WorldWideScience

Sample records for bulunan mikroorganizmalar uezerine

  1. Kubad-abad Sarayında Bulunan Kemer ve Askı Tokaları Belt and Buckle Straps Found in Kubad-abad Palace

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alptekin YAVAŞ

    2012-09-01

    çağ dönemine ilişkin farklı buluntu türlerinden birçok obje ele geçmiştir. Konya-Beyşehir Gölü’nün güneybatı kıyısında, Anamas Dağı eteklerindeki alüvyon ovada, küçük bir kayalık tepe ile bronz çağı höyüğü çevresine yayılan Kubad-Abad, göl kıyısından –hatta göl üzerindeki adalardan- güneyindeki Anamas Dağı eteklerine kadar uzanan geniş sahada, onlarca yapıyı bünyesinde barındıran büyük bir şehir-saray’dır. Dünya çapında şöhrete sahip çinileriyle tanınan Kubad-Abad Sarayının metal buluntuları çok zengin bir repertuara sahiptir. Bunlar arasında en az bilinen buluntu türlerinden biri olan kemer ve askı tokaları, Selçuklu gündelik kullanım eşyalarının tanınması açısından çok ilgi çekici veriler sunar. Ortaçağ Türk Dönemine ait kemer ve askı tokalarının niteliğine ilişkin ayrıntılı bir çalışma gerçekleşmemiştir. Özellikle bir yüzünde yazı bordürü bulunan kemer tokası, Anadolu Selçuklu Döneminde ender rastlanan bir obje olup, muhtemelen sultan ve çevresine aittir.

  2. AMASYA II. BAYEZİD İL HALK KÜTÜPHANESİ'NDE BULUNAN 15. YÜZYIL OSMANLI CİLTLERİNDE ANADOLU SELÇUKLU CİLT GELENEĞİ ETKİSİ

    OpenAIRE

    MARAŞLI, Savaş

    2007-01-01

    Amasya II. Bayezid İl Halk Kütüphanesinde bulunan 15. yüzyıl ciltleri, şehrin her bakımdan gelişme gösterdiği Şehzade şehri olduğu dönemi kapsamaktadır. 15. yüzyılda bir taraftan, yüzyılın özelliklerini yansıtan ciltler yapılırken diğer taraftan da Anadolu Selçuklu cilt geleneği doğrultusunda yapılmış örneklere rastlanılmaktadır. Ciltlerin tarihleri her ne kadar Osmanlı dönemine işaret etse de ciltler genel karakterleri ve süsleme özellikleri itibariyle Anadolu Selçuklu cilt geleneği özellikl...

  3. DÜZENLi DALGA ETKiSiNDE VE ASILI KONUMDA BULUNAN DENiZ BORU HATTININ TESiR ÇiZGiSi YÖNTEMi iLE ANALiZi -

    OpenAIRE

    VAROL, Begüm Y.; Gökkuş, Ümit

    2012-01-01

    DÜZENLi DALGA ETKiSiNDE VE ASILI KONUMDA BULUNAN DENiZ BORU HATTININ TESiR ÇiZGiSi YÖNTEMi iLE ANALiZiGünümüzde; ülkelerin gereksinim duyulan enerjiye zamanında, kesintisiz ve güvenli şekilde ulaşmak istemesi; deniz boru hattı taşımacılığını ön plana çıkarmıştır. Ancak bu yapıların beklentileri karşılayabilesi için; gerek yapım aşamasında gerekse ekonomik ömürleri boyunca, maruz kalacakları kuvvetlerin iyi belirlenmesi tasarım açısından oldukça önemlidir. Bu çalışma kapsamında düzenli dalga e...

  4. 1988–1998 YILLARI ARASINDA KNİDOS’TA BULUNAN BİR GRUP KANDİL / A GROUP OF CANDLES FOUND IN KNIDOS BETWEEN THE YEARS 1988–1998

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Deniz PASTUTMAZ

    2011-01-01

    Full Text Available Ch. Thomas Newton’un 19.yy. ortalarında başladığı Knidos araştırmalarından bu yana iyi tanınan Knidos kandillerinin Hellenistik ve Roma Devri seramiği içinde ayrı bir yeri ve önemi vardır.  Hellenistik dönemde Knidos’tan ihraç edilen ve literatüre “Knidos Tipi Kandil” olarak geçen gri renkte hamurdan üretilen kandiller, Roma döneminde büyük bir ihracat kapasitesine sahip olan Knidoslu Roma Dönemi kandil atölyelerinin ön habercisi olmuşlardır.    Omuzlarında “Knidos Yaprağı” ve kulpunda “Knidos Düğümü” adı verilen bezemeleri bulunan örnekler, literatürde “Knidos Tipi” olarak tanınmaktadır. Ancak bu tip kandilin yapımı, Knidos’ta bugüne kadar sanıldığı gibi M.Ö. 1. yy.’ın 2. yarısında kesilmemiş, tersine M.Ö. 1. yy. boyunca da üretimlerine devam edilmiştir.Knidos’ta kandil üretimi Roma Döneminde parlamıştır. Özellikle “Romanesis” adlı üreticinin ve atölyesinin ürünlerine pek çok merkezde rastlanmıştır.   M.S. 2.yy.’da Knidos atölyelerinin bu potansiyeli devam etmiş gibi görünmektedir. Yapılan kazıların sonuçlarına göre, M.S. 3. yy. başlarına kadar üretimin devam ettiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte yerel ihtiyaca yönelik üretim devam etmiş olmalıdır. Bulduğumuz örnekler arasında M.S. 3-4. yy.’lar arasına tarihlediğimiz örnekler bu gruptandır. 

  5. 1988–1998 YILLARI ARASINDA KNİDOS’TA BULUNAN BİR GRUP KANDİL / A GROUP OF CANDLES FOUND IN KNIDOS BETWEEN THE YEARS 1988–1998

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Deniz PASTUTMAZ

    2010-01-01

    Full Text Available Ch. Thomas Newton’un 19.yy. ortalarında başladığı Knidos araştırmalarından bu yana iyi tanınan Knidos kandillerinin Hellenistik ve Roma Devri seramiği içinde ayrı bir yeri ve önemi vardır.  Hellenistik dönemde Knidos’tan ihraç edilen ve literatüre “Knidos Tipi Kandil” olarak geçen gri renkte hamurdan üretilen kandiller, Roma döneminde büyük bir ihracat kapasitesine sahip olan Knidoslu Roma Dönemi kandil atölyelerinin ön habercisi olmuşlardır.    Omuzlarında “Knidos Yaprağı” ve kulpunda “Knidos Düğümü” adı verilen bezemeleri bulunan örnekler, literatürde “Knidos Tipi” olarak tanınmaktadır. Ancak bu tip kandilin yapımı, Knidos’ta bugüne kadar sanıldığı gibi M.Ö. 1. yy.’ın 2. yarısında kesilmemiş, tersine M.Ö. 1. yy. boyunca da üretimlerine devam edilmiştir.Knidos’ta kandil üretimi Roma Döneminde parlamıştır. Özellikle “Romanesis” adlı üreticinin ve atölyesinin ürünlerine pek çok merkezde rastlanmıştır.   M.S. 2.yy.’da Knidos atölyelerinin bu potansiyeli devam etmiş gibi görünmektedir. Yapılan kazıların sonuçlarına göre, M.S. 3. yy. başlarına kadar üretimin devam ettiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte yerel ihtiyaca yönelik üretim devam etmiş olmalıdır. Bulduğumuz örnekler arasında M.S. 3-4. yy.’lar arasına tarihlediğimiz örnekler bu gruptandır. 

  6. Louvre Müzesinde Bulunan Gaziantep Yöresine Ait Hitit-Geç Hitit Eserleri

    OpenAIRE

    Üngör, İbrahim

    2016-01-01

    Özet: Tarihin ilk dönemlerinden itibaren eski dünyanın en önemli merkezlerinden biri olanGaziantep, Eskiçağ Tarihi açısından oldukça değerli bir bölgedir. Bu bölgenin en önemli parçalarındanbirisi, Amanos Dağları eteklerinde yer alan İslahiye Ovası’dır. Daha Sümerler zamanındavarlığı bilinen Sedir Dağları (Hamanu) kısmen bu yörede bulunmaktadır. Ayrıca Akkadkralları I. Sargon ve Naram-Sin’in de dikkatinden kaçmayan Sedir Dağları, kendi zenginliklerininyanında Çukurova ve İç Anadolu’ya geçiş i...

  7. Antalya İlinde Kesme Çiçek Seralarında Bulunan Zararlı Böcek ve Akar Türleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zeliha TIRAŞ

    2016-09-01

    Full Text Available Antalya ili ve ilçelerinde 2014-2015 yıllarında yürütülen bu çalışmada 28 serada 13 kesme çiçek türünde Insecta sınıfına ait 64 tür ve Arachnida sınıfına ait bir tür saptanmıştır. Elde edilen 16 türün kesme çiçeklerde ekonomik düzeyde zararlı, beş türün ise ana zararlı olduğu belirlenmiştir. Önem sırasına göre bu türler; Tetranychus urticae Koch, Frankliniella occidentalis Pergande, Bemisia tabaci Gennadius, Helicoverpa armigera Hübner ve Spodoptera littoralis Boisduval’dir. T. urticae ve F. occidentalis çalışma yapılan tüm ilçelerdeki kesme çiçek seralarında saptanmıştır. F. occidentalis dokuz, H. armigera yedi, T. urticae üç, B.tabaci iki ve S. littoralis iki farklı kesme çiçek türü üzerinde saptanmıştır.

  8. Gıdalarda Bulunan L-Triptofan, Serotonin, Melatonin Profilleri ve Sağlık Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seda Kurtulmuş

    2015-11-01

    Full Text Available Günümüzde bilim ve teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak beslenme alışkanlıklarımız değişmiştir. Beslenme şekli ve kalitesi insan sağlığı için önemlidir. Özellikle bazı gıda bileşenleri, merkezi sinir sistemi üzerine depresyon, anksiyete, uyku, iştah gibi çeşitli etkilere sahiptir. Gıda bileşenleri merkezi sinir sistemine; fenilalanin, lösin, izolösin, valin ve tirosin gibi nötral amino asitler aracılığıyla taşınmaktadır. Amino asitler insan beslenmesinde önemli bir yere sahiptirler. Vücutta sentezlenemeyen ve dışarıdan alınması gereken esansiyel amino asitlerden L-triptofan (L-Trp, metabolizmada birçok işlevinden dolayı insan beslenmesinde elzemdir. Son yıllarda bilim dünyası, L-Trp’ın insan vücudundaki serotonin ve melatonin hormonlarının salgılanmasında öncü olması gibi çeşitli fonksiyonları üzerine yoğunlaşmıştır. Serotonin ve melatonin hormonları insan vücudunda; psikoloji, uyku, vücut sıcaklığı, kan basıncı dengesi, antioksidan etkisi, kanser inhibitörü, cinsellik, otizm ve sirkadiyen ritim gibi faaliyetlerden sorumlu olup; süt, kefir, yoğurt, portakal, çilek, üzüm, zeytinyağı, ceviz, erik, fındık, nar, kahve, kivi ve muz gibi çeşitli gıdalarda bulunmaktadır. Bu makalede triptofan, serotonin ve melatoninin biyosentezi ve metabolizması, çeşitli gıdalardaki profilleri ve bunların fizyolojik ve biyolojik açıdan insan sağlığı üzerine etkileri hakkında son yıllarda yapılan çalışmalar derlenmiştir.

  9. Vakum ve ModifiyeAtmosferde Paketlemenin Balıkların Raf Ömrü Üzerine Etkisi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Harun URAN

    2008-07-01

    Full Text Available Beslenme açısından değerli bir gıda olan balık, tüketilinceye kadar uygun koşullarda tutulmadığı takdirde hızlı bir şekilde bozulabilmekte ve sağlık için tehlikeli hale gelebilmektedir. Balıkların raf ömürleri atmosferik oksijen, depolama sıcaklığı ve aerobik mikroorganizmaların gelişimi gibi nedenler dolayısıyla kısıtlanmaktadır. Bu faktörlerin her biri tek başına veya beraber renk, tat ve kokuda değişiklikler meydana getirerek kalitede bozulmalara sebep olmaktadır. Bunun dışında özellikle balıklarda yüksek oranda bulunan histidin aminoasidinin dekarboksilasyonu sonucu oluşan ve biyojenik bir amin olan histamin, potansiyel bir tehlike oluşturmakta ve zehirlenmelere yol açmaktadır. Bu derlemede günümüzde gıdaları muhafaza etmek amacıyla yaygın olarak kullanılan vakum ve modifiye atmosferde paketlemenin (MAP, balıklarda oluşabilen histamin düzeyine ve bununla beraber balıkların raf ömrü üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır.

  10. Örtü Toprağında Bulunan Bazı Yararlı Bakterilerin Kültür Mantarı Agaricus bisporus’un Gelişimi ve Verimi Üzerine Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Çetin

    2016-03-01

    Full Text Available Bu çalışma, örtü toprağının doğal florasında yer alan çeşitli bakterilerin Agaricus bisporus (Sylvan Hauser A15 hifleri ile arasındaki in vitro ve üretim koşullarındaki etkileşimlerini belirlemek ve mantar verimini nasıl etkileyeceğini tespit etmek amacıyla yürütülmüştür. Örtü toprağı ve sağlıklı mantar şapkalarından toplam 32 adet bakteri (3 adet Gram (+ ve 29 adet Fluoresan Pseudomonas izole edilmiştir. Bakterilerin A. bisporus misel gelişimi üzerine etkilerini görebilmek amacıyla yapılan in vitro çalışmalar sonucunda, 24 bakteri izolatının kontrole göre %2-115 oranında etkili olduğu bulunmuştur. In vitro çalışmaları sonucunda belirlenen bakterilerin, üretim koşullarında mantar verimi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla 2008 yılı Mart, Mayıs ve Temmuz dönemlerinde olmak üzere 3 deneme kurulmuştur. Denemeler sonucunda bakteri izolatlarının toplam verimde, kontrole göre %8 - 40 oranında verim artışı sağladığı tespit edilmiştir. Bakteri izolatlarının örtü toprağına inokulasyonundan sonra, mantar yetiştirme periyodu boyunca populasyon yoğunluğu ve zamana bağlı olarak populasyon değişimleri belirlenmiştir. Buna göre; Pseudomonas fluorescens (T 4/2 ve Ş 8, P.putida (Ş 2/1 ve Ş 10 ve Bacillus mycoides (T 7/2 bakteri izolatlarının hem örtü toprağında hem de mantar şapkalarında başarıyla kolonize olduğu belirlenmiştir.

  11. EÜAŞ Afşin-Elbistan Havzası Kışlaköy Linyit İşletmesinde Bulunan Organik Materyallerin Tarımda Kullanım Olanaklarının Belirlenmesi

    OpenAIRE

    NAMLI, Ayten; Akça, Muhittin Onur; Akça, Hanife

    2017-01-01

    Bu çalışma kapsamında,Afşin Elbistan Linyit işletme sahasında mevcut organik materyallerden eldeedilen humik asit, organik toprak düzenleyicisi ve organomineral gübrelerinbuğday bitkisi ve bazı toprak özellikleri üzerine etkilerini belirlemekamacıyla sera denemesi kurulmuştur. Sera denemesi sonuçlarına göre; en yüksekpH tek başına 15 kg da-1 DAP uygulamasında belirlenmiş, mineral,organik ve organomineral gübrelerin artan düzeylerde uygulanması toprakların ECdeğerlerini kontrole göre artırmışt...

  12. SOME THOUGHTS ABOUT CRAFTSMAN INSCRIPTIONS PRESENT AT THE TURKISH ERA BUILDINGS IN NORTHERN AZERBAIJAN / KUZEY AZERBAYCAN’DAKI TÜRK DÖNEMI YAPILARINDA BULUNAN USTA KITABELERI ÜZERINE BAZI DÜSÜNCELER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dr. Ersel ÇAĞLITÜTÜNCĐGĐL

    2008-12-01

    Full Text Available Turkic republics, which gained theirindependency after the collapse of Soviet Union, get intouch with the other states on social, economic andcultural relations, especially with Türkiye. Manyscientists have had the chance to go to these regions forthe scientific researches and to examine the artmonuments, which are the most important evidences ofthe Turkish identity, after the collapse.Turkish art, which takes its strength fromthe depth of history, has been fed continually from itsroots extended to Central Asia and Caucasus. In thisstudy, the inscriptions, which are the primary sources ondating the architectural monuments constructed inAzerbaijan between XI-XIX centuries, have beenexamined and the superscriptions of the constructionand decoration masters’ and some other problems havebeen introduced.

  13. ARAB FAMILIES IN EXILE IN KIRŞEHİR BETWEEN 1914–1918 1914–1918 YILLARI ARASINDA KIRŞEHİR’DE BULUNAN SÜRGÜN ARAP AİLELERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet GÜNDÜZ

    2011-01-01

    Full Text Available In this article, I Ottoman Army during World War II who fought in Arabia, he predicted the region would harm the state or the person he believes damage to the interior of Anatolia and their families because of war before the conclusion of Kirsehir is sent into exile in order to keep under control.Kirsehir sent a list of individuals and families, they had taken the amount of fees, ages, names of countries are they, are given in the table.Kirsehir sent to other members and their families, they are given is sick after coming here to air and water in compliance with the petition of Kırşehir provide their petitions in particular indicate that they are given in the report have now added the doctor. This is why I have requested be sent to cities outside of Kirsehir.Reviewed the documents sent Kirsehir exiled to the question of why people respond to, or families. For example, for reasons of military service, due to their harmful and rogue individuals, some of those effects as a result of malice and vindictive, because the question of fake money, espionage, according to some descriptions of the decision of the Court-Martial, even though they are persons who have served the state for legal reasons such as the investigation Kirsehir been sent into exile.Kirsehir sent to exile in 1918 on the Arab families in the general amnesty 'went to their countries taking advantage of the diagnosis. Bu makalede, I. Dünya savaşı esnasında Arabistan’da savaşan Osmanlı Ordusu, O bölgede devlete zarar verdiğine inandığı veya zarar vereceğini tahmin ettiği kişi ve aileleri Anadolu içlerine dolayısıyla Kırşehir’e savaş sonuçlanıncaya kadar kontrol altında tutmak amacıyla sürgüne gönderdiği görülmektedir. Kırşehir’e gönderilen kişi ve ailelerin listesi, almış oldukları ücretlerinin miktarı, yaşları, geldikleri memleketlerinin adları, tablo halinde verilmiştir.Kırşehir’e gönderilen kişi ve ailelerin fertleri, buraya geldikten sonra hastalanmışlardır. Vermiş oldukları dilekçelerinde Kırşehir’in havasıyla ve suyu ile uyum sağlamadıklarını özellikle belirtmişler ve vermiş oldukları dilekçelerine doktor raporunu da eklemişlerdir. Bunun içindir ki Kırşehir dışındaki şehirlere gönderilmelerini talep etmişlerdir. İncelenen belgeler Kırşehir’e sürgüne gönderilen kişi veya aileler neden gönderilmişler sorusuna da cevap vermektedir. Örneğin askerlik sebeplerinden dolayı, zararlı ve sabıkalı kişilerden olmalarından dolayı, bazı fesat ve kindar kimselerin tesirleri neticesinde, sahte para meselesinden dolayı, casusluk, bazı açıklamalar göre Divan-ı Harp kararıyla, devlete hizmet etmiş şahıslardan oldukları halde kanunî soruşturmadan dolayı gibi nedenlerden Kırşehir’e sürgüne gönderilmişlerdir.Kırşehir’e sürgün olarak gönderilen Arap aileler 1918 tarihinde yapılan genel af’tan faydalanarak memleketlerine gitmişlerdir.

  14. Peynircilikte Sorbik Asit ve Sorbatların Kullanım Olanakları

    OpenAIRE

    Üçüncü, Mustafa

    2015-01-01

    Gıda maddelerinin mikrobiyal bozulmalarında 5 koşulun varlığından söz edilebilir. 1) Bozulmaya neden olan etkenler, yani mikroorganizmalar, 2) Besin maddeleri, 3) Mikroorganizmalar için elverişli yaşam koşulları, 4) Bozulmanın ortaya çıkabilmesine olanak sağlayabilecek uzunlukta depolama süresi, 5) Mikroorganizmaların yaşam etkinlikleri. Peynir, tüm bu sözkonusu koşulları içeren bir süt mamulüdür. Bozulmaya neden olan etkenler, diğer bir deyişle, mikroorganizmalar; bakteriler, küf mant...

  15. Possibility of Using Sorbic Acid and Sorbates in Cheese Making (in Turkish)

    OpenAIRE

    Üçüncü, Mustafa

    1980-01-01

    Gıda maddelerinin mikrobiyal bozulmalarında 5 koşulun varlığından söz edilebilir. 1) Bozulmaya neden olan etkenler, yani mikroorganizmalar, 2) Besin maddeleri, 3) Mikroorganizmalar için elverişli yaşam koşulları, 4) Bozulmanın ortaya çıkabilmesine olanak sağlayabilecek uzunlukta depolama süresi, 5) Mikroorganizmaların yaşam etkinlikleri. Peynir, tüm bu sözkonusu koşulları içeren bir süt mamulüdür. Bozulmaya neden olan etkenler, diğer bir deyişle, mikroorganizmalar; bakteriler, küf mant...

  16. Samanlarda Biyolojik Muamelelerle Lignoselüloz Kompleksin Sindirilebilirliğinin Artırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aydan Atalar

    2017-12-01

    Full Text Available Samanların hücre duvarında bulunan lignoselüloz kompleksin parçalanması ile selüloz ve hemiselüloz gibi rumen fermantasyonuyla sindirilebilir fraksiyonlar elde edilir. Rumende sindirilmeyen ligninin biyoteknolojik metotlarla parçalanarak samandan yararlanılabilirliğin artırılması son yıllarda hayvan beslemecilerin odak noktası olan alanlarından birisi olmuştur. Lignoselüloz kompleksin biyolojik metotlarla muamelesinde bakteriler, mantarlar ve bu mikroorganizmalardan elde edilen enzimler kullanılmaktadır. Bakteri muamelesinde Mycobacterium, Arthrobacter ve Flavobacterium türü bakterilerin lignini parçalayabilme özelliğinden yararlanılmaktadır. Enzim muamelesi etkili olmasına rağmen yüksek maliyet nedeniyle uygulamada yer bulamamıştır. Mantar muamelesinde beyaz, kahverengi ve yumuşak çürüme yapan 3 tür mantar kullanılmaktadır. Kahverengi çürükçül mantarlar tercihen selüloz ve hemiselüloza saldırır, ancak lignini parçalayamaz. Beyaz çürükçül mantarlar lignine saldırarak lignol bağları ve aromatik halkayı parçalarlar. Beyaz çürükçül mantarlar selülaz, ksilanaz gibi hidrolitik enzimlerle polisakkaritleri ve lignin peroksidaz ve lakkaz gibi oksidatif ligninolitik enzimlerle lignini parçalarlar. Lignoselülozik materyalleri en iyi parçalayabilen mikroorganizmaların mantarlar olması ve maliyetin düşük olması nedeniyle özellikle beyaz çürükçül mantarların uygulama potansiyeli bulunmaktadır. Bu bildiride biyoçeşitliliğin sağladığı avantajla biyolojik metotlarla samanların sindirilebilirliğinin artırılması tartışılacaktır.

  17. Sığacık Körfezi'nde (Ege Denizi Bulunan İki Tür Köpekbalığının [Galeus melastomus Rafinesque, 1810 ve Squalus blainvillei (Risso, 1826] Boy-Ağırlık İlişkisi ve Beslenme Özellikleri Üzerine Bir Ön Çalışma.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şebnem Özütemiz

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Sığacık Körfezi’nde dağılım gösteren Galeus melastomus Rafinesque, 1810 ve Squalus blainvillei (Risso, 1826 türlerinin bazı büyüme ve beslenme özellikleri tespit edilmiştir. Galeus melastomus türü için toplam 130 (59♂, 51♀, 20 juvenil birey incelenmiş ve türün minimum, maximum ve ortalama total boyları sırasıyla 9 cm, 19 cm ve 14,01 cm (±1,96 olarak bulunmuştur. Minimum, maximum ve ortalama ağırlıkları ise sırasıyla 2,92 g, 22,67 g ve 8,46 g (±4,03 aralığındadır. Squalus blainvillei türü için 135 (57♂, 78♀ birey incelenmiş ve türün minimum, maximum ve ortalama total boyları sırasıyla 16 cm, 28 cm ve 21,46 cm (±2,21 olarak bulunmuştur. Minimum, maximum ve ortalama ağırlıkları ise sırasıyla 18,64 g, 95,92 g ve 45,64 g (±15,97 aralığındadır. Mideleri incelenen 2 tür köpekbalığının da başlıca besinini Crustacea türleri oluşturmaktadır. Bunu takip eden diğer besin grupları sırası ile Teleostei ve Cephalopoda türleridir

  18. TÜRKİYE’DE ORDU İLİNDEN ELDE EDİLEN PROPOLİSİN ANTİMİKROBİYAL AKTİVİTESİ

    OpenAIRE

    ERTÜRK, Ömer; Yavuz, Ceren; Sıralı, Recep

    2015-01-01

    Bu çalışmada Türkiye’nin Ordu ilinden propolis örneklerine aseton, etil asetat, kloroform, etanol, metanol, dimetil sülfoksit ve su ekstraklarıyla antimikrobiyal ve antifungal etkiler araştırılmıştır. Propolisin antimikrobiyal aktivitesi propolis türlerine, propolis dozuna ve tüm mikrobiyal organizmalar için ekstraksiyon çözücülerine bağlı olarak değişmektedir. On beş türe ait mikroorganizmalar Staphylococcus aureus, Stereptococcus salivarius, Klebsiella pneumonia, Escherichia coli, Salmonell...

  19. Biyolojik Mücadele Etmenlerinin Uygulanmasında İlaçlama Ünitelerinin Rolü / The Role of Spray Units on Biological Control Agent Application

    OpenAIRE

    Sayıncı, Bahadır; Bastaban, Saim

    2011-01-01

    ÖZET: Doğal kaynaklardan üretilen biyopreparatların uygulanmasında konvansiyonel ilaçlama üniteleri kullanılmaktadır.Patojen mikroorganizmalar olan biyolojik mücadele etmenlerinin yaşam aktivitelerinde uygulama ünitelerinin önemli bir etkiyesahip olduğu belirtilmiştir. İlaçlama ekipmanlarında kullanılan meme tipi ve seçilen işletme parametreleri canlı organizmalardahidrodinamik strese yol açabilmekte, damla spektrumunda yer alan ince y...

  20. Probiyotikler ve Kullanım Alanları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Başar Uymaz

    2010-01-01

    Full Text Available Gıdaların üretiminde tüketici sağlığını destekleyici ve immün sistemi uyaran etkilere sahip mikroorganizmaların kullanımı giderek artmaktadır. Bu mikroorganizmaların önemli bir grubunu teşkil eden probiyotiklerin gastrointestinal sistem hastalıklarının engellenmesi ve tedavisinde ve normal mikrofloranın oluşumunda önemli bir rol oynadığı klinik denemelerle belirlenmiştir. Diğer yandan probiyotiklerin, suştan suşa farklılık gösteren gıda koruyucu etkileri ve değişik hastalıkların tedavisinde kullanım potansiyelleri üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Özellikle çocuklarda görülen akut diyare ve antibiyotik kullanımına bağlı diyarenin tedavisinde etkin kullanım potansiyeli taşıyan probiyotik preparatları geliştirilmiştir. Bu derleme makalesinde probiyotik suşların seçiminde kullanılan karakteristikler, kullanım olanakları ve tedavi edici potansiyelleri, güncel bilgiler taranarak verilmiştir.

  1. Mutagenicity of Nonylphenol and Octylphenol Using Salmonella Mutation Assay

    National Research Council Canada - National Science Library

    Meltem Boyacıoğlu; Özlem Çakal Arslan; Hatice Parlak; Muhammet Ali Karaaslan

    2015-01-01

    .... Bu çalışmada, yüzey suyunda, denizde, yeraltı sularında ve sucul sedimentte yüksek seviyelerde bulunan, endüstri ve bazı evsel ürünlerde yoğun olarak kullanılan Nonilfenol (NP) ve Oktilfenol (OP...

  2. Mikrobiyota ve Nörodejenerasyon

    OpenAIRE

    Alagöz, Aybala Neslihan

    2017-01-01

    İnsan bağırsağı; bakteriler, mantarlar, parazitler ve virüsler gibi çeşitli mikroorganizmaları içerir ve mikrobiyota; insanlarla birlikte yaşayan özel türlerin tamamını ifade eder. Pekçok iç ve dış etken sonucu gelişebilen sağlıksız mikrobiyota için, “disbiyozis” terimi kullanılmaktadır. Beyin ve bağırsak; enterik sinir sistemi (ESS), vagus siniri, immün sistem veya bağırsak mikroorganizma-larının metabolik süreçleri de dahil olmak üzere çeşitli yollarla bağlanabilir. Disbiyozis durumunda, bu...

  3. Kefir

    OpenAIRE

    Koçak, Celalettin; Gürsel, Asuman

    1981-01-01

    Kefir çok eski bir fermente süt mamülü olup, hammaddesi keçi, koyun ve inek sütüdür. %0.6-0.8 alkol içermesi nedeniyle fermente süt içkisi olarak tanınır. Günümüzde kefirin birçok hastalıklar üzerindeki iyileştirici etkisinden dolayı önemi artmıştır. Kefir üretiminde fermantasyonu sağlamak üzere kefir tanelerinden yararlanılır. Kefir taneleri sarımtırak renkte olup takriben bezelye büyüklüğündedir. Bu taneler kazein ve birbirleri ile ortaklaşa yaşayan mikroorganizmaların meydana getirdiği j...

  4. Kefir

    OpenAIRE

    Koçak, Celalettin; Gürsel, Asuman

    2014-01-01

    Kefir çok eski bir fermente süt mamülü olup, hammaddesi keçi, koyun ve inek sütüdür. %0.6-0.8 alkol içermesi nedeniyle fermente süt içkisi olarak tanınır. Günümüzde kefirin birçok hastalıklar üzerindeki iyileştirici etkisinden dolayı önemi artmıştır. Kefir üretiminde fermantasyonu sağlamak üzere kefir tanelerinden yararlanılır. Kefir taneleri sarımtırak renkte olup takriben bezelye büyüklüğündedir. Bu taneler kazein ve birbirleri ile ortaklaşa yaşayan mikroorganizmaların meydana getirdiği j...

  5. Bahar GEDİKa,*, Görkem DÜLGERb

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bahar GEDİK

    2015-05-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, beş patojenik Candida türü üzerindeki Lavandula stoechas L. ekstrelerinin antimikrobiyal aktivtesini belirlemektir. Test mikroorganizmaları olarak, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesine başvuran hastalardan izole edilmiş olan Candida (Candida albicans, Candida krusei, Candida tropicalis, Candida guilliermondii ve Candida glabrata türleri kullanıldı. Etil alkol, kloroform ve etil asetat ekstreleri, Soxhlet aracılığıyla bitkiden elde edildi. Bu ekstrelerden 25 ul, 50 ul ve 75 ul si steril disklere emdirildi ve anti-candidal aktivite spektrumları test mikroorganizmaları üzerinde disk difuzyon metodu kullanılarak belirlendi. Kontrol grubu olarak, standart antifungal antibiyotikler (Griseofulvin, Fluconazole, Amphotericin B, Miconazole, Nystatin, Flucytosine, Clotrimazole, Ketoconazole, Itraconazole kullanıldı ve sonuçlar karşılaştırıldı. Sonuç itibariyle, L. stoechas L. bitkisiden elde edilen ekstrelerin standart antibiyotiklerle karşılaştırıldığında oldukça etkili anti-candidal bir aktiviteye sahip olduğu ortaya çıktı. Sonuçlarımıza göre, L. stoechas L. ekstrelerinden elde edilen anti-candidal aktivite standart antifungal antibiyotiklerden çok daha fazladır. Bu yüzden, bu durum bitkinin etnobotanik kullanımını desteklemektedir. Buna ilaveten, alternatif tıpta yaygın olarak kullanılan bitkinin potansiyel ekstreleri gelecekte Candidemia tedavisi için de kullanılabilecektir

  6. Sığır Papillomatozis’inde Lipid Peroksidasyon Düzeyi ve Antioksidan Enzim Aktiviteleri

    OpenAIRE

    ASLAN, Ö.; SARAÇ, Ş.

    2014-01-01

    Bu çalışmada, Kırıkkale merkez ve ilçelerinde bulunan ineklerde, subklinik mastitis olgularının prevalansınınbelirlenmesi, mastitise neden olan etkenlerin izolasyonu, identifikasyonu ve bunların antibiyotik direnç durumlarınınsaptanması amaçlandı. Çalışma kapsamında, 629 sağmal inekten alınan sütler California Mastitis Testi (CMT) ile muayene edildi. CMT pozitif bulunan 342 (%54.37) inekten alınan 836 adet süt örneğinin mikrobiyolojik olarak incelenmesisonucunda 213’ünde (%25.47) etken izole ...

  7. Varroa destruktor’un Kontrolünde Yeni Stratejiler

    OpenAIRE

    Aydin, Levent

    2005-01-01

    Bu derlemede daha önce Varroa jacobsoni olarak bilinen Varroa destructor Kore hattının ülkemizde bulunuşu ve bu parazite karşı uygulanan koruma ve kontrol önlemlerinde yeni stratejilerden söz edilmiştir. Toprakta bulunan iki mantar türünün Varroa kontrolü için önemi vurgulanmıştır

  8. Şehir akvaryumlarında ele alınan Türkiye deniz balıkları türlerinin araştırılması.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kemal Burak Gültekin

    2015-12-01

    Full Text Available Dünya çapında halk akvaryumlarına ve deniz canlılarına olan ilgi giderek artmaktadır. Bu duruma paralel olarak Türkiye’de de halk akvaryumları ilgi çekmeye başlamıştır. Çalışmada İstanbul, Ankara, Bursa ve Antalya’da bulunan halk akvaryumlarındaki sistemler ve sergilenen türler incelenmiş, yetkilileri ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Çalışma sonucunda, Chondrichthyes (kıkırdaklı balıklar grubundan 4 ordo ve 8 familyaya ait 8 tür, Osteichthyes (kemikli balıklar grubundan ise 9 ordo ve 24 familya ait 59 tür olmak üzere toplamda 67 adet Türkiye sularından kayıt edilmiş balık türü tespit edilmiştir. Tespit edilen türlerin habitatları incelendiğinde 57 türle en çok bentik türlerin halk akvaryumlarında tercih edildiği görülmüştür. Bundan başka 6 adet semipelajik, 3 adet epipelajik ve 1 adet pelajik tür tespit edilmiştir. Ayrıca türlerin denizlerimizdeki dağılımı incelendiğinde Karadeniz’de bulunan 40, Marmara Denizi’nde bulunan 48, Ege Denizi’nde ve Akdeniz’de bulunan 62 türün halk akvaryumlarında sergilendiği belirlenmiştir

  9. XIII.Yüzyılda Eyyubiler, Memlükler ve Latin Doğu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    R. Stephen HUMPREYS

    2007-06-01

    Full Text Available Müslüman yöneticiler ve güney batı Asya halkları arasında, kendi aralarında yaşayan (protoemperyalist veya kafir gibi betimlemeleri bulunan Haçlılara karşı koyma ve onları defetme miti baş­ langıçtan beri mevcuttu.

  10. Patella sp. (Gastropoda: Mollusca Mukus Salgısına Denizel Bakterilerin Yerleşimi.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Beria Falakalı Mutaf

    2015-12-01

    Full Text Available Tutunma ve kayma hareketleri gösteren Patella türlerinin oluşturduğu mukus salgısı mikroorganizmalar için bir yapışma ortamıdır. Türlere göre mukus salgısının bakterilerin çoğalma potansiyellerine etkisinin araştırılması amaçlanmış, deniz suyundan izole edilen Vibrio fluvialis ve V. furnissii türleri Patella caerulea ve P. rustica mukusuna aşılanmıştır. Yapışma yoğunlukları karşılaştırmalı olarak kristal viyole ile boyanmış lamlarda ışık mikroskobu düzeyinde belirlenmiştir. Vibrio türlerinin mukus tercihleri Patella türlerine göre farklılık göstermiştir. Bu çalışma bulguları, Patella sp. mukus tabakasının kaya üzerinde denizel bakterilerin yerleşimi açısından önemini ve bu bakterilerin diğer organizmalar için uyarıcı etki oluşturabileceğini düşündürmektedir

  11. Çeşitli numunelerde vanadyum tayini

    OpenAIRE

    Heybeli Ulutaş, Güllü

    2007-01-01

    Doğal çevrede vanadyum (IV) türleri ile birlikte bulunan vanadyum (V) potansiyel olarak tehlikeli kimyasal kirleticidir. Vanadyum (V), vanadium (IV)’den daha toksiktir. Bu yüzden bu tezde vanadyum türlemesi için bir metod sunuldu. Metod vanadyum (IV) varlığında pirokatesol moru (PV) ligandı ile vanadium (V)’in selektif spektrofotometrik tayinine dayanır. PV asidik çözeltide (pH=3) vanadyum (V) ile 350 nm’de maksimum absorbansa sahip bir selat vermek üzere reaksiyona girer. Vanadyum (V)-PV se...

  12. BİR PETROL RAFİNERİSİ (TÜPRAŞ AKIŞKAN YATAKLI KATALİTİK PARÇALAMA ÜNİTESİNİN (FCCU BULANIK MODELLEME UYGULAMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mithat ZEYDAN

    2004-01-01

    Full Text Available Bu çalışmada, petrokimya sanayinin en önemli parçası olan rafineri sistemi içinde bulunan FCC ünitesinin bulanık modellemesi yapılmıştır. FCC ünitesi, rafineri sistemi içinde bulunan en önemli birimdir. Bunun sebebi, çok girdili ve çok çıktılı yüksek derecede lineer olmayan, iç geri beslemeli, değişkenlerin arasında güçlü ilişkileri olan, zamanla değişen, dağılmış parametreli ve doğasında önemli derecede belirsiz davranışlara sahip olmasından kaynaklanmasıdır. Matematiksel modeller bu sistemi eksik tanımlamaktadır. Bundan dolayı, FCC ünitesi, bulanık mantığın konusu olabilecek özelliklere sahip bulunmaktadır.

  13. Hava Kirliliğine Neden Olan PM10 ve SO2 Maddesinin Yapay Sinir Ağı Kullanılarak Tahmininin Yapılması ve Hata Oranının Hesaplanması (025201) (1-6)

    OpenAIRE

    KAPLAN, Yalçın; SARAY, Umut; AZKESKİN, Erman

    2015-01-01

    Gelişen Dünya’da sanayinin ve insan nüfusunun artması çevre kirliliği açısından risk oluşturmaktadır. Bu çalışmada, hava kirliliğine neden olan Kükürt Dioksit (SO₂) ve Partikül Madde (PM10) verileri kullanılarak, PM10 ve SO2 tahmini yapılmıştır. Ayrıca metot olarak Yapay Sinir Ağları (YSA) geri beslemeli ağ yapısı içinde Levenberg - Marquardt öğrenme algoritması kullanılmıştır. Bulunan sonuçlar ile gerçek değerler karşılaştırılmış ve ortalama karekök hatası (OKH) bulunmuştur. Bulunan OKH değe...

  14. KONTROL ALAN AGLARI (CAN KULLANILARAK STEP MOTOR KONTROL UYGULAMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Karaca

    2003-08-01

    Full Text Available Kontrol 21Ian ağ1(Controller Area Network-CAN., başlangıçta arabalarda bulunan elektroniksistemlerio birbirleri ile haberleşmesini sağlamakanıacıyla geliştirilrrıesine rağmen lusa sürede çokfarklı alanlarda kullanlln1aya başlamıştır. Buçalişınada 8051 t-abanh ve üzerinde CAN kontrolörbulunan 89C51CC01 entegresi tanıtılnıaktn ve CANprotokolü kullanılarallt; ağ içerisinde haberleşıneningerçekleştirihnesi anlatılmakta CAN protokolününkullanımına örnek olnıası aınacıyla, 89CS1CC01entegresi kullanıhıırak oluştuı .. ulan CAN düğümleri ileayrı nol{talarda bulunan iki step nıotorun kontrolünüyapan bir sistemin tasarımı ve gerçeldenme sidetaylan dırılınaktadır.

  15. opraktan izole edilen Bacillus türlerinin tanımlanması ve biyolojik özelliklerinin araştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice Katı

    2016-08-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Giresun adasından toplanan toprak örneklerinden Bacillus izolasyonu yapılmıştır. Bu izolatlar morfolojik, biyokimyasal ve moleküler olarak tanımlanmıştır. Tanımlanan Bacillus’larda bazı ekstrasellüler enzimlerinin varlığı kalitatif olarak incelenmiştir. Ayrıca Bacillus izolatlarının bazı bakterilere karşı antibakteriyal aktiviteleri agar difüzyon metoduna göre araştırılmıştır. Sonuç olarak 38 izolat B. cereus grubu üyesi, 7 izolat B. thuringiensis, 10 izolat B. megaterium, 6 izolat B. pumilus ve 12 izolat Bacillus sp. olarak tanımlanmıştır. Bacillus izolatlarının ekstrasellüler enzim aktivite sonuçları değerlendirildiğinde 38 izolatın amilaz, 53 izolatın lipaz/esteraz, 16 izolatın kitinaz, 7 izolatın ksilanaz, 2 izolatın pektinaz, 73 izolatın proteaz ve 35 izolatın selülaz enzim aktivitesi pozitif olarak bulunmuştur. Çalışmada kullanılan Bacillus izolatları test edilen mikroorganizmaların gelişmelerini değişik oranlarda engellemiştir. Dokuz izolat yüksek antibakteriyal aktivite göstermiştir.

  16. FERMENTE ET ÜRÜNLERİNDE BAZI BİYOKİMYASAL REAKSİYONLAR VE AROMA ÜZERİNE ETKİLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hüsnü Yusuf GÖKALP

    1998-03-01

    Full Text Available Fermente et ürünlerinin karakteristik tat, aroma, renk ve tekstür gelişimleri üzerine etkili olan biyokimyasal değişimlerin önemlileri glikolizis, lipolizis ve proteolizis reaksiyonlarıdır. Bu reaksiyonlar, fermentasyon ve olgunlaşma periyodunda gelişen mikroorganizmaların veya endojen enzimlerinin aktiviteleri sonucu meydana gelmektedir. Glikolizis sonucu oluşan ürünler; birinci derecede ürünün pH düşüşünden sorumlu olmakla birlikte, oluşan volatil bileşenler dolayısı ile aroma üzerine de önemli etkide bulunmaktadır. Lipolizis sonucu oluşan bileşenler ise, ürünün tipik aroma oluşumunda temel görevi üstlenmektedir. Fermente ürünlerde oluşan volatil bileşenlerin % 60'ı lipolizis reaksiyonları sonucu meydana gelmektedir. Proteolizis ise, bu ürünlerde, düşük pH, düşük su aktivitesi ve yüksek tuz konsantrasyonu dolayısı ile sınırlı düzeyde cereyan etmekte ve volatil bileşenlerin ancak küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Bu nedenle, ürünün aromasından ziyade, oluşan genel lezzet üzerinde sorumlu olabilmektedir.

  17. Atıkların Biyohidrojen Üretim Potansiyellerinin Değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nevim Genç

    2011-02-01

    Full Text Available Bu makalede, enerji bitkileri, lignoselülozik kalıntılar, atık ve atıksular gibi biyohidrojen üretiminde kaynak olabilecek potansiyel biyokütle tipleri tartışılmıştır. Fermentatif biyohidrojen üretimi için uygun substratın seçiminde karşılanması gereken ana ölçüt, elde edilebilirliği, maliyeti, karbonhidrat içeriği (şekerler ve karbonhidratlar gibi kolay fermente olabilen bileşiklerin yüksek oranda olması ve biyoparçalanabilirliğidir (yüksek derişimde parçalanabilir organik bileşiklerin ve düşük derişimde mikrobiyal aktiviteye inhibitor bileşiklerin olması. Nişasta ve şeker easlı biyokütle ve atıklar hidrojen üretimi için mikroorganizmalar tarafından kolaylıkla fermente olabildiği halde, lignoselülozik biyokütlenin ön arıtılmış olması gerekir. Ön arıtım, biyokütlenin fiziksel ve kimyasal yapısal özelliklerinin değiştirilmesi için uygulanır. Genel olarak, lignoselülozik biyokütlenin ön arıtım metotları, yapısal özelliklerinin değiştirilmesi için kullanılan araçlara göre üç ana tipe ayrılabilir: mekanik, fizikokimyasal ve biyolojik.

  18. Assessment of element concentrations in widely consumed cultured fish in Turkey.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Serdar Aksan

    2015-12-01

    Full Text Available Balık çiftlikleri, insanların tüketmesi için yüksek miktarlarda besin üretmektedir. Fakat sucul ekosistemlerde ağır metal kirliliği, ciddi bir problem olabilir. Bu çalışmada, Aralık 2011 ve Ocak 2013 tarihleri arasında Kocaeli ilinde bulunan balık hallerinden alınan üç kültür balığı türünün (Oncoryhynicus mykiss (gökkuşağı alabalığı, Dicentrarchus labrax (levrek ve Sparus aurata (çipura, yenilebilir dokularında bulunan mikronütrient ve esansiyel olmayan element konsantrasyonları izlenmiştir. Ca, K, Mg, Na, As, Cd, Co, Cr, Cu, Fe, Hg, Mn, Pb, Se, ve Zn konsantrasyonları ICP-MS kullanılarak analiz edilmiş ve bölge halkı için bu balıkların tüketimi sonucu bu elementlerin yıllık alım miktarları hesaplanmıştır. Balık kas dokusunda bulunan element konsantrasyonlarının hiç biri, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ve Türk Gıda Kodeksi tarafından belirlenen limitleri aşmamıştır. Hesaplanan element alım miktarları, bu çiftlik balıklarının insanlar tarafından tüketilmesinin risk oluşturmadığını göstermiştir. Temel bileşenler analizi, deniz çiftlik balıklarının kas dokusundaki elementlerin üç bileşen altında gruplanabileceğini göstermiştir

  19. Farklı Yonca (Medicago sativa L.) Genotiplerinin Ege Bölgesi Koşullarına Adaptasyonu

    OpenAIRE

    DEMİROĞLU, Gülcan; GEREN, Hakan; AVCIOĞLU, Rıza

    2015-01-01

    B u çalışma; 2002-2003 ve 2003-2004 yılı yetiştirme dönemlerinde, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü’nün Bornova’da bulunan deneme tarlaları ile Ödemiş Meslek Yüksek Okulu'na ait deneme tarlalarında farklı yonca genotiplerinin (Tru-test, Bacana, FG8R612 ve Elçi) morfolojik ve bazı agronomik özelliklerinin farklı toprak bünyelerindeki lokasyonlarda adaptasyonunu belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Denemede; çiçeklenme gün sayısı, ana sap uzunluğu, ana sap kalınlığı, b...

  20. Balıklarda Tek Hücre Jel Elektroforezi (Comet Assay)

    OpenAIRE

    Güner, Utku; MURANLI, Fulya Dilek GÖKALP

    2013-01-01

    Comet assay, DNA parçalarının elektrik akımı doğrultusunda hücreden çıkarak ilerlemesi (kuyruk oluşturması) ilkesine dayanır. Çevre kirliliği veya genotoksik ajanlara maruz kalan organizmaların hücrelerinde bulunan genetik materyal bu maruziyetten etkilenebilir ve DNA kırıkları meydana gelebilir. Meydana gelen DNA kırıkları bu metot kullanılarak gözlenebilmektedir. Comet assay, genotoksik ve karsinojenik maddelerin genetik materyal üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktadır. Ksenobiyotiklerin c...

  1. Dereköy-Bozyaka-Güzelöz (Nallıhan) çevrelerindeki iri bentik foraminiferlerin sistematiği, biyostratigrafisi ve paleoekolojisi

    OpenAIRE

    KABAKCI, Büşra

    2015-01-01

    İnceleme alanı Ankara iline bağlı Nallıhan ilçesinin kuzey kesimlerinde Dereköy-Bozyaka-Güzelöz çevresinde yaklaşık 120 km2’lik bir alanı kapsamaktadır. Araştırmada, Üst Kretase yaşlı çökellerde bulunan bentik foraminiferlerin sistematiği, biyostratigrafisi ve paleoekolojisi üzerinde durulmuştur. Özellikle iri bentik foraminiferlerin sistematik tanımlamaları, biyostratigrafisi, biyometrik bulguları ve ortamsal yorumları ele alınmıştır. Araziden derlenen örneklerden 56 adet kayaç ince...

  2. Kronik böbrek yetmezliğinde üst ekstremite fonksiyonel kapasitesinin belirlenmesi

    OpenAIRE

    Başakcı Çalık, Bilge

    2004-01-01

    Bu tez Pamukkale Üniversitesi Senatosunun14 Nisan 1999 tarihindeki (99/02) toplantısında kabul edilen “Sağlık Bilimleri Enstitüsü Doktora ve Yüksek Lisans Tezleri Yazım ve Basım Yönergesi”ne uygun olarak hazırlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Denizli ilinde bulunan 4 hemodiyaliz merkezinde hemodiyaliz tedavisi gören rastgele örneklem yöntemiyle seçilmiş 100 hastanın üst ekstremite fonksiyonel kapasitesini ve yaşam kalitesini değerlendirmektir. 100 hasta kendi aralarında hemodiyalize devam et...

  3. Suudi Mentha longifolio ve Lavandula dentata türlerinin Callosobruchus maculatus (F.) (Coleoptera: Bruchidae)'a karşi fümigant toksisite ve antiasetilkolinesteraz etkinliği

    OpenAIRE

    ALSARAR, Ali S.; HUSSEIN, Hamdy I.; ABOBAKR, Yasser; BAYOUMI, Alaa E.; ALOTAIBI, Mubarak T.

    2015-01-01

    Mentha longifolia (L.) ve Lavandula dentata (L.) (Lamiaceae) Suudi Arabistan’da bulunan iki yabani akraba tıbbi bitkidir. Bu çalışma, bu bitkilerin kimyasal bileşimini araştırmak ve depolanan bakliyatın önemli bir zararlısı olan börülce tohum böceği [Callosobruchus maculatus (F) (Coleoptera: Bruchidae)] erginine (3-5-gün yaşında) karşı esansiyel yağların fümigant toksisitesini değerlendirmek için yapılmıştır. M. longifolia yağı içinde ana bileşikler, pulegon (% 74,95), 1,8-cineole (% 7.35), l...

  4. Siber Kimliklerin Kişiliğe Yansıması: Proteus Etki (Tanımı, Nedenleri Ve Önlenmesi)

    OpenAIRE

    Tanhan, Fuat; ALAV, Özlem

    2015-01-01

    Hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş olan teknoloji ve internet bireyi ve toplumu farklı yönlerden etkisi altına alabilmektedir. Teknoloji ve internet sanal çevre diye bilinen yeni bir sosyal dünyanın oluşmasına neden olmuştur. Sanal dünya, sınırları neredeyse çizilemeyen bir çevre sunmakta ve bu çevre içinde bulunan bireyleri, kurumları etkilemekte ve dönüştürmektedir.  Söz konusu etki, kimi yönlerden olumlu, kimi yönlerden ise olumsuzlaşmaktadır. Sanal dünyadaki ilişkiler, kimlikle...

  5. Kök Kanallarının irrigasyonunda Geniş Spektrumlu Muhtelif Poliantibiotik Patlarının Tesirleri (*)

    OpenAIRE

    ETİKAN, İbrahim

    2013-01-01

    ÖZETBu araştırmada kanlların Irrigasyonu için bu poliantibiotiık patı (penicilline-Neomycin-Streptomycin-Gliserin) geliştirilerek hastalara tatbik yönüne gidilmiştir. Laboratuar ve klinik deneylerinde kanal irrigasyon maddesi olarak kullanılabilen (Peniciline-Neomycin-Streptomycin-Gliserin) poliantibrotik patının kök kanallarında bulunan mikroorganizmlara karşi bakterisit tesiri olduğu halde Candidaların ürediği tespit edilmiştir. (Peniciline-Neomycin-Streptomycin-Gliserin) patına ilave oluna...

  6. Yüksek düzeyde bor içeren topraklarda yetişen bazı yabancı ot türlerinin incirde beslenme dengesi üzerine etkileri

    OpenAIRE

    Çakır, Fulya

    2009-01-01

    Bu araştırma, Aydın için simge sayılacak bir bitki olan Sarılop incir çeşidinde B toksisitesi nedeniyle oluşan olumsuzlukları azaltabilmeye yönelik olarak; yörede yaygın olarak yetişen yabancı ot türlerinin toprakta yüksek düzeyde bulunan B'un incir tarafından alımının azaltılmasına olan katkısını, yabancı ot türlerinin B toksisitesine olan reaksiyonlarını ve yabancı ot gelişiminin incir bitkisinde beslenme dengesi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla tarla ve sera koşullarında iki farklı ç...

  7. Chlamydia Trachomatis Enfeksiyonları

    OpenAIRE

    Öztoklu, İlkay; YÜCEL, Alev

    2014-01-01

    ÖzetChlamydia trachomatis, günümüzde cinsel yolla bulaşan hastalıkların en önemli etkenlerinden biridir. Kadınlarda servisit, üretrit ve PIH (Pelvik İnflamatuvar Hastalık) gibi enfeksiyonlara neden olurken, erkeklerde üretrit, epididimitve prostatit klinik tablosu oluşturmaktadır. C. trachomatis,genellikle mukozaları döşeyen epitel hücrelerini enfekte eder. Bunlar, servikste bulunan kolumnar hücreler, üretra, rektum, konjonktiva hücreleri ile yenidoğanın solunum sistemi hücreleridir. Yapılan ...

  8. Sakarya ilindeki Erişkinlerde Patella Tiplerinin Dağılımı

    OpenAIRE

    Kaplan, Tolga; Başar, Hakan; İnanmaz, Mustafa Erkan

    2014-01-01

    SAKARYA İLİNDEKİ ERİŞKİNLERDE PATELLA TİPLERİNİN DAĞILIMIAmaç: Bu çalışma ile Sakarya ilindeki erişkinlerde patella tipleri dağılımının saptanarak, patella morfolojisi ile kondromalazi patella ve lateral kompresyon sendromu gibi sık görülen patellofemoral eklem hastalıklar arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Farklı hastalıklarla polikliniğimize başvuran randomize olarak seçilmiş ve dizlerinde semptomu bulunan olguların yüz adet dizi çalışmaya alındı. Olg...

  9. SOSYAL BİLGİLER DERSLERİNDE TARİHLERİN (DATES) ÖĞRETİMİ

    OpenAIRE

    Pala, Fatih.; ŞİMŞEK, Ahmet

    2016-01-01

    Bu çalışmada, ortaokul öğrencilerinin sosyal bilgiler ders kitaplarında yer alan olayların tarihlerini (dates) hatırlama düzeyi ve sosyal bilgiler öğretmenlerinin, olayların tarihlerinin (dates) öğretiminde kullandıkları yöntem ve teknikler ele alınmıştır.Çalışmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma İstanbul ili Sultanbeyli ilçesinde bulunan Yunus Emre Ortaokulu/İlkokulu ve Şehit Öğretmen Hamit Sütmen Ortaokulu/İlkokulu’nda yapılmıştır. 16 şubeden 410 5- 8.sınıf öğrencisine başarı testi...

  10. Kronik pelvik ağrı ve siklik hematüri ile başvuran bir kadında mesanede endometriozis

    OpenAIRE

    Balcı, Serdar; Ertuğrul, Çağlan; Yörükoğlu, Kutsal; Tuna, Burçin; Koyuncuoğlu, Meral; Okyay, Recep Emre; Doğan, Ömer Erbil; Aslan, Güven

    2017-01-01

    Otuz altı yaşında, gebelik 2 doğum 1 abortus 1 ve 7yıl önce sezeryan öyküsü bulunan hasta siklik hematüri (menüri) ve kronikpelvik ağrı yakınması ile başvurdu. Abdominopelvik ultrasonografide mesanedekitle şüphesiyle sistoskopi yapılarak biopsi alındı. Patolojik tanı mesanedeendometriozis idi. Gonadotropin releasing hormon analoğu yakınması (leuprolideasetat) tedavisi 6 ay uygulandı. Tedaviden 2 ay sonra kasık ağrısı şikayeti iletekrar başvurdu. Tanısal laparoskopi ve ikinci bakış sistoskopis...

  11. Eğitim kurumlarında toplam kalite yönetimi anlayışı ve Karaman Milli Eğitim Müdürlüğünde bir araştırma

    OpenAIRE

    Açıkel, Cennet

    2011-01-01

    Bu araştırmanın amacı ilköğretim kurumlarındaki, toplam kalite uygulamalarında yönetici ve öğretmenlerinin algı düzeylerini ölçmektedir. Ayrıca yönetici ve öğretmenlerin demografik özelliklerinin toplam kalite uygulamalarına etkisinin olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Karaman il merkezinde bulunan ilköğretim okullarındaki yönetici ve öğretmenlerin, Toplam Kalite Yönetimi (TKY) uygulamalarına ilişkin algılarını belirlemektir. Araştırmanın evrenini 2011–2012 öğretim yılında Karaman il m...

  12. Muğla Yöresindeki Eucalyptus Ormanlarında Yetişen Makrofunguslar Üzerine Taksonomik Çalışmalar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Güler Ünal

    2016-03-01

    Full Text Available Bu çalışmada, 2013-2014 yıllarında yapılan arazi çalışmaları ile Muğla yöresinde (Ula, Köyceğiz, Marmaris, Dalaman, Fethiye bulunan Eucalyptus ormanlarından makrofungus örnekleri toplanmıştır. Arazi ve fungaryum çalışmaları sonucunda; 2 sınıf ve 14 familyaya ait toplam 30 takson belirlenmiştir. Belirlenen taksonlardan 2’ si Ascomycota, 28’ i ise Basidiomycota bölümüne aittir.

  13. Yayın Kuralları

    OpenAIRE

    Kuralları, Yayın

    2014-01-01

    SAĞLIK BİLİMLERİ VE MESLEKLERİ DERGİSİ'nde daha önce başka bir yerde yayınlanmamış, hakem değerlendirmesinde olmayan ve Dergi Yazı Kurulu (Editorial Board) ve Yayın Danışma (Hakem) Kurulu tarafından değerlendirilerek uygun bulunan yazılar basılır. Basılması uygun görülmeyen yazılar geri iade edilmez. Yayınlanan yazı ve resimlerin tüm hakları dergiye aittir. Dergiden alıntı yapıldığı takdirde dergi kaynak olarak belirtilmelidir.YAYIN KURALLARIBİLİMSEL SORUMLULUKMakalelerin bilimsel kurall...

  14. Doğumsal ve Edinsel Penis Kısalığında Penis Uzatılması

    OpenAIRE

    Şengezer, Mustafa; ÖZTÜRK, Serdar; Deveci, Mustafa

    1999-01-01

    Bu makalede penis kısalığı olan hastaların tedavisinde uygulanan penis uzatma işlemi ve elde edilen sonuçlar sunulmaktadır. Bu çalışmada; 3 ateşli silah yaralanması, 4 sünnet hatası, 1 köpek ısırması ve 6 hipospadias sonucu penis kısalığı bulunan olgular değerlendirildi. Tüm olgulara penisin suspansuvar ligamanının kesilmesi ve suprapubik cildin ters V-Y plasti ile uzatılması tekniği ile penis uzatılması operasyonu uygulandı. Penis uzunlukları bazı olgularda penis tam ereksiyonda iken, bazıla...

  15. BAZI TRABZONHURMASI (Diospyros kaki L.) TÜR VE ÇEŞİTLERİNİN SOĞUKLAMA GEREKSİNİMLERİNİN SAPTANMASI

    OpenAIRE

    BAYAZIT, Safder; TUZCU, Önder; KÜDEN, Ayzin; İMRAK, Burhanettin

    2012-01-01

    Çalışma, 2003-2004 ve 2004-2005 yılları arasında, Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümüne ait Araştırma ve Uygulama Bahçesinde bulunan Diospyros virginiana L. ve Diospyros lotus L. türleri ile Diospyros kaki L. türünden Hachiya, O’Gosho, Shakoku, Kaki Tipo, Fuji, Nishimura Wase, Suruga, Jiro, Saijo, Kawabata O’Gosho, Shogatsu, Giboshi, Kirakaki, Amankaki (İtalya), Akoumankaki, Kourokuma, Hyakume, Hiratanenashi, Mizushima Gosho, Giant Fuyu (İsrail), Triumph ve Fujiwara Gosho çeşitleri v...

  16. Akut pankreatit olgularında şiddetin belirlenmesinde prokalsitonin strip test ile Ranson ve APACHE-II skorlarının karşılaştırması

    OpenAIRE

    AKSOY, Arif Yavuz

    2007-01-01

    Amaç: Bu araştırmada son yıllarda şiddetli sepsis olgularının başvuru anında öngörülmesinde ve tedavi planlarının modifikasyonunda etkin olduğu gösterilmiş bulunan Prokalsitonin parametresinin kolay uygulanabilir bir semikantitatif test yardımıyla ölçümü ve bu ölçüm sonuçlarının, klasik skorlama sistemleriyle karşılaştırılması hedeflenmiştir.Hastalar ve Yöntem: Bu araştırma Haziran 2004 ? Eylül 2007 döneminde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi Acil Tıp...

  17. Tutum, Değer Ve Özyeterlik Değişkenlerinin TIMSS-1999 ve TIMSS-2007 Sınavlarında Öğrencilerin Matematik Başarılarını Yordama Düzeyleri

    OpenAIRE

    Nuri DOĞAN; BARIŞ, Fulya

    2010-01-01

    Bu araştırmada TIMSS–1999 ve TIMSS–2007 uygulamalarına giren Türk öğrencilerin bazı duyuşsalözelliklerinin matematik puanlarını yordama düzeyi incelenmiştir. TIMSS anketlerinde bulunan ve duyuşsalboyutları ölçen; tutum, değer ve öz-yeterlik puanları bağımsız değişken ve öğrencilerin matematik başarıpuanları bağımlı değişken olarak ele alınmıştır. Verilerin analizinde standart çoklu regresyon tekniğindenyararlanılmıştır. Analizler sonucunda, TIMSS-1999 ve TIMSS-2007 sınavlarında öğrencilerin m...

  18. Çok katmanlı pazarlama sistemleri: Herbalife örneği

    OpenAIRE

    TEKBAŞ, Erdinç

    2010-01-01

    Bu tezde, ÇKP sisteminde halen faaliyet gösteren ve ÇKP sisteminde daha önce çalışmış olan bireylerin deneyimleri çerçevesinde sistem algıları keşfedilmeye çalışılmış ve ÇKP sisteminde ürün satma/yeni üye bulma faaliyetinde bulunan distribütörler ve onların yakın çevrelerindeki kişiler arasında samimiyet temelinde kurulan birincil ilişkilerin satıcı/alıcı ve sponsor/distribütör bağlamında ticari boyuttaki ikincil ilişkilere dönüşmesi nedeniyle ortaya çıkan sorunlar ve son...

  19. Almanya İzlenimleri: Kütüphaneciler için Mesleki Deneyim ve Gelişim Fırsatı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esmeray Karataş Ateş

    2014-06-01

    Türk kütüphanecilerin Almanya’da kendilerini geliştirecek ve farklı bakış açısı kazandıracak ne tür fırsatlar elde edebileceğini ortaya koymaktır. Bibliothek & Information International - BII (Uluslararası Kütüphane ve Enformasyon Grubu davetlisi olarak orada bulunan bizler Leipzig izlenimlerimizi, Almaya’daki kütüphaneciliği, iki ülke arasındaki ilişkileri ve her zaman başvurulabilecek burs imkanlarını sizlerle paylaşmayı amaçladık.

  20. TÜRKİYE'DEKİ 22 BARALI 380 kV'LUK GÜÇ SİSTEMİ İÇİN EKONOMİK DAĞITIM VE OPTİMAL GÜÇ AKIŞI YÖNTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet KURBAN

    2007-03-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Türkiye'deki 380 kV'luk enerji iletim hatlarıyla birbirine bağlı EÜAŞ (Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından işletilen 8 tane termik santral bulunan 22 baralı 380 kV'luk güç sistemi için santrallerin en düşük maliyetle yük talebini karşılaması amacıyla ekonomik dağıtım ve optimal güç akışı yöntemleri kullanılmış ve bulunan sonuçlar karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçları tablo ve şekillerle verilmiştir. Yapılan ekonomik dağıtım ve optimal güç akışı (OGA analizleri, MATLAB®'de geliştirilen yazılımlarla gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda bu yazılımlar, grafiksel kullanıcı ara yüzü (GUI oluşturularak farklı güç sistemleri için güç akışı, optimal güç akışı ve ekonomik dağıtım analizleri yapabilmektedir. Bu çalışmada kullanılan tüm veriler, TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi ve EÜAŞ 'tan alınmıştır.

  1. Managers'Approach to the Problems of Public Library: Ankara Example Halk Kütüphanesi Sorunlarına Yöneticilerin Yaklaşımı: Ankara Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bülent Yılmaz

    2000-09-01

    Full Text Available The main aim of this research is to investigate the current problems of the public libraries in Ankara, capital of Turkey, in the frame of their managers' approaches in May 2000. At the end of the research which included the fifteen public libraries in eight central districts in Ankara it has been understood that the "classical" problems concerning with personnel, collection, building, budget and services are still continuing. Bu araştırma, başkent Ankara'da bulunan halk kütüphanelerinin yaşadıkları sorunları yöneticilerin yaklaşımları çerçevesinde incelemek amacıyla Mayıs 2000 tarihinde yapılmıştır. Ankara'daki 8 merkez ilçede bulunan 15 halk kütüphanesini kapsayan araştırma sonucunda ilgili kütüphanelerde personel, derme, bina, bütçe ve hizmetlere ilişkin "klasik" sorunların hâlâ sürdüğü anlaşılmıştır. Ancak, günümüzde en büyük sorun, WWW sayfalarının yoğunlukla resimler, görüntüler, ses ve video küpleri ile geliştirilmekte olduğudur. Bu nedenle bu makalenin amacı, öncelikle engellilere yönelik uyarlanmış teknoloji ürünleri alanında bilgi vermek ve bu bireylere yönelik Web tasarım örnekleri sunmaktır.

  2. GIDA ENDÜSTRİSİNDE YÜKSEK HİDROSTATİK BASINÇ UYGULAMALARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yahya TÜLEK

    2006-03-01

    Full Text Available Isıl işlem teknikleri, gıda maddelerinin mikrobiyolojik ve biyokimyasal değişimlerden korunması ve raf ömrünün uzatılması amacıyla günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır. Isıl işlem teknikleri, mikroorganizmaların hem vejetatif hem de spor formlarının tamamını yok edebildiği için, uygulandıkları gıdanın mikrobiyolojik olarak güvenilir bir gıda olmasını sağlamaktadır. Bununla birlikte, ısıl işlem uygulamalarının, kullanılan sıcaklık seviyesine bağlı olarak, gıda maddesinin beslenme değerinde ve duyusal kalite özelliklerinde azalmaya ve toksik bileşenlerin oluşmasına neden olduğu bilinmektedir. Beslenme değerinde ve duyusal özelliklerinde en az kayıpla üretilen, daha taze gıda ürünlerine artan müşteri talebinin karşılanması ve kabul edilebilir bir raf ömrü elde edilebilmesi için yapılan çalışmalar, son on yıllık dönemde, özellikle ısıl işlem içermeyen (non-thermal inaktivasyon teknikleri üzerine yoğunlaşmıştır. Bu makalede, ısıl işlem içermeyen tekniklerden birisi olan yüksek hidrostatik basınç tekniğinin gıdalar için uygulamaları ve etkileri ayrıntılı olarak irdelenmiştir.

  3. Böcek Mikroflorasından α-Endosülfanı Parçalayabilen Bakterilerin İzolasyonu ve Tanısı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özlem Gür Özdal

    2016-04-01

    Full Text Available Nüfusun ve sanayileşmenin artması sonucu, çevrede birçok kimyasal madde birikmektedir. Özellikle sentetik ve toksik kimyasalların yaygın kullanımı, çevreden bu kimyasal kirleticilerin azaltılması ya da yok edilmesi için yeni teknolojileri geliştirmeye yöneltmektedir. Geniş tarım alanlarında toksik maddelerin biyodegradasyonu için kullanılan kimyasal yöntemler pahalı, zaman alıcı ve zordur. Ayrıca bu yöntemler yeni kimyasal kirleticilerin ortaya çıkmasına da neden olur. Son yıllarda alternatif bir yöntem olarak, bu toksik kimyasalların biyodegradasyonu için mikroorganizmalar kullanılmaktadır. Bu yöntem etkili, daha az zararlı, ekonomik, çok yönlü ve çevre dostudur. Bu çalışmada insektisitlere dirençli böceklerin florasından elde edilen potansiyel yeni bakteriyel izolatların insektisitlerin biyodegradasyonu için kullanılabileceği düşünülmüştür. Orthoptera, Dermaptera, Mantodea ve Hymenoptera takımlarına ait böcek türlerinden, bir insektisit olan α-endosülfanı parçalayabilen toplam 24 bakteriyal izolat elde edilmiştir. Morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal özellikler ile total yağ asidi profillerine göre izole edilen; Stenotrophomonas, Pseudomonas, Acinetobacter, Bacillus, Brevibacillus, Flavimonas ve Rhodococcus cinslerine ait bakteriler teşhis edilmiştir. Sonuç olarak, bu bakteriler farklı çevrelerde α-endosülfan kalıntılarının arıtımında kullanılabilir.

  4. Görme Yetersizliğinden Etkilenmiş ve Normal Gelişim Gösteren Çocukların Sosyal Becerilerinin Karşılaştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ufuk Özkubat

    2012-01-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, 7–12 yaşlarındaki, görme yetersizliğinden etkilenmiş çocukların sosyal beceri düzeylerini normal gelişim gösteren akranları ile karşılaştırmak ve görme yetersizliğinden etkilenmiş çocukların sosyal beceri düzeylerini eğitim ortamı, yaş ve cinsiyet değişkenlerine bağlı olarak değerlendirmektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2009–2010 eğitim-öğretim yılında, Đstanbul Đli’nde yer alan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi Đlköğretim Okulları’nda bulunan 100 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Sosyal Beceri Derecelendirme Sistemi (SBDS anasınıfı–6.sınıf öğretmen formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonuçları, normal gelişim gösteren çocukların sosyal beceri düzeylerinin, görme yetersizliğinden etkilenmiş çocuklara göre daha gelişmiş olduğunu göstermiştir. Ek olarak, araştırma verileri kaynaştırma ortamlarında bulunan görme yetersizliğinden etkilenmiş çocukların sosyal beceri düzeylerinin ayrıştırılmış eğitim ortamlarında bulunan görme yetersizliğinden etkilenmiş akranlarına göre daha gelişmiş olduğunu göstermiştir. Araştırma bulguları tartışılmış ve uygulamalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. The purpose of this study was to compare the social skills of children with visual impairments between the ages of 7 to 12 and typically developing children and to examine children’s social skill differences across their age, gender, and educational settings. The study group consisted of 100 participants attending National Ministry of Education elementary schools located in Istanbul during the academic year of 2009-2010. Study data were gathered using the Social Skills Rating System (SSRS-Teacher report-Turkish form. Findings from the study showed that typically developing children display higher levels of social skills when compared to children with visual impairments

  5. THE STUDY OF CIRCUMCISION CEREMONY CLOTHES BASED ON THE PHOTOGRAPS OF THE PERIOD II. ABDULHAMİD (II. ABDÜLHAMİD DÖNEMİ SÜNNET TÖREN KIYAFETLERİNİN FOTOĞRAFLARA DAYALI İNCELENMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mine CERANOĞLU

    2016-11-01

    Full Text Available Özet Osmanlı kültüründe padişahlar tarafından önemsenen sünnet törenleri, gelenek hâline gelmiştir. II. Abdülhamid, tahta çıkmasından sonra her sene yaz aylarında çocukların sünnet edilmesi için törenler düzenletmiştir. Saltanatı boyunca fotoğrafçılığa da önem veren II. Abdülhamid, sosyal hayatın önemli bir geleneği olan ve genellikle yaz aylarında toplu olarak yapılan sünnet törenlerini fotoğraflaması için Abdullah Frères’i görevlendirmiştir. Bu çalışmada amaç, II. Abdülhamid döneminde yapılan sünnet törenleri hakkında bilgi vermek ve Osmanlı saray erkânında bulunan çocuklar ile Darüşşafaka ve Gümüşsuyu Kışlası’nda bulunan çocukların giydiği sünnet kıyafetlerini analiz ederek dönemin sünnet giyim kültürüne ışık tutmaktır. Bu amaçla İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi ve İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA arşivinde bulunan fotoğraflar, bu çalışmada materyal olarak kullanılmıştır. Fotoğrafların kullanılması için gerekli yayın izni alınmış ve fotoğraf telif hakkı ödenmiştir. Çocukların sünnet kıyafetlerinde farklılıklar olmasının yanı sıra ortak kıyafetler ve aksesuarlar olduğu dikkat çekmiştir. Abstract Circumcision ceremony cared about by sultans in Ottoman culture has become tradition. Abdülhamid II had ceremonies for circumcising of children organized in summer months of every year after he had acceded. During his reign, Abdulhamid II, who gave a lot of importance to photography, assigned Abdullah Frères to photograph circumcision ceremonies that is a substantial tradition of social life and usually is held in collectively in summer. The aim of this study is to inform about the circumcision ceremonies made during the reign of Abdülhamid II and to shed light on to circumcision clothing culture of that period by analyzing the clothes of circumcision worn by children in Ottoman

  6. Effects of 2-Phenoxyethanol on cuttlefish Sepia officinalis L. (Cephalopoda: Sepiidae.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halil Şen

    2015-12-01

    Full Text Available Sepia officinalis üzerine 2-fenoksietanolün (2-PhOH etkisi incelenmiştir. 2-PhOH’ün farklı dozları (0,10; 0,15; 0,20; 0,25 ve 0,30 ml/L 15 litrelik şeffaf cam akvaryumun içinde bulunan ve sürekli havalandırılan 10 litre deniz suyunda (pH 7,68; O2 6,8 mg/L; sıcaklık 19,7°C ve tuzluluk ‰37 çözündürülmüştür. 2-PhOH uygulamalarından sonra sübyeler hemen içinde 450 litre iyi havalandırılmış deniz suyu bulunan polyester ayıltma tanklarına nakledilmiştir, burada 48 saat boyunca ölüm olup olmayacağı gözlenmiştir. Ortalama vücut ağırlığı 224,46 ± 56,20 gr (n=30 olan sübyelerden her deneme grubu için tek tek olacak şekilde 6 birey kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, 0,10 ml/L 2-PhOH konsantrasyonunda ne anestetik etki nede ölüm gözlenmiştir, ama 0,15 ile 0,30 ml/L 2-PhOH konsantrasyonlarında %50’nin üzerinde ölüm olmuştur. Yaşama yüzdeleri 0,10 ml/Liçin %100, 0,15 ve 0,20 ml için %33,3 ve 0,25 ve 0,30 ml/L için %16,7 olarak hesaplanmıştır (P

  7. İçme ve sulama sularında bor kirliliği ve bor giderme yöntemleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Meltem Bilici Başkan

    2014-03-01

    Full Text Available Periyodik cetvelin 3A grubunda yer alan bor yüksek iyonlaşma potansiyeline sahip olması nedeniyle yarı metal olarak kabul edilir. Yerkabuğundaki ortalama bor konsantrasyonu 10 mg/kg'dır. Bor doğada Ca, Na ve Mg'un tuzları şeklinde bulunur. Yüksek konsantrasyonlarda ve ekonomik boyutlardaki bor yatakları; borun oksijen ile bağlanmış bileşikleri şeklinde daha çok Türkiye ve ABD'nin kurak, volkanik ve hidrotermal aktivitesi olan bölgelerinde bulunmaktadır. Bor, bitkiler için gerekli bir mikro besin elementi olmanın yanı sıra, gerekli tüm besin elementleri içerisinde, eksiklik belirtilerine neden olan miktarı ile toksik etki yapan miktarı, birbirine çok yakın olan tek elementtir. Bor su ortamında genellikle borik asit ve kısmen de borat tuzları formlarında bulunmaktadır. Pek çok endüstride kullanım alanı bulan bor bileşiklerinin endüstriyel gelişmelere bağlı olarak yüzeysel sularda bulunan konsantrasyonu artış göstermektedir. Yüzeysel sularda bulunan bor aynı zamanda evsel atıksulardan da kaynaklanmaktadır. Türkiye'de içme ve sulama sularını en çok kirleten toksik elementlerin başında bor gelmektedir. Bu nedenle bor giderimi hem insan sağlığı açısından hem de sağlıklı tarım ürünü yetiştirilebilmesi açısından oldukça önemlidir. Sulardan bor giderimi için uygulanan temel yöntemler arasında iyon değişimi, ultrafiltrasyon, ters osmoz ve adsorbsiyon gelmektedir.

  8. Öğretmen Adaylarının Biyoloji Dersinde Bilgisayar Animasyonlarının Kullanılması Hakkında Görüşleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    MURAT GENÇ

    2013-04-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı öğretmen adaylarının biyoloji dersinde kullanılan bilgisayar animasyonları hakkında görüşlerinin araştırılmasıdır. Bu amaçla Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği ve Fen Bilgisi Öğretmenliği Genel Biyoloji derslerindeki hücre ve dokular konularında bilgisayar animasyonları kullanılmıştır. Animasyonların oluşturulması için çeşitli hücre ve doku resimlerinin bulunduğu mikroskop görüntülerinden faydalanılmıştır. Konular kullanılan görsellerle birlikte konu anlatım içerikleri ile hazırlanan bilgisayar animasyonları ile desteklenmiştir. Ayrıca yapılmış olan bilgisayar animasyonlarında bulunan içeriklerden de faydalanılmıştır. Araştırma sonunda her iki sınıfta bulunan öğretmen adayları animasyon destekli ders işlemenin daha zevkli, daha faydalı ve daha öğretici olduğunu belirtmişlerdir. Bu yöntemin konuyu anlamada iyi derecede etkili olduğu görüşünü savunmuşlardır. Özellikle sınıf öğretmenliği öğrencileri görselliği ön planda tutan bu tür çalışmaların ilkokuldaki öğrencilerin derse yönelik ilgisini arttıracağını, dersin daha verimli geçeceğini söylemişlerdir.

  9. İlkokul 4. Sınıf Öğrencilerinin Doğa Sevgisi, Temizlik, Sağlıklı Olma Tutumlarının İncelenmesi

    OpenAIRE

    Metin BOZKURT; Sever, Esra

    2015-01-01

    Bu araştırmada, İlkokul 4.sınıf öğrencilerinin doğa sevgisi, temizlik, sağlıklı olma tutumları cinsiyet, okul öncesi eğitimi alıp almama durumu, baba ve annelerin öğrenim düzeyine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Genel tarama modeline dayalı olarak yürütülen araştırmanın çalışma grubunu Zonguldak ili Kdz.Ereğli ilçe merkezinde bulunan bir ilkokulunun dördüncü sınıflarında öğrenim görmekte olan toplam 103 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin %53.4’ü kız, %46.6’sı erkektir. ...

  10. Ascidianlar ve Akdeniz Havzasındaki Dağılımları.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Herdem Aslan

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışma Ege Denizi’nin kuzeydoğusunda bulunan Bozcaada kıyılarının Ascidian faunası ve bazı ekolojik özelliklerini ortaya çıkarmak için yapılmıştır. Dünya denizlerinde 2500’den fazla tür ile temsil edilen Ascidian türleri infralittoral zondan hadal zona kadar geniş bir alanda sessil olarak yaşarlar. Ülkemiz sularında dağılımları hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz Ascidianların Doğu Akdeniz’den 86, Batı Akdeniz’den 165 türü bilinmektedir. Bu çalışmada ise 2000-2001 yıllarında Bozcaada’nın ifralittoralinde beam trol, drej ve spatula kullanılarak altı Ascidian türü (Aplidium conicum (Olivi, 1792, Didemnum maculosum (Milne-Edwards,1841, Ascidiella aspersa (Müller, 1776, Ascidia mentula Müller, 1776, Styela plicata (Lesueur, 1823, Molgula manhattensis (De Kay, 1841 elde edilmiştir

  11. Ses veya Arayüz Yardımı ile Kontrol Edilebilen Mobil Robot Kol Tasarımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Köksal GÜNDOĞDU

    2014-06-01

    Full Text Available Robot teknolojisinin hızlı gelişimine paralel olarak mobil araç, robot kol ve ses işleme teknolojisi de hızlı bir gelişim göstermiştir. Bu teknolojik gelişmede robotlardan beklenen en önemli parametrelerin başında güvenlik, çözüm üretme ve hız gelmektedir. Bu çalışmada, mobil araç üzerine bir robot kol yerleştirilmesi ve bu sitemlerin tasarlanan arayüz ve ses sistemi ile kontrol edilerek daha verimli ve hızlı çalışması amaçlanmıştır. Amaçlar doğrultusunda önce üzerinde bir robot kol bulunan bir mobil araç tasarımı gerçekleştirilmiş, sonrada bu mobil aracın ve robot kolun hem arayüz hem de ses komutları ile kontrol edilmesi sağlanmıştır. Yapılan test sonuçları incelendiğinde ses komutları ile kontrol sisteminin, arayüz ile kontrol sistemine göre daha verimli olduğu gözlenmiştir

  12. Bazı Odun Kabuklarının Kimyasal Analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sefa DURMAZ

    2016-03-01

    Full Text Available Önemli bir biokütle kaynağı olan ağaç kabuklarının kimyasal yapısı çeşitlilik göstermektedir. Bu çalışmada üç farklı ağaç kabuğunun kimyasal bileşenleri incelenmiştir. Hücre duvarını oluşturan temel bileşenlerin (holoselüloz, alfa selüloz, lignin kabuk içerisindeki oranları belirlenmiştir. Kabukta bulunan polisakkarit miktarı oduna oranla bir hayli düşük bulunmuştur. Kabuğun alkol-benzen, soğuk ve sıcak su ve %1 NaOH içerisindeki çözünme miktarı incelenmiştir. Kabuktaki çözünme miktarının oduna oranla yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca ağaç kabuklarındaki kül oranı da incelenmiş ve oranların oduna kıyasla yüksek olduğu tespit edilmiştir.

  13. FATİH Projesi Kapsamında Kullanılan LCD Panelli Etkileşimli Tahtaların Kullanılabilirlik Problemlerinin Tespiti

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Meva BAYRAK

    2014-05-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, FATİH Projesi kapsamında ortaöğretim düzeyindeki okullarda kullanılmaya başlanan etkileşimli tahtaların donanımsal, yazılımsal ve fiziksel ortamdan kaynaklanan kullanılabilirlik problemlerini öğretmenlerin görüşlerine dayalı olarak belirlemektir. Veriler, Erzurum ili merkezinde bulunan 5 ortaöğretim kurumunda görev yapan 15 öğretmen ve bir ilçe eğitici formatör öğretmeninden görüşme yoluyla toplanarak analiz edilmiş ve elde edilen bulgular kullanılabilirlik kavramının temel bileşenleri olan etkililik, verimlilik ve memnuniyet kavramları esas alınarak yorumlanmıştır. Öğretmenler etkileşimli tahta kullanırken karşılaştıkları donanımsal, yazılımsal ve fiziksel ortamdan kaynaklanan kullanılabilirlik problemlerini ifade etmişlerdir. Çalışma sonunda ortaya çıkan kullanılabilirlik problemlerine yönelik önerilerde bulunulmuştur.

  14. Ortaokul Öğrencilerinde İnsani Değerlerin Özyeterlik Algılarını ve Bilişsel Strateji Kullanımını Yordama Gücü

    OpenAIRE

    ORAL, Tuncay; DİLMAÇ, Bülent

    2014-01-01

    Bu araştırmada, ortaokul öğrencilerinde insani değerlerin özyeterlik algılarını ve bilişsel strateji kullanımını yordama gücü incelenmiştir. Bu araştırmadaki veriler 2012-2013 eğitim öğretim yılında Denizli il merkezinde bulunan resmi kurumlarda öğrenim gören 192 kız (%60,4) ve 126 erkek (%39,6) olmak üzere toplam 318 ortaokul 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinden elde edilmiştir. Araştırmada Dilmaç (1999) tarafından geliştirilen Ahlaki Olgunluk Ölçeği ve Pintrich ve De Groot (1990) tarafından ...

  15. Özel bir zayıflama merkezine devam eden yetişkin kadınlarda sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının ağırlık kaybına yansımasının değerlendirilmesi

    OpenAIRE

    Alemdar, Selen

    2016-01-01

    Bu çalışma, özel bir zayıflama merkezine gelen yetişkin kadınlarda sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının ağırlık kaybına yansımasının değerlendirilmesi amacı ile yapılmıştır. Çalışma, 01 Aralık 2015-01 Ocak 2016 tarihleri arasında Ankara'nın Ümitköy semtinde bulunan özel bir zayıflama merkezine devam eden, gönüllü olarak çalışmaya katılmayı kabul eden toplam 110 yetişkin kadının katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya 20-64 yaş arasında, izlemlerine düzenli olarak gelen ...

  16. Türkiye’de Organik Arıcılık

    OpenAIRE

    Ertürk, Yakup Erdal; Yılmaz, Orhan

    2013-01-01

    2010 yılı Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerine göre; dünyada bulunan 77.619.201 adet arı kolonisinin 5.602.670 adedi, 1.540.242 ton balın yaklaşık 81.115 tonu Türkiye’de üretilmektedir. Türkiye koloni sayısı ve bal üretiminde dünya üretiminde ilk sıralarda bulunmaktadır. Aynı verilere göre bal üretim miktarı açısından Çin’den sonra ikinci sırada, koloni varlığı açısından ise; Hindistan ve Çin’den sonra üçüncü sıradadır. Türkiye’de 200,000 tarım işletmesinde arıcılık faaliyetleri yapılmak...

  17. ALIENS IN LIGHT IN AUGUST / LIGHT IN AUGUST’DAKİ YABANCILAR

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Srebren DIZDAR

    2012-12-01

    Full Text Available Yabancılaşma bir uyumlu olarak karışmama duygusudur. Bu duygu kendisini fiziksel, psikolojik, ekonomik, zihinsel, sosyal, dini, siyasi ya da manevi gibi farklı şekillerde açığa çıkarabilir. ‘Yabancılaşma’ terimi Amerikan edebiyatında yaygın bir şekilde kullanılan bir terim olmasa bile, kendisini bir çok yirminci yüzyıl yazarlarının eserlerinde oldukça sık ve aktif bir şekilde gösteren bir sorundur. Yabancılaşma sorununu kıskacına alan çağdaş yazarlar arasında, William Faulkner’ın eserlerindeki yirminci yüzyıl insanının kendini arayışını tasvir eden etkili beyanları yabancılaşmış olma duygusunun korkunç yönlerini okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Bu yazı Faulkner’ın Light in August eserinde bulunan muhtelif kişilerdeki yabancılaşma izlerini ortaya çıkarmak ve soyutlanmalarının esas nedenlerini araştırmaya çalışmaktadır.

  18. LIGHT IN AUGUST’DAKİ YABANCILAR / ALIENS IN LIGHT IN AUGUST

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Srebren DIZDAR

    2012-07-01

    Full Text Available Yabancılaşma bir uyumlu olarak karışmama duygusudur. Bu duygu kendisini fiziksel, psikolojik, ekonomik, zihinsel, sosyal, dini, siyasi ya da manevi gibi farklı şekillerde açığa çıkarabilir. ‘Yabancılaşma’ terimi Amerikan edebiyatında yaygın bir şekilde kullanılan bir terim olmasa bile, kendisini bir çok yirminci yüzyıl yazarlarının eserlerinde oldukça sık ve aktif bir şekilde gösteren bir sorundur. Yabancılaşma sorununu kıskacına alan çağdaş yazarlar arasında, William Faulkner’ın eserlerindeki yirminci yüzyıl insanının kendini arayışını tasvir eden etkili beyanları yabancılaşmış olma duygusunun korkunç yönlerini okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Bu yazı Faulkner’ın Light in August eserinde bulunan muhtelif kişilerdeki yabancılaşma izlerini ortaya çıkarmak ve soyutlanmalarının esas nedenlerini araştırmaya çalışmaktadır.

  19. Çocuk Kitaplarına Yeni Bir Yaklaşım: İnternet'te Resimli Çocuk Kitapları (e-books

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mübeccel Gönen

    2002-06-01

    Full Text Available Elektronik kitaplar (e-books yurtdışında oldukça yaygın bir biçimde kullanılmakta ve kullanıcı sayısı da giderek artmaktadır. İnternette yer alan bu kitaplar, her yaştaki insanın ilgi alanına hizmet edecek kadar çok ve çeşitlidir. Bu tür kitaplara internette yer alan kütüphanelerden, yayınevlerinden ve yazarlardan ulaşılmaktadır. Çocuk edebiyatı ile ilgili sitelerden de her konuda resimli çocuk kitaplarına ulaşılabilir. İnternette Türkçe resimli çocuk kitapları ve çocuk edebiyatı ile ilgili sitelere rastlanmamaktadır. Ancak elektronik çocuk kitaplarına yabancı sitelerden ulaşılabilir ve bazı sitelerden ücretsiz olarak da temin edilebilir. Bu yeni uygulama ile ülkemizde bulunan yayınevleri ve yazarların, iletişim ve bilgi teknolojisinden yararlanarak daha fazla aileye, okul ve çocuğa hizmet götürebileceği düşünülmektedir.

  20. Eğitimde dramada uzman rolü yaklaşımı ve İngilizce öğretimi: ilköğretim dördüncü sınıf öğrencileri üzerine bir araştırma

    OpenAIRE

    Çelen, İmge

    2008-01-01

    Bu araştırma, eğitimde dramada Dorothy Heathcote'un geliştirmiş olduğu 'Uzman Rolü Yaklaşımı'nın yabancı dil öğretimindeki etkilerini incelemek, bu yaklaşımın 'Senaryo Temelli Öğrenme' ve Vygotsky'nin Sosyo-Kültürel Kuramı ile ortak yönlerini, kuramsal bir çerçevede ele almak amacıyla yapılan deneysel bir çalışmadır. Araştırma 2007'2008 eğitim yılının bahar yarıyılında Aydın ili Nazilli ilçesinde bulunan resmi bir ilköğretim okulunda yapılmıştır. Araştırma bir deney ve bir kontrol grubunda bu...

  1. 9. sınıf türk edebiyatı programı'nın eleştirel düşünme açısından öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi/The Evaluatıon Of Turkısh Lıterature Currıculum For 9th Grade Accordıng To The Teachers' Perceptıons About Crıtıcal Thınkıng

    OpenAIRE

    Kurudayıoğlu, Mehmet; Çelik, Gamze

    2014-01-01

    Özet Bu araştırmanın amacı; Çanakkale il merkezinde ve ilçelerinde bulunan Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin 9. sınıf Türk Edebiyatı Programı'nı eleştirel düşünme açısından değerlendirmesidir. Araştırma yöntemi olarak betimsel araştırma tekniklerinden tarama modeli seçilmiştir. Verilerin toplanması amacıyla ölçek formu geliştirilmiştir. Ölçeğin ilk bölümü 8 maddeden oluşan “kişisel bilgiler” ölçeğidir.. İkinci bölümü ise; 55 maddeden oluşan “9. sınıf Türk Edebiyatı Programı'nda eleştirel...

  2. Topyekûn Harp

    OpenAIRE

    EFE, Zafer

    2018-01-01

    Savaşlar insanlık tarihi boyunca her zaman var olmuştur. Konseptleri ve doktrinleri icra edildiği döneme ve ortama göre farklılık göstermiş olsa da nihai sonuçları itibariyle savaşların ortak noktası insan faktörüdür. Günümüz dünyasında savaşların artık her ortamda ve nesnede insanların algılarına hitap edecek düzeyde ve geniş coğrafyaların bozkırlarından, evlerimizde bulunan kitle iletişim araçlarına kadar her türlü sahada etki olacak şekilde icra edilebildiğini görebilmekteyiz. Bu anlayışla...

  3. Örgütlerde Çalışanların Yöneticilere Yönelik Güveni ve Konuyla İlgili Bir Araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Evren AYRANCI

    2008-04-01

    Full Text Available Bu araştırmada, öncelikle örgüt içindeki güven konusu ele alınmış ve konu ile ilgili çeşitli güncel araştırmalardan bahsedilmiştir. Ardından da, İstanbul-Merter'de bulunan tekstil firmalarında yapılan görüşme ve anketlerin sonuçları değerlendirilmiştir. Amaç, bu fırmalardaki çalışanların kendi bir üst amirlerine ve tepe yöneticilerine değişik konular bakımından ne kadar güvendiklerini bulmaktır. Çalışanların yöneticilerine güven duymaları, örgütlerin başarılı olmaları açısından önemlidir.

  4. TÜRK TOPLUMUNDAKİ GENÇ BİREYLERDE DİŞ RENK DAĞILIMININ İNCELENMESİ-Investigation of Tooth Color Distribution of Young Patients of Turkish Society

    OpenAIRE

    Öngül, Değer; Çelik, Burcu; İlbey, Doğa; Şermet, Bülent

    2013-01-01

    ÖZAmaç: Türk toplumunun maksiler anterior dişlerin, Vita Klasik - 3D Master skalasına ile CIE L*a*b* renk sistemine göre cinsiyet ile renk değerleri üzerine etkisini incelemektir.Gereç ve Yöntem: Araştırmamız; üst santral, lateral ve kanin dişleri bulunan 18-22 yaş arası toplam 164 kişi üzerinde yürütülmüştür. Ölçümler; VITA spektrofotometre cihazı ile yapılmış; Vita Klasik-3D Master skalasına göre renk ve CIE L*a*b* değerleri kaydedilmiştir.Bulgular: Tüm bireylerde kanin dişlerinin diğer diş...

  5. TÜRK TOPLUMUNDAKİ GENÇ BİREYLERDE DİŞ RENK DAĞILIMININ İNCELENMESİ

    OpenAIRE

    Öngül, Değer; Çelik, Burcu; İlbey, Doğa; Şermet, Bülent

    2013-01-01

    Amaç: Türk toplumunun maksiler anterior dişlerin, Vita Klasik - 3D Master skalasına ile CIE L*a*b* renk sistemine göre cinsiyet ile renk değerleri üzerine etkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız; üst santral, lateral ve kanin dişleri bulunan 18-22 yaş arası toplam 164 kişi üzerinde yürütülmüştür. Ölçümler; VITA spektrofotometre cihazı ile yapılmış; Vita Klasik-3D Master skalasına göre renk ve CIE L*a*b* değerleri kaydedilmiştir. Bulgular: Tüm bireylerde kanin dişlerinin diğer diş...

  6. Bel Ağrısında Tamamlayıcı ve Alternatif Tedavi

    OpenAIRE

    Yaraşır, Ezgi; Pirinçci, Edibe; Deveci, Süleyman Erhan

    2018-01-01

    ÖZET Bel ağrısı terimi; birinci lomber vertebra, sakrum ve sakroiliyak bağlar arasındaki bölgede bulunan kaslar, kemik yapılar, eklemler ve ligamanlardan kaynaklanan bel bölgesi ve alt ekstremite ağrıları için kullanılmaktadır. Bel ağrısının; ülkemizde ve gelişmiş ülkelerde  ekonomiyi tehdit edecek boyutlarda mali kayıplara yol açtığı, birçok ülkede iş günü kaybında baş ağrısından sonra ikinci sırada görüldüğü, Amerika Birleşik Devletleri(ABD)’nde hastaneye yatırılma sırasında ikinci ve dokto...

  7. Neonikotinoid İnsektisitlere Bağlı Olarak Drosophila melanogaster’in AChE Aktivitesinde Meydana Gelen Değişikliklerin Bitkisel Ekstraktlar ile Giderilmesi Üzerine Araştırmalar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sedat Ünver

    2014-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Drosophila melanogaster’in ergin bireylerinde bulunan asetil kolinesteraz (AChE enzim aktivitesi üzerine İmidakloprid (İMİ ve Asetamiprid (ASE  insektisitlerinin etkileri araştırılmıştır. Ayrıca farklı bitkilere ait su ekstraktlarının (Salvia lavandulifolia, Hypericum scabrum, Capsella bursa-pastoris ve Teucrium orientale iyileştirici etkileri de in vivo olarak incelenmiştir. Bu amaçla iki deney grubu oluşturulmuştur. İlk deney grubunda ergin bireylere yalnızca farklı dozlarda insektisit (0,5; 1,0; 1,5 ve 2,0 ppm, diğer deney grubunda ise insektisit + bitki ekstraktları (1:1 v/v birlikte uygulanmıştır. Uygulamalar sonucunda insektisitler doz artışına bağlı olarak ergin bireylerde AChE aktivitesini artırmıştır (P<0,05. Ancak insektisitler bitkisel ekstraktlar ile birlikte uygulanınca enzim aktivitesi tekrar kontrol grubuna yaklaşmıştır (P<0,05.

  8. ÖĞRENCİ YURDU KATI ATIKLARININ GERİ KAZANIMININ EKONOMİK AÇIDAN ARAŞTIRILMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nilüfer (NACAR KOÇER

    2005-03-01

    Full Text Available Katı atıkların etkin ve verimli bir şekilde toplanması, taşınması, değerlendirilmesi ve uygun bir yöntemle zararsızlaştırılması yerel yönetimler için temel çevresel sorunlardan birisidir. Günümüz şartlarında katı atıkların çevre ve ekonomi açısından en etkin değerlendirilme şekli kaynakta geri kazanımdır. Bu çalışmada; yurtlarda oluşan ve ekonomik değeri bulunan katı atıkların bertaraf yöntemlerinden atık geri kazanma sisteminin Elazığ'da uygulanabilme imkanı araştırılmıştır. Yapılan çalışmadan elde edilen sonuçlar değerlendirilerek, Elazığ öğrenci yurdunda 'kaynakta geri kazanma' sisteminin uygulanmasının yararları ortaya konmuş ve geri kazanılan maddelere ait maliyet analizi yapılmıştır.

  9. Kız Meslek Lisesi eğitim programlarının istihdam açısından değerlendirilmesi

    OpenAIRE

    YAZÇAYIR, Nevriye

    1999-01-01

       Yazçayır, Nevriye, Kız Meslek Lisesi Eğitim Programlarının İstihdam Açısından Değerlendirilmesi, Yüksek Lisans, Damşman:Prof.Dr. Tanju Gürhan, VI-208 s. Bu araştırmada, Kız Meslek Lisesi Ev Yönetimi-Beslenme eğitim programlarının istihdam açısından etkililiği belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Ankara İl merkezinde Ev Yönetimi-Beslenme bölümü bulunan 19 Kız Meslek Lisesinden tesadüfen seçilen 10 okulun; 67 Ev Yönetimi-Beslenme bölümü...

  10. Shari‘a-compliant Microfinance (Kitap Tanıtımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mücahit Özdemir

    2016-12-01

    Full Text Available İslami mikrofinans son yıllarda özellikle Asya ülkeleri olmak üzere Müslümanların yoğunlukta yasadığı ülkelerde farklı kuruluşlar (sivil toplum kuruluşları, İslami finansal kuruluşlar, bazı İslami bankalar, vb. tarafından uygulanmaktadır. İslam Kalkınma Bankası bünyesinde bulunan Islamic Research and Training Institute (IRTI, bazı uluslararası kuruluşlar ve üniversiteler bu konuda önemli akademik çalışmalar yapmaktadır. Harvard Üniversitesi İslami Finans Projesi`nin İslami finans ve yoksulluk üzerine düzenlediği iki uluslararası konferansta sunulan bildiriler, başka yazarların da çalışmaları eklenerek “Shari’a-compliant Microfinance” isminde kitaplaştırılmıştır. Konunun teorik ve pratik yönüne ilişkin verilen bilgiler ile uygulama önerilerini içeren kitap İslami mikrofinans hakkında yayınlanmış en kapsamlı çalışmalardan biridir.

  11. Lise Öğrencilerinde Yeme Tutumlarının Beslenme Alışkanlıkları, Antropometrik ve Demografik Özellikleri İle İlişkisi

    OpenAIRE

    UZDİL, Zeynep; ÖZENOĞLU, Aliye; Ünal, Gökçe

    2017-01-01

    Araştırma, Samsun il merkezinde bulunan liselerde öğrenim gören kız öğrencilerde yeme tutumunun antropometrik özellikleri ve besin tüketimleriyle ilişkisinin saptanması amacıyla araştırmacılar tarafından yürütülmüştür. Rastgele seçilen 100 kız öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Öğrencilere demografik özellikler, besin tüketim sıklığı ve Yeme Tutumu Testi’nden oluşan bir anket formu uygulanmıştır. Öğrencilerin beden kütle indeksi ortalaması 21.37±3.69 kg/m² olarak bulunmuş olup, %...

  12. Kısa Mesafe RF Algılayıcı ile Telemetri Uygulaması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muhammet Sinan BAŞARSLAN

    2016-03-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Telemetri bir sistem ya da tesisin, uzaktan kablo veya kablosuz olarak izlenmesi ve/veya kontrol edilmesidir. Uygulama alanları olarak petrol, su veya gaz boru hatlarının izlenmesi, uydu ve telekom antenlerinin izlenmesi, içme veya atık su tesislerinin izlenmesi sayılabilir. Günümüzde çoğunlukla kablosuz (wireless haberleşme tercih edilmektedir. Kablosuz iletişim teknolojilerinden de en yaygın kullanılanları bluetooth, radyo modem cihazları, GSM sistemleridir.Haberleşme yapılacak olan arazi düz olmak zorunda değildir. Antenler arasında dağ, tepe vb. haberleşmeyi engelleyici unsurlar olsa bile repeater özellikli RF data modemler ile bu tür engeller aşılabilmektedir. Bu sayede noktalar arası uzaklıklar kilometrelerce olabilir.Sunulan uygulamada telemetri yöntemi ile bir model araca dair verilerin uzak bir noktada bulunan Android işletim sistemli bir mobil cihaz üzerinden izlenmesi gerçekleştirilmiştir. Uzaktan izleme işlemleri için kısa mesafe RF teknolojisi (433 MHz kullanılmıştır.

  13. NEKRASOV KAZAKLARININ GELENEKSEL GİYSİLERİ VE TOKAT YAZMALARI: RUSYA MÜZELERİNDEN ÖRNEKLER / ALMANYA’NIN ÇANAKKALE SAVAŞLARI’NDA YÜRÜTTÜĞÜ POLİTİKALAR / NEKRASOV KAZAKHS’ TRADITIONAL CLOTHES AND TOKAT FABRIC PRINT DESIGNS ON HAND PRINTED: SAMPLES FROM THE RUSSIAN MUSEUMS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kemal IBRAHIMZADE

    2015-03-01

    Full Text Available Bu makale 18. yüzyılın başından 1962 yılına kadar Türkiye’de yaşayan Nekrasov Kazaklarının el baskısı giysi ve aksesuarlarında bulunan Türk kültürünün izlerini, özellikle Tokat yazmalarını incelemektedir. Makalede Türkiye’den yapılan göç sonrası toplanarak Rusya’nın Rostov bölgesindeki Azak, Novocerkask ve Staroçerkask müze koleksiyonlarında yer alan Nekrasov Kazaklarına özgü el baskısı Türk kumaşları değerlendirilmektedir. This article studies the Turkish cultural influence, especially Tokat style hand prints, on hand printed clothes and accessories of Nekrasov Kazakhs, who lived in Turkey from the early 18th century to 1962. The article examines the hand printed Turkish fabrics collected from the Nekrasov Kazakhs after their return to Russia and placed in Azov, Novocherkassk and Starocherkassk museum collections in the Rostov region of Russia.

  14. ZA’FÎ-İ GÜLŞENÎ’NİN MOTON ŞEHRENGİZİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zehra Göre

    2015-11-01

    Full Text Available Za’fî-i Gülşenî XVI. yüzyıldan itibaren divan edebiyatında rağbet bulmaya başlayan şehrengiz türüyle beş manzume yazmakla türün temsilcilerinden olmuştur. Yazdığı şehrengizlerden birisi de bugün Yunanistan sınırları içinde bulunan ve kadim bir şehir olan Moton’a dairdir. Şairin divanında tespit edilen bu şehrengiz 111 beyit uzunluğunda bir mesnevi olup türün gelenekte görülen özelliklerini yansıtan bir yapı arz eder. Bu makalede Moton şehri hakkında kısa bir bilgi verilmiş, Za’fî-i Gülşenî’nin hayatı, edebî kişiliği ve diğer şehrengizleri söz konusu edilmiş, Moton şehrengizinin transkripsiyonlu metni hazırlanmış, metin üzerinde şekil ve muhtevaya dair değerlendirilmeler yapılmıştır.

  15. Annelerin Anne Sütünü Artırmaya Yönelik Aldıkları Besinler

    OpenAIRE

    Erkaya, Reyhan; GÜRSOY, Ayla AKKAŞ; GÜLER, Handan

    2015-01-01

    Annelerin anne sütünü artırmaya yönelik aldıkları besinleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılan bu çalışma, Trabzon İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı il merkezinde bulunan 15 Aile Sağlığı Merkezinde yapılmıştır. Örneklemi 335 anne olmuştur. Veriler araştırmacı tarafından literatüre göre hazırlanan soru formuyla toplanmıştır. Verilerin toplanabilmesi için Trabzon Valiliğinden resmi izin alınmış, anneler araştırma hakkında bilgilendirilmiş ve yazılı onamları alınmıştır. Veriler araştırmacı...

  16. Ankara ve yöresindeki tavşanlarda solunum ve sindirim sistemi helmintlerinin yaygınlığı

    OpenAIRE

    GÜRLER, Ali Tümay

    2006-01-01

    Bu çalışma, Ankara ve yöresinde bulunan evcil ve yaban tavşanların sindirim ve solunumsistemi helmintlerinin yayılışlarını ve enfeksiyondan sorumlu türleri belirlemek amacıylayapılmıştır. Bu amaçla 102'si evcil, 8'i yaban toplam 110 tavşanın nekropsisi ile 502 evciltavşanın dışkı bakısı yapılmıştır.Nekropsi yapılan tavşanların % 10'u, dışkı muayenesi yapılan tavşanların % 6,18'içeşitli helmint türleri ile enfekte bulunmuştur. Nekropside, D. dendriticum % 1,82, T.retortaeformis % 2,73...

  17. Siyah Meyveli İncir Çeşitlerinin Kurutularak Değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ramazan Konak

    2015-12-01

    Full Text Available İncir, yüksek oranda diyet lif, fenolik madde ve mineralleri içeren bir meyvedir. Ülkemizin sahip olduğu zengin incir mirası göz önüne alındığında antioksidan kapasitesi çok yüksek, renkli çeşitler mevcut olmasına rağmen bunların kurutularak değerlendirilme uygulamaları yok denecek kadar azdır. Bu çalışma ile İncir Araştırma Enstitüsü genetik kaynaklar parselinde bulunan siyah renkli çeşitlerden 9 tanesi ve standart kurutmalık çeşitler olan Sarılop ve Sarızeybek çeşitleri kullanılmıştır. Meyveler geleneksel yönteme göre kerevetler ile güneş altında kurutulup çeşitlerin kuruma kapasiteleri ve kuru meyve kaliteleri tespit edilmiştir. Standart kurutmalık çeşitlerin yanı sıra 1101, 1102 ve 1012 kod numaralı siyah renkli çeşitlerin kurutmaya uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

  18. SOSYAL YARDIMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN YOKSULLARA YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALARI: VAN ÖRNEĞİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sevgi IŞIK EROL

    2014-10-01

    Full Text Available Ülkemizde en önemli sosyal yardım kuruluşu olan Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü (SYGM uyguladığı sosyal yardım programlarıyla hem fakru zaruret içinde bulunan ve hiçbir sosyal güvencesi olmayan yoksul, kimsesiz, engelli ve ihtiyaç sahibi kimselere yardımcı olmakta, hem de istihdam odaklı, mesleki eğitim ve proje destekleriyle işsiz, eğitimsiz kişilere yardımcı olmaktadır. Türkiye’de il ve ilçelerde sayıları bine yaklaşan “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları” aracılığıyla sosyal yardımlarını yurt çapında koordineli bir şekilde yerine getiren SYGM’ nün yoksullara yönelik uyguladığı sosyal politikalar çalışmamızın konusunu teşkil etmektedir.

  19. The Larval Development of Penaeus semisulcatus (de Hann, 1850 (Decapoda: Penaeidae.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gürel Türkmen

    2015-12-01

    Full Text Available Penaeus semisulcatus (de Hann, 1850 (Decapoda: Penaeidae’un larval gelişimi. Penaeus semisulcatus’un yapay üretimi üzerine olan çalışma Haziran, 2001 tarihinde Çeşme-İzmir’de bulunan Pınar Deniz Ürünleri (Balık Çiftliği’nde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada yumurta almak amacıyla kullanılan olgun dişi bireyler Antalya’dan getirilmiştir. Elde edilen yumurtalar laboratuar koşullarında post larval aşamaya kadar yetiştirilmiştir. Laboratuarda yetiştirilen bireylerin larval aşamaları tanımlanmış ve fotoğraflanmıştır. Larval dönemlerde Isochrysis sp. ve Artemia nauplii yem olarak kullanılmıştır. Altı naupliar, üç protozoeal, üç mysis ve ilk postlarval dönem ana hatlarıyla tanımlanmıştır. P. semisulcatus’un larval morfolojisi diğer Penaeus türleri ve bu tür ile ilgili önceki çalışmalarla karşılaştırılmıştır

  20. IDEOLOGICAL APPROACH TO THE TEXTS OF FOLK LITERATURE AT THE PERIOD OF USSR: IN THE CONTEXT OF ALANKAY BATIR HALK EDEBİYATI METİNLERİNE SOVYETLER BİRLİĞİ DÖNEMİNDE İDEOLOJİK YAKLAŞIM: ALANKAY BATIR ÖRNEĞİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bülent BAYRAM

    2009-12-01

    Full Text Available Folk Literature was under the ideologic pressure during the USSR period. From time to time it was prohibited to publish some of the literary works. Some of the works were published after they had undergone some change with the excuse that they convey idiology opposite to that of the USSR. Some of the chapters were dropped out of the literary Works: for example, this kind of changes have been done to the Epic of Alankay Batır of the Kazak Turks. Halk edebiyatı eserleri Sovyetler Birliği’nde ideolojik baskılara maruz kalmıştır. Zaman zaman bazı eserlerin yayınlanması tamamen yasaklanmıştır. Bazı eserler de Sovyet ideolojisine ters düştüğü gerekçesiyle değiştirilerek yayınlanmıştır. Bazı bölümler eserlerden çıkarılmıştır. Kazak Türklerinin Alankay Batır destanında da bu tür oynamalar görülmektedir. Elde bulunan orijinal nüsha ile yayınlanan nüsha arasındaki farklılıklar bunu açıkça göstermektedir.

  1. "Örgüt Kültürü” Ve “Liderlik” türlerine ilişkin algılamalar ile yöneticilerin demografik özellikleri arasındaki ilişki: Bir alan araştırması

    OpenAIRE

    Bakan, İsmail

    2008-01-01

    Literatürde, liderliğin örgütün etkinliği ve örgütsel kültürün oluşumu ve değişiminde önemli rol oynadığı ileri sürülmektedir. Bu nedenle, bu araştırmada, liderlik ve örgüt kültürü kavramları çalışmanın temel değişkenleri olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada farklı “liderlik” ve “örgüt kültürü” türlerine ilişkin yöneticilerin algılamaları ile demografik özellikleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma verileri, Kahramanmaraş’ta faaliyette bulunan 12 firmada çalışan yöneticilere uygula...

  2. Etlik Piliçlerin Beslenmesinde Böceklerin Kullanılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özgün Işık

    2017-07-01

    Full Text Available Hızlı ve yüksek canlı ağırlık artışının esas alındığı etlik piliç üretiminde, hayvanların besin maddesi ve enerji ihtiyaçlarını karşılamak önemlidir. Bu ihtiyaçları karşılamak için kullanılan geleneksel yem hammaddelerinin üretiminde ve ithalatında yaşanan sorunlar nedeniyle, alternatif yem hammaddeleri aranmaktadır. Bu amaçla tavukların doğal rasyonlarında bulunan böcekler umut verici gözükmektedir. Özellikle protein yemlerine alternatif olarak üzerinde en çok çalışma yapılan türler arasında asker sineği (Hermetica illucens, karasinek (Musca domestica, çayır cırcır böceği (Gryllus testaceus, ipek böceği (Bombyx mori, çekirge (Acrididae ve un kurdu (Tenebrio molitor yer almaktadır.

  3. Marmara Denizi Farklı Kıyısal Alan Yüzey Suyunda Anyonik Deterjan Kirliliği Üzerine Bir Ön Araştırma (022205) (39-44)

    OpenAIRE

    BALCIOĞLU, Esra Billur

    2014-01-01

    Bu çalışmada İstanbul ve Çanakkale Boğazları da dahil olmak üzere Marmara Denizi’ nin farklı kıyılarından alınan yüzey suyu örneklerinde deterjan kirliliği seviyeleri araştırılmıştır. Çalışma kapsamında Ocak 2013 döneminde Marmara Denizi’ nin farklı bölgelerinden seçilen 16 istasyondan yüzey suyu örnekleri alınarak 2 paralel halinde çalışılmıştır. Bulunan sonuçlara göre anyonik deterjan konsantrasyonları 20,14 – 77,44 µg/L arasında değişiklik göstermiştir. En düşük değer Anadolu Feneri istasy...

  4. Şiddet Eğilimli ve Direniş Temelli Şii Aktivizmi: Hizbullah’ın Fikirsel ve Örgütsel Zemini

    OpenAIRE

    Yetim, Mustafa

    2016-01-01

    Bu çalışma Ortadoğu bölgesinde önemli bir etkisi bulunan şiddet eğilimli devlet dışı aktör (Violent Non-State Actors) Hizbullah’ın (Hezbollah-Allahın Taraftarları/Partisi) fikirsel ve örgütsel yapısını analiz etmektedir. Bu oluşum Lübnan’da 1960’lı ve 1970’li yıllarda gelişen Şii radikalizmi sonucu yerel bir direniş hareketi olarak ortaya çıkmıştır. Sonrasında Lübnan ve Ortadoğu politikasında etkili bir aktöre dönüşen Hizbullah, İran’daki İslami yönetime ve Şii aktivizmi fikrine benzer şekild...

  5. KÖPRÜKÖY (PASİNLER) YAKININDAKİ OCAKLARDAN SAĞLANAN DOĞAL HAFİF AGREGADAN YÖREDEKİ TARIMSAL YAPILARDA YARARLANABİLME OLANAKLARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

    OpenAIRE

    Örüng, İbrahim; Şahin, Sırrı

    2014-01-01

    ÖZET: Bu araştırmada Erzurum İli Köprüköy İlçesi yakınlarındaki büyük bir alanda bulunan doğal hafif agreganın ve bu hafif agregayla üretilen hafif betonların özellikleri belirlenerek yöredeki tarımsal yapılarda kullanılabilme olanakları  araştırılmıştır. Bunun için özellikleri saptanan agrega ile 75 kg/m3 , 100 kg /m3,125 kg /m3, 150 kg/m3, 175 kg /m3, 200 kg /m3 , 225 kg /m3, 250 kg /m3, 275 kg/m3 ve 300 kg /m3 çimento içeriğine sahip 10 sınıf hafif beton ilgili Türk Standartları gözönünde ...

  6. Gezgin Satıcı Problemi İçin Merkezden Kenarlara Hipersezgisel Yöntem

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fidan NURİYEVA

    2016-06-01

    Full Text Available Bu makalede Gezgin Satıcı Problemi için yeni bir hipersezgisel algoritma önerilmiştir. Bu yöntemde önce N adet şehir içerisinden merkez şehir ve 4 uç şehir seçilip, sonra ise merkez ile ikişer-ikişer uç şehirlerin orta noktaları belirlenerek merkez şehirden başlanarak bu 9 şehirden geçen bir devre oluşturulmuştur. Daha sonra “en kısa yol” ve “ekleme sezgiseli” algoritmaları kullanılarak bulunan devre tüm şehirlerden geçecek şekilde genişletilmiştir.  Önerilen algoritmalar ile kütüphane problemleri üzerinde hesaplama denemeleri yapılmış, elde edilen sonuçlar “en yakın komşu” algoritmasından elde edilen sonuçlar ile karşılaştırılmıştır. Hesaplama denemeleri önerilen algoritmanın verimli olduğunu göstermektedir.

  7. Eski Anadolu Türkçesi Açısından Germiyanlı (Kütahya Şairlerin Yeri ve Kütahya’daki Yazma Eser Kütüphanelerinin Önemi Poets Of The Germiyan And Manuscripts Libraries In Kutahya For The Old Anatolian Turkish

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emek ÜŞENMEZ

    2013-03-01

    manuscripts in the state where the number of manuscripts and libraries (number, catalog, access, opportunity, etc.. Will be discussed. This is in libraries (13-15 century manuscripts and their importance will be discussed. Anadolu Selçuklu Devletinin dağılmasıyla Anadolu coğrafyasında çeşitli beylikler ortaya çıkmıştır. Bu beyliklerden birisi de İç Batı Anadolu’da Kütahya payitahtlı olarak kurulan Germiyan Beyliğidir. 1283 yılında kurulan Germiyan veya Germiyanoğulları Beyliği (1283-1428 çok sayıda şair ve edip yetiştirmiştir. Anadolu’da Oğuz Türkçesinin edebî yazı dili olarak ortaya çıkması ve gelişmesinde Germiyan şairlerinin ayrı bir yeri ve önemi vardır. Âni, Ahmedî, Hamzavî, Hızır Paşa, Şeyhî, Celâleddin Ergun Çelebi, Burhaneddin İlyas Çelebi, Şeyhoğlu Mustafa, Ahmed-i Dâî, Cemâlî, Kasım Izârî, Şeyh İlâhî gibi şairler 13-14 ve 15. yüzyılda Germiyan’da yetişmişlerdir.Germiyan Beyliğinin başkenti olana Kütahya şehri yazma eserler açısından da oldukça zengindir. Bugün için Kütahya’da üç tane yazma eser kütüphanesi vardır. Bunlardan birincisi Kütahya merkezde bulunan Vahit Paşa il Halk Kütüphanesidir. Bu kütüphane Osmanlı devlet adamlarından Vahit Paşa’nın Kütahya’daki sürgün yıllarında (1809-1811 kurulmuştur. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü binasının üçüncü katında yer alan Yazma Eserler Kütüphanesi Türkçe, Arapça ve Farsça olmak üzere çok sayıda yazmayı bünyesinde barındırmaktadır.İl merkezinde bulunan diğer yazma eser kütüphanesi Belediye Mustafa Hakkı Yeşil El Yazması Eserleri Kütüphanesidir. 1905 yılında Kütahya’da dünyaya gelen Mustafa Hakkı Yeşil tarafından kurulan bu kütüphaneye Türkiye ve Türkiye dışından çok sayıda kurum talip olmuştur. Hatta Chicago Üniversitesi bu kitaplığın açık çek karşılığında kendilerine verilmesini istemiş ama Mustafa Hakkı Yeşil bu teklifi reddetmi

  8. Gıdalardaki Biyokoruyucu: Nisin (E234

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Başar Uymaz

    2015-12-01

    Full Text Available Fermantasyon gıdaları bozulma etmeni ve hastalık yapıcı mikroorganizmalara karşı korumak için kullanılan en eski geleneksel yöntemdir. Termal uygulamalar, pH ve su aktivitesinin düşürülmesi ve koruyucu katkı maddelerinin ilavesi yaygın kullanılan diğer gıda muhafaza teknikleridir. Koruyucu katkı maddesi olarak çok sayıda antibiyotik ve kimyasal ajan geliştirilmiş olmasına rağmen, bakterilerin kullanılan antibiyotiklere karşı hızla direnç kazanmaları, kimyasal koruyucuların insan sağlığını tehdit edici boyutlarının bulunması ile çeşitli alerjik reaksiyonlara neden olmaları kullanımlarını sınırlayan faktörlerdir. Son yıllarda tüketicilerde gelişen mikrobiyolojik açıdan güvenli ve minimum işlem görmüş gıdalara karşı oluşan talep doğrultusunda toksik veya herhangi bir olumsuz etkisi bulunmayan, Laktik Asit Bakterileri gibi insan tüketimi için güvenli bakteriler tarafından üretilen bakteriyosinler üzerine yapılan çalışmalar yoğunluk kazanmıştır. Yeni nesil antimikrobiyel ajan olarak kabul edilen bakteriyosinlerin koruyucu olarak kullanılmasının gıdaların raf ömrünün uzatılması, kimyasal koruyucuların kullanımının ve bozulma etmeni mikroorganizmaların neden olduğu ekonomik kayıpların azaltılması gibi önemli etkileri bulunmaktadır. FDA tarafından GRAS (Genel Olarak Güvenli olarak tanımlanan ve E234 koduyla ‘Nisin-koruyucu’ veya ‘doğal koruyucu’ olarak gıda katkı maddeleri listesinde yer alan Nisin, ilk olarak 1988 yılında ABD’de antibiyotiklerin gıdalarda kullanımının yasaklanmasıyla doğal koruyucu olarak kullanılmıştır. Nisinin günümüzde 50’den fazla ülkede süt ve ürünlerinden konserve gıdalara kadar pek çok gıdanın korunmasında başarılı uygulamaları bulunmaktadır.

  9. GPS destekli imge çakıştırma yöntemi ile hareketli nesnelerin tespiti

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Barış Gökçe

    2016-10-01

    Full Text Available Bu çalışmada insansız kara araçlarının rotaları üzerinde bulunan hareketli nesneleri bilgisayar görme sistemleri kullanarak tespit edebilmesi için küresel konumlandırma sistemi destekli bir sistem geliştirilmiştir. Gerçek zamanlı çalışma öncesinde rota üzerinde belirlenen tüm koordinatlarda mobil aracın geçebileceği tüm yatay konumlardaki yalın arka planı temsil eden bir görüntü modeli oluşturulmuştur. Bu model görüntü matrislerinden çok daha küçük boyutlarda bir referans öznitelik matrisidir. Bu model elde edildiği koordinat bilgisi ile ilişkilendirilerek bilgisayar sistemi veri tabanında tutulur. Mobil aracın gerçek zamanlı hareketi sırasında belirlenen koordinatlara geldiği anda yakalan anlık görüntülerin öznitelik matrisleri ile koordinatla ilişkilendirilen model karşılaştırılır. İşlem sonucunda 2 boyutlu imge çakıştırma yöntemleri kullanılarak imge çerçeveleri hizalanır. Hizalanan çerçevelerin farkları alınarak sahneye sonradan dahil olan dinamik nesnelerin siluetleri elde edilir. Geliştirilen yaklaşım ile rota üzerindeki her bir koordinat için hafızada tutulan referans bilgiler sayesinde hareketli kameraların oluşturduğu gürültünün dengelenmesi için karmaşık ve yüksek maliyetli işlemlere gerek duyulmamaktadır. Yapılan deneysel çalışmalarda geliştirilen sistemin anlık arka plan imge çerçevesinde bulunan engelleri %90 doğrulukta algılayabildiği ve düşük maliyetli bilgisayar sistemleri ile %8 işlemci yükü ve 0.057 sn. çerçeve başına işlem süresi ile çalışabildiği anlaşılmıştır.

  10. Ankara’daki Üniversite ve Halk Kütüphanelerinde Çalışan Kütüphanecilerin İş Doyumları Üzerine Bir Araştırma =A Research on Job Satisfaction of Librarians Employed at University and Public Libraries in Ankara

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yılmaz, Bülent

    2010-04-01

    Full Text Available Kişinin yaptığı işten hoşnut olması anlamına gelen iş doyumu genelde ve kütüphanecilik alanı açısından işteki başarı ve verimliliği etkileyen, aynı zamanda insanın yaşamdan doyum almasına önemli katkıda bulunan çok boyutlu bir olgudur. Bu çalışmada, öncelikle iş doyumu hakkında genel ve kütüphanecilik temelli kuramsal bilgi verilmiştir. Daha sonra yapılan araştırma sonuçları değerlendirilmiş ve konu ile ilgili öneriler sunulmuştur. Bu çalışmaya konu olan araştırma Ankara'da bulunan üniversite ve halk kütüphanelerinde çalışan kütüphaneciler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Ankara'daki on üniversite kütüphanesinden 69, altı halk kütüphanesinden 20 olmak üzere toplam 89 kütüphaneciye Mayıs 2009 tarihinde anket uygulanmıştır. Anket için Spector'un "İş Doyumu Ölçeği" temel alınmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, üniversite ve halk kütüphanelerinde çalışan kütüphanecilerin genelde iş doyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı, ancak, bazı unsurlar arasında anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır.Job satisfaction, which signifi es an individual's happiness in his/her occupation, is a multidimensional case that aff ects success and productivity at work, in general terms and in the fi eld of librarianship. This article off ers primarily general information on job satisfaction and librarianship-based theoretical information. It also evaluates the conclusions of a questionnaire and off ers related suggestions. The research focused on the librarians employed at university and public libraries in Ankara. A questionnaire was administered in May 2009 to 69 university librarians and 20 others employed by public libraries, bringing the total to 89 professional men and women. The questionnaire has been based on the Spector's "Job Satisfaction Survey". According to the conclusions that may be derived from the research

  11. Türkiye Pazarında Yeni Bir Ürün: Kenevir Özütlü Soğuk İçecekler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Melike Aydoğdu

    2017-08-01

    Full Text Available Amaç: Dünyanın en önemli çay pazarlarından biri olan Türkiye’de; soğuk çay son yılların en dikkat çekici ürünlerinden biridir. Bu çalışma ile kenevirin psikoaktif maddesi olan kannabisin pozitif şeklinde sunulduğu “Kenevirli Soğuk Çay” isimli içeceğinin; üzerinde yazıyla belirtilen ve içeriğinde bulunan maddeler kapsamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: İçeceğin ilgili yasal düzenlemeler kapsamında yasaklı madde içerip içermediği iki ayrı yöntemle analiz edilmiştir. İmmunoassay çalışmasında, esrar, kokain, amfetamin, sentetik kannabinoidler, opiyatlar ve benzodiazepin grubu maddeler çalışılmıştır. Gaz Kromatografi-Kütle Spektrometresi ile esrar, amfetamin ve türevleri, analjezikler/non steroidal antienflamatuar ilaçlar, antidepresanlar, antihipertansifler, hipnotikler/sedatifler, nöroleptikler, opiyatlar/opioidler ve kafein parametreleri çalışılmıştır. Bulgular: İmmunoassay yöntemiyle taranan parametreler belirlenen eşik değerlerine göre negatif olarak saptanmıştır. Kromatografik yöntemle yapılan analiz sonuçlarında ise, içecek; esrar, amfetamin ve türevleri, analjezikler/NSAID, antidepresanlar, antihipertansifler, hipnotikler/sedatifler, nöroleptikler, opiyatlar/opioidler için negatif sonuç verirken, kafein pozitif (62 µg/mL olarak bulunmuştur. Tartışma ve Sonuç: Dünyada birçok ülkede satışı mevcut olup, ülkemizde satışı durdurulan Kenevirli Soğuk Çay isimli içecek için abartılı lezzet ve his tarifleri ile satış politikası izlenmektedir. Yapılan analiz sonuçlarına göre, esrar veya başka bir yasadışı psikoaktif madde saptanmayan, kafein içerdiği belirlenen bu içecek, buz üzerinde kenevir yaprağı benzeri logosu ile bilinçaltında esrarı çağrıştıran özendirici potansiyel etki oluşturabilir. Satışta bulunan ürünlerde psikoaktif madde içerdiği bilinen kenevir bitkisine benzer, g

  12. Pantograf-Katener Sistemler için Bulanık Mantık Tabanlı Belirlenen Pantograf Modeli Kullanılarak Ark Tespiti Yaklaşımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Orhan Yaman

    2017-08-01

    Full Text Available Elektrikli trenler, günümüzde yaygın olarak kullanılan, önemli bir ulaşım türüdür. Diğer ulaşım türleri ile karşılaştırıldığında elektrikli trenlerin güç tüketimi ve çevre kirliliğine olan etkisi daha azdır. Ayrıca konfor ve güvenlik gibi birçok avantajı vardır. Elektrikli trenlerde kullanılan en önemli bileşenlerden biri pantograf katener sistemidir. Pantograf katener sistemi, demiryolu hattı boyunca bulunan katener sistemi ve lokomotif üzerinde bulunan pantograf sisteminden oluşmaktadır. Lokomotifin ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisi pantograf üst bölgesi ile katener telinin teması sonucunda sağlanmaktadır. Temas sırasında birçok nedenden dolayı arklar oluşmaktadır. Oluşan arklar elektrik enerjisinin sağlıklı aktarılmasını engellemektedir. Lokomotifin sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için elektrik enerjisinin sürekli alınabilmesi gerekmektedir. Bu nedenle pantograf katener sistemi elektrikli trenler için oldukça kritik bileşenlerdir. Bu çalışmada, pantograf katener sistemi için model ve ark tespiti için yeni bir yöntem önerilmektedir. Görüntü işleme ve bulanık mantık tabanlı bu yöntemde, birçok farklı türde pantograf sisteminin görüntüsü kullanılmıştır. Kullanılan görüntüler üzerinde Canny kenar çıkarımı yapıldıktan sonra Hough dönüşümü ile doğrular elde edilmektedir. Elde edilen doğruların bazı özellikleri bulanık mantığın giriş verileri olarak kullanılmaktadır. Bulanık mantık sonucunda pantograf sisteminin modeli tespit edilmektedir. Tespit edilen pantograf modeli kullanılarak pantograf temas bölgesinde oluşan arklar tespit edilmektedir.

  13. Yozgat İlinde İki Osmanlı Kalesinin Dünü ve Bugünü Karahisar-ı Behramşah (Müşalim Kalesi ve Akçakale

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Murat HANİLÇE

    2017-12-01

    Full Text Available Yozgat’ın idari yapısı Osmanlı Devleti egemenliği sırasında günümüzden oldukça farklıydı. Günümüzde Yozgat ili sınırları içerisinde kalan Aydıncık, Çekerek, Kadışehri ve Akdağmadeni ilçe topraklarının önemli kısmı Sivas sancağına bağlı Zile kazası sınırlarındaydı. Söz konusu yerleşimler Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinde Dulkadirlilerle Osmanlıların bir kesişme noktası olduğu gibi Osmanlı Devleti’nin doğu sınırlarına oldukça yakın bir konumdaydı. Osmanlıların 15 ve 16. yüzyıllarda tuttukları tapu kayıtları ve diğer arşiv belgelerine göre, bu çalışmaya konu olan iki kaleden birisi aynı zamanda Zile kazasına bağlı bir nahiye olan Karahisar-ı Behramşah’ta ve diğeri Halka-i Hass nahiyesindeydi. Karahisar-ı Behramşah’taki kaleye kalede oturan ve Zile zaimi olan Müşalim oğlu Ali Bey ve sülalesinden dolayı Müşalim kalesi denmekteydi. Halka-i Hass nahiyesinde bulunan kale Akça Kale adını taşımaktaydı. Bu çalışmada, günümüzde Yozgat Akdağmadeni ilçesi sınırlarında kalan Karahisar-ı Behramşah kalesi ile Kadışehri ilçesi sınırları dâhilinde bulunan Akça Kale’nin arşiv belgelerine ve mevcut araştırma eserlerine göre tarihi ortaya konulacaktır. Adı geçen kalelerin günümüzdeki durumu ile ilgili yaptığımız gezi sonrasında yöre halkından elde edilen bilgiler de değerlendirilecektir. Bu kaleler hakkında eksik bazı bilgiler bu çalışma ile tamamlanmaya çalışılacaktır. Çalışmanın sonuç kısmında Yozgat ve çevresindeki Türk kalelerinin Türkiye turizmine kazandırılması konusunda bazı tespitler ve değerlendirmelere yer verilecektir.

  14. Anadolu Kültüründe Nazar ve Nazarlıklar: Safranbolu Örneği /Evil Eye and Amulets in Anatolian Culture: The Case of Safranbolu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Durmuş Gür

    2013-10-01

    Full Text Available Öz Bu araştırma, Anadolu kültüründe yer alan nazar inancı ve bu inancın somut bir yansıması olan nazarlıklarla ilgili günümüze ulaşan bazı örnekleri incelemektedir. Araştırma kapsamında, günümüzde Safranbolu’da bulunan sivil ve dini mimaride, özellikle su yapılarında görülen nazarlık çeşitleri, teknik, tür ve çeşitlilik açısından incelenmiş ve fotoğraflarla belgelenmiştir. Safranbolu’nun Bağlarbaşı, Kıranköy (Atatürk Mahallesi, Gümüş, Hacı Halil, Baba Sultan, Çeşme, Karaali, Çavuş Mahalleleri’ndeki mimari eserlerde bulunan nazarlıklar, araştırma konumuzun kaynağını oluşturmaktadır. Araştırmada önce nazar inancı ile ilgili yaklaşımlar ve bu inancın tarihi kökenleri incelenmiştir. Daha sonra nazara inanan insanların, kötü niyetli insanların bakışlarıyla yaydıkları olumsuz enerjiyi başka alanlara yönlendirebilmek amacıyla kullanmış oldukları nazarlıklar incelenmiştir. Kullanılan nazarlık çeşitleri sınıflandırılarak benzer uygulamalar aynı başlık altında incelenmiştir. Araştırmanın son kısmında ise bu nazarlıkların özelliklerini gösteren bir tablo ile birlikte kullanılan malzeme ve teknikler hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca, araştırma evreninde yer alan nazarlıklara ait bazı fotoğraflar araştırma sonuna eklenmiştir. Abstract This article examines the belief in evil eye in Anatolian culture and its concrete reflection, using amulets to defend oneself against it. The aim of this essay is to investigate and to certificate the types of amulets in civil and religious architecture, especially in water structures, in Safranbolu. In the study, the amulets existing in Baglarbasi, Kirankoy, Gumus, Haci Halil, Baba Sultan, Cesme, Karaali, and Cavus districts of Safranbolu is handled. The first part of the article examines the belief in evil eye and the historical basis of this belief. The second part examines the amulets used by the

  15. Çocuk İstismarı Açısından Risk Grubunda Olan Psikiyatrik Engelli Çocukların Engelli Sağlık Kurulu Raporlarına Göre Engel Durumları ve Özel Eğitim Hakkı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahsen Kaya

    2015-05-01

    Full Text Available Amaç: Engelli çocuklar, çoğunlukla yaptıkları davranışların sonuçlarını tahmin edemediklerinden, davranışlarını yönlendirmekte, iyiyi-kötüden, doğruyu yanlıştan ayırmakta yetersiz kaldıklarından ve kendilerine yönelik eylemlerden kaçınamadıklarından istismar açısından risk grubunu oluşturmaktadırlar. Bu çalışmada, ihmal ve istismar açısından risk grubunda bulunan psikiyatrik engelli çocukların engel sebepleri ve oranlarına dikkat çekmek amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Bu amaçla, Hastanemiz Engelli Sağlık Kurulu’nda 01.01.2011–30.06.2013 tarihleri arasında düzenlenen 18 yaş altı 2839 çocuk olgunun raporları tarandı ve psikiyatrik engeli bulunan 2103’ünün (%74 raporu geriye dönük olarak incelendi. Veriler SPSS (versiyon 18.0 istatistik programıyla değerlendirildi. Bulgular: Olguların 1432’si (%68,1 erkek, 671’i (%31,9 kız olup, yaş ortalaması 6,7±4,3’tü. Olgularda tanı olarak en sık (n=911 hafif zeka geriliği mevcuttu. Raporlarda başvuru nedeni olarak özel eğitim alabilmek (%95,3 ilk sıradaydı. Sonuç: Psikiyatrik engelli çocukların yararlanabileceği en önemli sosyal haklardan biri olan özel eğitim hakkı, engelli raporu ile ücretsiz olarak sunulmaktadır. Devletin bu hakkı ücretsiz olarak ihtiyaç sahiplerine tanıması, çocuğun istismardan korunmasında önemli bir adımdır. Ayrıca, Engelli Sağlık Kurulu Raporu başvuru nedenleri arasında ilk sırada özel eğitimin yer alması, ailelerin –bilinçli ya da değil- çocuğu istismardan korumaya katkıda bulunduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, engellilik, ihmal, istismar, özel eğitim, zeka geriliği.

  16. Esen I HES Projesi Alanın Jeoteknik Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa BOZCU

    2009-04-01

    Full Text Available Bu çalısma, Esen Çayı üzerinde yapılması planlanan Esen-1 Hidroelektrik Santralı için göl alanı sınırı, bent yeri ve kuvvet tüneli güzergah yerinin belirlenmesi ve jeoteknik özelliklerini kapsar. Inceleme alanında yüzeyleyen jeolojik birimler: Otokton konumlu “Güneydag Grubu” ile allokton konumlu “Kürdük Grubu”ndan ve bu iki grubu diskordan olarak örten Tersiyer yaslı kırıntılı çökellerden olusur. Göl alanında yaygınca yüzeylemeleri bulunan birimler, Tersiyer yaslı Çameli formasyonu ve Seki Formasyonuna ait kırıntılı tortullar ile alüvyonlardır. Çameli formasyonu ile Seki formasyonu geçirimsiz-az geçirimli, alüvyonlar ise geçirimlidir. Baraj yerinde sag sahilde yeralan Karabögürtlen formasyonundan türemis bloklardan olusan yamaç döküntülerinin baraj insaasından önce kaldırılması gerekmektedir. Göl alanında uygulanan sismik ve elektrik yöntemler ile taban kaya derinligi, üstteki katmanların kalınlıgı ve su sızdırma olasılıgı bulunan kritik yerler belirlenmistir. Bu yerlerde mekanik sondajlar yapılmıs, sondaj logları ve basınçlı su deneyleri degerlendirilerek, bu alanda yeralan birimlerin su sızdırma durumları, yamaç duraylılıgı jeoteknik yönden ayrıntılı olarak arastırılmıstır. Esen-I Hidroelektrik santralı bent yerinde ve göl alanında duraylılık ve su sızdırması yönünden önemli bir sorunla karsılasılmayacagı ortaya konmustur. Tünel güzergahında ise genel olarak Mesozoyik yaslı kireçtasları (Dokluca fm ve Ardıçdere fm ile bloklu filis karakterinde (Gacak fm. formasyonlar yeralır.

  17. Blatta lateralis Walker (Blattodea: Blattidae Üzerine Ultrasonik Zararlı Kovucuların Performansının Ölçülmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mansur ULUCA

    2016-07-01

    Full Text Available Bu çalışma, ev zararlıları başta olmak üzere bazı zararlılar üzerinde kaçırıcı etkisi olduğu iddiasıyla ticareti yapılan ultrasonik zararlı kovucuların etkinliğinin belirlenmesi amacıyla 2015-2016 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü’nde yürütülmüştür. Bu amaçla farklı dalga boyları ve frekanslarda ultrasonik dalga yayan 30 adet cihaz, kapalı ortam zararlıları arasında öne çıkan Blatta lateralis Walker (Blattodea: Blattidae üzerine denemeye alınarak cihazların performansı söz konusu zararlı üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırma sonunda, iki tanesi ticareti yapılan cihazlardan olmak üzere toplam 30 adet ultrasonik cihazın B. lateralis üzerinde kaçırıcı bir etkisinin olmadığı kanısına varılmıştır. Piyasada ticari olarak bulunan ultrasonik ses cihazlarının kaçırıcı etkisinin bulunmamasının yanı sıra üzerlerinde belirtilen teknik özelliklerin bazılarına sahip olmadığı, cihazlardan birinin ise ultrasonik ses ile ilgili hiçbir fonksiyonunun olmadığı saptanmıştır. Bu cihazların hamam böcekleri dışında karınca, güve, akrep, fare, kalorifer böceği, kene, yarasa, yılan ve sincap üzerinde de etkili olduğu iddiası da bu araştırma ile şüpheli hale gelmektedir. Sonuç olarak piyasada yaygın olarak bulunan, bazı özel veya tüzel kişiler referans gösterilerek ticareti yapılan bu ve benzeri ultrasonik zararlı kovucu cihazlara ait denetimlerin teknik ve resmi anlamda gözden geçirilmesi gerektiği açık bir şekilde görülmektedir.

  18. Effect of Different Cooling Rates on Embryo Survivability and Pregnancy Rates in Freezing Sheep Embryos

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elif KARAMAN ÖZTÜRK

    2016-07-01

    Full Text Available Çalışmanın ilk bölümünde, mezbahadan sağlanan ovaryumlardan kazanılan oositler (n=2990 olgunlaştırma medyumu içerisinde 24 saat süreyle olgunlaştırıldı. Ardından, 20 saat süreyle İn Vitro Fertilizasyona (İVF bırakıldılar. Yarıklanma gösteren embriyolar (n=1305, Sentetik Ovidukt Fluid (SOF medyumu içerisine alınarak altı gün süresince İn Vitro Kültüre (İVK bırakıldılar. İVK sonrası elde edilen morula-blastosist aşamasındaki embriyolar rastlantısal şekilde üç farklı dondurma hızı grubuna eşit olarak ayrıldılar (Grup I: 0,5 °C /dk, Grup II: 0,8 °C /dk, Grup III: 1 °C /dk. Her bir gruptaki embriyolar (n=50, 1,5 M etilen glikol bulunan dondurma medyumu içerisinde farklı soğutma hızlarında donduruldu. Sonuçta 0,5 °C/dk soğutma hızının en başarılı grup olduğu belirlendi (P<0,05. Çalışmanın ikinci bölümünde, verici koyunlardan elde edilen in vivo embriyolar (Morula-Blastosist çalışmanın birinci bölümünde bulunan en başarılı soğutma hızı (0,5 °C/dk ile soğutularak donduruldu. Dondurulan 19 adet embriyo hormonel olarak hazırlanmış 17 alıcı koyuna transfer edildi. Transfer sonrası 60. günde yapılan ultrason muayenesinde üç adet koyunda gebeliklere ait embriyonik keseler gözlendi ve bu koyunlardan birinde de ikiz gebelik saptandı. Gebe koyunlardan bir tanesinde doğum gerçekleşti; diğer iki koyunda ise ileriki dönemde yapılan ultrason muayenesinde gebeliklerin sonlandığı gözlendi. Çalışma sonucunda, koyun embriyolarının dondurulması sırasında 0,5°C/dk soğutma hızının en başarılı hız olduğu ve bu yöntemle dondurulan embriyoların transferinden de gebelik elde edilebildiği saptandı.

  19. Çanakkale Bölgesinde Germeli Tuzaklar (Fyke-Net Üzerine Bir Ön Çalışma.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adnan Ayaz

    2015-12-01

    Full Text Available Germeli tuzaklar göl, nehir, ırmak gibi iç sulara kurulabildiği gibi, deniz kıyısı, dalyan, lagün gibi sığ deniz kıyılarına ve akıntı sistemi bulunan denizlere de kurulabilen bir tür tuzaktır. Germe vasıtasıyla balıkların tuzağa yönelmelerini ve tuzak içine girerek yakalanmasını sağlarlar. Bu çalışmada 36 mm göz uzunluğuna sahip ağlardan yapılmış 6 m uzunluk ve 1x1.5 m ağız genişliğine sahip bir germeli tuzak Çanakkale Boğazı’nda denenmiştir. Germeli tuzak akıntıya dik yerleştirilerek takımın av verimine bakılmıştır. Yapılan denmelerde, tuzak içerisine karagöz (Diplodus vulgaris, iskorpit (Scorpaena sp., ısparoz (Diplodus annularis, çizgili hani (Serranus scriba, barbun (Mullus surmuletus ve mıgri (Conger conger balıkları girmiştir. Ayrıca germe ağı üzerinde de kupes (Boops boops, melanur (Oblada melanura ve çizgili hani (Serranus scriba balıkları galsamalarından yakalanmıştır

  20. Balık Etinin Besin Değeri ve İnsan Sağlığındaki Yeri.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hülya Turan

    2015-12-01

    Full Text Available Deniz ve tatlı sulardan sağlanan balıklar, beslenmemizde önemli ve besleyici bir yere sahiptir. Pek çok su ürünü, insan beslenmesi için mükemmel bir vitamin ve mineral kaynağıdır. Protein kaynakları içerisinde sindirilme derecesi yüksek olan su ürünleri diğer yüksek proteinli besinlerle karşılaştırıldığında yağ oranı bakımından oldukça düşüktür. Ayrıca, su ürünleri sağlığa yararı kanıtlanan n-3 serisi çok doymamış uzun zincirli yağ asitlerinin tek kaynağıdır. Yapılan çeşitli çalışmalarla su ürünlerinde bulunan iki predominant omega-3 yağ asiti Eicosapentaenoic asit (EPA ve Docosahexaenoic asit (DHA’in sağlık açısından olumlu etkide olduğu belirlenmiştir. Bu iki yağ asiti vücutta önemli biyokimyasal ve fizyolojik değişikliklere yol açar. Omega-3 yağ asitleri, insan sağlığını etkileyen kalp hastalığı, kanser, şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde yararlı etkilerinden dolayı önerilmektedir

  1. Unutulan Elementin Bilinmeyen Mucizesi: “Magnezyum ve İmmünite”

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zerrin Demirtürk

    2017-08-01

    Full Text Available Bu derleme magnezyumun pek çok kullanım alanına ek olarak kritik hastada enflamasyon sürecine etkisi, immün sisteme olan katkısını göstermeyi amaçlamıştır. Magnezyum insan vücudunda ekstrasellüler alanda dördüncü sırada, intrasellüler olarak da ikinci olarak en sık bulunan katyonu olup; nükleik asit ve protein sentezi gibi birçok temel reaksiyonda enzim kofaktörü olarak rol alması, hücre membran stabilizasyonunu sağlaması gibi görevleri göz önüne alındığında son derece önemli bir elementtir. Diğer pek çok elektrolite kıyasla en önemli özelliği immün sisteme ve canlı immünitesine olan etkisidir. Yoğun bakımda yatan immünosüpresif ya da immünokompetan olan her grup hastada magnezyum eksikliği desteklenmeli ve pek çok yararına ek olarak magnezyumun immmün sisteme katkısı akılda tutulmalıdır.

  2. İş Kazası Öyküsü Verilen Bir Cinayet Olgusu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Serpil Salaçin

    1996-07-01

    Full Text Available Adli soruşturmalar; adli tahkikat, olay yeri incelemeleri, otopsi ve laboratuvar bulgularını kapsar. Ölüm sebebinin saptanması, elde edilen tüm bilgilerin dikkatlice toparlanmasına dayanır. Otopsi yapılmaksızın, adli tahkikata dayanarak ölüm sebebinin belirtilmesi ve defin ruhsatı düzenlenmesi sonucunda; kararın yeniden gözden geçirilmesinin gerektiği durumlar ortaya çıkabilir. Bu yazıda; bir inşaatın zemininde bulunan cesedin, savcılık tarafından yapılan olay yeri incelemesi sırasındaki görüşmelerde; kişinin iş kazası sonucu kafa travmasına bağlı olarak öldüğü ifade edilmiştir. Yapılan otopside ise; kişinin av tüfeği yaralanması sonucu meydana gelen yaralanmalar nedeniyle öldüğü belirlenmiştir. Bu olgu, adli olayların sağlıklı çözümünde yaklaşımların önemini vurgulamak amacıyla sunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Av Tüfeği Yaralanması, Ölüm Nedeni, Olay Yeri Keşfi, Adli Soruşturma, Otopsi.

  3. Kent Mobilyalarının Bulundukları Mekânlara Etkileri: Düzce Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emine ÇOBAN

    2014-09-01

    Full Text Available Kent mobilyaları kentsel açık alanların vazgeçilmez öğeleridir. Düzce ili önemli ölçüde açık alanlara sahiptir. Bu alanların planlanması, kullanımı, tasarımı konusunda çalışmalar yapılmaktadır. Kentsel mobilyalarda bu tasarım çalışmalarının önemli bir parçasıdır. Kentsel mobilyaların işlevsel, anlamsal, simgesel ve psikolojik etkileri göz önünde bulundurularak çalışmalara yön verilebilir. Bu bağlamda bu çalışmada kent mobilyaları ve yer aldıkları mekânlara etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. İl genelinde farklı özellikler içeren alanlar (ticari, eğitim, sanayi vb seçilerekbu mekânlarda bulunan aynı kent mobilyalarının farklı etkileri ve farklı kent mobilyalarının aynı etkileri değerlendirilmiş sonuç olarak kent mobilyaları bulundukları mekânların fonksiyonelliklerini arttırdığı, bulundukları mekânları daha fonksiyonel hale getirdiği ve mekânların estetik kalitesini arttırdığı bulgulanmıştır

  4. ONE OF UNKNOWN WORKS WRITTEN IN OLD ANATOLIAN TURKISH PERIOD: NÂME-I MAHŞER ESKİ ANADOLU TÜRKÇESİ DÖNEMİNDE YAZILAN MEÇHUL ESERLERDEN: NÂME-İ MAÓŞER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    M. Fatih KÖKSAL

    2011-01-01

    Full Text Available Works written in Old Anatolian Turkish period comes first topics most common are religious-moral topics. Among the works of religious-moral, there are many works which mention doomsday, situation of doomsday and people of resurrection. In this article, written at the subject of doomsday and the presence of unknown which named “Nâme-i Mahşer” will be introduced and published full text. Single copy which we can determine exist in our library that numbered Yz. 99/8. The author of this work isn’t known. Work has written in style of mathnawi and has 538 couplets. Eski Anadolu Türkçesi döneminde kaleme alınan Türkçe eserlerde en çok görülen konuların başında dinî-ahlakî muhtevalı olanlar gelir. Dinî-ahlakî eserler arasında da kıyameti, kıyamet ahvali ve kıyamet ehlini konu olan eserler önemli bir yekün tutmaktadır. Bu çalışmada, bu muhtevada yazılmış olup varlığı bilinmeyen Nâme-i Mahşer adlı eser tanıtılacak ve eserin tam metni yayımlanacaktır. Tespit edebildiğimiz tek nüshası şahsî kütüphanemizde Yz. 99/8 numarada bulunan müellifi meçhul eser, mesnevi tarzında yazılmış olup 538 beyit tutarındadır.

  5. Bina Enerji Analiz Yazılımlarının HVAC Sistemlerindeki Hatalarını Azaltmak Ve Gerçek Zamanlı Verimlilik Hesabı İçin Geri Besleme Sistemi Geliştirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ersen KURU

    2016-01-01

    Full Text Available Geçmişte HVAC sistemlerinin altyapı ve teknik yeterliliklerinin konfigürasyonu sorundu. Gelişen mekanik, elektrik-elektronik ve bilgisayar teknolojisiyle bu sorunların yerini daha verimli nasıl kullanılabileceği sorusu yer almıştır. Bu tür sistemleri verimli kullanabilmemiz için de mutlaka somut ölçümler yapılmalıdır. Çünkü ölçemediğimiz durumları verimli yönetmemiz söz konusu olamaz. Bina enerji hesaplama yazılımları tasarım aşamasında fikir vermesi için oldukça büyük öneme sahiptir. Fakat geri besleme olarak herhangi bir somut ölçümsel denetim mekanizmaları bulunmamaktadır. Bina otomasyonu, özellikle de HVAC sistemlerinin verimlilik düzeylerinin denetlenmesi için mutlaka geri beslemesi bulunan sistemlerden bilgi alınması gerekmektedir.  Bu çalışmada mevcut HVAC otomasyon sistemlerinin enerji verimlilikleri güvenilirlik düzeyleri ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi için yapılması gereken geri besleme sistemleri hakkında çalışmalar yapılmıştır.

  6. Mermer Kesme İşleminde Spesifik Enerji Faktörünün ANFIS ve YSA Yöntemleri ile Tahmini

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    MURAT CANER

    2009-02-01

    Full Text Available Bu çalışmada, mermer kesme parametrelerinin enerji tüketimine etkisi, Yapay Sinir Ağları ve ANFIS kullanılarak tahmin edilmiştir. Tahmin metotlarında giriş olarak mermerin sertliği, testere dönüş hızı ve kesme hızı parametreleri kullanılmış ve birim hacim başına harcanan kesme enerjisinin bir ifadesi olan spesifik enerji faktörü çıkış olarak alınmıştır. Ağların eğitimi için kullanılan veriler, Afyon Kocatepe Üniversitesi laboratuarlarında bulunan, mermer kesilebilirlik analizleri için geliştirilmiş, bilgisayar tabanlı, dairesel testereli blok kesme (S/T makinesinde yapılan bir deneysel çalışmadan alınmıştır. Bu veriler Denizli Traverteni ve Bilecik Bej tipi mermerlere ait kesim parametreleridir. Bu verilerin bir kısmı eğitimde kullanılmış ve tüm veriler daha sonra eğitilen ağlarda test edilmiştir. Tahmin edilen sonuçlar elde edilmiş deney sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak tahmin edilen verilerin deneysel verilere oldukça yakın olduğu görülmüştür.

  7. Mersin Bitkisi (Myrtus communis L.'nde Farklı Hasat Zamanlarının

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ayşe Betül AVCI

    2009-04-01

    Full Text Available Bu çalışma Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bornova araştırma alanında bulunan Mersin (Myrtus communis L. bitkilerinde farklı hasat zamanlarının uçucu yağ oranlarına etkisini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada, Mersin bitkisinden Ekim 2002 tarihinden itibaren bir yıl boyunca her ayın 15'inde ve günün üç farklı saatinde (08:00, 13:00, 18:00 olacak şekilde yapraklı dal örnekleri alınmıştır. Mersin (Myrtus communis L. bitkisinde en yüksek uçucu yağ oranı ortalama % 0.725 ile Temmuz ayında saat 18.00'de yapılan hasatta, en düşük oran ise ortalama % 0.250 ile mart ayında saat 13.00'de yapılan hasatta elde edildiği gözlenmiştir. Yapılan LSD testine göre farklı aylara ve saatlere göre belirlenen uçucu yağ değerleri arasındaki fark istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur.

  8. KONİK BOBİNLİ ROTOR İPLİK MAKİNASINDA KUŞAK OLUŞUMUNUN İNCELENMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Resul FETTAHOV

    2001-03-01

    Full Text Available Bu çalışmada konik bobinlerin sarımı sırasında iplik dolaklarının (sarımlarının üst üste gelecek şekilde sarılması ile oluşan ve kuşak olarak tanımlanan bobin sarım hatası matematiksel olarak incelenmiştir. İplik kılavuzunun bir gidiş-gelişinde (double traverse bobin tur sayısı (n iki yöntem ile hesaplanmıştır. Birincisi iplik kılavuzunun bir gidiş-geliş süresinde bobine sarılan toplam iplik miktarı ile bobinin üzerine sarılan tek bir sarımın uzunluğunun hesaplaması yöntemiyle, ikincisi ise konik bobin silindirik tambur hareket iletim oranıyla hesaplanmıştır. Bu iki farklı yöntem ile bulunan formüllerin birbirine oldukça yakın değerler verdiği görülmüş ve Schalfhorst Autocoro rotor iplik makinasında olası kuşak oluşum çaplarının belirlenmesinde kullanılmıştır.

  9. Işıklı Gölü ve Kaynaklarının (Çivril-Denizli Crustacea Faunası.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cem Aygen

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Işıklı Gölü Crustacea faunasının taksonomik açıdan incelenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla Şubat 1998-Ocak 1999 ayları arasında, gölde ve göle akan kaynak bölgesinde belirlenen 6 istasyondan aylık periyotlarla biyolojik örnekler ve su örnekleri alınmıştır. Araştırma sonunda Işıklı Gölü ve Kaynağı’nda bulunan Crustacea faunasının başlıca Cladocera (16 tür, Copepoda (12 tür, Ostracoda (1 tür, Amphipoda (2 tür, Isopoda (1 tür, Mysidacea (1 tür ve Decapoda (1 tür gruplarından oluştuğu saptanmıştır. Tespit edilen türlerden Cladocera grubundan Diaphanosoma brachyurum, Diaphanosoma mongolianum, Ceriodaphnia pulchella, Simocephalus vetulus, Macrothrix laticornis, Alona rectangula, Alona guttata, Graptoleberis testudinaria, Leydigia leydigi, Biapertura affinis, Chydorus sphaericus, Pleuroxus aduncus ve Disparalona rostrata; Copepoda grubundan Macrocyclops albidus, Eucyclops serrulatus, Eucyclops speratus, Eucyclops macruroides, Metacyclops gracilis, Mesocyclops leuckarti, Cyclops vicinus, Cyclops abyssorum, Cyclops strenuus, Megacyclops viridis, Acanthocyclops robustus, Canthocamptus staphylinus; Ostracoda grubundan Psychrodromus olivaceus; Amphipoda grubundan Gammarus balcanicus, Gammarus obnixus; Isopoda grubundan Asellus aquaticus türleri Işıklı Gölü’nden ilk kez bildirilmektedir

  10. SOCIAL STRATIFICATION ON KASHKAY TURKS KAŞKAY TÜRKLERİNDE SOSYAL TABAKALAŞMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Dilek ERENOĞLU

    2011-12-01

    Full Text Available Social dynamics of the world gain various dimensions due to thesuch reasons as migrations, settlements, agriculture, animal husbandry,industrialization, politics, and religions. Today there are a lot of studieson this issue as theoretical and practical in the East end West, With theincreasing social movements, new roles and status have been emerging;thus, the human layers or social strata occur.In this study the structure of the social strata between KaskayTurks located within the Iranian borders, and the Old TurkishCommunities, particularly the Oghuz Turks, was studied. Dünyanın sosyal dinamikleri, göçler, yerleşmeler, ziraat,hayvancılık, sanayileşme, siyaset, inanç gibi sebeplerle değişik boyutlarkazanmaktadır. Artan sosyal hareketlilikle yeni rol ve statüler ortayaçıkmakta ve böylece insan katmanları ya da sosyal tabakalar ortayaçıkmaktadır. Doğu ve Batı toplumlarında bu konu üzerinde teorik vepratik pek çok çalışma yapılmıştır.Bu çalışmada İran sınırları içinde bulunan Kaşkay Türklerinin, eskiTürk toplumları ve özellikle Oğuz Türkleri ile ortaklık gösteren sosyaltabakalaşma yapısı incelenmiştir.

  11. LAWRENCE'IN OĞULLAR VE SEVGİLİLER'İNDE SINIF BİLİNCİNE İLİŞKİN DİYALOG ÇÖZÜMLEMELERİ / STYLISTIC ANALYSIS OF THE DIALOGUES IN RELATION TO CLASS DINSTINCTION IN SONS AND LOVERS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gülbün ONUR

    2016-02-01

    Full Text Available Lawrence, Oğullar ve Sevgililer adlı romanında kendisinin de yakından tanıdığı sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan kömür işçilerinin yaşamını, çektikleri sıkıntıları betimlerken farklı sınıflara ait karakterlerin iç dünyaları, birbirleriyle olan ilişkileri ve sınıf ayrımı nedeniyle ortaya çıkan savunma bilinçleri üzerinde durur.Lawrence, romanda orta sınıf ve işçi sınıfı arasındaki çatışmayı diyaloglar yoluyla okura aktarmaktadır. Bu çalışmada yer alan iki diyalog biçem açısından ele alınmıştır. Diyalogların kurucu öğeleri olan tümcelerin içlerindeki ve aralarındaki dilbilimsel ilişkiler incelenerek romanın derin yapısında bulunan sınıf farklılığı/çatışması üzerinde durulmuştur. Kişilerin sarf ettiği tümcelerin bu gerçeğe işaret etmesi ve bu gerçek karşısında takınılan tavır, duygu aşamalarıyla birlikte vurgulanmıştır.

  12. Epiphytic and epipsammic diatom communities of Gölbaşı Lake (Adıyaman-Turkey

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Metin Çağlar

    2016-08-01

    Full Text Available Bu çalışmada Adıyaman il sınırları içinde bulunan Gölbaşı Gölü’ nden Mart- Ekim 2014 tarihleri arasında bir kilomerekarelik alandan toplanan Potamogeton perfoliatus ve Chara spp.’ nin epifitik ve epipsammik diyatomeleri bazı fiziksel ve kimyasal parametreler ile birlikte araştırılmıştır. Araştırma süresince epifitik diyatomelere ait toplam 14 takson, epipsammik diyatomelere ait toplam 24 takson kaydedilmiştir. Epifitik diyatomeler içerisinde ortaya çıkış sıklıkları ve birey sayıları ile en dikkat çeken türler Amphora ovalis, Diatoma vulgaris ve Ulnaria ulna olurken; epipsammik diyatomeler içerisinde ise ortaya çıkış sıklığı ve birey sayıları itibariyle en dikkat çeken türler Navicula salinarum, Navicula radiosa, Nitzschia linearis ve Cyclotella comta olmuştur. Potamogeton perfoliatus ve Chara sp üzerindeki diatomeler arasında Sorensen benzerlik indeksi %78 çıkmıştır. Epifitik ve epipsammik diyatomeler arasındaki benzerlikler ise %26 ve % 30 gibi değerlerde çıkmıştır. Substrat olarak diatomelerin makrofitleri tercihinde büyük bir benzerlik görüldü. Diyatomeler en iyi gelişimlerini ışığın ve sıcaklığın arttığı ilkbahar sonları ile yaz aylarında göstermişlerdir

  13. Tortum Gölü'nün (Erzurum Bentik Alg Florasının Mevsimsel Değişimi.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ersin Kıvrak

    2015-12-01

    Full Text Available Mart 2002-Şubat 2003 tarihleri arasında Tortum Gölü’nün bentik alglerinin kompozisyonu, yoğunluğu ve mevsimsel değişimleri incelenmiştir. Elde edilen veriler 21 yıl önce yapılan araştırmanın sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Bu araştırmada Navicula capitata var. hungarica (Grunow Ross, Navicula cryptocephala Kütz., Cymbella affinis Kütz., Amphora ovalis (Kütz. Kütz., Cocconeis placentula var. euglypta (Ehrenb. Grunow, Nitzschia sublinearis Hust, Cyclotella krammeri Håk., Merismopedia elegans A. Braun epipelik alg florasında dominant taksonlar olmuştur. Yaz başında ve sonbaharda epipelik florada artış gözlenmiştir. Cymbella affinis, Cymbella lanceolata (Ehrenb. Kirchner, Fragilaria capucina var. rumpens (Kütz. Lange-Bert., Cocconeis placentula var. euglypta, Cyclotella krammeri epilitik alg florasında bol ve yaygın bulunan taksonlardır. Spirogyra aequinoctialis G. S. West ise sadece yaz aylarında epilitik florada çok bol olarak bulunmuştur. Bentik alg florasının, gölün organik maddelerle kirlenmesinden etkilendiği sonucuna varılmıştır

  14. Dokuzuncu Sınıf Tarih Ders Kitabında Yer Alan Görseller Hakkında Öğretmen Görüşleri: Trabzon Örneği Perceptions of History Teachers about Visual Materials of Ninth Grade History Textbook

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ebru DEMİRCİOĞLU

    2013-09-01

    Full Text Available Textbooks are important tools of teaching and learning process ineducation system. There are some important criteria in preparingtextbooks. Especially visual materials which should be paid attention inthe preparation process of textbooks are important. Visual materials ofa qualified textbook should also have the following criteria which are asfollows: harmony between text and visual materials, clarity andcatching attention of students.The purpose of this thesis is to determine perceptions of historyteachers about visual materials of ninth grade history textbooks. Theresearch carried out experienced history teachers who teach history inthe city center of Trabzon and on the coast of the province of Trabzon.The purposive sampling was used in the research to choose historyteachers. A qualitative approach was used in the study and two datacollection tools which are an open-ended questionnaire and a semistructuredinterview to gather data. 49 history teachers participatedopen-ended questionnaire and semi-structured interviews carried outwith 8 teachers. In the light of the data, it seems that the great majorityof history teachers do not know how to use visual materials in historytextbooks and think that visual materials in the ninth grade historytextbooks do not explain texts properly. Furthermore, they also statedthat some visual materials in the ninth grade history textbook are notclear and understandable. Ders kitapları eğitim ve öğretim sürecinin en önemli unsurları arsında yer almaktadır. Bu materyallerin hazırlanmasında pek çok husus dikkate alınmalıdır. Ders kitabı hazırlama sürecinde dikkat edilmesi gereken hususların başında görseller gelmektedir. Nitelikli bir ders kitabında görseller metinle uyumlu olmanın yanında, açık, anlaşılır ve öğrencilerin ilgisini çekecek şekilde yapılandırılmalıdır.Bu çalışmanın amacı, Trabzon ilinde bulunan tarih öğretmenlerinin, dokuzuncu sınıf Tarih ders kitab

  15. Gayrimüslimlerin Osmanlı Devleti’ne Bağlılık Nedenleri Reasons Behind Non-Muslims’ Allegiance To The Ottoman State

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ramazan GÜNAY

    2012-12-01

    Full Text Available From the year of establishment on, the Ottoman Empire carried out a policy of enlargement towards the west where non-Muslim inhabited. As it set out with the idea of “Gaza” (holy war, the Ottoman Empire first annexed the west of Anatolia and later the central regions of Europe and the Balkans. The Ottoman State did not interfere with the established rules, traditions and beliefs of people who were old residents in the new conquered lands. It gave large freedoms to people in conquered lands and preferred to make a harmony with them and classified the citizens under its rule according to their religion/sect. It is not sensible to claim that just military power led non-Muslims, who lived under the Ottoman rule for about five/six centuries, to live under the rule of another state for so long. Within the frame of the rights of Dhimmies and national system, religious, juridical, economic and social rights granted to non-Muslims help us understand the reason why non-Muslims were loyal to the Ottoman State for so long.In this article, the causes of faith of non-Muslims to the Ottoman State have been assessed and this assessment has been made based on the sources of that period. These documents from Ottoman Archives, which have not been used yet, belong to Ottoman period from 16th to 19th century. These documents have been selected from Şer’iye Sicilleri (the Qadi’s archives/Shari’a local court records and Ahkâm-Şikâyet Defterleri (Register of Verdicts-Complaint called records of Divan-ı Hümayun (Council of State. Osmanlı Devleti, kuruluş yıllarından itibaren gayrimüslimlerin meskun olduğu Batı’ya doğru genişleme siyaseti izlemiştir. Gaza düşüncesiyle hareket ettiğinden dolayı da öncelikle Anadolu’nun batısı, daha sonra Balkanlar ve Avrupa’nın içlerine kadar olan bölgeyi hakimiyeti altına almıştır. Osmanlı Devleti, yeni ele geçirdiği yerlerde bulunan o yörenin eski sakinlerinin yerleşik birçok kural

  16. Manisa İli'nde özkıyım girişimlerine ilişkin özellikler: Beş yıllık verinin değerlendirilmesi/Retrospective evaluation of attempted suicides based on a register in the province of Manisa: Age and gender based variations of methods and reasons

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice Şimşek

    2014-04-01

    Full Text Available ÖzetAmaç: Manisa’da 2007-2011 yılları arasındaki özkıyım girişiminde bulunan olguların özelliklerinin cinsiyete göre incelenmesidir. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki araştırma, Manisa Halk Sağlığı Müdürlüğü’nün intihar girişimleri kayıt formlarının incelemesiyle yapılmıştır.  Bulgular: Toplam 6827 olgunun 5311’i (%77.8 kadındır. Özkıyım girişiminde bulunan olguların %57.3’ü 15-24 yaş grubunda, %51.6’sı bekar, %62.2’si ilköğretim mezunudur. Olguların %95.8’inin özkıyım girişimi yöntemi zehirleyici maddedir. En yaygın özkıyım nedeni genel toplamda ve kadınlarda aile geçimsizliği-evlilik-çocuklarken, erkeklerde ruhsal hastalıktır. Özkıyım nedeni en sık, 15 yaş altında ve 15-24 yaş grubunda ebeveyn çatışmaları, 25-64 yaş grubunda aile geçimsizliği-evlilik-çocuklar, 65 yaş ve üzerinde ruhsal ve bedensel hastalıktır. Sonuç: Özkıyım girişiminde bulunan olguların çoğunluğu kadın, ergen/genç yaş grubu, ilköğretim mezunu olanlar, çalışmayanlardır. Başlıca özkıyım girişimi yöntemi ilaç ve zehirleyici madde kullanımıdır. Nedenler de yaş grubu ve cinsiyete göre değişmektedir.Anahtar Kelimeler: Özkıyım,  özkıyım girişimi, epidemiyoloji, risk etmeniAbstractObjective: The study determined, by gender and age group, the characteristics of individuals who had attempted suicide in Manisa between the years 2007-2011.Method: This was a descriptive study conducted by retrospective research of "suicide attempt entry forms". Results:A total of 6827 suicides were evaluated. 5311 (77.8% were women, 57.3% were aged 15-24 years, 51.6% were single, 62.2% had graduated from primary schools. In 95.8% of the suicides the method of suicide was self-poisoning with drugs. The most common reasons for the suicide attempts in total and among women were family problems, marriage and children; mental illness among men. The most frequent reasons for the

  17. Büyükbaş Hayvan Atıkları için Kurulacak Havasız Çürütme Tesisinin Ekonomik Analizi / The Economical Analysis of Cattle Manure Treatment by Anaerobic Digestion Process

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tamer Coşkun

    2012-12-01

    Full Text Available Büyükbaş hayvan atıkları, içeriğindeki yüksek katı madde, organik kirlilik ve patojen mikroorganizmalar sebebiyle halk sağlığı açısından olumsuz etkiler yapabilecek bir atıktır. Bu çalışmada havasız çürütme ile atıkların stabilize edilerek biyogaz elde edilmesi ve çürümüş atıkların toprakta doğal gübre olarak kullanılmasını içeren bir yönetim modeli uygulanmıştır. Bunun için pilot ölçekli bir havasız çürütme reaktörü işletilmiş ve çürümüş atıklar çeşitli dozlarda yonca, Macar fiğ ve arpa karışımı ile mısır silajı bitkilerinin ekildiği alanlarda doğal gübre olarak toprağa eklenmiştir. Havasız çürütme işleminde yarımcı materyal olarak mısır silajı da reaktöre beslenmiştir. Çalışma sonunda elde edilen sonuçlar ve literatür yardımıyla 1000 baş hayvan için kurulum ve işletme maliyetleri hesaplanmıştır. Kurulum maliyeti; elektrik üretim sisteminin kurulup kurulmaması açısından iki farklı değer olarak hesaplanmıştır. İşletme maliyetleri farklı tarla ürünleri ve yine elektrik sisteminin kurulup kurulmaması açılarından çeşitli durumlar için hesaplanmıştır. Sonuç olarak elde edilen en iyi sonuçlara göre; çürümüş atıklar Macar fiğ ve arpa karışımı bitkisinin ekiminde kullanıldığında kurulacak tesisin elektrik üretim sistemi de kurulduğunda 2,5 yılda, elektrik üretim sistemi kurulmadığında ise 2,1 yılda kendisini amorti ettiği bulunmuştur. The Economical Analysis of Cattle Manure Treatment by Anaerobic Digestion Process Cattle manure is a potential for causing detrimental effects on human health due to its high solid matter and pathogen microorganism content. In this study, it was aimed to achieve biogas production by stabilizing the waste using anaerobic digestion. Digested waste was utilized as natural fertilizer. For that reason, a pilot-scale anaerobic digestion tank was operated and digested wastes

  18. Büyükbaş Hayvan Atıkları için Kurulacak Havasız Çürütme Tesisinin Ekonomik Analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tamer Coşkun

    2012-12-01

    Full Text Available Özet Büyükbaş hayvan atıkları, içeriğindeki yüksek katı madde, organik kirlilik ve patojen mikroorganizmalar sebebiyle halk sağlığı açısından olumsuz etkiler yapabilecek bir atıktır. Bu çalışmada havasız çürütme ile atıkların stabilize edilerek biyogaz elde edilmesi ve çürümüş atıkların toprakta doğal gübre olarak kullanılmasını içeren bir yönetim modeli uygulanmıştır. Bunun için pilot ölçekli bir havasız çürütme reaktörü işletilmiş ve çürümüş atıklar çeşitli dozlarda yonca, Macar fiğ ve arpa karışımı ile mısır silajı bitkilerinin ekildiği alanlarda doğal gübre olarak toprağa eklenmiştir. Havasız çürütme işleminde yarımcı materyal olarak mısır silajı da reaktöre beslenmiştir. Çalışma sonunda elde edilen sonuçlar ve literatür yardımıyla 1000 baş hayvan için kurulum ve işletme maliyetleri hesaplanmıştır. Kurulum maliyeti; elektrik üretim sisteminin kurulup kurulmaması açısından iki farklı değer olarak hesaplanmıştır. İşletme maliyetleri farklı tarla ürünleri ve yine elektrik sisteminin kurulup kurulmaması açılarından çeşitli durumlar için hesaplanmıştır. Sonuç olarak elde edilen en iyi sonuçlara göre; çürümüş atıklar Macar fiğ ve arpa karışımı bitkisinin ekiminde kullanıldığında kurulacak tesisin elektrik üretim sistemi de kurulduğunda 2,5 yılda, elektrik üretim sistemi kurulmadığında ise 2,1 yılda kendisini amorti ettiği bulunmuştur. Abstract Cattle manure is a potential for causing detrimental effects on human health due to its high solid matter and pathogen microorganism content. This study aims to achieve biogas production by stabilizing the waste using anaerobic digestion. Digested waste was utilized as natural fertilizer. For that reason, a pilot-scale anaerobic digestion tank was operated and digested wastes were added to soil in diverse dosages where alfalfa, the mixture of Hungarian

  19. İlköğretim 8. Sınıf Türkçe Ders Kitaplarında Öğrencilere Kazandırılması Hedeflenen Sözcüklerin Öğretimi ve İç Sözlük İlişkisi (Mersin İli Örneği Instruction Of Words In 8th Grade Turkish Course Books Which Are Targeted To Get Acquired To Students And Their Relation To Internal Lexicon (The Case Of Mersin

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erdost ÖZKAN

    2013-03-01

    Full Text Available In this study, the target words formed by the themes of 8th gradeTurkish course boks and their acquisition into the internal lexicon ofthe students were focused on. The research was carried out in Mersin,Silifke with three different settlements in the district, county-townvillage.The study was realized with the participation of one hundredstudents who were treated with an application file of one hundredninety-three words.The raw data obtained at the end of research was analyzed withdata analysis package, SPSS 16. The target words were focused on inaccordance with the residential units and the relation between thegender and other themes. Considering the compliance with the alreadydetermined criteria, obtained frequencies and percentages weredisplayed with the use of charts and graphs. Additionally, in order toidentify and signify the difference between the gender of participantsand the averages of the words stored in their internal dictionaries, t-testwas used.For the display of the difference between the students’ types ofsettlements and the average of the target words, one-way analysis ofvariance (one way ANOVA; and to determine the group and groups thatthis difference was in favor of, the post hoc data analysis techniqueswere used. The findings of this study can be summarized as follows: Interms of teaching the target words contained in readings of Turkishcourse boks and aimed to be included in the participants’ internaldictionaries, with the significant difference of p Bu araştırmada ilköğretim sekizinci sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan temaların barındırdığı, öğrencilere kazandırılması hedeflenen sözcüklerin öğretimi ve bu sözcüklerin öğrenci iç sözlüğüne alınabilirliği araştırılmıştır. Araştırma, Mersin ili, Silifke ilçesinde bulunan üç farklı yerleşim yeri, ilçe-belde-köy okullarında öğrenim gören toplam yüz öğrenciye, yüz doksan üç sözcüğün yer aldığı veri

  20. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin 4+4+4 eğitim sistemine yönelik tutumlarının incelenmesi [Determining the attitudes of school administrators and teachers on 4+4+4 education system

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet ÜSTÜN

    2014-04-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, eğitim sisteminde 4+4+4 olarak bilinen yeni düzenlemenin etkililiği hakkında yönetici ve öğretmenlerin görüşünü belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde bir çalışma olup, veriler okul müdürlerine ve öğretmenlere anket uygulanarak elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini, Amasya İli Merkezinde bulunan ilkokul ve ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenler, örneklemini ise on ilkokul ve on ortaokulda görev yapan ve amaçlı örneklem yöntemine göre seçilen yönetici ve öğretmenler oluşturmaktadır. Uygulama yapılırken, farklı sosyo-ekonomik yapıya, öğrenci sayısına, yerleşim yerlerine ve farklı okul tipine sahip okul müdürleri ve farklı branşlardan öğretmenler bir arada bulunarak çalışılmıştır. Bu çalışmada 4+4+4 Eğitim Sistemine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, yönetici ve öğretmenlerin 4+4+4 eğitim sistemine yönelik tutumlarında cinsiyete, yaşa ve kıdeme göre farklılıklar olduğu, kadınların ve mesleki kıdemi az yönetici ve öğretmenlerin tereddütlerinin olduğu ve geleceğe yönelik olumlu beklentiye sahip olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır.

  1. Yabancı Çizgi Filmlerde “Kardeşlik” İlişkileri Üzerine Bir Değerlendirme

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nur Hümeyra Özdemir Erem

    2017-10-01

    Full Text Available Yabancı çizgi filmlerdeki kardeşlik ilişkilerini değerlendirmek amacıyla yapılmış bu çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada incelenen çizgi filmleri belirleyebilmek için Erzincan, Kırıkkale ve İstanbul merkezde bulunan üç ortaokulun öğrencileriyle görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sırasında öğrencilere beğenerek seyrettikleri ve içinde kardeş karakterlerin olduğu yabancı çizgi filmlerin hangileri olduğu sorulmuş, onlardan alınan yanıtlar doğrultusunda frekansları en çok tekrar eden dört çizgi film veri kaynağı olarak seçilmiştir. Bu çizgi filmler sırasıyla Esrarengiz Kasaba, Fineas ve Förb, Gumball ve Kafadar Ayılar’dır. Kardeşlik ilişkileri açısından yabancı çizgi filmlerin incelendiği çalışmada kardeşliğin genellikle iyi ilişkiler üzerine kurulduğu; cinsiyet, yaş ve ilgi alanı gibi faktörlerin kardeşlik ilişkilerini etkilediği görülmüştür. Bunun yanında çizgi filmlerde kardeşlerin genellikle akıl ve duygu metaforları üzerinden çatıştırıldığı ve aklı temsil eden karakterlerin/ davranışların daima olumlandığı; aklın kardeşleri yönlendirmede bir güç unsuru olarak kullanıldığı; buna mukabil duygu, değer ve inançları ile hareket eden karakterlerin ikinci planda kaldığı tespit edilmiştir.

  2. Isparta İçin Aylık Ortalama Günlük Global Güneş Radyasyonu Tahmininde Mevcut Olan Bazı Modellerin Karşılaştırılması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Murat Öztürk

    2012-01-01

    Full Text Available Global güneş radyasyonunun miktarı ve zamansal dağılımı düzlemsel kollektörler, fotovoltaik sistemler ve diğer güneş enerjisi toplayıcıları gibi güneş enerjisi sistemlerinin tasarımı için birincil etkendir. Enerji-verimli binaların tasarımları ve güneş enerjisi uygulamaları için mimarlar ve mühendisler tarafından bu parametrelerin bilinmesi gereklidir. Ancak birçok durumda, doğrudan ölçüm mevcut değildir. Bu nedenle global radyasyonu tahmin etmek için ölçülen bazı meteorolojik verileri kullanan nümeriksel hesaplamalar etkili bir alternatif yoldur. Bu çalışmada, Isparta'da yatay düzleme gelen aylık ortalama günlük global güneş radyasyonun belirlenmesi için literatürde bulunan bazı modeller incelenmiştir. İncelemesi yapılan modeller bağıl hata yüzdesi (e, belirlilik katsayısı (R2, ortalama yüzde hata (MPE, ortalama mutlak hata yüzdesi (MAPE,bağıl hata karesi (SSRE, bağıl standart toplam hata (RSE, ortalama sapma hatası (MBE, karekök hatası (RMSE ve t-istatistik (t-stat kullanan istatistiksel hata testlerine bağlı olarak karşılaştırılmıştır. İstatistiksel hata testlerin sonucuna göre, e (%1.77, R2 (%95.86, MPE (%0.127, MAPE (%8.95, SSRE (%5.22, RSE (%0.007, MBE (%0.092, RMSE (%1.39 ve t-stat (%0.812, Isparta'nın yatay düzlemi gelen global güneş radyasyonunun tahmin edilmesinde en iyi yaklaşım Model 18c ile elde edilmektedir.

  3. Maksimum Yagıslar için Süreden Bagımsız Bir Bölgesel Model Yaklasımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ömer Levend AŞIKOĞLU

    2009-04-01

    Full Text Available Bu çalısmada, Ege Bölgesi örneginde belli tekerrürlü standart süreli yıllık maksimum yagıs (SSMY tahmininde kullanılabilecek, Lognormal tabanlı bir bölgesel model gelistirilmistir. Bölgesel modellerin temel amacı, proje alanına yakın birkaç istasyondaki noktasal veri ve bilgilerin proje alanına aktarılması ile ortaya çıkacak sakıncaları en aza indirmektir. Ayrıca, bölgesel modeller yardımıyla plüvyografsız istasyon bulunan veya hiç istasyon bulunmayan proje alanlarına da bilgi aktarma olanagı mevcuttur. Çalısmada, Lognormal dagılım fonksiyonunun tanımlanması için gerekli olan degiskenlik katsayısının yagıs süresinden bagımsız oldugu belirlenmis, tüm bölge için süreden bagımsız bir "bölgesel degiskenlik katsayısı" kullanılmıstır. Bölgesel degiskenlik katsayısının kullanımıyla gelistirilen "boyutsuz bölgesel tekerrür egrisi", proje alanında ortalama yagıs yüksekligi bilinen her noktada verilen tekerrüre karsılık gelecek yagıs yüksekliginin hesaplanmasını saglayacaktır. Böylelikle bölgede daha etkin boyutsuz yagıs tahminleri yapılabilmesine imkan verecektir. Bu model, yagıs ölçüm istasyonlarının standart süreli yagısları Lognormal frekans dagılım modeline uyan bölgelerde, bölgesel model kurma açısından büyük kolaylıklar getirecektir.

  4. 5 YILDIZLI OTEL İŞLETMELERİNDE LİDER-ÜYE ETKİLEŞİMİ VE İŞE YABANCILAŞMA İLİŞKİSİ: MARMARİS VE İSTANBUL DESTİNASYONLARINDA BİR ARAŞTIRMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Haluk TANRIVERDİ

    2016-07-01

    Full Text Available ÖZ Bu araştırmanın amacı; 5 yıldızlı otel işletmelerinde çalışan işgörenlerin lider-üye etkileşimi ve işe yabancılaşması ilişkisini inceleyerek otel işletmelerinde çalışan işgörenlerin verimliliğinin artmasına katkıda bulunmaktır. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan anket formu, Marmaris ve İstanbul’daki 5 yıldızlı otel işletmelerinde bulunan 289 işgören üzerinde uygulanmıştır. Verilerin elde edilmesinde kolayda örneklem metoduna başvurulmuştur. Araştırma sonucunda lider-üye etkileşimi ve işe yabancılaşmanın bazı demografik değişkenlere göre farklılık gösterdiği ve işe yabancılaşma ile genel lider-üye etkileşimi ve etki, katkı ve profesyonel saygı alt boyutları arasında negatif yönlü zayıf ilişkiler olduğu görülmektedir. Bu sonuca göre genel lider-üye etkileşimi, etki, katkı ve profesyonel saygı düzeyi arttıkça işe yabancılaşma düzeyi düşmektedir. ABSTRACT The purpose of this research is to determine the relationship between leader-member exchange and work alienation for to contribute productivity for hotel employees. For this purpose, a self-administered questionnaire was developed and applied on 289 five star hotel employees in Marmaris and İstanbul. Convenience sampling method was used for to get data. According to the results of this study, Leader-member exchange and work alienation was differed according to demographic variables. A negative and weak correlation was found between leader-member exchange, affect, contribution, professional respect and work alienation. The findings suggested that when leader-member exchange, affect, contribution, professional respect increase work alienation decreases.

  5. Mathematics Anxiety and Attitudes of Secondary School Students in Rural Area: A Correlational Research [Kırsal Bölgelerdeki Ortaokul Öğrencilerinin Matematik Kaygı ve Tutumları: Korelasyonel Bir Araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Engin Karadag

    2014-12-01

    Full Text Available Correlation between mathematics anxiety and attitude of children who are educated in rural areas were analyzed in this research. Research was premeditated as a correlational design because it was presumed that there was correlation between two main variables. The population of the study was consisted of secondary school students who were educated in a region called rural areas in the central district of Meram/Konya in the school year of 2012-2013. 726 students who were educated in five secondary schools comprised of research sample which was designated as stratified sampling method according to educational regions. Research data were collected by the Mathematics Anxiety Scale, and Mathematics Attitude Scale. Correlation and multiple regression analyses were used to examine data. Findings show that correlation between anxiety and attitude of secondary school students from rural area is in negative direction. [Bu araştırmada, kırsal bölgelerde öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin matematik kaygı ve tutumları arasındaki ilişki incelendi. Araştırma, iki temel değişken arasında bir ilişki olabileceği düşüncesinden hareketle ilişkisel desende tasarlandı. Araştırmanın evreni, 2012-2013 öğretim yılında Konya ili Meram ilçesi sınırlarında bulunan ve kırsal diye nitelendirilen ortaokullarda öğrenim gören öğrencilerden oluşmaktadır. Eğitim bölgeleri temelinde tabakalı örneklemeyle belirlenen beş ortaokulda öğrenim gören toplam 726 öğrenci araştırma örneklemini oluşturdu. Araştırma verileri, Matematik Kaygı Ölçeği ve Matematik Tutum Ölçeği kullanılarak elde edildi. Verilerin çözümlenmesinde korelasyon ve çoklu regresyon analizi kullanıldı. Bulgular kırsal bölgelerde öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin, matematik kaygı ve tutumları arasında negatif yönde ilişki olduğunu ortaya koydu.

  6. AS A SYMBOLICAL LANGUAGE TREASURE: FOLK NARRATIVES SEMBOLİK BİR DİL HAZİNESİ: HALK ANLATILARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nilüfer YILDIRIM

    2009-12-01

    Full Text Available Folk narratives, as for language, are the products of the common experiences. Narratives ascertain the agony, life style or pleasure of the society and therefore it is also flourished. They are inherited from generation to generation by means of language and above mentioned language is the main carrier of the cultural elements. However, the language emerges differently from these function. In folk narratives, there are also language functions that communicate the heroes. This language is constituted various symbolical expressions. The purpose of this study is to exemplify the symbolical communication language in folk narratives and give general information about the usages of symbolical functionof language. Halk anlatıları da tıpkı dil gibi ortak yaşanmışlığın ürünüdür. Anlatılar, toplumun acısını, hayat tarzını, zevklerini gözler önüne serer, gün ışığına çıkarır ve buna bağlı olarak zenginleşir. Halk anlatıları, dil sayesinde nesilden nesle aktarılır, anlatıların içinde bulunan kültürel unsurların taşıyıcısı yine dildir. Ancak dil, anlatılarda bu işlevlerinden farklı olarak karşımıza çıkar. Çeşitli konuların işlendiği halk anlatılarında kahramanlar arasında iletişimi sağlayan dil unsurları mevcuttur. Bu dil, çeşitli sembolik ifadelerle oluşturulmuştur. Bu çalışmanın amacı, halk anlatılarından verilecek örneklerle kahramanlar arasındaki sembolik iletişim dilini ortaya çıkarmak ve dilin sembolik işlevinin anlatılardaki kullanım şekilleri hakkında genel bilgi vermektir.

  7. MARKA ÖZGÜNLÜĞÜNÜN MARKA TERCİHİ, MÜŞTERİ TATMİNİ VE MARKA SADAKATİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: BİLGİSAYAR MARKALARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elif ÜLKER DEMİREL

    2015-09-01

    Full Text Available ÖzetSunulan ürün ve hizmetlerin tek başına yeterli olmadığı günümüz ortamında tüketiciler, kendileri içinbir anlam ifade edebilecek, kendisini diğer markalardan farklılaştıracak ve .zgün bir değere sahip olanmarkaları tercih etmektedirler. .zgün olmak işletmeler açısından önemli bir unsur olarak g.rülmektedir.Ancak işletmeler ve literatür açısından artan önemine rağmen, marka .zgünlüğüne yönelik olarak yapılançalışmalar oldukça kısıtlıdır. Bu araştırmanın amacı, günümüzde markalar açısından fark yaratan bir unsurolarak .zgünlük kavramının pazarlama dinamikleri açısından irdelenmesi ve tüketicilerin tercihleri,tatmin dereceleri ve marka sadakatleri üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bilgisayar markalarına yönelikolarak yapılan araştırmada, 415 tüketiciye ulaşılmış ve verilerin analizinde yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır.Araştırma sonucunda tüketicilere farklı deneyimler sunan, güvenilir vaatlerde bulunan ve bunlarıgerçekleştiren markaların, tüketicilerin tercihlerini önemli .l.üde biçimlendirdikleri g.rülmektedir.

  8. Düzce Orman Ürünleri Sanayi İşletmelerinin Yeşil Pazarlama Konusunda Tutum ve Davranışlarının İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tarık GEDİK

    2015-06-01

    Full Text Available Gelişen teknoloji ile birlikte çevrenin korunmasına verilen önem giderek artmaktadır. Hem bireysel hem de sivil toplum örgütlerinin çevreye karşı duyarlılığının günden güne artması sonucunda üretici konumunda bulunan işletmeler rakiplerinin önüne geçmek için çevreye daha fazla önem verdiklerini faaliyetlerinde tüketicilere yansıtmak istemektedirler. Bu bağlamda işletmelerin yeşil pazarlama kavramına olan ilgileri de günden güne artış göstermektedir. Yapılan bu çalışma Düzce orman ürünleri sanayi işletmelerinin yeşil pazarlama konusunda tutum ve davranışlarını belirlemeye yönelik bir araştırma niteliğindedir. Bu amaç doğrultusunda Ocak-Nisan 2014 döneminde Düzce ilinde Düzce Ticaret ve Sanayi Odasına Kayıtlı 66 orman endüstri işletmesinin anket yardımıyla incelenmesi hedeflenmiştir. İnceleme sonucunda yapılan istatitiksel analizlerle yeşil pazarlama konusunda Düzce orman ürünleri sanayi işletmelerinin yeşil pazarlama kapsamında yaptıkları faaliyetlerle daha yüksek bir tatmine ve müşteri memnuniyetine ulaştıkları belirlenmiştir. Yeşil pazarlama kapsamında işletmelerin daha fazla sorumluluk almaları gerektiği ve bunun sonucunda da daha yüksek finansmana gereksinim duydukları belirtilirken, işletmelerin yeşil pazarlamaya verecekleri önemle güvenilirliklerini arttıracağı görülmüştür.

  9. Comparison of polyphenol oxidase activity in different parts of deep water pink shrimp (Parapenaeus longirostris by using L-DOPA substrate in Marmara Sea during the fishing season.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şükran Çaklı

    2015-12-01

    Full Text Available Melanosis derin su pembe karidesinin pazar kaybı için önemli bir problemdir. Bunun sorumlusu olan polifenol oksidaz (PPO enzim aktivitesidir. PPO’nun özelliğini daha iyi anlamak ve oluşan aktiviteyi düşürme amacı için, ölüm sonrası derin su pembe karidesi türünün(Parapenaus longristris farklı dokularında polifenol oksidaz (PPO enzim aktivitelerinin tespiti çalışılmıştır. Aktivite analizleri yedi ayrı dokuda çalışılmıştır: kafa (seflahalotoraks+karapas, karapas, dış iskeletin abdomen bölgesi, yüzme bacakları, yürüme bacakları, uropodlar ve telson bölgelerinde ayrı ayrı analizleri yapılmıştır. Sonuçlar doğrultusunda derin su pembe karidesinde PPO aktivite dağılımının kafadan telsona doğru azaldığı tüm çalışma boyunca tespit edilmiştir. Ayrı dokularda yapılan dağılım incelemesinde %70 amonium sulfat çökeltmesi sonucunda en yüksek aktivite kafa ve abdomen arasında kalan bölgede görülmüştür. Fakat cinsiyetler arasında istatistiksel anlamda önemli bir fark görülmemiştir. Ayrıca PPO aktivite düzeylerinin kıyaslanması tüm av sezonu boyunca yapılmıştır. Türün önemi bu türün ekonomik değerinden gelmektedir ıve literatürde Marmara Denizinden avlanan türle ilgili PPO aktivitesi ile ilgili kaynağa rastlanmamıştır. Elde edilen veriler Marmara Ddenizinde bulunan erkek ve dişi karideslerin mevsimsel aktivite düzeylerinide göstermektedir

  10. Matruşka Göç İstismar Eğitim Eksikliği Negatif Ailesel Faktörler ve Çocuk Suçluluğu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Akın Tütüncüler

    2008-12-01

    Full Text Available Göç etme ve istismara maruz kalma ile ilgili geçmiş yaşantıların çocuk suçluluğu üzerindeki olumsuz etkisi bilinmektedir. Ani-plansız ve özellikle ekonomik nedenlerle yapılan göç, aile içerisinde öfke ve saldırganlığa yol açarak çocuğun diğer aile bireyleri tarafından istismar edilmesine neden olabilmektedir. Bu çalışmada; Ocak 1994-Aralık 2004 tarihleri arasında Antalya Adli Tıp Şube Müdürlüğü’ne muayene için gönderilen ve haklarında herhangi bir suç işleme ya da suça iştirak etme iddiası bulunan 1163 çocuğa birebir anket uygulanmıştır. Katılımcılara yaş, cinsiyet, işlediği iddia edilen suçlar, göç öyküsü olup olmadığı ve göç öyküsü varsa nereden göç ettiği, fiziksel istismara uğrayıp uğramadığı, uğruyorsa kimler tarafından istismar uygulandığı, çocuğun ve anne-babasının eğitim düzeyi, aile nüfusu, kardeş sayısı, aynı odada uyuduğu kişi sayısı, çalışıyorsa işi, eski suç öyküsü, konularında sorular yöneltilmiştir. Elde edilen bulgular ilgili kaynakların ışığında değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Göç, çocuk suçluluğu, çocuk istismarı

  11. Kongre İzlenimleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Faruk Aşıcıoğlu

    1998-12-01

    Full Text Available 6th Indo Pasific Congress on Legal Medicine and Forensic Sciences 26-30 Temmuz 1998 Kobe Üniversitesinin ev sahipliğini yaptığı ve denizden doldurularak oluşturulan şehir merkezi ile bağlantılı yapay bir ada üzerinde bulunan Kobe Uluslararası Konferans Merkezinde yapılan kongreye 30 ayrı ülkeden yaklaşık 300 kişi katıldı. 7 ayrı salonda yürütülen Kongre Bilimsel programı çerçevesinde 4 konferans, 3 sempozyum, 110 sözlü bildiri, 185 poster sunumu yapıldı. Poster sunumları başında 6 dakikalık sözlü sunum ve 2 dakikalık tartışma süresiyle kısıtlandırılmış olmasına rağmen oturum başkanları bu sürelerin aşılmasına hoşgörüyle yaklaştı. Türkiye’den Prof.Dr.Sevil Atasoy’un 2 sözlü bildiri, 2 poster sunumu, Dr.Faruk Aşıcıoğlu’nun 3 poster sunumu ile katıldığı kongrede, 2 poster oturumu Türk katılımcıların başkanlığında yapıldı. Hyogo Polis Bandosu’nun konseri geleneksel davul gösterisi, çay seramonisi, çiçek düzenleme ve Takarazuka Revüsünün gösterileri katılımcılara geleneksel Japon kültürünü tanıma fırsatı verdi. INPALMS genel kurulunun da yapıldığı kongrede uzun yıllar birliğin başkanlığını yapan Prof.Dr. MS Laksman Salgada (Sri Lanka yerini Prof.Dr. Yoshitsugu Tatsunc’a (Japonya devretti. Dr.Faruk Aşıcıoğlu

  12. COSO İÇ KONTROL MODELİNDE RİSK DEĞERLENDİRME FAALİYETLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hasan TÜREDİ

    2016-08-01

    Full Text Available İşletmeler belirli amaçlarla kurulmakta ve hedeflerini gerçekleştirecekleri faaliyetleri sürdürürken sürekli risk ve belirsizliklerle karşılaşmaktadırlar. İşletmelerin sonsuza dek yaşayacakları varsayılmaktadır. İşletmenin sürekliliği olarak adlandırılan bu kavram, kurumun değişen dışsal koşullara sürekli uyum sağlayabilmesini, hayatta kalmasını sağlayacak özel yetkinlikler geliştirmesini ve maruz kaldığı riskleri değerlendirip yönetebilmesini gerektirmektedir. COSO iç kontrol çerçevesi, kurumların sürdürülebilir başarıyı yakalayabilmesinin ön koşullarından biri olan iç kontrol yapısının kurulması, yönetilmesi ve gözetilip geliştirilmesini amaçlayan ve uygulamaya yönelik önerileri bulunan uluslararası iş dünyasında geniş kabul görmüş bir yaklaşımdır. COSO iç kontrol yapısının beş ana unsurundan biri olan risklerin değerlendirilmesi, işletmelerin maruz kaldığı riskleri tanımlayıp değerlendirdikten sonra önem derecesini de dikkate alarak en doğru yöntemlerle yönetmesini kapsamaktadır. Bu çalışmada COSO iç kontrol yapısı ve unsurları tanıtılmış ve risklerin değerlendirilmesi kavramı, reel sektörden örnekler verilerek irdelenmiştir.

  13. Ortaöğretim Öğrencilerinin Tarih Kavramına İlişkin Sahip Oldukları Metaforlar / Secondary School Students’ Metaphors about the History Concept

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Sait Candan

    2017-04-01

    Full Text Available Abstract A metaphor is a figure of speech that refers to one thing by mentioning another thing via comparison, fictionalizing and expression.  This study is revealing, in terms of metaphor concept, what the perceptions of the secondary school students with relate to “History” term are. Accordingly, comments of 160 students who are educating in secondary schools in Karabük city center are referred. In this research, the secondary school students’ perceptions about “History” term are tried to be determined via metaphors. The obtained data were analyzed with content analysis method by using the phenomenological pattern in terms of qualitative research method. As a result of this analysis, it has been revealed that metaphor is an effective factor in determining and expressing the perceptions of the secondary education students about “History” term. Öz Metafor bir şeyi başka bir şey ile benzetmeye, kurgulamaya, anlatmaya yarayan mecazlardır. Bu çalışma ortaöğretim öğrencilerinin “Tarih” kavramına ilişkin algılarının neler olduğunu metaforlar bağlamında ortaya koymaya yöneliktir. Bu doğrultuda Karabük il merkezinde bulunan ortaöğretim okullarında öğrenim gören 160 öğrencinin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırmada çalışma grubundaki öğrencilerin “Tarih” kavramına yönelik algıları metaforlar üzerinden belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen veriler, nitel araştırma yöntemi bağlamında olgubilim deseni kullanılarak içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda, ortaöğretim öğrencilerinin “Tarih” kavramına ilişkin sahip oldukları algıları belirlemede ve açıklamada metaforların etkin bir araç olduğu ortaya çıkmıştır.

  14. Uşak İlinde Yoğun Domates Yetiştiriciliği Yapılan Alanlarda (Hatipler ve Koyunbeyli Sera ve Açık Alan Koşullarında Domates Yaprak Galerigüvesinin Popülasyon Gelişimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet AKSOY

    2015-11-01

    Full Text Available Domates, Türkiye’de yetiştirilen en önemli sebzelerden biridir. Ekonomik öneme sahip bu üründe kayıplara neden olan bir çok hastalık ve zararlı mevcut olup, bunların arasında domates yaprak galerigüvesi, Tuta absoluta (Meyrick (Lepidoptera: Gelechiidae’nın önemli bir payı vardır. Domates bitkisinin toprak üstü tüm aksamında beslenen bu zararlı kontrol edilmezse %100’e varan oranda ürün kaybına neden olabilmektedir. Çalışma, Uşak ili merkez ilçe köylerinden Koyunbeyli’de açık alanda, Banaz ilçesine bağlı Hatipler köyünde ise açık alan ve seralarda bulunan domates yetiştiriciliği yapılan alanlarda yürütülmüştür. Söz konusu alanlarda T. absoluta popülasyonları feromon tuzakları ve gözle kontrol yöntemleri ile izlenmiştir. Çalışma sonucunda, zararlının tuzaklarda yakalanan ergin sayısı seralarda en fazla 483 adet/hafta, açık alanlardan Hatipler köyünde 351 adet/hafta, Koyunbeyli köyünde 144 adet/hafta olarak belirlenmiştir. Domates bitkisinin yapraklarında belirlenen bulaşıklık oranı seralarda en fazla %52, açık alanda Hatipler köyünde %10, Koyunbeyli köyünde %12, domates meyvelerindeki bulaşıklık oranı ise seralarda en fazla %26, açık alanda Hatipler köyünde %7, Koyunbeyli köyünde %8 olarak saptanmıştır.

  15. A PROSAIC BOOK OF ADVICES WRITTEN IN 16. CENTURY: ABDULKERIM BIN MEHMED’S NESAYIHU’L-EBRAR 16. ASIRDA YAZILMIŞ MENSUR BİR NASİHAT-NÂME: ABDÜLKERİM BİN MEHMED’İN NESÂYİHÜ’L-EBRÂR’I

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ramazan EKİNCİ

    2012-06-01

    Full Text Available Works that direct people to the good, the beauty, the truth and raise moral and benefical individuals for society are called book of advice. These moral and didactic works have poetical and prosaic samples. One of the prosaic book of advices is Nesayihu’l-Ebrar, which was written by Abdulkerim bin Mehmed, grandson of Şeyhulislam Ebussuud Efendi who was famous for his shaykh al-islam position and his many books written in law, hermeneutics, doctrines, language and literature.In this article, Nesayihu’l-Ebrar, which has many transcripts in national libraries and libraries in abroad, will be introduced. The life of Abdulkerim bin Mehmed will be laid emphasis on and four transcripts of the work will be criticized comperatively. İnsanları iyiye, doğruya ve güzele yöneltmek; topluma faydalı, ahlâklı bireyler yetişmesini sağlamak maksadıyla kaleme alınan eserlere nasihat-nâme, pend-nâme, öğüt-nâme vb. adlar verilir. Ahlâkî-didaktik nitelikteki bu eserlerin manzum ve mensur örnekleri mevcuttur. Mensur nasihat-nâmelerden biri de tefsir, hukuk, akaid, dil ve edebiyat alanında birçok eser yazan, fetvalarıyla ve uzun süre şeyhülislâmlık makamında bulunmasıyla meşhur olan Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi’nin torunu Abdülkerim bin Mehmed tarafından kaleme alınan Nesâyihü’l-Ebrâr adlı eserdir. Bu makalede, yurtiçi ve yurtdışındaki kütüphanelerde ondan fazla nüshası bulunan Nesâyihü’l-Ebrâr tanıtılacak; ulaşabildiğimiz kaynaklar doğrultusunda eserin müellifi Abdülkerim bin Mehmed’in hayatı üzerinde durulacak ve söz konusu nasihat-nâmenin dört nüshası esas alınarak tenkitli metni verilecektir.

  16. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Akif İnanıcı

    1998-04-01

    Full Text Available ADLİ CAM DELİLİN BİR BAYESİAN YORUMUNDA GEÇİŞ İHTİMALİNİN TAYİNİ Assessing transfer probabilities in a Bayesian interpretation of forensic glass evidence. Curran JM, Tnggs CM, Bucketon JS, Walsh KAJ, Hicks T. Bir kişi cam kırdığında, çok küçük parçacıklardan bir kısmı o kişiye geçebilir. Suç eyleminde cam kırılmışsa bu parçacıklar delil olarak kullanılabilinir. Bu kanıtın bir Bayesian yorumu geçiş ihtimalini tayin edecek adli bilimcinin kabiliyetine güvenir. Bu çalışma ihtimalin belirlenme sorununu inceleyerek bazı çözümler önerir. DIŞ YÜZEYLERDE BULUNAN BOYALI TEKSTİL İPLİKLERİNİN YOĞUNLUĞU The population of coloured textile fibres on outdoor surfaces Gneve MC, Biermann T. Science and Justice 1997; 37/ 4 : 231-9. İplik uzmanları çeşitli dış yüzeylerden elde edilen karışık iplik materyalin incelemesini yaparlar. Adli incelemelerde dış yüzeylerden toplanan ipliklerin değerlendirilmesi normal popülasyondaki bilgiler yeterli olmadığında çok zordur. Çalışmada bulunan materyaller ayrı olarak değerlendirilmiş (33, popülasyondan elde edilen iplikler şekline, rengine ve uzunluğuna göre sınıflandırılmıştır. Selülozik ipliklerin sıklığı oldukça fazla bulunmuştur. (% 92. Renksiz kotonlar her yüzeyde saptanmıştır. Mavi pamuk iplikler üçü hariç her yüzeyde görülürken gri/ siyah ve kırmızı pamuk iplikler yüzeylerin çoğunda tesbit edilmiştir. Sentetik iplikler büyük oranda seyrek olarak bulunmuşlardır. Vizkozlar daha sıkça belirlenmiştir. Bulunan ipliklerin çoğu bir milimetreden daha aşağıda ölçülmüştür; daha uzun ipliklerin sıklıkla başka yerlere taşınarak gittikleri anlaşılmıştır. RENKLİ AKRİIİK İPLİKLERİNİN ITIR TAYFINDA BULUNAN KARAKTERİSTİK BOYA EMİŞ PİKLERİ Characteristic dye absorption peaks found in the FTIR spectra of coloured acrylic fibres. Gneve MC, Griffin RME, Malone R. Science and

  17. LABIAL HARMONY IN AHVÂL-İ KIYÂMET AHVÂL-İ KIYÂMET’TE DUDAK UYUMU

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman YILDIZ

    2010-01-01

    Full Text Available Labial harmony (Plainness and roundness is not a harmony that, in every period of Turkish, dominates every field within the scope of vocabulary. Labial harmony system existed in general with some hesitations in Old Turkish Language, was damaged dramatically in Old Anatolian Turkish; and moreover it was lost completely. Process of labial harmony in West Turkish began in the earlier stages of Classic Ottoman Turkish, and completed only in the late Middle Ottoman Turkish period (18th century.Labial harmony in Ahvâl-i Kıyâmet, to a great extent, is just like a continued existence of the harmony seen in Old Anatolian Turkish. However, many new shaped word bases and affixes used in turns with their original shapes show that our text has gained ground in the process of labial harmony. Dudak (düzlük-yuvarlaklık uyumu, Türkçenin her devrinde her sahada kelime bünyesine kuvvetle hâkim olan bir uyum değildir. Eski Türkçede bazı tereddütlerle birlikte genel olarak mevcut bulunan dudak uyumu sistemi, Eski Anadolu Türkçesinde esaslı sarsıntılara uğramış; hatta bütünüyle yok olmuştur. Batı Türkçesinde dudak uyumu süreci Klasik Osmanlı Türkçesi döneminin ilk zamanlarında başlamış ve ancak Orta Osmanlı Türkçesi döneminin sonlarında (18. yüzyılda tamamlanmıştır. Ahvâl-i Kıyâmet’teki dudak uyumu, büyük ölçüde, Eski Anadolu Türkçesinde bulduğumuz uyumun bir devamı gibidir. Fakat, asıl şekilleriyle nöbetleşe kullanılan birçok yeni şekilli kelime tabanı ve ek, metnimizin dudak uyumu sürecinde bir hayli yol katettiğini göstermektedir.

  18. Antalya İlinde Portakal Bahçelerinde Gözlenen Önemli Zararlı ve Yararlı Böcek Popülasyonları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Vildan GÖL

    2016-06-01

    Full Text Available Bu çalışmada, 2014 yılında, Antalya ilinde bulunan iki portakal bahçesinde önemli zararlı ve yararlı böcek popülasyonları belirlenmiştir. Bahçelerde ağırlıklı olarak portakal bulunması nedeniyle örneklemeler de bu tür üzerinde yapılmıştır. Çalışma süresince zararlılara karşı herhangi bir mücadele yöntemi uygulanmamıştır. Çalışmada örneklerin toplanması için gözle kontrol yöntemi, yaprak, sürgün, meyve örnekleme yöntemi, darbe ve tuzakla yakalama yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda zararlı türler olarak Tetranychus urticae (Koch (Acarina: Tetranychidae, Empoasca decipiens (Paoli, Asymmetrasca decedens (Paoli (Hemiptera: Cicadellidae, Dialeurodes citri (Ashmead, Aleurothrixus floccosus (Maskell (Hem.: Aleyrodidae, Aphis craccivora (Koch (Hem.: Aphididae, Icerya purchasi Maskell (Hem.: Margarodidae, Coccus hesperidum (Linnaeus, Ceroplastes floridensis (Comstock (Hem.: Coccidae, Aonidiella aurantii (Maskell, Aonidiella citrina (Coquillet, Parlatoria pergandii (Comstock (Hem.: Diaspididae, Planococcus citri (Risso (Hem.: Pseudococcidae, Ceratitis capitata (Wiedemann (Diptera: Tephritidae ve Phyllocnistis citrella (Stainton (Lepidoptera: Gracillaridae saptanmıştır. Bunlardan E. decipiens (Paoli, A. decedens (Paoli, A. floccosus (Maskell, A. aurantii (Maskell ve Parlatoria pergandii (Comstock en yaygın türler olarak belirlenmiştir. Ayrıca 2 takıma bağlı 7 avcı ve asalak tür saptanmıştır. Bu türler: Chrysoperla carnea (Stephens (Neuroptera: Chrysopidae, Coccinella septempunctata L., Chilocorus bipustulatus L., Rhyzobius lophantae (Blaisdell, Oenopia conglobata (L. (Coleoptera: Coccinellidae, Aphytis melinus DeBach ve Comperiella bifasciata (Coleoptera: Aphelinidae’ dır. Çalışmada ayrıca zararlı iki cicadellid türü ile A. floccosus, A. aurantii, P. pergandii, C. capitata‘nın ve doğal düşmanlardan C. carnea’nın, coccinellidlerin, A. melinus ve E. citrina

  19. The seasonal changes of diatom species composition and species diversity in Izmir Bay between 2008-

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatma Çolak Sabancı

    2015-12-01

    Full Text Available Bu araştırmada diyatom tür komposizyonu ve tür çeşitliliği (Shannon-Wiener değişimleri, iç, orta, dış körfezde yer alan 9 istasyonda (0.5 m, 5.0 m, 10.0 m ve 15.0 m kalitatif ve kantitatif olarak 2008-2010 yılları arasında mevsimsel olarak (Kasım 2008, Şubat 2009, Nisan 2009, Temmuz 2009, Kasım 2009, Şubat 2010, Mart 2010 ve Temmuz 2010 incelendi. Yapılan çalışmalar sonucunda Bacillariophyceae sınıfına ait toplam 29 cins, 48 tür, 1 varyete ve 3 forma saptanmış, istasyonlara ve örnekleme periyoduna bağlı olarak diyatom yoğunluğunda farklar belirlenmiştir. Aşırı üremeler özellikle iç körfezde bulunan istasyonlarda Şubat 2009 ve 2010 dönemlerinde gözlenmiş ve en yüksek hücre yoğunluğu İstasyon 26’da saptanmıştır, istasyon 22 ve istasyon 24, istasyon 26’yı izlemektedir. Bacillariophyceae türleri hücre yoğunluklarındaki katkılar incelendiğinde Pseudo-nitzschia pungens, Rhizosolenia setigera ve Skeletonema costatum baskınlığı nedeniyle sorumlu türlerdir. Bununla birlikte, Pleurosigma elongatum nisbi bolluğu ve bulunma sıklığı en fazla olan türdür. En yüksek diversite indeks değeri 35 tür ile Şubat 2009 döneminde 4.778 bits hücre-1, en düşük diversite indeks değeri ise 31 tür ile Temmuz 2009 döneminde 0.963 bits hücre-1 olarak saptanmıştır

  20. Gana’da bazı topluluklarında elektromanyetik ve elektrik rezistivite yöntemlerle kullunılarak yeraltı su kaynakları araştırması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hafiz Mohammed Nazifi

    2016-08-01

    Full Text Available Gana’ nın merkez bölgesinde bulunan Twifo – Hemang Lower Denkyira ilçesindeki bazı topluluklardan yüksek yeraltı su potansiyeline sahip bölgeleri belirlemek ve belirlenen bu yerler doğrultusunda toplulukların su ihtiyacını karşılayabilecek uygun sondaj yerleri önermek için Elektromanyetik (EM Profili ve Düşey Elektrik Sondajı (DES verileri alınmıştır. Bu çalışmada, sırasıyla Esukese Ekyire, Kwanyarko ve Nyameyeadom kasabalarına ait etüd sonuçları tartışılacaktır. İlk olarak, EM ölçülerin alımı gerçekleştirilmiştir. Daha sonra EM verileri nitelik olarak yorumlanmış ve bunun sonucunda çatlak ve/veya kırık zonları tespit edilmiştir. Schlumberger elektrot dizilimi kullanılarak DES ölçümleri kayaç bozunması gözlenen noktalarda elektromanyetik ölçüm alınan yerlerde yapılmıştır. ZONDIP1D yazılımı, sondaj noktaları altındaki jeolojik yeraltı yapılarının 1D sondaj eğri modellerinin üretilmesinde kullanılmıştır. Modellemenin sonuçları bölgede üç veya dört jeolojik zon bulunduğunu göstermiştir. DES verilerinin 1D ters çözümü yorumlamaları katmanlarının özdirenç ve kalınlık değerlerini vermektedir. Su temini için gerekli olan sondaj kuyu yerleri 1D sondaj eğrisi modeli ve yeraltı katmanlarının kalınlıklarına göre önerilmiştir.

  1. Köyyollarının Takibi, Bakım Ve Onarımı İçin Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS Esaslı Yönetim Modeli: Denizli Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yetiş Şazi Murat

    2013-06-01

    Full Text Available Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS özellikle gelişmiş ülkelerde her alanda sıklıkla kullanılan bir araç haline gelmişken Türkiye' de, merkezi ve yerel yönetimlerce benimsenmiş olmakla birlikte kamu hizmetlerinde kullanımı ise henüz emekleme aşamasındadır. Denizli İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde il sınırları içindeki sorumluluk ve hizmet alanında bulunan köyyolları envanterinin güncellenmesi, farklı analiz sonuçları üzerinden Müdürlüğün kırsal altyapı hizmetlerine modern ve teknik yöntemlerle yön verilmesi amaçlı CBS destekli bir çalışma ortaya konulmuştur. Strateji Geliştirme Müdürlüğü ile birlikte yürütülen bu çalışmada farklı amaçlar için geliştirilmiş olan katmanlar, topoğrafik haritalar, uydu fotoğrafları vb. araçlardan istifade edilerek köyyolları ile ilgili yürütülen hizmetin doğru ve güncel verilere dayalı olmasına çalışılmıştır. Kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını sağlayabilecek hassas ve hızlı analiz sonuçlarına göre köyyolları ulaşımının yeniden planlanması, eksik ve hatalı durumların tespiti ile tam ve bütünleşik bir yönetim sistemi kurulması amaçlı pilot bir proje ortaya konulmaya ve ürün olarak kullanılması yoluna gidilmiştir.

  2. Banka Çalışanlarında Tükenmişlik ve Beş Büyük Kişilik Özellikleri Arasındaki İlişki: Bir Alan Araştırması(A Relationship Between Burnout and Big-Five Personality Traits of Banking Employees: A Case Study

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seray SÜREN

    2016-04-01

    Full Text Available Çalışmada bireylerin kişilik özellikleri ve tükenmişlik düzeyleri tespit edilerek kişilik özelliklerinin tükenmişlik üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmanın söz konusu amacı doğrultusunda Eylül 2014-Mart 2015 tarihleri arasında Güney Marmara Bölgesinde bulunan Bursa, Çanakkale ve Balıkesir illerindeki 412 banka çalışanından toplanan veriler kullanılmıştır. Bu çerçevede yapılan çalışma sonucunda tükenmişlik değişkeni istatistiksel olarak anlamlı düzeyde beş büyük kişilik boyutlarından dışadönüklük, nevrotiklik ve sorumluluk boyutlarından etkilenmektedir. Uyumluluk ve açık görüşlülük boyutlarının etkileri anlamlı olarak bulunmamıştır. Banka çalışanlarının dışadönüklük ve sorumluluk özelliklerine sahip olması onların tükenmişliğe uğramalarını azaltıcı, nevrotiklik özelliklerine sahip olmaları ise tükenmişlik düzeylerini arttırıcı bir unsur olarak bulunmuştur. In this study we have analysed the effects of personal characteristics on burnout by examining personal characteristics and levels of burnout. In line with the aforementioned aim of the study, the data which has been collected from 412 bank workers who are located in Bursa, Çanakkale and Balıkesir in South Marmara Region, has been used between the dates of September 2014-March 2015. According to the result of this study statistically the burnout variable significantly is effected of the Big Five Personal Traits of extraversion, neutortics and responsibility. Openness and agreeableness is not significant. When a bank employee has got personal traits of extraversion and conscientiousness he/ she is less prone to burnout whereas if a person has traits of neurotics he / she is more prone to burnout.

  3. Yapı Malzemesi Olarak Denizli Civarında Çıkartılan Kayraktaşlarının Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Saffet Yağız

    2011-03-01

    Full Text Available Denizli ili çevresinde işletilen doğaltaş ocaklarında, farklı yapıtaşları çıkarılmaktadır. Bunlardan en yaygın olanlar, traverten, kireçtaşı ve kayrak taşı (şist ocaklarıdır. Denizli ilinin kuzey doğusunda, Çal, Bekilli ve Baklan üçgeninde, Mendere masifinin bir üyesi olan kayraktaşları bölgenin önemli doğaltaş kaynaklarındandır. Bu çalışmanın amacı, bölgede işletilen kayrak taşlarının yapıtaşı olarak kullanılabilirliklerinin araştırılmasıdır. Amacı gerçekleştirmek için, bölgede bulunan taş ocakları ve sahalarda jeolojik çalışmalar yapılarak, kayaçların özelliklerini temsil eden örnekler alınmıştır. Kayaç örneklerinde, petrografik, mineralojik (XRD, kimyasal (XRF analizler ve jeomekanik deneyler (tek eksenli sıkışma dayanımı, Schmidt sertlik değeri, ağırlıkca su emme, etkili gözeneklilik, doluluk oranı, eğilme dayanımı, sonik hızı, elastisite modülü, doğal ve doygun birim hacim ağırlık yapılarak elde edilen bulgular kayaçların yapıtaşı olabilirlikleri açısından değerlendirilmiştir. Kayaçlarda yapılan deney ve analizler, uluslararası doğal taş standard ve metotlarına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, işletilen kayrak taşları özelikleri itibariyle, binaların iç ve dış cephelerinde, açık mekanlarda ve çevre düzenlemelerinde yapıtaşı ve kaplama malzemesi olarak kullanılabilirler.

  4. ERZURUM’DA BİR LALE DEVRİ ESERİ: BAKIRCI CAMİİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erkan Atak

    2015-11-01

    Full Text Available Bu çalışma Lale Devri’nde 1133 / M 1720 yılında Bakırcı Mustafa Ağa tarafından Erzurum’da inşa edilmiş Bakırcı Camii’nin mimari ve süsleme özelliklerini ayrıntılı olarak inceleyerek camideki kalem işi süslemelerin Osmanlı kalem işi süsleme sanatındaki yerini tespit etmektedir. Yapının son restorasyonlarla ortaya çıkarılan kalem işi süsleme kompozisyonları çağdaş örneklerle karşılaştırılmıştır. Cami tek kubbeli, kübik mekânlı yapısıyla Osmanlı cami mimarisinde sıklıkla karşılaştığımız bir plan özelliği arz etmektedir. Harimin kuzeyindeki ahşap kadınlar mahfilinde ise yapıldığı dönemin özelliklerini sergileyen kalem işi süsleme kompozisyonları yer almaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde bulunan eski fotoğraflardan bu süslemelerin son restorasyona kadar boya altında kaldığı anlaşılmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğünce 1991 ve 2008 yıllarında yapılan restorasyonda mahfildeki beyaz boya kaldırılmış ve alttaki kalem işi süslemeler gün yüzüne çıkarılmıştır.

  5. Hafik-Düzyayla (Sivas Kd Yöresinin Stratigrafisi ve Küçük Memeli Fosillerinin Taksonomik Biyokronolojik ve Paleobiyocoğrafik İncelemesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fadime SUATA ALPASLAN

    2016-09-01

    Full Text Available Özet. Bu çalışma, Sivas’ın kuzey doğusunda yer alan Orta-Geç Miyosen yaşlı Hafik ve İncesu formasyonlarında gerçekleştirilmiştir. Düzyayla Orta-Geç Miyosen lokalitesinden bulunan Rodentia, Lagomorpha ve Insectivora fosilleri taksonomik olarak incelenmiş ve bu fauna topluluğunun bileşimi biyokronokronolojik ve paleobiyocoğrafik olarak yorumlanmıştır.Hafik-Düzyayla lokalitesinde 11 takson tanımlanmıştır. Bu taksonlar, altısı Rodentia, (Muridae, Cricetidae, Gerbillidae, Gliridae, Sciuridae, Eomyidae, biri Lagomorpha takımından  (Ochotonidae diğeri Insectivora takımından (Soricidae olmak üzere sekiz aileye aittir.Fauna topluluğunun göreli yaşı Rodentia ve Lagomorpha dişlerinin evrimsel aşamasına dayalı olarak çıkarılmıştır. Fauna Geç Miyosen (MN 12 olarak dikkate alınmıştır.Hafik-Düzyayla Geç Miyosen Rodentia ve Lagomorpha faunalarında geniş coğrafik dağılımları olan Avrupa ve Asya türleri baskındır.Anahtar Kelimeler: Hafik-Düzyayla, Orta-Geç Miyosen, Stratigrafi, Rodentia-Lagomorpha, Taksonomi, Biyokronoloji Abstract: This study is occurred in İncesu and Hafik formations of Middle-Late Miocene age located in the northern of Sivas. The taxonomy of the Rodentia and Lagomorpha from the Düzyayla Middle-Late Miocene locality is studied and the composition of this assemblage is interpreted in terms of biostratigraphy and palebiogeography.Eleven species of rodents belonging to six families (Muridae, Cricetidae, Gerbillidae, Gliridae, Sciuridae, Eomyidae, one of Insectivora and one of Ochotonidae are recognised.The relative age of the assemblage is inferred on the basis of the stage-of-evolution of the rodent dentitions. The fauna is considered to be of Late Miocene age (MN 12.The Middle-Late rodent and lagomorph faunas are dominated by European and Asiatic species with large geographical ranges.Keywords: Hafik-Düzyayla, Middle-Late Miocene, Stratigraphy Rodentia

  6. Divan Şiirinde Hz. Musa / The Prophet Moses In Divan Poetry

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adnan UZUN

    2016-01-01

    Divan Şiiri, İslam Medeniyetinin şekillendirdiği Müslüman Doğu toplumlarının ortak kültüründen ve çeşitli milletlerle paylaştığı coğrafyanın değerlerinden etkilenerek oluşan, devrin sanat anlayışıyla yoğrulmuş bir birikimdir.  Hz. Musa, Firavun tarafından yeni doğan bütün erkek çocukların öldürüldüğü bir dönemde dünyaya gelmesi, İsrail oğullarına zulmeden ve tanrılık iddiasında bulunan Firavun’un sarayında yetişmesi, gençliğinde yaşadığı olaylar nedeniyle Mısır’ı terketmek zorunda kalması, peygamber oluşu, mücadelesi ve halkına karşı gösterdiği sabır gibi özelliklerinin yanında başta Yahudilik olmak üzere bütün semavi dinlerde en önemli peygamberler arasında yer alması gibi nitelikleriyle İslam Dini ve diğer ilahi dinlerin inanç ve kültür değerlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Divan şairleri Hz. Musa’yı, Firavun’a karşı duruşu, Tûr Dağı’nda Allah ile tekellümü, Şecer-i Tûr, mucizevi asası, yed-i beyza sahibi oluşu gibi yönleri ve göstermiş olduğu mucizeleriyle şiirlerine konu etmişlerdir. Hz. Musa, Klasik Türk edebiyatı şairleri için tasavvufî duygu, düşünce ve heyecanların ifadesinde ilham kaynağı olmuştur. Bu makalede, Hz. Musa ve onun mucizeleri ile ilgili Divan şiirinde yer alan ifade ve anlatımlar incelenmiştir.

  7. Examination of Story Books Produced Towards Preschool Children Regarding Elements of Violence and Horror Okul Öncesi Çocuklarına Yönelik Yayınlanan Hikâye Kitaplarının Şiddet ve Korku Öğeleri Açısından İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    H. Elif Dağlıoğlu

    2009-09-01

    Full Text Available Story books are used as an indispensable tool for the education of children. Therefore, the high-quality story books that are prepared taking the age and development characteristics, needs and interests of the children into account gain even more importance. In this study, the violence and horror elements in the text and illustration parts of a total of 174 story books published in Turkey between 1995 and 2005 by 9 publishing houses, 52 of them being translations and 122 written by Turkish authors, are examined through an evaluation form created by researchers. In general, an average of 8 percent of violence and 11 percent of horror elements were found in the texts and illustrations of the story books. These elements were found mostly in translated books and books that are published under the category of world classics. Hikâye kitapları çocukların eğitiminde vazgeçilmez bir araç olarak kullanılmaktadır. Bunun için çocukların yaşları, gelişim özellikleri, ilgi ve ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlanmış nitelikli hikâye kitapları büyük önem kazanmaktadır. Bu araştırmada Türkiye’de 1995-2005 yılları arasında 9 yayınevi tarafından basılmış 52’si çeviri, 122’si yerli olmak üzere toplam 174 hikâye kitabının metin ve resim kısımlarında bulunan şiddet ve korku öğeleri araştırmacılar tarafından oluşturulan bir değerlendirme formu ile incelenmiştir. Genel olarak hikâye kitaplarının metin ve resimlerinde ortalama % 8 şiddet, % 11 korku öğesi olduğu bulunmuştur. Söz konusu öğeler daha çok çeviri ve dünya klasikleri grubundaki kitaplarda tespit edilmiştir.

  8. RECONCILIATION UNDER THE SHADOW OF DIASPORA POLITICS: SOME LESSONS FROM THE TURKISH-ARMENIAN RECONCILIATION COMMISSION (TARC (DİYASPORA SİYASETİ GÖLGESİNDE UZLAŞMA: TÜRK-ERMENİ UZLAŞMA KOMİSYONU’NDAN BAZI DERSLER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazif MANDACI

    2014-04-01

    Full Text Available ABSTRACT: Reconciliation is beyond diplomatic rapprochement and consequently strategic partnership in its maxim. It is irrelevant to transaction costs; moreover, “independent from them” since it is normative-oriented. Literature of reconciliation contains some concepts which cannot be “appreciated”, literally, in diplomatic realm, such as forgiving and forgetting, having theological connotations. To the contrary, international relations literature generally accept that “primordial factors like ethnicity and religion had no part in rational explanations for the way the world works”(Fox and Sandler 2004: 9; and nobody appreciates any political decision that sacrifices national interest on the altar of virtue. This study aims at elaborating on the Turkish-Armenian Reconciliation Commission which Turkey and Armenia had formed in 2001 within the framework of the aforementioned arguments. Keywords: Reconciliation, TARC, Diaspora. ÖZ: Uzlaşma süreçleri diplomatik yakınlaşmalar ve en azamisinden stratejik ortaklıkların çok ötesindeki durumsallıkları ifade etmektedir. Normatif yönlü olduklarından diplomatik anlamda ilişki kurmanın beraberinde getirebileceği maliyetlerden tamamıyla bağımsızdırlar. Uzlaşma literatürü diplomatik platformda genel olarak önemsenmeyen, hatta ötesinde teolojik yönü bile bulunan bağışlamak ya da affetmek gibi kavramlara yer vermektedir. Bunun tersine uluslararası ilişkiler literatürüne bakıldığında etnisite ya da din gibi primordiyal faktörlerin dünyada işlerin nasıl yürüdüğüne dair akılcı açıklamalar içinde kendilerine pek yer bulamadıkları gözlemlenmektedir (Fox ve Sandler, 2004: 9. Dahası, kimse ulusal çıkarları erdemlilik altarında feda edecek politik kararları onaylamamaktadır. Bu çalışma, Türkiye ve Ermenistan arasında 2001 yılında oluşturulan Türk-Ermeni Uzlaşma Komisyonu’nu bu çerçeve içinde değerlendirmeyi ama

  9. Farklı Tuzlama Tekniklerinin Salmo trutta macrostigma Dumeril, 1858'nın Kimyasal Bileşimine Etkileri.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şengül Bilgin

    2015-12-01

    Full Text Available Bu araştırmada ülkemiz içsularında bulunan Salmo trutta macrostigma Dumeril, 1858’nın tuzlama teknolojisine (kuru tuzlama ve salamura uygunluğu ile tuzlama işleminin kimyasal bileşime etkileri araştırılmıştır. Tuzlanmış örnekler 4±0,5 oC’de depolanarak 1, 7, 14, 21, 28, 36, 60, 90, 120, 150 ve 180. günlerde analize alınmıştır. Her analizde örneklerin; su, toplam lipit, inorganik madde ve tuz tayini, toplam yağ asitleri, pH, TBA ve TVB-N analizleri ile yağ asitlerinin gaz kromatografik analizleri yapılmıştır. Taze ve tuzlanmış balık örneklerinin genel kimyasal bileşimleri de incelenmiştir. TBA ve TVB-N bileşikleri her iki grupta depolama günlerine bağlı olarak artış göstermiştir. Gaz kromatografik analizler sonucunda taze S. trutta macrostigma’nın 316,3 µg/g miktarında doymamış yağ asitleri (ΣDmYA, 127,2µg/g miktarında doymuş yağ asitleri (ΣDYA içerdiği saptanmıştır. Tuzlanmış (KT-S ürünlerin depolanması sırasında genel olarak doymuş yağ asitlerinde artış, doymamış yağ asitlerinde azalış tespit edilmiştir. Tuzlanmış ürünlerin 180. gün tüketilebilirlik özelliğini koruduğu ortaya konulmuştur

  10. INFORMATION ABOUT THE VILLAGES DULKADIRLI IN KIRSEHIR (History, Tradition, Custom, Customary, Piece, livelihoods KIRŞEHİR’DE DULKADİRLİ ADINI TAŞIYAN KÖYLER HAKKINDA BİLGİLER (Tarihi, Gelenek, Görenek, Örf, Adet, Geçim Kaynakları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet GÜNDÜZ

    2011-09-01

    Full Text Available This article consists of two parts. In the first part of this article, a brief information about the history of Dulkadirliler in Kırsehir has been given. Dulkadirli villages are Dulkadirli İnli Murat, Dulkadirli Kara İsa, Dulkadirli Karşıyaka, Dulkadirli Yarımkale, Dulkadirli Hasöyük, Dulkadirli Kartalkaya have been presented. In addition, all the tribes and clans who settled and live in Dulkadirli Province have been determined. In the second part of this article, the customs of these tribes such as; source of living, the types of food, marriage customs and rites, evil eye, rain prayer, folk beliefs, customs related funerals, farewell ceremonies for pilgrims and soldiers. Briefly, some information have been given concerning customary traditions. This study have also been supported with the photos taken in the villages of Dulkadirli. Hazırlanan bu makale iki kısımdan meydana gelmektedir. Birinci kısımda Dulkadirlilerin tarihi hakkında bilgi verildikten sonra Kırşehir’de bulunan Dulkadirli köyleri (olan Dulkadirli İnli Murat, Dulkadirli Kara İsa, Dulkadirli Karşıyaka, Dulkadirli Yarımkale, Dulkadirli Hasöyük, Dulkadirli Kartalkaya’nin tanıtımı yapılmıştır. Bunun yanı sıra Dulkadirli Eli (İli’ni meydana getiren diğer oymakların ve boyların Kırşehir’de hangi köylere yerleştikleri de tespit edilmiştir. İkinci kısımda ise bu köylerin geçim kaynakları, yemek çeşitleri, düğün-evlilik adetleri, nazar değmesi, yağmur duası, halk inanışlarından gece tırnak kesmeme, kapı eşiğinde oturmama vb. ölen kişiler ile ilgili adetler, hacı uğurlama ve asker uğurlama gelenekleri. Kısaca örf, adet, gelenek ve görenekleri hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca yapılan bu çalışma Dulkadirli köylerinden çekilen fotoğraflarla da desteklenmiştir.

  11. PAZARLAMA ALANINDA YAPILAN DOKTORA TEZLERİNİN KATEGORİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ (1994 - 2012

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nurettin BAKIR

    2013-07-01

    Full Text Available PAZARLAMA ALANINDA YAPILAN DOKTORA TEZLERİNİN KATEGORİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ (1994 - 2012Özet: Bu araştırmanın amacı, pazarlama konusunda Türkiye’deki üniversitelerde yapılmış doktora tezlerinin genel bir profilini ortaya çıkarmak ve bu tezlerde kullanılan yöntemlerin yıllar içindeki dağılımını tespit etmektir. Çalışma Yüksek Öğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi’nde bulunan “pazarlama” konusunda erişimine izin verilen 184 tezi içermektedir. Bu doğrultuda tezler, öncelikle yayınladığı yıl, yazar adı, danışman adı, üniversite, bilim dalı, veri toplama yöntemi ve veri analiz yöntemleri açısından incelenmiştir. Çalışmada içerik analizi yöntemi kullanılmış ve istatistiki analizlerle birlikte, tezlerin tümü belirlenen ölçütler doğrultusunda incelenerek mevcut durum ortaya konulmuştur.CATEGORICAL EVALUATION OF PHD THESIS IN THE MARKETING FIELD (1994 – 2012Abstract: The aim of this study, is to reveal a general profile of PhD thesis written into Turkey on marketing and methods in theses. This study includes 184 PhD thesis which have been allowed access in Council of Higher Education National Thesis Center database under the “marketing” topic. In this prospect, firstly the thesis have been examined in terms of published year, auther name, advisor name, university, discipline, data collection methods and analyses methods. Content analyses method were used in the study and all the thesis were investigated in terms of the set criteria by means of statistical analysis and the current situation was determined.

  12. KERÎMÎ’NİN EDİRNE ŞEHRENGİZİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zehra Gmre

    2015-07-01

    Full Text Available Bu makalede Kerîmî’nin şehrengizinin şekil ve muhteva özellikleri ile eserin tenkitli metnine yer verilmiştir. Kanunî devri şairlerinden olan ve hayatı hakkında oldukça sınırlı bilgilere ulaşılan Kerîmî’nin Edirne şehrengizinin iki nüshasına ulaşılmıştır. Bu nüshaların karşılaştırılması neticesinde oluşan metne göre eser 202 beyittir. Tevhid, münâcât, sebeb-i te’lif, Edirne şehrinin övgüsü, Edirne güzellerinin övgüsü, dua ve hâtime bölümleri bulunan manzumede Kerîmî 59 güzelin övgüsünü yapmaktadır. Kerîmî’nin Edirne şehrengizi, XVI. yüzyıldan itibaren görülmeye başlayan ve yazılması bir süre moda haline gelen Divan şiiri içerisinde özgün yapısıyla dikkat çeken türün tipik bir örneğidir. Sanat kaygısının görülmediği, çarşı esnafından meslek sahibi erkek güzellerin mesleklerine, ad ve lakaplarına uygun cinas ve teşbihlerle tasvir edildiği karakteristik bir yapı arz etmektedir.

  13. Ortaokul Öğrencilerinde İnsani Değerlerin Özyeterlik Algılarını ve Bilişsel Strateji Kullanımını Yordama Gücü

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tuncay ORAL

    2014-06-01

    Full Text Available Bu araştırmada, ortaokul öğrencilerinde insani değerlerin özyeterlik algılarını ve bilişsel strateji kullanımını yordama gücü incelenmiştir. Bu araştırmadaki veriler 2012-2013 eğitim öğretim yılında Denizli il merkezinde bulunan resmi kurumlarda öğrenim gören 192 kız (%60,4 ve 126 erkek (%39,6 olmak üzere toplam 318 ortaokul 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinden elde edilmiştir. Araştırmada Dilmaç (1999 tarafından geliştirilen Ahlaki Olgunluk Ölçeği ve Pintrich ve De Groot (1990 tarafından geliştirilen ve Üredi (2005 tarafından Türkçeye uyarlanan Özyeterlik Algısı Ölçeği ve Bilişsel Strateji Kullanımı Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 16.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiş ve verilerin analizinde .01 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. İnsani değerlerin, öğrencilerin özyeterlik algılarını ve bilişsel strateji kullanım düzeylerini yordama gücünü belirlemek amacıyla yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre, insani değerlerin özyeterlik algılarını ve bilişsel strateji kullanımını anlamlı düzeyde yordadığı gözlenmiştir.

  14. THE ANALYSIS OF COMMON VERBS WHICH ARE USED IN KÜL TİGİN MONUMENT AND KUTADGU BİLİG IN TERMS OF VERB-COMPLEMENT RELATIONS KÜL TİGİN ABİDESİ VE KUTADGU BİLİG’DEKİ ORTAK FİİLLERİN TAMLAYICI İLİŞKİSİ AÇISINDAN İNCELENMESİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Talat DİNAR

    2010-07-01

    Full Text Available Kül Tigin Monument and Kutadgu Bilig which take place among the main sources of Turkish language are fairly significant language memorials both in terms of their contents and reflecting the characteristics of language of their era. In this study, the common verbs which are used in these two significant works are tried to be identified in terms of the similarities and the differences of verb-complement relations. For this purpose; in both of these two works, the verbs which have the unity of denotation or similarity are identified and verb-complement relations of these verbs which can be used in both of these two works are evaluated with their examples in the first chart. However; in the second chart; in order to be seen collectively, the common verbs and their complements in these two works, are given without examples. In conclusion part, the input datas are evaluated Türk dilinin ana kaynakları arasında yer alan Kül Tigin Abidesi ve Kutadgu Bilig hem içerik olarak hem de dönemlerinin dil özelliklerini yansıtmaları bakımından oldukça önemli dil yadigârlarıdır. Bu çalışmada, bu iki önemli eserimizde kullanılan ortak fiillerin, fiil tamlayıcı ilişkisi açısından gösterdiği benzerlikler ve farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda her iki eserde, anlam ortaklığı veya benzerliği bulunan fiiller tespit edilmiş ve bu fiillerin her iki eserde de alabildiği tamlayıcılar örnekleriyle birlikte 1. tabloda değerlendirilmiştir. 2. tabloda ise bu iki eserdeki ortak fiillerin alabildiği tamlayıcıların toplu halde görülebilmesi için fiiller ve tamlayıcıları örneksiz olarak verilmiştir. Sonuç bölümünde ise elde edilen veriler değerlendirilmiştir.

  15. Cimil Deresi (Rize, Türkiye’nin Epilitik Alg Çeşitliliği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Beyhan Taş

    2015-10-01

    Full Text Available “Cennet Vadi” olarak adlandırılan İkizdere Vadisi (Rize dünyada korunmada öncelikli 200 ekolojik bölgeden biridir. Aynı zamanda doğal sit alanıdır. Bu çalışmada sit alanının en önemli lokalitelerinden biri olan Cimil (Tiron Vadisi’ndeki Cimil Deresi’nin epilitik alg çeşitliliği incelenmiştir. İndikatör alglerden yararlanarak derenin ekolojik durumunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Yağışlı ve kurak sezonlarda (Kasım-2010 ve Ağustos-2011 dört farklı istasyonda yapılan örneklemeler sonucunda, 5 farklı divizyoya ait 113 takson tespit edilmiştir. Diyatomeler tür çeşitliliği en fazla olan gruptur (74 takson, %65. Bunu sırasıyla Cyanophyta (28, %25, Charophyta (6, %5, Chlorophyta (4, %4 ve Euglenophyta (1, %1 takip etmiştir. Achnanthidium minutissimum, Cocconeis pediculus, C. placentula, Cymbella affinis, Gomphonema parvulum, G. truncatum, Encyonema minutum, Hannaea arcus, Navicula menisculus, N. salinarum ve Nitzschia palea Cimil Deresi’nde yaygın ve baskın bulunan diyatome türleridir. İndikatör türler Cimil Deresi’nin ekolojik durumunun henüz yoğun bir kirlilik baskısı altında olmadığını göstermiştir. Ancak, derenin yukarıdan aşağıya doğru oligosaprobikten β-α-mezosaprobik koşullara doğru değişim gösterdiği kaydedilmiştir. Alanın turizm potansiyeli çok yüksek olduğu için, mevcut ekosistemin yapısı çok bozulmadan şimdiden gerekli tedbirlerin alınması önerilir.

  16. GİRİŞİMCİLİĞİN FİNANSMANINDA MELEK SERMAYE VE TÜRKİYE UYGULAMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gözde BİNGÖL

    2016-02-01

    Full Text Available Dünya’da uzun bir geçmişe sahip olan, Türkiye’de ise çok yeni ve sınırlı uygulaması bulunan melek sermaye yoluyla başarılı girişimcilik faaliyetleri gün geçtikçe artmaktadır. Melek sermayedarlar varlıklı bireyler olup, işletmede özsermaye şeklinde yer almakta; aynı zamanda girişimcilik faaliyetlerindeki deneyimleriyle danışmanlık da sağlamaktadırlar. Yüksek risk ve büyüme potansiyeline sahip firmalara yatırım yapan ve kendi bilgi birikimleriyle girişimcilere samimi destek sağlayan özel bir yatırımcı tipi olarak tanımlanan melek yatırımcı, yirmibirinci yüzyılın başlarında girişimcilik finansmanında önemli rol üstlenmiştir. Girişimciler ihtiyaç duyduklarında tavsiye ve geri bildirimlerle girişimcilik faaliyetlerine önemli ölçüde katkı sağlayan bu başarılı kişileri, melekler şeklinde de adlandırmaktadır. Girişimcilik faaliyetlerinin hayat bulması ve geliştirilmesinde mühim bir yeri olan melek sermaye aynı zamanda ekonomik kalkınmaya da katkı sağlamaktadır. Çalışmada girişim ve girişimcilik, girişimcilik finans- manı ve melek sermaye üzerine bir araştırma yer almaktadır. Az ama gittikçe artan sayıda olan melek yatırımcıların ve girişimcilerin Türkiye’deki uygulamaları, mevcut yönleriyle katkıları ortaya konmaya çalışılmaktadır.

  17. Karagöl'ün (Erzin-Hatay Bazı Fiziko-Kimyasal Özellikleri.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yalçın Tepe

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada Hatay ili Erzin ilçesi Gökdere yaylasında bulunan; yüzölçümü 0,15 km2, deniz’den yüksekliği 273 m, yağmur ve kar suları ile beslenen ayrıca doğal bir göl olan Karagöl’ün su kalitesi özelliklerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmaya Mayıs 2003’te başlanmış olup su örneklerinde su kalitesi parametrelerinden pH, çözünmüş oksijen, sıcaklık, tuzluluk, kimyasal oksijen ihtiyacı(KOİ, toplam alkalinite ve sertlik, amonyak, nitrit, nitrat, fosfat, sülfit, sülfat, klor, potasyum, sodyum, silisyum ve askıda katı madde (AKM analizleri 12 ay boyunca aylık olarak yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda Karagöl’ün mevcut su kalitesi durumu ve su kalitesi parametrelerinin aylara göre değişimleri belirlenmiş olup kış aylarında kar sularının göle karışmasıyla su sıcaklığının düştüğü ve aynı zamanda oksijen miktarının arttığı; alkalinite ve sertliğin yıl boyunca yaklaşık olarak birbirine eşit olduğu görülmüştür. Sonuç olarak gölün alabalık yetiştiriciliği için uygun olmadığı ancak sazan, tilapya gibi ılıman su türleri için uygun olduğu belirlenmiştir

  18. Bir Kitap Arkası Sözlük Çevirisi: Kutadgu Bilig A Back Of The Book Dıctıonary Translatıon: Kutadgu Bilig

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Komisyon

    2012-12-01

    ılan ve içerisinde 6645 beyit bulunan bu eser toplam on sekiz ayda tamamlanmıştır. Genel olarak çeşitli bilgi ve öğütlerin yanı sıra erdem, mutluluk gibi kavramların da işlendiği eserde dört sembolik karakter birbirleriyle konuşturulmaktadır. Bunlardan “Kün Togdı” adaleti; “Ay Toldı” mutluluğu; “Odgurmış” akıbeti, yani hayatın sonunu; “Ögdülmiş” ise aklı temsil etmektedir. Bu makalede, Kutadgu Bilig’in 1984 yılında sekiz kişilik bir komisyon tarafından Urumçi’de yayımlanan Yeni Uygurca çevirisinin sonunda bulunan sözlük üzerine çalışılmıştır. Toplam 273 maddelik açıklamanın bulunduğu bu sözlükte 244 tanesi için madde başı kullanılmışken, 29’u için herhangi bir madde başı kullanılmamıştır. Bu sözlüğü önemli kılan, içerisinde bugün için unutulmuş veya kullanımdan kalkmış Orta Türkçe kelime ve ifadelerin yer almasıdır. Sözlükteki madde başı ve açıklamaların transkripsiyonu ve Türkiye Türkçesine aktarımı burada bir tablo hâlinde yan yana verilmiş; kullanılan çeviri yazı işaretleri de çalışmanın sonunda bir arada gösterilmiştir. Sözlükte dikkati çeken başka bir nokta ise bazı madde başlarından hemen sonra kullanılan “Ķ. U”, “E” ve “P” kısaltmalarıdır. Bunlardan en çok kullanılanı “Ķ. U” Kutadgu Bilig-Uygurca; “E” Arapça; “P” ise Farsça anlamlarına gelmektedir. Bunların dışında, Sanskritçeden alınan kelimelerin yanına da “Sanskiritçe” ibaresi yazılmıştır.

  19. Edirne’de süpürge üretimi çalışanlarında SO2 etkisinin değerlendirilmesi - 2012/Evaluation of SO2 effetcs among workers of the broom-making business in Edirne-2012

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ufuk berberoğlu

    2013-08-01

    Full Text Available Özet Amaç: İşyeri ortam havasında bulunan SO2, çalışanların özellikle solunum sistemini etkileyen bir gazdır. Bu araştırma, Edirne’de süpürge üretiminde çalışanların, islemede kullanılan SO2 den etkilenme durumlarını değerlendirmek amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma 2012 Ocak-Şubat aylarında Edirne’de gerçekleştirilmiştir. Oluşturulan veri toplama formu ile süpürgeciler sitesinde çalışan 25 kişiden ve konfeksiyon işinde çalışan 25 kişiden veri toplanmıştır. Demografik bilgiler, solunum sistemi öykü-fizik muayeneleri ve solunum fonksiyon testleri sonucunda elde edilen veriler araştırmacılar tarafından hazırlanan veri formuna kaydedilmiştir. Kükürt dioksit kullanılarak, isleme ve sarartma işleminin yapıldığı odaların iç ortam havasında ise, GasAlertMicro 5 marka cihaz ile SO2 düzeyi ölçülmüştür. Bulgular: SO2’ye maruz kalan ve kalmayan grupların yaş ortalamaları (sırasıyla 47.6±1.2, 45.2±3.4 ve sigara kullanma oranları (%64, %64 benzer idi (p>0.05. SO2’ye maruz kalanlarda balgam (%32 ve %16, p<0.05 ve öksürük varlığı (%24 ve %12, p<0.05, diğer gruptan anlamlı olarak yüksek bulunurken, zorlu solunum (%20 ve %20, p>0.05 ve patolojik solunum sesi varlığı (% 12 ve % 12, p>0.05 benzer bulunmuştur. Çalışanlarda, solunum fonksiyon testlerinden FEV1, FVC, FEV1/FVC, MEF (FEF25-75% değerleri, kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük bulunmuştur (hepsi için p<0.05. Sonuç: İsleme odalarında ölçülen SO2 düzeyi DSÖ ve NIOSH standartlarına göre yüksek bulunmuştur. İşyeri ortam havasında izin verilen değerlerin üzerinde bulunan SO2, çalışanların sağlığını, öncelikle de solunum sistemini etkilemektedir. Çalışanlar, bu risk etmeni konusunda bilgilendirilmeli ve korunma yöntemlerine ilişkin olarak eğitilmelidir. SO2’nin yoğun olduğu isleme bölümünde, havalandırma sistemlerinin iyileştirilmesinin yanı sıra, bu

  20. Türkiye’deki Üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. Sınıf Öğrencilerinin Türkoloji Kavramına İlişkin Algıları Perception Of The Turkology Concept Among Fourth Grade Students Of The Departments Of Turkish Language And Literature In The Unıversities In Turkey

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Serdar YAVUZ

    2013-03-01

    sında İslam, Doğu ve dil araştırmaları ekseninde gelişen Türkoloji, günümüzde Türk’e ait ne varsa inceleyen bir bilim hâline gelmiştir. Özellikle ilk dönemlerde Türkologların dil araştırmalarına yoğunlaşması, onun bakış açısı ve yöntemlerini kullanması nedeniyle Türkolojinin sadece kavramsal olarak Türk diliyle özdeşleşmesine neden olmuştur. Bu çalışmaların etkisiyle Türkoloji, Türk dili gibi algılanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. sınıf öğrencilerinin “Türkoloji” kavramına ilişkin algılarını, geliştirdikleri metaforlar aracılığıyla ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında bulunan yedi coğrafi bölge (Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi, Akdeniz Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi, Karadeniz Bölgesi, Doğu Anadolu bölgesi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve bu bölgeler içerisinde bulunan 7 üniversitenin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. sınıfında okuyan 320 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri her öğrencinin “Türkoloji… gibidir, çünkü …” cümlesini tamamlamasıyla elde edilmiştir. Verilerin analiz edilmesinde ise toplanan verileri açıklayabilecek kavramlara ve ilişkilere ulaşılabilecek olan içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. sınıf öğrencilerinin % 87,7’sinin Türkoloji kavramına ilişkin olumlu, % 11,4’ünün olumsuz ve % 0,9’unun ise hem olumlu hem de olumsuz bir algıya sahip oldukları tespit edilmiştir. Olumlu algıya sahip öğrenciler; değer katma, disiplin, inceleme alanı; olumsuz algıya sahip öğrenciler bilimsel eksiklik, iş kaygısı, olumsuz tutum; hem olumlu hem de olumsuz algıya sahip öğrenciler ise hem olumlu hem de olumsuz tutum kodu altında toplanan metaforlar geliştirmiştir.

  1. Güvercin Destanları Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme A Comparisonal Research on Dove Episodes

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman ERCİYAS

    2013-03-01

    örüşüne tercüman olmuş bu tür zenginlikler, bilimsel çalışmalar aracılığıyla ele alınıp değerlendirilmedikçe unutulmakta ve en önemli görevlerinden birisi olan yeni kuşaklara sesini duyurabilme işlevinden uzaklaşmaktadırlar. Filolojik yaklaşımların gerektirdiği şekilde izlenecek yöntemler, metinlere gerçek değerlerini iade etme noktasında evrensel özelliklere sahiptirler. Anadolu sahası Türk Halk Edebiyatı içerisinde yer alan önemli eserlerin birçoğu, fazlaca ilgi görmelerinden ötürü değişik yazarlarca kaleme alınmış ve eser nüshaları bağlamında bir zenginlik ortaya çıkmıştır. Söz konusu nüsha zenginliği ise, karşılaştırmalı metin çalışmalarını zorunlu hale getirmiştir. Bu çalışmaya konu edilen metin de söz konusu amaç doğrultusunda incelemeye alınmış ve farklı nüshaların karşılaştırılması yoluyla değerlendirilmiştir. Dinî-tasavvufî Türk Edebiyatının Anadolu’daki ilk örneklerinden sayılan ve Kirdeci Ali’ye ait olduğu düşünülen ‘Güvercin Destanı’, farklı araştırmacılar tarafından varyantlarıyla ortaya çıkarılmış ve yayımlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Atıf Efendi Kütüphanesi, Mehmet Zeki Pakalın Koleksiyonu 45/3 numaralı, Destanlar ve Gazeller isimli yazma eserin 1a, 1b ve 2a numaralı sayfalarında bulunan “Güvercin Destanı”nın (Gügercin Dasitanı bilinmeyen bir varyantını açığa çıkarmak, yayımlamak, değerlendirmek ve diğer varyantlarıyla karşılaştırarak aralarında bulunan benzerlik ve farklılıkları ortaya koymaktır.

  2. 45 Numaralı Konya Şeriyye Sicil Defterindeki Menzil Satışları Işığında Yol Ağları ve Kat Sayısına Göre Konut Tipolojisi (1714-1715 In Numbered 45 Konya Şeriyye Registry Book in the Light of Range Sale; Housing Typology According to and Road Network and Coefficient (1714-1715

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hicran Hanım HALAÇ

    2012-09-01

    ncesine ait günümüze gelebilmiş konut bulunmaması, bu konuda genel geçer değerlendirmelerin yapılmasına neden olmaktadır. Birçok faaliyetini yazıya dökerek belgelendiren Osmanlı Devletinin sağlamış olduğu kaynak çeşitliliği sadece mevcut yapıları gözlemekten fazlasının yapılabileceğinin göstergesidir. 19. yüzyıl ve öncesinin konut mimarisi ve domestik kültürüne odaklanan çalışmalar, bu nedenle şeriyye sicilleri, vakfiyeler, vakıf tahrir defterleri, vakıf muhasebe kayıtları, salnameler, temattuat defterleri, mühimme defterleri ve tapu tahrir defterleri gibi birincil kaynakları oluşturan Osmanlı belgelerinin kullanımını gerekli kılmaktadır. Şer‘iyye sicilleri gibi genelde hukuk tarihi ve sosyo-ekonomik tarih yazımında kullanılan bir kaynak grubunun içerisinden tespit edilen bir kısım mimari verilerin kent restitüsyonu çalışmalarında kullanılabilirliğinin denendiği bu çalışma, aynı zamanda mimarlık tarihçileri, restorasyon uzmanları ve tarihçilerin bir araya geldiklerinde ortaya çıkabilecek sentezlerin de küçük bir örneğidir. Bu araştırma makalesinde, 1714-1715 yılları arasındaki iki yıllık zaman dilimi hakkında bilgiler veren 45 no.lu şeriyye sicilinden elde edilen menzil bilgilerinden, sadece menzillerin yol ve kat bilgileri ışığında 18. yüzyıl başında Konya’da bulunan konut mimarisinin bir bölümü aydınlatılabilmek için18. yüzyıl başında Konya’da bulunan konut tipleri belirlenmekte ve konut tipolojisi yapılmaktadır.

  3. Türk Lehçeleri Arasında Benzer Kelimelerin Eş Değerlik Durumu On The Equivalence of The Similar Words İn Turkic Languages

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa UĞURLU

    2012-12-01

    Genel Türkçe” düzeyinde birbiriyle benzeşir. Ancak “benzer” kelimelerin kavram alanı bakımın-dan örtüşmesi, yani “eş değer” olması ise özü itibariyle benzeşmeye bağlı değildir.Bu çalışmada, Türk lehçelerinden seçilmiş örnekler çerçevesinde benzer olan kelimelerin eş değerlik durumları incelenmiştir. Buna göre; Türk lehçeleri arasında benzer olan bazı kelimeler, “bire bir” veya “bire çok” eş değer olabilir. Diğer taraftan bazı benzer olanlar ise eş değer ol-mayabilir.Türk lehçelerinin kelime hazinelerinin benzeşmesinde ve örtüşmesinde, kaynak bakımından aynı gruba girmenin yanı sıra, tarih boyunca toplulukların kendi aralarındaki göç ve karışmaların; kurdukları iktisadî, kültürel münasebetlerin; dinî, siyasî yönlerden maruz kaldıkları yabancı etkilerin de önemli rolü vardır. Bu hususta Türkçe, dünyanın sayılı dillerindendir. Çünkü şimdiye kadar Türklerin yaşadığı hayat tarzlarının, coğrafî sahaların ve tarihî sürecin bir gereği olarak hem kendi içinde hem de diğer birçok dille değişik yoğunluklarda sürekli ilişki içinde olagelmiştir. Meselâ, kaynak bakımından aynı temel lehçeye dayanmayan Türkiye ve Özbek Türkçelerinin benzeşme ve örtüşme oranını, tarihî ve sosyal sebeplerle kelime hazinelerinde bulunan Arapça ve Farsça unsurlar yükseltmiştir. Yine, bir kültür muhiti olan Kazan ile İstanbul arasında Sovyetler Birliği öncesi dönemlerde gerçekleşen yoğun ilişkiler, Kazan-Tatar Türkçesine birçok “Osmanlı unsuru”nun girmesini sağlamış; bu durum, iki lehçenin birbirine benzeme oranını arttırmıştır. Ayrıca, Rus Çarlığı’nın ve Sov-yetler Birliği’nin siyasî hâkimiyeti altında yaşamış Türk topluluklarının lehçelerinde bulunan Rusça unsurlar, bir miktar benzerlik sağlamakta-dır.

  4. Cold Ironing Yöntemi; Marport Limanı Uygulaması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    N. Hakan PEKŞEN

    2014-06-01

    Full Text Available Deniz taşımacılığı, bilinen en çevre dostu taşımacılık türü olmasına rağmen, büyüyen deniz trafiği neticesinde gemi emisyonlarının sebep olduğu hava kirliliği ve bunların olumsuz etkileri kayda değer bir şekilde artmaktadır. Egzoz emisyonlarından kaynaklanan sera gazları ve hava kirleticileri; küresel ısınmaya, asit yağmurlarına ve hava kalitesinin azalmasına neden olarak, insan sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkilere sahiptir. Bu konuda, MARPOL 73/78 Sözleşmesinin EK-VI: Gemilerden Kaynaklanan Hava Kirliliği’nin Önlenmesine İlişkin Kurallar isimli protokolüyle, gemilerin egzoz gazlarından çıkan başlıca azot-oksit (NOX ve kükürt-oksit (SOX gibi emisyonların küresel ve özel bölgeler ilanı ile bölgesel boyutta sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemeler getirilmiş olup Türkiye 26.02.2013 tarihinde kabul edilen 6438 sayılı Kanun ile bu protokole taraf olmuştur. “Gemilerden Kaynaklanan Emisyonların Azaltılması IPA Eşleşme Projesi” ve diğer resmi çalışmalar ile Marmara Denizinin en kısa sürede Emisyon Kontrol Alanı (ECA olarak özel bölge ilan edilmesi gündemdedir. Marmara Denizi ve Türk Boğazlarının ECA bölgesi ilan edilmesinden sonra, bu rotayı kullanacak olan gemilerin, ya içeriğindeki kükürt oranı %1 m/m den fazla olamayan fuel oil kullanması ya da alternatif teknoloji ve yöntemler kullanarak ana makine ve yardımcı makinelerinden salınan egzoz gazındaki toplam kükürt oksit miktarını 4.0 g SOX/kWh oranına düşürmesi gerekecektir. 2015 yılından sonra, bu rakamlar sırasıyla %0,1 m/m S ve 0,4 g SOX/kWh seviyesine düşecektir. Ayrıca mevcut “Bazı Akaryakıt Türlerindeki Kükürt Oranının Azaltılmasına İlişkin Yönetmelik” hükümlerine göre, Türk Karasularındaki rıhtımlarda bulunan gemilerin, kükürt miktarı kütlece %0,1’i aşan denizcilik yakıtlarını hali hazırda kullanmamaları gerekmektedir. Gemilerin

  5. Turkish Journal of Chemistry’nin Bibliyometrik Analizi / Bibliometric Analysis of Turkish Journal of Chemistry

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice Gülşen Birinci

    2008-10-01

    Full Text Available [Turkish abstract]Bu makalede 1995 yılından beri Science Citation Index (SCI ve Chemical Abstracts tarafından indekslenen Turkish Journal of Chemistry (TJC bibliyometrik açıdan ele alınarak, bu dergide 1995-2007 yılları arasında yayınlanan 861 makale incelenmiştir. Araştırmada cevap aranan sorular şunlardır: TJC’de en verimli yazarlar kimlerdir ve yazarlar arasındaki ilişki durumu nedir? TJC’de çok yazarlılık durumu nedir? TJC’ye katkıda bulunan yazarların kurumları nelerdir? TJC’de yayınlanan makaleler Bradford, Lotka, Price Yasası ve 80/20 Kuralı’na uymakta mıdır? TJC’de yazarların atıf yaptıkları kaynak türleri nelerdir? En sık atıf yapılan dergiler hangileridir? Yapılan atıflar gözönüne alıdığında Kimya alanındaki çekirdek dergiler hangileridir? TJC’de yayınlanan makalelerin aldıkları ortalama atıf sayısı nedir ve atıflarda yıllara göre bir artış söz konusu mudur? Journal Citation Reports (JCR’da ve SCI’de TJC’nin yeri nedir? Yazarlara ve kurumlara özgü tekil sonuçlar, makalede açıklanmıştır. Diğer taraftan yazarların durumu, Price ve Lotka Yasası ve 80/20 Kuralı’na uymamaktadır., Öte yandan, TJC’de yapılan atıfların Bradford Yasası’na ve 80/20 Kuralı’na uyduğu saptanmıştır. Yazarlar ağ analizi ile incelendiğinde ise, beş ve daha fazla makale ile katkıda bulunan yazarların iki ayrı etkileşimli grup oluşturduğu saptanmıştır. TJC’ye yapılan atıflar 1996 yılından beri istikrarlı bir atış göstermektedir.[English abstract] This article dealing with the bibliometric analysis of 861 articles published between the years 1995-2007 of Turkish Journal of Chemistry which has been indexed by the Social Science Citation Index and Chemical Abstract since 1995. The following research questions have been discussed: Who are the most productive author? What is the relationship between the authors? What is the trend towards

  6. AHMEDİYE FLOATING ISLAND AHMEDİYE YÜZENADASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Pınar TAŞKIRAN (M.A.H.

    2006-09-01

    ının inceleme konusu olmuştur. Söz konusu oluşum, başta coğrafya olmak üzere biyoloji, jeoloji ve çevre bilimlerinin de inceleme alanına girmektedir. Ancak yüzenada terimi Coğrafya ilmi sayesinde literatüre girmişve adaların oluşumu, tanımı ve tanıtımı üzerine ilk çalışmalar yine coğrafyacılar tarafından yapılmıştır. Bu konuda Prof. Dr. İhsan BULUT’ un önemli çalışmalarıbulunmaktadır. Yüzenadalar çok çeşitli özellikleri ile bilim dünyasının dikkatini çekmektedir. Başta zengin flora ve faunasıyla içerisinde bulunduğu ortamdan belirgin bir şekilde ayrılmaktadır. Bu adalar, göl alanı içerisinde gelişmeleri dolayısıyla,insanların hep dikkatini çeken sulak alanlar durumundadır. Doğal ve beşerî faktörlerle ekosistemde meydana gelen bozulmaların en bariz olarak gözlenebildiği kesimler yine bu sulak alanlardır. İnorganik ve organik minerallerin uygun iklim koşulları altında optimum karışımı yine sulak alanlarda gerçekleşirken, inorganik minerallerde bulunan fosfat ve serbest atmosferden sağlanan nitratla gür ve türce zengin sulak alan bitkileri yetişmektedir. Yüzenadalar hemen her iklim kuşağında görülmesine rağmen yine de dünyamızın bu oluşumlar bakımından fakir olduğu söylenebilir. Ancak bu durum, şüphesiz bu alandaki çalışmaların yetersiz olmasının bir sonucudur. Kendine özgü doğal ortamıyla çevresinden ayrılan ve göl alanında yüzer halde her yöne kolayca hareket edebilen yüzenadalar, çevrelerinin adeta bir sembolü rolünü üstlenirken, bölge insanını kendisine çeken görsel doğal bir turistik cazibe merkezi olma özelliğini de taşırlar. Ülkemizde kayıtlara geçen yüzenada bulunan il sayısı 8’dir. Ancak ülkemizin farklı kesimlerinde büyüklü küçüklü çok sayıda sulak alan bulunmaktadır. Dolayısıyla da araştırmalar arttıkça farklı kesimlerde yüzenadalarla karşılaşılacaktır. İşte bilinenlere ilave edebileceğimiz bir

  7. Bafa Gölü'nde biyotik ve abiyotik ortamda pestisit ve pcb dağılımı.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İdil Pazı

    2015-12-01

    Full Text Available Çalışma kapsamında Bafa Gölü’nden alınan sediment ve kefal balığı (Mugil cephalus, Linnaeus 1758 örneklerinde tarımsal pestisit ve endüstriyel kaynaklı PCB gibi organik kirleticilerin kalıntıları ölçülmüş ve bu bileşiklerin dağılımları, muhtemel kaynakları ve potansiyel biyolojik riskleri incelenmiştir. DDT ve türevleri açısından dünyanın farklı bölgelerindeki göllerin yüzey sedimentleri ile kıyaslandığında Bafa Gölü sedimentlerinde DDT kirlilik seviyesinin oldukça düşük olduğu bulunmuştur. Sedimentte Endrin baskın kirletici olarak belirlenmiştir. Sediment örneklerinde ölçülen DDT ve metabolitleri, Dieldrin, Lindan ve Heptaklor konsantrasyonları sediment kalite indekslerine göre değerlendirildiğinde, kirleticilerin göldeki canlı yaşamına olumsuz bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. ∑PCB konsantrasyonlarının ise göl kıyısında bulunan endüstriyel kuruluşlara yakın istasyonlarda sadece düşük değerli etki sevisini aşıp, diğer tüm istasyonlarda canlılar için risk yaratmayacağı belirlenmiştir. Mugil cephalus karaciğer dokusu için hesaplanan biyota sediment akümülasyon faktörü (BSAF 0.44-3.16 arasında değişmektedir. Bafa Gölü Mugil cephalus örneklerinde ölçülen kirletici konsantrasyonları dikkate alındığında Gıda ve Tarım Kurumu (FAO ve Dünya Sağlık Örgütüne (WHO göre Aldrin, Dieldrin, Endrin, Heptaklor ve DDT türevleri için hesaplanan Günlük Alım Miktarı değerlerinin (EDI Kabul Edilebilir Günlük Alım miktarlarının (ADI oldukça altında kaldığı belirlenmiştir. Ancak, balık örneklerindeki PCB seviyelerinin WHO tarafından belirlenen ADI değerini aştığı saptanmıştır

  8. Türkiye’de Kültürel Bellek Kurumlarındaki Dijitalleştirme Çalışmalarının Düşünce Özgürlüğü Bağlamında Değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tolga ÇAKMAK

    2012-10-01

    Full Text Available Toplumların gelişimini doğrudan etkileyen düşünce özgürlüğü, düşünce ürünlerinin serbest bir şekilde kullanılması ve bu ürünlerden çağın koşullarına uygun şekilde yararlanılmasını gerektirmektedir. Dijitalleştirme çalışmaları, düşünce ürünlerinin gelecek kuşaklara aktarılmasında yeni bilgi teknolojileriyle bütünleştirilmesini ve bu ürünlerin daha uzun süreli korunmasını sağlamaktadır. Bu nokta özellikle kütüphaneler, arşivler, müzeler gibi kültürel bellek kurumlarını ön plana çıkarmaktadır. Araştırmada, dijitalleştirme çalışmalarının düşünce özgürlüğü için bir araç olduğundan hareketle Türkiye’deki dijitalleştirme çalışmalarında bulunan ve kültürel bellek kurumu olma özelliği taşıyan 11 kurum, geliştirilen bir denetim listesi aracılığıyla değerlendirilmektedir. Yapılan değerlendirmelerde, söz konusu kurumların dijitalleştirme çalışmalarındaki amaçları, verdikleri hizmetler, konuyla ilgili algıları ve düşünce özgürlüğü bağlamındaki uygulamaları, çalışmada geliştirilen kuramsal model çerçevesinde ele alınmaktadır. Çalışma sonuçları, dijitalleştirme konusunda Türkiye’de yapılan çalışmalarda kurumların bilgi kaynaklarına yönelik “koruma” kavramını öne çıkardıklarını, dijitalleştirilen materyallere yönelik erişim kısıtlamalarının olduğunu, telif haklarına ve materyallerin tanımlanmasına yönelik farklı uygulamaların gerçekleştirildiğini ortaya koymuştur. Çalışmada, ayrıca, dijitalleştirilen materyallere yönelik hizmetlerin düşünce özgürlüğü kapsamında yeniden değerlendirilmesi gerektiği; telif hakları, eserlerin standart bir yapıda tanımlanması, verilen hizmetler ve konuyla ilgili farkındalık yaratma konularında politikaların ve yol haritalarının geliştirilmesi gerektiği önerilmiştir.

  9. Yıldızları Yakalamak: Usturlabın Denizcilikte Kullanımı ve Günümüze Ulaşan Örnekleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yasemin Nemlioğlu Koca

    2015-06-01

    Full Text Available Astronomide çeşitli problemlerin grafik olarak gösterilmesi, yıldızların yükseklik açılarının ölçülmesi, enlemlerin belirlenmesi, zamanın ölçülmesi, burçlarla ilgili bilgilerin elde edilmesi gibi alanlarda kullanılan usturlab, 18. yy.a kadar denizcilerin açık denizde yer bulmada yararlandıkları bir araçtı. Bir tür kadran askı sistemi ile gözlemde dik olarak kullanılan, taşınabilir bir araç olan usturlab ile ana konumlarda bulunan yıldızların ve güneşin ufuk üzerindeki yükseklik ve azimutları doğrudan ölçülerek konum belirlenirdi. Astronomi tarihinde en yaygın ve en tanınmış araç olan “Astrolabe” olarak adlandırılan usturlab, M.Ö. 4-2. yy.da Yunanlarca bilinmekteydi. Antikçağ’da belirli bir gelişim gösterse de, asıl çeşitliliğinin ve kullanımının 8-9. yy.da Arap-İslam kültüründe arttığı bilinmektedir (1. Haçlı Seferleri sırasında ve Endülüs döneminde Müslümanlar’dan öğrenilen usturlab, özellikle İspanyol ve Portekizli denizciler tarafından enlemleri kutup yüksekliğine göre bulmadaki pratikliği sayesinde açık deniz seyrinde kullanıldı. İslamiyet’in ortaya çıkışı ve geniş bir coğrafyaya yayılmasıyla birlikte namaz, oruç gibi ibadetlerin zamanının ve kıble yönünün belirlenmesinde usturlablar kullanıldı. Osmanlılar’da ise İslam kültürünün devamı niteliğinde gelişen astronomi, 15. yy.ın sonlarına doğru kurumsallaşarak “Müneccimbaşılık” kurumu altında faaliyetini sürdürdü. Bu kurum bünyesinde yer alan muvakkithane ve rasathanelerde usturlab yapımı ve kullanımının devam ettiği görülmektedir (2. Ayrıca usturlablar Türk denizcileri tarafından 15-16. yy.larda denizde kolaylık sağladığı için yoğun olarak kullanıldı. Bu dönemden elimize ulaşan İstanbul’da çeşitli kurumlarda korunan usturlablar bulunmaktadır

  10. Webquest (Web macerası öğrenme yönteminin Türkçe dersindeki akademik başarı ve tutuma etkisi / Effect of WebQuest learning method on academic success and attitude in Turkish lessons

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Abdullah ŞAHİN

    2012-12-01

    Full Text Available ÖZETAraştırmanın amacı, Web Macerası öğretim yönteminin 6.sınıf öğrencilerinin Türkçe dersi akademik başarı düzeylerinde ve Türkçe dersine yönelik tutumlarında bir etkiye sahip olup olmadığını incelemektir. Araştırma, 2008-2009 öğretim yılında Erzurum il merkezinde bulunan Şair Nef’i İlköğretim Okulunda öğrenim gören 20 deney grubunda, 20 kontrol grubunda olmak üzere toplam 40 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma ön test- son test kontrol gruplu deneysel desende tasarlanmıştır. Araştırmada biri deney diğeri kontrol grubu olmak üzere toplam iki grup yer almaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ve 6. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersi akademik başarı düzeylerini belirlemeyi amaçlayan “Türkçe Dersi Başarı Testi”, Acat (2000 tarafından geliştirilen öğrencilerin Türkçe dersine yönelik tutumlarını belirlemeyi amaçlayan “Türkçe Dersine İlişkin Tutum Ölçeği” ve grupların denkleştirilmesinde kullanılan ve araştırmacı tarafından oluşturulan “Kişisel Bilgi Formu” kullanılmıştır. Araştırma sonunda Web Macerası öğretim yönteminin 6. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersine ilişkin akademik başarı düzeylerini ve Türkçe dersine yönelik tutumlarını yükseltmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  11. Sınıf Öğretmenlerinin Tercih Ettikleri Öğretim Stillerinin Yordayıcısı Olarak Öğretmenlik Mesleğine İlişkin Algıları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Lütfi ÜREDİ & Işıl ÜREDİ

    2014-01-01

    Full Text Available Bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine ilişkin algılarının tercih ettikleriöğretim stillerini yordama gücü araştırılmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır.Öğretmenlerin öğretim stili tercihleri, Grasha (1996 tarafından geliştirilen Üredi (2006 tarafındanTürkçe’ye uyarlanan “Öğretim Stili Ölçeği” aracılığıyla ölçülmüştür. Öğretmenlerin öğretmenlikmesleğine ilişkin algıları ise Şişman ve Acat (2003 tarafından geliştirilen “Öğretmenlik Mesleğineİlişkin Algı Ölçeği” aracılığıyla ölçülmüştür. Ölçme araçları İstanbul ili Kadıköy, Üsküdar,Ümraniye, Kartal, Maltepe ve Sultanbeyli ilçelerinde bulunan 49 ilköğretim okulunda görev yapan681 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine ilişkin algılarınıntercih ettikleri öğretim stillerini yordama gücünü tespit etmek için verilere çoklu regresyon analiziuygulanmıştır. Araştırma sonucu öğretmenlik meslek algısının uzman öğretim stilinin % 5,4’ünü,otorite öğretim stilinin % 4,7’sini, kişisel model öğretim stilinin % 8’ini, kolaylaştırıcı öğretim stilinin% 12,7’sini, temsilci öğretim stilinin % 10’nu açıkladığını göstermiştir. Ayrıca sonuçlar, alan bilgisialgısının uzman ve otorite öğretim stillerinin; mesleki formasyon ve alan bilgisi algısının kişiselmodel, kolaylaştırıcı ve temsilci öğretim stillerinin anlamlı yordayıcısı olduğunu ortaya koymuştur.

  12. Diminishing the Undesirable Effects of the Computer Games with the Kinect Sensors

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ömür Akdemir

    2015-04-01

    Full Text Available Abstract The popularity of the computer games are increasing every day. Spending time in front of the computers with almost no physical activity causes many health related problems. Recent technologies such as Kinect sensors may have the potential to reduce the physical side effects of the computer games. Nevertheless, the physical and emotional effects of playing computer games with the Kinect on users are still not clear. The effects of playing computer games with and without Kinect were compared in the study with 21 prospective teachers studying at the Education Faculty located in Zonguldak, Turkey in 2014. The mixed method research design was used to explore the research questions. The game playing motivation scale, self-reported muscular activity figure and structured interview questions were used to collect data. Besides t-test, descriptive analyses of the qualitative and quantitative data were conducted for analysis. Findings revealed that using the games with Kinect sensors improved users’ motivation and muscular activity. Also the Kinect has changed game players’ opinions on games. Further research should investigate the correlation between the motivation and emotional effects of the Kinect use on computer game players. Keywords: Kinect, computer games, motivation scale, physical activity   Öz Her geçen gün bilgisayar oyunlarının popülaritesi artmaktadır. Bilgisayarın önünde hiçbir fiziksel hareket yapmadan oturmak birçok sağlık problemine neden olmaktadır. Son teknolojiler örneğin Kinect sensörler bilgisayar oyunlarının yan etkilerini azaltacak potansiyele sahiptir. Ne var ki, bilgisayar oyunlarını Kinect sensör ile uygulamanın fiziksel ve duygusal etkileri hala netlik kazanmamıştır. Bu araştırmada 2014 yılında Zonguldak, Türkiye’de bulunan Ereğli Eğitim Fakültesinde okumakta olan 21 öğretmen adayının Kinect sensörü kullanarak ve Kinect sensör kullanmadan bilgisayar oyunlar

  13. Kaynaştırma öğrencilerinin haklarına ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri [Opinions of primary school teachers on mainstreaming students’ rights

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Funda NAYIR

    2014-10-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin, sınıflarındaki kaynaştırma öğrencilerinin yaşamsal, gelişimsel, korunma ve katılım haklarının kullanılmasında yaşanan sorunlara ve bu sorunların çözümüne ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Ankara İli merkezindeki ilkokullarda görev yapan, sınıflarında kaynaştırma öğrencisi bulunan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 58 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan “nicel içerik çözümlemesi” kullanılmıştır.. Çalışmada öğretmenlerin görüşleri araştırmacılar tarafından geliştirilen ve yarı yapılandırılmış açık uçlu sorulardan oluşan bir anket ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda sınıflarında kaynaştırma öğrencisi olan öğretmenlerin bu öğrencilerin haklarını kullanmada sorunlar yaşandığını gözledikleri ortaya çıkmıştır. Bu sorunların çözümü için öncelikle öğretmenler, veliler ve diğer öğrenciler konu ile ilgili olarak bilgilendirilmelidir. Ayrıca özellikle sınıflarında kaynaştırma öğrencisi olan öğretmenlerin sınıf mevcutlarının azaltılması, bu sınıfların öğrencinin ihtiyacına göre düzenlenmesi ve gerekirse öğretmene yardımcı olması için bir özel eğitim öğretmenin görevlendirilmesinin sorunların çözümüne katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  14. THE LIFE OF HOCAZADE ES’AD EFENDI, A SHEIKHULISLAM, AUTHOR AND INTERPRETER, AND HIS WORKS MÜTERCİM VE MÜELLİF BİR ŞEYHÜLİSLAM: HOCAZADE ES’AD EFENDİ VE ESERLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet ÖZDEMİR

    2011-06-01

    Full Text Available Hocazade Es’ad Mehmed Efendi was the youngest of the two sons whose father, Hoca Sadettin Efendi, was also a şeyhülislam.He held an important position such as the that of Şeyhülislam between 1615 and 1622, 1623 and 1625, when many important events took place in the history of the ottoman empire. In addition to his efficient position in state administration, he was also a literate scholar, making him and his works important. Es’ad Efendi was one of the first interpreters translating Sa’di’s book ‘Gülistân’ considered as an eastern classic into Turkish. Sadi is regarded as one of the three representatives, including Firdevsî and Hâfız. He also wrote Gülistân-ı Şemâil and Kaside-i Bürde Tahmisi in which he narrated the importance of Friday. In this study, the life of Es’ad Efendi, his personality and his works were analyzed Şeyhülislam Hoca Sa’dettin Efendi’nin -babaları gibi şeyhülislamlık makamında bulunan iki oğlundan biri olan- küçük oğlu Hocazâde Es’ad Efendi, Osmanlı tarihinde önemli olaylara sahne olan bir dönemde (1615-1622 ve 1623-1625 şeyhülislamlık gibi mühim bir makamı temsil etmiştir. Devlet idaresinde etkili konumumun yanında, eli kalem tutan bir müellif / aydın olarak önemli bir sima olması onu ve eserlerini mühim kılmaktadır. Es’ad Efendi, Firdevsî ve Hâfız ile birlikte İran edebiyatının üç büyük temsilcilerinden biri kabul edilen Sa’dî’nin şark klasikleri arasına girmiş eseri Gülistân’ı, Gül-i Handân adıyla Tükçe’ye tercüme eden ilk mütercimlerden biridir. Ayrıca Gülistân-ı Şemâil adıyla kaleme aldığı manzum şemâili, Kaside-i Bürde Tahmisi ve cuma gününün önemini ve faziletlerini anlattığı Fezâil-i Cuma adlı eserleri de vardır. Bu yazıda Es’ad Efendi’nin hayatı, şahsiyeti ve eserleri hakkında tanıtıcı bilgiler verilmeye çalışılacaktır.

  15. Düzce Üniversitesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aysun TUNA

    2015-06-01

    Full Text Available Çevre sorunlarının başında yer alan hızlı nüfus artışı, yoğun yapılaşma ve hatalı kent planlamaları, kentsel ekolojik dengenin bozulmasına neden olmaktadır. Kentsel açık yeşil alan sistemleri, insan ve doğa arasındaki bozulan ilişkiyi dengelemek ve kentsel yaşam koşullarını iyileştirmek gibi önemli işlevlere sahiptir. Kentlerin yaşanabilirliği, ekolojik çevre koruması, kent estetiği, eğitim ve rekreasyon gibi kent üzerinde önemli katkıları bulunan parklar, açık yeşil alan sisteminin bileşenleridir. Kentsel doku içinde birçok fonksiyona sahip olan parklar, kentsel dinlenme ve eğlenmeye olanak sağlayan rekreasyon alanlarıdır. Kentin tümüne hizmet veren ve bireylerin dinlenme, eğlenme ve sosyal etkinliklere katılma ihtiyacını karşılayan en kapsamlı rekreasyon birimleri ‘Kent Parkları’ olarak tanımlanmaktadır. Kent parkları sadece insan yaşam kalitesi üzerinde değil, yaban hayatının korunması ve geliştirilmesini sağlayan önemli habitatlardır. Bu çalışmada kent ekolojisi servislerinden biri olan kent parkları, hava filtreleme, gürültü perdeleme, mikro iklim düzenleme, rekreasyon ve kültürel kalite, sosyal ve psikolojik etkileri Türkiye’nin Eskişehir kentinde yer alan kent parkları örnekleri üzerinden değerlendirilmiştir. Kentin yaşayan dokusu olan, çeşitli fonksiyonlara sahip kent parklarının özellikleri irdelenerek, kent ekolojisi içinde yeri ve önemi vurgulanmıştır. Sonuç olarak kentsel yaşam kalitesinin arttırılması ve daha yaşanabilir kentler oluşturmak için sürdürülebilirlik ilkesinin ekolojik temel ile ele alınması ile ilgili öneriler geliştirilmiştir

  16. Android Kötücül Yazılım Tespit Sistemleri İncelemesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ömer KİRAZ

    2017-10-01

    Full Text Available Akıllı telefonların hayatımıza girmesiyle birlikte akıllı telefonları kullanan kullanıcı sayısı her geçen gün artarak devam etmektedir. Akıllı telefonların fazla talep görmesindeki neden, insanların bir cihazla istedikleri işleri tek dokunuşla kolaylıkla yapabilmesidir. International Data Corporation (IDC firmasının 2016 2. çeyrek raporuna göre; akıllı telefon pazarında Android %87.6 gibi çok yüksek bir paya sahiptir [1]. Android'in akıllı telefon kullanan kullanıcılar arasında popüler olması ile birlikte açık kaynaklı bir yapıya sahip olması ve markete uygulama yüklenirken detaylı olarak kötücül yazılım incelenmesi yapılmadığından dolayı Android platformu kötü niyetli kişilerin bir numaralı hedefi haline gelmiştir. Android market ve diğer alternatif Android marketlerde kötü niyetli uygulamaların sayısı her geçen gün artmaktadır. G Data'nın 2015 1. Çeyrek raporuna göre; kötücül yazılımların %50.3 finansal amaçlıdır [2]. Finansal amaçlı olmasındaki neden Avrupa kıtasındaki kullanıcıların %41'nin banka işlemlerini akıllı telefonlarını kullanarak yapmasıdır [2]. Bu yüzden Android marketlerde bulunan uygulamaların kötücül olup olmadığını tespit etmek için etkin kötücül yazılım tespiti yapan sistemlere ihtiyaç vardır. Bu çerçevede bu çalışmada kötücül yazılım tespit sistemleri anlatılmıştır.

  17. İşveren Markası Oluşturma: Katılım Bankası Örneği(Creating Employer Brand: Participation Bank Example

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elif Narcıkara

    2016-03-01

    Full Text Available Günümüz firmaları, ürün ve hizmetlerinin pazarlanmasında dış müşterinin yanısıra iç müşterinin de öneminin farkına varmışlardır.  Bu bağlamda, Simon Borrow tarafından geliştirilen İşveren Markası kavramı 1990’ların önemli gelişmelerinden biri olmuş ve birçok firma tarafından dikkate alınan bir kavram haline gelmiştir (Tüzüner vd., 2009. Yetenekli iş gören bulma konusundaki zorluklar, hizmet sektöründe İşveren Markası uygulamalarını öne çıkarmıştır (Berthon vd. 2005; Knox ve Freeman, 2006. Kariyer portallarında en çok başvurunun hizmet sektörü içerisinde bankacılık sektörüne yapılması da araştırmacıları bankacılık sektörüne yöneltmiştir. Bu çalışmanın ana örneklemini katılım bankacılığı alanında hizmet veren Albaraka Türk Katılım Bankası’ na daha güncel ve sağlıklı verilere ulaşılacağı varsayımıyla sadece son 3 ayda başvuruda bulunun adaylar oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı Albaraka Türk’e iş başvurusunda bulunan adayların tercihlerinde etkili olan İşveren Marka çekiciliği faktörlerini ölçmek ve tercihlerinde tecrübe ve eğitim durumlarının etkisinin olup olmadığını görmektir. Bu amaçla geçerliliği ve güvenilirliği tespit edilmiş olan Berthon’un İşveren Çekiciliği Ölçeği (Employer Attractiveness Scale kullanılmıştır. Araştırma ile ilgili anket, pazarlama pozisyonlarına son 3 ayda başvuru yapan, farklı tecrübe seviyelerindeki 500 kişilik bir aday grubuna uygulanmıştır. Adayların seçiminde kolayda örnekleme metodu kullanılıp, Berthon’un 25 soruluk ölçeğinden oluşan anket 7’li Likert cevap ölçeği kullanılarak e-mail aracılığıyla adaylara gönderilmiştir. Elde edilen sonuçlar da SPSS programı ile analiz edilmiştir.

  18. Burun Kemiği Kırıklarının Türk Ceza Kanunu Çerçevesinde Değerlendirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hüseyin Kafadar

    2014-06-01

    Full Text Available Amaç: Türk Ceza Kanunu’nun (TCK 87. Maddenin 3. fıkrasında burun kemiği kırıklarının (lineer, deplase ve küçük kopma kırığı hayat fonksiyonlarına etkisi ayrı bir kavram olarak yer almaktadır. Bu çalışmada burun kemiği kırığı bulunan olgulara düzenlenen adli raporlar ve karşılaşılan adli tıbbi sorunlar incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: 1 Ocak-31 Aralık 2012 tarihleri arasında Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nce düzenlenen 2896 adli rapordan, burun kemiği kırığı saptanan 89 olgu değerlendirme kapsamına alındı. Veriler uygun bilgisayar destekli paket programı kullanılarak değerlendirildi. Olgular yaş, cins, oluş nedeni, burun kemiğinin tipi ve kırığın hayat fonksiyınlarına etkisi yönünden incelendi BULGULAR: Çalışma grubuna aldığımız 89 olgunun 12’si (%13,48 kadın ve 77’si (%86,51 erkek olup yaş ortalaması 34 ±7 olarak bulunmuştur. Burun kemiği kırığına neden olan olaylar incelendiğinde; öncelikli olarak darp 65(%73.03, ikinci sırada 12 (%13.48 olgu ile trafik kazası, 9(%10.11’u düşme ve 3 (%3.37’nün delici kesici alet yaralanması olduğu belirlendi. Burun kemiği kırıklarını tipi incelendiğinde; lineer kırık 38 (%42.69, deplase kırık 33 (%37,07, parçalı kırık 14 (%15,73 ve 3 (%3,37 olguda küçük kopma kırığı tespit edildi. Sonuç: Adli nitelik taşıyan burun yaralanmalarında, ağırlık derecesinin ve kırık tipinin belirlenmesi amacıyla nazal grafinin ve bilgisayarlı tomografinin incelenmesi uygun olacaktır. Adli raporda kırığın tipinin açıkça belirtilmesi mükerrer yazışmaların ve adli süreçte gereksiz uzmaların önüne geçeceği görüşündeyiz. Anahtar Sözcükler: Adli tıp, nazal kırık, travma

  19. Yane Sandanski as a political leader in Macedonia in the era of the Young Turks

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Hacısalihoğlu

    2012-05-01

    elişkili bir imaja sahiptir. Önce ihtilalci, sonra politikacı ve daha sonra da işadamı olan Sandanski 1915 yılında Bulgar milliyetçileri tarafından öldürüldü. Sandanski’nin rolü ve siyasi amaçları hakkında kesin bir değerlendirme yapmak günümüzde oldukça zordur. Makedonya’daki Bulgar milliyetçi hedeflerinin düşmanı mıydı ? Kesinlikle evet ! Fakat onun İttihad ve Terakki Cemiyeti ile ittifakı, etkisi altında bulunan bölgeyi hükümetin her türlü baskısından korudu. Şüphesiz Makedonya’nın özerkliğini savunuyordu, fakat bu Sandanski’nin Makedonya’daki Slav Hıristiyanları ayrı bir ulus, yani bir “Makedonya ulusu” olarak gördüğü anlamına gelmez.

  20. Women Factor in Urban Economy of Eyup in Tulip Era (LALE DEVRİ EYÜP KENT EKONOMİSİNDE KADIN FAKTÖRÜ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yasemin Keskin

    2016-07-01

    Full Text Available Osmanlı toplumunda kadınların ekonomik alanda aktif olmadıkları kanaati yaygındır. Hâlbuki son zamanlarda yapılan bazı araştırmalar ve kaynaklardaki veriler bunun doğru olmadığını göstermiştir. Kadınların da İslam hukukunun bir gereği olarak babalarından ve kocalarından bağımsız bir şekilde mal, mülk ve servet sahibi oldukları görülmüştür. Onların servetleri menkul (ev eşyası, giyim-kuşam, ziynet, takı eşyaları, ziraat aletleri vs. ve gayrimenkul mallar (ev, arsa, tarla, bağ, bahçe, değirmen, dükkân, çiftlik, nakit para, köle ve cariyelerden oluşmaktadır. Bu servetlerini iki yoldan elde etmişlerdir. Ticaret ve emekleriyle elde ettikleri kazançlar, kira gelirleri ve vakıf görevleri sebebiyle aldıkları ücretler onların doğrudan gelirlerini oluştururken, miras, çeyiz, mihr (mihr-i muaccel, mihr-i müeccel, nafaka (evlilik, iddet, hidane ve çocuk hibe ve tazminatlar (öldürme veya yaralama ise onların dolaylı gelirlerini oluşturmuştur. Erkekler kadar yoğun bir çalışma hayatında olmasalar da ev ve ziraat işleri ile aile ekonomisine katkıda bulunan kadınlar, daha ziyade satarak veya tüketerek kent ekonomisinin pasif aktörü olmuşlardır. Abstract: It is a common idea that women did not take an active role in Ottoman society. However, collected data from sources and recent research show that this is not accurate. As a requirement of the Islamic Law, women are found to have property, domain and fortune separately from their husband and father. Their fortune consists of personal (furniture, tureng, jewellery, jewellery items, agricultural tools etc and immovable properties (house, buildingland, field, vineyard, garden, mill, shop, farm, cash, slave and odalisque. They generate this income in two ways. Whereas rental income, commercial and charitable foundation earning constitute women’s direct income; inheritance, dowery, bridewealth (mihr-i muaccel, mihr-i m

  1. OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN SINIF YÖNETİMİ BECERİLERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatma YAŞAR EKİCİ

    2017-11-01

    Full Text Available Bu araştırmanın temel amacı okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerilerinin incelenmesidir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evrenini Türkiye’de okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise 2016-2017 eğitim öğretim yılının güz döneminde İstanbul, Yalova, Trabzon, Afyon, Bursa, Kayseri, Tekirdağ, Sakarya, İzmit, İzmir, Antalya, Adana, Ordu, Batman ve Mardin illerindeki devlet ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan 300 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanmış olan Kişisel Bilgi Formu ve Denizel Güven ve Cevher tarafından geliştirilmiş olan Sınıf Yönetimi Beceri Düzeyi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS.20 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şöyledir: Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri yaş, çalışılan kurum türü, medeni durum, gelir düzeyi, görevdeki kadro durumu, eğitim düzeyi, sınıfta bulunan öğrenci sayısı ve sınıf yönetimiyle ilgili eğitim alma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır. Bundan farklı olarak okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri düzeyleri mesleki kıdeme göre farklılaşmaktadır. Buna göre mesleki kıdemi 10 yıl ve üzeri olan okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri, mesleki kıdemi 0-11 ay arasında olan okul öncesi öğretmenlerinden daha yüksektir.

  2. Zihin engelli birey için hazırlanan akran aracılı sosyal beceri öğretim programının etkiliğini incelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Elif Sazak Pınar

    2003-07-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, akran aracılı sosyal beceri öğretim programının, zihin engelli öğrencinin “kendini tanıtma”, “yardım ya da bilgi isteme” ve “paylaşma” becerilerini kazanmasında etkili olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmaya, Bolu ilinde bulunan bir ilköğretim okulunun 1. sınıfına devam eden normal gelişim gösteren iki öğrenci ile aynı okulun özel eğitim sınıfına devam eden bir öğrenci katılmıştır. Araştırmada, tek denekli araştırma yöntemlerinden Becerilerarası Çoklu Yoklama Modeli kullanılmıştır. Hedef sosyal beceriler olan; kendini tanıtma, yardım ya da bilgi isteme ve paylaşma becerilerinin akran aracılığıyla zihin engelli öğrenciye kazandırılması için, akran aracılı öğretim yöntemine dayalı öğretim planları geliştirilmiştir. Geliştirilen öğretim planları, haftada 30 dakikalık oturumlar şeklinde uygulanmıştır. Öğretim oturumları sonunda, izleme oturumları yapılmıştır. Araştırmanın sonunda, akran aracılı sosyal beceri öğretiminin, öğrenciye öğretilmesi hedeflenen kendini tanıtma, yardım ya da bilgi isteme ve paylaşma becerilerinin kazandırılmasında etkili olduğu görülmüştür. The purpose of this study was to present the effectiveness of Peer Tutoring Socaial Skills Intervention Program in acquisition of “self-introduction”, “asking for information or help”, and “sharing skills” sby student with mental retardation. Two normally developing first graders, attending to a regular classroom, an done student, attending to a self-contained special education classroom of the same primary school in Bolu, participated in this study. Multiple probe model with probe condition across behavior, which is one of the single subject research designs, was used for this research. The intervention programs were developed to make the student with mental retardation acquire self-introduction, asking for information

  3. TÜKETİCİLERİN FUTBOL İLE İLGİLENİM SEVİYELERİNE GÖRE KÜMELENMESİ VE KÜMELER ARASINDAKİ FARKLILIKLAR

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Çağrı DUMAN

    2015-03-01

    Full Text Available Günümüzde rekabetin çok yoğun olduğu sektörlerin başında futbol sektörü gelmektedir. Başta oyuncu bonservis ve ücret giderleri olmak üzere çok yüklü operasyonel giderleri bulunan futbol kulüplerinin, yoğun rekabete ayak uydurmak adına lisanslı ürün satışı gelirlerini artırmaları gerekmektedir. Futbol kulüplerinin taraftarlarının futbol maçlarına ilgi seviyelerine göre hangi kümelere (segmentlere ayrıl- dıklarını bilmelerinin pazarlama stratejilerini oluştururken fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışma futbol maçlarına ilgi seviyesi farklı düzeylerde olan tüketicilerin demografik özellikleri, satınalma niyeti, taraftarı oldukları takımı algıladıkları marka kişiliği, taraftarı oldukları takıma ait lisanslı ürün satınalma sıklıkları ve futbol ile ilgili faaliyetlere katılımlarına göre farklılık gösterip göstermediklerini araştırmaktadır. Çalışmada, tüketicileri futbol ile ilgilerine göre gruplandırabilmek amacıyla hiyerarşik olmayan kümeleme analizi kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla, faktör, ki-kare ve anova analizleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda katılımcıların futbol ile ilgilerine göre iki küme oluşturdukları ve iki kümenin bazı lisanslı ürünlerin satınalma sıklığı, satınalma niyeti, taraftarı oldukları takımın marka kişiliğini algılamaları ve futbol ile ilgili faaliyetlere katılımda farklılaştıkları tespit edilmiştir.

  4. Üstün Yetenekli Çocukları Belirlemede Öğretmen Öncelikleri: İkili Karşılaştırma Yöntemiyle Bir Ölçekleme Çalışması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Eren Halil Özberk

    2016-08-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı üstün yetenekli çocukları belirlemede öğretmen önceliklerinin tespit edilmesidir. Bu doğrultuda alanyazına ve uzman görüşüne dayalı olarak üstün yetenekli bireylere ait özellikler belirlenmiş, ardından bu öğrencileri seçmede en önemli referans kaynağı olan öğretmenlere bu kriterler sunularak onların görüşlerine göre ölçekleme yöntemi ile önem dereceleri tespit edilmiş ve bu önem derecelerinin öğretmenlerin demografik özelliklerine göre nasıl değişkenlik gösterdiği incelenmiştir. Bu amaçla ölçekleme çalışmasında üstün yetenekli öğrencilerin özellikleri yedi ifade altında toplanmıştır. Araştırmada Ankara ili merkez ilçelerinde bulunan 785 öğretmenden bu 7 özelliği ikili karşılaştırma yaparak sıralamaları istenmiştir. Yapılan ölçekleme işlemi sonunda öğretmenlerin üstün yetenekli çocukları belirlemede ilk önce tercih ettiği özellik, çevreye ve sosyal olaylara karşı duyarlı olması, son tercih ettiği özellik ise arkadaş çevresinde liderlik özelliğine sahip olması olmuştur. Öğretmenlerin demografik özelliklerine göre önem sıralamasında ise üstün yetenekli çocukları belirlemede ilk tercih edilen özellik, çevreye ve sosyal olaylara karşı duyarlı olması olmuştur. The aim of the research is to determine teacher priorities on identifying gifted children. The study is based on the principle of comparison of seven different specifications which were determined by literature and professionals majored in gifted education according to the judgments of the primary and secondary school teachers using pairwise comparison method according to various demographic variable. In that particular scaling study, specifications of gifted children have been summarized in seven statements. These seven statements have been asked 785 teachers in Ankara province to compare by using pairwise comparison. As a result of scaling study

  5. The Study of Turkish Illustrated Story Books Published Between 1974-1993, from the Viewpoint of Physical Aspects 1974-1993 Yılları Arasında Türkçe Basılmış Olan Resimli Öykü Kitaplarının Resimlendirilme ve Fiziksel Özellikleri Yönünden İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Havise Çakmak Güleç

    1997-03-01

    Full Text Available This research was planned and carried out to study the illustration, physical quality(size, binding; cover paper, font size and relationship between text and illustration of Turkish children's picture story book published 1974-1993 to ascertion whether there were any deficiencies. The samples used in the research were chosen from among 411 books (translated and adapted published between the years 1974-1993 and taken at random from various kindergartens, children's libraries, private collections and bookshops. The books chosen were studied and recorded on a specially prepared "Book Form" which includes name of book, name of the author and the illustrator, publishing place and publishing year, binding, quality of cover, size, quality of paper, illustration and colouring, relationship between text and illustration and style of illustration. Then, tables were prepared to study the distributions and position of the illustration and physical features of the books. Tables were analyzed by using the Khi-Square (X2 statistical test. The findings showed that there was generally an inadequacy in the binding quality of cover, paper and colouring. But the size, illustration, position of illustration, relationship between text and illustration were found edaquate. Bu araştırma, 1974-1993 yılları arasında Türkçe basılmış resimli öykü kitaplarını resimlendirme, fiziksel özellikleri (büyüklük, ciltleme, kapak, kağıt, punto, metin ve resim ilişkisi yönünden incelemek ve bu konularda olduğu düşünülen yetersizlikleri ortaya koymak amacıyla planlanmış ve uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemini 1974-1993 yılları arasında Türkçe basılmış olan ve rastgele tekniğiyle seçilmiş kitapçılarda, çocuk kütüphanelerinde, anaokullarında ve özel koleksiyonlarda bulunan 411 (çeviri ve adapte dahil resimli öykü kitabı oluşturmuştur. Örneklemi oluşturan kitaplar, araştırmacı tarafından hazırlanan ve içinde her

  6. VERB PROCESSING IN BURSA LOCAL DIALECTS BURSA YERLİ AĞIZLARINDA FİİL İŞLETİMİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şükrü BAŞTÜRK

    2010-01-01

    Full Text Available The affixes used during the verb processing in the Turkey Turkish dialects show important phonetic variations. These affixes, which are commonly used in all the Turkey Turkish dialects, differ from one region to another, even from one village to another in the same region, in having varying phonetic characteristics. Of these affixes, those which undergo change most frequently and function as a key to the determination of the ethnic structure of the region in question are the future tense and present continuous tense suffixes. In Bursa local dialects, the final phoneme /r/ of the present continuous tense suffix –(Iyor predominantly was omitted and the neighboring vowel was lengthened. However, we observe that the initial vowel of the future tense suffix –AcAk was omitted and the back vowel /a/ was changed to the front vowel /e/ in the second syllable. We come across some different uses in the person suffixes following these suffixes. In this article, it is aimed to put forth various uses of the affixes in question and other verb processing affixes used in the local dialects of Bursa. Türkiye Türkçesi ağızlarında fiil işletimi sırasında kullanılan ekler, önemli fonetik değişiklikler göstermektedir. Bütün Türkiye Türkçesi ağızlarında ortak olarak kullanılan bu ekler, bölgeden bölgeye hatta aynı bölgede bulunan yakın köyler arasında farklı ses özellikleriyle kullanılmaktadır. Bu ekler arasında en çok değişikliğe uğrayan ve bölgenin etnik yapısını belirlemede anahtar konumunda olan ekler, gelecek zaman ve şimdiki zaman ekidir.Bursa yerli ağızlarında –(Iyor şimdiki zaman ekinin ağırlıklı olarak sonundaki r sesi düşürülmüş ve yanındaki ünlü uzatılmış biçimde kullanılmaktadır. Gelecek zaman eki –AcAk ise başındaki ünlü düşürülüp ikinci hecedeki ünlüsü inceltilmiş biçimde karşımıza çıkar. Bu eklerin kullandığı kişi eklerinde de bazı değişik kullan

  7. HUMAN FIGURES IN THE ANATOLIAN SELJUQ ART: A COMPARISON TO THE CAVE DRAWINGS OF UYGURS AND THE MURALS OF GHAZNAVIDS FROM THE ASPECTS OF THEME AND MORPHOLOGY ANADOLU SELÇUKLU SANATINDAKİ İNSAN FIGÜRLERİNİN UYGURLARIN MAĞARA RESİMLERİ VE GAZNELİLERİN DUVAR RESİMLERİYLE KONU VE BİÇİM YÖNÜNDEN KARŞILAŞTIRILMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tolga ERKAN

    2010-07-01

    Full Text Available Türk toplulukları ve devletlerinde insan figürü kullanımı sıkça görülmektedir. Farklı coğrafyalarda, farklı zaman dilimlerinde ve farklı dinleri benimsemiş olan Türklerde kullanılan insan figürleri konu ve biçim bakımından benzerlik göstermektedir. Bu çalışmada, Anadolu Selçukluların sanat eserlerinde bulunan insan figürlerinin kendilerinden önce var olmuş Türk toplulukları ve devletlerinin yaptığı sanat eserlerindeki insan figürleriyle olan ilişkiyi incelemektedir. Anadolu Selçuklu sanat eserlerinde görülen insan figürleriyle, önceki dönemlerde Orta Asya’da yaşamış olan Türklerin, Uygurların ve Gaznelilerin yaptığı insan figürlerinin bulunduğu sanat eserlerinde kompozisyonda kullanılan elemanlar, duruşlar, giysiler ve yüzler gibi konu ve biçimsel yönleriyle benzerlik görülmektedir. Türk sanatında, Uygurlar ve Gazneliler gibi eski Türk medeniyetlerinin kullandığı geleneksel insan figürü anlayışı Anadolu’da Anadolu Selçuklular yönetimi döneminde getirilmiş ve gelişmiştir. Figurative depiction is widely circulated among Turkish communities and states. There is an alikeness of the aspects of theme and morphology in the figurative art among Turkish communities and states even though they adopted different religions and existed in different regions and periods. Turkish figural art tradition was transferred to Minor Asia by the Anatolian Seljuqs. Correspondingly, this study points up the human figures and their use in the art of the Anatolian Seljuqs as a link to documenting figurative depiction elements within previous Turkish communities and states. Hence the figurative depiction that appears in the Anatolian Seljuqs art parallel to the Uygurs and the Ghaznavids wall paintings in terms of theme, setting and scene, and clothes and the faces of the figures. These characteristics of the Anatolian Seljuqs figurative depictions bear similarity to the theme and the

  8. Esnek ve Rijit Yol Üst Yapılarında Gürültü Seviyelerinin Eş Zamanlı Ölçümü ve Analizi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hakan Yıldırım

    2014-06-01

    Full Text Available Beton yollar dünyada yaygın olarak kullanılmasına karşın ülkemizde gelişim gösterememiş, bu nedenle de genel olarak bitümlü sıcak karışım asfalt yollar tercih edilmiştir.Bu çalışmada, Türkiye'de yaygın olarak kullanılan bitümlü sıcak karışım asfalt yollar ve henüz yaygınlaşmamış olan beton yollar arasında gürültü seviyeleri yönünden bir karşılaştırma yapılmıştır. Bunun için Afyonkarahisar-Emirdağ arasında inşa edilmiş 2 km'lik beton yol ile bu yolun devamı olan bitümlü sıcak karışım asfalt yol arasındaki geçiş noktası çalışma koridoru olarak kullanılmıştır.Bu koridordaki beton yol ve bitümlü sıcak karışım asfalt yolun kenarlarına, ses girişimlerini en aza indirecek şekilde, ayrı ayrı gürültü ölçüm cihazı ve kamera düzenekleri yerleştirilmiş, yol yapım malzemesine bağlı olarak değişen gürültü seviyeleri eş zamanlı olarak kaydedilmiş, bulunan değerler analiz edilerek kaplama türleri ile gürültü seviyeleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bu aşamada, kurulan düzenekler arasındaki mesafe trafik yoğunluğunun ve akış hızının değişimini engellemek için mümkün olduğunca kısa tutulmuştur.Yapılan ölçüm ve analizler sonunda beton yolların bitümlü sıcak karışım asfalt yollara göre ortalama gürültü seviyesinin aynı taşıt kompozisyonu ve trafik hacmi için yaklaşık 4 dB(A daha düşük olduğu ortaya konmuş ve ülkemizde de beton yolların gelişim göstermesi gerektiği vurgulanmıştır.

  9. Bilgi Erişim Platformu Olarak Bulut Bilişim: Riskler ve Hukuksal Koşullar Üzerine Bir İnceleme= Cloud Computing as an Information Access Platform: A Study on Threats and Legal Requirements

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özgür Külcü

    2013-06-01

    Full Text Available Bulut bilişim, bilgiye her yerden ve her an erişebilme kolaylığı ile internet üzerinden sunulan çok yönlü ve hızlı gelişen servis araçlarından biridir. Ancak bu yeni teknoloji servisi birçok faydasının yanı sıra; göz ardı edilmesi halinde büyük kayıplara neden olabilecek riskleri de içermektedir. Çalışma genelinde, küresel çapta yoğun olarak tartışılmakta olan “Bulut üzerinde bulunan bilgilerin sahibi kim? Kişisel verilerin korunmasından kim sorumlu? Kayıp ve zararların telafi edilmesi mümkün mü?” gibi birçok sorunun yanıtı literatür ve mevcut uygulamalar içinde aranarak; bulut bilişimde verilerin güvenliği ve gizliliği konusunda toplumda bilinçlenmenin artırılması hedeflenmiştir. Bu çalışmada, bulut bilişimin faydalı ve olumsuz yönleri ile birlikte; mevcut ABD hukuk mevzuatı, AB direktifleri ve AB sözleşmeleri kapsamlı olarak incelenerek, tüm hukuksal risk ve problemlere dikkat çekilmiştir. Çalışma sonunda, mevcut bulut hizmet sözleşmeleri ve yasal düzenlemeler çerçevesinde; Türkiye’de bulut bilişim kullanıcılarının veri güvenliğini ve gizliliğini yeterli seviyede koruyan bir hukuksal düzenlemenin bulunmadığı ortaya konulmuştur. Ayrıca; veri öznelerinin bulut bilişime olan güveninin sağlanabilmesi ve kişisel verilerin korunabilmesi amacıyla temel olarak kabul edilebilecek güvenli bulut bilişim modeli önerisinde bulunulmuştur./ Cloud computing is one of the services that are delivered over internet for transmission and access to user data at anytime from anywhere. In spite of numerous advantages provided with cloud computing, it is important to recognize the potential threats, including loss of user data, when disregarded. In scope of the study, it is aimed to raise public awareness on cloud computing by investigating security and privacy issues related to user data stored on remote servers based on the questions like “Who is the owner

  10. Deri Endüstrisi Atıksularından Kromun Çeşitli Alglerle Biyosorpsiyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    T. NAKİBOĞLU

    2009-04-01

    Full Text Available Bu makalede yapılan kinetik testlerin amacı, deri endüstrisi atıksularından Cr(VI metalinin Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile biyosorpsiyonu için optimum reaksiyon süresinin ve optimum karıştırma hızının belirlenmesidir. Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile orijinal atıksu ve sentetik atıksuda yapılan Cr(VI biyosorpsiyon çalışmaları sonucunda optimum karıştırma süreleri sırasıyla 24 saat ve 6 saat olarak belirlenmiştir. Optimum karıştırma hızı her iki alg biyokütlesi için orijinal atıksu ve sentetik atıksuda 150 devir/dakika olarak belirlenmiştir. Makalede yapılan izoterm testlerinin amacı, deri endüstrisi atıksularından Cr(VI metalinin Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile biyosorpsiyonu için optimum pH, optimum sıcaklık ve optimum alg dozajını belirlemektir. Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile orijinal atıksu ve sentetik atıksuda yapılan biyosorpsiyon çalışmaları sonucunda optimum pH'lar sırasıyla 2 ve 1 olarak belirlenmiştir. Her iki alg türü için orijinal atıksu ve sentetik atıksuda optimum biyosorpsiyon sıcaklığı 250C olarak bulunmuştur. Optimum şartlarda orijinal atıksu ve sentetik atıksuda en yüksek Cr(VI giderimi yapan alg dozajları, her iki alg türü için 0.5 g/L olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, deri endüstrisi atıksularında bulunan Cr(VI ağır metal iyonlarının, Scenedesmus obliquus ve Chlorella sp. ile maksimum biyosorpsiyon kapasiteleri araştırılmış ve maksimum biyosorpsiyon kapasiteyi sağlayacak reaktör işletme koşulları (optimum karıştırma süresi, optimum karıştırma hızı, optimum pH, optimum sıcaklık, optimum alg dozajı belirlenmiştir.

  11. YÖNETİCİNİN ALGILANAN LİDERLİK TARZI İLE YÖNETİCİYE DUYULAN GÜVEN ARASINDAKİ İLİŞKİDE LİDER ÜYE ETKİLEŞİMİNİN ROLÜ - THE ROLE OF THE LEADER– MEMBER INTERACTION IN THE RELATIONSHIP BETWEEN THE PERCEIVED LEADERSHIP STYLE AND THE TRUST IN MANAGER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sema YOLAÇ

    2012-11-01

    Full Text Available Özet:Çalışanlar, algıladıkları liderlik tarzına göreyöneticilerine güven duymaktadır. Güven kavramı da hemizleyicilerin, hem de örgütün verimliliğini etkilemektedir.Liderler her bir çalışanıyla aynı düzeyde ilişki geliştirmezler.Lider ve izleyicileri arasındaki farklı ilişki düzeyi, lider-üyeetkileşim teorisiyle açıklanmaktadır. Bu çalışmada, lider-üyeetkileşim ilişkisi içinde, liderlik tarzı ve yöneticiye duyulangüven arasındaki ilişki ele alınmaktadır. Bu amaçla anketçalışması yapılmıştır. Anket, aynı örgütte bulunan çalışanlarauygulanmıştır. Çalışmada dönüşümcü liderlik tarzınınyöneticiye duyulan güveni açıklamada önemli etkisinin olduğubulunmuştur. Şartlı değişken olarak modelde yer alan liderüyeetkileşimi analize dahil edildiğinde, lider-üye etkileşimiortalamanın üzerinde olan grup için dönüşümcü liderliğinyöneticiye güven üzerinde daha yüksek katkısı olduğusonucuna ulaşılmıştır.Abstract:Employees trust in managers in respect of theleading style they perceive. The concept of trust affects bothfollowers and organization’s effectiveness. Leaders can not beexpected to form the same level of relationship with everyother employee working at organization. In this study, withincontext of leader–member interaction, the relationshipbetween leadership style and trust in manager is discussed.The surveys were applied to employees working at sameorganization. The results of study reveal that, transformationalleadership style has an important effect on trust in manager.The results of the statistical analysis in which the leadermemberinteraction is added in the model as the conditionalvariable show that for that group whose leader-memberinteraction is above mean value, transformational leadershiphas a greater effect on trust in manager.

  12. HÜMİK ASİT VE HÜMİK ASİT KAYNAKLARININ ÖNEMİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Faruk AY

    2014-10-01

    Full Text Available İnsanoğlu tarımsal alanda verimi arttırmak ve kaliteli ürün elde etmek için çok eski çağlardan günümüze değin bir çaba içerisindedir. Bu amaca yönelik olarak kimyasal gübre kullanımı uzun zamandan beri başvurulan yöntemlerden biridir. Kimyasal gübreleme ile bitkiler bazı inorganik besin maddelerini bu yolla temin edebilmekte fakat toprağa karıştırılan kimyasal gübreler bitki tarafından yeterince kullanılamamakta, bitki tarafından kullanılmayan kısım yağmur, kar ve sulama suyu vasıtasıyla topraktan uzaklaşıp yer altı kaynak sularına, denizlere, göllere karışarak önemli ekolojik sorunlara neden olmaktadır. Bu nedenle tarımda organik madde kullanımı giderek önem kazanmaktadır. En önemli toprak organik maddelerinden olan hümik asit ve fulvik asidin bitki gelişimi üzerindeki yararlı etkileri yapılan pek çok araştırmayla belirlenmiştir. Bu hümik maddelerin toprağın fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerini, dolayısıyla da bitki gelişimini etkilediği bilinmektedir.Ülkemizin birçok bölgesinde linyit ve turba rezervleri bulunmaktadır. Türkiye’de yaklaşık 8,4 milyar ton linyit rezervi saptanmıştır. Bu tür kömürler genellikle ısınma ve Hidroelektrik Santrallerinde kullanılmaktadır. Ancak bu yöntemlerde kullanılan linyitlerden fazla miktarda verim sağlanamamaktadır. Topraklarımızın kimyasal gübreler sonucu oluşan deformasyonunu ve verimini artırmak için, ülkemizin birçok alanında bulunan özellikle düşük kalorili linyit yataklarının ekonomik açıdan değerlendirilmesi ve ülkemizin topraklarının zenginleştirilmesi için gerekli olan organik gübre (Hümik Asit üretiminde kullanılması daha yararlı olacağı görüşü gittikçe dikkat çekici olmaktadır.Anahtar Kelimeler: Linyit, hümik asit, fülvik asit, organik gübre.

  13. Teknokent’lerde Geliştirilen Yazılım Projelerinin Risk Analizi ve Başarı Düzeyleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    M.Hanefi CALP

    2014-08-01

    Full Text Available Günlük hayatın hemen her alanında ihtiyaç duyulan yazılım projeleri her geçen gün daha fazla büyümekte ve daha çok önem arz etmektedir. Bununla birlikte, büyüyen bu yazılımlar beraberinde daha karmaşık bir yapıyı doğurmaktadır. Bu bağlamda, sözkonusu yazılım projelerinin analiz ve kontrol süreci, ayrıca başarı düzeyleri merak edilmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada, geliştirilen anket formlarında bulunan kontrol listeleri aracılığıyla, Teknokent’lerde geliştirilen yazılım projelerinde karşılaşılan risk faktörlerini belirlemek, analiz etmek ve bu projelerin başarı düzeylerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaçla, gerekli olan veriler toplanmış, yazılım risk faktörleri belirlenmiş ve sözkonusu faktörler analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizi için betimsel analiz yönteminden yararlanılmış olup, Microsoft Excel 2010 ve IBM SPSS Statistics 21.0 programları kullanılmıştır. Ayrıca, çalışmada analiz sonuçlarına ve geliştirilen yazılımların başarı düzeylerine ayrıntılı bir şekilde yer verilmiştir. Elde edilen sonuçlar içerisinde özellikle; proje süresi, bütçesi, personel sayısı ve hedeflerdeki sapmalara rağmen Teknokent’lerde geliştirilen yazılım projelerinin yaklaşık %95’inin başarıyla sonuçlandırılmış ve müşteriye teslim edilmiş olması dikkat çekmektedir.Anahtar Kelimeler: Yazılım, Risk faktörleri, Risk analizi, Proje başarısı

  14. Otistik Özellik Gösteren Çocuklara Sunulan Seçim Fırsatları Ve Etkileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Burcu Ülke-Kürkçüoğlu

    2007-07-01

    Full Text Available Otistik özellik gösteren bireylerin yaşadığı zorlukların üstesinden gelebilmek ve yeni beceriler öğretebilmek için eğitim ortamlarında pek çok öğretim uygulamaları kullanılmaktadır. Alanyazındaki ilgili araştırmalar incelendiğinde, bu uygulamaların çoğunun bilimsel dayanaklı olmadığı görülmektedir. Seçim fırsatları sunma uygulamaları, otistik özellik gösteren ve gelişimsel yetersizliği olan bireylerin tercihleri doğrultusunda seçimler yapmalarını ve kendi kararlarını vermelerini sağlayan böylece yaşam kalitelerini arttıran bilimsel dayanaklı bir uygulamadır. Seçim fırsatları sunma uygulamalarının otizmi de içine alan gelişimsel yetersizlik kategorisinde bulunan bireylerin davranışları üzerinde olumlu etkileri olduğunu gösteren pek çok araştırma bulunmaktadır. Bu çalışmada, seçim fırsatlarını sunma uygulamalarının ne olduğu ve nasıl uygulandığına ilişkin bilgiler verildikten sonra seçim fırsatları sunmanın otistik özellik gösteren bireylerin davranışları üzerindeki etkilerinin ne olduğu tartışılmaktadır. Bu bilgiler doğrultusunda seçim fırsatlarının uygulanması ve yaygınlaştırılması için önerilerde bulunulmaktadır. Various teaching practices in educational settings are implemented to overcome difficulties that children with autism have and teach new skills. When examining relevant research in the literature, it has been seen that most of the interventions are not evidence-based. Providing choice-making opportunities is one of evidence-based practices that provides individuals with autism and developmental disorders to make decisions in accordance with their preferences by making choices and thus enhances the quality of their life. Moreover, there has been much of the research that demonstrates positive effects of choice making on behaviors of children with developmental disabilities including autism. This article aims to provide

  15. MESLEK LİSELERİNDE SINIF İÇİ ÖĞRETMEN ÖĞRENCİ İLETİŞİMİNE YÖNELİK ÖĞRENCİLERİN ALGILAMALARI-THE PERCEPTION OF VOCATIONAL HIGH SCHOOL STUDENTS CONCERNING THE TEACHER-STUDENT COMMUNICATION IN CLASS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alparslan GENÇ

    2010-01-01

    Full Text Available İletişim; insanların birbirini anlaması, isteklerini muhataplarına anlatması ve problemlerin oluşmadan çözüme kavuşması için en önemli araçtır. Gelişen teknoloji insanların birbirleri ile iletişim kurma yol ve yöntemlerini değiştirmiş, artık insanlar birbirlerini görmeden ve tanımadan da birbirleri ile iletişim kurar hale getirmiştir. Böyle bir dünyada çocuklarımızın okullarda iletişimin doğal yönünü iyi kavramaları ve kendilerini gerektiği şekilde ifade edebilmeleri için öğretmenlerimize büyük görevler düşmektedir. Bu araştırmanın amacı Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ortaöğretim kurumlarında okumakta olan öğrencilerin, sınıfta öğretmenlerinin iletişim kurma becerilerini algılama biçimlerini ortaya koymaktır. Araştırma Gebze, Kocaeli’de bulunan 13 meslek lisesinde yapılmış, araştırmaya 509 kız, 389 erkek olmak üzere 898 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler öğretmenlerin iletişim becerilerini değerlendirmiş; uygulanan iletişim becerisi anketi soruları, öğretmenlerin meslek sevgisi, öğretmenlerin öğrencilerle birebir ve bütün sınıfla iletişim becerisini ölçmek üzere üç kategoride toplanmıştır. Araştırma neticesinde, öğrencilere göre öğretmenlerin mesleklerini severek yaptığı söylenemeyeceği gibi öğretmenlerin öğrencilerle iletişim becerileri de zayıf çıkmıştır.-Communication is the most important means of people’ understanding each other, explaining what they want and a way to solve problems before they occur. Advancements in technology has changed the method of communication. Today people can communicate without knowing and seeing each other. In such a world, teachers have high responsibility to ensure that children learn natural ways of communication and expressing themselves in a way they need. Purpose of this study is to present perceptions of public vocational high school

  16. Sınıf Başkanları Gözüyle Öğretmenlerin Sınıf Yönetimi Becerilerinin Değerlendirilmesi / An Evaluation of Teachers’ Classroom Management Abilities from the Class President’s Perspective

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet ÖZCAN

    2012-06-01

    Full Text Available Bu araştırmada, ilköğretim ikinci kademede bulunan sınıf başkanlarının gözünden öğretmenlerin sınıf yönetimi kavramına ilişkin karakter özellikleri, sergilenen davranışlar, temel sorunlar ve öneriler boyutlarında incelemek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi 2010–2011 eğitim öğretim yılı Afyonkarahisar ilindeki ilköğretim okullarda ikinci kademede sınıf başkanı olan toplam 30 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmada 4 açık uçlu sorudan oluşan yazılı görüşme formu kullanılmıştır. Öğrencilerin görüşlerini belirlemek amacıyla betimsel analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından örneklemdeki sınıf başkanlarının ifadeleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar karşılaştırılarak kategoriler oluşturulmuştur. Çalışma sonunda etkili bir sınıf yönetimi için önemli görülen öğretmen özellikleri, karakter özellikleri, derse yaklaşım ve öğrenci ile iletişim olarak belirlenmiştir. Çalışmada yer alan öğrencilerin öğretmenlerden önlemsel, gelişimsel, bütünsel ve tepkisel yaklaşımlara uygun davranışlar bekledikleri görülmektedir. Ayrıca öğrenciler açısından öğretmenlerin en çok karşılaştığı sorunlar öğrenci farklılıkları, hazır öğretmen ve ulusal sınavlardır. Ayrıca öğrenciler dersin işlenişinde, ders dışında ve ailelerle işbirliğinde öğretmenlere önerilerde bulunmuştur.

  17. MESLEK LİSELERİNDE SINIF İÇİ ÖĞRETMEN ÖĞRENCİ İLETİŞİMİNE YÖNELİK ÖĞRENCİLERİN ALGILAMALARI-THE PERCEPTION OF VOCATIONAL HIGH SCHOOL STUDENTS CONCERNING THE TEACHER-STUDENT COMMUNICATION IN CLASS

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alparslan GENÇ

    2012-06-01

    Full Text Available İletişim; insanların birbirini anlaması, isteklerini muhataplarına anlatması ve problemlerin oluşmadan çözüme kavuşması için en önemli araçtır. Gelişen teknoloji insanların birbirleri ile iletişim kurma yol ve yöntemlerini değiştirmiş, artık insanlar birbirlerini görmeden ve tanımadan da birbirleri ile iletişim kurar hale getirmiştir. Böyle bir dünyada çocuklarımızın okullarda iletişimin doğal yönünü iyi kavramaları ve kendilerini gerektiği şekilde ifade edebilmeleri için öğretmenlerimize büyük görevler düşmektedir. Bu araştırmanın amacı Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ortaöğretim kurumlarında okumakta olan öğrencilerin, sınıfta öğretmenlerinin iletişim kurma becerilerini algılama biçimlerini ortaya koymaktır. Araştırma Gebze, Kocaeli’de bulunan 13 meslek lisesinde yapılmış, araştırmaya 509 kız, 389 erkek olmak üzere 898 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler öğretmenlerin iletişim becerilerini değerlendirmiş; uygulanan iletişim becerisi anketi soruları, öğretmenlerin meslek sevgisi, öğretmenlerin öğrencilerle birebir ve bütün sınıfla iletişim becerisini ölçmek üzere üç kategoride toplanmıştır. Araştırma neticesinde, öğrencilere göre öğretmenlerin mesleklerini severek yaptığı söylenemeyeceği gibi öğretmenlerin öğrencilerle iletişim becerileri de zayıf çıkmıştır.-Communication is the most important means of people’ understanding each other, explaining what they want and a way to solve problems before they occur. Advancements in technology has changed the method of communication. Today people can communicate without knowing and seeing each other. In such a world, teachers have high responsibility to ensure that children learn natural ways of communication and expressing themselves in a way they need. Purpose of this study is to present perceptions of public vocational high school

  18. TÜKENMİŞLİK SENDROMU VE ÖRGÜTSEL BAĞLILIK: SU ÜRÜNLERİ İŞLETMELERİ ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA (BURNOUT SYNDROME AND ORGANIZATIONAL COMMITMENT AN INVESTIGATION ON FISHERIES AND AQUACULTURE ENTERPRISES

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ömer Akgün TEKİN

    2014-01-01

    Full Text Available ÖZ: Tükenmişlik ve örgütsel bağlılık son yıllarda sosyal bilimler alanında en çok araştırılan konular arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, su ürünleri işletmeleri çalışanlarının tükenmişlik düzeylerini ve örgütsel bağlılık seviyelerini tespit etmek, tükenmişlik, örgütsel bağlılık ve çalışanların demografik özellikleri arasındaki olası ilişkileri sorgulamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için Akdeniz Bölgesinde faaliyette bulunan üç ayrı su ürünleri işletmesinden 125 çalışan üzerinde araştırma yapılmıştır. Analizler sonucunda çalışanların tükenmişlik ve örgütsel bağlılık durumları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca çalışanların demografik özellikleri ile tükenmişlik düzeyleri ve örgütsel bağlılık seviyeleri arasında anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Örgütsel Bağlılık, Su Ürünleri İşletmeleri. ABSTRACT: Burnout syndrome and organizational commitment are among one of the most searched topics in social sciences in recent years. The aim of this study is to specify levels of burnout syndrome and organizational commitment and; the employees of fisheries and aqauculture enterprises. To realize this aim, this investigation is applied on 125 employee from three different fisheries and aquaculture enterprises in Akdeniz Region. Results of analysis, siginificant relationships found between burnout and organizational commitment levels of employees. Furthermore, siginificant relationships are found between demographic characteristics, burnout and organizational commitment levels of employees. Keywords: Burnout Syndrome, Organizational Commitment, Fisheries and Aquaculture Enterprises.

  19. Investigation of Maths Oriented Academic Risk-Taking Behaviours of Secondary School Students by Some Variables [Ortaokul Öğrencilerinin Matematik Odaklı Akademik Risk Alma Davranışlarının Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Esat Avcı

    2016-08-01

    Full Text Available In this study, secondary school students' academic risk-taking behaviours have been investigated to understand whether they vary according to some variables or not. These variables are: Gender, grade level, town, type of school, parents education level, economic status of the family, the previous year's maths scores. Survey method was used in the study. The population is students who are studying in secondary schools located in Akdeniz, Mezitli, Toroslar and Yenişehir provinces of Mersin, in the 2014 - 2015 academic year. The research sample is 1054 students who are studying at 14 of these schools. “Mathematics-oriented academic risk taking behaviors scale” was used for data collection. Data for the analysis of independent samples t-test and ANOVA were used. There is no significant variance between maths-oriented academic risk-taking behaviours of students based on variables such as gender, town, school type and economic status of the family whereas there is meaningful variance based on variables such as grade level, level of parents education and last year's mathematics score. [Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin akademik risk alma davranışlarının bazı değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Bu değişkenler şunlardır: Cinsiyet, sınıf düzeyi, ilçe, okul türü, anne ve baba eğitim düzeyi, ailelerin ekonomik durumu, bir önceki seneki matematik puanları. Çalışmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma evreni, 2014 – 2015 eğitim öğretim yılında Mersin ili Akdeniz, Mezitli, Toroslar ve Yenişehir ilçelerinde bulunan ortaokullarda okumakta olan öğrencilerdir. Araştırma örneklemi ise bu okullardan 14 tanesinde okumakta olan 1054 öğrencidir. Veri toplama aracı olarak “Matematik Odaklı Akademik Risk Alma Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizi için bağımsız örneklem t testi ve ANOVA uygulanmıştır. Öğrencilerin matematik odakl

  20. Danışma Hizmetlerinde Bulut Bilişim Uygulamalarının Kullanımı = Use of Cloud Computing Applications in Reference Services

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Canan Tavluoğlu

    2014-12-01

    Full Text Available Bulut bilişim, herhangi bir yazılım ve depolama birimi olmaksızın, masaüstü-dizüstü bilgisayar, tablet PC veya akıllı telefonlar kullanılarak internet üzerinden bilgiye erişim sağlayan bir bilişim platformudur. Kütüphaneler gibi birçok kurum zamandan ve paradan tasarruf etmek için bu uygulamaları kullanmaktadır. Kütüphaneler danışma hizmetlerini yeni teknolojilere göre uyarlamakta ve hizmetlerini söz konusu bilişim ortamına taşımaktadır. Bu çalışmada bulut bilişimin tanımı, sunduğu fırsatlar ve zorluklardan kısaca bahsedilmekte ayrıca danışma hizmetlerinde bulut tabanlı uygulamaların nasıl kullanılabileceğine yer verilmektedir. Bu bağlamda Ankara’da bulunan üniversite kütüphanelerinde çalışan danışma kütüphanecilerinin bulut tabanlı yazılım olarak hizmet (Software as a Service - SaaS araçlarının ne ölçüde kullandıklarını belirlemek amacıyla bir anket uygulanmıştır. Anket sonuçlarına göre, danışma hizmetlerinde bu araçların kullanım oranlarının çok düşük olduğu görülmektedir. / Cloud computing is a computing platform that allows access the information over internet by using desktop computers, laptops, tablet PCs and smart phones without any software and storage unit. Many organizations use this technology and save time and money, such as libraries. Libraries have been adopting their reference services to the new technology and library services have been moving to the cloud. This paper defines cloud computing, presents the opportunities and challenges, also include how to use cloud based applications in reference services. A survey was applied to identify the use of cloud based Software as a Service (SaaS models by references librarians who work at university libraries in Ankara. According to results, the degree of usage of this tools generally low.

  1. Digenean parasites of Atlantic horse mackerel (Trachurus trachurus in the Turkish Black Sea coast

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Türkay Öztürk

    2016-03-01

    Full Text Available Bu araştırmada, karagöz istavrit balığının, Trachurus trachurus (L., 1758 digenea parazitleri Türkiye’nin Karadeniz kıyısıında ilk kez araştırıldı. Balıklar 1 yıl boyunca Sinop’taki yerel balıkçılardan temin edildi. Toplam 256 adet istavrit balığının boyları ve ağırlıkları ölçüldü, ardından dijital kamera (DP50 ile donatılmış Olympus (BX53 marka bir mikroskop altında rutin parazitolojik metotlar kullanılarak parazitleri tanımlandı. Solungaç, yutak, vücut boşluğu ve iç organlar (mide, bağırsak, karaciğer, yüzme kesesi ve gonadlar incelendi. Bulunan parazitler yaygın olarak uygulanan yöntemler kullanılarak fikse edildi ve saklandı. Ergin Prodistomum polonii (Molin 1879 Bray ve Gibson 1990, Ectenurus lepidus Looss, 1907, Monascus filiformis (Rudolphi, 1819 Looss, 1907, Lasiotocus typicus (Nicoll, 1912 ve metaserker Stephanostomum cesticillum (Molin, 1858 Looss, 1899 olmak üzere toplam beş tür tespit edildi. Her bir parazit türü sayıldı ve onların enfeksiyon oranı (% ile enfekte balık başına ortalama parazit sayısı Bush ve ark. (1997 göre belirlendi. İki boy sınıfındaki parazit yükü arasındaki fark MannWhitney U testi ile test edildi. Tüm istatistiksel testler %5 önem seviyesine göre değerlendirildi. İncelenen balıkların tamamındaki enfeksiyon oranı %48.8 ve enfekte balık başına ortalama parazit sayısı ise 3.78±0.34 olarak hesaplandı. Bu veriler Türkiye’nin Karadeniz kıyısından yakalanan karagöz istavrit balığı için bir ilktir. Lasiotocus typicus ve Stephanostomum cesticillum türleri Türkiye parazit faunası için yeni kayıttırlar

  2. TÜKETİCİLERİN FUTBOL İLE İLGİLENİM SEVİYELERİNE GÖRE KÜMELENMESİ VE KÜMELER ARASINDAKİ FARKLILIKLAR

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Çağrı DUMAN

    2015-01-01

    Full Text Available Günümüzde rekabetin çok yoğun olduğu sektörlerin başında futbol sektörü gelmektedir. Başta oyuncu bonservis ve ücret giderleri olmak üzere çok yüklü operasyonel giderleri bulunan futbol kulüplerinin, yoğun rekabete ayak uydurmak adına lisanslı ürün satışı gelirlerini artırmaları gerekmektedir. Futbol kulüplerinin taraftarlarının futbol maçlarına ilgi seviyelerine göre hangi kümelere (segmentlere ayrıl- dıklarını bilmelerinin pazarlama stratejilerini oluştururken fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışma futbol maçlarına ilgi seviyesi farklı düzeylerde olan tüketicilerin demografik özellikleri, satınalma niyeti, taraftarı oldukları takımı algıladıkları marka kişiliği, taraftarı oldukları takıma ait lisanslı ürün satınalma sıklıkları ve futbol ile ilgili faaliyetlere katılımlarına göre farklılık gösterip göstermediklerini araştırmaktadır. Çalışmada, tüketicileri futbol ile ilgilerine göre gruplandırabilmek amacıyla hiyerarşik olmayan kümeleme analizi kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla, faktör, ki-kare ve anova analizleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda katılımcıların futbol ile ilgilerine göre iki küme oluşturdukları ve iki kümenin bazı lisanslı ürünlerin satınalma sıklığı, satınalma niyeti, taraftarı oldukları takımın marka kişiliğini algılamaları ve futbol ile ilgili faaliyetlere katılımda farklılaştıkları tespit edilmiştir.

  3. Şiddet Eğilimli ve Direniş Temelli Şii Aktivizmi: Hizbullah’ın Fikirsel ve Örgütsel Zemini

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Arş.Gör. Mustafa Yetim

    2016-04-01

    Full Text Available Bu çalışma Ortadoğu bölgesinde önemli bir etkisi bulunan şiddet eğilimli devlet dışı aktör (Violent Non-State Actors Hizbullah’ın (Hezbollah-Allahın Taraftarları/Partisi fikirsel ve örgütsel yapısını analiz etmektedir. Bu oluşum Lübnan’da 1960’lı ve 1970’li yıllarda gelişen Şii radikalizmi sonucu yerel bir direniş hareketi olarak ortaya çıkmıştır. Sonrasında Lübnan ve Ortadoğu politikasında etkili bir aktöre dönüşen Hizbullah, İran’daki İslami yönetime ve Şii aktivizmi fikrine benzer şekilde din adamlarının önemli politik roller üstlendiği bir oluşumdur. Bu çerçevede, Ortadoğudaki ve Lübnan içerisindeki zaman-mekan koşullu sosyo-politik gelişmelerin şekillendirdiği Hizbullah’ın fikirsel ve örgütsel zeminine Kum (İran ve Necef (Irak gibi önemli Şii din okullarında (havza eğitim gören Lübnanlı dini figürler katkı sağlamıştır. İsrail’i “ebedi” düşman olarak gören ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD genel olarak uluslararası ve özel olarak Ortadoğu bölgesindeki hegemonyasına radikal şekilde karşı çıkan İslamcı (Şii hareket, özellikle oluşumunun ilk yıllarında “canlı bomba” eylemlerini de kapsayan şiddet araçlarına başvurmuştur. Bu çerçevede, bu makale Hizbullah oluşumunun fikirsel ve örgütsel temelini hangi aktörlerin, bölgesel ve yerel olayların, tarihsel olayların ve özellikle dini figürlerin etkilediğini tartışmaktadır. Ayrıca, bu çalışma örgütsel zeminin ve önemli bir meşrulaştırma aracı olan fikirsel unsurların bu aktörün eylemleri ve söylemleri üzerindeki etkisini açıklamaya çalışmaktadır.

  4. Okul Yöneticilerinin Göreve Geliş Biçimlerinin Okul Kültürüne Yansımaları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gözde TÜRKMENOĞLU

    2015-07-01

    Full Text Available Bu araştırma okul yöneticilerinin göreve geliş biçimlerinin okul kültürüne yansımalarını yönetici görüşlerine dayalı olarak incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması ile desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu belirlemek üzere amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bulunan lise, ortaokul ve ilkokullarda görev yapan 12 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırma ile ilgili veriler 2014-2015 eğitim-öğretim yılında toplanmıştır. Çalışma grubunda yer alan yöneticilerden veri toplanabilmesi için yarı yapılandırılmış görüşme formu geliştirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları şöyle özetlenebilir; yöneticilerin tamamı, okul yöneticilerinin sınavla göreve gelmeleri gerektiğini düşünmektedir. Okul yöneticilerinin çoğu yöneticilerin eğitim yönetimi alanında lisansüstü eğitim alarak göreve gelmeleri gerektiği görüşündedir. Araştırmaya katılan yöneticilerin çoğu, okul yöneticilerinin görevlendirilmesi uygulamasını olumsuz olarak değerlendirmiştir. Okul yöneticileri okul yöneticilerinin sınavla, yönetim alanında lisansüstü eğitimle ve görevlendirilme ile göreve gelmelerinin okul kültürüne birçok açıdan etkileri olduğunu düşünmektedirler.

  5. Nutrient Effects on the Growth Rates of Marine Diatom Chaetoceros gracilis Schütt.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    F. Sanem İzgören-Sunlu

    2015-12-01

    Full Text Available Deniz diyatomu Chaetoceros gracilis Schütt büyüme hızı üzerine besleyici elementlerin etkileri. Bu çalışmanın amacı, Chaetoceros gracilis Schütt türünün kesikli kültür şartları altında nütrient zenginleştirme denemeleriyle, büyüme kinetikleri hakkında detaylı bilgileri ortaya çıkarmaktır. C. gracilis türü İzmir Körfezi’nden izole edilmiştir. Çalışmamız, incelenecek olan nütrient haricinde diğer nütrientlere doygun ve optimum ışık ve sıcaklık şartlarında gerçekleştirilmiştir. Denemeler sabit sıcaklık odasında 28°C sıcaklıkta ve “gün-ışığı” fluoresan lambalar kullanılarak 1300 ftCd ışık şiddetinde aydınlatılmıştır. Kültürlerin devamı 12:12 aydınlık:karanlık döngüsünde sürdürülmüştür. Stok kültürler ve kesikli kültür denemeleri için Guillard (1975 tarafından tanımlanan f/2 ve h/2 ortamları kullanılmıştır. Üssel büyüme hızları Guillard, 1973’e göre hesaplanmıştır. Herbir nütrient konsantrasyonuna karşılık gelen üssel büyüme hızları grafiğe geçirilmiştir. Monod eğrisi (Monod, 1942 parametreleri transformasyon ve en küçük kareler metodu kullanılarak hesaplandı. Herbir nütrient için bulunan Ks (Yarı-Doygunluk Sabiti değerleri ise, nitrat için 0.496 µmol NO3—N L-1; amonyum için 0.862 µmol NH4+-N L-1; fosfat için 1.045 µmol PO4-3-P L-1ve silikat için 0.558 µmol Si L-1 bulunmuştur. Aynı nütrientler dikkate alındığında maksimum büyüme hızı değerleri ise gün-1 olarak sırasıyla, 1.611, 1.332, 1.662 ve 1.757 bulunmuştur

  6. İznik Müzesindeki Kandil ve Şamdan Motifli Mezar Taşları Patterned Lamp and Candlestick Gravestones in İznik Museum

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    H.Kâmil BİÇİCİ

    2012-09-01

    gravestones in the Museum of lamps and candelabra motifs is important. İznik ilçesinin güzel tarihi binalarından biri olan müze, Nilüfer Hatun İmareti denilen bir yapıdır. İmaret, Osmanlı hükümdarı Orhan Gazi'nin karısı Nülüfer Hatun tarafından 1388 yılında yapılmıştır. Yapı, kubbe ve tonozların örttüğü sütun ve payelerin taşıyıcı oldukları bir revakla başlamaktadır. Üzerinde kitabe bulunan bir kapı ile ana bölüme girilmektedir. Ana bölüm, merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Ana bölümden üzerleri birer kubbeyle örtülü yan mekânlara geçilmektedir. Müze koleksiyonunu yeni keşfedilen bazı Selçuklu, Osmanlı çinileri ve mezar taşları ile Roma kalıntıları ve cam eserler oluşturmaktadır. İznik Müzesindeki mezar taşlarından 11 tanesinde kandil, 5 tanesinde şamdan motifi bulunmaktadır. Örneklerin 9 tanesinde kitabe yer almaktadır. Taşlardan biri sağlam durumda iken, diğerleri eksik, kırık ve aşınmış durumdadır. Malzeme olarak bütün mezar taşlarında mermer kullanılmıştır. Kandil motiflerinin çoğu çift zincirli ve çift kulplu verilmiştir. Kitabeli olan mezar taşlarının hepsinin ön üst yüzüne bitkisel unsurlar, rumi, palmet motifleri yerleştirilmiştir. Mezar taşlarının boyu 125 cm. ile 46 cm., eni 54 cm. ile 26 cm., kalınlığı 15 cm. ile 6 cm. arasında değişmektedir. Şahidelerin hepsi oyma tekniğiyle yapılmıştır. Süsleme tekniği olarak oyma ve kazıma tekniği de 13 mezar taşında uygulanmıştır. Kitabelerin ve bezemelerin çoğu kabartma görünümünde ele alınmıştır. İncelediğimiz mezar taşları örnekleri bitkisel, geometrik, nesneli ve yazı bezemelidir. 13 mezar taşı bitkisel bezemeli, 9 tanesi yazı bezemeli, 7tanesi geometrik bezemeli, 14 tanesi ise nesneli bezemelidir. Bitkisel bezemeler; kır çiçeği, kıvrık dal, palmet, palmiye, rozet, rumi, yaprak şekillerinde olup, taşlar üzerinde az sayıda ele alınmışlardır. Geometrik bezemeler

  7. Bir Zarif Âşık: Rusçuklu Zarîfî Ve Dîvânı An Elegant Lover: Ruscuklu Zarifi And His Divan

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hüseyin GÖNEL

    2013-03-01

    ,are revealed to the benefit of academics through this paper. Kaynaklarda ismi Zarîfî Baba, Zarîfî Ömer Efendi, Zarîfî Baba Ömer Efendi, Şeyh Ömer Zarîfî Efendi, Ömer Baba şeklinde geçen Zarîfî XVIII.yüzyılda yaşamış mutasavvıf bir divan şairidir. Edebiyat tarihimizde Zarîfî mahlasını kullanan altı şair daha vardır. Bunlardan beşi kendinden önce yaşamış, biri ise çağdaşıdır. Zarîfî, bugün Bulgaristan sınırları içinde bulunan Rusçuk’ta doğmuş ve M.1795 tarihinde aynı yerde vefat etmiştir. Sa‘diye tarikati şeyhlerinden olup ârifâne şiirler yazmıştır. Pendnâme şairi olarak bilinen Zarîfî’nin biyografik kaynaklarda ayrıca Dîvân sahibi olduğu kayıtlıdır. Fakat bugüne kadar divanının kaybolduğu ya da diğer bir ifadeyle ehil olmayanların elinde zamana yenik düştüğü biliniyordu. Araştırmalarımız sonucunda İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi T 3863 numarada kayıtlı yazmanın Rusçuklu Zarîfî’nin Dîvânı olduğunu tespit ettik. Şairin kendisi de hattat olmakla beraber elimizdeki nüsha müellif nüshası değildir. Muhtemelen es-Seyyid İbrahim el-Rodosî adında biri tarafından istinsah edilmiş olan divan mürettep bir divandır fakat mürettep bir divanın bütün unsurlarına sahip değildir. Kasideler bölümü diyebileceğimiz ilk kısımda 31, gazeller bölümünde ise 536 şiir vardır. Kasideler Allah, Peygamber ve din büyüklerine yazılmışlardır. Bunun dışında herhangi bir devlet büyüğüne yazılmış şiir mevcut değildir. Gazeller bölümünde “elif”(اten “ye” (ى harfine kadar bütün harflerde şiir vardır. Divanda kullanılan nazım şekilleri mesnevi, kaside, gazel, murabba ve muhammes olmak üzere beş çeşittir. Zarîfî’nin şiirleri dinî-tasavvufî içerikli olmakla beraber klasik ve hikemî üslubun izleri de görülür. Sade ve anlaşılır bir dil kullananan şair atasözleri ve deyimlere de sıklıkla başvurur. Yer yer Pendnâme

  8. Derleme Sözlüğünde Dokumacılık Mesleği İle İlgili Söz Varlığı Existent Words Used For Weaving Occupation From The Dictionary Of Collected Words

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Serpil SOYDAN

    2013-07-01

    ılığın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu zanaat zamanla gelişmiştir. İnsanlar tarihi olarak tespit edilemeyen dönemlerde keçi yününden bugün düz dokuma tekniği adı verilen göçebe tenteleri yapmışlardır.Daha sonraki dönemlerde Alacahöyük’te arkeolojik kazılarda bulunan gümüş kirmanlar (M.Ö.3000-2000, Gordion’da bulunan Frigyalılara ait sumak ve cicim dokuma parçaları, Konya’nın Çumra ilçesi merkezinin kuzeyindeki Çatalhöyük’te yapılan kazılarda Neolitik çağa (Cilalı Taş çağı ait (M.Ö 6000dokuma parçaları dokumacılığın Anadolu’da geliştiğini göstermektedir. Bu elimize geçen parçalar sayesinde dokumacılık tarihini Anadolu’da M.Ö. VII. yüzyıla kadar indirebilmekteyiz.1071 yılında Türkler Anadolu’ya geldiklerinde ileri düzeyde bir dokumacılık sanatıyla karşılaşmışlardır. Selçuklu İmparatorluğu döneminde de Türk kilim ve halı dokumacılığı gelişmeye başlamıştır. Birçoğu halen belgelenememiş sayısız halı parçasının 13 ve 14. yüzyıllardan kalma en eski Selçuklu halıları olduğu tahmin edilmektedir.Çalışmamızda Türkiye’de halk ağzından derlenmiş olan Derleme Sözlüğünde yer alan Dokumacılık mesleği ile ilgili söz varlığı incelenmiş, konuyla ilgili tarihî ve çağdaş kaynaklar taranmış, tespit edilen söz varlıkları dokumacılıkta kullanılan malzeme ismi, dokumacılıkta kullanılan alet ve araç ismi, dokumacılıkta kullanılan fiiller, dokumacılıkta kullanılan motif ve işlemeler, dokumada çalışan kişilere verilen isimler, dokumacılıkta kullanılan renk isimleri olmak üzere altı başlık altında gruplandırılmıştır. Ayrıca tespit edilen bu söz varlığı içerisinde ödünçleme kelimeler varsa bu kelimelerin kökenleri hakkında da bilgi verilmeye çalışılmıştır.

  9. Kutadgu Bilig'de “yorı-” Fiili Üzerine On The Verb Of “yorı-” In Kutadgu Bilig

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet DEMİRTAŞ

    2012-12-01

    temel anlamı dışında farklı yan anlamlar ile de kullanılabilmektedir. Bir metni doğru anlamak ve anlamlandırmak, metinde kullanılan kelimelerin bu farklı anlamlarını, bağlam anlamlarını bilmekle mümkündür. Kutadgu Bilig’de bulunan “yorı-” fiili de, temel anlamı olan “yürümek” dışında başka anlamlarla da kullanılmıştır. Karahanlı Türkçesi dönemi eserlerinden olan Kutadgu Bilig, Türk kültür tarihinin, Türk dili ve edebiyatının önemini hiç kaybetmeyen bir eseridir. Bu çalışmada, Kutadgu Bilig İndeks’inde yer alan “yorı-” fiilinin bağlam anlamları tespit edilmeye çalışılmıştır. Metinde 253 yerde geçen “yorı-” fiilinin, 234 yerde tek kelime hâlinde, 19 yerde ise birleşik fiil görünümünde kullanıldığı tespit edilmiştir.Kutadgu Bilig İndeks’inde bulunan “yorı-” fiili, “yürümek, varmak” karşılığı ile gösterilmiştir. Ancak “yorı-” fiili metinde, sadece “yürümek, varmak” anlamında kullanılmamıştır. Metinde “yorı-” fiilinin “yürümek” anlamı yanında, “yaşamak”, “hareket etmek”, “gezip dolaşmak”, “gitmek”, “uğraşmak”, “devam etmek”, “vakit geçirmek”, “anılmak”, “düşünmek”, “geçinmek”, “değer verilmek”, “yazmak” gibi anlamlarda kullanıldığı da görülmüştür. Ayrıca Türkiye Türkçesinde de örnekleri görülen, emir kipinin 2. teklik şahsıyla çekimlenmiş biçimde, bir isteklendirme ve çabukluk belirtme amacıyla, “haydi” kelimesinin kullanımına benzer şekilde bir edat gibi kullanımı da söz konusudur.Metinde “yorı-” fiilinin, yolça yorı- “davranmak”, izçe yorı- “davranmak”, sa•vı yorı- “nüfuzu artmak”, ya•guŽk yorı- “yaklaşmak”, umınçŽka yorı- “beklenti içinde olmak” şeklinde bir isimle birlikte ve buza yorı- “bozmak”, kezip yorı- “gezip durmak”, yaŽka yorı- “yaklaşmak”, ayı•glap yorı-

  10. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şebnem Korur Fincancı

    1999-04-01

    ğrenildiğine de dikkat edilmelidir. GAZLARDAN KAYNAKLANAN OKSİJEN YETERSİZLİĞİNE BAĞLI ASFİKSİ Asphyxia due to oxygen deficiency by gaseous substances Watanabe T, Morita M. Forensic Sci Int 1998 Aug 31;96(l:47-59- Asfiksiye yol açan gaz olgularında bu tür ölümlerde ortam koşullarındaki değişkenlik nedeniyle ölüm nedenini belirlemek çok zordur. Ölüm nedenini aydınlatmak ve asfiksideki etkenleri saptamak amacıyla, asfiksi bulguları, solunum durması sırasındaki gaz konsantrasyonları, ölüm zamanı ve dokulardaki gaz konsantrasyonları sıçanlar ve altı gaz kullanılarak çalışılmıştır. Üç tür inhalasyon kullanılmıştır: (1 hızlı asfiksi (2-3 dakika oksijenin tümüyle ortadan kaldırıldığı bir oda, (2 uzamış asfiksi (20-25 dakika oksijenin yavaşça yok edildiği, ve (3 % 20 02 bulunan bir odada kritik konsantrasyonda gaz varlığı ile inhalasyon (60 dakika. Hızlı asfiksi gruplarında 2 veya 3 dakika içinde kalp durmasının eşlik ettiği solunum durması 30 ila 40 saniyede meydana geldi. Şiddetli konvulsiyonlar yalnız nitrojen kullanıldığında gözlendi. Uzamış asfiksi gruplarında, solunum durması %4-5’lik 02 konsantrasyonu ve non-toksik gazlar (N2, CH4, N20, ve propan ile meydana geldi. C02 ve Freon-22 gibi toksik gazlarda solunum durması 6.6-%8.0’lik 02 (%60-67 C02 ve % 13-l4’lük 02 (%30-35 Freon-22 konsantrasyonlarında ortaya çıktı. Dokulardaki gaz konsantrasyonlarının asfiksi tipine, gaz türüne ve maruz kalınan süreye göre değiştiği gözlendi. Yağda eriyen gazların yağ dokusunda süre ile belirgin değişiklik gösterdiği saptandı. Metan gazının diğer gazlardan farklı olarak dokulardaki dağılımı akciğerler dışında hem hızlı hem de uzamış as- fikside küçük farklılıklar gösterdi. Bu durumun gazların kan ve dokularda eriyebilir olma özelliklerine bağlı olduğu düşünüldü. C02 ve N20 ile hızlı asfik- side akciğer alveollerinde atrofi gözlendi. Özellikle C

  11. Osmanlı İdaresinde Kıbrıs Adasında Faaliyet Gösteren Konsoloslar ve Faaliyetleri (1571-1878 The Consuls And Their Activities In Cyprus Under The Ottoman Administration (1571-1878

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali Efdal ÖZKUL

    2013-03-01

    on consulate activities in Cyprus during theOttoman period including consuls, their interpreters, and the tradecarried out by the traders and their trading products.This study has been supported by the data gained from CyprusNicosia judicial record (Şer-i Sicil registers and from the diary entries of the consuls, vice-consuls of the other countries and those of Europeantravellers.The findings of the study aims to demonstrate and reachconclusions on the importance of Cyprus in terms of trade in theMediterranean Sea, the influence of such trade on Cypriot citizens, thepositive effects and negative effects of the consuls and their interpreterson the socio-economic structure in Cyprus. Kıbrıs, Akdeniz’de ve özellikle Doğu Akdeniz’de stratejik ve coğrafibakımdan çok önemli bir konuma sahip bulunmaktaydı. Söz konusukonumundan dolayı tarih boyunca Akdeniz ticaretinde önemli bir payasahip olmuştur. Tarih boyunca Akdeniz’de ticaret yapan devletler Kıbrısadasını da çeşitli amaçları için kullanmaktaydılar. Dolayısıyla Osmanlıülkesinde ticaret yapan devletlerin hemen hemen hepsinin adadatüccarları bulunmaktaydı. Kıbrıs adasında bulunan yabancı tüccarlarınsorunlarıyla ilgilenmeleri için İstanbul’da elçileri bulunan devletleradaya vekilleri olan konsolosları atamaktaydılar. Söz konusukonsoloslara ticareti canlandırmak için Osmanlı Devleti tarafındangeniş yetkiler verilmiştir. Başlangıçta Osmanlı Devleti konsoloslarınKıbrıs adasında sadece Tuzla kazasında kalmalarına izin vermişti.Ancak 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılda adada konsolosları olandevletlerin Limasol’da, Mağusa’da, Baf’ta ve hatta Lefkoşa’da konsolosvekilleri olmaya başlamıştı.Kıbrıs adasının ticaretinde söz sahibi ülkelerin başında daİngiltere, Fransa ile Hollanda ve onun adadaki temsilcisi olan konsolosuve konsolos tercümanı gelmekteydi. Osmanlı idaresinde adada görevyapan konsoloslar ve terc

  12. Kütüphanelerde İç Hava Kalitesinin İncelenmesi: Marmara Üniversitesi Merkez Kütüphanesi=An Investigation of the Indoor Air Quality in Libraries: Marmara University Central Library

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Güssün Güneş

    2015-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada Marmara Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nde iç ortam hava kalitesi incelenmiştir. İç ortam hava kalitesinin yetersizliği bireylerin çalışma verimlerini düşürebildiği gibi çeşitli sağlık sorunlarına da sebep olabilmektedir. İç ortam hava kalitesini etkileyen önemli kirletici kaynaklarından bir tanesi de partikül maddelerdir. İç hava ortamında bulunan partikül madde (PM, boyutlarına göre (PM10, PM2.5, PM1 insan sağlığını etkileyen hava kirleticilerden biridir. İç ortam hava kirleticileri oranı binaya, yaşanılan bölgeye ve mevsimsel dönemlere göre değişim göstermektedir. Partikül maddeye uzun süre maruz kalındığında göz, burun ve boğaz tahrişi, kaşınma, alerji, kanser, solunum yolu hastalıkları, kalp problemleri gibi çeşitli sağlık sorunlarının oluşumuna yol açabilmektedir. Çalışmamızda kütüphane binasının iç hava ortamında bulunan havadaki 10 mikrondan küçük çaptaki partiküllerin (PM10 kütüphane çalışanları ve kullanıcılarının sağlığına etkisi belirlenmiştir. 05/01/2014-01/06/2014 tarihleri arasında PM10 konsantrasyonu ve kullanıcı sayısı verileri toplanmıştır. PM10 için 2014 kış aritmetik ortalaması 23 μg/m3 ve maksimum değer 130 μg/m3 iken, ilkbaharda aritmetik ortalama 19 μg/m3 ve maksimum değer 127 μg/m3’tür. 05/01/2014-01/06/2014 tarihleri arasında kütüphaneye giren kişi sayısı 09:00-18:59 saatleri arasında ortalama 228 ve maksimum 546’dır. 19:00-08:59 saatleri arasında ise aritmetik ortalama 94 ve maksimum 312 kişi olmuştur. Toz konsantrasyonu ve kullanıcı sayıları karşılaştırıldığında ikisinde de sınav dönemlerinde toz artışı gözlenmiştir. Hem gündüz, hem de gece için PM10 konsantrasyonları ile kişi sayısı arasında korelasyonun yüksek olduğu gözlenmiştir. Dolayısıyla kütüphanedeki kişi sayısı arttıkça havadaki toz miktarı da artmaktadır. Hava Kalitesi

  13. RUMELIAN OTTOMAN VOLUNTEERS IN BRITISH P.O.W. CAMPS (1916-1923 *BRİTANYA İMPARATORLUĞU SAVAŞ KAMPLARINDA ESİR DÜŞEN BATI RUMELİ ASILLI OSMANLI GÖNÜLLÜLERİ (1916-1923

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Redžep ŠKRİJELJ

    2016-11-01

    Full Text Available Doğu cephesindeki başarısızlıklar, 1916 yılının Avusturya-Macaristan için askerî açıdan en zor yıllardan biri olduğunu kanıtlamıştır. İtilaf Devletleri Rusya’nın yanı sıra İtalya ve Romanya tarafından desteklenmiş olduğu için Avusturya-Macaristan askerî birlikleri birkaç cephe arasında püskürtülmüştür ki böyle bir durumda personel ve kadro açısından yardıma ihtiyaç görmüştür. Bu arada Almanya İmparatorluğu askerî güçlerini Batı Cephesi’nde yoğunlaştırdığı için Avusturya-Macaristan devleti askerî yardım için diğer İttifak Devletlerine başvurmak zorunda kalmıştır. Avusturya-Macaristan mücadele birliklerini kuvvetlendirmek maksadıyla yapılan şiddetli askerî propaganda sonucu olarak 1916 sonbaharı ve 1917 ilkbaharı arasında Galiçya Cephesi’ne XV. Osmanlı Kolordusu kapsamında 10 bin gönüllü ve acemi asker gönderilmiştir. Osmanlı Askerî Karargâhı böyle bir kararı Balkanlar üzerinden Anadolu’ya Rus işgalini önlemek için getirdiğini savunmuştur. Kötü örgütleme, disiplinsizlik, zayıf giyim, açlık, büyük sayıda yaralı ve engelli, bulaşıcı hastalıkların salgını esnasında aşı yetersizliği askerlerin morallerini yitirmiştir. Çok sayıda ölü ve esir veren Osmanlı askeri, Avrupalı müttefiklerini karşılamak için Galiçya, Romanya ve Selânik Cephelerinde ikinci sıradan görevler yapmak zorunda kalmıştır. Avusturya, Alman, Yugoslav, Sırp, Britanya ve Osmanlı arşivlerinde bulunan kaynaklardan Galiçya, Kafkas, Çanakkale, Filistin, Suriye ve Arabistan cephelerinde kanlı ve şiddetli mücadele gören çok sayıda Rumelili gönüllü Britanya savaş kamplarında esir kalmıştır. Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan raporlara göre Avusturya-Macaristan ve Bulgar işgalci iktidarı tarafından çok sayıda genç erkek 1917 yılı boyunca seferber edildikten sonra Suriye

  14. Popüler Roman ve Gençler Üzerindeki Etkileri- Bursa Örneği- Popular Novel and Its Effects on the Young-Bursa Example-

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih ACER

    2013-07-01

    study many topics such as why popular novel has such popularity among the young, what it adds to the young's lives, the family and the environment factors in the preference of this novel, whether it will become a transition step to the aesthetic novel, the meaning of popular novel in the eye of the young, the influence of the school types on the novels selected, have been presented through the questionnaires and conclusions from their results. The research area was restricted to Bursa province. The questionnaires were conducted in 2011-2012 Education Year in a sample school from each type of the secondary education institutions in Bursa. In these schools, the questionnaires were applied to 421 students who were reading popular novel and chosen by literature teachers. In this study cross-graphics were obtained by using SPSS programme 15. In conclusion and suggestions part of this study, the results were presented as conclusions deduced from the comparisons made in the tables. Bu makalenin amacı öncelikle gençlerin popüler romanları tercih sebeplerini tespit etmektir. Tercih edilen popüler romanların gençlerin hayatına nasıl bir anlam kattığı ve bu türün estetik romanlara oranla çok okunmasının altında yatan sebepler ortaya konmuştur. Giriş bölümünde popüler romanın genel özellikleri verilmiştir. Bu bölümde popüler romanın çok da kayda değer bir tür olmadığı algısının yaygın olduğu belirtilmiştir. Yazarı açısından estetik gaye güdülmeksizin kaleme alınan; yayılıp yazılmasında başta ticari kaygı olmak üzere, sanat dışı sebepler bulunan; okurun fikrinden çok duygu ve heyecanlarını harekete geçirmeyi hedefleyen; çok sayıda okura ulaşan; kolay anlaşılıp rahat çözümlenen; okurda belli bir seviye aramayan basma kalıp bir yapı arz eden; bir çoğu filme alınarak okur dışında sinema ve televizyonda da çok sayıda izleyiciye ulaşmış nitelikteki romanlardır. Bunun yanında yazarı taraf

  15. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman Eren Karpuzoğlu

    2000-08-01

    siyah erkek ve Latin kökenli kız öğrencilerin, annelerinin eğitimi aynı düzeyde olan beyaz öğrencilerle karşılaştırıldığında, yasa dışı maddelere, yasal maddelerden önce başlama olasılıkları daha yüksek olarak bulunmuştur.Her iki tip maddeye de aynı zamanda başlayanlar için de benzer eğilimler gözlenmiştir. Tütün, alkol, marihuana ve kokain kullanımına başlama özelliği etnik kökenle farklılık göstermektedir. Annenin eğitimi diğer önemli düzeydeki risk faktörleri için onların yerine geçebilen bir değişken olabilir. TRAVMA, EGZERSİZ ve Mİ YORARI ENFARKTÜSLÜ HASTALARDA MİYOGLOBİN, KARBONİK ANHİDRAZ HI ve MİYOGLOBİN/KARBONİK ANHİDRAZ IH ORANININ ÖZELLİKLERİ Characteristics of myoglobin, carbonic anhydrase III and the myoglobin/carbonic anhydrase HI ratio in trauma, exercise, and myocardial infarction patients. Beuerle JR, Azzazy HM, Styba G, Dub SH, Christenson RH. Clin Chem Acta 2000 Apr; 294 (1-2: 115-28. İskelet kasında bulunan karbonik anhidraz III (CAIII yaralanmayı takiben dolaşıma salınan bir enzimdir. Miyoglobin (Mb de iskelet, düz ve kalp kasında bulunan ve yaralanmadan sonra dolaşıma salınan bir hem proteinidir. CAIII’ün kalp kasında bulunmaması nedeniyle, serum CAIII ve Mb ölçümleri, yaralanmayı takiben iskelet kasından salınan CAIII ve Mb oranının sabit olması nedeniyle Mb’nin miyokard enfarktüsünün (MI erken teşhisinde spesifitesini arttırabilir. Acil birimine başvuruyu takiben egzersiz olguları (n=12, travma hastaları (n=18 ve MI hastalarında (n=10 Mb ve CAIII salınımını inceledik. Olaydan sonra 5 saat içerisinde alınan örneklerde egzersiz ve travma olgularında Mb/CAIII sabit oranının medyanları sırasıyla 3.505 (aralık: 1.05-6.76 ve 2.890 (aralık: 0.97-3.97 bulundu. Aynı zaman aralığında, MI hastalarında Mb/'CAIII oranları belirgin olarak yüksek (p

  16. Öğretmen Adaylarının Meslek Öncesi Tükenmişlik Düzeyleri The Prevocational Burnout Levels of Teacher Candidates

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İbrahim ÇANKAYA

    2012-09-01

    meslek öncesi süreçte yer alan öğretmen adaylarında tükenmişliğin azaltılması onların kişisel başarılarının artırılmasına, yöneticilerin onlara sosyal destek sağlamasına, sürekli öğrenmeyi teşvik etmesine ve takım çalışmasını özendirmesine bağlıdır. Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının meslek öncesi tükenmişlik düzeyine ilişkin görüşlerini tespit etmektir. Araştırma tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubu 2011-2012 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Uşak Üniversitesi Halil Kaya Gedik Eğitim Fakültesinde öğrenim gören matematik, türkçe, fen bilgisi, sınıf ve sosyal bilgiler öğretmenliği son sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada Tümkaya, Çam ve Çavuşoğlu tarafından geliştirilen tükenmişlik ölçeği kullanılmıştır. Ölçek 10 maddeden oluşan tek faktörlü 5’li likert tipi bir ölçektir (tablo 2. Araştırmada ölçeğe doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiştir. Çalışma grubunda bulunan 373 öğretmen adayından geriye dönen 176 ölçek değerlendirilmiştir. Öğretmen adaylarının genel olarak “nadiren” düzeyinde tükenmişlik yaşadıkları belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının tükenmişlik düzeyleri arasında cinsiyet ve ailevi durum değişkeni açısından anlamlı bir farklılık görülmemiştir.

  17. Bir Aile Sağlığı Merkezine Başvurmuş Olan 18–49 Yaş Arası Kadınların Doğum Şekli Tercihleri ve İlişkili Faktörler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nurten Elkin

    2016-04-01

    Full Text Available Amaç: Bu çalışmada bir aile sağlığı merkezine başvurmuş olan 18–49 yaş arası kadınların doğum şekli seçimi ve bunu etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, İstanbul’daki bir aile sağlığı merkezine başvurmuş olan, gebelik öyküsü bulunan, 18–49 yaş arası 307 kadına anket formu uygulanarak gerçekleştirilmiş olan, tanımlayıcı bir çalışmadır. Veriler SPSS (Statistical Package for the Social Sciences 16.0 programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Kadınların %24,4’ü gebe olup, %91,8’i daha önce doğum yaptığını, %46,8’i doğumun Sezaryen operasyonla gerçekleştiğini belirtmiştir. Daha önce doğum yapanların %49,2’si, doğum şekline doktorunun karar verdiğini belirtmiştir. En son doğumu normal doğum olarak gerçekleşmiş olanların %54,4’ü, doğal yöntem olduğunu düşündükleri için normal doğumu tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Sezaryen doğumların %73,1’i tıbbi endikasyon nedeniyle gerçekleştirilmiş olup, şu anda gebe olanların %81,4’ü doğum şeklini planladıklarını ve bunların da %68’i normal doğum düşündüklerini ifade etmişlerdir. Kadınların doğum şekli ile eğitim durumları, yaşadıkları yer, çalışma durumları, aylık gelirleri ve gebelikle ilgili sorun yaşamış olup olmadıkları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05. Doğum yapmış olan kadınların %73,4’ü doğum şekilleri hakkında bilgi almış olup bunların %61,8’i bilgiyi doktorundan aldığını belirtmiştir. Tartışma ve Sonuç: Kadının gebeliğinde doğum şekilleri hakkında bilgi edinmemiş olması, Sezaryen doğum sıklığını artıran, önlenebilir faktörlerden biridir. Bu nedenle kadınların birinci basamaktahizmet veren aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları tarafından doğum şekilleri konusunda bilgilendirilmeleri çok önemlidir.

  18. AN ENERGY RESOURCE ITS GEO-ECONOMIC IMPORTANCE HAS GRADUALLY BEEN INCREASING: NATURAL GAS JEOEKONOMİK ÖNEMİ GİDEREK ARTAN BİR ENERJİ KAYNAĞI: DOĞALGAZ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erdal AKPINAR

    2011-09-01

    üketim 1989-2009 döneminde % 65 artmış, ithalatçı ülkeler listesine yenileri eklenmiştir. Önemli doğalgaz yataklarının ve üretim alanlarının başta Rusya Federasyonu, Hazar Havzası ve Ortadoğu olmak üzere belirli bölgelerde yoğunlaşması ve talebin fazlalığı bu enerji kaynağını kısa sürede küresel ölçekte ticarî bir ürüne dönüştürmüştür. Nitekim 2009 yılı itibariyle dünya doğalgaz üretiminin %30 kadarı uluslararası ticarete konu olmuştur. Yine aynı yıl toplam ihracatın yarıdan fazlası (%57, başını Rusya Federasyonu’nun çektiği beş ülke tarafından gerçekleştirilmiştir. Son yıllarda özellikle yeterli enerji kaynağından yoksun AB ve Japonya ile aralarında Çin ve Türkiye’nin de bulunduğu ekonomileri hızla büyüyen ülkeler, doğalgazda çok fazla dışarıya bağımlı hale gelmişlerdir. Yakın gelecekte bu bağımlılığın daha da artacağı, örneğin AB’nin 2030 yılında ihtiyacı olan doğalgazın % 95’ini ithalat yoluyla karşılayacağı tahmin edilmektedir. Bu durum sektörde büyük çaplı plânlamaların, projelerin, yatırımların ve uluslar arası antlaşmaların yapılmasını zorunlu hale getirmektedir. Diğer yandan doğalgaz üzerinde küresel ve bölgesel güçler arasında büyük bir jeoekonomik mücadele cereyan etmekte olup, bu süreçte kaynak bakımından zengin Hazar Havzası, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgeleri ile enerji güzergâhları üzerinde bulunan ülkelerin stratejik önemi artmaktadır.

  19. Paphlagonia Bölgesi’nde Geç Antik ve Erken Bizans Yerleşimi: Sora / Late Antique and Early Byzantine Settlement in Paphlagonia Region: Sora

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Durmuş Gür

    2017-06-01

    Full Text Available Abstract The late antique, early Byzantine settlement area locates at 12 km. distance to southwest of Karabuk Central District, on a sloping land with an altitude of 700 meters piedmont of Keltepe mountain. This settlement area, called as Zora, Zara, Zopran, Sora, Sopran or some other similar names by the researchers, locates within the boundaries of Akören (Kaleköy and Zopran today. This area is one of the five central eparchies bounded to Paphlagonia district of Gangra (Çankırı. Various column headers, inscriptions, sculptures, Hellenistic sepulchres and architectural ruins belonging to Roman age are identified there. The settlement area called as Sora since the 4th century is observed by Doublet (1889, Mendel (1901, Gökoğlu (1952, Marek (1993, 2003, Belke (1996 and Umar (2007, and they found out that it used to be called Zobran in the records of 16th century Ottoman archive. Within the scope of this research, Sora is observed in details for the periods of Roman, Byzantine and Ottoman. The life of St. Autonomous, who had came there in the 4th century to proselytize Christianity and became a martyre, their sepulchre constructions, the bishops of the city, architectural plastic works and scriptures are all researched. Moreover, the problem of naming the area which was confusing for many years is tried to be solved by this research beside documenting the present condition of the architectural ruin on their original places. Öz Karabük’ün 12 km. güneybatısında bulunan geç Antik-erken Bizans dönemi yerleşim alanı Sora (günümüzde Zopran ve Akören, Keltepe Dağı’nın eteklerinde ortalama 700 m. rakımda eğimli bir arazi üzerinde yer almaktadır. Araştırmacılar tarafından Zora, Zara, Zopran, Sora, Sopran gibi çeşitli isimlerle adlandırılan yerleşim, günümüzde Akören (Kaleköy ve Zopran sınırlarında kalmaktadır. Sora, Paphlagonia bölgesinde Gangra (Çankırı Metropolitliğine bağlı beş Piskoposluk

  20. Kuva-yi Milliye Müzesindeki Sırp Kralı II. Stefan Uroš Milutin (1282-1321 Dönemine Ait Gümüş Sikke A Silver Coin of Serbian King Stephan Uros II Milutin (1282-1321 from Kuva-yi Milliye Museum

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ceren ÜNAL

    2012-12-01

    bulunmaktadır. Kuva-yi Milliye Müzesi’nde, 2011 ve 2012 yılı Ağustos ayları arasında yapılan çalışmalar sonucu Ortaçağ Sırbistan dönemine tarihlenen bir adet nadir buluntu gümüş sikke tespit edilmiştir.Kuva-yi Milliye Müzesi’ndeki1 Sırp hükümdar II. Stefan Uroš Milutin (1282-1321 iktidarına tarihlenen bir adet gümüş sikke/dinar2, Anadolu’ya ticaret yoluyla girmi�� olmalıdır. Bir grup gümüş Venedik sikkesi ile beraber bulunan Sırp dinarı, dönemin etkin kültürlerinden Bizans İmparatorluğuna ait sanılarak sınıflanmıştır. Yapılan araştırmalar sonucu 13. yüzyıl sonu Sırp Krallığı dönemine tarihlenen gümüş sikkenin Anadolu’ya girişi ise muhtemelen Venedik ile yapılan ticaretle gerçekleşmiştir. Müzede korunan sikke Doğu ile Batı arasında, özellikle deniz aşırı ticaretin merkezi konumunda olan Anadolu’nun zengin kültürünün yansımasıdır.12. yüzyılda Bizans İmparatorluğunun gücünün zayıflamasıyla, Balkanlarda yaşayan toplumlar arasında bağımsızlık düşüncesi gelişmiştir. 12. yüzyılda kurulan Sırp Krallığı giderek güçlenerek Balkanlarda sınırlarını genişletmiş ve Bizans İmparatorluğu ile Batıdaki devletler arasında denge unsuru olarak önemli bir konuma ulaşmıştır. Sırp Krallığının, Batı’nın Doğu’ya karadan açılan yolu üzerinde olması Batı ile çeşitli ittifak ilişkileri kurmalarında etkindir. Stratejik konumu Bizans İmparatorluğunun da her zaman dostane ilişkiler kurma eğiliminde olmasına neden olmuştur.Dönemin deniz aşırı ticaretteki hakim gücü olan Venedikli tüccarlar kanalıyla Anadolu’ya girmiş olduğu düşünülen gümüş sikke nadir bir buluntudur. Bu nadir gümüş sikke Balkanlar ve Sırbistan’ın tarihi arka planı eşliğinde tanıtılacaktır.

  1. Çivi Yazılı Hukukta Kölelere Verilen Cezalar Punishments Given To Slaves In Cuneiform Law

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yusuf KILIÇ

    2013-09-01

    varlığını yararlı görmüşlerdir. Böylece savaş tutsakları, kötü veya hastalıklı ürün yıllarından dolayı istenilen miktarda hasat elde edemeyip fakir düşerek mülkünü başkasına devretmek zorunda kalan insanlar, borcunu ödeyemeyen borçlular, ailesine karşı gelen ve bu sebeple cezalandırılarak evlatlıktan çıkarılan kişilerden bir köle sınıfı oluşturmuşlardır. Köleleri ucuz ve daimi emek olarak görenbu toplumlar bu sınıfın sürekliliğini sağlamak için kölelerin bazı davranışlarını suç kabul ederek, gelir-geçer olan hukuki normlarında buna karşılık bazı cezai müeyyideler öngörmüşlerdir. Bu çalışmanın amacı kölelerin hukuk nazarında suç kabul edilen fiillerine karşılık verilen cezaları ortaya koymaktır. Bu noktada çivi yazılı hukuk sistemine sahip olan Eski Mezopotamya toplumları Sümer, Babil ve Asur ile Anadolu’daki Hititlerin neşredilmiş olan kanun metinleriüzerinde inceleme yapılmıştır. Söz konusu toplumların çivi yazılı kanun metinlerinden çıkarılan neticelere göre, kölelerin cezalandırılmasını gerektiren davranışlar şunlardır: KöleninEfendisinin Evinden Kaçması, Bir Cariyenin (kadın kölenin Efendisinden Habersiz Başını Örtmesi, KöleninHırsızlık Yapması ve KöleninEfendisineKarşı Gelmesi. Bu tür davranışlarda bulunan kölelere bazı organları sakatlanmaktadır. Bununla birlikte evden kaçan bir köleyi saklayan kişiye ise ölüm cezası verilmektedir.

  2. Ortaçağ’da Devlet, Hukuk, İtaat ve İsyana Bir Kaç Örnek A Few Examples Of The State, Law, Obedience And Insurrection In The Middle-Age

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet ÖZMENLİ

    2012-12-01

    üvenlik içinde yaşayan toplumun temelini oluşturmaktadır. Devlet ise hukukun hayata geçirilmesi için bir kol ve kanat vazifesi yürüten, insan hak ve özgürlüklerini koruyarak toplumsal barış ve uzlaşıyı sağlayan hâkim hükmündedir.Tarihin birçok devresinde farklı sebeplerden dolayı insanlar kurulu düzene karsı gelerek isyan etmişlerdir. İsyanların temelini bazen sosyal sebepler teşkil ederken, bazen toplumun içinde bulunduğu ekonomik sorunlar isyanları ortaya çıkarmıştır. Dini faktörlerinde isyanların üzerinde azımsanmayacak etkisi olmuştur.İtaat toplumsal düzenin sağlanması ve devam etmesi açısından gerekli bir davranıştır. Çünkü otorite pozisyonunda bulunan kişi ya da kişilerin emir ya da isteklerinin yerine getirilmemesi gerek bireysel, gerek kurumsal, gerekse toplumsal açıdan birçok olumsuz sonuç doğurur. İslâm hukukunun birinci kaynağı Kur’an-ı kerîm, meşru hükümete itaat borcunu halka yüklemekte; hükümete de ayaklananlarla harb edip bunları itaate getirmeyi emretmektedirBir devletin sürekliliğinin ve güçlü bir otorite oluşturmasının önündeki engellerin en önemlilerinden biri de iktidara karşı yapılan isyan girişimleridir. Ortaçağ Türk ve İslam devletlerinde de hukuku hiçe sayıp isyan eden birçok topluluklar mevcuttur.Bu çalışmada devletlerin isyanları engellemek için ne gibi tedbirler aldıkları ya da isyan edenleri pasifleştirme politikaları isyankârlara karşı başka isyan etme ihtimali olanları nasıl kendi lehlerine çalıştırdıkları üzerinde durulacaktır.

  3. Health promotion in the “Cancer Early Diagnosis, Screening and Education Centers”in Ankara: Mixed methods research among women/Ankara’daKanser Erken Teşhis Tarama Eğitim Merkezlerinde sağlığı geliştirme:Kadınlar ile yürütülen karma yöntemli bir araştırma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ozge Karadag Caman

    2013-12-01

    itim Merkezleri’nin (KETEM hizmetlerinin, özellikle hizmetlerin sağlığı geliştirme boyutuna odaklanarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Yöntem: Araştırma grubunu, Ankara’da bulunan KETEM’lere başvuran ve izleme dönemi ile birlikte çalışmaya katılmayı kabul eden 30-70 yaş arası 332 kadın oluşturmaktadır. Çalışmada, karma veri toplama yöntemi (hizmet öncesi ve sonrası anket formları, tıbbi kayıtlar ve odak grup görüşmeleri kullanılmıştır. Niceliksel verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, ki-kare testi, Fisher’in kesin ki-kare testi, McNemar`ın ki-kare testi, Bowker’in simetri testi ve bağımlı gruplarda t-testi kullanılmış, niteliksel verilerin analizinde ise görünür/açık içerik analizi yapılmıştır. Bulgular: Hizmet sonrası görüşülen katılımcıların (n=319 %97.5’i KETEM’lerin sunduğu hizmetlerden memnun kalmıştır. Katılımcıların kanserden korunmak için alınabilecek önlemler konusunda bilgi düzeyi, hizmet sonrasında anlamlı düzeyde artmıştır (p<0.001. Merkezlerde verilen eğitimler, kanserden korunmaya yönelik önlemler konusundaki bazı bilgileri artırmakla beraber, kendi kendine meme muayenesi sıklığının artması (p<0.001 dışında, diğer sağlık davranışları ile ilişkili bulunmamıştır (p>0.05. Sonuç: KETEM’lerden hizmet alan kadınların çoğu hizmetlerden memnun kalmış ve kanser taramaları ile ilgili sorun yaşamamıştır; ancak bulgular, merkezlerin mevcut hizmetlerinin, kanser konusunda farkındalığı arttırmakla birlikte sağlık davranışlarını önemli düzeyde etkilemediğini göstermektedir. Sağlığı geliştirme hizmetleri kapsamında; kanıta dayalı eğitim ve davranış müdahaleleri ile bu müdahaleleri izleme dönemlerini de içeren çok boyutlu bir yaklaşıma gereksinim vardır. Anahtar Kelimeler: Kanser taraması, sağlığı geliştirme, sağlık eğitimi, sağlık davranışı, koruyucu sağlık hizmetleri   

  4. THE EFFECT OF 4+1 PLANNED WRITING AND EVALUATION MODEL TO DEVELOP THE ATTITUDES OF PRESERVICE TEACHERS AS TO WRITTEN EXPRESSION AND THEIR WRITING SKILLS 4+1 PLANLI YAZMA VE DEĞERLENDİRME MODELİNİN ÖĞRETMEN ADAYLARININ YAZILI ANLATIM TUTUMLARINI VE YAZMA BECERİLERİNİ GELİŞTİRMEYE ETKİSİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halit KARATAY

    2011-09-01

    ında yazılı anlatım derslerine yer verilir. Bu derslerde yapılan yazılı anlatım etkinliklerinde genellikle öğrencilere yazma ürünlerinin niteliği ile ilgili yeteri kadar dönüt verilmez ve yazma süreci belli aralıklarla öğretmenler tarafından gözden geçirilerek öğrencilere dönüt verilmediği için doğrusal ilerler. Bu geleneksel yazma eğitimi anlayışında öğrencilerin yazma ürünlerinin şekilsel özellikleri; yazının okunaklığı yazım ve noktalama kurallarının doğru kullanılıp kullanılmadığı önemlidir. Oysa iyi bir yazma ürünü ortaya koymak iyi tasarlanmış, belli aralıklarla izlenerek yönlendirilmiş bir yazma süreci ile elde edilebilir. Sürece dayalı yazma eğitimi çalışmalarında öğretmenler, öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini geliştirmek için yazma sürecinin belli aşamalarında yazılarının gelişimleri hakkında onlara dönütler verir. Yazma sürecinin bir aşamasını tamamlamadan diğer aşamaya geçmelerine izin vermez, nerede, neyi, eksik yaptıklarını göstererek yazma süreci hakkında bilişsel farkındalık edinmelerini sağlar. Bu araştırmada, hazırlık, plan, düzenleme, düzeltme ve yayınlama aşamalarını içeren sürece dayalı 4+1 Planlı Yazma ve Değerlendirme Modelinin öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini ve yazılı anlatıma karşı tutumlarını geliştirmeye etkisi incelenmiştir. Çalışma ön test-son test kontrol gruplu deneysel modelde desenlenmiştir. Batı Karadeniz’de bulunan iki üniversitenin Türkçe öğretmenliği 1. sınıfları araştırmada örneklem alınmıştır. Sürece dayalı 12 haftalık deneysel uygulama sonunda 4+1 Planlı Yazma ve Değerlendirme Modelinin öğretmen adaylarının hem yazılı anlatım becerilerini hem de yazılı anlatıma karşı tutumlarını anlamlı düzeyde geliştirdiği belirlenmiştir.

  5. “Beyhude Ömrüm” Adlı Hikâyenin Greımas’ın Eyleyenler Modeline Göre İncelenmesi Analysıs Of Story “Beyhude Ömrüm” Accordıng To Greımas’ Actants Model

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hatice ALTUNKAYA

    2012-12-01

    önüştürmek, anlamsal bağlarını keşfetmek okurun işidir. Eski Yunancada gösterge anlamına gelen semeion ile bilim anlamına gelen logos sözcüğünün birleşmesiyle meydana gelen semology Türkçede gösterge bilimi terimiyle karşılanmaktadır.Göstergebilimin öncüleri olarak iki isimden söz etmek mümkündür. Bunlar Charles Sanders Peirce ve İsviçreli dilbilimci Ferdinand de Saussure’dür. Peirce, “Tüm evren, yalnızca göstergelerden oluşmamış olsa bile, göstergelerle dolup taşar” sözü ile bütün bilgi nesnelerinin göstergebilimin konusu olabileceğini ifade etmiştir.Bu çalışmada Mustafa Kutlu’nun “Beyhude Ömrüm” adlı hikâyesi göstergebilimsel bir çözümleme modeli olan Greimas’ın eyleyenler modeline göre incelenmeye çalışılmıştır. A.J. Greimas’a göre anlatının oluşabilmesi için öyküyü başlatacak bir olay ve bu başlangıç durumunu bozacak dönüştürücü ögeye ihtiyaç vardır. Çalışmada söz konusu olay ve dönüştürücü ögenin var olduğundan hareketle hikâye beş kesite ayrılmıştır. Bu kesitlerde eyleyenler modelinde bulunan altı eyleyenin bulunduğu, anlatı izlencesinden eyletim, edinç, edim ve yaptırım izlence evrelerinin yer aldığı tespit edilmiş ve eyleyenler modelindeki öznelerin yetilendirici, sonuçlandırıcı ve onurlandırıcı deneyimleri gerçekleştirdikleri görülmüştür. Ayrıca eserde ben anlatıcı olan yazarın “öldüm” ifadesini kullanmasının ben anlatıcının anlatımına uygun düşen bir anlatım olmadığı görülmüştür.

  6. CHAY KARAGACH’S POEM CONSISTENCY EVALUATION RELATED TO SOCIOCULTURAL STRUCTURE OF KASHQAI TURKS ÇAY KARAGAÇ ŞİİRİ BAĞLAMINDA KAŞKAY TÜRKLERİNİN SOSYOKÜLTÜREL YAPISINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet KARAASLAN

    2011-12-01

    ısmı geleneksel göçebeyaşantısını sürdürebilmektedir. Hüseyin Ali Kaimi konargöçer bir KaşkayTürkü olarak bütün ömrünü “Kaşkay Eli”nin içinde geçirmiş obanındertlerini, başından geçenleri, Kaşkayların şu anki halleriyle eski halleriarasındaki farkları, Kaşkay Türklerinin tarihini, geleneğini, kültürünü;göç güzergâhı üzerinde bulunan Karagaç Çayı ile dertleşerek ona sorularsorarak anlatmaya çalışmıştır. Koşma destan biçiminde kaleme alınmışbu yüz elli kıtayı aşkın manzumede birçok yönüyle Kaşkay Türklerinigörmek, şehir hayatının içerisinde kaybolmaya ve hâkim unsurlararasında erimeye yüz tutmuş kadim Kaşkay kültürünün, özlemini, onunmısralarıyla hissetmek mümkündür. Yapılan çalışmada, Karagaç nehrinibir metafor olarak topyekun bir Kaşkay kültürünü tanımlamak içinkullanan ve aşık tarzı kültür geleneğinin önemli bir temsilcisi olanHüseyin Ali Kaimi‟nin bu önemli şiiri çerçevesinde Kaşkaylar hakkındabilgi vermek öte yandan Güney‟in Şehriyarı diyebileceğimiz Kaimi‟yi ve Çay Karagaç şiirini Türkoloji dünyasına tanıtmak amaçlanmıştır.

  7. CHANGES IN PHONETICS IN THE WORDS BORROWED BY THE KYRGYZ LANGUAGE KIRGIZ TÜRKÇESİNDE ALINTI KELİMELERDEKİ SES DEĞİŞMELERİ

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cüneyt AKIN

    2011-01-01

    ünümüzde de yakın bağlantısı bulunan Kırgızlar, tarihi süreç içerisinde çeşitli yakınlaşmalar yaşamış hatta savaşmıştır. Belirttiğimiz bu tür ilişkiler neticesinde de, göçebe toplumun kültürüyle bağlantılı bazı kelime ve kavramları alıntılamışlardır. Kırgız Türkçesinin alıntı kelimeler için uyguladığı ses kurallarını ve bu yöntemle Kırgız Türkçesinin özleştirme gücünü ortaya koymayı amaçlayan çalışmada, Kırgız Türkçesine Arapça, Farsça, Moğolca, Çince ve Rusçadan alıntı kelimelerin ses değişmeleri ele alınmıştır.

  8. Allah’ın Varlığını Aklen Bilmeye İlişkin Mâtürîdî'nin Gâye ve Nizam Delili / The Argument of “Hikmah and Tadbir” to Prove The Existence of God According to al-Maturidi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatma Aygün

    2015-05-01

    Full Text Available Öz Mâtürîdî İslâm düşünce tarihinde önemli bir yere sahip bulunan düşünürlerden biridir. Öyle ki Mâtürîdî (333/944 Ebû Hanîfe geleneğinin en güçlü simasıdır ve Ehl-i Sünnet kelâmının kuruluşunda en büyük paya sahiptir. Mâtürîdî'nin düşüncesinde "hikmet" ve "tedbîr" kavramları çok önemli bir yere sahiptir, o Allah'ın varlığını bilmek için hikmet ve tedbîr terimleriyle ilşkilendirdiği gâye ve nizam delilini kullanmıştır. Ayrıca o kötülük (şer olarak gördüğümüz şeyler dahil var olan tüm şeylerin "hikmet"in bir tezahürü olarak ortaya çıktığından bahsetmiştir. Mâtürîdî'nin düşünce sisteminde Allah'ın varlığı bilmek için kullanılan teleolojik delil ki doğadaki düzenlilik, güzellik ve tedbirin gözlemlerinden, analojik veya endüktif muhakemenin bazı türleri aracılığıyla ilerler, sonuç olarak bunlar bir tasarımcının (Allah işi olmalıdır. Bu Makalede gâye ve nizam delili ile ilgili Mâtürîdî'nin evrendeki düzeni ispat etmeye yönelik ortaya koymuş olduğu argümanlar ayrı başlıklar halinde ele alınmış ve tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kelâm, Mâtürîdî, Allah'ın Varlığının Delilleri, Hikmet, Tedbîr, Gâye ve Nizâm Delili (Teleolojik Delil. The Argument of “Hikmah and Tadbir” to Prove The Existence of God According to al-Maturidi Abstract Al-Maturidi is one of the foremost and most important thinkers in the history of Islamic thought. So that al-Maturidi (333/944 is the most powerful figure in Ebû Hanîfe School and has the biggest share in the establishment of Followers of Sunnah kalam. The "hikmah" (wisdom and "tadbir" (order concepts are very important terms in the thought of al-Maturidi. He used the argument of “aim and order" (teleological argument -that he links with the term hikmah and tadbir- to prove the existence of God. He also stated that all things, including even the bad things (malignity, come

  9. Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğrenenlerin Konuşma Kaygılarının Değerlendirilmesi An Evaluation of Speaking Anxiety for Learners of Turkish as A Foreign Language

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muhammed Eyyüp SALLABAŞ

    2012-09-01

    şısındakilere sözlü olarak aktarmasına konuşma denmektedir. Konuşma dilin anlatma boyutu içinde yer almakta ve kendini ifade etmenin temel aracını oluşturmaktadır. Sözlü anlatım hem toplum için hem de bir beceri olarak dil eğitiminde önemli bir yere sahiptir. Hakkında en az çalışılan konuşma becerisinin yabancılara Türkçe öğretimi alanında da çalışılması oldukça önemlidir. Bu çalışmada Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin Türkçe konuşmaya yönelik kaygıları belirlenmeye ve çeşitli değişkenler bakımından değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışma, tarama modeliyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya Ankara Üniversitesi Türkçe Öğretim Merkezi Taksim Şubesinde öğrenim gören C Seviyesinde (Yüksek Türkçe bulunan 68 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya temel teşkil eden veriler, Özdemir tarafından geliştirilen “Konuşma Kaygısı Ölçeği” ve “Kişisel Bilgi Formu” aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda toplanan veriler, verilerin özelliklerine uygun analiz teknikleri ve SPSS - 16.0 programı kullanılarak çözümlenmiş; bulgular, tablolar hâlinde sunulmuş ve yorumlanmıştır. Elde edilen verilerin iki değişken arasındaki anlamlılığını test etmek için verilere t testi uygulanmıştır. Elde edilen değerlerin ikiden fazla değişken arasındaki anlamlılığını test etmek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA kullanılmıştır. Çalışmada, Türkçenin zor bir dil olmadığını düşünenlerin zor olduğunu düşünenlere göre anlamlı düzeyde kaygı düzeylerinin düşük olduğu, diğer değişkenlerin anlamlı farklılık oluşturmadığı tespit edilmiştir.

  10. İlköğretim Okullarında Görev Yapan Öğretmenlerin Örgütsel Sinizm Düzeylerinin Belirlenmesi (Uşak İli Örneği Assessment of Cynicism Level of Primary School Teachers (Uşak Sample

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Akif HELVACI

    2012-09-01

    neticilerin sinizminin sebep ve sonuçlarını bilmeleri örgütteki başarı ve var ise sinizmin olumsuz sonuçlarını en etkili ve en uygun bir şekilde yönetme imkanı vermektedir. Örgütsel sinizmi etkileyen faktörlerin bilinmesi ya da algılanması yöneticilerin bu konuda duyarlı olup olumsuz sonuçlar doğurabilecek adım atmalarına engel olmaktadır. Bu araştırma, Uşak ili Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kamu ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Aynı zamanda öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerinin cinsiyet, branş, kıdem, öğrenim durumu, okulda çalışma süresi değişkenlerine göre faklılaşıp farklılaşmadığı saptanmak istenmiştir. Araştırma 2010-2011 eğitim-öğretim yılında yürütülen betimsel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın evreni Uşak ili sınırları içerisinde bulunan tüm kamu ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Örneklemini ise tesadüfi örnekleme yolu ile seçilen 311 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Apaydın (2012 tarafından geliştirilen örgütsel sinizm ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulguları ilköğretim öğretmenlerin sinizm algılarının “Az düzeyinde” olduğunu göstermektedir. İlköğretim öğretmenlerinin sinizme ilişkin görüşleri cinsiyet, branş, kıdem, öğrenim durumu bakımından değişmemektedir. Okuldaki çalışma süresi bakımından, bulunduğu okulda 6-10 yıl çalışan öğretmenlerin, 1-5 yıl çalışan öğretmenlere göre daha çok sinizme sahip olduklarını göstermektedir.

  11. İkinci Dünya Savaşı Sırasında Yaşanan Gıda Sıkıntısı Ve Ekmek Karnesi Uygulaması Food Shortage And Pass In Bread During The World War II

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sabit DOKUYAN

    2013-07-01

    erçevesinde yürürlüğe giren ekmek karnesi uygulaması, vatandaşı çok az miktarda bir ekmekle yaşayabilmeye mahkûm etmiştir. Maddi durumu iyi olanların pek de etkilenmediği karne ile ekmek dağıtımı uygulaması, daha çok dar gelirlileri zorlamıştır. Devlet, memurunu ve askerini gıda temini konusunda olabildiğince korumaya çalışmıştır. Karaborsacılık en üst seviyelerde kendini göstermiş, kolay yoldan para kazanabilme yolları sıkça kullanılmıştır. Devlet, sıkıntılar karşısında almaya çalıştığı tedbirlerde beklenen başarıyı sağlayamamıştır. Yaşanan sıkıntılar savaşın sona ereceğinin anlaşılmasıyla birlikte bir miktar azalış gösterse de, gıda temini sıkıntısı savaş sonrası dönemde de devam etmiştir. Halk, çektiği yoklukların temel nedeni olarak iktidarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi’ni görmüş ve 1950 yılında yapılan seçimlerle bu partiyi iktidardan uzaklaştırmıştır. Bu çalışma içerisinde; 1942–1946 yılları arasında yürürlükte olan ekmek karnesi uygulamasının gerekçeleri, uygulama şekilleri, yürürlük sürecinde gerçekleşen değişiklikler ve karne sisteminin etkileri değerlendirilmiştir.

  12. Examining Middle School Mathematics Teachers’ Use of Information and Communication Technologies and Psychomotor Skills [Ortaokul Matematik Öğretmenlerinin Bilgi İletişim Teknolojisi ve Psikomotor Beceri Kullanımlarının İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alattin Ural

    2015-04-01

    , hangi sınıfta, ne şekilde kullanıldığını ve bunların kullanımına yönelik öğretmen görüşlerini araştırmaktır. Yazışma tekniği kullanılarak, Burdur merkezde bulunan 7 ortaokuldaki 25 matematik öğretmeninin 22’ sine açık uçlu sorulardan oluşan bir soru formu elden dağıtılmış ve aynı yolla yanıtlar yazılı olarak alınmıştır. Araştırma tarama modelinde olup nitel bir çalışmadır. Öğretmenlerin yanıtları betimsel analiz yöntemiyle incelenmiş, doğrudan alıntılara yer verilerek kategorik olarak sunulmuştur. Psikomotor beceriler açısından sırasıyla; geometride pergel-cetvel-iletki, noktalı–izometrik-milimetrik kâğıt, kâğıt kesme-katlama; cebirde ise kesir şeritleri ve cebir karoları kullanıldığı belirlenmiştir. Kullanılan sınıflar ise sırasıyla 5, 6, 7 ve 8 şeklindedir. BİT kullanımı açısından sırasıyla; Morpa ve MEB Vitamin (geometride görsellik gerektiren konularda, PowerPoint sunusu (katı cisimler, fraktallarda ve internetteki animasyon ve videolar (katı cisimler, üçgenler, fraktalar, örüntü ve süslemeler, denklemler, simetri konularında kullanıldığı görülmüştür. Kullanılan sınıflar ise sırasıyla 8, 7, 6 ve 5’ dir. Öğretmenler, BİT ve psikomotor kapsamındaki faaliyetlerin yapılamamasının gerekçesi olarak, yeterince zaman olmamasını, bilgisayarların yetersizliğini, sınıf mevcutlarının çok olmasını ve beklentilerin sınavlara hazırlık olmasını başlıca neden olarak ifade etmiştir.

  13. Evli erkeklerde eşlerine yönelik şiddet ve ilişkili etmenler/Spouse violence and related factors in married men

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Guljan Dönmez

    2012-12-01

    Full Text Available Amaç: Araştırmanın amacı 25-49 yaş arası evli erkeklerde eşlerine yönelik şiddet uygulama durumunun, türlerinin ve etkileyen etmenlerin belirlenmesidir. Yöntem: Kesitsel tipteki çalışmanın evreni, İzmir’in Konak İlçesi’nde bulunan Esentepe Sağlık Ocağı Bölgesi’nde yaşayan 25-49 yaş arası 2615 evli erkektir. Sistematik örnekleme yöntemi ile seçilen 254 kişiye ulaşılmıştır. Bağımlı değişken olan şiddet varlığı “Yeniden Gözden Geçirilen Çatışma Taktikleri Ölçeği” (The Revised Conflict Tactics Scales=CTS 2 ile belirlenmiştir. Bağımsız değişkenler erkeğe ve eşine ilişkin sosyodemografik değişkenler, evliliğe ve aileye, sağlık durumuna, cinsel yaşama ilişkin özelliklerdir. Veri t Testi, Ki-kare, Lojistik Regresyon Analizi ile çözümlenmiştir. Bulgular: Eşe yönelik psikolojik şiddet sıklığı %93, fiziksel şiddet %37.5, ekonomik şiddet %34.4, cinsel şiddet %3.9 olarak saptanmıştır. Psikolojik şiddete maruziyet, ortaokul ve üzeri öğrenimli kadınlarda anlamlı olarak daha fazladır. Erkeklerin işsiz olması ya da düzensiz işlerde çalışması, haftada birkaç kez ya da her gün alkol kullanması, istenmeyen gebelik varlığı, kadının 25-34 yaş grubunda olması fiziksel şiddette belirleyici etmenler olarak saptanmıştır. Sonuç: Eşleri tarafından kadına yönelik olarak uygulanan psikolojik şiddet sıklığı beklenenden çok yüksek bulunmuştur. Üç erkekten biri ekonomik ve fiziksel şiddet uygulamaktadır. Cinsel şiddet düşük saptanmasına karşın sorunun daha büyük boyutlarda olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile içi şiddet, toplumsal cinsiyet, kadın sağlığı Spouse violence and related factors in married men Objective:The purpose of this study is to examine the presence, patterns and related factors of spouse violence among 25-49 years old men. Methods: The cross-sectional study was conducted in the

  14. Kıbrıs Türk Eğitim Tarihinde Shakespeare Okulu ve Nejmi Sagıp Bodamyalızade / Shakespeare School and Nejmi Sagip Bodamyalizade in Cyprus Turkish Education History

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali Efdal Özkul

    2017-06-01

    Nejmi Sagıp Bodamyalızade, who was originally from Paphos in the south-west of Cyprus, completed his education at Oxford University. Then he returned to the island and established the Shakespeare School, which is one of the first private schools of the island. He has undertaken both teaching and school management roles here. Many Turkish Cypriots have been educated in this private school which offers English education. Nejmi Sagıp, which has a high level of general culture, has been nicknamed Feylosof (philosopher by the community. During World War II, Nejmi Sagıp declared himself as a deputy of Cypriot Muslims by the signing of thousands of people in Nicosia. By using this title, Mr. Nejmi sent letters to the presidents and deputies of several countries, mainly the United Kingdom, defending the rights of Turkish Cypriots against the Enosis requests of Greek Cypriots. Mr. Nejmi has literary works besides education and political activities. One of his literary was the Quran which he translates to English. He also translated some of the classics of Turkish literature into English. Many people, especially the Irish writer George Bernard Shaw, Nobel Peace Prize-winning, have already begun to appreciate him for his translations. As a result, Mr. Nejmi has an important value for the Turkish Cypriot Political, Cultural and Educational history.  Öz Aslen Kıbrıs’ın güney batısında bulunan Baf Kazasından olan Nejmi Sagıp Bodamyalızade, Oxford Üniversitesi’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra adaya dönerek adanın ilk özel okullarından olan Shakespeare Okulu’nu kurmuştur. Burada hem öğretmenlik hem de okul müdürlüğü görevlerini üstlenmiştir. İngilizce eğitim veren bu özel okulda birçok Kıbrıslı Türk eğitim almıştır. Genel kültür düzeyi yüksek olan Nejmi Sagıp’a halk tarafından Feylosof (Filozof lakabı takılmıştır. Nejmi Sagıp, II. Dünya Savaşı sırasında Lefkoşa’da binlerce kişiden imza toplayarak

  15. İşlevsel Görme Aktivite Programı ile Az Gören Çocuğun İzleme Becerilerinin Geliştirilmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cem Aslan

    2016-04-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemdeki az gören bir çocuğun işlevsel görme becerilerinden izleme becerilerinin gelişiminde İşlevsel Görme Aktivite Programı’nın etkililiğini belirlemektir. Araştırmada, İşlevsel Görme Aktivite Programı katılımcı çocuğa uygulanarak programın etkililiği değerlendirilirken “örnek olay çalışması” kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcısını, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir Görme Engelliler İlkokulu’na devam eden az gören tanısı almış 5 yaşındaki bir kız çocuğu oluşturmaktadır. Araştırmada, az gören çocuğun yakın görme alanı içerisinde yer alan işlevsel görme becerilerinden izleme becerilerini sergilemedeki performans düzeyini geliştirmek amacıyla İşlevsel Görme Aktivite Programı hazırlanmış ve uygulanmıştır. Programın uygulama süreci, uygulama ve değerlendirme oturumlarını kapsayan toplam 20 oturumda tamamlanmıştır. Bu oturumların 14’ü uygulama ve 6’sı değerlendirme oturumu olarak yapılmış ve kodlanmıştır. Kodlanan veriler, İşlevsel Görme Aktivite Programı Değerlendirme Aracı üzerinden analiz edilerek araştırmanın veri analizleri tamamlanmış ve araştırma bulguları elde edilmiştir. İşlevsel Görme Aktivite Programı'nın uygulaması sonucu, çocuğun işlevsel görme becerilerinden izleme becerilerini sergilemedeki performas düzeyinde olumlu gelişmeler tespit edilmiştir. Son olarak, araştırmanın bulguları tartışılmış ve önerilere yer verilmiştir. The purpose of this research is to determine the effectiveness of Functional Vision Activity Program on development of the tracking skills among the functional vision skills of a child with low vision in the pre-school period. While, in the research, Functional Vision Activity Program is applied to a child to assess the effectiveness of the program,

  16. San Remo Konferansı’nda İngiltere’nin Ermeni Politikası (18-26 Nisan 1920 Britain’s Armenian Policy on San Remo Conference (18-26 April 1920

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Evren KÜÇÜK

    2012-09-01

    Ahoranian Osmanlı Devleti’nden toprak talebinde bulunmaya devam etmişlerdir. Bu taleplerin gerçekleşmesi için Ermeni varlığını koruyacak, geliştirecek ve finanse edecek bir gücün mandaterliğine ihtiyaç vardı. Bu durum konferans esnasında İngiltere’nin de diplomatik manevralar gerçekleştirmesine yol açmıştır. Özellikle İngiltere için Mezopotamya bölgesi önemli olduğundan Anadolu’daki mandaterlik görevi ABD’ye bırakılmaya çalışılmıştır. ABD’nin bu teklifi kabul etmemesi durumunda ise Türk-Ermeni sınırının ABD Başkanı Wilson hakemliğinde çözülmesi öngörülmüştür. San Remo’da bulunan diğer devlet başkanları ise Ermenistan mandaterliğini alma sorumluluğundan rahatsızlık duyup ne mali ne de askeri yardımda bulunamayacaklarını açık bir dille ifade etmişlerdir. Demografik bakımdan sağlam gerekçelere dayanmayan ve uygulanabilirlik ilkesine ters düşen bu taleplerin Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki hareket tarafından kabul edilmesi beklenemezdi. Ayrıca Doğu Cephesi’nde elde edilen askeri zaferler, İngiltere’nin Ermenistan politikasının iflasına neden olduğu gibi ABD Başkanı Wilson’un da Sevr Antlaşması’nın 89. maddesine atfen hazırladığı Türk-Ermeni sınırı hakkındaki 22 Kasım 1920 tarihli raporunu da devre dışı bırakmıştır. Varolmak için verilen bu savaş, sonunda, İtilâf blokunun tamamen parçalanıp Fransa ve İtalya’nın milli mücadele hareketine destek vermesiyle sonuçlandığı gibi hem Lloyd George hükümetinin hem de Osmanlı imparatorluk sisteminin sonunu getirmiştir.

  17. Arnavutluk’taki Osmanlı Dönemi Mimarisinde İstanbul Tasvirli Duvar Resimleri İstanbul Depiction Mural Paintings in Architecture of Ottoman Period in Albania

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Metin UÇAR

    2013-09-01

    öre değerlendirilmiştir. Ayrıca, resimlerdeki üslup özellikleri ve dönemin etkileri irdelenerek, teknik ve düzenleme açısından analiz edilerek, Anadolu’daki çağdaşlarıyla karşılaştırılmaya çalışılmıştır.Osmanlı İmparatorluğu’nda XVIII. yüzyıl ortalarından itibaren başkent İstanbul ve Anadolu’daki dini ve sivil mimaride uygulanmaya başlayan duvar resimleri Arnavutluk’taki yapıların duvar yüzeylerinde de görülmeye başlar. Günümüzde çok az sayıdaki yapıda örnekleri kalmış olan duvar resimleri, yapıların iç ve dış duvar yüzeylerindeki madalyonlar, panolar, kuşaklar ve çerçevelerin içlerinde yer almaktadır. Resimlerde ele alınan konular, ağırlıklı olarak natürmort, manzara ve kent tasvirlerinden oluşmaktadır. Konu olarak seçilen kent tasvirleri içerisinde İstanbul, dönemin başkenti olması nedeniyle öncelikli bir yer teşkil eder. Genellikle hayali olarak ele alınan İstanbul tasvirleri, Akçahisar (Kruje Toptaniler Konağı, Berat Bekarlar Camii, Berat Cako (Xhaxhi Qako Evi, ve Görice (Korçe Mirahor İlyas Bey Camii duvar yüzeylerinde yer almaktadır.Konusu İstanbul olan ve günümüzde farklı ülke toprakları içerisinde kalan duvar resimleri, bölgedeki yerel sanatçılar tarafından yapılmış olmasına rağmen özellikle Ege ve Marmara bölgesinde bulunan çağdaşları ile teknik, üslup ve düzen açısından büyük benzerlikler gösterir.

  18. Ekonomik Büyüme ve Çevresel Vergilerin Emisyon Miktarına Etkileri / The Effect of Economic Growth and Environmental Taxes On Quantity of Emissions

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hakan Akar

    2012-12-01

    Full Text Available Bu çalışmada, daha müreffeh bir hayat yaşama gayesiyle gerçekleştirilen sınırsız üretim ve tüketim faaliyetlerinin, çevre tahribatı yoluyla tam aksi yönde etki yapıp yapmadığı incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın temel amacı, üretim ve tüketim faaliyetlerinin çevreye zarar vermesi durumunda, çevresel vergilerin bu tahribatı azaltmada etkili bir çözüm olup olamayacağı hakkında çıkarımda bulunmaktır. Çalışmanın problemi genelde çevresel bozulma, özelde de emisyondur. Öncelikle çevre ekonomisi başlığı altında çevre ile ekonomi arasındaki ilişki ortaya konulmaya çalışılmış, sonrasında analizimize hazırlık olması mahiyetinde emisyon, çevresel vergiler, GSYİH, kişi başına düşen milli gelir hakkında bilgi verilmiştir. İktisadi büyüme süreciyle çevresel bozulma arasındaki etkileşimi açıklarken Çevresel Kuznets Eğrisi (ÇKE ve Kirlilik Sığınağı Hipotezi veya Kirlilik Cenneti’nden faydalanılmıştır. Türkiye’nin de ÇKE ile uyumlu olduğu ve milli geliri reel olarak 4090 dolardan sonra çevreye verilen zararların azalacağı tespit edilmiştir. Ayrıca milli gelir hesaplamalarında da çevresel maliyetlerin hesaba katılması zaruretine değinilmiştir. Çevresel bozulmayla çevre vergileri arasındaki ilişki de çevresel vergi gelirlerinin toplam vergi gelirlerine oranlanarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Nitel analizlerimize temel teşkil edecek veriler Avrupa Çevre Ajansı, Avrupa Komisyonu ve Dünya Bankası’nın internet sitelerinden elde edilmiş, AB ve OECD ülkelerinin iktisadi büyüme, çevresel vergi ve emisyon hacimlerine ilişkin veriler arasındaki ilişki gözlemlenmeye çalışılmıştır. Buna göre; iktisadi büyüme, farklı gelişmişlik düzeylerine göre ülkeden ülkeye farklı çevre tahribatı sonuçları vermektedir. Çevresel vergilerin etkin bir şekilde vergi sistemlerinde bulunan ülkelerde ise, emisyon

  19. Kazakistan Sovyet Cumhuriyeti Örneğinde Edebiyat Eğitimi ve İdeoloji Literature Education and Ideology - Case of the Soviet Republic of Kazakhstan

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bahadır GÜCÜYETER

    2012-12-01

    üdahale alanında bulunan ve toplumu istedikleri şekilde yönlendirebilecekleri en önemli araçtır. Toplumun gideceği yöne karar verenler belirledikleri yön doğrultusunda toplumdaki bireylerin düşünce yapısını tayin etmek için eğitim sistemlerini kurgularlar. Bu kurgu okullarda okutulacak dersler, kullanılacak kitaplar, yararlanılacak kaynaklar gibi pek çok unsuru içerisinde barındırmaktadır.Edebî yapılanmaların kurgulanması ise biraz daha zor ve karmaşık bir süreci ihtiva etmektedir. Bu kurgunun hayata geçirilmesi için ya mevcut edebiyatçıların düşünce yapısının ideolojik sistemin istediği şekle dönüştürülmesi ya da bu sistemi benimseyen bir edebiyatçı grubunun teşvik edilerek yetiştirilmesi gerekmektedir.Sovyetler Birliği döneminde edebî yapılanmanın kurgulanması için bahsedilen bu yöntemlerin her ikisi de kullanılmıştır. Birtakım yazarlar ve şairler desteklenirken belli bir grup ise dışlanarak ötekileştirilmiş, hatta ortadan kaldırılmıştır. Yeni kurulan bu yapılanmanın içerisinde sistemin dışına çıkan veya sisteme muhalefet eden herhangi bir unsur varlığını devam ettirememiştir. Edebî üretimi bu şekilde kurgulayan ideolojik yönetim, yeniden üretimi sağlamak için edebiyat eğitimini de yeni kurulan bu edebiyat çerçevesinde kurgulamıştır.Kazakistan Sovyet Cumhuriyeti’nde uzunca bir süre okutulan lise 10. sınıf Kazak Sovyet Ädebiyeti ders kitabını bu kurgusal planlama perspektifinden ele alan çalışmamız, Sovyetler Birliği yönetimi tarafından edebiyat eğitiminin ne ��ekilde ideolojik bir hâle getirildiğini ortaya koymaktadır.

  20. Hayata ve Vücut Dokunulmazlığına Karşı İşlenen Suçlarda Kadın Suçluluğu ve Dindarlık İlişkisi / Female Criminality and Religiosity in the Homicide and Assault Crimes

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatma Kenevir

    2017-06-01

    Full Text Available Abstract        This study consists of the results of the research conducted with convicted female prisoners who committed crimes against the immunity and body immunity in Ankara (Sincan, İzmir (Şakran and İstanbul (Bakırköy women's closed prisons. The scope of the research includes women convicted of crimes against life and body immunity, who are more religious than prisoners convicted of theft, drugs etc. In this respect, the factors that lead to the criminality of women, who were convicted of murder or attempt murder, convicted of wounding offenses and who defined themselves as religious, are determined. Another aim is to demonstrate the crime and victim relationship, how convicts explain criminal actions to themselves and their surroundings and how they justify themselves. Questionnaires and semi-structured interview techniques were used as a method. In this direction, the findings obtained from the results of the questionnaire conducted with 151 women convicts were evaluated by descriptive statistical method and the results of semi-structured interviews with 8 women were included in the results. These types of explanations, included in neutralization techniques, are: commitment to values, the role of the victim, and rejection of responsibility. In the first place, the victim sees the situation as a matter of honor and explains the guilt involved with their beliefs / beliefs. Secondly, the violence (domestic problems that is experienced is said to be the result, as in the opposite party deserves it. In the third place, the victim rejects the responsibility, indicating that the mental illness or depression is the result of suicide. Öz      Bu çalışma, Ankara (Sincan, İzmir (Şakran ve İstanbul (Bakırköy kadın kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hayata ve vücut dokunulmazlığına karşı suç işlemiş hükümlü kadın mahkûmlarla yapılan araştırma sonuçlarından oluşmaktadır. Araştırmanın kapsam

  1. İlk Dönem İslam Siyâsî Tarihinde Hutbe Uygulaması The Practice Of Khutbah In The First Period Of Political Islam

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cahit KÜLEKÇİ

    2013-09-01

    Full Text Available They are symbols (different symbols that indicate the independent of states. These symbols may vary, depending on the traditions of their own states. For example that the symbols the money, written on money the president's name of the state, flag, border, capital, organization of the states. In addition to these elements, give thekhutbah is defined in the tradition of Muslim societies as a symbol ofindependence. Our study aims to show the application forms ofkhutbah which is one of the symbols of the independence of stateskhutbah, in the political history of Islam. The application of Khutbahdates back a great deal on the Islamic political history. The applicationof khutbah began the Prophet Muhammad's seventh generationgrandfather Ka'b b. Lueyy, but after his death have not been continued.Therefore, take a traditional of the application of khutbah has beentimely the Prophet Muhammad. Due to the conditions, the ProphetMuhammad can not give a khutbah in Mecca and this tradition startedimmediately after the exodus to Medina. After the death of The ProphetMuhammad, this tradition gained contiunity in the time of first fourcaliphs who managed te Muslim community. The common denominatorof khutbah’s given both the Prophet Muhammad as well as the first fourcaliphs seems to be in obedience. Also in general the first khutbah'smessages society and sometimes includes information about the head ofstate how to manage society. However, in the process of later, in parallelwith the growing geographic boundaries, to pass the name of thepresident began to be seen as a symbol of independence and authority,but to give the khutbah. Devletlerin müstakil olduklarını gösteren bir takım sembolleri (alâmât-ı fârika vardır. Bu semboller devletlerin kendi geleneklerine bağlı olarak değişirler. Örneğin, para bastırmak, paranın üzerine yönetimde bulunan devlet başkanın ismini yazmak, sancak sahibi olmak, sınır belirlemek, başkent edinmek, te

  2. XVIII-XIX. Y��zyılın İlk Yarısında Gebze Menzilhanesi Gebze Range Area (Menzilhane During First Half Of The 18th-19th Centuries

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yaşar BAŞ

    2013-07-01

    ihtiyaçlarının karşılanması için geçmiş zamanlarda muhtelif teşkilat ve tesisler oluşturulmuştur. Bunlardan biri de menzil teşkilatı ve menzilhanelerdir. Bu teşkilat, haberleşme, ulaşım, konaklama, dinlenme, hayvan temini gibi hususlarda önemli roller oynamışlardır. Osmanlı Devri’nde, özellikle Kanuni Sultan Süleyman’ın Veziri Lütfi Paşa, teşkilatı geliştirmiş ve belli esaslara bağlamıştır. XVII. yüzyılın sonlarına doğru, aynı teşkilatın yapısı, idaresi ve işleyişi günün şartlarına uyumlu hale getirilmiştir. Buna göre, Anadolu ve Rumeli tarafında mevcut menziller yanında, belli aralıklarla yeni menziller açılmıştır. Söz konusu merkezler arasında, ana yolların birleşip kesiştiği kavşaklarda bulunan ve merkezî büyük şehirlere yakın olanları önem kazanmıştır. Bu bakımdan Gebze Menzilhanesi, benzerleri arasında Anadolu’da öne çıkan en önemli müessese olmuştur. Merkezî konumu dolayısıyla ulak, hac ve sefer menzili görevi yapmıştır. Ancak ulak menzilhanesi özelliği öne çıkmıştır. Sivil kişilerin de kullandığı bir mekân özelliğini taşımıştır. Bu mevkide, eskiden beri menzil hizmeti verilmekle beraber, Menzilhane’nin kuruluşu tahminen XVII. yüzyılın sonlarında gerçekleşmiştir. Tanzimat İdaresi’nin getirdiği yeni sistem ve zamanın ihtiyacı göz önünde bulundurulmak suretiyle bu dönemden itibaren postahane şeklinde emaneten veya kiraya verilerek idare edilmeye başlanmıştır. Bununla beraber, eski sistem ve idare şeklini kısmen muhafaza etmiştir. Kuruluşundan kapanışına kadar, kalabalık bir görevli grubu ve ziyaretçileri eksik olmamıştır. Menzilhane hakkında bol miktarda belge ve defter kaydı bugüne kadar ulaşmıştır. Ulak, hac ve sefer organizasyonlarındaki önemine binaen incelemeye değer görülmüştür. 27 Ekim 1862 tarihinde lağvedilmiş ve demirbaş eşyası satılmak suretiyle geliri hazineye devredilmiştir.

  3. Eski Kimyada Kibrît-i Ahmer Teriminin Klasik Türk Şiirine Yansımaları Reflections of the Term Kibrit-i Ahmar From Field of Alchemy Onto Classical Turkish Poetry

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Korkut ÇEÇEN

    2012-09-01

    önüşebileceğine inanıyorlardı; özellikle sıradan madenleri en değerli maden kabul edilen altına dönüştürmeye çalışıyorlardı. Bu dönüşüm düşüncesinin temelinde bazı kuramlar yer almaktaydı. Dört unsur kuramı, kükürt-cıva kuramı ve iksir kuramına göre bir maddenin başka bir maddeye dönüşebilmesi mümkün idi. Bu dönüştürme işleminde kullanılan maddelerden biri olan kibrît-i ahmer, kadim kültürlerden bu yana altına dönüştürme gücü olduğuna inanılan, nadir ve çok değerli bir iksir olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte gerek bir iksir olarak kabul edilen kibrît-i ahmer ve gerek kimyaya ilişkin bazı kavramlar maddi değer ve anlamlarının dışında zamanla mecazi, sembolik ve mistik anlamlar da kazanmıştır. Tasavvufta kimya, olgunlaşmayı ve mükemmelleşmeyi ifade eder. Tasavvufun kimya dilini kullanmasından dolayı, zaman içerisinde mutluluğu elde etmek anlamına gelen “kimyâ-yı saâdet” gibi yeni kavramlar da oluşmuştur. Kibrît-i ahmer sözü ise kıymetli ve nadir bulunan varlıkları ifade etmede kullanılır. Dönüştürme ve mükemmel kılma gücü de olan kibrît-i ahmer, kazandığı tasavvufi anlamlarla klasik Türk şiirinde işlenmiştir. Bu çalışmada eski kimya ve kibrît-i ahmer hakkında kısaca bilgiler verilmiş, divanlarda geçen kibrît-i ahmer ile ilgili beyitler değerlendirilerek söz konusu terimin klasik Türk şiirindeki kullanımlarına dikkat çekilmiştir.

  4. Niğde Kültürünün Sesi: Niğde Türküleri The Voice Of Nigde Culture: Nigde Folk Songs

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Timur VURAL

    2013-03-01

    ürünüolmuşlardır.Türküler ritmik ve melodik yapı analizi, ses alanı tespiti gibi pekçok incelemeye konu olabileceği gibi, konuları, hikâyeleri açısından dageniş bir araştırma alanıdır. Türkülerde adı geçen motifler, gelişigüzelolmayan, bazı çağrışımları, özel anlamları bulunan öğelerdir. Motif vesemboller, ait oldukları bütün hakkında önemli ipuçları sunarlar. Buanlamda söz konusu motiflerin ve sembollerin saptanması veyorumlanması büyük önem arz eder.İç Anadolu türküleri, Orta Asya bozkırlarında tınlayan kopuzlarınsadeliğini taşımaktadır. Bu türküler, Anadolu insanının sade ve temizduygularını en güzel şekilde dile getiren kültür unsurlarıdır. Niğdeyöresine ait türküler de birbirinden güzel örnekleriyle, müzikal vesosyolojik araştırmalara konu olacak değerli ürünlerdir. Bu eserlerdekiTürk kültürüne ait önemli motif ve sembollerin sergilenmesi buaraştırmaya ayrı bir önem katmaktadır.Betimsel karakter taşıyan bu araştırma, TRT repertuarı ve türküalbümlerinden 155 Niğde türküsü üzerinde yapılmıştır. Çalışmadaöncelikle Niğde yöresine ait bu türkülerin konuları sınıflandırılmış,türkülerin içerdiği motifler ve semboller belirlenmiş, Niğde kültürününtürkülere yansıyışı işlenmiştir.

  5. İlköğretim Öğretmenlerinin Sınıf Yönetimi Becerilerine İlişkin Algılarının Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zeynep YILMAZ

    2014-09-01

    Full Text Available Araştırmanın ilk aşamasında ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenleri ile birinci ve ikinci kademe branş öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerilerine ilişkin algı düzeyleri ve algı düzeyleri ile cinsiyet, yaş, mesleki deneyim ve branş gibi değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının belirlenmesi amaçlamıştır. İkinci aşamada ise branş öğretmenleri arasındaki farklılaşmanın nedenleri incelendmiştir. Nicel ve nitel veri toplama yöntemlerinin birlikte kullanıldığı araştırmada; nicel veriler Delson (1982 tarafından geliştirilen (Classroom Management Scale, Yalçınkaya ve Tonbul (2002 tarafından Türkçe’ye uyarlanan ve Babaoğlan ve Korkut tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan “Sınıf Yönetimi Ölçeği” ile nitel veriler ise araştırmacılar tarafından geliştirilen “görüşme formu” ile toplanmıştır. Çalışma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Hakkari il merkezinde bulunan toplam 19 ilköğretim okulunda görev yapan 367 öğretmenle gerçekleştirilmiştir. Ayrıca 15 matematik ve din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeninin görüşleri alınmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde t-testi ve tek yönlü varyans analizinden;  nitel verilerinin analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizinden yararlanılmıştır.  Elde edilen bulgular doğrultusunda, öğretmenlerin sınıf yönetimi becerilerine ilişkin algı düzeylerinin iyi düzeyde olduğu, bu algı düzeylerinin cinsiyet, yaş ve mesleki deneyimlerine göre farklılaşmadığı; branş değişkenine göre ise matematik ve din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri algılarının diğer branşlardaki öğretmenlere göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.  Matematik ve din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerine uygulanan görüşme formlarının analizi sonucunda dokuz farklı tema elde

  6. Türk Dil Kurumu Kütüphanesi Yz. A. 210 Numarada Kayıtlı Lügat Mecmuası Üzerine Bir Değerlendirme An Assessment On Dictıonary Corpus Registered On Yz. A 210 Turk Dil Kurumu Library

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa ARSLAN

    2013-03-01

    Full Text Available In this study we mention dictionary corpuses that have not been studied much before. It is possible to find that dictionary corpuses in which some of the dictionaries memorized and studied as text books in medresseh are brought together in the same manuscript. Manuscripts found in Turk Dil Kurumu Library are fully sufficient in dictionaries and dictionary corpuses. In this paper the most voluminous one is chosen and studied. Dictionaries are specialised dictionaries and works written to teach Persian. Information about the context, sections and vocabulary is given. By comparing other works, controversial points are tried to be explained. Almost all of the dictionaries are between the line dictionaries written for educational purposes. Some of them contain Persian grammar sections. There are not editor names or compilation date in most of the dictionaries. It is detected that there is deficiency of definition, leaf number and classification in the corpus we study. It is also seen that a dictionary was not registered. In the light of the results, works and characteristics are evaluated. It will be useful for researchers and for the correction of the defective information in the library records. Bu yazıda, henüz üzerinde çok fazla çalışma yapılmayan “lügat mecmuaları” üzerinde durulmuştur. Medreselerde ders kitabı olarak okutulan ve ezberletilen sözlüklerden bir kaçının aynı yazma içerisinde bir araya getirildiği lügat mecmualarına kütüphane kataloglarında sıkça rastlamak mümkündür. Türk Dil Kurumu Kütüphanesinde bulunan yazma eserler içerisinde de bol miktarda lügat mecmuasının bulunduğu görülmüştür. Bu yazıda bu mecmualardan en hacimli olanı seçilmiş ve değerlendirilmiştir. Taranan mecmua içerisindeki sözlüklerin, Farsça öğretmek amacıyla yazılan eser ve konu sözlükleri olduğu görülmüştür. Bu sözlüklerin bölümleri, içeriği ve kelime hazinesi hakkında bilgi verilmi

  7. Sibirya Tatar Türkçesiyle Türkiye Türkçesi Ağızlarındaki Benzerlikler Üzerine Bir Değerlendirme An Evaluation of Similaries Siberian Tatar Turkish and Turkey Turkish Dialects

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ercan ALKAYA

    2012-12-01

    Tara, 2. Baraba Ağzı, 3. Tom ağzıolmak üzere üçe ayrılmaktadır.Sibirya Tatar Türkçesi ses bilgisi, sekil bilgisi ve söz varlığıbakımından Oğuzca unsurlarla benzerlikler görülmektedir. SibiryaTatarları üzerine incelemeleri bulunan D. G. Tumaseva, D. M. Nasilov,Abdülkadir Đnan ve Mustafa Öner gibi bilim adamları, SibiryaTatarlarının dillerinin olusumunda Kıpçak, Karluk, Uygur dilözelliklerinin yanı sıra Oğuz unsurunun da katkısı olduğuna dikkatiçekmektedirler.Bu çalısmada Sibirya Tatar Türkçesinde görülen ses bilgisi, sekilbilgisi ve özellikle de söz varlığıyla ilgili Oğuzca (daha çok TürkiyeTürkçesi ve ağızları unsurlar üzerinde durulmustur. Sibirya Tatarağızlarında görülen ve Oğuzca söz varlığının bilinen unsurlarından olan;arı “arı”, inek “inek”, bura/pura “bura, burası”, quça “koca, es”, nene“nine”, tete “dede” gibi pek çok kelime gösterilmis, bu kelimelerinTürkiye Türkçesinin hangi ağızlarında bulunduğuna yer verilmis vekonuyla ilgili bir değerlendirme yapılmıstır.

  8. Türkçe Söz Varlığı İçinde Türetme Gücü En Yüksek Yirmi Arapça Kök Üzerine Morfolojik Bir İnceleme A Morphological Study On The Twenty Arabic Roots Which Have The Hightest Derivation Power In The Turkish Vocabulary

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hamza ERMİŞ

    2013-09-01

    ل : ĥ-v-l”, “ع ر ف : ǿ-r-f”, “ع ل م : ǿ-l-m”, “ن ظ ر : n-ž-r”, “ج م ع : c-m-ǿ”, “ح ر م : ĥ-r-m”, “ح ق ق : ĥ-ķ-ķ”, “خ ص ص : ħ-ś-ś”, “س ل م : s-l-m”, “ظ ه ر : ž-h-r”, “ع م ل : ǿ-m-l”, “ق ب ل : ķ-b-l”, “ح س ب : ĥ-s-b”, “ح م ل : ĥ-m-l”, “و ل د : v-l-d”. Tespit edilen bu yirmi kökün her birine ait kelime aileleri Türkçe imlası, Arapça ve transkripsiyonlu yazımlarıyla birlikte tablolarda gösterilmiştir.Daha sonra bu kelimeler, Arapçadaki morfolojik özelliklerine göre tasnif edilerek sıklık sırasıyla tanıtılmıştır. Mastar kalıpları, buradaki kelime çeşitleri içinde en fazla örneği olan kelime grubu olarak tespit edilmiştir. İsm-i fâil kalıpları, mastarlardan sonra ikinci sırayı almaktadır. Çoğul kalıpları, ism-i fâil kalıplarından sonra üçüncü sırayı almaktadır. Diğer kalıplar ise sırasıyla şunlardır: İsm-i mef‘ûl kalıpları, ism-i mensûblar, yapma mastarlar, mansûb hâlde bulunan kelimeler, ism-i zaman ve mekân kalıbındaki kelimeler.

  9. ENVIRONMENTAL AWARENESS AND SENSITIVITY IN AYTÜL AKAL’S CHILD BOOKS AYTÜL AKAL’IN ÇOCUK KİTAPLARINDA ÇEVRE BİLİNCİ VE DUYARLIĞI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hülya YAZICI OKUYAN

    2012-06-01

    olan aileden, eğitimcilere, yerel yönetimlerden vatandaşlara kadar toplumun her kesiminden ve her yaştan insana çok büyük sorumluluklar ve görevler düşmektedir. Çevre eğitimi sürecinde çocuk kitaplarının önemi yadsınamaz; çünkü yazılı ve görsel öğeleri, anlatım dilinin olanaklarıyla çocuğa göre olan bir kurgu içinde sunma başarısı gösteren çocuk kitaplarının en önemli yazınsaleğitsel işlevlerinden biri de çocuklara yaşam ve insan gerçekliğinin sezdirilmesidir. Bu çalışmada, Aytül Akal’ın ilköğretim dönemine yönelik çocuk kitaplarında, çevre eğitiminin önemli bir konusu olan çevre sorunlarına ne düzeyde yer verildiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş olup Aytül Akal’ın 4 çocuk romanı ve 31 masal kitabında bulunan toplam 64 çocuk masalı içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Yazarın incelenen kitaplarında hava, su, toprak ve gürültü kirliliğine yönelik çevre sorunlarına yer verdiği belirlenmiştir. Buna karşın kitaplarda flora-faunanın bozulmasına ve kültürel çevre sorunlarına yönelik bir ifadeye rastlanmamıştır.

  10. Okul Öncesi Öğretmenlerinin Riskli Oyunlara Yönelik Görüş ve Algıları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    B. İpek Güler

    2016-08-01

    Full Text Available Çocukların oyunlarında heyecan aramak için yaptıkları ve fiziksel olarak yaralanma riski olan oyunlar riskli oyun kavramı altında tartışılmaktadır. Bu çalışmada, okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çocukların riskli oyunlarına yönelik görüş ve algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma nitel araştırma yaklaşımıyla açımlayıcı bir araştırma olarak yürütülmüştür. 2015-2016 eğitim ve öğretim yılında Ankara ilindeki altı farklı okul öncesi eğitim kurumunda görev yapan toplam 25 öğretmen çalışma grubunu oluşturmuştur. Veriler araştırmacılar tarafından geliştirilen bir görüşme formu kullanılarak ve birebir görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Görüşmelerin dökümü ile elde edilen dokümanlar üzerinde belge tarama yapılmış ve öğretmen görüşlerinin sıklık dağılımları üzerinden analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, çalışma grubunda bulunan öğretmenlerin riskli oyunlara karşı temkinli yaklaştıkları belirlenmiştir. Çocukların fiziksel sağlıklarına verilen önem onların risk almalarının önünde bir engel olarak görülmektedir. Bunun, risk kavramının tehlikeli ve zarar verici olarak algılanmasından kaynaklanabileceği gözlemlenmiştir. Diğer taraftan velilerin ve idarecilerin öğretmenler ve oyunlara yönelik tutumlarının, ayrıca fiziksel altyapı sorunlarının da riskli oyunları engelleyen diğer etkenler arasında olabileceği görülmüştür. The concept of risky play is discussed under the name of play, which seeks excitement and involves a risk of physical injury. In this study, it was aimed to examine the pre-school teachers’ opinions and perceptions toward risky play. This study was conducted as a basic and exploratory research according to the qualitative approach Totally 25 pre-school teachers working at six different schools at 2015-2016 term dates in Ankara

  11. Bile: Kullanım Değerleri Even: Use-Values

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ece KORKUT

    2012-12-01

    Full Text Available In this article, different values of the word “even” in Turkish were studied and discussed, with the adverb and conjunction functions. 87 usages of “even” in the corpus obtained from Cumhuriyet news portal between 22 to 29 July 2012 is classified in terms of the values assumed in the utterance, and also is evaluated in terms of "presupposition" and "implied meaning" (implicit. Presupposition, producing an utterance, is supposed as a true knowledge, and it can be found in the informationgiven. As a result of the examination, it is reached in all to 7 use values:one to be associated with the "even-adverb" ("time" value, others whitthe “even-conjunction”: 1. time; 2. probability / hypothesis; 3. expectedto be, but not realized; 4. considered as the last (most surprisinglysituation, case or person; 5. the lower limit to be thought; 6. the mostunfavorable situation, case or person to be thought; 7. in thecomparison, the increased content or importance. Each use-value of“even” takes one syntax up to six. The results obtained are comparedand shown numerically. Although the presupposition in all uses,suggestive significance used frequently was determined in only 2 usevalues(third and fourth values. In addition, in some stereotypes werefound a cultural presupposition generally accepted, and in the outers,subjective value judgments and implicit meanings. Finally, someproblematic uses have been examined and analyzed. Bu makalede zarf ve bağlaç işlevleriyle ele alınan “bile” sözcüğünün kullanım değerleri incelenmiştir. 22-29 Temmuz 2012 tarihleri arasında Cumhuriyet Haber Portalı’nda yer alan 84 sözceden oluşturulan bütüncede bulunan 87 “bile” kullanımı, sözce içinde üstlendiği değerler açısından sınıflandırılmış, ayrıca “önvarsayım” ve “imalı anlam” açısından değerlendirilmiştir. Önvarsayım, bir sözce üretilirken gerçek olduğu varsayılan bilgidir ve verili bilgiden

  12. Arnavutluk Devlet Kütüphanesindeki (Biblioteka Kombëtare Türkçe Yazma Mecmualar Turkish mecmuas manuscripts in Albanian National Library

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bünyamin ÇAĞLAYAN

    2013-03-01

    ılan seferlerin seyir defteri durumundadır. Mecmua düzenleyen zatlar adeta uğradığı her limandan o bölgenin özelliklerini yansıtan hediyelikler alan bir gezgin gibidirler. Bu eserler incelendikleri zaman günümüzde antika değeri taşıyan yadigarlarını bizlere takdim ederler. Bir eser meydana getirecek imkanı bulamamış veya eseri kaybolmuş bir şaire mecmualarda rastlayabiliriz. Bilinen şairlerin hangi coğrafyalarda tanınıp okunduğu, mecmua hazırlayan kişinin edebi zevki ve bir şairin kimlerden etkilendiği veya kimleri etkilediği gibi edebi meselelere cevaplar arandığında başvurulması gereken kaynakların başında mecmualar gelir.Türk edebiyatı ve özellikle klasik şiir açısından değerli olan mecmualar, yazıldıkları dönemlere de birçok yönden ışık tutarlar. Genel olarak edebiyat araştırmalarına yardımcı olmakla beraber, yazıldıkları dönemle ilgili tarihi ve toplumsal olaylar hakkında yazılar içermesi yönüyle tarih, toplum ve halk bilimi açısından da önemli kaynaklardır.Bu çalışmamızda Tiran’da bulunan Biblioteka Kombëtare’deki Türkçe yazma mecmualar ele alınacaktır. Mecmua ve türleri hakkında kısa bilgi verildikten sonra incelediğimiz yazma mecmualar tanıtılacaktır. Bu eserler öncelikle genel özellikleri bakımından sonra içerik yönüyle değerlendirilecektir. Makalenin son kısmında ise incelediğimiz on adet yazmanın katalog bilgileri verilecektir.

  13. Osmanlı Devletinin Son Yıllarında Ağnam Vergisine Yapılan Zamlar Rise In Ağnam (Sheep Tax In The Recent Years Of Ottoman State

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ünal TAŞKIN

    2013-07-01

    ılık faaliyetlerinde bulunan her reaya,beslediği hayvanın cinsine göre belirli oranlarda ödemeler yapardı.Devletin klasik döneminde ağnam olarak bilinen koyun ve keçi vergisi,sonraki dönemlerde daha genel bir anlam kazanmış ve düzenlemeleretabi tutulmuştur. Osmanlı Devleti’nin XVII. yüzyılından itibarenmukataa adı verilen ve önceden belirlenmiş bir miktarı ifade eden usulletoplanmaya başlanmıştır. Ağnam Mukataası denilen bu gelir, merkezhazinenin önemli bir gelir kalemi haline gelmiştir. XIX. yüzyıldanitibaren aynî olarak alınma usulü terk edilerek çeşitli adlarla yüklenenek resimler de kaldırılmıştır. Ağnam Mukataası ise, yeniteşkilatlandırılan Ağnam Müdürlüğü’ne dönüştürülmüştür.Vergi miktarı olarak belirlenen fiyat, koyun fiyatlarındaki bölgeselfarklılıktan dolayı devletin bazı bölgelerine ağır gelmiştir. Bu sebepten,XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yapılan düzenlemeyle her koyunve keçinin sütü ve yapağısının bölgelere göre ne kadar gelir sağladığıtespit edilmeye başlanmıştır. Mahalli idarelerce ayrı ayrı tespit edilen bumiktarlar değerlendirilerek, vergi oranı merkezde belirlenmiştir.XIX. yüzyılın sonlarına doğru, vergi miktarlarının arttırılması halküzerinde olumsuz etkiler yarattığından yeniden düzenlenmesi yolunagidilmiştir. Devletin içinde bulunduğu sosyal durum, mali kaynakyaratma endişesi ve birtakım siyasi hadiseler, ağnam grubu olarakadlandırılan vergilerin tahsilinde değişikliklere sebep olmuştur. Buçalışmamızda Osmanlı Devleti’nin bütçe açığını gidermeye yönelik, enönemli kaynaklardan birisi olarak kabul edilen ağnam vergisine yapılansekiz katlık zam incelenecektir.

  14. İlköğretim Öğrencilerinin İletişim Becerilerinin Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi Investigation of Primary School Students

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kadir KARATEKİN

    2012-09-01

    . Bu sosyal becerilerden birisi de iletişim becerisidir. Daha küçük yaşlardan itibaren verilecek beceri eğitimi ile öğrencilerimize iletişim becerileri kazandırarak içinde yaşadığı toplumda mutlu, üretken ve etkili bir insan olmasını sağlayabiliriz. Bunun için öğrencilerimizin iletişim becerileri üzerinde etkili olabilecek faktörlerin bilinmesi önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı da ilköğretim öğrencilerinin iletişim becerileri üzerinde etkili olan faktörleri ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Ersanlı ve Balcı (1998 tarafından geliştirilen “İletişim Becerileri Envanteri" Ankara ve Kırşehir'de bulunan iki ilköğretim okulunun 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim gören 373 öğrenciye uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 15 istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistik, ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ilköğretim öğrencilerinin iletişim becerileri üzerinde öğrencilerin yaşadıkları ilin, cinsiyetin, okul öncesi eğitimin, anne-baba eğitim durumunun ve sınıf düzeyinin etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin, Türkçe dersinden aldıkları not, okudukları kitap sayısı, günlük kitap okuma süreleri arttıkça iletişim becerileri artarken günlük televizyon izleme ve bilgisayar kullanma süreleri arttıkça iletişim becerileri azalmaktadır. Bu sonuçlar doğrultusunda öğretmenlerin derslerdeöğrencilerin kendilerini daha iyi ifade edebilecekleri ortamları oluşturmaları, öğrencilerin daha fazla kitap okuması için teşvik edilmesi, çocukların okul öncesi eğitime mümkün olduğunca erken başlatılması ve ebeveynlerin çocuklarının TV ve bilgisayar başında çok fazla zaman geçirmelerine izin verilmemeleri önerilmiştir.

  15. Öğretmenlerin Akademik Erteleme Davranışı İle Teknoloji Kullanım Özellikleri Arasındaki İlişki The Relationship Between Academic Procrastination And Technology Usage Of Teachers

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gonca KIZILKAYA CUMAOĞLU

    2012-12-01

    Full Text Available There are a lot of factors that affect the professional developmentof teachers. The academic procrastination and technology is the subjectof this research. The purpose of this research is identifying thetechnology usage and academic procrastination levels and investigatingthe relationship of technology usage and academic procrastination. Thisdescriptive study is conducted with teachers (115 of two schools inIstanbul by survey method. Data are collected with two tools for thestudy. One is procrastination scale which is developed by Aitken (1982and adapted to Turkish by Balkıs (2006 and the other is technologyquestionnaire (12 questions. SPSS 16.0 programmer was used inanalyzing the data. Pearson correlational analysis was used toidentifying the relationship of variables and t test, ANOVA was used inidentifying the significant difference between the variables. Determiningthe answers of teachers on questionnaire items mean and standarddeviation are used. The academic procrastination levels of teachers wasfound in middle level ( X =52,63 and there is no significant differencewas found between gender, branch, course load and academicprocrastination while their procrastination level was differentiaterespect to following agenda (p Öğretmenlerin mesleki gelişimlerini etkileyen pek çok etmenbulunmaktadır. Bu etmenlerden teknoloji kullanımı ve akademikerteleme davranışı bu araştırmanın konusudur. Bu araştırmanın amacıöğretmenlerin akademik erteleme ve teknoloji kullanım düzeylerininbelirlenmesi ve akademik erteleme davranışı ile teknoloji kullanımıarasındaki ilişkinin incelenmesidir. Betimsel çalışma olan bu araştırma,tarama (survey modeli ile İstanbul ilinde bulunan iki okulda çalışan115 kişilik bir öğretmen grubu üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanınverileri Aitken (1982 tarafından geliştirilen, Balkıs (2006 tarafındanTürkçe’ye uyarlaması yapılan Erteleme Eğilimi Ölçeği (α = .89 ve 12

  16. İlişkide Karar Verme Ölçeğinin Türk Kültürüne Uyarlanması / The Turkish Adaptation of Relationship Deciding Scale

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cansu Tosun

    2017-06-01

    şmaktadır. İlişkide Karar Verme Ölçeği’nin (İKVÖ geçerlik işlemlerinde, ölçüt bağıntılı geçerlik, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, güvenirlik işlemlerinde ise iç tutarlılık, testi yarıya bölme ve testin tekrarı tekniklerinden yararlanılmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi (AFA sonucunda ölçeğin iki faktörlü yapı gösterdiği ortaya çıkmıştır. Uygun faktör yüklerine sahip olmadıkları için iki madde modelden çıkarılmıştır. 10 maddeden oluşan ölçek toplam varyansın %58.97’sini açıklamıştır. Doğrulayıcı faktör analizli sonuçları (DFA verinin modele iyi uyum sağladığını göstermiştir. AFA ve DFA örneklemleri için yapılan güvenirlik analizlerinde, Cronbach alfa iç tutarlılık kat sayıları sırasıyla .87 ve .86 olarak bulunurken alt ölçekler için bulunan iç tutarlılık kat sayıları ise “İlişkide Kendine Güven” için .83 ve .80, “İlişkiyi Yönetme” için .82 ve .84’tür. Ölçeğin test tekrar test güvenirliğinin r= .67 olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ölçüt geçerliği kapsamında yapılan analizler sonucunda Öz Denetim Ölçeği (Duyan, Gülden ve Gelbal, 2012 ile İKVÖ arasında .33 değerinde beklenen yönde bir ilişki saptanmıştır. Bu çalışma sonucunda İKVÖ’nün Türk kültüründe geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu değerlendirilmektedir.

  17. A COMPARATIVE STUDY ON THE NOVELS “BLUE AND BLACK” AND “THE SORROWS OF YOUNG WERTHER” MAİ VE SİYAH VE GENÇ WERTHER’İN ACILARI ROMANLARI ÜZERİNE KARŞILAŞTIRMALI BİR İNCELEME

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hacer GÜLŞEN

    2012-01-01

    Genç Werther’in Acıları” romanıdır. Diğeri ise Türk edebiyatının usta yazarı, Halit Ziya tarafından 1897 yılında yazılan “Mai ve Siyah” romanıdır. Hayat ve eser arasındaki ilişkileri keşfetmek amacını taşıyan bu metoda göre görülmektedir ki, her iki romanın kahramanı da biraz yazarlarıdır. Goethe, Genç Werther’dir; Ahmet Cemil ise, Halit Ziya. Hatta etraflarında bulunan kişiler de örneğin Mai ve Siyah’ta Raci, Muallim Naci’ye şaşılacak derecede benzer. Her iki kahraman da dönemlerini çok iyi yansıtmıştır. Sadece fikirleriyle değil, kılık kıyafet ve hareketleriyle hatta aşklarıyla da etkilidirler. Ahmet Cemil, emellerine kavuşamayınca büyük bir hayal kırıklığına uğrar. Mavi bir gecede kurduğu hayaller, siyah bir gecede sona erer. Hayal - hakikat tezadı renklerle de ifade edilir. Genç Werther’de de renkler dikkat çeker. Mai ve Siyah romanı bu noktada bir hayal kırıklığıyla, Genç Werther romanı ise intiharla sona erer. İncelemede karşılaştırmalı edebiyat metodu olan ve edebiyat eserlerini karşılaştırmayı bir sanat edinen Pozitivist metot kullanılmıştır.

  18. Hayat Bilgisi Dersi Kazanımlarının Değerler Eğitimi Açısından İncelenmesi Investigation of Life Science Objectives in Terms of Values Education

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cihat YAŞAROĞLU

    2013-09-01

    ekilde rol oynayabilir. Öğrenmelerin tesadüfe bırakılmaması için hazırlanan öğretim programlarında bu tür toplumsal sorunların çözümüne yönelik kazanımlar konulmalıdır. Erken yaşlarda gelişen tutumların kalıcı hale geldiği gerçeği dikkate alındığında, ilkokul derslerinin kazanımlarında ve içeriğinde değerler eğitimine yer verilmesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Mevcut programların kazanımlarının değerler eğitimi açısından incelenmesi, öğretmenlere tanıtıcı bilgiler sunabildiği gibi program geliştirme merkezlerine de veri kaynağı oluşturmaktadır. Bilişsel, duyuşsal ve devinişsel alanların hazırlanan eğitim programlarında yeterli ve dengeli bir şekilde dağılım sağlamasına dikkat edilmelidir. Bu bağlamda eğitim programlarında duyuşsal özelliklerin ne ölçüde yer aldığının bilinmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Hayat Bilgisi Öğretim Programı’nda yer alan kazanımlar, değerler eğitimi açısından incelenmiştir. Çalışma 2. Sınıf Hayat Bilgisi Öğretim Programı ile incelenen değerler ise 27 farklı insani değer ile sınırlandırılmıştır. Hayat Bilgisi 2. sınıflarda üç tema, temalarda toplam olarak 94 kazanım yer almaktadır. Çalışmanın sonucunda 33 kazanımı bulunan “Okul Heyecanım” temasında 15 kazanımın; 37 kazanımı olan “Benim Eşsiz Yuvam” temasında 9 ve “Dün, Bugün, Yarın” temasında ise 24 kazanımdan 7 kazanımın değerler ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca bütün kazanımlarda en fazla “sorumluluk” değerine en az ise “barış”, “şiddetsiz hayat” ve “ahlak” değerlerine yer verildiği belirlenmiştir. 10 değer ifadesine ise kazanımlarda hiç yer verilmemiştir. Çalışmanın sonuçlarına dayanılarak çeşitli öneriler sunulmuştur.

  19. Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e Hüdâvendigâr Vilayetinde Karayolu Yapım Çalışmaları From Tanzimat Period To The Second Constitutionalist Hüdâvendigâr City Highway Construction Works

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emrah ÇETİN

    2013-09-01

    zellikle XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren karayolu meselesine büyük önem verilmiş ve yıllardır ihmal edilen karayollarının ıslahı için çalışmalar başlatılmıştı. Devlet, hazırlattığı projelerle yeni yollar inşa etmeye, eski yolları tamir etmeye çalışmış, bunlarla ilgili birçok nizamname yayımlamıştı.Tanzimat’ın ardından İmparatorluğun karayolu serüveni İmar Meclisleri’nin çabalarıyla başlamıştı. İmar meclisleri oluşturulurken ulaşıma öncelik verilmesi şart koşulmuş, bu meclislere öncelikli görev olarak bölgelerinde yapılacak yolların tespit edilmesi vazifesi verilmişti. İlk iş olarak 1848’de Karadeniz’i Orta Anadolu üzerinden Arabistan’a bağlamak için Trabzon-Bağdat arasında şose yolu yapılması kararlaştırılmıştı. Ancak bunun için hazinede yeterli kaynak bulunamadığı gerekçesiyle bu girişim ertelenmişti. Bu arada yine İmar Meclisleri’nin çabalarıyla Trabzon-Erzurum ve Bursa-Gemlik arasında yol yapım çalışmaları başlatılmıştı. Bu amaçla yapılan çalışmalar yeterli kaynak bulunamaması ve gereken ilginin gösterilmemesi yüzünden yarım bırakılmıştı.Hüdâvendigâr vilayeti yol yapım ve onarım meselesinde en çok önem verilen vilayetlerden birisi idi. Zira Anadolu Sağ Kol Güzergâhı yollarının önemli bir kısmı Hüdâvendigâr vilayeti sınırları içerisinden geçtiğinden her dönemde vilayet yollarının yapım ve onarımına dikkat edilmişti. Ayrıca İstanbul'un iaşesinin temininde Hüdâvendigâr vilayeti oldukça önemli bir yer teşkil ettiğinden vilayetin yollarının yapımı ve düzenli olarak onarımı gerçekleştirilmeye çalışılıyordu. Bu çalışmada Tanzimat'tan II. Meşrutiyet dönemine kadar geçen sürede vilayet dâhilinde bulunan mevcut yollar ortaya konulurken, yapılan yeni yollar ve tamirat işleri ile ilgili bilgiler verilmeye çalışılacaktır.

  20. THE EXAMINATION OF THE RELATIONSHIP BETWEEN CREATIVITY AND WORK ENVIRONMENT FACTORS WITH A RESEARCH IN WHITE-GOODS SECTOR IN TURKEY

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Aslı KÜÇÜKASLAN EKMEKÇİ

    2012-11-01

    ında değil, iki farklı organizasyonun çeşitli departmanlarında gerçekleştirilmiştir. Bir dizi hipotez kurulmuş ve beyaz eşya sektöründe bulunan iki farklı firmadan toplanan veriler kullanılarak test edilmiştir. Sonuçlar, amir desteği, çalışan desteği, insiyatif ve iş odaklılık faktörleri ile yaratıcılık arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bu çalışmada amir desteğinin yaratıcılık üzerinde etkisi olan faktörlerden birisi olarak olarak bulunması spesifik amir davranışlarının yaratıcılığa etkisinin daha detaylı olarak incelenmesi gereğini ortaya koymuştur. Ayrıca, bu çalışma yaratıcı çalışanlara sahip olmayı isteyen organizasyonlara yol göstermektedir.

  1. Tendency towards the Self-Citation among Journals in Iran and Turkey / İran ve Türkiye Dergilerinde Kendine Atıf Yapma Eğilimleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mohammad Hossein Biglu

    2007-10-01

    .088 dergiden yalnızca üçer (%0,05 dergi İran’da ve Türkiye’de yayınlanmaktadır. JCR’deki 6.088 dergide bulunan 847.114 makaleden, 159’u (%0,02 İran, 352’si (%0,04 Türkiye adreslidir. Aynı dönemdeki 2.353.992 atıfın, 214’ü (%0,001 İran, 911’i (%0,004 Türk dergilerinde görülmektedir.İran dergilerinde kendine atıf eğiliminin dramatik biçimde artarak, 2000’de %8 olan kendine atıf oranının 2005 yılında %18’e yükseldiği; Türk dergilerinde ise 2002 yılında %22 olan oranın 2005’de %15’e düştüğü görülmektedir. Türk dergilerinin etki faktörleri, İran dergilerinden daha hızlı bir gelişme göstermiştir. Türk dergileri 2000’de 0,49 etki faktörüyle, İran dergilerinin altında yer alırken, 2005’de bu oran 0,14 kadar artarak, İran dergilerinin etki faktöründen daha yükseğe çıkmıştır.

  2. Nâbî'nin Münşeâtında Biyografik Bilgiler Biographical Accounts In Nabi’s Munsheat

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halil İbrahim HAKSEVER

    2013-03-01

    Full Text Available An eminent representative of erudite poetry, Nabi is compiled several prosal and poetic works. Born in Edessa, he had been to Istanbul before living for a long time in Aleppo. He turned back toIstanbul and died there at the age of 70. He has been remembered for afamous and wise poet. Among his works, his Munsheaat, whichincludes monobiographical accounts about his life, is a significant book.His letters mostly written to his friends especially in Aleppo gives usbrief accounts and clues about literary aspects of his personality.Analysis of these letter helps us to have knowledge about his relationswith the bureaucracy elites around him and the civil servants on theone hand; his expectations, his appointments, difficult life conditions helived in. In these letters, there are some remarks about the problemsrelated to official institutions of his time, civil unrest in some regions.There are also mention of some of his appointments, official duties,psychological problems he suffered from, his endeavours to send hisworks to the officials and friends. In this article, using the publishedversion of the Munsheat, we will try to quote and analyze some parts ofthese letters. We will also quote and discuss some passages giving usinformation about Nabi, his ideas and observations. Hikemî şiirin büyük temsilcisi Nabî, manzum mensur birçok eserin sahibidir. Urfa’da başlayan hayatı İstanbul’da devam etmiş, çeşitli memuriyetlerde bulunmuş, uzun yıllar Halep’te yaşamıştır.Uzun gurbet hayatından sonra tekrar İstanbul���a dönmüş, yetmiş yaşını aşmış olarak itibarlı, şöhretli, hikmetli bir şair kimliğiyle hayata veda etmiştir.Yazdığı eserler arasında, hayatına dair kendi kaleminden aktarma bilgiler bulunan Münşeatı önemlidir. Daha çok İstanbul dışında -özellikle Halep’te- iken dost ve tanıdıklarına yazdığı çeşitli konulardaki mektupları, Nabi’nin sosyal ve edebî hayatına dair k

  3. Mikroenkapsüle edilen paratiroid hücrelerinin in - vitro optimizasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Emrah Yücesan

    2017-12-01

    Full Text Available Amaç: Enkapsülasyon, bir maddenin ya da bir karışımın diğer bir malzeme ya da sistemle kaplandığı ya da içine sıkıştırıldığı tekniktir. Mikroenkapsülasyon tekniği, tıp dahil olmak üzere pek çok farklı disiplin tarafından uygulanmaya çalışılan ve halen en uygun enkapsülasyon tekniğinin bulunması için araştırmaların yürütüldüğü bir tekniktir. Mikroenkapsülasyon tekniğinde birbirinden farklı maddeler uygulanabilir. Bu maddeler elde edilme kaynaklarına göre doğal ya da sentetiktir. Mikroenkapsülasyon tekniği tıp pratiğinde özellikle pankreas beta hücrelerinin, Tip 1 Diabetes Mellitus (DM hastalarına verilmesinde kullanılmaktadır. Mikroenkapsülasyonun uygulandığı bir başka durum ise hipoparatiroidi tanılı hastalara paratiroid hücrelerinin verilmesidir. Paratiroid hücrelerinin, mikroenkapsülasyon işleminde kullanılabilebilmesinin en önemli özelliklerinden biri, hücrelerin göre ce homojen yapıda olmaları, eksikliğinin organizmada doğrudan gözlemlenebilir semptomlara neden olması dolayısıyla oluşacak yanıtın hızlıca belirlenebilmesidir. Yöntemler: Çalışmamızda paratiroidhiperplazisi tanısı almış insandan elde edilen paratiroid dokularından izole edilen hücrele r, %2’lik ultra saf aljinat ile muamele edildi. İşlem sırasında her bir kapsül sayısı hesaplandı ve kapsül başına 5X106, 10X106, 20X106 ve 50X106 hücre eklendi. Sonrasında 75 gün boyunca içlerinde paratiroid hücresi bulunan kapsüllerin morfolojik özellikleri ve parathormonsekresyon yeteneklerinin zaman bağlı değişimi gözlemlendi. Bulgular: 75 gün sonrasında tüm gruplar için korele olarak parathormon düzeyinde düşüş tespit edildi. Kapsüler formasyonda ciddi bir bozulmanın görülmediği grup, 20X106 hücre uygulanan grup oldu. Sonuç: Çalışmamızda model olarak değerlendirdiğimiz paratiroid hücrelerinin kapsülasyonu için en uygun koşulları (kaps

  4. Bâbürnâme'deki Bazı Cümle Yapıları Üzerine Some Sentences Structure In Bâbürnâme

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adnan Rüştü KARABEYOĞLU

    2012-12-01

    eşitli anlam ilişkilerinin kurulmasını sağlayan ammâ, bâvücûd, çü, çün, çün kim, egerçi, gerçi, herçi, her neçe, ne, neçük, neçükin, neçete, neçete kim, neteg, kaçan, kaçan kim, kaltı, kim, ki, takı, tâ, tâ ki, vâkıa, vaktâ ki, vakt-î, velî, zîrâ gibi cümle başı edatlarının kullanımı çerçevesinde Eski Türkçe, Orta Türkçe, Eski Anadolu Türkçesi ve Çağatay dönemi ekseninde Türk dilinin cümle yapıları irdelenerek tahlil ve tanımlanmaya çalışılır.Bu yazıda ise, Türkçenin tarihî dönemlerinden birini oluşturan Çağatay Türkçesinin nesir sahasındaki örneklerinden Bâbürnâme’de karşılaşılan ve cümle bağlayıcıları olarak görev yapan egerçi-velî, bâvücûd, her néçe, néçük (kim gibi cümle başı edatlarıyla kurulu ve aralarında karşıtlama anlam ilişkileri bulunan cümle yapıları üzerinde durulacak, böylece yukarıda anılan çalışmalara hem Çağatay sahası hem de üslup çalışması yönüyle katkıda bulunulmaya çalışılacaktır.

  5. THE PLACE OF TURKISH FOLK POETRY AND PHONETICS-SEMANTICS RELATIONSHIP AND DRAWING ON THE POWER OF FOLK POETRY IN TEACHING OF TURKISH LANGUAGE TÜRK HALK ŞİİRİ ÖRNEKLERİNİN FONETİK-SEMANTİK İLİŞKİSİ VE TÜRKÇE EĞİTİMİNDE HALK ŞİİRİNDEN YARARLANMA

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nilgün AÇIK ÖNKAŞ

    2011-06-01

    duygu yüklü şiirlerin, fonetik ve semantik yönlerinin birbirleriyle ilişkisi, ses özelliklerinin anlamın oluşmasına ve duyguya etkisi vardır. Lirizm yönü güçlü olan halk şiiri örneklerinin İlköğretim Türkçe ders kitaplarında bulunması, öğrencilerin dil becerilerini geliştirilebilir. Bu çalışmada, halk şiiri örnekleri, eğitimde yeniden yapılandırma yaklaşımına uygun olarak fonetik-semantik ilişkili şiir inceleme yöntemi ve betimsel yöntemle incelenmiştir. Şiirlerdeki, sözcükler fonetik-semantik ilişkili olarak incelenmiştir. Fonetik bakımından incelemede kelime puanlama tablosuna göre sözcüklerde bulunan seslerin özelliği ve aldıkları puanlar incelenmiştir. Semantik açıdan incelemede sözcüklerin aldığı puanların anlamla ilişkisi yorumlanmaya çalışılmıştır. İncelenen halk şiiri örneklerinin duygu yönünden güçlü şiirler olduğu, bu yönüyle İlköğretim Türkçe ders kitaplarında yer almalarının faydalı olacağı düşünülmüştür.Sonuç olarak; ilköğretim Türkçe ders kitaplarında halk şiiri örneklerinin bulunmaması bir eksikliktir. Bu sebeple Türkçe eğitiminde, halk şiirinden yararlanılamamaktadır. Türkçe eğitiminde halk şiiri örnekleri, sadelik ve duygu yönünden öğrencilerin dil becerilerini geliştirebilecek örneklerdir. Bu sebeple, Türkçe ders kitaplarında bu örneklere yer verilmelidir.

  6. A RESEARCH ON ASPECT OF POEMS IN TURKISH COURSE BOOKS IN TERMS OF POETICS TÜRKÇE DERS KİTAPLARINDA YER ALAN ŞİİRLERİN ŞİİRBİLİM AÇISINDAN GÖRÜNÜMÜ ÜSTÜNE BİR İNCELEME

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nihat BAYAT

    2012-01-01

    çeriğe değil, onun yapılanma biçimine odaklanmasıdır. Bunu yapmak için iletide yer alan içerik bastırılır. Şiirde kimi koşutluklar, kimi yan yana getirmeler yeni bir anlamlama dizgesi oluşturmak için yapılanır. Çalışmada ikinci kademe Türkçe ders kitaplarında yer alan şiirler, belirtilen özellikler açısından içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Buna göre söz konusu şiirlerin şiirsel dilin özelliklerini yetersiz derecede içerdiği görülmüştür. Şiirlerin birçoğunun tema ve konu kaygısıyla seçildiği anlaşılmıştır. Öğrenci çalışma kitabında ve öğretmen kılavuz kitabında bulunan etkinlikler de şiirin öncelikli boyutlarının uzağındaki etkinliklerdir. Bu nedenle Türkçe ders kitaplarında yer alan şiirler öğrencilere şiir türünün özelliklerini kavratmada, dilin sanatsal kullanımına ilişkin olgun örnekler sunmada ve dolayısıyla dilin yeni bir kullanım alanını öğretme konusunda son derece zayıf kalmış metinlerdir. Bu şiirlerin ayrıca Türkçe öğretiminin hedefleri, temel becerileri, üst becerileri ve kazanımlarıyla örtüşmediği de saptanmıştır. Türkçe ders kitaplarına içinde şiirsellik oranının yüksek olduğu metinlerin konulması ve etkinliklerin şiir türünün özellikleri dikkate alınarak yapılandırılması önerilmektedir.

  7. Râhatü’l-İnsân (Pend-Nâme-i Enûşîrvân’ın Türkçe Bir Tercümesi A Turkish Translation of Râhatü’l-İnsân (Pend-Nâme-i Enûşîrvân

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Müjgân ÇAKIR

    2012-09-01

    ı kaynaklarda Râhatü’l-insân veya Pend-nâme-i Enûşîrvân diye adlandırılmış olanıdır. Rıza Kulı Han Hidayet’in Bedâyi‛-i Belhî’ye ait olduğunu belirttiği metnin şairi meselesi ihtilaflıdır. Charles Schefer’in Chrestomathie Persane adlı eserinde neşrettiği metnin mukaddimesinde adı geçen “Şerîf-i Şair”in Ebû Şerîf Muhalledi-yi Gurgânî olduğu da iddia edilmektedir. Râhatü’l-insân Türkiye Kütüphanelerinde nüshaları olan bir eserdir. Bu makalede metin ve onun Süleymaniye Kütüphanesi, Fatih Bölümü, No. 5385’te “Pend-i Nûşîrevân-ı Âdil” adıyla kayıtlı bulunan Türkçe mensur bir tercümesi üzerinde durulacaktır. Bu tercümede Nûşîrevân’ın tacının onyedi diliminde (küngüre yazılı olan nasihatlar sıralanmakta ve bu âdil hükümdarın nasihatlarını askerlerinin okuyabilmesi için yılda bir kez tacını uygun bir yere astırdığından bahsedilmektedir. Nûşîrevân’ın nasihatlarında amacının insanlarını ahlâkî bakımdan eğitmek, insanlar arası ilişkileri düzenlemek kadar tebaa ile hükümdar arası münasebete yön vermek olduğu da görülmektedir. “İhtiyar ve zayıflara hürmet edin, ana baba hakkını gözetin, işlerinizi âlimlere danışarak yapın, dilinize hakim olun, emanete hıyanet etmeyin, düşündükten sonra konuşun” vb. Nûşîrevân’ın tacında kayıtlı olan nasihatlardan bazılarıdır. Makalede eserin Farsça nüshalarıyla Türkçe tercümesi arasındaki farklılıklara da temas edilmeye çalışılacak ve Türkçe tercümenin transkripsiyonlu şekline yer verilecektir.

  8. Liselerde Madde Bağımlılığı – Mevcut Durum ve Önerilere İlişkin Okul Müdürleri ve Öğretmenlerin Bakış Açıları Opinions of Schoolmaster and Teachers on Drug Addiction – Present Situation and on Advices in Secondary Schools

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yasemin KUBANÇ

    2013-03-01

    bulunan liselerde görev yapan okul yöneticileri ve rehber öğretmenleriyle görüşülmüş ve öğrencilerinin uyuşturucu kullanımına ilişkin bakış açıları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda yöneticilere ve rehber öğretmenlere 10 açık uçlu soru yöneltilmiştir. Verilerin analizi ile elde edilen bulgularda uyuşturucuya başlama nedeninin daha çok ailevi nedenlerden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Arkadaş grubu, çevre, medya, diğer etkili görülen unsurlar içerisindedir. Okullarda en çok esrar, eroin ve ecstacy kullanılmakta ve öğrenciler uyuşturucu maddeyi, okul dışında ara sokak satıcılarından, internet kafelerden ve okul içinden temin edebilmektedir. Uyuşturucu kullanımı konusunda kız ve erkek öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Çözüm yolları olarak, aile, eğitim ve devlet politikaları önde gelen unsurlar olarak göze çarpmaktadır.

  9. Hilye-i Şerife’nin Dinî, Edebî ve Estetik Boyutları Religional, Literatural and Aesthetical Dimensions of Hilyah

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fatih ÖZKAFA

    2012-09-01

    şlerdir. Türk-İslam kültür ve medeniyetinde ise Peygamber aşkı, edebiyata na’t, hilye; hat sanatına da hilye-i şerife gibi formlarla yansımıştır. Hat sanatında klasik hilye-i şerife kompozisyonunu ilk kez Hâfız Osman’ın (1642-1698 tertip ettiği bilinir. Dolayısıyla Hz. Peygamber (s.a.v.’in fiziksel özelliklerini ihtiva eden ve bütün İslâm coğrafyasında benimsenerek asırlardır yazılagelen hilye-i şerife levhasının hat sanatı tarihinde ilk kez İstanbul’da tertip edildiği kabul edilmektedir. Günümüzde de hilye-i şerife yazmayan veya farklı bir hilye tasarımı yapmayan hattat yok denilebilir. Hatta içinde hilye-i şerife bulunan bir evin yangın, deprem, hırsızlık vs. musibetlerden korunacağına inanıldığı için de bu levhalar, halk arasında büyük rağbet görmüştür. Sanatkârlar, bu sanat dallarını, muhabbetlerinin tezahür aracı olarak kullanmışlar ve estetik eserler ortaya koymuşlardır. Böylece çok zengin içeriğe sahip ve hepsi birbirinden farklı eserlerle, kültür tarihi renklilik ve çeşitlilik kazanmıştır. Bu makalede hilye-i şerife kültürünün edebiyata ve sanata yansımaları incelenmeye çalışılmıştır.

  10. Peyami Safa’nın Yalnızız Romanında Kadın ve Aileye Batılılaşma Ekseninden Bakış Overview Of Westernization Axis To Woman And Family In The Novel Of Peyami Safa’s Yalnızız

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sümeyye Dinler KÖKSAL

    2013-03-01

    edebiyat dönemi edebî eserler bakımından verimli bir dönemdir. Zira Batılılaşma ile büyük ölçüde değişime uğrayan sosyal yapıda ele alınacak çokça mesele ortaya çıkmıştır. Böylece Batılılaşma, dönemin birçok edebî eserinde temel konuyu teşkil etmiş olur. Toplumun büyük kesiminde yaşanan bu sosyal değişime kayıtsız kalmayan edebî şahsiyetler, Batılılaşmayı her yönüyle sık sık işlemişlerdir. Özellikle roman türünde Peyami Safa’nın Batı’yı ve Batılılaşmayı işleyen eserler verdiğini görürüz. Toplumsal yapıyı oluşturan unsurları Batılılaşma ekseninde titizlikle ele alan Peyami Safa’nın, kadın ve aileyi bu yöndeki değişimine daha çok eğildiği dikkat çekmektedir. Kadının genel karakteri ve Batılılaşma serüveninde oynadığı rol üzerine kafa yoran Peyami Safa, eserlerinde kadınları özenle işler ve onlara önemli vazifeler yükler. Ailenin temel yapısı ve Batılılaşmadan etkilenme oranı üzerine de tespitlerde bulunan Peyami Safa’nın eserleri bu dönem adına önemli belgeler olarak kabul edilebilir. Bu çalışmada Peyami Safa’nın Yalnızız romanında, kadınların ve aile yapısının, Batılılaşma ile nasıl bir değişime uğradığını tespit etmeye çalıştık. Bu eserde kadın ve ailenin Batılılaşma ile nasıl bir değişime uğradığının örneklerini öne çıkarma fırsatını bulmuş olduk.

  11. Samiha Ayverdi’nin “Batmayan Gün” Romanında Kadın Kimliği Üzerine Bir İnceleme A Research on Woman Identity in Samiha Ayverdi’s Novel “Unsunken Day”

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa Sıddık KARAGÖZ

    2012-09-01

    ören Ayverdi, bu tutumundan hiçbir zaman vazgeçmemiştir. O, kadın romancılarda aşk rüzgârlarının popülerliğini koruduğu zamanlarda bile, bu rüzgârlara kapılmamış, memleket meselelerini, gençliğin, toplumun sorunlarını ve bunlarla ilgili yapılması gerekenleri ele alma farklılığını göstermiştir. Yazar, bütün bu meseleler için çıkış yolu ararken çoğu zaman, kadını çözümün merkezinde görmüştür. Milletin terakki edebilmesi için kadının yüklenmesi gereken vazifelerle ilgili, okuyucularına tavsiyelerde bulunan Samiha Ayverdi yeni nesli yetiştirecek olan kadının öncelikle manevi hayatının sağlamlaştırılmasının gerekliliğine dikkat çekmiştir. Ayverdi’de tasavvuf, onun hayatının her alanını kuşatacak kadar büyük yer teşkil eder. Ümm-i Ken’an Dergahının Şeyhi Kenan Rıfâî ile tanıştıktan sonra, hayatına Rıfailik’in öğretileri doğrultusunda yön veren Ayverdi’nin manevi dünyasındaki bu değişim eserlerine de yansımıştır. “Batmayan Gün”, onun tasavvuf anlayışını ortaya koyan ilk romanlarından olması bakımından önemlidir. Tasavvufun bir kadın kahramanın “arayış” serencamı üzerinden ele alınması ise eseri “kadın kimliği” bakımından incelemeyi değerli kılmaktadır. “Batmayan Gün”de kadın; “entelektüel, mutasavvıf, sade dümdüz, temiz, zavallı, gösteriş düşkünü” gibi tanımlamalarla okuyucu karşısına çıkarılmaktadır. Yazar, kadının söz konusu bu kimliklerinden özellikle “mutasavvıf kadın”ı öne çıkarmış, ona entelektüel nitelikler de yükleyerek, okuyucusuna bir bakıma bu kadın kimliğini benimsemesi telkininde bulunmuştur. Bu telkine, Cumhuriyet’in yeni neslinin yetiştirilmesi adına, Ayverdi tarafından Cumhuriyet rejimine sunulmuş önemli bir öneri olarak da bakılabilir.

  12. Farklı Çalışma Ortamlarında Oluşabilecek Hava Kirliliğinin Çalışanların Sağlığı Üzerindeki Etkileri / The Effects of Air Pollution on Workers’ Health In Different Work Places

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Simge Taner

    2012-12-01

    Full Text Available Endüstriyel ve endüstriyel olmayan (okul, ofis, fotokopi merkezleri, restoran vb. çalışma alanlarındaki hava kalitesi, çalışma ortamında bulunan personelin sadece konforu için değil, sağlığı için de büyük önem taşımaktadır. İç ortam hava kalitesi değerlendirmesi yapılırken genellikle sıcaklık, nem oranı, hava akım hızı, kükürtdioksit (SO2, karbondioksit (CO2, solunabilinir asılı partikül madde (PM, hidrojen sülfür (H2S, uçucu organik bileşikler (VOC, azot oksitler (NOx, karbonmonoksit (CO, ozon (O3, radon, hidrojenflorür, formaldehitler (HCHO, mikrobiyal kontrol gibi parametrelerin analizleri yapılmaktadır. Yapılan bu analizler sonucunda elde edilen veriler eşliğinde, çalışanların sağlığı hakkında daha doğru ve emin adımlar atılabilir. Bu durum çevresel analizlerin, işçi sağlığı ve iş güvenliği prensipleriyle birebir örtüştürülmesinin gerekliliğini gözler önüne sermektedir. Özellikle metal işleme, demir-çelik vb. imalat ortamlarında, diğer çalışma ortamlarına göre çok daha fazla kirletici parametre tanımlanabilir. Bu ortamlarda yapılacak ortam ölçümlerinin doğruluğu, çalışma bölgesinin temizlenmesi ve yeterli koruma önlemlerinin alınması konusunda işverenlere kolaylık tanımaktadır. Ülkemizde yalnızca imalat sektörleri değil maden ocakları da çevre ve insan sağlığı açısından ciddi riskler taşımaktadır. Maden ocaklarında çalışanların sağlıklarının korunması adına yapılması gerekli ortam ölçümlerinin yeterli düzeyde olmadığı bilinmektedir. Bu durum maden sektöründe çalışan kişilerin meslek hastalıklarına yakalanma riskini arttırmaktadır. Bu çalışmada ülkemizde iş sahası bakımından geniş bir alana sahip olan maden ve metal sektörlerindeki iç ortam hava kalitesini olumsuz yönde etkileyen parametreler irdelenerek, sözü edilen sektörlerde çalışanların sağlıklarının korunmas

  13. Ortaokul Öğrencilerinin Bilgiye Erişim Aracı Olarak İnternete Yaklaşımları: Betimleyici Bir Çalışma

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Halise Şerefoğlu Henkoğlu

    2015-01-01

    Full Text Available Bu çalışma, ortaokul öğrencilerinin bilgi kaynağı olarak internete yaklaşımlarının, bilgi arama sürecinde internetin sunduğu üstünlüklere ilişkin düşüncelerinin, internet ortamında bilgi ararken karşılaştıkları problemlerin ve elde ettikleri bilgiyi kullanma sürecinde kaynak gösterme özelliklerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş nitel bir çalışmadır. Çalışmanın amacını gerçekleştirmek için ortaokul beşinci ve altıncı sınıf öğrencileri seçilmiştir. Araştırmanın gerçekleştirildiği ortaokulda öğrenim gören öğrencilerden çalışmaya katılmayı kabul eden 165 öğrenciye 10 adet açık uçlu sorudan oluşan bir form uygulanmış ve elde edilen veriler içerik analizi tekniğinden yararlanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda; öğrencilerin interneti bir bilgi kaynağı olarak nasıl değerlendirdikleri, bilgiye erişiminde internetin sunduğu üstünlükler ve karşılaşılan problemler, öğrencilerin bilgi arama sürecinde internette tercih ettikleri öncelikli kaynaklar ve öğrencilerin kaynak gösterme özellikleri ve kaynak gösterme konusundaki farkındalıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen bulgular öğrencilerin bilgiye erişimde interneti öncelikli olarak tercih ettiklerini; interneti kolay ulaşılabilen, bilgiye daha hızlı ve rahat bir şekilde erişim olanağı sağlayan ve aranan her türlü bilginin bulunabileceği bir ortam olarak algıladıklarını; internetin sunduğu üstünlüklerin yanı sıra bilgiye erişimde bireyden ve ortamdan kaynaklanan birtakım problemleri de beraberinde getirdiğini ve öğrencilerin internetten bulunan bilgileri ödevlerinde kullanırken kaynak belirtme konusunda yeterli bilince sahip olmadıklarını ortaya koymaktadır.Anahtar Sözcükler: İnternet, bilgi arama, bilgi okuryazarlığı, ortaokul öğrencileri, arama motoruApproaches of Middle School Students to Internet as an

  14. Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretimi Türkçede Zaman Kiplerinin Anlamı Teaching Turkish as a Foreign Language the Definition Of Mood in Turkish

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Spartak KADIU

    2012-09-01

    ının birleşiğidir. Eylemin belirttiği işin ne zaman yapıldığını çok önemlidir. Bu nedenle Türkçedeki bütün kiplerde zaman temel unsur olarak kabul edilir. Geleneksel dilbilgisinde bileşik zaman olarak adlandırılan ve hikâye, rivayet, koşul gibi türleri bulunan eylem çekimlerinde Türkçenin bir özelliği ortaya çıkar: Bu zamanlar birçok dildeki gibi, ayrı ayrı yardımcı eylemlerin de yardımıyla değil, çekim eklerinin bir araya gelerek kaynaştığı [-(iyor+-di], [-ecek+-di],[-(ir+miş] gibi bileşik biçimbirimlerin yanı sıra ekeylemin [-dir] biçimbirimiyle oluşmuş [-(iyor+-dir], [-miş+dir] gibi kalıplaşmış biçimbirimlerle de anlatılır. Bu ek kalıplaşmasıyla zaman, kip ve görünüş açısından önemli anlam özellikleri, ayrımları dile getirilir. Bu kalıplaşmış biçimbirimlerin tümü değil, yalın zamanlara ait çekim ekleriyle bir ölçüde yakınlık ya da eşitlik gösteren bileşik zaman biçimbirimleri de vardır. Türkçede ek eylemini bileşik zamanların oluşmasında görüyoruz. Bir yapancı öğrenci için Türkçede zaman ve kip kavramları ayıramak çok zordur. Özellikle eğer öğrencilerin ana dili bir Hint-Avrupa dili ise bu kavramların anlaması zor olur. Bu makalenin amacı bir yabancı öğrenci için bu iki kavramaları açıklamak ve ayıramak ve aynı zaman –dır koşacının bazı özelliklerini ve kullanımlarını açıklamaktadır.

  15. An Evaluation on Library Cooperation in Turkey Türkiye'de Kütüphanelerarası İşbirliği Üzerine Bir Değerlendirme

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Emin Küçük

    2004-06-01

    ütüphaneler, derme geliştirmede, kataloglamada, kendi dermelerinde bulunmayan kaynaklara erişim sağlamada, kaynaklarını kullanmada, işbirliği olarak adlandırabileceğimiz ortak çalışmaları gerçekleştirmektedirler. Cumhuriyet dönemi işbirliği çalışmalarını değerlendirmeyi amaçlayan bu çalışma kapsamında, ülkemizdeki kütüphanelerarası işbirliği uygulamaları tarihsel, işbirliğini yönlendirici örgütler ve potansiyel uygulama alanları perspektifi içinde ele alınmıştır. Mevcut durumu saptamak amacıyla, Milli Kütüphane, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, ULAKBİM, Ankara'da bulunan özel kütüphaneler, okul kütüphaneleri, Milli Eğitim Bakanlığı, üniversite kütüphaneleri, konsorsiyumlar ve meslek derneklerinin çalışmaları incelenmiş, yapılan görüşmeler sonucu ve literatürden elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, son yıllarda işbirliği çalışmalarının hız kazandığı, elektronik kaynakların sağlanmasına yönelik iki konsorsiyumun ortaya çıktığı, üniversite kütüphaneleri arasında belge sağlamada işbirliği projelerinin başlatıldığı ancak işbirliğinin diğer alanları olan toplu katalogların hazırlanması, bibliyografik bilgi paylaşımı, otorite dizinlerinin geliştirilmesi gibi alanlarda başarısız olunduğu, üniversite kütüphaneleri dışında kalan kütüphanelerde işbirliğinin olmadığı, kurumların konuyla ilgili "ortak aklı" ve dolayısıyla bilgi, kaynak paylaşımının, planlama ve örgütlenme becerisini geliştiremediği görülmüştür. Kaynak, mevzuat, alt yapıdaki yetersizlikle nedeniyle, ortaya atılan projelerin sürekliliğinin sağlanamamış, hepsinden önemlisi işbirliği çalışmalarının temelini oluşturan adanmışlık ilkesinden yoksun olması, çalışmaların sürdürülebilirliğini ve yeni işbirliği çalışmalarının doğmasını engelleyen nedenler olarak karşımıza çıkmaktadır.

  16. Üniversite Kütüphanelerinde Kişisel Verilerin Korunması=Protection of Personal Data in University Libraries

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Türkay Henkoğlu

    2015-05-01

    Full Text Available Güvenilir bilgiye erişim ve büyük ölçüde elektronik ortamda saklanan mevcut bilginin korunmasına yönelik ihtiyaçların arttığı günümüzde, korunacak bilgi varlıkları içinde kişisel veriler önemli bir yer tutmaktadır. Bu bilgi varlıklarının korunması hukuksal, teknik ve idari boyutların dikkate alındığı bilgi güvenliği politikalarının gücü ile mümkün olabilmektedir. Bu çalışmada, kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel ilkeler ve hukuksal düzenlemeler çerçevesinde üniversite kütüphanelerindeki mevcut durum değerlendirilerek, eksikliklerin giderilmesine yönelik önerilerde bulunulmuş ve bilgi güvenliği kültürünün oluşmasına katkı sağlanması hedeflenmiştir. Bu amaçla Ankara’da bulunan 15 üniversite kütüphanesini kapsayacak şekilde görüşme yoluyla anket uygulanmış ve alınan bilgi güvenliği önlemleri mevcut hukuksal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda; yasal düzenlemelerin yeterli ve önleyici nitelikte olmadığı, üniversitelerde kişisel verilerin korunmasına ve verilerin güvenli olarak imha edilmesine ilişkin politikaların bulunmadığı, risk yönetiminin yapılmadığı, üniversite birimleri arasında sorumlulukların paylaşılmadığı, kişisel verileri işleyen personele veri korumaya ilişkin bilinçlendirme eğitimi verilmediği ve kişisel verileri işleyen birimlerin hangi verilerin kişisel veri olduğu konusunda dahi tereddütlerinin bulunduğu görülmektedir./Today, with the significant increase in the need for the access to reliable information andfor the protection of available information stored electronically; personal data has becomeone of the most important information assets that must be protected. The protection of theseinformation assets is only possible with the power of information security policies including legal,technical, and administrative dimensions. In this study, current situation of

  17. Siirt Halk Kültürünün Şifa Dağıtıcıları: Kutsal Sular Healing Distributors of Siirt Folk Culture: Holy Waters

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Rezan KARAKAŞ

    2012-12-01

    ınlarında yer almakta; bir şeyhe yahut din büyüğüne yönelik anlatılarla kutsiyet kazanmaktadır. “Yeşil su” adı verilen şifalı suyla ilgili anlatı, bir din âlimi olan İsmail Fakirullah’ın dinî kişiliği etrafında şekillenirken, Şeyh Arap Ziyareti’nde yararlanılan su ise “şeyh”lik mertebesindeki bir zatla anılmaktadır. “Tuzlu su” anlatısında ise suya kutsallık kazandıran bir kadın evliyadan bahsedilmektedir.Şeyhü’l Hazin, Şeyh Halef, Şeyhü’s Sibre, Şeyhü’l Horani, Şeyh Cerrah, Şeyh Termo ve Şeyh Münkedir türbelerindeki kuyuların suları, gerek içilerek gerekse banyo yapılarak, çeşitli hastalıkların tedavi edilmesinde kullanılmaktadır. Türbe veya camide bulunan kuyu suyu ile yıkanma ritüeli, ilk kozmik eylemin tekrarından başka bir şey değildir. Bu sularla banyo yapmak veya o sulara temas etmek, onları içmek insanoğlunun suyla buluşmasını sağlayacak ve insanoğlu adeta yeniden doğacak veya doğuracaktır. Siirt halk kültüründe tespit ettiğimiz “su”ya dayalı ritüeller, İslamî bir kisveye bürünmüş ve eren kültüyle birleşerek işlevselliğini sürdürmüştür.Birçok mitolojik sistemde evrenin yaratılışında başrolü üstlenen, doğuşun ve yaşamın simgesi olan su, Siirt yöresi halk kültüründe başta çocuk sahibi olmak ve hastalıklardan kurtulmak olmak üzere hemen her derdin devası olarak görülmekte, yukarıda adı geçen türbeler, şifa arayıcıların uğrak yeri olmaya devam etmektedir.

  18. Milli Kütüphane 2727 Numaralı Mecmû’a’da Kayıtlı Manzum Bir Melheme A Melheme Written In Verse Registered In The Periodical No:2727 In The National Library

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa ALKAN

    2012-12-01

    slam sonrası edebiyatımızda fal ile ilgili eserler görülmektedir.İnsanın geleceğe dair merakını gidermek için kullandığı olaylardan bazıları da Ay veya Güneş tutulması, yeni ay görünmesi, yıldız kayması, şiddetli yağmur veya dolu yağması ya da rüzgâr esmesi, gök kuşağı, şimşek, yıldırım ve deprem gibi bir takım tabiat olaylarıdır. Başka bir deyişle merak hissi, insana tabiat olaylarını kullandırarak gelecekten haber verme konusunda farklı bir yöntem oluşturtmuştur ki buna “melheme” adı verilmektedir. Arap, Fars ve Türk edebiyatında birçok örneği bulunan melhemeler, eski eserlerimiz arasında önemli bir yekün oluşturmaktadır.Bu melhemelerden biri de Milli Kütüphane 2727 numaralı mecmûada kayıtlı olan manzum bir metindir. Bu metinde ayın hangi burçta olduğunu çıkarma yöntemi ile ayın bulunduğu burca göre yapılması uygun olan ya da olmayan işler anlatılmıştır.İlgili metni konu alan bu çalışmamızda fal ve melhemelerle ilgili bilgi verildikten sonra adı geçen mecmuada kayıtlı bu manzum metin incelenmiş, transkribe edilmiş, ayrıca metinde geçen kelimeleri içeren bir sözlük de yazıya eklenmiştir.

  19. Nabi'nin Şiirlerinde Nostaljik Hususlar In the Nabi's Poems Nostalgic Issues

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Gencay ZAVOTÇU

    2012-09-01

    zaferlerle dolu günler geride kalmıştır. Ordu, artık savaş meydanlarından zaferle ayrılamamakta, yönetenlerle yönetilenler arasındaki bağlar zayıflayıp sarsılmakta, insanlar arası ilişkiler bozulup güven azalmakta ve halk giderek yoksullaşmaktadır. Bu ve benzeri olumsuz durumlar aydınları üzmekte, halkın gören gözü, işiten kulağı ve söyleyen dili olan yazar ve şairleri sorun üzerinde düşünüp çözüm aramaya sevk etmektedir. Olumsuz olaylara sahne olan bu yüzyılda aksaklıkları ve yanlış uygulamaları dile getirip eleştiren ve geçmişteki olumlu örneklere atıfta bulunan aydınlardan biri de Nâbî’dir. Nâbî’nin geçmişteki mutlu, huzurlu, sağlıklı ve çeşitli yönlerden hayırla yad olunan yıllara özlem duymasının temelinde yaşadığı dönemin olumlu özelliklere sahip olmaması, iç açıcı bir görünüm arz etmemesi, geçmişi aratacak nitelikte bozukluklar içermesi ve bütün bunların yanında inançlı ve sağlam bir kişiliğe sahip olması etkili olur. Onun şiir ve mesnevilerinde temas ettiği bozuklukların ekseninde insan vardır. Nâbî’nin eserlerinde nostalji kapsamında değerlendirilebilecek hususlara ağırlıklı olarak Hayriyye adlı eserinde değinilir. Nâbî Dîvânı’nda geçmişe özlemi çağrıştıran şiirlerin gitmiş, kalmamış, tükenmiş ve unudulmuş redifli gazeller olduğunu söylemek yanlış olmaz. Diğer bir deyişle, Nâbî Dîvânı’nda nostaljik konuların işlendiği şiirlerin ilk akla gelenleri ve en belirgin olanları gitmiş, kalmamış, tükenmiş ve unudulmuş redifli gazellerdir. Bu gazellerde genel olarak âile, yakın çevre, toplum ve millet düzeyinde geçmişte olan ve yaşanılan zamanda yokluğu hissedilen, özlemi çekilen ve olması istenen ahlâkî ve insânî değerler, görgü kuralları, gelenekler, uygulamalar ve diğer kültür öğelerine çağrışım yapılır.

  20. İkinci/Yabancı Dil Öğretiminde Özgün ve Değiştirilmiş Dilsel Girdi Üzerine On The Authentic And Modified Input In The Second/Foreign Language Teaching

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa DURMUŞ

    2013-03-01

    ğrenici tarafından anlaşılma (comprehension düzeyi konuları, üzerinde önemle durulan çalışma alanlarından birini oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu dilsel girdinin öğrenicilerin öğrenme süreçlerinde hangi biçimde sunulduğu önemli bir konudur. Öğrenicilerin dil öğrenim sürecinde öğrenebildiklerinin içinde, duyduğu veya maruz kaldığı bu dilsel girdiler, hedef dili ana dili olarak konuşanların doğal iletişim ortamlarında üretilmiş özgün (authentic metinler olabildiği gibi, öğrenici kaygıları gözetilerek doğal yolla veya özgün metinleri hedef kitlenin yeterlilik düzeylerine göre değiştirim yoluyla üretilmiş değiştirilmiş (modified metinler de olabilir. Değiştirilmiş metinler yine, sadeleştirilmiş (simplified veya genişletilmiş (elaborated metinler olarak sunulabilir. Yazıda, dil öğretim sürecinde okuduğunu anlamanın önemi, özgün veya değiştirilmiş metin seçimi ve değiştirim türleri ele alınacaktır. Şunu da belirtmek gerekir ki, önerilen herbir metin türünün, ikinci/yabancı dil öğretim sürecinde tek ve mutlak kullanım sahası bulması mümkün görünmemektedir. Buna karşılık öğretim malzemeleri oluşturulurken, okuma metinlerinin özgün, sadeleştirilmiş ve genişletilmiş örneklerinden yararlanılarak, öğretim süreci zenginleştirilebilir. Çünkü, sadeleştirilmiş ve genişletilmiş metinler, öğrenicilerin anlama düzeylerini yukarılara çekerek onların öğrenme güdülerini olumlu etkilerken; özgün metinler, sundukları doğal dil malzemesi nedeniyle, öğrenicilerin hedef dilde iletişim becerilerini geliştirmelerine yardımcı olamaktadır. Yazı, dil öğretim sürecinde otantik metinleri veya dönüştürülmüş metin türlerini ortaya çıkaran kuramsal özellikleri, bu türlerin biribirlerine göre yararlı bulunan veya anlamayı güçleştiren yönlerini konuyla ilgili oluşmuş temel literatüre de işaret ederek ortaya koymaktadır. Bu yönüyle yaz

  1. Deşifre Şarkı Söyleme Eğitimine Yönelik Öğretim Metodu Önerisi A Recommended Teaching Method For Sight-Singing Education

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sevan NART

    2013-03-01

    şkilidir. Deşifre şarkı söyleme, sözlü bir müzikeserini ilk görüşte müzik yazısına uygun olarak doğrudan sözleriyleçözümleyerek seslendirebilme becerisidir. Mesleki müzik eğitimindemüziksel okuryazarlığın en üst basamağı sayılabilecek bu beceri müzikeğitimi alan her bireyin geliştirmesi gereken bir beceridir ve her bireydebelli düzeyde bulunan deşifre şarkı söyleme becerisi planlı, programlı,sistemli ve düzenli çalışmalarla geliştirilebilir.Ülkemizde deşifre okuma becerisini geliştirmeye yönelik özgünçalışmalar birkaç kaynak kitapla sınırlı bulunmaktadır. Deşifre şarkısöylemeye yönelik ise sistemli ve planlı hiçbir uygulama yapılmamakta,bilimsel araştırma ya da kaynak bulunmamaktadır. Yurt dışında ise1800’lü yıllardan bu yana deşifre şarkı söyleme öğretimine yönelik çoksayıda yayımlanmış kaynak bulunmaktadır ve pek çok yöntem başarılıbir şekilde uygulanmaktadır.Bu çalışmada deşifre şarkı söyleme öğretim materyali olarakönerilen metot, deşifre şarkı söyleme alanındaki bu kaynak eksikliğinigiderme düşüncesiyle yapılan doktora araştırmasında geliştirilip,uygulanmış özgün bir öğretim metodudur. Çalışmada deşifre şarkısöyleme için önerilen öğretim yöntemi ve öğretim sistemi ile deşifreşarkı söyleme öğretim programı ve materyallerinin oluşturulmasınailişkin açıklamalara yer verilmiştir. Söz konusu metot deşifre şarkısöyleme eğitimine yönelik Türkiye’de yazılmış “ilk” öğretim metoduniteliğini taşıdığından ve bu alanda yapılabilecek başka araştırmalara,eğitim-öğretim programlarına ve uygulamalarına yol gösterip kaynakoluşturması açısından önem taşımaktadır.

  2. Depo Gazı Enerji Üretim Tesisi Baca Gazı Atık Isısının Seralarda Değerlendirilmesi: İstanbul Örneği / Utilization of Waste Heat in Energy Production Plant from Landfill Gas at Greenhouses – Case Study in Istanbul

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Volkan Enç

    2012-12-01

    Full Text Available Evsel atık düzenli depolama sahaları kullanım ömrü dolduktan sonra yararlı kullanım alanları sınırlı sahalardır. Çoğunlukla yeşil alan olarak kullanılan bu yerler ekonomik ve çevresel anlamda atıl durumda bulunmaktadır. Depolama sahalarının İstanbul gibi arazi sıkıntısı çeken bir şehirde yararlı amaçlar için kullanılması elzemdir. Depolama sonrası sahalarda metan gazı oluşmakta ve farklı yöntemlerle kontrol altına alınmaktadır. Bu gazların toplanması, taşınması ve özel motorlarda yakılması ile elektrik enerjisi üretilmektedir. Tesislerde gazın yakılması, depo gazı içerisinde bulunan CH4 (metan gazının CO2’e indirgenmesini sağlayarak sera etkisini azaltmakta, elektrik enerjisi üreterek ekonomiye katkı sağlamaktadır. Çevresel ve ekonomik yarar göz önüne alındığında, depo gazından enerji üretim tesislerinde, enerji üretiminde mümkün olabilecek maksimum verime ulaşılmalıdır. Bu düşünce ile bakıldığında, depo gazı enerji üretim tesisinde oluşan atık ısının değerlendirilemeden atmosfere verilmesi önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Oldukça yüksek debi ve sıcaklığa sahip bu ısı, enerji bakımından önemli bir potansiyele sahiptir. Bu sıcaklıktaki ve debideki ısının değerlendirilmeden atmosfere verilmesi, çevreyi olumsuz etkilemesinin yanında ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Seralarda mevsimlik çiçek üretimi, maliyeti yüksek bir faaliyettir. Maliyetlerin önemli bir kısmını sera ısıtılması ve gübre kullanımı oluşturmaktadır. Isıtma işlemi için Türkiye’nin büyük bir bölümünde kömür ve doğalgaz kullanılmaktadır. Kışın seraların ısıtılması için kullanılan fosil yakıtların hem maliyeti yüksek, hem de çevresel standardı düşüktür. Bu çalışma, İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA tarafından desteklenen “Depo Gazı Enerji Üretim Tesisi Atık Isının ve Kompostun Seralarda

  3. Cengiz Han’ın Devletinde Türk Kültürünün Etkisi ve Katkısı Effect and Contribution of Genghis Khan’s State on Turkish Culture

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İbrahim ONAY

    2012-12-01

    anlayışını ve hakimiyet düşüncesini anlatan en önemli kaynaktır. Bu kaynaktaki bilgiler dikkatle tetkik edildiğinde Cengiz Han devletinin Türk devletlerinin özellikle de Gök-Türklerin kültürel mirası üzerinde yükseldiği kolaylıkla fark edilecektir. Çalışmamızın temeli Moğol tarihi değil, Moğol tarihi içerisindeki Türk kültür unsurlarının varlığını ortaya koymaktır. Biz Cengiz Han’ın ırksal kökeni üzerinde tartışma yapmadan onu bir Moğol Hakanı olarak kabul ediyoruz. Fakat kurduğu devlet ve idealleri tamamıyla bir Türk devletidir diyebiliriz. Bu iddiamızı ispata çalışırken Moğolların Gizli Tarihinde nakledilen bilgiler ve kavramların kökenini ve Türklükle ilgisini anlatmaya ve açıklamaya çalıştık.Bilindiği üzere Türkler ve Moğollar yüzlerce yıl birbirine yakın coğrafyalarda yaşamışlardı. Tarihin erken döneminde göçebe çoban olan Türkler hayvan yetiştiriciliği yaparak göçebe çoban olmuşlardı. Bu dönemlerde Moğollar ise avcı toplayıcı bir hayat sürmekteydiler. Daha sonra onlarda göçebe hayvan yetiştiricisi olmuşlardı. Hun çağında merkezi Asya’da Hun Hakanı Mete’nin “yay geren bütün halkları birleştirdim şimdi onlar Hun oldular” diyerek bahsettiği topluluğun içinde Moğol boylarının da var olduğunu düşünebiliriz. Gök-Türk ve Uygur döneminde de Türk kültürünün hemen yanı başında bulunan Moğollar kuvvetli tesir altında kalmışlardı. Cengiz Han döneminin Moğol kültüründe dini hayata dair pek çok unsur da Hun Gök-Türk ve Uygur devletlerinin bakiyesi hükmündedir. Tanrı inancının yanında, Şamanist uygulamaların varlığı, Atalar Kültü, Yer-Su Kültü gibi dinsel kavramlar da bu meyanda zikredilebilir. Toplumsal hayatta Şamanların oynadığı mühim rol, toplumun hayatı ve dünyayı kavraması da bu benzerliklerin toplumsal hayattaki yansımalarıdır. Hun, Göktürk ve Uygur devletlerinin birikiminden istifade

  4. Kent Modelleri ve Sürdürülebilir Kent Yönetimi Models of the City and the Sustainable Urban Management

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hüseyin DURGUTER

    2012-09-01

    ından itibaren ekonomik, sosyal, politik etmenlerden dolayı etkilenmiş ve değişime uğramıştır. Günümüz bilgi ve enformasyon çağında ise kentler; insanoğluna yetersiz gelmekte, ihtiyaçlarını ve güvenliğini sağlayamamaktadır. Kentlerin geçmiş nesillerden devralınıp, bugünkü sakinlerine kaliteli bir yaşam tarzı sunmaları ve gelecek nesillere de kullanılabilir şekilde teslim edilmesi önem arzetmektedir. Bu ise kentlerin inşasının ve yönetiminin insan ve çevre odaklı olmak üzere köklü değişim ve dönüşümünü gerektirir. Mevcut bulunan şehirler insanların gündelik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak kalmaktadır. Her şeyin insanın kaliteli bir yaşam sürmesi için kurgulandığı günümüz dünyasında kent şekilleri de değişmektedir. Bu durum ise gelişen ve dönüşen dünyamızda yeni şehir anlayışları ve modelleri ortaya çıkarmıştır. Bilgi ve enformasyon çağının gereklerine uygun ve ihtiyaçlarını karşılayan yeni kent modelleri geliştirmiştir. Varolan kentler ya ihtiyaca cevap verememekte, ya eskimekte ya da insanların hayatını kargaşaya sürüklemektedir. Kentler dönüşüm projeleriyle yaşanabilir mekanlar haline getirilmeye, kaliteli bir yaşam imkanı verebilecek duruma getirilmeye çalışılmaktadır. Türkiye’ de belediyelerin büyük bir bölümü küçük ölçekli ve kırsal karakterlidir. Bu yerleşim birimlerinin kırsal özelliklerinden kurtulamadığı, dolayısıyla her belediye biriminin gerçek anlamda “kent” olarak kabul edilemeyeceği vurgulanmaktadır. Sürdürülebilir kent yönetimi açısından Belediye yönetimlerinin, Sivil Toplum Kuruluşları aracılığı ile kent insanını karar sürecine katmaları hem katılımcılık ilkesinin gerçekleşmesine, hem de doğru kararlar alma şansına sahip olunmasına katkı sağlayacaktır. Bununla birlikte yönetimler, alınan kararların uygulanması aşamasında gerekli destekleri daha başlangıçta elde etme

  5. Burdur’da Evde Sağlık Hizmeti Alan Yaşlı Hastaların Profili ve Evde Verilen Sağlık Hizmetleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Binali Çatak

    2012-04-01

    Full Text Available Amaç: 2011 yılında ülkemizde kamusal düzeyde evde sağlık hizmeti verilmesi fiili olarak başlatılmıştır. Çalışmada; Burdur’da evde sağlık hizmeti kullanan 65 yaş ve üzeri yaşlı hastaların profilini ve evde verilen sağlık hizmetlerini tanımlamak amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu araştırmanın evrenini, Nisan 2011 tarihinde Burdur İl Sağlık Müdürlüğü Evde Sağlık Hizmeti Koordinasyon Merkezi’ne kayıtlı 65 yaş ve üzeri 140 kişi oluşturmaktadır. Çalışmada örneklem seçilmemiş olup, evrenin tümüne ulaşılması hedeflenmiştir. Veriler anket yöntemiyle, yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmış ve SPSS paket programı kullanılarak analizler tamamlanmıştır. Bulgular: Yaş ortalaması 79.6 olan yaşlıların %67.6’sı kadın, %53.7’sinin eşi ölmüş, %52.8’i okuryazar değil, %47.2’sinin sosyal güvencesi bulunmamakta ve %25.9’unun sağlık güvencesi yeşil karttır. Yaşlılarda en çok bulunan hastalıklar hipertansiyon (%48.1 ve inmedir (%39.8. Yaşlıların kolaylıkla yapabildikleri eylemlerin başında yemek yeme gelirken (%30.6; fatura yatırma, hastaneye gitme vb. gibi aktivitelerde hemen hemen tamamen bağımlıdırlar (%99.1. Yaşlılara evde verilen tıbbi hizmetler %46.3 muayene ve ilaçla tedavi, %26.9 muayene, tetkik ve ilaçla tedavi, %14.8 enjeksiyon, sonda takma ve yara bakımıdır. Yaşlılara evde verilen sağlık hizmetlerinin %87.0’sini sadece devlet hastanesi, %3.7’sini ise aile hekimi vermiştir. Evde sağlık hizmeti verenlerin büyük kısmını (%92.6 hekimler oluşturmuştur. Sonuç: Evde sağlık hizmeti sunulan yaşlıların sosyodemografik özellikleri, hastalık örüntüleri ve bağımlılık durumu toplumdaki yaşlı populasyonundan farklıdır. Sağlık hizmet sunumuna birden fazla sağlık kurumu dâhil olmaktadır, sunulan sağlık hizmeti kapsamlı değildir ve multidisipliner ekip anlayışından yoksundur

  6. Ortaçağ ve Sonrası Muş İli Yüzey Araştırması -2010- Varto / A Survey on Medieval and Later Periods of Varto, Muş (2010

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bülent Nuri KILAVUZ

    2013-03-01

    ve iki katlıdır. Minare, Kale ve Dere Mahallelerinde bulunan evler, kent merkezinde kalmalarından dolayı hızla yok olmaktadırlar. Özellikle ön cephe düzenlemeleriyle Muş’a ait karakteristik bir özellik gösterirler. Varto ilçesinde tespit edilen Mezar taşları insan ve hayvan figürlü formlarıyla dikkat çekicidir. Hasköy ve Korkut’un köylerinde tespit edilen Mezar taşları ise kılıç ve kalkan motifleriyle öne çıkar. Anıt eserler ve Mezar taşları bölgeye ve dönemlerine göre malzeme, form ve üslup açısından farklılıklar göstermektedir. Tespit edilen eserler genellikle Osmanlı (XVI-XIX Yüzyıl dönemine aittir. İncelenen mezarlıkların hepsi birbirlerinden farklı özellikler sergilemektedir. Bu durum Muş coğrafyasının zenginliğini ortaya koyması açısından önemlidir. Mezar taşları üzerindeki bazı motifler özellikle bölgedeki diğer illere oranla farklılıklar sergilemektedir. Mezarlıklardaki tarihi mezarlar doğal ve insani etkenlerle günden güne hızla tahrip olmaktadır. Ayrıca bütün mezarlıklarda günümüzde de yeni gömülerin devam etmesi tahribi artırmaktadır. L’Enquête du terrain de la ville de Muş dans la période médiévale et postmédiévale – 2010 Varto Résumé Cette étude a été réalisée du 09 au 26 juillet 2010 – avec l’autorisation du Ministère de la culture et du tourisme de la République turque et de la Direction générale des monuments culturels et des musées – au centre ville de Muş et aux villages des districts de Varto, Korkut et Hasköy. Dans cette recherche, on a identifié et examiné trois églises, un dépôt, une fontaine, un ensemble composé de six appartements et treize cimetières. Au centre ville de Muş, les maisons en général sont souvent bâties sur base d’adobes et se composent de deux étages. Les maisons des quartiers de Minare, Kale et Dere disparaissent petit-à-petit du fait qu’elles sont sises dans le centre de la ville. Ces

  7. Ortaçağ ve Sonrası Muş İli Yüzey Araştırması -2010- Varto

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bülent Nuri KILAVUZ

    2013-03-01

    katlıdır. Minare, Kale ve Dere Mahallelerinde bulunan evler, kent merkezinde kalmalarından dolayı hızla yok olmaktadırlar. Özellikle ön cephe düzenlemeleriyle Muş’a ait karakteristik bir özellik gösterirler.Varto ilçesinde tespit edilen Mezar taşları insan ve hayvan figürlü formlarıyla dikkat çekicidir. Hasköy ve Korkut’un köylerinde tespit edilen Mezar taşları ise kılıç ve kalkan motifleriyle öne çıkar.Anıt eserler ve Mezar taşları bölgeye ve dönemlerine göre malzeme, form ve üslup açısından farklılıklar göstermektedir. Tespit edilen eserler genellikle Osmanlı (XVI-XIX Yüzyıl dönemine aittir.İncelenen mezarlıkların hepsi birbirlerinden farklı özellikler sergilemektedir. Bu durum Muş coğrafyasının zenginliğini ortaya koyması açısından önemlidir. Mezar taşları üzerindeki bazı motifler özellikle bölgedeki diğer illere oranla farklılıklar sergilemektedir.Mezarlıklardaki tarihi mezarlar doğal ve insani etkenlerle günden güne hızla tahrip olmaktadır. Ayrıca bütün mezarlıklarda günümüzde de yeni gömülerin devam etmesi tahribi artırmaktadır.L’Enquête du terrain de la ville de Muş dans la période médiévale et postmédiévale – 2010 VartoRésuméCette étude a été réalisée du 09 au 26 juillet 2010 – avec l’autorisation du Ministère de la culture et du tourisme de la République turque et de la Direction générale des monuments culturels et des musées – au centre ville de Muş et aux villages des districts de Varto, Korkut et Hasköy. Dans cette recherche, on a identifié et examiné trois églises, un dépôt, une fontaine, un ensemble composé de six appartements et treize cimetières. Au centre ville de Muş, les maisons en général sont souvent bâties sur base d’adobes et se composent de deux étages. Les maisons des quartiers de Minare, Kale et Dere disparaissent petit-à-petit du fait qu’elles sont sises dans le centre de la ville. Ces maisons pr

  8. Baz istasyonlarının olası sağlık etkilerine ilişkin bir güncelleme/An update on the possible health effects of mobile phone base stations

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Hür Hassoy

    2012-12-01

    Full Text Available Amaç: Bu derlemenin amacı baz istasyonlarının insan sağlığına etkilerini inceleyen uluslararası ve güncel bilimsel yayınları derleyerek bu konudaki bilimsel bilgi gereksinimini karşılamaya katkıda bulunmaktır. Yöntem: 27 Eylül 2012 tarihine dek PubMed ve Google Scholar arama motorunda “baz istasyonu”, “sağlık etkileri” anahtar sözcükleri kullanılarak bulunan yayınlar ve bu yayınların kaynakçalarından yararlanılarak elde edilen çalışmalar içinden toplam 22 orijinal araştırma makalesini derlemeye dahil edilmiştir. Bulgular: Araştırmaların 15’inde farklı sağlık göstergeleri ile elektromanyetik alan (EMA arasında ilişki saptandığı görülmektedir. Çalışmaların dördünde herhangi bir ilişki saptanmamış, üçünde ise kurulan hipotez tam doğrulanmamıştır. Araştırmaların 11’i baz istasyonu kaynaklı EMA’nın akut, sekizi kronik, üçü de hem akut hem kronik sağlık etkilerini incelemiştir. Altı araştırmada EMA ölçümü yapılmamış, şiddetinin dolaylı göstergesi olarak mesafe kullanılmıştır. Bir çalışmada ölçüm yapılmış ancak sağlık verileri mesafe üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırmaların 12 tanesi bir kurum ya da kuruluştan finansal destek almıştır. Çalışmalardan iki tanesinin finansmanının yarısı cep telefonu firmaları tarafından yapılmıştır. Çalışmaların altı tanesi deneysel araştırma tipindedir ve üç çalışmada doz-yanıt ilişkisi bulunmaktadır. Sonuç ve Öneriler: Araştırmalar baz istasyonun sağlık riski taşıyabileceğine ilişkin işaretler göstermektedir. Uyku bozukluğu, depresif semptomlar, baş ağrısı, baş dönmesi, konsantrasyon güçlüğü, en sık tespit edilen semptomlardır. Bu alanda yapılacak ileriye dönük izlem çalışmalarına ihtiyaç bulunmaktadır. Baz istasyonlarıyla ilgili sınır değerler akut etkiler göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Uzun erimde baz

  9. Niğde Türk Ocağı’nın Kuruluşu ve İlk Faaliyetleri (1924-1926 The Establishment And First Activities Of Niğde Türk Ocağı (1924-1926

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nevzat TOPAL

    2013-09-01

    ğın kuruluşunu ve ilk faaliyetlerini Niğde’de yayınlanan ve elimize ulaşabilen gazete nüshalarında yer alan haberlerden istifade ederek değerlendirdik. Bugüne kadar kütüphane ve arşivlerde Niğde Gazetelerine ait tam bir koleksiyon bulmam mümkün olmamıştır. Bu sebepten de Niğde Türk Ocağının kuruluşu ve faaliyetlerine dair bir çalışma yapılamamıştır. Ancak Niğde Türk Ocağına 1925 tarihinde başkanı seçilen Hasan Hüsnü (Savaşçın Bey’in oğlu Mehmet Yılmaz Savaşçın vasıtasıyla temin ettiğimiz gazete ve belgelerden Ocağın kuruluşu ve faaliyetlerini aydınlatmak mümkün olmuştur.Elimizde mevcut olan gazete ve belgelerden Niğde Türk Ocağı Eylül 1924’te kurulmuştur. İlk İdari Heyeti Reisi C. Şehabeddin (Tüzün Bey’dir. Bu kişinin meşhur şair C. Şehabeddin olabileceği şeklinde yanlış bir kanaat hâkimdir. Ancak yapılan çalışmada Şehabeddin’in Niğde’de avukatlık mesleğini icra ettiği ortaya çıkarılmıştır. Şehabeddin Bey’in kısa süreli (yaklaşık altı ay yönetimini takiben 9 Ocak 1925’te yapılan kongrede yönetim değişmiştir. İkinci İdari Heyet Reisi olarak Hasan Hüsnü (Savaşçın Bey seçilmiştir. Elimizdeki bulunan Türk Ocakları Üyelerine Mahsus Hüviyet varakasında Niğde Türk Ocağı’nın 1 numaralı üyesi Hüsnü Beydir. Hüsnü Bey kısa sürede Ocağı teşkilatlandırıp faal hale getirmiştir. Niğde Türk Ocağı yaptıkları etkinlikler ile Niğde’nin kültürel hayatına önemli hizmetlerde bulunmuştur. Elimizdeki sınırlı belgeler ışığında bugüne kadar çalışılmamış olan Niğde Türk Ocağının kuruluşu ve ilk faaliyetleri değerlendirilmiştir.

  10. Müzik Öğretmeni Adaylarinin Bireysel Çalgi Öğretimi Yeterlik Düzeyleri İle İlgili Görüşlerinin İncelenmesi Examination Of Music Teacher Candidates’ Opinions On Their Individual Instrument Teaching Competence

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şehriban KOCA

    2013-09-01

    for instrument teaching rather than instrument learning,respective literature be introduced to the candidate teachers and theybe informed about measurement –evaluation which is the mostimportant part of education-teaching. Bu araştırmada, müzik öğretmeni adaylarının bireysel çalgı öğretimi yeterlik düzeyleri ile ilgili görüşlerinin incelenerek mevcut durumlarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2012-2013 eğitim yılı bahar yarıyılında İç Anadolu bölgesinde bulunan bir Üniversitenin Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Müzik Öğretmenliği Anabilim dalı 4. sınıfında öğrenim gören müzik öğretmeni adayları oluşturmaktadır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının seçiminde, adayların bireysel çalgı öğretimine yönelik “bireysel çalgı öğretimi” dersini almış ve bireysel çalgı eğitimlerini tamamlamış olan Müzik Öğretmenliği 4. sınıf öğrencisi olmaları temel ölçüt olarak belirlenmiştir. Araştırmaya 4. sınıf öğrencisi olan öğretmen adaylarının tamamı katılmışlardır.Araştırma betimsel bir çalışma olup, nicel ve nitel araştırma teknikleri kullanılarak desenlenmiştir.Araştırmada veri toplama aracı olarak “kişisel bilgi formu” ve açık uçlu sorular kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre müzik öğretmeni adaylarının büyük bir kısmının (%73.3 Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi mezunu oldukları görülmüştür. 8 yıllık eğitimleri sonucu öğretmen adaylarının yarısı almış oldukları çalgı eğitimini meslek yaşantılarında öğretecek kadar yeterli bulduklarını, etüt seçiminde bilgi sahibi olduklarını, öğrencilerinin karşılaşabilecekleri güçlüklere yönelik uygulamalar yapabileceklerini ifade etmişlerdir. Öğretmen adaylarının kendilerini yetersiz buldukları konular ise; çalgı

  11. Avanos Kaolini İle Tek Pişirimde Renkli ve Camsı Yapıda Stoneware Bünyelerin Araştırılması Study For Colored And Glassy Stoneware Bodies With Avanos Kaolinite By Single-Firing

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Betül AYTEPE

    2013-07-01

    were obtained by oxides used in the bodies. The data obtained as a result of the study is presented in the conclusion section. Bu araĢtırmanın amacı; Türkiye’nin NevĢehir ilinde bulunan,önemli bir seramik merkezi olarak bilinen Avanos bölgesindeki kaolinyataklarından alınan özlü kaolinle, stoneware bünye denemeleriyapmak, hazırlanan reçetelere çeĢitli oksitler katarak renklendirmek ve1180ºC’de yüksek plastik özelliği olan porselen görünümlü camsıyapıda stoneware bünyeler elde etmektir.AraĢtırmanın birinci bölümünde, stoneware yapı özelliğiyle ilgiligenel bilgi verilmiĢtir.Ġkinci bölümde, özlü ve özsüz hammaddeler hakkında teorik bilgiaktarılmıĢtır. AraĢtırma kapsamında hazırlanan stoneware bünyereçetelere katılan Silisyum Dioksit, Wollastonit ve SüzülmüĢ AvanosKaolini hammaddeleri tanımlanmıĢtır.Reçetelerin hazırlanması ve uygulanması baĢlıklı üçüncübölümde, yöntem kısmı açıklanarak, yöredeki Avanos kaolininin eldeedilme aĢamaları ve reçetelerin uygulama sürecine yer verilmiĢtir.Hammaddelerinin kimyasal analiz özelliklerine göre, iki farklı reçetedenenerek 1180ºC’de piĢirilmiĢtir. Bu iki reçete temel alınarak, birincireçeteden 25, ikinci reçeten 25 olmak üzere toplam 50 adet 100 gr.’lıktartım yapılmıĢtır. Her bir tartıma % 0.1-0.5 arası CoO, % 0.5-4 arasıCr2O3, % 1-5 arası MnO, % 1-5 arası Fe2O3, % 1-5 arasında ise CuCO3katılmıĢtır. Tüm reçeteler sırasıyla jet tipi değirmende 15 dakika suylaöğütülerek kompozisyonun homojen bir yapı alması sağlanmıĢtır.KarıĢımlar alçı plakalarda bekletilerek fazla suyun emilmesisağlanmıĢtır. Hazırlanan numuneler elektrikli fırında 1180ºC ısı altındapişirilmiştir. Kuruma ve pişme küçülmeleri hesaplanmıştır.Bulguları kapsayan dördüncü bölümde, numunelerdeğerlendirilmiştir. Yüksek plastik özelliğinden dolayı, şekillendirilmesikolay porselen görünümlü stoneware

  12. Çok Kültürlü Eğitimin Erciyes Üniversitesi Öğretim Elemanları İçin Önem Derecesi Importance Degree Of Multicultural Education According To Erciyes University Faculty Members

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Semra DEMİR

    2012-12-01

    ında bulunması gereken önemli özelliklerdendir. Öğretim elemanlarının, konuyla ilgili görüş ve uygulamalarını incelemek çok kültürlü eğitimi değerlendirmek anlamında önemli kabul edilmektedir. Ancak, yükseköğretimde çok kültürlü eğitime ilişkin alanyazın incelendiğinde, bu konuda yapılan çalışmaların oldukça yetersiz (Grant et al, 2004 ve çok kültürlü eğitim stratejilerine karşı direnç olduğu ortaya çıkmaktadır (Asada, Swank, ve Goldey, 2003; Marks ve Smrekar 2003. Bu çalışmanın temel amacı, Erciyes Üniversitesi öğretim elemanlarının pedagojik metodoloji ve sınıf atmosferindeki etnik ve kültürel çeşitliliği ve çoğulculuğu önem düzeylerini demografik değişkenlere göre istatistiksel olarak incelemektir. Araştırma amacına göre bu çalışma betimleyici araştırmalar, yapılış amacına göre uygulamalı araştırmalar arasında yer almaktadır. Evren hakkında genel bir yargıya varmak amacı ile örneklem üzerinde tarama düzenlemesi yapıldığından dolayı, model genel tarama modeli türünün kapsamına girmektedir (Karasar, 1999: 79. Araştırmanın çalışma evrenini, Erciyes Üniversitesi Talas kampüsünde bulunan 13 Fakülte ve 4 Meslek Yüksek Okulunda çalışmakta olan öğretim elemanları oluşturmaktadır. Araştırmada orantılı kota örnekleme tekniği kullanılmış ve örneklem olarak en az % 10 oranı hedeflenmiştir. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen ölçek kullanılmıştır. Normal dağılım gösterdiği belirlenen veri setinin incelenmesinde parametrik test teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonunda, Erciyes Üniversitesi öğretim elemanlarının, çok kültürlü eğitimi çok önemsedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyete göre görüşler, ölçek boyutları açısından farklılık göstermiştir. Unvan’ın görüşleri etkileyen önemli bir değişken olmadığı bulunmuşken, Yabancı diller Meslek Yüksek Okulunda

  13. Ortaöğretim Öğrencilerinin Savaş Ve Barış Kavramı İle İlgili Düşüncelerinin Çeşitli Değişkenler Açısından Değerlendirilmesi An Evaluation Of The Views Of Secondary Education Students Over The A Of War And Peace In Terms Of Different Variables

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özgür AKTAŞ

    2013-09-01

    ılının birinci döneminde Ankara ilinin Altındağ, Çankaya, Mamak ve Yenimahalle ilçelerinde bulunan liselerde uygulama yapılmıştır. Araştırma tarama yöntemine dayanmaktadır. Çalışma 3026 ortaöğretim öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Ortaöğretim öğrencilerinin savaş ve barış konuları ile ilgili tutumları tespit edilmeye çalışılmıştır. Savaş ve barış tutum ölçeği 40 maddeden oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 15,0 paket programıyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde öğrencileri cinsiyet, savaş oyunu oynayıp oynamama ve bilgisayar oyunu oynayıp oynamama değişkenlerine göre farklıkları olduğu gözlenmiştir. Öğrenciler arasında en az farklılığın ise baba eğitim düzeyi ve sınıf düzeyi arasında olduğu görülmüştür.Ortaöğretim öğrencileri insanın savaşçılık özelliği ile doğduğu şeklindeki önermeye kararsız kalmıştır. Öğrenciler savaşların Tanrının takdiri olduğu görüşüneyse katılmamıştır. Ortaöğretim öğrencileri savaşların masum insanlara acı getirdiği ve savaşların başka savaşlara yol açtığı görüşünde olmuştur. Öğrencilere göre savaşı kazanan da savaşı kaybeden de savaşsın sonuçlarından acı çekmektedir. Ortaöğretim öğrencileri en büyük başarıların savaş meydanlarında kazanıldığı fikrine kararsız bir tutum sergilemiştir. Yine öğrenciler vatanseverlik gibi yüce duyguların savaş meydanlarında doğduğu fikrinde de kararsızdır. Buna karşı öğrenciler savaş kazanmak kadar barış kazanmanın da önemli olduğunu belirtmiştir. Öğrencilere göre barışa katkı sağlayan insanlar da kahraman ilan edilmelidir.Türkiye’de savaş ve barış kavramının hangi yaşlarda anlaşılabildiğine dair araştırmalar yapılmamıştır. Bu alanda araştırmalar alana katkı sağlayacaktır. Ayrıca savaşların niteliğine göre ayrılarak da araştırma yapılmasının önemli olduğu düşünülmektedir.

  14. Ortaöğretim T. C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersinde “Şiir Kullanımına” İlişkin Öğretmen Görüşleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Namık Çencen

    2014-05-01

    Full Text Available Değişen ve gelişen günümüz eğitim sisteminde “orkestra şefi” rolü biçilen öğretmenden, öğrenme-öğretme sürecini planlarken farklı öğretim yöntemleri ve materyalleri kullanarak İnkılâp tarihi derslerini ezberden, tek düze anlatımdan kurtarabilmesi, hedeflenen beceri ve davranışları gerçekleştirebilecek ortamları sağlaması beklenmektedir. Bu ortamı sağlayabilmek amacıyla İnkılâp Tarihi dersi sürecinin planlanmasında edebi ürünlerden şiirin kullanılmasının öğretmenlere bu anlamda bir fırsat sunacağı söylenebilir. Bu araştırmada, 11. sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersinde tarih öğretmenlerinin bir edebi ürün olarak şiirin kullanımına ilişkin görüşleri üzerinde durulacaktır. Tarama modelinde gerçekleştirilen bu araştırmanın örneklemi uygun örnekleme (Convenience Sampling yöntemi ile belirlenen 2009–2010 öğretim yılında Ankara ili Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde bulunan 8 merkez ilçenin ortaöğretim okulunda görevli 80 tarih öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veriler araştırmacılar tarafından geliştirilen ölçme aracı ile toplanmıştır. Güvenirlik çalışması için hesaplanan iç tutarlılık katsayısı (Cronbach Alpha değerinin α= 0.76 olduğu görülmüştür. Sonuçların değerlendirilmesinde frekans, yüzdelik, aritmetik ortalama, t-testi ve one-way anova istatistik değerleri kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda; tarih öğretmenlerine ortaöğretim 11. sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde şiir kullanımına yönelik uygulanan anket sonucunda cinsiyetleri, çalışıyor oldukları okul türleri, mesleki kıdemleri ve mezun oldukları okul türüne göre aralarında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Tarih öğretmenlerine ortaöğretim 11. sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atat

  15. Bölgesel gebeliği önleyici modern yöntem kullanma oranı tahmin modelleri/Predictive models for the regional usage rate(s of modern contraceptive method(s

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Burak Tunc

    2014-08-01

    Full Text Available ÖzetAmaç: Türkiye’de Aile hekimliği sürecinde 15-49 yaş kadın nüfusa yönelik aile planlaması sürveyansı aksamaktadır. Çalışmamızda modern aile planlaması kullanım sıklığı üzerine etkili faktörlerin dâhil edildiği tahmin modelleri yardımıyla bölgesel modern yöntem kullanım sıklıklarını tahmin edebilmek amaçlanmıştır. Yöntem: Ekolojik tipte bir araştırmadır. Uluslararası ve ulusal veriler yardımıyla Modern aile planlaması yöntem kullanım sıklığını tahmin etmek istenmiştir. Tahmin modelleri: Adımsal Çok Değişkenli Doğrusal Model; bu modelde bağımlı değişken modern AP kullanımı, bağımsız değişkenler ise toplam doğurganlık hızı, 15 yaş üzeri kadınların ortalama eğitim süresi,  kişi başı gayri safi yurt içi hâsıla verileri, , kadınlar için ortalama ilk evlenme yaşı belirlenmiş ve 164 ülke verisi kullanılmıştır. Tek Değişkenli Doğrusal Modeller; Diğer verilere ulaşılamayacağı düşünülerek toplam doğurganlık hızıyla 2 ayrı model (164 ülke verisi ve 2008 TNSA bölge verileri kurulmuştur. Bulgular: Adımsal Çoklu Doğrusal Regresyon Modelinde R2 0.503bulunmuş ve modelin anlamlı olduğu görülmüştür. Anlamlı bulunan değişkenler, toplam doğurganlık hızı (TDH ve kişi başına düşen gayri safi yurt içi hâsıla değeridir.Model denklemi: (y= 56.401 – 7.127 X (x1 + 0.001 X (x2                (y = Gebeliği önleyici modern yöntem kullanım oranı(x1=  Toplam doğurganlık hızı(x2=  Kişi Başına Düşen GSYİHBasit Doğrusal Regresyon Modelleri; 2 ayrı basit doğrusal regresyon modelinin açıklayıcılık düzeyleri 0.421 ve 0.600’dur.Ülke verileri ile kurulan model (y1 = 71.645-10.215 x (X1   2008 TNSA bölge verileri ile kurulan model (y2 = 58.031-6.739 x (X1(y=Gebeliği önleyici modern yöntem kullanım oranı(x1= Toplam doğurganlık hızıSonuç: Bölgesel modern AP sıklığı tahmini i

  16. Köy Edebiyatı Ve Türk Edebiyatında Köye “İçerden” Bakış Doğuşu, Etkileri, Sonuçları Village Literature And An “Emic Look” At The Village In Turkish Literature: Its Birth, Effects And Results

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erol ÇANKAYA

    2013-07-01

    . Therefore, these works can be valued associological documentsas well as literary pieces. This movement notonly conveyed the reality of the village from first hand as a mainstreamuntil 1970s in Turkish literature, but also affected the non-ruralauthors’ interest in the village reality. Türkiye’de modern edebiyat 1839’da Tanzimat hareketi ile başlamakla beraber, uzun yıllar İstanbul merkezli kalmış, Anadolu’ya açılamamıştır. Anadolu’nun Türk edebiyatındaki varlığının ancak Türkçülük akımına bağlı olarak ortaya çıktığı görülür. Bu süreçte aydın, hem halktaki milli kültürü özümsemek ve hem de köyü canlandırmak gibi ikili bir görevle halka, köye gitmek durumundadır. Yeni Türkiye’nin kuruluşuyla, edebiyattaki bu yönelişin hızlandığı görülmektedir. Ne var ki Halkevleri kanalıyla sürdürülen bu Halka Doğru hareketi büyük ölçüde “turistik” kalmış, kentli aydının köyde yaptığı “piknik” olmaktan kurtulamamıştır. Cumhuriyetin “sınıfsız Halkçılık” ilkesinin sonucu olarak bu hareket romantik bir Köycülük hareketi olmaktan öteye gidememiştir. Bu edebiyat, büyük ölçüde, köyü ziyarete gelen kentli aydının “ordaki köy”e “dışarıdan bakış”ının eseri olmaktan öteye gidememiştir.Bu yapının ancak, Cumhuriyet döneminde Anadolu insanının, eğitim olanaklarına kavuşması, bir kısmının yazar olmaya başlamasıyla değiştiği görülür. Bu noktada ise 1940’larda faaliyette bulunan Köy Enstitüleri önemli rol oynamıştır. Köy Enstitüleri’nde eğitim gören on binlerce gençten kimilerinin yazar olacağı bir süreç başlamıştır. Bunların ilk örneği Mahmut Makal ve Bizim Köy (1950 adlı yapıtıdır. Bizim Köy ile başlayan bu yöneliş, Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Başaran, Dursun Akçam vb. Köy Enstitüsü mezunu köy kökenli gençlerin edebiyata girişleriyle güçlenerek bir “köy edebiyatı”nın oluşmasını sa

  17. Journal Abstracts

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mete Korkut Gülmen

    1997-10-01

    Full Text Available ANİ BEBEK ÖLÜMÜNE PATOLOJİ AÇISINDAN YAKLAŞIM - ANLAŞMA VEYA KARARSIZLIK? The Pathological Approach to Sudden Infant Death - Consensus or Confusion? RW Byard, LE Becker, PJ Berry, PE Campbell, K Fitzge- rald, JMN Hiltorı, HF Krous, TO Rogrıum AmJ Forensic Med Pathol 1996;17(2:103-5. Ani bebek ölümü sendromu (ABÖS ile ilgili temel sorun, otopsiyi yapan hekim tarafından diğer ani bebek ölüm nedenlerini araştırma ve dışlama işlemlerine gösterilen özenin derecesine bağlı bir eleyici tanı olmasıdır. Ama dikkatli bif otopsi yapıldıktan sonra bile, sadece patolojik zemine dayanarak kasıtlı ya da kaza sonucu oluşan asfiksiyi ani bebek sendromundan ayırmak mümkün olmayabilir. Ayrıca, ülkelerin kendi içinde veya ülkeler arasında protokoller farklıdır. Yatağında ölü bulunan ve ABÖS olarak tanımlanan her bebeğe otopsi yapılmamaktadır. Bu çerçevede ABÖS tanısı konamadığı ve ölüm nedeninin saptanmadan kaldığı vurgulanmalıdır. Olası etyolojik mekanizmaların (ki bunlar kompleks, birden fazladır ve birbirleri ile ilgili değildir anlaşılma eksikliği nedeni ile ilgili diğer güçlükler de ortaya çıkmaktadır. Makroskopik inceleme ve cesedin disseksiyonundan sonra histolojik muayene, araştırma ve saklama için dokuların alıkonulması da dava ile ilgili bir sorun olabilir. İkinci ABÖS global strateji toplantısında (Stavan- gerda yapılmıştır aşağıdaki asgari standardlar savunulmuştur. Toplum ve ailenin yararına, tüm beklenmeyen bebek ölümleri tam olarak incelenmelidir. Ölüm nedeni ve şeklinin saptanması için aşağıdakilerin yapılması gereklidir. 1.\tOlay yeri ve çevresinin değerlendirilmesi eğitimli ve işin uzmanı kişiler tarafından yürütülmelidir. 2.\tBebeğin veya çocuğun ve ailenin öyküsünü de içeren anamnez gözden geçirilmelidir. 3.\tAyrıntılı otopsi ve uygun yardımcı çalışmalar yapılmalıdır. 4.\tOlgu baştan başa gözden ge

  18. III Adli Bilimler Kongresi - Posterler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adli Tıp Uzmanları Derneği ATUD

    2000-08-01

    şinin belli koşullar dışında cinai olarak asılmasının zorluğu ve cinai asıların çok nadir olduğu belirtilmiştir. Ası olaylarında olayın aydınlatılabilmesi için otopsi sırasında; adli soruşturma ve yargı aşamasında olayın orijininin belirlenmesinde gerekli tüm bulguların ortaya konabilmesi önemlidir. Olgumuz bir otelin yangın merdivenine elleri bir kemerle gevşekçe arkadan bağlı şekilde asılı olarak bulunan 19 yaşındaki bir erkektir. İlk bakışta cinayet izlenimi veren olay yapılan adli tahkikat sonucunda intihar olarak kabul edilerek takipsizlik kararı verilmiştir. Çalışmamızda olgunun olay yeri keşif muayene tutanağı, ölü muayene tutanağı ve otopsi tutanakları incelenerek elde edilen bulgular ışığında, literatür taraması sonucu elde ettiğimiz diğer cinai ası olayları da dikkatte alınarak ası olaylarında orijin ve orijin belirlemede gerekli koşullar tartışıldı. Anahtar kelimeler: Ası, intihar, cinayet. BOYUN BÖLGESİNDE ATEŞLİ SİLAH YARASI (BİR OLGU SUNUMU Erdem ÖZKARA* Ali YEMİŞCİGİL*, Kaan AKACUN**, İsmail ÖZDEMİR**, Çağlar ÇALLI**. ÖZET Boyun bölgesi yaygın sinir ağına, büyük damarlara ve beslenme, konuşma, solunum gibi çok önemli fonksiyonlarda rolü olan önemli organlara sahip bir yapıdadır. Boyun bölgesindeki yaralar genellikle çok ciddi komplikasyonlara hatla ölüme yol açar. Özellikle boynu kat eden yaralanmalarda, hayati önem taşıyan a. carotis, v. jugularis, medulla spinalis, trakea, tiroid bezi gibi organ ve dokulardaki hara- biyet sonucunda ortaya çıkan komplikasyonlar nedeniyle kısa sürede ölüm oluşabilmektedir. Bu çalışmada, boynu kateden bir ateşli silah yarası bulunan olgudan yola çıkarak boyun bölgesi yaralarını gözden geçirdik. Olgumuz sol kulak arkasında oksipital kemiğin altında giriş yarası ve boynun ön tarafında sağ mandibula 1/3 orta kısmının 2cm altında çıkış yarası bulunan 28 yaşında bir erkekti

  19. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mete Korkut Gülmen

    1997-10-01

    Full Text Available ANİ BEBEK ÖLÜMÜNE PATOLOJİ AÇISINDAN YAKLAŞIM - ANLAŞMA VEYA KARARSIZLIK? The Pathological Approach to Sudden Infant Death - Consensus or Confusion? RW Byard, LE Becker, PJ Berry, PE Campbell, K Fitzge- rald, JMN Hiltorı, HF Krous, TO Rogrıum AmJ Forensic Med Pathol 1996;17(2:103-5. Ani bebek ölümü sendromu (ABÖS ile ilgili temel sorun, otopsiyi yapan hekim tarafından diğer ani bebek ölüm nedenlerini araştırma ve dışlama işlemlerine gösterilen özenin derecesine bağlı bir eleyici tanı olmasıdır. Ama dikkatli bif otopsi yapıldıktan sonra bile, sadece patolojik zemine dayanarak kasıtlı ya da kaza sonucu oluşan asfiksiyi ani bebek sendromundan ayırmak mümkün olmayabilir. Ayrıca, ülkelerin kendi içinde veya ülkeler arasında protokoller farklıdır. Yatağında ölü bulunan ve ABÖS olarak tanımlanan her bebeğe otopsi yapılmamaktadır. Bu çerçevede ABÖS tanısı konamadığı ve ölüm nedeninin saptanmadan kaldığı vurgulanmalıdır. Olası etyolojik mekanizmaların (ki bunlar kompleks, birden fazladır ve birbirleri ile ilgili değildir anlaşılma eksikliği nedeni ile ilgili diğer güçlükler de ortaya çıkmaktadır. Makroskopik inceleme ve cesedin disseksiyonundan sonra histolojik muayene, araştırma ve saklama için dokuların alıkonulması da dava ile ilgili bir sorun olabilir. İkinci ABÖS global strateji toplantısında (Stavan- gerda yapılmıştır aşağıdaki asgari standardlar savunulmuştur. Toplum ve ailenin yararına, tüm beklenmeyen bebek ölümleri tam olarak incelenmelidir. Ölüm nedeni ve şeklinin saptanması için aşağıdakilerin yapılması gereklidir. 1.\tOlay yeri ve çevresinin değerlendirilmesi eğitimli ve işin uzmanı kişiler tarafından yürütülmelidir. 2.\tBebeğin veya çocuğun ve ailenin öyküsünü de içeren anamnez gözden geçirilmelidir. 3.\tAyrıntılı otopsi ve uygun yardımcı çalışmalar yapılmalıdır. 4.\tOlgu baştan başa gözden ge

  20. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zeki Kır

    2006-04-01

    ın kimliği tespit edilmiştir. Çürümüş vakalarda soyulan el ya da parmak derilerinin eldiven tarzında kullanılmasıyla elde edilecek parmak izleri, kimlik tespiti için kullanışlı sonuçlar doğuracaktır. SAF ALKOL ZEHİRLENMESİNE BAĞLI ÖLÜM OLGUSU Forensic Sei Int. 2005;10;149(2-3:243-7 A fatal case of pure ethanol ingestion Hieda Y, Takeshita H, Fujihara J, Takayama K Yetişkin bir erkek üzerinde dehidrate alkol (>%99 yazısı bulunan 2 adet boş şişe (500ml?2 ile bir araba içerinde ölü olarak bulunmuştur. Otopside şiddetli hemoroji ve pankreatik nekroz görülmüştür. Kanda ve idrar yüksek miktarda (8,12 mg/ml ve 8,14 mg/ml alkol saptanmıştır. Ani ölüm yaklaşık 1 litre dehidrate alkol alındıktan sonra alkol zehirlenmesi sonucu gerçekleşmiştir. TAYLAND TUSUNAMİSİNDE ADLİ TIP DOKTORLARININ ROLÜ: CHULALONGKORN TIP FAKÜLTESİNİN DENEYİMLERİ J Med Assoc Thai, 2005;88:Suppl 4:335-8 Role of forensic doctors in Thailand's tsunami: experiences from Chulalongkorn Medical School. Sirisup N, Kanluen S. Tayland’daki tusunami felaketinde adli tıp doktorlarının en önemli problemi ölenlerin kimliklerini belirlemek olmuştur. Kimlik belirleme işlemi; ölen kişinin yakınlarınca tanınması, diş kayıtları, parmak izi ve DNA analizi çalışmalarına dayanılarak yapıldı. Yapılan kimlik analizleri esnasında DNA analizi ve parmak izi yöntemlerinden sonra en etkili faktörün diş kayıtları olduğu görüldü. Çalışmalarımız esnasında felaket kim-liklendirme birimlerinin eldeki problemleri gözden geçirip gelecek için plan yapmalarının önemli olduğu kanaatine varıldı. GENÇLERDEKİ ANİ ÖLÜMLER Heart Rhythm. 2005;2(12:1277-82 Sudden death in the young Puranik R, Chow CK, Duflou JA, Kilborn MJ, McGuire MA. Genç insanlardaki ani ölümler seyrek rastlanmakla beraber toplumda derin izler bırakırlar. Çalışmamızdaki amaç 5-35 yaş arası ani ölüm vakalarında ölüm sebeplerini araştırmaktır. 1995

  1. Cumhuriyet İdaresi'nin Nüfusu Kayıt Altına Alma Girişimlerine Bir Örnek: 1934 Yılı Nüfus Taraması An Illustration For The Civil Registry Processes During The Republican Era: The Census Of 1934

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Fevzi ÇAKMAK

    2013-09-01

    rkiye Cumhuriyeti’nin önemle üzerinde durduğu konuların başında, Nüfus siyaseti geliyordu. Devletin uygulamaya çalıştığı nüfus siyasetinin iki önemli ayağı bulunuyordu. Bunlardan biri genel olarak nüfusun azalmasını önlemek ve artmasına yönelik tedbirler almak, diğer ayağı ise nüfusun nitelik ve nicelik olarak kayıt altına alınmasıydı.Bu çalışmada Cumhuriyet idaresinin nüfusu kayıt altına almaya yönelik siyasetin önemli bir parçası olan gizli nüfusların yazımına yönelik çabalarına değineceğiz. Özellikle 1927 nüfus sayımı sonrası pek çok nüfusun saklı kaldığı gerçeği karşısında devlet, nüfus kayıtlarına yönelik çeşitli af düzenlemelerine gidecekti. 1933 yılında çıkarılan Af Kanunu içinde, nüfus kayıtlarının affına dair hükümler bulunuyordu. Kanun sonrası halk, nüfus dairelerine koşarken, devlet karşı karşıya kaldığı yoğun talep karşısında çıkış çareleri arayacaktı. Bulunan çıkış yolu, nüfus kayıt işlemlerinde, taşrada görev yapan, durumu görev almaya müsait olan tüm devlet memurlarının kullanılmasıydı.1934 yılının Mart ayında bu yönde çıkarılan talimatname ile kısa sürede başarı yakalanmış ve ardından 1934 yılının Temmuz ayında çıkarılan Gizli Nüfusların Yazımına ilişkin kanunla, işleyişin yasal dayanakları oluşturulmuştu. Buradaki çalışmamızda, sözü edilen işleyişi tahlil etmeye çalışacağız. Çalışmamıza nüfus kayıt defterleri temel kaynak teşkil edecektir.

  2. III Adli Bilimler Kongresi - Posterler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Adli Tıp Uzmanları Derneği ATUD

    1999-12-01

    ında peroneal sinir (12 olgunun 4’ünde ve brakiyal pieksus zedelenmesi ( 12 olgunun 3’ünde, olarak belirlendi. Serimizde tıbbi girişim hataları da azımsanmayacak bir yer tutmaktadır. Bu olgularda en sık hasar siyatik sinirde gözlenmiştir. Yazıda, etyolojik nedenlerle sonuç arasındaki ilişki ve elektronöromiyografinin tanı, prognoz tayini ve acili yargı süreçlerine katkısı tartışıldı. TRAFİK KAZASINA BAĞLI ÖLÜMLERİN İNCELENMESİ Ercüment AKSOY*, Nur BIRGEN**, Tarnl BAŞKAN***, Mehmet Akif INANICI* ÖZET Trafik kazalarının sayısının çok fazla olması, bu konuda sebebe yönelik araştırmaların yapılmasını gerekli kılmaktadır. 1994-1996 yılları arasında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi’nde otopsileri yapılan 250 trafik kazasına bağlı ölüm olgusu retrospektif olarak incelenmiştir. Olguların yıllara göre dağılımdaki artış dikkat çekicidir. Bunun trafikte bulunan araç sayısı artışı ile orantılı olduğu düşünülmektedir. Ölümlü trafik kazalarda davaların daha süratli karara bağlandığı ve kararların genellikle mahkumiyet yönünde olduğu dikkat çekicidir.

  3. Eskişehir’de Hava Kirliliği ve Doğal Gazın Tarihçesi: Genel Değerlendirme / History of Air Pollution and Natural Gas Usage in Eskişehir: A General Review

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazmi Oruç

    2012-12-01

    şehir temiz hava planı (2011-2014 hazırlanmıştır. Partikül Madde ve SO2 yanında NO2,O3 ve PAH gibi kirleticilerin ve ulaşım araçlarının neden olduğu kirliliğin de irdelendiği bu raporda, Eskişehir için ulusal yasal sınır değerleri zorlayan bir durum söz konusu olmasa da geniş ölçekte Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ gibi kuruluşların oluşturmuş olduğu standartların üzerinde değerlere rastlandığı kaydedilmektedir. Hava kirliliğinin önlenmesi amacıyla doğal gaz kullanımına ilk kez Eskişehir Organize Sanayi Bölgesinde (EOSB Botaş bünyesinde 1990 yılında başlanılmış daha sonra bu hizmet özelleştirme kapsamı içerisinde 2004 yılında Eskişehir Doğal Gaz Dağıtım A.Ş. (ESGAZ firmasına devredilmiştir. ESGAZ, Büyükşehir Belediyesi mücavir alanlarda yer alan imara açık tüm cadde ve sokaklara doğal gaz hizmeti vermekte olup 2004 yılında devir alınan 107.000 bağımsız birim sayısını 2011 yılı sonu itibariyle 300.000’e çıkartmıştır. EOSB bölgesi hariç evsel ve şehir içi sanayi tüketimi de 2005 yılında 211.756.888 m3 iken, 2011 yılında 348.974.147 m3’e çıkmıştır. Tüm bu olumlu gelişmelere karşın doğal gaz alt yapısı bulunan bazı semt ve apartmanlarda günümüzde de ithal ve yerli kömür kullanılması zaman zaman hava kirliliğine neden olmaktadır. İlk aşamada kent merkezinde özellikle kış aylarında kömür yerine tamamen doğal gaza geçilmesi ve ulaşım kaynaklı hava kirliğinin azaltılması için gereken önlemlerin alınması önerilmiştir. History of Air Pollution and Natural Gas Usage in Eskişehir: A General Review The aim of this study is to investigate the use of natural gas and air pollution levels in Eskişehir City Center in the last 30 years. Air pollution has been phenomena in Eskişehir since the beginning of 1980s, due to the use of low quality coal, unplanned and irregular urbanization and negative climate factors. First air

  4. İlk “Mûsikî” Ders Programları ve Zati Bey’in “Talim-i Kıraat-i Mûsikî” İsimli Eserinin Analizi The First “Mûsıkî” Curriculums And The Analysis Of The Work Of Art Named “Talim-i Kıraat-i Mûsıkî” Of Zati Bey

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cahit AKSU

    2013-03-01

    cumhuriyet döneminde üretilen müzik eğitimikitaplarına rehberlik etmiştir. Bu kitapta yer alan çocuk şarkılarındakikonular, Türk insanının o zamanki duygu, düşünce, hissiyat veihtiyaçlarına işaret etmektedir. Savaşta şehirlerin kaybedilmesindenkaynaklanan büyük üzüntü, mücadele eden orduya maddi olarak dayardım etmenin erdemi, İstiklal Savaşı ile Türklük gururu, tarımsalkalkınmanın, üretimin ve tutumlu olmanın önemi bu kitaptakişarkılarda ele alınan başlıca konulardır. Kitapta bulunan şarkılarda elealınan konular şu şekildedir: “Oyun, Organlar, Günler, Sayılar,Mevsimler, Tasarruf Bilinci, Çalışmanın Önemi, Allah Sevgisi,Beslenme, Doğa Sevgisi, Anne-Baba Sevgisi, Eğitimin Önemi, Özlem,Kahramanlık, Vatan Sevgisi.”Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında yazılan „Talim-i Kıraat-iMusiki” isimli eserde yer alan şarkılardaki konu çeşitliliğini diğerçalışmalarla karşılaştırdığımızda, konuların doğru bir pedagojikyaklaşımla ele alındığını ve bu karakteristiğiyle de ondan sonra yazılanbenzer müzik eğitimi kitaplarına öncülük ettiğini görmekteyiz.

  5. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Akif İnanıcı

    1998-12-01

    VENTRİKÜLER DİSPLAZİ Arrhythmogenic Right Ventricular Dysplasia as a Cause of Sudden Death. Scbionning JD, Frederikson P, Kristensen IB. Am J Forensic Pathol 1997:18/4;345-8 Aritmojenik sağ ventriküler displazi (ARVD myo- kardiyumun fibroadipöz doku ile yer değiştirmesi, aritmik belirtiler ve ani ölüm ile karakterize, çok az anlaşılabilen ve sıklıkla teşhisi konulamayan bir sağ ventrikül rahatsızlığıdır. Hastalık ailesel oluşmakta ve otozomal dominant olarak ailesel geçmektedir. Bu yazı otopside teşhisi konulan beş ARVD olgusunu tanımlamaktadır. Olguların üçünde, ölüm gençlerde (16-28 yaş arası egzersiz sonrası aniden oluşmuştur. Bir olgu, uygun tıbbi öyküsü olmayan ve banyoda ölü olarak bulunan 46 yaşında erkek, diğer olgu ise pulmoner tromboemboliden ölmüş 57 yaşında bir kadındır. Olguların hiçbirinde ölümden önce ne hastalığın teşhisi yapılmış ne de şüphelenilmiştir. Sadece bir olguda (21 yaşında erkek daha önceden hastalığın tipik semptomları mevcut imiş. Otopside, sağ ventrikül dilatasyonu ve dört olguda da kardiyomegali saptanmıştır. Tüm kalplerin sağ ventrikül miyokardiyumları hemen hemen tamamen yağ dokusuyla ve farklı derecelerde fibröz doku ile yer değiştirmişti, sol ventrikül myokardiumunda fibröz doku ve yağ infiltrasyonu yoktu ya da sadece serpilme tarzında idi. ARVD’nin ölüm sonrası teşhisi, tedaviye başlanması amacıyla aile üyelerindeki olası hastalığın tanımlanması bakımından çok önemlidir. 13 YAŞINDAKİ ERKEK ÇOCUKTA SAKKÜLER İNTRAKRANYAL ANEVRİZMA RÜPTÜRÜNE BAĞLI ANİ ÖLÜM Sudden Death Due to Rupture of a Saccular Intracranial Aneurysm in a 13-Year-Old Boy. Meldgaard K, Vesterby A, Ostergaard JR. Am J Forensic Pathol 1997:18/4;342-344 İntrakranyal sakküler anevrizmalar beyin arterlerinin zayıf noktalarından çıkıntı yapmasıyla oluşmaktadır, bunların rüptiirü de ölümle sonuçianabilen suba- raknoidal

  6. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet Akif İnanıcı

    1997-12-01

    Full Text Available GÖZ YARALANMASI OLAN KİŞİLERDE YAPILAN BİR ÇALIŞMA A Study on patients presenting with injuries to the eye N.L. Abeyasinghe. J. Clinical Forensic Medicine 1997; 4/2 : 77-80. Gözün travmaya çok hassas bir organ olması nedeniyle göz yaralanmaları sıkça ortaya çıkan olaylardır. Bu çalışma göz yaralanmalarının gerçek nedenlerini belirlemeyi ve bu şekildeki yaralanmaların neden olduğu görme kaybının derecesini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bir yıllık dönemde adli tıbbi muayenesi yapılan toplam 191 kurban cins, yaş, travma tipi ve görme kaybının derecesine göre incelenmiştir. Bu çalışma grubundaki kurbanların çoğu saldırı sonrası yaralanmaları olduğunu iddia etmişlerdir. Silah kullanımı ve göz yaralanmasının ağırlık derecesi arasında herhangi bir bağlantı kurulamamıştır. Kurbanların çok azında asit yanığı görülmekle birlikte, görme kaybı derecesinin ağırlığı açısından en ağır hasarlar bu grupta oluşmaktadır. YÜKSEK DOZ ALKOL ALIMI İLE İNTİHAR Suicide by alcohol overdose M.N. Michalodimitrakis, R. La Grange, A.M. Tsatsakis J. Clinical Forensic Medicine 1997; 4/2 : 91- 4. İntihar girişiminde bulunan kişinin vücudunda alkol sıkça saptanabilen bir maddedir. Alkol, intihar girişiminde bulunacak kişinin yaşamını sonlandırmada ortaya çıkabilecek son içgüdüsel direnmeyi azaltmak amacıyla kullanılabilir. Özellikle kanserli hastalarda görülen intihar girişimleri birbirlerine benzer özellik- dedir. Depresyon içerisindeki kanserli bir kişi alkolü sıklıkla duygularını baskılamak amacıyla kullanır. Ancak akut entoksikasyon düşüncesiyle ve kendini öldürme amacıyla kullanımı nadirdir. Bununla birlikte bu çalışmada iki şişe ispirto içerek intihar eden kanserli bir hastadan elde edilen sonuçlar bildirilmiştir. Postmortem kalp kanı ve göziçi sıvısında alkol seviyeleri 9.0 ve 6.2 mg/ml olarak bulunmuştur. CAM PAR

  7. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ümit Ünüvar Atılmış

    2002-08-01

    MLİĞİ Dentistry in ancient mesopotamia. Neihurger EJ. J Mass Dent Soc. 2000; 49(2:16-9 Antik mezopotamyada (bu günkü güney Irak modern uygarlığımızın kökeni ve İbrahim peygamberin vatanı olarak bilinene sümer imparatorluğu mecvcuttu. antik Ur ve Kish şehirlerinden elde edilen insan iskeleti kalıntılarrı (MÖ 2000 yılına ait üzerinde yapılan analizler göstermiştir ki genetik olatrak homojen hastalıklı ve kısa yaşam süreleri olan bnir halk topluluğu bu bölgede yaşamıştır, bu antik mezopotamyalıların % 95 in dişlerinin yıpranma olduğu, % 42 sinin periodental hastalıklara sahip olduğu, % 2 sinde diş çürüğü olduğu görülmüştür. Ağız boşluğunda pek çok konjenital ve neoplastik lezyonlar belirlenmiştir, fakat bu çağlarda o devrin diş hekimleri günümüz diş tedavi teknikleri hakkında pek az şey biliyordu, iskelet ve diş kalıntıları kamtlamaktadoır ji tüm toplum kronik malnüt-risyondan muzdaripti. bu malnitrüsyon büyük ihtimalle kıtlıktan kaynaklanıyordu, bu kıtlık hem tarihi kayıtrlar-da hem İncilde, hem de iskelet ve adli odontolokik inceleme sonuçları ile kanıtlanmıştır, bu insanların dişleri modern insanınki ile aynı ancak karşılaştırınca diş sağlıkları çok kötü idi. bu popülasyonda maloklüzyon, çürük ve TMJ problemlerinin olmaması flat planeden dolayıydı. (The population's lack of malocclusions, caries, and TMJ problems appear to be due to flat plane occlusion. FORENSIC PATOLOJİ UYGULAMASINDA SEREBRAL AMlLOlD ANJİOPATÎNİN TANISAL İLİŞKÎSÎ. ÎKİ OLGU SUNUMU VE LÎTERATÜR TARAMASI. The diagnostic relevance of cerebral amyloid angiopathy in the setting of forensic pathology - a report of two cases and review of the literature. B/ittner A, Weis S, Mall G, Gall C, Eisenmenger W. Leg Med (Tokyo. 2001;3(3:141-8. Serebral amiloid anjiopatili iki vakada nöropatolojik özellikler gösterildi. Evinde koma halinde bulunan 85 yaşındaki bir kadın, hastaneye g

  8. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Osman Eren Karpuzoğlu

    1999-12-01

    Spain. Martin-de las Heras S; Valenzuela A; Villanueva E; Marques T; Expósita N; Bohoyo JM. J Forensic Sci 1999 Mar;44(2:428-31. İçinde 56 yolcu ve şoför bulunan otobüse bir araba önden çarptı. Çarpışmadan birkaç saniye sonra, otobüs ateş aldı ve 28 kişi (15 erkek ve 13 kadın hayatlarını kaybetti. Cesetler neredeyse tamamen kül haline gelmişti. Soruşturmayı yürüten hakim tarafından, kurbanların kimliklerinin ortaya çıkarılması amacıyla multidisipliner bir Kimliklendirme Komisyonu kuruldu. Postmortem işlemler, genel dış muayene, rutin fotoğraflar, dental incelemeler, dental (intraoral ve ekstraoral ve genel radyograflar (göğüs, bilek, vs. ve kimliklendirme için tamamlayıcı biyolojik yöntemleri (örn. DNA analizi içeriyordu. Bulunabilen dental ve tıbbi kayıtları içeren antemor- tem bilgiler, INTERPOL’ün felaket kurbanı kimliklendirme formlarına geçirildi. Detaylı ante - post mortem bilgiler manuel olarak karşılaştırıldı. Bu felakette diş kimliği kurbanların %57’sinde belirlenebildiği halde, 12 yanmış kurbanın kimliklendirilmesinde diş bulguları tek başına yeterli olmadı. Odontolojik inceleme ve tamamlayıcı radyolojik işlemler bu otobüs kazasında fena halde yanmış kurbanların kimliklen- dirilmesi için yeterli, ekonomik ve hızlı yöntemler olarak bulunmuştur. ARABA YIKAMADA KARBON MONOKSİT ZEHİRLENMESİNE BAĞLI DÖRT ÖLÜM Four deaths due to carbon monoxide poisoning in car washes. Carson H.J., Stephens P.J. Am J Forensic Med Pathol 1999 Sep;20(3:274-6. 13 aylık bir dönem içerisinde, kapalı araba yıkamalardaki üç ayrı ölümcül karbon monoksit (CO zehirlenmesi, yaşları 20 ila 36 arasında değişen 4 beyaz adamın ölümüyle sonuçlanmıştır. Her adam, karar verme, dış koşulların farkında olma ve kendini kollamasını bozabilecek, bilinç düzeyini etkileyebilecek maddelerle entoksike görünmektedir. Dördü de kış aylarında ölmüştür. Üç adam için

  9. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şebnem Korur Fincancı

    1999-08-01

    olguda görüldü, 6 olguda hemotoraks ile birlikteydi. 7 olguda kaburgalarda yaralanma, 4 olguda pnömomediastinum, 3 olguda pulmoner atelektazi ve 4 olguda da diyafragma rüp- türü vardı. BT’de 11 hastada spinal tutulum gözlendi ve 4 hastada D3, 3 hastada ise D5 hasarı ile 7 olguda omurilik bütünlüğünde bozulmaya ait bulgular mevcuttu. 3 olguda karaciğer, 2 olguda dalak, 3 olguda kafatası ve 10 olguda da ekstremite yaralanmaları vardı. TARTIŞMA VE SONUÇ: Toraks grafisi ateşli\tsilah yaralanmalarında kalp yaralanması ve minimal pnömotoraks dışındaki göğüs ve akciğer harabi- yetini gösterir. Batın ve kafatası yaralanmaları eşlik ettiğinde, pulmoner ve göğüs dışı yaralanmanın ağırlığını bütün olarak ve hızla belirleyebilmek için yöntem olarak BT seçilmelidir. Bu seçim gereksiz gecikmelerle hastanın daha fazla zarar görmesini önleyerek hızlı ve hedefe yönelik tedaviyi olanaklı kılacaktır. SPİNAL KANALDA GEZEN MERMİ ÇEKİRDEĞİ Wandering intraspinal bullet. Gupta S, Senger RL. Br J Neurosurg 1999 Dec;13(6:606-7. Göğsün alt kısmında sağdan tekal keseye girerek subaraknoid boşlukta serbestçe gezen bir ateşli silah mermi çekirdeği yaralanması olgusu sunulmuştur. Başlangıçta nörolojik defisiti olmayan hastada yaralanmanın 3- günü düşük ayak ve idrar retansiyonu ile birlikte kök basısı bulguları gelişti. Radyolojik bulgular ve cerrahide karşılaşılan sorunlar tartışılarak nadir görülen bu durum ile ilgili kaynaklar gözden geçirildi. ATEŞLİ SİLAHA BAĞLI OMURGA YARALANMASI BULUNAN VE LAMİNEKTOMİ UYGULANAN HASTALARDA PROGNOSTİK FAKTÖRLER Prognostic factors related to gunshot wounds to the spine in patients submitted to laminectomy “Makale portekizcedir” Flores LP, Nascimento Filho J de S, Pereira Neto A, Suzuki K. Arq Neuropsiquiatr 1999 Sep;57(3B:836-42. Sivil ateşli silah yaralanmalarına bağlı spinal hasar halen ciddi bir nörolojik durum olmayı ve hemen t

  10. Journal Abstracts

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Şebnem Korur Fincancı

    1998-08-01

    birlikte, modern uygulamalar Prof. Lin Ji ile 1930 yılında başlamıştır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin 1949’da kurulmasının ardından hızlı bir gelişme dönemi olmuş ancak bu 1966-76 yılları arasındaki Kültür Devrimi ile kesintiye uğramıştır. Bugün Çin'de polis, savcılık büroları, mahkemeler, üniversiteler ve adalet bakanlığı içinde ayrı ayrı kurulmuş acili tıp yapılanmaları içinde yaklaşık 10000 bilirkişi vardır. 8 tıp fakültesi, Shanghai’da The Journal of Forensic Medicine dergisini yayınlayan Adalet Bakanlığı Adli Bilimler Enstitüsü ve The Chinese Journal of Forensic Medicine yayınlayan Çin Adli Tıp Derneği temel kuruluşlardır. İNTRAREKTAL ATEŞLİ SİLAH YARALANMASI İLE İNTİHAR Suicide by intrarectal gunshot wound. PrahloıvJA Am J Forensic Med Pathol 1998 Dec;19(4:356-6l Bu yazıda değişik bir intihar olgusu sunulmuştur. Cinsel mazoşizm ve fetişizm de dahil çeşitli parafili öyküsü bulunan olgu, kendisi tarafından gerçekleştirilen intrarektal ateşli silah yaralanması sonucu ölmüştür.

  11. Kemalettin Kamu’nun Hayatı, Sanatı, Şahsiyeti ve Hicret Şiirinin Tahlili The Life, Art, Personalitey Of Kemalettin Kamu And The Analysis Of His Poem "Hicret"

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet ADIGÜZEL

    2013-09-01

    s thought’s centre in 18.19.20 centuries even civilazition of World. But Kemalettin Kamu couldn’t take advantage of art in Paris. Perhaps he could have done the art in a high leval, but he couldn’t. He only wrote two or three poems in five years. Nearly he finished his poetess. Unfortunately, this duration contunied until his death.When he was a young in peroid of indepence war, he wrote several poems which was his heritage. Nearly he gyved his poetess and finished the art. His poetess was excellent in same poems. He was one of the first poet of the history republic and wrote poems sincerely. Although he had some oppornities and luck to be a master in Turkish literatüre, he couldn’t compose it and catch that atmosphere. Her insan bir dünyadır. Bu dünyanın sınırlarını belirleyen ise o insanın evreni kaplayan tahayyülleri ve tasavvurlarıdır. O insanın hayat hikâyesini inşa eden, hadiselerin çeşitliliği ve zenginliğidir. Alelade yaşanan bir hayat hikâyesi mahduttur, fakat sanatkârane yaşanan bir hayat hikâyesinin oluşturduğu dünyaya sınırlar koymak – ki bu yüksek seviyede bir sanatkâr kudreti ise – muhaldir. Sanatkârane farkındalık hayatın her safhasına yansımıştır. Eser-müessir bağlamında bu farkındalık daha şeffaf gözlemlenebilir. Sanatkârı farklı kılan, onun duyuş ve algılayışıdır. Ahmet Haşim dolunaya bakınca “mehtab”ı duyar, algılar, oysa alelade bir bakışa sahip fert, dolunayı “kabak” olarak algılayabilir. Bu perspektifin, müessiri ve inşası nedir, nasıldır? Konumuzu zorlayan, çerçevesinden taşıyacak bir mevzudur. Zira üslup, dil, musiki, tema, konu ve diğerleri sanatın çatısı altında bulunan birimleridir. Bu malzemelerden her biri kuvvetine ve kelime servetine göre bir ehemmiyet arz etmektedir. Bir birini tamamlayan ve aynı zamanda o bütünün her bir özelliğini, vasfını kendisinde taşıyan ve temsil eden birer uzuvdur. Sanatçının üslubuna, fikir, duygu, his

  12. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Muhammet Ziya Kır

    2004-12-01

    öntemdir. Çalışmamızda ölmüş kadınların vajinalarından alınan ve spermatozoa bakılan svablarla, ticari olarak kullanılan immünoradyometrik analizleri (IRMA karşılaştırdık. Çahşmada kullandığımız 80 olgunun 67 (%84 sinde her iki yöntemle aym sonuç tespit edilirken, 18 olguda hem PSA pozitif çıkmış hem de sperm görülmüştür. Geriye kalan bir olguda bir pozitif birde negatif sonuç elde edilmiştir. PSA analizi ile svablarda sperm tespit yöntemlerinin birbirini desteklediği sonucuna vardık. Çalışmamız sonucunda seksüel şiddete bağh ölümlerde her iki yönteminde seksüel aktiviteyi tespit etmede yararlı olabileceği kanaatindeyiz. ANİ ÖLÜMLERDE SERUMDA KARDİYAK TRO-PONİN T KONSANTRASYONU Serum concentrations of cardiac troponin T in sudden death. Ellingsen CL, Hetland O. Am J Forensic Med Pathol. 2004;25(3:213-5. Department of Pathology, Rogaland Central Hospital, Stavanger, Norway, c.l.ellingsen@labmed.uio.no Gelişmiş toplumlarda doğal sebeplere bağh ani ölümlerde iskemik kalp hastalıkları en fazla görülen sebeptir. Akut miyokard enfarktüsü geçiren olguların kalplerinde olay üzerinden birkaç saat geçmedikçe yapılan histolojik analizlerde bulgu görülmez. Klinikte kardiyak troponin miyokard hasarım göstermekte kullanılan önemli bir biyokimyasal belirteçtir. Çalışmamızda Norveç Central Hospital of Rogaland, Stavanger, de otopsisi yapılan 102 olguyu inceledik. Kardiyak troponin T tespiti için femoral kandan örnek aldık. Çalışmamızda olgulardan alınan kanda, kalpte morfolojik bulguları bulunan olgularda 1.95mgr/L, kardiyak olmayan sebeplere bağh ölüm olgularında 0.16mgr/L, muhtemelen kardiyak sebeplere bağh olan fakat kalpte morfolojik bulgular görülmeyen olgularda 0.61mgr/L kardiyak troponin T tespit ettik. Kandaki troponin T miktarıyla ilgili bu gruplarla ilgili yaptığımız istatistiksel çalışmaların anlamlı olduğunu gördük (P < 0.0001.Kalpte morfolojik bulgu g

  13. Journal Abstracts

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mete Korkut Gülmen

    1996-10-01

    .1 mg/kg midozalam her 200 olgudan birinde dokunarak uyarmaya bağlı farklı algılanabilir davranışların etkisi ile ortaya çıkan cinsel fantazilere sebep olur. Ayrıca otoerotik uyarım ela rapor edilmiştir. Uygulanan doz ve şekil ile birlikte iddia sahibi hastaların sayısı ve içeriğindeki artış incelendiğinde, bu başlıkta konu edilen olgulardaki cinsel fantazilerin mümkün olabileceği görülecektir. MORFİNİN ÖLÜM SONRASI VÜCUTTA YAYILIMI Postmortem distribution and redistribution of morphine in man. Logan BK, Smimow D. J Forensic Sci 1996;4l/2:221-229. Bu çalışma, vücutta ölüm sonrası morfin konsantrasyonlarındaki zamana bağlı değişiklikleri ve bölgelere bağlı farklıkları değerlendirmektedir. Morfin içeren 32 ölüm olgusunda sol ventrikül kanı, femoral kan ve beyin omurilik sıvısı mümkün olan en kısa zamanda ölümden hemen sonra alındı (Tl ve otopsi sırasında tekrar iliak kan alındı (T2. Örnekler morfin için radioimmunossay ile analiz edildi. Morfin konsantrasyonundaki değişimlerde ne merkezi ne de periferik bölgelerde ve beyin omurilik sıvısında zamana göre bir farklılık saptanmadı. Ancak ventriktiler kandaki morfin konsantrasyonu, femoral veya iliak kanıyla örnek alınan periferik bölgedeki konsantrasyondan daima yüksek bulundu. Bu ventriküler morfin konsantrasyonu 0.3 mg/L'yi geçtiğinde kısmen doğru kabul edildi. Periferik kısımlarda femoral ve iliak kan morfin konsantrasyonları toksikolojik test için periferik kan alınlında uygun bir yer teşkil edecek şekilde birbirleriy- le uyumlu olduğu saptandı. SCANING ELEKTRON MİKROSKOPİSİ, ADLİ DİŞ ÇALIŞMALARINDA FAYDALI BİR ARAÇ Scaning electron microscopy, a useful tool in forensic dental work. Jakobsen J, Holmen L, Fredebo L, Serjsen B. J Forensic Odonto-stomatol 1995;13/2:36-40. Bazı olgularda, diş örneklerinin yüzeylerinde bulunan oluşumlar hakkında mikroskopik bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bilgiler Scaning

  14. Journal Abstracts

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mete Korkut Gülmen

    1997-04-01

    Full Text Available ASI İLE İNTİHARDA GECİKMİŞ ÖLÜM Delayed death after attempted suicide by hanging Hausmann R, Batz P. Int J Legal Med 1997; 110: 164-6. Ası olgularında genellikle ölüm, strangülasyonun boyun bölgelerine uygulandığı basınç ile respiratuar obstrüksiyon ve iskemik serebral hasarlanmaya bağlı derhal oluşmaktadır. Ası yolu ile intihar girişiminde bulunan ve muayenesinde bilinci açık olup, hiçbir bozukluk göstermeyen 4 gün yaşadıktan sonra ortaya çıkan bir gecikmiş ölüm olgusu sunulmaktadır. Bu olguda ölüm nedeninin; karotid arterlerin subtotal rüptüründen kaynaklanan travmatik tromboza bağlı serebral infarktüsler olduğu bildirilmektedir. TURİN İTALYA’DA OTOPSİLERDE MİYOKARDİT RASTLANMA SIKLIĞI Prevalance of myocarditis at autopsy in Turin, Italy Passarino G, Bur/o P, Ciccone G, Comma A, et al. Arch Pathol Lab Med 1997; 121: 619-22. Miyokardit rastlanma sıklığının araştırıldığı bu çalışmada, retrospektif olarak 17.162 postmortem kaydı, San Giovanni Battista Hastanesi, Turin’de 1965-1994 yılları arasında rutin olarak uygulanan otopsilerin gözden geçirilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Dallas kriterinin uygulanması ile histolojik olarak 91 olguda miyokardit bulunduğu (bu %95 doğruluk paylı olarak olguların %0.53’dür, 1985-1994 yılları arasında bu prevalansta artma (bu %95 doğruluk paylı olguların %1.2’sidir. Hastalığın daha sıklıkla 20-39 yaşları arasında ve kadın/erkek ayrımı olmaksızın görüldüğü belirtilmektedir. Yine aynı ekip tarafından 605 otopsilik prospektif olarak, miyokardial örneklerin standart alanlardan alındığı bir çalışmada miyokardit prevalansı %5.1 olarak yaklaşık bu çalışmanın beş katı olarak bulunmuştur. Bu nedenle yazarlar eğer mikroskobik inceleme için standardize edilmiş bir miyokardial örnekleme takip edilmediği takdirde miyokarditin şüphelenilmeyen bir çok olguda gözden kaçabileceğini ileri

  15. Kongre İzlenimleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yasemin Balcı

    2007-12-01

    çilere açtığı şarap mahzenleri var. Görülmeye değerdi. Kongrenin son günü, Portoya özel bir festival vardı. S. Joe festival olarak anılıyor. Bu festivalin özelliği bir nevi şaka ya da hoşgörü günü gibi olması idi. Bu festival nedeniyle Portekiz’in diğer şehirlerinden pek çok kişi şehre geldi. Her ne kadar herkes sabaha kadar sokaklarda olup eğlense de otellerde yer kalmıyor. Her tarafta rengârenk plastik çekiçler satılıyor. Çoluk çocuk, genç ihtiyar herkes bu çekiçlerden satın alıyor. Sokaklarda yanında bulunan ya da yanından geçen herkese bu çekiçle vuruyor. Kongre organizasyon komitesi de bu nedenle bizi çekiçsiz bırakmadı. Katılımcılara çekiç verdiler. Ayrıca, sokaklarda kötü koku ile özdeşleştirilen fesleğen saksıları (bizde güzel koku olarak bilinir ile çiçeklenmiş/tohuma dönmüş erkek soğanlar satılıyor. İnsanlar yapraklarını koparıp elini yanındaki-nin burnuna sürüyor. Soğanın tohumlu kısmını yüzüne kulağına vs. sürtüyor. Tüm bunlar bir nevi şaka, kimse kimseye kırılmıyor. Şehrin tüm meydanlarında konser platformları kuruluyor, herkes sokaklarda dans ediyor, Super Bock adlı bira çeşmelerinden biralar alınıp içiliyor. Ezilme tehlikesi geçirecek kadar insan seli olmasına karşın, en küçük bir taşkınlıkla karşılaşılmaması oldukça ilgimizi çekti. Gece yarısından sonra nehri baştan yaratacak şekilde yapılan havai fişek gösterisi ile havaya fırlatılan yüzlerce ateş balonları görmeye değerdi. Türkiye’den kongre katılımcıları Uzm. Dr. Özlem Ersoy Adli Tıp Kurumu Prof. Dr. Mete Gülmen Çukurova Üniversitesi Dr. Hüsniye Canan, Phd. Çukurova Üniversitesi Dr. Demet Meral Çukurova Üniversitesi Dr. Dilek Battal, Phd. Çukurova Üniversitesi Prof. Dr. Yasemin Balcı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Yard. Doç. Dr. Birol Demirel Gazi Üniversitesi Doç. Dr. Coşkun Yorulmaz İstanbul Üniversitesi Yard. Doç. Dr. Gökhan Ersoy

  16. Dergilerden Özetler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mete Korkut Gülmen

    1997-04-01

    Full Text Available ASI İLE İNTİHARDA GECİKMİŞ ÖLÜM Delayed death after attempted suicide by hanging Hausmann R, Batz P. Int J Legal Med 1997; 110: 164-6. Ası olgularında genellikle ölüm, strangülasyonun boyun bölgelerine uygulandığı basınç ile respiratuar obstrüksiyon ve iskemik serebral hasarlanmaya bağlı derhal oluşmaktadır. Ası yolu ile intihar girişiminde bulunan ve muayenesinde bilinci açık olup, hiçbir bozukluk göstermeyen 4 gün yaşadıktan sonra ortaya çıkan bir gecikmiş ölüm olgusu sunulmaktadır. Bu olguda ölüm nedeninin; karotid arterlerin subtotal rüptüründen kaynaklanan travmatik tromboza bağlı serebral infarktüsler olduğu bildirilmektedir. TURİN İTALYA’DA OTOPSİLERDE MİYOKARDİT RASTLANMA SIKLIĞI Prevalance of myocarditis at autopsy in Turin, Italy Passarino G, Bur/o P, Ciccone G, Comma A, et al. Arch Pathol Lab Med 1997; 121: 619-22. Miyokardit rastlanma sıklığının araştırıldığı bu çalışmada, retrospektif olarak 17.162 postmortem kaydı, San Giovanni Battista Hastanesi, Turin’de 1965-1994 yılları arasında rutin olarak uygulanan otopsilerin gözden geçirilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Dallas kriterinin uygulanması ile histolojik olarak 91 olguda miyokardit bulunduğu (bu %95 doğruluk paylı olarak olguların %0.53’dür, 1985-1994 yılları arasında bu prevalansta artma (bu %95 doğruluk paylı olguların %1.2’sidir. Hastalığın daha sıklıkla 20-39 yaşları arasında ve kadın/erkek ayrımı olmaksızın görüldüğü belirtilmektedir. Yine aynı ekip tarafından 605 otopsilik prospektif olarak, miyokardial örneklerin standart alanlardan alındığı bir çalışmada miyokardit prevalansı %5.1 olarak yaklaşık bu çalışmanın beş katı olarak bulunmuştur. Bu nedenle yazarlar eğer mikroskobik inceleme için standardize edilmiş bir miyokardial örnekleme takip edilmediği takdirde miyokarditin şüphelenilmeyen bir çok olguda gözden kaçabileceğini ileri

  17. Nostalgic Paradigm in Classical Sociology and Longing for Golden Age in Islamism

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İrfan Kaya

    2017-12-01

    ürokratik ilişkilere giderek daha fazla maruz kalması, Weberci sosyolojide demir kafes metaforuyla kavramsallaştırılmıştır. Aydınlanmanın özgürlük vaadi, insanı panoptik topluma hapsetmesi şeklinde netice almıştır. Dolayısıyla nostaljik paradigmanın bu bileşkesinde, özerk-ben’in, modern devletin hakimiyeti altında bürokratik yapılar dünyası içerisinde tuzağa düşmesi nedeniyle kaybedildiğine dair, nostaljik bir izlek bulunmaktadır.Nostaljik paradigmada son bileşen, sadeliğin, kendiliğindenliğin ve doğallığın kaybedilmesi duygusudur. Burada birey, sadece makro-toplumsal süreçler tarafından değil, mikro- ahlaklar bazında da dolayımlanıp denetime tabidir. Yani, Adorno’nun “yönetilen toplum”u ya da Foucault’un kapatma nosyonu bireyin gerçek duygu ve coşkularını engellemekte, tüketim kültürünün egemen olduğu bir dünyada önceden tasarlı belli yapıp etme biçimlerince gözetlendiği anlaşılmaktadır. Özetle, nostalji metaforu; bireyin ahlaki kesinliğini ve özerkliğini yitirmiş bir halde merkezî bir devletin yönetimsel kuralları tarafından ele geçirildiği bir dünyada yaşadığımızı ileri sürer. İslamcılık adına ortaya konan metin ve pratiklerin önemli bir kısmında bulunan eve dönüş mitosuna, tıpkı klasik sosyolojide olduğu gibi determinist bir tavırla ulaşılmıştır. Şimdiyle baş edemeyenlerin güvenli bir liman olarak düşündükleri nostaljik tahayyülde, kutsalı basitleştiren, dolayısıyla tahrif eden determinist ve ideolojilere has bir tavır vardır. Nitekim, Asr-ı Saadet söylemi gibi bir kereliğine ve tüm zamanlar için geçerli tarih-üstü, toplum-üstü bir model tasavvurunun kendisi her şeyden önce başından sonuna kadar tarihseldir. Dolayısıyla, büyük ölçüde belli bir tarihsel sürecin ve toplumsallığın ideolojik tasarımının tezahürüdür. Şimdiye çare olarak sunulan sahihlik söylemi, geçmişi idealize eden, anakronik bir bakış a

  18. Journal Abstracts

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mete Korkut Gülmen

    1996-07-01

    Full Text Available ALKOLİZME BAĞLI ÖLÜMLER VE PARAFİLİLER Co-Morbidity of Alcoholism and the Paraphilias Journal of Forensic Sciences, JFSCA, 1996; 41: 234-9- Alkolizm geniş çeşitlilikteki suçlarla ilişkilidir. Çeşitli yazarlar alkolizmin insest, ırza geçme ve pedofili ile ilişkisi ve rastlanma sıklığını çalıştılar. Bu çalışma alkolizme bağlı ölümler ve seksüel sadizm, fetişizm, insest, pedofili, eksihibisyonizm, transvestizm gibi özgül parafilileri değerlendirmektedir. Tecavüzcüler, tanımsal olarak kesinlikle bir parafilik bozukluk olmamalarına rağmen çalışmaya dahil edildiler. 728 parafilik birey değerlendirildi. Seksüel sadistlerin %50'den fazlası alkolikti. Seksüel sadistlerin alkolizmle olan bağıntıları, transvestiler, tecavüzcüler, pedofililer ve insest saldırganlarına oranla istatiksel olarak belirgin fark gösterdi. Transvestizm relatif olarak en düşük alkolizm oranına sahipti. Yazarlar, parafilisi bulunan bireylerdeki şiddet içeren seksüel davranışları, bu bulgular ve alkolizmin buna neden oluştaki rolü açısından tartışmaktadır. VAGİNAL YAYMALARDA SEMİNAL SIVININ GÖSTERİLMESİNDE MHS-5'İN DEĞERİ. Evaluation of MHS-5 in detecting seminal fluid in vaginal swabs. Keil W, Backus J, Tröger HD. Int J Legal Med, 1996; 108: 186-190. Seksüel saldırı iddiası olan 211 olguda vaginal yaymalar alınarak, seminal vezikül özgül antijen (SVSA, MHS-5-ELISA (SEMA kiti kullanılarak incelendi. Sonuçlar, Phosphatesmo-KM kağıtları kullanılarak uygulanan asid fosfataz reaksiyonu (ACP ve ışık mikros- kopik sperm taramalarından elde edilen değerlerle karşılaştırıldı. Özellikle daha taze olan örneklerde (saklanma süresi 10 gün ila 21/2 ay arasındaydı, MHS-5 yöntemiyle ışık mikroskopik olarak elde edilen sonuçlar arasında yüksek oranda bir ilişki gözlendi. Bir çok MHS-5 pozitif olgu, mikroskopik olarak sper- matozoa saptanmamasına rağmen, aynı zamanda ACP