WorldWideScience

Sample records for aritilmis atiksu ve

  1. VeVeRa-IV

    NARCIS (Netherlands)

    Evelien Eggink; Debbie Oudijk; Klarita Sadiraj

    2012-01-01

    Original title: VeVeRa-IV The Dutch population is set to age rapidly in the coming years. More and more people will also attain a very great age. This means that the need for home care and care provided in nursing or residential care homes will also increase. As part of the Long-term Care Programme

  2. Kupa Tedavisi ve Hacamat

    OpenAIRE

    Okumuş, Müyesser

    2016-01-01

    Antik çağlardan bu yana, tamamlayıcı ve geleneksel tedavi, insan sağlığı için önemli bir rol oynamıştır. Tamamlayıcı ve geleneksel tedavi uygulamalarından olan kupa (yaş veya kuru kupa tedavisi) tedavisi konvansiyonel tedaviye cevap vermeyen birçok bozukluklarda terapötik etkiye sahip olduğu iddia edilmektedir. Bu derleme, ilgili literatürün ışığında kupa tedavisi tanımlamasını, tarihçesini, uygulama tekniklerini, mekanizmasını, uygulama bölgelerini ve yan etkilerini özetlemektedir....

  3. NANO PARÇACIKLAR VE NANO TELLER

    OpenAIRE

    Hakan ATEŞ

    2015-01-01

    Bu makale nano parçacık ve nano tellerin sentezi, yapısı ve geniş bir alanda özelliklerinin yanı sıra nano teknoloji hakkında da bir irdelemeyi sunmaktadır. Çalışma nano teknoloji ve malzemeleri tanımlamakta ve kısa bir tarih, üretim teknikleri ve uygulama alanları hakkında bilgi vermektedir.

  4. Gustav Klimt Ve "Beethoven Friz"

    OpenAIRE

    Fırıncı, Mehmet; Zencirci, Dizan Ercivan

    2006-01-01

    Bu makalede, tarihin hemen hemen her döneminde, paralel gelişim gösteren sanatın üç kolu olan resim, müzik ve mimariyi bir araya getiren "Gustav Klimt" ve sanatçının "Ayrılma (Secession)" döneminde meydana getirdiği başyapıt Beethoven Friz incelenecektir.Avusturyalı sanatçı Klimt, Secession binasının mimari durumunu değerlendirip, Beethoven' in 9.Senfonisi'nden ilham alarak yaptığı Beethoven Friz'i resmetmiştir. Döneminde sanat çevresince pek de anlaşılamamı...

  5. The CEVALE2VE case

    CERN Document Server

    Sanchez Pineda, Arturo; The ATLAS collaboration

    2016-01-01

    A virtual research and learning community can be a powerful tool for educational purposes. It has a wide range of possibilities for multi-institution participation, such as synchronous and asynchronous online engagement, decentralized student discussions and academic networking - as well as being cost effective. In this context, the CEVALE2VE virtual community (Centro de Altos Estudios de Altas Energías) is a Venezuelan initiative to support the new generation of researchers in high energy physics (HEP). Its goal is to contribute to the scientific dissemination of fundamental physics and the regional modernization of university education. The members of CEVALE2VE are a group of Venezuelan researchers, currently involved in projects related to the HEP field, and geographically located in different academic institutions of Europe and North America. The project involves several academic institutions in Venezuela and Colombia in order to reach a wide audience, and exploits current communications technologies, wh...

  6. The CEVALE2VE case

    CERN Document Server

    Sanchez Pineda, Arturo Rodolfo; The ATLAS collaboration

    2017-01-01

    A virtual research and learning community can be a powerful tool for educational purposes. It has a wide range of possibilities for multi-institution participation, such as synchronous and asynchronous online engagement, decentralized student discussions and academic networking - as well as being cost effective. In this context, the CEVALE2VE virtual community (Centro de Altos Estudios de Altas Energías) is a Venezuelan initiative to support the new generation of researchers in High Energy Physics (HEP). Its goal is to contribute to the scientific dissemination of fundamental physics and the regional modernization of university education. The members of CEVALE2VE are a group of Venezuelan researchers, currently involved in projects related to the HEP field, and geographically located in different academic institutions of Europe and North America. The project involves several academic institutions in Venezuela and Colombia in order to reach a wide audience, and exploits current communications technologies, w...

  7. Romatoid Artritte Postural Denge ve Dusme Riski

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Inanir

    2013-02-01

    Full Text Available Amac: Bu calismanin amaci Romatoid Artritin denge ve dusme riski uzerine olan etkilerini degerlendirmektir. Gerec ve yontem: Calismaya toplam 70 olgu dahil edildi; bireylerin 35’i Romatoid artrit (11 erkek, 24 kadin, 35’i ise saglikli gonullulerden (16 erkek, 19 kadin olusmakta idi. Hastalar ve saglikli gonulluler denge ve dusme riski acisindan Biodekx Denge Sistemi (BDS ile degerlendirildi. Bulgular: Romatoid Artritli hastalarin yas ortalamasi 46.47±9.47 yil, kontrol grubunun ise 42.97±9.12 yil idi. Gruplar yas ve vucut kitle indeksi (VKI acisindan degerlendirildiginde istatistiksel olarak anlamli fark saptanmadi (sirasiyla, p=0.129, p=0.207. Gruplar Genel Stabilite Indeksi (GSI ve Antero-Posterior Stabilite Indeksi(APSI acisindan degerlendirildiginde istatistiksel olarak anlamli fark tespit edildi (sirasiyla, p<0.001 ve p=0.004. Benzer sekilde, Medio-Lateral Stabilite Indeksi (MLSI ve Dusme Riski Indeksi (DRI acisindan degerlendirildiginde de istatistiksel olarak anlamli fark saptandi (sirasiyla, p<0.001 ve p<0.001. Sonuc: Bu sonuclara gore, calismamizda Romatoid Artritin denge bozuklugu ve dusme riski ile iliskili oldugu ortaya konulmustur. [Cukurova Med J 2013; 38(1.000: 72-77

  8. VE for Lua game programming

    CERN Document Server

    Mishra, Brij Bhushan

    2013-01-01

    This book follows a tutorial approach with examples and step-by-step instructions to help explain the key concepts of the LÖVE framework as well as everything you need to know about game development using the Lua programming language.LÖVE2d for Lua Game Programming is for anyone who is interested in learning about desktop game development.

  9. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak İçindekiler

    2014-09-01

    Full Text Available Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract ve EBSCO Host indeksleri tarafından taranmaktadır. Indexed in Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract and EBSCO Host indexes

  10. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak İçindekiler

    2015-01-01

    Full Text Available Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract ve EBSCO Host indeksleri tarafından taranmaktadır. Indexed in Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract and EBSCO Host indexes

  11. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak İçindekiler

    2014-06-01

    Full Text Available Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract ve EBSCO Host indeksleri tarafından taranmaktadır. Indexed in Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract and EBSCO Host indexes

  12. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak İçindekiler

    2014-07-01

    Full Text Available Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract ve EBSCO Host indeksleri tarafından taranmaktadır. Indexed in Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract and EBSCO Host indexes

  13. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak İçindekiler

    2013-12-01

    Full Text Available Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract ve EBSCO Host indeksleri tarafından taranmaktadır. Indexed in Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract and EBSCO Host indexes

  14. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak ve İçindekiler

    2015-09-01

    Full Text Available Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract ve EBSCO Host indeksleri tarafından taranmaktadır. Indexed in Zentralblatt MATH, Chemical Abstract, CAB Abstract and EBSCO Host indexes

  15. Spondilodiskitis tanı ve tedavisi

    OpenAIRE

    Aydinli, Ufuk

    2004-01-01

    Bu çalışmada 4 sponilodiskit olgusu sunuldu ve tartışıldı. Olguların 3'ü erkek, 1'i kadın olup yaşları 17 ile 63 arasında değişmekle idi. Olguların ana şikayeti sırt ve bel ağrısı olup tanı konulana kadar geçen süre 1,5-7 ay arasında idi. İki olguda batın ve loraks operasyonu öyküsü olup, bir olguda ise kronik böbrek yetmezliği vardı. Enfeksiyona neden olan mikroorganizma iki olguda stafilokoküs aureus, bir olguda psödomonas aeroginosa ve bir olguda ise stafilokoküs epidermidis idi....

  16. Kokkeuddannelse for døve

    DEFF Research Database (Denmark)

    Hansen, Niels-Henrik Møller; Wittendorff, Nina

    I denne rapport præsenterer vi en evaluering af projektet "Nye veje for unge døve, døvblinde og hørehæmmede i Danmark". Hensigten med dette projekt er at kunne tilbyde døve, døvblinde og hørehæmmede personer et uddannelsestilbud inden for fremstilling af mad. Konkret handler det bl.a. om en kokke...

  17. 40 CFR 35.926 - Value engineering (VE).

    Science.gov (United States)

    2010-07-01

    ... 40 Protection of Environment 1 2010-07-01 2010-07-01 false Value engineering (VE). 35.926 Section... engineering (VE). (a) Value engineering proposal. All step 2 grant applications for projects having a... completion of VE analysis and submittal of VE summary reports). (b) Value engineering analysis. For...

  18. Romatoid artritli olan ve olmayan bireylerde periodontal durum, klinik ve laboratuvar parametrelerin değerlendirilmesi

    OpenAIRE

    KARAKUŞ, Özgün

    2010-01-01

    Romatoid Artritli Olan ve Olmayan Bireylerde Periodontal Durum, Klinik ve Laboratuvar Parametrelerin DeğerlendirilmesiSon dönemde yapılan çalışmalar periodontitisin lokal enfeksiyon ve doku yıkımı dışında, çeşitli sistemik sorunların başlama ve ilerleyişinde rol oynadığına dair kanıtlar ortaya koymuştur. Son yıllarda yapılan birçok araştırma ve inceleme periodontal hastalıkla, romatoid artrit arasındaki ilişkiyi ortaya koymuş, veriler romatoid artritli hastaların olmayanl...

  19. Using VE to Strategically Plan Our Future

    Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

    Margie Jeffs; Lori Braase; Alison Conner; Darcie Martinson; Jodi Grgich

    2009-06-01

    The Value Engineering (VE) Methodology is an effective tool for business or project strategic planning. In conjunction with the “Balanced Scorecard Approach” (Drs. Robert Kaplan, PhD, and David Norton, PhD, from the Balanced Scorecard Collaborative/Palladium Group), function analysis can be used to develop strategy maps and scorecards. The FAST diagram provides an integrated approach to strategy map development by formulating a cause and effect relationship and establishing the “how” and “why” behind the strategy map. By utilizing the VE Job Plan, one is able to move from strategic thinking all the way through to execution of the strategy.

  20. Propeller Research Tunnel - Vought VE-7

    Science.gov (United States)

    1922-01-01

    This picture shows a Vought VE-7 airplane mounted on the test fuselage with an E-2 engine on the plate. The radiator is mounted independently of the engine and is not used for cooling. Cooling water is supplied and returned through rubber hose running back through the fuselage and down the rear post to the floor.

  1. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak ve İçindekiler

    2015-12-01

    Full Text Available Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, Chemical Abstracts Service , EBSCO Discovery Service, Google Scholar, WorldCat ve Zentralblatt MATH indekslerinde taranmaktadır.Süleyman Demirel University Journal of Natural and Applied Sciences is indexed in Chemical Abstracts Service, EBSCO Discovery Service, Google Scholar, WorldCat and Zentralblatt MATH.

  2. YAZI TESLİM VE YAYIN KURALLARI

    OpenAIRE

    AKKOR GÜL, AYŞEN

    2017-01-01

    KAYNAK GÖSTERİMİ 1.Tüm göndermeler metin içinde sırasıyla yazarın soyadı, tarih ve gerekiyorsa sayfa numaraları ya- zılarak (Soyad, tarih: sayfa aralığı) şeklinde verilmelidir. Aynı kaynaklara yapılan göndermelerde de bu yöntem uygulanmalı ve “a.g.e.”, “ibid.”, “op.cit.” gibi kısaltmalar kullanılmamalıdır. Yayın tarihi olmayan eserler için “tarih yok” anlamında “n.d.” kısaltması kullanılır

  3. YAZI TESLİM VE YAYIN KURALLARI

    OpenAIRE

    AKKOR GÜL, Ayşen

    2014-01-01

    KAYNAK GÖSTERİMİ 1.Tüm göndermeler metin içinde sırasıyla yazarın soyadı, tarih ve gerekiyorsa sayfa numaraları ya- zılarak (Soyad, tarih: sayfa aralığı) şeklinde verilmelidir. Aynı kaynaklara yapılan göndermelerde de bu yöntem uygulanmalı ve “a.g.e.”, “ibid.”, “op.cit.” gibi kısaltmalar kullanılmamalıdır. Yayın tarihi olmayan eserler için “tarih yok” anlamında “n.d.” kısaltması kullanılır

  4. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak İçindekiler

    2016-08-01

    Full Text Available Bu dergi, aşağıda listelenen veri tabanları tarafından taranmaktadır / This journal is indexed by the following abstracting and indexing databasesBASE, CAB Abstracts, CAS (Chemical Abstracts Service, CiteFactor, DOAJ, DRJI, EBSCO Discovery Service (EDS, Google Scholar, JournalTOCs, OAJI, ResearchBib, Ulakbim TR Dizin (Mühendislik ve Temel Bilimler, WorldCat (OCLC, Zentralblatt MATH

  5. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak ve İçindekiler

    2016-04-01

    Full Text Available Bu dergi, aşağıda listelenen veri tabanları tarafından taranmaktadır / This journal is indexed by the following abstracting and indexing databasesBASE, CAB Abstracts, CAS (Chemical Abstracts Service, DOAJ, EBSCO Discovery Service (EDS, Google Scholar, JournalTOCs, OAJI, ResearchBib, Ulakbim TR Dizin (Mühendislik ve Temel Bilimler, WorldCat (OCLC, Zentralblatt MATH

  6. Kapak ve İçindekiler

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kapak İçindekiler

    2016-12-01

    Full Text Available Bu dergi, aşağıda listelenen veri tabanları tarafından taranmaktadır / This journal is indexed by the following abstracting and indexing databasesBASE, CAB Abstracts, CAS (Chemical Abstracts Service, CiteFactor, CNKI Scholar, DOAJ, DRJI, EBSCO Discovery Service (EDS, Google Scholar, Index Copernicus, InfoBase Index, JournalTOCs, OAJI, ResearchBib, Ulakbim TR Dizin (Mühendislik ve Temel Bilimler, WorldCat (OCLC, Zentralblatt MATH

  7. Dişhekimliği Cerrahisinde Antisepsis ve Asepsis

    OpenAIRE

    2013-01-01

    ÖZETYara enfeksiyonu kısaca anlatıldıktan sonra asepsie ve antisepsisin tarihçesinden ve cerrahideki öneminden bahsedildi.Operasyon sırasında açılan yaraların ve dolayısıyla bütün organizmanın enfekte olmaması için asepsis antisepsisin nasıl gerçekleştirilebileceği ve bilhassa dişhekimlerinin muayenehanelerinde mümkün olan sterilizasyon şekilleri anlatıldı.

  8. Kanatlılarda barsak helmintiazisinin patolojisi ve epidemiyolojisi

    OpenAIRE

    Paul, Dipti Rani; Dey, Anita Rani; Bilkis, Farhana; Begum, Nurjahan; Mondal, Md. Motahar Hussain

    2012-01-01

    Amaç: Yerli kanatlılarda barsak helmintlerinin patoloji ve epidemiyolojisini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Lokal marketlerden 109 kanatlının visceral organları toplandı. Helmintlerin identifikasyonu cinsiyet, sezon ve yaşa göre yapıldı. Bulgular: Kanatlıların 79 (%72.47)’unda bir veya daha fazla helmint tespit edildi. İki farklı trematod (Catatropis verrucosa, Echinostoma revolutum), üç farklı sestod (Raillietina tetragona, Raillietina echinobothrida, Raillietina cesticillus) ve iki farklı ...

  9. Naïve Bayes classification in R

    OpenAIRE

    Zhang, Zhongheng

    2016-01-01

    Naïve Bayes classification is a kind of simple probabilistic classification methods based on Bayes’ theorem with the assumption of independence between features. The model is trained on training dataset to make predictions by predict() function. This article introduces two functions naiveBayes() and train() for the performance of Naïve Bayes classification.

  10. Vzorové úlohy ve VHDL

    OpenAIRE

    2009-01-01

    Tato bakalářska prace navazuje na semestralní projekt a zabývá se jazykem VHDL a obvody FPGA a CPLD firmy Xilinx. Dále pak má tato práce za cíl popsat, jak zacházet s vývojovým prostředím WebPack, kde je popsáno jak realizovat nový projekt. Jsou zde popsány různé metody návrhu úlohy v tomto vývojovém prostředí. Nakonec jsou také uvedeny některé vzorové příklady ve VHDL. This bachelor’s study connects on semestral project and is focused on VHDL language and FPGA and CPLD circuits by Xilinx....

  11. Partners selection of VE based on the organizational field

    Institute of Scientific and Technical Information of China (English)

    GUO Chang-yu; SHOU Jian-min

    2007-01-01

    VE organizational field is a management meaning field formed by the mutual action of resources element. It studies leader and partners in VE as a system, and founds the affiliation among them by the relation of resources. It describes candidate partner enterprise's inner trait and exterior trait by quality parameter and exterior parameter, then analyzes and evaluates them. It combines the qualitative variable and quantitative variable to evaluate the candidate enterprises. It integrates static and dynamic method to help the VE leader to choose partner, which is good for the whole alliance.

  12. Banque Cantonale de Genève

    CERN Multimedia

    Banque Cantonale de Genève

    2011-01-01

    7e Salon Immobilier BCGE le samedi 3 septembre 2011, de 8 h 30 à 13 h 00, au Centre de formation de Conches À cette occasion, les meilleurs spécialistes professionnels genevois de l’immobilier seront réunis en un seul et même lieu. Si vous le souhaitez, un conseiller spécialisé dans les financements hypothécaires évaluera vos possibilités d’investissement immobilier adaptées à votre situation personnelle. En parallèle, les plus importantes régies immobilières de Genève seront à votre disposition pour vous présenter leurs offres actuelles, ainsi que les projets immobiliers futurs et discuter avec vous de la meilleure stratégie à adopter pour trouver l’objet de vos rêves. De plus, vous aurez la possibilité...

  13. Nisin ve su ürünleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Zafer Ceylan

    2015-06-01

    Full Text Available Nisin doğal ve güvenilir bir gıda katkı maddesidir ve Lactococcus lactis’ ten üretilir. Peynirden balığa ve içeceklere kadar çeşitli gıdalarda katkı maddesi olarak kullanılabilir. Nisin özellikle gram pozitif bakteriler üzerine etkili iken gram negatif ve maya küfler üzerine bir etkisi yoktur. Nisin vücuda alındıktan sonra sindirim enzimleri tarafından inaktif hale getirilir bu nedenle hiçbir toksik etki yaratmaz. Ayrıca, FDA tarafından onaylanan tek bakteriosindir. Nisin sadece toplam bakteriler üzerinde etkin değil aynı zamanda laktik asit bakterileri, koliform ve patojenler üzerine de etkilidir. Nisin su ürünlerinde bulunabilecek L. monocytogenes gibi bazı patojenler üzerine inhibe edici özelliğe sahiptir. Ayrıca; nisin üzerine yapılan pek çok çalışmaya göre, nisin su ürünlerinin mikrobiyolojik güvenliğini sağlar ve raf ömrünü uzatır. Balığın kokusu üzerine olumsuz bir etkisi yoktur. Dahası, balığın doğal kokusunu muhafaza eder. Balıketi pH’sı ve rengi üzerine de olumsuz bir etkisi yoktur. Nisin TVBN, TMA değerleri ve psikrofilik ve mezofilik bakteri sayısının artışını depolama süresince kontrol etmektedir. Ayrıca, nisin vakum paketleme, ışınlama ve diğer katkı maddeleri ile beraber başarı ile kullanılmaktadır. Bu sayede nisin su ürünlerinin raf ömrünü artıran güvenli ve doğal bir katkı maddesi olarak kabul edilmektedir.

  14. TARHANA ve BESLENME YÖNÜNDEN ÖNEMİ

    OpenAIRE

    COŞKUN, Fatma

    2014-01-01

    Tarhana Türkler tarafından Orta Asya'dan bu yana bilinen ve sevilerek tüketilen geleneksel bir gıdadır. Tarhananın Orta Asya’dan göçen Türkler ve Moğollar tarafından Orta Doğu, Anadolu, Macaristan ve Finlandiya’ya getirildiği ve tanıtıldığı kabul edilmektedir. (Merdol, 1968). Divan-ı Lügati Türk'te tarhana için yazdan kış için saklanan yoğurt anlamında “tar" kelimesi kullanılmıştır (Yücecan ve ark., 1988). Tarhana yapımında buğday ürünleri ve yoğurt karışımına soğan, domates, tuz, kırmızı bib...

  15. Enterococcus faecium ve Enterococcus faecalis 'in Starter ve Probiyotik Kültür Özellikleri

    OpenAIRE

    Erginkaya, Zerrin; Yurdakul, Naci Erhan; Karakaş, Ayşegül

    2007-01-01

    ÖzetEnterococcus faecium ve Enterococcus faecalis bazı gıdalarda organoleptik özellikleri iyileştirmenin yanı sıra lipolitik ve esterolitik aktivite, sitrattan yararlanma ile uçucu aromatik bileşikleri sentezleme gibi özellikleri nedeniyle bazı fermente süt ve et ürünlerinin olgunlaştırılması sırasında diğer laktik asit bakterileri ile birlikte starter kültür olarak kullanılmaktadır. Günümüzde Enterococcus 'ların gıda üretiminde starter kültür ve/veya probiyotik olarak kullanılmaları s...

  16. Meyve ve sebze lif konsantreleri ilavesinin hamurun reolojik özellikleri ve bisküvi kalitesine etkileri

    OpenAIRE

    2011-01-01

       Çalışmada; elma, kayısı, portakal, limon, greyfurt, havuç ve balkabağı gibi meyve ve sebzelerden elde edilen lif konsantreleri, iki farklı buğday çeşidinden elde edilen unlara (Gerek-79 ve Guadalupe), değişik oranlarda (% 0, 10, 15, 20 ve 25) katılarak  bunların hamur reolojik özellikleri ile bisküvi kalitesine etkileri araştırılmıştır.

       Araştırmada kullanılan lif konsantrelerinden sebze lif konsantrelerinin...

  17. BUNSEN BEKİ VE SPEKTRAL ANALİZİN DOĞUŞU VE TÜRKİYE’DE TANITILMASI

    OpenAIRE

    Dölen, Emre

    2011-01-01

    Onsekizinci yüzyılın ikinci yarısında Fransa‟da ve İngiltere‟de aydınlatmada kullanmak üzere havagazı üretilmeye başlanmış ve bu gazın borular ile dağıtımı neticesinde, ondokuzuncu yüzyılda Avrupa şehirlerinde gaz lambalarının kullanımı giderek yaygınlaşmıştır. Ondokuzuncu yüzyılın önde gelen kimyagerlerinden Robert Wilhelm Bunsen (1811–1899), sezyum ve rubidyum elementlerini keşfetmiş, spektral analiz kanunlarını ortaya koymuş olmanın yanı sıra, laboratuar araç-gereçleri icad etmede ve geliş...

  18. 3,4-Dietilpirolün Sentezi ve Karakterizasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    B. DEDE

    2009-04-01

    Full Text Available Pirol ve türevleri organik ve biyokimyada önemli heterosiklik bileşiklerdir ve birçok doğal üründe bulunmaktadırlar. Bu çalışmada, porfirin vb. gibi doğal ürünlerin sentezinde kullanılabilecek bir bileşik olan 3,4-dietilpirolün sentezi gerçekleştirilmiştir. Bu amaç için ilk önce bir α-halojenleme reaksiyonu ile bütanalden 2-bromobütanal elde edilmiş ve yine bütanal, morfolin ile etkileştirilerek 1-morfolino-1-büten enamini sentezlenmiştir. 2-Bromobutanal ve 1-morfolino-1-büten uygun şartlarda etkileştirilerek 2,3-dietilsüksinaldehit elde edilmiştir. 2,3-Dietilsüksinaldehitin amonyum karbonat ile reaksiyonu sonucu 3,4-dietilpirol sentezlenmiştir.

  19. AHMET MİTHAT EFENDİ VE MADAM GÜLNAR

    OpenAIRE

    İsmail KARACA

    2013-01-01

    Ahmet Mithat Efendi, Madam Gülnar ile 1889 yılında Stockholm'de toplanan VIII. Milletlerarası Müsteşrikler Kongresi'nde tanışır ve dost olurlar. Tanışmalarından itibaren yaklaşık bir ayı birlikte geçiren ve Berlin, Paris gibi Avrupa'nın önemli bazı şehirlerini gezen Ahmet Mithat Efendi ve Madam Gülnar, doğu-batı medeniyeti, ilim-teknik, kadın-aile hayatı, din, felsefe, ahlak, kültür, edebiyat, güzel sanatlar gibi pek çok konuda sohbet ederler, fikir alışverişinde bulunurlar.Ahmet Mithat Efend...

  20. Propolis ve Hayvan Beslemede Kullanımı

    OpenAIRE

    Seven, Ismail; AKSU, Taylan; SEVEN, Pınar TATLI

    2014-01-01

    Propolis bal arıları tarafından çeşitli bitki kaynaklarından toplanmış reçinemsi materyalin genel adıdır. Propolisin tam olarak kompozisyonu kaynağına bağlı olarak değişir. Genellikle propolis % 50 reçine ve bitki balsamı, % 30 balmumu, % 10 esansiyel yağlar, % 5 polen ve % 5 diğer çeşitli maddelerden oluşur. Propolis, özellikle etonolik ektraktları, antioksidan, antibakteriyal, antifungal, antiviral ve hepatoprotektif etkileri ile geniş spektrumlu aktivite gösterir, bu yüzden günümüzde diyet...

  1. Mikroarray Teknolojisi ve Bitkilerde Uygulama Alanları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    M Şahin-Çevik

    2009-04-01

    Full Text Available Son zamanlarda moleküler biyoloji alanındaki gelişmeler organizmaların genomlarının DNA baz dizilerinin belirlenmesi projelerini hızlandırmış ve aralarında model bitki Arabidopsis thaliana ve ekonomik öneme sahip pirinç (Oryza sativa bitkilerinin de bulunduğu birçok organizmanın genomlarının DNA baz dizileri tamamlanmıştır. Veri tabanlarında yer alan ve sürekli artış gösteren bu DNA baz dizisi bilgilerinin fonksiyonel olarak genom düzeyinde analizleri için birtakım metotlara ihtiyaç duyulmaktadır. Mikroarray teknolojisi günümüzde bu amaçla en yaygın olarak kullanılan son derece etkili bir metottur. Bu teknoloji birçok organizmaya ait genom DNA baz dizilerinin tümünü veya bir kısmını içeren genlerin ekspresyon zamanlarını, miktarlarını ve profillerini belirlemek için kullanılmaktadır. Bitkilerde mikroarray teknolojisi abiyotik ve biyotik stresler, meyve olgunlaşması, sirkadian saati, fitokrom A sinyallemesi, tohum gelişmesi ve nitrat asimilasyonunda rol oynayan genlerin ekspresyon analizlerinde kullanılmaktadır.

  2. YENY BYR OTOMOBYL KAPI KOLU TASARIM VE YMALATI

    OpenAIRE

    AYKUT, Şeref

    2010-01-01

    Hyzla geli?en teknoloji, artan rekabet ortamy üretimde verimlili?i ve kaliteyi arttyrmayy zorunlu hale getirmekte, bu amaçla yeni yakla?ymlar ortaya konulmaktadyr. Bu çaly?mada farkly bir otomobil kapy kolunun ergonomik tasarymy, üretimi gerçekle?tirilmektedir. CAD yazylymy ile tasarlanan model CAM'e aktarylmakta ve SolidCAM yazylymyyla takym yollary olu?turularak simülasyonla do?rulama yapylmaktadyr. Abaqus ile 600 N de?erine kadar uygulanan yükler altynda gerilme analizi gerçekle?tirilmekte...

  3. Balık ve Balık Ürünlerinde Biyojen Aminler ve Önemi

    OpenAIRE

    Özbay Doğu, Sena; Sariçoban, Cemalettin

    2015-01-01

    ÖZET: Biyojen aminler, gıdalarda bulunan serbest amino asitlerin dekarboksilasyonu sonucunda oluşan bileşiklerdir. Histamin, kadaverin, putresin, tiramin, spermin ve spermidin gıdalarda sıklıkla bulunan biyojen aminlerdir. Özellikle balık ve balık ürünleri, biyojen aminlerin oluşumu açısından büyük önem taşımaktadır. Bu gibi ürünlerde biyojen aminler  mikrobiyal dekarboksilaz aktivite ile hızla oluşmaktadır. Yetersiz hijyen, kontaminasyon, hammaddenin mikrobiyal yükü ve sıcaklık gibi faktörle...

  4. Isparta ve Yöresinde Üretilen Dolaz (Tort Peynirinin Bazı Kimyasal ve Mikrobiyolojik Özellikleri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Bedia ŞİMŞEK

    2009-04-01

    Full Text Available Dolaz (tort peyniri, beyaz peynirlerin peynir altı sularının uzun süre kaynatılması ile yapılan Isparta yöresine ait geleneksel bir peynirdir. Arastırmamızda inek, koyun ve keçi Beyaz peynirlerinin peynir altı sularından yapılan dolaz peynirleri yöreden toplanarak kimyasal ve mikrobiyolojik analizleri gerçeklestirilmistir. Kimyasal olarak kurumadde, yag, titrasyon asitligi (% laktik asit, pH, yag/ kurumadde, toplam azot, suda çözünen azot, protein ve olgunlasma katsayısı saptanmıstır. Yapılan analiz sonuçlarına göre elde edilen ortalama degerler sırasıyla % 52.04±5.70, % 17.70±5.49, % 1.62±0.45, 4.58±0.31, % 34.52±10.78, % 2.38±0.36, % 0.26±0.14, 15.21±2.31 ve 10.95±5.06 olarak belirlenmistir. Mikrobiyolojik analiz sonuçlarına göre toplam aerobik mezofilik bakteri sayısı (TAMB, maya küf sayısı, psikrofilik bakteri sayısı ve Enterobacteriaceae ortalama olarak sırasıyla 5.41±1.14, 4.13±1.26, 3.24±1.19 ve 1.50±0.68 log kob/g olarak saptanmıstır. Koliform ve Staphylococcus aureus sayıları tüm örneklerde <10 1 log kob/g olarak sayılmıstır. KF Streptococcal agar da sayılan enterekoklar ortalama 3.25±1.80 log kob/g, MRS agarda sayılan laktobasiller ortalama sayıları 5.06±0.79 log kob/g, ve M17 agarda sayılan laktokoklar ise ortalama 5.12±0.93 log kob/g olarak bulunmustur.

  5. GloVe C++ v. 1.0

    Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

    2015-12-02

    This code implements the GloVe algorithm for learning word vectors from a text corpus. It uses a modern C++ approach. This algorithm is described in the open literature in the referenced paper by Pennington, Jeffrey, Richard Socher, and Christopher D. Manning.

  6. Le CERN, chance ou risque pour Genève

    CERN Document Server

    Maiani, Luciano; Wenninger, Horst; CERN. Geneva

    1998-01-01

    Le CERN, Chance ou Risque pour Gen?ve? D?bat public contradictoire organis? avec le soutien de la Tribune de Gen?ve Lieu: Salle II, CICG,15 Rue de Varemb?. Date: Lundi 19 octobre 1998, 20h00 D?roulement de la soir?e: 1. Ouverture M. Ren? KÏchlin, Pr?sident du Grand Conseil M. Luciano Maiani, Directeur g?n?ral d?sign? du CERN 2. Introduction: Un regard critique sur le CERN (? d?signer) Le projet LHC (Manfred Buhler Broglin CERN) 3. D?bat th?matique men? par le mod?rateur (Marco Cattaneo, r?dacteur en chef de la Tribune de Gen?ve) entre trois representants de lÕopinion publique (Ren? Longet, d?put? socialiste; Yves de Pr?ville, physicien; Jacques Mirenowicz, chercheur) et trois repr?sentants du Cern (Horst Wenninger, Directeur de la Recherche/Technique, CERN; Manfred Buhler Broglin, Administra-teur du projet LHC, CERN; Maurice Bourquin, Professeur de Physique ? l'Universit? de Gen?ve et D?l?gu? de la Suisse au Conseil du CERN). Les th?mes abord?s seront: Ð A quoi sert le CERN? Ð Quel est lÕimpact ?conomiqu...

  7. Scientific ethics and plagiarism Bilimsel etik ve intihal

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazan Özenç Uçak

    2008-06-01

    Full Text Available This article studies scholarly communication, ethics and unethical behaviors, especially plagiarism. It defines genres of unethical behaviors, their reasons, influence of internet and ways of prevention. It introduces software programs for prevention of plagiarism. Finally the importance of education and the role of librarians are underlined. Bu makalede bilimsel iletişim ve etik konuları ele alınmakta ve bilimsel alanda görülen etik dışı davranışlar incelenmektedir. Özellikle intihal konusu üzerinde durularak, intihalin ne olduğu, türleri, yapılış nedenleri, internetin intihal üzerine etkisi ve önlenmesi konusunda yapılabilecekler irdelenmektedir. İntihalin önlenmesinde kullanılan yazılımlar tanıtılmaktadır. Sonuç olarak eğitimin önemi ve kütüphanecinin rolü üzerinde durulmaktadır.

  8. Verifying SeVeCom Using Set-based Abstraction

    DEFF Research Database (Denmark)

    Mödersheim, Sebastian Alexander; Modesti, Paolo

    We formally analyze the Secure Vehicle Communication system developed by the EU-project SeVeCom, using the AIF framework which is based on a novel set-abstraction technique. The model involves the hardware security modules (HSMs) of a number of cars, a certification authority, and the protocols...

  9. The Determination Study for VE in Raspberry Fruit by HPLC%HPLC 法测定覆盆子中 VE 含量的研究

    Institute of Scientific and Technical Information of China (English)

    孙金旭

    2012-01-01

      This paper analyzes the problems in determination study of VE content in raspberry fruit by HPLC. The study indicates that the suitable determination wavelength is 295 nm and the maximum standard deviation by using this way to determinate the content of VE is 5.53 %. VE content displays an excellent linear relationship with the peak area; the standard curve equation is Y = 6 587.35 x, with a correlation coefficient of 0.999 2. The spike recovery for VE is 96.55 % to 98.43 %. The method is feasible and accurate for determining VE content in raspberry fruit. The content of VE in raspberry fruit is 0.093 5 mg/g.%  建立了 HPLC 测定覆盆子浆果中 VE 含量方法,确定测定波长为295 nm,最大标准偏差5.53%,峰面积与 VE 标准品线性关系良好,标准方程 Y =6587.35 x,相关系数0.9992,加标回收率在96.55%~98.43%之间,此方法用于测定覆盆子浆果 VE 含量准确、可行,经测定覆盆子浆果中 VE 含量为0.0935 mg/g.

  10. Pragmatist ve post-Marksist demokratik siyaset anlayışları: Rorty ve Laclau-Mouffe örneği

    OpenAIRE

    KUNDAKÇI, Deniz

    2014-01-01

    Bu tez çalışmasının başlıca hedefi, Rorty ile Laclau ve Mouffe özelinde pragmatizm ve post-Marksizm gibi iki farklı yaklaşımın çağdaş felsefi sorun ve politik tartışmalar etrafında mukayese edilmesi ve mevcut ilişkilerinin ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda tezin birinci bölümünde öncelikle Charles Peirce, William James ve John Dewey gibi pragmatist kuramın kurucularının fikirleri hakkında genel bir manzara çizilmektedir. Bu doğrultuda pragmatizmin felsefesi ve onun demokra...

  11. UZMAN VERİ-TABANI SİSTEMLERİ VE ÖNERİLER

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    TALAT FIRLAR

    2003-04-01

    Full Text Available Bu çalışmada uzman sistemler, ilişkisel veri­tabanı sistemleri ve nesneye -dayalı veri-tabanı sistemleri çalışıldı. Dinamik tip, Ad-hoc sorguları ve bildirimselJik , nesneye-dayalı sistemlerde ve uzma n sistemJerde tartışıldı. Prolog ve SQL arasında bir front end tanı mlamak için Arity Prolog ve SQL paketi kullanıldı. Bu proje yeni öneriler belirler.

  12. Ispartada meme kanserli hastalarda BRCA1 ve BRCA2 ekspresyonu

    OpenAIRE

    Çandır, Özden; Karahan, Nermin; Bülbül, Mahmut; Kılınç, Fahriye; Başpınar, Şirin

    2009-01-01

    SüleymanDemirel Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ: 2005 Haziran; 12(2) Ispartada meme kanserli hastalarda BRCA1 ve BRCA2 ekspresyonu Özden Çandır, Nermin Karahan, Mahmut Bülbül, Fahriye Kılınç, Şirin Başpınar, Özet Amaç: BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonlar, kalıtımsal meme kanserlerinde predispozan faktördür. Sporadik meme kanserlerinde de BRCA proteini ekpresyonunda kayıp olduğu görülmektedir. Bu çalışmada amacımız, Isparta'da meme kanserleri...

  13. Raltegravir in treatment naïve patients

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cossarini F

    2009-11-01

    Full Text Available Abstract Raltegravir is the first integrase inhibitor approved for the treatment of HIV infection based on the superior efficacy it showed compared to optimized backbone therapy alone in patients harboring multidrug resistant viruses. Studies on naïve patients showed comparable efficacy of raltegravir and efavirenz and just recently the US Food and Drug Administration (FDA approved raltegravir for the use in naïve patients based on the favorable results of the international double-blind phase III STARTMRK trial. Additional interesting findings were the faster, and not yet explained, decay of HIV-1 RNA and the higher CD4+ cells increase in the raltegravir group as compared to the efavirenz group. Raltegravir is generally well tolerated and adverse events were generally similar in raltegravir and comparator arms throughout all studies. When compared to efavirenz, patients on raltegravir showed less incidence of central nervous system-related adverse events. In studies on experienced patients higher incidence of cancers was found in the raltegravir arm: a relationship with the drug was, however not confirmed in a recent review considering all raltegravir studies. Raltegravir also showed a safe lipid profile expecially in naïve patients, finding that renders the drug attractive for patients with other cardiovascular risk factors. All this characteristics in association with its specific mechanism of action, make raltegravir an interesting drug for naïve patients and a large use in this type of patients is predictable. Only time and experience, however, will tell us whether raltegravir will maintain its promises in the long run.

  14. Grounding Naïve Physics and Optics in Perception

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ivana Bianchi

    2014-12-01

    Full Text Available Many adults hold mistaken beliefs concerning the behavior of mechanical motion and reflections. In the field of psychology this has been investigated in the areas of naïve physics and naïve optics. The interesting question regards where these false beliefs come from. Particularly thought-provoking is the case of errors which are at odds not only with (presumably or even actually known physical/optical concepts, but also with what people would actually perceive. Some errors are in fact consistent with what people see in ecological conditions while others apparently are not. This has led to the former being referred to as perceptual errors and the latter as conceptual errors (Lawson and Bertamini 2006. We propose that many of these ‘conceptual errors’ are generalizations of what can be actually perceived under some conditions that are then incorrectly applied under others. In this sense, they can be thought of as a second way in which perception shapes naïve beliefs.

  15. Diş hekimliğinde estetik ve renk

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erkut Kahramanoğlu

    2012-01-01

    Full Text Available

    Color science and art should be understood to overcome the difficulties related to the color selection at aesthetic restorative dentistry. Closely matching natural teeth with an artificial restoration can be one of the most challenging procedures in restorative dentistry. Concerning dental ceramic techniques, the principles of light and color is important for the preparation of restorations compatible with the natural color of teeth. Color determination in dentistry can be divided 2 categories: visual and instrumental. Determination of tooth color by visual means is considered highly subjective. Computer aided systems give more objective results than subjective visual examination. For that reason, both visual and instrumental shade matching systems should be used together. This article reviews the scientific principles of color and the factors involved in shade selection for prosthetic teeth.

    Keywords: Color, color selection systems, esthetic, color selection.

     

    ÖZET

    Estetik restoratif diş hekimliğinde renk seçimi ile ilgili zorlukların üstesinden gelebilmek için, renk bilimi ve sanatını anlamak gerekir. Restoratif diş hekimliğinin en zor prosedürlerinden biri doğal dişlere uyumlu bir restorasyonun yapılmasıdır. Diş hekimliği seramiğini ilgilendiren tekniklerin, ışık ve renk prensiplerinin bilinmesi doğal dişlerle uyumlu renkte restorasyonlar hazırlanabilmesi için önemlidir. Diş hekimliğinde renk belirlenmesi; görsel ve bilgisayar destekli cihazlar yardımı ile olmak üzere iki kategoriye ayrılabilir. Diş renginin göz ile değerlendirilmesi oldukça sübjektiftir. Bilgisayar destekli cihazların kullanımı sübjektif olan görsel değerlendirmeye kıyasla daha objektif sonuçlar ortaya koymaktadır. Görsel ve bilgisayar destekli sistemlerin kombine olarak kullanımı önerilmektedir.  Bu makale, rengin bilimsel esaslarını ve

  16. J�ABİRENT ROBOTU TASARIMI VE UYGULAMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    ALİ ÇETİNER

    2003-12-01

    Full Text Available Robotlar, gerek otomasyon sistemlerinde gerekse de günlülk yaşantımızın çeşitli alanlarında güıı geçtikçe daha geniş bir şekilde kullanı lmaktadır. Ço k farklı alanlard� çeşitli işleınıeri gerçekleştirmek için kulJanılan robotlarda kontrol işlemi, mikroişlemciler veya nıikrodenetleyiciler ile gerçekleştir ilmektedir. Robot uygu lamal:arında, mikroişlemci ile birlikte çevre biriml erini içermesi nedeni ile nukrodenetl ey icilerin kullanıını tercih edilmektedir. Bu çalışınada, miikrodenetleyici kontrollü yürüyen bir robotun tasarıımı ile ilgili detaylar verilmekte ve tasarlanan robotun gerçekleşmesi ile ilgili açıklan1alar ve rilrı:ıcktedir. • Iki step motor kullanılarak oluşturulan iki tekerlekli robot, PIC16F84 mikro denetleyicisi kullanılarak kontrol edi int ektedi r. Tasarlanan ve gerçekleşti rilen sistemde 3 temel devre bulunmaktadır. PIC16F84 kullanılarak oluşturulan kontrol devresi, :algılayıcı devresi ve PIC16F84 temelli step motor sürücü devresi. Uygulanıası yapılan robotta, yansıtıcı yüzeylere duyarlı algılayıc ılardan gelen bilgiler doğrultusunda robot yönünü ve hareketini belirlenıektcdir. Algıla yıcılardan gelen bilgiler, kontrol devre sindeki PIC16F84 mikrodenetleyici s i tarafından yorumlanmakta ve PIC16F84'de bulunan progran:ı yardımı ile step motorlar sürülerck motorun hareketi sa ğlanma ktadı r. Hareket edebilme kabiliyeti kazanan robot, labirentin duvarlarındaki yansıtıcı yüzeyleri dikkate alarak yönünü tayin edebilmekte ve robotun labirent içindeki h areket leri , kontrol devresindeki PIC16F84'e yüklenen programa göre gerçekleştirilmektedir.

  17. MONSOONS MUDE AND GOLD MUSONLAR GEMİ VE ALTIN

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Paul LUNDE

    2009-12-01

    Full Text Available The “global economy” of the Middle Ages was created by linking the Indian Ocean trading networks with those of the Mediterranean Sea and its African and European hinterlands. These products, together with ceramics, textiles and sugar provided from Egypt and Syria, reached European markets almost exclusively through the Italian maritime republics of Amalfi, Pisa, Genoa and Venice. Especially the direction of the monsoon winds in the Indian Ocean and the course of the Venice trade ships were at the same direction. Thereby, Venice trade ships set out toward the end of August and made their way slowly through the Adriatic and the Aegean to Cyprus and Alexandria, timing their arrival there to coincide with the availability of monsoon-borne and by this way the products which are ned carried through Europe. İt is important to emphasize this subject that North Europe economy depends on this Monsoons where they became at Indian Ocean. As a maritime republic dedicated itself to the international trade, Venice was an anomaly in a feudal Europe that measured wealth by land, not money. Therefor this idea were encouraging their believing about ending the monopoly of the Muslim trade at the Indian Ocean. Ortaçağın global ekonomisini Hint Okyanusu ticaret hattı ile Akdeniz, Afrika ve Avrupa Hinterlantları arasındaki ticaret bağlantısı teşkil ediyordu. Avrupa ekonomisindeki gelişmelere paralel olarak Batı dünyasının gereksinim duyduğu ve Mısır ile Suriye’den tedarik edilen şeker, tekstil, seramik gibi ürünler Amalfi, Pisa, Ceneviz ve Venedik gibi İtalyan Cumhuriyetleri aracılığıyla Avrupa pazarlarına taşınmaktaydı. Özellikle Hint Okyanusu üzerindeki muson rüzgârlarının yönleriyle Venedik ticaret gemilerinin rotaları aynı doğrultudaydı. Bu suretle Ağustos ayının sonuna doğru İtalya’dan ayrılan gemiler, Adriyatik, Ege ve Kıbrıs rotasından İskenderiye’ye ulaştığı esnada musonlarla kar

  18. Ectopic expression of a Ve homolog VvVe gene from Vitis vinifera enhances defense response to Verticillium dahliae infection in tobacco.

    Science.gov (United States)

    Tang, Juan; Lin, Jing; Yang, Yuwen; Chen, Tianzi; Ling, Xitie; Zhang, Baolong; Chang, Youhong

    2016-01-15

    Verticillium wilt is a soil borne disease that can cause devastating losses to the production of many economically important crops. A Ve1 homologous gene responding to Verticillium dahliae infection was identified in Vitis vinifera cv. "HeiFeng" by semi-quantitative reverse transcription polymerase chain reaction and was designated as VvVe. The overexpression of VvVe in transgenic Nicotiana benthamiana plants significantly enhanced the resistance to isolate V991 of V. dahliae when compared with the wild type plants. The expressions of defense-related genes including the salicylic acid regulated gene pathogen-related 1 (PR1) but not PR2, the ethylene- and jasmonic acid-regulated genes ethylene response factor 1 (ERF1) and lipoxygenase (LOX) were significantly increased due to over expression of VvVe. And greater accumulation of active oxygen, callose and phenylalanine-ammonia lyase were observed in the leaves of transgenic VvVe tobacco plants than the wild type when under infection by V. dahliae. Moreover, the hypersensitive response mimicking cell death was exclusively occurred in the transgenic VvVe tobacco plants but not in the wild type. Taken together, the VvVe gene is a Ve1 like gene which involves in the signal cascade of salicylic acid, jasmonate, and ethylene defense pathways and enhances defense response to V. dahliae infection in the transgenic tobacco.

  19. Olgunlaşma Döneminin Kinoa (Chenopodium quinoa Willd.)’da Ot Verimi ve Kalitesi ile Gaz ve Metan Üretimine Etkisi

    OpenAIRE

    KAPLAN, Mahmut; ÜKE, Özlem; KALE, Hasan; KAMALAK, Adem

    2016-01-01

    Çalışmanın amacı farklı olgunlaşma dönemlerinde (çiçeklenme öncesi, tam çiçeklenme ve tohum bağlama) hasat edilen kinoa bitkisinin (Chenopodium quinoa Willd.) yeşil ve kuru ot verimi, besleme değeri, in vitro gaz ve metan üretimi, metabolik enerji (ME) ve organik madde sindirim derecesine (OMS) etkisini belirlemektir. Kinoa bitkisinin olgunlaşması araştırmada incelenen tüm parametreleri etkilemiştir (P≤0.01). Çalışma sonuçlarına göre olgunlaşma döneminin ilerlemesiyle yeşil ve kuru ot verimle...

  20. Orman Yangınları ve Orman Amenajman Planları

    OpenAIRE

    BAYSAL, İsmail; BİLGİLİ, Ertuğrul; BAŞKENT, Emin Zeki

    2016-01-01

    Bu çalışma orman yangınlarının orman amenajmanı planlamalarına entegrasyonunu temel düzeyde ele almaktadır. Orman ekosistemleri sürekli bir değişim ve gelişim içindedir. Yangın, böcek ve fırtına gibi doğal afetler ile planlı ve plansız insan müdahaleleri, orman ekosistemlerinde meydana gelen bu değişimin ve gelişimin en önemli belirleyici unsurlarıdır. Nerede, ne zaman çıkacağı ve ne kadar bir alanda etkili olacağı bilinemeyen orman yangınları, planlamalardaki en önemli risk ve belirsizlik ka...

  1. Arctic Boreal Vulnerability Experiment (ABoVE) Science Cloud

    Science.gov (United States)

    Duffy, D.; Schnase, J. L.; McInerney, M.; Webster, W. P.; Sinno, S.; Thompson, J. H.; Griffith, P. C.; Hoy, E.; Carroll, M.

    2014-12-01

    The effects of climate change are being revealed at alarming rates in the Arctic and Boreal regions of the planet. NASA's Terrestrial Ecology Program has launched a major field campaign to study these effects over the next 5 to 8 years. The Arctic Boreal Vulnerability Experiment (ABoVE) will challenge scientists to take measurements in the field, study remote observations, and even run models to better understand the impacts of a rapidly changing climate for areas of Alaska and western Canada. The NASA Center for Climate Simulation (NCCS) at the Goddard Space Flight Center (GSFC) has partnered with the Terrestrial Ecology Program to create a science cloud designed for this field campaign - the ABoVE Science Cloud. The cloud combines traditional high performance computing with emerging technologies to create an environment specifically designed for large-scale climate analytics. The ABoVE Science Cloud utilizes (1) virtualized high-speed InfiniBand networks, (2) a combination of high-performance file systems and object storage, and (3) virtual system environments tailored for data intensive, science applications. At the center of the architecture is a large object storage environment, much like a traditional high-performance file system, that supports data proximal processing using technologies like MapReduce on a Hadoop Distributed File System (HDFS). Surrounding the storage is a cloud of high performance compute resources with many processing cores and large memory coupled to the storage through an InfiniBand network. Virtual systems can be tailored to a specific scientist and provisioned on the compute resources with extremely high-speed network connectivity to the storage and to other virtual systems. In this talk, we will present the architectural components of the science cloud and examples of how it is being used to meet the needs of the ABoVE campaign. In our experience, the science cloud approach significantly lowers the barriers and risks to organizations

  2. Verifying SeVeCom Using Set-based Abstraction

    DEFF Research Database (Denmark)

    Mödersheim, Sebastian Alexander; Modesti, Paolo

    2011-01-01

    We formally analyze the Secure Vehicle Communication system developed by the EU-project SeVeCom, using the AIF framework which is based on a novel set-abstraction technique. The model involves the hardware security modules (HSMs) of a number of cars, a certication authority, and the protocols...... approaches in protocol abstraction, can handle databases that do not monotonically grow (and thus allow for revocation of keys). We report on two new attacks found and verify that under some reasonable assumptions, the system is secure in a black-box cryptography model....

  3. Üniversite Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezleri’nin Rol ve İşlevleri: Gelişmeler ve Sınırlılıklar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cem Ali Gizir

    2010-11-01

    Full Text Available Son yıllardaki hızlı sosyal, kültürel, ekonomik ve politik değişimlere bağlı olaraküniversite Psikolojik Danışma ve Rehberlik (PDR merkezlerinin rol ve işlevlerinde deönemli değişiklikler meydana gelmektedir. Dolayısıyla, geçmişten günümüze akademik vekariyer gelişimi konusundaki geleneksel temel rollerinin yanı sıra son yıllardaki üniversiteöğrencilerinin kişisel ve sosyal problemlerindeki değişiklikler ve artışlara bağlı olaraküniversite PDR merkezlerinin rol ve işlevlerinin yeniden değerlendirilmesi önem arzetmektedir. Bu bilgiler ışığında, özellikle Türkiye’deki üniversite PDR merkezlerinin rol veişlevlerinin etkinleştirilmesinde yarar sağlayacağı düşünülen bu derleme çalışmasınınamacı, tarihsel gelişim süreciyle birlikte ortaya çıkan ortak temalar doğrultusunda,günümüz üniversite PDR merkezlerinin rol ve işlevlerine yönelik son gelişmeler üzerine birdeğerlendirme yapmak ve Uluslararası Psikolojik Danışma Hizmetleri Derneğinin (IACSakreditasyon standartları temelinde varolan sınırlılıklar ile çözüm önerilerini ortaya koymaktır.

  4. Almanya'da Türk Argosu ve Rap

    OpenAIRE

    GENÇ, Safiye

    2015-01-01

    Almanya’daki göçmen gençlerin kullanımında yaygın olan Türk Argosunun ortaya çıkışı ve bu gençler için neyi temsil ettiği bu çalışmanın ana konusudur. Türk Argosunun en çok kullanıldığı alan ise Rap müziğidir. Rap müziği 80’li yılların ortalarından itibaren Almanya’da yaşayan göçmen gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri bir müzik türü haline gelmiştir. Türk Argosu ve Rap müziği bağlantısı bu kapsamda ele alınacaktır.Anahtar Sözcükler: Türk argosu, Türk göçmenler, Hiphop kültürü, Rap müzi...

  5. Université de Genève

    CERN Multimedia

    2008-01-01

    Ecole de physique - Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, quai Ernest-Ansermet - 1211 GENÈVE 4 Tél: (022) 379 62 73 - Fax: (022) 379 69 92 Lundi 1er décembre 2008 PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17.00 hrs – Stückelberg Auditorium Superconducting Interfaces between Insulating Oxide Prof. Jean-Marc TRISCONE / Université de Genève At interfaces between complex oxides, electronic systems with unusual properties can be generated. A striking example is the interface between LaAlO3 and SrTiO3, two good insulating perovskite oxides, which was found in 2004 to be conducting with a high mobility. We recently discovered that the ground state of this system is a superconducting condensate, with a critical temperature of about 200 mK. The characteristics observed for the superconducting transitions are consistent with a two-dimensional superconducting sheet as thin as a few nanometers. Recent field effect experiments revealed the sensitivity of the normal and superconducting states to the carrier ...

  6. Université de Genève

    CERN Multimedia

    2008-01-01

    Ecole de physique - Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, quai Ernest-Ansermet 1211 GENÈVE 4 Tél: (022) 379 62 73 - Fax: (022) 379 69 92 Lundi 1er décembre 2008 PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17.00 hrs – Stückelberg Auditorium Superconducting Interfaces between Insulating Oxide Prof. Jean-Marc TRISCONE / Université de Genève At interfaces between complex oxides, electronic systems with unusual properties can be generated. A striking example is the interface between LaAlO3 and SrTiO3, two good insulating perovskite oxides, which was found in 2004 to be conducting with a high mobility. We recently discovered that the ground state of this system is a superconducting condensate, with a critical temperature of about 200 mK. The characteristics observed for the superconducting transitions are consistent with a two-dimensional superconducting sheet as thin as a few nanometers. Recent field effect experiments revealed the sensitivity of the normal and superconducting states to the carrier d...

  7. SOYA VE ÜRÜNLERİNDE FENOLİK BİLEŞİKLER VE BESLENMEYİ KISITLAYICI FAKTÖRLER

    OpenAIRE

    2001-01-01

    Protein bakımından zengin bir ürün olan soya fasulyesinin kullanım alanları hızla artmaktadır. Soya ve soya proteini ürünlerinin teknolojik açıdan çok iyi özellikleri olmasına rağmen, bazı istenmeyen renk ve koku karakteristikleri ile yapılarında bulunan beslenmeyi kısıtlayıcı faktörler kullanımını sınırlandırmaktadır. Bu derlemede, soya fasulyesi ve ürünlerindeki fenolik bileşikler ile beslenmeyi kısıtlayıcı faktörler ve bunların giderilmesi konusu üzerinde durulmuştur....

  8. SCHIFF BAZI VE MAKROSİKLİK HALKA İÇEREN, POLİMER-METAL KOMPLEKSLERİNİN HAZIRLANMASI VE YAPILARININ AYDINLATILMASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    SEDA TIĞLI

    2005-01-01

    Full Text Available Bu çalışmada, polimerik-ınetal kompleksleri hazırlamaya elverişli bifonksiyonel ligandlar sentezlendi.Bu ligandların Ni(In Co(D polimerik kompleksleri hazırlandı. Ligand ve polimerik kompleksierin yapıları FT-IR, 1H-NMR, 13C-NMR ve Kütle spektroskopisi gibi spekstroskopik yöntemlerle avdtnlatıldı.

  9. Mutational analysis of the Ve1 immune receptor that mediates Verticillium resistance in tomato

    NARCIS (Netherlands)

    Zhang, Z.; Song, Y.; Liu, Chun-Ming; Thomma, B.P.H.J.

    2014-01-01

    Pathogenic Verticillium species are economically important plant pathogens that cause vascular wilt diseases in hundreds of plant species. The Ve1 gene of tomato confers resistance against race 1 strains of Verticillium dahliae and V. albo-atrum. Ve1 encodes an extracellular leucine-rich repeat (eLR

  10. VE-cadherin interacts with cell polarity protein Pals1 to regulate vascular lumen formation.

    Science.gov (United States)

    Brinkmann, Benjamin F; Steinbacher, Tim; Hartmann, Christian; Kummer, Daniel; Pajonczyk, Denise; Mirzapourshafiyi, Fatemeh; Nakayama, Masanori; Weide, Thomas; Gerke, Volker; Ebnet, Klaus

    2016-09-15

    Blood vessel tubulogenesis requires the formation of stable cell-to-cell contacts and the establishment of apicobasal polarity of vascular endothelial cells. Cell polarity is regulated by highly conserved cell polarity protein complexes such as the Par3-aPKC-Par6 complex and the CRB3-Pals1-PATJ complex, which are expressed by many different cell types and regulate various aspects of cell polarity. Here we describe a functional interaction of VE-cadherin with the cell polarity protein Pals1. Pals1 directly interacts with VE-cadherin through a membrane-proximal motif in the cytoplasmic domain of VE-cadherin. VE-cadherin clusters Pals1 at cell-cell junctions. Mutating the Pals1-binding motif in VE-cadherin abrogates the ability of VE-cadherin to regulate apicobasal polarity and vascular lumen formation. In a similar way, deletion of the Par3-binding motif at the C-terminus of VE-cadherin impairs apicobasal polarity and vascular lumen formation. Our findings indicate that the biological activity of VE-cadherin in regulating endothelial polarity and vascular lumen formation is mediated through its interaction with the two cell polarity proteins Pals1 and Par3.

  11. Algılama ve Eğitim

    OpenAIRE

    ÜLGEN, GÜLTEN

    1983-01-01

    Hangi düzeyde öğretim yapılırsa yapılsın, konu ne olursa olsun ister genel bilgi, isterse bir disiplinle ilgili mesleğe hazırlayıcı nitelikte olsun eğitimcilerin ortak bir hedefi vardır: O da öğrencinin kendi gelişme kapasitesini etkili bir şekilde kullanabilmesidir. Bireyin gelişmesini sağlayan üç önemli kapasitesi vardır: (1) Algılama, (2) Hissetme ve (3) Yapma kapasiteleri. Bu üç kapasite bireyin çevresiyle etkileşim sürecinde biribirini de etkileyerek onun tüm gelişimini sağlar. O halde b...

  12. Festival du rire de Genève

    CERN Multimedia

    Staff Association

    2015-01-01

    Connaissez-vous le Festival du rire de Genève ? La deuxième édition aura lieu du 25 au 28 mars 2015 au Casino-Théâtre à Carouge. Côté programmation, Marc Donnet-Monay ouvre les festivités avant trois autres soirées de folie et d’humour que nous vous laissons le soin de découvrir dans le programme : http://www.rire-geneve.ch/#programme. Réduction de 30% sur l’achat de places pour les membres du personnel du CERN. Pour cela, il suffit de se rendre sur la billetterie en ligne de notre site : www.rire-geneve.ch et d’utiliser le code promotionnel. Contacter le secrétariat de l’Association du personnel (Staff.Association@cern.ch) pour connaitre ce code promotionnel.

  13. Institutional Repository saber.ula.ve: A testimonial perspective

    CERN Document Server

    Briceno, Y; Nunez, L A; Salager-Meyer, F; Rojas, A; Torrens, R

    2009-01-01

    In this paper, we describe our decade-long experience of building and operating one of the most active Institutional Repository in the world: www.saber.ula.ve (University of the Andes, Merida-Venezuela). In order to share our experience with other institutions, we firstly explain the steps we followed to preserve and disseminate the scientific production of the University of Los Andes' researchers. We then present some recent quantitative results about our repository activities and we outline some methodological guidelines that could be applied in order to replicate similar experiences. These guidelines list the ingredients or building blocks as well as the processes followed for developing and maintaining the services of an Institutional Repository. These include technological infrastructure; institutional policies on preservation, publication and dissemination of knowledge; recommendations on incentives for open access publication; the process of selection, testing and adaptation of technological tools; th...

  14. Université de Genève

    CERN Multimedia

    2008-01-01

    Ecole de physique - Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, quai Ernest-Ansermet 1211 GENÈVE 4 Tél: (022) 379 62 73 - Fax: (022) 379 69 92 Wednesday 19 November 2008 PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17.00 hrs – Stückelberg Auditorium The Sudbury Neutrino Observatory: Early searches for new physics at the CMS experiment Dr Filip Moortgat, ETH Zurich The CMS experiment at the LHC will provide unprecedented opportunities to discover new forms of matter and energy. This talk will first introduce the CMS experiment, its physics potential and general analysis strategy. It is followed by examples of possible searches for new phenomena in CMS, including Higgs, SUSY, and other exotic particles, with early LHC data. Information: http://dpnc.unige.ch/seminaire/annonce.html Organizer : J.-S. Graulich

  15. Social Dynamism and Sports / Toplumsal Dinamizm ve Spor

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet Gökhan YAZICI

    2014-03-01

    Full Text Available Society is a living organism. It involves some dynamics on the basis of individual, group and society. Sports are one of the fundamental segments of social dynamism. Sports have a very important role in raising a healthy generation, in supporting social development, in the assurance of social justice, and in the establishment of a clean environment. Some factors that threaten the future of sports: a Doping b Rigged game c Violence The future of sports depends on the clearance of these handicaps. This is not impossible; however, it requires a rigid international collaboration and a constant campaign. Toplum yaşayan bir örgenliktir. Fert, grup ve toplum bazında bazı dinamiklere sahiptir. Toplumsal dinamiğin en temel sektörlerinden birisi de spordur. Spor sağlıklı bir neslin yetiştirilmesinde, toplumsal kalkınmanın desteklenmesinde, sosyal adaletin temininde, temiz bir çevrenin tesisinde çok önemli bir role sahiptir. Sporun geleceğini tehdit eden bazı faktörler bulunmaktadır. Bunlar; a. Doping b. Şike c. Şiddettir. Sporun geleceği bu handikaplardan kendisini temizlemesine bağlıdır. Bu imkânsız değildir. Fakat bu toleranssız, uluslararası işbirliği ve sürekli bir mücadeleyi gerektirmektedir.

  16. Protein Oksidasyonun Biyokimyasal ve Moleküler mekanizması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ender Buyukguzel

    2013-06-01

    Full Text Available Serbest amino asitler ve proteinlerdeki amino asit kökleri çeşitli reaktif oksijen ve azot türleri (ROT, RAT ve metal iyonlarının okside edici etkilerine karşı oldukça hassastırlar. ROT üretimi çevresel faktörlerin etkisi ile olduğu kadar hücresel metabolik aktiviteler sonucunda da gerçekleşir. ROT’lar karbohidrat, nükleik asit, lipid ve proteinler gibi hücrenin temel makromolekülleri ile etkileşebilir. Proteinler canlı organizmalarda yapısal ve işlevsel olarak önemli rolleri üstlenmiş biyomoleküller olduğundan bu makalede protein ve serbest amino asitlerin ROT aracılığı ile oksidasyonu üzerinde durulmuştur. Proteinlerin oksidasyonu sonucu aromatik grupların ve alifatik amino asit yan zincirlerinin hidroksilasyonu, aromatik amino asit köklerinin ve sülfidril gruplarının nitrolanması, metiyoninin sülfoksitlenmesi, aromatik ve primer amin gruplarının klorlanması ve bazı amino asit köklerinin karbonil türevlerine dönüşümü gerçekleşir. Oksidasyon aynı zamanda çapraz bağlı proteinlerin oluşumu ve polipeptit zincirinin kırılmasına da neden olarak sonuçta bazı radikallerin en önemlisi alkoksil radikallerinin oluşumunu sağlar. Ayrıca proteinlerin fonksiyonel grupları 2-alkenal, 4-hidroksi-2-alkenal, and ketoaldehid gibi çoklu doymamış yağ asitlerinin oksidasyon ürünleri ve bazı karbohidrat türevleri (karbohidrat eklenmesi veya karbohidratların oksidasyon ürünleri ile reaksiyona girerek inaktif türev bileşikleri oluştururlar. Diğer taraftan yaşlanma ve oksidatif hasara uğramış protein lipid ve nükleik asitlerin birikmesi arasında bir ilişki bulunmaktadır. Oksidatif olarak modifiye olmuş proteinlerin miktarında yaşın ilerlemesi ile birlikte artış olduğu ve protein oksidasyonunu azaltan faktörlerin aynı zamanda canlıların yaşam süresini uzattığı bilinmektedir. Ayrıca omurgalılarda diyabet, aterosklerosis, nörodejeneratif hastalıklar, kalp ve

  17. Alternative Routes to Induce Naïve Pluripotency in Human Embryonic Stem Cells.

    Science.gov (United States)

    Duggal, Galbha; Warrier, Sharat; Ghimire, Sabitri; Broekaert, Dorien; Van der Jeught, Margot; Lierman, Sylvie; Deroo, Tom; Peelman, Luc; Van Soom, Ann; Cornelissen, Ria; Menten, Björn; Mestdagh, Pieter; Vandesompele, Jo; Roost, Matthias; Slieker, Roderick C; Heijmans, Bastiaan T; Deforce, Dieter; De Sutter, Petra; De Sousa Lopes, Susana Chuva; Heindryckx, Björn

    2015-09-01

    Human embryonic stem cells (hESCs) closely resemble mouse epiblast stem cells exhibiting primed pluripotency unlike mouse ESCs (mESCs), which acquire a naïve pluripotent state. Efforts have been made to trigger naïve pluripotency in hESCs for subsequent unbiased lineage-specific differentiation, a common conundrum faced by primed pluripotent hESCs due to heterogeneity in gene expression existing within and between hESC lines. This required either ectopic expression of naïve genes such as NANOG and KLF2 or inclusion of multiple pluripotency-associated factors. We report here a novel combination of small molecules and growth factors in culture medium (2i/LIF/basic fibroblast growth factor + Ascorbic Acid + Forskolin) facilitating rapid induction of transgene-free naïve pluripotency in hESCs, as well as in mESCs, which has not been shown earlier. The converted naïve hESCs survived long-term single-cell passaging, maintained a normal karyotype, upregulated naïve pluripotency genes, and exhibited dependence on signaling pathways similar to naïve mESCs. Moreover, they undergo global DNA demethylation and show a distinctive long noncoding RNA profile. We propose that in our medium, the FGF signaling pathway via PI3K/AKT/mTORC induced the conversion of primed hESCs toward naïve pluripotency. Collectively, we demonstrate an alternate route to capture naïve pluripotency in hESCs that is fast, reproducible, supports naïve mESC derivation, and allows efficient differentiation.

  18. Üstün Zekâlı ve Yetenekli Öğrencilerin Okuma İlgisi, Tutumu ve Eleştirel Okuma Becerileri

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Üzeyir Ogurlu

    2014-08-01

    Full Text Available Genel olarak üstün zekâlı ve yetenekli çocukların akranlarına göre okumaya erken başladıkları ve okumaya karşı ilgilerinin de yüksek olduğu belirtilmektedir. Eleştirel okuma becerisi, okuma alışkanlığının üst düzey becerileri arasında kabul edilmektedir. Bu araştırmada Bilim Sanat Merkezine devam eden 50 üstün zekâlı ve yetenekli öğrencinin okuma ilgileri, tutumu ve eleştirel okuma becerileri tespit edilmiştir. Ayrıca bu öğrencilerin okuma tutumları ile eleştirel okuma becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonucunda üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin orta ve üst düzey okuyan grup içerisinde yer aldıkları, okurken gizem ve bilim kurgu konularındaki roman türü kitapları tercih ettikleri belirlenmiştir. Bununla birlikte öğrencilerin tercihlerine göre kitap okudukları görülmüştür. Ayrıca, üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin okuma tutumu ve eleştirel okuma becerilerinin yüksek olduğu ve okuma tutumu ile eleştirel okuma becerisi arasında yüksek bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. It was stated that gifted children read earlier than their peers and their reading interests and attitude were high. Critical reading skills are considered as one of the top-level reading skills. In this study, it was examined interest and attitudes in reading and critical reading skills of 50 gifted students. Also the relationship between critical reading skills and reading attitude was examined. It was found that gifted students read more books, prefer mystery and science fiction novel and read books according to their choice and preference. Also it was observed a high correlation between critical reading skills and reading attitude.

  19. 76 FR 24883 - DNB Exports LLC, and AFI Elektromekanikanik Ve Elektronik San. Tic. Ltd. Sti. v. Barsan Global...

    Science.gov (United States)

    2011-05-03

    ... DNB Exports LLC, and AFI Elektromekanikanik Ve Elektronik San. Tic. Ltd. Sti. v. Barsan Global Lojistiks Ve Gumruk Musavirligi A.S., Barsan International, Inc., and Impexia Inc.; Notice of Filing of... Commission (``Commission'') by DNB Exports LLC (``DNB''), and AFI Elektromekanikanik Ve Elektronik San....

  20. Tulum Peynirlerinden izole Edilen Lactococcus lactis subsp. lactis YBML9 ve

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yasin TUNCER

    2009-04-01

    Full Text Available Bu çalısmanın amacı tulum peynirlerinden izole edilen Lactococcus lactis suslarının fenotipik tanısı ve bu suslar tarafından üretilen bakteriyosinlerin kısmi karakterizasyonlarıdır. Bu amaçla Türkiye'nin sekiz farklı ilinden (Ankara, Antalya, Burdur, Denizli, Erzincan, Isparta, İstanbul ve İzmir yöresel pazarlardan toplanan 60 adet tulum peyniri örneginden 40 adet Lactococcus lactis susu (31 adet L. lactis subsp. lactis ve 9 adet L. lactis subsp. cremoris izole edildi. 40 adet L. lactis susu içerisinden, 2 adet L. lactis subsp. lactis (YBML9 ve YBML21 susu bakteriyosin üretme yeteneginde bulundu. L. lactis subsp. lactis YBML9 ve YBML21 susları tarafından üretilen bakteriyosinler, farklı enzim, pH ve sıcaklık uygulamaları sonucu; sırasıyla nisin ve laktisin 481 olarak tanımlandı.

  1. Fibroblast growth factor signaling potentiates VE-cadherin stability at adherens junctions by regulating SHP2.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Kunihiko Hatanaka

    Full Text Available BACKGROUND: The fibroblast growth factor (FGF system plays a critical role in the maintenance of vascular integrity via enhancing the stability of VE-cadherin at adherens junctions. However, the precise molecular mechanism is not well understood. In the present study, we aimed to investigate the detailed mechanism of FGF regulation of VE-cadherin function that leads to endothelial junction stabilization. METHODS AND FINDINGS: In vitro studies demonstrated that the loss of FGF signaling disrupts the VE-cadherin-catenin complex at adherens junctions by increasing tyrosine phosphorylation levels of VE-cadherin. Among protein tyrosine phosphatases (PTPs known to be involved in the maintenance of the VE-cadherin complex, suppression of FGF signaling reduces SHP2 expression levels and SHP2/VE-cadherin interaction due to accelerated SHP2 protein degradation. Increased endothelial permeability caused by FGF signaling inhibition was rescued by SHP2 overexpression, indicating the critical role of SHP2 in the maintenance of endothelial junction integrity. CONCLUSIONS: These results identify FGF-dependent maintenance of SHP2 as an important new mechanism controlling the extent of VE-cadherin tyrosine phosphorylation, thereby regulating its presence in adherens junctions and endothelial permeability.

  2. VeA of Aspergillus niger increases spore dispersing capacity by impacting conidiophore architecture.

    Science.gov (United States)

    Wang, Fengfeng; Dijksterhuis, Jan; Wyatt, Timon; Wösten, Han A B; Bleichrodt, Robert-Jan

    2015-01-01

    Aspergillus species are highly abundant fungi worldwide. Their conidia are among the most dominant fungal spores in the air. Conidia are formed in chains on the vesicle of the asexual reproductive structure called the conidiophore. Here, it is shown that the velvet protein VeA of Aspergillus niger maximizes the diameter of the vesicle and the spore chain length. The length and width of the conidiophore stalk and vesicle were reduced nearly twofold in a ΔveA strain. The latter implies a fourfold reduced surface area to develop chains of spores. Over and above this, the conidial chain length was approximately fivefold reduced. The calculated 20-fold reduction in formation of conidia by ΔveA fits the 8- to 17-fold decrease in counted spore numbers. Notably, morphology of the ΔveA conidiophores of A. niger was very similar to that of wild-type Aspergillus sydowii. This suggests that VeA is key in conidiophore architecture diversity in the fungal kingdom. The finding that biomass formation of the A. niger ΔveA strain was reduced twofold shows that VeA not only impacts dispersion capacity but also colonization capacity of A. niger.

  3. Isparta İlinde Gülün Üretim Girdileri, Maliyeti ve

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    V Demircan

    2009-04-01

    Full Text Available Bu araştırmanın amacı, Isparta ilindeki gülün tesis ve üretim dönemindeki girdileri, maliyeti ve karlılık durumunu belirlemektir. Çalışma Isparta Merkez, Atabey, Keçiborlu ve Gönen ilçelerinde gül üretiminin yoğun olduğu köylerde 2002-2003 üretim döneminde yürütülmüştür. Araştırmada kullanılan veriler 109 gül üreticisinden anket yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, işletmelerde dekara kullanılan işgücü ve makine çekigücü tesis döneminde sırasıyla 60.27 ve 3.62 saat, üretim döneminde ise sırasıyla 147.29 ve 5.62 saat olduğu saptanmıştır. İncelenen işletmelerde dekara toplam tesis masrafları 659.35 YTL ve üretim masrafları 609.49 YTL olarak hesaplanmıştır. Gül üretiminde elde edilen brüt, net ve oransal kar sırasıyla 557.38 YTL, 373.68 YTL ve 1.61 olarak belirlenmiştir.

  4. Thalamic shape abnormalities in antipsychotic naïve schizophrenia

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Vijay Danivas

    2013-01-01

    Full Text Available Background: Neurodevelopmental hypothesis of schizophrenia states abnormal pruning as one of the pathogenetic mechanism in schizophrenia. Though thalamic volume abnormalities have been documented, the shape differences of thalamus in antipsychotic-free schizophrenia in comparison with age- and sex-matched healthy volunteers need validation. Materials and Methods: We examined antipsychotic naïve schizophrenia patients ( n=60 and age- and sex-matched healthy volunteers ( n=44. The thalamic shape abnormalities were analyzed from their coded structural magnetic resonance imaging (MRI data using three-dimensional automated image analysis software, FMRIB′s (Oxford Center for the functional MRI of the brain tools-FIRST (FMRIB′s Integrated Registration and Segmentation Tool by creating deformable mesh model. Correlation with the psychopathology scores was carried out using F-statistics. Results: Patients with schizophrenia showed significant inward deformations in the regions corresponding to anterior, ventromedial, mediodorsal, and pulvinar nuclei. There was a direct correlation between negative syndrome score and the deformation in the right mediodorsal and right pulvinar nuclei. Conclusion: The inward deformations of thalamus in antipsychotic naive schizophrenia patients correspond to those nuclei which have reciprocal connections with frontal, superior temporal, and anterior cingulate regions and support the neurodevelopmental hypothesis of schizophrenia.

  5. Université de Genève

    CERN Multimedia

    2008-01-01

    Ecole de physique - Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, quai Ernest-Ansermet 1211 GENÈVE 4 Tél: (022) 379 62 73 - Fax: (022) 379 69 92 Wednesday 17 décembre 2008 PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17.00 hrs – Stückelberg Auditorium Bent crystals: a long story and its new frontiers by Dr Michela Prest / Universita degli Studi dell’Insubria, sede di Como When a particle physicist hears the world "crystal", he usually thinks of calorimeters, silicon detectors, a state of matter. When he hears the word "magnet", he thinks of bulky, heavy objects. In 1976, E. H. Tsyganov experimentally demonstrated how a bent crystal 1 mm thick, a couple of mm wide and a few cm high can steer particles as a dipole of several tens of Tesla. Crystals and the channelling phenomena have been studied for around 30 years. Hadron beam collimation has been immediately identified as their main application and the understanding of the physics of crystals and their experimental stu...

  6. EMILY BRONTE ve “UĞULTULU TEPELER”

    OpenAIRE

    DOĞAN, Ülfet

    2008-01-01

    Emily Bronte, 1811 yılında fakir bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya gelmiş bir İngiliz yazardır. Emily’nin çocukken annesi ölmüş, kendisi de fiziksel ve akli sıkıntılar çekmiştir. Yaşadığı çevrenin vermiş olduğu yalnızlık duygusuyla kendisine bir fantezi dünyası geliştirip, farklı bir üslupla tek bir roman ele almıştır. Bu romanında Gotik roman özellikleriyle karşılaşırken, diğer bir taraftan da yazarın hayatı hakkında bazı ipuçları elde ederiz. Diğer Victoria Çağı romanlarından fa...

  7. Université de Genève

    CERN Multimedia

    2008-01-01

    Ecole de physique - Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, quai Ernest-Ansermet - 1211 GENÈVE 4 Tél: (022) 379 62 73 - Fax: (022) 379 69 92 Lundi 8 décembre 2008 PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17.00 hrs – Stückelberg Auditorium The Galaxy in a new light: High energy gamma ray astronomy with H.E.S.S. Prof. Werner Hofmann / MPI für Kernphysik, Heidelberg During its first years of operation, the H.E.S.S. array of imaging atmospheric Cherenkov telescopes has revealed a sky full of sources of very high energy gamma rays and has demonstrated the great power of the Cherenkov technique for exploring non-thermal processes in the Universe. High-energy gamma ray astronomy is now delivering sky maps, sources with resolved morphology, and high-resolution light curves, joining up with mainstream astronomy. The talk will illustrate some of the key results from H.E.S.S., mention some of the open questions, and present ideas for the next-generation CTA observatory. Organizer : Prof. Markus Büttiker W...

  8. Talent management ve vybrané společnosti

    OpenAIRE

    Šimonová, Lucie

    2015-01-01

    Tato diplomová práce se zaměřuje na oblast Talent managementu, přičemž její první část je věnována předložení teoretických poznatků, které se týkají vymezení a popisu základních pojmů jako je „talent“, „Talent management“ či „motivace“. Tyto poznatky jsou následně využity při zpracování části praktické, a to ve spolupráci s vybranou společností, jež má o zavedení Talent managementu zájem. This master’s thesis is focused on Talent management. First part is devoted to theoretical knowledge w...

  9. Müzik Tercihi ve Kişilik İlişkisi

    OpenAIRE

    Erdal, Barış

    2010-01-01

    Bu çalışmada, Türk müziği, rock ve klasik müzik dinleyicilerinin beğenilerini etkileyen faktörler kişilik, cinsiyet, yaş, aile, arkadaş çevresi ve müzikal uyaran değişkenleri çerçevesinde incelenmiştir. Müzik tercihi ve kişilik arasında bir ilişki olup olmadığı, belirli bir türün müzikal özellikleri ile müzik beğenisi ve kişilik arasında herhangi bir ilişkinin varlığı, Türk müziği, klasik müzik v...

  10. Fear reactions to snakes in naïve mouse lemurs and pig-tailed macaques.

    Science.gov (United States)

    Weiss, Lucie; Brandl, Pavel; Frynta, Daniel

    2015-07-01

    Primates have been predated on by snakes throughout their evolution and as a result, antipredator responses accompanied by signs of fear are often witnessed in the wild. In captivity, however, the fear of snakes is less clear, as experiments with naïve nonhuman primates have given inconsistent results. In this study, we present evidence that naïve mouse lemurs (Microcebus murinus) and putatively naïve pig-tailed macaques (Macaca nemestrina) do exhibit fear of snakes, even though the apparent reactions are mild. In an experiment with control- or snake-odoured boxes, mouse lemurs clearly avoided feeding in the latter. When the latency of touching rubber models was measured, pig-tailed macaques took longer to touch a toy snake compared with a toy lizard. Our findings that fear of snakes is shown by naïve individuals support the hypothesis that it is innate in primates.

  11. Micro-Trottoir à Genève à propos du CERN et du LHC

    CERN Multimedia

    CERN Video Productions

    2009-01-01

    Questions : Qu'est-ce-que le LHC? Quelle est la fonction du LHC? Qu'est-ce-que le CERN? D'après vous, les recherches engendrées pour le LHC peuvent-elles ?tre bénéfiques, utiles pour la société? Où a été inventé le Web? Lieux : Forum Meyrin Université de Genève Genève Centre

  12. BİLGİSAY AR AGLARI VE GÜVENLİK

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Cüneyt Bergel

    2005-01-01

    Full Text Available Bu tezde, bilgisayar ağlarının temelleri (verihaberleşme sistemleri, referans modelleri, TCPIIPprotokol grubu, Lan ve Wan teknolojilerihakkında bilgiler verilmiş ve bilgisayar ağlarındagüvenliğin nasıl sağlanması gerektiği anlatılmıştır.

  13. The aged lymphoid tissue environment fails to support naïve T cell homeostasis.

    Science.gov (United States)

    Becklund, Bryan R; Purton, Jared F; Ramsey, Chris; Favre, Stéphanie; Vogt, Tobias K; Martin, Christopher E; Spasova, Darina S; Sarkisyan, Gor; LeRoy, Eric; Tan, Joyce T; Wahlus, Heidi; Bondi-Boyd, Brea; Luther, Sanjiv A; Surh, Charles D

    2016-01-01

    Aging is associated with a gradual loss of naïve T cells and a reciprocal increase in the proportion of memory T cells. While reduced thymic output is important, age-dependent changes in factors supporting naïve T cells homeostasis may also be involved. Indeed, we noted a dramatic decrease in the ability of aged mice to support survival and homeostatic proliferation of naïve T cells. The defect was not due to a reduction in IL-7 expression, but from a combination of changes in the secondary lymphoid environment that impaired naïve T cell entry and access to key survival factors. We observed an age-related shift in the expression of homing chemokines and structural deterioration of the stromal network in T cell zones. Treatment with IL-7/mAb complexes can restore naïve T cell homeostatic proliferation in aged mice. Our data suggests that homeostatic mechanisms that support the naïve T cell pool deteriorate with age.

  14. Rab5-mediated VE-cadherin internalization regulates the barrier function of the lung microvascular endothelium.

    Science.gov (United States)

    Yang, Junjun; Yao, Wei; Qian, Guisheng; Wei, Zhenghua; Wu, Guangyu; Wang, Guansong

    2015-12-01

    The small GTPase Rab5 has been well defined to control the vesicle-mediated plasma membrane protein transport to the endosomal compartment. However, its function in the internalization of vascular endothelial (VE)-cadherin, an important component of adherens junctions, and as a result regulating the endothelial cell polarity and barrier function remain unknown. Here, we demonstrated that lipopolysaccharide (LPS) simulation markedly enhanced the activation and expression of Rab5 in human pulmonary microvascular endothelial cells (HPMECs), which is accompanied by VE-cadherin internalization. In parallel, LPS challenge also induced abnormal cell polarity and dysfunction of the endothelial barrier in HPMECs. LPS stimulation promoted the translocation of VE-cadherin from the plasma membrane to intracellular compartments, and intracellularly expressed VE-cadherin was extensively colocalized with Rab5. Small interfering RNA (siRNA)-mediated depletion of Rab5a expression attenuated the disruption of LPS-induced internalization of VE-cadherin and the disorder of cell polarity. Furthermore, knockdown of Rab5 inhibited the vascular endothelial hyperpermeability and protected endothelial barrier function from LPS injury, both in vitro and in vivo. These results suggest that Rab5 is a critical mediator of LPS-induced endothelial barrier dysfunction, which is likely mediated through regulating VE-cadherin internalization. These findings provide evidence, implicating that Rab5a is a potential therapeutic target for preventing endothelial barrier disruption and vascular inflammation.

  15. Slow Learner Prediction using Multi-Variate Naïve Bayes Classification Algorithm

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Shiwani Rana

    2016-12-01

    Full Text Available Machine Learning is a field of computer science that learns from data by studying algorithms and their constructions. In machine learning, for specific inputs, algorithms help to make predictions. Classification is a supervised learning approach, which maps a data item into predefined classes. For predicting slow learners in an institute, a modified Naïve Bayes algorithm implemented. The implementation is carried sing Python.  It takes into account a combination of likewise multi-valued attributes. A dataset of the 60 students of BE (Information Technology Third Semester for the subject of Digital Electronics of University Institute of Engineering and Technology (UIET, Panjab University (PU, Chandigarh, India is taken to carry out the simulations. The analysis is done by choosing most significant forty-eight attributes. The experimental results have shown that the modified Naïve Bayes model has outperformed the Naïve Bayes Classifier in accuracy but requires significant improvement in the terms of elapsed time. By using Modified Naïve Bayes approach, the accuracy is found out to be 71.66% whereas it is calculated 66.66% using existing Naïve Bayes model. Further, a comparison is drawn by using WEKA tool. Here, an accuracy of Naïve Bayes is obtained as 58.33 %.

  16. İnsani yardım ve lojistik yönetimi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Berna Çağlar

    2013-01-01

    Full Text Available İnsanların ve toplumların başa çıkmakta zorlandığı ya da başa çıkamadıkları, çevreyi olumsuz etkileyen olağanüstü durumlara afet denilmektedir. İnsani yardım lojistiği; acil durum ve afetlerden etkilenmiş ihtiyaç sahiplerine yardım etmek üzere gerekli malzeme, bilgi ve hizmetlerle ilgili lojistik faaliyetlerin etkin ve verimli bir şekilde yönetimidir. Bu çalışmada ilk bölümde; afet yönetimi kavramı üzerinde durulmuştur. Bu kavramla ilişkili insani yardım lojistiği tanımlarına, işlevleri ve süreçlerine yer verilmiştir. Bir sonraki bölümde; etkin insani yardım lojistiği faaliyetleri için işletmelerin sahip olması gereken yeteneklerden ve performans yönetiminden bahsedilmiştir. Sonuç bölümünde ise; insani yardım lojistiği konusunda genel bir derlemeye gidilmiştir.

  17. Entorhinal cortex volume in antipsychotic-naïve schizophrenia

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Sam P Jose

    2012-01-01

    Full Text Available Background: Entorhinal cortex (ERC, a multimodal sensory relay station for the hippocampus, is critically involved in learning, emotion, and novelty detection. One of the pathogenetic mechanistic bases in schizophrenia is proposed to involve aberrant information processing in the ERC. Several studies have looked at cytoarchitectural and morphometric changes in the ERC, but results have been inconsistent possibly due to the potential confounding effects of antipsychotic treatment. Materials and Methods In this study, we have examined the entorhinal cortex volume in antipsychotic-naïve schizophrenia patients (n=40; M:F=22:18 in comparison with age, sex, and handedness, matched (as a group with healthy subjects (n=42; M:F=25:17 using a valid method. 3-Tesla MR images with 1-mm sections were used and the data was analyzed using the SPSS software. Results: Female schizophrenia patients (1.25±0.22 mL showed significant volume deficit in the right ERC in comparison with female healthy controls (1.45±0.34 mL (F=4.9; P=0.03, after controlling for the potential confounding effects of intracranial volume. However, male patients did not differ from male controls. The left ERC volume did not differ between patients and controls. Conclusions: Consistent with the findings of a few earlier studies we found a reduction in the right ERC volume in patients. However, this was limited to women. Contextually, our study finding supports the role for ERC deficit in schizophrenia pathogenesis - perhaps mediated through aberrant novelty detection. Sex-differential observation of ERC volume deficit in schizophrenia needs further studies.

  18. Postmodernism and Education / Postmodernizm ve Eğitim

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Latife KIRBAŞOĞLU KILIÇ

    2014-03-01

    Full Text Available In recent years, a statement whose name we hear frequently with the criticism of modernism has attracted attention on itself: postmodernism. This statement which was brought about with the reborn process of the societies after industrialization draws a challenging perspective with its criticism and the things it promises. The postmodern attitude creating a new perspective to the terms of freedom, equality and justice has come into our lives intensively with the innovations and we can see its reflections in various fields; from art to sociology. Postmodernism has, beyond any doubt, effects on education. A new education environment in which the student is in the center of education as an individual and the teacher is a guide has been thought. The student’s constructing his own learning, presenting alternative subject based on the student’s choice by schools are considered to be the most important innovations. With the integration of postmodernism approach into education, the perception of literate people has changed. In this process which creates a new approach and with which it is seen that the trainings on the basic skills are not enough for the literate individual, the individual should have the skills to use mass media effectively. In this sense, the necessity to train individual according to his predominant skills makes it essential to question the teaching approaches. This study analyses the term of postmodernism and it relationship with education within the scope of these necessities. Son yıllarda modernizmin eleştirisiyle adını sıkça duyduğumuz bir söylem dikkatleri üzerine çekmektedir: postmodernizm. Sanayi sonrası toplumların var oluş sürecinin doğurduğu bu kavram, eleştirisi ve vadettikleriyle hayli iddialı bir perspektif çizmektedir. Özgürlük, eşitlik ve adalet kavramlarına yeni bir bakış kazandıran postmodern tavır, sanattan sosyolojiye dek yankılarını çok çeşitli alanlarda hissedebilece

  19. Evidence for post-translational processing of vascular endothelial (VE-cadherin in brain tumors: towards a candidate biomarker.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Isabelle Vilgrain

    Full Text Available Vessel abnormalities are among the most important features in malignant glioma. Vascular endothelial (VE-cadherin is of major importance for vascular integrity. Upon cytokine challenge, VE-cadherin structural modifications have been described including tyrosine phosphorylation and cleavage. The goal of this study was to examine whether these events occurred in human glioma vessels. We demonstrated that VE-cadherin is highly expressed in human glioma tissue and tyrosine phosphorylated at site Y(685, a site previously found phosphorylated upon VEGF challenge, via Src activation. In vitro experiments showed that VEGF-induced VE-cadherin phosphorylation, preceded the cleavage of its extracellular adhesive domain (sVE, 90 kDa. Interestingly, metalloproteases (MMPs secreted by glioma cell lines were responsible for sVE release. Because VEGF and MMPs are important components of tumor microenvironment, we hypothesized that VE-cadherin proteolysis might occur in human brain tumors. Analysis of glioma patient sera prior treatment confirmed the presence of sVE in bloodstream. Furthermore, sVE levels studied in a cohort of 53 glioma patients were significantly predictive of the overall survival at three years (HR 0.13 [0.04; 0.40] p ≤ 0.001, irrespective to histopathological grade of tumors. Altogether, these results suggest that VE-cadherin structural modifications should be examined as candidate biomarkers of tumor vessel abnormalities, with promising applications in oncology.

  20. Discrimination of Stem Cell Status after Subjecting Cynomolgus Monkey Pluripotent Stem Cells to Naïve Conversion

    Science.gov (United States)

    Honda, Arata; Kawano, Yoshihiro; Izu, Haruna; Choijookhuu, Narantsog; Honsho, Kimiko; Nakamura, Tomonori; Yabuta, Yukihiro; Yamamoto, Takuya; Takashima, Yasuhiro; Hirose, Michiko; Sankai, Tadashi; Hishikawa, Yoshitaka; Ogura, Atsuo; Saitou, Mitinori

    2017-01-01

    Experimental animal models have played an indispensable role in the development of human induced pluripotent stem cell (iPSC) research. The derivation of high-quality (so-called “true naïve state”) iPSCs of non-human primates enhances their application and safety for human regenerative medicine. Although several attempts have been made to convert human and non-human primate PSCs into a truly naïve state, it is unclear which evaluation methods can discriminate them as being truly naïve. Here we attempted to derive naïve cynomolgus monkey (Cm) (Macaca fascicularis) embryonic stem cells (ESCs) and iPSCs. Several characteristics of naïve Cm ESCs including colony morphology, appearance of naïve-related mRNAs and proteins, leukaemia inhibitory factor dependency, and mitochondrial respiration were confirmed. Next, we generated Cm iPSCs and converted them to a naïve state. Transcriptomic comparison of PSCs with early Cm embryos elucidated the partial achievement (termed naïve-like) of their conversion. When these were subjected to in vitro neural differentiation, enhanced differentiating capacities were observed after naïve-like conversion, but some lines exhibited heterogeneity. The difficulty of achieving contribution to chimeric mouse embryos was also demonstrated. These results suggest that Cm PSCs could ameliorate their in vitro neural differentiation potential even though they could not display true naïve characteristics. PMID:28349944

  1. İnternet’ten İzlenen Dizi ve Seriyallerin “Araç İletidir” ve “Kullanımlar Doyumlar” Bağlamında İncelenmesi

    OpenAIRE

    ÇÖTELİ, Sami

    2016-01-01

    Televizyon izleme pratikleri arasında önemli yere sahip olan dizi film ve seriyallerin İnternet ortamından izlenebilir olması beraberinde akla şu soruyu getiriyor: “İnternet, dizi film ve seriyallerin izlenmesi bakımından doğru bir medya mıdır?” Dizi film ve seriyallerin İnternet üzerinden izlenmesi ile yayın aracına müdahale edilmiş olur ve araçlar bozuma uğrar. Oysaki dizi ve seriyallerin anlatı yapısında bölümü dorukta sonlandırma, izleyiciyi meraklandırma ve gündelik sohbetlere konu olma ...

  2. Interfacing with in-Situ Data Networks during the Arctic Boreal Vulnerability Experiment (ABoVE)

    Science.gov (United States)

    McInerney, M.; Griffith, P. C.; Duffy, D.; Hoy, E.; Schnase, J. L.; Sinno, S.; Thompson, J. H.

    2014-12-01

    The Arctic Boreal Vulnerability Experiment (ABoVE) is designed to improve understanding of the causes and impacts of ecological changes in Arctic/boreal regions, and will integrate field-based studies, modeling, and data from airborne and satellite remote sensing. ABoVE will result in a fuller understanding of ecosystem vulnerability and resilience to environmental change in the Arctic and boreal regions of western North America, and provide scientific information required to develop options for societal responses to the impacts of these changes. The studies sponsored by NASA during ABoVE will be coordinated with research and in-situ monitoring activities being sponsored by a number of national and international partners. The NASA Center for Climate Simulation at the Goddard Space Flight Center has partnered with the NASA Carbon Cycle & Ecosystems Office to create a science cloud designed for this field campaign - the ABoVE Science Cloud (ASC). The ASC combines high performance computing with emerging technologies to create an environment specifically designed for large-scale modeling, analysis of remote sensing data, copious disk storage with integrated data management, and integration of core variables from in-situ networks identified by the ABoVE Science Definition Team. In this talk, we will present the scientific requirements driving the development of the ABoVE Science Cloud, discuss the necessary interfaces, both computational and human, with in-situ monitoring networks, and show examples of how the ASC is being used to meet the needs of the ABoVE campaign.

  3. Stem cells. m6A mRNA methylation facilitates resolution of naïve pluripotency toward differentiation.

    Science.gov (United States)

    Geula, Shay; Moshitch-Moshkovitz, Sharon; Dominissini, Dan; Mansour, Abed AlFatah; Kol, Nitzan; Salmon-Divon, Mali; Hershkovitz, Vera; Peer, Eyal; Mor, Nofar; Manor, Yair S; Ben-Haim, Moshe Shay; Eyal, Eran; Yunger, Sharon; Pinto, Yishay; Jaitin, Diego Adhemar; Viukov, Sergey; Rais, Yoach; Krupalnik, Vladislav; Chomsky, Elad; Zerbib, Mirie; Maza, Itay; Rechavi, Yoav; Massarwa, Rada; Hanna, Suhair; Amit, Ido; Levanon, Erez Y; Amariglio, Ninette; Stern-Ginossar, Noam; Novershtern, Noa; Rechavi, Gideon; Hanna, Jacob H

    2015-02-27

    Naïve and primed pluripotent states retain distinct molecular properties, yet limited knowledge exists on how their state transitions are regulated. Here, we identify Mettl3, an N(6)-methyladenosine (m(6)A) transferase, as a regulator for terminating murine naïve pluripotency. Mettl3 knockout preimplantation epiblasts and naïve embryonic stem cells are depleted for m(6)A in mRNAs, yet are viable. However, they fail to adequately terminate their naïve state and, subsequently, undergo aberrant and restricted lineage priming at the postimplantation stage, which leads to early embryonic lethality. m(6)A predominantly and directly reduces mRNA stability, including that of key naïve pluripotency-promoting transcripts. This study highlights a critical role for an mRNA epigenetic modification in vivo and identifies regulatory modules that functionally influence naïve and primed pluripotency in an opposing manner.

  4. SPOR ALANLARINDA ŞİDDET VE SPOR MEDYASININ ETKİLERİ: SPOR YAZARLARININ ALGILARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Erol İLHAN

    2011-12-01

    Full Text Available Bu çalışmanın amacı, spor alanlarında görülen şiddet olaylarına medyanın etkisini spor yazarlarının algılamaları çerçevesinde ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini ulusal gazete ve dergilerde köşesi bulunan spor yazarları, örneklemini ise ulusal bir gazetede köşesi bulunan, periyodik olarak makale yazan ve tesadüfü yolla seçilen 42 spor yazarı oluşturmuştur. Araştırma görüşmecilerle önceden randevu alınarak yüz yüze görüşme (34 veya telefon aracılığı (8 ile gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde ses kayıt cihazı kullanılmış ve ses kayıtları deşifre edilerek yazılı hale getirilmiştir. Verilerin özgün formuna sadık kalarak beyanlardan alıntı yapılmış ve betimsel bir yaklaşımla sunulmuştur. Bazı nedensel ve açıklayıcı sonuçlara ulaşmak amacıyla sistematik analiz yapılmış ve görüşmeler derinlemesine incelenerek ortak tema ve alt temalar belirlenmeye çalışılmıştır. Nitel araştırmayı nicel verilerle desteklemek amacıyla yüzde ve frekans dağılımları da verilmiştir. Araştırma bulgularına göre spor yazarlarının spor medyasının şiddeti özendirme ve körüklemede etkili olduğu ana temasına 32 spor yazarının (%76,2 katıldığı; alt temalardan şiddeti özendirme ve körüklemede kulüp yöneticilerinin etkisine 24 spor yazarının (%57,1, tiraj ve reyting kaygısının etkisine 10 spor yazarının (%23,8 ve taraftar yazarlığının etkisine 5 spor yazarının (%11,9 inandığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, spor yazarlarının önemli bir kısmının spor medyasının spor alanlarında görülen şiddet olaylarını özendirme ve körüklemede etkili olduğuna inandıkları söylenebilir.

  5. KADIN YOKSULLUĞU VE KADIN SAĞLIĞI ÜZERİNE YANSIMALARI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Seda KOCABACAK

    2014-08-01

    Full Text Available Cinsiyet eşitsizliği, yoksulluk ve iyi olmayan sağlık durumunun önemli nedenlerinden biridir. Kadınlar sosyal hayatın birçok alanında cinsiyet ayrımcılığı ile karşı karşıya kalırlar: sağlık hizmetlerinden yararlanma, eğitim, istihdam koşulları, sosyal ve ekonomik yaşam, politik haklar ve ahlaki sorumluluklar bunların bazılarıdır. Bazı toplumsal kabuller ya da ailelerin ekonomik zorlukları kız çocukların okuldan uzak kalmasına yol açabilmektedir. Eğitimsizlik ya da yetersiz eğitim ise özel nitelikler gerektirmeyen ya da düşük gelir sağlayan işlerde çalışılmasına yol açmaktadır. Bu kısıtlılıklar ve eşitsizlikler kadın sağlığı ve refahı üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkilere sahiptir. Eğitimli ve refah sahibi kadınlar kadın sağlığı, çocuk sağlığı, aile sağlığı ve hatta tüm toplumun sağlığının geliştirilmesine katkı sağlarlar. Bu çalışmanın amacı ilk olarak kadın yoksulluğu ve sağlığı arasındaki ilişkiyi tartışmak ve Türkiye’ye ilişkin verilerle değerlendirmeler yapmaktır.

  6. Nitric Oxide Increases Arterial Endotheial Permeability through Mediating VE-Cadherin Expression during Arteriogenesis.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Baolin Yang

    Full Text Available Macrophage invasion is an important event during arteriogenesis, but the underlying mechanism is still only partially understood. The present study tested the hypothesis that nitric oxide (NO and VE-cadherin, two key mediators for vascular permeability, contribute to this event in a rat ischemic hindlimb model. In addition, the effect of NO on expression of VE-caherin and endothelial permeability was also studied in cultured HUVECs. We found that: 1 in normal arteriolar vessels (NAV, eNOS was moderately expressed in endothelial cells (EC and iNOS was rarely detected. In contrast, in collateral vessels (CVs induced by simple femoral artery ligation, both eNOS and iNOS were significantly upregulated (P<0.05. Induced iNOS was found mainly in smooth muscle cells, but also in other vascular cells and macrophages; 2 in NAV VE-cadherin was strongly expressed in EC. In CVs, VE-cadherin was significantly downregulated, with a discontinuous and punctate pattern. Administration of nitric oxide donor DETA NONOate (NONOate further reduced the amounts of Ve-cadherin in CVs, whereas NO synthase inhibitor L-NAME inhibited downregulation of VE-cadherin in CVs; 3 in normal rats Evans blue extravasation (EBE was low in the musculus gracilis, FITC-dextron leakage was not detected in the vascular wall and few macrophages were observed in perivascular space. In contrast, EBE was significantly increased in femoral artery ligation rats, FITC-dextron leakage and increased amounts of macrophages were detected in CVs, which were further enhanced by administration of NONOate, but inhibited by L-NAME supplement; 4 in vitro experiments confirmed that an increase in NO production reduced VE-cadherin expression, correlated with increases in the permeability of HUVECs. In conclusion, our data for the first time reveal the expression profile of VE-cadherin and alterations of vascular permeability in CVs, suggesting that NO-mediated VE-cadherin pathway may be one important

  7. Plasminogen Activator Inhibitor-1 Controls Vascular Integrity by Regulating VE-Cadherin Trafficking.

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Anna E Daniel

    Full Text Available Plasminogen activator inhibitor-1 (PAI-1, a serine protease inhibitor, is expressed and secreted by endothelial cells. Patients with PAI-1 deficiency show a mild to moderate bleeding diathesis, which has been exclusively ascribed to the function of PAI-1 in down-regulating fibrinolysis. We tested the hypothesis that PAI-1 function plays a direct role in controlling vascular integrity and permeability by keeping endothelial cell-cell junctions intact.We utilized PAI-039, a specific small molecule inhibitor of PAI-1, to investigate the role of PAI-1 in protecting endothelial integrity. In vivo inhibition of PAI-1 resulted in vascular leakage from intersegmental vessels and in the hindbrain of zebrafish embryos. In addition PAI-1 inhibition in human umbilical vein endothelial cell (HUVEC monolayers leads to a marked decrease of transendothelial resistance and disrupted endothelial junctions. The total level of the endothelial junction regulator VE-cadherin was reduced, whereas surface VE-cadherin expression was unaltered. Moreover, PAI-1 inhibition reduced the shedding of VE-cadherin. Finally, we detected an accumulation of VE-cadherin at the Golgi apparatus.Our findings indicate that PAI-1 function is important for the maintenance of endothelial monolayer and vascular integrity by controlling VE-cadherin trafficking to and from the plasma membrane. Our data further suggest that therapies using PAI-1 antagonists like PAI-039 ought to be used with caution to avoid disruption of the vessel wall.

  8. Nitric Oxide Increases Arterial Endotheial Permeability through Mediating VE-Cadherin Expression during Arteriogenesis

    Science.gov (United States)

    Wu, Xiaoqiong; Guan, Yinglu; Zhang, Bin; Cai, Weijun; Schaper, Jutta; Schaper, Wolfgang

    2015-01-01

    Macrophage invasion is an important event during arteriogenesis, but the underlying mechanism is still only partially understood. The present study tested the hypothesis that nitric oxide (NO) and VE-cadherin, two key mediators for vascular permeability, contribute to this event in a rat ischemic hindlimb model. In addition, the effect of NO on expression of VE-caherin and endothelial permeability was also studied in cultured HUVECs. We found that: 1) in normal arteriolar vessels (NAV), eNOS was moderately expressed in endothelial cells (EC) and iNOS was rarely detected. In contrast, in collateral vessels (CVs) induced by simple femoral artery ligation, both eNOS and iNOS were significantly upregulated (PEBE) was low in the musculus gracilis, FITC-dextron leakage was not detected in the vascular wall and few macrophages were observed in perivascular space. In contrast, EBE was significantly increased in femoral artery ligation rats, FITC-dextron leakage and increased amounts of macrophages were detected in CVs, which were further enhanced by administration of NONOate, but inhibited by L-NAME supplement; 4) in vitro experiments confirmed that an increase in NO production reduced VE-cadherin expression, correlated with increases in the permeability of HUVECs. In conclusion, our data for the first time reveal the expression profile of VE-cadherin and alterations of vascular permeability in CVs, suggesting that NO-mediated VE-cadherin pathway may be one important mechanism responsible, at least in part, for macrophage invasion during arteriogenesis. PMID:26133549

  9. Optimum Vehicle Component Integration with InVeST (Integrated Vehicle Simulation Testbed)

    Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

    Ng, W; Paddack, E; Aceves, S

    2001-12-27

    We have developed an Integrated Vehicle Simulation Testbed (InVeST). InVeST is based on the concept of Co-simulation, and it allows the development of virtual vehicles that can be analyzed and optimized as an overall integrated system. The virtual vehicle is defined by selecting different vehicle components from a component library. Vehicle component models can be written in multiple programming languages running on different computer platforms. At the same time, InVeST provides full protection for proprietary models. Co-simulation is a cost-effective alternative to competing methodologies, such as developing a translator or selecting a single programming language for all vehicle components. InVeST has been recently demonstrated using a transmission model and a transmission controller model. The transmission model was written in SABER and ran on a Sun/Solaris workstation, while the transmission controller was written in MATRIXx and ran on a PC running Windows NT. The demonstration was successfully performed. Future plans include the applicability of Co-simulation and InVeST to analysis and optimization of multiple complex systems, including those of Intelligent Transportation Systems.

  10. Topraktan ve insandan izole edilen bazı dermatofitlerin moleküler tanısı

    OpenAIRE

    Yavuz, Merve

    2013-01-01

    Dermatofitler; keratin substratı parçalayabilen funguslardır. Keratin gibi güçlü bir materyalı istila edebilmeleri keratinolitik aktiviteleri sayesindedir. Microsporum, Trichophyton ve Epidermophyton genuslarını içeren bu funguslar hayvanlarda ve insanlarda deri infeksiyonlarına sebep olabilmektedir. Anthropofilik (insan), zoofilik (hayvan) ve geofilik (toprak) olmak üzere 3 ekolojik nişe ayrılırlar. Ülkemizde insan ve hayvanlardan dermatofit izolasyon çalışmalarına birçok örnek vardır. Ancak...

  11. Mersin (Myrtus communis L.) Meyvesinin bazı Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri

    OpenAIRE

    Özcan, Musa; Akbulut, Mehmet

    1998-01-01

    İçel’den (Büyükeceli-Gülnar) toplanan farklı büyüklük ve renklerdeki mersin (Myrtus communis L.) meyvelerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlenmiştir. Mor meyvelerde antosiyanin tespit edilirken beyaz renklide bulunmamıştır. Mor meyvelerde tanen miktarı beyazlara göre oldukça yüksektir. Titrasyon asitliği mor meyvelerde aynı olup, beyaza göre yüksektir. Meyveler mineral bakımından zengindir ve en yüksek olarak potasyum belirlenmiştir. 

  12. “Derrida ve Yapıçözüm” veya “Vav”

    OpenAIRE

    BAŞARAN, Melih

    2016-01-01

    Bu çalışmada, Jacques Derrida’nın “ve” bağlacının çeşitli dillerdeki ve felsefe dilindeki (Latince cum, Yunanca sum) çoğul değerlerine vurgu yaptığı “Et cetera” makalesinden itibaren yapıçözümün ilişkili olduğu temalardan sadece uzam ve zamana (uzamda aralanma, zamanda erteleme) değinerek “ile-olmanın” etik ve siyasi olmadan önceki ontolojik statüsü tartışılmaktadır.

  13. Kamu Malı ve Hizmeti Tanımı

    OpenAIRE

    Akkoyunlu, Pınar

    2013-01-01

    Bu makale kamu malı ve hizmetinin tanımı ile ilgilidir. Tanımın hangi unsurları içermesi sorusuna cevap aranmaktadır. Değişik kaynaklardan alınan tanımlar gözden geçirildikten sonra, özel mal ile kamu malı arasındaki farkları öne çıkaran bir örneğe yer verilmiştir. Kanımızca, kamu malı ve hizmeti tanımında, sadece kişisel seçim biçimlerini etkileyen unsurlara yer verilmelidir. Bu nedenle kamu malı ve hizmetinin devlet bütçesinden finansmanı tanıma dahil edilmemelidir; çünkü devlet tarafından ...

  14. Ortodontide beyaz nokta lezyonları ve güncel teşhis, korunma ve tedavi yaklaşımları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Alper Erdin Koyuturk

    2011-10-01

    Full Text Available

    As oral hygiene becomes more difficult in patients with fixed orthodontic appliances; the decalcification of the enamel surface adjacent to these appliances is prevalent. Decalcification is manifested as a white spot lesion (WSL on enamel, and orthodontic patients develop significantly more WSLs than non-orthodontic patients. If these lesions are left untreated, they may progress to produce carious cavitations, and may also present aesthetic problems. Thus, the prevention, diagnosis, and treatment of WSLs are crucial to minimize tooth decay as well as tooth discoloration that could compromise the aesthetics of the smile. Clearly, it is the orthodontists’ responsibility to be aware of the risk for decalcifications and take precautions to avoid or limit their development. The present review presents the most recent researches about formation, prevention and treatment methods against WSLs; before, during and after orthodontic treatment with fixed appliances.

    ÖZET

    Sabit ortodontik tedavi gören hastalarda diş fırçalamanın ve ağız bakımının zor olmasından dolayı, braketlere komşu mine yüzeylerinin dekalsifikasyonu yaygın olarak gözlenmektedir. Dekalsifikasyon mine yüzeyinde beyaz bir noktasal lezyon olarak gözlenir ve ortodontik tedavi gören hastalarda görmeyenlere göre daha yaygın olarak gelişmektedir. Bu lezyon tedavi edilmeden bırakılırsa minede çürük kavitesi oluşabilir ve ileri estetik problemler ortaya çıkabilir. Beyaz nokta lezyonlarının önlenmesi, doğru tanısı ve tedavisi; estetik ve fonksiyonel sorun oluşturan diş çürüğünü en aza indirmek için gereklidir. Dekalsifikasyon risklerinin farkında olmak, onların gelişimini sınırlandırmak ve kaçınmak için önlem almak ortodonti uzmanlarının sorumluluğundadır. Bu derleme sabit ortodontik tedaviler sırasında ve sonrasında beyaz lezyonların oluşması, önlenmesi ve tedavisi

  15. Tedarik zinciri yönetiminde scor modelin dcor ve ccor model ile genişletilmesi ve mobilya sektöründe bir uygulama

    OpenAIRE

    TORUL, Yağmur; Kalender, Fatma Yeşim

    2014-01-01

    Bugüne kadar geliştirilen analitik ve sayısal modeller tedarik zincirini bir bütün olarak ele almakta yetersiz kalmıştır. 1996 yılında Tedarik Zinciri Konseyi tedarik zinciri yönetimi için endüstriler arası standart olarak Tedarik Zinciri İşletim Referans Modelini (SCOR) geliştirmiştir. Bu çalışmada 2005 yılında geliştirilen Costumer Chain Operation Reference Model (CCOR) ve Design Chain Operation Reference Model (DCOR) kullanılarak SCOR modelinin kapsamı nasıl genişletildiği anlatılmıştır. D...

  16. Süreç Yönetimi Olgunluk Modelleri ve Bir Organizasyonun ve Süreç Yönetimi Olgunluğunun Değerlendirilmesi

    OpenAIRE

    Özveri, Onur; Kabak, Muhammed

    2016-01-01

    Süreç yönetimi olgunluk modelleri işletmelerin süreç yönetimi olgunluk seviyelerini belirleyen ve bir üst olgunluk aşamasına ulaşmak adına atılması gereken adımlarla ilgili işletme yöneticilerine rehberlik eden modellerdir. Süreç yönetimi olgunluk modelleri açısından işletmenin bulunduğu seviyeye göre bir üst olgunluk seviyesi, süreç yönetimine ilişkin daha başarılı uygulama ve sonuçları ifade etmektedir. Literatürde süreç olgunluğunun değerlendirilmesi amacıyla geliştirilmiş çok ...

  17. Razvijanje socialnih veščin v prvem razredu osnovne šole

    OpenAIRE

    Moder, Suzana

    2016-01-01

    Socialne veščine ljudem omogočajo, da se v socialnem prostoru vedejo, kot se pričakuje, da imajo zadovoljive socialne odnose, da se naučijo sporazumevati z drugimi in reševati konflikte. Obvladovanje socialnih veščin omogoča, da posameznik učinkovito zadovoljuje lastne socialne potrebe, ne da bi pri tem oškodoval drugih. Ustreznega ravnanja se naučimo v vseživljenjski socializaciji, ki poteka od našega prvega vdiha pa vse do zadnjega izdiha. V teoretičnem delu predstavljam, kako poteka soc...

  18. Lessons about Virtual-Environment Software Systems from 20 years of VE building.

    Science.gov (United States)

    Taylor, Russell M; Jerald, Jason; Vanderknyff, Chris; Wendt, Jeremy; Borland, David; Marshburn, David; Sherman, William R; Whitton, Mary C

    2010-04-01

    What are desirable and undesirable features of virtual-environment (VE) software architectures? What should be present (and absent) from such systems if they are to be optimally useful? How should they be structured? To help answer these questions we present experience from application designers, toolkit designers, and VE system architects along with examples of useful features from existing systems. Topics are organized under the major headings of: 3D space management, supporting display hardware, interaction, event management, time management, computation, portability, and the observation that less can be better. Lessons learned are presented as discussion of the issues, field experiences, nuggets of knowledge, and case studies.

  19. The natural history of surgically treated but radiotherapy-naïve nonfunctioning pituitary adenomas.

    LENUS (Irish Health Repository)

    O'Sullivan, Eoin P

    2009-11-01

    Transsphenoidal surgery is indicated for patients with nonfunctioning pituitary adenomas (NFPAs) causing compressive symptoms. Previous studies attempting to define the rate of recurrence\\/regrowth of surgically treated but radiation-naïve NFPAs were somewhat limited by selection bias and\\/or small numbers and\\/or lack of consistency of findings between studies. A better understanding of the natural history of this condition could allow stratification of recurrence risk and inform future management. We aimed to define the natural history of a large, mainly unselected cohort with surgically treated, radiotherapy (RT)-naïve NFPAs and to try to identify predictors of recurrence\\/regrowth.

  20. Immune phenotype in children with therapy-nave remitted and relapsed Crohn’s disease

    Institute of Scientific and Technical Information of China (English)

    Aron; Cseh; Barna; Vasarhelyi; Kriszta; Molnar; Balazs; Szalay; Peter; Svec; Andras; Treszl; Antal; Dezsofi; Peter; Laszlo; Lakatos; Andras; Arato; Tivadar; Tulassay; Gabor; Veres

    2010-01-01

    AIM: To characterize the prevalence of subpopulations of CD4+ cells along with that of major inhibitor or stimulator cell types in therapy-nave childhood Crohn's disease (CD) and to test whether abnormalities of immune phenotype are normalized with the improvement of clinical signs and symptoms of disease. METHODS: We enrolled 26 pediatric patients with CD. 14 therapy-nave CD children; of those, 10 children remitted on conventional therapy and formed the remission group. We also tested another group of 12...

  1. Virtual endoscopy (VE) of the basal cisterns: its value in planning the neurosurgical approach.

    Science.gov (United States)

    Boor, S; Resch, K M; Perneczky, A; Stoeter, P

    1998-12-01

    Virtual endoscopy (VE) is a postprocessing technique based on a diverging ray casting algorithm to create perspective 3 D-images from computed tomographic angiography (CTA) and high resolution magnetic resonance imaging (MR) data. By applying VE to aneurysms, tumors, and vascular compression syndromes within the basal cisterns, endoscopic-like views of these structures are achieved from an intracisternal point above the cranial base. These views closely simulate the surgeon's impression during intraoperative endoscopy or microscopy and facilitate preoperative planning of different approaches.

  2. Le déclenchement de la grève

    OpenAIRE

    Petit, François,

    1997-01-01

    National audience; L'ensemble des problèmes qui se rapportent au déclenchement de la grève repose sur la question de savoir s'il est non opportun d'encadrer juridiquement le moment où la volonté revendicatrice prend la forme d'un arrêt de travail. De manière générale, le déclenchement d'une grève échappe à une prise de contrôle sur le plan juridique.

  3. KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLi SÜT ENDÜSTRiSi ATlKSULARININ ÖNARITILMASINDA BENTONiT VE SEPİYOLİTİN KULLANILABİLİRLiGi

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İsmet ALTUNIŞIK

    2002-09-01

    Full Text Available Bu çalışmada; küçük ve orta ölçekli süt endüstrisi atıksularının (özellikle yüksek KOI, BOI, Yağ ve gres içeren peyniraltı atıksuyu önarıtılmasında ülkemizde ve doğada bol miktarda bulunan ve düşük maliyetli Bentonit ve Sepiyolit'in kullanılabilirliği araştırılmıştır. Aktifleştirilmiş Ca­Bentonit deneysel çalışmalarında, pH, dozaj, sıcaklık, karışım hlZı ve temas süresinin; arıtım parametreleri BOI5, KOI ve yağ ve gres giderim verimi üzerine etkisi incelenmiş ve optimum ortam değerleri tespit edilmiştir. Aktifleştirilmiş Ca­Bentonit (Edirne bölgesi için elde edilen optimum ortam değerlerindeki arıtım parametreleri verimleri ile, aym çalışma şartlarındaki, aktifleştirilmiş ve doğal Sepiyolit (Eskişehir bölgesi maddeleri ile elde edilen verimler karşılaştırılmıştır.

  4. Bloom’un Revize Edilen Taksonomisinin Eğitimde Ölçme ve Değerlendirmeye Etkileri

    OpenAIRE

    YURDABAKAN, İrfan

    2012-01-01

    Bu çalışmanın temel amacı, orijinalinde Bloom’un taksonomisi olarak bilinen hedeflerin aşamalı sınıflandırılması üzerinde Krathwoohl ve Anderson’un öncülüğünde gerçekleştirilin yeni düzenlemeyi, yeni düzenlemenin orijinalinden farklarını ve eğitimde ölçme ve değerlendirmeye olan etkilerini ele almaktır. Bu amaçla, uluslararası veritabanları taranarak “Bloom’un revize edilen taksonomisi ve revize dilen taksonomi ile ölçme ve değerlendirme İlişkisi”ni içeren yayınlara ulaşılmıştır. Ulaşılan yay...

  5. "KÜTAHYA VE YÖRESİ AĞIZLARI" ÜZERİNE

    OpenAIRE

    Aktan, Bilal

    2010-01-01

    Bugüne kadar Türkiye 'de ve Türkiye dışında, Anadolu ağızları üzerinde pek çok bilimsel inceleme ve araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalarda, halk ağzından pek çok malzeme derlenmiştir. Bu araştırmalar aracılığıyla bölge ağızlarının ses ve şekil bilgisi özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Ağız incelemesi çalışmalarından biri de Prof Dr. Tuncer Gülensoy tarafından yapılan "Kütahya ve Yöresi Ağızları" adlı çalış...

  6. Hayvan Beslemede Babassu ve Yan Ürünlerinin Kullanımı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Tugay Ayasan

    2016-04-01

    Full Text Available Kanatlı rasyonlarında mısır, soya küspesi ve balık unu gibi yem hammaddelerinin fiyatlarının yükselmesi, daha ucuz olan alternatif kaynaklara olan ihtiyacı artırmıştır. Brezilya’da yetişen bir palmiye çeşidi olan babassu meyvesinden elde edilen küspe, protein (%19,49-20,19 ve minerallerce (%1,20 Ca, %0,41 yarayışlı P zengin, brüt enerjisi yüksek olan (4553 kcal/kg bir kaynaktır. Babassu küspesinin arjinin (%2,34, glisin+serin (%1,75 ve fenilalanin+tirozin (%1,32 bakımından zengin bir kaynak olduğu bildirilmiştir. Bu derlemede, babassu küspesinin kanatlı ve ruminant hayvanların rasyonlarında kullanılabilirliğini irdeleyen çalışmalar özetlenmiştir.

  7. Enzalutamide in Men with Chemotherapy-naïve Metastatic Castration-resistant Prostate Cancer

    DEFF Research Database (Denmark)

    Beer, Tomasz M; Armstrong, Andrew J; Rathkopf, Dana;

    2017-01-01

    Enzalutamide significantly improved radiographic progression-free survival (rPFS) and overall survival (OS) among men with chemotherapy-naïve metastatic castration-resistant prostate cancer at the prespecified interim analysis of PREVAIL, a phase 3, double-blind, randomized study. We evaluated...

  8. Landslide hazards mapping using uncertain Naïve Bayesian classification method

    Institute of Scientific and Technical Information of China (English)

    毛伊敏; 张茂省; 王根龙; 孙萍萍

    2015-01-01

    Landslide hazard mapping is a fundamental tool for disaster management activities in Loess terrains. Aiming at major issues with these landslide hazard assessment methods based on Naïve Bayesian classification technique, which is difficult in quantifying those uncertain triggering factors, the main purpose of this work is to evaluate the predictive power of landslide spatial models based on uncertain Naïve Bayesian classification method in Baota district of Yan’an city in Shaanxi province, China. Firstly, thematic maps representing various factors that are related to landslide activity were generated. Secondly, by using field data and GIS techniques, a landslide hazard map was performed. To improve the accuracy of the resulting landslide hazard map, the strategies were designed, which quantified the uncertain triggering factor to design landslide spatial models based on uncertain Naïve Bayesian classification method named NBU algorithm. The accuracies of the area under relative operating characteristics curves (AUC) in NBU and Naïve Bayesian algorithm are 87.29%and 82.47%respectively. Thus, NBU algorithm can be used efficiently for landslide hazard analysis and might be widely used for the prediction of various spatial events based on uncertain classification technique.

  9. Öğretmenlik Mesleği ve Özellikleri

    OpenAIRE

    ÇELİKTEN, Mustafa

    2005-01-01

    İnsanlar, “öğretmen” kavramına pek çok anlam yüklüyorlar. Bazı anlamlar, daha çok, öğretmen rolü oynayan insanların duygusal olmayan, doğrusal betimlemelerini ve onlardan yerine getirmeleri beklenen görevlerin teknik betimlemelerini yansıtıyor. Yüklenen diğer anlamlar, kendilerini öğretmen olarak adlandıran insanların ve onların yaptıkları işlerin çok daha canlı, sıcak ve çok boyutlu bir anlayışla ele alınmasına dayanıyor. Anlamı- nın zenginliğini ve önemini açığa çıkarmak için, kişinin, &quo...

  10. Cortisol awakening response in drug-naïve panic disorder

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Jakuszkowiak-Wojten K

    2016-06-01

    Full Text Available Katarzyna Jakuszkowiak-Wojten, Jerzy Landowski, Mariusz S Wiglusz, Wiesław Jerzy Cubała Department of Psychiatry, Medical University of Gdansk, Gdansk, Poland Background: It is unclear whether hypothalamic–pituitary–adrenal axis is involved in the pathophysiology of panic disorder (PD. The findings remain inconsistent. Cortisol awakening response (CAR is a noninvasive biomarker of stress system activity. We designed the study to assess CAR in drug-naïve PD patients.   Materials and methods: We assessed CAR in 14 psychotropic drug-naïve outpatients with PD and 14 healthy controls. The severity of PD was assessed with Panic and Agoraphobia Scale. The severity of anxiety and depression was screened with Hospital Anxiety and Depression Scale.   Results: No significant difference in CAR between PD patients and control group was found. No correlations were observed between CAR and anxiety severity measures in PD patients and controls.   Limitations: The number of participating subjects was relatively small, and the study results apply to nonsuicidal drug-naïve PD patients without agoraphobia and with short-illness duration. There was a lack of control on subjects’ compliance with the sampling instructions.  Conclusion: The study provides no support for elevated CAR levels in drug-naïve PD patients without agoraphobia. Keywords: panic disorder, PD, CAR, cortisol awakening response, HPA axis, hypothalamic–pituitary–adrenal axis

  11. NetRaVE: constructing dependency networks using sparse linear regression

    DEFF Research Database (Denmark)

    Phatak, A.; Kiiveri, H.; Clemmensen, Line Katrine Harder;

    2010-01-01

    NetRaVE is a small suite of R functions for generating dependency networks using sparse regression methods. Such networks provide an alternative to interpreting 'top n lists' of genes arising out of an analysis of microarray data, and they provide a means of organizing and visualizing the resulting...

  12. Can I Donate My Organs If I've Had Cancer?

    Science.gov (United States)

    ... and After Treatment Be Healthy After Treatment Can I Donate My Organs if I’ve Had Cancer? Many cancer survivors want to ... procurement agency and the organ recipient. What if I’m not sure if my medical condition allows ...

  13. Lgr5(+ve) stem/progenitor cells contribute to nephron formation during kidney development

    NARCIS (Netherlands)

    Barker, N.; Rookmaaker, M.B.; Kujala, P.; Ng, A.; Leushacke, M.; Snippert, H.; van de Wetering, M.; Tan, S.; van Es, J.H.; Huch, M.; Poulsom, R.; Verhaar, M.C.; Peters, P.J.; Clevers, H.

    2012-01-01

    Multipotent stem cells and their lineage-restricted progeny drive nephron formation within the developing kidney. Here, we document expression of the adult stem cell marker Lgr5 in the developing kidney and assess the stem/progenitor identity of Lgr5(+ve) cells via in vivo lineage tracing. The appea

  14. Lgr5(+ve) Stem/Progenitor Cells Contribute to Nephron Formation during Kidney Development

    NARCIS (Netherlands)

    Barker, Nick; Rookmaaker, Maarten B.; Kujala, Pekka; Ng, Annie; Leushacke, Marc; Snippert, Hugo; van de Wetering, Marc; Tan, Shawna; Van Es, Johan H.; Huch, Meritxell; Poulsom, Richard; Verhaar, Marianne C.; Peters, Peter J.; Clevers, Hans

    2012-01-01

    Multipotent stem cells and their lineage-restricted progeny drive nephron formation within the developing kidney. Here, we document expression of the adult stem cell marker Lgr5 in the developing kidney and assess the stem/progenitor identity of Lgr5(+ve) cells via in vivo lineage tracing. The appea

  15. İşletmelerin Rekabet Stratejilerinin Eşbiçimliliği ve Bir Uygulama

    OpenAIRE

    2003-01-01

    Bu çalışma, Türkiye’de faaliyet gösteren işletmelerin stratejilerini neye göre ve nasıl oluşturduklarını ortaya koyarak, kurumsal baskıların örgütsel yapıları, stratejileri ve uygulamaları nasıl etkilediği ve işleri yürütme biçimleri bakımından birbirine benzer örgütleri nasıl ortaya çıkardığını belirlemeye yöneliktir. Örgütlerin varlık nedenlerini ya da işleyiş biçimlerini geçmişte ele alan pek çok çalışmaya karşılık, teknik ve sosyal bir olgu olarak örgütlerin incelenmesinde ortaya çıka...

  16. Protez ilminde kurallar, kavramlar ve uygulamalar — 1977

    OpenAIRE

    ÇALIKKOCAOĞLU, Senih

    2013-01-01

    Bu beşinci baskı, protez ilmi uzmanlık dalındaki en son düşünceleri içeren ve «Kurallar, Kavramlar ve Uygulamalar» denilen ifadeleri geliştirmek için Diş Protezleri Akademisi tarafından sarfedilen devamlı bir çabayı simgeler. İlk orijinal çalışma 1957 yılında Drs. Luzerne G. Jordan, Frank M. Lott ve Russell W. Tench'in başkanlıkları altında yapılmıştır. Önceki dört yayımla sonuçlanan çalışmalar ise Drs. Jordan, Lott ve Tench'e ilaveten Akademinin aşağıdaki üyelerinin başkanlığında yapılmıştır...

  17. Sorry, But You've Got To Have A Grammar Syllabus

    Institute of Scientific and Technical Information of China (English)

    ELTJ Journal

    2007-01-01

    @@ The fourth annual ELT Journal/IATEFL debate was held on Sunday 9th April at the IATEFL conference in Harrogate.The topic for debate was "Sorry, but you've got to have a grammar syllabus". Keith Morrow, the editor of ELT Jounrnal,chaired the debate and the two speakers were Michael Swan (for) and Scott Thornbury (against).

  18. Atatürk ve Güzel Sanatlar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nurgün Koç

    2012-07-01

    Full Text Available Özet Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından kısa süre sonra hemen hemen her alanı kapsayan bir reform süreci başlatılmıştır. Bu yenilik hareketleri sosyal, siyasal, ekonomik vb. alanlarda görüldüğü gibi kültürel konularda da karşımıza çıkmaktadır. Atatürk kültürün önemli unsurlarından biri olan güzel sanatlardaki gelişime çok önem vermiş ve teşvik etmiştir. Uygar ülkeler arasına girmenin güzel sanatlar alanındaki başarılara bağlı olduğunu belirtmiştir. Bu yüzden 1936 yılında Devlet Konservatuarı kurulmuş, sahne sanatları, resim, müzik, heykel v.b güzel sanatların her alanında sanatçıların yetişmesi sağlanmıştır. Bu arada geleneksel sanatlara da önem verilmiş fakat Batılılaşma sürecinin hızıyla biraz geri planda kalmışlardır. Ataturk and Fine Arts Abstract As known, soon after Turkish Republic was founded, a reform process covering almost all fields was launched. These reform movements are also seen in cultural issues as well as in social, political and economic fields. Ataturk attached great importance to the development in fine arts which is one of the important elements of the culture and encouraged it. He stated that entering into civilized countries is up to the achievements in the field of fine arts. Therefore, state conservatory was founded in 1936 and artists in all fields of fine arts like performing arts, painting, music, sculpture were raised. Meanwhile, traditional arts were also emphasized, but remained a bit in the background because of fast process of Westernization. Atatürk et Les Beaux-Arts Résumé Comme on le sait, peu de temps après la fondation de la République de Turquie, le processus de réforme a été lancé dans presque tous les domaines. Ces mouvements d’innovation apparaissent dans les domaines culturels ainsi que dans les domaines sociaux, politiques et économiques. Atatürk a aussi accordé une grande importance au d

  19. Atatürk ve Güzel Sanatlar

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nurgün Koç

    2012-06-01

    Full Text Available ÖzetBilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından kısa süre sonra hemen hemen her alanı kapsayan bir reform süreci başlatılmıştır. Bu yenilik hareketleri sosyal, siyasal, ekonomik vb. alanlarda görüldüğü gibi kültürel konularda da karşımıza çıkmaktadır. Atatürk kültürün önemli unsurlarından biri olan güzel sanatlardaki gelişime çok önem vermiş ve teşvik etmiştir. Uygar ülkeler arasına girmenin güzel sanatlar alanındaki başarılara bağlı olduğunu belirtmiştir. Bu yüzden 1936 yılında Devlet Konservatuarı kurulmuş, sahne sanatları, resim, müzik, heykel v.b güzel sanatların her alanında sanatçıların yetişmesi sağlanmıştır. Bu arada geleneksel sanatlara da önem verilmiş fakat Batılılaşma sürecinin hızıyla biraz geri planda kalmışlardır.Abstract As known, soon after Turkish Republic was founded, a reform process covering almost all fields was launched. These reform movements are also seen in cultural issues as well as in social, political and economic fields. Ataturk attached great importance to the development in fine arts which is one of the important elements of the culture and encouraged it. He stated that entering into civilized countries is up to the achievements in the field of fine arts. Therefore, state conservatory was founded in 1936 and artists in all fields of fine arts like performing arts, painting, music, sculpture were raised. Meanwhile, traditional arts were also emphasized, but remained a bit in the background because of fast process of Westernization. RésuméComme on le sait, peu de temps après la fondation de la République de Turquie, le processus de réforme a été lancé dans presque tous les domaines. Ces mouvements d’innovation apparaissent dans les domaines culturels ainsi que dans les domaines sociaux, politiques et économiques. Atatürk a aussi accordé une grande importance au développement des beaux-arts qui sont un des

  20. Dokuma Karbon Elyaf Takviyeli Karbon Nano Tüp-Epoksi Kompozit Malzemelerin Mekanik ve Termal Karakterizasyonu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Nazife KORKMAZ

    2016-06-01

    Full Text Available Bu çalışmada karbon elyaf takviyeli-karbon nano tüp ile modifiye edilmiş epoksi kompozit malzemelerin üretilmesi ve üretilen kompozit malzemelerin mekanik, termal ve kırılma yüzeylerinin karakterizasyonu hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda matris elemanı olarak çok katmanlı karbon nano tüp içeren epoksi nano kompozit, dokuma karbon kumaş ise 4/4 dimi takiveye elemanı olarak kompozit malzeme üretiminde kullanılmıştır. Çalışma kapsamında ayrıca, karbon nano tüp ile matris modifikasyonu işleminin etkisini belirlemek için saf epoksi reçine sisteminin matris malzemesi olarak kullanıldığı kompozit numuneleri de üretilmiştir. Üretilen kompozitlerde karbon nano tüp ile matris modifikasyonu işleminin mekanik performans özellikleri üzerindeki etkisi çekme, eğilme ve düzlem içi kayma testleri ile değerlendirilmiştir. Kompozit malzemlerin termal karakterizasyonu ise simültane termal analiz ünitesinde (TG-DTG/TG-DSC/TG, diferansiyel termal gravimetre (TG-DTG ve diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC analizleri ile yapılmıştır. Çekme testi sonucu kırılmış veya hasarlı parçalardan optik mikroskop ve taramalı elektron mikroskobu (SEM cihazı ile alınan yüzey görüntüleri incelenerek kompozit malzemelerde hasar ilerleme mekanizmaları tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, epoksi reçine sistemine karbon nano tüp dispersiyonu ile karbon elyaf takviyeli polimerik kompozit malzemelerin mekanik ve termal özelliklerinde iyileşmeler sağlandığını göstermektedir. Ayrıca, SEM ve optik mikroskop görüntüleri de mekanik karakterizasyon aşamasında elde edilen kompozit malzeme performans iyileşmesini desteklemektedir.

  1. Gabriel Tarde ve Medya-Toplum İlişkisini Yeniden Keşfetmek

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Murat Sadullah Çebi

    2013-09-01

    Full Text Available ÖzBu çalışmanın amacı, Fransız sosyolog Gabriel Tarde’ın geliştirdiği ‘kamusal alan modeli’ üzerinden medya ve toplum ilişkisini yeniden keşfetmek, anlamak ve açıklamaktır. Tarde’ın kamusal alan modeli, karşılıklı etkileşen dört unsurdan oluşur: Basın, sohbet, kamuoyu, eylem. Tarde, modern toplumda basına önemli işlevler yükler. Tarde’a göre basın; bilgili, eleştirel ve rasyonel bir kamunun ortaya çıkmasını ve gelişmesini sağlamıştır. İkinci olarak; kahvehane ve salonlarda cereyan eden bir kamusal tartışma ve müzakere biçimine, yani sohbetlere zemin oluşturmuştur. Üçüncü olarak; kamuoyunu dillendirmiş ve oluşturmuştur. Dördüncü olarak; bireylerin sosyal, politik ve ekonomik süreçlerdeki seçim ve kararlarını etkilemiştir. Nihayetinde, zihinlerde hayalî bir kurgu olarak millet ve milliyet fikrini oluşturmuştur. Araştırmada; Tarde’ın kamusal alan modelinin, iletişim biliminde ‘iki aşamalı iletişim akışı modeli’ olarak bilinen ‘sınırlı medya etkileri modeli’nin ilk örneklerinden biri olduğu sonucuna ulaşılacaktır. AbstractThe purpose of this study is to rediscover, to understand and to interpret, relationships between the mass media and society through public sphere model developed by French sociologist Gabriel Tarde. Tarde’s public sphere model consists of four elements: Press, conversation, public opinion and action. Tarde attributed important roles to press in modern society. Firstly, according to Tarde press provided to emerge and to develop of a knowledgeable, critical and rational public. Secondly, it formed a basis for public discussions and deliberations, in other words for conversations that took place in coffee houses and saloons. Thirdly, it expressed and created public opinion. Fourthly, it determined choices and decisions of people in social, economic and political processes. Lastly, it created the idea of nation and nationality

  2. Child abuse and neglectÇocuk istismarı ve ihmal

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    İlyas Özgentürk

    2014-07-01

    Full Text Available Children's physical, emotional and sexual abuse and neglect are widespread social and health problem across societies. Child abuse covers all kinds of attitudes and neglects that affect and limit children physical and emotional development by the parents or child careers. Child abuse affects the children’s emotional and physical development negatively. A child whose emotional development is disturbed lives with very serious psychological and communication problems as well as decrease of life quality. Child abuse can be a learned and passed through cognitive behavior. It is known that the perpetrators of child abuse are also victims of child abuse in their own childhoods. Child abuse can be one kind of cycle of violence. Today’s victims of child abuse have a tendency to become the perpetrators of tomorrow’s child of abuse. Child abuse can be prevented by the collective efforts of the whole community. Establishing a collective consciousness about the harms of the child abuse can become the initial step of fighting against child abuse. The considerable success can be reached when effective public policies, which attribute to collective consciousness addressing different fractions of the society are established. ÖzetÇocukların fiziksel, duygusal ve cinsel yönden istismar ve ihmal edilmesi tüm toplumlarda yaygın görülen bir sosyal ve sağlık sorunudur. Çocuk istismarı ve ihmali; çocuğun anne, babası ya da bakmakla yükümlü olan bir kimse tarafından çocuğun fiziksel ve duygusal gelişimini engelleyen ya da kısıtlayan eylem ve ihmallerin tümüdür Çocuk istismarı çocuğun duygusal ve fiziksel gelişimini olumsuz yönde etkiler. Duygusal gelişimleri bozulan çocukların yaşam kaliteleri düşer ve sonraki yaşamlarında ciddi psikolojik ve iletişim sorunları yaşarlar. Çocuk istismarı öğrenilen ve nesilden nesile aktarılan bir davranıştır. Çocuklarını istismar eden kişilerin bir zamanlar kendilerinin de

  3. Adana ve Konya İllerindeki Arıcılık Faliyetleri ve Koloni Kayıpları

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmed KARAHAN

    2016-05-01

    Full Text Available Bu çalışmada, Adana ve Konya illerinde arıcılık yapan işletmelerdeki deneyim, arı genotipleri, koloni kayıpları, işletmelerde bulunan hastalık ve zararlılar, Varroa, Varroa jacobsoni Oud. (Acari: Varroidae’ya karşı kullanılan ilaçlar, koloni kayıplarının olduğu bölgelerdeki tarımsal ürünler ve bu ürünlere atılan kimyasallar araştırılmış, son yıllarda artan arı ölümlerinin nedenleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın ana materyalini, tabakalı tesadüfi örnekleme yöntemine göre seçilen 200 adet arı işletmesine uygulanan anket yöntemi ile elde edilen veriler oluşturmuştur. Bu işletmelerin 100 adedi Adana’da, 100 adedi de Konya’da olup anket yapılan işletmeler arıcılığın yoğun olarak yapıldığı ilçelerden seçilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre arıcılık yapan işletmelerde; deneyim sürelerinin her iki ilde de 10 yıl ve üzerinde olduğu, Adana ilindeki arıcıların %96’sının, Konya ilindeki arıcıların %89’unun gezginci arıcılık yaptığı ve kışlama bölgesi olarak her iki ilde de Akdeniz Bölgesi tercih edildiği belirlenmiştir. Arıcıların Adana ilinde ağırlıklı olarak Anadolu arısı ve melezleri, Konya ilinde ise Kafkas arısı ve melezlerini tercih ettiği, her iki ildeki arıcıların en fazla Varroa ile karşılaştığı ve bunun mücadelesi için her iki ilde de en fazla amitraz etken maddeli ilaçlar kullanıldığı, her iki ildeki arıcıların kışlama bölgesinde bulunan ağırlıklı tarımsal üretimin narenciye olduğu, en çok hangi ilaçlar kullanıldığında arıların öldüğü sorusuna verilenen cevap ise narenciyede kırmızı örümcek, mısır kurt ilaçları ve yabancı ot ilaçları olduğu, sizce arı ölümlerinin nedeni nedir sorusuna en çok verilen cevap ise Adana’da; tarımda kullanılan ilaçlar, Konya’da ise mevsim değişiklikleri ve kışın arıların aç kalmasının olduğu belirlenmiştir.

  4. Naïve and memory B cells exhibit distinct biochemical responses following BCR engagement.

    Science.gov (United States)

    Moens, Leen; Kane, Alisa; Tangye, Stuart G

    2016-09-01

    Immunological memory is characterized by the rapid reactivation of memory B cells that produce large quantities of high-affinity antigen-specific antibodies. This contrasts the response of naïve B cells, and the primary immune response, which is much slower and of lower affinity. Memory responses are critical for protection against infectious diseases and form the basis of most currently available vaccines. Although we have known about the phenomenon of long-lived memory for centuries, the biochemical differences underlying these diverse responses of naïve and memory B cells is incompletely resolved. Here we investigated the nature of B-cell receptor (BCR) signaling in human splenic naïve, IgM(+) memory and isotype-switched memory B cells following multivalent BCR crosslinking. We observed comparable rapid and transient phosphorylation kinetics for proximal (phosphotyrosine and spleen tyrosine kinase) and propagation (B-cell linker, phospholipase Cγ2) signaling components in these different B-cell subsets. However, the magnitude of activation of downstream components of the BCR signaling pathway were greater in memory compared with naïve cells. Although no differences were observed in the magnitude of Ca(2+) mobilization between subsets, IgM(+) memory B cells exhibited a more rapid Ca(2+) mobilization and a greater depletion of the Ca(2+) endoplasmic reticulum stores, while IgG(+) memory B cells had a prolonged Ca(2+) uptake. Collectively, our findings show that intrinsic signaling features of B-cell subsets contribute to the robust response of human memory B cells over naïve B cells. This has implications for our understanding of memory B-cell responses and provides a framework to modulate these responses in the setting of vaccination and immunopathologies, such as immunodeficiency and autoimmunity.

  5. 8051 Mikrodenetleyicili Bir Sumo Robot Tasarımı ve Uygulaması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mehmet ALBAYRAK

    2009-04-01

    Full Text Available Bu çalısmada, 8051 mikrodenetleyici kontrollü bir sumo robotun mekanik tasarımı, kontrol kartı ve yazılımı gerçeklestirilmistir. Robot, yarısma ve egitim amaçlı tasarlandıgı için hücum amaçlı strateji içeren yazılım gelistirilerek yüklenmistir. 8051 mikrodenetleyici içindeki kontrol yazılımı PC 'nin seri portuna baglı mikrodenetleyici programlama kartına takılıp, kolaylıkla güncellenebildigi için yazılım stratejisi her yarısma için degistirilebilir niteliktedir. Microdenetleyici yazılımı μVision Keil derleyicisinde C kodu kullanılarak hazırlanmıstır. Mekanik tasarım asamasında robot dıs yüzeyinin darbelere dayanıklı malzemeden seçilmesine ve tekerleklerin sürtünmesinin fazla (kaymaz olmasına özen gösterilmistir. Robotun gücünü belirlenen agırlık sınırları içinde en fazla hale getirebilmek için 4 ayrı disli DC motor ve 4 amperlik akü kullanılmıstır. Rakip algılama mesafe sensörü ve kontrast sensörü (beyaz algılama seçiminde cevap verme süresi çok az olan sensörler tercih edilmistir.

  6. Homeostatically maintained resting naïve CD4+ T cells resist latent HIV reactivation

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yasuko Tsunetsugu-Yokota

    2016-12-01

    Full Text Available Homeostatic proliferation (HSP is a major mechanism by which long-lived naïve and memory CD4+ T cells are maintained in vivo and suggested to contribute to the persistence of the latent HIV-1 reservoir. However, while many in vitro latency models rely on CD4+ T cells that were initially differentiated via T-cell receptor stimulation (TCR into memory/effector cells, latent infection of naïve resting CD4+ T cells maintained under HSP conditions has not been fully addressed. Here we describe an in vitro HSP culture system utilizing the cytokines IL-7 and IL-15 that allows studying latency in naïve resting CD4+ T cells. CD4+ T cells isolated from several healthy donors were infected with HIV pseudotypes expressing GFP and cultured under HSP conditions or TCR conditions as control. Cell proliferation, phenotype and GFP expression were analyzed by flow cytometry. RNA expression was quantified by qRT-PCR. Under HSP culture conditions, latently HIV-1 infected naïve cells are in part maintained in the non-dividing (= resting state. Although a few HIV-1 provirus+ cells were present in these resting GFP negative cells, the estimated level of GFP transcripts per infected cell seems to indicate a block at the post-transcriptional level. Interestingly, neither TCR nor the prototypic HDAC inhibitor SAHA were able to reactivate HIV-1 provirus from these cells. This lack of reactivation was not due to methylation of the HIV LTR. These results point to a mechanism of HIV control in HSP-cultured resting naïve CD4+ T cells that may be distinct from that in TCR-stimulated memory/effector T cells.

  7. Antalya İli ve İlçelerindeki Örtüaltı Hıyar (Cucumis sativus L. ve Kabak (Cucurbita pepo L. Üretim Alanlarında Viral Etmenlerin Saptanması

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ahmet ÇAT

    2016-04-01

    Full Text Available Bu çalışma, 2014-2015 yılları arasında Antalya ili ve ilçelerinde örtüaltı hıyar (Cucumis sativus L. ve kabak  (Cucurbita pepo L. üretim alanlarında ZYMV (Zucchini yellow mosaic virus, PRSV (Papaya ring spot virus, SqMV (Squash mosaic virus ve CMV (Cucumber mosaic virus’nün varlığının, serolojik, ve biyolojik yöntemlerle saptanması ve toplanan örneklerdeki yaygınlığının ortaya konulması amacıyla 2014-2015 yılları arasında yürütülmüştür. Örtüaltı hıyar ve kabak üretim alanlarından alınan ve virüs şüphesi duyulan 455 yaprak ve meyve örneğinin hepsi DAS-ELISA ile testlenmiştir. Teslenen 455 örneğin 346 adedininde (%76 bir ve daha fazla virüs ile enfekteli olduğu belirlenmiştir. ELISA testleri sonucunda pozitif reaksiyon veren bitkilerden alınan dokular mekanik inokulasyon çalışmalarında kullanılmıştır.  İndikatör bitkiler üzerinde 15-30 gün gibi bir sürede belirti gözlenmiştir.

  8. Orman Kaynaklarının Konumsal ve Zamansal Değişiminin Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama Teknikleri İle İrdelenmesi: İnayet ve Yenice Örneği

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ali İhsan KADIOĞULLARI

    2009-04-01

    Full Text Available Orman ekosistemlerinin sürdürülebilir planlaması ve isletilmesi için, geçmisteki durumlarıyla birlikte orman kaynaklarının zamansal degisimlerinin ve buna etki eden faktörlerin anlasılması oldukça önemlidir. İnayet ve Yenice Orman İşletme Seflikleri'nde (32 660 ha, orman kaynaklarının degisimi zamansal ve konumsal olarak incelenmistir. Çalısma kapsamında, alanın 1987-2001 yılı Landsat uydu görüntüleri sınıflandırılmıs ve 1972, 1993, 2004 yılı mescere tipleri haritaları Cografi Bilgi Sistemleri (CBS ile sayısallastırılarak konumsal analizleri yapılmıstır. Ayrıca, orman kaynaklarının konumsal yapısındaki (orman parçalarının sayı ve konumsal dagılımları değişimi FRAGSTATSTM programı ile belirlenmistir. Ormanlık alanlarda amenajman planları mescere haritasına göre 1972 ve 1993 yılları arasında %3.61; 1987 ve 2001 yılları arasında da %4.74, 1993 ve 2004 yılları arasında %3.37; 1972 ve 2004 yılları arasında %7.10 oranında artış olmustur. Ormanlık alanların kapalılıgı artması nedeniyle kalitesi artmıs ve “c, cd” çag sınıfındaki alan artısı sebebiyle ise orta yaslı bir yapıya dogru ilerlemistir. Konumsal yapı bakımından incelendiginde; dogal gençlestirme, agaçlandırma çalısmaları, yogun orman kullanımı, yasadısı kullanım, yerlesim alanlarının artması ve düz alanlardaki altyapısal gelismeler nedeniyle ortalama orman parça alanı (MPS ve en büyük parça indeksi (LPI azalmıs, parça sayısı (NP ve ormanların parçalılıgı genel olarak artmıstır. Ayrıca, 1972 ve 2001 döneminde arazi kullanımı demografik dinamiklere ragmen ve uygun ormancılık faaliyetlerine baglı olarak ormancılık lehine gelisme göstermistir. Demografik hareketliliginin genelde ilçe merkezinde olması, köy merkezlerinde (kırsal kesimde nüfusun fazla degismemesi nedeniyle orman yapısının degisiminde kısmen etkili oldugu belirlenmistir. Sonuçta; orman

  9. Stress and burnout among mothersAnnelerde stres ve tükenmişlik

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Ege Akgün

    2014-07-01

    Full Text Available Stress and burnout are dealt with in the literature as an issue commonly associated with jobs that require human relationships. The significant points highlighted in the definition of burnout are face-to-face relationships in the job environment and exposure to intensive emotional demands. Based on this definition, it may be concluded that mothers are also faced with the risk of stress and burnout, although motherhood is not defined as a profession. Mothers generally bear the main responsibility in the care and education of children and in guiding children’s lives. Since the psychological health of mothers has direct impacts on the mental health of children, it is important to study the prevention of distress and burnout in mothers and relevant coping strategies. The literature mostly presents studies related to burnout in the mother of sick or handicapped children. However, distress and burnout in mothers of children with normal development also need to be studied. In that vein, this study discusses the symptoms, prevention and coping strategies of distress and burnout with regard to motherhood. ÖzetStres ve tükenmişlik insan ile ilişki kuran meslek gruplarında sıklıkla çalışılan bir konu olarak alan yazında yer almaktadır. Tükenmişliğin tanımında meslek gereği insanlarla yüz yüze çalışma ve yoğun duygusal taleplere maruz kalma vurgu yapılan önemli noktalardır. Bu noktadan hareketle annelerin bir çocuğun bakım ve eğitimi ile yaşamına yön vermede genellikle birinci derece sorumlu olan kişi olması nedeni ile bir meslek olarak tanımlanmasa da olumsuz stres ve tükenmişlik yaşama riski bulunmaktadır. Diğer yandan annenin psikolojik sağlığı aynı zamanda çocuklarının ruh sağlığı üzerinde etkili olabileceğinden annelerde olumsuz stres ve tükenmişlik sendromunu önleme ve baş etme stratejilerinin vurgulanması gereken önemli bir konu olduğu düşünülmektedir. Alan yazında genellikle

  10. KARİZMAYA GİRİŞ: MODİFİKASYON, VVEBER ve SONRASI

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Mustafa MENCÜTEKİN

    2006-07-01

    Full Text Available Karizma kelimesi Alman sosyolog Max Weber'in (1864-1920 en uzun süren en çok istismal edilen ve tartışmaya yol açan mirasıdır. Yeni toplumsal ve ekonomik yapılarla yönetim dünyasında gittikçe daha çok önem kazanan karizma kavramını incelendiğinde, ünlü sosyolog Max VVeber'in kelimeyi yeniden anlamlandırdığı ve "tanrı nın rahmetiyle oluşan kutsal hava, veya ilahi gücün teması" şeklinde açıkladığı görülmektedir. VVeber'in bu kavramın kullanılış alanını dini liderlik bağlamıyla beraber tamamen seküler bir tarzda politik liderliğe doğru genişletmesiyle birlikte, kavram birey ve grup arasında bir ilişki formu olarak ifade edilir olmuştur. Günümüzde karizmaya çağdaş siyasal / politik karizmanın yüksek düzeyde seyreden duygusal yoğunluğun ağır bastığı bir bilinç durumu sergilemesi ve bu bilinç durumunu kitlelere bir şekilde aktararak onları da aynı heyecan ve his yoğunluğu ağırlığı altındaki bilinç durumuna yönlendirmesidir, denilmektedir. Karizmatik liderin doğuşunun temel dinamikleri nelerdir? Böyle bir lider nasıl ve hangi koşullar altında ortaya çıkar? Neden karizma bazen her şeyiyle paralel olan iki durumda da sosyal zorluklar aynı derecede yaşanmış olmasına rağmen bir durumda görünürken diğerinde görünmez? Karizmatik lider hangi rolü oynar? Bütünleyen bir güç mü yoksa tam tersi midir? Diğerlerini liderle bağlayan karizmatik bağların özelliği nelerdir? Kitlelerin ve toplumun yönetilen kesiminin siyasal / politik karizmaya kayıtsız şartsız itaat ve bağlılığın arka planında, gözü dönmüş savaşçı liderleri, korsanları ve demagogları görülmektedir. Ve arkatiplerin de arkatipi olarak VVeber, sara hastası özellikleri taşıyan antik büyücü-şaman tipini öne sürmektedir. İsa ile gelen tanrı-insan yaklaşımı da şamandan sonra en önde gelen karizma kaynağı olarak ele alınmaktadır. Kitlelerin karizma

  11. Osmanlı Seferlerinde Organizasyon Ve Lojistik The Organization And Logistics Of The Ottoman Flights

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Uğur KURTARAN

    2012-12-01

    Full Text Available Understanding how the army, one of Ottoman Empire’s main dynamics and whose number reached over hundreds of thousands on occasions, was organized and how its needs were taken care of is not only important in better understanding the founding and the rising of the state but also important in better understanding the reasons for its downfall. Because just like other states founded throughout history, the political history and development of the Ottoman State has beenshaped in connection to its military operations. The success of themilitary operations is dependent on logistics activities, the preparationsand organizations before the military campaign. Indeed, when theOttoman State decided to go in to war, it has made importantpreparations in elevating the administrative and logistical organizationin the country to a more effective level. These preparations beforemilitary campaigns and strategies implemented called today as logisticshave led to the success of the military campaigns carried out in theOttoman State. At this point, the preparations implemented before thecampaigns play a big role in the growth of the state and expansion ofthe boundaries of the empire. So the key element that won or lost thewars for the Ottoman State throughout history was the far better prewarpreparations and organizations they applied much moresuccessfully than their contemporaries. Knowing how and in what waysthese preparations were implemented in the Ottoman State will broadenour perspective and help us better understand the underlying causes inOttoman victories. This study has been prepared in accordance withthese goals and objectives. In this study, it is intended to put forth howthe Ottomans did their preparations before and during the war and togive a different perspective to the current knowledge and experience inthe light of new resources. Osmanlı Devleti’nin temel dinamiklerinden birisi olan ve sayıları bazı dönemlerde yüz binleri geçen ordusunun

  12. Hans Kelsen’in saf hukuk teorisi ve devlet anlayışı

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Süleyman Ruhi Aydemir

    2006-12-01

    Full Text Available Bu çalışma, Kelsen' in “Saf Hukuk Kuramı: Devlet ve Hukuk Özdeşliği” adlı makalesinin temel alınarak, genel olarak Kelsen’in içinde bulunduğu pozitivist hukuk teorisi hakkında bilgi verilmesini özelde de Kelsen' in mimarı bulunduğu Saf Hukuk Kuramı ve Kelsen' in Devlet Anlayışının analiz edilmesini amaçlamaktadır.    Çalışmada yöntem olarak hukukun genel teorisi ve pozitivist hukuk teorisi hakkında bilgi verilmesi ve Kelsen' in saf hukuk kuramının anlatımı ve ona yöneltilen eleştiriler ile Kelsen' in Devlete bakışı incelemesi yapılmıştır.     Kelsen' in uluslar arası hukuk alanındaki görüşlerinin incelenmesi çalışma kapsamına alınmamıştır.    Kelsen hakkında literatür taraması yapılırken yazılan kaynakların genelde İngilizce ve Türkçe dışındaki dillerden olması (özellikle Almanca çalışmayı İngilizce ve Türkçe kaynaklarla sınırlandırmıştır.    Çalışmada özetle; “Kelsen için esaslı prensip, bilgi metodunun saf olmasıdır. Ona göre, hukuk biliminde kullanılacak olan metod, her şeyden önce pozitif bir karakter taşıması, pozitif hukuki bir metot olması gerekir. Doğal hukukun metodundan pozitif hukuki metodunun açıkça ayırımı zorunludur. Bu yüzden, pozitif hukukla hukuk bilimi her türlü ahlaki, ideolojik ve doğal hukuka ilişkin düşüncelerden temizlenmek gerekmektedir. Hukukun pozitif karakteristiğini Kelsen' in egemenlik kavramına verdiği anlamdan çıkmaktadır. Ona göre hukuk, pozitivitesini doğa, Tanrı gibi mevcut bir normdan alamaz.    Hukuk bilimi pozitif hukukun açıklamasını amaç edinmiştir. Bu bakımdan doğal hukuktan ayrı olabilir fakat hukuk felsefesinden vazgeçemediği gibi hukuk felsefesi de doğal hukuk fikrinden vazgeçemez.    Hukuki metodun normatif karakteri onu doğa bilimlerin metodundan ayırmaktadır. Çünkü neden-sonuç ilişkisi, doğa bilimlerinde kozalite prensibine g

  13. Human α(2)β(1)(HI) CD133(+VE) epithelial prostate stem cells express low levels of active androgen receptor.

    Science.gov (United States)

    Williamson, Stuart C; Hepburn, Anastasia C; Wilson, Laura; Coffey, Kelly; Ryan-Munden, Claudia A; Pal, Deepali; Leung, Hing Y; Robson, Craig N; Heer, Rakesh

    2012-01-01

    Stem cells are thought to be the cell of origin in malignant transformation in many tissues, but their role in human prostate carcinogenesis continues to be debated. One of the conflicts with this model is that cancer stem cells have been described to lack androgen receptor (AR) expression, which is of established importance in prostate cancer initiation and progression. We re-examined the expression patterns of AR within adult prostate epithelial differentiation using an optimised sensitive and specific approach examining transcript, protein and AR regulated gene expression. Highly enriched populations were isolated consisting of stem (α(2)β(1)(HI) CD133(+VE)), transiently amplifying (α(2)β(1)(HI) CD133(-VE)) and terminally differentiated (α(2)β(1)(LOW) CD133(-VE)) cells. AR transcript and protein expression was confirmed in α(2)β(1)(HI) CD133(+VE) and CD133(-VE) progenitor cells. Flow cytometry confirmed that median (±SD) fraction of cells expressing AR were 77% (±6%) in α(2)β(1)(HI) CD133(+VE) stem cells and 68% (±12%) in α(2)β(1)(HI) CD133(-VE) transiently amplifying cells. However, 3-fold lower levels of total AR protein expression (peak and median immunofluorescence) were present in α(2)β(1)(HI) CD133(+VE) stem cells compared with differentiated cells. This finding was confirmed with dual immunostaining of prostate sections for AR and CD133, which again demonstrated low levels of AR within basal CD133(+VE) cells. Activity of the AR was confirmed in prostate progenitor cells by the expression of low levels of the AR regulated genes PSA, KLK2 and TMPRSS2. The confirmation of AR expression in prostate progenitor cells allows integration of the cancer stem cell theory with the established models of prostate cancer initiation based on a functional AR. Further study of specific AR functions in prostate stem and differentiated cells may highlight novel mechanisms of prostate homeostasis and insights into tumourigenesis.

  14. Gazâlî ve Thomas Aquinas’ta Tanrı’nın Kudreti ve İmkânsızlık

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Özcan Akdağ

    2016-06-01

    Full Text Available Ortaçağ’da, İslam düşüncesi içerisinde yazılmış olan İbn Sînâ’nın eş-Şifâ: İlahiyat’ı, Gazâlî’nin Makâsıdu’l-Felâsife’si ve İbn Rüşd’ün, Aristoteles’in eserlerine yazmış olduğu şerhler gibi pek çok felsefî ve teolojik eser Latinceye çevrilmiştir. Söz konusu çeviri eserler vasıtasıyla, İslam düşüncesinde carî olan, Tanrı’nın tikelleri kendi zatlarında bilip bilmediği, Tanrı’nın zatı gereği fiilde bulunup bulunmadığı, din ve felsefenin uzlaşıp uzlaşmayacağı gibi tartışmalı pek çok mesele Batı’ya intikal etmiştir. Bunlara ilaveten Tanrı’nın mutlak kudretinin alanının ne olduğu sorunu da Batı düşüncesinde bilinir hale gelmiştir. Bu çalışmada, “Tanrı mantıksal olarak mümkün olanı yapabilir ve bu durum Tanrı’nın mutlak kudretine halel getirmez” anlayışının Latin Batı dünyasına İbn Sînâ’nın eş-Şifâ’sı ve Gazâlî’nin Makâsıd’ının çevrileri vasıtasıyla intikal ettiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tespit edebildiğimiz kadarıyla, Gazâlî’nin Makâsıd’ta bu konuya ilişkin serdettiği fikirler ile Hıristiyan teolog/düşünür Thomas Aquinas’ın fikirleri arasında önemli ölçüde benzerlik söz konusudur. Söz konusu benzerlik temele alınarak, Thomas Aquinas’ın bu hususta İslam düşüncesinden beslendiği düşüncesinin kuvvetle muhtemel olduğu söylenebilir.

  15. Sığırların solunum yollarında Bovine Parainluenza Virus 3 (BPIV-3) ve Infectious Bovine Rhinotracheitis (IBR)'in serolojik ve moleküler tanısı

    OpenAIRE

    2011-01-01

    Bu tez çalışmasında mezbahada kesime getirilen sığırlarda Bovine Herpes Virus -1 (BoHV-1) ve Bovine Parainfluenza virus 3 ( BPIV-3) dağılımının araştırılması amacıyla sığırlardan kan serumu, tracheal swap, nazal swap ve lezyonlu akciğer dokusu örnekleri toplandı. Serolojik açıdan homolog antikorlar Virus Nötralizasyon Testi (VNT) ve moleküler açıdan kontrol BoHV-1 için PCR ve BPIV-3 için RT-PCR yöntemi kullanılarak yapıldı.Toplam 146 sığır örneklerinin 73 tanesi Ekim- Kas...

  16. Servikal nöral foraminal bölge ve uncinate çıkıntının embriolojik gelişimi ve anatomisinin klinikle ilişkilendirilmesi

    OpenAIRE

    BROHİ, Recep Ali

    2012-01-01

    Servikal bölge ile ilgili yapılan anatomik ve morfometrik çalışmaların büyük çoğunluğunda erişkin kadavra ve kemikleri kullanılmıştır. Servikal bölgenin ve bu bölge ile patolojilerde önemli rol oynayan uncinate proses ve servikal nöral foramen ile ilgili çalışmalar literatürde bulunsa da bu iki yapının embriolojik gelişimi yeterin...

  17. Treacher Collins Sendromu ve Üç Boyutlu Bilgisayarlı Tomografi: Olgu Sunumu

    OpenAIRE

    2012-01-01

    Treacher Collins sendromu özellikle yüzü ve kafayı etkileyen otozomal dominant geçişli genetik bir hastalıktır. Bu yazıda malar hipoplazi, dış kulak anomalileri, antimongoloid göz yerleşimi ve alt göz kapağında kirpiklerin kısmi yokluğu ile Treacher Collins sendromu tanısı konan 3 aylık bir kız çocuk olgusu tarafımızdan sunulmaktadır. Bu yazının amacı 3 boyutlu BT‘nin Treacher Collins sendromuna eşlik edebilen kraniyosinostozun saptanmasında yararlı bir tetkik olduğunun vurgulanması...

  18. Fibromyalji'li hastalarda serum 25-hidroksi D vitamini ve parathormon düzeyleri

    OpenAIRE

    Yener, Mahmut; Akkuş, Selami

    2009-01-01

    SüleymanDemirel Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ: 2006 Haziran; 13(2) Araştırma Makalelesi Fibromyalji'li hastalarda serum 25-hidroksi D vitamini ve parathormon düzeyleri Mahmut Yener, Selami Akkuş Özet Son zamanlarda yapılan çalışmalar düşük D vitamini düzeyleri ile nonspesifik kas iskelet sistemi semptomları arasında ilişki olduğunu bildirmektedir. Bu çalışmanın amacı fibromyaljili hastalarda D vitamini ve parathormon d...

  19. Metal üzerine preslenebilir seramik restorasyonlar ve klinik uygulamasi: olgu sunumu

    Directory of Open Access Journals (Sweden)

    Yasemin Kulak Özkan

    2012-01-01

    Full Text Available

    Although all-ceramic restorations have been commonly used nowadays, because of their similar esthetics to natural teeth and biocompatibility, metal-ceramic restorations restorations (MCR have been the traditional restorative option for the treatment of missing teeth due to their durability and predictability, The use of MCRs enables long-term restorative success with functional and aesthetic benefits and can be incorporated  in the rehabilitation of complex cases. Recent advances in dental materials have led to the development of MCRs, newer generation porcelains have been developed that have improved  physical properties, decreased abrasion potential than conventional feldspathic ceramics and  are pressed over metal alloy substructures (PoM. With the use of PoM technique the esthetic and function of the MCRs can be improved. This article represents the clinical steps of a patient treated with PoM and 2 year follow-up of the restorations.

     

    ÖZET

    Tam seramik restorasyonların doğal dişe yakın estetiği ve biyouyumlu olmaları nedeniyle günümüzde yaygın bir şekilde uygulanmasına rağmen, metal seramik restorasyonlar (MSR  yapısal sağlamlık ve bilinirliği sayesinde diş kayıplarının tedavisinde geleneksel bir tedavi seçeneği olmuştur. MSR’ ın kullanımı fonksiyonel ve estetik getirileri sayesinde uzun yıllar başarı sağlamış ve karmaşık vakaların çözümünde en uygun seçenek olmuştur. Dental materyallerdeki güncel gelişmelerle birlikte MSR’ da gelişmeler olmuş, fiziksel özellikleri geliştirilmiş ve feldspatik porselenlerden daha az aşınan ve metal alt yapı üzerine preslenen (PoM yeni nesil seramikler geliştirilmiştir. PoM uygulaması ile birlikte MSR’ da estetik ve fonksiyon

  20. Analýza a hodnocení rizik veřejného vodovodu

    OpenAIRE

    Novotná, Aneta

    2015-01-01

    Diplomová práce je zaměřena na identifikaci, kvantifikaci a hodnocení rizik při dodávce pitné vody, aplikací vhodných metod na konkrétním veřejném vodovodu, jeho prostředí a provozování. Je vybrána metoda WaterRisk a z ČSN EN 31010 Management rizik - Techniky posuzování rizik jsou vybrány metody - analýza možných vad a jejich důsledků (FMEA), Paretův diagram a Ishikawa diagram. Cílem diplomové práce je analyzovat a posoudit kvalitativní, environmentální a bezpečnostní rizika pro systém veřejn...

    1. İntegral Geometri Problemleri ve Transport Denklemleri için Ters Problemler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İsmet Gölgeleyen

      2013-12-01

      Full Text Available Bu çalışmada, son zamanlarda özellikle X-ışını, MRI, ultrason, sismik tomografi ve elektron mikroskobu gibi görüntüleme tekniklerinde ortaya çıkan gelişmelere bağlı olarak büyük ilgi gören integral geometri problemleri (IGP ve bu problemlerle ilgili transport denklemler için bazı ters problemler ele alınmış, bu alanda yapılan başlıca çalışmalar kısaca sunulmuştur.

    2. Lomber traksiyonun subakut lomber disk hernili hastalarda klinik ve fonksiyonel durum üzerine etkisi

      OpenAIRE

      Murat, Sadiye

      2007-01-01

      Lomber disk hernisi, dejenere diskin lomber spinal sinir kökünü sıkıştırması ile ortaya çıkan bel ve bacak ağrısı ile karakterize klinik tablodur. Çalışmanın amacı subakut lomber disk hernisi tanısı konan hastalarda fizik tedavi yöntemlerinden biri olan traksiyonun; ağrı, klinik, fonksiyonel durum ve yaşam kalitesi üzerine olan etkilerini araştırmaktır. Çalışmaya subakut lomber disk hernisi tanısı almış 61 hasta alındı. Olgular rastgele olarak iki gruba ayrıldı. Birinci gruba vücut ağrırlığın...

    3. From naïve pluripotency to chimeras: a new ethical challenge?

      Science.gov (United States)

      Hyun, Insoo

      2015-01-01

      In recent years, there has been much interest in the prospect of generating and using human stem cells that exhibit a state of naïve pluripotency. Such a pluripotent state might be functionally confirmed by assessing the chimeric contribution of these cells to non-human blastocysts. Furthermore, the generation of naïve human pluripotent stem cells in vitro could lead to the creation of chimeric animal models that can facilitate the study of human development and disease. However, these lines of research raise thorny ethical concerns about the moral status of such chimeric animals. Here, I call attention to these ethical barbs and suggest a way in which to proceed cautiously.

    4. ELEKTROKİMYASAL ÖN ARITIMA TABİ TUTULAN VE TUTULMAYAN KARASUDA, FEN OL VE LiGNİN BiLEŞiKLERİNİN ADSORPSİYONU

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      MEHMET UĞURLU

      2003-12-01

      Full Text Available Bu çalışmada, zeytin karasuyund a fenol ve lignin gibi bileşenlerin giderilmesine çalışıldı. I;eneylerde, elektrokimyasal ön arıtıma (20volt ve 20dak. tabi tutulan ve tutulmayan iki farklı karakterdeki atık su örnekleri kullanıldı. Adsorbent olarak, aktif karbon, ham ve aktiYe edilmiş sepiyolit mineralleri seçildi. Deneylerde, süre ve pH'mn giderime etkisi incelendi. Buna göre; ön arıtınn yapılan karasuda fenol ve lignin konsantrasyonu belirgin oranda azalma gösterdi. Ayrıca, her iki atıksu ö rneği için adsorpsiyon bir saatlik sürede dengeye ulaşırken., aktif karbon ile maksimum verim sağlandı. Bunun yanında aktif sepiyolitinde belirgin bir adsorpsiyon etkinliği gösterdiği ve aktif karbona alternatif olarak kulla nılabileceği görüldü. pH'nın gidcrime etkisi inc.elendiğinde, genel olarak ön arıtıma tabi tutulan karasuda düşük pH, ham suda ise yüksek pH 'da fen ol ve lignin gibi kirletici bileşenler in daha gazla giderildiği görü ldü.

    5. Naïve realism: folk fallacies in the design and use of visual displays.

      Science.gov (United States)

      Smallman, Harvey S; Cook, Maia B

      2011-07-01

      Often implicit in visual display design and development is a gold standard of photorealism. By approximating direct perception, photorealism appeals to users and designers by being both attractive and apparently effortless. The vexing result from numerous performance evaluations, though, is that increasing realism often impairs performance. Smallman and St. John (2005) labeled misplaced faith in realistic information display Naïve Realism and theorized it resulted from a triplet of folk fallacies about perception. Here, we illustrate issues associated with the wider trend towards realism by focusing on a specific current trend for high-fidelity perspective view (3D) geospatial displays. In two experiments, we validated Naïve Realism for different terrain understanding tasks, explored whether certain individuals are particularly prone to Naïve Realism, and determined the ability of task feedback to mitigate Naïve Realism. Performance was measured for laying and judging a concealed route across realistic terrain shown in different display formats. Task feedback was either implicit, in Experiment 1, or explicit in Experiment 2. Prospective and retrospective intuitions about the best display formats for the tasks were recorded and then related to task performance and participant spatial ability. Participants generally intuited they would perform tasks better with more realism than they actually required. For example, counter to intuitions, lowering fidelity of the terrain display revealed the gross scene layout needed to lay a well-concealed route. Individuals of high spatial ability calibrated their intuitions with only implicit task feedback, whereas those of low spatial ability required salient, explicit feedback to calibrate their intuitions about display realism. Results are discussed in the wider context of applying perceptual science to display design, and combating folk fallacies.

    6. Karhunen-Loève Expansion for the Second Order Detrended Brownian Motion

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yongchun Zhou

      2014-01-01

      Full Text Available Based on the norm in the Hilbert Space L2[0,1], the second order detrended Brownian motion is defined as the orthogonal component of projection of the standard Brownian motion into the space spanned by nonlinear function subspace. Karhunen-Loève expansion for this process is obtained together with the relationship of that of a generalized Brownian bridge. As applications, Laplace transform, large deviation, and small deviation are given.

    7. Atıksulardan bakır (II), nikel (II), krom (VI) ve reaktif boyar madde gideriminde Aspergillus sp. kullanımı

      OpenAIRE

      ERTİT TAŞTAN, Burcu

      2008-01-01

      Bakır (II), nikel (II), krom (VI) ve reaktif boyar madde içeren atıksuların arıtımında Aspergillus versicolor ile yapılan tez çalışmasında, ağır metal ve reaktif boyar madde Remazol Blue (RB)’nin tekli ve ikili etkileri melaslı besiyerlerinde incelenmiştir. Farklı pH değerlerinde hazırlanan ve yaklaşık 50 ppm ağır metal ve RB içeren besiyerlerinde fungusun en iyi biyobirikim yaptığı pH’lar belirlenmiştir. Optimum pH’lar RB içeren ve içermeyen ortamlarda, krom(VI) ve nikel(II) için 6, bakır(II...

    8. Internet Use by Children Çocuk ve Internet Kullanımı

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nilüfer Tuncer

      2000-06-01

      Full Text Available Computers and Internet, which have started to dominate our modern lives, have no doubt became part of children's living too. It is a fact that Internet has many advantages in several areas, mainly in education, communication and creativity. However, Internet also has many disadvantages, i.e., physical, psychological and social effects and dangers to children. In this article, the object is to emphasize not only these negative aspects, but also to point out the preventive measures, particularly for the parents. Modern çağın bir gereği haline gelen bilgisayar ve İnternet, kuşkusuz çocukların da yaşamına girmiştir.Internet'in, başta eğitim, iletişim, yaratıcılık olmak üzere çeşitli alanlarda yararları olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Ancak, bilgisayar ve Internet kullanımının, çocuklar için olumsuz fiziksel, psikolojik ve sosyal etkilerinin yanında, tehlikeler de içerdiği yadsınamaz. Bu makalede, olumsuz yönlerin yanında, alınabilecek önlemlere, özellikle de ana-babaların yapabileceklerine değinilmiştir.

    9. BUILDING STUDENTS’ UNDERSTANDING OF QUADRATIC EQUATION CONCEPT USING NAÏVE GEOMETRY

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Achmad Dhany Fachrudin

      2014-07-01

      Full Text Available The purpose of this research is to know how Naïve Geometry method can support students’ understanding about the concept of solving quadratic equations. In this article we will discuss one activities of the four activities we developed. This activity focused on how students linking the Naïve Geometry method with the solving of the quadratic equation especially on how student bring geometric solution into algebraic form. This research was conducted in SMP Negeri 1 Palembang. Design research was chosen as method used in this research that have three main phases. The results of this research showed that manipulating and reshaping the rectangle into square could stimulate students to acquire the idea of solving quadratic equations using completing perfect square method. In the end of the meeting, students are also guided to reinvent the general formula to solve quadratic equations.Keywords: Quadratic Equations, Design Research, Naïve Geometry, PMRI DOI: http://dx.doi.org/10.22342/jme.5.2.1502.191-202

    10. El’ Lisickij grafico costruttivista. La rivista “Vešč’-Gegenstand-Objet”

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Alice Bravin

      2016-02-01

      Full Text Available This paper analyzes the graphic design of the international art journal “Vešč’-Gegenstand-Objet”, published in Berlin in 1922 by the Russian architect, painter, photographer and designer Lazar’ Markovič Lisickij (1890-1941, better known as El’ Lisickij, together with the Russian writer Il’ja Grigor’evič Èrenburg (1891-1967.Although it lasted only three issues (issues one and two were combined in a single volume which appeared in March/April 1922, while the last number appeared in May 1922, “Vešč’” had a strong influence on contemporary art. It was published in German, French and Russian and was meant both as a bridge between Russia and Europe after the years of war and revolution and as a symbol of the beginning of a new creative era. Mainly focusing on new Suprematist and Constructivist works, the journal included essays on several fields of art such as literature, cinema, theatre, painting, sculpture, architecture and music.In this paper I focus on the innovative graphic design of the two volumes of “Vešč’” entirely realized by El’ Lisickij. Referring to his own theories about book design, Lisickij created a functional and innovative layout and a striking cover, challenging the traditional graphic design practice by using exclusively standard typographic elements such as punctuation marks, typographic lines, geometric forms and typesetting.

    11. A Multilayer Naïve Bayes Model for Analyzing User's Retweeting Sentiment Tendency.

      Science.gov (United States)

      Wang, Mengmeng; Zuo, Wanli; Wang, Ying

      2015-01-01

      Today microblogging has increasingly become a means of information diffusion via user's retweeting behavior. Since retweeting content, as context information of microblogging, is an understanding of microblogging, hence, user's retweeting sentiment tendency analysis has gradually become a hot research topic. Targeted at online microblogging, a dynamic social network, we investigate how to exploit dynamic retweeting sentiment features in retweeting sentiment tendency analysis. On the basis of time series of user's network structure information and published text information, we first model dynamic retweeting sentiment features. Then we build Naïve Bayes models from profile-, relationship-, and emotion-based dimensions, respectively. Finally, we build a multilayer Naïve Bayes model based on multidimensional Naïve Bayes models to analyze user's retweeting sentiment tendency towards a microblog. Experiments on real-world dataset demonstrate the effectiveness of the proposed framework. Further experiments are conducted to understand the importance of dynamic retweeting sentiment features and temporal information in retweeting sentiment tendency analysis. What is more, we provide a new train of thought for retweeting sentiment tendency analysis in dynamic social networks.

    12. AHMET RIZA’NIN SOSYOLOJİK VE DİNİ GÖRÜŞLERİ

      OpenAIRE

      SARI, Süleyman Arif

      2004-01-01

      Bu tez giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Türkiye’de Pozitivizm akımının öncüsü durumunda olan Ahmet Rıza Bey, ülkeye pozitivist zihniyetin girmesini isterken, dinin sosyal içerikli konularına getirdiği değişik yorumlar ile Türk aydınlarının düşünce ufkunda ve sisteminde farklı bir yol açmıştır. Açtığı bu yol, bazı düşünce kalıpları içerisinde günümüzde de etkisini sürdürmektedir. Giriş bölümünde tezin konusu, amacı, önemi ve yöntemi ortaya konmuştur. Birinci bölümde din sosy...

    13. Les bibliothèques à Genève essai de chronologie : 1478-2013

      CERN Document Server

      Jacquesson, Alain

      2014-01-01

      Genève a toujours bénéficié, dans les bibliothèques publiques comme dans les fonds privés, de collections imprimées abondantes et remarquables. Le botaniste, historien des sciences et précurseur de la scientométrie Alphonse de Candolle, écrit en 1873 que « les cantons suisses de Genève, Vaud et Neuchâtel achètent plus de livres et de journaux sur les sciences que les populations vingt fois plus nombreuses des pays adjacents ». La vie intellectuelle du 21e siècle est évidemment différente, mais la qualité et la quantité des publications conservées à Genève restent toujours impressionnantes. Les quelques tableaux figurant en fin de cet ouvrage, inédits jusqu’ici, devraient stimuler toute personne intéressée par cet aspect de la culture. En effet, notre cité possède plus de 10 millions de documents imprimés. Il s’agit là d’une richesse remarquable. Ces collections couvrent une très grande partie du savoir humain et s’étendent des origines de l’imprimerie jusqu’aux publ...

    14. Çeşitli kalsiyum boratların sentezi, karakterizasyonu ve alev geciktirici etkinliklerinin incelenmesi

      OpenAIRE

      DURĞUN, Zeynep Gülşah

      2010-01-01


        Türkiye sahip olduğu bor rezervleri ve cevherlerinin kalitesi ile dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olmasına rağmen minerallerin çeşitliliği ve işlenebilirliği yetersizdir. Bu nedenle değişik endüstriyel uygulamalara yönelik sentetik bor bileşiklerinin elde edilmesi önemli bir ihtiyaçtır. Bilinen yaklaşık 230 çeşit bor bileşiği mevcuttur ve bir kalsiyum hekzaborat türevi olan Nobleit de bunlardan bir tanesidir. Yangınlarda can ve mal kaybın...

    15. BrahmVE platform for design and test of Large Scale Multi-agent Human-centric Mission Concepts Project

      Data.gov (United States)

      National Aeronautics and Space Administration — This Phase I proposal seeks support to extend the BrahmsVE architecture to support a multi-agent human-centric simulation of a hypothetical future ISS which is...

    16. Prevalence of Thrombocytopenia among Chinese Adult Antiretroviral-naïve HIV-positive Patients

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hong-Wei Fan

      2015-01-01

      Full Text Available Background: The prevalence of thrombocytopenia among Chinese antiretroviral therapy (ART-naïve HIV-infected adults has not been well-described. The aim of this study was to investigate the prevalence and associated risk factors of thrombocytopenia among Chinese ART-naïve HIV-infected adults. Methods: We performed a cross-sectional study of Chinese adult ART-naïve HIV-infected patients from September 2005 through August 2014. Socio-demographic variables and laboratory results including platelets, CD4+ cell count, and viral load were obtained from medical records. Factors and outcomes associated with thrombocytopenia were assessed using logistic regression. Results: A total of 1730 adult ART-naïve HIV-infected patients was included. The mean age was 38 years. The prevalence of thrombocytopenia was 4.5%. There were significant differences in the prevalence of thrombocytopenia between patients 350 cells/mm 3 (2.8% compared with patients with CD4+ counts of 50-199 cells/mm 3 (7.1% (P = 0.002 and P = 0.005, respectively. The prevalence of thrombocytopenia was significantly different by hepatitis C virus antibody (HCV-Ab seropositivity (10.2% for HCV-Ab positive vs. 3.9% for HCV-Ab negative, P = 0.001. We observed differences in prevalence of thrombocytopenia by mode of transmission of HIV infection: Blood transmission (10.7% versus men who have sex with men (3.9% (P = 0.002 and versus heterosexual transmission (3.9% (P = 0.001. In binary logistic regression analyses, age ≥50 years, HCV-Ab positivity and having a CD4+ cell count of 50-199 cells/mm 3 were significantly associated with thrombocytopenia with adjusted odds ratio of 2.482 (95% confidence interval [CI]: 1.167, 5.281, P = 0.018, 2.091 (95% CI: 1.078, 4.055, P = 0.029 and 2.259 (95% CI: 1.028, 4.962, P = 0.042, respectively. Conclusions: Thrombocytopenia is not common among adult ART-naïve HIV-infected patients in China. Older age (age over 50 years, HCV-Ab positivity and lower CD4

    17. ULUSLARARASI TİCARET TEORİLERİ ve PAUL R.KRUGMAN’IN KATKILARI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Esra YÜKSEL

      2011-01-01

      Full Text Available INTERNATIONAL TRADE THEORIES AND THE CONTRIBUTIONS OF PAUL R. KRUGMANAbstract: International trade theories try to explain that free international trade provides increasing welfare for countries under given conditions. International trade theories are transformed and developed by differentiating conditions of natural and acquired endowments of countries by time. Main aim of this study is to investigate contribution of Krugman by comparing literature on international trade theories. In addition to traditional international trade theories, Krugman states that international trade can occur and can be profitable among countries whose technology, production cost and preferences are similar. Krugman emphasizes that monopolistic competition and product differentiation can contribute international trade. Free international trade expands markets for the firms and countries, in this way, expanding markets increases production scale of firms leading to decreasing costs. Main result of study is that Krugman contributes international trade theory by developing models indicating increasing gains for countries from international trade and by explaining differentiating dynamics of international trade. Keywords: International Trade Theories, Paul Krugman, Gains From International Trade. ULUSLARARASI TİCARET TEORİLERİ vePAUL R.KRUGMAN’IN KATKILARIÖzet: Uluslararası ticaret teorileri, uluslararası serbest ticaretin, belirli koşullar altında, ülkeler için önemli refah artışları sağlayacağını ortaya koymaya çalışmaktadır. Geliştirilen teoriler, ülkelerin doğal ve kazanılmış üstünlüklerindeki dinamizmine bağlı olarak değişim göstermekte ve gelişmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, Krugman’nın uluslararası ticaret teorilerine yaptığı katkıyı, uluslararası ticaret literatürünü karşılaştırmalı olarak inceleyerek ortaya koymaktır. Krugman’ın görüşleri, geleneksel uluslararası ticaret teorilerinden

    18. Vers une conception de l’élève-sujet : la relation enseignant-élève en dispositif relais

      OpenAIRE

      2014-01-01

      Les dispositifs relais accueillent des élèves de collège à risque de décrochage scolaire et de marginalisation sociale. Les enseignants spécialisés s’occupent de jeunes qui ont déjà mis l’institution scolaire en difficulté. Le concept d’élève-sujet, bien qu’implicite dans le discours des enseignants, met en évidence la reconnaissance des pensées et sentiments des élèves. En partant de l’opposition sujet/objet et en examinant, à travers douze entretiens, comment les enseignants conçoivent la r...

    19. VE-cadherin Y685F knock-in mouse is sensitive to vascular permeability in recurrent angiogenic organs.

      Science.gov (United States)

      Sidibé, Adama; Polena, Helena; Pernet-Gallay, Karin; Razanajatovo, Jeremy; Mannic, Tiphaine; Chaumontel, Nicolas; Bama, Soumalamaya; Maréchal, Irène; Huber, Philippe; Gulino-Debrac, Danielle; Bouillet, Laurence; Vilgrain, Isabelle

      2014-08-01

      Covalent modifications such as tyrosine phosphorylation are associated with the breakdown of endothelial cell junctions and increased vascular permeability. We previously showed that vascular endothelial (VE)-cadherin was tyrosine phosphorylated in vivo in the mouse reproductive tract and that Y685 was a target site for Src in response to vascular endothelial growth factor in vitro. In the present study, we aimed to understand the implication of VE-cadherin phosphorylation at site Y685 in cyclic angiogenic organs. To achieve this aim, we generated a knock-in mouse carrying a tyrosine-to-phenylalanine point mutation of VE-cadherin Y685 (VE-Y685F). Although homozygous VE-Y685F mice were viable and fertile, the nulliparous knock-in female mice exhibited enlarged uteri with edema. This phenotype was observed in 30% of females between 4 to 14 mo old. Histological examination of longitudinal sections of the VE-Y685F uterus showed an extensive disorganization of myometrium and endometrium with highly edematous uterine glands, numerous areas with sparse cells, and increased accumulation of collagen fibers around blood vessels, indicating a fibrotic state. Analysis of cross section of ovaries showed the appearance of spontaneous cysts, which suggested increased vascular hyperpermeability. Electron microscopy analysis of capillaries in the ovary showed a slight but significant increase in the gap size between two adjacent endothelial cell membranes in the junctions of VE-Y685F mice (wild-type, 11.5 ± 0.3, n = 78; and VE-Y685F, 12.48 ± 0.3, n = 65; P = 0.045), as well as collagen fiber accumulation around capillaries. Miles assay revealed that either basal or vascular endothelial growth factor-stimulated permeability in the skin was increased in VE-Y685F mice. Since edema and fibrotic appearance have been identified as hallmarks of initial increased vascular permeability, we conclude that the site Y685 in VE-cadherin is involved in the physiological regulation of capillary

    20. Marrubium lutescens Boiss. ve M. cephalanthum Boiss. & Noë subsp. akdaghicum (Lamiaceae' un Gövde ve Yaprak Özelliklerinin Anatomik Olarak Karşılaştırılması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Meltem TUYLU

      2016-11-01

      Full Text Available Çalışmada; Lamiaceae familyasındaki Marrubium L. cinsinin iki taksonu olan   Marrubium lutescens Boiss. ve M. cephalanthum Boiss. & Noë subsp. akdaghicum’ da gövde ve yaprak, anatomik olarak incelenerek cinsin taksonomik problemlerinin çözümüne katkı amaçlanmıştır. Işık mikroskobu için iki tip preperasyon yapılmıştır. Parafin içerisindeki gövde ve yaprak örnekleri Safranin-Fast Green ile boyandıktan sonra, epon içerisindeki yarı ince kesitler ise Toluidine blue ile boyandıktan sonra ışık mikroskobunda incelenerek fotoğrafları çekilmiştir. Her iki taksonda gövde; köşeli, kalın kutikulalı, tek sıralı epidermis ile çevrilidir. Köşelerde, epidermisin altında 2-3 sıralı lamellar kollenkima bulunmaktadır. Yaprak; M. lutescens' te bifasiyal iken M. cephalanthum’ da unifasiyaldir. Küçük iletim demetleri kollateraldir ve yaprak amfistomatiktir. Gövdelerde ve yaprakların alt ve üst yüzeyinde örtü ve salgı tüyleri bulunmaktadır. Anatomik sonuçlar karşılaştırıldığında, iki taksonun birbirine yakın oldukları anlaşılmıştır.

    1. Gamification and education Oyunlaştırma ve eğitim

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İbrahim Yıldırım

      2014-03-01

      Full Text Available Today, as people allocate time for games and they have good time with them, the idea of transforming something into a game structure has emerged. Although the concept of the game is very old, gamification is a very new one. According to Zicherman and Cunningham (2011 gamification is the use of game thinking and game mechanics in non-game contexts to engage users in solving problems. The aim of this study is to inquire the research problem that “What is the gamification?” and “How can the gamification be used in education?”. This is a qualitative research. As a result of our research on the subject, an example of educational gamification has been attempted to introduce. Gamification, or the incorporation of game elements into non-game settings, provides an opportunity to help schools to solve difficult problems. Gamification applications that increase student motivation in an entertaining way have a positive effect in the interest of the students towards the lesson. Increased interest and motivation will also raise students' academic success. ÖzetGünümüzde insanlar oyunlara zaman ayırdıkları ve oyunla daha iyi zaman geçirdikleri için bir yapıyı oyun haline dönüştürme fikri ortaya çıkmıştır. Oyun kavramı çok eski olmasına rağmen oyunlaştırma kavramı çok yeni bir kavramdır. Zicherman ve Cunningham (2011 tarafından oyunlaştırma “Oyundaki düşünce biçiminin ve oyun kurallarının, kullanıcıların ilgisini çekmek ve problem çözmek amacıyla kullanılması” olarak tanımlanmaktadır. Nitel bir araştırma olan çalışmamız, “Oyunlaştırma nedir ve eğitimde nasıl kullanılabilir?” problemine çözüm aramak amacıyla yürütülmüştür. Konu hakkındaki yapılan araştırmalarımız neticesinde, oyunlaştırma sürecinin bir ders uygulaması ortaya konulmaya çalışılmıştır. Oyunlaştırma yani oyun bileşenlerinin oyun dışına uygulanması, okulların önemli problemlerini

    2. AJAN TABANLI MODELLEME VE HESAPLAMALI İKTİSAT - AGENT-BASED MODELLING AND COMPUTATIONAL ECONOMICS

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Emrah KELEŞ

      2014-07-01

      Full Text Available ÖzetRasyonellik ve homojenlik varsayımları ile iktisadi ajanlar arasındaki etkileşimi göz ardı eden temsiliajan yaklaşımı, dinamik stokastik genel denge modellerine dayanan yerleşik iktisada duyulan güveninazalmasına yol açmıştır. 1990’ların sonlarından itibaren ajan tabanlı hesaplamalı yaklaşım finansal iktisat,endüstriyel organizasyon, makro iktisat, politik iktisat ve iktiadi ağ oluşumu başta olmak üzere sosyalbilimlerde yaygınlaşmaya başlamıştır. Son olarak 2008 küresel finansal kriz yerleşik, iktisadın dahayüksek sesle tartışılmasına ve ajan tabanlı yaklaşımın daha çok benimsenmesine neden olmuştur. Bu yeniyaklaşım araştırmacılara pasif haldeki fiziksel varlıklardan durumları, inanışları ve davranış kuralları olanaktif karar alıcılara kadar çeşitli ajanların bulunduğu yapay bir dünya kurmalarına imkân vermektedir.Bu yapay dünyalarda ajanların birbirleriyle ya da çevreleriyle etkileşimi onların adaptif (uyarlanabilirolmasına ve kompleks adaptif bir sistem meydana getirmelerine izin vermektedir. Bu çalışmada, ajantabanlı yaklaşımın temel unsurlarının incelenmesi ve DSGE modellerine göre üstünlüklerinin gösterilmesiamaçlanmıştır.AbstractAssumptions of rationality and homogeneity, and framework of representative agent that rule out interactionsbetween agents have led to a decline in confidence to mainstream economics based on dynamicstochastic equilibrium models. Starting from late 1990s, agent-based computational approach has becomeincreasingly popular in social sciences, especially in financial economics, industrial organization, macroeconomics,political economy, and economic network formation. Finally, 2008 global financial crisis hascaused mainstream to be argued loudly and agent-based approach to be adopted more. This new approachenables researchers to construct artificial worlds where various agents ranging from passive entities to active

    3. Levels of Serum ENA-78 and VE-cadherin in Patients with Psoriasis Vulgaris%寻常性银屑病患者血清ENA-78和VE-cadherin的含量变化

      Institute of Scientific and Technical Information of China (English)

      赵允玲; 严旭; 周永勤; 黄友敏

      2011-01-01

      Objective To investigate the role and clinical significance of serum levels of epithelial neutrophil-activating peptide-78(ENA-78) and VE-cadherin in patients with psoriasis vulgaris. Methods Serum levels of ENA-78 and VE-cadherin were measured by double antibody sandwich enzyme-linked immunosorbent assay (ELISA) in 78 patients with psoriasis vulgaris. Their changes were observed before and after the treatment,and their correlation with the pathogenetic condition was analyzed. Results The serum levels of ENA-78 and VE-cadherin in patients with psoriasis vulgaris were significantly higher than those after treatment and in normal controls (P < 0.01) , and there were significant difference between the active stage and the resting stage of psoriasis vulgaris( P <0.01). The serum levels of ENA-78 were associated with VE-cadherin and PASI scores(All P < 0. 01). Conclusion The ENA-78 and VE-cadherin may be very important to the pathogenesis of psoriasis vulgaris.%目的 探讨血清中性粒细胞激活肽-78( ENA-78)和血管内皮细胞钙黏蛋白(VE-cadhefin)含量变化在寻常性银屑病发病中的作用及其临床意义.方法 应用双抗体夹心酶联免疫吸附法( ELISA)检测78例寻常性银屑病患者外周血清中ENA-78和VE-cadherin的水平;并动态观察治疗前后ENA-78和VE-cadherin的变化及其与寻常性银屑病患者病情活动指标之间的关系.结果 寻常性银屑病患者治疗前血清中ENA-78和VE-cadherin的水平较正常对照组显著增高(P<0.01),且ENA-78和VE-cadherin的水平与寻常性银屑病的分期有关,其中进行期患者组显著高于静止期患者组(P<0.01);治疗后血清中ENA-78和VE-cadherin较治疗前显著下降(t=12.72,11.48,P<0.01).ENA-78的血清浓度变化与VE-cadherin水平及银屑病严重程度指数PASI评分呈正相关(P均<0.01).结论 血清ENA-78和VE-cadherin的检测可作为反映寻常性银屑病病情活动的指标之一.

    4. NATURALIZATION AND SEYHULISLAM YAHYA MAHALLÎLEŞME VE ŞEYHÜLİSLAM YAHYA

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hakan YEKBAŞ

      2009-08-01

      Full Text Available Local factors which are important source of our classical literature in terms of contents were used more characteristicly by some classic poets. One of these poets, Şeyhülislam Yahya, although he has an identity of Muslim preacher, employed the delight and entertainment of life with elegant Turkish of Istanbul. Above all in his ghazals, he is highly successful in expressing the coloured stage chosen in daily life by using elegant Turkish, idioms proverbs, and folk sayings. Understanding of this art is effective in his being one of the most important represantative of naturalization at XVII. century. Klasik edebiyatımızın dil ve muhteva bakımından önemli kaynaklarından olan mahallî unsurlar, bazı klasik şairlerimiz tarafından daha belirgin bir şekilde kullanılmıştır.. Bu şâirlerden biri olan Şeyhülislam Yahya, bir din adamı kimliğine sahip olmasına rağmen hayatın zevk ve eğlencelerini sade İstanbul Türkçesini kullanarak şiirlerinde işlemiştir. Özellikle gazellerinde kullandığı sade Türkçesi, deyimleri, atasözleri ve halk deyişleri vasıtasıyla günlük hayatın içinden seçtiği canlı sahneleri anlatmada çok başarılıdır. Bu sanat anlayışı, onun mahallîleşmenin XVII. yüzyıldaki en önemli temsilcilerinden biri olmasına neden olmuştur.

    5. Tüm seramik restorasyonlar ve klinik uygulaması: olgu sunumu

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Kadir Firidinoglu

      2011-11-01

      Full Text Available

      All-ceramic restorations are widely used because of their high esthetics and biocompatibility. Improvements in dentin bonding and composite luting materials besides improvements in all-ceramic systems increase the clinical success rate. Adhesive cementation increases the fracture resistance and strength of all-ceramic restorations and significantly reduces the microleakage. In this clinical study, clinical application of all-ceramic restorations was described for two patinets.

       

      ÖZET

      Tüm seramik restorasyonlar doğal dişe yakın estetiği ve biyouyumlu olmaları nedeniyle günümüzde yaygın bir şekilde uygulanmaktadır. Tüm seramik sistemlerinin gelişmesine paralel olarak dentine bağlanma ve rezin simanların da gelişmesi ile klinik olarak başarı oranları yükselmiştir. Adeziv simantasyon sistemleri ile simante edilmiş bir tüm seramik restorasyonun kırılma direncinin ve mukavemetinin artması yanında mikrosızıntı görülme riski de önemli derecede azalmaktadır.

      Bu çalışmada tüm seramik restorasyon uygulanmış 2 olgunun klinik uygulama aşamaları anlatılmıştır.

      Anahtar kelimeler: Tüm seramik kron, dentine bağlanma, rezin siman, kırılma direnci.

    6. Uzaktan Kontrollü Otomatik Sulama Sistemi Tasarımı ve Uygulaması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Abdülkadir ÇAKIR

      2009-04-01

      Full Text Available Bu çalısmada, PIC 16F877 mikrodenetleyicili kontrol devresi ile uzaktan kontrollü otomatik sulama sistemi gerçeklestirilmistir. Sistem PSTN (Public Switch Telephone Network telefon hattı üzerinden elle veya otomatik olarak sulama yapmaktadır. Otomatik modda, mikrodenetleyici üzerinde çalısan program, topraktan aldıgı nem degerini bitkinin ihtiyacı olan nem degeri ile karsılastırmakta ve nem degeri düsükse sulama motoru çalıstırılmaktadır. Nem, bitkinin ihtiyacı olan degere ulastıgında ise sulama motoru durdurulmaktadır. Böylece topraga fazla veya eksik su verme problemi ortadan kaldırılarak en uygun sulama gerçeklestirilmektedir. Manüel modda PC'deki kullanıcı arayüzü yazılımı ile PC'deki modem üzerinden uzaktaki sistemin harici modemi arasında baglantı kurularak sulama islemi gerçeklestirilebilmektedir. Otomatik veya manüel modda çalısırken herhangi bir hata olusması durumunda sistem, modem üzerinden PC'yi arayarak hatayı bildirmekte ve sistemi kapatmaktadır. Gerçeklestirilen sistem hem gerektigi kadar sulama yaparak su miktarından, hem de otomatik olarak çalıstıgı için insan gücü ve zamandan tasarruf sağlamaktadır.

    7. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 6 May

      CERN Multimedia

      2013-01-01

      The Standard Model of Nature: Lessons from Two Success Stories, by Professeur Gabriele Veneziano, Collège de France (Paris) and CERN.   Monday 6 May 2013, 5 p.m. École de Physique, Auditoire Stueckelberg Quai Ernest-Ansermet, 24 1211 Genève 4 Abstract: Our present standard model of Nature is based on general relativity for gravity and on a gauge theory for all other fundamental interactions. Its amazing successes - and its puzzles - may carry some important lessons for our quest of a truly unified theory of space, time, and matter. More information here.

    8. Standards and Protocols for Digital Libraries Dijital Kütüphanelerde Standartlar ve Protokoller

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Emin Küçük

      2003-06-01

      Full Text Available New paradigms have been emerged in the field of librarianship and publishing with the developments in electronic environment, and rapid increase in electronically archived information and its acquisition and retrieval. While libraries show more interest in electronic information, publishers' current tendency is towards production of electronic information. In addition to the acquisition of electronic information, libraries have begun to digitise some of the holdings which do not present copyright problems. Economies provided by digitised information in terms of archiving, sharing and retrieval as well as the users' requirements are the basic motivation for digitisation. However, digital library standards have vital roles in performing effective library cooperation and interoperability between the systems. In this descriptive study, "the most commonly" confronted standards in digital library applications are being examined and evaluated under the following headings; (i record structure standards, (ii encoding standards, and (iii communication standards and protocols. However, metadata standards which can be categorised in record structure standards are not included since the matters are well studied in several papers in Turkish. Elektronik ortamdaki gelişmeler ve elektronik ortamda depolanan bilginin artmasıyla bilginin sağlanması, depolanması ve erişimi konularında önemli değişiklikler meydana gelmiş, yayıncılık ve kütüphanecilikte yeni paradigmaların oluşmasına neden olmuştur. Yayıncılar kaynakları elektronik ortamda üretme eğilimi göstermeye başlarken kütüphaneler de elektronik kaynaklara daha çok ilgi gösterir olmuşlardır. Elektronik ortamda üretilen kaynakların sağlanmasının yanı sıra, bir dizi kütüphane, dermelerinde bulunan ve telif sorunu olmayan materyali dijitalle sürerek kullanıcılarının hizmetine sunmaya başlamıştır. Dijital ortamda bilginin çok daha rahat depolanması, payla

    9. Synthesis of Electronically Modified Ru-Based Neutral 16 VE Allenylidene Olefin Metathesis Precatalysts

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Siegfried Blechert

      2012-05-01

      Full Text Available Electronic modifications within Ru-based olefin metathesis precatalysts have provided a number of new complexes with significant differences in reactivity profiles. So far, this aspect has not been studied for neutral 16 VE allenylidenes. The first synthesis of electronically altered complexes of this type is reported. Following the classical dehydration approach (vide infra modified propargyl alcohols were transformed to the targeted allenylidene systems in the presence of PCy3. The catalytic performance was investigated in RCM reaction (ring closing metathesis of benchmark substrates such as diallyltosylamide (6 and diethyl diallylmalonate (7.

    10. El’ Lisickij grafico costruttivista. La rivista “Vešč’-Gegenstand-Objet”

      OpenAIRE

      Alice Bravin

      2016-01-01

      This paper analyzes the graphic design of the international art journal “Vešč’-Gegenstand-Objet”, published in Berlin in 1922 by the Russian architect, painter, photographer and designer Lazar’ Markovič Lisickij (1890-1941), better known as El’ Lisickij, together with the Russian writer Il’ja Grigor’evič Èrenburg (1891-1967).Although it lasted only three issues (issues one and two were combined in a single volume which appeared in March/April 1922, while the last number appeared in May 1922),...

    11. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 26 February

      CERN Multimedia

      2014-01-01

      Neutrino physics in the Planck era, Prof. Gennaro Miele, University of Naples   Wednesday 26 February 2014, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: I briefly summarize the status of art about the properties of relic neutrino distributions and the implications of different neutrino scenarios on cosmological observables after the first measurements by Planck. In particular, I will pay particular attention to the effects due to neutrino-antineutrino asymmetry and to the presence of sterile degrees of freedom. Organised by Prof. Teresa.Montaruli@unige.ch and Prof. Giuseppe.Iacobucci@unige.ch. More information here.

    12. Mandibulada asimetriye neden olan periferal osteoma: olgu sunumu ve literatür derlemesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Huyla Erten

      2011-11-01

      Full Text Available

      The objective of this article is to describe the diagnosis and treatment of a peripheral osteoma, causing an asymetry on the posterior region of the mandible, and to review the present peripheral osteoma cases in the literature. A 52 year old female patient referred to our clinic for the treatment of a swelling localized on her left side of the posterior region of the mandible. After the clinical and radiographical examination, the prediagnosis of lesion was said to be a peripheral osteoma. The lesion was completely excised under local anesthesia and histological examination was performed. The final diagnosis of the lesion was made as a peripheral osteoma. As being rare, peripheral osteomas could be localized on the mandible and should be taken into account during differential diagnosis of other lesions causing asymmetry on the mandible.

       

      ÖZET

      Bu makalenin amacı, mandibula posterior bölgesinde lokalize olup asimetriye neden olan bir periferal osteoma vakasının teşhis ve tedavisinin anlatılması ve literatürde rapor edilmiş olan vakaları incelemektir.

      52 yaşında bir bayan hasta, mandibulasının sol posterior bölgesindeki şişliğin tedavisi amacı ile kliniğimize başvurdu. Yapılan klinik ve radyografik muayene sonucunda şişliğe sebep olan lezyonun ön tanısı osteoma olarak konuldu. Lezyonun tamamı, lokal anestezi altında eksize edilerek histolojik inceleme yapıldı. Lezyonun kesin tanısı periferal osteoma olarak kondu. Periferal osteomalar nadir de olsa mandibulada gelişebildiğinden, bu bölgede lokalize olan ve asimetri oluşturan diğer lezyonlardan ayırt edilmeleri gerekmektedir.

      Anahtar Kelimeler: mandibula, osteoma

    13. [Academician V.E. Sokolov is the head of the General Biology Department].

      Science.gov (United States)

      Pavlov, D S; Shishkin, V S

      2009-01-01

      This paper considers the activity of Academician V.E. Sokolov as head of the General Biology Department of the Russian Academy of Sciences, which he headed from 1985 to 1998. The history of the struggle for the preservation of biological science, carried out by Sokolov and the Department headed by him over more than ten years, is shown based on archival and little-known published materials. Examples are given of the activity of the General Biology Department that had great scientific, public, and nature-conservation significance.

    14. Abacavir-Reactive Memory T Cells Are Present in Drug Naïve Individuals

      OpenAIRE

      Andrew Lucas; Michaela Lucas; Anette Strhyn; Keane, Niamh M.; Elizabeth McKinnon; Rebecca Pavlos; Ellen M Moran; Viola Meyer-Pannwitt; Silvana Gaudieri; Lloyd D'Orsogna; Spyros Kalams; Ostrov, David A.; Søren Buus; Bjoern Peters; Simon Mallal

      2015-01-01

      Background Fifty-five percent of individuals with HLA-B*57:01 exposed to the antiretroviral drug abacavir develop a hypersensitivity reaction (HSR) that has been attributed to naïve T-cell responses to neo-antigen generated by the drug. Immunologically confirmed abacavir HSR can manifest clinically in less than 48 hours following first exposure suggesting that, at least in some cases, abacavir HSR is due to re-stimulation of a pre-existing memory T-cell population rather than priming of a hig...

    15. Synnøve Friis. Pioneer på ældreområdet

      DEFF Research Database (Denmark)

      Ridder, Hanne Mette Ochsner

      2004-01-01

      Mange ildsjæle har brugt musik i deres daglige arbejde i socialpædagogisk regi eller indenfor pleje- og behandlingsfeltet. Nogle har set at det var så virkningsfuldt, at de har grebet fat i kolleger, andet fagpersonale, ledere, pårørende og politikere for at vise, at her var der et redskab, der v...... nyttigt. Et redskab som var mere en underholdning; som kunne bevæge på et indre plan og vise nye sider af en person. Synnøve Friis er én af de ildsjæle, som har haft stor betydning for musikterapifaget....

    16. Veículos eléctricos. Características e tipos de motores

      OpenAIRE

      2009-01-01

      Os impactos ambientais e económicos dos combustíveis fósseis têm uma forte proveniência do sector dos transportes. Este facto tem motivado, nas últimas décadas um aumento do desenvolvimento dos veículos eléctricos, principalmente, das soluções híbridas. Tais desenvolvimentos resultam da integração de diversos domínios da engenharia, sendo de destacar os novos materiais e concepções de motores eléctricos, a electrónica de potência, os sistemas de controlo e os sistemas ...

    17. KIGI IRON MINE AND HUMBARAHANE KİĞI DEMİR MADENİ VE HUMBARAHANESİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yaşar BAŞ

      2011-12-01

      Full Text Available At the time of Ottoman Empire the Kigı town was the center oftownship and sanjak. Initially it was connected to the Diyarbekir state,then to the Erzurum state, before the World War I, finally it wasconnected to the Harput state. At that time, various mines were extractedin that township of which the most important was iron. The mine datesback to the Akkoyunlu State. In the Ottoman Empire’s period, itsproduction was interrupted for certain occasions.. Except for thoseoccasions, the production was continued by tacksmen and emeers.During his excursion to Revan (1635 or Bağdad (1638, IV Murat built ahumbarahane here. For a moment the production was halted; in 1735 itrevived again. In 1817 another case like this was repeated. In 1839 it wasclosed absolutely. The existence of mine helped the Ottoman mining, theeconomy of the region and weapon industry. The villagers in the vicinityof the mine were tax exempted for working in mine. The products; slabsand cannon humbaras were sent to the Erzurum castle. Also it had animportant role in fulfilling the need of ammunition of other castles in theEast border. if appropriated, the mine was used to fulfill the need ofammunition of Europe border through Trabzon port. The amounts ofworkers and their earnings, the amounts and sum of the production ofslab and humbara on the basis of batman and vukiyye, the price andamounts of construction products that used in facilities, the curtilage offacilities, and the information obtained about the kind and characteristicof tools and so on, shed light on the economic and military history of theregion. Osmanlılar zamanında Kiğı kasabası, kaza ve sancak merkezikonumunda idi. Önce Diyarbekir eyaletine, kısa süre sonra Erzurumeyaletine, I. Dünya Savaşı öncesinde, Harput Eyaleti’ne bağlanmıştır. Budevirde, kazada muhtelif madenler çıkarılmıştır. Bunların en önemlisi,demir madeni olmuştur. Madenin geçmişi, Akkoyunlu Devleti

    18. SEYRÎ ve HALEP ŞEHRENGİZİ / SEYRİ AND ALEPPO SEHRENGİZ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Siyabend EBEM

      2015-03-01

      Full Text Available Bu makale XVI. yüzyıl şairi Seyrî'nin Halep Şehrengizi’ni şekil ve muhteva özellikleri açısından ele almakta ve eserin tenkitli metnini içermektedir. Klasik edebiyatta ilk ürünlerini XVI. yüzyılda vermiş manzum bir edebî tür olan şehrengizlerde genel olarak bir şehrin doğal ve tarihî güzellikleri anlatılır. Bu türde yazılmış eserlerde konu edilen güzeller, şehrin çeşitli zanaat ve meslek dallarında ün yapmış esnaf sınıfından genç erkeklerdir. Türk edebiyatında, sözü edilen niteliklerde toplam 82 şehrengizin varlığı tespit edilmiştir.Seyrî dışında Halep şehri hakkında şehrengiz yazan başka şair tespit edilemediğinden Seyrî'nin Halep Şehrengizi, Türk edebiyatında yazılmış şehrengizler arasında tespit edilebilmiş tek örnek olarak özgün bir eserdir. Eser, şairin henüz tek nüshasına ulaşılabilen Divan'ının içinde yer almaktadır. This article examines the style and content of Aleppo Şehrengiz written by the sixteenth century poet Seyrî and critiques the text of his work. Emerged in classical literature during the 16th century, Şehrengizs generally depict natural and historical beauties of a city. Young and reputable men from the artisan class or other occupational fields were the subjects of this poetry form. In Turkish literature so far 82 şehrengizs have been found, one of which is the Aleppo Şehrengiz of poet Seyrî. Because no poet other than Seyrîhas written şehrengiz about the city of Aleppo, His Aleppo Şehrengiz is unique in Turkish literature. Seyrî’s work is placed in his Divan, which has only a single accessible copy.

    19. Children Culture and Library Çocuk Kültürü ve Kütüphane

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sekine Karakaş

      2001-09-01

      Full Text Available Libraries, especially children's libraries, are institutions for upgrading cultural level and living standards of children in preparing them for adulthood. As is known the relationship between libraries and children's culture is as old as the history of the library itself. This subject has not been treated sufficiently both in the world and in Turkey. Our intention is to provide a general framework in bringing light on this important topic. Kütüphaneler ve özellikle çocuk kütüphaneleri çocukların ve gençlerin kültür düzeyini yükseltmelerinde ve yaşam kalitesini iyileştirmelerinde uzun dönemde etkisi olan kurumlardır. Oysa kütüphanelerin çocuk kültürü ile doğrudan ilişkisi, kütüphanelerin tarihi kadar eski olmakla birlikte bu konu ülkemizde ve dünya literatüründe gereğince yer almamıştır. Bu çalışmada çocuk kültürü ve kütüphane bağlantısı genel çizgileri ile verilmeye çalışılmıştır.

    20. Koroner arter anevrizmalı hastaların anjiyografik ve klinik özellikleri: 52 hastanın retrospektif incelenmesi ve literatürün gözden geçirilmesi

      OpenAIRE

      Acar, Gürkan; Dede, Özkan; Türker, Yasin; AKÇAY, Selahaddin; Altınbaş, Ahmet

      2009-01-01

      Süleyman Demirel Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ: 2008 Aralık; 15 (4)Koroner arter anevrizmalı hastaların anjiyografik ve klinik özellikleri: 52 hastanın retrospektif incelenmesi ve literatürün gözden geçirilmesiGürkan Acar*, Özkan Dede**, Yasin Türker**, Selahaddin Akçay**, Ahmet Altınbaş**ÖzetAmaç: Koroner arter anevrizması, koroner arter hastalığının nadir rastlanan bir türüdür. Koroner anevrizmalı hastaların klinik özellikleri ve uzun dönem prognozlarına dair literatür bilgisi azdır. B...

    1. The Late-Type Extension to MoVeRS (LaTE-MoVeRS): Proper Motion Verified Low-mass Stars and Brown Dwarfs from SDSS, 2MASS, and WISE

      Science.gov (United States)

      Theissen, Christopher A.; West, Andrew A.; Shippee, Guillaume; Burgasser, Adam J.; Schmidt, Sarah J.

      2017-03-01

      We present the Late-Type Extension to the Motion Verified Red Stars (LaTE-MoVeRS) catalog, containing 46,463 photometric late-type (>M5) dwarfs within the Sloan Digital Sky Survey (SDSS) footprint. Proper motions were computed for objects combining astrometry from the SDSS Data Release 12 (DR12), the Two-micron All-Sky Survey (2MASS) Point Source Catalog, and the Wide-field Infrared Survey Explorer (WISE) AllWISE data sets. LaTE-MoVeRS objects were required to have significant proper motion ({μ }{tot}≥slant 2{σ }{μ {tot}}). Using the LaTE-MoVeRS sample and Gaia Data Release 1, we estimate Gaia will be ∼64% complete for very low-mass objects (>M5) in comparison to the combined SDSS+2MASS+WISE data set (iSDSS CasJobs and VizieR.

    2. Status of the Frankfurt 14 GHz-ECRIS-(ve)RFQ Facility

      CERN Document Server

      Hohn, O; Stiebing, K E; Mironov, V; Shirkov, G D; Biri, S; Dobrescu, S; Schächter, L; Schempp, A; Schmidt-Böcking, H

      1999-01-01

      The accelerator facility installed at the Institut fuer Kernphysik (IKF) combines a 14 GHz electron cyclotron resonance ion source (ECRIS) and a variable energy radio frequency quadrupole accelerator (ve-RFQ)[1,2]. The provided highly charged ions have an energy range between a few keV - using the beam delivered from the source - up to 200 keV/u by using the post acceleration of the ve-RFQ. The setup is designed to deliver a wide spectrum of ions in sufficiently high charged states for atomic physics and materials research. Besides this the ion source is used for studies of the production of highly charged ions with the intention to improve quality and intensity of ion beams. In addition to these activities there are some special topics which deal with the investigation of phenomena on the ECRIS plasma and the production of metal ions by laser ablation technique (see also contributions to this workshop S. Runkel et al. And V. Mironov et. al). The present status and further activities of the facility and a vie...

    3. DENTAL İMPLANTLARDA YAPISAL VE YÜZEY ÖZELLİKLERİ

      OpenAIRE

      Dağ, Mustafa; KARAÇAY, Ümit

      2015-01-01

      ÖZETKullanılmaya başlandığı günden itibaren dental implantların yapısal özellikleri hızla değiştirilmiş ve geliştirilmiştir. Dental implantların yapısal özellikleri içinde yüzey modifikasyonları en çok araştırma yapılan konu olmuştur. Dental implant yüzeyi ile çene kemikleri arasındaki biyolojik bağlantı, implant destekli protezlerin uzun dönem başarısı için bir önkoşul olarak düşünülmektedir. Bu derlemede dental implantların yapısal ve yüzey özelliklerindeki gelişmeleri anlatmak amaçlanmıştı...

    4. Klasik Urdu şiiri (Galib ve Zouk dönemi)

      OpenAIRE

      YILMAZ, Havva

      2014-01-01

      Urdu Dili, Hint alt kıtasında fetihler sonucu hâkimiyet kurmuş ve beraberlerinde kültürlerini de getiren topluluklarla yerel dillerin bir kaynaşması sonucu ortaya çıkmış, adını Türkçe “Ordu” kelimesinden almıştır. Urdu Dili bir etnik dil değil, bir kültür dilidir; içinde Türkçe, Hintçe, Farsça, Arapça ve yerel dillerin öğelerini barındırır. Başlangıçta “Rihta”, “Hindvi” gibi isimlerle anılan Urdu Dili Dekkan’da “Dekkani”, Gucrat’ta “Gucri”, Pencab’da “Pencabi” gibi isimler de almıştı...

    5. A naïve ontology for concepts of time and space for searching and learning

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      M. Miwa

      2007-01-01

      Full Text Available Introduction. In this paper, we propose a new approach for developing a naïve ontology as the basis for optimal information access interfaces for multimedia digital documents intended for novice users. Method. We try to elicit the knowledge structure of domain novices and patterns of its modification in their searching and learning processes by eye-tracker and showing eye-movements in the post-search interviews. Analysis. Recorded interview data were fully transcribed and coded using Atlas.ti and analysed following a bottom-up strategy of the constant-comparative technique. Results. We developed a taxonomy of knowledge modification which includes (1 adding, (2 correcting, (3 limiting, (4 relating, (5 specifying and (6 transforming. Conclusion. The taxonomy may be expanded and elaborated as the project progress and findings are expected to be incorporated into the design of the naïve ontology. The study results provided theoretical implications on knowledge building, methodological implications on data collection using eye-tracker and showing eye-movements in the post-search interviews and useful information on the design of information access interface for novices users.

    6. Reklamlarda Kullanılan Renkler Ve Gazete Reklamlarının Nitel Analizi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fikret YAMAN

      2014-10-01

      Full Text Available Reklam; işletmeler tarafından sıkça tercih edilen etkili bir tutundurma aracıdır. Reklamlar farklı mecralar sayesinde tüketicilere ulaşmaktadır. Reklamda tüketicinin dikkatini çekmek için farklı yöntemlerden yararlanılmaktadır.  Renkler de reklamda tüketicilerin dikkatini çekmede kullanılan yöntemlerden biridir. Her renk tüketicide farklı duygular oluşturmakta ve reklamlara değişik anlamlar yüklemektedir. Bu çalışmada; Türkiye’de tirajı en yüksek on gazetedeki reklamlar nitel bir şekilde analiz edilmiş ve reklamlarda kullanılan renkler, bunların sıklığı sektörlere göre incelenmiştir.

    7. Metabolic syndrome in drug-naïve patients with depressive disorders

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sandeep Grover

      2013-01-01

      Full Text Available Background: The prevalence of metabolic syndrome (MS is found to be higher in patients with depression than in the general population. As there is lack of data from India, this study aimed to assess the prevalence of MS in patients with depression who had never been treated with antidepressants for their depressive disorder and compare the same with a matched group of healthy controls. Materials and Methods: Forty-three drug-naïve patients with depressive disorders and 43 age- and gender-matched healthy controls were assessed for the prevalence of MS as per the consensus definition. Results: The prevalence of MS in patients with depression was 37.2% and was significantly higher than that seen in the healthy controls (16.3%. Increased waist circumference was the most common abnormality in both the study groups. Compared to healthy controls, a significantly higher proportion of patients with depression had abnormal waist circumference, systolic blood pressure, or high blood pressure. Besides 16 patients with depressive disorders having MS, another 53.5% of patients fulfilled one or two criteria of MS. None of the sociodemographic variables was associated with development of MS in patients with depression. Conclusions: Slightly more than one-third of depressed patients who are drug-naïve have MS and this prevalence rate is significantly higher than in healthy controls.

    8. Mgo-Kısmen Stabilize Zirkonya Dental Altyapı Seramiklerin Üretimi Ve Karakterizasyonu

      OpenAIRE

      Yazıcı, Emine Gamze

      2013-01-01

      Dental uygulamalarda kullanılan üç çeşit zirkonyum içeren seramik sistemi mevcuttur. Bunlar, yitriyum tetragonal zirkonya polikristalleri (3Y-TZP), magnezyum kısmen stabilize zirkonya (Mg-KSZ) ve zirkonya ile toklaştırılmış alümina (ZTA) şeklinde sınıflandırılırlar. MgO diğer kararlılaştırıcı oksitlere göre daha ucuz ve bol bulunuduğu için kısmen stabilize edilmiş ZrO2 esaslı seramiklerde en fazla araştırmaya konu olmuş katkıdır. Bu çalışma üç aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada monoklinik...

    9. Lgr5+ve Stem/Progenitor Cells Contribute to Nephron Formation during Kidney Development

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nick Barker

      2012-09-01

      Full Text Available Multipotent stem cells and their lineage-restricted progeny drive nephron formation within the developing kidney. Here, we document expression of the adult stem cell marker Lgr5 in the developing kidney and assess the stem/progenitor identity of Lgr5+ve cells via in vivo lineage tracing. The appearance and localization of Lgr5+ve cells coincided with that of the S-shaped body around embryonic day 14. Lgr5 expression remained restricted to cell clusters within developing nephrons in the cortex until postnatal day 7, when expression was permanently silenced. In vivo lineage tracing identified Lgr5 as a marker of a stem/progenitor population within nascent nephrons dedicated to generating the thick ascending limb of Henle’s loop and distal convoluted tubule. The Lgr5 surface marker and experimental models described here will be invaluable for deciphering the contribution of early nephron stem cells to developmental defects and for isolating human nephron progenitors as a prerequisite to evaluating their therapeutic potential.

    10. Predicting drug-induced liver injury in human with Naïve Bayes classifier approach

      Science.gov (United States)

      Zhang, Hui; Ding, Lan; Zou, Yi; Hu, Shui-Qing; Huang, Hai-Guo; Kong, Wei-Bao; Zhang, Ji

      2016-10-01

      Drug-induced liver injury (DILI) is one of the major safety concerns in drug development. Although various toxicological studies assessing DILI risk have been developed, these methods were not sufficient in predicting DILI in humans. Thus, developing new tools and approaches to better predict DILI risk in humans has become an important and urgent task. In this study, we aimed to develop a computational model for assessment of the DILI risk with using a larger scale human dataset and Naïve Bayes classifier. The established Naïve Bayes prediction model was evaluated by 5-fold cross validation and an external test set. For the training set, the overall prediction accuracy of the 5-fold cross validation was 94.0 %. The sensitivity, specificity, positive predictive value and negative predictive value were 97.1, 89.2, 93.5 and 95.1 %, respectively. The test set with the concordance of 72.6 %, sensitivity of 72.5 %, specificity of 72.7 %, positive predictive value of 80.4 %, negative predictive value of 63.2 %. Furthermore, some important molecular descriptors related to DILI risk and some toxic/non-toxic fragments were identified. Thus, we hope the prediction model established here would be employed for the assessment of human DILI risk, and the obtained molecular descriptors and substructures should be taken into consideration in the design of new candidate compounds to help medicinal chemists rationally select the chemicals with the best prospects to be effective and safe.

    11. Morbidity and nutrition status of rural drug-naïve Kenyan women living with HIV.

      Science.gov (United States)

      Neumann, Charlotte G; Nyandiko, Winstone; Siika, Abraham; Drorbaugh, Natalie; Samari, Goleen; Ettyang, Grace; Ernst, Judith A

      2016-09-01

      This paper describes morbidity in a group of HIV-positive drug-naïve rural women in western Kenya. A total of 226 drug-naïve HIV-positive women were evaluated for baseline morbidity, immune function, and anthropometry before a food-based nutrition intervention. Kenyan nurses visited women in their homes and conducted semi-structured interviews regarding symptoms and physical signs experienced at the time of the visit and during the previous week and physical inspection. Blood and urine samples were examined for determination of immune function (CD4, CD8, and total lymphocyte counts), anaemia, malaria, and pregnancy status. Intradermal skin testing with tuberculin (PPD), candida, and tetanus toxoid antigens was also performed to evaluate cell-mediated immunity. Anthropometry was measured, and body mass index (BMI) was calculated. Seventy-six per cent of the women reported being sick on the day of the interview or within the previous week. Illnesses considered serious were reported by 13.7% of women. The most frequent morbidity episodes reported were upper respiratory tract infections (13.3%), suspected malaria (5.85%), skeletal pain (4.87%), and stomach pain (4.42%). The most common morbidity signs on physical inspection were respiratory symptoms, most commonly rhinorrhea and coughing. Confirmed malaria and severe diarrhea were significantly associated with a higher BMI.

    12. HyVE: hybrid vibro-electrotactile stimulation for sensory feedback and substitution in rehabilitation.

      Science.gov (United States)

      D'Alonzo, Marco; Dosen, Strahinja; Cipriani, Christian; Farina, Dario

      2014-03-01

      Electro- or vibro-tactile stimulations were used in the past to provide sensory information in many different applications ranging from human manual control to prosthetics. The two modalities were used separately in the past, and we hypothesized that a hybrid vibro-electrotactile (HyVE) stimulation could provide two afferent streams that are independently perceived by a subject, although delivered in parallel and through the same skin location. We conducted psychophysical experiments where healthy subjects were asked to recognize the intensities of electroand vibro-tactile stimuli during hybrid and single modality stimulations. The results demonstrated that the subjects were able to discriminate the features of the two modalities within the hybrid stimulus, and that the cross-modality interaction was limited enough to allow better transmission of discrete information (messages) using hybrid versus singlemodality coding. The percentages of successful recognitions (mean ± standard deviation) for nine messages were 56 ± 11 % and 72 ± 8 % for two hybrid coding schemes, compared to 29 ±7 % for vibrotactile and 44 ± 4 % for electrotactile coding. The HyVE can be therefore an attractivesolution in numerous application for providing sensory feedbackin prostheses and rehabilitation, and it could be used to increase the resolution of a single variable or to simultaneously feedback two different variables.

    13. Kıymalarda Bazı Patojenlerin İzolasyon ve İdentifikasyonu

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Meryem AYDEMIR ATASEVER

      2015-01-01

      Full Text Available Bu çalışmada, Erzurum ilinde tüketime sunulan kıymalarda toplam mezofilik aerobik bakteri, Staphylococcus aureus sayısı ile Listeria monocytogenes, Salmonella spp. ve E. coli O157:H7 varlığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla klasik kültür yöntemi ile otomatize identifikasyon sistemi (Vitek 2 kullanılmıştır. Toplam mezofilik aerobik bakteri sayısı ortalama 7,33±1,22 log kob/g düzeyinde belirlendi. Bu çalışmada 100 numunenin 5 tanesinden S. aureus izole edildi. Kıyma örneklerinin %24’ünde L. monocytogenes bulundu. İncelenen örneklerde Salmonella spp. üremesi görülmedi. Kıyma örneklerinin 3’ünde E. coli O157:H7 izole edildi. Sonuçta, kıymaların bazı patojenleri içerebildiği ve bu durumun halk sağlığı açısından risk oluşturabileceği kanaatine varıldı.

    14. Otizm Spektrum Bozukluğu ve Video Modelle Öğretim

      OpenAIRE

      Derya Genç-Tosun; Onur Kurt

      2014-01-01

      Bu çalışmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin eğitiminde giderek daha sık kullanılan video modelle öğretimi tanıtmak, bu öğretim stratejisine ilişkin hazırlık çalışmalarını ve uygulama basamaklarını açıklayarak video modelle öğretimin uygulanması sırasında dikkat edilmesi önerilen noktaları sıralamaktır. Ayrıca, çalışmada video modelle öğretimin etkililiğinin ortaya konduğu araştırmalara değinerek, uygulamacı ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur The purpose of t...

    15. Otizm Spektrum Bozukluğu ve Video Modelle Öğretim

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Derya Genç-Tosun

      2014-12-01

      Full Text Available Bu çalışmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin eğitiminde giderek daha sık kullanılan video modelle öğretimi tanıtmak, bu öğretim stratejisine ilişkin hazırlık çalışmalarını ve uygulama basamaklarını açıklayarak video modelle öğretimin uygulanması sırasında dikkat edilmesi önerilen noktaları sıralamaktır. Ayrıca, çalışmada video modelle öğretimin etkililiğinin ortaya konduğu araştırmalara değinerek, uygulamacı ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur The purpose of this study is to describe video modeling as a teaching strategy which has been increasingly and more commonly used in teaching individuals with autism spectrum disorder, to describe the steps in using video modeling, to explain important points to take into consideration during the implementation of video modeling, to cover the findings of research studies that demonstrate the effectiveness of video modeling, and to make recommendations to practitioners and researchers.

    16. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 29 May

      CERN Multimedia

      2013-01-01

      AMS – First results, Dr Mercedes Paniccia, Université de Genève.   Wednesday 29 May, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 30, quai Ernest-Ansermet, 1211 Genève 4 Abstract: The Alpha Magnetic Spectrometer is a state-of-the-art particle physics detector operating as an external module on the International Space Station. It uses the unique environment of space to study the universe and its origin by searching for antimatter, dark matter while performing precision measurements of cosmic rays composition and flux. Since its installation on May 19, 2011 it has collected over 30 billion cosmic rays of energies ranging from several hundred MeV up to few TeV. In this talk we will present the precision measurement of the positron fraction in cosmic rays in the energy range from 0.5 to 350 GeV based on 6.8 million positron and electron events collected in the initial 18 month period of operation in space. Organised by Prof. Teresa.Montaruli@unige.ch and Prof....

    17. Interrogating the relationship between naïve and immune antiviral T cell repertoires.

      Science.gov (United States)

      La Gruta, Nicole L; Thomas, Paul G

      2013-08-01

      Understanding how naïve virus-specific CD8+ T cells influence the type of immune response generated after virus infection is critical for the development of enhanced therapeutic and vaccination strategies to exploit CD8+ T cell-mediated immunity. Recent technological advances in T cell isolation and T receptor sequencing have allowed for greater understanding of the basic structure of immune T cell repertoires, the diversity of responses within and between individuals, and changes in repertoires over time and in response to infection conditions. In this review, we discuss the current understanding of how T cell repertoires contribute to potent antiviral responses. Additionally we compare the state of the art in receptor sequencing, highlighting the advantages and disadvantages of the three most common approaches: next-generation sequencing, template-switch anchored RT-PCR, and multiplex single cell PCR. Finally, we describe how TCR sequencing has delineated the relationship between naïve and immune T cell repertoires.

    18. Motivace zaměstnanců ve výrobním podniku

      OpenAIRE

      Matajová, Iva

      2015-01-01

      Diplomová práce se zabývá motivací zaměstnanců, a to konkrétně ve společnosti Daikin Device Czech Republic s.r.o. V úvodní části práce jsou shrnuty teoretické poznatky týkající se tématu motivace. Následuje analýza stávajících motivačních faktorů ve firmě, na kterou navazuje dotazníkové šetření. Na výsledcích tohoto šetření jsou založena závěrečná doporučení pro zvýšení pracovní motivace zaměstnanců. This master thesis deals with motivation of emplyees in the company Daikin Device Czech Re...

    19. Amelogenezis imperfektalı iki hastada estetik ve fonksiyonun sağlanması: olgu sunumu

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Behiye Bolgul

      2011-11-01

      Full Text Available

      Amelogenesis imperfecta is a rare hereditarycondition in which enamel structure without evidence of sistemic disorders. Amelogenesis imperfecta is a disorder, requiring treatment due to esthetical, functional and related psychosocial problems. This article represents, two patients reffered to our clinic suffering from amelogenezis imperfecta who overcame the esthetical, functional and psychosocial problems by receiving multidisciplinary team rehabilitation.

       

      ÖZET

      Amelogenezis imperfekta herhangi bir sistemik hastalık olmaksızın mine yapısında belirgin bozuklukla karakterize nadir görülen herediter bir anomalidir. Amelogenezis imperfekta estetik, fonksiyon ve buna bağlı psikososyal sorunlarla hastanın hekime başvurması sonucu tedavi ihtiyacı doğurmaktadır. Bu makalede, kliniğimize başvurmuş amelogenezis imperfektalı iki kardeşin multidisipliner tedavi yaklaşımı sonucu estetik, fonksiyonel ve psikososyal problemlerinin ortadan kaldırıldığı bir vaka raporu sunulmaktadır.

      Anahtar Kelimeler: Amelogenezis imperfekta, hipoplastik tip, protetik tedavi.

    20. CERN signs with the Hôpitaux Universitaires de Genève

      CERN Multimedia

      2002-01-01

      Signature of the CERN-HUG agreements. From left to right: J. van der Boon, CERN Director of Administration, P. Pachoud (H.U.G.), M. Vieli (H.U.G.), A.-S. Cerne (CERN) and W. Kindl, Director of UNIQA Assurances S.A. On 4 July 2002, Mario Vieli, the Finance Director of the Hôpitaux Universitaires de Genève (H.U.G.), Pierre Pachoud, the vice-chairman of the H.U.G. Board of Directors and Anne-Sylvie Cerne, who is responsible for the Organization's health insurance contract, signed agreements on tariffs between the Organization and the Hôpitaux Universitaires de Genève. The main hospital of the H.U.G. group is the Cantonal Hospital. These agreements, approved by the Republic of Geneva's State Council last April, are the outcome of extensive negotiations. In fact, CERN is the first international organization to arrange for tariff agreements for the members of its Health Insurance Scheme (CHIS) with the H.U.G. directly. Moreover, these agreements are fully in line with CHIS's new tariff agreement policy, with ...

    1. LA COMÉDIE DE GENÈVE FÊTE SES CENT ANS !

      CERN Multimedia

      Association du personnel

      2013-01-01

      SPECTACLE du 31 janvier au 9 février 2013 1913 de Mathieu Bertholet mise en scène Nalini Menamkat Le 24 janvier 1913, on lève le rideau de la Comédie de Genève pour la première fois. Le discours d'ouverture était-il émouvant? Qui était assis au premier rang? La fanfare de Plainpalais jouait-elle? Pour fêter l’anniversaire de ce centenaire, l’écrivain Mathieu Bertholet et la metteure en scène Nalini Menamkat proposent un spectacle qui nous plonge sans nostalgie dans un passé bouillonnant, à l’image des débuts du XXe siècle. On y croise – entre autres – un directeur de théâtre pragmatique, un administrateur idéaliste, des personnages de pièces oubliées, des comédiens, des ouvriers, des syndicalistes, une chanteuse...

    2. La Comédie de Genève fête ses cent ans !

      CERN Multimedia

      Association du personnel

      2013-01-01

        Spectacle du 31 janvier au 9 février 2013  1913 de Mathieu Bertholet mise en scène Nalini Menamkat Le 24 janvier 1913, on lève le rideau de la Comédie de Genève pour la première fois. Le discours d'ouverture était-il émouvant? Qui était assis au premier rang? La fanfare de Plainpalais jouait-elle? Pour fêter l’anniversaire de ce centenaire, l’écrivain Mathieu Bertholet et la metteure en scène Nalini Menamkat proposent un spectacle qui nous plonge sans nostalgie dans un passé bouillonnant, à l’image des débuts du XXe siècle. On y croise – entre autres – un directeur de théâtre pragmatique, un administrateur idéaliste, des personnages de pièces oubliées, des comédiens, des ouvr...

    3. Balance deficits and ADHD symptoms in medication-naïve school-aged boys

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Konicarova J

      2014-01-01

      Full Text Available Jana Konicarova,1 Petr Bob,1,2 Jiri Raboch11Center for Neuropsychiatric Research of Traumatic Stress, Department of Psychiatry and UHSL, 1st Faculty of Medicine, Charles University, Prague, Czech Republic; 2Central European Institute of Technology, Faculty of Medicine, Masaryk University, Brno, Czech RepublicBackground and objectives: Functional disturbances developed early in life include balance deficits which are linked to dysfunctions of higher levels of cognitive and motor integration. According to our knowledge, there are only a few studies suggesting that balance deficits are related to behavioral disturbances in attention-deficit/hyperactivity disorder (ADHD.Methods: We tested the extent to which balance deficits were related to ADHD symptoms in 35 medication-naïve boys of school age (8–11 years and compared the results with a control group of 30 boys of the same age.Results: ADHD symptoms in medication-naïve boys had specific relationships to disturbances of postural and gait balance.Conclusion: To our knowledge, this study provides the first evidence in the medical literature for a direct relationship between ADHD symptoms and balance deficits, that cannot be attributed to medication and the presence of any neurological disease.Keywords: ADHD, balance deficits, conduct problems, developmental disorders, inhibitory deficits, impulsivity

    4. Prevalence of Thrombocytopenia among Chinese Adult Antiretroviral-na(i)ve HIV-positive Patients

      Institute of Scientific and Technical Information of China (English)

      Hong-Wei Fan; Fu-Ping Guo; Yi-Jia Li; Ning Li; Tai-Sheng Li

      2015-01-01

      Background:The prevalence ofthrombocytopenia among Chinese antiretroviral therapy (ART)-na(i)ve HIV-infected adults has not been well-described.The aim of this study was to investigate the prevalence and associated risk factors of thrombocytopenia among Chinese ART-na(i)ve HIV-infected adults.Methods:We performed a cross-sectional study of Chinese adult ART-na(i)ve HIV-infected patients from September 2005 through August 2014.Socio-demographic variables and laboratory results including platelets,CD4+ cell count,and viral load were obtained from medical records.Factors and outcomes associated with thrombocytopenia were assessed using logistic regression.Results:A total of 1730 adult ART-na(i)ve HIV-infected patients was included.The mean age was 38 years.The prevalence of thrombocytopenia was 4.5%.There were significant differences in the prevalence of thrombocytopenia between patients <30 years of age (2.8%) and 30-39 years (4.0%) compared with patients greater than 50 years (7.0%) (P =0.006 and P =0.044,respectively).The prevalence of thrombocytopenia was also significantly different between patients with CD4+ counts of 200-349 cells/mm3 (3.3%) and >350 cells/mm3 (2.8%) compared with patients with CD4+ counts of50-199 cells/mm3 (7.1%) (P =0.002 and P =0.005,respectively).The prevalence of thrombocytopenia was significantly different by hepatitis C virus antibody (HCV-Ab) seropositivity (10.2% for HCV-Ab positive vs.3.9% for HCV-Ab negative,P =0.001).We observed differences in prevalence of thrombocytopenia by mode of transmission of HIV infection:Blood transmission (10.7%) versus men who have sex with men (3.9%) (P =0.002) and versus heterosexual transmission (3.9%) (P =0.001).In binary logistic regression analyses,age ≥>50 years,HCV-Ab positivity and having a CD4+ cell count of 50-199 cells/mm3 were significantly associated with thrombocytopenia with adjusted odds ratio of 2.482 (95% confidence interval [CI]:1.167,5.281,P=0

    5. Kozmetik Ürünlerin Fototoksik Etkileri: Mekanizması ve Alternatif Test Metotları

      OpenAIRE

      Koçer-Gümüşel, Belma; KÖSE, Özge; Erkekoğlu, Pınar; Sabuncuoğlu, Suna

      2017-01-01

      Güneş ışığı ve fotoreaktif ksenobiyotiklere maruz kalan deride,normal olmayan deri reaksiyonları görülebilir. Fototoksisite,fotoreaktif kimyasal maddeler ve ışığa derinin aynı andamaruz kalması sonucu oluşan yanıtı olarak tanımlanır.Eritem, ödem, deri irritasyonu, kaşıntı gibi çeşitli belirtiler ilekendini gösterir. Bazı organik kimyasal maddelerin moleküleryapılarının UV ışığı absorblayan özellikte olması, maddetarafından oluşturulacak fototoksisiteyi indükleyebilir. Buyapıya sahip ilaç ve k...

    6. DÜNYADA YA? GÜLÜ VE GÜL YA?I ÜRETYMY

      OpenAIRE

      Timor, Ayşe Nur

      2011-01-01

      Dünyada uçucu ya?lara duyulan ihtiyaç giderek artmaktadyr. Gül ya?y, parfüm ve kozmetik endüstrisinin temel hammaddelerinden biri olarak, bu tür ya?lar içinde önemli bir yere sahiptir. Ya? elde etmek amacyyla yeti?tirilen ve ekonomik de?ere sahip olan en önemli gül türü "ya? gülü" olarak da bilinen Rosa damascena Mill.'dir. Bu kokulu gül türünün ve elde edilen gül ya?ynyn dünyadaki en büyük üreticisi Türkiye'dir. Türkiye dünya gül ya?y üretiminin yakla?yk % 70'ini kar?ylamak...

    7. DÜNYADA YA? GÜLÜ VE GÜL YA?I ÜRETYMY

      OpenAIRE

      Timor, Ayşe Nur

      2014-01-01

      Dünyada uçucu ya?lara duyulan ihtiyaç giderek artmaktadyr. Gül ya?y, parfüm ve kozmetik endüstrisinin temel hammaddelerinden biri olarak, bu tür ya?lar içinde önemli bir yere sahiptir. Ya? elde etmek amacyyla yeti?tirilen ve ekonomik de?ere sahip olan en önemli gül türü "ya? gülü" olarak da bilinen Rosa damascena Mill.'dir. Bu kokulu gül türünün ve elde edilen gül ya?ynyn dünyadaki en büyük üreticisi Türkiye'dir. Türkiye dünya gül ya?y üretiminin yakla?yk %...

    8. Nelfinavir monotherapy increases naïve T-cell numbers in HIV-negative healthy young adults.

      Science.gov (United States)

      Rizza, Stacey R; Tangalos, Eric G; McClees, Mark D; Strausbauch, Michael A; Targonski, Paul V; McKean, David J; Wettstein, Peter J; Badley, Andrew D

      2008-01-01

      Although patients treated with HIV protease inhibitor (PI) containing regimens manifest increases in naïve T cell number, it is unclear whether this is due to reduction in viral replication or a direct drug effect. We questioned whether Nelfinavir monotherapy directly impacted naïve T-cell number in HIV-negative individuals. HIV-negative volunteers received Nelfinavir, 1250 mg orally, BID for 3 weeks, and T-cell receptor recombination excision circles (TREC) content in peripheral blood were assessed. Whereas TREC copies did not change over 3 weeks in untreated controls, TREC copies/copies CCR5 increased following Nelfinavir monotherapy in 8 patients (p negative patients, monotherapy with the HIV PI Nelfinavir for 21 days increases TREC-positive naïve T cell number, particularly in individuals who are healthy and young.

    9. Danish physicians' preferences for prescribing escitalopram over citalopram and sertraline to treatment-naïve patients

      DEFF Research Database (Denmark)

      Poulsen, Karen Killerup; Glintborg, Dorte; Moreno, Søren Ilsøe

      2013-01-01

      PURPOSE: To investigate whether general practitioners, hospital physicians and specialized practitioners in psychiatry have similar preferences for initiating treatment with expensive serotonin-specific reuptake inhibitors (SSRIs). METHODS: All first-time prescriptions for the SSRIs escitalopram....... Of the treatment-naïve patients, 19 % were initially prescribed escitalopram. Hospital physicians prescribed escitalopram to 34 % of their treatment-naïve patients, while practitioners specialized in psychiatry prescribed it to 25 %, and general practitioners prescribed it to 17 %. General practitioners, however......, were responsible for initiating 87 % of all treatment-naïve patients. CONCLUSION: The most expensive SSRI, escitalopram, is prescribed as first choice to one in five patients receiving their first antidepressant of escitalopram, citalopram or sertraline. General practitioners made the bulk of all first...

    10. Moringa (Moringa Oleifera’nın Kanatlı ve Ruminant Hayvan Beslemede Kullanılması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tugay Ayasan

      2015-03-01

      Full Text Available Gelişmekte olan ülkeler, protein ve enerji kaynağı yem hammaddelerinin fiyatlarının yüksek olması nedeniyle yem maliyetlerindeki artış sebebiyle, bazı zorluklara maruz kalmışlardır. Moringa, protein ve ham selüloz bakımından zengin bir yem kaynağıdır. Moringanın ham protein düzeyi %7,12 ile %39,17 arasında değişim göstermektedir. Tanen ve diğer anti besleme faktörlerini göz ardı edilebilir düzeyde içermesi sebebiyle, ruminantlar ve ruminant olmayan hayvanlar için alternatif bir protein kaynağıdır. Protein ve mineraller bakımından zengin olmasına rağmen, Moringa uzun yıllar boyunca üzerinde çalışılmayan bitkilerden birisi olmuştur. Ayrıca, aşırı düzeyde antibiyotik kullanımının sonucu olarak, antibiyotiklere dayanıklı patojenlerin gelişmesi problemiyle de karşı karşıya kalınmıştır. Bu makalede, hayvan beslemede kullanılan moringa ile bu yem maddesiyle kanatlı ve ruminant hayvanlar üzerinde yapılan besleme çalışmaları ele alınmıştır.

    11. Rickettsiae induce microvascular hyperpermeability via phosphorylation of VE-cadherins: evidence from atomic force microscopy and biochemical studies.

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bin Gong

      Full Text Available The most prominent pathophysiological effect of spotted fever group (SFG rickettsial infection of microvascular endothelial cells (ECs is an enhanced vascular permeability, promoting vasogenic cerebral edema and non-cardiogenic pulmonary edema, which are responsible for most of the morbidity and mortality in severe cases. To date, the cellular and molecular mechanisms by which SFG Rickettsia increase EC permeability are largely unknown. In the present study we used atomic force microscopy (AFM to study the interactive forces between vascular endothelial (VE-cadherin and human cerebral microvascular EC infected with R. montanensis, which is genetically similar to R. rickettsii and R. conorii, and displays a similar ability to invade cells, but is non-pathogenic and can be experimentally manipulated under Biosafety Level 2 (BSL2 conditions. We found that infected ECs show a significant decrease in VE-cadherin-EC interactions. In addition, we applied immunofluorescent staining, immunoprecipitation phosphorylation assay, and an in vitro endothelial permeability assay to study the biochemical mechanisms that may participate in the enhanced vascular permeability as an underlying pathologic alteration of SFG rickettsial infection. A major finding is that infection of R. montanensis significantly activated tyrosine phosphorylation of VE-cadherin beginning at 48 hr and reaching a peak at 72 hr p.i. In vitro permeability assay showed an enhanced microvascular permeability at 72 hr p.i. On the other hand, AFM experiments showed a dramatic reduction in VE-cadherin-EC interactive forces at 48 hr p.i. We conclude that upon infection by SFG rickettsiae, phosphorylation of VE-cadherin directly attenuates homophilic protein-protein interactions at the endothelial adherens junctions, and may lead to endothelial paracellular barrier dysfunction causing microvascular hyperpermeability. These new approaches should prove useful in characterizing the antigenically

    12. AVRUPA BİRLİĞİ ÜYESİ VE ADAY ÜLKELERİN SAĞLIK HARCAMALARI AÇISINDAN BENZERLİK VE FARKLILIK ANALİZİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Canser BOZ

      2016-02-01

      Full Text Available Bu çalışmanın amacı, (Dünya Sağlık Örgütü WHO tarafından belirlenen temel sağlık harcaması göstergeleri çerçevesinde, Türkiye ve diğer AB üyesi-aday ülke konumundaki ülkelerin grafiksel düzlemde gösteriminin sağlanarak alt gruplara ayrılması, aralarında var olabilecek benzerlik ve farklılıkların ortaya konulması ve ülkemizin genel eğilime göre konumunun tespitinin yapılmasıdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamış olduğu raporlardan ve istatistiklerden elde edilen veriler 28 ülke için toplanmış ve ilgili veriler Çok Boyutlu Ölçekleme (Multidimensional Scaling- MDS yöntemi ile analiz edilmiştir. MDS analizi sonucunda ülkelerin amaca uygun şekilde iki grup altında toplandıkları görülmüştür. Yapılan analiz sonucunda birinci boyutta Avusturya, Danimarka, Fransa, Almanya, Lüksemburg ve Hollanda analiz kapsamına alınan sağlık harcaması göstergeleri bakımından benzer ülkelerdir ve bir alt grup olarak düşünülebilirler. Ayrıca birinci boyutta Türkiye, Bulgaristan, Estonya, Letonya, Polonya, Romanya ve Makedonya’nın benzer ülke olarak algılandıkları tespit edilmiştir. Sağlık harcamaları açısından Türkiye’nin en benzer olduğu ülkelerin Polonya ve Romanya olduğu görülmüştür. Yirmi sekiz Avrupa ülkesi arasında sağlık harcaması göstergeleri bakımından Hollanda ve Kıbrıs birbirine en benzemez ülkelerdir. Farklılık matrisine göre Türkiye’nin sağlık harcamaları açısından en farklı olduğu ülkelerin ise Avusturya, Belçika, Kıbrıs, Danimarka, Fransa, Almanya, İrlanda, İsveç olduğu tespit edilmiştir. Kişi başına toplam sağlık harcaması düzeyi, ulusal sağlık harcamasının Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH’daki payı, kişi başına toplam kamu sağlık harcaması düzeyi ve genel kamu harcamaları içinde kamu sağlık harcamalarının payı gibi göstergelerde Türkiye’nin gelişmiş Avrupa ülkelerinden geride

    13. Indfødsretsprøve / udarbejdet af Ministeriet for Flygtninge, Indvandrere og Integration ; i samarbejde med Det Historiske Hus

      DEFF Research Database (Denmark)

      Jespersen, Knud J.V.; Mortensen, Finn Hauberg; Outzen, Ove;

      200 multiple choice-opgaver inden for Danmarks historie, kultur og samfundsfold samt forholdet til omverdenen. De er beregnet til at bruge i udvalg for den prøve, der skal bestås af ansøgere om dansk indfødsret......200 multiple choice-opgaver inden for Danmarks historie, kultur og samfundsfold samt forholdet til omverdenen. De er beregnet til at bruge i udvalg for den prøve, der skal bestås af ansøgere om dansk indfødsret...

    14. Screening for Cryptococcal Antigenemia in Anti-Retroviral Naïve AIDS Patients in Benin City, Nigeria

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Favour Osazuwa

      2012-05-01

      Full Text Available Objectives: Cryptococcus neoformans is the most incriminated fungal pathogen causing meningitis in acquired immune deficiency syndrome (AIDS patients, and is known to constitute a major cause of deaths in AIDS patients. This study thus aimed to determine the baseline sero-prevalence of Cryptococcus neoformans infection in anti-retroviral naïve (ART-naïve AIDS patients using the serum Cryptococcal antigen (crag detection method. Baseline effect of variation in CD4 counts, as well as sex and age with sero-positivity for crag were also determined.Methods: This descriptive cross-sectional study included 150 (61 males and 89 females ART-naïve AIDS patients attending the Human Immunodeficiency Virus clinic (HIV at the University of Benin Teaching hospital, Benin City, Nigeria, within the period from February 2011- July 2011. Forty (18 males and 22 females HIV positive outpatients with CD4 counts >200 cells/µl who were ART-naive were recruited and used as controls. The sero-prevalence of crag in the patients and the control group was measured using the cryptococcal antigen latex agglutination system (CALAS (Meridian Bioscience, Europe and CD4 counts were measured using flow cytometry (Partec flow cytometer, Germany.Results: Of the 150 ART-naïve AIDS patients with CD4 counts £200 cells/µL; 19 (12.7% were positive for serum Cryptococcal antigen. ART-naïve AIDS patients with CD4 count ≤50 cells/µl had the highest prevalence of serum crag. Lower CD4 counts were significantly associated with positivity for serum crag (p<0.001. Age and sex had no significant effect on the sero-positivity for serum crag. One (2.5% of the controls was sero-positive for crag. Thus, serum crag was significantly associated with AIDS but not with HIV (p<0.001.Conclusion: This study uncovers a high prevalence of crag in ART- naïve AIDS patients in Benin City. The prevalence of crag was higher in ART-naïve AIDS patients with lower CD4 counts. There is an urgent need to

    15. MARGUERITE YOURCENAR’IN ATEŞLER VE DÜŞ PARASI ADLI YAPITLARINDA MİTOLOJİ VE METİNLERARASILIK / MYTHOLOGY AND INTERTEXTUALITY IN MARGUERITE YOURCENAR’S WORKS ATEŞLER AND DÜŞ PARASI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Esra BÜYÜKŞAHİN

      2016-06-01

      Full Text Available Mitos insanda varlık düşüncesinin ve dilin gelişimi ile birlikte ortaya çıkmış ve bu ikisi gibi insanın en temel zihinsel etkinliklerinin birer parçası olmuştur. Tarihsel çizgisellik içinde ilkel insan topluluklarından Ortaçağ toplumlarına, sanayileşmiş toplumlara ve günümüz toplumlarına kadar bütün topluluklar kendi mitlerini yaratmış ya da var olan mitleri güncelleyerek onları benimsemiş ve izlemiştir. Mitosun her dönemde canlılığını ve devimselliğini koruması şüphesiz onun ayrım gözetmeksizin her insanda aynı zihinsel gereksinime (varlığını anlamlandırma, kendini evren içinde konumlandırma gereksinimine karşılık gelmesinden kaynaklanmaktadır. Her dönemde ve her bireyde etkili olduğu düşünülen mitosun sanat ve yazında izlerinin bulunmaması olası değildir. Mitos, hem derin simgesel anlamıyla hem de pek çok yazınsal türe ve yoruma uyum sağlayabilen esnek yapısıyla tarih boyunca yazar ve sanatçıları için esin kaynağı olagelmiştir. Batı yazınının temeli sayılan Yunan ve Roma yazınlarının mitolojiyi esas aldığı düşünüldüğünde mitosun Batı yazınındaki önemli yeri de anlaşılır. Yazarlar mitosa çoğunlukla metinlerarasılığın yöntemlerini kullanarak başvurmuşlardır. Böylece mitosu da kendilerinin ve yaşadıkları dönemin estetik anlayışı ve koşullarına göre yeniden güncellemişlerdir. Bu sayede hem mitos yeni anlamlarla ve simgelerle donanarak zenginleşir hem de yapıt mitosun simgeselliğinden yararlanarak çokanlamlı ve evrensel bir boyut kazanır. Yirminci yüzyıl Fransız yazınının en dikkat çekici kadın yazarlarından olan Marguerite Yourcenar da mitosa başvurmaktan çekinmemiş; pek çok yapıtında onu eğip bükerek, bilinen anlamlarından kopararak ya da bunlara yenilerini ekleyerek mitosun sunduğu geniş anlam olanaklarından faydalanmış, kendi anlatımında sıkça yer vermiştir. Bu çalışmada Marguerite

    16. Selülozun diyabet, kolestrol ve tansiyon sınıfına ait bazı ilaçların kontrollü salımında kullanılması ve ilaç etkileşimlerinin deneysel ve teorik olarak incelenmesi

      OpenAIRE

      Harzadın, Münevver

      2015-01-01

      Bu çalışmada, selüloz adsorbanının bazı diyabet (Akarboz (D1), Metformin (D2), Gliklazid (D3)), kolesterol (Gemfibrozil (K1), Ezetimib (K2), Fenofibrat (K3)) ve tansiyon (Atenolol (T1), Metoprolol (T2), Karvedilol (T3)) ilaçları ile adsorpsiyon kabiliyetinin ikili ve üçlü ilaç etkileşimleri araştırılmıştır. Teorik hesaplamalarda MOPAC2012 paket programında PM6 ve PM7, Gaussian 09 paket programında DFT hibrit yaklaşımı, adsorpsiyon deneylerinde ilaç aktif maddelerinin selüloz üzerindeki ads...

    17. TÜRKİYE’DE BASEL I, II ve III KURALLARINA UYUM SÜRECİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ezgi ASLAN KÜLAHİ

      2013-07-01

      Full Text Available TÜRKİYE’DE BASEL I, I VE III KURALLARINA UYUM SÜRECİÖzet: Bu çalışma, Basel Kriterleri çerçevesinde Türk Bankacılık Sektörü’nde yapılan çalışmaları değerlendirerek sektörün Basel Kriterleri’ne uyum sürecinde hangi aşamada olduğunu incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada; Türkiye’de Basel I ve II Kriterleri’ne geçiş süreci: Basel I ve II’ye yönelik yapılan hazırlık çalışmaları , Basel Kriterleri’ne uyum kapsamında Türk Bankacılık Mevzuatı’nda yapılan yasal düzenlemeler ve BDDK tarafından gerçekleştirilen yerel sayısal etki çalışmaları incelenmiş, sektörün Basel II Kriterleri’ne uyum kabiliyeti değerlendirilmiştir. Ayrıca, çalışmada henüz nihaî şekli verilmeyen Basel III Kriterleri’nin Türk Bankacılık Sektörü’ne muhtemel etkileri ele alınmıştır. Türkiye bankacılık kesimi Haziran 2012 itibariyle Basel II kurallarını sorunsuz bir şekilde uygulamayı başarmıştır. Halihazırda dünya genelinde nihai şekli verilmeye çalışılan ve bazı yönlerden ciddi eleştirilere maruz kalan Basel III kurallarına uyum konusunda da Türkiye Bankacılık Kesiminin mevcut verilerin analizinden hareketle bir sıkıntısı olmayacağı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan; Türkiye’nin uluslararası kurallara intibak konusunda finansal kesimde göstermiş olduğu söz konusu uyum kabiliyetinin, genel olarak sürdürülebilir büyüme, ekonomik kalkınma ve ülkenin yapısal dönüşümü açısından daha olumlu sonuçlar vermesi, Türkiye ekonomisinin diğer yapısal sorunları ve başlıca makro ekonomik istikrarsızlıklarının çözümüne bağlı olduğu değerlendirilmektedir.COMPLIANCE PROCESS FOR BASEL I, II AND III RULES IN TURKEYAbstract: Considering the preparations undertaken so far by the Turkish Banking sector, this study aims to determine the level of preparedness of Turkish Banks for Basel Criteria. In this study the transition

    18. Hermeneutic anthropology and Clifford GeertzYorumsamacı antropoloji ve Clifford Geertz

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Gözde Aynur Mirza

      2016-08-01

      olduğunu ve anlamlar arasındaki ilişkiler aracılığıyla kültürü anlamamızın mümkün olabileceğini öne sürer. Çalışılan kültürün açıklanması ve anlaşılması üzere antropoloğun yapacağı en iyi şey ise, deneyimin kendisine odaklanmak olmalıdır. Geertz’a göre, kültürü anlamak için bireyin eylemlerini gözlemlemek yetersiz kalacağı için, bireyin eylemlerini nasıl yorumladığına odaklanılması gerekir. Geertz’in bakış açısı, gözlemin yetersizliğinin altını çizerek yorumu ve anlamı öne çıkarmaktadır. Anlamın yorumu için ise uzak deneyim, yakın deneyim ve yoğun betimleme kavramlarına başvurur. Bu noktada antropolog, geleneğinden gelen emik-etik yaklaşım gibi tutunum gösterdiği bakış açılarını bir kenara bırakarak etnografik çalışmasını bir kişisel deneyim olarak görmek durumundadır. Buradan hareketle, hem kültürün metinselliğini, yani bir metin olarak okunması gerektiğini, hem de etnografinin kültürden bağımsız bir şekilde metnin kendisi olduğunu savlar. Geertz’ın geliştirdiği bakış, kültürün tanımı üzerine yeni bir açılım ortaya koyduğu gibi, etnografinin olanakları ve hareket alanı üzerinden objektivitenin mümkün olup olmadığı meselesinin bir adım ötesine geçerek, evrensellik, temsiliyet, tümel-tikel ilişkisi üzerine yeni ve etkisi büyük bir tartışma alanı yaratır. Bu çalışmada, Geertz’in ortaya koyduğu simgesel yorumsamacı antropoloji üzerinden etnografinin metinselliği, kültürle ilişkisi, olanakları ve nelere karşılık geldiği ortaya konmaya çalışılmıştır.

    19. Alterations in Polysomnographic (PSG profile in drug-naïve Parkinson′s disease

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sanju P Joy

      2014-01-01

      Full Text Available Objective: We studied the changes in Polysomnographic (PSG profile in drug-naïve patients of Parkinson′s disease (PD who underwent evaluation with sleep overnight PSG. Materials and Methods: This prospective study included 30 with newly diagnosed levodopa-naïve patients with PD, fulfilling the UK-PD society brain bank clinical diagnostic criteria (M:F = 25:5; age: 57.2 ± 10.7 years. The disease severity scales and sleep related questionnaires were administered, and then patients were subjected to overnight PSG. Results: The mean duration of illness was 9.7 ± 9.5 months. The mean Hoehn and Yahr stage was 1.8 ± 0.4. The mean Unified Parkinson′s Disease Rating Scale (UPDRS motor score improved from 27.7 ± 9.2 to 17.5 ± 8.9 with sustained usage of levodopa. Nocturnal sleep as assessed by Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI was impaired in 10 (33.3% patients (mean PSQI score: 5.1 ± 3.1. Excessive day time somnolence was recorded in three patients with Epworth Sleepiness Scale (ESS score ≥ 10 (mean ESS score: 4.0 ± 3.4. PSG analysis revealed that poor sleep efficiency of <85% was present in 86.7% of patients (mean: 68.3 ± 21.3%. The latencies to sleep onset (mean: 49.8 ± 67.0 minutes and stage 2 sleep (36.5 ± 13.1% were prolonged while slow wave sleep was shortened. Respiration during sleep was significantly impaired in which 43.3% had impaired apnoea hyperpnoea index (AHI ≥5, mean AHI: 8.3 ± 12.1. Apnoeic episodes were predominantly obstructive (obstructive sleep apnea, OSA index = 2.2 ± 5.1. These patients had periodic leg movement (PLM disorder (56.7% had PLM index of 5 or more, mean PLMI: 27.53 ± 4 9.05 that resulted in excessive daytime somnolence. Conclusions: To conclude, sleep macro-architecture is altered in frequently and variably in levodopa-naοve patients of PD and the alterations are possibly due to disease process per se.

    20. THEME OF METAMORPHOSIS IN THE NOVELS BY ERHAN BENER KEDİ VE ÖLÜM, BÖCEK AND DÖNÜŞLER AND ALIKE POINTS IN THEM ERHAN BENER’İN KEDİ VE ÖLÜM, BÖCEK VE DÖNÜŞLERADLI ROMANLARINDA DÖNÜŞÜM/METAMORFOZ İZLEĞİ VE ORTAK YÖNLER

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Abdurrahman KOLCU

      2012-01-01

      Full Text Available Erhan Bener who is a important writer in Turkish literature, especially in the field of novel writing, gave place to theme of metamorphosis in the novels by him Kedi ve Ölüm, Böcek and Dönüşler.Theme of metamorphosis was used in the topic of fatal death of the protagonist and his relations with his wife in the novel named Kedi ve Ölüm. In the novel named Böcek, it fuctioned as a key for the novel as well as Commissar Recai’s views about life and people. In Dönüşler, a fantastic novel, it constituted directly the main topic of the work. In the article, the novels are examined and discussed by considering the novel by Franz Kafka The Metamorphosis that gives place to theme of metamorphosis as a main topic and a classical work of world literature, and Vladimir Nabokov’s views about it. In the context of the theme, alike points and elements in them are pointed out Türk edebiyatında, özellikle roman sahasında, önemli yazarlardan biri olan Erhan Bener, Kedi ve Ölüm, Böcek ve Dönüşler adlı romanlarında dönüşüm/metamorfoz izleğine ağırlıklı olarak yer verir. Dönüşüm/metamorfoz, Kedi ve Ölüm’de başkahramanın mukadder ölümü ve ikinci karısıyla ilgili olarak gündeme gelmekte, Böcek’te Komiser Recai’nin hayata ve insanlara bakışını ve bu arada romanı anlamada başlıca anahtar işlevi görmekte, fantastik bir roman olan Dönüşler’de ise doğrudan doğruya eserin ana konusunu oluşturmaktadır. Bu makalede söz konusu üç eser, Franz Kafka’nın dünya edebiyatının klasiklerinden biri olan ve dönüşüm/metamorfoz izleğini merkeze yerleştirdiği Dönüşüm adlı eseri ile Vladimir Nabokov’un bu eserle ilgili görüşleri de dikkate alınarak incelenmekte ve değerlendirilmektedir. Söz konusu eserlerde dönüşüm izleği bağlamında yer alan ortak yönler ve unsurlar da ele alınmaktadır.

    1. Niğde İlinde Satışa Sunulan Koyun-Keçi Sütü ve Peynirlerinde Brucella melitensis ve Biyotiplerinin Araştırılması

      OpenAIRE

      KARADAL, Fulden; ERTAŞ ONMAZ, Nurhan; BAĞCI, Cemalettin; YILDIRIM, Yeliz; AL, Serhat; ABAY, Seçil

      2016-01-01

      Bu çalışma Niğde ilinde satışa sunulan çiğ koyun ve keçi sütleri ile çiğ sütten yapılmış koyun ve keçi peynirlerindekiBrucella melitensis varlığını araştırmak amacıyla yapıldı. Bu amaçla, Niğde’nin çeşitli köy ve pazarlarındantoplanan 57 çiğ koyun sütü, 43 çiğ keçi sütü ve 50 koyun- keçi peyniri olmak üzere toplam 150 örnek materyal olarakkullanıldı. B. melitensis’in izolasyonunda Farrell yöntemi, şüpheli izolatların identifikasyonunda polimeraz zincir reaksiyonu(PZR) uygulandı. Çalışmada inc...

    2. Application of VE432 system operation with Scorpion seismic recording system%VE432电控箱体如何与Scorpion地震仪器配套使用

      Institute of Scientific and Technical Information of China (English)

      吴宗珂

      2012-01-01

      为了实现VE432震源电控箱体与Scorpion地震勘探仪器的配套应用,本文对VE432 Standalone软件的安装,补丁的装载、设置及其与Scorpion仪器的联机、设置,都详细进行了说明,并对震源激发和数据采集的同步验证进行了理论分析,实现了Scorpion系统控制装有VE432箱体的震源进行野外施工的采集作业。%This paper describes the application of Sercel VE432 system operation with Inova Scorpion seismic system for exploration including the procedures of install software to parameters setting in detail. Theoretical analysis and practical verification of acquisition synchronization are also introduced in this paper.

    3. Emeklilik Fonları ve Finansal İstikrar: Şili ve Türkiye Örneklerinden Dersler(Pension Funds and Financial Stability: Lessons from Chile and Turkey

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Vedat Akgiray

      2016-03-01

      Full Text Available Emeklilik fonları, i uzun vadeli yatırım perspektifine sahip olması, ii finansal piyasalardaki oynaklığı uzun vadeye yayarak absorbe edebilmesi, ve iii yatırımlarını hisse senedi ve altyapı fonları ile reel ekonomiye aktarmaları sayesinde; finansal piyasalardaki oynaklığın azalmasına katkıda bulunmaktadır. Bu çalışma, gelişmekte olan ülkelerde (GOÜ,  emeklilik fonlarının ekonomideki payının en düşük olduğu ülkelerden Türkiye'de (%2 ve en yüksek olduğu ülkelerden Şili'de (%66 emeklilik sistemlerinin karşılaştırmalı analizini sunarak, emeklilik fonlarının finansal piyasalardaki oynaklığa olan etkisini 2004-2014 dönemi için incelemektedir. Çalışma aynı zamanda, Türkiye’de uygulanması planlanan ‘otomatik katılım sistemi’ ve bu sistemi tamamlayıcı ‘fon ürünleri’ üzerine politika önerilerini de kapsamaktadır.

    4. İnsanmerkezcilik ve çevremerkezcilik ekseninde derin ekoloji yaklaşımının çözümlenmesi ve eleştirisi

      OpenAIRE

      ŞAKACI, Bilge Kağan

      2011-01-01

      ÖZET Ġnsanmerkezcilik ve Çevremerkezcilik Ekseninde Derin Ekoloji YaklaĢımının Çözümlenmesi ve EleĢtirisi ÇalıĢmanın amacı, yeni bin yılın felsefesi olmaya aday olan, ayrıca, son yıllarda sıkça gündemde yer almaya baĢlayan derin ekoloji hareketinin nasıl bir etik yaklaĢımı benimsediğini analiz ederek ortaya koymaktır. Bu bağlamda derin ekoloji yaklaĢımı, insanmerkezci ve çevremerkezci çevre etikleri açısından, kavramı bulan ve geliĢtiren Arne Naess‟in görüĢleri çerçevesinde incelenmiĢtir. ...

    5. Université de Genève | Particle Physics Colloquium | 30 April

      CERN Multimedia

      2014-01-01

      Astronomical imaging a thousand times sharper than Hubble: optical interferometry with the Cherenkov Telescope Array, Prof. Dainis Dravins, Lund Observatory.   Wednesday 30 April 2014, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: Much of the progress in astronomy is led by improved imaging. In the optical, one tantalizing threshold will be two-dimensional imaging of stellar surfaces. With typical sizes of a few milliarcseconds, bright stars require interferometry over kilometer-long baselines. Although several concepts for such interferometer complexes on the ground and in space have been proposed, their realization is not imminent. However, the availability of large optical flux collectors (air Cherenkov telescopes, in particular CTA – the Cherenkov Telescope Array – primarily erected for gamma-ray studies) enable a revival of the quantum-optical method of intensity interferometry, once developed for astronomy but re...

    6. Naïve Beliefs About the Natural World in a Case of Childhood Onset Amnesia

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      William Winter

      2016-10-01

      Full Text Available The individual profiled here (M.S. suffered an episode of severe oxygen deprivation (anoxia at the age of eight, damaging memory relevant structures in the mid-temporal lobes, including the hippocampus bilaterally. The resulting anterograde amnesia was characterized by profound deficits in autobiographical memory, but also a compromised ability to acquire new facts and information (semantic memory, resulting in the formation of idiosyncratic and naïve beliefs about the natural world that have persisted into his adult years. This article presents an interview with M.S. in which many of these idiosyncratic beliefs are detailed, and argues that they can be broadly viewed as the interaction of; 1 intact frontal lobe functioning that supports the application of rational analysis to his lived experience, and 2 an impoverished factual knowledge base upon which to construct sophisticated and evidence-based models of his lived experience and of natural world processes.

    7. CERN hosts Tour du canton de Genève stage

      CERN Multimedia

      Patrice Loïez

      2004-01-01

      CERN hosted the first stage of the 10th Tour du canton de Genève on the evening of Wednesday 26 May. The Tour du canton is an annual race run in four stages over four weeks, and this year started at CERN as part of the Golden Jubilee celebrations. The event attracted over 2000 runners, including over 40 from CERN, as well as a large crowd of onlookers. The 10.5 km route started and finished outside CERN's Main Building, taking in the Swiss countryside, crossing into France and coming back through the tunnel linking the two CERN sites. CERN runners finished in second place in the Enterprise category just 13 seconds behind Rolex S.A., setting up an exciting contest for the remaining stages at Bernex, Meyrin and Jussy.

    8. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 6 November

      CERN Multimedia

      2013-01-01

      Particle sensors in CMOS Technologies, Dr Ivan Peric, Heidelberg University.   Wednesday 6 November 2013, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: The use of pixel sensors implemented in standard CMOS technologies has gained in popularity over the last decade. The most prominent application is consumer electronics – the sensors for digital cameras. CMOS sensors are also a promising option for high energy physics. An overview of existing CMOS detector structures for particle tracking will be given, and their properties compared. Organised by Prof. Teresa.Montaruli@unige.ch and Prof. Giuseppe.Iacobucci@unige.ch. More information here.

    9. Desempenho de um veículo flex em bancada dinamométrica de chassi

      OpenAIRE

      Laranja, Gil Colona

      2010-01-01

      Os veículos flex são equipados com um motor de combustão interna do ciclo Otto e têm como característica a capacidade de funcionar com mais de um tipo de combustível, misturados no mesmo tanque e queimados na câmara de combustão simultaneamente. Este tipo de motorização é uma tendência mundial devido à escassez do petróleo, a comercialização de vários tipos de combustíveis, aos avanços tecnológicos dos sistemas de gerenciamento eletrônico de combustível e às restrições as emiss...

    10. 9. klasse prøve i idræt 2015

      DEFF Research Database (Denmark)

      Bertelsen, Katrine; Bruun, Tine Hedegaard; Halling, Anders

      Denne rapport er et resultat af en undersøgelse af de første erfaringer med idræt som prøvefag i folkeskolen. Rapporten er blevet til ud fra en ambition om at kvalificere arbejdet med 9. klasse prøven i idræt. Undersøgelsen er blevet lavet i et samarbejde mellem UC SYD/Det nationale Videncenter K...... KOSMOS, Forsknings- og Innovationscenter for Idræt, Bevægelse og Læring (FIIBL) og VIA University College. I rapporten 9. klasse prøve i idræt er der tre artikler, der afdækker hvert deres perspektiv - et ministerielt, et lærer og et elevperspektiv....

    11. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 20 November

      CERN Multimedia

      2013-01-01

      Standard Model measurements at the LHC: importance and prospects, Dr Michelangelo Mangano, CERN.   Wednesday 20 November 2013, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: The key missions of the LHC include the study of the Higgs boson and of electroweak symmetry, and the search for new physics phenomena. These goals, nevertheless, rely on the precise measurements of Standard Model (SM) particles, which are the ultimate measurable decay products of any phenomenon emerging from the LHC. The detailed and accurate study of the dynamics of SM interactions, therefore, becomes a crucial step in fulfilling the LHC's key missions. The dynamical regime exposed by the LHC, with the highest energies ever produced in the laboratory, and the precision required by the experimental measurements, challenge our ability to deliver accurate enough theoretical predictions, and limit the fullest exploitation of the LHC results. A global and coordinat...

    12. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 24 April

      CERN Multimedia

      2013-01-01

      Ultra low-noise amplifiers for silicon and diamond detectors, by Dr Roberto Cardarelli, University Tor Vergata. Wednesday 24 April 2013 at 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 30, quai Ernest-Ansermet, 1211 Genève 4 Abstract: Thanks to the SiGe heterojunction, in the last years the BJT transistor technology has been experiencing a great development for high frequency and low-noise operation. The performance of an ultra-low-noise preamplifier (500 e- RMS) with low frequency (100 MHz BW) will be shown. This amplifier, given the low dependence of the noise from the source capacitance (up to 1 nF), the very fast rise time (up to 100 ps) and the 50 Ohm input impedance, is particularly promising for silicon, diamond and high rate gas detectors. More information here.

    13. Pulsed-Field Jel Elektroforez (PFGE) Metodu ve Akuatik Organizmalarda Kullanımı

      OpenAIRE

      TÜRE, Mustafa; ALTINOK, İlhan

      2013-01-01

      PFGE (Pulsed-Field Jel Electroforez), akuakültürde salgın hastalıklara yol açan izolatların ilişkilendirilmelerinde anahtar rol oynayan bir metottur. Teknik, 10 megabaz çifti (Mbç) kadar geniş molekül ağırlığına sahip DNA parçalarının etkin bir biçimde ayrışmasına olanak sağlamıştır. PFGE, çeşitli patojenlerin epidemiyolojisi, genom büyüklüklerinin belirlenmesi, bakteri kromozomlarının fiziksel ve genetik haritalandırılmalarının gerçekleştirilmesi gibi konularda son yıllarda sıkça kullanılan ...

    14. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 15 May

      CERN Multimedia

      2013-01-01

      Thorium or Uranium fuel cycle for advanced nuclear reactors ? Fuel recycling, multi-recycling, breeding and burning, Dr Jiri Krepel, Paul Scherrer Institut (PSI).   Wednesday 15 May, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 30, quai Ernest-Ansermet, 1211 Genève 4 Abstract: The Thorium fuel cycle provides several advantages, which make it very attractive; e.g. lower waste production and possibly improved reactor safety. However, there are also some drawbacks if compared with the Uranium cycle. The seminar will provide an overview of the basic physical features of both the Thorium and the Uranium fuel cycles and comparison of their performance (criticality, breeding gain) and safety-related parameters (Doppler effect, coolant density effect), with respect to fuel recycling, multi-recycling, breeding and burning. Organised by Prof. Teresa.Montaruli@unige.ch and Prof. Giuseppe.Iacobucci@unige.ch. More information here.

    15. Study of the ${\\eta}^{\\prime}$ ${\\to}$ $Ve^{+}e^{-}$ decay with hidden local symmetry model

      CERN Document Server

      Yang, Yueling; Lu, Gongru

      2014-01-01

      Within the hidden local symmetry framework, the Dalitz decay ${\\eta}^{\\prime}$ ${\\to}$ $Ve^{+}e^{-}$ is studied with the vector meson dominance model. It is found that the partial width ${\\Gamma}({\\eta}^{\\prime}{\\to}{\\omega}e^{+}e^{-})$ ${\\approx}$ $40$ eV and branching ratio ${\\cal B}({\\eta}^{\\prime}{\\to}{\\omega}e^{+}e^{-})$ ${\\approx}$ $2{\\times}10^{-4}$, and ${\\Gamma}({\\eta}^{\\prime}{\\to}{\\rho}e^{+}e^{-})$ ${\\approx}$ $10{\\Gamma}({\\eta}^{\\prime}{\\to}{\\omega}e^{+}e^{-})$ and ${\\cal B}({\\eta}^{\\prime}{\\to}{\\rho}e^{+}e^{-})$ ${\\approx}$ $10{\\cal B}({\\eta}^{\\prime}{\\to}{\\omega}e^{+}e^{-})$. The maximum position of the dilepton distribution is $m_{e^{+}e^{-}}$ ${\\approx}$ $1.33$ MeV. These decays are measurable with the advent of high statistics ${\\eta}^{\\prime}$ experiments.

    16. Le travail autonome de l’élève aux Pays-Bas

      OpenAIRE

      2012-01-01

      L’autonomie de l’élève est une réalité inscrite dans l’ensemble du système éducatif néerlandais depuis déjà plusieurs années. En rendre compte amène à décrire non seulement les innovations pédagogiques intervenues dans le primaire comme dans le secondaire, mais également leurs répercussions sur l’organisation de l’enseignement aux Pays-Bas. Les différents acteurs du système éducatif peuvent aujourd’hui commencer à en mesurer les bénéfices… comme les inconvénients. Autonomous learning has b...

    17. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 30 octobre

      CERN Multimedia

      2013-01-01

      Heavy Ions in Therapy and Space, Dr Marco Durante, Universität Darmstadt.   Mercredi 30 octobre 2013, 11h15 Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: Research in the field of biological effects of energetic charged particles is rapidly increasing. It is needed for both radiotherapy and protection from the exposure to galactic cosmic radiation in long-term manned space missions. Although the exposure conditions are different in therapy and space (e.g. low- vs. high-dose rate; total- vs. partial-body exposure), a substantial overlap exists in several research topics, such as: individual radiosensitivity, mixed radiation fields, normal tissue degenerative effects, biomarkers of risk, radioprotectors, non-targeted effects. Late effects of heavy ions are arguably the main health risk for human space exploration, and with the increasing number of cancer patients (including young adults and children) treated by protons and carbon ions, this iss...

    18. Investigation of Blue Bedding in Cages Housing Treatment-Naïve Hamsters.

      Science.gov (United States)

      Shah, Vishal D; Walton, Betsy J; Culp, Amanda G; Castellino, Stephen

      2015-11-01

      During the acclimation phase of a preclinical safety study involving Syrian golden hamsters, some of the cages of treatment-naïve animals were noted to contain blue-tinged bedding; the urine of these hamsters was not discolored. We sought to understand the underlying cause of this unusual finding to ensure that the study animals were healthy and free from factors that might confound the interpretation of the study. Analysis of extracts from the blue bedding by using HPLC with inline UV detection and high-resolution mass spectrometry indicated that the color was due to the presence of indigo blue. Furthermore, the indigo blue likely was formed through a series of biochemical events initiated by the intestinal metabolism of tryptophan to an indoxyl metabolite. We offer 2 hypotheses regarding the fate of the indoxyl metabolite: indigo blue formation through oxidative coupling in the liver or through urinary bacterial metabolism.

    19. A noise tolerant fine tuning algorithm for the Naïve Bayesian learning algorithm

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Khalil El Hindi

      2014-07-01

      Full Text Available This work improves on the FTNB algorithm to make it more tolerant to noise. The FTNB algorithm augments the Naïve Bayesian (NB learning algorithm with a fine-tuning stage in an attempt to find better estimations of the probability terms involved. The fine-tuning stage has proved to be effective in improving the classification accuracy of the NB; however, it makes the NB algorithm more sensitive to noise in a training set. This work presents several modifications of the fine tuning stage to make it more tolerant to noise. Our empirical results using 47 data sets indicate that the proposed methods greatly enhance the algorithm tolerance to noise. Furthermore, one of the proposed methods improved the performance of the fine tuning method on many noise-free data sets.

    20. The Digital Exhibition and Keyimage Ontology / Dijital Sergiler ve Anahtar Resim Ontolojisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mícheál Mac an Airchinnigh

      2008-04-01

      Full Text Available [English abstract]The Age of Image predates and is currently contemporaneous with the Information Age. In our times the explosive expansion of Web 2.0 Social Space, typified by the phenomena of De.licio.us, Flickr, MySpace, YouTube…, and the concomitant emergence of folksonomy, present interesting challenges in the management of this information. One key process by which to accomplish this in Social Space, is the wedding of folksonomy (of the people with ontology (of the machine. Such a wedding must necessarily be conducted in the shared physicality of the word, of language. In this respect, WordNet together with OWL, play the role of matchmaker. But the same Social Space also provides an opportunity for natural folksonomical tagging by digiFoto (keyimage. The research harness for experimental keyimage tagging consists of Flickr as the main (digiFoto image Social Space testbed and De.licio.us as the auxillary outreach secondary Social Space. Protégé Editor with OWL-DL provides the support for the bridge from keyimage to the formal ontology. The primary end user application domain is the keyimage tagging of paintings in an online art gallery.[Turkish abstract]Görüntü Çağı, Bilgi Çağından önce gelir ve günümüzde Bilgi Çağıyla çağdaştır. De.licio.us, Flickr, MySpace, YouTube. . . gibi olgularla örneklenen Web 2.0 Sosyal Uzayının tahminlerin ötesinde büyümesi ve bununla birlikte ortaya çıkan etiketleme bilgi yönetiminde ilginç gelişmelere sahne olmaktadır. Sosyal Uzayda bilgi yönetimini başarmak (insanlar tarafından gerçekleştirilen etiketleme ve (makineler tarafından gerçekleştirilen ontolojinin birleştirilmesini gerektirmektedir. Böyle bir birleştirme mutlaka sözün ve dilin ortak fizikselliğiyle gerçekleştirilmelidir. Bu hususta Web Ontoloji Dili (OWL ile WordNet çöpçatan rolü oynarlar. Öte yandan aynı Sosyal Uzay dijiFoto (anahtar resimle doğal folksonomik işaretleme yapmak için de bir

    1. "Rencontres de Genève - Histoire et Cité": building peace

      CERN Multimedia

      Laurianne Trimoulla

      2015-01-01

      How did people conceive, picture or imagine peace in former times? How did they contribute to it in concrete terms? Why and how were they sometimes obliged to fight to promote or enforce it? Which material, symbolic, financial, political and economic means were used to foster cohesion between societies, peoples and communities? The Rencontres de Genève - Histoire et Cité festival invites us to learn about the past to better understand the present.   Events taking place at Geneva University (Uni Dufour and Uni Bastions) and elsewhere in the city from Wednesday, 13 May to Saturday, 16 May. Organised by Geneva University’s Maison de l'histoire in collaboration with the Geneva Graduate Institute of International and Development Studies and the University of Applied Sciences and Arts of Western Switzerland (HES-SO), this first festival of history in Switzerland features a comprehensive programme of events taking place at various locations. The cit...

    2. Sosyal Girişimcilik Olgusunun Kavramsal Analizi ve Turizmde Sosyal Girişimcilik

      OpenAIRE

      GÜNLÜ, Ebru

      2015-01-01

      Bu araştırmanın temel amacı, sosyal girişimcilik kavramını ilişkili olduğu kavramlarla birlikte analiz ederek, yazındaki kavram birliği eksikliğinin nedenlerinin altını çizmektir. Bu bağlamda, girişimcilik, sosyal girişimcilik, kurumsal sosyal sorumluluk, sosyal yenilikçilik tanımları yapılmaktadır. Çalışmanın alt amacı ise turizm sektöründe sosyal girişimciliğin, sürdürülebilir turizm ve sorumlu turizm şemsiyesi altında ortaya çıkış şekillerini irdeleyerek sosyal girişimciliğin sektörel yan...

    3. A NAÏVE APPROACH TO SPEED UP PORTFOLIO OPTIMIZATION PROBLEM USING A MULTIOBJECTIVE GENETIC ALGORITHM

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Baixauli-Soler, J. Samuel

      2012-05-01

      Full Text Available Genetic algorithms (GAs are appropriate when investors have the objective of obtaining mean‑variance (VaR efficient frontier as minimising VaR leads to non‑convex and non‑differential risk‑return optimisation problems. However GAs are a time‑consuming optimisation technique. In this paper, we propose to use a naïve approach consisting of using samples split by quartile of risk to obtain complete efficient frontiers in a reasonable computation time. Our results show that using reduced problems which only consider a quartile of the assets allow us to explore the efficient frontier for a large range of risk values. In particular, the third quartile allows us to obtain efficient frontiers from the 1.8% to 2.5% level of VaR quickly, while that of the first quartile of assets is from 1% to 1.3% level of VaR.

    4. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 16 octobre

      CERN Multimedia

      2013-01-01

      Particle accelerators in tumour therapy, Dr Ugo Amaldi, Technische Universität München and TERA Foundation.   Mercredi 16 octobre 2013, 11h15 Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: "Hadrontherapy", or "particle therapy", is a collective word which covers all cancer therapy modalities which irradiate patients with beams of hadrons. The most used hadrons are protons and carbon ions. Protontherapy is developing very rapidly: more than 100,000 patients have been treated and eight companies offer turn-key centres. Carbon ions, used for about 8,000 patients, have a larger radiobiological effectiveness and, being a qualitatively different radiation, require still radiobiological and, in particular, clinical studies to define the best tumour targets. After a review of the rationale for hadrontherapy and of the accelerators used in protontherapy, the European centres for carbon ion therapy will be discussed. Fin...

    5. Influenza-like illness surveillance on Twitter through automated learning of naïve language.

      Science.gov (United States)

      Gesualdo, Francesco; Stilo, Giovanni; Agricola, Eleonora; Gonfiantini, Michaela V; Pandolfi, Elisabetta; Velardi, Paola; Tozzi, Alberto E

      2013-01-01

      Twitter has the potential to be a timely and cost-effective source of data for syndromic surveillance. When speaking of an illness, Twitter users often report a combination of symptoms, rather than a suspected or final diagnosis, using naïve, everyday language. We developed a minimally trained algorithm that exploits the abundance of health-related web pages to identify all jargon expressions related to a specific technical term. We then translated an influenza case definition into a Boolean query, each symptom being described by a technical term and all related jargon expressions, as identified by the algorithm. Subsequently, we monitored all tweets that reported a combination of symptoms satisfying the case definition query. In order to geolocalize messages, we defined 3 localization strategies based on codes associated with each tweet. We found a high correlation coefficient between the trend of our influenza-positive tweets and ILI trends identified by US traditional surveillance systems.

    6. Institutional Knowledge Sources and Knowledge Management Kurumsal Bilgi Kaynakları ve Bilgi Yönetimi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fahrettin Özdemirci

      2007-06-01

      Full Text Available Knowledge has been increasingly seen as a critical institutional source which provides superiority in rivalry. Moreover, the management of knowledge and knowledge sources as a strategic source is the most important factor that increases institutional success. In this framework, it is necessary to determine, arrange and most importantly manage these sources due to a systematic approach. This study focuses on the determination and management of knowledge sources which is the most important factor to achieve successful knowledge management. Bilgi artan bir biçimde rekabette üstünlük sağlayan kritik öneme sahip kurumsal kaynak olarak görülmektedir. Bununla birlikte stratejik bir kaynak olarak bilginin, bilgi kaynaklarının bilinçli bir şekilde yönetilmesi kurumsal başarıyı artıran en önemli faktördür. Bu çerçevede kurumsal bilgi kaynaklarının ne olduğunun tespit edilmesi, düzenlenmesi ve en önemlisi bir sistem dâhilinde yönetilmesi gerekmektedir. Bu çalışma bilgi yönetiminin başarıya ulaşması için en önemli unsur olan kurumsal bilgi kaynaklarının ortaya konulması ve yönetilmesi üzerinde durmaktadır.

    7. Institutional Knowledge Sources and Knowledge Management Kurumsal Bilgi Kaynakları ve Bilgi Yönetimi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fahrettin Hanefi Kutluoğlu

      2008-03-01

      Full Text Available Knowledge has been increasingly seen as a critical institutional source which provides superiority in rivalry. Moreover, the management of knowledge and knowledge sources as a strategic source is the most important factor that increases institutional success. In this framework, it is necessary to determine, arrange and most importantly manage these sources due to a systematic approach. This study focuses on the determination and management of knowledge sources which is the most important factor to achieve successful knowledge management. Bilgi artan bir biçimde rekabette üstünlük sağlayan kritik öneme sahip kurumsal kaynak olarak görülmektedir. Bununla birlikte stratejik bir kaynak olarak bilginin, bilgi kaynaklarının bilinçli bir şekilde yönetilmesi kurumsal başarıyı artıran en önemli faktördür. Bu çerçevede kurumsal bilgi kaynaklarının ne olduğunun tespit edilmesi, düzenlenmesi ve en önemlisi bir sistem dâhilinde yönetilmesi gerekmektedir. Bu çalışma bilgi yönetiminin başarıya ulaşması için en önemli unsur olan kurumsal bilgi kaynaklarının ortaya konulması ve yönetilmesi üzerinde durmaktadır.

    8. Abnormalities of cingulate cortex in antipsychotic-naïve chronic schizophrenia.

      Science.gov (United States)

      Liu, Xiaoyi; Wang, Xijin; Lai, Yunyao; Hao, Chuanxi; Chen, Lei; Zhou, Zhenyu; Yu, Xin; Hong, Nan

      2016-05-01

      While several morphometric studies have postulated a critical contribution of the cingulate cortex (CC) to the pathophysiology of schizophrenia based on abnormalities in CC volume, other studies have been inconclusive. Most such studies have focused only on changes in cortical volume, whereas other morphometric parameters such as surface area and cortical thickness could be more relevant and possibly account for these discrepancies. Furthermore, factors such as antipsychotic drug use and treatment duration may also influence cortical morphology. To clarify the association between schizophrenia and CC deficits, we investigated morphometric abnormalities of the CC in antipsychotic drug (AD)-naïve chronic schizophrenia patients by comparing T1-weighted magnetic resonance images (T1WI-MRI) from patients (n=17) to healthy controls (n=17) using the surface-based morphometry program FreeSurfer. Partial correlations were examined between abnormal morphometric measures and both clinical variables and cognitive performance scores. Compared to healthy controls, drug-naïve schizophrenia patients exhibited significantly lower volumes in both left rostral anterior CC (rACC) and left posterior CC (PCC). These reductions in CC volume resulted from reduced surface area rather than reduced cortical thickness. There was also a significant relationship between left PCC volume and working memory in patients. No significant correlations were observed between CC volume and clinical variables. The results suggest that abnormalities in the CC as manifested by reduced surface area may contribute to cognitive dysfunction in schizophrenia. This article is part of a Special Issue entitled SI: PSC and the brain.

    9. Differential effects of modafinil on memory in naïve and memory-impaired rats.

      Science.gov (United States)

      Garcia, Vanessa Athaíde; Souza de Freitas, Betânia; Busato, Stefano Boemler; D'avila Portal, Bernardo Chaves; Piazza, Francisco Correa; Schröder, Nadja

      2013-12-01

      Modafinil is a wake-promoting drug and has been approved for the treatment of excessive daytime sleepiness in narcolepsy and obstructive sleep apnea. Modafinil was shown to improve learning and memory in rodents, and to reverse memory deficits induced by sleep deprivation or stress. However, depending on the memory paradigm used, modafinil might also impair memory. We aimed to investigate the effects of modafinil on memory consolidation and retrieval for object recognition and inhibitory avoidance in naïve adult rats. We also investigated whether acute or chronic administration of modafinil would reverse memory deficits induced by iron overload, a model of memory impairment related to neurodegenerative disorders. Adult naïve rats received modafinil (0.0, 0.75, 7.5 or 75 mg/kg) either immediately after training or 1 h prior to testing in object recognition or inhibitory avoidance. Iron-treated rats received modafinil immediately after training in object recognition. In order to investigate the effects of chronic modafinil, iron-treated rats received daily injections of modafinil for 17 days, and 24 h later they were trained in object recognition or inhibitory avoidance. Acute modafinil does not affect memory consolidation or retrieval in naive rats. A single injection of modafinil at the highest dose was able to recover recognition memory in iron-treated rats. Chronic modafinil completely recovered iron-induced recognition memory and emotional memory deficits. Additional preclinical and clinical studies are necessary in order to support the applicability of modafinil in recovering memory impairment associated with neurodegenerative disorders.

    10. Bayesian estimation of Karhunen-Loève expansions; A random subspace approach

      Science.gov (United States)

      Chowdhary, Kenny; Najm, Habib N.

      2016-08-01

      One of the most widely-used procedures for dimensionality reduction of high dimensional data is Principal Component Analysis (PCA). More broadly, low-dimensional stochastic representation of random fields with finite variance is provided via the well known Karhunen-Loève expansion (KLE). The KLE is analogous to a Fourier series expansion for a random process, where the goal is to find an orthogonal transformation for the data such that the projection of the data onto this orthogonal subspace is optimal in the L2 sense, i.e., which minimizes the mean square error. In practice, this orthogonal transformation is determined by performing an SVD (Singular Value Decomposition) on the sample covariance matrix or on the data matrix itself. Sampling error is typically ignored when quantifying the principal components, or, equivalently, basis functions of the KLE. Furthermore, it is exacerbated when the sample size is much smaller than the dimension of the random field. In this paper, we introduce a Bayesian KLE procedure, allowing one to obtain a probabilistic model on the principal components, which can account for inaccuracies due to limited sample size. The probabilistic model is built via Bayesian inference, from which the posterior becomes the matrix Bingham density over the space of orthonormal matrices. We use a modified Gibbs sampling procedure to sample on this space and then build probabilistic Karhunen-Loève expansions over random subspaces to obtain a set of low-dimensional surrogates of the stochastic process. We illustrate this probabilistic procedure with a finite dimensional stochastic process inspired by Brownian motion.

    11. sLORETA intracortical lagged coherence during breath counting in meditation-naïve participants

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Patricia eMilz

      2014-05-01

      Full Text Available We investigated brain functional connectivity comparing no-task resting to breath counting (a meditation exercise but given as task without referring to meditation. Functional connectivity computed as EEG coherence between head-surface data suffers from localization ambiguity, reference dependence, and overestimation due to volume conduction. Lagged coherence between intracortical model sources addresses these criticisms. With this analysis approach, experienced meditators reportedly showed reduced coherence during meditation, meditation-naïve participants have not yet been investigated. 58-channel EEG from 23 healthy, right-handed, meditation-naïve males during resting [3 runs] and breath counting [2 runs] was computed into sLORETA time series of intracortical electrical activity in 19 regions of interest corresponding to the cortex underlying 19 scalp electrode sites, for each of the 8 independent EEG frequency bands covering 1.5-44 Hz. Intracortical lagged coherences and head-surface conventional coherences were computed between the 19 regions/sites. During breath counting compared to resting, paired t-tests corrected for multiple testing revealed 4 significantly lower intracortical lagged coherences, but 4 significantly higher head-surface conventional coherences. Lowered intracortical lagged coherences involved left BA 10 and right BAs 3, 10, 17, 40. In conclusion, intracortical lagged coherence can yield results that are inverted to those of head-surface conventional coherence. The lowered functional connectivity between cognitive control areas and sensory perception areas during meditation-type breath counting compared to resting conceivably reflects the attention to a bodily percept without cognitive reasoning. The reductions in functional connectivity were similar but not as widespread as the reductions reported during meditation in experienced meditators.

    12. HIV-1 drug resistance among antiretroviral treatment-naïve Ethiopian patients

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      A Mulu

      2012-11-01

      Full Text Available Background: In many African countries, access to antiretroviral treatment (ART has been significantly scaled up over the last five years. Nevertheless, data on drug resistance mutation are scarce. The objective of the current study was to determine the predominant subtypes of HIV-1 as well as to identify baseline mutations with potential drug resistance among ART-naïve patients from Ethiopia. Methods: Genotypic drug resistance on the entire protease and partial reverse transcriptase (codons 1–335 regions of the pol gene was determined by an in-house protocol in 160 ART-naïve patients. Genotypic drug resistance was defined as the presence of one or more resistance-related mutations, as specified by the consensus of the Stanford University HIV drug resistance database (HIVDB available at http://hivdb.stanford.edu/ and the 2011 International AIDS Society (IAS mutation list (http://www.iasusa.org/resistance-mutations/. Results: A predominance of HIV-1 subtype C (98.7% was observed. According to the IAS mutation list, antiretroviral drug resistance mutations were detected in 20 patients (13%. However, the level of drug resistance is 5.2% (8/155 when the most conservative method, HIVDB algorithms were applied. In both algorithms, none had major PI mutation and mutation-conferring resistance to NRTI and NNRTI were not overlapping. Conclusions: There is strong evidence for clade homogeneity in Ethiopia and low influx of other subtypes to the country. The level of transmitted drug resistance exceeds that of WHO estimates and indicates that many HIV-infected individuals on ART are practicing risk-related behaviours. The results also show that HIV drug resistance testing should be installed in resource limited settings.

    13. Bazı Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin Farklı Kirlilik Etmenlerine Karşı Fitoremediasyon Davranışları

      OpenAIRE

      BAHTİYARCA BAĞDAT, Reyhan; EID, Ebrahem

      2014-01-01

      Tıbbi ve aromatik bitkiler koruyucu ve tedavi edici olarak kullanılmaktadır. Son zamanlarda, biyolojik çeşitliliğin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasında önem kazanmışlardır. Civa, kadmiyum ve kurşun gibi ağır metallerin neden olduğu çevre kirliliği tüm dünyayı tehdit eder hale gelmiştir. Ağır ya da toksik metaller sudan beş kat daha yoğun ve hareketsiz olduklarından vücut tarafından sindirilemezler ancak besin zincirine geçebilirler. Zehirli endüstriyel atıklar sıvı gübrelerle karışa...

    14. Sentetik gübre yükleme ve salım için hidrojel-kil kompozitleri

      OpenAIRE

      2015-01-01

      Bu çalışmada, anyonik ve katyonik monomerler, 2- akrilamido 2- metil 1-propan sülfonik asit (AMPS) ve 3-akril amido propil trimetil amonyum klorür (APTMACl), ile bentonit ve kaolin içeren çapraz bağlı polimerik hidrojeller kontrollü gübre salım sistemleri hazırlamak için sentezlenmiştir. Bentonit ve kaolin killeri p(AMPS) ve p(APTMACl) hidrojellerinin içerisine sentez sırasında yerleştirilek hidrojel-kil kompozitleri oluşturulmuştur. Sentezlenen p(AMPS)-bentonit, p(...

    15. Ruminant beslemede kullanılan bazı yemlerin in vivo ve in vitro sindirebilirlikleri arasındaki ilişkiler

      OpenAIRE

      1994-01-01

      Bu araştırma, Türkiye'de yetiştirilen bazı ruminant yemlerinin "in vivo" ve "in vitro" yöntemleri kullanmak suretiyle organik madde ve kuru madde sindirilebilirliklerini, bunlar arasındaki ilişkileri ve yemlerin metabolik enerji değerlerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. "in vivo" yöntem (naylon torba yöntemi) ve "in vitro" yöntemler (kesif yemler yöntemi vesellülaz yöntemi) uygulanarak, kaba yemler (yonca kuru otu ve buğday samanı) 48 saat, kesif yemler 24 saat inkübasyona bırak...

    16. Gruplar arası temas, kaygı ve yanlılığın sosyal mesafeye etkisi: Türk ve Kürt kökenli gruplar üzerine bir çalışma

      OpenAIRE

      GÜLER, Meltem

      2013-01-01

      Son altmış yıldır gruplar arasındaki ilişkiler incelenmektedir. Allport (1954), Amir (1969), Şerif (1966), LeVine ve Campbell (1972) ve Tajfel ve Turner (1979) gruplararası ilişkilere yoğunlaşan ilk isimler olmuştur. 1980’lerde Tajfel ve Turner (1979) Sosyal Kimlik Kuramını ve izleyen yıllarda Turner ve arkadaşları (1987) Kendini Sınıflandırma Kuramını ortaya koyarak gruplar arasındaki ilişkileri daha geniş bir bakış açısından ele alınmasını sağlamıştır. Sosyal Kimlik Kuramı, sosyal ...

    17. LOng-term follow-up after liVE kidney donation (LOVE) study: A longitudinal comparison study protocol

      NARCIS (Netherlands)

      S. Janki (Shiromani); K.W.J. Klop (Karel); F.F.P. Kimenai; J. van de Wetering (Jacqueline); W. Weimar (Willem); E.K. Massey (Emma); A. Dehghan (Abbas); D. Rizopoulos (Dimitris); H. Völzke (Henry); A. Hofman (Albert); J.N.M. IJzermans (Jan)

      2016-01-01

      textabstractBackground: The benefits of live donor kidney transplantation must be balanced against the potential harm to the donor. Well-designed prospective studies are needed to study the long-term consequences of kidney donation. Methods: The "LOng-term follow-up after liVE kidney donation" (LOVE

    18. Danish sponsors, English lead, Vikings, and a new roof for the church of Sainte-Geneviève in Paris

      DEFF Research Database (Denmark)

      Roesdahl, Else

      2010-01-01

      Dansk-franske forbindelse i 2. halvdel af 1100-årene, eksemplificeres ved forsøg fra abbed Stefan fra St. Geneviève i Paris på sponsorat til blytag til hans kirke fra det danske toparistokrati....

    19. The Public's View of Agricultural Education: We've Come a Long Way--Or Have We?

      Science.gov (United States)

      Krueger, David E.; And Others

      1995-01-01

      Includes "We've Come a Long Way--Or Have We?" (Krueger); "If Agricultural Education Were a Coca-Cola" (Doerfert); "Agriculture Is Taught? In High School?" (Elliot); "Let's Tell Our Story" (Davis); "Perception, Reality or Idealism" (Powers, Bull); "Agricultural Education under the Bright Lights" (Foster); and "The Changing Face of Agricultural…

    20. GM338电台在VE432可控震源上的应用

      Institute of Scientific and Technical Information of China (English)

      马立宗

      2011-01-01

      VE432可控震源控制系统原配电台为GM300,因使用环境恶劣、使用年限长,电台性能下降,故障率上升。因此,决定用性能稳定、抗振动、耐高温的同系列的新型电台GM338代替GM300。但GM338电台直接代替GM300电台与VE432可控震源控制系统匹配使用,必须进行相应的改进。本文详细地分析了GM338电台的电路特点,介绍了具体的改进方法。%The original radio type for VE432 control system is GM300. The poor conditions and long service life resulted in increasing failure rates. Another new type radio, GM338 with stable performance and anti-vibration function as well as high working temperature, is often adopted to replace GM300. To match with VE432 well, some transfor- mation should be done to GM338 and GM300. This paper analyzes the circuit characteristics of GM338 radio and in- troduces the detailed method for transformation.

    1. İş Yaşamında Travmalar: Cinsel Taciz Ve Duygusal Zorbalık/Taciz (Mobbing)

      OpenAIRE

      SOLMUŞ, Tarık

      2005-01-01

      Bu makalede, çalışanların iş yaşamlarında karşılaştıkları saldırganlık, şiddet, cinsel taciz ve duygusal zorbalığa dikkat çekilmiştir. Makale çerçevesinde, iş yerinde yaşanan cinsel taciz ve duygusal zorbalığın nedenlerine, sonuçlarına, ortaya çıkış sürecine-gelişimine ve yaygınlıklarına yer verilmiştir. Makalenin temel amacı, iş yaşamında yaşanan travmalarla ilgili olarak yapılan araştırmaların gözden geçirilmesi ve bundan sonra yapılacak araştırmalara ışık tutabilmektir. Bununla birlikte, b...

    2. Role Of Adhesion Molecules Vcam-1 And Ve-Cadherin In Endothelium Dysfunction Development At Hemorrhagic Fever With Renal Syndrome

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      А.А. Baygildina

      2009-12-01

      Full Text Available The research goal is to determine the changes in concentration of both sVCAM-1 and VE-cadherin in blood serum of patients suffered from hemorrhagic fever with renal syndrome (HFRS. 87 patients aged 15-65 were examined. Concentrations of both sVCAM-1 and VE- cadherin in blood serum by means of "Bender MedSystems" (Austria ELISA test were determined. It was shown that in both medium severe and severe forms of HFRS statistically the significant rise of sVCAM-1 concentration in blood with high indices in oliguric period took place. Complicated form was characterized by high indices of sVCAM-1 level in fever period, extremely decreasing in concentration in oliguric period and tendency to normalizing in clinical convalescence period. VE-cadherin level in blood was predominantly lower than control in all the observed groups with the exception of fever period in group with medium severe disease form. Negative correlation of normal intensity between adhesion molecules levels in blood was revealed. In conclusion it is necessary to point out that high VCAM-1 expression by endotheliocytes evidences the development of an adhesion form of endothelial dysfunction, low VE-cadherin production in a base for development of angiogenic form of endothelial dysfunction and changes in expression of these adhesion molecules that have adaptive metabolic response to macroorganism of HFRS pathogenic action

    3. Prevalence and Profile of Cognitive Deficits in a Cohort of First-Episode Antipsychotic-Naïve Schizophrenia Patients

      DEFF Research Database (Denmark)

      Jensen, Maria Høj; Glenthøj, Birte Yding; Nielsen, Mette Ødegaard;

      2014-01-01

      -control study with assessment at baseline and follow-ups after 6 weeks, 6 months, 1 and 2 years. Sixty first-episode antipsychotic-naïve schizophrenia patients and 60 matched healthy controls have been examined at baseline. The study uses several instruments, including BACS (Brief Assessment of Cognition...

    4. Ülseratif kolit ve irritabl barsak sendromlu hastalarda intestinal mast hücre değerlendirmesi

      OpenAIRE

      Aydinli, Onur

      2010-01-01

      Mast hücrelerinden salgılanan triptazın birçok immün mekanizmanın gerçekleşmesinde aktif rolü olduğu bilinmektedir. İnflamatuvar barsak hastalıkları ve fonksiyonel barsak hastalıklarında intestinal mast hücre artışı olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir. Bu çalışmada, immünhistokimyasal mast hücre triptaz boyamasıyla aktif ve inaktif ÜK ve İBS'nin değişik tiplerindeki hasta gruplarının intestinal mast hücre sayılarını birbirleriyle ve kontrol grubuyla karşılaştırmalı ola...

    5. L'Achkharhatsouits œuvre géographique arménienne du Ve siècle

      OpenAIRE

      Babken HAROUTIOUNIAN

      1994-01-01

      À travers l’examen de manuscrits conservés au Maténadaran, une analyse détaillée des origines et du contenu d’une œuvre géographique arménienne du Ve siècle du notre ère, l’Achkharhatsouits.

    6. The Communication of Naïve Theories of the Social World in Parent-Child Conversation

      Science.gov (United States)

      Chalik, Lisa; Rhodes, Marjorie

      2015-01-01

      Three studies examined the communication of naïve theories of social groups in conversations between parents and their 4-year-old children (N = 48). Parent-child dyads read and discussed a storybook in which they either explained why past social interactions had occurred (Study 1) or evaluated whether future social interactions should occur…

    7. Tekrarlayan aftöz ülserasyonlar ve tedavisinde güncel yaklaşımlar

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Umut Tunga

      2011-11-01

      Full Text Available

      Recurrent aphthous ulcer (RAU is one of the most common oral mucosal diseases and it affects approximately %25 of the society. It is characterized with recurrent painful, round-shaped ulcers surrounded with erythemathosus halo. Local and systemic conditions together with genetic, immunologic and microbiological factors were shown to be possible etiological factors but there is no consensus for its etiology. Although several immunomodulators, topical and systemic steroid drugs, topical analgesics and antibiotics have shown to be effective for the treatment of RAU, it is not possible to eliminate the recurrence. In this article; etiology, clinical appearance, differential diagnosis and treatment methods are reviewed.

       

      ÖZET

      Tekrarlayan aftöz ülserler (TAÜ en sık rastlanılan ağız mukozası hastalıklarından biridir ve toplumun yaklaşık %25’ini etkilemektedir. Tipik olarak tekrarlayan, sığ ve eritematöz bir hale ile çevrili, oldukça ağrılı ülserler ile karakterizedir. Lokal ve sistemik koşullar ile genetik, immünolojik ve mikrobiyal faktörler olası etiyolojik faktörler arasında gösterilmiş olmakla beraber, kesin bir etiyolojik faktörden söz edilememektedir. TAÜ tedavisi amacıyla çeşitli immün modülatörler, topikal ve sistemik steroidler, topikal analjezikler, topikal antibiyotikler ve çeşitli kaplayıcı ajanların başarılı bir şekilde uygulandığı gösterilmiş olmasına rağmen tekrarları önlemek mümkün olmamıştır. Bu makalede tekrarlayan aftöz ülserlerin etiyolojisi, klinik görünümü, ayırd edici özellikleri ve tedavi seçenekleri ele alınmıştır.

      Anahtar Kelimeler: Aftöz ülserler, etiyoloji, klinik görünüm, tedavi

    8. Internet, Electronic Libraries, and Information Retrieval Internet, Elektronik Kütüphaneler ve Bilgi Erişim

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yaşar Tonta

      1996-09-01

      Full Text Available The number of information systems that are accessible through the Internet is constantly increasing. Information systems on those systems are getting varied and occupy more space, too. Up until a few years ago, only textual information sources were accessible via computer networks, whereas today multimedia information sources containing graphics, sound, pictures, and animation are also accessible over the Internet. Geographic information systems, electronic libraries, film and TV archives can he given as examples of multimedia information sources, We point out that information retrieval should he seen as an integral component of the computer networks, and technological, economic, and legal problems in this field should he solved. We end up with what should he done to improve the library and information services that arc accessible through the Internet in Turkey. Günümüzde Internet aracılığıyla erişilebilen bilgi sistemlerinin sayısı hızla artmaktadır. Bu sistemler üzerindeki bilgi kaynakları da giderek çeşitlenmekte ve daha fazla yer kaplamaktadır. Yakın zamana dek bilgisayar ağları aracılığıyla çoğunlukla metin (text türü bilgilere erişim sağlanabilirken, günümüzde grafik, ses, görüntü, canlandırma ve diğer görsel-işitsel veriler içeren çokluortam (multimedia türü bilgiler de Internet üzerinde hizmete sunulabilmektedir. Coğrafik bilgi sistemleri, elektronik kütüphaneler, film ve TV arşivleri bu tür bilgilere örnek olarak gösterilebilir. Bu makalede Internet aracılığıyla bilgi erişim ve bilgi keşfetmede karşılaşılan sorunlar incelenmekte ve sayıca giderek artan ve çeşitlenen bilgi kaynaklarına erişimi kolaylaştırmak için yapılması gerekenler kısaca özetlenmektedir. Sonuç olarak bilgi erişimin, büyük paralar ve entellektüel çabalar harcanarak kurulan bilgisayar ağlarının bir parçası olarak görülmesi gerektiğine işaret edilerek bu alandaki teknolojik

    9. Okul Öncesi Kurumlardaki Çocukların Annelerinin ve Öğretmenlerinin Çocuk Beslenmesine İlişkin Görüşleri

      OpenAIRE

      Tepe, Eser

      2010-01-01

      Beslenme, kişinin buyumesi ve gelişmesi (anne karnında ve daha sonra) sağlıklı uretken olarak yaşamını surdurmesi icin gerekli olan besinlerin alınmasıdır. Sağlıklı buyume, gelişme ve ozellikle zeka gelişimi icin yeterli ve dengeli beslenme şarttır. Bu nedenle cocukların beslenme alışkanlıkları edinmesi her ailenin ve oğretmenin eğitim sorumluluğudur. Aile bireylerinin ve oğretmenlerin tutum ve davranışlarının tutarsız ve dengesiz olması, cocuğun ruhsal durumunun değerlendir...

    10. A new mechanism shapes the naïve CD8(+) T cell repertoire: the selection for full diversity.

      Science.gov (United States)

      Gonçalves, Pedro; Ferrarini, Marco; Molina-Paris, Carmen; Lythe, Grant; Vasseur, Florence; Lim, Annik; Rocha, Benedita; Azogui, Orly

      2017-05-01

      During thymic T cell differentiation, TCR repertoires are shaped by negative, positive and agonist selection. In the thymus and in the periphery, repertoires are also shaped by strong inter-clonal and intra-clonal competition to survive death by neglect. Understanding the impact of these events on the T cell repertoire requires direct evaluation of TCR expression in peripheral naïve T cells. Several studies have evaluated TCR diversity, with contradictory results. Some of these studies had intrinsic technical limitations since they used material obtained from T cell pools, preventing the direct evaluation of clonal sizes. Indeed with these approaches, identical TCRs may correspond to different cells expressing the same receptor, or to several amplicons from the same T cell. We here overcame this limitation by evaluating TCRB expression in individual naïve CD8(+) T cells. Of the 2269 Tcrb sequences we obtained from 13 mice, 99% were unique. Mathematical analysis of the data showed that the average number of naïve peripheral CD8(+) T cells expressing the same TCRB is 1.1 cell. Since TCRA co-expression studies could only increase repertoire diversity, these results reveal that the number of naïve T cells with unique TCRs approaches the number of naïve cells. Since thymocytes undergo multiple rounds of divisions after TCRB rearrangement and 3-5% of thymocytes survive thymic selection events the number of cells expressing the same TCRB was expected to be much higher. Thus, these results suggest a new repertoire selection mechanism, which strongly selects for full TCRB diversity.

    11. A hierarchical Naïve Bayes Model for handling sample heterogeneity in classification problems: an application to tissue microarrays

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Piergiorgi Paolo

      2006-11-01

      Full Text Available Abstract Background Uncertainty often affects molecular biology experiments and data for different reasons. Heterogeneity of gene or protein expression within the same tumor tissue is an example of biological uncertainty which should be taken into account when molecular markers are used in decision making. Tissue Microarray (TMA experiments allow for large scale profiling of tissue biopsies, investigating protein patterns characterizing specific disease states. TMA studies deal with multiple sampling of the same patient, and therefore with multiple measurements of same protein target, to account for possible biological heterogeneity. The aim of this paper is to provide and validate a classification model taking into consideration the uncertainty associated with measuring replicate samples. Results We propose an extension of the well-known Naïve Bayes classifier, which accounts for biological heterogeneity in a probabilistic framework, relying on Bayesian hierarchical models. The model, which can be efficiently learned from the training dataset, exploits a closed-form of classification equation, thus providing no additional computational cost with respect to the standard Naïve Bayes classifier. We validated the approach on several simulated datasets comparing its performances with the Naïve Bayes classifier. Moreover, we demonstrated that explicitly dealing with heterogeneity can improve classification accuracy on a TMA prostate cancer dataset. Conclusion The proposed Hierarchical Naïve Bayes classifier can be conveniently applied in problems where within sample heterogeneity must be taken into account, such as TMA experiments and biological contexts where several measurements (replicates are available for the same biological sample. The performance of the new approach is better than the standard Naïve Bayes model, in particular when the within sample heterogeneity is different in the different classes.

    12. Ekonomik gerikalmışlık ve ekonomik dengesizlik kavramları üzerine bir deneme

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ahmet Ali KARACA

      2010-01-01

      Full Text Available Bu makalede öncelikle azgelişmişlik kavramı üzerinde durulmuş bu konuda en önde gelen yerli ve yabancı kaynaklar belirlenmiştir. Ardından da bu kaynaklarda yer alan çalışmalar incelenmiş ve özellikle daha güncel tarihli çalışmalarda ele alınan ana ve alt konular üzerinde durulmuştur. Ayrıca azgelişmişlik düzeyini ölçen kriterler ayrıntılı olarak incelenmiştir. Özellikle; Dünya ekonomisine entegrasyon kriterleri, endüstrileşme kriterleri, sosyo-ekonomik kriterler, jeo-politik kriterler başlıklarında detaylı bilgiler verilmiştir. Literatürde ekonomik gerikalmışlık kriterlerini inceleyen çok çeşitli makaleler vardır. Bu makaleler genelde geri kalmışlık yaklaşımlarını genel değerlendirme perspektifinden aktarmaktadırlar. Bu makalede ise ekonomik geri kalmışlık kavramı ekonomik kalkınma iktisadı açısından incelenmiş ve ekonomik dengesizlikler ve kriterleri detaylı bir şekilde verilmiştir.

    13. VENM的理论发展:困惑、机遇和挑战(Ⅱ)——国外VE/NM的理论和应用研究进展%Perplexity, Chance and Challenge in VE/VM Theory Development(Ⅱ): The Research Advanced on the Theory and Application of Foreing VE/VM

      Institute of Scientific and Technical Information of China (English)

      黄声优; 李坚; 张彩江; 王春生

      2007-01-01

      在国外,VE/VM理论研究进展的一个主要方面就是将现有的VE/VM与当今新出现的一些创新管理理念和方法结合起来,这些理论和方法包括:环境成本生命周期分析方法(Life Cycle Environmental Cost Analysis,LCECA)、信息支持思维方法(Information Support Process-based Thinking,ISP/T)、6 Sigma管理方法、组织和团队理论、创造性问题解决策略(Creative Problem Solving Strategies,CPSS)、发明性问题解决(Theory of Inventive Problem Solving,TRIZ)方法、复杂生产系统(Complex product systems,COPS)、战略管理、系统方法论(SM)、等.通过这种结合,开阔了VE/VM原有的思维模式和视野.同时在提升VE/VM的应用绩效上比较明显.

    14. Kadının ve Kaderin “Tırpan”ı Swath Of Woman And Fate

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Salim DURUKOĞLU

      2013-07-01

      Full Text Available The novel Tırpan (Swath would be the most prominent outcome of a historical and literary brainstorming about the World Women’s Day in particular and the unfortunate faith of women in general. The novel Tırpan, which first merges and then separates the concepts of woman and faith, is one or probably the only work with a thesis that comes to the mind first in that it was written with the naïve belief that the faith will show up not before but after it is lived and generally all people particularly the women can write their faith; it questions the faith or the unfortunate faith of people, especially the that of women within the boundaries of the genre of novel, expanding to cover class clashes, the breaths of Marxist ideologies, and feminist viewpoints. Inherited from an image of old tool in our mind, accompanied with the motive of Azrael claiming lives with the swath in its hands, swath gains a function beyond that of an agricultural tool in this novel. Swath changes hand from Azrael to women and the woman punishes the man who disrespects her field of existence and freedom, thus reclaims and rewrites her faith with her own hands using the swath. Swath would preserve its function as a goal and an instrument in the writer’s hand, however, in terms of its consequences it will transform into a symbol of woman’s revolution as the hammer and sickle of the Bolshevist revolution. The author, who wants to create a resisting, active and activist women spirit and mentality instead of an understanding which takes it as an escape to commit suicide by hanging themselves when they are forced to get married as a passive reaction, tries to impose the fatalist Turkish society and Turkish women with the idea that they can reclaim their faiths and direct their own lives, offering and inspiring a shift of awareness through this novel. Özelde Dünya Kadınlar Günü ve genelde kadının makus talihi ve tarihi ekseninde ve edebiyat düzleminde yapaca

    15. Yeni Medya Gazeteciliğinde Etik Bir Paradigma Belirlemenin Kapsamı ve Sınırları

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      İlker ERDOĞAN

      2013-09-01

      Full Text Available Yeni medya gazeteciliği, çok büyük iletişim potansiyeliyle, modern bir haber toplama ve yayımlama biçimidir ya da pek çok farklı katılımcının bağlanabildiği çevrimiçi (online bir forumdur. Ayrıca, bu biçim ya da forum, dijital ya da çevrimiçi (online gazetecilik olarak adlandırılan, medya profesyonellerine sınırsız kaynaklar ve teknolojik olanaklar sunan internet üzerinde ve internet aracılığıyla gerçekleştirilen internete özgü bir gazetecilik türüne gönderme yapmaktadır. Yeni medya, teknolojik gelişmelerin ve değişimlerin paralelinde gelişim sürecini sürdürmekte, hızlı olduğu kadar da belirli kurallara bağlı kalmadan geliştiği için yeni sorunları beraberinde getirmekte ve bu nedenle, yeni medya gazeteciliğinin etik düzenlemelere acil olarak kavuşturulması gerekmektedir. Yeni medya gazeteciliğindeki etik sorunları ya da ikilemleri, genel olarak, editöryal bağımsızlık, editöryal kontrol eksikliği, enformasyonun yeniden dağıtılması-telif hakları, haber-reklam-ticari enformasyon ilişkisi, çevrimiçi (online içeriğin yayımlanma hızı, ticari baskı, köprülerin (hyperlink kullanımı, doğruluk ve güvenilirlik, kaynaklar, mahremiyet, düzenleme, haber toplama yöntemleri, kaynak şeffaflığı, bloggerlar, yurttaş gazeteciler, profesyonel olmayan gazeteciler, dijital manipülasyon ile nefret söylemi ve saldırgan içerik olmak üzere on sekiz ayrı kategoride sınıflandırmak mümkündür. Bu çalışmada, yeni medya gazeteciliğinde etik bir model önerisinin oluşturulması açısından etik sorunlar iletişim etiği bağlamında değerlendirilerek kuramsal çerçevenin belirlenmesine çalışılmakta ve modern iletişimin vazgeçilmez bir alanı olan yeni medya gazeteciliğinde etik bir paradigma belirlemenin kapsamı ve sınırları tartışılmaktadır.

    16. ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDE UYKU KALİTESİ VE YORGUNLUK

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Sefa Saygılı

      2011-12-01

      Full Text Available Çalışma Kırklareli üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerde uyku kalitesi, yorgunluk vebunlarla ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Çalışma 1-15 Nisan2011 tarihleri arasında Sağlık Yüksekokulu, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, SosyalBilimler Meslek Yüksekokulu, Fen Edebiyat Fakültesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu,İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde öğrenim gören 558 öğrenci üzerinde yapıldı. Verileraraştırmacılar tarafından hazırlanan sosyodemografik özellikleri sorgulama formu, PittsburghUyku Kalitesi İndeksi (PUKİ, Piper Yorgunluk Ölçeği (PYÖ ile toplandı. Öğrencilerin PUKİpuan ortalaması 6.9+2.4; PYÖ puan ortalaması ise 4.3+2.2’dir. Öğrencilerin %69.5’inin PUKİpuan ortalaması 5 ve altındadır. Teknik Bilimler MYO ve Sosyal Bilimler MYO öğrencilerininuyku kalitesi en kötü düzeyde iken, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi ve Sağlık HizmetleriMYO’da öğrenim gören öğrencilerin uyku kalitesi en iyi düzeydedir. Kronik hastalığıolanlarda, sigara içenlerde, her gün aynı saatte yatmayanlarda uyku kalitesi kötüdür. TeknikBilimler MYO ve Sosyal Bilimler MYO öğrencilerinin yorgunluğu en fazla iken, SağlıkHizmetleri MYO ve Fen Edebiyat Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin yorgunluğu en azdüzeydedir. Sigara içenler ve şu anda bir işyerinde çalışanlar daha fazla yorgunlukdeneyimlemektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda Teknik Bilimler MYO ve Sosyal Bilimler MYOöğrencilerinin uyku kalitelerini arttırmak ve yorgunluklarını azaltmak için girişimlerdebulunulması; öğrencilerin uyku kalitesini arttırmak için, kronik hastalığı olanların etkinşekilde tedavi edilmesi, sigaranın azaltılması/bırakılması, her gün aynı saatte yatmayayönelik girişimlerin planlanması önerilmektedir. Yine öğrencilerin yorgunluğunu azaltmakiçin sigara içilmemesine ve bir iş yerinde

    17. Analyse optique de la matière organique du Quaternaire : sondage CNR VE-1, Venise Optical Analysis of Quaternary Organic Matter: Cnr Ve-1 Borehole, Venice

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Passega R.

      2006-11-01

      Full Text Available Un carottage de 950 m, presque continu, du Quaternaire du sondage CNR VE-1, Venise, a été discuté dans plusieurs articles. L'environnement de sédimentation varie de celui marin, néritique inférieur, de turbidites à celui de sédiments de rivières et de marais. Les caractéristiques et la concentration de la matière organique dans les argiles du Quaternaire ont été déterminées par analyses géochimiques et discutées dans un article précédent. Dans l'étude présente, cette même matière organique est analysée par une méthode optique. Les résultats des deux méthodes, comparés, sont en accord. La matière organique d'origine terrestre est formée principalement de débris ligneux et charbonneux. Exceptionnellement, dans certains sédiments de marais d'eau douce ou saumâtre cette matière organique est amorphe. En milieu fluvio-palustre, la concentration de la matière organique dans les argiles est très variable. Elle atteint son maximum dans les tourbes. Cette matière organique terrestre est distribuée sous faibles concentrations en milieu marin par les courants de fond qui comprennent des courants de turbidité. La matière organique marine, formée par le phytoplancton, est amorphe. Elle atteint des concentrations assez élevées et pourrait probablement, si elle était mature, être une source de pétrole. Cette matière organique marine est concentrée dans des argiles déposées en milieu néritique inférieur anoxique, caractérisé par l'absence de turbulence de l'eau de fond. C'est cette absence de turbulence, plutôt que le manque d'oxygène qui est le facteur déterminant de la concentration de la matière organique marine. L'étude de la sédimentation de la matière organique peut contribuer à l'évaluation de roches mères de pétrole. A 950 m-long almost-continuons Quaternary coring from well VE-1, Venice, has been discussed in several articles. The sedimentation environments range from a marine lower

    18. Ret ve İnkârın Kıskacındaki Nihilist Karakterler: Bazarov ve Suat The Nihilist Characters surrounded by Denial and Denegation: Bazarov and Suat

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa AYDEMİR

      2013-09-01

      Full Text Available Nihilism which means the loss of the importance of values supports the idea that the man should use the innate instincts which he has. Only through this way will man be able to return to his origin getting rid of the ethical values and authorities of the society. Nihilism, expressing the way of thought in which the emotions of meaninglessness, emptiness and nonbeing is a life-style which accompanies a spiritual condition which appears when the values and ideals people depend on don’t perform their duties.Nihilism which first was used in Germany the first time was pointed out in the middle of the 19th century in Russia, is a philosophical approach which became widespread with Schopenhauer and finally became systemized with Nietzsche. When the faith of the authors who were influenced by Positivism was scattered they found themselves in Nihilism which they saw as a shelter. Turgenyev in Russian Literature and Tanpınar in Turkish literature utilizes such characters in their novels.In this study, the experiences of individuals who suffer similar problems with the society have been emphasized. Bazarov and Suat who differ in personality, view of world and behaviors are hostile to both themselves and others with the influence of Nihilism. They make the novel a nightmare with their atheistical and rebellious feature. They prefer the matter instead of spirit, absence instead of existence. First the description of Nihilism, its features and its origin has been mentioned then some information about Babalar ve Oğullar by Turgenyev and the novel Huzur by Tanpınar and their eras have been given. The Nihilist features of Bazarov and Suat in these novels have been gathered under specific titles, similar and differences have been pointed out. In the conclusion part, general overview of the study has been made. Değerlerin önemini kaybetmesi anlamına gelen Nihilizm, insanın doğuştan getirdiği içgüdülerini kullanması gerektiğini savunur.

    19. Sport performance and agility tests Sporda performans ve çeviklik testleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Kursat Karacabey

      2013-06-01

      Full Text Available The purpose of this study is to examine the effect agility on sports performance and agility measurement tests. Agility is described as a rapid whole body movement with change of velocity or direction in response to a stimulus. Good agility requires a combination of speed, balance, power and co-ordination. Agility, which is a motoric ability, can be improved by regular progressive exercise. As an important component, agility is used to be an acceptable method in sports performance test batteries. As a result of the study; agility, which is a required characteristic in most of the sports activities, is a quality that successful athletes should have. While administering the sports performance test batteries to enhance sports performance both the exercise to improve agility and to develop dynamic balance that support agility has importance. Özet Bu çalışmanın amacı çevikliğin spor performansına etkisini ve çeviklik ölçüm testlerini incelemektir. Çeviklik, belli bir uyarıcıya cevap olarak tüm vücudun hız veya yön değiştirerek ani hareketi olarak tanımlanır. Çevikliğin kalitesi, hız, denge, güç ve koordinasyonun ortaklığını gerektirir. Motor bir yetenek olan çeviklik, düzenli progresif egzersizle geliştirilebilir. Önemli bir unsur olarak çeviklik spor performans ölçüm bataryalarında kullanılan geçerli bir yöntemdir. Çalışmanın sonucu olarak, spor aktivitelerinin büyük çoğunluğunda gerekli bir özellik olan çeviklik, başarılı sporcuların sahip olması gereken önemli bir niteliktir. Sportif performansın artırılması için sportif performans testleri uygulanırken hem çevikliği arttırıcı egzersizler hem de çevikliğin artmasını sağlayan dinamik denge özelliğini de geliştirici egzersizler öneme sahiptir.

    20. TV REKLAMLARINDAN KAÇINMA: DAVRANIŞSAL VE MEKANİK KAÇINMAYA ETKİ EDEN FAKTÖRLER

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ayşen AKYÜZ

      2011-01-01

      Full Text Available TV ADVERTISING AVOIDANCE: THE FACTORS INFLUINCING BEHAVIOURAL AND MECHANISTIC AVOIDANCEAbstract: TV advertising avoidance, presents a main issue for advertisers and marketers. Creation of TV ads involves great effort, imaginative strategy formulation and high expenditures. The expectations of the companies and advertisers from the medium are intrinsically high. The current study examines the influence of both the general attitude towards advertising and the belief factors (product information, good for economy, hedonic/pleasure and materialism on behavioral (e.g .making phone calls and mechanical avoidance (e.g. zapping by conducting surveys with the university students. Structural Equation Model is employed to investigate the relationship between the dependent and independent variables. It is believed that, the findings would make a significant contribution towards a development of the theory and create bases for a further research on this topic. Keywords: Ad Avoidance, Behavioral Avoidance, Mechanical Avoidance, Beliefs, Attitude Toward Advertising. TV REKLAMLARINDAN KAÇINMA: DAVRANIŞSAL VE MEKANİK KAÇINMAYA ETKİ EDEN FAKTÖRLER Özet: Reklamdan kaçınma davranışı, reklamcılar ve pazarlamacılar için oldukça önemli bir gündem oluşturmaktadır. Televizyon reklamlarının yaratılması yoğun çaba, yaratıcı strateji ve yüksek harcamaları kapsar. Firmaların ve reklamcıların bu iletişim aracından beklentileri ise doğal olarak yüksek olacaktır. Bu çalışma, hem inanç faktörlerinin (bilgilendirme, ekonomik fayda, zevk/hoşnutluk, materyalizm; hem de reklama yönelik genel tutumun, davranışsal ve mekanik kaçınma üzerindeki etkilerini üniversite öğrencileri ile yapılan bir anket çalışması ile incelemektedir. Bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Bulguların hem konuyla ilgili gelecekte yapılacak araştırmalarda hem de

    1. Deneysel diabet oluşturulan ratlarda diş eti dokusunun ekstrasellüler matriks ve hücre yüzeyinde bulunan glikokonjugatların yapısı ve lokalizasyonunun incelenmesi

      OpenAIRE

      Kurşunlu, Sabri Fatih

      2011-01-01

      Diabetes Mellitus yani şeker hastalığı, kronik hiperglisemi ile karakterize kronik bir hastalıktır. Karbonhidrat-protein etkileşimleri hücreler arası haberleşmede, sinyal transferinde, hücre içi protein transportunda, döllenmede, hücre farklılaşmasında, hücre adezyonunda, büyümenin kontrolünde, interferon ve sitokinin salgılanması gibi immunolojik olaylarda, makrofajların fagositoz için uyarılmasında, patolojik olaylarda hücrelerin transformasyonunda, metastazda, embriyogenezde, ekzostoz ve e...

    2. CHANGES AND CONVERSION OF FOLK NARRATIVE IN VERBAL CULTURE MEDIUM: CHAMBER AND MANSION HALK ANLATISININ SÖZLÜ KÜLTÜR ORTAMLARINDA DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM: ODA VE KONAK

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Gülten KÜÇÜKBASMACI

      2012-06-01

      Full Text Available As in the past, continuing to be produced, narrated and existed in this day and age, the folk narratives are a part of the cultural communication. Expression medium affects the shape and the way of presentation of folklore product. Chamber and mansion, the part of the traditional expression mediums, which to be produced, consumed, told and narrated of folk narrative will be examined in special part of Kastamonu with the changes and conversion of said expression mediums. In the course of change and form of conversion in rooms and chambers, it is seen that some reasons and results as changes in subsistence, agricultural mechanization, decrease in spare time, changes in daily life, smoothing of transportation, decrease in living people in villages due to immigration, urbanization, improvement of mass communication, inactivating of old people and education become effective. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de üretilmeye, nakledilmeye ve yaşamaya devam eden halk anlatıları kültürel iletişimin bir parçasıdır. Anlatım ortamı halkbilimi ürününün şeklini ve sunuluş tarzını etkiler. Makalede halk anlatılarının üretilip tüketildiği; anlatıldığı, yaşatıldığı, nakledildiği geleneksel anlatım ortamlarından oda ve konak, bu anlatım ortamlarındaki değişim ve dönüşümle birlikte Kastamonu özelinde sorgulanmıştır. Oda ve konaklarda değişim ve dönüşümün şekli ve seyrinde; geçim şekillerinin farklılaşması, tarımın makineleşmesi, boş zamanların azalması, günlük hayatın değişmesi, ulaşımın kolaylaşması, göç nedeniyle köylerde yaşayanların azalması, kentleşme, kitle iletişim araçlarındaki gelişmeler, yaşlıların etkisizleşmesi, eğitim gibi sebep ve sonuçların etkili olduğu görülmüştür.

    3. High school and equivalent schools in the occupational health and safety occupational health and safety hazards outsideLise ve dengi okullarda iş sağlığı ve güvenliği ile iş sağlığı ve güvenliği dışındaki tehlikeler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Özcan Deliönü

      2016-03-01

      Bu çalışmanın amacı; lise ve dengi okullarda çalışan öğretmenlerin iş güvenliği ile ilgili bilgileri, okullarındaki iş güvenliği ile ilgili düşünceleri ve iş güvenliği tedbirleri dışındaki gizli tehlikeleri belirlemek ve bu sorunun çözümüne katkıda bulunmaya çalışmaktır. Nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırmaya altısı yönetici olmak üzere, 17 mesleki teknik öğretmen ve 15 kültür dersleri grubu toplam 32 öğretmen katılmıştır. Odak grup görüşmeleri ve bire bir görüşmeler yapılarak öğretmenlerin iş güvenliği ile ilgili bilgileri, okullarındaki iş güvenliği ile ilgili düşünceleri ve iş güvenliği tedbirleri dışındaki gizli tehlikelerin neler olduğu araştırılmıştır. Araştırmada Şişli ve Kâğıthane ilçesinde yer alan lise ve dengi okullar seçilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda mesleki teknik öğretmenlerin iş güvenliği konusunda genel kültür dersleri öğretmenlerine göre işin gereği olarak daha çok bilgi sahibi oldukları ortaya çıkmıştır. Ayrıca, genel olarak mesleki teknik öğretmenlerin iş güvenliği ile ilgili tedbirlerin alınmasında pay sahibi oldukları görülmektedir. Okullarda iş güvenliği tedbirleri dışında kalan tehlikelerin belirlenmesinde ise daha çok öğrencilerle ilgili bir takım problemler ile güvenliğe yönelik farklı ve çeşitli görüşler ortaya çıkmaktadır.

    4. Gıdalarda Bulunan L-Triptofan, Serotonin, Melatonin Profilleri ve Sağlık Üzerine Etkileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Seda Kurtulmuş

      2015-11-01

      Full Text Available Günümüzde bilim ve teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak beslenme alışkanlıklarımız değişmiştir. Beslenme şekli ve kalitesi insan sağlığı için önemlidir. Özellikle bazı gıda bileşenleri, merkezi sinir sistemi üzerine depresyon, anksiyete, uyku, iştah gibi çeşitli etkilere sahiptir. Gıda bileşenleri merkezi sinir sistemine; fenilalanin, lösin, izolösin, valin ve tirosin gibi nötral amino asitler aracılığıyla taşınmaktadır. Amino asitler insan beslenmesinde önemli bir yere sahiptirler. Vücutta sentezlenemeyen ve dışarıdan alınması gereken esansiyel amino asitlerden L-triptofan (L-Trp, metabolizmada birçok işlevinden dolayı insan beslenmesinde elzemdir. Son yıllarda bilim dünyası, L-Trp’ın insan vücudundaki serotonin ve melatonin hormonlarının salgılanmasında öncü olması gibi çeşitli fonksiyonları üzerine yoğunlaşmıştır. Serotonin ve melatonin hormonları insan vücudunda; psikoloji, uyku, vücut sıcaklığı, kan basıncı dengesi, antioksidan etkisi, kanser inhibitörü, cinsellik, otizm ve sirkadiyen ritim gibi faaliyetlerden sorumlu olup; süt, kefir, yoğurt, portakal, çilek, üzüm, zeytinyağı, ceviz, erik, fındık, nar, kahve, kivi ve muz gibi çeşitli gıdalarda bulunmaktadır. Bu makalede triptofan, serotonin ve melatoninin biyosentezi ve metabolizması, çeşitli gıdalardaki profilleri ve bunların fizyolojik ve biyolojik açıdan insan sağlığı üzerine etkileri hakkında son yıllarda yapılan çalışmalar derlenmiştir.

    5. Turunçgil Sularında Acılık Etmenleri ve Giderilmesinde Kullanılan Yöntemler

      OpenAIRE

      Aksay, Salih; Ünal, M. Ümit

      2014-01-01

      Turunçgil sularında acılık önemli bir sorundur. Naringin ve limonin acılık etmenlerinin en önemlileridir. Acılık etmenlerinin giderilmesinde değişik yöntemler kullanılmıştır. Bu derlemede turunçgil sularında görülen acılığın nedenleri ve giderilmesinde kullanılan fizikokimyasal ve biyoteknolojik yöntemler tartışılmıştır.  

    6. ANTI-APOPTOTIC EFFECT OF CD95 RECEPTOR IN NA VE CD8+ T-LYMPHOCYTES IN CHILDREN WITH ACUTE INFECTIOUS MONONUCLEOSIS

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      E. N. Filatova

      2016-01-01

      Full Text Available Acute infectious mononucleosis is a widespread viral disease, which most often manifests in childhood. The development of acute infectious mononucleosis is accompanied by the change of the CD4+/CD8+ T-lymphocytes ratio and the increase of the virus-specific CD8+ cytotoxic T-lymphocytes number. One of the T-lymphocytes number regulation mechanisms is the modulation of their progenitor cells apoptosis. The death receptor CD95 takes part in the regulation of T-lymphocytes apoptosis, including naïve T-cells. We studied the effect of CD95 receptor activation on apoptosis of naïve CD4+ and naïve cytotoxic CD8+ T-lymphocytes in healthy children and children with acute infectious mononucleosis. In this study children with acute infectious mononucleosis at the age of 9 to 16 years were included. For comparison healthy children of the same age with no clinical and laboratory signs of the disease were used. Naïve CD4+ and naïve cytotoxic CD8+ T-lymphocytes were isolated by negative magnetic immunoseparation. The analysis of naïve T-cells apoptosis and the CD95 receptor surface expression density was performed by using the flow cytometry analysis. The analysis of T-cells was performed in three variants: freshly isolated naïve CD4+ T-lymphocytes and naïve cytotoxic CD8+ T-lymphocytes, and also cells after 24 hours of the cultivation with anti-CD95 monoclonal antibodies or without them. In healthy children both CD95– and CD95+ naïve CD4+ T-lymphocytes underwent apoptosis. In children with acute infectious mononucleosis CD95– naïve CD4+ T-lymphocytes lost their susceptibility to apoptosis induction. In healthy children and children with acute infectious mononucleosis CD95– naïve cytotoxic CD8+ T-lymphocytes were resistant to apoptosis in contrast to CD95+ naïve CD4+ T-lymphocytes. In healthy children CD95 receptor did not induce apoptosis of isolated naïve CD4+ T-lymphocytes and naïve cytotoxic CD8+ T-lymphocytes. In children with acute

    7. TEKSTiL FABRİKASI ATIGININ Cyprinion macrostomus, KARACİGE BÖBREK VE KAN DOKUSUNA OL.AN BİYOKİMYASAL, HiSTOPATOLOJiK VE GENOTOKSİK ETKİSİ1

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      yılmaz çiğnemiş

      2003-04-01

      Full Text Available Bu araştırmada; 3 yaşındaki Cyprinion macrostomus' lar 10 ve 35 gün boyunca o/o2,5' lik tekstil fabrikası atığı içinde yaşatıldılar. Sonuçta; 35 günlük grupta karaciğer ve böbrek glutatyon (GSH konsantrasyonları kontrole göre anlamlı şekilde azalırken 35 günliik grubun karaciğer ve böbrek malondialdehit (MDA konsantrasyonlan kontrole göre anlaml ı şekilde artmıştı. 35 günlük grubun karaciğer dokusunda vakuolcr dejcnerasyon şeldinde nekrozların oluşması gibi histopatolojik değişimler gözlendi. Mikronukleus sayısında anlamlı bir artış aynı grupta da gözl endi

    8. SODYUM HİDROKSİT KULLANILARAK SELÜLOZ ESASLI KUMAŞLARA BASKI EFEKTİ VERİLMESİ VE BU KUMAŞLARIN RENK VERİMİ VE HASLIK ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ

      OpenAIRE

      Remzi GEMCİ; Mustafa KURT; SOLAK, H. Hale; SERİN, Selahattin

      2012-01-01

      Bu çalışmada, selüloz esaslı kumaşlara pat içerisinde boyar madde kullanılmaksızın baskı efekti kazandırılması amaçlanmıştır. Farklı dokuma tipine ve kumaş ağırlığına sahip numuneler, boyarmadde yerine sodyum hidroksit içeren baskı patı kullanılarak şablon baskı yöntemiyle baskılandırılmış ve sonrasında emdirme yöntemi ile renklendirilmişlerdir. Baskılı kumaşların farklı ışık kaynakları altındaki renk verimleri gözlenmiş ve haslık değerleri ölçülmüştür. Bu yöntem ile selüloz esaslı kumaşlara ...

    9. 7039 ALÜMİNYUM ALAŞIMININ KAYNAK ÖNCESİ VE SONRASI MEKANİK VE BALİSTİK ÖZELLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASI

      OpenAIRE

      2013-01-01

      Bu çalışmada, kalınlıkları farklı (12,7 ve 38 mm) 7039 Al-Zn zırh levhalarına özel kaynak ağzı açılarak MIG kaynak yöntemiyle çoklu paso kaynak yapıldı. Bu kaynaklı levhaların balistik ve mekanik özellikleri araştırıldı. 38 mm kalınlığındaki kaynaklı levhanın ana metal, geçiş bölgesi ve kaynak metali kısımlarına 12,7 mm’lik zırh delici mermilerle atış yapılarak bu bölgelerin V50 balistik sınır değerleri tespit edildi. Mekanik özelliklerin belirlenmesinde ise 12.7 mm kalınlığındaki kaynaklı le...

    10. Double victory for CERN at the "Tour du canton de Genève"

      CERN Multimedia

      CERN Running Club

      2016-01-01

      Once again, the CERN Running Club has caused a stir at the Tour du Canton de Genève.   The team “Entreprise femmes” with, from left to right, Lucie Baudin, Joanna Stanyard, Maïté Barroso-Lopez, Ana Garcia-Tabares and Elisa Garcia-Tabares (Claire Hauw, also member of the team, is absent from the photo). This year, the event, which is held over four stages in the Geneva area, took place on Wednesday evenings from 25 May to 15 June. CERN shone in the “Entreprise” categories, taking first place in both the female and male group rankings. There were also some excellent individual results, with particularly impressive times in the “Vétérans 2” category (Camille Ruiz Llamas and Graham Dore were placed third and sixth respectively). See the full results on the Tour website and on the CERN Running Club website.

    11. You've received a Hallmark E-Card? Delete it!

      CERN Multimedia

      Computer Security Team

      2011-01-01

      Christmas is coming! Time to send to your loved ones a nice Christmas card, and maybe receive one too. But hold on… you’ve already received a Hallmark card by e-mail, or even two? Watch out.   This might not be your friend sending you a card, but a nasty attacker trying to infect your PC or steal your password. Attackers are always trying to take advantage, particularly during the Christmas season. Faking e-mails is easy. While it is evident that subject and message can be freely manipulated, did you know that the sender’s e-mail address can also be freely set? This way, attackers can disguise themselves as somebody legitimate, for example Santa.Clause@cern.ch. So if you haven’t been expecting an e-card, or if you don’t know the sender, just delete that e-mail. If the e-mail is asking for your (CERN) password, let us know at Computer.Security@cern.ch, and delete it afterwards. If the e-mail includes an attachment or asks you to click on an e...

    12. CERN hosts Tour du canton de Genève stage

      CERN Document Server

      2004-01-01

      CERN's John Osborne (TS) at the start of the 10 km with more than 1700 other runners. Good luck to the CERN runners in the forthcoming stages! CERN hosted the first stage of the 10th Tour du canton de Genève on the evening of Wednesday 26 May. The Tour du canton is an annual race run in four stages over four weeks, and this year started at CERN as part of the Golden Jubilee celebrations. The event attracted over 2000 runners, including over 40 from CERN, as well as a large crowd of onlookers. The 10.5 km route started and finished outside CERN's Main Building, taking in the Swiss countryside, crossing into France and coming back through the tunnel linking the two CERN sites. CERN runners finished in second place in the Enterprise category just 13 seconds behind Rolex S.A., setting up an exciting contest for the remaining stages at Bernex, Meyrin and Jussy.Results are on the Tour du canton website.

    13. Türkiye’de Leasıng Sözleşmesi ve Bir Uygulama

      OpenAIRE

      Taşabatlı, Gökhan

      2004-01-01

      Leasing ilk kez, 1930’lu yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde ekonomik bunalım sonrası yaşanan finansman güçlüklerini gidermek amacıyla ortaya çıkmış ve II.Dünya Savaşı sonrası diğer Avrupa ülkelerine hızla yayılmaya başlamıştır. Leasing’in Kıta Avrupası ülkelerine yayılması 1960’lı yıllara rastlamaktadır. 1970 sonrası petrol şoku ile beraber birçok firma finansman darboğazı ile karşı karşıya kalmıştır. Bu gelişmeler işletmeleri mülkiyet yerine kullanım olanağı veren leasing müessesesine ...

    14. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 13 November

      CERN Multimedia

      2013-01-01

      Dark Matter searches in IceCube, Dr Carlos De Los Heros, Uppsala University.   Wednesday 13 November 2013, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: The IceCube Neutrino Observatory at the South Pole is the world's largest neutrino telescope. It instruments a kilometer cube of ice with more than 5000 optical sensors that detect the Cherenkov light emitted by secondary particles produced in neutrino-nucleon interactions in the ice. Covering a wide range of neutrino energies, from 10s of GeVs to PeVs, its physics program is extremely rich. The talk will focus on dark matter searches. In many models, dark matter gravitationally concentrated at the center of the Sun or the galactic center can self-annihilate to standard model particles, producing a flux of neutrinos from the decays of the annihilation products. IceCube can look for such neutrino flux, and competitive limits on the dark matter-nucleon cross section and on the dark m...

    15. Metabolomics study of fatigue in patients with rheumatoid arthritis naïve to biological treatment.

      Science.gov (United States)

      Surowiec, Izabella; Gjesdal, Clara Gram; Jonsson, Grete; Norheim, Katrine Brække; Lundstedt, Torbjörn; Trygg, Johan; Omdal, Roald

      2016-05-01

      Fatigue occurs in all chronic inflammatory diseases, in cancer, and in some neurological conditions. Patients often regard fatigue as one of their most debilitating problems, but currently there is no established treatment and the mechanisms that lead to and regulate fatigue are incompletely understood. Our objective was to more completely understand the physiology of this phenomenon. Twenty-four patients with rheumatoid arthritis (RA) naïve to treatment with biological drugs were enrolled for the study. Fatigue was measured with a fatigue visual analogue scale (fVAS). Ethylenediaminetetraacetic acid (EDTA) plasma samples were subjected to gas chromatography-time-of-flight mass spectrometry (GC/MS-TOF)-based metabolite profiling. Obtained metabolite data were evaluated by multivariate data analysis with orthogonal projections to latent structures (OPLS) method to pinpoint metabolic changes related to fatigue severity. A significant multivariate OPLS model was obtained between the fVAS scores and the measured metabolic levels. Increasing fatigue scores were associated with a metabolic pattern characterized by down-regulation of metabolites from the urea cycle, fatty acids, tocopherols, aromatic amino acids, and hypoxanthine. Uric acid levels were increased. Apart from fatigue, we found no other disease-related variables that might be responsible for these changes. Our MS-based metabolomic approach demonstrated strong associations between fatigue and several biochemical patterns related to oxidative stress.

    16. Tocilizumab in glucocorticoid-naïve large-vessel vasculitis.

      Science.gov (United States)

      Pazzola, G; Padovano, I; Boiardi, L; Versari, A; Pipitone, N; Catanoso, M; Pulsatelli, L; Meliconi, R; Salvarani, C

      2013-01-01

      Glucocorticoids (GC) are the mainstay of treatment of large-vessel vasculitis (LVV), but a sizeable number of patients relapse upon tapering the GC dose or after discontinuation of GC therapy. In addition, GC cause numerous adverse events. Therefore, in patients with longstanding disease and in those at risk for GC-related adverse events, the use of alternative therapeutic agents should be considered. Interleukin-6 (IL-6) is a key player in the pathogenesis of LVV. Preliminary data suggest the efficacy of the IL-6 receptor inhibitor tocilizumab (TCZ) in patients with LVV. We report 2 treatment-naïve patients with a recent diagnosis of LVV who received monthly TCZ infusions (8 mg/kg body weight) for 6 consecutive months as monotherapy because of relative contraindications and patients' reluctance to take GC. In both cases we observed a complete clinical response and normalisation of inflammatory markers as well as a decrease in vascular FDG uptake and SUV ratio on fluorodeoxyglucose positron emission/computerised tomography. Serum IL-6 and soluble IL-6 receptor (sIL-6R) levels rose in both patients after TCZ therapy. TCZ may be an effective alternative to GC treatment for LVV patients at risk for GC-related adverse events. Larger studies are required to confirm our findings.

    17. Diş hekimliğinde enfektif endokardit riski ve profilaksi gerekliliği

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hasan Yeler

      2011-05-01

      Full Text Available

      Enfektif endokardit (EE yaygın olmayan ama hayatı tehdit edici bir enfeksiyondur. Amerikan Kalp Derneği (AHA, yıllardır belirli kalp patolojilerinde, dental tedavi öncesinde antibiyotik kullanımını tavsiye etmektedir. Bu tavsiyeler en son 2007 yılında olmak üzere değişik yıllarda güncellenmiştir. Bu makalenin amacı EE ile ilgili diş hekimlerinin genel bilgilerini tazelemek ve AHA’nın  profilaksi rehberi  hakkında bilgi vermektir.

      Anahtar kelimeler: Diş hekimliği, enfektif endokardit, profilaksi

      ABSTRACT

      Infective endocarditis is an uncommon but life-threatening infection. For decades, the American Heart Association (AHA recomended that patients with certain hearth conditions take antibiotics shortly before dental treatment. These suggestions have been updated in different years, the latest date being 2007. The aim of the study is to refresh to dentist’s knowledge of infective endocarditis and to give information  about the practices of AHA.

      Key words: Dentistry, infective endocarditis, prophylaxis.

    18. SHG-specificity of cellular Rootletin filaments enables naïve imaging with universal conservation

      Science.gov (United States)

      Akiyama, Toshihiro; Inoko, Akihito; Kaji, Yuichi; Yonemura, Shigenobu; Kakiguchi, Kisa; Segawa, Hiroki; Ishitsuka, Kei; Yoshida, Masaki; Numata, Osamu; Leproux, Philippe; Couderc, Vincent; Oshika, Tetsuro; Kano, Hideaki

      2017-01-01

      Despite growing demand for truly naïve imaging, label-free observation of cilium-related structure remains challenging, and validation of the pertinent molecules is correspondingly difficult. In this study, in retinas and cultured cells, we distinctively visualized Rootletin filaments in rootlets in the second harmonic generation (SHG) channel, integrated in custom coherent nonlinear optical microscopy (CNOM) with a simple, compact, and ultra-broadband supercontinuum light source. This SHG signal was primarily detected on rootlets of connecting cilia in the retinal photoreceptor and was validated by colocalization with anti-Rootletin staining. Transfection of cells with Rootletin fragments revealed that the SHG signal can be ascribed to filaments assembled from the R234 domain, but not to cross-striations assembled from the R123 domain. Consistent with this, Rootletin-depleted cells lacked SHG signal expected as centrosome linker. As a proof of concept, we confirmed that similar fibrous SHG was observed even in unicellular ciliates. These findings have potential for broad applications in clinical diagnosis and biophysical experiments with various organisms.

    19. Université de Genève : Gamma-ray lines astronomy

      CERN Multimedia

      2006-01-01

      Ecole de physique Département de physique nucléaire et corspusculaire 24, Quai Ernest-Ansermet 1211 Genève 4 Tél. : (022) 379 62 73 Fax: (022) 379 69 92 Wednesday 8 March PARTICLE PHYSICS SEMINAR at 17:00 - Stückelberg Auditorium Gamma-ray lines astronomy by Prof. Nicolas Prantzos / CNRS, Paris Gamma-ray lines from cosmic sources provide unique isotopic information, since they originate from energy level transitions in the atomic nucleus. Gamma-ray telescopes explored this astronomical window in the past three decades, detecting radioactive isotopes that have been ejected in interstellar space by cosmic nucleosynthesis events. Astronomical gamma-ray telescopes feature standard detectors of nuclear physics, but have to be surrounded by effective shields against local instrumental background, and need special detector and/or mask arrangements to collect imaging information. Due to exceptionally-low signal/noise ratios, progress in the field has been slow compared with other wavelengths. Despite the...

    20. Reduced anterior cingulate gray matter volume in treatment-naïve clinically depressed adolescents

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Justine Nienke Pannekoek

      2014-01-01

      Full Text Available Adolescent depression is associated with increased risk for suicidality, social and educational impairment, smoking, substance use, obesity, and depression in adulthood. It is of relevance to further our insight in the neurobiological mechanisms underlying this disorder in the developing brain, as this may be essential to optimize treatment and prevention of adolescent depression and its negative clinical trajectories. The equivocal findings of the limited number of studies on neural abnormalities in depressed youth stress the need for further neurobiological investigation of adolescent depression. We therefore performed a voxel-based morphometry study of the hippocampus, amygdala, superior temporal gyrus, and anterior cingulate cortex (ACC in 26 treatment-naïve, clinically depressed adolescents and 26 pair-wise matched healthy controls. Additionally, an exploratory whole-brain analysis was performed. Clinically depressed adolescents showed a volume reduction of the bilateral dorsal ACC compared to healthy controls. However, no association was found between gray matter volume of the ACC and clinical severity scores for depression or anxiety. Our finding of a smaller ACC in clinically depressed adolescents is consistent with literature on depressed adults. Future research is needed to investigate if gray matter abnormalities precede or follow clinical depression in adolescents.

    1. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 2 octobre

      CERN Multimedia

      2013-01-01

      Dark Matter Indirect Detection: status circa 10/2013, Dr Marco Cirelli, Saclay.   Mercredi 2 octobre 2013, 11h15 Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: Dark Matter constitutes more that 80% of the total amount of matter in the Universe, yet almost nothing is known about its nature. A powerful investigation technique is that of searching for the products of annihilations of Dark Matter particles in the galactic halo, on top of the ordinary cosmic rays. Recent data from satellite and balloon experiments have reported unexpected excesses in the measured fluxes of charged cosmic rays, which have been interpreted as a possible first direct evidence for Dark Matter. If this is the case, which DM models and candidates can explain these anomalies and what do they imply for future searches? What are the constraints from other measurements (such as those in gamma rays or neutrinos) and from cosmology? And what is in store for the near future in this fi...

    2. Kitle iletişim araçları ve suç olgusu

      OpenAIRE

      dilber, fadime

      2014-01-01

      İletişim, zamana paralel olarak hızlı değişim ve gelişmeler göstermiştir. Bu gelişme günümüzde o kadar hızlı bir şekilde devam etmektedir. Küreselleşen dünyamızda bireyler her bilgiye çok kısa bir sürede ulaşma imkânına kavuşmaktadırlar. Özellikle iletişimin kitleselleşmesi bilgiye ulaşmayı kolaylaştıran en önemli unsurlardan biri olmuştur. Kitle iletişimi, kitlesel özellik taşıyan araçlarla, televizyon, gazete, radyo, internet, sinema vb. araçlarla gerçekleştirilen iletişimdir. Kişilerin gün...

    3. Cognitive effects of atypical antipsychotic drugs in first-episode drug-na?ve schizophrenic patients

      Institute of Scientific and Technical Information of China (English)

      Juan Wang; Maorong Hu; Xiaofeng Guo; Renrong Wu; Lehua Li; Jingping Zhao

      2013-01-01

      Cognitive impairment is a core feature of schizophrenia. The present randomized open study enrolled antipsychotic-na?ve patients who were experiencing their first episode of schizophrenia. After baseline neurocognitive tests and clinical assessment, subjects were randomly assigned to olanzapine, risperidone and aripiprazole treatment groups. A battery of neurocognitive tests showed that risperidone produced cognitive benefits in all five cognitive domains, including verbal learning and memory, visual learning and memory, working memory, processing speed, and selective attention; olanzapine improved processing speed and selective attention; and aripiprazole improved visual learning and memory, and working memory. However, the three atypical antipsychotic drugs failed to reveal any significant differences in the composite cognitive scores at the study endpoint. In addition, the three drugs all significantly improved clinical measures without significant differences between the drugs after 6 months. These results suggest that the atypical antipsychotics, olanzapine, risperidone and aripiprazole may improve specific cognitive domains with similar global clinical efficacy. In clinical practice, it may be feasible to choose corresponding atypical antipsychotics according to impaired cognitive domains.

    4. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 8 May

      CERN Multimedia

      2013-01-01

      The PAMELA mission: more than six years of Cosmic Rays investigation, Dr Francesco Cafagna, Bari University and INFN.   Wednesday 8 May, 11:15 am Science III, Auditoire 1S081 30, quai Ernest-Ansermet, 1211 Genève 4 Abstract: The PAMELA mission major scientific objective is the measurements of Cosmic Rays energy spectra, with special focus on the antiparticles, i.e. antiprotons and positrons, ones. The PAMELA apparatus is a satellite borne magnetic spectrometer and comprises a time-of-flight system, a silicon-microstrip magnetic spectrometer, a silicon-tungsten electromagnetic calorimeter, an anticoincidence system, and shower tail catcher scintillator. It has been more than six years that the PAMELA mission is taking data in space, on board of the russian satellite Resurs-DK. Important results have been obtained on the positron and antiproton abundance and spectra. Moreover new results have been obtained on the composition of the charged cosmic radiation that challenge our current und...

    5. Categorization of Natural Whistled Vowels by Naïve Listeners of Different Language Background

      Science.gov (United States)

      Meyer, Julien; Dentel, Laure; Meunier, Fanny

      2017-01-01

      Whistled speech in a non-tonal language consists of the natural emulation of vocalic and consonantal qualities in a simple modulated whistled signal. This special speech register represents a natural telecommunication system that enables high levels of sentence intelligibility by trained speakers and is not directly intelligible to naïve listeners. Yet, it is easily learned by speakers of the language that is being whistled, as attested by the current efforts of the revitalization of whistled Spanish in the Canary Islands. To better understand the relation between whistled and spoken speech perception, we look herein at how Spanish, French, and Standard Chinese native speakers, knowing nothing about whistled speech, categorized four Spanish whistled vowels. The results show that the listeners categorized differently depending on their native language. The Standard Chinese speakers demonstrated the worst performance on this task but were still able to associate a tonal whistle to vowel categories. Spanish speakers were the most accurate, and both Spanish and French participants were able to categorize the four vowels, although not as accurately as an expert whistler. These results attest that whistled speech can be used as a natural laboratory to test the perceptual processes of language. PMID:28174545

    6. Meditation-based treatment yielding immediate relief for meditation-naïve migraineurs.

      Science.gov (United States)

      Tonelli, Makenzie E; Wachholtz, Amy B

      2014-03-01

      Meditation is gaining popularity as an effective means of managing and attenuating pain and has been particularly effective for migraines. Meditation additionally addresses the negative emotional states known to exist with migraines. The purpose of this study was to evaluate the effectiveness of meditation as an immediate intervention for reducing migraine pain as well as alleviating emotional tension, examined herein as a negative affect hypothesized to be correlated with pain. Twenty-seven migraineurs, with two to ten migraines per month, reported migraine-related pain and emotional tension ratings on a Likert scale (ranging from 0 to 10) before and after exposure to a brief meditation-based treatment. All participants were meditation- naïve, and attended one 20-minute guided meditation session based on the Buddhist "loving kindness" approach. After the session, participants reported a 33% decrease in pain and a 43% decrease in emotional tension. The data suggest that a single exposure to a brief meditative technique can significantly reduce pain and tension, as well as offer several clinical implications. It can be concluded that single exposure to a meditative technique can significantly reduce pain and tension. The effectiveness and immediacy of this intervention offers several implications for nurses.

    7. Banka Kredilerinde Ters Seçim ve Ahlaki Tehlike Etkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Şehnaz Bakır YİĞİTBAŞ

      2015-01-01

      Full Text Available Stiglitz-Weiss modelinde, kredi piyasalarında ters seçim ve ahlaki tehlike problemlerinin derecesini etkileyen en önemli faktör olarak faiz oranı gösterilmektedir. Daha yüksek faiz oranının, daha riskli kredi müşterilerinin sayısını artırarak, kredilerin geri ödenme ihtimalini azaltacağı ileri sürülmektedir. Bu makalede, kredi faiz oranlarının geri ödenmeyen krediler oranına etkisi incelenmektedir. 2003:01-2013:02 dönemi kredi faiz oranları ile geri ödenmeyen krediler arasında Granger nedensellik testi uygulanmış, her iki değişken arasında iki yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.

    8. The Effect of Orthopedic Advertising and Self-Promotion on a Naïve Population.

      Science.gov (United States)

      Mohney, Stephen; Lee, Daniel J; Elfar, John C

      2016-01-01

      There has been a marked increase in the number of physicians marketing themselves directly to patients and consumers. However, it is unclear how different promotional styles affect patients' perceptions of their physicians. We hypothesized that self-promoting orthopedic surgeons enjoy a more positive impact on nonphysician patients as compared to non-self-promoting surgeons, as well as a corresponding negative impact on their peer-surgeons. Surgeon websites were selected from the 5 largest population centers in the United States. Subjects with varying degrees of familiarity with orthopedic surgery evaluated Internet profiles of surgeons on a forced choice Likert scale to measure the amount of self-promotion. The naïve subjects judged self-promoting surgeons more favorably than the orthopedic surgeons. In contrast, board-certified orthopedic surgeons viewed self-promoting surgeons more negatively than did their nonphysician counterparts. In summary, the present study revealed that the potential for self-promotion to unduly influence potential patients is real and should be a considerable concern to surgeons, patients, and the profession.

    9. Reposicionamento de Marca de uma locadora de veículos: oportunidade nos grandes eventos

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Alexandre Manduca

      2014-06-01

      Full Text Available Este artigo tem como finalidade verificar como uma empresa brasileira de locação de veículos, a Unidas, buscou o reposicionamento da sua marca no mercado. São abordados temas referentes ao marketing e no que tange o reposicionamento de uma marca, além do planejamento estratégico é verificado também como a Unidas aproveitou eventos importantes no ano de 2013 para aumentar a ocupação da frota e testar sua capacidade de atendimento aos clientes, em vista disso do ano de 2014 à 2016 a empresa espera total reposicionamento identificando oportunidades nos grandes eventos como Copa do Mundo e Olimpíadas. A análise da ocupação da frota pode identificar o nível de lembrança e aceitação de seu público-alvo assim como ajudar a elaborar projeções futuras e preparar estratégias adequadas para atingir seus objetivos. A decisão de reposicionamento de marcas é tão comum e aplicada pela área de marketing das empresas, mas ainda pouco abordada pelos meios acadêmicos que em vista disso torna o presente trabalho de certa importância para consulta e até mesmo para desenvolvimento de outros temas acerca do assunto.

    10. NBA-Palm: prediction of palmitoylation site implemented in Naïve Bayes algorithm

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Jin Changjiang

      2006-10-01

      Full Text Available Abstract Background Protein palmitoylation, an essential and reversible post-translational modification (PTM, has been implicated in cellular dynamics and plasticity. Although numerous experimental studies have been performed to explore the molecular mechanisms underlying palmitoylation processes, the intrinsic feature of substrate specificity has remained elusive. Thus, computational approaches for palmitoylation prediction are much desirable for further experimental design. Results In this work, we present NBA-Palm, a novel computational method based on Naïve Bayes algorithm for prediction of palmitoylation site. The training data is curated from scientific literature (PubMed and includes 245 palmitoylated sites from 105 distinct proteins after redundancy elimination. The proper window length for a potential palmitoylated peptide is optimized as six. To evaluate the prediction performance of NBA-Palm, 3-fold cross-validation, 8-fold cross-validation and Jack-Knife validation have been carried out. Prediction accuracies reach 85.79% for 3-fold cross-validation, 86.72% for 8-fold cross-validation and 86.74% for Jack-Knife validation. Two more algorithms, RBF network and support vector machine (SVM, also have been employed and compared with NBA-Palm. Conclusion Taken together, our analyses demonstrate that NBA-Palm is a useful computational program that provides insights for further experimentation. The accuracy of NBA-Palm is comparable with our previously described tool CSS-Palm. The NBA-Palm is freely accessible from: http://www.bioinfo.tsinghua.edu.cn/NBA-Palm.

    11. Université de Genève | Séminaire de physique corpusculaire | 19 March

      CERN Multimedia

      2014-01-01

      Hunting for sterile neutrinos: short baseline neutrinos at FERMILAB, by Prof. Antonio Ereditato, Bern University.   Wednesday 19 March 2014, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: The "anomaly" constituted by the LSND/MiniBooNE neutrino signal is still there after many years. This points to the possible existence of sterile neutrinos. An extensive short-mid term program aimed at solving the "puzzle" is being conducted at Fermilab in the Booster neutrino beam, centered on the use of new detectors based on the liquid Argon TPC technology. A multi-step strategy envisions at first the use of the MicroBooNE apparatus, being commissioned in the next months. In a second phase, MicroBooNE will be possibly complemented by the LAr1-ND near detector, being proposed to the Fermilab scientific committee. This program and its prospects will be presented, as well as the parallel work being conducted on LAr TPC...

    12. Université de Genève | Particle Physics Colloquium | 9 April

      CERN Multimedia

      2014-01-01

      A window to the future : the Hyper-Kamiokande project, by Prof. Francesca Di Lodovico, London University.   Wednesday 9 April 2014, 11:15 a.m. Science III, Auditoire 1S081 Boulevard d’Yvoy, 1211 Genève 4 Abstract: In this talk we present the latest status of the Hyper-Kamiokande project. The experiment, based in Japan, has an extremely rich physics portfolio that spans from the study of the CP violation in the leptonic sector and neutrino mixing parameters to proton decay, atmospheric neutrinos and neutrinos of an astronomical origin. In particular, thanks to an upgraded beam power, we will focus on the extremely high sensitivity to CP violation. The project was recently selected as one of the top 27 projects by the Japanese Science Council in the "Japanese Master Plan of Large Research Projects" and is supported worldwide by the international community. It is currently in the design and R&D phase. In this talk we will review both the physics potenti...

    13. Galatasaray'ın ve Fatih Terim'in Kütüphanecilere Söyledikleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Erol Yılmaz

      2000-06-01

      Full Text Available Bu yazıda ülkemizi Avrupa'da başarıyla temsil etmiş olan Galatasaray futbol takımının takım yönetimi anlayışı ve buna bağlı olarak gösterdiği performans bağlamında kütüphanecilik alanına kısa bir göz atılmış ve kimi küçük karşılaştırmalar yapılmıştır.

    14. Prevalence and profile of cognitive deficits in a cohort of first-episode antipsychotic-naïve schizophrenia patients

      DEFF Research Database (Denmark)

      Jensen, Maria Høj; Glenthøj, Birte Yding; Nielsen, Mette Ødegaard;

      medication, which can affect the results on specific domains such as processing speed. As part of the PECANS project (Pan European Collaboration on Antipsychotic Naïve Schizophrenia) the aim of the present study is to establish the prevalence and profile of cognitive deficits in a cohort of first......Background and Aims: Cognitive deficits are considered a core feature of schizophrenia with prevalence estimates ranging from ca. 75-85 %. These deficits are present in the early phase of the illness; however in most first-episode schizophrenia studies the patients are receiving antipsychotic......-episode antipsychotic-naïve schizophrenia patients, without the potential confounding effects associated with medication and chronicity. Methods: The overall design of the PECANS project is a 2-year longitudinal case-control study with assessment at baseline and follow-ups after 6 weeks, 6 months, 1 and 2 years. Sixty...

    15. Premedikasyonda Midazolam, Diazepam ve Plasebonun Anksiyolitik Etkilerinin Karşılaştırılması

      OpenAIRE

      1995-01-01

      Premedikasyonda kullanılan midazolam, diazepam ve plasebonun anksiyeteyi gidermedeki etkilerini karşılaştırdığımız, /AS/ l-ll grubundan genel cerrahi operasyonuna alınacak 45 hasta çalışmaya alındı. Tüm olgulara bazal anksiete skorunu tespit etmek amacı ile "durumsal-sürekli anksiyete ölçeğini (State-Trait Anxiety Inventory-STAI) uyguladık. Tedavi öncesi anksiyeteyi belirlemek için de "Hamilton Anxiety Test (HAT)" ve Anksiyetenin Vizüel Analog Skalasını (AVAS) uygul...

    16. E-Book Technology and Its Use E-Kitap Teknolojisi ve Kullanımı

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fatih Rukancı

      2003-06-01

      Full Text Available The book industry that showed extraordinary development with the invention of printing machine by Johann Gutenberg during the 1450's is constantly changing along with new telecommunication and information technologies. The most recent evolution in the book and publishing industry is electronic books. E-book technology supported by hardware, software and standart protocols and some of its advantage and disadvantages had produced e-book readers that became unseparable part of our academic and daily life. E-books, in recent years, has became more widespread in the areas of publishing, education and information services and are reaching larger user groups. It is expected that this new technology will change our way of information acquisition and dissemination. This seems unavoidable despite the views of those who argue that e-books cannot be an alternative to printed books. Widespread of e-books will be added a new dimension to technical and user services in information centers. 1450'li yıllarda Johann Gutenberg'in matbca makinesini icat etmesiyle oldukça büyük bir gelişim gösteren kitap endüstrisi, iletişim ve bilgi teknolojilerine paralel olarak sürekli bir değişim içindedir. Bu değişimin son halkasını kitap endüstrisinde ve yayıncılık sektöründe devrimsel bir nitelik taşıyan elektronik kitaplar oluşturmaktadır. Yazılım, donanım, standart ve protokol bileşenlerinden oluşan e-kitap teknolojisi, bir takım avantaj ve dezavantajlarıyla beraber birçok yeni ekitap okuma cihazının akademik ve gündelik yaşantımıza girmesine neden olmuştur. E-kitaplar, günümüzde yayıncılık, eğitim ve bilgi hizmetleri alanlarında gelişme göstermekte, gün geçtikçe artan sayılarıyla daha geniş kullanıcı kitlelerine hitap etmektedir. Basılı kitaplara alternatif olabileceği tartışılmakta olan bu teknolojinin zamanla bilgi edinme ve bilgiyi yayma yöntemlerimizi değiştirmesi kaçınılmazdır. E-kitapların yayg

    17. Random Forests Yöntemi ve Sağlık Alanında Bir Uygulama

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Muhammet AKMAN

      2011-01-01

      Full Text Available Amaç: Veri madenciliği, genel olarak tanımlayıcı ve tahmin edici olmak üzere iki ana başlıkta incelenmektedir. Özellikle tıp alanında veri madenciliği daha çok tahmin edici yönüyle kullanılmaktadır. Bu çalışmada, ağaç tabanlı veri madenciliği yöntemlerinden birisi olan Random Forests (RF yönteminin incelenmesi ve sağlık alanından elde edilen bir veri seti üzerine uygulaması yapılarak sonuçlarının tartışılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: RF yönteminde, karar ormanını oluşturan karar ağaçları orijinal veri setinden bootstrap yöntemiyle seçilen farklı örneklerden oluşturulmaktadır. Her karar ağacında veri setindeki tüm değişkenlerden rastgele seçilen az sayıda değişken kullanılmaktadır. Her ağaç bir sınıf için oy vermektedir ve orman sınıflayıcısı bütün ağaçların verdiği oyları toplayarak bir sınıf için son tahminini yapmaktadır. Yöntemin uygulanması amacıyla Diş hekimliği alanından elde edilen bir veri seti kullanılmıştır. Bulgular: Toplam 43 tane demografik, dental ve serolojik özelliklere ait veriler kullanılarak RF yöntemi ile %95.4 oranında başarılı bir sınıflandırma yapılmıştır. Bu karar ormanının hata oranı ise %3.33 olarak bulunmuştur. Aynı veri seti için Bagging ve CART yöntemi ile de sınıflama yapılmış ve Bagging yöntemi ile hata oranı %5.4, CART yöntemi ile %8.75 olarak bulunmuştur. Sonuç: RF yöntemi ile veri setindeki değişken sayısı ve örnek sayısı ne kadar çok olursa olsun genellikle hata oranı düşük sınıflamalar yapılmaktadır. Hata oranının düşüklüğü ise bir topluluk yöntemi olmasından kaynaklanmaktadır. Özelikle çok sayıda değişkenin olduğu DNA veri seti gibi binlerce gen arasından önemli olanları tespit etmek için kullanılabilir.

    18. Overcoming the barrier of narrative adherence in conflicts through awareness of the psychological bias of naïve realism.

      Science.gov (United States)

      Nasie, Meytal; Bar-Tal, Daniel; Pliskin, Ruthie; Nahhas, Eman; Halperin, Eran

      2014-11-01

      One significant socio-psychological barrier for peaceful resolution of conflicts is each party's adherence to its own collective narrative. We hypothesized that raising awareness to the psychological bias of naïve realism and its identification in oneself would provide a path to overcoming this barrier, thus increasing openness to the adversary's narrative. We conducted three experimental studies in the context of the Israeli-Palestinian conflict. Studies 1 and 2, conducted among Jewish Israelis and Palestinian Israelis, respectively, revealed that participants with hawkish political ideology reported greater openness to the adversary's narrative when they were made aware of naïve realism bias. Study 3 revealed that hawkish participants at the baseline adhered to the ingroup narrative and resisted the adversary's narrative more than dovish participants. They were also more able to identify the bias in themselves upon learning about it. This identification may explain why the manipulation led to bias correction only among hawkish participants.

    19. Turner sendromu ve tamponada yol açan perikardiyal efüzyon birlikteliği: olgu sunumu

      OpenAIRE

      Türker, Yasin; Özaydın, Mehmet

      2017-01-01

      Turner sendromu, tipik fenotipik özellikler ve X kromozomunun sayısal veya yapısal anormallikleri ile karakterize genetik bir hastalıktır. Turner sendromlu hastalarda konjenital kalp hastalığı sıktır. En sık aortanın konjenital malformasyonları, biküspit aorta, aort koarktasyonu ve aort dilatasyonu görülür. Bilgimize göre, Turner sendromunda perikardiyal efüzyon yalnızca bir kez bildirilmiştir. Perikardiyal efüzyon saptanan 50 yaşında Turner sendromlu bir hasta sunuldu. Anahtar kelimeler: Tur...

    20. New Middle Permian palaeopteran insects from Lodève Basin in southern France (Ephemeroptera, Diaphanopterodea, Megasecoptera

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Jakub Prokop

      2011-09-01

      Full Text Available Three new palaeopteran insects are described from the Middle Permian (Guadalupian of Salagou Formation in the Lodève Basin (South of France, viz. the diaphanopterodean Alexrasnitsyniidae fam. n., based on Alexrasnitsynia permiana gen. et sp. n., the Parelmoidae Permelmoa magnifica gen. et sp. n., and Lodevohymen lapeyriei gen. et sp. n. (in Megasecoptera or Diaphanopterodea, family undetermined. In addition the first record of mayflies attributed to family Syntonopteridae (Ephemeroptera is reported. These new fossils clearly demonstrate that the present knowledge of the Permian insects remains very incomplete. They also confirm that the Lodève entomofauna was highly diverse providing links to other Permian localities and also rather unique, with several families still not recorded in other contemporaneous outcrops.

    1. Veículo de comunicação e gênero textual: noções conflitantes

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bonini Adair

      2003-01-01

      Full Text Available Muitos fenômenos textuais que se parecem com gêneros (como as revistas e os jornais são entendidos comumente como veículos de comunicação. Tomando este tema como um ponto de partida, o presente artigo examina as noções de gênero textual e veículo de comunicação para tentar determinar como ambas têm sido aproximadas no plano teórico. Nesse percurso reflexivo, são levantados elementos para a reavaliação das perspectivas comunicativa e enunciativa a respeito dos gêneros.

    2. Quelques Armes Espagnoles au Musée d'Art et d'Histoire de Genève

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bosson, Clément

      1969-12-01

      Full Text Available LA collection des armes et armures du Musée d'Art et d'Histoire de Genève provient de l'ancien arsenal de la République. Cette collection est donc composée surtout de pièces qui avaient été utilisées par les soldats des corps de troupe de Genève et des officiers de la République et par les dépouilles des adversaires de la Cité. Les armuriers allemands -et particulièrement italiens- étaient les fournisseurs de l'Etat par l'intermédiaire de marchands établis en ville. C'est la raison pour laquelle les armes construites en Espagne sont peu nombreuses dans ce musée.

    3. Zihin Kuramı ve Dil Arasındaki İlişki: Bir Derleme

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bahar Keçeli Kaysılı

      2014-08-01

      Full Text Available Diğerlerinin duygularını, düşüncelerini ve isteklerini anlama yani zihin kuramı başarılı bir iletişim için gereklidir. Bu derleme çalışmasında normal gelişen çocuklarda zihin kuramı ve dil ilişkisi ele alınmıştır. Zihin kuramı kazanımını açıklayan teorilerden biri sözdizimi ve zihinsel durum ifade eden eylemlerin, yanlış inancın temsiline olanak sağladığını belirterek bu ilişkiyi incelemektedir. Bu varsayım dil ile zihin kuramı arasındaki ilişkinin doğasını tanımladığı için önemli görülmektedir. Alanyazından derlenen bu çalışmanın çocukların iletişim ve dil gelişimlerini desteklemede, öğretmenlere yol göstereceği düşünülmektedir. Understanding of others’ feelings, thoughts and wishes or a ‘theory of mind’ is essential for competent communication. This study described how language and theory of mind development are related in typically developing children. One of the hypothesis that explains the acquisition of theory of mind, proposed that syntax and mental states verbs provides children to understand representational thoughts like false belief. Because this hypothesis aimed to identify more specifically the nature of this role it is thought to be important. This review of selected literature will help teachers enhance children’s communication and language development.

    4. Multiresolution Analysis for Stochastic Finite Element Problems with Wavelet-Based Karhunen-Loève Expansion

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Carsten Proppe

      2012-01-01

      Full Text Available Multiresolution analysis for problems involving random parameter fields is considered. The random field is discretized by a Karhunen-Loève expansion. The eigenfunctions involved in this representation are computed by a wavelet expansion. The wavelet expansion allows to control the spatial resolution of the problem. Fine and coarse scales are defined, and the fine scales are taken into account by projection operators. The influence of the truncation level for the wavelet expansion on the computed reliability is documented.

    5. Genève explore le centre de l'univers le CERN nourrit les espoirs des physiciens

      CERN Multimedia

      Koller, A

      2004-01-01

      "Si Albert Einstein vivait encore, il emménagerait sans doute à Genève ou en France voisine, au moins pour les quinze prochaines années. Moins pour célébrer dès aujourd'hui les 50 ans du CERN que pour travailler dès 2007 avec le Large hadron Collder (LHC)"(1/2 page)

    6. HyVE-hybrid vibro-electrotactile stimulation-is an efficient approach to multi-channel sensory feedback.

      Science.gov (United States)

      D'Alonzo, Marco; Dosen, Strahinja; Cipriani, Christian; Farina, Dario

      2014-01-01

      An important reason for the abandonment of commercial actuated hand prostheses by the users is the lack of sensory feedback. Wearable afferent interfaces capable of providing electro- or vibro-tactile stimulation have high potential to restore the missing tactile and/or proprioceptive information to the user. By definition, these devices can elicit single modality (i.e., either vibrotactile or electrotactile) substitute sensations. In a recent research we have presented a novel approach comprising hybrid vibro-electrotactile (HyVE) combined stimulation, in order to provide multimodal sensory feedback. An important advantage of this approach is in the size of the design: the HyVE interface is much more compact than two separated single-modality interfaces, since electro- and vibro-tactile stimulators are placed one on top of the other. The HyVE approach has been previously tested in healthy subjects and has shown to provide a range of hybrid stimuli that could be properly discriminated. However, this approach has never been assessed as a method to provide multi-channel stimuli, i.e., stimuli from a variety of stimulators, mapping information from a multitude of sensors on a prosthesis. In this study, the ability of ten healthy subjects to discriminate stimuli and patterns of stimuli from four different five-channel interfaces applied on their forearms was evaluated. We showed that multiple HyVE units could be used to provide multi-channel sensory information with equivalent performance (∼95 percent for single stimuli and ∼80 percent for pattern) to single modality interfaces (vibro- or electro-tactile) larger in size and with better performance than vibrotactile interfaces (i.e., 73 percent for single stimuli and 69 percent for pattern) with the same size. These results are promising in relation to the current availability of multi-functional prostheses with multiple sensors.

    7. Circulating Human Neonatal Naïve B cells are Deficient in CD73 Impairing Purine Salvage

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Matthew Aaron Pettengill

      2016-03-01

      Full Text Available Background: Extracellular purines, in particular adenosine (Ado and adenosine-triphosphate (ATP, are critical immunoregulatory molecules. Expression and activity of purine ecto-enzymes on B cells in neonatal and adult blood may influence their function and has been incompletely characterized. Methods: Mononuclear cells were isolated from human neonatal (cord blood or adult (peripheral blood subjects and evaluated directly by flow cytometry for expression of purine ecto-enzymes. Additionally, B cell subsets were isolated from mononuclear cell fractions by fluorescence-activated cell sorting and gene transcription of purine ecto-enzymes (CD39 and CD73, adenosine deaminase (ADA1, purine nucleoside phosphorylase (PNP and select purine receptors (A2a were evaluated by reverse transcription followed by qRT-PCR. Immuno-magnetic-bead isolated naïve B cells were evaluated for enzymatic activity by incubation with radio-labeled purines followed by thin-layer chromatography, and subsequent B cell Ado acquisition was evaluated by liquid scintillation quantitation of radio-labeled Ado uptake.Results: Relative to their adult counterparts, neonatal circulating naïve B cells were markedly and selectively deficient in CD73 as observed by gene transcription, surface protein expression, and enzyme activity. Neonatal naïve B cell deficiency of CD73 expression significantly impaired their capacity to acquire extracellular purines for purine salvage.Conclusions: Human neonatal circulating naïve B cells are selectively deficient in CD73, impairing extracellular purine acquisition and potentially contributing to impaired B cell responses in early life.

    8. Effects of chronic doxepin and amitriptyline administration in naïve mice and in neuropathic pain mice model.

      Science.gov (United States)

      Mika, J; Jurga, A M; Starnowska, J; Wasylewski, M; Rojewska, E; Makuch, W; Kwiatkowski, K; Malek, N; Przewlocka, B

      2015-05-21

      Neuropathic pain is a severe clinical problem, often appearing as a co-symptom of many diseases or manifesting as a result of damage to the nervous system. Many drugs and agents are currently used for the treatment of neuropathic pain, such as tricyclic antidepressants (TCAs). The aims of this paper were to test the effects of two classic TCAs, doxepin and amitriptyline, in naïve animals and in a model of neuropathic pain and to determine the role of cytokine activation in the effects of these drugs. All experiments were carried out with Albino-Swiss mice using behavioral tests (von Frey test and the cold plate test) and biochemical analyses (qRT-PCR and Western blot). In the mice subjected to chronic constriction injury (CCI), doxepin and amitriptyline attenuated the symptoms of neuropathic pain and diminished the CCI-induced increase in the levels of spinal interleukin (IL)-6 and -1β mRNA, but not the protein levels of these cytokines, measured on day 12. Unexpectedly, chronic administration of doxepin or amitriptyline for 12 days produced allodynia and hyperalgesia in naïve mice. The treatment with these drugs did not influence the spinal levels of IL-1β and IL-6 mRNA, however, the protein levels of these pronociceptive factors were increased. The administration of ondansetron (5-HT3 receptor antagonist) significantly weakened the allodynia and hyperalgesia induced by both antidepressants in naïve mice; in contrast, yohimbine (α2-adrenergic receptors antagonist) did not influence these effects. Allodynia and hyperalgesia induced in naïve animals by amitriptyline and doxepin may be associated with an increase in the levels of pronociceptive cytokines resulting from 5-HT3-induced hypersensitivity. Our results provide new and important information about the possible side effects of antidepressants. Further investigation of these mechanisms may help to guide decisions about the use of classic TCAs for therapy.

    9. Halit Fahri Ozansoy'un Gülistanlar ve Harabeler Adlı Eserinde Bahçe İmajları ve Renkler Garden Images and Colors in Halit Fahri Ozansoy’s Work of Gülistanlar ve Harabeler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hüseyin DOĞRAMACIOĞLU

      2012-12-01

      Full Text Available Halit Fahri Ozansoy’s poetry books of Gülistanlar ve Harabeler printed with old letters but not transformed to the Latin alphabet until now. In his work, garden images and colors which loaded special meaning of poet was known as hidden pearls and no research have been made on this work till now. Garden images in poetry are sometimes colorful, light and sometimes dull and dark. These images change with the with the poet's spirit world. We can visualize the garden images like an oil painting. These images drawn by the poet's words, show poet’s mood like a mirror. The colors used in the poem vary with garden images. This change appears with the change of the mental status of the poet. Thus, the poet uses the colors in accordancewith the different tables and his mood. When there are a lively andwarm colors in optimistic tables, dark and dull colors chosen inpessimistic tables. The poet's choice of the colors is not a coincidence.This selectivity included to poetry with different sensations. In his work,Ozansoy has described variety of colors in different gardens.Imagination, imagery and various emotions had been made with oneaccord in his depictions. The colors and portraits of garden form thepoet’s imagination. Colorful memories in the garden which experiencedin a darling moves from poet's imagination to the verses of the poem.Imagination, colors and gardens are described with darling. Theseimageries compose the garden images and semantic change of thecolors. Halit Fahri Ozansoy’un Gülistanlar ve Harabeler adlı şiir kitabı eski harflerle basılmış ancak günümüze kadar Latin harflerine aktarılmamıştır. Bu eserde şairin bahçe imajları ve renklere yüklediği anlamlar saklı inciler gibi gizli kalmış ve günümüze kadar üzerinde inceleme yapılmamıştır. Şiirdeki bahçe imajları bazen renkli, ışıklı ve bazen de donuk ve karanlıktır. Şairin değişen ruh dünyası ile birlikte bu imajlar da değişir. Bah

    10. MODERNIZM/POSTMODERNIZM AND DECONSTRUCTIVISM READING AND SUGGESTION OF EXPLAIN OF J.DERRIDA ABSTRACT MODERNİZM/POSTMODERNİZM VE J.DERRIDANIN YAPISÖKÜMCÜ OKUMA VE ANLAMLANDIRMA ÖNERİSİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hilmi UÇAN

      2009-12-01

      Full Text Available Modern/modernism and postmodern/postmoder- nism are very commonly used terms. The meanings of these concepts vary from place to place. J.Derrida, who is attaching a new meaning to the sign and especially advocating that signified may not be limited, proposed a new definition which is very different from F.de Saussure’s. J.Derrida’s deconstructionalistic point of view and his proposition for deconstructionalistic reading are the strong criticism of modernism. The form of interpretation in the postmodern discourse and narration takes its roots from Derrida’s definition of the sign. In this study, modernism and postmodernism concepts, and J. Derrida’s suggestion for deconstructionalistic reading and interpreting will be described. Modern/modernizm, postmodern/postmodernizm sözcükleri çok sık kullanılan sözcüklerdir. Bu kavramların içeriği farklı yerlerde farklı anlamlarla doldurulmaktadır. J.Derrida, göstergeye verdiği yeni anlamla, özellikle gösterilenin sınırlandırılamayacağı düşüncesiyle dilbilimde F.de Saussure’ün gösterge tanımından uzaklaşır ve bu tanımı sarsar. J.Derrida’nın yapısökümcü bakış açısı ve okuma önerisi modernizmin sıkı bir eleştirisidir. Postmodern söylemin ve anlatının temelinde var olan anlamlandırma biçimi, temellerini, J.Derrida’nın gösterge tanımından alır. Bu yazıda modernizm ve postmodernizm kavramları, J.Derrida’nın yapısökümcü okuma ve anlamlandırma önerisi üzerinde durulacaktır.

    11. HIV Drug Resistance-Associated Mutations in Antiretroviral Naïve HIV-1-Infected Latin American Children

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Luis E. Soto-Ramirez

      2010-01-01

      Full Text Available Our goal was to describe the presence of HIV drug resistance among HIV-1-infected, antiretroviral (ARV naïve children and adolescents in Latin America and to examine resistance in these children in relation to drug exposure in the mother. Genotyping was performed on plasma samples obtained at baseline from HIV-1-infected participants in a prospective cohort study in Brazil, Argentina, and Mexico (NISDI Pediatric Study. Of 713 HIV-infected children enrolled, 69 were ARV naïve and eligible for the analysis. At enrollment, mean age was 7.3 years; 81.2% were infected with HIV perinatally. Drug resistance mutations (DRMs were detected in 6 (8.7%; 95% confidence interval 3.1–18.2% ARV-naïve subjects; none of the mothers of these 6 received ARVs during their pregnancies and none of the children received ARV prophylaxis. Reverse transcriptase mutations K70R and K70E were detected in 3 and 2 subjects, respectively; protease mutation I50 V was detected in 1 subject. Three of the 6 children with DRMs initiated ARV therapy during followup, with a good response in 2. The overall rate of primary drug resistance in this pediatric HIV-infected population was low, and no subjects had more than 1 DRM. Mutations associated with resistance to nucleoside reverse transcriptase inhibitors were the most prevalent.

    12. Total Quality Management and Productivity in Information Centers Bilgi Kurumlarında Toplam Kalite Yönetimi ve Verimlilik

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ayşe Üstün

      1998-03-01

      Full Text Available Nowadays, a new management style known as "Total Quality Management" is adapted by all institutions. Naturally, high quality of products or services is important in all estabilishments, but factors effecting quality has recently been reassesed and a new outlook has been developed. Libraries, documentation-information centers are service institutions. Performance and success depend mainly on the skill and talent of employers. Total quality management, information services and productivity relationship is discussed in this paper. Günümüzde turn işletmelerde "toplam kalite yönetimi" adı verilen yeni bir yönetim anlayışı benimsenmektedir. Tüm kurumlarda kaliteli mal ya da hizmet önemlidir. Ancak kaliteyi etkileyen ögeler değişime uğramış, yeni bir anlam kazanmıştır. Kütüphane, arşiv, belge-bılgi merkezleri birer hizmet işletmesi türüdürler. Başarı ve performans büyük ölçüde çalışanların beceri ve yeteneklerine bağlıdır. Bu makalede toplam kalite yönetimi, bilgi hizmetleri ve verimlilik ilişkileri tartışılmaktadır.

    13. Okul öncesi öykü ve masal kitaplarında toplumsal cinsiyet olgusu

      OpenAIRE

      Köseler, Feyza

      2009-01-01

      Bu araştırmanın genel amacı, 'okul öncesi öykü ve masal kitaplarında toplumsal cinsiyet olgusu nasıl ele alınmıştır'' sorusuna yanıt aramaktır. Bu araştırmanın evrenini; Türkiye'de yayınlanan okul öncesi çocuklarına yönelik tüm öykü ve masal kitapları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini; Gaziantep il merkezindeki okul öncesi eğitim kurumlarında kullanılan, araştırmacı tarafından yansızlık kurallarına bağlı olarak seçkisiz (rastgele) eleman örnekleme yöntemiyle seçilmiş 200 adet öykü ve ...

    14. Orhun Yazıtlarında Anlama ve Anlatma Becerileri Comprehensive And Narrative Skills In Orkhon Inscriptions

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Zekerya BATUR

      2013-07-01

      Full Text Available Orkhon Inscriptions are the oldest known written sources ofTurkic writing and they are bengi-stones which give information onTurkish culture, history and way of life. They were written in oratoricalstyle. They consist of information given by Bilge Khagan, Kul Tigin andVizier Tonyukuk on wars fought by the Turks against other tribes andclans; their advices and warnings relating to the survival of Turkishpeoples. They enable us to reach information about Turkish militarytradition, Turks’ perception of sovereignty, state organization, Turkishhistory, culture and customs. These inscriptions, which dated backthirteen centuries, are basis of modern Turkish in terms of sentencestructure, usage of verbs and words. There have been various studieson language characteristics of Orkhon Inscriptions, but no studies weremade directly on language education and training. In this study, theseinscriptions are analyzed in terms of four basic language skills;comprehension and narrative skills. Concepts of reading and listeningskills (comprehension skills and concepts of talking and writing skills(narrative skills are identified and examined. This study is a descriptivestudy and survey model is used. During the survey, term/word-wordgroups, which belong to comprehension and narrative skills, areidentified from the inscriptions. These term/word-word groups areclassified according to sub-categories as reading, listening, talking,writing and are subjected to content analysis. In light of these data,application of comprehension and narrative skills in OrkhonInscriptions are established. Türk dilinin bilinen en eski yazılı kaynaklarından biri olan Orhun Yazıtları, Türk kültürü, tarihi, yaşantısı hakkında bilgi veren bengü taşlardır. Bilge Kağan, Költigin ve Vezir Tonyukuk ağzından Türk milletinin o dönemde öteki millet ve kavimlerle yaptıkları savaşların, mücadelelerin anlatıldığı, Türk milletinin bekası için birtakım uyarılar i

    15. Eflatun çiçekli ballıbaba (lamium purpureum polifenol oksidaz enziminin karakterizasyonu ve inhibisyonu

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Elif Cerrahoğlu

      2016-08-01

      Full Text Available Bu çalışmada, Lamium purpureum (eflatun çiçekli ballıbaba bitkisinden elde edilen polifenol oksidaz (PPO enziminin kinetik özellikleri incelenmiştir. Karakterizasyon çalışmalarında substrat olarak 4-metil katekol kullanılmıştır. 4-metil katekol için Michaelis-Menten sabiti (KM ve maksimum reaksiyon hızı (Vmax hesaplanmıştır. Enziminin optimum pH değeri 7,5, optimum sıcaklık değerleri ise 10 °C bulunmuştur. Vmax ve KM değerleri ise sırasıyla 2,9977 mM ve 0,0087 EU/dak olarak hesaplanmıştır. PPO enzimi için sodyum azid, tiyoüre, L-Sistein, askorbik asit, sitrik asit, benzoik asit, 2-merkaptoetanol ile inhibisyon çalışması yapılmış, her bir inhibitör için I50 değeri hesaplanmıştır.

    16. Real-Time PCR Assay Targeting the veA Gene for Quantification of Aspergillus carbonarius in Grapes.

      Science.gov (United States)

      Kizis, Dimosthenis; Nychas, George-John E; Panagou, Efstathios Z

      2015-12-01

      In this work, a SYBR Green I real-time PCR method has been developed for the detection and quantification of Aspergillus carbonarius in grapes by targeting the veA gene with a primer pair (veAF4/veAR4) that specifically amplifies a 91-bp PCR product. The quantification of the fungal DNA was performed by generation of standard curves for two A. carbonarius strains, using spectrophotometrically measured DNA quantities (Log) with a linearity range from 50 to 5 × 10(-4) ng of DNA. A high positive correlation (R(2) > 0.99) between exponential increases of DNA and real-time PCR threshold cycles showed a high amplification efficiency for the assay (E values 100.06 and 101.51%, respectively). Quantification of the fungal genomic DNA in grape samples artificially inoculated with A. carbonarius conidia was successfully performed with a minimum threshold of 10(4) conidia per g of grape berry. The assay developed would allow reliable, specific, and efficient detection and quantification of A. carbonarius in grapes.

    17. 40LoVe and Samba are involved in Xenopus neural development and functionally distinct from hnRNP AB.

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Maria Andreou

      Full Text Available Heterogeneous nuclear ribonucleoproteins (hnRNPs comprise a large group of modular RNA-binding proteins classified according to their conserved domains. This modular nature, coupled with a large choice of alternative splice variants generates functional diversity. Here, we investigate the biological differences between 40LoVe, its splice variant Samba and its pseudoallele hnRNP AB in neural development. Loss of function experiments lead to defects in neural development with reduction of eye size, which stem primarily from increased apoptosis and reduced proliferation in neural tissues. Despite very high homology between 40LoVe/Samba and hnRNP AB, these proteins display major differences in localization, which appear to be in part responsible for functional differences. Specifically, we show that the 40Love/Samba carboxy-terminal domain (GRD enables nucleocytoplasmic shuttling behavior. This domain is slightly different in hnRNP AB, leading to nuclear-restricted localization. Finally, we show that shuttling is required for 40LoVe/Samba function in neural development.

    18. ASANSÖRLERİN BİLGİSAYAR YARDlMlYLA TASARIMI ve ÇİZİMİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ümit KOCABIÇAK

      1998-06-01

      Full Text Available Bilgi işlem alanındaki gelişmeler sonucu olarak makina konstrüksiyonunda bilgisayar destekli tasarım programlarımn kullanımı yaygınlaşmıştır. AutoCAD gibi bilgisayar destekli tasarım programları proje zamanını kısaltmakta, konstrüksiyonla ile ilgili bütün bilgileri kısa sürede vennekte ve modelin değişik görünümlerini kolaylıkla gösterebilmektedir. Asansörlerin klasik yöntemlerle konstrüksiyonu, uzun hesaplamalar ve çizi mlerden oluşmaktadır. Bu çalışmada klasik konstrüksiyon çalışmalarının yerini almak üzere, bir yapay zeka dili olan LISP programlama dilinin AutoCAD için uyarlanmış hali olan AutoLISP kullanılarak AutoCAD R14 ortamında bir bilgisayar programı hazırlanmıştır. Geliştirilen programla, asansörlerin boyutlandırılması ve çizimi gerçekleştirilmiştir.

    19. WATER AND WATER TRANSPORTATION IN ANCIENT TURKS ESKİ TÜRKLERDE SU VE SU ULAŞIMI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hatice PALAZ ERDEMİR

      2011-06-01

      Full Text Available The Turks came to the first stages of the history by their military achievements and this general observation on the Turkish history overshadowed different characteristics of the Turks from ancient period onwards. Though, the Turks predominantly lived in the steppes of Inner Asia they were known to have “earth-water” belief and used the river transportation. By the familiarity and capability of the Turks with water reservoirs and rivers the Turks did not stay within Inner Asia and they became one of the exceptional example in the history. It is also suggested that in the archaic period, during the ancestors of the Turks Inner Asia was covered with sea but since there is no enough evidence for this issue this study will consantrate on different Turkish groups who have relations with various water reservoirs as Skyths, Avars, Göktürks, Uygurs. This study reveals the existance of physical infrastructure together with religious, political and philosophical ideal in the nautical progress while establishing fleet and maritime trade ship even after the arrival of the Turks to Anatolia. It is also observed that the Turks layed the foundation of “maritime policy” with their earlier naval knowledge by improving it with Byzantine’s and Arab’s experiences in the sea. Furthermore, it is not an exageration to state that the Turks are one of the unique people in the world to built special vehicles to use on rivers, lakes and close sea according to the needs of time and place (merchandise, strategical, military needs. Eskiçağdan bu yana Türkler’in daha çok askerlik ve ordu kurma konusundaki özellikleri ön plana çıkmış, hatta Türklerin bu konudaki kabiliyetleri onların diğer alanlardaki yetenek ve ilgilerinin tesbit edilmesini engellemiş görünmektedir. Halbuki Orta Asya steplerinde yaşadıkları dönemlerde dahi bir “yer-su” inancına sahip olan ve nehir ulaşımını maharetli bir şekilde kullanmış oldukları anla

    20. Characterization and genetic manipulation of primed stem cells into a functional naïve state with ESRRB

      Science.gov (United States)

      Rossello, Ricardo Antonio; Pfenning, Andreas; Howard, Jason T; Hochgeschwender, Ute

      2016-01-01

      AIM To identify differences between primed mouse embryonic stem cells (ESCs) and fully functional naive ESCs; to manipulate primed cells into a naive state. METHODS We have cultured 3 lines of cells from different mouse strains that have been shown to be naive or primed as determined by generating germline-transmitting chimeras. Cells were put through a battery of tests to measure the different features. RNA from cells was analyzed using microarrays, to determine a priority list of the differentially expressed genes. These were later validated by quantificational real-time polymerase chain reaction. Viral cassettes were created to induce expression of differentially expressed genes in the primed cells through lentiviral transduction. Primed reprogrammed cells were subjected to in-vivo incorporation studies. RESULTS Most results show that both primed and naive cells have similar features (morphology, proliferation rates, stem cell genes expressed). However, there were some genes that were differentially expressed in the naïve cells relative to the primed cells. Key upregulated genes in naïve cells include ESRRB, ERAS, ATRX, RNF17, KLF-5, and MYC. After over-expressing some of these genes the primed cells were able to incorporate into embryos in-vivo, re-acquiring a feature previously absent in these cells. CONCLUSION Although there are no notable phenotypic differences, there are key differences in gene expression between these naïve and primed stem cells. These differences can be overcome through overexpression. PMID:27822342

    1. Veículos alegóricos em crônicas machadianas e em Novecento, de Alessandro Baricco

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Roberta Mataragi

      2010-07-01

      Full Text Available http://dx.doi.org/10.5007/2175-7917.2010v15n1p219 Tendo como pressuposto teórico a concepção de alegoria de Walter Benjamin, pretende-se realizar no seguinte ensaio a leitura alegórica de dois meios de transportes: o bonde, presente em algumas crônicas de Machado de Assis, e o navio Virginian, transatlântico da ficção italiana Novecento, un monologo, de Alessandro Baricco. Toma-se o bonde como veículo alegórico partindo das considerações de Ana Luiza Andrade que o pensa como o transporte da própria crônica, e observa-se que existe uma semelhança no tocante a existência do transatlântico da ficção italiana também como um veículo que não somente transportava passageiros, mas suas histórias de vidas. Portanto, ambos podem ser pensados como veículos alegóricos significativos do próprio contexto histórico dos séculos XIX e XX, respectivamente.

    2. Toplumsal Değişim Ve Sosyal Değerler Social Change And Contemporary Values

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet YAZICI

      2013-09-01

      Full Text Available Social chance has many dimensions, features and various results related to different disciplines so that it is universal and indispensable. There are some scientific studies which deal with social chance in literature. In this article, it is tried to understand today’s social chance and comprehend the aspect of social change from the point of view that culture has common universal values despite all the varieties ofcultures. For this purpose, firstly social change and secondly socialvalues facts are to be analyzed with acquired information by literaturereview. And then, it is answered some questions that is it possible tocomprehend in process of social change and determine the aspect ofthis change by analyzing modern social changes? One of the mostimportant conclusion is that each period has own norms and valuesand has a style to understand and interpret it; it is determined thatthese values are based on transcendental resources in traditional times;rational and humanistic resources in modern times; mostly self-interestresources in postmodern times. Another conclusion is that certainty ofchoices and decisions are decreasing instead elusiveness and opennessto different possibilities is increasing in the progress from traditionalismto modernism, from modernism to postmodernism. As a result, it iscame to conclusion that it is possible to comprehend social change anddetermine the aspect of this change with reference to social values andby this means; time, labor and material resources can be usedefficiently. Sosyal değişim evrensel ve kaçınılmazdır. Bundan dolayı birçok boyutu, özellikleri ve farklı bilim dallarını ilgilendiren çeşitli sonuçları vardır. Literatürde toplumsal değişimi şu veya bu yönüyle ele almış bilimsel çalışmalar mevcuttur. Bu makalede ise, kültürlerin çeşitliliğine rağmen, kültürlerin evrensel ortak değerleri vardır, görüşünden hareketle çağdaş değerler esas alınarak g

    3. Üzümlerde Aroma Maddeleri ve Şarapçılık Açısından Önemi

      OpenAIRE

      CABAROĞLU, Turgut

      2003-01-01

      Aroma üzüm ve şaraplarda önemli bir kalite kriteridir. Üzüm ve şaraplarda aroma, miktarları birkaç ng/l'den birkaç mg/l'ye kadar değişen uçucu bileşiklerden ileri gelir Şaraplarda aroma maddeleri kaynaklarına göre dört grup altında toplanır. Bunlar, üzümden kaynaklanan çeşit aroması, fermantasyondan önce uygulanan işlemlerden (ezme, sıkma, maserasyon) kaynaklanan aroma, etil alkol ve malolaktik fermantasyon sırasında oluşan fermantasyon aroması ve olgunlaşma sırasında oluşan...

    4. “ŞEM AND PERVANE” IN THE TRIANGEL OF BEAUTY, LOVE AND KNOWLEDGE GÜZELLİK, AŞK VE BİLGİ ÜÇGENİNDE “ŞEM VE PERVÂNE”

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ayşegül AKDEMİR

      2010-07-01

      Full Text Available In the sufism thought system “love” means the creative activity of Allah; but “knowledge” means the aim and result of the activity mentioned. To cause both love and knowledge appear, two elements known as “lover-love” and “knowing-known” are needed because they consist of joint point of the concepts mentioned.In the Classical Turkish Literature whose main concept is love several elements are taken into consideration to meet “the lover/knowing” and “the love/known” and to reflect the form of the relation between them. “Şem and pervane” which is the main subject of our study is one of the sembolic elements used in expressing the relationship of “the lover/knowing-the love/known” in the Classical Turkish Literature. Among these elements “pervane” represents the lover and “şem” undertakes the function of maşuk. The fact that these elements take place in the world of poetry is because the form of the relationship between these two element are commented as the love relation.In the sufism, love is taken into consideration as a notion which is related to not only human but also the creator. Therefore, love in the “şem and pervane” symbolism faces us valid for both two elements and the two love mentioned forms the two steps following each other in the coil of the existence. The first ring of this coil is the burning of şem and the second is the burning of pervane.In this study, “şem and pervane” which are the symbolic expressions in the Classical Turkish Literature are taken into consideration through the concepts of “beauty”, “love” and “knowledge” and they are commented in the light of sufism thought system. Tasavvufi düşünce sisteminde “aşk”, Allah’ın yaratıcı etkinliği olarak karşılık bulmakta; “bilgi” ise söz konusu etkinliğin gayesini ve sonucunu ifade etmektedir. Hem aşkın hem de bilginin ortaya çıkabilmesi için, “âşık-maşuk” ve

    5. Crocus cinsine ait (Crocus biflorus Miller, Crocus baytopiorum Mathew, Crocus flavus Weston subp. dissectus T. Baytop and Mathew) saf ekstraktların antimikrobiyal ve antioksidant etkisi

      OpenAIRE

      Acar, Gülümser

      2006-01-01

      Bu çalışmada Crocus biflorus, Crocus baytopiorum ve Crocus flavus bitkilerinin hekzan, etil asetat ve metanol ekstrelerinin antimikrobiyal aktiviteleri Agar kuyu difüzyon yöntemi ile belirlenmiştir. Bitki ekstraktlarının antimikrobiyal aktivitesinin belirlenmesi için 10 bakteri (Pseudomonas aeruginosa NRRL B-23, Salmonella enteritidis RSKK 171, Escherichia coli ATCC 35218, Yersinia enterocolitica RSKK 1501, Klebsiella pneumoniae ATCC 27736, Proteus vulgaris RSKK 96026, Staphylococcus aureus A...

    6. O-GlcNAc is required for the survival of primed pluripotent stem cells and their reversion to the naïve state.

      Science.gov (United States)

      Miura, Taichi; Nishihara, Shoko

      2016-10-27

      "Naïve" mouse embryonic stem cells (ESCs) are derived from pre-implantation embryos and possess pluripotency, the ability to differentiate into any cell type of the body. "Primed" mouse epiblast stem cells (EpiSCs) are also pluripotent but are derived from post-implantation embryos. ESC-derived EpiSCs (ESD-EpiSCs) are "primed" pluripotent stem cells and can revert to naïve reverted ESCs (rESCs). O-linked β-N-acetylglucosaminylation (O-GlcNAcylation) is a posttranslational modification in the cytoplasm and nucleus. O-GlcNAc is transferred to serine and threonine residues of proteins by O-GlcNAc transferase (Ogt) and removed from them by O-GlcNAcase (Oga). In naïve ESCs, O-GlcNAc contributes to maintain the undifferentiated state. In the transition from naïve state to primed state, Ogt maintains cell survival, whereas Oga has no function. However, the function of O-GlcNAc in primed ESD-EpiSCs and during the reversion from the primed state to naïve rESCs remains unclear. Here, we show that Ogt is required for the survival of primed ESD-EpiSCs. The expression of cytosolic Oga was significantly increased during induction from naïve ESCs to primed ESD-EpiSCs. Furthermore, both Ogt and Oga were required for the reversion from primed ESD-EpiSCs to naïve rESCs. These findings indicate that O-GlcNAcylation plays an important role in the survival of primed ESD-EpiSCs and in their reversion to naïve rESCs.

    7. Türkiye’de Otomotiv Ana ve Yan Sanayi ve Marmara Bölgesi’nde Kümelenme Automotive Main And Component Industries In Turkey And Clustering In The Marmara Region

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Okan YAŞAR

      2013-07-01

      Full Text Available The automotive industry in Turkey displays clustering on a geographic and sectoral basis in the Eastern Marmara Segment of the Marmara Region. Ten of the twelve automotive main industry enterprises located in the Marmara Region operate in the Eastern Marmara provinces. According to the General Census of Industry and Business Local Units 2002, 76.9% of 527 automotive component industry businesses, which employed 10+ workers, operated in the Eastern Marmara provinces. 86.5 % of employment in the main automotive industry of the Marmara Region is in the Eastern Marmara provinces. 65% of in the automotive component industry, in which about 200.000 people are employed in Turkey, are employed in the region. According to the aforementioned census data, while the automotive industry was ranked 1st in the Kocaeli and Sakarya provinces for employment in the manufacturing industry, it was ranked 2nd in the Bursa province. This data clearly puts forward a sector-oriented spatial concentration.When competitiveness analysis of the provinces in Turkey is conducted, four provinces out of the first ten situated in the aforementioned region can be shown among the reasons why the automotive sector exhibits clustering in the Marmara Region. 30% of Turkey’s population in 2012 resided in the Marmara Region, which has turned the region into a good market. It is a region where industry and commerce are the most intense, and where large-scale firms operate. The geographical location which the Marmara Region possesses enables the shortest transportation time to Europe and EU countries. The logistic infrastructure of the region, and R&D institutions and universities has technical infrastructures and programs that can meet the needs of the automotive industry. Türkiye’de otomotiv sanayi 1960’lı yıllarda “ithal ikamesi” politikası çerçevesinde kuruldu. 1970’li yıllarda aksam parça üretimine yönelik “yerlileştirme” ve “otomobil üretimi” s

    8. Volatile profiling reveals intracellular metabolic changes in Aspergillus parasiticus: veA regulates branched chain amino acid and ethanol metabolism

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Roze Ludmila V

      2010-08-01

      Full Text Available Abstract Background Filamentous fungi in the genus Aspergillus produce a variety of natural products, including aflatoxin, the most potent naturally occurring carcinogen known. Aflatoxin biosynthesis, one of the most highly characterized secondary metabolic pathways, offers a model system to study secondary metabolism in eukaryotes. To control or customize biosynthesis of natural products we must understand how secondary metabolism integrates into the overall cellular metabolic network. By applying a metabolomics approach we analyzed volatile compounds synthesized by Aspergillus parasiticus in an attempt to define the association of secondary metabolism with other metabolic and cellular processes. Results Volatile compounds were examined using solid phase microextraction - gas chromatography/mass spectrometry. In the wild type strain Aspergillus parasiticus SU-1, the largest group of volatiles included compounds derived from catabolism of branched chain amino acids (leucine, isoleucine, and valine; we also identified alcohols, esters, aldehydes, and lipid-derived volatiles. The number and quantity of the volatiles produced depended on media composition, time of incubation, and light-dark status. A block in aflatoxin biosynthesis or disruption of the global regulator veA affected the volatile profile. In addition to its multiple functions in secondary metabolism and development, VeA negatively regulated catabolism of branched chain amino acids and synthesis of ethanol at the transcriptional level thus playing a role in controlling carbon flow within the cell. Finally, we demonstrated that volatiles generated by a veA disruption mutant are part of the complex regulatory machinery that mediates the effects of VeA on asexual conidiation and sclerotia formation. Conclusions 1 Volatile profiling provides a rapid, effective, and powerful approach to identify changes in intracellular metabolic networks in filamentous fungi. 2 VeA coordinates the

    9. An update on clinical utility of rilpivirine in the management of HIV infection in treatment-naïve patients

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Putcharoen O

      2013-09-01

      Full Text Available Opass Putcharoen,1–3 Stephen J Kerr,4 Kiat Ruxrungtham2,4,5 1Division of Infectious Diseases, Department of Medicine, Chulalongkorn University, 2Faculty of Medicine, King Chulalongkorn Memorial Hospital, Thai Red Cross Society, Chulalongkorn University, 3Center of Excellence for Infectious Diseases, King Chulalongkorn Memorial Hospital, Thai Red Cross Society, 4HIV-NAT, Thai Red Cross, AIDS Research Center, 5Division of Allergy and Clinical Immunology, Department of Medicine, Chulalongkorn University, Bangkok, Thailand Abstract: Non-nucleoside analog reverse transcriptase inhibitors (NNRTIs are an important component of combination antiretroviral regimens. Amongst the NNRTIs, efavirenz is commonly recommended for initial regimens in treatment-naïve HIV patients, but its use in some settings is limited by adverse effects, particularly those affecting the central nervous system and lipid metabolism. Rilpivirine is a new second-generation NNRTI that is recommended as an alternative to efavirenz in treatment-naïve HIV patients. Evidence of the clinical efficacy of rilpivirine versus efavirenz, in combination with two nucleoside or nucleotide analog reverse transcriptase inhibitors in treatment-naïve patients, is derived from the THRIVE and ECHO studies. These studies demonstrated that rilpivirine 25 mg once daily was potent and non-inferior to efavirenz 600 mg once daily using an intention-to-treat time-to-loss-of-virologic-response (ITT-TLOVR endpoint. Although virologic failure was higher in subjects treated with rilpivirine, study discontinuations due to adverse effects were more common in subjects treated with efavirenz. In addition, the virologic response to rilpivirine was suboptimal in patients with a baseline viral load >100,000 copies/mL. The overall incidence of adverse events and grade 2–4 adverse events was lower in the rilpivirine than in the efavirenz groups. Patients with rilpivirine failure were more likely to have resistance

    10. REFLECTIONS IN EAST AND WEST OF LOVE FUZÛLÎ ‘S LAYLA AND MAJNOON AND SHAKESPEARE'S ROMEO AND JULİET NAMED COMPARISON OF THE WORKS OF ART - AŞKIN DOĞU VE BATI YANSIMALARI OLARAK FUZÛLÎ’NİN LEYLA VE MECNUN VE SHAKESPEARE’İN ROMEO VE JULİET ADLI ESERLERİNİN MUKAYESESİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ayşe ULU

      2014-09-01

      Full Text Available Love of literature is among the main topics. Eastern and Western literature, many works have been written on the love. Fuzûlî with Leyla and Majnun in these works of Shakespeare's Romeo and Juliet takes place in the first place. These two works, which has such an importance are interpreted and made a comparison under different headings; attempted to determine similarities and differences. Love these stories are generated around the axis is quite remarkable in terms of comparative literature. Seen in some parts partnerships strengthen the conviction that these works are influenced by each other. This enabled the identification and assessment of whether there have been included in the article. Aşk, edebiyatın temel konularının başında gelir. Doğu ve Batı edebiyatında aşk üzerine yazılmış çok sayıda eser vardır. Fuzûlî’nin Leyla ve Mecnun’u ile Shakespeare’in Romeo ve Juliet’i bu eserler içerisinde ilk sıralarda yer alır. Böyle bir öneme sahip olan bu iki eser değerlendirilip ayrı başlıklar altında bir karşılaştırma yapılmış; benzerlikler ve farklılıklar belirlenmeye çalışılmıştır. Aşk ekseni etrafında oluşturulan bu hikâyeler karşılaştırmalı edebiyat açısından oldukça dikkat çekicidir. Bazı bölümlerde görülen ortaklıklar bu eserlerin birbirinden etkilendiği kanaatini güçlendirmektedir. Bu etkinin var olup olmadığına dair tespit ve değerlendirmelere makale içerisinde yer verilmiştir.

    11. Volatile profiling reveals intracellular metabolic changes in Aspergillus parasiticus: veA regulates branched chain amino acid and ethanol metabolism

      Science.gov (United States)

      2010-01-01

      Background Filamentous fungi in the genus Aspergillus produce a variety of natural products, including aflatoxin, the most potent naturally occurring carcinogen known. Aflatoxin biosynthesis, one of the most highly characterized secondary metabolic pathways, offers a model system to study secondary metabolism in eukaryotes. To control or customize biosynthesis of natural products we must understand how secondary metabolism integrates into the overall cellular metabolic network. By applying a metabolomics approach we analyzed volatile compounds synthesized by Aspergillus parasiticus in an attempt to define the association of secondary metabolism with other metabolic and cellular processes. Results Volatile compounds were examined using solid phase microextraction - gas chromatography/mass spectrometry. In the wild type strain Aspergillus parasiticus SU-1, the largest group of volatiles included compounds derived from catabolism of branched chain amino acids (leucine, isoleucine, and valine); we also identified alcohols, esters, aldehydes, and lipid-derived volatiles. The number and quantity of the volatiles produced depended on media composition, time of incubation, and light-dark status. A block in aflatoxin biosynthesis or disruption of the global regulator veA affected the volatile profile. In addition to its multiple functions in secondary metabolism and development, VeA negatively regulated catabolism of branched chain amino acids and synthesis of ethanol at the transcriptional level thus playing a role in controlling carbon flow within the cell. Finally, we demonstrated that volatiles generated by a veA disruption mutant are part of the complex regulatory machinery that mediates the effects of VeA on asexual conidiation and sclerotia formation. Conclusions 1) Volatile profiling provides a rapid, effective, and powerful approach to identify changes in intracellular metabolic networks in filamentous fungi. 2) VeA coordinates the biosynthesis of secondary

    12. HİRSUTİSM TEDAVİSİNDE YÜKSEK FREKANSLI ALTERNATiF • • AKIMLARININ KULLANIMI VE YENI BIR METOD : COOL-FLASH

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      ALİ ÖZGÜÇ GÖKSU

      2003-12-01

      Full Text Available Hirsutism (Aşırı kıllanma; yüz, göğüs, karın, sırt, kol ve hacakları n üst kısmında uzun, kalın ve sert kılların çıknıasıdır. Bu duruınun temel sebebi erkeklik hormonunun çeşitli nedenlerle artmasıdır. Günümüzde bu hastalığın kalıcı tedavisi için kullanılmakta olan en güvenilir ve etkili metot, Elektro-Epilasyoo ile kılların yok edilmesidir. Kıl foliküllerinin doğru şekilde imha edilmesinde foliküle verilen akımın özellikleri ve uygulanıa şekli çok önemlidir. İşte bu noktada geliştirmiş olduğumuz yeni metodun avantajları ile karşılaşmaktayız: Uygulama esnasında hastanın hissettiği acıda azalma ve uygulama paramet relerinin cihaz tarafından belirlenmesi sonucu en doğru ve verimli tedavi.

    13. TÜRKİYE’DE AR-GE & İNOVASYON HARCAMALARININ GELİŞİM SÜRECİ VE EKONOMİK ETKİLERİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Murat DEMİR

      2014-10-01

      Full Text Available Bu çalışmanın amacı, özellikle son yıllarda gittikçe önem kazanan İnovasyon kavramını açıklamak; bilim, teknoloji ve inovasyon faaliyetleriyle önemli başarılar elde etmiş Doğu Asya ülkelerini ve başarılarını değerlendirmek ve de bu faaliyetlerin Türkiye’deki gelişim sürecini incelemektir. Çalışmanın bir diğer amacı da Türkiye’de Ar-Ge & inovasyon yatırımlarının doğal sonucu olan patent başvuru rakamlarını ve patentlemedeki mevcut durumu ele almaktır. Çalışmadan elde edilen bulgular, Türkiye’de Ar-Ge ve inovasyon harcamalarının yeterli düzeyde olmadığını, bunun yansıması olan patent başvuru ve kabul sayılarının çok düşük seviyelerde olduğu sonucunu göstermektedir.

    14. Involvement of a velvet protein FgVeA in the regulation of asexual development, lipid and secondary metabolisms and virulence in Fusarium graminearum.

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Jinhua Jiang

      Full Text Available The velvet protein, VeA, is involved in the regulation of diverse cellular processes. In this study, we explored functions of FgVeA in the wheat head blight pathogen, Fusarium graminearum,using a gene replacement strategy. The FgVEA deletion mutant exhibited a reduction in aerial hyphae formation, hydrophobicity, and deoxynivalenol (DON biosynthesis. Deletion of FgVEA gene led to an increase in conidial production, but a delay in conidial germination. Pathogencity assays showed that the mutant was impaired in virulence on flowering wheat head. Sensitivity tests to various stresses exhibited that the FgVEA deletion mutant showed increased resistance to osmotic stress and cell wall-damaging agents, but increased sensitivity to iprodione and fludioxonil fungicides. Ultrastructural and histochemical analyses revealed that conidia of FgVeA deletion mutant contained an unusually high number of large lipid droplets, which is in agreement with the observation that the mutant accumulated a higher basal level of glycerol than the wild-type progenitor. Serial analysis of gene expression (SAGE in the FgVEA mutant confirmed that FgVeA was involved in various cellular processes. Additionally, six proteins interacting with FgVeA were identified by yeast two hybrid assays in current study. These results indicate that FgVeA plays a critical role in a variety of cellular processes in F. graminearum.

    15. TAL-1/SCL and its partners E47 and LMO2 up-regulate VE-cadherin expression in endothelial cells.

      Science.gov (United States)

      Deleuze, Virginie; Chalhoub, Elias; El-Hajj, Rawan; Dohet, Christiane; Le Clech, Mikaël; Couraud, Pierre-Olivier; Huber, Philippe; Mathieu, Danièle

      2007-04-01

      The basic helix-loop-helix TAL-1/SCL essential for hematopoietic development is also required during vascular development for embryonic angiogenesis. We reported that TAL-1 acts positively on postnatal angiogenesis by stimulating endothelial morphogenesis. Here, we investigated the functional consequences of TAL-1 silencing in human primary endothelial cells. We found that TAL-1 knockdown caused the inhibition of in vitro tubulomorphogenesis, which was associated with a dramatic reduction in vascular endothelial cadherin (VE-cadherin) at intercellular junctions. Consistently, silencing of TAL-1 as well as of its cofactors E47 and LMO2 down-regulated VE-cadherin at both the mRNA and the protein level. Endogenous VE-cadherin transcription could be activated in nonendothelial HEK-293 cells by the sole concomitant ectopic expression of TAL-1, E47, and LMO2. Transient transfections in human primary endothelial cells derived from umbilical vein (HUVECs) demonstrated that VE-cadherin promoter activity was dependent on the integrity of a specialized E-box associated with a GATA motif and was maximal with the coexpression of the different components of the TAL-1 complex. Finally, chromatin immunoprecipitation assays showed that TAL-1 and its cofactors occupied the VE-cadherin promoter in HUVECs. Together, these data identify VE-cadherin as a bona fide target gene of the TAL-1 complex in the endothelial lineage, providing a first clue to TAL-1 function in angiogenesis.

    16. Cardiovascular-sleep interaction in drug-naïve patients with essential grade I hypertension.

      Science.gov (United States)

      Grimaldi, Daniela; Provini, Federica; Calandra-Buonaura, Giovanna; Barletta, Giorgio; Cecere, Annagrazia; Pierangeli, Giulia; Cortelli, Pietro

      2013-03-01

      Lack of nighttime blood pressure (BP) reduction by 10-20% from the mean daytime values (dipping) has been described as a distinguishing feature of essential hypertension and associated, also in normotensive subjects, with increased cardiovascular (CV) risk. Mechanisms involved in the loss of the nocturnal dip are still unclear, but involvement of autonomic nervous system (ANS) activity probably plays a crucial role. Sleep is fundamental in modulating ANS activity to maintain the physiological BP circadian rhythm, and for this reason its integrity has been widely investigated in hypertension. We investigated, under controlled conditions, the autonomic control of the CV system through an autonomic reflex screen in the awake condition and by assessment of circadian rhythm-, day-night-, time-, and state-dependent changes of BP and heart rate (HR) and associated sleep parameters in patients with a recent (≤1 yr) diagnosis of essential grade I hypertension naïve of therapy. Fourteen hypertensive patients (6 males, age: 43 ± 11 yrs; body mass index [BMI]: 24 ± 3 kg/m(2)) were compared with 28 healthy controls matched for sex, age, BMI (2 controls/patient) for cardiovascular reflex and to 8 different subjects from previous controls (6 males), comparable for age and BMI, for the day-night and nighttime CV profiles during two consecutive nights. The cardiovascular reflex screen data showed increased sympathetic effect in hypertensive patients, represented by higher overshoot of BP after Valsalva maneuver. Nighttime sleep architecture during the dark period in terms of duration, representation of sleep stages, sleep fragmentation, and incidence of arousals-periodic limb movements in sleep (PLMS) and PLMS arousals-was similar in patients and controls. Hypertensive patients displayed higher 24-h BP and HR values, but their sleep-related BP decrease was significantly reduced compared with controls. The circadian rhythms of BP and HR were intact and similar in

    17. Amasya Taş Kesilme Efsaneleri ve Motifleri Üzerine On Amasya Petrifaction Legends and Motives

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tuğrul BALABAN

      2013-09-01

      alanın efsaneyi kendi bakış, düşünüş ve algılayış biçimlerine göre tanımlamaları farklı yönlerini görmeleri sonucunu doğurmuştur. Bu sebeple efsane tanımları türün belirgin özelliklerinin sıralanması sureti ile yapılabilmektedir. Çünkü efsane aynı anda birden çok şeydir. Özellikle mitolojik kaynaktan beslenen ve oluşum-dönüşüm efsaneleri adı ile anılan şekil değişikliğine bağlı anlatmalar, geçmiş kültürel deneyimlerin bugünkü inanmalara yansımaları olmaları sebebiyle binlerce yıllık bir deneyimi ifade ederler. Bu şekilde ait oldukları toplumun yaşam serüveni içerisinde geçirdiği evreleri ve sahip oldukları değerlerin bugüne etkilerini yansıtırlar. Bu çalışmada, Amasya ilinde maddi izi bulunan ve halk tarafından tanınarak etrafında çeşitli pratikler oluşmuş olan 19 taş kesilme efsanesinin motif yapısının ortaya konulması amaçlanmıştır. Alan/saha araştırması ile "yönlendirilmiş ve yönlendirilmemiş görüşme/mülakat" ve "gözlem" yöntemleri kullanılarak tespit edilen efsanelerin genellikle tarım arazileri dışında ve sarp bölgelerde bulunduğu görülür. Arazi yapısı içerisinde açıklanma hissi ve ihtiyacı uyandıracak şekilde topografik bir farklılık gösterirler. Bu sebeple çoğu zaman benzetme yoluyla anlamlandırılmaya çalışılırlar. Şekil değiştirme efsaneleri içerisinde taş kesilme anlatmaları, bir taşın, kayanın ya da dağın teşekkülünü ve menşeini izah ederler. Bu anlamda bildirme ve açıklama fonksiyonunu yerine getirmiş olurlar. Çalışmada yer alan ve tarafımızdan Amasya ili sınırları içerisinde derlenmiş 19 “taş kesilme efsanesi”nde istenmeyen bir durumdan kurtulmanın çareleri tükendiğinde, düşmana ya da istenilmeyene teslim olmaktansa taşa döndürülmeyi dileyerek, durumdan kurtulma dile getirilmektedir.

    18. Şeyh Galib ve Yayınlanmamış Şiirleri Sheikh Galib And His Unpublished Poems

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Erdoğan TAŞTAN

      2012-12-01

      Full Text Available Sheikh Galib is one of the most important poets of classical Turkish literature. Both his contemporary and predecessor poets were deeply influenced by ‘Divan’ and ‘Hüsn ü Aşk’ of Sheikh Galib who himself was influenced by Sebk-i Hindî.At the same time, Galib is one of the major figures of the mystical in his period. He was born and brought up in an environment dominated by the Mevlevi culture and received a good sufi mystical training and finally has been sheikh of Galata Mevlevihanesi. He also frequently uses mystical concepts in his poems.Sheikh Galib who arranged his Divan at the age of 24, two years later wrote out Hüsn ü Aşk. He was well-known at a young age thanks to these two works in literary and mystical gathering-places and deservedly gained a reputation. Thus he attracted attention of Sultan Selim III, and a sincere friendship began between them.This great poet of our classic literature also attracted attention of today’s researchers, there are various studies about his literary personality and his works. His Divan and Hüsn ü Aşk was published by different researchers.In this article, the previously unpublished poems of Sheikh Galib can be found along with the information on his life, art and works. The aforementioned poems exist in a 776 numbered poetry journal in Halet Efendi section of Sülaymaniye Library. Thesepoems consist mostly of isopsephic poems but there are also singular couplets and poems written in ghazal, ruba’i and verse forms. This article has also been enriched with the footnotes which give detailed information on the abovementioned poems. Şeyh Galib, klasik Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biridir. Şiirlerinde Sebk-i Hindî’nin tesirleri görülen Galib, Divan’ı ve Hüsn ü Aşk’ı ile gerek yaşadığı çağda gerek kendinden sonraki dönemlerde yetişen divan şairlerini derinden etkilemiş bir şahsiyettir.Galib, aynı zamanda devrinin önemli tasavvufî

    19. VERİTABANI MİMARİSİ VE ORACLE VERİTABANI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Cuma Kara

      2001-12-01

      Full Text Available Son yıllarda hızla gelişen bilişim teknolojileridünyasındaki gelişmelerde veritabanları önemli yertutmaktadır. Bu çalışmada ihtiyaç haline gelenveritabaniarında veri tammlama, veritabanıbütünlüğünün kontrolü, veri tabaniarına erişiminkontrolü ve veritabaniarının sorgulanması vegüncellenmesi için gerekli komutlara sahip olan biralt dil SQL (Yapılandırılmış V eritabanı SorgulamaDili ele alınınıştır. Bu çalışmada BilişimTeknolojileri dünyasında ki yerini alan ORACLEveritabanının üstün özellikleri araştırılmıştır. Oracleveritabanında, uygulama geliştirme, yedekleme,kurtarma, veritabanının güvenilirliliği, sunduğuçözümler, yenilikler, ihtiyaçlara cevap, performans,yönetme, veritabanına yönelik sunduğu ürünler veağ bağlantıları incelenmiştir.

    20. Disrupted brain anatomical connectivity in medication-naïve patients with first-episode schizophrenia.

      Science.gov (United States)

      Zhang, Ruibin; Wei, Qinling; Kang, Zhuang; Zalesky, Andrew; Li, Meng; Xu, Yong; Li, Leijun; Wang, Junjing; Zheng, Liangrong; Wang, Bin; Zhao, Jingping; Zhang, Jinbei; Huang, Ruiwang

      2015-03-01

      Previous studies suggested that the topological properties of brain anatomical networks may be aberrant in schizophrenia (SCZ), and most of them focused on the chronic and antipsychotic-medicated SCZ patients which may introduce various confounding factors due to antipsychotic medication and duration of illness. To avoid those potential confounders, a desirable approach is to select medication-naïve, first-episode schizophrenia (FE-SCZ) patients. In this study, we acquired diffusion tensor imaging datasets from 30 FE-SCZ patients and 34 age- and gender-matched healthy controls. Taking a distinct gray matter region as a node, inter-regional connectivity as edge and the corresponding streamline counts as edge weight, we constructed whole-brain anatomical networks for both groups, calculated their topological parameters using graph theory, and compared their between-group differences using nonparametric permutation tests. In addition, network-based statistic method was utilized to identify inter-regional connections which were impaired in the FE-SCZ patients. We detected only significantly decreased inter-regional connections in the FE-SCZ patients compared to the controls. These connections were primarily located in the frontal, parietal, occipital, and subcortical regions. Although small-worldness was conserved in the FE-SCZ patients, we found that the network strength and global efficiency as well as the degree were significantly decreased, and shortest path length was significantly increased in the FE-SCZ patients compared to the controls. Most of the regions that showed significantly decreased nodal parameters belonged to the top-down control, sensorimotor, basal ganglia, and limbic-visual system systems. Correlation analysis indicated that the nodal efficiency in the sensorimotor system was negatively correlated with the severity of psychosis symptoms in the FE-SCZ patients. Our results suggest that the network organization is changed in the early stages of the

    1. Anemia in Antiretroviral Naïve HIV/AIDS Patients: A Study from Eastern India

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Arindam Pande

      2012-01-01

      Full Text Available Background: Hematological manifestations are common throughout the course of HIV infection. Impact of anemia is the most significant among them. The present study was undertaken to evaluate the etiologies underlying anemia in HIV/AIDS. Methods This was a non randomized cross sectional observational study conducted in a tertiary care hospital of India over a period of 2 years. One hundred and fifty HIV patients were screened. Thorough clinical and laboratory evaluation was done in 50 randomly selected anemic cases. Results: Proper etiological diagnosis could be reached in 46 patients. Among them correlation between Hb% and CD4 count was statistically insignificant (p = 0.074, r = 0.47 whereas it was significant with absolute lymphocyte and CD4 count (p = 0.006, r = 0.41. There was better correlation of bone marrow iron status with percent saturation of transferrin (p = 0.003, r = 0.54 than with serum ferritin (p = 0.055, r = 0.09. Bone marrow iron status did not have any relationship with CD4 count. Anemia of chronic disease was the commonest etiology (37% followed by HIV related myelodysplastic syndrome (31%, iron deficiency anemia (13%, bone marrow suppression due to direct involvement by some infective process (7%. Aplastic anemia, multiple myeloma, Hodgkin’s disease, pure red cell aplasia, hemophagocytic lymphohistiocytosis and vitamin B12 deficiency were detected in one case (2% each. Conclusions: Etiologies of anemia in HIV/AIDS are multifactorial with anemia of chronic disease being the commonest. For screening of iron deficiency in this group, percent saturation is a better tool than serum ferritin. Absolute lymphocyte count can sometimes be used as a surrogate marker of immunological status in antiretroviral naïve HIV patients, particularly in resource poor areas.

    2. Cabozantinib Resolves Bone Scans in Tumor-Naïve Mice Harboring Skeletal Injuries

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Michael G. Doran

      2014-10-01

      Full Text Available The receptor tyrosine kinase inhibitor cabozantinib (XL184, BMS-907351 Cometriq has displayed impressive clinical activity against several indications, culminating in its recent approval for medullary thyroid cancer. Among malignancies with tropism for the bone (prostate, breast, one striking feature of early clinical reports about this drug has been the rapid and complete resolution of bone scans, a phenomenon almost never observed even among therapies already shown to confer survival benefit. In castration-resistant prostate cancer, not all conventional response indicators change as dramatically posttreatment, raising the possibility that cabozantinib may impair the ability of bone-seeking radionuclides to integrate within the remodeling bone. To test this hypothesis, we surgically induced bone remodeling via physical insult in non–tumor-bearing mice and performed 18F-sodium fluoride (18F-NaF positron emission tomographic (PET and technetium 99m–methylene diphosphonate (99mTc-MDP single-photon emission computed tomographic (SPECT scans pre- and posttreatment with cabozantinib and related inhibitors. A consistent reduction in the accumulation of either radiotracer at the site of bone remodeling was observed in animals treated with cabozantinib. Given that cabozantinib is known to inhibit several receptor tyrosine kinases, we drugged animals with various permutations of more selective inhibitors to attempt to refine the molecular basis of bone scan resolution. Neither the vascular endothelial growth factor receptor (VEGFR inhibitor axitinib, the MET inhibitor crizotinib, nor the combination was capable of inhibiting 18F-NaF accumulation at known bioactive doses. In summary, although the mechanism by which cabozantinib suppresses radionuclide incorporation into foci undergoing bone remodeling remains unknown, that this phenomenon occurs in tumor-naïve models indicates that caution should be exercised in interpreting the clinical significance

    3. Proceedings of the XXII A.I.VE.LA. National Meeting

      Science.gov (United States)

      Primo Tomasini, Enrico

      2015-11-01

      A.I.VE.LA. - the Italian Association of Laser Velocimetry and non-invasive diagnostics - is a non-profit cultural association whose objective is to promote and support research in the field of non-contact or minimally invasive measurement techniques, particularly electromagnetic-based techniques and optical techniques. Through its Annual Meeting, AIVELA aims to create an active and stimulating forum where current research results and technical advances can be exchanged and the development of new systems for laboratory use, field testing and industrial application can be promoted. The techniques covered include Laser Doppler Anemometry - LDA, Phase Doppler Anemometry - PDA, Image Velocimetry - PIV, Flow visualization techniques, Spectroscopic measurement techniques (LIF, Raman, etc.), Laser Doppler Vibrometry - LDV, Speckle Pattern Interferometry - ESPI, Holographic techniques, Shearography, Digital Image Correlation - DIC, Moiré techniques, Structured light techniques, Infrared imaging, Photoelasticity, Image based measurement techniques, Ultrasonic sensing, Acoustic and Aeroacoustic measurements, etc. The first Annual Meeting was held back in October 1992 and since then there has been a large consensus among the research and scientific communities that the papers presented at the event are of a high scientific interest. The XXII AIVELA Annual Meeting was held at the Faculty of Engineering of University of Rome Tor Vergata on 15-16 December 2014 and was organised in collaboration with the International Master Courses in "Protection Against CBRNe Events". This volume contains a selection of the papers presented at the event. The detailed Programme of the Meeting can be found at: http://www.aivela.org/XXII_Convegno/index.html Trusting our Association and its initiatives will meet your interest, I wish to thank you in advance for your kind attention and hope to meet you soon at one of our events.

    4. Histerektomi endikasyonları ve histopatolojik tanıların dağılımı

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Seda Keskin

      2013-09-01

      Full Text Available Amaç. Kliniğimizde gerçekleştirilen histerektomi operasyonlarının klinik endikasyonlarını incelemek ve histerektomi materyallerindeki histopatolojik tanıları ortaya koymaktır. Yöntem. Ocak 2010-Ocak 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilen 223 total abdominal histerektomi olgusu retrospektif olarak incelendi. Yaş, menapozal durum, operasyon endikasyonu, yapılan operasyonun bilgileri ve elde edilen materyalin patolojik inceleme sonuçları analiz edildi. Bulgular. Çalışmaya alınan hastaların yaş ortalaması 49,3±5,4 olarak saptandı. Tüm vakalara total abdominal histerektomi uygulanmıştı. Hastaların %76,2’sine bilateral ooferektomi, %17,4’üne tek taraflı ooferektomi, %6,2’sine ise sadece histerektomi uygulanmıştı. Hastaların %19,2’si menapoz olarak değerlendirildi. Histerektomi endikasyonlarımız arasında en sık izlenen 138 hasta (%61,8 ile myoma uteri idi. Diğer endikasyonlar ise sırasıyla 38 hasta (%17 ile disfonksiyone uterin kanama, 37 hasta (%16,5 ile adneksiyel kitle, 10 hasta (%4,4 ile pelvik organ prolapsusu idi. Histerektomi materyallerinin histopatolojik incelemesi sonucunda, en yaygın tanımlanan patolojiler sırasıyla %68,1; %37,2; %18,8 oranlarıyla leiomyom, adenomyozis ve overyan/paraoveryan kist olarak belirlendi. En sık görülen kombinasyon %15,2 ile leiomyom ve adenomyozis kombinasyonuydu. Ayrıca 19 hastada (%8,5 endometrial polip, 15 hastada (%6,7 endometrial hiperplazi, 11 hastada (%4,9 atrofik endometrium, 4 hastada (%1,7 servikal intraepitelyal neoplazi, 3 hastada (%1,3 endometrium kanseri saptandı. Sonuç. Çalışmamızda en sık histerektomi endikasyonu literatürdeki gibi myoma uteri olarak saptandı. Histopatolojik inceleme sonucunda ise en sık leiomyom ve adenomyozis saptandı. Menometroraji/pelvik ağrı şikayeti ile başvuran ve özellikle myoma uterisi olan hastalarda eşlik eden adenomyozis olabileceği akılda tutulmalıdır. Fertilitesini tamamlam

    5. PERTEV TEVFİK AND MUAHEDE (TREATY NEWSPAPER ABSTRACT PERTEV TEVFİK VE MUAHEDE GAZETESİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Taner ASLAN

      2011-09-01

      Full Text Available The Muahede, which was owned by Pertev Tevfik Bey and edited by Şehabettin Süleyman Bey, began its publication life as newspaper in İstanbul on October 18, 1910 with the tag line “Demokrasi Mesleğinin Hâdim ve Müdâfii” (The Servant and Defender of Democracy. It was a daily newspaper with political, economic and literary content. Its publication life did not last long in the convulsive atmosphere of the Second Constitutional Era and only 24 issues were printed. The newspaper, which adopted the mission of promoting the ideas of democracy and liberties among the public, criticized the policies of İttihat ve Terakki (The Union and Progress Party government especially with respect to these aspects. The publication did not hesitate to write about the political and administrative mistakes of the government even in a period when martial law was in effect and those newspapers writing against the government were closed down. It asked the government to adopt democratic means in accordance with the spirit of constitutionalism. The newspaper expressed the view that the regime of constitutionalism can be completely established in the country only with the implementation of a democratic government. While emphasizing the importance of the role the press must play in the development of democracy, the publication foregrounded the press as the essential element of a democracy. By criticizing the censorship practices, it asserted the idea that censorship was a barrier for the development of democracy. By frequently referring to the ideas of democracy, the articles in the publication often included terms like constitutionalism, justice, freedom, Kanun-ı Esasi (Main Constitution and democracy, so that these terms could be better understood by the general public. The newspaper pursued a policy which aimed to promote the development of the state socially, economically, administratively and politically. The newspaper, which stated that the mission of the

    6. Gözleme Dayalı Çalışmalarda Eğilim Skoru (Propensity Score ve Tıp Bilimleri'nde Bir Uygulama

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Elif Çiğdem KASPAR

      2010-01-01

      Full Text Available Amaç: Gözlemsel çalışmalarda ve/veya retrospektif çalışmalarda, araştırmacının olgu ve kontrol gruplarındaki birimleri rastlantısal olarak gruplara atama işleminde kontrolü yoktur. Bu nedenle, olgu-kontrol gruplarına düşen bireylerin ortak değişkenlerinde bazı farklılıklar gözlemlenebilir ve bu farklılıklarda tedavi etkisinin yanlı (biased tahminlerine neden olabilmektedir. Bir dengeleme skoru olarak tanımlayabileceğimiz eğilim skoru (ES, tedavinin gözlenen ortak değişkenlere göre koşullu olasılığı olarak ifade edilir. ES tahmin ettikten sonra eşleştirme, tabakalara ayırma ve regresyon düzeltmesi yöntemleriyle yeniden örnekleme yapılarak retrospektif gözlemsel çalışmalarda örneklemedeki yanlılığın azaltılmasında, prospektif çalışmalardaki gibi kesinliğin artmasında, kanıt seviyesi bakımından göreli düşük olan olgu-kontrol çalışmalarının, prospektif bir çalışmanın kanıt seviyesine çıkartılması ve bazı ortak değişkenlerin etkilerini ortaya koymak amacıyla kullanılır. Çalışmamızda ES öncesi ve sonrası örneklem için olgu ve kontrol bireylerine lojistik regresyon uygulanarak risk faktörlerinin anlamlılıklarındaki farkları ortaya koymak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamızda, göğüs cerrahisi ameliyatı geçirmiş n=478 hasta kullanılmıştır. Ameliyat sonrası delirium tanısı alan ve almayan hastalara ait, 24 risk faktörüne lojistik regresyon uygulanmış ve sonuçlar elde edilmiştir. ES lojistik regresyon ile hesaplanmış, tabakalara ayırma yöntemi kullanılarak oluşan yeni örneğe istatistik analiz uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Bulgular: ES ile oluşturulmuş yeni örneklemdeki olgu ve kontrol grupları hemen hemen aynı karakteristiklere sahip olmuş ve yanlılık azalmıştır. Sonuç: ES öncesi ve sonrası örneklem için olgu ve kontrol bireylerine uygulanan lojistik regresyon sonucunda risk fakt

    7. Arts and sports in nursing educationHemşirelik eğitiminde sanat ve spor

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Arzu İlçe

      2015-11-01

      ç: Bu çalışma; bireyin, ailenin, toplumun sağlığını korumak ve geliştirmek, hastalık halinde iyileştirme amacına yönelik hizmetlerin; planlanması, örgütlenmesi, uygulanması, değerlendirilmesinden sorumlu, bilim ve sanattan oluşan hemşirelik mesleğinin eğitiminde sanat ve sporla ilgili derslerin varlığı ve çeşitliğini saptamak üzere gerçekleştirildi. Yöntem: Tanımlayıcı tipte planlanan çalışma Mart 2014 tarihinde gerçekleştirildi. Yükseköğretim Kurumu internet sayfasından Ülkemizde bulunan 179 üniversiteden, 114 hemşirelik bölümünün 105’inin öğretim planına ulaşıldı. Hemşirelik bölümü öğretim programlarında sanat ve sporla ilgili dersler ve çeşitliliği değerlendirildi. Veriler SPSS paket programında kodlanarak, sayı, yüzde ve Ki- kare analizleri ile değerlendirildi. Bulgular: Yükseköğretim Kurumu internet sayfasından ülkemizde 108’i devlet, 71’i özel/ vakıf üniversitesi olmak üzere 179 üniversite olduğu görüldü. Üniversiteler içerisinde 88’i devlet, 26’sı özel/vakıf olmak üzere toplamda 114 hemşirelik bölümü olduğu ve bazı üniversitelerde birden fazla hemşirelik bölümü bulunduğu saptandı. 114 hemşirelik bölümünün internet ortamında 105 (70 Sağlık Yüksekokulu, 31 Sağlık Bilimleri Fakültesi, 4 Hemşirelik Fakültesi’inin öğretim programına ulaşıldı. Buna göre hemşirelik bölümlerinin sadece % 34.3’ ünde sanatla; % 28.6 ’sında sporla ilgili dersin olduğu görüldü. Sanatla ilgili derslerin % 24.0 müzik, % 18.3 resim, % 14.1 yaratıcı drama, tiyatro, sinema, % 12.7 güzel sanatlar, % 9.9 halk oyunları, % 5.6 dans, ritim, % 5.6 fotoğrafçılık, % 4.2 el sanatları, süsleme, % 2.8 seramik, % 2.8 diksiyon olduğu ve bu derslerin % 75.0 oranında birinci sınıfta yer aldığı belirlendi. Sporla ilgili dersler % 28.6 beden eğitimi % 1.0 satranç olduğu ve bu derslerin % 24.8 oranında birinci sınıfta yer aldığı belirlendi

    8. Sex difference and menstrual cycle effects on semantic priming and rememberingAnlamsal hazırlama ve hatırlamada cinsiyet farkı ve menstural dönem etkileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Evrim Gülbetekin

      2015-02-01

      fluctuate across the menstrual cycle. The findings were discussed in the context of the negative effects of increasing luteinizing hormone (LH levels on attentional and executive functions in both ovulatory phase and Alzheimer’s disease. ÖzetAmaç: Kadınların ve erkeklerin bazı bilişsel işlemlerde ve hemisferik özelleşmelerde farklılık gösterdiği; buna karşın, cinsiyet farklılıklarına ilişkin çalışmaların her zaman çok tutarlı olmadığı bilinmektedir. Son dönemlerde yapılan çalışmalar, kadınlardaki bilişsel becerilerin menstural döneme bağlı olarak dalgalanma gösterebildiğine işaret etmiştir. Sunulan çalışmada erkeklerin ve farklı menstural dönemdeki kadınların (yumurtlama ve mensturasyon anlamsal hazırlama (AH ve hatırlama görevindeki peformansları yönünden farklılık gösterip göstermediğini incelemek amaçlanmıştır. Ayrıca AH görevinde cinsiyete özgü hemisferik özelleşme olup olmadığı incelenmiştir.Yöntem: Çalışmaya 72 kadın ve 29 erkek üniversite öğrencisi katılmıştır. AH görevi için katılımcılara arka arkaya iki resim gösterilmiştir. Görsel-yarı alan tekniği kullanılarak ve deney gruplarına uygun olarak ilk resim sol görsel alanda, sağ görsel alanda ya da merkezde100ms sunulmuş; katılımcılardan merkezde sunulan birinci resimle ikinci resmin ilişkili olup olmadığını belirtmeleri istenmiştir. AH görevinin ardından katılımcılara deneydeki uyarıcıların bir listesi verilmiş ve bunun içinden hatırladıklarını bir dakikalık sürede işartlemeleri istenmiştir.Bulgular: Tüm gruplarda AH etkisinin olduğu; ancak bu göreve ilişkin bir hemisferik özelleşmenin olmadığı bulunmuştur. Erkekler ilişkili resimleri yumurtlama dönemindeki kadınlardan daha hızlı değerlendirirken, mensturasyon dönemindeki kadınlarla böyle bir farklılık gözlenmemiştir. Benzer şekilde erkeklerin hatırladıkları genel uyarıcı ve ilişkisiz uyarıcı say

    9. Approaches and Views of Teachers and Administrators Related to the Usage of Interactive WhiteBoards and Tablet PCs [Öğretmen ve Yöneticilerin Etkileşimli Tahta ve Tablet Bilgisayar Kullanımına Yönelik Yaklaşımları ve Görüşleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Gökhan Dağhan

      2015-12-01

      Full Text Available The aim of the study is to determine approaches of administrators and teachers related to the use of interactive whiteboards and tablet PCs which are distributed in schools within FATİH project. Research was carried out with 32 administrator and 36 teachers who works at FATİH project implementation schools. Seperate forms consisting of different open-ended questions were posed to teachers and administrators. Data was analyzed with content analysis. Administrators indicate that the courses supported by this technology will provide effective learning; courses will be more efficient in a shorter time; motivation, interest and involvement will be affected in a positive direction. Teachers states that technology supported courses will increase the interest of students and develop various skills. According to the statements the most important problem related to the use of these technologies seems to be caused by lack of sufficient educational e-content. Organizing “practical” trainings which aims at gaining ability to create educational e-content for teachers could be solution to sufficient e-content problem. [Bu çalışmanın amacı FATİH projesiyle birlikte okullarda dağıtılan etkileşimli tahta ve tablet bilgisayarlarla ilgili olarak, yöneticilerin ve farklı alanlarda görev yapan öğretmenlerin görüşlerinin ve bu teknolojilerin kullanımlarına yönelik yaklaşımlarının belirlenmesidir. Araştırma FATİH projesinin uygulandığı okullarda görev yapan 32 yönetici ve 36 öğretmenle yürütülmüştür. Öğretmen ve yönetici formu olmak üzere farklı açık uçlu sorulardan oluşan anket katılımcılara yöneltilmiş, veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Yöneticiler derslerin bu teknolojilerle desteklenerek işlenmesi ile etkili öğrenmelerin sağlanacağını; daha kısa zamanda daha verimli dersler işleneceğini; motivasyon ilgi ve katılımın olumlu yönde etkileneceğini belirtmektedirler.

    10. Farklı Azot Dozlarının Karabuğdayın (Fagopyrum esculentum Moench Tane Verim ve Kalitesine Etkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Derya OKUDAN

      2015-12-01

      Full Text Available Araştırma; karabuğday için uygun azot dozunun (gübresiz-0 ve saf olarak: 1.5, 3, 4.5, 6 ve 7.5 kg/da belirlenmesi ve azotun verim ve kaliteye etkisini araştırmak amacıyla 2014 yılında Isparta’da yürütülmüştür. Karabuğdayın en uzun bitki boyu (77.0 cm, en yüksek tane verimi (125.4 kg/da ve biyolojik verim (431.3 kg/da 7.5 kg/da N dozunda, en yüksek bin tane ağırlığı (24.2 g, agronomik etkinlik (11.91, geri dönüşüm etkinliği (67.74 ve yararlılık etkinliği (50.58 6.0 kg/da N dozunda elde edilmiştir. En yüksek fizyolojik etkinlik (0.76 4.5 kg/da N dozunda ve en yüksek agro-fizyolojik etkinlik (0.26  ise 1.5 kg/da N dozunda belirlenmiştir. Karabuğdayın mineral besin içeriği, uygulanan N dozlarının artışına bağlı olarak yükselmiş ve en yüksek N (%1.95, P (%0.216, K (%0.243, Mg (%0.131, Cu (4.53 ppm, Zn (18.59 ppm, Fe (3.7 ppm ve Mn içeriği (3.00 ppm 7.5 kg N uygulamasında tespit edilmiştir. Karabuğdayın mineral besin içeriği bakımından Fe elementi hariç 6.0 kg/da ile 7.5 kg/da azot dozları arasında istatistiksel olarak fark ortaya çıkmamış ve diğer elementler aynı grupta yer almışlardır.

    11. Ekim Zamanı ve Soguk Katlamanın Menengiç (Pistacia terebinthus L. Tohumlarında Çimlenme Yüzdesine Etkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Hazin Cemal GÜLTEKİN

      2009-04-01

      Full Text Available Bu arastırmada, menengiç (Pistacia terebinthus L. türünde, ekim zamanı farklılıgının ve katlama islemlerinin, çimlenme oranına etkileri çalısılmıstır. Bu amaçla, Egirdir fidanlıgında iki ayrı deneme gerçeklestirilmistir. Birinci denemede, 2004 ve 2005 yıllarında toplanan tohumlar 8 degisik sürede 6-8 °C sıcaklıkta soguk katlamaya tabi tutulmus ve 1 Mart tarihinde ekilmistir. İkinci denemede ise, 12 farklı zamanda (1 Ekim–15 Mart tarihleri arasında 15 günde bir dogrudan tohum ekimi yapılmıstır. Denemeler tesadüfî parseller deneme desenine uygun olarak 4 yinelemeli kurulmustur. Çimlenme oranı verileri, varyans analizi ve Duncan testi uygulanarak degerlendirilmistir. Sonuç olarak, ekim zamanları ve katlama islemleri çimlenme oranları üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir (p<0.001. 2004–2005 ve 2005–2006 yıllarında yüksek çimlenme oranları 6-8 °C sıcaklıkta 75 gün soguk katlama ve 6-8 °C sıcaklıkta 90 gün soguk katlamadan elde edilmis olup, saptanan çimlenme yüzdeleri % 94 ve daha fazladır. Katlama yapılmamıs kontrol islemindeki tohumlarla yapılan ekimlerde ve 6-8 °C sıcaklıkta 15 gün soguk katlamada herhangi bir çimlenme elde edilememistir. Ekim zamanı denemesinde, yüksek çimlenme yüzdeleri 1 Kasım - 15 Kasım tarihlerinde elde edilmistir. Bu tarihlerde yapılan dogrudan tohum ekimlerinde % 94.3 ve üzerinde çimlenme yüzdeleri elde edilmistir. Egirdir Orman Fidanlıgı kosullarında dogrudan tohum ekimlerinde mart ayına kadar gecikilmemelidir. Aksi takdirde çimlenme elde edilemeyecektir.

    12. THE LIFE OF HOCAZADE ES’AD EFENDI, A SHEIKHULISLAM, AUTHOR AND INTERPRETER, AND HIS WORKS MÜTERCİM VE MÜELLİF BİR ŞEYHÜLİSLAM: HOCAZADE ES’AD EFENDİ VE ESERLERİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet ÖZDEMİR

      2011-06-01

      Full Text Available Hocazade Es’ad Mehmed Efendi was the youngest of the two sons whose father, Hoca Sadettin Efendi, was also a şeyhülislam.He held an important position such as the that of Şeyhülislam between 1615 and 1622, 1623 and 1625, when many important events took place in the history of the ottoman empire. In addition to his efficient position in state administration, he was also a literate scholar, making him and his works important. Es’ad Efendi was one of the first interpreters translating Sa’di’s book ‘Gülistân’ considered as an eastern classic into Turkish. Sadi is regarded as one of the three representatives, including Firdevsî and Hâfız. He also wrote Gülistân-ı Şemâil and Kaside-i Bürde Tahmisi in which he narrated the importance of Friday. In this study, the life of Es’ad Efendi, his personality and his works were analyzed Şeyhülislam Hoca Sa’dettin Efendi’nin -babaları gibi şeyhülislamlık makamında bulunan iki oğlundan biri olan- küçük oğlu Hocazâde Es’ad Efendi, Osmanlı tarihinde önemli olaylara sahne olan bir dönemde (1615-1622 ve 1623-1625 şeyhülislamlık gibi mühim bir makamı temsil etmiştir. Devlet idaresinde etkili konumumun yanında, eli kalem tutan bir müellif / aydın olarak önemli bir sima olması onu ve eserlerini mühim kılmaktadır. Es’ad Efendi, Firdevsî ve Hâfız ile birlikte İran edebiyatının üç büyük temsilcilerinden biri kabul edilen Sa’dî’nin şark klasikleri arasına girmiş eseri Gülistân’ı, Gül-i Handân adıyla Tükçe’ye tercüme eden ilk mütercimlerden biridir. Ayrıca Gülistân-ı Şemâil adıyla kaleme aldığı manzum şemâili, Kaside-i Bürde Tahmisi ve cuma gününün önemini ve faziletlerini anlattığı Fezâil-i Cuma adlı eserleri de vardır. Bu yazıda Es’ad Efendi’nin hayatı, şahsiyeti ve eserleri hakkında tanıtıcı bilgiler verilmeye çalışılacaktır.

    13. THE MODERN WAY OF THREATS, CURSE AND IMPRECATION: SONGS AND FOLKSONGS KÜFÜR ETMENİN, LANET VE BEDDUA OKUMANIN ÇAĞDAŞ YOLU: ŞARKI VE TÜRKÜLER

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa ŞENEL

      2009-12-01

      Full Text Available The elements of folk literature are hidden in details of music which is the most important source and carrier of richness in various regions of the country.The contribution of this attitude wording to the teaching of mother language in the works of artists comes true involuntarily. Simple melody, known prayer in our songs and folksongs undertake a task of teaching curses.This kind of teaching method is processed unconsciously in today’s popular songs. In this study, we example how the unspeakable consepts become a part of our lives via music by analysing folk songs and popular songs. Yurdun çeşitli yörelerinde var olan zenginliğin en önemli taşıyıcıları ve kaynağı olan müziğin inceliklerinde halk edebiyatının unsurları gizlidir. Bu tavrın ve üslubun sanatçıların oluşturdukları eserlerdeki anadilin öğretilmesine olan katkısı, başlangıçta istem dışı bir öğrenim şeklinde gerçekleşmektedir. Şarkı ve türkülerimizdeki akılda kalan kolay melodi, halka tanıdık gelen dua, beddua lanet okuma ve hatta küfür şekillerinin öğretilmesinde de önemli bir görev üstlenmiştir. Bu tarz bir öğrenme yöntemi, günümüz popüler şarkılarında da farkında olmadan işlenilmektedir. Zira müzik aracılığıyla geleneksel değerlerimizin, hiçbir sakınca görülmeden artık böyle bir öğrenme yöntemi ile öğretebilme yöntemini tercih edilebileceği sonucuna varılabilir. Çalışmamızda hem geleneksel türkülerimizden hem de son dönemlerin güncel şarkı ve türkülerinden yola çıkarak normal şartlarda insanların birbirlerine söyleyemedikleri bu kavramların (beddua , lanet okuma ve küfür müzikle beraber günlük hayatımıza girişi incelenmiştir.

    14. Vegan and vegetarianism as a life styleYaşam tarzı olarak vegan ve vejetaryenlik

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Güzin Yasemin Tunçay Son

      2016-02-01

      Full Text Available Vegan and vegetarianism that becomes an increasing trend day by day is a life style and a life philosophy and a bioethical approach. The reason of choosing for being a vegan/ vegetarian differs according to people’s preferences. These may be; respecting for a living things’ life, taking an ethical position against exploitation of animals, reducing ecological damage, being healthy and religious purposes. Most people believe that the nature and animals just exist for the sake of them. Accordingly, people use and consume them with impunity. Human exploits animals to use them for different kinds of purposes he wishes. While some of them are cared and fed at home (like cats, dogs some of them are raised at farms for eating or to benefit from their products such as eggs and milk. There are also some other animals to be used for entertaining purposes in circuses or camel wrestling and bull fighting. There are also animals used for their abilities. A police dog can be given as an example. Police dogs are used for their powerful sense of smell that people have not. There have been some traditional practices that include some animals. Other two examples are turkeys being eaten at thanksgiving day and a ram decorated at the Festival of Sacrifice and sent to the fiancée‘s home. On the one hand it is observed that consuming meat of an animal has different meanings in terms of gender considerations. For example, eating meat is viewed as masculine behavior while eating vegetables is feminine. In addition, meat at advertisements is generally symbolized as a woman. These kinds of behaviors, attitudes, beliefs affect development of veganism/ vegetarianism positively or negatively. In this paper, veganism/vegetarianism is described as a life style. Özet Gün geçtikçe sayılarında artış olan vegan ve vejetaryenlik, bir yaşam tarzı, bir hayat felsefesi ve biyoetik bir yaklaşımdır. İnsanların vegan/vejetaryenliği seçme nedenleri farklılık g

    15. İthâl Ev Hayvanları Ve Süs Bitkilerinin Çevreye Etkileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ahmet ULUDAĞ

      2012-12-01

      Full Text Available ÖzetSüs bitkileri, açık havada çevremizi geliştirirken, iç mekânda sağlığımıza, sıhhatimize ve yaratıcılığımıza katkıda bulunur. İyi uygulanmış açık ve yeşil alanlar hem şehir hem de şehirli üzerinde olumlu etkilere sahiptir. İnsanların dostu olarak ev hayvanlarının da önemli bir yeri vardır. İnsanları dış dünyadan uzaklaştırarak onlara soluk aldırır, sosyalleşmeyi artırır, ayrıca çocukların eğitimine katkıda bulunurlar. Sanayileşme ile başlayıp kırdan şehre yönelen göçe paralel olarak ortaya çıkan şehirleşme; beton, cam ve asfaltın çevrelediği gri bir hayat tarzını insanlara dayatmaktadır. İster kendisi ister ataları köyden şehre göç etmiş olsun, insanlar, tabiat özlemlerini evlerinde yetiştirdikleri çeşitli bitkiler ve hayvanlarla gidermeye çalışmaktadır. Aynı olgu hızlı ve çarpık bir şehirleşme serüveni yaşayan Türkiye’de de kendini göstermektedir. Farklı olma isteği, görüntülü ve basılı yayınların giderek artan tesiri ve pazarlama kanallarının etkin çalışması gibi sebeplerle, bilinen yerli hayvan ve bitki türlerinin yerini alışılmışın dışında başka coğrafyalara ait canlılar almıştır. Son yıllarda bu canlılara yönelen yoğun talebin; bu ürünlerin ithalâtını, üretimini ve perakende satışlarını artırması, bu canlıların çevre açısından tehlikeli olma riskini de yükseltmektedir. Başta biyolojik çeşitlilik olmak üzere, insan faaliyetlerini ve sağlığını etkileyen, kendi anavatanları dışında yayılan bu canlılar, istilacı yabancı türler (İYT olarak adlandırılmaktadır. Evlerde beslenen bitki ve hayvanlar çeşitli nedenlerle tabiata salınmaktadır. Bazı ülkelerde bu konularda kanunî düzenlemeler ve gönüllü meslekî uygulama prensipleri mevcuttur. Ülkemizdeki karantina uygulamaları da dâhil mevcut mevzuat yeterli değildir. İYT ile mücadele için öncelikle bunlar

    16. Bazı yağ altı sularının uçucu bileşikleri ve mikrobiyal kontrolleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Neşe Kırımer

      2012-01-01

      Full Text Available Ülkemizde halk arasında yaygın olarak kullanılmakta olan yağ altı sularının kontrol ve standardizasyonu için yapılmış araştırma sayısı yok denecek kadar azdır. Bu konudaki eksikliği kısmen giderebilmek için Eskişehir'de ticari potansiyeli yüksek olan ve market raflarından kolaylıkla ulaşılabilen başta gül ve kekik suyu olmak üzere hayıt, karabaş, melisa, ökaliptus ve papatya sularının n-hekzan ile sıvı-sıvı ekstraksiyonu yapılarak elde edilen uçucu bileşikler fraksiyonunun Gaz Kromatografisi (GK ve Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometresi (GK/KS analizleri gerçekleştirilmiştir ve membran filtrasyon yöntemi ile mikrobiyal kirlilikleri kontrol edilmiştir.GK/KS sonuçlarına göre; gül suyunda fenil etil alkol, geraniol, sitronellol; hayıt, karabaş, kekik ve papatya sularında karvakrol; melisa suyunda öjenol; ökaliptus suyunda ise 1,8-sineol ve kafur yağ altı sularında ana bileşikler olarak belirlenmiştir. Papatya suyunun bileşimine bakıldığında ise ilginç olarak ana maddenin %32 oranla karvakrol olduğu görülmüştür. Yapılan mikrobiyolojik kontrollerde ise bazı markalara ait gül ve melisa sularının yüksek seviyede bakteri kontaminasyonuna sahip olduğu gözlenmiş, özellikle Melisa suyunda fekal koliform, kolifrom ve P. aeruginosa bakterilerinin standartların üzerinde olduğu belirlenmiştir. Halkımızın hekim ve eczacısına danışmadan kontrolsüz olarak dâhilen tükettiği bu ve benzeri ürünlerin üretim izni ve kontrollerinin en kısa sürede Sağlık Bakanlığı izin ve denetimine verilmesi önerilmektedir.

    17. MEASUREMENT AND ASSESSMENT METHODS USED AT SCIENCE AND TECHNOLOGY LESSON AND THE DIFFICULTIES ENCOUNTERED FEN VE TEKNOLOJİ DERSİNDE KULLANILAN ÖLÇMEDEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ VE KARŞILAŞILAN GÜÇLÜKLER

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Etem YEŞİLYURT

      2012-06-01

      Full Text Available The aim of this study, in which qualitative research method was used, is to determine the methods used by teachers at Science and Technology lessons to measure and assess students’ academic achievement levels and determine the difficulties encountered during the employment of these methods. The work group of this study consists of 54 Science and Technology teachers working at the downtowns of Diyarbakır, Elazığ, Hakkâri, Kahramanmaraş, Malatya, Şanlıurfa at 2009-2010 academic year. Data were obtained by a semi-structured interview form developed by the researcher and analyzed through NVivo 8 qualitative data analysis program. As a result of the research, teachers were determined to more frequently employ essay tests, complete-filling tests, multiple choice tests, true-false tests and equating tests that are among the traditional methods and also performance based processes, projects and portfolios that are among alternative methods. Students cannot state what they know at essay tests, they write whatever comes to their minds at complete-filling tests, and they can find incidentally the true answer at multiple choice tests, true-false tests and equating tests. At the methods of performance based processes and projects, teachers stated that they encountered such problems that students take their homework ready-made from internet, families help students excessively and students cannot put forth original products. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak yapılan bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin Fen ve Teknoloji dersinde öğrencilerin akademik başarısını ölçme ve değerlendirmede kullandıkları yöntemleri ve bu yöntemleri kullanırken karşılaştıkları güçlükleri belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2009-2010 akademik yılında Diyarbakır, Elazığ, Hakkâri, Kahramanmaraş, Malatya, Şanlıurfa il merkezinde görev yapan 54 Fen ve Teknoloji öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler, ara

    18. Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğrencilerinin, kan ve vücut sıvılarıyla bulaşan enfeksiyonlar, enfeksiyon kontrolü ve hepatit B enfeksiyonu ile ilgili bilgi düzeylerinin, tutumlarının ve hepatit B aşılanma ve serolojik durumlarının değerlen

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Kemal Şençift

      2011-05-01

      Full Text Available

       

       

      Amaç: Bu çalışmanın amacı Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğrencilerinin kan ve vücut sıvılarıyla bulaşan enfeksiyonlar, enfeksiyon kontrol yöntemleri ve hepatit B virüsü (HBV enfeksiyonu ile ilgili bilgi düzeylerini ve tutumlarını değerlendirmek, ve HBV aşılanma ve serolojik durumlarını incelemektir.

      Gereç ve Yöntem: Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde, 2010-2011 yılında eğitim gören 261 öğrenciye, HBV bilgi düzeyleri, aşılanma durumları ve enfeksiyon kontrolü konusundaki 52 sorudan oluşan anket formları dağıtıldı. Sonuçlar, tanımlayıcı istatistiksel metodlar, Student t testi,  Ki-Kare testi ve Fisher’s Exact Ki-Kare testi kullanılarak değerlendirildi. Veriler p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirildi.

      Bulgular: Yaş ortalaması 21,29 olan öğrencilerin 123’ü (%47,1 kendilerini HBV açısından risk grubunda görmekteydi. Öğrencilerin 207’sinin (%79,3 HBV aşısı yapt

    19. Immunohistochemistry for BRAF(V600E) antibody VE1 performed in core needle biopsy samples identifies mutated papillary thyroid cancers.

      Science.gov (United States)

      Crescenzi, A; Guidobaldi, L; Nasrollah, N; Taccogna, S; Cicciarella Modica, D D; Turrini, L; Nigri, G; Romanelli, F; Valabrega, S; Giovanella, L; Onetti Muda, A; Trimboli, P

      2014-05-01

      BRAF(V600E) is the most frequent genetic mutation in papillary thyroid cancer (PTC) and has been reported as an independent predictor of poor prognosis of these patients. Current guidelines do not recommend the use of BRAF(V600E) mutational analysis on cytologic specimens from fine needle aspiration due to several reasons. Recently, immunohistochemistry using VE1, a mouse anti-human BRAF(V600E) antibody, has been reported as a highly reliable technique in detecting BRAF-mutated thyroid and nonthyroid cancers. The aim of this study was to test the reliability of VE1 immunohistochemistry on microhistologic samples from core needle biopsy (CNB) in identifying BRAF-mutated PTC. A series of 30 nodules (size ranging from 7 to 22 mm) from 30 patients who underwent surgery following CNB were included in the study. All these lesions had had inconclusive cytology. In all cases, both VE1 and BRAF(V600E) genotypes were evaluated. After surgery, final histology demonstrated 21 cancers and 9 benign lesions. CNB correctly diagnosed 20/20 PTC and 5/5 adenomatous nodules. One follicular thyroid cancer and 4 benign lesions were assessed at CNB as uncertain follicular neoplasm. VE1 immunohistochemistry revealed 8 mutated PTC and 22 negative cases. A 100% agreement was found when positive and negative VE1 results were compared with BRAF mutational status. These data are the first demonstration that VE1 immunohistochemistry performed on thyroid CNB samples perfectly matches with genetic analysis of BRAF status. Thus, VE1 antibody can be used on thyroid microhistologic specimens to detect BRAF(V600E)-mutated PTC before surgery.

    20. Sosyal ve Ekonomik Açidan Fütüvvet İle İlgili Yazma Eserler Bibliyografyasi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mahmut Esat Harmancı

      2016-09-01

      Full Text Available Fütüvvet, İslam tasavvufunun kurumsallaşma sürecinde bir zühd arayışı olarak ortaya çıkmış, melâmet meşrebi içerisinde sosyal ve ekonomik bir kurumsallaşmaya neden olmuş, zaman zaman tasavvuf şubeleri içerisinde zaman zaman da tasavvufa bir tepki hareketi olarak işlev görmüştür. Tasavvuf içerisinde melâmet ve kalenderîlik meşrebleri olarak varlığını sürdürürken, değerler bağlamında da bir öğretiyi yaşatmak üzere önemli bir işlev görmüştür. Bu kavram, Mısır’dan Anadolu’ya kadar yayılarak bir süre sonra sadece esnaf teşekkülünün âdâb ve erkânına ilişkin bir ahlâk öğretisine dönüşmüştür. Ahilik kurumu, esnaf sınıfının işleyişi açısından Anadolu’ya özgü bir uygulama modeli geliştirmiştir. Bu yapı, İslam ekonomisi çalışmaları için de bir başvuru kaynağı niteliği taşımaktadır. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda, tür ve yazar eksenli bir dikkat gözetilmiş, kütüphanelerde bulunan yazmalar üzerinde kapsamlı bir kaynakça derlemesi yapılmamıştır. Bu çalışmada, en başından itibaren bir esnaf teşekkülü (lonca olarak da bilinen ahilik kurumuna kaynaklık edecek olan Arap harfli yazma eserlerin bibliyografyası ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede veri tabanları, “fütüvvet, uhuvvet, melamet ve ahilik” kavramları üzerinde araştırma yapan bilim insanlarının eserleri incelenmiştir. Eserler, “yazarı bilinenler” ve “yazarı belli olmayanlar” olarak iki grupta listelenmiştir. 

    1. Yeni Ad, Yeni Sayı, Yeni Web Sayfası ve Zengin İçerik

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ömer Aslan

      2016-06-01

      Full Text Available Akademik yayın hayatının 20. yılına ulaşan Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, son yıllarda ulusal ve uluslararası akademik yayıncılık alanında önemli mesafeler kat etti. 15 Aralık 2016 tarihinde yayımladığımız 19. cilt 2. sayımızdan itibaren sağlanan ilerlemeleri, siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz.1996 yılından itibaren  Cumhuriyet Universitesi Ilahiyat Fakultesi Dergisi [Cumhuriyet University Journal of Faculty of Theology] adıyla yayınlanan dergimizin adının çok uzun olması ve atıf tespitinde yaşanan zorluklar sebebi ile Cumhuriyet ilahiyat dergisi [Cumhuriyet theology journal] olarak değiştirilmesi kararlaştırılmıştır.  Dergimiz, 20. cilt, 1. sayıdan itibaren bu adla yayın hayatına devam edecektir.Dergimiz, TÜBİTAK - ULAKBİM’in sunduğu elektronik dergi yönetim sistemi DergiPark Akademik’ın yeni versiyonunun güçlü açık erişim ve online akademik yayıncılık alt yapısını kullanabilmek amacıyla gerekli teknik çalışmaları tamamladı. Bu kapsamda 01 Haziran 2016 tarihi itibariyle yeni web sayfamız hizmete girdi.          Eski web sitemiz: http://dergipark.ulakbim.gov.tr/cumuilah/          Yeni web sitemiz: http://cumhuriyet.dergipark.gov.tr/cuidDergimizde yayımlanan yoğun emek mahsulü makalelerin uluslararası akademik camianın bilgisine sunulabilmesi ve yazarlarımızın yurt dışından atıf alabilmesi amacıyla, hakem değerlendirmesinden geçen makalelerin, Türkçe ve İngilizce 150 kelimelik “Öz/Abstract” ile birlikte 750 kelimelik “Özet/Summary” içermesi de zorunlu tutulmaya başlandı. İlk defa bu sayımızda “Özet/Summary” içeren makaleler sizlerle buluştu.Yine ilk defa bu sayımızda, ilahiyat alanında yurtiçi veya yurtdışında son üç yıl içinde tamamlanan ve yayın için dergimize gönderilen doktora tezlerine ait Türkçe ve İngilizce özetleri yayımladık. Bu sayede yurti

    2. KAR YÖNETİMİ VE YÖNTEMLERİ - EARNINGS MANAGEMENT AND ITS METHODS

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Evrim ALTUK ÖZDEN

      2014-07-01

      Full Text Available ÖzetKar yönetimi, finansal raporlama sürecinde yöneticilerin takdir yetkilerini kullanmaları sonucundaortaya çıkmaktadır. Birtakım işlemler yoluyla ya da Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri’ndeki (GKGMİesnekliklerden faydalanılarak uygulanan kar yönetimi, finansal tablo kullanıcılarına yanıltıcı bilgi vermesinedeniyle son derece önemli bir konu haline gelmektedir. GKGMİ, işletmenin gerçek finansal durumunuyansıtabilmeleri açısından, muhasebe tercihlerini yaparken, yöneticilere, birçok seçenek sunmaktadır. Buseçenekler ise kar yönetimi uygulamalarına olanak sağlayabilmektedir. Çünkü yöneticiler, bunları,işletmenin veya kendi çıkarları doğrultusunda kullanabilmektedirler. Bu durum ise finansal raporlarıngerçeği yansıtmasına engel olacaktır. Bu çalışmanın amacı kar yönetimine, hile ile kar yönetimi arasındakifarklara ve kar yönetiminde kullanılan yöntemlere ilişkin bilgiler verilmektedir.AbstractEarnings management occurs when managers use their judgment in financial reporting process.Earnings management which is applied either through some transactions or by utilizing the flexibilitiesin the Generally Accepted Accounting Principles (GAAP, is crucial for financial statement users formisleading them. This study focuses on earnings management and the techniques applied. While managerswere making their accounting choices, GAAP provides them lots of alternatives to reveal the real financialstatement of the business. These accounting choices may enable earnings management. For managers mayexploit these choices for themselves or the business. And this situation will prevent financial reports toreveal the real statement of the business. This study focuses on earnings management, differences betweenearnings management and fraud, and earnings management techniques

    3. Conférences extérieures - Université de Genève - French version only

      CERN Multimedia

      2006-01-01

      Université de Genève Ecole de physique 24 quai Ernest Ansermet1211 Genève 4 Tél: + 41 22 379 6383 (secrétariat) Tél: + 41 22 379 6256 (réception) Fax: + 41 22 379 6922 Lundi 30 octobre 2006 COLLOQUE 17 heures - Auditoire Stückelberg Planètes extra-solaires: des propriétés inattendues des planètes géantes à la chasse à une nouvelle Terre Dr S. Udry / Observatoire de Genève, Sauverny Depuis la détection de la première 'exoplanète' en orbite autour d'une étoile semblable à notre soleil, il y a un peu plus de 10 ans, près de 200 candidats planétaires ont été mis à jour, la plupart par spectroscopie Doppler. Les propriétés variées et inattendues de ces systèmes seront discutées ainsi que les contraintes qu'elles fournissent pour les modèles de formation planétaire. Si les planètes découvertes sont pour la plupart des géantes gazeuses ressemblant à Jupiter, un nouveau pas a été récemment franchi avec la détection de planètes plus légères (10-20 masses terrestres) et p...

    4. Olodaterol attenuates citric acid-induced cough in naïve and ovalbumin-sensitized and challenged guinea pigs.

      Science.gov (United States)

      Wex, Eva; Bouyssou, Thierry

      2015-01-01

      Excessive coughing is a common feature of airway diseases. Different G-protein coupled receptors, including β2-adrenergic receptors (β2-AR), have been implicated in the molecular mechanisms underlying the cough reflex. However, the potential antitussive property of β2-AR agonists in patients with respiratory disease is a matter of ongoing debate. The aim of our study was to test the efficacy of the long-acting β2-AR agonist olodaterol with regard to its antitussive property in a pre-clinical model of citric acid-induced cough in guinea pigs and to compare the results to different clinically relevant β2-AR agonists. In our study β2-AR agonists were intratracheally administered, as dry powder, into the lungs of naïve or ovalbumin-sensitized guinea pigs 15 minutes prior to induction of cough by exposure to citric acid. Cough events were counted over 15 minutes during the citric acid exposure. Olodaterol dose-dependently inhibited the number of cough events in naïve and even more potently and with a greater maximal efficacy in ovalbumin-sensitized guinea pigs (p citric acid-induced cough in naïve and ovalbumin-sensitized guinea pigs. This is in agreement with pre-clinical and clinical studies showing antitussive efficacy of β2-AR agonists. Indacaterol increased the number of coughs in this model, which concurs with clinical data where a transient cough has been observed after indacaterol inhalation. While the antitussive properties of β2-AR agonists can be explained by their ability to lead to the cAMP-induced hyperpolarization of the neuron membrane thereby inhibiting sensory nerve activation and the cough reflex, the mechanism underlying the pro-tussive property of indacaterol is not known.

    5. Porcine induced pluripotent stem cells analogous to naïve and primed embryonic stem cells of the mouse.

      Science.gov (United States)

      Telugu, Bhanu Prakash V L; Ezashi, Toshihiko; Roberts, R Michael

      2010-01-01

      Authentic or naïve embryonic stem cells (ESC) have probably never been derived from the inner cell mass (ICM) of pig blastocysts, despite over 25 years of effort. Recently, several groups, including ours, have reported induced pluripotent stem cells (iPSC) from swine by reprogramming somatic cells with a combination of four factors, OCT4 (POU5F1)/SOX2/KLF4/c-MYC delivered by retroviral transduction. The porcine (p) iPSC resembled human (h) ESC and the mouse "Epiblast stem cells" (EpiSC) in their colony morphology and expression of pluripotent genes, and are likely dependent on FGF2/ACTIVIN/NODAL signaling, therefore representing a primed ESC state. These cells are likely to advance swine as a model in biomedical research, since grafts could potentially be matched to the animal that donated the cells for re-programming. The objective of the present work has been to develop naïve piPSC. Employing a combination of seven reprogramming factors assembled on episomal vectors, we successfully reprogrammed porcine embryonic fibroblasts on a modified LIF-medium supplemented with two kinase inhibitors; CHIR99021, which inhibits GSK-3beta, and PD0325901, a MEK inhibitor. The derived piPSC bear a striking resemblance to naïve mESC in colony morphology, are dependent on LIF to maintain an undifferentiated phenotype, and express markers consistent with pluripotency. They exhibit high telomerase activity, a short cell cycle interval, and a normal karyotype, and are able to generate teratomas. Currently, the competence of these lines for contributing to germ-line chimeras is being tested.

    6. Anız Yakma ve Çiftçi Bilinç Düzeyi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Gülistan Erdal

      2016-08-01

      Full Text Available Bu çalışmada, yanlış arazi kullanımı içerisinde yer alan anız yakmanın zararları ve çiftçilerin anız yakmada bilinç düzeyi, tutum ve davranışları incelenmiştir. Çalışmada Tokat-Zile ilçesinde 9 köyde toplam 86 çiftçi ile anket yapılmıştır. Bu anketten elde edilen veriler ile çiftçilerin sosyo-demografik özellikleri belirlenmiş, anız yakmada tutum ve davranışları incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bazı sonuçlara göre çiftçilerin %99’u anızın yakılmaması gerektiğini ifade etmiştir. Çiftçiler anız yakmanın doğal zararlara neden olduğunu belirtmiş olup, anız yangınlarının en önemli zararı %76 oranla doğada yaşayan canlılara verdiğini ifade etmişlerdir. Anızı yakmak yerine çiftçilerin %57’si toprağa karıştırmayı tercih etmektedir.

    7. Elektronik Yapılarda DFT Tabanlı Hesaplamalar ve Nano-Düzeydeki Molekül Bağıntılarının İletim Katsayısı

      OpenAIRE

      Akgenç, Berna

      2010-01-01

      Bu çalısmada, yoğunluk fonksiyonu teorisi (DFT) ve dengede olmayan Green fonksiyonları seviyesinde saçılma teorisini esas alan H ve Li zincirleri için elektronik yapı ve iletim hesaplamaları yapılmaktadır. Sonlu sayıda H ve Li zincirleri alınarak farklı katkı tipleri incelenmektedir. Özellikle kenar-atom ve katkılanmıs (H ve Li) atomların farklı konfigürasyonları karsılastırılmaktadır. Aynı zamanda, eklenmis veya çıkarılmıs atomlarla çesitli bağ uzunluklarının etkisi çalısılmak...

    8. Potencial solar de parques de estacionamento para carregamento de veículos elétricos

      OpenAIRE

      Figueiredo, Raquel Vaz Pato

      2015-01-01

      Tese de mestrado integrado em Engenharia da Energia e do Ambiente, apresentada à Universidade de Lisboa, através da Faculdade de Ciências, 2015. A eletricidade solar fotovoltaica é vista no futuro como uma das formas centrais de energia, dado ser limpa, o recurso ser abundante e o seu preço estar a baixar. A par disso, o veículo elétrico é considerado a forma mais promissora de descarbonização do setor dos transportes. O acoplamento destas duas tecnologias é, portanto, pertinente e pode se...

    9. LOng-term follow-up after liVE kidney donation (LOVE) study: A longitudinal comparison study protocol

      OpenAIRE

      Janki, Shiromani; Klop, Karel; Kimenai, F.F.P.; van de Wetering, Jacqueline; Weimar, Willem; Massey, Emma; Dehghan, Abbas; Rizopoulos, Dimitris; Völzke, Henry; Hofman, Albert; IJzermans,Jan

      2016-01-01

      textabstractBackground: The benefits of live donor kidney transplantation must be balanced against the potential harm to the donor. Well-designed prospective studies are needed to study the long-term consequences of kidney donation. Methods: The "LOng-term follow-up after liVE kidney donation" (LOVE) study is a single center longitudinal cohort study on long-term consequences after living kidney donation. We will study individuals who have donated a kidney from 1981 through 2010 in the Erasmu...

    10. LOng-term follow-up after liVE kidney donation (LOVE) study: a longitudinal comparison study protocol

      OpenAIRE

      Janki, Shiromani; Klop, Karel W. J.; Kimenai, Hendrikus J. A. N.; van de Wetering, Jacqueline; Weimar, Willem; Massey, Emma K; Dehghan, Abbas; Rizopoulos, Dimitris; Völzke, Henry; Hofman, Albert; IJzermans, Jan N. M.

      2016-01-01

      Background The benefits of live donor kidney transplantation must be balanced against the potential harm to the donor. Well-designed prospective studies are needed to study the long-term consequences of kidney donation. Methods The “LOng-term follow-up after liVE kidney donation” (LOVE) study is a single center longitudinal cohort study on long-term consequences after living kidney donation. We will study individuals who have donated a kidney from 1981 through 2010 in the Erasmus University M...

    11. LOng-term follow-up after liVE kidney donation (LOVE) study: a longitudinal comparison study protocol

      OpenAIRE

      Janki, Shiromani; Klop, Karel W. J.; Kimenai, Hendrikus J. A. N.; van de Wetering, Jacqueline; Weimar, Willem; Massey, Emma K; Dehghan, Abbas; Rizopoulos, Dimitris; Völzke, Henry; Hofman, Albert; IJzermans, Jan N. M.

      2016-01-01

      Background: The benefits of live donor kidney transplantation must be balanced against the potential harm to the donor. Well-designed prospective studies are needed to study the long-term consequences of kidney donation. Methods: The “LOng-term follow-up after liVE kidney donation” (LOVE) study is a single center longitudinal cohort study on long-term consequences after living kidney donation. We will study individuals who have donated a kidney from 1981 through 2010 in the Erasmus University...

    12. ULUSLARARASI MUHASEBE HARMONİZASYONU VE ÇEVRESEL FAKTÖRLER-INTERNATIONAL ACCOUNTING HARMONIZATION AND ENVIRONMENTAL FACTORS

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Banu DİNCER

      2010-01-01

      Full Text Available Küreselleşmenin artan etkileri ve ulusal muhasebe sistemlerindeki farklılıklar nedeni ile finansal bilgi sağlayan işletmeler uluslararası anlamda finansal tablo kullanıcılarının ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çekmektedirler. Bu çalışmanın amacı Uluslararası Muhasebe Standartları/ Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’nın (UMS/UFRS az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde uygulamaya konulmasını açıklayan faktörleri ortaya koyarak, bunları uygulayan ve uygulamayan ülkelerdeki farklılıklarını belirlemektir. Çalışmada kullanılmak üzere ilgili yazın taraması sonucu seçilen faktörler ekonomik büyüme, eğitim seviyesi, ülkenini dışarıya olan açıklığı, belli bir kültür grubuna bağlı olunması, finansal bir pazarın varlığıdır. Sonuçlar okur-yazarlık oranı ve ekonomik büyüme oranının daha yüksek olduğu az gelişmiş/ gelişmekte olan ülkeler UMS uygulamayı benimsemeye daha yatkın olduğunu ortaya koymuştur.-The financial information service companies are struggling to meet the needs of international financial statement users due to the growing effect of the globalization and the difficulties caused by the differences in national accounting systems. The purpose of this study is to determine the differences that are adopted and non-adopted International Accounting Standards/ International Financial Reporting Standards (IAS /IFRS by identifying the factors that could explain the adoption of international accounting standards in less developed/developing countries. According to the literature review, the following factors have been selected: economic growth, education level, the degree of external economic openness, cultural membership in a group of countries, and the existence of a capital market. The results indicate that less developed/ developing countries with the higher literacy rates, that have higher economic growth are the most likely to adopt

    13. Örgütsel İmaj Yönetim Sisteminin İncelenmesi ve Bir Uygulama

      OpenAIRE

      Küçükaslan, Aslı

      2014-01-01

      Bu çalışma işletmelerin paydaşları tarafından nasıl algılandıklarını ölçmeye çalışmaktadır. Çalışanların, müşterilerin ve işletme sisteminin diğer unsurlarının algılamalarını etkileyen birçok faktör vardır.

    14. Otizmli Çocukların Eğitiminde Yeni Eğilimler: Videoyla Kendine Model Olma ve Etkileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nurgül Akmanoğlu

      2014-08-01

      Full Text Available Videoyla kendine model olma, etkililiği bilimsel olarak kanıtlanmış bir öğretim uygulaması olan video model ile öğretim yönteminin bir alt uygulama türüdür. Videoyla kendine model olma uygulamaları, yeni becerilerin edinimi, daha önceden kazanılmış becerilere akıcılık kazandırılması, problem davranışların azaltılması amaçlarıyla kullanılabilecek bir uygulama olmasıyla birlikte çeşitli yaş ve gelişimsel yetersizlik gösteren bireylerde de etkili olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı; otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin eğitiminde kullanılan videoyla kendine model olmayı tanıtmak, yarar ve sınırlılıkları, uygulama hazırlıkları, uygulama basamakları hakkında açıklamalarda bulunmak ve bu açıklamalara dayanılarak uygulamacı ve araştırmacılara öneriler sunmaktır. Video self-modeling is a subcategory of the method of teaching with video modeling, which is an evidencebased, effective teaching method. Besides for the aims of teaching new skills, gaining fluency in previously acquired skills and preventing problematic behaviors, video self-modeling practices have also been effectively used with individuals of different age and developmental disability groups. The purpose of this study is to introduce video self-modeling which is used in the training of individuals with autism spectrum disorder, to present explanations concerning its benefits, limitations, preparations and stages, and to provide recommendations for the trainers and researchers on the basis of these explanations.

    15. Advantages of Karhunen Loève transform over fast Fourier transform for planetary radar and space debris detection

      Science.gov (United States)

      Maccone, Claudio

      2007-04-01

      The present article describes that the range of any radiotelescope (and radar in general) may be increased by virtue of software, if one replaces the fast Fourier transform by the Karhunen Loève transform. The range increases with the inverse of the fourth root of the signal-to-noise ratio when this ratio decreases. Thus, the range on any radiotelescope (and radar) may be increased without changing the hardware at all, but by changing the software only. This improvement in the range of the radiotelescope is currently implemented at the 32-m antenna located at Medicina, near Bologna, in Italy, for both SETI and general radioastronomy.

    16. FIJI Macro 3D ART VeSElecT: 3D Automated Reconstruction Tool for Vesicle Structures of Electron Tomograms.

      Science.gov (United States)

      Kaltdorf, Kristin Verena; Schulze, Katja; Helmprobst, Frederik; Kollmannsberger, Philip; Dandekar, Thomas; Stigloher, Christian

      2017-01-01

      Automatic image reconstruction is critical to cope with steadily increasing data from advanced microscopy. We describe here the Fiji macro 3D ART VeSElecT which we developed to study synaptic vesicles in electron tomograms. We apply this tool to quantify vesicle properties (i) in embryonic Danio rerio 4 and 8 days past fertilization (dpf) and (ii) to compare Caenorhabditis elegans N2 neuromuscular junctions (NMJ) wild-type and its septin mutant (unc-59(e261)). We demonstrate development-specific and mutant-specific changes in synaptic vesicle pools in both models. We confirm the functionality of our macro by applying our 3D ART VeSElecT on zebrafish NMJ showing smaller vesicles in 8 dpf embryos then 4 dpf, which was validated by manual reconstruction of the vesicle pool. Furthermore, we analyze the impact of C. elegans septin mutant unc-59(e261) on vesicle pool formation and vesicle size. Automated vesicle registration and characterization was implemented in Fiji as two macros (registration and measurement). This flexible arrangement allows in particular reducing false positives by an optional manual revision step. Preprocessing and contrast enhancement work on image-stacks of 1nm/pixel in x and y direction. Semi-automated cell selection was integrated. 3D ART VeSElecT removes interfering components, detects vesicles by 3D segmentation and calculates vesicle volume and diameter (spherical approximation, inner/outer diameter). Results are collected in color using the RoiManager plugin including the possibility of manual removal of non-matching confounder vesicles. Detailed evaluation considered performance (detected vesicles) and specificity (true vesicles) as well as precision and recall. We furthermore show gain in segmentation and morphological filtering compared to learning based methods and a large time gain compared to manual segmentation. 3D ART VeSElecT shows small error rates and its speed gain can be up to 68 times faster in comparison to manual annotation

    17. Water-resources reconnaissance of Île de la Gonâve, Haiti

      Science.gov (United States)

      Troester, Joseph W.; Turvey, Michael D.

      Île de la Gonâve is a 750-km2 island off the coast of Haiti. The depth to the water table ranges from less than 30 m in the Eocene and Upper Miocene limestones to over 60 m in the 300-m-thick Quaternary limestone. Annual precipitation ranges from 800-1,400 mm. Most precipitation is lost through evapotranspiration and there is virtually no surface water. Roughly estimated from chloride mass balance, about 4% of the precipitation recharges the karst aquifer. Cave pools and springs are a common source for water. Hand-dug wells provide water in coastal areas. Few productive wells have been drilled deeper than 60 m. Reconnaissance field analyses indicate that groundwater in the interior is a calcium-bicarbonate type, whereas water at the coast is a sodium-chloride type that exceeds World Health Organization recommended values for sodium and chloride. Tests for the presence of hydrogen sulfide-producing bacteria were negative in most drilled wells, but positive in cave pools, hand-dug wells, and most springs, indicating bacterial contamination of most water sources. Because of the difficulties in obtaining freshwater, the 110,000 inhabitants use an average of only 7 L per person per day. L'Île de la Gonâve est une île de 750 km2 au large de la côte d'Haïti. La profondeur de la nappe varie entre moins de 30 m dans les calcaires de l'Éocène et du Miocène supérieur à plus de 60 m dans les calcaires quaternaires épais de 300 m. Les précipitations annuelles sont comprises entre 800-1.400 mm. La plus grande partie des précipitations est perdue par évapotranspiration et il n'y a pratiquement pas d'eau de surface. Le bilan de masse des chlorures permet d'estimer à 4% des précipitations le montant de la recharge de l'aquifère karstique. Des bassins dans les grottes et des sources sont la source d'eau courante. Des puits creusés à la main fournissent de l'eau dans les zones côtières. Quelques puits productifs ont été forés dépassant 60 m de profondeur. L

    18. Işık ve Optik Konuları ile İlgili Üniversite Öğrencilerinin Kavramsal Anlama Düzeyleri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Neşet DEMİRCİ

      2016-06-01

      Full Text Available Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin ışık ve optik konuları ile ilgili kavramsal anlama düzeylerini belirlemektir. Bu çalışma, Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan dört adet üniversiteden (Balıkesir Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Dicle Üniversitesi ve Sütçü İmam Üniversitesi toplam 252 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin ışık ve optik konularıyla ilgili kavramsal anlama düzeylerini belirlemek amacıyla; görüntü oluşumu, yansıma, kırılma, ince kenarlı ve kalın kenarlı mercekler, polarizasyon, tek yarıkta kırınım ve çift yarıkta girişim konularını kapsayan optik kavram testi kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, üniversite öğrencilerinin ışık ve optik konularında (görüntü oluşumu, yansıma, kırılma, ince kenarlı ve kalın kenarlı mercekler, polarizasyon, tek yarıkta kırınım ve çift yarıkta girişim birçok problemleri olduğu ve öğrencilerin kavramsal anlama düzeylerinin de düşük olduğu tespit edilmiştir. Kavramsal anlama düzeylerinin düşük olmasında öğrencilerin sahip oldukları kavram yanılgılarının büyük etkisinin olduğu düşünülmektedir.

    19. Nitril Grubu Tasıyan Kaliks[4]aren ve Polimer Destekli Türevinin Sentezi ve Civa Taşıma Özelliklerinin Karşılaştırılması

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Gülderen UYSAL AKKUŞ

      2009-04-01

      Full Text Available Bu çalışma 5,11,17,23-tetra-ter-bütil-25,27-bis(3siyanopropoksikaliks[4]aren (2 ve bunun birden fazla kaliksaren birimininin bir arada olduğu uygun polimerik yapısının sentezini ve ekstraksiyon özelliklerini içermektedir. Başlangıç maddesi olarak kullanılan p-ter-bütilkaliks[4]aren literatürdeki metotlara göre sentezlendi. Daha sonra bu bileşiğe literatürdeki metotlar uyarlanarak 2 nolu bileşik elde edildi. Polimerik yapı (3 bileşik 2 ile Merrifield reçinesinin reaksiyonuyla elde edildi. Son olarak bu bileşiklerin faz-transfer çalışmaları sıvı-sıvı ekstraksiyon metodu kullanılarak gerçekleştirildi. Ekstraksiyon sonuçlarından görülmektedir ki monomer 2 Hg+2 katyonuna karşı bir seçicilik göstermektedir. Halbuki, bunun polimeri (3 Ni2+ hariç seçilen metallerin hepsini iyi bir şekilde organik faza taşımaktadır.

    20. Antigen-Experienced T cells Limit the Priming of Naïve T cells During Infection with Leishmania major1

      Science.gov (United States)

      Gray, Peter M.; Reiner, Steven L.; Smith, Deborah F.; Kaye, Paul M.; Scott, Phillip

      2009-01-01

      One mechanism to control immune responses following infection is to rapidly down regulate antigen presentation, which has been observed in acute viral and bacterial infections. Here we describe experiments designed to address whether antigen presentation is decreased after an initial response to Leishmania major. Naïve α-β-Leishmania-specific (ABLE) T cell receptor transgenic T cells were adoptively transferred into mice at various times after L. major infection to determine the duration of presentation of parasite-derived antigens. ABLE T cells responded vigorously at the initiation of infection, but the ability to prime these cells quickly diminished, independent of IL-10, regulatory T cells or antigen load. However, antigen-experienced clonal and polyclonal T cell populations could respond, indicating that the diminution in naïve ABLE cell responses was not due to lack of antigen presentation. Since naïve T cell priming could be restored by removal of the endogenous T cell population, or adoptive transfer of antigen pulsed dendritic cells, it appears that T cells that have previously encountered antigen during infection compete with naïve antigen-specific T cells. These results suggest that during L. major infection antigen-experienced T cells, rather than naïve T cells, may be primarily responsible for sustaining the immune response. PMID:16818747

    1. Kinesin-5 inhibitörü olan Monastrol bileşiğinin sentezi ve yük transferi kompleks etkileşmelerinin incelenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mustafa Arslan

      2016-12-01

      Full Text Available Kinesin-5 inhibitörü olarak kullanılan Monastrol, çözücüsüz ortamda alümina sülfonik asit (ASA katalizörü varlığında 3-hidroksibenzaldehit, tiyoüre ve etilasetoasetat kullanılarak sentezlenmiştir. Elektron verici (Donör, D olarak monastrol, elektron alıcı (Akseptör, A olarak tetrasiyanoquinometan (TCNQ kullanılmış ve bunlar ile 2,3-dikloro-5,6-disiyano-p-benzokinon (DDQ bileşikleri arasındaki yük transfer kompleksleri asetonitril içinde 21 °C'de spektrofotometrik olarak incelenmiştir. Komplekslerin stokiyometrisi, Job yöntemi kullanılarak incelenmiş, elektron verici ve alıcılar arasında TCNQ ile 742 nm ve DDQ ile 546 nm dalga boyunda maksimum absorbsiyon bandında 1:1 oranında olduğu bulunmuştur. Komplekslerin denge sabiti Benesi-Hildebrand ve termodinamik parametreleri Van't Hoff denklemi ile belirlenmiştir.

    2. Electronic Publishing, Scientific Communication and Libraries Elektronik Yayıncılık, Bilimsel İletişim ve Kütüphaneler

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yaşar Tonta

      1997-12-01

      Full Text Available This article deals with the electronic publishing and scientific communication and discusses, from various aspects, the impact of electronic publishing on libraries. It examines the technological, economic and legal problems which impede the implementation of a totally electronic environment for scientific communication. The impact of electronic publishing on libraries is discussed from the view points of, inter alia, information retrieval, indexing, dissemination of information through secondary reference sources and archiving. Bu makalede elektronik yayıncılık ve bilimsel iletişim konusu incelenmekte ve elektronik yayıncılığın kütüphaneler üzerindeki etkileri tartışılmaktadır. Elektronik yayıncılığın tarihçesine kısaca değinilmekte ve tamamen elektronik olarak bilimsel iletişimin sağlanmasını engelleyen teknolojik, ekonomik ve yasal sorunlar gözden geçirilmektedir. Elektronik yayıncılığın kütüphaneler üzerindeki muhtemel etkileri ise bilgi erişim, dizinleme, ikincil kaynaklar aracılığıyla duyurma ve arşivleme gibi yönlerden ele alınarak incelenmektedir.

    3. Ortaokul ve liselerin siber zorbalık farkındalık profillerinin oluşturulması ve okul paydaşlarına yönelik Siber zorbalık farkındalık eğitimi etkililiğinin değerlendirilmesi

      OpenAIRE

      KAVUK, Melike

      2016-01-01

      Bu araştırmanın iki temel amacı bulunmaktadır. Birinci temel amaç,Türkiye’deki ortaokul ve liselerin siber zorbalık tehlikesiyle baş etmeye hazır olmadurumlarını, farklı boyutlarda ortaya koymak üzere siber zorbalık zarkındalıkprofillerini, eğitimcilerin görüşlerine dayalı olarak oluşturmaktır. İkinci temel amaç ise,ortaokul ve lise öğrencilerine, bu okullarda görev yapan okul yöneticilerine,öğretmenlere ve öğrenci velilerine siber zorbalık tehlikesi, önleme ve müdahale yollarıile il...

    4. Tozaltı Ark Kaynak Yöntemi ile Birleştirilen X60, X65 ve X70 Çeliklerin Kaynak Bölgesinin Etüdü

      OpenAIRE

      Ali Akın Akay, ,; Yakup Kaya; Nizamettin Kahraman

      2013-01-01

      Bu çalışmada, petrol ve doğal gaz hatlarında kullanılan, düşük alaşımlı, ince taneli ve yüksek mukavemetli X60, X65 ve X70 çelikleri, tozaltı ark kaynak yöntemi ile iki farklı tel (S1 ve S2Mo) ve toz (LN761 ve P223) kullanılarak birleştirilmiştir. Kaynaklı birleştirmelere, öncelikle yüzey ve yüzey altı kusurların belirlenebilmesi için tahribatsız muayene yöntemlerinden gözle ve ultrasonik muayeneye teknikleri uygulanmış, sonrasında birleştirmelerin dayanımlarını belirlemek amacıyla, çekme ve ...

    5. Doğrudan Sermaye Yatırımları, Ticari Dışa Açıklık ve Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişki: Türkiye ve BRICS Ülkeleri Örneği

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Nurgün TOPALLI

      2016-03-01

      Full Text Available Doğrudan sermaye yatırımları ve ekonomik büyüme ilişkisi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için tartışılan bir konudur. Bu çalışmanın amacı, BRICS ülkelerinde ve Türkiye’de 1982-2013 döneminde doğrudan sermaye yatırımları, ticari dışa açıklık ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkiyi incelemek amacıyla CADF birim kök testi ve Emirmahmutoğlu ve Köse (2011 nedensellik testi kullanılmıştır. Sonuçlar ekonomik büyümeden doğrudan yabancı yatırımlara doğru tek yönlü nedensellik olduğunu göstermiştir. Ayrıca ekonomik büyüme ve ticari dışa açıklık arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Doğrudan yabancı yatırımlar ve ticari dışa açıklık arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi saptanmıştır. Bireysel ülke sonuçlarına göre ise karma bulgular elde edilmiştir.

    6. Mental models or methodological artefacts? Adults' 'naïve' responses to a test of children's conceptions of the earth.

      Science.gov (United States)

      Nobes, Gavin; Panagiotaki, Georgia

      2009-05-01

      Vosniadou and Brewer (1992) claim that children's drawings and answers to questions show that they have naive, theory-like 'mental models' of the earth; for example, they believe it to be flat, or hollow with people inside. However, recent studies that have used different methods have found little or no evidence of these misconceptions. The contrasting accounts, and possible reasons for the inconsistent findings, were tested by giving adults (N = 484) either the original task (designed for 5-year olds) or a new version in which the same drawing instructions and questions were rephrased and clarified. Many adults' responses to the original version were identical to children's 'naïve' drawings and answers. The new version elicited substantially fewer non-scientific responses. These findings indicate that even adults find the original instructions and questions ambiguous and confusing, and that this is the principal reason for their non-scientific drawings and answers. Since children must find the task even more confusing than adults, this explanation very probably applies to many of their non-scientific responses, too, and therefore accounts for the discrepant findings of previous research. 'Naïve' responses result largely from misinterpretation of Vosniadou and Brewer's apparently simple task, rather than from mental models of the earth.

    7. Modern Devlet ve Irk Söylemi Çerçevesinde Ruanda Soykırımı

      OpenAIRE

      ÇOBAN, Ebru

      2007-01-01

      Ruanda, topraklarında yaklasık bir milyon insanın ölmesi ile sonuçlanan soykırımtrajedisini yasamıs bir ülkedir. Bu ülkede yasanan siddet olaylarını anlamayı kolaylastırmaküzere değisik yönlerden açıklamalar yapılmıstır. Siddeti, islevselci yaklasımla, ekonomiketmenlere bağlayarak, kültürel açıklamalarda bulunarak ya da siyasi gücü ele geçirmek amacıgibi yönlerle anlamaya çalısmak mümkündür. Ancak siddetin, soykırım gibi, sistematik,planlı ve bir grubu açıkça hedef alarak ve yok etme kastı il...

    8. Ağırlıklı kalanlar yöntemi ve bazı uygulamaları

      OpenAIRE

      Ökten, Mukaddes

      2010-01-01

      Bu çalışmada, diferansiyel denklemlerin yaklaşık çözümlerini bulmak için matematiksel bir yöntem olan ağırlıklı kalanlar yöntemi sunulmuştur. Bu yöntem, akışkanlar mekaniği, ısı transferi, kimya mühendisliği, v.b. alanlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Diferansiyel denklemler ve ağırlıklı kalanlar yönteminin kısa bir tarifinden sonra, yöntemin uygunluğu, programlamadaki kolaylığı, daha az bilgisayar işi ve doğruluğu gibi avantajlarını göstermek için bazı uygulamalar verilmiştir. eking f...

    9. GROUP, CONSTRUCTION AND ADVERBIAL CONSTRUCTION ÖBEK, TAKIM (TAMLAMA VE BELİRTEÇ TAKIMI (ZARF TAMLAMASI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tahir KAHRAMAN

      2010-04-01

      Full Text Available In what sense ‘determiner phrase’ is used in Turkish grammar is explained in introduction.In the essay, under the heading ‘group’, how this term has been used in grammar sources, and how it is defined are explicated through summaries and with reference to literature. The resemblances and differences between those definitions are touched upon.The various meanings of those groups are defined, remarking that the term ‘group’ is used with a ‘narrow’ meaning as well as with a ‘broad’ meaning.It is put forward that ‘group’ and ‘compound word’ have different meanings, that they should be separated.Assessments are made on the definitions of this term given in grammar-syntax books analyzed under the heading ‘Set (Construction’.Explanations and examples are mentioned, which are taken from S. S. Mayzel’s ‘Türk Dilinde İzafet’, the broad summary of which was published.‘Set (Construction’ is defined, indicating in what sense this term should be used. In sources, it is generally pointed out that there are two types sets: ‘noun set (construction’ and ‘adjective set (construction’.It is asserted, under the heading ‘genitive set’, that a third set type, the first constituent of which is its pronoun, should be handled.Under the heading ‘adverb set (adverbial construction’, it is suggested, with its reasons, that the adverb groups, used in the form of ‘adverb + adjective’ and ‘adverb + adverb’, should be counted as ‘adverb set’.As a consequence, the essay is ended by indicating that there are four types of sets in Turkish, and they should be named as ‘genitive set, noun set, adjective set, adverb set’. Başlangıç bölümünde, Türkçe dil bilgisinde, “belirtme öbeği” teriminin ne anlamda kullanıldığı açıklanıyor.Yazıda; “öbek (grup” başlığı altında, bu terimin dil bilgisi kaynaklarında hangi anlamlarda kullanıldığı ve nasıl tanımlandığı, yayınlardan al

    10. Transmission of Cyprinid herpesvirus-3 (CyHV-3) from goldfish to naïve common carp by cohabitation.

      Science.gov (United States)

      El-Matbouli, Mansour; Soliman, Hatem

      2011-06-01

      Cyprinid herpesvirus-3 (CyHV-3) has spread worldwide and has had a major impact on koi and common carp production. Previous studies on the host range of the CyHV-3 found that fish species other than koi and common carp are fully resistant to natural virus exposure. Recently, CyHV-3 was detected in goldfish (Carassius auratus auratus) that were in contact with CyHV-3 infected koi. In the present study, a specific RT-PCR product was amplified from the viral thymidine kinase gene in gills, intestine and brain tissues of CyHV-3 infected goldfish. This implied that CyHV-3 replicated in these goldfish. Also, in the presence of a stress factor such as temperature fluctuation, the CyHV-3 infected goldfish transmitted the virus to cohabitated naïve SPF common carp. CyHV-3 DNA was detected in the cohabitated naïve carp tissues by PCR. The results of this study demonstrate that goldfish is a carrier for CyHV-3, permit virus propagation, and disseminate the virus to susceptible carp causing the disease.

    11. RDNA cloning vector pVE1, deletion and hybrid mutants and recombinant derivatives thereof products and processes

      Energy Technology Data Exchange (ETDEWEB)

      MacNeil, T.; Gibbons, P.H.

      1987-10-27

      This patent describes novel plasmid pVE1, deletion mutants thereof, recombinant derivatives thereof, which is the same as the genome or nucleic acid of such plasmids and derivatives of such genome, which are useful as recombinant DNA cloning vectors into host organisms, such as bacteria, for example, Streptomyces avermitilis. Portions of such plasmid genome are additionally useful as adjuncts in recombinant DNA cloning procedures, for examples: 1. to permit the maintenance of cloned DNA in the host, either in an integrated state or as an autonomous element; 2. to serve as promoters for increasing expression of endogenous or foreign genes wherein the promoters are ligated to such genes or otherwise serve as promoters; and 3. to serve as regulatory elements for achieving control over endogenous and foreign gene expression. As cloning vectors, pVE1 its deletion mutants, and other derivatives serve for the amplification and transfer of DNA sequences (genes) coding for useful functions. Such modified cloning vectors are introduced into the recipient organism by conjugation or transformation; wherein the hybrid DNA functions in an integrated mode and/or in plasmid mode.

    12. Çürük prevalansındaki yaklaşımlar ve karyogram konsepti

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Adil Nalcaci

      2011-09-01

      Full Text Available

      ÖZET

      Toplumlardaki ağız sağlığını belirleyebilmek için çeşitli indeks sistemleri kullanılmaktadır. Toplumdaki diş çürüğü ölçümü ve karşılaştırılması için en yaygın olarak DMFT ve DMFS indeks sistemleri kullanılmaktadır. Bu sistemler Dünya Sağlık Örgütü tarafından tavsiye edilmesine rağmen, DMFT ortalama değerlerinin farklı dağılımları, kimi popülasyonlarda kontrol altında olan ama kiminde hala birçok çürük bulunan bireyleri, doğru bir şekilde yansıtamamaktadır.  Yeni bir indeks önerisi ile uzmanların basit ve açık bir indeksden yararlanması, bununla beraber sağlık otoriteleri, profesyonel olmayan kişilerin de bu uygulamayı kullanabilmesi için Significant Caries Index popülasyonlardaki en yüksek çürük skoruna sahip olan bireylere dikkati çekmek üzere oluşturulmuştur.

      Çürük gelişimine yatkın insanları belirlemek ve bu bireylerde hastalığı durdurmak için koruyucu ve uygun tedavi edici hizmeti sağlamak, çürük riskini ve bakteri diyet ve konak cevabı arasındaki ilişkiyi görsel olarak göstermek için Karyogram geliştirilmiştir. Karyogram, bireye sorulan çeşitli sorularla beraber gelecekteki çürük riskini ortaya koyan bir bilgisayar programı ile çürüğe sebep olan birçok faktörü basit bir şekilde yansıttığı için eğitimsel amaçla kullanılabileceği gibi sağlık personeli olmayan bir araştırmacı tarafından da uygulanabilmektedir.

      Bu makalenin amacı çürük prevalansını hesaplamak için kullanılan indeksleri ve karyogramı ayrıntılı bir şekilde incelemektir.

      Anahtar kelimeler: DMFT, DMFS, Significant Caries Index, karyogram, çürük prevalans

    13. Vedení a řízení spolupracovníků ve stavebním podniku

      OpenAIRE

      KRÁČMAROVÁ, Martina

      2012-01-01

      Abstrakt Předmětem bakalářské práce je „Vedení a řízení spolupracovníků ve stavebním podniku“. V teoretické části je stručně popsán pojem managementu, managementu ve stavebnictví, vedení a řízení pracovníků, zejména z hlediska jejich komunikace, naslouchání, synergie, s tímto spojené týmové práce Zabývala jsem se zde i charakterem manažera, jako důležitou součástí řídící práce, která se promítá do všech jeho činností. V empirické části je, vedle pracovních hypotéz, využita forma dotazníku k d...

    14. Dermatoglyphic correlates of hippocampus volume: Evaluation of aberrant neurodevelopmental markers in antipsychotic-naïve schizophrenia.

      Science.gov (United States)

      Kalmady, Sunil V; Shivakumar, Venkataram; Gautham, S; Arasappa, Rashmi; Jose, Dania A; Venkatasubramanian, Ganesan; Gangadhar, B N

      2015-10-30

      Schizophrenia is a disorder of aberrant neurodevelopment is marked by abnormalities in brain structure and dermatoglyphic traits. However, the link between these two (i.e. dermatoglyphic parameters and brain structure) which share ectodermal origin and common developmental window has not been explored extensively. The current study examined dermatoglyphic correlates of hippocampal volume in antipsychotic-naïve schizophrenia patients in comparison with matched healthy controls. Ridge counts and asymmetry measures for palmar inter-digital areas (a-b, b-c, c-d) were obtained using high resolution digital scans of palms from 89 schizophrenia patients [M:F=48:41] and 48 healthy controls [M:F=30:18]. Brain scans were obtained for subset of subjects including 26 antipsychotic-naïve patients [M:F=13:13] and 29 healthy controls [M:F=19:10] using 3 T-MRI. Hippocampal volume and palmar ridge counts were measured by blinded raters with good inter-rater reliability using valid methods. Directional asymmetry (DA) of b-c and bilateral hippocampal volume were significantly lower in patients than controls. Significant positive correlation was found between DA and ridge count of b-c with bilateral anterior hippocampal volume. Study demonstrates the utility of dermatoglyphic markers in identifying structural changes in the brain which may form the basis for neurodevelopmental pathogenesis in schizophrenia.

    15. BİR KÖPEKTE RASTLANAN ÖSEFAGUS OBSTRUKSİYONU VE POSTOPERATİF STENOZ OLGUSU

      OpenAIRE

      2013-01-01

      ÖzetBu çalışmada iki yaşlı erkek melez bir köpekte kemik yutulmasına bağlı olarak ösefagusun torakal bölümünde gelişen obsturuksiyonun operatif sağaltımı ve post operatif dönemde oluşan stenoz olgusu konu edilmiştir. Torakal ösefagotomi ile kemik çıkartıldıktan sonra gelişen stenoz, kas gevşetici bir ajanın (diazepam) düzenli kullanımı ve özel bir sonda uygulamasıyla konservatif olarak sağaltılıp, hayvan sağlığına kavuşturulmuştur.Anahtar Kelimeler: Ösefagus, obstrüksiyon, stenoz, köpek AN OS...

    16. Design and construction of a new human naïve single-chain fragment variable antibody library, IORISS1.

      Science.gov (United States)

      Pasello, Michela; Zamboni, Silvia; Mallano, Alessandra; Flego, Michela; Picci, Piero; Cianfriglia, Maurizio; Scotlandi, Katia

      2016-04-20

      Human monoclonal antibodies are a powerful tool with increasingly successful exploitations and the single chain fragment variable format can be considered the building block for the implementation of more complex and effective antibody-based constructs. Phage display is one of the best and most efficient methods to isolate human antibodies selected from an efficient and variable phage display library. We report a method for the construction of a human naïve single-chain variable fragment library, termed IORISS1. Many different sets of oligonucleotide primers as well as optimized electroporation and ligation reactions were used to generate this library of 1.2×10(9) individual clones. The key difference is the diversity of variable gene templates, which was derived from only 15 non-immunized human donors. The method described here, was used to make a new human naïve single-chain fragment variable phage display library that represents a valuable source of diverse antibodies that can be used as research reagents or as a starting point for the development of therapeutics. Using biopanning, we determined the ability of IORISS1 to yield antibodies. The results we obtained suggest that, by using an optimized protocol, an efficient phage antibody library can be generated.

    17. HIV DNA and Dementia in Treatment-Naïve HIV-1-Infected Individuals in Bangkok, Thailand

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Bruce Shiramizu, Silvia Ratto-Kim , Pasiri Sithinamsuwan, Samart Nidhinandana, Sataporn Thitivichianlert, George Watt, Mark deSouza, Thippawan Chuenchitra, Suchitra Sukwit, Suwicha Chitpatima, Kevin Robertson, Robert Paul, Cecilia Shikuma, Victor Valcour

      2007-01-01

      Full Text Available High HIV-1 DNA (HIV DNA levels in peripheral blood mononuclear cells (PBMC correlate with HIV-1-associated dementia (HAD in patients on highly active antiretroviral therapy (HAART. If this relationship also exists among HAART-naïve patients, then HIV DNA may be implicated in the pathogenesis of HAD. In this study, we evaluated the relationship between HIV DNA and cognition in subjects naïve to HAART in a neuro AIDS cohort in Bangkok, Thailand. Subjects with and without HAD were recruited and matched for age, gender, education, and CD4 cell count. PBMC and cellular subsets were analyzed for HIV DNA using real-time PCR. The median log10 HIV DNA copies per 106 PBMC for subjects with HAD (n=15 was 4.27, which was higher than that found in subjects without dementia (ND; n=15, 2.28, p<0.001. This finding was unchanged in a multivariate model adjusting for plasma HIV-1 RNA levels. From a small subset of individuals, in which adequate number of cells were available, more HIV DNA was in monocytes/macrophages from those with HAD compared to those with ND. These results are consistent with a previous report among HAART-experienced subjects, thus further implicating HIV DNA in the pathogenesis of HAD.

    18. TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLERİN KULLANIM ALANLARI, TIBBİ ADAÇAYI (Salvia officinalis L.) VE ÜLKEMİZDE KEKİK ADIYLA BİLİNEN TÜRLERİN YETİŞTİRME TEKNİKLERİ

      OpenAIRE

      BAHTİYARCA BAĞDAT, Reyhan

      2006-01-01

      Ülkemiz zengin florasıyla çok sayıda tıbbi ve aromatik bitkiyi bünyesinde barındırmaktadır. Bu bitkilerin kullanımları ilaç, gıda, meşrubat, kozmetik sanayi ve veteriner hekimlikle sınırlı kalmamış, günümüzde organik tarım ve hayvancılıkta, fitoremediasyonda biyoakümülatör olarak kullanımları artış göstermektedir. Adaçayı ve kekikler ülkemizden ihracatı yapılan önemli türler arasında olup kurağa ve soğuğa dayanımları da birçok tıbbi ve aromatik bitkiye kıyasla toleranslıdır. Sulandıkları takd...

    19. Hfc-134a Ve Alternatifi Soğutkanların (Hfo-1234yf Ve Hfo-1234ze) Soğutma Çevrimi Performansı Açısından Karşılaştırması

      OpenAIRE

      Arif Emre ÖZGÜR

      2014-01-01

      Bu çalışmada, alternatif soğutucu akışkanlar olarak günümüzde ön plana çıkan, HFO-1234yf ve HFO- 1234ze’nin, bir buhar sıkıştırmalı mekanik soğutma çevriminin etkinliğine ve ekserji verimine olan etkileri teorik olarak incelenmiştir. HFO-1234yf ve HFO-1234ze soğutkanları, HFC-134a soğutucu akışkanlarına alternatif olarak önerildiği için bu üç akışkanın, aynı çevrim ve çalışma aralıklarında, çevrim etkinliğine ve çevrimin ekserji verimine etkileri karşılaştırmalı olarak sunulmuştur ve bu akışk...

    20. Viro-immunological characterization of naïve patients with high cerebrospinal fluid (CSF HIV RNA

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Francesca Iannuzzi

      2014-11-01

      Full Text Available Background: HIV can spread into the central nervous system (CNS early in the course of infection and this turns into intrathecal inflammation and neuronal damage. We aimed to investigate clinical and immunological parameters associated with elevated CSF VL in HIV-infected ART-naïve patients. Materials and Methods: HIV+ ART-naïve patients underwent a comprehensive battery of neurocognitive (NC tests and lumbar puncture (LP for CSF HIV-RNA detection. Plasma HIV-RNA and peripheral T-cell immune-phenotypes (CD38/CD45RA/CD45R0/CD127 on CD4/CD8 were also assessed (flow cytometry. High-CSF HIV RNA was defined as≥10000cp/mL (H-CSF, while CSF HIV RNA10000 cp/mL.Table 1 shows the features of H- versus L-CSF patients. Compared to L-CSF patients, H-CSF patients displayed lower current CD4+%, lower CD4/CD8 ratio and higher CD8%. No differences in NC tests performance were observed between groups (p=0.6. Regarding T-cell immuno-phenotypes, H-CSF patients displayed a higher proportion of CD45R0+CD38+CD8+ (11 vs 7%, p=0.02 and lower expression of CD45RA+CD8+ % (16 vs 20%, p=0.007, in comparison to L-CSF patients. In multivariate analysis CD45RA+CD8+ T-cells % (OR 0.917, CI 95% 0.852–0.987, p=0.002 was associated with H-CSF, even after adjustment for plasma VL, CD8 and CD4 count. Globally, in univariate CSF VL inversely correlated with CD45RA+CD8+ % (r=−0.223, p=0.0217 and CD127+CD4+ % (r= −0.204, p= 0.0225, while a positive association was found between CSF and plasma VL (r=0.303, p=0.0004 and CD8 % (r=0.211, p=0.016. In multivariate linear regression, in addition to positive association between plasma and CSF VL (β: 0.212, 95% CI 0.02–0.41, p=0.032, also CD45RA+CD8+ % were confirmed inversely associated to CSF VL (β: 0.21, 95% CI −0.5 to −0.002, p=0.036, adjusting for CD4/CD8 and CD4CD127 %. Conclusions: We hereby describe a 32% prevalence of H-CSF in a cohort of HIV+ ART-naïve patients. Subjects with high-CSF viral replication are mostly

    1. Selection and Evaluation of Electronic Resources Elektronik Kaynakların Seçimi ve Değerlendirilmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Doğan Atılgan

      2009-12-01

      Full Text Available Publication boom and issues related to controlling and accession of printed sources have created some problems after World War II. Consequently, publishing industry has encountered the problem of finding possible solution for emerged situation. Industry of electronic publishing has started to improve with the rapid increase of the price of printed sources as well as the problem of publication boom. The first effects of electronic publishing were appeared on the academic and scholarly publications then electronic publishing became a crucial part of all types of publications. As a result of these developments, collection developments and service policies of information centers were also significantly changed. In this article, after a general introduction about selection and evaluation processes of electronic publications, the subscribed databases by a state and a privately owned university in Turkey and their usage were examined. İkinci dünya savaşından sonra görülen yayın patlaması, basılı kaynakların denetim ve erişiminde sorunlar yaşanmasına neden olmuştur. Bu da yayıncılık sektöründe yeni arayışlara yol açmıştır. 1980’li yıllardan sonra basılı yayın fiyatlarındaki hızlı artış da bu etmenlere eklenince elektronik yayıncılık sektörü gelişmeye başlamıştır. Öncelikle bilimsel ve akademik yayınlarla başlayan elektronik yayın günümüzde tüm yayın türlerini kapsamaktadır. Yayıncılıktaki bu gelişim bilgi merkezlerinin derme geliştirme ve hizmet politikalarını da önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu çalışmada elektronik yayınların seçim, değerlendirme ve sağlama konularında genel bir girişten sonra bir devlet üniversitesinin bir de özel üniversitenin abone olduğu veritabanları ve bu veri tabanlarının kullanımının değerlendirilmesi yapılmaktadır.

    2. TARHUNTAŠŠA VE KONYA-KARAMAN ARAŞTIRMALARI ÜZERİNE / ON RESEARCHS OF TARHUNTAŠŠA AND KONYA-KARAMAN

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Güngör KARAUĞUZ

      2013-11-01

      Full Text Available Bu makalede, 1924 yılından günümüze kadar Türk ve Batılı araştırmacılar tarafından Konya ve Karaman Bölgesi’nde yapılmış arkeolojik yüzey araştırmaları eleştirel bir bakış açısıyla ortaya konulmuştur. Ayrıca Konya-Karaman Bölgesi’nin eskiçağ tarihi ve arkeoloji için ne gibi atılımlar yapılması gerektiği üzerine kısaca durulmuştur.

    3. I’m Wife,I’ve Finished That:Analysis of the Feminism Views of Emily Dickinson in a Biographical Perspective

      Institute of Scientific and Technical Information of China (English)

      吴悠

      2015-01-01

      The nineteen century in America is in a typical patriarchal society.Women were judged as dependent to the men and their main tasks were taking care of their husband and children.In this paper,I will looking at Emily Dickinson’s opinion about feminism through the poem“I’m Wife,I’ve Finished that” in a biographical perspective.This paper is divided by three parts,the first part provides an overview of reasons for Dickinson to write such a poem.The second part discusses the poem“I’m Wife,I’ve Finished that” in a biographical view.Mainly to dig out why did Dickinson write such a poem.The third part examines attitude of Dickinson about feminism through the poem“I’m wife,I’ve finished that.”

    4. I’m Wife,I’ve Finished That:Analysis of the Feminism Views of Emily Dickinson in a Biographical Perspective

      Institute of Scientific and Technical Information of China (English)

      吴悠

      2015-01-01

      The nineteen century in America is in a typical patriarchal society.Women were judged as dependent to the men and their main tasks were taking care of their husband and children.In this paper,I will looking at Emily Dickinson’s opinion about feminism through the poem "I’m Wife,I’ve Finished that" in a biographical perspective.This paper is divided by three parts,the first part provides an overview of reasons for Dickinson to write such a poem.The second part discusses the poem "I’m Wife,I’ve Finished that" in a biographical view.Mainly to dig out why did Dickinson write such a poem.The third part examines attitude of Dickinson about feminism through the poem "I’m wife,I’ve finished that."

    5. Amfetamin türevleri içeren yasa dışı üretilmiş tabletlerin kromatografik ve spektroskopik yöntemlerle analizleri

      OpenAIRE

      SAİN DÜLGER, Sevda

      2008-01-01

      Bu çalısmada; öncelikle son bes yıl içerisinde değisik illerde yapılan uyusturucuoperasyonlarında ele geçirilen, yasadısı üretilmis çesitli amfetamin grubu maddeiçeren 36 adet ekstazi tabletin renk, logo, ağırlık, çap ve kalınlık gibi fizikselözellikleri belirlendi. Spektroskopik yöntemlerle nitel analizleri ile kromatografikyöntemlerle nicel analizlerinin yapılabilmesi için metot gelistirildi. Kromatografiktekniklerin validasyonu yapıldı ve karsılastırıldı.Uygun çözücü (kloroform ve...

    6. Asset Princes and Wealth Dynamics with Heterogeneous Beliefs - Varlýk Fiyatlarý ve Heterojen Düþünceler ile Servet Dinamikleri

      OpenAIRE

      COGLEY, Timothy; Sargent, Thomas J.; Viktor TSYRENNIKOV

      2015-01-01

      Biz, bu makalede hibeler, öncellerin (priors) ve bilgi akýþlarýnýn özdeþ kalýplarýyla ancak tam piyasalar ve tüketicilerin sadece tekil risksiz tahvillerle iþlem yapabildikleri iki farklý piyasa yapýlarý ile risk piyasa fiyatlarýný karþýlaþtýracaðýz. Makalede spekülasyon fýrsatlarýnýn, olaðandýþý önceki olaylarýn ve öðrenmenin risk piyasa fiyatlarýný nasýl etkilediði incelenmektedir. Ýki tip tüketici, rastgele bir dýþ kaynaklý hibe konusunda devinim yasalarý ile ilgili çeþitli inançlara sahip...

    7. Asset Princes and Wealth Dynamics with Heterogeneous Beliefs [Varlık Fiyatları ve Heterojen Düşünceler ile Servet Dinamikleri

      OpenAIRE

      COGLEY, Timothy; Sargent, Thomas J.; Viktor TSYRENNIKOV

      2015-01-01

      Biz, bu makalede hibeler, öncellerin (priors) ve bilgi akışlarının özdeş kalıplarıyla ancak tam piyasalar ve tüketicilerin sadece tekil risksiz tahvillerle işlem yapabildikleri iki farklı piyasa yapıları ile risk piyasa fiyatlarını karşılaştıracağız. Makalede spekülasyon fırsatlarının, olağandışı önceki olayların ve öğrenmenin risk piyasa fiyatlarını nasıl etkilediği incelenmektedir. İki tip tüketici, rastgele bir dış kaynaklı hibe konusunda devinim yasaları ile ilgili çeşitli inançlara sahip...

    8. GÖKKUŞAĞI ALABALIĞI (SALMO GAİRDNERİİ) HYPOPHYSIS'İNİN ANATOMİK VE HİSTOLOJİK YAPISI

      OpenAIRE

      Çakır, Mehmet

      1998-01-01

      Salmo gairdnerii, alabalığın bir kültOr tOrOdAr. Alabalık yetiştirmede bugün Salmo gairdnerii akla gelmektedir. Bu balığın biyolojik yapısının bilinmesinin alabalık yetiştiriciliğine-ekonomik bir katkısı olacaktır. Bu nedenle hypophysis'inin anatomik ve histolojik yapısı ele ahndl.Hypophysis'in ağırlığı, balığın yaş ve boyuna bağlı olarak değiştiği tesbit edil· miştir. Histolojik olarak haıırlanan preparatlar lriple ve hematoxilin-eosin ile boyandı. Kes�Jerde hypophysis, oval, or· t...

    9. ISO 14000 ÇEVRE YÖNETİM SİSTEMLERİ İLE İLGİLİ ÖRNEK ARAŞTIRMA VE UYGULAMA

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      MİRALİ ALOSMAN

      2005-01-01

      Full Text Available Bu çalışmada ISO 14000 ÇYS (Çevre Yönetim Sistemi ile ilgili araştırma yapılmış ve ÇYS'nin beş temel elemanı olan Çevre Politikası, Planlama, Uygulama, Kontrol ve Düzeltici Faaliyet, Yönetimin Gözden geçirmesi konuları incelenmiştir. Aynca Aydın Örme Tekstil San. ve Tic. A.Ş.'de ÇYS kurma çalışmalarına değinilerek, Aydın Örme'nin önemli çevre etkilerine sahip çevre boyutları farklı bir yöntemle belirlenmeye çalışılmıştır.

    10. YEŞİL ÇAYIN AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİSİ

      OpenAIRE

      KAVRIK, Fevzi; MEŞE, Merve; ÇOĞULU, Dilşah

      2015-01-01

      ÖZETÇay en çok tüketilen içeceklerden birisidir. Son 20 yıldır, insan sağlığı üzerine olumlu etkilerinin olması nedeniyle yeşil çaya ilgi giderek artmaktadır. Yeşil çayın kardiyovasküler rahatsızlık, obezite ve oral kanser insidansını azaltan, antifungal, antimikrobiyal ve antioksidan aktivite ve kolesterol düşürücü etkinlik gösteren biyolojik etkileri bulunmaktadır. Yeşil çayın polifenol içeriğinin Helicobakter pylori, metisilin dirençli Staphylococcus aureus, Streptococcus mutans, Streptoco...

    11. THE MEETING OF HADJI BEKTASH AND HADJI TOGHRUL: APPEARANCE IN A PIGEON AND A FALCON FORM HACI BEKTAŞ VE HACI TOĞRUL KARŞILAŞMASI: GÜVERCİN VE DOĞAN DONUNA BÜRÜNME

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ahmet TAŞĞIN

      2012-01-01

      Full Text Available The paper is about the the case of appearance in a pigeon and a falcon form between Hadji Bektash and Hadji Tughrul narrated in the Vilayatname of Hadji Bektash. The texts narrating separetely the motif of pigeon and falcon are also stated. Occured between Hadji Bektash and Hadji Tugrul according to the Vilayatname, the case is dealt with in the paper in a confidental and modulation sight. More text concerning to the figure, the hymn of pigeon and the poem of pigeon, also indicated throuh the evaluation. The letter is commonly used between the Alawi and Bektashi people attributed to Shah İsmail. There was a change in welcoming ceremony of saints of Rum, when Hadji Bektash arrived the country and they tried to prevent him from the arrival and took many measures. But in none they succeced in any way. It was between those measures that Hadji Tughrul tranformed in to pigeon form and tried to prevent Hadji Bektash entering the country. Those events are explained in the paper naturally.Finally this is first attemp to explain the matter referring to the different historical texts in this way. I am to say the texts are narrating the same event though in different ways of narrations. So that it will be more possible to understand an event which is narrated in many texts and a text, which is common between large communities. Also, meaning of the figures in the texts and their dialogs statue explained, as well as the the explanation of the aim of the pigeon and falcon form and the environment in which in come out. Makale, Hacı Bektaş Velâyetnamesi’nde Hacı Bektaş ve Hacı Tuğrul arasında da cereyan eden Güvercin ve Doğan şekline bürünmeyi ele aldı. Güvercin ve Doğan motifi farklı birden fazla metinde yer alışlarına bakılmaksızın burada yer verildi. Böylece Hacı Bektaş Velâyetnamesi’nden yola çıkarak Hacı Bektaş ile Hacı Tuğrul arasında geçen olayın batini ve değişmeceli anlamı üzerinde duruldu. Güvercin ve Do

    12. RTD SENSÖR KULLANILARAK HASSAS SICAKLIK ÖLÇÜM VE İZLEME SİSTEMİNİN TASARLANMASI

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ercan KURAK

      2015-05-01

      Full Text Available Sıcaklık ölçümünde, termokupul ve RTD ’ler yaygın olarak kullanılan sıcaklık algılayıcılarıdır. Bu algılayıcıları kullanan ölçme sistemleri gelişmekte, hassasiyetleri ve doğrulukları artmaktadır. Endüstriyel uygulamalara yönelik düşük hassasiyet, düşük doğruluk noktasından başlayarak çok yüksek doğruluk ve hassasiyet düzeyine kadar çok çeşitli ölçüm, kontrol ekipmanları üretilmektedir. Sıcaklık ölçüm ve kontrol sisteminin oluşturulmasında izlenecek yollar değerlendirilerek, mikro kontrolör ile RTD sensör kullanarak uygun maliyet ve yüksek hassasiyette sıcaklık ölçüme sistemi oluşturulması hedeflenmiştir. Bu deneysel çalışmada 8 bit mikro kontrolör, opamp ve PT100 RTD ile ±0,3 C hassasiyete sahip donanım oluşturulmuş, istenilen kontrol yapılarının sisteme entegre edilmesi sağlanmıştır.

    13. Weight-based combination therapy with peginterferon alpha-2b and ribavirin for Naïve, relapser and non-responder patients with chronic hepatitis C

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Fernando Lopes Gonçales Jr.

      2006-10-01

      Full Text Available Combination therapy with pegylated interferon and ribavirin is considered the new standard therapy for naïve patients with chronic hepatitis C. We evaluated the efficacy and safety of treatment with weight-based peginterferon alpha-2b (1.5 mg/kg per week plus ribavirin (800-1,200 mg/day for 48 weeks in naïve, relapser and non-responder (to previous treatment with interferon plus ribavirin patients with chronic hepatitis C. Sixty-seven naïve, 26 relapser and 40 non-responder patients were enrolled. The overall sustained virological response (SVR for the intention-to-treat population was 54% for naïve, 62% for relapser and 38% for non-responder patients. In the naïve subgroup, SVR was significantly higher in patients with the non-1 genotype (67% compared to those with genotype 1 (45%. In relapsers and non-responders, SVR was, respectively, 69% and 24% in patients with genotype 1 and 43% and 73% in those with genotype non-1. There were no significant differences in SVR rates among the three body weight ranges ( 85 kg in any of the subgroups. Early virological response (EVR was reached by 78%, 81% and 58% of naïve, relapser and non-responder patients, respectively, and among those with EVR, 63%, 67% and 61%, respectively, subsequently achieved SVR. All of the non-responder patients who did not have EVR reached SVR. Treatment was discontinued in 13% of the patients, due to loss to follow-up, hematological abnormalities or depression.

    14. BBC DÜNYA SERVİSİ HABER MERKEZİ ÖRNEĞİ'NDE ULUSLARARASI İLETİŞİM VE KAMU DİPLOMASİSİ

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Eylem Yanardağoğlu

      2014-10-01

      Full Text Available Genellikle uluslararası ilişkilerin alt alanı olara görülen kamu diplomasisi, İkinci Dünya Savaşı'yla beraber bir iletişim stratejisi olarak  önem kazanmaya başlamış, ulus-devletlerin diğer devletler üzerinde kültürel ve siyasal hegemonya kurma yarışı içine girdikleri bir alan olarak ortaya çıkmıştır. Devletlerin uluslararası alanda izledikleri politikalar için kamuoyu oluşturmanın önemini kavradıkça ulus-ötesi yayıncılığa verilen önemin de arttığı gözlemlenmiştir. Bu makalede, uluslararası yayıncılık ve habercilik alanındaki ilk faaliyetlerin  görüldüğü  BBC Dünya  Servisi incelenmekte, uluslararası iletişimin siyasi, teknolojik ve ekonomik etmenlerden dolayı değişen çalışma prensipleriyle kamu diplomasisi arasındaki ilişki burada çalışan gazetecilerin deneyim ve görüşleriyle ele alınmaktadır.  Bu makalede sunulan veriler  BBC Dünya Servisi’nde 2011 ve 2012 yıllarında yapılan yerinde gözlem ve derinlemesine mülakatlara dayanmaktadır

    15. Ortodonti ve periodontoloji işbirliği. Modern biyolojik ortodontide periodontal konular

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Tancan Uysal

      2011-01-01

      ;">    Ortodontistlerin ve periodontologların yaptıkları klinik tedavilerde periodontoloji ile ortodonti arasındaki ilişkinin biyolojik temellerinin farkında olması gerekmektedir. İki uzmanlık dalı arasındaki uyum, tedavi sonuçlarının olumlu olmasını sağlamaktadır. Bölümler arasında gerçekleştirilen işbirliği ile ortodontik tedavi periodontal sağlığı geliştirdiği gibi periodontal tedavi de ortodontik tedavi sonuçlarını daha da başarılı hale getirebilmektedir. Teknoloji, uzmanlık dalları arasında etkileşimi sağlarken, tedavinin temelini biyoloji oluşturmaktadır. Yeni yüzyılın ortodontisti; bilgili, deneyimli ve sorumluluk sahibi periodontolog ile beraber çalışmalıdır. Ortodontik tedavi görecek hastalar, periodontal riskler, dişeti büyümeleri ve olası alveolar kemik kaybından haberdar edilmelidir. Bu derlemede, aselüler dermal matriks, mine matriks proteinleri, periodontal plastik cerrahi ve yeni bir ortognatik cerrahi alternatifi olan “periodontal olarak hızlandırılmış osteojenik ortodonti” gibi güncel tedaviler ile geleneksel tedaviler tartışılacaktır. Ayrıca aşağıdaki sorulara cevaplar bulunmaya çalışılacaktır; “Ortodontik tedavi periodontal hastalığa sebep olur mu?”, “Periodontal olarak enfekte olan hastalar ortodontik diş hareketleri ile tedavi edilebilir mi?”, “Hastalara ne zaman ve hangi cerrahi yaklaşımlar yapılmaktadır?”, “Hangi tedavi seçenekleri en iyi sonuçları verir ve periodontal dokulara daha az zarar verir?”, “Ne sıklıkla ortodonti hastaları periodontolog tarafından takip edilmelidir?”. Ayrıca periodontal açıdan ortodontik tedavinin endikasyonları, kontrendikasyonları, sınırlamaları, avantaj ve dezavantajları tartışılacaktır.

      AHDİ ATİK VE AHDİ CEDİD’DE SALDIRGANLIK VE ŞİDDET OLGUSUNUN SOSYOLOJİK TAHLİLİ / THE SOSCIOLOGICAL ANALYSIS OF EVENT OF AGGRESSION AND VIOLENCE IN THE OLD TESTAMENT AND NEW TESTAMENT

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Emine ÖZTÜRK

      2012-04-01

      Full Text Available Bu araştırmada Yahudi kültüründe genelde toplumsal özelde de kadınlara yönelik olarak uygulanan şiddetin dinî argümanları ele alınacaktır. Tevrat’ın konuyla ilgili ayetlerine atıfta bulunan bu çalışma, ayrıca Rabbinik kültür ve İncil bağlamında da konuya yaklaşımları ele almaktadır. Araştırmaya konu olan Kitabı Mukaddes ayetlerinin sıhhati noktasındaki tarihsel sorunsallık, başka bir araştırmanın konusu olması bakımından, bu makalenin kapsamına girmemektedir ve bu ayetlerin kendi kültürüne yansımaları ön plana çıkartılmaktadır. Biz bu çalışmanın dinî metinlerdeki şiddet olgusunun sınırlı bir analizini yapması bakımından din sosyolojisi ve dinler tarihi çalışmalarına katkı sağlayacağı kanısındayız.AbstractIn this research iti will be discussed that the religious arguments of the violence which is used agaianst people in general means in Jewish Culture and in societal means which is used againast to women. This research which makes refers to passages of the Old Tastement related with this subject and deals wtih the approaches which are relevant to Rabinic Culture and the New Tastement. It could be discussed in an anohter research that if these passages real or not. We hope will make some contribution the Sociology of Religion and the History of Religions by this research.

    16. The Ve-mediated resistance response of the tomato to Verticillium dahliae involves H2O2, peroxidase and lignins and drives PAL gene expression

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Merino Fuencisla

      2010-10-01

      Full Text Available Abstract Background Verticillium dahliae is a fungal pathogen that infects a wide range of hosts. The only known genes for resistance to Verticillium in the Solanaceae are found in the tomato (Solanum lycopersicum Ve locus, formed by two linked genes, Ve1 and Ve2. To characterize the resistance response mediated by the tomato Ve gene, we inoculated two nearly isogenic tomato lines, LA3030 (ve/ve and LA3038 (Ve/Ve, with V. dahliae. Results We found induction of H2O2 production in roots of inoculated plants, followed by an increase in peroxidase activity only in roots of inoculated resistant plants. Phenylalanine-ammonia lyase (PAL activity was also increased in resistant roots 2 hours after inoculation, while induction of PAL activity in susceptible roots was not seen until 48 hours after inoculation. Phenylpropanoid metabolism was also affected, with increases in ferulic acid, p-coumaric acid, vanillin and p-hydroxybenzaldehyde contents in resistant roots after inoculation. Six tomato PAL cDNA sequences (PAL1 - PAL6 were found in the SolGenes tomato EST database. RT-PCR analysis showed that these genes were expressed in all organs of the plant, albeit at different levels. Real-time RT-PCR indicated distinct patterns of expression of the different PAL genes in V. dahliae-inoculated roots. Phylogenetic analysis of 48 partial PAL cDNAs corresponding to 19 plant species grouped angiosperm PAL sequences into four clusters, suggesting functional differences among the six tomato genes, with PAL2 and PAL6 presumably involved in lignification, and the remaining PAL genes implicated in other biological processes. An increase in the synthesis of lignins was found 16 and 28 days after inoculation in both lines; this increase was greater and faster to develop in the resistant line. In both resistant and susceptible inoculated plants, an increase in the ratio of guaiacyl/syringyl units was detected 16 days after inoculation, resulting from the lowered amount

    17. Kurumsal İletişim Sürecinde Reklam ve İmaj Yönetiminin Bütünleşik Konumu

      OpenAIRE

      TOSUN, Nurhan Babür

      2014-01-01

      Kurumsal iletişimin yararlandığı önemli ortamlardan olan sanal mecralar, bütünleşik yapı göstermeleri, sürekli yayında bulunmaları ve güncellenmeleri sebebiyle kurumsal çizginin aktarılmasında profesyonel çalışmaları zorunlu kılmakta, kurumsal imaj ve itibarın destekleyicisi olmaktadır.

    18. Recettes pour la paix, les droits & le bien-être concoctées au sein de la Genève internationale

      CERN Document Server

      2015-01-01

      Cette diversité de recettes est une vitrine d’exemples du travail ainsi réalisé par les organisations basées à Genève, illustré sous une forme innovante, et incluant également des propositions de menus composés de trois plats élaborés par des Chefs cuisiniers exerçant dans des hôtels 5 étoiles sur la place de Genève.

    19. Drones como veículos para a ação humanitária: perspectivas, oportunidades e desafios

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Eric Cezne

      2016-03-01

      Full Text Available Neste artigo, aborda-se o emprego de Veículos Aéreos Não Tripulados (VANTs, ou drones, para a ação humanitária. Através da análise do emprego e funções adquiridas por estas tecnologias no âmbito global, tenciona-se discutir e escrutinar criticamente as narrativas, cada vez mais frequentes, que associam drones como veículos para a ação humanitária e, desse modo, pretende-se contribuir e oferecer alguns insumos para este nascente e importante debate.

    1. ‘Play Time’ Filmi ve Modern Mimarlık Kuramlarına İlişkin Eleştirel Bir Deneme

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Mehmet Şener

      2016-01-01

      Full Text Available ÖzJacques Tati sineması, gerek dünya sinema tarihinde, gerek de mimarlık (tarihi sinema ilişkisi bağlamında çok önemli bir yere sahiptir. Tati’nin 1967 yılında çektiği ‘Play Time’ filmi de, mimari ve kentsel unsurlar üzerine şekillenir ve dönemine bu çerçevelerden ışık tutan bir filmdir. Bu makalede, Tati’nin ‘Play Time’ filmi üzerinden yapılacak mekânsal analizler doğrultusunda modern mimarlık ve şehircilik kuramları üzerine eleştirel bir bakış getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, ilk bölümde Jacques Tati filmlerinin sinema dünyası ve tarihindeki yeri ile ‘Play Time’ filminin sinematografik yapısı incelenecektir. Bundan sonraki kısımlarda filme dair mekansal analiz ve bulgular üzerine değerlendirmeler yapılacak olup; öncelikle modern mimarinin başat unsurlarından olan “prizmatik” kamusal yapılar ve “kutu mekanlar”, sonrasında da filmde yer alan sergi mekânı, mobilya tasarımı bağlamında yabancılaşma metaforu üzerinden ele alınacaktır. Bunu müteakip, filmdeki sembolik mimari ifade araçlarından biri olan “cam”, modern yaşamda ifade ettiği anlam çerçevesinde; konut yaşantısının resmedildiği sahneler de, modern yaşamın konut ve yapı mahremiyetine etkileri üzerinden analiz edilecektir. Son kısımda da, restoran sahnelerinin incelenmesi üzerinden modern tasarım anlayışına dair eleştirel bir inceleme yapılacak ve sonuç kısmıyla makale tamamlanacaktır.     

    2. İthâl Ev Hayvanları Ve Süs Bitkilerinin Çevreye Etkileri / The Negative Effects Of Imported Ornamentals And Pets On Environment

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Ahmet Uludağ

      2012-12-01

      Full Text Available Sanayileşme ile başlayan ve kırdan şehre yönelen göçe paralel olarak ortaya çıkan şehirleşme, beton, cam ve asfaltın çerçevelediği gri bir hayat tarzını insanlara dayatmaktadır. Kendisi ya da bir nesil öncesi köylerden gelmiş olan insanlar, tabiat özlemlerini evlerinde yetiştirdikleri çeşitli bitkiler ve hayvanlarla gidermeye çalışmaktadırlar. Aynı olgu hızlı ve çarpık bir şehirleşme serüveni yaşayan Türkiye’de de kendini göstermektedir. Farklı olma isteği, görüntülü ve basılı yayınların giderek artan tesiri ve pazarlama kanallarının etkin çalışması gibi sebeplerle, bilinen yerli hayvan ve bitki türlerinin yerini alışılmışın dışında ve başka coğrafyalara ait canlılar almıştır. Son yıllarda bu canlılara yönelmiş olan yoğun talebin; bu ürünlerin ithalâtını, üretimini ve perakende satışlarını artırması, bu canlıların çevre açısından tehlikeli olma riskini de artırmaktadır. Başta biyolojik çeşitlilik olmak üzere, insan faaliyetlerini ve sağlığını etkileyen ve kendi anavatanları dışında yayılan bu canlılar, istilâcı yabancı türler (İYT olarak adlandırılmaktadır. Evlerde beslenen hayvanlar ve bitkiler, ya kaçmak suretiyle ya da çeşitli sebeplerle ev şartlarında bakımlarının yapılamadığı durumlarda acıma hissi ile tabiata salınarak bulaştırılmaktadır. Bazı ülkelerde bu konularda kanunî düzenlemeler ve üretici ve ithalâtçıların gönüllü uygulamaları için prensipler hazırlanmıştır ve hazırlanmaktadır. Ülkemizdeki karantina uygulamaları da dâhil bu konuda yeterli bir kanunî alt yapı mevcut değildir. Bu türlerle mücadele için öncelikle muhtemel olumsuzluklarının ülkemiz ölçeğinde de belirlenmesi ve sıradan bir vatandaştan politika üreticilerine kadar bütün kesimlerde farkındalık yaratılmasına ihtiyaç vardır. Bu çalışmada ikincil veriler ve bilgiler kullanılmak suretiyle

    3. Error and misconception: Relation of fraction and part-wholeHata ve kavram yanılgısı: Kesir ve parça bütün ilişkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Kemal Altıparmak

      2015-12-01

      Full Text Available In this study, students’ fraction concept has been studied to reveal their errors and misconceptions. For this purpose, researchers prepared an “error and misconception diagnostic test” which consists of 34 questions about part-whole relationship (simple and compound fractions, number line, and comment. The reliability coefficient of this test is 0.86. The misconceptions diagnostic test was applied to 73 secondary school students and 113 university students. According to results, students participated in the study had five different misconceptions type about fractions. They are: Unequal partitioning misconceptions; misconceptions about the expansion and simplification of fractions; misconceptions resulting from conceiving number line in part-whole relationship; misconceptions because of using unequal parts of a whole while adding; misconceptions about adding numerators and denominators of fractions.   Özet Bu çalışmada öğrencilerin kesir konusundaki hata ve kavram yanılgıları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla 37 soruluk “hata ve kavram yanılgıları teşhis testi” hazırlanmıştır. Bu test kesir konusu için parça-bütün, sayı doğrusu, yorum kısmından oluşmaktadır. Bu testin güvenilirlik katsayısı 0.86 bulunmuştur. Hata ve kavram yanılgıları teşhis testi 73 ortaokul, 113 üniversite öğrencisine uygulanmıştır. Sonuçlara göre, öğrenciler 5 tipte kavram hatasına sahiptirler. Bunlar sırasıyla; bir bütünün eş olmayan parçalara ayrılması ile ilgili kavram hatası, Parça bütün üzerinde genişletme ve sadeleştirme konusunda kavram yanılgısı, Sayı doğrusunu parça bütün olarak görme konusundaki kavram yanılgısı, Toplama işlemi için eş olmayan bütünlerin kullanılması üzerine kavram yanılgısı, Paydası eşit olmayan kesirlerde toplama yapılırken paylar toplanıp paya, paydalar toplanıp paydaya yazılan kavram hatasıdır.

    4. Dolutegravir treatment response by baseline viral load and NRTI backbone in treatment-naïve HIV-infected individuals

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      C Small

      2012-11-01

      Full Text Available Background: In two 48-week studies in naïve subjects, dolutegravir with NRTI of choice has shown non-inferiority to raltegravir and, with ABC/3TC, superiority to Atripla. Factors that influenced choice of NRTIs included viral load, resistance and safety. Methods: We analysed response rates and time to virologic failure by NRTI backbone and baseline viral load in the pivotal DTG-naïve studies. SPRING-2 randomized participants to DTG 50 mg QD or RAL 400 mg BID, each in combination with investigator-selected NRTIs (TDF/FTC or ABC/3TC. SINGLE randomised participants to DTG 50 mg+ABC/3TC QD or TDF/FTC/EFV (Atripla QD. In SPRING-2, changes in serum creatinine were examined by INI and NRTI backbone. Results: The two studies randomized and treated 1655 subjects, of whom 249 (15% were female, 388 (23% non-white, 495 (30% had HIV-1 RNA >100,000 c/ml, and 224 (14% had CD4+ count <200 cells/mm3. Primary analyses demonstrated non-inferiority of DTG to RAL in SPRING-2 (Δ=2.5%; 95% CI:−2.2% to +7.1%, excluding −10%, and superiority of the DTG regimen in SINGLE (7.4%; +2.5% to +12.3%. In SPRING-2, response rates by NRTI backbone were comparable in each viral load stratum. In SINGLE, a 7% difference in response (favoring DTG+ABC/3TC was observed in each viral load stratum. Exploratory analyses examining time-to-virologic failure showed no difference in response rates between the NRTIs irrespective of baseline viral load or study. Resistance to INIs or NRTIs was not demonstrated in any subject on DTG-based therapy through 48 weeks. Withdrawals due to AEs on DTG-based regimen were few (2% in both studies. In SPRING-2, no significant differences were observed in serum creatinine change from baseline to Week 48 by NRTI backbones. Conclusions: In SPRING-2 and SINGLE, DTG was effective with both ABC/3TC and TDF/FTC, and in subjects with high and low viral load. DTG was well tolerated in both studies. Renal safety also was similar by NRTI backbone. DTG is a once

    5. [Social Constitution and the form of the Capitalist State], Sosyal Yapı ve Kapitalist Devlet Sorunu

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Werner BONEFELD

      2014-12-01

      Full Text Available 1970’lerin sonundaki devletin kökenine ilişkin tartışmalarının yavaşlamasından sonra (1, 1980’lerin başında neredeyse bütün kapitalist ülkelerde devlete olan ilgi, güce vurgu yapan muhafazakârlıkla yeniden meydana çıktı. Kapitalist devlet üzerine yapılan son çalışma (post-Fordizm üzerindeki tartışmalardan etkilenmiştir (bkz: Hirsch & Roth, 1986 (2. (Post-fordist devlet tartışması, devlet ve ekonomi arasındaki ilişkilerdeki değişimi daha iyi bir şekilde anlayabilmek için devletin daha somut bir şekilde kavramsallaştırmasını amaçlamaktadır. Burada temel sorun devletin kökeni tartışmasını reddetmek değil, bu tartışmayı kapitalist gelişme teorisi içerisinde sınıflandırmaktır. Bu şekilde, yapı ve çatışma arasındaki ilişki olarak yıllardır Marksist tartışmanın konusu olan bu tema, çağdaş gelişmeler bağlamında daha somut bir şekilde tartışılmaktadır. (Post-fordizm üzerindeki tartışmanın önemli bir zayıf noktasının, yapı ve çatışmayı eklemlememek olduğunu başka bir yerde tartıştım (bkz: Bonefeld, 1987a. Zaten bu zayıflık Hirsch’in devletin kökeni tartışmasına yaptığı katkılarda da görülmüştü (bkz: Holloway, 1988.

    6. REKABET AVANTAJI KURAMININ TANIMLANMASI VE ÖLÇÜMLENMESİ - CONCEPTUALIZATION AND MEASUREMENT OF COMPETITIVE ADVANTAGE CONSTRUCT

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      F. Esra GENÇTÜRK

      2010-07-01

      Full Text Available Özet:Üstün performans elde etmek için, rakiplere karşısürdürülebilir avantajlara sahip olmak prensibi günümüzstrateji düşüncesinin temelini oluşturmaktadır. Ancak, buavantajların neler olması gerektiği konusunda sınırlı veçelişkili bilgiler bulunmaktadır. Bu çalışmada, sürdürülebilirrekabet avantajlarının neler olduğunu ve nasıl elde edildiğinianlamak için kaynak bazlı firma teorisi temel yapı olarakbenimsenmiş ve rekabet avantajı literatürü ile sentezedilmiştir. Araştırmamızda rekabetçi avantaj kuramınınliteratürde belirlenmiş tüm farklı boyutları sunulmuş vebunları içeren sermaye bazlı üç ana üstünlük tanımlanmıştır.Önerilen çok boyutlu ölçüm modelinin ampirik testi ihracatyapan 184 Türk firmasının verilerine dayanmaktadır. Önanalizlerle psikometrik özellikleri sınanan ölçekler doğrulayıcıfaktör analizinde yapısal eşitlik modeliyle test edilmiştir.Abstract:The notion that superior performance requiressustainable advantage over competitors is central tocontemporary strategic thinking. Yet, limited and conflictinformation is available as to what these advantages should be.In this study, we adopt the resource based view of the firm as atheoretical foundation and synthesize it with the competitiveadvantage literature to understand what these advantages areand how they are achieved. Our research considers thedifferent dimensions of competitive advantage suggested in theliterature and defines three fundamental equity basedcompetitive advantages. The proposed multidimensionalmeasurement model is tested empirically with data obtainedfrom 184 Turkish exporting firms. After preliminary test ofthe psychometric properties of the scales they are subjected toa Confirmatory Factor Analysis with Structural EquationsModeling.

    7. In vitro methods for generating CD8+ T-cell clones for immunotherapy from the naïve repertoire.

      Science.gov (United States)

      Ho, William Y; Nguyen, Hieu N; Wolfl, Matthias; Kuball, Juergen; Greenberg, Philip D

      2006-03-20

      Innovations in gene discovery and the analysis of gene expression are facilitating the identification of a growing number of antigens that could potentially be targeted for immunotherapy of tumors. Methods to reliably generate antigen-specific T-cell responses in vitro would be useful not only to screen candidate antigens for immunogenicity prior to embarking on in vivo vaccination trials, but also to generate T-cell lines or clones that could be used directly for adoptive immunotherapy approaches. Although many techniques have proven successful for expanding ex vivo effector cells from antigen-specific memory CD8(+) cells that have been primed in vivo, methods to reliably generate high-avidity CTL clones from the naïve repertoire have not been well described. Various methods for the induction and expansion of antigen-specific CD8(+) CTL clones from healthy A2(+) donors were compared, using WT1 as a model tumor-associated antigen for which there is a low frequency of precursor T cells in naïve individuals. In contrast to the well-studied Melan-A/MART-1 (Melan-A) A2-restricted response, for which the CD8(+) T-cell precursor frequency in the naïve repertoire is unusually high, successful expansion of WT1-specific CD8(+) T cells appeared to be more dependent upon cell culture conditions. In particular, primary stimulation with autologous peptide-loaded monocyte-derived DC generated in 48 h (DC2d) was more effective in expanding WT1-reactive populations of CTL than stimulation with DC generated using the more standard week-long protocol (DC7d). Adding supplemental IL-7 2 to 3 days after initiation of a stimulation cycle expanded antigen-specific cells within CTL lines more efficiently than including the cytokine from the beginning of the cycle. Following primary stimulation with peptide-loaded mature DC, subsequent restimulation with peptide-loaded PBMC as the stimulators was more effective at expanding antigen-specific cells than repeated stimulation with mature DC

    8. Sleep disturbances in drug naïve Parkinson′s disease (PD patients and effect of levodopa on sleep

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Teresa Ferreira

      2014-01-01

      Full Text Available Context: Parkinson′s disease (PD is associated with sleep disturbances, attributed to the neurodegenerative process and therapeutic drugs. Studies have found levodopa to increase wakefulness in some patients while increasing sleepiness in others. Aims: To confirm sleep disturbances in drug naïve PD patients and understand the impact of levodopa on their sleep. Materials and Methods: Twenty-three drug naοve PD patients and 31 age-gender matched controls were compared using the Parkinson′s Disease Sleep Scale (PDSS and Epworth Sleepiness Scale (ESS. A polysomnogram objectively compared sleep quality. Of the 23 patients, the 12 initiated on levodopa were reassessed subjectively and through polysomnography after 2 months of therapy. Statistical Analysis: Data was expressed as mean ± standard deviation, median, and range. Continuous variables were analyzed by Student′s T test for normally distributed data and Mann-Whitney U test for skewed data. Discrete variables were compared by Chi Square tests (Pearson Chi square Test or Fisher′s Exact Test. Wilcoxon signed ranks test was applied in the analysis of paired data pre- and post-levodopa. A P value < 0.05 was considered as statistically significant. Statistical analysis of the data was done using the Statistical Package for the Social Sciences (SPSS version 12. Results: Drug naïve PD patients had lower PDSS scores than controls. The sleep architecture changes observed on polysomnogram were reduced NREM Stage III and REM sleep and increased sleep latency and wake after sleep onset time. Following levodopa, improved sleep efficiency with reduced sleep latency and wake after sleep onset time was noted, coupled with improved PDSS scores. However, NREM Stage III and REM sleep duration did not increase. Discussion: PD patients take longer to fall asleep and have difficulty in sleep maintenance. Sleep maintenance is affected by nocturia, REM behavioral disorder, nocturnal cramps, akinesia, and

    9. Digital Natives, Social Networks and the Future of Libraries Dijital Yerliler, Sosyal Ağlar ve Kütüphanelerin Geleceği

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Yaşar Tonta

      2009-12-01

      Full Text Available Facebook, MySpace, Flickr and YouTube are currently among the most frequently visited websites with Web 2.0 features. They are used not only for social networking and entertainment but also for access to information, for learning and for carrying out professional work. Social networks commonly have Web 2.0 features, offer personalized services and allow users to incorporate their own content easily and describe, organize and share it with others, thereby enriching users’ experience. Some users tend to “live” on those social networks and expect information providing organizations to offer similar services. They want libraries to be as accessible, flexible, open to collaboration and sharing as that of social networks and heighten the expectations from such institutions. The future of libraries is closely associated with how successfully they meet the demands of digital users. Otherwise, the “net generation” or the “digital natives” grown up with the Web, Google and Facebook would see libraries as outdated institutions and “take their business elsewhere” to satisfy their information needs. In this paper, the impact of the technological convergence on information providing organizations is reviewed and the challenges and opportunities facing libraries in the digital environment are discussed. Facebook, MySpace, Flickr ve YouTube gibi Web 2.0 özelliklerine sahip sosyal ağlar en çok ziyaret edilen web siteleri arasında yer almaktadır. Sosyal ağlar sadece sosyalleşmek ve eğlenmek amacıyla değil, bilgiye erişmek, öğrenmek ve profesyonel iş yapmak amacıyla da kullanılmaktadır. Sosyal ağların sağladığı işbirliği, kişiselleştirme, kullanıcı destekli içerik ekleme ve üst veri gibi özellikler kullanıcı deneyimini zenginleştirmekte ve bu web sitelerini daha çekici kılmaktadır. Kütüphanelerin de sosyal ağlar kadar erişilebilir, esnek, işbirliği ve paylaşıma açık olmasını bekleyen kullan

    10. Nuri Demirağ, Millî Kalkınma Partisi ve İlk Muhalif Parti Gazeteleri: Yurdda Kalkınma, Tez Kalkınma ve Öz Kalkınma

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Meltem Şahin

      2015-08-01

      Full Text Available Öz            Türkiye’de pek çok girişimin önderi olan Nuri Demirağ’ın, 1945’te Milli Kalkınma Partisi’ni kurmasından sonra, Cumhuriyet tarihinde yeni bir dönem başlamış oluyordu. Çok partili hayatın ilk muhalif partisini kurma unvanına sahip Demirağ’ın önemli girişimlerinden biri de basın alanında yürüttüğü faaliyetlerdi. Cumhuriyet döneminin ilk muhalif parti gazetelerinin de öncüsü Demirağ’ın gazeteleri olan; Yurdda Kalkınma, Tez Kalkınma ve Öz Kalkınma bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı, basın tarihinde bir çeşitlilik olarak görülen bu gazetelerin, genel yayın politikalarını ortaya koymaktır. Böylece, okuyucu hem gazeteler hakkında fikir sahibi olacak hem de gazeteler üzerinden, Nuri Demirağ’ın ve MKP’nin siyasal ideolojileri, muhalif fikirleri hakkında bilgi elde etmiş olacaktır. 

    11. Namık Kemal Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne başvuran çocuklarda idrar örneklerinden izole edilen etkenler ve antibiyotik direnç durumları

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Birol Topçu

      2013-03-01

      Full Text Available Amaç. İdrar yolu enfeksiyonları, çocukluk çağında sık görülen enfeksiyonlardandır. Antibiyotiklerin yaygın kullanımı ile beraber bakterilerdeki antibiyotik direnci ciddi bir sorun haline gelmiştir. Çalışmamızda bölgemizde çocukluk yaş grubundaki hastalarda idrar kültürlerinde üreyen bakteriler ve antibiyotik direnç oranlarının araştırılması amaçlanmıştır. Yöntemler. Namık Kemal üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne başvuran çocukluk yaş grubundaki hastaların idrar örnekleri kanlı ve eozin metilen blue besiyerlerine ekilmiştir. Üreyen bakteriler konvansiyonel ve/veya yarı otomatik testlerle tanımlanmış ve CLSI’nin önerileri doğrultusunda antibiyotik direnç oranları belirlenmiştir. Bulgular. Gönderilen toplam 1003 idrar örneğinin 127 (%12,7’sinde üreme gözlenmiştir. Üreyen bakteri sayı ve oranları: Escherichia coli: 66 (%52,0, koagülaz negatif stafilokoklar: 14 (%11,0, Enterococcus spp: 14 (%11,0, Proteus spp: 10 (%7,9, Citrobacter spp:7(%5,5, Klebsiella spp 7 (%5,5, Pseudomonas spp 6(%4,7 ve Enterobacter spp:1(%0,8 MRSA: 1 (%0,8, Enterobacter spp: 1(%0,8 ve Morganella morganii: 1(%0,8’dir. İzole edilen Gram negatif bakterilerde en yüksek direnç oranı ampisiline karşı (%65,2 bulunmuştur. Koagülaz negatif stafilokoklarda ve enterokoklarda ise en yüksek direnç oranı ise eritromisine (sırasıyla %64,3 ve %85,7 oranlarında karşı bulunmuştur. Sonuç. Çalışma sonuçlarımız, Gram negatif bakterilerin etken olduğu enfeksiyonlarda imipenem ve amikasin, oral preparatlardan nitrofurantoin ve amoksisilin/klavulanatın; Gram pozitif bakterilerin etken olduğu enfeksiyonlarda ise teikoplanin ve linezolid’in tedavide seçilebilecek ajanlar olduğunu ortaya koymaktadır. Bölgesel antibiyotik direnç oranları konusunda bilgi sahibi olunması ile ampirik antibiyotik kullanımında, uygun antibiyotik seçimi sağlanacak ve bu sayede ortaya çıkacak olan

    12. The effect of female volleyball players’ leg volume and mass on balance and reaction timeBayan voleybolcuların bacak hacim ve kütlesinin denge ve reaksiyon zamanına etkisi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Serkan İbiş

      2015-11-01

      Full Text Available In this study, it is aimed to investigate the relationship between leg volume - mass and balance – reaction time of the third league female volleyball players. 20 volunteer third league volleyball players, who are still active, are participated in this study. The average age of participant female volleyball players is 23,20±3,42 years, average height 176,30±7,78 cm, average weight 65.11±8,22 kg. Participant female volleyball players’ leg volume by Frustum method, leg mass by Hanavan method, static and dynamic balance by Biodex Balance System and visual reaction time by MOART Lafayette Reaction Measuring Device were measured. In analyzing the relation among the measurements, Pearson Product Moment Correlation coefficient was used. As a result of analysis of the obtained data; significant moderate correlation was found between the legs mass and dynamic balance (r=0.654, p<0,05. It was determined with a highly significant relationship between leg mass and foot volume (r=0.913, p<0,01 and foot mass (r=0.917, p<0,01. Also a significant relationship was found between leg volume and foot volume (r=0.800, p<0,01 and foot mass (r=0.644, p<0,05. Consequently; it can be said that there is a highly significant relationship between leg volume-mass and foot volume-mass, and there is a relationship between dynamic balance and leg mass of the third league female volleyball players.   Özet Bu çalışmada, üçüncü lig bayan voleybolcuların bacak hacimleri ile denge ve reaksiyon zamanları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya üçüncü ligde oynayan toplam 20 gönüllü bayan voleybolcu katılmıştır. Çalışmaya katılan bayan voleybolcuların yaş ortalamaları 23,20±3,42 yıl, boy ortalamaları 176,30±7,78 cm, ağırlık ortalamaları 65.11±8,22 kg’dır. Çalışmada katılan bayan voleybolcuların bacak hacmi Frustum yöntemi, bacak kütlesi Hanavan yöntemi, statik-dinamik denge ölçümü Biodex Denge

    13. Hegel - Kojève - Heidegger: Historia de un triángulo filosófico

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Roberto Vivero Rodríguez

      2014-02-01

      Full Text Available If there is a true "total mobilization", this is what triggers the onset of contact between intelligence and intelligences. No other words can be understood both instant and lasting impact of the lessons of Kojève on Hegel's religious philosophy at the Ecole Pratique des Hautes Etudes between January 1933 and May 1939, the publication of the book that concerns us. And when I say "book", not just "text" is meant to refer to the sample of this mobilization of intelligence in the text box that generates between its author and introducer thereof, Manuel Jiménez Redondo, which, turn, does not leave the scene and continue to speak to us in the present, among others, Hegel and Heidegger.

    14. Molluscan and Vertebrate Successions from the Veľká Drienčanská Cave

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Vojen Ložek

      2012-10-01

      Full Text Available Here we present a biostratigraphy of entrance deposits in the Veľká Drienčanská Cave based on molluscan and vertebrate successions in correlation with prehistoric pottery records. This corresponds to the final Last Glacial – Holocene time-span and reflects the following environmental history: the coexistence of open-country and woodland snail communities throughout the whole succession documents the persistence of high-diversity karsts parkland since the Late Glacial up to present, which has been supported by human activities since the Neolithic occupation. However, the molluscan succession shows a general agreement with the standard mid-European developmental pattern. The molluscan evidence is confirmed by vertebrate fossil finds.

    15. Matriks metalloproteinazlar: diş dokuları ve çürük üzerine etkileri

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Engin Ersöz

      2011-09-01

      Full Text Available

      ÖZET

      Oral kavitede görülen hastalıkların mikroorganizmalarla olan ilişkileri ortaya konduktan sonra tedavi seçenekleri bu organizmaları ortadan kaldırmaya yönelik olmuştur. Ancak günümüzde yapılan çalışmalar bu hastalıkların oluşmalarının yalnızca mikroorganizmalar nedeniyle olmadığını aynı zamanda konak cevabının ve konak kaynaklı faktörlerin de hastalığın oluşması ve seyrini etkilediğini gözler önüne sermiştir. Bu konak kaynaklı faktörlerden bir tanesi ise Matriks Metallo Proteinaz (MMP adı verilen bir enzim grubudur. MMP'ler; yıkımdan sorumlu birçok ekstraselüler matriks proteini ile organogenez, büyüme ve doku dönüşümü sırasında uyum içinde çalışan enzim grubudur. Bu derleme matriks metalloproteinazlarının hem sistemik etkilerine değinecek hem de ağız hastalıklarının seyri ve tedavi seçenekleri içerisinde üstlenebilecekleri rollere ışık tutacak şekilde hazırlanmıştır.

      Anahtar kelimeler: Matriks metalloproteinaz, çürük, kollagen, matriks metalloproteinaz doku inhibitörü.

      ABSTRACT

      Since relationship between oral diseases and microorganisms have been revealed treatment options were focused to terminate those microorganisms. However; today's researches show that host response and host related factors have influence on diseases and their progress. Matrix metalloproteinases (MMP are one of those host related factors. MMP's act as a degradative extracelular matrix protein during organogenesis, growth and tissue transformation processes. This review is about; systemic effects of MMP's and their roles in disease progression and treatment options.

    16. Delusion of pregnancy in a drug-naïve young woman showing hyperprolactinemia and hypothyroidism: a case report.

      Science.gov (United States)

      Penta, Elena; Lasalvia, Antonio

      2013-01-01

      The present article reports the case of a delusional pregnancy that developed in a drug-naïve young woman affected by paranoid schizophrenia and Hashimoto-related hyperprolactinemia. The literature in this field has addressed the phenomenon of distorted thoughts of pregnancy being elicited by physical changes due to drug-induced hyperprolactinemia. The present report gives account of a case of delusional pregnancy that developed in a schizophrenic patient with concurrent hyperprolactinemia induced by a primary endocrine disease. In this instance, however, amelioration of delusional beliefs did not ensue from hyperprolactinemia normalization, but was mostly due to cognitive restructuring of distorted thinking (together with the antipsychotic treatment). This finding confirms the importance of considering the key role of the interaction of biological, cognitive and psychological mechanisms in the construction of inaccurate beliefs and feelings about pregnancy.

    17. Sistemik Hipertansiyonlu Olgularda Santral Kornea Kalınl??? ve Retina Sinir Lifi Tabakası Kalınl???

      OpenAIRE

      ERG?N, Ahmet; Çakmak, Yasin; GÜLLÜ, Reyhan

      2007-01-01

      Bu çalışma, sistemik hipertansiyonlu hastalarda santral kornea kalınl??? ve retina sinir lifi tabakası kalınl???nı ara?tırmak için planland?. Olguların santral kornea kalınlıkları (SKK) Pacline Optikon Ultrasonik pakimetre cihazı ile ölçüldü. Retina sinir lifi tabakası kalınl??? (RSLTK) ölçümü ise NFA II, GDx VCC cihazı ile yapıld?. Her olgu için üç ölçüm yapıld?, bunlardan en net olanı hesapland?. Sağlıklı bireyler ile sistemik hipertansiyonu olan hastalar arasında tüm ölçümler açıs?ndan ist...

    18. Systém pro správu bezpečnostního procesu ve firmě

      OpenAIRE

      Roubal, Petr

      2007-01-01

      Tato bakalářská práce se zabývá zpracováním metodiky pro správu bezpečnostního procesu ve firmě. Tato metodika bude používána jako podklad pro softwarový produkt. Jsou zde popsaná i témeta s bezpečnostním procesem uzce související. Těmito tématy jsou: změna a změnové řízení, riziko a řízení rizik, procesy, modelování procesů a řízení procesů. Metodika je popsána pomoci popsani procesů. This bachelor`s thesis is concerned with methodology for Company Security Processes Administration System...

    19. Impaired temporoparietal deactivation with working memory load in antipsychotic-naïve patients with first-episode schizophrenia

      DEFF Research Database (Denmark)

      Nejad, Ayna B; Ebdrup, Bjørn H; Siebner, Hartwig R;

      2011-01-01

      Abstract Objectives. Neuroimaging studies have shown abnormal task-related deactivations during working memory (WM) in schizophrenia patients with recent emphasis on brain regions within the default mode network. Using fMRI, we tested whether antipsychotic-naïve schizophrenia patients were impaired...... load) conditions. Results. Contrasting the 2-back and 0-back conditions revealed that patients deactivated default mode network regions to a similar degree as controls. However, patients were impaired in deactivating large bilateral clusters centred on the superior temporal gyrus with increasing WM...... load. These regions activated with the no WM load condition (0-back) in both groups. Conclusions. Because 0-back activation reflects verbal attention processes, patients' persistent activation in the 1-back and 2-back conditions may reflect an inability to shift cognitive strategy with onset of WM...

    20. Biralarda İstenmeyen Aroma Bileşikleri ve Oluşum Mekanizmaları

      OpenAIRE

      Tangüler, Hasan; CABAROĞLU, Turgut; Erten, Hüseyin

      2015-01-01

      Bira kalitesi üzerinde aroma maddelerinin önemli rolü vardır. Bu bileşiklerin bir kısmı kalite üzerinde olumlu etkiye sahip olup birada arzu edilirken, bir kısmı da kaliteyi olumsuz yönde etkileyen ve birada arzu edilmeyen bileşiklerdir. İstenmeyen bu bileşikler işleme, depolama koşulları veya dış kaynaklı bulaşma nedeniyle meydana gelebilir. Bu derlemede biranın duyusal kalitesini olumsuz yönde etkileyen başlıca aroma bileşikleri (oksidasyon aroması, güneş ışığı aroması, dimetil sülfür aroma...

    1. Kahvenin Aroma Bileşikleri ve Kahve Aromasını Etkileyen Faktörler

      OpenAIRE

      Çağlarırmak, Necla; Ünal, Kemal

      1993-01-01

      Bu derlemede, uçucu bileşikler yönünden çok zengin kompozisyona sahip olan kahvenin aroma bileşikleri incelenmiştir. Kahvenin aroma bileşiklerini; kahvenin türü, orijini, kavurma işlemi ve kavurma işlemi ile ilgili parametreler (kavurma sıcaklığı, kavurma süresi, kavurmanın yapıldığı ekipmanın türü, kahvenin çözünürlüğü, depolanması) gibi faktörlerin etkilediği belirtilmektedir. Kahvenin son aromasını daha ziyade kavurma işleminin etkilediği, ısıl işleme bağlı olarak yeni bazı bileşenlerin o...

    2. ÜRÜN KARMASI OPTİMİZASYONU KARARLARINDA KISITLAR TEORİSİ KULLANIMI VE BİR UYGULAMA

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Burçin KAPLAN

      2013-07-01

      Full Text Available ÜRÜN KARMASI OPTİMİZASYONU KARARLARINDA KISITLAR TEORİSİ KULLANIMI VE BİR UYGULAMAÖzet: Günümüz işletmelerinin, karşılaştıkları en önemli problemlerden biri, karlarını maksimum kılabilmek için verilmesi gereken optimum ürün karması problemleridir. İşletmenin kar elde edebilmesi için, sistemin verimli bir biçimde çalışması son derece önemlidir. Verimlilik, sistemin bütününde sağlandığında ve doğru ürün karması kararları alındığında kar maksimum düzeye çıkar. Bu savı destekleyen ve günümüzde pek çok işletme tarafından benimsenen teorilerin başında Kısıtlar Teorisi gelir.Bu çalışmada, kimya sektöründe üretim yapan bir firmanın çoklu darboğaz problemlerinde, kısıtların etkililiği azalttığı durumlar, örnek alınan veriler üzerinde gösterilmiştir. Kısıtlar teorisi geleneksel algoritması ile bunun üzerine düzenlenmiş olan düzeltilmiş algoritma, firma verilerine uygulanarak her birinin dezavantajları gözlemlenmiştir. Daha sonra optimum sonuca ulaşan algoritma tespit edilmiş ve bu algoritmanın etkililiği sunulmuştur. Son olarak geliştirilen algoritma ile Tamsayılı Doğrusal Programlama (TDP söz konusu örnek üzerinde birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Geliştirilmiş algoritmanın başarısı sonuçlarla sunulmuştur.THEORY OF CONSTRAINTS IN PRODUCT MIX OPTIMIZATION DECISIONS AND AN APPLICATIONAbstract: One of the most important problems that today’s companies face is the optimum product mix decision problems to maksimize their profit. Companies have to make their operations efficient to be able to get profits. If the efficiency could be implemented in the whole system, and when the right product mix decisions are taken then the profitability increase to the maximum level. Theory of constraints is the theory that supports this idea which: is most known within the companies.In this study, the constraint cases decrease the efficiency in the

    3. Maddi ve Muhakeme Boyutuyla Çevre Ceza Hukukuna Dair Bazı Tespitler/Kısmi Öneriler

      OpenAIRE

      TAŞKIN, Ozan

      2015-01-01

      Özet:Çevrenin korunması politikası tercihleri, doğrudan ülkede hâkim olan anlayışla ilgilidir. Çevre ceza hukuku politikası tercihleri veya çevre ceza hukukunun kapasitesi de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamak bir “insan hakkı”dır. Anayasa hukukundan özel hukuka, oradan ceza hukukuna kadar her hukuk vasıtası bu hakkın gerçekleşmesine hizmet etmelidir. Kim çevreye zarar verirse, cezalandırılmalıdır.Anahtar Kelimeler:Çevre ceza hukuku, Çevreye karşı suç, Ç...

    4. Further analysis of PREVAIL: Enzalutamide use in chemotherapy-naïve men with metastatic castration-resistant prostate cancer

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Jeanny B Aragon-Ching

      2014-12-01

      Full Text Available PREVAIL was a phase III multinational, double-blind, placebo-controlled trial that enrolled chemotherapy-naïve men with metastatic castration-resistant prostate cancer (mCRPC, which showed remarkable improvement in co-primary endpoints with an overall 81% reduction in the risk of radiographic progression, as well as 29% reduction in the risk of death in favor of the enzalutamide arm over placebo. All secondary endpoints including time to subsequent chemotherapy initiation and prostate specific antigen (PSA progression were in favor of the enzalutamide arm. The results of PREVAIL shows the utility of enzalutamide that would likely soon expand the indication to asymptomatic or minimally symptomatic men with mCRPC not previously treated with chemotherapy.

    5. Dil Öğreniminde ve Öğretiminde Tiyatronun Kullanımı ve Tiyatronun Temel Dil Becerilerine Katkısı The Use Of Theatre In Teaching Of Language And The Contributions Of Theatre To Basic Language Skills

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Müzeyyen ALTUNBAY

      2012-12-01

      Full Text Available Education and self-development is a duration which continues through life and has wide boundaries. In addition, learning which forms according to individual’s needs like education and includes mental processes is a multi-faced activity. From past to present, there have been lots of improvements in the thought of people about education. With changing values and needs, different learning fields have appeared in education and training. Language learning and teaching which is one of those, has been one of most important subject recently and isperceived as a most important way of communicating with othersocieties. A variety of method is avaliable in language learning andteaching.. What is important in language learning is to identifyappropriate learning model and method. The essence success inlearning can be achieved by conscious efforts and by finding the correctmethod. For that reason a variety of methods and techniques have beendeveloped in language learning and teaching which is one of the mostimportant issues of today. With current methods and techniques, newapproaches are appearing and used gradually. One of those is learningwith theatre. The use of theatre has been ignored in learning withtheatre and teaching of Turkish as a language. However that theatreaffects and develops basic language skills is known. In this study, theuse of theater in teaching of Turkish as a language and theater’scontribution to the basic language skills are considered. Eğitim ve kişisel gelişim yaşam boyu devam, sınırları çok geniş olan bir süreçtir. Öğrenme ise tıpkı eğitim gibi bireyin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen ve zihinsel süreçleri de kapsayan karmaşık ve çok yönlü bir etkinliktir. Geçmişten günümüze dek eğitim ve öğretim anlayışında oldukça ilerleme kaydedilmiştir. Günümüzde değişen değerler ve ihtiyaçlar ile birlikte bunlara bağlı olarak eğitim ve öğretimde farklı öğrenme alanları ortaya

    6. ULUSLARIN REKABET ÜSTÜNLÜĞÜ VE ELMAS MODELI ÜZERINE BIR DEĞERLENDIRME

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Murat KOC

      2014-07-01

      Full Text Available Günümüzde, rekabet kavramı daha çok firma düzeyinde bir kavram olmakla beraber, artık ulusal düzeyde de ele alınmaya başlanmıştır. Rekabet şartlarının değişken bir yapı içerisinde olması ve yaşanan küreselleşme, bir ulusun rekabet üstünlüğünün analiz edilebilmesi açısından yeni yöntemlerin uygulanması gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu kapsamda Michael E. Porter, kapsamlı bir araştırma niteliği taşımakta olan, Elmas Modeli (Diamond Model’ni ortaya koymuştur. “Bazı ulusların neden diğerlerine göre belirli sektörlerde daha rekabetçi olduğu” sorusuna yanıt vermeye çalışılan model, belirli bir sektörde ulusal rekabet gücünü belirleyen bazı unsurların birbirleriyle ilişkili olarak incelenmesini öngörmektedir. Bu çalışmanın amacı, ulusların rekabet üstünlüğü sağlamasında Porter’ın literatüre kazandırdığı “Elmas Modeli” yaklaşımının değerlendirilmesi ve modele yönelik eleştirilerin ortaya konulmasıdır.

    7. Diabetes mellitus increases the risk of hepatocellular carcinoma in treatment-naïve chronic hepatitis C patients in China

      Science.gov (United States)

      Li, Xu; Xu, Hongqin; Gao, Yang; Pan, Meng; Wang, Le; Gao, Pujun

      2017-01-01

      Abstract We investigated the link between diabetes mellitus (DM) and hepatitis C virus (HCV)-related hepatocellular carcinoma (HCC) risk in treatment-naïve chronic hepatitis C (CHC) patients in China. To examine the association between DM and HCC, we conducted a case–control study of 300 Chinese CHC patients with HCC, compared to an age- and sex-matched control group of 517 CHC patients not diagnosed with HCC. We found that DM was more prevalent in the HCC patient group (18.7%) than in the CHC-only patient group (10.8%). We conducted logistic regression analyses adjusting for demographics features and other HCC risk factors and found that DM increased the risk of HCC development nearly 2-fold [adjusted odds ratio (AOR), 95% confidence interval (95% CI), 1.80 (1.17–2.75)]. Meanwhile, the proportion of HCC patients and CHC-only patients with liver cirrhosis were 79.3% and 46.2%, respectively, yielding an AOR of 4.62 (95% CI, 3.31–6.46). Multivariate analyses comparing the risk of HCV-related HCC development in DM patients with and without liver cirrhosis revealed that the estimated AOR (95% CI) for those with liver cirrhosis was 5.60 (2.25–13.96). However, the HCC risk decreased significantly with a later age of diabetes onset (AOR [95% CI], 0.94 [0.89–0.99]). DM was associated with an increased risk for HCC development in treatment-naïve CHC patients in China. Furthermore, liver cirrhosis and an early DM diagnoses further increased the risks of HCC development in patients diagnosed with both CHC and DM. PMID:28353605

    8. The differential effects of chronic imipramine or citalopram administration on physiological and behavioral outcomes in naïve mice.

      Science.gov (United States)

      Strekalova, Tatyana; Anthony, Daniel C; Dolgov, Oleg; Anokhin, Konstantin; Kubatiev, Aslan; Steinbusch, Harry M W; Schroeter, Careen

      2013-05-15

      Tricyclics and selective serotonin reuptake inhibitors (SSRIs) are probably the most widely employed reference antidepressants in animal studies on depression. Using imipramine and citalopram, we sought to assess which drug would be more appropriate as pharmacological reference in paradigms of depression in C57BL6N mice by measuring their effect on liquid consumption, home cage activity, body weight and long-term memory in naïve animals treated with each compound at generally used dose of 15 mg/kg/day. Continuous logging of home cage movement, weekly monitoring of vertical activity in a novel cage, and body weight was recorded during four-week treatment period and for four weeks after discontinuation of the antidepressant; sucrose preference was evaluated at weekly intervals during drug administration. A novel object recognition memory test was performed in mice treated the antidepressants for two weeks. Compared to control, imipramine-treated mice displayed increased sucrose and water intake, as well as enhanced home-cage and novelty exploration activities, and reduced body weight. Imipramine also impaired learning in the object recognition task, but citalopram diminished object exploration sufficiently to invalidate the test. Citalopram-treated animals demonstrated no changes in a sucrose test and had elevated body mass. Thus basic physiological and behavioral outcomes in naïve mice were significantly altered by the chronic administration of imipramine and, to a lesser extent, citalopram. As altered variables are crucial for the evaluation of antidepressant-like effects in mice, our data suggest that, at commonly used doses, both drugs must be applied in mouse models of depression with caution.

    9. Retention of antiretroviral naïve patients registered in HIV care in a program clinic in Pune, India

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Manisha V Ghate

      2014-01-01

      Full Text Available Background: Retention in HIV care ensures delivery of services like secondary prevention, timely initiation of treatment, support, and care on a regular basis. The data on retention in pre antiretroviral therapy (ART care in India is scanty. Materials and Methods: Antiretroviral naοve HIV-infected adult patients registered between January 2011 and March 2012 in HIV care (pre-ART were included in the study. The follow-up procedures were done as per the national guidelines. Patients who did not report to the clinic for 1 year were considered as pre-ART lost to follow-up (pre-ART LFU. They were contacted either telephonically or by home visits. Logistic regression analysis was done to find out factors associated with pre-ART loss to follow-up. Results: A total of 689 antiretroviral naοve adult patients were registered in the HIV care. Fourteen (2% patients died and 76 (11% were LFU till March 2013. The multivariate analysis showed that baseline CD4 count >350 cells/mm 3 (P < 0.01 and illiteracy (P = 0.044 were significantly associated with LFU. Of the total pre-ART LFUs, 35 (46.1% informed that they would visit the clinic at their convenient time. NGOs that referred 16 female sex workers (FSWs who were LFU (21.1% informed that they would make efforts to refer them to the clinic. Conclusion: Higher CD4 count and illiteracy were significantly associated with lower retention in pre-ART care. Developing effective "retention package" for patients and strengthening linkage strategies between key sub-population such as FSWs and ART programming will help to plug the leaky cascade in HIV care.

    10. Efficacy of golimumab plus methotrexate in methotrexate-naïve patients with severe active rheumatoid arthritis.

      Science.gov (United States)

      Emery, Paul; Fleischmann, Roy M; Hsia, Elizabeth C; Xu, Stephen; Zhou, Yiying; Baker, Daniel

      2014-09-01

      The purpose of this study was to assess the treatment benefit of golimumab + methotrexate (MTX) vs. MTX monotherapy in MTX-naïve patients with severe active rheumatoid arthritis (RA). This was a post hoc analysis of MTX-naïve RA patients in the GO-BEFORE trial who were randomized to receive placebo + MTX (n = 160), golimumab 50 mg + MTX (n = 159), or golimumab 100 mg + MTX (n = 159). Subsets of patients with severe disease were identified using these baseline criteria: C-reactive protein (CRP) ≥1.5 mg/dL, CRP ≥3.0 mg/dL, swollen joint count (SJC) ≥10 and tender joint count (TJC) ≥12, SJC ≥ 20/TJC ≥ 12, 28-joint count Disease Activity Score using CRP (DAS28-CRP) >5.1, and anti-cyclic citrullinated peptide antibody-positive status. The treatment effect of golimumab + MTX vs. MTX alone was evaluated for these outcomes: the proportions of patients achieving ≥20, 50, and 70 % improvement in the American College of Rheumatology criteria; DAS28-CRP European League Against Rheumatism response; DAS28-CRP golimumab + MTX groups vs. placebo + MTX for all of the outcomes evaluated. Furthermore, the treatment effect of golimumab + MTX was consistently greater among patients in the severe disease subsets when compared with the overall GO-BEFORE trial population. The treatment benefit of golimumab + MTX vs. MTX monotherapy was most pronounced within the subsets of patients with CRP ≥3.0 mg/dL and SJC ≥ 20/TJC ≥ 12. Following treatment with golimumab + MTX, improvements in RA signs/symptoms and in progression of structural damage were evident for the overall GO-BEFORE population, with the treatment effect more pronounced among patients with severe active disease.

    11. Selection of cholera toxin specific IgNAR single-domain antibodies from a naïve shark library.

      Science.gov (United States)

      Liu, Jinny L; Anderson, George P; Delehanty, James B; Baumann, Richard; Hayhurst, Andrew; Goldman, Ellen R

      2007-03-01

      Shark immunoglobulin new antigen receptor (IgNAR, also referred to as NAR) variable domains (Vs) are single-domain antibody (sdAb) fragments containing only two hypervariable loop structures forming 3D topologies for a wide range of antigen recognition and binding. Their small size ( approximately 12kDa) and high solubility, thermostability and binding specificity make IgNARs an exceptional alternative source of engineered antibodies for sensor applications. Here, two new shark NAR V display libraries containing >10(7) unique clones from non-immunized (naïve) adult spiny dogfish (Squalus acanthias) and smooth dogfish (Mustelus canis) sharks were constructed. The most conserved consensus sequences derived from random clone sequence were compared with published nurse shark (Ginglymostoma cirratum) sequences. Cholera toxin (CT) was chosen for panning one of the naïve display libraries due to its severe pathogenicity and commercial availability. Three very similar CT binders were selected and purified soluble monomeric anti-CT sdAbs were characterized using Luminex(100) and traditional ELISA assays. These novel anti-CT sdAbs selected from our newly constructed shark NAR V sdAb library specifically bound to soluble antigen, without cross reacting with other irrelevant antigens. They also showed superior heat stability, exhibiting slow loss of activity over the course of one hour at high temperature (95 degrees C), while conventional antibodies lost all activity in the first 5-10min. The successful isolation of target specific sdAbs from one of our non-biased NAR libraries, demonstrate their ability to provide binders against an unacquainted antigen of interest.

    12. YÜRÜYEN DALGA ULTRASONİK MOTORUN HIZ DENETİMİ İÇİN FREKANS VE FAZ FARKI ESASLI YENİ BİR YAKLAŞIM

      OpenAIRE

      GENCER, Altan

      2013-01-01

      Günümüzde teknolojik gelişmelere ve endüstriyel uygulamalara paralel olarak, elektrik motorlarının kalite ve çeşitliliğinin geliştirilmesi konusu önem kazanmıştır. Ultrasonik motorların hız kontrolünde; iki faz gerilimleri arasındaki faz farkı, gerilimin genliği ve sürücü frekansını değiştirme teknikleri kullanılmaktadır. Bu çalışmada, istenilen benzetim frekans ve faz farkı teknikleri kullanılarak MATLAB SIMULINK ile başarılmıştır. Kullanılan eşdeğer devre, stator ve rotor birleştirmesi ile ...

    13. Ağır Metaller ile Kirlenmiş Toprağın İyileştirilmesinde Vetiver Grass (Vetiveria zizanioides (Linn.) Nash) ve Solucanların Kullanılması

      OpenAIRE

      CINDIK AKINCI, Yasemin; Yüksek, Turan; DEMİREL, Öner

      2016-01-01

      Dünyaüzerindeki yaşamın kalitesi çevrenin kalitesi ile ayrılmaz bir bütündür.Günümüzde organik ve inorganik kirlenme çevre ve insan sağlığı üzerinde önemlisorunlar meydana getirmektedir. Kentleşmenin artması ve sanayinin gelişmesi ileinsan odaklı ağır metal kullanımı giderek artmıştır. Ağır metaller toprak vesuya karışarak besin zincirini üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Son yıllardakirlenmiş toprak ve suyun iyileştirilmesi için güçlü ve etkili tekniklergeliştirilmiştir. Ayrıca bu teknikle...

    14. In vitro Th1 and Th2 cell polarization is severely influenced by the initial ratio of naïve and memory CD4+ T cells

      DEFF Research Database (Denmark)

      Blom, Lars; Poulsen, Lars K.

      2013-01-01

      -bet+ (>3 fold) CD4+ T cells when compared with the standard purified >90-95% naïve CD4+ T cells primed under the same culture conditions. This suggests immunomagnetic bead separation, a low cost and easy available technique, with few modifications to the manufacturer's protocol as an attractive alternative...

    15. Ali Emirî'nin Osmanlı Tarih ve Edebiyat Mecmuası Ali Emiri's Ottoman History And Literature Periodicals

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Seher ERDOĞAN ÇELTİK

      2013-03-01

      Full Text Available Periodicals are the documents which constitute resources for ourhistory. A kind of literary atmosphere forms around the magazines;feuilleton novel, story, poetry, critics and similar literary works cometogether with the reader via these magazines. Founder of the PublicLibrary, Ali Emirî published two literary periodicals named OttomanHistory and Literature and History and Literature which are thesuccessor to each other. Totally comprising of 36 issues, the first ispublished as 31 and the latter is published as 5 issues. During theirpublication years, the periodical constituted highly literary atmosphereand this atmosphere undertook an encoring mission in youth’s literaryworks.In this study, these periodicals are introduced and theircontributions to our literary and cultural life are mentioned.First of all Ali Emirî published Ottoman History and Literatureand History and Literature with the aim of being useful for his countryand nation. Later he aimed to illuminate the information/sources ofabout Ottoman history and literature and correct document mistakes.He also wanted to replay to the works that were published as anopposition for him through the magazine and, including Mehmet FuatKöprülü he criticized many other people and institutions.Ali Emiri introduces Divanu Lügati't-Türk to Turkish world. Hewho travelled a lot because of his occupation and thus he continuouslycollected new information and documents. As he enlarged Emirisometimes introduced this information to the readers. Ettik şeref-i hizmet-i ecdâdı ferâmûşÂsârına eslâfımızın rağbet olunmazBir gün bilinir kıymeti mecmûamın ammâPek çok aranır ortada mecmûa bulunmazSüreli yayınlar, edebiyat tarihimize kaynaklık eden dokümanlardandır. Dergiler çevresinde genelde edebî bir muhit oluşur; tefrika roman, hikâye, şiir, tenkit ve benzeri gibi edebî ürünler onlar vasıtasıyla okuyucusuyla buluşur. Millet Kütüphanesinin kurucusu olan Ali Emir

    16. Monitoring of local CD8 β-expressing cell populations during Eimeria tenella infection of naïve and immune chickens

      DEFF Research Database (Denmark)

      Wattrang, Eva; Thebo, Per; Lunden, Anna;

      2016-01-01

      The purpose of this study was to monitor abundance and activation of local CD8β-expressing T-cell populations during Eimeria tenella infections of naïve chickens and chickens immune by previous infections. Chickens were infected with E. tenella up to three times. Caecal T-cell receptor (TCR) γ...

    17. Factors associated with acute-phase response of bisphosphonate-naïve or pretreated women with osteoporosis receiving an intravenous first dose of zoledronate or ibandronate.

      Science.gov (United States)

      Popp, A W; Senn, R; Curkovic, I; Senn, C; Buffat, H; Popp, P F; Lippuner, K

      2017-03-15

      A first intravenous dose of bisphosphonates may be associated with an acute-phase response (APR). In bisphosphonate-naïve women with postmenopausal osteoporosis, the characteristics and frequency of APR may differ by compound. Prior bisphosphonate exposure was predictive of APR risk and severity.

    18. Collaborative networks in the internet of services: 13th IFIP WG 5.5 working conference on virtual enterprises, PRO-VE 2012, Bournemouth, UK, October 2012: proceedings

      NARCIS (Netherlands)

      Camarinha-Matos, L.M.; Xu, L.; Afsarmanesh, H.

      2012-01-01

      This book constitutes the refereed proceedings of the 13th IFIP WG 5.5 Working Conference on Virtual Enterprises, PRO-VE 2012, held in Bournemouth, UK, in October 2012. The 61 revised papers presented were carefully selected from numerous submissions. They provide a comprehensive overview of identif

    19. La1.90Eu0.10Ru2O7 Sisteminin Sentezi ve Fotoluminesans Özelliklerinin İncelenmesi

      Directory of Open Access Journals (Sweden)

      Esra ÖZTÜRK

      2016-12-01

      Full Text Available A2B2O7 tipindeki La1.90Eu0.10Ru2O7 sistemi yüksek sıcaklık katı hal yöntemlerinden seramik metot ile sentezlendi. Malzemenin sentez sıcaklığının belirlenmesi ve termal davranışlarının incelenmesi amacıyla termogravimetri-diferansiyel termal analiz (TG/DTA sistemi kullanıldı ve belirlenen sıcaklıklarda kül/tüp fırınında reaksiyon gerçekleştirildi. Malzemenin kristal yapısı x-ışınları toz kırınım difraktometresiyle (XRD  kontrol edildi, yüzey morfolojisi ve elementel analizi taramalı elektron mikroskop (SEM ile yapıldı. Fotoluminesans özellikler olan ışıma ve uyarma dalga boyu ile ışıma süresi fotoluminesans spektrofotometre (PL ile belirlendi.

    20. Large-scale CO2 injection demos for the development of monitoring and verification technology and guidelines (CO2 ReMoVe)

      NARCIS (Netherlands)

      Wildenborg, T.; Bentham, M.; Chadwick, A.; David, P.; Deflandree, J.-P.; Dillen, M.; Groenenberg, H.; Kirk, K.; Gallo, Y.L.

      2009-01-01

      The objectives of the EU project CO2ReMoVe are to undertake the research and development necessary to establish scientifically based standards for monitoring future CCS operations and to develop the performance assessment methodologies necessary to demonstrate the long-term reliability of geological