WorldWideScience

Sample records for havashenasi aludegi-ye hava

  1. EGE BÖLGESİNDEKİ İLLERDE PENCERELER İÇİN OPTİMUM HAVA TABAKASI KALINLIĞININ ARAŞTIRILMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali Keçebaş

    2016-06-01

    Full Text Available Bu çalışmada Ege Bölgesi’ndeki sekiz (Manisa, İzmir, Kütahya, Uşak, Afyon, Aydın, Denizli, Muğla il için düşey konumda iki cam plaka arasındaki hava tabakası 1 mm’den başlayıp 280 mm’ye kadar hava boşluğunun penceredeki yalıtıma etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; Ege Bölgesi’ndeki iller için pencerelerde optimum hava boşluğu yaklaşımı getirilmiştir. Bu yaklaşımla İzmir’de 14 mm, Denizli’de 13 mm, Uşak’ta 12,5 mm ve dış hava sıcaklığı aynı olan üç ilde (Aydın, Manisa, Muğla 13,4 mm ve iki ilde (Afyon, Kütahya 12,2 mm olarak optimum hava tabakası kalınlığı hesaplanmıştır. Bu çalışma ile literatüre Ege Bölgesi’ndeki her il için optimum hava tabakası kalınlığı yaklaşımı getirilmiştir.

  2. HAVA ŞARJLI KÜÇÜK GÜÇLÜ BİR STİRLİNG MOTORUNUN DENEYSEL OLARAK İNCELENMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Can ÇINAR

    2004-01-01

    Full Text Available Bu çalışmada, imal edilen hava şarjlı, küçük güçlü ? tipi bir Stirling motoru deneysel olarak incelenmiştir. Motor 800, 900 ve 1000 °C olmak üzere 3 farklı sıcak kaynak sıcaklığında, 1, 1.5, 2, 2.5, 3 ve 3.5 bar şarj basınçlarda test edilmiştir. Deneylerde motor gücünün, motor devri, şarj basıncı ve sıcak kaynak sıcaklığı ile değişimi iki farklı ısı transferi yüzey alanı için incelenmiştir. Maksimum çıkış gücü 1000 °C sıcak kaynak sıcaklığında, 3 bar şarj basıncında 441 dev./dak ve 58 W olarak elde edilmiştir. Yüksüz motor devri 846 1/min olarak ölçülmüştür.

  3. Kütüphanelerde İç Hava Kalitesinin İncelenmesi: Marmara Üniversitesi Merkez Kütüphanesi=An Investigation of the Indoor Air Quality in Libraries: Marmara University Central Library

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Güssün Güneş

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada Marmara Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nde iç ortam hava kalitesi incelenmiştir. İç ortam hava kalitesinin yetersizliği bireylerin çalışma verimlerini düşürebildiği gibi çeşitli sağlık sorunlarına da sebep olabilmektedir. İç ortam hava kalitesini etkileyen önemli kirletici kaynaklarından bir tanesi de partikül maddelerdir. İç hava ortamında bulunan partikül madde (PM, boyutlarına göre (PM10, PM2.5, PM1 insan sağlığını etkileyen hava kirleticilerden biridir. İç ortam hava kirleticileri oranı binaya, yaşanılan bölgeye ve mevsimsel dönemlere göre değişim göstermektedir. Partikül maddeye uzun süre maruz kalındığında göz, burun ve boğaz tahrişi, kaşınma, alerji, kanser, solunum yolu hastalıkları, kalp problemleri gibi çeşitli sağlık sorunlarının oluşumuna yol açabilmektedir. Çalışmamızda kütüphane binasının iç hava ortamında bulunan havadaki 10 mikrondan küçük çaptaki partiküllerin (PM10 kütüphane çalışanları ve kullanıcılarının sağlığına etkisi belirlenmiştir. 05/01/2014-01/06/2014 tarihleri arasında PM10 konsantrasyonu ve kullanıcı sayısı verileri toplanmıştır. PM10 için 2014 kış aritmetik ortalaması 23 μg/m3 ve maksimum değer 130 μg/m3 iken, ilkbaharda aritmetik ortalama 19 μg/m3 ve maksimum değer 127 μg/m3’tür. 05/01/2014-01/06/2014 tarihleri arasında kütüphaneye giren kişi sayısı 09:00-18:59 saatleri arasında ortalama 228 ve maksimum 546’dır. 19:00-08:59 saatleri arasında ise aritmetik ortalama 94 ve maksimum 312 kişi olmuştur. Toz konsantrasyonu ve kullanıcı sayıları karşılaştırıldığında ikisinde de sınav dönemlerinde toz artışı gözlenmiştir. Hem gündüz, hem de gece için PM10 konsantrasyonları ile kişi sayısı arasında korelasyonun yüksek olduğu gözlenmiştir. Dolayısıyla kütüphanedeki kişi sayısı arttıkça havadaki toz miktarı da artmaktadır. Hava Kalitesi

  4. Karabük İlindeki Hava Kirliliğinin Doğal Gaz Kullanımı İle Değişimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Abdülaziz YILDIZ

    2012-12-01

    Full Text Available ÖzetFosil kaynaklı yakıtların kullanımı, hava kirliliğine sebebiyet veren en önemli unsurlardan bir tanesidir. Bu yakıtların bilinçsizce kullanılması sonucunda çevre problemlerine özellikle de hava kirliliğine neden olmaktadır. Yapılan bu çalışmada, Karabük ilinin doğalgaz kullanmaya başlamadan önceki ve doğalgaza geçiş ile hava kirlilik parametreleri (SO2 ve PM10 incelenmiştir. Doğal gaz kullanımının hava kalitesine etkisi araştırılmıştır. İlde ısınma ihtiyacını karşılamak için kömür, fuel-oil ve mazot kullanılırken 2010 yılı itibariyle doğal gaza geçilmiştir. Doğal gazın kullanılmaya başlanmasıyla bu yakıtların kullanımı azalmıştır. Çalışmanın sonunda, Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliğinde (HKDYY belirtilen, SO2 için 250 μg/m3 değerinin doğal gaz kullanımına geçilmeden önce bazı aylarda üzerinde olduğu görülmüş ve doğal gaz kullanılmaya başlanmasından sonraki dönemlerde ise 250 μg/m3 değerinin aşılmadığı görülmüştür. PM10 için yönetmelikte belirtilen 200 μg/m3 değerinin kış sezonunda aşıldığı tespit edilmiştir. 2010 yılında Doğal gaz kullanımına geçiş ile birlikte bu değerde tekrar bir düşüş gözlenmiştir. Doğal gaz kullanım oranı artıkça havadaki SO2 ve PM10 değerlerinde ciddi düşüşler olduğu gözlenmiştir.AbstractThe Usage of fossil origin fuels is one of the most important cause of air pollution. The usage of these fuels unconsciously causes environmental problems especially air pollution. In this study air pollution parameters (SO2 ve PM10 were analyzed before and after the usage of natural gas in Karabuk. The effect of usage natural gas on air quality is researched. In this city before 2010 coal, foul-oil and diesel were used to provide heat demanded then it is started using natural gas by 2010.With starting the usage of natural gas, the usage of these kind of fuels (coal, foul

  5. Büyükbaş Hayvan Atıkları için Kurulacak Havasız Çürütme Tesisinin Ekonomik Analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tamer Coşkun

    2012-12-01

    Full Text Available Özet Büyükbaş hayvan atıkları, içeriğindeki yüksek katı madde, organik kirlilik ve patojen mikroorganizmalar sebebiyle halk sağlığı açısından olumsuz etkiler yapabilecek bir atıktır. Bu çalışmada havasız çürütme ile atıkların stabilize edilerek biyogaz elde edilmesi ve çürümüş atıkların toprakta doğal gübre olarak kullanılmasını içeren bir yönetim modeli uygulanmıştır. Bunun için pilot ölçekli bir havasız çürütme reaktörü işletilmiş ve çürümüş atıklar çeşitli dozlarda yonca, Macar fiğ ve arpa karışımı ile mısır silajı bitkilerinin ekildiği alanlarda doğal gübre olarak toprağa eklenmiştir. Havasız çürütme işleminde yarımcı materyal olarak mısır silajı da reaktöre beslenmiştir. Çalışma sonunda elde edilen sonuçlar ve literatür yardımıyla 1000 baş hayvan için kurulum ve işletme maliyetleri hesaplanmıştır. Kurulum maliyeti; elektrik üretim sisteminin kurulup kurulmaması açısından iki farklı değer olarak hesaplanmıştır. İşletme maliyetleri farklı tarla ürünleri ve yine elektrik sisteminin kurulup kurulmaması açılarından çeşitli durumlar için hesaplanmıştır. Sonuç olarak elde edilen en iyi sonuçlara göre; çürümüş atıklar Macar fiğ ve arpa karışımı bitkisinin ekiminde kullanıldığında kurulacak tesisin elektrik üretim sistemi de kurulduğunda 2,5 yılda, elektrik üretim sistemi kurulmadığında ise 2,1 yılda kendisini amorti ettiği bulunmuştur. Abstract Cattle manure is a potential for causing detrimental effects on human health due to its high solid matter and pathogen microorganism content. This study aims to achieve biogas production by stabilizing the waste using anaerobic digestion. Digested waste was utilized as natural fertilizer. For that reason, a pilot-scale anaerobic digestion tank was operated and digested wastes were added to soil in diverse dosages where alfalfa, the mixture of Hungarian

  6. Pnömatik Ekim Makinalarında Farklı Tip Dağıtma Başlıkları, Hava Hızı ve Gübreleme Normunun Akış Düzgünlüğüne Etkisi

    OpenAIRE

    Güler, İbrahim Ethem; Uygan, Fatih

    2010-01-01

    Bu araştırma pnömatik tahıl ekim makinalarında kullanılan farklı tip dağıtma başlıklarında, hava hızının ve gübreleme normunun akış düzgünlüğüne etkisini belirlemek için yapılmıştır. Araştırmada üç farklı tip dağıtma başlığı (T, Huni ve Y), üç farklı hava hızında (26, 31, 36 m/s) denenmiştir. Denemelerde Diamonyum fosfat (DAP) ve Triple süper fosfat (TSP) gübreleri kullanılmıştır. Gübreleme normları 12, 16 ve 20 kg/da, makina ilerleme hızı 1,5 m/s ve sıra arası olarak 10 cm alınmıştır. Araştı...

  7. Eskişehir’de Hava Kirliliği ve Doğal Gazın Tarihçesi: Genel Değerlendirme / History of Air Pollution and Natural Gas Usage in Eskişehir: A General Review

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazmi Oruç

    2012-12-01

    Full Text Available Bu çalışmanın temel amacı Eskişehir kent merkezinde son 30 yılda hava kirliliği ve doğalgaz uygulamaları konusunun irdelenmesidir. Genel olarak kış aylarında ısınma amacıyla kalitesiz kömür kullanımı, plansız ve düzensiz kentleşme ve olumsuz iklim faktörlerine bağlı olarak ortaya çıkan hava kirliliği 1980’li yıllarda Eskişehir’de de yaşanmaya başlanmıştır. Kent merkezindeki ilk hava kirliliği ölçümleri Eskişehir Devlet Mühendislik-Mimarlık Akademisi tarafından 20 Ocak - 20 Nisan, 1982 ve 1 Aralık 1982 - 28 Şubat, 1983 tarihleri arasında asidimetrik yöntemle yapılan SO2 ölçümleridir. Bu süreler içerisinde, Arifiye Mahallesinde ölçülen 24 saatlik ortalama değerlere göre SO2 derişiminin 22-727 µg/m3 arasında değiştiği, aritmetik ortalamanın ise 304 µg/m3 olduğu belirlenmiştir. Sağlık Bakanlığı’nca 1985-1990 yılları arasında Köprübaşı mevkiinde yapılan hava kirliliği ölçümlerinde Hava Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinde (HKKY SO2 için verilen Kısa Vadeli Sınırın(KVS= 400 µg/m3 aşıldığı gün sayısı Aralık 1986 de 11, Ocak 1987 de 22, Şubat 1988 de 5, Aralık 1989 de 3, Ocak 1990 da 19 ve Şubat 1990 da ise 11 gün olarak verilmiştir. Eskişehir İl Çevre Durum Raporu’nda 1992-2009 yılları arasında 1992-1993, 1993-1994 ve 1994-1995 kış dönemlerinde, SO2 için verilen Kısa Vadeli Sınır değerinin özellikle Aralık, Ocak ve Şubat aylarında aşıldığı, 1995-1996 döneminden sonraki yıllarda ise Uzun Vadeli Sınır Değeri (UVS olan 150’nin de altına düştüğü kaydedilmiştir. Hava kirliliğindeki bu azalışın temel nedeni 1996 yılından itibaren sanayide tamamen ve evsel ısınmada pek çok bölgede doğal gaza geçilmesiyle ilgilidir. Bu arada son 20 yılda Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünce hava kirliliği konusunda çok detaylı bilimsel araştırmalar yapılmış ve 2010 yılında Eski

  8. Karabük İlindeki Hava Kirliliğinin Doğal Gaz Kullanımı İle Değişimi / The Change of Air Pollution in Karabuk with the Usage of Natural Gas

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yusuf CAY

    2012-12-01

    Full Text Available Fosil kaynaklı yakıtların kullanımı, hava kirliliğine sebebiyet veren en önemli unsurlardan bir tanesidir. Bu yakıtların bilinçsizce kullanılması sonucunda çevre problemlerine özellikle de hava kirliliğine neden olmaktadır. Yapılan bu çalışmada, Karabük ilinin doğalgaz kullanmaya başlamadan önceki ve doğalgaza geçiş ile hava kirlilik parametreleri (SO2 ve PM10 incelenmiştir. Doğal gaz kullanımının hava kalitesine etkisi araştırılmıştır. İlde ısınma ihtiyacını karşılamak için kömür, fuel-oil ve mazot kullanılırken 2010 yılı itibariyle doğal gaza geçilmiştir. Doğal gazın kullanılmaya başlanmasıyla bu yakıtların kullanımı azalmıştır. Çalışmanın sonunda, Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliğinde (HKDYY belirtilen, SO2 için 250 μg/m3 değerinin doğal gaz kullanımına geçilmeden önce bazı aylarda üzerinde olduğu görülmüş ve doğal gaz kullanılmaya başlanmasından sonraki dönemlerde ise 250 μg/m3 değerinin aşılmadığı görülmüştür. PM10 için yönetmelikte belirtilen 200 μg/m3 değerinin kış sezonunda aşıldığı tespit edilmiştir. 2010 yılında Doğal gaz kullanımına geçiş ile birlikte bu değerde tekrar bir düşüş gözlenmiştir. Doğal gaz kullanım oranı artıkça havadaki SO2 ve PM10 değerlerinde ciddi düşüşler olduğu gözlenmiştir. The Change of Air Pollution in Karabuk with the Usage of Natural Gas The Usage of fossil origin fuels is one of the most important cause of air pollution. The usage of these fuels unconsciously causes environmental problems especially air pollution. In this study air pollution parameters (SO2 ve PM10 were analyzed before and after the usage of natural gas in Karabuk. The effect of usage natural gas on air quality is researched. In this city before 2010 coal, foul-oil and diesel were used to provide heat demanded then it is started using natural gas by 2010.With starting the usage of

  9. Pnömatik Ekim Makinalarında Farklı Tip Dağıtma Başlıkları, Hava Hızı ve Gübreleme Normunun Akış Düzgünlüğüne Etkisi / The Effects of Distributor Head Types, Air Velocity and Fertilizing Rate on Flow Evenness in Pneumatic Seed Drills

    OpenAIRE

    Güler, İbrahim Ethem; Uygan, Fatih

    2011-01-01

    ÖZET : Bu araştırma pnömatik tahıl ekim makinalarında kullanılan farklı tip dağıtma başlıklarında, hava hızının ve gübrelemenormunun akış düzgünlüğüne etkisini belirlemek için yapılmıştır. Araştırmada üç farklı tip dağıtma başlığı (T, Huni ve Y), üç farklıhava hızında (26, 31, 36 m/s) denenmiştir. Denemelerde Diamonyum fosfat (DAP) ve Triple süper fosfat (TSP) gübrelerikullanılmıştır. Gübreleme normları 12, 16 ve...

  10. Farklı Çalışma Ortamlarında Oluşabilecek Hava Kirliliğinin Çalışanların Sağlığı Üzerindeki Etkileri / The Effects of Air Pollution on Workers’ Health In Different Work Places

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Simge Taner

    2012-12-01

    Full Text Available Endüstriyel ve endüstriyel olmayan (okul, ofis, fotokopi merkezleri, restoran vb. çalışma alanlarındaki hava kalitesi, çalışma ortamında bulunan personelin sadece konforu için değil, sağlığı için de büyük önem taşımaktadır. İç ortam hava kalitesi değerlendirmesi yapılırken genellikle sıcaklık, nem oranı, hava akım hızı, kükürtdioksit (SO2, karbondioksit (CO2, solunabilinir asılı partikül madde (PM, hidrojen sülfür (H2S, uçucu organik bileşikler (VOC, azot oksitler (NOx, karbonmonoksit (CO, ozon (O3, radon, hidrojenflorür, formaldehitler (HCHO, mikrobiyal kontrol gibi parametrelerin analizleri yapılmaktadır. Yapılan bu analizler sonucunda elde edilen veriler eşliğinde, çalışanların sağlığı hakkında daha doğru ve emin adımlar atılabilir. Bu durum çevresel analizlerin, işçi sağlığı ve iş güvenliği prensipleriyle birebir örtüştürülmesinin gerekliliğini gözler önüne sermektedir. Özellikle metal işleme, demir-çelik vb. imalat ortamlarında, diğer çalışma ortamlarına göre çok daha fazla kirletici parametre tanımlanabilir. Bu ortamlarda yapılacak ortam ölçümlerinin doğruluğu, çalışma bölgesinin temizlenmesi ve yeterli koruma önlemlerinin alınması konusunda işverenlere kolaylık tanımaktadır. Ülkemizde yalnızca imalat sektörleri değil maden ocakları da çevre ve insan sağlığı açısından ciddi riskler taşımaktadır. Maden ocaklarında çalışanların sağlıklarının korunması adına yapılması gerekli ortam ölçümlerinin yeterli düzeyde olmadığı bilinmektedir. Bu durum maden sektöründe çalışan kişilerin meslek hastalıklarına yakalanma riskini arttırmaktadır. Bu çalışmada ülkemizde iş sahası bakımından geniş bir alana sahip olan maden ve metal sektörlerindeki iç ortam hava kalitesini olumsuz yönde etkileyen parametreler irdelenerek, sözü edilen sektörlerde çalışanların sağlıklarının korunmas

  11. Büyükbaş Hayvan Atıkları için Kurulacak Havasız Çürütme Tesisinin Ekonomik Analizi / The Economical Analysis of Cattle Manure Treatment by Anaerobic Digestion Process

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tamer Coşkun

    2012-12-01

    Full Text Available Büyükbaş hayvan atıkları, içeriğindeki yüksek katı madde, organik kirlilik ve patojen mikroorganizmalar sebebiyle halk sağlığı açısından olumsuz etkiler yapabilecek bir atıktır. Bu çalışmada havasız çürütme ile atıkların stabilize edilerek biyogaz elde edilmesi ve çürümüş atıkların toprakta doğal gübre olarak kullanılmasını içeren bir yönetim modeli uygulanmıştır. Bunun için pilot ölçekli bir havasız çürütme reaktörü işletilmiş ve çürümüş atıklar çeşitli dozlarda yonca, Macar fiğ ve arpa karışımı ile mısır silajı bitkilerinin ekildiği alanlarda doğal gübre olarak toprağa eklenmiştir. Havasız çürütme işleminde yarımcı materyal olarak mısır silajı da reaktöre beslenmiştir. Çalışma sonunda elde edilen sonuçlar ve literatür yardımıyla 1000 baş hayvan için kurulum ve işletme maliyetleri hesaplanmıştır. Kurulum maliyeti; elektrik üretim sisteminin kurulup kurulmaması açısından iki farklı değer olarak hesaplanmıştır. İşletme maliyetleri farklı tarla ürünleri ve yine elektrik sisteminin kurulup kurulmaması açılarından çeşitli durumlar için hesaplanmıştır. Sonuç olarak elde edilen en iyi sonuçlara göre; çürümüş atıklar Macar fiğ ve arpa karışımı bitkisinin ekiminde kullanıldığında kurulacak tesisin elektrik üretim sistemi de kurulduğunda 2,5 yılda, elektrik üretim sistemi kurulmadığında ise 2,1 yılda kendisini amorti ettiği bulunmuştur. The Economical Analysis of Cattle Manure Treatment by Anaerobic Digestion Process Cattle manure is a potential for causing detrimental effects on human health due to its high solid matter and pathogen microorganism content. In this study, it was aimed to achieve biogas production by stabilizing the waste using anaerobic digestion. Digested waste was utilized as natural fertilizer. For that reason, a pilot-scale anaerobic digestion tank was operated and digested wastes

  12. Hava Yolu Yolcularının Kabiniçi Hizmet Algılarının Değerlendirmesi: Türk Hava Yolları Örneği (Evaluation of Airline Passangers' Perceptions of In-Cabin Services: Turkish Airlines Example

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Onur GÖRKEM

    2016-03-01

    Full Text Available Airline industry is facing an intense competition as the number of companies, fleet sizes and the network of flight destinations increase with each passing day. In order to maintain or increase market share, the quality of service is an important component of competitiveness. In this study, passengers’ evaluation of in-cabin services, which have significant impact on their purchase decisions, were analyzed. The study sample consisted of 501 passengers who travelled with THY (Turkish Airlines. The data were gathered from an online questionnaire hosted by Skytrax, an England based consultancy and brand positioning firm. Regression, correlation and variance (ANOVA tests were used to analyze data. Findings indicate that American, European and AsiaPacific passengers’ evaluation showed significant differences with regard to either incabin service dimensions or price-value perceptions.

  13. BUJİ İLE ATEŞLEMELİ BİR MOTORUN İDEAL HAVA-YAKIT ÇEVRİM ANALİZİ İLE PERFORMANS HESABI

    OpenAIRE

    ERDURANLI, Perihan; KOCA, Atilla; SEKMEN, Yakup

    2010-01-01

    ABSTRACTDepending on the development in computer technologies by using theoretical models in the design of internal combustion engines, the effects of different operating and design parameters on engine performance and performance characteristics of a real engine can be estimated with shorter time and lower cost. In this study, a mathematical simulation model is developed to investigate ideal air-fuel cycle analysis of a single cylinder, four-stroke and natural aspirated spark ignition engine...

  14. 77 FR 75425 - Publication of State Plan Pursuant to the Help America Vote Act

    Science.gov (United States)

    2012-12-20

    ... ELECTION ASSISTANCE COMMISSION Publication of State Plan Pursuant to the Help America Vote Act... site at www.eac.gov . DATES: This notice is effective upon publication in the Federal Register. FOR... with HAVA Section 254(a)(12), all the State plans submitted for publication provide information on how...

  15. 75 FR 41454 - Publication of State Plan Pursuant to the Help America Vote Act

    Science.gov (United States)

    2010-07-16

    ... ELECTION ASSISTANCE COMMISSION Publication of State Plan Pursuant to the Help America Vote Act... plans previously submitted by Alaska. DATES: This notice is effective upon publication in the Federal... programs. In accordance with HAVA Section 254(a)(12), all the state plans submitted for publication provide...

  16. Role of Iranian Traditional Medicine in the Prevention of Respiratory Infectious Diseases.

    Science.gov (United States)

    Soroushzadeh, Sayed Mohammad Ali; Khiveh, Ali; Gerayelimalek, Valiollah

    2016-05-01

    In order to define appropriate plans for respiratory infectious diseases, in accordance with Iranian traditional medicine, one should cover the topic of "havae vabai". "Havae vabai" is related to the epidemics of respiratory infectious diseases. This study is a review of the role of Iranian traditional medicine in the prevention of respiratory infectious diseases .Resources of traditional medicine with the keyword "havae vabai" were reviewed in Noor digital library. The perspective of traditional medicine for the prevention of disease in "havae vabai" is based on self-recuperation and air modification. Items that are mentioned are; refine the surrounding air, move to a proper space, live in a house with no source of water like fountains and limited flow of air, air-drying, use air freshener, smell fruit sticks, use in-house plants, and place a cloth soaked with vinegar in front of the nose. For self-recuperation, reducing body moisture with proper foods and drugs or with vomiting, diarrhea, phlebotomy, wet-cupping, reduction in food and drink intake, avoiding sexual intercourse, bathing, heavy exercise, inactivity, overeating, hunger, thirst, milk, sweets, fish, fatty foods, fruits especially juicy fruits are recommended. The food that tends to have a sour taste, eating meat cooked with sour taste like vinegar is suggested. The use of the solutions offered in traditional medicine to control air is helpful as it can reduce epidemics, such as influenza; that yearly kills many patients with a heavy financial burden.

  17. Bosphoruse doktriin ja Euroopa Liidu liitumine Euroopa inimõiguste konventsiooniga / Andra Laurand

    Index Scriptorium Estoniae

    Laurand, Andra

    2012-01-01

    Bosphoruse ehk võrdväärse kaitse doktriinist, mis pärineb Euroopa Inimõiguste Kohtu 2005. aasta otsusest Bosphorus Hava Yollari vs. Iirimaa. Artikkel põhineb 2011. aastal valminud uurimistööl „Võrdväärse kaitse doktriin Euroopa Inimõiguste Kohtu praktikas“

  18. FARKLI İSKELETSEL MALOKLUZYONLARIN ÜST HAVAYOLU BOYUTLARI ÜZERİNE ETKİLERİ

    OpenAIRE

    Ekizer, Abdullah; Türker, Gökhan

    2015-01-01

    Kraniofasiyal iskeletsel morfoloji ve üst hava yolu boyutu arasındaki ilişki önemli bir tartışma konusudur. Bu retrospektif çalışmanın amacı iskeletsel Sınıf I, Sınıf II ve Sınıf III hastalar arasındaki nazofaringeal, orofaringeal ve hipofaringeal hava yolu boyutlarını lateral sefalometrik radyograflar kullanarak değerlendirmektir. Erciyes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi arşivinden elde edilen lateral sefalometrik radyograflar üzerinde, Sınıf I maloklüzyona sahip 30 hastanın (20 kız, 10 ...

  19. Gunshot Wounds in Military Working Dogs in Operation Enduring Freedom and Operation Iraqi Freedom: 29 cases (2003-2009)

    Science.gov (United States)

    2013-01-01

    oxygenmask held in proximity to the dog’s face or taped to a basket-style muzzle ) during evacuation to the VTF. None of the WIA dogs received IV crystalloid...military working dogs in Operation Enduring Freedom and Operation Iraqi Freedom: 29 cases (2003–2009) Janice L. Baker, DVM; Karyn A. Havas, DVM; Laura A...received on the battlefield, and ultimate outcome of U.S. military working dogs that incurred gunshot wound (GSW) injury in Operation Enduring Freedom

  20. An Association Between Air Quality and COPD in Ahvaz, Iran

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mohammadi

    2015-01-01

    Full Text Available Context Ahvaz, capital city of Khuzestan province, with a population of more than 1 million people is very famous in standpoint of air pollution. Nitrogen dioxide is emitted from vehicles and industries which can have short and long term effects on citizens. Evidence Acquisition Data were taken from Ahvaz Department of Environment (ADoE. Stations were Naderi, Behdasht Ghadim, Havashenasi, and Mohitzist. The COPD attributed to nitrogen dioxide in Ahvaz city, Iran, in 2011 were calculated by utilizing relative risk and baseline incidence related to health end point nitrogen dioxide. Data were analyzed by SPSS ver 16. Results The highest and lowest annually average nitrogen dioxide concentrations during 2011 were 70 and 21 μg/m3, respectively. The Bureau of Meteorology “Havashenasi” and head office of ADoE “Mohitzist” had the highest and the lowest nitrogen dioxide concentrations during 2011, respectively. Approximately 4% of the hospital admission for COPD happened when the nitrogen dioxide concentration was > 10 μg/m3. Low percentage of the observed health endpoints was associated with low concentration of measured nitrogen dioxide. Conclusions Using alternative energy sources, such as solar cooking and electrical heating is effective, as is using fuels such as kerosene or coal rather than biomass. Higher relative risk value can depict mismanagement in urban air quality. The lower level of relative risk value may be achieved if some control strategies for reducing nitrogen dioxide emission are used.

  1. Phase Engineering of Perovskite Materials for High-Efficiency Solar Cells: Rapid Conversion of CH3NH3PbI3 to Phase-Pure CH3NH3PbCl3 via Hydrochloric Acid Vapor Annealing Post-Treatment.

    Science.gov (United States)

    Zhou, Weiran; Zhou, Pengcheng; Lei, Xunyong; Fang, Zhimin; Zhang, Mengmeng; Liu, Qing; Chen, Tao; Zeng, Hualing; Ding, Liming; Zhu, Jun; Dai, Songyuan; Yang, Shangfeng

    2018-01-17

    Organometal halide CH 3 NH 3 PbI 3 (MAPbI 3 ) has been commonly used as the light absorber layer of perovskite solar cells (PSCs), and, especially, another halide element chlorine (Cl) has been often incorporated to assist the crystallization of perovskite film. However, in most cases, a predominant MAPbI 3 phase with trace of Cl - is obtained ultimately and the role of Cl involvement remains unclear. Herein, we develop a low-cost and facile method, named hydrochloric acid vapor annealing (HAVA) post-treatment, and realize a rapid conversion of MAPbI 3 to phase-pure MAPbCl 3 , demonstrating a new concept of phase engineering of perovskite materials toward efficiency enhancement of PSCs for the first time. The average grain size of perovskite film after HAVA post-treatment increases remarkably through an Ostwald ripening process, leading to a denser and smoother perovskite film with reduced trap states and enhanced crystallinity. More importantly, the generation of MAPbCl 3 secondary phase via phase engineering is beneficial for improving the carrier mobility with a more balanced carrier transport rate and enlarging the band gap of perovskite film along with optimized energy level alignment. As a result, under the optimized HAVA post-treatment time (2 min), we achieved a significant enhancement of the power conversion efficiency (PCE) of the MAPbI 3 -based planar heterojunction-PSC device from 14.02 to 17.40% (the highest PCE reaches 18.45%) with greatly suppressed hysteresis of the current-voltage response.

  2. The Fatigue Characteristics of Bolted Lap Joints of 24S-T Alclad Sheet Materials

    Science.gov (United States)

    1946-10-01

    extremely close bolt fits are needed to o%tain maximum life of bolt ~oint~ under repeated etreseeci. -. Szvzral ty~+?+s of bolt patterns hava been tegted...Memorial Institute on spec~meris of 0.102-i.nch sheet. In particular, figure 4 shows, on a load- life diagram, . results of tests Qn single-bolt...results of tests at the Univer- sity of’ il~~nols on single—bolt specimens, Tables 10 and 11 give reeults of tests, made at the U“ uiversity of Illino~8 , on

  3. An estimation of COPD cases and respiratory mortality related to Ground-Level Ozone in the metropolitan Ahvaz during 2011

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sahar Geravandi

    2016-02-01

    Full Text Available Background & Aims of the Study :  Ground-Level Ozone (GLO is the component of one of greatest concern that threatened human health in both developing as well as developed countries. The GLO mainly enters the body through the respiration and can cause decrements in pulmonary complications, eye burning, shortness of breath, coughing, failure of immune defense, decreases forced vital capacity, reduce lung function of the lungs and increase rate of mortality. Ahwaz with high emission air pollutants because of numerous industries is one of the metropolitan Iranian polluted. The aim of this study is evaluate to Chronic Obstructive Pulmonary Disease (COPD and respiratory mortality related to GLO in the air of metropolitan Ahvaz during 2011. Materials & Methods: We used the generalized additive Air Q model for estimation of COPD and respiratory mortality attributed to GLO pollutant. Data of GLO were collected in four monitoring stations Ahvaz Department of Environment. Raw data processing by Excel software and at final step they were converted as input file to the Air Q model for estimate number of COPD Cases and respiratory mortality. Results: According to result this study, The Naderi and Havashenasi had the highest and the lowest GLO concentrations. The results of this study showed that cumulative cases of COPD and respiratory mortality which related to GLO were 34 and 30 persons, respectively. Also, Findings showed that approximately 11 % COPD and respiratory mortality happened when the GLO concentrations was more than 20 μg/m 3 . Conclusions: exposure to GLO pollution has stronger effects on human health in Ahvaz. Findings showed that there were a significant relationship between concentration of GLO and COPD and respiratory mortality. Therefore; the higher ozone pollutant value can depict mismanagement in urban air quality.  

  4. SU iÇERiSiNDE AGIRLIGI DiKKATE ALINAN BiR KOLONUN BURKULMA ANALiZi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yeliz PEKBEY

    2008-02-01

    Full Text Available EULER, 1744 yılında sabit enine kesitli çubukların kritik burkulma kuvvetlerini, çubuk agırlıgını ihmal ederek hesaplamıstır. Daha ekonomik çubuklar için, çubuk agırlıgının da dikkate alınması ve çözüm yapılması gerekir. Literatürde, 10 degisik mesnetleme durumu için çubuk agırlıgı da dikkate alınarak hava ortamında kritik burkulma kuvvetleri ve asimptotik burkulma kuvvetleri hesaplanmıs ve bu kuvvetlerden hareketle 4 mesnetleme durumu için sudaki kritik kuvvetlerin bulunabilecegi, diger 6 mesnetleme durumuna ait sudaki kritik burkulma kuvvetlerinin ise hava ortamındakinden hesaplanamayacagı belirtilmistir. Bu çalısmada, bugüne kadar kritik burkulma kuvvetleri hesaplanmamıs, su içerisinde, üst ucu ankastre mesnetli alt ucu ankastreli kayıcı mesnetli çubuk için çözüm verilmistir.

  5. Theory of motion for monopole-dipole singularities of classical Yang-Mills-Higgs fields. I. Laws of motion

    International Nuclear Information System (INIS)

    Drechsler, W.; Havas, P.; Rosenblum, A.

    1984-01-01

    In two recent papers, the general form of the laws of motion for point particles which are multipole sources of the classical coupled Yang-Mills-Higgs fields was determined by Havas, and for the special case of monopole singularities of a Yang-Mills field an iteration procedure was developed by Drechsler and Rosenblum to obtain the equations of motion of mass points, i.e., the laws of motion including the explicit form of the fields of all interacting particles. In this paper we give a detailed derivation of the laws of motion of monopole-dipole singularities of the coupled Yang-Mills-Higgs fields for point particles with mass and spin, following a procedure first applied by Mathisson and developed by Havas. To obtain the equations of motion, a systematic approximation method is developed in the following paper for the solution of the nonlinear field equations and determination of the fields entering the laws of motion found here to any given order in the coupling constant g

  6. Küresel İklim Değişikliğinin Ekoloji Üzerine Etkileri

    OpenAIRE

    DURSUN, Sukru; KUNT, Fatma; OZTURK, Zeynep Cansu; VRENOZI, Blerina

    2015-01-01

    İklim özellikleri insan faaliyetleri ve küresel ekoloji, içinde bulunan ekosistemi sınırlayıcı etkilere sahiptir. İklim değişikliği, kuraklık, sel şiddeti ve sıklığındaki değişiklikler; su kaynağı; hava, toprak ve su kalitesi; Ekosistem sağlığı; insan sağlığı; kaynak kullanımı ve ekonomi üzerinde etkilere sahiptir. İklim değişikliği birden faklı yol aracılığıyla etki edebilir; küresel ekosistem üzerinde etkileşimleri ve farklı yollarla etkileri olabilir. Ekosistem ortamında, arazi kullanımı d...

  7. ÇUKUROVA KOŞULLARINDA ÇİVİOTU (Isatis tinctoria)' NUN PERFORMANSININ BELİRLENMESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

    OpenAIRE

    TANSI, Sezen

    2014-01-01

    Isatis tinctoria Cruciferae familyasından bir bitkidir. Çiviotu Türkiye'de doğal olarak bulunan ve iyi gelişen çok yıllık bir boya bitkisidir. Mavi boyanın kaynağı indigotindir. İndigotin, yapraklarda bulunan isatan B adlı bir maddenin hava ile temasından mavi renge dönüşmesi ile üretilmektedir. Bu gün ev boyacılığında kullanılan bir yöntemle yaprakların su ile kaynatılması ile kolaylıkla elde edilen Isatan B'nin alkali solüsyonu ile indigo elde edilmektedir. Bu araştırmada, Çukurov...

  8. License to build

    International Nuclear Information System (INIS)

    Huntelaar, Mark; Vos, Renate de; Roobol, Lars

    2007-01-01

    Full text: A new license under the nuclear power act is applied for at the Dutch Government for the building of a High Active Repackaging Unit (HAVA-VU in Dutch) at NRG in Petten, The Netherlands. This new building is necessary to comply with our nuclear license to dispose of high active nuclear waste at Petten to the intermediate storage facility (COVRA). In the first part of this paper attention is given to the formal procedure followed by the Government, what type of documents are to be submitted, what time frames are followed, how citizen participation is organized, and as final result a new license. In the second part more detailed information is given about the present license renewal needed for the High Active Repackaging Unit

  9. Dural ectasia of the optic nerve sheath: is it always benign?

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Berker Bakbak

    2009-11-01

    Full Text Available Berker Bakbak1, Hava Dönmez2, Tülay Kansu3, Hayyam Kiratli41Hacettepe University Institute of Neurological Sciences and Psychiatry, Neuro-ophthalmology Unit, Ankara, Turkey; 2Diskapi Yildirim Beyazid Education and Research Hospital Neurology Clinic, Ankara, Turkey; 3Hacettepe University Medical Faculty, Department of Neurology, Neuro-Ophthalmology Unit, Ankara, Turkey; 4Hacettepe University Medical Faculty, Department of Ophthalmology, Ocular Oncology Unit, Ankara, TurkeyAbstract: A 36-year-old woman with a 3-month history of progressive visual loss had papilledema, dilatation of the optic nerve sheaths and normal cerebrospinal fluid pressures. She was diagnosed as dural ectasia of the optic nerve sheaths and surgical decompression was performed. In this case report, severe visual loss is described as a serious complication of this rare disease and the importance of early surgical intervention is emphasized.Keywords: optic nerve, dural ectasia, meningocele

  10. Kearns-Sayre Sendromlu Bir Hastada Anestezi Yöntemi,

    OpenAIRE

    , A.Yektaş; Şinikoğlu, S. N.; Erol, M.; , M.Çömlekçi; Erkalp, K.

    2012-01-01

    Kearns-Sayre sendromu; Kronik-progresif, eksternal oftalmopleji ve pigmenter retina dejenerasyonu ile karakterize, 20 yaşından önce bulgu veren, mitokondriyal bir hastalıktır. Kearns-Sayre sendromlu hastalarda; potansiyel aspirasyon riski, zayıf faringeal kas kontrolü ve oral sekresyonlara bağlı hava yolu komplikasyonları nedeniyle, genel anestezi uygulaması dikkatli bir şekilde yürütülmelidir. Kalp iletim defektleri de hastalığın sık görülen ve önlenebilen ölümcül komplikasyonlarındandır. Bu...

  11. Kurutulmuş Sebzelerin Besin Değerleri Üzerine Bir Araştırma (İngilizce

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Necla Çağlarırmak

    2015-02-01

    Full Text Available Beslenme hayat için elzem olan olgudur. Gıda prosesleri kurutma gibi çeşitli gıda işlemleri bazında geliştirilmektedir. Araştırmada kurutulmuş patlıcan, pırasa, karnabahar ve brokolinin besin değerleri mevsim ya da hava koşullarına bağlı olarak güneşte veya serada kurutulduktan sonra belirlenmiştir. Kurutulmuş patlıcanının araştırılan başlıca besin ögeleri ; tiamin (B1, riboflavin (B2, retinol (A, pridoksin (B6, askorbik asit (C, folik asit, magnezyum (Mg, potasyum (K, sodyum (Na, fosfor (P, Çinko (Zn, Demir (Fe ve Bakır (Cu'dır. Çalışmada kurutulmuş pırasa, karnabahar ve brokolide aynı bileşenler P ve Cu hariç ancak niacin ve Ca dahil olmak üzere saptanmıştır. Kurutma işleminin koşulları ısı, hava oksijeni ve gün ışığı gibi çeşitli fiziksel faktörlere maruz kalmaktadır. Araştırılan sebzelerin kuru maddelerindeki artış, kuru madde bazında besin öğelerinin konsantre olmasına neden olmaktadır. Çalışılan kurutulmuş sebzeler genellikle besin bileşenlerini koruduklarından beslenme düzeyine katkıda bulunmaları gerektir.

  12. Adolpho Lutz: um esboço biográfico

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Benchimol Jaime Larry

    2003-01-01

    Full Text Available Este artigo retrata as origens familares e a trajetória de Adolpho Lutz (1855-1940 até sua transferência para o Instituto Oswaldo Cruz (IOC, em 1908. Utiliza o cientista como fio condutor para a análise da instituição das medicinas pasteuriana e tropical no Brasil. Examina seus estudos superiores e de aperfeiçoamento na Europa germânica, suas atividades como clínico e como investigador de temas relacionados à helmintologia, parasitologia, veterinária e bacteriologia no interior de São Paulo, sua estada no leprosário de Molokai, no Havaí, e controvérsias médicas de que participou durante o período em que chefiou o Instituto Bacteriológico de São Paulo, especialmente aquelas concernentes ao cólera, às disenterias, à febre tifóide, à malária e à febre amarela.

  13. Edirne’de süpürge üretimi çalışanlarında SO2 etkisinin değerlendirilmesi - 2012/Evaluation of SO2 effetcs among workers of the broom-making business in Edirne-2012

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ufuk berberoğlu

    2013-08-01

    Full Text Available Özet Amaç: İşyeri ortam havasında bulunan SO2, çalışanların özellikle solunum sistemini etkileyen bir gazdır. Bu araştırma, Edirne’de süpürge üretiminde çalışanların, islemede kullanılan SO2 den etkilenme durumlarını değerlendirmek amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma 2012 Ocak-Şubat aylarında Edirne’de gerçekleştirilmiştir. Oluşturulan veri toplama formu ile süpürgeciler sitesinde çalışan 25 kişiden ve konfeksiyon işinde çalışan 25 kişiden veri toplanmıştır. Demografik bilgiler, solunum sistemi öykü-fizik muayeneleri ve solunum fonksiyon testleri sonucunda elde edilen veriler araştırmacılar tarafından hazırlanan veri formuna kaydedilmiştir. Kükürt dioksit kullanılarak, isleme ve sarartma işleminin yapıldığı odaların iç ortam havasında ise, GasAlertMicro 5 marka cihaz ile SO2 düzeyi ölçülmüştür. Bulgular: SO2’ye maruz kalan ve kalmayan grupların yaş ortalamaları (sırasıyla 47.6±1.2, 45.2±3.4 ve sigara kullanma oranları (%64, %64 benzer idi (p>0.05. SO2’ye maruz kalanlarda balgam (%32 ve %16, p<0.05 ve öksürük varlığı (%24 ve %12, p<0.05, diğer gruptan anlamlı olarak yüksek bulunurken, zorlu solunum (%20 ve %20, p>0.05 ve patolojik solunum sesi varlığı (% 12 ve % 12, p>0.05 benzer bulunmuştur. Çalışanlarda, solunum fonksiyon testlerinden FEV1, FVC, FEV1/FVC, MEF (FEF25-75% değerleri, kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük bulunmuştur (hepsi için p<0.05. Sonuç: İsleme odalarında ölçülen SO2 düzeyi DSÖ ve NIOSH standartlarına göre yüksek bulunmuştur. İşyeri ortam havasında izin verilen değerlerin üzerinde bulunan SO2, çalışanların sağlığını, öncelikle de solunum sistemini etkilemektedir. Çalışanlar, bu risk etmeni konusunda bilgilendirilmeli ve korunma yöntemlerine ilişkin olarak eğitilmelidir. SO2’nin yoğun olduğu isleme bölümünde, havalandırma sistemlerinin iyileştirilmesinin yanı sıra, bu

  14. En İyi İçerik Pazarlama: THY’den Örnekler = Best Content Marketing Cases From Turkish Airlines

    OpenAIRE

    Durceylan, Ayşe Nur

    2016-01-01

    Ayşe Nur Durceylan; Üretim Yönetimi ve Pazarlama eğitiminden sonra, Pazarlama üzerine yükseklisans yapan Durceylan, Turkcell ve Eti'de stajını tamamlamasının ardından Türk Hava Yolları'nda Performans ve İş Geliştirme alanında uzman olarak çalışmaya başlamıştır. 2 yıllık bu deneyiminin ardından, 2012 başında THY'de İnteraktif Pazarlama ve İletişim Müdürlüğü'nde Uzman olarak iş hayatına devam etmeye başlayan Durceylan halen bu görevini devam ettirmektedir. Şu anda Asya ve Uzakdoğu bölgesinde s...

  15. Pyrene synthesis in circumstellar envelopes and its role in the formation of 2D nanostructures

    Science.gov (United States)

    Zhao, Long; Kaiser, Ralf I.; Xu, Bo; Ablikim, Utuq; Ahmed, Musahid; Joshi, Dharati; Veber, Gregory; Fischer, Felix R.; Mebel, Alexander M.

    2018-05-01

    For the past decades, the hydrogen-abstraction/acetylene-addition (HACA) mechanism has been instrumental in attempting to untangle the origin of polycyclic aromatic hydrocarbons (PAHs) as identified in carbonaceous meteorites such as Allende and Murchison. However, the fundamental reaction mechanisms leading to the synthesis of PAHs beyond phenanthrene (C14H10) are still unknown. By exploring the reaction of the 4-phenanthrenyl radical (C14H9•) with acetylene (C2H2) under conditions prevalent in carbon-rich circumstellar environments, we show evidence of a facile, isomer-selective formation of pyrene (C16H10). Along with the hydrogen-abstraction/vinylacetylene-addition (HAVA) mechanism, molecular mass growth processes from pyrene may lead through systematic ring expansions not only to more complex PAHs, but ultimately to 2D graphene-type structures. These fundamental reaction mechanisms are crucial to facilitate an understanding of the origin and evolution of the molecular universe and, in particular, of carbon in our Galaxy.

  16. Classical and quantum mechanics of the damped harmonic oscillator

    International Nuclear Information System (INIS)

    Dekker, H.

    1981-01-01

    The relations between various treatments of the classical linearly damped harmonic oscillator and its quantization are investigated. In the course of a historical survey typical features of the problem are discussed on the basis of Havas' classical Hamiltonian and the quantum mechanical Suessmann-Hasse-Albrecht models as coined by the Muenchen/Garching nuclear physics group. It is then shown how by imposing a restriction on the classical trajectories in order to connect the Hamiltonian with the energy, the time-independent Bateman-Morse-Feshbach-Bopp Hamiltonian leads to the time-dependent Caldirola-Kanai Hamiltonian. Canonical quantization of either formulation entails a violation of Heisenberg's principle. By means of a unified treatment of both the electrical and mechanical semi-infinite transmission line, this defect is related to the disregard of additional quantum fluctuations that are intrinsically connected with the dissipation. The difficulties of these models are discussed. Then it is proved that the Bateman dual Hamiltonian is connected to a recently developed complex symplectic formulation by a simple canonical transformation. (orig.)

  17. On the relativity and equivalence principles in the gauge theory of gravitation

    International Nuclear Information System (INIS)

    Ivanenko, D.; Sardanashvily, G.

    1981-01-01

    One sees the basic ideas of the gauge gravitation theory still not generally accepted in spite of more than twenty years of its history. The chief reason lies in the fact that the gauge character of gravity is connected with the whole complex of problems of Einstein General Relativity: about the reference system definition, on the (3+1)-splitting, on the presence (or absence) of symmetries in GR, on the necessity (or triviality) of general covariance, on the meaning of equivalence principle, which led Einstein from Special to General Relativity |1|. The real actuality of this complex of interconnected problems is demonstrated by the well-known work of V. Fock, who saw no symmetries in General Relativity, declared the unnecessary Equivalence principle and proposed even to substitute the designation ''chronogeometry'' instead of ''general relativity'' (see also P. Havas). Developing this line, H. Bondi quite recently also expressed doubts about the ''relativity'' in Einstein theory of gravitation. All proposed versions of the gauge gravitation theory must clarify the discrepancy between Einstein gravitational field being a pseudo-Riemannian metric field, and the gauge potentials representing connections on some fiber bundles and there exists no group, whose gauging would lead to the purely gravitational part of connection (Christoffel symbols or Fock-Ivenenko-Weyl spinorial coefficients). (author)

  18. Overview of laboratory data tools available in a single electronic medical record

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Neil R Kudler

    2010-01-01

    Full Text Available Background: Laboratory data account for the bulk of data stored in any given electronic medical record (EMR. To best serve the user, electronic laboratory data needs to be flexible and customizable. Our aim was to determine the various ways in which laboratory data get utilized by clinicians in our health system′s EMR. Method: All electronic menus, tabs, flowsheets, notes and subsections within the EMR (Millennium v2007.13, Cerner Corporation, Kansas City, MO, US were explored to determine how clinicians utilize discrete laboratory data. Results: Laboratory data in the EMR were utilized by clinicians in five distinct ways: within flowsheets, their personal inbox (EMR messaging, with decision support tools, in the health maintenance tool, and when incorporating laboratory data into their clinical notes and letters. Conclusions : Flexible electronic laboratory data in the EMR hava many advantages. Users can view, sort, pool, and appropriately route laboratory information to better support trend analyses, clinical decision making, and clinical charting. Laboratory data in the EMR can also be utilized to develop clinical decision support tools. Pathologists need to participate in the creation of these EMR tools in order to better support the appropriate utilization of laboratory information in the EMR.

  19. Violin Pedagogy and the Physics of the Bowed String

    Science.gov (United States)

    McLeod, Alexander Rhodes

    The paper describes the mechanics of violin tone production using non-specialist language, in order to present a scientific understanding of tone production accessible to a broad readership. As well as offering an objective understanding of tone production, this model provides a powerful tool for analyzing the technique of string playing. The interaction between the bow and the string is quite complex. Literature reviewed for this study reveals that scientific investigations have provided important insights into the mechanics of string playing, offering explanations for factors which both contribute to and limit the range of tone colours and dynamics that stringed instruments can produce. Also examined in the literature review are significant works of twentieth century violin pedagogy exploring tone production on the violin, based on the practical experience of generations of teachers and performers. Hermann von Helmholtz described the stick-slip cycle which drives the string in 1863, which replaced earlier ideas about the vibration of violin strings. Later, scientists such as John Schelleng and Lothar Cremer were able to demonstrate how the mechanics of the bow-string interaction can create different tone colours. Recent research by Anders Askenfelt, Knut Guettler, and Erwin Schoonderwaldt have continued to refine earlier research in this area. The writings of Lucien Capet, Leopold Auer, Carl Flesch, Paul Rolland, Kato Havas, Ivan Galamian, and Simon Fischer are examined and analyzed. Each author describes a different approach to tone production on the violin, representing a different understanding of the underlying mechanism. Analyzing these writings within the context of a scientific understanding of tone production makes it possible to compare these approaches more consistently, and to synthesize different concepts drawn from the diverse sources evaluated.

  20. An in silico high-throughput screen identifies potential selective inhibitors for the non-receptor tyrosine kinase Pyk2

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Meirson T

    2017-05-01

    Full Text Available Tomer Meirson, Abraham O Samson, Hava Gil-Henn Faculty of Medicine in the Galilee, Bar-Ilan University, Safed, Israel Abstract: The non-receptor tyrosine kinase proline-rich tyrosine kinase 2 (Pyk2 is a critical mediator of signaling from cell surface growth factor and adhesion receptors to cell migration, proliferation, and survival. Emerging evidence indicates that signaling by Pyk2 regulates hematopoietic cell response, bone density, neuronal degeneration, angiogenesis, and cancer. These physiological and pathological roles of Pyk2 warrant it as a valuable therapeutic target for invasive cancers, osteoporosis, Alzheimer’s disease, and inflammatory cellular response. Despite its potential as a therapeutic target, no potent and selective inhibitor of Pyk2 is available at present. As a first step toward discovering specific potential inhibitors of Pyk2, we used an in silico high-throughput screening approach. A virtual library of six million lead-like compounds was docked against four different high-resolution Pyk2 kinase domain crystal structures and further selected for predicted potency and ligand efficiency. Ligand selectivity for Pyk2 over focal adhesion kinase (FAK was evaluated by comparative docking of ligands and measurement of binding free energy so as to obtain 40 potential candidates. Finally, the structural flexibility of a subset of the docking complexes was evaluated by molecular dynamics simulation, followed by intermolecular interaction analysis. These compounds may be considered as promising leads for further development of highly selective Pyk2 inhibitors. Keywords: virtual screen, efficiency metrics, MM-GBSA, molecular dynamics

  1. Avaliação do potencial alelopático de folhas de Passiflora cincinnata Mast. (Passifloraceae

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    F. Oliveria

    2014-11-01

    Full Text Available A alelopatia é um fenômeno pouco estudado no Cerrado. Assim, o objetivo deste trabalho foi verificar o potencial alelopático de extratos foliares de Passiflora cincinnata sobre o desenvolvimento inicial de espécies modelos. Para isso, o extrato etanólico bruto e frações hexânica, acetato de etila e metanólica, em diferentes concentrações (0, 250, 500, 1000, 2000 e 4000mgL-1 foram utilizadas em bioensaios de germinação e crescimento de alface (Lactuca sativa var. Grand rapids e milho (Zea mays var. Havaí.. Diariamente, avaliou-se o percentual de germinação e o Índice de Velocidade de Germinação (IVG. O crescimento da radícula/raiz primária e do hipocótilo/coleóptilo foram medidos três dias após a protusão radicular. O experimento foi em fatorial (4x6, utilizando delineamento inteiramente casualizado, com cinco repetições. Os resultados demonstraram que não houve efeito significativo dos tratamentos sobre a germinação e IVG de alface, enquanto que o extrato etanólico bruto inibiu o comprimento do hipocótilo de alface, em 16,5%, comparado à frações hexânica e, em 16,8%, em relação às frações acetato de etila e metanólica. Não verificou-se efeito significativo dos tratamentos sobre milho. Assim, conclui-se que folhas de P. cincinnata apresentam atividade alelopática sobre o comprimento de alface, não promovendo efeito sobre milho.

  2. Preparação, caracterização e análise sensorial de pão integral enriquecido com farinha de subprodutos do mamão

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cláudia Mendes dos Santos

    2018-02-01

    Full Text Available Resumo Devido ao processamento industrial do mamão, uma grande quantidade de subprodutos dessa fruta é gerada. Dentre esses subprodutos, estão as cascas e sementes, que têm grande valor nutricional, pois apresentam valores consideráveis de fibras, proteínas e antioxidantes. O objetivo, neste estudo, foi desenvolver um pão de fôrma integral adicionado de farinha mista, proveniente das cascas e sementes do mamão da cultivar Havaí. Na elaboração do pão de fôrma integral, foi adicionada farinha mista (casca e semente em diferentes concentrações (0%, 3%, 6% e 9%, na proporção de 70% de farinha da casca e 30% da farinha da semente do mamão. A adição da farinha mista resultou em produtos com elevados teores de fibras (7,96 g 100 g-1 e proteínas (12,71 g 100 g-1, e baixos teores de lipídeos (0,55 g 100 g-1. Os resultados da análise sensorial mostraram que a fabricação do pão com 3% de adição da farinha mista resultou em boa aceitação, quando comparado com o controle. Assim, a adição da farinha dos subprodutos do mamão na fabricação de pães é uma boa alternativa para compor a dieta da população, por ser nutricionalmente rico em fibras e proteínas.

  3. Biyometrik Güvenlik Sistemlerinin İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nursel YALÇIN

    2015-02-01

    Full Text Available Biyometrik sistemler, bireylerin fiziksel ve davranışsal özelliklerini tanımlayarak kimliklendirme yapan sistemlerdir. En yaygın kullanılanları ise parmak izi, el geometrisi, ses, retina, yüz, imza vb. biyometriklerdir. Bu sistemler günümüzde hava alanlarında, fabrikalarda ve yüksek güvenlik gerektiren binalar gibi alanlarda, giriş çıkışları kontrol etmede ya da girilen verileri onaylama gibi süreçlerde kullanılmaktadır. Bunun yanında yaşam içerisinde bireylerin hayatını kolaylaştıracak akıllı sistemlerde, dijital fotoğraf makinelerinde, e-ticarette, kriminal incelemelerde vb. birçok alanda kullanılmaktadır. Her bir sistemin kendi içerisinde avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Bu nedenle bu tür teknolojilerin başarısını belirlemek özellikle güvenliğin ön planda olduğu durumlarda kritik faktörler öngörmek çalışmalara yardımcı olacaktır. Bu çalışmada da genel olarak kullanılan biyometrik sistemler araştırılmış ve incelenen güncel çalışmalar içerisinde bu sistemlerle ilgili karşılaşılan sorunlara, biyometrik sistemlerinin birbirlerine göre avantajlarına yer verilmiş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.

  4. TWO IMPORTANT DEVELOPMENT THROUGHT THE TUSKISH HISTORY IN THE 20 TH CENTURY: THE RISING OF AVIATION AND A LEADER TÜRK TARİHİ BAKIMINDAN 20. YÜZYILDA İKİ ÖNEMLİ GELİŞME:“HAVACILIĞIN VE BİR LİDERİN DOĞUŞU”

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman YALÇIN

    2011-06-01

    Full Text Available Planes are one of the most important discoveries of the 20th century. This was the last period of the Ottman Empire. This was also the first years of Mustafa Kemal Atatürk’s military life.Turkish government used the airplane in military field firstly in Balkan Wars. Ottoman Empire bought about 450-500 airplanes between 1912-1918 years. Turkish air forces was the one of the first establishments that constituted by parlement at the independence war years. Ever pressed Greek air force, enemy planes were not adducted to Turkish frontline. Ottoman aviation was abolished in 1920. Atatürk became aware of the aviation with his for seeing and the experiences that for he considered important of aviation for making the country strong and independent during his life. But he also foresaw his country insufficiency at substructure and between 1923-1938 air war industry consider important. Therefore flying of younger generation has been seen as a security of the Turkey sky.One of the mottos of Mustafa Kemal ATATURK “Future is in the skies” was also a sign of his foreseing as a strategist which effects continues even today Uçaklar 20. yüzyılın başında icat edilen önemli gelişmelerden biridir. Bu tarih Osmanlı Devleti’nin son zamanlarına denk gelmektedir. Mustafa Kemal Atatürk’ün ise mesleki hayatının ilk yıllarına rastlamıştır.Türk Devleti uçağı askeri alanda ilk defa Balkan Savaşlarında kullanmıştır. Osmanlı Devleti ordusu envanterine 1912–1918 arasında yaklaşık 450–500 uçak alınmıştır. Osmanlı havacılığı 1920 yılında lağv edilmiştir. İstiklâl Savaşı yıllarında Büyük Millet Meclisi’nin teşkilatını kurduğu ilk birimlerden biri Hava Kuvvetleri Teşkilatı olmuştur. İstiklâl Savaşı’nda, Yunanlıların hava gücü daima baskı altında tutulmuş, düşman uçakları Türk cephesine yaklaştırılmamıştır. Atatürk, askerlik hayatındaki tecrübeleri ve öngörüleri ile havac

  5. On Darboux's approach to R-separability of variables. Classification of conformally flat 4-dimensional binary metrics

    International Nuclear Information System (INIS)

    Szereszewski, A; Sym, A

    2015-01-01

    The standard method of separation of variables in PDEs called the Stäckel–Robertson–Eisenhart (SRE) approach originated in the papers by Robertson (1928 Math. Ann. 98 749–52) and Eisenhart (1934 Ann. Math. 35 284–305) on separability of variables in the Schrödinger equation defined on a pseudo-Riemannian space equipped with orthogonal coordinates, which in turn were based on the purely classical mechanics results by Paul Stäckel (1891, Habilitation Thesis, Halle). These still fundamental results have been further extended in diverse directions by e.g. Havas (1975 J. Math. Phys. 16 1461–8; J. Math. Phys. 16 2476–89) or Koornwinder (1980 Lecture Notes in Mathematics 810 (Berlin: Springer) pp 240–63). The involved separability is always ordinary (factor R = 1) and regular (maximum number of independent parameters in separation equations). A different approach to separation of variables was initiated by Gaston Darboux (1878 Ann. Sci. E.N.S. 7 275–348) which has been almost completely forgotten in today’s research on the subject. Darboux’s paper was devoted to the so-called R-separability of variables in the standard Laplace equation. At the outset he did not make any specific assumption about the separation equations (this is in sharp contrast to the SRE approach). After impressive calculations Darboux obtained a complete solution of the problem. He found not only eleven cases of ordinary separability Eisenhart (1934 Ann. Math. 35 284–305) but also Darboux–Moutard–cyclidic metrics (Bôcher 1894 Ueber die Reihenentwickelungen der Potentialtheorie (Leipzig: Teubner)) and non-regularly separable Dupin-cyclidic metrics as well. In our previous paper Darboux’s approach was extended to the case of the stationary Schrödinger equation on Riemannian spaces admitting orthogonal coordinates. In particular the class of isothermic metrics was defined (isothermicity of the metric is a necessary condition for its R-separability). An important sub

  6. Sedimentation technique of waste bituminization and thermogravimetric characteristics of the final products

    Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

    Zeger, J; Knotik, K; Jakusch, H

    1976-01-01

    In the research centre of the Oesterreichische Studiengesellschaft fuer Atomenergie GesmbH a semitechnical plant has been installed for waste bituminization, which has been tested inactively since 1973. This plant is using a new technological process for embedding. One of the important features of this new process is that the, normally inactive solution water is distilled off prior to the embedding, resulting in dry and powdery salts. The second important feature is that the mixing of these dry salts with the thin fluid bitumen is done by sedimentation. Expecially there is no mechanical aid used for mixing. Thermogravimetric analysis of samples which simulated the final products of this pilot plant, were carried out to verify the best working parameters and to study the possible chemical damage to the bitumen. Analysis was performed by heating the samples, consisting of various mixtures of bitumen and inorganic salts, in a METTLER-Thermoanalyzer up to 500/sup 0/C using different atmospheres (air, nitrogen). It could be shown that only nitrate and nitrite especially in combination with Fe(III)-ions are of negative influence on the thermostability of bitumen. They lead to a sudden and quick weight loss of the samples between 370 and 410/sup 0/C (above the melting point of both NaNO/sub 2/ and NaNO/sub 3/). The Fe-ions hava a catalytic influence, as it could be shown that 1 1% addiation of Fe(NO/sub 3/)/sub 3/ to NaNO/sub 3/ leads to a considerable acceleration of the incineration. This influence of the Fe(III)-ion can be suppressed to some extend by a hydrolysis prior to the embedding. In preparation of further studies concerning the behaviour of radiation damaged bitumen there has been developed a method of measuring the dose rate of an unknown radioactive salt mixture at any point of this mixture. This is done by making two measurements with glass dosimeters. One with a beta-absorber to get a pure gamma-dose and the other without it to get the combined beta and

  7. Farklı Vinifikasyon Tekniklerinin Kalecik Karası Şaraplarındaki Fenolik Bileşik İçeriklerine Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hande Tahmaz

    2015-02-01

    Full Text Available Fenolik bileşikler şaraba duyusal özelliklerini katmakla beraber, insan sağlığı açısından yararları olduğu bilinen bileşiklerdir ve miktarları vinifikasyon tekniklerine göre değişiklik göstermektedir. Bu araştırmada Kalecik Karası üzüm çeşidinden termovinifikasyon ve soğuk maserasyon uygulamaları ile elde edilen şaraplarda toplam antosiyanin, toplam fenolik bileşik, antioksidan aktivite, kateşin, epikateşin, rutin, trans-resveratrol ve cis-resveratrol miktarlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın bitkisel materyalini oluşturan Kalecik Karası üzüm çeşidi, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Kalecik Bağcılık Araştırma ve Uygulama İstasyonu’nda bulunan bağdan 1,100 dansitede hasat edilmiştir. Soğuk maserasyon ve termovinifikasyon uygulamaları öncesi üzümler şaraba işlenmeden önce 72 saat soğuk hava deposunda tutulmuşlar ve sırası ile 1,116 ve 1,115 dansitede şaraba işlenmişlerdir. Araştırma sonucunda soğuk maserasyon uygulamasının fenolik bileşik içeriklerinde düşüşe sebep olduğu, termovinifikasyon uygulamasının ise şaraplarda antioksidan aktivite, toplam fenolik bileşik, kateşin, rutin ve trans-resveratrol içeriklerini artırdığı tespit edilmiştir.

  8. S-32: U-14 Yaş Erkek Futbolcuların Teknik-Taktik Değerlendirmesi ve Atletik Performanslarında Relatif Yaşın Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Raziye Dut

    2017-03-01

    Full Text Available GİRİŞ: Aynı kronolojik yaşta doğum tarihi erken olanların sporda yetenek seçimlerinde avantajlı oldukları bilinmektedir Ancak spora özgü motivasyonda, fonksiyonel kapasitede relatif yaş etkisinin olmadığını gösteren çalışmalar da vardır. AMAÇ: Aynı kronolojik yaştaki erkek futbolcularda teknik/taktik ve atletik performans değerlendirmelerinde relatif yaş etkisini incelemektir. GEREÇ-YÖNTEM: U-14 milli takım seçilme kampına davet edilen 286 erkek futbolcunun, teknik; topa yatkınlık, yaratıcılık, hava hakimiyeti, orta kalitesi, rakip eksiltme ve şut kalitesi, taktik ise pozisyon bilgisi, erken karar, doğru karar, sezgi-erken uyarı, oyunun iki yönü atak ve savunma alt boyutları (1-10 puanlandırıldı. Dikey sıçrama, 10m-20m-30m hız, YOYO IRT1, dayanıklılık, çabukluk-çeviklik, çıkış hızı, maksimal hız gibi atletik performans puanları ile karşılaştırıldı. Veriler ortanca ve Inter Quartile Rate (IQR ile özetlendi. Gruplar arası farklılıklarda Mann-Whitney, ANOVA, post hoc Tukey testleri kullanıldı. P0,05 idi. SONUÇ: Seçilmiş U-14 yaş kategorisinde teknik-taktik ve atletik performans değerlendirmelerinde relatif yaş etkisi bulamadık. Futbol gibi yüksek performanslı bir takım sporunda yetenek, performans kadar teknik ve taktik de erken dönemde geliştirilmeli, yönlendirilmelidir.

  9. Kimyasal Kabartılan Ürünlerde Kabartma Asitlerinin Fonksiyonel Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Önder Yıldız

    2015-02-01

    Full Text Available Kimyasal olarak kabartılan ürünlerde kullanılan kabartma tozları sodyum bikarbonat (soda ve bir ya da birden fazla kabartma asidinin birleşmesinden oluşur. Fırın ürünlerinin içyapısına katkıda bulunan koşulları ve reaksiyonları harekete geçiren kabartma asitleri tat, gözenek özelliklerini, kabuk ve iç rengini etkiler. Ayrıca, diğer bileşenler üzerine yaptıkları anyonik ve katyonik etkileşim vasıtasıyla pişmiş ürün kalitesi de değişir. Kalsiyum ve alüminyum iyonlarını içeren kabartma asitleri ince gözenek duvar kalınlığı sağlar ve glüten gelişimine katkıda bulunarak kek tekstürüne esneklik kazandırır. Sonuçta küçük hava kabarcıklarının birleşerek büyük gözenek oluşturma eğilimi azalır. Diğer yandan sülfat ve fosfatları içeren kabartma asitleri glüten gelişimini ve gaz tutulmasını olumsuz etkilerler. Her bir asidin farklı reaksiyon hızı ve CO2 salınım süresine sahip olması son ürün özelliklerine yansır. Son ürünün pH’sı da kek iç rengini etkiler. Düşük pH daha beyaz kek rengi verirken, yüksek pH daha koyu renk verir. Bu çalışmada kimyasal kabartılan ürünlerde kabartma asitlerinin fonksiyonel özellikleri tartışılacaktır.

  10. Closing the loop in person-centered care: patient experiences of a chronic kidney disease self-management intervention

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Havas K

    2017-11-01

    Full Text Available Kathryn Havas,1,2 Clint Douglas,1 Ann Bonner1–3 1School of Nursing, Queensland University of Technology, 2NHMRC Chronic Kidney Disease Centre for Research Excellence, University of Queensland, 3Kidney Health Service, Metro North Hospital and Health Service, Brisbane, QLD, Australia Purpose: The provision of self-management support (SMS for people with earlier stages (1–4 of chronic kidney disease (CKD can improve patient outcomes and extend time to dialysis. However, attempts to deliver such support have often not taken patient preferences into account. After the development, implementation, and quantitative evaluation of the person-centered CKD-SMS intervention, the aim of this study was to investigate participant experiences and perceptions of the program, as well as to seek suggestions to improve future SMS attempts.Patients and methods: Semi-structured, face-to-face interviews were conducted with almost all (63/66 participants in the CKD-SMS. Deductive categories were derived from previous research into self-management from the CKD patient’s perspective, and this was supplemented by categories that emerged inductively during multiple readings of interview transcripts. Content analysis was used to analyze interview data.Results: Participants recognized self-management of CKD as complex and multifaceted. They felt that the CKD-SMS helped them develop skills to engage in necessary self-management tasks, as well as their knowledge about their condition and confidence to take an active role in their healthcare. These participants experience a healthcare environment that is characterized by complexity and inconsistency, and participation in the intervention helped them to navigate it. The benefit of participating in this research to contribute to the scientific literature was also recognized by participants. Overall, participants found the CKD-SMS useful in its current format, and made some suggestions for future interventions

  11. Three-minute constant rate step test for detecting exertional dyspnea relief after bronchodilation in COPD

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Borel B

    2016-11-01

    Full Text Available Benoit Borel,1,2 Courtney A Wilkinson-Maitland,3 Alan Hamilton,4 Jean Bourbeau,5 Hélène Perrault,6 Dennis Jensen,3,5,7 François Maltais2 1Laboratoire HAVAE, Université de Limoges, Limoges, France; 2Centre de Recherche, Institut Universitaire de Cardiologie et de Pneumologie de Québec, Université Laval, Québec, 3Clinical Exercise and Respiratory Physiology Laboratory, Department of Kinesiology and Physical Education, McGill University, Montréal, QC, 4Boehringer Ingelheim (Canada Limited, Burlington, ON, 5Respiratory Epidemiology and Clinical Research Unit, Montreal Chest Institute, McGill University Health Center, Montreal, QC, 6Faculty of Health Sciences, University of Ottawa, Ottawa, ON, 7Translational Research in Respiratory Diseases Program, Research Institute of the McGill University Health Centre, Montreal, QC, Canada Background: The aim of this study was to evaluate the responsiveness of the 3-minute constant rate step test (3-MST to detect the relief of exertional dyspnea (respiratory discomfort after acute bronchodilation in COPD patients. Patients and methods: A total of 40 patients with moderate-to-severe COPD (mean forced expiratory volume in 1 second: 45.7 (±14.7, % predicted performed four 3-MSTs at randomly assigned stepping rates of 14, 16, 20 and 24 steps/min after inhalation of nebulized ipratropium bromide (500 µg/salbutamol (2.5 mg and saline placebo, which were randomized to order. Patients rated their intensity of perceived dyspnea at the end of each 3-MST using Borg 0–10 category ratio scale. Results: A total of 37 (92.5%, 36 (90%, 34 (85% and 27 (67.5% patients completed all 3 minutes of exercise at 14, 16, 20 and 24 steps/min under both treatment conditions, respectively. Compared with placebo, ipratropium bromide/salbutamol significantly decreased dyspnea at the end of the third minute of exercise at 14 steps/min (by 0.6±1.0 Borg 0–10 scale units, P<0.01 and 16 steps/min (by 0.7±1.3 Borg 0–10 scale

  12. OTOMATİK YÖNLENDİRMELİ ARAÇ (OYA SİSTEMLERİ VE DEPO BAKIMINDA ROTALAMA PROBLEMİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih YİĞİT

    2003-02-01

    Full Text Available Fabrika otomasyonunun tam otomasyona geçiş aşamasında malzeme taşıma sistemleri oldukça önem taşır. Malzeme taşıma sistemleri arasında en fazla teknolojik gelişmeler otomatik yönlendirmeli araçlar (OYA üzerinde yoğunlaşmıştır. OYA'lar birim yükü dışarıdan gelen rehber sinyaller vasıtasıyla bir yerden başka bir yere taşıyan sürücüsüz araçlardır. Bu araçlar sahip oldukları esneklik özellikleri ile günümüzde hizmet sektöründen üretim sektörüne bir çok alanda kullanılabilmektedir. Bu çalışmada, hava araçlarına ait parçaların (AH-1W model helikopterin bakım, onarım ve yenileştirme işlemlerinin yapıldığı depo bakım atölyelerinde (aviyonik atölyeleri parçaların etkin ve hızlı bir şekilde dağıtılıp toplanması işlemlerinde OYA'ların kullanımı le alınarak OYA tasarımı ve OYA'ların rotalanması problemi incelenmiştir. OYA'ların rotalanması problemi gezgin satıcı problemi ile benzer bir problemdir. Bu problem 0-1 tamsayılı programlama modeli olarak modellenmiş ve LINGO paket programı kullanılarak çözülmüştür.

  13. Phytophthora palmivora, agente da podridão de raiz e frutos de mamoeiro no Estado de Alagoas Phytophthora palmivora, causal agent of root and fruit rots of papaya in the State of Alagoas, Brazil

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Juliana Paiva Carnaúba

    2006-04-01

    Full Text Available O mamoeiro (Carica papaya é uma das mais importantes fruteiras tropicais, e seus frutos contribuem com uma produção de 1,65 milhão de toneladas por ano para o Brasil. Um isolado de Phytophthora sp. obtido de frutos de mamoeiro da cultivar Havaí, em Alagoas, foi caracterizado morfologicamente e sua patogenicidade foi confirmada em frutos e mudas deste hospedeiro. Em meio suco V-8, os esporangióforos apresentaram-se delgados, simples ou pouco ramificados, enquanto os esporângios se apresentaram ovóides a elipsóides, proeminentemente papilados e um pedicelo curto na porção basal, medindo em média 37,68 x 27,52 mm. Através das características apresentadas pelo isolado e os sintomas induzidos, o agente causal foi identificado como Phytophthora palmivora. Apesar de essa doença já ocorrer em outros estados, como Bahia, Espírito Santo, São Paulo, Pernambuco e Pará, este é o primeiro relato de Phytophthora palmivora em mamoeiro no Estado de Alagoas.The papaya (Carica papaya is one of the most important tropical fruit crops and its fruit contribute with a production of 1.65 millions tons/year in Brazil. An isolated of Phytophthora sp. gotten from papaya fruits cv. Hawaii, in the state of Alagoas, was characterized morphologically and its pathogenicity to this fruits and seedling was confirmed. In a V-8 medium, the sporangiophores presented to be slim, simple or little ramified, while the sporangia presented ovoid to ellipsoid, prominently papillae and one short pedicel in the basal portion, measuring in average 37,68 x 27,52 (m. Through the characteristics presented by the isolated and the induced symptoms, the causal agent was identified as Phytophthora palmivora. Despite of this disease already occurring in other states like in Bahia, Espirito Santo, São Paulo, Pernambuco and Pará, this is the first report of Phytophthora palmivora on papaya in the state of Alagoas, Brazil.

  14. Sedimentation technique of waste bituminization and thermogravimetric characteristics of the finalproducts

    International Nuclear Information System (INIS)

    Zeger, J.; Knotik, K.

    1976-01-01

    In the research centre of the Oesterreichische Studiengesellschaft fuer Atomenergie GesmbH a semitechnical plant has been installed for waste bituminization, which has been tested inactively since 1973. This plant is using a new technological process for embedding. One of the important features of this new process is that the, normally inactive solution water is distilled off prior to the embedding, resulting in dry and powdery salts. The second important feature is that the mixing of these dry salts with the thin fluid bitumen is done by sedimentation. Expecially there is no mechanical aid used for mixing. Thermogravimetric analysis of samples which simulated the final products of this pilot plant, were carried out to verify the best working parameters and to study the possible chemical damage to the bitumen. Analysis was performed by heating the samples, consisting of various mixtures of bitumen and inorganic salts, in a METTLER-Thermoanalyzer up to 500 0 C using different atmospheres (air, nitrogen). It could be shown that only nitrate and nitrite especially in combination with Fe(III)-ions are of negative influence on the thermostability of bitumen. They lead to a sudden and quick weight loss of the samples between 370 and 410 0 C (above the melting point of both NaNO 2 and NaNO 3 ). The Fe-ions hava a catalytic influence, as it could be shown that 1 1% addiation of Fe(NO 3 ) 3 to NaNO 3 leads to a considerable acceleration of the incineration. This influence of the Fe(III)-ion can be suppressed to some extend by a hydrolysis prior to the embedding. In preparation of further studies concerning the behaviour of radiation damaged bitumen there has been developed a method of measuring the dose rate of an unknown radioactive salt mixture at any point of this mixture. This is done by making two measurements with glass dosimeters. One with a beta-absorber to get a pure gamma-dose and the other without it to get the combined beta and gamma dose. (author)

  15. JEOTERMAL MERKEZİ ISITMA AÇISINDAN KONUT ÖZELLİKLERİ VE DENİZLİ'NİN JEOTERMAL ENERJİYE BAKIŞI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halil KARAHAN

    1996-01-01

    Full Text Available Hava kirliliği sorununa etkili bir çözüm olarak yaklaşık on yıldır, Kızıldere Jotermal sahasından elde edilen jeotermal akışkanın Denizli'nin merkezi ısıtılmasında kullanımı sürekli gündemde bulunmasına rağmen bu güne kadar konut sayıları, konut alanları, ısınma türü, konut başına kömür tüketimi, ısı yalıtımı, mevcut binaların ne kadarının kaloriferli olduğu gibi projenin maliyetini doğrudan etkileyecek veriler ya keyfi olarak seçilmiş, ya da Denizli' ye göre yerleşim alanı ve nüfusu çok küçük olan yerler esas alınarak değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılacak projenin istenilen amaca hizmet edebilmesi için Denizli' ye ait değerlerin elde edilmesi, fizibilite ve projelendirme aşamalarında bu değerlerin kullanılması gerekir. Bu amaçla Denizli şehir merkezinde, değişik gelir gruplarını ve konut özelliklerini temsil eden yaklaşık 15000 bağımsız birime (konut, işyeri ekte verilen anket formu dağıtılmış ve anket formları bilgisayar aracılığıyla değerlendirilmiş ve sonuçlar grafik olarak sunulmuştur.

  16. Ozmatik Ortam Olarak Beta Vulgaris Özütü İle Cocos Nucifera Cipsi Elde Edilmesinin Araştırılması (İngilizce

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Meenakshisundaram Sivasakthi

    2015-02-01

    Full Text Available Sakkaroz ve şeker pancarı ekstraktı infüzyonunun, hindistancevizi cipsinin fiziksel, fizikokimyasal, duyusal, renk ve tekstür özellikleri üzerine dehidrasyon yöntemleri (sıcak hava kurutma destekli ozmotik önişlemlerin etkisi incelendi. Kalınlığı 0.5 ve 0.8±0.1 mm olan hindistancevizi dilimlerine, farklı konsantrasyonlarda (%100, %90 ve %80 şeker pancarı ekstraktı infüzyonu varlığında (% 5, %10 ve % 15 ve bu infüzyon olmadan kalınlığa bağlı olarak 30-60 dakika ozmotik önişlem uygulanmıştır. Ozmotik işlemden sonra, dilimler etüvde 50-60 °C'da 7-8 saat süre ile ilave kurutma işlemi uygulanmıştır. Şeker pancarı ekstresi infüzyonu olmayan ozmotik ortam, kontrol olarak kullanılmıştır. Kontrol ile karşılaştırıldığında, %15 şeker pancarı ekstresi infüzyonu eklenmiş % 100 sakkaroz çözeltisi ile hazırlanmış cipslerin karbohidrat, toplam şeker, kül, enerji içeriği ile ağırlık kaybı, katı madde kazanımı, nem kaybı, renk, tekstür, kuruma özellikleri ve pH açısından önemli derecede (P<0.05 üstün olduğu görülmüştür.

  17. Consumo alimentar e fatores dieteticos envolvidos no processo saude e doenca de Nikkeis: revisao sistematica

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fabiana Hitomi Tanabe

    2013-06-01

    Full Text Available OBJETIVO: Analisar consumo alimentar e fatores dietéticos envolvidos no processo saúde e doença da população de nikkeis. MÉTODOS: Foi realizada revisão sistemática da literatura, com buscas nas bases de dados do Lilacs, SciELO e PubMed/Medline, referente ao período de 1997 a 2012, de estudos observacionais sobre o consumo alimentar de nikkeis. Inicialmente, foram analisados 137 títulos e resumos, sendo excluídos estudos de intervenção, aqueles que apresentavam somente níveis séricos de vitaminas e metabólitos e estudos que não contemplassem o objetivo da revisão. Desses, foram selecionados 38 estudos avaliados com base no método de Downs & Black (1998, adaptado para estudos observacionais, permanecendo 33 para análise. RESULTADOS: Foram encontrados poucos estudos sobre consumo alimentar de nikkeis fora do Havaí, dos Estados Unidos e do estado de São Paulo (principalmente em Bauru, no Brasil. Houve elevada contribuição dos lipídios no valor calórico total dos nipo-brasileiros, em detrimento dos carboidratos e das proteínas. Nos Estados Unidos, a prevalência de consumo de alimentos de alta densidade energética foi elevada em nipo-americanos. Os nisseis (filhos de imigrantes apresentaram, em média, maior consumo de produtos da dieta japonesa, enquanto os sanseis (netos de imigrantes apresentaram um perfil alimentar mais ocidentalizado. CONCLUSÕES: O consumo alimentar de nikkeis, embora ainda conservando alguns hábitos alimentares de japoneses nativos, revela alta prevalência de consumo de alimentos típicos do padrão ocidental (alimentos processados, ricos em gorduras e sódio e pobres em fibras, que pode estar contribuindo para o aumento de doenças crônicas nessa população.

  18. Yield and fruit quality of papaya as function of types and levels of Biofertilizers / Produtividade e qualidade de frutos do mamoeiro em função de tipos e doses de biofertilizantes

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Márkilla Zunete Beckmann-Cavalcante

    2007-08-01

    Full Text Available Biofertilizers are organic products usually obtained from an anaerobic process, evaluated mainly as phytoprotectors for agriculture, although they can improve fruit production. By this way, a field experiment was carried out in Remígio County, Paraiba State, Brazil, to evaluate the effects of two bovine biofertilizers on yield, medium mass and quality of papaya fruits (Carica papaya L., ‘Baixinho de Santa Amália’ cultivar. Treatments were distributed in a randomized complete blocks design with three replications and 15 plants in each parcel, in a 2 x 5 factorial arrangement, with two biofertilizers: simple (water and fresh bovine manure and supermagro (water, fresh bovine manure, macro and micronutrients and a protein mix, applied in soil under liquid form at five volumes, as follows: 0.0; 0.5; 1.0; 1.5; e 2.0 L cave-1. There was no statistical difference between biofertilizers for fruit mass, yield and external and internal fruit quality variables, while between volumes differences were registered for both biofertilizers. The results, except for fruit firmness, registered positive effects of the biofertilizers on ‘Baixinho de Santa Amália’ papaya cultivar in relation to yield and physical and chemical fruit quality.Os biofertilizantes são produtos orgânicos geralmente obtidos via anaerobiose, estudados, principalmente, como fitoprotetores para a agricultura, mas que podem também incrementar a produção das plantas. Nesse sentido, um experimento de campo foi desenvolvido, no período de maio/2003 a agosto/2004, no município de Remígio-Pb, para avaliar os efeitos de dois biofertilizantes bovinos sobre a massa média, produtividade e a qualidade externa e interna dos frutos do mamoeiro Havaí (Carica papaya L. cultivar ‘Baixinho de Santa Amália’. Os tratamentos foram dispostos em blocos casualizados com três repetições e 15 plantas por parcela, em esquema fatorial 2 x 5,sendo dois biofertilizantes: puro (água e esterco

  19. Altındere Vadisi Milli Parkı kullanıcılarının rekreasyonel memnuniyetinin belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özge Volkan AKSU

    2017-07-01

    Full Text Available Bu çalışma; Altındere Vadisi Milli Parkı kullanıcılarının rekreasyonel memnuniyetinin belirlenmesi amacı ile 2015 yılı yaz dönemi milli park alanında, 308 yerli kullanıcı ile yapılan anket çalışmalarını kapsamaktadır. Anket soruları ile kullanıcılarının bazı kişisel özellikleri, kullanım tercihleri, katıldıkları rekreasyonel etkinlikler, geliş amaçları, alan tercihleri, genel ve beklenen memnuniyetleri, alan farkındalığı, kullanıcı memnuniyet ve memnuniyetsizlik durumunu etkileyen faktörler ve bu faktörlerle kullanıcıların bazı kişisel özellikleri arasındaki ilişkiler istatistiksel yöntemlerle irdelenmiştir. Sonuç olarak; “milli parkın doğal ve kültürel peyzaj değerleri, görsel kalite”, “alandan aktif olarak yararlanma isteği”, “alandan pasif olarak yararlanma isteği”, “macera ve kendini keşfetme”, “açık hava aktivite olanakları”, “sosyalleşme”,  “ulaşılabilirlik ve alan kullanımı” olarak tanımlanabilecek faktörlerin alandaki kullanıcı memnuniyeti üzerinde etkili olduğu, yine; “planlama-tasarım sorunları”, “donatı elemanı eksikliği, yönetim”, “taşıma kapasitesinin aşılması-kalabalık, gürültü kirliliği”, “çevre-görüntü kirliliği, alt yapı-bakım eksikliği”, “bilgi eksikliği ve yönetim” olarak tanımlanabilecek faktörlerin ise kullanıcı memnuniyetsizliği üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Kullanıcıların genel memnuniyet ve beklentilerinin karşılanma durumu orta düzeydir. Kullanıcıların memnuniyet faktörlerinin, geldiği yerin milli parka uzaklığı ve eğitim, memnuniyetsizlik faktörlerinin ise geldiği yerin milli parka uzaklığı, cinsiyet ve yaş olarak belirlenen etmenlerden etkilendiği saptanmıştır.

  20. Ankara Merkez İlçeleri ve Köylerinde Ev Konserveciliği Teknikleri ve Konservelerin Bazı Organoleptik ve Mikrobiyolojik Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Necla Yazıcı

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Ankara İlinin merkez ilçelerine bağlı köylerde yapılmakta olan ev konserveciliği uygulamalarına ait tekniklerin saptanması ve yapılan konservelerin organoleptik ve mikrobiyolojik analizlere dayanarak, bazı kalite özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Ankara İlinin merkez ilçelerine bağlı, 13 köyde, 154 deneğe anket uygulanmış ve ayrıca deneklerden toplanan 50 konserve örneği organoleptik ve mikrobiyolojik testlere tabi tutulmuştur. Araştırma bulgularına göre deneklerin %97.40’ı sebze konservesi kavanozlarını açık kazanda kaynatmaktadırlar. Deneklerin %48.00’i kavanozları boşluk bırakmadan, %30’u ise yarısına kadar doldurmaktadırlar. Kavanozların havasını alan deneklerin oranı %80.50’dir. Kaynatma işleminde süre tutan denekler %85.71 oranındadır. Bu deneklerin de %71.42’si kaynatma işlemi için yeterli süre uygulamaktadırlar. Konservelerde kaynatmadan sonra bozulma gören denekler %70.13, saklama sırasında bozulma görenler %40.91 oranındadır. Kaynatmadan sonra meydana gelen bozulmaların başında %73.14 oranı ile kapak atması gelmektedir. Toplam 50 konserve örneğinin organoleptik analizi sonucunda örneklerin %18’i renk, %30’u koku, %18’i genel görünüş bakımından kötü olarak değerlendirilmiştir. Mikrobiyolojik analizler sonucunda ise toplam 50 konserve örneğinin %20’sinde üreme görülmüştür. Alınan örneklerin, aerob koşullarda %14’ünde 35 oC de; %16’sında 55 oC’de; anaerob koşullarda ise %12’sinde 35 oC’de; %16’sında 55 oC’de üreme görülmüştür.

  1. AN EVALUATION ON THE STORY OF ÖMER SEYFETTĠN’S YALNIZ EFE WITHIN THE FRAMEWORK OF ANIMA AND ANIMUS ANİMA-ANİMUS KAVRAMLARI ÇERÇEVESİNDE ÖMER SEYFETTİN’İN YALNIZ EFE HİKÂYESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet YILMAZ

    2012-01-01

    ıĢa vurduğunda kadının eril yanı kolaylıkla tanınabilir. Ömer Seyfettin, Yunanlıların Ġzmir’e girmesi üzerine, memleketi saran matem havasının tesirinde kalmıĢ, umudunu yitirmiĢ halka ve sanatçılara, dağa çıkan kız kahraman “Yalnız Efe” kişiliğinde Türk halkının direnme gücünü göstermek istemiĢtir. Nitekim eserini İzmir iĢgalinden otuz beĢ gün sonra yayımlamaya baĢlar. Bu çalışmada Türk destanlarındaki savaĢçı kadın figüründen de yararlanılarak hikâye kahramanı, sözü edilen kavramlar bağlamında değerlendirilmiĢtir.

  2. Investigation of Irradiation Effects on Conducting Composite of Polypyrole/Bentonite

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Orhan Karabulut

    2012-12-01

    Full Text Available Abstract: In the present study, polypyrrole/bentonite (PPy/Bnt composite was synthesized into the Bnt interlayers by chemical oxidation polymerization. The irradiation process was carried out in air in a conventional gamma chamber, which uses a 60Co source, and the composite was exposed to a dose of 40 kGy. Effects of irradiation on the composite were investigated by means of FTIR, UV-visible absorption, TGA, XRD, SEM and temperature dependent electrical conductivity in the temperature range of 290-410 K. The initial decomposition temperature of pristine PPy/Bnt composite was found higher than irradiated PPy/Bnt composite. The XRD patterns revealed that the intensity of the peaks changed with irradiation. It was found from temperature dependent conductivity measurements that the radiation significantly influenced the conductivity of PPy/Bnt composite. The conductivity results show that dominant conduction mechanisms were hopping for both PPy/Bnt composite and irradiated samples due to wide range of localized states present near the Fermi level. Key words: Polypyrrole, bentonite, conducting composite, gamma irradiation. Polipirol/Bentonit İletken Kompozitine Radyasyon Etkilerinin Araştırılması Özet: Bu çalışmada, polipirol/bentonit (PPy/Bnt kompoziti, Bnt tabakaları arasında kimyasal oksidasyon polimerizasyonu yoluyla sentezlendi. Radyasyon uygulaması 60Co kaynağının kullanıldığı bir gama çemberi içerisinde hava ortamında gerçekleştirildi ve kompozite 40 kGy doz uygulandı. Kompozite radyasyon etkileri, FTIR, UV, TGA, XRD, SEM ve 290-410 K sıcaklık aralığında sıcaklığa bağlı elektriksel iletkenlik ölçümleri ile incelendi. Saf PPy/Bnt kompozitinin başlangıç bozunma sıcaklığı radyasyona uğramış PPy/Bnt kompozitinden daha yüksek olduğu bulundu. XRD desenlerine ait pik yoğunluğunun radyasyon ile değiştiği görüldü. Sıcaklığa bağlı iletkenlik ölçümlerinden radyasyonlanma sonucunda, PPy

  3. Mantıda Farklı Kurutma Yöntemlerinin Hidroksimetil Furfural (HMF Oluşumu ve Duyusal Kalite Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Süleyman GÖKMEN

    2016-09-01

    Full Text Available Özet. Ülkemizde mantının kurutulmasında geleneksel sıcak hava yöntemleri kullanılmaktadır. Bu yöntemler üründe kalite kayıplarına neden olmaktadır. Bu nedenle kurutma işlemi için geleneksel tekniklere alternatif yöntemler araştırılmaktadır. Bu amaçla kullanılabilecek olan bir teknik infrared (IR kurutma prosesidir. Kurutma proseslerinde en önemli parametreler sıcaklık ve sıcaklığın ürün üzerine etkisidir. Sıcaklığın ürün üzerine olumsuz etkisini gösterebilecek maddelerden biri hidroksimetil furfural (HMF oluşumudur. HMF enzimatik olmayan esmerleşme reaksiyon ürünlerinden biridir. HMF miktarı arttıkça ürünün besin değerinde düşüşler meydana gelmektedir. Araştırmada, bu olumsuzlukları önlemek amacıyla mantının kurutulmasında geleneksel yönteme alternatif olarak 250 W IR kurutma yöntemi tek başına ve vakum kombinasyonu olarak uygulanmış, oluşan HMF miktarları ve ürün duyusal özellikleri araştırılmıştır. Vakumla kombine edilmiş 250 W IR kullanılarak kurutulan mantıların HMF miktarları geleneksel yönteme göre daha düşük ve duyusalkaliteleri daha yüksek bulunmuştur (P<0,01. Sonuç olarak, mantının endüstriyel üretiminde IR kurutma ve vakum uygulamasının kombine kullanımı gibi farklı kurutma metotlarının araştırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Mantı, HMF, infrared (IR kurutma, vakum kurutma, duyusal kaliteAbstract. Conventional hot-air drying methods are used in drying of mantı (stuffed pasta in Turkey. These methods cause quality losses in the product. Therefore search for alternative methods to the conventional drying has been underway. Infrared (IR drying process is an alternative technique for this purpose. The most important parameters in the drying processes are drying temperature and its effects on the product. Hydroxymethyl furfural (HMF formation is one of the indicators for illeffects of

  4. Korunan alanların zamansal ve ekolojik değişiminin parçalılık analizi yardımıyla izlenmesi: Karagöl-Sahara Milli Parkı örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet YAVUZ

    2018-05-01

    Full Text Available Korunan alanlar yeryüzündeki biyolojik çeşitliliğin korunmasında en etkin mekanizmalardan biridir. Korunan alanların sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi, barındırdığı habitat tipleri ve ekolojik yapının devamlılığının sağlanması için alanda geçmişten günümüze yaşanan değişimin sistematik bir şekilde izlenip değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışma, Karagöl-Sahara Milli Parkı’ndaki habitat yapısının zamansal ve ekolojik bakımdan ne ölçüde değiştiğini ölçmek ve değişimin ne yönde ilerlediğini ortaya koymak amacıyla parça, sınıf ve tüm alan düzeyinde parçalılık analizi ve fragmantasyon indeksleri yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, veri kaynağı olarak 1971 ve 1984 yıllarına ait memleket paftaları, 1984 ve 2015 yıllarına ait meşcere haritaları ve 2015 yılına ait dijital renkli kızıl ötesi hava fotoğraflarından yararlanılmıştır. Sahadaki ekolojik yapının 45 yıllık değişimi çekirdek alan (MCA, parça yoğunluğu (PD, ortalama parça büyüklüğü (MPS, ortalama şekil indisi (MSI, ortalama en yakın komşuluk mesafesi (MNN ve karışım-dizilim (IJI indisleri kullanılarak CBS ortamında analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre toplam orman alanlarının (verimli+bozuk 1971’den 1984 yılına kadar %3 oranında düşüş gösterdiği, 1984 yılından 2015 yılına kadar bu düşüşün % 12 oranında devam ettiği görülmüştür. Orman alanlarındaki bu habitat kaybının doğal afetler sonucunda orman içi açıklıklara dönüştüğü, OT alanlarındaki son 45 yılda meydana gelen % 40 artış ile açıklanabilir. Diğer taraftan 1984 yılında sırasıyla 30 ve 221 ha genişliğinde olan iskân ve ziraat alanları, çoğunlukla bozuk ve verimli ormana dönüşerek 2015 yılında 20 ve 158 ha’a inmiştir. İskân ve ziraat alanlarındaki bu gerileme, 1980’li yıllarda hızlanmaya başlayan kırdan kente göç sonucu

  5. II. Meşrutiyet Devri Pedagoglarından Sabri Cemil ve Amelî Fenn-i Tedris’i The Pedagogue of Second Constittional Period “Sabri Cemil And His Work of Art “Amelî Fenn-i Tedris”

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hamza ALTIN

    2013-03-01

    Cemil, II. Meşrutiyetin ilanı sırasında Dârülmuallimîn-i Rüşdi’de müdürlük vazifesini yürütmekte idi. Balkan Savaş’ından sonra Bursa ve Şam’da görev yaptı. Sabri Cemil’in en çok tanınan eseri 1326 yılında Üsküp’te yayınlandığı bilinen Amelî Fenn-i Tedris isimli kitabıdır. İnsana ekmek, su, hava lazım olduğu gibi eğitimimin de zaruri olduğunu söyleyen Sabri Cemil’in düşüncesine göre eğitim anahtarının açamayacağı kilit yoktur. Ona göre muallimin yollarından en emin olanı öğrenciye öğrenmek hevesinin kazandırılmasıdır. Dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan biri de öğrenci eğitim alırken yalnız okuma yazma makinesi olmamalı aynı zamanda ahlaklı, soru soran ve araştıran bir kimse olmalıdır. Aynı zamanda eğitim çocuğa şahsiyet kazandırmalıdır. Eğitimde yalnızca teorik bilgileri uygun bulmayan Sabri Cemil, bunun yeterli olamayacağını aynı zamanda tatbikata da yer verilmesi gerektiğini düşünmekteydi. Ayrıca çocukların eğitim öğretiminde aceleye karşı çıkan Sabri Cemil, çocuklara yaşına göre muamele yapılması taraftarıydı. Eğitimde ev ödevlerinin önemini savunan Sabri Cemil, özelikle yazılı ev ödevlerinin öğrencilerin öğrendiklerini pekiştirme açısından çok faydalı olduğunu iddia etmekteydi. Sabri Cemil’in fikrince bir milletin ve devletin yükselmesinde veya yıkılmaya yüz tutmasında o memleketteki öğretmenlerin büyük payı vardır. Ona göre muallimlerde bulunması gereken iki tane temel özellik olmalıdır; muallimler evvela ciddi bir tahsil görmelidirler, ikinci olarak ise öğrendiklerini vatan evlatlarına öğretmede hiçbir fedakârlıktan çekinmemelidirler.

  6. ÂŞIK VEYSEL’İN ŞİİRLERİNİ DEĞERLER EĞİTİMİ AÇISINDAN OKUMAK [READING ÂŞIK VEYSEL POEMS IN TERMS OF VALUES EDUCATION

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatma Süreyya Kurtoğlu

    2017-09-01

    Full Text Available Son zamanlarda her türlü bilimsel ve teknolojik gelişmeye rağmen dünyada yaşanan şiddet ve korku havası, maddî ve manevî tatminsizlikler; acımasızlık, adaletsizlikler, çevrede olup bitenlere karşı duyarsızlık, mutsuzluk ve hayattan memnuniyetsizlik gibi problemler, eksikliği hissedilen değerlerin öğretimi ve aktarımını daha önemli bir hâle getirmiş; devletleri, millî ve evrensel kimi değerleri yeniden canlı ve etkili hâle getirmeye ve yaşanılan çağa uygun yeni bir takım değerler oluşturmaya; böylelikle kaybolmaya yüz tutmuş sosyal kontrolü yeniden sağlamaya sevk etmiştir. Bu düşünceyle “değerler eğitimi” tüm dünyada çok sayıda çalışmaya konu olmuştur. 1995 yılından beri ise ciddi bir şekilde üzerinde durularak ve “Yaşayan Değerler Eğitimi” adıyla projelendirilerek daha ziyade ölmeye yüz tutmuş değerler yeniden canlandırılmaya çalışılmıştır. Bu konuda ülkemizde de bu değerlerin okul aracılığıyla kazandırılabileceği düşüncesiyle ilköğretim ve ortaöğretimde okutulan tüm derslerin ders öğretim programlarında, dersle ilgilileri de düşünülerek bir takım hedef değerler belirlenmiştir. Bu çalışmada, Türk edebiyatının, millî ve manevî değerlerin aktarılmasında ve öğretilmesinde aracılık vazifesi yüklenen, muhatabı olan okuruna nasihat eden birçok esere sahip olduğu düşüncesiyle yirminci yüzyıl Türk halk edebiyatının en önemli isimlerinden birisi olan Âşık Veysel’in şiirlerini “değerler eğitimi açısından” okumaya çalıştık. 158 şiir üzerinde yaptığımız bu çalışma neticesinde Âşık Veysel’in okurlarına değer eğitimi çerçevesinde de pek çok şey söylediği ortaya çıkmıştır. Yaklaşık 900 dörtlükten oluşan bu şiirlerde değişik sıklıklarda olmak üzere altmışın üzerinde farklı değer tespit edildikten sonra bunlar, değerler eğitimi açısından de

  7. AN OLD TURKISH TRADITION IN OTTOMAN PALACE: GIFT EXCHANGE IN THE NEW YEAR OSMANLI SARAYINDA ESKİ BİR TÜRK GELENEĞİ: YENİ YILDA HEDİYELEŞME

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emine DİNGEÇ

    2009-12-01

    Full Text Available As gift exchange in the New Year became a common custom around the world in our time, it was an old tradition for the Turkish people. According to the old Turkish culture, the new year begins at 21th of March. It was celebrated with joy and happiness among the people. Gift exchange was an important part of this celebration as strengthening the relations and amity in the society. This tradition can be noticed in the Ottoman palace. Nevruz (a holiday celebrated at the vernal equinox was celebrated in the Ottoman palace and expansive gifts were presented to the some of the palace officials. Among these officials, Hekimbaşı (Sultan's chief physician who prepares special macun (compound called Nevruziye for the new year and müneccimbaşı (the chief astrologer of the Ottoman sultan who arranges the new calender were the two who regularly receives special gifts from the sultan. On the other hand, the sultan himself received gifts from the prominent figures in the palace such as viziers, kaptan paşa, governors, yeniçeri ağası. Among the gifts the horses specially called “Hediye-i Nevruziye” were the most favorite. Undoubtedly, using the tradition of gift exchange for political maneuvers in the palace was common incident. According to the Ottoman palace custom, most of the gifts were registered. This paper is about the reflections of an old Turkish tradition of gift exchange in the Ottoman palace. Günümüzde yeni yılda hediyeleşmek gelenek haline gelmiştir. Yeni yılda hediyeleşme kültürü Türkler için çok eskilere dayanmaktadır. Eski Türkler, yeni yıla kullandıkları takvime göre 21 Mart’ta girer ve bu günü bir bayram havasında, sevinç ve coşkuyla dostları ile birlikte kutlardı. Hediyeleşme de aradaki dostluk ve sevgi bağlarının güçlendirilmesi açısından bu seremoninin bir parçasıydı. Bu kültürün izlerine Osmanlı sarayında da rastlanmaktadır. Osmanlı sarayında nevruz yani yılbaşı çok

  8. Tobacco control activities in Turkey /Türkiye’de tütün kontrolü uygulamaları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazmi Bilir

    2013-08-01

    nlemlerinin uygulanması ile milyonlarca kişinin ölümü önlenebilir. DSÖ TKÇS paralelinde belirlenen etkili tütün kontrolü stratejileri 2008 yılında MPOWER Paketi içinde tanımlanmıştır. Türkiye’de 1996 yılında yürürlüğe giren ilk tütün kontrolü yasası ile bir çok kapalı olan kamusal alanda sigara kullanımı yasaklanmıştır. Yasanın kapsamının 2008 yılında genişletilmesi ile Türkiye “tam sigara dumansız ülke” olmuştur. Son 15-20 yıl içerisinde Türkiye’de tütün kontrolü bakımından önemli başarılar sağlanmıştır.Tütün kullanım sıklığı belirgin olarak azalmış (erkeklerde %63’ten %41’e ve kadınlarda %24’ten %13’e, kapalı ortam hava kalitesi düzelmiş (PM2,5 partikül düzeylerinde %90’lara varan azalma, ikram işletmelerinde çalışanların sağlık yakınmaları azalmış (restoranlarda çalışan garsonlarda burun akıntısı, göz yaşarması veya öksürük gibi yakınmalarda azalma ve tütün dumanına bağlı kalp ve solunum sistemi ile ilgili akut sağlık etkilerinde azalma. Türkiye MPOWER Paketinde yer alan altı önlemi başarılı şekilde uygulayan dünyadaki tek ülkedir ve DSÖ tarafından diğer ülkelere örnek olarak gösterilmektedir.  Ancak, sigara kullanımının yüksek olması ve kapalı alanlarda sigara yasağının uygulanmasındaki ihlaller nedeniyle halen Türkiye’de yapılması gerekenler vardır. Anahtar Kelimeler: Sigara kullanımı, tütün kontrolü, Türkiye, dumansız kapalı ortamlar 

  9. III Adli Bilimler Kongresi - Posterler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adli Tıp Uzmanları Derneği ATUD

    2000-08-01

    ı TCK 418. Maddesi çerçevesinde adli tıbbi açıdan irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hepatit, AIDS, cinsel saldırılar. TAM KAN, SERUM VE SOLUNUM HAVASI ALKOL DÜZEYLERİNİN, NÖROLOJİK MUAYENE İLE BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMESİ Serap A. AKGÜR , Pembe ÖZTÜRK* **, Necati KIYILIOĞLU***, Beyhan EGE****, Hüseyin KARALI****. ÖZET Alkolün adli tıptaki önemini düşünerek çalışmaya gönüllü olarak katılan kişilerde solunum havasındaki, kandaki alkol düzeylerinin ölçülmesini ve nörolojik muayene ile birlikte değerlendirilmesini amaçladık. Yaş ortalaması 24 olan 25 sağlıklı gönüllüye (21’erkek 4’ü kadın yaklaşık 0.5 g/kg olacak şekilde alkol (bira içi- rildi. Belirlenen sürede nörolojik muayeneleri yapıldı, solunum havasındaki alkol düzeyleri saptandı ve kan örnekleri alındı. Tam kan ve serumda alkol düzeyi enzimatik yöntemlerle, solunum havasında ise Lion Alcolmeter AE-D3 cihazıyla ölçüldü, varyans analizi (ANOVA ile değerlendirildi. Olguların serum-alkol düzeyleri (ortalama 49.42 mg/dl, tam kan-alkol düzeylerinden (ortalama 40.74 mg/dl anlamlı derecede yüksek bulundu (pO.Ol. Solunum havası-alkol düzeyleri (ortalama 45.95 mg/dl; tam kan - alkol düzeylerinden anlamlı derecede yüksek bulunurken (p

  10. Sahra Tozunun Elemental Yapısının Bitkilerin Büyümesi Üzerindeki Göreceli Etkisinin İncelenmesi / Investigation of the Relative Effect of Sahara Dust's Elemental Structure on Plants' Growth

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayşe Nihal Yücekutlu

    2012-12-01

    Full Text Available Atmosferik taşınım sürecinde, kuzey Afrika orijinli Sahra çöl tozları mineral aerosol’ün en önemli kaynağıdır. Bu çalışmada, Sahra’dan getirilen çöl toprak örneklerinin bulut içerisindeki davranışlarının simüle edildiği laboratuvar koşullarında gerçekleştirilmesi ve alıcı ortam olarak çimlendirme kaplarında yetişen ekmeklik buğday (Triticum aestivum L. ve makarnalık buğday (Triticum durum L.’ ın bazı çeşitlerinin etkileri incelenmiştir. Kontrollü iklim odalarında yapılan buğday yetiştirme deneylerinde ışıklandırılmış Sahra çöl toprağı çözeltisi uygulamasının fide uzunluğu ve fotosentetik pigmentler [klorofil a, klorofil b, klorofil (a+b ve karotenoidler (c+x, mg ml-1 g Taze Ağırlık-1] üzerine olan etkileri, Hewitt besin çözeltisi uygulaması ile karşılaştırılabilir veya daha iyi sonuçlar verdiği istatistiksel yöntemlerle belirlenmiştir. Sahra çöl topraklarından besin çözeltisi elde edilmesi ve Hewitt besin çözeltisine alternatif olarak kullanılması ile kültür bitkileri üzerine olan besinsel etkisi ilk kez bu çalışmada ortaya konmuştur (Yücekutlu vd., 2011. Özellikle biyolojik olarak kullanıma hazır (çözünmüş eser element içeriklerinin yüksek oluşu nedeni ile Sahra çöl tozunun biyojeokimyasal süreçler vasıtası ile biyolojik sistemlere ve birincil üretime olan potansiyel katkısı buğday (Triticum sp. L. (Yücekutlu, 2011 ve pamuk (Gossypium hirsutum L. bitkileri üzerinde (Yücekutlu, 2010 çalışılmıştır. Sahra çöl tozu taşınımının, izleme (monitoring teknikleri Yücekutlu (2009, 2010, 2011, 2012 tarafından araştırılmıştır. Ülkemizi Güney Batı’dan-Doğu’ya, Güneyden-Kuzey’e kadar kat eden Sahra çöl tozlarının tarım-ekonomisine yapacağı katkı, eko-sistemlere besin tuzu sağlayan potansiyel bir kaynak olarak değerlendirilmelidir. Bu araştırma kapsamında, Sahra çöl tozlarının; hava

  11. Depo Gazı Enerji Üretim Tesisi Baca Gazı Atık Isısının Seralarda Değerlendirilmesi: İstanbul Örneği / Utilization of Waste Heat in Energy Production Plant from Landfill Gas at Greenhouses – Case Study in Istanbul

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Volkan Enç

    2012-12-01

    Kullanımı Projesi” kapsamında yürütülmüştür. Bu kapsamda; çevre, tarım ve enerji sektörü için, atık ısı ve atık maddelerin değerlendirilmesini içeren çevresel ve ekonomik açıdan sürdürülebilir eko yenilikçi bir sistemin oluşturulması amaçlanmıştır. Bu çalışmada İBB Odayeri Düzenli Depolama Sahasında depo gazından elektrik enerjisi üretim tesisinden çıkan baca gazının değerlendirilmesine ve mevsimlik çiçek üretim serasının kurulmasına ilişkin süreçler yer almaktadır. Kurulması düşünülen seranın ısıl hesaplamaları yapılmıştır. Yapımda kullanılacak her malzemenin sebep olduğu ısı kayıpları ve hacim kaynaklı hava değişimine bağlı ısıl kayıplar göz önüne alınarak gerekli ısı miktarı belirlenmiştir. Depo Gazı Enerji Üretim Tesisinden elektrik üretim faaliyeti sonucu egzoz gazı atmosfere verilmektedir. Bu gazın değerlendirilmesi için baca gazı emisyon ölçümü ve analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre yaklaşık 470 °C sıcaklıktaki gazın geri kazanımı için gerekli ısıl hesaplamalar yapılmıştır. Egzoz gazının emisyon ölçümü için CO, CO2, O2, SO2, NO, NO2 ve NOx Tayini Elektrokimyasal Hücre Metodu ile, Bacada Hız ve Debi Tayini ise S Tipi Pitot Tüpü ile gerçekleştirilmiştir. Bacalarda oluşan atık ısının kullanımı için sistem alternatifleri araştırılmıştır. Proje ile ilgili olarak hava-su ısı değiştiriciler incelenmiştir. Analiz sonuçları ve seranın ihtiyacı olan enerji miktarına göre ekonomizer ya da eşanjör ölçüleri hesaplanmış, malzeme çeşidi tespit edilmiş, sistemin dizaynı ve imalatı yapılmıştır. Atık ısı geri kazanım ünitesinde ısıtılan su, pompalar vasıtasıyla seraya iletilecektir. Isı İletim sistemi ısı kayıpları minimuma düşürecek şekilde dizayn edilecek, sera içinde bulunan otomasyon sistemi vasıtasıyla ihtiyaç duyulan zaman dilimlerinde seraya sıcak su beslemesi

  12. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman Eren Karpuzoğlu

    1999-12-01

    Full Text Available SES MERMİLERİNİN SEBEP OLDUĞU ÖLÜMCÜL BOYUN YARALARI Fatal neck injuries caused by blank cartridges. Rothscbild MA, Vendura K. Forensic Sci Int 1999 Apr 26; 101(2: 151-9. Start tabancalarından atılan ses mermilerinin yol açtığı ölümcül boyun yaralanmaları olan üç olguyu inceledik. Silahlar ses veya gözyaşartıcı gaz mermileriyle doldurulmuştu. Ne gerçek mermi ne de herhangi bir çeşit projektil materyal içermiyorlardı. Üç olgu da atış anında temas içeriyordu. Silahların ateşlenmesi sırasında ortaya çıkan gaz basıncı üç olguda da geniş yara kaviteleri açılmasına yol açmıştı. Bütün kurbanlar servikal damarların rüptiire olması sonucu kan kaybından öldü, hava embolisi yoktu. Bir olguda, bir adam kendini sekiz kez iki farklı start tabancası ile vurmuştu ve yaralar her silah için, boyunda bıraktığı namlu iziyle uyumluydu. İNTİHAR İÇİN ONDÖRT ATIŞ Fourteen shots for a suicide. Boxho P. Forensic Sci Int 1999 Apr 12; 101(1: 71-7. 56 yaşında bir adam evinin mutfağında bir kan göletinin içinde bilinçsiz olarak bulundu. Bulgulara göre, 22 kalibrelik uzun namlulu tüfekle 14 el ateş ederek kendi göğsünü önden arkaya, sağdan sola, ve neredeyse yatay trajeler izleyen şekilde vurmuştu. Bütün mermi çekirdekleri göğsün sol tarafına girmiş, ve sol koltukaltının arka kısmının hemen altından dışarı çıkmıştı. Bir tanesi sol koluna girmiş ve sol hu- merusunu kırmıştı. Bulgulara ve kan lekelerinin pozisyonlarına göre, adamın tüfeği duvara, bir borunun üzerine dayadığını düşünüyoruz. İki şarjörü göğsüne boşaltacak şekilde ateş etmişti. Her atıştan önce tüfeğin kolunu kurması gerekiyordu. Yeniden doldurmak için, yakındaki üzerinde kan izleri görülen masadan mermileri almıştı. Tekrar doldururken koltuğuna oturmuş ve ayağa kalkmak isterken koltuğun kan lekeleri görülen kollarına dayanmıştı. Koluna giren

  13. Editörden Veda

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Serpil Salaçin

    2000-04-01

    ündemi belirlendi. Gündem; Adli Tıp Uzmanları Derneği’nin bir yayın organı çıkarması tartışılacaktı. Görevler üstlenildi. Bir hummalı çalışmadır sürdü.... Kelimelere aktarırken basitleşiyor. Oysa saat sınırı olmayan, küçük tartışma oturumlarıydı onlar. Beyin fırtınaları yapılıyordu. Nerede mi toplanıyorduk? Çoğunlukla Şebnem’in evinde. Kim bilir kaç hafta sonu Cumaıtesi-Pazar boyunca sürüp giden masa başı çalışmalar idi. Dergi şekillenmeye başlamıştı. Yayına kabul şartlan, danışma kurulu üyeleri ve yazarlarla iletişimde kullanılacak formların oluşturulması, yayınlanacak makalenin basım formatı, danışma kurulunun oluşturulması.. Bir dizi şimdi kolay gibi gelen işlerdi çabalanan. Katkıda bulunması yararlı olacak arkadaş sayısı da artmıştı. Artık evde toplanamayacaktık. Toplantıları İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının toplantı salonuna aldık. Nedense o yıl hava çok soğuktu. Hafta sonu olduğundan ısıtma sistemi de çalışmıyordu. Tartışmalar, kararlar ve yine tartışmalar sonunda kayıttan basıma sorumluluk paylaşımı ve iş akışı yapıldı. Danışma kuruluna davet yazıları yazıldı. Kabuller gelmeye başlamıştı. Derginin ilk sayı çalışmaları sürüyordu. İlk dergi örneği çıktığındaki heyecanımızı ben aktaramam. Ama orada olup bu heyecanı paylaşanlar anımsayacaklardır. Çok hoş bir sevinç ve sürekliliğini sağlamak adına çok ciddi sorumluktu. Hep ileriye yönelik strateji üretmeye çabalamaktı. Bunlar okunurken ya da ben yazarken çok romantik bir üslup gibi görünebilir. Ama o günden beri bu derginin yaşamasına gereksinim olduğuna inanan çok özverili çalışan bir grup arkadaşımızın yapmayı sürdürdüğü çalışmalar, fizik alt yapı ve finans kaynağı yönünden düşünülür ise çok romantik bir iş. Hele birlikte oluştunılanlara katkıda bulunmayıp ya da içinde olup da dışında imiş gibi ele