WorldWideScience

Sample records for icinde yetersiz afet

  1. WOMEN’S PROBLEMATIC AT NOVELS BY AFET (MUHTEREMOĞLU ILGAZ AFET (MUHTEREMOĞLU ILGAZ’IN ROMANLARINDA KADIN SORUNSALI

    Zehra YAZBAHAR

    2011-06-01

    Full Text Available From Tanzimat to Rebuclic, women were examined in various aspects by very important part of Turkish novelists. Women's place in society by men and women in second place among the questions the writers of Afet (Muhteremoğlu Ilgaz also mention the name.In this study, classified in terms of subject Afet Ilgaz’s novels after a brief introduction and overview of feminist discourse with the struggle for independence, the author traces of her novels had been discussed Tanzimat’tan Cumhuriyet dönemine kadar kadın konusu, çeşitli yönleriyle, Türk romancılarının önemli bir kısmı tarafından ele anılıp, incelenmiştir. Kadının toplum içindeki yerini ve kadının erkeğe göre ikinciliğini sorgulayan yazarlar arasında Afet (Muhteremoğlu Ilgaz’ın da ismi sayılabilir. Bu çalışmada, Afet Ilgaz’ın romanlarını konu bakımından sınıflandıran kısa bir girişten sonra yazarın romanlarında kadına bakış ve feminist söylemin izleri ile bağımsızlık ve varoluş mücadelesi ele alınmaya çalışıldı.

  2. 8. Sınıf Öğrencilerinin Doğal Afet ve Afet Eğitimi Kavramını Anlama Düzeyleri / The Understanding Levels on Natural Disasters and Disasters Education Concepts for 8th Grade Students Students

    Ufuk Karakuş

    2017-12-01

    Full Text Available Abstract Natural disaster is defined as suddenly developing natural or human phenomena that harm human life and natural order. Many natural disasters have occurred in Turkey throughout history, resulting in serious loss of life and property. Although people can not prevent natural disasters, however, they can take various measures to reduce the damages. In order to reduce the indemnities caused by natural disasters, Turkey has taken many precautionary measures especially after 1999 Marmara earthquake. These steps are mostly focused on the formation of disasters, ways to prevent disasters, and legal regulations. This research was conducted to determine the level of understanding of the concept of disaster and disaster education by 8th grade students of middle school. The study sample consists of 8th grade students from Dört Eylül middle school of Simav district, Kütahya province. The research was carried out with 28 middle school students during academic year of 2014-2015. A semi-structured questionnaire consisting of open-ended questions, developed by researchers, was applied as data collection tool. The data of the study were analyzed using qualitative research techniques. Results show that students’ first perception about the word disaster is earthquake disaster, tsunami disaster. Therefore, environmental conditions of an area are found affecting the perception. Besides, variable of gender is also not found affecting the results. However, increase in income level and educational level of parents result difference in answers.  Öz Ani gelişen veya ortaya çıktığında kötü sonuçları olan doğal ve beşerî olaylar, insan yaşantısına ve doğal düzene zarar vermekte ve bu durum doğal afet olarak nitelendirilmektedir. Tarih boyunca Türkiye’de pek çok doğal afet meydana gelmiş ve bunların sonucunda ciddi can ve mal kayıpları yaşanmıştır. İnsanlar doğal afetlerin oluşumunu engelleyememelerine rağmen, bunlar

  3. Belge Yönetiminde Afet Planlaması

    Odabaş, Hüseyin; Odabaş, Yonca

    2007-01-01

    Disaster planning covers all actions which aim to keep the negative effects of disasters in minimum and to protect whole resources of the society against disasters. A vital records program and a disaster plan, the two basic elements of records management, are important tools which can be used at information centers during disaster planning process. In this paper, after examining characteristics of these tools and their benefits for information centers, a general evaluation of disaster plannin...

  4. Gemilerde Uygun Olmayan Yakıt ve Yetersiz Silindir Yağlama Yağının Ağır Devirli Gemi Dizel Motorlarına Etkileri Üzerine Bir Çalışma

    Murat Yapıcı

    2015-12-01

    Full Text Available Amaç: Çalışmanın amacı; gemilerde kullanılan yakıtların uygunluğu açısından önemli noktaları irdelemek, ayrıca ana makine olarak kullanılan iki zamanlı ağır devirli gemi dizel motorlarında silindir yağlama yağına olan etkileri incelemektir. Yöntem: Çalışmada 2007-2015 yılları arasındaki gemi kayıtları incelenmiş ve tablo 3’de bulunan veriler elde edilmiştir. Geminin 39000 saatlik ana makine piston ve silindir bakım saatleri tablosu oluşturulmuştur. Bulgular: Uygun yakıt ve silindir yağlama yağı ile ilgili bakım sonrası uygun yağ miktarının tespiti yapılmıştır. Değişken kükürt oranlarına göre ayarlanabilen silindir yağlayıcıları (cylinder oil lubricator için kükürt oranı ve yüke göre veriler girilerek Excel tabanlı yağ miktarı hesaplama uygulaması modellenmiştir. Sonuç: Yapılan çalışma sayesinde başka tonaj ve tipteki makinelere aynı model uygulanarak makine bakım geçmişi çıkarılarak eksiklikler saptanabilir veya hazırlıklar yapılabilir. Örneğin 15000-19999 çalışma saati aralığında 16 kez piston bakımı yapıldığına göre layner değişiminden sonraki ikinci 20000 saatlik dilimde 35000-40000 saatlik dilimde piston ve layner değişimlerinin olacağı önceden tespit edilerek gerekli yedek malzeme erken tedarik edilerek zamandan kazanılmış olur. Bu sayede daha büyük arızaların önü kesilmiş olur. Şirket ve gemi arasında planlı bakım sistemi daha verimli hale getirilmiş olur. Bu kapsamda yapılan çalışma ile literatüre gerçek bir uygulamadan yola çıkılarak ilerideki çalışmalar için başlangıç olması hedeflenmiştir.

  5. Jurnalistikadan gələn PR-çı

    Mənsimi, Cəfər; Soltan, Arzu (editör)

    2017-01-01

    Azerbaycan'da ilk online PR derggisi olan PRoloq.az'da PR uzmanı ve "PR labarotoriya"nın başkanı Afet Yaqubova ile röportaj. PR mütəxəssisi və PR laboratoriyanın direktoru Afət Yaqubova ilə müsahibə,

  6. Incidence of hypothyroidism more than twenty years after therapy in hyperthyroid patients treated with radioactive iodine

    Ronga, G.; Esposito, M.; Bschieri, I.; Fenzi, G.F.; Martino, E.; Pinchera, A.

    1988-01-01

    It is confirmed that delayed hypothyroidism is the major complication of I 131 therapy of the hyperthyroid syndromes of toxic diffuse or toxic multinodular goiter. In a homogeneous group of 94 patients taken from case histories of 454 subjects treated between 1957 and 1967, the annual increment of complications over the years appears significantly less than that found by other Authors and by us in prior review afeter a shorter interval of time

  7. Interação toxicogenética de polimorfismos da metaloproteinase-9 (MMP-9) da matriz extracelular e exposição ao mercúrio : efeitos sobre a atividade plasmática da MMP-9

    Anna Laura Bechara Jacob Ferreira

    2010-01-01

    Resumo: A exposição ao mercúrio (Hg) causa efeitos deletérios à saúde, incluindo doenças cardiovasculares. Embora os mecanismos não estejam precisamente definidos, metaloproteinases (MMPs) -2 e -9 podem estar envolvidas. Expressão e atividades aumentadas destas MMPs são demonstradas em diversas condições patológicas, e estudos demonstraram que os níveis circulantes de MMPs poderiam ser usados como marcadores de risco cardiovascular. O gene que codifica a MMP-9 apresenta polimorfismos que afet...

  8. BAĞDA SİLKME VE SİLKMEYE NEDEN OLAN FAKTÖRLER

    BAHAR, ELMAN; KORKUTAL, İLKNUR; DOĞAN, AHU ZÜBEYDE

    2009-01-01

    Bağda görülen önemli problemlerden biri olan silkme üzerine birçok çalışma yapılmıştır. Bu derleme ile tür ve çeşitlerin fizyolojik ve genetik özellikleri, toprak koşulları, iklim, hastalık ve zararlılar ile yetersiz ve hatalı kültürel işlemler sonucu meydana gelen silkmenin nedenleri açıklanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda; fizyolojik kökenli silkme başlığı altında; asmanın gelişme kuvveti, kusurlu çiçek yapısı, yetersiz tozlanma ve döllenme üzerinde durulmuştur. İklim kökenli silkme ana başl...

  9. Preços de transferência : a experiência internacional e o caso brasileiro

    Guerra, Andre Morgado

    2010-01-01

    Este trabalho analisa a legislação brasileira de preços de transferência. O objetivo principal é sugerir mudanças que possam aperfeiçoar a legislação existente, sem que isto afete negàtivamente o influxo de investimento estrangeiro direto para o Brasil. A experiência internacional é usada como referência. São utilizados a leqislação-dos Estados Unidos da América (EUA) e as diretrizes da Organização para Cooperação e Desenvolvimento Econômico (OCDE), como principais fontes' d...

  10. TÜRKİYE’DE YER DEĞİŞTİREN YERLEŞMELERE BİR ÖRNEK: ARGUVAN İLÇE MERKEZİ (MALATYA)

    AKBULUT, GÜLPINAR

    2013-01-01

    ÖZETTürkiye’de depremler, heyelan ve sel gibi doğal olayların sonucunda yerleşmeler yer değiştirir. Heyelan nedeniyle 1966, 1977 ve 1988 yıllarında yer değiştiren Arguvan ilçesi de ülkemizde bu şekildeki yerleşmelere bir örnektir. Burada akma ve çökme şeklinde görülen kütle hareketleri nedeniyle oturulamaz hale gelen meskenlerde yaşayan insanların bir kısmı yeni yerleşim alanlarına taşınmıştır. Ancak yeni yerleşim yerinde de kütle hareketleri devam etmekte, üstelik doğal afet ve ekonominin sı...

  11. Productivity Problems and Remedies for Cereals Farming in Sivas

    Sancar Bulut

    2016-07-01

    Full Text Available Yörede, tarımsal işletmelerde sermaye ve teknik bilginin yetersiz oluşu, tarımla uğraşan nüfusun yaşlı ve eğitim düzeyinin düşüklüğü, yeterince teknik eleman olmayışına bağlı olarak tarımsal kuruluşların tarımsal yayım faaliyetleri konusunda yetersiz kalması ve zaman zaman iklim koşullarında yaşanan olumsuzluklar tahıl üretimi ve verimliliğini ekonomik olarak olumsuz etkilemektedir. Ayrıca, ilde monokültür tahıl tarım alanlarında yüksek oranda nadas uygulanması, sertifikalı tohumluk kullanımının yetersiz olması, toprak işleme ve tohum yatağı hazırlığındaki yanlışlıklar, kışlık ekimlerin geciktirilmesi ya da yüksek oranda yazlık ekim yapılması (özellikle arpada, yüksek maliyet nedeniyle kimyasal gübre kullanımındaki yetersizlikler, tahıllar konusunda bilimsel araştırma eksikliği ve yabancı ot mücadelesinin zamanında yapılmaması tahıl verimlerini pratikte uygulanan yada uygulanamayan sebeplerden dolayı önemli ölçüde sınırlamaktadır. Sivas’ta tahıl tarımında yüksek verim elde etmek için gerek ekonomik ve gerekse teorik bu eksiklikler mutlaka giderilmelidir.

  12. Ultrastructural changes of the UV-irradiated micronucleus in vegetative cells of paramecium bursaria and its functional importance

    Borkhsenius, O.N.; Fokin, S.I.

    1982-01-01

    Ultrastructural micronucleus (MI) changes of vegetative cells in Paramecium bursaria in 0.5-7 h after MI ultraviolet irradiation and cell posterity with irradiated MI after different periods (2.6 and 30 days, three years) after ultraviolet irradiation have been studied. It is established that MI irradiation at a dose of 306J/m 2 doesn't result in its loss in postradiation generations however in posterity MI considerable ultrastructural changes occur. In two days after operation the shell of descendant MI of irradiated Paramecium bursaria forms multiple blades; small chromatin blocks considerably increase in sizes and, as a rule, occupy the central position in a nucleus. During later periods afeter irradiation (6 days) density of chromatin elements in MI begins to change. By the 30-st day in MI fine-fibrillar karyoplasm detected are only not numerous chromatin structures scattered in disorder. The results obtained point to the existence of the ''cryptic'' type MIs are not revealed at the light-optical level but preserved in a series of postradiation generations. The presence of such MIs in viable cultures of P. bursaria confirms indirectly MI significance in vegetatic life of P. bursaria

  13. Особенности маточной перистальтики у женщин с гиперпластическими процессами матки = Peculiarities of uterine vermicular movement in the women with hyperplasic processes

    I. Z. Gladchuk

    2016-10-01

    klepa-si@i.ua   Summary Background. At the present time the role of uterine pump in physiology of impregnation is recognized as important. Its main diagnostic methods are ultrasonography and hysterosalpingoscintigraphy.   Results. The study of uterine vermicular movements has been made in 188 afetal women with hyperplastic processes of uterine. Significant increase of disperistaltic waves frequency has been revealed in adenomiosis patients (р<0,001. D-waves have been revealed in all patients older than 39 y.o. There was a significant decrease of A and B waves in the patients with adenomiosis and uterine myoma (p<0,02. Disperistaltic waves are met significantly often (р<0,05 in the patients with adenomiosis and infertility of more than 5 years. Conclusions. The patients with adenomiosis and disturbances of uterine peristaltic aged 30-35 y.o. should undergo one of in vitro fertilization procedures, omitting intrauterine insemination. Кeywords: adenomiosis, uterine myoma, infertility, uterine vermicular movement.

  14. Training Extract, AFSC 113X0B, Flight Engineer, Helicopter Qualified.

    1982-12-01

    SUPLRVISE 0JT , ’ 2 CONDuCT OJT 2.13 .3 12.5 to.2 c.R 5.70 f’ :1 IMPLEMENT OJT PROGRAMS 1.87 .3 b.! 4.8 17., 5.73 12v WRITE TEST QUESTIONS 1.76 .0 18.8 24.0...37.4 T.98 SYSTEM STATIC PORTS .𔃽b INSPECT PRIMARY FL1-1 CjNTROL SYSTEW (PFCS! 0,,? L65. 6-.5 t5.3 7C.4 4.4 Z!7 I’SPECT SEATS, SEAT IELTS . OR S40ULDP...0 31.3 21.2 51.3 5.63 5? WRITE COORESPONOENCE 2.34 .0 6.3 20.2 62.6 5.55 4 z ’Sv1EUEUT s AFET T PquGŚWS- 2.32 .a 17.5 17.3 33.08 2 AASH AND

  15. Kdz. Ereğlisi - Kocaman Orman İşletme Şefliğinde Gerçekleştirilen Kayın (Fagus orientalis Lipsky.) Yapay Gençleştirme Çalışmalarının Değerlendirilmesi

    TUNÇTANER, Prof. Dr. Korhan; ÖZEL, Arş. Gör. Halil Barış; UZUNER, Orm.Yük. Müh. Tuğba

    2006-01-01

    Bu çalışmada, Kdz. Ereğli-Kocaman Orman İşletme Şefliğinin bazı bölmelerinde, değişik yıllarda gerçekleştirilen Kayın yapay gençleştirme çalışmalarının başarı durumu değerlendirilmiştir. Yapılan ölçüm ve tespitler sonucunda, farklı yaşlarda bulunan Kayın bireylerinin gelişimlerinin genel olarak tatmin edici düzeyde olduğu, ancak sayılarının çok yetersiz olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan, Kayın bireylerinin mevcut gövde düzgünlüklerinin ve tepe formlarının iyi durumda olduğu söylenebilir. ...

  16. KÜÇÜK ÖLÇEKLİ TURİZM İŞLETMELERİNDE İŞLETME PERFORMANSI: AKÇAKOCA’DA BİR ARAŞTIRMA

    AKBABA, Atilla

    2013-01-01

    Bu çalışmanın amacı, küçük ölçekli turizm işletmelerinin peformans ölçütleri hakkında bilgi elde etmektir. Küçük ölçekli turizm işletmelerinin performanslarını inceleyen alan araştırmasına dayalı çalışmaların yetersiz olduğu dikkate alınarak, Amaç Kuramı çerçevesinde tasarlanan bu çalışma söz konusu alandaki bilgi birikimine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında 87 küçük ölçekli turizm işletmesinin performansları incelenmiştir. Çalışmada küçük ölçekli turizm işletmelerinin işle...

  17. Türkiye’de entomofagi hakkında bir kamuoyu araştırması

    CANHİLAL, Ramazan; YÜKSEL, Ebubekir

    2018-01-01

    Yenilebilir böcekler, gelecekte dünyanın gıda kıtlığını gidermek içiniyi bir potansiyele sahiptir ve küresel açlığı ve yetersiz beslenmeyi azaltmayayardımcı olabilirler. Entomofagi dünyanın bazı kesiminde oldukçayaygın olmasına rağmen batı ülkelerinde hala kabul görmemiştir. Türkiye’dekigenç neslin entomofagiyekarşı tutumlarını ve entomofagiyi reddetme nedenlerini belirlemek için, 2017yılında Erciyes Üniversitesi kampüsünde 610 katılımcı üzerinde bir anketçalışması yapılmıştır. Erciyes Üniver...

  18. BARTER SİSTEMİNİN İŞLETMELERİN FİNANSAL BAŞARILARI ÜZERİNE ETKİSİNİN ORAN ANALİZİYLE İNCELENMESİ: BIST’TE UYGULAMA

    Demir, Mehmet; ELDEN ÜRGÜP, Seval

    2018-01-01

    Ülkemizde barter finansman sisteminin kullanımı son yıllarda artış kaydetmiş; ancak henüz yaygınlaşamamıştır. Bununla birlikte teorik anlamda sunduğu/vaat ettiği faydalar, diğer finansman sistemlerine göre daha fazla olan barter sisteminin ticaret dünyasında yaygınlaşacağı dönemin uzak olmadığı söylenebilir.Nakit dönüşümünün, likiditenin ve kârlılığın yetersiz olduğu; daha çok borçlanarak faaliyetlerin veya yatırımların yürütüldüğü; para kullanımının daraldığı ve krizlerin yaşandığı ekonomil...

  19. NADİR ENDEMİK VERBASCUM ALYSSİFOLİUM BOİSS. TAKSONUNUN TOPRAK-BİTKİ İLİŞKİSİ AÇISINDAN İNCELENMESİ

    Muhip Hilooğlu

    2017-02-01

    Full Text Available Verbascum alyssifolium Boiss. (Scrophulariaceae Erzincan ilinde dar yayılış alanına sahip nadir ve endemik bitki türlerindendir. Bu tür, IUCN kriterlerine göre DD (Veri yetersiz kategorisinde değerlendirilmektedir ve sadece 3 lokaliteden bilinmektedir. Bu çalışmada, V. alyssifolium taksonunun doğal yayılış gösterdiği toprakların fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlenmiştir. Ayrıca, bitki ve toprak örneklerinin mikro ve makro element analizleri yapılarak aralarındaki ilişki ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen sonuçların, dar yayılış alanına sahip nadir ve endemik V. alyssifolium türüne yönelik gurbette (exsitu koruma çalışmaları için önemli veriler sağlayacağı kanısındayız.

  20. Bölgesel kalkınmada girişimciliğin geliştirilmesi GAP-GİDEM örnekleri

    Paksoy, Sadettin; Aydoğdu, Mustafa H.

    2010-01-01

    Türkiye hem coğrafi hem de ekonomik kalkınmışlık bakımında çok büyük farklılıkları olan bir ülkedir. Ülkenin batısı ile doğusu arasında bu farklılıkları gözlemek mümkündür. Batı bölgelerinde sanayileşmenin olduğunu, ama doğu ve güneydoğu bölgelerinde ise kalkınmayı sağlayacak sanayileşmenin ya hiç olmadığını ya da çok yetersiz olduğunu görmektedir. GAP ve DAP gibi projelerle kalkındırılmaya çalışılan bu bölgelerimizde, aynı zamanda girişimciliğin de geliştiril...

  1. Düzce Yöresinde Su Kullanımı ve Tabansuyu

    Selçuk ÖZMEN

    2014-06-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Düzce yöresinde su kullanımı ve tabansuyu durumu irdelenmiştir. Yörede bulanan toplam tarım arazilerinin % 36’sı sulanmakta olup, bu arazilerde ağırlıklı olarak yüzey sulama yöntemi uygulanmaktadır. Yapılan çalışmalar sonucunda; bu yörede sulama ile ilgili daha önce yapılan çalışmaların yetersiz olduğu ve basınçlı sulama tekniklerinin uygulama oranın sadece % 5-10 aralığında değiştiği saptanmıştır. Bununla birlikte, yörenin değişken topografik yapısı nedeniyle kış ve ilkbahar aylarında taban suyunun arttığı gözlenmiştir. Yörede sulama ve tabansuyu kaynaklı tuzluluk problemi olmadığı belirlenmiştir

  2. Proposing a clinical quantification framework of macro-linguistic structures in aphasic narratives

    Anthony Pak Hin Kong

    2014-03-01

    Search Events, i.e., common order of events in 90% of the speakers, (s.total was determined. Twelve speakers with aphasia (nine fluent and three non-fluent were recruited and administered the Western Aphasia Battery and Object and Action Naming Battery. Their performance in the above three discourse tasks were orthographically transcribed and analyzed using the following measures: e.total, e.matched with norm, e.missed, e.irrlevant, e.extra, s.total, i.pb&j, i.umbr, i.cind, and i.total. Three samples were randomly chosen to be re-analyzed for inter- and intra-rater reliability. Results Results of an independent t-test suggested significant differences between the fluent and non-fluent subjects in sequential order of Search Events for all genres (s.total and i.total, suggesting sensitivity of this framework to differentiate between the two fluency groups. Results of Pearson product-moment correlations revealed significant relation between Informative Words and WAB spontaneous speech scores, AQ, as well as OAB scores, for both aphasic groups. The mean value of coefficients for intra-rater reliability (0.992, with significant correlations on e.match, e.miss, and e.extra, was higher than that of inter-rater reliability (0.897. Discussion Based on our preliminary results, this objective framework allowed clinical evaluation of impairment in macro-linguistic structures present in aphasic discourse. Further extension should involve more subjects encompassing a wider range of severity with different types of aphasia.

  3. Second-hand Smoke Increases Nitric Oxide and Alters the IgE Response in a Murine Model of Allergic Aspergillosis

    Brian W. P. Seymour

    2005-01-01

    Full Text Available This study was performed to determine the effects of environmental tobacco smoke (ETS on nitric oxide (NO and immunoglobulin (Ig production in a murine model of allergic bronchopulmonary aspergillosis (ABPA. Adult BALB/c mice were exposed to aged and diluted sidestream cigarette smoke from day 0 through day 43 to simulate “second-hand smoke”. During exposure, mice were sensitized to soluble Aspergillus fumigatus (Af antigen intranasally between day 14 and 24. All Af sensitized mice in ambient air (Af + AIR made elevated levels of IgE, IgG1, IgM, IgG2a and IgA. Af sensitized mice housed in ETS (Af + ETS made similar levels of immunoglobulins except for IgE that was significantly reduced in the serum and bronchoalveolar lavage (BAL. However, immunohistochemical evaluation of the lung revealed a marked accumulation of IgE positive cells in the lung parenchyma of these Af + ETS mice. LPS stimulation of BAL cells revealed elevated levels of NO in the Af + AIR group, which was further enhanced in the Af+ETS group. In vitro restimulation of the BAL cells on day 45 showed a TH0 response with elevated levels of IL3, 4, 5, 10 and IFN-γ. However, by day 28 the response shifted such that TH2 cytokines increased while IFN-γ decreased. The Af + ETS group showed markedly reduced levels in all cytokines tested, including the inflammatory cytokine IL6, when compared to the Af+AIR group. These results demonstrate that ETS affects ABPA by further enhancing the NO production and reduces the TH2 and the inflammatory cytokines while altering the pattern of IgE responses.

  4. Occupational accidents and affecting factors of metal industry in a factory in Ankara

    Buket Gulhan

    2012-08-01

    öneminde çalışan 210 işçinin 201’ine anket uygulanmasıyla yürütülmüştür. Bulgular: Ocak 2007 ve Haziran 2008 tarihleri arasında metal işçilerinin iş kazası sıklığı %22 bulunmuştur. İş kazalarının nedenleri olarak yetersiz kişsel koruyucu ekipman kullanımı (%44, dikkatsizlik (%37, kişisel nedenler (%17 ile makine ve tezgahlarda güvenlik önlemlerinin alınmaması/makinelerin uygun olmaması (%17 belirtilmiştir. Sonuç: Çalışma, iş kazalarının çoğunlukla kişisel koruyucu ekipmanın kullanımındaki eksiklikten ve yetersiz mesleki eğitimden kaynaklandığını ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: İş, kaza, metal sanayi, önleme 

  5. Üniversitede Verilen Öğle Yemeğinin Kız Öğrencilerin Beslenme Durumuna Etkisi

    Müberra K. Işıksoluğu

    2015-02-01

    Full Text Available Gazi Üniversitesinden 320 kız öğrencinin enerji ve besin öğeleri tüketim düzeyleri belirlenmiş, üniversitede verilen öğle yemeğinden (ÜÖY yiyenlerle bu yemekten yemeyenlerin tüketimleri karşılaştırılmıştır. Bulguların başlıcaları şunlardır: (1 Besin öğelerinin çoğunun ve enerjinin günlük ortalama tüketimi alınması önerilen miktarların yaklaşık ¾’ünü karşılamaktadır. (2 En yetersiz tüketilenler sırasıyla demir, A vitamini, kalsiyum, riboflavin ve enerjidir. (3 Enerji, besin kaynaklarından dengeli karşılanmaktadır. (4 ÜÖY yiyen grubun enerji, hayvansal ve toplam protein, tiamin, riboflavin ve niasin tüketim ortalamaları ÜÖY yemeyen grubunkinden yüksektir; iki grubun ortalamaları arasındaki farklar önemlidir (p<0.01, p<0.05. (5 Bazı yemeklerdeki kalite düşüklüğü, ÜÖY yararlanmayı azaltmaktadır. Bulgular, öğrencilerin iyi beslenemediği, üniversitede verilen öğle yemeğinin öğrencilerin beslenmesine önemli katkısı olduğu, bu katkının beslenme servisinde alınacak etkili önlemlerle artırılabileceği sonucuna varılmıştır.

  6. Sakyamuni Buda'nın Tarihsel Kişiliği Ve Öğretisinin Yeni Bir Din Haline Geliş Süreci

    Hüsamettin Karataş

    2013-06-01

    Full Text Available Sakyamuni Buda, Hindu kast sistemindeki yönetici sınıfa mensup bir prenstir. O, yaşadığı bir takım hayat tecrübelerinden hareketle, var olan anlayışların yetersiz olduğunu düşünerek kendi gerçeğinin peşine düşmüş tarihsel bir şahsiyettir. Sakyamuni Buda, çeşitli yollar deneyerek sonunda mutlak kurtuluşa erdiğini, yani aydınlandığını iddia eden bir din kurucusudur. Onun kurduğu dinî ve felsefi sistemin adı Budizm'dir. Budizm, ortaya çıktığı dönemdeki politeist yapıya, aşırı çileci veya hazcı ahlak ilkelerine, kurtuluş yolunun formalitelerine ve kast sistemine tepki göstermiştir. Bunun yanı sıra var olmaya çalıştığı bölgedeki dinlerin en belirgin özelliklerini de bünyesinde barındırmış, bazı öğreti ve uygulamaları aynen sürdürmüş, kültürel ve toplumsal hayata dair konularda ise devamlı surette esnek bir yol takip etmiştir. Budizm uzun tarihsel süreç içerisinde dünyanın çok farklı bölgelerine yayılmış ve günümüzün en çok taraftara sahip dinlerden biri haline gelmiştir

  7. P-16: Takım Sporu Yapan Bireylerde Görülen Sakatlık Türleri ve Bu Sakatlıkların Çeşitli Değişkenlere Göre İncelenmesi (Bursa Örneği

    İlker Kirişci

    2017-03-01

    Full Text Available u araştırma; Voleybol, basketbol, futbol, hentbol branşlarında 16 – 28 yaş aralığındaki erkek sporcuların sakatlıklarla ilgili bilgi düzeylerini tespit etmek ve branşlar arasındaki farklılıkları ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır.Araştırma kapsamındaki ankette Bursa il sınırlarında voleybol, basketbol, futbol, hentbol branşlarındaki lisanslı erkek sporcuların karşılaştıkları sakatlıkların ve sakatlıklardan korunma konusundaki bilgi düzeylerinin, bu parametrelerin branşlara göre farklılıkları ortaya konulmuştur. Uygulama, çalışmanın uygulandığı süre içerisinde ulaşılan toplam 250 sporcu üzerinde yapılmıştır. Yaş ortalaması 19,2±2,79 olarak hesaplanmıştır. Verilerin analizi bilgisayarda SPSS 16.0 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sürekli değişkenlerin karşılaştırılmasında T testi ve ANOVA kullanılmıştır. Kategorik veriler ise çapraz tablolar, ki kare testi ve Pearson Korelasyon Testi kullanılarak analiz edilmiştir.Yapılan çalışmada kas sakatlıkları, bağ ve menisküs sakatlıkları ve burkulma olayları daha sık görülmektedir. Sakatlıkları en az önemseyenler basketbolcular, daha çok önemseyenler ise voleybolcular olmuştur. Büyük bölümü sakatlanmaya karşı özel bir önlem almaya gerek duymamışlardır. 250 sporcunun 216’sı en az 1 kez sakatlanmış ve 156’sı futbolu daha riskli görmektedir. Futbol, basketbol ve hentbolda en çok rakibin darbesiyle sakatlanma yaşanmakta, voleybolda ise yetersiz ısınma sakatlığa neden olmaktadır. Sporcuların çoğu sakatlıklar karşısında doktora gitmeyi tercih etmektedir. Yarısından fazlası ise (%53,2 sağlık kontrolünden geçmemişler ve sakatlıklar en çok kullanılan uzuvlar üzerinde oluşmaktadır. Futbolda alt ekstremite sakatlıkları çok beklenirken üst ekstremite sakatlıkları daha sık görülmüştür. Bunun sebebi; düşme tekniğini yanlış uygulama

  8. Camili (Macahel Havzasının (Artvin, KD Türkiye Heyelan Duyarlılık Analizi Landslide Susceptibility Analysis of Camili (Macahel Basin (Artvin, NE Turkey

    Emre ÖZŞAHİN

    2013-03-01

    isdestroyed of weakened.Risk factor should be kept in mind when utilizing the zones withhigh landslide risk for settlement or any other human related activity.Disaster management planning should be undertaken and implementedimmediately. Dünya’da ve Türkiye’de en sık olarak görülen doğal afetlerdenbirisi de heyelanlardır. Türkiye’nin son 50 yıllık afet profiliincelendiğinde heyelanların % 45’lik oranla en sık gerçekleşen doğal afetolduğunu görülmektedir.Bu çalışmada fauna ve flora özellikleriyle eşine az rastlananyerlerden birisi olan ve Türkiye’nin ilk Biyosfer Rezerv Alanı olarak ilanedilen Camili (Macahel’nin heyelan analizi yapılmıştır. Çünküuluslararası öneme sahip bu alandaki en büyük doğal afet risklerindenbirisi olan heyelanlar hem yerleşme, hem de planlama açısından önemlibir tehdit unsurudur. Bu anlamda biyosfer rezerv alanında heyelananeden olan faktörler, etki dereceleri, potansiyel heyelan alanlarınınoranları ve coğrafi dağılışlarının nasıl olduğu araştırılmıştır.Çalışmada farklı kaynaklardan elde edilen değişik ölçeklerdekifaktör haritalarından yararlanılmıştır. Bu haritalardan elde edilen 17parametre faktörü ayrı ayrı değerlendirilmiş ve koşullara bağlı ağırlıklıçakıştırma yöntemi ile birleştirilerek, heyelan risk alanları tespitedilmiştir. 1/25.000 ölçekli topografya haritaları temelli olaraksürdürülen çalışmada, farklı parametrelere ait değişik ölçeklerdeharitalardan ve Landsat uydu görüntüsünden de faydalanılmıştır.Çalışmanın haritalama ve analiz aşaması Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS veUzaktan Algılama (UA temelli olarak gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamdaArcGIS/ArcMap 10 CBS ve ERDAS 2012 UA yazılımları kullanılmıştır.Çalışma sonucunda inceleme alanında % 56 oranla (14284 ha enfazla orta duyarlılıkta alanların yayılış gösterdiği tespit edilmiştir. Buyayılışı % 30 oranla yüksek (6972 ha - % 28

  9. Mersin ilindeki orman yangınlarının başlangıç noktalarına göre mekânsal analizi (2001-2013

    Dr. Celalettin DURAN

    2014-12-01

    Full Text Available Orman yangınları, Akdeniz ikliminin egemen olduğu bölgelerde afet riski taşır. Sık ve büyük orman yangınları önemli sosyo-ekonomik ve ekolojik sonuçlara neden olur. Mersin ili sahip olduğu orman varlığı, artan nüfusu ve diğer coğrafi özellikleri (iklimi, topografyası, vd. ile orman yangınlarına karşı son derece hassastır. Bu nedenle, her yıl çok sayıda orman yangını meydana gelir. Bu çalışma ile Mersin Orman Bölge Müdürlüğü kayıtlarındaki (2001-2013 yılları arası 1038 orman yangınının başlangıç noktaları esas alınarak mekânsal dağılımları belirlenmiştir. Yangın sayısına göre, kategorik olarak sınıflandırılmış ve ağırlık değerleri hesaplanmış faktör haritaları elde edilmiş ve bu haritalar yardımıyla, potansiyel orman yangınları için yangına hassas yöreler sınıflanmıştır. Bu sınıflamaya göre, büyük yerleşim yerlerine yakın kızılçam ormanları, en hassas yöreler olarak ön plandadır. İlin orta bölümündeki maki yayılış alanı ile yüksek plato alanlarına geçiş kuşaklarındaki ormanlar ise hassasiyetin en az olduğu yörelerdir.

  10. Mathematical Model for Mexican Coffee MarketMathematical Model for the Mexican Coffee MarketMathematical Model for Mexican Coffee Market

    MOSS, Charles B.

    2004-05-01

    Full Text Available RESUMOA afirmação que a produção de café de qualidade é mais cara que a produção de café de menor qualidade, também que mercado falha na transmissão de sinais de qualidade para os produtores baixarem a qualidade média do café produzido. Ao usar equações simultâneas em mínimos quadrados de três estágios, descobriu-se que algumas variáveis foram significantes: o tamanho do produtor afeta a parcela de café cherry vendida, a qualidade afeta o preço internacional de café verde do México, e a qualidade da cherry aumenta a parcela vendida de café verde. Mas, não há evidencia que a concentração de poder de mercado afete a parcela de preços do café verde.ABSTRACTThe assumption that the production of quality coffee is more expensive than the production of coffee of less quality, also that market failures in the transmission of quality signals to producer lower the average quality of coffee produced industry. Used its simultaneous equations in three stage lest square we have found that some variable were significant; the size of the producer affects the share of sold cherry, the quality affects the international green coffee price of México and the quality of cherry increases the share of green coffee sold. But there in no evidence that market power concentration affects the share prices of green coffee.RESUMENSe afirma que producir café de calidad es más caro que producir café de peor calidad, y también que el mercado falla en la transmisión de señales de calidad para que los productores disminuyan la calidad media del café producido. Al usar ecuaciones simultáneas en mínimos cuadrados de tres etapas, se descubrió que algunas variables fueron significativas: el tamaño del productor afecta la fracción de café cherry vendida, la calidad afecta el precio internacional del café verde de México y la calidad de la cherry aumenta la fracción vendida de café verde. Pero no hay evidencia de que la concentración de

  11. Trombose de veia central da retina em paciente usuária de interferon e ribavirina: relato de caso Central vein occlusion in a patient using interferon and ribavirin: case report

    John Helal Jr.

    2006-08-01

    Full Text Available O interferon alfa (INF alfa é droga atualmente utilizada no tratamento de várias doenças sistêmicas, como a hepatite C crônica. A ribavirina quando associada ao interferon alfa aumenta muito a resposta ao tratamento. Estima-se que a infecção crônica pelo vírus da hepatite C afete 170 milhões de pessoas no mundo, muitas delas em uso dessas medicações. A forma típica da retinopatia associada ao interferon alfa apresenta exsudatos algodonosos e hemorragias intra-retinianas. Há vários relatos de alterações oculares associadas ao uso do interferon alfa. Este trabalho descreve um caso de oclusão de veia central da retina em olho direito, com hemorragias no olho contralateral, em paciente usuária dessas medicações por dois anos. O caso descrito expõe em um dos olhos o quadro mais freqüente da retinopatia associada ao uso de interferon alfa (hemorragias de fundo e no olho contralateral, uma apresentação muito mais atípica (trombose de veia central da retina. O quadro fundoscópico apresentou melhora com a interrupção da medicação.Interferon and ribavirin are medications widely used in the treatment of some systemic diseases, mainly hepatitis C. Ribavirin when associated with interferon increases the rate of success of this treatment. There are about 170 million patients with chronic hepatitis C in the world, many in use of these medications. The classic associated retinopathy is described as cotton wool exudates and hemorrhages. Since the first reports, several different ocular disturbances were described in association with interferon. The present case shows a patient whose right eye presented with central retinal vein occlusion and whose left eye presented the typical findings of hemorrhages; prompt resolution after the medications were discontinued.

  12. Qualitative and quantitative aspects of pain in lateral posterior thoracotomy patients Aspectos cualitativo y cuantitativo del dolor de pacientes sometidos a la toracotomia postero-lateral Aspectos qualitativo e quantitativo da dor de pacientes submetidos à toracotomia póstero-lateral

    Thaiza Teixeira Xavier

    2006-10-01

    Full Text Available Descriptive study that proposed to compare the qualitative and quantitative behavior of the pain in lateral posterior thoracotomy patients. The sample was consisted of 18 individuals with an average age of 44 years. The instruments used were physiotherapy evaluation form, numerical pain scale and McGill questionnaire for pain. The pain on the numerical pain scale was considered moderate(5 for both sexes. The descriptors of the McGill questionnaire choosen by the patients with higher frequency were: in the sensorial component, beat4, pointed1, shock2, final and pull2; in the afetive component, tired1, bored1, punishald1 and miserable1 and in the evaluative component was flat. The characteristics of pain in the sensorial group were more evidents on male group. No significant statistical difeferences were observed between quantitative answers concerning pain between the men and women. On the qualitative aspects , was observed an predominancy of the same descriptors of pain in afetive component for both sexes. Pain intensity was categorized as moderate. No significant statistical difference were observed between the pain on the post-operatory lateral posterior thoracotomy. These data demonstrate a necessity for an analysis with a larger study group.Estudio descriptivo que ha determinado comparar el comportamiento cualitativo y cuantitativo del dolor en pacientes sometidos a la Toracotomia Postero Lateral(TPL. La muestra fue constituida por 18 (dieciocho individuos, siendo 10 (diez hombres y 8 (ocho mujeres con edad media de 44 años. Como instrumento se utilizo la ficha de evaluacion fisioterapeutica, escala numerica moderada(5 para ambos los sexos. Los descriptores de los cuestionarios para dolor McGill escogidos con mayor frecuencia por los pacientes fueron: en el componente sensorial pungente4, puntada1, choque2, fina1, tirãn2; en el componente afectivo, cansacial1, mareante1, castigante1 y miserable1 y en el componente evaluativo fue pesada1

  13. The relevance of flood hazards and impacts in Turkey: What can be learned from different disaster loss databases?

    Koc, Gamze; Thieken, Annegret H.

    2016-04-01

    classification system (IRDR, 2014). Furthermore, literature, news archives and the Global Active Archive of Large Flood Events - Dartmouth Flood Observatory (floodobservatory.colorado.edu) were used to complement loss data gaps of the databases. From 1960 to 2014, EM-DAT reported 35 flood events in Turkey (26.3 % of all natural hazards events), which caused 773 fatalities (the second most destructive type of natural hazard after earthquakes) and a total economic damage of US 2.2 billion. In contrast, TABB contained 1076 flood events (8.3 % of all natural hazards events), by which 795 people died. On this basis, floods are the third most destructive type of natural hazard -after earthquakes and extreme temperatures- for human losses in Turkey. A comparison of the two databases EM-DAT and TABB reveals big mismatches of the flood data, e.g. the reported number of events, number of affected people and economic loss, differ dramatically. It is concluded that the main reason for the big differences and contradicting numbers of different natural disaster databases is lack of standardization for data collection, peril classification and database thresholds (entry criteria). Since loss data collection is gaining more and more attention, e.g. in the Sendai Framework for Disaster Risk Reduction 2015-2030 (SFDRR), the study could offer substantial insights for flood risk mitigation and adaptation studies in Turkey. References Gall, M., Borden, K., Cutter, S.L. (2009) When do losses count? Six fallacies of loss data from natural hazards. Bulletin of the American Meteorological Society, 90(6), 799-809. Genç, F.S., (2007) Türkiye'de Kentleşme ve Doǧal Afet Riskleri ile İlişkisi, TMMOB Afet Sempozyumu. IRDR (2014) IRDR Peril Classification and Hazard Glossary. Report of the Data Group in the Integrated Research on Disaster Risk. (Available at: http://www.irdrinternational.org/2014/03/28/irdr-peril-classification-and-hazard-glossary).

  14. Dergilerden Özetler

    Şebnem Korur Fincancı

    2000-04-01

    Full Text Available ÇOCUKLUK DÖNEMİNDEKİ DEĞİŞİK KÖTÜ MUAMELELER İLE ERİŞKİNLİK DÖNEMİNDEKİ UYUMUN İLİŞKİSİ Relationships between different types of maltreatment during childhood and adjustment in adulthood. merkezleri onlarca yıldır bulunmakla birlikte, afetlerin psikolojik sonuçlarına ilişkin ciddi bir değerlendirme çok yenidir. Bu yazıda Hong Kong’da yaşanan bir afet sonrası insanların gereksinimlerini karşılayabilmek için geliştirilen bir psikososyal hizmet programı tanımlanmaktadır. Higgins DJ, McCabe MP. Child Maltreat 2000 Aug,5(3: 261-72. Çocukluk dönemindeki değişik kötü muamele türleri ile erişkinlik dönemindeki psikolojik uyumun ilişkisini değerlendiren çok az araştırma bulunmaktadır. Bu çalışma kadınlar ve erkeklerden (N= 175 oluşan bir toplum örneğinde beş değişik türde kötü muamele (cinsel istismar, fiziksel istismar, psikolojik kötü muamele, ihmal, aileiçi şiddete tanıklık arasındaki ilişkiyi değerlendirmektedir. Çocukluk çağında bu tür kötü muamele deneyimleri bildirimleri, aile özellikleri ve mevcut psikolojik uyum (travma semp- tomolojisi ve kendini savunma belirlenmiştir. Öngörüldüğü gibi, aile özelliklerinin kötü muamele düzeyi ve uyumu, aile çevresinin kontrolü ile kötü muamele düzeyinin de uyumu belirlediği saptanmıştır. Beş kötü muamele ölçeği düzeyleri arasında yüksek korelasyon vardı. Sonuç olarak kötü muamele ile uyum ilişkisi ve çocukluk dönemindeki aile çevresinin uzun dönemde erişkin uyumu için önemini değerlendirirken kötü muamelenin tüm türlerini araştırmak gerekmektedir. HONG KONGDAKI PSİKOSOSYAL AFET MERKEZLERİ - GÖRÜNMEYEN YARALARI GÖRÜNÜR KILMAK Disaster psychosocial services in Hong Kong- make the unseen injury seen. BLo RS. Int J Emerg Ment Health 2000 Spring; 2(2: 113-7. Afet ve travmanın fiziksel sonuçlarına müdahale KOSOVA’DAKİ ADLİ TIP DENEYİMLERİ Forensic medicine

  15. Kablosuz Ağlarda Yeni Bir Anahtar Dağıtım Yöntemi

    Çağatay Ay

    2017-01-01

    Full Text Available Ağ teknolojilerinin gelişimi ve dijital cihazların artışı multimedya iletimini hızlı ve kolay kılmıştır. Bununla birlikte açık haberleşme kanalları üzerinden yapılan dijital veri iletimi, telif hakkı ihlalleri, dolandırıcılık vb. birçok güvenlik açığını beraberinde getirmiştir. Bu sebepten dolayı güvenli veri iletimi için geliştirilen yöntem ve teknikler oldukça önem kazanmaktadır. Bu tekniklerden biri olan steganografi, gizli iletişim için zararsız görünen bir taşıyıcıya veri eklemesi yapan bilgi gizlemenin alt dallarından biri olarak tanımlanabilir. Veri gizlenirken kullanılan yöntem ve tekniğin sistem dışı kişiler tarafından bilinmesi güvenli veri iletişimini olumsuz yönde etkileyecektir. Steganografinin güvenlik konusunda yetersiz olması, beraberinde şifrelemeyi gündeme getirmektedir. Açık haberleşme kanalları ile yapılmak istenilen gizli iletişimin, çeşitli steganografik metotlar ve şifreleme algoritmaları ile desteklenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, ağ kanalları üzerinden güvenli anahtar dağıtımı için ağ steganografisinden yararlanan bir yöntem geliştirilmiştir. Deneysel sonuçlar, yapılan çalışmanın sağlamlık ve algılanamazlık koşullarında uygulanabilir olduğunu göstermiştir.

  16. Ankara’da Tüketilen Izgara Köftelerin Bakteriyolojik Kalitesinin Halk Sağlığı Yönünden Araştırılması

    Aysel Bayhan

    2015-02-01

    Full Text Available Bu araştırma, Ankara’daki bazı restoranlardan toplanan ızgara köftelerde (çiğ ve pişmiş halk sağlığı yönünden önemli olan bakterilerin varlığını saptamak amacıyla yapılmıştır. Bu nedenle 20 adet (10 çiğ, 10 pişmiş ızgara köfte örneği incelenmiştir. Örnekler total aerob bakteriler, total koliform bakteriler ve escherichia coli, fekal streptokoklar, total sülfit indirgeyen anaeroblar ve Clostridium perfringens, total stafilokoklar ve total maya ve küf sayıları yönünden analiz edilmiştir. Çiğ ızgara köfte örneklerinde ortalama olarak, total aerobların sayısı 3.2x108/g, total koliformlar 8.5x105/g, sülfit indirgeyen anaeroblar 2.2x103/g, C. perfringens 1x103/g, toplam stafilokoklar 4x106/g, toplam maya ve küf sayısı 1x104/g, olarak saptandı. Pişmiş ızgara köfte örneklerinde ise, ortalama olarak total aerob bakteri sayısı 1x106/g, total koliform 3.2x102/g, E. coli 1.6x102, fekal streptokoklar 7.2x102/g, C. perfringens 0.1x101/g, toplam stafilokoklar 3x103/g ve toplam maya-küf 2.4x106/g’dir. Örneklerin hiç birinde Salmonella bulunmamıştır. Elde ettiğimiz sonuçlara göre, çiğ ızgara köftelerin hijyenik kalitelerinin düşük, pişirme işleminde yetersiz olduğu ortaya konmaktadır.

  17. Van’da Tüketime Sunulan Feta Peynirlerinin Mikrobiyolojik ve Kimyasal Kalitesi

    Enise Akel

    2016-11-01

    Full Text Available Bu çalışma, Van il merkezinde tüketime sunulan Feta peynirlerinin mikrobiyolojik ve kimyasal kalitesini belirlemek amacıyla yapıldı. Çalışmada 50 adet Feta peyniri materyal olarak kullanıldı. Feta peynirlerinin mikrobiyolojik analizleri sonucunda, ortalama olarak toplam aerob mezofil genel canlı sayısı 5,49 log kob/g, laktik asit bakteri sayısı 5,20 log kob/g, koliform grubu mikroorganizma sayısı 0,78 log kob/g, Escherichia coli sayısı 0,10 log kob/g, mikrokok/stafilokok sayısı 0,58 log kob/g, koagülaz pozitif Staphylococcus aureus sayısı 0,53 log kob/g, Clostridium perfringens sayısı 0,08 log kob/g, enterobakteri sayısı 0,96 log kob/g, maya ve küf sayısı ise 5,18 log kob/g olarak saptandı. Kimyasal analizler sonucunda ise ortalama pH değeri 4,38, titre edilebilir asitlik derecesi %1,41 LA, kuru madde miktarı %41,21, yağ miktarı %18,12, kuru maddede yağ miktarı %44,18, tuz miktarı %8,36 ve kuru maddede tuz miktarı %20,42 olarak tespit edildi. Feta peyniri örneklerinin tamamı titre edilebilir asitlik yönünden standartlara uygun bulundu. Ancak örneklerin %8’i koagülaz pozitif S. aureus, %52’si pH ve %100’ü kuru maddede tuz yönünden standartlara uygun bulunmadı. Sonuç olarak, Feta peynirlerinin mikrobiyolojik ve kimyasal kalitesinin yetersiz olduğu ve bu durumun üretici ve tüketiciler için risk oluşturabileceği kanısına varıldı. Gıda zincirinin tüm aşamalarında temeli GMP olan HACCP sisteminin uygulanması gıda güvenliği, halk sağlığı ve tüketici haklarının korunmasında etkin rol oynayacaktır.

  18. KADIN YOKSULLUĞU VE KADIN SAĞLIĞI ÜZERİNE YANSIMALARI

    Seda KOCABACAK

    2014-08-01

    Full Text Available Cinsiyet eşitsizliği, yoksulluk ve iyi olmayan sağlık durumunun önemli nedenlerinden biridir. Kadınlar sosyal hayatın birçok alanında cinsiyet ayrımcılığı ile karşı karşıya kalırlar: sağlık hizmetlerinden yararlanma, eğitim, istihdam koşulları, sosyal ve ekonomik yaşam, politik haklar ve ahlaki sorumluluklar bunların bazılarıdır. Bazı toplumsal kabuller ya da ailelerin ekonomik zorlukları kız çocukların okuldan uzak kalmasına yol açabilmektedir. Eğitimsizlik ya da yetersiz eğitim ise özel nitelikler gerektirmeyen ya da düşük gelir sağlayan işlerde çalışılmasına yol açmaktadır. Bu kısıtlılıklar ve eşitsizlikler kadın sağlığı ve refahı üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkilere sahiptir. Eğitimli ve refah sahibi kadınlar kadın sağlığı, çocuk sağlığı, aile sağlığı ve hatta tüm toplumun sağlığının geliştirilmesine katkı sağlarlar. Bu çalışmanın amacı ilk olarak kadın yoksulluğu ve sağlığı arasındaki ilişkiyi tartışmak ve Türkiye’ye ilişkin verilerle değerlendirmeler yapmaktır.

  19. Makine Öğrenmesi Algoritmalarıyla Android Kötücül Yazılım Uygulamalarının Tespiti

    Abdurahman AYDIN

    2018-04-01

    Full Text Available Son yıllarda akıllı mobil cihazlar hayatımızı ciddi anlamda kolaylaştırmış ve hız kazandırmıştır. Android işletim sistemi (İS bu cihazlar arasında en yüksek kullanım oranına sahiptir. Yaygın kullanım, yetersiz güvenlik mekanizmaları ve kullanıcıların bilinç düzeyi bu İS’ni saldırganların hedefi haline getirmektedir. Android İS’nin güvenlik mekanizmasını temelini izin tabanlı güvenlik modeli oluşturmaktadır. Uygulamalar, kullanıcı tarafından verilen izinlere bağlı olarak işlevlerini yerine getirebilmektedir. Ancak kullanıcı farkındalığı, talep edilen izinlerin suiistimale açık olup olmadığı hususunda yeterli seviyede değildir. Bu sebeple bu uygulamalarda kötücül içerik tespiti için ek yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, kötücül yazılım uygulamalarının tespiti amacıyla makine öğrenmesi algoritmaları kullanılarak izin tabanlı bir yöntem önerilmiştir. Önerilen yöntem destek vektör makinesi, rastgele orman, Naïve Bayes ve K en yakın komşu makine öğrenmesi algoritmalarıyla ayrı ayrı denenmiş ve başarımları kıyaslanmıştır. Rastgele orman algoritması %95,65 doğruluk oranıyla en yüksek başarımı sergilemiştir.

  20. Dewey Onlu Sınıflandırması ve İslâm Literatürünün Sınıflandırma Sorunları

    Fahriye Mercanlıgil Gündoğdu

    1993-03-01

    Full Text Available İslam ülkelerinde en yaygın kullanılan sınıflandırma sistemi, Dewey Onlu Sınıflandırma sistemi (DDC'dir. Ancak, İslam ülkeleri kütüphanecilerinin de görüşleri alındığı halde, özellikle İslamiyet'le ilgili bölüm hâlâ yetersiz olup çeşitli uyarlamalar yapılması gereği doğmaktadır. Ayrıca sistemde İslam anlayışına ters düşen kavramsal yanlışlar da vardır. 297 İslam şeması değerlendirilerek İslam literatürünün sınıflandırılmasında karşılaşılan sorunların nedenleri saptanmış ve bunların giderilmesi için önerilerde bulunulmuştur. Sorunların çözümü için şemanın adından başlayarak radikal değişiklikler yapılması gerekir. 297.1-297.9, Kur'an, Hadis, Akâid ve Kelam, Fıkıh, İslam mezhebleri, Tasavvuf, İslam ahlak ve adabı, İslam dinî tarihi ve siyer temel konularını içerecek şekilde yeniden düzenlenmelidir. Şemanın uluslararası düzeyde kullanılabilmesi için İslam ülkelerinden sınıflandırma konusunda uzman kütüphaneciler ile DDC'nin ilgili birimleri sıkı bir işbirliği içinde çalışmalıdırlar.

  1. Dewey Onlu Sınıflandırması ve İslâm Literatürünün Sınıflandırma Sorunları

    Fahriye Mercanlıgil Gündoğdu

    1993-01-01

    Full Text Available İslam ülkelerinde en yaygın kullanılan sınıflandırma sistemi, Dewey Onlu Sınıflandırma sistemi (DDC'dir. Ancak, İslam ülkeleri kütüphanecilerinin de görüşleri alındığı halde, özellikle İslamiyet’le ilgili bölüm hâlâ yetersiz olup çeşitli uyarlamalar yapılması gereği doğmaktadır. Ayrıca sistemde İslam anlayışına ters düşen kavramsal yanlışlar da vardır. 297 Islam şeması değerlendirilerek İslam literatürünün sınıflandırılmasında karşılaşılan sorunların nedenleri saptanmış ve bunların giderilmesi için önerilerde  bulunulmuştur. Sorunların çözümü için şemanın adından başlayarak radikal değişiklikler yapılması gerekir. 297.1-297.9, Kur’an, Hadis, Akâid ve Kelam, Fıkıh, İslam mezhebleri, Tasavvuf, İslam ahlak ve adabı, İslam dinî tarihi ve siyer temel konularını içerecek şekilde yeniden düzenlenmelidir. Şemanın uluslararası düzeyde kullanılabilmesi için İslam ülkelerinden sınıflandırma konusunda uzman kütüphaneciler ile DDC’nin ilgili birimleri sıkı bir işbirliği içinde çalışmalıdırlar.

  2. Halı Sektöründe İhracat Yapan Firmaların Markalaşma Düzeylerinin

    Mustafa METE

    2017-07-01

    Full Text Available Dış pazarlar, tehditleri ve fırsatları bünyesinde barındırmanın yanı sıra ulusal sınırlarla yetinmeyerek tüm dünyada adından söz ettirmek isteyen firmaların riskleri göze alarak zorlu rekabet ortamı içerisine girdikleri tespit edilmiştir. Markalaşma üzerine ülkemizdeki çalışmaların sayısının oldukça yetersiz olduğu, özellikle halı sektöründe ise daha az olduğu görülmektedir. Bu çalışmada Türk ekonomisinde önemli bir yere sahip olan halı sektörü ihracatında markalaşmanın etkilerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Gaziantep ilinde faaliyet göstermekte olan ve ihracat yapan halı firmaları üzerinde çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya toplam 50 firma dahil edilmiştir. Veriler anket yöntemiyle elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi SPSS 16.0 programı ile yapılmıştır. Yapılan analizler neticesinde bir marka adı altında ihracat yapan firmaların ihracat performansının daha yüksek olduğu, Turquality desteği alan firmaların son 3 yıllık ihracat ve satış performansının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

  3. Sürtünme Karıştırma Kaynak Yöntemiyle Birleştirilen Farklı Tipteki Alüminyum Bağlantıların Tahribatlı ve Tahribatsız Muayenesi

    Furkan SARSILMAZ

    2009-04-01

    Full Text Available Bu çalışmada farklı kimyasal ve mekanik özelliklere sahip AA 5754 (AlMg3 ile AA 5083 (AlMg4,5Mn0,7 alüminyum alaşım levhaları, günümüzde yeni geliştirilen sürtünme karıştırma kaynak (SKK yöntemiyle birleştirilmiştir. Çalışmada farklı devir ve ilerleme hızlarının, kaynaklı bağlantıların mekanik özelliklerini belirlemek amacıyla tahribatlı (çekme, çentik darbe, ve yorulma ve tahribatsız (floroskopik testler uygulanmıştır. Tahribatlı testler sonucunda farklı kaynak dönme ve ilerleme hızlarının, bağlantının mekanik test sonuçlarını etkilediği belirlenmiştir. Tahribatsız test sonucunda ise düşük devir sayısının ve yüksek ilerleme hızının, kaynak bölgesinde yetersiz birleşme meydana getirmesiyle, dikiş boyunca bölgesel porozite, tünel ve boşluklu bölgelerin oluştuğu görülmüştür. En iyi mekanik test sonucunu, 1400 devir dönme hızı ve 250 mm/dak ilerleme hızı işlem parametresi ile birleştirilen numune sergilemiştir. Anahtar Kelimeler: Sürtünme Karıştırma Kaynağı, Alüminyum Alaşımları, Tahribatlı Ve Tahribatsız Muayene, Kaynak Bölgesi

  4. S-19: Futbolculara Uygulanan Üç Farklı Germe Tekniğinin Hamstring Esnekliğine Akut Etkisi: Pilot Bir Çalışma

    Erkan Erol

    2017-03-01

    Full Text Available GİRİŞ: Fiziksel olarak aktif kişilerde ve sporcularda hamstring yaralanmaları yaygın görülür. Yetersiz ısınma, esnekliğin az olması, kas imbalansı, nöral gerginlik ve daha önce geçirilen yaralanmalar hamstring yaralanmalarına zemin hazırlar. Hamstring yaralanmasına neden olan faktörler arasında posterior kompartımanın yetersiz esnekliği en yaygın kabul gören nedenlerden biridir ve fiziksel aktiviteden önce germe uygulanmasının kasın, fasyanın ve nöral dokuların esnekliğini artırarak yaralanma riskini azaltacağı önerilmektedir. AMAÇ: Bu çalışmanın amacı futbolculara uygulanan üç farklı germe tekniğinin hamstring esnekliğine etkisini incelemektir.GEREÇ YÖNTEM: Çalışmaya yaşları 16 ile 20 yıl arasında olan 38 erkek futbolcu dahil edildi. Katılımcılar 3 gruba ayrıldı: 1. gruba sırtüstü pozisyonda statik hamstring germe, 2. gruba siyatik sinir nöral mobilizasyonu, 3. gruba mulligan yöntemine göre traksiyonla düz bacak kaldırma tekniği uygulandı. Uygulama süresi her 3 teknik için de 60 saniye olarak belirlendi. Uygulama öncesi ve sonrası katılımcıların dominant alt ekstremitesi gonyometre kullanılarak düz bacak kaldırma testi ile aktif ve pasif olarak değerlendirildi. Sonuçlar derece olarak kaydedildi.BULGULAR: Düz bacak kaldırma testi başlangıç değerleri karşılaştırıldığında müdahale öncesinde gruplar arası fark olmadığı görüldü. Uygulamalar sonrası her 3 grupta düz bacak kaldırma testinin aktif ve pasif eklem hareket açıklığında (EHA istatistiksel olarak anlamlı artış saptandı (p<0,05. Gruplar kendi arasında kıyaslandığında, mulligan yönteminin kullanıldığı grupta, uygulama sonrası hem aktif hem pasif EHA’nın diğer 2 gruptan daha fazla artış olduğu kaydedildi (p<0,05. Nöral mobilizasyon ve statik germe gruplarının EHA artışları arasında fark olmadığı görüldü (p<0,05.TARTIŞMA / SONUÇ: Bu sonu

  5. Procedimento para análise de decisão quanto à prevenção de doenças em animais: uma aplicação da Teoria dos Jogos

    Luciana Torrezan Silveira

    2009-06-01

    Full Text Available A hipótese básica do trabalho é que, mesmo quando cientes dos riscos econômicos envolvidos, alguns produtores não reconhecem, individualmente, a importância em adotar medidas preventivas, uma vez que a ocorrência de algumas doenças não é frequente. Ademais, a existência de externalidades faz com que a ação de um produtor em relação às medidas sanitárias afete os demais produtores da mesma região, o que também pode não ser percebido por eles. O presente trabalho busca desenvolver um procedimento teórico que permita inferir sobre as decisões estratégicas de produtores quanto à prevenção contra doenças em animais, face ao risco de contaminação de seu rebanho. O desenvolvimento do modelo é baseado na Teoria dos Jogos e na análise de Benefício-Custo como base para a tomada de decisão. Depois de modelado o problema, infere-se sobre as possíveis atuações do governo, no uso de incentivos econômicos (como indenizações e multas para que o equilíbrio seja o da prevenção. Em seguida, o modelo teórico é aplicado a um caso de surto de febre aftosa no Brasil. O resultado mostrou que, na ausência de um mercado diferenciado para animal não vacinado, o equilíbrio do jogo tende para a situação em que produtores decidem vacinar seu rebanho, sugerindo que não existe a necessidade de intervenção do governo. Na prática, no entanto, o governo brasileiro estabelece políticas de incentivo, visto que alguns produtores não vacinam seu rebanho mesmo conhecendo os riscos, o que sugere falta de racionalidade.The basic hypothesis of this study is that producers do not realize, individually, the importance of adopting preventive measures, even aware of the economic risks for them and for the local economy, because outbreaks of some diseases are not frequent. Moreover, the presence of externalities makes the action of one producer regarding sanitary measures of the herd affect other producers in the same region, which cannot

  6. ANÁLISE DA PRODUÇÃO DE EMBRIÕES NA FERTILIZAÇÃO IN VITRO E TRANSFERÊNCIA DE EMBRIÕES PARA DOADORAS NELORE ANALYSIS OF EMBRYO PRODUCTION IN VITRO FERTILIZATION AND EMBRYO TRANSFER TO NELLORE DONORS

    Renato Travassos Beltrame

    2010-04-01

    Full Text Available

    Ajustou-se uma função de densidade probabilidade para o
    número de embriões viáveis produzidos após fertilização in vitro
    em doadoras da raça Nelore, a partir de dados fornecidos pela Associação Brasileira de Criadores de Zebu (ABCZ, referente à análise de 20.619 doadoras, 71.602 aspirações e um total de 509.643 embriões. Modelou-se a densidade probabilidade do número de embriões viáveis mediante a função exponencial, executando-se a determinação dos parâmetros por meio da máxima verossimilhança, em um método de gradiente não linear. O nível de precisão obtido foi de RMSE = 0,040 e R2 = 0,98, para a representação da probabilidade do número de embriões viáveis produzidos por doadoras Nelore na técnica de fertilização in vitro(FIV. Para comparar os modelos (curvas de probabilidade de transferência de embriões ajustada por Beltrame, em 2006, e de FIV, neste trabalho, aplicou-se a técnica de comparação de curvas com o teste F (Silva e Azevedo, 2002. Não foram encontradas diferenças entre as curvas do número de embriões viáveis obtidos após coleta e produzidos após aspiração de doadoras na raça Nelore. Ainda, sugere-se a existência de um fator único limitante que afete biologicamente a produção de embriões nas técnicas de transferência de embriões e fertilização in vitro.

    PALAVRAS-CHAVES: Banco de dados, densidade probabilidade, doadoras, simulação.

    Aprobability density function for the number of viable embryos produced after an in vitro fertilization program in Nellore donors  was adjusted through data provided by the Brazilian Association of Zebu breeders. Results were based on 20,619 donors, 71,602 aspirations and the total of 509,643 embryos. The probability density function of the number of viable embryos was modeled using exponential distribution. Parameters fitting were carried out for the maximum likelihood using a non-linear gradient method. The

  7. Impacts of climate change on indirect human exposure to pathogens and chemicals from agriculture Impactos das mudanças climáticas sobre a exposição humana indireta a elementos patogênicos e químicos da agricultura

    Alistair Boxall

    2010-05-01

    Full Text Available Climate change is likely to affect the nature of pathogens/ chemicals in the environment and their fate and transport. We assess the implications of climate change for changes in human exposures to pathogens/chemicals in agricultural systems in the UK and discuss the effects on health impacts, using expert input and literature on climate change; health effects from exposure to pathogens/chemicals arising from agriculture; inputs of chemicals/pathogens to agricultural systems; and human exposure pathways for pathogens/chemicals in agricultural systems. We established the evidence base for health effects of chemicals/pathogens in the agricultural environment; determined the potential implications of climate change on chemical/pathogen inputs in agricultural systems; and explored the effects of climate change on environmental transport and fate of various contaminants. We merged data to assess the implications of climate change in terms of indirect human exposure to pathogens/chemicals in agricultural systems, and defined recommendations on future research and policy changes to manage adverse increases in risks.É provável que a mudança climática afete a natureza, destino e transporte de elementos patogênicos/químicos no ambiente . Avaliamos as implicações das mudanças climáticas em mudanças na exposição humana a elementos patogênicos/químicos nos sistemas agrícolas no Reino Unido e discutimos os efeitos sobre os impactos à saúde, usando a contribuição de especialistas e literatura; efeitos à saúde da exposição a elementos patogênicos/químicos provenientes da agricultura; introdução de elementos químicos/patogênicos e caminhos de exposição humana a elementos patogênicos/químicos nos sistemas agrícolas. Definimos a base de evidência para efeitos de saúde de elementos químicos/patogênicos no ambiente agrícola; determinamos as possíveis implicações da mudança climática na introdução de elementos qu

  8. OLASI BİR İSTANBUL DEPREMİNDE YARALI TOPLAMA NOKTALARININ KONUŞLANDIRILMASININ OPTİMİZASYONU

    Burcu DARENDE ŞİMŞEK

    2011-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, olası bir İstanbul depreminden zarar görmüş bölge sakinlerinin erişebileceği yaralı toplama noktalarının en uygun konuş yerlerinin bulunması amaçlanmıştır. Çalışmada, İstanbul deprem afet planında yer alan dört senaryo deprem içerisinde meydana gelme olasılığı en yüksek olan senaryo deprem modeli ve ilçelere göre tahmini ağır yaralı sayıları kullanılmıştır. Problem, uygun kapsama uzaklıkları kullanılarak (1, 2, 3 km bir maksimum kapsama problemi olarak modellenmiş ve SITATION yazılımı ile çözülmüştür. Yaralı toplama noktalarının her biri, bu noktalara ulaşan/ulaştırılan yaralılara sağlık hizmeti sunacağı için birer tesis olarak düşünülürken; sağlık hizmeti alacak yaralıların bulundukları ilçe merkezleri de talep noktaları olarak kabul edilmiştir. Uygun kapsama uzaklıklarının her biri için yapılan çözümleme sonuçları, ağır yaralı talebi karşılanan ve karşılanmayan ilçelerden oluşan tablolar halinde verilmiştir. Bu sonuçlar karşılaştırıldığında, kapsama uzaklığı arttığında talebin karşılanma oranı da beklendiği gibi artış göstermektedir. Ayrıca, çalışmada talep noktaları olarak ağır yaralı tahminlerine ilçeler bazında ulaşılabildiği için, her bir ilçenin ağır yaralı sayısı o ilçe merkezinin talebi olarak alınmıştır. Sağlık Bakanlığı’nın İstanbul için önerdiği yaralı toplama noktalarının ilgilenilen deprem senaryosu karşındaki yeterlilik durumu değerlendirilerek önerilerde bulunulmuştur.

  9. Patrocinio de programas de actividad física por parte de la industria de bebidas azucaradas: ¿salud pública o relaciones públicas? Patrocínio de programas de atividade física por parte das indústrias de bebidas açucaradas: saúde pública ou relações públicas? Sponsorship of physical activity programs by the sweetened beverages industry: public health or public relations?

    Luis Gómez

    2011-04-01

    Full Text Available La creciente evidencia acerca de los vínculos entre consumo de bebidas azucaradas, obesidad y otras enfermedades crónicas plantea la necesidad de implementar acciones políticas que transciendan las intervenciones centradas exclusivamente en la responsabilidad individual. Temiendo que ello afecte sus objetivos comerciales en América Latina, la industria de bebidas azucaradas lleva a cabo un intenso cabildeo político en altas esferas gubernamentales de la región. Esta estrategia esta acompañada de los llamados programas de responsabilidad social empresarial dirigidos a financiar iniciativas que promocionan la actividad física. Estos esfuerzos, aparentemente altruistas, están dirigidos a mejorar la imagen pública de esta industria y a lograr mayor influencia política ante regulaciones contrarias a sus intereses. Si este sector de la industria desea contribuir con el bienestar humano, como públicamente lo expresa, debería evitar obstruir iniciativas legislativas dirigidas a regular la comercialización, mercadeo y oferta de sus productos.A crescente evidência sobre os vínculos entre consumo de bebidas açucaradas, obesidade e outras doenças crônicas levanta a necessidade de implementar ações políticas que transcendam as intervenções centradas exclusivamente na responsabilidade individual. Temendo que isso afete seus objetivos, a indústria de bebidas açucaradas realiza um extenso lobby político em altas esferas governamentais da região. Essa estratégia tem sido acompanhada dos chamados programas de responsabilidade socioempresarial dirigidos a financiar iniciativas que promovam a atividade física. Esses esforços, aparentemente altruístas, visam melhorar a imagem pública dessas indústrias e obter maior influência política diante de regulações contrárias a seus interesses. Se esse setor da indústria deseja contribuir realmente com o bem-estar humano, como publicamente expressa, deveria evitar obstruir iniciativas

  10. DOĞAL AFETLER ve TÜRK SİGORTA SEKTÖRÜNDE RİSK TRANSFERİ - NATURAL DISASTERS AND RISK TRANSFER IN THE TURKS INSURANCE SECTOR

    Elif ÇEKİCİ

    2012-11-01

    Full Text Available Özet:İklim değişikliği nedeniyle dünyanın her yerindemeydana gelen doğal afetlerin şiddeti ve yarattığı hasarlarzamanla artmaktadır. Doğal afetler sonucundakarşılaşılabilecek risklerden korunmanın en iyi yolu sigortasektörünün güçlendirilmesidir. Çünkü doğal afetler öncedentahmin edilemediği için bu risklerden arınmak mümkündeğildir. Afetlerin hasar boyutu gittikçe büyümekte ve busigorta ve reasürans şirketleri için risk oluşturmaktadır.Dolayısıyla sigorta sektörünün bu riski transfer etmesigerekecektir. Bu çalışmada Türkiye’deki yangın ve doğal afetsigortası prim tutarlarının ve hasar prim oranlarının gelişimi,1986 – 2009 yılları arasındaki yangın ve doğal afet sigortasıprim tutarlarından ve hasar prim oranlarından oluşan zamanserisi ele alınarak incelenmiştir. 2011 yılı için yangın ve doğalafet sigortası prim tutarı tahmini Pegels’in üstel düzeltmetekniği ile yapılmış ve % 95 güven aralığı ile hasar primoranları için güven aralığı hesaplanmıştır.Abstract:Because of climate change, natural disastersoccurring all over the world and their compound effects areincreasing day by day. The best way of being protected fromthe possible risks that stem from natural disasters is toempower the insurance sector. Since the natural disasters arenot predictable, it is impossible to break free of those risks. Thesize of damage of disasters is increasing and this constitutes agreat deal of risk for insurance and reinsurance companies.As a consequence, the insurance sector should transfer thisrisk. In this article, the development of insurance premiums offire and natural disaster and damage premium amounts, arebeing examined by considering the time series of insurancepremiums of fire and natural disaster and rates of damagepremiums between the years of 1986-2009. For the year 2011,the estimate of fire and natural disaster and rates of damagepremium, are being

  11. İHRACATA DAYALI BÜYÜME MODELİNİN İMALAT SANAYİ İHRACATI ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN SAPTANMASINA İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA - A RESEARCH ABOUT DETERMINING THE EFFECT OF EXPORT-ORIENTED GROWTH MODEL ON THE EXPORTATION OF MANUFACTURING INDUSTRY

    Deniz ZÜNGÜN

    2012-11-01

    Full Text Available Özet:Dış ticarete bakış açısına göre gelişmekte olan bir ülke, sanayileşme politikalarına yönelik olarak iki farklı yol izleyebilmektedir. Bunlardan ilki, korumacılığa dayanan ithal ikameci sanayileşme politikası; ikincisi de, uluslararası ekonomiyle bütünleşmeyi amaçlayan ihracata dayalı sanayileşme politikasıdır. Türkiye, ekonomisini kalkındırmak amacıyla her iki politikayı da uygulamıştır. Ülkemizde 1963 yılından itibaren uygulanan ithal ikameci sanayileşme politikaları yetersiz kalmaya başlayınca, 24 Ocak 1980 tarihindeki İstikrar Programı çerçevesinde alınan karar ile ihracata dayalı sanayileşme politikası benimsenmiştir. Söz konusu politikaların yarattığı olumlu gelişmeler sonucunda, Türkiye’nin ihracat hacminde önemli düzeyde artışlar gerçekleşirken; ihracat ürün kompozisyonu da değişikliğe uğramıştır. Bu değişime en iyi kanıt ise; ekonomik yapı içerisindeki en önemli sanayi dallarından imalat sanayinin ihracat kaleminde görülen inanılmaz gelişimdir. Abstract:According to foreign trade perspective, a developing country can follow two different paths aimed at industrialization policies. The first one is import substitution industrialization based on protectionism; the second one is the policy of export-oriented industrialization aimed at integration in the international economy. Turkey applied both of these policies for developing its economy. When the import substitution industrialization policies that have been applied in our country since 1963 started to be inadequate, export-oriented industrialization policy was adopted with the decision taken within the framework of the Stabilization Program on January 24th 1980. While the significant increases were performed in Turkey’s export volume as a result of positive developments created by these policies, the composition of export products has changed. The best evidence of this change is incredible

  12. Ankara’daki Halk Kütüphanelerinde Halkla İlişkiler =Public Relations of Public Libraries in Ankara

    Karadeniz, Şenol

    Full Text Available Bu çalışmada Ankara'daki halk kütüphanelerinin, kullanıcılarını sunulan hizmetler hakkında neden yeterince bilgilendiremedikleri ve kendilerini kullanıcılarına neden yeterince tanıtamadıkları konusu irdelenmiştir. Araştırmanın amacı, halk kütüphanelerinde uygulanabilecek halkla ilişkiler yöntemlerinin neler olduğunu, halk kütüphanelerinin planlı halkla ilişkiler faaliyetlerinde bulunmamalarının nedenlerini ve bu nedenlerin boyutunu, özelliklerini ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde hizmet veren Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı halk ve çocuk kütüphaneleri oluşturmaktadır. Önceden yapılandırılmış görüşme kapsamında halk kütüphanesi yöneticileriyle görüşülmüş, ayrıca araştırma kapsamındaki kütüphanelerde gözlem tekniği uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında, halk kütüphanelerinin sistematik halkla ilişkiler programları uygulamamaları nedeniyle, kütüphaneyi tanıtmada ve sunulan hizmetlere ilişkin kullanıcılarda olumlu görüş oluşturmada yetersiz kaldıkları anlaşılmıştır In this study the answers to the question "why the public libraries in Ankara could not inform their users about services off ered properly, and could not introduce themselves to users suffi ciently ?" were explicated. The goal of the study is to fi nd out which public relations methods can be used in libraries, and why libraries could not conduct planned public relations activities. The research universe consists of public libraries being administratively connected to Ministry of Culture and Tourism, which lie within the borders of Ankara Metropolitan Municipality. For the collection of data, pre-confi gured talks were applied to the managers who were working for the public libraries, and moreover the fulfi llment of library activities were observed. The fi ndings of the study indicate that, since

  13. TÜRK DÖKÜM SANAYİ FİRMALARI VE YABANCI PARTNERLERİ ARASINDAKİ ORTAK GİRİŞİM NEDENLERİ: KAYNAK BAĞIMLILIĞI TEORİSİ VE RAKİP GÖRÜŞLER ÇERÇEVESİNDE BİR DEĞERLENDİRME-MOTIVES FOR JOINT VENTURES BETWEEN TURKISH CASTING INDUSTRY FIRMS AND THEIR FOREIGN PARTNERS

    Ceren G. ARTUNER

    2012-07-01

    Full Text Available Döküm sanayinde yabancı firmalarla yerli firmalar arasında ortak girişim yoluyla oluşturulan yeni yapılar içerisinde faaliyetine devam eden üç firma nezdinde gerçekleştirilen durum çalışması aracılığıyla söz konusu ortak girişim olgularına yol açtığı düşünülen temel motivasyonların belirlenmesi amaçlanmış ve Kaynak Bağımlılığı Teorisi’nin Türk Döküm Sanayi’nde yabancı ortaklarla yerli firmalar arasında gerçekleşen ortak girişim olgularını tek başına açıklayıcı gücü sorgulanmıştır.Yürütülen araştırma neticesinde, Kaynak Bağımlılığı Teorisi’nin açıklayıcı gücünün söz konusu ortak girişim olgularını tek başına açıklamakta yetersiz kaldığı, oluşturulan dört teorik çatı arasında açıklayıcı gücü en yüksek yaklaşımın Firma Teorisi olduğu ve Firma Teorisi’nin de Türk Döküm Sanayi’nde örneklemimiz dahilinde ele aldığımız ortak girişim olgularını diğer üç teorik çatının yardımıyla açıkladığı tespit edilmiştir.-Through the medium of case studies covering three casting firms which pursue their operations after being involved in newly established structures by joint ventures between foreign and national companies, it is aimed to reveal the underlying motivations considered as responsible for the joint venture phenomena. Accordingly, the explanatory power of the Resource Dependence Theory in explaining joint venture phenomena with foreign partners as a single theory in Turkish Casting Industry has been tested.As a result of the undertaken research, we have concluded that the explanatory power of the Resource Dependence Theory wasn’t strong enough to explain by itself the joint venture phenomena in question and that the propositions of the Firm Theory have found the strongest support among these four theoretical frames. However, it was stated that the Firm Theory explains the joint venture phenomena within our sample

  14. Sakarya Özel Eğitim Kurumunda Eğitim Gören Çocukların Beslenme Tarzında Ebeveynlerin Bilgi ve Tutumlarının İncelenmesi

    Süleyman KALELİ

    2017-06-01

    Full Text Available Beslenme büyüme ve gelişimin sağlanması, sağlıklı bir yaşam ve sağlıklı bir gelecek için çocukluk evresinde çok önemlidir. Otizm ve down sendromu bir takım benzerlikleri ve farklılıkları gösteren genetik hastalıklar arasında yer almaktadır. Down sendromlu veya otistik çocuklar beslenme açısından riskli bir gruptur. Bu araştırma Sakarya Özel Eğitim Kurumunda eğitim gören çocukların beslenme tarzları ve ebeveynlerin çocuk beslenmesine yönelik tutumlarının incelenmesi amacıyla planlanmıştır. 30 Gönüllü öğrenci velilerine demografik bilgiler haricinde evet/hayır içeren 17 (S1, S2,…,S17 soru sorulmuştur. Ayrıca okul çağında sıkça kullanılan 22 adet gıda maddesi tablosundaki yiyeceklerin sıklığı sorgulanmıştır. S4 (%45,2 evet ve %54,8 hayır, S8 (%41,9 evet ve %54,8 hayır, S15 (%32,3 evet ve %67,7 hayır ve S16’ da ise (%3,2 evet ve %96,8 hayır hayır cevaplarının oranı evet cevabına göre yüksek bulunurken diğer soruların cevaplarında evet oranı yüksek bulunmuştur. Öğün aralarında çocuğun isteklerinin karşılanmaması, çocuğun acıkınca yemek yedirilmemesi, çocuğun her gün düzenli olarak akşam yemeği yememesi aile bireylerinin çocuk besleme bilgisinde yetersiz olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte otistik çocukların cips, gazlı içecekler, lahmacun-pide türü gıdalara az yer verilmesi ve süt ve süt ürünleri, yumurta, kuru baklagiller ekmek ve makarna gibi yiyeceklere yönelmesi olumlu bir beslenme alışkanlığını göstermektedir.

  15. Iron-Refractory Iron Deficiency Anemia

    Ebru Yılmaz Keskin

    2015-03-01

    Full Text Available Demir, oksijenin taşınması, DNA sentezi ve hücre çoğalması gibi çeşitli biyolojik reaksiyonlar için vazgeçilmez olduğundan, yaşam için zorunludur. Demir metabolizması ve bu elementin düzenlenmesiyle ilgili bilgilerimiz, son yıllarda belirgin şekilde değişmiştir. Demir metabolizması ile ilgili yeni bozukluklar tanımlanmış ve demirin başka bozuklukların kofaktörü olduğu anlaşılmaya başlamıştır. Hemokromatozis ve demir tedavisine dirençli demir eksikliği anemisi (IRIDA; “iron-refractory iron deficiency anemia” gibi genetik durumlar üzerinde yapılan çalışmalar, vücuttaki demir dengesini kontrol eden moleküler mekanizmalar ile ilgili önemli ipuçları sunmuştur. Bu ilerlemeler, gelecekte, hem genetik hem de kazanılmış demir bozukluklarının daha etkili şekilde tedavi edilmesi amacıyla kullanılabilir. IRIDA, demir eksikliği ile giden durumlarda, hepsidin üretimini baskılayan matriptaz-2’yi kodlayan TMPRSS6 genindeki mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. Hastalığın tipik özellikleri, hipokrom, mikrositer anemi, çok düşük ortalama eritrosit hacmi, oral demir tedavisine yanıtsızlık (veya yetersiz yanıt ve parenteral demire kısmi yanıttır. Klasik demir eksikliği anemisinin aksine, serum ferritin değeri genellikle hafif düşük ya da normal aralıkta; serum ve idrar hepsidin değerleri ise, aneminin derecesi ile orantısız şekilde yüksek bulunur. Şimdiye kadar literatürde bildirilmiş olguların sayısı 100’ü geçmediği halde, IRIDA’nın, “atipik” mikrositik anemilerin en sık nedeni olduğu düşünülmektedir. Bu derlemenin amacı, IRIDA hakkındaki güncel bilgileri araştırıcılar ile paylaşmak ve bu alandaki farkındalıklarını arttırmaktır.

  16. Hatay İlinde Meyve Fidanı Üreten İşletmelerin Yapısı, Sorunları ve Çözüm Önerileri

    Nuran Tapkı

    2015-07-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Hatay İlinde meyve fidancılığı sektörünün yapısı ve sorunları ortaya konulmuş, çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Bu çalışma, 92 meyve fidancılığı işletmesinde tam sayım yöntemi ile yürütülmüştür. İşletmelerde aile nüfusunun %51,15’ini ilkokul mezunları oluştururken, üniversite mezunlarının oranı %8,62 düzeyinde kalmıştır. İşletmelerde ziraat mühendisi istihdam etme oranı %2,18’dir. İşletmecilerin %64,05’i fidancılığı baba mesleği olarak yaparken, %3,37’si fidancılık eğitimi alarak bu mesleğe başlamışlardır. İşletmelerde potansiyel aile işgücü ortalama 4,22 Erkek İşgücü Birimidir (EİB. Aile işgücünün %50,71’i aktif durumdadır. İşletmelerde kullanılan toplam Erkek İşgücünün (EİG %88,48’i fidan üretiminde, %5,32’si diğer tarım faaliyetlerinde ve %5,22’si ise tarım dışı işlerde değerlendirilmektedir. İşletmelerin ortalama toplam arazi genişliği 25,74 dekar olup, bunun 12 dekarını fidan üretim arazisi oluşturmuştur. Fidan arazilerinin %74,58’i mülk, %25,42’si de kira durumdadır. İşletmelerin ortalama işletme sermayeleri ise 229.308 TL olarak hesaplanmıştır. Bölgede işletmelerin en fazla karşılaştıkları sorunlar ise; girdi fiyatları yüksekliği, birliğe üyelik için bürokratik işlemlerin çok olması, destek miktarının yetersiz olması, kalifiye eleman bulmada karşılaşılan zorluklar ile bölgede görülen hastalıklardır. Sonuç olarak, meyve fidanı üretim kapasitenin arttırılması önerilmektedir. Araştırma sonuçları, işletmelerin fidan üretim kapasitelerini artırmaları ve sorunların çözümün kolaylaştırmak için bir organizasyon altında birleşmeleri gerektiğini göstermektedir.

  17. Kültür ve Sanat Ekonomisi Kapsamında Talep Analizleri Yardımı ile Kültür Politikasına Teorik Yaklaşım: Türkiye Örneği

    Duygu BÜYÜKYAZICI

    2016-08-01

    Full Text Available Kültür-sanat ekonomisinin bağımsız bir disiplin olarak ortaya çıkmasını sağlayantemel tez, devletin sanatı desteklemesi gerektiği önermesidir. Gösteri sanatı formlarınıniktisadi araçlarla incelenmesi sonucunda ortaya konan maliyet hastalığı argümanı, devletsanatları desteklemezse sanatların yok olacağı öngörüsünü içerir. Söz konusu analizlerdenönce devlet-sanat ilişkisi farklı disiplinlerin gözlem alanında iken, bu değişkenlerin yanınaekonomi teriminin eklenmesi tartışmaları bilimsel zemine çekmiş ve engin incelemeleriberaberinde getirmiştir. Devletin finansal ve kurumsal anlamda sanatı desteklemesi politikayapıcıların nezdinde erdemli mallar varsayımı ile gerçekleşirken, literatürdekitemellendirmeler büyük ölçüde piyasa başarısızlıkları ekseninde olmuş ve maliyet hastalığıargümanı çürütülmüştür. Devletin sanatı destekleme formu ve miktarına yönelik tercihlerkültür politikasının önemli payını oluştururken, söz konusu politikaların edinilmiş başarısıancak talep analizleri ile tartılabilir. Türkiye’nin kültür politikasına hem teorik biryaklaşımda bulunmayı hem de ulaşılmış başarısını araştırmayı amaçlayan buçalışmada, kültür-sanat ekonomisindeki mikroekonomik talep analizlerinden yola çıkarak,talep profilinin kültür politikasındaki önemi vurgulanmakta ve devletin kültür-sanata olandesteği kadar biçiminin öneminin de altı çizilmektedir. Talep analizlerinin gelişmesidoğrultusunda, talebin profiline yönelik farklı kültür politikaları gerekecek, kültür-sanatayönelik çoğunlukla yetersiz veri ve analiz ile tespit edilen destek, üretim vesübvansiyonların içerik ve miktarı farklılaşarak optimal düzeye yakınsanacaktır. Piyasabaşarısızlıklar da kültür politikasının temellendiği teorik faz olarak analize eklenmiş, pozitifdışsallıklar özelinde devletin sanatı desteklemesinin sebepleri

  18. Fifth and Sixth Grade Students' Deficiencies on Word Problem Solving and Failures in the Problem Solving Process [Beşinci ve Altıncı Sınıf Öğrencilerinin Sözel Problemleri Çözme Konusundaki Yetersizlikleri ve Problem Çözümlerindeki Hataları

    Dilek Sezgin Memnun

    2014-08-01

    Full Text Available In this research, it was aimed to determine the deficiencies of secondary school fifth- and sixth-grade students on word problem solving and their failures in this process. For this purpose, four separate word problems were asked to the students and their written answers were taken at the implementation process. The analysis of the data suggests that a significant part of these secondary school students had deficiencies during word problem solving and their failures in this process. Moreover, these deficiencies and failures were reported to be related to the understanding of word problems and the planning for solutions in the solving process. In addition, it was found that the fifth- and sixth- grade students rarely attempted to use drawing in order to solve the word problems. They mostly had deficiencies in deciding which arithmetic operations to be used while approaching the problems and they had failures at their arithmetic operations. [Bu araştırmada, ortaokul beşinci ve altıncı sınıf öğrencilerinin sözel problemleri çözme konusundaki yetersizlikleri ile bu tür problem çözümlerindeki hatalarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, beşinci ve altıncı sınıf öğrencilerine dört farklı sözel problem sorulmuş ve cevapları yazılı olarak alınmıştır. Ulaşılan verilerin analizi, ortaokul öğrencilerinin önemli bir kısmının sözel problemleri çözme konusunda yetersizlikleri ve problem çözümlerinde hataları bulunduğunu göstermiştir. Ayrıca, bu yetersizlik ve hatalarının çoğunlukla problem çözme süreci kapsamında problemin anlaşılması ve çözüm için plan yapma aşamalarına ilişkin olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, beşinci ve altıncı sınıf öğrencilerinin sözel problem çözümlerinde şekil çizmeye çok az yer verdikleri anlaşılmıştır. Öğrenciler problemlere yaklaşımlarında kullanacakları uygun aritmetik işlemlere karar vermede çoğunlukla yetersiz

  19. Türkiye’de Orta ve Büyük Ölçekli Mantar İşletmelerinin Değerlendirilmesi

    Erkan Eren

    2016-04-01

    genellikle marketlere sattıklarını, satış öncesinde kalite tasniflemesi ve boylama yaptıklarını belirtmişlerdir. İşletmelerde gıda mühendisi sayısının azlığı, hepsinin danışmandan yararlanmadığı, atık kompostun doğru değerlendirilmediği, örtü materyalinin istenilen kriterlerde olmadığı, hiç su analizi yaptırmayan firmanın var olduğu, ısıtmada kömür, dezenfeksiyonda kimyasal maddelerin kullanıldığı, hastalık ve zararlıların kaçınılmaz olduğu, farklı ürün işleme sistemlerinin yetersiz olduğu görülmüştür.

  20. Tüketim Toplumlarında Kentsel Dönüşüm Projelerinin ve Çevre-Toplum Anlayışının Sosyolojik Analizi

    Alı Fatih UYSAL

    2012-12-01

    Full Text Available Özetİnsanoğlu var olduğundan bu yana sürekli olarak doğal çevre ile etkileşim içerisinde olmuştur. İlk dönemlerde insanlar çevrenin bir parçası olan insan, daha sonra onu kirletir hale gelmiştir. Son zamanlarda çevreyle ilgili artan sorunları giderebilmek için sürdürülebilir kalkınma/gelişme adı altında birçok proje geliştirilmesine rağmen, çalışmaların yetersiz kaldığı gözlenmektedir. Bunun en önemli nedeni ise insan-doğa ilişkilerinin pazar mekanizması içerisinde düzenlenmesi, arazi kullanmada verimlilik-sosyal adalet-çevre korunması üçlüsündeki bilinen çelişkiyi doğurmasıdır. Örneğin, Türkiye’de kentsel alanları şekillendiren 3194 sayılı imar kanunu ile ortak amaçları olan 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda, belediyelerin kentsel fiziki kalitenin yüksek değerlerde olmasına yönelik çalışmalar yapması gerektiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda günümüzde yoğun gündem konusu olan kentsel dönüşümün vadettiği kentsel çevre ile mevcut olan sosyal-kültürel değişim karşılaştırılmalı olarak ele alınmıştır. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, insan-çevre ilişkilerinin kısa bir tarihi, bu ilişkilerin geliştiği kavramsal çerçeveyi kapsamaktadır. İkinci bölümde, sosyolojik analizlerde ortaya çıkan, insan ve toplum üzerine çevre etmenlerinin etkisinin de vurgulanmaya başlamasını sağlayan geleneksel “insan merkezli çevre anlayışından”, “doğa merkezli çevre anlayışına” geçiş süreci üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise, kamuoyunda çokça konuşulan kentsel dönüşüm projelerinin, çevreye duyarlı bir medeniyet inşası sürecinde, merkezi idare ve yerel idarelerin insanların en büyük tüketim mekânı olan kentsel alan yapılanmalarıyla birlikte ekonomik kalkınma modellerinde göz ardı edilen ve “kayıp halka” olarak tanımladığımız çevre ve toplum ilişkisi analiz

  1. TWO IMPORTANT DEVELOPMENT THROUGHT THE TUSKISH HISTORY IN THE 20 TH CENTURY: THE RISING OF AVIATION AND A LEADER TÜRK TARİHİ BAKIMINDAN 20. YÜZYILDA İKİ ÖNEMLİ GELİŞME:“HAVACILIĞIN VE BİR LİDERİN DOĞUŞU”

    Osman YALÇIN

    2011-06-01

    ılığın öneminin farkına varmıştır. Bunun için, havacılığın Türkiye’nin bağımsız ve güçlü bir devlet olması yolunda önemli müesseselerden biri olmasına hayatı boyunca önem vermiştir. Ancak dışarıya bağımlı ve gerektiğinde kaynakları kurutulabilecek askeri havcılığın bir devlet için yetersiz olacağı da öngörüldüğü için 1923-1938 yılları arasında hava harp sanayiine de önem verilmiştir. Diğer taraftan uçan bir Türk gençliği semaların güvencesi olarak görülmüştür.Atatürk tarafından söylenen “İstikbal Göklerdedir” sözü ise, bir stratejist olarak geleceğe olan öngörüsündeki haklılığının bugün de sürdüğünü göstermektedir.

  2. Kobi niteliğindeki sağlık kuruluşlarında iç kontrol sistemi ve önemi

    Güler GÜNEY

    2014-06-01

    Full Text Available Büyük küçük tüm sağlık kuruluşlarının, sürekliliklerini sağlayabilmeleri ve hedeflerine ulaşabilmeleri bakımından en önemli kriter etkili bir iç kontrol sistemine sahip olmalarıdır. Özellikle Türkiye gibi ekonomisi gelişmekte olan, ticari aktörlerinin çok büyük bir kısmı KOBİ statüsünde olan ülkelerde, ekonomik hayatı hareketlendirmek, sermaye piyasalarının gelişmesi ve işlerliğinin kuvvetlenmesinin sağlanmasında da yine en temel kriter etkin ve etkili bir iç kontrol siteminin varlığıdır. Çünkü etkili bir iç kontrol sistemi; hata, hile ve yolsuzlukların önlenmesinde ve işletme içinde uygulanan politika ve prosedürlerin uygulanma düzeyi ve verimliliğinin sağlanmasında da önemli bir etkendir. İster büyük, ister küçük olsun her işletmede etkin olan ya da olmayan bir iç kontrol mevcuttur. Ancak bu kontrollerin işletmede belirlenmiş bulunan belli politika ve prosedürlere göre yapılıp yapılmadığı ya da etkin olup olmadıkları tartışılabilmektedir. Ülkemizdeki sağlık kuruluşlarından, özellikle sermaye piyasalarında işlem gören kuruluşlarda mevzuatlar gereği iç kontrol sistemi kurulmuş olmasma rağmen, bu iç kontrol sisteminin tamamıyla örgütsel amaçlar doğrultusunda etkili ve verimli şekilde çalıştığını söylemek mümkün değildir. Ülkemizdeki KOBİ niteliğindeki sağlık kuruluşlarının hatırı bir kısmında ise iç kontrol sisteminin oldukça yetersiz ve zayıf olarak nitelenebilecek şekilde uygulandığı ifade edilebilir. Bu da diğer tüm KOBÎ'lerde olduğu gibi sağlık alanındaki kuruluşların büyüme, gelişme ve kurumsallaşması üzerine olumsuz etkide bulunmaktadır. Daha da önemlisi de kurumların örgütsel amaçlarını gerçekleştirmesinde zorluklarla karşılaşmasına sebep olmaktadır. Başka bir deyişle, etkin iç kontrol sisteminin işletmelerin ilgililerine fayda sağlaması gereklidir. Böylece i

  3. 60-66 Ay Aralığında İlkokula Başlayan Öğrencilerin Kişisel Öz Bakım Ve İlkokuma-Yazma Becerilerinin Öğretmen Görüşlerine Göre Değerlendirilmesi The Evaluation Of The 60-66 Months Old Primary School Students’ Personal Self-Care And Initial Reading And Writing Skills According To Teachers’ Views

    Murat BAŞAR

    2013-09-01

    ğişikle 2012-2013 öğretim yılında 60-66 ay arasındaki öğrenciler velilerin rızasıyla ilkokula başladılar. Bu başlangıçla birlikte temel becerilerle ilgili yetersizlik, öğrenme güçlüğü gibi tartışmalar yapıldı. Raporlar yayınlandı. Bu eleştirilerin tamamı süreç başlamadan ve uygulama görülmeden sendika, vakıf ve dernekler tarafından yapılan eleştirilerdi. Nitel olarak yapılan bu çalışmada ilkokula 60-66 ay döneminde başlayan öğrencilerin ilk okuma yazma sürecinin öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İlkokula başladıkları dönem ile birinci sınıfı bitirdikleri dönem arasındaki süreç öğrencilerdeki gelişim ve gerçekleştirilen etkinliklere göre değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2012-2013 öğretim yılında Uşak’ta görev yapan 26 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. 60-66 ay aralığında bulunan öğrencilerin dönemin başında okula uyum, tuvaleti kullanma, tuvaletten sonra ellerini yıkayabilme ve elbisesini giyme, kendi başına yiyip içebilme gibi kişisel öz bakım becerilerinde yetersiz oldukları görülmüştür. Ancak 2012-2013 öğretim yılı sonu itibari ile bu becerileri kazanmada sorunların pek görülmediği tespit edilmiştir. Benzer şekilde öğrencilerin ilkokula başladıkları dönemde kalem tutma, satır aralığına yazma, sesleri yazım yönüne göre doğru yazma, tahtayı kullanma becerilerinde sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir. 2012-2013 öğretim yılı sonunda okuma ve yazma sorununun aşıldığı belirlenmiştir.

  4. İnovasyon Faaliyetlerinde Kullanıcının Yeri ve Çevrimiçi Kullanıcı İnovasyon Araçları(Role of Users in Innovation Activities and Web Based User Innovation Tools

    Burcu İLTER

    2016-04-01

    Full Text Available Ekonominin birçok alanında, hem kullanıcı temelli inovasyonun hem de açık inovasyonun, geleneksel olarak firmaların kendi bünyelerinde gerçekleştirdikleri inovasyon faaliyetleri ile rekabet ettiğini ve onun yerini alabileceğini gösteren örnekler giderek artmaktadır. Bu durum göz önüne alındığında, kullanıcıların inovasyon sürecine dahil edilmesinin önemi anlaşılmaktadır. Bu süreçte, geleneksel araçların yanı sıra, çevrimiçi araçların da şirketler tarafından sıklıkla kullanıldığı görülmektedir. Ülkemizde yapılmış olan çalışma sayısının yetersiz olması ve konunun inovasyon çalışmalarının geleceği açısından önem taşıdığının düşünülmesi sebebiyle bu çalışmada, çevrimiçi kullanıcı inovasyon araçları hakkında detaylı bir literatür araştırmasına yer verilmiş ve Fortune ilk 500 Türkiye listesinde yer alan şirketlerin, kullanıcılarını inovasyon süreçlerine dahil ederken söz konusu araçları ne ölçüde kullandıkları belirlenmiştir. Bulgular, kullanıcılardan daha çok ürün fikri geliştirme aşamasında faydalanıldığını, şikayet kutuları, pazar istihbarat hizmetleri ve dilek öneri kutularının, firmalar tarafından en çok kullanılan çevrimiçi araçlar olduğunu ve çevrimiçi şikayet kutusu ve inovasyon araç takımları kullanımının sektörler arasında farklılık gösterdiği göstermektedir. Bu çalışmanın ülkemizde çevrimiçi kullanıcı inovasyon araçlarına yönelik farkındalığı arttırması beklenmektedir. Considering the examples illustrating the fact that both user innovation and open innovation compete and substitute innovation undertaken by producers, the importance of user integration into innovation process becomes obvious. Throughout this process, along with traditional methods, firms also benefit from web based user innovation tools. Regarding the gap of number of researches on web based user

  5. İlkokul 2, 3 ve 4. Sınıf Türkçe Ders Kitapları Bütüncesinin Kelime Hazinesini Geliştirme Eğitimi Açısından İncelenmesi Examining Corpus Of 2. 3. and 4. Grades’ Turkish Language Texbooks In Terms Of Vocabulary Teaching

    Tahir GÜR

    2013-03-01

    çlamaktadır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması şeklinde desenlenmiştir. Durum çalışmaları var olan durumun derinlemesine analizini gerektirmektedir. Araştırmada ilkokullarda okutulan özel yayınevlerince basılan kitaplardaki metinler Microsoft Office Word dosyaları haline getirilip Text Master programında ön analizi yapılmıştır. Bu analizde elde edilen kelime listeleri Microsoft Office Excel dosyası haline getirilip içindeki özel isimler ve sayılar ayıklanmıştır. Sonra kelimelerin yapım ve çekim ekleri incelenmiştir. Bu şekilde elde edilen bütüncenin Text Master programında son analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda sınıflara göre farklı kelime sayılarının belirli bir oranda arttığı görülse de farklı sınıflarda tekrar edilen kelimeler yüzünden toplamın düştüğü; incelenen kitapların öğrencileri yeni kelimelerle karşılaştırmada, yapım ekleri ile farklı anlamlar oluşturma imkanı olan kök kelime vermede yetersiz oldukları bulunmuş; kelime hazinesinin geliştirilmesi ve yeni kelime öğretimi konusunda önerilerde bulunulmuştur.

  6. Yeni Eğitim Sistemi (4+4+4 Değişikliği Kapsamında Türkçe Öğretmenliği Lisans Programının İncelenmesi ve Öneriler Investigating the Undergraduate Turkish Teaching Curriculum within the Context of the Recent Educational Policy Changes (4+4+4 and Some Suggestions

    Saadettin KEKLİK

    2013-03-01

    organise the contentof the teacher education curriculum in order to include and presentmore practical subject knowledge. Besides, the substance and creditsof undergraduate courses need to be reconsidered to fit into the scopeand objectives of Turkish Education department. Eğitim, toplumların geleceğini belirlemede en önemli unsurdur. Eğitim sisteminin en önemli konularının başında ise öğretmen yetiştirme gelmektedir. Öğretmen eğitimi hususunda Türkçe öğretmenlerinin eğitiminin ayrı bir önemi vardır. Bu önem, Türkçenin dinleme/izleme, okuma, konuşma ve yazmadan oluşan temel dil becerilerine dayanmasından ve bu becerilerin hayatın hemen her alanında kişiye gerekli olmasından kaynaklanmaktadır. Nitelikli öğretmenin yetişmesi nitelikli lisans programına bağlıdır. 2012 yılında yapılan değişiklikle ikinci kademe olan ortaokul dört seneye çıkarılmış, beşinci sınıf Türkçe derslerine Türkçe öğretmeni girmeye başlamıştır; ancak lisans programında bir değişiklik yapılmamıştır. Mevcut lisans programına göre Türkçe öğretmeni yetiştirilmeye devam edilmektedir. Eğitim sisteminde yapılan değişiklik, onu oluşturan parçaların tamamında yapılarsa verimli olur. Bu yüzden araştırmanın amacı, yeni eğitim sistemi (4+4+4 değişikliği kapsamında Türkçe öğretmenliği lisans programını incelemek ve bu doğrultuda önerilerde bulunmaktır. Araştırma betimleyici bir çalışma olup veriler doküman incelemesi yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmada lisans programı, dil, edebiyat, dil bilimi, Türkçe eğitimi, meslek bilgisi ve genel kültür alanlarına göre analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda lisans derslerinin alanları açısından yetersiz olduğu, bazı derslerin ise uygun olmadığı belirlenmiş ve buna bağlı olarak yeni dersler ve içerikler önerilmiştir. Türkçe öğretmeni olacak kişilere verilmesi gereken bilgilerin daha çok uygulamaya dönük olması, lisans

  7. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Adaylarının Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Yeterlilik Algıları ve Tutumları Üzerine Bir Araştırma Qualification Perception Of The Turkish Language And Literature Education Teacher Candidates And Attitudes To Teaching Occupation

    Cem ERDEM

    2012-12-01

    ınan verilerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Anket aracılığıyla toplanan veriler istatistikî olarak bağımsız örneklem t testi ve tek faktörlü varyans analizi (Anova ile anlamlandırılmış ve sonuçlar tablolaştırılmıştır. Sonuç olarak öğretmen adaylarının mesleğe ilgi duydukları, öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının yüksek olduğu belirlenmiş bununla birlikte özel alan bilgisi ve meslek bilgisi konularında kendilerini yetersiz hissettikleri tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının pedagojik becerileri ve özel alan bilgisi bakımından yetkinleşebilmelerine imkan sağlayacak derslerin arttırılmasının, mesleki yeterlilik algılarını olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir.

  8. Akdeniz Üniversitesi’nde taşeron sağlık işçilerinin işçi sağlığı ve iş güvenliği durum tespiti

    Mustafa Cumhur İzgi

    2012-12-01

    Full Text Available

    Amaç: Neoliberal politikaların Türkiye’deki yansımalarından biri olan Sağlıkta Dönüşüm Projesi taşeronlaşmayı içeren bir programdır. Sağlıkta taşeronlaşma, çalışanın sağlığını ve ürettiği hizmetin niteliği nedeniyle toplum sağlığını etkilemektedir. Çalışmanın amacı, bir üniversite hastanesinde taşeronlaşma sonrası çalışanların işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından durumlarını değerlendirmek, konuya yönelik farkındalık yaratmak ve geniş çaplı çalışmaların planlanıp gerekli önlemlerin alınmasına katkı sağlamaktır. Yöntem: Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde taşeron olarak çalışan 1175 işçiden, meslek grupları temel alınarak tanımlayıcı araştırmanın 153 kişilik örneği belirlenmiş ve araştırmaya katılmayı kabul eden 128 çalışana iki bölümden oluşan anket uygulanmıştır. Anketin ilk bölümünde sosyodemografik veriler ve araştırmaya ilişkin açık uçlu sorular, ikinci bölümünde ise beşli Likert tipi soru kökleri yer almaktadır. Bulgular: Katılımcıların %62.5’i iş öncesi sağlık risk eğitimi almadığını, %82.8’i riskler konusunda işveren tarafından bilgilendirilmediğini, %85.2’si aşı yapılmadığını, %57.0’si koruyucu donanımın yetersiz olduğunu, %73.4’ü yaptıkları işin sağlık riski yarattığını, %71.1’i taşeron çalışmanın sağlığı olumsuz etkilediğini, %94.6’sı kadrolu çalışmanın güvenceli olduğunu belirtmişlerdir. Sonuç: Çalışma ortamının sağlık risklerinden arındırılması, iş güvencesinin sağlanması ve sağlık hizmet üretiminde insan haklarının yaşama geçirilmesi için taşeronlaşmaya son verilmesi gerekir.

    Anahtar Kelimeler: Taşeronlaşma, sağlık hakkı, işçi sağlığı, iş güvenliği

  9. Tüketim Toplumlarında Kentsel Dönüşüm Projelerinin ve Çevre-Toplum Anlayışının Sosyolojik Analizi / A Sociological Analysis of the Urban Transformation Projects and the Perception of the Environment and Society in the Consumption Societies

    ALI FATIH UYSAL

    2012-12-01

    Full Text Available İnsanoğlu var olduğundan bu yana sürekli olarak doğal çevre ile etkileşim içerisinde olmuştur. İlk dönemlerde insanlar çevrenin bir parçası olan insan, daha sonra onu kirletir hale gelmiştir. Son zamanlarda çevreyle ilgili artan sorunları giderebilmek için sürdürülebilir kalkınma/gelişme adı altında birçok proje geliştirilmesine rağmen, çalışmaların yetersiz kaldığı gözlenmektedir. Bunun en önemli nedeni ise insan-doğa ilişkilerinin pazar mekanizması içerisinde düzenlenmesi, arazi kullanmada verimlilik-sosyal adalet-çevre korunması üçlüsündeki bilinen çelişkiyi doğurmasıdır. Örneğin, Türkiye’de kentsel alanları şekillendiren 3194 sayılı imar kanunu ile ortak amaçları olan 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda, belediyelerin kentsel fiziki kalitenin yüksek değerlerde olmasına yönelik çalışmalar yapması gerektiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda günümüzde yoğun gündem konusu olan kentsel dönüşümün vadettiği kentsel çevre ile mevcut olan sosyal-kültürel değişim karşılaştırılmalı olarak ele alınmıştır. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, insan-çevre ilişkilerinin kısa bir tarihi, bu ilişkilerin geliştiği kavramsal çerçeveyi kapsamaktadır. İkinci bölümde, sosyolojik analizlerde ortaya çıkan, insan ve toplum üzerine çevre etmenlerinin etkisinin de vurgulanmaya başlamasını sağlayan geleneksel “insan merkezli çevre anlayışından”, “doğa merkezli çevre anlayışına” geçiş süreci üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise, kamuoyunda çokça konuşulan kentsel dönüşüm projelerinin, çevreye duyarlı bir medeniyet inşası sürecinde, merkezi idare ve yerel idarelerin insanların en büyük tüketim mekânı olan kentsel alan yapılanmalarıyla birlikte ekonomik kalkınma modellerinde göz ardı edilen ve “kayıp halka” olarak tanımladığımız çevre ve toplum ilişkisi analiz edilmi

  10. THE GHOST OF THE HOUSE OF SILENCE: A DEFICIENT ENLIGHTENMENT PROJECT SESSİZ EV’İN HAYALETİ: GÜDÜK BİR AYDINLANMA PROJESİ

    Seyit Battal UĞURLU

    2009-12-01

    criticism about the Turkish cultural history’s positivist thinking line, by means of the mentioned novel, problematizes the relationship between the intellectuals and the society. In this article, by focusing on Selahattin Darvınoğlu character’s intellectual profile who elapses from the Constitutional Monarchy to early Republican Period, in the novel The House of Silence; an analytical analysis is done about encyclopedia, positivism, social engineering and their socio-cultural consequences. Orhan Pamuk’un (d.1954 ikinci romanı Sessiz Ev’de (1983 anlatılan üç kuşaktan ilkinde yer alan Doktor Selahattin Darvınoğlu, Tanzimat döneminde Türk kültür ve düşünce tarihine giren pozitivist düşünceyi temsil eden, aşırı uçlarda gezinen ansiklopedist ve atipik bir aydındır. Eşi Fatma Hanım’ın anılarıyla aktarılan Darvınoğlu, gün yüzüne çıkamayan bir ansiklopedi projesi aracılığıyla, toplum mühendisliği rolünü üstlenmiş ancak bu hedefinde başarısızlığa uğramışlığıyla, Meşrutiyet ve erken Cumhuriyet dönemi pozitivist Türk aydınının bir damarını da temsil eder. Doktor Selahattin’den kalan miras da, kendini adadığı işin kısırlığını vurgulayan sembolik anlamla yüklü öğeler üzerinden açımlanır: Yaşamının son dönemlerini yaşamakta olan karısı, Selahattin’in bilimci baskısına ve ihanetine maruz kalmış, evliliğini yaşayamamıştır. Hizmetçisiyle ilişkisinden doğan iki oğlu, karısı tarafından sakat bırakılmış ve romanın anlatı zamanında bedensel açıdan yetersiz, dolayısıyla idealini sürdürme ehliyetine haiz olmayan ve nesep açısından da sorunlu iki evlattır. 12 Eylül dönemine denk düşen ve karşıt uçlar arasındaki çatışmaların sürdüğü karmaşa ortamını anlatan romanda, Selahattin Bey’in torunlarının, eşi Fatma Hanım’ın yaşadığı kasabada geçen bir haftalık zamanı anlatılmaktadır. Pamuk’un politik ve kültürel ya

  11. ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BİYOLOJİ BÖLÜMÜNDEN BEKLENTİLERİ

    Hasan Özçelik

    2013-12-01

    Full Text Available Süleyman Demirel Üniversitesi Biyoloji Bölümü lisans programları 2011–2012 eğitim öğretim yılında anlamlı şekilde tercihten düşmüştür. Bu olumsuzluğun gerekçelerini anlamak, sorgulamak ve çözüm önerilerinde bulunmak amacıyla bu çalışma aynı yıl bitirme ödevi olarak yapılmıştır. Çalışma, bir anket çalışması olup bölümdeki lisans öğrencilerine ve mezunlarına 15'er soru yöneltilmiştir. 8. Biyoloji Günü programı sebebiyle bölüme gelen diğer Üniversitelerin öğrencilerine de aynı anket uygulanmıştır. Alınan cevaplar yorumlanmış, istatistiksel analizler yapılmış, gözlem ve deneyimlerimizle bölümün sorunları ve çözüm önerileri ortaya konulmuştur. Bölümde öğretimin genelde ezber ağırlıklı olarak verilmesi, biyologların yetiştirilmesinde arz-talep dengesinin bozulması, mezunların istihdam sorunu bölüme tercihi düşüren ana faktördür. Orta öğretimde gün geçtikçe temel bilimler eğitimi zayıflamakta, sayısal öğrencileri azalmakta; bu durum öğrencileri lisansa yerleştirmede nitelikte zayıflama olarak ortaya çıkmaktadır. Tüm olumsuzluklara rağmen biyolojiyi severek tercih eden özverili insanların varlığı ve her kademede ülkemizin nitelikli biyologlara olan ihtiyacı açıkça ortadadır. Anket sonuçlarına göre; öğrenciler çoğunlukla bölümü bir ön araştırma yapmadan bilinçsizce tercih etmekte, zamanla bilinçlenerek bölümü sevmektedir. Sınıflardaki öğrenci sayısı fazlalığının eğitimi olumsuz etkilediği; müfredatta yer alan bazı derslerin yetersiz veya iş hayatında gerekli olmadığı ya da çoğunlukla ezber ağırlıklı olması nedeniyle derslerde gerektiği kadar aktif rol alamadıkları belirtilmektedir. Öğrencilerin istihdam yetersizliği nedeniyle gelecek endişesi taşıdıkları ve çevrelerine yaptıkları negatif telkinler bölüme adayların tercihini azaltmaktadır. Çözüm için s

  12. AHMEDİYE FLOATING ISLAND AHMEDİYE YÜZENADASI

    Pınar TAŞKIRAN (M.A.H.

    2006-09-01

    ının inceleme konusu olmuştur. Söz konusu oluşum, başta coğrafya olmak üzere biyoloji, jeoloji ve çevre bilimlerinin de inceleme alanına girmektedir. Ancak yüzenada terimi Coğrafya ilmi sayesinde literatüre girmişve adaların oluşumu, tanımı ve tanıtımı üzerine ilk çalışmalar yine coğrafyacılar tarafından yapılmıştır. Bu konuda Prof. Dr. İhsan BULUT’ un önemli çalışmalarıbulunmaktadır. Yüzenadalar çok çeşitli özellikleri ile bilim dünyasının dikkatini çekmektedir. Başta zengin flora ve faunasıyla içerisinde bulunduğu ortamdan belirgin bir şekilde ayrılmaktadır. Bu adalar, göl alanı içerisinde gelişmeleri dolayısıyla,insanların hep dikkatini çeken sulak alanlar durumundadır. Doğal ve beşerî faktörlerle ekosistemde meydana gelen bozulmaların en bariz olarak gözlenebildiği kesimler yine bu sulak alanlardır. İnorganik ve organik minerallerin uygun iklim koşulları altında optimum karışımı yine sulak alanlarda gerçekleşirken, inorganik minerallerde bulunan fosfat ve serbest atmosferden sağlanan nitratla gür ve türce zengin sulak alan bitkileri yetişmektedir. Yüzenadalar hemen her iklim kuşağında görülmesine rağmen yine de dünyamızın bu oluşumlar bakımından fakir olduğu söylenebilir. Ancak bu durum, şüphesiz bu alandaki çalışmaların yetersiz olmasının bir sonucudur. Kendine özgü doğal ortamıyla çevresinden ayrılan ve göl alanında yüzer halde her yöne kolayca hareket edebilen yüzenadalar, çevrelerinin adeta bir sembolü rolünü üstlenirken, bölge insanını kendisine çeken görsel doğal bir turistik cazibe merkezi olma özelliğini de taşırlar. Ülkemizde kayıtlara geçen yüzenada bulunan il sayısı 8’dir. Ancak ülkemizin farklı kesimlerinde büyüklü küçüklü çok sayıda sulak alan bulunmaktadır. Dolayısıyla da araştırmalar arttıkça farklı kesimlerde yüzenadalarla karşılaşılacaktır. İşte bilinenlere ilave edebileceğimiz bir

  13. Türkiye’de kan basıncı düzeylerindeki değişim/Changes in the prevalence of hypertension in Turkey

    Özlem Pekel

    2013-12-01

    .0-%59.0 arasında değişmektedir. 1997-2010 yılları arasında hipertansiyon sıklığı 30 yaş üzeri kadınlarda 1997’den 2010 yılına kadar yıllık %0.7 oranında, erkeklerde yıllık %0.2 oranında azalma göstermiştir. 1997-2010 yılları arasında 30 yaş üzeri kadınlarda sistolik kan basıncı ortalaması 1997’den 2010 yılına kadar yıllık %0.3 oranında, erkeklerde yıllık %0.08 oranında azalma göstermiştir. Sonuç: Türkiye’de hipertansiyon sıklığının kadınlarda daha yüksek olduğu ve azalmanın daha fazla olmasına karşın toplamda sıklığın yine erkeklere göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu konuda toplanan veri kapsayıcılık, sıklık bakımından yetersiz görülmektedir. Türkiye’de hipertansiyon sıklığı ve sistolik kan basıncı ortalamaları kadınlarda ve düşük bir oranda da olsa erkeklerde azalma eğilimindedir. Var olan çalışmaların sonuçlarına göre bu azalma eğiliminin kontrol programları ile hızlanacağı düşünülmektedir. Hipertansiyon sıklığının yıllar içindeki değişimini değerlendirmek için ulusal boyutta, karşılaştırılabilir yöntemlere dayanan ve belli aralarla tekrarlanan çalışmalara gereksinim vardır. Anahtar Kelimeler: Yüksek kan basıncı sıklığı, sistematik derleme, regresyon Abstract Objective: Hypertension is one of the well known risk factors for coronary heart disease. Screening for the prevalence of hypertension is crucial for determining the risks of coronary heart disease and its occurrence. In this study community based surveys that involve information on blood pressure were systematically reviewed, the changes in mean blood pressure levels by years were evaluated and projections for future years were estimated. Methods: International and national electronic databases were screened. A total of 2073 articles were reached by using the keywords “blood pressure or hypertension and Turkey” on the Medline database. Fourteen of these studies were

  14. Dergilerden Özetler

    Mete Korkut Gülmen

    1997-04-01

    ın rengi not alınmıştır. Olguların 6l4(%96’ünde yaralanma ile hikaye birbirine uygun idi. Olguların 4l(%6’inde, yazarlar yetersiz kayıt nedeniyle çocuk istismarı ve ihmalinin oluşup oluşmadığı hakkında kararsız kalmışlardır. Sonuçlar: Pediatrik travma kayıtları istismardan kaza sonucu görülen travmalara kadar yetersiz kalmaktadır. Çocuklarda yeterince tanımlanmayan (nedeni açıklanmayan veya tekrarlayan yaralanmalar çocuk istismarı ve ihmali olarak rapor edilmelidir, ve bu raporlara hikaye ve hekim tarafından yapılan fiziksel muayene tam olarak kaydedilmelidir. EROİN HAZIRLANMASINDA “HOMEBAKE” 0-6-ASETİLMORFİN FORMASYONU Formation of 0-6-acetylmorphine in the “homebake” preparation of heroin Sibley JA Forensic Sci Int 1996; 77/3: 159-67. Yasa dışı uyuşturucu kullanan olgularda veya toksikolojik incelemelerde 0-6-asetilmorfin saptandığında, genellikle bu düşük eroin ürünü gibi gösterilmiştir. Bundan dolayı eroin varlığının ön kanıtı olarak kabul edilmiştir. Yapılan bazı araştırmalarda kısmi asetil- morfinsülfat, 0-6-asetilmorfin içeren bir karışım ile muamele edildiğinde etkisiz mferfin ile sadece 0-3-ase- tilmorfin ve eroin elde edildiği belirlenmiştir. Dolayısıyla eroin tespit edilmeyen ancak sadece 0-6-asetilmorfin saptanan olgular eroinin varlığını gösteren bir kanıt olarak ele alınmaz.

  15. Bilimsel Toplantı Duyuruları

    Adli Tıp Uzmanları Derneği ATUD

    1999-04-01

    ocuk Cerrahisi Derneği, Doç. Dr. Ergun Erdoğan, İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi AD.-İstanbul Tel:0-212-633 46 24 16\t2. Acil Tıp Sempozyumu: Acil Olgularda Tanı ve Tedavi, Acil Tıp Sistemi, Afet Organizasyonu Pediatrik Aciller 30 Eylül - 3 Ekim 1999, Kültür Park-İzmir İletişim: Acil Tıp Derneği, Dr. Ülkümen Rodoplu Mimar Sinan Cad. No.3/6 Kahramanlar-İzmir Tel:0-232-421 38 11 17\t5-İzmir Güncel Tıp Günleri 21\tEkim 1999, Dokuz Eylül Üniv.Tıp Fakültesi Derslikler Grubu Konferans Salonu- İZMİR İletişim: Prof. Dr. M.'erafettin Canda, Dokuz Eylül Üniv. Tıp Fakültesi Patoloji AD- Ekopatoloji Dergisi. İnciraltı-İZMİR Tel: 0-232-259 59 59-3402 18\tThe First International Conference and Exhibition on Forensic Human Identification 24-\t26 October 1999 Information: Claire Futers, Millenium Conference Office, Forensic Science Service, Priory House, Gooch Street North, Birmingham B5 6QQ, UK Tel: + 44 (0 121 607 6855 Fax:+ 44 (0 121 622 2051 19\tV. Pratisyen Hekimlik Kongresi 28-31 Ekim 1999, Conrad Otel-İstanbul İletişim: Sultan Çiçen, Türk Tabipleri Birliği Pratisyen Hekimlik Derneği, Mithatpaşa Cad. No.62/18 Kızılay-ANKARA Tel: 425 25 57 20\tCustody and Caring, International Conference on the Nurse’s Role in the Criminal Justice System 30 September- 1 October 1999 Information: Containing Nursing Education, University of Saskatchewan, Box 60000 RPO University, Saskatoon, SK S7N 4J8, Canada. Fax: + 1 306 966 7673 21\t2000’li Yıllara Girerken XVI. Milli Türk Ortopedi ve Travmatoloji Kongresi 3-\t7 Kasım 1999, Antalya Dedeman Oteli İletişim:Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği P.K.29 Emek-ANKARA Tel:285 02 02 - 285 03 03 22\t46th Annual General Meeting, Canadian Society of Forensic Science 16-\t21 November 1999, Ottawa, Canada Information: Society Office, Suite 215, Southvale Plaza, 2660 Southvale Crescent, Ottawa, ON K1B 4W5, Canada Tel: + 1 613 738 0001 23\tSağlık Çalışanlarının Sağlığı 1

  16. A NOON TIME IN YENISEHIR YENİŞEHİR’DE BİR ÖĞLE VAKTİ

    Sefa YÜCE

    2010-04-01

    ışma zayıflar. İmece usulü yardımlaşma ortadan kalkar. Ulus, önemini yitirir. Kızılay kentin merkezi olur. Genç ve orta yaşlı birçok kimse Kızılay’ı mesken tutar. Moda ve değişim Kızılay’dan takip edilir. Ankara’ya yeni yerleşim birimleri inşa edilir. Özellikle Kavaklıdere, Gaziosmanpaşa ve Çankaya gözde mekânlar olarak dikkati çeker. Ankara’nın zengin ve sosyetik kesim bu mekanları tercih eder. Kentte trafik yoğunlaşır.Ankara’da zamanla ticaret gelişir. Kente yeni alışveriş merkezleri ve mağazalar açılır. Köyden kente göç hızlanır. Yeni gecekondu semtleri oluşur. Köylüler, bu semtlere yerleşirler. Gelenek, belirli ölçüde bu semtlerde yaşamaya devam eder. Köylüler için kapıcılık cazip bir meslek haline gelir. Dar gelirlinin geçim sıkıntısı devam eder. Memurların ücretleri yetersiz kalır. Toplumda sosyal statü belirleyici rol oynar. Saygınlık mesleğe ve bürokrasideki konuma göre değişir. Bürokraside itibar kazanan çevresine hükmeder. Bunlar, çevresi tarafından kutsallaştırılır. Bazıları itibarını kaybedince silinip gider. Ankara’da sonradan görme zenginler ve yeni sosyete gruplar oluşur. Ekonomik güçleri ile toplumu yönlendirmeye çalışırlar. Para ile her işin üstesinden geleceklerine inanırlar. Bu kesimler toplumun değer yargılarını hiçe sayarlar. Bunlar vasıtasıyla eğlence ve gece yaşamı hareketlenir. Tasarruf yapma ve yerli malı kullanma alışkanlığı ortadan kalkar. Tüketim artmaya başlar. Zamanla Ankara’da dernek faaliyetleri yaygınlaşır. Bazı bürokrat ve sosyetik hanımlar dernek ve parti kollarında görev alırlar. Bu hanımların bir kısmı iyi niyetle çalışmakla birlikte, diğer bir kısmı bu etkinliklere vakit geçirme ve eğlenme amacıyla katılır. Ankara’nın modernleşmesine rağmen kadın birey olamaz. Erkeklerin gözünde hâlâ bir figürandır. Kadın, haklarını arayacak ve kendini savunacak konumda değildir.

  17. Depo Gazı Enerji Üretim Tesisi Baca Gazı Atık Isısının Seralarda Değerlendirilmesi: İstanbul Örneği / Utilization of Waste Heat in Energy Production Plant from Landfill Gas at Greenhouses – Case Study in Istanbul

    Volkan Enç

    2012-12-01

    yapılacaktır. Odayeri Düzenli Depolama Sahasında uygun alan tespiti ve yetiştirilecek ürün tespiti yapıldıktan sonra sera kurulumuna geçilmiştir. Seralarda yetiştirilecek ürünler için uygun koşulların sağlanması için iklimlendirme, sulama ve gübreleme sistemi dizayn edilmiş ve sistemlerin tamamı tam otomasyonlu yapılmıştır. Depo gazı Enerji Üretim Tesisinde depo gazı yakılarak elektrik enerjisi üretiminde kullanılmakta, çok yüksek sıcaklıkta baca gazı atmosfere verilmektedir. Bu gazın değerlendirilmesinin önemli ekonomik faydalar sağlayacağı tespit edilmiştir. Seracılık, ülkemizde ve dünyada önemli bir tarım faaliyeti olmakta ve bu sürecin gelişimde ısıtma maliyeti önemli bir kısıt olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde ısıtmaya bağlı olarak seracılık sıcak iklim bölgelerinde ve jeotermal enerjiye sahip bölgelerde yapılabilmektedir. Kış ısıtması genel itibari ile yetersiz kalmakta ya da hiç yapılamamaktadır. Proje sonucunda ortaya konan sistem, atık yönetiminin önemli sıkıntılarına çözümler getirmektedir. Belediyeler ve çok farklı sektörlerden işletmeler için problem teşkil eden atıl durumdaki depolama sahaları, değerlendirilemeyen atık ısı, seracılık alan sıkıntısı, sera ısıtma giderleri ve işsizlik gibi konular proje sayesinde bütüncül bir şekilde ele alınmıştır. Utilization of Waste Heat in Energy Production Plant from Landfill Gas at Greenhouses – Case Study in Istanbul After the lifetime of regular landfill ended, the rest of useful field becomes very limited. This areas used for green field are inactive in terms of environmental respect. The usage of the storage fields is critical for Istanbul where the empty lands are limited. Methane comes out from landfill and is controlled with different methods. Electricity is generated after the process of collecting, transferring, and burning of methane gas. Consuming methane gas in the plants leads

  18. III Adli Bilimler Kongresi - Posterler

    Adli Tıp Uzmanları Derneği ATUD

    2000-08-01

    Full Text Available POSTER ÖZETLERİ OTOPSİ UYGULAMASINA TOPLUMSAL YAKLAŞIM C. Haluk İNCE*, Nurhan İNCE** ***, Şebnem Korur FİNCANCI*, Yıldız TÜMERDEM**. ÖZET Otopsi sayısı, bir ülkenin sağlık ve yargı yönünden gelişmişliğinin kriterlerinden biridir. Çalışma bireylerin konu ile ilgili bilgi ve davranışları öğrenildiği takdirde otopsi ile ilgili olumsuz davranışlarının da en aza indirgenecek bir yöntemle eğitilmelerinin sağlanabileceği savı ile gerçekleştirilmiştir. Verileri İstanbul kentinde farklı sosyoekonomik kültürel (SEK düzeyli toplum yapısının gözlendiği ilçelerden rastlantısal örnekleme ile seçilen 342 katılıcıdan çok sorulu anketi (ön seçimli yüzyüze uygulama yöntemi ile toplanmıştır. 342 katılımcının %6l.4 (n=210'ü kadın, %38.6 (n=132'si erkektir. % 9.1 kişinin ailesinde bir otopsi deneyimi yaşamıştır. %76.9 (n:263 kişi otopsinin gerekli olduğunu ifade etmiştir. Bireylerin eğitim durumlarına göre otopsiye izin verme konusundaki görüşlerinin arasında öğrenim düzeyi yüksek olanların lehine istatistiksi açıdan anlamlı sonuç çıkmıştır. Her iki cinste de ailelerinde hangi birey olursa olsun otopsiye rıza konusundaki görüşlerinde farklılığın olmaması dikkat çekici bulunmuştur. % 16.1 (n:5' i ise dini inançlarına aykırı olduğu için otopsiye asla izin veremeyeceklerini ifade etmiştir. Toplumun SEK yapısından kaynaklanan yetersiz bilgi ülkemizdeki otopsi sayısının gelişmiş ülkelere oranla olumsuz etkilemektedir. Ancak hekim ve hekim dışı sağlık çalışanlarının da otopsi konusunda bilgi ve donanımlarını geliştirmeleri gerekmektedir. Bu çalışma otopsi sayısındaki düşüklüğün rolünü araştırmak üzere düzenlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Otopsi, toplumsal yargı, bilgilendirme. TRAKTÖR KAZALARINDA ÖLEN OLGULARIN DEĞERLENDİRİLMESİ M.Selim ÖZKÖK*, Ufuk KATKICI. ÖZET Trafik kazaları adli tıp pratiğinde

  19. Dergilerden Özetler

    Zeki Kır

    2006-04-01

    DENTAL AÇIDAN BAKIŞ Pediatrics. 2005;116(6:1565-8 Oral and dental aspects of child abuse and neglect. Kellogg N; Amerika’daki 50 eyaletin hepsinde doktor veya diş hekimleri suiistimal ya da ihmale uğramış çocukları savcılığa yada sosyal hizmet bürolarına rapor etmek zorundadırlar. Bu makalede fiziksel, cinsel ihmal ya da suiistimale uğramış çocuklar konusunda diş hekimleri ile doktorların bu konu hususundaki uygulamaları değerlendirilecek- tir. Isırık izlerinin incelenmesi, perioral ya da intraoral yaralanmalar, enfeksiyonlar ve hastalıkların ihmal ya da suiistimal tanısında kullanımı konuları tartışılacaktır. Doktorlar ağız sağlığı ya da diş hastalıkları açısmdan yetersiz eğitim aldıklarından bu konuda bazı hatalar yapabilmektedirler. Bu nedenle doktorların çocuk ihmal veya suiistimal düşünülen vakalarda diş hekimleri ile birlikte tanı, tedavi konularında işbirliğini arttırma- ları gerekmektedir. 778 ISIRIK İZİNİN ANATOMİK LOKALİZASYON, MAĞDUR VE FAİLLERİN DEMOGRAFİK YAPISI, SUÇ TİPİ VE HUKUKİ AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ } Forensic Sei. 2003;30(6:1436-43 Seven hundred seventy eight bite marks: analysis by anatomic location, victim and biter demographics, type of crime, and legal disposition. Freeman AJ, Senn DR, Arendt DM. Isırık izleri ile ilgili yapılan bu çalışmada izlerin etyolojik, anatomik lokalizasyon, mağdurların demografik yapısı ve hukuki açıdan incelenmesi amaçlanmış olup bu konudaki daha önce yapılan çalışmalara da katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Bu çalışmada veriler, içlerinde adli odon-tolojistler, doktorlar, dedektifler, acil servis personeli, savcılar ve aile danışmanları gibi çok farklı branş mensupları bulunan kişilerden elde edildi. Çalışmada ısırık izlerinin vücudun bütününde görülmekle beraber bazı vücut kısımlarında diğer vücut kısımlarına oranla daha fazla görüldüğü, sıklığı ve anatomik