in diplomatic realm, such as forgiving and forgetting, having theological connotations. To the contrary, international relations literature generally accept that “primordial factors like ethnicity and religion had no part in rational explanations for the way the world works”(Fox and Sandler 2004: 9; and nobody appreciates any political decision that sacrifices national interest on the altar of virtue. This study aims at elaborating on the Turkish-Armenian Reconciliation Commission which Turkey and Armenia had formed in 2001 within the framework of the aforementioned arguments. Keywords: Reconciliation, TARC, Diaspora. ÖZ: Uzlaşma süreçleri diplomatik yakınlaşmalar ve en azamisinden stratejik ortaklıkların çok ötesindeki durumsallıkları ifade etmektedir. Normatif yönlü olduklarından diplomatik anlamda ilişki kurmanın beraberinde getirebileceği maliyetlerden tamamıyla bağımsızdırlar. Uzlaşma literatürü diplomatik platformda genel olarak önemsenmeyen, hatta ötesinde teolojik yönü bile bulunan bağışlamak ya da affetmek gibi kavramlara yer vermektedir. Bunun tersine uluslararası ilişkiler literatürüne bakıldığında etnisite ya da din gibi primordiyal faktörlerin dünyada işlerin nasıl yürüdüğüne dair akılcı açıklamalar içinde kendilerine pek yer bulamadıkları gözlemlenmektedir (Fox ve Sandler, 2004: 9. Dahası, kimse ulusal çıkarları erdemlilik altarında feda edecek politik kararları onaylamamaktadır. Bu çalışma, Türkiye ve Ermenistan arasında 2001 yılında oluşturulan Türk-Ermeni Uzlaşma Komisyonu’nu bu çerçeve içinde değerlendirmeyi ama

    4. The Problem of Anonymity in Archives: A Literature Review=Arşivlerde Anonimlik Sorunu: Bir Literatür Değerlendirmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Emily Ross

      2013-12-01

      Full Text Available Archivists processing documents rely on factors such as authorship and provenance to contextualize their materials and render them searchable. But in my past experience as an archives user, I repeatedly came across instances of anonymity: letters and diaries by unnamed authors or to unknown recipients, photographs of unknown subjects. In some cases this anonymity is a loss of information that was once there, but in other case it enabled the material to come into existence in the first place: such as in the case of satirical political poetry, for which a writer might face legal censure. In this literature review, the issue of anonymity in the archives is explored, both in a pragmatic sense (recommended strategies for managing it, and a philosophical sense (according anonymous documents the same status as documents with known authors./Arşivcilikte belgelerin işlenmesi, materyallerin kavramsallaştırılması ve aranabilir hale gelmesinde önemli olan yazarlık ve kaynak (menşe gibi faktörlere dayanmaktadır. Ancak bir arşiv kullanıcısı olarak deneyimlerimizde defalarca isimsiz yazarlar tarafından bilinmeyen kişilere atfedilmiş mektuplar ve günlükler, bilinmeyen konuların fotoğrafları gibi anonim eserlerle karşılaşmaktayız. Bir zamanlar bu anonimlik bazen bir bilgi kaybı olarak görülürken bazen de belgenin yazarının yasal kınamaya maruz kalabildiği hicivli siyasi bir şiir örneğinde olduğu gibi eserin ilk etapta ortaya çıkmasını sağlamaktaydı. Bu literatür taramasında arşivlerde anonimlik sorunu hem pragmatik anlamda (konunun yönetimi için önerilen stratejiler hem de felsefi anlamda (anonim belgelere uygun olarak bilinen yazarlı belgelerle aynı statüde ele alınmaktadır.

    5. Mersin ilindeki orman yangınlarının başlangıç noktalarına göre mekânsal analizi (2001-2013

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Dr. Celalettin DURAN

      2014-12-01

      Full Text Available Orman yangınları, Akdeniz ikliminin egemen olduğu bölgelerde afet riski taşır. Sık ve büyük orman yangınları önemli sosyo-ekonomik ve ekolojik sonuçlara neden olur. Mersin ili sahip olduğu orman varlığı, artan nüfusu ve diğer coğrafi özellikleri (iklimi, topografyası, vd. ile orman yangınlarına karşı son derece hassastır. Bu nedenle, her yıl çok sayıda orman yangını meydana gelir. Bu çalışma ile Mersin Orman Bölge Müdürlüğü kayıtlarındaki (2001-2013 yılları arası 1038 orman yangınının başlangıç noktaları esas alınarak mekânsal dağılımları belirlenmiştir. Yangın sayısına göre, kategorik olarak sınıflandırılmış ve ağırlık değerleri hesaplanmış faktör haritaları elde edilmiş ve bu haritalar yardımıyla, potansiyel orman yangınları için yangına hassas yöreler sınıflanmıştır. Bu sınıflamaya göre, büyük yerleşim yerlerine yakın kızılçam ormanları, en hassas yöreler olarak ön plandadır. İlin orta bölümündeki maki yayılış alanı ile yüksek plato alanlarına geçiş kuşaklarındaki ormanlar ise hassasiyetin en az olduğu yörelerdir.

    6. Nieswoiste zapalenia jelit a płodność, przebieg ciąży, porodu i karmienie piersią

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Dorota Szczeblowska

      2011-07-01

      Full Text Available Do nieswoistych zapaleń jelit zaliczamy wrzodziejące zapalenie jelita grubego i chorobę Leśniowskiego-Crohna. Ponieważ szczyt zapadalności na te choroby przypada między 15. a 35. rokiem życia, a więc dotyczy osób w okresie prokreacyjnym, rodzi się szereg pytań i wątpliwości na temat wpływu tych schorzeń oraz ich leczenia na płodność, a także przebieg ciąży, porodu i ewentualne bezpieczeństwo późniejszego karmienia piersią. W opracowaniu zostały przedstawione zasady leczenia nieswoistych zapaleń jelit u mężczyzn oraz u kobiet planujących posiadanie potomstwa, jak również kobiet będących w ciąży i karmiących. Należy podkreślić, że sam fakt rozpoznania nieswoistych chorób zapalnych jelit nie jest bezpośrednim przeciwwskazaniem do zajścia w ciążę. Ciąża nie stanowi również wskazania do przerwania leczenia tych chorób, tj. nieswoistych zapaleń jelit, gdyż zaostrzenie ich przebiegu wiąże się z większym ryzykiem dla potomstwa w porównaniu z niebezpieczeństwem wynikają- cym z wdrożenia nawet agresywnego, a skutecznego leczenia. Aktywacja tych chorób zwiększa zarówno ryzyko poronień, jak i porodów przedwczesnych oraz wewnątrzmacicznego obumarcia płodu. Nieprzerwana farmakoterapia nieswoistych zapaleń jelit środkami niemającymi działania karcynogennego ma istotny wpływ na urodzenie zdrowego dziecka. Optymalnym czasem do zajścia w ciążę w takim przypadku jest okres po trwającej przynajmniej 3 miesiące remisji choroby. W okresie planowania ciąży zaleca się suplementację kwasu foliowego.

    7. TÜRKİYE HAVAYOLU YOLCU TAŞIMACILIĞI SEKTÖRÜNDE HİZMET KALİTESİNİN KARŞILAŞTIRMALI ÖLÇÜMLENMESİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Oğuz YILDIZ

      2013-02-01

      Full Text Available Yeni müşteriler kazanmak ve mevcut müşterileri elde tutmak bir süredir hizmet işletmeleri için iki önemli konu olmuştur. Hizmetin her aşamasında fark yaratmak bu iki amacın başarılmasında anahtar bir etkendir. Hizmet sunumunun farklılaştırılması açısından hizmet kalitesi göz önüne alındığında, müşterilere sağlanan hizmetin kalitesini ölçmenin önemi ortaya çıkmaktadır. Hizmet işletmeleri için hizmet kalitesini ölçmek zor bir konudur çünkü hizmet soyuttur, değişkendir, dayanıksızdır ve son olarak hizmetin üretimi ve tüketimi aynı anda gerçekleşmektedir. Hizmet kalitesinin ölçümü işletmelere pazarlama faaliyetlerini nasıl yönetecekleri bilgisini sağlar. Bu nedenle bu ölçme işlemi doğru ölçeklerle yapılmalıdır. Bu çalışmada ilk olarak hizmet kalitesi yazınsalı incelenmiş daha sonra yüz yüze anket yöntemiyle araştırmaya temel teşkil edecek veriler toplanmıştır. Araştırmada son olarak, keşifsel faktör analizi yapılmış ve hizmet kalitesini ölçen iki model karşılaştırılmıştır. Araştırmadaki bulgular, ağırlıklı SERVPERF ölçeğinin algılanan hizmet kalitesini ağırlıklı SERVQUAL ölçeğinden daha fazla açıkladığını ortaya koymuştur.

    8. Çiğ Sütten İzole Edilen Enterosin B Üreticisi Enterococcus Faecalis Mye58 Suşunun Güvenlik Değerlendirmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Merve Tuncer

      2015-02-01

      Full Text Available Bu çalışmada, çiğ sütten izole edilen bakteriyosin üreticisi Enterococcus faecalis MYE58’de enterosin, virülens faktör ve vankomisin direnç genlerinin varlığını araştırdık. Ayrıca, bu suşun hemolitik aktivite, jelatinaz üretimi ve antibiyotik dirençlilik özelliklerini de test ettik. MYE58 suşunun Listeria monocytogenes, Bacillus cereus ve Staphylococcus aureus gibi Gram pozitif bakterileri inhibe ettiği belirlenmiştir. MYE58 suşunda enterosin B yapısal geninin (entB varlığı tespit edilmiştir. MYE58 suşu hemoliz ve jalatinaz aktivitesi göstermemiştir. MYE58 suşunda gelE ve espfs genlerinin varlığı tespit edilmiş fakat agg, ace, efaAfs, ccf, cob, cpd, cat, cylM, cylB, cylA, vanA ve vanB genlerinin varlığı tespit edilmemiştir. MYE58 suşu streptomisin ve tetrasikline dirençli bulunmuştur. Bu çalışmanın sonuçları, enterosin B üreticisi E. faecalis MYE58 suşunun starter kültür olarak kullanılmasının tüketici sağlığı açısından risk teşkil edebileceğini göstermiştir. Ancak, MYE58 suşu tarafından üretilen enterosin B’nin saflaştırılmış veya kısmi saflaştırılmış preparatlarının Listeria monocytogenes, Bacillus cereus'e Staphylococcus aureus’a karşı gıda muhafazasında kullanılabilme potansiyeli vardır.

    9. Roma Ordusunda Beslenme Düzeni

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Olcay TURAN

      2016-12-01

      Full Text Available Tarih boyunca ortaya çıkmış önemli devletlerin tamamı varlıklarını korumak ve sürdürebilmek için güçlü silahlı kuvvetlere ihtiyaç duymuşlardır. Bir ordunun savaşta ve barışta güçlü olmasını sağlayan pek çok etken söz konusudur. Komuta kademesinin becerisi, uygulanan taktikler, çağa ayak uydurabilme becerisi ve kullandıkları silah araç ve gereçleri bir ordunun güçlü olabilmesinin en önemli faktörleri asında yer almaktadır. Fakat tüm bu şartlar sağlanmış olsa bile sürdürülebilir bir lojistik olmadan başarısızlık kaçınılmaz olacaktır. Bu bağlamda Roma’da hem Cumhuriyet hem de İmparatorluk dönemlerinde askeri başarılar elde etmesinin temelinde sürdürülebilir bir lojistiğe sahip olması yatmaktadır. Eskiçağ tarihi içerisinde lojistikten kasıt ise askerler için gerekli yiyecek ve içeceğin temin edilmesidir. Roma da kurulduğu andan itibaren askerlerin bedensel ihtiyaçlarını gerçekleştirmek gayesi ile askerleri için gerekli her tür besin kaynağını düzenli bir şekilde sağlamıştır

    10. Kıl Keçi ve Saanen x Kıl Keçi Melezlerinin (F1, G1, Üretici Şartlarında Döl Verim Özellikleri Bakımından Karşılaştırılması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hilal Tozlu Çelik

      2014-11-01

      Full Text Available Bu araştırma, Amasya ili Sarılar köyünde (40°54'23"N, 35°08'dk5"E özel bir işletmede 2011-2012 yılları arasında yetiştirilen Saanen x Kıl keçi melezleri (F1, G1 ve Kıl keçilerinde döl verimi özelliklerini tespit etmek ve bu özellikler üzerine genotip ve yıl faktörlerinin etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada döl verim özelliklerinden 2011 yılı için sadece ikiz doğuran keçi oranı bakımından genotipler arasında istatistiki farklılık belirlenmiştir. İkiz doğuran keçi oranı Kıl keçilerle, F1 melezlerinde benzer bulunmuş ve G1 melezlerinde ise her iki genotipten farklı bulunmuştur. 2012 yılında genotipler arasında kısır kalan keçi, ikiz doğuran keçi ve ölü doğum yapan keçi oranı bakımından istatistiki farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Kısırlık oranının, Saanen x Kıl keçi F1, G1 melezlerinde Kıl keçilerinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. İkiz doğuran keçi oranı F1 genotipinde yüksek, G1 genotipinde ve Kıl keçilerinde benzer bulunmuştur.

    11. Kıl Keçi ve Saanen x Kıl Keçi Melezlerinin (F1, G1, Çiftçi Şartlarında Süt Verim Özellikleri Bakımından Karşılaştırılması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hilal Tozlu Çelik

      2014-11-01

      Full Text Available Bu araştırma, Amasya ili Sarılar köyü, özel bir işletmede 2011-2012 yılları arasında yetiştirilen Saanen x Kıl keçi melezleri (F1, G1 ve Kıl keçilerinde süt verimi özellikleri üzerine genotip, yıl ve yaş faktörlerinin etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada 2011 ve 2012 yıllarında günlük ortalama süt verimi (GOSV, laktasyon süresi (LS ve laktasyon süt verimi (LSV üzerine genotipin etkili olduğu bulunmuştur. 2011 yılında yaşın tüm genotiplerde GOSV ve LSV etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada 2012 yılında yaşın tüm genotiplerde GOSV ve LS'ne etkisinin olduğu saptanmıştır. F1 genotipinde ve Kıl keçilerde yılın GOSV, LSV ve LS üzerine etkili olduğu bulunmuştur. G1 genotipinde yılın sadece LS üzerine etkisi olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak çiftçi şartlarında yetiştirilen Saanen x Kıl keçi F1 ve G1 genotipinin süt verim özelliklerinin Kıl keçilerden daha yüksek olduğu söylenebilir.

    12. Oyun Motivasyonu Ölçeği’nin Geçerliği ve Güvenirliği

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ahmet AKIN

      2014-05-01

      Full Text Available Bu araştırmanın amacı Oyun Motivasyonu Ölçeği’nin (OMÖ; Lafrenière, Verner-Filion, & Vallerand, 2012 Türkçe formunun geçerlik ve güvenirliğini incelemektir. Araştırma 400 üniversite öğrencisi üzerinden yürütülmüştür. Ölçeğin yapı geçerliği için uygulanan doğrulayıcı faktör analizi sonucunda 18 maddenin altı boyutta toplandığı (İçsel Motivasyon, Bütünleşme, Kimliğe katma, İçe yansıtma, Dışsal düzenleme, Motivasyonsuzluk altı boyutlu modelin iyi uyum verdiği görülmüştür (x²= 320.39, sd= 117, RMSEA= .066, NFI= .94, NNFI= .95, CFI= .96, IFI= .96, GFI= .92, and SRMR=.042. Ölçeğin iç tutarlılık güvenirlik katsayıları altı alt boyut için sırasıyla .84, .89, .85, .87, .88 ve .76 olarak bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları ölçeğin Türkçe formunun bireylerin video oyunlarını oynamaya yönelik motivasyonlarını değerlendirmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.

    13. Marka Genişleme Stratejilerinin Üniversite Öğrencilerinin Satın Alma Niyetleri Üzerine Etkileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Şükran KARACA

      2015-04-01

      Full Text Available Belirli bir marka imajı yaratmış olan firmaların yeni ürünlerini mevcut marka ismi ile pazarlaması ve bu şekilde mevcut markanın tüketici gözündeki değerini ve itibarını yeni ürünlere transfer etmek istemesi olan marka genişleme stratejisi, bugün birçok firmanın tercih ettiği bir uygulamadır. Bu çalışmada işletmelerin uyguladıkları marka genişleme stratejilerine yönelik tüketici tutumları ve bu tutumları etkileyen değişkenleri tespit etmek suretiyle marka genişleme stratejisinin tüketicilerin satın alma niyetleri üzerindeki etkilerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında Cumhuriyet Üniversitesi’nde öğrenim gören 445 öğrenciye yüz yüze anket uygulanmıştır. Sonuçlar SPSS 20.0 programında değerlendirilerek öğrencilerin verdiği cevapların frekans ve yüzdeleri alınmış, cevaplar t testi ve ANOVA analizi ile değerlendirilmiştir. Çalışmada öğrencilerin Adidas firmasının marka genişlemesine yönelik uygulamalarının hayali ürün kategorisi olan kot pantolon ürününe karşı olumlu tutum sergilediklerini, diğer hayali ürün kategorileri olan cep telefonu ve dizüstü bilgisayar açısından bazı faktörler dışında olumlu bir tutum sergilemedikleri ortaya çıkmıştır.

    14. Między pamięcią a zapomnieniem Shoah. Problem estetycznej neutralizacji przeszłości w myśleniu historycznym Saula Friedländera

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sawicki, Maciej

      2015-06-01

      Full Text Available W tekstach Saula Friedländera problem indywidualnej pamięci Shoahstanowił jedną z głównych granic dla dyskursu. Punktem krytycznym jego refleksji nad pamięcią stała się kwestia społecznego myślenia zbawczego, które stanowiło reakcję obronną wobec katastrofy. Fenomen ten ujawnił się szczególnie wyraźnie w publicznej formie pamięci, która z jednej strony domagała się prostoty i jasnej interpretacji, jako że jej zadaniem było oswojenie niekoherencji, wyeliminowanie bólu oraz rozbudzenie nadziei u współczesnych; z drugiej strony indywidualna pamięć głęboka ocalałych – nie znająca zasad – nie godziła się na formę pamięci publicznej, mimo że nie była w stanie jej się oprzeć. Według Friedländera ekspansja pamięci publicznej i zanikanie pamięci indywidualnej sprawia, iż "pamięć Shoah prawdopodobnie nie ucieknie przed całkowitą rytualizacją"1. W swoich rozważaniach częstokroć zwracał on uwagę na to, że sztuka nie może przeciwdziałać oswajaniu grozy, ponieważ musi wyrażać indywidualną pamięć przeszłości w pewnych prostych formach. Oprócz tego problematyczny stał się fakt, że same kategorie sztuki po Holokauście zostały zawładnięte przez przemysł kulturowy i politykę, przez co problem pamięci stał się środkiem przetargowym dla innych celów. Nawiązując za Friedländerem do aktualnego impasu wobec różnych oswajających mechanizmów pamięci, spróbuję poddać pod rozwagę kwestię granic i możliwości w tworzeniu estetycznego pomostu między teraźniejszością a przeszłością.

    15. Dziedzictwo Wielkiego Księstwa Litewskiego i Kresów północno-wschodnich w świetle ustaleń językoznawstwa erudycyjnego

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Katarzyna Węgorowska

      2014-12-01

      Full Text Available Heritage of the Grand Duchy of Lithuania and the Polish Northeastern Borderlands in the light of erudite linguistics The essay contains reflections on the ways of using erudite linguistics, a young discipline created by me, in the study of the Grand Duchy of Lithuania and the Polish Northeastern Borderlands. Correlation of linguistic and extralinguistic conclusions (culture, history, art, gemology permits us to look in a new way at many facts of the Polish Northeastern Borderlands that linguists had not been interested in before, such as old Polish Northeastern Borderlands museum artifacts, jewelry of Grand Duchy of Lithuania, icon of Our Lady of the Gate of Dawn, cult of the dead in the Polish Northeastern Borderlands, architecture of the old Vilnius, manor house in Czombrów – the prototype of Soplicowo (the village in Pan Tadeusz epic poem, descriptions of Henryk Poddębski’s daguerreotype images, Vilnius identity of Henryk Szylkin or symbolic-figurative nicknames of Vilnius.   Dziedzictwo Wielkiego Księstwa Litewskiego i Kresów północno-wschodnich w świetle ustaleń językoznawstwa erudycyjnego Szkic jest refleksją o sposobach wykorzystywania stworzonego przeze mnie, kilkunastoletniego zaledwie, językoznawstwa erudycyjnego w badaniach nad problematyką wielkoksiążęcą i północnokresową. Korelacja ustaleń językoznawczych z ustaleniami pozajęzykowymi (kultura, historia, sztuka, gemmologia… pozwoliła na nowe odczytanie wielu kresowych faktów, które nie były dotąd  przedmiotem zainteresowania językoznawców, jak np.: artefakty dawnych północnokresowych muzeów, wielkoksiążęce precjoza, Ikona Ostrobramska, północnokresowy kult zmarłych, architektura dawnego Wilna, prototyp Soplicowa – dwór w Czombrowie, opisy dagerotypów Henryka Poddębskiego, wileńska tożsamość Henryka Szylkina czy symboliczno-metaforyczne nazwy Wilna.

    16. Tüketicilerin Kişilik Özelliklerinin Marka Sadakati İle İlişkisi: Kayseri’de Yaşayan Üniversite Öğrencileri Üzerinde Bir Uygulama- Brand Loyalty to The Relationsiıp of Personality Characteristics of Consumers: An Application on University Students Living in Kayseri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İsmail YAPRAK

      2018-04-01

      Full Text Available Marka sadakati, özellikle ürün farklılıklarının yok denecek kadar az olduğu ve rekabetin yoğun olarak yaşandığı pazarlarda işletmelerin pazar paylarını korumak, yeni pazarlara nüfuz etmek ve sürdürülebilir karlılık ile rekabet avantajı sağlaması açısından büyük önem arz etmektedir. İşletmelerin, markalarına sadık tüketiciler yaratmak için marka sadakatini etkileyen faktörleri bilmeleri marka sadakatinin oluşturulması yönüyle ilk basamağı oluşturmaktadır. Tüketicilerin kişilik özelliklerinin satın alma karar sürecinde tüketicinin ürün veya marka tercihini önemli ölçüde etkilediği yadsınamaz bir gerçektir. Bu amaçla çalışmamız tüketicilerin kişilik özellikleriyle marka sadakati arasında bir ilişkinin olup olmadığı konusu üzerine odaklanmıştır. Veriler Kayseri’de okuyan 582 üniversite öğrencisine anket yöntemi uygulanarak elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analizleri sonucunda marka sadakati ile uyumluluk arasında negatif yönlü bir ilişki saptanmış olup diğer bağımsız değişkenler ile arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Ayrıca katılımcıların demografik özelliklerinden aylık harcama tutarı ile marka sadakati arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

    17. Akıllı Telefon Seçiminin Belirleyicileri: Üniversite Öğrencileri Üzerine Bir Uygulama

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Halim TATLI

      2015-09-01

      Full Text Available Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin akıllı telefon seçimi üzerinde etkili olan faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Bingöl Üniversitesinde okuyan öğrencilere uygulanan bir anketten elde edilen veriler kullanılmıştır. Bu anket, Ekim-Kasım 2014 tarihlerinde 400 öğrenciye uygulanmıştır. Öğrencilerin akıllı telefon seçimi cevap değişkeni, yaşın logaritması, aylık gelirin logaritması ve öğrencilerin akıllı telefona ilişkin bakış açılarının puanın logaritması açıklayıcı değişken olarak alınmıştır. Analizlerde lojistik regresyon kullanılmıştır. Tahmin edilen lojistik regresyon analizi sonucunda; öğrencilerin akıllı telefona ilişkin bakış açılarının puanın logaritması ve aylık gelirin logaritması anlamlı bir şekilde akıllı telefonu seçme olasılığını artırdığı tespit edilmiştir. Yaşın logaritması ile öğrencilerin akıllı telefon seçimi arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Araştırmanın sonuçları, aylık gelir ve öğrencilerin akıllı telefona ilişkin bakış açıları, akıllı telefon seçiminin önemli belirleyicileri olduğunu göstermiştir.

    18. Endüstriyel İşletmelerde Franchising Model Önerisi: Hazır Beton Sektöründe Bir Uygulama

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İpek Kazançoğlu

      2016-12-01

      Full Text Available Endüstriyel pazarda faaliyet gösteren firmaların daha hızlı büyüyerek, yeni pazarlara açılmasında franchising sistemi bir yeni bir satış, dağıtım kanalı olarak değerlendirilmektedir. Bu araştırmada amaç,  hazır beton sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın franchising sistemini bir iş modeli olarak benimseme kararında dikkat etmesi gereken unsurları ve karşılaşılan zorlukları incelemektedir. Örnek olay çalışması olarak ele alınan çalışmada,  BATIBETON A.Ş. firmasının yedi yöneticiyle BATIBETON markasının franchising uygulamalarına ilişkin görüşlerini öğrenmek amacıyla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmeler sonucunda, franchising sisteminin hazır beton sektöründe bir model önerisi olarak uygulanıp/uygulanmayacağı değerlendirilmiştir. Yapılan görüşmelerden elde edilen bulguların diğer endüstriyel işletmeler içinde geliştirilebilecek bir franchising iş modeli kararında etkili olabilecek faktörlerin anlaşılması yönünden uygulamaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    19. The effects of EDTA (Ethylenediaminetetraacetate on the growth of Thalassiosira weissflogii

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Selin Sayın

      2015-12-01

      Full Text Available Demir (Fe biyolojik olaylarda görev yapan önemli bir eser metaldir ve pek çok organizma için hayatidir. Fe’in biyolojik olaylarda hala tam olarak bilinmeyen işlevleri, sudaki kullanılabilir formları ve alımını etkileyen faktörlerin belirlenmesi konularına katkıda bulunmak amacıyla yürütülen çalışmada, 10 nM demir (Fe içeren modifiye F/2 ortamında, suni ligand EDTA (Ethylenediaminetetraacetate (100µM nın, Thalassiosira weissflogii’nin büyümesine etkileri araştırılmıştır. Denemenin yürütüldüğü ortamda, 18 ± 2 °C sıcaklık ve 80µmol m-2 s-1 aydınlanma şiddeti sürekli olacak şekilde sağlanmıştır. Denemede kullanılan deniz suyu, makro besleyiciler ve EDTA, Chelex-100 reçinesinden geçirilmiş, kullanılan bütün malzemeler ise asit ile yıkanarak eser metallerinden arındırılmıştır. Denemenin sonunda, EDTA nın, T. weissflogii kültürlerinde, hücre yoğunluğu, klorofil-a miktarı, büyüme hızı ve büyümeye paralel olarak artan pH değerlerini etkilemediği (p>0.05 saptanırken hücresel Fe miktarları arasında farklılık olduğu (p

    20. LWR'DE KULLANILMIŞ YAKITIN YENİLENMESİ İÇİN KATALİZE (D, D FÜZYON SÜRÜCÜLÜ BİR HİBRİD REAKTÖRÜN POTANSİYELİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hüseyin YAPICI

      1998-02-01

      Full Text Available Hafif su reaktörü kullanılmış yakıtı yenilemesi için katalize (D, D füzyon sürücülü bir hibrid reaktörünün potansiyeli incelendi. Yenilemenin başlangıcında toplam zenginleştirme yüzdesi % 2.172 olarak ele alındı. Ele alınan hibrid blanket mükemmel nötronik perfonmans gösterdi ve değişik kümülatif fisyon yakıtı zenginleştirme oranları elde etmek için araştırma yapıldı. 10 14 nötron (14.1 MeV/cm 2 s ve 10 14 nötron (2.45 MeV/cm 2 s.'lik bir cidar katalize (D, D füzyon nötron akı yüküne maruz blanket, 36 aya kadarlık yakıt yenileme peryodu % 75'lik bir tesis faktörü ile araştırıldı. Bu 2.64 MW/m 2 'lik bir cidar yüküne tekabül etmektedir. 12, 20, 28 ve 36 ay yenileme periyotları için sırayla 3.0, 3.5, 4.0 ve % 4.5 zenginleştirme yüzdeleri elde edildi. M blanket enerji çoğalım katsayısı oldukça yüksek olup ve 36 ayda sadece % 30 oranında artmıştır. Dolayısıyla elektrik üretimi bu periyot süresince oldukça sabit kalır. Aynı zamanda ? maksimum güç yoğunluğun ortalamasına oranı yaklaşık % 10 mertebesinde azalmaktadır.

    1. Cu-Y ve La-Y ZEOLİT KATALİZÖRLERİ ÜZERİNDE 2-METİLNAFTALİNİN METİLASYON KİNETİĞİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Aysel Niftaliyeva

      2015-11-01

      Full Text Available 2,6-Dimetilnaftalin (2,6-DMN, yeni bir polimer olan polietilen naftalatın (PEN monomerlerinden biri 2,6-naftalin dikarboksilik asitin (2,6-NDCA üretiminde kullanılan önemli bir dimetilnaftalindir. Dimetil naftalinlerin dokuz adet izomeri vardır ve bunların içinde, 2,6-DMN en önemlisidir. Günümüze kadar 2,6-DMN sentezi için değişik özelliklere sahip zeolit katalizörler kullanılmıştır. Bu çalışmada, Cu ve La metalleri ile modifiye edilmiş Y zeolit (CBV720, yüzey alanı=726m2/g\\ SiO2/Al2O3=30 katalizörler üzerinde 2 metil naftalinin (2-MN metilasyonuyla 2,6-DMN sentezinde, deneysel olarak metilasyon reaksiyonu hız ifadesinin bulunması amaçlanmıştır. Metilasyon reaksiyonunda reaktöre mol oranı 1:5:5 olan 2-MN: 1,3,5-trimetilbenzen (mezitilen: metanol karışımı beslenmiştir. Kinetik deneylerinde, 2-MN dönüşümünün, 2,6-DMN oluşumunun, 2,6-DMN/2,7-DMN oranının,  farklı sıcaklık, boşluk hızı ve katalizör ile değişimleri bulunmuştur. Metilasyon kinetiğinde, 2-MN ve metanol derişimine bağlı reaksiyon hız ifadesi bulunmuştur. Arrhenius denklemi yardımıyla frekans faktörü (k0 ve aktivasyon enerjisi (EA de hesaplanmıştır.

    2. SOSYAL CRM UYGULAYAN ŞİRKETLER TARAFINDAN SUNULAN HİZMET KALİTESİNİN MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ ÜZERİNE ETKİSİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa KARADENİZ

      2015-09-01

      Full Text Available ÖzetSosyal CRM (Customer Relationship Management - Müşteri İlişkileri Yönetimi uygulayan yani sosyalmedya üzerinden müşteri ilişkileri faaliyeti sürdüren işletmeler gün geçtikçe artmaktadır. Bunun enönemli nedeni internet kullanımının yaygınlaşması neticesinde sosyal medya kullanımının artmasıdır.Günümüzde artık müşteriler şikayet ve memnuniyetlerini sosyal medyada çevresiyle paylaşmakta veya birürün satın almadan önce internetten danışarak arkadaş çevresinin deneyimlerini ve g.rüşlerini sormaktadır.Sosyal medyada yer alan firmalar müşterileri ile kolay ve hızlı bir şekilde iletişim kurarak memnuniyetsağlamaya çalışmaktadırlar.Bu çalışmada sosyal CRM uygulayan şirketlerdeki hizmet kalitesinin müşteri memnuniyetine etkisiincelenmiştir. Bu maksatla hizmet kalitesi SERVQUAL yöntemi ile .l.ülmüştür. Araştırmanın ana kütlesini,İstanbul ilinde yaşayan 18 yaş ve üzeri 342 kişi oluşturmaktadır. Veri toplama yöntemi olarak anketkullanılmış, anket verilerine SPSS paket programı kullanılarak faktör analizi, güvenilirlik analizi, bağımsızgruplar t-testi ve ANOVA/Welch testleri yapılmıştır. Aynı zamanda kurulan araştırma modeli ve hipotezlerLISREL yapısal eşitlik modeliyle test edilmiştir.

    3. Etkin Piyasalar Hipotezi ve Davranışsal Finans Çatışması(A Conflict Beetween The Efficient Market Hypothesis and Behavioral Finance

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İhsan Kulali

      2016-03-01

      Full Text Available Etkin piyasalar hipotezi (EPH, çoğu finansal iktisatçı tarafından yaygın şekilde kabul görmektedir. Modeli savunanlar sermaye piyasalarının, hisse senedi fiyatlarının ilgili elde edilebilir tüm bilgileri yansıtması nedeniyle, etkin olduğuna inanmaktadır. Yeni bir bilgi ortaya çıktığı zaman, haberler anında yayılmakta ve hisse senedi fiyatlarına gecikmeksizin yansımaktadır. Bu görüşe göre hisse senetlerinin gelecek fiyatlarının tahmini için teknik ve temel analize ihtiyaç bulunmamaktadır çünkü hiçbir yatırımcının piyasayı yenmesi ve aşırı kar elde etmesi mümkün değildir. Model, bütün yatırımcıların rasyonel ve faydalarını maksimize etmeye çalışan kişiler olduğunu varsaymaktadır. Yirminci yüzyılın başlarında davranışsal finans gündeme gelmiştir. Birçok finansal iktisatçı hisse senedi fiyatlarının en azında belirli ölçülerde tahmin edilebilir olduğuna inanmaktadır. Pek çok piyasa anomalisi ise psikolojik ve davranışsal faktörler ile açıklanmaktadır. Davranışsal finans yatırımcıları rasyonel değil normal olarak kabul etmektedir. Buna göre piyasa balonları ve krizler bilişsel ön yargılardan kaynaklanmaktadır.

    4. Gıda Sanayiinde Ekstruzyonla İşleme Teknolojisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Şahin Tanju

      2015-02-01

      Full Text Available Geçtiğimiz son 10-15 yıl içinde ekstruzyonla gıda maddeleri üretimi, hububata dayalı gıda endüstrisinin en hızlı büyüyen bölümü olmuştur. Bu konuda yapılan çalışmalar ekstruzyon yöntemi ile tad, doku ve yapıca farklı çok çeşitli ürünlerin yapılabileceğini göstermiştir (Faubion ve ark. 1982. Ekstruzyonla gıda işleme (Extrusion Cooking basit olarak nemlendirilmiş nişastalı ve proteinli maddelerin bir silindir içinde dönen vida yardımıyla oluşturulan mekanik kesme, yüksek basın ve sıcaklığın birlikte etkisi ile şekillendirilebilir hale getirilip pişirilmesidir. Bu üç faktörün etkisi ile maddenin bünyesindeki nişasta çirişlenir, proteinler denatüre olur, çekme, kesme gibi mekanik etkininde yardımıyla maddenin yapısı tamamen değişir. Başlık da denilen kalıp delikçiklerinden basınç altında dışarı itilirken belirli bir şekle girer dilekten çıktığı anda eksotermik bir genişleme sonucu son şeklini alır. İp, şerit, ince boru gibi şekiller alan ürün daha sonra istenilen uzunluklarda kesilir (Hauck, 1980.

    5. AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM SİSTEMİ SEÇİMİ İÇİN ÇOK ÖLÇÜTLÜ BİR KARAR VERME YAKLAŞIMININ KULLANILMASI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Zehra KAMIŞLI ÖZTÜRK

      2014-02-01

      Full Text Available Bugün, dünya çapında çeşitli açık ve uzaktan eğitim (ODL sistemleri bulunmaktadır. Bu noktada, yaşam boyu öğrenme kapsamında kariyer yolundaki yeteneklerini geliştirmek isteyen bir öğrenen için bir ODL programını nasıl seçeceği önemli bir soru haline gelmektedir. Bu ise birbirine bağlı ölçütlerden oluşan karmaşık bir karar problemidir. Analitik Serim Süreci (ANP , bu bağlılıkları ele alan çok ölçütlü bir karar verme yöntemidir. ANP’deki serimler en iyi kararı vermek için hem nitel hem de nicel tüm faktör ve ölçütleri içermektedir. Bu çalışmada, ODL sistemlerini etkileyen ölçütleri araştırmak ve önceliklendirmek ile öğrenenlere bir ODL programı seçiminde yardımcı olmak amacıyla bir ANP modeli kurulmuştur. Çalışma sonucunda, lisans programları en çok tercih edilen ODL programı olmuştur. Ayrıca önerilen ANP modeli, her bir program türünün yürütülmesi için hangi ölçüt ve/veya ölçütlere dikkat edilmesi konusunda da uzaktan eğitim kurumlarına yardımcı olacaktır. Bu nedenle bu çalışma, ODL politikası geliştirme açısından da kurumlara destek verecektir.

    6. REKABET AVANTAJI KURAMININ TANIMLANMASI VE ÖLÇÜMLENMESİ - CONCEPTUALIZATION AND MEASUREMENT OF COMPETITIVE ADVANTAGE CONSTRUCT

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      F. Esra GENÇTÜRK

      2012-11-01

      Full Text Available Özet:Üstün performans elde etmek için, rakiplere karşısürdürülebilir avantajlara sahip olmak prensibi günümüzstrateji düşüncesinin temelini oluşturmaktadır. Ancak, buavantajların neler olması gerektiği konusunda sınırlı veçelişkili bilgiler bulunmaktadır. Bu çalışmada, sürdürülebilirrekabet avantajlarının neler olduğunu ve nasıl elde edildiğinianlamak için kaynak bazlı firma teorisi temel yapı olarakbenimsenmiş ve rekabet avantajı literatürü ile sentezedilmiştir. Araştırmamızda rekabetçi avantaj kuramınınliteratürde belirlenmiş tüm farklı boyutları sunulmuş vebunları içeren sermaye bazlı üç ana üstünlük tanımlanmıştır.Önerilen çok boyutlu ölçüm modelinin ampirik testi ihracatyapan 184 Türk firmasının verilerine dayanmaktadır. Önanalizlerle psikometrik özellikleri sınanan ölçekler doğrulayıcıfaktör analizinde yapısal eşitlik modeliyle test edilmiştir.Abstract:The notion that superior performance requiressustainable advantage over competitors is central tocontemporary strategic thinking. Yet, limited and conflictinformation is available as to what these advantages should be.In this study, we adopt the resource based view of the firm as atheoretical foundation and synthesize it with the competitiveadvantage literature to understand what these advantages areand how they are achieved. Our research considers thedifferent dimensions of competitive advantage suggested in theliterature and defines three fundamental equity basedcompetitive advantages. The proposed multidimensionalmeasurement model is tested empirically with data obtainedfrom 184 Turkish exporting firms. After preliminary test ofthe psychometric properties of the scales they are subjected toa Confirmatory Factor Analysis with Structural EquationsModeling.

    7. Stosowanie wenlafaksyny w dawkach większych niż 225 mg na dobę. Bilans ryzyka i korzyści

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Łukasz Święcicki

      2014-09-01

      Full Text Available W pracy omówiono wyniki badań dotyczących stosowania wenlafaksyny w dawkach przewyższających 225 mg/dobę. Wydaje się, że stosowanie takich dawek może być celowe zwłaszcza u pacjentów z depresją lekooporną. W dawkach do 225 mg/dobę wenlafaksyna jest lekiem o działaniu głównie serotoninergicznym (hamującym wychwyt zwrotny serotoniny. W dawce przewyższającej 225 mg/dobę lek wywiera istotne działanie na hamowanie wychwytu zwrotnego noradrenaliny. Nie bez znaczenia jest również fakt, że w przypadku dawek w zakresie 225–300 mg/dobę zwiększa się hamowanie wychwytu zwrotnego serotoniny. Choć efekt ten jest stosunkowo niewielki (oceniany na około 5%, to zdaniem części autorów może być klinicznie znaczący. Cechy te sprawiają, że wenlafaksyna w dużych dawkach jest lekiem skuteczniejszym niż leki z grupy selektywnych inhibitorów wychwytu zwrotnego serotoniny (SSRI oceniane jako cała grupa, a także skuteczniejszym niż fluoksetyna. Pod względem skuteczności wenlafaksyna jest także lekiem najmniej porównywalnym z lekami z grupy trójpierścieniowych leków przeciwdepresyjnych. Tolerancja wenlafaksyny nawet w dużych dawkach jest zazwyczaj zadowalająca. Problem mogą stanowić przykre objawy występujące podczas odstawiania wenlafaksyny (zawroty głowy, nudności, wymioty, ogólne złe samopoczucie, nie ma jednak dostatecznych dowodów wskazujących na to, że częstość występowania oraz stopień nasilenia tych objawów mogłyby zależeć od stosowanej dawki leku – jest to raczej reakcja indywidualna.

    8. Yabancı Çizgi Filmlerde “Kardeşlik” İlişkileri Üzerine Bir Değerlendirme

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nur Hümeyra Özdemir Erem

      2017-10-01

      Full Text Available Yabancı çizgi filmlerdeki kardeşlik ilişkilerini değerlendirmek amacıyla yapılmış bu çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada incelenen çizgi filmleri belirleyebilmek için Erzincan, Kırıkkale ve İstanbul merkezde bulunan üç ortaokulun öğrencileriyle görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sırasında öğrencilere beğenerek seyrettikleri ve içinde kardeş karakterlerin olduğu yabancı çizgi filmlerin hangileri olduğu sorulmuş, onlardan alınan yanıtlar doğrultusunda frekansları en çok tekrar eden dört çizgi film veri kaynağı olarak seçilmiştir. Bu çizgi filmler sırasıyla Esrarengiz Kasaba, Fineas ve Förb, Gumball ve Kafadar Ayılar’dır. Kardeşlik ilişkileri açısından yabancı çizgi filmlerin incelendiği çalışmada kardeşliğin genellikle iyi ilişkiler üzerine kurulduğu; cinsiyet, yaş ve ilgi alanı gibi faktörlerin kardeşlik ilişkilerini etkilediği görülmüştür. Bunun yanında çizgi filmlerde kardeşlerin genellikle akıl ve duygu metaforları üzerinden çatıştırıldığı ve aklı temsil eden karakterlerin/ davranışların daima olumlandığı; aklın kardeşleri yönlendirmede bir güç unsuru olarak kullanıldığı; buna mukabil duygu, değer ve inançları ile hareket eden karakterlerin ikinci planda kaldığı tespit edilmiştir.

    9. How to read Hasan or the resurrection of a contingent apparition of real readers

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Vedad Spahić

      2017-10-01

      Full Text Available How to read Hasan or the resurrection of a contingent apparition of real readers A fragment from the novel Death and the Dervish, the famous monologue by Hasan about the Bosniak identity, to which this review is dedicated, is exceptionally appropriate for an interpretative manipulation. We have approached it from two different methodological starting points. The first reading (the inner approach attempts to shed light on the aesthetic efficiency of Hasan’s soliloquy in the context of the structure/totality of the novel. The second starting point (the outer approach is reading the monologue as an auto-imagological, politically instrumentalized discourse. The text should also be understood as an implicit answer to the question of whether it is possible to plausibly combine these approaches despite the incompatibility of the analytical points, while considering the fact that the compatibility of the writer’s and reader’s worldview is not a necessary prerequisite for aesthetic communication.   Jak czytać Hasana albo zmartwychwstanie przypadkowego widma rzeczywistych czytelników Fragment powieści Derwisz i śmierć M. Selimovicia, słynny monolog Hasana na temat bośniackiej tożsamości, któremu poświęcono niniejszy artykuł, jest wyjątkowo podatny na manipulacje interpretacyjne. W tekście dokonano jego analizy, obierając dwa różne metodologiczne punkty wyjścia. Pierwszy typ lektury (podejście wewnętrzne jest próbą rzucenia światła na estetyczną skuteczność soliloqium Hasana w kontekście struktury całości powieści. Drugi punkt wyjścia (podejście zewnętrzne to odczytanie monologu jako autoimagologicznego, politycznie zinstrumentalizowanego dyskursu. Celem tekstu jest także (implicit próba odpowiedzi na pytanie, czy – mimo niezgodności punktów analitycznych – możliwe jest wiarygodne połączenie tych dwóch podejść, biorąc pod uwagę fakt, że zgodność poglądów pisarza i czytelnika nie jest koniecznym

    10. TV REKLAMLARINDAN KAÇINMA: DAVRANIŞSAL VE MEKANİK KAÇINMAYA ETKİ EDEN FAKTÖRLER

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ayşen AKYÜZ

      2012-11-01

      Full Text Available TV ADVERTISING AVOIDANCE: THE FACTORS INFLUINCING BEHAVIOURAL AND MECHANISTIC AVOIDANCEAbstract: TV advertising avoidance, presents a main issue for advertisers and marketers. Creation of TV ads involves great effort, imaginative strategy formulation and high expenditures. The expectations of the companies and advertisers from the medium are intrinsically high. The current study examines the influence of both the general attitude towards advertising and the belief factors (product information, good for economy, hedonic/pleasure and materialism on behavioral (e.g .making phone calls and mechanical avoidance (e.g. zapping by conducting surveys with the university students. Structural Equation Model is employed to investigate the relationship between the dependent and independent variables. It is believed that, the findings would make a significant contribution towards a development of the theory and create bases for a further research on this topic. Keywords: Ad Avoidance, Behavioral Avoidance, Mechanical Avoidance, Beliefs, Attitude Toward Advertising.  TV REKLAMLARINDAN KAÇINMA: DAVRANIŞSAL VE MEKANİK KAÇINMAYA ETKİ EDEN FAKTÖRLER Özet: Reklamdan kaçınma davranışı, reklamcılar ve pazarlamacılar için oldukça önemli bir gündem oluşturmaktadır. Televizyon reklamlarının yaratılması yoğun çaba, yaratıcı strateji ve yüksek harcamaları kapsar. Firmaların ve reklamcıların bu iletişim aracından beklentileri ise doğal olarak yüksek olacaktır. Bu çalışma, hem inanç faktörlerinin (bilgilendirme, ekonomik fayda, zevk/hoşnutluk, materyalizm; hem de reklama yönelik genel tutumun, davranışsal ve mekanik kaçınma üzerindeki etkilerini üniversite öğrencileri ile yapılan bir anket çalışması ile incelemektedir. Bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Bulguların hem konuyla ilgili gelecekte yapılacak araştırmalarda hem de

    11. Farklı Yoğunluktaki Malzemelerin Nötron Zayıflatma Özelliklerinin İncelenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Demet SARIYER

      2015-07-01

      Full Text Available Özet: Yüksek yoğunluklu radyasyon alanlarının oluştuğu hızlandırıcılarda, radyasyon seviyesini izin verilen doz değerlerine zayıflatmak için zırh tasarımı yapılır. Zırhın belirlenmesinde, radyasyon zayıflatma özellikleriyle birlikte kalınlığı, ağırlığı, kurulum ve bakım maliyeti gibi faktörler de göz önünde bulundurulur. Proton hızlandırıcılarında, zırhlama için etkin olan radyasyon nötronlardır ve zırh tasarımı nötronlara göre yapılır. Zırh maddesi olarak genellikle beton, toprak ve çelik kullanılır. Bu çalışmada, hızlandırıcı zırh tasarımında gerekli minimum yan duvar zırh kalınlıklarını belirlemek için farklı yoğunluklarda (toprak, standart beton, demir zırh maddeleri seçildi. Zırh kalınlıkları, FLUKA Monte Carlo kodu ile belirlendi. Anahtar kelimeler: Proton hızlandırıcı, zırh tasarımı, FLUKA, demir Investigation of Neutron Attenuation Properties for the Different Density Materials Abstract: The generation of high-intensity radiation fields in the accelerators, shield design is made to attenuation permissible levels of radiation dose. For determination of shield material, thicknesses, weight, installation and maintenance costs as well as radiation attenuation properties are taken into consideration such factors. Effective radiation for shielding is neutrons in proton accelerators and shield design is made for neutrons. Concrete, soil and iron are widely used as a shield material. In this paper, the different density of the shielding materials (soil, standard concrete, iron were selected to determine for the minimum thickness of the side wall for shielding design of proton accelerator. The thickness of the shielding is obtained by a simulation with the Monte Carlo Code FLUKA. Key words: Proton accelerator, shield design, FLUKA, iron.

    12. “Öğretmenlerin İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği” Geliştirme Çalışması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Derya YILDIZ

      2018-01-01

      Full Text Available Bu çalışma ile öğretmenlerin iletişim becerilerini ölçebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirme amaçlanmıştır. 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Konya merkezde ilköğretim ve ortaöğretimde öğrenim gören öğrenciler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Araştırmada tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen toplam 259 öğrenciye ölçek uygulanmıştır. Öğrencilerin bir önceki dersi işleyen öğretmenlerinin iletişim becerilerini değerlendirmeleri ile ölçek uygulaması yapılmıştır. İlgili alan yazın taranarak hazırlanan ölçek maddelerinin son hâli uzman görüşleri neticesinde oluşturulmuştur. Geçerlik ve güvenirlik analizleri neticesinde ilk hâli 73 maddeden oluşan ölçek 20 maddeye indirilmiştir. Maddelerin 12 tanesi olumlu 8 tanesi olumsuz yargıdan oluşmaktadır. Ölçeğin olumsuz yargı içeren maddeleri ters puanlanmaktadır. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ölçeğin geçerliğini sağlamak amacıyla yapılmıştır. Cronbach α, Spearman Brown, Gutmann Split-Half teknikleri, düzeltilmiş madde toplam korelasyonları ve %27'lik alt-üst grup farkına ilişkin t değerler ise ölçeğin güvenirliğini hesaplamada kullanılmıştır. Yapılan analizler geliştirilen ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermiştir.

    13. ÖZEL ALIŞVERİŞ SİTELERİNDE SİPARİŞLERİN YERİNE GETİRİLMESİNDE LOJİSTİK HİZMET KALİTESİNİN MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNE ETKİSİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Engin ÖZGÜL

      2017-10-01

      Full Text Available Öz Türkiye’de 2008 yılında yeni bir e-iş modeli olarak ortaya çıkan özel alışveriş siteleri, e-perakendeciliği ve e-pazarlamayı önemli derecede canlandırarak yerli ve yabancı yatırımcıların ilgisini çekmiştir. Özel alışveriş sitelerinin sayısı kısa sürede artmasına rağmen, son zamanlarda lojistik faaliyetlerinde yaşadıkları aksaklıklar nedeniyle bazılarının faaliyetlerine son verdikleri görülmektedir. Bu nedenle, siparişlerin yerine getirilmesi süreci boyunca müşterilerin karşı karşıya kaldıkları lojistik hizmet kalitesinin müşteri memnuniyetini sağlayan önemli bir faktör olduğu söylenebilir. Bu çalışmada, yapısal eşitlik modeli kullanılarak, satın alma öncesi, satın alma anı (teslim ve satın alma sonrasını (teslim sonrası kapsayan siparişlerin yerine getirilmesi sürecini oluşturan boyutların birbirleri ile olan ilişkileri incelenmiştir. Özel alışveriş sitelerinde iade yaşayan ve iade yaşamayan müşterilere ait iki model geliştirilerek, ayrı ayrı analiz edilip yorumlanmıştır. Buna göre, her iki modelde de siparişlerin yerine getirilmesinde her bir süreçte gelişen algılar bir sonraki sürecin algısını ve sonunda da müşteri memnuniyetini oluşturmaktadır. Müşterilerin değer algısını etkileyen en önemli faktör ürün bilgisidir. İade yaşayan müşterilerde ise memnuniyet çıktı kalitesinin (hizmet sonucunun kalitesi arttırılması, iade ve şikâyetlerin azaltılması sonucu oluşmaktadır. Bu çalışmanın amacı, özel alışveriş sitelerinde siparişlerin yerine getirilmesi sürecinde lojistik hizmet kalitesinin müşteri memnuniyetine olan etkisini ortaya koymaktır. Çalışmadan elde edilen sonuçların, hem özel alışveriş sitelerinin etkili ve verimli yönetimi için hem de bu alandaki gelecek çalışmalar için yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Abstract Private Shopping Sites, which emerged as a new e

    14. Ergenlik Dönemi Okuma Tutumu Ölçeği’nin Türkçe’ye Uyarlanması The Adaptasyon Of Survey Of Adolescent Reading Attitudes (Sara Into Turkish

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Muhammet BAŞTUĞ

      2013-07-01

      şmaktadır. Uyarlama çalışması sürecinde yapılan Açımlayıcı Faktör Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi çalışmalarına göre 3 maddenin çıkarılmasıyla, ölçeğin orijinal halindeki 4 alt boyutu koruduğu görülmüştür. Cronbach alfa güvenirlik katsayısı ölçeğin tamamı için .691, Serbest Dijital alt boyutu için .802, Serbest Kağıt alt boyutu için .690, Akademik Kağıt alt boyutu için .660 ve Akademik Dijital alt boyutu için .623 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar ölçeğin güvenilir ve geçerli olduğunu göstermektedir. Uyarlanan ölçeğin 15 maddelik son halinin Türkçe dili için ve Türkiye’de kullanılmasının uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Okuma ortamlarının ve materyallerinin geliştirilmesinde, öğrencilerin okuma tutumlarının dijital kaynaklar da dahil çok boyutlu olarak ortaya konması daha nitelikli öğrenme ortamlarının oluşturulmasına katkı sunabileceği düşünülmektedir.

    15. Enforced linguistic conversion: translation of the Macedonian toponyms in the 20th century

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Katica Kulavkova

      2015-08-01

      towards a systematic negation of the Macedonian linguistic and cultural identity, and with that, they deny the right of Macedonian people for their own national country, for every negation lies under the intention of re‑interpreting and retouching the historical reality. Wymuszona konwersja językowa: tłumaczenie macedońskich toponimów w XX wieku W artykule podjęto zagadnienia związane z wymuszoną konwersją toponimów ma­cedońskich, co może być traktowane jako forma językowego i kulturowego przemieszcze­nia / zwichnięcia / luxatio (łac. luxatio, luxare, luxus – zwichnięcie. Toponimy są nie tylko szczególnymi znakami językowymi, świadczą też o cywilizacyjnej pamięci narodów i całej ludzkości, stanowią przy tym odbicie faktów i dziedzictwa kulturowego, chronionego mocą międzynarodowych regulacji prawnych. Przekład toponimów z jednego języka na inny w ra­mach jednej przestrzeni kulturowej i etnicznej oznacza niewątpliwie przemoc wobec tego dziedzictwa. Zamiana toponimu i jego wymuszone tłumaczenie na inny język na mocy usta­nawianych w tym celu aktów prawnych staje się przestępstwem (zbrodnią wobec kultury. Toponim jest bowiem rzeczywistym odbiciem faktów i wspomnień historycznych. Toponimy można przepisywać innym alfabetem, litera po literze (łac. transliteratio, ale nie można ich przekładać, zwłaszcza na terytorium, na którym były ustanowione, stosowane i dziedziczone. Wymuszona zamiana prowadzi faktycznie do przekształcenia narracji historycznych i tożsa­mości etniczno‑kulturowej. Historia dowodzi, że istnieją pewne formy przemocy prowadzące do dyslokacji językowej, religijnej i etnicznej. Radykalna rewizja macedońskich toponimów zidentyfikowanych jako słowiańskie jest prawdopodobnie jednym z nielicznych przykładów, jakie zna współczesna historia. Tak dzieje się od prawie stu lat – od początku 1920 roku aż do pierwszej dekady XXI stulecia. Toponimy, które pojawiły się na etnicznym

    16. Tablet PC Destekli Türkçe Öğretiminin Temel Dil Becerilerine Etkisini Belirlemeye Yönelik Ölçek Çalışması A Scale Study Of Tablet PC Based Teaching Turkish Language To Determine The Effect On Basic Language Skills

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Süleyman BALCI

      2013-07-01

      ılarak madde havuzu oluşturulmuş ve uzman görüşlerine başvurulmuştur. Öncül soru sayısı 20 maddeden oluşan 5’li likert tipi taslak ölçekte, Türkçe dersinde tablet pc kullanımının temel dil becerilerine (okuma, dinleme, konuşma ve yazma etkisinin olup olmadığını belirlemeye yarayan maddeler yer almaktadır. Maddeler, Türkçe dersi öğretim programında belirlenen dil becerileri kazanımlarının soru kalıbına dönüştürülmesi ile elde edilmiştir. Taslak ölçek, Fatih Projesi kapsamında pilot bölge olarak seçilen Uşak İl Merkezi Yaşar Akar İlköğretim Okulu ile Bingöl İl Merkezi İMKB Fatih İlköğretim Okulu I. kademe 5. sınıfta öğretim gören 114 öğrenciye uygulanmıştır. Ölçeğin kapsam geçerliliği uzman görüşleri alınarak sağlanmıştır. Yapı geçerliliğini belirlemek için yapılan faktör analizi sonucunda 16 maddeden oluşan, faktör yükleri .50-.84 arasında, toplam varyansın % 56’sını açıklayan üç alt boyutu kapsayan bir ölçek elde edilmiştir. Ölçek maddelerinin 9’u olumlu, 7 tanesi olumsuz ifade içermektedir. Ölçeğin Kaiser-Meyer-Olkin değeri .85, Bartlett testi anlamlılık değeri .00 ve Cronbach-alpha iç tutarlılık” katsayısının ise .90 olduğu bulunmuştur. Yapılan literatür taraması sonucunda Türkçe dersinde tablet pc kullanımının temel dil becerilerine etkisini belirleme anlamında bir ölçeğin bulunmaması bir eksiklik olarak görüldüğünden, geçerlilik ve güvenirliği sağlanan bu ölçeğin alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    17. Türkçe Dersinde “Tablet Pc Pilot Uygulaması”Yla Öğretim Gören Öğrencilerin Tutumlarını Belirlemeye Yönelik Ölçek Çalışması A Scale Study that Determines the Attitudes of the Students Who Study by "Pilot Application Of Tablet Pc” in Turkish Lesson

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Süleyman BALCI

      2013-03-01

      rünü (tablet pc kullanımına yönelik tutumlarını belirlemeye yarayan maddeler yer almaktadır. Taslak ölçek FATİH projesi kapsamında pilot bölge olarak seçilen Uşak İl Merkezi Yaşar Akar İlköğretim Okulu ile Bingöl İl Merkezi İMKB Fatih İlköğretim Okulu I. kademe 5. sınıfta okuyan öğrencilerden 114 öğrenciye uygulanıp, ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Ölçeğin kapsam geçerliliği uzman görüşleri alınarak sağlanmıştır. Yapı geçerliliği için yapılan faktör analizi sonucunda tutumları ölçmeyen 5 madde çıkarılıp 15 maddeden oluşan ve faktör yükleri .59-.82 arasında, toplam varyansın % 60’ını açıklayan üç alt boyutu kapsayan bir ölçek elde edilmiştir. Ölçek maddelerinin 10 tanesi olumlu, 5 tanesi olumsuz ifade içermektedir. Ölçeğin Kaiser-Meyer-Olkin değeri .81, Bartlett testi anlamlılık değeri .00 ve Cronbach-alpha iç tutarlılık katsayısının ise .84 olduğu bulunmuştur. Yapılan araştırmalar sonucunda, Türkçe dersi alanında, bu anlamda bir ölçeğin olmaması bir eksiklik olarak görülmüştür. Bu bağlamda projenin uygulandığı okullardan elde edilen verilerden hareketle oluşturulan ölçeğin, alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bunun yanında Türkçe dersinde teknolojinin kullanılmasına yönelik daha detaylı çalışmaların yapılmasının da yararlı olacağı gerçeği ortaya çıkmaktadır.

    18. DIŞ ÇEVRE VE BİREYSEL GÜÇ ODAKLI STRATEJİ GELİŞTİRME SÜREÇLERİNİN ARAŞTIRMACI VE FIRSATÇI YENİLİKÇİLİK ÜZERİNDEKİ ETKİSİ-THE IMPACT OF ENFORCED CHOICE AND COMMAND STRATEGY DEVELOPMENT PROCESSES ON EXPLORATORY AND EXPLOITATIVE INNOVATIVENESS

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İbrahim PINAR

      2012-06-01

      Full Text Available Strateji geliştirme süreçleri ile yenilikçilik arasındaki ilişki özellikle son yıllarda stratejik yönetim alanında giderek artan bir önem kazanmaya başlamıştır. Strateji geliştirme süreçlerinin değişik parametreler aracılığı ile açıklanabilirliği, söz konusu süreçlerin çok boyutlu olduğunu düşündürmekte ve birçok yazarın da bu görüşü savunduğu görülmektedir. Yenilikçilik, ya işletmelerin yetkinliklerinden yararlanarak mevcut ürün, hizmet ve süreçlerini geliştirmesi, diğer bir deyişle fırsatçı yenilikçiliği benimsemesi, ya da araştırmacı yenilikçilik yolunu seçerek tamamen farklı ve yepyeni ürün, hizmet ve süreçleri geliştirmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. 246 işletme üzerinde yapılan bu çalışmada, işletmelerin strateji geliştirme süreçleri ile yenilikçilik tarzları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Ölçüm araçlarının güvenilirlikleri için alfa katsayıları hesaplanmış, faktör analizine tabi tutulan ölçüm aracına ait sorular ise, teoriye uyumlu olarak araştırmacı ve fırsatçı yenilik olmak üzere iki faktör altında toplanmışlardır. Araştırmaya ait hipotezlerin test edilmesinde regresyon analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, bireysel güç odaklı strateji geliştirme süreçlerinin gerek fırsatçı yenilikçilik, gerekse araştırmacı yenilikçilik üzerinde olumsuz etkisi olduğunu ortaya koyarken, dış çevre odaklı strateji belirleme süreçlerinin ne araştırmacı yenilikçilik ne de fırsatçı yenilikçilik üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı görülmüştür.-The existing literature on strategic management attempts to demonstrate theoretically and empirically that a variety of decision making approaches are employed throughout the strategy development process. Although a multitude of largely contingent internal and external parameters can be identified towards explaining the actual

    19. Rak piersi w ciąży - odmienności procesu diagnostyki i leczenia = Breast cancer during pregnancy - differences in diagnostic and treatment procedures

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Magdalena Sowa

      2016-09-01

      85 -801 Bydgoszcz e – mail: magdalena.sowa@cm.umk.pl         Streszczenie Wprowadzenie: Rak piersi w ciąży jest rozpoznawany stosunkowo rzadko. W ostatnich dziesięciu latach w Europie można zauważyć wyraźną tendencję do odraczania macierzyństwa wśród młodych kobiet. Obecnie średnia wieku kobiet rodzących pierwsze dziecko wynosi 30 lat. Jednym z czynników ryzyka zachorowania na raka piersi jest wiek. Z uwagi na fakt, iż kobiety coraz później decydują się na macierzyństwo, a średnia wieku występowania raka piersi się obniża,  z tą szczególną sytuacją kliniczną lekarzom jak i kobietom przyjdzie się zmagać coraz częściej.  Cel pracy:Celem pracy była próba przybliżenia odmienności procesu diagnostyki i leczenia raka gruczołu piersiowego rozpoznanego w ciąży. Rozwinięcie:Z danych epidemiologicznych wynika, iż rak piersi jest najczęściej występującym nowotworem u kobiet ciężarnych.Szczególnie niebezpiecznym jest fakt, iż zmiany fizjologicznie zachodzące w organizmie kobiety już od pierwszych tygodni ciąży, mogą maskować pojawienie się guza i znacznie opóźniać wdrożenie procesu diagnostyki.  Choroba nowotworowa rozpoznana w czasie trwania ciąży jest zawsze dramatyczną i ogromnie stresującą sytuacją dla kobiety i jej najbliższych, dlatego proces diagnostyki i leczenia jest silnie zindywidualizowany, zaś maksymalny efekt terapeutyczny z jednoczesną ochroną nienarodzonego dziecka stanowi priorytet działań. Podsumowanie:Decyzje terapeutyczne podejmowane są po uwzględnieniu ogólnego stanu zdrowia pacjentki, stopnia zaawansowania klinicznego nowotworu, wieku ciążowego oraz postulatów samej pacjentki i jej najbliższych.W niniejszej pracy, posługując się metodą analizy piśmiennictwa szczegółowo omówiono odmienności w procesie diagnostyki i leczenia raka piersi u kobiet ciężarnych.   Słowa kluczowe: rak piersi, ciąża, diagnostyka, leczenie   Breast cancer during pregnancy

    20. A RESEARCH REGARDING FUTURE EXPECTATIONS OF UNIVERSITY YOUTH YÜKSEKÖĞRETİM GENÇLİĞİNİN GELECEK BEKLENTİLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Murat TUNCER

      2011-06-01

      Full Text Available In this research, future expectations of the students in the vocational school of higher education, which grows intermediate staff for business world and thus is the place exposing to the global effects mostly, are the most mass exposing to global effects were evaluated. To this end, a scale for future expectations was created by literature review. As a result of factor analysis of future expectations scale, single factorial structure was preferred, and cronbach alpha coefficient of the scale was found to be .84. The scale prepared was applied to 430 students in different departments of Tunceli Vocational School of Higher Education. For analysis of data obtained as a result of performance of the scale, independent groups t test, Anova test, Mann Whitney U test, Kruskal Wallis H and Tukey HSD test were used. According to the results of the analysis, a reasonable difference between the genders in favour of female students was found with respect to future expectations of students of Vocational School of Higher Education. It was also found that there was a reasonable difference between the student having 3-4 brothers and/or sisters and the students having 5 and more brothers and/or sisters. For removing uncertainty about future expectations believed to occur in relation to globalisation and technology, it is thought that strengthening relation with the sector will be beneficial. In addition, it is proposed that the students must be made ready for the future by optional courses and by educating them in fields of profession outside the vocational programme via flexible education models. Bu araştırmada iş yaşamına ara eleman yetiştiren ve bu özelliği nedeniylede küresel etkilere en çok maruz kalan meslek yüksek okullarında öğrenim gören öğrencilerin gelecek beklentileri değerlendirilmiştir. Bu amaçla literatür taramasına göre gelecek beklentileri ölçeği oluşturulmuştur. Gelecek beklentileri ölçeğinin faktör analizi yap

    1. TURİZM EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN KARİYER SEÇİMİNE ETKİ EDEN KARİYER ÇAPALARININ BELİRLENMESİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA (AN INVESTIGATION TO DETERMINE THE CAREER ANCHORS WHICH AFFECT THE CAREER DECISION OF TOURISM STUDENTS

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tuba GEZEN

      2014-04-01

      Full Text Available ÖZ: Kariyer çapaları örgütlerde kariyer aracı olarak kullanılmasına rağmen birçok sınırlı araştırmaya da konu olmuştur. Bu araştırmanın amacı turizm eğitimi alan öğrencilerin meslek ve kariyer seçimine etki eden kariyer çapalarının belirlenmesidir. Bu amaçla Balıkesir Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu’nda öğrenim gören öğrencilere anket uygulanmıştır. Turizm eğitimi alan öğrencilerin kariyer çapalarının belirlenmesi amacıyla Schein (1990 tarafından geliştirilen kariyer çapaları ölçeği kullanılmış ve ölçeğin geçerlilik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Ölçeğe ilk olarak açıklayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi ile de modelin uygunluğu test edilmiştir. Araştırmada ayrıca öğrencilerin demografik özellikleri ile kariyer çapaları arasında anlamlı bir fark olup olmadığı da belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda turizm eğitimi alan öğrenciler için teknik fonksiyonel yetkinlik, hayat tarzı, girişimcilik ve özerklik ve otonomi kariyer çapalarının diğerlerinden daha önemli olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu kariyer çapalarının, öğrencilerin cinsiyeti, yaşı, mesleği seçmede etkili olan durumu ve mezun olduktan sonra mesleği yapma isteğine göre farklılıklar gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kariyer, Kariyer Çapaları, Turizm Öğrencileri, Demografik Özellikler. ABSTRACT: Although career anchors are used as a career tool in organizations, are examined in many limited researches. The purpose of this study is to determine the career anchors which affect the job and career decision of the tourism students. Therefore, Tourism and Hotel Management students who attend four-year programs/departments of Balikesir University have been conducted surveys. The Career Anchors Scale developed by Schein (1990 has been used to determine the

    2. İlköğretim Öğrencilerinin İletişim Becerilerinin Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi Investigation of Primary School Students

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Kadir KARATEKİN

      2012-09-01

      . Bu sosyal becerilerden birisi de iletişim becerisidir. Daha küçük yaşlardan itibaren verilecek beceri eğitimi ile öğrencilerimize iletişim becerileri kazandırarak içinde yaşadığı toplumda mutlu, üretken ve etkili bir insan olmasını sağlayabiliriz. Bunun için öğrencilerimizin iletişim becerileri üzerinde etkili olabilecek faktörlerin bilinmesi önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı da ilköğretim öğrencilerinin iletişim becerileri üzerinde etkili olan faktörleri ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Ersanlı ve Balcı (1998 tarafından geliştirilen “İletişim Becerileri Envanteri" Ankara ve Kırşehir'de bulunan iki ilköğretim okulunun 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim gören 373 öğrenciye uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 15 istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistik, ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ilköğretim öğrencilerinin iletişim becerileri üzerinde öğrencilerin yaşadıkları ilin, cinsiyetin, okul öncesi eğitimin, anne-baba eğitim durumunun ve sınıf düzeyinin etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin, Türkçe dersinden aldıkları not, okudukları kitap sayısı, günlük kitap okuma süreleri arttıkça iletişim becerileri artarken günlük televizyon izleme ve bilgisayar kullanma süreleri arttıkça iletişim becerileri azalmaktadır. Bu sonuçlar doğrultusunda öğretmenlerin derslerdeöğrencilerin kendilerini daha iyi ifade edebilecekleri ortamları oluşturmaları, öğrencilerin daha fazla kitap okuması için teşvik edilmesi, çocukların okul öncesi eğitime mümkün olduğunca erken başlatılması ve ebeveynlerin çocuklarının TV ve bilgisayar başında çok fazla zaman geçirmelerine izin verilmemeleri önerilmiştir.

    3. EĞİTİM KURUMLARINDA HİZMET KALİTESİNİN ÖLÇÜMÜ VE BİR ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULUNDA UYGULAMA-SERVICE QUALITY MEASURING IN EDUCATION INSTITUTES AND AN APPLICATION A PRIVATE EDUCATION INSTITUTE

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Selda ENE

      2012-06-01

      Full Text Available Ulusal ve uluslararası boyutta artan rekabet koşulları ve artan tüketici beklentileri, işletmeleri kaliteli ürün ve hizmetler sunmaya zorlamaktadır. Bu anlamda ortaya çıkan “hizmet kalitesi” kavramı, işletmelerin üzerinde önemle durması gereken bir konudur. Kaliteli hizmet üretimi, yoğun rekabet ortamında var olmanın bir gereğidir. Hizmet kalitesi, üretim sektörünün yanı sıra hizmet sektörü için ölçülebilir bir kavramdır. Gelişen kaliteli hizmet anlayışı ve hizmetin ölçülebilmesi, hizmet sektöründeki tüm işletmeleri etkilediği gibi özel eğitim kurumlarını da etkilemiştir. Bu noktadan yola çıkarak hazırlanan bu çalışmada,  hizmet kalitesinin ölçümüne yönelik olarak Parasuraman, Zeithhaml ve Berry tarafından geliştirilen SERVQUAL hizmet kalitesi ölçüm modeli kullanılmıştır. Model, hizmet sektörü içersinde yer alan özel bir eğitim kurumunda uygulanmıştır. Hizmet kalitesinin 21 özelliği üzerinde durularak velilerin algıadıkları hizmet ile beklenen hizmet arasında fark olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca velilerin hizmet kalitesini algılamalarını etkileyen faktörler belirlenmeye çalışılmıştır.-The increasing competition conditions in national and international dimensions and rising consumer expectations are forcing businesses to present high quality products and services. Service quality is a measurable concept for the service sector as well as the production sector As it has influenced every business in the service sector, the developing high quality service conception and the measurability of service quality has also influenced private education institutes. In this study which started out from this point of view, the SERVQUAL service quality measuring model developed by Parasuraman, Zeithhaml and Berry has been used for the measurement of service quality. The model has been practised in a private education institute in the

    4. TÜKETİCİLERİN SOSYOPSİKOLOJİK ve DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ, İLGİLENİM, SUBJEKTİF BİLGİ ve GÜVEN DÜZEYİNE BAĞLI OLARAK MODA GİYSİ PAZARININ BÖLÜMLENDİRİLMESİ-SEGMENTING THE FASHION APPAREL MARKET BASED ON CONSUMERS’ SOCIO-PSYCHOLOGICAL CHARACTERISTICS, INVOLV

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tuğçe OZANSOY ÇADIRCI

      2012-06-01

      Full Text Available Günümüzde tüketicilerin yaşayış biçimleri ve tüketim tercihleri üzerinde önemli etkiye sahip kavramlardan birisi modadır. Moda günlük tüketim kararlarının önemli bir bölümünü oluşturmanın yanında günlük olayların merkezinde yer alan bir unsurdur. Tüketim kararları ve yönlendirici güdülerdeki farklılığı nedeniyle moda giysilere ilişkin tüketim kararlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi önem taşıyan bir konudur. Moda giysiler genellikle sembolik tüketim kararları ile satın alınan ürünlerdir. Bu sebepten ötürü moda giysilere ilişkin satın alma kararlarını tüketicilerin sahip olduğu pek çok psikolojik unsur etkilemektedir. Tüketicilerin bu özellikleri itibariyle gruplanması ve tanımlanması moda giysilerin pazarlanmasındaki pek çok stratejik kararı etkileyebilmektedir. Bu çalışma sosyo-psikolojik ve demografik özellikler, ilgilenim, satın alma kararına ilişkin güven ve tüketicilerin subjektif bilgi düzeylerini temel alarak moda giysi pazarı için karlı pazar bölümlerinin kümeleme analizi kullanılarak tanımlanabilmesini amaçlamaktadır.- Fashion is one of the major factors that affect the lifestyles and consumption decisions of consumers. Fashion not only forms an important part of everyday consumption decisions, but it also a central component of almost all daily events. Owing to differences in consumption decisions and motives, investigating the factors affecting fashion clothing consumption is an important issue. Fashion clothing is usually consumed because of symbolic reasons. As a result of this fact consumption decisions concerning fashion clothing is affected by many psychological issues. Grouping and defining consumer groups in respect of these issues may and can make strong contributions to strategic planning regarding fashion clothing. By using cluster analysis the main purpose of this study is to identify profitable consumer segments in fashion

    5. Znaczenie snu i sposoby poprawy jego jakości u sportowców = Impact of sleep and methods to improve its quality in the context of sporting activities

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Aleksandra Frydrych-Szymonik

      2016-05-01

      2Section of Sports Medicine and Human Nutrition, Faculty of Physical Education and Sport, The University of Physical Education in Krakow   Aleksandra Frydrych-Szymonik, afrydrychszymonik@gmail.com, tel. 601 146 509 AWF w Krakowie, Al. Jana Pawła II 78, 31-571 Kraków     Słowa kluczowe: deficyt snu, drzemka, odnowa biologiczna sportowców, używki Key words: sleep disorders, nap, athletic recovery, drugs   Streszczenie Cel Pracy Celem pracy było określenie znaczenia snu i wskazanie sposobów poprawy jego jakości u sportowców na podstawie przeglądu piśmiennictwa naukowego. Materiał i Metody Do analizy wybrano zagraniczne artykuły opublikowane w latach 2005 do 2015, korzystając z bazy danych: Medline EBSCO, Medline Ovid, PubMed oraz internetową wyszukiwarkę artykułów naukowych – Google Scholar. W przeglądzie uwzględniono prace oryginalne, zawierające w temacie (subjects pojęcia: „sleep” i „athletes”. Z analizy wykluczono prace dotyczące medycznych zaburzeń snu oraz te, które nie mają związku ze sportem. Wyniki Zaburzenia snu stają się coraz częstszą przyczyną obniżania sprawności psychofizycznej zawodników, a biorą się one głównie z niewielkiej wiedzy na temat higieny snu. Zbyt mała liczba godzin snu powoduje szereg negatywnych zmian w organizmie, co w konsekwencji ma związek z obniżeniem zdolności wysiłkowej sportowców. Wnioski Należy dbać o prawidłową jakość i ilość snu oraz wprowadzać odpowiednio zaplanowane drzemki regeneracyjne w odnowie biologicznej zawodników. W działaniach optymalizujących sen sportowców należy również brać pod uwagę fakt, iż dieta, nawyki żywieniowe oraz używki mają znaczący wpływ na jakość i ilość snu człowieka.   Abstract The aim of the study was to define the impact of sleep and identify methods to improve its quality in athletes , drawing on a review of the scientific literature. Methods Foreign literature published from 2005 to 2015 was reviewed

    6. KURUMLARDA YARATICILIK ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA - A STUDY ON CREATIVITY IN ORGANIZATIONS

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Neslihan OKAKIN

      2014-01-01

      Full Text Available ÖzetGünümüzde bilgiye kolay ulaşılmakla birlikte önemli olan, bilgiler arasında yeni bağlantılar kurmaktır. Bu yaratıcılığın en temel tanımını oluşturmaktadır. Yaratıcılık herkes tarafından sergilenemese dahi, yapılan araştırmalar herkesin yaratıcılığını geliştirebileceğini göstermektedir. Bu çalışmada yaratıcılık tanımından başlanarak, bireysel ve kurumsal yaratıcılığı etkileyen tüm faktörler üzerinde durulmuştur ve yaratıcılığı geliştiren teknikler detaylı olarak incelenmiştir. Araştırmanın konusunu kurumlarda yaratıcılığın nasıl uygulandığı ve teşvik edildiği oluşturmaktadır. Çalışmanın araştırma evrenini Capital Dergisi tarafından 2009 yılında belirlenen Türkiye’nin en inovatif yirmi şirketi oluşturmaktadır. Bu çalışmada kurumların yaratıcılık adına ne yaptıkları, neyi teşvik ettikleri ve daha başka nelerin yapılabileceğine ilişkin veriler sunularak tartışılmıştır.AbstractNowadays, it’s easy to access information, nonetheless the important part is to establish new connections between the information. This is the most basic definition of the creativity. In this study, the factors which affect individual and organizational creativity to be examined starting from the definition of the creativity and techniques which enhance individual and group creativity to be examined in detail. Finally, a research takes place expressing how creativity is implemented and promoted in the organizations. The research enviroment in this study is composed by Turkey’s most innovative twenty companies determined by Capital magazine in 2009. In this study, what the organizations do, promote and what else can be done in the name of creativity tobe discussed by presenting related data.

    7. Rola wybranych czynników ryzyka w etiopatogenezie i przebiegu choroby Alzheimera

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Robert Dudkowiak

      2013-06-01

      Full Text Available Choroba Alzheimera (Alzheimer’s disease, AD stanowi jedną z najczęstszych przyczyn otępienia w wieku starszym. Ma charakter postępujący i prowadzi do stopniowej degeneracji mózgu. Zapadalność na AD wzrasta wraz z wiekiem. Etiologia choroby jest wieloczynnikowa. Składają się na nią interakcje pomiędzy czynnikami genetycznymi a środowiskowymi, w tym m.in. stylem życia, dietą, aktywnością fizyczną i nałogami. Uważa się, że sposób odżywiania zbliżony w składzie do diety śródziemnomorskiej ma ochronne działanie i sprzyja długotrwałemu życiu w zdrowiu. Podwyższone stężenie homocysteiny oraz obniżone stężenie witaminy B12 może pośrednio wpływać na rozwój AD. Natomiast zwiększone spożycie kwasu foliowego, witaminy C i E może działać ochronnie. Niekorzystny wpływ na rozwój AD odnotowano zarówno w przypadku zbyt dużej masy ciała, jak i w przebiegu niedożywienia. Podkreśla się również związek pomiędzy naczyniopochodnym uszkodzeniem mózgu a rozwojem otępienia. Przemawia za tym fakt, że odpowiednia dieta, prawidłowy stan odżywienia, brak cukrzycy, unikanie palenia papierosów oraz zwrócenie uwagi na aktywność fizyczną odgrywają istotną rolę w zapobieganiu nie tylko chorobom układu sercowo-naczyniowego, ale także AD. Dane epidemiologiczne dowodzą, iż wraz ze starzeniem się społeczeństwa częstość występowania AD będzie wzrastać, tym samym zwiększy się liczba osób niezdolnych do samodzielnego funkcjonowania. Następstwem tego będzie wzrost obciążeń medycznych, kulturowych i ekonomicznych całego społeczeństwa. Dlatego znaczenie poszczególnych czynników ryzyka AD powinno być nadal zgłębiane, a skuteczna profilaktyka wprowadzana już we wczesnym okresie życia.

    8. BULANIK ANALİTİK HİYERARŞİ PROSESİ VE MESLEK SEÇİMİNDE UYGULANMASI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Osman PALA

      2016-07-01

      Full Text Available ÖZ Günümüzde bireylerin hayatlarında vereceği en önemli kararlardan birisi meslek seçimidir. Kararı etkileyen birden çok ve farklı ağırlıkta kriterlerin mevcut olması ve olası alternatiflerin bu koşullar altında değerlendirilmesi problemin çözümünü zorlaştırmaktadır. Grup karar vermede, klasik çok kriterli karar verme metotlarının kişilerin öznel tercihlerini değerlendirmelere yansıtmadaki zorluklarını aşmak için geliştirilen Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi, tercihleri bulanık sayılarla ifade ederek çok daha etkin çözümler sunmuştur. Bu çalışmanın amacı meslek seçiminde etkin olan faktörlerin belirlenmesi ve alternatiflerle olan ilişkilerinin ortaya konmasıdır. Bunun için Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri Bölümü özelinde gelecek yıl mezun olacak öğrenciler ile bu çalışma gerçekleştirilmiştir. Tüm analizler AHP ve Bulanık AHP yöntemiyle yapılmış ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. ABSTARCT Today job selection is one of the most important decision of every individual in their life. The presence of multiple and different weights of criteria that influence this decision and also evulation of possible alternatives under these circumstances, make hard to solve this problem. Fuzzy Analytic Hierarchy Process which is developed to overcome the diffuculties of classical multi criteria decision making methods in reflecting the subjective prefences of individuals to evulations in group decision making, presented more effective solutions with expressing these choices by fuzzy numbers. The aim of this study is to investigate of effective factors in job selection and relations between alternatives. For this reason an investigation is conducted within the university students who will graduate from Dokuz Eylül University Faculty of Economics and Administrative Sciences Department of Econometrics within the following year. All the

    9. Yoğurt Yapımında Yararlanılan L. bulgaricus ve S. thermophilus’un Proteolitik Aktivitelerinin Belirlenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sevda Kılıç

      2015-02-01

      Full Text Available Yoğurt bakterilerinin süte aşılandıktan sonra enzimatik etkinlikleri sonucu proteinleri parçalamaları olayına proteoliz adı verilir. Bu olay sırasında ortamda gerekli gelişme faktörleri meydana geldiğinden S. thermophilus’un gelişmesi ve çoğalması hızlandırılmış olur. Simbiyotik faaliyet gösteren bu bakteriler için gerekli ve yararlı olan proteoliz olayının yoğurt yapımında ancak belirli bir düzeyde meydana gelmesi istenir. ASPERGER, tirosin aminoasiti ile aroma oluşumu arasında bir ilişkinin olduğunu, tirosin içeriğinin 0.05-0.1 mg/ml olması durumunda yoğurtların istenen aromaya sahip olabileceğini bildirmiştir. 0.125 mg/ml tirosin içeren yoğurt örneklerinde ise hafif acı tat oluştuğu bildirilmiştir. Bundan hareketle yoğurt bakterileri olan L. bulgaricus ile S. thermophilus’ a ait suşların proteolitik aktiviteleri HULL yöntemine göre tirosin ekivalantı üzerinden belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada genellikle yüksek asitlik oluşturabilen L. bulgaricus suşlarının daha fazla proteolitik aktivite gösterdikleri saptanmıştır. Ancak bütün bakteri suşları için bu durumun geçerli olmadığı da belirlenmiştir. 20 L. bulgaricus suşuna ait değerlerin 0.105-0.215 mg tirosin/ml sınırları arasında değiştiği gözlenmiştir. S. thermophilus’un denemeye alınan 20 suşu için saptanan değerler de 0.080-0.070 mg tirosin/ml arasında belirlenmiş olup değerlerin L. bulgaricus’ a ait değerlerden çok düşük olduğu anlaşılmıştır.

    10. SURFACE DISTRIBUTION MODELLING FOR PRECIPITATION IN THE EGE REGION EGE BÖLGESİ’NDE YAĞIŞIN YÜZEYSEL DAĞILIM MODELLEMESİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Muhammet BAHADIR

      2011-06-01

      Full Text Available The scope of this study was the surface distribution modeling of precipitation in Anatolia and the Aegean Region which covers the western part of our country. The precipitation was handled in terms of 10 year segments and applied with Interactive 3D Analysis, Geographically Intensive Regression, Radial Basis Function and Quadratic Trend Analysis after which a precipitation dispersion map was established. It was concluded that planetary factors had a primary impact on the dispersion and change of precipitation in the region. On the other hand, topographical characteristics were determining for local precipitation changes, it was particularly evident that the northern parts of the mountains subject to exposure received more precipitation. The temporal changes in the precipitation of the region has shown a general declining trend from 1975 up to 2010. Although the declined amount is more pronounced on the coastal parts, the situation is more critical in the inland parts with less precipitation. According to trend analysis results targeting the future, indications pertaining to the continuation of the declining precipitatıon trend have been observed Bu çalışmada Anadolu’nun ve ülkemizin batı kesimini kapsayan Ege Bölgesi’nde yağışın yüzeysel dağılım modellemesi gerçekleştirilmiştir. Yağışa 10’ar yıllık dönemler halinde Etkileşimli 3D Analizi, Coğrafi Ağırlıklı Regresyon, Radial Basis Function ve Quadratic Trend Analizleri uygulanmış ve yağış dağılış haritaları oluşturulmuştur. Bölgede yağışın dağılışı ve değişimi üzerinde plenater faktörlerin birinci derecede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yağışın lokal değişimleri üzerinde ise topoğrafik özellikler belirleyici olmuş, özellikle dağların kuzey kesimleri bakıya bağlı olarak daha fazla yağış aldığı tespit edilmiştir. Bölgede yağışın zamansal değişiminde, 1975’den 2010 yılına kadar genel anlamda

    11. RASYONEL KARAR ALAN EKONOMİK BİRİMİN RİSK ALTINDA VERDİĞİ KARARLARA DAVRANIŞSAL YAKLAŞIM: KAHNEMAN-TVERSKY BEKLENTİ TEORİSİ PERSPEKTİFİNDEN ELEŞTİREL BİR BAKIŞ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fatih ŞENTÜRK

      2014-08-01

      Full Text Available ÖzetEkonomi literatüründe neo-klasik döneme kadar ekonomi ve psikoloji bilimleri arasındaki bağ göz ardıedilerek, insanın salt rasyonel kararlar alan bir varlık olduğu ifade edilmiştir. Ancak son otuz yıllık dönemdeinsanların, ekonomik kararlar alırken psikolojiye ilişkin çeşitli faktörlerden de etkilendiğini savunan“Davranışsal Yaklaşım”, farklı bir bakış ortaya koymuştur. Bu yaklaşımın öncüleri, D. Kahneman ve A.Tversky belirsizlik ortamında karar alan bireylerin davranışlarını incelemiş ve insanların, riskten kaçınmaeğilimlerinin kazanma isteklerine galip geldiğini ve her zaman rasyonel davranışlar sergileyemedikleriniileri sürmüşlerdir. Yapmış oldukları birçok deneysel çalışma ile kayıpların verdiği acının, kazançların verdiğitatminden iki kat daha fazla olduğunu tespit etmişlerdir. Bu makalede insan psikolojisinin ekonomiktercihlere etkilerine değinilmiş ve özellikle risk altında karar verme konusunda bireyin irrasyonel davranışlargösterdiği çeşitli örnekler ışığında açıklanmaya çalışılmıştır.AbstractIgnoring the connection between the economics and psychological sciences until the neo-classical termin economics literature, it has been stated that human is a creature taking only rational decisions. However,in the last thirty years, a different approach named “Behavioural Approach” that argues that people are influenced also by various factors related with psychology while taking decisions with economy has occured.The pioneers of this approach, D. Kahneman and A. Tversky examined the behaviours of the individualswho make decision in an uncertainty environment and put forward that people’s tendency of avoidingrisks defeats their willing to win and that they cannot always behave rationally. With many experimentalstudies they carried out, they determined that the sadness caused by the losses are two times more than thesatisfaction given by

    12. İtibar Yönetimi Açışından Yeşil Pazarlama: Örnek Olay İncelemesi / Green Marketing in Terms of Reputation Management: A Case Study

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Samet Kavoğlu

      2012-12-01

      Full Text Available 21.yy modern işletmecilik mantığı çerçevesinde üretimin sorun olmaktan çıktığı, işletmeler için en önemli sıkıntının pazarlama faaliyetleri kapsamında yaşandığı düşünüldüğünde, alana dair çok sayıda yenilikçi fikrin ortaya çıkması oldukça normaldir. Bu fikri akımlar içerisinde yer alan, çalışma kapsamında incelenecek yeşil pazarlama uygulamalarını, diğerlerinden ayıran başlıca özellik pazarlama karması içerisinde yer alan tutundurma faaliyetlerinin her bir faktörüyle ilişkilendirilebilir olmasıdır. Çalışmanın sınırlarını çizebilmek ve derinlemesine araştırma olanağını arttırmak adına araştırma kapsamında yeşil pazarlamanın, tutundurma faaliyetlerinden halkla ilişkilerin, itibar yönetimi fonksiyonuyla olan ilişkisi, ödüllü bir proje olan “Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı” örneği üzerinden incelenmiştir. Çalışmanın sonunda, kuruluşun paydaşları nezdinde itibarını arttırmak gayesiyle hayata geçirilen yeşil pazarlama temalı, küresel ölçekli projenin hedefleri açısından genel değerlendirmesi yapılmıştır. Green Marketing in Terms of Reputation Management: A Case Study When it is taken into account that the production is no longer a problem within the framework of the modern business management logic of the 21st century and the primary difficulty is experienced by the businesses within the scope of the marketing activities, it is natural that a great number of innovative ideas emerge concerning the field. The main characteristic which distinguishes the practices of the green marketing which is in these streams of ideas and which will be examined within the scope of study from others is that they can be associated with each factor of promotional activities in the marketing mix. To be able to draw the lines of the study and to increase the possibility of the in-depth research, within the scope of the research, the relationship of

    13. S-31: Aynı Kronolojik Yaştaki Adolesan Erkek Futbolcularda Relatif Yaşın Psikolojik Etkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Raziye Dut

      2017-03-01

      Full Text Available GİRİŞ: Futbol gibi fiziksel performansa dayalı takım sporunda özel yaş grupları vardır. İlk milli takım seçmelerinin yapıldığı U-14 yaş kategorisi bunlardan biridir. Özellikle adolesanlarda aynı kronolojik yaş grubundaki futbolcular fiziksel ve psikolojik olarak belirgin farklılıklar gösterebilirler.AMAÇ: Relatif yaşın bilinen fiziksel olgunluk ve atletik performans etkisine ek olarak psikolojik etkilerini değerlendirmeyi hedefledik.Gereç ve YÖNTEMLER: Çalışmaya 2017 yılında U-14 yaş kategorisinde milli takım seçmelerine davet edilen 286 erkek futbolcu dahil edildi. Prospektif olarak antrenör eşliğinde bilgilendirme yapılarak sporculara demografik bilgi formu, sporda güdülenme ölçeği (SGÖ, çocukluk çağı depresyon anketi (CDI, çocuklarda anksiyete bulguları tarama ölçeği (ÇATÖ doldurtuldu.Nitel veriler n ve %, nicel veriler ortanca ve Inter Quartile Rate (IQR ile özetlendi. Gruplar arası farklılıkların saptanmasında chi-square, likelihood ratio, Mann-Whitney, ANOVA, post hoc Tukey testleri kullanıldı. P0,05. 172 (%60.1 futbolcuda CDI puanı patolojik bulundu. Yılın ilk çeyreğinde doğanların diğerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı daha fazla CDI patolojik puana sahip olduğu saptandı (p=0,029. Ortalama ÇATÖ puanı 20,63±10,65 olarak tespit edildi ve yaş çeyreklerine göre istatistiksel anlamlı fark saptanmadı (p=0,904. Forvet oyun pozisyonunda oynayanların ÇATÖ puanı diğer oyun pozisyonlarına göre daha düşük bulundu (p<0,05.SONUÇ: Yetenek seçimlerinde ve yeteneğin geliştirilmesinde fiziksel olgunluk performans gibi faktörler ile birlikte psikolojik gelişim de değerlendirilmeli ve desteklenerek takip edilmesi elit futbolcu yetiştirilmesine fayda sağlayacaktır. Bu süreçte relatif yaşın etkileri de gözönünde bulundurulmalıdır.

    14. Balıklarda Sperm Kalitesine Yağ Asitlerinin Etkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ayşe Gül HARLIOĞLU

      2011-10-01

      Full Text Available Kontrollü şartlar altında balık üretimini gerçekleştirebilmek için damızlık olarak kullanılmaları amaçlanan balıklarda sperm kalitesi büyük önem taşımaktadır. Sperm kalitesi üzerinde etkili olan ve üreme fizyolojisini etkileyen en önemli faktörler arasında ise anaç erkek balıkların beslenmeleri gelmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda; tatlı su balıklarında spermada n-3 serisi doymamış yağ asitleri ve linoleik asidin yemlerde azalması ile sperm motilitesinin azaldığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, birçok deniz balığında spermadaki linolenik yağ asidinin spermanın kalitesini yükselttiği, kısırlığı giderdiği ve sperma fonksiyonlarını düzenlediği gözlemlenmiştir. Ayrıca, yağ asitlerinin spermanın kısa süreli muhafazasında canlı kalma süresini uzattığı, sperm motilitesi ile fertiliteye pozitif etkisi olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, balıklarda seminal sıvıda kalite ve miktar konusunda yapılan araştırmalarda ise lipidlerin spermadabulunan büyük kompanentler olduğu ve seminal sıvıdaki lipidlerin anaç balıkların beslenmeleriyle etkilendiği belirlenmiştir. Diğer taraftan, diyette bulunan farklı düzeylerde eikosapentaenoik asit (EPA ve araşidonik asit (AA döllenme oranını etkileyebilmektedir. Spermada bulunan yağ asitlerinin, anaç balıkların diyetlerinde bulunan esansiyel yağ asitleri düzeylerine bağlı olduğu da bildirilmiştir. Sonuç olarak; beslenmenin gamet kalitesi üzerinde önemli etkilerinin olduğu görülmektedir. Anaç balıkların çoklu doymamış yağ asitlerini, özellikle linolenik yağ asidi, EPA, AA ve dokosaheksaenoik asit (DHA içeren diyetlerle beslenmesi sperma kalitesini ve döllenme oranını önemli oranda artırmaktadır. Anaç balıkların farklı besin maddeleriylebeslenmesi ve besinlerin üreme verimi üzerindeki etkileri konusundaki gelişmelerin izlenilmesi, bu yeniliklerin takip edilip ülkemiz ko

    15. BEŞ FAKTÖR KİŞİLİK MODELİ VE ÖRGÜTSEL MUHALEFET ARASINDAKİ İLİŞKİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ayşe Begüm ÖTKEN

      2013-02-01

      Full Text Available BEŞ FAKTÖR KİŞİLİK MODELİ VE ÖRGÜTSEL MUHALEFET ARASINDAKİ İLİŞKİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMAÖzet: Örgüt içerisindeki ya da örgüt ile ilgili anlaşmazlıkların ve karşıt fikirlerin sözlü ifadesi [1] olarak tanımlanan örgütsel muhalefet, daha çok bireysel bir davranış olarak görülmektedir. Bu nedenledir ki, özellikle, kişilik özellikleri ile muhalefet arasındaki ilişkinin araştırılması konuya önemli bakış açısı sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı örgütsel muhalefete bireysel açıdan yaklaşmak ve beş faktör kişilik modeli ile muhalefet arasındaki ilişkiyi incelemektir. İstanbul’da çeşitli sektörlerde (tekstil, bankacılık, otomotiv, vb. faaliyet gösteren örgütlerde görev yapan 350 beyaz yakalı çalışandan alınan veriler doğrultusunda sorumlu ve düzenli kişilerin hem yapıcı hem de sorgulayıcı açık muhalefette bulunduğu, dışadönüklüğün yapıcı açık muhalefeti açıkladığı anlaşılmıştır. Öte yandan, uyumluluk ve yaratıcılık kişilik özelliklerinin sorgulayıcı açık muhalefeti negatif yönde açıkladığı bulgulanmıştır. Buna ek olarak, duygusal dengenin hem dışsal hem de gizli muhalefeti negatif yönde açıkladığı görülmüştür.A STUDY ON THE RELATIONSHIP BETWEEN THE BIG FIVE PERSONALITY MODEL AND ORGANIZATIONAL DISSENTAbstract: Organizational dissent, defined as the expression of disagreement or contradictory opinions within organizations [1], is seen mostly an individual behavior. Thus, investigating the relationship between personality and organizational dissent can bring an important perspective to the subject. The purpose of this study is to approach organizational dissent from an individual perspective and investigate the relationship between the Big Five personality model and organizational dissent. 350 white collar employees working in different sectors (such as textile, banking, automobile in Istanbul participated to

    16. Wpływ głębokiej stymulacji mózgu na funkcje poznawcze i emocjonalne u chorych na epilepsję – przegląd badań

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Katarzyna Potasz-Kulikowska

      2017-08-01

      Full Text Available Epilepsja to zespół zaburzeń neurologicznych, na który – według danych Światowej Organizacji Zdrowia – cierpi niemal 50 milionów osób na świecie. Oprócz napadów padaczkowych o różnym przebiegu chorzy bardzo często doświadczają zaburzeń poznawczych i zaburzeń nastroju, którym niekiedy towarzyszą myśli samobójcze. Choroba znacznie obniża poczucie jakości życia pacjentów i utrudnia im wykonywanie codziennych czynności. Niemal 40% chorych cierpi na lekooporną postać epilepsji, a wielu ma także przeciwwskazania do poddania się zabiegom chirurgicznym lub pomimo przebytego zabiegu doświadcza napadów. Sposobem leczenia, który można zaproponować tym pacjentom, jest głęboka stymulacja mózgu. W 2010 roku stymulacja jądra przedniego wzgórza została zaakceptowana w Europie jako metoda wspomagająca w leczeniu napadów częściowych u dorosłych chorych z epilepsją. Wciąż jednak trwają badania nad bezpieczeństwem i efektywnością tej metody. Obiektem badań jest też stymulacja innych struktur, ponieważ nadal poszukuje się najlepszego celu stereotaktycznego w leczeniu padaczki. Zabieg polega na stymulacji głęboko położonych struktur mózgu i jest metodą mniej inwazyjną niż metody chirurgiczne. Wiele dotychczasowych badań wskazuje na skuteczność głębokiej stymulacji mózgu w redukowaniu częstości napadów padaczkowych. Ze względu na fakt, iż stymulowane struktury w większości należą do układu limbicznego, w badaniach analizujących skuteczność zabiegu coraz częściej zwraca się uwagę na wpływ stymulacji na funkcje poznawcze i emocjonalne chorych. Niniejszy artykuł ma na celu przegląd badań dotyczących efektywności zabiegu i wpływu głębokiej stymulacji mózgu na funkcje neuropsychiatryczne u osób z epilepsją, zaakcentowanie zarówno pożądanych, jak i ubocznych efektów zabiegu oraz zwrócenie uwagi na znaczenie badania neuropsychologicznego w

    17. Yerel mikorizal türlerle aşılamanın saçlı meşe (Quercus cerris L. fidanı gelişimine etkileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Dr. Sedat TÜFEKÇİ

      2016-07-01

      Full Text Available Bu çalışmada, (1 yarı kurak özellik gösteren doğal meşe meşcerelerinden toplanan mikorizal mantar türlerinden saf kültüre alınabilenlerin laboratuvar ortamında üretilmesi ve (2 elde edilen kültürlerin çoğaltılarak saçlı meşe (Quercus cerris L. fidanlarına aşılanması yoluyla mikorizalı fidan üretimi amaçlanmıştır. Çalışma, 2 mikoriza türü aşılaması, 2 fidan üretim şekli (çıplak köklü ve tüplü ve 2 sterilizasyon uygulaması içeren faktöriyel deneme deseni ile üç yinelemeli olarak kurulmuştur. Çalışmada, laboratuvarda kültüre alınabilen 2 ektomikorizal mantar türü [(Chroogomphus rutilus (Cr ve Rhizopogon luteolous (Rl] fidanlık denemeleri için saf kültüre alınıp çoğaltılmış ve bu aşı kültürü tüp harcına veya fidan yastığına karıştırılarak aşılama yapılmıştır. Ayrıca saf kültürde mikoriza aşılaması yapılmayan, kontrol işlemi de çalışmaya dahil edilmiştir. Birinci vejetasyon dönemi sonunda, çıplak köklü fidanlar mikoriza aşılamanın kontrol uygulamasına göre etkinliği incelendiğinde, Cr türü ile aşılanan fidanlar %29,8 ve Rl türü ile aşılanan fidanlar ise %24,5 oranında Mikorizal Aşılama Etkinliği (MAE değerine ulaşmıştır. Tüplü fidanlarda ise,  C. rutilus türü ile aşılanan fidanlar %9,8 değeri, R. luteolous türü ile aşılanan fidanlar %5,1 MAE değerini elde etmişlerdir. Bu veriler işaret etmektedir ki; sağlıklı ve iyi gelişen meşe fidanları için mikoriza aşılamasının yapılması yerinde olacaktır.Anahtar Kelimeler: Saçlı meşe, mikoriza aşılama, yarıkurak sahalar, ağaçlandırma.

    18. ALIŞVERİŞ MERKEZLERİNİN MARKA KİŞİLİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI, İSTANBUL İLİNDE BİR UYGULAMA-COMPARISION on BRAND PERSONALITY of SHOPPINGCENTERS, A PRACTISE in ISTANBUL CITY

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Şakir ERDEM

      2012-06-01

      Full Text Available Perakendecilik sektöründe yer alan Galleria ve Akmerkez alışveriş merkezleri marka kişiliklerinin karşılaştırılmasını yapmak ve tüketicilerin alışveriş merkezi tercihlerinde alışveriş merkezlerine atfettiği kişilik boyutlarını ve özelliklerini ortaya çıkarılabilmek amacıyla J. Aaker’ın 1997’de geliştirdiği beş ana marka kişiliği boyutu ve bu boyutların altında toplanan kişilik özellikleri temel alınmıştır. Marka kişiliğine ilişkin literatür taraması yapılmış; araştırma yöntemi olarak nitel araştırma ve nicel araştırma yöntemlerinin birleşmesinden meydana gelen karma araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Nitel veri toplanma araçlarından olan odak grup görüşmesinden faydalanılarak, nicel araştırmanın anketlerinin oluşturulmasında yararlı olabilecek bilgiler ve nicel araştırma örneklem yapısı ve yöntemine ışık tutan bilgiler elde edilmesi sağlanmıştır.  Nicel araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi uygulanmış, analiz yapılmaya uygun 272 adet anket elde edilmiştir. Anket sonuçları SPSS programı yardımıyla kodlanmış, verilerin frekans ve yüzde dağılımları verilerek faktör analizleri, güvenirlik analizleri ve T-testi yapılmıştır.  Araştırma sonucunda, alışveriş merkezi sektöründe marka kişiliğine dair dört boyut elde edilebilmiş; elde edilen dört boyut Galeria ve Akmerkez alışveriş merkezleri arasında karşılaştırılmıştır.- The present research aims to compare brand personalities of Galeria and Akmerkez shopping centers and to examine the brand personality traits and dimensions that consumers refer on shopping centers preferences. Research based on J. Aaker’s five dimensions of brand personality and the traits. We looked over the literature of brand personality. This research included pluralistic methodology: First, focus groups method was used to take qualitative research’s survey, sampling

    19. Acute Coronary Syndrome During Pregnancy: A Case Report and Literature Review

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sabiye YILMAZ

      2014-09-01

      Full Text Available SUMMARY: A 32-year-old multiparous woman who presented with chest pain at seven weeks gestation was admitted to our hospital 35 minutes after the onset of symptoms. Sudden cardiac arrest developed while the patient was waiting in the triage room. Cardiopulmonary resuscitation was performed, and the patient was immediately intubated. Electrocardiography revealed an inferior myocardial infarction. The patient underwent coronary angiography, which revealed slow coronary flow of the circumflex and left anterior descending coronary arteries. For treatment, the combination of aspirin with clopidogrel and unfractionated heparin was initiated. She had previously had three healthy children and hadn't had any problems during her previous pregnancies. She had a history of family and smoking, but no history of other coronary risk factors such as diabetes mellitus, hypertension, or dyslipidemia. She was discharged home on day five after admission with clopidogrel, aspirin and a beta-blocker with close outpatient follow-up. Elective abortion was planned for two weeks after the myocardial infarction. ÖZET: Otuz iki yaşında yedi haftalık multipar gebe bir kadın, acil servisimize 35 dakika önce başlayan göğüs ağrısı şikayeti ile başvurdu. Hasta bekleme odasında beklerken ani kardiyak arrest gelişti. Kardiopulmoner resüsitasyon yapılıp hasta hemen entübe edildi. Elektrokardiyografide inferior miyokart enfaktüsü saptandı. Hastaya koroner anjiyografi yapıldı ve sirkumfleks arter ile sol ön inen arterde yavaş akım izlendi. Medikal tedavide asetilsalisilik asit ve klopidogrel kombinasyonu ile unfraksiyone heparin başlandı. Hastamız üç tane sağlıklı çocuğa sahipti ve önceki gebeliklerinde herhangi bir problem yaşamamıştı. Risk faktörlerinden aile öyküsü ve sigara içiciliği mevcuttu ancak diyabetes mellitus, hipertansiyon, dislipidemi yoktu. Çıkış tedavisi asetilsalisilik asit, klopidogrel ve beta bloker olarak d

    20. FOOD AND DRINKS BEFORE ISLAM AMONG TURKS İSLAMİYETTEN ÖNCE TÜRKLERDE YİYECEK VE İÇECEKLER

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sami KILIÇ

      2012-06-01

      Full Text Available Eating and drinking are among indispensable needs for human beings to continue their existance. People usually acquire these needs from the geography they live. The facilities offered by geography are one of the important factors creating livelihood of people. Livelihoods of a society are generally effective to meet the needs of food and drinks. Consumption of foods is a necessity for the belief system of the society.As seen in all communities, eating and drinking practices among Turkish people are among important services to sustain their life. These activities, on the other hand, are not actions of ordinary. There is a certain manner of eating meal and setting the table. In this study, food and drinks are going to be studied in two headings among old Turks. The first of the study will be animal products and the second will be the vegetable foods. When the socia- economic life is considered, it has been observed that the meat has been provided from horses and sheep in Turkish socities. Koumiss is in an important consumption in drinks when compared with other drinks. Yeme ve içme, insanların varlığını devam ettirebilmesi için vazgeçilmez ihtiyaçları arasındadır. Bu ihtiyacı insanlar genelde yaşadıkları coğrafyadan temin ederler. Coğrafyanın sunmuş olduğu imkânlar, insanların geçim kaynaklarının oluşmasında önemli faktörlerden biridir. Bir toplumun geçim kaynakları da genel olarak yiyecek ve içecek ihtiyaçlarının karşılanmasında etkilidir. Bununla birlikte gıdaların tüketilmesi, toplumun sahip olduğu inanç sistemine uygun olmasını gerekli kılmaktadır.Bütün toplumlarda olduğu görüldüğü gibi Türklerde de yeme-içme uygulamaları hayatı devam ettirmenin önemli bir faaliyetidir. Ancak bu faaliyetler sadece sıradan bir eylem değildir. Sofranın kurulmasının, yemek yemenin bir usulü ve adabı bulunmaktadır. Bu çalışmada eski Türklerdeki yiyecek ve içecekler iki ana başlık alt

    1. Ücretsiz mevsimsel grip aşılarını yaptıran kişilerin, ücretsiz pandemik grip aşısı karşısındaki tutum ve davranışları

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Muzaffer Eskiocak

      2011-09-01

      Full Text Available Amaç: Bu çalışma, mevsimsel grip aşısına (MGA ücretsiz erişen insanların tutum ve davranışlarını, yine ücretsiz, ama çeşitli tartışmalara konu olan pandemik grip aşısı (PGA karşısındaki tutum ve davranışlarıyla karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte bir araştırmadır ve Kırklareli-Evrensekiz Sağlık Ocağı bölgesinde, Şubat,2009–Şubat,2010 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışma anketi yüz-yüze görüşme yöntemiyle doldurulmuştur. Bulgular: Katılımcıların %99,2’si (n=125 kamu kurumlarının ücretsiz MGA sağlamasını destekliyordu ve tamamı (N=126 gelecek yıl da ücretsiz MGA temin edilmesini istiyordu. 2010 yılında yapılan ikinci ankette ücretsiz sağlanan PGA olanların oranının ise %4 (n=5 olduğu tespit edildi. Sonuç: Bağışıklama hizmetlerinden yararlanmada ekonomik faktörlerin çok önemli olduğu, ancak toplumun güven duygusunun zedelenmesinin, ücretsiz sağlansa da aşılamayı ciddi düzeyde engellediği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Mevsimsel grip aşısı, pandemik grip aşısı Attitudes and behaviors related to free pandemic influenza vaccination of who gets vaccinated with free seasonal influenza vaccine  Objective: This study aims to compare attitudes and behaviors of the people who receive free Seasonal Influenza Vaccine (SIV with their attitudes and behaviors against Pandemic Influenza Vaccine (PIV which is also free, but controversial. Method: This study is a descriptive survey which was carried out within the service area of Evrensekiz Primary Healthcare Center (PHC in Kırklareli province and it was conducted between February 2009 and February 2010. The questionnaire has been applied by face to face interviews. Results: 99,2%of participants (n=125 supported providing free influenza vaccine by governmental organizations and all of them (N=126 wanted to get free influenza vaccine the next year

    2. Meta Analiz Yaklaşımı ile Laktasyon Sırası ve Buzağılama Mevsiminin 305 Günlük Laktasyon Süt Verimi Üzerindeki Etki Büyüklüğünün Tahmini

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hande Küçükönder

      2014-08-01

      Full Text Available Bu çalışmada, Siyah Alaca ırkı ineklerde süt verimini etkileyen faktörlerden laktasyon sırası ve buzağılama mevsimin etkisi meta analiz yöntemi ile incelenmiştir. Meta analiz aynı amaca yönelik olarak başka araştırıcılar tarafından yapılmış olan çalışmaların bir araya getirilerek yeniden değerlendirilmesini sağlayan istatistiksel bir tekniktir. Bu yöntem, çeşitli alanlarda yapılmış olan çalışmaların sonuçlarını birleştirir, özetler ve araştırıcılar arasında ortak bir yargının oluşturulmasında katkı sağlar. Bu sebeplerden ötürü, bu çalışmada 7 farklı araştırıcının çalışmaları meta analiz ile birleştirilmiş ve incelenen parametreler hakkında ortak bir bakış açısının yaratılması hedeflenmiştir. Ayrıca araştırmada etki büyüklüklerinin heterojenlik durumu Ki kare ve I2 test istatistikleri ile araştırılmış ve bu değerler sırasıyla ×^2=50,205 ve I2=%88 olarak bulunmuştur. Bundan dolayı çalışmaların birleştirilmesi için sabit etki modeli kullanılmamıştır. Araştırmada, söz konusu konuya ilişkin olarak araştırıcıların bulmuş oldukları çalışma sonuçları meta analitik tarama yöntemi ile taranmış meta analizde etki büyüklüğü ölçütü olan odds oranının (OR kullanılması ile birleştirilmiştir. Meta analiz sonucunda Odds oranı değeri 0,759 bulunmuş olup, bulunan etki düzeyi orta olarak tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmayla Siyah Alaca sığırlarda 305 günlük laktasyon süt verimi üzerinde, laktasyon sırasının yüksek süt verimi elde edilmesinde Yapmış olduğu katkı payının buzağılama mevsimine nazaran 0,759 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir.

    3. Duma i uprzedzenie. Znaczenie wyboru osoby transseksualnej na „przedstawiciela Narodu”

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Anna Jawor

      2014-12-01

      ą rodziną i podziałem ról płciowych, dla których norma jest jedna, a wartości prawdziwe albo nieprawdziwe. I naród tych, którzy Polskę swą widzą barwną, różnorodną, wielokulturową, otwartą i zmienną. Fakt wyboru Anny Grodzkiej do Sejmu stał się więc jedną z soczewek, w której ogniskuje się współczesna wojna kultur, która jest w istocie symboliczną walką o to, kim jesteśmy jako Polacy i w jakim społeczeństwie chcemy żyć. Stosując, proponowaną przez Allana McKee, interpretatywną analizę tekstów kulturowych, w tym przypadku artykułów prasowych, staram się przybliżyć znaczenie tego wydarzenia dla procesów tożsamościowych Polaków.

    4. Strategie tłumaczy wobec zjawiska obcości kulturowej w przekładach dwudziestowiecznej prozy nowogreckiej na język polski

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Natalia Jędraszak

      2015-09-01

      óre mogą u odbiorcy tłumaczenia wywoływać poczucie obcości. Wybór pomiędzy tymi strategiami zależy od tłumacza oraz jego wizji czytelnika docelowego. Przedmiotem tego artykułu jest analiza przekładów trzech wybranych powieści nowogreckich na język polski, ze szczególnym uwzględnieniem rozwiązań zastosowanych przez tłumaczy w obliczu dwóch głównych problemów tłumaczeniowych, które wynikają z kulturowej specyfiki tekstu: problemów leksykalnych oraz odniesień do wydarzeń historycznych i faktów społecznych, jak również wiedzy, którą te rozwiązania dostarczają nam na temat wyobrażeń tłumaczy o czytelnikach docelowych przekładanych tekstów.

    5. OMNeT++ BENZETİM ARACI KULLANILARAK MOBİL IPV6 KATMAN-2 HÜCRE GEÇİŞİ BAŞARIMININ ANALİZİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Gürcan ÇETİN

      2015-04-01

      Full Text Available Bir Mobil Düğüm (Mobile Node - MN aktif iletişimi sürdürürken pürüzsüz bir hücre geçişi sağlamak Mobil IP sürüm 6 (MIPv6 için en önemli etkenlerden birisidir. Pürüzsüz bir hücre geçişi, MIPv6 protokolünde açıkça tanımlanan hareketliliğin tespit edilmesi, yeni bir adresin yapılandırılması ve bağlama güncellemesi işlemleri sırasındaki gecikme sürelerinin azaltılması ya da sonlandırılması ile gerçekleştirilebilir. Ancak, MIPv6 hücre geçişi süreci Katman2 (Layer2- L2 ve Katman-3 (Layer 3 – L3 işlemleri nedeniyle oldukça karmaşıktır ve bu dezavantaj özellikle makro hareketlilikte ve gerçek zamanlı iletişimde performansta önemli derecede azalmaya neden olur. L3 hücre geçişi MIPv6 hücre geçişinin en önemli faktörüdür çünkü toplam hücre geçişi gecikmesinin büyük bir bölümü bu aşamada meydana gelir. Diğer taraftan, L2 hücre geçişişi L3 hücre geçişine göre çok daha az kayıp ile sonuçlanır. Ancak, L2 hücre geçişi üzerine yapılan çalışmalar da literatürde önemli yer tutmaktadır. Çünkü L2 hücre geçişi sırasında gerçekleşen olaylar L3 hücre geçişini önceden tetikleyebilmektedir. Bu sayede, pürüzsüz hücre geçişi teknikleri bu şekilde gerçekleştirilmektedir. L2 yaklaşımı L3 tabanlı çözümlere göre çok daha hızlıdır. Buna rağmen bu yöntemlerde L2 hücre geçişi gecikmesi kadar sınırlıdırlar. Bu makalede, biz MIPv6 hücre geçişindeki L2 gecikmelerini OMNeT++ benzetim ortamını kullanarak analiz ettik. Bu analizler, L2 hücre geçişi gecikmelerinin bileşenlerini ayrı ayrı gösterecektir

    6. Sağlık Kurumlarında Çalışanların Kurumda Kalma ya da Ayrılma Kararlarının Belirlenmesinde Örgütsel Bağlılığın Etkisi: İzmir İlinde Bir Araştırma

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Suna AKÇA

      2017-12-01

      Full Text Available Sağlık hizmetlerinde hastalara güvenli ve kaliteli sağlık hizmeti sunmak kadar sağlık hizmet sunucularının memnuniyeti ve kuruma bağlılıkları da o kadar önemlidir. Daha verimli ve performansı yüksek çalışmayı amaç edinen sağlık kurum ve kuruluşları, çalışanlarının örgütsel bağlılıklarını artırmak için çeşitli politikalar geliştirmek zorundadırlar. Bu çalışma İzmir’de bulunan bir kamu diş merkezinde sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılıkları ve işten ayrılma eğilimleri arasındaki ilişkiyi test etmek için yapılmıştır. Araştırma konularının arasındaki ilişkiyi test etmek için Allen ve Mayer tarafından geliştirilen “Örgütsel Bağlılık Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma sonuçları; sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılıklarının düzeylerinin düşük olduğuna, örgütsel bağlılık faktörleri arasında pozitif bir ilişkinin mevcut olduğuna ve işten ayrılma düzeyleri ile negatif orantı gösterdiğine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Kurumları, Örgütsel Bağlılık, İşten Ayrılma JEL Sınıflandırma Kodları: I19, M19

    7. The Role of Librarian in Spatial Organization of Libraries Kütüphanelerin Mekansal Organizasyonunda Kütüphanecinin Rolü

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Zeynep Onat Öz

      1996-06-01

      Full Text Available Whatever its aim is, spatial organization, which can be denoted as the obtainment of buildings through organization in terms of both physical and habitable environment, should primarily respond to man and his needs. This is valid for library buildings as well. Especially in a period where the demand for libraries is at very low levels in our country, despite the popularity of the concept of information age, it is important to create library buildings to attract people both with their interior and exterior spaces, that suit to their users and staff, and that offer mediums directed to increase happiness and productivity, is important and inevitable as much as other factors. In this sense, librarians, whose job is basically to organize and present information to society and to individuals to be used in both performing and developing their particular roles in the society, should be equipped with the necessary information for spatial organization of their own habitat and should assume their undeniable role within this process as soon as possible. Binaların fiziksel bir çevre olarak, dahası bir yaşam çevresi olarak düzenlenmek suretiyle elde edilmeleri anlamına gelen mekânsal organizasyon, amacı ne olursa olsun öncelikle insana ve onun ihtiyaçlarına cevap vermek durumundadır. Bu durum tüm binalar için geçerli olduğu gibi, kütüphane binaları için de geçerli ve oldukça da önemlidir. Özellikle de, bilgi çağı kavramının dilimizden düşmediği şu dönemlerde dahi kütüphanelere talebin son derece düşük olduğu ülkemizde, gerek dış, gerek iç mekanlarıyla insanları çeken, kullanıcılarına ve personeline yakışır, mutluluğu ve verimliliği artırmaya yönelik ortamlar sunan kütüphane binalarının oluşturulması, en az kütüphaneyi oluşturan diğer faktörler kadar önemli ve kaçınılmazdır. En basitanlamda görevleri, bilgiyi topluma, fertlerin kendi üstlenecekleri rollere ulaşmada ve bu rolleri geli

    8. İşveren Markası Oluşturma: Katılım Bankası Örneği(Creating Employer Brand: Participation Bank Example

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Elif Narcıkara

      2016-03-01

      Full Text Available Günümüz firmaları, ürün ve hizmetlerinin pazarlanmasında dış müşterinin yanısıra iç müşterinin de öneminin farkına varmışlardır.  Bu bağlamda, Simon Borrow tarafından geliştirilen İşveren Markası kavramı 1990’ların önemli gelişmelerinden biri olmuş ve birçok firma tarafından dikkate alınan bir kavram haline gelmiştir (Tüzüner vd., 2009. Yetenekli iş gören bulma konusundaki zorluklar, hizmet sektöründe İşveren Markası uygulamalarını öne çıkarmıştır (Berthon vd. 2005; Knox ve Freeman, 2006. Kariyer portallarında en çok başvurunun hizmet sektörü içerisinde bankacılık sektörüne yapılması da araştırmacıları bankacılık sektörüne yöneltmiştir. Bu çalışmanın ana örneklemini katılım bankacılığı alanında hizmet veren Albaraka Türk Katılım Bankası’ na daha güncel ve sağlıklı verilere ulaşılacağı varsayımıyla sadece son 3 ayda başvuruda bulunun adaylar oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı Albaraka Türk’e iş başvurusunda bulunan adayların tercihlerinde etkili olan İşveren Marka çekiciliği faktörlerini ölçmek ve tercihlerinde tecrübe ve eğitim durumlarının etkisinin olup olmadığını görmektir. Bu amaçla geçerliliği ve güvenilirliği tespit edilmiş olan Berthon’un İşveren Çekiciliği Ölçeği (Employer Attractiveness Scale kullanılmıştır. Araştırma ile ilgili anket, pazarlama pozisyonlarına son 3 ayda başvuru yapan, farklı tecrübe seviyelerindeki 500 kişilik bir aday grubuna uygulanmıştır. Adayların seçiminde kolayda örnekleme metodu kullanılıp, Berthon’un 25 soruluk ölçeğinden oluşan anket 7’li Likert cevap ölçeği kullanılarak e-mail aracılığıyla adaylara gönderilmiştir. Elde edilen sonuçlar da SPSS programı ile analiz edilmiştir.

    9. INTERMODAL TAŞIMACILIĞIN MALİYET AVANTAJLARI: KARAYOLU-DENİZYOLU ENTEGRASYONU ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA - COST BENEFITS OF INTERMODAL TRANSPORTATION: A RESEARCH ON ROAD AND MARITIME INTEGRATION

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Sıtkı SAYGILI

      2014-03-01

      Full Text Available ÖzetDünya üzerinde uluslararası ticaret her geçen gün gelişmektedir. Küresel pazarlardaki yoğun rekabet ortamında işletmeler kar marjlarını arttırmak için ticari bakış açılarında ve yöntemlerinde değişiklikler yapmaktadır. Toplam maliyetlerin düşürülmesi ve zaman faktörü açısından, günümüzde üreticiler tarafından lojistik hizmetlerin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda üreticilerin talepleri lojistik işletmelerinin operasyonlarına da etki etmektedir.Lojistik işletmelerinin müşterilerine rekabet avantajı oluşturacak bir taşıma fiyatı sunabilmesi için finansal durumlarını analiz etmeleri ve maliyetlerini kontrol altında tutmaları gerekmektedir. Taşıma maliyetlerinin düşürülmesi ile birlikte çevreye verilen zararın azaltılması için tüm taşıma türlerinin üstün yönlerinden yararlanarak birden fazla taşıma türünü bir araya getiren intermodal taşıma sistemi önem kazanmaktadır.Bu araştırma kapsamında öncelikle intermodal taşımacılıkla ilgili temel konular açıklanarak, taşıma türlerinin entegrasyonunda etkili olan etmeler ortaya konulmaktadır. Lojistik işletmelerinin maliyet yönetimi hakkında bilgi verilmektedir. Intermodal taşımacılıkta taşıma maliyetlerinin analizine yönelik karayolu taşımacılığına alternatif olarak karayolu-denizyolu entegrasyonu üzerine güzergah maliyetlerinin karşılaştırılması açısından örnek bir uygulama yapılmaktadır.AbstractInternational trade globally develops day by day. In highly competitive global markets, companies make changes in their trading perspectives and methods in order to increase their profit margin. Currently, suppliers recognize the importance of logistics services better in terms of diminishing total costs and time factor. In this sense, demands of suppliers also influence operations of logistics companies.Logistics companies are supposed to analyze their financial

    10. INTERMODAL TAŞIMACILIĞIN MALİYET AVANTAJLARI: KARAYOLU-DENİZYOLU ENTEGRASYONU ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA - COST BENEFITS OF INTERMODAL TRANSPORTATION: A RESEARCH ON ROAD AND MARITIME INTEGRATION

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Sıtkı SAYGILI

      2014-01-01

      Full Text Available ÖzetDünya üzerinde uluslararası ticaret her geçen gün gelişmektedir. Küresel pazarlardaki yoğun rekabet ortamında işletmeler kar marjlarını arttırmak için ticari bakış açılarında ve yöntemlerinde değişiklikler yapmaktadır. Toplam maliyetlerin düşürülmesi ve zaman faktörü açısından, günümüzde üreticiler tarafından lojistik hizmetlerin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda üreticilerin talepleri lojistik işletmelerinin operasyonlarına da etki etmektedir.Lojistik işletmelerinin müşterilerine rekabet avantajı oluşturacak bir taşıma fiyatı sunabilmesi için finansal durumlarını analiz etmeleri ve maliyetlerini kontrol altında tutmaları gerekmektedir. Taşıma maliyetlerinin düşürülmesi ile birlikte çevreye verilen zararın azaltılması için tüm taşıma türlerinin üstün yönlerinden yararlanarak birden fazla taşıma türünü bir araya getiren intermodal taşıma sistemi önem kazanmaktadır.Bu araştırma kapsamında öncelikle intermodal taşımacılıkla ilgili temel konular açıklanarak, taşıma türlerinin entegrasyonunda etkili olan etmeler ortaya konulmaktadır. Lojistik işletmelerinin maliyet yönetimi hakkında bilgi verilmektedir. Intermodal taşımacılıkta taşıma maliyetlerinin analizine yönelik karayolu taşımacılığına alternatif olarak karayolu-denizyolu entegrasyonu üzerine güzergah maliyetlerinin karşılaştırılması açısından örnek bir uygulama yapılmaktadır.AbstractInternational trade globally develops day by day. In highly competitive global markets, companies make changes in their trading perspectives and methods in order to increase their profit margin. Currently, suppliers recognize the importance of logistics services better in terms of diminishing total costs and time factor. In this sense, demands of suppliers also influence operations of logistics companies.Logistics companies are supposed to analyze their financial

    11. TALYUMUN LUCILIA SERICATA MEIGEN 1826’NIN LARVAL GELİŞIMİ VE PMI TAHMİNİ ÜZERİNE ETKİLERİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ferhat ALTUNSOY

      2011-07-01

      Full Text Available Calliphoridae larvalarının adli analizlerle yaşlarının ve larval büyüme oranlarının belirlenmesi adli incelemelerde minimum ölüm zamanının ve ölüm sonrasında geçen sürenin ölüm sonrası zamanın belirlenmesinde kullanışlı delillerdir. Ancak sıcaklık, larvaların beslendiği doku tipi ve dokuların ilaç veya toksinlerle kontamine olması gibi birçok faktör yapışkan sinek larvalarının gelişimini dolayısıyla ölüm sonrası zamanın tahminini etkilemektedir. Bu çalışmada adli açıdan son derece önemli olan yapışkan sinek türü olan Lucilia sericata Meigen 1826’nın toksik ağır metal olan Talyumun farklı konsantrasyonlarındaki (0,12; 0,25; 0,50; 1 and 2 µg/g gelişimi kontrol altındaki laboratuvar koşullarında incelenmiştir. Larvaların boy, ağırlık değişimi ile larval ve pupal ölüm oranları kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır. Sonuçlar doğrultusunda, kontrol grubu ile deney gruplarının gelişimleri arasında önemli ölçüde farkların olduğu belirlenmiştir. Kısaca, kontrol grubuna oranla, daha geç deri değiştirdikleri, maksimum uzunluğa daha geç ulaştıkları ve dozaja bağlı olarak oldukça küçük pupa oluşturdukları tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, adli çalışmalarda, standart besi ortamında yetiştirilen larval örneklerin gelişim süreleri kullanıldığında, adli araştırmacının dokulardaki kontaminasyonu belirlemesinin önemini vurgulamaktadır.

    12. Atasözü ve Deyim Çevirilerinin Mona Baker Çeviri Stratejilerine Göre İncelenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Perihan YALÇIN

      2017-12-01

      Full Text Available Bu makalede, atasözü ve deyim çevirilerinde kullanılan stratejiler Mona Baker’in çeviri stratejilerine dayanılarak incelenmiştir. Bu stratejilerden bir kısmı, benzer anlam benzer biçimle çeviri (tam eşdeğerlik, benzer anlam farklı biçimle çeviri (kısmî eşdeğerlik, açımlama ve çıkarma yöntemiyle çeviridir. Çalışmanın amacı, deyim ve atasözleri çevirilerinde kullanılan çeviri stratejilerini belirlemek, sözü geçen çevirilerdeki eşdeğerlik ve farklılıkları göstermektir. Araştırma, yapılan çeviri incelemeleri sonucunda kültür faktörünün çevirideki yeri ve kaynak ve hedef dil arasındaki farklılıklara dikkat çekmek açısından önemlidir. Çalışmada, yazarlar tarafından seçilen atasözleri ve deyim çevirileri, benzer anlam benzer biçimle çeviri (tam eşdeğerlik, benzer anlam farklı biçimle çeviri (kısmî eşdeğerlik , açımlama ve çıkarma yöntemiyle çeviri olmak üzere dört yöntemden yola çıkılarak değerlendirilecektir. Yapılan bulgular neticesinde, atasözleri ve deyim çevirilerinde biçimsel ve anlamsal eşdeğerliğin sağlandığı durumlar olduğu gibi biçimsel ve anlamsal farklılıklar da dikkat çekmektedir. Bu farklılıklar farklı iki dilin sahip olduğu kültür çeşitliliğinden gelmektedir. Atasözü ve deyim çevirileri zor bir iştir. Bir dilden başka bir dile, o dile ait bir kültürü, öğüdü, dersi aynı ifadeleri kullanarak aynı sözdizimiyle aktarmak çok nadir bir durumdur. Bu sebeple, incelenen atasözü ve deyimlerde daha çok farklı ifadelere ve açıklamalara yer verilerek çeviriler yapılmıştır. Çevirilerde çoğunlukla ekleme ve çıkarma yöntemine başvurulmuş erek dilde en iyi anlam yakalanmaya çalışılmıştır. Kelime ya da cümlelerde yapılan çıkarmalar, eklemeler ya da süslemeler çevirmenin o dili nasıl kullanabildiğini ve o dilin zenginliğini göstermektedir; fakat zaman zaman kaynak dildeki ifadelere erek

    13. Lise Öğrencilerinde Okulu Bırakma Eğilimi ve Nedenleri / Dropout Tendency among High School Students and its Reasons

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hüseyin ŞİMŞEK

      2011-12-01

      Full Text Available Bu araştırmanın amacı, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki lise öğrencilerinin okulu bırakma eğilimlerini belirlemek ve okulu bırakma eğilimine etki eden faktörleri saptamaktır. Araştırmaya Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan sekiz il merkezinde toplam 54 lisede farklı sınıflarda okuyun ve seçkisiz olarak belirlenen 1106 öğrenci katılmıştır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından hazırlanan bir anketle toplanmıştır. Verilerin analizinde değişkenlere bağlı olarak frekans ve yüzdeler dikkate alınmış, anlamlı farklılık aranan durumlarda, kay kare tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, okulu bırakma eğiliminin başta kişisel özellikler olmak üzere, aile özellikleri, eğitim sistemi, okul ve öğretmen gibi çeşitli değişkenlerin etkilediği karmaşık bir süreç sonunda gerçekleştiğini göstermiştir. Elde edilen bulgulara göre Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki lise öğrencilerinin % 17’si şimdi ya da geçmişte okul bırakmayı düşündüğünü belirtmiştir. Okulu bırakma eğilimi en fazla lise 3. sınıfta görülmektedir. Kız öğrencilerde erkek öğrencilere oranla okulu bırakma eğilimi belirgin biçimde düşüktür. Çok çocuklu ailelerden gelen lise öğrencilerinin okulu bırakma eğilimleri az çocuklu aileden gelenlere oranla daha yüksektir. Öğretmenden ve okuldan memnuniyet oranı azaldıkça okulu bırakma olasılığı belirgin biçimde artmaktadır.

    14. TÜRKİYE’DE ÜNİVERSİTE KÜTÜPHANESİ BÜTÇELERİNİN DEĞİŞİMİ İZLEME YETKİNLİĞİ: MARMARA ÜNİVERSİTESİ MERKEZ KÜTÜPHANESİ ÖRNEĞİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Asiye KAKIRMAN YILDIZ

      2012-11-01

      ğitimini destekleyen doküman ve kaynaklara uzaktan erişebilmeyi istemektedir. Bununla beraber Marmara Üniversitesi Merkez Kütüphanesinde (MÜMK 2009 yılında yapılan bir çalışmanın sonucu kütüphanelerde değişim yaratan en büyük etkinin bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler olduğunu destekler niteliktedir. Ancak, bu gelişmeleri takip etmek ve kütüphane faaliyet ve süreçlerine uygulayabilmek için bütçe yeterliliğinin son derece önemli olduğu hatta en önemli faktör olduğu da tespit edilmiştir.

    15. Türkiye’de yaşam boyu kanser olma yığılımlı riskleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sultan Eser

      2015-08-01

      Full Text Available Amaç: Epidemiyolojik kavramlar olan yığılımlı hız ve yığılımlı risk ülkemizde çok bilinmeyen, yerinde kullanılmayan kavramlardır. Bu çalışmada, başlıca kanserlerin dört ilimizdeki yığılımlı riskleri hesaplanmış ve bu kavramların uygun kullanımları tartışılmıştır. Yöntem: Bu çalışmada, Cancer Incidence in Five Continents (CI5C vol.10’da yayımlanmış olan İzmir, Antalya, Edirne ve Trabzon iline ait yığılımlı insidans hızları kullanılarak erkek ve kadınlar için bütün kanserler, erkeklerde akciğer ve kadınlarda meme kanseri başta olmak üzere sık görülen kanserler için yığılımlı riskler hesaplanmıştır. Türkiye için yığılımlı riskler, Globocan 2012 tahminlerinden alınmıştır. Bulgular: Başka ölüm nedenlerinin olmadığı, yani doğan her kişinin 75 yaşına kadar yaşadığının varsayıldığı hipotetik durumda, İzmir'de yaşayan üç erkekten, Antalya, Edirne ve Trabzon ve Türkiye genelinde dört erkekten birisi, yaşamları boyunca herhangi bir kansere yakalanmaktadır. Bu dört ilde ve Türkiye genelinde yaklaşık altı kadından birisi yaşamlarının bir döneminde kanser tanısı almaktadır. Türkiye genelinde 25 kadından birisi yaşamının bir döneminde meme kanserine yakalanmaktadır. İzmir’de 9 erkekten, Türkiye genelinde ise 13 erkekten birisi yaşamı boyunca, öldürücülüğü çok yüksek ancak basitçe tütünden kaçınarak korunabilecek olan akciğer kanserine yakalanmaktadır. Sonuç: Bu çalışmada verilen kanser yığılımlı riskleri, özellikle birincil ve ikincil korunma çalışmalarında, risk faktörlerinden kaçınma, sağlıklı yaşam davranışları edinme, taramalara katılım ve erken tanı konularında toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik olarak araştırmacıların, hizmet planlayıcı ve yürütücülerin kullanımına sunulmuştur. 

    16. MARMARA ÜNİVERSİTESİ’NDE MUHASEBE EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN MUHASEBE ALANINA BAKIŞ AÇILARININ DEĞERLENDİRİLMESİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA-A RESEARCH FOR THE EVALUATION OF THE STANDPOINT OF THE ACCOUNTING STUDENTS IN RESPECT OF THE FIELD OF ACCOUNTING AT MA

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hakan ÇELENK

      2012-06-01

      Full Text Available Ülkemizde muhasebe eğitimi lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde birçok üniversitede verilmektedir. Öğrencilerin almış oldukları muhasebe eğitimi hem iş dünyası açısından hem de akademik açıdan önemli bir bilgi birikimi sunmaktadır. Ancak öğrencilerin aldıkları muhasebe eğitiminden sonra muhasebeye veya muhasebe alanına karşı tutumları ve muhasebeye ilişkin algıları bilinmeden verilen eğitimin etkileri, başarısı ve sonuçları hakkında bir bilgi sahibi olunamamaktadır. Bu bağlamda Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümünde lisans ve lisansüstü (yüksek lisans ve doktora eğitimi alan öğrencilerin muhasebe eğitimi üzerine bakış açılarını ölçmeye yönelik bir anket çalışması yapılmıştır. Ankette yöneltilen sorular öğrencilerin; muhasebeye, muhasebe eğitimine, muhasebede hoca faktörüne ve muhasebe ile ilgili mesleklere ilişkin bakış açılarını değerlendirmeye yönelik olarak belirlenmiştir. Anket çalışmasından elde edilen veriler istatistiksel analizlere tabi tutulmuş ve sonuçlar yorumlanmıştır.-In our country, accounting education is given in undergraduate, graduate and doctoral levels in many universities. Accounting education that has been received by the students provides significant knowledge in terms of both business and academic. However, it is not possible to obtain any information pertaining to the effects, success and results of the education without knowing the students’ attitude and perception in respect of the accounting and field of accounting. In this context, a survey study was conducted for the evaluation of the standpoint of the undergraduate and graduate (MA and Ph.D. students in the respect of the field of accounting at the Department of Business of Marmara University Faculty of Economics and Administrative Sciences. Questions that have been asked in the survey were determined to evaluate the

    17. AISI 4140 Çeliğinin İşlenmesinde Kesici Uç Geometrisinin Talaş Kırmaya Ve Yüzey Pürüzlülüğüne Etkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Suat SARIDEMİR

      2016-03-01

      Full Text Available Talaşlı imalat işlemlerinde, kesici uç geometrisinin, ilerleme miktarının ve talaş derinliğinin talaş kırma ve yüzey pürüzlülüğü üzerinde etkileri bulunmaktadır. Metal kesme uygulamasının doğru gerçekleştirilmesi, iş parçası malzemesinin bilinmesi ve doğru kesici uç geometrisi ve kalitenin seçilmesi anlamına gelir. Optimum geometri ve kalite arasındaki ilişki başarılı bir işleme prosesi için anahtardır. Bu faktör dikkatlice incelenmeli ve her işleme operasyonu içi uyarlanmalıdır. Kesildikten sonra talaşın kırılması kesici ucun geometrisi ile birebir ilişkilidir.Bu çalışmada AISI 4140 çeliği CNC tornada, kaplamalı karbür kesici takımlarla (TAEGUTEC marka tornalanmıştır. Deneylerde farklı uç geometrisine sahip kaplamalı uçlar kullanılmıştır. Kesici takım talaş kırıcı formunun, yüzey pürüzlülüğüne ve talaş formuna etkisi araştırılmıştır. Talaşlı imalatta en önemli sorunlardan biri talaşı kıramamadır. Bu çalışmada talaş kırma üzerinde incelemeler yapılmıştır. Farklı kesme parametreleri kullanılarak, CNC torna tezgâhında bir dizi deney yapılmıştır. Deneylerde kesme hızı, talaş derinliği ve ilerleme hızı değişkenleri kullanılıp talaş tipleri kıyaslanarak incelenmiştir. İşlenen malzemeler üzerinde yüzey pürüzlülüğü ölçülüp, elde edilen değerler yorumlanmıştır. Genel olarak ilerleme hızı arttığında talaşın rahat kırıldığı ve yüzey pürüzlülüğünün arttığı gözlemlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kesici uç geometrisi, Talaş kırılması, Yüzey pürüzlülüğü, Tornalama

    18. BİR İŞLETMENİN UYGULADIĞI FARKLILAŞTIRMA STRATEJİSİNİN PAZARIN KURUMSAL DEĞİŞİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: TÜRKİYE KUPON PAZARI ÖRNEĞİ - THE EFFECT OF ONE FIRM’S DIFFERENTIATION STRATEGY ON THE INSTITUTIONAL CHANGE OF THE MARKET: THE CASE OF TURKEY COUPON MARKET

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Eyüp TAYŞİR

      2012-11-01

      Full Text Available Özet:Günümüzde stratejik yönetim düşüncesi işletmeleraçısından büyük önem taşımaktadır. Hemen tüm işletmelervizyonlarından bahsetmekte ve bu vizyona ulaşmak için nasılbir strateji seçmeleri gerektiğini belirlemeye çalışmaktadırlar.Stratejik yönetimin başarıya ulaşmasında birçok faktörün rolüolduğu bilinmektedir. Bu anlamda teknoloji kavramı ileişletme stratejisi arasında da güçlü bir ilişki söz konusudur.Çalışma içerisinde hizmet sektöründe faaliyet gösteren vefarklılaştırma stratejisini benimseyen bir işletmenin teknolojistratejiuyumunu başarıyla ilişkilendirerek stratejikamaçlarına nasıl ulaştığı incelenmektedir. Buna ek olarak budurumun rakipler ve pazar yapısı üzerinde ne gibi etkileriolduğu da çalışma içerisinde ele alınan bir diğer konudur.Araştırmada incelenen örnek olay göstermektedir ki teknolojistratejiuyumunu sağlayan bir işletme; giriş engellerini aşma,rakiplerin öğrenme eğrilerini silme, farklılık yaratma,maliyetleri azaltma, yenilik ve iyileştirme elde etme gibiavantajlara sahip olabilmekte ve bu avantajlarla pazaryapısında özellikle yapılan işin teknolojisine ilişkinkurumların değişimini tetikleyebilmektedir.Abstract:Nowadays companies matter strategic managementidea. Almost every company mention their vision and try tofind out that which strategy should be followed in order toreach this vision. It is well known that various factors affectthe success of strategic management. One of these factors isabout the technology-strategy relation. In this study, it isanalyzed that how a service sector company could achieve itsstrategic goals by ensuring technology-strategy harmony. Inaddition, the effects of this case on the market structure andcompetition are analyzed. This case shows that companieswhich ensure the technology-strategy harmony gain thefollowing advantages: getting over the entry barriers, reducingthe effect of competitors

    19. Cordia Sebestena Tohumunun ve Tohum Yağının Besinsel Özellikleri ve Potansiyel Değeri (İngilizce

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Foluso O. Agunbiade

      2015-02-01

      Full Text Available Az kullanılan hammaddelerin geliştirilmesinin ivme kazanması ile iyi bilinen tohum ve tohum yağlarına olan aşırı bağımlılıktan ve bunun sonucundaki yüksek maliyetten dolayı geleneksel ve endüstriyel uygulamalar için az bilinen tohum ve tohum yağları türetilmiştir. Bu nedenle Cordia sebestena tohum ve tohum yağının kullanım potansiyeli bakımından besinsel özelliklerinin değerlendirilmesine yönelik bu çalışma yapılmıştır. Tohum yağında literatürde rapor edilen çeşitli analizler kullanılarak yağ asidi profili incelenmiş ve karakterize edilmişken, tohumda ise genel bileşim, mineral bileşenler ve anti-besinsel faktörler araştırılmıştır. Sonuçlar tohumun iyi bir yağ (%40.3 ± 0.8 ve protein (%11.5 ± 0.6 kaynağı olabileceğini göstermektedir. Tohum aynı zamanda Mg, Ca ve Na benzeri bazı makro-elementler ile esansiyel bir mikro-element olan Zn kaynağı olabilir. Anti-besinlerden fitat, tanen ve oksalat içeriği yüksektir ve gıdalarda tohumun kullanımı sakıncalı olabilir. Bu maddeler belki geleneksel gıda işleme yöntemleri ile giderilebilir. Tohum yağının özellikleri onun alkid reçine sentezinde, biyodizel ve sabun üretiminde kullanışlı olabileceğini göstermektedir. Yağ asidi profili toplam yağın %71.1 oranında insan tüketimi için iyi bir yağ asidi olan oleik asiti (C18:1 ağırlıklı olarak bulundurduğunu göstermektedir. Cordia sebestena tohumu ve tohum yağının önemli kullanım alanları olabileceği görülmüştür, ancak tohum yağının aminoasit profili ve anti-besinler üzerine geleneksel işlemlerin etkileri konularında daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

    20. Occupational accidents and affecting factors of metal industry in a factory in Ankara

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Buket Gulhan

      2012-08-01

      Full Text Available Abstract Objective:According to the statistics of the Social Security Institution, 18672 occupational accidents occurred in the metal industry in 2008 in Turkey. Whereas 78 of these accidents resulted in death, 252 people became permanently incapable of working. In 2008, 369677 working days were lost as a result of occupational accidents. Evaluating the reasons for and the results of accidents in the metal industry and contributing to the development of recommendations for prevention in accordance with the information obtained. Method: The study was conducted with 201 of 210 workers working in heavy metal manufacturing and construction in the building company between April 2008 and June 2008. Results: The frequency of occupational accidents among the metal workers was 22% between January 2007 and June 2008. The reasons for the workers’ accidents are listed as; insufficient use of personal protective equipment (44%, carelessness (37%, and personal reasons, not to be taken of security measures at machines and looms/ unsuitable machines (both 17%.Conclusion: The study demonstrates that the accidents mostly occur because of failure to use of personal protective equipment, insufficient vocational training. Key Words: Occupational, accident, metal industry, preventionAnkara’da bir metal sanayi fabrikasında iş kazaları ve etkileyen faktörler Özet Amaç: 2008 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun verilerine göre metal sanayisinde 18672 iş kazası meydana gelmiş ve 369677 işgünü kaybı olmuştur.  Bu kazalardan 78 tanesi ölümle sonuçlanırken, 252 kişi kalıcı olarak işgöremez hale gelmiştir. Metal sanayisinde meydana gelen kazaların sebep ve sonuçlarını inceleyerek, elde edilen bilgiler doğrultusunda kazaların önlenmesine yönelik tavsiyelerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma, Ankara’da faaliyet gösteren ağır metal imalat, konstrüksiyon ve inşaat sanayi şirketinde 2008 Nisan-2008 Haziran d

    1. Yaygın Gelişimsel Bozukluk Tanılı Çocukların Anne-Babalarının Yas Tepkilerinin, Evlilik Uyumlarının ve Sosyal Destek Algılarının Đncelenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Deniz Karpat

      2012-07-01

      Full Text Available Bu çalışma, yaygın gelişimsel bozukluk tanılı çocukların anne babalarının bu tanı nedeniyle yaşadıkları yas sürecini, evlilik uyumlarını ve algıladıkları sosyal desteği etkileyen faktörleri incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler, 3-18 yaş aralığında yaygın gelişimsel bozukluk (YGB tanılı çocuğu olan gönüllü 103 anne-babaya uygulanan Hogan Yas Tepkileri Tarama Listesi, Çiftler Uyum Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Yaş, evlilik uyumu ve algılanan sosyal desteğin çeşitli demografik değişkenler açısından farklılaştığı bulunmuştur. YGB tanılı çocukların anne-babalarında yasın olumsuz yanını yordayan değişkenlerin annebabaların cinsiyet ve eğitim düzeyi, evlilik süresi, özel insan kategorisinden algılanan sosyal destek, arkadaş kategorisinden algılanan sosyal destek ve çift bağlılığı olduğu görülmüştür. Yasın olumlu yanını yordayan değişkenlerin ise anne-babanın cinsiyeti ve eğitim düzeyi, tanıdan sonra geçen süre ve çift uyumu olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar ilgili alanyazın verileri ışığında tartışılmıştır. The aim of this study is to examine the factors effecting grief, marital adjustment and social support and relationship between grief, marital adjustment and social support of the parents of children with pervasive development disorder. Hogan Grief Reaction Checklist, Multidimensional Scale of Perceived Social Support, Dyadic Adjustment Scale and Personal Information Form which was developed by the researcher were used for this purpose. The sample of the study consists of 103 parents of the children between 3 and 18 years old with PDD. The results showed that the grief, marital adjustment and social support differentiated among the demographic variables. The variables that predict the grief of the parents of the children with PDD in a negative

    2. Historia i znaczenie zbiorów Biblioteki Katedry Filologii Germańskiej Uniwersytetu Mikołaja Kopernika w Toruniu – depozyt w Bibliotece Uniwersyteckiej w Toruniu

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Wiesław Sieradzan

      2014-12-01

      Full Text Available Jedną z bardziej interesujących części zbiorów Biblioteki Głównej UMK jest znajdujący się tam od niedawna depozyt Biblioteki Katedry Filologii Germańskiej. Jego geneza łączy się nierozerwalnie z dziejami Uniwersytetu oraz samej Katedry, kształcącej germanistów już od ponad 40 lat. Celem autora jest poznanie tego księgozbioru, zarówno pod względem jego proweniencji, jak i wartości dla germanistów i historyków. Ważną kwestia jest ustalenie głównych twórców biblioteki germanistycznej po II wojnie światowej, jak również po reaktywacji Katedry Filologii Germańskiej w 1969 r. Depozyt Katedry Filologii Germańskiej w BG UMK liczy 7627 tomów. Już sam fakt sposobu jego powstawania, szczególnie po II wojnie światowej, głównie drogą zabezpieczania zbiorów poniemieckich, a ponadto zakupów i darów, musiał wpłynąć na różnorodność gatunkową oraz proweniencję. W depozycie daje się zauważyć mnogość ośrodków, z których nastąpiło rozproszenie zbiorów bibliotecznych. W ujęciu geograficznym jest to obszar od Greifswaldu na zachodzie po Królewiec na wschodzie. Od Gdańska i Słupska na północy aż po Dzierżoniów (Reichenbach, Świdnicę (Schweidnitz oraz Wrocław na południu. W księgozbiorze tym można wyróżnić prozę i poezję niemiecką ze szczególnym uwzględnieniem twórców z XIX i pierwszej połowy XX w., następnie opracowania krytyczne literatury niemieckiej, słowniki języka niemieckiego w tym rozmaitych jego dialektów.Ustalenia niewątpliwie autora potwierdzają tezę, że charakteryzowany księgozbiór ma niewątpliwie nie tylko ciekawą proweniencję, często udokumentowaną znakami własnościowymi w postaci pięknych exlibrisów lub superexlibrisów, ale przede wszystkim znaczną wagę dla filologów germańskich. Może bowiem stanowić cenną pomoc naukową dla badań językoznawczych i historycznych (historia Niemiec i Skandynawii. Kryje on jeszcze, pomimo powyższych ustale

    3. Bibliografia literacka w Instytucie Badań Literackich Polskiej Akademii Nauk (1948-2010 – geneza, dokonania, perspektywy

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Zyta Szymańska

      2010-01-01

      Full Text Available Artykuł omawia bibliografie literackie opracowywane w Instytucie Badań Literackich PAN, ich genezę, specyfikę i założenia leżące u podstaw opracowań różnych typów bibliografii. Szczególną uwagę poświęcono bibliografiom literackim, które są dziełami zespołowymi, mającymi szeroki zakres i zasięg – takim jak: Bibliografia literatury polskiej „Nowy Korbut” oraz należące do tej serii słowniki: Słownik pisarzy polskich (Seria I i II i Współcześni polscy pisarze i badacze literatury; Dawni pisarze polscy. Od początków piśmiennictwa do Młodej Polski. Przewodnik biograficzny i bibliograficzny; Słownik pseudonimów pisarzy polskich (XV w.-1995; Literatura polska i teatr w latach II wojny światowej. Bibliografia; Polska Bibliografia Literacka; Literatura i krytyka literacka poza cenzurą 1977-1989; Kto był kim w drugim obiegu? Słownik pseudonimów pisarzy i dziennikarzy. 1976--1989; Bez cenzury 1976-1989. Literatura, ruch wydawniczy, teatr. Bibliografia; Bibliografia Bara. Kartoteka Bibliografii Literackiej Zawartości Czasopism Polskich XIX i XX wieku (do roku 1939. Bibliografie te mają na celu ukazanie faktów życia literacko-kulturalnego od początków piśmiennictwa do czasów współczesnych. Zaprezentowano dwie elektroniczne wersje bibliografii literackiej: PBL online – jako kontynuację książkowej bibliografii drukowanej Polska Bibliografia Literacka – oraz Bibliografię Bara – elektroniczną wersję kartoteki bibliograficznej Bibliografia Bara. Kartoteka Bibliografii Literackiej Zawartości Czasopism Polskich XIX i XX wieku (do roku 1939, opracowanej pod kierownictwem Adama Bara, zapoczątkowanej w latach II wojny światowej i ukończonej w latach 50. XX wieku. Poruszono także zagadnienie cenzury bibliografii literackich w latach 1948--1989, obecnej sytuacji opracowywania bibliografii literackich oraz zarysowano problem dokumentacji obszarów nieobjętych rejestracją bibliograficzn

    4. REKLAMLARDA ÜNLÜ KULLANIMINDA CİNSİYETİN MARKA İMAJI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ceyda DENEÇLİ

      2015-09-01

      Full Text Available Özet.rünlerle ilişkili gerek kültürel gerekse faydacı anlamları tüketicilere aktarmaya yardımcı olan reklamlardatüketicileri ikna etmek amacıyla ünlü kullanımına yer verildiği g.rülmektedir. Tüketicilerin reklamdayer alan ünlü kişileri uzman, güvenilir, inanılır bulması, bu kişileri sevmesi, beğenmesi vb. faktörlertüketicilerin reklama karşı tutumlarını etkileyebilmekte ve bu durum tüketicilerin marka imajına ilişkindeğerlendirmelerinde farklılıklara neden olabilmektedir. Ancak reklamda yer alan ünlünün cinsiyeti dereklam mesajını alan bireylerin reklama karşı tutumlarında farklılıklara yol açabilmektedir. Çalışmadareklamlarda kullanılan ünlülerinin erkek ya da kadın olmasının marka imajı üzerindeki etkisinin belirlenmesiamaçlanmıştır. Araştırmada kadın ve erkek ünlünün yer aldığı iki reklam tüketicilere gösterilmiş vetüketicilerin reklama karşı tutumlarının marka imajına yönelik algılamalarındaki değişiklik üzerindekietkisi belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre reklamda ünlü kullanımının marka ile ilgili algıyıolumlu yönde etkilediği g.rülmektedir. Ayrıca reklamda yer alan ünlünün cinsiyetinin kadın olmasının,hem kadın hem erkek tüketicilerin marka imajına ilişkin değerlendirmelerini, reklamda kullanılan ünlününerkek olmasına göre daha olumlu etkilediği saptanmıştır.

    5. Od ciężkości astmy do kontroli astmy. Metody oceny kontroli astmy

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Joanna Mikołajczyk

      2009-09-01

      Full Text Available Według pierwszych wytycznych dotyczących postępowania w astmie leczenie astmy zależy od stopnia jej cięż- kości, określonej na podstawie objawów klinicznych i wskaźników czynności płuc. Ponieważ astma jest chorobą o zmiennym przebiegu, duże znaczenie ma jej ciągła ocena kliniczna i dostosowana do niej modyfikacja leczenia. Niestety, stopień ciężkości nie dopasowuje się elastycznie do odpowiedzi na leczenie. Biorąc ten fakt pod uwagę, światowi eksperci zalecają zmianę w postępowaniu z astmą, przedkładając uzyskanie klinicznej kontroli astmy nad ustaleniem stopnia jej ciężkości, wyróżniając astmę kontrolowaną, częściowo kontrolowaną i niekontrolowaną. Uzyskanie stanu pełnej kontroli astmy formułuje się w raporcie GINA 2006 jako główny cel leczenia. Kontrola astmy odnosi się do stopnia opanowania objawów i byłoby najlepiej, gdyby dotyczyła też markerów zapalenia i patofizjologicznych wykładników choroby. Określenie stopnia kontroli choroby zgodnie z obecnymi założeniami stanowi podstawę wyboru i modyfikacji leczenia – właściwe ustalenie stopnia kontroli astmy wpływa na skuteczność leczenia. Obecnie dostępnych jest wiele metod oceny kontroli astmy, wtym ocena parametrów klinicznych (objawy w ciągu dnia, objawy nocne, stosowanie leków rozszerzających oskrzela, ocena czynności płuc (PEF i FEV1, określenie zaawansowania zapalenia w drogach oddechowych (nieswoista nadreaktywność oskrzeli, stężenie tlenku azotu w powietrzu wydechowym, liczba eozynofili w plwocinie indukowanej. Dostępne są także subiektywnie oceniające kontrolę astmy kwestionariusze badawcze oraz szybkie testy kontroli astmy (ACT, ACQ, ATAQ. Z drugiej strony wciąż nie wypracowano jednoznacznego stanowiska, który z parametrów lub jakie połączenia parametrów najbardziej wiarygodnie określają kontrolę astmy. Ze względu na wieloczynnikową patogenezę astmy wydaje się, iż uzyskanie pe

    6. THE NOTION OF HIGHLAND IN THE POLYES IN AND AROUND MUĞLA IN TERMS OF CULTURAL GEOGRAPHY KÜLTÜREL COĞRAFYA BAKIMINDAN MUĞLA VE ÇEVRE POLYELERDE YAYLACILIK

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa ERTÜRK

      2010-07-01

      Full Text Available Bu çalışmada başta Muğla polyesi olmak üzere yakın çevresindeki Ula, Yeşilyurt, Yerkesik, ve Yenice polyelerinde yer alan yayla yerleşmeleri kültürel coğrafya prensipleri çerçevesinde incelenmiştir. Muğla ve çevresi üzerinde karstik şekillerin geliştiği bir plato görünümündedir. Su ve toprak koşullarının kısıtlı olduğu ve yoğun maki örtüsünün geliştiği bu plato üzerinde yerleşmeler daha çok polyeler üzerinde gelişmiştir. Polyelerin kazandırdıkları tarımsal zenginlik, su kaynaklarının varlığı ve çevre fiziki koşullarının rüzgâr yönüne etkisi gibi faktörler, Anadolu yaylacılık anlayışının Muğla çevresinde farklılaşmasına sebep olmuştur. Devamlı yerleşme merkezlerinden daha aşağıda ve genellikle “yayla” denilen bu bahçe içi yerleşmeler, şekil olarak çoğunlukla toplu, çitlerle çevrili bahçeler içinde yapılmış evler ile dar ve dolambaçlı çıkmaz yollu sokaklardan meydana gelir. Yaylalar konutları, kahveleri, mescitleri, yolları, yurtları ve bazılarındaki kent mekânlarıyla farklı kültür mekânları sunarlar. In this study, highlands located mainly in Muğla Polye and nearby areas such as those in Ula, Yeşilyurt, Yerkesik and Yenice have been investigated in the framework of the principles of cultural geography. Muğla and its environs look like a plateau where carstic features have been formed. The settlements have mostly been developed in the polyes on the plateau where there is a shortage of water and arable land and where densely populated bushes are grown. The factors such as agricultural richness that polyes provide, the availability of the water sources, and the effects of the physical conditions on the directions of the wind made common Anatolian concept of highland settlement different in Muğla. The highland settlements which are typical of this area consist of patch of lands or gardens with a small house and bordered with bushes

    7. Bafa Gölü'nde biyotik ve abiyotik ortamda pestisit ve pcb dağılımı.

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İdil Pazı

      2015-12-01

      Full Text Available Çalışma kapsamında Bafa Gölü’nden alınan sediment ve kefal balığı (Mugil cephalus, Linnaeus 1758 örneklerinde tarımsal pestisit ve endüstriyel kaynaklı PCB gibi organik kirleticilerin kalıntıları ölçülmüş ve bu bileşiklerin dağılımları, muhtemel kaynakları ve potansiyel biyolojik riskleri incelenmiştir. DDT ve türevleri açısından dünyanın farklı bölgelerindeki göllerin yüzey sedimentleri ile kıyaslandığında Bafa Gölü sedimentlerinde DDT kirlilik seviyesinin oldukça düşük olduğu bulunmuştur. Sedimentte Endrin baskın kirletici olarak belirlenmiştir. Sediment örneklerinde ölçülen DDT ve metabolitleri, Dieldrin, Lindan ve Heptaklor konsantrasyonları sediment kalite indekslerine göre değerlendirildiğinde, kirleticilerin göldeki canlı yaşamına olumsuz bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. ∑PCB konsantrasyonlarının ise göl kıyısında bulunan endüstriyel kuruluşlara yakın istasyonlarda sadece düşük değerli etki sevisini aşıp, diğer tüm istasyonlarda canlılar için risk yaratmayacağı belirlenmiştir. Mugil cephalus karaciğer dokusu için hesaplanan biyota sediment akümülasyon faktörü (BSAF 0.44-3.16 arasında değişmektedir. Bafa Gölü Mugil cephalus örneklerinde ölçülen kirletici konsantrasyonları dikkate alındığında Gıda ve Tarım Kurumu (FAO ve Dünya Sağlık Örgütüne (WHO göre Aldrin, Dieldrin, Endrin, Heptaklor ve DDT türevleri için hesaplanan Günlük Alım Miktarı değerlerinin (EDI Kabul Edilebilir Günlük Alım miktarlarının (ADI oldukça altında kaldığı belirlenmiştir. Ancak, balık örneklerindeki PCB seviyelerinin WHO tarafından belirlenen ADI değerini aştığı saptanmıştır

    8. Turystyczne wykorzystanie krajobrazu kulturowego w gminie Koronowo = Tourist use of the cultural landscape in Gmina Koronowo

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ewa Nowicka

      2015-05-01

          Słowa kluczowe: krajobraz kulturowy, turystyka, gmina Koronowo, metoda inwentaryzacji krajoznawczej, szlaki turystyczne.   Key words: cultural landscape, tourism, Gmina Koronowo, sightseeing inventory method, hiking trails.   Zarys treści   Gmina Koronowo jest powszechnie uznawana za teren atrakcyjnego krajobrazu, cenną i interesującą przestrzeń turystyczną. Predyspozycje obszaru do uprawiania różnych form turystyki potwierdza wynik oceny atrakcyjności wizualnej krajobrazu. W artykule scharakteryzowano zasoby krajobrazu kulturowego gminy Koronowo. Uzyskane wyniki wskazują, że niemal każda miejscowość posiada obiekt o dużej wartości historycznej bądź kulturowej oraz walory krajoznawcze. Znaczna ich część znajduje się w Koronowie, z uwagi na wielkość miasta i jego bogatą historię. Powszechna opinia dowodzi, że Zalew Koronowski stanowi największy walor turystyczny gminy Koronowo. Nie ulega wątpliwości, iż jest on najmocniejszym atutem oraz marką turystyczną. Świadczy o tym m.in. wzrost intensywności ruchu turystycznego w sezonie letnim. Na podstawie wyników analizy SWOT stwierdzono, że gmina Koronowo ma nadal nie w pełni wykorzystany potencjał turystyczny. Fakt ten ze względu na przeciętną wielkość presji turystycznej potwierdza potrzebę dalszych działań na rzecz rozwoju turystyki na analizowanym obszarze.   Abstract The gmina (third tier administrative unit of Koronowo is widely regarded an area of attractive landscape, as well as valuable and interesting tourist space. Its suitability for various forms of tourism is confirmed by the assessment of visual attractiveness of the landscape. The article describes the resources of the cultural landscape of Gmina Koronowo. The results indicate that almost every locality has an object of high cultural or historical value as well as sightseeing potential. Most of those objects, however, are located in Koronowo itself, given the size of the town and its rich history

    9. Ocena stężenia ludzkiej obojętnochłonnej lipokaliny (NGAL w surowicy i moczu dzieci z wadami układu moczowego, poddanych badaniu z użyciem dożylnego środka kontrastowego - doniesienie wstępne

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Katarzyna Jobs

      2010-06-01

      Full Text Available Badania z użyciem dożylnych środków kontrastowych są często niezbędne w diagnostyce różnych schorzeń. Jednocześnie, mimo stosowania coraz bezpieczniejszych preparatów, po ich podaniu nadal obserwuje się, przeważnie przejściowe, pogorszenie funkcji nerek nazywane nefropatią pokontrastową. Wielokrotne epizody ostrego uszkodzenia funkcji nerek (AKI mogą z czasem doprowadzić do przewlekłej choroby nerek. W ostatnich latach odkryto nowy, czuły parametr, oceniający ostre uszkodzenie funkcji nerek bardzo wcześnie, bo już w ciągu kilku godzili po zadziałaniu czynnika szkodliwego. Jest nim stężenie we krwi i, przede wszystkim, w porcji moczu ludzkiej obojętnochłonnej lipokaliny (NGAL. Celem pracy jest wstępna ocena stężenia NGAL u pacjentów badanych z użyciem dożylnego środka cieniującego. Materia! stanowiło 7 pacjentów z wadami układu moczowego (5 dziewczynek, 2 chłopców w średnim wieku 8,5 roku, u których wykonano urografię. Wszyscy badani mieli prawidłową czynność nerek, nie stwierdzano u nich mikroalbuminurii. Wyniki: Przed podaniem kontrastu średnie stężenie NGAL w surowicy wynosiło 69,9 ng/ml, w porcji moczu - 15,8 ng/ml. Po 4 godzinach od podania kontrastu średnie stężenie NGAL w porcji moczu podniosło się do 44,18 ng/ml. Po 48 godzinach średnie stężenie NGAL w surowicy wynosiło 54,31 ng/ml, w porcji moczu średnie stężenie obniżyło się do 31,18 ng/ml. Wnioski: Zwraca uwagę fakt potrojenia stężenia NGAL w porcji moczu po 4 godzinach od podania dożylnego kontrastu i utrzymywania się wyższych stężeń po 48 godzinach od badania, co może świadczyć o negatywnym wpływie środka kontrastowego na czynność nerek nawet u pacjentów bez cech przewlekłej choroby nerek.

    10. PORÓWNANIE WYBRANYCH WŁAŚCIWOŚCI ZAPRAW ŻYWICZNYCH ZAWIERAJĄCYCH ODPADOWE TWORZYWA SZTUCZNE

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bernardeta DĘBSKA

      Full Text Available Racjonalna gospodarka odpadami stanowi jeden z priorytetowych kierunków szeroko rozumianej ochrony środowiska. Fakt umiejętnego zagospodarowania odpadów jest także ważny w kontekście zrównoważonego rozwoju społeczeństw. Do odpadów wyjątkowo uciążliwych dla środowiska zaliczyć należy tworzywa sztuczne. Wzrastające nieustannie ilości tego typu odpadów powodują występowanie problemów zarówno ekologicznych, jak i gospodarczych, co związane jest ze słabą biodegradacją tworzyw. Odpady te zaczęto wykorzystywać do produkcji materiałów budowlanych. Badania nad zagospodarowaniem odpadów z tworzyw sztucznych prowadzone są obecnie w różnych ośrodkach naukowych na świecie. W literaturze można znaleźć opisy wykorzystania odpadów m.in. polietylenu i polipropylenu, styropianu, poliuretanów, poliwęglanu, poliamidu, czy poli(chlorku winylu, jako modyfikatorów betonów i zapraw cementowych. W niniejszym artykule przedstawiono wyniki porównania wybranych właściwości czterech serii zapraw żywicznych zawierających różne odpady tworzyw sztucznych tj.: polipropylen (PP, polietylen (PE, piankę poliuretanową (PU oraz ekspandowany polistyren (EPS. Odpady te pochodziły odpowiednio z kubków po jogurtach, pianki podkładowej pod panele, pianki montażowej oraz płyt styropianowych. Zostały one rozdrobnione i stanowiły częściowy zamiennik kruszywa w zaprawach epoksydowych. Zbadano takie właściwości zapraw, jak: wytrzymałość na zginanie i ściskanie, gęstość objętościowa oraz nasiąkliwość. Wskazano materiał odpadowy, umożliwiający otrzymanie zaprawy cechującej się najkorzystniejszymi wartościami oznaczonych parametrów. Na podstawie uzyskanych wyników badań stwierdzono, że nawet przy 20% substytucji piasku odpadami tworzyw sztucznych, można otrzymać kompozyt charakteryzujący się bardzo dobrymi parametrami wytrzymałościowymi oraz niską nasiąkliwością wodą.

    11. A Rare Cause of Chronic Headache that May Be Misdiagnosed as Migraine: Chronic Carbon Monoxide Poisoning

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Kenan KANBUROGLU

      2014-09-01

      Full Text Available SUMMARY: Differential diagnosis of primary headache disorders can be challenging for physicians. Although the association of headache with acute carbon monoxide intoxication is very well-defined, in refractory nonspecific headaches associated with chronic low dose exposure to carbon monoxide, CO intoxication is usually overlooked, mostly due to vague symptoms. Herein we present a 15-year-old female patient with chronic carbon monoxide poisoning who was undergoing two years of follow-up care for migraines. Chronic carbon monoxide intoxication may mimic the episodic nature and familial predisposition of migraine attacks. Normal carboxyhemoglobin levels do not exclude the diagnosis, and smoking is a confounding factor. In emergency rooms, patients presenting with headaches had higher levels of carboxyhemoglobin, but, as far as we know, there have been no studies investigating carboxyhemoglobin levels in migraine patients. Chronic carbon monoxide poisoning should be suspected in migraine patients, especially if the attacks occur during winter months. ÖZET: Primer baş ağrısında ayırıcı tanının yapılması bazen doktorlar açısından zor olabilmektedir. Literatürde karbon monoksit ile baş ağrısı arasındaki ilişki çok iyi ortaya konulmuş olmasına karşın, dirençli ve nonspesifik başağrısı nedenlerinden biri olan kronik düşük doz karbon monoksit maruziyeti kendine özgü bulgusu olmadığından sıklıkla atlanmaktadır. Bu yazıda, iki yıl migren tanısı ile takip ve tedavi edilen kronik karbon monoksit zehirlenmesi olan bir olgu sunuldu. Kronik karbon monoksit zehirlenmesi epizodik paterni ve aile fertlerinde benzer şikayetlerin olması nedeniyle migren ataklarını andırabilmektedir. Karboksihemoglobin konsantrasyonlarının normal saptanması tanıyı ekarte ettirmemekte, ayrıca sigara kullanımı da karıştırıcı bir faktör olabilmektedir. Acil servislerine baş ağrısı ile başvuran hastalar

    12. Toplumun Devrik Cümle Hakkındaki Düşüncesi ve Nesirde Devrik Cümlenin Yeri / Opinion of Society on the Inverted Sentence and the Place of the Inverted Sentence in Prose

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Serhat Küçük

      2017-12-01

      Full Text Available Abstract This study aims to analyse the usage of inverted sentences which we have been witnessing in daily life, language and literature as well as show public perception about the inverted sentences. In the research, eight proses by eight different Turkish writers have been analysed according six factors. The observed data showed that inverted sentences more likely to be used by so-called left-wing writers who wrote about social subjects. To collect data about public opinion, a survey, consisting of 12 questions and answered by 500 people, conducted by the researchers. Regarding the last question, which serves most for the work, 772 connotations have been indicated by 448 people and these connotations have been associated with 267 different terms. According to data gathered by the open-ended questions, it could be said that society is in a dilemma as well as linguists. That we have come across different terms in addition to positive and negative answers shows the wealthy world of thought in Turkish society. ÖZ Bu araştırma, son yıllarda günlük hayatımızda gerek iletişimimizde gerek okuyup yazdıklarımızda sık sık karşılaştığımız devrik cümle kullanımını ve bunun toplum tarafından algılanış biçimini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, sekiz Türk yazarın nesirlerinde devrik cümle kullanımları 6 faktör açısından incelenerek elde edilen veriler ışığında devrik cümleyle ilgili düşünce tarzları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular, toplumsal konularda yazılar yazan ve solcu olarak nitelendirilen yazarların devrik cümle kullanım oranlarının daha yüksek olduğunu göstermiştir. Araştırmada, devrik cümle yapısı ile ilgili toplum algısını ölçmek amacıyla 500 katılımcının cevapladığı 12 soruluk bir anket çalışmasının sonuçlarına da yer verilmiştir.  Çalışmanın amacına en çok hizmet eden son soruya; 448 katılımcıdan 772

    13. Bilgi Liderliğinin Verimlilik Üzerine Etkisi: Sağlık Sektöründe Bir Araştırma / The Effect of Knowledge Leadership on Productivity: A Research on Health Sector

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Karahan, Atilla

      2009-04-01

      Full Text Available Bilgiyi sistematik bir biçimde yöneten ve katma değer elde eden işletmeler rekabet avantajı sağlayacak ve rekabeti karşılayacaktır. İşletmelerde bilginin elde edilmesi, saklanması, paylaşılması ve kullanılmasına, diğer bir deyişle bilgi yönetiminin etkin ve başarılı bir şekilde gerçekleşmesine etki eden faktörler bulunmaktadır. Araştırmanın temel amacı küresel ekonomide bilgi liderliğinin verimlilik üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Çalışma, bilgiyi üretme ve kullanmada en başarılı örnekleri sergileyen araştırma hastanelerinde görev yapan yöneticiler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın kapsamına Afyon Kocatepe Üniversitesi, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Konya Selçuk Üniversitesi, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi hastanelerinde görev yapan başhekimler, başhekim yardımcıları, hastane müdürleri, müdür yardımcıları, başhemşireler ve başhemşire yardımcılarından oluşan toplam 120 yönetici dahil edilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda ise bilgi liderliğinin verimlilik üzerine olumlu etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.Organisations, which manage knowledge systematically, would have competitive advantage. In this respect, some factors like collecting, saving, using and sharing knowledge should be subjected under consideration. The main objective of the present research is to examine the knowledge leadership in a global economy. Empirical study was performed on managers of Research Hospitals, who were known with their success in producing and using knowledge. Included in the empirical investigation were hospital managers, managerial assistants, head nurses and assistant head nurses of Afyon Kocatepe University, Isparta Süleyman Demirel University, Konya Selçuk University, Kütahya Dumlupınar University and Eskişehir Osmangazi University hospitals. The results revealed a positive effect of knowledge

    14. Strengthening Social Inclusion in Multicultural Societies Through Information Literacy=Çok Kültürlü Toplumlarda Bilgi Okuryazarlığı Aracılığıyla Sosyal Bütünleşmenin Artırılması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Esin Sultan Oğuz

      2013-12-01

      ındadır. Bilgiye nasıl erişileceğinin ve kullanılacağının etkin bir şekilde öğrenilmesi göçmenler arasında sosyal bütünleşmeyi artırıcı faktörler arasındadır. Bu nedenle dezavantajlı gruplara yönelik özel hazırlanmış bilgi okuryazarlığı programları halk kütüphanelerinin öncelikleri arasında yer almalıdır. Bu çalışmada, çok kültürlü toplumlarda bilgi okuryazarlığı becerileri göçmenlerin sosyal bütünleşmelerini artırıcı bir faktör olarak ele alınmaktadır. Türkiye’de yaşayan yabancıların bilgi gereksinimlerinin belirlenmesi amacıyla uygulanan anket sonuçları, bilgi gereksinimlerinin önem düzeyi ve bu gereksinimlerin karşılanma düzeyi sunulmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular aynı zamanda kültürel ve dilsel çeşitliliğe sahip toplulukların özel bilgi gereksinimlerini karşılayacak bilgi okuryazarlığı programlarının geliştirilmesine yönelik öneriler sunmak amacıyla kullanılmıştır.

    15. Günümüz Dünya Sorunlarına Yönelik Tutum Ölçeği Geçerlik Ve Güvenirlik Çalışması Validity And Reliability Study Of An Attitude Scale Intended For Contemporary World Issues

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Gökçe KILIÇOĞLU

      2012-12-01

      okanlamaktadır. Mevcut sorunlar, insanı ve çevreyi olumsuz etkileyerek ülke sınırlarını aşan, bütün dünyayı ilgilendiren sorunlar haline gelmekte ve insan hayatını, bir çok yönüyle tehdit etmektedir. Bu çalışma,eğitim fakültesinde çeşitli branşlarda eğitim gören öğrencilerin algılarından yararlanarak, günümüz dünya sorunlarına karşı bir tutum ölçeği geliştirmek için yapılmıştır. Çalışma grubunu 2011-2012 bahar yarıyılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi’nin farklı bölümlerinde 4. sınıfta öğrenim gören toplam 477 öğrencinden oluşturmaktadır. 4. sınıfların seçilme nedeni, bu öğrencilerin günümüz dünya sorunları hakkında bilgilerinin daha fazla olacağı düşüncesidir. Ölçeğin geliştirilme sürecinde ilk önce alanyazın taraması yapılmış ve uzman görüşlerden de yararlanılarak 45 maddelik madde havuzu oluşturulmuştur. Oluşturulan maddelerin karşısına, beşli likert dereceli seçenekler yerleştirilmiştir. Bu seçenekler; “(1 kesinlikle katılmıyorum”, “(2 katılmıyorum”, (3 kararsızım”, “(4 katılıyorum” ve “(5 kesinlikle katılıyorum” şeklinde düzenlenmiş ve puanlanmıştır. Ölçeğin geçerliğini belirlemek üzere; açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, madde ayırt edicilik güçleri hesaplanmıştır. Ölçeğin güvenirliğini belirlemek üzere ise iç tutarlılık düzeyi hesaplanmıştır. Bu işlemler sonucunda ölçekte kalan toplam 24 maddenin, üç faktör altında toplandığı görülmüştür. Son hali ile 24 maddelik ölçeğin KMO değerinin 0,936; Bartlett Testi değerlerinin χ2=4721,614; sd=276; p<0,001 olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak günümüz dünya sorunlarına yönelik tutum ölçeğinin, bireylerin bu konudaki düşüncelerini belirlemeye yönelik geçerli ve güvenilir bir araç olduğu söylenebilir.

    16. A Comparison of job selection by students with and without hearing impairment

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Oya Kanyilmaz

      2011-03-01

      that may benefit young people, especially those who are hard of hearing was seen. In order to meet these needs, specialized instructional programs for dormitory counselors in schools for the deaf should be implemented.Key Words: Preferred job, hearing-impaired students, career counselingÖzetAmaç: Bu çalışma ile sağlıklı ve işitme engelli öğrencilerin mesleki tercihlerinin karşılaştırılması, olası farklılıklar ile bunu etkileyen faktörlerin saptanması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma Mayıs 2004’te Ankara’da, 70 dB üzerinde işitme kayıbı olanların devam ettiği Yahya Özsoy İşitme Engelliler İlköğretim Okulu öğrencileri (n=119 ile belirlenmiş engeli olmayanların devam ettiği bir İlköğretim Okulu öğrencileri (n=119 üzerinde yürütülmüştür. Öğrencilere uygulanan anket formlarında, sosyodemografik bilgilerin yanı sıra ileride kendileri için hangi mesleği düşündükleri ve bu meslek için gereken eğitim seviyesi sorgulanmıştır. Seçilen meslek için gereken eğitim seviyesi kriteri olarak 11 yıl alınmıştır. Ayakkabı boyacılığı, terzilik, demircilik, marangozluk, boyacılık, tır şoförlüğü gibi meslekler 11 yıldan az süre eğitim gerektiren meslekler grubuna dahil edilmiş olup; öğretmen, pilot, doktor, hemşire gibi meslekler 11 yıl ve üzerinde bir süre eğitim gerektiren meslekler grubunda ele alınmıştır. İstatistiksel analiz yöntemi olarak lojistik regresyon kullanılmıştır. Bulgular: Seçilen meslek için gereken eğitim seviyesini etkileyen faktörlere bakıldığında, işitme engelli okuluna devam eden öğrenciler ile erkek öğrencilerin diğer gruplara göre daha fazla oranda 11 yıldan az eğitim gerektiren meslek tercihinde bulundukları saptanmıştır. Halen devam edilen sınıf, annenin yaşı, çalışma durumu ve eğitimi ile, babanın yaşı, çalışma durumu ve eğitiminin tercih edilen meslek için gereken eğitim seviyesi ile ilişkili olmadığı g

    17. Influence of the Plow Filling and Thread Angle onto the Plow Head Efficiency / Wpływ Współczynnika Wypełnienia Organu Oraz Kąta Nawinięcia Płata Ślimaka Na Sprawność Ładowania Frezującymi Organami Ślimakowymi

      Science.gov (United States)

      Wydro, Tomasz

      2015-03-01

      sprawność ładowania ηl. Uzyskane wyniki i ich analiza pozwoliły stwierdzić, że badane organy wykazywały bardzo zróżnicowane sprawności ładowania, w zależności od zmiennych parametrów ruchowych, czyli prędkości posuwu vp i obrotów n, a także przy różnym kącie nawinięcia płata ślimaka. Również istotnym wnioskiem z badań, który może w praktyce zostać wykorzystany, jest fakt, że dla stałych obrotów organu n i zwiększanej prędkości posuwu vp spadała sprawność ładowania ηł (dla pracy organu bez ładowarki). Fakt ten jest ważny, ponieważ w warunkach dołowych w trakcie eksploatacji kombajnu ścianowego istnieje tylko możliwość regulacji jego prędkości posuwu. Istotnym dla wykorzystania w praktyce, może być również fakt, iż przy pracy organu z ładowarką występuje wzrost poboru mocy organu przy wzroście współczynnika wypełnienia kw. Jest to istotne z punktu widzenia ekonomi eksploatacji i dążenia do minimalnego zużycia energii. Zrealizowane badania laboratoryjne sprawności procesu ładowania, pozwoliły uzyskać szeroki zakres wyników, które mogą pomóc przy doborze parametrów ruchowych kombajnu ścianowego w trakcie jego eksploatacji, a nawet wcześniej, na etapie projektowania organów ślimakowych (Wydro, 2011).

    18. Experimental studies of some of the physical features of beryllium-moderated intermediate reactors; Etude experimentale de quelques particularites physiques des reacteurs a neutrons intermediaires, ralentis au beryllium; Ehksperimental'ny e issledovaniya nekotorykh fizicheskikh osobennostej promezhutochnykh reaktorov s berillievym zamedlitelem; Estudios experimentales de algunas caracteristicas fisicas de los reactores intermedios moderados con berilio

      Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

      Lejpunskij, A I; Kuznetsov, V A; Artyukhov, G Ya; Mogil' ner, A I; Prokhorov, Yu A; Steklovski, V M; Chernov, L A [Akademiya Nauk, Moskva, Union of Soviet Socialist Republics (Russian Federation)

      1962-03-15

      la evaluacion de la eficacia de los cilindros compensadores giratorios distribuidos en el limite entre el cuerpo y el reflector. (author) [Russian] Doklad posvyashchen obzoru nekotorykh ehksperimen-tal'nykh rezul'tatov, poluchennykh na stende PF-4, prednaznachennom dlya detal'nogo issledovaniya fizicheskikh osobennostej reaktorov, rabotayushchikh na nejtronakh promezhutochnykh ehnergij. Aktivnye zony i otrazhateli razlichnykh kriticheskikh sborok predstavlyali soboj plotnuyu upakovku stal'nykh ili alyuminievykh trub, v kotorykh pomeshchalis' diski iz razlichnykh materialov. Kombinatsiya diskov urana (90%-nogo obogashcheniya) i zamedlyayushchikh materialov v razlichnoj proportsii, a takzhe vvedenie v otrazhatel' zamedlyayushchikh sloev razlichnoj tolshchiny, pozvolilo menyat' spektr nejtronov, proizvodyashchikh delenie, v ochen' shirokikh predelakh. V doklade privedeno opisanie stenda i ego otdel'nykh uzlov. Analiziruetsya sravnitel'naya ehffektivnost' vnutrennego i vneshnego zamedleniya dlya reaktorov s ochen'malym otnosheniem yader zamedlitelya i urana v aktivnoj zone. Ehksperimenty pokazyvayut, chto dazhe v sluchae tolstykh zamedlyayushchikh otrazhatelej maloe razbavlenie urana zamedlitelem (otnoshenie yader berilliya i urana-235 {partial_derivative}Be/{partial_derivative}U{sup 235}{approx_equal}1) privodit k vozrastaniyu kriticheskoj massy. Znachitel'noe mesto v doklade udeleno analizu geterogennykh ehffektov v promezhutochnykh reaktorakh. Pokazano, chto dlya reaktora s {partial_derivative}Be/{partial_derivative}U{sup 235}= 30+40, vysokoobogashchenny j uran v razlichnykh tolshchinakh ot 0,023 g/sm{sup 2} do 32 g/sm{sup 2} okazyvaet odinakovoe vliyanie na reaktiv-nost' sistemy. Analiziruyutsya prichiny, privodyashchie k kompensatsii ehffekta ehkranirovki nejtronnogo potoka tolstymi sloyami urana. V doklade privoditsya interesnyj fakt vozrastaniya ehffektivnosti urana vblizi po- gloshchayushchikh sterzhnej, ehksperimental'n o obnaruzhennyj v sbor kes {partial

    19. On Mixing Processes in the Sea; Processus de Melange dans la Mer; 041f 0420 041e 0414 ; Los Procesos de Mezclado en las Aguas del Mar

      Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

      Joseph, Joachim [German Hydrographic Institute, Hamburg, Federal Republic of Germany (Germany)

      1960-07-01

      las posibilidades de evacuar desechos en los hielos de las regiones artica y antartica de nuestro planeta. Es absolutamente necesario estudiar y experimentar a fondo los procesos resultantes de Ja evacuacion de materiales radiactivos en el mar. En efecto, para poder resolver multiples interrogantes en esta esfera, hace falta conocer a fondo esos problemas. A este respecto, la investigacion de los procesos de mezclado y de dispersion en los mares tiene primordial importancia. El autor refleja en su estudio el estado actual de los conocimientos teoricos y de Ja experiencia practica. Dentro de ciertos Jimites, las estadisticas pueden ayudar a determinar como se difunde en las aguas del mar, a partir de un punto y sobre zonas de un radio medio de 10 a 1,500 km, una determinada sustancia concentrada. Este metodo depende de ciertos hechos relacionados con el espectro de turbulencia, desconocido aun por lo que respecta a muchas zonas marinas. En el estudio se explican las distintas condiciones que concurren en Jas diversas zonas oceanicas y en los mares litorales y continentales. Ademas, incluye un plan orientado a intensificar la labor de investigacion oceanografica en el plano internacional. (author) [Russian] Udalenie radioaktivnyh othodov v morja ne javljaetsja lish' problemoj dlja obsuzhdenija. V nastojashhee vremja jeto neprelozhnyj fakt, kotoryj budet nabljudat'sja vse chashhe i chashhe v predstojashhie gody. Udalenie othodov vyzyvaet ser'eznye opasenija u bol'shinstva okeanografov. Istorija razvitija tehniki uchit, chto neschastnye sluchai, svjazannye s neispravnostjami v tehnike i nedosmotrom so storony ljudej, neizbezhny, nesmotrja na ves'ma tshhatel'no primenjaemye mery predostorozhnosti. Takim obrazom, my dolzhny prinimat' vo vnimanie tot fakt, chto nekotorye rajony morej budut bol'she zagrjaznjat'sja, chem drugie. Fiziko-himicheskie i biologicheskie vozdejstvija takogo zagrjaznenija nel'zja bylo polnost'ju predusmotret' do sih por. Biologicheskoe vlijanie

    20. Comments on "Determination and Analysis of the Theoretical Production of a Bucket Wheel Excavator" / Uwagi I Komentarze Do Pracy: "Określanie I Analiza Teoretycznej Wydajności Pracy Koparki Wielonaczyniowej Kołowej"

      Science.gov (United States)

      Bošnjak, Srđan M.

      2015-03-01

      żne przeoczenie. Che i Chen (2014) kwestionują prawidłowość równania (6), lecz przedstawione w niniejszej pracy analizy i uwagi prowadzą do następujących wniosków: • Stwierdzenie w pracy (Che i Chen 2014) że równanie (6) nie uwzględnia wpływu tmax i h nie jest prawdziwe. Dowód: Równanie (6'). • Stwierdzenie że równanie (6) nie uwzględnia wpływu R_s^' - "...czyli obrotowego promienia działania..." (Che i Chen 2014) jest prawdziwe, w przeciwnym razie równanie (6) byłoby nieprawdziwe. Równanie (6) uwzględnia odpowiedni promień zdefiniowany w równaniu (i), które jest prawdziwe. Dowód: Równanie (6'). W rozdziale 2 pracy (Che i Chen 2014) zatytułowanym: "Analiza teoretycznej wydajności koparki kołowej wielonaczyniowej" kierując się błędnymi wnioskami odnośnie niedokładności równania (6) autorzy podjęli próbę skorygowania powyższej niedokładności, by w ten sposób poprawić istniejącą teorię, W trakcie realizacji koncepcji wykorzystania równania (11) do zdefiniowania zasad rządzących zmianą prędkości kątowej wysięgnika Che i Chen (2014) popełnili błąd. Przyjęli oni mianowicie, że wyrażenie (14), otrzymane dla górnego przekroju wykopu e odnosić się będzie także do wszystkich przekrojów, dla całej wysokości wrębu. Pominęli w ten sposób fakt iż prędkość w ruchu łukowym wysięgnika nie jest wielkością stałą, patrz: równania (f) i (f'), i przyjęli jej wartość maksymalną, równanie (f'). Dlatego też równania (15), (16), (18) i (19) nie są prawidłowe. Wszystkie wejściowe dane obliczeniowe a także sposób ich zapisu (Tabela 1) zostały zaczerpnięte z pracy (Che i Chen 2014). Ponadto, zaprezentowane dane o pracy koparki wielonaczyniowej SchRs wykorzystywanej w kopalni "Zukunft" w Reńskim Zagłębiu Węglowym, zaczerpnięto z pracy (Durst i Vogt 1988). Osiągnięcia badań teoretycznych Che i Chen (2014, strona 289) przedstawione dla konkretnej koparki wielonaczyniowej kołowej eksploatowanej w

    1. The Qur'an, Interpretation And The Ma~ter Of Gender

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      TALİP ÖZDEŞ

      2008-06-01

      Full Text Available Kur'an, AIIah tarafından Cebrail aracılığı ile Hz. Muhammed'e gönderilmiş, hiçbir değişikliğe uğramadan bizlere kadar intikal ettirilmiştir. Vahiylerin amacı, yeryüzünde yaşamakta olan insanlara Allah'ın varlık ve birliğini, hayatın anlam ve gayesini kavrama noktasında yardımcı olmak, onları doğru yola ve dine· .irşad etmektir. Kur'an'a göre Kur'an'ın ayetleri ile bilimsel- gerçekler arasında yakın bir ilişki vardır. Kur'an'da hem Kur'an'ın cümlelerine hem de olgulara/gerçeklere ayet ismi verilmektedir. Allah, kendi ayetlerine insanların dikkatini çekmekte ve onları gerçek hidayete ulaşmaları, Kur'an ayetlerinin, yaratıl­ışın, bilimsel gerçeklerin ve peygamberlerin mucizelerinin arkasındaki sınırsız gücü idrak etmeleri için derin bir şekilde düşünmeye davet etmektedir. Kur'an, Hz. Peygamber'e gönderilen Allah kelami olmasına rağmen, onun yorumu ve tefsiri insanlara aittir. Bundan dolayı, Kur'an metninin anlaşılıp yorumlanmasını subjektif kılan bazı faktörler vardır; yani Kur'an ve Kur'an'ın yorumu aynı şeyler değildir ve seviyeleri farklıdır. Örneğin, aynı ayet veya ayetler üzerinde yapılmış farklı yorumları bulabilir ve onlardan· birini doğru/sahih yorum olarak seçebiliriz. Dolayısı ile yorumu yanlış anlamalardan, spekülatif görüş ve değerlendirmelerden kurtarmak için Kur'an'a yaklaşımda tutarlı ve doğru bir metodumuzun olması gerekir. Cinsiyet konusunda da Kur'an'ın kendisi ile geleneklerin, adetlerin ve ataerkil zihniyetierin etkisi altında şekillenen birtakım yorumlar ve dini anlayışlar arasında farklılıklar söz konusudur. Çoğu defa cinsiyet ayrımı ile cinsiyet ayrımcılığı birbirine karıştırılmıştır. Halbuki onlar aynı şeyler değildir. İslam, erkekle kadın arasında aile ve toplumda gerçek olarak kendisini hissettiren doğal farklılıkları görmekte ve hayatın organizasyonu noktasında onları dikkate

    2. İlköğretim Okullarında Görev Yapan Öğretmenlerin Örgütsel Sinizm Düzeylerinin Belirlenmesi (Uşak İli Örneği Assessment of Cynicism Level of Primary School Teachers (Uşak Sample

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Akif HELVACI

      2012-09-01

      neticilerin sinizminin sebep ve sonuçlarını bilmeleri örgütteki başarı ve var ise sinizmin olumsuz sonuçlarını en etkili ve en uygun bir şekilde yönetme imkanı vermektedir. Örgütsel sinizmi etkileyen faktörlerin bilinmesi ya da algılanması yöneticilerin bu konuda duyarlı olup olumsuz sonuçlar doğurabilecek adım atmalarına engel olmaktadır. Bu araştırma, Uşak ili Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kamu ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Aynı zamanda öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerinin cinsiyet, branş, kıdem, öğrenim durumu, okulda çalışma süresi değişkenlerine göre faklılaşıp farklılaşmadığı saptanmak istenmiştir. Araştırma 2010-2011 eğitim-öğretim yılında yürütülen betimsel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın evreni Uşak ili sınırları içerisinde bulunan tüm kamu ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Örneklemini ise tesadüfi örnekleme yolu ile seçilen 311 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Apaydın (2012 tarafından geliştirilen örgütsel sinizm ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulguları ilköğretim öğretmenlerin sinizm algılarının “Az düzeyinde” olduğunu göstermektedir. İlköğretim öğretmenlerinin sinizme ilişkin görüşleri cinsiyet, branş, kıdem, öğrenim durumu bakımından değişmemektedir. Okuldaki çalışma süresi bakımından, bulunduğu okulda 6-10 yıl çalışan öğretmenlerin, 1-5 yıl çalışan öğretmenlere göre daha çok sinizme sahip olduklarını göstermektedir.

    3. EDİTÖRLERDEN

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      ANADOLU KLİNİĞİ TIP BİLİMLERİ DERGİSİ

      2018-06-01

      Full Text Available Editörlerden,Anadolu Kliniği Tıp Bilimleri dergimizin 21. cilt, 3. sayısı ile yeniden karşınızdayız.21. cildin bir ve ikinci sayılarının her birinde 11’er adet bilimselyazıyı siz değerli okuyucularımıza ulaştırmıştık. İkinci sayının basımınıtakiben 2 Mayıs 2016 tarihinde, dergimizin ilk basıldığı matbaanın bulunduğuKonya şehrimizde, Selçuk Üniversitesi ev sahipliğinde HayatVakfı Konya Şubesi’nin açılışını ve Anadolu Kliniği Tıp Bilimleri dergimizintanıtım toplantısını Dr. Sare Davutoğlu Hanımefendi’nin teşrifleriylegerçekleştirdik. Dergimizin tanıtımı için önemli olan bu gibi etkinlikleriAnadolu’nun diğer şehirlerinde de sürdürmeyi planlıyoruz.Şu an itibariyle Türkiye Atıf Dizini ve Google Akademik dizinde indekslenendergimiz, aynı zamanda bu sayıyla birlikte uluslararası hakemli dergistatüsüne sahip olmuştur. Bunun yanı sıra 21. cilt birinci ve ikinci sayılardakiyazılar da dahil olmak üzere tüm yazılara DOI numarası atanmışolacaktır. Her yeni sayımızla birlikte sizlere daha kaliteli bir bilimsel dergisunmak amacıyla yoğun çabalarımız devam etmektedir. Bu amaçla dergimizdeyayımlanacak olan yazılarda dil kullanımı ile ilgili aşağıdaki hususlarada dikkat çekmek isteriz:Kayıtsız şartsız geçerli olacak kurallardansa duruma göre esneyebilecekkurallar koymak her zaman daha iyidir.Örneğin, yazarken her sözcük için mutlaka öz Türkçe bir karşılık kullanılmayabilir;zira yaygınlık ve anlaşılırlık da oldukça önemli birer etmendir.Bununla birlikte, iki alternatif de sık kullanılmakta ve kolayca anlaşılabilirise, Türkçe olan yeğlenmelidir; örneğin “faktör” yerine “etmen,” “tercih etmek”yerine “yeğlemek” gibi. Ama bunun istisnaları olabilir, örneğin “hastatercihleri” demenin “hasta yeğlemeleri” gibi tuhaf bir söz etmekten yeğoluşu gibi.Anadolu Kliniği’ne gönderilecek yaz

    4. Sağlık ve Beslenme Açısından Sebzelerin Önemi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Atilla Eriş

      2015-02-01

      Full Text Available Sağlıklı bir yaşam için en önemli faktör dengeli beslenmedir. Bu ise, gerek hayvansal gerek bitkisel besin maddelerinden bilinçli biçimde yararlanmakla sağlanır. Tek taraflı bir beslenme insan metabolizmasında çok kısa sürede anormalliklere yol açar ve fizyolojik dengeyi bozar. İnsan büyümesi, gelişmesi ve yaşamındaki bir çok fonksiyonun etkilendiği beslenme olayı üzerinde dururken; bitkisel besin maddelerinden sebzelere özel bir yer vermek gerekir. Esas olarak besinlerin değerlendirilmesi, bunların kapsadıkları kimyasal öğelere göre yapılır. Böylece bir kimsenin vücudunun gereksinimleri de biyokimyasal kavramlarla saptanabilir. Sebzelerin bünyesinde temel besin maddelerinden karbonhidratlar, proteinler, yağlar, madensel maddeler, vitaminler ve su bulunur. Genel olarak 100 g sebzenin bünyesinde karbonhidrat 2.2-28.2 g; protein 0.6-7.0 g; yağ 0.1-1.3 g; madensel maddelerden demir 0.2-12.7 mg; kalsiyum 6-392 mg arasında bulunur. Keza vitamin yönünden oldukça zengin olmaları, sebzelerin temeldeki değerini bir kat daha arttırmaktadır. Bu konudaki veriler Cetvel 2’de görülmektedir. Özellikle A, B, C, E, K ve PP vitaminlerince zengin olan sebzelerin bu vitaminlerinden gereği gibi yararlanmak için bozulmamalarına dikkat etmek gerekir. Bunun için sebzelerin hasadından taze tüketimine kadar geçen süreyi oldukça kısa tutmalıdır. Sebzeler pişirilerek yenecek ise, sularını atmamalı ve kızartmamalıdır. Özellikle haşlama olarak veya buğday pişirilmelidir. Taze olarak veya işlenecek tüketimde sebzeleri fazla hırpalamamalıdır. Böylece olanaklar içinde vitaminlerden daha çok yararlanılabilir. Sebzelerin beslenme ve sağlık için gerekli olmalarının nedenlerini de şöyle sıralayabiliriz. a Vitamin kapsamları geniştir, b Madensel maddeler yönünden vücudun gereksinimini karşılarlar, c Az miktarda kalori sağladıklarından genellikle kilo aldırmazlar, d İştah a

    5. Sınıf İçi Disiplin Kurallarının Benimsetilmesinde Öğretmen Rolleri Teacher Roles Adopting Disciplinary Rules In Classroom

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İbrahim HABACI

      2013-09-01

      sınıf düzeninin olması gerekir. Bu düzeni engelleyen faktörlerden birisi de disiplin sorunu oluşturan davranışlardır. Disiplin, öğrenme ortamının düzenini bozan, öğretim yaşantılarını aksatan öğrenci davranışlarına öğretmenin gösterdiği tepkidir. Her öğretmenin aynı davranışa verdiği tepki birbirinden farklıdır. Gerek öğretmenlerin disiplin anlayışındaki farklılıklar gerekse her sınıfın farklı nitelik ve yoğunlukta olması disiplin modellerinin uygulanmasında çeşitlilik oluşturmuştur. Bu farklılığa rağmen disiplin modellerinin ortak amacı, etkili eğitim ve öğretimin sağlanmasıdır. Disiplin sorunu oluşturan davranışın nedeni öğrenci, öğretmen ve aileden kaynaklı olabilir. Öğretmene düşen görev, sınıfın koşullarına uygun ve öğrenci farklılıklarını göz önüne alarak en uygun modelleri birleştirerek istenmeyen davranışları ortamdan uzaklaşmasını sağlamaktır.Sınıf içerisinde karşılaştığımız disiplin; okulun genel işleyişini öğrenci haklarını ve eğitim iş görenlerinin haklarına bir saldırı olan davranışlardır. Disiplin modelleri olarak öğretmenlerin benimsediği yöntemler çok sayıda olabilir, ancak bunlar içerisinde en iyi diyebileceğimiz bir model yoktur. Öğretmen gerektiği yerde her bir modelden bir kısmını kullanarak sınıfın disiplinini sağlamak durumundadır. Her ne kadar her türlü önlemi alsak bile sınıf ortamında istenmeyen davranışlar ortaya çıkar. Öğretmen böyle bir durumda mutlaka bir tepkiyle karşılık vermelidir. Disiplin kuralları oluşturulurken hem okul idaresi, anne babalar hem tüm öğretmenlerimiz bu sürece dahil edilmelidir ki uygulanan yöntemlerde başarılı olabilelim. Biz burada uygulanan farklı disiplin modellerinden bahsederken aynı zamanda bunlarında ötesinde bu gün daha da muhtaç olduğumuz sevgi modeli üzerinde durulması gerektiğine inanıyoruz. Sevgi modeli mesleğini i

    6. Sağlık okur-yazarlığı/Health Literacy

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nazmi Bilir

      2014-04-01

      Full Text Available ÖzetGeçen yüzyılın ortalarından itibaren bulaşıcı olmayan hastalıkların dünyada görülüşünün ve öneminin artmasından sonra bu hastalıklardan korunma yaklaşımları geliştirilmeye başlamıştır. Bulaşıcı olmayan hastalıkların korunması çalışmaları, bireylerin yaşam şekillerinde ve sağlık davranışlarında değişiklik yapmayı gerektirir. Bunun için kişilerin bu sağlık sorunlarının oluşumu ve korunma yaklaşımları konusunda bilgi sahibi olması, bilgi kaynaklarına ulaşması, bilgileri doğru olarak algılaması ve uygulaması gerekir. Bireylerin bilgi kaynaklarına ulaşma, bilgiyi okuma ve anlama, bilgiler ışığında sağlık ve sağlığın korunması-geliştirilmesi ile ilgili konularda, yaşam boyunca yaşam kalitesini artırmaya yönelik doğru kararlar verme ve uygulama ile ilgili istekleri ve kapasiteleri “sağlık okur-yazarlığı” olarak adlandırılır. Sağlık okur-yazarlığı düzeyi ile bazı risk faktörleri sıklığı ve hastalıklardan korunma arasında ilişkiler vardır. Bulaşıcı olmayan hastalıklardan korunmada başarılı olmak için toplumların sağlık okur-yazarlığı düzeyinin yükseltilmesi önemlidir. Bu amaçla erken çocukluk döneminden başlayarak okul dönemi ve çalışma yaşamı dahil olmak üzere çeşitli eğitim çalışmaları yapılmalıdır. Sağlık okur-yazarlığı düzeyinin geliştirilmesinde genel eğitim düzeyinin yeri ve önemi de akılda tutulmalıdır.Anahtar Kelimeler: Sağlığın geliştirilmesi, sağlık eğitimi, sağlıklı yaşlanma, kronik hastalık, sağlık hizmetleriAbstractThe prevalence and importance of noncommunicable diseases increased gobally since the second half of the last century, and several approaches were developed for prevention and control of this group of health problems. For the prevention of noncommunicable diseases, there is need for the people to change their life-style and health behaviors. It is

    7. Üniversite öğrencilerinde madde kullanımı, şiddet ve bazı psikolojik özellikler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ebru Turhan

      2011-06-01

      Full Text Available ÖzetAmaç: Madde bağımlılığı günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışma, üniversite öğrencilerinde sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımının yaygınlığını ve bunu etkileyen faktörleri araştırmak amacı ile yapıldı. Yöntem: Kesitsel tipteki bu araştırmada veriler, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Ziraat Fakültesi ve Reyhanlı Sağlık Meslek Yüksek Okulu öğrencilerinden elde edildi.  Her fakülte ya da yüksek okuldan bir, iki, üç ve dördüncü sınıflardan birer şube seçildi ve sınıflarda ½ sistematik örneklem ile de öğrenciler seçildi. Çalışmaya toplam 396 öğrenci katıldı. Araştırmaya katılmayı kabul edenlere gözlem altında soru kağıdı uygulandı. Bulgular: Katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20.9±2.3 ve %55.1’i erkektir.  Yaşam boyu sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı sırasıyla %73.2, %56.6 ve %9.6 idi. Erkeklerde sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı daha yüksek bulundu. Babasında ve kardeşinde sigara ve alkol kullanımı öyküsü olanlarda sigara ve alkol kullanımı daha yüksek saptandı.  Yakın akrabalarında uyuşturucu madde kullanımı bildirenlerde, uyuşturucu madde kullanımı daha fazla bulundu. Sigara kullananlarda şiddete uğrama ve şiddet uygulama, sigara içmeyenlere göre daha yüksek idi (p<0.001. Hayat boyu şiddete uğrayanların özgüven ve sosyal destek skorları düşük, sürekli kaygı puanları yüksek bulundu (p<0.01. Uçucu madde kullananlarda sürekli kaygı puanı yüksek (p<0.05, sosyal destek puanı düşük idi (p<0.05. Sonuç: Sigara içme, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı Hatay’da üniversite öğrencilerinde yaygındır. Bulgularımız uçucu madde kullanımı ile yüksek sürekli kaygı ve düşük sosyal destek arasında ilişki olduğunu desteklemektedir.Anahtar Kelimeler: Madde kullanımı, üniversite öğrencileri, özsaygı, özgüven, kaygı,

    8. The Analysis of Poisoning Cases Presented to the Emergency Department within a One-Year Period

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fatma SARI DOGAN

      2014-12-01

      şvuran erişkin hastaların demografik ve etiyolojik faktörlerini araştırdık. Gereç ve Yöntem: Çalışma geriye dönük bir çalışma olup veriler adli defter, protokol defteri ve hasta dosyalarından elde edilmiştir. Bir yıllık süre içerisinde (Eylül 2011-Eylül 2012 Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne zehirlenme ile başvuran 14 yaş üstü hastalar çalışmaya dahil edildi. Bulgular: Çalışmaya toplam 430 hasta dahil edildi. Olguların 278'i kadın (%64.7, 152'si erkekti (%35.3. Kadın/erkek (K/E oranı 1.82/1, yaş ortalaması 27.4±11.75 idi. Zehirlenme nedeni incelendiğinde; 348'inin (%80.93 ilaç, 39'unun (%9.06 alkol ve ilaç, 37'sinin (%8.6 fare zehiri, dördünün (%0.93 kostik madde, ikisinin (%0.46 organofosfat olduğu görüldü. En yüksek başvurunun sırasıyla temmuz, ağustos, eylül aylarında olduğu görüldü. Mevsimlere göre başvuru sıklığına bakıldığında %35.6 yaz, %29.1 sonbahar, %19.8 ilkbahar ve %15.6 kışın başvuru olduğu tespit edildi. Sonuç: Çalışmamızın sonuçları literatürde Türkiye'de daha önce yapılan çalışmalarla benzerlik göstermektedir. Zehirlenme olguları kadınlarda daha sık olup en sık ilaç alımı yolu ile olmaktadır. Literatürden farklı olarak en sık yaz mevsiminde zehirlenme tespit edildi. Key words: Emergency services, poisoning, suicide, Anahtar sözcükler: Acil servis, zehirlenme, intihar

    9. S-19: Futbolculara Uygulanan Üç Farklı Germe Tekniğinin Hamstring Esnekliğine Akut Etkisi: Pilot Bir Çalışma

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Erkan Erol

      2017-03-01

      Full Text Available GİRİŞ: Fiziksel olarak aktif kişilerde ve sporcularda hamstring yaralanmaları yaygın görülür. Yetersiz ısınma, esnekliğin az olması, kas imbalansı, nöral gerginlik ve daha önce geçirilen yaralanmalar hamstring yaralanmalarına zemin hazırlar. Hamstring yaralanmasına neden olan faktörler arasında posterior kompartımanın yetersiz esnekliği en yaygın kabul gören nedenlerden biridir ve fiziksel aktiviteden önce germe uygulanmasının kasın, fasyanın ve nöral dokuların esnekliğini artırarak yaralanma riskini azaltacağı önerilmektedir. AMAÇ: Bu çalışmanın amacı futbolculara uygulanan üç farklı germe tekniğinin hamstring esnekliğine etkisini incelemektir.GEREÇ YÖNTEM: Çalışmaya yaşları 16 ile 20 yıl arasında olan 38 erkek futbolcu dahil edildi. Katılımcılar 3 gruba ayrıldı: 1. gruba sırtüstü pozisyonda statik hamstring germe, 2. gruba siyatik sinir nöral mobilizasyonu, 3. gruba mulligan yöntemine göre traksiyonla düz bacak kaldırma tekniği uygulandı. Uygulama süresi her 3 teknik için de 60 saniye olarak belirlendi. Uygulama öncesi ve sonrası katılımcıların dominant alt ekstremitesi gonyometre kullanılarak düz bacak kaldırma testi ile aktif ve pasif olarak değerlendirildi. Sonuçlar derece olarak kaydedildi.BULGULAR: Düz bacak kaldırma testi başlangıç değerleri karşılaştırıldığında müdahale öncesinde gruplar arası fark olmadığı görüldü. Uygulamalar sonrası her 3 grupta düz bacak kaldırma testinin aktif ve pasif eklem hareket açıklığında (EHA istatistiksel olarak anlamlı artış saptandı (p<0,05. Gruplar kendi arasında kıyaslandığında, mulligan yönteminin kullanıldığı grupta, uygulama sonrası hem aktif hem pasif EHA’nın diğer 2 gruptan daha fazla artış olduğu kaydedildi (p<0,05. Nöral mobilizasyon ve statik germe gruplarının EHA artışları arasında fark olmadığı görüldü (p<0,05.TARTIŞMA / SONUÇ: Bu sonu

    10. P-16: Takım Sporu Yapan Bireylerde Görülen Sakatlık Türleri ve Bu Sakatlıkların Çeşitli Değişkenlere Göre İncelenmesi (Bursa Örneği

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İlker Kirişci

      2017-03-01

      , üst bölgenin alt bölgeye göre daha güçsüz olmasından kaynaklandığı düşünülebilir. Isınma ve soğuma süreleri yeterli olmasına rağmen yetersiz ısınmadan dolayı sakatlanma 2. sırada yer almakta, buda ısınmanın bilinçsiz yapıldığı anlamına gelebilir. Sporcuların % 74’ü hırçın, cesur-atak, asi, sinirli kişilik yapısına sahip oldukları için sakatlık riskini arttırır. Sakatlığa neden olan faktörlerde ilk sırada rakibin darbesiyle sakatlanma, ikinci sırada yetersiz ısınma, üçüncü sırada ise zemin bozukluğu sakatlıkların oluşmasında etkili olmuş ve %51,6’sı maç ortasında gerçekleşmiştir. Maçlarda sağlık personeli bulunmasına rağmen antrenmanlarda bulunmadığı ortaya çıkmıştır.

    11. Toplumsal Cinsiyet Bağlamında Türkiye’de Kadınların Bestecilik Eğitimine Erişimi ve Bestecilik Kariyeri Women’s Access to Composition Education and Career of Composition in Turkey in the Context in Gender

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Zeynep Gülçin ÖZKİŞİ

      2012-09-01

      Full Text Available Expectations and attitudes related to gender roles are important factors in accessing education, career choices and careers of women and men. Throughout the music history literature, musical creativity has been always accounted to male artists, whereas women are mostly accepted as prominent and talented music performers. The scarcity of women composers in musical canon is caused by several social, cultural and economic factors. The myth of female incapacity for musical creativity, which was rather a strong prejudice until the mid of 20th century and women’s limited access to musical education in the area of composition were among these factors. Although to a lesser extent, gender and gender-based inequality in educational and professional guidance, continues today, as well. Women’s access to composition education and, affects of gender and gender roles to choice of career in the case of composition; profiles of students in the context of gender in general music and composition schools which offer undergraduate composition programmes on Europian academic music are analysed. The lists of students who graduated from these institutions since their foundations are examined on the basis of gender and the numbers of graduate girls/boys are obtained and comprised. The gender profile of age to start composition education in the institutions of undergraduate composition education and academicians who born in 1960-1977 and received an undergraduate education of composition are observed. Cinsiyet rollerine ilişkin beklenti ve tutumlar, kadınlar ve erkeklerin eğitime erişimleri, meslek seçimleri ve kariyerlerinde önemli birer faktördür. Müzik tarihi literatüründe kadınlar, önemli müzik icracıları olarak kabul görürken, bestecilik ve müzikal yaratıcılık, daha çok erkeklerle ilişkilendirilen bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bestecilik özelinde, kadınların müzikal kanonda erkeklere oranla daha az yer buluyor olmalar

    12. Psychologiczne bariery udzielania pomocy medycznej dziecku = Psychological barriers in delivering first help for child

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Rafał Czyż

      2016-05-01

        Abstrakt Udzielanie pierwszej pomocy niejednokrotnie wymaga od potencjalnego ratownika przełamywania wielu wewnętrznych barier. Gdy dochodzi do zagrożenia życia lub zdrowia dziecka czynniki te w szczególności nasilają się i w istotnym stopniu determinują dalsze działania osoby niosącej pomoc na miejscu zdarzenia.   Celem pracy była próba identyfikacji czynników psychologicznych, mogących wpływać na chęć udzielania pomocy dziecku w stanie nagłym.   W badaniu wzięło udział 114 studentów w wieku 22,1±1,6 lat. Użyto autorskiej ankiety, składającej się z pytań, próbujących określić owe czynniki oraz testu wiedzy z zakresu pierwszej pomocy.   Większość(65% ankietowanych deklaruje ukończenie szkolenia z zakresu pierwszej pomocy osobie dorosłej, natomiast dziecka – zaledwie 42% studentów. Zaskakującym jest fakt, iż w ponad 80% szkoleń nie podjęto tematu dotyczącego pediatrycznej wersji AED. Wysoki odsetek studentów(60% deklaruje podjęcie pomocy dziecku w sytuacji zagrożenia jego życia. Pozostała część ankietowanych, jako największą barierę w udzielaniu pomocy dziecku, określa obawę przed pogłębieniem istniejącego już urazu(54%. Dodatkowo częstymi powodami odstąpienia od pomocy są: brak wiedzy i umiejętności udzielania pomocy(30%, strach związany z zaistniałą sytuacją(21% oraz obawa przed pociągnięciem do odpowiedzialności prawnej za wyrządzenie krzywdy(20%. W porównaniu płci, kobiety uzyskały wyższy średni wynik testu wiedzy niż mężczyźni (5,10±1,6vs.4,86±1,6, aczkolwiek zdecydowanie częściej w ankiecie wskazują jej brak jako czynnik ograniczający niesienie pomocy.   Występowanie wielu czynników ograniczających studentów w udzielaniu pomocy dzieciom niesie za sobą konieczność organizowania systematycznych szkoleń z zakresu pierwszej pomocy.   Słowa kluczowe: pierwsza pomoc, bariery psychologiczne.     Psychological barriers in delivering first help for child

    13. Składniki mineralne w orzechach występujących w składzie „mieszanek studenckich” = Minerals in nuts which are components of „Trail Mix”

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Natalia Mikołajczak

      2016-09-01

      Wydział Nauki o Żywności, Uniwersytet Warmińsko-Mazurski w Olsztynie   Uniwersytet Warmińsko-Mazurski w Olsztynie, Katedra Przetwórstwa i Chemii Surowców Roślinnych Pl. Cieszyński 1, 10-726 Olsztyn e-mail: natalia.mikolajczak@uwm.edu.pl   Streszczenie   Wprowadzenie i cel pracy: Orzechy stanowią cenną grupę żywności pod względem wartości żywieniowej, dlatego też są jednym z głównych składników wykorzystywanych w produkcji mieszanek studenckich. Obecność orzechów w codziennej diecie konsumenta ma pozytywny wpływ na organizm poprzez redukcję poziomu cholesterolu we krwi, przeciwdziałanie nowotworom i cukrzycy czy również wspomaganie utraty masy ciała. Wszystkie te korzyści wynikają ze składu chemicznego orzechów i obecności w nich wielu wartościowych składników odżywczych, w szczególności składników mineralnych. Celem pracy był przegląd aktualnego piśmiennictwa na temat zawartości poszczególnych składników mineralnych w orzechach, będących składnikami tradycyjnych mieszanek studenckich, czyli laskowych, włoskich, arachidowych, nerkowcach oraz migdałach. Skrócony opis stanu wiedzy: Orzechy to cenne źródło składników mineralnych, zarówno mikro, jak i makroelementów. Przede wszystkim, orzechy laskowe, włoskie, arachidowe oraz migdały dostarczają znacznych ilości potasu, którego zawartość w 100 g surowca odnotowuje się na poziomie wyższym niż 500 mg. Z kolei zawartość fosforu obecna jest na zbliżonym poziomie jedynie w migdałach. Mikroelementy takie jak żelazo, miedź, cynk i mangan występują we wszystkich orzechach w ilości 5-10 mg/100 g. Podsumowanie: Zebrane dane literaturowe potwierdzają fakt, że analizowane rodzaje orzechów są cennym źródłem zarówno mikro, jak i makroelementów. Są one bogactwem potasu, fosforu, magnezu oraz wapnia. Ponadto, dostarczają także znacznych ilości żelaza, cynku oraz manganu.   Słowa kluczowe: składniki mineralne, orzechy laskowe, orzechy

    14. Ortak Çalışma ve Ekip Bilimi: Teoriden Pratiğe=Collaboration and Team Science: From Theory to Practice

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      L. Michelle Bennett

      2013-07-01

      Full Text Available Disiplinler arası çalışmalar, bilimsel buluşlar ve dönüşümsel araştırma çalışmaları için giderek daha önemli hale gelmektedir. Yüksek katılımlı ve aralarında etkileşim halinde olan araştırma ekipleri birtakım ortak özellikleri paylaşırlar. Bu özellikler çalışmalarının geliştirilmesi ve zamanla sürdürülebilirliğine ilişkin başarılarına katkıda bulunur. Çok başarılı araştırma ekipleri ile hedeflerine ulaşamayan veya aralarındaki uyuşmazlıklar nedeniyle dağılan ekiplerin üyeleriyle etraflıca yaptığımız görüşmelerle, ekip başarısı ve etkinliği için gerekli anahtar unsurları belirledik. Hiç kuşkusuz bilimsel hedef ortak çalışmanın merkezinde yer almaktadır. Buna karşın ekibin raydan çıkmasını önlemek için destekleyici ögelere de ihtiyaç vardır. Bunların içinde en önemlisi güvendir; güven olmadan ekip dinamikleri zamanla bozulma riskiyle karşı karşıya kalır. Hem liderler hem de diğer katılımcılar için farkında olunması gereken diğer kritik faktörler; ortak bir vizyon geliştirmek, ekip üyelerini stratejik olarak belirlemek ve ekibin kurulmasında kararlı davranmak, uyuşmazlık çıktığında ihtilafları ortaya koymak ve kredi (itibar, destek vb.ile yazarlığı paylaşırken beklentileri açıkça ortaya koymaktır. Özfarkındalık ve güçlü iletişim becerilerine sahip olmak, etkin bir liderliğe ve bilim ekiplerinin yönetim stratejilerine önemli katkı sağlar. Tüm başarılı ekipler bu aktiviteleri etkin olarak gerçekleştirme özelliğini paylaşırken, farklı güçlü ve zayıf özelliklere sahip her liderle başarıya ulaşmak için tek bir formül yoktur. Başarılı bilimsel ortaklıklar, kendisini bilen, düşünceli, işin merkezinde bilimin olmasını destekleyen kritik unsurları önemseyen güçlü liderlere sahiptir./Interdisciplinary efforts are becoming more critical for scientific discovery and translational

    15. Türkiye’de Seçilmiş Bazı İllerde Arı Ürünlerinin Tüketim Alışkanlıklarının ve Farkındalık Düzeylerinin Belirlenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Rahşan İvgin Tunca

      2015-06-01

      Full Text Available Bu çalışmanın amacı, Türkiye genelinde seçilmiş illerde, bal başta olmak ve arı ürünleri tüketimini etkileyen faktörler ile arı ürünlerinin tüketim alışkanlık ve farkındalık düzeylerini değerlendirmektir. Çalışmanın ana materyalini, 2014 yılı içerisinde Batman, Bursa, Diyarbakır, Erzincan, Kayseri, Kırşehir, Mersin, Muğla, Muş, Ordu ve Samsun illerinden tesadüfî olarak seçilen 1112 kişiye yapılmış olan anket çalışmasından elde edilen orijinal veriler oluşturmuştur. Çalışmadaki veriler iki kısımda incelenmeye alınmıştır. İlk kısım ankete katılanların bal tüketim alışkanlık ve farkındalıklarını içerirken, ikinci kısımda bireylerin polen, propolis, arı sütü ve zehiri gibi arı ürünlerinin kullanım tercihleri incelenmiştir. Her bir kısım için arı ürünleri üzerinde çalışılan değişkenlere ait verilere çok değişkenli lojistik regresyon modeli uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, tüketicilerin % 39.6’sı aylık olarak 0-500 gram arasında bal tükettiği tespit edilmiştir. Tüketicilerin % 51.2’ si balı genel olarak tanıdıklardan, % 41’i ise market ve pazardan aldıklarını belirtmişlerdir. Televizyonda yapılan reklamları inandırıcı bulanların oranı % 5.9 olarak belirlenmiştir. Bal kullananların % 45.8’ i balın kalitesini anlayabildiğini ifade etmişlerdir. Marka olmasına dikkat edenlerin oranı % 52.7 olarak belirlenmiştir. Tüketicilerin yaşı, balı nereden aldığı, balda marka tercihi ve bal reklamlarını inandırıcı bulma durumları 0.05’e göre, eğitim seviyesi, aylık gelir, bal tipi tercihi ve bal reklamından etkilenme durumları ise 0.01’e göre önemli bulunmuştur. Tüketicilerin propolis, polen, arı zehri ve arı sütünü duyma oranları sırasıyla % 28.2 , % 22.9, % 56.8 ve % 23.3 olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak çalışma, tüketicilerin arı ürünlerinin faydaları konusunda

    16. Zła tradycja. Delegalizacja corridy de toros w Katalonii

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Magdalena Ziółkowska-Kuflińska

      2016-08-01

      krokiem tej procedury było przyjęcie przez parlament uchwały, deklarującej tauromachię jako niematerialne dziedzictwo kulturowe Hiszpanii. Historia walki z corridą de toros trwa niemal od samego początku jej istnienia, angażuje autorytety polityczne, religijne, czy związane ze sztuką. Wydawać by się mogło, że cała Hiszpania – z wyjątkiem Katalonii – praktykuje corridę de toros z różnym entuzjazmem. Okazuje się jednak, że nie jest tak do końca. Najbardziej jaskrawym tego przykładem są Wyspy Kanaryjskie, które jako region autonomiczny w roku 1991 przegłosowały uchwałę dotyczącą ochrony zwierząt. W ramach tej decyzji, w artykule 5.1, uwzględniono także  corridę de toros, której zakazanie było tylko formalnością z uwagi na fakt, że na wyspach praktycznie nie było śladów zainteresowania tą tradycją. Z kolei w Galicji kwestia stosunku do corridy de toros przybrała nieco odmienny charakter. Region ten nie podnosił – przynajmniej oficjalnie i jednoznacznie – postulatów o delegalizację tauromachii, ale od lat podkreślano, że tradycja organizowania corridy de toros nie nawiązuje do korzeni kulturowych Galicji. W przypadku Katalonii corrida de toros stała się narzędziem do zademonstrowania światu swojej inności od reszty Hiszpanii, a dla nacjonalistycznie nastawionej części Katalończyków stała się dowodem na kulturową wyższość względem sąsiada.

    17. Bireyselden Ortak Bilgi Davranışına=From Individual to Collaborative Information Behavior

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hakan Yıldız

      2014-06-01

      Full Text Available Bilgi davranışı, farklı disiplinler tarafından artan bir hızla araştırılan alanlardandır. Bilgi davranışı ile ilgili yapılan ilk çalışmaların sistem odaklı olduğu, amacının sistemin sorunlarını çözmek olduğu, ayrıca konuya bilgi merkezleri açısından yaklaşıldığı bilinmektedir. Ancak 1980 sonrası, konu kullanıcı/birey açısından ele alınmış, son on yılda da akademik ilgi, bireysel bilgi davranışından ortak bilgi davranışına yönelmiştir. Ortak bilgi davranışı, ekipler/topluluklar içindeki ortak aklı işbirliği ile ortaya çıkartmak suretiyle optimum kararların alınmasına yardımcı olmaktadır. Konu ile ilgili gerek teorik gerekse teknik çalışmalar halen ön-paradigma aşamasındadır ve sınırlı sayıda da olsa modeller geliştirilmektedir. Ortak bilgi davranışında, ortak zemin, bağlam, farkındalık, güven gibi faktörler ve bunların davranış üzerindeki etkileri araştırılmaktadır. İnsan- makine arasındaki etkileşim senaryolarının (örneğin insan-insan, insan-makine, insan-makine-insan vb. çeşitliliği, konunun sosyal ve/veya teknik açılardan ele alınmasını gerektirmekte, bu ise kavramsallaştırmada zorluklara neden olmaktadır. Bu çalışmada, bilgi davranışı araştırmalarının bireysel bilgi davranışından ortak bilgi davranışına neden ve nasıl evrildiği, araştırmalarda gelinen nokta ve ortak bilgi davranışı alanının sunduğu fırsatlar tartışılmaktadır./Information behavior is an important field, which is increasingly studied by different disciplines. It is known that the first studies conducted related with information behavior were system focused, their aim was to resolve problems of the system and the subject was approached in terms of information centers. However after 1980, the topic was tackled in terms of user/individual. During the last decade, the focus shifted from individual information behavior to collaborative

    18. Tüketim Toplumlarında Kentsel Dönüşüm Projelerinin ve Çevre-Toplum Anlayışının Sosyolojik Analizi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Alı Fatih UYSAL

      2012-12-01

      edilmiştir. Böylelikle tüketim toplumlarında kentsel dönüşüm projelerinin yaratmış olduğu sosyal değişim süreci ortaya konularak, sağlıklı, uzun vadeli, başarılı sürdürülebilir bir çevre modelinin gelişmesi için gerekli olan faktörlerin kurumsal ve teorik alt yapısı oluşturulmuşturAbstractSince his creation, human beings have always been in interaction with the natural environment. This has been a direct result of the life activities as human being was a part of the ecosystem in the first ages. However, constantly increasing population, together with developing technology, has caused changes within the ecosystem. The mentioned fact which needs to be considered in the human and nature relations brings out the problem of how the nonrenewable and unenrichable soil and its complementary parts, namely air, water and plants will take form, or rather should be formed as balanced. Although numerous projects titled ‘sustainable development’ have recently been developed to solve the grooving problems concerning the environment, these works are seen insufficient. The most important reason for this situation is the fact that the human-nature relations are organized within the marketing system and thus they lead to well-known contradiction regarding the trio of “productivity”, “social justice” and “environmental protection” in the use of land. For example; in Turkey, the Building Law Code 3194 and the Municipality Law Code 5393, both aiming to form the urban areas, emphasize that the municipalities have to work to upgrade the physical quality of the cities. In this regard, this study deals with the urban environment which ‘the urban transformation project’ vows and the current socio-cultural change in comparison with each other. Moving from that point, the study has examined numerous studies, about the urban transformation and its environmental problems through a sociological point of view. By this study, the social transformation

    19. Lietuviškas Adomo Mickevičiaus autografas

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Zigmas Zinkevičius

      2011-12-01

      eksperymencie, autor artykułu czyni następujące wnioski:Zapisane w tekście fragmenty litewskich pieśni ludowych były odśpiewane w obesności A. Mic­kiewicza przez L. Korylskiego w jego rodzinnym dialekcie północno żemajtskim, który można zlokalizować na przestrzeni między Palanga, Darbėnai i Lenkimai. To odgałęzenie wymienionego dialektu bardzo różni się od powszechnie używanego języka litewskiego i A. Mickiewicz na pewno nie byl z nim obznajmiony. Znał on jednak dwa pierwsze fragmenty pieśni w dialekcie auksztajtskim (zbliżonym do powszechnie używanego języka litewskiego. Toteż A. Mickiewicz, zapisując owe fragmenty, wahał się między formami dialektu żemajtskiego, w którym odśpiewał je L. Korylski, a znanymi formami dialektu auksztajtskiego. Na tym tle powstał między nimi spór, o ktorym upominają dzieci A. Mickiewicza (co pozostaje w sprzeczności z wnioskami M. Brensztejna i J. Otrębskiego, że zawiodła dzieci pamięć. Trzeciego fragmentu A. Mickiewicz nie znał. Zapisał go ze słuchu niezupełnie (przynajmniej z początku rozumiejąc tekst w dialekcie żemajtskim. Rozbiór tekstu i analiza ekstralingwistycznych faktów dowodzi, że język litewski nie mógł być A. Mickie­wiczowi całkiem nieznany. Jednakże nie mamy dowodów, na podstawie których można byłoby ustalić stopień opanowania języka litewskiego przez A. Mickiewicza.

    20. Wpływ nakładów na badania i rozwój na rentowność przedsiębiorstw

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Barbara Grabińska

      2018-03-01

      Full Text Available Celem artykułu jest zbadanie wpływu wydatków na badania i rozwój na wzrost rentowności przedsię- biorstw. Sformułowana na podstawie badań literaturowych hipoteza badawcza zakłada statystycznie istotny i dodatni wpływ intensywności wydatków B+R na wzrost rentowności w roku następnym. Została ona zweryfikowana za pomocą dwóch modeli, które, oprócz czynników wpływających na rentowność i zmiennych kontrolnych, obejmują dwie różne miary intensywności wydatków badawczo-rozwojowych, których wpływ na rentowność został stwierdzony w pracach innych autorów. Badanie zostało przeprowa- dzone za pomocą analizy regresji panelowej w wariancie odpornym (tzw. robust za pomocą modelu I (II na próbie 2123 (1940 rocznych sprawozdań finansowych 458 (384 amerykańskich spółek giełdowych z okresu obejmującego lata 2007–2016. Spółki amerykańskie zostały wybrane do próby badawczej ze względu na fakt, że US GAAP zasadniczo nie dopuszczają możliwości ujęcia (kapitalizacji w bilansie wydatków na badania i rozwój. W rezultacie wszystkie tego typu wydatki są widoczne bezpośrednio w sprawozdaniu finansowym. Badania zostały przeprowadzone z uwzględnieniem jednorocznego opóź- nienia czasowego wpływu wydatków B+R na wzrost rentowności. Wyniki analizy wskazują, że inten- sywność wydatków na badania i rozwój w sposób statystycznie istotny wpływają na wzrost rentowności badanych jednostek, co tym samym dostarcza argumentów na rzecz pozytywnej weryfikacji przyjętej w pracy hipotezy. Powyższe wyniki mogą mieć znacznie dla organów stanowiących regulacje rachunko- wości, jak również kadry zarządczej spółek przy podejmowaniu inwestycji w B+R, jak również użyt- kowników sprawozdań finansowych. The main aim of the paper is to investigate the impact of R&D expenditures on the growth of company profitability. On the basis of literature review a main hypothesis was formulated as follows: the

    1. Koroner kalp hastalığı(KKH riski olup Toplum Tabanlı Sigara Bırakma Merkezi’ne davet edilenlerin başvurusunu etkileyen etmenler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Özlem Pekel

      2012-08-01

      Full Text Available Özet Amaç: Bu çalışmada amaç, KKH riski olup Toplum Tabanlı Sigara Bırakma Merkezi’ne davet edilenlerin başvurusuna etki eden faktörlerin belirlenmesidir. Yöntem: Balçova’da yaşayan 30 yaş üzeri kişilerin KKH risk durumlarının belirlendiği ve buna yönelik girişimlerin planlandığı Balçova’nın Kalbi(BAK projesi kapsamında 2008 yılında yapılan durum saptama çalışmasında belirlenen Framingham risk düzeylerine göre KKH riski orta ve yüksek düzeyde riski olup sigara içen kişiler (1390 kişi veri tabanından seçilmiştir.  Projede eğitimli yedi kişiden oluşan Toplum Sağlığı Destek Grubu (TSDG hedef gruba ev ziyaretleri ya da telefonla ulaşarak projeye katılmaları için merkeze davet etmişlerdir. Sigara Bırakma Merkezi’nde tüm hizmetler ücretsiz olarak sunulmuştur. Araştırmanın bağımlı değişkeni, Sigara Bırakma Merkezi’ne başvuru durumudur. Bağımsız değişkenleri ise yaş, cinsiyet, öğrenim durumu, medeni durum, sosyal güvence durumu, düzenli sigara içmeye başlama yaşı, günlük içilen sigara sayısı, sigara bırakmayı deneme, sigara bırakmayı düşünme, sigara bırakma hizmeti almak istemedir.    Bulgular: Hedef grup olan 1390 kişiden %49’una(681 evinde ulaşılmıştır.  Sigara Bırakma Merkezi’ne davet edilip randevu alan 444 kişiden %68.2’si başvurmuş, randevu almadığı halde başvuran 28 kişi de izleme alınmışlardır(n=330. Hedef grubun başvurusunu yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, sosyal güvence durumu anlamlı olarak etkilememektedir. Sigarayı bırakmayı düşünenlerde, daha önce bırakmayı deneyenlerde ve sigara bırakma hizmeti almak isteyenlerde merkeze başvuru anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Toplum tabanlı olarak çalışmaya başlayan, KKH riski orta ve üzerinde olan kişilerin davet edilerek, ücretsiz hizmet sunulan bir sigara bırakma merkezinde davete yanıt verme d

    2. The Effects of migratory seasonal farmwork on psychomotor development and growth among children ages 0-5 years in Southeastern Anatolia

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Zeynep Simsek

      2011-12-01

      ocuklarında %21.3’dür. Mevsimlik tarım işçisi anneler çocuklarının büyüme ve gelişme izlemlerinin yapılmadığını bildirmişlerdir. Ekonomik durum, çocuk sayısı, hanehalkı büyüklüğü ve annenin yaşı kontrol edildiğinde, mevsimlik tarım işçisi ailenin çocuğu olma (OR 2.6; %95 GA 1.4-4.7; p=0.001 ve annenin öğrenim düzeyi (OR 0.88; 95% CI = 0.78-0.99; p=0.040 bodurluk için ilişkili faktörler olarak saptanmıştır. Sonuç: Hassas bir grup olan mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocuklarının temel sağlık hizmetlerine ve sağlık haklarına erişimlerinin sağlanması için çaba harcanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Göçebe tarım işi, çocuklar, büyüme, gelişme 

    3. Okul Müdürlerinin Kültürel Liderlik Rollerinin Öğretmenlerin Örgütsel Bağlılık Düzeyine Etkisi The Effects of School Administrators’ Cultural Leadership Roles on Organizational Commitment Level of Teachers

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sinan YÖRÜK

      2012-09-01

      ğretmenlerin okulda bulunmalarını gerektirecek maddi manevi duygunun kendilerinde bulunmasıdır. Kültürel liderlik de okul müdürünün okula öğretmenleri bağlı hale getirecek yeni ve etkileyici eylemlerde bulunmasıdır. Örgütsel kültür kurumun başarılı veya başarısız olmasında önemli bir faktördür. Yöneticilerin kültürel liderlik özelliklerini daha fazla taşımasıyla okulların başarısı da daha fazla olacaktır. Kurumların daha başarılı olabilmesi için iyi eğitilmiş, profesyonel ve kültürel liderlik rollerinin sergileyebilen liderlere ihtiyaç vardır. Bu çalışma okul müdürlerinin kültürel liderlik rollerinin, öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyi üzerine etkisini incelenmiştir. Ayrıca çalışmada cinsiyet, görev, hizmet yılı, eğitim durumu ve okul türü değişkenlerinin, katılımcıların örgütsel bağlılık düzeyi ve kültürel liderlikle ilgili görüşlerine etkisi incelenmiştir. Örneklem olarak Afyonkarahisar Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarındaki okul müdürleri, okul müdür yardımcıları ve öğretmenler ele alınmıştır. Ölçeğin birinci bölümünde demografik bilgiler sorulurken, ikinci bölümünde daha önceden güvenirliliği ve geçerliliği test edilen ve 18 maddeden oluşan “Örgütsel Bağlılık Anketi” (Organizational Commitment Questionnaire (Allen & Meyer, 1991; akt. Demirkıran, 2004 kullanılmıştır. Ölçeğin 3. bölümünde ise yine daha önceden güvenirliliği ve geçerliliği test edilen ve 21 maddeden oluşan “Kültürel Liderlik Anketi” (Yıldırım, 2001 yer almaktadır. Araştırma verilerinin analiz edilmesinde t testi, anova ve kanonik korelasyon analiz testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyinin artırılmasında okul yöneticisinin kültürel liderlik rollerinin etkili olduğu görülmektedir. Bir diğer ifadeyle, kültürel liderlikle örgütsel ba

    4. Sınıf Öğretmeni Adaylarının Müzik Öğretimine İlişkin Tutumlarını Ölçmeye Yönelik Ölçek Geliştirme Çalışması A Study on Developing a Scale to Determine Classroom Teacher Candidate’s Attitudes towards Teaching Music

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sadullah Serkan ŞEKER

      2013-09-01

      birlikte sınıf öğretmeni de çocuğun yaşamında okulu ve öğretmenliği temsil eden bir bireydir. Çocuk bu dönemde sanat ve bilimle akademik anlamda iletişime geçer. Sanatın önemli kollarından bir tanesi de müziktir. Kalıcı, nitelikli, etkili bir müzik eğitiminin gerçekleşebilmesi için sınıf öğretmenlerinin temel bilgi ve beceriler, müzik öğretimiyle ilgili çağdaş yöntem ve yaklaşımlarına ilişkin kuramsal ve uygulamalı bilgilerin yanı sıra derse yönelik tutumları da önemlidir. Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin müzik öğretimiyle ilgili tutumlarını ölçmek amacıyla bir tutum ölçeği oluşturmaktır. Araştırma tarama yöntemi ile yürütülmüştür. Yapılan çalışmada yürütülen işlem basamakları; madde havuzu aşaması, kapsam geçerliği (uzman görüşü ve pilot uygulamanın yapılması olarak izlenmiştir. Ölçeğin pilot uygulaması Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı’nda öğrenim gören olan Müzik ve Müzik Öğretimi dersi almakta olan 282 öğrenciye uygulanmıştır. Analizler sonucunda elde edilen bulgular; verilerin faktör analizi için uygunluğunun belirlenmesi, taslak ölçeğin yapı geçerliğinin incelenmesi ve taslak ölçeğin güvenirliliğinin incelenmesi şeklinde sunulmuştur. Toplanan verilerin KMO (Kaiser-Meyer-Olkin katsayısı 0,92 Barlett testi sonucu ise 0.05’dir. 19 maddeden oluşan Müzik Öğretimine İlişkin Tutum Ölçeği’nin (MÖTÖ Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0.90’dır.

    5. Ochrona prawna pielęgniarki / położnej w razie agresywnych zachowań pacjentów w podmiotach leczniczych = Legal protection of the nurse / midwife in case of aggressive behavior of patients in therapeutic entities

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Anna Augustynowicz

      2015-03-01

        Correspondence to Anna Augustynowicz PhD, Zakład Zdrowia Publicznego, Medical University of Warsaw, ul. Banacha 1a, 02-097 Warszawa, Poland Tel: + 48 22 599 21 80; fax. + 48 22 599 21 80; e-mail: aaugustynowicz@poczta.onet.p   Streszczenie   W artykule przedstawiono zasady ochrony prawnej przysługujące pielęgniarce i położnej w razie agresywnych zachowań pacjentów. Personel medyczny w razie agresywnych zachowań pacjentów może dochodzić roszczeń zarówno na drodze procesu karnego, jak i cywilnego. Z punktu widzenia ochrony karnej istotne znaczenie ma fakt, iż pielęgniarka i położna podczas i w związku z wykonywaniem czynności polegających na udzielaniu świadczeń zdrowotnych korzysta z ochrony przewidzianej dla funkcjonariuszy publicznych. W przypadku agresji słownej pacjent może ponieść odpowiedzialność karną za znieważenie funkcjonariusza publicznego (art. 226 k.k., ewentualnie za zniesławienie (art. 212 k.k.. Do grupy tej należy również dodać przestępstwo kierowania gróźb pod adresem pielęgniarki/położnej (art. 190 k.k.. Następstwem agresji fizycznej może być odpowiedzialność za naruszenie nietykalności cielesnej funkcjonariusza publicznego (art. 222 k.k., czynną napaść (223 k.k. a także za spowodowanie lekkiego, średniego lub ciężkiego uszczerbku na zdrowiu (art. 156 k.k., art. 157 § 1 k.k.. Poza sankcjami natury karnej, agresywnie zachowujący się pacjent może ponieść odpowiedzialność cywilną z tytułu naruszenia dóbr osobistych. Dobrem osobistym naruszanym działaniami pacjenta będzie cześć. Agresja fizyczna lub słowna powodować może powstanie szkody majątkowej w postaci straty poniesionej w wyniku zdarzenia szkodzącego, a także utraconych korzyści. W tym przypadku pielęgniarce, położnej przysługuje wobec pacjenta roszczenie z art. 415 k.c.   Abstract   This paper presents the principles of legal protection enjoyed by the nurse and midwife in the case of aggressive behavior of

    6. S-24: Hamstring Tendon Otogrefti ile Ön Çapraz Bağ Rekonstrüksiyonu Sonrasında Modifiye ve Hızlandırılmış Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Programının Propriosepsiyon Denge ve Koordinasyon Üzerine Etkileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İbrahim Babayiğit

      2017-03-01

      ım atlama test sonucunu etkileyen bağımsız faktörler olarak bulunmuştur ( p<0.05 . Çalışmamızda yaralandıktan sonra 5 ay içinde ameliyat olan olguların Lysholm skorları 5 ay ve daha ileri zamanlarda ameliyat olanlara oranla daha yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak; olguların ölçülen propriosepsiyon değerleri ile Post operatif 6. aydaki fonksiyonel performans sonuçları ilişkili gözükmektedir.

    7. DENEYİMSEL DEĞER, TÜKETİCİ TATMİNİ VE TÜKETİCİ SADAKATİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN BELİRLENMESİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA (A RESEARCH TO DETERMINE RELATIONSHIP BETWEEN EXPERIENTIAL VALUE, CUSTOMER SATISFACTION AND CUSTOMER LOYALTY

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Saime ORAL

      2014-07-01

      Full Text Available ÖZ: Bu çalışmanın amacı turizm sektöründe toptancı konumunda olan tur operatörlerinin Uzak Doğulu turistlere sundukları deneyimsel değeri belirlemek; deneyimsel değer ile müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu araştırma, Türkiye’yi Uzak Doğu’dan ziyaret eden ve Kapadokya’ya tur operatörleri aracılığı ile gelen Japon, Çinli ve Güney Koreli turistlerin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Pilot çalışma için 150, ana çalışma için 780 turistten bilgi toplanmıştır. Tesadüfî olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmada, veri analizi aşamasında ilk olarak Uzak Doğulu turistlerin demografik bilgileri incelenmiştir. Daha sonra verilere faktör ve regresyon analizi uygulanmıştır. Deneyimsel değer bağlamında tüketici memnuniyetinde sosyal etkileşim, eğitsel, fonksiyonel, restoran estetiği, hediyelik eşya işletmesi estetiği, müze estetiği, otel estetiği, tur otobüsü estetiği, verimlilik, hatıra ve durumsallık değerlerinin önemli olduğu ortaya çıkarılmıştır. Deneyimsel değer bağlamında tüketici sadakatinde sosyal etkileşim, eğitsel, fonksiyonel, restoran estetiği, hediyelik eşya işletmesi estetiği, müze estetiği, verimlilik ve hatıra değerlerinin önemli olduğu ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Deneyimsel Değer, Müşteri Memnuniyeti, Müşteri Sadakati, Tur Operatörleri, Uzak Doğu Turizm Pazarı. ABSTRACT: The purpose of this study is to determine the experiential values presented to the Far East tourist by tour operators in a position as a wholesaler to the tourism sector; to exhibit the relationship between experiential value with customer satisfaction and customer loyalty. This study was performed with the participation of Japanese, Chinese and Korean tourists who came to Cappadocia from Far East with tour operators. The data was collected from

    8. THE RESPONSIBILITY FOR PREVENTING AND DETECTING ACCOUNTING FRAUDS FROM THE VIEWPOINT OF SELF-REGULATORY AGENCIES IN TURKEY: DE JURE STATUS AND DE FACTO APPLICATION

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Canol KANDEMİR

      2013-07-01

      Full Text Available TÜRKİYE’DE DÜZENLEYİCİ KURULUŞLAR AÇISINDAN MUHASEBE HİLELERİNİN ÖNLENMESİ VE ORTAYA ÇIKARILMASI SORUMLULUĞU: HUKUKÎ DURUM VE FİİLÎ UYGULAMAÖzet: Düzenleyici kuruluşların yaklaşımı ve uygulamaları muhasebe hilelerinin önlenmesi ve ortaya çıkarılması sorumluluğunun kapsamının açıklığa kavuşturulmasına yardımcı olabilmektedir. Bu kuruluşların kamunun büyük bir çoğunluğunu adîl ve yansız bir şekilde temsil edeceği varsayılmaktadır. Ayrıca aldıkları kararlar ve karar alma mantıkları hem araştırmacılara, hem de finansal bilgi kullanıcılarına olası hile şüphelileri, bu kuruluşların sorumlulardan özellikle önlemesi ve ortaya çıkarmasını istedikleri hile yöntemleri, hilelerin cezaî yönleri, hilelerin önlenmesi ve ortaya çıkarılmasında temel sorumluluklar ve denetim beklenti boşluğu konularında önemli ipuçları verebilmektedir. Yine bunlar ilgili standart, yasa ve diğer düzenlemelerin oluşturulması ve uygulanmasında önemli etki sahibi olmaktadır. Bu nedenle, bağımsız denetimle ilgili faktörleri de kapsayan bir dizi değişken ile muhasebe hileleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olup olmadığını sınayan bir çalışma yapılmış ve sonuç olarak Türkiye’deki düzenleyici kuruluşun muhasebe hilelerinin önlenmesi ve ortaya çıkarılması sorumluluğunu aynı tarafa, müşteri işletme ve yönetimine yüklediği bulunmuştur. Araştırmanın bulguları Türkiye’de bir denetim-beklenti boşluğu olmadığına da işaret etmektedir.THE RESPONSIBILITY FOR PREVENTING AND DETECTING ACCOUNTING FRAUDS FROM THE VIEWPOINT OF SELF-REGULATORY AGENCIES IN TURKEY: DE JURE STATUS AND DE FACTO APPLICATIONAbstract: Self-regulatory agencies’ way of understanding and practices can help clarify the scope of the responsibility for preventing and detecting frauds. They are assumed to represent a vast majority of the public in an unbiased and

    9. Ortaçağ’da Devlet, Hukuk, İtaat ve İsyana Bir Kaç Örnek A Few Examples Of The State, Law, Obedience And Insurrection In The Middle-Age

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet ÖZMENLİ

      2012-12-01

      üvenlik içinde yaşayan toplumun temelini oluşturmaktadır. Devlet ise hukukun hayata geçirilmesi için bir kol ve kanat vazifesi yürüten, insan hak ve özgürlüklerini koruyarak toplumsal barış ve uzlaşıyı sağlayan hâkim hükmündedir.Tarihin birçok devresinde farklı sebeplerden dolayı insanlar kurulu düzene karsı gelerek isyan etmişlerdir. İsyanların temelini bazen sosyal sebepler teşkil ederken, bazen toplumun içinde bulunduğu ekonomik sorunlar isyanları ortaya çıkarmıştır. Dini faktörlerinde isyanların üzerinde azımsanmayacak etkisi olmuştur.İtaat toplumsal düzenin sağlanması ve devam etmesi açısından gerekli bir davranıştır. Çünkü otorite pozisyonunda bulunan kişi ya da kişilerin emir ya da isteklerinin yerine getirilmemesi gerek bireysel, gerek kurumsal, gerekse toplumsal açıdan birçok olumsuz sonuç doğurur. İslâm hukukunun birinci kaynağı Kur’an-ı kerîm, meşru hükümete itaat borcunu halka yüklemekte; hükümete de ayaklananlarla harb edip bunları itaate getirmeyi emretmektedirBir devletin sürekliliğinin ve güçlü bir otorite oluşturmasının önündeki engellerin en önemlilerinden biri de iktidara karşı yapılan isyan girişimleridir. Ortaçağ Türk ve İslam devletlerinde de hukuku hiçe sayıp isyan eden birçok topluluklar mevcuttur.Bu çalışmada devletlerin isyanları engellemek için ne gibi tedbirler aldıkları ya da isyan edenleri pasifleştirme politikaları isyankârlara karşı başka isyan etme ihtimali olanları nasıl kendi lehlerine çalıştırdıkları üzerinde durulacaktır.

    10. Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklar ve Normal Gelişim Gösteren Çocukların Statik ve Hareketli Materyallerde Yüz İşlemelerinin Karşılaştırılması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Selda Özdemir

      2017-07-01

      Full Text Available Sosyal dikkat eksikliği otizm spektrum bozukluğunun temel özelliklerinden biri olmasına rağmen, OSB’li bireylerde bu probleme neden olan faktörler yeterince anlaşılabilmiş değildir. Bu araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu olan (OSB çocukların bilgisayar ekranında kendilerine sunulan statik ve hareketli yüz ifadelerini izlerken sergiledikleri yüz işlemelerini göz izleme tekniği ile incelemek ve normal gelişim gösteren (NG çocukların yüz işleme örüntüleri ile karşılaştırmaktır. Araştırmanın katılımcıları yaşları 5 ile 12 arasında değişen OSB’li 21 çocuk ile 22 NG'li çocuktur. Araştırmada OSB’li ve NG’li çocuklara bilgisayar ekranında fotoğraf ve video izlettirilerek göz izleme verileri toplanmıştır. Araştırma kapsamında incelenen bağımlı değişken, katılımcı çocukların odaklanma sayısıdır. Araştırma kapsamında uyaran türünün (fotoğraf-video ve gelişim durumunun (OSB'li grup-NG'li grup katılımcı çocukların odaklanma sayısı üzerindeki etkileri karşılaştırılmıştır. Araştırma sonuçları bölge bazında yapılan karşılaştırmalarda OSB’li çocukların NG’li çocuklara göre alt gövde alanında daha fazla odaklandıklarını ve NG’li çocukların da ağız bölgesine OSB’li çocuklardan daha fazla odaklandıklarını göstermiştir. Statik fotoğraf ve dinamik video değişkenlerinin etkisini gösteren sonuçlar ise fotoğraf uyarını koşulunda hem OSB’li hem de NG’li çocukların daha fazla odaklanma sergilediklerini göstermiştir. Araştırma bulguları ilgili araştırmalar doğrultusunda tartışılmış ve ileri araştırmalara yönelik önerilere yer verilmiştir. Deficits in social attention is a hallmark of autism spectrum disorders (ASD, though underlying mechanisms are largely unknown. The purpose of this study was to examine face processing of children with ASD while watching a static picture and a dynamic

    11. Antakya Şehri ve Yakın Çevresinde Meydana Gelen Erozyonun Coğrafi Dağılışı ve Analizi Geographical Distribution And Analysis Of The Erosion Occurred In Aktakya And Its Close Environment

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet DEĞERLİYURT

      2013-09-01

      üfusunun hızla artmasından dolayı daha da fazla kullanılmıştır. Bu durum toprak üzerindeki baskıyı giderek arttırmıştır ve düz alanlar dışında eğimli sahalarda da tarım yapılmaya başlanmıştır. Buna karşılık, mera ve orman arazisi olarak kullanılması gereken sahalar da tarıma açılmıştır. Sonuçta, farklı amaçlarla toprağın daha yoğun kullanımı ve çevreye yapılan olumsuz müdahaleler erozyon gibi önemli bir çevre sorununu da beraberinde getirmiştir.Bu çalışmada Hatay İli’nin merkezi olan Antakya Şehri’nin yakın çevresinde erozyonla meydana gelen sediment kaybının hesaplanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda Yağış Erozif (R, Toprak Direnç (K, Yamaç Eğim Uzunluğu (LS, Zemin Örtüsü (C ve Erozyon Önleyici Çalışmalar (P Faktörlerinin kullanıldığı RUSLE yöntemi kullanılmıştır. Analiz sonucunda inceleme alanında meydana gelen toprak kaybı 0-26.02 ton/ha/yıl olarak hesaplanmıştır. Ayrıca inceleme alanının % 22’sinde şiddetli ve çok şiddetli erozyon olduğu tespit edilmiştir. Çalışma Akdeniz iklim bölgesindeki erozyona duyarlı alanların tespit edilmesi bakımından önemlidir. Ayrıca konusunda önlem alma ve karar verme yetkisine sahip kurum ve kuruluşlar için yol gösterici bir eser olması açısından önem arz etmektedir.

    12. Opieka prenatalna nad matką dziecka niepełnosprawnego = Prenatal care for the mother of a disabled child

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Lucyna Szefczyk-Polowczyk

      2015-06-01

        Słowa kluczowe: badania prenatalne, matka, ciąża, niepełnosprawność. Key words: prenatal tests, mother, pregnancy, disability.   Streszczenie Wprowadzenie i cel pracy: Dla większości rodziców wykonanie badań prenatalnych wiąże się z poczuciem bezpieczeństwa psychicznego związanego z prawidłowym przebiegiem ciąży. Diagnostyka prenatalna oferuje szerokie spektrum badań możliwych do przeprowadzenia na różnych etapach zaawansowania ciąży w celu wczesnego rozpoznania wad wrodzonych. Matka z rozpoznaną ciążą ryzyka powinna zostać objęta opieką specjalistyczną w ośrodku o najwyższym stopniu referencyjności, wówczas szanse na przeżycie, a nawet wyleczenie płodu wzrastają. Równie ważne jest zaspokojenie potrzeby informacji dotyczącej aspektów medycznych, ale także praktycznych możliwości uzyskania pomocy (psychologicznej, finansowej, dostępu do rehabilitacji itp.. Celem pracy była ocena istoty badań prenatalnych w diagnostyce niepełnosprawności dziecka oraz ocena dostępności do wsparcia psychologicznego i merytorycznego dla matek po otrzymaniu diagnozy. Materiał i metodyka: Badanie zostało przeprowadzone w pierwszym kwartale 2015 roku wśród matek dzieci niepełnosprawnych. Metodą badawczą w niniejszej pracy był sondaż, techniką badawczą-ankieta. Autorskim anonimowym kwestionariuszem ankiety objęto grupę 60 osób. Wyniki: Większość badanych kobiet przyznała, że ciąża była planowana. Niepokój budzi fakt, iż po otrzymaniu diagnozy znacznej grupie kobiet nie udzielono jakiegokolwiek wsparcia psychologicznego oraz nie poinformowano gdzie po porodzie można szukać pomocy związanej z leczeniem oraz rehabilitacją dziecka. Wnioski: W większości przypadków diagnoza o chorobie dziecka uzyskana podczas badania prenatalnego miała wpływ na dalszy przebieg ciąży. Ankietowane kobiety przyznają, iż nie uzyskały wystarczającego/bądź żadnego wsparcia psychologicznego oraz merytorycznego ze strony

    13. Hayata ve Vücut Dokunulmazlığına Karşı İşlenen Suçlarda Kadın Suçluluğu ve Dindarlık İlişkisi / Female Criminality and Religiosity in the Homicide and Assault Crimes

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fatma Kenevir

      2017-06-01

      ı ise, hırsızlık, uyuşturucu vs. gibi suç türlerinden hüküm giymiş mahkûmlara kıyasla dindarlığı daha yüksek olan, hayata ve vücut dokunulmazlığına karşı suçlardan hüküm giymiş kadın mahkûmlarla sınırlandırılmıştır. Bu doğrultuda, adam öldürme veya adam öldürmeye teşebbüs, yaralama suçlarından hüküm giymiş olup, kendilerini dindar olarak tanımlayan kadınların, suça yönelmesindeki etken faktörler ele alınmış olup; kadın mahkûmlarda suç ve mağdur ilişkisi, suç eylemini kendisine ve çevresine açıklayıp, gerekçelendirme biçimlerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Yöntem olarak anket ve yarı yapılandırılmış mülakat teknikleri beraber kullanılmıştır. Bu doğrultuda 151 kadın mahkûma uygulanan anket sonuçlarından elde edilen bulgular, tanımlayıcı istatistiksel metot ile değerlendirilmiş, ayrıca 8 kadınla yapılan yarı yapılandırılmış görüşme sonuçlarına yer verilmiştir. Bulguların değerlendirilmesi sonucunda, hayata ve vücut dokunulmazlığına karşı suç işlemiş kadın mahkûmların karıştıkları suçu dindarlıkları içinde genellikle üç şekilde açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Nötrleştirme teknikleri içinde yer alan bu açıklama tipleri, değerlere bağlılık, mağdurun rolü ve sorumluluğu reddetme şeklindedir. Birincisinde, durumu namus meselesi olarak görme ve sahip olduğu değerlerle/inançla karıştıkları suçu açıklama söz konusudur. İkincisinde, maruz kalınan şiddet (aile içi sorunlar sonucu, karşı tarafın bunu hak etmesi olarak açıklanmaktadır. Üçüncüsü ise, akli hastalık ya da bunalım sonucu bu suça karıştığını belirterek, sorumluluğu reddetme şeklindedir.

    14. KÜRESEL EKONOMİK KRİZİN SEYAHAT ACENTELERİNE ETKİLERİ VE TÜRKİYE’DE KRİZ YÖNETİMİ UYGULAMALARI (EFFECT OF GLOBAL ECONOMIC CRISIS ON TRAVEL AGENCIES AND CRISIS MANAGEMENT PRACTICES IN TURKEY

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nilgün AVCI

      2013-10-01

      Full Text Available ÖZ: Kriz yönetimi özellikle turizm sektöründeki işletmeler için bir gereklilik haline gelmiştir. Türkiye'de bu alanda yapılan sınırlı çalışmalara rağmen, turizm sektörünün bel kemiğini de oluşturan seyahat acentelerinde, konunun araştırılması önemli bulunmuştur. Bu bağlamda, kriz dönemlerinde seyahat acenteleri tarafından alınan önlemler ve uygulamaları belirlemek, kriz dönemlerinde bu önlemlerin ve uygulamaların kullanım sıklığını ölçmek, ekonomik krizin seyahat acentelerine olumlu ve olumsuz etkilerini analiz etmek amaçlanmıştır. Çalışmada nicel yaklaşım benimsenmiş ve 357 geçerli veri analiz edilmiştir. Bulgular yeni pazarlama politikaları geliştirme uygulamalarının ilk faktör olarak ortaya çıktığını ve diğer uygulamalara göre daha sıklıkla uygulandığını göstermektedir. Çalışmada, kriz sürecine uyum ve örgütsel hazırlık çalışmalarının on plana çıktığı görülmektedir. Özellikle iş süreçlerinin yeni koşullara uyumlaştırılması ve yönetimin gözden geçirilerek yeni yaklaşımların benimsenmesi gerektiği, esnek ve yeni koşullara çabuk uyum sağlayan bir yönetim anlayışının benimsenmesi en önemli uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Elde edilen bulgular, seyahat acenteleri yöneticilerinin tehlikelere karşı önlem alma ihtiyacı ve potansiyel krizlere karşı hazırlıklı olma önerilerini içermektedir. Kriz öncesinde, seyahat acentelerinin kriz yönetimi planlamaları yapmaları, tepkisel uygulamalar yerine politikalar belirlemeleri önerilebilir. Ayrıca, seyahat acenteleri üzerinde yapılan bu araştırma, Türkiye'de kriz planlama ve yönetimi literatürüne katkıda bulunacaktır. Anahtar Kelimeler: Seyahat Acenteleri, Ekonomik Kriz, Kriz Yönetimi. ABSTRACT: Crisis management has become a requirement for businesses particularly in tourism industry. In spite of the limited studies carried out in this field in

    15. Öğretim Elemanlarının Kişilik Özellikleri ile Örgütsel Bağlılık Düzeyleri Arasındaki İlişki The Relationship Between Instructors' Personality Traits And Organizational Commitment

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ergün RECEPOĞLU

      2013-07-01

      Alkan (2007 tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan Beş Faktör Kişilik Envanteri ve Meyer ve Allen (1991 tarafından geliştirilen ve Wasti (2000 tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPPS 13 programı kullanılmıştır. Öğretim elemanlarının kişilik özelliklerini ve örgütsel bağlılık düzeylerini belirlemek amacıyla aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca, değişkenler arasındaki ilişkilerin hesaplanmasında Pearson momentler çarpım korelasyon katsayısı (r ve bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenleri yordama düzeylerini belirlemek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Regresyon analizinin yorumlanmasında standartlaştırılmış Beta (β katsayısı ve bunun anlamlılığına ilişkin t-testi sonuçları dikkate alınmıştır. Araştırma sonuçları, öğretim elemanlarının kişilik özelliklerinde en yüksek ortalamanın uyumluluk, en düşük ortalamanın ise nevrotizm boyutunda oluştuğunu göstermektedir. Bununla birlikte araştırma sonuçları, öğretim elemanlarının kişilik özellikleri ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında anlamlı ilişkilerin olduğunu göstermiştir. Kişilik özelliklerinin deneyime açıklık boyutu örgütsel bağlılığın alt boyutlarıyla ilişkili bulunmamıştır. Ayrıca, duygusal ve normatif bağlılığın tek anlamlı yordayıcısının öz-disiplin boyutu olduğu ortaya konmuştur. Araştırma sonuçları alanyazınla ilişkilendirilerek tartışılmıştır.

    16. Dede Korkut Hikâyelerinde Savaşçı Eğitimi Warrior Training In Dede Korkut Stories

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Lütfü Kerem BAŞAR

      2012-12-01

      ı, devamlı hareket ve mücadeleye dayanır. Bu mücadeleler ise, sadece tabiat ve çevre şartlarıyla değil, aynı zamanda düşmana karşı da verilmiştir. Bu nedenle kuvvet ve savaşçılık, böyle bir hayat tarzını devam ettiren asıl unsurlar olmuştur. Doğa şartlarının sertliği, avcılıkla uğraşma ve çevredeki toplumlarla sürekli mücadele gibi faktörler, göçebe insana savaşçı ve mücadeleci bir kimlik kazandırmada birinci derecede etkili olmuştur. Mücadelelere dayalı olan Dede Korkut Hikâyeleri’nde, savaşçı bir kimliğe sahip olması beklenen kahramanın yetiştirildiğini gösteren sahneler çokça yer almaktadır. Kuvvetli insana dayanan göçebe toplumlarda da, erkek çocuğa büyük bir değer verilmiştir. Bu nedenle özellikle erkek çocuklar, hem boylar arasındaki mücadelede, hem zor durumdaki ve tutsak olan aile bireylerini kurtarmada, hem de avlanma amacıyla yapılan vahşi hayvanlarla mücadelede âdeta özel bir savaş eğitimine tâbi tutulmuştur. Bu çalışmada, Dede Korkut Hikâyelerindeki kahramanların savaşçı bir kimlik kazanmada geçirdiği aşamalar ve hikâyelerin, savaşçı eğitimiyle ilgili olarak vermiş olduğu mesajlar tespit edilmeye çalışılmıştır.

    17. Asya Politik Sineması Üzerine Notlar / Notes on Asian Political Cinema

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa Ali MİNARLI

      2015-01-01

      Full Text Available Sinema, diğer sanat dalları gibi, topluma ve onu etkileyen faktörlere kayıtsız kalmamış ve hangi biçim ya da dil vasıtasıyla olursa olsun yaşama ayna olma vazifesini yerine getirmekten geri durmamıştır. Sinemanın toplumu yine kendisine yansıtarak tanıtması ve onu eleştirmesi bölgeden bölgeye ve kültürden kültüre farklılıklar göstermektedir. Sinema, tıpkı Lumiere Kardeşler’in sinematografından hareketle dünyaya yayılıp biçim ve dil değiştirerek yaşamını çok yönlü sürdürdüğü gibi, bugün de çeşitliliğini ve zenginliğini muhafaza etmeye devam etmektedir. Asya politik sineması günümüzde toplumsal hareketler ve sinema ilişkisi bağlamında en özgün örneklerin ortaya çıktığı alanlardan birini teşkil etmektedir. Asyalı sinemacılar, kendi ülkelerindeki toplumsal hareketlenmeleri veya siyasi değişimleri işlerken sinemanın farklı anlatım biçimlerini kullanmışlardır. Özellikle dünyanın kanayan yarası Ortadoğu’nun sinemacılarının toplumu nasıl gördükleri ve toplumun kendi kendisini nasıl tanıması gerektiği konusunda yaptıkları çalışmalar tüm dünyada ilgiyle takip edilmektedir. Bu çalışmada, Asya politik sineması önde gelen ülkeler bazında tek tek incelenerek, bölgelerin ve ülkelerin geçmişten günümüze gelişimleri mercek altına alınacaktır. Rus sinemasının çevre bölgesine etkisi, İran sinemasının kendine has özellikleri ve onu öne çıkaran nedenler, son olarak bu ekollerin Batılı örneklerle olan ilişkisi tartışılacaktır. / Cinema does not stay indifferent to the society and the factors effecting it and does not abstain from the duty for reflecting the life by means of every language and every form like the other branches of art do. Cinema’s process of introducing society by reflecting it to itself and criticizing society varies from region to region and culture to culture. In addition to the fact that cinema led a

    18. “An isolated case”: the Slovene Carinthians and the 1920 plebiscite

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Maria Isabella Reinhard

      2016-08-01

      Wilsonowskiego samostanowienia, skupiając uwagę na przypadku Słoweńców karynckich i korzystnym dla Austrii rezultacie plebiscytu z 1920 roku. Wyniki plebiscytu pokazują, że podejmując decyzję o swej przynależności państwowej, mniejszości kierują się nie tylko względami etniczno-językowymi. Dla Słoweńców karynckich, którzy zdecydowali się na pozostanie z Austrią, oprócz innych czynników kluczowe znaczenie miały motywy o charakterze ekonomicznym i politycznym. Autorka dowodzi, że wielowiekowa akulturacja Słoweńców karynckich w monarchii austro-węgierskiej spowodowała, iż bliższa była im Austria niż Królestwo Serbów, Chorwatów i Słoweńców. Taki wynik plebiscytu spowodowany był także sformułowaniem pytań: pytano o preferowaną państwowość, a nie o tożsamość etniczno-językową. Ponadto, kluczową rolę dla wyniku głosowania odegrał przykry przebieg okupacji części Karyntii przez wojska Królestwa SHS oraz większa skuteczność propagandy austriackiej. Wreszcie, fakt, że większość Słoweńców karynckich stanowili rolnicy, którzy chcieli nadal korzystać z dawnych możliwości, jakie dla tego zawodu stwarzała Austria, wpłynął na to, że głosowali oni za pozostaniem w tym kraju. Plebiscyt karyncki 1920 roku stanowi zatem przekonywające świadectwo niecelności założenia, że same tylko więzi etniczno-językowe mogą stanowić fundament kształtowania państwa, a ponadto dowodzi, że równie ważną rolę odgrywają w tym także inne czynniki.

    19. KOSOVO FORCE (KFOR ORGANIZATION IMAGE: EMPIRICAL RESEARCH ON KOSOVO SECURITY FORCES (KSF

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Korhan ARUN

      2014-10-01

      kararların alınmasında önemli rol oynamasıdır. İmajın, işlevsel ve duyuşsal iki bileşeni vardır. Bunlar NATO’yu (KFOR temsil eden askeri işaretler ve üniformaların oluşturduğu işlevsel bileşen ve katılımcı ülkelerin Kosova Gücü (KFOR personeli ile ilişkilerinin oluşturduğu duygusal bileşen. Bu araştırmanın temel amacı KFOR’un imajını belirleyen temel etkenlerin araştırılmasıdır. Alt amaçlar ise KFOR’un imajını belirlemede KFOR’a dâhil ülkeler ile Kosova’nın ve KSF (Kosova Güvenlik Kuvvetleri personelinin ilişkisi ile algılanan görev başarısının etkisinin belirlenmesidir. Bu etkileri belirleme amacıyla 3 hipotez oluşturulmuş ve ülke imajını belirlemede etkili KSF personelinin duygusal ilişkilerini anlamak amacıyla ampirik çalışma yapılmıştır. Anketlerin doğrusal regresyon, korelasyon ve faktör analizleri ile değerlendirilmesinden sonra görülmüştür ki etnik merkeziyetçilik ve vatan severlik etkileri göz ardı edildiğinde; askeri personelin güce destek veren ülkeler ile olan askeri ilişkileri ve faaliyetleri KFOR’un imajında önemli tahminleyicidirler. Doğal olarak bu imaj hakkındaki duyguların bu temelleri organizasyonel imajın gelecek alan yazınına ışık tutacaktır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel İmaj, Ülke İmajı, İmaj, KFOR (Kosova Gücü.

    20. Żywienie młodzieży akademickiej – wybrane uwarunkowania = Nutrition of university students – selected determinants

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Anna Kowalczyk

      2015-09-01

      3.Zakład Psychologii Stosowanej, Uniwersytet Medyczny w Lublinie     Autor do korespondencji / Author for correspondence lic. Anna Kowalczyk e-mail: annakowalczyklublin@gmail.com   Streszczenie   Wstęp. Każdy z okresów życia człowieka warunkuje jego późniejszy stan zdrowia. Podjęcie studiów rozpoczyna nowy etap w życiu młodego człowieka. Kształtowane w rodzinie zachowania i postawy względem zdrowia, w środowisku akademickim mogą ulegać zmianom lub też utrwalać się. Celem pracy jest określenie wybranych determinant warunkujących prawidłowe żywienie młodzieży akademickiej. Materiał i metoda. W roku akademickim 2013/2014 przeprowadzono sondaż diagnostyczny za pomocą techniki ankietowania. Narzędzie stanowił autorski kwestionariusz ankiety. Badanie przeprowadzono wśród 100 osobowej grupy  studentów Uniwersytetu Medycznego w Lublinie. Wyniki. Za główną determinantę prawidłowego odżywiania się studenci uznali ilość wolnego czasu między zajęciami (41%. W dalszej kolejności wskazywano na takie czynniki jak: odległość miejsca zamieszkania od uczelni (18%, dostępność do uczelnianej stołówki (10%, bliskie sąsiedztwo uczelni z lokalami gastronomicznymi (9% czy też status materialny studenta (9%. Mało znaczącymi czynnikami okazały się: umiejętność gospodarowania środkami pieniężnymi (5% oraz zaopatrzenie sklepików w sąsiedztwie uczelni (4%. Niepokojący jest fakt, iż 48% studentów regularnie bądź sporadycznie rezygnuje z posiłku by w ten sposób zaoszczędzić pieniądze na inne cele. Wnioski. Należy stworzyć studentom właściwe warunki do spożywania posiłków o odpowiedniej jakości i w odpowiednich odstępach czasu.  Właściwe rozplanowanie zajęć w ciągu dnia, zaopatrywanie się w produkty spożywcze przed rozpoczęciem zajęć oraz dostępność do placówek gastronomicznych może znacząco poprawić sposób żywienia młodzieży akademickiej.   Słowa kluczowe: żywienie, m

    1. STUDY OF DEVELOPING EFFECTIVE SPEECH SCALE ETKİLİ KONUŞMA ÖLÇEĞİ: BİR ÖLÇEK GELİŞTİRME ÇALIŞMASI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Derya ÇİNTAŞ YILDIZ

      2012-06-01

      rneklemini 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Selçuk Üniversitesinde öğretmenlik formasyon eğitimi alan 342 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklemde yer alan öğrencilerin 230’u kız, 112’si erkektir. Öğrencilerden bir önceki derslerine giren öğretim elemanının konuşmasını değerlendirmeleri istenmiştir. Ölçek maddeleri araştırmacılar tarafından ilgili alan yazını taranarak ve uzman görüşlerine başvurularak hazırlanmıştır. 111 maddeden oluşan ölçeğin ilk hali, uzman görüşleri ve gerçekleştirilen geçerlik-güvenirlik analizleri sonucunda 24 maddeye indirilmiştir. Maddelerin 20’si olumlu, 4’ü olumsuz yargı içermektedir. Ölçeğin olumsuz yargı içeren maddeleri ters puanlanmaktadır.Ölçeğin geçerliğini sağlamak amacıyla açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Ölçeğin güvenirliği ise Cronbach α, Spearman Brown, Gutmann Split- Half teknikleri, düzeltilmiş madde toplam korelasyonları ve %27'lik alt-üst grup farkına ilişkin t değerleri hesaplanarak sağlanmıştır. Bu işlemlerden sonra ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna varılmıştır.

    2. Malezya’da Din-Devlet İlişkisine Kısa Bir Bakış / A Short Overview of the Relationship between Religion and State in Malaysia

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Özay

      2013-03-01

      Full Text Available Abstract Starting from the second half of the 1960s onwards, socio-religious youth movements, which are regarded as the initial element of civil expressions on university campuses, were constructively influential on the perception of the political elites’ understanding of Islam and political evolution of the Islamisation policies in the process in Malaysia. There are opinions that this effect encompassed the efforts of Islamisation particularly in the 1980s. In this process, the task of the state apparatus, as a political power, which managed the religious domain mostly considered belonging to the civil sector, deserves to be scrutinized in relation with at least some influential factors in the near and distant past of the Muslim Malay community. And, it cannot be overseen that the functions of the traditional Malay rulers, say, Sultans, were transferred, to some or larger extent, to the Federal government after the independence. With regard to this, in this article, the present writer will focus on some aspects of the policies of Dr. Mahathir Mohamad, who has molded majorily the history of modern Malaysia, regarding his Islamisation policy aligned with the state-religion relationship. Özet Malezya’da 1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren üniversite kampüslerinde başlayan ve sivilleşmenin bir unsuru olarak telâkki edilen dini-toplumsal hareketlerin İslam’ın ülke siyasi elitince algılanmasında ve pratikte İslamlaştırma adıyla anılabilecek politikalara evrilmesinde önemli etkisi olmuştur. Bu etkinin, özellikle 1980’li yıllarda devlet eliyle İslamlaştırma çabalarına yol açtığı konusunda görüşler bulunmaktadır. Bu süreçte, yani devletin siyasi bir güç olarak sivil alana dahil olan dini çekip çevirme işini üstlenmesinde, özellikle Müslüman Malay toplumunun yakın ve uzak geçmişindeki kimi faktörler dikkate alınmayı hak etmektedir. Bu bağlamda, geleneksel Malay devletlerinde

    3. Malezya’da Din-Devlet İlişkisine Kısa Bir Bakış

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Özay

      2013-03-01

      Full Text Available AbstractStarting from the second half of the 1960s onwards, socio-religious youth movements, which are regarded as the initial element of civil expressions on university campuses, were constructively influential on the perception of the political elites’ understanding of Islam and political evolution of the Islamisation policies in the process in Malaysia. There are opinions that this effect encompassed the efforts of Islamisation particularly in the 1980s. In this process, the task of the state apparatus, as a political power, which managed the religious domain mostly considered belonging to the civil sector, deserves to be scrutinized in relation with at least some influential factors in the near and distant past of the Muslim Malay community. And, it cannot be overseen that the functions of the traditional Malay rulers, say, Sultans, were transferred, to some or larger extent, to the Federal government after the independence. With regard to this, in this article, the present writer will focus on some aspects of the policies of Dr. Mahathir Mohamad, who has molded majorily the history of modern Malaysia, regarding his Islamisation policy aligned with the state-religion relationship.ÖzetMalezya’da 1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren üniversite kampüslerinde başlayan ve sivilleşmenin bir unsuru olarak telâkki edilen dini-toplumsal hareketlerin İslam’ın ülke siyasi elitince algılanmasında ve pratikte İslamlaştırma adıyla anılabilecek politikalara evrilmesinde önemli etkisi olmuştur. Bu etkinin, özellikle 1980’li yıllarda devlet eliyle İslamlaştırma çabalarına yol açtığı konusunda görüşler bulunmaktadır. Bu süreçte, yani devletin siyasi bir güç olarak sivil alana dahil olan dini çekip çevirme işini üstlenmesinde, özellikle Müslüman Malay toplumunun yakın ve uzak geçmişindeki kimi faktörler dikkate alınmayı hak etmektedir. Bu bağlamda, geleneksel Malay devletlerinde Sultanlar

    4. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Şebnem Korur Fincancı

      2000-04-01

      zerinde çalışma, afet bölgesi çalışanları ve gönüllüler ile morg çalışanlarında önemli stress faktörleri ve bu etkiyi önlemek için gerçekleştirilen sosyal hizmetler ile destek faaliyetlerine ilişkin kaynaklar gözden geçirildi. Öncelik li\tgörev cesetlerin bulunması, bir araya getirilmesi ie ilgili çalışmalardaki stress ile başa çıkılması birincil görevdir. Sosyal hizmetler eğitimi ile birlikte bu hizmetin sunumu ve olanakları tartışıldı. ÇOCUKLUK ÇAĞI CİNSEL İSTİSMARINA MARUZ KALANLARIN YENİDEN KI RIİAM AŞ I IKILMASI: ÜNİVERSİTELİ KADINLARIN ÇOCUK İSTİSMARI, ERİŞKİN CİNSEL İSTİSMARI VE FİZİKSEL İSTİSMARI İLE UYUM MUAYENESİ The revictimization of child sexual abuse survivors: an examination of the adjustment of college women with child sexual abuse, adult sexual assault, and adult physical abuse. Messman-Moore TL, Long PJ, Siegfried NJ. Child Maltreat 2000 Feb;5(l:18-27. Çocuğun cinsel istismarı (ÇCİ erişkini kurban olmaya açık kılmaktadır. Bu tür deneyimlerin biriken bir etkisi olabilir. Bu çalışmada yeniden kurbanlaştı- rılma, çok sayıda erişkin dönemi kurbanlığı, tek bir erişkin dönem kurbanlığı, yalnız ÇCİ yaşamış veya hiçbir kurbanlık deneyimi olmayan 633 kadın karşı laştırıldı. Somatizasyon, depresyon, anksiyete, ilişki duyarlılığı, düşmanlık duygusu ve TSSB’nun semptomları araştırıldı. Sonuçlar travmanın biriken etkisini desteklemekte fakat çocukluk döneminin erişkinde yeniden kurbanlaştırıcı belirgin etkisini göstermemektedir. Tekrarlayan kurbanlık veya birden fazla saldırı yaşayan kadınlar tek bir tür erişkin istismarı yaşayan veya hiç travma yaşamamış kadınlara göre daha fazla zorluk yaşadıklarını bildirdiler. Yalnız ÇCİ’na maruz kalmış kadınlar tekrarlayan kurbanlık benzer semptomlar tanımladılar ve birden fazla saldırı yaşayan kadınlar istismara uğramamış olanlardan daha yüksek endişe d

    5. Türkiye’de Formel Piyasaya Yönelmede Kadın İşgücü Arzı Ve Gsyh Etkileri: Ampirik Bir Çalışma Female Labor Supply And Gdp Effects In Orientation To Formal Market In Turkey: An Empirical Study

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Murat KORKMAZ

      2013-09-01

      and E-views 5.1programs. Kadının işgücü piyasasında yerini alması ile birey bazında ve toplum bazında oluşturacağı pozitif dışsallık tartışılamaz bir konudur. Özellikle eğitimli bir kadının işgücü piyasasında oluşu annelik statüsünden dolayı lokomotif görevi görmektedir. Bu olumlu dışsallık giderek genişlemekte ve ülkenin kalkınmasından büyümesine geçmesinin kaynağı olarak dahi görülebilmektedir. Çünkü ülkenin gelişmiş olması üretimine, üretimi ise sahip olduğu beşeri sermayeye bağlıdır. Ancak kadın haklarının en gelişmiş haliyle yaşandığı Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde bile, sosyal ve kültürel etkilerin yanında kadınlar işgücü piyasalarında düşük düzeyde iş güvenliği, sosyal koruma ve düşük ücret gibi olumsuz koşullarla karşı karşıya kaldıkları için işgücüne katılma oranlarındaki artış “informel” piyasalarda daha fazla yoğunlaşmaktadır. Yapılan birçok çalışma Türkiye’de de ekonomik, sosyal, kültürel, demografiksel faktörlerin etkisiyle kadınların işgücüne katılımının yeterli düzeyde gerçekleşemediğini göstermektedir. Çalışmada kadın istihdamı ile emek pazarındaki toplam istihdam arasındaki ilişkiler ve istihdamın GSYH üzerindeki etkilerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Bu amaçla Türkiye istatistik kurumunun web sitesinde yayınlanmış olan sektörlere göre kadın istihdamı, illere ve sektörlere göre toplam istihdam rakamları, illere göre sigortalı sayısı ve işsizlik sigortası başvuruları ile Türkiye GSYH verileri analize dahil edilmiştir. Çalışmada genel olarak yatay kesit verisi kullanılarak Mart 2013 tarihi ile bir sene önceki senenin aynı dönemi arasındaki farklar belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca istihdamın GSYH büyümesi üzerindeki etkilerinin belirlenmeye çalışıldığı regresyon modelinde 2008-2012 yılları arasında çeyrek dönemlik GSYH ve cinsiyetlere g

    6. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Adaylarının Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Yeterlilik Algıları ve Tutumları Üzerine Bir Araştırma Qualification Perception Of The Turkish Language And Literature Education Teacher Candidates And Attitudes To Teaching Occupation

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Cem ERDEM

      2012-12-01

      ınan verilerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Anket aracılığıyla toplanan veriler istatistikî olarak bağımsız örneklem t testi ve tek faktörlü varyans analizi (Anova ile anlamlandırılmış ve sonuçlar tablolaştırılmıştır. Sonuç olarak öğretmen adaylarının mesleğe ilgi duydukları, öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının yüksek olduğu belirlenmiş bununla birlikte özel alan bilgisi ve meslek bilgisi konularında kendilerini yetersiz hissettikleri tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının pedagojik becerileri ve özel alan bilgisi bakımından yetkinleşebilmelerine imkan sağlayacak derslerin arttırılmasının, mesleki yeterlilik algılarını olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir.

    7. Pointing Out Main Factors from Design, Construction and Operating Experience of Existing Nuclear Plants for Assisting in Shaping Future Nuclear Power Programmes; Les principaux criteres degages de l'etude, de la construction et de l'exploitation des centrales nucleaires existantes et leur interet pour l'elaboration des futurs programmes d'energie d'origine nucleaire; Ukazanie osnovnykh faktorov proektirovaniya, stroitel'stva i opyta ehkspluatatsii sushchestvuyutsikh atomnykh ehlektrostantsij, chto dolzhno pomoch' pri sostavlenii budushchikh programm atomnoj ehnergetiki; Principales consideraciones relativas al diseno, construccion y explotacion de centrales nucleares, encaminadas a facilitar la preparacion de programas futuros de energia nucleoelectrica

      Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

      Dalla Volta, F. [Comitato Nazionale per l' Energia Nucleare, Rome (Italy)

      1963-10-15

      de tipo bien conocido, la memoria estudia en que medida estas instalaciones pueden construirse sin dificultades y satisfacer la demanda de la red; tambien en este aspecto se refiere al creciente papel que cabe atribuir en Italia a la energia nucleoelectrica. Por ultimo, la memoria re calca hasta que punto el acopio y la interpretacion de los datos relativos a las tres centrales nucleares que ahora comienzan a funcionar en Italia facilitarian el proyecto de instalaciones futuras. Alude a la posibilidad de establecer desde ya ciclos de combustible mas extensos. (author) [Russian] Rassmatrivayutsya naibolee vazhnye tekhnicheskie i ehkonomicheskie faktory, kotorye vyyavilis' pri proektirovanii, stroitel'stve i ehkspluatatsii pervykh promyshlennykh atomnykh ehlektrostantsij i kotorye mogut byt' ochen' poleznymi pri sozdanii v budushchem novykh atomnykh ehlektrostantsij, uchityvaya osoben-nosti uslovij v Italii. Nyneshnee sostoyanie tekhnologii proizvodstva i ee postoyannoe razvitie v khode osushchestvleniya proektov pokazali sushchestvovanie opredelennoj tendentsii k snizheniyu kak stoimosti toplivnogo tsikla, tak i stoimosti komponentov stantsii. Ehtomu takzhe blagopriyatstvuyut vozrastayushchaya tendentsiya k uvelicheniyu razmerov ehlektrostantsii i tot fakt, chto analiz ehnergeticheskogo prognoza ehnergosistemy govorit o nalichii blagopriyatnykh uslovij dlya stroitel'stva ehlektrostantsij bol'shej moshchnosti na yadernom toplive vmesto stantsij na obychnom toplive, iskhodya iz predskazannykh izmenenij v stoimosti proizvodstva ehnergii, obuslovlennykh uvelicheniem kolichestva atomnykh ehlektrostantsij. Rassmatrivayutsya osnovnye faktory, kotorye dolrsny byt' uchteny v budushchem pri planirovanii ehlektrostantsij s uchetom takzhe grafikov stroitel'stva i ispytaniya. Opredelennyj upor sdelan na problemu protivoavarijnoj obolochki s uchetom takzhe spetsificheskikh uslovij Italii v otnoshenii nekotorykh aspektov ehtoj problemy; v rezul'tate udobnogo razmeshcheniya

    8. Wiedza kobiet leczących się z powodu osteoporozy na temat ogólnej wiedzy o chorobie i czynników jej ryzyka = Knowledge of women treated for osteoporosis on the general knowledge about the disease and its risk factors

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Katarzyna Pawlikowska-Łagód

      2016-05-01

      3Department of Pathology and Speech Rehabilitation, Medical University of Lublin           mgr Pawlikowska-Łagód Katarzyna1, dr n. o zdr. Janiszewska Mariola2, mgr Firlej Ewelina2, Dąbska Olga3, dr hab. n med. Sak Jarosław1 1Zakład Etyki i Filozofii Człowieka, Uniwersytet Medyczny w Lublinie 2Katedra Zdrowia Publicznego, Uniwersytet Medyczny w Lublinie 3Zakład Patologii i Rehabilitacji Mowy, Uniwersytet Medyczny w Lublinie   mgr Pawlikowska-Łagód Katarzyna1, dr n. o zdr. Janiszewska Mariola2, mgr Firlej Ewelina2, Dąbska Olga3, dr hab. n med. Sak Jarosław1 1Department of Ethics and Human Philosophy, Medical University of Lublin, Poland 2Faculty of Health Science, Medical University of Lublin, Poland 3Department of Pathology and Speech Rehabilitation, Medical University of Lublin           Słowa kluczowe: wiedza, osteoporoza, kobiety, czynniki ryzyka Keywords: knowledge, osteoporosis, women, risk factors   Streszczenie Osteoporoza stanowi jeden z istotnych problemów zdrowotnych, społecznych i ekonomicznych współczesnego świata. Jest chorobą obarczoną ryzykiem trwałego kalectwa i z powodu powikłań wcześniejszej śmiertelności.  Ryzyko zachorowania, dotyczące kobiet wzrasta głównie po 65 roku życia. Szacuje się, że na całym świecie osteoporoza dotyka 200 mln kobiet, z których około 20 – 25% dozna urazu w postaci złamania kości. Biorąc pod uwagę fakt wydłużenia życia statystycznej Polki, należy zauważyć, że spowoduje to wzrost liczby kobiet chorujących na osteoporozę oraz złamań będących jej następstwem. Zwiększą się koszta medyczne i  społeczne związane z leczeniem choroby i jej następstw. Bezsprzecznie możemy stwierdzić, że wiedza na temat osteoporozy a zwłaszcza czynników jej ryzyka i profilaktyki powinien być dobrze znany środowiskom związanym z opieką zdrowotną, a przede wszystkim osobom narażonym na jej rozwój i konsekwencje. W związku z powyższym zajmowanie się tematyk

    9. Tablet PC Destekli Fen Ve Teknoloji Dersine Yönelik Öğrenci Velilerinin Tutumları The Attitudes Of Students’ Parents Towards Tablet PC Supported Science And Technology Course

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Melek BALCI

      2013-09-01

      students who are in theexperimental group identified the tablet pc usage in the coursesbeneficial in terms of trainer, applicability in the schools and studentperformance at the level of ineligibility. In addition, the attitudes ofparents of students who are studying with the support of tablet pc werefound to be positive and significant increase in level in favour of theexperimental group. Bu araştırmada, tablet pc destekli fen ve teknoloji dersine yönelik ilkokul 4. ve 5. sınıf öğrenci velilerinin tutumlarının belirleyebilmek için likert tipi geçerli ve güvenilir bir tutum ölçeğinin geliştirilmesi ve bu ölçek kapsamında öğrenci velilerinin tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Ölçeğin geliştirilmesi aşamasında alanyazındaki mevcut ölçekler incelenmiş olup, bu çalışmalardan yola çıkılarak özgün tutum maddeleri belirlenerek taslak ölçek oluşturulmuştur. Taslak ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları Uşak İl Merkezi İlköğretim 4. ve 5. sınıfta okuyan öğrenci velilerinden 134 öğrenci velisine uygulanarak yapılmıştır. Ölçeğin kapsam geçerliliği uzman görüşleri alınarak sağlanmıştır. Yapı geçerliliği için faktör analizi yapılmıştır. Ölçekte yer alan maddelerin Kaiser-Meyer-Olkin değeri 0.84 ve Bartlett’s testi anlamlılık değeri ise 0.00 bulunmuştur. Ölçeğin Cronbach’s alpha güvenirlik katsayısı 0.88 olarak tespit edilmiştir. Ölçekte 12 olumlu, 10 olumsuz olmak üzere toplamda 22 madde bulunmaktadır. Tüm bu aşamalardan sonra geliştirilen ölçek, Uşak ili merkez Yaşar Akar ilköğretim okulundaki 27 deney, 27 kontrol grubu olmak üzere toplam 54 öğrenci velisine uygulanmıştır. Fen ve teknoloji dersi, kontrol grubundaki öğrencilere geleneksel yöntemlerle işlenirken, deney grubundaki öğrencilere ise tablet pc ve akıllı tahta desteğiyle işlenmiştir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmış olup, ölçekten elde edilen veriler SPSS

    10. Reşadiye Yöresinde Yas Geleneği The Mourning Tradition In Reşadiye Region

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Samettin GÜNDÜZ

      2012-12-01

      yapılan yüz yüze görüşmelerle toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre askerlik, gurbet ve ölüm olaylarına ilişkin ağıt söyleme ritüelinin canlı bir şekilde devam ettiği görülmektedir.Kültür, ‘toplumun yaşam tarzı olarak tanımlanmaktadır.’Böyle bir tanımlama her toplumun kendine özgü kültürü olduğunu ifade etmektedir. Görülüyor ki her yönüyle kültür toplumları birbirinden ayıran temel faktörlerden birisidir. Kültürün hem değişimci hem de gelenekçi olması doğasında vardır. Cemaatçi veya cemiyetçi toplumlarda genellikle kültürün değişimci kimliğini yazılı kültür, gelenekçi kimliğini ise sözlü kültür oluşturmaktadır. Gelenekselci toplumlarda gelişmiş toplumlara göre yazılı kültürden sözlü kültür daha etkilidir. Sözlü kültürün etkin olduğu gelenekçi toplumlarda değişime karşı gelenekçi refleks daha güçlüdür. Toplumlardaki gelenekçi yapı ne kadar güçlü olursa olsun değişimin etkisi ve sözlü kültürün kayıt altına alınmaması dolayısıyla kültürün yapısında büyük kayıplar yaşanmaktadır. Sözlü kültürdeki kayıpları dünyadaki teknolojik ve iktisadi gelişmelerin daha da hızlandırdığı tüm yönleriyle görülmektedir. Hem bu eksendeki gelişmeler hem de kültürlerin etkin ve beklenmedik ortamlarda karşılaşmaları ve kültürlerin birbirlerine etki etme çabaları sözlü kültürü yazılı kültüre göre daha derinden olumsuz etkilemektedir. Yani gelenekçi kültür böyle bir etkileşime kendisini hazırlayamadığı için yapısından çok şey kaybetmektedir.

    11. Tüketim Toplumlarında Kentsel Dönüşüm Projelerinin ve Çevre-Toplum Anlayışının Sosyolojik Analizi / A Sociological Analysis of the Urban Transformation Projects and the Perception of the Environment and Society in the Consumption Societies

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      ALI FATIH UYSAL

      2012-12-01

      ştir. Böylelikle tüketim toplumlarında kentsel dönüşüm projelerinin yaratmış olduğu sosyal değişim süreci ortaya konularak, sağlıklı, uzun vadeli, başarılı sürdürülebilir bir çevre modelinin gelişmesi için gerekli olan faktörlerin kurumsal ve teorik alt yapısı oluşturulmuştur. A Sociological Analysis of the Urban Transformation Projects and the Perception of the Environment and Society in the Consumption Societies Since his creation, human beings have always been in interaction with the natural environment. This has been a direct result of the life activities as human being was a part of the ecosystem in the first ages. However, constantly increasing population, together with developing technology, has caused changes within the ecosystem. The mentioned fact which needs to be considered in the human and nature relations brings out the problem of how the nonrenewable and unenrichable soil and its complementary parts, namely air, water and plants will take form, or rather should be formed as balanced. Although numerous projects titled ‘sustainable development’ have recently been developed to solve the grooving problems concerning the environment, these works are seen insufficient. The most important reason for this situation is the fact that the human-nature relations are organized within the marketing system and thus they lead to well-known contradiction regarding the trio of “productivity”, “social justice” and “environmental protection” in the use of land. For example; in Turkey, the Building Law Code 3194 and the Municipality Law Code 5393, both aiming to form the urban areas, emphasize that the municipalities have to work to upgrade the physical quality of the cities. In this regard, this study deals with the urban environment which ‘the urban transformation project’ vows and the current socio-cultural change in comparison with each other. Moving from that point, the study has examined numerous studies, about the urban

    12. Value of Geological Information in Exploitation Management: the Case of Exploitation Units of the Polkowice-Sieroszowice Mine

      Science.gov (United States)

      Krzak, Mariusz; Panajew, Paweł

      2014-03-01

      informacji. Informacja, adekwatna do problemu, dla którego jest pozyskiwana, zwiększa zasób wiedzy podmiotu gospodarującego, jednak rosnąca jej ilość stwarza możliwość dezinformacji. Instrumentów analizy posiadanej przez decydenta informacji dostarczają m.in. narzędzia teoria gier. W teorii gier informacja modelowana jest zazwyczaj z wykorzystaniem koncepcji zbiorów informacyjnych (rys. 2). Zwykle uczestnicy gry nie dysponują pełną informacją, co implikuje fakt, ze sytuacja decyzyjna rozgrywa się w warunkach niepewności. Działalność operacyjna kopalni zmierzająca do udostępnienia i eksploatacji poszczególnych części złoża realizowana jest etapami. Nieodzownym staje się zatem podejmowanie decyzji i wybór optymalnej strategii na każdym z nich. Dążeniem kopalni może być uzyskanie najkorzystniejszych wypłat, niezależnie od zaistniałych warunków otoczenia. Działanie takowe zaprezentowano na przykładzie trzech parcel eksploatacyjnych A, B i C uruchamianych w obrębie ZG Polkowice-Sieroszowice. Charakterystykę parcel zestawiono w tabelach 1, 2 i 3, a schematyczne przekroje zmienności zobrazowano na figurach 3, 4 oraz 5. Na podstawie formuły NSR (3) obliczono ceny rudy w parcelach. Bazując na analogii określono prawdopodobieństwa napotkania konkretnych układów wskaźników jakościowych rudy w parcelach. Zestawiając oczekiwane przychody w odniesieniu do możliwych dwóch stanów natury zdefiniowano macierz gry (4). Wygenerowany problem decyzyjny sprowadzony został do modelu gry koordynacji, a rozstrzygano w nim, które z parcel należy poddać eksploatacji. Opierając się na zakresie informacji o parametrach złoża we wszystkich parcelach będącej w posiadaniu geologa nadzorującego postęp frontu eksploatacyjnego, przeanalizowano dostępne struktury informacyjne, wskazując te optymalne. Oczekiwane średnie wielkości przychodów dla poddawanych ocenie struktur zestawiono w tabelach 4, 5 oraz 6.

    13. In-Situ Treatment of Groundwater Contaminated with Underground Coal Gasification Products / Oczyszczanie In-Situ WÓD Podziemnych Zanieczyszczonych Przez Produkty Podziemnego Zgazowania WĘGLA

      Science.gov (United States)

      Suponik, Tomasz; Lutyński, Marcin

      2013-12-01

      ęglowodorów aromatycznych, wolnych cyjanków oraz w mniejszym stopniu również jonów amonowych. Węgle nie wpływały na temperaturę wód oraz na potencjał redox i przewodność elektrolityczną. Zeolity z kolei skutecznie usuwały wolne cyjanki, jony amonowe oraz w pewnym stopniu fenole. W zależności od składu chemicznego wód oraz powinowactwa metali do zeolitów mogły one również usuwać metale ciężkie. Zeolity nie wpływały natomiast na temperaturę i powodowały znaczące obniżenie się wartości pH oraz przewodności elektrolitycznej wody. Przepływająca przez złoże zeolitu woda wzbogacała się z kolei (z całą pewnością w początkowym etapie pracy złoża) w rozpuszczony tlen, co miało odzwierciedlenie w wyższych wartościach potencjału redox w kolejnych punktach poboru wody. Ostatnim analizowanym w pracy materiałem było żelazo metaliczne. Chociaż nie wpływało ono w żaden sposób na stężenie związków organicznych w wodach, przyczyniło się do usunięcia z nich wszystkich metali ciężkich. Żelazo spowodowało ponadto wzrost temperatury i wartości pH oraz zdecydowane obniżenie się potencjału redox i stężenia tlenu rozpuszczonego. Rozważając zastosowanie wymienionych materiałów reaktywnych w technologii PRB do usuwania produktów PZW trzeba pamiętać o ograniczonej pojemności sorpcyjnej węgla aktywnego oraz zeolitów oraz o konieczności poddawania ich reaktywacji. Fakt ten oraz duże trudności technologiczne związane z zainstalowaniem materiału oraz jego wymianą stanowią wyzwanie do dalszych analiz i prac w tym obszarze.

    14. The Effects of the Sleep Quality of 112 Emergency Health Workers in Kayseri, Turkey on Their Professional Life

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Vesile SENOL

      2014-12-01

      fatigue, loss of attention-concentration, and low levels of motivation, performance and efficiency. ÖZET: Amaç: Uyku yeterliliği başarılı iş yaşamının temel belirleyicilerindendir. Bu çalışmanın amacı acil sağlık çalışanlarında uyku kalitesini belirlemek, mesleki ve sosyal yaşam üzerine etkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Araştırma 2011 yılında Kayseri ilinde aktif hizmet veren 112 Acil Yardım İstasyonunda görev yapan gönüllü 121 Acil Sağlık Çalışanı üzerinde yürütüldü. Araştırmada, Sosyo-demografik Veri Formu ve Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçeği (PSQI kullanıldı. Veriler SPSS 18.00 versiyonu ile değerlendirildi, istatiksel analizde yüzde ve frekans dağılımları, ortalama±standart sapma, ki kare testi, korelasyon ve lojistik regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Pittsburgh Uyku Kalitesi puan ortalaması 4.14±3.09 olan grubun %28.9'unun uyku kalitesi kötü idi. Kötü uyku kalitesinin %11'inden (p=0.009, %95 GA: 0.111–0.726 bekar olmak, %7'sinden (p=0.003, %95 GA: 0.065–0.564 ise kadın olmak sorumlu idi. Uyku kalitesi puanları ile mesleki ve sosyal yaşam etkinliklerinin olumsuz etkilenimi pozitif korelasyon gösterdi, uyku kalitesi kötü olan acil sağlık çalışanlarında, genellikle dikkat ve konsantrasyon kaybı (%40.0, p=0.016, acil müdahalelerde başarısızlık (%57.9, p=0.001, motivasyon (%46.2, p=0.004, performans (%41.4, p=0.024 ve iş verimi (%48.1, p=0.008 düşüklüğü yaşayanların oranı anlamlı düzeyde daha yüksekti. Düşük uyku kalitesi çalışanların günlük yaşam düzenini (%51.6, p=0.004 genellikle olumsuz etkiledi, sosyal yaşam sınırlılıkları (%45.7, p=0.034 ve iletişim güçlüğüne (%34.7, p=0.229 neden oldu. Sonuç: Acil sağlık çalışanlarının üçte birinin uyku kalitesi kötü olup, grup düşük düzeyde uyku yeterliliği sorunu yaşamaktadır. Kadın ve bekar olmak uyku kalitesini düşüren en önemli faktörlerdir. Kötü uyku kalitesi

    15. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Zeki Kır

      2006-04-01

      ın kimliği tespit edilmiştir. Çürümüş vakalarda soyulan el ya da parmak derilerinin eldiven tarzında kullanılmasıyla elde edilecek parmak izleri, kimlik tespiti için kullanışlı sonuçlar doğuracaktır. SAF ALKOL ZEHİRLENMESİNE BAĞLI ÖLÜM OLGUSU Forensic Sei Int. 2005;10;149(2-3:243-7 A fatal case of pure ethanol ingestion Hieda Y, Takeshita H, Fujihara J, Takayama K Yetişkin bir erkek üzerinde dehidrate alkol (>%99 yazısı bulunan 2 adet boş şişe (500ml?2 ile bir araba içerinde ölü olarak bulunmuştur. Otopside şiddetli hemoroji ve pankreatik nekroz görülmüştür. Kanda ve idrar yüksek miktarda (8,12 mg/ml ve 8,14 mg/ml alkol saptanmıştır. Ani ölüm yaklaşık 1 litre dehidrate alkol alındıktan sonra alkol zehirlenmesi sonucu gerçekleşmiştir. TAYLAND TUSUNAMİSİNDE ADLİ TIP DOKTORLARININ ROLÜ: CHULALONGKORN TIP FAKÜLTESİNİN DENEYİMLERİ J Med Assoc Thai, 2005;88:Suppl 4:335-8 Role of forensic doctors in Thailand's tsunami: experiences from Chulalongkorn Medical School. Sirisup N, Kanluen S. Tayland’daki tusunami felaketinde adli tıp doktorlarının en önemli problemi ölenlerin kimliklerini belirlemek olmuştur. Kimlik belirleme işlemi; ölen kişinin yakınlarınca tanınması, diş kayıtları, parmak izi ve DNA analizi çalışmalarına dayanılarak yapıldı. Yapılan kimlik analizleri esnasında DNA analizi ve parmak izi yöntemlerinden sonra en etkili faktörün diş kayıtları olduğu görüldü. Çalışmalarımız esnasında felaket kim-liklendirme birimlerinin eldeki problemleri gözden geçirip gelecek için plan yapmalarının önemli olduğu kanaatine varıldı. GENÇLERDEKİ ANİ ÖLÜMLER Heart Rhythm. 2005;2(12:1277-82 Sudden death in the young Puranik R, Chow CK, Duflou JA, Kilborn MJ, McGuire MA. Genç insanlardaki ani ölümler seyrek rastlanmakla beraber toplumda derin izler bırakırlar. Çalışmamızdaki amaç 5-35 yaş arası ani ölüm vakalarında ölüm sebeplerini araştırmaktır. 1995

    16. Kongre İzlenimleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Adli Tıp Uzmanları Derneği ATUD

      1996-10-01

      alışma Bakanı konuştular. Konuşmalarda ICOH'un yeni mücadele alanları, 2000'li yıllarda ve ötesinde herkes için sağlık, iş sağlığı ve iş güvenliğine global yaklaşım ve perspektifler ve 21.yüzyılda sosyal boyut üzerinde duruldu. Kongre süresince açılışın yapıldığı büyük salonda kongre temel konuları üzerinde 10 konferans verildi. Ayrıca 15 ayrı salonda sürdürülen kongre bilimsel programı çerçevesinde, 50'den fazla minisempozyum (panel, 50 komite toplantısı, 83 sözlü bildiri oturumunda 100 den fazla konu ele alındı. Yaklaşık 650 sözlü bildiri sunuldu. Ayrıca poster salonunda 4 gün boyunca günde, her biri için 4 metre karelik alan ayrılan 200 poster sergilendi. Kongrede yeterince konu çeşitliliği olmakla birlikte, kas-iskelet hastalıkları tüm dünyanın üzerinde durduğu meslek hastalığı idi. Ayrıca kimyasal maddelere maruz kalma sonucu gelişen meslek hastalıkları da ilgi çeken ve üzerinde durulan konulardandı. Psikosos- yal faktörler ve iş organizasyonu da yine tüm dünyanın üzerinde önemle durduğu ve kongre ana temalarından birisi idi. Sergilenen posterler arasından her gün bir postere ödül verildi. Her günün ödüllü poster başlıkları şöy- leydi. 1.\tGün:\tManganeze maruz kalan çelik işçilerinde nörolojik etkiler (Danimarka 2.\tGün:\tBir plastik fabrikasında mesleki astımın patlak vermesi (Belçika 3.\tGün:\tAnanas çiftliğinde pestisid kullanımı ve ananas işçilerinin sağlığı (Filipinler 4.\tGün:\tBir muz çiftliğinde deri yoluyla pestisitlere maruz kalma. (Kosta-Rika Kongreye Türkiye'den Dr.Yasemin GÜNAY katıldı ve çalışma arkadaşları Dr.Server YARAR, Dr.Emre AL- BEK ve Dr.Özdemir KOLUSAYIN ile birlikte hazırladıkları "Maden İşçilerinde Ölüm Nedeni Olarak Mesleki ve Mesleki Olmayan Hastalıkların Değerlendirilmesi" başlıklı poster sundu. Dr.Yasemin Günay, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, İstanbul XXXII. Ulusal Psikiyatri Kongresi, 25

    17. Journal Abstracts

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mete Korkut Gülmen

      1996-07-01

      yaraladığı kurban ilişkilendirilebilir. Bu da, birden fazla kişinin yer aldığı silahlı çatışmalarda oluşan ateşli silah ölümlerinin soruşturulmasında yardımcı olabilir. AV TÜFEKLERİ İLE OLUŞAN ATEŞLİ SİLAH YARALARINDA RADYOLOJİK BULGULAR. DENEYSEL BİR ÇALIŞMA. Radiological findings in gunshot wounds caused by hunting ammunition. An experimental study. Schyma C, Placidi P, Schild HH. Int J Legal Med, 1996; 108: 201-205- Deri ve köpüklü lastikten yapılmış bir manken modelin hedef olarak kullanıldığı, av tüfekleri ile deneysel silah atışları yapıldı. Ara hedef olan tahtanın mermi ile penetrasyonu sonrasında, yaraların karakteristik özellikleri değişti ve boyutları arttı. Yaraların morfolojileri çok çeşitli bir spektrum gösterdi. Silah atışları ilk olarak 50mm kalınlıktaki tahtadan geçtiklerinde, deri radyografilerinde 10mm1 den lmm'ye varan miktarlarda metalik artıklar görüldü. Mermi yüzeyindeki metalik parçacıklar en iyi silme özelliğine sahip olan deri tarafından hedef alanında silindi. Deneysel çalışmalar, saf metalik artık oluşumunun, kurşun mermilerde oluşan mermi silinme gelişiminin anoloğu olduğunu önermektedir. Daha büyük fragmanlar hedefe, ara ve son hedef noktasının uzaklığına bağlı, mermiden bağımsız olarak yönelirler. Bir olgu örneği sunuldu. FARE CİLT YARASININ İYİLEŞME SÜRECİNDE İNFLAMATUAR SİTOKİNLERİN DİNAMİĞİ. OLASI YARA YAŞI TAYİNİ İÇİN BİR ÖN ÇALIŞMA. The dynamics of inflammatory cytokines in the healing process of mouse skin wound: a preliminary study for possible wound age determination. Kondo T, Ohshima T. Int J Legal Med, 1996; 108: 231-236. İnterlökin-la (IL-la, interlökin-lb (IL-lb, interlö- kin-6 (IL-6 ve tümör nekroz faktör-alfa (TNFa gibi inflamatuar sitokinlerin fare cildindeki yaraların iyileşme sürecindeki dinamiği enzinvbağlı immunosorbent assay ve immun boyama kullanılarak incelendi. Bu inceleme y

    18. ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BİYOLOJİ BÖLÜMÜNDEN BEKLENTİLERİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hasan Özçelik

      2013-12-01

      Full Text Available Süleyman Demirel Üniversitesi Biyoloji Bölümü lisans programları 2011–2012 eğitim öğretim yılında anlamlı şekilde tercihten düşmüştür. Bu olumsuzluğun gerekçelerini anlamak, sorgulamak ve çözüm önerilerinde bulunmak amacıyla bu çalışma aynı yıl bitirme ödevi olarak yapılmıştır. Çalışma, bir anket çalışması olup bölümdeki lisans öğrencilerine ve mezunlarına 15'er soru yöneltilmiştir. 8. Biyoloji Günü programı sebebiyle bölüme gelen diğer Üniversitelerin öğrencilerine de aynı anket uygulanmıştır. Alınan cevaplar yorumlanmış, istatistiksel analizler yapılmış, gözlem ve deneyimlerimizle bölümün sorunları ve çözüm önerileri ortaya konulmuştur. Bölümde öğretimin genelde ezber ağırlıklı olarak verilmesi, biyologların yetiştirilmesinde arz-talep dengesinin bozulması, mezunların istihdam sorunu bölüme tercihi düşüren ana faktördür. Orta öğretimde gün geçtikçe temel bilimler eğitimi zayıflamakta, sayısal öğrencileri azalmakta; bu durum öğrencileri lisansa yerleştirmede nitelikte zayıflama olarak ortaya çıkmaktadır. Tüm olumsuzluklara rağmen biyolojiyi severek tercih eden özverili insanların varlığı ve her kademede ülkemizin nitelikli biyologlara olan ihtiyacı açıkça ortadadır. Anket sonuçlarına göre; öğrenciler çoğunlukla bölümü bir ön araştırma yapmadan bilinçsizce tercih etmekte, zamanla bilinçlenerek bölümü sevmektedir. Sınıflardaki öğrenci sayısı fazlalığının eğitimi olumsuz etkilediği; müfredatta yer alan bazı derslerin yetersiz veya iş hayatında gerekli olmadığı ya da çoğunlukla ezber ağırlıklı olması nedeniyle derslerde gerektiği kadar aktif rol alamadıkları belirtilmektedir. Öğrencilerin istihdam yetersizliği nedeniyle gelecek endişesi taşıdıkları ve çevrelerine yaptıkları negatif telkinler bölüme adayların tercihini azaltmaktadır. Çözüm için s

    19. AHMEDİYE FLOATING ISLAND AHMEDİYE YÜZENADASI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Pınar TAŞKIRAN (M.A.H.

      2006-09-01

      ının inceleme konusu olmuştur. Söz konusu oluşum, başta coğrafya olmak üzere biyoloji, jeoloji ve çevre bilimlerinin de inceleme alanına girmektedir. Ancak yüzenada terimi Coğrafya ilmi sayesinde literatüre girmişve adaların oluşumu, tanımı ve tanıtımı üzerine ilk çalışmalar yine coğrafyacılar tarafından yapılmıştır. Bu konuda Prof. Dr. İhsan BULUT’ un önemli çalışmalarıbulunmaktadır. Yüzenadalar çok çeşitli özellikleri ile bilim dünyasının dikkatini çekmektedir. Başta zengin flora ve faunasıyla içerisinde bulunduğu ortamdan belirgin bir şekilde ayrılmaktadır. Bu adalar, göl alanı içerisinde gelişmeleri dolayısıyla,insanların hep dikkatini çeken sulak alanlar durumundadır. Doğal ve beşerî faktörlerle ekosistemde meydana gelen bozulmaların en bariz olarak gözlenebildiği kesimler yine bu sulak alanlardır. İnorganik ve organik minerallerin uygun iklim koşulları altında optimum karışımı yine sulak alanlarda gerçekleşirken, inorganik minerallerde bulunan fosfat ve serbest atmosferden sağlanan nitratla gür ve türce zengin sulak alan bitkileri yetişmektedir. Yüzenadalar hemen her iklim kuşağında görülmesine rağmen yine de dünyamızın bu oluşumlar bakımından fakir olduğu söylenebilir. Ancak bu durum, şüphesiz bu alandaki çalışmaların yetersiz olmasının bir sonucudur. Kendine özgü doğal ortamıyla çevresinden ayrılan ve göl alanında yüzer halde her yöne kolayca hareket edebilen yüzenadalar, çevrelerinin adeta bir sembolü rolünü üstlenirken, bölge insanını kendisine çeken görsel doğal bir turistik cazibe merkezi olma özelliğini de taşırlar. Ülkemizde kayıtlara geçen yüzenada bulunan il sayısı 8’dir. Ancak ülkemizin farklı kesimlerinde büyüklü küçüklü çok sayıda sulak alan bulunmaktadır. Dolayısıyla da araştırmalar arttıkça farklı kesimlerde yüzenadalarla karşılaşılacaktır. İşte bilinenlere ilave edebileceğimiz bir

    20. Eskişehir’de Hava Kirliliği ve Doğal Gazın Tarihçesi: Genel Değerlendirme / History of Air Pollution and Natural Gas Usage in Eskişehir: A General Review

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nazmi Oruç

      2012-12-01

      Full Text Available Bu çalışmanın temel amacı Eskişehir kent merkezinde son 30 yılda hava kirliliği ve doğalgaz uygulamaları konusunun irdelenmesidir. Genel olarak kış aylarında ısınma amacıyla kalitesiz kömür kullanımı, plansız ve düzensiz kentleşme ve olumsuz iklim faktörlerine bağlı olarak ortaya çıkan hava kirliliği 1980’li yıllarda Eskişehir’de de yaşanmaya başlanmıştır. Kent merkezindeki ilk hava kirliliği ölçümleri Eskişehir Devlet Mühendislik-Mimarlık Akademisi tarafından 20 Ocak - 20 Nisan, 1982 ve 1 Aralık 1982 - 28 Şubat, 1983 tarihleri arasında asidimetrik yöntemle yapılan SO2 ölçümleridir. Bu süreler içerisinde, Arifiye Mahallesinde ölçülen 24 saatlik ortalama değerlere göre SO2 derişiminin 22-727 µg/m3 arasında değiştiği, aritmetik ortalamanın ise 304 µg/m3 olduğu belirlenmiştir. Sağlık Bakanlığı’nca 1985-1990 yılları arasında Köprübaşı mevkiinde yapılan hava kirliliği ölçümlerinde Hava Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinde (HKKY SO2 için verilen Kısa Vadeli Sınırın(KVS= 400 µg/m3 aşıldığı gün sayısı Aralık 1986 de 11, Ocak 1987 de 22, Şubat 1988 de 5, Aralık 1989 de 3, Ocak 1990 da 19 ve Şubat 1990 da ise 11 gün olarak verilmiştir. Eskişehir İl Çevre Durum Raporu’nda 1992-2009 yılları arasında 1992-1993, 1993-1994 ve 1994-1995 kış dönemlerinde, SO2 için verilen Kısa Vadeli Sınır değerinin özellikle Aralık, Ocak ve Şubat aylarında aşıldığı, 1995-1996 döneminden sonraki yıllarda ise Uzun Vadeli Sınır Değeri (UVS olan 150’nin de altına düştüğü kaydedilmiştir. Hava kirliliğindeki bu azalışın temel nedeni 1996 yılından itibaren sanayide tamamen ve evsel ısınmada pek çok bölgede doğal gaza geçilmesiyle ilgilidir. Bu arada son 20 yılda Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünce hava kirliliği konusunda çok detaylı bilimsel araştırmalar yapılmış ve 2010 yılında Eski

    1. Incorporation of Radioisotopes into Melted Silicates; Incorporation de Radioisotopes dans des Silicates Fondus; 0412 0412 0415 0414 0415 041d 0418 0415 0420 0410 0414 0418 041e 0418 0417 041e 0422 041e 041f 041e 0412 0412 0420 0410 0421 041f 041b 0410 0412 041b 0415 041d 041d 042b 0415 0421 0418 041b 0418 041a 0410 0422 042b ; Incorporacion de Radioisotopos en Silicatos Fundidos

      Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

      Rakova, J.; Saidl, J. [Nuclear Research Institute Rez near Prague, Czechoslovak Socialist Republic (Czech Republic)

      1963-02-15

      corrosividad de la estructura y por la difusion interna de elementos solubles del interior del solido hacia la superficie del mismo. La corrosividad de los vidrios y de las rocas fundidas se. ha examinado en condiciones estaticas a temperatura constante (35 Degree-Sign , 60 Degree-Sign y 90 Degree-Sign C) obteniendose coeficientes de lixiviacion comprendidos entre 10{sup -11} y 10{sup -9} cm{sup -2}s{sup -1}(a 35 Degree-Sign C). Estos resultados muestran que los materiales investigados constituyen un medio adecuado para la incorporacion de algunos desechos de elevada radiactividad. Este metodo de evacuacion puede considerare completamente seguro, siempre que los bloques activos asi formados se depositen en condiciones que excluyan la posibilidad de contacto con el agua. (author) [Russian] Cel'ju dannoj issledovatel'skoj raboty javljaetsja: 1. Vybor kamenistyh i steklovidnyh silikatnyh materialov, prigodnyh dlja vvedenija biologicheski opasnyh i dolgozhivushhih radioizotopov. 2. Opredelenie faktorov, kotorye mogut okazyvat' vlijanie na skorost' vysvobozhdenija vvedennyh izotopov, chtoby oni ne predstavljali opasnosti dlja biosfery. V kachestve syr'evyh materialov ispol'zovalis' 14 sortov rasplavlennyh porod bazal'tovogo tipa iz severnoj i zapadnoj Bogemii i tri sorta otdel'nyh vidov stekla. Pri jeksperimental'nom issledovanii dolzhnoe vnimanie udeljalos' diffuzii radioizotopov v stekov i v rasplavlennyh porodah a takzhe himicheokoj ustojchivosti jetih materialov. Dlja issledovanija Diffuzii stroncija-90 i-cezija-134 byl vybran metod {sup t}onkogo sloja{sup ,} opisannyj Krjukovym i Zhukovickim, kak naibolee podhodjashhij. Pri temperaturah porjadka 300 - 600 Degree-Sign C byli ustanovleny kojefficienty diffuzii 10{sup -13} - 10{sup -11}cm{sup 2}/sek. Tot fakt, chto dlja cezija byla obnaruzhena bolee nizkaja jenergija aktivacii, chem dlja natrija, podtverzhdaet predpolozhenie o tom, chto iz vseh stekloobrajeuhhcih jelementov cezij imeet naimen'shie svjazi. Pri izmerenii skorosti

    2. High-Temperature Gas-Cooled Reactor Critical Experiment and its Application to Thorium Absorption Rates; Experience Critique pour l'Etude d'un Reacteur a Haute Temperature, Refroidi par un Gaz et son Application a la Determination des Taux d'Absorption du Thorium; Kriticheskij opyt, postavlennyj na vysokotemperaturnom reaktore s gazovym okhlazhdeniem, i primenenie ego dlya opredeleniya stepeni pogloshcheniya toriya; Experimento Critico Efectuado en un Reactor de Elevada Temperatura Refrigerado por Gas y su Aplicacion para Calcular los Indices de Absorcion del Torio

      Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

      Bardes, R. G.; Brown, J. R.; Drake, M. K.; Fischer, P. U.; Pound, D. C.; Sampson, J. B.; Stewart, H. B. [General Dynamics Corporation,San Diego, CA (United States)

      1964-04-15

      . Daetsja opisanie izmerenija rezonansnogo integrala torija i ego zavisimosti ot temperatury. Pri jetom metode dlja izmerenija rezonansnogo zahvata v kachestve standarta ispol'zuetsja zoloto, a v kachestve materiala, dajushhego velichinu pogloshhenija, podchinjajushhujusja zakonu 1/v, -vanadij. Jetot metod obuslovlivaetsja tem faktom, chto torij dispergiruetsja v grafite i trudno primenjat' obychnyj metod kadmievogo otnoshenija. Sravnenie jeksperimental'nyh i teoreticheskih rezul'tatov svidetel'stvuet o prekrasnom soglasvi vo vsem diapazone peremennyh.. Krome togo, soglasujutsja rezul'taty izmerenija kojefficienta Dopplera kak metodom aktivacii, tak i metodom opredelenija reaktivnosti,-fakt, kotoryj, kak polagajut, javljaetsja vazhnym vvidu nalichija rashozhdenija mezhdu rezul'tatami primenenija jetih dvuh metodov, imejushhimisja v literature. (author)

    3. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Osman Eren Karpuzoğlu

      2000-08-01

      siyah erkek ve Latin kökenli kız öğrencilerin, annelerinin eğitimi aynı düzeyde olan beyaz öğrencilerle karşılaştırıldığında, yasa dışı maddelere, yasal maddelerden önce başlama olasılıkları daha yüksek olarak bulunmuştur.Her iki tip maddeye de aynı zamanda başlayanlar için de benzer eğilimler gözlenmiştir. Tütün, alkol, marihuana ve kokain kullanımına başlama özelliği etnik kökenle farklılık göstermektedir. Annenin eğitimi diğer önemli düzeydeki risk faktörleri için onların yerine geçebilen bir değişken olabilir. TRAVMA, EGZERSİZ ve Mİ YORARI ENFARKTÜSLÜ HASTALARDA MİYOGLOBİN, KARBONİK ANHİDRAZ HI ve MİYOGLOBİN/KARBONİK ANHİDRAZ IH ORANININ ÖZELLİKLERİ Characteristics of myoglobin, carbonic anhydrase III and the myoglobin/carbonic anhydrase HI ratio in trauma, exercise, and myocardial infarction patients. Beuerle JR, Azzazy HM, Styba G, Dub SH, Christenson RH. Clin Chem Acta 2000 Apr; 294 (1-2: 115-28. İskelet kasında bulunan karbonik anhidraz III (CAIII yaralanmayı takiben dolaşıma salınan bir enzimdir. Miyoglobin (Mb de iskelet, düz ve kalp kasında bulunan ve yaralanmadan sonra dolaşıma salınan bir hem proteinidir. CAIII’ün kalp kasında bulunmaması nedeniyle, serum CAIII ve Mb ölçümleri, yaralanmayı takiben iskelet kasından salınan CAIII ve Mb oranının sabit olması nedeniyle Mb’nin miyokard enfarktüsünün (MI erken teşhisinde spesifitesini arttırabilir. Acil birimine başvuruyu takiben egzersiz olguları (n=12, travma hastaları (n=18 ve MI hastalarında (n=10 Mb ve CAIII salınımını inceledik. Olaydan sonra 5 saat içerisinde alınan örneklerde egzersiz ve travma olgularında Mb/CAIII sabit oranının medyanları sırasıyla 3.505 (aralık: 1.05-6.76 ve 2.890 (aralık: 0.97-3.97 bulundu. Aynı zaman aralığında, MI hastalarında Mb/'CAIII oranları belirgin olarak yüksek (p

    4. Popüler Roman ve Gençler Üzerindeki Etkileri- Bursa Örneği- Popular Novel and Its Effects on the Young-Bursa Example-

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fatih ACER

      2013-07-01

      ından estetik bir gaye ile yazılan; Yine yazarı tarafından ciddi bir uğraş olarak kabul edilen; yayınlanması sadece ticari sebeplere dayanmayan; okuru hazır duygu ve düşünce kalıplarından sıyırıp, onu her şeyi sorgulayıcı bir konuma getiren; yine okurda belli bir seviye estetik birikim arayan; bu yüzden az sayıda okura ulaşan; kurgusu ve anlatım tekniği açısında orijinallik arz eden nitelikte romanlara da estetik roman denir Bu çalışmada gençlerin popüler romanları yukarıdaki tanımdaki gibi algılamadığı ortaya çıkmıştır. Giriş bölümünde belirtildiği gibi estetik roman karşısında olumsuz değerlendirmelere maruz kalsa da bu durum popüler romanın çok okunan bir tür olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Bu gerçekten yola çıkarak bu çalışmada gençler arasında popüler romanın niçin bu kadar rağbet gördüğü, gençlerin dünyasına neler kattığını, aile ve çevrenin bu roman tercihlerindeki faktörü, estetik romanlara geçiş için bir basamak teşkil edip etmeyeceğini, gençlerin gözünde popüler romanın anlamını, okul türünün seçilen romanlara etkisi gibi bir çok konu yapılan anketler ve bu anketlerin çıkarımlarıyla ortaya konulmuştur. Araştırma alanı Bursa İliyle sınırlandırılmıştır. Anket 2011-2012 eğitim ve öğretim yılında Bursa’da bulunan orta öğretim kurumlarının her birinden bir örnek okulda uygulanmıştır. Bu okullarda edebiyat öğretmenlerinin tespit ettiği popüler roman okuyan 421 öğrenci üzerinde uygulanmıştır. Bu çalışmada çapraz grafikler SPSS 15. programı kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmanın sonuç ve öneriler kısmında tablolarda yapılan mukayeselerden elde edilen çıkarımlar halinde sunulmuştur.

    5. Use of the Neutron Die-Away Technique to Test Control Rod Effectiveness Theories; Emploi de la Methode d'Absorption des Neutrons pour Verifier les Theories sur l'Efficacite des Barres de Commande; Ispol'zovanie metoda spada potoka nejtronov dlya proverki teorij ehffektivnosti reguliruyushchikh sterzhnej; Aplicacion de la Tecnica de Extincion Neutronica a la Verificacion de las Teorias sobre la Eficacia de las Barras de Control

      Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

      Perez, R. B. [University of Florida, Gainesville, FL (United States); De Saussure, G.; Silver, E. G. [University of Florida, Gainesville, FL (United States); Oak Ridge National Laboratory, Oak Ridge, TN (United States)

      1964-04-15

      actualmente determinaciones con barras de dimensiones intermedias, a fin de averiguar el limite de aplicacion de la teoria de la difusion. (author) [Russian] Raschety jeffektivnosti regulirujushhih sterzhnej uslozhnjajutsja ih zavisimost'ju kak ot raspredelenija jenergij nejtronov, tak m ot geometrii sborki. Pri sravnenii teoreticheskih dannyh s rezul'tatami jeksperimentov, provedennyh na reaktorah ili kriticheskih sistemah, voznikajut trudnosti, svjazannye s vnutrennej slozhnost'ju takih sistem. Metod spada potoka nejtronov pozvoljaet poluchit' model' vseh teplovyh nejtronov, v kotoroj raspredelenie jenergii nejtronov mozhet byt' otdeleno ot prostranstvennyh jeffektov. Pojetomu geometricheskij faktor jeffektivnosti regulirujushhego sterzhnja mozhet byt' izuchen bez ucheta detalej nejtronnogo spektra, a rezul'taty mogut byt' sravneny s rezul'tatami chistoj prostoj jeksperimental'noj ustanovki. Metod osnovan na tom fakte, chto v jeksperimente s zamiraniem nejtronov, kak on zdes' opisan, laplasian sborki svjazan s postojannoj raspada osnovnogo vida po formuljo: B{sup 2} = ({lambda} - {lambda}{sub a})/D {lambda}{sub a} gde Ha-obratnyj poluperiod nejtronov v zamedlitele (sek-1 ); D- postojannaja diffuzii (sm2 'sek-1 ). V zamedljajushhih sborkah, ispol'zuemyh dlja jetih jeksperimentov, imelis' prjamougol'nye berillievye prizmy razlichnyh razmerov, sostavlennye iz nebol'shih (7,3 h 7,3 h 5,24 sm) blokov. Ispol'zovalis' tri vida kadmievyh regulirujushhih sterzhnej: tonkie diametrom 0,476sm, krestoobraznye i polye ''tolstye'' sterzhni secheniem 7,3 X 7,3sm. Byli provereny sledujushhie teoreticheskie shemy: 1) Nordhejma -Skalettara; 2) Hurvitca-Roe; 3) Cifrovoj hod diffuzii. Jeffekt krestoobraznogo poglotitelja byl raschitan s pomoshh'ju metoda konformnogo preobrazovanija Hurvitca-Roe. Dlja laplasiana bylo polucheno znachenie 0,0188sm{sup -2}, chto sravnimo s jeksperimental'nymi rezul'tatami, sostavivshimi 0,0187 {+-} 0,0006 cm{sup -2}. Znachenija, poluchennye dlja tolstyh sterzhnej s

    6. НЕПОМІТНІ ДОКОРІННІ ЗМІНИ: ПАМ'ЯТЬ І ЗАБУВАННЯ У ІСТОРИЧНІЙ ПРОЗІ СУЧАСНОЇ УКРАЇНСЬКОЇ ЛІТЕРАТУРИ / INCONSPICUOUS FUNDAMENTAL CHANGES: REMEMBRANCE AND FORGETTING IN MODERN UKRAINIAN HISTORICAL FICTION

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Антоніна АНІСТРАНЕНКО

      2017-11-01

      бенностей, что можно объяснить необходимостью реорганизации в постколониальную природу литературного процесса.Anistratenko A. Inconspicuous fundamental changes: remembrance and forgetting in modern Ukrainian historical fiction. A modern Ukrainian novel acquires a new face. This process includes the erosion of genre markers and the latest historical prose genre redefinition. For example, since 2000 years, genrestyle markers of historical prose have been gained a whole palette: a historical-fantastic novel, a novel of alternative history, a political joke novel, historical fantasy, historical travesty, etc. up to nowadays mixed changes result processing. It is difficult to name even a dozen historical novels that would not contain other genre connotations, but it would have become the actual historical prose product of the epic kind. The aim of investigation. In the article we are going to indicate the role and significance of the history as a kind of reflection of memory and its antinomy forgetting in the modern Ukrainian prose genre matrix. Research methodologies are such as comparative analysis, descriptive method, contextual imagination as well as conceptive investigation. Scientific novelty consists in systematization of historical prose genre markers according to its specific and main features of the terms “remembrance” and “forgetting” in the context of the history writing and fiction novel. Verbal creativity plays a special role in this process. P. Nora examines the problem of memory in historical terms as well as J. Assmann gives also own literary dimension. It should be mentioned, that P. Nora argues that memory has undergone in fact only two forms of legitimation: historical and literary. 20 Kononovych L. Ya, zombi [I am a zombie], Kyiv, Dzherela M, 2000, P. 124. 21 Hundorova T. Kitch i Literatura. Travestiyi [Kitsch and Literature. Travesti], Kyiv, Fakt, P. 248. 179 Ан

    7. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Şebnem Korur Fincancı

      1999-08-01

      üm olgularda kötü bir prognoza sahip olmayı sürdürmektedir. Cerrahi endikasyon da tartışmalıdır. Amacımız bu tür olgularda cerrahi sonrası prognoza etkili özellikleri tanımlamaktır. Laminektomi için de Base do Distrito Federal Hastanesine ( Brezilya peşpeşe gelen 45 hastada retrospektif bir çalışma yürüttük. Başlangıçtaki nörolojik durumları, defisitin düzeyi, cerrahinin zamanlaması, methilprednisolone kullanımı ve dura yırtığının varlığı gibi özellikleri araştırdık. Bunlar arasında gelişteki klinik bulgular ve lezyon düzeyi (Cauda equina sendromu olan hastaların %60’ında ve lomber bölge lezyonları olanların %53’ünde laminektomi sonrası nörolojik durumda gelişme olmuştu sonucu etkileyen en önemli faktörlerdi. Cerrahi girişim sonrası hastaların %70’inde ağrı geçmişti. ATEŞLİ SİLAH YARALANMASI VE MORTALİTE: ERGEN KURBANLARIN SUÇ GEÇMİŞİ Gun injury and mortality: the delinquent backgrounds of juvenile victims. Loeber R, DeLamatre M, Tita G, Cohen J, Stouthamer- Loeber M, Farrington DP . Violence Viet 1999 Winter;l4(4:339-52. Şehir merkezinde yürütülen yatay bir çalışmada 3 örneklem grubundaki erkek çocuklarda ciddi yaralanma ve ölümler saptandı. En eski örneklem grubundaki 506 katılımcının her onundan birinde 19 yaşına kadar bir ciddi yaralanma veya öldürülme söz konusuydu. Bu grubun üçte ikisi ateşli silahla yaralanmış veya öldürülmüştü. Kontrollere göre kurbanların ciddi suçlara, çete kavgalarına ve ilaç satışına karışma öyküsü daha fazlaydı. Daha çok silah taşıyorlardı. Kurbanların suçlu yaşam biçimi mahkeme kayıtlarından da görülebiliyordu. Okul başarıları kötü, aile denetimi zayıf ve aileleri ile iletişimleri kötü idi. Davranış sorunları vardı. TANI KONAMAYAN SANTRAL ANTİKOLİNERJİK SENDROM TEHLİKELİ KOMLİKASYONLARA YOL AÇABİLİR Undiagnosed central anticholinergic syndrome may lead to dangerous complications

    8. Dočasná symetrie zdravých a protetických končetin během chůze osoby s transtibiální amputací s různým protetickým zařazením Temporal symmetry of sound and prosthetic limbs during transtibial amputee gait with various prosthetic alignment

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Miroslav Janura

      2007-01-01

      é protézy. Vliv protetické nohy na proměnné chůze ve skupině těchto probandů zkoumal Gitter et al. (1991. Efektivnost chůze je také významně ovlivněna nastavením protézy nebo protetické nohy. Rehabilitaci osoby s amputací lze považovat za úspěšnou pouze tehdy, pokud tato osoba považuje protézu během chůze za estetickou a pohodlnou. Nastavení protézy musí vyhovovat potřebám postiženého (Fridman, Ona, & Isakov, 2003. Když protetická noha není optimálně vyladěna, může se tento fakt projevit v různých cyklech chůze. Během analýzy chůze je protéza úmyslně "neoptimálně" nastavena, aby se vyvolaly skryté následky. Fridman, Ona a Isakov (2003 pozorovali vliv protetické nohy umístěné ve vnější rotaci. Schmalz, Blumentritt a Jarasch (2002 použili sagitální posun nohy vpřed a vzad a nastavení nohy do plantární a dorzální flexe. Blumentritt et al. (1999 se zaměřil na účinky nastavení protézy v sagitální rovině na velikost zatížení kolenního kloubu u stojící osoby s transtibiální amputací. Nastavení protézy u osob s amputací dolní končetiny má pomoci zvýšit pohodlí zdravé nohy a maximalizovat možnosti chůze těchto osob. V rámci biomechanické analýzy chůze je důležité prošetřit nejen vztah mezi nastavením protetické nohy a protetické končetiny, ale také vztah mezi tímto nastavením a aktivitou druhé, zdravé končetiny (Pinzur et al., 1995. V jiných studiích se objevuje důraz na zdravou končetinu (Nolan & Lees, 2000; Hurley et al., 1990, ale v nich není řešena otázka různých nastavení protéz. Tento vztah mezi zdravou a protetickou končetinou může být kvantitativní, měřený dle symetrie nebo asymetrie měřených proměnných. The term "gait" refers to fundamental locomotion by means of which the individual moves him/herself from one place to another. For people afflicted by some involvement of the lower limbs, this activity is partially or completely