WorldWideScience

Sample records for bulunan mikroorganizmalar uezerine

  1. Bitlis Etnografya Müzesi'nde Bulunan Geleneksel Giysiler

    OpenAIRE

    Sökmen, Sultan

    2016-01-01

    Bu çalışmada, Bitlis Etnografya Müzesi'nde sergilenmekte olan geleneksel giysilerin kumaş, renk, süsleme ve teknik özelliklerinin tanıtımı amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilgili makamlardan yazılı izin alınarak müze vitrinlerinde sergilenmekte olan ve depolarda koruma altına alınan giysilerin fotoğrafları çekilmiş, gerekli ölçümleri yapılarak teknik özellikleri belirlenmiş, hammadde ve süsleme özellikleri incelenmiştir. Müzede bulunan geleneksel giysi örnekleri yeterince zengin olma...

  2. Gıdaların İyonize Radyasyonla Muhafazasında Radyasyonun Mikroorganizmalar Üzerine Etkileri

    OpenAIRE

    Özbilgin, Seher; Acar, Jale

    2015-01-01

    Gıdalarda bulunabilen mikroorganizmalar iyonlaştırıcı radyasyonla öldürülmekte veya gelişmeleri durdurulmaktadır. Bu da iyonlaştırıcı radyasyonun direkt veya indirekt etkisiyle gerçekleşmektedir. Mikroorganizmanın cinsi, vejetatif veya spor formda oluşu, ortamın bileşimi ve sıcaklık gibi faktörler ışınlara karşı duyarlılığı etkilemektedir. Mikroorganizmalar arasında bakteriler, küf ve mayalara kıyasla ışınlara daha dirençli olup, sporlu bakteriler ve özellikle C. botulinum’ un ışınlara karşı...

  3. ERZURUM/İSPİR YEDİGÖL KÖYÜNDE BULUNAN GELENEKSEL EVLER

    OpenAIRE

    KÖŞKLÜ, Zerrin

    2017-01-01

    İspir,Erzurum il merkezine 144 km. mesafede bulunan, Doğu Anadolu ile Doğu KaradenizBölgesi arasında geçiş özelliği gösteren bir ilçedir. İlçe merkezine bağlı 101köy (köyler 2014 Mahalli Seçimlerinin ardından mahalle olarak tanımlanmaktadır)ve köylere bağlı mezralarıyla oldukça geniş bir alanı kaplayan İspir’in 44 km.kuzeyinde Rize il sınırına en yakın köylerinden biri olan Yedigölbulunmaktadır. KaradenizBölgesine yakınlığı, iklim ve arazi koşulları ile Doğu Anadolu Bölgesindenayrılan Yedigöl...

  4. AVRUPA KAHVERENGİ TAVŞANI (Lepus europaeus Pallas,1778)’NIN DIŞKISINDA BULUNAN BAKTERİ TÜRLERİ

    OpenAIRE

    Özen, Ahmet Selçuk; Ercan Barış, Zeynep Maide; Yılmaz, Ayhan

    2018-01-01

    Bu çalışma, Avrupa Kahverengi tavşanının (Lepuseuropaeus) dışkısında bulunan bakteri türlerinin tespitine dayanmaktadır.Dışkıların laboratuvar analizi iki farklı periyotta gerçekleştirilmiştir.Sonuçta, Gram positifler (+) olarak Kocuira rosea, Aerococcus viridans,Staphylococcus warneri, Staphylococcus saprophyticus ile Bacillus cereus veGram negatif (-) olarak Rhizobium radiobacter, Klebsiella pneumoniae,Klebsiella oxytoca ve Echerichia coli olarak toplam dokuz bakteri türü tespit edilmiştir....

  5. KONYA MEVLÂNÂ MÜZESİ’NDE BULUNAN “12” ENVANTER NUMARALI KUR’AN-I KERİM’İN TEZHİP AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sennur Atalay Varol

    2016-10-01

    Full Text Available Medeniyetlerin tarih boyunca sahip oldukları değerlerin, gelecek nesillere aktarılmasında, en önemli öğelerden biri de sanattır. Kültürel değerlerimizden olan Gelenekli Sanatlarımız geçmişimizin, sanata olan yansımasıyla günümüze ulaşmıştır. Bir milletin kendine has sanatı, halkın kültür seviyesini ve sosyal hayatın sembollerini teşkil eder. Tezyîni sanatlar bu anlayış içinde doğup gelişerek günümüze kadar gelmiştir. Tezyîni sanatlar içinde yer alan tezhip sanatı da yüzyıllar boyunca geçen süreçte yaşadığı gelişmeleri ve değişmeleri göstermektedir. Bu çalışmanın konusunu “Konya Mevlânâ Müzesi’nde bulunan 1314 -15 tarihli, “12” envanter numaralı Kur’an-ı Kerim’in tezhipli sayfaları ve cilt kapakları” oluşturmaktadır. Kur’an-ı Kerim’in ketebe sayfasındaki bilgilerden bu eserin H.724 / M.1314-15 tarihinde, Karamanlı Beylerden Halil b. Mahmud için Katip İsmail b. Yusuf tarafından Konya’da yazıldığını ve Yakup b. Gazi el-Konevî tarafından tezhiplendiğini anlıyoruz. Eserin, gerek hat ve gerekse tezhibi, dönemin özelliklerini göstermesi ve tezhip sanatının tarihi seyrine ışık tutması bakımından önemlidir. Yazıldığı tarih itibariyle Beylik dönemine ait bir eser olmakla birlikte, Selçuklu döneminden hemen sonrasına ait olan bu eserin, önceki dönemin sanat anlayışıyla benzer üslupları bulunmaktadır. Eser; motif, desen ve üslup özellikleri bakımından incelenmiş olup, tasarımında etkili olan üslup özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Eserin tezyinatı, görsel malzemeler ve çizimlerle desteklenerek değerlendirilmiştir.

  6. THE RESTORATION OF PAINTING “NUDE” BY SAİP TUNA FOUND IN COLLECTION OF THE ANKARA STATE MUSEUM OF PAINTINGS AND SCULPTURES [Tr: ANKARA DEVLET RESİM VE HEYKEL MÜZESİ KOLEKSİYONUNDA BULUNAN, SAİP TUNA’YA AİT “NÜ” İSİMLİ TABLONUN RESTORASYONU

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Berna ÇAĞLAR ERYURT

    2018-04-01

    . [TR: Yağlı boya tablo konservasyonu, depolamadan sergilemeye, taşımadan paketlemeye, temizlikten rötuş yöntemlerine değin oldukça hassas ve farklı uzmanlık alanı gerektiren bir koruma dalıdır. Ülkemizde bu alanda uzman sayısının azlığı, araştırma ve yayınların yetersizliği dikkat çekmekte, yapılan sayılı çalışmanın ise genelde bilimsel esaslara dayalı olmadığı gözlenmektedir. Müzelerimizde, özel koleksiyonlarda uzman olmayan kişilerce hatalı uygulamalara maruz bırakılmış veya uygun koşullarda saklanmadıkları için zarara uğramış pek çok eserle karşılaşılmaktadır. Bu eserlerden biri de çalışmamıza konu olan, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nin deposunda bulunan, Cumhuriyet Dönemi’nin önemli ressamlarından Saip Tuna’ya (1904-1974 ait “Nü” isimli yağlı boya tablodur. Bu çalışmamızda söz konusu tablo üzerinde bilimsel yöntemlerle gerçekleştirilen inceleme, belgeleme işlemleri ile koruma ve onarım yöntemleri ele alınmıştır. Bu kapsamda söz konusu tablo tahribatsız (görsel ve mikroskobik yöntemlerle incelenmiş; eğimli ışık, arkadan aydınlatma ve mor ötesi ışık yardımıyla tabloyu oluşturan katmanlardaki bozulmalar ve önceki onarımlar tespit edilmiştir. Yoğun vernik uygulaması, hatalı rötuş gibi, eserin özgün yapısına uygun olmayan malzeme/yöntemler kullanılarak yapılmış önceki onarım müdahaleleri ile elverişsiz depolama koşullarından kaynaklanan sorunların eserde bozulmalara/hasarlara yol açtığı gözlenmiştir. Tespit edilen bozulmalar ve hasarlar doğrultusunda tablonun onarım çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışma ile elde edilen veriler, koruma ve onarım uygulamalarının başarısında alan uzmanlığının önemi kadar, bilimsel araştırma ve incelemeye dayalı tespit ve teşhisin de gerekliliğini ortaya koymaktadır.

  7. WOLFRAM (DIDMOAD) SENDROMU BULUNAN BİR OLGUDAKİ ORAL BULGULAR (OLGU BİLDİRİMİ)

    OpenAIRE

    Hatipoğlu, Hasan; Hatipoğlu, Müjgan Güngör; Kansu, Özden

    2018-01-01

    Wolfram Sendromu, nadir görülen konjenital, birçok sistemi etkileyebilen sendromdur. Diabetes mellitus,diabetes insipidus, optik atrofi ve sağırlık ile karakterizedir. Hastalarda nörolojik rahatsızlıklar ile üriner sistemrahatsızlıkları ve psikolojik rahatsızlıklar da izlenir. Diabetes mellitus ve optik atrofi ilk ortaya çıkan bulgulardır.Bu olgu raporunda 20 yaşındaki Wolfram sendromlu erkek hastanın klinik ve radyografik ağız bulgularısunulmaktadır.

  8. Gıdaların İyonize Radyasyonla Muhafazasında Radyasyonun Mikroorganizmalar Üzerine Etkileri

    OpenAIRE

    Özbilgin, Seher; Acar, Jale

    2014-01-01

    Ionizing radiations can be used to destroy or to inhibit the growth of microorganism in founds. This can be done by either direct or indirect effects of ionizing radiations. The radiation sensitivity of any particular microorganisms is influence by such factors as species or strain of microorganism, stage of development (e.g. vegetative or spore), chemical composition of medium and temperature. Among the microorganism, bacteria are the most resistant to effect of radiation than yeast and mol...

  9. Domates Salçalarının Mikroflorası ve Depolama Sürecinde Miktarlarındaki Değişiklikler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fikri Başoğlu

    2015-02-01

    Full Text Available - Ticari sterilize edilen domates salçasının muhafazası esnasında sterilliği azalmaktadır. 12 aylık muhafaza süresinde sterillik %100’den %15 ve 8’e hatta daha aza düşebilir. - Pastörizasyonda tatbik edilen sıcaklık derecesi (89-93 oC laktik asit bakterileri ile maya ve küflerin yaşamasına imkan vermemektedir. - Domates salçasının kalıntı mikroflorasını umumiyetle spor yapan bakteriler (B. subtilis, B. mesentericus, B. cereus ..... temsil etmektedir. - Domates salçasının kuru maddesi %28-30 veya %38-40 olması B. subtilis ve B. mesentericus’un ölmesine tesir etmemektedir. - Salçanın 10-15 oC ta muhafaza edilmesi termofil mikroorganizmaların çoğalmasına engel olmaktadır. - Salçanın pH’sı yükseltilirse sporlar çabuk gelişmektedir. - Hermetikli kapatmadaki hatalarda laktik asit bakterileri ve mayalar salçayı bozmaktadırlar. - Salçada bulunan bazı sporlu ve sporsuz mikroorganizmaların termal ölüm müddetlerine ortamın pH’sı, organik asitler ve spor konsantrasyonu etki etmektedir.

  10. Ankara’da Tüketime Sunulan Pastörize Sütlerin Hijyen İndeksi bazı Mikroorganizmalar Yönünden İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Belgin Sarımehmetoğlu

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Ankara’da Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında tüketime sunulan ve farklı marketlerden alınan 100 adet pastörize süz numunesi mikrobiyolojik kaliteleri yönünden incelenmiştir. Numunelerin maksimum %44’ünden 103-104 kob/ml aerob mezofil mikroorganizma, %44’ünden 102-103 kob/ml enterobakteri, %49’undan 2.0x101-102 kob/ml koliform ve %6’sından E. coli, %43’ünden 2.0x101-102 kob/ml enterokok ve %44’ünden >2.0x101 kob/ml koagülaz (+ stafilokok izole edilmiştir. Ankara’da yaz aylarında tüketime sunulan pastörize sütlerin, Gıda Maddeleri Tüzüğü’nün önerdiği mikrobiyolojik kalite kriterlerinin üzerinde mikroorganizma içerdiği için bu sütlerin tüketilmesinin potansiyel risk oluşturabileceği sonucuna varılmıştır.

  11. Piyasada Fermente Sucuk Olarak Satılan Ürünlerin Kalite Özelliklerinin Saptanması ve Geleneksel Türk Fermente Sucuğu ile Karşılaştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halime PEHLİVANOĞLU

    2015-07-01

    Full Text Available Bu çalışma, günümüz Türkiye’sinde marka olmuş firmalar tarafından üretilen ve fermente sucuk etiketi ile piyasaya sunulan sucukların karakteristik özelliklerinin araştırılması ve Geleneksel Türk Fermente Sucuk özellikleri ile karşılaştırılması amacı ile yapıldı. İstanbul piyasasında çeşitli markalarda satışa sunulan ve üzerinde fermente sucuk etiketi bulunan 30 adet sucuk numunesi çalışmada materyal olarak kullanıldı. Numunelerin tümünde Toplam Mezofil Aerob Mikroorganizmalar, Koliform Grubu Mikroorganizmalar, Laktik Asit Bakterileri, Stafilokok ve Mikrokoklar ile Küf ve Mayalar araştırıldı. Ayrıca pH değeri, rutubet miktarı, yağ miktarı, protein miktarı ve duyusal özellikleri incelendi. Elde edilen duyusal, fiziko-kimyasal ve mikrobiyolojik bulgulara göre, incelenen 30 adet sucuk numunesinin 8 adedinin (%26,6 fermente sucuk özelliğine yakın olduğu, 9 adedinin (%30,0 yarı fermente ve 13 adedinin (%43,3 ise ısıl işlem görmüş fermente olmayan sucuklar olduğu saptandı. Bu sonuçlara göre, fermente sucuk etiketi ile piyasaya sunulan ürünlerin 22 adedinin (%73,3 tam fermente olmaması nedeni ile ilgili yönetmelikler açısından taklit ve tağşiş kapsamına girdiği sonuç ve kanaatine varıldı.

  12. SOME THOUGHTS ABOUT CRAFTSMAN INSCRIPTIONS PRESENT AT THE TURKISH ERA BUILDINGS IN NORTHERN AZERBAIJAN / KUZEY AZERBAYCAN’DAKI TÜRK DÖNEMI YAPILARINDA BULUNAN USTA KITABELERI ÜZERINE BAZI DÜSÜNCELER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dr. Ersel ÇAĞLITÜTÜNCĐGĐL

    2008-12-01

    Full Text Available Turkic republics, which gained theirindependency after the collapse of Soviet Union, get intouch with the other states on social, economic andcultural relations, especially with Türkiye. Manyscientists have had the chance to go to these regions forthe scientific researches and to examine the artmonuments, which are the most important evidences ofthe Turkish identity, after the collapse.Turkish art, which takes its strength fromthe depth of history, has been fed continually from itsroots extended to Central Asia and Caucasus. In thisstudy, the inscriptions, which are the primary sources ondating the architectural monuments constructed inAzerbaijan between XI-XIX centuries, have beenexamined and the superscriptions of the constructionand decoration masters’ and some other problems havebeen introduced.

  13. İzmir İlinde Bulunan Termal Sularda Gelişen Bazı Termofilik Mavi-Yeşil Alglerin (Siyanobakterilerin İzolasyonu ve Moleküler Tayini.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kerem Yüksel

    2015-12-01

    Full Text Available İzmir ili ve çevresindeki termal tesislerden elde edilen mavi-yeşil algler (siyanobakteriler laboratuar ortamında izole edilip, moleküler yöntemlerle tür tayini çalışılmıştır. Zeytindalı kaplıcaları, Şifne Termal Otel ve Balçova Termal Otel olmak üzere 3 istasyondan elde edilen 4 mavi-yeşil alg (siyanobakteri türü, laboratuarda kültür ortamında saflaştırılarak izole edilmişlerdir. Daha sonra elde edilen hücrelerden, DNA izolasyonu sonucu elde edilen DNA’lar PCR’da çoğaltılmıştır. Siyanobakterilere özgü primerler kullanılarak 16S rRNA gen bölgeleri tekrar PCR’da çoğaltılarak elde edilen dizi analizi verileri bilgisayar programlarında yorumlanarak filogenetik bakımdan tür tayini yapılmaya çalışılmıştır. Dizi analizlerine göre yapılan tür tayini doğrultusunda, örneklerden üçünün Geitlerinema cinsi olduğu diğer 1 türün ise kültürü belirlenmemiş tür olduğu belirtilmiştir

  14. Samanlarda Biyolojik Muamelelerle Lignoselüloz Kompleksin Sindirilebilirliğinin Artırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aydan Atalar

    2017-12-01

    Full Text Available Samanların hücre duvarında bulunan lignoselüloz kompleksin parçalanması ile selüloz ve hemiselüloz gibi rumen fermantasyonuyla sindirilebilir fraksiyonlar elde edilir. Rumende sindirilmeyen ligninin biyoteknolojik metotlarla parçalanarak samandan yararlanılabilirliğin artırılması son yıllarda hayvan beslemecilerin odak noktası olan alanlarından birisi olmuştur. Lignoselüloz kompleksin biyolojik metotlarla muamelesinde bakteriler, mantarlar ve bu mikroorganizmalardan elde edilen enzimler kullanılmaktadır. Bakteri muamelesinde Mycobacterium, Arthrobacter ve Flavobacterium türü bakterilerin lignini parçalayabilme özelliğinden yararlanılmaktadır. Enzim muamelesi etkili olmasına rağmen yüksek maliyet nedeniyle uygulamada yer bulamamıştır. Mantar muamelesinde beyaz, kahverengi ve yumuşak çürüme yapan 3 tür mantar kullanılmaktadır. Kahverengi çürükçül mantarlar tercihen selüloz ve hemiselüloza saldırır, ancak lignini parçalayamaz. Beyaz çürükçül mantarlar lignine saldırarak lignol bağları ve aromatik halkayı parçalarlar. Beyaz çürükçül mantarlar selülaz, ksilanaz gibi hidrolitik enzimlerle polisakkaritleri ve lignin peroksidaz ve lakkaz gibi oksidatif ligninolitik enzimlerle lignini parçalarlar. Lignoselülozik materyalleri en iyi parçalayabilen mikroorganizmaların mantarlar olması ve maliyetin düşük olması nedeniyle özellikle beyaz çürükçül mantarların uygulama potansiyeli bulunmaktadır. Bu bildiride biyoçeşitliliğin sağladığı avantajla biyolojik metotlarla samanların sindirilebilirliğinin artırılması tartışılacaktır.

  15. Kefir

    OpenAIRE

    Koçak, Celalettin; Gürsel, Asuman

    1981-01-01

    Kefir çok eski bir fermente süt mamülü olup, hammaddesi keçi, koyun ve inek sütüdür. %0.6-0.8 alkol içermesi nedeniyle fermente süt içkisi olarak tanınır. Günümüzde kefirin birçok hastalıklar üzerindeki iyileştirici etkisinden dolayı önemi artmıştır. Kefir üretiminde fermantasyonu sağlamak üzere kefir tanelerinden yararlanılır. Kefir taneleri sarımtırak renkte olup takriben bezelye büyüklüğündedir. Bu taneler kazein ve birbirleri ile ortaklaşa yaşayan mikroorganizmaların meydana getirdiği j...

  16. Kefir

    OpenAIRE

    Celalettin Koçak; Asuman Gürsel

    2015-01-01

    Kefir çok eski bir fermente süt mamülü olup, hammaddesi keçi, koyun ve inek sütüdür. %0.6-0.8 alkol içermesi nedeniyle fermente süt içkisi olarak tanınır. Günümüzde kefirin birçok hastalıklar üzerindeki iyileştirici etkisinden dolayı önemi artmıştır. Kefir üretiminde fermantasyonu sağlamak üzere kefir tanelerinden yararlanılır. Kefir taneleri sarımtırak renkte olup takriben bezelye büyüklüğündedir. Bu taneler kazein ve birbirleri ile ortaklaşa yaşayan mikroorganizmaların meydana getirdiği j...

  17. Kefir

    OpenAIRE

    Koçak, Celalettin; Gürsel, Asuman

    2014-01-01

    Kefir çok eski bir fermente süt mamülü olup, hammaddesi keçi, koyun ve inek sütüdür. %0.6-0.8 alkol içermesi nedeniyle fermente süt içkisi olarak tanınır. Günümüzde kefirin birçok hastalıklar üzerindeki iyileştirici etkisinden dolayı önemi artmıştır. Kefir üretiminde fermantasyonu sağlamak üzere kefir tanelerinden yararlanılır. Kefir taneleri sarımtırak renkte olup takriben bezelye büyüklüğündedir. Bu taneler kazein ve birbirleri ile ortaklaşa yaşayan mikroorganizmaların meydana getirdiği j...

  18. Morchella conica (Pers.) Boudier Ve Suillus luteus (L.) S. F. Gray Makrofunguslarının Antimikrobiyal Aktiviteleri

    OpenAIRE

    DUMAN, Rüstem; DOĞAN, Hasan Hüseyin; ATEŞ, Ali

    2003-01-01

    Bu çalışmada, iki makrofungus türünden [ Morchella conica (Pers.) Boudier ve Suillus luteus (L.) S. F. Gray ] çeşitli çözgenler yardımıyla elde edilen ekstrelerin farklı test mikroorganizmalarına karşı antimikrobiyal etkileri Disk Difüzyon metodu ile ölçülmüştür. Bulgularımıza göre; Morchella conica’ nın kloroform ekstresinin Sarcina lutea ATCC 9341’ ya, etanol ekstresinin Streptococcus salivarius RSHE 606’a, Suillus luteus’un etanol ekstresinin de Streptococcus mutans NCTC 10449 bakteri kült...

  19. Bakterisel Alfa-Amilaz Önemi, Özellikleri ve Üretim Teknolojisi

    OpenAIRE

    Esener, A. Aydın

    2015-01-01

    Enzimler biyolojik katalizörlerdir. Çeşitli mikroorganizmalar, çevrelerini yaşamları için elverişli bir hale getirebilme çabası ile bazı enzimleri bünyelerinde sentez edip hücre duvarından dışarıya salgılamaktadırlar. Alfa-amilaz da bu tür bir enzim olup, özellikle nişasta gibi doğal kaynaklı ham maddelerin parçalanmasında kullanılmaktadır. Endüstride geniş tüketim olanakları bulan bu enzimin, modern yöntemlerle üretilmesi, özellikle fermente olabilir tarım artığı maddelerin bol olduğu Türkiy...

  20. PROBİYOTİK MAYA : SACCHAROMYCES BOULARDİİ

    OpenAIRE

    Alkan, Rezan

    2013-01-01

    Probiyotikler uygun miktarlarda kullanıldığında konakçı sağlığı üzerinde yararları olan, bağırsakta canlı kalabilen ,sindirime dirençli bakteri ve maya gibi canlı mikroorganizmalar olarak tanımlanmaktadır. Saccharomyces boulardii  patojen olmayan bir maya olup, tedavi edici olarak kullanılmaktadır. Kontrollü olarak yapılan klinik çalışmalarda S.boulardii’nin çeşitli bağırsak hastalıklarının önlenmesi ve ...

  1. Patojen Bakterilerin Dondurmada Canlı Kalma Sürelerinin Tespiti Üzerinde bir Araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Necati Akbulut

    2015-02-01

    Full Text Available Araştırmada patojen olarak bilinen Escherichia coli, Salmonella typhimurium, Staphylococcus aureus, Yersinia enterocolitica ve Klebsiella pneumonia türü mikroorganizmaların dondurmanın depolanması sırasındaki canlı kalma düzeyleri incelenmiştir. Yukarıda adı geçen patojenlerin ürünün iki aylık depolama periyodunda canlılıklarını devam ettirebildikleri ve özellikle Klebsiella pneumonia ile Yersinia enterocolitica’ nın diğerlerine göre soğuğa karşı dirençli oldukları, buna paralel olarak da mililitredeki sayılarının daha yüksek olduğu saptanmıştır.

  2. ÇUKUROVA KOŞULLARINDA ÇİVİOTU (Isatis tinctoria)' NUN PERFORMANSININ BELİRLENMESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

    OpenAIRE

    TANSI, Sezen

    2014-01-01

    Isatis tinctoria Cruciferae familyasından bir bitkidir. Çiviotu Türkiye'de doğal olarak bulunan ve iyi gelişen çok yıllık bir boya bitkisidir. Mavi boyanın kaynağı indigotindir. İndigotin, yapraklarda bulunan isatan B adlı bir maddenin hava ile temasından mavi renge dönüşmesi ile üretilmektedir. Bu gün ev boyacılığında kullanılan bir yöntemle yaprakların su ile kaynatılması ile kolaylıkla elde edilen Isatan B'nin alkali solüsyonu ile indigo elde edilmektedir. Bu araştırmada, Çukurov...

  3. Görsel Obruk Envanter Bilgi Sistemi için Web Tabanlı Servis Uygulaması; Konya Kapalı Havzası Örnek Çalışması

    OpenAIRE

    ORHAN, Osman; YAKAR, Murat; KIRTILOGLU, Osman Sami

    2017-01-01

    Obruk, yatay veya yataya yakın tabakalı kireç taşlarında bulunan yeraltı nehirlerinin veya aktif mağara tavanlarının çökmesi sonucu oluşmuş, baca veya kuyu görüntüsü veren derin çukurluklara verilen isimdir. Obruklar karst arazi denilen, genelde suyun kolayca eritebildiği kireçtaşları ve karbonatlar içeren düzlüklerde bulunan derin çukurlar şeklinde görünürler. Ülkemizde obruk oluşumları, Konya Kapalı Havzası'nda yer alan Obruk Platosunda çok sıklıkla görülmektedir. Bu platoda y...

  4. XIII.Yüzyılda Eyyubiler, Memlükler ve Latin Doğu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    R. Stephen HUMPREYS

    2007-06-01

    Full Text Available Müslüman yöneticiler ve güney batı Asya halkları arasında, kendi aralarında yaşayan (protoemperyalist veya kafir gibi betimlemeleri bulunan Haçlılara karşı koyma ve onları defetme miti baş­ langıçtan beri mevcuttu.

  5. Natürel Zeytinyağındaki Uçucu Aroma Bileşenleri ve Duyusal Kalite Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dilşat Bozdoğan Konuşkan

    2015-02-01

    Full Text Available Natürel zeytinyağında bulunan uçucu aroma bileşenlerinin, zeytinyağının lezzet ve aroması üzerine etkisi oldukça önemlidir. Zeytinyağında 280’e yakın uçucu bileşen tespit edilmiş olup, bunlardan 70 kadarının aromaya direkt etkisi olduğu belirlenmiş ve zeytinyağında lezzetten sorumlu grup olarak tanımlanmıştır. Zeytinyağındaki uçucu aroma bileşenlerinin kompozisyonu, başta enzimatik reaksiyonlar olmak üzere, çevresel ve teknolojik faktörlere bağlı olarak değişmektedir. Yüksek kalitedeki zeytinyağlarında bulunan 5 ve 6 karbonlu bileşenler ile özellikle 6 karbonlu uçucu bileşenler, toplam uçucu bileşenlerin % 60-80’ini oluşturmaktadır. Natürel zeytinyağında algılanan meyvemsi, acı-yakıcı (bitter ve keskin-buruk tatlar, duyusal kaliteyi olumlu yönde etkileyerek, tüketici beğenisini sağlamaktadır. Bu çalışmada, natürel zeytinyağında bulunan uçucu aroma bileşenleri ve oluşumları üzerinde etkili olan faktörler ile bunların yağın duyusal kalitesi üzerine olan etkileri üzerinde durulmuştur.

  6. Berkeley 51 Kümesinin Temel ve Astrofiziksel Parametrelerinin Belirlenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İnci Akkaya Oralhan

    2016-10-01

    Full Text Available Galaksimizin birinci çeyreğinde bulunan ve daha önce çok az çalışılmış açık yıldız kümelerinden biri olan Berkeley 51 kümesinin temel astrofiziksel ve yapısal parametreleri CCD UBV(RIC ve 2MASS JHKS verileri kullanılarak elde edilmiştir. Kümeye ait CCD UBV(RIC verileri Meksika’da bulunan San Pedro Martir Ulusal Gözlemevi’nden 84cm’lik teleskop ile alınmıştır. Küme üyeliklerinin belirlenmesinde ise PPMXL kataloğundaki öz hareket verileri kullanılmıştır. Buna küre bu küme için elde edilen limit yarıçap Rlim=2.5 yay dakikası, kızarma E(B-V=0.85±0.05 kadir, E(J-H=0.28±0.02 kadir, uzaklık modülü DM=(m-M0=10.66±0.04 pc, uzaklığı d=1355±27 pc ve logaritmik yaş log(A=9.54±0.03 Myıl olarak bulunmuştur. Küme için ilk kez bulunan metal ve ağır element bolluğu ise sırasıyla [Fe/H]=-0.38 ve Z=0.006 olarak elde edilmiştir.Anahtar kelimeler: Açık yıldız kümeleri-Berkeley 51

  7. Kimyasalların radyoaktif olmayan lokal lenf düğümü yöntemi ile rölatif temas alerjisi potansiyelinin araştırılması ve yama testi sonuçları ile karşılaştırılması

    OpenAIRE

    ÜLKER, Özge

    2010-01-01

    Lokal Lenf Düğümü Yöntemi (LLNA), temas alerjenlerinin sensitize edici aktivitelerinin uygulama yerinde bulunan lenf düğümlerindeki artan indüklenmiş proliferatif cevap olarak ölçüldüğü ve bu şekilde bu alerjenlerin tespit edilerek sınıflandırılmasında kullanılan bir test metodudur. LLNA, ECVAM (European Center for the Validation of Altern...

  8. Salicornia, Sarcocornia ve Arthrocnemum cinslerinin (Chenopodiaceae) Türkiye taksonomik revizyonu

    OpenAIRE

    YAPRAK, Ahmet Emre

    2008-01-01

    Bu çalışmada Türkiye’de bulunan Salicornia L., Sarcocornia A. J. Scott ve Arthrocnemum Moq. cinslerine ait türlerin morfolojik, karyolojik, biyocoğrafik özelliklerinin ve filogenetik ilişkilerinin tanımlanması amaçlanmıştır. Araştırmalar sonucunda Türkiye Florasında verilen Salicornia fragilis P. W. Ball & Tutin, Salicornia europaea L. ve Sarcocornia fruticosa &l...

  9. Physiological Investigation Of Rhodobacter Sphaeroides

    OpenAIRE

    Özmeral, Özge

    2013-01-01

    Rhodobacter sphaeroides metabolik olarak geniş bir organizasyona sahip olan α-3 mor non-sülfür bir organizmadır. Oksijensiz ortamda R. sphaeroides hücreleri fotosentez, solunum ve fermantasyon yaparak çoğalabilir. R. sphaeroides hücrelerinde bulunan fotosentez yapımından sorumlu olan fotosentetik yapıları oksijenin varlığında oksijen tarafından zarara uğratıldığından fotosentez sadece oksijensiz ortamda meydana gelebilir. R. sphaeroides hücreleri fotosentezi fotoheterotrofik ve fotoototr...

  10. Kefir Kültürünün Beyaz Peynir Yapımında Kullanılması Üzerine bir Araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hasan Yaygın

    2015-02-01

    Full Text Available Beyaz peynir yapımında kullanılacak saf kültürde yer alması gereken mikroorganizmaları saptamak amacı ile bazı çalışmalar yapılmıştır. Araştırıcıların çoğunluğu saf kültürde S. lactis, S. cremoris ve L. casei’ nin bulunması gerektiğini belirtmişlerdir. Bu çalışmada beyaz peynir yapımında saf kültür olarak kefir kültürü kullanılmıştır. Kefir kültüründe söz konusu bakterilerle beraber bazı maya ve bakteriler de bulunmaktadır. Araştırma sonuçları kefir kültürü katılan sütten yapılan beyaz peynirde asitlik gelişiminin istenilen düzeyde olduğu; tat ve aroma ile yapının tüketiciler tarafından beğenildiğini ortaya çıkarmıştır.

  11. Balıkta Avlanma Sonrası Meydana Gelen Biyokimyasal Değişmeler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayla Soyer

    2015-02-01

    Full Text Available Balık, et kalitesinin ve besin değerinin yüksekliğinden dolayı sevilen bir gıdadır. Balıktaki lipidler, proteinler ve protein olmayan bileşikler ölüm sonrası oluşan ortam nedeniyle biyokimyasal reaksiyonlara maruz kalmaktadırlar. Balıktaki temel enerji kaynakları olan adenozin trifosfat (ATP ve kas glikojeni, ölüm sonrası sürekli üretimin durması sonucu süratle harcanmaktadır. ATP’nin harcanması ve membran bütünlüğünün bozulması sonucu aktin ve miyosin köprüleri geri dönüşsüz olarak oluşmaktadır (rigor-mortis. ATP’nin hipoksantine parçalanması, oluşan anaerobik ortamda glikoliz yoluyla kas glikojeninden laktik asit oluşması, trimetilamin oksitten trimetilamin oluşması ortamdaki enzimler ve mikroorganizmaların varlığında ileri düzeyde biyokimyasal reaksiyonlara neden olmakta, lipidler ve proteinlerde meydana gelen değişmeler balık tat, koku ve tekstüründe değişmelere yol açmaktadır.

  12. Anne Sütü ve Mikrobiyota Gelişimi

    OpenAIRE

    GÜNEY, Rabiye; ÇINAR, Nursan

    2017-01-01

    Sağlıklı mikrobiyotanın etkisine yönelik yapılan çalışmalarda, çocukların gelecekteki sağlığı için mikrobiyota gelişiminin büyük önem taşıdığı vurgulanmaktadır. Astım, şeker hastalığı, obezite gibi birçok hastalığın zarar görmüş ya da gelişmemiş bağırsak mikrobiyotası ile yakın ilişkisi bulunmaktadır. Anne sütü, sağlıklı bir bağırsak mikrobiyotasının gelişmesi için bebeğe aktarılan çok sayıda non-patojen bakteriyi içinde barındırmaktadır. Bununla birlikte, anne sütündeki mikroorganizmaların n...

  13. Probiyotik Mayalar ve Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice Yıldıran

    2017-10-01

    Full Text Available Probiyotikler tüketicinin sağlığı üzerinde olumlu etkileri olan mikroorganizmalardır. Probiyotik uygulamalarının sağlık üzerine etkileri hakkında yapılmış pekçok araştırma bulunmaktadır. En yaygın kullanılan probiyotik bakteriler; bifidobakteriler ve laktobasiller, laktokoklar ve streptokoklar gibi laktik asit bakterileridir. İnsanlar için probiyotik olarak kullanılan mikroorganizmalar arasında ayrıca mayalar, basiller ve enterokoklar da bulunmaktadır. Probiyotik mayalar son yıllarda bilim insanları için ilgi çekici bir alan olmuştur. Yapılan bazı çalışmalar Saccharomyces cinsine ait türlerin antibakteriyel ve probiyotik özelliklere sahip olabileceklerini göstermiştir. Saccharomyces boulardii yıllardır insanları farklı gastrointestinal rahatsızlıklarından korumak veya hastalıklardan iyileştirmek amacıyla probiyotik olarak kullanılan, patojenik olmayan bir mayadır. S. boulardii özellikle ilaç endüstrisinde genellikle liyofilize formda kullanılmaktadır. Yapılan bu derleme çalışmasında probiyotikler, mayaların probiyotik olma özellikleri ve probiyotik mayaların kullanım alanları hakkında bilgiler verilmiş ve bu alanda yapılan araştırmalardan örnekler sunulmuştur.

  14. Kefir

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Celalettin Koçak

    2015-02-01

    Full Text Available Kefir çok eski bir fermente süt mamülü olup, hammaddesi keçi, koyun ve inek sütüdür. %0.6-0.8 alkol içermesi nedeniyle fermente süt içkisi olarak tanınır. Günümüzde kefirin birçok hastalıklar üzerindeki iyileştirici etkisinden dolayı önemi artmıştır. Kefir üretiminde fermantasyonu sağlamak üzere kefir tanelerinden yararlanılır. Kefir taneleri sarımtırak renkte olup takriben bezelye büyüklüğündedir. Bu taneler kazein ve birbirleri ile ortaklaşa yaşayan mikroorganizmaların meydana getirdiği jelatinimsi kolonilerden oluşmuştur. Bu kolonilerin florasına bakteri ve mayalar hakimdir. Kefir üretiminde kullanılacak sütler homojenize ve ısıtma işlemlerine tabi tutulduktan sonra, kefir taneleri kullanılarak hazırlanan bulk starter ilave edilerek inkübasyona alınır. Bu evrede, laktik asit, alkol CO2 oluşmakta, kefir özel maya tat ve aroması kazanmaktadır. İnkübasyondan sonra olgunlaştırılarak paketlenen kefir tüketime sunulmaya hazır hale gelir.

  15. Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nalan YILMAZ SARIÖZLÜ

    2010-10-01

    Full Text Available Eskişehir/Türkiye’deki ılıca sularındaki bakteriyel topluluğun ortaya konulması ve incelenmesi için 7 ılıca su örneği 7 farklı ılıcadan toplanmıştır. Tüm örnekler dört farklı besi ortamına (nutrient agar, su-maya ekstraktı agar, triptik soy agar, nişasta-kazein agar inoküle edilmiştir. 50 °C’de 14 günlük inkübasyondan sonra tüm bakteri kolonilerinin sayımı yapılıp saflaştırılmıştır. Tüm izolatların gram reaksiyonları, katalaz veoksidazözellikleri belirlenmişve BIOLOG, VITEK veotomatikribotiplendirme sisteminde (RiboPrinter incelenmişlerdir. Bu bakterilerin ampisilin, gentamisin, trimetoprim-sülfametoksazol ve tetrasiklin antibiyotiklerine karşı dirençliliği incelenmiştir. Sonuç olarak normal insan florasına ilaveten ısıya dirençli patojenik mikroorganizmalar incelenen alandaki ılıca sularında (43-50 °C belirlenmiştir. Altı genusa ait 10 farklı tür Alysiella filiformis, Bordetella bronchiseptica, B. pertussis, Molexalla caprae, M. caviae, M. cuniculi, M. phenylpyruvica, Roseomonas fauriae, Delftia acidovorans ve Pseudomonas taetrolens olarak tanımlanmıştır

  16. Ankara’daki Askeri Birliklerin İhtiyacı İçin Alınan Sığır Etlerinin Mikrobiyolojik Kaliteleri Üzerinde Araştırmalar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Göksel Nursoy

    2015-02-01

    Full Text Available Bu çalışma, Ankara’daki askeri birlikler için Et ve Balık Kurumu’ndan satın alınan sığır etlerinin, teslim aşamasında ve tüketim için mutfakta parçalama işlemi yapıldıktan sonra mikrobiyolojik kalitelerinin belirlenmesi amacı ile ele alınmıştır.           Karkas ve parça et örnekleri aerob genel canlı, enterobakteri, stafilokok-mikrokok, koliform bakteri, enterokok, laktobasil, psikrofilik bakteri, maya ve küf, pseudomonas, E. coli sülfit indirgeyen anaerob ve S. aureus yönünden incelenmiştir. Sonuç olarak karkasların ve bunlara ait parça etlerin araştırılan mikroorganizmalar yönünden oldukça yüksek düzeyde kontamine oldukları, etle ilgili personelin, et parçalamada kullanılan alet ve ekipmanın bu kontaminasyonda en büyük kaynağı oluşturdukları, gerek nakliye, gerekse etin parçalanması aşamalarında hijyen kurallarının yeterince uygulanmadığı gözlenmiştir.

  17. opraktan izole edilen Bacillus türlerinin tanımlanması ve biyolojik özelliklerinin araştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice Katı

    2016-08-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Giresun adasından toplanan toprak örneklerinden Bacillus izolasyonu yapılmıştır. Bu izolatlar morfolojik, biyokimyasal ve moleküler olarak tanımlanmıştır. Tanımlanan Bacillus’larda bazı ekstrasellüler enzimlerinin varlığı kalitatif olarak incelenmiştir. Ayrıca Bacillus izolatlarının bazı bakterilere karşı antibakteriyal aktiviteleri agar difüzyon metoduna göre araştırılmıştır. Sonuç olarak 38 izolat B. cereus grubu üyesi, 7 izolat B. thuringiensis, 10 izolat B. megaterium, 6 izolat B. pumilus ve 12 izolat Bacillus sp. olarak tanımlanmıştır. Bacillus izolatlarının ekstrasellüler enzim aktivite sonuçları değerlendirildiğinde 38 izolatın amilaz, 53 izolatın lipaz/esteraz, 16 izolatın kitinaz, 7 izolatın ksilanaz, 2 izolatın pektinaz, 73 izolatın proteaz ve 35 izolatın selülaz enzim aktivitesi pozitif olarak bulunmuştur. Çalışmada kullanılan Bacillus izolatları test edilen mikroorganizmaların gelişmelerini değişik oranlarda engellemiştir. Dokuz izolat yüksek antibakteriyal aktivite göstermiştir.

  18. Listeria monocytogenes’in Gıdalarla Olan Kişisel Özellikler, İzolasyonu ve Patojenitesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mert Kaytanlı

    2015-02-01

    Full Text Available 1930’lu yıllara kadar Listeria monocytogenes’in yalnızca hayvanlar için patojen bir mikroorganizma olduğu görüşü yaygındı. Ve mikroorganizma henüz yeteri kadar iyi tanımlanamadığı için L. monocytogenes içeren örnekler çoğu kez patojenite açısından negatif olarak kabul edilmişlerdir. Tesadüfen mikroorganizma varlığı fark edildiği zaman laboratuvar kontaminasyonu kabul edilip, gereken önem verilmiyor, sonuç olarak Listeria infeksiyonlarından başka mikroorganizmalar sorumlu tutuluyorlardı. Mikroorganizmanın tanımlanmasından sonra gıda zehirlenmelerindeki rolü ve epidemiyolojisi açıklık kazanmaya başladı. Eldeki verilere göre 1979 yılında Boston’da, 1983 yılında Massachusettes ve 1985 yılında Kaliforniya’da görülen listeriosis vakalarında infekte olan insanların %30’unun ölümüyle L. monocytogenes’in patojenik potansiyelinin çok yüksek olduğu kanıtlanmıştır. Gerekli önlemler alınmadığı taktirde gelecekte yüksek ölüm oranına yol açan Listeria infeksiyonlarından sıkça söz edileceği muhakkaktır.

  19. Lactobacillus casei’nin Sağlık Üzerine Etkileri ve Gıda Endüstrisinde Kullanımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Vesile Funda Sömer

    2015-02-01

    Full Text Available Lactobacillus casei suşları çiğ ve fermente süt ürünleri, taze sebzeler, bitkisel fermente ürünler, anne sütü, insan ve diğer sıcakkanlıların sindirim sistemi, toprak ve göl gibi çeşitli ortamlarda yaygın olarak bulunmaktadır. Bu bakteriler yüksek miktarda laktik asit üretimi, ürünlerin lezzet, aroma ve duyusal özelliklerini iyileştirme, düşük pH ve safra tuzuna yüksek tolerans, antimikrobiyel ve antidiyarejenik gibi özellikleri sayesinde gıda endüstrisinde, özellikle fermente süt ürünlerinin üretilmesinde başlatıcı kültür ve probiyotik olarak kullanılmaktadır. L. casei suşlarının kanser tedavi sürecini hızlandırma, bağışıklık sistemini uyarma, kolesterol seviyesini düşürme, çeşitli kronik hastalıklara karşı etki gösterme, patojen mikroorganizmaların gelişmesinin engellenmesi gibi sağlık üzerine pek çok olumlu etkisi belirlenmiştir. Bu derlemede L. casei’nin sağlık üzerindeki olumlu etkileri ve endüstriyel kullanım alanlarına değinilirken, bu konuda yapılan çalışmalardan örnekler verilmektedir.

  20. Kamptotesin

    OpenAIRE

    Kurtan, Merve; Kurtoğlu, Sezin; Melikoğlu, Gülay

    2014-01-01

    Monoterpen indol alkaloit olan kamptotesin ilk olarak 1957’deÇin’de bulunan Camptotheca acuminata Decaisne türünden eldeedilmiştir. Kamptotesin sadece C. acuminata (Nyssaceae)bitkisinde değil Icacinaceae, Rubiaceae, Loganiaceae veApocynaceae gibi çeşitli familyalara ait başka bitkilerde debulunmuştur. Bu çalışma, kamptotesin ve kamptotesin türevlerininbitkiler alemindeki dağılımı ile ilgili ayrıntılı bir değerlendirmesağlamaktadır. Antitümör alkaloit olarak bilinen kamptotesin DNAtopoizomeraz...

    1. İnsanlarda Zika Virüsü Enfeksiyonları ve Korunma

      OpenAIRE

      ÇALMAN, Fulya; ÖZTÜRKCAN, S. Arda; KARAHAN, Mesut

      2017-01-01

      Zikavirüsü ilk olarak 1947 yılında Uganda ormanlarında yaşayan Rhesus maymunundan izole edilmiştir. İnsanda ilk Zika virüsenfeksiyonu 1954 yılında Nijerya’da bildirilmiştir. Virüs artropod kökenli(arbovirüs) bir virüs olup Falaviviridaeailesinde yer alan Flavivirüs genusunda bulunan bir virüs’dür. Bulaşmaçoğunlukla Culicidae ailesinde yeralan Aedes cinsi sivrisineklerleolmaktadır. Sivrisinek haricinde insan dışı primatlar ve kemirgenler derezervuar olarak kaynak olabilmektedir. Çoğunlukla bel...

    2. Sosyal Ağlarda Eğlence Faktörü Kullanımının Marka Kişiliğine Etkisi: Starbucks Türkiye Örneği

      OpenAIRE

      Kale, Gözde Öymen

      2016-01-01

      Teknolojik alanda yaşanan gelişmeler her alanda olduğu gibi eğlence endüstrisinde de çok çeşitli değişimlere yol açmaktadır. Bu çalışmada geniş bir uygulama alanına sahip eğlence endüstrisi, sosyal medyada kullanımı itibarıyla ele alınmaktadır. Bu bağlamda, yaratıcı görseller kullanarak kendini ifade etme ve iletişim kurmaya yardımcı olmaya yarayan bir sosyal medya aracı olan Instagram, Starbucks Türkiye hesabında bulunan fotoğraflar aracılığıyla analiz edilmiştir. Öncelikle fotoğraflar Ginsb...

    3. Küresel İklim Değişikliğinin Ekoloji Üzerine Etkileri

      OpenAIRE

      DURSUN, Sukru; KUNT, Fatma; OZTURK, Zeynep Cansu; VRENOZI, Blerina

      2015-01-01

      İklim özellikleri insan faaliyetleri ve küresel ekoloji, içinde bulunan ekosistemi sınırlayıcı etkilere sahiptir. İklim değişikliği, kuraklık, sel şiddeti ve sıklığındaki değişiklikler; su kaynağı; hava, toprak ve su kalitesi; Ekosistem sağlığı; insan sağlığı; kaynak kullanımı ve ekonomi üzerinde etkilere sahiptir. İklim değişikliği birden faklı yol aracılığıyla etki edebilir; küresel ekosistem üzerinde etkileşimleri ve farklı yollarla etkileri olabilir. Ekosistem ortamında, arazi kullanımı d...

    4. FİNANSAL HİZMET İŞLETMELERİNDE KURUMSAL REKLAMCILIK

      OpenAIRE

      MERAL, Pınar Seden

      2011-01-01

      Kurumsal reklamcılık, bütünleşik pazarlama iletişimi anlayışı dahilinde, halkla ilişkiler ve reklamın birlikte hareket ettiği bir alandır. Kurumsal reklam, kurum kültürü, kurum kimliği ve kurum imajı gibi halkla ilişkilerin uygulama alanı içerisinde bulunan kavramlara yönelik olarak gerçekleştirilmek­tedir. Sanayi üretime yönelik işletmelerde ürünün fiziksel varlığı, o işletmenin tanımını yapabilmek için güçlü bir baz sağlar. Bununla birlikte hizmet işletmeleri, hizmetlerin soyut olma...

    5. Vergi Kaçakçılığı İle Mücadelede Yeni Bir Model: Vergi Polisi Müessesesi Fransa Örnegi

      OpenAIRE

      PÜRSÜNLERLİ ÇAKAR, Elif; SARAÇOĞLU, Fatih

      2016-01-01

      Vergi polisleri, vergi kanunlarında öngörülen ihlalleri araştırmak ve tespit etmekle görevli olup, vergi idaresinde görevlendirilmişlerdir. Bu kişilere “adli vergi memuru” sıfatı verilmiştir. Ulusal, yerel ve Avrupa Birliği’ne dair tüm vergiler vergi polisinin görev ve yetki alanına dâhil bulunmaktadır. Vergi polisi salt vergisel (idari) incelemede bulunamamakta, sadece adli nitelikte olanları (ceza kanunu kapsamında bulunan) yürütebilmektedir. Yetkileri arasında; el koyma (zapt), arama, göza...

    6. Emanuel Sendromu

      OpenAIRE

      M, Kazandı; V, Turan; B, Zeybek; A, rgon

      2010-01-01

      35 yaşında daha önceden 1 aylık spontan abortusu bulunan ve miad sezaryen doğum ile 3300gr sağlıklı çocuğu olan hastada şimdiki gebeliğinde yapılan 2. düzey taramasında ; nukal foldda kalınlaşma, diafragma hernisi, komplet endokardial yastık defekti ve trunkus arteriosis saptanması üzerine amniosentez yapıldı ve gebelik sonlandırılmasına gidildi. Misoprostol 200mg 6x1 uygulandı. Yapılan genetik incelemede 47, .. , +der(22) t(11,22) (q25;q13) saptandı. Aileye yapılan kromozom analizinde an...

    7. Score Normalization for Keyword Search

      Science.gov (United States)

      2016-06-23

      oluşabilir. Mevcut ASA sistemlerinin çoğu otomatik konuşma tanıma (OKT) çıktılarına metin geri This study uses the IARPA Babel Program base period...belirli sayıda tekrar etmesini gerektiren döngü yapıları eklenir. Örneğin, Şekil 1’de gösterilen “Ali” sorgusu- nun ASDD’si için bulunan eşleşmede...2012. [5] M. Saraclar, A. Sethy, B. Ramabhadran, L. Mangu, J. Cui, X. Cui, B. Kingsbury, and J. Mamou, “An empirical study of confusion mod- eling

    8. Elastofibroma Dorsi'de MRG Bulguları

      OpenAIRE

      BAŞARAN, Ceyla; DÖNMEZ, Fuldem YILDIRIM; ÖZTÜRK, Ahmet; TARHAN, Nefise Çağla

      2014-01-01

      Amaç: Elastofibroma dorsi nadir, benign ve yavaş büyüyen bir yumuşak doku tümörüdür. Bizim çalışmamızın amacı elastofibroma dorsinin MRG bulgularının gösterilmesidir. Gereç ve Yöntem: Elastofibroma dorsi bulunan 7 hastanın MRG bulguları retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların ortalama yaşı 58 (yaş aralığı, 49-75) olup 5 hastada tek taraflı 2 hastada bilateral elastofibroma dorsi bulunuyordu. Tüm hastalar yumuşak doku kitlesi nedeniyle başvurdu. 2 hastada ise ilave olarak ağrı bulunuy...

    9. Elastofibroma Dorsi'de MRG Bulguları

      OpenAIRE

      BAŞARAN, Ceyla; DÖNMEZ, Fuldem YILDIRIM; ÖZTÜRK, Ahmet; TARHAN, Nefise Çağla

      2009-01-01

      Amaç: Elastofibroma dorsi nadir, benign ve yavaş büyüyen bir yumuşak doku tümörüdür. Bizim çalışmamızın amacı elastofibroma dorsinin MRG bulgularının gösterilmesidir. Gereç ve Yöntem: Elastofibroma dorsi bulunan 7 hastanın MRG bulguları retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların ortalama yaşı 58 (yaş aralığı, 49-75) olup 5 hastada tek taraflı 2 hastada bilateral elastofibroma dorsi bulunuyordu. Tüm hastalar yumuşak doku kitlesi nedeniyle başvurdu. 2 hastada ise ilave olarak ağrı bulunuy...

    10. PROFIBUS-DP AĞ TABANLI BİNA OTOMASYONU TASARIMI

      OpenAIRE

      Cemal YILMAZ; İ. Serkan ÜNCÜ

      2006-01-01

      Bu çalışmada, Profibus-DP ağı kullanılarak bir Bina Otomasyonu tasarlanmıştır. Tasarımda; yangın algılama, hırsız algılama, aydınlatma, güç, nem ve sıcaklık denetimi gerçekleştirilmiştir. Binada veriler katlarda bulunan denetim noktalarında toplanarak arabirimler vasıtasıyla Profibus-DP ağına aktarılmaktadır. Binadan alınan veriler ana denetim biriminde toplanarak binanın tamamı denetim altına alınmıştır. Çalışma sonucunda enerji tasarrufu, güç denetimi, güvenlik, ısı ve nem denetiminde optim...

    11. Kefir ve Kefir Kullanılarak Yapılan Bazı Ürünler

      OpenAIRE

      ESMEK, Emel; GÜZELER, Nuray

      2018-01-01

      Kefir, bakteri ve mayaların etkileriyle kefir daneleri içinde simbiyotik birleşmesi ile oluşan fermente bir süt ürünüdür. Kefir, ağızda hissedilen köpürücü etkisi, tipik maya tadı ve kendisine has belirli aromaları ile bilinir. Kefir fermentasyonun ana ürünleri içeceğin vizkozitesini, asitliğini ve düşük alkol içeriğini gösteren laktik asit, etanol ve karbondioksittir. İkincil bileşenler ise aroma kompozisyonuna katkıda bulunan, diasetil, asetaldehit, etil alkol ve aminoasittir. Kefir, vücudu...

    12. Adana İlindeki Echinococcus granulosus İzolatlarının PCR-RFLP Yöntemi ile Genotiplendirilmesi

      OpenAIRE

      Eroglu, Fadime; Genç, Ahmet; Koltaş, İsmail Soner

      2018-01-01

      Amaç: Kistik ekinokokkozis Echinococcus granulosus larva formunun neden olduğu bir hastalıktır. Bu hastalık, ülkemizde tarım ekonomisini olumsuz etkilediği ve insanlarda yıllık cerrahi sayısında artışa neden olduğu için önemli derecede sosyo-ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu çalışmada koyun ve insan kist sıvılarından izole edilen Echinococcus granulosus izolatlarını genotiplendirmek amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Türkiye’nin güneyinde bulunan Çukurova bölgesinde 50 koyundan ve 20 insand...

    13. TANENLER 1 KİMYASAL YAPILARI, FARMAKOLOJİK ETKİLERİ, ANALİZ YÖNTEMLERİ

      OpenAIRE

      AYDIN, S. Aslı; ÜSTÜN, Fulya

      2012-01-01

      ÖZET Tanenler bitkilerde doğal olarak bulunan polifenollerdir. Asil özellikleri proteinlere bağlanmak ve çöktürmek olan tanenler, insanlar ve hayvanlar tarafından tüketilen birçok gıda ve yemin besleyici değeri üzerinde büyük etkiye sahiptirler. Bitkilerin içerdikleri tanen miktarı hayvanlar için faydalı olabilecek seviyelerden toksisite oluşumuna ve ölüme yol açabilecek düzeylere kadar değişiklik göstermektedir. Bu makalede tanenlerin kimyasal yapıları, tanen içeren bitki türleri, farmakoloj...

    14. Siber Kimliklerin Kişiliğe Yansıması: Proteus Etki (Tanımı, Nedenleri Ve Önlenmesi)

      OpenAIRE

      TANHAN, Fuat; ALAV, Özlem

      2015-01-01

      Hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş olan teknoloji ve internet bireyi ve toplumu farklı yönlerden etkisi altına alabilmektedir. Teknoloji ve internet sanal çevre diye bilinen yeni bir sosyal dünyanın oluşmasına neden olmuştur. Sanal dünya, sınırları neredeyse çizilemeyen bir çevre sunmakta ve bu çevre içinde bulunan bireyleri, kurumları etkilemekte ve dönüştürmektedir.  Söz konusu etki, kimi yönlerden olumlu, kimi yönlerden ise olumsuzlaşmaktadır. Sanal dünyadaki ilişkiler, kimlikle...

    15. Tanenler ve Hayvan Besleme Üzerine Etkileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Esin Ünver

      2014-06-01

      Full Text Available Tanenler; bitkilerin yapısında doğal olarak bulunan, kendilerini patojen mikroorganizmalara ve virüslere karşı korumak için ürettikleri fenolik bileşiklerdir. Hayvan besleme açısından ise tanenler; hayvanın türü, fizyolojik durumu, tanenin yapısı ve miktarına bağlı olarak olumlu ve olumsuz etkilere sebep olabilmektedirler. Bu çalışmanın amacı; tanenler, etkileri ve hayvan beslemede kullanımları ile ilgili bir derleme sunmaktır.

    16. Ekşi Hamurlardan Laktik Asit Bakterileri ve Mayaların İzolasyonu ve Tanımlanması

      OpenAIRE

      Bakırcı, Fatih; Köse, Ergun

      2017-01-01

      Gıda tüketiminde önemli bir yere sahip olanekmeğin, son yıllarda raf ömrünü uzatmak ve besin kalitesini arttırmak içinzengin aroma ve doğal mikrofloraya sahip ekşi hamur ile üretimleri tercihedilmektedir. Bu çalışmada, İzmir ilinde bulunan 10 farklı yerel fırından alınan10 farklı ekşi hamur örneğinden izole edilen laktik asit bakteri (LAB) ve mayasuşlarının tanımlanması amaçlanmıştır. Ekşi hamur örneklerinden izole edilenmikroorganizmalar biyokimyasal özelliklerine göre Vitek 2 Compact (Biome...

    17. Tutum, Değer Ve Özyeterlik Değişkenlerinin TIMSS-1999 ve TIMSS-2007 Sınavlarında Öğrencilerin Matematik Başarılarını Yordama Düzeyleri

      OpenAIRE

      DOĞAN, Nuri; BARIŞ, Fulya

      2010-01-01

      Bu araştırmada TIMSS–1999 ve TIMSS–2007 uygulamalarına giren Türk öğrencilerin bazı duyuşsalözelliklerinin matematik puanlarını yordama düzeyi incelenmiştir. TIMSS anketlerinde bulunan ve duyuşsalboyutları ölçen; tutum, değer ve öz-yeterlik puanları bağımsız değişken ve öğrencilerin matematik başarıpuanları bağımlı değişken olarak ele alınmıştır. Verilerin analizinde standart çoklu regresyon tekniğindenyararlanılmıştır. Analizler sonucunda, TIMSS-1999 ve TIMSS-2007 sınavlarında öğrencilerin m...

    18. Kars ilinde şeker pancarı üretiminin beşeri ve ekonomik önemi, sürdürülebilirliği

      OpenAIRE

      DEMİR, MUCİP

      2017-01-01

      Türkiye’nin kuzeydoğusunda yer alan Kars İlinin büyük kısmı ortalama irtifası 2000 metre civarında bulunan ve volkanik malzemelerle örtülmüş plato sahasında yer almaktadır. İldeki genel morfolojik ve jeolojik özellikler nedeniyle kışları oldukça soğuk, karlı, yazları serin ve yağışlı sert karasal iklim görülmekte bu nedenle bitkisel üretim faaliyetleri yerine daha çok hayvancılık faaliyetleri yapılmaktadır. İlde şeker pancarı üretimi daha çok ilin kuzeyindeki Akyaka ve Arpaçay ilçelerinde...

    19. “PESTEL Analizi” ile Türkiye-Almanya Ekonomik İlişkilerinin İncelenmesi

      OpenAIRE

      AKÇA, Hasan; ŞAHİN, Levent; KAYA, Zekayi

      2016-01-01

      Bu çalışmanın amacı; Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik ilişkileri PESTEL Analizi ile irdelemektir. Çalışmada ikincil veriler (1924-2015) kullanılmıştır. PESTEL Analizinden elde edilen bazı sonuçlar şu şekilde özetlenebilir. Almanya bir taraftan gelecekte enerji darboğazı çekmemek için enerji koridorunda bulunan Türkiye ile ilişkileri olumlu yönde tutmaya çalışırken; diğer yandan Türkiye’nin AB’ye üyeliğine mesafeli durmaktadır. 1954-2015/Ağustos döneminde Türkiye’ye yatırım yapan toplam ...

    20. Türkiye Türkçesi Ağızlarında Lambdasizm Sigmatizm Meselesinin İzleri

      OpenAIRE

      YILDIZ, Hüseyin

      2015-01-01

      Lambdasizm / sigmasizm konusu gerek Türk lehçeleri arasında, gerekse Türkçeyle akraba olan diğer diller arasında tanıklanan örneklerden ortaya çıkmış problemlerdir. İçinde /l/ ünsüzü bulunan bazı kelimelerin bir başka dilde ya da lehçede /ş/’li olarak görülmesi, probleme sebep olan soruyu sordurmuştur: Hangisi daha arkaiktir? İlk olarak W. Schoot’un ortaya koyduğu bu problem hakkında Radloff, Gombocz, Németh, Benzing, Clauson, Meyer, Róna-Tas, Nauta, Scherner, Adamović, Ramstedt, Poppe, Räsän...

    1. Konya Hayvancılık Merkez Araştırma Enstitüsü'ndeki esmer ırk sığırlarda bazı dölverimi özellikleri

      OpenAIRE

      İNAL, Şeref

      1988-01-01

        Bu çalışma, Karacabey Harası, İsviçre, Almanya ve Amerika orijinli Brown Swiss sığır ırkı varyetelerinin, Kon ya Hayvancılık Merkez Araştırma Enstitüsü şartlarındaki döl verimi özelliklerinin belirlenmesi ve hangi genotip grubunun, îç Anadolu Bölgesinde, ne derecede başarılı olduğunun ortaya konulması amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın materyalini, 1976-1985 yılları arasında Enstitüde bulunan 165 İsviçre Es- meri, 242 Alman Esmeri, 178 Amerikan Esmeri ve 52 Karacabey Esmer...

    2. Politik güven: dindarlık, yetkecilik, sistemi meşrulaştırma ve değerler açısından bir inceleme

      OpenAIRE

      SÖNMEZ, Burçak

      2014-01-01

      “Kamu Bürokrasisinde Yolsuzluğun Yapılasması” konulu tezçalısmasında, modernitenin yükselisi ile birlikte imal edilmis risklerin enönemlilerinden kabul edilen yolsuzluğun, Türkiye kamu bürokrasisindeyapılasıp yapılasmadığını ortaya koymak için betimleyici ve açıklayıcı birçalısma yapılması amaçlanmıstır. “Uluslararası Seffaflık Örgütü”nün yapmısolduğu yolsuzluk indeksinde orta sıralarda bulunan Türkiye, yolsuzluğunulusal ve uluslararası düzeyde olumsuz sonuçlarıyla karsılasmaktadır. ...

    3. Kamu bürokrasisinde yolsuzluğun yapılaşması

      OpenAIRE

      CENGİZ, Mahmut

      2009-01-01

      “Kamu Bürokrasisinde Yolsuzluğun Yapılasması” konulu tezçalısmasında, modernitenin yükselisi ile birlikte imal edilmis risklerin enönemlilerinden kabul edilen yolsuzluğun, Türkiye kamu bürokrasisindeyapılasıp yapılasmadığını ortaya koymak için betimleyici ve açıklayıcı birçalısma yapılması amaçlanmıstır. “Uluslararası Seffaflık Örgütü”nün yapmısolduğu yolsuzluk indeksinde orta sıralarda bulunan Türkiye, yolsuzluğunulusal ve uluslararası düzeyde olumsuz sonuçlarıyla karsılasmaktadır. ...

    4. Fitoremediasyon ve piroliz işlemlerinin ardışık uygulamasıyla kadmiyum stabilizasyonu

      OpenAIRE

      Özkan, Aysun; Banar, Müfide; Günkaya, Zerrin; Kulaç, Alev; Yalçın, Gülser; Taşpınar, Kadriye; Altay, Abdullah

      2018-01-01

      Buçalışmanın amacı, toprakta kirletici olarak bulunan kadmiyumun (Cd)stabilizasyonunu sağlamak için,  ardışıkolarak fitoremediasyon ve piroliz işlemlerinin uygulanmasıdır. Çalışmanın ilkaşamasında, kadmiyumla kirlenmiş topraklara farklı bitkilerle (ayçiçeği, mısırve kanola) ve farklı EDTA derişimleriyle (0-5-10 mmol/kg) fitoremediasyonuygulanmıştır. Fitoremediasyon çalışmaları sonucunda, %89.6-93.5 aralığındagiderim verimleri elde edilmiştir. Hasat işleminden sonra kadmiyumla kirlenm...

    5. Gömülü 20 yaş dişi cerrahisinde kemik dokusuna yapılan müdahalelerde kullanılan Er:YAG lazer, piezocerrahi ve konvansiyonel frez yöntemlerinin birbirleriyle klinik olarak karşılaştırılmalı incelenmesi

      OpenAIRE

      ÇELEBİOĞLU, Bedriye Gizem

      2011-01-01

      Gömülü 20 yaş dişi çekimleri oral ve maksillofasiyal cerrahide en sık yapılan uygulamalardır. Cerrahi işlemlerin tamamında amaç doku hasarını minimalize ederek az komplikasyon yaratmak ve postoperatif iyleşme periodunda hastalara daha az ağrı ve daha fazla rahatlık sağlamaktır.Çalışmamız Pell-Gregory Sınıflaması'na göre klas 2, pozisyon B vertikal pozisyonda bilateral alt gömülü yirmi yaş dişi bulunan 30 hasta üzerinde gerçekleştirmiştir. Hastalar rastgele 2 gruba ayrıldı...

    6. Almanya İzlenimleri: Kütüphaneciler için Mesleki Deneyim ve Gelişim Fırsatı

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Esmeray Karataş Ateş

      2014-06-01

      Türk kütüphanecilerin Almanya’da kendilerini geliştirecek ve farklı bakış açısı kazandıracak ne tür fırsatlar elde edebileceğini ortaya koymaktır. Bibliothek & Information International - BII (Uluslararası Kütüphane ve Enformasyon Grubu davetlisi olarak orada bulunan bizler Leipzig izlenimlerimizi, Almaya’daki kütüphaneciliği, iki ülke arasındaki ilişkileri ve her zaman başvurulabilecek burs imkanlarını sizlerle paylaşmayı amaçladık.

    7. Asma (Vitis Vinifera L' de Scar Markörleri Aracılığıyla Gen Haritalarının Birbirine Bağlanması (İngilizce

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Gökhan Söylemezoğlu

      2015-02-01

      Full Text Available Bu araştırma asmada (Vitis vinifera L önemli özelliklere karşı çıkarılan genom haritalarının SCAR markörleriyle birbirine bağlanması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla interspesifik hibrit olan Cayuga White ve Aurore üzüm çeşitleri arasında oluşturulmuş olan genom haritasındaki RAPD markörleri kullanılmıştır. Bu genom haritasındaki III. kromozom üzerinde bulunan 4 RAPD markörü (p36f, OP10d, BC 389b and P232c ve IX. Kromozom üzerinde bulunan 2 RAPD markörü ( 374a and HB 374d kullanılmıştır. Bu markörler SCAR markörlerine dönüştürülmüş ve farklı üç populasyonda test edilmiştir. Bunlar 88.0514 Horizon x lllinoi 547-1, 89.064 Swenson Red x Flame Seedless, and Joannes Seyve 23-416 x lllinoi 547-1. Araştırma sonucunda, RAPD markörlerinden geliştirilmiş olan SCAR markörlerden iki tanesi çalışmış, fakat diğerleri ise kendi populasyonu dışındaki populasyonlarda çalışmadığı belirlenmiştir.

    8. Artvin, Rize ve Trabzon’daki Doğal Kaynak Sularında Toplam Alfa, Toplam Beta Aktivite Değerlerinin Belirlenmesi ve Jeoistatistiksel Olarak Modellenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yaşar Kobya

      2014-11-01

      Full Text Available Trabzon, Rize ve Artvin yaklaşık 18000km2 alan üzerine kurulmuş ve yaklaşık 2 milyon insanın yaşadığı Türkiye’nin en kuzey doğusunda bulunan üç ildir. Bu üç ilde toplam 20 tane içme suyu kaynağından örnekler alındı ve bunların toplam alfa, toplam beta aktivite değerleri Berthold LB770 marka alfa, beta sayım cihazı kullanılarak belirlendi. Toplam alfa aktivite değerleri 1.7-114.2 Bq/L ve toplam beta aktivite değerleri ise 2.9-90.8 Bq/L aralıklarında ölçüldü. Bulunan bu değerler dünya sağlık örgütü (WHO’nün limit değerleri ve yapılmış diğer benzer çalışmalarla karşılaştırıldı. Elde edilen veriler için klasik istatistik hesaplamalar yapıldı. Ayrıca jeoistatistik analiz yöntemi kullanılarak eş-doz eğrileri oluşturuldu ve harita üzerinde gösterilerek bölge için bir risk haritası oluşturuldu.

    9. GIDA ENDÜSTRİSİNDE YÜKSEK HİDROSTATİK BASINÇ UYGULAMALARI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yahya TÜLEK

      2006-03-01

      Full Text Available Isıl işlem teknikleri, gıda maddelerinin mikrobiyolojik ve biyokimyasal değişimlerden korunması ve raf ömrünün uzatılması amacıyla günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır. Isıl işlem teknikleri, mikroorganizmaların hem vejetatif hem de spor formlarının tamamını yok edebildiği için, uygulandıkları gıdanın mikrobiyolojik olarak güvenilir bir gıda olmasını sağlamaktadır. Bununla birlikte, ısıl işlem uygulamalarının, kullanılan sıcaklık seviyesine bağlı olarak, gıda maddesinin beslenme değerinde ve duyusal kalite özelliklerinde azalmaya ve toksik bileşenlerin oluşmasına neden olduğu bilinmektedir. Beslenme değerinde ve duyusal özelliklerinde en az kayıpla üretilen, daha taze gıda ürünlerine artan müşteri talebinin karşılanması ve kabul edilebilir bir raf ömrü elde edilebilmesi için yapılan çalışmalar, son on yıllık dönemde, özellikle ısıl işlem içermeyen (non-thermal inaktivasyon teknikleri üzerine yoğunlaşmıştır. Bu makalede, ısıl işlem içermeyen tekniklerden birisi olan yüksek hidrostatik basınç tekniğinin gıdalar için uygulamaları ve etkileri ayrıntılı olarak irdelenmiştir.

    10. Plazma Teknolojilerinin Gıda Endüstrisinde Kullanımı

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Filiz Yangılar

      2015-02-01

      Full Text Available Mikrobiyel inaktivasyon gıdanın güvenliğini ve tazeliğini muhafaza etmeye yönelik bir uygulama olarak gıda koruma yöntemleri içinde yer almaktadır. Gıdaların mikrobiyolojik güvenliğini sağlamak için pastörizasyon, sterilizasyon, kurutma ve koyulaştırma gibi ısıl işlemleri kullanılmaktadır. Ancak, gıdalarda meydana gelen aşırı ısınma; aroma, lezzet, vitamin kaybı ve tekstürel yapıda bozukluğa neden olmaktadır. Gıda kalitesini bozmadan gıdalardaki mikroorganizmaları önleme ve azaltma amacıyla soğuk sterilizasyon yöntemleri geliştirilmiştir. Bu yöntemle ürünler ortam sıcaklığında işlem görmekte ve böylece hem bahsedilen kayıplar minimum düzeye inmekte hem de taze ve doğallıkları korunabilmektedir. Soğuk plazma tekniğinin diğer inaktivasyon yöntemlerine göre alternatif uygulama olarak ortaya çıkması; daha az enerji tüketimi, ürünün duyusal özelliklerini olumsuz etkilememesi ve güçlü bir sterilizasyon sağlaması gibi avantajlardan kaynaklanmaktadır. Bu derlemede, soğuk plazma tekniğinin mekanizması, genel özellikleri, kullanım alanları ve bu konu üzerinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir.

    11. Meyve Konservelerinde ve Sularında Bozulmalara Neden Olan Küf Mantarları

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Jale Acar

      2015-02-01

      Full Text Available Bakteriler, meyve suları ve konservelerinin bozulmalarında pek önemli rol oynamadıkları halde mayalar ve özellikle küf mantarları bu bozulmalarda önemli bir yer alırlar. Çeşitli mikroorganizmaların gelişme isteklerinin farklı olması buna neden olmaktadır. Küf mantarlarının büyük bir kısmı ancak aerob koşullar altında gelişebilirler. Bu gelişme en fazla yüzeydedir. Konserve kutularının hermetikli olan kapatılması ve tepe boşluğunda çok az oksijen bulunması yüzeyde küf mantarlarının gelişmesini önlemekle beraber Byssochlamys cinsinden küf mantarları anaerob koşullar altında fazla olmasa bile gelişebilmektedirler. Küf mantarları bakterilere oranla az miktarda suya gereksinim duyarlar. Aspergillus glaucus ve birçok Penicillium türleri kserofil olup aktif suyun çok düşük olduğu 0.70-0.75 gelişebilmelerine karşın bu değer bakterilerde 0.90-0.98 arasındadır. Çok az miktardaki su örneğin, yüzeydeki kondense su pastörizasyonda öldürülemeyen veya sonradan herhangi bir şekilde reçel kabına giren küflerin gelişmesine yardımcı olabilir. Sonradan bulaşma özellikle evlerde yapılan ve soğuduktan sonra kapağı kapatılan, özellikle reçel kabı selofan kağıdı ile kapatılıyorsa, sık sık görülmektedir. Diğer taraftan kaplar reçel soğutulmadan kapatılacak olursa suyun kondense olma miktarı artmaktadır.

    12. Balıklarda Sperm Kalitesine Yağ Asitlerinin Etkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ayşe Gül HARLIOĞLU

      2011-10-01

      Full Text Available Kontrollü şartlar altında balık üretimini gerçekleştirebilmek için damızlık olarak kullanılmaları amaçlanan balıklarda sperm kalitesi büyük önem taşımaktadır. Sperm kalitesi üzerinde etkili olan ve üreme fizyolojisini etkileyen en önemli faktörler arasında ise anaç erkek balıkların beslenmeleri gelmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda; tatlı su balıklarında spermada n-3 serisi doymamış yağ asitleri ve linoleik asidin yemlerde azalması ile sperm motilitesinin azaldığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, birçok deniz balığında spermadaki linolenik yağ asidinin spermanın kalitesini yükselttiği, kısırlığı giderdiği ve sperma fonksiyonlarını düzenlediği gözlemlenmiştir. Ayrıca, yağ asitlerinin spermanın kısa süreli muhafazasında canlı kalma süresini uzattığı, sperm motilitesi ile fertiliteye pozitif etkisi olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, balıklarda seminal sıvıda kalite ve miktar konusunda yapılan araştırmalarda ise lipidlerin spermadabulunan büyük kompanentler olduğu ve seminal sıvıdaki lipidlerin anaç balıkların beslenmeleriyle etkilendiği belirlenmiştir. Diğer taraftan, diyette bulunan farklı düzeylerde eikosapentaenoik asit (EPA ve araşidonik asit (AA döllenme oranını etkileyebilmektedir. Spermada bulunan yağ asitlerinin, anaç balıkların diyetlerinde bulunan esansiyel yağ asitleri düzeylerine bağlı olduğu da bildirilmiştir. Sonuç olarak; beslenmenin gamet kalitesi üzerinde önemli etkilerinin olduğu görülmektedir. Anaç balıkların çoklu doymamış yağ asitlerini, özellikle linolenik yağ asidi, EPA, AA ve dokosaheksaenoik asit (DHA içeren diyetlerle beslenmesi sperma kalitesini ve döllenme oranını önemli oranda artırmaktadır. Anaç balıkların farklı besin maddeleriylebeslenmesi ve besinlerin üreme verimi üzerindeki etkileri konusundaki gelişmelerin izlenilmesi, bu yeniliklerin takip edilip ülkemiz ko

    13. Görme Yetersizliğinden Etkilenmiş ve Normal Gelişim Gösteren Çocukların Sosyal Becerilerinin Karşılaştırılması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ufuk Özkubat

      2012-01-01

      Full Text Available Bu araştırmanın amacı, 7–12 yaşlarındaki, görme yetersizliğinden etkilenmiş çocukların sosyal beceri düzeylerini normal gelişim gösteren akranları ile karşılaştırmak ve görme yetersizliğinden etkilenmiş çocukların sosyal beceri düzeylerini eğitim ortamı, yaş ve cinsiyet değişkenlerine bağlı olarak değerlendirmektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2009–2010 eğitim-öğretim yılında, Đstanbul Đli’nde yer alan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi Đlköğretim Okulları’nda bulunan 100 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Sosyal Beceri Derecelendirme Sistemi (SBDS anasınıfı–6.sınıf öğretmen formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonuçları, normal gelişim gösteren çocukların sosyal beceri düzeylerinin, görme yetersizliğinden etkilenmiş çocuklara göre daha gelişmiş olduğunu göstermiştir. Ek olarak, araştırma verileri kaynaştırma ortamlarında bulunan görme yetersizliğinden etkilenmiş çocukların sosyal beceri düzeylerinin ayrıştırılmış eğitim ortamlarında bulunan görme yetersizliğinden etkilenmiş akranlarına göre daha gelişmiş olduğunu göstermiştir. Araştırma bulguları tartışılmış ve uygulamalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. The purpose of this study was to compare the social skills of children with visual impairments between the ages of 7 to 12 and typically developing children and to examine children’s social skill differences across their age, gender, and educational settings. The study group consisted of 100 participants attending National Ministry of Education elementary schools located in Istanbul during the academic year of 2009-2010. Study data were gathered using the Social Skills Rating System (SSRS-Teacher report-Turkish form. Findings from the study showed that typically developing children display higher levels of social skills when compared to children with visual impairments

    14. Trakya Bölgesinde Üretilen Çeşitli Süt Ürünlerinin Nitrat ve Nitrit Düzeylerine Göre Kemometrik Yöntemlerle Sınıflandırılması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Harun Dıraman

      2015-02-01

      Full Text Available Bu araştırma ile Türkiye süt ürünleri üretiminde önemli bir yeri olan Trakya Bölgesinde iki üretim yılı süresince üretilen beyaz peynir (28 adet, kaşar (19 adet, eritme peyniri (1 adet, yoğurt (16 adet, çiğ süt (5 adet ve pastörize-steril (7 adet sütlerdeki nitrat ve nitrit miktarları tespit edilmiş ve bulunan sonuçlar kemometrik yöntemler (Temel Bileşenler [PCA] ve Kümeleme [HCA] Analizleri yardımıyla yörelere göre sınıflandırılmıştır. Gıdalarda bulunan nitrat ve nitrit düzeyleri, çevresel kirliliğin önemli bir parametresi olarak kabul edilmektedir. Beyaz peynirlerin (% 11.11’i nitrat, (% 51.85’i nitrit, kaşarların (% 21.05’i nitrat ve (%31.58’i nitrit, yoğurtların (%18.75’i nitrat ve (%6.25’i nitrit ve süt örneklerinin de (%25’i nitrat ve tamamının ise nitrit içermediği görülmüştür. Trakya Bölgesi orijinli süt ürünlerinin tamamına ilişkin birleştirilmiş temel bileşenler analizi (PCA sonuçlarına göre, PC1’in %83,04 oranında ve PC2’nin de %16.96 oranında toplam varyansı açıkladığı gözlemlenmiştir. Kemometrik analizlerden Kümeleme (HCA analizi sonuçları temelinde, süt ürünleri (beyaz peynir, kaşar, yoğurt ve süt örnekleri orijinlerine göre üçer ana gruba ayrılmış ve sınıflanmıştır.

    15. İçme ve sulama sularında bor kirliliği ve bor giderme yöntemleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Meltem Bilici Başkan

      2014-03-01

      Full Text Available Periyodik cetvelin 3A grubunda yer alan bor yüksek iyonlaşma potansiyeline sahip olması nedeniyle yarı metal olarak kabul edilir. Yerkabuğundaki ortalama bor konsantrasyonu 10 mg/kg'dır. Bor doğada Ca, Na ve Mg'un tuzları şeklinde bulunur. Yüksek konsantrasyonlarda ve ekonomik boyutlardaki bor yatakları; borun oksijen ile bağlanmış bileşikleri şeklinde daha çok Türkiye ve ABD'nin kurak, volkanik ve hidrotermal aktivitesi olan bölgelerinde bulunmaktadır. Bor, bitkiler için gerekli bir mikro besin elementi olmanın yanı sıra, gerekli tüm besin elementleri içerisinde, eksiklik belirtilerine neden olan miktarı ile toksik etki yapan miktarı, birbirine çok yakın olan tek elementtir. Bor su ortamında genellikle borik asit ve kısmen de borat tuzları formlarında bulunmaktadır. Pek çok endüstride kullanım alanı bulan bor bileşiklerinin endüstriyel gelişmelere bağlı olarak yüzeysel sularda bulunan konsantrasyonu artış göstermektedir. Yüzeysel sularda bulunan bor aynı zamanda evsel atıksulardan da kaynaklanmaktadır. Türkiye'de içme ve sulama sularını en çok kirleten toksik elementlerin başında bor gelmektedir. Bu nedenle bor giderimi hem insan sağlığı açısından hem de sağlıklı tarım ürünü yetiştirilebilmesi açısından oldukça önemlidir. Sulardan bor giderimi için uygulanan temel yöntemler arasında iyon değişimi, ultrafiltrasyon, ters osmoz ve adsorbsiyon gelmektedir.

    16. GATT VE URUGUAY-RAUNT: GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN DÜNYA TİCARETİNDEKİ YAPISAL BAĞIMLILIKLARININ ARTMASI

      OpenAIRE

      Kartal, Zeki

      2018-01-01

         Bu makalenin problem alanını dünya pazarı ile bu pazarda ticaretin en büyük bölümünü düzenleyen GATT ve Uruguay-Raunt'u oluşturdu. Bu alanın aktörleri olarak da sanayi ülkeleri ve gelişmekte olan ülkeler seçildi. Çalışma bakımından anlamlı bulunan sorular şöyle formüle edildi: GATT ve Uruguay-Raunt'un dünya pazarında gelişmekte olan ülkelerin bağımlılığını arttırdı mı yoksa azalttı mı? GATT ve Uruguay-Raunt'un kazananları ve kaybedenleri kimlerdir?   Yukarıdaki sorulara şu m...

    17. Kruvaziyer turizmine yönelik tur uygulamalarında değer zinciri analizi

      OpenAIRE

      Öz, Mehmet Doğan

      2015-01-01

      Bu çalışma, değer zinciri yöntemini detaylı bir şekilde incelemenin yanı sıra, kruvaziyer turizmi tur organizasyonunda değer zincirinde yer alması gereken değişkenleri ortaya çıkarmak amacını taşımaktadır. Çalışma nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiş olup, veri toplama aşamasında mülakat tekniği kullanılmıştır. Çalışmada, birincil kaynak olarak Aydın’ın Kuşadası ilçesinde bulunan kruvaziyer turizmi ile ilgili olan seyahat acentelerinden faydalanılmıştır. Bu şirketlerin Kuşadası liman...

    18. Etlik Piliçlerin Beslenmesinde Böceklerin Kullanılması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Özgün Işık

      2017-07-01

      Full Text Available Hızlı ve yüksek canlı ağırlık artışının esas alındığı etlik piliç üretiminde, hayvanların besin maddesi ve enerji ihtiyaçlarını karşılamak önemlidir. Bu ihtiyaçları karşılamak için kullanılan geleneksel yem hammaddelerinin üretiminde ve ithalatında yaşanan sorunlar nedeniyle, alternatif yem hammaddeleri aranmaktadır. Bu amaçla tavukların doğal rasyonlarında bulunan böcekler umut verici gözükmektedir. Özellikle protein yemlerine alternatif olarak üzerinde en çok çalışma yapılan türler arasında asker sineği (Hermetica illucens, karasinek (Musca domestica, çayır cırcır böceği (Gryllus testaceus, ipek böceği (Bombyx mori, çekirge (Acrididae ve un kurdu (Tenebrio molitor yer almaktadır.

    19. TÜRK HAZIR GİYİM SANAYİNDE M. PORTER'IN JENERİK STRATEJİLERİNİN KULLANIMI VE FİRMALAR İÇİN STRATEJİ ÖNERİLERİ

      OpenAIRE

      AKÇAGÜN, Engin; DAL, Vedat

      2014-01-01

      Bu çalışmanın amacı başarılı hazır giyim firmalarında M. Porter’ın jenerik stratejilerinin kullanımını analiz etmek ve Türk hazır giyim firmalarının uluslararası pazarlarda üstünlük sağlanmaları için strateji önerileri geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda veri toplamak için literatürdeki kaynaklar yoluyla bir anket geliştirilmiştir ve İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl belirlenen İlk ve İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde bulunan hazır giyim firmalarının rekabet stratejileri an...

    20. Kdz. Ereğlisi - Kocaman Orman İşletme Şefliğinde Gerçekleştirilen Kayın (Fagus orientalis Lipsky.) Yapay Gençleştirme Çalışmalarının Değerlendirilmesi

      OpenAIRE

      TUNÇTANER, Prof. Dr. Korhan; ÖZEL, Arş. Gör. Halil Barış; UZUNER, Orm.Yük. Müh. Tuğba

      2006-01-01

      Bu çalışmada, Kdz. Ereğli-Kocaman Orman İşletme Şefliğinin bazı bölmelerinde, değişik yıllarda gerçekleştirilen Kayın yapay gençleştirme çalışmalarının başarı durumu değerlendirilmiştir. Yapılan ölçüm ve tespitler sonucunda, farklı yaşlarda bulunan Kayın bireylerinin gelişimlerinin genel olarak tatmin edici düzeyde olduğu, ancak sayılarının çok yetersiz olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan, Kayın bireylerinin mevcut gövde düzgünlüklerinin ve tepe formlarının iyi durumda olduğu söylenebilir. ...

    1. Sosyal Bilgiler Dersinde Kolb'un Deneyimsel Öğrenme Kuramına Dayalı Eğitimin Tutum, Akademik Başarı ve Öğrenmenin Kalıcılığına Etkisi

      OpenAIRE

      Gencel, İlke Evin

      2008-01-01

      Bu çalışmanın amacı, Kolb'un deneyimsel öğrenme kuramına dayalı eğitimin ilköğretim yedinci sınıf öğrencilerin sosyal bilgileri dersine yönelik eğitimler, bu dersteki akademik başarıları ve öğrenilenlerin kalıcılığı üzerindeki etkisini ölçmek. Çalışma grubunu İzmir ili Konak ilçesinde bulunan 19 Mayıs İlköğretim Okulu yedinci sınıf öğrencileri oluşturulmuştur (n = 50). Deney grubunda, deneyimsel öğrenme kuramına uygun olarak, sırasıyla somut deneyim, yansıtıcı gözlem, soyut kavramsallaşt...

    2. Algılanan ekonomik güçlük ve eşler arasındaki çatışma ile problem davranışlar arasındaki bağlantıda, ebeveyn-ergen ilişkilerinin aracı rolü

      OpenAIRE

      KORFAL, Ahu

      2016-01-01

      Araştırmanın temel amacı, algılanan ekonomik güçlük ve eşler arasındaki çatışma ile ergen problem davranışları arasındaki bağlantıda ebeveyn-ergen ilişkilerinin aracı rolünü incelemektir. Bu amaç çerçevesinde, anılan ilişkiler kız ve erkek ergenlerde Aile Stres Modeli çerçevesinde sınanmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara kent merkezinde bulunan ilköğretim 6. ve 7. Sınıflar ile ortaöğretim 9. ve 10. Sınıflara devam eden ergenler oluşturmaktadır. Çalışmamıza, 518 (%48.5...

    3. İTALYAN SALDIRISINDA YUNANİSTAN’A TÜRKİYE’NİN YARDIMLARI (1940-1941)

      OpenAIRE

      KASALAK, Kadir; BAŞ, Ramazan

      2015-01-01

      II. Dünya Savaşı yıllarında 1941 Nisanı sonrası tüm Yunanistan Alman işgaline uğramıştır. Bu işgal sonrası Yunanistan “Büyük Açlık Dönemi” diye tabir edilen, yüzbinlerce kişinin açlıktan öldüğü feci bir dönem yaşamıştır. Türkiye bu dönemde gerek açlığın önlenmesi, gerekse Yunanlı mültecileri kabul etmesi gibi birçok insani konularda Yunanistan’a hatırı sayılır yardımlarda bulunan neredeyse tek ülke olmuştur. Ancak II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’nin Yunanistan’a yardımları, Yunanistan’ın ...

    4. PROFIBUS-DP AĞ TABANLI BİNA OTOMASYONU TASARIMI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Cemal YILMAZ

      2006-02-01

      Full Text Available Bu çalışmada, Profibus-DP ağı kullanılarak bir Bina Otomasyonu tasarlanmıştır. Tasarımda; yangın algılama, hırsız algılama, aydınlatma, güç, nem ve sıcaklık denetimi gerçekleştirilmiştir. Binada veriler katlarda bulunan denetim noktalarında toplanarak arabirimler vasıtasıyla Profibus-DP ağına aktarılmaktadır. Binadan alınan veriler ana denetim biriminde toplanarak binanın tamamı denetim altına alınmıştır. Çalışma sonucunda enerji tasarrufu, güç denetimi, güvenlik, ısı ve nem denetiminde optimum verim sağlanmıştır.

    5. Doğrudan Yabancı Yatırımlar-Vergi İlişkisi: Bazı Avrupa Birliği Ülkeleri ve Türkiye

      OpenAIRE

      YAVUZ, Ali; ÇİÇEK, Serdar

      2010-01-01

      Küreselleşen dünyada bireylerin, piyasaların ve sermayenin özgürleşmesi doğrudan ve dolaylı sermayeyi çekme konusunda ülkeleri kıyasıya bir rekabet içine sokmaktadır. Özellikle üretimi ve istihdamı artırıcı etkileri bulunan doğrudan yatırımları kendisine çekmek isteyen gelişmekte olan ülkeler, vergi politikalarını tekrar gözden geçirmekte ve başta vergi teşvikleri olmak üzere birtakım teşvik tedbirleri uygulamaktadır. Bu süreçte bazı ülkeler daha ön plana çıkarken bazı ülkeler istedikleri baş...

    6. LIGHT IN AUGUST’DAKİ YABANCILAR / ALIENS IN LIGHT IN AUGUST

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Srebren DIZDAR

      2012-07-01

      Full Text Available Yabancılaşma bir uyumlu olarak karışmama duygusudur. Bu duygu kendisini fiziksel, psikolojik, ekonomik, zihinsel, sosyal, dini, siyasi ya da manevi gibi farklı şekillerde açığa çıkarabilir. ‘Yabancılaşma’ terimi Amerikan edebiyatında yaygın bir şekilde kullanılan bir terim olmasa bile, kendisini bir çok yirminci yüzyıl yazarlarının eserlerinde oldukça sık ve aktif bir şekilde gösteren bir sorundur. Yabancılaşma sorununu kıskacına alan çağdaş yazarlar arasında, William Faulkner’ın eserlerindeki yirminci yüzyıl insanının kendini arayışını tasvir eden etkili beyanları yabancılaşmış olma duygusunun korkunç yönlerini okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Bu yazı Faulkner’ın Light in August eserinde bulunan muhtelif kişilerdeki yabancılaşma izlerini ortaya çıkarmak ve soyutlanmalarının esas nedenlerini araştırmaya çalışmaktadır.

    7. ALIENS IN LIGHT IN AUGUST / LIGHT IN AUGUST’DAKİ YABANCILAR

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Srebren DIZDAR

      2012-12-01

      Full Text Available Yabancılaşma bir uyumlu olarak karışmama duygusudur. Bu duygu kendisini fiziksel, psikolojik, ekonomik, zihinsel, sosyal, dini, siyasi ya da manevi gibi farklı şekillerde açığa çıkarabilir. ‘Yabancılaşma’ terimi Amerikan edebiyatında yaygın bir şekilde kullanılan bir terim olmasa bile, kendisini bir çok yirminci yüzyıl yazarlarının eserlerinde oldukça sık ve aktif bir şekilde gösteren bir sorundur. Yabancılaşma sorununu kıskacına alan çağdaş yazarlar arasında, William Faulkner’ın eserlerindeki yirminci yüzyıl insanının kendini arayışını tasvir eden etkili beyanları yabancılaşmış olma duygusunun korkunç yönlerini okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Bu yazı Faulkner’ın Light in August eserinde bulunan muhtelif kişilerdeki yabancılaşma izlerini ortaya çıkarmak ve soyutlanmalarının esas nedenlerini araştırmaya çalışmaktadır.

    8. MUHASEBE MESLEK MENSUPLARININ TÜKENMİŞLİK DÜZEYLERİ İLE ÖRGÜTSEL BAĞLILIK KAVRAMI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ: TRB1 VE TRC2 BÖLGESİNDEKİ İŞLETMELERDE YAPILAN BİR ÇALIŞMA

      OpenAIRE

      DEMİR, Özcan; SEZGİN, Eray Ekin

      2017-01-01

      TRB1 (Elazığ, Malatya, Bingöl, Tunceli) ve TRC2 (Diyarbakır, Şanlıurfa) bölgesinde faaliyette bulunan işletmelerin muhasebe bölümlerinde çalışan elemanlar üzerinde tükenmişlik ve örgütsel bağlılık düzeyleri üzerinde çalışmalar yapılmış ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin alt boyutları ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişki incelenmiştir. Bununla beraber örgütsel bağlılık seviyesinin adeta bir bağımlılık seviyesinde olduğu yapılan çalışmada ortaya konulmuştur. Çalışmamızda tükenmişlik üzerind...

    9. İzmir'in inanç turizmi potansiyelinin seyahat acentaları açısından değerlendirilmesi

      OpenAIRE

      Avcı, Eda

      2011-01-01

      Alternatif turizm çeşitleri kapsamında İzmir'in inanç turizmin potansiyeli ve Kuşadası'ndaki seyahat acentalarının konuya bakış açılarının değerlendirilmesi isimli bu yüksek lisans tezi çalışmasının amacı, İzmir'in inanç turizmi bakımından uluslararası turizm hareketliliğini sağlayacak yeterli turizm arzına sahip olup olmadığının araştırılması ve Kuşadası'nda bulunan seyahat acentalarının konuya bakış açılarının değerlendirilmesidir. Çalışmanın birinci bölümünde alternatif turizm kavramı, çeş...

    10. İNAÇ TURİZMİ İŞLEVİYLE GELİŞMEKTE OLAN HAÇKA YAYLASI

      OpenAIRE

      Çavuş, Ahmet

      2013-01-01

      Trabzon’a bağlı Düzköy ilçesinde bulunan Haçka Yaylası; Düzköy’e 12, Akçaabat’a 40, Trabzon’a 52 km uzaklıktadır. Yöredeki sevilen ve benimsenen bir din aliminin türbesinin bulunduğu Haçka Yaylası, daha çok inanç turizmi işleviyle gelişme göstermektedir. Trabzon ve çevre iller başta olmak üzere, Türkiye’nin farklı şehirlerinden ziyaretçiler ve yurtdışından gurbetçiler buraya gelmektedir. Haçka Yaylası’nda, 1996’dan beri bu alimi anma törenleri yapılmakta olup, 2011 yılında 16.sı düzenlenen bu...

    11. Bal Verimini Etkileyen Bazı Faktörlerin Path Analizi Yöntemi ile İncelenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Melis Çelik Güney

      2016-10-01

      Full Text Available Path analizi, korelasyon katsayısını, kısmi korelasyon katsayısını ve path katsayısını kullanarak değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemektedir. Bu çalışmada, bal verimi üzerine etki eden; yavrulu alan, uçuş etkinliği, polen toplama, nektar toplama ve temizleme davranışı faktörlerinin doğrudan ve dolaylı etkileri incelenmiştir. Araştırmada, Ç.Ü.Z.F. Zootekni Bölümü, Arıcılık Araştırma Ünitesi'nde bulunan kolonilerden alınan kayıtlar kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, bal verimi üzerine yavrulu alanın etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Deneme kolonilerinde yavrulu alanın, bal verimi üzerine en yüksek doğrudan etkiye sahip bir faktör, nektar toplama davranışının ise bal verimi üzerine en yüksek dolaylı etkiye sahip bir faktör olduğu ortaya konmuştur.

    12. Hıyarda (Cucumis sativus L. yabancı ot çıkış zamanın tahminine yönelik araştırmalar

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nihat Tursun

      2015-01-01

      Full Text Available İstatistiki modellerin geliştirilmesi için hıyar bitkisinde on bir önemli yabancı otun çıkış zamanın belirlenmesinde modellemeler yapılmıştır. Hıyar deneme arazisinde bulunan önemli yabancı otlar çıkış zamanlarına göre gruplara ayrılmıştır. Bu yabancı otlardan; Amaranthus retroflexus, Chenopodium album, Heliotropium europaeum, Polygonum aviculare ve Solanum nigrum erken, Convolvulus arvensis, Cyperus rotundus, Cynodon dactylon, Portulaca oleracea ve Sorghum halepense bütün vejetasyon boyunca ve Tribulus terrestris ise geç çimlenen yabancı ot türü olarak belirlenmiştir. Farklı doğrusal olmayan büyüme eğrileri (Chapman-Richard, Weibull, logistic, Gompertz ve cubic spline farklı yabancı ot türleri ve yıllar için çıkış yüzdeleri verileri esas alınarak uyarlanmıştır. Cubic splin model birçok yabancı ot türü için en iyi model olarak saptanmıştır.

    13. Ses veya Arayüz Yardımı ile Kontrol Edilebilen Mobil Robot Kol Tasarımı

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Köksal GÜNDOĞDU

      2014-06-01

      Full Text Available Robot teknolojisinin hızlı gelişimine paralel olarak mobil araç, robot kol ve ses işleme teknolojisi de hızlı bir gelişim göstermiştir. Bu teknolojik gelişmede robotlardan beklenen en önemli parametrelerin başında güvenlik, çözüm üretme ve hız gelmektedir. Bu çalışmada, mobil araç üzerine bir robot kol yerleştirilmesi ve bu sitemlerin tasarlanan arayüz ve ses sistemi ile kontrol edilerek daha verimli ve hızlı çalışması amaçlanmıştır. Amaçlar doğrultusunda önce üzerinde bir robot kol bulunan bir mobil araç tasarımı gerçekleştirilmiş, sonrada bu mobil aracın ve robot kolun hem arayüz hem de ses komutları ile kontrol edilmesi sağlanmıştır. Yapılan test sonuçları incelendiğinde ses komutları ile kontrol sisteminin, arayüz ile kontrol sistemine göre daha verimli olduğu gözlenmiştir

    14. Çocuk Kitaplarına Yeni Bir Yaklaşım: İnternet'te Resimli Çocuk Kitapları (e-books

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mübeccel Gönen

      2002-06-01

      Full Text Available Elektronik kitaplar (e-books yurtdışında oldukça yaygın bir biçimde kullanılmakta ve kullanıcı sayısı da giderek artmaktadır. İnternette yer alan bu kitaplar, her yaştaki insanın ilgi alanına hizmet edecek kadar çok ve çeşitlidir. Bu tür kitaplara internette yer alan kütüphanelerden, yayınevlerinden ve yazarlardan ulaşılmaktadır. Çocuk edebiyatı ile ilgili sitelerden de her konuda resimli çocuk kitaplarına ulaşılabilir. İnternette Türkçe resimli çocuk kitapları ve çocuk edebiyatı ile ilgili sitelere rastlanmamaktadır. Ancak elektronik çocuk kitaplarına yabancı sitelerden ulaşılabilir ve bazı sitelerden ücretsiz olarak da temin edilebilir. Bu yeni uygulama ile ülkemizde bulunan yayınevleri ve yazarların, iletişim ve bilgi teknolojisinden yararlanarak daha fazla aileye, okul ve çocuğa hizmet götürebileceği düşünülmektedir.

    15. TÜRKİYE İÇİN İŞ-AİLE DENGESİ ÖLÇEĞİNİN ALT BOYUTLARI VE BELİRLEYİCİLERİ

      OpenAIRE

      GÜLER, Hüseyin; GÜLER, Ebru ÖZGÜR

      2015-01-01

      Bu çalışmanın amacı İş-Aile Dengesi Ölçeğinin (Work-Family Balance Scale, WFBS)faktör yapısını ortaya çıkarmak ve bu ölçeğin Türkiye’deki geçerlilik ve güvenilirliğinibelirlemektir. Ölçek, istatistiki bölge kavramında kullanılmakta olan, 1. Düzeydeki 12İstatistiki Bölgede yaşayan 682 vatandaştan oluşan bir örneklem üzerinde uygulanmıştır.Orijinal halinde 26 ifade bulunan “İş-Aile Kısıtları” ve “İş-Aile Kazanımları” ölçeği, işailedengesini ölçmek amacıyla kullanılan uygun bir ölçektir. Daha ön...

    16. Ortaöğretimde Okul- Aile İşbirliği İle İlgili Öğretmen ve Veli Görüşlerinin İncelenmesi (Karacasu Lisesi Örneği)

      OpenAIRE

      CEYLAN, Mehmet; AKAR, Birkan

      2011-01-01

      Durum saptamaya yönelik betimsel bir çalışma olan bu araştırmada, okul- aile işbirliği ile ilgili öğretmen ve veli görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubuna araştırmanın yapıldığı okulda görevli 25 öğretmen ile okulda öğrencisi bulunan 287 veli alınmıştır. Öğrenciler aracılığıyla velilere gönderilen anket formlarından 200 tanesinin geri dönüşümü sağlanmış ve değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre hem öğretmenlerin hem de velilerin mevcut okul- aile işbirliğinin geli...

    17. Seli Çayı (Elazığ-Türkiye Rotifer Faunası ve Bazı Biyoçeşitlilik İndeksleri ile Analizi.

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Necla İpek

      2015-12-01

      Full Text Available Seli Çayı’nın rotifer faunasının tespiti ve mevsimsel dağılımının saptanması amacı ile rotifer örnekleri Mart 2006 – Şubat 2007 tarihleri arasında, 5 istasyondan aylık periyotlar halinde yapılan arazi çalışmaları sonucu elde edilmiştir. Çalışma süresince Rotifera’ya ait 13 tür kaydedilmiştir. Polyarthra vulgaris ve Kelicottia longispina en fazla kaydedilen tür olmuştur. Ayrıca çayın bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri, rotiferlerin istasyonlara, aylara ve mevsimlere göre dağılımları ile bazı istatistiksel parametreler verilmiştir. Seli Çayı’nda bulunan rotifer faunasından elde edilen veriler Shannon-Weaver Çeşitlilik İndeksi ve Margalef Tür Zenginliği İndekslerine göre analiz edilmiştir. İlkbahar tür çeşitliliği (H'= 2.38 ve tür zenginliğinin (D=2.6 en bol bulunduğu mevsim olmuştur

    18. MOLEKÜLER CIMBIZLAMAYA DAYALI YENİ BİR BISFENOL-BIPHENANTHROLINE SENTEZİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Said nadeem

      2015-11-01

      Full Text Available 1,10-fenantrolin’den elde edilen "dugdugi" 8 molekülü sentezlendi ve NMR, EIMS ve UV kullanılarak yapısı aydınlatıldı. Bisfenol 8’I elde etmek için 1,3dibrompropan kullanılarak alkillendi ve 4-(1H-imidazo[4,5-f][1,10]phenanthrolin-2-ylphenol ile reaksiyona sokuldu. Molekül 8’in 30 molL-1 çözeltisi %10 DMF içeren etanolde hazırlandı, ve etanol ile hazırlanmış 30 m L-1 Co2+, Cr3+, Cu2+, Fe3+, Mn2+, Ni2+, Ag+, and Zn2+ çözeltisi ile 30 dakika karıştırıldı.Kemosensör 8, Fe3+ varlığında pembe renk vererek çalışırken, diğer metallerin varlığında ayırt edici bir renk gözlenmedi. "Dugdugi" nin moleküler UV spektrumunda 279 nm’de bulunan pik Fe3+ ile etkileştirilince 290 nm’ye kaydı. Ayrıca, 524 nm’de yeni bir pik oluştuğu görüldü

    19. HASAN RIZÂYÎ’NİN “CÛY-I RAHMET” ADLI MANZUM GÜLİSTÂN TERCÜMESİ / HASAN RIZÂYÎ’S VERSE TRANSLATION OF GULISTAN NAMED “CÛY-I RAHMET”

      OpenAIRE

      ÇELİK, Aysun

      2016-01-01

      Sa‘dî tarafından XIII. yüzyılda kaleme alınan ve şöhreti İslam coğrafyasını aşarak tüm dünyaya yayılan Gülistân; estetik, pedagojik, İslamî ve insanî pek çok cephesi bulunan bir eserdir. Şark medreselerinde Fars dili ve ahlak eğitimi için bir ders kitabı olarak da kullanılan, bu vesileyle birçok tercüme ve şerhi yapılan Gülistân; hikâyeler arasına serpiştirilen manzum parçaların yanı sıra kendine has dil, üslup ve mazmunlarıyla öne çıkmaktadır. Türk edebiyatında Gülistân’ın bilinen ilk tercüm...

    20. Neonikotinoid İnsektisitlere Bağlı Olarak Drosophila melanogaster’in AChE Aktivitesinde Meydana Gelen Değişikliklerin Bitkisel Ekstraktlar ile Giderilmesi Üzerine Araştırmalar

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sedat Ünver

      2014-12-01

      Full Text Available Bu çalışmada, Drosophila melanogaster’in ergin bireylerinde bulunan asetil kolinesteraz (AChE enzim aktivitesi üzerine İmidakloprid (İMİ ve Asetamiprid (ASE  insektisitlerinin etkileri araştırılmıştır. Ayrıca farklı bitkilere ait su ekstraktlarının (Salvia lavandulifolia, Hypericum scabrum, Capsella bursa-pastoris ve Teucrium orientale iyileştirici etkileri de in vivo olarak incelenmiştir. Bu amaçla iki deney grubu oluşturulmuştur. İlk deney grubunda ergin bireylere yalnızca farklı dozlarda insektisit (0,5; 1,0; 1,5 ve 2,0 ppm, diğer deney grubunda ise insektisit + bitki ekstraktları (1:1 v/v birlikte uygulanmıştır. Uygulamalar sonucunda insektisitler doz artışına bağlı olarak ergin bireylerde AChE aktivitesini artırmıştır (P<0,05. Ancak insektisitler bitkisel ekstraktlar ile birlikte uygulanınca enzim aktivitesi tekrar kontrol grubuna yaklaşmıştır (P<0,05.

    1. Kars ilinde örgün eğitimin gelişimi ve mevcut durumu

      OpenAIRE

      DEMİR, MUCİP

      2016-01-01

      Doğu Anadolu Bölgesinin Kars Erzurum bölümünde yer alan Kars İli ortalama irtifası 2000 metre civarında olan ve birçok yeri volkanik materyallerle örtülü Kars Platosu üzerinde bulunmaktadır. Mevcut topografik koşulların etkisiyle sert karasal iklimin görüldüğü ilde başta nüfus olmak üzere diğer beşeri faaliyetler bu coğrafik faktörlerin yoğun etkisiyle şekillenmektedir. İlde halen 300.000 civarında bulunan nüfus il dışına doğru meydana gelen göçlerle azalış eğilimi göstermektedir. 373 ilko...

    2. KARS İLİNDE ÖRGÜN EĞİTİMİN GELİŞİMİ VE MEVCUT DURUMU

      OpenAIRE

      DEMİR, MUCİP

      2016-01-01

      Doğu Anadolu Bölgesinin Kars Erzurum bölümünde yer alan Kars İli ortalama irtifası 2000 metre civarında olan ve birçok yeri volkanik materyallerle örtülü Kars Platosu üzerinde bulunmaktadır. Mevcut topografik koşulların etkisiyle sert karasal iklimin görüldüğü ilde başta nüfus olmak üzere diğer beşeri faaliyetler bu coğrafik faktörlerin yoğun etkisiyle şekillenmektedir. İlde halen 300.000 civarında bulunan nüfus il dışına doğru meydana gelen göçlerle azalış eğilimi göstermektedir.373 ilkokul,...

    3. Hemşirelerde İşgücü Verimliliğini Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi

      OpenAIRE

      Dikmen, Yurdanur; Kara Yılmaz, Dilek; Başaran, Handenur; Filiz, Nasibe Yağmur

      2016-01-01

      Amaç:Buçalışma, hemşirelerin işgücü verimliliğini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. GereçveYöntemler:Tanımlayıcı ve analitik olarak planlanan araştırma Türkiye’nin kuzeybatısında bulunan bir kamu hastanesinde araştırmaya katılmaya gönüllü olan 156 hemşire ile yürütülmüştür. Veriler “Katılımcı Tanıtım Formu” ile işgücü verimliliğine etki eden faktörleri içeren Türkiye’de Özkoç (2005) tarafından geliştirilen anket formu ile toplanmıştır. Verilerinin analizinde; frek...

    4. Phenolic contents of myrtle (Myrtus communis L.) fruits

      OpenAIRE

      Arzu BAYIR YEĞİN; Halil İbrahim UZUN

      2015-01-01

      Mersin (Myrtus communis L.) Akdeniz Bölgesinin önemli bir doğal bitkisidir. Meyveleri siyah ve beyaz renklidir. Mersin bitkisi hakkında yapılan çalışmaların çoğu özellikle yapraklarında bulunan uçucu yağların tespiti ile ilgili iken, son yıllarda sağlık üzerine etkileri nedeniyle mersinin içerdiği fenolik bileşikler ve bunların etkileri üzerine çalışmalar yoğunlaşmıştır. Çalışmanın amacı, mersin meyvelerinin içerdiği fenolik bileşik miktarlarını ve bunların genotiplere göre değişimini saptama...

    5. Limon (Citrus Limon Kabuklarının Kimyasal Bileşimi ve Hayvan Yemi Olarak Değerlendirilmesi (İngilizce

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Somayeh Sadat Fakoor Janati

      2015-02-01

      Full Text Available Bu çalışmada, limon kabuklarının; bileşimindeki ham protein, fosfor, kalsiyum, bakır, manganez, demir, çinko, sodyum, potasyum ve diğer bazı kimyasal bileşenler nedeni ile yem olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Limon kabuklarında bulunan protein miktarı (%9.42, yağ (%4.98, kül (%6.26, selüloz (%15.18, sodyum (755.5 mg/100g, potasyum (8600 mg/100g, kalsiyum (8452.5 mg/100g, bakır (4.94 mg/100g, demir (147.65 mg/100g, magnezyum (1429.50 mg/100g, çinko (13.94 mg/100g ve fosfor (6656 mg/100g İran ulusal hayvan yemi standardı ile karşılaştırılmıştır. Yağ, protein ve selüloz miktarlarının bu standardı karşılayabildiği görülmüştür.

    6. Barış Harekâtı Sonrasında Adana’dan Kıbrıs’a Gerçekleştirilen Nüfus Nakli (1975-1976)

      OpenAIRE

      ÇANAK, Erdem

      2015-01-01

      1571-1878 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin hâkimiyeti altında bulunan Kıbrıs, 1878 yılında geçici olarak, Lozan Antlaşması ile de resmen İngiltere’ye geçmiştir. Bu durumdan faydalanmak isteyen Rumlar da “Enosis”e yönelik faaliyetlerine hız vermişlerdir. Adadaki Türklerin var olma mücadelesine neden olan bu süreç, 1974 Barış Harekâtı ile neticelenmiştir. Ancak Türkler, Barış Harekâtı’na kadar olan dönemde maruz kaldıkları baskıdan dolayı zaman zaman başta Türkiye olmak üzere dünyanın farkl...

    7. SANTRİFÜJ KOMPRESÖR ÇARKININ TASARIM DIŞI ÇALIŞMASI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Saim KOÇAK

      2004-02-01

      Full Text Available Santrifüj kompresörü çarkının emme kenarı ve basınç kenarı boyutları ön tasarım ile bulundu. Blokaj faktörü ile emme kenarı boyutsuz kütle akış parametresi basınç kenarı bağıl Mach sayısına göre düzenlendi. Tasarım dışı hesaplara esas olacak basınç kenarı bağıl Mach sayısına bağlı denklem, emme kenarı boyutsuz kütle debisi parametresine eşit oluncaya kadar itere edilerek tasarım dışı çalışma şartı için basınç kenarı bağıl Mach sayısı bulundu. Basınç, sıcaklık ve yoğunluk oranlarına göre bulunan sonuçların teori ile uyum içinde olduğu görüldü.

    8. Kısa Mesafe RF Algılayıcı ile Telemetri Uygulaması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Muhammet Sinan BAŞARSLAN

      2016-03-01

      Full Text Available Bu çalışmada, Telemetri bir sistem ya da tesisin, uzaktan kablo veya kablosuz olarak izlenmesi ve/veya kontrol edilmesidir. Uygulama alanları olarak petrol, su veya gaz boru hatlarının izlenmesi, uydu ve telekom antenlerinin izlenmesi, içme veya atık su tesislerinin izlenmesi sayılabilir. Günümüzde çoğunlukla kablosuz (wireless haberleşme tercih edilmektedir. Kablosuz iletişim teknolojilerinden de en yaygın kullanılanları bluetooth, radyo modem cihazları, GSM sistemleridir.Haberleşme yapılacak olan arazi düz olmak zorunda değildir. Antenler arasında dağ, tepe vb. haberleşmeyi engelleyici unsurlar olsa bile repeater özellikli RF data modemler ile bu tür engeller aşılabilmektedir. Bu sayede noktalar arası uzaklıklar kilometrelerce olabilir.Sunulan uygulamada telemetri yöntemi ile bir model araca dair verilerin uzak bir noktada bulunan Android işletim sistemli bir mobil cihaz üzerinden izlenmesi gerçekleştirilmiştir. Uzaktan izleme işlemleri için kısa mesafe RF teknolojisi (433 MHz kullanılmıştır.

    9. Fermente bir Soya Ürünü “Miso”

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Kamuran Ayhan

      2015-02-01

      Full Text Available Miso, Uzakdoğu’da üretilen ve insanlarca fazla miktarda tüketilen fermente bir soya ürünüdür. Miso üretiminde hammadde olarak soya fasulyesi, pirinç veya arpa, tuz ve mikroorganizma kültürü (Aspergillus oryzae kullanılmaktadır. Miso’nun rengi koyu kahverenginden açık sarıya kadar değişim göstermektedir. Fermentasyon sırasında soya fasulyesinde bulunan protein, karbonhidrat ve yağlar daha basit bileşim unsurlarına parçalanmaktadır. Miso, %12.5-19.0 protein, %1.4-6.9 yağ, %5.5-13 oranında tuz içermekte, lezzet verici bir gıda maddesi özelliği taşımaktadır. Miso özellikle esansiyel amino asitlerce zengindir. Protein kalitesini belirleyen NPU (Net protein kullanımı değeri misoda %72’dir. Protein kalitesi açısından bilinen protein kaynaklı gıdalar içinde ilk sırayı almaktadır.

    10. DOĞAL ÇEVRE FELAKETLERİNİN SUÇA ETKİSİ

      OpenAIRE

      AKKUŞ, Zafer; EFE, Tamer

      2016-01-01

      Doğalçevrenin değişik zamanlarda maruz kaldığı felaketler, binlerce/milyonlarcacanlının ölmesine ve/veya yaralanmasına neden olurken beraberinde yaşamortamlarında bulunan her türlü yapı/yapılara geçici/sürekli tahribatlarbırakmıştır/bırakmaktadır. İnsanoğlunun doğal çevreye bilinçli/bilinçsizmüdahaleleri ile dünya gittikçe savunmasız bir hale dönüşmeye başlamıştır.Kendini koruma olgusundan insan faktörü ile uzaklaşan dünya, tarihsel süreçiçerisinde birçok doğal felaketin yaşandığı gezegen olm...

    11. THE WILD EDIBLE PLANTS OF WESTERN NIGDE ALADAGLAR MOUNTAINS (CENTRAL TURKEY)

      OpenAIRE

      ., E. OZDEMIR, K. ALPINAR

      2013-01-01

      Bu çalışmada Niğde-Aladağların Batısında yenebilen yabani türlerden 13 familyaya ait 3 3 bitki türü belgelenmiştir. Türler en çok taze olarak yen­mektedir. Gıda olarak kullanılan bitkilerin en çok kullanılan kısmı toprak üstü kısımlarıdn. Bitkiler doğal yetişme ortamlarından, bilgi alınan kişiler ile birlikte toplanmıştır. Yapılan arazi çalışmaları sırasında Batı Aladağlar bölgesinde bulunan tüm yerleşim yerleri (5 ilçe ve 10 köy) Nisan 2004 -Ekim 2004 tarihleri arasında ziyaret edilmiştir....

    12. IDEOLOGICAL APPROACH TO THE TEXTS OF FOLK LITERATURE AT THE PERIOD OF USSR: IN THE CONTEXT OF ALANKAY BATIR HALK EDEBİYATI METİNLERİNE SOVYETLER BİRLİĞİ DÖNEMİNDE İDEOLOJİK YAKLAŞIM: ALANKAY BATIR ÖRNEĞİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bülent BAYRAM

      2009-12-01

      Full Text Available Folk Literature was under the ideologic pressure during the USSR period. From time to time it was prohibited to publish some of the literary works. Some of the works were published after they had undergone some change with the excuse that they convey idiology opposite to that of the USSR. Some of the chapters were dropped out of the literary Works: for example, this kind of changes have been done to the Epic of Alankay Batır of the Kazak Turks. Halk edebiyatı eserleri Sovyetler Birliği’nde ideolojik baskılara maruz kalmıştır. Zaman zaman bazı eserlerin yayınlanması tamamen yasaklanmıştır. Bazı eserler de Sovyet ideolojisine ters düştüğü gerekçesiyle değiştirilerek yayınlanmıştır. Bazı bölümler eserlerden çıkarılmıştır. Kazak Türklerinin Alankay Batır destanında da bu tür oynamalar görülmektedir. Elde bulunan orijinal nüsha ile yayınlanan nüsha arasındaki farklılıklar bunu açıkça göstermektedir.

    13. Some non-thermal microbial inactivation methods in dairy products; Süt ve Süt Ürünlerinde Bazı Isıl Olmayan Mikrobiyal İnaktivasyon Yöntemleri

      Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

      Yangilar, F.; Kabil, E. [Ardahan Univ., Ardahan (Turkey)

      2013-07-01

      During the production of dairy products, some thermal processes such as pasteurization and sterilization are used commonly to inactive microorganisms. But as a result of thermal processes, loss of nutrient and aroma, non-enzymatic browning and organoleptic differentiation especially in dairy products are seen. Because of this, alternative methods are needed to provide microbial inactivation and as major problems are caused by high temperatures, non-thermal processes are focused on. For this purpose, some methods such as high pressure (HP), pulsed light (PL), ultraviolet radiation (UV), supercritical carbon dioxide (SC-CO2) or pulsed electric field (PEF) are used in food. These methods products are processed in ambient temperature and so not only mentioned losses are minimized but also freshness and naturality of products can be preserved. In this work, we will try to be given information about methods of non-thermal microbial inactivation of dairy products. (author) [Turkish] Süt ve süt ürünlerinin üretimleri sırasında mikroorganizmaların inaktivasyonu amacıyla pastörizasyon ve sterilizasyon gibi ısıl işlemler yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak ısıl işlem sonucu oluşan besin ve aroma kayıpları, enzimatik olmayan esmerleşme ve özellikle süt ürünlerindeki organoleptik değişiklikler nedeniyle mikrobiyal inaktivasyonu sağlamak için, alternatif metotlara ihtiyaç duyulmuştur. Başlıca problemler yüksek sıcaklıklardan kaynaklandığı için ısıl olmayan prosesler üzerine dikkat çekilmiştir. Bu maksatla gıdalarda; yüksek basınç (HP), atımlı ışık (PL), ultraviyole ışınlama (UV), süper kritik karbon dioksit (SC-CO2) ve vurgulu elektrik alan (PEF) gibi yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemlerle ürünler ortam sıcaklığında işlem görmekte ve böylece hem bahsedilen kayıplar minimum düzeye inmekte hem de taze ve doğallıkları korunabilmektedir. Bu derlemede, süt ve ürünlerinde ısıl olmayan mikrobiyal

    14. Ankara’daki Üniversite ve Halk Kütüphanelerinde Çalışan Kütüphanecilerin İş Doyumları Üzerine Bir Araştırma =A Research on Job Satisfaction of Librarians Employed at University and Public Libraries in Ankara

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yılmaz, Bülent

      2010-04-01

      Full Text Available Kişinin yaptığı işten hoşnut olması anlamına gelen iş doyumu genelde ve kütüphanecilik alanı açısından işteki başarı ve verimliliği etkileyen, aynı zamanda insanın yaşamdan doyum almasına önemli katkıda bulunan çok boyutlu bir olgudur. Bu çalışmada, öncelikle iş doyumu hakkında genel ve kütüphanecilik temelli kuramsal bilgi verilmiştir. Daha sonra yapılan araştırma sonuçları değerlendirilmiş ve konu ile ilgili öneriler sunulmuştur. Bu çalışmaya konu olan araştırma Ankara'da bulunan üniversite ve halk kütüphanelerinde çalışan kütüphaneciler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Ankara'daki on üniversite kütüphanesinden 69, altı halk kütüphanesinden 20 olmak üzere toplam 89 kütüphaneciye Mayıs 2009 tarihinde anket uygulanmıştır. Anket için Spector'un "İş Doyumu Ölçeği" temel alınmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, üniversite ve halk kütüphanelerinde çalışan kütüphanecilerin genelde iş doyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı, ancak, bazı unsurlar arasında anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır.Job satisfaction, which signifi es an individual's happiness in his/her occupation, is a multidimensional case that aff ects success and productivity at work, in general terms and in the fi eld of librarianship. This article off ers primarily general information on job satisfaction and librarianship-based theoretical information. It also evaluates the conclusions of a questionnaire and off ers related suggestions. The research focused on the librarians employed at university and public libraries in Ankara. A questionnaire was administered in May 2009 to 69 university librarians and 20 others employed by public libraries, bringing the total to 89 professional men and women. The questionnaire has been based on the Spector's "Job Satisfaction Survey". According to the conclusions that may be derived from the research

    15. Effect of Different Cooling Rates on Embryo Survivability and Pregnancy Rates in Freezing Sheep Embryos

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Elif KARAMAN ÖZTÜRK

      2016-07-01

      Full Text Available Çalışmanın ilk bölümünde, mezbahadan sağlanan ovaryumlardan kazanılan oositler (n=2990 olgunlaştırma medyumu içerisinde 24 saat süreyle olgunlaştırıldı. Ardından, 20 saat süreyle İn Vitro Fertilizasyona (İVF bırakıldılar. Yarıklanma gösteren embriyolar (n=1305, Sentetik Ovidukt Fluid (SOF medyumu içerisine alınarak altı gün süresince İn Vitro Kültüre (İVK bırakıldılar. İVK sonrası elde edilen morula-blastosist aşamasındaki embriyolar rastlantısal şekilde üç farklı dondurma hızı grubuna eşit olarak ayrıldılar (Grup I: 0,5 °C /dk, Grup II: 0,8 °C /dk, Grup III: 1 °C /dk. Her bir gruptaki embriyolar (n=50, 1,5 M etilen glikol bulunan dondurma medyumu içerisinde farklı soğutma hızlarında donduruldu. Sonuçta 0,5 °C/dk soğutma hızının en başarılı grup olduğu belirlendi (P<0,05. Çalışmanın ikinci bölümünde, verici koyunlardan elde edilen in vivo embriyolar (Morula-Blastosist çalışmanın birinci bölümünde bulunan en başarılı soğutma hızı (0,5 °C/dk ile soğutularak donduruldu. Dondurulan 19 adet embriyo hormonel olarak hazırlanmış 17 alıcı koyuna transfer edildi. Transfer sonrası 60. günde yapılan ultrason muayenesinde üç adet koyunda gebeliklere ait embriyonik keseler gözlendi ve bu koyunlardan birinde de ikiz gebelik saptandı. Gebe koyunlardan bir tanesinde doğum gerçekleşti; diğer iki koyunda ise ileriki dönemde yapılan ultrason muayenesinde gebeliklerin sonlandığı gözlendi. Çalışma sonucunda, koyun embriyolarının dondurulması sırasında 0,5°C/dk soğutma hızının en başarılı hız olduğu ve bu yöntemle dondurulan embriyoların transferinden de gebelik elde edilebildiği saptandı.

    16. Toros sediri (Cedrus libani A. Rich. ağaçlandırmalarının gelişimi ile yetişme ortamı özellikleri arasındaki ilişkiler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Rıza KARATAŞ

      2017-07-01

      Full Text Available Bu çalışma, Eskişehir, Afyonkarahisar ve Ankara illerindeki toros sediri (Cedrus libani A. Rich. ağaçlandırmalarının boy gelişimi ile bazı yetişme ortamı özellikleri arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Örneklemeler bakı, yükselti, eğim, yamaç konumu ve meşcere gelişimi bakımından farklılık gösteren 55 alanda yürütülmüştür. Her örnek alanda meşcere üst boyunda bulunan bir ağaç kesilmiş ve toprak çukuru açılarak belirlenen horizonlardan toprak örnekleri alınmıştır. Laboratuvarda toprak örneklerinin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlenmiştir. Toros sediri ağaçlandırmalarının gelişimi ile iklim özellikleri arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla örnek alanlara en yakın mesafede bulunan meteoroloji istasyonu verileri kullanılmıştır. Örnek alanlardaki ağaçların üst boy değerleri ile edafik, klimatik ve fizyografik faktörler arasındaki ilişkiler korelasyon, aşamalı regresyon ve regresyon ağacı yöntemleri ile değerlendirilmiştir.Örnek alanlardaki ağaçların üst boy değerleri ile fizyografik yetişme ortamı faktörlerinden enlem ve yamaç konumu; iklim özelliklerinden ortalama yüksek sıcaklık, potansiyel evapotranspirasyon, su fazlası, en soğuk ayın ortalama sıcaklığı, en sıcak ayın ortalama sıcaklığı ve dört yaz ayının ortalama sıcaklığı; toprak özelliklerinden toz miktarı arasında istatistiksel bakımdan önemli ilişkiler bulunmuştur.Sedir ağaçlandırmalarının boy büyümesi aşamalı regresyon analizi ve regresyon ağacı tekniği kullanılarak modellenmiştir. Uygulanan bu analizler sonucunda, boy gelişimini en iyi açıklayan kestirim modeli %65,6 ile regresyon ağacı tekniği kullanılarak elde edilmiştir.

    17. OTEL İŞLETMELERİNİN POTANSİYEL ÇALIŞANLARA YÖNELİK İZLENİM YÖNETİMİ TAKTİKLERİ: WEB SİTELERİNİN ANALİZİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Emine ŞİMŞEK EVREN

      2017-07-01

      Full Text Available Öz Bu çalışmada, Türkiye’deki otel işletmelerinin web siteleri üzerinden potansiyel çalışanları etkilemek amacıyla ne tür izlenim yönetimi taktiklerine başvurduklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, öncelikle 1751 turizm işletme belgeli otelin web sitesinin ön incelemesi yapılmış; insan kaynakları veya kariyer sayfası bulunan 453 otel web sitesi asıl inceleme için seçilmiştir. Web sitesi incelemeleri; otel işletmelerinin kategoriler çerçevesinde daha çok proaktif bir şekilde, içsel bilgilerle ve işveren markalama yoluyla potansiyel çalışanlara ulaştıklarını göstermiştir. Ayrıca, uygulamaların çoğunlukla aydınlatıcı tekniklerle; detaylara yer vermeden, genel açıklamalar ve görsellerle gerçekleştirildiği de görülmüştür. Taktikler itibariyle bakıldığında ise otellerin “lokasyonu iyi”, “büyük”, “kolay erişilebilir”, “ulusal-uluslararası standartlara uyan”, “sosyal sorumluluk sahibi”, “örnek işletme”, “terfi olanakları sunan” ve “fiziksel çalışma ortamı iyi” gibi izlenimleri potansiyel çalışanları etkilemek amacıyla kullandıkları belirlenmiştir. Ayrıca, uluslararası zincir otellerin, beş yıldızlı otellerin ve yıl boyu faaliyette bulunan otellerin diğer otel tiplerine göre potansiyel çalışanlara yönelik taktikleri daha sık kullandıkları da görülmüştür. Abstract In this study, it is aimed to determine the impression management tactics that were used by hotels in Turkey on their web sites to effect potential employees. In this context, first of all, preliminary review of 1751 web sites of tourism operation licensed hotels was conducted and 453 hotel web sites that included human resources and carrier pages were chosen for main examination. Web site examinations showed that, in the context of categories, hotels reach the potential employees proactively with internal information and through employer

    18. Anadolu Kültüründe Nazar ve Nazarlıklar: Safranbolu Örneği /Evil Eye and Amulets in Anatolian Culture: The Case of Safranbolu

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Durmuş Gür

      2013-10-01

      Full Text Available Öz Bu araştırma, Anadolu kültüründe yer alan nazar inancı ve bu inancın somut bir yansıması olan nazarlıklarla ilgili günümüze ulaşan bazı örnekleri incelemektedir. Araştırma kapsamında, günümüzde Safranbolu’da bulunan sivil ve dini mimaride, özellikle su yapılarında görülen nazarlık çeşitleri, teknik, tür ve çeşitlilik açısından incelenmiş ve fotoğraflarla belgelenmiştir. Safranbolu’nun Bağlarbaşı, Kıranköy (Atatürk Mahallesi, Gümüş, Hacı Halil, Baba Sultan, Çeşme, Karaali, Çavuş Mahalleleri’ndeki mimari eserlerde bulunan nazarlıklar, araştırma konumuzun kaynağını oluşturmaktadır. Araştırmada önce nazar inancı ile ilgili yaklaşımlar ve bu inancın tarihi kökenleri incelenmiştir. Daha sonra nazara inanan insanların, kötü niyetli insanların bakışlarıyla yaydıkları olumsuz enerjiyi başka alanlara yönlendirebilmek amacıyla kullanmış oldukları nazarlıklar incelenmiştir. Kullanılan nazarlık çeşitleri sınıflandırılarak benzer uygulamalar aynı başlık altında incelenmiştir. Araştırmanın son kısmında ise bu nazarlıkların özelliklerini gösteren bir tablo ile birlikte kullanılan malzeme ve teknikler hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca, araştırma evreninde yer alan nazarlıklara ait bazı fotoğraflar araştırma sonuna eklenmiştir. Abstract This article examines the belief in evil eye in Anatolian culture and its concrete reflection, using amulets to defend oneself against it. The aim of this essay is to investigate and to certificate the types of amulets in civil and religious architecture, especially in water structures, in Safranbolu. In the study, the amulets existing in Baglarbasi, Kirankoy, Gumus, Haci Halil, Baba Sultan, Cesme, Karaali, and Cavus districts of Safranbolu is handled. The first part of the article examines the belief in evil eye and the historical basis of this belief. The second part examines the amulets used by the

    19. Ilıca ve Kömürcü Çayları (Erciş-Van taşkın önleme çalışmalarının içsu balıkları üzerine etkileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa Sarı

      2016-01-01

      Full Text Available Bu çalışmada Koçköprü Baraj Gölü (Erciş-Van üst havzasında bulunan Ilıca ve Kömürcü çayları taşkın önleme çalışmalarının içsu balıkları üzerine etkileri araştırılmıştır. DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından İşbaşı Köyü civarında bulunan tarım alanlarının taşkından korunması ve baraj gölünün sediman (rüsubat ile dolmasının önüne geçmek üzere her iki çayda dere ıslahı çalışması yapılmıştır. Bu kapsamda dere yatakları kanal haline getirilmiş, kenarlar şevli olarak taş dolgu ile tahkim edilmiştir. Her iki derede akarsu yatağındaki oyulmaları engellemek için enine setler yapılmıştır. Çalışma kapsamında Ilıca ve Kömürcü çaylarında 3’ü endemik olmak üzere toplam 5 takson içsu balığı tespit edilmiştir. Alburnus tarichi (İnci Kefalı, Barbus ercisianus (Erciş Bıyıklısı, Alburnus mossulensis (İnci Balığı, Capoeta kosswigi (Siraz ve Oxynoemacheilus ercisianus (Erciş Çöpçüsü olmak üzere 5 takson içsu balığının yapılan dere ıslahı çalışmasından etkilendiği tespit edilmiştir. Akarsu ıslahı öncesinde özellikle Ilıca Çayı’ndaki tüm örnekleme noktalarında yakalanan bu balık türlerinin, ıslah çalışmasından sonra bariyerlerden geçemediği için, çayın sadece baraj gölüne yakın bölümlerinde kaldığı tespit edilmiştir. Bu çalışma ile balıkların Ilıca ve Kömürcü çaylarında eski habitatlarında yaşamlarına devam edebilmesi için çözüm önerileri geliştirilmiştir.

    20. YENİDEN KULLANILABİLİR YAZILIM BİLEŞENLERİNE WEB ÜZERİNDEN ERİŞİM İÇİN CORBA TEMELLİ BİR MİMARİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      R. Cenk ERDUR

      2003-01-01

      Full Text Available Bilgisayar ağları teknolojilerinin gelişimi ve İnternet'in sürekli büyümesi sonucunda, İnternet, yakın bir gelecekte yeniden kullanıma dayalı yazılım geliştiren kişi veya kuruluşların ortak yazılım bileşeni deposu durumuna gelecektir. Bu yazılım deposunda bulunan yeniden kullanılabilir kodlar, analizler, tasarımlar, tasarım desenleri (design patterns gibi bileşenlerin yeni yazılım geliştirme süreçlerinde de kullanılabilmesi için, söz konusu bileşenlerin İnternet üzerinden aranabilmesini sağlayan ortamlara gerek duyulmaktadır. Bu ortamlar; kullanıcıların sorgu girebilmelerini sağlayan arayüzler, bileşen kütüphanelerine erişimi sağlayan bağlayıcı (wrapper programlar, kullanıcı isteklerini ilgili bileşen kütüphanelerine ileten koordinatör programlar gibi temel elemanlardan oluşmaktadır. Bu çalışmada ilk olarak bu tür bir ortam için CORBA temelli bir mimari ortaya konmaktadır. Daha sonra, aynı ortam için Java 2 platformu teknolojileri kullanımına dayanan alternatif bir mimari verilmekte ve önerilen CORBA temelli mimari ile karşılaştırılmaktadır.

    1. Pizza ve Milföy Hamurlarının Özgül Isılarının Belirlenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Seher Kumcuoğlu

      2015-02-01

      Full Text Available Bu çalışmada milföy ve pizza hamurlarının özgül ısıları fark tarama kalorimetresi (DSC kullanılarak -60 °C ile 100 °C sıcaklık aralığında deneysel olarak belirlenmiştir. Örneklerin donmuş durumdaki özgül ısı değerlerinin donmamış durumuna ait özgül ısı değerlerinden daha düşük olduğu ve sıcaklığın artmasıyla arttığı bulunmuştur. Donmamış durumda ise örneklerin özgül ısı değerlerinin sıcaklıkla artış gösterdiği saptanmıştır. Milföy hamurunun özgül ısı değerinin donmuş ve donmamış durumda pizza hamurunun özgül ısı değerinden daha düşük olduğu saptanmıştır. Ölçüm sonuçlarının literatürde bulunan değerlerle uyumlu olduğu görülmüştür.

    2. Günümüz Fıkhî-İktisadî Problemlerin Değerlendirilmesinde Fıkıh Mirasımız İle İlişki Biçimimiz

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Soner Duman

      2015-07-01

      Full Text Available Bu çalışmanın amacı günümüzde ortaya çıkan iktisadî problemlerin İslamî açıdan değerlendirilmesinde fıkıh geleneğimizin ne ölçüde işlevsel olabileceği tartışmalarına ışık tutmaktır. Konuya ilişkin üç temel bakış açısından birine göre fıkıh geleneği bu konuda işlevsel olmadığından günümüze bir katkı sunamaz. Bir başka yaklaşım ise fıkıh geleneğinden herhangi bir usule dayanmaksızın gelişi güzel tercihlerde bulunan telfikçi yaklaşımdır. Bizim savunduğumuz yenilikçi yaklaşım ise fıkıh geleneğinin aynen değil ancak yenilenerek günümüz sorunlarının çözümüne katkı sunabileceği yönündedir.

    3. 15. YÜZYIL ŞAİRLERİNDEN DİYARBAKIRLI HALÎLÎ’NİN ŞİİRLERİ / THE POEMS OF HALÎLÎ WHO IS A 15th CENTURY POET FROM DIYARBAKIR

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ahmet KAVAKLIYAZI

      2015-12-01

      Full Text Available Klasik Türk edebiyatında divanı bugün için elimizde bulunmayan kimi şairlerin şiirleri, şiir mecmualarında karşımıza çıkmaktadır. Bu şairlerden biri de Firkat-nâme’si ile tanınan, 15. yüzyıl şairi Diyarbakırlı Halîlî’dir.Halîlî’nin belli başlı mecmualardaki şiirleri daha önce bazı akademik çalışmalara konu edilmişti. Üzerine yüksek lisans tezi hazırladığımız Koyunoğlu Müzesi Kütüphanesinde bulunan 13450 numaralı mecmuada Halîlî’nin, önceki yayımlarda bulunmayan şiirlerinin olduğunu gördük. Ayrıca, mecmualarda Halîlî’ye ait bazı şiirlerin onun Firkat-nâme’sinde geçen şiirler olması sebebiyle bu eserdeki şiirlerin ayrılması ve mecmuaların yeniden taranarak diğer şiirlerinin belirlenmesi gerekmekteydi.Çalışmamızda Halîlî’nin Firkat-nâme dışındaki şiirleri mecmualar taranarak tespit edilmiş, bu şiirlerin ona aidiyeti saptanmış ve şiirlerin karşılaştırmalı metni verilmiştir.

    4. Sebze Püresi ile Üretilen Yoğurtların Tekstürel ve Duyusal Özelliklerinin Belirlenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tülay Özcan

      2016-07-01

      Full Text Available Bu çalışmada kontrol (K; balkabağı (YBK, havuç (YHA, bezelye (YBE ve yeşil kabak püreli (YYK yoğurt olmak üzere 5 farklı set tipi yoğurt üretilmiştir. Sebzeli yoğurtlarda bulunan diyet liflerinin bakteri gelişmesini teşvik eden potansiyel etkisi sonucu Streptococcus thermophilus ile Lactobacillus delbrueckii subsp. bulgaricus sayılarının arttığı saptanmıştır. Yoğurtların sebze püreleri ile zenginleştirilmesinin pH, titrasyon asitliği, serum ayrılması, duyusal özelikler ile sertlik, iç yapışkanlık, konsistens ve viskozite indeksi gibi tekstürel özellikler üzerinde etkili olduğu gözlenmiştir. Havuç püresi ile üretilen yoğurtlarda viskozite, konsistens ve sertliğin yüksek olduğu saptanırken, yeşil kabak ilaveli olanlar daha zayıf tekstürel özellikler göstermiştir. Sonuç olarak sebze püresi ilavesinin set tipi yoğurtlarda tekstürel özelliklerinin iyileştirilmesi konusunda önemli rol oynadığı ve fonksiyonel süt ürünlerinin geliştirilmesinde kullanılabileceği belirlenmiştir.

    5. Lider-Üye Etkileşiminin İşgören Performansına Etkisinde Çalışanların Örgütsel Adalet Algılarının Rolü

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hakan TURGUT

      2015-09-01

      Full Text Available Bu çalışmanın amacı, lider-üye etkileşiminin çalışanların örgütsel adalet algıları ile performansları üzerindeki etkilerini belirlemek ve örgütsel adaletin, lider-üye etkileşimi ile işgören performansı arasındaki ilişkide aracılık rolünün bulunup bulunmadığını araştırmaktır. Bu amaçla Çorum’da bulunan orta öğretim seviyesindeki 20 farklı okulda görevli 471 öğretmenin katılımı ile bir çalışma yapılmıştır. Araştırma sonucunda; lider üye etkileşiminin, örgütsel adalet boyutlarını (dağıtım, işlemsel, kişilerarası, bilgisel ve işgören performansını, işlemsel, kişilerarası ve bilgisel adaletin de işgören performansını anlamlı ve pozitif yönde etkilediği görülmüş, ayrıca işlemsel, kişilerarası ve bilgisel adaletin lider üye etkileşimi ile işgören performansı ilişkisinde tam aracılık rollerinin bulunduğu belirlenmiştir.

    6. Gemi Kazalarına Neden Olan Köprü Üstü Kaynaklı Eksikliklerin İstatistiksel Açıdan İncelemesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tuba KEÇECİ

      2014-06-01

      Full Text Available Denizcilik sektörü için en önemli konulardan biri, insana, çevreye ve eşyaya gelebilecek zararların en aza indirilmesi amaçlanarak, ileride meydana gelecek kazaların önlenmesine çalışılmasıdır. Deniz kazalarının incelenmesi ve gemide emniyeti etkileyen faktörlerin belirlenmesi, bu amaca ulaşmada en önemli adımı oluşturmaktadır. Gemilerin emniyetli şekilde işletilmesi ve yönetilmesi için, gemilerin uluslararası standartlara uygunluğu sürekli olarak bayrak devleti ve liman devleti yetkililerince denetlenmektedir. Tanker şirketleri bu denetimlere ek olarak, yük taşıtan petrol ve kimyasal endüstrisi tarafından da denetime tabi tutulmaktadır. Bu çalışmada, Türk tanker şirketlerinin SIRE (Ship Inspection Report Programme ve CDI (Chemical Distribution Institute kapsamında gerçekleştirilen denetim sonuçları incelenerek, bulunan eksikliklerin ve bunlara ait kök sebeplerin araştırılmasına çalışılmıştır. En sık görülen hatalardan biri olan köprü üstü kaynaklı eksiklikler istatistiksel olarak ortaya konularak, bu hataların oluşmasında rol oynayan kök sebepler tartışılmıştır.

    7. KONİK BOBİNLİ ROTOR İPLİK MAKİNASINDA KUŞAK OLUŞUMUNUN İNCELENMESİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Resul FETTAHOV

      2001-03-01

      Full Text Available Bu çalışmada konik bobinlerin sarımı sırasında iplik dolaklarının (sarımlarının üst üste gelecek şekilde sarılması ile oluşan ve kuşak olarak tanımlanan bobin sarım hatası matematiksel olarak incelenmiştir. İplik kılavuzunun bir gidiş-gelişinde (double traverse bobin tur sayısı (n iki yöntem ile hesaplanmıştır. Birincisi iplik kılavuzunun bir gidiş-geliş süresinde bobine sarılan toplam iplik miktarı ile bobinin üzerine sarılan tek bir sarımın uzunluğunun hesaplaması yöntemiyle, ikincisi ise konik bobin silindirik tambur hareket iletim oranıyla hesaplanmıştır. Bu iki farklı yöntem ile bulunan formüllerin birbirine oldukça yakın değerler verdiği görülmüş ve Schalfhorst Autocoro rotor iplik makinasında olası kuşak oluşum çaplarının belirlenmesinde kullanılmıştır.

    8. THE IMPOTENCE AS ONE OF THE DETERMINANT FACTORS ON HUSN U ASK’S FICTION HÜSN Ü AŞK’IN KURGUSUNDA BELİRLEYİCİ FAKTÖRLERDEN BİRİ OLARAK ACZ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Abdullah EREN

      2009-10-01

      Full Text Available Hüsn ü Aşk is a mesnevi that built on process of seyr ü sülûk which lived Aşk. A significant part of the elements of this process takes place as the heroes of the story with allegoric way. Another part, even if be out of the such approach, has vital functions both in plot and background. As one of the these types of elements, “impotence” is one of the determinant factors that formative of fiction, by having a wide coverege especially on transition points of journey stages, on existence of Aşk and in the first section of the work. Hüsn ü Aşk, Aşk’ın seyr ü sülûk süreci üzerine kurulmuş bir mesnevidir. Bu süreçte işlevi bulunan unsurların önemli bir kısmı alegorik bir biçimde, hikâyenin kahramanları olarak yer alır. Diğer bir kısmı ise bu tarz bir yaklaşımın dışında kalsa da gerek olay örgüsü içerisinde, gerekse arka planda hayatî işlevlere sahiptir. Bu tip unsurlardan biri olarak “acz”, hem başlangıç bölümünde hem de Aşk’ın varlığı üzerinde ve özellikle yolculuk aşamalarının geçiş noktalarında tuttuğu yer ile eserin kurgusunu şekillendiren belirleyici faktörlerden biridir.

    9. Pişirme Öncesinde Hamurun Kısa Süre Bekletilmesinin Pandispanya Nitelikleri Üzerine Etkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Halef Dizlek

      2015-02-01

      Full Text Available Bu çalışmada, hazırlanan kek hamurunun fırına beklemeksizin (doğrudan konulmasının ve kısa süre (10 d bekletildikten sonra konulmasının pandispanya nitelikleri (hacim, gözenek yapısı, yumuşaklık, nem içeriği vb. üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, farklı bileşimlere sahip dört kabartma tozu kek hamurunda üç ayrı düzeyde (%0.25, %1.25 ve %2.25 kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, pandispanya hamurunun pişirme öncesinde kısa süre bekletilmesinin denemede ele alınan 12 farklı pandispanya formülünde ürün özelliklerini çok sınırlı ölçüde olumsuz etkilediği, genel olarak önemli bir değişikliğe (gerilemeye yol açmadığı belirlenmiştir. Bu durumun, pandispanya hamurunun formülünde temel bileşen olarak bulunan yumurta ve yüzey aktif maddenin hamura stabil ve kuvvetli bir yapı kazandırmasından ileri geldiği düşünülmektedir.

    10. AutoLISP KULLANILARAK ÜÇ KOLLU ROBOTUN HAREKET SİMÜLASYONU

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa BOZDEMİR

      2000-01-01

      Full Text Available İstenilen görev ve amaca en uygun biçimde robot geliştirmek tasarımcılar için çok büyük önem taşır. Diğer bir deyişle üzerinde çok uğraşıldığı halde tasarlanan robotlar her zaman görev yerlerinde başarılı olmayabilir. Bu nedenle tasarımı düşünülen robot sistemlerin imalinden önce, bir simülasyon programı hazırlanarak, iş alanının incelenmesi, yörünge planlamasının yaptırılması, tasarımcıya eğer var ise yanlışlıkların daha robot yapılmadan giderilmesi imkanını sağlayabilir. Bu konuda AutoCAD programının içerisinde bulunan AutoLISP programlama dili kullanılarak, üç kollu bir robotun hareket simülasyonu yapılmıştır. Simülasyon denklemlerinde analitik ve matris çözüm metotları kullanılmıştır.

    11. İskenderun Körfezi'nde Dağılım Gösteren İki Makroalg Türünde [Cystoseira corniculata (Phaeophyta, Laurencia papillosa (Rhodophyta] Ağır Metallerin Mevsimsel Değişimi.

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      M. Perçin Piner Olgunoğlu

      2015-12-01

      Full Text Available Doğu Akdeniz’in Kuzeydoğu köşesinde yer alan İskenderun Körfezi, balıkçılık, deniz trafiği ve kıyısal kesimlerde birçok sanayii kuruluşunun bulunması nedeniyle potansiyel kirlilik tehditi altında bulunan bir alandır. Bu kirlilik unsurlarının tespit edilebilmesi amacıyla İskenderun Körfezi kıyılarında belirlenen üç farklı istasyondan, makroalg örnekleri toplanarak, Demir (Fe, Bakır (Cu, Kurşun (Pb ve Kadmiyum (Cd konsantrasyonları spektrofotometrik yöntemlerle belirlenmiştir. Cystoseira corniculata (Phaeophyta ve Laurencia papillosa (Rhodophyta’da ağır metal konsantrasyonlarının sıralaması Fe > Pb > Cu > Cd olarak belirlenmiştir. Aynı istasyonlardan toplanan C. corniculata ve L. papillosa’da belirlenen ağır metal konsantrasyonları karşılaştırıldığında L. papillosa’nın C. corniculata’ya göre daha fazla Fe, Cu ve Pb biriktirdiği ettiği belirlenmiştir. L. papillosa, C. corniculata ile birlikte ağır metal kirliliğinin izlenme çalışmalarında indikatör tür olarak kullanılabileceği önerilebilir

    12. Isparta İli Kampüs Alanları İçerisinde Belirlenen Yaprakbiti (Hemiptera: Aphididae Türleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Alime BAYINDIR EROL

      2018-04-01

      Full Text Available Bu çalışma 2015-2016 yıllarında Isparta ili Süleyman Demirel Üniversitesi Doğu ve Batı Kampüs alanlarındaki otsu bitki, çalı ve ağaçlar üzerinde bulunan yaprakbitlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla çalışma yapılan yıllarda Nisan ve Ekim ayları arasında ayda 2 kez olmak üzere arazi çıkışları yapılmıştır. Yaprakbitleri ile bulaşık olan bitki kısımları budama makası ile kesilip kağıt torbalar içerisinde laboratuvara getirilmiştir. Daha sonra % 96'lık alkol içerisine alınarak preparatı yapılmak üzere etiketlenmiştir. Yaprakbitlerinin preparasyonununda Hille Ris Lambers (1950’in uyguladığı yöntem kullanılarak preparat işlemleri yapılmıştır. Sonuçta 31 farklı konukçu bitki üzerinde Aphididae familyasına bağlı Aphidinae, Lachninae ve Pemphiginae altfamilyalarından 18 cinse ait 34 tür belirlenmiştir. Ayrıca Capsella bursa-pastoris (Brassicaceae ve Rosa sp. (Rosaceae sırasıyla Aphis nasturtii ve Rhodobium porosum için ülkemizde yeni konukçu olarak kaydedilmiştir.

    13. Psikolojik Gerilimin Sudanlı Ortaokul Öğrencilerinin Özsaygısı Üzerine Etkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Alradi Jadain El IMAM

      2014-08-01

      Full Text Available Psikolojik gerilimler ve özsaygı, herkesin hayatının bazı dönemlerinde başa çıkmak zorunda olduğu yaygın konulardır. Bu makalenin amacı, psikolojik gerilimler ile özsaygı arasında bir ilişki varsa bunu keşfetmektir. Bu çalışma 350 Sudanlı ortaokul öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, Sudan’ın Gezira eyaletinde bulunan Al. Kamleen bölgesinde yer alan ortaokul öğrencileridir. Katılımcılar, psikolojik gerilim ve özsaygıları ölçülmek maksadıyla incelenmiştir. Katılımcıların psikolojik gerilim ve özsaygılarını ölçmek için Fontana & Rida Abouserie Psikolojik Gerilim Ölçeği ve Rosenberg Özsaygı Ölçeği (RSES; 1965 kullanılmıştır. Deneklerin psikolojik gerilim ve özsaygılarını incelemek için Pearson korelasyon tekniği kullanılmıştır. Negatif önemli bir ilişki belirlenmiştir (r = 0.64-, p

    14. A POEM WHICH DISPARAGES SAILING IN 16. CENTURY: CÛYÎ’S KESTİ-NÂME ABSTRACT 16. ASIRDA GEMİ YOLCULUĞUNU YEREN BİR MANZUME: CÛYÎ’NİN KEŞTÎ-NÂME’Sİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ekrem BEKTAŞ

      2011-09-01

      Full Text Available Our knowledge about the life of Cûyî, one of the poets of the 16th century is very limited. There are only information about his life in Tezkire of Riza and S. Nuzhet Ergun’s “Türk Şairleri” (Turkish Poets. There have been found two ghazels (odes belonging to the poet in Pervane Bey Review. There is also found a Keshtiname of him in two Reviews of poetry manuscripts. According to the data found in the poem, Cuyi who had been a captain of ship was from Tunisia. In this article, life of the poet, and his Keshti-nâme which narrates the problems during sailing were mentioned. XVI. yüzyıl şairlerinden biri olan Cûyî’nin hayatı hakkındaki bilgilerimiz çok sınırlıdır. Sadece Rızâ Tezkiresi ve S. Nüzhet Ergun’un Türk Şairleri’nde hayatı hakkında bilgi vardır. Pervane Bey Mecmuası’nda iki gazeli bulunan şairin, iki yazma şiir mecmuasında da “Keştî-nâme” adlı bir manzumesi tespit edilmiştir. Manzumedeki bilgilere göre, gemi kaptanlığı görevini yapan Cûyî, Tunusludur. Bu makalede, şairin hayatı ve gemiye binmenin sıkıntılarını anlattığı “Keştî-nâme” adlı manzumesi üzerinde durulmuştur.

    15. Kent Mobilyalarının Bulundukları Mekânlara Etkileri: Düzce Örneği

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Emine ÇOBAN

      2014-09-01

      Full Text Available Kent mobilyaları kentsel açık alanların vazgeçilmez öğeleridir. Düzce ili önemli ölçüde açık alanlara sahiptir. Bu alanların planlanması, kullanımı, tasarımı konusunda çalışmalar yapılmaktadır. Kentsel mobilyalarda bu tasarım çalışmalarının önemli bir parçasıdır. Kentsel mobilyaların işlevsel, anlamsal, simgesel ve psikolojik etkileri göz önünde bulundurularak çalışmalara yön verilebilir. Bu bağlamda bu çalışmada kent mobilyaları ve yer aldıkları mekânlara etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. İl genelinde farklı özellikler içeren alanlar (ticari, eğitim, sanayi vb seçilerekbu mekânlarda bulunan aynı kent mobilyalarının farklı etkileri ve farklı kent mobilyalarının aynı etkileri değerlendirilmiş sonuç olarak kent mobilyaları bulundukları mekânların fonksiyonelliklerini arttırdığı, bulundukları mekânları daha fonksiyonel hale getirdiği ve mekânların estetik kalitesini arttırdığı bulgulanmıştır

    16. Işıklı Gölü ve Kaynaklarının (Çivril-Denizli Crustacea Faunası.

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Cem Aygen

      2015-12-01

      Full Text Available Bu çalışmada, Işıklı Gölü Crustacea faunasının taksonomik açıdan incelenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla Şubat 1998-Ocak 1999 ayları arasında, gölde ve göle akan kaynak bölgesinde belirlenen 6 istasyondan aylık periyotlarla biyolojik örnekler ve su örnekleri alınmıştır. Araştırma sonunda Işıklı Gölü ve Kaynağı’nda bulunan Crustacea faunasının başlıca Cladocera (16 tür, Copepoda (12 tür, Ostracoda (1 tür, Amphipoda (2 tür, Isopoda (1 tür, Mysidacea (1 tür ve Decapoda (1 tür gruplarından oluştuğu saptanmıştır. Tespit edilen türlerden Cladocera grubundan Diaphanosoma brachyurum, Diaphanosoma mongolianum, Ceriodaphnia pulchella, Simocephalus vetulus, Macrothrix laticornis, Alona rectangula, Alona guttata, Graptoleberis testudinaria, Leydigia leydigi, Biapertura affinis, Chydorus sphaericus, Pleuroxus aduncus ve Disparalona rostrata; Copepoda grubundan Macrocyclops albidus, Eucyclops serrulatus, Eucyclops speratus, Eucyclops macruroides, Metacyclops gracilis, Mesocyclops leuckarti, Cyclops vicinus, Cyclops abyssorum, Cyclops strenuus, Megacyclops viridis, Acanthocyclops robustus, Canthocamptus staphylinus; Ostracoda grubundan Psychrodromus olivaceus; Amphipoda grubundan Gammarus balcanicus, Gammarus obnixus; Isopoda grubundan Asellus aquaticus türleri Işıklı Gölü’nden ilk kez bildirilmektedir

    17. Mersin Bitkisi (Myrtus communis L.'nde Farklı Hasat Zamanlarının

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ayşe Betül AVCI

      2009-04-01

      Full Text Available Bu çalışma Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bornova araştırma alanında bulunan Mersin (Myrtus communis L. bitkilerinde farklı hasat zamanlarının uçucu yağ oranlarına etkisini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada, Mersin bitkisinden Ekim 2002 tarihinden itibaren bir yıl boyunca her ayın 15'inde ve günün üç farklı saatinde (08:00, 13:00, 18:00 olacak şekilde yapraklı dal örnekleri alınmıştır. Mersin (Myrtus communis L. bitkisinde en yüksek uçucu yağ oranı ortalama % 0.725 ile Temmuz ayında saat 18.00'de yapılan hasatta, en düşük oran ise ortalama % 0.250 ile mart ayında saat 13.00'de yapılan hasatta elde edildiği gözlenmiştir. Yapılan LSD testine göre farklı aylara ve saatlere göre belirlenen uçucu yağ değerleri arasındaki fark istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur.

    18. Bina Enerji Analiz Yazılımlarının HVAC Sistemlerindeki Hatalarını Azaltmak Ve Gerçek Zamanlı Verimlilik Hesabı İçin Geri Besleme Sistemi Geliştirilmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ersen KURU

      2016-01-01

      Full Text Available Geçmişte HVAC sistemlerinin altyapı ve teknik yeterliliklerinin konfigürasyonu sorundu. Gelişen mekanik, elektrik-elektronik ve bilgisayar teknolojisiyle bu sorunların yerini daha verimli nasıl kullanılabileceği sorusu yer almıştır. Bu tür sistemleri verimli kullanabilmemiz için de mutlaka somut ölçümler yapılmalıdır. Çünkü ölçemediğimiz durumları verimli yönetmemiz söz konusu olamaz. Bina enerji hesaplama yazılımları tasarım aşamasında fikir vermesi için oldukça büyük öneme sahiptir. Fakat geri besleme olarak herhangi bir somut ölçümsel denetim mekanizmaları bulunmamaktadır. Bina otomasyonu, özellikle de HVAC sistemlerinin verimlilik düzeylerinin denetlenmesi için mutlaka geri beslemesi bulunan sistemlerden bilgi alınması gerekmektedir.  Bu çalışmada mevcut HVAC otomasyon sistemlerinin enerji verimlilikleri güvenilirlik düzeyleri ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi için yapılması gereken geri besleme sistemleri hakkında çalışmalar yapılmıştır.

    19. New Floristic Records of Ranunculaceae Family

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hasan Özçelik

      2012-12-01

      Full Text Available Abstract: A study has been made about the revision of Ranunculaceae family between 2009-2011 years. Turkiye's important and major herbariums (especially Hb. GUL have been visited and related family patterns were revised. In end of the study; it is determined that 55 taxa as new records for 78 geographical squares in Flora of Türkiye. In this study, the taxa of Ranunculaceae that have new records and spreading in an interesting way are declared. Key words: Ranunculaceae, Türkiye, New records taxa, Phytogeography, Revision. Ranunculaceae Familyasından Yeni Floristik Kayıtlar Özet: 2009-2011 yılları arasında Ranunculaceae familyasının revizyonu amaçlı bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada, GUL Herbaryumu başta olmak üzere Türkiye'nin önemli ve büyük herbaryumları ziyaret edilip ilgili familya örnekleri yeniden incelenmiştir. Çalışmaların sonucunda; Türkiye Florası'ndaki 78 coğrafi kare için 55 taksonun yeni kayıt olduğu belirlenmiştir. Bu makalede, yeni kare kaydı olan ve yayılışı ilginç bulunan Ranunculaceae taksonlarına yer verilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ranunculaceae, Türkiye, Yeni Kayıt Taksonlar, Bitki coğrafyası, Revizyon.

    20. Kahramanmaraş İli Merkez İlçe Kırsalında Çiftçilerin Gübre Kullanım Durumu

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Rüveyda Kızıloğlu

      2017-01-01

      Full Text Available Bu araştırmada Kahramanmaraş Merkez İlçesinde bulunan çiftçilerde gübreleme ve toprak analizi uygulamaları incelenmiştir. Araştırma verileri 379 çiftçi ile yapılan anket görüşmelerinden oluşmuştur. Araştırma sonuçlarına göre bölgede etkin ve bilinçli gübreleme yapılmadığı saptanmıştır. Araştırma bölgesinde gübreleme konusunda genel eğilimin toprak analizi yaptırmadan toprağa gübre vermek şeklinde olduğu belirlenmiştir. Gübre ve gübreleme konusunda ciddi bir eğitim ve yayım eksikliği tespit edilmiştir. Çiftçiler gübre ve gübreleme ile ilgili uygulamalarında bilgiye ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle bölgede kimyasal gübre kullanımı konusunda çiftçi eğitimine önem verilmeli ve yayım programları geliştirilmelidir.

    1. Kahramanmaraş’ta Dondurma Tüketim Alışkanlığı

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Gülgün Yıldız Tiryaki

      2015-02-01

      Full Text Available Kahramanmaraş dondurması şehrin adıyla simgeleşmiş özel bir üründür. Bu çalışmada, Kahramanmaraş merkez ilçede tüketicilerin sosyoekonomik ve demografik yapıları dikkate alınarak dondurma tüketim alışkanlıkları incelenmiştir. Araştırmada, 2005 yılında tesadüfen seçilen yaşı 18 ve üstünde bulunan bireylerle yüz yüze yapılmış olan anketler kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Kahramanmaraş ilinde tüketicilerin önemli bir bölümünün (%70.8 Kahramanmaraş dondurması tükettikleri saptanmıştır. Bununla birlikte, araştırma alanında anket yapılan tüketicilerden dondurma tüketen bireylerin %8.2’si daha çok markalı dondurmaları tercih ederken %21’inin de hem Kahramanmaraş dondurması hem de markalı dondurmaları tükettikleri belirlenmiştir.

    2. Gayrimüslimlerin Osmanlı Devleti’ne Bağlılık Nedenleri Reasons Behind Non-Muslims’ Allegiance To The Ottoman State

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ramazan GÜNAY

      2012-12-01

      Full Text Available From the year of establishment on, the Ottoman Empire carried out a policy of enlargement towards the west where non-Muslim inhabited. As it set out with the idea of “Gaza” (holy war, the Ottoman Empire first annexed the west of Anatolia and later the central regions of Europe and the Balkans. The Ottoman State did not interfere with the established rules, traditions and beliefs of people who were old residents in the new conquered lands. It gave large freedoms to people in conquered lands and preferred to make a harmony with them and classified the citizens under its rule according to their religion/sect. It is not sensible to claim that just military power led non-Muslims, who lived under the Ottoman rule for about five/six centuries, to live under the rule of another state for so long. Within the frame of the rights of Dhimmies and national system, religious, juridical, economic and social rights granted to non-Muslims help us understand the reason why non-Muslims were loyal to the Ottoman State for so long.In this article, the causes of faith of non-Muslims to the Ottoman State have been assessed and this assessment has been made based on the sources of that period. These documents from Ottoman Archives, which have not been used yet, belong to Ottoman period from 16th to 19th century. These documents have been selected from Şer’iye Sicilleri (the Qadi’s archives/Shari’a local court records and Ahkâm-Şikâyet Defterleri (Register of Verdicts-Complaint called records of Divan-ı Hümayun (Council of State. Osmanlı Devleti, kuruluş yıllarından itibaren gayrimüslimlerin meskun olduğu Batı’ya doğru genişleme siyaseti izlemiştir. Gaza düşüncesiyle hareket ettiğinden dolayı da öncelikle Anadolu’nun batısı, daha sonra Balkanlar ve Avrupa’nın içlerine kadar olan bölgeyi hakimiyeti altına almıştır. Osmanlı Devleti, yeni ele geçirdiği yerlerde bulunan o yörenin eski sakinlerinin yerleşik birçok kural

    3. Manisa İli'nde özkıyım girişimlerine ilişkin özellikler: Beş yıllık verinin değerlendirilmesi/Retrospective evaluation of attempted suicides based on a register in the province of Manisa: Age and gender based variations of methods and reasons

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hatice Şimşek

      2014-04-01

      Full Text Available ÖzetAmaç: Manisa’da 2007-2011 yılları arasındaki özkıyım girişiminde bulunan olguların özelliklerinin cinsiyete göre incelenmesidir. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki araştırma, Manisa Halk Sağlığı Müdürlüğü’nün intihar girişimleri kayıt formlarının incelemesiyle yapılmıştır.  Bulgular: Toplam 6827 olgunun 5311’i (%77.8 kadındır. Özkıyım girişiminde bulunan olguların %57.3’ü 15-24 yaş grubunda, %51.6’sı bekar, %62.2’si ilköğretim mezunudur. Olguların %95.8’inin özkıyım girişimi yöntemi zehirleyici maddedir. En yaygın özkıyım nedeni genel toplamda ve kadınlarda aile geçimsizliği-evlilik-çocuklarken, erkeklerde ruhsal hastalıktır. Özkıyım nedeni en sık, 15 yaş altında ve 15-24 yaş grubunda ebeveyn çatışmaları, 25-64 yaş grubunda aile geçimsizliği-evlilik-çocuklar, 65 yaş ve üzerinde ruhsal ve bedensel hastalıktır. Sonuç: Özkıyım girişiminde bulunan olguların çoğunluğu kadın, ergen/genç yaş grubu, ilköğretim mezunu olanlar, çalışmayanlardır. Başlıca özkıyım girişimi yöntemi ilaç ve zehirleyici madde kullanımıdır. Nedenler de yaş grubu ve cinsiyete göre değişmektedir.Anahtar Kelimeler: Özkıyım,  özkıyım girişimi, epidemiyoloji, risk etmeniAbstractObjective: The study determined, by gender and age group, the characteristics of individuals who had attempted suicide in Manisa between the years 2007-2011.Method: This was a descriptive study conducted by retrospective research of "suicide attempt entry forms". Results:A total of 6827 suicides were evaluated. 5311 (77.8% were women, 57.3% were aged 15-24 years, 51.6% were single, 62.2% had graduated from primary schools. In 95.8% of the suicides the method of suicide was self-poisoning with drugs. The most common reasons for the suicide attempts in total and among women were family problems, marriage and children; mental illness among men. The most frequent reasons for the

    4. İlköğretim 8. Sınıf Türkçe Ders Kitaplarında Öğrencilere Kazandırılması Hedeflenen Sözcüklerin Öğretimi ve İç Sözlük İlişkisi (Mersin İli Örneği Instruction Of Words In 8th Grade Turkish Course Books Which Are Targeted To Get Acquired To Students And Their Relation To Internal Lexicon (The Case Of Mersin

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Erdost ÖZKAN

      2013-03-01

      Full Text Available In this study, the target words formed by the themes of 8th gradeTurkish course boks and their acquisition into the internal lexicon ofthe students were focused on. The research was carried out in Mersin,Silifke with three different settlements in the district, county-townvillage.The study was realized with the participation of one hundredstudents who were treated with an application file of one hundredninety-three words.The raw data obtained at the end of research was analyzed withdata analysis package, SPSS 16. The target words were focused on inaccordance with the residential units and the relation between thegender and other themes. Considering the compliance with the alreadydetermined criteria, obtained frequencies and percentages weredisplayed with the use of charts and graphs. Additionally, in order toidentify and signify the difference between the gender of participantsand the averages of the words stored in their internal dictionaries, t-testwas used.For the display of the difference between the students’ types ofsettlements and the average of the target words, one-way analysis ofvariance (one way ANOVA; and to determine the group and groups thatthis difference was in favor of, the post hoc data analysis techniqueswere used. The findings of this study can be summarized as follows: Interms of teaching the target words contained in readings of Turkishcourse boks and aimed to be included in the participants’ internaldictionaries, with the significant difference of p Bu araştırmada ilköğretim sekizinci sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan temaların barındırdığı, öğrencilere kazandırılması hedeflenen sözcüklerin öğretimi ve bu sözcüklerin öğrenci iç sözlüğüne alınabilirliği araştırılmıştır. Araştırma, Mersin ili, Silifke ilçesinde bulunan üç farklı yerleşim yeri, ilçe-belde-köy okullarında öğrenim gören toplam yüz öğrenciye, yüz doksan üç sözcüğün yer aldığı veri

    5. Kadın Çalışanların Yöneticilere İlişkin Algıları: Bir Alan Çalışması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İsmail BAKAN

      2013-09-01

      Full Text Available İşletmelerde yönetim kademesinde yer alan kişilerin ne tür bir liderlik tarzına sahip oldukları çalışanların davranışları ve işletmeye ilişkin tutumları üzerinde önemli etkiye sahiptir. Bu nedenle işletmelerdeki yöneticilerin liderlik tarzlarının çalışanlar açısından nasıl algılandığının tespit edilerek ortaya konulması yöneticiler tarafından başarılı bir yönetim sergilenmesinde yol gösterici olacaktır. Literatürde liderlik tarzlarına ilişkin çeşitli ayrımlar bulunmakta olup bu çalışmada öncelikle liderlik kavramı ve liderlik tarzlarına ilişkin genel bilgiler verilerek, daha sonra otokratik, demokratik ve serbest bırakıcı liderlik tarzları açıklanacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Kahramanmaraş’ta lokomotif sektör olarak görülen tekstil sektöründe, kadın çalışanların çalıştıkları işletmelerde bulunan yöneticilerin, liderlik tarzlarına ilişkin algılarını ölçmek amacıyla yapılan bir alan araştırmasına yer verilecektir.

    6. İşlenmiş Kalamar Ürünlerinde Sitokrom Oksidaz I Gen Dizileri Kullanılarak Tür Tayini

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Emre Keskin

      2015-02-01

      Full Text Available İşlenmiş su ürünlerinde kullanılan türlerin tayininde moleküler yaklaşımların kullanılması, işleme sonucunda morfolojik özelliklerin kaybolmasından dolayı bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, kalamar ürünlerinde kullanılan türlerin belirlenmesinde sitokrom oksidaz I gen dizilerinin karşılaştırılması yönteminden yararlanılmıştır. Ürünlerden elde edilen DNA dizileri hizalandıktan sonra Gen Bankası veri tabanındaki referans diziler ile karşılaştırılarak tür seviyesinde eşleşmeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu örnekler ve referans dizilerden elde edilen veriler kullanılarak filogenetik bir analiz de gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar 10 farklı üründen elde edilen DNA dizilerinin 2 farklı familyadan 7 türe ayrıldıklarını göstermektedir. Bu örneklerin 3 tanesinin ekonomik önemi yüksek olan Loliginidae familyasından, diğer 4 örneğin ise ekonomik değeri daha düşük olan Ommastrephidae familyasından oldukları tespit edilmiştir. Ürün paketlerinde bulunan etiketlerde 6 örnekte tür belirtilmezken, diğer 4 örnekte cins belirtilmiş ve bunlardan biri belirtilenden farklı olarak tespit edilmiştir.

    7. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin 4+4+4 eğitim sistemine yönelik tutumlarının incelenmesi [Determining the attitudes of school administrators and teachers on 4+4+4 education system

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ahmet ÜSTÜN

      2014-04-01

      Full Text Available Bu araştırmanın amacı, eğitim sisteminde 4+4+4 olarak bilinen yeni düzenlemenin etkililiği hakkında yönetici ve öğretmenlerin görüşünü belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde bir çalışma olup, veriler okul müdürlerine ve öğretmenlere anket uygulanarak elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini, Amasya İli Merkezinde bulunan ilkokul ve ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenler, örneklemini ise on ilkokul ve on ortaokulda görev yapan ve amaçlı örneklem yöntemine göre seçilen yönetici ve öğretmenler oluşturmaktadır. Uygulama yapılırken, farklı sosyo-ekonomik yapıya, öğrenci sayısına, yerleşim yerlerine ve farklı okul tipine sahip okul müdürleri ve farklı branşlardan öğretmenler bir arada bulunarak çalışılmıştır. Bu çalışmada 4+4+4 Eğitim Sistemine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, yönetici ve öğretmenlerin 4+4+4 eğitim sistemine yönelik tutumlarında cinsiyete, yaşa ve kıdeme göre farklılıklar olduğu, kadınların ve mesleki kıdemi az yönetici ve öğretmenlerin tereddütlerinin olduğu ve geleceğe yönelik olumlu beklentiye sahip olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır.

    8. Farklı Vinifikasyon Tekniklerinin Kalecik Karası Şaraplarındaki Fenolik Bileşik İçeriklerine Etkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hande Tahmaz

      2015-02-01

      Full Text Available Fenolik bileşikler şaraba duyusal özelliklerini katmakla beraber, insan sağlığı açısından yararları olduğu bilinen bileşiklerdir ve miktarları vinifikasyon tekniklerine göre değişiklik göstermektedir. Bu araştırmada Kalecik Karası üzüm çeşidinden termovinifikasyon ve soğuk maserasyon uygulamaları ile elde edilen şaraplarda toplam antosiyanin, toplam fenolik bileşik, antioksidan aktivite, kateşin, epikateşin, rutin, trans-resveratrol ve cis-resveratrol miktarlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın bitkisel materyalini oluşturan Kalecik Karası üzüm çeşidi, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Kalecik Bağcılık Araştırma ve Uygulama İstasyonu’nda bulunan bağdan 1,100 dansitede hasat edilmiştir. Soğuk maserasyon ve termovinifikasyon uygulamaları öncesi üzümler şaraba işlenmeden önce 72 saat soğuk hava deposunda tutulmuşlar ve sırası ile 1,116 ve 1,115 dansitede şaraba işlenmişlerdir. Araştırma sonucunda soğuk maserasyon uygulamasının fenolik bileşik içeriklerinde düşüşe sebep olduğu, termovinifikasyon uygulamasının ise şaraplarda antioksidan aktivite, toplam fenolik bileşik, kateşin, rutin ve trans-resveratrol içeriklerini artırdığı tespit edilmiştir.

    9. Antalya İlinde Portakal Bahçelerinde Gözlenen Önemli Zararlı ve Yararlı Böcek Popülasyonları

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Vildan GÖL

      2016-06-01

      Full Text Available Bu çalışmada, 2014 yılında, Antalya ilinde bulunan iki portakal bahçesinde önemli zararlı ve yararlı böcek popülasyonları belirlenmiştir. Bahçelerde ağırlıklı olarak portakal bulunması nedeniyle örneklemeler de bu tür üzerinde yapılmıştır. Çalışma süresince zararlılara karşı herhangi bir mücadele yöntemi uygulanmamıştır. Çalışmada örneklerin toplanması için gözle kontrol yöntemi, yaprak, sürgün, meyve örnekleme yöntemi, darbe ve tuzakla yakalama yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda zararlı türler olarak Tetranychus urticae (Koch (Acarina: Tetranychidae, Empoasca decipiens (Paoli, Asymmetrasca decedens (Paoli (Hemiptera: Cicadellidae, Dialeurodes citri (Ashmead, Aleurothrixus floccosus (Maskell (Hem.: Aleyrodidae, Aphis craccivora (Koch (Hem.: Aphididae, Icerya purchasi Maskell (Hem.: Margarodidae, Coccus hesperidum (Linnaeus, Ceroplastes floridensis (Comstock (Hem.: Coccidae, Aonidiella aurantii (Maskell, Aonidiella citrina (Coquillet, Parlatoria pergandii (Comstock (Hem.: Diaspididae, Planococcus citri (Risso (Hem.: Pseudococcidae, Ceratitis capitata (Wiedemann (Diptera: Tephritidae ve Phyllocnistis citrella (Stainton (Lepidoptera: Gracillaridae saptanmıştır. Bunlardan E. decipiens (Paoli, A. decedens (Paoli, A. floccosus (Maskell, A. aurantii (Maskell ve Parlatoria pergandii (Comstock en yaygın türler olarak belirlenmiştir. Ayrıca 2 takıma bağlı 7 avcı ve asalak tür saptanmıştır. Bu türler: Chrysoperla carnea (Stephens (Neuroptera: Chrysopidae, Coccinella septempunctata L., Chilocorus bipustulatus L., Rhyzobius lophantae (Blaisdell, Oenopia conglobata (L. (Coleoptera: Coccinellidae, Aphytis melinus DeBach ve Comperiella bifasciata (Coleoptera: Aphelinidae’ dır. Çalışmada ayrıca zararlı iki cicadellid türü ile A. floccosus, A. aurantii, P. pergandii, C. capitata‘nın ve doğal düşmanlardan C. carnea’nın, coccinellidlerin, A. melinus ve E. citrina

    10. Bir Su Ürünleri İşleme Tesisinde İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Analizi Uygulaması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Servet Atayeter

      2015-02-01

      Full Text Available Bu çalışmada, Bodrum’da bulunan bir su ürünleri işleme ve paketleme tesisinde TS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Sistemi çerçevesinde pilot bir risk analizi uygulaması gerçekleştirilerek sonuçları değerlendirilmiştir. Çalışanların kendilerini güvende hissetme gereksinimi ile doğrudan ilgili olan iş sağlığı ve güvenliği konusu, günümüzde tüm sektörlerde olduğu gibi su ürünleri işletmeleri için de rekabet edilebilirlik, verimlilik, sosyal sorumluluk ve ülke ekonomisi açılarından üzerinde önemle durulması gereken bir konu haline gelmiştir. TS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Sistemi bir işletmede insan sağlığı ve güvenliğini sağlamaya, can ve mal kayıplarını önlemeye, bu konudaki riskleri azaltmaya odaklı dinamik ve esnek bir sistemin kurulmasını amaçlar. Sistemin amaç ve hedeflerine ulaşılması ve etkinliğinin sürekli iyileştirilebilmesi ise gerçekçi bir risk analizinin yapılmasına bağlıdır. Risk analizinin sonuçları değerlendirilerek, işletmede can güvenliği ve maddi kayıpların önlenmesine yönelik önleyici tedbirlerin alınması yönünde önemli bir adım atılmış olmakta, böylelikle faaliyetlerle ilgili risklerin azaltılması ve ortadan kaldırılması olanaklı hale gelmektedir.

    11. Cabernet Sauvignon ve Merlot Şarapların Resveratrol Düzeyleri ve Ekolojik Koşulların Etkileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Belkıs Çaylak Adıgüzel

      2015-02-01

      Full Text Available Fitoaleksinler bitkilerde patojen enfeksiyonuna bir reaksiyon olarak veya çeşitli biyotik ve abiyotik tetikleyicilerin etkisi sonucu oluşan fenolik madde karakterli, düşük molekül ağırlıklı antimikrobiyal bileşiklerdir. Resveratrol (trans–3,5,4’-trihidroksistilben de bir fitoaleksin olup, asma (Vitis vinifera, yer fıstığı (Arachis hypogaea ve diğer pek çok bitki türünde yaprak veya diğer organlarda yüksek miktarlarda bulunabilmektedir. Resveratrol asmada gövde, sürgün ve yapraklar yanında, özellikle renkli çeşitlerin tane kabuğunda bol miktarda sentezlenebilmekte ve şarap yapımı sırasında şıraya, şıradan da şaraba geçmektedir. Son yıllarda resveratrolün antikanserojen özelliği ve antioksidan karakteri nedeniyle sağlık yararları üzerine yoğun araştırmalar yapılmakta ve günlük diyette alımı önerilmektedir. Bu çalışmada, Ege, Marmara ve Trakya Bölgeleri’nde üretilen kimi bağlardan sağlanan Cabernet sauvignon ve Merlot siyah üzümlerinden üretilmiş şaraplarda bulunan resveratrol miktarları Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar bölgelerin ekolojik koşulları açısından birbirleriyle karşılaştırılmış ve resveratrol miktarı ile bu parametreler arasındaki korelasyon araştırılmıştır. Resveratrol konsantrasyonunun üzüm çeşidi ve bölgelerin iklim şartlarına bağlı olarak farklılıklar gösterebileceği görülmüştür.

    12. Kimyasal Kabartılan Ürünlerde Kabartma Asitlerinin Fonksiyonel Özellikleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Önder Yıldız

      2015-02-01

      Full Text Available Kimyasal olarak kabartılan ürünlerde kullanılan kabartma tozları sodyum bikarbonat (soda ve bir ya da birden fazla kabartma asidinin birleşmesinden oluşur. Fırın ürünlerinin içyapısına katkıda bulunan koşulları ve reaksiyonları harekete geçiren kabartma asitleri tat, gözenek özelliklerini, kabuk ve iç rengini etkiler. Ayrıca, diğer bileşenler üzerine yaptıkları anyonik ve katyonik etkileşim vasıtasıyla pişmiş ürün kalitesi de değişir. Kalsiyum ve alüminyum iyonlarını içeren kabartma asitleri ince gözenek duvar kalınlığı sağlar ve glüten gelişimine katkıda bulunarak kek tekstürüne esneklik kazandırır. Sonuçta küçük hava kabarcıklarının birleşerek büyük gözenek oluşturma eğilimi azalır. Diğer yandan sülfat ve fosfatları içeren kabartma asitleri glüten gelişimini ve gaz tutulmasını olumsuz etkilerler. Her bir asidin farklı reaksiyon hızı ve CO2 salınım süresine sahip olması son ürün özelliklerine yansır. Son ürünün pH’sı da kek iç rengini etkiler. Düşük pH daha beyaz kek rengi verirken, yüksek pH daha koyu renk verir. Bu çalışmada kimyasal kabartılan ürünlerde kabartma asitlerinin fonksiyonel özellikleri tartışılacaktır.

    13. RECONCILIATION UNDER THE SHADOW OF DIASPORA POLITICS: SOME LESSONS FROM THE TURKISH-ARMENIAN RECONCILIATION COMMISSION (TARC (DİYASPORA SİYASETİ GÖLGESİNDE UZLAŞMA: TÜRK-ERMENİ UZLAŞMA KOMİSYONU’NDAN BAZI DERSLER

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nazif MANDACI

      2014-04-01

      Full Text Available ABSTRACT: Reconciliation is beyond diplomatic rapprochement and consequently strategic partnership in its maxim. It is irrelevant to transaction costs; moreover, “independent from them” since it is normative-oriented. Literature of reconciliation contains some concepts which cannot be “appreciated”, literally, in diplomatic realm, such as forgiving and forgetting, having theological connotations. To the contrary, international relations literature generally accept that “primordial factors like ethnicity and religion had no part in rational explanations for the way the world works”(Fox and Sandler 2004: 9; and nobody appreciates any political decision that sacrifices national interest on the altar of virtue. This study aims at elaborating on the Turkish-Armenian Reconciliation Commission which Turkey and Armenia had formed in 2001 within the framework of the aforementioned arguments. Keywords: Reconciliation, TARC, Diaspora. ÖZ: Uzlaşma süreçleri diplomatik yakınlaşmalar ve en azamisinden stratejik ortaklıkların çok ötesindeki durumsallıkları ifade etmektedir. Normatif yönlü olduklarından diplomatik anlamda ilişki kurmanın beraberinde getirebileceği maliyetlerden tamamıyla bağımsızdırlar. Uzlaşma literatürü diplomatik platformda genel olarak önemsenmeyen, hatta ötesinde teolojik yönü bile bulunan bağışlamak ya da affetmek gibi kavramlara yer vermektedir. Bunun tersine uluslararası ilişkiler literatürüne bakıldığında etnisite ya da din gibi primordiyal faktörlerin dünyada işlerin nasıl yürüdüğüne dair akılcı açıklamalar içinde kendilerine pek yer bulamadıkları gözlemlenmektedir (Fox ve Sandler, 2004: 9. Dahası, kimse ulusal çıkarları erdemlilik altarında feda edecek politik kararları onaylamamaktadır. Bu çalışma, Türkiye ve Ermenistan arasında 2001 yılında oluşturulan Türk-Ermeni Uzlaşma Komisyonu’nu bu çerçeve içinde değerlendirmeyi ama

    14. Türkiye’de doğal yayılış gösteren akçaağaç (Acer türlerinin bazı botanik özellikleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sıtkı ÖZTÜRK

      2016-12-01

      Full Text Available Bu çalışmada, Acerceae familyasına ait akçaağaçların (Acer spp. dünyada 200 civarında ülkemizde ise 12 türü ve 17 alt türü bulunan  taksonlarının, yayılış gösterdiği alanlardan sürgün, yaprak, çiçek, meyve, tomurcuk örnekleri alınmış, fotoğraflanmış ve herbaryum örneklemeleri yapılmıştır. Ayrıca her bir takson için tomurcuk, yaprak, meyve ve tohumlarından alınan 50’şer adet örneğin; tepe ve yan tomurcuk boyları ve enleri ile pul sayıları, yaprak, boyu, eni, lob sayısı ve yaprak sapı uzunluğu, Meyve, sap uzunluğu, meyve kanat boyu ve eni, meyve kanat açısı, meyve kanat baş, orta ve uç kısımları, tohum eni ve boyu ölçülmüş ve bunların ortalama değerleri alınmıştır. Akçağaç taksonlarına ait yapılan ölçümlerin, Faik Yaltırık tarafından yapılan (1967 b; 1971 bazı türlere ait ölçümlerle paralellik görülürken bazı türlerde farklılıklar görülmüştür. İlk defa bu çalışma ile Acer negundo, Acer monspessulanum ve  Acer hyrcanum tür ve alt türlerinde yaprak, tomurcuk, meyve ve tohumlarında ölçümler gerçekleştirilmiştir.

    15. DBYBHY2007 ve FEMA440 da Önerilen Performans Noktası Belirleme Yaklaşımlarının Karşılaştırılması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Konuralp Girgin

      2013-03-01

      Full Text Available Mevcut betonarme yapı sistemlerinin performansa dayalı hesabında, kapasite ve istem eğrilerinin kesiştirilmesi ile elde edilen performans noktasının belirlenmesi için farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (DBYBHY2007 de, TB'den daha uzun peryotlu yapılar için eşit yerdeğiştirme prensibine dayalı bir yöntem izlenirken, FEMA440 da efektif periyot ve sönüm tanımlarına dayalı bir ardışık yaklaşım yöntemi önerilmektedir. Bu çalışmada, düzenli betonarme yapı sistemlerini temsil edecek şekilde seçilen, farklı kat sayılarına sahip çerçeve ve perde-çerçeve türü taşıyıcı sistemi olan binalar üzerinde çalışılmıştır. Bu binalar için DBYBHY2007 ve FEMA440 da tanımlanan performans noktası belirleme yaklaşımları kullanılarak elde edilen deprem istemleri, birbirleriyle ve "kesin çözüm" olarak kabul edilen Zaman Tanım Alanında Doğrusal Olmayan Analiz (ZTADOA ile bulunan deprem istemleriyle karşılaştırılmıştır. Bu istemler arasında tepe yerdeğiştirmesi, taban kesme kuvveti, göreli kat ötelemeleri bulunmaktadır. İncelenen sistemlerde, DBYBHY2007 ile belirlenen istemlerin "kesin çözüm" olarak kabul edilen ZTADOA sonuçlarına daha yakın olduğu gözlenmiştir.

    16. Tekirdağ İlinde Yetiştirilen Bazı Sebze ve Meyvelerde Nitrat ve Nitrit Miktarları Üzerinde Araştırmalar

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Harun Dıraman

      2015-02-01

      Full Text Available Meyve ve sebzelerin doğal yapılarında bulunan nitrat ve nitritin miktarları, günümüzde çevre kirlenmesinin gıdalar üzerindeki etkisini gösteren önemli parametrelerdendir. Nitrat ve nitritler gerekli ortamı buldukları zaman kanserojen bileşenlere dönüşmektedirler. Nitrat ve nitritin tayininde çeşitli kimyasal yöntemler kullanılmaktadır. Bu araştırmada ISO tarafından meyve ve sebzelerde nitrat ve nitrit belirlenmesinde referans metot olarak verilen moleküler absorpsiyon spektrofotometrik metot kullanılmıştır.Tekirdağ ilinin farklı yerleşim birimlerinden toplanan toplam 96 örnek üzerinde çalışılmıştır. Ispanak, marul, taze fasulye, patates, elma ve üzümde mg/kg taze ağırlık üzerinden belirlenen ortalama nitrat değerleri sırası ile 362.5, 685.6, 168.6, 777.9, 18.1, 16.6 olmuştur. Nitrit miktarları ise  çok düşük ve önemsiz düzeyde bulunmuştur. Örnekler üzerindeki nitrat ve nitrit miktarlarıyla ilgili istatistiki değerlendirmede  yapılan gruplar arasında önemli farklılık olduğu bulunmuştur. Örneklerin nitrat miktarlarının Türk Gıda Kodeksi tarafından izin verilen  maksimum değerlerin altında ve düşük  olduğu görülmüştür.

    17. Bazı Pestisitlerin Tetranychus urticae Koch'nin Ergin Yaşam Süresi ve Yumurta Verimine Etkileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa Hakan BALCI

      2018-03-01

      Full Text Available Bu çalışmada deltamethrin, cypermethrin, imidacloprid ve thiacloprid etkili maddeye sahip insektisitlerin tarla uygulama dozu (T ve tarla uygulama dozunun yarısı (T/2'nın uygulandığı Tetranychus urticae (Acari: Tetranychidae erginlerinde üreme parametreleri ve yaşam süreleri incelenmiştir. İnsektisit dozları ve kontrol grubunda kullanılan saf su ilaçlama kulesi ile Petri kabındaki yaprak diskler üzerinde bulunan T. urticae'nin ergin bireylerine uygulanmıştır. Deltamethrin'in T/2 dozu uygulaması sonucunda, ergin bireylerinde ortalama yaşam süresi (5.35 gün ve ortalama ovipozisyon süresi (4.29 g kontrol grubuna (6.57 ve 5.44 g göre kısalmış, ayrıca yumurta sayısı/dişi oranıda azalmıştır. İmidacloprid, thiacloprid ve cypermethrin uygulanan her iki dozunda da T. urticae erginlerinde ortalama yaşam süresi ve ortalama preovipozisyon süresi kontrol grubu ile istatistiki olarak benzer bulunmuş ve dozlar arasında fark belirlenememiştir. İmidacloprid'in T/2 dozu uygulanan ergin bireylerin yumurta sayısı/dişi (64.03 oranının kontrol grubuna (39.96 göre arttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, imidacloprid ve deltamethrin’in T/2 dozlarının T. urticae ergin bireylerinde ortalama yaşam süresi, ortalama ovipozisyon süresi gibi bazı biyolojik özelikler üzerinde etkili olabileceği kanısına varılmıştır. 

    18. Examination of Story Books Produced Towards Preschool Children Regarding Elements of Violence and Horror Okul Öncesi Çocuklarına Yönelik Yayınlanan Hikâye Kitaplarının Şiddet ve Korku Öğeleri Açısından İncelenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      H. Elif Dağlıoğlu

      2009-09-01

      Full Text Available Story books are used as an indispensable tool for the education of children. Therefore, the high-quality story books that are prepared taking the age and development characteristics, needs and interests of the children into account gain even more importance. In this study, the violence and horror elements in the text and illustration parts of a total of 174 story books published in Turkey between 1995 and 2005 by 9 publishing houses, 52 of them being translations and 122 written by Turkish authors, are examined through an evaluation form created by researchers. In general, an average of 8 percent of violence and 11 percent of horror elements were found in the texts and illustrations of the story books. These elements were found mostly in translated books and books that are published under the category of world classics. Hikâye kitapları çocukların eğitiminde vazgeçilmez bir araç olarak kullanılmaktadır. Bunun için çocukların yaşları, gelişim özellikleri, ilgi ve ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlanmış nitelikli hikâye kitapları büyük önem kazanmaktadır. Bu araştırmada Türkiye’de 1995-2005 yılları arasında 9 yayınevi tarafından basılmış 52’si çeviri, 122’si yerli olmak üzere toplam 174 hikâye kitabının metin ve resim kısımlarında bulunan şiddet ve korku öğeleri araştırmacılar tarafından oluşturulan bir değerlendirme formu ile incelenmiştir. Genel olarak hikâye kitaplarının metin ve resimlerinde ortalama % 8 şiddet, % 11 korku öğesi olduğu bulunmuştur. Söz konusu öğeler daha çok çeviri ve dünya klasikleri grubundaki kitaplarda tespit edilmiştir.

    19. Hıyar Turşularının Depolanması Üzerine Kalsiyum Asetat ve Pastörizasyonun Etkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Erhan İç

      2015-02-01

      Full Text Available Hıyar turşularının depolanma stabilitesi, denge noktasında %3, %4, %5 NaCl ve 0, 0.05, 0.1 M Ca-asetat içeren salamuralarda pastörizasyon (70 oC, 15 dakika işlemi uygulanarak veya uygulanmadan belirlenmiştir. 3 ve 6 aylık depolamadan sonra, turşu salamuralarında pH, titrasyon asitliği, tuz, indirgen şeker ve mikrobiyolojik analizlerin yanı sıra hıyar turşularında sertlik analizi gerçekleştirilmiştir. Depolama periyotları sonunda salamuraların kimyasal bileşimlerinde önemli bir değişiklik gözlenmemiştir. Uygulanan pastörizasyon işlemi, laktik asit ve aerob bakterilerin gelişmesini engellemiş, böylece mikrobiyolojik stabilite sağlanmış, aynı zamanda hıyar turşularının sertliklerinin korunmasına yardımcı olmuştur. Depolama sırasında, salamurada bulunan NaCl ve Ca-asetat konsantrasyonlarındaki artış doku sertliğinin korunması üzerine olumlu etki yapmış, böylece, başlangıç sertlikleriyle karşılaştırıldığında % 20’ye varan bir sertlik artışı ortaya çıkmıştır. Bu çalışma sonucunda elde edilen bulgular, hıyar turşularının, salamuraya Ca++ iyonu katılması ve pastörizasyon gibi uygulamalar yardımıyla organoleptik olarak kabul edilebilir konsantrasyonlarda NaCl içeren salamuralarda uzun süreli depolanmasının mümkün olduğunu göstermiştir.

    20. Dilemmas of Democratization in Turkey with Special Reference to “Modernization From Above” / Yukarıdan Modernleşme Bağlamında Türkiye’de Demokratikleşme Çıkmazı

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      H. Emre BAĞCE

      2015-01-01

      Full Text Available The social and political structure of the Ottoman Empire and the basic principles upon which the Turkish modernization was established are to be strictly scrutinized in order to understand the problems concerning the institutionalization of democracy in Turkey. In this article, which covers the period from the establishment of the new state to 1980s, it is argued that the implementation of the “modernization from above” has undermined the consolidation of democratic institutions. That the politics in Turkey has a narrow social base exaggerated the question of institutionalization and widened the controversy between the political/bureaucratic/ military elite and the people. The populist policies which were favored especially by Democrat Party and its heirs could not surmount the issue. On the contrary, reproducing patrimonial relations, it prevented the formation of a civil and political society which might be regarded as a constituting part of democracy. / Türkiye’de demokrasinin kurumsallaşması ile ilgili sorunların anlaşılabilmesi için Osmanlı toplum ve siyasal yapısının dikkate alınması ve Türk modernleşmesinin üzerine kurulduğu temel ilkelerin sıkı şekilde gözden geçirilmesi gerekir. Yeni devletin kuruluşundan 1980’lere kadarki dönemi kapsayan bu makalede Türk modernleşmesinin “yukarıdan aşağıya” doğru uygulanışının demokrasinin kurumsallaşmasını ve sağlam dayanaklar üzerinde yükselmesini engellediği tartışılmıştır. Siyasetin toplumsallaşamamış olması, dolayısıyla dar bir çerçeve içinde kalması bu zaafın derinleşmesine ve siyasal, bürokratik ve askeri elitle halk arasındaki karşıtlığın kronikleşmesine yol açmıştır. Zaman zaman uygulanan popülist politikalar da bu sorunu aşamadığı gibi, patrimonyal ilişkileri yeniden üreterek demokrasinin gelişimi ile sıkı şekilde bağlantılı bulunan sivil ve siyasal bir toplumun oluşumunu engellemiştir.

    1. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Akif İnanıcı

      1998-04-01

      Full Text Available ADLİ CAM DELİLİN BİR BAYESİAN YORUMUNDA GEÇİŞ İHTİMALİNİN TAYİNİ Assessing transfer probabilities in a Bayesian interpretation of forensic glass evidence. Curran JM, Tnggs CM, Bucketon JS, Walsh KAJ, Hicks T. Bir kişi cam kırdığında, çok küçük parçacıklardan bir kısmı o kişiye geçebilir. Suç eyleminde cam kırılmışsa bu parçacıklar delil olarak kullanılabilinir. Bu kanıtın bir Bayesian yorumu geçiş ihtimalini tayin edecek adli bilimcinin kabiliyetine güvenir. Bu çalışma ihtimalin belirlenme sorununu inceleyerek bazı çözümler önerir. DIŞ YÜZEYLERDE BULUNAN BOYALI TEKSTİL İPLİKLERİNİN YOĞUNLUĞU The population of coloured textile fibres on outdoor surfaces Gneve MC, Biermann T. Science and Justice 1997; 37/ 4 : 231-9. İplik uzmanları çeşitli dış yüzeylerden elde edilen karışık iplik materyalin incelemesini yaparlar. Adli incelemelerde dış yüzeylerden toplanan ipliklerin değerlendirilmesi normal popülasyondaki bilgiler yeterli olmadığında çok zordur. Çalışmada bulunan materyaller ayrı olarak değerlendirilmiş (33, popülasyondan elde edilen iplikler şekline, rengine ve uzunluğuna göre sınıflandırılmıştır. Selülozik ipliklerin sıklığı oldukça fazla bulunmuştur. (% 92. Renksiz kotonlar her yüzeyde saptanmıştır. Mavi pamuk iplikler üçü hariç her yüzeyde görülürken gri/ siyah ve kırmızı pamuk iplikler yüzeylerin çoğunda tesbit edilmiştir. Sentetik iplikler büyük oranda seyrek olarak bulunmuşlardır. Vizkozlar daha sıkça belirlenmiştir. Bulunan ipliklerin çoğu bir milimetreden daha aşağıda ölçülmüştür; daha uzun ipliklerin sıklıkla başka yerlere taşınarak gittikleri anlaşılmıştır. RENKLİ AKRİIİK İPLİKLERİNİN ITIR TAYFINDA BULUNAN KARAKTERİSTİK BOYA EMİŞ PİKLERİ Characteristic dye absorption peaks found in the FTIR spectra of coloured acrylic fibres. Gneve MC, Griffin RME, Malone R. Science and

    2. Divan Şiirinde Hz. Musa / The Prophet Moses In Divan Poetry

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Adnan UZUN

      2016-01-01

      Divan Şiiri, İslam Medeniyetinin şekillendirdiği Müslüman Doğu toplumlarının ortak kültüründen ve çeşitli milletlerle paylaştığı coğrafyanın değerlerinden etkilenerek oluşan, devrin sanat anlayışıyla yoğrulmuş bir birikimdir.  Hz. Musa, Firavun tarafından yeni doğan bütün erkek çocukların öldürüldüğü bir dönemde dünyaya gelmesi, İsrail oğullarına zulmeden ve tanrılık iddiasında bulunan Firavun’un sarayında yetişmesi, gençliğinde yaşadığı olaylar nedeniyle Mısır’ı terketmek zorunda kalması, peygamber oluşu, mücadelesi ve halkına karşı gösterdiği sabır gibi özelliklerinin yanında başta Yahudilik olmak üzere bütün semavi dinlerde en önemli peygamberler arasında yer alması gibi nitelikleriyle İslam Dini ve diğer ilahi dinlerin inanç ve kültür değerlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Divan şairleri Hz. Musa’yı, Firavun’a karşı duruşu, Tûr Dağı’nda Allah ile tekellümü, Şecer-i Tûr, mucizevi asası, yed-i beyza sahibi oluşu gibi yönleri ve göstermiş olduğu mucizeleriyle şiirlerine konu etmişlerdir. Hz. Musa, Klasik Türk edebiyatı şairleri için tasavvufî duygu, düşünce ve heyecanların ifadesinde ilham kaynağı olmuştur. Bu makalede, Hz. Musa ve onun mucizeleri ile ilgili Divan şiirinde yer alan ifade ve anlatımlar incelenmiştir.

    3. ISPARTA İLİ ELELE DERNEĞİ KÜLTÜR EVİNDEKİ EL ÖRGÜSÜ PATİKLER VE ÇORAPLAR

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Gulfizar Cayli

      2016-10-01

      Full Text Available El sanatları, insanoğlunun var oluşundan bu yana gelenek göreneklerinin yanı sıra duygu, düşünce ve yaşadığı yörenin özelliklerini yansıtan, tarihten günümüze taşıdığı en önemli kültür hazinelerinden birisidir. Ayrıca insanların süslenme, iklim ve diğer dış etkenlere karşı korunma gibi ihtiyaçlardan doğan eski bir sanat dalıdır. Bu nedenle de Anadolu’nun pek çok yöresinde, geleneksel el sanatları içerisinde yer alan örmeciliğin bir dalı olan el örücülüğünü rastlamak mümkündür. Günümüzde çorap ve patik örücülüğü makineleşmenin başlamasıyla azalmasına rağmen, Isparta yöresinde kadınlar boş zamanlarını değerlendirmek, iklim şartlarından korunmak, aile ekonomisini katkıda bulunmak ve kız çeyizini sağlamak amacıyla hala devam ettirilmektedir. Bu çalışmada; Isparta İli Elele Derneği Kültür Evinde bulunan 12 adet kadın patiği, 8 adet kadın çorabı, 2 adet erkek çorabı ve 1 adet çocuk çorabı ele alınmıştır. Örgü teknikleri, kullanılan araç–gereçler, renk, motif ve desen özellikleri incelenerek, fotoğraflarla gösterilmiştir. Bu çorap ve patiklerimizi literatüre kazandırmak, sahip çıkmak ve belgelendirmek amaçlanmıştır.

    4. Ortaokul 8. Sınıf Öğrencilerinin Okur Özyeterlikleri ile Okuduklarını Anlama Becerileri Arasındaki İlişki

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hatice ALTUNKAYA

      2018-01-01

      Full Text Available Çalışmada, ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin okur özyeterlik algıları ile okuduklarını anlama becerileri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Veri toplama araçları olarak Ülper, Yaylı ve Karakaya (2013 tarafından geliştirilmiş “Okur Özyeterlik Ölçeği” ve Dedebali ve Saracaloğlu (2010 tarafından geliştirilen “Okuduğunu Anlama Akademik Başarı Testi” kullanılmıştır. Söz konusu ölçek ve test Türkiye’nin batısında bir ilde ortaokul sekizinci sınıfta öğrenim gören 364 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerin okur özyeterlik algı düzeyi düşüklüğünün okuduğunu anlama düzeyini azalttığı tespit edilmiştir. Kızların özyeterlik algıları erkeklerden düşük olarak bulunan araştırmada, kızların okuduğunu anlama seviyelerinin erkeklerden yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anne eğitim durumu ve aile aylık geliri değişkenlerine göre öğrencilerin özyeterlikleri ile okuduklarını anlama seviyeleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Baba eğitim durumu değişkenine göre öğrencilerin okur özyeterliğinde anlamlı bir farklılık bulunmazken okuduğunu anlama üzerinde anlamlı bir farklılık bulunduğu, üniversite mezunu babaların çocuklarının okuduklarını anlama seviyelerinin daha yüksek olduğu ortaya konulmuştur.

    5. Karagöl'ün (Erzin-Hatay Bazı Fiziko-Kimyasal Özellikleri.

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yalçın Tepe

      2015-12-01

      Full Text Available Bu çalışmada Hatay ili Erzin ilçesi Gökdere yaylasında bulunan; yüzölçümü 0,15 km2, deniz’den yüksekliği 273 m, yağmur ve kar suları ile beslenen ayrıca doğal bir göl olan Karagöl’ün su kalitesi özelliklerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmaya Mayıs 2003’te başlanmış olup su örneklerinde su kalitesi parametrelerinden pH, çözünmüş oksijen, sıcaklık, tuzluluk, kimyasal oksijen ihtiyacı(KOİ, toplam alkalinite ve sertlik, amonyak, nitrit, nitrat, fosfat, sülfit, sülfat, klor, potasyum, sodyum, silisyum ve askıda katı madde (AKM analizleri 12 ay boyunca aylık olarak yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda Karagöl’ün mevcut su kalitesi durumu ve su kalitesi parametrelerinin aylara göre değişimleri belirlenmiş olup kış aylarında kar sularının göle karışmasıyla su sıcaklığının düştüğü ve aynı zamanda oksijen miktarının arttığı; alkalinite ve sertliğin yıl boyunca yaklaşık olarak birbirine eşit olduğu görülmüştür. Sonuç olarak gölün alabalık yetiştiriciliği için uygun olmadığı ancak sazan, tilapya gibi ılıman su türleri için uygun olduğu belirlenmiştir

    6. Düzce Orman Ürünleri Sanayi İşletmelerinin Yeşil Pazarlama Konusunda Tutum ve Davranışlarının İncelenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tarık GEDİK

      2015-06-01

      Full Text Available Gelişen teknoloji ile birlikte çevrenin korunmasına verilen önem giderek artmaktadır. Hem bireysel hem de sivil toplum örgütlerinin çevreye karşı duyarlılığının günden güne artması sonucunda üretici konumunda bulunan işletmeler rakiplerinin önüne geçmek için çevreye daha fazla önem verdiklerini faaliyetlerinde tüketicilere yansıtmak istemektedirler. Bu bağlamda işletmelerin yeşil pazarlama kavramına olan ilgileri de günden güne artış göstermektedir. Yapılan bu çalışma Düzce orman ürünleri sanayi işletmelerinin yeşil pazarlama konusunda tutum ve davranışlarını belirlemeye yönelik bir araştırma niteliğindedir. Bu amaç doğrultusunda Ocak-Nisan 2014 döneminde Düzce ilinde Düzce Ticaret ve Sanayi Odasına Kayıtlı 66 orman endüstri işletmesinin anket yardımıyla incelenmesi hedeflenmiştir. İnceleme sonucunda yapılan istatitiksel analizlerle yeşil pazarlama konusunda Düzce orman ürünleri sanayi işletmelerinin yeşil pazarlama kapsamında yaptıkları faaliyetlerle daha yüksek bir tatmine ve müşteri memnuniyetine ulaştıkları belirlenmiştir. Yeşil pazarlama kapsamında işletmelerin daha fazla sorumluluk almaları gerektiği ve bunun sonucunda da daha yüksek finansmana gereksinim duydukları belirtilirken, işletmelerin yeşil pazarlamaya verecekleri önemle güvenilirliklerini arttıracağı görülmüştür.

    7. EXAMINATION OF GULTEN DAYIOGLU’S CHILDREN STORIES ACCORDING TO THE

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bekir GÖKÇE*

      2011-09-01

      Full Text Available The story is one of the literary products, making the taste of reading at the children. However, it is important that the relationship constituted by reading influence the life of the child. This case get attention of researchers and studies on the stories and become the subject of several scientific research. In this study, it considered 67 stories found in Gulten Dayıoglu’s 12 story books who is one of the leading writers of children literature. And it analyzed, by the method of “story map” used for the apprehension of text, 12 stories that are named of 12 story book of Dayıoglu. It concluded then that the method of the story map account plays an important role in the development of four basic language skills (listening, speaking, reading, writing. Öykü, çocuğa okumayı sevdiren edebî metinlerden biridir. Okuma yoluyla kurulan bu ilişki, çocuğu yaşam boyu etkiler. Bu durum, araştırmacıların dikkatini çekmiş; öykü üzerine yapılan incelemeler birçok bilimsel araştırmanın konusu olmuştur. Bu çalışmada; çocuk edebiyatının önde gelen yazarlarından Gülten Dayıoğlu’nun çocuklar için yazdığı 12 öykü kitabında bulunan 67 öykü değerlendirilmiştir. Ancak çalışmanın kapsamı içinde her öykü kitabına ad olan toplam 12 öykü, metin öğretiminde kullanılan “hikâye haritası” yöntemine göre çözümlenmiştir. Öykülerin çözümlenmesinde kullanılan hikâye haritası yönteminin dört temel dil becerisinin (dinleme, konuşma, okuma, yazma gelişiminde önemli bir rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır.

    8. Eğitim yöneticilerinin hizmetkâr liderlik yeterlikleri ile farklılıkları yönetme becerileri arasındaki ilişki [The relationship between servant leadership competences and diversity management skills among education managers

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Refik BALAY

      2014-04-01

      Full Text Available Bu çalışmanın amacı, öğretmen ve yönetici görüşlerine göre eğitim kurumlarında görev yapan yöneticilerin hizmetkâr liderlik yeterlikleri ile farklılıkları yönetme becerileri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma, tarama modelinde desenlenmiştir. Çalışmada veriler, Hizmetkâr Liderlik Ölçeği (HLÖ ve Farklılıkların Yönetimi Ölçeği (FYÖ ile toplanmıştır. Araştırmanın örneklemi 90 yönetici ve 172 öğretmen olmak üzere 262 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada, yöneticilerin hizmetkâr liderlik yeterlikleri ile farklılıkları yönetme becerilerinin orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda katılımcı algılarına göre, eğitim yöneticilerinin hizmetkâr liderlik yeterliklerinin, görev türü ve yaş değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği; farklılıkları yönetme becerilerinin ise cinsiyet, görev türü, yaş, mesleki hizmet yılı ve kurumda bulunan çalışan sayısı değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Son olarak, yöneticilerin hizmetkâr liderlik yeterlikleri ile farklılıkları yönetme becerileri arasında ortanın üstünde, yüksek düzeye yakın pozitif yönde bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir.

    9. GUL Herbaryumu'nun Ranunculaceae Familyası Envanteri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hasan Özçelik

      2013-06-01

      Full Text Available Özet: Bu çalışma, GUL Herbaryumu'nda bulunan Ranunculaceae familyası örneklerinin yeniden düzenlenmesi, internet sitesinde veri tabanı hazırlanması, teşhis edilmemiş örneklerin teşhis edilmesi, teşhislilerin mevcut literatür ışığında kontrol edilmesi esasına dayanmaktadır. Bu çalışma ile GUL Herbaryumu'nda Ranunculaceae familyasına bağlı 16 cins ve bu cinslere ait 132 takson belirlenmiştir. Bu taksonlardan 26'ısı Türkiye için endemiktir. Endemizm oranı ise % 19,6'dır. GUL'daki Ranunculaceae familyasının tür zenginliği yönünden ilk 5 sıradaki cinsleri: Ranunculus (62 takson, Delphinium (17 takson, Consolida (16 takson, Nigella (6 takson, Thalictrum (6 takson'dur. Bunlardan; 17 takson LR, 9 takson VU, 3 takson EN ve 1 takson ise CR kategorisindedir. Anahtar kelimeler: Ranunculaceae, GUL herbaryumu, envanter, biyolojik çeşitlilik, Isparta, Türkiye. Ranunculaceae Family Inventory of Herbarium Gul Abstract: This study is based on the rearrangement of Ranunculaceae family samples which are included in Herbarium GUL, the preparation of datebase in the website, the diagnosis of the samples which have not been diagnoised, checking the diagnosed ones according to present literature and the properties that don't comply with the definitions in the basic systematic works. With this study, 16 genara in Ranunculaceae family in Herbarium GUL and 132 taxa belong to these genara have been determined. 26 of these taxa are endemics for Türkiye and endemism ratio is % 19,6. The top 5 genera in term of kind abundance in Ranunculaceae family in Herbarium GUL are Ranunculus (62 taxa, Delphinium (17 taxa, Consolida (16 taxa, Nigella (6 taxa, Thalictrum (6 taxa. 17 taxa belong to LR category, 9 taxa belong to VU category, 3 taxa belong to EN category ve 1taxon belong to CR category. Key words: Ranunculaceae, herbarium GUL, inventory, biodiversity, Isparta, Türkiye.

    10. Yabancı Çizgi Filmlerde “Kardeşlik” İlişkileri Üzerine Bir Değerlendirme

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nur Hümeyra Özdemir Erem

      2017-10-01

      Full Text Available Yabancı çizgi filmlerdeki kardeşlik ilişkilerini değerlendirmek amacıyla yapılmış bu çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada incelenen çizgi filmleri belirleyebilmek için Erzincan, Kırıkkale ve İstanbul merkezde bulunan üç ortaokulun öğrencileriyle görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sırasında öğrencilere beğenerek seyrettikleri ve içinde kardeş karakterlerin olduğu yabancı çizgi filmlerin hangileri olduğu sorulmuş, onlardan alınan yanıtlar doğrultusunda frekansları en çok tekrar eden dört çizgi film veri kaynağı olarak seçilmiştir. Bu çizgi filmler sırasıyla Esrarengiz Kasaba, Fineas ve Förb, Gumball ve Kafadar Ayılar’dır. Kardeşlik ilişkileri açısından yabancı çizgi filmlerin incelendiği çalışmada kardeşliğin genellikle iyi ilişkiler üzerine kurulduğu; cinsiyet, yaş ve ilgi alanı gibi faktörlerin kardeşlik ilişkilerini etkilediği görülmüştür. Bunun yanında çizgi filmlerde kardeşlerin genellikle akıl ve duygu metaforları üzerinden çatıştırıldığı ve aklı temsil eden karakterlerin/ davranışların daima olumlandığı; aklın kardeşleri yönlendirmede bir güç unsuru olarak kullanıldığı; buna mukabil duygu, değer ve inançları ile hareket eden karakterlerin ikinci planda kaldığı tespit edilmiştir.

    11. Kongre İzlenimleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Faruk Aşıcıoğlu

      1998-12-01

      Full Text Available 6th Indo Pasific Congress on Legal Medicine and Forensic Sciences 26-30 Temmuz 1998 Kobe Üniversitesinin ev sahipliğini yaptığı ve denizden doldurularak oluşturulan şehir merkezi ile bağlantılı yapay bir ada üzerinde bulunan Kobe Uluslararası Konferans Merkezinde yapılan kongreye 30 ayrı ülkeden yaklaşık 300 kişi katıldı. 7 ayrı salonda yürütülen Kongre Bilimsel programı çerçevesinde 4 konferans, 3 sempozyum, 110 sözlü bildiri, 185 poster sunumu yapıldı. Poster sunumları başında 6 dakikalık sözlü sunum ve 2 dakikalık tartışma süresiyle kısıtlandırılmış olmasına rağmen oturum başkanları bu sürelerin aşılmasına hoşgörüyle yaklaştı. Türkiye’den Prof.Dr.Sevil Atasoy’un 2 sözlü bildiri, 2 poster sunumu, Dr.Faruk Aşıcıoğlu’nun 3 poster sunumu ile katıldığı kongrede, 2 poster oturumu Türk katılımcıların başkanlığında yapıldı. Hyogo Polis Bandosu’nun konseri geleneksel davul gösterisi, çay seramonisi, çiçek düzenleme ve Takarazuka Revüsünün gösterileri katılımcılara geleneksel Japon kültürünü tanıma fırsatı verdi. INPALMS genel kurulunun da yapıldığı kongrede uzun yıllar birliğin başkanlığını yapan Prof.Dr. MS Laksman Salgada (Sri Lanka yerini Prof.Dr. Yoshitsugu Tatsunc’a (Japonya devretti. Dr.Faruk Aşıcıoğlu

    12. Banka Çalışanlarında Tükenmişlik ve Beş Büyük Kişilik Özellikleri Arasındaki İlişki: Bir Alan Araştırması(A Relationship Between Burnout and Big-Five Personality Traits of Banking Employees: A Case Study

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Seray SÜREN

      2016-04-01

      Full Text Available Çalışmada bireylerin kişilik özellikleri ve tükenmişlik düzeyleri tespit edilerek kişilik özelliklerinin tükenmişlik üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmanın söz konusu amacı doğrultusunda Eylül 2014-Mart 2015 tarihleri arasında Güney Marmara Bölgesinde bulunan Bursa, Çanakkale ve Balıkesir illerindeki 412 banka çalışanından toplanan veriler kullanılmıştır. Bu çerçevede yapılan çalışma sonucunda tükenmişlik değişkeni istatistiksel olarak anlamlı düzeyde beş büyük kişilik boyutlarından dışadönüklük, nevrotiklik ve sorumluluk boyutlarından etkilenmektedir. Uyumluluk ve açık görüşlülük boyutlarının etkileri anlamlı olarak bulunmamıştır. Banka çalışanlarının dışadönüklük ve sorumluluk özelliklerine sahip olması onların tükenmişliğe uğramalarını azaltıcı, nevrotiklik özelliklerine sahip olmaları ise tükenmişlik düzeylerini arttırıcı bir unsur olarak bulunmuştur. In this study we have analysed the effects of personal characteristics on burnout by examining personal characteristics and levels of burnout. In line with the aforementioned aim of the study, the data which has been collected from 412 bank workers who are located in Bursa, Çanakkale and Balıkesir in South Marmara Region, has been used between the dates of September 2014-March 2015. According to the result of this study statistically the burnout variable significantly is effected of the Big Five Personal Traits of extraversion, neutortics and responsibility. Openness and agreeableness is not significant. When a bank employee has got personal traits of extraversion and conscientiousness he/ she is less prone to burnout whereas if a person has traits of neurotics he / she is more prone to burnout.

    13. Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Kazım UYSAL

      2011-02-01

      Full Text Available Yoğun zirai faaliyetlerin yapıldığı Antalya’nın batı sahillerinden yakalanan ekonomik önemi olan bazı deniz balıklarının (Diplodus sargus, Siganus rivulatus, Lithognathus mormyrus, Liza aurata, Chelon labrasus kas, deri ve solungaçlarındaki bakır, çinko, mangan, demir ve magnezyum (Genellikle zirai aktivitelerden kaynaklanırlar biyoakümülasyon seviyeleri araştırılmıştır. Balıkların dokularında incelenen elementlerin minimum ve maksimum seviyeleri (mg kg-1 yaş ağırlık bakır için 0.541.69; çinko için 4.14-407.23; mangan için 0.15-9.17; demir için 3.45-104.49 ve magnezyum için 204.33- 784.30 olarak tespit edilmiştir. İncelenen elementlerin en düşük biyoakümülasyon seviyeleri kas dokularda, en yüksek seviyeler (Bakır hariç ise solungaçlarda tespit edilmiştir. İncelenen türlerin kas dokularındaki bakır ve çinko seviyeleri (Dünya Sağlık Örgütü (WHO, Gıda ve Tarım Örgütü (FAO ve Türk Gıda Kodeksi’nde belirtilen kabul edilebilir maksimum seviyelerden daha düşük, bazı türlerin (D. sargus, S. rivulatus, L. mormyrus and L. aurata derilerinde bulunan çinko seviyeleri ise kabul edilebilir maksimum seviyelerden daha yüksek bulunmuştur

    14. Sivas İlindeki Bazı Süt İşletmelerine Gelen Sütlerin Fiziksel, Kimyasal ve Mikrobiyolojik Özelliklerinin Belirlenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Beykaya

      2017-04-01

      Full Text Available Bu araştırmada Sivas ilinde bulunan 5 süt fabrikasının depo tankından temin edilen 50 adet süt örneğinin fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda süt örneklerinin pH, asitlik derecesi (%, yağ, yağsız kurumadde, toplam kurumadde ve yoğunluk değerlerinin sırasıyla 4,89-6,70, %0,135-0,495, %1,7-7,6, %7,33-9,80, %10,00-16,90, 1,0230-1,0312 g/mL arasında değiştiği ve süt örneklerinin hepsinin fosfataz pozitif olduğu saptanmıştır. Elde edilen veriler Türk Gıda Kodeksi ve Çiğ Süt Standardı ile karşılaştırıldığında sütlerin %26’sında yağ, %28’inde özgül ağırlık, %32’sinde toplam kurumadde, %58’inde yağsız kurumadde, %84’ünde pH değerinin düşük; %60’ında asitlik değeri yüksek saptanmıştır. Örneklerin toplam koliform bakteri sayısının %30’unda >1100 EMS/mL, toplam mezofilik aerobik bakteri sayısının %88’inde >100.000 kob/mL, somatik hücre sayısının %40’ında 500.000 hücre/mL üzerinde olduğu ve maya-küf sayısının ise %78’inde 104-106 kob/mL arasında olduğu belirlenmiştir.

    15. Türkiye’de Hayvan Varlığının Mevcut ve Gelecekteki Durumu; TR83 Bölgesi Açılımı

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Gülistan Erdal

      2016-08-01

      Full Text Available Bu çalışmada Türkiye genelinde ve TR83(Amasya, Çorum, Samsun, Tokat bölgesinde büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı incelenmiştir. Türkiye ve TR83 bölgesinde bulunan büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığını ait 1996-2014 değerleri kullanılarak trend analizi yapılmış ve 2020 yılı tahmini değerleri belirlenmiştir. Çalışmada 2020 yılına ait yapılan projeksiyonlarda yerli sığır ırkının Türkiye genelinde azalmaya devam edeceği görülmektedir. Buna karşın TR83 bölgesinde yerli sığır ırkının artacağı tahmin edilmiştir. Yine araştırmada incelenen tüm hayvan varlıklarının 2020 yılına kadar geçen zamanda artış kaydedeceği tahmin edilmiştir. Kuşkusuz bu artışta Türkiye de uygulanan hayvancılık destekleme politikalarının etkisi yadsınamaz. Bu anlamda mevcut hayvancılık destekleme politikalarının sektöre katkısının ve etkinliğinin saptanması ve aksayan yönlerinin incelenmesi, daha doğru ve etkin politikaların belirlenmesi açısından önemlidir.

    16. Köyyollarının Takibi, Bakım Ve Onarımı İçin Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS Esaslı Yönetim Modeli: Denizli Örneği

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yetiş Şazi Murat

      2013-06-01

      Full Text Available Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS özellikle gelişmiş ülkelerde her alanda sıklıkla kullanılan bir araç haline gelmişken Türkiye' de, merkezi ve yerel yönetimlerce benimsenmiş olmakla birlikte kamu hizmetlerinde kullanımı ise henüz emekleme aşamasındadır. Denizli İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde il sınırları içindeki sorumluluk ve hizmet alanında bulunan köyyolları envanterinin güncellenmesi, farklı analiz sonuçları üzerinden Müdürlüğün kırsal altyapı hizmetlerine modern ve teknik yöntemlerle yön verilmesi amaçlı CBS destekli bir çalışma ortaya konulmuştur. Strateji Geliştirme Müdürlüğü ile birlikte yürütülen bu çalışmada farklı amaçlar için geliştirilmiş olan katmanlar, topoğrafik haritalar, uydu fotoğrafları vb. araçlardan istifade edilerek köyyolları ile ilgili yürütülen hizmetin doğru ve güncel verilere dayalı olmasına çalışılmıştır. Kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını sağlayabilecek hassas ve hızlı analiz sonuçlarına göre köyyolları ulaşımının yeniden planlanması, eksik ve hatalı durumların tespiti ile tam ve bütünleşik bir yönetim sistemi kurulması amaçlı pilot bir proje ortaya konulmaya ve ürün olarak kullanılması yoluna gidilmiştir.

    17. Satış personeline yönelik performans değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi ve psikometrik özelliklerinin incelenmesi [The study of the development of performance evaluation scale and psychometric qualities research towards sales personnel

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Şule AKALIN

      2014-10-01

      Full Text Available Bu araştırmanın amacı, mağazalarda çalışan satış personelinin iş performansını ölçmede kullanılabilecek performans değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi ve geliştirilen ölçeğin psikometrik özelliklerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 200 satış personeli oluşturmaktadır. Ölçeğin yapı geçerliği için açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucuna göre ölçek, “Satışa Yönelik Bilgi, Beceri ve Kişisel Özellikler” ve “İş Yerine Uyum Özellikleri” olmak üzere iki alt boyuttan ve 31 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı .96, test tekrar test güvenirlik katsayısı ise .88 bulunmuştur. İki faktör tarafından açıklanan toplam varyans % 50.36’dır. Ölçek ve alt boyutlarının Cronbach Alfa ve test tekrar test güvenirliklerine bakılmış ve ilk analizde bulunan değerlerle aralarında manidar bir değişiklik görülmemiştir. Bu bulgulara dayanarak, geliştirilen performans değerlendirme ölçeğinin; satış personelinin performansını ölçmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir psikometrik araç olduğu sunucuna ulaşılmıştır.

    18. Adlî Tıpta Giysi İncelemesinin Yeri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Muhammet Can

      2005-08-01

      Full Text Available Fiziksel deliller, adli olayın aydınlatılmasında ve orijin tayininde çok önemli bir yere sahiptir. Ateşli silahlar ve çeşitli aletler (kesici, kesici-delici, delici vb. ile yaralanma ve öldürme olaylarında, ölen ve/veya yaralananın olay anında üzerinde bulunan giysilerin fiziksel ve kimyasal incelemesi, olayın adli ve tıbbi sonuçları açısından önemlidir. Çalışmamızda 1995-1999 yılları arasında Adli Tıp Kurumu-Fizik İncelemeler İhtisas Dairesi’nde giysi incelemesi ile ilgili olarak düzenlenen raporlar yapılandırılmış bir değerlendirme formuna göre taranmıştır. İnceleme için gönderilen 1172 adet dosyanın %6 Tinde atış mesafesi, %18’inde giysi tetkiki, %4’ünde aletin türü ile ilgili soruların fiziksel delil elde etmek yönünde öne çıktığı görülmüştür. Giysilerin elde ediliş ve gönderilişi sırasında aksaklıklar saptanmış, bazı dosyalarda incelemesi istenen giysilerin dosya ve otopsi raporu bulunmadan gönderildiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, giysi incelemesi istenen dosyalarda, her aşamada uygun prosedürlerin uygulanması gerekliliği ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: Adli tıp, fiziksel delil, giysi incelemesi, atış mesafesi, aletin türü.

    19. MARKA ÖZGÜNLÜĞÜNÜN MARKA TERCİHİ, MÜŞTERİ TATMİNİ VE MARKA SADAKATİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: BİLGİSAYAR MARKALARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Elif ÜLKER DEMİREL

      2015-09-01

      Full Text Available ÖzetSunulan ürün ve hizmetlerin tek başına yeterli olmadığı günümüz ortamında tüketiciler, kendileri içinbir anlam ifade edebilecek, kendisini diğer markalardan farklılaştıracak ve .zgün bir değere sahip olanmarkaları tercih etmektedirler. .zgün olmak işletmeler açısından önemli bir unsur olarak g.rülmektedir.Ancak işletmeler ve literatür açısından artan önemine rağmen, marka .zgünlüğüne yönelik olarak yapılançalışmalar oldukça kısıtlıdır. Bu araştırmanın amacı, günümüzde markalar açısından fark yaratan bir unsurolarak .zgünlük kavramının pazarlama dinamikleri açısından irdelenmesi ve tüketicilerin tercihleri,tatmin dereceleri ve marka sadakatleri üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bilgisayar markalarına yönelikolarak yapılan araştırmada, 415 tüketiciye ulaşılmış ve verilerin analizinde yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır.Araştırma sonucunda tüketicilere farklı deneyimler sunan, güvenilir vaatlerde bulunan ve bunlarıgerçekleştiren markaların, tüketicilerin tercihlerini önemli .l.üde biçimlendirdikleri g.rülmektedir.

    20. KERÎMÎ’NİN EDİRNE ŞEHRENGİZİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Zehra Gmre

      2015-07-01

      Full Text Available Bu makalede Kerîmî’nin şehrengizinin şekil ve muhteva özellikleri ile eserin tenkitli metnine yer verilmiştir. Kanunî devri şairlerinden olan ve hayatı hakkında oldukça sınırlı bilgilere ulaşılan Kerîmî’nin Edirne şehrengizinin iki nüshasına ulaşılmıştır. Bu nüshaların karşılaştırılması neticesinde oluşan metne göre eser 202 beyittir. Tevhid, münâcât, sebeb-i te’lif, Edirne şehrinin övgüsü, Edirne güzellerinin övgüsü, dua ve hâtime bölümleri bulunan manzumede Kerîmî 59 güzelin övgüsünü yapmaktadır. Kerîmî’nin Edirne şehrengizi, XVI. yüzyıldan itibaren görülmeye başlayan ve yazılması bir süre moda haline gelen Divan şiiri içerisinde özgün yapısıyla dikkat çeken türün tipik bir örneğidir. Sanat kaygısının görülmediği, çarşı esnafından meslek sahibi erkek güzellerin mesleklerine, ad ve lakaplarına uygun cinas ve teşbihlerle tasvir edildiği karakteristik bir yapı arz etmektedir.

    1. Büyükbaş Hayvan Atıkları için Kurulacak Havasız Çürütme Tesisinin Ekonomik Analizi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tamer Coşkun

      2012-12-01

      Full Text Available Özet Büyükbaş hayvan atıkları, içeriğindeki yüksek katı madde, organik kirlilik ve patojen mikroorganizmalar sebebiyle halk sağlığı açısından olumsuz etkiler yapabilecek bir atıktır. Bu çalışmada havasız çürütme ile atıkların stabilize edilerek biyogaz elde edilmesi ve çürümüş atıkların toprakta doğal gübre olarak kullanılmasını içeren bir yönetim modeli uygulanmıştır. Bunun için pilot ölçekli bir havasız çürütme reaktörü işletilmiş ve çürümüş atıklar çeşitli dozlarda yonca, Macar fiğ ve arpa karışımı ile mısır silajı bitkilerinin ekildiği alanlarda doğal gübre olarak toprağa eklenmiştir. Havasız çürütme işleminde yarımcı materyal olarak mısır silajı da reaktöre beslenmiştir. Çalışma sonunda elde edilen sonuçlar ve literatür yardımıyla 1000 baş hayvan için kurulum ve işletme maliyetleri hesaplanmıştır. Kurulum maliyeti; elektrik üretim sisteminin kurulup kurulmaması açısından iki farklı değer olarak hesaplanmıştır. İşletme maliyetleri farklı tarla ürünleri ve yine elektrik sisteminin kurulup kurulmaması açılarından çeşitli durumlar için hesaplanmıştır. Sonuç olarak elde edilen en iyi sonuçlara göre; çürümüş atıklar Macar fiğ ve arpa karışımı bitkisinin ekiminde kullanıldığında kurulacak tesisin elektrik üretim sistemi de kurulduğunda 2,5 yılda, elektrik üretim sistemi kurulmadığında ise 2,1 yılda kendisini amorti ettiği bulunmuştur. Abstract Cattle manure is a potential for causing detrimental effects on human health due to its high solid matter and pathogen microorganism content. This study aims to achieve biogas production by stabilizing the waste using anaerobic digestion. Digested waste was utilized as natural fertilizer. For that reason, a pilot-scale anaerobic digestion tank was operated and digested wastes were added to soil in diverse dosages where alfalfa, the mixture of Hungarian

    2. Büyükbaş Hayvan Atıkları için Kurulacak Havasız Çürütme Tesisinin Ekonomik Analizi / The Economical Analysis of Cattle Manure Treatment by Anaerobic Digestion Process

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tamer Coşkun

      2012-12-01

      Full Text Available Büyükbaş hayvan atıkları, içeriğindeki yüksek katı madde, organik kirlilik ve patojen mikroorganizmalar sebebiyle halk sağlığı açısından olumsuz etkiler yapabilecek bir atıktır. Bu çalışmada havasız çürütme ile atıkların stabilize edilerek biyogaz elde edilmesi ve çürümüş atıkların toprakta doğal gübre olarak kullanılmasını içeren bir yönetim modeli uygulanmıştır. Bunun için pilot ölçekli bir havasız çürütme reaktörü işletilmiş ve çürümüş atıklar çeşitli dozlarda yonca, Macar fiğ ve arpa karışımı ile mısır silajı bitkilerinin ekildiği alanlarda doğal gübre olarak toprağa eklenmiştir. Havasız çürütme işleminde yarımcı materyal olarak mısır silajı da reaktöre beslenmiştir. Çalışma sonunda elde edilen sonuçlar ve literatür yardımıyla 1000 baş hayvan için kurulum ve işletme maliyetleri hesaplanmıştır. Kurulum maliyeti; elektrik üretim sisteminin kurulup kurulmaması açısından iki farklı değer olarak hesaplanmıştır. İşletme maliyetleri farklı tarla ürünleri ve yine elektrik sisteminin kurulup kurulmaması açılarından çeşitli durumlar için hesaplanmıştır. Sonuç olarak elde edilen en iyi sonuçlara göre; çürümüş atıklar Macar fiğ ve arpa karışımı bitkisinin ekiminde kullanıldığında kurulacak tesisin elektrik üretim sistemi de kurulduğunda 2,5 yılda, elektrik üretim sistemi kurulmadığında ise 2,1 yılda kendisini amorti ettiği bulunmuştur. The Economical Analysis of Cattle Manure Treatment by Anaerobic Digestion Process Cattle manure is a potential for causing detrimental effects on human health due to its high solid matter and pathogen microorganism content. In this study, it was aimed to achieve biogas production by stabilizing the waste using anaerobic digestion. Digested waste was utilized as natural fertilizer. For that reason, a pilot-scale anaerobic digestion tank was operated and digested wastes

    3. The Architectural-Historical Analysis and Restitution of 'Alvan Aqueduct Remnant Setting Light to the Historical Water Wheels of Antakya: "Nauras" / Antakya’nın Tarihi Su Dolapları “Naura”lara Işık Tutan ‘Alvân Su Kemeri Kalıntısının Mimarî-Tarihî Analizi ve Restitüsyonu

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ender ÖZBAY

      2014-04-01

      Full Text Available Constructed for the purpose of water-lifting through the rivers to the high residential areas and fields, naura (noria is a type of monumental water wheel in which a wooden wheel and masonry elements comprise a functional features as well as aesthetic aspects. The researches and investigations conducted on the ruins of the aqueduct which is located by side of Asi River in Haraparası district of Antakya city have shown that this structure descends from a naura type that has not survived to the present day. Suggestions related to the original condition of the aqueduct remnants whose layout plan and façade surveys are produced after an on-the-spot-check by making consistent restitution plans and three-dimensional modeling with some historical records, old photographs and measurements are put forward. Accordingly, the aqueduct remnant, which is resolved and reviewed as the set-out part, arched and solid part having diverse features from the west to the east, originally belongs to a twin wheel naura structure. The wooden wheels, existing among the towered pillar units jointed to the west end of the aqueduct and raising water from the river to the aqueduct by means of the divisions within by turning with the driving power of the river current, serve to water the famous Alvân Gardens of the region. Naura and the aqueduct belonged to a big complex which consistsed of two buildings of a mill. The proposed naura bears the characteristics special to Antakya region's surroundings having different features of samples which are widely known and available in Hama. [TR: Naura, yüksekte kalan yerleşim ve tarlalara nehirden su aktarmak üzere inşa edilen, ahşap bir çarkın kâgir unsurlarla bir arada, işlevsel olduğu kadar estetik bir bütün oluşturduğu anıtsal bir su dolabı türüdür. Antakya’nın Haraparası Mahallesi’nde, Asi Nehri kenarında bulunan su kemeri kalıntısı üzerinde yapılan incelemeler ve araştırmalar, bu yapının, g

    4. 45 Numaralı Konya Şeriyye Sicil Defterindeki Menzil Satışları Işığında Yol Ağları ve Kat Sayısına Göre Konut Tipolojisi (1714-1715 In Numbered 45 Konya Şeriyye Registry Book in the Light of Range Sale; Housing Typology According to and Road Network and Coefficient (1714-1715

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hicran Hanım HALAÇ

      2012-09-01

      ncesine ait günümüze gelebilmiş konut bulunmaması, bu konuda genel geçer değerlendirmelerin yapılmasına neden olmaktadır. Birçok faaliyetini yazıya dökerek belgelendiren Osmanlı Devletinin sağlamış olduğu kaynak çeşitliliği sadece mevcut yapıları gözlemekten fazlasının yapılabileceğinin göstergesidir. 19. yüzyıl ve öncesinin konut mimarisi ve domestik kültürüne odaklanan çalışmalar, bu nedenle şeriyye sicilleri, vakfiyeler, vakıf tahrir defterleri, vakıf muhasebe kayıtları, salnameler, temattuat defterleri, mühimme defterleri ve tapu tahrir defterleri gibi birincil kaynakları oluşturan Osmanlı belgelerinin kullanımını gerekli kılmaktadır. Şer‘iyye sicilleri gibi genelde hukuk tarihi ve sosyo-ekonomik tarih yazımında kullanılan bir kaynak grubunun içerisinden tespit edilen bir kısım mimari verilerin kent restitüsyonu çalışmalarında kullanılabilirliğinin denendiği bu çalışma, aynı zamanda mimarlık tarihçileri, restorasyon uzmanları ve tarihçilerin bir araya geldiklerinde ortaya çıkabilecek sentezlerin de küçük bir örneğidir. Bu araştırma makalesinde, 1714-1715 yılları arasındaki iki yıllık zaman dilimi hakkında bilgiler veren 45 no.lu şeriyye sicilinden elde edilen menzil bilgilerinden, sadece menzillerin yol ve kat bilgileri ışığında 18. yüzyıl başında Konya’da bulunan konut mimarisinin bir bölümü aydınlatılabilmek için18. yüzyıl başında Konya’da bulunan konut tipleri belirlenmekte ve konut tipolojisi yapılmaktadır.

    5. Türk Lehçeleri Arasında Benzer Kelimelerin Eş Değerlik Durumu On The Equivalence of The Similar Words İn Turkic Languages

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa UĞURLU

      2012-12-01

      Genel Türkçe” düzeyinde birbiriyle benzeşir. Ancak “benzer” kelimelerin kavram alanı bakımın-dan örtüşmesi, yani “eş değer” olması ise özü itibariyle benzeşmeye bağlı değildir.Bu çalışmada, Türk lehçelerinden seçilmiş örnekler çerçevesinde benzer olan kelimelerin eş değerlik durumları incelenmiştir. Buna göre; Türk lehçeleri arasında benzer olan bazı kelimeler, “bire bir” veya “bire çok” eş değer olabilir. Diğer taraftan bazı benzer olanlar ise eş değer ol-mayabilir.Türk lehçelerinin kelime hazinelerinin benzeşmesinde ve örtüşmesinde, kaynak bakımından aynı gruba girmenin yanı sıra, tarih boyunca toplulukların kendi aralarındaki göç ve karışmaların; kurdukları iktisadî, kültürel münasebetlerin; dinî, siyasî yönlerden maruz kaldıkları yabancı etkilerin de önemli rolü vardır. Bu hususta Türkçe, dünyanın sayılı dillerindendir. Çünkü şimdiye kadar Türklerin yaşadığı hayat tarzlarının, coğrafî sahaların ve tarihî sürecin bir gereği olarak hem kendi içinde hem de diğer birçok dille değişik yoğunluklarda sürekli ilişki içinde olagelmiştir. Meselâ, kaynak bakımından aynı temel lehçeye dayanmayan Türkiye ve Özbek Türkçelerinin benzeşme ve örtüşme oranını, tarihî ve sosyal sebeplerle kelime hazinelerinde bulunan Arapça ve Farsça unsurlar yükseltmiştir. Yine, bir kültür muhiti olan Kazan ile İstanbul arasında Sovyetler Birliği öncesi dönemlerde gerçekleşen yoğun ilişkiler, Kazan-Tatar Türkçesine birçok “Osmanlı unsuru”nun girmesini sağlamış; bu durum, iki lehçenin birbirine benzeme oranını arttırmıştır. Ayrıca, Rus Çarlığı’nın ve Sov-yetler Birliği’nin siyasî hâkimiyeti altında yaşamış Türk topluluklarının lehçelerinde bulunan Rusça unsurlar, bir miktar benzerlik sağlamakta-dır.

    6. Osmanlı Dönemi Başlıklı Ortakent Mezar Taşları Ottoman Period Headed Gravestones of Ortakent

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      H.Kamil BİÇİCİ

      2012-12-01

      Full Text Available This concerns, “Ortakent Gravestones.”. Among the cemetery of Ortakent, The dates of the gravestones are between 18.th-20.th centuries and 20 samples of 30 are from 18.th. century, 9 are from 19.th., 1 is from 20.th. century. Gravestones were of marble. The lenghts of the stones are between 140 cm.-45 cm., their widths are between 36 cm.-14 cm., their thicknesses are between 14 cm.-3.5 cm. Most of the samples are in rectangular and shapes and some are rectangular-prizmal. 3 of them have Foot gravestones. 30 head gravestones have large wadded turban (kavuk, turban (sarık, fez (fes and kerchief. All of the gravestones have inscriptions. 5 of them are without inscriptions. Inscriptions on 3 samples were laid diagonal, and 27 of them were laid in a linear system, 30 of head ve foot gravesones are in good condition. 3 samples are broken. 19 of 30 gravestones are men’s and 11 are of women’s. While scarping was used for making gravestones are scarping, and painting were used as the maindecoration tecnique is seen on foot stone with the painting technique,inscriptions of stones were coloured. Most of the inscriptions anddecorations are relieved. Decoration subjects seen on gravestones arephytomorphic, geometric, objective and calligraphic. “Osmanlı Dönemi Başlıklı Ortakent Mezar Taşları” konulu bu incelemede Ortakent Mezarlığında bulunan 30 mezar taşı araştırılarak, çalışmamızda yer almıştır. Mezar taşlarında tarihi bilinen bütün örnekler XVII. yy. ikinci çeyreği ile XX. yy. ilk çeyreği arasındadır. 30 örnekten 20 tanesi XVIII. yy., 9 tanesi XIX. yy., 1 tanesi XX. yy.dır. Mezar taşlarının hepsi mermer malzemeden yapılmıştır. Mezar taşlarının büyükten küçüğe doğru boyları 140 cm. ile 45 cm., genişlikleri 36 cm. ile 14 cm., kalınlıkları ise 14 ile 3.5 cm. arasında değişmektedir. Ortakent’te bulunan mezar taşları şahideli tiptedir. Örneklerin çoğu dikdörtgen gövdelidir. 3

    7. Edirne’de süpürge üretimi çalışanlarında SO2 etkisinin değerlendirilmesi - 2012/Evaluation of SO2 effetcs among workers of the broom-making business in Edirne-2012

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ufuk berberoğlu

      2013-08-01

      Full Text Available Özet Amaç: İşyeri ortam havasında bulunan SO2, çalışanların özellikle solunum sistemini etkileyen bir gazdır. Bu araştırma, Edirne’de süpürge üretiminde çalışanların, islemede kullanılan SO2 den etkilenme durumlarını değerlendirmek amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma 2012 Ocak-Şubat aylarında Edirne’de gerçekleştirilmiştir. Oluşturulan veri toplama formu ile süpürgeciler sitesinde çalışan 25 kişiden ve konfeksiyon işinde çalışan 25 kişiden veri toplanmıştır. Demografik bilgiler, solunum sistemi öykü-fizik muayeneleri ve solunum fonksiyon testleri sonucunda elde edilen veriler araştırmacılar tarafından hazırlanan veri formuna kaydedilmiştir. Kükürt dioksit kullanılarak, isleme ve sarartma işleminin yapıldığı odaların iç ortam havasında ise, GasAlertMicro 5 marka cihaz ile SO2 düzeyi ölçülmüştür. Bulgular: SO2’ye maruz kalan ve kalmayan grupların yaş ortalamaları (sırasıyla 47.6±1.2, 45.2±3.4 ve sigara kullanma oranları (%64, %64 benzer idi (p>0.05. SO2’ye maruz kalanlarda balgam (%32 ve %16, p<0.05 ve öksürük varlığı (%24 ve %12, p<0.05, diğer gruptan anlamlı olarak yüksek bulunurken, zorlu solunum (%20 ve %20, p>0.05 ve patolojik solunum sesi varlığı (% 12 ve % 12, p>0.05 benzer bulunmuştur. Çalışanlarda, solunum fonksiyon testlerinden FEV1, FVC, FEV1/FVC, MEF (FEF25-75% değerleri, kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük bulunmuştur (hepsi için p<0.05. Sonuç: İsleme odalarında ölçülen SO2 düzeyi DSÖ ve NIOSH standartlarına göre yüksek bulunmuştur. İşyeri ortam havasında izin verilen değerlerin üzerinde bulunan SO2, çalışanların sağlığını, öncelikle de solunum sistemini etkilemektedir. Çalışanlar, bu risk etmeni konusunda bilgilendirilmeli ve korunma yöntemlerine ilişkin olarak eğitilmelidir. SO2’nin yoğun olduğu isleme bölümünde, havalandırma sistemlerinin iyileştirilmesinin yanı sıra, bu

    8. Ziştovi ve Yaş Antlaşması Arasında Tuna Kıyısında Bir Osmanlı Kenti: Silistre (1791–1793 The Danube Coast Between The Treaty Of Ziştovi And Yaş An Ottoman City: Silistra (1791 – 1793

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hava SELÇUK

      2013-07-01

      Full Text Available Silistra Otoman Empire was an important port city on the banksthe Danube River. Therefore, especially in the river trade and battelswere important tasks. The Province of Silistra had a strategical importance by economical and military means. İt was also on the route of Ottoman-Russian and Otoman-Austria wars geographically. Silistra which is consulted both İbrail and rationing of İstanbul has an important function (cureal, hardtack, Weapons etc.. This study has been used as a source the book number 50 of Şeryiyye registries((1791-1793. Before and after the book number 50 in these treaties treaties from Silistra political, social, economic, and military issues contains information . Ser’iyye Sicilleri, that's court records, is an important source in revealing the political, judicial and social conditions of Ottoman society. Seri'yye Sicili Numbered 50 of Silistra, at Bulgarian archive “National Biblioteque”, forms the backbone of this paper. The record book in question includes 233 documents covering (apostasy, Austrian Prisoners such the economic and social events as heritage cases, family, appointment decisions of some officials, ship building, ambassy, tax (cereal, duhan, adat-ı ağnam. Bandit, the grain ship with move conversion topics are explored. The imperial orders (ferman and emir which all shed light on the military issues have been recorded in the ser'iye sicilleri. Based on the court records between 1791 and 1793 of Silistra, it will be mentioned about the social life of the town. Silistre Osmanlı Devleti’nin Tuna Nehri kıyısında bulunan önemlibir liman kenti idi. Bu nedenle özellikle nehir ticareti ve donanmasavaşlarında önemli görevler üslenmekte idi. Ekonomik ve askerî açıdanstratejik bir konuma sahip olan Silistre coğrafi açıdan da Osmanlı-Rusve Osmanlı-Avusturya savaşlarının ana güzergâhı üzerindeydi. Bunedenle Silistre gerek İbrail, gerek İstanbul’un iaşe ihtiyac

    9. Turkish Journal of Chemistry’nin Bibliyometrik Analizi / Bibliometric Analysis of Turkish Journal of Chemistry

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hatice Gülşen Birinci

      2008-10-01

      Full Text Available [Turkish abstract]Bu makalede 1995 yılından beri Science Citation Index (SCI ve Chemical Abstracts tarafından indekslenen Turkish Journal of Chemistry (TJC bibliyometrik açıdan ele alınarak, bu dergide 1995-2007 yılları arasında yayınlanan 861 makale incelenmiştir. Araştırmada cevap aranan sorular şunlardır: TJC’de en verimli yazarlar kimlerdir ve yazarlar arasındaki ilişki durumu nedir? TJC’de çok yazarlılık durumu nedir? TJC’ye katkıda bulunan yazarların kurumları nelerdir? TJC’de yayınlanan makaleler Bradford, Lotka, Price Yasası ve 80/20 Kuralı’na uymakta mıdır? TJC’de yazarların atıf yaptıkları kaynak türleri nelerdir? En sık atıf yapılan dergiler hangileridir? Yapılan atıflar gözönüne alıdığında Kimya alanındaki çekirdek dergiler hangileridir? TJC’de yayınlanan makalelerin aldıkları ortalama atıf sayısı nedir ve atıflarda yıllara göre bir artış söz konusu mudur? Journal Citation Reports (JCR’da ve SCI’de TJC’nin yeri nedir? Yazarlara ve kurumlara özgü tekil sonuçlar, makalede açıklanmıştır. Diğer taraftan yazarların durumu, Price ve Lotka Yasası ve 80/20 Kuralı’na uymamaktadır., Öte yandan, TJC’de yapılan atıfların Bradford Yasası’na ve 80/20 Kuralı’na uyduğu saptanmıştır. Yazarlar ağ analizi ile incelendiğinde ise, beş ve daha fazla makale ile katkıda bulunan yazarların iki ayrı etkileşimli grup oluşturduğu saptanmıştır. TJC’ye yapılan atıflar 1996 yılından beri istikrarlı bir atış göstermektedir.[English abstract] This article dealing with the bibliometric analysis of 861 articles published between the years 1995-2007 of Turkish Journal of Chemistry which has been indexed by the Social Science Citation Index and Chemical Abstract since 1995. The following research questions have been discussed: Who are the most productive author? What is the relationship between the authors? What is the trend towards

    10. Türkiye’deki Üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. Sınıf Öğrencilerinin Türkoloji Kavramına İlişkin Algıları Perception Of The Turkology Concept Among Fourth Grade Students Of The Departments Of Turkish Language And Literature In The Unıversities In Turkey

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Serdar YAVUZ

      2013-03-01

      sında İslam, Doğu ve dil araştırmaları ekseninde gelişen Türkoloji, günümüzde Türk’e ait ne varsa inceleyen bir bilim hâline gelmiştir. Özellikle ilk dönemlerde Türkologların dil araştırmalarına yoğunlaşması, onun bakış açısı ve yöntemlerini kullanması nedeniyle Türkolojinin sadece kavramsal olarak Türk diliyle özdeşleşmesine neden olmuştur. Bu çalışmaların etkisiyle Türkoloji, Türk dili gibi algılanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. sınıf öğrencilerinin “Türkoloji” kavramına ilişkin algılarını, geliştirdikleri metaforlar aracılığıyla ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında bulunan yedi coğrafi bölge (Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi, Akdeniz Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi, Karadeniz Bölgesi, Doğu Anadolu bölgesi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve bu bölgeler içerisinde bulunan 7 üniversitenin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. sınıfında okuyan 320 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri her öğrencinin “Türkoloji… gibidir, çünkü …” cümlesini tamamlamasıyla elde edilmiştir. Verilerin analiz edilmesinde ise toplanan verileri açıklayabilecek kavramlara ve ilişkilere ulaşılabilecek olan içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. sınıf öğrencilerinin % 87,7’sinin Türkoloji kavramına ilişkin olumlu, % 11,4’ünün olumsuz ve % 0,9’unun ise hem olumlu hem de olumsuz bir algıya sahip oldukları tespit edilmiştir. Olumlu algıya sahip öğrenciler; değer katma, disiplin, inceleme alanı; olumsuz algıya sahip öğrenciler bilimsel eksiklik, iş kaygısı, olumsuz tutum; hem olumlu hem de olumsuz algıya sahip öğrenciler ise hem olumlu hem de olumsuz tutum kodu altında toplanan metaforlar geliştirmiştir.

    11. AHMEDİYE FLOATING ISLAND AHMEDİYE YÜZENADASI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Pınar TAŞKIRAN (M.A.H.

      2006-09-01

      ının inceleme konusu olmuştur. Söz konusu oluşum, başta coğrafya olmak üzere biyoloji, jeoloji ve çevre bilimlerinin de inceleme alanına girmektedir. Ancak yüzenada terimi Coğrafya ilmi sayesinde literatüre girmişve adaların oluşumu, tanımı ve tanıtımı üzerine ilk çalışmalar yine coğrafyacılar tarafından yapılmıştır. Bu konuda Prof. Dr. İhsan BULUT’ un önemli çalışmalarıbulunmaktadır. Yüzenadalar çok çeşitli özellikleri ile bilim dünyasının dikkatini çekmektedir. Başta zengin flora ve faunasıyla içerisinde bulunduğu ortamdan belirgin bir şekilde ayrılmaktadır. Bu adalar, göl alanı içerisinde gelişmeleri dolayısıyla,insanların hep dikkatini çeken sulak alanlar durumundadır. Doğal ve beşerî faktörlerle ekosistemde meydana gelen bozulmaların en bariz olarak gözlenebildiği kesimler yine bu sulak alanlardır. İnorganik ve organik minerallerin uygun iklim koşulları altında optimum karışımı yine sulak alanlarda gerçekleşirken, inorganik minerallerde bulunan fosfat ve serbest atmosferden sağlanan nitratla gür ve türce zengin sulak alan bitkileri yetişmektedir. Yüzenadalar hemen her iklim kuşağında görülmesine rağmen yine de dünyamızın bu oluşumlar bakımından fakir olduğu söylenebilir. Ancak bu durum, şüphesiz bu alandaki çalışmaların yetersiz olmasının bir sonucudur. Kendine özgü doğal ortamıyla çevresinden ayrılan ve göl alanında yüzer halde her yöne kolayca hareket edebilen yüzenadalar, çevrelerinin adeta bir sembolü rolünü üstlenirken, bölge insanını kendisine çeken görsel doğal bir turistik cazibe merkezi olma özelliğini de taşırlar. Ülkemizde kayıtlara geçen yüzenada bulunan il sayısı 8’dir. Ancak ülkemizin farklı kesimlerinde büyüklü küçüklü çok sayıda sulak alan bulunmaktadır. Dolayısıyla da araştırmalar arttıkça farklı kesimlerde yüzenadalarla karşılaşılacaktır. İşte bilinenlere ilave edebileceğimiz bir

    12. Webquest (Web macerası öğrenme yönteminin Türkçe dersindeki akademik başarı ve tutuma etkisi / Effect of WebQuest learning method on academic success and attitude in Turkish lessons

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Abdullah ŞAHİN

      2012-12-01

      Full Text Available ÖZETAraştırmanın amacı, Web Macerası öğretim yönteminin 6.sınıf öğrencilerinin Türkçe dersi akademik başarı düzeylerinde ve Türkçe dersine yönelik tutumlarında bir etkiye sahip olup olmadığını incelemektir. Araştırma, 2008-2009 öğretim yılında Erzurum il merkezinde bulunan Şair Nef’i İlköğretim Okulunda öğrenim gören 20 deney grubunda, 20 kontrol grubunda olmak üzere toplam 40 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma ön test- son test kontrol gruplu deneysel desende tasarlanmıştır. Araştırmada biri deney diğeri kontrol grubu olmak üzere toplam iki grup yer almaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ve 6. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersi akademik başarı düzeylerini belirlemeyi amaçlayan “Türkçe Dersi Başarı Testi”, Acat (2000 tarafından geliştirilen öğrencilerin Türkçe dersine yönelik tutumlarını belirlemeyi amaçlayan “Türkçe Dersine İlişkin Tutum Ölçeği” ve grupların denkleştirilmesinde kullanılan ve araştırmacı tarafından oluşturulan “Kişisel Bilgi Formu” kullanılmıştır. Araştırma sonunda Web Macerası öğretim yönteminin 6. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersine ilişkin akademik başarı düzeylerini ve Türkçe dersine yönelik tutumlarını yükseltmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    13. PSİKOLOJİK RAHATLIK ALGISININ İŞGÖREN SESLİLİĞİ VE TAKIM İŞBİRLİĞİ ARASINDAKİ İLİŞKİDE ARACI DEĞİŞKEN ROLÜ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Serdar YENER

      2017-04-01

      Full Text Available Öz: Araştırmada, örgütlerde çalışanların etkinlik ve verimliliğini arttıracak düşünce ve tekliflerini sunması olarak tanımlanan işgören sesliliğinin takım işbirliğine olan etkisinde organizasyonlarda kişilerarası psikolojik risk algısı şeklinde ifade edilen psikolojik rahatlığın aracı değişken rolünün ortaya konulması amaçlanmıştır. Sinop’ta bulunan yerel bir işletmenin çalışanları (n=240 araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin analizinde SPSS 21 Paketi ve Hayes (2013’in SPSS uygulamasında aracı değişkenli modellerin ölçülmesi için geliştirmiş olduğu PROCESS 2.15 makrosu kullanılarak aracı değişkenin etkisi gözlenmiştir. Çıkan sonuçlara göre psikolojik rahatlık algısının işgören sesliliği ve takım işbirliği ilişkisinde kısmi aracılık etkisinin olduğu söylenebilir. İşgören sesliliğinin takım işbirliğine olan etkisi (β= ,28, p>.001 psikolojik rahatlık algısı ilişkiye dahil edildiğinde (β= ,25, p<.001 düşmüş fakat anlamlılığını yitirmemiştir. Abstract: The aim of this study is to analyze the mediating role of Psychological Safety which is defined as interpersonal risk perception, in the relation between employee voice which is defined as feedback and proposals to increase productivity and efficiency and team collaboration. Employees of a local business in Sinop (n=240 are composing sample. SPSS 21 and PROCESS 2.15 aplication of Hayes which is used to observe the mediating effect of variables are used to analyze the data. According to the results it can be said that there is a partial mediataing effect of psychological safety beween employee voice and team collaboration. The effect of employee voice (β=.28; p<.001, decreased after mediating variable psychological safety added to (β= -0,84 , p<.001 regression but kept it’s significance.

    14. THE ROLE OF PROMOTION ON MARKETING IN TURKISH DRUG INDUSTRY

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Emrah Bilgener

      2004-08-01

      saglayan bir pazarlama aracidir.\tGünümüzde ilaç üreticileri, ürettikleri ürünleri tüm dünyada pazarlamaktadirlar. Ancak, ilaç herhangi bir ürün olmadigi için, pazarlamasina ve tanitimina dikkat edilmelidir.\tBu çalismanin amaci, Türk ilaç Sanayii’nde pazarlama faaliyetleri arasinda yer alan ilaç tanitiminin sektör üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Çalismanin materyalini Istanbul ilinde bulunan, ilaç Endüstrisi isverenler Sendikasi üyesi olan 37 ve sendika hizmetlerinden yararlanan 14 firma bünyesinde ve Çorum, Yozgat, Amasya, Tokat illerinde çalisan sayilari 190-200 olan tibbi mümessiller için hazirlanan 41 soruluk anket formlari olusturmaktadir.\tArastirmada verilerin degerlendirilmesi için SPSS (ver. 7.5 istatistik paket programi kullanilmistir. Arastirma sonucunda elde edilen sonuçlara göre, tibbi mümessiller, tanitim ile ilgili çalismalar sonucunda ilaç satislarinin artacagini düsünmektedir ve buna bagli olarak IMS (Informa-tional Medicine Statistics verilerinde % 60-80 oraninda artis olacagini beklemektedirler. Çalismaya katilan tibbi mümessillerin % 90’i tanitimda para-medikal çalismalarin etkinligine inanmakta ve % 73’ü tanitimda para-medikal çalisma yapmaktadir.

    15. Phytophagous Arthropod Species Associated with Oil Bearing Rose, Rosa damascena Miller, in Isparta Province with Distributional Remarks

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ozan Demirözer

      2011-05-01

      Full Text Available Abstract: The study is based on field researches made in 2006–2007 in order to determine the phytophagous arthropod species and the deployment of those species that are economically important in the oil-bearing rose production fields in the province of Isparta. As a result, 62 species were determined, 60 of which belongs to 24 families of 6 orders in Insecta and 2 of which belongs to 2 families of 1 order in Arachnida. In the study, 57 species were identified up to species level and 5 species were identified up to genus level. It is seen that 20 species of them are previously identified as pests in Rosa damascena Miller in production fields in the literature. Ten of the species determined in the study are recorded as new for the oil-bearing rose pest fauna in the province of Isparta. Key words: Oil Bearing Rose, Rosa damascena, pest, phytophagous, Isparta Özet: Bu çalışma, Isparta ili yağ gülü üretim alanlarında bulunan fitofag türlerin belirlenmesi ve ekonomik açıdan önemlilerinin yayılışlarının ortaya çıkarılması amacıyla 2006-2007 yılları arasında yürütülmüştür. Çalışma sonucunda, Insecta sınıfının 6 takımına ait 24 familyadan toplam 60, Arachnida sınıfına ait 1 takıma bağlı 2 familyadan 2 olmak üzere toplamda 62 türün varlığı belirlenmiştir. Çalışmada 57 adet örneğin tür düzeyinde teşhisleri tamamlanırken, 5 türün cins düzeyine kadar teşhisleri yapılmıştır. Yapılan literatür çalışmalarında bu araştırmada belirlenen türlerden 20'sinin daha önceden Rosa damascena Miller üretim alanlarında zararlı olarak bildirildiği saptanmıştır. Çalışmada belirlenen türlerden 10'u ise Isparta ili yağ gülü zararlı faunası için yeni kayıt niteliği taşımaktadır. Anahtar kelimeler: Yağ gülü, Rosa damascena, zararlı, fitofag, Isparta

    16. DERVISH QUALIFACITIONS IN RELATION TO HAJI BEKTASH VELÎ WORKS AND BEKTASHI RULES HACI BEKTAŞ VELİ’NİN ESERLERİNDE VE BEKTAŞÎ ERKÂNNÂMELERİNDE DERVİŞİN NİTELİKLERİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hüseyin ÖZCAN

      2012-01-01

      ş özelinde insandan beklenen tavır ve davranışlar tespit edilmeye çalışılacaktır. Bu bağlamda yeni bir kaynak olan Hacı Bektaş Velî’nin İngiltere’de tarafımızdan bulunan kayıp kitabı Hadis-i Erbaîn Şerhi’nde dervişin özellikleri ile ilgili seçilmiş hadisler ele alınacaktır. Sonuçta, Hacı Bektaş Velî’nin derviş algısı ve Bektaşî erkânnâmelerinde yer alan dervişin niteliklerine yer verilerek sûfîlik yoluyla eğitimini tamamlayacak ideal insan tipolojisi üzerine tespit ve değerlendirmeler yapılacaktır.

    17. Deri Endüstrisi Atıksularından Kromun Çeşitli Alglerle Biyosorpsiyonu

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      T. NAKİBOĞLU

      2009-04-01

      Full Text Available Bu makalede yapılan kinetik testlerin amacı, deri endüstrisi atıksularından Cr(VI metalinin Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile biyosorpsiyonu için optimum reaksiyon süresinin ve optimum karıştırma hızının belirlenmesidir. Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile orijinal atıksu ve sentetik atıksuda yapılan Cr(VI biyosorpsiyon çalışmaları sonucunda optimum karıştırma süreleri sırasıyla 24 saat ve 6 saat olarak belirlenmiştir. Optimum karıştırma hızı her iki alg biyokütlesi için orijinal atıksu ve sentetik atıksuda 150 devir/dakika olarak belirlenmiştir. Makalede yapılan izoterm testlerinin amacı, deri endüstrisi atıksularından Cr(VI metalinin Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile biyosorpsiyonu için optimum pH, optimum sıcaklık ve optimum alg dozajını belirlemektir. Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile orijinal atıksu ve sentetik atıksuda yapılan biyosorpsiyon çalışmaları sonucunda optimum pH'lar sırasıyla 2 ve 1 olarak belirlenmiştir. Her iki alg türü için orijinal atıksu ve sentetik atıksuda optimum biyosorpsiyon sıcaklığı 250C olarak bulunmuştur. Optimum şartlarda orijinal atıksu ve sentetik atıksuda en yüksek Cr(VI giderimi yapan alg dozajları, her iki alg türü için 0.5 g/L olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, deri endüstrisi atıksularında bulunan Cr(VI ağır metal iyonlarının, Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile maksimum biyosorpsiyon kapasiteleri araştırılmış ve maksimum biyosorpsiyon kapasiteyi sağlayacak reaktör işletme koşulları (optimum karıştırma süresi, optimum karıştırma hızı, optimum pH, optimum sıcaklık, optimum alg dozajı belirlenmiştir.

    18. Otistik Özellik Gösteren Çocuklara Sunulan Seçim Fırsatları Ve Etkileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Burcu Ülke-Kürkçüoğlu

      2007-07-01

      Full Text Available Otistik özellik gösteren bireylerin yaşadığı zorlukların üstesinden gelebilmek ve yeni beceriler öğretebilmek için eğitim ortamlarında pek çok öğretim uygulamaları kullanılmaktadır. Alanyazındaki ilgili araştırmalar incelendiğinde, bu uygulamaların çoğunun bilimsel dayanaklı olmadığı görülmektedir. Seçim fırsatları sunma uygulamaları, otistik özellik gösteren ve gelişimsel yetersizliği olan bireylerin tercihleri doğrultusunda seçimler yapmalarını ve kendi kararlarını vermelerini sağlayan böylece yaşam kalitelerini arttıran bilimsel dayanaklı bir uygulamadır. Seçim fırsatları sunma uygulamalarının otizmi de içine alan gelişimsel yetersizlik kategorisinde bulunan bireylerin davranışları üzerinde olumlu etkileri olduğunu gösteren pek çok araştırma bulunmaktadır. Bu çalışmada, seçim fırsatlarını sunma uygulamalarının ne olduğu ve nasıl uygulandığına ilişkin bilgiler verildikten sonra seçim fırsatları sunmanın otistik özellik gösteren bireylerin davranışları üzerindeki etkilerinin ne olduğu tartışılmaktadır. Bu bilgiler doğrultusunda seçim fırsatlarının uygulanması ve yaygınlaştırılması için önerilerde bulunulmaktadır. Various teaching practices in educational settings are implemented to overcome difficulties that children with autism have and teach new skills. When examining relevant research in the literature, it has been seen that most of the interventions are not evidence-based. Providing choice-making opportunities is one of evidence-based practices that provides individuals with autism and developmental disorders to make decisions in accordance with their preferences by making choices and thus enhances the quality of their life. Moreover, there has been much of the research that demonstrates positive effects of choice making on behaviors of children with developmental disabilities including autism. This article aims to provide

    19. MESLEK LİSELERİNDE SINIF İÇİ ÖĞRETMEN ÖĞRENCİ İLETİŞİMİNE YÖNELİK ÖĞRENCİLERİN ALGILAMALARI-THE PERCEPTION OF VOCATIONAL HIGH SCHOOL STUDENTS CONCERNING THE TEACHER-STUDENT COMMUNICATION IN CLASS

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Alparslan GENÇ

      2012-06-01

      Full Text Available İletişim; insanların birbirini anlaması, isteklerini muhataplarına anlatması ve problemlerin oluşmadan çözüme kavuşması için en önemli araçtır. Gelişen teknoloji insanların birbirleri ile iletişim kurma yol ve yöntemlerini değiştirmiş, artık insanlar birbirlerini görmeden ve tanımadan da birbirleri ile iletişim kurar hale getirmiştir. Böyle bir dünyada çocuklarımızın okullarda iletişimin doğal yönünü iyi kavramaları ve kendilerini gerektiği şekilde ifade edebilmeleri için öğretmenlerimize büyük görevler düşmektedir. Bu araştırmanın amacı Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ortaöğretim kurumlarında okumakta olan öğrencilerin, sınıfta öğretmenlerinin iletişim kurma becerilerini algılama biçimlerini ortaya koymaktır. Araştırma Gebze, Kocaeli’de bulunan 13 meslek lisesinde yapılmış, araştırmaya 509 kız, 389 erkek olmak üzere 898 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler öğretmenlerin iletişim becerilerini değerlendirmiş; uygulanan iletişim becerisi anketi soruları, öğretmenlerin meslek sevgisi, öğretmenlerin öğrencilerle birebir ve bütün sınıfla iletişim becerisini ölçmek üzere üç kategoride toplanmıştır. Araştırma neticesinde, öğrencilere göre öğretmenlerin mesleklerini severek yaptığı söylenemeyeceği gibi öğretmenlerin öğrencilerle iletişim becerileri de zayıf çıkmıştır.-Communication is the most important means of people’ understanding each other, explaining what they want and a way to solve problems before they occur. Advancements in technology has changed the method of communication. Today people can communicate without knowing and seeing each other. In such a world, teachers have high responsibility to ensure that children learn natural ways of communication and expressing themselves in a way they need. Purpose of this study is to present perceptions of public vocational high school

    20. Sosyal Medyada Kitle Çeviri Üzerine Bir Araştırma / A Study on Crowdsourcing Translation in Social Media

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ezgi Keskin GAGA

      2017-05-01

      Full Text Available Bu araştırma, Türkiye’de “Sosyal Medya Çevirileri” örneğinde yaygınlaşan ve giderek po¬püler bir eylem haline geldiği düşünülen “Kitle Çeviri (crowdsourcing translation” yöntemini inceleme amacını taşımaktadır. Çalışmanın temel sorunsalları; kitle çeviri yöntemiyle kitlesel üretimi yapılan çeviri eyleminin giderek popüler kültür ürünü haline gelmesi, popüler zeminde üretilen bu çevirilerin kalitesi, çeviriyi üreten çevirmenlerin kimliğidir. Araştırma kapsamında sosyal medya sitelerinden Facebook incelenerek Facebook’un Türkçeye çevrilmesine katkıda bulunan gönüllü çevirmenlere 16 soruluk anket uygulanmıştır. Araştırma sonucu yapılan değerlendirmeler uygulanan anket çerçevesinde ortaya çıkmıştır. Değerlendirmeler yalnızca an-ket uygulanan grupla sınırlıdır. Araştırmanın ilk bölümünde kitle çevirinin popüler kültürdeki konumu değerlendirilmiş, ikinci bölümde sosyal medya sitesi Facebook örneğinde “kitle çeviri” olgusu incelenmiştir. Araştırmanın sonunda, kitle çeviri yöntemiyle kitlesel üretimi yapılan çeviri eyleminin nasıl bir dönüşüm içine girdiği izlenmektedir. Çeviri eyleminin giderek popüler kültür ürünü haline geldiği görülmektedir. / This research aims to examine the Crowdsourcing Translation that is supposed to become a popular action recently in the example of “Social Media Translation” in Turkey. The main problematic of the study is translation (as an action becoming popular culture material through crowdsourcing translation; the quality of the translations produced in that popular ground and identity of translators translating. Within the research, by examining one of the social media website called Facebook, 16 question survey was conducted to volunteer transla¬tors contributing Facebook Turkish translation. The results of the evaluation have emerged in the framework of the implementation of the

    1. OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN SINIF YÖNETİMİ BECERİLERİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fatma YAŞAR EKİCİ

      2017-11-01

      Full Text Available Bu araştırmanın temel amacı okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerilerinin incelenmesidir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evrenini Türkiye’de okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise 2016-2017 eğitim öğretim yılının güz döneminde İstanbul, Yalova, Trabzon, Afyon, Bursa, Kayseri, Tekirdağ, Sakarya, İzmit, İzmir, Antalya, Adana, Ordu, Batman ve Mardin illerindeki devlet ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan 300 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanmış olan Kişisel Bilgi Formu ve Denizel Güven ve Cevher tarafından geliştirilmiş olan Sınıf Yönetimi Beceri Düzeyi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS.20 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şöyledir: Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri yaş, çalışılan kurum türü, medeni durum, gelir düzeyi, görevdeki kadro durumu, eğitim düzeyi, sınıfta bulunan öğrenci sayısı ve sınıf yönetimiyle ilgili eğitim alma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır. Bundan farklı olarak okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri düzeyleri mesleki kıdeme göre farklılaşmaktadır. Buna göre mesleki kıdemi 10 yıl ve üzeri olan okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri, mesleki kıdemi 0-11 ay arasında olan okul öncesi öğretmenlerinden daha yüksektir.

    2. Marmara Bölgesi Islah Zonu’nda (200-600 m kızılçam (Pinus brutia Ten. döl denemeleri: 12. yaş sonuçları

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yrd.Doç.Dr. Murat ALAN

      2016-07-01

      Full Text Available Marmara Bölgesi Islah Zonu’nda seçilen 158 plus ağaç birinci seri ve altı adet tohum bahçesinde bulunan 160 adetklon ikinci seri olacak şekilde gruplandırılmış, toplanan açık tozlaşma ürünü tohumlardan üretilen fidanlarla iki seri kızılçam (Pinus brutia Ten. döl denemesi kurulmuştur. Deneme alanlarında 12. arazi yaşına ait boy ve göğüs çapı ölçülmüş, bu değerler kullanılarak genetik parametreler ve Best Linear Unbiased Prediction (BLUP yöntemi ile ailelerin ıslah değerleri tahmin edilmiştir. Birinci seri deneme alanlarının ortak değerlendirilmesinde boy ve çap için bireysel kalıtım derecesi sırasıyla 0,24 ve 0,16; aile ortalamaları kalıtım derecesi ise 0,52 ve 0,55; ikinci seri deneme alanlarında bireysel kalıtım derecesi aynı sırayla 0,29 ve 0,12; aile ortalamaları kalıtım derecesi ise 0,54 ve 0,45 olarak hesaplanmıştır. Boy ve göğüs çapı arasındaki genetik korelasyon birinci seri denemelerde 0,48 ve ikinci seri denemelerde ise 0,50 olarak tahmin edilmiştir. Dördüncü yaştaki boy ile 12. yaştaki boy arasında genetik korelasyon birinci seri denemelerde 0,81 ve ikinci seri denemelerde ise 0,70 bulunmuştur. B tipi genetik korelasyonlar ise birinci ve ikinci seride 0,54 - 1,00 arasında tahmin edilmiş, genotip çevre etkileşimi açısından uygulamayı etkileyecek düzeyde bulunmamıştır. Birinci seri denemelerde plus ağaç seçimleriyle genetik kazanç düşük olurken, İkinci seri denemelerde fenotipik tohum bahçelerinden boy için %4, göğüs çapı için %5 en iyi 30 klonla genetik tohum bahçesi kurulduğunda ise yine aynı sırayla %13 ve %11 genetik kazanç tahmin edilmiştir. Boy ve göğüs çapı için en yüksek ıslah değerine ulaşan 32, 35, 40 ve 188 nolu tohum bahçeleri, ağaçlandırmalarda kullanıldığında daha fazla boy ve çapa ulaşabilen bireyler elde edilebileceği anlaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kalıtım derecesi, ıslah de

    3. TÜKETİCİLERİN FUTBOL İLE İLGİLENİM SEVİYELERİNE GÖRE KÜMELENMESİ VE KÜMELER ARASINDAKİ FARKLILIKLAR

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Çağrı DUMAN

      2015-03-01

      Full Text Available Günümüzde rekabetin çok yoğun olduğu sektörlerin başında futbol sektörü gelmektedir. Başta oyuncu bonservis ve ücret giderleri olmak üzere çok yüklü operasyonel giderleri bulunan futbol kulüplerinin, yoğun rekabete ayak uydurmak adına lisanslı ürün satışı gelirlerini artırmaları gerekmektedir. Futbol kulüplerinin taraftarlarının futbol maçlarına ilgi seviyelerine göre hangi kümelere (segmentlere ayrıl- dıklarını bilmelerinin pazarlama stratejilerini oluştururken fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışma futbol maçlarına ilgi seviyesi farklı düzeylerde olan tüketicilerin demografik özellikleri, satınalma niyeti, taraftarı oldukları takımı algıladıkları marka kişiliği, taraftarı oldukları takıma ait lisanslı ürün satınalma sıklıkları ve futbol ile ilgili faaliyetlere katılımlarına göre farklılık gösterip göstermediklerini araştırmaktadır. Çalışmada, tüketicileri futbol ile ilgilerine göre gruplandırabilmek amacıyla hiyerarşik olmayan kümeleme analizi kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla, faktör, ki-kare ve anova analizleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda katılımcıların futbol ile ilgilerine göre iki küme oluşturdukları ve iki kümenin bazı lisanslı ürünlerin satınalma sıklığı, satınalma niyeti, taraftarı oldukları takımın marka kişiliğini algılamaları ve futbol ile ilgili faaliyetlere katılımda farklılaştıkları tespit edilmiştir.

    4. Farklı Beton Dayanımlarındaki Kolonlarda, Eksenel Yük Seviyelerine Göre Geri Sıçramalı Çekiç Verilerinin Korelasyonu İçin Deneysel Bir Öneri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yusuf DEMİREL

      2014-11-01

      Full Text Available Betonun basınç dayanımı, betonarme sistemin yapısal bütünlüğü açısından hayati önem taşımaktadır. Gerek inşaat aşamasında gerekse inşaat tamamlandıktan sonra, farklı yapı elemanlarındaki basınç dayanımlarının bilinmesi, kontrol ve değerlendirme yapılabilmesi açısından oldukça önemlidir. Standartların ve yönetmeliklerin değişimiyle kontrol ve değerlendirme için beton dayanımının tespiti daha da önem kazanmıştır.Yapıya az hasar verecek şekilde, beton dayanımının bulunması önemlidir. Geri sıçramalı çekiç ile beton dayanımı tespiti ekonomik, pratik ve hasarsız olması nedeniyle çok kullanışlı bir yöntemdir. Yapılan çalışmalarda, geri sıçramalı çekiç ile karot numunesinden bulunan beton dayanımı arasında tutarsızlıklar gözlenmiştir. Geri sıçramalı çekiç okumaları herhangi bir düzeltme faktör dikkate alınmadan kullanılmaktadır. Bu da geri sıçramalı çekicin kullanımını ve güvenirliğini azaltmaktadır.Bu çalışmada, fck=14, fck=20 ve fck=24 MPa dayanımlara sahip deney elemanlarında 0.013N0-0.2N0-0.3N0-0.4N0-0.5N0-0.6N0-0.7N0 yük düzeylerinde her dört yüzeyinden en az beşer adet geri sıçramalı çekiç okuması alınmış, standart sapma analizi yapılmıştır. Elde edilen dayanımların, eksenel yük düzeyi ile değişimi irdelenmiştir. Eksenel yük düzeyinin de ayrı bir sapma yarattığı tespit edilmiştir. Eksenel yük düzeyine göre,  geri sıçramalı çekiç verileri için rekrasyon doğrusu bulunmuştur. Geri sıçramalı çekiç ile beton dayanımın elde edilmesinde eksenel yük düzeyinin de bir düzeltme faktörü olarak dikkate alması gerektiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Beton dayanımı tespiti, Geri sıçramalı çekiç, Eksenel yük düzeyi, Rekrasyon doğrusu

    5. MIR’ÂTÜ’L-AHLÂK BY BOSTANZÂDE YAHYÂ EFENDI BOSTANZÂDE YAHYÂ EFENDİ’NİN MİR’ÂTÜ’L-AHLÂK ADLI ESERİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nurgül SUCU

      2011-06-01

      Full Text Available Mir’âtü’l-Ahlâk by Bostanzâde Yahyâ Efendi, a seventeenth century author, is a prose type and didactic book of morals consisting of twenty-four chapters, each dealing with an aspect of morals from a religious, mystical and philosophical perspective. The topics that the book handles include virtues such as prayers, patience, thankfulness, bravery, intelligence, seriousness, consent, loyalty, secretiveness, generosity, forgiveness, chastity, modesty, coyness, confidence, compassion, protectiveness, consultation, softness of manner, industriousness, foresight, seizing opportunity, caution, establishing good rapport with the good, and abiding by the law and obligations originating from official duties such as emirate, vizierdom, governorship and kingdom. The book contains Arabic, Persian and Turkish poetry of moral and judgmental nature between sentences, is embellished with exemplary parables from prophets’ lives and Islamic history and makes quotations from prominent philosophers and scholars such as Plato, Avicenna and Hüseyin Vâiz-i Kâshifî. The book contains 854 poems and 113 parables. In this study, describes major aspects of Mir’âtü’l-Ahlâk by Bostanzâde Yahyâ Efendi, focuses on its contents of chapters On yedinci yüzyıl müelliflerinden Bostanzâde Yahyâ Efendi’nin Mir’âtü’l-Ahlâk adlı eseri; yirmi dört bölümden oluşan ve her bölümde ahlak bahislerinden birinin ele alındığı, dinî-tasavvufi-felsefi cepheleri bulunan, mensur ve didaktik bir ahlak kitabıdır. Eserde işlenen konular; ibadet, sabır, şükür, şecaat, zekâ, ciddiyet, rıza, vefa, sır saklama, cömertlik, af, iffet, tevazu, hayâ, emanet, sadakat, şefkat, alicenaplık, müşavere, hilm, gayret, feraset, fırsatı değerlendirme, temkin, iyilerle dostluk kurma, hukuka riayet gibi faziletler ve hükümdarlık, emirlik, vezirlik, valilik gibi resmî görevlerin gerektirdiği yükümlülüklerdir. Cümle aralarında Arap

    6. “İhtiyaç” Kavramı Ekseninde Sosyal Koruma: Temel İhtiyaçlar Yaklaşımı / Social Protection on the Base of “Needs”: Basic Needs Approach

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Doğa Başar SARIİPEK

      2017-05-01

      Full Text Available İhtiyaç, somutlaştırılması ve tanımlanması güç bir kavramdır. Bu bağlamda, ihtiyaçların hangi ölçütlere göre belirleneceği, temel ve ileri ihtiyaçların neler olduğu, ihtiyaç içinde olanlarla olmayanların neye göre ve nasıl kesin olarak ayrılacağı gibi sorular sosyal refah ve koruma politikaları tasarlanırken sürekli sorulan ve tartışılan sorulardır. İhtiyaç temelli yaklaşım bu sorulara cevap olarak geliştirilmiş bir sosyal koruma yaklaşımıdır. Ancak genel anlamda ihtiyaç kavramının özünde bulunan sübjektif nitelikler ve içerdiği belirsizlikler nedeniyle, uygulaması kolay bir yöntem değildir. Bu nedenle, uygulamada herkesi kapsayabilmek adına “temel ihtiyaçlar” şeklinde bir daraltmaya gidilmiştir. Temel ihtiyaçlar yaklaşımının amacı, bireyin tam gelişimi için gereken fırsatları sağlamak ve bu amaçla belli gruplar için belli kaynakları tahsis etmektir. Temel ihtiyaçlar yaklaşımının özü, gerçek yaşam düzeyiyle ihtiyaçlar arasındaki boşluğun diğer alternatif yaklaşımlara göre çok daha kısa sürede ve mümkün olan en az miktarda kaynak kullanılarak doldurulmasıdır. Ancak bu yaklaşım, teoriden kaynaklanan ciddi eksiklikleri nedeniyle hak temelli yaklaşımın sağladığı sosyal koruma güvence düzeyini sağlamaktan uzak görünmektedir. / Needs are not easy to define. In this sense, the questions of which criteria are applied to determine needs, what the basic and further needs are, how the ones who are in need are distinguished from the others etc. are constantly asked while designing policies of social welfare and protection. Needs based approach is a social protection mechanism which was introduced as a response for these questions. Yet, it is not an easy measure to take due to the subjective features and uncertainties in the very nature of the concept of need itself. Therefore, a conceptual restriction, in the form of “basic needs”, was

    7. Android Kötücül Yazılım Tespit Sistemleri İncelemesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ömer KİRAZ

      2017-10-01

      Full Text Available Akıllı telefonların hayatımıza girmesiyle birlikte akıllı telefonları kullanan kullanıcı sayısı her geçen gün artarak devam etmektedir. Akıllı telefonların fazla talep görmesindeki neden, insanların bir cihazla istedikleri işleri tek dokunuşla kolaylıkla yapabilmesidir. International Data Corporation (IDC firmasının 2016 2. çeyrek raporuna göre; akıllı telefon pazarında Android %87.6 gibi çok yüksek bir paya sahiptir [1]. Android'in akıllı telefon kullanan kullanıcılar arasında popüler olması ile birlikte açık kaynaklı bir yapıya sahip olması ve markete uygulama yüklenirken detaylı olarak kötücül yazılım incelenmesi yapılmadığından dolayı Android platformu kötü niyetli kişilerin bir numaralı hedefi haline gelmiştir. Android market ve diğer alternatif Android marketlerde kötü niyetli uygulamaların sayısı her geçen gün artmaktadır. G Data'nın 2015 1. Çeyrek raporuna göre; kötücül yazılımların %50.3 finansal amaçlıdır [2]. Finansal amaçlı olmasındaki neden Avrupa kıtasındaki kullanıcıların %41'nin banka işlemlerini akıllı telefonlarını kullanarak yapmasıdır [2]. Bu yüzden Android marketlerde bulunan uygulamaların kötücül olup olmadığını tespit etmek için etkin kötücül yazılım tespiti yapan sistemlere ihtiyaç vardır. Bu çerçevede bu çalışmada kötücül yazılım tespit sistemleri anlatılmıştır.

    8. ZEHİRLİ GAZ SALDIRILARINA KARŞI HALKIN BİLİNÇLENDİRİLMESİ VE EĞİTİMDEKİ YANSIMASI: GAZDAN KORUNMA DERSİ (1931-1940

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sena COŞĞUN KANDAL

      2016-10-01

      Full Text Available 19. yüzyılın ortalarına doğru gelişen kimya sanâyisi savaşların seyrini değiştirecek kadar önemli buluşlar ortaya çıkarmıştır. Kuşkusuz bu buluşların başında zehirli gazlar gelir. I. Dünya Savaşı boyunca kullanılan zehirli gazların yarattığı tehlike, savaş sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde göz ardı edilmemiştir. Bu sebeple Maarif Vekâleti, Millî Savunma Vekâleti ve Kızılay işbirliği ile lise/muallim mektepleri ve ortaokul müfredât programlarına gazdan korunma dersi eklenmiş, öğrenciler ve memurlar için gazdan korunma kursları açılmış, yurtdışından, özellikle Almanya’dan uzmanlar getirilerek gerçekleşebilecek bir taarruzu en az zararla atlatmak için önlemler alınmıştır.Bu makalede “Gazdan Korunma Dersi” nin ortaya çıkışı ve gelişimi, Millî Talîm ve Terbiye Dâiresi ile Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi belgeleri, dönemin gazeteleri ve ders kitaplarında bulunan bilgiler ışığında nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme kullanılarak ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Gaz Taarruzu, Gaz Saldırısı, Atatürk Dönemi Müfredât Programları, Kimya Dersi RAISE AWARENESS of PUBLIC AGAINST POISON GAS and its REFLECTIONS on EDUCATION: PROTECTION from GAS ATTACKS (1931-1940Abstract: The developing chemistry industry towards the middle of the 19th century provided significant inventions which had even the power to change course of events at war. Certainly, one of the main inventions was toxic gases. The toxic gases, which had been used during the World War I, and not neglected by the post-war government; Turkish Republic. For these reasons, by courtesy of The Board of Education, The Ministry of Defense and Red Crescent Society, “Protection from Gas Attacks” courses were added to the curriculum of high/teacher and mid school, gas protections courses were opened for students and officers, and from abroad; especially from Germany

    9. Gemilerde Uygun Olmayan Yakıt ve Yetersiz Silindir Yağlama Yağının Ağır Devirli Gemi Dizel Motorlarına Etkileri Üzerine Bir Çalışma

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Murat Yapıcı

      2015-12-01

      Full Text Available Amaç: Çalışmanın amacı; gemilerde kullanılan yakıtların uygunluğu açısından önemli noktaları irdelemek, ayrıca ana makine olarak kullanılan iki zamanlı ağır devirli gemi dizel motorlarında silindir yağlama yağına olan etkileri incelemektir. Yöntem: Çalışmada 2007-2015 yılları arasındaki gemi kayıtları incelenmiş ve tablo 3’de bulunan veriler elde edilmiştir. Geminin 39000 saatlik ana makine piston ve silindir bakım saatleri tablosu oluşturulmuştur. Bulgular: Uygun yakıt ve silindir yağlama yağı ile ilgili bakım sonrası uygun yağ miktarının tespiti yapılmıştır. Değişken kükürt oranlarına göre ayarlanabilen silindir yağlayıcıları (cylinder oil lubricator için kükürt oranı ve yüke göre veriler girilerek Excel tabanlı yağ miktarı hesaplama uygulaması modellenmiştir. Sonuç: Yapılan çalışma sayesinde başka tonaj ve tipteki makinelere aynı model uygulanarak makine bakım geçmişi çıkarılarak eksiklikler saptanabilir veya hazırlıklar yapılabilir. Örneğin 15000-19999 çalışma saati aralığında 16 kez piston bakımı yapıldığına göre layner değişiminden sonraki ikinci 20000 saatlik dilimde 35000-40000 saatlik dilimde piston ve layner değişimlerinin olacağı önceden tespit edilerek gerekli yedek malzeme erken tedarik edilerek zamandan kazanılmış olur. Bu sayede daha büyük arızaların önü kesilmiş olur. Şirket ve gemi arasında planlı bakım sistemi daha verimli hale getirilmiş olur. Bu kapsamda yapılan çalışma ile literatüre gerçek bir uygulamadan yola çıkılarak ilerideki çalışmalar için başlangıç olması hedeflenmiştir.

    10. Danışma Hizmetlerinde Bulut Bilişim Uygulamalarının Kullanımı = Use of Cloud Computing Applications in Reference Services

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Canan Tavluoğlu

      2014-12-01

      Full Text Available Bulut bilişim, herhangi bir yazılım ve depolama birimi olmaksızın, masaüstü-dizüstü bilgisayar, tablet PC veya akıllı telefonlar kullanılarak internet üzerinden bilgiye erişim sağlayan bir bilişim platformudur. Kütüphaneler gibi birçok kurum zamandan ve paradan tasarruf etmek için bu uygulamaları kullanmaktadır. Kütüphaneler danışma hizmetlerini yeni teknolojilere göre uyarlamakta ve hizmetlerini söz konusu bilişim ortamına taşımaktadır. Bu çalışmada bulut bilişimin tanımı, sunduğu fırsatlar ve zorluklardan kısaca bahsedilmekte ayrıca danışma hizmetlerinde bulut tabanlı uygulamaların nasıl kullanılabileceğine yer verilmektedir. Bu bağlamda Ankara’da bulunan üniversite kütüphanelerinde çalışan danışma kütüphanecilerinin bulut tabanlı yazılım olarak hizmet (Software as a Service - SaaS araçlarının ne ölçüde kullandıklarını belirlemek amacıyla bir anket uygulanmıştır. Anket sonuçlarına göre, danışma hizmetlerinde bu araçların kullanım oranlarının çok düşük olduğu görülmektedir. / Cloud computing is a computing platform that allows access the information over internet by using desktop computers, laptops, tablet PCs and smart phones without any software and storage unit. Many organizations use this technology and save time and money, such as libraries. Libraries have been adopting their reference services to the new technology and library services have been moving to the cloud. This paper defines cloud computing, presents the opportunities and challenges, also include how to use cloud based applications in reference services. A survey was applied to identify the use of cloud based Software as a Service (SaaS models by references librarians who work at university libraries in Ankara. According to results, the degree of usage of this tools generally low.

    11. Meta Analiz Yaklaşımı ile Laktasyon Sırası ve Buzağılama Mevsiminin 305 Günlük Laktasyon Süt Verimi Üzerindeki Etki Büyüklüğünün Tahmini

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hande Küçükönder

      2014-08-01

      Full Text Available Bu çalışmada, Siyah Alaca ırkı ineklerde süt verimini etkileyen faktörlerden laktasyon sırası ve buzağılama mevsimin etkisi meta analiz yöntemi ile incelenmiştir. Meta analiz aynı amaca yönelik olarak başka araştırıcılar tarafından yapılmış olan çalışmaların bir araya getirilerek yeniden değerlendirilmesini sağlayan istatistiksel bir tekniktir. Bu yöntem, çeşitli alanlarda yapılmış olan çalışmaların sonuçlarını birleştirir, özetler ve araştırıcılar arasında ortak bir yargının oluşturulmasında katkı sağlar. Bu sebeplerden ötürü, bu çalışmada 7 farklı araştırıcının çalışmaları meta analiz ile birleştirilmiş ve incelenen parametreler hakkında ortak bir bakış açısının yaratılması hedeflenmiştir. Ayrıca araştırmada etki büyüklüklerinin heterojenlik durumu Ki kare ve I2 test istatistikleri ile araştırılmış ve bu değerler sırasıyla ×^2=50,205 ve I2=%88 olarak bulunmuştur. Bundan dolayı çalışmaların birleştirilmesi için sabit etki modeli kullanılmamıştır. Araştırmada, söz konusu konuya ilişkin olarak araştırıcıların bulmuş oldukları çalışma sonuçları meta analitik tarama yöntemi ile taranmış meta analizde etki büyüklüğü ölçütü olan odds oranının (OR kullanılması ile birleştirilmiştir. Meta analiz sonucunda Odds oranı değeri 0,759 bulunmuş olup, bulunan etki düzeyi orta olarak tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmayla Siyah Alaca sığırlarda 305 günlük laktasyon süt verimi üzerinde, laktasyon sırasının yüksek süt verimi elde edilmesinde Yapmış olduğu katkı payının buzağılama mevsimine nazaran 0,759 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir.

    12. Teknokent’lerde Geliştirilen Yazılım Projelerinin Risk Analizi ve Başarı Düzeyleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      M.Hanefi CALP

      2014-08-01

      Full Text Available Günlük hayatın hemen her alanında ihtiyaç duyulan yazılım projeleri her geçen gün daha fazla büyümekte ve daha çok önem arz etmektedir. Bununla birlikte, büyüyen bu yazılımlar beraberinde daha karmaşık bir yapıyı doğurmaktadır. Bu bağlamda, sözkonusu yazılım projelerinin analiz ve kontrol süreci, ayrıca başarı düzeyleri merak edilmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada, geliştirilen anket formlarında bulunan kontrol listeleri aracılığıyla, Teknokent’lerde geliştirilen yazılım projelerinde karşılaşılan risk faktörlerini belirlemek, analiz etmek ve bu projelerin başarı düzeylerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaçla, gerekli olan veriler toplanmış, yazılım risk faktörleri belirlenmiş ve sözkonusu faktörler analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizi için betimsel analiz yönteminden yararlanılmış olup, Microsoft Excel 2010 ve IBM SPSS Statistics 21.0 programları kullanılmıştır. Ayrıca, çalışmada analiz sonuçlarına ve geliştirilen yazılımların başarı düzeylerine ayrıntılı bir şekilde yer verilmiştir. Elde edilen sonuçlar içerisinde özellikle; proje süresi, bütçesi, personel sayısı ve hedeflerdeki sapmalara rağmen Teknokent’lerde geliştirilen yazılım projelerinin yaklaşık %95’inin başarıyla sonuçlandırılmış ve müşteriye teslim edilmiş olması dikkat çekmektedir.Anahtar Kelimeler: Yazılım, Risk faktörleri, Risk analizi, Proje başarısı

    13. Elma Bahçelerinde Bazı Önemli Zararlılara Karşı Azadirachtin ve Kaolin Uygulamalarının Etkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nazım KÜÇÜKBALLI

      2018-02-01

      Full Text Available Elma bahçelerinde ekonomik kayıplara neden olan birçok hastalık, zararlı ve yabancıot türü bulunmaktadır. Zararlılar içinde elma içkurdu, kırmızıörümcekler ve yaprakbitleri ana zararlılar arasında yer almaktadır. Elma üretiminin yoğun yapıldığı Isparta ilinde özellikle yağışlı geçen yıllarda yılda 20 kezden daha fazla ilaçlama yapıldığı bilinmektedir. Bu çalışmada söz konusu zararlılara karşı çevre ve yararlılara fazla etkisi olmadığı bilinen azadirachtin ve kaolinin etkisi 2015 yılında incelenmiştir. Denemeler Süleyman Demirel Üniversitesi, Ziraat Fakültesi bünyesinde bulunan 5 ve 2 dekarlık iki elma bahçesinde yürütülmüştür. Her bahçe dört parsele ayrılmış ve her bir parsele kaolin, azadirachtin (neem, karşılaştırma ilacı olarak chlorpyrifos-ethyl ve Kontrol parseline de su püskürtme şeklinde uygulanmıştır. Denemeler tesadüf blokları deneme desenine göre kurulmuş olup, her tekerrürde 8 ağaç olacak şekilde 6 tekerrürlü olarak düzenlenmiştir. Her hafta, her bir ağaçtan 40 yaprak örneği alınarak Tetranychus urticae, Pananychus ulmi, Aphis pomi ve Dysaphis plantaginea sayımları yapılmıştır. Elma içkurdu zararı ise hasat zamanında ağaç üzerinde ve yere düşen meyvelerde bulaşma oranına göre belirlenmiştir. Çalışma sonucunda yaprakbitine karşı en etkili Chlorpyrifos-ethyl bulunmuş, bunu kaolin ve neem izlemiştir. Preparatlar kırmızıörümceklere karşı benzer etki gösterirken elma içkurdu bulaşma oranları sırasıyla, kontrol parselinde %49.99, kaolin parselinde %42.27, neem parselinde %41.20 ve chlorpyrifos-ethyl parselinde %31.23 olmuştur.

    14. Sağlık Kurumlarında Çalışanların Kurumda Kalma ya da Ayrılma Kararlarının Belirlenmesinde Örgütsel Bağlılığın Etkisi: İzmir İlinde Bir Araştırma

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Suna AKÇA

      2017-12-01

      Full Text Available Sağlık hizmetlerinde hastalara güvenli ve kaliteli sağlık hizmeti sunmak kadar sağlık hizmet sunucularının memnuniyeti ve kuruma bağlılıkları da o kadar önemlidir. Daha verimli ve performansı yüksek çalışmayı amaç edinen sağlık kurum ve kuruluşları, çalışanlarının örgütsel bağlılıklarını artırmak için çeşitli politikalar geliştirmek zorundadırlar. Bu çalışma İzmir’de bulunan bir kamu diş merkezinde sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılıkları ve işten ayrılma eğilimleri arasındaki ilişkiyi test etmek için yapılmıştır. Araştırma konularının arasındaki ilişkiyi test etmek için Allen ve Mayer tarafından geliştirilen “Örgütsel Bağlılık Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma sonuçları; sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılıklarının düzeylerinin düşük olduğuna, örgütsel bağlılık faktörleri arasında pozitif bir ilişkinin mevcut olduğuna ve işten ayrılma düzeyleri ile negatif orantı gösterdiğine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Kurumları, Örgütsel Bağlılık, İşten Ayrılma JEL Sınıflandırma Kodları: I19, M19

    15. Zihin Özürlü Öğrencilere Okuma Yazma Öğretme Konusunda Alt Özel Sınıf Öğretmenlerinin Görüş ve Önerileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mine Başal

      2002-07-01

      Full Text Available Niteliksel olarak planlanan bu araştırmanın amacı, zihin özürlü öğrencilere okuma yazma öğretme konusunda alt özel sınıf öğretmenlerinin görüş ve Önerilerini incelemektir. Araştırmanın verileri yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığı ile toplanmıştır. Eskişehir ilinde bulunan yedi ali Özel sınıfın özel eğitim bölümü mezunu olmayan öğretmeni araştırmanın katılımcılarını oluşturmuştur. Görüşmeler 25-70 dakika arasında sürmüştür. Tümevarım yoluyla analiz edilen verilerden 29 temaya ulaşılmıştır. Daha sonra birleştirilerek 10 tema haline getirilen araştırmanın bulguları, öğretmenlerin okuma yazma öğretimine yönelik amaçlarım belirlemede farklı yollar izlediklerini, okuma yazma öğretiminde genellikle cümle yöntemini kullandıklarını ancak gerektiğinde farklı yöntemlerden de yararlandıklarını, aileden destek olmaksızın öğretimin zor olduğunu, araç-gereç sıkıntısı, kaynak eksikliği gibi sorunların yaşandığını ortaya kovmaktadır. Araştırma bulgularının zihin özürlü Öğrencilere okuma yazma öğreten öğretmenlere, özel eğitim bölümlerinde okuma yazma öğretimi lisans dersini okutan öğretim elemanlarına yol göstereceği düşünülmekledir. The purpose of the present study was to examine the opinions and suggestions of the teachers of special education classes towards leaching reading and writing to students with mental retardation. The data of the qualitative study were collected via semi-structured interviews. The participants of the study were seven teachers of special education classes in Eskişehir who did not have special education degrees. Interviews lasted about 25- 70 minutes. 29 themes were derived from the data. The related themes have been consolidated and ten themes remained. The results of the study revealed that teachers prefered to use different ways in order to determine their aims about teaching

    16. Simidin Demir ve Çinko Mineralleriyle Zenginleştirilmesi ve in vitro Mineral Biyoyararlılığının Saptanması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Melis Sözer Güzelcan

      2015-02-01

      Full Text Available Bu çalışmada, Türkiye’de sıklıkla görülen mineral yetersizliğine bağlı beslenme sorunlarına bir yaklaşım olması açısından geleneksel bir gıda olan simidin demir ve çinko mineralleri ile zenginleştirilmesi, bu mi­nerallerin biyoyararlılığı ve genellikle simit ile birlikte tüketilen çay ve ayran içeceklerinin mineral biyoya­rarlılığı üzerine etkileri ve ayrıca tahıllı gıdalarda bulunan fitik asidin mineral biyoyararlılığına etkisinin saptanması amaçlanmıştır. Bu amaçla, simit, demir ve çinko mineralleri ile zenginleştirilmiş simit, çay + zenginleştirilmiş simit ve ayran + zenginleştirilmiş simit örneklerinde demir ve çinko minerallerinin içe­rikleri ve in vitro mineral biyoyararlılıkları saptanmıştır. Simit, demir ve çinko mineralleri ile zenginleşti­rilmiş simit örneklerinde fitik asit içerikleri de belirlenmiştir. Çalışma sonucunda; simitteki demir ve çinko minerallerinin biyoyararlılıkları sırasıyla % 3.14 ve % 6.78; zenginleştirilmiş simitteki bu minerallerin biyo­yararlılıkları sırasıyla % 1.96 ve % 2.84 olarak saptanmıştır. Demir mineralinin biyoyararlılığı simit ayran ve çayla tüketildiği zaman sırasıyla % 2.14 ile % 2.23; çinko mineralinin biyoyararlılığı sırasıyla % 6.38 ve % 5.09 olarak belirlenmiştir. Çay ve ayran zenginleştirilmiş simit ile birlikte tüketildiği zaman demir mineralinin biyoyararlılığının değişmediği; çinko mineralinin biyoyararlılığının arttığı saptanmıştır. Simit ve zenginleş­tirilmiş simitteki fitik asit içerikleri sırasıyla 0.154 g/100g ve 0.159 g/100g olarak belirlenmiştir. Fitat:demir minerali ve fitat:çinko minerali molar oranları hesaplanarak mineral biyoyararlılığı değerlendirilmiştir.

    17. İşveren Markası Oluşturma: Katılım Bankası Örneği(Creating Employer Brand: Participation Bank Example

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Elif Narcıkara

      2016-03-01

      Full Text Available Günümüz firmaları, ürün ve hizmetlerinin pazarlanmasında dış müşterinin yanısıra iç müşterinin de öneminin farkına varmışlardır.  Bu bağlamda, Simon Borrow tarafından geliştirilen İşveren Markası kavramı 1990’ların önemli gelişmelerinden biri olmuş ve birçok firma tarafından dikkate alınan bir kavram haline gelmiştir (Tüzüner vd., 2009. Yetenekli iş gören bulma konusundaki zorluklar, hizmet sektöründe İşveren Markası uygulamalarını öne çıkarmıştır (Berthon vd. 2005; Knox ve Freeman, 2006. Kariyer portallarında en çok başvurunun hizmet sektörü içerisinde bankacılık sektörüne yapılması da araştırmacıları bankacılık sektörüne yöneltmiştir. Bu çalışmanın ana örneklemini katılım bankacılığı alanında hizmet veren Albaraka Türk Katılım Bankası’ na daha güncel ve sağlıklı verilere ulaşılacağı varsayımıyla sadece son 3 ayda başvuruda bulunun adaylar oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı Albaraka Türk’e iş başvurusunda bulunan adayların tercihlerinde etkili olan İşveren Marka çekiciliği faktörlerini ölçmek ve tercihlerinde tecrübe ve eğitim durumlarının etkisinin olup olmadığını görmektir. Bu amaçla geçerliliği ve güvenilirliği tespit edilmiş olan Berthon’un İşveren Çekiciliği Ölçeği (Employer Attractiveness Scale kullanılmıştır. Araştırma ile ilgili anket, pazarlama pozisyonlarına son 3 ayda başvuru yapan, farklı tecrübe seviyelerindeki 500 kişilik bir aday grubuna uygulanmıştır. Adayların seçiminde kolayda örnekleme metodu kullanılıp, Berthon’un 25 soruluk ölçeğinden oluşan anket 7’li Likert cevap ölçeği kullanılarak e-mail aracılığıyla adaylara gönderilmiştir. Elde edilen sonuçlar da SPSS programı ile analiz edilmiştir.

    18. HÜMİK ASİT VE HÜMİK ASİT KAYNAKLARININ ÖNEMİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Faruk AY

      2014-10-01

      Full Text Available İnsanoğlu tarımsal alanda verimi arttırmak ve kaliteli ürün elde etmek için çok eski çağlardan günümüze değin bir çaba içerisindedir. Bu amaca yönelik olarak kimyasal gübre kullanımı uzun zamandan beri başvurulan yöntemlerden biridir. Kimyasal gübreleme ile bitkiler bazı inorganik besin maddelerini bu yolla temin edebilmekte fakat toprağa karıştırılan kimyasal gübreler bitki tarafından yeterince kullanılamamakta, bitki tarafından kullanılmayan kısım yağmur, kar ve sulama suyu vasıtasıyla topraktan uzaklaşıp yer altı kaynak sularına, denizlere, göllere karışarak önemli ekolojik sorunlara neden olmaktadır. Bu nedenle tarımda organik madde kullanımı giderek önem kazanmaktadır. En önemli toprak organik maddelerinden olan hümik asit ve fulvik asidin bitki gelişimi üzerindeki yararlı etkileri yapılan pek çok araştırmayla belirlenmiştir. Bu hümik maddelerin toprağın fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerini, dolayısıyla da bitki gelişimini etkilediği bilinmektedir.Ülkemizin birçok bölgesinde linyit ve turba rezervleri bulunmaktadır. Türkiye’de yaklaşık 8,4 milyar ton linyit rezervi saptanmıştır. Bu tür kömürler genellikle ısınma ve Hidroelektrik Santrallerinde kullanılmaktadır. Ancak bu yöntemlerde kullanılan linyitlerden fazla miktarda verim sağlanamamaktadır. Topraklarımızın kimyasal gübreler sonucu oluşan deformasyonunu ve verimini artırmak için, ülkemizin birçok alanında bulunan özellikle düşük kalorili linyit yataklarının ekonomik açıdan değerlendirilmesi ve ülkemizin topraklarının zenginleştirilmesi için gerekli olan organik gübre (Hümik Asit üretiminde kullanılması daha yararlı olacağı görüşü gittikçe dikkat çekici olmaktadır.Anahtar Kelimeler: Linyit, hümik asit, fülvik asit, organik gübre.

    19. Gelişimsel Yetersizliği Olan Çocukların Annelerinin, Dil Edinimine ve Dilin Desteklenmesine İlişkin Görüşlerinin İncelenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ceyhun Servi

      2016-04-01

      Full Text Available Bu çalışmada, annelerin gelişimsel yetersizliği olan çocuklarının dil edinimine, dil gelişimlerinin desteklenmesine ve çocuklarının iletişim ve dil performanslarına ilişkin düşünceleri incelenmiştir. Çalışmaya, gelişimsel geriliği bulunan ve yaşları 30-60 aylar arasında çocuğu olan 14 anne katılmıştır. Annelerin eğitim düzeyleri en az lise mezunu olarak belirlenmiştir. Çocukların hepsinde iletişim ve dil ile ilgili gerilik bulunmaktadır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile veriler toplanmıştır. Annelere, dil edinimine, çocuklarının dil ve iletişim performanslarına ve dil gelişimi desteklenmesine yönelik görüşleri sorulmuştur. Anneler, dil ve iletişim becerilerinin çocuklar tarafından taklitle, herhangi bir etki olmadan kendi başlarına ya da çevre ile sosyal etkileşime girilerek edinildiğini ifade etmişlerdir. Dil ve iletişim becerilerini desteklemede, taklide dayalı tekniklerin, çocuğun ilgisini çeken etkinliklerin ve doğal yöntemlerin etkili olduğunu dile getirmişlerdir. Çocuklarının dil ve iletişim performanslarını ise alıcı dili iyi ifade edemiyor, sözel dili tercih etmiyor ve söylediklerimizi anlamıyor Ģeklinde belirtmişlerdir. Sonuç olarak anneler, çocukların dil ediniminde taklidin etkili olduğunu ve çocuklarının söylenenleri anladıklarını ancak sözel olarak ifade edemediklerini düşünmektedirler. This study examined the views of mothers on the language acquisition and their children‟s language performance. Also mothers‟ views in supporting language development and communication skills has been investigated. The participants were 14 mothers who had children having developmental disabilities and their children aged between 30-60 months old. The education levels of the mothers were at least high school. All children had disability related to communication and language. In the study, the data were gathered

    20. Küf Koleksiyonlarının Oluşturulması ve Korunumu

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Şeminur Topal

      2015-02-01

      Full Text Available Çeşitli amaçlarla saf küf kültürlerinin uygun koşullarda ve özgün karakterlerini değiştirmeden korunmasını esas alan küf koleksiyonunun varlığı pek çok durum ve kuruluşun çalışmalarına destek sağlayabilir. Bu gerçekten hareketle NATO destekli ve 6 yıl süren Türkiye’de çeşitli tarımsal ürün ve gıdaların tarladan-tüketime kadarki küf floralarının taranmasına yönelik proje çalışmasında izole ve identifiye edilen küflerin bir koleksiyon bünyesinde değerlendirilmesi planlanmıştır. Pek çoğu, önemli dış koleksiyon merkezleri olan CBS-Hollanda ve CMI-İngiltere’deki uzmanların teyidini alan ve identifikasyonları tarafımızdan yapılan 10.000 civarındaki küf izolatından duplikasyon yaratabilecekleri elemine edilmiş, diğerleri korunuma alınmıştır. Yatık ve liyofilize kültürler olarak koleksiyonda bulunan küf suşlarının büyük bir kısmı için sistematik arşivleme çalışması tamamlanmış ve bilgisayar yardımı ile sınıflandırılmıştır. Bu sınıflama mevcut küflerin, izole edildiği örnek cinsi ve kayıt numaralarına, sağlandığı bölgelerin il trafik kod numaralarına, küf kültürlerinin cins ve tür isimlerine, liyofilize numaralarına ve koleksiyon odasındaki konumunun yer numaralarına göre olmak üzere 6 ayrı parametre için tek tek yapılarak arşivleme gerçekleştirilmiştir. Ayrıca identifiye edilen küflerin cins ve türlerine göre kartoteksleme işlemi yapılmıştır. Bu çalışmada koleksiyon ve korunumuna ilişkin ayrıntılı bilgiler verilmiştir.

    1. I. Dünya Savaşı’nda Müttefiklerin (İngiltere-Fransa İskenderun Çıkarması Planı ve İkinci Çanakkale Korkusu

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ümmü Gülsüm Polat

      2014-06-01

      Full Text Available Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesinden kısa süre sonra başlatılan Çanakkale Harekâtı başta İngiltere olmak üzere müttefiklerin büyük umutlar bağladığı ve neticesinin kolay ve hızlı biçimde alınacağına inandıkları bir operasyondu. İngiliz savaş kadrosunun en tepe noktasındaki isim olarak Savaş Bakanı Lord Kitchener başta olmak üzere diğer bazı yöneticiler eş zamanlı olarak İskenderun’a da bir çıkarma operasyonu başlatılması konusunda girişimde bulunmuşlar ve bu konuda Fransız müttefikleriyle fikir birliğine ulaşmaya çalışmışlardı. Oysaki daha Çanakkale operasyonunun ilk günlerinden itibaren beklenenin aksine kolay ve hızlı bir deniz zaferi elde edilemeyeceği anlaşılmıştı. Ayrıca İngiltere ve Fransa arasındaki müttefik olmalarına rağmen yaşanan güç mücadelesi, fikir ayrılıkları ve bilhassa Suriye’nin savaş sonrası statüsü noktasında mutabakatın tam olmaması nedeniyle İskenderun üzerine bir operasyon planı hayata geçirilemedi. Bu noktada İngiliz makamları bölgedeki Ermeni nüfusunun desteğini alacaklarını ve burada bulunan az sayıda Osmanlı birliğinin harekâtın başarısını kolaylaştıracağını hesaplamalarına rağmen böylesi bir operasyona kalkışamadılar. Çanakkale’de sergilenen direniş önce Fransız müttefiklerini ve İngiliz savaş ekibini her türlü hazırlığa rağmen ikinci bir operasyon fikrinden kesin olarak vazgeçirdi.

    2. TÜKENMİŞLİK SENDROMU VE ÖRGÜTSEL BAĞLILIK: SU ÜRÜNLERİ İŞLETMELERİ ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA (BURNOUT SYNDROME AND ORGANIZATIONAL COMMITMENT AN INVESTIGATION ON FISHERIES AND AQUACULTURE ENTERPRISES

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ömer Akgün TEKİN

      2014-01-01

      Full Text Available ÖZ: Tükenmişlik ve örgütsel bağlılık son yıllarda sosyal bilimler alanında en çok araştırılan konular arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, su ürünleri işletmeleri çalışanlarının tükenmişlik düzeylerini ve örgütsel bağlılık seviyelerini tespit etmek, tükenmişlik, örgütsel bağlılık ve çalışanların demografik özellikleri arasındaki olası ilişkileri sorgulamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için Akdeniz Bölgesinde faaliyette bulunan üç ayrı su ürünleri işletmesinden 125 çalışan üzerinde araştırma yapılmıştır. Analizler sonucunda çalışanların tükenmişlik ve örgütsel bağlılık durumları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca çalışanların demografik özellikleri ile tükenmişlik düzeyleri ve örgütsel bağlılık seviyeleri arasında anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Örgütsel Bağlılık, Su Ürünleri İşletmeleri. ABSTRACT: Burnout syndrome and organizational commitment are among one of the most searched topics in social sciences in recent years. The aim of this study is to specify levels of burnout syndrome and organizational commitment and; the employees of fisheries and aqauculture enterprises. To realize this aim, this investigation is applied on 125 employee from three different fisheries and aquaculture enterprises in Akdeniz Region. Results of analysis, siginificant relationships found between burnout and organizational commitment levels of employees. Furthermore, siginificant relationships are found between demographic characteristics, burnout and organizational commitment levels of employees. Keywords: Burnout Syndrome, Organizational Commitment, Fisheries and Aquaculture Enterprises.

    3. Kentteki Yabancıların Sosyal Medya Aracılığıyla Bir Araya Gelişi: “Muğla İtiraf” adlı Facebook Sayfası Üzerine Bir Örnek Olay Analizi / Strangers in the City Coming Together through Social Media: A Case Study Analysis on “Muğla Confession” Facebook Page

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Pınar BAYRAM

      2016-01-01

      Full Text Available Günümüzün en yaygın iletişim kanallarından biri olan sosyal medya, her gün milyonlarca insanı bir araya getirmektedir. Sosyal medya aracılığıyla, bir araya gelen “yabancılar”, yabancı kalarak (kimliğini deşifre etmeden birbirlerine “ne”yi (hangi mesajı iletir? Sosyal medya kullanımının insani ilişkiler üzerinde ne gibi bir etkisi var? Bu soruların yanıtını arayan çalışmanın, aynı zamanda sosyal medya çalışmalarına katkı sağlama amacı da bulunmaktadır. Bu bağlamda çalışma için seçilen örneklem, facebook sitesinde yer alarak 2013 yılından günümüze dek aktif olarak kullanılan ve 3 Kasım 2014’te 15.094 takipçisi bulunan “Muğla İtiraf” isimli sayfadır. Çalışmada, belirtilen tarihler arasında, sayfada paylaşılan gönderiler incelenmiş ve paylaşım yoğunluklarına göre kategorileştirilmiştir. Buna göre en yoğun paylaşımlar, şikayet, beklenti ve deşifre odaklı olmuştur. Çalışmanın teorik çerçevesini ise Zygmunt Baumann’ın insani ilişkiler yaklaşımı ve Huizinga’nın oyun teorisi oluşturmuştur. / Social media, one of the most widespread communication channels of today, brings together millions of people every day. What (which message do the strangers who come together through social media convey to each other by remaining stranger (without revealing their identity? What kind of impacts do social media usage have on people’s lives? The study seeks answers to this question and it aims to make contribution to social media studies. In this context the sample chosen for the study is the “Muğla Confessions” page which is active since 2013 on Facebook site and has 15.094 followers on the 3rd of November, 2014. In the paper the messages shared on the page between the given dates has been examined and categorised according to their sharing traffic. Accordingly the most frequent sharings are complaints, expectation and decipher. Theoretical framework

    4. Investigation of Maths Oriented Academic Risk-Taking Behaviours of Secondary School Students by Some Variables [Ortaokul Öğrencilerinin Matematik Odaklı Akademik Risk Alma Davranışlarının Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Esat Avcı

      2016-08-01

      Full Text Available In this study, secondary school students' academic risk-taking behaviours have been investigated to understand whether they vary according to some variables or not. These variables are: Gender, grade level, town, type of school, parents education level, economic status of the family, the previous year's maths scores. Survey method was used in the study. The population is students who are studying in secondary schools located in Akdeniz, Mezitli, Toroslar and Yenişehir provinces of Mersin, in the 2014 - 2015 academic year. The research sample is 1054 students who are studying at 14 of these schools. “Mathematics-oriented academic risk taking behaviors scale” was used for data collection. Data for the analysis of independent samples t-test and ANOVA were used. There is no significant variance between maths-oriented academic risk-taking behaviours of students based on variables such as gender, town, school type and economic status of the family whereas there is meaningful variance based on variables such as grade level, level of parents education and last year's mathematics score. [Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin akademik risk alma davranışlarının bazı değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Bu değişkenler şunlardır: Cinsiyet, sınıf düzeyi, ilçe, okul türü, anne ve baba eğitim düzeyi, ailelerin ekonomik durumu, bir önceki seneki matematik puanları. Çalışmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma evreni, 2014 – 2015 eğitim öğretim yılında Mersin ili Akdeniz, Mezitli, Toroslar ve Yenişehir ilçelerinde bulunan ortaokullarda okumakta olan öğrencilerdir. Araştırma örneklemi ise bu okullardan 14 tanesinde okumakta olan 1054 öğrencidir. Veri toplama aracı olarak “Matematik Odaklı Akademik Risk Alma Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizi için bağımsız örneklem t testi ve ANOVA uygulanmıştır. Öğrencilerin matematik odakl

    5. Explaining Dimensions of Middle School Mathematics Teachers’ Use of Textbooks

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Meric ÖZGELDİ

      2012-12-01

      Full Text Available Abstract The purpose of the study was to describe middle school mathematics teachers’ use of textbooks. For this purpose, the Use of Mathematics Textbooks Questionnaire was distributed to 531 middle school mathematics teachers. The results of the study showed that teachers used the student edition textbook during the class and prior to class; and mostly read it for the topic, but rarely for problems and examples. Teachers frequently selected questions from the workbook that were not included in the student edition textbook. They frequently used questions in the workbook similar to the ones in the high school entrance exam questions. They used the teacher edition textbook to read the curriculum objectives and to prepare for the class but they very rarely tended to look up the answers of the questions from the teacher edition textbook. They frequently used auxiliary books to select questions that were not included in the student edition textbook. Key words: mathematics textbooks, mathematics teachers’ use of textbooks, middle school Özet Bu çalışmanın amacı, ilköğretim matematik öğretmenlerinin ders kitabı kullanımlarını tanımlamaktır. Bu amaçla, Matematik Öğretmenlerinin Ders Kitabı Kullanım Ölçeği, 531 ilköğretim matematik öğretmenine dağıtılmıştır. Çalışmanın sonuçları göstermektedir ki, öğretmenler ders kitabını sıklıkla derse hazırlık sürecinde ve ders sırasında kullanırken nadiren problemler ve örnekler için kullanmaktadır. Öğretmenler özellikle konunun günlük hayatla ilişkilendirilmesi, diğer derslerle bağlantı kurulması, konu sırasının takibi için ders kitabından faydalanmaktadır. Öğretmenler, çoğunlukla çalışma kitabında bulunan merkezi sınav sorularına benzer soruları kullanmaktadır. Öğretmen kılavuzunu ise kazanımlara bakmak ve derse hazırlık yapmak için kullanmaktadır. Bununla beraber, öğretmenler yardımcı kitapları merkezi s

    6. Yane Sandanski as a political leader in Macedonia in the era of the Young Turks

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Hacısalihoğlu

      2012-05-01

      elişkili bir imaja sahiptir. Önce ihtilalci, sonra politikacı ve daha sonra da işadamı olan Sandanski 1915 yılında Bulgar milliyetçileri tarafından öldürüldü. Sandanski’nin rolü ve siyasi amaçları hakkında kesin bir değerlendirme yapmak günümüzde oldukça zordur. Makedonya’daki Bulgar milliyetçi hedeflerinin düşmanı mıydı ? Kesinlikle evet ! Fakat onun İttihad ve Terakki Cemiyeti ile ittifakı, etkisi altında bulunan bölgeyi hükümetin her türlü baskısından korudu. Şüphesiz Makedonya’nın özerkliğini savunuyordu, fakat bu Sandanski’nin Makedonya’daki Slav Hıristiyanları ayrı bir ulus, yani bir “Makedonya ulusu” olarak gördüğü anlamına gelmez.

    7. İzmir Merkez İlçelerindeki Akvaryum İşletmelerinin Genel Profilinin Çıkarılması Üzerine Bir Araştırma.

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Müge A. Hekimoğlu

      2015-12-01

      Full Text Available Bu araştırmada, İzmir merkez ilçelerindeki akvaryum işletmelerinin profili çıkarılarak, genel durumları hakkında değerlendirmeler amaçlanmıştır. Çalışmada öncelikle, İzmir`deki mevcut akvaryum işletmelerinin sayısal durumunun tespiti yapılıp; işletmelerin pazarladıkları ürünler belirlenmiş ve gelecekteki pazar durumu hakkında tahminde bulunulmuştur. İzmir ilinde yer alan akvaryum işletmeleriyle doğrudan görüşmeler yoluyla gerçekleştirilen araştırmanın orijinal verileri hazırlanmıştır. Anket çalışmasına temel oluşturan İzmir ilinde bulunan akvaryum işletmeleri ana kitle olarak kabul edilerek tam sayım yöntemi kullanılmıştır. Anket sonuçları SPSS ( The Statistical Package for The Social Sciences paket programı yardımıyla değerlendirilmiştir. Çalışmada belirlenen tüm akvaryum işletmelerinden %65’nin halen faaliyette olduğu, %35’inin ise kapandığı tespit edilmiştir. Halen çalışan akvaryum işletmelerinin %38,2`si Konak, %23,5`u Bornova, %17,6’sı Karşıyaka ve %21,6`sı Buca ve Narlıdere’de bulunmaktadır. Bugüne kadar bu işletmelerin % 82`si üniversiteden danışmanlık almışlardır. Bu akvaryum işletmelerinin %94`ü şahıs işletmesi ve %6’sı ticaret ortaklığıdır, bunun yanında bu işletmelerde çalışanların %94`ü erkek ve çalışanların %59`u lise mezunudur. Araştırma sonunda akvaryumcuların sorunları belirlenerek çözüm önerileri ortaya konulmaya çalışılmıştır

    8. Diminishing the Undesirable Effects of the Computer Games with the Kinect Sensors

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ömür Akdemir

      2015-04-01

      Full Text Available Abstract The popularity of the computer games are increasing every day. Spending time in front of the computers with almost no physical activity causes many health related problems. Recent technologies such as Kinect sensors may have the potential to reduce the physical side effects of the computer games. Nevertheless, the physical and emotional effects of playing computer games with the Kinect on users are still not clear. The effects of playing computer games with and without Kinect were compared in the study with 21 prospective teachers studying at the Education Faculty located in Zonguldak, Turkey in 2014. The mixed method research design was used to explore the research questions. The game playing motivation scale, self-reported muscular activity figure and structured interview questions were used to collect data. Besides t-test, descriptive analyses of the qualitative and quantitative data were conducted for analysis. Findings revealed that using the games with Kinect sensors improved users’ motivation and muscular activity. Also the Kinect has changed game players’ opinions on games. Further research should investigate the correlation between the motivation and emotional effects of the Kinect use on computer game players. Keywords: Kinect, computer games, motivation scale, physical activity   Öz Her geçen gün bilgisayar oyunlarının popülaritesi artmaktadır. Bilgisayarın önünde hiçbir fiziksel hareket yapmadan oturmak birçok sağlık problemine neden olmaktadır. Son teknolojiler örneğin Kinect sensörler bilgisayar oyunlarının yan etkilerini azaltacak potansiyele sahiptir. Ne var ki, bilgisayar oyunlarını Kinect sensör ile uygulamanın fiziksel ve duygusal etkileri hala netlik kazanmamıştır. Bu araştırmada 2014 yılında Zonguldak, Türkiye’de bulunan Ereğli Eğitim Fakültesinde okumakta olan 21 öğretmen adayının Kinect sensörü kullanarak ve Kinect sensör kullanmadan bilgisayar oyunlar

    9. Bafa Gölü'nde biyotik ve abiyotik ortamda pestisit ve pcb dağılımı.

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İdil Pazı

      2015-12-01

      Full Text Available Çalışma kapsamında Bafa Gölü’nden alınan sediment ve kefal balığı (Mugil cephalus, Linnaeus 1758 örneklerinde tarımsal pestisit ve endüstriyel kaynaklı PCB gibi organik kirleticilerin kalıntıları ölçülmüş ve bu bileşiklerin dağılımları, muhtemel kaynakları ve potansiyel biyolojik riskleri incelenmiştir. DDT ve türevleri açısından dünyanın farklı bölgelerindeki göllerin yüzey sedimentleri ile kıyaslandığında Bafa Gölü sedimentlerinde DDT kirlilik seviyesinin oldukça düşük olduğu bulunmuştur. Sedimentte Endrin baskın kirletici olarak belirlenmiştir. Sediment örneklerinde ölçülen DDT ve metabolitleri, Dieldrin, Lindan ve Heptaklor konsantrasyonları sediment kalite indekslerine göre değerlendirildiğinde, kirleticilerin göldeki canlı yaşamına olumsuz bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. ∑PCB konsantrasyonlarının ise göl kıyısında bulunan endüstriyel kuruluşlara yakın istasyonlarda sadece düşük değerli etki sevisini aşıp, diğer tüm istasyonlarda canlılar için risk yaratmayacağı belirlenmiştir. Mugil cephalus karaciğer dokusu için hesaplanan biyota sediment akümülasyon faktörü (BSAF 0.44-3.16 arasında değişmektedir. Bafa Gölü Mugil cephalus örneklerinde ölçülen kirletici konsantrasyonları dikkate alındığında Gıda ve Tarım Kurumu (FAO ve Dünya Sağlık Örgütüne (WHO göre Aldrin, Dieldrin, Endrin, Heptaklor ve DDT türevleri için hesaplanan Günlük Alım Miktarı değerlerinin (EDI Kabul Edilebilir Günlük Alım miktarlarının (ADI oldukça altında kaldığı belirlenmiştir. Ancak, balık örneklerindeki PCB seviyelerinin WHO tarafından belirlenen ADI değerini aştığı saptanmıştır

    10. Üstün Yetenekli Çocukları Belirlemede Öğretmen Öncelikleri: İkili Karşılaştırma Yöntemiyle Bir Ölçekleme Çalışması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Eren Halil Özberk

      2016-08-01

      Full Text Available Bu çalışmanın amacı üstün yetenekli çocukları belirlemede öğretmen önceliklerinin tespit edilmesidir. Bu doğrultuda alanyazına ve uzman görüşüne dayalı olarak üstün yetenekli bireylere ait özellikler belirlenmiş, ardından bu öğrencileri seçmede en önemli referans kaynağı olan öğretmenlere bu kriterler sunularak onların görüşlerine göre ölçekleme yöntemi ile önem dereceleri tespit edilmiş ve bu önem derecelerinin öğretmenlerin demografik özelliklerine göre nasıl değişkenlik gösterdiği incelenmiştir. Bu amaçla ölçekleme çalışmasında üstün yetenekli öğrencilerin özellikleri yedi ifade altında toplanmıştır. Araştırmada Ankara ili merkez ilçelerinde bulunan 785 öğretmenden bu 7 özelliği ikili karşılaştırma yaparak sıralamaları istenmiştir. Yapılan ölçekleme işlemi sonunda öğretmenlerin üstün yetenekli çocukları belirlemede ilk önce tercih ettiği özellik, çevreye ve sosyal olaylara karşı duyarlı olması, son tercih ettiği özellik ise arkadaş çevresinde liderlik özelliğine sahip olması olmuştur. Öğretmenlerin demografik özelliklerine göre önem sıralamasında ise üstün yetenekli çocukları belirlemede ilk tercih edilen özellik, çevreye ve sosyal olaylara karşı duyarlı olması olmuştur. The aim of the research is to determine teacher priorities on identifying gifted children. The study is based on the principle of comparison of seven different specifications which were determined by literature and professionals majored in gifted education according to the judgments of the primary and secondary school teachers using pairwise comparison method according to various demographic variable. In that particular scaling study, specifications of gifted children have been summarized in seven statements. These seven statements have been asked 785 teachers in Ankara province to compare by using pairwise comparison. As a result of scaling study

    11. Organik Tavukçulukta Mera Kompozisyonu, Besleme ve Barındırma Teknikleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hasan Eleroğlu

      2014-01-01

      Full Text Available Dünya’daki gelişmelere paralel olarak, Türkiye’de de organik tavukçuluk sektöründe gelişmeler yaşanmaktadır. Son yıllarda artan taleplerin karşılanması amacıyla üretim artışı söz konusu olup, yeni organik işletmeler sayısında artış gözlenmektedir. Hayvanların besin maddesi ihtiyaçlarının belli bir kısmının meradan sağlanması için yerel bitkilerden yararlanılarak, uygun mera kompozisyonunun ekonomik üretimi destekleyecek şekilde oluşturulması gerekmektedir. Bununla birlikte, çevre koşulları ve barındırma tekniklerinin kanatlının performansı, sağlığı, refahı, ürün kalitesi üzerine etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle çevre koşulları ve barındırma tekniklerinin, yerel koşullara uyumlu ve organik standartları sağlayacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Hayvanların günlük besin maddesi ihtiyaçlarının dengeli olarak karşılanmasında, hayvanların severek tükettikleri buğdaygil ve baklagil yem bitkileri yanında otlatmaya dayanıklı endemik bitkilerden oluşan karışımlardan yararlanılarak, mera kompozisyonu belirlenmelidir. Sabit ve taşınır barındırma sistemlerinde kullanılacak malzemelerin organik üretim standartlarına uygun olmalıdır. Kümes içi ve mera donanımları arasında bulunan yemlik ve sulukların organizasyonunda yöresel iklim koşulları dikkate alınmalı, özellikle ısıtma sistemlerinde aydınlatma yapmayan ısı kaynaklarının seçilmesi gerekmektedir. Yabani kuş ve yırtıcı hayvanlardan korunma amaçlı geliştirilen sistemler üzerinde durulmalı, ürün elde etme ve değerlendirme aşamasında, ürün kalitesinin maksimum düzeyde korunabileceği uygulamalar üzerinde durulmalıdır. Bu çalışmada, organik tavukçuluk üzerinde durularak, örnek olarak Sivas koşullarında organik etlik piliç üretiminde kullanılmak üzere oluşturulan mera kompozisyonu ile birlikte organik tavuk yetiştirmede kullanılan barındırma sistemi

    12. Esnek ve Rijit Yol Üst Yapılarında Gürültü Seviyelerinin Eş Zamanlı Ölçümü ve Analizi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hakan Yıldırım

      2014-06-01

      Full Text Available Beton yollar dünyada yaygın olarak kullanılmasına karşın ülkemizde gelişim gösterememiş, bu nedenle de genel olarak bitümlü sıcak karışım asfalt yollar tercih edilmiştir.Bu çalışmada, Türkiye'de yaygın olarak kullanılan bitümlü sıcak karışım asfalt yollar ve henüz yaygınlaşmamış olan beton yollar arasında gürültü seviyeleri yönünden bir karşılaştırma yapılmıştır. Bunun için Afyonkarahisar-Emirdağ arasında inşa edilmiş 2 km'lik beton yol ile bu yolun devamı olan bitümlü sıcak karışım asfalt yol arasındaki geçiş noktası çalışma koridoru olarak kullanılmıştır.Bu koridordaki beton yol ve bitümlü sıcak karışım asfalt yolun kenarlarına, ses girişimlerini en aza indirecek şekilde, ayrı ayrı gürültü ölçüm cihazı ve kamera düzenekleri yerleştirilmiş, yol yapım malzemesine bağlı olarak değişen gürültü seviyeleri eş zamanlı olarak kaydedilmiş, bulunan değerler analiz edilerek kaplama türleri ile gürültü seviyeleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bu aşamada, kurulan düzenekler arasındaki mesafe trafik yoğunluğunun ve akış hızının değişimini engellemek için mümkün olduğunca kısa tutulmuştur.Yapılan ölçüm ve analizler sonunda beton yolların bitümlü sıcak karışım asfalt yollara göre ortalama gürültü seviyesinin aynı taşıt kompozisyonu ve trafik hacmi için yaklaşık 4 dB(A daha düşük olduğu ortaya konmuş ve ülkemizde de beton yolların gelişim göstermesi gerektiği vurgulanmıştır.

    13. Bilgi Erişim Platformu Olarak Bulut Bilişim: Riskler ve Hukuksal Koşullar Üzerine Bir İnceleme= Cloud Computing as an Information Access Platform: A Study on Threats and Legal Requirements

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Özgür Külcü

      2013-06-01

      Full Text Available Bulut bilişim, bilgiye her yerden ve her an erişebilme kolaylığı ile internet üzerinden sunulan çok yönlü ve hızlı gelişen servis araçlarından biridir. Ancak bu yeni teknoloji servisi birçok faydasının yanı sıra; göz ardı edilmesi halinde büyük kayıplara neden olabilecek riskleri de içermektedir. Çalışma genelinde, küresel çapta yoğun olarak tartışılmakta olan “Bulut üzerinde bulunan bilgilerin sahibi kim? Kişisel verilerin korunmasından kim sorumlu? Kayıp ve zararların telafi edilmesi mümkün mü?” gibi birçok sorunun yanıtı literatür ve mevcut uygulamalar içinde aranarak; bulut bilişimde verilerin güvenliği ve gizliliği konusunda toplumda bilinçlenmenin artırılması hedeflenmiştir. Bu çalışmada, bulut bilişimin faydalı ve olumsuz yönleri ile birlikte; mevcut ABD hukuk mevzuatı, AB direktifleri ve AB sözleşmeleri kapsamlı olarak incelenerek, tüm hukuksal risk ve problemlere dikkat çekilmiştir. Çalışma sonunda, mevcut bulut hizmet sözleşmeleri ve yasal düzenlemeler çerçevesinde; Türkiye’de bulut bilişim kullanıcılarının veri güvenliğini ve gizliliğini yeterli seviyede koruyan bir hukuksal düzenlemenin bulunmadığı ortaya konulmuştur. Ayrıca; veri öznelerinin bulut bilişime olan güveninin sağlanabilmesi ve kişisel verilerin korunabilmesi amacıyla temel olarak kabul edilebilecek güvenli bulut bilişim modeli önerisinde bulunulmuştur./ Cloud computing is one of the services that are delivered over internet for transmission and access to user data at anytime from anywhere. In spite of numerous advantages provided with cloud computing, it is important to recognize the potential threats, including loss of user data, when disregarded. In scope of the study, it is aimed to raise public awareness on cloud computing by investigating security and privacy issues related to user data stored on remote servers based on the questions like “Who is the owner

    14. Women Factor in Urban Economy of Eyup in Tulip Era (LALE DEVRİ EYÜP KENT EKONOMİSİNDE KADIN FAKTÖRÜ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yasemin Keskin

      2016-07-01

      Full Text Available Osmanlı toplumunda kadınların ekonomik alanda aktif olmadıkları kanaati yaygındır. Hâlbuki son zamanlarda yapılan bazı araştırmalar ve kaynaklardaki veriler bunun doğru olmadığını göstermiştir. Kadınların da İslam hukukunun bir gereği olarak babalarından ve kocalarından bağımsız bir şekilde mal, mülk ve servet sahibi oldukları görülmüştür. Onların servetleri menkul (ev eşyası, giyim-kuşam, ziynet, takı eşyaları, ziraat aletleri vs. ve gayrimenkul mallar (ev, arsa, tarla, bağ, bahçe, değirmen, dükkân, çiftlik, nakit para, köle ve cariyelerden oluşmaktadır. Bu servetlerini iki yoldan elde etmişlerdir. Ticaret ve emekleriyle elde ettikleri kazançlar, kira gelirleri ve vakıf görevleri sebebiyle aldıkları ücretler onların doğrudan gelirlerini oluştururken, miras, çeyiz, mihr (mihr-i muaccel, mihr-i müeccel, nafaka (evlilik, iddet, hidane ve çocuk hibe ve tazminatlar (öldürme veya yaralama ise onların dolaylı gelirlerini oluşturmuştur. Erkekler kadar yoğun bir çalışma hayatında olmasalar da ev ve ziraat işleri ile aile ekonomisine katkıda bulunan kadınlar, daha ziyade satarak veya tüketerek kent ekonomisinin pasif aktörü olmuşlardır. Abstract: It is a common idea that women did not take an active role in Ottoman society. However, collected data from sources and recent research show that this is not accurate. As a requirement of the Islamic Law, women are found to have property, domain and fortune separately from their husband and father. Their fortune consists of personal (furniture, tureng, jewellery, jewellery items, agricultural tools etc and immovable properties (house, buildingland, field, vineyard, garden, mill, shop, farm, cash, slave and odalisque. They generate this income in two ways. Whereas rental income, commercial and charitable foundation earning constitute women’s direct income; inheritance, dowery, bridewealth (mihr-i muaccel, mihr-i m

    15. Farklı Bölgelerin Üzümlerinden Üretilen Türk Şaraplarında Resveratrol Düzeyleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Belkıs Adıgüzel Çaylak

      2015-02-01

      Full Text Available Resveratrol (3,5,4’ trihidroksistilben, fitoaleksin adı verilen bir polifenol çeşididir. Polifenoller üzümlerin kabuklarında, çekirdeklerinde ve saplarında bulunan maddelerdir. Fenolik bileşikler, özellikle flavanoller şarap alımıyla ilgili bilinen sağlık yararları açısından antioksidan özelliklere sahiptirler. Birçok çalışma, üzümlerde stres koşullarında bir savunma metaboliti olarak sentezlenen resveratrolün şarapta bulunduğunu göstermiştir. Şarap insanlarda kansere, iltihaplanmalara ve koroner kalp hastalıklarına karşı koruyucu özellikleri olduğu bilinen polifenol bileşikleri büyük oranda içermektedir. Hücre ve hayvanlarda yapılan çalışmalar, kırmızı şarabın, lösemi, deri, akciğer ve prostat kanserleri gibi pek çok kanser türünde koruyucu etkisi olduğunu göstermektedir. In-vivo çalışmalardan alınan son bilgiler, resveratrolün kanserin başlangıç, gelişme ve ilerleme safhalarında etkili bir ajan olabileceği hakkında bilgi vermektedir. Farklı ülkelerdeki şarapların içerdiği resveratrol miktarının belirlenmesi ile ilgili birçok araştırma olmasına rağmen, Türkiye’de çok az benzer çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yetişen üzümlerden üretilen şaraplar önemli şarap üreticilerinden temin edilmiş ve resveratrol miktarları Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi cihazı kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar resveratrol konsantrasyonunun üzüm çeşidine ve bölgelere göre değişebileceğini göstermiştir.

    16. İznik Müzesindeki Kandil ve Şamdan Motifli Mezar Taşları Patterned Lamp and Candlestick Gravestones in İznik Museum

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      H.Kâmil BİÇİCİ

      2012-09-01

      gravestones in the Museum of lamps and candelabra motifs is important. İznik ilçesinin güzel tarihi binalarından biri olan müze, Nilüfer Hatun İmareti denilen bir yapıdır. İmaret, Osmanlı hükümdarı Orhan Gazi'nin karısı Nülüfer Hatun tarafından 1388 yılında yapılmıştır. Yapı, kubbe ve tonozların örttüğü sütun ve payelerin taşıyıcı oldukları bir revakla başlamaktadır. Üzerinde kitabe bulunan bir kapı ile ana bölüme girilmektedir. Ana bölüm, merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Ana bölümden üzerleri birer kubbeyle örtülü yan mekânlara geçilmektedir. Müze koleksiyonunu yeni keşfedilen bazı Selçuklu, Osmanlı çinileri ve mezar taşları ile Roma kalıntıları ve cam eserler oluşturmaktadır. İznik Müzesindeki mezar taşlarından 11 tanesinde kandil, 5 tanesinde şamdan motifi bulunmaktadır. Örneklerin 9 tanesinde kitabe yer almaktadır. Taşlardan biri sağlam durumda iken, diğerleri eksik, kırık ve aşınmış durumdadır. Malzeme olarak bütün mezar taşlarında mermer kullanılmıştır. Kandil motiflerinin çoğu çift zincirli ve çift kulplu verilmiştir. Kitabeli olan mezar taşlarının hepsinin ön üst yüzüne bitkisel unsurlar, rumi, palmet motifleri yerleştirilmiştir. Mezar taşlarının boyu 125 cm. ile 46 cm., eni 54 cm. ile 26 cm., kalınlığı 15 cm. ile 6 cm. arasında değişmektedir. Şahidelerin hepsi oyma tekniğiyle yapılmıştır. Süsleme tekniği olarak oyma ve kazıma tekniği de 13 mezar taşında uygulanmıştır. Kitabelerin ve bezemelerin çoğu kabartma görünümünde ele alınmıştır. İncelediğimiz mezar taşları örnekleri bitkisel, geometrik, nesneli ve yazı bezemelidir. 13 mezar taşı bitkisel bezemeli, 9 tanesi yazı bezemeli, 7tanesi geometrik bezemeli, 14 tanesi ise nesneli bezemelidir. Bitkisel bezemeler; kır çiçeği, kıvrık dal, palmet, palmiye, rozet, rumi, yaprak şekillerinde olup, taşlar üzerinde az sayıda ele alınmışlardır. Geometrik bezemeler

    17. Kutadgu Bilig'de “yorı-” Fiili Üzerine On The Verb Of “yorı-” In Kutadgu Bilig

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ahmet DEMİRTAŞ

      2012-12-01

      temel anlamı dışında farklı yan anlamlar ile de kullanılabilmektedir. Bir metni doğru anlamak ve anlamlandırmak, metinde kullanılan kelimelerin bu farklı anlamlarını, bağlam anlamlarını bilmekle mümkündür. Kutadgu Bilig’de bulunan “yorı-” fiili de, temel anlamı olan “yürümek” dışında başka anlamlarla da kullanılmıştır. Karahanlı Türkçesi dönemi eserlerinden olan Kutadgu Bilig, Türk kültür tarihinin, Türk dili ve edebiyatının önemini hiç kaybetmeyen bir eseridir. Bu çalışmada, Kutadgu Bilig İndeks’inde yer alan “yorı-” fiilinin bağlam anlamları tespit edilmeye çalışılmıştır. Metinde 253 yerde geçen “yorı-” fiilinin, 234 yerde tek kelime hâlinde, 19 yerde ise birleşik fiil görünümünde kullanıldığı tespit edilmiştir.Kutadgu Bilig İndeks’inde bulunan “yorı-” fiili, “yürümek, varmak” karşılığı ile gösterilmiştir. Ancak “yorı-” fiili metinde, sadece “yürümek, varmak” anlamında kullanılmamıştır. Metinde “yorı-” fiilinin “yürümek” anlamı yanında, “yaşamak”, “hareket etmek”, “gezip dolaşmak”, “gitmek”, “uğraşmak”, “devam etmek”, “vakit geçirmek”, “anılmak”, “düşünmek”, “geçinmek”, “değer verilmek”, “yazmak” gibi anlamlarda kullanıldığı da görülmüştür. Ayrıca Türkiye Türkçesinde de örnekleri görülen, emir kipinin 2. teklik şahsıyla çekimlenmiş biçimde, bir isteklendirme ve çabukluk belirtme amacıyla, “haydi” kelimesinin kullanımına benzer şekilde bir edat gibi kullanımı da söz konusudur.Metinde “yorı-” fiilinin, yolça yorı- “davranmak”, izçe yorı- “davranmak”, sa•vı yorı- “nüfuzu artmak”, ya•guŽk yorı- “yaklaşmak”, umınçŽka yorı- “beklenti içinde olmak” şeklinde bir isimle birlikte ve buza yorı- “bozmak”, kezip yorı- “gezip durmak”, yaŽka yorı- “yaklaşmak”, ayı•glap yorı-

    18. Derleme Sözlüğünde Dokumacılık Mesleği İle İlgili Söz Varlığı Existent Words Used For Weaving Occupation From The Dictionary Of Collected Words

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Serpil SOYDAN

      2013-07-01

      ılığın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu zanaat zamanla gelişmiştir. İnsanlar tarihi olarak tespit edilemeyen dönemlerde keçi yününden bugün düz dokuma tekniği adı verilen göçebe tenteleri yapmışlardır.Daha sonraki dönemlerde Alacahöyük’te arkeolojik kazılarda bulunan gümüş kirmanlar (M.Ö.3000-2000, Gordion’da bulunan Frigyalılara ait sumak ve cicim dokuma parçaları, Konya’nın Çumra ilçesi merkezinin kuzeyindeki Çatalhöyük’te yapılan kazılarda Neolitik çağa (Cilalı Taş çağı ait (M.Ö 6000dokuma parçaları dokumacılığın Anadolu’da geliştiğini göstermektedir. Bu elimize geçen parçalar sayesinde dokumacılık tarihini Anadolu’da M.Ö. VII. yüzyıla kadar indirebilmekteyiz.1071 yılında Türkler Anadolu’ya geldiklerinde ileri düzeyde bir dokumacılık sanatıyla karşılaşmışlardır. Selçuklu İmparatorluğu döneminde de Türk kilim ve halı dokumacılığı gelişmeye başlamıştır. Birçoğu halen belgelenememiş sayısız halı parçasının 13 ve 14. yüzyıllardan kalma en eski Selçuklu halıları olduğu tahmin edilmektedir.Çalışmamızda Türkiye’de halk ağzından derlenmiş olan Derleme Sözlüğünde yer alan Dokumacılık mesleği ile ilgili söz varlığı incelenmiş, konuyla ilgili tarihî ve çağdaş kaynaklar taranmış, tespit edilen söz varlıkları dokumacılıkta kullanılan malzeme ismi, dokumacılıkta kullanılan alet ve araç ismi, dokumacılıkta kullanılan fiiller, dokumacılıkta kullanılan motif ve işlemeler, dokumada çalışan kişilere verilen isimler, dokumacılıkta kullanılan renk isimleri olmak üzere altı başlık altında gruplandırılmıştır. Ayrıca tespit edilen bu söz varlığı içerisinde ödünçleme kelimeler varsa bu kelimelerin kökenleri hakkında da bilgi verilmeye çalışılmıştır.

    19. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Şebnem Korur Fincancı

      1999-04-01

      ğrenildiğine de dikkat edilmelidir. GAZLARDAN KAYNAKLANAN OKSİJEN YETERSİZLİĞİNE BAĞLI ASFİKSİ Asphyxia due to oxygen deficiency by gaseous substances Watanabe T, Morita M. Forensic Sci Int 1998 Aug 31;96(l:47-59- Asfiksiye yol açan gaz olgularında bu tür ölümlerde ortam koşullarındaki değişkenlik nedeniyle ölüm nedenini belirlemek çok zordur. Ölüm nedenini aydınlatmak ve asfiksideki etkenleri saptamak amacıyla, asfiksi bulguları, solunum durması sırasındaki gaz konsantrasyonları, ölüm zamanı ve dokulardaki gaz konsantrasyonları sıçanlar ve altı gaz kullanılarak çalışılmıştır. Üç tür inhalasyon kullanılmıştır: (1 hızlı asfiksi (2-3 dakika oksijenin tümüyle ortadan kaldırıldığı bir oda, (2 uzamış asfiksi (20-25 dakika oksijenin yavaşça yok edildiği, ve (3 % 20 02 bulunan bir odada kritik konsantrasyonda gaz varlığı ile inhalasyon (60 dakika. Hızlı asfiksi gruplarında 2 veya 3 dakika içinde kalp durmasının eşlik ettiği solunum durması 30 ila 40 saniyede meydana geldi. Şiddetli konvulsiyonlar yalnız nitrojen kullanıldığında gözlendi. Uzamış asfiksi gruplarında, solunum durması %4-5’lik 02 konsantrasyonu ve non-toksik gazlar (N2, CH4, N20, ve propan ile meydana geldi. C02 ve Freon-22 gibi toksik gazlarda solunum durması 6.6-%8.0’lik 02 (%60-67 C02 ve % 13-l4’lük 02 (%30-35 Freon-22 konsantrasyonlarında ortaya çıktı. Dokulardaki gaz konsantrasyonlarının asfiksi tipine, gaz türüne ve maruz kalınan süreye göre değiştiği gözlendi. Yağda eriyen gazların yağ dokusunda süre ile belirgin değişiklik gösterdiği saptandı. Metan gazının diğer gazlardan farklı olarak dokulardaki dağılımı akciğerler dışında hem hızlı hem de uzamış as- fikside küçük farklılıklar gösterdi. Bu durumun gazların kan ve dokularda eriyebilir olma özelliklerine bağlı olduğu düşünüldü. C02 ve N20 ile hızlı asfik- side akciğer alveollerinde atrofi gözlendi. Özellikle C

    20. Kütüphanelerde İç Hava Kalitesinin İncelenmesi: Marmara Üniversitesi Merkez Kütüphanesi=An Investigation of the Indoor Air Quality in Libraries: Marmara University Central Library

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Güssün Güneş

      2015-12-01

      Full Text Available Bu çalışmada Marmara Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nde iç ortam hava kalitesi incelenmiştir. İç ortam hava kalitesinin yetersizliği bireylerin çalışma verimlerini düşürebildiği gibi çeşitli sağlık sorunlarına da sebep olabilmektedir. İç ortam hava kalitesini etkileyen önemli kirletici kaynaklarından bir tanesi de partikül maddelerdir. İç hava ortamında bulunan partikül madde (PM, boyutlarına göre (PM10, PM2.5, PM1 insan sağlığını etkileyen hava kirleticilerden biridir. İç ortam hava kirleticileri oranı binaya, yaşanılan bölgeye ve mevsimsel dönemlere göre değişim göstermektedir. Partikül maddeye uzun süre maruz kalındığında göz, burun ve boğaz tahrişi, kaşınma, alerji, kanser, solunum yolu hastalıkları, kalp problemleri gibi çeşitli sağlık sorunlarının oluşumuna yol açabilmektedir. Çalışmamızda kütüphane binasının iç hava ortamında bulunan havadaki 10 mikrondan küçük çaptaki partiküllerin (PM10 kütüphane çalışanları ve kullanıcılarının sağlığına etkisi belirlenmiştir. 05/01/2014-01/06/2014 tarihleri arasında PM10 konsantrasyonu ve kullanıcı sayısı verileri toplanmıştır. PM10 için 2014 kış aritmetik ortalaması 23 μg/m3 ve maksimum değer 130 μg/m3 iken, ilkbaharda aritmetik ortalama 19 μg/m3 ve maksimum değer 127 μg/m3’tür. 05/01/2014-01/06/2014 tarihleri arasında kütüphaneye giren kişi sayısı 09:00-18:59 saatleri arasında ortalama 228 ve maksimum 546’dır. 19:00-08:59 saatleri arasında ise aritmetik ortalama 94 ve maksimum 312 kişi olmuştur. Toz konsantrasyonu ve kullanıcı sayıları karşılaştırıldığında ikisinde de sınav dönemlerinde toz artışı gözlenmiştir. Hem gündüz, hem de gece için PM10 konsantrasyonları ile kişi sayısı arasında korelasyonun yüksek olduğu gözlenmiştir. Dolayısıyla kütüphanedeki kişi sayısı arttıkça havadaki toz miktarı da artmaktadır. Hava Kalitesi

    1. Osmanlı İdaresinde Kıbrıs Adasında Faaliyet Gösteren Konsoloslar ve Faaliyetleri (1571-1878 The Consuls And Their Activities In Cyprus Under The Ottoman Administration (1571-1878

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ali Efdal ÖZKUL

      2013-03-01

      on consulate activities in Cyprus during theOttoman period including consuls, their interpreters, and the tradecarried out by the traders and their trading products.This study has been supported by the data gained from CyprusNicosia judicial record (Şer-i Sicil registers and from the diary entries of the consuls, vice-consuls of the other countries and those of Europeantravellers.The findings of the study aims to demonstrate and reachconclusions on the importance of Cyprus in terms of trade in theMediterranean Sea, the influence of such trade on Cypriot citizens, thepositive effects and negative effects of the consuls and their interpreterson the socio-economic structure in Cyprus. Kıbrıs, Akdeniz’de ve özellikle Doğu Akdeniz’de stratejik ve coğrafibakımdan çok önemli bir konuma sahip bulunmaktaydı. Söz konusukonumundan dolayı tarih boyunca Akdeniz ticaretinde önemli bir payasahip olmuştur. Tarih boyunca Akdeniz’de ticaret yapan devletler Kıbrısadasını da çeşitli amaçları için kullanmaktaydılar. Dolayısıyla Osmanlıülkesinde ticaret yapan devletlerin hemen hemen hepsinin adadatüccarları bulunmaktaydı. Kıbrıs adasında bulunan yabancı tüccarlarınsorunlarıyla ilgilenmeleri için İstanbul’da elçileri bulunan devletleradaya vekilleri olan konsolosları atamaktaydılar. Söz konusukonsoloslara ticareti canlandırmak için Osmanlı Devleti tarafındangeniş yetkiler verilmiştir. Başlangıçta Osmanlı Devleti konsoloslarınKıbrıs adasında sadece Tuzla kazasında kalmalarına izin vermişti.Ancak 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılda adada konsolosları olandevletlerin Limasol’da, Mağusa’da, Baf’ta ve hatta Lefkoşa’da konsolosvekilleri olmaya başlamıştı.Kıbrıs adasının ticaretinde söz sahibi ülkelerin başında daİngiltere, Fransa ile Hollanda ve onun adadaki temsilcisi olan konsolosuve konsolos tercümanı gelmekteydi. Osmanlı idaresinde adada görevyapan konsoloslar ve terc

    2. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Osman Eren Karpuzoğlu

      2000-08-01

      siyah erkek ve Latin kökenli kız öğrencilerin, annelerinin eğitimi aynı düzeyde olan beyaz öğrencilerle karşılaştırıldığında, yasa dışı maddelere, yasal maddelerden önce başlama olasılıkları daha yüksek olarak bulunmuştur.Her iki tip maddeye de aynı zamanda başlayanlar için de benzer eğilimler gözlenmiştir. Tütün, alkol, marihuana ve kokain kullanımına başlama özelliği etnik kökenle farklılık göstermektedir. Annenin eğitimi diğer önemli düzeydeki risk faktörleri için onların yerine geçebilen bir değişken olabilir. TRAVMA, EGZERSİZ ve Mİ YORARI ENFARKTÜSLÜ HASTALARDA MİYOGLOBİN, KARBONİK ANHİDRAZ HI ve MİYOGLOBİN/KARBONİK ANHİDRAZ IH ORANININ ÖZELLİKLERİ Characteristics of myoglobin, carbonic anhydrase III and the myoglobin/carbonic anhydrase HI ratio in trauma, exercise, and myocardial infarction patients. Beuerle JR, Azzazy HM, Styba G, Dub SH, Christenson RH. Clin Chem Acta 2000 Apr; 294 (1-2: 115-28. İskelet kasında bulunan karbonik anhidraz III (CAIII yaralanmayı takiben dolaşıma salınan bir enzimdir. Miyoglobin (Mb de iskelet, düz ve kalp kasında bulunan ve yaralanmadan sonra dolaşıma salınan bir hem proteinidir. CAIII’ün kalp kasında bulunmaması nedeniyle, serum CAIII ve Mb ölçümleri, yaralanmayı takiben iskelet kasından salınan CAIII ve Mb oranının sabit olması nedeniyle Mb’nin miyokard enfarktüsünün (MI erken teşhisinde spesifitesini arttırabilir. Acil birimine başvuruyu takiben egzersiz olguları (n=12, travma hastaları (n=18 ve MI hastalarında (n=10 Mb ve CAIII salınımını inceledik. Olaydan sonra 5 saat içerisinde alınan örneklerde egzersiz ve travma olgularında Mb/CAIII sabit oranının medyanları sırasıyla 3.505 (aralık: 1.05-6.76 ve 2.890 (aralık: 0.97-3.97 bulundu. Aynı zaman aralığında, MI hastalarında Mb/'CAIII oranları belirgin olarak yüksek (p

    3. Popüler Roman ve Gençler Üzerindeki Etkileri- Bursa Örneği- Popular Novel and Its Effects on the Young-Bursa Example-

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fatih ACER

      2013-07-01

      study many topics such as why popular novel has such popularity among the young, what it adds to the young's lives, the family and the environment factors in the preference of this novel, whether it will become a transition step to the aesthetic novel, the meaning of popular novel in the eye of the young, the influence of the school types on the novels selected, have been presented through the questionnaires and conclusions from their results. The research area was restricted to Bursa province. The questionnaires were conducted in 2011-2012 Education Year in a sample school from each type of the secondary education institutions in Bursa. In these schools, the questionnaires were applied to 421 students who were reading popular novel and chosen by literature teachers. In this study cross-graphics were obtained by using SPSS programme 15. In conclusion and suggestions part of this study, the results were presented as conclusions deduced from the comparisons made in the tables. Bu makalenin amacı öncelikle gençlerin popüler romanları tercih sebeplerini tespit etmektir. Tercih edilen popüler romanların gençlerin hayatına nasıl bir anlam kattığı ve bu türün estetik romanlara oranla çok okunmasının altında yatan sebepler ortaya konmuştur. Giriş bölümünde popüler romanın genel özellikleri verilmiştir. Bu bölümde popüler romanın çok da kayda değer bir tür olmadığı algısının yaygın olduğu belirtilmiştir. Yazarı açısından estetik gaye güdülmeksizin kaleme alınan; yayılıp yazılmasında başta ticari kaygı olmak üzere, sanat dışı sebepler bulunan; okurun fikrinden çok duygu ve heyecanlarını harekete geçirmeyi hedefleyen; çok sayıda okura ulaşan; kolay anlaşılıp rahat çözümlenen; okurda belli bir seviye aramayan basma kalıp bir yapı arz eden; bir çoğu filme alınarak okur dışında sinema ve televizyonda da çok sayıda izleyiciye ulaşmış nitelikteki romanlardır. Bunun yanında yazarı taraf

    4. Kongre İzlenimleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yasemin Günay Balcı

      1999-12-01

      Full Text Available XVIII. IALM (ULUSLARARASI ADLİ TIP AKADEMİSİ KONGRESİ, 6-9 Eylül 2000, Santiago de Compostela, İSPANYA Kongre Santiago de Compostela Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirildi. Özel oturum ve konferansların düzenlendiği, "İnsanlığa Karşı Suçlar", "Kardiyak Orijinli Ani Ölümler", "Vertebral Yaralanmalar", “Cinsel Çocuk İstismarı", "Avrupa’da DNA Veri Tabanı", "Alkol, İlaç ve Uyuşturucuların Postmortem Dağılımı" konuları aynı zamanda kongrenin ana temaları idi. Ayrıca kongrede "Acili Tıp ve Etik" alanında 4 sözlü 11 poster, "Adli Patoloji" alanında 36 sözlü 95 poster, "Klinik Adli Tıp" alanında 9 sözlü 18 poster, "Adli Genetik" alanında 10 sözlü 23 poster olmak üzere toplam 70 sözlü 190 poster bildirisi sunuldu. Yaklaşık 400 kişiden fazla katılımcısı bulunan kongreye Türkiye’den Doç.Dr. M.Ercüment Aksoy 1, Doç. Dr. Derya Azmak 4, Doç.Dr. Dilek Durak 1, Doç.Dr. M.Akif İnanıcı 3, Uzm.Dr. Yasemin Günay 2, Doç.Dr. Ahmet Yılmaz 3 poster bildirisi ile katıldılar. Ayrıca Doç.Dr. Emre Albek, Dr. S Altaner, Yard. Doç. Dr. Gürcan Altun, Uzm. Dr. Nezih Anolay, Dr. S Bilgi, Uzm.Dr. Nur Birgen, Dr. L Candan, Arş.Gör. Dr. Burcu Eşiyok, Uzm. Dr. Önder Özkalıpçı, Dr. F Özyıl- maz, Uzm. Dr. Bülent Uluakay, Dr. F Varol da katıldıkları çalışmalarla gıyaben temsil edildiler. Postmortem interval ve ani kalp ölümlerinin postmortem tanısı ile ilgili immüno-histo-kimyasal çalışmalar uluslararası adli tıp otoritelerince en ilgi çeken bildiri ve çalışmalar arasında idi. Sunulan bildirilerde katılımcılar önemli oranda kendi departmanlarında yaptıkları pratik uygulamalardan örnekler sundular. Kongrenin sosyal boyutuna gelince; bir akdeniz ülkesi olması dolayısıyla deniz ürünleriyle zenginleştirilmiş yemekler harika idi. Katılan arkadaşlar Portekiz gezisinden çok memnun kaldıklarını belirttiler. Kaldığımız manastır ve Santiago de

    5. RUMELIAN OTTOMAN VOLUNTEERS IN BRITISH P.O.W. CAMPS (1916-1923 *BRİTANYA İMPARATORLUĞU SAVAŞ KAMPLARINDA ESİR DÜŞEN BATI RUMELİ ASILLI OSMANLI GÖNÜLLÜLERİ (1916-1923

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Redžep ŠKRİJELJ

      2016-11-01

      Full Text Available Doğu cephesindeki başarısızlıklar, 1916 yılının Avusturya-Macaristan için askerî açıdan en zor yıllardan biri olduğunu kanıtlamıştır. İtilaf Devletleri Rusya’nın yanı sıra İtalya ve Romanya tarafından desteklenmiş olduğu için Avusturya-Macaristan askerî birlikleri birkaç cephe arasında püskürtülmüştür ki böyle bir durumda personel ve kadro açısından yardıma ihtiyaç görmüştür. Bu arada Almanya İmparatorluğu askerî güçlerini Batı Cephesi’nde yoğunlaştırdığı için Avusturya-Macaristan devleti askerî yardım için diğer İttifak Devletlerine başvurmak zorunda kalmıştır. Avusturya-Macaristan mücadele birliklerini kuvvetlendirmek maksadıyla yapılan şiddetli askerî propaganda sonucu olarak 1916 sonbaharı ve 1917 ilkbaharı arasında Galiçya Cephesi’ne XV. Osmanlı Kolordusu kapsamında 10 bin gönüllü ve acemi asker gönderilmiştir. Osmanlı Askerî Karargâhı böyle bir kararı Balkanlar üzerinden Anadolu’ya Rus işgalini önlemek için getirdiğini savunmuştur. Kötü örgütleme, disiplinsizlik, zayıf giyim, açlık, büyük sayıda yaralı ve engelli, bulaşıcı hastalıkların salgını esnasında aşı yetersizliği askerlerin morallerini yitirmiştir. Çok sayıda ölü ve esir veren Osmanlı askeri, Avrupalı müttefiklerini karşılamak için Galiçya, Romanya ve Selânik Cephelerinde ikinci sıradan görevler yapmak zorunda kalmıştır. Avusturya, Alman, Yugoslav, Sırp, Britanya ve Osmanlı arşivlerinde bulunan kaynaklardan Galiçya, Kafkas, Çanakkale, Filistin, Suriye ve Arabistan cephelerinde kanlı ve şiddetli mücadele gören çok sayıda Rumelili gönüllü Britanya savaş kamplarında esir kalmıştır. Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan raporlara göre Avusturya-Macaristan ve Bulgar işgalci iktidarı tarafından çok sayıda genç erkek 1917 yılı boyunca seferber edildikten sonra Suriye

    6. Şeyhülislam Bostanzade Mehmed Efendi Ve Nazmen Verilmiş Fetvâları Shaykh Al-Islam Bostanzadah Mehmed Effendi And His In Verse Fatwas

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Muhittin ELİAÇIK

      2012-12-01

      manzum hâlde verilenlerine de rastlanmıştır. Böyle fetvâlar mensur hâlde verilen fetvâlara göre çok az sayıda olmuş ve Divan şairleri arasında özel ve imtiyazlı bir yerde bulunan şeyhülislâmların kalemlerinden çıkmıştır. Bu şeyhülislâmlardan birisi de Bostanzâde Mehmed Efendi’dir. Şeyhülislâm Bostanzâde Mehmed Efendi, Osmanlı’da birçok olayın ilk örneğinin kendi zamanında yaşandığı ilgi çekici bir şeyhülislâmdır. Onun kahve hakkında verdiği 52 beyitlik manzum fetvâ da bu ilgi çekici olaylardan olup, bu fetvâsıyla mühim bir tartışmaya son noktayı koymuştur. Aynı zamanda güçlü bir divan şairi olan Bostanzâde Mehmed Efendi, hatırı sayılır sayıda manzum fetvâ yazmıştır. Bu fetvâların soru ve cevaplarının beyit sayılarının hayli uzun olması da dikkat çekici bir durumdur. Bu makalede onun manzum fetvâlarından tespit edilebilen dört örnek dikkatlere sunulmaktadır.

    7. Çivi Yazılı Hukukta Kölelere Verilen Cezalar Punishments Given To Slaves In Cuneiform Law

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yusuf KILIÇ

      2013-09-01

      varlığını yararlı görmüşlerdir. Böylece savaş tutsakları, kötü veya hastalıklı ürün yıllarından dolayı istenilen miktarda hasat elde edemeyip fakir düşerek mülkünü başkasına devretmek zorunda kalan insanlar, borcunu ödeyemeyen borçlular, ailesine karşı gelen ve bu sebeple cezalandırılarak evlatlıktan çıkarılan kişilerden bir köle sınıfı oluşturmuşlardır. Köleleri ucuz ve daimi emek olarak görenbu toplumlar bu sınıfın sürekliliğini sağlamak için kölelerin bazı davranışlarını suç kabul ederek, gelir-geçer olan hukuki normlarında buna karşılık bazı cezai müeyyideler öngörmüşlerdir. Bu çalışmanın amacı kölelerin hukuk nazarında suç kabul edilen fiillerine karşılık verilen cezaları ortaya koymaktır. Bu noktada çivi yazılı hukuk sistemine sahip olan Eski Mezopotamya toplumları Sümer, Babil ve Asur ile Anadolu’daki Hititlerin neşredilmiş olan kanun metinleriüzerinde inceleme yapılmıştır. Söz konusu toplumların çivi yazılı kanun metinlerinden çıkarılan neticelere göre, kölelerin cezalandırılmasını gerektiren davranışlar şunlardır: KöleninEfendisinin Evinden Kaçması, Bir Cariyenin (kadın kölenin Efendisinden Habersiz Başını Örtmesi, KöleninHırsızlık Yapması ve KöleninEfendisineKarşı Gelmesi. Bu tür davranışlarda bulunan kölelere bazı organları sakatlanmaktadır. Bununla birlikte evden kaçan bir köleyi saklayan kişiye ise ölüm cezası verilmektedir.

    8. Türkçede Ön Seste Y Initial Phonem Y In Turkish

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sertan ALİBEKİROĞLU

      2013-03-01

      Full Text Available The Turkish language, which has an ancient history, is spread to a wide geography in the old continents. In classification of Turkish, Turcologists use different measures because this spread and natural qualifier of languages which is being alive are the main reasons that Turkish to branch into many dialects and accents. Studies ofTurcologists who use dialect for the classification of Turkish show thatthere are equivalences between West and East branches of theFirst/Proto Turkish on “l-ş”, “r-z” in internal and final phoneme; andon y-s/ş in initial phonemes. Between the Ancient and ModernTurkish, there emerged-especially base on time and place-manyphoneme evaluations and formed phoneme equivalences betweendialects. These equivalences allow us to understand current situationof the language and have information for the future while they shedlight evaluation of Turkish in its long historical journey. This studyaims to show the changes of the initial phoneme y which is used inclassification based on dialects. These changes will be shown byfirstly, determining if during the First Turkish, there were theconsonant primarily “y-” in initial phonemes of words, anddetermining the position of “y-” before the written era of Turkish; andsecondly, presenting the positions of initial phoneme y- during thewritten era of Turkish. Following these motivations, the study onlyconsiders the initial phoneme “y-” and does not include the changes ininternal and final phonemes. Kökleri çok eski tarihlere uzanan Türkçe, eski kıtalar üzerinde çok geniş coğrafyalara yayılmıştır. Bu coğrafyalara yayılım ve dilin doğasında bulunan canlı bir varlık olma vasfının Türkçenin çok çeşitli lehçe ve şivelere ayrılarak dallanmasının ana sebeplerini oluşturması, Türkologların, Türkçeyi tasnif ederken değişik ölçüler kullanmalarına neden olmuştur. Coğrafya, boy adları ve lehçe özelliklerine göre tasnif edilmeye

    9. Milli Kütüphane 2727 Numaralı Mecmû’a’da Kayıtlı Manzum Bir Melheme A Melheme Written In Verse Registered In The Periodical No:2727 In The National Library

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa ALKAN

      2012-12-01

      slam sonrası edebiyatımızda fal ile ilgili eserler görülmektedir.İnsanın geleceğe dair merakını gidermek için kullandığı olaylardan bazıları da Ay veya Güneş tutulması, yeni ay görünmesi, yıldız kayması, şiddetli yağmur veya dolu yağması ya da rüzgâr esmesi, gök kuşağı, şimşek, yıldırım ve deprem gibi bir takım tabiat olaylarıdır. Başka bir deyişle merak hissi, insana tabiat olaylarını kullandırarak gelecekten haber verme konusunda farklı bir yöntem oluşturtmuştur ki buna “melheme” adı verilmektedir. Arap, Fars ve Türk edebiyatında birçok örneği bulunan melhemeler, eski eserlerimiz arasında önemli bir yekün oluşturmaktadır.Bu melhemelerden biri de Milli Kütüphane 2727 numaralı mecmûada kayıtlı olan manzum bir metindir. Bu metinde ayın hangi burçta olduğunu çıkarma yöntemi ile ayın bulunduğu burca göre yapılması uygun olan ya da olmayan işler anlatılmıştır.İlgili metni konu alan bu çalışmamızda fal ve melhemelerle ilgili bilgi verildikten sonra adı geçen mecmuada kayıtlı bu manzum metin incelenmiş, transkribe edilmiş, ayrıca metinde geçen kelimeleri içeren bir sözlük de yazıya eklenmiştir.

    10. İlköğretim Okullarında Görev Yapan Öğretmenlerin Örgütsel Sinizm Düzeylerinin Belirlenmesi (Uşak İli Örneği Assessment of Cynicism Level of Primary School Teachers (Uşak Sample

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Akif HELVACI

      2012-09-01

      neticilerin sinizminin sebep ve sonuçlarını bilmeleri örgütteki başarı ve var ise sinizmin olumsuz sonuçlarını en etkili ve en uygun bir şekilde yönetme imkanı vermektedir. Örgütsel sinizmi etkileyen faktörlerin bilinmesi ya da algılanması yöneticilerin bu konuda duyarlı olup olumsuz sonuçlar doğurabilecek adım atmalarına engel olmaktadır. Bu araştırma, Uşak ili Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kamu ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Aynı zamanda öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerinin cinsiyet, branş, kıdem, öğrenim durumu, okulda çalışma süresi değişkenlerine göre faklılaşıp farklılaşmadığı saptanmak istenmiştir. Araştırma 2010-2011 eğitim-öğretim yılında yürütülen betimsel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın evreni Uşak ili sınırları içerisinde bulunan tüm kamu ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Örneklemini ise tesadüfi örnekleme yolu ile seçilen 311 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Apaydın (2012 tarafından geliştirilen örgütsel sinizm ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulguları ilköğretim öğretmenlerin sinizm algılarının “Az düzeyinde” olduğunu göstermektedir. İlköğretim öğretmenlerinin sinizme ilişkin görüşleri cinsiyet, branş, kıdem, öğrenim durumu bakımından değişmemektedir. Okuldaki çalışma süresi bakımından, bulunduğu okulda 6-10 yıl çalışan öğretmenlerin, 1-5 yıl çalışan öğretmenlere göre daha çok sinizme sahip olduklarını göstermektedir.

    11. Standards and Protocols for Digital Libraries Dijital Kütüphanelerde Standartlar ve Protokoller

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Emin Küçük

      2003-06-01

      Full Text Available New paradigms have been emerged in the field of librarianship and publishing with the developments in electronic environment, and rapid increase in electronically archived information and its acquisition and retrieval. While libraries show more interest in electronic information, publishers' current tendency is towards production of electronic information. In addition to the acquisition of electronic information, libraries have begun to digitise some of the holdings which do not present copyright problems. Economies provided by digitised information in terms of archiving, sharing and retrieval as well as the users' requirements are the basic motivation for digitisation. However, digital library standards have vital roles in performing effective library cooperation and interoperability between the systems. In this descriptive study, "the most commonly" confronted standards in digital library applications are being examined and evaluated under the following headings; (i record structure standards, (ii encoding standards, and (iii communication standards and protocols. However, metadata standards which can be categorised in record structure standards are not included since the matters are well studied in several papers in Turkish. Elektronik ortamdaki gelişmeler ve elektronik ortamda depolanan bilginin artmasıyla bilginin sağlanması, depolanması ve erişimi konularında önemli değişiklikler meydana gelmiş, yayıncılık ve kütüphanecilikte yeni paradigmaların oluşmasına neden olmuştur. Yayıncılar kaynakları elektronik ortamda üretme eğilimi göstermeye başlarken kütüphaneler de elektronik kaynaklara daha çok ilgi gösterir olmuşlardır. Elektronik ortamda üretilen kaynakların sağlanmasının yanı sıra, bir dizi kütüphane, dermelerinde bulunan ve telif sorunu olmayan materyali dijitalle sürerek kullanıcılarının hizmetine sunmaya başlamıştır. Dijital ortamda bilginin çok daha rahat depolanması, payla

    12. EDİTÖRLERDEN

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      ANADOLU KLİNİĞİ TIP BİLİMLERİ DERGİSİ

      2018-06-01

      ılarda bilimsel terimlerin yazımı vegenel imla konusunda TDK’nin kural ve sözlükleri (TDK Büyük TürkçeSözlük; TDK Yazım Kılavuzu; TDK Bilim ve Sanat Terimleri Sözlüğü esasalınmalıdır. TDK sözlüklerinde dilimize girmiş olan Batı kökenli yabancısözcüklerin yazımında genellikle bunların (İngilizcesinin ya da Latincesinindeğil Fransızcasının okunuşunun esas alındığı görülür, örneğin “laboratuvar,”“derivasyon,” “enfeksiyöz.” Ama bunun da istisnaları vardır:Beden bölümlerine dair anatomi terimlerinde (ör. os trigonum, binominalnomenklatürle ilgili biyoloji terimlerinde (ör. Streptococcus pneumoniaeLatince orijinaller italik harflerle; dilimizde seyrek anılan özel adlarda yineorijinal dildeki sözcükler (ör. Seattle, Churchill düz harflerle kullanılmalıdır(istisna içinde istisna olarak, bu sonuncusu dilimizde yerleşik bir karşılıkbulmuş olan özel adlar için geçerli değildir, örneğin “Moscow” değil “Moskova,”“Pastuer” değil “Pastör” olmalıdır.2016 yılı sayılarımızda dergimize katkıda bulunan hakemlerin listesi, Ocak2017 tarihli bir sonraki sayımızda yayımlanacaktır. Dergimizle ilgili hertürlü bilgiye internet adresimizden ulaşılabilir: http://hsv.dergipark.gov.tr/anadoluklinSaygılarımızla.

    13. Kırgız Türkçesiyle Yazılmış Olan Seyyid Battal Gazi Destanı Üzerine Bir İnceleme A Review Of Seyyid Battal Gazi Epic Written In Turkic Kyrgyz Language

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      M. Nurullah CİCİOĞLU

      2013-07-01

      Avrupa’ya yönelmeleri ile devam eden Türk-Bizans mücadelesi sürecinde bu kahramanla ilgili menkıbeler Türkler arasında oldukça yayılmıştır. Battal Gazi ile ilgili bu menkıbeleri ihtiva eden ve Battalnâme adı verilen eserler XIII-XIV. yüzyıllardan itibaren Anadolu’da yazılmaya başlanmış, bunların manzum ve mensur birçok nüshası günümüze ulaşmıştır. Türk epik destan geleneği zemininde teşekkül eden bu eserlerin sadece Anadolu sahasında değil Anadolu dışındaki Türk toplulukları arasında da yayılmış olduğu anlaşılmaktadır.Bu çalışmada Kırgızistan Milli İlimler Akademisi Elyazmaları Arşivinde bulunan ve “Seyitbatal Comogu” (Seyyid Battal Destanı olarak adlandırılan elyazması nüsha üzerine bir inceleme sunulmuştur. Bu nüsha Seyyid Battal Gazi destanının Kırgız Türkçesiyle yazılmış olan manzum metnini içermektedir. Eser, Anadolu’da yazılan Battalnâme nüshalarının Orta Asya coğrafyasına ulaştığını ve farklı Türk lehçelerinde yeni metinlerinin oluştuğunu örneklemesi bakımından önemlidir.Mamatkul Murataliyev’in yazıya aktardığı bu metinde geçen yer ve kişi adları, epizot ve motif yapısı Anadolu sahasında mevcut olan nüshalardakilerle büyük ölçüde örtüşmektedir. Bu metin Anadolu’da yazılmış Battalnâme nüshalarının etkisiyle ortaya konulan, Kazak Türkçesiyle yazılmış bir Battalnâme metninden uyarlanarak; fakat Kırgız destancılık geleneği özelliklerine uygun biçimde yeniden oluşturulmuştur. Bu şekilde konu ve olaylar ile mekân ve kişi adlarının ortak olduğu; fakat dil, şekil, üslup ve folklor unsurları bakımından oluşturulduğu sahanın özelliklerine göre şekillenen yeni bir metin ortaya çıkmıştır.

    14. CHANGES IN PHONETICS IN THE WORDS BORROWED BY THE KYRGYZ LANGUAGE KIRGIZ TÜRKÇESİNDE ALINTI KELİMELERDEKİ SES DEĞİŞMELERİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Cüneyt AKIN

      2011-01-01

      ünümüzde de yakın bağlantısı bulunan Kırgızlar, tarihi süreç içerisinde çeşitli yakınlaşmalar yaşamış hatta savaşmıştır. Belirttiğimiz bu tür ilişkiler neticesinde de, göçebe toplumun kültürüyle bağlantılı bazı kelime ve kavramları alıntılamışlardır. Kırgız Türkçesinin alıntı kelimeler için uyguladığı ses kurallarını ve bu yöntemle Kırgız Türkçesinin özleştirme gücünü ortaya koymayı amaçlayan çalışmada, Kırgız Türkçesine Arapça, Farsça, Moğolca, Çince ve Rusçadan alıntı kelimelerin ses değişmeleri ele alınmıştır.

    15. Evli erkeklerde eşlerine yönelik şiddet ve ilişkili etmenler/Spouse violence and related factors in married men

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Guljan Dönmez

      2012-12-01

      Full Text Available Amaç: Araştırmanın amacı 25-49 yaş arası evli erkeklerde eşlerine yönelik şiddet uygulama durumunun, türlerinin ve etkileyen etmenlerin belirlenmesidir. Yöntem: Kesitsel tipteki çalışmanın evreni, İzmir’in Konak İlçesi’nde bulunan Esentepe Sağlık Ocağı Bölgesi’nde yaşayan 25-49 yaş arası 2615 evli erkektir. Sistematik örnekleme yöntemi ile seçilen 254 kişiye ulaşılmıştır. Bağımlı değişken olan şiddet varlığı “Yeniden Gözden Geçirilen Çatışma Taktikleri Ölçeği” (The Revised Conflict Tactics Scales=CTS 2 ile belirlenmiştir. Bağımsız değişkenler erkeğe ve eşine ilişkin sosyodemografik değişkenler, evliliğe ve aileye, sağlık durumuna, cinsel yaşama ilişkin özelliklerdir. Veri t Testi, Ki-kare, Lojistik Regresyon Analizi ile çözümlenmiştir. Bulgular: Eşe yönelik psikolojik şiddet sıklığı %93, fiziksel şiddet %37.5, ekonomik şiddet %34.4, cinsel şiddet %3.9 olarak saptanmıştır. Psikolojik şiddete maruziyet, ortaokul ve üzeri öğrenimli kadınlarda anlamlı olarak daha fazladır. Erkeklerin işsiz olması ya da düzensiz işlerde çalışması, haftada birkaç kez ya da her gün alkol kullanması, istenmeyen gebelik varlığı, kadının 25-34 yaş grubunda olması fiziksel şiddette belirleyici etmenler olarak saptanmıştır. Sonuç: Eşleri tarafından kadına yönelik olarak uygulanan psikolojik şiddet sıklığı beklenenden çok yüksek bulunmuştur. Üç erkekten biri ekonomik ve fiziksel şiddet uygulamaktadır. Cinsel şiddet düşük saptanmasına karşın sorunun daha büyük boyutlarda olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile içi şiddet, toplumsal cinsiyet, kadın sağlığı Spouse violence and related factors in married men Objective:The purpose of this study is to examine the presence, patterns and related factors of spouse violence among 25-49 years old men. Methods: The cross-sectional study was conducted in the

    16. THE EFFECT OF 4+1 PLANNED WRITING AND EVALUATION MODEL TO DEVELOP THE ATTITUDES OF PRESERVICE TEACHERS AS TO WRITTEN EXPRESSION AND THEIR WRITING SKILLS 4+1 PLANLI YAZMA VE DEĞERLENDİRME MODELİNİN ÖĞRETMEN ADAYLARININ YAZILI ANLATIM TUTUMLARINI VE YAZMA BECERİLERİNİ GELİŞTİRMEYE ETKİSİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Halit KARATAY

      2011-09-01

      ında yazılı anlatım derslerine yer verilir. Bu derslerde yapılan yazılı anlatım etkinliklerinde genellikle öğrencilere yazma ürünlerinin niteliği ile ilgili yeteri kadar dönüt verilmez ve yazma süreci belli aralıklarla öğretmenler tarafından gözden geçirilerek öğrencilere dönüt verilmediği için doğrusal ilerler. Bu geleneksel yazma eğitimi anlayışında öğrencilerin yazma ürünlerinin şekilsel özellikleri; yazının okunaklığı yazım ve noktalama kurallarının doğru kullanılıp kullanılmadığı önemlidir. Oysa iyi bir yazma ürünü ortaya koymak iyi tasarlanmış, belli aralıklarla izlenerek yönlendirilmiş bir yazma süreci ile elde edilebilir. Sürece dayalı yazma eğitimi çalışmalarında öğretmenler, öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini geliştirmek için yazma sürecinin belli aşamalarında yazılarının gelişimleri hakkında onlara dönütler verir. Yazma sürecinin bir aşamasını tamamlamadan diğer aşamaya geçmelerine izin vermez, nerede, neyi, eksik yaptıklarını göstererek yazma süreci hakkında bilişsel farkındalık edinmelerini sağlar. Bu araştırmada, hazırlık, plan, düzenleme, düzeltme ve yayınlama aşamalarını içeren sürece dayalı 4+1 Planlı Yazma ve Değerlendirme Modelinin öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini ve yazılı anlatıma karşı tutumlarını geliştirmeye etkisi incelenmiştir. Çalışma ön test-son test kontrol gruplu deneysel modelde desenlenmiştir. Batı Karadeniz’de bulunan iki üniversitenin Türkçe öğretmenliği 1. sınıfları araştırmada örneklem alınmıştır. Sürece dayalı 12 haftalık deneysel uygulama sonunda 4+1 Planlı Yazma ve Değerlendirme Modelinin öğretmen adaylarının hem yazılı anlatım becerilerini hem de yazılı anlatıma karşı tutumlarını anlamlı düzeyde geliştirdiği belirlenmiştir.

    17. Tevfik Fikret Evreninde Gözden Kaçan Bir Küçük Kitap: Fuad Köprülü’nün “Tevfik Fikret ve Ahlâkı” A Minor Book That Escapes Notice In The World Of Tevfik Fikret: Fuad Köprülü’s “Tevfik Fikret And His Ethics”

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fatih ARSLAN

      2012-12-01

      , psikolojik, fiziksel ve statü bağlamındaki travmalarını mısralarına bütün içtenliğiyle aktarmıştır. Aradan geçen onca yıla rağmen Türk şiirinde aşılamayan bir mesafede duruşunu esas anlamda bu lirik bakışında aramak gerekir. Fikret’in şiirinde “Gözyaşı medeniyeti”nin en içli hıçkırıklarını, haykırışlarını hisseder, duyumsarsınız. Hem kendi döneminde hem sonrasında farklı sebeplerle hakkında onlarca inceleme ve yazı kaleme alınmıştır. Bu yazılardan bir tanesi de hakkında çıkartılan haksız haberlerden dolayı şiir algısını sosyal bir yapıda yeniden irdeleyen Fuad Köprülü’ye aittir. 1918 yılında küçük bir kitap olarak basılan değerlendirme Fikret incelemeleri için oldukça orijinal bir metin özelliğindedir. Türk Edebiyatı’nın başlangıç dönemlerine dair orijinal pek çok tespitte bulunan Köprülü, Servet-i Fünun edebiyatının ötesinde Türk edebiyatının söylemleri bakımından en kompleks şairi üzerine önemli bir çalışma yapmıştır. Metin kısa olmakla beraber son derece ciddi tespitlerde bulunmaktadır. Şiir örneklerinin eşliğinde ahlak ve değer kavramlarının hangi ölçülerde kullanıldığı sorusu Köprülü’nün cevabını aradığı en önemli problem durumundadır. Değer dünyası şairin dünyasından okunmaya çalışılmaktadır. Metnin bugüne kadar okunmaması veya basılmaması Tevfik Fikret incelemeleri adına ciddi bir eksikliktir. Bu çalışma öncelikle metnin sağlam bir okumayla fonksiyonel kılma çabası ve devamında Fikret incelemelerine kaynaklık etme gayesi gütmektedir.

    18. Seyyid Vehbi'nin Divanında Yer Almayan Bir Kasidesi The Kaside That Doesn’t Take Place In Divan Of Seyyid Vehbi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Haluk GÖKALP

      2013-03-01

      ıları üç başlıkta toplanabilir. İlk olarak mecmualar, içerdikleri zengin malzeme ile dönemin şiir zevkini yansıtırlar. Mecmua sayfalarını dolduran şiirler, nazire yazılacak kadar ya da şiir defterine kaydedilecek kadar beğenilen şiirlerin tespit edilmesini sağlar. İkinci olarak edebiyat tarihinde adı geçmeyen şairlerin tanınmasına yardımcı olur, üçüncü olarak ise yaşadığı dönemde ve sonrasında tanınan şairlerin bilinmeyen şiirlerini edebiyat araştırmacılarının istifadesine sunar. Mecmualar, divan sahibi olmayan şairlerin tanınmasına olanak sağlamanın yanı sıra tanınmış şairlerin divanlarının herhangi bir nüshasında yer almayan şiirlerinin edebiyat tarihine kazandırılmasında önemli rol oynar. Bu sayede divan şairinin tüm şiirlerini içeren mükemel divana bir adım daha yaklaşma imkânı doğar. Bu vesileyle biz de yazımızda şiir mecmualarının divan şiiri araştırmalarına katkılarını genel olarak değerlendirdikten sonra Topkapı Sarayı Kütüphanesinde bulunan Sıhhat-nâme ve Sûr-ı Hıtâna Müteallik Kasâid başlıklı şiir mecmuasında yer alan Seyyid Vehbî’nin “sıhhatnâme kasidesi”nin transkripsiyonlu metnini yayımlayacağız. Böylece on sekizinci yüzyılın önemli şairlerinden Seyyid Vehbî’nin otuz bir nüshaya dayalı divan neşrinde bulunmayan bir kasidesi literatüre kazandırılırken yeni bir sıhhatnâme metni araştırmacıların istifadesine sunulacaktır.

    19. Bireysel Barışa Yönelik Tutum Ölçeğinin Geliştirilmesi: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışmaları / Development of a Scale Measuring Attitudes towards Individual Peace: A Validity and Reliability Study

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bahadır Kılcan

      2018-03-01

      Full Text Available Abstract This study aims to develop a scale to measure eight-grade secondary school students' attitudes towards individual peace. The items of the scale have been prepared by the researcher based on a literature review. The study sample included 223 eight grade students from different schools in the Mamak district of Ankara for the 2015-2016 school year. At the end of the analysis, the correlation coefficients obtained from item-factor total and adjusted correlation were found to be above .21 and all items were statistically significant. In the exploratory factor analysis (EFA, the scale items were split into four dimensions: "State before Peace", "Factors for Peace", "Factors for Sulking" and "Assitance in Peacemaking". The Chi-square (X2 value appropriate for the model developed based on the results of the Confirmatory Factor Analysis (CFA and statistical significance levels showed that the proposed model was appropriate for the collected data. Reliability coefficients tested for the whole scale and its sub-dimensions revealed that the scale was suitable to measure eight-grade secondary school students' attitudes towards peace.   Öz Bu çalışmanın amacı, ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin bireysel barışa yönelik tutumlarının belirlenmesinde kullanılacak bir ölçme aracı geliştirmektir. Ölçme aracının maddeleri araştırmacı tarafından ilgili alanyazın incelenerek hazırlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2015-2016 öğretim yılının bahar döneminde Ankara İli Mamak İlçesinde bulunan okullarda öğrenim gören toplam 223 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Yapılan istatistikler sonucunda ölçeğin madde-faktör toplam ve düzeltilmiş korelasyonlarında elde edilen korelasyon katsayıları .21’in üzerinde olduğu ve tüm maddelerin istatiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi (AFA sonucunda ölçek maddeleri; “Barışma

    20. THE EXAMINATION OF THE RELATIONSHIP BETWEEN CREATIVITY AND WORK ENVIRONMENT FACTORS WITH A RESEARCH IN WHITE-GOODS SECTOR IN TURKEY

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Aslı KÜÇÜKASLAN EKMEKÇİ

      2012-11-01

      ında değil, iki farklı organizasyonun çeşitli departmanlarında gerçekleştirilmiştir. Bir dizi hipotez kurulmuş ve beyaz eşya sektöründe bulunan iki farklı firmadan toplanan veriler kullanılarak test edilmiştir. Sonuçlar, amir desteği, çalışan desteği, insiyatif ve iş odaklılık faktörleri ile yaratıcılık arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bu çalışmada amir desteğinin yaratıcılık üzerinde etkisi olan faktörlerden birisi olarak olarak bulunması spesifik amir davranışlarının yaratıcılığa etkisinin daha detaylı olarak incelenmesi gereğini ortaya koymuştur. Ayrıca, bu çalışma yaratıcı çalışanlara sahip olmayı isteyen organizasyonlara yol göstermektedir.

    1. Gözeli yöresindeki (Elazığ meşe (Quercus sp . ormanlarına asılan yapay yuvalardaki böcekçil kuşların kuluçka faaliyetleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Özden YALÇIN

      2015-12-01

      Full Text Available Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü sınırları içerisinde yer alan Elazığ ili Sivrice ilçesi Gözeli mevkiinde bulunan meşe ormanlarında, 2009-2013 yılları arasında gerçekleştirilen bu çalışma ile farklı bakılara asılan farklı renkteki küçük ve büyük yuva sandıklarında yuva yapan kuş türleri ve bu türlerin kuluçka faaliyetlerinin saptanması amaçlanmıştır. Kuluçkalarını başarı ile tamamlayan kuş türlerinin Otus scops haricindeki türlerin hepsi, hem küçük hem de büyük yuvaları kullanmıştır. Öncelikli yuva tercihleri şu şekilde olmuştur: Parus major küçük yuvaların %66,4’ünde, Cyanistes caeruleus büyük yuvaların %16,3’ünde, Sitta europaea büyük yuvaların %23,2’sinde, Petronia petronia küçük yuvaların %15,2’sinde, Passer domesticus büyük yuvaların %27,9’unda, Otus scops ise sadece büyük yuvaların %7’sinde yuvalanmıştır. Asılan yuvalarda başarılı kuluçka durumunun farklı kuş türlerine göre bakı tercihleri arasında farklılıklar bulunmaktadır. Büyük yuvalarda güney (%39,5, doğu (%34,9, kuzey (%16,3 ve batı (%9,3’dır. Küçük yuvalarda ise güney (%33,2, doğu (%27,2, batı (%20,8 ve kuzey (%18,8’dir.Farklı renklerde asılan kuş yuvalarında başarılı kuluçka yapan kuş türlerinin renk tercihleri değişmektedir. Büyük yuvalarda, Parus major yeşil yuvaları, Cyanistes caeruleus sarı yuvaları, Sitta europaea turuncu yuvaları, Petronia petronia sarı ve mavi yuvaları, Passer domesticus sarı, mavi ve boyanmamış yuvaları daha fazla tercih etmişlerdir. Kuşların yuva tercihinde yuva boyutu, renk ve bakının türler arası farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Bir türün daha yoğun bulunduğu alanda, o türe uygun yuva tercihinin gerçekleştirilerek asılması biyolojik mücadele kapsamında daha verimli sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır.

    2. “Kavram-Çağrışım-Kelime” Bağlamında Bitki Adlarına Anlam Bilimsel Bir Yaklaşım A Semantic Approach To The Significance Of Plant Names In The Context Of "Concept-Connotation-Word"

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İlhan UÇAR

      2013-03-01

      Full Text Available Human beings have made various markings after their own genusto distinguish the animals and plants that are located in the nearestplace in the nature. The emergence of plant names in Turkish is aprocess that begins with the existence of language and continues untilpresent day.The method that is used in Turkish plant naming overlaps withmany languages. The concept areas that form word transfers especiallyin translation works, the limited connotation ranges reveals manyparallels in the language of plant naming.The formation of plant names that are used in Turkish should beevaluated in terms of semantic and many classifications should bemade at this point. The markings of some concepts in the so-calledlanguage system brings meaning to a variety of events. These meaningevents raise solidifying the concept and concerns of conversion.While examing the connotation range of plant namings,theyshould be considered as multi-faceted.While plants are termed, markingfeatures such as; organ names, animal names, numbers, names ofpersons, names of various diseases, mining ( ore names, names ofsmell, astronomy terms, geography where they grow up/come orethnic/religious factors are taken into consideration. Experiment,experience and observation is important in these markings.Human beings, who began to recognize the various characteristicsof animals and plants, have marked the useful ones in a separateaccount and contract and the harmful ones in a separate account andcontract both in animals and plants.The namings of plants with various objects by using analogyaspect have obtained the use of the word as more than one name.In this article, " fields of meaning " and " connotation ranges " thatcame out from word transition concept in plant namings are taken intoconsideration and it is focused on methods of plant markings. İnsan, tabiatta kendi cinsinden sonra en yakınında bulunan hayvanları ve bitkileri birbirinden ayırmak için çeşitli işaretleme yollar

    3. Nâbî'nin Münşeâtında Biyografik Bilgiler Biographical Accounts In Nabi’s Munsheat

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Halil İbrahim HAKSEVER

      2013-03-01

      Full Text Available An eminent representative of erudite poetry, Nabi is compiled several prosal and poetic works. Born in Edessa, he had been to Istanbul before living for a long time in Aleppo. He turned back toIstanbul and died there at the age of 70. He has been remembered for afamous and wise poet. Among his works, his Munsheaat, whichincludes monobiographical accounts about his life, is a significant book.His letters mostly written to his friends especially in Aleppo gives usbrief accounts and clues about literary aspects of his personality.Analysis of these letter helps us to have knowledge about his relationswith the bureaucracy elites around him and the civil servants on theone hand; his expectations, his appointments, difficult life conditions helived in. In these letters, there are some remarks about the problemsrelated to official institutions of his time, civil unrest in some regions.There are also mention of some of his appointments, official duties,psychological problems he suffered from, his endeavours to send hisworks to the officials and friends. In this article, using the publishedversion of the Munsheat, we will try to quote and analyze some parts ofthese letters. We will also quote and discuss some passages giving usinformation about Nabi, his ideas and observations. Hikemî şiirin büyük temsilcisi Nabî, manzum mensur birçok eserin sahibidir. Urfa’da başlayan hayatı İstanbul’da devam etmiş, çeşitli memuriyetlerde bulunmuş, uzun yıllar Halep’te yaşamıştır.Uzun gurbet hayatından sonra tekrar İstanbul���a dönmüş, yetmiş yaşını aşmış olarak itibarlı, şöhretli, hikmetli bir şair kimliğiyle hayata veda etmiştir.Yazdığı eserler arasında, hayatına dair kendi kaleminden aktarma bilgiler bulunan Münşeatı önemlidir. Daha çok İstanbul dışında -özellikle Halep’te- iken dost ve tanıdıklarına yazdığı çeşitli konulardaki mektupları, Nabi’nin sosyal ve edebî hayatına dair k

    4. Türk Dili ve Edebiyatı İle Türkçe Öğretmeni Adaylarının Dede Korkut Hikâyeleri Hakkındaki Bilgi ve Görüşleri / The Knowledge and Opinions of the Turkish Philology and Turkish Teacher Candidates Regarding Dede Qorqut Stories

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa Yeniasır

      2017-09-01

      Full Text Available Abstract Dede Qorqut Stories which is one of the most prominent works of Turkish is a precious work which should be known by every Turkish teenager. Unfortunately, having a low reading rate in our country is a known fact. Therefore, being located in a broadly manner of Dede Qorqut Stories in National Education Curriculum which is situated among the most valuable works of Turkish and thus Turkish Literature, submits an obligation in terms of the students for learning the culture of the society they live in better.  The purpose of the study is to reveal the knowledge and opinions of the Turkish Philology and Turkish teacher candidates being educated in the first grade of the universities regarding Dede Qorqut Stories. In the research, survey has been used as a data collection tool. The survey has been applied to Turkish philology and Turkish teacher candidates who began studying in the first grade of 2015-2016 Fall semester. The findings obtained as a result of the study has been discussed and various suggestions has been made.   Öz Türkçenin en önemli yapıtlarından biri olan Dede Korkut Hikâyeleri, her Türk genci tarafından bilinmesi gereken değerli bir eserdir. Maalesef ülkemizde okuma oranının düşük olduğu bilinen bir gerçektir. Bundan dolayı Türk edebiyatının ve dolayısıyla Türkçenin en değerli eserleri arasında bulunan Dede Korkut Hikâyelerinin Millî Eğitim müfredatında geniş bir şekilde yer alması, öğrencilerin içinde yaşadıkları toplumun kültürünü daha iyi öğrenmeleri açısından zorunluluk arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversite birinci sınıfta öğrenim gören Türk Dili ve Edebiyatı (TDE ile Türkçe öğretmeni adaylarının Dede Korkut Hikâyeleri hakkındaki bilgi ve görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Hazırlanan anket, 2015-2016 Güz döneminde birinci sınıfta öğrenim görmeye başlayan TDE ve T

    5. Eski Kimyada Kibrît-i Ahmer Teriminin Klasik Türk Şiirine Yansımaları Reflections of the Term Kibrit-i Ahmar From Field of Alchemy Onto Classical Turkish Poetry

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Korkut ÇEÇEN

      2012-09-01

      önüşebileceğine inanıyorlardı; özellikle sıradan madenleri en değerli maden kabul edilen altına dönüştürmeye çalışıyorlardı. Bu dönüşüm düşüncesinin temelinde bazı kuramlar yer almaktaydı. Dört unsur kuramı, kükürt-cıva kuramı ve iksir kuramına göre bir maddenin başka bir maddeye dönüşebilmesi mümkün idi. Bu dönüştürme işleminde kullanılan maddelerden biri olan kibrît-i ahmer, kadim kültürlerden bu yana altına dönüştürme gücü olduğuna inanılan, nadir ve çok değerli bir iksir olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte gerek bir iksir olarak kabul edilen kibrît-i ahmer ve gerek kimyaya ilişkin bazı kavramlar maddi değer ve anlamlarının dışında zamanla mecazi, sembolik ve mistik anlamlar da kazanmıştır. Tasavvufta kimya, olgunlaşmayı ve mükemmelleşmeyi ifade eder. Tasavvufun kimya dilini kullanmasından dolayı, zaman içerisinde mutluluğu elde etmek anlamına gelen “kimyâ-yı saâdet” gibi yeni kavramlar da oluşmuştur. Kibrît-i ahmer sözü ise kıymetli ve nadir bulunan varlıkları ifade etmede kullanılır. Dönüştürme ve mükemmel kılma gücü de olan kibrît-i ahmer, kazandığı tasavvufi anlamlarla klasik Türk şiirinde işlenmiştir. Bu çalışmada eski kimya ve kibrît-i ahmer hakkında kısaca bilgiler verilmiş, divanlarda geçen kibrît-i ahmer ile ilgili beyitler değerlendirilerek söz konusu terimin klasik Türk şiirindeki kullanımlarına dikkat çekilmiştir.

    6. Tanzimat Döneminde Kıbrıs Ticareti / Trade in Cyprus during the Tanzimat Period

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hasan Samani

      2017-09-01

      brıs’ta ticarî faaliyetleri konu edinmektedir.Tanzimat dönemi, sadece Osmanlı devletinin merkezi ve etkin bir idari mekanizma kurmak için bir çok yeni kurumun tesis edildiği bir dönem değil, buna paralel olarak Avrupa devletleriyle ticari ilişkilerde istikrarlı bir biçimde artış yaşandığı bir dönemdir de. Dolayısıyla bu idarî yeniden yapılanma süreci, artan ticarî faaliyetleri düzenleyip kolaylaştıracak yeni kurumlar ve mevzuatı da içermektedir. Dönemin bu dinamikleri Doğu Akdeniz ticaretinde önemli bir uğrak limanı konumunda bulunan Kıbrıs’ta da etkilerini hissettirmiştir. Bu bağlamda mevcut çalışmada Kıbrıs’ta ticarî faaliyetler çerçevesinde, ada ticaretine konu olan emtiânın neler olduğu, dışsatımda öne çıkan alıcı yabancı devletler ile bölge ülkelerinin hangileri olduğuincelenmiştir. Kıbrıs ticaretinde fââl olan yerli tüccar çalışmanın konu edindiği diğer bir başlık olmuştur. Son olarak Kıbrıs ticaretini artırmaya yönelik ıslahatlara değinilmiştir. Çalışma, Başbakanlık Osmanlı Arşivi Bâb-ı Ali Belgeleri ile genel literatürden yararlanılarak hazırlanmıştır. Sonuç olarak Kıbrısın ticaret hacmi dönem boyunca artış göstermiştir. Kıbrıs’ın dışsatımında şarap, harnup ve pamuk en önemli emtia olmuştur. Bazı emtiânın dışsatımı denetim altında tutulmuştur. Kıbrıs dış ticaretini büyük ölçüde elinde tutan tüccar gayrimüslimler olmuş, Müslüman tüccar ise ada dahilinde aktif olarak yabancı ve gayrimüslim tüccara mal tedarik eden kesimi oluşturmuştur. Tuzla (Larnaka ’da bir ticaret mahkemesinin kurulması, Lefkoşa-Tuzla şose yolunun yapımı ve tarihi Lefkoşa Panayırı’nın yeniden açılması Kıbrıs ticaretini canlandırmak için yapılan en önemli ıslahatlar olarak tespit edilmiştir.

    7. Konya İli Beyşehir İlçesi Fasıllar Köyü Mezar Taşları Tombstones of Village Fasıllar in District Beyşehir of Konya City

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hüseyin MUSMAL

      2013-09-01

      Full Text Available This study consist of tombstones which are from ottoman era inthe graveyard of Fasillar village in district beyşehir of konya. In thisstudy 28 headstones and 19 footstones which were written by ottomanturkish with arabic letter were ascertained and analized in terms ofhistorical and art history. In this study all tombstones have beendiscussed separetely and a general evaluationhas been done via thesetombstone. But while we were writting the text part, firstly we made ageneral evaluation and at the end of this study tombstones that wereinvestigated, handled individually (one by one as a catalogue. Villagefasillar which is bounded up Beyşehir district of konya was establishedtwo great hills that consist of rock. The region in which includedFasillar falso, had a great importance in Hittite Empire era. FasillarMonument which belongs to Hittite era and was known by historianand archaeologist, and researching seval speciality of this region.Having the processable stone resources of the region provideed tooccour a custom on stonework. When the qualities, quantities, typesand features are investigated, it iş understood that inhabitants of villageFasillar sustainedthis custom throughout 20th century. The shapes andornamentations of tombstones, and expressions and templates showthat inhabitants have different ial skils from other settlements as socialeconomical and cultural. Konya İli Beyşehir İlçesi Fasıllar Köyü Mezarlığı’nda bulunan Osmanlı dönemine ait mezar taşları bu çalışmanın inceleme konusunu oluşturmaktadır. Çalışmamızda Fasıllar Köyü mezarlığında tespit edilen Arap harfleri ile Osmanlı Türkçesi kullanılarak yazılmış 28 baş taşı ve 19 ayak taşı, tarih ve sanat tarihi ölçütlerine göre incelenmektedir. Çalışmada her bir mezar taşı ayrı ayrı ele alınmış ve bu taşlar üzerinden genel bir değerlendirme yapılmıştır. Ancak çalışmamızın metin bölümü oluşturulurken,

    8. Tankerlerde Yükleme-Tahliye Operasyon Sisteminin Otomasyonu

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Murat H. A. ALTUN

      2015-12-01

      Full Text Available Tanker tipi gemiler için yükleme tahliye operasyonları en kritik operasyonlardır. (1 Gemi limanda iken çevre kirliliği, yangın ve patlama riski ile kaza sonucunda doğabilecek zararların büyük ölçeklerde olma olasılığı yükleme-tahliye operasyonlarını kritik hale getirmektedir. (2. Bu kazaların oluşmasındaki nedenlerin başında personelin üzerine düşen ağır iş yükü neticesinde oluşan aşırı yorgunluk gelmektedir.(3 Bu çalışmada, insan hatasını ve doğabilecek operasyonel riskleri en aza indirgemek için yükleme ve tahliye operasyonunun operatör tarafından belirlenecek kriterlere göre çalışan bir otomasyon sisteminin oluşturulması hedeflenmiştir. Bu sistemin oluşturulması için gemi stabilite formüllerinden yararlanılarak oluşturulacak bilgisayar programları kullanılacaktır. Oluşturulan bilgisayar yazılımı sayesinde geminin kargo ve balast tanklarında bulunan mevcut değerler belirli aralıklarla ölçülüp operatör tarafından belirlenen trim, meyil, kargo akış miktarı, basınç ve geminin intakt stabilite kriterleri hiçbir safhada aşılmadan operasyon gerçekleştirilebilecektir. Sistem, otomasyon sistemine bağlı olan kargo ve balast tanklarının valflerini belirlenen kriterlere bağlı kalarak ayarlamaktadır. Tüm bunları yaparken girilen kargo akış miktarı ve basınç değerlerine bağlı olarak kargo pompasının cinsine bağlı olarak devir sayısını ayarlayabilmektedir. Otomasyon sistemi emniyet açısından beklenmedik durumlarda alarm vererek operatörü uyarmaktadır. Alarm sistemi meyil, basınç, intakt stabilite, akış miktarı ve trim değerleri için farklı olarak ayarlanmakla beraber operatörün belirleyeceği periyotlarda susturulmaması neticesinde genel alarm devreye girecek şekilde tasarlanmıştır. Ayrıca geminin fribord ve draft değerleri arasındaki fark hesaplanarak geminin ne kadar yükseldiği ve alçaldığı hesaplanmaktadır. Yap

    9. Haşim Bey Mecmuasının “Makam Ve Tonalite Karşılaştırması” Yönünden İncelenmesi The Analysis Of Haşim Bey’s Anthology For “Comparison Of Maqam And Tonality”

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Gökhan YALÇIN

      2013-07-01

      tanımlamış olmasıdır. Kimi müzikologlar tarafından bu karşılaştırma tamamen reddedilmiş, kimileri tarafından bir ilk olarak kabul edilmiştir. İlgili araştırmalar incelenmiş Haşim Bey mecmuasının çevirisinin yapıldığı fakat Batı müziği teorisi ile ilgili bölümün analizinin yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışmanın amacı da, Haşim Bey mecmuasının Batı müziği ile ilgili bölümlerinin incelenmesi ve Türk müziği makamları ile Batı müziği tonal dizileri karşılaştırmasında bulunan benzerliklerin neler olduğunun ortaya konulması olarak belirlenmiştir.Elde edilen bulgulara göre benzerliklerin, “karar seslerine göre”, “seyir ve hareketlerine göre”, “kullandığı değiştirici işaretlere göre” ve “tüm yönleriyle benzerlik” şeklinde sınıflandığı görülmüştür. Aynı dönemde ve sonraki yıllarda bestelenen makamsal çok sesli eserlerin armonik analizi yapılmış ve kullanılan armoniye göre tonalitelerin Haşim Bey’in benzerlikleri ile örtüştüğü görülmüştür. Ayrıca bir nazariyat kitabı olarak bu mecmuada karşılaştırmanın, tonalitelerin tanıtılması ve öğretilmesinde bir yöntem olarak ya da makamların tanıtılması ve öğretilmesinde bir yöntem olarak kullanıldığı, bu türden çalışmaların daha sonraki yıllarda özellikle Batı müziği notalarının öğretilmesinde bir yöntem olarak kullanıldığı görülmüştür.

    10. Üniversite Kütüphanelerinde Kişisel Verilerin Korunması=Protection of Personal Data in University Libraries

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Türkay Henkoğlu

      2015-05-01

      Full Text Available Güvenilir bilgiye erişim ve büyük ölçüde elektronik ortamda saklanan mevcut bilginin korunmasına yönelik ihtiyaçların arttığı günümüzde, korunacak bilgi varlıkları içinde kişisel veriler önemli bir yer tutmaktadır. Bu bilgi varlıklarının korunması hukuksal, teknik ve idari boyutların dikkate alındığı bilgi güvenliği politikalarının gücü ile mümkün olabilmektedir. Bu çalışmada, kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel ilkeler ve hukuksal düzenlemeler çerçevesinde üniversite kütüphanelerindeki mevcut durum değerlendirilerek, eksikliklerin giderilmesine yönelik önerilerde bulunulmuş ve bilgi güvenliği kültürünün oluşmasına katkı sağlanması hedeflenmiştir. Bu amaçla Ankara’da bulunan 15 üniversite kütüphanesini kapsayacak şekilde görüşme yoluyla anket uygulanmış ve alınan bilgi güvenliği önlemleri mevcut hukuksal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda; yasal düzenlemelerin yeterli ve önleyici nitelikte olmadığı, üniversitelerde kişisel verilerin korunmasına ve verilerin güvenli olarak imha edilmesine ilişkin politikaların bulunmadığı, risk yönetiminin yapılmadığı, üniversite birimleri arasında sorumlulukların paylaşılmadığı, kişisel verileri işleyen personele veri korumaya ilişkin bilinçlendirme eğitimi verilmediği ve kişisel verileri işleyen birimlerin hangi verilerin kişisel veri olduğu konusunda dahi tereddütlerinin bulunduğu görülmektedir./Today, with the significant increase in the need for the access to reliable information andfor the protection of available information stored electronically; personal data has becomeone of the most important information assets that must be protected. The protection of theseinformation assets is only possible with the power of information security policies including legal,technical, and administrative dimensions. In this study, current situation of

    11. Health promotion in the “Cancer Early Diagnosis, Screening and Education Centers”in Ankara: Mixed methods research among women/Ankara’daKanser Erken Teşhis Tarama Eğitim Merkezlerinde sağlığı geliştirme:Kadınlar ile yürütülen karma yöntemli bir araştırma

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ozge Karadag Caman

      2013-12-01

      itim Merkezleri’nin (KETEM hizmetlerinin, özellikle hizmetlerin sağlığı geliştirme boyutuna odaklanarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Yöntem: Araştırma grubunu, Ankara’da bulunan KETEM’lere başvuran ve izleme dönemi ile birlikte çalışmaya katılmayı kabul eden 30-70 yaş arası 332 kadın oluşturmaktadır. Çalışmada, karma veri toplama yöntemi (hizmet öncesi ve sonrası anket formları, tıbbi kayıtlar ve odak grup görüşmeleri kullanılmıştır. Niceliksel verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, ki-kare testi, Fisher’in kesin ki-kare testi, McNemar`ın ki-kare testi, Bowker’in simetri testi ve bağımlı gruplarda t-testi kullanılmış, niteliksel verilerin analizinde ise görünür/açık içerik analizi yapılmıştır. Bulgular: Hizmet sonrası görüşülen katılımcıların (n=319 %97.5’i KETEM’lerin sunduğu hizmetlerden memnun kalmıştır. Katılımcıların kanserden korunmak için alınabilecek önlemler konusunda bilgi düzeyi, hizmet sonrasında anlamlı düzeyde artmıştır (p<0.001. Merkezlerde verilen eğitimler, kanserden korunmaya yönelik önlemler konusundaki bazı bilgileri artırmakla beraber, kendi kendine meme muayenesi sıklığının artması (p<0.001 dışında, diğer sağlık davranışları ile ilişkili bulunmamıştır (p>0.05. Sonuç: KETEM’lerden hizmet alan kadınların çoğu hizmetlerden memnun kalmış ve kanser taramaları ile ilgili sorun yaşamamıştır; ancak bulgular, merkezlerin mevcut hizmetlerinin, kanser konusunda farkındalığı arttırmakla birlikte sağlık davranışlarını önemli düzeyde etkilemediğini göstermektedir. Sağlığı geliştirme hizmetleri kapsamında; kanıta dayalı eğitim ve davranış müdahaleleri ile bu müdahaleleri izleme dönemlerini de içeren çok boyutlu bir yaklaşıma gereksinim vardır. Anahtar Kelimeler: Kanser taraması, sağlığı geliştirme, sağlık eğitimi, sağlık davranışı, koruyucu sağlık hizmetleri   

    12. S-29: Osgood Schlatter Olan ve Olmayan Adölesan Sporcularda; Patellar Yüksekliğin İzokinetik Sonuçlara Etkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Canan Gönen Aydın

      2017-03-01

      Full Text Available GİRİŞAraştırmamızın amacı;os good schlatter tanısı olan ve patella yüksekliği bulunan adölesan sporcuların izokinetik kas kuvvetlerinin değerlendirmek.Biz patella yüksekliğinin kas gücünü etkileyeceğini düşünmekteyiz. GEREÇ ve YÖNTEMÇalışmamıza 73 sporcu, 146 diz dahil edildi. (yaş ortalaması 13,6 ± 1,8, body mass index 20,6± 3,3 kg/m2 Dizleri; OGS olan(n=95 ve olmayan( WOGS n=51 olarak ikiye ayırdık. Ayrıca Caton-Deschamps metodu kullanarak PA olanları tespit ettik.Sporcuların dizlerinin Cybex norm (CSMI Humac Norm, ABD izokinetik dinamometre ile değerlendridik.(Resim 1BULGULAROGS ve WOGS dizlerin kas kuvveti değerlendirmesinde; 60 ° / s açısal hızda peak torque flexion ve ekstansiyonda (PT p=0,01 daha kuvvetli olduğunu tespit ettik.(tablo 1 PA olan grupla PA olmayan dizlere baktığımızda ise; PTF (60°/s ve total work flexion (180°/s anlamlı bir farklılık vardı.(p=0,01 Fakat peak torque/body weight (PT/BW değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu.TARTIŞMA / SONUÇÇalışmamız; radyolojik olarak yüksekte olan patellaların; izokinetik değerlendirmeyi etkilemediğini ortaya koymuştur. PA'li sporcuların daha güçlü kuadriseps kasına sahip olabileceğini ve sonuç olarak OGS'ye yol açtığını varsaydık. Ancak OGS ile dizde kas kuvveti ve PA varlığı arasında herhangi bir ilişki bulamadık.OGS veWOGS lerin demografik özellikleri.İzokinetik değerlendirmeleriOGSMean±SSWithoutOGSMean±SSpn9551Age13,2 ±1,814,2±1,70,002*BMI (kg/m220,3±321,2±3,70,12PTE 60°/s (Nm92 ± 35111 ± 490,01*PT/BW E 60°/s (Nm157 ± 55171 ± 540,14PTF 60°/s (Nm53 ±2065 ±310,01*PT/BWF 60°/s (Nm88 ±2997 ±360,13F/E ratio 60°/s (Nm60 ±1759 ±160,71TWE 180°/s (Nm685±286771±3310,12TW/BW E 180°/s (Nm1171±4841182±4540,88TWF 180°/s (Nm427±220510±2100,05TW/BWF180°/s (Nm717±352807±3460,14F/E ratio 180°/s (Nm67±3171±270,5BMI= body mass index. PTE = peak torque

    13. ŞAH İSMAİL (HATÂYÎ DÎVÂNI’NIN MEVCUT NEŞİRLERİNDE KULLANILMAYAN YAZMA NÜSHALARI [UNUSED MANUSCRIPTS OF SHAH ISMAIL (HATAYİ DİVANI IN PRESENT PUBLICATIONS

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Muhsin MACİT

      2017-09-01

      Full Text Available Erdebil Tekkesinin şeyhi ve Safevî Devletinin kurucusu Şah İsmail (1487-1524, aynı zamanda Hatâyî mahlasıyla Türkçe şiirler söyleyen bir şairdir. Şiirleri Deh-nâme, Nasihat-nâme ve Dîvân-ı Hatâyî adlı eserlerinde toplanmıştır. Daha hayattayken divanı istinsah edilmiştir. Dîvân-ı Hatâyî’nin tespit edilen yirmi beş yazma nüshasının yanı sıra mecmua ve cönklerde yüzlerce Hatâyî mahlaslı şiir vardır. Yurt içinde ve yurt dışındaki kütüphanelerde bulunan Hatâyî Dîvânı nüshaları, mecmua ve cönklerdeki Hatâyî mahlaslı şiirler de ilave edilerek araştırmacılar tarafından Bakü, İstanbul, Napoli, Tebriz ve Tahran’da yayımlanmıştır. Mevcut neşirlerde Hatâyî Dîvânı’nın Berlin, Erdebil, İstanbul, Londra, Mezar-ı Şerif, Paris, Tahran, Taşkent, Tebriz ve Vatikan nüshaları kullanılmıştır. Hatâyî Dîvânı’nın on bir yazma nüshası mevcut neşirlerde kullanılmamıştır. Bu nüshaların bir kısmı çok önemli müstensih ve müzehhiplerin ürettiği yazmalardır. Bir kısmı da mevcut neşirlerde bulunmayan Hatâyî mahlaslı şiirleri ihtiva ettikleri için önemlidir. Ayrıntılı biçimde tanıtılacak olan bu nüshalar, ihtiva ettikleri farklı şiirler ve ketebe kayıtlarındaki veriler açısından Şah İsmail’in şairliğine dair mevcut bilgileri gözden geçirmeyi gerektirecek düzeydedir. Shah Ismail (1487-1524, the Erdebil Dervish Monastery’s Shaykh and the founder of Safavid Dynasty, is a poet who also writes Turkish poems under the pseudonym Hatayi. His poems were collected in his works named Deh-name, Nasihat-name and Divan-ı Hatayi. When he was alive, his divan was copied by many. In addition to the twenty-five manuscripts of Divan-ı Hatayi, there are hundreds of Hatayi poems in magazines and poetry books. By adding the poems under the psuedonym Hatayi, the copies of Hatayi Divanı in magazines and poetry books, found in the literature

    14. CHAY KARAGACH’S POEM CONSISTENCY EVALUATION RELATED TO SOCIOCULTURAL STRUCTURE OF KASHQAI TURKS ÇAY KARAGAÇ ŞİİRİ BAĞLAMINDA KAŞKAY TÜRKLERİNİN SOSYOKÜLTÜREL YAPISINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet KARAASLAN

      2011-12-01

      ısmı geleneksel göçebeyaşantısını sürdürebilmektedir. Hüseyin Ali Kaimi konargöçer bir KaşkayTürkü olarak bütün ömrünü “Kaşkay Eli”nin içinde geçirmiş obanındertlerini, başından geçenleri, Kaşkayların şu anki halleriyle eski halleriarasındaki farkları, Kaşkay Türklerinin tarihini, geleneğini, kültürünü;göç güzergâhı üzerinde bulunan Karagaç Çayı ile dertleşerek ona sorularsorarak anlatmaya çalışmıştır. Koşma destan biçiminde kaleme alınmışbu yüz elli kıtayı aşkın manzumede birçok yönüyle Kaşkay Türklerinigörmek, şehir hayatının içerisinde kaybolmaya ve hâkim unsurlararasında erimeye yüz tutmuş kadim Kaşkay kültürünün, özlemini, onunmısralarıyla hissetmek mümkündür. Yapılan çalışmada, Karagaç nehrinibir metafor olarak topyekun bir Kaşkay kültürünü tanımlamak içinkullanan ve aşık tarzı kültür geleneğinin önemli bir temsilcisi olanHüseyin Ali Kaimi‟nin bu önemli şiiri çerçevesinde Kaşkaylar hakkındabilgi vermek öte yandan Güney‟in Şehriyarı diyebileceğimiz Kaimi‟yi ve Çay Karagaç şiirini Türkoloji dünyasına tanıtmak amaçlanmıştır.

    15. Peyami Safa’nın Yalnızız Romanında Kadın ve Aileye Batılılaşma Ekseninden Bakış Overview Of Westernization Axis To Woman And Family In The Novel Of Peyami Safa’s Yalnızız

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sümeyye Dinler KÖKSAL

      2013-03-01

      edebiyat dönemi edebî eserler bakımından verimli bir dönemdir. Zira Batılılaşma ile büyük ölçüde değişime uğrayan sosyal yapıda ele alınacak çokça mesele ortaya çıkmıştır. Böylece Batılılaşma, dönemin birçok edebî eserinde temel konuyu teşkil etmiş olur. Toplumun büyük kesiminde yaşanan bu sosyal değişime kayıtsız kalmayan edebî şahsiyetler, Batılılaşmayı her yönüyle sık sık işlemişlerdir. Özellikle roman türünde Peyami Safa’nın Batı’yı ve Batılılaşmayı işleyen eserler verdiğini görürüz. Toplumsal yapıyı oluşturan unsurları Batılılaşma ekseninde titizlikle ele alan Peyami Safa’nın, kadın ve aileyi bu yöndeki değişimine daha çok eğildiği dikkat çekmektedir. Kadının genel karakteri ve Batılılaşma serüveninde oynadığı rol üzerine kafa yoran Peyami Safa, eserlerinde kadınları özenle işler ve onlara önemli vazifeler yükler. Ailenin temel yapısı ve Batılılaşmadan etkilenme oranı üzerine de tespitlerde bulunan Peyami Safa’nın eserleri bu dönem adına önemli belgeler olarak kabul edilebilir. Bu çalışmada Peyami Safa’nın Yalnızız romanında, kadınların ve aile yapısının, Batılılaşma ile nasıl bir değişime uğradığını tespit etmeye çalıştık. Bu eserde kadın ve ailenin Batılılaşma ile nasıl bir değişime uğradığının örneklerini öne çıkarma fırsatını bulmuş olduk.

    16. Râhatü’l-İnsân (Pend-Nâme-i Enûşîrvân’ın Türkçe Bir Tercümesi A Turkish Translation of Râhatü’l-İnsân (Pend-Nâme-i Enûşîrvân

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Müjgân ÇAKIR

      2012-09-01

      ı kaynaklarda Râhatü’l-insân veya Pend-nâme-i Enûşîrvân diye adlandırılmış olanıdır. Rıza Kulı Han Hidayet’in Bedâyi‛-i Belhî’ye ait olduğunu belirttiği metnin şairi meselesi ihtilaflıdır. Charles Schefer’in Chrestomathie Persane adlı eserinde neşrettiği metnin mukaddimesinde adı geçen “Şerîf-i Şair”in Ebû Şerîf Muhalledi-yi Gurgânî olduğu da iddia edilmektedir. Râhatü’l-insân Türkiye Kütüphanelerinde nüshaları olan bir eserdir. Bu makalede metin ve onun Süleymaniye Kütüphanesi, Fatih Bölümü, No. 5385’te “Pend-i Nûşîrevân-ı Âdil” adıyla kayıtlı bulunan Türkçe mensur bir tercümesi üzerinde durulacaktır. Bu tercümede Nûşîrevân’ın tacının onyedi diliminde (küngüre yazılı olan nasihatlar sıralanmakta ve bu âdil hükümdarın nasihatlarını askerlerinin okuyabilmesi için yılda bir kez tacını uygun bir yere astırdığından bahsedilmektedir. Nûşîrevân’ın nasihatlarında amacının insanlarını ahlâkî bakımdan eğitmek, insanlar arası ilişkileri düzenlemek kadar tebaa ile hükümdar arası münasebete yön vermek olduğu da görülmektedir. “İhtiyar ve zayıflara hürmet edin, ana baba hakkını gözetin, işlerinizi âlimlere danışarak yapın, dilinize hakim olun, emanete hıyanet etmeyin, düşündükten sonra konuşun” vb. Nûşîrevân’ın tacında kayıtlı olan nasihatlardan bazılarıdır. Makalede eserin Farsça nüshalarıyla Türkçe tercümesi arasındaki farklılıklara da temas edilmeye çalışılacak ve Türkçe tercümenin transkripsiyonlu şekline yer verilecektir.

    17. 25-27 Kasım 2015 Adli Toksikoloji Kursu Advances Updated in Forensic Toxicology Ardından

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nebile Dağlıoğlu

      2015-12-01

      şyeri uyuşturucu testi ile ilgili analizler bilim alanina ait çalışmalar biyokimya laboratuarları ve biyokimya ile sınırlı olamaz. Çeşitli bilimsel disiplinlerden deneyimli ve iyi eğitimli uzmanlar kombine güç olmalıdır. Sonuç olarak, Türk Hükümeti uyuşturucu ve uyuşturucu bağımlılığı ile mücadelede daha bilimsel, etkin ve güncel uygulamaları planlamalı ve yürürlüğe koymalıdır. Ayrıca uyuşturucu ve uyuşturucu bağımlılığı konusunda çalışmalar yapacak yetkinlikte ve yeterlilikte insan gücünü yetiştirmek üzere Türkiye Ulusal Uyuşturucu Enstitüsünü oluşturmalıdır. Bu uyuşturucu ve uyuşturucu bağımlılığı ile mücadelede daha bilimsel yöntemler kullanılarak ilerleme anlamı taşıyacaktır. Amerika Sağlık Bilimleri Enstitüleri bünyesinde bulunan Amerika Ulusal Uyuşturucu Bağımlılığı Enstitüsü’nün (NIH/NIDA genel yapılanması Türkiye Ulusal Uyuşturucu Enstitüsü için bir örnek olabilir. Not: Adli ve Klinik Toksikoloji Derneği –AKTOD (Society of Forensic and Clinical Toxicology-SoFoCT başkanlığını Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü’nden Doç.Dr. Serap Annette Akgür yapmaktadır. Dernek iletişimi için www.adlikliniktoksikoloji.org sitesine başvurabilirsiniz.

    18. Kuva-yi Milliye Müzesindeki Sırp Kralı II. Stefan Uroš Milutin (1282-1321 Dönemine Ait Gümüş Sikke A Silver Coin of Serbian King Stephan Uros II Milutin (1282-1321 from Kuva-yi Milliye Museum

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ceren ÜNAL

      2012-12-01

      bulunmaktadır. Kuva-yi Milliye Müzesi’nde, 2011 ve 2012 yılı Ağustos ayları arasında yapılan çalışmalar sonucu Ortaçağ Sırbistan dönemine tarihlenen bir adet nadir buluntu gümüş sikke tespit edilmiştir.Kuva-yi Milliye Müzesi’ndeki1 Sırp hükümdar II. Stefan Uroš Milutin (1282-1321 iktidarına tarihlenen bir adet gümüş sikke/dinar2, Anadolu’ya ticaret yoluyla girmi�� olmalıdır. Bir grup gümüş Venedik sikkesi ile beraber bulunan Sırp dinarı, dönemin etkin kültürlerinden Bizans İmparatorluğuna ait sanılarak sınıflanmıştır. Yapılan araştırmalar sonucu 13. yüzyıl sonu Sırp Krallığı dönemine tarihlenen gümüş sikkenin Anadolu’ya girişi ise muhtemelen Venedik ile yapılan ticaretle gerçekleşmiştir. Müzede korunan sikke Doğu ile Batı arasında, özellikle deniz aşırı ticaretin merkezi konumunda olan Anadolu’nun zengin kültürünün yansımasıdır.12. yüzyılda Bizans İmparatorluğunun gücünün zayıflamasıyla, Balkanlarda yaşayan toplumlar arasında bağımsızlık düşüncesi gelişmiştir. 12. yüzyılda kurulan Sırp Krallığı giderek güçlenerek Balkanlarda sınırlarını genişletmiş ve Bizans İmparatorluğu ile Batıdaki devletler arasında denge unsuru olarak önemli bir konuma ulaşmıştır. Sırp Krallığının, Batı’nın Doğu’ya karadan açılan yolu üzerinde olması Batı ile çeşitli ittifak ilişkileri kurmalarında etkindir. Stratejik konumu Bizans İmparatorluğunun da her zaman dostane ilişkiler kurma eğiliminde olmasına neden olmuştur.Dönemin deniz aşırı ticaretteki hakim gücü olan Venedikli tüccarlar kanalıyla Anadolu’ya girmiş olduğu düşünülen gümüş sikke nadir bir buluntudur. Bu nadir gümüş sikke Balkanlar ve Sırbistan’ın tarihi arka planı eşliğinde tanıtılacaktır.

    19. Liselerde Madde Bağımlılığı – Mevcut Durum ve Önerilere İlişkin Okul Müdürleri ve Öğretmenlerin Bakış Açıları Opinions of Schoolmaster and Teachers on Drug Addiction – Present Situation and on Advices in Secondary Schools

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yasemin KUBANÇ

      2013-03-01

      bulunan liselerde görev yapan okul yöneticileri ve rehber öğretmenleriyle görüşülmüş ve öğrencilerinin uyuşturucu kullanımına ilişkin bakış açıları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda yöneticilere ve rehber öğretmenlere 10 açık uçlu soru yöneltilmiştir. Verilerin analizi ile elde edilen bulgularda uyuşturucuya başlama nedeninin daha çok ailevi nedenlerden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Arkadaş grubu, çevre, medya, diğer etkili görülen unsurlar içerisindedir. Okullarda en çok esrar, eroin ve ecstacy kullanılmakta ve öğrenciler uyuşturucu maddeyi, okul dışında ara sokak satıcılarından, internet kafelerden ve okul içinden temin edebilmektedir. Uyuşturucu kullanımı konusunda kız ve erkek öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Çözüm yolları olarak, aile, eğitim ve devlet politikaları önde gelen unsurlar olarak göze çarpmaktadır.

    20. Myndos (Asar Adası Geç Antik Dönem Seramikleri / Late Antiquity Pottery Of (Asar Island Myndos

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sinan Mimaroğlu

      2017-10-01

      ında sualtında tip olarak İS. 4. yüzyıl Yassıada batığında bulunan amphoralara benzer 10 kadar amphora bulunmuştur. 2004 ve 2006 yılları arasında Prof. Dr.Mustafa Şahin başkanlığında su altı çalışmaları ve yüzey araştırmaları gerçekleştirilmiştir. Kentteki 2008 yılında yaptırılan zemin etütleri esnasında detaylı bir şekilde incelenen Asar Adası’nda, anıtsal bir yapının varlığı tespit edilmiş ve 2009 yılında ilk bilimsel kazı çalışmalarına başlanmıştır. Tepe üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılan yapı katmanları, en erken Helenistik dönemden itibaren başlamaktadır. Geç Antik Dönemde tepe üzerine bazilika ve etrafına konutlar ve sarnıçlar inşa edilmiştir. En son tabakayı ise, Geç Bizans Dönemine tarihlendirilen sur duvarları temsil etmektedir. Bu makalede ilk kez ele alınan seramikler, Myndos kentinde 2009-2013 yılları arasında antik kentin limanını koruyan Asar Adası (Tavşan Adasıüzerinde sürdürülen kazı çalışmaları sırasında bulunmuşlardır. Değerlendirilen Geç Antik Döneme ait günlük seramik grupları arasında pişirme ve ısıtma kapları, kapaklar ve Kırmızı Astarlı Geç Roma Seramikleri yer almaktadır. Alanın Geç Antik Dönem yerleşimi açısından önemli veriler sunan seramikler yerleşimin dokusunu anlamamız için gerekli ipuçlarını vermektedir.

    1. İlişkide Karar Verme Ölçeğinin Türk Kültürüne Uyarlanması / The Turkish Adaptation of Relationship Deciding Scale

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Cansu Tosun

      2017-06-01

      şmaktadır. İlişkide Karar Verme Ölçeği’nin (İKVÖ geçerlik işlemlerinde, ölçüt bağıntılı geçerlik, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, güvenirlik işlemlerinde ise iç tutarlılık, testi yarıya bölme ve testin tekrarı tekniklerinden yararlanılmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi (AFA sonucunda ölçeğin iki faktörlü yapı gösterdiği ortaya çıkmıştır. Uygun faktör yüklerine sahip olmadıkları için iki madde modelden çıkarılmıştır. 10 maddeden oluşan ölçek toplam varyansın %58.97’sini açıklamıştır. Doğrulayıcı faktör analizli sonuçları (DFA verinin modele iyi uyum sağladığını göstermiştir. AFA ve DFA örneklemleri için yapılan güvenirlik analizlerinde, Cronbach alfa iç tutarlılık kat sayıları sırasıyla .87 ve .86 olarak bulunurken alt ölçekler için bulunan iç tutarlılık kat sayıları ise “İlişkide Kendine Güven” için .83 ve .80, “İlişkiyi Yönetme” için .82 ve .84’tür. Ölçeğin test tekrar test güvenirliğinin r= .67 olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ölçüt geçerliği kapsamında yapılan analizler sonucunda Öz Denetim Ölçeği (Duyan, Gülden ve Gelbal, 2012 ile İKVÖ arasında .33 değerinde beklenen yönde bir ilişki saptanmıştır. Bu çalışma sonucunda İKVÖ’nün Türk kültüründe geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu değerlendirilmektedir.

    2. Farklı Çalışma Ortamlarında Oluşabilecek Hava Kirliliğinin Çalışanların Sağlığı Üzerindeki Etkileri / The Effects of Air Pollution on Workers’ Health In Different Work Places

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Simge Taner

      2012-12-01

      Full Text Available Endüstriyel ve endüstriyel olmayan (okul, ofis, fotokopi merkezleri, restoran vb. çalışma alanlarındaki hava kalitesi, çalışma ortamında bulunan personelin sadece konforu için değil, sağlığı için de büyük önem taşımaktadır. İç ortam hava kalitesi değerlendirmesi yapılırken genellikle sıcaklık, nem oranı, hava akım hızı, kükürtdioksit (SO2, karbondioksit (CO2, solunabilinir asılı partikül madde (PM, hidrojen sülfür (H2S, uçucu organik bileşikler (VOC, azot oksitler (NOx, karbonmonoksit (CO, ozon (O3, radon, hidrojenflorür, formaldehitler (HCHO, mikrobiyal kontrol gibi parametrelerin analizleri yapılmaktadır. Yapılan bu analizler sonucunda elde edilen veriler eşliğinde, çalışanların sağlığı hakkında daha doğru ve emin adımlar atılabilir. Bu durum çevresel analizlerin, işçi sağlığı ve iş güvenliği prensipleriyle birebir örtüştürülmesinin gerekliliğini gözler önüne sermektedir. Özellikle metal işleme, demir-çelik vb. imalat ortamlarında, diğer çalışma ortamlarına göre çok daha fazla kirletici parametre tanımlanabilir. Bu ortamlarda yapılacak ortam ölçümlerinin doğruluğu, çalışma bölgesinin temizlenmesi ve yeterli koruma önlemlerinin alınması konusunda işverenlere kolaylık tanımaktadır. Ülkemizde yalnızca imalat sektörleri değil maden ocakları da çevre ve insan sağlığı açısından ciddi riskler taşımaktadır. Maden ocaklarında çalışanların sağlıklarının korunması adına yapılması gerekli ortam ölçümlerinin yeterli düzeyde olmadığı bilinmektedir. Bu durum maden sektöründe çalışan kişilerin meslek hastalıklarına yakalanma riskini arttırmaktadır. Bu çalışmada ülkemizde iş sahası bakımından geniş bir alana sahip olan maden ve metal sektörlerindeki iç ortam hava kalitesini olumsuz yönde etkileyen parametreler irdelenerek, sözü edilen sektörlerde çalışanların sağlıklarının korunmas

    3. Örgütsel Bağlılık ile Örgütsel Sinizm ve Örgütsel Muhalefet Arasındaki İlişki The Relationship Between Organizational Commitment and Organizational Cynicism and Organizational Dissent

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Kaya YILDIZ

      2013-07-01

      örülmektedir. Örgütsel sinizm ve örgütsel muhalefet bu değişkenlerden biridir. Son yıllarda örgütsel sinizm ve örgütsel muhalefet örgütsel davranış disiplininin ilgilendiği yeni konular içerisinde yer almaktadır. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerini etkileyen sinizm ve muhalefet algılarının bilinmesi önemli görülmüştür. Bu araştırmanın amacı; İlkokullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel bağlılık ile örgütsel sinizm ve örgütsel muhalefet algıları arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırmanın çalışma evrenini, 2012-2013 öğretim yılında Bolu ili merkez ilçe sınırlarında bulunan ilkokullarda görev yapan 219 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri, ölçeklerle toplanmıştır. Araştırma verileri öğretmenlerden Meyer ve Allen (1984 tarafından geliştirilen ve Boylu, Pelit ve Güçer (2007 tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Örgütsel Bağlılık Ölçeği”, Brandes, Dharwadkar ve Dean (1999 tarafından geliştirilen Kalağan (2009 tarafından Türkçeye uyarlanan “Örgütsel Sinizm Ölçeği” ve Özdemir (2010 tarafından geliştirilen Örgütsel Muhalefet ölçeğinin “Muhalif Davranışlar Alt Ölçeği” ile toplanmıştır. Araştırmada veriler; SPSS 16.0 paket programında frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma ve korelasyon gibi betimsel istatistiksel işlemlerle analiz edilmiştir. Araştırmada İlkokullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel bağlılık ile örgütsel sinizm ve örgütsel muhalefet algıları arasında bir ilişki olduğu sonucuna ulaşımıştır. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık ile örgütsel sinizm algıları arasında yüksek düzeyde negatif, örgütsel muhalefet algıları ile ise orta düzeyde negatif bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    4. Deşifre Şarkı Söyleme Eğitimine Yönelik Öğretim Metodu Önerisi A Recommended Teaching Method For Sight-Singing Education

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sevan NART

      2013-03-01

      şkilidir. Deşifre şarkı söyleme, sözlü bir müzikeserini ilk görüşte müzik yazısına uygun olarak doğrudan sözleriyleçözümleyerek seslendirebilme becerisidir. Mesleki müzik eğitimindemüziksel okuryazarlığın en üst basamağı sayılabilecek bu beceri müzikeğitimi alan her bireyin geliştirmesi gereken bir beceridir ve her bireydebelli düzeyde bulunan deşifre şarkı söyleme becerisi planlı, programlı,sistemli ve düzenli çalışmalarla geliştirilebilir.Ülkemizde deşifre okuma becerisini geliştirmeye yönelik özgünçalışmalar birkaç kaynak kitapla sınırlı bulunmaktadır. Deşifre şarkısöylemeye yönelik ise sistemli ve planlı hiçbir uygulama yapılmamakta,bilimsel araştırma ya da kaynak bulunmamaktadır. Yurt dışında ise1800’lü yıllardan bu yana deşifre şarkı söyleme öğretimine yönelik çoksayıda yayımlanmış kaynak bulunmaktadır ve pek çok yöntem başarılıbir şekilde uygulanmaktadır.Bu çalışmada deşifre şarkı söyleme öğretim materyali olarakönerilen metot, deşifre şarkı söyleme alanındaki bu kaynak eksikliğinigiderme düşüncesiyle yapılan doktora araştırmasında geliştirilip,uygulanmış özgün bir öğretim metodudur. Çalışmada deşifre şarkısöyleme için önerilen öğretim yöntemi ve öğretim sistemi ile deşifreşarkı söyleme öğretim programı ve materyallerinin oluşturulmasınailişkin açıklamalara yer verilmiştir. Söz konusu metot deşifre şarkısöyleme eğitimine yönelik Türkiye’de yazılmış “ilk” öğretim metoduniteliğini taşıdığından ve bu alanda yapılabilecek başka araştırmalara,eğitim-öğretim programlarına ve uygulamalarına yol gösterip kaynakoluşturması açısından önem taşımaktadır.

    5. Bâbürnâme'deki Bazı Cümle Yapıları Üzerine Some Sentences Structure In Bâbürnâme

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Adnan Rüştü KARABEYOĞLU

      2012-12-01

      eşitli anlam ilişkilerinin kurulmasını sağlayan ammâ, bâvücûd, çü, çün, çün kim, egerçi, gerçi, herçi, her neçe, ne, neçük, neçükin, neçete, neçete kim, neteg, kaçan, kaçan kim, kaltı, kim, ki, takı, tâ, tâ ki, vâkıa, vaktâ ki, vakt-î, velî, zîrâ gibi cümle başı edatlarının kullanımı çerçevesinde Eski Türkçe, Orta Türkçe, Eski Anadolu Türkçesi ve Çağatay dönemi ekseninde Türk dilinin cümle yapıları irdelenerek tahlil ve tanımlanmaya çalışılır.Bu yazıda ise, Türkçenin tarihî dönemlerinden birini oluşturan Çağatay Türkçesinin nesir sahasındaki örneklerinden Bâbürnâme’de karşılaşılan ve cümle bağlayıcıları olarak görev yapan egerçi-velî, bâvücûd, her néçe, néçük (kim gibi cümle başı edatlarıyla kurulu ve aralarında karşıtlama anlam ilişkileri bulunan cümle yapıları üzerinde durulacak, böylece yukarıda anılan çalışmalara hem Çağatay sahası hem de üslup çalışması yönüyle katkıda bulunulmaya çalışılacaktır.

    6. İkinci Dünya Savaşı Sırasında Yaşanan Gıda Sıkıntısı Ve Ekmek Karnesi Uygulaması Food Shortage And Pass In Bread During The World War II

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sabit DOKUYAN

      2013-07-01

      erçevesinde yürürlüğe giren ekmek karnesi uygulaması, vatandaşı çok az miktarda bir ekmekle yaşayabilmeye mahkûm etmiştir. Maddi durumu iyi olanların pek de etkilenmediği karne ile ekmek dağıtımı uygulaması, daha çok dar gelirlileri zorlamıştır. Devlet, memurunu ve askerini gıda temini konusunda olabildiğince korumaya çalışmıştır. Karaborsacılık en üst seviyelerde kendini göstermiş, kolay yoldan para kazanabilme yolları sıkça kullanılmıştır. Devlet, sıkıntılar karşısında almaya çalıştığı tedbirlerde beklenen başarıyı sağlayamamıştır. Yaşanan sıkıntılar savaşın sona ereceğinin anlaşılmasıyla birlikte bir miktar azalış gösterse de, gıda temini sıkıntısı savaş sonrası dönemde de devam etmiştir. Halk, çektiği yoklukların temel nedeni olarak iktidarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi’ni görmüş ve 1950 yılında yapılan seçimlerle bu partiyi iktidardan uzaklaştırmıştır. Bu çalışma içerisinde; 1942–1946 yılları arasında yürürlükte olan ekmek karnesi uygulamasının gerekçeleri, uygulama şekilleri, yürürlük sürecinde gerçekleşen değişiklikler ve karne sisteminin etkileri değerlendirilmiştir.

    7. Ortaçağ’da Devlet, Hukuk, İtaat ve İsyana Bir Kaç Örnek A Few Examples Of The State, Law, Obedience And Insurrection In The Middle-Age

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet ÖZMENLİ

      2012-12-01

      üvenlik içinde yaşayan toplumun temelini oluşturmaktadır. Devlet ise hukukun hayata geçirilmesi için bir kol ve kanat vazifesi yürüten, insan hak ve özgürlüklerini koruyarak toplumsal barış ve uzlaşıyı sağlayan hâkim hükmündedir.Tarihin birçok devresinde farklı sebeplerden dolayı insanlar kurulu düzene karsı gelerek isyan etmişlerdir. İsyanların temelini bazen sosyal sebepler teşkil ederken, bazen toplumun içinde bulunduğu ekonomik sorunlar isyanları ortaya çıkarmıştır. Dini faktörlerinde isyanların üzerinde azımsanmayacak etkisi olmuştur.İtaat toplumsal düzenin sağlanması ve devam etmesi açısından gerekli bir davranıştır. Çünkü otorite pozisyonunda bulunan kişi ya da kişilerin emir ya da isteklerinin yerine getirilmemesi gerek bireysel, gerek kurumsal, gerekse toplumsal açıdan birçok olumsuz sonuç doğurur. İslâm hukukunun birinci kaynağı Kur’an-ı kerîm, meşru hükümete itaat borcunu halka yüklemekte; hükümete de ayaklananlarla harb edip bunları itaate getirmeyi emretmektedirBir devletin sürekliliğinin ve güçlü bir otorite oluşturmasının önündeki engellerin en önemlilerinden biri de iktidara karşı yapılan isyan girişimleridir. Ortaçağ Türk ve İslam devletlerinde de hukuku hiçe sayıp isyan eden birçok topluluklar mevcuttur.Bu çalışmada devletlerin isyanları engellemek için ne gibi tedbirler aldıkları ya da isyan edenleri pasifleştirme politikaları isyankârlara karşı başka isyan etme ihtimali olanları nasıl kendi lehlerine çalıştırdıkları üzerinde durulacaktır.

    8. Bile: Kullanım Değerleri Even: Use-Values

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ece KORKUT

      2012-12-01

      Full Text Available In this article, different values of the word “even” in Turkish were studied and discussed, with the adverb and conjunction functions. 87 usages of “even” in the corpus obtained from Cumhuriyet news portal between 22 to 29 July 2012 is classified in terms of the values assumed in the utterance, and also is evaluated in terms of "presupposition" and "implied meaning" (implicit. Presupposition, producing an utterance, is supposed as a true knowledge, and it can be found in the informationgiven. As a result of the examination, it is reached in all to 7 use values:one to be associated with the "even-adverb" ("time" value, others whitthe “even-conjunction”: 1. time; 2. probability / hypothesis; 3. expectedto be, but not realized; 4. considered as the last (most surprisinglysituation, case or person; 5. the lower limit to be thought; 6. the mostunfavorable situation, case or person to be thought; 7. in thecomparison, the increased content or importance. Each use-value of“even” takes one syntax up to six. The results obtained are comparedand shown numerically. Although the presupposition in all uses,suggestive significance used frequently was determined in only 2 usevalues(third and fourth values. In addition, in some stereotypes werefound a cultural presupposition generally accepted, and in the outers,subjective value judgments and implicit meanings. Finally, someproblematic uses have been examined and analyzed. Bu makalede zarf ve bağlaç işlevleriyle ele alınan “bile” sözcüğünün kullanım değerleri incelenmiştir. 22-29 Temmuz 2012 tarihleri arasında Cumhuriyet Haber Portalı’nda yer alan 84 sözceden oluşturulan bütüncede bulunan 87 “bile” kullanımı, sözce içinde üstlendiği değerler açısından sınıflandırılmış, ayrıca “önvarsayım” ve “imalı anlam” açısından değerlendirilmiştir. Önvarsayım, bir sözce üretilirken gerçek olduğu varsayılan bilgidir ve verili bilgiden

    9. Safranbolu İlçesinde Yemeni Yapımı Kerchief Making In Safranbolu Sub-Province

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Melda ÖZDEMİR

      2013-07-01

      çıklanmıştır.Bu illerimizden biri de Karadeniz bölgesinde yer alan Safranbolu ilçesidir. Safranbolu, Karabük ilinin en büyük ve gelişmiş ilçesidir. Konumu Ankara'nın 200 km kuzeyinde ve Karadeniz'in 100 km güneyindedir. Karabük ilçe merkezinin de 8 km kuzeyinde bulunmaktadır.Bugün günlük yaşamda işlevlerini yitirdikleri için ortadan kalkan ya da işlev değiştirerek kullanımda kalan el sanatları ve ürünlerinin henüz yok olmadan belgeleme çalışmaları ile gelecek nesillere aktarılması önem kazanmaktadır.Derinin en önemli kullanım alanlarından birisi ayakkabılardır. Geçmişte Anadolu’nun hemen her bölgesinde üretilen ve ortak yapım özellikleri gösteren el yapımı ayakkabı üretimi artık pek çok yerde makineleşmeye yenik düşmüş, ancak bir kaç ilde az sayıda sanatkâr sayesinde sürdürülür durumdadır.El Sanatları bütün folklorik sanatlar gibi bir milletin kültürel kişiliğinin en canlı belgeleridir. El sanatları içerisinde yer alan deri sanatı teknik, malzeme, süsleme, renk, desen açısından Türk kültür ve sanatında çok önemli bir yere sahiptir. Türkler, dünyada dericiliğin ve deri sanatının ilerleyip yayılmasında çok büyük katkıda bulunmuşlardır. Kuşaklardan kuşağa aktarılarak günümüze ulaşan, müze, kütüphane ve koleksiyonlarda bulunan deri örnekleri, Türk insanının üstün teknik gücünü, sanat zevkini ve yaratıcılığını göstermesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

    10. Paphlagonia Bölgesi’nde Geç Antik ve Erken Bizans Yerleşimi: Sora / Late Antique and Early Byzantine Settlement in Paphlagonia Region: Sora

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Durmuş Gür

      2017-06-01

      Full Text Available Abstract The late antique, early Byzantine settlement area locates at 12 km. distance to southwest of Karabuk Central District, on a sloping land with an altitude of 700 meters piedmont of Keltepe mountain. This settlement area, called as Zora, Zara, Zopran, Sora, Sopran or some other similar names by the researchers, locates within the boundaries of Akören (Kaleköy and Zopran today. This area is one of the five central eparchies bounded to Paphlagonia district of Gangra (Çankırı. Various column headers, inscriptions, sculptures, Hellenistic sepulchres and architectural ruins belonging to Roman age are identified there. The settlement area called as Sora since the 4th century is observed by Doublet (1889, Mendel (1901, Gökoğlu (1952, Marek (1993, 2003, Belke (1996 and Umar (2007, and they found out that it used to be called Zobran in the records of 16th century Ottoman archive. Within the scope of this research, Sora is observed in details for the periods of Roman, Byzantine and Ottoman. The life of St. Autonomous, who had came there in the 4th century to proselytize Christianity and became a martyre, their sepulchre constructions, the bishops of the city, architectural plastic works and scriptures are all researched. Moreover, the problem of naming the area which was confusing for many years is tried to be solved by this research beside documenting the present condition of the architectural ruin on their original places. Öz Karabük’ün 12 km. güneybatısında bulunan geç Antik-erken Bizans dönemi yerleşim alanı Sora (günümüzde Zopran ve Akören, Keltepe Dağı’nın eteklerinde ortalama 700 m. rakımda eğimli bir arazi üzerinde yer almaktadır. Araştırmacılar tarafından Zora, Zara, Zopran, Sora, Sopran gibi çeşitli isimlerle adlandırılan yerleşim, günümüzde Akören (Kaleköy ve Zopran sınırlarında kalmaktadır. Sora, Paphlagonia bölgesinde Gangra (Çankırı Metropolitliğine bağlı beş Piskoposluk

    11. Türkçe Sözlükteki Akrabalık Adlarının Tasnifi Classification Of Relatives’ Names In Turkish Dictionaries

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Selim EMİROĞLU

      2012-12-01

      rk kültüründe yakın ilişkilere verilen önemi de göstermektedir. Türk toplumu, gelişmiş ve güçlü akrabalık ilişkilerinin olduğu bir toplumdur. Bu ilişkiler sayesinde dayanışma, hoşgörü, beraberlik ve sorunların paylaşımı hedeflenir. Akrabalık bağı, kan hısımlığı dışında evlilik, evlat edinme ve diğer ilişki biçimleriyle genişletilir. Türkçede akrabalık adları ile ilgili pek çok yayın ve araştırma bulunmaktadır. Bu yayınlara eksikliğini tespit ettiğimiz bir çalışmayla, Güncel Türkçe Sözlüğü tarayarak ve bir tasnif sunarak katkı sağlamak istedik. Bu çalışmada, Türk Dil Kurumunun 2012 yılında geliştirip zenginleştirerek kitap biçimiyle 11. basımını yaptığı Türkçe Sözlüğüyle ağ ortamındaki Güncel Türkçe Sözlüğü birlikte incelenmiştir. Tarama modelinin uygulandığı çalışmada bulunan isimler sınıflandırılarak çeşitli alt başlıklarla ortaya konulmuştur. Sözlükte 150 kadar akrabalık ismi bulunmuştur. Bu sözcükler; eş anlamlılık, yaşa bağlı büyüklük-küçüklük, cinsiyet, akrabaların birbirine yakınlık dereceleri, öz-üvey olma durumu, kültürel yakınlaşma ve geleneklere göre, kadına ve erkeğe göre, baba, anne ve kardeşler tarafından oluşmasına göre, medeni duruma göre, birden fazla akrabalık adını karşılama durumuna göre, çokluk ve teklik anlamıyla kullanımına göre, yapısına göre ve Türkçe, yabancı, karışık olma durumuna göre sınıflandırılmıştır.

    12. Almanca Derslerinde Metne Dayalı Dil Bilgisi Öğretiminin On Birinci Sınıf Öğrencilerinin Dil Bilgisi Başarısına Etkisi Impact Of Teaching Grammar Through Text On 11th Grade Students’ Grammar Achievement In German Lessons

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bülent KIRMIZI

      2013-09-01

      ığını belirlemektir. Öğrencilerin belirlenen dil bilgisi konularındaki becerilerini ölçmek amacıyla yirmi sorudan oluşan çoktan seçmeli bir test hazırlanmıştır. Çalışmanın evreni, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Adana’da bulunan iki farklı Anadolu Lisesinin 179 (deney grubu 89 ve kontrol grubu 90 on birinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmaya dâhil edilen ve aralarında Almanca dil bilgisi bakımından anlamlı bir fark bulunmayan Piri Reis Anadolu Lisesi kontrol grubu; Adana Anadolu Lisesi de deney grubu olarak alınmıştır. Çalışmanın başlangıcında her iki gruba ön test uygulanmıştır. Uygulama materyali olarak da Deney grubu öğrencilerine “Grammatik Geschichten” (Aral & Haase, 2011 kitabından, hedef dil bilgisi kurallarına uygun metinler olan “Mein Alptraum” ve “die Lüge” adlı okuma parçaları seçilmiş ve bunlara dayalı olarak etkinlikler hazırlanarak deney grubuna on iki saat süresince uygulanmıştır. Her iki gruba son test uygulanarak toplanan verilerin analizinde SPSS 11,5 programı kullanılmıştır. Elde edilen veriler, t-testi kullanılarak çözümlenmiş ve sonuç olarak, deney grubundaki öğrencilerin kontrol grubundaki öğrencilere göre daha başarılı oldukları tespit edilmiştir. Almancanın ikinci yabancı dil olarak öğretiminde metinlerden daha fazla yararlanılmalıdır. Gramer öğretiminde metin odaklı yöntemle diğer yöntemler karşılaştırılmalı ve öğrenciler üzerindeki etkileri araştırılmalıdır.

    13. Examining Middle School Mathematics Teachers’ Use of Information and Communication Technologies and Psychomotor Skills [Ortaokul Matematik Öğretmenlerinin Bilgi İletişim Teknolojisi ve Psikomotor Beceri Kullanımlarının İncelenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Alattin Ural

      2015-04-01

      , hangi sınıfta, ne şekilde kullanıldığını ve bunların kullanımına yönelik öğretmen görüşlerini araştırmaktır. Yazışma tekniği kullanılarak, Burdur merkezde bulunan 7 ortaokuldaki 25 matematik öğretmeninin 22’ sine açık uçlu sorulardan oluşan bir soru formu elden dağıtılmış ve aynı yolla yanıtlar yazılı olarak alınmıştır. Araştırma tarama modelinde olup nitel bir çalışmadır. Öğretmenlerin yanıtları betimsel analiz yöntemiyle incelenmiş, doğrudan alıntılara yer verilerek kategorik olarak sunulmuştur. Psikomotor beceriler açısından sırasıyla; geometride pergel-cetvel-iletki, noktalı–izometrik-milimetrik kâğıt, kâğıt kesme-katlama; cebirde ise kesir şeritleri ve cebir karoları kullanıldığı belirlenmiştir. Kullanılan sınıflar ise sırasıyla 5, 6, 7 ve 8 şeklindedir. BİT kullanımı açısından sırasıyla; Morpa ve MEB Vitamin (geometride görsellik gerektiren konularda, PowerPoint sunusu (katı cisimler, fraktallarda ve internetteki animasyon ve videolar (katı cisimler, üçgenler, fraktalar, örüntü ve süslemeler, denklemler, simetri konularında kullanıldığı görülmüştür. Kullanılan sınıflar ise sırasıyla 8, 7, 6 ve 5’ dir. Öğretmenler, BİT ve psikomotor kapsamındaki faaliyetlerin yapılamamasının gerekçesi olarak, yeterince zaman olmamasını, bilgisayarların yetersizliğini, sınıf mevcutlarının çok olmasını ve beklentilerin sınavlara hazırlık olmasını başlıca neden olarak ifade etmiştir.

    14. Almancada ve Türkçede Davetiye Örneklerinin Biçim, İçerik ve Dil İşlevi Açısından Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi Comparative Analysis of Invitation Card Samples in Terms of Design, Text Type and Linguistic Function in German and Turkish

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Faik ÖMÜR

      2012-09-01

      incelenmiştir. Bu çalışmada ele alınan davetiye örneklerinin bir kısmı elde bulunan, biriktirilmiş davetiyelerden, bir kısmı da internet ortamında çok sık kullanılan davetiye örneklerinden seçilmiştir. Türkçe davetiyelerde geçen metinler, veciz sözler ve diğer sözceler Almancaya çevrilmiştir. Metinlerde yer alan dizeler, nazım özelliği taşıdığı için biçimsel olarak birebir çevrilemeyeceğinden dolayı, anlam bütünlüğü veya anlam eşdeğerliliği göz önünde bulundurularak çevirinin kolayca görülebilmesi için tablo biçiminde verilmiştir. Türkçe ve Almancada davetiye örnekleri üzerinde çok fazla çalışma olmadığından bu çalışmanın önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülmüş olup davetiyelerin kapsamı belirli konu ve bakış açısıyla sınırlandırılmıştır. Çalışma daha ziyade sosyokültürel ve sosyodilbilimsel açıdan ele alınmıştır. Kullanmalık metin özelliği taşıyan davetiyeler; içerik, biçim ve dil işlevleri açısından incelenmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde davetiye metin tanımları verilmiştir. İkinci bölümde Türkçe sünnet ve evlenme, Almancada vaftiz ve evlenme ile ilgili davetiye örnekleri seçilmiştir. Üçüncü bölümde davetiye örnekleri; tasarım, metin türü, dil ve içerik bakımından karşılaştırılmıştır. Dördüncü bölümde davetiye örneklerinin kültürel, kültürlerarasılık, ekonomik, yabancı dil öğretimi, edebi yönü, tarihsel gelişimi ve değişimi bakımından benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konulmuştur.

    15. Sahra Tozunun Elemental Yapısının Bitkilerin Büyümesi Üzerindeki Göreceli Etkisinin İncelenmesi / Investigation of the Relative Effect of Sahara Dust's Elemental Structure on Plants' Growth

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ayşe Nihal Yücekutlu

      2012-12-01

      kalitesine olan katkısı, yapısında bulunan kullanılabilir demir üretiminin fidelerin açılımını tamamlamış genç yaprak segmentlerinin klorofil miktarındaki artış grafikleri, fide uzunlukları artış grafikleri (Hewitt besin çözeltisi ve deiyonize su uygulamasına göre ve bitki örneklerinin gelişim evrelerinde alınan fotoğrafları sunulacaktır. Investigation of the Relative Effect of Sahara Dust's Elemental Structure on Plants' Growth In the process of atmospheric convection, Sahara Desert dust, originated from North Africa, is the most significant source of mineral aerosol. In this research, behaviors of the desert soil samples, brought from Sahara, inside the cloud were practiced under laboratory conditions they were simulated and the effects of certain types of bread wheat (Triticum aestivum L. and durum wheat (Triticum durum L. grown inside germination tanks as receiving environment were analyzed. Seedling length (cm.seedling-1 and photosynthetic pigments [chlorophyll a, chlorophyll b, total chlorophyll (a+ b and carotenoids (c+x, mg ml-1 g Fresh Weight-1] have been determined. Plants were grown in controlled climate chamber, and the results were analyzed statistically. The results of this study indicate that, wheat cultivars fed by irradiated Saharan soil solution application length and its effects on photosynthetic pigments gave comparable results to Hewitt nutrient solution.

    16. Hayata ve Vücut Dokunulmazlığına Karşı İşlenen Suçlarda Kadın Suçluluğu ve Dindarlık İlişkisi / Female Criminality and Religiosity in the Homicide and Assault Crimes

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fatma Kenevir

      2017-06-01

      Full Text Available Abstract        This study consists of the results of the research conducted with convicted female prisoners who committed crimes against the immunity and body immunity in Ankara (Sincan, İzmir (Şakran and İstanbul (Bakırköy women's closed prisons. The scope of the research includes women convicted of crimes against life and body immunity, who are more religious than prisoners convicted of theft, drugs etc. In this respect, the factors that lead to the criminality of women, who were convicted of murder or attempt murder, convicted of wounding offenses and who defined themselves as religious, are determined. Another aim is to demonstrate the crime and victim relationship, how convicts explain criminal actions to themselves and their surroundings and how they justify themselves. Questionnaires and semi-structured interview techniques were used as a method. In this direction, the findings obtained from the results of the questionnaire conducted with 151 women convicts were evaluated by descriptive statistical method and the results of semi-structured interviews with 8 women were included in the results. These types of explanations, included in neutralization techniques, are: commitment to values, the role of the victim, and rejection of responsibility. In the first place, the victim sees the situation as a matter of honor and explains the guilt involved with their beliefs / beliefs. Secondly, the violence (domestic problems that is experienced is said to be the result, as in the opposite party deserves it. In the third place, the victim rejects the responsibility, indicating that the mental illness or depression is the result of suicide. Öz      Bu çalışma, Ankara (Sincan, İzmir (Şakran ve İstanbul (Bakırköy kadın kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hayata ve vücut dokunulmazlığına karşı suç işlemiş hükümlü kadın mahkûmlarla yapılan araştırma sonuçlarından oluşmaktadır. Araştırmanın kapsam

    17. XVIII-XIX. Y��zyılın İlk Yarısında Gebze Menzilhanesi Gebze Range Area (Menzilhane During First Half Of The 18th-19th Centuries

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yaşar BAŞ

      2013-07-01

      ihtiyaçlarının karşılanması için geçmiş zamanlarda muhtelif teşkilat ve tesisler oluşturulmuştur. Bunlardan biri de menzil teşkilatı ve menzilhanelerdir. Bu teşkilat, haberleşme, ulaşım, konaklama, dinlenme, hayvan temini gibi hususlarda önemli roller oynamışlardır. Osmanlı Devri’nde, özellikle Kanuni Sultan Süleyman’ın Veziri Lütfi Paşa, teşkilatı geliştirmiş ve belli esaslara bağlamıştır. XVII. yüzyılın sonlarına doğru, aynı teşkilatın yapısı, idaresi ve işleyişi günün şartlarına uyumlu hale getirilmiştir. Buna göre, Anadolu ve Rumeli tarafında mevcut menziller yanında, belli aralıklarla yeni menziller açılmıştır. Söz konusu merkezler arasında, ana yolların birleşip kesiştiği kavşaklarda bulunan ve merkezî büyük şehirlere yakın olanları önem kazanmıştır. Bu bakımdan Gebze Menzilhanesi, benzerleri arasında Anadolu’da öne çıkan en önemli müessese olmuştur. Merkezî konumu dolayısıyla ulak, hac ve sefer menzili görevi yapmıştır. Ancak ulak menzilhanesi özelliği öne çıkmıştır. Sivil kişilerin de kullandığı bir mekân özelliğini taşımıştır. Bu mevkide, eskiden beri menzil hizmeti verilmekle beraber, Menzilhane’nin kuruluşu tahminen XVII. yüzyılın sonlarında gerçekleşmiştir. Tanzimat İdaresi’nin getirdiği yeni sistem ve zamanın ihtiyacı göz önünde bulundurulmak suretiyle bu dönemden itibaren postahane şeklinde emaneten veya kiraya verilerek idare edilmeye başlanmıştır. Bununla beraber, eski sistem ve idare şeklini kısmen muhafaza etmiştir. Kuruluşundan kapanışına kadar, kalabalık bir görevli grubu ve ziyaretçileri eksik olmamıştır. Menzilhane hakkında bol miktarda belge ve defter kaydı bugüne kadar ulaşmıştır. Ulak, hac ve sefer organizasyonlarındaki önemine binaen incelemeye değer görülmüştür. 27 Ekim 1862 tarihinde lağvedilmiş ve demirbaş eşyası satılmak suretiyle geliri hazineye devredilmiştir.

    18. Ekonomik Büyüme ve Çevresel Vergilerin Emisyon Miktarına Etkileri / The Effect of Economic Growth and Environmental Taxes On Quantity of Emissions

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hakan Akar

      2012-12-01

      Full Text Available Bu çalışmada, daha müreffeh bir hayat yaşama gayesiyle gerçekleştirilen sınırsız üretim ve tüketim faaliyetlerinin, çevre tahribatı yoluyla tam aksi yönde etki yapıp yapmadığı incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın temel amacı, üretim ve tüketim faaliyetlerinin çevreye zarar vermesi durumunda, çevresel vergilerin bu tahribatı azaltmada etkili bir çözüm olup olamayacağı hakkında çıkarımda bulunmaktır. Çalışmanın problemi genelde çevresel bozulma, özelde de emisyondur. Öncelikle çevre ekonomisi başlığı altında çevre ile ekonomi arasındaki ilişki ortaya konulmaya çalışılmış, sonrasında analizimize hazırlık olması mahiyetinde emisyon, çevresel vergiler, GSYİH, kişi başına düşen milli gelir hakkında bilgi verilmiştir. İktisadi büyüme süreciyle çevresel bozulma arasındaki etkileşimi açıklarken Çevresel Kuznets Eğrisi (ÇKE ve Kirlilik Sığınağı Hipotezi veya Kirlilik Cenneti’nden faydalanılmıştır. Türkiye’nin de ÇKE ile uyumlu olduğu ve milli geliri reel olarak 4090 dolardan sonra çevreye verilen zararların azalacağı tespit edilmiştir. Ayrıca milli gelir hesaplamalarında da çevresel maliyetlerin hesaba katılması zaruretine değinilmiştir. Çevresel bozulmayla çevre vergileri arasındaki ilişki de çevresel vergi gelirlerinin toplam vergi gelirlerine oranlanarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Nitel analizlerimize temel teşkil edecek veriler Avrupa Çevre Ajansı, Avrupa Komisyonu ve Dünya Bankası’nın internet sitelerinden elde edilmiş, AB ve OECD ülkelerinin iktisadi büyüme, çevresel vergi ve emisyon hacimlerine ilişkin veriler arasındaki ilişki gözlemlenmeye çalışılmıştır. Buna göre; iktisadi büyüme, farklı gelişmişlik düzeylerine göre ülkeden ülkeye farklı çevre tahribatı sonuçları vermektedir. Çevresel vergilerin etkin bir şekilde vergi sistemlerinde bulunan ülkelerde ise, emisyon

    19. Nabi'nin Şiirlerinde Nostaljik Hususlar In the Nabi's Poems Nostalgic Issues

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Gencay ZAVOTÇU

      2012-09-01

      zaferlerle dolu günler geride kalmıştır. Ordu, artık savaş meydanlarından zaferle ayrılamamakta, yönetenlerle yönetilenler arasındaki bağlar zayıflayıp sarsılmakta, insanlar arası ilişkiler bozulup güven azalmakta ve halk giderek yoksullaşmaktadır. Bu ve benzeri olumsuz durumlar aydınları üzmekte, halkın gören gözü, işiten kulağı ve söyleyen dili olan yazar ve şairleri sorun üzerinde düşünüp çözüm aramaya sevk etmektedir. Olumsuz olaylara sahne olan bu yüzyılda aksaklıkları ve yanlış uygulamaları dile getirip eleştiren ve geçmişteki olumlu örneklere atıfta bulunan aydınlardan biri de Nâbî’dir. Nâbî’nin geçmişteki mutlu, huzurlu, sağlıklı ve çeşitli yönlerden hayırla yad olunan yıllara özlem duymasının temelinde yaşadığı dönemin olumlu özelliklere sahip olmaması, iç açıcı bir görünüm arz etmemesi, geçmişi aratacak nitelikte bozukluklar içermesi ve bütün bunların yanında inançlı ve sağlam bir kişiliğe sahip olması etkili olur. Onun şiir ve mesnevilerinde temas ettiği bozuklukların ekseninde insan vardır. Nâbî’nin eserlerinde nostalji kapsamında değerlendirilebilecek hususlara ağırlıklı olarak Hayriyye adlı eserinde değinilir. Nâbî Dîvânı’nda geçmişe özlemi çağrıştıran şiirlerin gitmiş, kalmamış, tükenmiş ve unudulmuş redifli gazeller olduğunu söylemek yanlış olmaz. Diğer bir deyişle, Nâbî Dîvânı’nda nostaljik konuların işlendiği şiirlerin ilk akla gelenleri ve en belirgin olanları gitmiş, kalmamış, tükenmiş ve unudulmuş redifli gazellerdir. Bu gazellerde genel olarak âile, yakın çevre, toplum ve millet düzeyinde geçmişte olan ve yaşanılan zamanda yokluğu hissedilen, özlemi çekilen ve olması istenen ahlâkî ve insânî değerler, görgü kuralları, gelenekler, uygulamalar ve diğer kültür öğelerine çağrışım yapılır.

    20. Sağlığımız Bakımından Omega-3 Yağ Asitleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hülya Demir

      2007-10-01

      Full Text Available Bu derlemede omega-3 yağ asitlerinin insan sağlığına faydaları üzerinde durulmuştur. Beslenme canlıların büyümeleri, gelişmeleri ve yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan gıdaları dış ortamdan alıp kullanmaları süreci olarak tanımlanırken; sağlıklı beslenme, besinlerin yeterli ve dengeli olarak alınması şeklinde tanımlanmaktadır. Son yıllarda yeterli ve dengeli beslenmenin önemi anlaşılmış ve beslenme alışkanlıkları değişmeye başlamıştır. Yağlar, insan organizması için gerekli olan en önemli unsurlardan bir tanesidir. Bunlar yüksek enerji kaynağı olmayıp aynı zamanda yağda çözünen vitaminleri bulundurmaları, proteinlerle birleşerek lipoproteinleri oluşturmaları ve kan lipit düzeylerinde rol oynamaları bakımından oldukça önemlidir. Doymuş yağ asitleri oda sıcaklığında katı halde bulundukları için vücutta birikebilirler. Çoklu doymamış yağ asitleri ise oda sıcaklığında sıvı haldedirler ve aynı zamanda insan hayatının devamlılığı için de çok önemlidirler. Bundan dolayı temel yağ asitleri olarak adlandırılarak omega- 6, omega-3 yağ asitleri olmak üzere iki gruba ayrılırlar, omega-6'ların ana kaynağı yüksek oranda linoleik asit içeren mısır ve soya fasülyesi yağıdır. Omega-3 ise keten tohumu, ceviz ve özellikle planktonlar ile yağlı balıklarda bol miktarda bulunur, keten tohumu ve cevizde alfa-linoleik asit, balık yağlarında ise eikosapentaenoik asit (EPA ve dekosahegzaenoik asit (DHA en önemli yağ asitleridir. EPA ve DHA nm mutlaka dışarıdan alınması gerekir Çünkü vücut tarafından sentezlenemedikleri için esansiyel yağ asitleri olarak adlandırılırlar. Yapılan araştırmalarda insanlarda kalp krizi ve diğer hastalıkların riskini azaltma yararının yalnızca tatlı ve tuzlu su ortamlarındaki hayvanlarda ve diğer bitkilerde bulunan kendine özel omega-3 yağ asitleri ile ilgili oldu

    1. Allah’ın Varlığını Aklen Bilmeye İlişkin Mâtürîdî'nin Gâye ve Nizam Delili / The Argument of “Hikmah and Tadbir” to Prove The Existence of God According to al-Maturidi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fatma Aygün

      2015-05-01

      Full Text Available Öz Mâtürîdî İslâm düşünce tarihinde önemli bir yere sahip bulunan düşünürlerden biridir. Öyle ki Mâtürîdî (333/944 Ebû Hanîfe geleneğinin en güçlü simasıdır ve Ehl-i Sünnet kelâmının kuruluşunda en büyük paya sahiptir. Mâtürîdî'nin düşüncesinde "hikmet" ve "tedbîr" kavramları çok önemli bir yere sahiptir, o Allah'ın varlığını bilmek için hikmet ve tedbîr terimleriyle ilşkilendirdiği gâye ve nizam delilini kullanmıştır. Ayrıca o kötülük (şer olarak gördüğümüz şeyler dahil var olan tüm şeylerin "hikmet"in bir tezahürü olarak ortaya çıktığından bahsetmiştir. Mâtürîdî'nin düşünce sisteminde Allah'ın varlığı bilmek için kullanılan teleolojik delil ki doğadaki düzenlilik, güzellik ve tedbirin gözlemlerinden, analojik veya endüktif muhakemenin bazı türleri aracılığıyla ilerler, sonuç olarak bunlar bir tasarımcının (Allah işi olmalıdır. Bu Makalede gâye ve nizam delili ile ilgili Mâtürîdî'nin evrendeki düzeni ispat etmeye yönelik ortaya koymuş olduğu argümanlar ayrı başlıklar halinde ele alınmış ve tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kelâm, Mâtürîdî, Allah'ın Varlığının Delilleri, Hikmet, Tedbîr, Gâye ve Nizâm Delili (Teleolojik Delil. The Argument of “Hikmah and Tadbir” to Prove The Existence of God According to al-Maturidi Abstract Al-Maturidi is one of the foremost and most important thinkers in the history of Islamic thought. So that al-Maturidi (333/944 is the most powerful figure in Ebû Hanîfe School and has the biggest share in the establishment of Followers of Sunnah kalam. The "hikmah" (wisdom and "tadbir" (order concepts are very important terms in the thought of al-Maturidi. He used the argument of “aim and order" (teleological argument -that he links with the term hikmah and tadbir- to prove the existence of God. He also stated that all things, including even the bad things (malignity, come

    2. Tendency towards the Self-Citation among Journals in Iran and Turkey / İran ve Türkiye Dergilerinde Kendine Atıf Yapma Eğilimleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mohammad Hossein Biglu

      2007-10-01

      .088 dergiden yalnızca üçer (%0,05 dergi İran’da ve Türkiye’de yayınlanmaktadır. JCR’deki 6.088 dergide bulunan 847.114 makaleden, 159’u (%0,02 İran, 352’si (%0,04 Türkiye adreslidir. Aynı dönemdeki 2.353.992 atıfın, 214’ü (%0,001 İran, 911’i (%0,004 Türk dergilerinde görülmektedir.İran dergilerinde kendine atıf eğiliminin dramatik biçimde artarak, 2000’de %8 olan kendine atıf oranının 2005 yılında %18’e yükseldiği; Türk dergilerinde ise 2002 yılında %22 olan oranın 2005’de %15’e düştüğü görülmektedir. Türk dergilerinin etki faktörleri, İran dergilerinden daha hızlı bir gelişme göstermiştir. Türk dergileri 2000’de 0,49 etki faktörüyle, İran dergilerinin altında yer alırken, 2005’de bu oran 0,14 kadar artarak, İran dergilerinin etki faktöründen daha yükseğe çıkmıştır.

    3. Osmanlı Devletinin Son Yıllarında Ağnam Vergisine Yapılan Zamlar Rise In Ağnam (Sheep Tax In The Recent Years Of Ottoman State

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ünal TAŞKIN

      2013-07-01

      ılık faaliyetlerinde bulunan her reaya,beslediği hayvanın cinsine göre belirli oranlarda ödemeler yapardı.Devletin klasik döneminde ağnam olarak bilinen koyun ve keçi vergisi,sonraki dönemlerde daha genel bir anlam kazanmış ve düzenlemeleretabi tutulmuştur. Osmanlı Devleti’nin XVII. yüzyılından itibarenmukataa adı verilen ve önceden belirlenmiş bir miktarı ifade eden usulletoplanmaya başlanmıştır. Ağnam Mukataası denilen bu gelir, merkezhazinenin önemli bir gelir kalemi haline gelmiştir. XIX. yüzyıldanitibaren aynî olarak alınma usulü terk edilerek çeşitli adlarla yüklenenek resimler de kaldırılmıştır. Ağnam Mukataası ise, yeniteşkilatlandırılan Ağnam Müdürlüğü’ne dönüştürülmüştür.Vergi miktarı olarak belirlenen fiyat, koyun fiyatlarındaki bölgeselfarklılıktan dolayı devletin bazı bölgelerine ağır gelmiştir. Bu sebepten,XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yapılan düzenlemeyle her koyunve keçinin sütü ve yapağısının bölgelere göre ne kadar gelir sağladığıtespit edilmeye başlanmıştır. Mahalli idarelerce ayrı ayrı tespit edilen bumiktarlar değerlendirilerek, vergi oranı merkezde belirlenmiştir.XIX. yüzyılın sonlarına doğru, vergi miktarlarının arttırılması halküzerinde olumsuz etkiler yarattığından yeniden düzenlenmesi yolunagidilmiştir. Devletin içinde bulunduğu sosyal durum, mali kaynakyaratma endişesi ve birtakım siyasi hadiseler, ağnam grubu olarakadlandırılan vergilerin tahsilinde değişikliklere sebep olmuştur. Buçalışmamızda Osmanlı Devleti’nin bütçe açığını gidermeye yönelik, enönemli kaynaklardan birisi olarak kabul edilen ağnam vergisine yapılansekiz katlık zam incelenecektir.

    4. Farklı Yetiştirme Ortamlarının Pleurotus eryngii Mantarının Gelişimi ve Verimi Üzerine Etkileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Beyhan Kibar

      2016-05-01

      Full Text Available Bu çalışma farklı yetiştirme ortamlarının Pleurotus eryngii mantarının misel gelişim süresi, ilk hasat süresi, verim ve biyolojik etkinliği üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada buğday sapı (BS, mısır sapı (MS, kavak talaşı (KT ve çaşır bitki artığı (ÇBA ortamları tek başlarına ve bu ortamlara %20 oranında buğday kepeği (BK ve çeltik kepeği (ÇK ilave edilerek hazırlanan toplam 12 farklı yetiştirme ortamı kullanılmıştır. Buğday sapından (%100 buğday sapı hazırlanan yetiştirme ortamı kontrol olarak ele alınmıştır. Yetiştirme ortamların özelliklerinin belirlenmesi amacıyla sterilizasyon sonrasında değişik yetiştirme ortamlarından alınan örneklerde pH, nem, kül, C, N ve C:N oranı tespit edilmiştir. Farklı yetiştirme ortamlarında misel gelişim süresi, ilk hasat süresi, verim ve biyolojik etkinlik oranı belirlenmiştir. Misel gelişim süresi (gün, ilk hasat süresi (gün, verim (g/100 g ortam ve biyolojik etkinlik (% bakımından yetiştirme ortamları arasındaki farklılık istatistiki olarak çok önemli (P<0.01 bulunmuştur. Çalışmanın sonucunda en kısa misel gelişim süresi ve ilk hasat süresi MS ortamında belirlenirken, en uzun misel gelişim süresi ve ilk hasat süresi BS+PK ortamında gözlenmiştir. En yüksek verim ve biyolojik etkinlik MS ortamından (sırasıyla 24.4 g/100 g ortam ve %81.33 elde edilmiştir. Onu istatistiksel olarak MS ortamı ile aralarında fark bulunmayan ÇBA, MS+PK, BS+BK ve ÇBA+PK ortamları izlemiştir. Buna karşılık, en düşük verim ve biyolojik etkinlik değerleri ise sırasıyla BS+PK, KT ve BS ortamlarında bulunmuştur. Doğu Anadolu Bölgesi’nde bol bulunan ve kolayca temin edilebilen çaşır bitki artıklarının tek başına ya da buğday veya çeltik kepeği ile karıştırılarak P. eryngii yetiştiriciliğinde kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

    5. Kobi niteliğindeki sağlık kuruluşlarında iç kontrol sistemi ve önemi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Güler GÜNEY

      2014-06-01

      Full Text Available Büyük küçük tüm sağlık kuruluşlarının, sürekliliklerini sağlayabilmeleri ve hedeflerine ulaşabilmeleri bakımından en önemli kriter etkili bir iç kontrol sistemine sahip olmalarıdır. Özellikle Türkiye gibi ekonomisi gelişmekte olan, ticari aktörlerinin çok büyük bir kısmı KOBİ statüsünde olan ülkelerde, ekonomik hayatı hareketlendirmek, sermaye piyasalarının gelişmesi ve işlerliğinin kuvvetlenmesinin sağlanmasında da yine en temel kriter etkin ve etkili bir iç kontrol siteminin varlığıdır. Çünkü etkili bir iç kontrol sistemi; hata, hile ve yolsuzlukların önlenmesinde ve işletme içinde uygulanan politika ve prosedürlerin uygulanma düzeyi ve verimliliğinin sağlanmasında da önemli bir etkendir. İster büyük, ister küçük olsun her işletmede etkin olan ya da olmayan bir iç kontrol mevcuttur. Ancak bu kontrollerin işletmede belirlenmiş bulunan belli politika ve prosedürlere göre yapılıp yapılmadığı ya da etkin olup olmadıkları tartışılabilmektedir. Ülkemizdeki sağlık kuruluşlarından, özellikle sermaye piyasalarında işlem gören kuruluşlarda mevzuatlar gereği iç kontrol sistemi kurulmuş olmasma rağmen, bu iç kontrol sisteminin tamamıyla örgütsel amaçlar doğrultusunda etkili ve verimli şekilde çalıştığını söylemek mümkün değildir. Ülkemizdeki KOBİ niteliğindeki sağlık kuruluşlarının hatırı bir kısmında ise iç kontrol sisteminin oldukça yetersiz ve zayıf olarak nitelenebilecek şekilde uygulandığı ifade edilebilir. Bu da diğer tüm KOBÎ'lerde olduğu gibi sağlık alanındaki kuruluşların büyüme, gelişme ve kurumsallaşması üzerine olumsuz etkide bulunmaktadır. Daha da önemlisi de kurumların örgütsel amaçlarını gerçekleştirmesinde zorluklarla karşılaşmasına sebep olmaktadır. Başka bir deyişle, etkin iç kontrol sisteminin işletmelerin ilgililerine fayda sağlaması gereklidir. Böylece i

    6. Türkiye’de 2001 Krizi Öncesi ve Sonrası Dönemler İçin Dış Borç Ekonomik Büyüme İlişkisi (1991–2010 External Debt Economıcal Growing Relationship For The Terms Before And After The 2001 Crysis İn Turkey (1991–2010

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Süleyman ÇELİK

      2013-03-01

      östermesi borçları ödeyebilmek için tekrarborç alınmasını gerektirmekte ve böylece dış borç yükünün artıpülkenin refahında bir azalmaya neden olabilmektedir.Literatürde dış borçlanma ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkigenellikle negatif yönde tespit edilmiştir. Bu çalışmada, dış borçekonomik büyüme ilişkisi Türkiye ekonomisi açısından ele alınmıştır.Türkiye ekonomisine ait 1991–2010 yılları arasındaki bazı ekonomikveriler kullanılmıştır. Analizde kullanılan zaman serilerinin ADF testi iledurağanlığı incelenmiştir. Aynı düzeyde durağan hale gelen değişkenlerarasında uzun dönemli bir ilişkinin varlığını araştırmak amacıylaJohansen tarafından geliştirilen eşbütünleşme (koentegrasyon testiuygulanmıştır. En Küçük Kareler yöntemiyle bir regresyon analizi veson olarak değişkenler arası etkileşimin yönünü belirlemek için Grangernedensellik analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucuna göre,Türkiye’deki dış borçların ekonomik büyüme üzerinde negatif bir etkiyesahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bulunan bu sonuca göre,ekonomik büyümeyi artırmak için, gerekli yatırımların yurt içikaynaklardan karşılanması ve yurt içi tasarrufların artırılarak, dışkaynak ihtiyacının azaltılması sağlanmalıdır.

    7. An Evaluation on Library Cooperation in Turkey Türkiye'de Kütüphanelerarası İşbirliği Üzerine Bir Değerlendirme

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Emin Küçük

      2004-06-01

      ütüphaneler, derme geliştirmede, kataloglamada, kendi dermelerinde bulunmayan kaynaklara erişim sağlamada, kaynaklarını kullanmada, işbirliği olarak adlandırabileceğimiz ortak çalışmaları gerçekleştirmektedirler. Cumhuriyet dönemi işbirliği çalışmalarını değerlendirmeyi amaçlayan bu çalışma kapsamında, ülkemizdeki kütüphanelerarası işbirliği uygulamaları tarihsel, işbirliğini yönlendirici örgütler ve potansiyel uygulama alanları perspektifi içinde ele alınmıştır. Mevcut durumu saptamak amacıyla, Milli Kütüphane, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, ULAKBİM, Ankara'da bulunan özel kütüphaneler, okul kütüphaneleri, Milli Eğitim Bakanlığı, üniversite kütüphaneleri, konsorsiyumlar ve meslek derneklerinin çalışmaları incelenmiş, yapılan görüşmeler sonucu ve literatürden elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, son yıllarda işbirliği çalışmalarının hız kazandığı, elektronik kaynakların sağlanmasına yönelik iki konsorsiyumun ortaya çıktığı, üniversite kütüphaneleri arasında belge sağlamada işbirliği projelerinin başlatıldığı ancak işbirliğinin diğer alanları olan toplu katalogların hazırlanması, bibliyografik bilgi paylaşımı, otorite dizinlerinin geliştirilmesi gibi alanlarda başarısız olunduğu, üniversite kütüphaneleri dışında kalan kütüphanelerde işbirliğinin olmadığı, kurumların konuyla ilgili "ortak aklı" ve dolayısıyla bilgi, kaynak paylaşımının, planlama ve örgütlenme becerisini geliştiremediği görülmüştür. Kaynak, mevzuat, alt yapıdaki yetersizlikle nedeniyle, ortaya atılan projelerin sürekliliğinin sağlanamamış, hepsinden önemlisi işbirliği çalışmalarının temelini oluşturan adanmışlık ilkesinden yoksun olması, çalışmaların sürdürülebilirliğini ve yeni işbirliği çalışmalarının doğmasını engelleyen nedenler olarak karşımıza çıkmaktadır.

    8. Öğretmenlerin Akademik Erteleme Davranışı İle Teknoloji Kullanım Özellikleri Arasındaki İlişki The Relationship Between Academic Procrastination And Technology Usage Of Teachers

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Gonca KIZILKAYA CUMAOĞLU

      2012-12-01

      Full Text Available There are a lot of factors that affect the professional developmentof teachers. The academic procrastination and technology is the subjectof this research. The purpose of this research is identifying thetechnology usage and academic procrastination levels and investigatingthe relationship of technology usage and academic procrastination. Thisdescriptive study is conducted with teachers (115 of two schools inIstanbul by survey method. Data are collected with two tools for thestudy. One is procrastination scale which is developed by Aitken (1982and adapted to Turkish by Balkıs (2006 and the other is technologyquestionnaire (12 questions. SPSS 16.0 programmer was used inanalyzing the data. Pearson correlational analysis was used toidentifying the relationship of variables and t test, ANOVA was used inidentifying the significant difference between the variables. Determiningthe answers of teachers on questionnaire items mean and standarddeviation are used. The academic procrastination levels of teachers wasfound in middle level ( X =52,63 and there is no significant differencewas found between gender, branch, course load and academicprocrastination while their procrastination level was differentiaterespect to following agenda (p Öğretmenlerin mesleki gelişimlerini etkileyen pek çok etmenbulunmaktadır. Bu etmenlerden teknoloji kullanımı ve akademikerteleme davranışı bu araştırmanın konusudur. Bu araştırmanın amacıöğretmenlerin akademik erteleme ve teknoloji kullanım düzeylerininbelirlenmesi ve akademik erteleme davranışı ile teknoloji kullanımıarasındaki ilişkinin incelenmesidir. Betimsel çalışma olan bu araştırma,tarama (survey modeli ile İstanbul ilinde bulunan iki okulda çalışan115 kişilik bir öğretmen grubu üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanınverileri Aitken (1982 tarafından geliştirilen, Balkıs (2006 tarafındanTürkçe’ye uyarlaması yapılan Erteleme Eğilimi Ölçeği (α = .89 ve 12

    9. A COMPARATIVE STUDY ON THE NOVELS “BLUE AND BLACK” AND “THE SORROWS OF YOUNG WERTHER” MAİ VE SİYAH VE GENÇ WERTHER’İN ACILARI ROMANLARI ÜZERİNE KARŞILAŞTIRMALI BİR İNCELEME

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hacer GÜLŞEN

      2012-01-01

      Genç Werther’in Acıları” romanıdır. Diğeri ise Türk edebiyatının usta yazarı, Halit Ziya tarafından 1897 yılında yazılan “Mai ve Siyah” romanıdır. Hayat ve eser arasındaki ilişkileri keşfetmek amacını taşıyan bu metoda göre görülmektedir ki, her iki romanın kahramanı da biraz yazarlarıdır. Goethe, Genç Werther’dir; Ahmet Cemil ise, Halit Ziya. Hatta etraflarında bulunan kişiler de örneğin Mai ve Siyah’ta Raci, Muallim Naci’ye şaşılacak derecede benzer. Her iki kahraman da dönemlerini çok iyi yansıtmıştır. Sadece fikirleriyle değil, kılık kıyafet ve hareketleriyle hatta aşklarıyla da etkilidirler. Ahmet Cemil, emellerine kavuşamayınca büyük bir hayal kırıklığına uğrar. Mavi bir gecede kurduğu hayaller, siyah bir gecede sona erer. Hayal - hakikat tezadı renklerle de ifade edilir. Genç Werther’de de renkler dikkat çeker. Mai ve Siyah romanı bu noktada bir hayal kırıklığıyla, Genç Werther romanı ise intiharla sona erer. İncelemede karşılaştırmalı edebiyat metodu olan ve edebiyat eserlerini karşılaştırmayı bir sanat edinen Pozitivist metot kullanılmıştır.

    10. “Beyhude Ömrüm” Adlı Hikâyenin Greımas’ın Eyleyenler Modeline Göre İncelenmesi Analysıs Of Story “Beyhude Ömrüm” Accordıng To Greımas’ Actants Model

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hatice ALTUNKAYA

      2012-12-01

      önüştürmek, anlamsal bağlarını keşfetmek okurun işidir. Eski Yunancada gösterge anlamına gelen semeion ile bilim anlamına gelen logos sözcüğünün birleşmesiyle meydana gelen semology Türkçede gösterge bilimi terimiyle karşılanmaktadır.Göstergebilimin öncüleri olarak iki isimden söz etmek mümkündür. Bunlar Charles Sanders Peirce ve İsviçreli dilbilimci Ferdinand de Saussure’dür. Peirce, “Tüm evren, yalnızca göstergelerden oluşmamış olsa bile, göstergelerle dolup taşar” sözü ile bütün bilgi nesnelerinin göstergebilimin konusu olabileceğini ifade etmiştir.Bu çalışmada Mustafa Kutlu’nun “Beyhude Ömrüm” adlı hikâyesi göstergebilimsel bir çözümleme modeli olan Greimas’ın eyleyenler modeline göre incelenmeye çalışılmıştır. A.J. Greimas’a göre anlatının oluşabilmesi için öyküyü başlatacak bir olay ve bu başlangıç durumunu bozacak dönüştürücü ögeye ihtiyaç vardır. Çalışmada söz konusu olay ve dönüştürücü ögenin var olduğundan hareketle hikâye beş kesite ayrılmıştır. Bu kesitlerde eyleyenler modelinde bulunan altı eyleyenin bulunduğu, anlatı izlencesinden eyletim, edinç, edim ve yaptırım izlence evrelerinin yer aldığı tespit edilmiş ve eyleyenler modelindeki öznelerin yetilendirici, sonuçlandırıcı ve onurlandırıcı deneyimleri gerçekleştirdikleri görülmüştür. Ayrıca eserde ben anlatıcı olan yazarın “öldüm” ifadesini kullanmasının ben anlatıcının anlatımına uygun düşen bir anlatım olmadığı görülmüştür.

    11. 60-66 Ay Aralığında İlkokula Başlayan Öğrencilerin Kişisel Öz Bakım Ve İlkokuma-Yazma Becerilerinin Öğretmen Görüşlerine Göre Değerlendirilmesi The Evaluation Of The 60-66 Months Old Primary School Students’ Personal Self-Care And Initial Reading And Writing Skills According To Teachers’ Views

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Murat BAŞAR

      2013-09-01

      ğişikle 2012-2013 öğretim yılında 60-66 ay arasındaki öğrenciler velilerin rızasıyla ilkokula başladılar. Bu başlangıçla birlikte temel becerilerle ilgili yetersizlik, öğrenme güçlüğü gibi tartışmalar yapıldı. Raporlar yayınlandı. Bu eleştirilerin tamamı süreç başlamadan ve uygulama görülmeden sendika, vakıf ve dernekler tarafından yapılan eleştirilerdi. Nitel olarak yapılan bu çalışmada ilkokula 60-66 ay döneminde başlayan öğrencilerin ilk okuma yazma sürecinin öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İlkokula başladıkları dönem ile birinci sınıfı bitirdikleri dönem arasındaki süreç öğrencilerdeki gelişim ve gerçekleştirilen etkinliklere göre değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2012-2013 öğretim yılında Uşak’ta görev yapan 26 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. 60-66 ay aralığında bulunan öğrencilerin dönemin başında okula uyum, tuvaleti kullanma, tuvaletten sonra ellerini yıkayabilme ve elbisesini giyme, kendi başına yiyip içebilme gibi kişisel öz bakım becerilerinde yetersiz oldukları görülmüştür. Ancak 2012-2013 öğretim yılı sonu itibari ile bu becerileri kazanmada sorunların pek görülmediği tespit edilmiştir. Benzer şekilde öğrencilerin ilkokula başladıkları dönemde kalem tutma, satır aralığına yazma, sesleri yazım yönüne göre doğru yazma, tahtayı kullanma becerilerinde sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir. 2012-2013 öğretim yılı sonunda okuma ve yazma sorununun aşıldığı belirlenmiştir.

    12. San Remo Konferansı’nda İngiltere’nin Ermeni Politikası (18-26 Nisan 1920 Britain’s Armenian Policy on San Remo Conference (18-26 April 1920

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Evren KÜÇÜK

      2012-09-01

      Ahoranian Osmanlı Devleti’nden toprak talebinde bulunmaya devam etmişlerdir. Bu taleplerin gerçekleşmesi için Ermeni varlığını koruyacak, geliştirecek ve finanse edecek bir gücün mandaterliğine ihtiyaç vardı. Bu durum konferans esnasında İngiltere’nin de diplomatik manevralar gerçekleştirmesine yol açmıştır. Özellikle İngiltere için Mezopotamya bölgesi önemli olduğundan Anadolu’daki mandaterlik görevi ABD’ye bırakılmaya çalışılmıştır. ABD’nin bu teklifi kabul etmemesi durumunda ise Türk-Ermeni sınırının ABD Başkanı Wilson hakemliğinde çözülmesi öngörülmüştür. San Remo’da bulunan diğer devlet başkanları ise Ermenistan mandaterliğini alma sorumluluğundan rahatsızlık duyup ne mali ne de askeri yardımda bulunamayacaklarını açık bir dille ifade etmişlerdir. Demografik bakımdan sağlam gerekçelere dayanmayan ve uygulanabilirlik ilkesine ters düşen bu taleplerin Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki hareket tarafından kabul edilmesi beklenemezdi. Ayrıca Doğu Cephesi’nde elde edilen askeri zaferler, İngiltere’nin Ermenistan politikasının iflasına neden olduğu gibi ABD Başkanı Wilson’un da Sevr Antlaşması’nın 89. maddesine atfen hazırladığı Türk-Ermeni sınırı hakkındaki 22 Kasım 1920 tarihli raporunu da devre dışı bırakmıştır. Varolmak için verilen bu savaş, sonunda, İtilâf blokunun tamamen parçalanıp Fransa ve İtalya’nın milli mücadele hareketine destek vermesiyle sonuçlandığı gibi hem Lloyd George hükümetinin hem de Osmanlı imparatorluk sisteminin sonunu getirmiştir.

    13. Evaluation On Earthware Moulds Unearthed During The İznik Kilns Excavations / İznik Çini Fırınları Kazısı’nda Ortaya Çıkarılan Pişmiş Toprak Kalıp Parçalarının Değerlendirilmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Vesile Belgin DEMİRSAR ARLI

      2018-04-01

      geometrik, grift bitkisel ve örgülü kompozisyonlar oluşturmaktadır. Bu kalıp parçaları arasında gövde parçalarında rastladığımız desenlerle birebir örtüşen örnekleri de görmek mümkündür. Bunlar arasında yazı dekorlu kalıp parçası ilgi uyandırmaktadır. Ancak ele geçen parçanın mevcut kısımlarında görülebilen harflerden bir anlam çıkmaması, bu yazının dekoratif amaçlı yapılmış olabileceğini düşündürmektedir. Bunların dışında, yiv dekorlu kalıplar da ayrı bir grup oluşturmaktadır. İznik’te bulunan kalıp parçaları, form, desen ve boyutları bakımından Anadolu dışı İslam seramik sanatında ve Anadolu’da kullanılan kalıplarla benzerlik göstermektedir.

    14. İşitme Yetersizliği Olan Öğrencilerin Eğitimlerinde Bilgisayar Destekli Kelime Öğretim Materyali Kullanımının İncelenmesi(Examination of the Use of Computer Aided Word Teaching Material for the Education of Students with Hearing Impairment

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hacer Keser

      2018-03-01

      Full Text Available Bu çalışmada, işitme yetersizliği olan öğrenciler için Mayer’in (2001 Türetimci Çoklu Ortam Öğrenme Kuramı’na dayalı bilgisayar destekli bir kelime öğretim materyalinin geliştirilmesi, uygulanması ve materyalin öğrencilere katkısının öğretmen görüşleriyle incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun yanında öğretmenlerden alınan görüşlerle işitme engelli okullarında yaşanan sorunlara ve çözüm önerilerine yer verilmiştir. Çalışma, Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan bir İşitme Engelliler Ortaokulu’nda öğrenim gören 27 öğrenci ve okulda görev yapan 14 öğretmen ile yürütülmüştür. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji yöntemi kullanılmıştır. Geliştirilen kelime öğretim materyali sınıflarda akıllı tahta aracılığıyla ve öğretmen gözetiminde sekiz hafta boyunca haftada bir ders saati olarak öğrencilerin kullanımına sunulmuştur. Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, geliştirilen kelime öğretim materyalinin öğrencilerin kelime bilgisini ve derse katılımını arttırdığı, okuduğunu anlamasını ve bilgiye ulaşmasını kolaylaştırdığı gibi olumlu sonuçlar ortaya çıkmıştır. Ayrıca araştırma sonucunda, öğrencilerin kelime öğrenmede yaşadıkları güçlüklerin çözümüne yönelik olarak bilişim teknolojilerinden yararlanılarak hazırlanacak görsel yönden zengin ve etkileşimli materyallerin kullanımı önerilmektedir. In this study, it was aimed to develop and apply a vocabulary teaching material based on Mayer's Cognitive Theory of Multimedia Learning for the students with hearing impairment and to examine the effect of the material on the students via the observations of the teachers. In addition to this, considering the opinions of the teachers, the problems experienced in the schools for the students with hearing impairment and the solutions for these problems are presented. The study was

    15. İlköğretim Öğrencilerinin İletişim Becerilerinin Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi Investigation of Primary School Students

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Kadir KARATEKİN

      2012-09-01

      . Bu sosyal becerilerden birisi de iletişim becerisidir. Daha küçük yaşlardan itibaren verilecek beceri eğitimi ile öğrencilerimize iletişim becerileri kazandırarak içinde yaşadığı toplumda mutlu, üretken ve etkili bir insan olmasını sağlayabiliriz. Bunun için öğrencilerimizin iletişim becerileri üzerinde etkili olabilecek faktörlerin bilinmesi önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı da ilköğretim öğrencilerinin iletişim becerileri üzerinde etkili olan faktörleri ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Ersanlı ve Balcı (1998 tarafından geliştirilen “İletişim Becerileri Envanteri" Ankara ve Kırşehir'de bulunan iki ilköğretim okulunun 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim gören 373 öğrenciye uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 15 istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistik, ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ilköğretim öğrencilerinin iletişim becerileri üzerinde öğrencilerin yaşadıkları ilin, cinsiyetin, okul öncesi eğitimin, anne-baba eğitim durumunun ve sınıf düzeyinin etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin, Türkçe dersinden aldıkları not, okudukları kitap sayısı, günlük kitap okuma süreleri arttıkça iletişim becerileri artarken günlük televizyon izleme ve bilgisayar kullanma süreleri arttıkça iletişim becerileri azalmaktadır. Bu sonuçlar doğrultusunda öğretmenlerin derslerdeöğrencilerin kendilerini daha iyi ifade edebilecekleri ortamları oluşturmaları, öğrencilerin daha fazla kitap okuması için teşvik edilmesi, çocukların okul öncesi eğitime mümkün olduğunca erken başlatılması ve ebeveynlerin çocuklarının TV ve bilgisayar başında çok fazla zaman geçirmelerine izin verilmemeleri önerilmiştir.

    16. Celilî’nin Husrev ü Şirin’inin Yeni Bir Nüshası ve Kadın Müstensihi A New Copy of Husrev ü Şirin By Celilî and Its Woman Copyist

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Arzu ATİK

      2013-07-01

      Full Text Available In classical Turkish literature, masnavi poetry has a significant place. Husrev ü Şirin is a popular masnavi in both Turkish and Persian literatures. Husrev ü Şirin is the first masnavi written by Celilî who has works in both types of ghazal and masnavi in 16th century. This masnavi tells the story of Husrev-i Perviz who was one of the Sassanid monarchs and Şirin whose there are different narratives about her in literary sources, there is also a third character named Ferhad. Celilî prefers to construct the story by highlighting the love between Husrev and Şirin. There have been three discovered copy of the masnavi of Celilî; when a copy of Husrev ü Şirin is reconnoitred during the researches for cataloguing of “Millet Yazma Eser Kütüphanesi Türkçe ve Farsça Yazma Eserlerin Yeniden Kataloglanması Projesi” it is revealed that the text is a new copy of Celilî’s work. This copy draws attention by the reason of the fact that it is a new copy of Husrev ü Şirin and also, example of different copying style. Additionally, one of its important feature is that the masnavi is copied by a female copiest named Şerife Kâmile binti Mehmed Ataullah. In this article, firstly some information about Celilî and his works are going to be given and some features are going to be expressed by comparing studies about Husrev ü Şirin and this new discovered copy.The acquired information about the female copyist, Şerife Kâmile binti Mehmed Ataullah is also going to be given. Klasik Türk edebiyatında mesnevi nazım şekli önemli bir yer tutar. 16. yüzyılda hem mesnevi hem de gazel nazım şekliyle şiirler kaleme almış Celilî’nin ilk mesnevisi Husrev ü Şirin’dir. Bu mesnevi, İran ve Türk edebiyatında sevilen bir mesnevidir. Sasani hükümdarlarından Husrev-i Perviz ve kaynaklarda hakkında farklı rivayetler bulunan Şirin’in aşk hikâyesinin anlatıldığı bu mesnevide üçüncü bir kahraman olarak Ferhad da vard

    17. Okul Öncesi Öğretmenlerinin Riskli Oyunlara Yönelik Görüş ve Algıları

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      B. İpek Güler

      2016-08-01

      Full Text Available Çocukların oyunlarında heyecan aramak için yaptıkları ve fiziksel olarak yaralanma riski olan oyunlar riskli oyun kavramı altında tartışılmaktadır. Bu çalışmada, okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çocukların riskli oyunlarına yönelik görüş ve algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma nitel araştırma yaklaşımıyla açımlayıcı bir araştırma olarak yürütülmüştür. 2015-2016 eğitim ve öğretim yılında Ankara ilindeki altı farklı okul öncesi eğitim kurumunda görev yapan toplam 25 öğretmen çalışma grubunu oluşturmuştur. Veriler araştırmacılar tarafından geliştirilen bir görüşme formu kullanılarak ve birebir görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Görüşmelerin dökümü ile elde edilen dokümanlar üzerinde belge tarama yapılmış ve öğretmen görüşlerinin sıklık dağılımları üzerinden analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, çalışma grubunda bulunan öğretmenlerin riskli oyunlara karşı temkinli yaklaştıkları belirlenmiştir. Çocukların fiziksel sağlıklarına verilen önem onların risk almalarının önünde bir engel olarak görülmektedir. Bunun, risk kavramının tehlikeli ve zarar verici olarak algılanmasından kaynaklanabileceği gözlemlenmiştir. Diğer taraftan velilerin ve idarecilerin öğretmenler ve oyunlara yönelik tutumlarının, ayrıca fiziksel altyapı sorunlarının da riskli oyunları engelleyen diğer etkenler arasında olabileceği görülmüştür. The concept of risky play is discussed under the name of play, which seeks excitement and involves a risk of physical injury. In this study, it was aimed to examine the pre-school teachers’ opinions and perceptions toward risky play. This study was conducted as a basic and exploratory research according to the qualitative approach Totally 25 pre-school teachers working at six different schools at 2015-2016 term dates in Ankara

    18. İkinci/Yabancı Dil Öğretiminde Özgün ve Değiştirilmiş Dilsel Girdi Üzerine On The Authentic And Modified Input In The Second/Foreign Language Teaching

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa DURMUŞ

      2013-03-01

      ğrenici tarafından anlaşılma (comprehension düzeyi konuları, üzerinde önemle durulan çalışma alanlarından birini oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu dilsel girdinin öğrenicilerin öğrenme süreçlerinde hangi biçimde sunulduğu önemli bir konudur. Öğrenicilerin dil öğrenim sürecinde öğrenebildiklerinin içinde, duyduğu veya maruz kaldığı bu dilsel girdiler, hedef dili ana dili olarak konuşanların doğal iletişim ortamlarında üretilmiş özgün (authentic metinler olabildiği gibi, öğrenici kaygıları gözetilerek doğal yolla veya özgün metinleri hedef kitlenin yeterlilik düzeylerine göre değiştirim yoluyla üretilmiş değiştirilmiş (modified metinler de olabilir. Değiştirilmiş metinler yine, sadeleştirilmiş (simplified veya genişletilmiş (elaborated metinler olarak sunulabilir. Yazıda, dil öğretim sürecinde okuduğunu anlamanın önemi, özgün veya değiştirilmiş metin seçimi ve değiştirim türleri ele alınacaktır. Şunu da belirtmek gerekir ki, önerilen herbir metin türünün, ikinci/yabancı dil öğretim sürecinde tek ve mutlak kullanım sahası bulması mümkün görünmemektedir. Buna karşılık öğretim malzemeleri oluşturulurken, okuma metinlerinin özgün, sadeleştirilmiş ve genişletilmiş örneklerinden yararlanılarak, öğretim süreci zenginleştirilebilir. Çünkü, sadeleştirilmiş ve genişletilmiş metinler, öğrenicilerin anlama düzeylerini yukarılara çekerek onların öğrenme güdülerini olumlu etkilerken; özgün metinler, sundukları doğal dil malzemesi nedeniyle, öğrenicilerin hedef dilde iletişim becerilerini geliştirmelerine yardımcı olamaktadır. Yazı, dil öğretim sürecinde otantik metinleri veya dönüştürülmüş metin türlerini ortaya çıkaran kuramsal özellikleri, bu türlerin biribirlerine göre yararlı bulunan veya anlamayı güçleştiren yönlerini konuyla ilgili oluşmuş temel literatüre de işaret ederek ortaya koymaktadır. Bu yönüyle yaz

    19. Dervîş Muhammed Şifâyî'nin Şerh-i Şebistân-i Hayâl'indeki Muammâ Çözüm Yöntemleri Üzerine Bir İnceleme / An Investigation on Dilemma Resolution Methods in the Sharh Shabistan Khayal of Darwish Muhammad Shifayi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Özdemir

      2017-04-01

      arihi olarak tanınmıştır. Şarihin bundan başka aslı Farsça olan iki Esmâ-yı Hüsnâ şerhini Türkçeye tercüme ettiği Hediyyetü’l-Fukarâ, İslam dini, tasavvuf ve tarikatlara dair kaleme aldığı Hediyye-yi Rahmet ve Fettâh-ı Nişâbûrî’nin Şebistân-ı Hayâl adlı eserini şerh ettiği Şerh-i Şebistân-ı Hayâl adlı eserleri vardır. Bu eserlerden Şerh-i Mesnevî’nin birinci cildi üzerinde tenkitli metin çalışması yapılmış, söz konusu eserin ikinci cildi ve Hediyyetü’l-Fukarâ adlı eser üzerinde tenkitli metin çalışmaları yapılmaktadır. Şerh-i Şebistân-ı Hayâl ve yurt dışında bulunduğu için henüz temin edilemeyen Hediyye-yi Rahmet adlı eserlerle ilgili bir çalışma yoktur. Bu makalede, Süleymaniye Kütüphanesi Serez 2656 numarada bulunan Şerh-i Şebistân-ı Hayâl adlı eser tanıtılıp şarihin maksadını izahtan sonra şerh yöntemi üzerinde durulacaktır. Aslı Farsça olan Şebistân-ı Hayâl’de, din ve hayata dair konular harf ve kelime oyunları vasıtasıyla muammâ tarzında ele alınmıştır. Dolayısıyla böyle bir metnin şerh yöntemini belirlerken hem Farsça ifadelerin tercüme ve şerhi hem de muammâların çözüm şekilleri göz önünde bulundurulmalıdır. Bu düşünceden hareketle şarihin şerh yöntemi ele alınırken öncelikle Farsça metnin tercüme ve şerhi, ikinci olarak da “sanat” başlığı altında, muammâların halledildiği bölümde kullanılan amel-i tahsîlî, amel-i tekmîlî, amel-i teshîlî, amel-i tezyîlî gibi muammâ çözüm yöntemleri üzerinde durulacaktır.

    20. Depo Gazı Enerji Üretim Tesisi Baca Gazı Atık Isısının Seralarda Değerlendirilmesi: İstanbul Örneği / Utilization of Waste Heat in Energy Production Plant from Landfill Gas at Greenhouses – Case Study in Istanbul

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Volkan Enç

      2012-12-01

      Full Text Available Evsel atık düzenli depolama sahaları kullanım ömrü dolduktan sonra yararlı kullanım alanları sınırlı sahalardır. Çoğunlukla yeşil alan olarak kullanılan bu yerler ekonomik ve çevresel anlamda atıl durumda bulunmaktadır. Depolama sahalarının İstanbul gibi arazi sıkıntısı çeken bir şehirde yararlı amaçlar için kullanılması elzemdir. Depolama sonrası sahalarda metan gazı oluşmakta ve farklı yöntemlerle kontrol altına alınmaktadır. Bu gazların toplanması, taşınması ve özel motorlarda yakılması ile elektrik enerjisi üretilmektedir. Tesislerde gazın yakılması, depo gazı içerisinde bulunan CH4 (metan gazının CO2’e indirgenmesini sağlayarak sera etkisini azaltmakta, elektrik enerjisi üreterek ekonomiye katkı sağlamaktadır. Çevresel ve ekonomik yarar göz önüne alındığında, depo gazından enerji üretim tesislerinde, enerji üretiminde mümkün olabilecek maksimum verime ulaşılmalıdır. Bu düşünce ile bakıldığında, depo gazı enerji üretim tesisinde oluşan atık ısının değerlendirilemeden atmosfere verilmesi önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Oldukça yüksek debi ve sıcaklığa sahip bu ısı, enerji bakımından önemli bir potansiyele sahiptir. Bu sıcaklıktaki ve debideki ısının değerlendirilmeden atmosfere verilmesi, çevreyi olumsuz etkilemesinin yanında ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Seralarda mevsimlik çiçek üretimi, maliyeti yüksek bir faaliyettir. Maliyetlerin önemli bir kısmını sera ısıtılması ve gübre kullanımı oluşturmaktadır. Isıtma işlemi için Türkiye’nin büyük bir bölümünde kömür ve doğalgaz kullanılmaktadır. Kışın seraların ısıtılması için kullanılan fosil yakıtların hem maliyeti yüksek, hem de çevresel standardı düşüktür. Bu çalışma, İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA tarafından desteklenen “Depo Gazı Enerji Üretim Tesisi Atık Isının ve Kompostun Seralarda

    1. Burdur’da Evde Sağlık Hizmeti Alan Yaşlı Hastaların Profili ve Evde Verilen Sağlık Hizmetleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Binali Çatak

      2012-04-01

      Full Text Available Amaç: 2011 yılında ülkemizde kamusal düzeyde evde sağlık hizmeti verilmesi fiili olarak başlatılmıştır. Çalışmada; Burdur’da evde sağlık hizmeti kullanan 65 yaş ve üzeri yaşlı hastaların profilini ve evde verilen sağlık hizmetlerini tanımlamak amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu araştırmanın evrenini, Nisan 2011 tarihinde Burdur İl Sağlık Müdürlüğü Evde Sağlık Hizmeti Koordinasyon Merkezi’ne kayıtlı 65 yaş ve üzeri 140 kişi oluşturmaktadır. Çalışmada örneklem seçilmemiş olup, evrenin tümüne ulaşılması hedeflenmiştir. Veriler anket yöntemiyle, yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmış ve SPSS paket programı kullanılarak analizler tamamlanmıştır. Bulgular: Yaş ortalaması 79.6 olan yaşlıların %67.6’sı kadın, %53.7’sinin eşi ölmüş, %52.8’i okuryazar değil, %47.2’sinin sosyal güvencesi bulunmamakta ve %25.9’unun sağlık güvencesi yeşil karttır. Yaşlılarda en çok bulunan hastalıklar hipertansiyon (%48.1 ve inmedir (%39.8. Yaşlıların kolaylıkla yapabildikleri eylemlerin başında yemek yeme gelirken (%30.6; fatura yatırma, hastaneye gitme vb. gibi aktivitelerde hemen hemen tamamen bağımlıdırlar (%99.1. Yaşlılara evde verilen tıbbi hizmetler %46.3 muayene ve ilaçla tedavi, %26.9 muayene, tetkik ve ilaçla tedavi, %14.8 enjeksiyon, sonda takma ve yara bakımıdır. Yaşlılara evde verilen sağlık hizmetlerinin %87.0’sini sadece devlet hastanesi, %3.7’sini ise aile hekimi vermiştir. Evde sağlık hizmeti verenlerin büyük kısmını (%92.6 hekimler oluşturmuştur. Sonuç: Evde sağlık hizmeti sunulan yaşlıların sosyodemografik özellikleri, hastalık örüntüleri ve bağımlılık durumu toplumdaki yaşlı populasyonundan farklıdır. Sağlık hizmet sunumuna birden fazla sağlık kurumu dâhil olmaktadır, sunulan sağlık hizmeti kapsamlı değildir ve multidisipliner ekip anlayışından yoksundur

    2. Ortaöğretim Öğrencilerinin Savaş Ve Barış Kavramı İle İlgili Düşüncelerinin Çeşitli Değişkenler Açısından Değerlendirilmesi An Evaluation Of The Views Of Secondary Education Students Over The A Of War And Peace In Terms Of Different Variables

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Özgür AKTAŞ

      2013-09-01

      ılının birinci döneminde Ankara ilinin Altındağ, Çankaya, Mamak ve Yenimahalle ilçelerinde bulunan liselerde uygulama yapılmıştır. Araştırma tarama yöntemine dayanmaktadır. Çalışma 3026 ortaöğretim öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Ortaöğretim öğrencilerinin savaş ve barış konuları ile ilgili tutumları tespit edilmeye çalışılmıştır. Savaş ve barış tutum ölçeği 40 maddeden oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 15,0 paket programıyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde öğrencileri cinsiyet, savaş oyunu oynayıp oynamama ve bilgisayar oyunu oynayıp oynamama değişkenlerine göre farklıkları olduğu gözlenmiştir. Öğrenciler arasında en az farklılığın ise baba eğitim düzeyi ve sınıf düzeyi arasında olduğu görülmüştür.Ortaöğretim öğrencileri insanın savaşçılık özelliği ile doğduğu şeklindeki önermeye kararsız kalmıştır. Öğrenciler savaşların Tanrının takdiri olduğu görüşüneyse katılmamıştır. Ortaöğretim öğrencileri savaşların masum insanlara acı getirdiği ve savaşların başka savaşlara yol açtığı görüşünde olmuştur. Öğrencilere göre savaşı kazanan da savaşı kaybeden de savaşsın sonuçlarından acı çekmektedir. Ortaöğretim öğrencileri en büyük başarıların savaş meydanlarında kazanıldığı fikrine kararsız bir tutum sergilemiştir. Yine öğrenciler vatanseverlik gibi yüce duyguların savaş meydanlarında doğduğu fikrinde de kararsızdır. Buna karşı öğrenciler savaş kazanmak kadar barış kazanmanın da önemli olduğunu belirtmiştir. Öğrencilere göre barışa katkı sağlayan insanlar da kahraman ilan edilmelidir.Türkiye’de savaş ve barış kavramının hangi yaşlarda anlaşılabildiğine dair araştırmalar yapılmamıştır. Bu alanda araştırmalar alana katkı sağlayacaktır. Ayrıca savaşların niteliğine göre ayrılarak da araştırma yapılmasının önemli olduğu düşünülmektedir.

    3. Ortaöğretim T. C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersinde “Şiir Kullanımına” İlişkin Öğretmen Görüşleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Namık Çencen

      2014-05-01

      Full Text Available Değişen ve gelişen günümüz eğitim sisteminde “orkestra şefi” rolü biçilen öğretmenden, öğrenme-öğretme sürecini planlarken farklı öğretim yöntemleri ve materyalleri kullanarak İnkılâp tarihi derslerini ezberden, tek düze anlatımdan kurtarabilmesi, hedeflenen beceri ve davranışları gerçekleştirebilecek ortamları sağlaması beklenmektedir. Bu ortamı sağlayabilmek amacıyla İnkılâp Tarihi dersi sürecinin planlanmasında edebi ürünlerden şiirin kullanılmasının öğretmenlere bu anlamda bir fırsat sunacağı söylenebilir. Bu araştırmada, 11. sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersinde tarih öğretmenlerinin bir edebi ürün olarak şiirin kullanımına ilişkin görüşleri üzerinde durulacaktır. Tarama modelinde gerçekleştirilen bu araştırmanın örneklemi uygun örnekleme (Convenience Sampling yöntemi ile belirlenen 2009–2010 öğretim yılında Ankara ili Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde bulunan 8 merkez ilçenin ortaöğretim okulunda görevli 80 tarih öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veriler araştırmacılar tarafından geliştirilen ölçme aracı ile toplanmıştır. Güvenirlik çalışması için hesaplanan iç tutarlılık katsayısı (Cronbach Alpha değerinin α= 0.76 olduğu görülmüştür. Sonuçların değerlendirilmesinde frekans, yüzdelik, aritmetik ortalama, t-testi ve one-way anova istatistik değerleri kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda; tarih öğretmenlerine ortaöğretim 11. sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde şiir kullanımına yönelik uygulanan anket sonucunda cinsiyetleri, çalışıyor oldukları okul türleri, mesleki kıdemleri ve mezun oldukları okul türüne göre aralarında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Tarih öğretmenlerine ortaöğretim 11. sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atat

    4. Niğde Türk Ocağı’nın Kuruluşu ve İlk Faaliyetleri (1924-1926 The Establishment And First Activities Of Niğde Türk Ocağı (1924-1926

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nevzat TOPAL

      2013-09-01

      ğın kuruluşunu ve ilk faaliyetlerini Niğde’de yayınlanan ve elimize ulaşabilen gazete nüshalarında yer alan haberlerden istifade ederek değerlendirdik. Bugüne kadar kütüphane ve arşivlerde Niğde Gazetelerine ait tam bir koleksiyon bulmam mümkün olmamıştır. Bu sebepten de Niğde Türk Ocağının kuruluşu ve faaliyetlerine dair bir çalışma yapılamamıştır. Ancak Niğde Türk Ocağına 1925 tarihinde başkanı seçilen Hasan Hüsnü (Savaşçın Bey’in oğlu Mehmet Yılmaz Savaşçın vasıtasıyla temin ettiğimiz gazete ve belgelerden Ocağın kuruluşu ve faaliyetlerini aydınlatmak mümkün olmuştur.Elimizde mevcut olan gazete ve belgelerden Niğde Türk Ocağı Eylül 1924’te kurulmuştur. İlk İdari Heyeti Reisi C. Şehabeddin (Tüzün Bey’dir. Bu kişinin meşhur şair C. Şehabeddin olabileceği şeklinde yanlış bir kanaat hâkimdir. Ancak yapılan çalışmada Şehabeddin’in Niğde’de avukatlık mesleğini icra ettiği ortaya çıkarılmıştır. Şehabeddin Bey’in kısa süreli (yaklaşık altı ay yönetimini takiben 9 Ocak 1925’te yapılan kongrede yönetim değişmiştir. İkinci İdari Heyet Reisi olarak Hasan Hüsnü (Savaşçın Bey seçilmiştir. Elimizdeki bulunan Türk Ocakları Üyelerine Mahsus Hüviyet varakasında Niğde Türk Ocağı’nın 1 numaralı üyesi Hüsnü Beydir. Hüsnü Bey kısa sürede Ocağı teşkilatlandırıp faal hale getirmiştir. Niğde Türk Ocağı yaptıkları etkinlikler ile Niğde’nin kültürel hayatına önemli hizmetlerde bulunmuştur. Elimizdeki sınırlı belgeler ışığında bugüne kadar çalışılmamış olan Niğde Türk Ocağının kuruluşu ve ilk faaliyetleri değerlendirilmiştir.

    5. Tezkire-i Buğra Han’ın Çağatayca Yazılmış Bir Nüshası Metin- Dil İncelemesi- Tıpkıbasım A Manuscript Of Tazkira-i Bughra Khan Written In Chagatay Turkısh Texte- Grammar Notes- Facsimile

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      B. Erdem DAĞISTANLIOĞLU

      2012-12-01

      ındaki bilgiler oldukça sınırlıdır. Bu dönem hakkındaki bilinmezliklerin benzeri, İslamiyet’in Türkler arasında yayılmasında büyük bir yeri bulunan ve efsanevi özellikler taşıyan Satuk Buğra Han için de geçerlidir.Bu makale, Türklerin İslamiyeti kitle hâlinde kabul edişlerini ve ilk Müslüman Türk hükümdarının efsanevi hayatını anlatan Tezkire-i Buğra Han kitabının 19. yüzyılda Çağatayca olarak kaleme alınmış bir nüshasının çeviri yazı ve dil incelemesini içermektedir.Çalışmamıza konu olan eser, Klasik Çağataycanın dil özelliklerini taşımakla beraber, Özbekçe ve Çağdaş Uygurcanın ses ve şekil bilgisi özelliklerini de barındırmaktadır. Tezkire-i Buğra Han kitabı gerek ses gerekse şekil bilgisi bakımından Çağatayca öncesi arkaik örnekleri de içermektedir. Eser bu özellikleriyle, hem Çağataycadan çağdaş Türk lehçelerine geçişi yansıtmakta hem de içerdiği arkaik yapılarla dikkat çekmektedir.Yazmanın Çağatayca dışında en çok Çağdaş Uygurcanın dil özelliklerini barındırdığı görülmektedir. Kitabın ilk sayfasındaki karışık bir hâlde yazılmış ifadelerin içinden tespit edebildiğimiz tārįħķa bir min g iki yüz yėtmiş1 ….. inal aķsuluķ taĥrįri āħir boldı cümlesi eserin Çağdaş Uygurcayla olan bağını da açıklar niteliktedir.Bu makalede söz konusu yazma eserin bütünü hakkında, yazarı, yazıldığı yüzyıl, diğer nüshaları vb. özellikleri bakımından bilgi verilmiş olup yalnızca Satuk Buğra Han menkabesinin geçtiği kısmın çeviri yazılı metni sunulmuştur. Ayrıca incelenen kısmın tıpkıbasımı da makalenin sonuna eklenmiştir.Bu yazıda, British Library’deki Or. 8161 numaralı metnin 83a-102b varakları arasındaki Satuk Buğra Han menkabesini esas almakla birlikte, dil incelemesinde gerek duyuldukça yazmanın bütünü göz önünde bulundurularak açıklamalar yapılmıştır.

    6. Ortaçağ ve Sonrası Muş İli Yüzey Araştırması -2010- Varto

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bülent Nuri KILAVUZ

      2013-03-01

      katlıdır. Minare, Kale ve Dere Mahallelerinde bulunan evler, kent merkezinde kalmalarından dolayı hızla yok olmaktadırlar. Özellikle ön cephe düzenlemeleriyle Muş’a ait karakteristik bir özellik gösterirler.Varto ilçesinde tespit edilen Mezar taşları insan ve hayvan figürlü formlarıyla dikkat çekicidir. Hasköy ve Korkut’un köylerinde tespit edilen Mezar taşları ise kılıç ve kalkan motifleriyle öne çıkar.Anıt eserler ve Mezar taşları bölgeye ve dönemlerine göre malzeme, form ve üslup açısından farklılıklar göstermektedir. Tespit edilen eserler genellikle Osmanlı (XVI-XIX Yüzyıl dönemine aittir.İncelenen mezarlıkların hepsi birbirlerinden farklı özellikler sergilemektedir. Bu durum Muş coğrafyasının zenginliğini ortaya koyması açısından önemlidir. Mezar taşları üzerindeki bazı motifler özellikle bölgedeki diğer illere oranla farklılıklar sergilemektedir.Mezarlıklardaki tarihi mezarlar doğal ve insani etkenlerle günden güne hızla tahrip olmaktadır. Ayrıca bütün mezarlıklarda günümüzde de yeni gömülerin devam etmesi tahribi artırmaktadır.L’Enquête du terrain de la ville de Muş dans la période médiévale et postmédiévale – 2010 VartoRésuméCette étude a été réalisée du 09 au 26 juillet 2010 – avec l’autorisation du Ministère de la culture et du tourisme de la République turque et de la Direction générale des monuments culturels et des musées – au centre ville de Muş et aux villages des districts de Varto, Korkut et Hasköy. Dans cette recherche, on a identifié et examiné trois églises, un dépôt, une fontaine, un ensemble composé de six appartements et treize cimetières. Au centre ville de Muş, les maisons en général sont souvent bâties sur base d’adobes et se composent de deux étages. Les maisons des quartiers de Minare, Kale et Dere disparaissent petit-à-petit du fait qu’elles sont sises dans le centre de la ville. Ces maisons pr

    7. Ortaçağ ve Sonrası Muş İli Yüzey Araştırması -2008- Malazgirt

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bülent Nuri KILAVUZ

      2013-03-01

      örür Beldesinde bir ev ve bir kaya kilisesi; Malazgirt ilçesinde on iki mezarlık, Bulanık Uzgörür Beldesinde iki mezarlık incelenmiştir.Anıt eserler ve mezar taşları bölgeye ve dönemlerine göre malzeme, form ve üslup açısından farklılıklar göstermektedir. Tespit edilen eserler az sayıda Selçuklu ve sonrası (XI-XV. Yüzyıl ile genellikle Osmanlı (XVI-XIX Yüzyıl dönemlerine aittir.İncelenen mezarlıklar birbirlerinden farklı özellikler sergilemektedir. Bu durum Muş coğrafyasının zenginliğini ortaya koyması açısından önemlidir. Mezar taşları üzerindeki bazı motiflerin işlenişi bölgedeki diğer illerde bulunan örneklerle farklılıklar sergilemektedir.Tarihi mezarlıklar ve mezar taşları doğal ve insani etkenlerle günden güne hızla tahrip olmaktadır. Ayrıca bütün mezarlıklarda günümüzde de yeni gömülerin devam etmesi tahribi artırmaktadır.Enquête du terrain de la ville de Muş dans la période médiévale et postmédiévale – 2008 MalazgirtRésuméCette étude a été réalisée du 22 juillet jusqu’en aoûte 2008 – avec l’autorisation du Ministère de la culture et du tourisme de la République turque et de la Direction générale des monuments culturels et des musées – dans le district de Malazgirt de la ville de Muş et dans ses villages. Dans cette recherche, on a identifié les patrimoines culturels comme les monuments commémoratifs: Mosquées, Eglises, Hôtels, Ponts, Maisons, cimetières et pierres tombales. Dans les derniers jours de notre recherche, les villages du district de Bulanık ont été englobé dans le cadre du travail. Tout au long de cette étude, dans deux villages au centre de Malazgirt, on a étudié les ruines d’une auberge, d’une masdjid, d’une Mosquée et de deux ponts, dans l’agrandissement d’Uzgörür du district de Bulanık, sans oublier une maison et une église rupestre. Dans le district de Malazgirt, on a étudié douze cimetières et deux cimetières dans l

    8. Ortaçağ ve Sonrası Muş İli Yüzey Araştırması -2010- Varto / A Survey on Medieval and Later Periods of Varto, Muş (2010

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bülent Nuri KILAVUZ

      2013-03-01

      ve iki katlıdır. Minare, Kale ve Dere Mahallelerinde bulunan evler, kent merkezinde kalmalarından dolayı hızla yok olmaktadırlar. Özellikle ön cephe düzenlemeleriyle Muş’a ait karakteristik bir özellik gösterirler. Varto ilçesinde tespit edilen Mezar taşları insan ve hayvan figürlü formlarıyla dikkat çekicidir. Hasköy ve Korkut’un köylerinde tespit edilen Mezar taşları ise kılıç ve kalkan motifleriyle öne çıkar. Anıt eserler ve Mezar taşları bölgeye ve dönemlerine göre malzeme, form ve üslup açısından farklılıklar göstermektedir. Tespit edilen eserler genellikle Osmanlı (XVI-XIX Yüzyıl dönemine aittir. İncelenen mezarlıkların hepsi birbirlerinden farklı özellikler sergilemektedir. Bu durum Muş coğrafyasının zenginliğini ortaya koyması açısından önemlidir. Mezar taşları üzerindeki bazı motifler özellikle bölgedeki diğer illere oranla farklılıklar sergilemektedir. Mezarlıklardaki tarihi mezarlar doğal ve insani etkenlerle günden güne hızla tahrip olmaktadır. Ayrıca bütün mezarlıklarda günümüzde de yeni gömülerin devam etmesi tahribi artırmaktadır. L’Enquête du terrain de la ville de Muş dans la période médiévale et postmédiévale – 2010 Varto Résumé Cette étude a été réalisée du 09 au 26 juillet 2010 – avec l’autorisation du Ministère de la culture et du tourisme de la République turque et de la Direction générale des monuments culturels et des musées – au centre ville de Muş et aux villages des districts de Varto, Korkut et Hasköy. Dans cette recherche, on a identifié et examiné trois églises, un dépôt, une fontaine, un ensemble composé de six appartements et treize cimetières. Au centre ville de Muş, les maisons en général sont souvent bâties sur base d’adobes et se composent de deux étages. Les maisons des quartiers de Minare, Kale et Dere disparaissent petit-à-petit du fait qu’elles sont sises dans le centre de la ville. Ces

    9. Ortaçağ ve Sonrası Muş İli Yüzey Araştırması -2008- Malazgirt / A Survey on Medieval and Later Periods of Malazgirt, Muş (2008

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bülent Nuri KILAVUZ

      2013-03-01

      çesi Uzgörür Beldesinde bir ev ve bir kaya kilisesi; Malazgirt ilçesinde on iki mezarlık, Bulanık Uzgörür Beldesinde iki mezarlık incelenmiştir. Anıt eserler ve mezar taşları bölgeye ve dönemlerine göre malzeme, form ve üslup açısından farklılıklar göstermektedir. Tespit edilen eserler az sayıda Selçuklu ve sonrası (XI-XV. Yüzyıl ile genellikle Osmanlı (XVI-XIX Yüzyıl dönemlerine aittir. İncelenen mezarlıklar birbirlerinden farklı özellikler sergilemektedir. Bu durum Muş coğrafyasının zenginliğini ortaya koyması açısından önemlidir. Mezar taşları üzerindeki bazı motiflerin işlenişi bölgedeki diğer illerde bulunan örneklerle farklılıklar sergilemektedir. Tarihi mezarlıklar ve mezar taşları doğal ve insani etkenlerle günden güne hızla tahrip olmaktadır. Ayrıca bütün mezarlıklarda günümüzde de yeni gömülerin devam etmesi tahribi artırmaktadır. Enquête du terrain de la ville de Muş dans la période médiévale et postmédiévale – 2008 Malazgirt Résumé Cette étude a été réalisée du 22 juillet jusqu’en aoûte 2008 – avec l’autorisation du Ministère de la culture et du tourisme de la République turque et de la Direction générale des monuments culturels et des musées – dans le district de Malazgirt de la ville de Muş et dans ses villages. Dans cette recherche, on a identifié les patrimoines culturels comme les monuments commémoratifs: Mosquées, Eglises, Hôtels, Ponts, Maisons, cimetières et pierres tombales. Dans les derniers jours de notre recherche, les villages du district de Bulanık ont été englobé dans le cadre du travail. Tout au long de cette étude, dans deux villages au centre de Malazgirt, on a étudié les ruines d’une auberge, d’une masdjid, d’une Mosquée et de deux ponts, dans l’agrandissement d’Uzgörür du district de Bulanık, sans oublier une maison et une église rupestre. Dans le district de Malazgirt, on a étudié douze cimetières et deux

    10. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mete Korkut Gülmen

      1997-10-01

      Full Text Available ANİ BEBEK ÖLÜMÜNE PATOLOJİ AÇISINDAN YAKLAŞIM - ANLAŞMA VEYA KARARSIZLIK? The Pathological Approach to Sudden Infant Death - Consensus or Confusion? RW Byard, LE Becker, PJ Berry, PE Campbell, K Fitzge- rald, JMN Hiltorı, HF Krous, TO Rogrıum AmJ Forensic Med Pathol 1996;17(2:103-5. Ani bebek ölümü sendromu (ABÖS ile ilgili temel sorun, otopsiyi yapan hekim tarafından diğer ani bebek ölüm nedenlerini araştırma ve dışlama işlemlerine gösterilen özenin derecesine bağlı bir eleyici tanı olmasıdır. Ama dikkatli bif otopsi yapıldıktan sonra bile, sadece patolojik zemine dayanarak kasıtlı ya da kaza sonucu oluşan asfiksiyi ani bebek sendromundan ayırmak mümkün olmayabilir. Ayrıca, ülkelerin kendi içinde veya ülkeler arasında protokoller farklıdır. Yatağında ölü bulunan ve ABÖS olarak tanımlanan her bebeğe otopsi yapılmamaktadır. Bu çerçevede ABÖS tanısı konamadığı ve ölüm nedeninin saptanmadan kaldığı vurgulanmalıdır. Olası etyolojik mekanizmaların (ki bunlar kompleks, birden fazladır ve birbirleri ile ilgili değildir anlaşılma eksikliği nedeni ile ilgili diğer güçlükler de ortaya çıkmaktadır. Makroskopik inceleme ve cesedin disseksiyonundan sonra histolojik muayene, araştırma ve saklama için dokuların alıkonulması da dava ile ilgili bir sorun olabilir. İkinci ABÖS global strateji toplantısında (Stavan- gerda yapılmıştır aşağıdaki asgari standardlar savunulmuştur. Toplum ve ailenin yararına, tüm beklenmeyen bebek ölümleri tam olarak incelenmelidir. Ölüm nedeni ve şeklinin saptanması için aşağıdakilerin yapılması gereklidir. 1.\tOlay yeri ve çevresinin değerlendirilmesi eğitimli ve işin uzmanı kişiler tarafından yürütülmelidir. 2.\tBebeğin veya çocuğun ve ailenin öyküsünü de içeren anamnez gözden geçirilmelidir. 3.\tAyrıntılı otopsi ve uygun yardımcı çalışmalar yapılmalıdır. 4.\tOlgu baştan başa gözden ge

    11. III Adli Bilimler Kongresi - Posterler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Adli Tıp Uzmanları Derneği ATUD

      2000-08-01

      şinin belli koşullar dışında cinai olarak asılmasının zorluğu ve cinai asıların çok nadir olduğu belirtilmiştir. Ası olaylarında olayın aydınlatılabilmesi için otopsi sırasında; adli soruşturma ve yargı aşamasında olayın orijininin belirlenmesinde gerekli tüm bulguların ortaya konabilmesi önemlidir. Olgumuz bir otelin yangın merdivenine elleri bir kemerle gevşekçe arkadan bağlı şekilde asılı olarak bulunan 19 yaşındaki bir erkektir. İlk bakışta cinayet izlenimi veren olay yapılan adli tahkikat sonucunda intihar olarak kabul edilerek takipsizlik kararı verilmiştir. Çalışmamızda olgunun olay yeri keşif muayene tutanağı, ölü muayene tutanağı ve otopsi tutanakları incelenerek elde edilen bulgular ışığında, literatür taraması sonucu elde ettiğimiz diğer cinai ası olayları da dikkatte alınarak ası olaylarında orijin ve orijin belirlemede gerekli koşullar tartışıldı. Anahtar kelimeler: Ası, intihar, cinayet. BOYUN BÖLGESİNDE ATEŞLİ SİLAH YARASI (BİR OLGU SUNUMU Erdem ÖZKARA* Ali YEMİŞCİGİL*, Kaan AKACUN**, İsmail ÖZDEMİR**, Çağlar ÇALLI**. ÖZET Boyun bölgesi yaygın sinir ağına, büyük damarlara ve beslenme, konuşma, solunum gibi çok önemli fonksiyonlarda rolü olan önemli organlara sahip bir yapıdadır. Boyun bölgesindeki yaralar genellikle çok ciddi komplikasyonlara hatla ölüme yol açar. Özellikle boynu kat eden yaralanmalarda, hayati önem taşıyan a. carotis, v. jugularis, medulla spinalis, trakea, tiroid bezi gibi organ ve dokulardaki hara- biyet sonucunda ortaya çıkan komplikasyonlar nedeniyle kısa sürede ölüm oluşabilmektedir. Bu çalışmada, boynu kateden bir ateşli silah yarası bulunan olgudan yola çıkarak boyun bölgesi yaralarını gözden geçirdik. Olgumuz sol kulak arkasında oksipital kemiğin altında giriş yarası ve boynun ön tarafında sağ mandibula 1/3 orta kısmının 2cm altında çıkış yarası bulunan 28 yaşında bir erkekti

    12. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Zeki Kır

      2006-04-01

      ın kimliği tespit edilmiştir. Çürümüş vakalarda soyulan el ya da parmak derilerinin eldiven tarzında kullanılmasıyla elde edilecek parmak izleri, kimlik tespiti için kullanışlı sonuçlar doğuracaktır. SAF ALKOL ZEHİRLENMESİNE BAĞLI ÖLÜM OLGUSU Forensic Sei Int. 2005;10;149(2-3:243-7 A fatal case of pure ethanol ingestion Hieda Y, Takeshita H, Fujihara J, Takayama K Yetişkin bir erkek üzerinde dehidrate alkol (>%99 yazısı bulunan 2 adet boş şişe (500ml?2 ile bir araba içerinde ölü olarak bulunmuştur. Otopside şiddetli hemoroji ve pankreatik nekroz görülmüştür. Kanda ve idrar yüksek miktarda (8,12 mg/ml ve 8,14 mg/ml alkol saptanmıştır. Ani ölüm yaklaşık 1 litre dehidrate alkol alındıktan sonra alkol zehirlenmesi sonucu gerçekleşmiştir. TAYLAND TUSUNAMİSİNDE ADLİ TIP DOKTORLARININ ROLÜ: CHULALONGKORN TIP FAKÜLTESİNİN DENEYİMLERİ J Med Assoc Thai, 2005;88:Suppl 4:335-8 Role of forensic doctors in Thailand's tsunami: experiences from Chulalongkorn Medical School. Sirisup N, Kanluen S. Tayland’daki tusunami felaketinde adli tıp doktorlarının en önemli problemi ölenlerin kimliklerini belirlemek olmuştur. Kimlik belirleme işlemi; ölen kişinin yakınlarınca tanınması, diş kayıtları, parmak izi ve DNA analizi çalışmalarına dayanılarak yapıldı. Yapılan kimlik analizleri esnasında DNA analizi ve parmak izi yöntemlerinden sonra en etkili faktörün diş kayıtları olduğu görüldü. Çalışmalarımız esnasında felaket kim-liklendirme birimlerinin eldeki problemleri gözden geçirip gelecek için plan yapmalarının önemli olduğu kanaatine varıldı. GENÇLERDEKİ ANİ ÖLÜMLER Heart Rhythm. 2005;2(12:1277-82 Sudden death in the young Puranik R, Chow CK, Duflou JA, Kilborn MJ, McGuire MA. Genç insanlardaki ani ölümler seyrek rastlanmakla beraber toplumda derin izler bırakırlar. Çalışmamızdaki amaç 5-35 yaş arası ani ölüm vakalarında ölüm sebeplerini araştırmaktır. 1995

    13. Eskişehir’de Hava Kirliliği ve Doğal Gazın Tarihçesi: Genel Değerlendirme / History of Air Pollution and Natural Gas Usage in Eskişehir: A General Review

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nazmi Oruç

      2012-12-01

      şehir temiz hava planı (2011-2014 hazırlanmıştır. Partikül Madde ve SO2 yanında NO2,O3 ve PAH gibi kirleticilerin ve ulaşım araçlarının neden olduğu kirliliğin de irdelendiği bu raporda, Eskişehir için ulusal yasal sınır değerleri zorlayan bir durum söz konusu olmasa da geniş ölçekte Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ gibi kuruluşların oluşturmuş olduğu standartların üzerinde değerlere rastlandığı kaydedilmektedir. Hava kirliliğinin önlenmesi amacıyla doğal gaz kullanımına ilk kez Eskişehir Organize Sanayi Bölgesinde (EOSB Botaş bünyesinde 1990 yılında başlanılmış daha sonra bu hizmet özelleştirme kapsamı içerisinde 2004 yılında Eskişehir Doğal Gaz Dağıtım A.Ş. (ESGAZ firmasına devredilmiştir. ESGAZ, Büyükşehir Belediyesi mücavir alanlarda yer alan imara açık tüm cadde ve sokaklara doğal gaz hizmeti vermekte olup 2004 yılında devir alınan 107.000 bağımsız birim sayısını 2011 yılı sonu itibariyle 300.000’e çıkartmıştır. EOSB bölgesi hariç evsel ve şehir içi sanayi tüketimi de 2005 yılında 211.756.888 m3 iken, 2011 yılında 348.974.147 m3’e çıkmıştır. Tüm bu olumlu gelişmelere karşın doğal gaz alt yapısı bulunan bazı semt ve apartmanlarda günümüzde de ithal ve yerli kömür kullanılması zaman zaman hava kirliliğine neden olmaktadır. İlk aşamada kent merkezinde özellikle kış aylarında kömür yerine tamamen doğal gaza geçilmesi ve ulaşım kaynaklı hava kirliğinin azaltılması için gereken önlemlerin alınması önerilmiştir. History of Air Pollution and Natural Gas Usage in Eskişehir: A General Review The aim of this study is to investigate the use of natural gas and air pollution levels in Eskişehir City Center in the last 30 years. Air pollution has been phenomena in Eskişehir since the beginning of 1980s, due to the use of low quality coal, unplanned and irregular urbanization and negative climate factors. First air

    14. İlk “Mûsikî” Ders Programları ve Zati Bey’in “Talim-i Kıraat-i Mûsikî” İsimli Eserinin Analizi The First “Mûsıkî” Curriculums And The Analysis Of The Work Of Art Named “Talim-i Kıraat-i Mûsıkî” Of Zati Bey

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Cahit AKSU

      2013-03-01

      cumhuriyet döneminde üretilen müzik eğitimikitaplarına rehberlik etmiştir. Bu kitapta yer alan çocuk şarkılarındakikonular, Türk insanının o zamanki duygu, düşünce, hissiyat veihtiyaçlarına işaret etmektedir. Savaşta şehirlerin kaybedilmesindenkaynaklanan büyük üzüntü, mücadele eden orduya maddi olarak dayardım etmenin erdemi, İstiklal Savaşı ile Türklük gururu, tarımsalkalkınmanın, üretimin ve tutumlu olmanın önemi bu kitaptakişarkılarda ele alınan başlıca konulardır. Kitapta bulunan şarkılarda elealınan konular şu şekildedir: “Oyun, Organlar, Günler, Sayılar,Mevsimler, Tasarruf Bilinci, Çalışmanın Önemi, Allah Sevgisi,Beslenme, Doğa Sevgisi, Anne-Baba Sevgisi, Eğitimin Önemi, Özlem,Kahramanlık, Vatan Sevgisi.”Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında yazılan „Talim-i Kıraat-iMusiki” isimli eserde yer alan şarkılardaki konu çeşitliliğini diğerçalışmalarla karşılaştırdığımızda, konuların doğru bir pedagojikyaklaşımla ele alındığını ve bu karakteristiğiyle de ondan sonra yazılanbenzer müzik eğitimi kitaplarına öncülük ettiğini görmekteyiz.

    15. İznik Çini Fırınları Kazı Buluntularından Çini Örneklerin Değerlendirilmesi / Evaluation of Iznik Tiles Examples from Iznik Tile Excavation

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Belgin Demirsar Arlı

      2018-03-01

      tile and ceramic art, these finds contributed to obtaining new information in terms of technique/production, form, design and composition. This studyaimstoin traduce the interesting tile finds uncovered in Iznik Excavations and to conduct and evaluation.  We will concentrate on the similarities between the tiles unearthed in the excavations and the tiles used in the Ottoman Era buildings and the pieces we know from the collections.   Öz İznik’in tarihi ve kültürel mirasını toplu olarak ve çeşitli yönleriyle ele alan İznik Kazıları iki dönem halinde incelenir. I. Dönem çalışmaları Prof. Dr. Oktay Aslanapa’nın Orhan İmareti ve Hamamı Kazısı ile başlamıştır. İki sezon süren Orhan İmareti çalışmalarının ardından İznik’e asıl ününü sağlayan çini ve seramikle ilgili araştırmalara yönelinmiştir. Çalışmalarda genellikle satın alındıkları yerlere göre isimlendirilen Osmanlı seramik ve çinilerinin üretim merkezlerini ve tekniklerini tespit yanında, üretildikleri fırın ve atölyeleri de açığa çıkarmak amaçlanmıştır. 1969 yılı da dâhil olmak üzere düzenli olarak sürdürülen kazı ve sondaj çalışmalarıyla; Milet işi, Haliç işi, Şam işi, Rodos işi gibi isimlerle tanımlanmaya çalışılan Osmanlı seramik ve çinilerinin asıl ve önemli üretim merkezinin İznik olduğu, deforme ve yanık parçalar, yarı mamul fragmanlar, pişirim malzemeleri yanında içi doluyken çökmüş durumda bulunan fırın kalıntılarıyla bilim çevrelerine kanıtlanmıştır. 1969 yılından itibaren ekibin Van Kazısına ağırlık vermesi nedeniyle İznik’te son verilen araştırmalara, 1980 yılındaki yol çalışmaları sırasında ortaya çıkan fırın kalıntısının değerlendirilmesinin ardından, 1981 yılından itibaren II. Dönem ve İznik Çini Fırınları Kazısı adı ile yeniden başlanmıştır. 1981 yılından itibaren üç yıl oldukça geniş bir ekiple boş alanlardaki sondajlara

    16. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Akif İnanıcı

      1997-12-01

      Full Text Available GÖZ YARALANMASI OLAN KİŞİLERDE YAPILAN BİR ÇALIŞMA A Study on patients presenting with injuries to the eye N.L. Abeyasinghe. J. Clinical Forensic Medicine 1997; 4/2 : 77-80. Gözün travmaya çok hassas bir organ olması nedeniyle göz yaralanmaları sıkça ortaya çıkan olaylardır. Bu çalışma göz yaralanmalarının gerçek nedenlerini belirlemeyi ve bu şekildeki yaralanmaların neden olduğu görme kaybının derecesini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bir yıllık dönemde adli tıbbi muayenesi yapılan toplam 191 kurban cins, yaş, travma tipi ve görme kaybının derecesine göre incelenmiştir. Bu çalışma grubundaki kurbanların çoğu saldırı sonrası yaralanmaları olduğunu iddia etmişlerdir. Silah kullanımı ve göz yaralanmasının ağırlık derecesi arasında herhangi bir bağlantı kurulamamıştır. Kurbanların çok azında asit yanığı görülmekle birlikte, görme kaybı derecesinin ağırlığı açısından en ağır hasarlar bu grupta oluşmaktadır. YÜKSEK DOZ ALKOL ALIMI İLE İNTİHAR Suicide by alcohol overdose M.N. Michalodimitrakis, R. La Grange, A.M. Tsatsakis J. Clinical Forensic Medicine 1997; 4/2 : 91- 4. İntihar girişiminde bulunan kişinin vücudunda alkol sıkça saptanabilen bir maddedir. Alkol, intihar girişiminde bulunacak kişinin yaşamını sonlandırmada ortaya çıkabilecek son içgüdüsel direnmeyi azaltmak amacıyla kullanılabilir. Özellikle kanserli hastalarda görülen intihar girişimleri birbirlerine benzer özellik- dedir. Depresyon içerisindeki kanserli bir kişi alkolü sıklıkla duygularını baskılamak amacıyla kullanır. Ancak akut entoksikasyon düşüncesiyle ve kendini öldürme amacıyla kullanımı nadirdir. Bununla birlikte bu çalışmada iki şişe ispirto içerek intihar eden kanserli bir hastadan elde edilen sonuçlar bildirilmiştir. Postmortem kalp kanı ve göziçi sıvısında alkol seviyeleri 9.0 ve 6.2 mg/ml olarak bulunmuştur. CAM PAR

    17. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ümit Ünüvar Atılmış

      2002-08-01

      MLİĞİ Dentistry in ancient mesopotamia. Neihurger EJ. J Mass Dent Soc. 2000; 49(2:16-9 Antik mezopotamyada (bu günkü güney Irak modern uygarlığımızın kökeni ve İbrahim peygamberin vatanı olarak bilinene sümer imparatorluğu mecvcuttu. antik Ur ve Kish şehirlerinden elde edilen insan iskeleti kalıntılarrı (MÖ 2000 yılına ait üzerinde yapılan analizler göstermiştir ki genetik olatrak homojen hastalıklı ve kısa yaşam süreleri olan bnir halk topluluğu bu bölgede yaşamıştır, bu antik mezopotamyalıların % 95 in dişlerinin yıpranma olduğu, % 42 sinin periodental hastalıklara sahip olduğu, % 2 sinde diş çürüğü olduğu görülmüştür. Ağız boşluğunda pek çok konjenital ve neoplastik lezyonlar belirlenmiştir, fakat bu çağlarda o devrin diş hekimleri günümüz diş tedavi teknikleri hakkında pek az şey biliyordu, iskelet ve diş kalıntıları kamtlamaktadoır ji tüm toplum kronik malnüt-risyondan muzdaripti. bu malnitrüsyon büyük ihtimalle kıtlıktan kaynaklanıyordu, bu kıtlık hem tarihi kayıtrlar-da hem İncilde, hem de iskelet ve adli odontolokik inceleme sonuçları ile kanıtlanmıştır, bu insanların dişleri modern insanınki ile aynı ancak karşılaştırınca diş sağlıkları çok kötü idi. bu popülasyonda maloklüzyon, çürük ve TMJ problemlerinin olmaması flat planeden dolayıydı. (The population's lack of malocclusions, caries, and TMJ problems appear to be due to flat plane occlusion. FORENSIC PATOLOJİ UYGULAMASINDA SEREBRAL AMlLOlD ANJİOPATÎNİN TANISAL İLİŞKÎSÎ. ÎKİ OLGU SUNUMU VE LÎTERATÜR TARAMASI. The diagnostic relevance of cerebral amyloid angiopathy in the setting of forensic pathology - a report of two cases and review of the literature. B/ittner A, Weis S, Mall G, Gall C, Eisenmenger W. Leg Med (Tokyo. 2001;3(3:141-8. Serebral amiloid anjiopatili iki vakada nöropatolojik özellikler gösterildi. Evinde koma halinde bulunan 85 yaşındaki bir kadın, hastaneye g

    18. Kemalettin Kamu’nun Hayatı, Sanatı, Şahsiyeti ve Hicret Şiirinin Tahlili The Life, Art, Personalitey Of Kemalettin Kamu And The Analysis Of His Poem "Hicret"

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ahmet ADIGÜZEL

      2013-09-01

      s thought’s centre in 18.19.20 centuries even civilazition of World. But Kemalettin Kamu couldn’t take advantage of art in Paris. Perhaps he could have done the art in a high leval, but he couldn’t. He only wrote two or three poems in five years. Nearly he finished his poetess. Unfortunately, this duration contunied until his death.When he was a young in peroid of indepence war, he wrote several poems which was his heritage. Nearly he gyved his poetess and finished the art. His poetess was excellent in same poems. He was one of the first poet of the history republic and wrote poems sincerely. Although he had some oppornities and luck to be a master in Turkish literatüre, he couldn’t compose it and catch that atmosphere. Her insan bir dünyadır. Bu dünyanın sınırlarını belirleyen ise o insanın evreni kaplayan tahayyülleri ve tasavvurlarıdır. O insanın hayat hikâyesini inşa eden, hadiselerin çeşitliliği ve zenginliğidir. Alelade yaşanan bir hayat hikâyesi mahduttur, fakat sanatkârane yaşanan bir hayat hikâyesinin oluşturduğu dünyaya sınırlar koymak – ki bu yüksek seviyede bir sanatkâr kudreti ise – muhaldir. Sanatkârane farkındalık hayatın her safhasına yansımıştır. Eser-müessir bağlamında bu farkındalık daha şeffaf gözlemlenebilir. Sanatkârı farklı kılan, onun duyuş ve algılayışıdır. Ahmet Haşim dolunaya bakınca “mehtab”ı duyar, algılar, oysa alelade bir bakışa sahip fert, dolunayı “kabak” olarak algılayabilir. Bu perspektifin, müessiri ve inşası nedir, nasıldır? Konumuzu zorlayan, çerçevesinden taşıyacak bir mevzudur. Zira üslup, dil, musiki, tema, konu ve diğerleri sanatın çatısı altında bulunan birimleridir. Bu malzemelerden her biri kuvvetine ve kelime servetine göre bir ehemmiyet arz etmektedir. Bir birini tamamlayan ve aynı zamanda o bütünün her bir özelliğini, vasfını kendisinde taşıyan ve temsil eden birer uzuvdur. Sanatçının üslubuna, fikir, duygu, his

    19. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Şebnem Korur Fincancı

      1999-08-01

      olguda görüldü, 6 olguda hemotoraks ile birlikteydi. 7 olguda kaburgalarda yaralanma, 4 olguda pnömomediastinum, 3 olguda pulmoner atelektazi ve 4 olguda da diyafragma rüp- türü vardı. BT’de 11 hastada spinal tutulum gözlendi ve 4 hastada D3, 3 hastada ise D5 hasarı ile 7 olguda omurilik bütünlüğünde bozulmaya ait bulgular mevcuttu. 3 olguda karaciğer, 2 olguda dalak, 3 olguda kafatası ve 10 olguda da ekstremite yaralanmaları vardı. TARTIŞMA VE SONUÇ: Toraks grafisi ateşli\tsilah yaralanmalarında kalp yaralanması ve minimal pnömotoraks dışındaki göğüs ve akciğer harabi- yetini gösterir. Batın ve kafatası yaralanmaları eşlik ettiğinde, pulmoner ve göğüs dışı yaralanmanın ağırlığını bütün olarak ve hızla belirleyebilmek için yöntem olarak BT seçilmelidir. Bu seçim gereksiz gecikmelerle hastanın daha fazla zarar görmesini önleyerek hızlı ve hedefe yönelik tedaviyi olanaklı kılacaktır. SPİNAL KANALDA GEZEN MERMİ ÇEKİRDEĞİ Wandering intraspinal bullet. Gupta S, Senger RL. Br J Neurosurg 1999 Dec;13(6:606-7. Göğsün alt kısmında sağdan tekal keseye girerek subaraknoid boşlukta serbestçe gezen bir ateşli silah mermi çekirdeği yaralanması olgusu sunulmuştur. Başlangıçta nörolojik defisiti olmayan hastada yaralanmanın 3- günü düşük ayak ve idrar retansiyonu ile birlikte kök basısı bulguları gelişti. Radyolojik bulgular ve cerrahide karşılaşılan sorunlar tartışılarak nadir görülen bu durum ile ilgili kaynaklar gözden geçirildi. ATEŞLİ SİLAHA BAĞLI OMURGA YARALANMASI BULUNAN VE LAMİNEKTOMİ UYGULANAN HASTALARDA PROGNOSTİK FAKTÖRLER Prognostic factors related to gunshot wounds to the spine in patients submitted to laminectomy “Makale portekizcedir” Flores LP, Nascimento Filho J de S, Pereira Neto A, Suzuki K. Arq Neuropsiquiatr 1999 Sep;57(3B:836-42. Sivil ateşli silah yaralanmalarına bağlı spinal hasar halen ciddi bir nörolojik durum olmayı ve hemen t

    20. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Şebnem Korur Fincancı

      1998-08-01

      birlikte, modern uygulamalar Prof. Lin Ji ile 1930 yılında başlamıştır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin 1949’da kurulmasının ardından hızlı bir gelişme dönemi olmuş ancak bu 1966-76 yılları arasındaki Kültür Devrimi ile kesintiye uğramıştır. Bugün Çin'de polis, savcılık büroları, mahkemeler, üniversiteler ve adalet bakanlığı içinde ayrı ayrı kurulmuş acili tıp yapılanmaları içinde yaklaşık 10000 bilirkişi vardır. 8 tıp fakültesi, Shanghai’da The Journal of Forensic Medicine dergisini yayınlayan Adalet Bakanlığı Adli Bilimler Enstitüsü ve The Chinese Journal of Forensic Medicine yayınlayan Çin Adli Tıp Derneği temel kuruluşlardır. İNTRAREKTAL ATEŞLİ SİLAH YARALANMASI İLE İNTİHAR Suicide by intrarectal gunshot wound. PrahloıvJA Am J Forensic Med Pathol 1998 Dec;19(4:356-6l Bu yazıda değişik bir intihar olgusu sunulmuştur. Cinsel mazoşizm ve fetişizm de dahil çeşitli parafili öyküsü bulunan olgu, kendisi tarafından gerçekleştirilen intrarektal ateşli silah yaralanması sonucu ölmüştür.

    1. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Osman Eren Karpuzoğlu

      1999-12-01

      Spain. Martin-de las Heras S; Valenzuela A; Villanueva E; Marques T; Expósita N; Bohoyo JM. J Forensic Sci 1999 Mar;44(2:428-31. İçinde 56 yolcu ve şoför bulunan otobüse bir araba önden çarptı. Çarpışmadan birkaç saniye sonra, otobüs ateş aldı ve 28 kişi (15 erkek ve 13 kadın hayatlarını kaybetti. Cesetler neredeyse tamamen kül haline gelmişti. Soruşturmayı yürüten hakim tarafından, kurbanların kimliklerinin ortaya çıkarılması amacıyla multidisipliner bir Kimliklendirme Komisyonu kuruldu. Postmortem işlemler, genel dış muayene, rutin fotoğraflar, dental incelemeler, dental (intraoral ve ekstraoral ve genel radyograflar (göğüs, bilek, vs. ve kimliklendirme için tamamlayıcı biyolojik yöntemleri (örn. DNA analizi içeriyordu. Bulunabilen dental ve tıbbi kayıtları içeren antemor- tem bilgiler, INTERPOL’ün felaket kurbanı kimliklendirme formlarına geçirildi. Detaylı ante - post mortem bilgiler manuel olarak karşılaştırıldı. Bu felakette diş kimliği kurbanların %57’sinde belirlenebildiği halde, 12 yanmış kurbanın kimliklendirilmesinde diş bulguları tek başına yeterli olmadı. Odontolojik inceleme ve tamamlayıcı radyolojik işlemler bu otobüs kazasında fena halde yanmış kurbanların kimliklen- dirilmesi için yeterli, ekonomik ve hızlı yöntemler olarak bulunmuştur. ARABA YIKAMADA KARBON MONOKSİT ZEHİRLENMESİNE BAĞLI DÖRT ÖLÜM Four deaths due to carbon monoxide poisoning in car washes. Carson H.J., Stephens P.J. Am J Forensic Med Pathol 1999 Sep;20(3:274-6. 13 aylık bir dönem içerisinde, kapalı araba yıkamalardaki üç ayrı ölümcül karbon monoksit (CO zehirlenmesi, yaşları 20 ila 36 arasında değişen 4 beyaz adamın ölümüyle sonuçlanmıştır. Her adam, karar verme, dış koşulların farkında olma ve kendini kollamasını bozabilecek, bilinç düzeyini etkileyebilecek maddelerle entoksike görünmektedir. Dördü de kış aylarında ölmüştür. Üç adam için

    2. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mete Korkut Gülmen

      1996-10-01

      .1 mg/kg midozalam her 200 olgudan birinde dokunarak uyarmaya bağlı farklı algılanabilir davranışların etkisi ile ortaya çıkan cinsel fantazilere sebep olur. Ayrıca otoerotik uyarım ela rapor edilmiştir. Uygulanan doz ve şekil ile birlikte iddia sahibi hastaların sayısı ve içeriğindeki artış incelendiğinde, bu başlıkta konu edilen olgulardaki cinsel fantazilerin mümkün olabileceği görülecektir. MORFİNİN ÖLÜM SONRASI VÜCUTTA YAYILIMI Postmortem distribution and redistribution of morphine in man. Logan BK, Smimow D. J Forensic Sci 1996;4l/2:221-229. Bu çalışma, vücutta ölüm sonrası morfin konsantrasyonlarındaki zamana bağlı değişiklikleri ve bölgelere bağlı farklıkları değerlendirmektedir. Morfin içeren 32 ölüm olgusunda sol ventrikül kanı, femoral kan ve beyin omurilik sıvısı mümkün olan en kısa zamanda ölümden hemen sonra alındı (Tl ve otopsi sırasında tekrar iliak kan alındı (T2. Örnekler morfin için radioimmunossay ile analiz edildi. Morfin konsantrasyonundaki değişimlerde ne merkezi ne de periferik bölgelerde ve beyin omurilik sıvısında zamana göre bir farklılık saptanmadı. Ancak ventriktiler kandaki morfin konsantrasyonu, femoral veya iliak kanıyla örnek alınan periferik bölgedeki konsantrasyondan daima yüksek bulundu. Bu ventriküler morfin konsantrasyonu 0.3 mg/L'yi geçtiğinde kısmen doğru kabul edildi. Periferik kısımlarda femoral ve iliak kan morfin konsantrasyonları toksikolojik test için periferik kan alınlında uygun bir yer teşkil edecek şekilde birbirleriy- le uyumlu olduğu saptandı. SCANING ELEKTRON MİKROSKOPİSİ, ADLİ DİŞ ÇALIŞMALARINDA FAYDALI BİR ARAÇ Scaning electron microscopy, a useful tool in forensic dental work. Jakobsen J, Holmen L, Fredebo L, Serjsen B. J Forensic Odonto-stomatol 1995;13/2:36-40. Bazı olgularda, diş örneklerinin yüzeylerinde bulunan oluşumlar hakkında mikroskopik bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bilgiler Scaning

    3. Nostalgic Paradigm in Classical Sociology and Longing for Golden Age in Islamism

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İrfan Kaya

      2017-12-01

      ürokratik ilişkilere giderek daha fazla maruz kalması, Weberci sosyolojide demir kafes metaforuyla kavramsallaştırılmıştır. Aydınlanmanın özgürlük vaadi, insanı panoptik topluma hapsetmesi şeklinde netice almıştır. Dolayısıyla nostaljik paradigmanın bu bileşkesinde, özerk-ben’in, modern devletin hakimiyeti altında bürokratik yapılar dünyası içerisinde tuzağa düşmesi nedeniyle kaybedildiğine dair, nostaljik bir izlek bulunmaktadır.Nostaljik paradigmada son bileşen, sadeliğin, kendiliğindenliğin ve doğallığın kaybedilmesi duygusudur. Burada birey, sadece makro-toplumsal süreçler tarafından değil, mikro- ahlaklar bazında da dolayımlanıp denetime tabidir. Yani, Adorno’nun “yönetilen toplum”u ya da Foucault’un kapatma nosyonu bireyin gerçek duygu ve coşkularını engellemekte, tüketim kültürünün egemen olduğu bir dünyada önceden tasarlı belli yapıp etme biçimlerince gözetlendiği anlaşılmaktadır. Özetle, nostalji metaforu; bireyin ahlaki kesinliğini ve özerkliğini yitirmiş bir halde merkezî bir devletin yönetimsel kuralları tarafından ele geçirildiği bir dünyada yaşadığımızı ileri sürer. İslamcılık adına ortaya konan metin ve pratiklerin önemli bir kısmında bulunan eve dönüş mitosuna, tıpkı klasik sosyolojide olduğu gibi determinist bir tavırla ulaşılmıştır. Şimdiyle baş edemeyenlerin güvenli bir liman olarak düşündükleri nostaljik tahayyülde, kutsalı basitleştiren, dolayısıyla tahrif eden determinist ve ideolojilere has bir tavır vardır. Nitekim, Asr-ı Saadet söylemi gibi bir kereliğine ve tüm zamanlar için geçerli tarih-üstü, toplum-üstü bir model tasavvurunun kendisi her şeyden önce başından sonuna kadar tarihseldir. Dolayısıyla, büyük ölçüde belli bir tarihsel sürecin ve toplumsallığın ideolojik tasarımının tezahürüdür. Şimdiye çare olarak sunulan sahihlik söylemi, geçmişi idealize eden, anakronik bir bakış a

    4. Kongre İzlenimleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yasemin Balcı

      2007-12-01

      çilere açtığı şarap mahzenleri var. Görülmeye değerdi. Kongrenin son günü, Portoya özel bir festival vardı. S. Joe festival olarak anılıyor. Bu festivalin özelliği bir nevi şaka ya da hoşgörü günü gibi olması idi. Bu festival nedeniyle Portekiz’in diğer şehirlerinden pek çok kişi şehre geldi. Her ne kadar herkes sabaha kadar sokaklarda olup eğlense de otellerde yer kalmıyor. Her tarafta rengârenk plastik çekiçler satılıyor. Çoluk çocuk, genç ihtiyar herkes bu çekiçlerden satın alıyor. Sokaklarda yanında bulunan ya da yanından geçen herkese bu çekiçle vuruyor. Kongre organizasyon komitesi de bu nedenle bizi çekiçsiz bırakmadı. Katılımcılara çekiç verdiler. Ayrıca, sokaklarda kötü koku ile özdeşleştirilen fesleğen saksıları (bizde güzel koku olarak bilinir ile çiçeklenmiş/tohuma dönmüş erkek soğanlar satılıyor. İnsanlar yapraklarını koparıp elini yanındaki-nin burnuna sürüyor. Soğanın tohumlu kısmını yüzüne kulağına vs. sürtüyor. Tüm bunlar bir nevi şaka, kimse kimseye kırılmıyor. Şehrin tüm meydanlarında konser platformları kuruluyor, herkes sokaklarda dans ediyor, Super Bock adlı bira çeşmelerinden biralar alınıp içiliyor. Ezilme tehlikesi geçirecek kadar insan seli olmasına karşın, en küçük bir taşkınlıkla karşılaşılmaması oldukça ilgimizi çekti. Gece yarısından sonra nehri baştan yaratacak şekilde yapılan havai fişek gösterisi ile havaya fırlatılan yüzlerce ateş balonları görmeye değerdi. Türkiye’den kongre katılımcıları Uzm. Dr. Özlem Ersoy Adli Tıp Kurumu Prof. Dr. Mete Gülmen Çukurova Üniversitesi Dr. Hüsniye Canan, Phd. Çukurova Üniversitesi Dr. Demet Meral Çukurova Üniversitesi Dr. Dilek Battal, Phd. Çukurova Üniversitesi Prof. Dr. Yasemin Balcı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Yard. Doç. Dr. Birol Demirel Gazi Üniversitesi Doç. Dr. Coşkun Yorulmaz İstanbul Üniversitesi Yard. Doç. Dr. Gökhan Ersoy

    5. Dergilerden Özetler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mete Korkut Gülmen

      1997-04-01

      Full Text Available ASI İLE İNTİHARDA GECİKMİŞ ÖLÜM Delayed death after attempted suicide by hanging Hausmann R, Batz P. Int J Legal Med 1997; 110: 164-6. Ası olgularında genellikle ölüm, strangülasyonun boyun bölgelerine uygulandığı basınç ile respiratuar obstrüksiyon ve iskemik serebral hasarlanmaya bağlı derhal oluşmaktadır. Ası yolu ile intihar girişiminde bulunan ve muayenesinde bilinci açık olup, hiçbir bozukluk göstermeyen 4 gün yaşadıktan sonra ortaya çıkan bir gecikmiş ölüm olgusu sunulmaktadır. Bu olguda ölüm nedeninin; karotid arterlerin subtotal rüptüründen kaynaklanan travmatik tromboza bağlı serebral infarktüsler olduğu bildirilmektedir. TURİN İTALYA’DA OTOPSİLERDE MİYOKARDİT RASTLANMA SIKLIĞI Prevalance of myocarditis at autopsy in Turin, Italy Passarino G, Bur/o P, Ciccone G, Comma A, et al. Arch Pathol Lab Med 1997; 121: 619-22. Miyokardit rastlanma sıklığının araştırıldığı bu çalışmada, retrospektif olarak 17.162 postmortem kaydı, San Giovanni Battista Hastanesi, Turin’de 1965-1994 yılları arasında rutin olarak uygulanan otopsilerin gözden geçirilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Dallas kriterinin uygulanması ile histolojik olarak 91 olguda miyokardit bulunduğu (bu %95 doğruluk paylı olarak olguların %0.53’dür, 1985-1994 yılları arasında bu prevalansta artma (bu %95 doğruluk paylı olguların %1.2’sidir. Hastalığın daha sıklıkla 20-39 yaşları arasında ve kadın/erkek ayrımı olmaksızın görüldüğü belirtilmektedir. Yine aynı ekip tarafından 605 otopsilik prospektif olarak, miyokardial örneklerin standart alanlardan alındığı bir çalışmada miyokardit prevalansı %5.1 olarak yaklaşık bu çalışmanın beş katı olarak bulunmuştur. Bu nedenle yazarlar eğer mikroskobik inceleme için standardize edilmiş bir miyokardial örnekleme takip edilmediği takdirde miyokarditin şüphelenilmeyen bir çok olguda gözden kaçabileceğini ileri

    6. Journal Abstracts

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mete Korkut Gülmen

      1996-07-01

      Full Text Available ALKOLİZME BAĞLI ÖLÜMLER VE PARAFİLİLER Co-Morbidity of Alcoholism and the Paraphilias Journal of Forensic Sciences, JFSCA, 1996; 41: 234-9- Alkolizm geniş çeşitlilikteki suçlarla ilişkilidir. Çeşitli yazarlar alkolizmin insest, ırza geçme ve pedofili ile ilişkisi ve rastlanma sıklığını çalıştılar. Bu çalışma alkolizme bağlı ölümler ve seksüel sadizm, fetişizm, insest, pedofili, eksihibisyonizm, transvestizm gibi özgül parafilileri değerlendirmektedir. Tecavüzcüler, tanımsal olarak kesinlikle bir parafilik bozukluk olmamalarına rağmen çalışmaya dahil edildiler. 728 parafilik birey değerlendirildi. Seksüel sadistlerin %50'den fazlası alkolikti. Seksüel sadistlerin alkolizmle olan bağıntıları, transvestiler, tecavüzcüler, pedofililer ve insest saldırganlarına oranla istatiksel olarak belirgin fark gösterdi. Transvestizm relatif olarak en düşük alkolizm oranına sahipti. Yazarlar, parafilisi bulunan bireylerdeki şiddet içeren seksüel davranışları, bu bulgular ve alkolizmin buna neden oluştaki rolü açısından tartışmaktadır. VAGİNAL YAYMALARDA SEMİNAL SIVININ GÖSTERİLMESİNDE MHS-5'İN DEĞERİ. Evaluation of MHS-5 in detecting seminal fluid in vaginal swabs. Keil W, Backus J, Tröger HD. Int J Legal Med, 1996; 108: 186-190. Seksüel saldırı iddiası olan 211 olguda vaginal yaymalar alınarak, seminal vezikül özgül antijen (SVSA, MHS-5-ELISA (SEMA kiti kullanılarak incelendi. Sonuçlar, Phosphatesmo-KM kağıtları kullanılarak uygulanan asid fosfataz reaksiyonu (ACP ve ışık mikros- kopik sperm taramalarından elde edilen değerlerle karşılaştırıldı. Özellikle daha taze olan örneklerde (saklanma süresi 10 gün ila 21/2 ay arasındaydı, MHS-5 yöntemiyle ışık mikroskopik olarak elde edilen sonuçlar arasında yüksek oranda bir ilişki gözlendi. Bir çok MHS-5 pozitif olgu, mikroskopik olarak sper- matozoa saptanmamasına rağmen, aynı zamanda ACP